<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>krizi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/krizi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/krizi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Apr 2026 17:28:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>krizi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/krizi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İklim Krizi Alerjiyi Tetikliyor: Hastalıklar Hızla Artıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iklim-krizi-alerjiyi-tetikliyor-hastaliklar-hizla-artiyor-625559</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 17:28:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Alerjen]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[alerjiyi]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[klim]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625559</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Nurhan Sayaca, 4-10 Nisan Dünya Alerji Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, iklim değişikliği, şehirleşme, hava kirliliği, yaşam tarzındaki değişiklikler ve kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesinin alerjik hastalıkların görülme sıklığını arttırdığına dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-krizi-alerjiyi-tetikliyor-hastaliklar-hizla-artiyor-625559">İklim Krizi Alerjiyi Tetikliyor: Hastalıklar Hızla Artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İklim değişikliği nedeniyle yükselen sıcaklıklar, mevsimsel alerjisi olan kişilerin daha uzun bir süre boyunca daha fazla polene maruz kalmasını sağlıyor. Bu durum alerjenlerin havada kalma süresini uzatıyor ve alerji şikayetlerini arttırıyor.</p>
<p>Günümüzde çocukların yaklaşık üçte birinde, yetişkinlerin ise önemli bir kısmında alerjik hastalıklara rastlanıyor. En yaygın görülen alerjik hastalıklar; alerjik rinit (saman nezlesi), alerjik astım, ürtiker, atopik dermatit (egzema), arı alerjileri ve bazı gıda alerjileridir.</p>
<p>Alerjik rinit hastalarının genellikle burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma, astım hastalarında ise nefes darlığı, öksürük ve hırıltılı solunum gibi belirtiler görülüyor. Bu şikâyetlerin özellikle ilkbahar aylarında ya da ev tozu gibi alerjenlere maruz kalındığında artıyor.</p>
<p><b>Alerjide doğru tanı, doğru tedavi planı için temel adımdır</b></p>
<p>Tanı sürecine ilişkin bilgi veren Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Nurhan Sayaca, alerji tanısında hastanın şikâyetlerinin ve öyküsünün dikkatle değerlendirilmesinin büyük önem taşıdığını açıkladı. Bunun yanında deri prick testleri ve bazı kan testleri ile kişinin hangi alerjenlere karşı duyarlılık geliştirdiğinin belirlenebildiğini, doğru tanının doğru tedavi planı için temel adım olduğunu vurguladı.</p>
<p>Alerjik hastalıkların tedavisine de değinen Sayaca, üç temel yaklaşım bulunduğunu belirtti. İlk olarak alerjene maruziyetin azaltılmasının, yani korunma önlemlerinin önemine dikkat çeken Sayaca, ikinci aşamada ilaç tedavilerinin uygulandığını söyledi. Üçüncü ve en etkili yöntemlerden birinin ise alerji aşıları olarak bilinen immünoterapi olduğunu ifade eden Sayaca, bu tedavinin alerjik hastalıkların seyrini değiştirebilen ve uzun vadede kalıcı iyileşme sağlayabilen tek yöntem olduğunu dile getirdi.</p>
<p><b>Alerji aşıları bağışıklık sistemini yeniden eğitiyor</b></p>
<p>Alerji aşısının nasıl uygulandığına ilişkin de bilgi veren Sayaca, bu tedavinin bağışıklık sistemini yeniden eğitmeyi amaçladığını anlattı. Hastaya alerjisi olduğu maddeye karşı çok küçük dozlarla başlanarak düzenli aralıklarla artan miktarlarda alerjen verildiğini belirten Sayaca, bu sayede bağışıklık sisteminin zamanla o maddeye karşı aşırı tepki vermemeyi öğrendiğini söyledi. Tedavi süresinin genellikle 3 ila 5 yıl arasında değiştiğini ifade eden Sayaca, düzenli uygulandığında birçok hastada şikâyetlerin belirgin şekilde azaldığını, bazı hastalarda ise tamamen ortadan kalkabildiğini aktardı. Ayrıca bu tedavinin astım gelişme riskini azaltma gibi uzun vadeli faydalarının da bulunduğunu ekledi.</p>
<p><b>Kimler alerji aşısı olabilir?</b></p>
<p>Kimlerin alerji aşısı olabileceğine ilişkin açıklamalarda bulunan Sayaca, öncelikle alerjinin testlerle net olarak ortaya konulması gerektiğini belirtti. Özellikle polen, ev tozu akarı, küf mantarı veya arı alerjisi bulunan ve ilaç tedavisine rağmen şikâyetleri devam eden hastalarda bu yöntemin düşünülebileceğini ifade eden Sayaca, hem çocuklarda hem de yetişkinlerde uygulanabildiğini söyledi.</p>
<p><b>Alerji aşısı oldukça güvenlidir ancak her hastaya uygulanamaz</b></p>
<p>Toplumda alerji aşılarıyla ilgili yanlış bilinenlere de değinen Sayaca, en sık karşılaşılan yanlış inanışın bu tedavinin çok riskli olduğu yönünde olduğunu dile getirdi. Oysa uzman hekim kontrolünde ve uygun hastalarda uygulandığında alerji aşılarının oldukça güvenli olduğunu vurgulayan Sayaca, bir diğer yanlış bilginin ise her alerji hastasına bu tedavinin uygulanabileceği düşüncesi olduğunu ifade etti. Sayaca, bu nedenle mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><b>Alerji belirtilerini hafife almayın</b></p>
<p>Son olarak alerji hastalarına önerilerde bulunan Sayaca, alerji belirtilerinin hafife alınmaması gerektiğini vurguladı. Alerjiye neden olan faktörlerin mümkün olduğunca azaltılmasının önemine dikkat çeken Sayaca, ev tozu alerjisi olanların ev temizliğine özen göstermesi gerektiğini, polen alerjisi bulunan kişilerin ise yoğun polen dönemlerinde açık havada uzun süre kalmamaya dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Doktor önerisi dışında ilaç kullanılmaması gerektiğini ifade eden Sayaca, uzun süren veya yaşam kalitesini olumsuz etkileyen şikâyetlerde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-krizi-alerjiyi-tetikliyor-hastaliklar-hizla-artiyor-625559">İklim Krizi Alerjiyi Tetikliyor: Hastalıklar Hızla Artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>12 derecenin altında kalp krizi riski artabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/12-derecenin-altinda-kalp-krizi-riski-artabiliyor-616128</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 08:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[12]]></category>
		<category><![CDATA[artabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[Damarlar]]></category>
		<category><![CDATA[derecenin]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğuk hava kalp hastaları için daha dikkatli olmayı gerektiriyor. Özellikle dış ortamda geçirilen süre ve hava koşulları kalbin yükünü artırabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/12-derecenin-altinda-kalp-krizi-riski-artabiliyor-616128">12 derecenin altında kalp krizi riski artabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soğuk hava kalp hastaları için daha dikkatli olmayı gerektiriyor. Özellikle dış ortamda geçirilen süre ve hava koşulları kalbin yükünü artırabiliyor. Güvenli sınırların kişiden kişiye değiştiğini belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Kalp hastalığı olanlar için kesin bir sıcaklık ya da süre eşiği yok. Bu sınırlar kişinin genel sağlık durumuna ve hastalığın derecesine göre değişir. Ancak kalp sağlığı için en uygun aralık 18–24 derecedir. Özellikle 12 derecenin altındaki soğuklarda kalp krizi riski artabilir. Ayrıca rüzgârın hissedilen sıcaklığı düşürdüğü unutulmamalı ve dışarıda kalma süresi buna göre planlanmalı” dedi.</strong></p>
<p>Kalp rahatsızlığı olan kişilerin soğuk havalarda günlük planlarını yaparken kendi doktorlarına danışarak kişisel risklerini ve güvenli sınırlarını öğrenmelerinin önemli olduğunu belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Soğuk havada vücut ısı kaybetmemek için damarları daraltır. Damarlar daraldığında tansiyon yükselebilir. Tansiyon yükseldiğinde ise kalp kanı dolaştırabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Bu da kalbin oksijen ihtiyacını artırır. Ancak daralmış damarlar bu ihtiyacın karşılanmasını zorlaştırabilir ve kalp üzerinde ek bir yük oluşabilir. Özellikle 40 yaş üzerindeki kişilerde damar esnekliğinin azalması ve koroner arter hastalığı gibi risklerin daha sık görülmesi nedeniyle bu tablo göğüs ağrısı, kalp krizi ve inme riskini artırabilir” dedi.</p>
<p><strong>Soğuk hava susuzluğu yüzde 40 azaltabiliyor</strong></p>
<p>Soğuk havada susama hissinin azalmasına rağmen vücudun sıvı kaybetmeye devam ettiğini vurgulayan Koylan, “Yetersiz sıvı alımı, dolaşım sistemini zorlayabileceği ve kalbin iş yükünü artırabileceği için özellikle kalp ve damar sağlığı açısından risk taşıyan kişiler için kritik. Daralan damarlar beynin susuzluk sinyalini yüzde 40’a kadar azaltabilir. Ancak susama hissinin azalması, sıvı ihtiyacının düştüğü anlamına gelmez. Soğuk ve kuru havada solunumla oluşan buharlaşma ve fark edilmeyen terleme nedeniyle sıvı kaybı sürer. Bu nedenle susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su içmek gerekir. Özellikle dışarıda geçirilen süre boyunca 20–30 dakikada bir birkaç yudum sıvı almak faydalı olur. İdrar renginin açık sarı olması da yeterli sıvı alındığını gösteren pratik bir ölçüttür” dedi.</p>
<p><strong>Soğukta ölçümler şaşırtabilir</strong></p>
<p>Soğuk havanın, özellikle bilekten ölçüm yapan optik nabız sensörlerinin sonuçlarını etkileyebileceğini vurgulayan Koylan, “Vücut ısısını korumak için cilde yakın damarların da daralmasıyla özellikle bilek gibi uç noktalara giden kan akışı azalır. Bu da kan akışındaki değişimi okuyarak çalışan sensörlerin doğru veri almasını zorlaştırabilir ve nabzın olduğundan daha düşük ya da düzensiz görünmesine neden olabilir. Bu nedenle soğuk havada daha doğru sonuçlar için kalp atışını elektriksel sinyaller üzerinden ölçen göğüs bantları daha güvenilir kabul edilir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/12-derecenin-altinda-kalp-krizi-riski-artabiliyor-616128">12 derecenin altında kalp krizi riski artabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çeşme&#8217;de tarihi adım: Kiralık Sosyal Konut Sempozyumu gerçekleştirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cesmede-tarihi-adim-kiralik-sosyal-konut-sempozyumu-gerceklestirildi-606046</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 11:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çeşme]]></category>
		<category><![CDATA[kamu]]></category>
		<category><![CDATA[kira]]></category>
		<category><![CDATA[kiralık]]></category>
		<category><![CDATA[konut]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[modeli]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çeşme Belediyesi, artan barınma krizi ve özellikle kiralık konuta erişimde yaşanan güçlükler karşısında yeni ve kamucu bir çözüm modeli geliştirmek amacıyla Kiralık Sosyal Konut Sempozyumunu gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cesmede-tarihi-adim-kiralik-sosyal-konut-sempozyumu-gerceklestirildi-606046">Çeşme&#8217;de tarihi adım: Kiralık Sosyal Konut Sempozyumu gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çeşme Belediyesi, artan barınma krizi ve özellikle kiralık konuta erişimde yaşanan güçlükler karşısında yeni ve kamucu bir çözüm modeli geliştirmek amacıyla Kiralık Sosyal Konut Sempozyumunu gerçekleştirdi. Alanında uzman akademisyenler, şehir plancıları, mimarlar ve yerel yöneticilerin katılımıyla düzenlenen sempozyumda, Çeşme’nin kiralık sosyal konut modeli tüm yönleriyle ele alındı.</p>
<p>Sempozyumun açılış konuşmasını Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli, sunuş konuşmasını ise Murat Karayalçın yaptı. Açılış konuşmasında Başkan Denizli, barınmanın yalnızca bir çatı meselesi olmadığını vurgulayarak, “İnsanların kendilerini güvende ve huzurlu hissedecekleri, insanca yaşayabilecekleri mekânlar üretmek zorundayız. Çeşme’de kiralık konut bulmanın neredeyse imkânsız hale geldiği bir dönemde, bu sorumluluğu kamu eliyle üstleniyoruz,” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Başkan Denizli, Çeşme Belediyesi mülkiyetinde bulunan ve planlarda gecekondu önleme  alanı olarak yer alan bölgede hayata geçirilecek kiralık sosyal konut projesinin, rant transferinin önüne geçen, her kesimi kapsayan ve sürdürülebilir bir model olarak kurgulandığını belirtti. Projenin etaplar hâlinde uygulanacağını ifade eden Başkan Denizli, ilk etabın bu yıl başlayacağını ve toplam konut sayısının yapılan çalışmalarla 700’e çıkarıldığını açıkladı.</p>
<p>Murat Karayalçın ise konuşmasında Türkiye’de yaşanan kira krizinin boyutlarına dikkat çekerek, konut piyasasının artık toplumsal ihtiyacı karşılamaktan uzaklaştığını, konutun bir yaşam alanı olmaktan çıkıp finansal bir yatırım aracına dönüştüğünü ifade etti. Karayalçın, Çeşme Belediyesinin kiralık sosyal konut girişimini Türkiye’de bir ilk ve dönüştürücü bir adım olarak nitelendirerek, bu modelin diğer yerel yönetimler için de yol gösterici olacağını vurguladı.</p>
<p> </p>
<p>Gün boyu süren sempozyumda; Kiralık Konut Politikaları, Kiralık Konut Krizinin Nedenleri, Mimari ve Kullanıcı Odaklı Değerlendirmeler, Avrupa’daki Belediye ve Kooperatif Örnekleri, Tasarım ve Finansman Modelleri başlıkları altında oturumlar gerçekleştirildi. Program kapsamında yapılan sunumlar ve değerlendirmelerle, Çeşme Kiralık Sosyal Konut Projesi’nin sosyal, ekonomik, hukuki ve mekânsal boyutları kapsamlı biçimde ele alındı. </p>
<p>Sempozyumun kapanış değerlendirmesi, Prof. Dr. Ruşen Keleş tarafından yapıldı. Keleş, kamu eliyle geliştirilen kiralık sosyal konut modelinin, barınma krizine karşı kamucu ve sürdürülebilir bir yaklaşım sunduğunu belirterek, Çeşme’de atılan bu adımın önemine dikkat çekti. Uzmanlar tarafından katkıya ve tartışmaya açık bir biçimde yürütülen sürecin hem yöntem hem de öz itibarıyla projeyi değerli kıldığını ifade etti.</p>
<p>Çeşme Belediyesi, Kiralık Sosyal Konut Sempozyumu ile yalnızca bir proje tanıtımı değil, Türkiye’de barınma krizine yönelik yeni bir yerel yönetim modelinin tartışıldığı ve ortak akılla geliştirildiği bir süreci başlatmış oldu. Belediye, bu çalışmanın çıktılarının ilerleyen dönemde yeni toplantılar ve uygulama adımlarıyla güçlendirilerek hayata geçirileceğini kamuoyuyla paylaştı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cesmede-tarihi-adim-kiralik-sosyal-konut-sempozyumu-gerceklestirildi-606046">Çeşme&#8217;de tarihi adım: Kiralık Sosyal Konut Sempozyumu gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstinye Üniversitesi&#8217;nden Enerji Krizi Analizi: Dönüşüm Kaçınılmaz, Mühendislik Çözümleri Belirleyici Olacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istinye-universitesinden-enerji-krizi-analizi-donusum-kacinilmaz-muhendislik-cozumleri-belirleyici-olacak-599787</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 12:17:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı]]></category>
		<category><![CDATA[analizi]]></category>
		<category><![CDATA[çözümleri]]></category>
		<category><![CDATA[dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[hidrojen]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[şebeke]]></category>
		<category><![CDATA[sistemleri]]></category>
		<category><![CDATA[stinye]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599787</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel enerji krizinin nedenlerinden geleceğin enerji teknolojilerine uzanan geniş bir perspektifte önemli değerlendirmelerde bulunan İstinye Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bestami Özkaya, “Enerji sektörü, küresel krizler ve iklim baskısı nedeniyle köklü bir dönüşüm sürecinde” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istinye-universitesinden-enerji-krizi-analizi-donusum-kacinilmaz-muhendislik-cozumleri-belirleyici-olacak-599787">İstinye Üniversitesi&#8217;nden Enerji Krizi Analizi: Dönüşüm Kaçınılmaz, Mühendislik Çözümleri Belirleyici Olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Küresel enerji krizinin nedenlerinden geleceğin enerji teknolojilerine uzanan geniş bir perspektifte önemli değerlendirmelerde bulunan İstinye Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bestami Özkaya, “Enerji sektörü, küresel krizler ve iklim baskısı nedeniyle köklü bir dönüşüm sürecinde” dedi. Özkaya, 2030’a kadar fosil yakıt talebinin zirve yaptıktan sonra azalacağını, güneş ve rüzgâr enerjisinin ise maliyet avantajı sayesinde elektrik üretiminde öne çıkacağını belirtti.</strong></p>
<p>İstinye Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bestami Özkaya, küresel enerji krizinin nedenlerinden geleceğin enerji teknolojilerine uzanan geniş bir perspektifte önemli değerlendirmelerde bulundu. Özkaya’ya göre dünya, artan enerji talebi, fosil yakıtlara bağımlılık ve jeopolitik gerilimlerin tetiklediği kırılgan bir enerji sistemiyle karşı karşıya. Bu durum hem arz güvenliğini hem de ekonomik istikrarı tehdit ediyor. İklim değişikliğinin enerji üretimini doğrudan etkilediğini aktaran Prof. Dr. Özkaya, değerlendirmeleri şöyle:</p>
<p><strong>Krizin ana nedenleri kesintiler ve fiyat dengesizlikleri</strong></p>
<p>Küresel enerji krizinin ana nedenleri; hızla yükselen talebe karşın fosil yakıt (petrol, doğalgaz) arzındaki jeopolitik şoklar (savaşlar, istikrarsızlıklar) kaynaklı kesintiler ve fiyat dengesizlikleridir. Enerji Krizi, enerji sistemlerinin sürdürülebilirlik ve arz güvenliği açısından yetersiz olduğunu net bir şekilde gözler önüne sermektedir. Geleneksel fosil yakıtlara aşırı bağımlılık sürerken, yenilenebilir enerjiye geçiş sürecinde altyapı ve depolama eksikliklerine yapılan yetersiz yatırımlar, krizin yapısal boyutunu derinleştiren ve küresel ekonomileri tehdit eden kritik sorunlardır. Ayrıca, Rusya-Ukrayna savaşı gibi jeopolitik krizler enerji arzını daraltarak fiyatları yükseltmiştir. Bu zorlu süreç, akademik birimlerin yenilikçi enerji çözümleri, enerji verimliliği ve akıllı şebekeler alanındaki uzmanlığıyla topluma ve sanayiye rehberlik etme vizyonunun önemini pekiştirmektedir.</p>
<p><strong>Aşırı hava olayları enerji üretimini olumsuz etkiler</strong></p>
<p>İklim değişikliği ve aşırı hava olayları enerji üretimini olumsuz etkiler. Kasırgalar, fırtınalar, sel ve kuraklık gibi ekstrem olaylar enerji altyapılarına zarar verir; örneğin Küba’da enerji santralleri ciddi hasar görmüştür. Kuraklık hidroelektrik üretimi düşürürken, aşırı sıcaklar termik ve nükleer santrallerin verimliliğini azaltır. Fırtına ve seller iletim hatlarına zarar vererek şebeke esnekliğini sınırlar. Güneş, rüzgâr, biyokütle ve jeotermal gibi temiz enerjiye geçiş, fosil yakıt bağımlılığını azaltarak emisyonları düşürür ve sürdürülebilir büyümeyi destekler.</p>
<p><strong>Akıllı lojistik, veri odaklı altyapı yönetimi kritik öncelik</strong></p>
<p>Mevcut küresel enerji altyapıları, aşırı hava olayları, siber tehditler ve merkezileşmiş yapıları nedeniyle yeterince dayanıklı değildir. Bu nedenle, Akıllı Şebekeler (Smart Grids) ve Dağıtık Enerji Üretim Sistemleri (örneğin mikro şebekeler) gibi modernizasyon adımları, şebekenin esnekliğini artırarak iklim ve jeopolitik risklere karşı güvenliği sağlar. İSÜ CONNECTOM’un “SOLAR ÇATI-Yeşil Enerji Dönüşümü” semineri ve LMSCM2024 kongresi, enerji dönüşümü ve akıllı şehir uygulamalarının mühendislik çözümleri bağlamında üniversite ekosisteminde paylaşılmasını sağlamıştır. Artan talep, iklim riskleri ve şehirleşme baskıları, akıllı lojistik, veri odaklı altyapı yönetimi ve Afet Dayanımı planlamalarını kritik öncelik hâline getirmektedir.</p>
<p><strong>Yenilenebilir enerji entegrasyonu ve atık ısı geri kazanım teknolojileri öne çıkıyor</strong></p>
<p>Enerji krizine karşı hızlı ve maliyet etkin çözüm sunan enerji verimliliği alanında, mühendislik dünyası akıllı sistemler ve yenilikçi teknolojilere odaklanmaktadır. Bunlar arasında Akıllı Bina Yönetim Sistemleri (BMS), endüstriyel enerji geri kazanım sistemleri, yüksek verimli malzemeler, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve atık ısı geri kazanım teknolojileri öne çıkmaktadır. IEA’ya göre bu teknolojiler 2050 net sıfır hedefine ulaşmada yüzde 40’a varan kritik katkı sağlayacaktır. İSÜ’de düzenlenen projeler ve etkinlikler, yapay zekâ, sensör tabanlı enerji yönetimi ve yüksek verimli elektronik tasarımları gibi geleceğin enerji verimliliği çözümlerinin uygulanabilirliğini göstermektedir.</p>
<p><strong>Enerji depolamada BESS ve yeşil hidrojen çözümleri kritik</strong></p>
<p>Enerji depolama teknolojileri, özellikle Batarya Enerji Depolama Sistemleri (BESS) ve yeşil hidrojen çözümleri, enerji krizinin yönetiminde kritik rol oynar. Depolama, yenilenebilir kaynakların kesintili üretimini dengeleyerek sürekli enerji sağlar ve arızalarda veya yoğun talepte şebekeyi destekler. Uzun vadede, mevsimlik ve büyük ölçekli depolama çözümleri fosil yakıt bağımlılığını azaltarak enerji dönüşümünü hızlandırır. İSÜ IEEE Kulübü’nün etkinlikleri, bu teknolojilerin ulaşımda enerji verimliliğini artırmadaki stratejik önemini göstermektedir.</p>
<p><strong>Yatırımlar, sistem entegrasyonu ve esnekliğini artırmaya odaklanmalı</strong></p>
<p>Enerji dönüşümünün hızlanması ve sürdürülebilir enerji hedefleri doğrultusunda mühendislik yatırımları, sistem entegrasyonu ve esnekliğini artırmaya odaklanmalıdır. Öncelikler; yüksek kapasiteli enerji depolama (BESS ve yeşil hidrojen), akıllı şebeke modernizasyonu, iletim ve dağıtım altyapısının güçlendirilmesi ve ileri malzeme ile üretim teknolojileridir. Bu alanlar, küresel krizlere karşı arz güvenliğini sağlamak ve karbon emisyonlarını azaltmak için kritik öneme sahiptir. İstinye Üniversitesi’nde yürütülen fotokatalitik hidrojen üretimi ve elektrikli araç şarj altyapısı projeleri, yüksek verimli ve sürdürülebilir teknolojilerin geliştirilmesine ve enerji dönüşümüne doğrudan katkı sunmaktadır.</p>
<p><strong>Enerji sektörü, köklü bir dönüşüm sürecinde</strong></p>
<p>Enerji sektörü, küresel krizler ve iklim baskısı nedeniyle köklü bir dönüşüm sürecindedir. 2030’a kadar fosil yakıt talebi zirve yaptıktan sonra azalacak, güneş ve rüzgâr enerjisi maliyet avantajı sayesinde elektrik üretiminde öne çıkacaktır. Elektrikli araçlar petrol talebini düşürürken, enerji depolama teknolojileri kesintili üretimi dengeleyecektir. Türkiye, rüzgâr ve güneş kapasitesini dört katına çıkarmayı ve enerji depolama yatırımlarını hızlandırmayı hedeflemektedir. 2053 net sıfır vizyonu doğrultusunda doğal gaz geçiş yakıtı olarak kullanılacak, ancak yenilenebilir enerji stratejik öncelik olacaktır. 2030, enerji krizinin sona erdiği değil, sistemin köklü dönüşüm yaşadığı bir dönüm noktası olacak ve güçlü politikalar ile yatırımlar gerektirecektir.</p>
<p><strong>Enerji dönüşümünde nitelikli işgücüne olan talep arttı</strong></p>
<p>Enerji mühendisliği, son yıllarda akademi, STK ve diğer kurumların odağına girmiştir. YÖK’ün Geleceğin Meslekleri çalışmasında “Yenilenebilir Enerji Teknikerliği” ve “Hidrojen ve Enerji Depolama Teknikerliği” gibi programlar 2025-YKS Tercih Kılavuzu’nda yer almaktadır. Hızla değişen dünya koşulları, enerji dönüşümünde nitelikli işgücüne olan talebi dramatik biçimde artırmıştır. Uluslararası kuruluşlar (IRENA, Dünya Bankası) güneş, rüzgâr, batarya üretimi, hidrojen ve şebeke modernizasyonu alanlarında istihdamın yükseldiğini raporlamış; Skills for the Green Transition, Energy Workforce Development Initiative ve Green Talent Strategy gibi programlar da bu alandaki eğitim önceliklerini göstermektedir.</p>
<p><strong>12’nci Kalkınma Planı’ndaki enerji sektörü öncelikli gelişme alanları</strong></p>
<p>12’nci Kalkınma Planı’nda enerji sektörü öncelikli gelişme alanları arasında yer almakta ve birincil enerji talebi, elektrik tüketimi, yenilenebilir kurulu güç, enerji verimliliği ve batarya depolama kapasitesi gibi hedefler belirlenmiştir. Enerji Verimliliği ve Çevre Dairesi Başkanlığı (EVÇED), uluslararası eğitim ve kapasite geliştirme projeleri yürütmekte; JICA ve TİKA işbirliğiyle “Sanayide Enerji Verimliliği ve Yönetimi” eğitimleri verilmiş ve YEVDES projesi kapsamında belediyeler ile üniversitelere teknik destek sağlanmıştır. EVÇED’in European Energy Network (EnR) üyeliği ve Danimarka ile yürütülen stratejik işbirlikleri, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve düşük karbonlu ısıtma-soğutma sistemleri alanlarında politika geliştirme ve kapasite artırma çalışmalarını güçlendirmektedir.</p>
<p><strong>Türkiye’deki akıllı ve sürdürülebilir enerji çözümleri örnekleri</strong></p>
<p>Günümüzde enerji kullanımında amaç, yüksek verimlilik ve tasarruf sağlayan yenilenebilir temelli sistemlerle yönetimdir. Akıllı enerji ağları, enerji depolama sistemleri, akıllı üretim ve dağıtım, uzaktan gözetim ve otomasyon (SCADA), dağıtık üretim yönetimi ve alternatif enerji sistemleri, kaynakların etkin kullanımını sağlar ve şebeke güvenliğini artırır. Akıllı sayaçlar, LED aydınlatmalar ve enerji izleme sistemleri, talep odaklı optimizasyon ve tasarruf sağlar. Türkiye’de Mardin GES Santrali, Manisa elektrikli otobüs projesi, İzmir Jeotermal Balçova Projesi ve Balıkesir çöp gazından enerji üretimi gibi uygulamalar, akıllı ve sürdürülebilir enerji çözümlerinin örneklerindendir.</p>
<p><strong>İstinye Üniversitesi’nde de projeler yürütülüyor</strong></p>
<p>İstinye Üniversitesi’nde “Atıktan Enerjiye Dönüşüm” ve “Mev Enerjili Elektron Hızlandırıcısı Tasarım Yazılım” projeleri yürütülmektedir. Ayrıca, nanogözenekli fotokatalizörler ve yapay zekâ destekli biyo-elektrokimyasal sistemler ile yeşil hidrojen üretimi projeleri ulusal ve uluslararası başvurularla desteklenmektedir. Üniversitede kurulan Temiz Enerji Araştırma Merkezi, yeşil enerji alanını geliştirmeyi ve sürdürülebilir bir gelecek sağlamayı hedeflemektedir. Bu kapsamda, Uluslararası Hidrojen Teknolojileri Kongresi (IHTEC) 10’uncusu, 10–13 Mayıs 2026 tarihlerinde İstinye Üniversitesi ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleştirilecek ve hidrojen teknolojilerinde üretim, depolama, taşımacılık, güvenlik, endüstriyel uygulamalar ve politika alanlarında güncel bilimsel ve teknolojik gelişmeler tartışılacaktır.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istinye-universitesinden-enerji-krizi-analizi-donusum-kacinilmaz-muhendislik-cozumleri-belirleyici-olacak-599787">İstinye Üniversitesi&#8217;nden Enerji Krizi Analizi: Dönüşüm Kaçınılmaz, Mühendislik Çözümleri Belirleyici Olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afetler ve iklim krizi, genç gönüllülüğünü tetikliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/afetler-ve-iklim-krizi-genc-gonullulugunu-tetikliyor-596601</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 10:21:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afetler]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllülüğünü]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllülük]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[saha]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596601</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Pozitif Psikoloji Koordinatörü ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, 5 Aralık Dünya Gönüllüler Günü kapsamında dijital çağda gönüllülük konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afetler-ve-iklim-krizi-genc-gonullulugunu-tetikliyor-596601">Afetler ve iklim krizi, genç gönüllülüğünü tetikliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Pozitif Psikoloji Koordinatörü ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, 5 Aralık Dünya Gönüllüler Günü kapsamında dijital çağda gönüllülük konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>“Gönüllülük iyi olma ve iyilik yapma amacıyla gönülden verilen emektir”</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, gönüllülüğün pozitif psikoloji literatüründeki yerine dikkat çekerek, şunları söyledi:</p>
<p>“Gönüllülük kavramı; bir kişinin ya da bir grubun, herhangi bir sorumluluğu ve mecburiyeti olmamasına rağmen, hiçbir maddi karşılık beklemeden, topluma, bir gruba veya ihtiyaç sahibi bireylere zamanını, bilgisini, emeğini sunması olarak tanımlanmaktadır. Gönüllülük iyi olma ve iyilik yapma amacıyla gönülden verilen emektir. Bu faaliyeti gerçekleştirenlere ‘gönüllü’ denilmektedir.</p>
