<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kültüründe | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kulturunde/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kulturunde</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Dec 2025 09:52:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>kültüründe | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kulturunde</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Baskı kültüründe zeki ama tembel insan çoktur!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-baski-kulturunde-zeki-ama-tembel-insan-coktur-599217</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 09:52:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baskı]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[çıkar]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[kültüründe]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[ödül]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[tepki]]></category>
		<category><![CDATA[zeki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599217</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ödül-ceza psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-baski-kulturunde-zeki-ama-tembel-insan-coktur-599217">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Baskı kültüründe zeki ama tembel insan çoktur!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ödül-ceza psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>İnsan beyni aldığı eğitime göre tepkisini değiştirir</strong></p>
<p>Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insan beyninin ödül-ceza sistemine verdiği tepkilerin hayvan beyninden farklı işlediğini belirterek, modern eğitim anlayışında içsel motivasyonun ön plana çıkarılması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Hayvan beyninin cezaya daha önce tepki verdiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “İnsan beyni aldığı eğitime göre tepkisini değiştirir. Çok cezayla yetiştirilmişse cezaya daha erken tepki verir; ödüle ise daha sonra karşılık verir. İnsan bunu değiştirebiliyor, yorumlayabiliyor. Hayvanda ise ceza tepkisi daha hızlıdır. Beyinde negatif olaylara tepki, pozitif olaylara tepkiye göre altı misli daha fazla ve hızlıdır.” dedi.</p>
<p>EEG testleriyle bu durumun ölçüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Beyin negatif uyaranlara 50 milisaniye içinde tepki verirken, pozitif uyaranlara tepki için 300 milisaniye gerekir. Yani beynimiz olumsuz bilgiyi olumluya göre yaklaşık 6 kat daha hızlı algılıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Serotonin süreci ödüllendirir, anlam katar</strong></p>
<p>Modern nörobilimde “ödül-ceza” yerine “ödül ve kaçınma yolakları” tanımının kullanıldığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Köpeğe iyi davranış için şeker vermek, kötü davranış için cezalandırmak işe yarar. Ama insan beyninde sadece dopamin sistemiyle, dışsal motivasyonla ilerlemek kişiyi sahte davranışlara sürükler. Modern anlayış diyor ki, sadece dopamin değil; serotonin sistemini de çalıştırın. Çünkü serotonin süreci ödüllendirir, anlam katar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Süreci ödüllendirin, içsel motivasyon gelişsin</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, insanın karakter ve sorumluluk bilincinin, dışsal ödüllerle değil süreç odaklı eğitimle geliştiğine işaret ederek<strong>, </strong>“Bir insana sürekli ‘şunu yap, al ödül; bunu yap, al destek’ derseniz, içsel motivasyon gelişmez. Hep başkasının gözüne bakan, müdür varken çalışan, kontrol edilmediğinde kaytaran insanlar yetişir. Halbuki insanın özerklik duygusu gelişmeli, yalnız kaldığında da doğruyu yapabilmeli.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Çocuklukta öğrenilen davranışlar tekrarla kişilik haline gelir </strong></p>
