<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>korunmak | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/korunmak/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/korunmak</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Feb 2026 08:00:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>korunmak | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/korunmak</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Böbrek Taşından Korunmak İçin 4 Önemli Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasindan-korunmak-icin-4-onemli-oneri-613656</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:00:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[lazer]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[taşından]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613656</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlık tarihinin en eski hastalıklarından birisi olan hatta Antik Mısır belgelerinde bile bahsedilen böbrek taşı günümüzde en sık görülen hastalıkların başında geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasindan-korunmak-icin-4-onemli-oneri-613656">Böbrek Taşından Korunmak İçin 4 Önemli Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlık tarihinin en eski hastalıklarından birisi olan hatta Antik Mısır belgelerinde bile bahsedilen böbrek taşı günümüzde en sık görülen hastalıkların başında geliyor. Küresel bir salgın olarak da nitelenen böbrek taşı; bölgesel faktörler, hareketsiz yaşam, yetersiz sıvı alımı, gereğinden fazla protein &#8211; tuz tüketimi ve fazla kilolardan kaynaklanıyor. Kadınlarda da sık rastlanmaya başlayan böbrek taşı, zamanında tedavi edilmediği takdirde böbrek yetmezliği gibi hayati risklerle sonuçlanan rahatsızlıklara neden olabiliyor. Doğum sancısına benzer ağrılarla kişilerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen böbrek taşları, lazerli ve robotik cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek hastanın aynı gün taburcu olması sağlanabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Fatih Yanaral, böbrek taşlarının nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.  </p>
<p><strong>Ülkemizde her 100 kişiden 15’inde böbrek taşı görülüyor</strong></p>
<p>Dünya genelinde böbrek taşı görülme sıklığı %5-15 arasındayken, Türkiye’de bu oran %15 seviyelerine kadar çıkmaktadır. Yani ülkemizde her 100 kişiden yaklaşık 15’i hayatının bir döneminde bu ağrılı süreçle tanışma riski altındadır. Bu yüksek oranın nedenlerini üç ana başlıkta açıklayabiliriz:</p>
<ul>
<li><strong>Sıcak İklim:</strong> Türkiye, dünyada &#8220;taş kuşağı&#8221; olarak adlandırılan riskli bölgededir. Artan hava sıcaklıkları vücutta sıvı kaybını artırırken, idrarın yoğunlaşmasına ve kristallerin çökmesine neden olur.</li>
<li><strong>Beslenme Hataları:</strong> Aşırı tuz tüketimi (Türkiye&#8217;de günlük ortalama tuz tüketimi önerilenin iki katıdır) ve hayvansal proteinden zengin beslenme, kalsiyum dengesini bozarak taş oluşumunu tetikler.</li>
<li><strong>Genetik Faktörler:</strong> Ailesinde taş öyküsü olanlarda risk %30 daha fazladır. </li>
</ul>
<p><strong>Tedavi edilmeyen taş böbrek yetmezliğine neden olabilir</strong></p>
<p>Böbrek taşının en önemli ve en sık belirtisi sırt ve bel ağrısıdır. Taşın olduğu böbrek tarafındaki uzun süren ağrılar ya da bıçak saplanır tarzdaki şiddetli ağrılar ile kendisini belli etmektedir. Ayrıca idrar yaparken yanma, idrar renginde değişiklik, bulantı, kusma ve ateş de böbrek taşının belirtisi olabilir. Bir böbrek taşı tespit edildiğinde, tedavi planlamasındaki en önemli faktör taşın boyutu ve böbrekteki yeridir. Taşın boyutu ne kadar büyükse, hastanın taşı kendiliğinden düşürme şansı o kadar azdır. Tıbbi cihazlardaki ve lazer teknolojisindeki gelişmeler sayesinde böbrek taşlarının cerrahi tedavisinde artık kapalı endoskopik yöntemler kullanılmaktadır. </p>
<p><strong>Böbrek taşları bıçaksız ve izsiz tedavi edilebiliyor</strong></p>
<p>Artık böbrek taşları için &#8220;açık ameliyat&#8221; tercih edilmemektedir. Özellikle endoskopik aletler ve lazer teknolojisindeki gelişmeler böbrek taşı tedavisini kolaylaştırmıştır. Son yıllarda gelişen en önemli yenilikler şunlardır:</p>
<ul>
<li><strong>Lazer teknolojisi: </strong>Geleneksel lazerlerin yerini alan Thulium Fiber Lazer, böbrek taşı tedavisinde daha sık kullanılır hale geldi. Bu lazer taşları sadece kırmamakta, adeta &#8220;un&#8221; haline getirmektedir. Bu yöntemle hastalar, işlem sonrası büyük parçaları düşürme sancısı yaşamamaktadır. Ayrıca hızlı etkisi sayesinde operasyon sürelerini yarı yarıya kısaltmaktadır.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Akıllı aspirasyon sistemleri: </strong>Artık taşlar kırılırken aynı zamanda endoskopik cihazlara entegre sistemlerle vakumlanarak temizlenir. Bu da böbreğin içinin taşsız hale getirilmesini sağlamaktadır.</li>
</ul>
<p>Bu yenilikler, endoskopik tedavileri kolaylaştırmakta ve hastalar aynı gün taburcu olabilmektedir.</p>
<p> <strong>Taştan korunmak için yaşam biçiminizi değiştirin</strong></p>
<p>Böbrek taşı tedavisinden sonra yeniden taş oluşmaması için doktor kontrollerinin yayında kişinin yaşam biçiminde de şu değişiklikleri yapması gerekir; </p>
<ol>
<li><strong>Yeterli Su Tüketin:</strong> Günde en az 2,5 litre su tüketin ve içine bir dilim limon atın. Limondaki sitrat taş oluşumunu engeller.</li>
</ol>
<ol>
<li><strong>Tuzu Azaltın:</strong> Sofradan tuzluğu kaldırın ve paketli gıdalardan uzak durun.</li>
</ol>
<ol>
<li><strong>Düzenli Egzersiz Yapın:</strong> Düzenli yürüyüş yerçekimi etkisiyle kristallerin böbrekten atılmasına yardımcı olur.</li>
<li><strong>Meyve-Sebze Ağırlıklı Beslenin:</strong> Hayvansal protein tüketimini sınırlayıp sebze ve meyve ağırlıklı beslenme alışkanlığı kazanın</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasindan-korunmak-icin-4-onemli-oneri-613656">Böbrek Taşından Korunmak İçin 4 Önemli Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Yılda Kanserden Korunmak İçin Neler Yapılmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-kanserden-korunmak-icin-neler-yapilmali-603089</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 07:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[testleri]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir yıla girildiğinde sağlık başlığı her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Özellikle kanser hem görülme sıklığının artması hem de toplumda yarattığı endişe nedeniyle gündemdeki yerini koruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-kanserden-korunmak-icin-neler-yapilmali-603089">Yeni Yılda Kanserden Korunmak İçin Neler Yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir yıla girildiğinde sağlık başlığı her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Özellikle kanser hem görülme sıklığının artması hem de toplumda yarattığı endişe nedeniyle gündemdeki yerini koruyor. Kanserle mücadelede en kritik unsur, hastalığı beklemek yerine riskleri erken dönemde yönetmekten geçiyor. Araştırmalar 2026’nın ilk günlerinden itibaren kanserle mücadelede en etkili yaklaşımın erken tanı, düzenli tarama ve yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu gösteriyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, yeni yılda kanser hastalığına karşı alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><strong>Uzun yaşam, sağlıklı yıllar anlamına gelmiyor</strong></p>
<p>Kanser, modern çağda ortaya çıkmış bir hastalık değildir. Tarihsel ve arkeolojik bulgular, kanserin binlerce yıldır insanlıkla birlikte var olduğunu göstermektedir. Günümüzde kanser sıklığındaki artışın temel nedeninin, tıptaki ilerlemeler sayesinde insan ömrünün uzaması olduğu bilinmektedir. İnsanlar artık daha uzun yaşamakta; bu durum, kanser riskinin daha geniş bir zaman dilimine yayılmasına neden olmaktadır. Son iki yüzyılda ortalama yaşam süresi belirgin biçimde artmıştır. Ancak asıl belirleyici olan, bu sürenin ne kadarının sağlıklı geçirildiğidir. Daha uzun yaşayan toplumlarda kanserin daha sık görülmesi, korunma ve erken tanı stratejilerinin her zamankinden daha önemli hale gelmesine yol açmıştır.</p>
<p><strong>Erken tanı mümkün ama katılım düşük</strong></p>
<p>Günümüzde meme, rahim ağzı, kalın bağırsak ve prostat kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünde erken tanı sayesinde tedavi başarısı önemli ölçüde arttı. Buna rağmen tarama programlarına katılım oranları hala düşük seviyelerde seyrediyor. Birçok kişi, kanser olasılığıyla yüzleşmekten kaçınmakta ve tarama testlerini ertelemektedir. Oysa erken tanı sayesinde hastalık kontrol altına alınabilmekte ve tedavi süreci çok daha etkili şekilde yönetilebilmektedir.</p>
<p><strong>2026’da kanser tarama testlerinizi yaptırın!</strong></p>
<p>Kanser çoğu zaman belirti vermeden ilerler ve erken evrede saptandığında ise tedavi şansı belirgin şekilde artar. Ailede kanser öyküsü bulunuyorsa, son dönemde nedeni açıklanamayan bazı şikayetler ortaya çıktıysa ya da yaş itibarıyla risk grubuna girildiyse “bir şeyim yok” denilmemeli ve vakit kaybetmeden tarama testleri için hekime başvurulmalıdır. Kanser tarama testlerinin, hastalık ortaya çıkmadan önce riskin belirlenmesinde hayati bir rol üstlendiği unutulmamalıdır.</p>
<p><em><strong>Kadınlar için önemli testler:</strong></em></p>
<ul>
<li>40 yaş sonrası düzenli mamografi</li>
<li>21–65 yaş arası smear ve HPV taramaları</li>
<li>50 yaş sonrası kolonoskopi veya dışkıda gizli kan testleri</li>
</ul>
<p><em><strong>Erkekler için önemli testler:</strong></em></p>
<ul>
<li>50 yaş sonrası PSA testi ve prostat muayenesi</li>
<li>50 yaş sonrası kolonoskopi</li>
<li>Uzun süre sigara kullanmış bireylerde düşük doz akciğer tomografisi</li>
</ul>
<p>Bunların dışında, kadın erkek fark etmeksizin yaşı kaç olursa olsun her bireyin yılda bir kez temel kan ve biyokimya testlerini yaptırması, genel sağlık durumunun izlenmesi açısından faydalı olabilir. Aile öyküsü ve bireysel risk durumuna göre karaciğer ve tiroit ultrasonu gibi kişiye özel taramalar planlanmalıdır. Özellikle ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerde taramaların daha erken yaşta ve daha sık aralıklarla yapılması büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>“Ben sağlıklıyım” yetmez “Biz sağlıklı mıyız?” demeliyiz!</strong></p>
<p>Bilimsel çalışmalarda, kanser riskinin yalnızca genetik yatkınlıkla değil; günlük yaşamda benimsenen alışkanlıklarla da yakından ilişkili olduğu ortaya konulmaktadır. Hareketsizlik, düzensiz ve dengesiz beslenme, aşırı kilo alımı ve kronik stres gibi faktörlerin etkisinin yalnızca bireyle sınırlı kalmadığı, aynı yaşam alanını paylaşan tüm aile bireylerini etkilediği vurgulanmaktadır. Bu nedenle sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve stres yönetimi gibi alışkanlıkların aile içinde birlikte uygulanmasının, uzun vadede koruyucu bir etki sağladığı kabul edilmektedir.</p>
<p><strong>Akdeniz diyetini ve aktif yaşamı benimseyin</strong></p>
<p>Beslenme alışkanlıkları açısından Akdeniz diyetinin, kanser riskini azaltıcı etkileri bilimsel çalışmalarla da desteklenmektedir. Sebze ve meyve tüketiminin artırılması, zeytinyağı ve balık ağırlıklı beslenmenin tercih edilmesi; bunun yanında düzenli fiziksel hareketin sağlanması, yeterli ve kaliteli uykunun desteklenmesi ile stresin yönetilmesi, korunmada önemli bir rol oynamaktadır. Bu yaklaşımın geçici bir diyet programı olarak değil, sürdürülebilir bir yaşam biçimi olarak benimsendiğinde daha etkili sonuçlar elde edildiği görülmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-kanserden-korunmak-icin-neler-yapilmali-603089">Yeni Yılda Kanserden Korunmak İçin Neler Yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOAH&#8217;tan korunmak için sigara ve pasif içicilikten uzak durulmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koahtan-korunmak-icin-sigara-ve-pasif-icicilikten-uzak-durulmali-592917</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 14:27:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[içicilikten]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[pasif]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[tan]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592917</guid>