<p>Gönüllülüğün özgecilik, anlam duygusu (meaning), sosyal bağlılık (relatedness) ve öz-yeterlik mekanizmaları üzerinden iyi oluşu artırdığı görülmektedir. Yanı sıra sosyal sorumluluk projelerinde gönüllü olarak yer almanın bireylerde öz-değer ve öz-yeterliği güçlendirdiği, anlam ve amaç duygusunu derinleştirdiği, duygu düzenleme becerilerini geliştirdiği, mutluluk, şefkat, minnettarlık, aidiyet gibi pozitif duyguları artırdığı ifade edilmektedir.”</p>
<p><strong>Gençler ‘Ben kimim ve dünyadaki yaşam amacım nedir?’ diye gönüllü oluyor</strong></p>
<p>Dijital çağda büyüyen gençlerin gönüllülük motivasyonlarını da değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Dijital dünyada büyüyen gençlerin gönüllülük çalışmaları noktasındaki içsel motivasyonlarını; anlam ve amaç arayışı, empati ve adalet duyarlılığı, toplumsal katkı sağlama ihtiyacı olarak ifade edebiliriz. Gençler ‘Ben kimim ve dünyadaki yaşam amacım nedir?’ sorusunu cevaplamak amacıyla gönüllülük çalışmalarına katılmaktadırlar. Ayrıca dünyadaki sosyal eşitsizlik, iklim krizi, insan ve hayvan hakları gibi konular gençlerde yoğun duygusal duyarlılık oluşturmaktadır. Yanı sıra dünyanın farklı coğrafyalarında meydana gelen doğal afetler, salgın hastalıklar, savaşlar ve göçler nedeniyle oluşan kriz dönemlerinde gençlerdeki ‘faydalı olma’ isteği daha görünür hale gelmektedir.”</p>
<p><strong>Akran dayanışmasının etkisi sosyal sorumluluk projelerine katılımı artırıyor</strong></p>
<p>Gönüllüğün sosyal motivasyonlarını ise ait olma ve topluluk duygusu, akran etkisi olarak anlatan Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, “Olumlu yönde gelişim sağlayan dijital topluluklar gençleri harekete geçiren bir sosyal bağ oluşturmakta ve akran dayanışmasının etkisi ile sosyal sorumluluk projelerine katılım artmaktadır. Dijital dünyada büyüyen gençler sosyal sorumluluk projelerine katılım sağlayan arkadaşlarında liderlik özellikleri, iletişim becerileri, dijital içerik üretimleri, proje yönetimi gibi yetkinliklerin olumlu yönde geliştiğini görmekte, böylece gönüllülük faaliyetlerinde yer alma noktasında motivasyonları artmaktadır. Ayrıca üniversite ve iş başvurularında sosyal sorumluluk deneyimleri akranları arasında önemli bir fark yarattığı için gençler bu alanı kariyer sermayesi olarak da değerlendirmektedir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sosyal medya ‘göstermelik gönüllülük’ riskini de beraberinde getiriyor</strong></p>
<p>Sosyal medyanın gönüllülük üzerindeki etkisine değinen Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Sosyal medya gençlerin gönüllülük davranışlarını; farkındalık eşiğini düşürmek, eyleme kolay ve hızlı erişilebilirlik sağlamak, sosyal norm oluşturmak ve güçlü duygusal uyaranlar ortaya koymak suretiyle arttırabilmektedir ve bu sayede gençler yardım edecekleri kampanyaları çok daha hızlı duymakta, bağış linkleri, dijital imza kampanyaları, online eğitim projeleri gibi eylemlere daha çabuk erişilebilmektedirler. Video, kısa film, hikaye formatındaki içerikler gençlerin empati duygusunu harekete geçirerek olumlu davranışların artmasını da sağlamaktadır. Ancak sosyal medyadaki içerikler ‘göstermelik gönüllülük’  (slacktivizm) riskini de beraberinde getirmektedir. Örneğin; ‘beğen’, ‘paylaş’, ‘story at’ gibi yüzeysel davranışlar gerçek gönüllülüğün yerini alabilmekte ve beğeni, görünürlük, takipçi kazanma gibi dışsal motivasyonlar gönüllü davranışını gerçekçi olmaktan uzaklaştırmaktadır. Sosyal sorumlulukla ilgili paylaşım yapan bazı gençler ise ‘ben görevimi yaptım’ düşüncesiyle sahadaki gerçek gönüllülükten uzak kalmaktadır.”</p>
<p><strong>Deprem ve afetler gönüllüğü dönüştürüyor</strong></p>
<p>Deprem ve afet gibi kriz dönemlerinin gönüllülük hareketlerini dönüştürdüğünü vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, “Kriz dönemleri gönüllülük motivasyonlarının hem artmasını hem de yeniden şekillenmesini sağlamaktadır. Böyle önemli dönemlerde bireylerin toplumsal dayanışma ihtiyacı artmaktadır. Deprem, sel, yangın gibi afetler toplumun ‘birlik olma’ düşüncesini, empati ve sorumluluk duygusunu aktifleştirmektedir.  Krizler somut ve hızlı destek ihtiyacı oluşturduğu için gençlerde ‘ihtiyacı olan kişilerin yardımına koşma ve yanında olma’ davranışını arttırmaktadır.” dedi.</p>
<p>Kriz dönemlerinde gönüllülük davranışının daha profesyonel hale geldiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, “Belediyeler, AFAD, sivil toplum kuruluşları gibi kurumlarla koordinasyon gerçekleşmektedir.  Kurumsal güven önem kazanmakta ve gençler şeffaf kurumları tercih etmektedirler. Özellikle doğal afetlerde travmatik deneyimler yaşayan gençler gönüllülük davranışının sürdürülebilir olması ve sosyal sorumluluk projelerinin yaygınlaşması yönünde davranış sergilemektedirler.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijital gönüllük sahayı destekliyor</strong></p>
<p>Dijital gönüllülüğün sahadaki gönüllülüğü desteklediğini de ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Dijital gönüllülük, sahadaki gönüllülüğün yerine geçemez ama onu tamamlar ve dönüştürür. Dijital gönüllülüğün bu noktadaki olumlu etkilerini şu şekilde sıralayabiliriz. Herhangi bir nedenle evinden çıkamayan, öğrenci olan veya uzakta yaşayan gençler için erişilebilirliğin artırılmasına katkı sunabilir. Uzmanlık temelli destek sağlayarak; akademik mentorluk, çeviri, içerik üretimi gibi katkılar ile yeni gönüllülük türlerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Veri analizi, sosyal medya yönetimi, kampanya tasarımı gibi dijital beceriler ile saha ekiplerine destek olarak saha organizasyonunu güçlendirebilir. Dijital kampanyalar sayesinde çok daha geniş kitlelere ulaşılabilir ve bu durum bağış toplama gücünü arttırabilir.”</p>
<p><strong>Saha çalışmaları daha yoğun emek gerektiriyor</strong></p>
<p>Dijital gönüllülük konusunda dikkat edilmesi gereken etkilere de işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Fatma Turan, “Bu etkileri şu şekilde sıralayabiliriz. Bazı gençlerde online destek yeterlidir<em> </em>algısının oluşması sonucu sahadan kopma ve ayrı kalma riski ortaya çıkabilir. Dijital ortam, gerçek temasın dönüştürücü etkisini taşımayabilir ve bu durum duygusal mesafe oluşmasına neden olabilir. Saha çalışmaları daha yoğun emek gerektirirken dijital içerik daha fazla görünür olabilir; bu da emek görünürlüğünün azalmasına neden olarak motivasyonun azalmasına neden olabilir. Dünyayı güzelleştirmenin yolunun gönüllülük çalışmalarından geçtiğini belirtmek istiyorum.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/afetler-ve-iklim-krizi-genc-gonullulugunu-tetikliyor-596601">Afetler ve iklim krizi, genç gönüllülüğünü tetikliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler iklim krizini doğada ele aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gencler-iklim-krizini-dogada-ele-aldi-595607</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Nov 2025 16:38:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aldı]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[doğada]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[krizini]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595607</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen “İklim Krizi ve Doğa Etkinliği”, gençleri doğayla buluştururken, atölye çalışmaları ile farkındalıklarına da katkı sağladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-iklim-krizini-dogada-ele-aldi-595607">Gençler iklim krizini doğada ele aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen “İklim Krizi ve Doğa Etkinliği”, gençleri doğayla buluştururken, atölye çalışmaları ile farkındalıklarına da katkı sağladı. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen söyleşide de Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş, çevre ve iklim konusundaki çalışmalarını aktardı.</p>
<p>Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi ve Bir Bulut Olsam Derneği iş birliğinde Nilüfer Belediyesi Fadıllı Havacılık ve Doğa Sporları Merkezi’nde düzenlenen “İklim Krizi ve Doğa Etkinliği”, gençlerin çevre bilincini artırmayı hedefledi. Etkinlikte doğada keyifli vakit geçiren, takım oyunları oynayan ve geri dönüştürülebilir malzemelerden kukla yapan gençler, sonrasında Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş ile gençlik ve iklim odağında kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>ATIK YÖNETİMİNDE ÖNCÜ ADIMLAR</strong></p>
<p>Söyleşide, gençlerin en çok merak ettiği konulardan biri olan atık yönetimi hakkında bilgiler veren Güleş, Nilüfer Belediyesi’nin bu konuda öncü olduğunu ve henüz mevzuat çıkmadan ambalaj atıklarını çöpten ayrı topladığını vurguladı. Geri dönüştürülebilir atıkların toplanma sürecine değinen Güleş, atıkların karışık olarak toplanmasına rağmen daha sonra Toplama Ayırma Tesisi’ne gönderildiğini belirtti. Güleş, bu tesiste cam, kağıt, plastik ve metallerin kategorilerine göre ayrıldığını, her malzemenin farklı alıcısı ve dönüştürücüsü olduğunu ifade etti.</p>
<p>Nilüfer Belediyesi Atık Getirme Merkezi’nin, 2020 yılından bu yana Alaaddinbey Ek Hizmet Binası kampüsünde faaliyet gösterdiğini söyleyen Güleş, “Bu merkezde, tekstil atıkları, elektronik atıklar, pil ve akümülatörler, tıbbi atıklar, atık motor yağları ve atık bitkisel yağlar dahil 14 ayrı türde atık ayrı toplanarak, lisanslı firmalar aracılığıyla kontrollü bir şekilde bertaraf ediliyor” dedi.</p>
<p><strong>BİTKİSEL ATIK YAĞLARA DİKKAT ÇEKTİ</strong></p>
<p>Özellikle bitkisel atık yağların çevreye verdiği zararlara dikkat çeken Güleş, kullanılmış bitkisel yağların lavaboya dökülmesinin, kanalizasyon sistemlerini tıkayarak büyük maliyetlere yol açtığını kaydetti. Toprağa karışmasının ise yeraltı sularını kirlettiğini ve yangınlara sebep olduğunu anlatan Güleş, su ortamına dökülen yağların, suyun üzerini kaplayarak oksijen transferini engellediğini ve su altındaki canlı yaşamını bitirdiğini ifade etti. Güleş, lisanslı firmalar tarafından toplanan atık yağların daha çevreci bir yakıt olan biyodizele dönüştürüldüğünü de sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>İKLİM KRİZİ VE ULUSLARARASI HEDEFLER</strong></p>
<p>Artık kullanılan kavramın “iklim değişikliği” değil, sonuçları itibarıyla günlük yaşamı doğrudan etkileyen bir “iklim krizi” olduğunu vurgulayan Güleş, krizin su yoksunluğu, yangınlar, sel ve fırtına gibi aşırı hava olayları olarak kendini gösterdiğini anlattı. Uluslararası hedefin, küresel sıcaklık artışının sanayi devrimi öncesine göre 1,5 derece ile sınırlanması olduğunu hatırlatarak, bunun için fosil yakıtlardan çıkılması, ulaşım metotlarının gözden geçirilmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvik edilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>GERİ DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI</strong></p>
<p>Nilüfer Belediyesi’nin geri dönüşüm konusundaki çalışmalarından da bahseden Güleş, belediyenin pazarlardan toplanan sebze, meyve atıkları ile hizmet binalarından çıkan çay ve kahve posalarını kullanarak kompost tesisi işlettiğini kaydetti. Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün budama atıklarından da kompost üretildiğini belirten Güleş, bu kompostun toprak kalitesini iyileştirip su tutma kapasitesini artırdığına dikkat çekti ve isteyen vatandaşlara ücretsiz olarak sunulduğunu ekledi.</p>
<p><strong>SORUNLARI İLETİN</strong></p>
<p>Konuşmasında gençlere önemli bir çağrı da yapan Güleş, sosyal medya ve dijital kanalları kullanarak, belediyeleri çalıştırmalarını söyledi. Çevrelerinde gözlemledikleri sorunları ilgili kurumlara iletmelerini tavsiye eden Güleş, yerel yöneticilerin bu taleplere büyük önem verdiğini de sözlerine ekledi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-iklim-krizini-dogada-ele-aldi-595607">Gençler iklim krizini doğada ele aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akıllı bir telefon için 12 bin litreden fazla su tüketiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akilli-bir-telefon-icin-12-bin-litreden-fazla-su-tuketiliyor-592273</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 09:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[12]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[litre]]></category>
		<category><![CDATA[litreden]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sanayi]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller hem bölgesel hem ulusal ölçekte yaşanan su krizini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-bir-telefon-icin-12-bin-litreden-fazla-su-tuketiliyor-592273">Akıllı bir telefon için 12 bin litreden fazla su tüketiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller hem bölgesel hem ulusal ölçekte yaşanan su krizini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Su krizi sadece çevresel bir sorun değil</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, suyun tüm canlıların en temel ihtiyaçlarından ve yapıtaşlarından biri olduğunu dile getirerek, “Geçtiğimiz yaz aylarında artan sıcaklıklar, kuraklık ve iklim değişikliği etkisiyle ortaya çıkan düzensiz yağış rejimi, bu aylarda artan su ihtiyacıyla birlikte ülkemizin birçok bölgesinde ciddi bir su krizine yol açtı. Bu kriz yalnızca çevresel bir sorun değil; aynı zamanda halk sağlığını, gıda güvenliğini ve ekonomik istikrarı tehdit eden bir boyut da kazandı. Özellikle ülkemizdeki su kaynakları ve nüfusun değişken bir yapıda olması su kaynaklarının az, nüfusun yüksek olduğu bölgelerde büyük su sıkıntılarının yaşanmasına yol açıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Dünya nüfusunun yüzde 25’i güvenli ve temiz suya tam anlamıyla erişemiyor</strong></p>
<p>İçme suyundaki azalmanın, özellikle suyun kalitesinin düşmesi ve hastalık yapma riski barındıran bazı mikroorganizmaların daha kolay çoğalabilmesi nedeniyle ciddi sağlık riskleri meydana getirdiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Yeterli ve temiz suya erişim sağlanamadığında bulaşıcı hastalıklar artmakta, hijyen koşulları bozulmakta ve toplumun genel sağlığı olumsuz etkilenmektedir. Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik rahatsızlığı olan bireyler bu süreçten daha ağır etkilenmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre günümüzde hala dünya nüfusunun yüzde 25’i yani dörtte biri güvenli ve temiz suya tam anlamıyla erişememektedir. Bu durum DSÖ verilerine göre yılda 1 milyondan fazla insanın hayatını kaybettiğini ortaya koymaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Su tüketiminin büyük bir bölümü sanayi ve tarım alanında gerçekleşiyor</strong></p>
<p>Su sıkıntısının gündelik hayatta olduğu gibi tarımsal ve sanayi üretiminde de önemli ihtiyaçlar arasında yer aldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Ülkemizde ve dünyanın pek çok ülkesinde su tüketiminin büyük bir bölümü sanayi ve tarım alanında gerçekleşmektedir. Su kıtlığı, tarımsal üretimin azalmasına ve ürün verimliliğinin düşmesine yol açmaktadır. Bu durum gıda fiyatlarının artmasına, ithalat bağımlılığının yükselmesine ve gıda güvenliğinin zayıflamasına neden olabilir. Sanayide yaşanacak su sıkıntısı ise üretim maliyetlerini artırarak ekonomi üzerinde doğrudan olumsuz etki yapmaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bir akıllı telefonun üretim süreçlerinde 12.000 litreden fazla su tüketiliyor</strong></p>
<p>Sadece ülkemizde değil, içerisinde bulunduğumuz coğrafyada da pek çok ülkenin su sıkıntısı yaşadığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, şöyle devam etti:</p>
<p>“Yapılan çalışmalar Akdeniz ve Ortadoğu ülkelerinin iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yüzden vatandaşlarımıza sadece su sıkıntısının en üst düzeyde olduğu yaz aylarında değil, yılın tamamında suyun korunması ve tasarruflu kullanımı noktasında önemli görevler düşmektedir. Bu görevler arasında doğrudan kullandıkları günlük su kullanımını olabildiğince azaltmaları yanında satın aldıkları her üründe dolaylı olarak su tükettiklerinin bilincinde olmaları gerekmektedir. Günümüzde büyük şehirde yaşayan bir kişinin doğrudan su tüketimi kabaca günlük 200 litre seviyesindedir. Ancak aynı kişinin ortalama günlük dolaylı su tüketimi 4 bin litrenin üzerinde olabilir. Örneğin satın aldığınız bir akıllı telefonun üretim süreçlerinde 12 bin litreden fazla su tüketilmektedir. Bu açıdan bakıldığında tüketim alışkanlığını değiştirmek yılda milyonlarca litre su tasarrufuna sebep olabilir. Bu yapılan günlük su tasarrufların yanı sıra yağmur suyu hasadı gibi küçük ama etkili uygulamalara yönelinmesi, tarımda modern sulama yöntemlerinin desteklenmesi de kritik önem taşımaktadır.”</p>
<p><strong>Su kaynaklarının azalması, ekosistemlerde geri dönüşü zor tahribatlar yaratıyor</strong></p>
<p>Eğer su krizine karşı etkili önlemler alınmazsa, ülke genelinde hem çevre sağlığı hem de ekonomik yapının ağır darbe alabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “Su kaynaklarının azalması, ekosistemlerde geri dönüşü zor tahribatlar yaratırken; tarım ve sanayideki aksaklıklar işsizlikten enflasyona kadar pek çok olumsuz ekonomik etkiyi beraberinde getirecektir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bazı barajlarda suyun bitmesi su krizinin somut göstergesi</strong></p>
<p>Bazı barajlarda suyun tamamen bitmesinin, su krizinin somut bir göstergesi olarak kabul edilebileceğini de ifade eden Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, “İçme suyu kaynakları açısında sınırda olan illerimize altyapı yatırımlarına hız verilmesi ve halkın ihtiyaç duyacağı suyun garanti altına alınması gerekiyor. Belediyeler, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının vatandaşları bilinçlendirme konusunda daha etkin adımlar atması gerekmektedir. Eğitim kampanyaları, tasarruf yöntemlerinin tanıtımı ve toplumun su yönetimi süreçlerine katılımı, bu sürecin en önemli parçalarıdır. Dönemsel olarak kurumaya yüz tutan pek çok gölümüzde yıllık ortalama su seviyeleri neredeyse %50 seviyelerinin üzerine çıkan azalma gösterdi. İklim değişikliği, artan nüfus ve yanlış su politikaları göz önünde bulundurulduğunda, sürdürülebilir su yönetimi artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir. Eğer bugünden adım atılmazsa, su kıtlığı sadece bölgesel değil, ülke çapında ciddi bir kriz haline gelecektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-bir-telefon-icin-12-bin-litreden-fazla-su-tuketiliyor-592273">Akıllı bir telefon için 12 bin litreden fazla su tüketiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de iklim krizi odağında Tek Sağlık Sempozyumu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-iklim-krizi-odaginda-tek-saglik-sempozyumu-588836</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 19:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Belirten]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[odağında]]></category>
		<category><![CDATA[Şadi Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588836</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi ve Tek Sağlık Platformu iş birliğiyle düzenlenen 3. Nilüfer Tek Sağlık Sempozyumu’nda, insan, hayvan ve doğanın geleceği “iklim krizi” odağında masaya yatırıldı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-iklim-krizi-odaginda-tek-saglik-sempozyumu-588836">Nilüfer&#8217;de iklim krizi odağında Tek Sağlık Sempozyumu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi ve Tek Sağlık Platformu iş birliğiyle düzenlenen 3. Nilüfer Tek Sağlık Sempozyumu’nda, insan, hayvan ve doğanın geleceği “iklim krizi” odağında masaya yatırıldı. Sempozyumda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Nilüfer’de tek sağlık yaklaşımını, yaşamın her alanına yansıyan bir değer olarak görüyoruz” dedi.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyesi ve Tek Sağlık Platformu iş birliğiyle bu yıl üçüncüsü düzenlenen Nilüfer Tek Sağlık Sempozyumu, 3 Kasım Dünya Tek Sağlık Günü’nde Nâzım Hikmet Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Bursa&#8217;daki sağlık meslek odalarının da desteklediği sempozyumda, iklim krizinin insan, hayvan ve çevre sağlığı üzerindeki etkileri masaya yatırıldı.</p>
<p>Sempozyuma Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş, Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Vet. Hekim Melike Baysal, Bursa Dişhekimleri Odası Başkanı Dr. Dt. Kerem Turgut Atasoy’un yanı sıra Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, akademisyenler, sivil toplum ve kamu kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı.</p>
<p><b>BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: “TEK SAĞLIK BİR ZORUNLULUKTUR”</b></p>
<p>Programın açılış konuşmasını yapan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, iklim krizinin insan, hayvan ve çevre sağlığını doğrudan etkilediğini vurguladı. Nilüfer Belediyesi olarak tek sağlık yaklaşımını kentin temellerine işlediklerini belirten Başkan Özdemir, “Bir kentin gerçekten sağlıklı olabilmesi için, insanın, hayvanın ve doğanın düşünülmesi bir seçenekten öte artık bir zorunluluktur. Nilüfer Belediyesi olarak biz de bu bilinçle hareket ediyoruz” dedi.</p>
<p><b>“KARBON EMİSYONLARINI AZALTMA TAAHHÜDÜ VERDİK”</b></p>
<p>İklim krizi karşısında yerel yönetimlerin somut eylemlerle öncü olması gerektiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi’nin ‘Başkanlar Sözleşmesi’ni imzalayarak 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 40 azaltma taahhüdü verdiğini hatırlattı. Bu kapsamda kurulan 8 güneş enerji santrali ile kendi enerjilerini ürettiklerini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Bu sayede 2024 yılında bin 100 tondan fazla karbon salımını önleyerek, 4 milyon liranın üzerinde tasarruf sağladık” bilgisini verdi.</p>
<p>Dirençli kentin aynı zamanda nefes alan bir kent olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer’in 421 parkı ve kişi başına düşen 12 metrekareyi aşan yeşil alan miktarıyla örnek bir şehir olduğunu belirtti. Kent Bostanları, Hasanağa Gıda Merkezi, 200 kilometreye yaklaşan bisiklet yolları ve elektrikli araç filosu gibi projelerle sıfır emisyon hedefine adım adım ilerlediklerini söyledi.</p>
<p><b>“DOĞANIN SESİNİN YANKILANDIĞI BİR KENT”</b></p>
<p>Başkan Şadi Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı: “Tüm bu çalışmalar, Nilüfer’i insan, hayvan ve doğa refahını birlikte düşünen gerçek bir tek sağlık kenti haline getirmek için. Bu yüzden bilimin ışığında, dayanışma ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.”</p>
<p>Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş ise iklim değişikliğine karşı mücadelenin aynı zamanda bir halk sağlığı mücadelesi olduğunu vurguladı. Artan sıcaklıklar, kuraklık, sel ve orman yangınlarının hem çevreyi hem de insan sağlığını doğrudan etkilediğini belirten Güleş, birlikte hareket etmenin önemine dikkat çekti.</p>
<p><b>MESLEK ODALARINDAN ORTAK ÇAĞRI</b></p>
<p>Koronavirüs salgını ve doğal afetlerde tek sağlık bakış açısının eksikliğini gördüklerini belirten Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş da, karar vericilerin bu konuda yeni bir paradigma yaratması gerektiğini söyledi. Binbaş, tarım, doğa, çevre, hayvan ve insanla hareket edilmeden gerçek sağlığa ulaşılamayacağını vurguladı.</p>
<p>Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Vet. Hekim Melike Baysal ise tek sağlık yaklaşımının geleceği kurtarmanın en bilimsel yolu olduğunu belirtti. Baysal, “Hayvan sağlığını kapsamayan hiçbir yaklaşımın sürdürülebilir olmadığını bilmeliyiz. Bugün dünya, bilim insanlarının 6’ncı yok oluş olarak tanımladığı bir süreçten geçiyor. Çocuklarımızı sağlıklı bir dünyada yaşatmak istiyorsak, hayvanların yaşam hakkını ve ekosistemin bütünlüğünü korumak zorundayız” dedi.</p>
<p>İklim krizinin artık uzak bir tehdit olmadığını, susuzluk ve hava kirliği ile hastaların sağlığında dahi gözlemlendiğini belirten Bursa Diş Hekimleri Odası Başkanı Dr. Dt. Kerem Turgut Atasoy da, “Sağlıklı bir toplum ancak sağlıklı bir gezegende var olabilir. Ortak sorumlulukla atılacak her adım büyük bir dönüşümün başlangıcı olacaktır” diye konuştu.</p>
<p>İklim değişikliğinin bulaşıcı hastalıkların yayılma hızını artırdığına dikkat çeken Bursa Eczacı Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ecz. Gökçenay Derebaşı Hanlı da, afet sonrası ilaç ve tıbbi malzeme yönetiminde eczacıların kritik rol oynadığını belirtti. Gökçenay Derabaşı Hanlı, Bursa Eczacı Odası’nın AFAD ve UMKE ile koordineli çalıştığını söyleyerek, afet durumlarında ilaç, tıbbi ve medikal malzeme tedariki sağladığını sözlerine ekledi.</p>
<p><b>UZMAN İSİMLER TEK SAĞLIĞI KONUŞTU</b></p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından sempozyumda oturumlara geçildi. Birinci oturumda, Bursa Uludağ Üniversitesi’nden (BUÜ) Doç. Dr. Yasemin Kaya, Bursa Teknik Üniversitesi’nden (BTÜ) Doç. Dr. Ebru Kamacı Karahan ve Nilüfer Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürü Emrah Aslan, Nilüfer Belediyesi Plan ve Proje Müdürü Sinan Sarıbal moderatörlüğünde “Kentsel Dirençlilik” konusunu ele aldılar. Nilüfer Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Vet. Hekim Sanem Çetiner moderatörlüğünde “Riskler ve Gelecek” başlığıyla düzenlenen ikinci oturumun konukları ise Türkiye Tek Sağlık Girişimi Kurucu Üyesi Vet. Hekim Adnan Serpen ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ali Osman Karababa oldu. Program, Prof. Dr. Alpaslan Türkkan’ın sonuç bildirgesini okumasıyla sona erdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-iklim-krizi-odaginda-tek-saglik-sempozyumu-588836">Nilüfer&#8217;de iklim krizi odağında Tek Sağlık Sempozyumu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Gizli kalp krizi&#8217; hiç belirti vermeden görülebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gizli-kalp-krizi-hic-belirti-vermeden-gorulebiliyor-586263</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 08:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[Göğüs Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[görülebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hiç]]></category>
		<category><![CDATA[İskemi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[vermeden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586263</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, sessiz iskemi olarak da bilinen, göğüs ağrısı gibi belirti vermeden ilerleyebilen kalp krizleri ile bu durumun riskleri ve fark edilme yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-kalp-krizi-hic-belirti-vermeden-gorulebiliyor-586263">&#8216;Gizli kalp krizi&#8217; hiç belirti vermeden görülebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, sessiz iskemi olarak da bilinen, göğüs ağrısı gibi belirti vermeden ilerleyebilen kalp krizleri ile bu durumun riskleri ve fark edilme yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bazı kalp krizleri hissedilmeyebiliyor!</strong></p>
<p>Gizli kalp krizinin, sessiz iskemi olarak da değerlendirildiğini aktaran Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Bir kalp krizi oluştuğunda, normal şartlar altında, çoğu insanda göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi belirtiler ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Bu durumun, bayılma, şuur kaybı veya ani kalp durmasına da neden olabileceğini kaydeden Prof. Dr. Baltalı, “Ancak bazı vakalarda bunların hiçbiri görülmez. Kişi normal ayakta kalp krizini geçirir ve herhangi bir sıkıntı veya şikâyet hissetmez.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sessiz iskemi çoğunlukla EKO veya EKG çekildiğinde fark edilebiliyor </strong></p>
<p>Normal kalp krizinde şiddetli göğüs ağrısı görüldüğünü hatırlatan Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Bu ağrı, çoğunlukla sola kola veya alt çeneye yayılır. Ancak sessiz, gizli kalp krizinde veya sessiz iskemi olarak adlandırılan durumda, bu belirtilerin hiçbiri görülmez.” dedi.</p>
<p>Kişinin tüm bu süreci fark etmeden, normal hayatını sürdürebildiğini ifade eden Prof. Dr. Baltalı, şunları söyledi:</p>