<p>İnsan kişiliğinin yalnızca üçte birinin genetik olduğunu, geri kalanının ise epigenetik yani öğrenilmiş alışkanlıklardan oluştuğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Çocuklukta öğrenilen davranışlar tekrarla kişilik haline gelir. 6 hafta tekrarlarsanız alışkanlık, 6 ay tekrarlarsanız kişilik olur. Epigenetik mekanizmalar sayesinde beyin yanlış dürtüleri kapatabilir, doğru davranışları otomatik hale getirebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Baskı kültürleri zeki ama tembel bireyler yetiştiriyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, totaliter sistemlerin eğitim anlayışını da dikkat çekerek, “Otoriter, korku odaklı eğitim kültürlerinde insanlar genellikle pasif agresif olur. ‘Evet’ der ama yapmaz. Bu yüzden bu toplumlarda zeki ama tembel insan çoktur. Çünkü dışsal motivasyona bağımlı yetişmişlerdir. Yenilikçi ve girişimci bireyler bu nedenle az çıkar. Güvenli toplumlarda hukuk işler, kişi öngörülemez sürprizlerle karşılaşmaz. Yanlış yaptığında cezalandırılmak yerine öğrenme fırsatı sunulur. Bu yüzden özerklik, risk alma ve yenilikçilik gelişir. İçsel motivasyonun temelinde de bu güven vardır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Modern çağın en büyük sorunu yalnızlık</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insan ilişkilerinin sağlıklı bir şekilde kurulabilmesi için güvenli bağlanma, empati ve içsel motivasyonun önemine dikkat çekerek, “Modern çağın en büyük sorunu yalnızlık. Bunun arkasında egoların şişmesi ve çıkar odaklı yaşam anlayışı var. Oysa insanın çıkar değil, doğruluk odaklı öğrenmesi gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>Güvenli bağlanma ve derin ilişkiler</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yakın çevre ile kurulan ilişkilerin birey için bir güven alanı olduğunu belirterek, “Bir insanın birinci dereceden yakınlarıyla kurduğu bağlar derin ve anlamlıysa güvenli bağlanma vardır. Ev güven alanıdır. Sosyal ilişkiler de güvenli olabilir fakat anlamlılık açısından daha sınırlıdır” diye konuştu.</p>
<p>Bireylerin yalnızca iş yaşamıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, insanların mutlaka amatörce uğraşacağı, keyif alacağı bir meşgalesi olması gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Narsistik bakış açısı yalnızlaştırıyor</strong></p>
<p>Günümüzde ilişkilerin hızla tüketildiğine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Şimdilerde ‘sana uymuyorsa git’, ‘yapamıyorsan ayrıl’ gibi yaklaşımlar öne çıkıyor. Bu, narsistik bir bakış açısıdır. ‘Sen değerlisin, sen önemlisin, herkes sana uymak zorunda’ anlayışı insanı yalnızlaştırıyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çıkarcı olmak mı, erdemli olmak mı?</strong></p>
<p>Kapitalist sistemin çıkar odaklı bir ahlak anlayışı öğrettiğine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, “Kapital sistem ‘çıkarcı olmak kârlıdır’ diyor. Ancak içsel motivasyonu önceleyen eğitim anlayışları ‘erdemli olmak kârlıdır’ der. Çünkü erdemli olan kişi orta ve uzun vadede kazanır, çıkarcı olan ise kısa vadede kazansa da sonunda kaybeder” diye konuştu.</p>
<p><strong>Pozitif disiplin ve ödül sistemi</strong></p>
<p>Öğrenme süreçlerinde ödülün esas, cezanın ise istisna olması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Tarhan, “Beyin korkuyla değil, anlam ve amaç odaklı öğrenmeyle kalıcı şekilde öğrenir. Çocuklara hata yaptıklarında bağırmak ya da cezalandırmak yerine, o hatayı bir öğrenme fırsatına dönüştürmek gerekir. Böylece çocukta suçluluk yerine sorumluluk ve empati gelişir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İçsel motivasyonun 3 temel unsuru</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bireyde yetkinlik, özerklik ve kendini aşan bir amacın varlığının içsel motivasyonun temel unsurları olduğunu belirterek, “Dış ödül odaklı kişiler rüzgârla giden yelkenli gibidir. Rüzgâr yoksa ilerleyemezler. İçsel motivasyonu olan kişiler ise buharlı gemi gibidir; kendi gücüyle yol alabilir. Bu nedenle eğitim sistemleri bireye içsel motivasyonu öğretmelidir” dedi.</p>
