<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kurtarır | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kurtarir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kurtarir</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Mar 2026 09:35:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kurtarır | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kurtarir</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Aşı hayat kurtarır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asi-hayat-kurtarir-620702</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620702</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmirli Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süreyya Paksoy, aşılamanın enfeksiyon hastalıklarını önlemede temiz sudan sonra en etkili yöntem olduğunu vurguladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asi-hayat-kurtarir-620702">Aşı hayat kurtarır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmirli Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süreyya Paksoy, aşılamanın enfeksiyon hastalıklarını önlemede temiz sudan sonra en etkili yöntem olduğunu vurguladı.</p>
<p><span>Çocuk sağlığında en kritik savunma hattı olan aşılamanın önemi, uzmanlar tarafından bir kez daha hatırlatıldı. Özel ENTO Cerrahi Tıp Merkezi’nde görevli Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süreyya Paksoy, aşıların tarihsel başarısına dikkat çekerek başladığı konuşmasında, bebek ölüm hızlarının düşmesindeki en büyük payın uygulanan aşı sayısındaki artışa ait olduğunu belirtti. 1970’li yıllarda binde 150’nin üzerinde olan Türkiye’deki bebek ölüm hızı 2024’te binde 9 seviyesine geriledi. </span></p>
<p><b><strong>“Çocuk Felci 1999’dan Beri Türkiye’de Görülmüyor”</strong></b></p>
<p><span>Aşılamanın toplumsal sağlığa etkilerini somut örneklerle anlatan Dr. Paksoy, “Aşılar temiz su sağlamaktan sonra enfeksiyon hastalıklarını önlemede ikinci sırada gelir. Eskiden çok daha az hastalığın aşıları yapılıyordu, bebek ölüm hızları yüksekti. Bebek ölüm hızı bir toplumda bir yıl içinde canlı doğan her 1000 bebekten kaçının bir yaşını doldurmadan öldüğünü gösteren çok önemli bir sağlık göstergesidir. Uygulanan aşı sayısı arttıkça bebek ölüm hızı düştü” dedi. Türkiye’nin çocuk felci konusundaki başarısına değinen Paksoy, “Çocuk felci 1999 yılından beri Türkiye’de görünmüyor. Çocuk felcini bitirebilmek için yıllarca ağızdan ek doz aşılar yapıldı. Bu sayede çocuk felcinden arındırılmış ülke olduk” ifadelerini kullandı.</span></p>
<p><b><strong>Kızamıkta 9. Ay Detayı: Neden Ek Doz Yapılıyor?</strong></b></p>
<p><span>Kızamık vakalarındaki seyri değerlendiren Dr. Süreyya Paksoy, “Kızamık 2019’dan beri hafif salgın düzeyinde seyrediyor. Normalde bir yaşından sonra tek doz Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak aşısı kızamığı önlemek için yeterliyken, 9. aya ek doz kızamık aşısı konuldu” bilgisini paylaştı. Bu uygulamanın nedenini ise şöyle açıkladı: “Çünkü anneden bebeğe geçen antikor denilen bağışıklık maddeleri 9. aydan sonra azalıyor, bir yaşından sonra kayboluyor. Bu yüzden aşıyı bir yaşından sonra yaparsak daha iyi etki görüyoruz. O zamana kadar 9-12 ay arası salgın nedeniyle çocuklar hastalanabilir diye ek bir doz aşı yapılıyor.”</span></p>
<p><b><strong>Rota Virüsü ve İshal Tehlikesi</strong></b></p>
<p><span>Sağlık Bakanlığı’nın rutin takviminin yanı sıra “özel aşı” kategorisindeki aşılara da değinen Paksoy, Rota virüs aşısının önemini şu sözlerle vurguladı: “Çocukların neredeyse tamamı 5 yaşına kadar en az bir defa Rota virüsü ishali olur. Bazen hafif geçer, bazen de ağır geçer ve hastaneye yatışı gerektirebilir. Doktora ve hastaneye ulaşılamayan bölgelerde bu hastalıktan ölüm de olabilir. Ağızdan verilen bu aşıya ilk 15 hafta dolmadan başlanması lazım.”</span></p>
<p><b><strong>“Yan Etki Korkusu Hayat Karartmasın”</strong></b></p>
<p><span>Ailelerin aşı yan etkileri konusundaki endişelerine de değinen Dr. Paksoy, “On binde bir, yüz binde bir ihtimal yan etkisi var diye tedavi edici ilaçları kullanmıyor değiliz. Aynı nedenle bazı yan etkileri var diye aşılardan da vazgeçemeyiz. Aşıların birçoğu ağır hastalığı ve ölümü önlemek için yapılır. Tabii ki en iyisi en az ilaç kullanmaktır ancak aşılar hayat kurtarır” dedi.</span></p>
<p><b><strong>Menenjit Aşılarına “Erken Başlama” Uyarısı</strong></b></p>
<p><span>Meningokok menenjit hastalığının yıkıcı sonuçlarına dikkat çeken Dr. Paksoy, Türkiye’de bu hastalığın seyrek görülse de her zaman var olduğunu belirterek şunları söyledi: “Hastalık soğuk algınlığı belirtileriyle başlar, 12-18 saat içinde vücutta morluklar çıkar. Beyin iltihabı yapabilir, ölümcüllüğü yüzde 10-20 arasındadır. Nekroz dediğimiz doku ölümüne yol açabilir; çocuklar parmaklarını, kollarını, bacaklarını kaybedebilir. İyileşse bile işitme kaybı ve nörolojik sekel kalabiliyor.” Paksoy, dörtlü meningokok menenjiti ve B grubu meningokok menenjiti aşılarına olabildiğince erken 2-3 aylıkken başlanmasında büyük yarar olduğunu ifade etti.</span></p>
<p><b><strong>Zatürre Aşısında Yeni Dönem: 20’li Koruma Başladı</strong></b></p>
<p><span>Pnömokok (zatürre) aşısındaki güncel gelişmeleri aktaran Paksoy, “Sağlık Bakanlığı 13 mikroba karşı olan aşıyı yapıyor. Ancak bu 13 mikroba 7 mikrop daha eklendi ve korunma olanağı 20’ye çıktı. Türkiye’de özel sağlık kurumlarında Ocak 2025’te uygulanmaya başlandı. Sağlık Bakanlığı da stokları bitene kadar 13’lü aşı ile devam ediyor. Sonra onlar da 20’li aşıya geçecekler” dedi. Bu aşının 60 yaş üzeri risk grubuna da önerildiğini hatırlattı.</span></p>
<p><b><strong>Mevsimsel Grip ve HPV Aşısı</strong></b></p>
<p><span>Grip aşısının 5 yaşına kadar tüm çocuklara, 5 yaştan sonra ise ek riski olanlara önerildiğini belirten Dr. Süreyya Paksoy, son olarak HPV aşısına değindi: “9 çeşit virüse karşı koruyan HPV (rahim ağzı, dış genital organ, dile ve boğaz kanseri) aşısını, 9 yaşın üzerindeki tüm kız çocuklarına yapmakta yarar var. Bu virüs alındıktan uzun süre sonra rahim ağzı kanserine yol açabiliyor. Erkek çocuklarına da yapılması önerilir” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)  </span></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asi-hayat-kurtarir-620702">Aşı hayat kurtarır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yiyeceklerin Görünüşü Dünyayı Kurtarır mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yiyeceklerin-gorunusu-dunyayi-kurtarir-mi-597383</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 09:07:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Dostu]]></category>
		<category><![CDATA[Dokular]]></category>
		<category><![CDATA[dünyayı]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[görünüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Karbon Salınımı]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tat]]></category>
		<category><![CDATA[tüketici]]></category>
