<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>korunmada | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/korunmada/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/korunmada</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Apr 2026 09:13:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>korunmada | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/korunmada</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kanserden Korunmada Yaşam Tarzı, Düşündüğünüzden Çok Daha Güçlü!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserden-korunmada-yasam-tarzi-dusundugunuzden-cok-daha-guclu-625381</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 09:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[düşündüğünüzden]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[kıvılcım]]></category>
		<category><![CDATA[korunmada]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Tarzı Tıbbı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel Hastalık Yükü Çalışması Meme Kanseri İş birliği Grubu'nun analizine göre, kadınlarda yeni meme kanseri vakaları dünyada üçte bir oranında arttı ve 2050 yılında vaka sayısının 3,5 milyonu aşacağına dikkat çekiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserden-korunmada-yasam-tarzi-dusundugunuzden-cok-daha-guclu-625381">Kanserden Korunmada Yaşam Tarzı, Düşündüğünüzden Çok Daha Güçlü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küresel Hastalık Yükü Çalışması Meme Kanseri İş birliği Grubu&#8217;nun analizine göre, kadınlarda yeni meme kanseri vakaları dünyada üçte bir oranında arttı ve 2050 yılında vaka sayısının 3,5 milyonu aşacağına dikkat çekiliyor. Yeni araştırmanın sonuçları ise, bu tabloyu değiştirebileceğimizi gösteren güçlü bir hatırlatma niteliğinde. Elde edilen verilere göre; sigara içmemek, yeterli düzeyde fiziksel aktivite yapmak ve kırmızı et tüketimini azaltmak gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmek, meme kanseri hastalarında hem kaybedilen sağlıklı yaşam yıllarının dörtte birinden fazlasını geri getiriyor hem de erken yaşam kayıplarını önleyebiliyor. </p>
<p><strong>TEDAVİ, MUTFAKTA VE GÜNLÜK RUTİNLERDE BAŞLIYOR </strong></p>
<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Taner Kıvılcım, araştırmanın sonuçlarına ve yaşam tarzı alışkanlıklarının artan önemine dair açıklamalarda bulundu. “<em>Bizim için bu rakamlar, meme kanseri tedavisinin sadece hastanede değil, mutfakta ve günlük rutinlerde başladığının bilimsel belgesidir</em>. <em>Bu oran, aslında meme kanserinin kader olmadığını, her 4 kadından birinin hayat kalitesini tamamen kendi seçimleriyle koruyabileceğini gösteriyor. Özellikle 20-54 yaş arası kadınlarda vaka oranlarının %29 artması, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve kötü beslenmenin bedelini genç kuşakların ödediğinin de bir kanıtı</em>.”  </p>
<p>Sağlıklı yaşamanın değeri kuşkusuz tartışılmaz. Bu konuda kanıta dayalı olmayı sağlayan önemli bir bilim alanı var; yaşam tarzımızın genlerimizi nasıl etkilediğini inceleyen epigenetik çalışmalar. Sağlıksız bir yaşam şekli epigenetik yapımızı bozarak kansere ve kronik hastalıklara olan yatkınlığımızı artırabiliyor. Bununla beraber güzel haber şu ki; tıp dünyası bize, sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ile bu epigenetik değişimlerin geri dönüşümlü olabileceğini de gösteriyor.</p>
<p><strong>MODERN TIBBIN YENİ BİLİMİ: YAŞAM TARZI TIBBI</strong></p>