					<description><![CDATA[<p>Solunum yollarında hava akışının kısıtlanmasıyla oluşan, ilerleyici ve sürekli bir solunum yolu hastalığı olan KOAH’ın en önemli nedenleri arasında, tütün ve tütün ürünleri kullanımı ilk sırada yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koahtan-korunmak-icin-sigara-ve-pasif-icicilikten-uzak-durulmali-592917">KOAH&#8217;tan korunmak için sigara ve pasif içicilikten uzak durulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Solunum yollarında hava akışının kısıtlanmasıyla oluşan, ilerleyici ve sürekli bir solunum yolu hastalığı olan KOAH’ın en önemli nedenleri arasında, tütün ve tütün ürünleri kullanımı ilk sırada yer alıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, tütün ve tütün ürünleri kullanımının KOAH&#8217;ın ana nedeni olduğunu vurgulayarak “KOAH&#8217;ı önlemenin en etkili yolu, sigarayı bırakmak, tütün ve tütün ürünlerinden tamamen uzak durmaktır” dedi. Pasif içicilikten korunmanın da önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, başkalarının sigara dumanına maruz kalmaktan kaçınılmasını tavsiye etti.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>20 Kasım Dünya KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) Günü, tüm dünyada milyonlarca insanı etkileyen ancak büyük ölçüde önlenebilir olan bu kronik akciğer hastalığı hakkında farkındalığı artırmak için her yıl tüm dünyada kutlanıyor. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, 20 Kasım Dünya KOAH Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada KOAH hastalığı, önlenmesi ve tedavi yöntemlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Nefes alma ve verme zorlaşıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığının (KOAH), solunum yollarında hava akışının kısıtlanmasıyla oluşan ilerleyici ve sürekli bir solunum yolu hastalığı olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, “Bu kısıtlanma, akciğerlerdeki hava keseciklerinin (alveol) hasar görmesi (amfizem) ve/veya hava yollarının iltihaplanıp daralması (kronik bronşit) sonucu gelişir. Hastalar ilk aşamada nefes vermekte zorlanırken, zamanla hem nefes alma hem verme giderek zorlaşır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tütün ürünleri kullanımı ilk sırada yer alıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KOAH&#8217;ın nedenleri arasında en belirleyici olan faktörlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, bunları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tütün ve tütün ürünleri kullanımı</span></span></span></b><span><span><span>: KOAH&#8217;ın ana nedenidir. Sigara, e-sigara içiciliği, pasif içicilik, puro veya pipo kullanımı, nargile ya da diğer tüm tütün ürünleri, vakaların büyük çoğunluğundan sorumludur.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hava kirliliği</span></span></span></b><span><span><span>: Hem iç (biyoyakıt, odun, tezek gibi yakıtlar ya da tandır dumanı), hem de dış mekan hava kirliliği önemli risk faktörleridir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Mesleki maruziyet</span></span></span></b><span><span><span>: İş yerinde toz, kimyasal madde ve dumanlara uzun süre maruz kalmak KOAH gelişimine yol açabilir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Genetik yatkınlık</span></span></span></b><span><span><span>: Nadir de olsa, &#8220;Alfa-1 Antitripsin&#8221; adlı bir proteinin eksikliği, özellikle genç yaşta KOAH gelişimine neden olabilir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İki aydan uzun süren öksürük ciddiye alınmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KOAH&#8217;ın belirtilerinin genellikle yavaş başladığını ve zamanla kötüleştiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, hastaların bu belirtileri sıklıkla &#8220;yaşlanmanın doğal bir parçası&#8221; veya &#8220;sigara öksürüğü&#8221; olarak görmesi nedeniyle doktora başvurmakta gecikebildiğini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, “En yaygın belirtileri şöyle sıralayabiliriz: Özellikle fiziksel aktivite sırasında artan nefes darlığı; kronik (iki aydan uzun süren) öksürük; balgam üretimi, bu genellikle sabahları daha belirgindir. Nefes alırken veya verirken hırıltı veya ıslık sesi; göğüste sıkışma hissi; sık tekrarlayan solunum yolu enfeksiyonları; ileri evrelerde yorgunluk, kilo kaybı ve ayak bileklerinde şişlik (ödem)” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>KOAH yönetilebilir bir hastalıktır</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KOAH’ın nezle ya da grip gibi atlatılan bir hastalık olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, “KOAH, adı üstünde kronik bir hastalıktır. Akciğerlerde oluşan hasar kalıcıdır ve tam olarak geri döndürülüp tamamen iyileştirilemez (kür sağlanamaz). Bu nedenle KOAH, nezle veya grip gibi &#8220;atlatılabilen&#8221; bir hastalık değildir. Hastalık teşhis edildikten sonra ömür boyu devam eder. Bu nedenle en önemli adım, KOAH oluşumunun engellenmesidir. Ancak KOAH olduktan sonra hastalık kesinlikle tedavi edilebilir ve yönetilebilir bir hastalıktır” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tedavide öncelikle nefes açıcı ilaçlar kullanılıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KOAH tedavisinin temel amaçlarına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, bu hedefleri belirtileri (nefes darlığı, öksürük) hafifletmek, hastalığın ilerleyişini yavaşlatmak, “alevlenme&#8221; adı verilen ani kötüleşme dönemlerinin sıklığını ve şiddetini azaltmak ve hastanın efor kapasitesini ve genel yaşam kalitesini artırmak olarak sıraladı. Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, “Tedavide öncelikle nefes açıcı (bronkodilatatör) ilaçlar (genellikle inhaler-solunum yoluyla alınan cihazlar), pulmoner rehabilitasyon (fiziksel egzersiz ve eğitim), gerekirse; kortizon tedavileri, oksijen tedavisi ve enfeksiyon tedavileri kullanılır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sigara bırakılmalı ve pasif içicilikten korunulmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>KOAH’ın büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, hastalığın önlenmesi için yapılması gerekenler ve alınacak tedbirleri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sigarayı bırakmak:</span></span></span></b><span><span><span> KOAH&#8217;ı önlemenin en etkili yolu, tütün ve tütün ürünlerinden tamamen uzak durmaktır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Pasif içicilikten korunmak:</span></span></span></b><span><span><span> Başkalarının sigara dumanına maruz kalmaktan kaçının.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Temiz hava solumak:</span></span></span></b><span><span><span> İç ve dış ortam hava kirliliğinden mümkün olduğunca kaçının. Evinizi düzenli havalandırın.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İşyeri güvenliği:</span></span></span></b><span><span><span> Riskli iş kollarında (madencilik, tekstil, inşaat, egzoz tamirciliği vb.) çalışanlar mutlaka koruyucu maske kullanmalı ve işyeri havalandırma kurallarına uymalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>KOAH&#8217;lı hastalar nelere dikkat etmelidir?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, KOAH tanısı alan hastaların yaşam kalitelerini korumak için dikkat etmeleri gereken altın kuralları da şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sigarayı derhal bırakmak</span></span></span></b><span><span><span>: Tedavinin temel taşıdır. Sigarayı bırakmak, hastalığın ilerleyişini yavaşlatan kanıtlanmış tek yöntemdir.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İlaçları doğru kullanmak</span></span></span></b><span><span><span>: Doktorun verdiği inhaler (nefes açıcı) cihazları doğru teknikle ve düzenli olarak kullanmak hayati önem taşır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aşılarını yaptırmak</span></span></span></b><span><span><span>: KOAH hastaları enfeksiyonlara karşı çok hassastır. Alevlenmeleri önlemek için mutlaka doktorun uygun gördüğü takvimde zatürre (pnömokok) aşısı ve yıllık grip (influenza) aşısı yaptırmalıdırlar.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aktif kalmak:</span></span></span></b><span><span><span> Nefes darlığı nedeniyle hareketten kaçınmak bir kısır döngü yaratır. Doktorun önerdiği şekilde pulmoner rehabilitasyon (akciğer rehabilitasyonu) programlarına katılmak veya düzenli yürüyüş yapmak kas gücünü ve nefes kapasitesini artırır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sağlıklı beslenmek</span></span></span></b><span><span><span>: İdeal kiloyu korumak, dengeli ve sağlıklı beslenmek solunum kaslarının daha verimli çalışmasına yardımcı olur.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tetikleyicilerden kaçınmak:</span></span></span></b><span><span><span> Duman, keskin kokular (parfüm, deterjan), soğuk hava ve hava kirliliği gibi tetikleyicilerden uzak durulmalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düzenli doktor kontrolü: </span></span></span></b><span><span><span>Hastalığın seyrini izlemek için düzenli olarak göğüs hastalıkları uzmanına kontrole gitmek şarttır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>KOAH’ta erken tanı kritik önemde</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğr. Üyesi Tuba Çiftçi Küsbeci, sözlerini şöyle tamamladı: “Dünya KOAH Günü&#8217;nde vurgulamak istediğimiz en önemli mesaj erken tanının kritik önemidir. Eğer 40 yaşın üzerindeyseniz, sigara içiyorsanız veya içtiyseniz ve basit bir merdiven çıkarken bile nefesiniz daralıyorsa, sık öksürüyorsanız veya balgam çıkarıyorsanız; bu durumu ‘sigara öksürüğü’ veya ‘yaşlılık’ olarak geçiştirmeyin. Bu belirtiler KOAH&#8217;ın habercisi olabilir. &#8220;Nefes Ölçüm Testi&#8221; (Solunum Fonksiyon Testi &#8211; SFT) adı verilen basit ve ağrısız bir test ile KOAH tanısı kolayca konulabilmektedir. Erken tanı, akciğer fonksiyonları henüz ciddi düzeyde bozulmadan tedaviye başlama ve yaşam kalitesini koruma şansı demektir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koahtan-korunmak-icin-sigara-ve-pasif-icicilikten-uzak-durulmali-592917">KOAH&#8217;tan korunmak için sigara ve pasif içicilikten uzak durulmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gripten korunmak isteyen risk grubundakiler için en güvenli yol: Aşı.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gripten-korunmak-isteyen-risk-grubundakiler-icin-en-guvenli-yol-asi-588992</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 08:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[eller]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[gripten]]></category>
		<category><![CDATA[grubundakiler]]></category>
		<category><![CDATA[grubundakilerde]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[influenza]]></category>
		<category><![CDATA[isteyen]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[korunmanın]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Vurgulayan]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588992</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde influenza (grip) virüsü hızla yayılıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Süda Tekin, gribin basit bir solunum yolu hastalığı olmadığını vurgulayarak, her yıl dünya genelinde 250-500 bin kişinin hayatını kaybetmesine neden olduğunu ifade ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gripten-korunmak-isteyen-risk-grubundakiler-icin-en-guvenli-yol-asi-588992">Gripten korunmak isteyen risk grubundakiler için en güvenli yol: Aşı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde influenza (grip) virüsü hızla yaygınlaşıyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Süda Tekin</strong>, gribin (influenza) basit bir solunum yolu hastalığı olmadığını belirterek, her yıl dünya genelinde 250-500 bin kişinin ölümüne yol açtığını söylüyor. Özellikle risk grubundaki kişilerde gripten korunmanın en etkili yolunun aşı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tekin, evinde yaşlı, çocuk, gebe ya da kronik hastalığı olan sağlıklı kişilerin de aşı yaptırması gerektiğine dikkat çekiyor. Prof. Dr. Süda Tekin, influenzadan korunmanın yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p>Okulların açılması ve havaların soğumasıyla birlikte kapalı alanlarda geçirilen süre artarken, gribal enfeksiyonlar hızla yayılıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Süda Tekin “Grip ya da tıbbi ismiyle influenza, influenza virüsünün yol açtığı bir enfeksiyon hastalığıdır. Çok sık karıştırlan ‘nezle’den farklıdır ve basit bir solunum yolu hastalığı değildir. Her yıl dünyada yaklaşık 3-5 milyon kişiyi etkileyen, 250-500 bin kişinin ölümüne neden olan bir enfeksiyondur” diyor. Gribe neden olan influenza virüsünün yapısının kolaylıkla değişebildiğini, bu nedenle bağışıklık sistemimizden kaçabildiğini belirten Prof. Dr. Tekin “Virüste meydana gelen küçük yapısal değişiklikler, tüm dünyayı etkileyen büyük salgınlara yol açabilmektedir. Grip, halen dünyada aşı ile önlenebilir ölüm nedenleri arasında önemli bir yer tutmaktadır” diye konuşuyor.</p>
<h3><strong>Öksürüp hapşırırken mendil ya da kollarınızı kullanın </strong></h3>
<p>Grip (influenza) virüsünün damlacık yoluyla bulaştığını, öksürme, hapşırma ve yüksek sesle konuşma esnasında hasta kişilerden virüs içeren çok sayıda damlacığın etrafa yayıldığını anlatan Prof. Dr. Süda Tekin sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu damlacıkların ağız, burun ya da gözlere de ulaşması ile hastalık çok hızlı ve çok kolay bulaşır. Bu nedenle gripli bir kişi virüsü etrafa yaymamak için öksürüp hapşırırken ağzını bir mendille, mendil bulamıyorsa kolları ile kapatmalıdır. Ellere hapşırmak en tehlikeli olanıdır. Ellere bulaşan virüs buradan, dokunulan her yere yayılır.” Hasta olan kişinin sık sık ellerini yıkaması, su ve sabun bulunamadığı durumda el antiseptikleri ile ellerin ovalanarak temizlenmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tekin “Enfeksiyonun toplumda yayılmasının engellenmesi amacıyla, özellikle hastalığın ilk günlerinde okula, işe gidilmeyip evde istirahat edilmelidir. Ev halkını korumak için eller sık sık yıkanmalı, oda havalandırılmalıdır. Maske ağız ve burunu tam kapamalı, ıslandığında değiştirilip eller yıkanmalıdır” diyor.</p>
<h3><strong>Evdeki tüm bireyleri yatağa düşürebiliyor!</strong></h3>
<p>Influenzanın (grip) çok kolay ve çok hızlı bulaşması dolayısıyla evdeki tüm bireyleri aynı anda hasta edip yatağa düşürebildiğini, özellikle gebeler, 50 yaş üstündekiler, aşırı kilolular, 5 yaş altındakiler, kronik hastalığı olanlar ve ilaçlar nedeniyle bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda çok daha ağır seyrettiğini vurgulayan Prof. Dr. Süda Tekin “Bu kişilerde grip hastaneye yatışlara, hatta ölümlere neden olmaktadır. Mutlaka doktora başvurup test yaptırılmalıdır.  Gribin tedavisi istirahat ve destek tedavisidir. Ateş düşürücü ilaçlar, bol sıvı alımı önerilir. Ancak risk grubundaki kişiler ve risk grubunda olmasa bile hastalığın ağır seyrederek komplikasyonlara yol açtığı kişilerde doktor önerisiyle doğrudan grip virüsüne etkili ilaçların kullanılması gerekir” diyor.</p>