		<category><![CDATA[Yiyecekler]]></category>
		<category><![CDATA[yiyeceklerin]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597383</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yiyeceklerin görüntüsünün sadece iştah açıcı olmadığını, çevreyi koruma konusunda da büyük bir rol oynayabileceğini biliyor muydunuz?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yiyeceklerin-gorunusu-dunyayi-kurtarir-mi-597383">Yiyeceklerin Görünüşü Dünyayı Kurtarır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yiyeceklerin görüntüsünün sadece iştah açıcı olmadığını, çevreyi koruma konusunda da büyük bir rol oynayabileceğini biliyor muydunuz? Yeditepe Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sibel Özilgen ve ekibi, yiyeceklerin görsel dokusunun tüketici davranışlarını nasıl etkilediğini araştırdı. Sonuç: Görsel dokuyu kullanarak hem karbon ayak izini azaltabilir hem de tüketicileri sürdürülebilir yiyeceklere yönlendirebilirsiniz!</p>
<p>En çarpıcı örneklerden biri, görsel dokusu katmanlı hale getirilen sütlaç. Bu yöntemle sütlacın karbon salınımı tam yüzde 31 azaldı. Üstelik bu sunum, tüketiciler tarafından daha çok tercih edildi.</p>
<p><strong>“Tatmadan, Görünüşüne Bakıp Satın Alıyoruz”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Özilgen, yiyeceklerin görsel dokusunun tüketici seçimlerini büyük oranda etkilediğini söylüyor:</p>
<p>“Yumuşak, kıtır, çıtır ve köpüklü dokular tüketicilerin daha çok ilgisini çekiyor. Bu dokuları doğru kullanarak daha çevre dostu yiyecekler tasarlamak mümkün. Böylece tüketicileri sürdürülebilir yiyeceklere yönlendirebilirsiniz. Doğru kullanımdan çoğu zaman anlaşılan yenildiği zaman bu dokuların beğenilmesi. Ancak bizim yaptığımız bir tat çalışması değil, bilişsel (cognitive) bir çalışma. Gıdaları çoğu zaman tatmadan satın alıyoruz. Süpermarkette, çevrimiçi siparişlerde veya menülerde seçim yaparken hep görsellere dayanıyoruz. Beynimiz, bir gıdayı gördüğünde hafızamızdaki verilerle onu otomatik olarak algılıyor. Burada, yemeğin içindeki karbon salınımı yüksek olan ana malzemenin miktarını azaltırken, karbon salınımı daha düşük olan malzemelerin farklı dokularını belirli kombinasyonlarla kullanarak katmanlı görsel doku tasarımları oluşturduk ve beynin gıda algısını yönlendirmeye çalıştık. Hatta hafızamızda yer etmiş geleneksel bir tat olan sütlaç üzerinde bile bu yaklaşım başarılı oldu. Böylece tüketicilerin sürdürülebilir tercihlere yönelmesini sağlayabileceğimizi gördük—hem de herhangi bir indirim veya çevre dostu mesaj kullanmadan.”</p>
<p><strong>Kabuk, Sap ve Kökleri Toprağa Geri Kazandırın!</strong></p>
<p>Bir diğer ilginç bilgi ise gıdalardan geriye kalan kabuk, sap, kök gibi artıklarla ilgili. Prof. Dr. Özilgen, örneğin birçok kişinin kızartarak değerlendirdiği patates kabuklarının kompost yapılmasının daha çevre dostu olduğunu söylüyor:</p>
<p>“Patates kabuğunu kızartırken harcadığınız su, diğer malzemeler ve enerji, düşündüğünüzden daha fazla karbon salınımına ve kaynakların daha fazla tüketimine yol açıyor. Bunun yerine kompost yaparak toprağa geri kazandırın.”</p>
<p><strong>Her Bitkisel Gıda Masum Değil</strong></p>
<p>Bitkisel gıdaların çevre dostu olduğu düşünülse de durum her zaman öyle değil. Prof. Dr. Sibel Özilgen, örneğin pirincin küresel tarımsal metan emisyonlarının yüzde 30’unu oluşturduğunu hatırlatarak, seçimlerimizi daha dikkatli yapmamız gerektiğini vurguladı.</p>
<p>“2030’a kadar pirinç tarlalarından kaynaklanan sera gazı salınımının yüzde 60 artması bekleniyor. Bu nedenle bilinçli tercihler yapmalıyız.”</p>
<p><strong>Yerel Ürün Her Zaman Doğru Seçim Olmayabilir</strong></p>
<p>Yerel ürünlerin yerel halk ve ekonomi için çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Özilgen, ne yazık ki bunların her zaman çevre dostu olmadığını da hatırlatıyor. Eğer bu ürünler teknolojiyle desteklenmiyorsa, yanlış tarım uygulamaları yüzünden daha fazla karbon salınımına yol açabiliyor.</p>
<p><strong>“Mükemmel Görünmeyen Ürünlere Öncelik Verin”</strong></p>
<p>Gıda güvenilirliği açısından risk taşımayan, ancak görüntü açısından dezavantajlı olan gıdalara da dikkat çeken Prof. Dr. Özilgen, şunları kaydetti: </p>
<p>“Görünüşü mükemmel olmayan meyve ve sebzelerin mutlaka gıda tüketim zinciri içine katılmasının teşvik edilmesi gerekiyor. Tüketicinin bu konuda bilinçlendirilmesi ve alternatif yöntemler konusunda eğitilmesi çok önemli. Çalışmalarımızda bizim de kullandığımız gibi, örneğin, yumuşamış bir muz, ezilmiş bir armut, kararmış bir patlıcan, kıtırlaşmış ekmek, tat ve dokularından faydalanarak sürdürülebilir reçeteler oluşturmak için kullanılmalıdır. Ayrıca, son kullanma tarihi yaklaşmış olan gıdalar öncelikli olarak satın alınmalı ve tüketilmelidir. Bu noktada en büyük görev bu konunun iletişimini yapacak olan yetkililere, gıda mühendislerine ve eğitimli şeflere düşüyor.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yiyeceklerin-gorunusu-dunyayi-kurtarir-mi-597383">Yiyeceklerin Görünüşü Dünyayı Kurtarır mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afet anında doğru davranış hayat kurtarır!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afet-aninda-dogru-davranis-hayat-kurtarir-586738</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Oct 2025 08:22:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[anında]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanlar]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlık]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<category><![CDATA[tahliye]]></category>
		<category><![CDATA[tatbikat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586738</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi afete hazırlık çalışmaları kapsamında, yüzlerce çalışanın bulunduğu Kültürpark’ta deprem ve yangın tatbikatı düzenledi. “Afet anında doğru davranış hayat kurtarır” sloganıyla düzenlenen tatbikatta, kurum çalışanlarının bu tür durumlarda bilinçli hareket etmelerinin önemi anlatıldı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-aninda-dogru-davranis-hayat-kurtarir-586738">Afet anında doğru davranış hayat kurtarır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi afete hazırlık çalışmaları kapsamında, yüzlerce çalışanın bulunduğu Kültürpark’ta deprem ve yangın tatbikatı düzenledi. “Afet anında doğru davranış hayat kurtarır” sloganıyla düzenlenen tatbikatta, kurum çalışanlarının bu tür durumlarda bilinçli hareket etmelerinin önemi anlatıldı. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, olası afet durumlarına hazırlık kapsamında Kültürpark içerisinde binlerce personelin bulunduğu 4 holde eş zamanlı deprem ve yangın tatbikatı yaptı. Tatbikatta senaryo gereği önce deprem meydana geldi. Ardından yangın çıktı. Durumun itfaiye ekiplerine bildirilmesi üzerine olay yerinde hemen arama ve kurtarma çalışmaları başlatıldı. Yine senaryo gereği hollerde çalışanlar da tahliye edildi. Ekipler, içeride 5 kazazedenin bulunduğu yönündeki bilgi üzerine çalışmalarını genişletti. </p>