<p>Son yıllarda fonksiyonel tıp, longevity ya da wellness gibi kavramları sıkça duyuyoruz. Hepsinin temelinde yaşam tarzı değişiklikleri var. Ancak Dr. Kıvılcım, kanıta dayalı yaşam tarzı tıbbı adı altında ticari bakış açısıyla bazen bilim dışı uygulamaların da sürece dahil edildiğini, bu nedenle bilinçli olmak gerektiğini söylüyor. Yaşam tarzı tıbbı, her hastanın bireysel değerlendirmesini gerektirirken; bir yandan ailenin, çevrenin, toplumun ve hatta gezegenimizin sağlığına kavuşması gerekliliğine odaklanan çatı bir kavram. “Yaşam tarzı tıbbı, sağlıklı yaşamı bir lüks olarak görmüyor” diyen Dr. Kıvılcım, her kronik hastalıkta olduğu gibi meme kanserinde de yaşam tarzının, artık reçete edilmesi gereken bir ana tedavi yöntemi olduğunu belirtiyor. Dolayısyla klasik tıp protokollerini tamamlayan ve etkisini artıran bir disiplin ve hastanın bu süreci yönetebilmesi için en az cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi kadar gerekli. </p>
<p>Beslenme, egzersiz, uyku, bağımlılıklardan kaçınma, stres yönetimi ve sosyal ilişkiler, bugün kanıta dayalı olan yaşam tarzı tıbbının ilgilendiği 6 önemli başlık. Her bir başlık üzerine saatlerce konuşulabilecek bilimsel bir altyapı var. Bu konuda eğitim alan hekimlerin diğer branşlarla da iş birliği içinde yapacakları düzenli hasta takipleri, kalıcı bir kültür oluşturulması açısından önemli. Dr. Kıvılcım, konuya bir bütüncül ve sistematik şekilde bakılmadığında yarım bilgilerle yol alınamadığını vurguluyor ve ekliyor: “<em>Biz sadece ‘sağlıklı beslenin’ demiyoruz; uyku kalitesinden stres yönetimine kadar 6 temel başlığı, hastanın biyokimyasını iyileştirecek birer ‘ilaç’ gibi planlıyoruz.”</em></p>
<p> </p>
<p><strong>VAKALARIN YÜZDE 40’A YAKINI ÖNLENEBİLİR </strong></p>
<p>2023&#8217;te 2,3 milyon olan meme kanseri vaka sayısının 2050&#8217;de 3,5 milyonu aşması bekleniyor. Bu yükü sadece bireysel çabayla göğüslemenin kolay görünmediğini belirten Dr. Kıvılcım, <em>“Sağlıklı yaşam merkezleri kurulup etkinlikleri artırılmalı, hekimler için yaşam tarzı tıbbı eğitimi teşvik edilmelidir. Kanser Research UK&#8217;nin de açıkladığı gibi, vakaların %40&#8217;ı önlenebilir” diyor. </em></p>
<p><strong>MEME KANSERİ RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN EN ETKİLİ 3 DEĞİŞİKLİK! </strong></p>
<p>Araştırma sonuçlarının da vurguladığı gibi, yaşam tarzımızda 3 temel değişiklikle riskleri azaltmak, yarınları değiştirmek mümkün: </p>
<p><strong>Minimize edin.</strong> Tabağınızdaki kırmızı eti mümkün olduğunca azaltın ve yerine bitkisel proteinler tercih edin. </p>
<p><strong>Yanınıza dahi yaklaştırmayın.</strong> Pasif içicilik dahil tütünden tamamen uzaklaşın. </p>
<p><strong>Her gün aksatmadan uygulayın.</strong> Unutmayın, her gün yapılan düzenli, orta tempolu yürüyüşler epigenetik yapımızı hızlıca onarmaya başlar.  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserden-korunmada-yasam-tarzi-dusundugunuzden-cok-daha-guclu-625381">Kanserden Korunmada Yaşam Tarzı, Düşündüğünüzden Çok Daha Güçlü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Sipahi, &#8220;Gripten korunmada en etkili yöntem aşıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sipahi-gripten-korunmada-en-etkili-yontem-asidir-600957</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 08:05:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağır]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[bireyler]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[gripten]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[korunmada]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[Sipahi]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[toplu]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600957</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarının gelmesiyle birlikte Türkiye genelinde grip vakalarında artış yaşanıyor. Grip vakaları, özellikle risk grubunda olan bireyler için tehlike arz ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sipahi-gripten-korunmada-en-etkili-yontem-asidir-600957">Prof. Dr. Sipahi, &#8220;Gripten korunmada en etkili yöntem aşıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarının gelmesiyle birlikte Türkiye genelinde grip vakalarında artış yaşanıyor. Grip vakaları, özellikle risk grubunda olan bireyler için tehlike arz ediyor. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Oğuz Reşat Sipahi, grip enfeksiyonlarının mevcut durumunu, risk gruplarını ve alınması gereken önlemleri değerlendirdi.</p>