<h3><strong>En etkili korunma yöntemi; aşılanma</strong></h3>
<p>Gripten ve diğer enfeksiyonlardan korunmada en etkili önlemlerin başında grip aşısının geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Süda Tekin şöyle konuşuyor: “Ellerin sık yıkanması, sağlıklı beslenme, mevsime göre giyinme, hasta kişilerle temasın kısıtlanması ve maske takılması çok büyük önem taşıyor. Ancak grip aşısı özellikle risk altındaki kişiler için <strong>en etkili korunma yoludur</strong>.”</p>
<p>Grip (İnfluenza) aşısının 6 aydan büyük herkese önerildiğini, ancak risk gruplarındaki kişiler ve bu kişilerle yakın teması olanların mutlaka aşılanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tekin “Grip aşısı için yumurta alerjisi olanlara yapılmaması ile ilişkili uyarı kaldırılmıştır. Ancak daha önce grip aşısı sonrası alerjik tepkime vermiş olanların aşılarını donanımlı bir Aşı Merkezinde yaptırması önerilmektedir” diyor.</p>
<h3><strong>Felç yapmaz, kısırlığa neden olmaz</strong></h3>
<p>Grip aşısının ciddi yan etki yapma olasılığının diğer aşılardan farksız olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Süda Tekin şöyle konuşuyor: “Aşının erişkinlerde görülen en sık yan etkisi enjeksiyon yerinde ağrı ve hassasiyettir. Ülkemizde uygulanan grip aşıları (İİV3 veya İİV4) inaktif (cansız) virüs aşısı olduğundan aşıya bağlı grip gelişmesi mümkün değildir. <strong>Aşı felç yapmaz, kısırlığa neden olmaz ve gebelerde de güvenle yapılabilmektedir. Ülkemizde </strong>2025-2026 dönemi için de DSÖ önerisi 3 valan aşının uygulanmasıdır. Kişiler 3 ya da 4 valan hangi aşıya ulaşabilirler ise bu aşıyı olabilirler.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gripten-korunmak-isteyen-risk-grubundakiler-icin-en-guvenli-yol-asi-588992">Gripten korunmak isteyen risk grubundakiler için en güvenli yol: Aşı.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prostat kanserinden korunmak için!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinden-korunmak-icin-575160</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Sep 2025 09:30:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinden]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[Prostat Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[robotik]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575160</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde her 8 erkekten 1’inin yaşamı boyunca karşılaşabileceği prostat kanseri, günümüzde erken tanı yöntemleri ve yenilikçi tedaviler sayesinde tamamen iyileşme sağlanabilen bir hastalık haline geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinden-korunmak-icin-575160">Prostat kanserinden korunmak için!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde her 8 erkekten 1’inin yaşamı boyunca karşılaşabileceği prostat kanseri, günümüzde erken tanı yöntemleri ve yenilikçi tedaviler sayesinde tamamen iyileşme sağlanabilen bir hastalık haline geliyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Minimal İnvaziv ve Robotik Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural</strong><strong>, </strong>“Prostat kanserinin tedavisinde özellikle robotik cerrahi ve yeni nesil ilaçlarla birlikte hastaların yaşam kalitesi korunurken sağkalım süreleri de uzuyor. Ancak tedavinin başarısında erken tanı kritik önem taşıyor” diyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural, <strong>1-30 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Ayı ve 15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü </strong>kapsamında yaptığı açıklamada, prostat kanserinden korunmanın yollarını ve en güncel tedavi yöntemlerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Sinsice gelişerek erken dönemde herhangi bir belirti vermeyen, ileri evrede ise idrar yapmada güçlük, sık idrara gitme, kemik ağrıları ve kilo kaybı gibi şikayetlere yol açan prostat kanseri son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Minimal İnvaziv ve Robotik Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural, </strong>dünya genelinde erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser türü olan prostat kanserinin, ölüm nedenleri arasında beşinci sırada yer aldığını belirterek “Prostat kanserinde erken tanı kritik önem taşımaktadır. Özellikle ailesinde baba veya kardeşinde prostat kanseri olanların ve meme kanseri öyküsü bulunanların genetik riskten dolayı 40 yaşından itibaren, aile öyküsü olmayanların 50 yaşından itibaren her yıl düzenli olarak PSA (prostat spesifik antijen) testi ve mutlaka parmakla muayene yaptırması gerekir. Çünkü her PSA yüksekliği kanser varlığı anlamına gelmediği gibi, az sayıda da olsa PSA’ı çok üretmeyen saldırgan kanserler de vardır. Bu nedenle parmakla prostat muayenesi çok önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Prostat kanserinden korunmak için!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ali Rıza Kural prostat kanserinden korunmak için basit ama etkili önlemler alınabileceğini belirterek, bunların başında yağdan fakir beslenme, düzenli sebze ve meyve tüketme, süt ve süt ürünlerini aşırı tüketmeme, bol sıvı alma ve egzersiz yapmanın geldiğini söylüyor. Prostat kanserinden korunmada herhangi bir vitamin veya ilacın faydası olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Kural, özellikle son yıllarda vitaminlerin sıkça gündeme geldiğini, buna karşın yapılan çalışmaların prostat kanserinde vitamin kullanımının herhangi bir faydasının olmadığının kanıtlandığını belirtiyor. </p>
<p><strong>Prostat kanseri tedavisinde en güncel yöntemler</strong></p>
<p> Prof. Dr. Ali Rıza Kural, prostat kanseri tedavisinde en güncel yöntemleri şöyle anlatıyor; </p>
<ul>
<li><strong>Robotik cerrahi</strong></li>
</ul>
<p>Prostat kanseri tedavisinde altın standart haline gelen robotik cerrahi, hem tümörün çıkarılmasında hem de idrar tutma ve cinsel fonksiyonların korunmasında açık cerrahiye oranla daha yüksek oranda başarı sağlıyor. </p>
<ul>
<li><strong>Fokal Tedaviler</strong></li>
</ul>
<p>Tümörün bulunduğu bölgeyi hedef alan fokal tedavi yöntemleri, kriterlere uygun hastalarda son yıllarda daha sık kullanılıyor. HIFU (yüksek yoğunluklu odaklanmış ultrasonla uygulanan tedavi), Kriyoterapi (tümörlü bölgenin dondurulması) ve Nano-knife (elektrik darbeleriyle kanserli tümörleri yok eden teknik) öne çıkıyor. </p>
<ul>
<li><strong>Işın tedavisi (Modern radyoterapi) </strong></li>
</ul>
<p>Günümüzde prostatın odaklandığı ve çevre dokuların korunduğu radyoterapi teknikleri kullanılıyor. MR Linac ve SBRT sayesinde radyasyon, prostat bölgesine daha güvenli şekilde yönlendiriliyor. </p>
<ul>
<li><strong>İleri evre tedaviler</strong></li>
</ul>
<p>Metastatik prostat kanserinde yeni nesil ilaçlar yaşam süresini uzatıyor. Hormon tedavileri, hedefe yönelik ilaçlar, radyoaktif tedaviler ve immünoterapiler prostat kanserinde sağkalım süresini uzatıyor ve hastaların yaşam kalitesini artırıyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinden-korunmak-icin-575160">Prostat kanserinden korunmak için!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kül yağmurundan korunmak için önlem alınmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kul-yagmurundan-korunmak-icin-onlem-alinmali-559159</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 12:57:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınmalı]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[kül]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[yağmurundan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559159</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülke genelinde devam eden orman yangınlarının etkisiyle oluşabilecek kül yağmurları, sağlık açısından riskler barındırabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kul-yagmurundan-korunmak-icin-onlem-alinmali-559159">Kül yağmurundan korunmak için önlem alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Ülke genelinde devam eden orman yangınlarının etkisiyle oluşabilecek kül yağmurları, sağlık açısından riskler barındırabiliyor. Külleri solumanın zararlı olduğunu vurgulayan İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, kurşun, kadmiyum, nikel ve arsenik gibi metaller içeren kül partiküllerinin akciğerlere derinlemesine nüfuz ederek astımı kötüleştirebileceği ve nefes almayı zorlaştırabileceği uyarısında bulundu. Külün çöktükten sonra rüzgâr veya insan faaliyetleriyle yeniden havada asılı kalarak haftalarca hatta aylarca hava kalitesini etkilemeye devam edebileceği uyarısında bulunan Osman El Jundi, zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamasını, kapı ve pencerelerin kapalı tutulmasını ve dışarda maske kullanılmasını önerdi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, yurt genelinde devam eden orman yangınlarının etkisiyle oluşabilecek kül yağmurları ve korunma yöntemlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Külleri solumak sağlık açısından zararlı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yangın sonrası oluşan kül partiküllerinin atmosferdeki bulutlar ile birleştiğinde kül yağmuru şeklinde sağlığı tehdit eden ilave bir tehlike oluşturabileceğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Direkt olarak külleri solumak sağlımız için zararlıdır. Kül, tehlikeli bir atık maddesi olarak sınıflandırılmasa da kurşun, kadmiyum, nikel ve arsenik gibi metaller; eski evlerden veya diğer binalardan gelen asbest ve yakıcı maddeler gibi tehlikeli maddelerin izlerini içermektedir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Astımı kötüleştirebilir, nefes almayı zorlaştırabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Külde bulunan maddelerin oluşturacağı sağlık sorunlarına değinen Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “İnce partiküller akciğerlere derinlemesine nüfuz ederek astımı kötüleştirebilir ve nefes almayı zorlaştırabilir. Külde asbest, nikel, arsenik veya kadmiyum varsa, bu maddeler kansere neden olabileceğinden, bunlara maruz kalma özellikle endişe vericidir. Küldeki maddeler çeşitlilik gösterdiğinden, her zaman dikkatli olmak en iyisidir” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kronik hastalığı olanlar dikkat etmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle KOAH ve alerjik astım gibi kronik hastalığı olanlar açısından oluşabilecek etkileri de anlatan Osman El Jundi, “K</span></span></span><span><span><span>ül parçacıkları o kadar ince olabilir ki akciğerlerin derinliklerine kadar solunabilir. Yüksek maruziyetle, sağlıklı bireyler bile artan öksürük ve tahrişle birlikte göğüs rahatsızlığı yaşayabilir. Burun tahrişi ve burun akıntısı gibi yaygın akut (kısa süreli) semptomlar görülebilir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kanser riski ortaya çıkabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yangın sonrası temizlik çalışmaları nedeniyle yangın bölgesinde kül ve yangının diğer ürünlerine maruz kalınabileceğini ifade eden Osman El Jundi, “Bu durum da gözlerin, burnun veya cildin tahriş olmasına, öksürük ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Akciğerlere derinlemesine solunan kül partikülleri ise astım ataklarına neden olabilir ve nefes almayı zorlaştırabilir. Uçan külde bulunan bileşenlere maruz kalmak, kişinin kanser ve diğer solunum yolu hastalıklarına yakalanma riskini artırır. Islak kül havuzları yeraltı sularını kirletebilir ve arsenikle kirlenmiş suyun yutulması durumunda, kişinin kansere yakalanma riski artar” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kül uzun süre hava kalitesini etkileyebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kül yağmurlarından korunmak için alınabilecek önlemlere değinen Dr. Öğretim Üyesi Osman El Jundi, “Kül, çöktükten sonra rüzgâr veya insan faaliyetleriyle yeniden havada asılı kalarak haftalarca hatta aylarca hava kalitesini etkilemeye devam edebilir. Kendinizi ve ailenizi kül yağışından korumanın en iyi yolu önceden plan yapmaktır” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Pencere ve kapıları kapalı tutun</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle yangın bölgesinde maske kullanılmasını tavsiye eden Osman El Jundi, pencere ve kapıların mümkün olduğunca kapalı tutulması gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Sıcak hava olmasına rağmen olabildiği kadar evin içerisinde kalmak, kül yağmurun etkilerinden korumak için en etkili yöntemdir. Dışarıdaysanız, mümkün olan en kısa sürede sığınacak bir yer arayın. Araç kullanmanız gerekiyorsa, düşük hızlarda sürün ve bol miktarda ön cam yıkama sıvısı bulundurduğunuzdan emin olun. HEPA filtreli veya N-95 filtreli maskeler, küldeki zararlı ince parçacıkları filtreleyeceği için özelikle dışarda görevi olan kişiler tarafından temin edilmelidir. Pencere ve kapıları mümkün olduğunca kapalı tutun. Evcil hayvanlarınızı mümkün olduğunca içeride tutun. İçeri girdiğinizde evcil hayvanları fırçalayın veya elektrik süpürgesiyle süpürün. Önemli bilgiler için yerel yetkilileri dinleyin. Orman yangını sonrası temizlik yaparken kendinizi zararlı küllerden koruyun.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kul-yagmurundan-korunmak-icin-onlem-alinmali-559159">Kül yağmurundan korunmak için önlem alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Hastalıklarından Korunmak İçin 7 Altın Kural!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaliklarindan-korunmak-icin-7-altin-kural-409683</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2023 12:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarından]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409683</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalıkları günümüzde dünya çapında halen birinci ölüm nedenlerinden biri olmaktadır. Bu bağlamda bazı risk faktörlerini değiştirmek maalesef mümkün değildir. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Süha Çetin, kalp sağlığı hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaliklarindan-korunmak-icin-7-altin-kural-409683">Kalp Hastalıklarından Korunmak İçin 7 Altın Kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalıkları günümüzde dünya çapında halen birinci ölüm nedenlerinden biri olmaktadır. Bu bağlamda bazı risk faktörlerini değiştirmek maalesef mümkün değildir. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Süha Çetin, kalp sağlığı hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p>Ailede kalp ve damar hastalığının olması, erkek cinsiyeti ve ileri yaş olarak söylenebilir. Fakat değiştirilmesi mümkün ve kolay olan çok önemli risk faktörleri de bulunmaktadır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sigarayı bırakmak.</strong></p>