<p><strong>İnsanın kendini değerlendirme biçimi</strong> <strong>ilişkilerini doğrudan etkiliyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insanın kendini değerlendirme biçiminin hem kişisel gelişimi hem de toplumsal ilişkileri doğrudan etkilediğini dile getirerek, “Öz güven, kişinin olumlu yönlerini görüp onları öne çıkarırken olumsuz yönlerine karşı da önlem almasını sağlar. Ancak öz beğeni, kişinin kendini kusursuz görmesine yol açar. Bu da narsistik kişilik yapısına zemin hazırlar” diye konuştu.</p>
<p><strong>Fedakârlık şeması merhamet yorgunluğuna yol açar</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilik yapılarında fedakârlığın aşırıya kaçtığını kaydederek, “Fedakârlık şeması olan kişiler herkese iyilik yapmak zorunda hisseder. İyilik yaptığında iyi, yapmadığında kötü bir insan olduğunu düşünür. Hak edene de etmeyene de aynı şekilde davranır. Karşılığında nankörlük gördüğünde ise yıkılır, kendini suçlar. Bu noktada suçluluk duygusu gerekçesi biliniyorsa öğrenmeye dönüşür; ama gerekçesiz suçluluk hastalıktır. Yoğun suçluluk ve yetersizlik duyguları depresyon belirtileridir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İnsan kendini aldatma ustasıdır</strong></p>
<p>İnsanın en büyük tuzaklarından birinin zihinsel zaafları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “İnsan çok zeki olmasına rağmen aptalca şeyler yapabilir. Çünkü insan kendi kendini aldatma ustasıdır. Hızlı kararlar çoğu zaman zihinsel tuzaklara yol açar. İçsel motivasyonu güçlü olanlar ise olayları daha iyi analiz eder ve cezaya gerek kalmadan doğruyu seçer” diye konuştu.</p>
<p><strong>Fiziksel görünüm kutsallaştırıldı, toplum dopamin bağımlısı oldu</strong></p>
<p>Sosyal medyanın fiziksel görünüme aşırı vurgu yaptığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bugün gençsen, güzelsen, yakışıklıysan değerlisin; değilsen değersizsin anlayışı hâkim. Hollywood dopamin endüstrisi gibi çalışıyor. Oysa asıl olan serotonin toplumudur. Anlam, sanat, edebiyat, şiir ve kendini aşan amaçlarla elde edilen mutluluk daha kalıcıdır. Dopamin toplumu tüketim kültürünü körüklerken, serotonin toplumu erdemi ve anlamı öne çıkarır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Özgürlük sorumlulukla dengelenmeli</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, özgürlüğün yanlış anlaşıldığını belirterek, “İnsan özgürdür ama sorumsuz değildir. Başkasına da kendine de zarar verme özgürlüğü yoktur. Örneğin bağımlılık tedavisinde kişi algıları bozulduğu için kendi kararını veremez. Böyle durumlarda zorunlu tedavi uygulanır. Özgürlük, sorumlulukla dengelenirse gerçek anlamına kavuşur. Özgürüz ama sorumsuz değiliz. Özgürüz diye başkasına zarar verme özgürlüğümüz yok. Kendimize de zarar verme özgürlüğümüz yok.” dedi.</p>
<p><strong>Karma inancı ve yüksek bir anlamın parçası olmak güven sağlar</strong></p>
<p>İnsanın belirsizliğe tahammül edemediğini hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Beyin belirsizliği tehdit olarak algılar. Bu nedenle insan yaşadığı olayları mutlaka anlamlandırmak ister. İnanç sistemleri, kültür ya da yüksek bir amaca bağlanma bu noktada devreye girer. Kişi kendini daha büyük bir anlamın parçası hissettiğinde belirsizlik azalır, güven duygusu artar. Anlam ve inanç, insan zihninde koruyucu bir kalkan görevi görür. İnsan yaşadığı olayları anlamlandırıyor ve bir inancın parçası oluyor. Karma da anlamlandırma yapıyor. Yüksek bir anlamın parçası olmak kişi de belirsizliği gideriyor. Kendini güvende hissediyor. Korkular azalıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-baski-kulturunde-zeki-ama-tembel-insan-coktur-599217">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Baskı kültüründe zeki ama tembel insan çoktur!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ING Türkiye, Growth Studio ile öğrenme kültüründe fark yaratıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ing-turkiye-growth-studio-ile-ogrenme-kulturunde-fark-yaratiyor-595977</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 11:54:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[growth]]></category>