<p>Grip ve soğuk algınlığının toplumda sık sık karıştırıldığını belirten Prof. Dr. Sipahi, “Grip, influenza virüsünün neden olduğu ani başlayan, yüksek ateş ve şiddetli halsizlikle seyreden bir hastalıktır. Soğuk algınlığı ise farklı virüslerin yol açtığı, daha hafif ve yavaş gelişen bir tablodur. Gripte yüksek ateş, kas-eklem ağrısı ve belirgin bitkinlik daha sık görülür, soğuk algınlığı ise burun akıntısı ve boğaz ağrısı ile öne çıkar. Risk grubunda olan 65 yaş üstü bireyler, 5 yaş altı çocuklar, hamileler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklığı baskılanmış kişiler için grip daha ağır seyredebilir.  Ayrıca, üniversite kampüslerinin kalabalık ortamı, yurt yaşamı ve toplu taşıma kullanımı, öğrencileri bulaş açısından riskli gruplar arasına sokuyor” dedi.</p>
<p><b>“Erken tanı ve aşılama hayat kurtarıyor”</b></p>
<p>Gripten korunmada en etkili yöntemin yıllık aşı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sipahi, “Özellikle öğrenciler, öğretim üyeleri ve sık seyahat edenlerin grip aşısı yaptırması önemlidir. Aşı, hastalığa yakalanma riskini azaltmanın yanı sıra ağır seyir ve hastaneye yatış ihtimalini ciddi oranda düşürüyor. Temel önlemleri almak önemlidir. Ellerin sık sık yıkanması, hasta hissettiğinde toplu alanlardan uzak durulması, toplu taşıma ve kalabalık ortamlarda maske kullanımı, kapalı alanların havalandırılması, öksürürken dirsek içine öksürme, ağır belirtiler varsa tıbbi değerlendirmeye başvurulması gibi önlemlerle daha sağlıklı ortamlar oluşturulabilir. Nefes darlığı, göğüs ağrısı, günlerce süren yüksek ateş ve bilinç değişikliği gibi bulgular gripte ağır seyri düşündürür ve mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kronik hastalığı olan bireylerde durum hızla kötüleşebiliyor, hastaneye erken başvurmaları kritik önem taşıyor” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Sipahi, “Grip, uygun bağışıklığı olmayan veya risk grubu bireylerde daha ağır seyredebilir. Özellikle nefes darlığı, göğüs ağrısı, 3-4 günden uzun süren 38°C üzeri yüksek ateş, bilinç değişikliği, aşırı halsizlik, tansiyon düşüklüğü ve kronik hastalıkların hızla kötüleşmesi gibi belirtiler ciddiyet göstergesidir ve tıbbi değerlendirme gerektirir. Gribin ağır seyretmesi durumunda zatürre (pnömoni), akut solunum yetmezliği, kalp kası ve/veya kalp zarı iltihabı, sinüzit, orta kulak iltihabı ve nörolojik komplikasyonlar (ensefalit gibi) gelişebilir. Bu gibi durumlarda hastanelere başvurulması gerekmektedir. Grip sonrası öksürük ve halsizlik haftalarca sürebilir, bağışıklık sistemi baskılanmış veya kronik hastalığı olan bireylerde kalp ve beyin fonksiyonlarında kalıcı bozukluklar görülebilmektedir” dedi.</p>
<p><b>“Mevsim geçişlerinde girip salgını artıyor”</b></p>
<p>Mevsim geçişlerinde girip salgınının arttığını vurgulayan Prof. Dr. Oğuz Reşat Sipahi, “Polikliniklerde kesin tanılı influenza vakaları görülmeye başlandı ancak yoğun bakımlarda henüz influenza tanılı hastaya rastlamadık. Önümüzdeki 2–2,5 aylık süreçte, özellikle yılbaşı döneminin etkisiyle grip vakalarında ciddi bir artış bekliyoruz. Toplumun, hem bireysel hem de toplumsal olarak alınacak önlemlere dikkat etmesi gerekiyor” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sipahi-gripten-korunmada-en-etkili-yontem-asidir-600957">Prof. Dr. Sipahi, &#8220;Gripten korunmada en etkili yöntem aşıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HPV&#8217;den korunmada aşılamanın önemi büyük</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hpvden-korunmada-asilamanin-onemi-buyuk-592321</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2025 14:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[aşılamanın]]></category>