<p>Atabileceğimiz en anlamlı adımlardan biri sigarayı bırakmak olsa gerek. Sigara kalp ve atar damarlara ciddi derecede hasar verir. Ayrıca tütün kullanmak kandaki oksijen seviyesini düşürür ve böylece tansiyon ve nabız yükselmesine neden olur, kalbimizi yoran iki faktör. Sigara içmek genç yaşta ölümcül kalp krizlerine neden olur. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Fiziksel aktiviteyi arttırmak.</strong></p>
<p>Fiziksel aktivite artık günümüzde kaçınılmaz bir rol oynamaktadır: Haftada 150 dakika ılımlı aerobik egzersiz, bu tempolu bir yürüyüş olabilir, önerilmekte. Veya haftada 75 dakika kuvvetli aerobik egzersiz, koşu tarzı gibi, sağlık açısından önem taşır. Ayrıyeten haftada 2 veya 3 defa ılımlı ağırlık egzersizleri yapılmalı. Bahçe işleri yapmak, ev işlerini halletmek, asansör yerine merdivenleri kullanmak veya köpeğimizi dışarda gezdirmekte önemli fiziksel aktiviteler içerisindedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sağlıklı beslenmek.</strong></p>
<p>Sağlıklı beslenme birçok açıdan kalp ve damar hastalıklarından korur. Beslenmemize dikkat ederek tansiyon ve kolesterol değerlerini düşürüp, diyabet hastası olma riskini azaltabiliriz. Peki, sağlıklı beslenme özellikle ne tür gıdalar içerir? Sebze ve meyve, baklagiller, az yağlı et ve balık, tuzsuz ve kavrulmamış fındık, badem ve ceviz, zeytinyağı ve avokado yağı, süt, yoğurt, yumurta sıklıkla tüketilmesi gereken gıdalar arasındadır. Tüketilmemesi veya çok aza indirgenmesi gereken besinler tuz ve tuzlu mamuller, şeker ve şekerli içecekler, yüksek karbonhidratlı gıdalar (hamur işi), alkol, işlenmiş gıdalar, trans yağlardır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Fazla kilolardan kurtulmak.</strong></p>
<p>Fazla kilonun olması (özellikle bel çevresinde) kalp damar hastalığı riskini artırır. Haricen yüksek tansiyona ve kolesterole ve diyabet hastalığına neden olur. Vücut kitle indeksi bir kişinin obez olup olmadığını gösterir. Eğer vücut kitle indeksi 25 ve üzerinde ise, kişi fazla kilolu olarak nitelendirilir. Bu manada bel çevresi genişliği de ölçülebilir. Eğer erkeklerde bel çevresi 101.6 cm ve kadınlarda 88.9 cm üzerinde ise, kişi kalp damar hastalıkları açısından riskli olarak değerlendirilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Düzenli uyku uyumak.</strong></p>
<p>Yetersiz uyku yüksek kiloya, yüksek tansiyona, kalp krizi, diyabet ve depresyona neden olabilir. Erişkinlerde günde en az 7 saat uykuya ihtiyaç vardır. Yeteri kadar uyku almamanın nedenlerinden biride uykuda solunumun kısa süreli olarak sıklıkla durmasıdır (obstrüktif uyku apnesi). Bu durum özellikle horlaması olan kişilerde sıklıkla görülür. Obstrüktif uyku apnesi kalp damar hastalıklarına ve ritim bozukluklarına neden olabilir. Kilo vermek ve aynı zamanda solunum yollarını açık tutan (cPAP) bir cihaz kullanmak uyku apnesi olan kişilerde faydalı olabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Stresten uzak durmak.</strong></p>
<p>Sürekli stres yüksek tansiyona ve dolayısı ile kalp ve damar hastalıklarına neden olabilir. Stres yönetiminin yanlış olması, örneğin daha fazla yiyerek veya alkol tüketerek veya sigara içerek, kalp ve damar hastalığı riskini daha da artırır. İzlenmesi gereken yol doğru bir stres yönetimidir: iş organizasyonunun doğru yapılması, oluşabilecek komplikasyonların ön görülüp tedbir alınması, kişisel olarak fiziksel aktivitenin düzenli olarak ön plana çıkarılması, yoga veya meditasyonun yapılması yüksek önem taşımaktadır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sağlık kontrollerini ihmal etmemek.</strong></p>
<p>Son olarak özellikle 40 yaşından itibaren düzenli sağlık kontrolleri gerekmektedir. Her yıl bir tansiyon holter bağlatarak yüksek tansiyon riskinin kontrolü gereklidir. Düzenli (6 ayda bir) yapılan kan tahlillerinde kolesterol ve açlık kan şekeri seviyelerine bakılması elzemdir.</p>
<p>Doçent Doktor Süha Çetin, önerilerine şu şekilde devam etti; ‘’Unutmayalım ki kalp ve damar hastalıklarını bu bahsedilen önlemler ile yüksek bir oranda azaltmış oluruz. Kalp ve damar hastalıklarının dünya çapında birinci ölüm nedeni olma sebebi bu anlatılan hususların göz ardı edilmesinden kaynaklanmaktadır.’’</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaliklarindan-korunmak-icin-7-altin-kural-409683">Kalp Hastalıklarından Korunmak İçin 7 Altın Kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HPV Virüsünden Aşı ile Korunmak Mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hpv-virusunden-asi-ile-korunmak-mumkun-409593</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2023 09:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[virüsünden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409593</guid>

					<description><![CDATA[<p>HPV (Human Papilloma Virüsü) virüsünün kadınlarda cinsel yolla bulaşan, en sık görülen virüs olduğunun altını çizen VM Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gunel Alıyeva, “HPV’nin Türkiye’de görülme sıklığı yüzde 3-4 oranında değişmektedir</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-virusunden-asi-ile-korunmak-mumkun-409593">HPV Virüsünden Aşı ile Korunmak Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HPV (Human Papilloma Virüsü) virüsünün kadınlarda cinsel yolla bulaşan, en sık görülen virüs olduğunun altını çizen VM Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gunel Alıyeva, “HPV’nin Türkiye’de görülme sıklığı yüzde 3-4 oranında değişmektedir. Uykusuzluk, alkol, sigara, stres, kemoterapi öyküsü gibi immün sistemi baskılayan durumlarda daha sık görülür” dedi.</strong></p>
<p>HPV virüsünün 200’den fazla çeşidinin olduğunu ve her HPV tipi virüsün kanser olarak düşünülmemesi gerektiğini ifade eden VM Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Alıyeva, “HPV virüsü, 15 onkolojik tip kansere sebep olmaktadır. Uykusuzluk, alkol, sigara, stres, kemoterapi öyküsü gibi immun sistemi baskılayan durumlarda daha sık görülür ve vücuttan daha geç atılır. Başlıca genital siğil ve serviks kanseri, vajen, vulva, anorektal, baş boyun kanserlerinden sorumludur. Bu virüsünün hastalık yapabilmesi için vücudun uzun süre virüse maruz kalması gerekmektedir.   HPV virüsü tamamen asemptomatik (belirtisiz) olabileceği gibi, yoğun kaşıntı, ele gelen kadın ve erkeklerde karnabahar şeklinde siğil oluşturabilmektedir” diye konuştu.</p>
<p><strong>JİNEKOLOJİK MUAYANE İHMAL EDİLMEMELİ</strong></p>
<p>21 yaş üzeri veya 3 yıllık evli kadınlar için jinekolojik muayenenin önemli olduğunu belirten Op. Dr. Alıyeva, düzenli olarak her 3 yılda bir smear testi ve 30 yaş üzerinde her kadının 5 yılda bir HPV tiplendirme için örnek alınarak tarama yaptırması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>HPV ŞÜPHESİ VARSA BİYOPSİ ALINABİLİR</strong></p>
<p>Anormal smear ya da yüksek onkojen (kanser yapıcı) olan HPV tip 16 ve tip 18 pozitifliği tespit edilen hastalarda, ilişki sonrası kanama durumlarında, servikste şüpheli oluşum tespit edildiğinde kolposkopi yapılmasının önemini vurgulayan Op. Dr. Gunel Alıyeva, “Kolposkopi serviksin asetik asit veya lügol solüsyonu eşliğinde biyomikroskop ile görüntülenmesi, ihtiyaç halinde şüpheli alanlardan biyopsi alınması işlemidir. Sonuca göre takip sıklığı düzenlenir” dedi.</p>
<p><strong>AŞI YAPTIRMAK KORUNMADA ÖNEMLİ</strong></p>
<p>Son olarak HPV aşısının kimlere uygulanabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Alıyeva, “HPV virüsünün neden olduğu siğillerde, siğillerin alınması, dondurulması, yakılması tamamen virüsü yok etmez. HPV aşısı yapılması virüsten korunmada önem arz etmektedir. Bu yüzden de 11-15 yaş kız çocuklarına 6 ay arayla 2 doz, 15 yaş üzeri durumlarda ise 0. 2. ve 6.ayda olmak üzer 3 doz Gardasil Nonavalent aşı (9’lu aşı) önerilmektedir.  Bu aşı hem siğil hem de yüksek kanser yapıcı virüslerden koruma sağlar. Aşı uygulanması HPV enfeksiyonu yaratmaz ve aşı uygulanan hastalarda taramaya devam edilmelidir. Herhangi bir HPV pozitifliği tespit edilen hastalarda da diğer virüslerle karşılaşma ihtimaline karşı koruma sağlayacağı için aşı uygulanmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpv-virusunden-asi-ile-korunmak-mumkun-409593">HPV Virüsünden Aşı ile Korunmak Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koronavirüsün alt varyantı BA.2.86&#8217;dan korunmak için neler yapmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koronavirusun-alt-varyanti-ba286dan-korunmak-icin-neler-yapmali-402401</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Sep 2023 06:24:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alt]]></category>
		<category><![CDATA[badan]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüsün]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[varyantı]]></category>
		<category><![CDATA[yapmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=402401</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsrail, Danimarka, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nde tespit edilen koronavirüsün alt varyantı BA.2.86 gündemdeki yerini koruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koronavirusun-alt-varyanti-ba286dan-korunmak-icin-neler-yapmali-402401">Koronavirüsün alt varyantı BA.2.86&#8217;dan korunmak için neler yapmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İsrail, Danimarka, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri’nde tespit edilen koronavirüsün alt varyantı BA.2.86 gündemdeki yerini koruyor. Bilim insanları bu varyant üzerinde çalışmalarına devam ederken, yeni varyantın bulaşıcılığı ve alınması gereken önlemler merak konusu oldu. Bu yeni varyant ile ilgili bilgi veren İstinye Üniversitesi (İSÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Huri Bulut Dedeakayoğulları, BA.2.86 ile ilgili alınması gereken önlemleri de sıraladı</strong></p>
<p>Yaklaşık dört yıldır hayatımızda olan koronavirüsün yeni varyantı BA.2.86 gündem konusu oldu. ‘Hayatın durduğu’ günler geri mi gelecek endişesi bu alt varyanta karşı merakı da artırdı. İstinye Üniversitesi (İSÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Huri Bulut Dedeakayoğulları, BA.2.86 ile ilgili merak edilen soruları yanıtladı.</p>
<p> </p>
<p><strong>“Araştırmalar hâlâ devam ediyor”</strong></p>
<p>İSÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Huri Bulut Dedeakayoğulları, son varyantın özellikleri ve mutasyonlarıyla ilgili şu bilgileri verdi:</p>
<p>“COVID-19 varyantı BA.2.86, virüsün aktif kısımlarındaki 35’ten fazla bölgede mutasyon taşımakta olup şu anda İsrail, Danimarka, ABD ve İngiltere&#8217;nin yanı sıra İsviçre, Güney Afrika ve diğer birçok ülkede görülmektedir. Halk sağlığı yetkilileri, bilim insanlarının sosyal medyada ‘Pirola’ adını verdiği COVID alt değişkenini hâlen araştırmaya devam etmektedir. Araştırmacılar ve enfeksiyon hastalıkları uzmanları, çok sayıda mutasyona sahip olmasından dolayı BA.2.86&#8217;nın COVID-19 aşısını veya yakın zamanda ortaya çıkan farklı bir varyanttan kaynaklanan bağışıklığı bypass edebileceğinden şüphe duymaktadırlar.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“Bağışıklık sistemi zayıf kişilerde tespit edildiği bildirildi”</strong></p>
<p>Bu varyantın ne kadar bulaşıcı olduğunun henüz bilinmediğini vurgulayan Doç. Dr. Dedeakayoğulları, </p>
<p>“Bazı mutasyonlar, yayılma yeteneğini ve/veya daha ciddi hastalık ve ölüme neden olma yeteneğini etkileyen özellikler de dâhil olmak üzere virüsün önemli özelliklerinde değişikliklere yol açabilir. Bunun yanında şimdiye kadar bildirilen vakaların test ve sıralama eksikliğinden kaynaklı daha fazla olabileceği düşünülmektedir. BA.2.86&#8217;nın ne kadar bulaşıcı olduğu henüz belli olmasa da, insandan insana yayılabilmesinin mümkün göründüğü, diğer yüksek düzeyde mutasyona uğramış alt değişkenlerin çoğunlukla uzun süreli enfeksiyonları olan bağışıklık sistemi zayıf kişilerde tespit edildiği bildirilmiştir.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“COVID-19 için kullanılan testler ve ilaçlar bu varyantta etkili görünüyor”</strong></p>