<p><strong>Afet anında güvenli alanlara tahliye canlandırıldı</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı öncülüğünde İtfaiye Dairesi Başkanlığı, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ve Eşrefpaşa Hastanesi tarafından düzenlenen tatbikatta kurumlar arası iş birliği, haberleşme, tahliye, ilk yardım ve olay sonrası müdahale süreçleri test edildi. Çalışanların yanı sıra yurttaşların afet anında güvenli alanlara tahliyesi canlandırıldı. </p>
<p><strong>Hem yurttaşlar hem de çalışanlar için farkındalık </strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı Afete Hazırlık Şube Müdürü Özlem Özant, afetlere karşı hazırlıklı olmanın önemine değindi. Özlem Özant, “Dirençli kentler oluşturmanın önemli adımlarından biri afetlere hazırlık. Tatbikatlar, hem personelin hem de yurttaşların acil durumda nasıl davranması gerektiğini öğrenmesi açısından büyük önem taşıyor. Birimler arası koordinasyonun sağlanması, ilk yardım ve afet sonrası müdahalenin doğru şekilde yürütülmesi için bu tatbikatları bir nevi prova olarak görüyoruz. Bu çalışmaların düzenli şekilde devam etmesi gerekiyor” dedi. <br />Olası bir afet anında çalışanların paniğe kapılmadan güvenli bölgelere ulaşmasını sağlamak istediklerini aktaran Özant, “Kurum çalışanlarımız afet anında kendi güvenliklerini sağlarken, aynı zamanda vatandaşa destek verebilecek bilgi ve reflekslere sahip olacak” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Böyle tatbikatlarla kendimizi güçlendiriyoruz”</strong><br />Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram da ekibi ile tatbikata katıldı. Bayram, “Sağlık ekipleri, mobil sağlık ünitesi ve ambulansla geldik. Yaralıların durumlarını değerlendirdik. Onları önceliklerine göre sıralandırdık. Durumu ağır olanları ambulansla hastaneye naklettik. Diğer yaralıları da mobil hastanemizde tedavi ettik. Böyle tatbikatlarla olası afet durumlarına karşı kendimizi güçlendiriyoruz. Ekipmanımızla, organizasyonumuzla, ekibimizin bu konudaki bilinci ile afet durumlarında görev yapmaya hazır olduğumuzu söyleyebilirim” dedi. </p>
<p><strong>“Tahliyeler hızlı ve organize şekilde yapıldı”</strong><br />Tatbikatın tahliye sürecini sahada yöneten İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda görevli İtfaiye Amiri Engin Karakoyun ise tahliye hızına ve ekiplerin reflekslerine dikkat çekti. Karakoyun, şunları söyledi: “Asıl amacımız, afet anında hollerin sağlıklı şekilde tahliye edilmesini göstermekteydi. Tahliyeler son derece hızlı ve organize biçimde gerçekleşti. Arkadaşlarımızın afet anındaki reaksiyonları yüksek. Tatbikat ciddiyeti herkes tarafından benimsendi. Bu sayede gerçek bir olayda karşılaşılabilecek zorluklara karşı farkındalık oluştu.”<br />İzmir Büyükşehir Belediyesi, afet hazırlık çalışmalarını personel eğitimi, saha uygulamaları ve düzenli tatbikatlarla sürdürmeyi hedefliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afet-aninda-dogru-davranis-hayat-kurtarir-586738">Afet anında doğru davranış hayat kurtarır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Kamer, &#8220;Erken teşhis hayat kurtarır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kamer-erken-teshis-hayat-kurtarir-583052</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 10:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kamer]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583052</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kamer-erken-teshis-hayat-kurtarir-583052">Prof. Dr. Kamer, &#8220;Erken teşhis hayat kurtarır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi. Avrupa Tıp Öğrencileri Birliği (EMSA) Ege iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, EÜ 1 Nolu Yemekhane önünde hibrit bir farkındalık çalışması olarak yapıldı.</p>
<p>Etkinlikte, Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Emine Serra Kamer ve hekim adayları, öğrencilere meme kanseri konusunda erken tanı ve korunma yöntemlerini anlattı. Öğrenciler, katılımcılara kendi kendine meme muayenesi ve düzenli doktor kontrollerinin önemine dair mesajlar verdi.</p>
<p><b>“Meme kanserinden korkmamak ve geç kalmamak gerekiyor”</b></p>
<p>Etkinlikle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Emine Serra Kamer, “Meme kanseri, dünya genelinde ve ülkemizde kadınlar arasında en sık görülen tümörlerden biridir. Farkındalık ve erken tanı giderek önem kazanıyor. Her ay yalnızca beş dakika ayırarak memelerdeki şişlik, renk değişikliği, meme başında içe dönme veya kanlı akıntı gibi belirtiler fark edilebilir. Düzenli mamografi ve ultrasonografi ile de belirti vermeden kanser tespiti mümkün. Meme kanserinden korkmamak ve geç kalmamak gerekiyor. Erken teşhis hayat kurtarır. Tarama programlarına katılım, riskinizi minimize eder. Unutmayın, ayıracağınız beş dakika hayatınızı kurtarabilir” dedi.</p>
<p>Kurulan stantta katılımcılara meme kanseriyle ilgili kitap, broşür ve pembe kurdeleler dağıtılırken, görsel materyallerle de bilgilendirme yapıldı. Pembe balonlar ve kurdelelerle süslenen stant, katılımcıların ilgisini topladı. Etkinlik boyunca kampüs ve çevresinde meme kanseri farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştirildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-kamer-erken-teshis-hayat-kurtarir-583052">Prof. Dr. Kamer, &#8220;Erken teşhis hayat kurtarır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erken fark edilen bir belirti, bir hayat kurtarır!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erken-fark-edilen-bir-belirti-bir-hayat-kurtarir-579480</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 09:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[edilen]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[muayene]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[şekil]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579480</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde her 8 kadından biri, yaşamı boyunca meme kanseri ile tanışıyor. Erken teşhis tedavinin yönünü belirlerken, tıp ve teknolojideki hızlı ilerlemelerin de sayesinde hayat kurtarıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-fark-edilen-bir-belirti-bir-hayat-kurtarir-579480">Erken fark edilen bir belirti, bir hayat kurtarır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde her 8 kadından biri, yaşamı boyunca meme kanseri ile tanışıyor. Erken teşhis tedavinin yönünü belirlerken, tıp ve teknolojideki hızlı ilerlemelerin de sayesinde hayat kurtarıyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Senoloji (Meme) Araştırma Enstitüsü Başkanı ve Acıbadem Maslak Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras</strong>, “Günümüzde dünya bilim insanlarının en yoğun araştırma yaptığı ve yeni tedavi yöntemleri geliştirdiği alanlardan biri olan meme kanseri, erken teşhis edildiğinde artık tamamen tedavi edilebiliyor. Ancak erken tanı için, kadınların kendilerini ayda bir 10 dakika muayene etmeleri ve şüpheli bir belirti fark ettiklerinde hemen hekime başvurmaları kritik rol oynuyor” diyor.</p>