		<category><![CDATA[Belirterek]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[korunmada]]></category>
		<category><![CDATA[önemi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592321</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen Human Papilloma Virus (HPV) Paneli’nde  HPV virüsü, virüsten korunma yöntemleri ve aşılamanın önemi vurgulandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpvden-korunmada-asilamanin-onemi-buyuk-592321">HPV&#8217;den korunmada aşılamanın önemi büyük</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen Human Papilloma Virus (HPV) Paneli’nde  HPV virüsü, virüsten korunma yöntemleri ve aşılamanın önemi vurgulandı. HPV’nin en sık bulaşan enfeksiyonlardan biri olduğunu belirten İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, HPV aşısının önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, dünyanın pek çok ülkesinde HPV aşısının uygulandığını belirterek özellikle ergenlerde uygulanan aşının koruyuculuğunun yüzde 100 olduğunu söyledi. <br />Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafıından “Bilimsel Etkinlikler Serisi 2025-2026” kapsamnında düzenlenen Human Papilloma Virus (HPV) Paneli’nde uzmanlar tarafından HPV enfeksiyonları, aşılama ve alınacak önlemler tartışıldı. <br />Dr. Ralph A. DeFronzo Oditoryumu’nda gerçekleştirilen panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, Human Papilloma Virus (HPV) konusunun oldukça önemli bir konu olduğunu belirterek virüsün sadece ilginç bir virüs olarak değil pratik açıdan da büyük bir öneme sahip olduğunu söyledi. <br />Prof. Dr. Selim Badur: “HPV aşısı 148 ülkenin aşı takviminde yer alıyor”<br />Ülkemizde zaman zaman HPV aşısının ücretsiz uygulanmasının gündeme geldiğini ancak bazı önyargılar nedeniyle uygulamanın hayata geçirilmediğini belirten Prof. Dr. Selim Badur, “Ama ilginçtir Ortadoğu coğrafyasında Suudi Arabistan başta olmak üzere birçok ülke rutin olarak yıllardan beri bu aşıyı kullanmaktadır. Yılda yaklaşık 350 bin kadar servikal kanser ölümü oluyor. 2025 başından itibaren 148 ülkenin ulusal aşı takviminde yer almakta. Bu aşı işe yarıyor mu? Evet yarıyor. Servikal kanserin çok ciddi oranlarda düştüğünü gösteren Avustralya ve İngiltere verileri var. Bugün biz burada ülkemiz için HPV virüsünün ne kadar önemli olduğuna bakacağız. Türkiye’deki tipler ve aşının önemini, özel bir konu olarak infertiliteyi ve patolojik olarak özelliklerini dinleyeceğiz” dedi.<br />Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan: “400’den fazla HPV tipi bulunuyor”<br />İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, “HPV İnfeksiyonları ve Aşısı Genel Durum” başlıklı konuşmasında HPV’nin en sık bulaşan hastalıklardan olduğunu belirterek “HPV çok tartışılan bir konudur. Sanki çok rutinmiş gibi anlatılır ama sürekli olarak değişir. Çeşitli kongrelerde de her yıl bilgiler yenilenir. Bugün 400’den fazla HPV tipi olduğu biliniyor. 41 tane anogenital (vulva, penis, anüs) HPV virüsü var. Bunlar tropizm gösteriyor yani elinizdeki siğille genital bölgede çıkan siğil birbirinden tamamen farklı” dedi. <br />HPV enfeksiyonlarının tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 5’inin nedeni olduğunu kaydeden Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, “Dünyada en sık cinsel temasla bulaşan hastalıktır. Cinsel aktif bireylerin yüzde 80’inde görülür. Serviks kanserleri dışında anogenital kanserler ve Orofaringeal (baş ve boyun kanseri) kanserlerinin de önemli bir nedenidir” dedi.<br />Ergen evliliği HPV riskini artırıyor<br />18 yaş altı ergen evliliklerinde serviks kanseri riskinin arttığını belirten Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu, ilk ilişki yaşının servikal neoplaziler için ciddi bir risk faktörü olduğunu kaydederek “Bir kız çocuğu adet gördükten sonraki bir yıl içinde cinsel aktif olursa serviks kanseri olma riski 26 kat artar” uyarısında bulundu.