<p>“Sessiz iskemi çoğunlukla bir EKO veya EKG çekildiğinde fark edilebilir. Sessiz iskeminin görülme sıklığı oldukça yüksektir. Çok seyrek bir hadise değildir ve yaklaşık yüzde 20 civarında görülür. Sessiz iskemi, şikâyeti olmayan bir durumdur. Peki, iskemi nedir? İskemi, kalbin ihtiyacı olan kan veya oksijenin, damarlardaki darlık veya tıkanıklık nedeniyle yeterince ulaşamamasıdır. Bir iş yaparken, yürürken veya koşarken kalp pompalama görevini yerine getirir. Eğer kalbin ihtiyacı olan kan veya oksijen yeterince ulaşamazsa, iskemi oluşur ve bu durum daha sonra göğüs ağrısı veya diğer belirtilerle kendini gösterebilir.”</p>
<p><strong>En ayırt edici özelliği göğüs ağrısının olmaması! </strong></p>
<p>Sessiz iskeminin en sık görüldüğü hasta grubunun, şeker hastaları olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Şeker hastalarında sinirler zarar görebilir ve bu nedenle kişiler herhangi bir belirti hissetmeyebilir.” dedi.</p>
<p>Sessiz iskemi esnasında kişinin normal yaşamına devam edebildiğini aktaran Prof. Dr. Baltalı, “Ancak kalp pompalama fonksiyonu bozulduğunda, kalp yetmezliği ortaya çıkabilir ve bu durum nefes darlığı, çarpıntı gibi diğer bulgularla kendini gösterebilir. Sessiz iskeminin en ayırt edici özelliği göğüs ağrısının olmamasıdır. Kişi üç kat merdiven çıktıktan veya birkaç basamak çıktıktan sonra nefes darlığı hissedebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sessiz iskemi, normal göğüs ağrısı olan vakalardan çok daha tehlikeli olabilir! </strong></p>
<p>Sessiz iskemi veya gizli kalp krizinde asıl araştırılması gerekenin, iskeminin veya kriz varlığının tespit edilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Bu durumda risk faktörlerine dikkat etmek gerekir. Şeker, tansiyon, sigara ve kolesterol kontrolü, sağlıklı beslenme ve düzenli kontroller önemlidir. Bu sayede iskemiye karşı uyanık olunur ve farkındalık sağlanır.” dedi.</p>
<p>Sessiz iskeminin tehlikeli bir durum olduğunun altını çizen Prof. Dr. Baltalı, “Normal göğüs ağrısı ile ortaya çıkan kalp krizlerinde, kişi hemen hastaneye başvurur ve müdahale edilir. Ancak sessiz iskemide bu durum gerçekleşmez ve bu açıdan sessiz iskemi, normal göğüs ağrısı olan vakalardan çok daha tehlikeli olabilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-kalp-krizi-hic-belirti-vermeden-gorulebiliyor-586263">&#8216;Gizli kalp krizi&#8217; hiç belirti vermeden görülebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Minik ressamlardan anlamlı mesaj: Suyumuzu koruyalım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/minik-ressamlardan-anlamli-mesaj-suyumuzu-koruyalim-584683</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 08:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anlamlı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[koruyalım]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[minik]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[ressamlardan]]></category>
		<category><![CDATA[suyumuzu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584683</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi’nin kuraklık ve su krizine dikkat çekmek için düzenlediği İklim Krizinde “Su” temalı resim yarışmasında dereceye giren çocuklara ödüllerini Belediye Başkanı Ünal Işık verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/minik-ressamlardan-anlamli-mesaj-suyumuzu-koruyalim-584683">Minik ressamlardan anlamlı mesaj: Suyumuzu koruyalım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi’nin kuraklık ve su krizine dikkat çekmek için düzenlediği İklim Krizinde “Su” temalı resim yarışmasında dereceye giren çocuklara ödüllerini Belediye Başkanı Ünal Işık verdi. Yarışmaya katılan çocukların çizdiği 47 resim, düzenlenen sergiyle sanatseverlerin beğenisine sunuldu.</p>
<p>Gaziemir Belediyesi, iklim krizi nedeniyle yaşanan kuraklık ve su sorununa dikkat çekmek, genç kuşakların bu sorunun önemini kavramaları amacıyla 8-10 yaş aralığındaki çocuklar için resim yarışması düzenledi. İklim Krizinde “Su” temasıyla düzenlenen yarışmaya katılanların resimleri, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Derya Dizman Kayar, Resim Eğitmeni Çiçek Şahinkaya ve çevre mühendislerinden oluşan kurul tarafından değerlendirildi. Yapılan değerlendirme sonucunda Melis Küçük birinci, Kumsal Göksu ikinci, Lina Güngör üçüncü oldu.</p>
<p>Yarışma sonuçlarının ilan edilmesinin ardından yarışmaya katılan öğrencilerin 47 eseri, Gaziemir Belediyesi Hizmet Binasının zemin katında düzenlenen sergiyle sanatseverlerle buluştu. Sergi; Belediye Başkanı Ünal Işık, belediye meclis üyeleri, birim müdürleri ve yarışmaya katılan çocuklar ile ailelerinin katıldığı törenle açıldı. Yarışmaya katılan çocukları tebrik eden Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, dereceye giren çocuklara da ödüllerini takdim etti. Sergideki resimleri tek tek inceleyen Belediye Başkanı Ünal Işık, çocuklardan çizimleri hakkında bilgi aldı.</p>
<p>Sergiye katıldıkları için öğrencilere, öğretmenlere ve ailelerine teşekkür eden Belediye Başkanı Ünal Işık, “Suyun önemini hepimiz çok iyi biliyoruz. Korumamız gereken doğal kaynaklarımızın en başında su geliyor. Susuz bir yaşamın olmayacağını hepimiz biliyoruz. Çocuklarımızın çizdikleri resimleri görünce çok etkilendim. Ülkemizi ve dünyamızı yönetenler, suyun nasıl korunması gerektiğine çocukların gözüyle bakarsa başarılı olacağımızı düşünüyorum. İklim değişikliğiyle birlikte yaşanan su krizi, suyun ne kadar değerli olduğunu bir kez daha bize gösteriyor. Hiç zaman kaybetmeden suya gereken değeri vermeli ve suyumuzu korumak için adım atmalıyız. Ailelerine ve öğretmenlerine, çocuklarımıza su bilinci kazandırdıkları için teşekkür ediyorum. Bu bilinçle büyüyen çocuklarımızın suyun daha verimli, daha dikkatli kullanılması ve her insanın temiz suya ulaşması için gerekli katkıları koyacağına inanıyorum” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/minik-ressamlardan-anlamli-mesaj-suyumuzu-koruyalim-584683">Minik ressamlardan anlamlı mesaj: Suyumuzu koruyalım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İEKKK&#8217;da su krizi masaya yatırıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iekkkda-su-krizi-masaya-yatirildi-584665</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 08:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baraj]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[ekkk]]></category>
		<category><![CDATA[inovasyon]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kurul]]></category>
		<category><![CDATA[masaya]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[yatırıldı]]></category>
		<category><![CDATA[yoğun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584665</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu'nun (İEKKK) 139'uncu toplantısında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, iklim krizi ve kuraklıkla mücadelede öncelikli yapılacakları sıraladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iekkkda-su-krizi-masaya-yatirildi-584665">İEKKK&#8217;da su krizi masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu&#8217;nun (İEKKK) 139&#8217;uncu toplantısında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, iklim krizi ve kuraklıkla mücadelede öncelikli yapılacakları sıraladı. 2000&#8217;li yıllarda İzmir&#8217;in uzun vadeli içme suyu ihtiyacını karşılamak için DSİ tarafından planlanan Düvertepe Barajı&#8217;nın en kısa sürede mutlaka yapılması gerektiğinin altını çizen Başkan Tugay, tarım ve hayvancılıkta su tüketiminin düşürülmesi için acil şekilde hükümet tarafından önlem alınması gerektiğini söyledi.</p>
<p>İzmir Ekonomik Kalkınma ve Koordinasyon Kurulu&#8217;nun (İEKKK) 139&#8217;uncu toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay&#8217;ın ev sahipliğinde Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi&#8217;nde (AASSM) yapıldı. İEKKK Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer&#8217;in açılış konuşmasıyla başlayan toplantıda, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Dalya Hazar, geçtiğimiz 10-11 Ekim&#8217;de yapılan Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Su Yönetim ve Kuraklıkla Mücadele Stratejileri Paneli, İzmir İş Kadınları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Özden Erten, Medsparc Uluslararası İş Zirvesi hakkında kurul üyelerine bilgi verdi. Son olarak İzmir Ticaret Odası Genel Koordinatörü Pınar Barış Karayılanoğlu ise İzmir Meets Teknoloji ve İnovasyon 2025 ile ilgili sunum yaptı. İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, baraj dolulukları hakkında bilgi verirken, Tahtalı Barajı&#8217;nda da suyun bitme noktasına geldiğini kaydetti. Erdoğan, suyla ilgili planlarını hiç yağış olmayacak gibi yaptıklarını ifade etti. Toplantıda mevcut kurulun ve çalışma grubu üyelerinin bir yıl daha çalışmalarına devam etmesi kararlaştırıldı.</p>
<p><strong>Başkan Tugay kuraklıkla mücadelede planlamaya işaret etti</strong></p>
<p>Toplantının açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, iklim krizi ve kuraklıkla mücadelede bilinçli su tüketiminin önemine vurgu yaptı. Suyun tarım ve özellikle İzmir&#8217;de büyükbaş hayvancılıkta fazla kullanıldığına dikkat çeken Başkan Tugay, “Hayvancılık bu kadar yoğun ve kontrolsüz şekilde yapıldığında bu bölgenin su kaynağını da, toprağını da maalesef yok ediyor. İzmir böyle bir sıkıntı yaşıyor. Alternatif gelir ve geçim kaynakları sunulmadıkça bunu yapmayın demek çok kolay bir şey değil. Tarım dışında suyun sanayide kullanımı yüzde 20 civarında. Geri kalan miktar da evlerde kullanılıyor. Biz tasarruftan bahsettiğimizde şehirde yaşayan insanların evlerinde yaptığı tasarruftan bahsediyoruz ama aslında gerçek tasarruf tarım ve hayvancılıkta olmalı. En acil ne yapılması gerekir diye düşünüyorsak bu alandaki tüketimi planlamak olmalı” dedi.</p>
<p><strong>“Yeni barajlar yapılmalı”</strong></p>
<p>Yeraltı ve yerüstü suları ile deniz suyunun arıtılması konularına değinen Başkan Tugay, “Deniz suyunun arıtılması maliyeti nedeniyle hep geleceğe ertelenen bir konu oldu. Bugünkü teknolojide üretilen su çok yüksek maliyetli olduğu için 4,5 milyon nüfuslu bir şehre bu şekilde su yetiştirebilmeniz gerçekten çok zor. En az 3 noktada proje yapalım, bir de  Manisa ile ortak yapalım diye de konuştuk. Bu gelecekte mutlaka yapılacaktır. İzmir&#8217;in 30-40 yıllık su ihtiyacını karşılamak için 2000&#8217;li yılların başında 3 baraj planlanmış. Bu barajlardan sadece Gördes yapılmış. Maalesef bu barajda da su tutulamıyor. Balıkesir&#8217;de yapılması planlanan Düvertepe ve Başlamış barajlarından biri yapılmış olsaydı şimdi kentimizin su sorunu olmayacaktı.  Çünkü bu bölge çok daha yoğun yağış alıyor. Düvertepe Barajı&#8217;nın mümkün olan en kısa zamanda yapılması gerekiyor. Bunun yanı sıra  ikinci olarak yapılabilecek şey tarımda su tüketimini azaltmayı sağlayacak önlemler almak. Bununla ilgili büyükşehir belediyelerinin yetkisi yok. Karar alamıyoruz, yaptırımımız olamıyor. Yapacağımız şey su kaynaklarını daha akılcı kullanmak, kayıp kaçakları olabildiğince azaltmak” dedi.</p>
<p><strong>“Su kayıp kaçak oranında İzmir Türkiye&#8217;nin en düşük şehirlerinden”</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de su kayıp kaçak oranı en düşük şehirlerden birinin İzmir olduğunu kaydeden Başkan Tugay, “Altyapı ile ilgili yoğun çalışmalar yapıyoruz. Her yere su götürüyoruz. Kayıp kaçak oranı merkezde, suyun daha yoğun kullanıldığı yerde çok düşük, yüzde 24&#8217;lerde. Bazı çevre ilçelerde, köylerde biraz daha yüksek oranlar var ama o bölgelerde yoğun bir şekilde şebeke yeniliyoruz” diye konuştu.     </p>
<p><strong>“İnovasyonu anlayış ve kültür olarak benimsemeliyiz”</strong></p>
<p>İngiltere&#8217;de belediye başkanları ve belediye yetkilileri için özel olarak tasarlanmış ilk profesyonel liderlik ve yönetim programı olan Bloomberg LSE Avrupa Şehir Liderliği Girişimi&#8217;nin eğitim programına katıldığını belirten Başkan Tugay, programda inovasyon ve yerel demokrasi uygulamalarının görüşüldüğünü söyledi. İnovasyonun önemine değinen Başkan Tugay, “Hepimiz inovasyon kültürünün içinde olmak zorundayız. Bunu anlayış ve kültür olarak yerleştiremeyenler geri kalmaya mahkumlar ya da yeterince gelişememeye mahkumlar. İnovasyon yaptığınız işi daha iyi yapmak için ne yenilik yapmak gerektiğini keşfetme işi. İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin yönetişim şeklinde radikal değişiklikler yapacağız. Büyükşehir çalışanlarının inovasyon kültürünün bir parçası olması için çalışacağız” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iekkkda-su-krizi-masaya-yatirildi-584665">İEKKK&#8217;da su krizi masaya yatırıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fatih Ürek kalp krizi geçirdi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fatih-urek-kalp-krizi-gecirdi-584237</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 10:59:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[fatih]]></category>
		<category><![CDATA[geçirdi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[ürek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584237</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fatih Ürek son dakika sağlık durumu: Şarkıcı Fatih Ürek bu sabah evinde kalp krizi geçirdi. Hastaneye kaldırılan Ürek, yoğun bakıma alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fatih-urek-kalp-krizi-gecirdi-584237">Fatih Ürek kalp krizi geçirdi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>FATİH ÜREK SAĞLIK DURUMU NASIL?</h3>
<p>Şarkıcı Fatih Ürek bu sabah evinde kalp krizi geçirdi. Sağlık ekiplerinin müdahalesi ile duran kalbi çalıştırılan Ürek, hastaneye kaldırıldı. Tedavisi yoğun bakımda süren 59 yaşındaki şarkıcının durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.</p>
<h3>FATİH ÜREK KİMDİR?</h3>
<p>3 Nisan 1966 tarihinde Erzurum&#8217;da bir işçi ailesinin 4 çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Ailenin tek erkek çocuğu olan Fatih Ürek&#8217;in 3 kız kardeşi ve ablası vardır. Bir sucuk fabrikasından çalışan babası Şerafettin Ürek&#8217;in Bursa&#8217;ya taşınma kararı almasının ardından henüz 1 yaşında iken Bursa&#8217;ya giden Fatih Ürek&#8217;in çocukluk yılları Bursa&#8217;da geçti.</p>
<p>Genç yaşta ses sanatçısı olmaya karar veren Fatih Ürek bir süre Bursa&#8217;daki mekanlarda sahne aldıktan sonra İstanbul&#8217;a taşınma kararı aldı. 1989 yılında İstanbul’a taşınan Fatih Ürek, 1993&#8217;da ilk albümü olan &#8220;Yaktı Yaktı&#8221;yı çıkardı. Bu albümde Bülent Ersoy&#8217;un &#8220;Sefam Olsun&#8221; albümünde seslendirdiği aynı isimli şarkıya yeniden yorumlamış ve büyük ses getirmiştir. İkinci albümünü 1995 yılında &#8220;Sen İki Gözümsün&#8221; adıyla çıkaran Fatih Ürek, bu albümünde pop şarkılarının yanı sırasında klasik şarkılara da yer vermiştir.</p>
<p>Uzun yıllar albüm çalışması yapmayan Fatih Ürek, 2008 yılında çıkardığı &#8220;Sus&#8221; adlı albümü ile müzikal çalışmalarına kaldığı yerden devam etmiştir. 2011 yılında yeni bir albüm çalışmasına daha imza atan Fatih Ürek, bu albümde seslendirdiği &#8220;Hayde&#8221; ve &#8220;Yedi Tepe&#8221; şarkıları ile büyükk beğeni toplamıştır. Sevilen sanatçı özellikle kendine has giyim tarzı ve 2008 yılında seslendirdiği &#8220;Hadi Hadi&#8221; şarkısı ile akıllarda yer edinmiştir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fatih-urek-kalp-krizi-gecirdi-584237">Fatih Ürek kalp krizi geçirdi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: İklim krizi ile mücadeleye herkes destek vermeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-iklim-krizi-ile-mucadeleye-herkes-destek-vermeli-584209</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 10:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Müdür]]></category>
		<category><![CDATA[herkes]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kentler]]></category>
		<category><![CDATA[klim]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[mücadeleye]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584209</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ile Avrupa Komisyonu Çevre Genel Müdürlüğü Genel Müdür Vekili ve Avrupa Birliği (AB) İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu Yöneticisi Patrick Child İzmir İklim İçin Yurttaş Meclisi üyeleri ile bir araya geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-iklim-krizi-ile-mucadeleye-herkes-destek-vermeli-584209">Başkan Tugay: İklim krizi ile mücadeleye herkes destek vermeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ile Avrupa Komisyonu Çevre Genel Müdürlüğü Genel Müdür Vekili ve Avrupa Birliği (AB) İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu Yöneticisi Patrick Child İzmir İklim İçin Yurttaş Meclisi üyeleri ile bir araya geldi. İzmir’in düşük karbonlu şehir olması için çalıştıklarını söyleyen Tugay, iklim krizi ile mücadele çalışmalarına başta üniversiteler ve gençler olmak üzere toplumun her kesiminin destek vermesi gerektiği söyledi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Avrupa Komisyonu Çevre Genel Müdürlüğü Genel Müdür Vekili ve Avrupa Birliği (AB) İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu Yöneticisi Patrick Child’ı ağırladı. Başkan Tugay’ı makamında ziyaret eden Patrick Child, kente dair gözlemlerini anlattı. Tugay ve Child daha sonra İklim Yurttaş Meclisi üyeleri ile İzQ Girişimcilik Merkezi’nde bir araya gelerek Yurttaş Meclisi’nin oturumuna katıldı ve üyelerin sorularını yanıtladı.</p>
<p><strong>“Sizlerin sürece katıldığını görünce mutlu oluyorum”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim krizi ile mücadele çalışmalarını geniş bir alanda sürdürdüğünü, bu çalışmalardan birinin de İzmir İklim İçin Yurttaş Meclisi olduğunu ifade eden Tugay, İzmir’in AB üyesi kentler dışında “AB Şehirler Misyonu Etiketi” unvanını alan ilk kent olduğunu anımsattı. İzmir’in 2030 yılına kadar karbon nötr olma hedefini anlatan ve Yurttaş Meclisi’nin de bu anlamda çok önemli olduğunu aktaran Başkan Tugay, iklim krizi ile mücadeleye yönelik çalışmalarda belediyelerin yanı sıra başta üniversiteler ve gençler olmak üzere bireylerin, kurumların ve sivil toplum örgütlerinin de yer alması gerektiğine dikkat çekti.  Başkan Tugay, “İzmir’de 10 üniversite var. Buralarda da 200 bin civarında üniversite öğrencisi okuyor. Genç nüfusun bu konularda çalışması çok önemli. Yurttaş Meclisi’nde yer alan İzmirlilerin de bu sürece katıldığını görmek beni çok mutlu ediyor. Yurttaşları iklim politikalarına dahil eden ve iklim değişikliğiyle mücadelede örnek bir model oluşturan İzmir İklim İçin Yurttaş Meclisi projesi çok doğru bir çalışma. Türkiye’de ilk kez hayata geçirdiğimiz bu modelin başarısı, Türkiye&#8217;de yeni yurttaş meclislerinin kurulmasına öncülük edecektir” dedi.</p>
<p> <strong>“Kentler farklı, sorunlar ortak”</strong></p>
<p>Avrupa Komisyonu Çevre Genel Müdürlüğü Genel Müdür Vekili ve Avrupa Birliği (AB) İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu Yöneticisi Patrick Child, İzmir’de olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “İzmir büyük ve refah bir kent. Avrupa Komisyonu&#8217;nun iklimle mücadele konusundaki çağrısını kabul ederek AB üyesi kentler dışında misyon etiketini alan ilk kentlerden biri. Bu alanda öncülük yapması çok önemli. Yaptığım ziyaretlerde bu kentin iklim amaçlarına ne kadar bağlı olduğunu gördüm. Misyonun en güçlü yanı birbirimizden öğreniyor olmamız. Avrupa kentlerinde de iklim nötr için çalışmalar yapılıyor. Kentler farklı ama ortak sorunlar var. Yenilenebilir enerjiye geçiş gibi. Bunun çok güzel örneklerini de gördük” dedi.</p>
<p>İzmir Planlama Ajansı Başkanı (İZPA) Prof. Koray Velibeyoğlu da buluşmanın önemine değinerek, İzmir İklim İçin Yurttaş Meclis çalışmasının kente değer katacağını söyledi.</p>
<p><strong>İzmir’in düşük karbonlu şehir olma hedefine katkı sağlayacak</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi, yurttaşları iklim politikalarına dahil etmek ve iklim değişikliğiyle mücadelede örnek bir model oluşturarak “İzmir İklim İçin Yurttaş Meclisi” projesini hazırladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Yuva Derneği ve Hukuk Doğa ve Toplum Vakfı (HUDOTO) iş birliğiyle hayata geçirilen proje, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Sivil Katılım Projesi kapsamında destekleniyor. 50 kişiden oluşan ekibin yürüttüğü çalışmalar, 15 ay sürecek. Proje, İzmir’in düşük karbonlu ve iklim dirençli bir şehir olma hedeflerine katkı sağlayacak.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-iklim-krizi-ile-mucadeleye-herkes-destek-vermeli-584209">Başkan Tugay: İklim krizi ile mücadeleye herkes destek vermeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>40 Yaş Altı Kalp Krizi Hayati Riske Neden Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/40-yas-alti-kalp-krizi-hayati-riske-neden-olabilir-582790</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2025 11:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altı]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[riske]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582790</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda ileri yaş problemi olarak bilinen kalp krizi günümüzde gençlerde de sık görülmeye başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/40-yas-alti-kalp-krizi-hayati-riske-neden-olabilir-582790">40 Yaş Altı Kalp Krizi Hayati Riske Neden Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda ileri yaş problemi olarak bilinen kalp krizi günümüzde gençlerde de sık görülmeye başladı. 45 yaşın altındaki bireylerde ve ileri yaştaki hastalarda görülen kalp krizleri, rahatsızlığın seyri ve hayati riske neden olma oranları bakımından farklılık gösteriyor. İleri yaşta zamanla gelişen “kollateral” isimli yan damarlar kalp krizi durumunda hastayı bir süre de olsa koruyabiliyor. Ancak 45 yaş altındaki gençlerde bu damarlar henüz gelişmediği için olası bir kalp krizi hızlı bir şekilde ölümle sonuçlanabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Aycan Kavala, gençlerde görülen kalp krizlerinin nedenleri ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>“Gencim bana bir şey olmaz” demeyin</strong></p>
<p>Uzun yıllar boyunca kalp krizi ileri yaş hastalığı olarak bilindi. Ancak günümüzde tablo tamamen değişmiş durumda. Kalp krizine bağlı ölümler yalnızca yaşlılarda değil, genç yaşta da dikkat çekici biçimde artmaya başladı. Araştırmalar genç yaşta geçirilen kalp krizlerinin ölümle sonuçlanma oranının ileri yaşlarda geçirilen kalp krizine göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu durumun en temel nedeni, gençlerin riskleri ve belirtileri hafife almasıdır. “Ben gencim, bana bir şey olmaz” düşüncesi, kalbin en tehlikeli düşmanıdır. </p>
<p><strong>Yaşam biçiminizle kalbinizi yıpratmayın</strong></p>
<p>Sigara, düzensiz beslenme, aşırı stres, uykusuzluk, hareketsiz yaşam ve enerji içeceklerinin sık tüketimi, başta gençler olmak üzere tüm bireylerde kalbin yıpranmasına neden olur. Genetik yatkınlık, diyabet, yüksek kolesterol ve obezite ise tabloyu daha da ağırlaştırır. </p>
<p><strong>Bu belirtilere kulak vermek hayat kurtarır</strong></p>
<p>Kalp krizine neden olan bir başka önemli nokta ise farkındalık eksikliğidir. Gençlerde kalp krizi belirtileri genellikle “yorgunluk” ya da “mide rahatsızlığı” sanılarak göz ardı edilir. Oysa göğüste baskı hissi, sol kola yayılan ağrı, nefes darlığı, soğuk terleme ve ani halsizlik gibi sinyaller kalp krizinin açık habercisi olabilir. Bu belirtiler fark edildiğinde zaman kaybetmeden en yakın hastaneye başvurmak, çoğu zaman hayat kurtarır. Yaşam şeklimizde yaptığımız birkaç küçük değişiklikle kalp krizinden korunabiliriz. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, stres yönetimi, sigaradan uzak durmak ve düzenli sağlık kontrolleri kalp hastalıklarının önüne geçme konusunda büyük rol oynar. Ayrıca ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunan gençlerin, 20’li yaşlardan itibaren kardiyolojik taramalara başlaması gerekir. Çünkü kalbimiz yaşımıza değil, yaşam tarzımıza tepki verir. Kişi genç yaşta da olsa, kalbinin sesini dinleyerek yaşamınızı sürdürmelidir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/40-yas-alti-kalp-krizi-hayati-riske-neden-olabilir-582790">40 Yaş Altı Kalp Krizi Hayati Riske Neden Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Stres ve depresyon kalp krizi riskini artırıyor mu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/stres-ve-depresyon-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-579881</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2025 10:25:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp-Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579881</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, 29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında ruhsal sağlığın kalp-damar sağlığı üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-ve-depresyon-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-579881">Stres ve depresyon kalp krizi riskini artırıyor mu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, 29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında ruhsal sağlığın kalp-damar sağlığı üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ruh sağlığı ile kalp sağlığı arasında çift yönlü bir ilişki var! </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre, kalp ve damar hastalıklarının, dünya genelinde en yaygın ölüm ve engellilik nedenleri arasında yer aldığını hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2024 verilerine göre ise, ülkemizde gerçekleşen ölümler arasında yüzde 36 oranı ile kalp ve damar hastalıkları ilk sırada yer alıyor.” dedi.</p>
<p>Kalp-damar hastalıklarına yol açan pek çok farklı etken bulunduğunu ve bu etkenlerin kişiden kişiye değişebildiğini aktaran Aytop, “Fiziksel risk faktörlerine ek olarak, ruh sağlığı ile kalp sağlığı arasındaki ilişkinin de önemli olduğu bilimsel çalışmalarla destekleniyor. Depresyon, anksiyete ve kronik stres gibi psikolojik sorunlar, kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkma riskini artırabilir ve mevcut hastalıkların seyrini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca sosyal izolasyon, yetersiz sosyal destek ve yalnızlık gibi etkenler de hem kalp sağlığını hem de tedavi başarısını olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, kalp-damar hastalıkları fiziksel sınırlılıklar, sosyal ve iş yaşamında değişiklikler, maddi sıkıntılar ve belirsizlikler gibi etkenler aracılığıyla depresyon ve anksiyete gelişimine zemin hazırlayabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Depresyon, kalp-damar hastalıkları riskini hem doğrudan hem de yaşam tarzı üzerinden artırıyor! </strong></p>
<p>Ruhsal iyilik hâlinin hem kalp-damar hastalıklarından korunmada hem de tedavi sürecine uyum sağlamada olumlu katkılar sağladığının bilindiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Kalp sağlığının yerinde olması da ruhsal iyiliği destekler. Bu nedenle, kalp sağlığını değerlendirirken bireyin ruhsal durumunu da dikkate almak, hastalığın önlenmesi ve tedavisinde daha etkili bir yaklaşım sağlar.” dedi.</p>
<p>Depresyon yaşayan kişilerde kalp-damar hastalıklarının daha sık görülmesinin nedenlerine değinen Aytop, şunları söyledi:</p>
<p>“Depresyon, duygu, düşünce ve davranışları olumsuz etkileyen ciddi bir ruh sağlığı sorunudur. Kronik, düşük dereceli iltihaplanmaya yol açarak damar iç yüzeyinde hasara ve damar daralmasına neden olabilir. Depresyon sırasında artan kortizol, adrenalin ve noradrenalin gibi kimyasallar kan basıncını yükseltebilir, kalp ritim bozukluklarına ve bağışıklık sistemi işlevlerinin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca trombosit aktivitesini artırarak kalp krizi veya inme riskini yükseltebilir.</p>
<p>Davranışsal olarak depresyon, sağlıksız yaşam tarzı alışkanlıklarının gelişmesine zemin hazırlar; sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, fiziksel aktivite eksikliği ve ilaç tedavisine uyumsuzluk daha sık görülür. Öte yandan, kalp-damar hastalıkları tanısı alan bireylerde yaşanan değişiklikler depresyon ve anksiyete gelişimi için risk oluşturur.”</p>