<p>Meme kanserinin basit bulgularla kendini belli edebildiğini vurgulayan Prof. Dr. Uras, “20 yaşından itibaren her kadının ayda bir kez ayna karşısında kendi kendine meme muayenesi yapması, 40 yaşından itibaren ise doktorun önerdiği aralıklarla düzenli klinik muayene, mamografi ve ultrason yaptırması hayat kurtaran bir alışkanlıktır” diye konuşuyor. Prof. Dr. Cihan Uras, <strong>Ekim ayı-Meme Kanseri Farkındalık Ayı</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, meme kanserinin öncü belirtilerini ve tedavide en güncel yöntemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Ele gelen kitle</strong></li>
</ul>
<p>Memenin herhangi bir yerinde veya koltuk altına yakın kısmında hissedilen sert, genellikle ağrısız kitleler, meme kanserinin en sık görülen ilk bulgusudur. Prof. Dr. Cihan Uras “Her kitle kanser değildir ancak her kitle ciddiye alınmalıdır” diyor.  </p>
<ul>
<li><strong>Meme başında çekilme</strong></li>
</ul>
<p>Meme ucunda içe doğru çekilme, düzleşme veya normal görünümün bozulması, dokuların derinliğinde bir değişikliğe işaret edebilir. Meme ucundaki şekil değişiklikleri acilen  değerlendirilmelidir. Basit bir muayene bile erken tanıya giden yolun kapısını aralar.</p>
<ul>
<li><strong>Deride çukurlaşma</strong></li>
</ul>
<p>Meme derisinde portakal kabuğu görünümü, çukurlaşma, kalınlaşma ve meme başında pullanma gibi değişiklikler, önemli belirtilerdir. Prof. Dr. Cihan Uras “Bu tür görsel değişiklikler genellikle hastalar tarafından kozmetik bir cilt problemi gibi algılanıyor oysa altta yatan neden daha ciddi olabilir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Akıntı ve kanama</strong></li>
</ul>
<p>Meme başından kendiliğinden, özellikle kanlı veya berrak akıntı gelmesi normal değildir. Bu bulgu, erken evre dahil birçok meme hastalığının belirtisi olabilir. Bu tür akıntılar enfeksiyon ya da iyi huylu bir lezyon kaynaklı olsa bile mutlaka hekim değerlendirmesi gerekir.</p>
<ul>
<li><strong>Koltuk altında şişlik</strong></li>
</ul>
<p>Koltuk altında ele gelen lenf bezi büyümeleri, enfeksiyon dışı durumlarda meme kanserinin yansıması olabilir. Bu bölgedeki şişlikler çoğu zaman önemsenmiyor ama lenf bezleri aslında vücudun alarm verdiğini gösteriyor. </p>
<ul>
<li><strong>Şekil veya boyut değişimi</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Cihan Uras “Memenin birinde, diğerine göre ani büyüme, asimetri ya da şekil değişikliği fark edildiğinde mutlaka doktora başvurulmalıdır. Kadınlar çoğu kez yavaş değişimleri fark etmediklerinden, düzenli şekilde ayna karşısında elle muayene çok önemlidir” diyor.</p>
<p><strong>xxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxx</strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Cihan Uras</strong>, meme kanserinin tedavisinde en güncel yöntemleri şöyle anlattı;</p>
<p><strong>Kişiye Özel Tedavi:</strong> Hedefe yönelik ilaçlar kanserli hücreleri hedef alır, sağlıklı dokulara az zarar verir. Her hastanın tümörü ve genetiği farklıdır, tedavi buna göre planlanır. Hormon reseptörü pozitif hastalarda anti-hormon tedavisi tümörün büyümesini yavaşlatıyor.   </p>
<p><strong>Onkoplastik Cerrahi:</strong> Kanserli dokuyu yeterli bir şekilde çıkardıktan sonra, plastik cerrahi işlemi de eklenerek ameliyat sonrası estetik açıdan doğal bir görünüm sağlanabiliyor. </p>
<p><strong>İmmünoterapi ve Akıllı İlaçlar:</strong> Vücudun bağışıklık sistemini güçlendiren yeni nesil ilaçlar, bazı meme kanseri türlerinde önemli başarılar sağlıyor.</p>
<p><strong>Daha Hassas Radyoterapi:</strong> Yeni teknolojilerle ışın tedavisi sadece hastalıklı bölgeye yoğunlaştırılarak yan etkiler azaltılıyor ve çevredeki diğer organların zarar görmesi de engelleniyor. Yeni tekniklerle tedavi süresi kısaltılarak, hastanın işgücü kaybı en aza indirgeniyor. </p>
<p><strong>Minimal Invaziv Yöntemler:</strong> Meme kanseri cerrahisinde lenf bezlerinin korunmasına büyük özen gösteriliyor, sadece birkaç lenf bezi örneği alınarak lenfödem ve diğer komplikasyonlar önleniyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-fark-edilen-bir-belirti-bir-hayat-kurtarir-579480">Erken fark edilen bir belirti, bir hayat kurtarır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göz Muayenesi Hayat Kurtarır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/goz-muayenesi-hayat-kurtarir-565477</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Aug 2025 09:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<category><![CDATA[muayenesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565477</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göz, vücutta damar yapısının doğrudan gözlenebildiği tek organ olması nedeniyle adeta bir sağlık penceresi işlevi görüyor. Retina ve göz sinirleri üzerinde yapılan detaylı incelemeler sayesinde, kişinin farkında olmadığı bazı sistemik rahatsızlıkların bulgularına ulaşmak mümkün olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-muayenesi-hayat-kurtarir-565477">Göz Muayenesi Hayat Kurtarır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Göz, vücutta damar yapısının doğrudan gözlenebildiği tek organ olması nedeniyle adeta bir sağlık penceresi işlevi görüyor. Retina ve göz sinirleri üzerinde yapılan detaylı incelemeler sayesinde, kişinin farkında olmadığı bazı sistemik rahatsızlıkların bulgularına ulaşmak mümkün olabiliyor.</p>
<p>Dünyagöz Hastaneleri Üvea Bölüm Başkanı Prof. Dr. Merih Oray, üveitin genel olarak göz içi iltihaplarını tanımlamak için kullanılan bir terim olduğunu ancak bazı göz hastalıkları üveiti taklit edebildiğini ve üveit zannedilebildiğini belirtti. Ayırıcı tanının hayat kurtarıcı olabildiğini ifade eden Prof. Dr. Oray, yakın zamanda yaşanan bir vaka üzerinden yaptığı açıklamada, 49 yaşındaki bir kadın hastanın iki haftadır süren bulanık görme şikayeti ile başvurduğunu aktardı. İlk değerlendirmede üveit (göz içi iltihabı) şüphesi ile yönlendirilen hastada, detaylı göz muayenesi ve görüntüleme sonuçlarının şiddetli hipertansiyon kaynaklı göz tutulumu ile uyumlu olduğu tespit edildi.</p>
<p><strong>Gözde Görülen, Vücutta Gizli Olabilir</strong></p>
<p>Dikkatli bir göz muayenesi sırasında pek çok sistemik hastalığın ilk belirtilerinin fark edilebildiğini söyleyen Prof. Dr. Oray, vaka hakkında bilgiler aktardı: “Hastanın her iki gözünde %70’e yakın görme kaybı vardı. Hastamızın bilinen hiçbir sistemik hastalığı yoktu. Fakat göz muayenesi ve göz görüntüleme bulguları şiddetli hipertansiyonun göz tutulumu ile uyumluydu. Hastamızın kol tansiyonunu ölçtüğümüzde normal değerlerin çok üzerinde olduğunu gördük. Yaptığımız kan ve idrar tahlilleri, yüksek tansiyonun böbrek hasarına da yol açtığını ortaya koydu. Hastanın hipertansiyona bağlı böbrek yetmezliği tanısı ile acilen nefroloji bölümüne yönlendirildi” dedi.</p>