		<category><![CDATA[hayata]]></category>
		<category><![CDATA[ing]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[kültüründe]]></category>
		<category><![CDATA[merkez]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme]]></category>
		<category><![CDATA[studio]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595977</guid>

					<description><![CDATA[<p>ING Türkiye, sürekli gelişim ve öğrenmeyi stratejisinin merkezine alan kültür dönüşümü çerçevesinde önemli bir adım atarak Growth Studio’yu hayata geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ing-turkiye-growth-studio-ile-ogrenme-kulturunde-fark-yaratiyor-595977">ING Türkiye, Growth Studio ile öğrenme kültüründe fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ING Türkiye, sürekli gelişim ve öğrenmeyi stratejisinin merkezine alan kültür dönüşümü çerçevesinde önemli bir adım atarak Growth Studio’yu hayata geçirdi. ING’nin Genel Müdürlük binasında açılan bu yeni merkez, klasik eğitim anlayışının ötesine geçerek merakı besleyen, deneme-yanılmayı teşvik eden, birlikte üretmeyi ön plana alan dinamik bir öğrenme ortamı sunuyor. Merkezde 5 tane hibrit eğitime uygun sınıf, birebir gelişim görüşmelerine uygun koçluk ve mentorluk alanları, takım etkileşimini artıran yaratıcı oyun ve etkileşim araçları, mini kütüphane ve fikir üretimini destekleyen bir oda bulunuyor. ING Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Hale Ökmen Ataklı, “Öğrenmeyi bir etkinlikten öte çalışma kültürü ve organizasyonun doğal bir refleksi haline getirmeyi hedefliyoruz.  Bugün farkı yaratan şey bilgi değil, öğrenme hızı. Growth Studio’yu bu yüzden hayata geçirdik. Bu merkezde ING’liler sadece eğitim almıyor; deniyor, yanılıyor, tartışıyor ve yeniden inşa ediyor. Biz büyümeyi bir sonuç değil, her gün tekrarlanan bir davranış olarak görüyoruz” dedi.</strong></p>
<p>Türkiye’nin en sevilen dijital bankası olmayı hedefleyen ING, yenilikçi bakış açısını insan ve kültür stratejisine yansıtarak Türkiye’de öğrenme yaklaşımıyla fark yaratmayı hedefliyor. Bu vizyon doğrultusunda ING, sürekli gelişim ve öğrenmeyi stratejisinin merkezine alan kültürel dönüşüm kapsamında önemli bir adım atarak Growth Studio’yu hayata geçirdi.  ING’nin Genel Müdürlük binasında açılan bu yeni öğrenme merkezi, klasik eğitim anlayışının ötesine geçerek merakı besleyen, deneme-yanılmayı teşvik eden, birlikte üretmeye odaklanan dinamik bir öğrenme ortamı sunuyor. ING’nin global yaklaşımıyla da uyumlu olarak tasarlanan bu stüdyo, çalışanların öğrenmeyi davranışa dönüştüren aktif birer değer üreticisi haline gelmesine imkân tanırken, aynı zamanda çalışma deneyimini zenginleştiren stratejik bir merkez olarak konumlanıyor. </p>
<p><strong>Birlikte üretme kültürünü güçlendiren bir gelişim alanı </strong></p>
<p>ING Türkiye’nin uzun vadeli insan ve kültür stratejisiyle uyumlu “öğrenme topluluğu” yaklaşımını güçlendiren Growth Studio, çalışanların farklı öğrenme ihtiyaçlarına ve çalışma biçimlerine cevap veren esnek bir yapı sunuyor. Merkezde; 5 tane hibrit eğitime uygun sınıf, birebir gelişim görüşmelerine uygun koçluk ve mentorluk alanları, takım etkileşimini artıran yaratıcı oyun ve etkileşim araçları, merakı besleyen mini kütüphane ve fikir üretimini destekleyen Orange Talks Room adında bir oda bulunuyor. Bu bütüncül yapı hem bireysel hem de ekip düzeyinde öğrenme hızını artıran, denemeyi teşvik eden ve birlikte üretme kültürünü derinleştiren zengin bir gelişim ortamı yaratıyor.</p>