<p><strong>Sağlıklı bir ruh hali, sağlıklı bir kalp demek!</strong></p>
<p>Ruhsal açıdan sağlıklı bireylerin, duygularla daha dengeli başa çıkabildiklerini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu kişilerin psikolojik dayanıklılıkları güçlüdür, sorunlarla başa çıkma kapasitesine sahiptir ve gerektiğinde destek aramaktan çekinmezler.” dedi.</p>
<p>Sağlıklı bireylerin bedenlerine özen gösterdiğini, sağlıklı beslendiğini, düzenli uyuduğunu ve fiziksel aktiviteyi yaşamlarına dahil ettiğini dile getiren Aytop, “Stres tepkileri uyumludur ve tedavi süreçlerine uyum sağlarlar. Bu bilişsel, duygusal ve davranışsal artılar; kalp ritmi, tansiyon, damar esnekliği ve inflamatuar süreçler üzerinde koruyucu etki yaratır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Psikoterapi ve stres yönetimi kalp sağlığını koruyor!</strong></p>
<p>Psikoterapi ve stres yönetimi tekniklerinin kalp sağlığına etkilerine değinen Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Psikoterapi, bireyin bilişsel, duygusal ve davranışsal süreçlerini fark etmesine ve daha işlevsel biçimde yapılandırmasına yardımcı olur. Psikolojik dayanıklılık, özyeterlilik, özgüven, özdeğer ve içsel motivasyon güçlenir. Bu süreç, kalp-damar sağlığını destekleyen fizyolojik mekanizmaları dengeler, inflamasyonu azaltır, damar yapısını korur ve kan akışını düzenler. Psikoterapi ayrıca sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemeye ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmaya yardımcı olur.</p>
<p>Nefes çalışmaları, gevşeme egzersizleri, meditasyon ve farkındalık temelli uygulamalar yani stres yönetimi teknikleri otonom sinir sistemi üzerinde dengeleyici etki oluşturur, kalp atım hızını ve kan basıncını düzenler. Uzun vadede stresin kalp-damar sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini azaltır.”</p>
<p><strong>Kalp ve zihin sağlığının ayrılmaz bir bütün olduğu kabul edilmeli!</strong></p>
<p>Psikolojik sorunların kalp-damar sağlığını olumsuz etkileyebileceğine vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu nedenle, sorunları göz ardı etmemek, sağlıklı başa çıkma yolları geliştirmek ve gerektiğinde ruh sağlığı uzmanlarından destek almak önemlidir.” dedi.</p>
<p>Tedavi sürecinde ilaç kullanımı ve kontrollerin aksatılmaması ve kalp fonksiyonlarının düzenli olarak izlenmesi gerektiğinin altını çizen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sağlıklı beslenme, düzenli uyku, fiziksel aktivite, zararlı alışkanlıklardan uzak durma ve sosyal destek güçlü tutulmalıdır. Kalp ve zihin sağlığını birlikte korumanın en önemli adımı, bunların ayrılmaz bir bütün olduğunu kabul etmek ve fiziksel ile psikolojik sağlığa bütüncül bir yaklaşımla özen göstermektir. Bu, sağlıklı yaşam tarzı, dengeli yaşam ve gerektiğinde profesyonel destek almayı kapsar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-ve-depresyon-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-579881">Stres ve depresyon kalp krizi riskini artırıyor mu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Edirne Mecidiye Sahili’nde Tapu Krizi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/edirne-mecidiye-sahilinde-tapu-krizi-576281</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2025 07:15:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[edirne]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[mecidiye]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[sahili]]></category>
		<category><![CDATA[tapu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576281</guid>

					<description><![CDATA[<p>Edirne’nin Keşan ilçesi Mecidiye sahilinde, 766 nolu parselin tapuda “arsa”, 894 nolu parselin ise hâlâ “mera” olarak kayıtlı olması vatandaşları şaşırttı. 100 metrelik kıyı kenar çizgisine rağmen sahil bandındaki 165 bin metrekarelik alanın arsa olarak değiştirilmesi tartışmalara yol açtı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/edirne-mecidiye-sahilinde-tapu-krizi-576281">Edirne Mecidiye Sahili’nde Tapu Krizi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Edirne Keşan&#8217;da Mecidiye sahilinde yapılan tapu incelemesi, 766 nolu parselin “arsa” olarak kaydedildiğini, ancak 894 nolu parselin “mera” olarak kaldığını ortaya koydu. Daha önce mera olarak bilinen 165 bin metrekarelik alanın arsa vasfına dönüşmesi, bölgede yaşayanları şoke etti.</p>
<p>Vatandaşlar, doğal alanların statü değişikliğinin gerekçesini ve sürecini öğrenmek için yetkililerden açıklama bekliyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/09/edirne-mecidiye-sahilinde-tapu-krizi-0-vyScmUJm.jpeg"></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/edirne-mecidiye-sahilinde-tapu-krizi-576281">Edirne Mecidiye Sahili’nde Tapu Krizi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler iklim eylemi için Konak&#8217;ta zirve yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gencler-iklim-eylemi-icin-konakta-zirve-yapti-572669</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2025 12:30:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[katılımı]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=572669</guid>

					<description><![CDATA[<p>10 şehirden 70 genç, iklim krizine karşı Konak’ta bir araya geldi. ‘SDG 13 için Gençler Hareketi! Zirvesi’nde iklim krizine karşı çalışmalar yapan gençleri yalnız bırakmayan Başkan Mutlu, “Hem Konak Belediyesi’nde hem de ülkenin dönüşümünde genç katılımı çok önemsiyorum.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-iklim-eylemi-icin-konakta-zirve-yapti-572669">Gençler iklim eylemi için Konak&#8217;ta zirve yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>10 şehirden 70 genç, iklim krizine karşı Konak’ta bir araya geldi. ‘SDG 13 için Gençler Hareketi! Zirvesi’nde iklim krizine karşı çalışmalar yapan gençleri yalnız bırakmayan Başkan Mutlu, “Hem Konak Belediyesi’nde hem de ülkenin dönüşümünde genç katılımı çok önemsiyorum. Konak’ta katılımcı yerel yönetim anlayışını hayata geçirmeye çalışıyoruz. Türkiye’de çok güzel yetişmiş bir genç nüfus var. Bu fikir ve dinamizmin, kentin nasıl yönetileceği konusuna mutlaka dahil edilmesi gerekiyor” dedi.</b></p>
<p>Avrupa Birliği tarafından finanse edilen, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından uygulanan Sivil Katılım Projesi kapsamında yer alan Konak Belediyesi paydaşlığında Sosyal İklim Derneği yürütücülüğündeki “Youth Act4Climate – İklim İçin Gençlik Hareketi” Projesi çerçevesinde düzenlenen “SDG 13 için Gençler Hareketi! Zirvesi”, 10 şehirden 70 gencin katılımıyla gerçekleştirildi. Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, UNDP Saha Koordinatörü Serkan Gümüş ve Sosyal İklim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gaye Tuğrulöz’ün açılış konuşmalarıyla başlayan zirvede, gençler iklim eylemi konusunda hem Konak’ta hem de kendi şehirlerinde yapabilecekleri çalışmaları atölye programlarıyla tartıştı. Ayrıca Konak Belediyesi Dış İlişkiler Müdürlüğü’nden Murat Can Demirsoy, belediyenin iklim kriziyle ilgili çalışmalarını bir sunumla anlattı. Öte yandan düzenlenen panelde SDG 13 kapsamında iyi uygulamalar paylaşılırken, gençlerin farklı bakış açılarıyla çözüm önerilerini ortaya koymaları sağlandı.</p>
<p><b>Mutlu: Bizi istemezükçü diye yaftalamışlardı</b></p>
<p>Gençlerin iklim krizine karşı bir araya geldiği zirvenin açılış konuşmasında, etkisini her geçen gün daha derin hissettiren iklim krizine vurgu yapan Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, “İklim krizi bir şehir efsanesi gibiyken bir anda gerçek oldu. Hepimiz şu an tam da bunun içindeyiz. İzmir ve Türkiye’nin pek çok yerinde su krizi yaşanıyor. ‘Bir gün su bitecek’, ‘Ege Bölgesi çölleşecek’ gibi yazılar okuyorduk ama bunun bu kadar hızlı olmasını beklemiyordum. Ne yazık ki doğaya çok hunharca davrandık. Uzun yıllar meslek odasında yöneticilik yaptım. Bizi hep her şeye karşı çıkan, istemezükçü diye yaftalamışlardı. Umuyorum şimdi ne kadar haklı olduğumuzu anlamışlardır. Hala ağaçları keserek maden arama izinleri çıkarıyor, hala akmayı başaran derelerimizin üzerine HES’leri kurup onları kurutmaya çalışıyoruz. Tüm bunlara karşı mücadele edecek burada gördüğüm çok genç bir kitle var” dedi.</p>
<p><b>“Genç katılımı çok önemsiyorum”</b></p>
<p>Gençlerin sesine kulak veren, onların fikirlerini, hedeflerini ve vizyonunu yerel yönetim politikalarına dahil eden bir anlayışı İzmir’de büyüttüklerini söyleyen Başkan Mutlu, “Hem Konak Belediyesi’nde hem de ülkenin dönüşümünde genç katılımı çok önemsiyorum. Her şeye karşı çıkılan, hakkın sonuna kadar arandığı ve hiçbir şeye minnet edilmeyen bir dönem gençlik. Konak’ta katılımcı yerel yönetim anlayışını hayata geçirmeye çalışıyoruz. Türkiye’de çok güzel yetişmiş bir genç nüfus var. Bu fikir ve dinamizmin, kentin nasıl yönetileceği konusuna mutlaka dahil edilmesi gerekiyor. Biz bu konuda gerçekten çok şanlıyız. Birlikte çok güzel işler yaptığımız paydaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Sizlerin de bugün burada çok verimli tartışmalar yaparak ufkumuzu açacağınıza çok inanıyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>Gümüş: Temel amaç işbirliği imkanlarının artırılması</b></p>
<p>UNDP Saha Koordinatörü Serkan Gümüş de, Konak Belediyesi’nin uyum içinde çalıştıkları önemli bir paydaş olduğunu ifade ederek, “Buradaki temel amacımız, sivil toplumla beraber yerel yönetimin işbirliği imkanlarının artırılması. Çünkü yerel yönetimler, sivil katılımı, vatandaşların geri bildirimlerini, ihtiyaçlarını ne kadar fazla uygulamaya sokarlarsa sadece bir hizmet birimi olmanın ötesinde sosyal sorumluluklarını da yerine getiren örgütler olacaklardır. Dolayısıyla biz bunu oldukça kıymetli buluyoruz. Katkıları ve emekleri nedeniyle başta Konak Belediyesi ve Sosyal İklim Derneği olmak üzere tüm arkadaşlarımıza, İzmir’imize diğer illerden gelen genç arkadaşlarımıza çok teşekkürler” diye konuştu.</p>
<p><b>Tuğrulöz: İklim krizini yaşayan ilk jenerasyonuz</b></p>
<p>Sosyal İklim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gaye Tuğrulöz ise derneğin Konak Belediyesi’yle birlikte paydaş olduğu projeler kapsamında bugüne dek neler yapıldığını ve bundan sonraki süreci değerlendirdi. İklim krizinden etkilenen ilk jenerasyon olduklarını vurgulayan Tuğrulöz şunları söyledi: “Kurulduğumuz günden bu yana gençlerin iklim kriziyle mücadele etmesi, iklim eylemi için harekete geçmesi için çalışmalar yürütüyoruz. İklim meselesinde gençler söz sahibi olmazsa, karar alma süreçlerine dahil olmazsa bu meselenin çözülemeyeceğine inanıyoruz. Çünkü biz iklim krizini yaşayan ilk jenerasyonuz. Bunun mücadelesine katılması gereken en önemli paydaşlardan biriyiz. Konak Belediyesi’yle birlikte sivil katılım projesine başvuruda bulunduk. Desteklenmeye hak kazandık. Konak’ta gençler iklim kriziyle ilgili hangi sorunları görüyorlar, hangi çözüm önerilerini geliştiriyorlar ve belediyenin iklimle ilgili nelerin uygulanmasını bekliyorlar bunları konuşmak istiyoruz.”</p>
<p><b>Söz gençlerde</b></p>
<p>Türkiye’nin dört bir yanından SDG 13 için Gençler Hareketi! Zirvesi için gelen gençler, atölye çalışmaları ve panellere katılarak fikirlerini dile getirdi. Zirveye İstanbul’dan katılan Şeyma Nur Türkmenoğlu, “Burada karar alıcılarla bir arada olmak, politikalara katkıda bulunmak, hazırlanan politikaları daha geliştirip kendi genelimizde yaygınlaştırmaya çalışmak, büyük bir proje. Benim de bir katkım olsun istediğim için başvurdum” dedi.  Samsun’dan gelen Caner Aydın da, “Harika genç arkadaşlarımız var. Buradan çıkan sonuçlarla beraber Konak Belediyesi başta olmak üzere ülkemiz adına iklim kriziyle mücadelede bir adım atmış oluruz” diye konuştu.</p>
<p><b>“İklim hepimizin ortak problemi”</b></p>
<p>Sosyal İklim Derneği gönüllü elçilerinden Zeynep Yaren Türk, gençlerin Konak için bir araya geldiğine dikkat çekti. Türk, “Bugün farklı atölyeler gerçekleştireceğiz. Bugüne Başkanımızın da katılımıyla başladık. Daha önce Başkanımıza sunduğumuz on iki politika örneğimiz hakkında konuları birleştirdik” ifadelerini kullandı. Zirveye Mersin’den katılım sağlayan İsa Kökberi ise yaklaşık on yıldır çevre alanında gönüllülük çalışmalarına katıldığını dile getirdi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “İklim hepimizin ortak problemi. Biz gençler olarak karar alma mekanizmalarını etkilemek için aslında buradayız. Bugün burada konuşulacak, atölyede yapılacak çalışmalarda sesimizi karar alıcılara nasıl duyurabiliriz. Duyurduğumuz sesimizin etkilerini görmek için, gelecekteki iklim sorunlarıyla ilgili aslında bir sorunun parçası çözüm ortağı olmak için buradayız. Burada olmaktan da mutluluk duyuyoruz.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-iklim-eylemi-icin-konakta-zirve-yapti-572669">Gençler iklim eylemi için Konak&#8217;ta zirve yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;in iklim krizi ile mücadelesi uluslararası arenada</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmirin-iklim-krizi-ile-mucadelesi-uluslararasi-arenada-564071</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Aug 2025 09:38:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[arenada]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[izmirin]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=564071</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Komisyonu tarafından Ufuk Avrupa Programı İklim-Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu Çağrısı kapsamında geliştirdiği projeyle hibe almaya hak kazandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-iklim-krizi-ile-mucadelesi-uluslararasi-arenada-564071">İzmir&#8217;in iklim krizi ile mücadelesi uluslararası arenada</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Komisyonu tarafından Ufuk Avrupa Programı İklim-Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu Çağrısı kapsamında geliştirdiği projeyle hibe almaya hak kazandı. 7 Avrupa kentiyle birlikte pilot şehir olarak seçilen İzmir’de; proje kapsamında mevcut ulaşım sistemleri haritalanacak, yeni mobilite yönetim planları geliştirilecek, katılımcı atölyeler, dijital platformlar ve oyunlaştırma yöntemleriyle farkındalık artırılacak. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi iklim krizi ile mücadele çalışmalarını sürdürüyor. Avrupa Komisyonu’nun iklimle mücadele konusundaki çağrısına kabul edilerek AB üyesi kentler dışında “AB Şehirler Misyonu Etiketi” unvanını alan ilk kent olan İzmir, doğa dostu projelerle uluslararası alandaki başarılarını sürdürüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim nötr çalışmaları kapsamında ulaşımla ilgili hazırladığı projelerden biri olan “Shift2Sustain: Sürdürülebilirlik Yönünde Mobilite de Davranış Değişikliğini Teşvik Etmek başlıklı Ufuk Avrupa (Horizon) projesi Avrupa Komisyonu tarafından kabul edilerek hibe almaya hak kazandı. Düşük ve sıfır emisyonlu ulaşım araçlarına geçiş yaparak sera gazı emisyonları ve gürültünün azaltılmasına ve yaşanabilirliğin artırılmasına katkı koymayı hedefleyen proje İzmir ile birlikte pilot olarak seçilen Kopenhag, Saraybosna, Torino, Zagreb, Gdansk ve Oeiras’da uygulanacak. </p>
<p><strong>36 ay sürecek</strong></p>
<p>Yapılacak pilot testin hareketlilik hedefi; kapsayıcı, erişilebilir, sürdürülebilir, güvenli ve iyi bağlantılı bir ulaşım sistemi kurarak aktif mobilite politikalarını güçlendirmek, şehrin mobilite ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak ve böylece daha yaşanabilir bir şehir yaratmak olarak belirlendi. İzmir’deki hareketlilik yönetim planları ve davranış değişikliğinin öncelikli ilgi konuları olarak; trafik tıkanıklığı fiyatlandırması, Park Et Devam Et Sistemi,  Otopark Yönetimi ve Kargo Bisikletler olarak belirlendi. Ayrıca proje kapsamında sanal atölye çalışmaları, çevrimiçi fikir yönetimi araçları, oyun tabanlı etkileşimli çalışmalar ve çeşitli yerlerde pop-up etkinlikleri düzenlenerek görüşlerin toplanması ve farkındalığın artırılması çalışmaları yapılacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı’nın yürütücü birim olduğu proje 36 ay sürecek. Toplam bütçesi 4 milyon 999 bin 238 Euro olan proje kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesi 169 bin 375 Euro olarak belirlendi. Kasım ayında başlayacak projenin bütçesinin tamamı Avrupa Birliği tarafından karşılanacak.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmirin-iklim-krizi-ile-mucadelesi-uluslararasi-arenada-564071">İzmir&#8217;in iklim krizi ile mücadelesi uluslararası arenada</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Krizi Kayısıyı Vurdu: Malatya&#8217;da Üretim 5 Bin Tonun Altına Düşebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iklim-krizi-kayisiyi-vurdu-malatyada-uretim-5-bin-tonun-altina-dusebilir-562267</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2025 08:23:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[altına]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[düşebilir]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[kayısıyı]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[malatyada]]></category>
		<category><![CDATA[tonun]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[vurdu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562267</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın kuru kayısı ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan Malatya, tarihinin en zor üretim sezonuyla karşı karşıya.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-krizi-kayisiyi-vurdu-malatyada-uretim-5-bin-tonun-altina-dusebilir-562267">İklim Krizi Kayısıyı Vurdu: Malatya&#8217;da Üretim 5 Bin Tonun Altına Düşebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın kuru kayısı ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan Malatya, tarihinin en zor üretim sezonuyla karşı karşıya.</p>
<p>2025 yılı Nisan ayında yaşanan zirai don ve soğuk hava dalgası, kayısı ağaçlarını çiçekte yakalayarak büyük bir zarara yol açtı. Malatya’da her yıl ortalama 90-100 bin ton seviyesinde gerçekleşen kuru kayısı üretiminin bu yıl 5 bin tonu bile bulamayacağı öngörülüyor.</p>
<p>İklim koşullarındaki aşırılıklar tarım sektörünü derinden etkiliyor. Türkiye, 2025 yılına iklim krizinin etkilerini tüm şiddetiyle hissederek girdi.</p>
<p><strong> “Don ve sıcaklık ekstremi çiftçiye nefes aldırmıyor”</strong></p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, yaşanan süreci şöyle özetledi: “40 yılı aşkın süredir kuru meyve ihracatındayım. 36 ili etkileyen ve bu kadar geniş çapta ürün kaybına yol açan bir doğa olayını ilk kez görüyorum. Nisan’da eksi 17 dereceye kadar düşen sıcaklıklar, kayısıdan fındığa, üzümden kiraza kadar pek çok üründe tarihi rekolte kayıplarına neden oldu. Temmuz ayında ise 45 dereceyi bulan sıcaklıklarla ikinci darbe geldi.”</p>
<p>Işık, kuru kayısı üretiminin yok denecek kadar az olduğu bu sezonda, üreticinin bahçesini ayakta tutabilmesi için acilen finansal desteğe ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Işık, “Üreticilerimiz yüzde 50-60 faiz oranlarıyla kredi alarak bu bahçelere bakamaz. İşletmelerin ise işçilerini koruyabilmesi, sabit giderlerini karşılayabilmesi için desteklenmesi şart. Hükümetimizin bu konuda acil aksiyon alması gerekiyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong> İhracatta yaklaşık 35 bin tonluk stok köprü görevi görecek</strong></p>
<p><strong> </strong>2024/25 sezonundan devreden yaklaşık 35 bin ton kuru kayısı stoku, yeni sezonda ihracat çarklarının dönmesi için sektörün en büyük dayanağı olacak.</p>
<p>2024/25 sezonunda Türkiye, kuru kayısı ihracatını 74.774 ton olarak tamamlayarak 377,4 milyon dolar gelir elde etti. Önceki sezona göre ihracat miktarında yüzde 12 artış görülürken, döviz getirisi yüzde 5 geriledi. 2023/24 sezonunda ise 66.178 ton kuru kayısı karşılığında 398 milyon dolar gelir sağlanmıştı.</p>
<p><strong> En çok kuru kayısı ihraç edilen ülkeler</strong></p>
<p><strong> </strong>Türkiye, 2024/25 sezonunda 115 ülkeye kuru kayısı ihraç etti. İhracatın en yüksek gerçekleştiği ilk üç ülke 67,5 milyon dolarla ABD, 30,4 milyon dolarla Fransa ve 25,6 milyon dolarla Almanya şeklinde sıralandı.</p>
<p>A vitamini, potasyum, lif ve antioksidan açısından zengin olan kuru kayısı, sindirim sistemini düzenleyici ve bağışıklık sistemini güçlendirici özellikleriyle küresel pazarda sağlıklı atıştırmalıklar kategorisinde önemli bir yer tutmaya devam ediyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-krizi-kayisiyi-vurdu-malatyada-uretim-5-bin-tonun-altina-dusebilir-562267">İklim Krizi Kayısıyı Vurdu: Malatya&#8217;da Üretim 5 Bin Tonun Altına Düşebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP&#8217;li Sarıbal Tarımda Krizi Gözler Önüne Serdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/chpli-saribal-tarimda-krizi-gozler-onune-serdi-552895</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:23:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[chpli]]></category>
		<category><![CDATA[gözler]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[önüne]]></category>
		<category><![CDATA[sarıbal]]></category>
		<category><![CDATA[serdi]]></category>
		<category><![CDATA[tarımda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552895</guid>

					<description><![CDATA[<p>CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM Genel Kurulu’nda tarım sektöründeki yapısal krizlerin incelenmesi için Meclis Araştırma Komisyonu kurulması önergesi üzerine CHP grubu adına konuştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/chpli-saribal-tarimda-krizi-gozler-onune-serdi-552895">CHP&#8217;li Sarıbal Tarımda Krizi Gözler Önüne Serdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>CHP&#8217;li Milletvekili Sarıbal, tarımdaki çöküşün bir raporla çözülemeyecek kadar derin olduğunu belirterek, suçu 22 yıllık AK Parti iktidarına yükledi.</p>
<p>&ldquo;Tarımı çökerten, çiftçiyi toprağından koparan, üretimi ithalata mahkum eden AKP’dir&#8221; diyen Sarıbal, &#8220;Son 7 yılda Saray rejimi bu enkazı büyüttü. Toprak Mahsulleri Ofisi ve Et-Süt Kurumu ithalatçı oldu. Çiftçi iflas bayrağını çekti, tüketici soyuluyor. Bu kölelik düzenidir; ekmeği, ceketi, lokması alınan bir sömürü sistemi&rdquo; dedi.</p>
<p>Krizi ekonomik değil, sistemsel bir yağma olarak tanımlayan Sarıbal, Mehmet Şimşek’in IMF politikalarının yeni bir sömürü rejimi yarattığını savundu.</p>
<p>CHP&#8217;li Orhan Sarıbal, iktidarın halkı yoksullaştırırken çevresini zenginleştirdiğini belirterek, &ldquo;Türkiye’de bir propaganda diktatörlüğü kuruldu. Bu, Goebbels’i mezarında ters döndürecek bir rejim&rdquo; ifadesini kullandı.</p>
<p>Toplumsal dayanışma ve mücadele çağrısı yaparak sözlerini Pir Sultan Abdal’ın &ldquo;Yürü bre Hızır Paşa, senin çarkın kırılır, padişahın da devrilir!&rdquo; dizesiyle noktaladı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/chpli-saribal-tarimda-krizi-gozler-onune-serdi-552895">CHP&#8217;li Sarıbal Tarımda Krizi Gözler Önüne Serdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul’da Su Krizi Tehlikesi: Barajlar Kritik Seviyede, Tasarrufa Davet!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/istanbulda-su-krizi-tehlikesi-barajlar-kritik-seviyede-tasarrufa-davet-548646</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 09:57:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[barajlar]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[istanbulda]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[seviyede]]></category>
		<category><![CDATA[tasarrufa]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548646</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), kente günde ortalama 3 milyon 500 bin metreküp içme ve kullanma suyu sağlarken, barajlardaki doluluk oranının %68’e düştüğünü duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbulda-su-krizi-tehlikesi-barajlar-kritik-seviyede-tasarrufa-davet-548646">İstanbul’da Su Krizi Tehlikesi: Barajlar Kritik Seviyede, Tasarrufa Davet!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sıcaklarının etkisiyle artan su tüketimi ve yağışların azalması, su kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor. İSKİ, İstanbulluları su tasarrufuna çağırarak, basit yöntemlerle günlük onlarca litre suyun kurtarılabileceğini vurguladı.</p>
<p><strong>BARAJLARDA SON DURUM: ELMALI ZİRVEDE, ISTRANCALAR DİPTE</strong></p>
<p>25 Haziran 2025 verilerine göre, Elmalı Barajı yüzde 83’lük doluluk oranıyla İstanbul’un en yüksek seviyesine sahip barajı oldu. Ömerli yüzde 76, Darlık yüzde 73, Terkos yüzde 71, Pabuçdere ve Kazandere yüzde 68, Büyükçekmece yüzde 63, Sazlıdere ve Alibey yüzde 52 doluluk oranlarıyla sıralanırken, Istrancalar Barajı yüzde 23 ile en düşük seviyede kaldı. İstanbul’un en büyük su kaynaklarından Melen Çayı’nda da debi düşüşü yaşanırken, kente aktarılan su miktarı önceki yıllara göre azaldı.<br />
Kuraklık ve Nüfus Artışı Su Kaynaklarını Zorluyor<br />
İklim değişikliği, nüfus artışı ve kuraklık, İstanbul’un su rezervlerini tehdit ediyor. Barajları besleyen akarsuların debisindeki düşüş, su kaynaklarının sürdürülebilirliğini riske atıyor. İSKİ, bu zorlu dönemde suyun bilinçli kullanımının kritik önemde olduğunu vurguluyor.</p>
<p>İSKİ, su tasarrufu için her bireyin uygulayabileceği pratik yöntemleri sıraladı:</p>
<ul>
<li>Meyve ve sebzeleri akan su yerine kapta yıkayın.</li>
<li>Bulaşık ve çamaşırları elde değil, tam dolu makinelerde yıkayın.</li>
<li>Duş sürelerini kısaltın.</li>
<li>Araç ve halı yıkamada hortum yerine otomatik sistemleri tercih edin.</li>
<li>El yıkama, diş fırçalama ve tıraş sırasında musluğu kapatın.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/istanbulda-su-krizi-tehlikesi-barajlar-kritik-seviyede-tasarrufa-davet-548646">İstanbul’da Su Krizi Tehlikesi: Barajlar Kritik Seviyede, Tasarrufa Davet!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göğüs Ağrısı Olmadan da Kalp Krizi Geçirmek Mümkün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gogus-agrisi-olmadan-da-kalp-krizi-gecirmek-mumkun-547275</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 13:28:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[geçirmek]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[olmadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547275</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp krizi denildiğinde genellikle göğüs ağrısı akla gelse de her zaman tek belirti olmayabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gogus-agrisi-olmadan-da-kalp-krizi-gecirmek-mumkun-547275">Göğüs Ağrısı Olmadan da Kalp Krizi Geçirmek Mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Kalp krizi denildiğinde genellikle göğüs ağrısı akla gelse de her zaman tek belirti olmayabilir. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Fatih Yılmaz, kalp krizinin sırt ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, mide bulantısı gibi göğüs dışı belirtilerle de ortaya çıkabildiğine dikkat çekti. Özellikle kadınlar, yaşlılar ve diyabet hastaları gibi bazı gruplarda bu atipik belirtilerin daha sık görüldüğüne işaret eden Doç. Dr. Yılmaz, bu durumun tanı sürecini zorlaştırabildiğine dikkat çekerek uyarılarda bulundu. </em></p>
<p>Kalp ve damar hastalıkları hem Türkiye’de hem de dünyada yaşam kayıplarına neden olan hastalıkların başında geliyor. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Fatih Yılmaz, Türkiye’de her yıl yaklaşık 300 bin kişinin kalp krizi geçirdiğini belirterek, özellikle son yıllarda genç yaşlarda görülen kalp krizi vakalarında artış olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Yılmaz, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Son zamanlarda 30’lu yaşlarda kalp krizi vakalarında artış gözlemliyoruz. Bunun en sık nedenleri arasında hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme, erken yaşta sigara ve madde kullanımı ile genetik yatkınlık yer alıyor. </p>
<p><strong>DİYABET HASTALARINDA SESSİZ KALP KRİZİ ÖNEMLİ BİR RİSK!</strong></p>