<p>Uygulanan sistemik tedavinin ardından hastanın görme keskinliğinin tamamen geri döndüğünü söyleyen Prof. Dr. Oray, “Erken teşhis sayesinde hem görme kaybının hem de hayati risklerin önüne geçtik” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Oray, toplumda göz sağlığı kontrollerinin yalnızca görme kusurlarını tespit etmekle sınırlı olmadığına, pek çok ciddi hastalığın ilk bulgularının gözde ortaya çıkabileceğine dikkat çekerek, yılda en az bir kez göz muayenesi yapılması gerektiğini hatırlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/goz-muayenesi-hayat-kurtarir-565477">Göz Muayenesi Hayat Kurtarır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anoreksiya tedavisinde erken müdahale hayat kurtarır!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anoreksiya-tedavisinde-erken-mudahale-hayat-kurtarir-2-547170</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 01:18:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anoreksiya]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547170</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, anoreksiya nervozanın psikolojik ve fiziksel boyutları ile gelişim nedenleri ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anoreksiya-tedavisinde-erken-mudahale-hayat-kurtarir-2-547170">Anoreksiya tedavisinde erken müdahale hayat kurtarır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, anoreksiya nervozanın psikolojik ve fiziksel boyutları ile gelişim nedenleri ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Anoreksiya, benlik algısı ile duyguları düzenlemede yaşanan bozukluklarla kendini gösteriyor!</strong></p>
<p>Anoreksiyanın, temel olarak kişinin beden algısı ve kilo kontrolü üzerine yoğunlaşan, ciddi bir yeme bozukluğu olduğunu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Anoreksiya nervoza adıyla bilinen bu hastalıkta kişi, şiddetli kilo alma korkusu yaşar, kendisini sürekli kilolu hisseder ve bu nedenle ciddi şekilde kilo kaybeder.” dedi.</p>
<p>Kişinin bedenini olduğundan daha büyük algıladığını ve kilo kontrolü için yemek kısıtlama, aşırı egzersiz, bazen kusma veya laksatif kullanımı gibi davranışlar geliştirdiğini dile getiren Şen, “Psikolojik bir rahatsızlık olarak anoreksiya; benlik algısı bozukluğu, yeme davranışları üzerinde patolojik kontrol ve duygusal düzenleme sorunları ile karakterizedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sadece kilo verme isteği değil, ciddi bir psikiyatrik bozukluk! </strong></p>
<p>Toplumda bazen sağlıksız diyet yapmanın, aşırı kilo takıntısı veya zayıflama isteğinin ‘anoreksiya’ gibi algılanabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Ancak anoreksiya nervoza bir psikiyatrik tanıdır ve yalnızca kilo verme isteğiyle sınırlı değildir.” dedi.</p>
<p>Her iki durum arasındaki temel farklara değinen Şen, şunları söyledi:</p>
<p>“Toplumsal zayıflama takıntısı, daha yüzeysel, dönemsel ve sosyal etkiyle gelişebilir. Anoreksiya nervoza ise; kilo almaktan aşırı korku, bozulmuş beden algısı ve kişinin fiziksel sağlığını ciddi riske atan yeme davranışı değişiklikleri ile giden kompleks bir psikiyatrik tablodur. Ayrıca anoreksiya nervozada adet kesilmesi, halsizlik, saç dökülmesi gibi fizyolojik belirtiler ile eşlik eden anksiyete, obsesif-kompulsif belirtiler sık görülür.”</p>
<p><strong>Anoreksiya gelişiminde kişilik özellikleri ve erken dönem yaşantılar etkili! </strong></p>
<p>Araştırmaların anoreksiya nervozanın gelişiminde kişilik özellikleri ve erken dönem yaşantılarının etkili olduğunu gösterdiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Mükemmeliyetçilik, aşırı kontrolcülük, detaycılık ve katılık, düşük benlik saygısı, onay arayışı gibi durumlar etkili olur.” dedi.</p>
<p>Çocuklukta yaşanan duygusal ihmal, aşırı eleştirel ebeveyn tutumu, ailede kilo ve dış görünüş odaklılık, cinsel istismar ve zorbalık gibi travmatik yaşantıların anoreksiya gelişimi için zemin hazırlayabileceğini aktaran Şen, aile içi yüksek beklenti, katı kurallar ve düşük duygusal ifade ortamının da risk faktörleri arasında olduğuna işaret etti.</p>
<p><strong>Anoreksiya tedavi edilebilir ama uzun ve çok yönlü bir süreç! </strong></p>
<p>Anoreksiya tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Ancak tedavi süreci karmaşık, uzun soluklu ve multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Erken müdahale edilmesi, tedavi başarısını artırır.” dedi.</p>
<p>Tedavinin, psikoterapi, psikiyatri, diyetisyen ve gerekiyorsa dahiliye/endokrinoloji uzmanlarının iş birliğiyle yürütüldüğünü açıklayan Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Anoreksiya tedavisinde kanıta dayalı psikoterapi yöntemleri uygulanır. Bilişsel Davranışçı Terapi ile yeme davranışını sürdüren olumsuz düşünce ve inançların değiştirilmesi hedeflenir. Aile Temelli Terapi, özellikle ergen ve genç erişkinlerde, ailenin destekleyici rolünü güçlendiren ve birlikte iyileşme süreci öneren bir yaklaşımdır. Duygu Düzenleme Terapileri, kişinin duygularını tanıma, ifade etme ve sağlıklı biçimde yönetmesini amaçlar. Şema Terapi ya da Psikodinamik Terapilerde, derinlemesine kişilik yapılanması ve erken dönem yaşantılarla çalışılır.</p>
<p>Ayrıca hastalarda ilaç tedavisi ve TMU tedavisinden yararlanılır.”</p>
<p><strong>Anoreksiyada kişi hastalığı ‘kontrol aracı’ olarak görebilir!</strong></p>
<p>Anoreksiya nervozada tedaviye direncin çok yaygın olduğunu kaydeden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Çünkü kişi kilo alma düşüncesiyle yoğun anksiyete yaşar ve hastalığı ‘kontrol aracı’ olarak görebilir.” dedi. </p>
<p>Direnç durumunda atılabilecek adımlara değinen Şen, “Empatik ve yargısız yaklaşım, küçük hedeflerle ilerleme, kilo alma korkusunu anlamaya yönelik terapötik çalışmalar, hastanın kontrol hissini tamamen kaybettiği algısını düzeltmek, aileyi sürece katmak ve desteklemek direnci aşmada etkili olur. Zorlayıcı değil, işbirliğine dayalı bir ilişki kurmak önemlidir.</p>
<p>Tedavi süresi kişiden kişiye değişir. Ortalama olarak 1-2 yıl sürebilir. Beden ağırlığı normale dönse bile psikolojik toparlanma ve beden algısının düzelmesi daha uzun sürebilir. Yeme davranışı düzelse de duygusal düzenleme becerileri, benlik algısı ve sosyal ilişkiler üzerinde çalışmak gerekebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Anoreksiya sadece bir yeme problemi değil, derin bir ruhsal sorun!</strong></p>
<p>Anoreksiya nervozada nüks riskinin yüzde 30 ila 50 civarında olduğunun da altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Nüksü önlemek için, tedavi sürecinin yeterince uzun sürmesi, destekleyici psikoterapilerin devam etmesi, anksiyete ve duygu düzenleme becerilerinin güçlendirilmesi, olumsuz beden algısı üzerinde çalışılması gerekir.” dedi.</p>