<p>COVID-19&#8217;u tespit etmek için kullanılan testlerin ve tedavi etmek için kullanılan ilaçların bu varyantta da etkili olduğunu belirten İSÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Huri Bulut Dedeakayoğulları, sözlerine şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (Centers for Disease Control and Prevention &#8211; CDC) şu anki verilerine göre, COVID-19&#8217;u tespit etmek için kullanılan mevcut testler ve tedavi etmek için kullanılan ilaçlar bu varyantta etkili görünmektedir. Bilim insanları yakında çıkacak güncellenmiş COVID-19 aşısının etkinliğini değerlendirmektedirler. CDC&#8217;nin mevcut değerlendirmesi, bu güncellenmiş aşının ciddi hastalıkları ve hastaneye yatışları azaltmada etkili olacağı yönünde olup, şu anda bu varyantın daha ciddi hastalıklara neden olduğuna dair somut bir kanıt yoktur. Ek bilimsel veriler geliştirildikçe bu değerlendirme değişebilir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“BA.2.86&#8217;nın oldukça bulaşıcı olup olmayacağı netlik kazanmış değil”</strong></p>
<p>Varyant BA.2.86&#8217;nın ne ölçüde bulaşıcı olup olmayacağı konusundaki endişelerin netlik kazanmadığının altını çizen Doç. Dr. Dedeakayoğulları, şöyle konuştu:</p>
<p>“Şu anda bu versiyonun öncekilere göre daha hızlı yayılıp yayılmadığına veya daha ciddi hastalıklara neden olup olmadığına dair bir kanıt bulunmamakla birlikte, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri insanları daha önce olduğu gibi Covid-19&#8217;dan korunma yönergelerine uymaya çağırdı. Uzmanlar, birçok mutasyonun BA.2.86&#8217;yı daha önceki varyantlarla karşılaştırıldığında ‘yapısında kökten farklı’ hale getirdiğini belirtmekte ancak BA.2.86&#8217;nın oldukça bulaşıcı olup olmayacağı konusunda endişeler netlik kazanmış değil. BA.2.86&#8217;nın virüsün diğer türleriyle rekabet edip edemeyeceği veya bağışıklık tepkilerinden kaçma konusunda herhangi bir avantaja sahip olup olmayacağı da halen araştırılmaktadır. Diğer COVID-19 varyantlarına benzer şekilde BA.2.86 varyantında da öksürük, boğaz ağrısı, burun akması, hapşırma, tükenmişlik, baş ağrısı, kas ağrıları ve değişen koku duyusu gibi benzer semptomlar görülmektedir. Farklı ülkelerde görülen vakalar benzer semptomlar taşımakta olup virüsün yapısal farklılıkları açısından araştırmalar devam halen devam etmektedir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“Ortamı havalandırın, ellerinizi sık sık yıkayın”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Dedeakayoğulları, koronavirüsün alt varyantı BA.2.86’dan korunmak için şu önerileri sıraladı:</p>
<p>“Şu anda bu varyantın ne kadar iyi yayıldığını bilmiyoruz, ancak diğer varyantlarla aynı şekilde yayıldığını biliyoruz. Kendinizi ve başkalarını enfeksiyondan korumak için Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin tavsiye ettiği aşağıdaki önlemleri almaya devam etmek varyantın olası yayılma hızını düşürmeye yardımcı olacaktır:</p>
<p> </p>
<p>&#8211;           Tavsiye edildiği şekilde COVID-19 aşılarınızı yaptırın</p>
<p>&#8211;           Hastaysanız evde kalın</p>
<p>&#8211;           Gerekli olması hâlinde, COVID-19 testi yaptırın</p>
<p>&#8211;           Hastalanma riskiniz yüksekse tedavi alın</p>
<p>&#8211;           Maske takmayı tercih ederseniz burnunuza ve ağzınıza tam oturan, yüksek kaliteli bir maske takın</p>
<p>&#8211;           Bulunduğunuz ortamdaki havalandırmayı iyileştirin</p>
<p>&#8211;           Ellerinizi sık sık yıkayın.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koronavirusun-alt-varyanti-ba286dan-korunmak-icin-neler-yapmali-402401">Koronavirüsün alt varyantı BA.2.86&#8217;dan korunmak için neler yapmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızamıktan korunmak için aşı şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kizamiktan-korunmak-icin-asi-sart-397664</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2023 11:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kızamıktan]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397664</guid>

					<description><![CDATA[<p>Risk grubundakiler için hayati tehlikeye neden olabiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizamiktan-korunmak-icin-asi-sart-397664">Kızamıktan korunmak için aşı şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Risk grubundakiler için hayati tehlikeye neden olabiliyor</strong></p>
<p><strong>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından açıklanan verilere göre Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa ülkeleri arasında kızamık vakalarının arttığı görülüyor. Artan kızamık vakalarıyla birlikte hastalığın belirtileri, tedavisi, aşısı gibi konular merak uyandırdı. Konuyla ilgili açıklama yapan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu</strong>, <strong>kızamığın hafife alınmamasını gerektiğini ve hastalıktan korunmada en etkili yolun toplumun en az yüzde 95’inin aşılanması olduğunu söylüyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, kızamık hastalığı hakkında bilgi verdi. Mamçu kızamığa sebep olan virüs hakkında şunları söyledi: “Kızamık, Paramyxoviridae ailesinden, zarflı, tek parçalı RNA’ya sahip bir virüsün neden olduğu döküntülü bir hastalıktır. Virüs çok bulaşıcıdır ve hava yolu ile bulaşır. Bu virüs, aşılanmamış topluluklarda dahi 2 ya da 3 yılda bir salgın yapar.” </p>
<p><strong>Belirtilere dikkat!</strong></p>
<p>Hastalık belirtilerinin virüs bulaştıktan sonra yaklaşık 8 ila 12 gün sonra ortaya çıktığını belirten Mamçu, “Burun akıntısı, hapşırma ve öksürük gibi soğuk algınlığı belirtileri ile 40 dereceye varabilen yüksek ateş ve halsizlik kızamığın ilk belirtilerdir. Kuru öksürük, boğaz ağrısı, gözlerde kızarıklık ve ışığa duyarlılık ile ağız içinde küçük grimsi beyaz lekeler görülebilir. Yüz ve alından başlayıp vücuda yayılan, birleşme eğiliminde, başlangıçta pembe olup 3-4 gün sonra kahverengileşen, 6-7 gün sonra da hafif pullanarak solan tipik bir döküntüsü vardır. Döküntüler yaklaşık 4 gün kadar devam eder ve hafif bir soyulma ile başladığı gibi yukarıdan aşağıya doğru solarak kaybolur. Döküntülerin solmasıyla birlikte hastanın da ateşi düşer. Yüksek ateş, beslenmenin bozulması, ishal veya kusma ile aşırı sıvı kabı veya komplikasyon gelişmesi durumlarında mutlaka bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Hastalığın özel bir tedavisi bulunmuyor</strong></p>
<p>Kızamığın özel bir tedavisinin olmadığının altını çizen Mamçu, “Hastanın kaybettiği sıvıyı yerine koymak, ateş ve ağrısını gidermek, gerekirse solunum desteği vermek önemlidir. Eksiklik durumlarında destekleyici olarak A vitamini verilebilir. Kızamık çok bulaşıcı olduğundan hastanın izole edilmesi, maske kullanılması ve risk gruplarından uzak tutulması özellikle çok önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>En çok küçük çocuklarda görülüyor</strong></p>
<p>Mamçu, “Kızamık küçük çocuklarda yaygın olmakla birlikte aşılama yapılmayan veya daha önce kızamık geçirmemiş yetişkinlerde de görülebilir. Bağışıklığı baskılanmış kişiler, gebeler, çok küçükler veya yaşlılar, A vitamini eksikliği ve beslenme yetersizliği olanlar hastalık açısından risk grubundadır. Bu kişilerde kızamık daha ağır seyreder ve ölümcül olabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Başka hastalıklara da neden olabilir</strong></p>
<p>Kızamığın başka hastalıklara da yol açabileceğini vurgulayan Mamçu, “Orta kulak iltihabı, zatürre, ishal, kalp kası iltihabı, gözde keratit, beyin zarı iltihabı gibi sorunlar en sık görülen komplikasyonlardır. Özellikle zatürre, ölümlerin yüzde 90 nedenidir. Daha seyrek olarak 7 ila 10 yıl sonra başlayan ve beyin fonksiyonlarını bozan SSPE (subakut sklerozan panensefalit) hastalığına da neden olabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kızamıktan korunmada en etkili yol toplumun en az yüzde 95’inin aşılanması</strong></p>
<p>Aşının hastalıkları ve ölümleri engellemenin en basit yolu olduğunun altını çizen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kızamık hastalığı, 1980’de yaygın aşılama başlamadan önce, dünya çapında her yıl tahmini 2,6 milyon ölüme neden olurken hızlandırılmış küresel aşılama programları ölümlerin azaltılmasında büyük bir etkiye sahip olmuş, bu sayı 2011’de yılda 158 bine gerilemiştir.” dedi.</p>
<p>Kızamık virüsünün dolaşımının durdurulabilmesi için toplumun yüzde 92-95&#8217;inin kızamık içeren bir aşı ile aşılanması gerektiğini vurgulayan Mamçu sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yeryüzünde kızamık virüsünün dolaşımı devam ettikçe, toplumun yüzde 100’ü aşılanmış olsa bile, uzun aralıklarla da olsa, kızamık salgınları görülecektir. Ayrıca hastalığı geçirmesine veya aşılanmış olmasına rağmen bağışıklık yanıtı gelişmemiş kişiler hastalığa tekrar yakalanabilirler. Bu yüzden kızamıktan korunmak için alınabilecek en etkili önlem toplumun en az yüzde 95’inin aşılanmasıdır.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizamiktan-korunmak-icin-asi-sart-397664">Kızamıktan korunmak için aşı şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Aylarında Varisten Korunmak İçin 10 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-varisten-korunmak-icin-10-oneri-396116</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 11:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[varisten]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=396116</guid>

					<description><![CDATA[<p>Varis; gebelik, obezite, duruş bozuklukları, kabızlık, doğum kontrol hapları ve hormon tedavileri gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabiliyor. Kalıtım, riskli yaşam tarzı ve sigara kullanımı önde gelen risk faktörleri olarak gösteriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-varisten-korunmak-icin-10-oneri-396116">Yaz Aylarında Varisten Korunmak İçin 10 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Varis; gebelik, obezite, duruş bozuklukları, kabızlık, doğum kontrol hapları ve hormon tedavileri gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabiliyor. Kalıtım, riskli yaşam tarzı ve sigara kullanımı önde gelen risk faktörleri olarak gösteriliyor. Ancak kumsal ve deniz mevsimi, birçok kadın için bacaklarındaki varis görüntüsüyle yüzleşmek anlamına geliyor. Estetik kaygıların yanında, ağrı, şişme, kramp gibi sağlık sorunlarına da neden olan varisin ihmal edilmemesi gerekiyor. Memorial Antalya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. İsa Coşkun, varisin nedenleri, tedavisi ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.  </p>
<p><strong>Kadınlarda 4 kat fazla görülüyor</strong></p>
<p>Varis toplardamarların genişlemesi, uzaması ve kıvrımlı hal alması olarak tanımlanır. Özellikle uzun süre ayakta kalan ya da uzun süre oturarak çalışanların risk altında olduğu varis, yetişkin nüfusun %15-20’sini etkilemektedir. Varis kadınlarda, erkeklere oranla 4 kat daha fazla görülür ve varisin ailesel geçiş oranı %50’den fazladır. Ayrıca varis, 4 saatten fazla ayakta kalanlarda 3 kat daha fazla görülmektedir. </p>
<p><strong>Yaz aylarında şikayetler artıyor</strong></p>
<p>Yaz aylarında dolaşım sistemi, vücudu soğutmak için daha iyi kan akışı sağlamak amacıyla venodilasyon olarak bilinen bir süreç olan damarların boyutunu artırarak yüksek sıcaklıkların etkileriyle savaşır. Yaz güneşine maruz kalmak, vücuttaki kolajeni parçalayarak ve derinin altındaki kan damarlarını zayıflatır ve elastikiyeti kaybolan ciltte örümcek damarların görünür hale gelmesine neden olabilir. Bazı kişiler bu damarların görünürlüğünü azaltmak için bronzlaşmayı seçer, ancak bu aslında varisli damarları daha belirgin hale getirir. Güneş yeni varis oluşturmasa da, varisli damarların genişlemesine, kötüleşmesine ve şikayetleri artırmasına yol açar. Yakın zamanda damar tedavisi görmüş olanların ciltte pigment değişikliklerine neden olabileceğinden güneşten kaçınmaları gerekir. </p>
<p><strong>Uzun süre ayakta kalmamaya özen gösterin</strong></p>
<p>Hastaların en yaygın belirtileri; bacaklarının görüntüsünün bozulması, uzun süre ayakta kalmaya bağlı oluşan bacak ağrısı, bacaklarda ağırlaşma ve geceleri bacaklarda hissedilen kramplardır. Bacak varislerinde kronik ayak bileği şişliği, cilt bozuklukları ve bacak ülserleri gelişebilir. Uzun süre ayakta durmak veya obezite tüm bacak varis etkilerinin daha da artmasına neden olur. Varis ayrıca ağrı ve dolgunluk hissi, ayak tabanlarında yanma, kaşıntı, ayak bileğinde şişme, gece krampları, kanamalar, cilt değişiklikleri ve açık yaralara neden olur. </p>
<p><strong>Nedenleri ortadan kaldırılmazsa hastalık tekrarlayabilir</strong></p>
<p>Varis tedavisinde amaç, yaşam kalitesini artırmaktır. Hastalık genellikle iyi huylu seyir gösterdiğinden hastaların çoğu ameliyat edilmez. Büyük varisleri olan hastalarda, kanama veya bacak ülseri gibi durumlar gelişirse cerrahi tedavi yöntemleri kaçınılmazdır. Varise neden olan etkenler ortadan kaldırılmadıkça belli bir süre sonra hastalık tekrarlayabilir. </p>
<p><strong>Varisten korunmak için aşağıdaki önerileri dikkate alın;</strong></p>
<ol>
<li>Bol bol hareket edin. Yürüme, yüzme, bisiklet, gibi sürekliliği olan hareketleri tercih edin. Yaz aylarında uzun süreli güneş banyolarından kaçının. </li>
<li>Bir saatten daha uzun süre oturmayın ya da ayakta kalmayın. Gün içerisinde birkaç kez bacakları yüksekte tutmak yararlıdır. </li>
<li>Soğuk suyla bacaklara duş yapın. Cilde uygulanan soğuk su kanın kalbe dönüşünü hızlandırır. </li>
<li>Bol giysileri tercih edin.</li>
<li>Topuk yüksekliği 5 cm’den fazla olan ayakkabıları mümkünse giymeyin. </li>
<li>Beslenmenize dikkat edin.</li>
<li>Günde en az iki litre su tüketin.</li>
<li>Sigara içmeyin. </li>
<li>Varisleriniz varsa varis çorabını düzenli giyin.</li>