<p><strong>Hale Ökmen Ataklı: Öğrenmeyi kurum kültürünün doğal bir refleksi haline getirmeyi hedefliyoruz.</strong></p>
<p><strong>ING Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Hale Ökmen Ataklı, </strong>konuyla ilgili “ING olarak, global DNA’mızdan aldığımız dijital güçle ve ’Önce kendin olursun sonra ING’li yaklaşımımızla bugüne kadar birçok yenilikçi uygulama hayata geçirdik. Sürekli gelişimi merkeze alan, öğrenme kültüründe fark yaratan yaklaşımımızla yenilikçi duruşumuzu bir adım daha ileriye taşıyoruz. Öğrenmeyi bir etkinlikten öte çalışma kültürünün ve organizasyonun doğal bir refleksi haline getirmeyi hedefliyoruz. Bugün farkı yaratan şey bilgi değil, öğrenme hızı. Growth Studio’yu bu yüzden hayata geçirdik. Bu merkezde ING’liler sadece eğitim almıyor; deniyor, yanılıyor, tartışıyor ve yeniden inşa ediyor. Biz büyümeyi bir sonuç değil, her gün tekrarlanan bir davranış olarak görüyoruz. Bu nedenle de klasik eğitim anlayışından uzaklaşıp öğrenmeyi kurum kültürüne bütüncül olarak entegre eden bir yaklaşım benimsiyoruz. Bu stratejiyi destekleyen Growth Studio ise birbirinden öğrenme, trend paylaşımları ve üretim ritüelleriyle dinamik bir öğrenme döngüsü yaratıyor. Bu merkezi, kültürel dönüşümümüzün önemli bir yansıması olarak konumluyoruz. Öğrenme yaklaşımıyla fark yaratan bir kurum olma hedefiyle yenilikçi uygulamaları hayata geçirmeye devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ing-turkiye-growth-studio-ile-ogrenme-kulturunde-fark-yaratiyor-595977">ING Türkiye, Growth Studio ile öğrenme kültüründe fark yaratıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Kütüphane Sayısı 44 Bini Geçti, Okuma Kültüründe Artış Yaşanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kutuphane-sayisi-44-bini-gecti-okuma-kulturunde-artis-yasaniyor-543662</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Jun 2025 08:04:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[bini]]></category>
		<category><![CDATA[geçti]]></category>
		<category><![CDATA[kültüründe]]></category>
		<category><![CDATA[kütüphane]]></category>
		<category><![CDATA[okuma]]></category>
		<category><![CDATA[sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=543662</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılına ait kütüphane ve yayıncılık verilerini paylaştı. Ülke genelindeki kütüphane sayısı 44 bin 829’a ulaşırken, toplam kitap sayısı 117 milyon 172 bin 954 olarak kaydedildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kutuphane-sayisi-44-bini-gecti-okuma-kulturunde-artis-yasaniyor-543662">Türkiye’de Kütüphane Sayısı 44 Bini Geçti, Okuma Kültüründe Artış Yaşanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de kütüphane ve okuma kültürü 2024 yılında büyümeye devam etti. Türkiye’de kütüphane kullanımının ve okuma alışkanlıkları güçlenirken, yayıncılıkta bazı zorlukların yaşandığını TÜİK&#8217;in istatistiki verileriyle ortaya çıktı.</p>
<p>TÜİK’in yayımladığı verilere göre, ülke genelindeki kütüphane sayısı 44 bin 829’a ulaştı. Bu sayı, 1 Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi, 1 Milli Kütüphane, 1301 halk kütüphanesi, 637 üniversite kütüphanesi ve 42 bin 889 örgün ve yaygın eğitim kurumu kütüphanesinden oluştu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/06/11/basliksiz-1749625817-134-x750.png"></p>
<p><strong>KİTAP SAYISINDA ARTIŞ, E&#286;İTİM KÜTÜPHANELERİNDE DÜŞÜŞ</strong></p>