<p>Beden algısının yeniden inşasında, ayna çalışmaları, dans, sanat terapisi gibi beden odaklı terapiler, duygu ve beden farkındalığı çalışmaları, negatif iç konuşmaların fark edilmesi ve dönüştürülmesinin etkili olduğunu da aktaran Şen, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ayrıca, kişinin sosyal destek kaynaklarını güçlendirmesi ve stresle baş etme yöntemleri geliştirmesi uzun vadede koruyucu rol oynar. Anoreksiya yalnızca bir yeme problemi değil, beden algısı ve duygularla ilgili derin bir ruhsal sorundur. Erken fark edilmesi ve destek olunması hayat kurtarıcıdır. Eğer çevrenizde böyle bir sorun yaşadığını düşündüğünüz biri varsa, onu mutlaka bir uzmana yönlendirin ve yalnız olmadığını hissettirin.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anoreksiya-tedavisinde-erken-mudahale-hayat-kurtarir-2-547170">Anoreksiya tedavisinde erken müdahale hayat kurtarır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anoreksiya tedavisinde erken müdahale hayat kurtarır!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anoreksiya-tedavisinde-erken-mudahale-hayat-kurtarir-546872</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Jun 2025 08:02:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anoreksiya]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546872</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, anoreksiya nervozanın psikolojik ve fiziksel boyutları ile gelişim nedenleri ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anoreksiya-tedavisinde-erken-mudahale-hayat-kurtarir-546872">Anoreksiya tedavisinde erken müdahale hayat kurtarır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, anoreksiya nervozanın psikolojik ve fiziksel boyutları ile gelişim nedenleri ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Anoreksiya, benlik algısı ile duyguları düzenlemede yaşanan bozukluklarla kendini gösteriyor!</strong></p>
<p>Anoreksiyanın, temel olarak kişinin beden algısı ve kilo kontrolü üzerine yoğunlaşan, ciddi bir yeme bozukluğu olduğunu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Anoreksiya nervoza adıyla bilinen bu hastalıkta kişi, şiddetli kilo alma korkusu yaşar, kendisini sürekli kilolu hisseder ve bu nedenle ciddi şekilde kilo kaybeder.” dedi.</p>
<p>Kişinin bedenini olduğundan daha büyük algıladığını ve kilo kontrolü için yemek kısıtlama, aşırı egzersiz, bazen kusma veya laksatif kullanımı gibi davranışlar geliştirdiğini dile getiren Şen, “Psikolojik bir rahatsızlık olarak anoreksiya; benlik algısı bozukluğu, yeme davranışları üzerinde patolojik kontrol ve duygusal düzenleme sorunları ile karakterizedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sadece kilo verme isteği değil, ciddi bir psikiyatrik bozukluk! </strong></p>
<p>Toplumda bazen sağlıksız diyet yapmanın, aşırı kilo takıntısı veya zayıflama isteğinin ‘anoreksiya’ gibi algılanabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Ancak anoreksiya nervoza bir psikiyatrik tanıdır ve yalnızca kilo verme isteğiyle sınırlı değildir.” dedi.</p>
<p>Her iki durum arasındaki temel farklara değinen Şen, şunları söyledi:</p>
<p>“Toplumsal zayıflama takıntısı, daha yüzeysel, dönemsel ve sosyal etkiyle gelişebilir. Anoreksiya nervoza ise; kilo almaktan aşırı korku, bozulmuş beden algısı ve kişinin fiziksel sağlığını ciddi riske atan yeme davranışı değişiklikleri ile giden kompleks bir psikiyatrik tablodur. Ayrıca anoreksiya nervozada adet kesilmesi, halsizlik, saç dökülmesi gibi fizyolojik belirtiler ile eşlik eden anksiyete, obsesif-kompulsif belirtiler sık görülür.”</p>
<p><strong>Anoreksiya gelişiminde kişilik özellikleri ve erken dönem yaşantılar etkili! </strong></p>
<p>Araştırmaların anoreksiya nervozanın gelişiminde kişilik özellikleri ve erken dönem yaşantılarının etkili olduğunu gösterdiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Mükemmeliyetçilik, aşırı kontrolcülük, detaycılık ve katılık, düşük benlik saygısı, onay arayışı gibi durumlar etkili olur.” dedi.</p>
<p>Çocuklukta yaşanan duygusal ihmal, aşırı eleştirel ebeveyn tutumu, ailede kilo ve dış görünüş odaklılık, cinsel istismar ve zorbalık gibi travmatik yaşantıların anoreksiya gelişimi için zemin hazırlayabileceğini aktaran Şen, aile içi yüksek beklenti, katı kurallar ve düşük duygusal ifade ortamının da risk faktörleri arasında olduğuna işaret etti.</p>
<p><strong>Anoreksiya tedavi edilebilir ama uzun ve çok yönlü bir süreç! </strong></p>
<p>Anoreksiya tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Ancak tedavi süreci karmaşık, uzun soluklu ve multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Erken müdahale edilmesi, tedavi başarısını artırır.” dedi.</p>
<p>Tedavinin, psikoterapi, psikiyatri, diyetisyen ve gerekiyorsa dahiliye/endokrinoloji uzmanlarının iş birliğiyle yürütüldüğünü açıklayan Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Anoreksiya tedavisinde kanıta dayalı psikoterapi yöntemleri uygulanır. Bilişsel Davranışçı Terapi ile yeme davranışını sürdüren olumsuz düşünce ve inançların değiştirilmesi hedeflenir. Aile Temelli Terapi, özellikle ergen ve genç erişkinlerde, ailenin destekleyici rolünü güçlendiren ve birlikte iyileşme süreci öneren bir yaklaşımdır. Duygu Düzenleme Terapileri, kişinin duygularını tanıma, ifade etme ve sağlıklı biçimde yönetmesini amaçlar. Şema Terapi ya da Psikodinamik Terapilerde, derinlemesine kişilik yapılanması ve erken dönem yaşantılarla çalışılır.</p>
<p>Ayrıca hastalarda ilaç tedavisi ve TMU tedavisinden yararlanılır.”</p>
<p><strong>Anoreksiyada kişi hastalığı ‘kontrol aracı’ olarak görebilir!</strong></p>
<p>Anoreksiya nervozada tedaviye direncin çok yaygın olduğunu kaydeden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Çünkü kişi kilo alma düşüncesiyle yoğun anksiyete yaşar ve hastalığı ‘kontrol aracı’ olarak görebilir.” dedi. </p>
<p>Direnç durumunda atılabilecek adımlara değinen Şen, “Empatik ve yargısız yaklaşım, küçük hedeflerle ilerleme, kilo alma korkusunu anlamaya yönelik terapötik çalışmalar, hastanın kontrol hissini tamamen kaybettiği algısını düzeltmek, aileyi sürece katmak ve desteklemek direnci aşmada etkili olur. Zorlayıcı değil, işbirliğine dayalı bir ilişki kurmak önemlidir.</p>
<p>Tedavi süresi kişiden kişiye değişir. Ortalama olarak 1-2 yıl sürebilir. Beden ağırlığı normale dönse bile psikolojik toparlanma ve beden algısının düzelmesi daha uzun sürebilir. Yeme davranışı düzelse de duygusal düzenleme becerileri, benlik algısı ve sosyal ilişkiler üzerinde çalışmak gerekebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Anoreksiya sadece bir yeme problemi değil, derin bir ruhsal sorun!</strong></p>
<p>Anoreksiya nervozada nüks riskinin yüzde 30 ila 50 civarında olduğunun da altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Nüksü önlemek için, tedavi sürecinin yeterince uzun sürmesi, destekleyici psikoterapilerin devam etmesi, anksiyete ve duygu düzenleme becerilerinin güçlendirilmesi, olumsuz beden algısı üzerinde çalışılması gerekir.” dedi.</p>