<li>Varisleriniz varsa ve bununla ilgili şikayetleriniz bulunuyorsa mutlaka kalp- damar cerrahına başvurun.  </li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-varisten-korunmak-icin-10-oneri-396116">Yaz Aylarında Varisten Korunmak İçin 10 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Aylarında Sistitten Korunmak İçin 10 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-sistitten-korunmak-icin-10-oneri-392977</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 07:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sistitten]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=392977</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her üç kadından birinde görülen sistit yani idrar yolu enfeksiyonu, kadınları en çok rahatsız eden sağlık sorunları arasında yer alıyor. Sistit özellikle tatil döneminde; yetersiz su tüketilmesi, havuz, deniz ya da ani ısı değişikliği ile soğuğa maruz kalma gibi nedenlerle sıklıkla ortaya çıkabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-sistitten-korunmak-icin-10-oneri-392977">Yaz Aylarında Sistitten Korunmak İçin 10 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AZ AYLARINDA SİSTİTTEN KORUNMAK İÇİN 10 ÖNERİ</strong></p>
<p>Her üç kadından birinde görülen sistit yani idrar yolu enfeksiyonu, kadınları en çok rahatsız eden sağlık sorunları arasında yer alıyor. Sistit özellikle tatil döneminde; yetersiz su tüketilmesi, havuz, deniz ya da ani ısı değişikliği ile soğuğa maruz kalma gibi nedenlerle sıklıkla ortaya çıkabiliyor. Bazı kişilerde yaz dönemini kabusa dönüştürebilen sistit, erişkin bir kadında bir yıl içerisinde 3 kez ve daha sık oluyorsa o zaman altta yatan başka nedenlerin de araştırılması gerekiyor. Memorial Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. A. Egemen İşgören; sistit belirtileri, tedavisi ve doğal korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Sistit bir idrar yolu enfeksiyonudur</strong></p>
<p>Kadınların idrar yolları erkeklerinkinden farklı olarak dışarıya kısa bir kanalla açılır. Bu nedenle dışarıdan mikropların girmesi daha kolaydır. Aslında vücudun dış kısmında yani vajinal bölgede genital flora denilen; belirli oranda mikropların barındığı bir ortam bulunmaktadır.   Bu flora dış kapı nöbetçisi gibi kötü mikropların içeri girmesine engel olur. İdrar kesesinde ise normalde mikrop bulunmaz yani bu bölge sterildir. Dış ortamda bulunan bu mikropların idrar kesesine girmesi ve çoğalması enfeksiyona yani sistite neden olur. Özellikle genital bölgedeki tahrişler buradaki mikropların idrar kanalına girmesini kolaylaştırır. Ayrıca vücut direncinin azaldığı durumlar da enfeksiyona yatkınlığı artırabilir.  </p>
<p><strong>Yeterli su tüketilmezse sistit riski belirgin şekilde artıyor</strong></p>
<p>Hava sıcaklıkları artmasıyla su alımında yetersiz kalınabilmektedir. Sıcak havalarda serinlemek için vücut daha fazla terlediğinden, su alımını artırmak her zamankinden daha önemlidir. Günde ortalama 2 buçuk litre su içilmesi; mesaneyi tahrişten uzak tutmak ve konsantre idrarın bakteriyel enfeksiyonların üreme alanı olmasını önlemek için, idrarın uygun şekilde seyreltilmiş olması önemlidir. Bu da yeterli miktarda su içmekle gerçekleşir. Ayrıca sıvı seviyesi, atıkların bağırsaktaki hareketini doğrudan etkiler. Yeterli su tüketilmemesi enfeksiyonların ana yollarından biri olan bağırsağı ve dolayısıyla mesaneyi etkiler. Bunun sonucunda idrar yapma sırasında yanma, sık idrara gitme olabilir. Bu nedenle şikayetler şiddetli değil ise öncelikle alınan sıvı miktarını arttırmak yeterli olabilir.</p>
<p><strong>Sistit 24 saatte geçmiyorsa…</strong></p>
<p>İlk 24 saat içinde; idrar yaparken yanma ve sık idrara çıkma gibi şikayetlerin tamamen geçmediği ya da idrar yaparken zorlanma, idrarın kanlı gelmesi, kasık ve bel ağrısı, akıntı, idrar tutamama, ateşlenme, halsizlik gibi şikayetlerin eklendiği durumlar  idrar yollarında ciddi bir enfeksiyona işaret ediyor olabilir. Bu durumda mutlaka bir doktora başvurulmalıdır. Erişkin bir kadında sistit bir yıl içerisinde 3  kez ve daha sık oluyorsa o zaman altta yatan başka nedenlerin de araştırılması gerekir. </p>
<p><strong>Kontrolsüz antibiyotik enfeksiyonu kronikleştirir!</strong></p>
<p>Basit bir idrar tahlili ile sistit tanısı konulabilir. Ancak özellikle sık tekrarlayan sistitlerde, mikrobun cinsinin saptanabilmesi  ve  uygun antibiyotiğin seçilebilmesi için idrar kültürü  yapılması önemlidir. Bu aşamada yapılacak en önemli yanlışlardan biri, kontrolsüz antibiyotik kullanılmasıdır. Yanlış kullanılan ilaçlar hem  yan etkileri nedeniyle sorunlar yaratır hem de bakterilerde  direnç gelişimine ve kronikleşen enfeksiyonlara yol açabilir. Komplike olan idrar yolları enfeksiyonlarında ise; daha uzun süreli tedavi ve sadece enfeksiyonu kurutmak değil aynı zamanda altta yatan nedenleri de araştırıp ortaya çıkarmak gerekir.  </p>
<p><strong>Sistitten korunmak için bu önerileri dikkate alın;</strong></p>
<ol>
<li>Bol miktarda sıvı alın</li>
<li>Hijyen kurallarına dikkat edin</li>
<li>Havuza girdikten sonra mutlaka duş alın</li>
<li>Islak mayo veya bikininizi değiştirin</li>
<li>Tuvalet temizliğini suyla ya da tuvalet kağıdıyla, mutlaka önden arkaya doğru yapın</li>
<li>C vitamini idrarla atılırken idrarın asitliğini de artırdığı için yaz mevsiminde kullanılmalıdır. Asit, ortam bakterilerin  yerleşmesini  ve üremesini zorlaştırır. Bu durum tedavinin etkinliğini artırabilir ve kısmen de olsa korunma sağlayabilir</li>
<li>Kızılcık suyu için. Hem yüksek C-vitamini içeriği olan hem de mesane içerisinde koruyucu bir film tabakası oluşturduğu söylenen kızılcık suyu (cranberry), tedaviyi destekleyen doğal ve etkili bir maddedir</li>
<li>Tüketilen gıdalarda, gıdaların bozulmasını önleyici katkı maddelerinin bulunmamasına özen gösterin</li>
<li>Kendi mayaladığınız yoğurdu tüketin. Doğal yollarla mayalanmış yoğurt, özellikle antibiyotik kullananlarda, üriner sitemi yeniden düzeltmeye etmeye yardımcı olacak birçok yararlı bakteri içerir</li>
<li>Probiyotik tüketin</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-sistitten-korunmak-icin-10-oneri-392977">Yaz Aylarında Sistitten Korunmak İçin 10 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Aylarında Tırnak Mantarından Korunmak İçin 8 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-tirnak-mantarindan-korunmak-icin-8-oneri-390384</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Jul 2023 06:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[mantarından]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390384</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayak tırnağı mantarı nemli, sıcak ve karanlık alanlarda büyümeyi seviyor. Ayakların sıcak ve terli olması ayak parmaklarının ideal bir mantar ortamı oluşturduğu anlamına geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-tirnak-mantarindan-korunmak-icin-8-oneri-390384">Yaz Aylarında Tırnak Mantarından Korunmak İçin 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ayak tırnağı mantarı nemli, sıcak ve karanlık alanlarda büyümeyi seviyor. Ayakların sıcak ve terli olması ayak parmaklarının ideal bir mantar ortamı oluşturduğu anlamına geliyor. Yaz ayları tırnak mantarı için en ideal dönem olabiliyor. Ortak kullanılan havuz, duş ve soyunma odaları da önemli bir sağlık sorunuyla karşı karşıya bırakıyor. Bu nedenle yaz mevsiminin bunaltıcı sıcakları ve artan nem durumuna karşı ayak ve el tırnaklarının bakımına ayrıca özen gösterilmesi gerekiyor. Memorial Antalya Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ali Rıza Başaran, tırnak mantar enfeksiyonları ve tedavi yöntemleri hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </p>
<p><strong>Hasarlı tırnaklara daha çok yerleşiyor</strong></p>
<p>Ayak tırnakları birçok katmana sahiptir ve mantar enfeksiyonlarına neden olan mikroorganizmalar bu katmanların arasına girebilir. Tırnak mantarı bir kere yerleştiğinde tedavisi zorlaşır ve diğer tırnaklara ve hatta ayaklardaki deriye yayılabilir. Tırnak mantar enfeksiyonları; tırnak altında oyulma, ufalanma, kalınlaşma, renk değişikliği şeklinde kendini gösterir. Mantarlar, sağlam tırnaklardan çok hasarlı tırnaklara yerleşme eğilimindedir. Ayakları sıkıştıran küçük veya sivri uçlu ayakkabılar, tırnaklara gelen darbeler gibi durumlarda da tırnağın yapısı bozulur ve enfeksiyonlara yatkın hale gelir. </p>
<p><strong>Tırnak mantarının belirtilerine dikkat!</strong></p>
<ul>
<li>Tırnakta renk değişikliği</li>
<li>Bozuk tırnak şekli</li>
<li>Tırnak kalınlaşması</li>
<li>Kötü koku</li>
<li>Ağrı veya rahatsızlık</li>
</ul>
<p><strong>Ortak kullanım alanları mantara neden olabilir</strong></p>
<p>Mantarlar; özellikle ortak kullanıma açık, ılık ve nemli yerlerde yoğunlaşır. Bulaşmaya neden olan dış ortamlar genellikle havuzlar, ortak duşlar, soyunma odaları ve steril olmayan manikür ve pedikür aletleridir. Dış ortamdan bulaşmanın yanı sıra; deri üzerinde spor halinde bulunan mantarlar da uygun üreme şartlarında enfeksiyonlara neden olabilir. Bulaşmanın temel rol oynamadığı üreme şartlarına örnek olarak elleri sudan çıkmayan ev hanımları, ayakların banyodan sonra ıslak bırakılması, terleme gibi nemin ve ısının arttığı durumlar gösterilebilir. Tırnak mantarı ortaya çıktığında zaman kaybetmeden dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır. Tırnak mantarının tedavisi ağızdan alınan ve tırnağın üzerine sürülen ilaçlarla sağlanır. Ağızdan ilaç tedavisi ortalama 3 ay uygulanır. Ancak tırnağın tamamen normal görüntüsüne kavuşması için yaşa bağlı olarak 9-12 ay gereklidir. </p>
<p><strong>Tırnak mantarlarından korunmak için; </strong></p>
<ol>
<li>Ayaklarınızı ıslak bırakmayın </li>
<li>Ayaklarınızdaki terlemeyi önleyin </li>
<li>Tırnaklarını darbelerden koruyun </li>
<li>Sivri topuklu, ayağınızı sıkan ayakkabılardan kaçının </li>
<li>Ortak alanlarda terlik kullanın </li>
<li>Ayak havlusu ve terlik gibi eşyaların şahsi olmasına özen gösterin </li>
<li>Şahsi manikür ve pedikür seti kullanın </li>
<li>Mantar önleyici tozlar veya spreyler kullanın</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yaz-aylarinda-tirnak-mantarindan-korunmak-icin-8-oneri-390384">Yaz Aylarında Tırnak Mantarından Korunmak İçin 8 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Burhan Pektaş: &#8220;Ebeveynler Dark Web&#8217;den çocuklarını korunmak için önlem almalılar&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-burhan-pektas-ebeveynler-dark-webden-cocuklarini-korunmak-icin-onlem-almalilar-2-379176</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jun 2023 12:28:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almalılar]]></category>
		<category><![CDATA[burhan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarını]]></category>
		<category><![CDATA[dark]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynler]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[pektaş]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[webden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379176</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Burhan Pektaş: “Dark Web’i yasalara uygun şekilde kullanmak kullanıcıya bağlı.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-burhan-pektas-ebeveynler-dark-webden-cocuklarini-korunmak-icin-onlem-almalilar-2-379176">Prof. Dr. Burhan Pektaş: &#8220;Ebeveynler Dark Web&#8217;den çocuklarını korunmak için önlem almalılar&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yalnızca özel bir web tarayıcısı ile erişilebilen gizli internet siteleri topluluğu Dark Web, son dönemde oldukça gündemde. Dark Web’e girenlerin karşılarına çıkan içeriklere hazır olması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Burhan Pektaş, internetin bu tarafında görülebilecek şeylerin yüzde 95’inin yasal olmadığını söyledi. Yasal olan kısımların da bulunması nedeniyle Dark Web’e girmenin yasak olmadığını belirten Pektaş, Dark Web’i yasalara uygun şekilde kullanmanın kişiye bağlı olduğunu kaydetti. Pektaş, çocuklara olan zararları ve nasıl korunmaları gerektiği konusunda da uyarılarda bulundu. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoinformatik Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burhan Pektaş, internetin karanlık yüzü “Dark Web” hakkında önemli açıklamalarda bulundu. </p>
<p><strong>Dark Web internet etkinliğini anonim ve gizli tutmak için kullanılıyor</strong></p>
<p>Yalnızca özel bir web tarayıcısı ile erişilebilen gizli internet siteleri topluluğu Dark Web’in İnternet etkinliğini anonim ve gizli tutmak için kullanıldığını söyleyen Prof. Dr Burhan Pektaş, “Bu gizlilik hem yasal hem de yasa dışı uygulamalar için yararlıdır. İnsanların kimliklerini ve konumlarını diğer insanlardan ve kanun uygulayıcılardan gizlemesine izin veren internetin bir parçasıdır. Bunun sonucu olarak, çalınan kişisel bilgileri satmak için kullanılabilir. Dark Web’e erişmek için, Google arama veya Safari gibi tarayıcıları kullanılamaz.” dedi.  </p>
<p><strong>Dark Web’e girdiğinizde karşınıza çıkan içeriklere hazır olmanız gerekir</strong></p>
<p>Pektaş, Dark Web’e girmenin yasak olmadığını belirterek sakıncalı durumları şu şekilde tarif etti: “Dark Web’in içinde yasal olmayan adreslere yönlendirilebilirsiniz. Eğer ki yanlış bir adrese girerseniz ya da size internet üzerinden bir davetiye gönderilirse ve bu adreslerde herhangi bir aktivite içinde bulunursanız suçlu duruma düşebilirsiniz. Dark Web’e girdiğinizde karşınıza çıkan içeriklere hazır olmanız, internetin bu tarafında görebileceğiniz şeylerin %95’inin yasal olmadığını bilmeniz gerekir. Birçok şey yasal değil fakat yasal olan kısımlar da olduğu için Dark Web’e girmeniz yasak değildir. Dark Web’i yasalara uygun şekilde kullanmak kullanıcıya bağlıdır.”</p>
<p><strong>Daha çok gençler ve orta yaş tercih ediyor!</strong></p>