<p>Kalp krizinin farklı belirtilerle de ortaya çıktığını ve en sık görülen ve hastaların da en çok bildiği belirtinin göğüs ağrısı olduğunu belirten Doç. Dr. Yılmaz, bunun yanında hastaların yaklaşık yüzde 20-30’unda kalp krizinin göğüs ağrısı olmadan seyredebileceğine dikkat çekti. Doç. Dr. Yılmaz, “Nefes darlığı, soğuk terleme, mide bulantısı, sırt ya da çeneye vuran ağrılar kalp krizinin habercisi olabilir. Özellikle kadınlarda mide bulantısı ve terleme gibi belirtiler öne çıkabiliyor. Diyabet hastalarında ise “sessiz kalp krizi” olarak bilinen, fark edilmeden geçirilen krizler ciddi risk oluşturuyor. Bu hastalar kalp krizi geçirmiş bir şekilde karşımıza geldiği için kalpte artık hasar geri dönüşümsüz olur ve hastalarda kalp yetmezliği gelişir. Sonrasında ritim bozuklukları ya da ani ölüm gibi komplikasyonlarla hastaneye başvuru olabilir” diye konuştu. </p>
<p><strong>GÖĞÜSTEKİ BASKI EFORLA ARTIYORSA DİKKAT!</strong></p>
<p>Son yıllarda 30’lu yaşlarda kalp krizi vakalarındaki artışa işaret eden Doç. Dr. Yılmaz, genç hastalarda da göğüs ağrısı dışı belirtilerin öne çıkabildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti; “Örneğin, eforla artan göğüste baskı hissi, yanma, genellikle mide problemleriyle karıştırılabiliyor. Ancak bu tür şikayetlerin ciddiye alınması gerekir. Bu belirtiler, özellikle risk faktörleri varsa, kalp krizine işaret edebilir. Mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.” </p>
<p><strong>‘KALP KRİZİNİN İLK SAATLERİ ÇOK KRİTİK’</strong></p>
<p>Kalp krizinde ilk saatlerin, hatta dakikaların kritik olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yılmaz, “Her geçen dakika kalp hasarını artırır. Erken tanı ve hızlı müdahale, kalbin zarar görmesini önleyebilir. Özellikle bu şikayetler ani başladıysa ve hastanın yaşı ve belirli risk faktörleri varsa tabii ki kalp krizi olabilir. Bu nedenle ani başlayan sırt ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı veya mide bulantısı gibi belirtiler, özellikle diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, sigara kullanımı ya da ailede kalp hastalığı öyküsü gibi risk faktörleri varsa, mutlaka ciddiye alınmalı.” Dedi. </p>
<p><strong>‘ŞİKAYETLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ’</strong></p>
<p>Kalp krizinin bilinmeyen işaretlerine karşı dikkatli olunması gerektiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Yılmaz, erken teşhisin önemine dikkat çekerek sözlerini şöyle sonlandırdı: “Özellikle 40 yaş sonrası, diyabet, tansiyon, kolesterol yüksekliği ya da sigara kullanımı gibi risk faktörleri olan kişiler, şikayetleri olmasa bile yıllık kontrollerini ihmal etmemeli. Şikayetlerin göz ardı edilmemesi ve herhangi bir şüphede doktora başvurulması, hayat kurtarıcı olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gogus-agrisi-olmadan-da-kalp-krizi-gecirmek-mumkun-547275">Göğüs Ağrısı Olmadan da Kalp Krizi Geçirmek Mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Grip Sandığınız Sessiz Bir Kalp Krizi Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/grip-sandiginiz-sessiz-bir-kalp-krizi-olabilir-545517</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 09:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sandığınız]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545517</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, sessiz kalp krizlerinin çoğu zaman fark edilmeden atlatılabileceğine dikkat çekerek, düzenli sağlık kontrolleri ile sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hayat kurtarıcı rolüne vurgu yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/grip-sandiginiz-sessiz-bir-kalp-krizi-olabilir-545517">Grip Sandığınız Sessiz Bir Kalp Krizi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, kalp krizlerinin her zaman göğüs ağrısı, kol uyuşması veya nefes darlığı gibi belirgin belirtilerle ortaya çıkmadığını, &ldquo;sessiz kalp krizi&rdquo; olarak bilinen durumun yaygın olduğunu ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Koylan, &ldquo;Sessiz kalp krizinde kişi atağı fark etmeyebilir, bu da ciddi risk oluşturur. Düzenli sağlık kontrolleri, dengeli beslenme, sigara ve alkolden uzak durma, stres yönetimi ve günde 30 dakika yürüyüş gibi alışkanlıklar kalp sağlığını korur&rdquo; dedi.</p>
<p><strong>TESADÜFEN FARK EDİLİYOR</strong></p>
<p>Prof. Dr. Koylan, sessiz kalp krizlerinin özellikle diyabet hastaları, kadınlar, 65 yaş üstü bireyler, ailede kalp hastalığı öyküsü olanlar, yoğun stres yaşayanlar ve sigara kullananlarda sık görüldüğünü belirtti.</p>
<p>Belirtilerin hafif olduğu için mide rahatsızlığı veya yorgunluk sanılabileceğini ifade eden Prof. Dr. Koylan, &#8220;Çoğu zaman EKG, kan testleri veya rutin kontrollerle geçmişte kriz geçirildiği ortaya çıkar&#8221; dedi. Koylan, sessiz kalp krizinin belirtilerinin grip veya yorgunlukla karıştırılabildiğini, özellikle kadınlar ve yaşlılarda klasik belirtilerin görülmeyebileceğini vurguladı.</p>
<p>&ldquo;Halsizlik, baş dönmesi, soğuk terleme veya hazımsızlık gibi belirtiler ciddiye alınmalı. Risk grubundakiler vakit kaybetmeden doktora başvurmalı,&rdquo; dedi. Gerektiğinde EKG, troponin testi, efor testi veya ekokardiyografi gibi yöntemlerle tanı konulabileceğini ekledi.</p>
</p>
<p><strong>SESSİZ KALP KRİZİ BELİRTİLERİ </strong></p>
<p>Prof. Dr. Koylan söz konusu belirtileri şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>Sebepsiz sırt, çene veya boyun ağrısı</li>
<li>Sürekli halsizlik ve bitkinlik</li>
<li>Mide bulantısı, şişkinlik veya hazımsızlık</li>
<li>Nedensiz soğuk terleme, özellikle geceleri</li>
<li>Baş dönmesi ve baygınlık hissi</li>
<li>Basit aktivitelerde zorlanma</li>
<li>Hafif göğüs sıkışmaları</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/grip-sandiginiz-sessiz-bir-kalp-krizi-olabilir-545517">Grip Sandığınız Sessiz Bir Kalp Krizi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp krizi değil, &#8216;Kırık Kalp Sendromu&#8217;!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-degil-kirik-kalp-sendromu-545328</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2025 12:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kırık]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, yoğun stres veya duygusal travmaların tetiklediği ve kalp krizine benzer belirtilerle ortaya çıkan ‘kırık kalp sendromu’ hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-degil-kirik-kalp-sendromu-545328">Kalp krizi değil, &#8216;Kırık Kalp Sendromu&#8217;!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, yoğun stres veya duygusal travmaların tetiklediği ve kalp krizine benzer belirtilerle ortaya çıkan ‘kırık kalp sendromu’ hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Stres hormonlarının kalp kasına olan etkileri kırık kalp sendromuna neden oluyor!</strong></p>
<p>Kırık kalp sendromunun, yoğun stres, ani üzüntü veya aşırı duygusal travmalar sonucunda kalbin geçici olarak zayıflamasıyla ortaya çıkan bir durum olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Genellikle sevilen birinin kaybı, iş ile ilgili problemler, ayrılık, büyük korkular veya beklenmedik biçimde gerçekleşen ani olaylar tetikleyici olabilir.” dedi.</p>
<p>Yapı itibariyle kalp krizine benzer belirtiler gösterse de, ortaya çıkış nedenleri arasında farklar olduğunu vurgulayan Aydın, “Kalp krizi damar ve kalp damarının durumları ile ilgilidir. Yani doğrudan kalpte ortaya çıkan organik problemlerle ilişkili. Kırık kalp sendromu belirtileriyse stres hormonlarının kalp kasına olan etkilerden dolayı ortaya çıkar. Göğüs ağrısı, bulantı, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik ve sersemlik gibi belirtiler görülebilir. Kırık kalp sendromu olan kişilerde yapılan testlerde damar tıkanıklığı gibi problemler görülmez. Yoğun strese bağlı olarak kalpte ve vücutta birtakım belirtiler ortaya çıkar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Üzüntü, korku, kayıp veya travmatik olaylar tetikleyebiliyor!</strong></p>
<p>Çoğu hastanın, uygun tedaviyle birkaç hafta içinde tamamen iyileştiğini ve kalpte kalıcı bir hasar kalmadığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ancak bazı durumlarda, kalp kasının toparlanması daha uzun sürebilir ve nadiren de olsa kalp yetmezliği gibi komplikasyonlara yol açabilir. Özellikle daha önce kalp hastalığı olan veya tekrarlayan ataklar yaşayan kişilerde, kalbin pompalama gücü kalıcı olarak azalabilir.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle, stres yönetimi ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemenin, kırık kalp sendromunun tekrarlamasını önlemek için önemli olduğuna dikkat çeken Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Kırık kalp sendromu, vücutta aşırı stresin yol açtığı biyolojik değişiklikler nedeniyle gelişir. Ani ve yoğun duygusal stres, vücutta yüksek miktarda, başta adrenalin olmak üzere, stres hormonu salgılar. Bu hormonlar, kalp kasının anormal bir şekilde kasılmasına ve dolayısıyla kalp fonksiyonunun bozulmasına yol açabilir. Beyin, kalbe sinyaller göndererek bu stres yanıtını yönetmeye çalışırken, kalp kası geçici olarak zayıflar ve sağlıklı bir şekilde pompalama yapamaz. Özellikle ani üzüntü, korku, büyük bir kayıp veya travmatik bir olay, bu sendromun tetikleyicisi olabilir. Aşk acısı ve yas bu durumun oluşmasında etkili olabilecek tetikleyicilerdendir.”</p>
<p><strong>Duygusal hassasiyet riski artırıyor!</strong></p>
<p>Kişilik özelliklerinin, kırık kalp sendromunun gelişiminde etkili olabileceğine değinen Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Araştırmalar, daha duyarlı, aşırı empatik, stresle başa çıkma mekanizmaları zayıf olan ya da aşırı duygusal kişilerde bu sendromun gelişme riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Duygusal olarak daha hassas bireylerin, stresli olayları daha yoğun hissedebileceğine ve bu durum kalp üzerinde daha büyük bir baskı yaratabileceğine işaret eden Aydın, “Kişilik özelliklerinin yanı sıra, geçmişte yaşanan travmalar, stresle başa çıkma biçimleri ve sosyal destek düzeyi de risk faktörlerini etkileyebilir. Özetle, duygusal hassasiyet ve stresle başa çıkma yeteneği, kırık kalp sendromu riskini artıran önemli faktörler arasında yer alabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Stres yönetimi kırık kalp sendromu ile başa çıkmak için önemli bir adım!</strong></p>
<p>Kırık kalp sendromu yaşayan bir kişinin, öncelikle duygusal ve psikolojik açıdan desteklenmesi gerektiğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu kişiler için, duygusal travmanın iyileşmesi kadar, psikolojik destek de önemlidir.” dedi.</p>
<p>Öncelikle, kişinin yaşadığı duygusal acıyı anlamak ve onlara empati göstermek gerektiğini kaydeden Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kişinin stresle başa çıkma becerilerini güçlendirmek, meditasyon, derin nefes almayı öğretmek gibi rahatlama teknikleri sunmak faydalı olabilir. Ayrıca, destek grupları veya terapi seansları gibi profesyonel yardım seçenekleri, kişinin duygusal iyileşme sürecini hızlandırabilir. Kırık kalp sendromunun tekrarını önlemek için, stres yönetimi ve sağlıklı duygusal ifade yolları hakkında rehberlik yapmak da önemli bir adımdır. Sosyal destek ve sevgi dolu bir çevre, kişinin iyileşme sürecinde büyük bir fark yaratabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-degil-kirik-kalp-sendromu-545328">Kalp krizi değil, &#8216;Kırık Kalp Sendromu&#8217;!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koronavirüsle beraber 25-44 yaş arasında kalp krizi oranı yüzde 30 arttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koronavirusle-beraber-25-44-yas-arasinda-kalp-krizi-orani-yuzde-30-artti-523041</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Apr 2025 15:09:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[arttı]]></category>
		<category><![CDATA[beraber]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüsle]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[oranı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=523041</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapılan son araştırmalar koronavirüsle beraber 25 ila 44 yaş arasında kalp krizi oranının yüzde 30 arttığını gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koronavirusle-beraber-25-44-yas-arasinda-kalp-krizi-orani-yuzde-30-artti-523041">Koronavirüsle beraber 25-44 yaş arasında kalp krizi oranı yüzde 30 arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yapılan son araştırmalar koronavirüsle beraber 25 ila 44 yaş arasında kalp krizi oranının yüzde 30 arttığını gösteriyor. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bilge Erdoğan, kalp krizinin yaşanmadan önce hastaların büyük çoğunluğunda kritik sinyaller verdiğini söylüyor. Ancak Prof. Dr. Erdoğan, özellikle diyabetik hasta ve yaşlılarda kalp krizinin işaret vermeden meydana gelebileceği konusunda da uyarıyor. Peki, kalp krizinden önce vücudumuz bizi nasıl uyarıyor? Son yıllarda kalp krizi vakalarındaki artışın ardında ne var? Erken tanı neden önemli? Prof. Dr. Mustafa Bilge Erdoğan, kalp kriziyle ilgili merak edilenleri şöyle anlattı:</p>
<p><strong>HER İKİ HASTADAN BİRİNDE SEMPTOMLAR GÖRÜLÜYOR</strong></p>
<p>“Kalp krizi geçiren hastaların önemli bir kısmında daha önce bazı belirtiler veya risk işaretleri olabilir, ancak bunlar her zaman açık ya da belirgin olmak zorunda değil. Yüzde 50-70 civarında hastada, kalp krizinden günler ya da haftalar önce bazı uyarıcı semptomlar görülebilir. Bu belirtiler genellikle göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik gibi bulgulardır. Ancak yüzde 25-30 kadar hastada hiçbir ön belirti olmadan kalp krizi meydana gelebilir. Bu özellikle diyabetik hastalarda ve yaşlılarda daha sık görülür. Bununla beraber yaklaşık yüzde 10-20 hasta ise sessiz geçirir. Bu türde hasta farkında bile olmayabilir. Kriz tesadüfen EKG veya başka bir görüntüleme sırasında saptanabilir.</p>
<p><strong>GECE UYKUDAN UYANDIRAN GÖĞÜS AĞRISI</strong></p>
<p>Kalp krizi belirtileriyse genellikle benzer şekilde karşımıza çıkar. Eforla gelen göğüs ağrısı veya baskı hissi, nefes darlığı, efor kapasitesinde azalma, sırta, kola, çeneye vuran ağrı, aşırı yorgunluk ve gece uykudan uyandıran göğüs rahatsızlığı olarak genellikle ‘ben geliyorum’ der. Bununla birlikte hipertansiyon, diyabet, hiperkolesterolemi, sigara, aile öyküsü ve obezite gibi riskler varsa ön belirti olmasa da risk yüksektir. Bulgularımız kadınlarda belirtilerin değişebildiğini de gösteriyor. Mesela mide bulantısı, yorgunluk ve sırt ağrısı gibi rahatsızlıklar karşımıza çıkabiliyor.</p>
<p><strong>KORONAVİRÜSLE BERABER KALP KRİZİ ARTTI</strong></p>
<p>Son yıllarda Türkiye ve dünyada kalp krizinde artış göze çarpıyor. Bunun birçok sebebi olsa da en önemlisi COVİD-19 salgını olarak görülebilir. Son bulgular özellikle 25 ila 44 yaş arasında kalp krizi görülme oranının yüzde 30 arttığını gösteriyor. Bunun yanında yaşam tarzı da etkili. Pandemi sürecinde fiziksel aktivitenin azalması, sağlıksız beslenme ve obezite gibi faktörler kalp krizi riskini yükseltiyor. Yine genetik faktörler ve ailesel hiperkolesterolemi de kalp krizi riskini artıran faktörler arasında yer alıyor. Ayrıca yine pandeminin etkisiyle rutin sağlık kontrollerinin ihmal edilmesi de kalp krizine yönelik tedavide geç kalınmasına yol açtığını söylemek mümkün. Tüm bunları dikkate aldığımızda, erken tanı korener arter (damar tıkanıklığı) hastalıklarında, hastalığın ilerleyerek kalp krizine neden olmaması için çok önemli. Erken tanı ile damar tıkanıklığı fark edilerek tedaviye hemen başlanılır. Bu aşamada damar daralması ilerlemeden müdahale edilirse kişi uzun süre normal yaşamına devam edebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koronavirusle-beraber-25-44-yas-arasinda-kalp-krizi-orani-yuzde-30-artti-523041">Koronavirüsle beraber 25-44 yaş arasında kalp krizi oranı yüzde 30 arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa&#8217;da Elektrik Kesintisi Krizi: İspanya, Fransa, Portekiz ve Andorra Etkilendi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/avrupada-elektrik-kesintisi-krizi-ispanya-fransa-portekiz-ve-andorra-etkilendi-522426</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2025 15:07:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[andorra]]></category>
		<category><![CDATA[avrupada]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[etkilendi]]></category>
		<category><![CDATA[fransa]]></category>
		<category><![CDATA[ispanya]]></category>
		<category><![CDATA[kesintisi]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[portekiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=522426</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa'nın güneybatısında sabah saatlerinde başlayan geniş çaplı elektrik kesintileri, özellikle İspanya, Fransa, Portekiz ve Andorra genelinde hayatı olumsuz etkiledi. Kesintiler nedeniyle havalimanları, metro istasyonları ve ana yollar boşaltılırken, günlük yaşam ciddi şekilde aksadı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/avrupada-elektrik-kesintisi-krizi-ispanya-fransa-portekiz-ve-andorra-etkilendi-522426">Avrupa&#8217;da Elektrik Kesintisi Krizi: İspanya, Fransa, Portekiz ve Andorra Etkilendi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Elektrik Kesintileri Hayatı Felç Etti</strong></p>
<p>İspanya ve Portekiz&#8217;de etkisi daha yoğun hissedilen kesintiler, kritik altyapı noktalarında büyük aksamalara yol açtı. Metro hatları, sağlık tesisleri ve alışveriş merkezlerinde jeneratörler devreye alınarak temel hizmetlerin sürdürülebilmesi sağlandı. Özellikle Madrid, Barselona, Sevilla ve Zaragoza gibi büyük şehirlerde toplu ulaşımda ciddi aksamalar yaşandı.</p>
<p>Portekiz’de ise Lizbon, Porto, Braga ve Faro gibi önemli merkezlerde elektrik kesintisi hayatı durma noktasına getirdi. Halk, acil durum önlemleri kapsamında güvenli alanlara yönlendirilirken, hastanelerde acil servislerde kesintisiz hizmet için jeneratör sistemleri kullanıldı.</p>
<p><strong>Yetkililer Kriz Masası Kurdu</strong></p>
<p>İspanya Enerji Bakanlığı ve Portekiz Altyapı Ajansı, elektrik kesintilerinin nedenlerini araştırmak üzere ortak bir kriz masası oluşturduklarını açıkladı. Yapılan ilk değerlendirmelere göre, kesintiler ülke genelinde eşit dağılmadı; bazı bölgelerde etkisi çok daha şiddetli hissedildi.</p>
<p>Yetkililer, elektrik şebekesinde yaşanan bu olağanüstü durumun nedenlerini belirlemek için saha çalışmalarına hız verdi. Aynı zamanda Fransa ve Andorra&#8217;daki enerji otoriteleriyle de koordinasyon sağlanarak bölgesel çözüm planları üzerinde çalışıldığı bildirildi.</p>
<p><strong>Etkilenen Başlıca Bölgeler</strong></p>
<p><strong>İspanya:</strong> Madrid, Barselona, Sevilla, Zaragoza</p>
<p><strong>Portekiz:</strong> Lizbon, Porto, Braga, Faro</p>
<p><strong>Kriz Ne Kadar Sürecek?</strong></p>
<p>Kesintilerin süresiyle ilgili henüz net bir açıklama yapılmazken, yerel yönetimler halkı temel ihtiyaçlar için önlem almaya çağırdı. Özellikle ulaşım ve sağlık hizmetlerinde önümüzdeki saatlerde ek önlemler alınması bekleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/avrupada-elektrik-kesintisi-krizi-ispanya-fransa-portekiz-ve-andorra-etkilendi-522426">Avrupa&#8217;da Elektrik Kesintisi Krizi: İspanya, Fransa, Portekiz ve Andorra Etkilendi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Özveren: &#8220;Özellikle Riskli Grupta Yer Alan Kişilerin Kalp Krizi Riskini Önceden Tespit Etmek Mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-ozellikle-riskli-grupta-yer-alan-kisilerin-kalp-krizi-riskini-onceden-tespit-etmek-mumkun-444677</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2024 21:00:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[etmek]]></category>
		<category><![CDATA[grupta]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerin]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[önceden]]></category>
		<category><![CDATA[özellikle]]></category>
		<category><![CDATA[özveren]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[tespit]]></category>
		<category><![CDATA[yer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444677</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada ve Türkiye’de kalp krizi görülme sıklığı her geçen gün artıyor. Her yaş grubunda kalp krizi görülebildiğini söyleyen ve risk faktörleri hakkında açıklamalarda bulunan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Özveren, çene ile göbek arasındaki herhangi bir ağrının kalp krizi habercisi olabileceğini ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-ozellikle-riskli-grupta-yer-alan-kisilerin-kalp-krizi-riskini-onceden-tespit-etmek-mumkun-444677">Prof. Dr. Özveren: &#8220;Özellikle Riskli Grupta Yer Alan Kişilerin Kalp Krizi Riskini Önceden Tespit Etmek Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Dünyada ve Türkiye’de kalp krizi görülme sıklığı her geçen gün artıyor. Her yaş grubunda kalp krizi görülebildiğini söyleyen ve risk faktörleri hakkında açıklamalarda bulunan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Özveren, çene ile göbek arasındaki herhangi bir ağrının kalp krizi habercisi olabileceğini ifade etti. Soğuk havalar ve sabaha karşı saatlere de dikkat çeken ve uyarılarda bulunan Prof. Dr. Özveren, </em>özellikle risk faktörlerine sahip kişilerin bazı görüntüleme yöntemleriyle kalp krizi riskini önceden belirlemenin mümkün olduğunun bu sayede olası krizlerin de önün geçmenin mümkün olduğunun altının çizdi. </p>
<p> </p>
<p>Dünyada yaklaşık 300 milyondan fazla kalp hastası olduğunu ve 2 milyardan fazla kişinin ise kalp hastalığı riski taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Olcay Özveren, risk faktörleri ve tedavi yöntemlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye’deki istatistiklerin dünyadaki verilerle paralellik gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Özveren, “Dünyada ve Türkiye’de tüm yaşam kayıplarının yaklaşık yüzde 33’ünün kardiyovasküler hastalıklar kökenli olduğunu biliyoruz. Obezite, sedanter yaşam tarzı, sigara kullanımı, ailesinde kalp hastalığı hikayesi, diyabet varlığı kalp krizi risk faktörleri arasında yer alıyor. Kalp krizinden korunmak değiştirilebilir risk faktörlerini elemine etmek gerekiyor” uyarısında bulundu.</p>
<p>Özellikle risk faktörlerine sahip kişilerin bu konuda daha dikkatli olmaları gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Özveren, “Bu grupta yer alan kişilerde bazı görüntüleme yöntemleriyle kalp krizi riskini önceden belirlemenin mümkün olduğunun bu sayede olası krizlerin de önün geçmek mümkün olabiliyor” ifadesini kullandı. </p>
<p><strong>&#8220;TEK BAŞINA SİGARANIN BIRAKILMASI, RİSKİ YÜZDE 36’YA VARAN ORANDA AZALTIYOR&#8221;</strong></p>
<p>Sigara kullanımının kalp krizi risk faktörleri arasında büyük bir yeri olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Olcay Özveren, “Tek başına sigaranın bırakılması bile kalp krizi riskini yüzde 36’ya varan oranda azaltıyor. Yüksek kolesterol düzeyleri kalp krizi ve kalp damar hastalıkları riskini artıyor. Bunun tedavi edilmesi ve kolesterol düzeylerinin düşürülmesi de tek başına kalp krizi riskini azaltan faktörlerden bir tanesi. Diyabet varsa diyabet regülasyonu çok önemli. Yüksek kan şekeri, damar duvarında aterom plağının oluşmasına neden olur. Bu da kalp krizine giden yolda en belirgin durumlardan bir tanesidir. Bu durumun regüle edilmesi, kalp krizi riskini azaltan faktörler arasında yer alıyor. Egzersiz, kalp sağlığı açısından önem teşkil ediyor. Günlük 10-13 bin adım ya da 5 kilometre saat hızda günlük egzersiz yapılması da kalp krizi riskini azaltıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;10 BİN ADIM EFSANE DEĞİL&#8221;</strong></p>
<p>10 bin adımın bir efsane olmadığını söyleyen Prof. Dr. Özveren, “Yeni yapılan çalışmalarda bunun bir efsane olmadığı teyit edildi. Bir değer vermek gerekirse 5.2 kilometre saat hızla yapılan egzersizler, kalp damar hastalıkları ve kalp krizine giden yolda risk faktörlerini azaltıyor” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;KAS KÜTLESİNİ ARTIRMAYA YÖNELİK YOĞUN EGZERSİZLER KALP KRİZİ RİSKİNİ ARTIRIYOR&#8221;</strong></p>
<p>Yoğun egzersizin kalp krizine gidişatı artırdığını ifade eden Prof. Dr. Olcay Özveren, “Kalp krizi dediğimiz aslında kalp damarının tıkanmasıyla ortaya çıkan bir durum. Özellikle genç sporcularda yaşadığımız ani ölümlerle sonuçlanan durumlar, kalp damar hastalıkları dışındaki hastalık gruplarından kaynaklanıyor. Birtakım ritim problemleri veya kalp kasının kalınlaşmasıyla seyreden hipertrofik kardiyomiyopati dediğimiz hastalık kökenli oluyor. Dengeli beslenme ve düzenli egzersiz bu anlamda önem arz ediyor. Özellikle izotonik egzersizleri bu anlamda tavsiye ediyoruz. Yani kalp kasını kalınlaştırmaya yönelik değil de kas uzunluğunu artırmaya yönelik egzersizlerin yapılması gerekiyor. Bunlar; yüzme, koşu, hızlı yürüme, bisiklet sürme gibi egzersizler. Bu tür egzersizlerin kalp krizi riskini engellediğini biliyoruz. Ama ağırlık kaldırmayla yapılan kas kütlesini artırmaya yönelik egzersizler, kan basıncını yükseltiyor ve kalp krizine gidişatı artırıyor. Yapılan çalışmalarda bunları gözlemliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;HER YAŞTA GÖRÜLEBİLİR&#8221;</strong></p>
<p>Kalp krizinin her yaşta görülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Özveren, “18-75 yaş aralığında biz bunu daha çok görüyoruz. Genç popülasyonda kalp krizi vakalarını sıklıkla görmemizin nedenlerinden bir tanesi fast food kültürünün yaygınlaşması. İkincisi sigara ve tütün mamullerinin kullanımının artması. Son zamanlarda ise kovid enfeksiyonları da pıhtılaşma faktörlerini etkiledi. Bu durum da kalp krizi riskini ve kovide bağlı ölümlerdeki kalp krizi kökenli ölümlerin artmasına sebep oldu” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“SESSİZ BİR ŞEKİLDE KALP KRİZİ GEÇİRİLEBİLİR”</strong></p>
<p>Kalp krizi belirtilerinin geniş bir spektrumdan oluştuğunu ifade eden Prof. Dr. Olcay Özveren, “Bir tarafta ani ölüm dediğimiz durumla karşılaşıyoruz bir tarafta ise hasta aslında sessiz bir şekilde kalp krizi geçirebilir. Özellikle diyabetik hastalar ve ileri yaş gruplarında daha sık rastlanıyor. Bu tür hasta gruplarında kalp damarı tıkanabiliyor ama kişi bunu fark etmeyebiliyor. Farklı nedenlerle hekime başvurduğunda birtakım görüntüleme yöntemleri veya fizik muayene ile bu durumu saptayabiliyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>GÖĞÜSE, SIRTA, KOLLARA, OMUZLARA VE ÇENEYE YAYILAN AĞRILARA DİKKAT</strong></p>
<p>Hastalarda en sık göğüs ağrısı belirtisiyle karşılaştıklarını söyleyen Prof. Dr. Özveren, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çene ile göbek arasındaki herhangi bir yerdeki ağrı kalp krizi buluntusu olabilir. Bunu biz tanımlarken daha çok göğüs ön duvarında, sırta, kollara, omuzlara, çeneye, mide ve yemek borusu bölgesine yayılan ve yansıyan ağrılar ile saptıyoruz. En az 5 dakika kadar sürer. Çoğunlukla eforla artar, istirahatle geçer. Eğer böyle bir klinik bulgu varsa en yakın hekime başvurulmasında fayda var.”</p>
<p><strong>&#8220;YAPILMASI GEREKEN EN TEMEL ŞEY SAKİN KALMAK&#8221;</strong></p>
<p>“Kalp krizi durumuyla karşılaştığınızda yapılması gereken en temel şey sakin kalmaktır” diyen Prof. Dr. Olcay Özveren, “Çünkü stres, heyecan ve korku durumunda kalp hızlanıyor ve iş yükü artıyor. Bu anlamda kişiyi sakinleştirmek ve 112’ye başvurup ambulans çağırarak krizi yönetmek gerekiyor. Öte yandan elinizin altında bir aspirin var ise 300 miligram olacak şekilde hastaya uygulanabilir. Hastayı yatırıp ayaklarını kaldırmak veya öksürtme gibi manevraların bir karşılığı yok” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;KİŞİ BİR KEZ KALP KRİZİ GEÇİRDİYSE TEKRARLAMA İHTİMALİ ARTIYOR&#8221;</strong></p>
<p>İlk kez kalp krizi geçiren bir kişinin, seyreden 10 yıl içinde çok yüksek risk grubu içinde yer aldığını belirten Prof. Dr. Özveren, “Kalp krizi geçirdikten sonra tekrarlayan kalp krizi riski artıyor. İkinci veya üçüncü kalp krizi riskiyle karşılaşma ihtimali bu anlamda artıyor. Bir kez kalp krizi geçirdiyseniz veya kalp damarınızın tıkalı olduğu tespit edildiyse çok yüksek riskli grupta yer alıyorsunuz. Seyreden 10 yılda tekrar kalp krizi geçirme oranı neredeyse yüzde 30’lara varan oranda artabiliyor. Yani kalp krizi geçirmiş 10 hastadan 3’ünün 10 yıl içinde tekrar kalp krizi geçirme riski artıyor. Bunu önlemek için mevcut risk faktörlerini tedavi ederek minimize ediyoruz, tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmayabiliyor. Risk faktörlerini modifiye edip tedavi ederseniz kalp krizi geçirme oranı oldukça azalıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>SOĞUK HAVALAR VE SABAHA KARŞI SAATLERE DİKKAT</strong></p>