<p>Beden algısının yeniden inşasında, ayna çalışmaları, dans, sanat terapisi gibi beden odaklı terapiler, duygu ve beden farkındalığı çalışmaları, negatif iç konuşmaların fark edilmesi ve dönüştürülmesinin etkili olduğunu da aktaran Şen, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ayrıca, kişinin sosyal destek kaynaklarını güçlendirmesi ve stresle baş etme yöntemleri geliştirmesi uzun vadede koruyucu rol oynar. Anoreksiya yalnızca bir yeme problemi değil, beden algısı ve duygularla ilgili derin bir ruhsal sorundur. Erken fark edilmesi ve destek olunması hayat kurtarıcıdır. Eğer çevrenizde böyle bir sorun yaşadığını düşündüğünüz biri varsa, onu mutlaka bir uzmana yönlendirin ve yalnız olmadığını hissettirin.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anoreksiya-tedavisinde-erken-mudahale-hayat-kurtarir-546872">Anoreksiya tedavisinde erken müdahale hayat kurtarır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rektör Prof. Dr. Budak, &#8220;İlk yardım bilgisi hayat kurtarır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-budak-ilk-yardim-bilgisi-hayat-kurtarir-540859</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 May 2025 09:38:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[budak]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[rektör]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=540859</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinin 70. yıl etkinlikleri kapsamında, Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Programı tarafından “Herkes Hayat Kurtarabilir” temasıyla “Hayata El Ver” uygulamalı ilk yardım eğitimi etkinliği düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-budak-ilk-yardim-bilgisi-hayat-kurtarir-540859">Rektör Prof. Dr. Budak, &#8220;İlk yardım bilgisi hayat kurtarır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinin 70. yıl etkinlikleri kapsamında, Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Programı tarafından “Herkes Hayat Kurtarabilir” temasıyla “Hayata El Ver” uygulamalı ilk yardım eğitimi etkinliği düzenlendi. Ege Üniversitesi Rektörlüğü bahçesinde gerçekleştirilen etkinliğe; Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Ali Ekşi, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.</p>
<p>Etkinlikte bir konuşma gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Programı tarafından düzenlenen uygulamalı ilk yardım etkinliğimizi, Rektörlüğümüz bahçesinde idari çalışanlarımız ve öğrencilerimizin katılımıyla gerçekleştirdik. Temel ilk ve acil yardım bilgisi ile her an herkes bir hayat kurtarabilir. Bu konuda farkındalık yaratmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Unutmayalım ki ilk yardım bilmek, sadece hayat kurtarmaz, aynı zamanda yanlış müdahalelerin de önüne geçerek olası kalıcı hasar risklerini de azaltır. İlk ve acil yardımın hayati önemini bir kez daha hatırladığımız, öğrenmeyi uygulamayla pekiştirerek kalıcı hale gelmesini sağlayan bu etkinliğin düzenlenmesinden ötürü Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokuluna teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p>Rektörlük bahçesinde gerçekleştirilen etkinlikler kapsamında Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, öğrencilerle birlikte cansız manken üzerinde kalp masajı ve suni solunum uygulaması gerçekleştirdi.  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rektor-prof-dr-budak-ilk-yardim-bilgisi-hayat-kurtarir-540859">Rektör Prof. Dr. Budak, &#8220;İlk yardım bilgisi hayat kurtarır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepe&#8217;de erken tanı hayat kurtarır semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kartepede-erken-tani-hayat-kurtarir-semineri-417154</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Oct 2023 13:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kartepede]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417154</guid>

					<description><![CDATA[<p>01-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Kartepe Belediyesi, tarafından düzenlenen seminerde Kartepeli kadınları ağırladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepede-erken-tani-hayat-kurtarir-semineri-417154">Kartepe&#8217;de erken tanı hayat kurtarır semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>KARTEPE’DE ERKEN TANI HAYAT KURTARIR SEMİNERİ</p>
<p>01-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Kartepe Belediyesi, tarafından düzenlenen seminerde Kartepeli kadınları ağırladı.</p>
<p>01-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Kartepe Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından seminer düzenlendi. Emekevler Mahalle Konağı’nda düzenlenen seminerde Genel Cerrah Prof.Dr.Neşet Nuri Gönüllü ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof.Dr.Hasan Terzi erken tanının ne kadar önemli olduğunu anlattılar. </p>
<p>ERKEN TEŞHİS ÇOK ÖNEMLİDİR<br />Prof.Dr.Terzi “Dünya genelinde birinci ölüm sebebi kanser olduğu rakamlarla görülmektedir. Özellikle 2000 yılından itibaren ciddi oranda artmıştır. Kanser hastalığında erken teşhis çok önemlidir. Bu sayede tedavi etme imkanı vardır. Herhangi bir durumdan şüphelenen vatandaşların zaman kaybetmeden hastaneye başvurmaları sağlıkları açısından önemlidir. Düzenli kontroller sayesinde hastalıkların önüne geçilebilir” açıklamasında bulundu.  </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepede-erken-tani-hayat-kurtarir-semineri-417154">Kartepe&#8217;de erken tanı hayat kurtarır semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kan Bağışı Hayat Kurtarır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kan-bagisi-hayat-kurtarir-362954</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Apr 2023 16:14:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=362954</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oruç tutmak kan bağışçısı olmaya engel değildir. İftardan sonra haydi kan bağışına!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-bagisi-hayat-kurtarir-362954">Kan Bağışı Hayat Kurtarır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Oruç tutmak kan bağışçısı olmaya engel değildir. İftardan sonra haydi kan bağışına!</strong></p>
<p>Tüm dünyada ve ülkemizde nüfusun ve sağlık teknolojisindeki yeniliklerin artmasıyla birlikte her geçen gün kan ve kan ürünlerine duyulan gereksinim artmaktadır. Kan ve kan ürünlerine olan talebin karşılanmasında başta Türk Kızılay’ı olmak üzere hastane kan bankaları bu önemli görevi başarı ile yerine getirmektedir.</p>
<p><em><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Barış Malbora, kan bağışının sürekli bir ihtiyaç olduğunu vurgularken, kan bağışı konusunda dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgiler verdi. </strong></em></p>