<p>Dark Web’in çoğunlukla kaçakçılık ve veri ihlalleri gibi yasadışı faaliyetlerle ilişkili olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Burhan Pektaş, “Devlet kurumları da Dark Web’i, sınıflandırılmış bilgilerin paylaşımı ve diğer olumlu aktivitelerin gerçekleştirilmesi amacıyla kullanır. Bu açıdan bakıldığında Dark Web’in kişileri suça teşvik ettiğini söylemek doğru olmaz. Zira sigara satışı insanları ne kadar sigara alışkanlığına teşvik ediyorsa Dark Web’in de kişileri suça o derece teşvik ettiği söylenebilir. Kullanmak yasak olmadığı için her yaş grubundan kullanıcılar Dark Web’i kullanabilir. Diğer taraftan kullanılan yazılımın şifreli bir bağlantı kullanması sebebiyle kullanıcı grupları ile ilgili bir istatistik vermek zor olmakla birlikte çoğunlukla gençler ve orta yaş grubu kişilerin tercih ettiği söylenebilir.” dedi. </p>
<p><strong>Dark Web çocuklara kesinlikle zarar verir </strong></p>
<p>Dark Web tarafından çocukların kötü niyetli kişilerin eline düşebileceğine dikkat çeken Prof. Pektaş,  “Dark Web çocuklara kesinlikle zarar verir. Bu nedenle ebeveynlerin Dark Web’den çocuklarını korunmak için bazı önlemler almaları gerekir. Bu önlemler ne kadar basit görünse de bir o kadar efektiftir.  Elbette en başta geleni güvenlik uygulamalarıdır.” diyerek sözlerini şu tavsiyelerle tamamladı: </p>
<p>&#8211; Dark Web’e giriş yapılabilen tarayıcıları kullanılmasını engelleyin! </p>
<p>&#8211; Güvenlik protokolleri hakkında çocuklarınızı bilgilendirin! </p>
<p>&#8211; Çocuklarınızın hassas verilere ulaşmasını sınırlayın! </p>
<p>&#8211; Bilgisayarlarınızda, antivirüs yazılımları kullanmaya özen gösterin! </p>
<p>&#8211; Güvenlik önlemlerinizi artırın ve siber güvenlik uygulamaları kullanın! </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-burhan-pektas-ebeveynler-dark-webden-cocuklarini-korunmak-icin-onlem-almalilar-2-379176">Prof. Dr. Burhan Pektaş: &#8220;Ebeveynler Dark Web&#8217;den çocuklarını korunmak için önlem almalılar&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Burhan Pektaş: &#8220;Ebeveynler Dark Web&#8217;den çocuklarını korunmak için önlem almalılar&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-burhan-pektas-ebeveynler-dark-webden-cocuklarini-korunmak-icin-onlem-almalilar-379177</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jun 2023 12:28:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almalılar]]></category>
		<category><![CDATA[burhan]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarını]]></category>
		<category><![CDATA[dark]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveynler]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[pektaş]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[webden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379177</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Burhan Pektaş: “Dark Web’i yasalara uygun şekilde kullanmak kullanıcıya bağlı.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-burhan-pektas-ebeveynler-dark-webden-cocuklarini-korunmak-icin-onlem-almalilar-379177">Prof. Dr. Burhan Pektaş: &#8220;Ebeveynler Dark Web&#8217;den çocuklarını korunmak için önlem almalılar&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yalnızca özel bir web tarayıcısı ile erişilebilen gizli internet siteleri topluluğu Dark Web, son dönemde oldukça gündemde. Dark Web’e girenlerin karşılarına çıkan içeriklere hazır olması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Burhan Pektaş, internetin bu tarafında görülebilecek şeylerin yüzde 95’inin yasal olmadığını söyledi. Yasal olan kısımların da bulunması nedeniyle Dark Web’e girmenin yasak olmadığını belirten Pektaş, Dark Web’i yasalara uygun şekilde kullanmanın kişiye bağlı olduğunu kaydetti. Pektaş, çocuklara olan zararları ve nasıl korunmaları gerektiği konusunda da uyarılarda bulundu. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoinformatik Yüksek Lisans Programı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Burhan Pektaş, internetin karanlık yüzü “Dark Web” hakkında önemli açıklamalarda bulundu. </p>
<p><strong>Dark Web internet etkinliğini anonim ve gizli tutmak için kullanılıyor</strong></p>
<p>Yalnızca özel bir web tarayıcısı ile erişilebilen gizli internet siteleri topluluğu Dark Web’in İnternet etkinliğini anonim ve gizli tutmak için kullanıldığını söyleyen Prof. Dr Burhan Pektaş, “Bu gizlilik hem yasal hem de yasa dışı uygulamalar için yararlıdır. İnsanların kimliklerini ve konumlarını diğer insanlardan ve kanun uygulayıcılardan gizlemesine izin veren internetin bir parçasıdır. Bunun sonucu olarak, çalınan kişisel bilgileri satmak için kullanılabilir. Dark Web’e erişmek için, Google arama veya Safari gibi tarayıcıları kullanılamaz.” dedi.  </p>
<p><strong>Dark Web’e girdiğinizde karşınıza çıkan içeriklere hazır olmanız gerekir</strong></p>
<p>Pektaş, Dark Web’e girmenin yasak olmadığını belirterek sakıncalı durumları şu şekilde tarif etti: “Dark Web’in içinde yasal olmayan adreslere yönlendirilebilirsiniz. Eğer ki yanlış bir adrese girerseniz ya da size internet üzerinden bir davetiye gönderilirse ve bu adreslerde herhangi bir aktivite içinde bulunursanız suçlu duruma düşebilirsiniz. Dark Web’e girdiğinizde karşınıza çıkan içeriklere hazır olmanız, internetin bu tarafında görebileceğiniz şeylerin %95’inin yasal olmadığını bilmeniz gerekir. Birçok şey yasal değil fakat yasal olan kısımlar da olduğu için Dark Web’e girmeniz yasak değildir. Dark Web’i yasalara uygun şekilde kullanmak kullanıcıya bağlıdır.”</p>
<p><strong>Daha çok gençler ve orta yaş tercih ediyor!</strong></p>
<p>Dark Web’in çoğunlukla kaçakçılık ve veri ihlalleri gibi yasadışı faaliyetlerle ilişkili olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Burhan Pektaş, “Devlet kurumları da Dark Web’i, sınıflandırılmış bilgilerin paylaşımı ve diğer olumlu aktivitelerin gerçekleştirilmesi amacıyla kullanır. Bu açıdan bakıldığında Dark Web’in kişileri suça teşvik ettiğini söylemek doğru olmaz. Zira sigara satışı insanları ne kadar sigara alışkanlığına teşvik ediyorsa Dark Web’in de kişileri suça o derece teşvik ettiği söylenebilir. Kullanmak yasak olmadığı için her yaş grubundan kullanıcılar Dark Web’i kullanabilir. Diğer taraftan kullanılan yazılımın şifreli bir bağlantı kullanması sebebiyle kullanıcı grupları ile ilgili bir istatistik vermek zor olmakla birlikte çoğunlukla gençler ve orta yaş grubu kişilerin tercih ettiği söylenebilir.” dedi. </p>
<p><strong>Dark Web çocuklara kesinlikle zarar verir </strong></p>
<p>Dark Web tarafından çocukların kötü niyetli kişilerin eline düşebileceğine dikkat çeken Prof. Pektaş,  “Dark Web çocuklara kesinlikle zarar verir. Bu nedenle ebeveynlerin Dark Web’den çocuklarını korunmak için bazı önlemler almaları gerekir. Bu önlemler ne kadar basit görünse de bir o kadar efektiftir.  Elbette en başta geleni güvenlik uygulamalarıdır.” diyerek sözlerini şu tavsiyelerle tamamladı: </p>
<p>&#8211; Dark Web’e giriş yapılabilen tarayıcıları kullanılmasını engelleyin! </p>
<p>&#8211; Güvenlik protokolleri hakkında çocuklarınızı bilgilendirin! </p>
<p>&#8211; Çocuklarınızın hassas verilere ulaşmasını sınırlayın! </p>
<p>&#8211; Bilgisayarlarınızda, antivirüs yazılımları kullanmaya özen gösterin! </p>
<p>&#8211; Güvenlik önlemlerinizi artırın ve siber güvenlik uygulamaları kullanın! </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-burhan-pektas-ebeveynler-dark-webden-cocuklarini-korunmak-icin-onlem-almalilar-379177">Prof. Dr. Burhan Pektaş: &#8220;Ebeveynler Dark Web&#8217;den çocuklarını korunmak için önlem almalılar&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>40 Saniyelik Doğru El Yıkama İle Hastalıklardan Korunmak Mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/40-saniyelik-dogru-el-yikama-ile-hastaliklardan-korunmak-mumkun-371772</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 May 2023 08:54:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklardan]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[saniyelik]]></category>
		<category><![CDATA[yıkama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=371772</guid>

					<description><![CDATA[<p>El hijyeni, enfeksiyonların önlenmesi ve antibiyotik direncinin yayılmasıyla mücadelede en etkili çözümü oluşturmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/40-saniyelik-dogru-el-yikama-ile-hastaliklardan-korunmak-mumkun-371772">40 Saniyelik Doğru El Yıkama İle Hastalıklardan Korunmak Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>El hijyeni, enfeksiyonların önlenmesi ve antibiyotik direncinin yayılmasıyla mücadelede en etkili çözümü oluşturmaktadır. Yapılan çalışmalarda el hijyenine uyumun artmasıyla bu enfeksiyonların %50 oranında azaltılabileceği gösterilmiştir. El hijyeninin iyileştirilmesi, etkin enfeksiyon kontrolünün kritik bir parçasıdır. Bu nedenle hasta ve sağlık çalışanlarının güvenliği için vazgeçilmezdir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü olarak belirlenmiştir. Memorial Bahçelievler Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Funda Timurkaynak, el hijyeninin önemi ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Elleri doğru yıkamamak hastalıklara yol açıyor </strong></p>
<p>El hijyeni hastalıklardan korunmada önem taşımaktadır. Ellerin doğru ve uygun bir biçimde yıkanmaması bulaşıcı hastalıklara yol açabilmektedir. Temas edilen yüzey veya maddelerden alınan mikroplar bulaşıcı hastalıkların yayılmasında rol oynamaktadır. </p>
<ul>
<li>Grip </li>
<li>Nezle</li>
<li>İshal </li>
<li>Göz enfeksiyonları </li>
<li>Cilt enfeksiyonları</li>
</ul>
<p>Gibi hastalıklar el hijyeninin yanlış uygulanması veya uygulanmamasıyla ortaya çıkabilmektedir. </p>
<p><strong>Yemek hazırlarken eller mutlaka yıkanmalı </strong></p>
<p>Dışarıdan eve gelindiğinde, yemek yemeden önce ve sonra, tuvalet ihtiyacı giderildikten sonra, çöp veya kimyasal maddelerle temas edildikten sonra, para ile temas sonrası, hastalarla veya vücuttaki yaralarla temas öncesi ve sonrası, öksürdükten veya hapşırdıktan sonra eller yıkanmalıdır. </p>
<p><strong>Hastane enfeksiyonlarına (SHİE) dikkat etmek gerekiyor </strong></p>
<p>Sağlık hizmetiyle ilişkili enfeksiyonlar (SHİE), hasta güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturmakta ve sağlık hizmetinin kalitesini etkileyen önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.  Hastalar için iş gücü kaybı,  sakatlık, ölüm gibi olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Yapılan çalışmalarda ABD’de yılda 99.000, Avrupa’da ise 37.000 kişinin SHİE nedeniyle hayatını kaybettiği gösterilmiştir. Aynı zamanda hastanede yatışın uzaması ve uygulanan antibiyotikler gibi ek tedaviler sağlık sistemi üzerine ciddi bir mali yük getirmektedir. ABD’de yapılan bir çalışmada en sık görülen 5 SHİE yani hastane enfeksiyonlarının, yıllık toplam maliyetinin 9.8. milyar dolar olduğu hesaplanmıştır. Aynı zamanda SHİE için yoğun antibiyotik kullanımı antibiyotik direncinde artışı da beraberinde getirmekte, bu da SHİE’in daha zor tedavi edilir hale gelmesine neden olmaktadır. </p>
<p>Tüm bunlar göz önüne alındığında; sağlık bakımı sırasında doğru uygulandığında, el hijyeninin milyonlarca yaşamı kurtaran ve SHİE’ın mali yükünü azaltan iyi bir yatırım olduğu anlamına gelmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından sağlık hizmetlerinde el hijyeninin önemini vurgulamak ve farkındalığı artırmak amacıyla, 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü olarak kutlanmakta ve her yıl konuyla ilgili farklı bir tema ve slogan belirlemekte ve başta sağlık çalışanları olmak üzere, hastane yönetimi, kanun yapıcılar,   infeksiyon kontrol ekip liderleri ve sivil toplum kuruluşları için ayrı mesaj ve sloganlarla tüm paydaşlarda farkındalığı artırmak amaçlanmaktadır. </p>
<p><strong>40 saniye ve 10 adımda hastalıklardan korunmak mümkün!</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne göre el hijyenini sağlayabilmek için el yıkamada dikkat edilmesi gerekenler bulunmaktadır. El yıkarken bu kriterlere dikkat etmek hayat kurtarabilmektedir. </p>
<p>El yıkama süreniz en az 40 saniye olmalıdır. </p>
<ol>
<li>Su ile ellerinizi ıslattıktan sonra sabunu alın. </li>
<li>Avuç içlerinizi dairesel hareketlerle ovalayın. </li>
<li>Sağ avuç içi sol el sırtına gelecek şekilde, parmak aralarınızı ovalayın. </li>
<li>Her iki el için de aynı hareketleri yapın. </li>
<li>Avuç içlerinizi birleştirerek parmak aralarınızı temizleyin. </li>
<li>Elleri birbirine kilitleyerek, el içlerini ve parmak arkasını yıkayın. </li>
<li>Başparmaklarınızı dairesel hareketlerle ovalayın. </li>
<li>Tırnakları ve parmak uçlarını diğer elin avuç içine temas ettirerek dairesel hareketlerle ovalayın. </li>
<li>Ellerinizi su ile duruladıktan sonra tek kullanımlık kağıt havlu veya havlu ile kurulayın. </li>
<li>Kağıt havlu ile musluğu kapattıktan sonra elleriniz artık güvenlidir</li>
</ol>
<p><strong>El yıkamayı öğrenmek hayat kurtarıyor</strong></p>