<p>Soğuk havalar ve sabaha karşı saatlere karşı da uyaran Prof. Dr. Özveren,  “Çalışmalarda ve klinik pratiklerde kış aylarında havanın soğumasıyla beraber özellikle vazospazm dediğimiz damarın büzüşme oranının arttığını görüyoruz. Bu da göğüs ağrısı semptomlarının oluşmasına ve haliyle kalp krizi riskinin artmasına neden oluyor. Hepimizin vücudunun bir sirkadiyen ritmi var. Sabaha karşı bu sirkadiyen ritimde nörohormanal dengenin değişmesinden dolayı kalp krizi riski daha da artıyor” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;STRES, EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİNDEN BİRİ&#8221;</strong></p>
<p>“Tek başına stres bile kalp krizine giden yolda minör risk faktörüdür” diyen Özveren, “Yoğun stres hem hormonal dengeyle alakalı sorunlar yaratabiliyor hem kalp hızının artmasına sebep olabiliyor hem de koroner damarlardaki vazomotor yanıtın değişmesine sebep oluyor. Dolayısıyla stres, kalp krizine giden yolda en önemli risk faktörlerinden biri” diye konuştu.</p>
<p><strong>“KALP KRİZİ BAŞKA HAASTALIKLARA DA YOL AÇABİLİYOR”</strong></p>
<p>Kalp krizinin kalple ilgili diğer hastalıklara da yol açabildiğini söyleyen Prof. Dr. Özveren, “Örneğin kalbin ön yüzüyle ilgili geçirilen kalp krizi ve kalp damar tıkanıklığı, ilerleyen dönemde tedavi edilmezse kalp yetersizliğine de sebep olabilir. Kalp krizi aynı zamanda kalp kapak hastalıklarının bir kısmının da sebeplerinden bir tanesi” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>&#8220;KALP KRİZİ RİSKİNİ ÖNCEDEN BELİRLEYEBİLİYORUZ&#8221;</strong></p>
<p>Kalp krizi risklerini belirlemeye yönelik uygulanan girişimlerden de söz eden Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özveren, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Teknolojinin gelişmesiyle görüntüleme yöntemlerinin daha kolay ulaşılabilir ve ucuz hale gelmesiyle beraber kalp krizi riskini önceden belirleyebiliyoruz. Özellikle tomografik anjiyografinin çok fazla kullanılmasıyla beraber damar hastalığının varlığı, neredeyse yüzde 100’e varan doğruluk oranlarıyla tespit edilebiliyor. Tabi bu da bizim kalp krizi riskini belirleyip önlememizde fayda sağlıyor. Tabi görüntüleme yöntemlerinin komplikasyon ve yan etki durumları da var. Radyasyon kullanılarak yapılan görüntüleme yöntemleri olduğu için herkese yapmıyoruz. Hastaları risk faktörlerine göre seçiyoruz. Örneğin diyabetik atipik göğüs ağrısı olanlar, yoğun sigara içenler, ailesinde hastalık geçmişi olanlar, 65 yaş altında kişiler gibi. Yaş önemli bir faktör. Çünkü 65 yaşın üzerinde özellikle koroner damarlarda kireçlenme fazla görüyoruz. Kalp damarındaki kireçlenme, tanı koymamızı zorlaştırıyor. Bu durumdaki kişilerde de nükleer tıp yöntemleri veya ilaçlı ekokardiyografik yöntemler veya kardiyak MR gibi yöntemler kullanılıyor. Son dönemlerde dünyadaki sağlık kılavuzlarında risk faktörleri bulunan kişilere yapılması yönünde gelişmeler yaşandığını da biliyoruz.”</p>
<p><strong>&#8220;RİSK FAKTÖRLERİNİ BELİRLEMEDE YAPAY ZEKA GÜNDEMDE&#8221;</strong></p>
<p>Risk faktörlerini belirlemede yapay zekanın da gündemde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Olcay Özveren, “Önümüzdeki 10 yıl içinde görüntüleme yöntemlerinin içerisinde yapay zekayı sıklıkla kullanabiliriz. Ama şimdi yapay zekayı kullanan donanımlı elektrokardiyografik yöntemler var. Bunlar da kalp krizi ve kalp damar tıkanıklığı riskini belirlemede kullanılıyor. Önümüzdeki süreçte yapay zekanın bu anlamda kullanımıyla çok sık karşılaşacağız” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-ozellikle-riskli-grupta-yer-alan-kisilerin-kalp-krizi-riskini-onceden-tespit-etmek-mumkun-444677">Prof. Dr. Özveren: &#8220;Özellikle Riskli Grupta Yer Alan Kişilerin Kalp Krizi Riskini Önceden Tespit Etmek Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>IICEC &#8220;Dünyada Değişen Enerji Jeopolitiği, İklim Krizi ve Türkiye&#8221; Konferansı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iicec-dunyada-degisen-enerji-jeopolitigi-iklim-krizi-ve-turkiye-konferansi-429593</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Dec 2023 10:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değişen]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[iicec]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[jeopolitiği]]></category>
		<category><![CDATA[konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=429593</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bora Şekip Güray: “Yeşil hidrojende çok yönlü fırsatlar ve gelişim alanlarımız var” Dünya ve Türkiye gündeminin güncel konularına mercek tutan Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC), bu kez değişen enerji jeopolitiğini ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iicec-dunyada-degisen-enerji-jeopolitigi-iklim-krizi-ve-turkiye-konferansi-429593">IICEC &#8220;Dünyada Değişen Enerji Jeopolitiği, İklim Krizi ve Türkiye&#8221; Konferansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bakan Bayraktar, “Hedefimiz, 30 yılda net sıfır emisyonlu bir ülke olmak”</strong></p>
<p><strong>Güler Sabancı: “Türkiye enerji talebinde güçlü gelişim potansiyeline sahip”</strong></p>
<p><strong>Dr. Fatih Birol: “Türkiye için nükleer olmazsa olmaz bir teknoloji”</strong></p>
<p><strong>Bora Şekip Güray: “Yeşil hidrojende çok yönlü fırsatlar ve gelişim alanlarımız var”</strong><br /><strong>Dünya ve Türkiye gündeminin güncel konularına mercek tutan Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC), bu kez değişen enerji jeopolitiğini ele aldı. Sabancı Center’da düzenlenen “Dünyada Değişen Enerji Jeopolitiği, İklim Krizi ve Türkiye” temalı konferans ve panelde, yeni gelişmeler ışığında değişen enerji jeopolitiği, insanlığın önündeki en önemli sorun iklim krizi ve tüm bunların Türkiye’ye etkileri konuşuldu. Konferans kapsamında ayrıca, IICEC tarafından hazırlanan “IICEC &#8211; Türkiye Yeşil Hidrojen Raporu 2023” lansman sunumu da yapıldı.</strong></p>
<p><strong>Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanı Dr. Alparslan Bayraktar, Türkiye&#8217;nin enerjide dışa bağımlılığının azaldığını belirterek, “Türkiye&#8217;nin 2022 yılında enerjide dışa bağımlılığı yüzde 67,8&#8217;e düştü. Ulusal enerji planı ile hedefimiz, önümüzdeki 30 yıl içerisinde dışa bağımlılıktan kurtarmak ve net sıfır emisyonlu bir ülke haline getirmek” dedi.</strong></p>
<p><strong>Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Türkiye’nin enerji talebinde güçlü gelişim potansiyeline sahip olduğunu vurgulayarak, “Avrupa’nın en büyük, dünyanın da en dinamik enerji sektörlerinden biri konumuna ulaştık. Enerjide son dönemde pek çok alanda Enerji Bakanlığımız ve özel sektör tarafından önemli adımlar atılıyor. Yenilenebilir enerji kurulu gücünde Avrupa’nın lider ülkelerinden biri konumuna ulaştık” diye konuştu.</strong></p>
<p><strong>Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı ve IICEC Onursal Başkanı Dr. Fatih Birol, yıllar önceki toplantılarda nükleerin Türkiye için olmazsa olmaz olduğunu söylediğini hatırlatarak, “Türkiye&#8217;nin mevcut enerji durumuna bakınca, coğrafik durumuna bakınca olmazsa olmaz bir teknoloji olduğunu düşünüyorum. Dünyada da son iki yıl içerisinde, hatta 1,5 yıl içerisinde nükleer enerjide hızlı bir geri dönüş var. Ancak nükleer santrali beraber inşa edeceğiniz partner ülkeyi çok iyi seçmeniz lazım. Türkiye şu anda nükleer santral çalışmalarına başladı. Umuyorum Türkiye bu konudaki çalışmalarını daha da artıracak ve başka nükleer santraller de yapacak” şeklinde konuştu.</strong></p>
<p><strong>Konferansta ‘IICEC &#8211; Türkiye Yeşil Hidrojen Raporu 2023’ lansman sunumunu yapan IICEC Direktörü Bora Şekip Güray da, “Yeşil hidrojende ülke olarak, çok yönlü fırsatlarımız ve gelişim alanlarımız var” diyerek, yeşil hidrojende sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek IICEC önerilerini paylaştı. </strong></p>
<p>Küresel ölçekte değişen enerji dinamikleri, sürdürülebilir bir gelecek için artık kaçınılmaz konuların başında gelen iklim krizi ve bu iki konunun Türkiye’ye etkileri Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) tarafından Sabancı Center’da düzenlenen “Dünyada Değişen Enerji Jeopolitiği, İklim Krizi ve Türkiye” temalı konferans ve panelde ele alındı. Konferansta, IICEC tarafından hazırlanan “IICEC &#8211; Türkiye Yeşil Hidrojen Raporu 2023” lansman sunumu IICEC Direktörü Bora Şekip Güray tarafından yapıldı. İş ve siyaset dünyasında üst düzey isimlerin katılımıyla, Sabancı Holding Enerji Grup Başkanı Kıvanç Zaimler moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde Zorlu Enerji CEO’su Sinan Ak, ALJ-Toyota Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Ali Haydar Bozkurt, T.C. Dışişleri Bakanlığı Enerji ve Çevre Genel Müdürü Büyükelçi Ayşe Berris Ekinci, SOCAR Türkiye CEO’su (vekaleten) Elchin Ibadov, bp Türkiye Ülke Başkanı Tümkan Işıltan ve ING Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Semra Kuran konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iicec-dunyada-degisen-enerji-jeopolitigi-iklim-krizi-ve-turkiye-konferansi-429593">IICEC &#8220;Dünyada Değişen Enerji Jeopolitiği, İklim Krizi ve Türkiye&#8221; Konferansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beko, iklim krizi ile mücadele için oyun dünyasına adım attı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beko-iklim-krizi-ile-mucadele-icin-oyun-dunyasina-adim-atti-420019</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Nov 2023 21:09:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[attı]]></category>
		<category><![CDATA[beko]]></category>
		<category><![CDATA[dünyasına]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=420019</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın sürdürülebilirlikte lider ev teknolojileri markalarından Beko, bir ilke daha imza atarak, iklim kriziyle mücadelesini DOMINO: The Little One ile interaktif oyun platformuna taşıdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beko-iklim-krizi-ile-mucadele-icin-oyun-dunyasina-adim-atti-420019">Beko, iklim krizi ile mücadele için oyun dünyasına adım attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BEKO, İKLİM KRİZİ İLE MÜCADELE İÇİN </strong></p>
<p><strong>OYUN DÜNYASINA ADIM ATTI</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dünyanın sürdürülebilirlikte lider ev teknolojileri markalarından Beko, bir ilke daha imza atarak, iklim kriziyle mücadelesini DOMINO: The Little One ile</strong></p>
<p><strong>interaktif oyun platformuna taşıdı.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Arçelik Türkiye Genel Müdürü Can Dinçer “DNA’sında sürdürülebilirlik ve             sağlıklı yaşam fayda odağı bulunan Beko markamız, iklim kriziyle mücadele etmek için DOMINO: The Little One ile oyun dünyasına adım atıyor. Bugün, oyun sektörü dünya genelinde 3 milyardan fazla kullanıcıya ulaşırken ülkemiz dünyada en çok video oyunu oynayan 5&#8217;inci ülke konumunda bulunuyor. Olağanüstü hızla büyüyen bu sektörün dönüştürücü gücünden faydalanarak farkındalığı artırmayı ve tüm tüketicilerimizi iklim kriziyle mücadeleye dahil etmeyi hedefliyoruz. Özellikle gençlerimiz her gün oyun aracılığıyla iklim krizinin etkilerini bizzat deneyimleyerek bu farkındalığı güçlü bir şekilde kazanacaklar. Beko markamızın Cumhuriyetimizin 100. yılında hayata geçirdiği oyun projesi DOMINO: The Little One ile gezegenimiz için pozitif domino etkisi yaratmayı amaçlıyoruz” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Ev teknolojilerinin lider markası Beko, iklim krizine ve çevresel sorunlara dikkat çekmek için hayata geçirdiği oyun projesi DOMINO: The Little One’ı<strong> </strong>tanıttı. Gezegenin geleceği için sürdürülebilir teknolojiler geliştiren marka, Domino karakteriyle, iklim krizi odağında ekosistemin sürekliliğini etkileyen sorunlara karşı atılabilecek bireysel adımlar konusunda farkındalığı artırmayı hedefliyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>DOMINO: The Little One, dört bölümde çevresel sorunlara bütüncül yaklaşım</strong></p>
<p>Dört bölümden oluşan DOMINO: The Little One oyununun kahramanı Domino;<strong> </strong>plastik kirliliği, karbon emisyonları, hava kirliliği, su kirliliği, ekolojik dengesizlik, genetiği değiştirilmiş besinler ve orman yangınları gibi çevresel sorunlarla yüzleşiyor. Sürdürülebilirlik odaklı, 2.5D bir video oyunu olan DOMINO: The Little One, dramatik bir görsel dünya ve etkileyici efektler eşliğinde gezegeni tehdit eden felaketlere ve sorunlara dikkat çekiyor. DOMINO: The Little One 23 Kasım 2023 tarihinden itibaren, Steam, IOS ve Android cihazlardan indirilebilecek. </p>
<p> </p>
<p><strong>Arçelik Türkiye Genel Müdürü Can Dinçer</strong>, “DNA’sında sürdürülebilirlik ve sağlıklı yaşam fayda odağı bulunan Beko markamız, iklim kriziyle mücadele etmek için DOMINO: The Little One ile oyun dünyasına adım atıyor. Bugün, oyun sektörü dünya genelinde 3 milyardan fazla kullanıcıya ulaşırken ülkemiz dünyada en çok video oyunu oynayan 5&#8217;inci ülke konumunda bulunuyor. Gaming &#038; Esports 2023 raporuna göre 18-24 yaş aralığında haftalık oyun süresi ortalama 10 saati buluyor. Olağan üstü hızla büyüyen bu sektörün dönüştürücü gücünden faydalanarak farkındalığı artırmayı ve tüm tüketicilerimizi iklim kriziyle mücadeleye dahil etmeyi hedefliyoruz. Özellikle gençlerimiz her gün oyun aracılığıyla iklim krizinin etkilerini bizzat deneyimleyerek bu farkındalığı güçlü bir şekilde kazanacaklar. Beko markamızın Cumhuriyetimizin 100. yılında hayata geçirdiği oyun projesi DOMINO: The Little One ile gezegenimiz için pozitif domino etkisi yaratmayı amaçlıyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p>2050 yılına kadar tüm küresel operasyonlarında net sıfır emisyon hedefleri bulunduğunu belirten <strong>Arçelik Türkiye Genel Müdürü Can Dinçer</strong> sözlerini şöyle sürdürdü: “Sağlıklı bir yaşamın, sağlıklı bir gezegenle mümkün olacağına inanıyoruz. Bu sebeple de hem üretimde hem de ürünlerimizde sürdürülebilirliğe odaklanıyoruz. 2022 yılı itibariyle küresel operasyonlarımızın %65’ini yeşil elektrikten karşıladık. 2030 yılına kadar, üretim tesislerimizin bulunduğu tüm ülkelerde yeşil elektrik oranını %100’e çıkarmayı hedefliyoruz. Sürdürülebilir teknolojiler geliştirmek de iklim kriziyle mücadelede kritik önem taşıyor zira Türkiye’de konutlarda beyaz eşyalar, küçük ev aletleri ve iklimlendirmenin elektrik tüketimindeki payı ortalama %70&#8217;in üzerinde. Biz de enerji ve su verimli ürünler geliştirmenin yanında geri dönüştürülmüş malzemelerden ürettiğimiz teknolojilerle atık miktarını azaltıyor, çevrenin korunmasına katkı sağlıyoruz.” </p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Basın lansmanında konuşan <strong>Arçelik Global İletişim Kıdemli Direktörü Zeynep Özbil </strong>ise, “Oyun sektöründe de güçlü bir sürdürülebilirlik hareketine tanık oluyoruz. Oyunların, artık eğlence aracı olmanın ötesine geçerek önemli ölçüde kültürel ve ekonomik etkiye sahip birer iletişim aracı haline geldiğini görüyoruz. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) kurduğu Playing For The Planet Alliance platformunun 400.000 oyuncu ile gerçekleştirdiği araştırmaya göre, katılımcıların %70&#8217;i tüketim alışkanlıkları ve çevresel farkındalıkları konusunda değişmeye açık olduklarını belirtiyor. Katılımcıların %81&#8217;i oyun deneyimlerine katkıda bulunması halinde çevresel içerik için ödeme yapmaya hazır. %68’i ise oyunlarda daha fazla sürdürülebilirlik teması görmek istediklerini paylaşıyor. Bu araştırma sonuçları birey olarak yaptığımız seçimlerin, ne kadar küçük olursa olsun, dünya ve iklim üzerinde ne denli büyük bir etki yaratabileceğini gösteriyor” dedi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>“DOMINO: The Little One” tamamen Türk oyun sektörünün ürünü </strong></p>
<p>Beko markasının iklim kriziyle ilgili farkındalığı artırmak için oyunun hikâye anlatma gücünden yararlandığını ifade eden<strong> Özbil</strong>, şunları söyledi: “DOMINO: The Little One çocuklar için yapılmış ya da eğitim odaklı bir oyun değil. Günümüzün insan davranışlarını tarafsız bir gözle eleştiren, çevre problemlerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren ve kendimize sormaya korktuğumuz soruları soran bir deneyim projesi. Oyunda baş kahramanımız Domino’nun iklim felaketleriyle mücadelesine yardımcı oluyoruz. DOMINO: The Little One senaryosundan yazılımına, görsel efektlerinden, seslendirme ve müziklerine kadar tamamen Türk bir ekip tarafından tasarlandı. Bugün burada çıktığımız yeni yolculukta, bizlerin koyacağı her bir taşın domino etkisiyle gezegenimizin geleceği için fark yaratacağına inanıyoruz.”</p>
<p><strong>Oyunların dünyayı şekillendiren gücü: Toplumsal etki ve değişim</strong></p>
<p>Lansmanda konuşan <strong>Bahçeşehir Üniversitesi Dijital Oyun Tasarımı Bölüm Başkanı ve BUG LAB Kurucu Direktörü Doç. Dr. Güven Çatak</strong> da oyun endüstrisinin dönüştürücü gücüne dikkat çekerek “Değişim için oyunlar özellikle odaklandığımız bir alan. Bugün burada oyunların bir fark yaratabileceğine dair önemli bir adım daha atıyoruz. En önemlisi bunu Türkiye’de yapıyoruz. Beko ile burada ilk taşa dokunuyoruz. Beko, kendi sektöründe oyun dünyasına adım atan ve girişimde bulunan ilk şirket. Önümüzdeki yıl oyun sektörünün cirosunun 200 milyar doları aşması bekleniyor. Bunun yüzde neredeyse 50’si mobilden oluşuyor. Oyun sektörü dev bir pazar. 80’li yıllardan itibaren her jenerasyonda oyunlara olan ilgi artıyor. Oyunlar gerçek dünyada da sosyal değişim ve etki yaratabiliyor. Oyunlar sınırı aşan ortak bir dile sahip. Din, dil, ırk ayırt etmeden birçok farklı kişi ve coğrafyaya ulaşabiliyor ve insanları bir araya getiriyor. Aslında bir oyun okuryazarlığından, ortak bir dilden bahsedebiliriz. Değişim için tasarlanan oyunlardan biri olan Domino: The Little One da farkındalık ve empati yaratıyor” dedi. </p>
<p> </p>
<p><strong>Beko’nun sürdürülebilir teknolojileri</strong></p>
<p>Beko, bugüne kadar inovatif teknolojileri ve fayda odaklı projeleriyle dünyada milyonlarca eve ulaştı. Hem gezegenin hem de bireylerin sağlığına katkı sağlamayı hedefleyen marka, geliştirdiği sürdürülebilir teknolojilerle tüketicilerin doğa dostu seçimler yapmasına ve böylece ekolojik ayak izlerinin azalmasına destek oluyor.</p>
<p>Beko’nun sürdürülebilir teknolojilerinden SaveWater ile kurutma makinesinde toplanan su, çamaşır makinesinin yıkama suyu olarak kullanımıyla su tasarrufu sağlıyor. Bulaşık makinelerinde ise kurutmaya hazırlık için ikinci durulama suyu ısıtılarak güvenli şekilde depolanıyor. Biriken durulama suyu takip eden çevrimin ana yıkama adımında kullanılarak su tasarrufunda süreklilik sağlanıyor. </p>
<p>Arçelik Türkiye’deki beyaz eşya üreticileri arasında kendi geri dönüşüm tesisini kuran ilk ve tek şirket. 2014-2022 yılları arasında, Eskişehir ve Bolu’daki Atık Elektrikli ve Elektronik Eşya (AEEE) tesislerinde 1,7 milyon adet ürün geri dönüştürüldü. İki tesiste geri dönüştürülen atık ürünlerle, yaklaşık 214.000 ton karbondioksit salımını azaltıldı. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beko-iklim-krizi-ile-mucadele-icin-oyun-dunyasina-adim-atti-420019">Beko, iklim krizi ile mücadele için oyun dünyasına adım attı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Borç krizi derinleşiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/borc-krizi-derinlesiyor-417037</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Oct 2023 11:38:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[borç]]></category>
		<category><![CDATA[derinleşiyor]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417037</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çözüm platformu Şikayetvar, bankalardan tahsili gecikmiş, sorunlu, takipte olan alacaklarını satın alan varlık yönetimi şirketlerini mercek altına aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/borc-krizi-derinlesiyor-417037">Borç krizi derinleşiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Borç krizi derinleşiyor: </b></p>
<p><b>Varlık yönetimi şirketlerine yönelik şikayetler arttı </b></p>
<p><strong>Çözüm platformu Şikayetvar, bankalardan tahsili gecikmiş, sorunlu, takipte olan alacaklarını satın alan varlık yönetimi şirketlerini mercek altına aldı. Platform tarafından paylaşılan verilere göre bu şirketlerle ilgili şikayetler bir önceki yıl ile kıyaslandığında yüzde 114 arttı. Nisan, şikayetlerin zirve yaptığı ay olurken en çok şikayet edilen konular; fahiş kar talebi, çalışanların saygısız tutumları, uzlaşmadan uzak davranışlar olarak sıralandı. </strong></p>
<p>Son dönemde artan enflasyon ve giderek düşen alım gücü vatandaşları kredi kartına ya da kredi kullanımına yönlendirdi. Gelir-gider dengesi bozulan çok sayıda kişiyse bankalara borçlanmak zorunda kaldı. Öte yandan borçların tahsilinde sorunlar yaşayan bankalarsa dönem dönem belirli bir yüzde karşılığında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından yetkilendirilen firmalar olan varlık yönetimi şirketlerine devrediyor. Devir işleminin ardından takibe konu olan alacağın sahibi konumuna gelen varlık yönetimi şirketleri borçlu vatandaşlarla iletişime geçerek tahsilat yapmak için anlaşma, yapılandırma, icra takibi gibi işlemler uyguluyor. Ancak Şikayetvar üzerinden çözüm arayışında bulunan vatandaşlar, varlık yönetimi şirketleriyle ilgili çok sayıda şikayette bulunarak mağdur olduklarını ifade ediyor. Öyle ki ilgili şirketlerle ilgili şikayetler bir önceki yılın aynı dönemiyle (Ocak-Ekim) kıyaslandığında 2023’te yüzde 114 arttı. Platforma konuyla ilgili yüzlerce şikayet geldi. Şikayetvar’a ulaşan şikayetlere göre borçlu olunan ana paranın çok daha üstünde paralar tahsil edilmek isteniyor, şirket çalışanları rahatsız edici hatta tehdide varan konuşmalarla borçlulara psikolojik baskı uyguluyor ve borcunu ödemek isteyen vatandaşlarla uzlaşma sağlanmayarak, borcun her geçen gün artması isteniyor. </p>
<p><strong>Konuyla ilgili platforma ulaşan şikayetlerden bazıları ise şöyle: </strong></p>
<p><strong>Sürekli yakınlarımı arayarak rahatsız ediyorlar</strong></p>
<p>“Varlık yönetimi şirketi 39.000 TL&#8217;lik borcumu 158.000 TL olarak ödememi talep ediyor. Bu nasıl bir para kazanma şekli anlamadım. Onda bir fiyatına devir aldığı borcu 10 katına tahsil etmek istiyor. İndirim de yapmıyor ve sürekli yakınlarımı rahatsız ediyor. İndirim yapsa çözüm bulmaya çalışacağım.”</p>
<p><strong>Yüzde 3000 kar talep ediyorlar</strong></p>
<p>“Yıllardır varlık yönetim şirketi tarafından aranıyorum ve borcumu kapatmam isteniyor. Sonunda elime ufak bir tutar geçti ve borcumu kapatmak istedim. Ancak, aradığımda aniden 37.500 TL olan borcum bir hafta sonra 75.000 TL’ye 15 gün sonra ise 110.000 TL&#8217;ye yükseldi. Bu durum gerçekten şaka gibi! Dosya yasalarına göre, alınan dosyanın yüzde 300&#8217;ünden fazla kar elde edilemezken, siz yüzde 3000 kar talep ediyorsunuz. Bu nasıl bir ticaret anlayışı? Hiçbir mal varlığım ve sigorta girişim yok. Artık ben aramam, onlar arasınlar, onlar yalvarsınlar. Aldığınız dosyalardan bu kadar yüksek kazanç elde edemezsiniz, bu kanuna aykırı. Bir de bana bağırıp duruyorlar. Saygı sıfır, sanki karşılarında çocuk varmış gibi davranıyorlar. Bu ayıptır, yazıktır. İnsanlar zaten 3 kuruşa muhtaç, ben iyi niyetli oldum diye suiistimal edemezler.”</p>
<p><strong>Bunlara dur diyecek kimse yok mu?</strong></p>
<p>Bin lira olan borcuma karşılık 5 bin istiyorlar. Kabul ettim şimdi iş yerine icra yazısı gönderdiler. 16 bin istiyorlar. Bin liraya 16 bin! Asgari ücretle çalışan biri bunu nasıl ödesin telefon açıyorum kimselere ulaşamıyorum. Nasıl bir şirket? bunlara dur diyecek kimse yok mu?</p>
<p><strong>12 bin TL borcum için 50 bin TL isteyip tehditler savurdular</strong></p>
<p>“Borcumu ödemek için varlık yönetim şirketini aradım. Nezaketsiz tutumları beni şaşırttı. Ana param olan 12 bin TL borcum için benden yaklaşık 50 bin TL isteyerek tehditler savurdu. Bu kurumun bu şekilde davranması kabul edilemez. Yardımcı olmuyorlar, aksine insanları mağdur etmeye çalışıyorlar.”</p>
<p><strong>6 bin olan borç 19 bin olur mu yazık ya!</strong></p>
<p>“Çalışanlar çok saygısızca yokuşa sürüyor. 6 bin TL olan borcumu kapatmak için aradım 19.500 TL istediler. ‘10 bin TL var yardımcı olun’ diyorum. Saygısızca ‘Bana mı borcunuz var? Ödeyeceksiniz.’ diyorlar. Çözüm yolu yok. Bu konuda ne yapılması gerekiyor? Çalışanlarının bu şekilde saygısızlaşmasını nasıl çözeriz? Ödemek istiyorum. Ona da yanaşmıyorlar. 6 bin olan borç 19 bin olur mu yazık ya”</p>
<p><strong>Mağdur olmasam zaten bu durumda olmazdım</strong></p>
<p>“Birileri bu varlık yönetim kurumlarına lütfen dur desin ya da sınırlama getirsin. Bir hiç olarak bankalardan tahsil ettikleri borçları insanlardan kat be kat fazla istiyorlar. Yüzde 100 karı anladım da yüzde 500 nedir ya? Görünen borcum 1800 TL benden 8000 TL istiyorlar. 2 katı 4000 TL vereyim dedim kabul etmediler. El insaf. Biraz vicdan. Mağdur olmasam zaten bu durumda olmazdım. Verebilseydim zamanında öder sizlerin eline de düşmezdim. Yetkili kurumların bu duruma müdahale etmelerini istiyorum.”</p>
<p><strong>Eşimin telefonuna icra tehdidi içeren mesajlar attıkları için boşandık</strong></p>
<p>“Varlık yönetim şirketleri yasalara ve borç yapılandırma kurallarına aykırı çalışıyorlar. Asıl alacaklıdan cüzi miktarlar karşılığında devir aldıkları borçları her ay katlayarak borçluya yüksek rakamlar sunarak ödenmesi imkansız hale getiriyorlar ve sonra da kişinin hayatını kabusa çeviriyorlar. Eşimin cep telefonuna mesajlar atarak icra tehditlerinde bulundukları için eşimle boşandık. Defalarca ödeme çabasında bulundum fakat her defasında borcu katlayarak talepte bulundukları için sonuca gidemedik. Zaten hiçbir bankadan herhangi bir finans imkanı kullanamıyorum, bir yere işe başlasam hemen maaş haczi geliyor. Bir insanın bütün hayatını abluka altına almak bütün yaşam şartlarını kötüleştirmek suçtur.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/borc-krizi-derinlesiyor-417037">Borç krizi derinleşiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim krizi polen alerjisinin süresini uzattı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iklim-krizi-polen-alerjisinin-suresini-uzatti-416902</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Oct 2023 07:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alerjisinin]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[polen]]></category>
		<category><![CDATA[süresini]]></category>
		<category><![CDATA[uzattı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=416902</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde küresel ısınmanın etkisiyle artık havalar daha erken ısınıyor ve daha geç soğuyor. Bu da polen mevsimlerinin daha erken başlamasına ve daha uzun sürmesine yol açıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-krizi-polen-alerjisinin-suresini-uzatti-416902">İklim krizi polen alerjisinin süresini uzattı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İKLİM KRİZİ POLEN ALERJİSİNİN SÜRESİNİ UZATTI!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Günümüzde küresel ısınmanın etkisiyle artık havalar daha erken ısınıyor ve daha geç soğuyor. Bu da polen mevsimlerinin daha erken başlamasına ve daha uzun sürmesine yol açıyor. Isı artışı ile dünyada pek çok ülkede, baharda çiçek açan türlerde erken çiçeklenme görüldüğü ve mevsimsel total polen yükünde artış olduğu söyleyen Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Doç. Dr. Zeynep Çelebi Sözener “Çok uluslu bir meta-analizde ölçüm yapılan bölgelerin %71‘inde artmış alerjenik polen düzeyleri; %65’inde ise uzamış polen mevsimi süresi saptandı. Ayrıca artmış CO2 konsantrasyonunun, hava kirliliğini ve bitkilerle polenlerin fizyolojisini etkilediği, polen alerjenitesini değiştirdiği ve daha agresif hale getirdiği ortaya konuldu” dedi.</strong></p>