<p>Kan merkezlerinin, kan ve kan bileşenlerine olan talepleri zamanında karşılayabilmek için yeterli stok bulundurma ve fazla stoktan dolayı bozulmaları engelleyecek stok politikaları üretmeleri gerekmektedir. Yakın zamanda yaşadığımız büyük depremde bu politikaların ne denli önemli olduğunu maalesef hep birlikte yaşayarak anladık. Bu konuda bizlerin, yani bugünün sağlıklı insanlarının da dikkat etmesi gereken önemli notalar var.</p>
<p>Geçmiş yıllarda kan nakli, ‘tam kan’ adı altında tüm kan bileşenlerini bir arada kapsarken günümüzde bu kan bileşenleri yüksek teknolojili cihazlarla birbirinden ayrıştırarak daha verimli kullanılmakta ve bir gönüllüden alınan numune ile farklı kan bileşenlerine ihtiyacı olan birden fazla hastaya şifa olunabilmektedir.</p>
<p><strong>Bu konuyu biraz derinleşmekte fayda var:</strong></p>
<p>Kan bileşenleri, kırmızı kan (eritrosit süspansiyonu), kan pıhtılaştırıcı hücrelerimizi barındıran ‘trombosit süspansiyonu’, ‘plazma’ ve nadiren ihtiyaç duyulan, vücudun savunma hücreleri çok azalan ve mikroplarla savaşan beyaz küre ismindeki hücrelerin dışarıdan temininde kullanılan ‘granülosit süspansiyonu’dur.</p>
<p>Bu ürünlerin elde edilmesinde çok çeşitli tıbbi yöntemler vardır. Örneğin, kırmızı kan ihtiyacı olan hastalar için eritrosit süspansiyonu eldesi için tam kan toplama işlemi gerçekleştirilir. Bu santrifüj işlemi sonrasında iki önemli bileşene ayrılır. ‘Trombositten zengin plazma’ ve ‘eritrosit süspansiyonu’ şeklinde ayrışır.  Trombositten zengin plazma ise yeniden santrifüj edilerek ‘trombosit süspansiyonu’ ve ‘plazma’ya ayrışır. Yani bu yöntem ile bir sağlıklı gönüllüden üç ayrı kan bileşeni elde edilmiş olur. Yani bir gönüllü üç farklı soruna sahip üç ayrı hastaya can olabilir. Bu işlem gönüllünün hayatından sadece 30-40 dakikasını alırken, üç ayrı hastaya ömürlük can olur.</p>
<p>Bir diğer yöntem ise sadece trombositin elde edildiği ve ‘aferez’ isimli özel cihazlarla elde edilen ve diğer yönteme göre daha kaliteli trombositin elde edildiği yöntemdir. İlk yöntemle, bir gönüllüden elde edilen trombosit miktarı erişkin bir hastaya yeterli gelmez ve birden fazla hastanın benzer yöntemle elde edilmiş trombositleri birleştirilir ve bu yöntemle elde edilen trombosite ‘havuzlamış’ trombosit ismi verilir. İkinci yöntemde ise bir gönüllüden elde edilen trombosit miktarı rahatlıkla erişkin bir hastanın ihtiyacını karşılar. Bu yöntemle elde edilen ürüne ise ‘aferez trombosit süspansiyonu’ denir. Birinci yöntemden elde edilen trombositin 6 ila 8 katı kadar daha fazla ürün elde edilebilir. Hasta için bu yöntem çok daha sağlıklıdır. Aferez yöntemiyle trombositin elde edilebilmesi için gönüllülerimizin gününden bir saatini ayırması yeterli olacaktır. Ayrıca, eğer gönüllünün kan değerleri uygun ise iki hatta üç ünite trombosit süspansiyonu tek seferde elde edilebilir. Yani hayatımızdan ayıracağımız bir saat kanamaya meyli olan üç hastanın hayata tutunmasına katkı sağlayabilir.</p>
<p><strong>Kan bileşenlerinin saklama koşulları</strong></p>
<p>Kan bileşenlerinin çeşitlerine göre saklama koşulları ve süresi değişiklikler göstermektedir. Örneğin ‘tam kan’ 2-6 derecede, alarmlı ve ısı kontrollü bir kan saklama dolabında 35 gün saklanabilir. ‘Eritrosit süspansiyonu’ ise aynı koşullarda 42 güne kadar saklanabilir. Trombosit süspansiyonu’ için bu kadar şanslı değiliz maalesef. Çünkü bu kan bileşeninin ömrü sadece 5 gündür. Bunun için ‘trombosit süspansiyonu’ özel torbalar içinde 20-24 derece sıcaklıkta ajitatör ismindeki cihazlarda sürekli sallanmak şartıyla fonksiyonlarını korurlar. Hastalara faydasının en üst düzeyde olması için tüm kan bileşenlerinin, toplandıktan sonra en kısa sürede verilmesi uygun olacaktır. Ayrıca unutmamak gerekir ki depolanma ömrü en kısa olan ‘trombosit süspansiyonu’ kanamalı hastalar için hem acil hem de taze verilmesi gereken bir kan bileşenidir.</p>
<p><strong>Gönüllü kan ürünü vericisi olmak için neler yapmamız gereklidir?</strong></p>
<p>Gönüllülerin öncelikle Kızılay şubelerine veya hastanelerin kan bankasına kimlik kartı ile başvurması ilk adımdır. Ardından, gönüllünün sağlık durumunu gözden geçirdiğimiz anket formunu doldurması gerekmektedir. Bu formda, hastanın genel sağlık problemlerinin olup olmadığı, düzenli ve yakın zamanda kullandığı ilaçların varlığı, vücuduna yakın zamanda dövme yaptırıp yaptırmadığı, özellikle bulaşıcı hastalıkların yaygın ve kontrolsüz olduğu yurt dışı seyahatlerinin olup olmadığı sorgulanır. Bu ankette gönüllünün kan bağışçısı olmasında engel olmadığı kanaatine varılırsa o zaman şanslısınız. Artık sizin kanınıza gereksinimi olan hastalara can olabilirsiniz.</p>
<p><strong>Bağışçı olmakla ilgili bilgi eksikliklerimiz var</strong></p>
<p>Bu yanlış bilgilerden birincisi ‘toplumda sık görülen kan grubu bileşenlerine ulaşımın daha kolay olması’. Türkiye’de en sık görülen kan grubunun A Rh pozitif olduğu birçoğumuz tarafından bilinir. Bu nedenle bu kan grubuna ulaşımın diğer kan gruplarına göre çok daha kolay olduğu yanlış kanısına varılarak bu kan grubuna sahip bireyler kan bağışı konusunda ‘tembellik’ gösterebilir. Bu yanlış bir algıdır. Çünkü unutmayalım ki aynı kan grubuna sahip bir o kadar fazla hasta olacaktır.</p>
<p>AB Rh negatif kan grubuna sahip bireyler ise kendi sağlıklarına lütfen iki kat daha fazla dikkat etsinler. Çünkü, birincisi sizin kanınız çok kıymetli. İhtiyacı olan hasta için altın değerinde bir kana sahipsiniz. İkincisi, kan bileşenlerine ihtiyacınız olursa, aman dikkat. Toplumumuzda bu kan grubuna sahip insan oranı sadece %1!</p>
<p>Diğer önemli konu; hepimizin malumu tüm İslam aleminin kutsal ayı Ramazan. Bu ayda tüm Müslüman toplumlarında sağlığı elveren birçok kişi dini vecibelerinin bir parçası olarak oruç tutmaktadır. Oruç tutan, yani aç ve susuz bir kişinin sağlığı elverse bile bu dönemde kan bağışçısı olması tıbben uygun değildir. Bu nedenle, bu kutsal günlerde biz hekimler ve tedavi süreci devam etme zorunluluğu olan lösemi, kanser, Akdeniz anemisi (talasemi), kemik iliği yetmezliği hastaları, kemik iliği nakli olmuş kişiler ve büyük cerrahi girişimler geçirmesi gereken hastalar çok zorlanmaktadır.</p>
<p><strong>Bunun da çözümü var!</strong></p>
<p>Hemen tüm hastaneler Ramazan ayında kan bağışı konusunda gönüllülerimizin kan verme sürecini kolaylaştırmak için iş akışlarında önemli değişiklikler yaparlar. Normal günlerde sadece mesai saatlerinde kan bağışı kabulü yapılırken Ramazan ayında  bu süreç iftar sonrasına taşınır. Bu nedenle biz sağlıklı kan bağışçısı gönüllülerinde bu sağlık zincirini devam ettirmek esas olmalıdır. Yani oruç tutmak kan bağışçısı olmaya asla engel değildir. İftardan sonra haydi kan bağışına!</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-bagisi-hayat-kurtarir-362954">Kan Bağışı Hayat Kurtarır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