<p>5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü’nün bu yılki slogan “El hijyeni eylemini birlikte hızlandıralım. Ellerinizi Temizleyin- HAYAT KURTARIN” olarak belirlendi.  Bu sloganla, yalnızca sağlık çalışanları değil<em>, </em>politikacılar ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan güçlü toplulukların da katkısıyla SHİE ve antimikrobiyal direncinin önlenmesinde daha hızlı aksiyon alınabileceğine vurgu yapılmaktadır. Sağlık hizmetlerinde el hijyeninin iyileştirilmesi için el hijyeni alt yapısı (alkol bazlı el antiseptiği, temiz su temini) ve enfeksiyon kontrol programlarını güçlendirilmesi adına gerekli düzenlemelerin yapılmasının öneminin altı çizilmekte ve bunun iyi bir yatırım olduğuna vurgu yapılarak her 1 dolarlık sağlık harcaması için 7 ila 16,5 dolar tasarruf sağlanabileceği belirtilmektedir. Benzer şekilde değerleri ve güçlü sosyal adalet gündemleriyle hareket eden ve genellikle hizmet ettikleri topluluklara yakın olan sivil toplum kuruluşlarının yerel, ulusal ve uluslararası düzeylerde değişime öncülük edebilir ve sağlık hizmetlerinde etkili el hijyeni sağlamaya yönelik ilerlemeyi hızlandırabileceği vurgulanmaktadır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/40-saniyelik-dogru-el-yikama-ile-hastaliklardan-korunmak-mumkun-371772">40 Saniyelik Doğru El Yıkama İle Hastalıklardan Korunmak Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>WhatsApp dolandırıcılıklarından korunmak için beş ipucu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/whatsapp-dolandiriciliklarindan-korunmak-icin-bes-ipucu-357337</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2023 09:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[beş]]></category>
		<category><![CDATA[dolandırıcılıklarından]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[ipucu]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[whatsapp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357337</guid>

					<description><![CDATA[<p>İki milyardan fazla kullanıcısı olan WhatsApp, dolandırıcılar için büyük bir potansiyel hedef. Aralık 2022'de 500 milyondan fazla WhatsApp hesabını içeren bir veri tabanının karanlık ağda satışa sunulduğu ortaya çıktı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/whatsapp-dolandiriciliklarindan-korunmak-icin-bes-ipucu-357337">WhatsApp dolandırıcılıklarından korunmak için beş ipucu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İki milyardan fazla kullanıcısı olan WhatsApp, dolandırıcılar için büyük bir potansiyel hedef. Aralık 2022&#8217;de 500 milyondan fazla WhatsApp hesabını içeren bir veri tabanının karanlık ağda satışa sunulduğu ortaya çıktı. Dolandırıcılar, birkaç bin dolar ödeyerek, aktif olan sayısız WhatsApp kullanıcısı hakkındaki gerçek bilgilere erişebilir. Telefon numaranızı bilen herkes size WhatsApp mesajı gönderebileceği için dolandırıcıların hedeflerine ulaşması  zor değil. </strong></p>
<p>Siber güvenlik şirketi ESET WhatsApp dolandırıcılıklarına karşı nelere dikkat edilmesi gerektiğini araştırdı, önerilerini paylaştı.</p>
<p><strong>Risk altında mıyız?</strong></p>
<p>WhatsApp kullanıcıları dolandırılma riski taşıyorlar. Dolandırıcılar genellikle belirli kullanıcıları hedef almıyor, bir deneme yanılma yöntemi kullanıyorlar. Genel olarak, bazı kişileri kandırmayı umarak stratejilerini birkaç kişi üzerinde deniyorlar. Çoğu zaman da başarılı oluyorlar. Dünyanın her yerindeki yetkililer milyonlarca dolar zarar bildiren, dolandırıcılık raporları aldı. </p>
<p><strong>SMS ile kimlik avı ve onay kodları </strong></p>
<p>Telefonunuza gelen “bip”sesi ile az önce Microsoft, Google ve hatta WhatsApp&#8217;tan gönderildiğini iddia eden, istenmeyen bir kimlik doğrulama kodu içeren kısa mesaj aldınız. Bu mesajı görmezden gelirsiniz, ancak ardından ikinci bir “bip bip” sesiyle rehberinizdeki birinden gelen bir WhatsApp mesajı dikkatinizi çeker. Görünüşe göre kod yanlışlıkla sana gönderilmiş. Benzer bir senaryo, tanımadığınız bir kişi “numarasının bazı sayılarını karıştırdığını” iddia ettiğinde de ortaya çıkabilir. Dolandırıcının amacı, kimlik doğrulama için SMS kodu gerektiren çevrimiçi hesabınıza erişmektir. Bu kodu paylaşmanız durumunda, dolandırıcı bilgilerinizi çalar ve hatta sizi taklit eder.</p>
<p><strong>Kimliğe bürünme dolandırıcılıkları </strong></p>
<p>Bilinmeyen bir numaradan gelse bile, arkadaşınızın acil bir ödeme için sizden para istediği bir mesajı sorgulamayabilirsiniz. Bu mesaj, “Merhaba, bu benim yeni numaram” diye başlar. Arkadaşınızın ya da bir yakınınızın kimliğine bürünen bu dolandırıcı daha ileri giderek, güven oluşturmak ve hemen hemen herkesi inandıracak genel yanıtları kullanmak için çaba gösterir. Farkına varmadan, bir daha asla geri alamayacağınız miktarda para gönderirsiniz. Diğer aile üyeleri de dahil olmak üzere çevrenizdeki insanlar da aynı dolandırıcının kurbanı olabilir. Bu yüzden onları da bilgilendirin ve bu durumdan utanmayın.</p>
<p><strong>Anketler, kargolar ve piyangolar </strong></p>
<p>Para transferi yerine kişisel bilgilerinizi verme konusunda da kandırılabilirsiniz. Doğrudan para kaybetmekten daha az riskli görünse de, aslında uzun vadede çok daha kötü sonuçları olabilir. Bazı yasal hizmetler, WhatsApp aracılığıyla müşteri desteği verir. Bu nedenle, örneğin bankanızın sizi “müşterileri etkileyen bir dolandırıcılık”&#8221; konusunda uyarması ve bunu önlemek için kişisel verilerinizin doğruluğunu kanıtlayacak bir form doldurmanızı istemesi tuhaf gelmeyebilir. Buna bankacılık kullanıcı bilgileriniz de dahil olabilir! Bilgilerinizi çalmanın bir başka kolay yolu da, teslimat bilgilerinizi doğrulamak için bir ankete katılmanızı isteyen sahte DHL veya UPS metinleri göndermektir. Bir kargo beklemiyor olsanız bile, birisinin size habersiz bir şey gönderme ihtimaline karşı bu bilgileri paylaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>Yardım içerikli dolandırıcılık </strong></p>
<p>İmkanlarımız dahilinde bir hayır kurumunu veya yardımlaşmayı desteklemek onurlu bir davranıştır. Ancak kriz zamanlarında dolandırıcıların bu iyi niyetimizi kötüye kullanma olasılıkları oldukça yüksektir. Dolandırıcıların hiç utanması yoktur ve “iyi bir amaç için” bağış yapmanızı sağlamak için her türlü görüntü ve mesajı kullanır. Bu dolandırıcılıklarda genellikle sahte web siteleri vardır ve WhatsApp ile diğer mesajlaşma ve sosyal medya uygulamaları aracılığıyla yayılır. Haberi ileterek daha fazla yardım toplamak isteyen iyi niyetli kişiler tarafından paylaşıldıklarında hızla yayılırlar. Dolandırıcılar, insanlardan para isteyerek kandırmak için genellikle doğal afet veya hastalık kurbanlarına yardım ettiklerini iddia eden duygusal taktikler kullanır. Bazı durumlarda, insanların güvenini kazanmak için yasal bir hayır kurumunun adını bile kullanabilirler. Ancak bağışlar hiçbir zaman hedef alıcılara ulaşmaz.  Yardım içerikli bir dolandırıcılığa uğramamak için, herhangi bir bağış yapmadan önce kuruluş hakkında kapsamlı bir araştırma yapmak ve istenmeyen bu talep özellikle yabancı numaralardan geliyorsa dikkatli olmak önemlidir. Hayır kurumuyla doğrudan iletişime geçmek ve talebin yasal olup olmadığını doğrulamak her zaman en iyi yoldur.</p>
<p><strong>Kendimizi nasıl koruyabiliriz?</strong></p>
<p>WhatsApp&#8217;ta size mesaj yazan bir yabancının dolandırıcı olma ihtimalini her zaman aklınızda bulundurun. Mümkünse, size birdenbire mesaj atan yabancılara yanıt vermekten kaçının. ESET uzmanları ayrıca şunlara dikkat edilmesini öneriyorlar: </p>
<ol>
<li>Tanımadığınız kişilere kişisel bilgilerinizi vermekten kaçının.</li>
<li>Bu isteğin gerçek olup olmadığını doğrulamadan para transferi yapmayın. Örneğin, arkadaşınız sizden para isteyen bir mesaj gönderirse, onu arayın ve sesini duyun.</li>
<li>Doğrulama kodlarını asla kimseyle paylaşmayın. Birisi size kodunu yanlışlıkla göndermişse, kendisi yeni bir kod isteyebilir.</li>
<li>Bilmediğiniz bağlantıları açmayın. Bir arkadaşınız bir şey gönderirse, bunun ne olduğunu ve gerçekten size gönderip göndermediğini arkadaşınıza sorun. Merak ediyorsanız, dil bilgisi hatalarına veya tuhaf bağlantılara dikkat edin (örneğin, bağlantı şirket adıyla eşleşmeyen bir URL&#8217;ye gidiyorsa).</li>
<li>Bankaların size soru sormak için WhatsApp mesajı göndermeyeceğini unutmayın. Bankanızın sizinle iletişim kurabileceğini düşünüyorsanız, mesajlaşma uygulamalarında kişisel bilgilerinizi ve kimlik bilgilerinizi vermediğinizi onlara bildirin, bunu yalnızca resmi web siteleri aracılığıyla yapın.</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/whatsapp-dolandiriciliklarindan-korunmak-icin-bes-ipucu-357337">WhatsApp dolandırıcılıklarından korunmak için beş ipucu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Glokom körlüğünden korunmak için erken teşhis önemli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/glokom-korlugunden-korunmak-icin-erken-teshis-onemli-356263</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Mar 2023 09:12:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[glokom]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[körlüğünden]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356263</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Oftalmoloji Derneği, tüm dünyada kutlanan Glokom Haftası sebebiyle hastalığın teşhis ve tedavisi ile ilgili vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glokom-korlugunden-korunmak-icin-erken-teshis-onemli-356263">Glokom körlüğünden korunmak için erken teşhis önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği, tüm dünyada kutlanan Glokom Haftası sebebiyle hastalığın teşhis ve tedavisi ile ilgili vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.  </strong></p>
<p><strong>Türk Oftalmoloji Derneği Glokom Birimi Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör, glokomu, &#8220;göz sinirinin hasar görmesi sonucu meydana gelen, başlangıçta görme alanını daraltan, ilerleyen dönemlerde ise körlüğe yol açan ve sinsice ilerleyen bir hastalık&#8221; olarak tanımladı.</strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Kıvanç Güngör ayrıca deprem bölgesinde glokom hastalığı olan yaklaşık 300 bin kişinin bulunduğunu tahmin ettiklerini, bu hastaların görmelerinin korunması için tedavilerinin yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Afet bölgesinde mobil göz muayene hizmeti vermek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” dedi.</strong></p>
<p><strong>Prof. Dr. Kıvanç Güngör</strong>, Dünya Glokom Derneği tarafından hastalıkla ilgili farkındalık oluşturmak toplumdaki bilinçlendirmeyi artırmak amacıyla her yıl mart ayının ikinci haftasının &#8220;Dünya Glokom Haftası&#8221; olarak kutlandığını belirtti.  Türk Oftalmoloji Derneği olarak Türkiye&#8217;de hastalığın erken dönemlerde teşhis edilebilmesi ve görmenin korunabilmesi için temel göz muayenelerine olan gereksinimi halka duyurmayı amaçladıklarını dile getiren Güngör, hafta kapsamında insanları göz tansiyonu ölçümü konusunda bilinçlendirmek için çalışmalar yürüttüklerini, glokom hakkında farkındalığı oluşanların göz doktorlarına başvurduklarını ifade etti.</p>
<p><strong>Deprem bölgesinde yaklaşık 300 bin glokom hastası var</strong></p>
<p>Kahramanmaraş merkezli, 11 ili etkileyen depremlerin ardından, dernek olarak bu bölgelerde mobil göz muayenesi hizmeti sunmaya hazırlandıklarını aktaran Prof. Dr. Kıvanç Güngör, &#8220;Ülkemizde 2 milyon glokom hastası olduğu tahmininden hareket edersek, bu hastaların yaklaşık 300 binden fazlasının deprem bölgesinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu hastaların görme kaybı yaşamamaları için takip ve tedavilerinin aksamaması amacıyla, gerekli önlemleri almaya çalışıyoruz. Bu kapsamda Türk Oftalmoloji Derneği olarak deprem bölgesindeki illerde mobil göz muayenesi hizmeti vermek üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz.&#8221; diye konuştu. </p>
<p>Prof. Dr. Güngör, glokom hastalığının, görme yolundaki sinir hücrelerini bozduğuna dikkati çekerek, &#8220;Hastalığın önemli nedenlerinden biri, hastaların çoğunda yükselen göz tansiyonunun, göz sinirindeki kan dolaşımı ile beslenmesini bozması ve bu basıncın sinir hücrelerinde harabiyet oluşturmasıdır. Göz sinirinde oluşan hasarın geri dönüşü yoktur. Bu nedenle erken tanı ve tedavi çok önemlidir.&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>Dünyada 6 buçuk milyon insan görme kaybı yaşadı</strong></p>
<p>Hastalığın doğuştan itibaren her yaşta görülebildiğini, ancak genellikle 40 yaşlarından sonra ortaya çıktığını ifade eden Güngör, yaş ilerledikçe bunun görülme sıklığının arttığını ve glokomun birçok tipinin kadınlarda daha sık görüldüğünü belirterek, doğumsal olanlara ise erkeklerde daha sık rastlandığını belirtti.</p>
<p>Türkiye ve dünyada göz tansiyonunun görülme sıklığını aktaran Güngör, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Dünyada glokomlu kişilerin sayısı, özellikle 40&#8217;lı ve 80&#8217;li yaşlar arasında geçtiğimiz yıllarda 70 milyonlardayken 2050&#8217;li yıllarda bu sayının en az iki katına çıkacağı düşünülmektedir. Kırk yaş üstünde glokom görülme olasılığı yüzde 2 civarındadır. Bu hastalık nedeniyle 6 buçuk milyon insan görme kaybı yaşamasına sebep olmuştur. Ülkemizde görülme sıklığı yüzde 2-2,5&#8217;tur. Türkiye&#8217;de tanı konmuş glokomlu hasta sayısı 500 bin civarındadır. Ancak glokomlu sayısının bunun 4 katı olduğu tahmin edilmektedir. Diğer bir deyişle yaklaşık 2 milyon hastanın 1 buçuk milyonu henüz tedaviye kavuşamamıştır.&#8221;</p>
<p><strong>Tedavi yöntemleri neler?</strong></p>
<p>Belli aralıklarla göz siniri üzerinde cihazlarla yapılan değerlendirmelerde hasar saptanırsa damlalarla göz tansiyonunu düşürmek ve görme alanındaki kaybı durdurmak gerektiğini belirten Güngör, &#8220;Eğer ilaç tedavisinden olumlu sonuç alamazsak lazer uygulamaları ve ameliyatlara gereksinim olmaktadır. Lazer ve cerrahi işlemler hastanın klinik durumuna göre farklı tekniklerle uygulanabilmektedir. Tedavi için geç kalınırsa ya da yetersiz olursa glokom körlükle sonuçlanabilmektedir.&#8221; uyarısında bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glokom-korlugunden-korunmak-icin-erken-teshis-onemli-356263">Glokom körlüğünden korunmak için erken teşhis önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