<p>Toplam kitap sayısı 2024’te 117 milyon 172 bin 954’e ulaştı. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde kitap sayısı yüzde 3,2 artarak 2 milyon 613 bin 965, Milli Kütüphane’de yüzde 8,3 artarak 1 milyon 829 bin 534 oldu. Üniversite kütüphanelerinde kitap sayısı yüzde 3,5 artışla 22 milyon 420 bin 99, halk kütüphanelerinde yüzde 3,6 artışla 25 milyon 82 bin 260 olarak kaydedildi. Ancak örgün ve yaygın eğitim kurumlarındaki kütüphanelerde kitap sayısı yüzde 5,4 azalarak 65 milyon 227 bin 96’ya geriledi.</p>
<p><strong>ÜNİVERSİTE KÜTÜPHANELERİNDE E-KİTAP YÜKSELİŞİ</strong></p>
<p>Türkiye’de 487’si devlet, 150’si vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 637 üniversite kütüphanesi bulunuyor. Üniversite kütüphanelerindeki elektronik kitap sayısı yüzde 6,0 artarak 125 milyon 428 bin 957’ye ulaştı. Kayıtlı üye sayısı yüzde 2,0 artışla 4 milyon 282 bin 978 olurken, kitap dışı materyal sayısı yüzde 4,1 azalarak 1 milyon 594 bin 486 olarak kaydedildi.</p>
<p><strong>HALK KÜTÜPHANELERİNE YO&#286;UN İLGİ</strong></p>
<p>Halk kütüphanelerinden yararlanan kişi sayısı 2024’te yüzde 15,4 artarak 38 milyon 737 bin 705’e yükseldi. Kayıtlı üye sayısı ise yüzde 8,6 artışla 6 milyon 726 bin 993 oldu. Bu veriler, halk kütüphanelerinin toplumun her kesimi için önemli bir çekim merkezi haline geldiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>YAYINCILIKTA YÜZDE 6,5’LİK DÜŞÜŞ</strong></p>
<p>2024 yılında yayımlanan materyal sayısı, 2023’e göre yüzde 6,5 azalarak 92 bin 595’e geriledi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/06/11/basliksiz-1749625801-951-x750.png"></p>
<p>Yayımlanan materyallerin yüzde 21,4’ü akademik, yüzde 21,3’ü yetişkin kurgu edebiyat ve yüzde 19,4’ü eğitim kategorisinde yer aldı. Toplamda 73 bin 482 kitap yayımlanırken, yayıncılık sektöründeki bu düşüş dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kutuphane-sayisi-44-bini-gecti-okuma-kulturunde-artis-yasaniyor-543662">Türkiye’de Kütüphane Sayısı 44 Bini Geçti, Okuma Kültüründe Artış Yaşanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. İpekçioğlu, &#8220;Çini sanatı, Türk-İslam kültüründe önemli bir yere sahip&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ipekcioglu-cini-sanati-turk-islam-kulturunde-onemli-bir-yere-sahip-451295</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Apr 2024 12:54:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çini]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[ipekçioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[kültüründe]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sahip]]></category>
		<category><![CDATA[sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[türkislam]]></category>
		<category><![CDATA[yere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=451295</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saray, cami, türbe gibi Türk İslam eserlerinde süsleme sanatı olarak yer verilen çini sanatı özgün bir kültür olarak geçmişten geleceğe aktarılmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ipekcioglu-cini-sanati-turk-islam-kulturunde-onemli-bir-yere-sahip-451295">Doç. Dr. İpekçioğlu, &#8220;Çini sanatı, Türk-İslam kültüründe önemli bir yere sahip&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Saray, cami, türbe gibi Türk İslam eserlerinde süsleme sanatı olarak yer verilen çini sanatı özgün bir kültür olarak geçmişten geleceğe aktarılmaya devam ediyor.</p>
<p>Topkapı Sarayı Valiaht Dairesi, Akşehir Ulu Camii, İstanbul Takkeci İbrahim Ağa Camii ve Konya Sahip Ata Hankahı’nda yer alan çiniler başta olmak üzere çini sanatı, Türk İslam kültüründe akla ilk gelen unsurlardan biri olarak varlığını koruyor. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Türk ve İslam Sanatları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevinç Gök İpekçioğlu, çini sanatı ile ilgili bilgi verdi. Doç. Dr. İpekçioğlu “Türk, İran, Moğol, Arap ve Berber asıllı toplumların, Orta Asya’dan İspanya’ya kadar uzanan bir coğrafyada, 7. yüzyıldan günümüze kadar sürekli geliştirdikleri çini ve seramik sanatı, her bölgede farklı gelişim izlemiştir. Farklı teknik ve üslup özellikleriyle karşımıza çıkan çiniler; renk ve desen repertuarı ile göz kamaştırıcı örnekler sunmaya devam ediyor” dedi.</p>