<p> </p>
<p>Küresel ısınma canlı yaşamı için her gün büyüyen bir tehdit olarak karşımıza çıkıyor. İnsan kaynaklı faaliyetler sonucu atmosferde biriken sera gazlarının etkisiyle, dünyamız bugün sanayi öncesi döneme göre 1,1 derece daha sıcak. Gerekli önlemler alınmaz, fosil yakıt tüketiminin önüne geçilemezse, ısının hızla artarak 2030 yılında 1,5 dereceyi aşması bekleniyor. Atmosferik ısıda görülen bu artış okyanusların ısınmasına, buzulların erimesine, deniz seviyelerinin yükselmesine neden oluyor. Tüm ekosistemleri dengesizleştiren ve canlı çeşitliliğinde azalmaya yol açan küresel ısınma, aşırı hava olaylarının çok daha sık, yoğun ve uzun süreli olarak karşımıza çıkmasına yol açıyor. Yükselen ısı, atmosferde nem tutulmasını da beraberinde getirirken bu durum ev tozu akarı, küf mantarı, polenler gibi solunum yolu ile alınan alerjenlerin atmosferde daha yoğun bulunması ile sonuçlanıyor. <strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Doç. Dr. Zeynep Çelebi Sözener</strong>; artan ısı, nem ve CO2 düzeylerinin iklimlerin değişmesi ile sonuçlandığını, polen sezonlarının uzamasına neden olduğunu, polen yoğunluğunu etkilediğini ve alerjenik bitkilerin dağılımını değiştirdiğini belirtti.</p>
<p> </p>
<p><strong>“Erken çiçeklenme polen yükünü artırıyor”</strong></p>
<p> </p>
<p>“Günümüzde artık havalar daha erken ısınıyor ve daha geç soğuyor. Bu da polen mevsimlerinin daha erken başlamasına ve daha uzun sürmesine yol açıyor” diyen Sözener, sözlerine şöyle devam etti: “Isı artışı ile dünyada pek çok ülkede, baharda çiçek açan türlerde erken çiçeklenme görüldüğü ve mevsimsel total polen yükünde artış olduğu bildirildi. Çok uluslu bir meta-analizde ölçüm yapılan bölgelerin %71‘inde artmış alerjenik polen düzeyleri; %65’inde ise uzamış polen mevsimi süresi saptandı. 1995-2019 yılları arasında yapılan 25 yıllı kapsayan bir çalışmada; yıllık ortalama sıcaklıkta, her yıl için 0.041 santigrat derece artış olduğu, <strong>pik polen döneminin her yıl 1,7 gün öne geldiği</strong>, pik polen dönemi süresinin yılda 1,3 gün uzadığı gösterildi. Ayrıca artmış CO2 konsantrasyonu ve hava kirliliği ile bitkilerin ve polenleri fizyolojisi etkilenirken, polen alerjenitesi değiştiği ve daha agresif hale geldiğini söylemek mümkün.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Şehirleşme, bitki türlerinin yaşam alanlarını da değiştirdi</strong></p>
<p> </p>
<p>Bir diğer önemli noktanın da artan şehirleşme ile birlikte kara kullanımında ve tarım pratiklerinde görülen değişiklikler nedeniyle farklı bitki türlerin daha önce görülmedikleri bölgelerde görülmeye başlaması olduğunu ifade eden Sözener, şehirleşmenin etkisi ile hasarlanan doğal bitki örtüsüne ait ağaçların yerine çok daha kolay büyüyebilen ve o bölgenin doğal habitatına ait olmayan farklı türde bitkilerin dikilmesi ile o bölge için alışılagelmedik polenlerin atmosferde görülmeye başladığını söyledi. Yine insanlar tarafından hasarlanan toprakta, ormansızlaştırılan bölgelerde kuraklık direnci yüksek olan türlerin kolaylıkla çoğalabildiğini söyleyen Sözener, küresel ısınmanın etkisiyle zaylan (ragweed) gibi istilacı türlerin daha önce görülmedikleri coğrafyalarda görülmeye başladığının da altını çizdi. Sözener,</p>
<p>“Sonuç olarak, polen alerjisi olan hastalarda burun akıntısı, kaşıntı, hapşırık, burun tıkanıklığı gibi alerjik rinit semptomlarının önceki yıllara göre daha erken başladığını, daha şiddetli seyrettiğini ve daha uzun sürdüğünü görüyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) Hakkında:</strong></p>
<p>Ülkemizde alerji ve immünoloji alanında kurulan ilk dernek olan Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD), erişkin- çocuk alerji ve klinik immünoloji uzmanlarını bir çatı altında toplamaktadır. Alerji ve Klinik İmmünoloji biliminin ve hizmetinin ülkemizde gelişimine katkı sağlamayı ve alerjik – immünolojik hastalıklar konusunda toplumda farkındalık oluşturulmasını hedefleyen AİD, uluslararası katılımlı kongre ve bilimsel toplantılar gerçekleştirerek branş hekimlerinin ve ilişkili sağlık personelinin en yeni bilgiler ile güncellenmesi sağlanmaktadır. Uluslararası bilimsel kurumlarla (AAAAI, EAACI, SIAF, WAO) iş birliği yapan dernek bu iş birliklerinin ışığında uluslararası kurumların düzenlediği kongre ve kursları ülkemizde başarıyla gerçekleştirmiş, ülkemizi başarıyla temsil ederek biliminin ilerlemesine önemli bir katkı sunmuştur. Yine farkındalık yaratma misyonuyla öne çıkan dernek, üyeleri için bilimsel toplantılara katılımı için maddi destek sağlamakta dernek üyeleri dışında da bedelsiz bir şekilde kurs ve okul şeklinde çeşitli eğitim toplantıları düzenlenmektedir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-krizi-polen-alerjisinin-suresini-uzatti-416902">İklim krizi polen alerjisinin süresini uzattı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Krizi ve Kuraklığa karşı keçe podyuma çıktı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iklim-krizi-ve-kurakliga-karsi-kece-podyuma-cikti-415481</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Oct 2023 11:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[keçe]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklığa]]></category>
		<category><![CDATA[podyuma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fashion Prime – Tekstil, Hazır Giyim Tedarikçileri ve Teknolojileri Fuarı’nda keçe ustası ve tasarımcı Ayfer Güleç'in keçelerden tasarladığı ürünlerden oluşan Meradan Podyuma - “İklim Değişikliği ile Yaşanan Su Krizinde Keçe” defilesi büyük ilgi gördü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-krizi-ve-kurakliga-karsi-kece-podyuma-cikti-415481">İklim Krizi ve Kuraklığa karşı keçe podyuma çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fashion Prime – Tekstil, Hazır Giyim Tedarikçileri ve Teknolojileri Fuarı’nda keçe ustası ve tasarımcı Ayfer Güleç&#8217;in keçelerden tasarladığı ürünlerden oluşan Meradan Podyuma &#8211; “İklim Değişikliği ile Yaşanan Su Krizinde Keçe” defilesi büyük ilgi gördü. Bu defilenin Seferihisar&#8217;dan başlamak üzere 10 yılı aşkın süredir yürüttükleri çalışmaların bir halkası olduğunu belirterek, “Sütünden koyununa, kültürü kuşaklar arasında taşıyan çobanlarımıza sahip çıkıyoruz. Buradan memleketin yerel hayvan ırklarına, yerel atalık tohumlarına sahip çıkma çağrısı yapıyorum. Çünkü yerli ve milli olmak burada başlıyor” dedi.</p>
<p>Binlerce yıllık geçmişe sahip geleneksel Türk kültür ürünü keçe,  bu yıl 6. kez düzenlenen Fashion Prime – Tekstil, Hazır Giyim Tedarikçileri ve Teknolojileri Fuarı’nda podyuma çıktı. Keçe ustası ve tasarımı Ayfer Güleç&#8217;in tasarımlarıyla  Meradan Podyuma &#8211; “İklim Değişikliği ile Yaşanan Su Krizinde Keçe” defilesi, geleneksel Anadolu keçesini modern bir tarzla buluşturarak keçenin potansiyelini yaratıcı bir şekilde sergiledi.</p>
<p>Defileye ev sahibi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile İzmir Köy-Koop Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Neptün Soyer başta olmak üzere; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Balçova Belediye Başkanı Fatma Çalkaya, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin&#8217;in eşi Fatma Yetişkin, Kemalpaşa Belediye Başkanı Rıdvan Karakayalı&#8217;nın eşi Lütfiye Karakayalı, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu&#8217;nun eşi Duygu Aslanoğlu, İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü Murat Karaçanta, İZFAŞ Genel Müdürü Canan Karaosmanoğlu Alıcı, siyasi parti temsilcileri, sektör profesyonelleri, üreticiler, çobanlar, kooperatif ortakları, modacılar ve fuar ziyaretçileri katıldı.</p>
<p><strong>Soyer: “Eserlerin tamamı karbon emisyonu ve atık oluşturmadan üretildi”</strong></p>
<p>İklim krizi ve kuraklıkla mücadelenin önemine vurgu yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Bizi bir araya getiren bu defileyi farklı kılan çok önemli bir özellik var.  Meradan Podyuma Keçe ismini taşıyan bu çok değerli defile aslında bir ilk. Burada sergilenen sanat eserlerinin tamamı karbon emisyonu ve atık oluşturmadan üretildi. Bu yüzden her biri, iklim krizine ve kuraklığa karşı büyüttüğümüz mücadelenin birer sonucu. Tarihin en büyük yok oluş süreçlerinden birisine tanıklık ediyoruz. İklim krizi artık uzak gelecekte yüzleşmemiz gereken bir felaket değil. Hayatımızın her anında, iklim krizinin ve bunun sonucu olan felaketlerin etkilerini yaşıyoruz. Sulak alanlarımız, derelerimiz kuruyor&#8230; Seller, yangınlar, birbirini takip ediyor. Elimizi taşın altına koymak ve bu krizin üstesinden gelmekle mükellefiz. Nasıl mı? Yaşamın her alanında doğayla uyumlu çözümleri hatırlayarak ve yenilerini ortaya koyarak. Tıpkı bugün Meradan Podyuma Defilesinde olduğu gibi” dedi.</p>
<p><strong>“Mücadelemize yepyeni bir soluk getiriyor”</strong></p>
<p>Keçenin dünyanın ilk tekstil ürünlerinden biri olduğunu ve dünyanın karşı karşıya olduğu krizler karşısında dirençli yapısıyla çağları aşarak günümüze kadar ulaştığını söyleyen Başkan Tunç Soyer, Aliağa&#8217;da bulunan antik kent Aigai yani Ege&#8217;yi hatırlattı. Ege&#8217;nin anlamının keçi olduğunu hatırlatan Soyer, binlerce yıl boyunca bu topraklarda küçükbaş hayvancılık yapıldığını söyledi. Soyer, “Bu defile Seferihisar&#8217;dan başlamak üzere 10 yılı aşkın süredir yürüttüğümüz çalışmaların bir halkası. Çoban haritası, Mera İzmir, İzmirli markası, Başka Bir Tarım Sertifikası, İzmir Tarımı Geliştirme Merkezi, Can Yücel Tohum Merkezi ve Bayındır&#8217;da kurduğumuz Bayındır Süt Fabrikası bu defileyle aynı bütüne hizmet eden çalışmalarımız. İki somut hedefe hizmet ediyor; ilki Anadolu&#8217;nun binlerce yıllık mera kültürünü koruma altına alıyoruz. Sütünden koyununa, kültürü kuşaklar arasında taşıyan çobanlarımıza sahip çıkıyoruz. Buradan seslenmek istiyorum; önce bu memleketin yerel hayvan ırklarına, yerel atalık tohumlarına sahip çıkalım. Çünkü yerli ve milli olmak burada başlıyor. İkinci hedefimiz de, hiçbir atık üretmeyen, karbon salımına neden olmayan döngüsel bir ekonomi inşa ediyoruz. İşte bu nedenle Meradan Podyuma bir defileden çok daha fazla anlam ifade ediyor. Anadolu&#8217;nun meralarını ve gezegenimizi yaşatma mücadelemize yepyeni bir soluk getiriyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Neptün Soyer: “Keçeye farkındalık yaratmak istedik”</strong></p>
<p>İzmir Köy-Koop Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Neptün Soyer, “Dünyanın yüzde 70&#8217;i su ancak bu suyun yüzde 97&#8217;si tuzlu su. Sadece yüzde 2,5&#8217;u tatlı su. Bu yüzde 2,5 oranın sadece yüzde 0,3&#8217;ü kullanılabilir. Biz o kadar az suyla döngünün, doğanın içinde yiyoruz, içiyoruz, gıdamızı üretiyoruz ve aynı zamanda giyiniyoruz. Ama geldiğimiz bu dönemde iklim değişikliği denilen ama bizim artık kriz olarak gördüğümüz bu sorundaki en önemli nokta su. Biz İzmir Köy-Koop Birliği olarak, buradaki Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ortaklarımız olarak, tarımla uğraşan çiftçiler olarak biliyoruz ki topraktan gelen her şey kıymetli. Küçükbaş hayvancılığın Seferihisar&#8217;daki yolculuğunu İzmir&#8217;e taşıyan Tunç Soyer başkanımızla beraber, meradaki hayvancılığın ne kadar önemli olduğunu ortaya koyduğu İzmirli markası, Can Yücel Tohum Merkezi gibi çalışmalarla aynı zamanda Seferihisar&#8217;daki bir sanat atölyesi olan keçe atölyesinde Ayfer Güleç ile buluşmamız da bunların bir halkası. Geldiğimiz noktada su kriziyle, merada hayvancılıkla, o hayvanların yünüyle, geçmişten gelen kadim bilgiyle sahip çıkmamız gereken en önemli özelliklerimizden biri olan bu sanata, keçeye farkındalık yaratmak istedik” dedi.</p>
<p><strong>Güleç: “Bütünsel düşünmek gerekli”</strong></p>
<p>Keçe ustası ve Tasarımcı Ayfer Güleç, “Bir işi sürdürülebilir kılmak, bir işe bütünsel açıdan bakmak, minimalist yaşam kültürü dediğimiz göçer kültürün en önemli el sanatlarından biri olan keçeyi, dünyadaki ilk tekstil ürününü, koyunun yetiştiği her yerde bilinen ve üretilen tekstil ürününü farklı bir boyuta taşımak, markalaştırmak benim heyecanımdı. Yol arkadaşlarımla bunu başardığımızı düşünüyorum. Defile de bunun tacı olacak. Çok heyecanlıyım. Bütünsel düşünmek gerekli ve o bütünselliğin içinde sürdürülebilir olmak gerekir. Bunu sürdürülebilir kılan ve arzu nesnelerine dönüştüren bir tasarımcı olma yolunda ilerliyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-krizi-ve-kurakliga-karsi-kece-podyuma-cikti-415481">İklim Krizi ve Kuraklığa karşı keçe podyuma çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de gıda krizi kapıda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-gida-krizi-kapida-388841</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jun 2023 06:20:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[kapıda]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=388841</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Hakan Çakıcı, 6 Şubat depremleri sonrası Türkiye genelinde gıda krizi yaşanabileceğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-gida-krizi-kapida-388841">Türkiye&#8217;de gıda krizi kapıda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Şubat tarihinde meydana gelen ve 11 ilde 40 bini aşkın vatandaş yaşamını yitirmesine yol açan Kahramanmaraş merkezli felaketin ardından, Türkiye genelini etkileyecek geniş çaplı bir gıda krizi de kapıya dayandı. </p>
<p>Cumhuriyet&#8217;te yer alan habere göre yaz aylarından itibaren et ve süt ürünleri ile pamuk, domates başta olmak üzere pek çok sebzede sorunlar yaşanacağını aktaran Çakıcı, “Afet yaşanan bölgede tarımı ayağa kaldırmak çok zor olacak ve bu uzun süre alacak. En büyük zararı hayvancılık gördü. Ülkedeki üretim potansiyelinin yüzde 10 ile 15 arasında bir bölümünü afet bölgemizdeki illerimiz tek başına karşılıyordu. Kaybedilen canlı hayvan sayısını ya da buradaki üreticinin maddi kaybını tam olarak bilemiyoruz. Ama şu bir gerçek ki yaşanan depremler ve ortaya çıkan yıkım bu bölgedeki kent merkezleri kadar kırsalı da vurdu.</p>
<p>Barajlar zarar gördü, haliyle sulu tarım faaliyetleri de ilerleyen vadede bundan olumsuz etkilenecek. Bakanlık burada çiftçi kayıt sistemi üzerinden kayıtlı üreticiye yardımlar sağlayacak. Ancak 1-2 hayvan ile üretim yapan küçük üreticinin, kaydı olmayan küçük işletmelerin ne olacağı belli değil. Süt ürünleri ve et gibi ürünlerin yanı sıra, sebze üretiminde ciddi zararlarımız söz konusu olacak. Bir süre daha buradan ürün çıkmayacak ya da üretim miktarı azalacak. Bol su isteyen ve oradaki toprağa özgü pamuk, kayısı ile mısır, domates ve diğer birçok ürünün gelecek süreçte tedariki sıkıntılı olabilir” dedi. </p>
</p></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-gida-krizi-kapida-388841">Türkiye&#8217;de gıda krizi kapıda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vize Krizi Büyüyor, İş Dünyası, Turistler ve Sanatçılar da Mağdur</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vize-krizi-buyuyor-is-dunyasi-turistler-ve-sanatcilar-da-magdur-379631</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jun 2023 11:41:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyüyor]]></category>
		<category><![CDATA[dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[mağdur]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçılar]]></category>
		<category><![CDATA[turistler]]></category>
		<category><![CDATA[vize]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379631</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vize sorunu son dönemde yeniden gündem olurken Türkiye’nin Schengen vizesi ret oranı Rusya’nın 5 kat üzerine çıktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vize-krizi-buyuyor-is-dunyasi-turistler-ve-sanatcilar-da-magdur-379631">Vize Krizi Büyüyor, İş Dünyası, Turistler ve Sanatçılar da Mağdur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vize sorunu son dönemde yeniden gündem olurken Türkiye’nin Schengen vizesi ret oranı Rusya’nın 5 kat üzerine çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Avrupa’nın vize engelini “siyasi şantaj” olarak tanımlayıp en kısa sürede çözüm mesajı verdi. Turistler, iş dünyası, ve sanatçılar da vize mağdurları arasında yer alıyor. Sektör temsilcileri sorunun biran önce çözülmesini bekliyor.</p>
<p><strong>TATİL PLANI YAPANLAR DİKKAT!</strong></p>
<p>Türkiye’nin Schengen vizesi sorunu, pandemide uzaktan çalışmaya geçilmesi, seyahat yasakları ve çeşitli ülkelerin büyükelçiliklerinin personel azaltmasıyla başladı. Ancak pandemi sonrasında seyahatlerin yeniden açılmasıyla Türkiye’den artan vize başvuruları karşılanmamaya başladı. Son 2 yılda sorun adeta bir kangren haline geldi. Türk vatandaşları vize için randevu alamamaya, vize başvurularının sonuçlanması aylar sürmeye ama en önemlisi çok sayıda vize başvurusu reddedilmeye başladı. Schengen vizesi krizi tur iptallerine neden oluyor. Bazı ülkeler vize randevusu için bile aylar sonraya tarih veriyor. Vize almak da önceki yıllara oranla çok daha zor. Bu nedenle satışı yapılan yurtdışı turların birçoğu iptal ediliyor.  Türkiye’den Avrupa ülkelerine gidebilmek için başvurulan Schengen vizelerinin yaklaşık yüzde 50’sinin reddedildiği öğrenildi.</p>
<p><strong>“VİZE SORUNUN ANA SEBEBİ MÜLTECİLERE VERİLEN TÜRK PASAPORTU”</strong></p>
<p>Vize sorununun giderek büyüdüğüne dikkat çeken Medulux Health Turizm Acentası Kurucus, Ulikad yardımcısı Şebnem Akman Balta, sorunun biran önce çözülmesi gerektiğini söylüyor. Balta, “Mültecilerin özellikle de Suriyeli ve Afganların elde etmiş oldukları Türk pasaportu ile Avrupa ülkelerine geçmeye çalışmaları nedeniyle Türk pasaportları daha çok incelenmeye başlandı. Yaz döneminin gelmiş olmasıyla vize talebinde bir artış yaşanıyor. Ayrıca Türkiye’nin 21 Kasım 2021&#8217;de, kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadele önlemlerinin yetersiz olduğu sonucuna varıldığı için Mali ve Ürdün ile birlikte küresel kara para aklama ve terör finansmanı gözlemcisi FATF tarafından “gri listeye” alınmış olması da bu vize sorununu büyütüyor. Bunun dışında Avrupa Birliği’nde yaşanan insan kaynakları sorunu ve çalışan sayısındaki yetersizlik vize krizinin büyümesinde etkili oluyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>SİYASİ ŞANTAJA DÖNDÜ</strong></p>
<p>Vize şirketi IDATA’nın verilerine göre, Türkiye’den yapılan başvuruların ret oranı Rusya’nın 5 kat üzerinde. 2022 yılının şubat ayında başlattığı Ukrayna’ya askeri operasyon nedeniyle başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere sivil havacılık dahil birçok alanda yaptırıma uğrayan Rusya’da, Schengen vize ret oranlarının Türkiye’den 5 kat daha düşük seviyede olduğu belirtiliyor. Türkiye bir süredir tepkili, hatta bir süre önce elçiler bakanlığa çağrılıp rahatsızlık en üst seviyede dile getirildi. Ancak çözüm olmadı. Salı günü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde işinsanlarınaseslenen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Son dönemde siyasi şantaj olarak kullanılan vize sorununu en kısa sürede hal yoluna koyacağız” mesajını verdi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vize-krizi-buyuyor-is-dunyasi-turistler-ve-sanatcilar-da-magdur-379631">Vize Krizi Büyüyor, İş Dünyası, Turistler ve Sanatçılar da Mağdur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konut ve kira krizi büyüyor !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konut-ve-kira-krizi-buyuyor-373674</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 13:14:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[büyüyor]]></category>
		<category><![CDATA[kira]]></category>
		<category><![CDATA[konut]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373674</guid>

					<description><![CDATA[<p>2020 yılında başlayan pandemi süreciyle başlayan daha sonra kur artışının da etkisiyle yükselişi hız kazanan konut kiralarındaki artış artık kontrolden çıkmış durumda.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konut-ve-kira-krizi-buyuyor-373674">Konut ve kira krizi büyüyor !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de konut ve kira krizi giderek büyüyor. 2020 yılında başlayan pandemi süreciyle başlayan daha sonra kur artışının da etkisiyle yükselişi hız kazanan konut kiralarındaki artış artık kontrolden çıkmış durumda. Bu artışın önemli sebeplerinden biri olarak yabancılara yapılan kiralamalar gösteriliyor. Peki Türkiye’de kaç yabancı yaşıyor ve konut kiralarına etkisi ne? TÜGEM Başkanı Hakan Akdoğan, kira artışlarının sadece yabancılara bağlanmasının doğru olmadığını söylüyor.</p>
<p>İstanbul&#8217;da ortalama kira 13 bin lirayı aştı</p>
<p>İstanbul&#8217;da konut kira artışı hız kesmezken ortalama kira 13 bin lirayı aştı. Bir gayrimenkul platformunun araştırmasına göre, kiralar mart ayında aylık yüzde 11 artış gösterdi. Yükseliş bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 140&#8217;ı aştı. Kiralık konut değeri metrekare başına 130 lira oldu.</p>
<p>Konut kiralarının en yüksek olduğu ilçe Sarıyer</p>
<p>Sarıyer&#8217;de 10 bin lira ile sadece 36 metrekarelik bir daire kiralanabiliyor. Beşiktaş&#8217;ta ise aynı paraya 39 metrekarelik dairede oturulabiliyor. Beşiktaş&#8217;ı 52 metrekare ile Beyoğlu, 53 metrekare ile Kadıköy ve 55 metrekare ile Şişli takip ediyor. Kiraların en ucuz olduğu ilçe ise Silivri. 10 bin lira 167 metrekarelik bir dairenin kirasını karşılıyor. Ardından 152 metrekare ile Arnavutköy, 145 metrekare ile Çatalca, 139 metrekare ile Sultanbeyli ve 130 metrekare ile Sultangazi geliyor.</p>
<p> </p>
<p>Türkiye’de resmi izinle ikamet eden yabancı sayısı 1,3 milyon</p>
<p>Türkiye dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumunda bulunuyor. Türkiye’de 4 Mayıs 2023 verilerine göre 3 milyon 395 bin 909 Suriyeli mültecinin dışında 1 milyon 307 bin yabancı resmi ikamet izni ile yaşıyor. İlk sırada 147 bin 717 ile Rus vatandaşları yer alıyor. Ukrayna vatandaşları ise 44 bin ile 9. sırada bulunuyor. </p>
<p>Türkiye’de yabancı sayısı 6 milyona yaklaştı</p>
<p>İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre 4 Mayıs 2023 itibariyle Türkiye’de 1 milyon 307 bin 847 yabancı resmi izinle ikamet ediyor. 2005 yılında ikamet izni bulunan yabancı sayısı 179 bin idi. 2015 yılında 400 bini aşan yabancı sayısı 2018 yılında 856 bine ulaştı. İkamet izni ile Türkiye’de yabancı sayısı 2019 yılında ise ilk kez 1 milyonu aşarak 1 milyon 101 bine yükseldi. Son üç yıldır bu sayısı 1,3 milyonun üzerinde seyrediyor.</p>
<p>Yabancıların yarıdan fazlası İstanbul’da yaşıyor</p>
<p>Konut kiralarında yaşanan artışı ve bu artışta yabancıların payını değerlendiren TÜGEM Başkanı Hakan Akdoğan geçici koruma kapsamında en fazla Suriyelinin yaşadığı ilin İstanbul olduğuna dikkat çekti. Akdoğan şöyle konuştu;</p>
<p>“Geçici koruma kapsamında, Suriye vatandaşlarının en yoğun olduğu il, 531 bin 55 ile İstanbul. İstanbul&#8217;da kayıtlı Suriyeli sayısının ilde yaşayan toplam kişi sayısına oranı yüzde 3,23 seviyesinde. İkamet izni alarak İstanbul&#8217;da yaşayan 680 bin 280 yabancı bulunuyor. Bunlar içinde aile ikamet izni ile, öğrenci ikamet izni ile, kısa dönemli olmak üzere de farklılıklar gösteriyor. Kiralardaki artışın sadece yabancılar nedeniyle yükseldiğini söyleyebilmek mümkün değil. Lakin İstanbul ve Antalya gibi bazı illerde Rusya Federasyonu vatandaşlarının ve Suriye vatandaşlarının etkisi ile bir etkisi var. İstanbul&#8217;da yabancıların ikametinin yoğun olduğu ilçelerimiz var. Hatta bu ilçelerdeki bazı mahallelerde de yeni ikamete izin verilmiyor. Bunlara baktığımızda Fatih en yoğun ilçelerimizin başında geliyor. Bunun yanı sıra Esenyurt, Beyoğlu, Zeytinburnu yoğun olanlar arasında gösterilebilir.</p>
<p>Yabancılara ikamet iznine kapalı olan ilçeler</p>
<p>Şişli&#8217;de Beşiktaş&#8217;ta, Beylikdüzü&#8217;nde, Küçükçekmece&#8217;de, Sarıyer&#8217;de, Ümraniye ve Tuzla&#8217;da da bazı mahalleler ikamete kapalı olduğunu söyleyen Akdoğan, “Ülkemizde çeşitli bölgelerdeki yabancı yoğunluğu göz önünde bulundurularak Bakanlığımızca daha önce belirli illerimizdeki 781 mahalle yeni doğan ve çekirdek aile birleşimi dışında geçici koruma kaydına, uluslararası koruma kaydına, ikamet iznine, geçici koruma veya uluslararası koruma ile ikamet izni kapsamındaki yabancıların ikamet ili değişikliği yapılması işlemlerine kapatılmıştır. 1 Temmuz 2022 itibariyle kapalı mahalle sayısı 1169’a çıkarılmış olup kapalı mahalleler ekte yer almaktadır” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konut-ve-kira-krizi-buyuyor-373674">Konut ve kira krizi büyüyor !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Besinler ile Kalp Krizi Riskini Önleyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-besinler-ile-kalp-krizi-riskini-onleyin-364623</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 08:14:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besinler]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[önleyin]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364623</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beslenme tarzı doğru değilse kalp hastalıkları riski yüksek derecede artar. O bakımdan beslenme alışkanlıkları önemlidir ve doğru beslenme süreklilik arz edecek şekilde uygulanmalıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-besinler-ile-kalp-krizi-riskini-onleyin-364623">Bu Besinler ile Kalp Krizi Riskini Önleyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme tarzı doğru değilse kalp hastalıkları riski yüksek derecede artar. O bakımdan beslenme alışkanlıkları önemlidir ve doğru beslenme süreklilik arz edecek şekilde uygulanmalıdır.</p>
<p><strong>1. Porsiyon miktarını iyi ayarlamak önemli</strong></p>
<p>Yemek yerken tabağınızı yeterinden fazla doldurmayın veya tam bir doygunluk hissi gelinceye kadar yemeyin. Özellikle restoranlarda sunulan porsiyonlar gereğinden fazla olarak nitelendirilebilir. Başka bir örnek vermek gerekirse bulunduğunuz otellerde yemek alırken büyük yerine küçük tabaklar tercih etmeyi unutmayın.</p>
<p><strong>2. Sebze ve meyveye öncelik verin</strong></p>
<p>Sebze ve meyve yoğun bir şekilde vitamin ve mineraller içerir. Haricen bu gıdalarda kalp damar hastalıklarından koruyan bol miktarda antioksidanlar mevcuttur. Ek olarak sebze ve meyvenin kalori değeri düşük ve lif oranı zengindir. Özellikle içerdiği antioksidanlar damar sertliği ve damar kireçlenmesini önler. Sıklıkla mor ve kırmızı sebze ve meyvede antioksidanlar daha yoğundur. Bu bağlamda zerdeçalında yüksek bir antioksidan kaynağı olduğunu unutmamak gerekir. Sebze ve meyve tüketiminde tazeliğe dikkat edilmeli. İşlenmiş veya şekerlenmiş konserve sebze ve meyve sağlık açısından son derece zararlıdır. Kızartılmış sebzeleri tercih etmeyiniz.</p>
<p><strong>3. Tahıllı gıdalar tüketmek gerekir</strong></p>
<p>Tahıllar önemli bir vitamin, mineral ve lif kaynağıdır. İçerdikleri besin maddeleri kalp sağlığı ve tansiyon regülasyonu açısından önemli bir rol oynar. Tam tahıllı gıdalar, bu ekmek veya kabuğu soyulmamış pirinç olsun, belirli miktarda tüketildiği takdirde, hem açlık hissini önemli derecede azaltır hem de vücudumuz ve kalp sağlığımız için gerekli olan besin maddelerini büyük bir zenginlikle içerir.</p>
<p><strong>4. Yağ tüketiminde dikkat edilmesi gereken hususlar</strong></p>
<p>Bu bağlamda doymuş ve doymamış yağları ayırt etmek önemli. Doymuş yağlar kalp sağlığı açısından fazla tüketildiğinde zararlı olabilir. Örneğin yağlı et, salam sosis gibi gıdalarda, margarinde ve trans yağlarda bol miktarda bulunur. Doymamış yağlar damar kireçlenmesini, sertleşmesini ve kalp krizini önler, kolesterolü düşürür. Zeytin ve zeytinyağı, fındık, ceviz, avokado, badem ve susam yağı doymamış yağlar açısından zengindir. Bu gruba dâhil olan omega-3 yağı soğuk deniz balıklarında ve keten tohumunda bol miktarda bulunur.</p>
<p><strong>5. Az yağlı protein kaynaklarını seçiniz</strong></p>