<p>Çininin oluşumundan bahseden Doç. Dr. İpekçioğlu “Kil, kuvars ve özlü maddeler birleştirildikten sonra istenilen formda çini plakalar meydana getirilir. Bisküvi fırınlaması yapılan çini plakalar, lüster, sıraltı, tek renk sırlı ya da renkli sır teknikleri kullanılarak bezenir ve içeriğinde cam ve kuvars bulunan sırça ile sırlanır. Bu işlemlerin ardından çini plakalar tekrar fırınlanır ve yüksek ateşte eriyen ve şeffaflaşan sırça, çinini yüzeyini kaplar” dedi.</p>
<p><b>“Dini ve sivil mimari çinileri farklılık gösterir”</b></p>
<p>Çini sanatının tarihi hakkında konuşan Doç. Dr. İpekçioğlu, “Abbasiler döneminde üretilmeye başlanan lüster teknikli çiniler, renk, desen ve motif özellikleriyle yüksek kalite bir üretimin örnekleridir. Bu çiniler birçok ustaya ilham olmuş, devirler boyu kullanılmaya devam etmiştir. Çini sanatı özellikle Büyük Selçuklular döneminde gelişim gösterir. Lüster, sıraltı, tek renk sırlı vb. birçok teknikle çiniler başarıyla üretilmiş ve gerek cami, türbe, medrese gibi dini yapıları gerekse saray, köşk, hamam, çeşme gibi sivil yapıları süslemiştir. Bu çinilerde konular, dini ve sivil mimariye göre değişkenlik gösterir. Dini yapıları süsleyen çinilerde; bitkisel ve geometrik bezemelerin yanı sıra yazı kullanılmıştır. Sivil mimaride ise daha çok figürlü süslemeler tercih edilmiştir. Bu figürlü bezemelerde; insan, hayvan ve fantastik hayvan (siren, sfenks, grifon, çift başlı kartal, ejder) motifleri belirli kompozisyonlarda işlenmiştir. Konular taht, av, sevgili, müzisyenler ve atlı avcılardır. Anadolu Selçukluları döneminde çini mozaik tekniği çok gelişmiş ve yaygınlaşmıştır. Cami, türbe, medrese ve şifahane gibi yapıların mihrapları, kubbe ve tonoz yüzeyleri, kemerler ve pencere alınlıkları çini mozaik teknikli çinilerle bezenmiştir” dedi.</p>
<p><b>“Anadolu, gerçek bir çini kültürüne sahip”</b></p>
<p>Türk-İslam kültüründe çinin önemine değinen Doç. Dr. İpekçioğlu, “Çini, Anadolu Türk sanatında çok önemli bir süsleme malzemesidir. Kullanılan tekniklerin çeşitliliği, uygulanan alanlar ve desen repertuarı çok gelişmiştir. Aslında çini yerine kullanılabilecek çok daha ucuz ve kolay yöntemler olmasına karşın, ustalar bütün zorluklarına rağmen çini süslemeyi tercih etmiştir. Bu da Anadolu’da gerçek anlamda bir çini kültürünün oluşmasını sağlamıştır. Kaliteli, renkli ve şeffaf camsı yüzeyiyle çiniler yapıların isimlerine dahi yansımıştır. Örneğin, Bursa Yeşil Cami, ismini caminin bütün iç duvarlarını ve mihrabını süsleyen çinilerinden alır” diye konuştu.</p>
<p>Ülkemizde çini üretiminin halen devam ettiğini vurgulayan Doç. Dr. İpekçioğlu, “Günümüzde geleneksel yöntemlerle çiniler üretilmeye ve gelecek nesillere aktarılmaya devam ediyor. Özellikle, İznik ve Kütahya’da yüksek kaliteli çiniler, yerel ustaların elinde şekilleniyor. Bu çiniler, yeni inşa edilen yapıların dekorasyonunda tercih edilebildiği gibi tarihi yapılarda da restorasyon gerekliliklerine göre kullanılabiliyor” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-ipekcioglu-cini-sanati-turk-islam-kulturunde-onemli-bir-yere-sahip-451295">Doç. Dr. İpekçioğlu, &#8220;Çini sanatı, Türk-İslam kültüründe önemli bir yere sahip&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Çakmak, &#8220;Türk kültüründe hamamlar önemli bir yere sahiptir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-cakmak-turk-kulturunde-hamamlar-onemli-bir-yere-sahiptir-444659</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2024 08:54:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[hamamlar]]></category>