<p>Az yağlı kırmızı et, haftada en az bir kere deniz balığı, günde bir yumurta, haricen taze süt ve evde yapılmış yoğurt önemli ve değerli protein kaynaklarıdır. Taze deniz balıkları bol miktarda omega-3 yağı içerdikleri için aynı zamanda kolesterol ve trigliserid değerlerini düşürürler. Baklagiller protein açısından çok zengindir ve aynı zamanda az yağ içerirler. Kolesterol yükseltici değerleri hemen hemen hiç yoktur ve kolaylıkla et gıdasının yerine geçebilirler. Protein kaynağı olarak işlenmiş etler (sucuk, salam, sosis gibi) ve sakatat kalp ve damar sağlığı açısından önerilmez.</p>
<p><strong>6. Tuz tüketiminizi kısıtlayın</strong></p>
<p>Fazla tuz tüketimi tansiyon değerlerini yükseltir. Yüksek tansiyon ise kalp sağlığı açısından önemli bir risk faktörüdür.   Günde 1,5 gramdan (yarım tatlı kaşığı) fazla saf tuz tüketilmemeli. Özellikle saklı tuzlara çok dikkat edilmeli. Örnek vermek gerekirse zeytin, peynir, turşu, çerez, çeşni yüksek miktarda tuz içerir. Bu gıdaların tuzsuz olanları tercih edilmeli. Tuz yerine baharat karışımları (karabiber, zerdeçal, kekik gibi) kullanmak kalp sağlığı açısından çok daha avantajlıdır.</p>
<p><strong>7. Yemek tarifleri</strong></p>
<p>Kendinize bu bahsedilen 6 maddeye dayanan yemek tarifleri hazırlayın. Sebze ve meyveyi tariflerinizde yüksek miktarda kullanın. Haricen protein ağırlıklı beslenin ve doymuş yağları azaltın. Porsiyon miktarınıza dikkat edin ve tuz tüketiminizi azaltın.</p>
<p><strong>8. Kendinizi ara sıra ödüllendirmeyi unutmayın</strong></p>
<p>Nadir olmakla beraber küçük bir porsiyon baklava veya bir kâse sütlaç kendinizi ödüllendirmeniz önemli. Böyle bir yaklaşım istisna kaldığı sürece yaşam kalitenizi artırır.</p>
<p>Bu gibi bir beslenme tarzı daimilik arz edip bir yaşam şeklini alırsa, kalp ve damar hastalıklarından ciddi ölçüde korunmuş oluruz. Bahis edilen beslenme tarzı sadece kalp açısından değil, aynı zamanda kanser ve enfeksiyon hastalıkları açısından da koruyucudur.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-besinler-ile-kalp-krizi-riskini-onleyin-364623">Bu Besinler ile Kalp Krizi Riskini Önleyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Grip Kalp Krizi Riskini Tetikliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/grip-kalp-krizi-riskini-tetikliyor-360803</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2023 17:07:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=360803</guid>

					<description><![CDATA[<p>Virüslere bağlı oluşan grip gibi bazı üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları daha çok akciğerlere verdikleri zararlar ile biliniyorlar. Ancak dikkat! Grip aynı zamanda kalp ve damarları da vurabiliyor!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/grip-kalp-krizi-riskini-tetikliyor-360803">Grip Kalp Krizi Riskini Tetikliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Virüslere bağlı oluşan grip gibi bazı üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları daha çok akciğerlere verdikleri zararlar ile biliniyorlar. Ancak dikkat! Grip aynı zamanda kalp ve damarları da vurabiliyor! Öyle ki 2020 yılında yayınlanan bir çalışmada; 8 yıl boyunca gözlemlenen 80 bin hastanın yüzde 12’sinde griple birlikte kalp krizi ile miyokardit gibi kardiyak komplikasyonlar görüldü. 2018’de gerçekleştirilen başka bir çalışma da; grip teşhisi sonrasında bir hafta içinde kalp krizinde 6 kat artış olduğunu gösterdi. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer</strong>,<strong> </strong>bu nedenle kalp hastalarının grip gibi üst solunum yolu hastalıklarına karşı dikkat etmelerinin yaşamsal önem taşıdığına dikkat çekerek, ”Viral bir enfeksiyona yakalandıktan sonra uygulanan tedaviler ortaya çıkan semptomları gidermeye yönelik oluyor. Yani kullanılan ilaçlar virüslere karşı etki sağlayamıyor. Dolayısıyla virüsten korunmak için gerekli önlemlerin alınması özellikle kalp hastaları için son derece önemli. Virüslere karşı mücadelede en önemli 3 kural ise aşı olmak, maske kullanmak ve elleri sık sık yıkamaktır. Alınan önlemlere rağmen grip ya da benzeri hastalıkların belirtileri oluşursa komplikasyonları önlemek için zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak gerekiyor.” diyor.</p>
<p><strong>Kalp ve damarlarda hasar oluşturuyor!</strong></p>
<p>Viral enfeksiyonların kalp krizi ve inme gibi kalp damar hastalıklarını nasıl tetiklediğine ilişkin farklı teoriler mevcut. Grip enfeksiyonunun vücutta yarattığı iltihabi durumun damar iç duvarını döşeyen örtüyü bozduğu ve bu örtünün yırtılması sonucu oluşan pıhtının damarı tıkadığı düşünülüyor. Diğer bir düşünceye göre de, grip virüsüne karşı vücudun bağışıklık sisteminin çıkardığı koruyucu maddeler damar iç duvarına zarar veriyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer, basit görünen grip gibi üst solunum yolu hastalıklarının hangi türü olursa olsun vücutta iltihabi reaksiyonun artmasına yol açabildiğine dikkat çekerek, “Bilinen kalp hastalığı olan kişilerde griple artan vücuttaki iltihabi durum kalp damarlarında da belirgin hale gelebiliyor ve kalp krizini tetikleyebiliyor. Kalp krizi ve inme riskini arttırması dışında, viral enfeksiyonların bir diğer etkisi de kalp kasında inflamasyona yol açabilmesidir. Akut miyokardit olarak adlandırdığımız bu durum sadece ileri yaştaki hastalarda değil, genç hastalarda da görülebiliyor. Tedavi edilmeyen miyokardit de kalp kasında kalıcı problemlere yol açabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>VİRÜSLERE KARŞI 10 ETKİLİ ÖNLEM!</strong></p>
<p><strong>Grip aşınızı mutlaka yaptırın</strong></p>
<p>Virüslere karşı korunmak ve hastalığın yayılmasını önlemek için almanız gereken en önemli önlemlerden biri, grip aşısı yaptırmak. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer,<strong> </strong>grip aşılarının hastalığın şiddetinin azalmasına yardımcı olduklarını belirterek, “Grip aşısının etkisini gösterebilmesi için 2-3 haftalık bir süreye ihtiyaç oluyor. Bu dönem içinde virüsle karşılaşıldığında antikor yanıtı oluşmadığı için hastalık gelişebiliyor. Dolayısıyla aşının salgınların başlamadığı sonbahar döneminin başlarında yapılması önem taşıyor. Ancak Şubat ayında en yüksek oranda görülen grip mayıs ayına kadar devam ettiği için grip aşısı yaptırmak için hiçbir zaman çok geç değildir” diyor.</p>
<p><strong>Günde 10 bin adım atın </strong></p>
<p>Hareketsizlik kan dolaşımında ve enerji metabolizmasında sorun oluştururken, obezite ve kabızlığa da neden olarak bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Sağlıklı bir vücut için her gün 10 bin adım atmayı alışkanlık edin.</p>
<p><strong>Rengarenk beslenin</strong></p>
<p>Yetersiz ve dengesiz beslenmek bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyonun gelişme riskini artırıyor. Bağışıklığınızın güçlü kalması için özellikle mevsiminde olan taze meyve ve sebze yemeyi ihmal etmeyin. Ayrıca tek taraflı diyetlerden sakının ve doğanın size sunduğu gıdaları, doğal olarak ve dengeli bir şekilde tüketin.</p>
<p><strong>Kalabalık ortamlardan kaçının</strong></p>
<p>Virüsler kalabalık ve kapalı ortamlarda havada asılı kaldıkları için çok kolay bulaşabiliyorlar. Bu nedenle hastalık kapabileceğiniz bu tür ortamlardan uzak durun, hastaysanız kendinizi mutlaka izole edin. Kapalı mekanlarda kalmak zorundaysanız, ağız ve burnunuzu kapatacak şekilde maske kullanmayı ihmal etmeyin.</p>
<p><strong>İlaçlarınızı düzenli kullanın</strong> </p>
<p>Kronik bir hastalığınız varsa ya da kalp hastasıysanız doktor kontrollerinizi aksatmayın ve ilaçlarınızı düzenli kullanın.<strong> </strong>Zira, kalbe veya diğer organlara ait hastalığın kontrol altında tutulmasıyla, dışarıdan gelecek olumsuz etkileri daha kolay atlatmak mümkün oluyor.</p>
<p><strong>Gelişigüzel ilaç almayın </strong></p>
<p>Soğuk algınlığı ilaçları, kullandığınız diğer ilaçlarla etkileşime girebiliyor. Bunun sonucunda kan basıncında yükselme ve uygunsuz antibiyotik kullanımında yetersiz ve gereksiz tedavi gibi sorunlar gelişebiliyor. Doktorunuza danışmadan kesinlikle ilaç kullanmayın. </p>
<p><strong>Dinlenmeyi ihmal etmeyin</strong> </p>
<p>Yoğun iş stresi ve aşırı yorgunluk vücut direncini düşüren etmenleri oluşturuyor. Dolayısıyla gün içinde kendinize dinlenme molaları vermeyi alışkanlık edinin. Vücut direncinin yeterli olabilmesi için en az 7-8 saat kaliteli uyumayı da ihmal etmeyin. </p>
<p><strong>Ellerinizi sık sık yıkayın</strong> </p>
<p>Ellerimiz gün boyunca yaptığımız çeşitli aktiviteler sonucunda gözle göremediğimiz virüs, bakteri ve parazit ile temas ediyor. Prof. Dr. Metin Gürsürer, “Ellerinizi sık sık yıkamanız, almanız gereken en önemli önlemlerden biri. Ellerinizi en az 20 saniye bol su ve sabunla yıkamaya özen gösterin. Su ve sabun olmayan yerlerde de alkol bazı antibakteriyel temizleyici veya ıslak mendillerden faydalanabilirsiniz” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Saat başı 5 dakika havalandırın</strong></p>
<p>Bulunulan ortamın havasız olması, solunum yoluyla ilgili hastalığı olan kişilerin  konuşma, öksürük ve hapşırık yoluyla enfeksiyon bulaştırma riskini arttırıyor. Dolayısıyla, bulunduğunuz ortamı her saat 5 dakika gibi bir süre düzenli olarak havalandırmanız büyük önem taşıyor.</p>
<p><strong>Bol bol su için</strong></p>
<p>Soğuk havalarda ısıtıcı cihazların da etkisiyle odaların havası daha kuru oluyor. Bu durum da solunum yollarının kurumasına ve kolayca tahriş olmalarına yol açabiliyor. Bunun sonucunda üst solunum yolu enfeksiyonlarının gelişme riski artıyor.<strong> </strong>Dolayısıyla gün içinde 2-2.5 litre sıvıyı gün içine yayarak tüketmeyi ihmal etmeyin.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/grip-kalp-krizi-riskini-tetikliyor-360803">Grip Kalp Krizi Riskini Tetikliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması 2023 Sonuçları Açıklandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuvam-dunya-turkiye-iklim-krizi-algisi-arastirmasi-2023-sonuclari-aciklandi-356806</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Mar 2023 15:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[algısı]]></category>
		<category><![CDATA[araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yuvam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356806</guid>

					<description><![CDATA[<p>HER 10 KİŞİDEN 9’U İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN GELECEK NESİLLER İÇİN TEHLİKE ARZ ETTİĞİNİN FARKINDA</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuvam-dunya-turkiye-iklim-krizi-algisi-arastirmasi-2023-sonuclari-aciklandi-356806">Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması 2023 Sonuçları Açıklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HER 10 KİŞİDEN 9</strong>’<strong>U İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN GELECEK NESİLLER İÇİN TEHLİKE ARZ ETTİĞİNİN FARKINDA</strong></p>
<p><strong>Yuvam Dünya Derneği Türkiye</strong>’<strong>de İklim Krizi Algı Araştırması’nın 2023 yılı sonuçları açıklandı. Konda Araştırma ve Danışmanlık işbirliğiyle, Birleşik Ödeme ve Secure Future desteği ile gerçekleştirilen ve Türkiye&#8217;nin en geniş çaplı iklim krizi algısı araştırması ile toplumun iklim değişikliğine dair bilgi seviyesine, görüşlerine ve davranışlarına yönelik hazırlandı. Araştırma kapsamında iklim değişikliğiyle mücadele konusunda toplumun halihazırdaki durumu, farkındalık, kırılganlık, sorumluluk ve pratikler konu başlıklarında değerlendirildi.</strong></p>
<p><strong>Yuvam Dünya tarafından </strong>Ekim 2022’de gerçekleştirilen araştırma ve Ocak 2023’te sonuçlanan rapora göre <strong>çevre sorunu</strong> denince toplumun en çok aklına gelen sorunlar hava kirliliği, çevre ve doğa kirliliği, çöp ve atık sorunu olurken; her <strong>4 kişiden 3’ünün aklına </strong>‘<strong>kirlilik</strong>’ <strong>sorunu</strong> geliyor. Toplumun diğer pek çok kesimi gibi <strong>her 10 gençten 9</strong>’<strong>u iklim değişikliği konusunda bireysel olarak sorumluluk alması</strong> gerektiğine inanıyor. </p>
<p>İklim değişikliği ile bu yıl en çok ilişki kurulan olaylar hava kirliliği, afetlerin artması ve olağandışı mevsim olaylarının çoğalması yer alıyor. Bu yıl gerçekleştirilen araştırmada ilk kez sorulan sorulardan biri ise sağlık alanı ve çeşitli hastalıklarla iklim krizinin ilişkilendirilmesi oldu. Sonuçlara göre toplumun <strong>yarısından fazlası</strong> gıda ve beslenme sorunlarının yaygınlaşması, solunum yolu ve kalp damar hastalıklarının kötüleşmesi, su ve taşıyıcı hayvanlar aracılığıyla bulaşan enfeksiyonların artması gibi durumları iklim kriziyle ilişkilendiriyor. <strong>Her 10 kişiden yalnızca 2</strong>’<strong>si</strong> ise iklim krizinin kaza ve yaralanmalarla ilişkili olacağını düşünüyor.</p>
<p>Kırılganlık başlığı altında önümüzdeki iki yılda ‘<em><strong>başlarına gelebilme ihtimali en yüksek iki olayı ve bu olaylar başlarına geldiği takdirde diğer kişilere kıyasla ne kadar zorlanabilecekleri</strong></em>’ <em><strong>sorusu bu yıl da </strong></em>yöneltildi. Geçtiğimiz yıla kıyasla yüzdelik olarak <strong>en çok artan</strong> durum <strong>gıdaya erişimde zorlanmak</strong>. <strong>Her 10 kişiden 3’ü</strong> iki yıl içinde <strong>gıdaya erişimde zorlanabileceğini </strong>düşünüyor. Geçen yıla göre daha az kırılgan hissediliyor. </p>
<p>İklim değişikliği konusundaki endişe seviyesini, kişilerin kendi hayatları ve gelecek nesiller için ne kadar tehlikeli buldukları da araştırma konularından biriydi. <strong>Her 10 kişiden 8</strong>’<strong>i iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu, her 10 kişiden 9</strong>’<strong>u iklim değişikliğinin gelecek nesiller için tehlike arz ettiğini, her 10 kişiden 7</strong>’<strong>si de iklim değişikliğinin kendi hayatları için tehlike arz ettiğini dile getiriyor. </strong>Toplum iklim değişikliğinden gelecek nesillerin daha fazla etkileneceğini düşünüyor. </p>
<p>Paris Anlaşması’na taraf olan ülkeler arasında yer alan Türkiye’nin anlaşma çerçevesinde takip etmesi gereken iklim hedefleri bulunuyor. İklim krizi ile mücadele kapsamında başta tarım, enerji, turizm ve ulaştırma sektörlerinde olmak üzere tüm sektörlerde gerçekleşecek dönüşüm büyük önem taşıyor. İklim hedefleri doğrultusunda bireylerin de sorumluluk almaları bir diğer önemli alan. Araştırmaya göre sorumluluk başlığı altında iklim değişikliğinin çözülmesi konusunda her <strong>10 kişiden 9</strong>’<strong>u bireysel olarak sorumluluk</strong> alması gerektiğini düşünüyor. </p>
<p>Saha çalışmaları 21-23 Ekim 2022 tarihlerinde gerçekleştirilen <strong>Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması,</strong> Türkiye’de 75 ilin merkez dahil 327 ilçesinde 15 yaş üstü yetişkin nüfusu temsil eden 2215 kişiyle yapılan görüşmelerle ele alındı. Araştırma kapsamında görüşüne yer verilen kişilerin yüzde 3’ü 15-17 yaş aralığında iken, yüzde 33’ü 18-32 yaş aralığında, yüzde 32’si 18-32 yaş ve yüzde 32’si 49 yaş üzeri kişilerden oluşuyor.</p>
<p>Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık, araştırma kapsamında şu yorumlarda bulundu: “<em>Türkiye, iklim krizinin etkilerinin en fazla görüldüğü bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alıyor. Özellikle son yıllarda orman yangınları, kuraklık, seller ve sel baskınları gibi doğal afetlerin sıklaştığı ve bu krizin etkilerinin Türkiye&#8217;de daha da belirgin hale geldiği görülüyor. Araştırma kapsamında farkındalığımızın yüksek olduğunu, diğer bir yandan toplumda iklim krizinin olumsuz etkilerinden haberdar olan kesimin bu etkilere ve bireysel olarak neler yapabilecekleri hakkında bilgi eksiklikleri olduğunu görüyoruz. Yuvam Dünya Derneği olarak altını ısrarla çizdiğimiz gibi, iklim krizini durduracak olan bireysel ve toplumsal olarak bakış açımızın değişmesiyle yaşayacağımız kültürel bir dönüşümdür. Bu dönüşümü de ancak geniş katılımlı bir toplumsal farkındalık ve kapsamlı bir iletişim sayesinde yapabiliriz. Sürdürdüğümüz bu araştırmalar yaşadığımız toplumun, farklı düşünce, yaş ve eğitim kategorilerindeki insanların iklim krizine bakışlarını anlamamız konusundaki en iyi araçlar olarak bize yardımcı oluyor.”</em></p>
<p>KONDA Araştırma ve Danışmanlık Genel Müdürü Bekir Ağırdır ise araştırmaya dair “<em>Gerek ülkemizin kurumları gerekse tüm dünyadaki kurumlar ve organizasyonlar maalesef iklim krizinin büyüme hızından daha yavaş aksiyon alıyorlar. Yerkürenin karşılaştığı bu var olma krizine karşı gereke küresel politikalar gerek ulusal kurumlar ve kurallar oldukça yetersizdir. Şunu da belirtmeliyim ki son dönemlerde iklim krizi farkındalığı yaratmak için bireylere yüklenen sorumlulukları da açıkçası adil bulmak güç. Buna rağmen bireylerin önlem almak, davranış değiştirmek konusundaki istenci oldukça yüksek.” </em>dedi.</p>
<p>Yuvam Dünya Derneği Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Levent Kurnaz ise “<em>Rapor sonuçlarında görünen, ne yazık ki ciddi bir kesimin hala, ufak önlemler ve küçük değişiklikler ile iklim krizinin etkilerinin önlenebileceği kanısını taşıdıkları ve bu değişiklikleri de başkalarının yapmasını bekledikleri yönünde. Bunun en çarpıcı göstergelerinden bir tanesi, </em>‘<em>Sorumluluk almalı mısınız?</em>’ <em>sorusuna </em>‘<em>Evet</em>’ <em>cevabı verenlerin, </em>‘<em>O zaman krizin etkilerini azaltmak için siz de günlük yaşamınızda şu değişiklikleri yapın.</em>’ <em>dendiğinde çekimser kalıyor olmaları. Yuvam Dünya İklim Krizi Algı Araştırması bizlere söylemlerimizde ve eğitimlerde hangi noktaların üzerine daha fazla eğilmemiz, hangi konulara daha fazla önem vermemiz gerektiğini açıkça gösteriyor.</em>” dedi.</p>
<p>Yuvam Dünya Derneği Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mine Durusu Tanrıöver sağlık alanına yönelik yorumlarını “<em>Gıda ve beslenme sorunlarının yaygınlaşması, solunum yolu ve kalp damar hastalıklarının kötüleşmesi ve su ve taşıyıcı hayvanlar aracılığıyla bulaşan enfeksiyonların artması ve yaygınlaşması gibi bazı sağlık sorunlarının toplumun yarısından fazlası tarafından iklim krizi ile ilişkilendirilmesi olumlu bir bulgu olarak görülmekle beraber, bu farkındalığın toplum geneline henüz yayılmadığı söylenebilir. Bu bulgular bize iklim krizi ve sağlık ilişkisini toplumun daha geniş bir kesimine, daha derinlemesine ve çok boyutlu anlatmamız gerektiğini gösteriyor.</em>” şeklinde paylaştı.</p>
<p>Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması destekçilerinden Birleşik Ödeme CEO’su İlker Sözdinler <em>“İklim krizi, her geçen gün daha da derinleşiyor ve bu korkutucu tablo gezegenimizdeki tüm canlılar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Ayrıca ülkemizde Şubat 2023</em>’<em>de yaşadığımız depremin maalesef ki insanlık üzerinde olduğu kadar çevre için de geri dönülemez etkileri oldu. Çevre ya da iklim ile ilgili ne yazık ki hazırlanma, bekleme lüksümüz kalmadı. Beklenmedik afetlerin de sarsıcı etkileri, problemleri daha da katmerli hale getiriyor. Var olan tüm alışkanlıklarımızı bugün değiştirmek ve başka bir yaşama biçimi oluşturmak zorundayız. Gelecek seneki raporda çok daha farkındalığı yüksek bir toplum görmeye kararlıyız.” </em>dedi.</p>
<p>Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması destekçilerinden Secure Future  CEO’su Cem Miraç Kotanoğlu düşüncelerini <em>“İklim krizi geldi, yaşıyoruz! Artık Dünyamız bu krizle savaşmak durumunda. Secure Future olarak hizmet verdiğimiz kurumların teknoloji alanında yeşil dönüşüm projelerine danışmanlık ediyor ve liderlik ediyoruz. Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi araştırmasına destekçi olmamızdaki en önemli sebebi bu gerçeğin yaygınlaşması ve herkesin farkındalığının artmasını sağlamaktır. İklim krizi ile mücadele etmek herkesin vazgeçilmez bir görevi olduğuna inanıyorum. Hem bireysel hem kurumsal önlemler alınmaması durumunda bizden sonra gelen nesillerin yaşam şartları çok ama çok zorlaşacak. Bu bilinçle hem kendi özel hayatımda hem de şirketimizde önlemlerimizi alıyoruz. Aksi takdirde orman yangınları, heyelanlar, sel felaketleri ve kuraklık haberlerini sıklıkla duymaya devam edeceğiz.” </em>şeklinde paylaştı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuvam-dunya-turkiye-iklim-krizi-algisi-arastirmasi-2023-sonuclari-aciklandi-356806">Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması 2023 Sonuçları Açıklandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hatay&#8217;da su krizi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hatayda-su-krizi-353812</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Mar 2023 08:39:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[hatayda]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=353812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enkaza dönen Hatay'da çadır sorununun ardından şimdi de su kıtlığı ortaya çıktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hatayda-su-krizi-353812">Hatay&#8217;da su krizi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Kahramanmaraş merkezli 11 ilde etkisini gösteren depremlerde 45 binden fazla vatandaş hayatını kaybetti, yüzbinlerce vatandaş ise yaralandı. Depremden en çok etkilenen şehirlerin başında ise Hatay geldi.</p>
<p>Enkaza dönen Hatay&#8217;da son günlerde temiz su sorunu yaşanıyor. Depremzedeler bölgede su olmadığını belirterek tepki göstermeye başladı. Konu ile ilgili #HataydaSuYok etiketi , Twitter&#8217;da kısa sürede ülke gündeminde üst sıralara taşındı.</p>
<p><strong>HATAY BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ: SORUN ARTARAK SÜRMEKTEDİR</strong></p>
<p>Konu ile ilgili Hatay Büyükşehir Belediyesi de şu paylaşımda bulundu: &#8220;İlimizde Sağlık Bakanlığı ve HATSU tarafından şehir şebekesi suyunun tahliller sonuçlanıncaya kadar içilmemesi önerildi. Acil içme suyu problemi ne yazık ki artarak sürmektedir. Paydaşlarla iletişime geçilmiş ve problemin çözümü için girişimlerimiz devam etmektedir. #hataydasuyok&#8221;</p>
<p><strong>ORTAYLI: DEPREM ÇOK ÇABUK UNUTULDU</strong></p>
<p>Prof. Dr. İlber Ortaylı&#8217;da Hatay&#8217;da baş gösteren temiz içme suyu sorunu ile ilgili Twitter hesabından uyarıda bulundu. Ortaylı, &#8220;Deprem çok çabuk unutuldu. Hatay ve Adıyaman&#8217;dan su sıkıntısına dair birçok mesaj geliyor. İçme suyu ihtiyacı had safhada. Acil yardım vakti&#8221; dedi.</p>
<p><strong>ADANA&#8217;DAN SU SEVK EDİLİYOR</strong></p>
<p>Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Twitter hesabından yaptığı açıklamada &#8220;Ekmeğimizi olduğu gibi suyumuzu da komşumuzla paylaşıyoruz. Yoğun su ihtiyacı olan Hatay&#8217;a su sevk ediyoruz&#8221; dedi</p>
</p></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hatayda-su-krizi-353812">Hatay&#8217;da su krizi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Krizi değil riski yönetmeye odaklanın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/krizi-degil-riski-yonetmeye-odaklanin-353488</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Mar 2023 10:18:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[odaklanın]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmeye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=353488</guid>

					<description><![CDATA[<p>ESET, KOBİ Dijital Güvenlik Hassasiyeti Raporunu yayınladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/krizi-degil-riski-yonetmeye-odaklanin-353488">Krizi değil riski yönetmeye odaklanın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ESET, KOBİ Dijital Güvenlik Hassasiyeti Raporunu yayınladı</strong></p>
<p><strong>Siber saldırılar giderek artıyor. ESET verileri siber tehdit algılamalarında bir yıldan diğerine yüzde 13’lük bir artış olduğunu gösteriyor. Araştırmalar KOBİ’lerin üçte ikisinin son bir yılda  ihlal yaşadığını ortaya koyuyor. Birçok KOBİ’nin artan giderlerle mücadele ettiği bir zamanda, bir KOBİ’ye yönelik bir ihlalin ortalama maliyetinin 219.000€ olduğu düşünülüyor. Bununla birlikte KOBİ, faaliyetlerini zamanında yedekleyebilir ve çalıştırabilirse, bu maliyet azaltılabilir.  </strong></p>
<p>Siber güvenlik şirketi ESET’in yayınladığı KOBİ Güvenlik Hassasiyet Raporu, işletmelerin  siber saldırıya uğrama olasılıklarını azaltmak için zaman ayırmalarının ve düşünmelerinin yanı sıra savunmaları ihlal edildiğinde takip edebilecekleri süreçleri harekete geçirmelerinin de hayati önem taşıdığını ortaya koyuyor. Haberler büyük şirketleri içeren ihlallere yer verme eğiliminde olsa da, siber suçlular  yalnızca büyük işletmeleri hedef almıyorlar. Manşetlerde daha çok büyük şirketleri hedef alan saldırılar yer alıyor, ancak dijital dünyadaki suçlular her türden şirkete saldırarak dijital güvenlik tehdidi oluşturuyor. </p>
<p>KOBİ’lerin, bir ihlalle karşılaşma ihtimalini düşürmek için önlem almanın yanı sıra en kötü durum senaryosuna hazırlanmaları da çok önemli. İş dünyası liderleri, bir siber saldırının işlerine verebileceği zararı nasıl azaltacaklarını da düşünmeliler. Bu zararlar hassas müşteri veri kayıpları, finansal bilgilerin çalınması veya müşteri güvenini kaybetme şeklinde olabilir.  </p>
<p><strong>Güvenliğe ayak uydurma</strong></p>
<p>ESET’in 2022 yılında 1.200’den fazla KOBİ siber güvenlik karar vericisi ile yaptığı ankette, katılımcıların üçte ikisi son 12 ayda bir ihlal yaşadıklarını veya saldırı olmasına dair güçlü bir belirti ile hareket ettiklerini söyledi. Üçte biri de birden fazla ihlalle karşılaştığını ifade etti. Aynı araştırmaya göre her 10 KOBİ’den 7’si, BT güvenliğine yaptıkları yatırımın pandemi sırasında işletme türüne göre zorunlu olarak yaptıkları değişikliklere ayak uyduramadıkları konusunda uyardı. Yüzde 77’si hibrit çalışmayı kolaylaştırmak için tasarlanmış, Uzak Masaüstü Protokolü (RDP) gibi teknolojileri güvenlik risklerine rağmen kullanmaya devam edeceklerini söyledi. Güvenliği destekleyecek adımlar atmaya yönelen KOBİ’lerin sayısı da araştırmaya göre artıyor. Bu adımlar, çok faktörlü kimlik doğrulama uygulanmasını (%50), kurumsal bir VPN kullanımını (%50), uzaktan erişim araçlarını güncel tutmayı (%49) ve uzaktan erişim araçları için daha güvenli yapılandırmaları kullanmayı (%37) içeriyor. </p>
<p><strong>Araştırma ve yeniden yapılandırma</strong></p>
<p>Bir ihlal yaşayan KOBİ’ler için, saldırıyı araştırmak ve gelecekte benzer saldırıları önlemek için BT sistemlerini yeniden yapılandırmak genellikle birkaç hafta sürerdi. KOBİ’lerin üçte biri (%32) bu durumun 7 ile 12 hafta arasında sürdüğünü ve yalnızca beşte biri (%21) iki haftadan az sürdüğünü söyledi. Bu süreyi kısaltmak için KOBİ’lerin bir siber saldırı durumunda takip edilecek sağlam protokoller oluşturması önemli. Kurtarma süresi değişiklik gösterebilir ancak KOBİ’ler bir ihlalden sonra harekete geçme konusunda hızlı. Araştırmada, bu durumu açıklayan en yaygın yanıtlar arasında BT ekipleri için siber güvenlik eğitimine yatırım yapmak (%42), siber güvenlik risk denetimleri yapmak (%39) ve yeni siber güvenlik araçlarına yatırım yapmak (%38) yer alıyor. Geriye dönüp bakıldığında, KOBİ liderleri, işler kötüleştikten sonra tepki vermek yerine, önlem alarak elde edilebilecek tasarrufları göz önünde bulundurmalıdır. </p>
<p>Siber güvenlik denetimi, riski en aza indirmek için kullanılabileceğinden, tüm KOBİ’ler için akıllı bir hareket. Araştırma, neredeyse 10 KOBİ’den 3’ünün (%27) son altı ayda ve üçte birinin (%33) geçen yıl siber güvenlik denetimi yaptığını gösterdi. Siber güvenlik denetiminin yapıldığı şirketlerin %52’si harici bir BT güvenlik şirketi kullandı ve %40’ı denetimi kendi gerçekleştirdi.  Siber güvenlik denetiminde araştırılan faktörler farklılık gösterse de, bunlar arasında hassas bilgilerin korunması (%44), siber güvenlik tehditlerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi (%39), kaybolan veya çalınan veriler için kurtarma planlarının detaylandırılması (%38) ve çalışan siber farkındalığı (%37) yer alıyor.  </p>
<p><strong>KOBİ’ler yalnız değil</strong></p>
<p>Siber güvenlik şirketi ESET, KOBİ’lere kullanımı kolay yönetim, en son cihaz öğrenimi ve Genişletilmiş Algılama ve Yanıt dahil çeşitli ölçeklenebilir koruma seçenekleri içeren, kurumsal düzeyde çok katmanlı uç nokta koruması sağlıyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/krizi-degil-riski-yonetmeye-odaklanin-353488">Krizi değil riski yönetmeye odaklanın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