		<category><![CDATA[kültüründe]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sahiptir]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444659</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesinde “Müze Söyleşileri” kapsamında “Türk Hamam Kültürü” konulu söyleşi düzenlendi. Moderatörlüğünü EÜ Etnografya Müzesi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko’nun üstlendiği söyleşiye konuşmacı olarak EÜ Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şakir Çakmak ve Timuçin Vasfi Ozan katıldı. Söyleşide akademisyenler, konuya ilgi duyanlar ve öğrenciler yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-cakmak-turk-kulturunde-hamamlar-onemli-bir-yere-sahiptir-444659">Doç. Dr. Çakmak, &#8220;Türk kültüründe hamamlar önemli bir yere sahiptir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesinde “Müze Söyleşileri” kapsamında “Türk Hamam Kültürü” konulu söyleşi düzenlendi. Moderatörlüğünü EÜ Etnografya Müzesi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko’nun üstlendiği söyleşiye konuşmacı olarak EÜ Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şakir Çakmak ve Timuçin Vasfi Ozan katıldı. Söyleşide akademisyenler, konuya ilgi duyanlar ve öğrenciler yer aldı.</p>
<p>Söyleşinin açılış konuşmasını gerçekleştiren Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko  katılımcılara teşekkür ederek, Türk Hamamları kültürü üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleşeceğini dile getirdi.</p>
<p>Türk hamamların mimarisinden bahseden Doç. Dr. Şakir Çakmak “Türk hamamları, Roma hamamları ile birçok yönde benzerlik gösteriyor. Türk kültüründe hamamlar çok önem verilen yapılardan birisi. Hem temizlik hem dini gereksinimler hamamları olmazsa olmaz kılmıştır. Hamamlar, camiler kadar önemliydi. Halkın maddi durumu o zamanlar iyi değildi. Bu yüzden hamam parası denen bir kavram vardı ve o zamanın en küçük para birimi ile hamama girebiliyordunuz. Hamamlar için yazılmış birçok atasözümüz de bulunuyor. Hamamlarda genel kurgu olarak; soyunma, soğukluk, ılıklık, sıcaklık ve cehennemlik alanları vardı. Bu alanlarda kademe kademe ısı geçişleri bulunuyor. Sıcaklık hamamında birçok tür görebiliriz. Türk hamamlarında soğukluk tipi ancak özel hamamlarda karşımıza çıkabilir. Türk hamamları tek veya çifte hamam şeklinde tasarlanırdı. Bu, nüfusa bağlı olarak değişen bir özellikti. Çifte hamamlarda genellikle erkekler kısmı daha büyük inşa edilirdi. Hamamlarda genelde ortada fıskiyeli bir havuz karşımıza çıkar. Aynı zamanda mekân el veriyorsa bir kahvehane bulunur. Hamamın duvarlarında da bir sanat söz konusu. Ancak nemden etkilendiği için duvarlara neme uygun tasarımlar yapılırdı” diye konuştu.</p>
<p><b>“Hamamlar aynı zamanda sosyalleşme alanlarıdır”</b></p>
<p>Türk hamam kültüründeki obje ve geleneklerden bahseden Timuçin Vasfi Ozan “Hamamlar bir nevi sosyalleşme alanlarıdır. Özellikle kadınlar için sosyal bir ortam. Hamamlarda sadece yıkanma ve arınma gerçekleşmiyor. Türk hamamlarında bazı gelenekler görebiliriz. Tarihte gelin hamamı, lohusa hamamı, kırk hamamı, kız beğenme hamamı, sünnet hamamı, damat hamamı, arife hamamı gibi birçok hamam geleneği görebiliriz. Günümüzde bu geleneklerin örneklerini görüyoruz ancak birçok fark ile. Türk hamam tarihine baktığımızda birçok malzemenin kullanıldığını ve bu ürünlerin çok ince işçilikle işlendiğini görebiliriz. Hamam tası, zeytinyağından yapılmış sabun, peştamal, kese, takunya, hamam bohçası, havlu, tarak gibi hepsi ince işçilik ile işlenmiş ve Türk hamam kültürüne ait malzemelerdir” dedi.</p>
<p>Etkinlik sonunda konuşmacılara  Dr. Öğr. Üyesi Dilek Maktal Canko tarafından “Teşekkür Belgesi” ve çiçek takdim edildi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-cakmak-turk-kulturunde-hamamlar-onemli-bir-yere-sahiptir-444659">Doç. Dr. Çakmak, &#8220;Türk kültüründe hamamlar önemli bir yere sahiptir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