<br />Genital siğillere dikkat!<br />HPV’den korunmada aşılamanın önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, genital siğillerin kanatılmaması gerektiğini vurgulayarak “Siğiliniz varsa ve siz o bölgedeki tüylerinizi alıyorsanız buradaki virüsü alıp bazal membrana ekmiş oluyorsunuz. Bir kadının ya da erkeğin siğili varsa en az 6 ay ideali bir yıl tüylerini almaması gerekir. Siğilleri hasarladığınız zaman virüsleri bazal membrana itiyorsunuz ve sonra bunlar daha fazla çıkıyor. Siğilleri kanatırsanız ortalama iki yıl içinde yüzde 30 kadar nüks olacağını görürsünüz. Geçmemesinin sebebi budur. Genital siğilden korunmak ya da tekrarını önlemek için birincisi aşılanacaksınız, ikincisi tüylerinizi almayacaksınız, bunlar son derece önemli” diye konuştu.<br />Ergenlerde aşının koruyuculuğu yüzde 100<br />HPV aşısının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Süleyman Engin Akhan, dünyanın pek çok ülkesinde HPV aşısının uygulandığını belirterek özellikle ergenlerde uygulanan aşının koruyuculuğunun yüzde 100 olduğunu söyledi. <br />Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu, HPV aşısı ile infertilite ilişkisini araştıran çalışmalara değindi<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu “HPV Aşısının İnfertilite Açısından Önemi” başlıklı konuşmasında genital HPV enfeksiyonunun dünya çapında en yaygın cinsel yolla bulaşan viral enfeksiyon olduğunu belirterek üreme çağındaki genel kadın nüfusunda tahmini genel yaygınlık oranının yüzde 10 olduğunu söyledi. HPV enfeksiyonu, HPV aşısı ile infertilite arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalardan örnekler veren Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu, aşının infertiliteye yol açtığına ilişkin anlamlı sonuçların bulunmadığını söyledi. Prof. Dr. Murat Berkkanoğlu, “Önümüzde önemli bir hastalık var. Son veriler ve büyük hasta gruplarına baktığımız zaman infertilite ile ilgisi olmadığı gözükmekte. O açıdan değerlendirmek gerekiyor” dedi. <br />Doç. Dr. Gürcan Vural, lezyonların patolojik özelliklerini anlattı<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Gürcan Vural, “HPV İnfeksiyonu ile Oluşan Hafif Displaziden İnvaziv Kansere Serviks Uteri Lezyonlarının Patolojisi” başlıklı sunumunda HPV virüsünün uzun yıllardır üzerinde çalışılan bir virüs olduğunu belirterek HPV virüsünün yol açtığı lezyonların yapısına ilişkin bilgiler verdi.  Doç. Dr. Gürcan Vural, servikal kanserlerin önlenmesi için düzenli smear testi yapılması, gerektiğinde HPV ve kan testi verilmesi ve mutlaka aşılama yapılması gerektiğinin altını çizdi. </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hpvden-korunmada-asilamanin-onemi-buyuk-592321">HPV&#8217;den korunmada aşılamanın önemi büyük</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alzheimer&#8217;dan korunmada bulmaca yerine Sudoku çözün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alzheimerdan-korunmada-bulmaca-yerine-sudoku-cozun-560403</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Aug 2025 07:58:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimerdan]]></category>
		<category><![CDATA[bulmaca]]></category>
		<category><![CDATA[çözün]]></category>
		<category><![CDATA[korunmada]]></category>
		<category><![CDATA[sudoku]]></category>
		<category><![CDATA[yerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alzheimer hastalığının artan yaygınlığı, korunma yöntemlerine olan ilgiyi de beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimerdan-korunmada-bulmaca-yerine-sudoku-cozun-560403">Alzheimer&#8217;dan korunmada bulmaca yerine Sudoku çözün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Alzheimer hastalığının artan yaygınlığı, korunma yöntemlerine olan ilgiyi de beraberinde getiriyor. Bu yöntemler arasında en popüler olanı ise ‘beyni aktif tutmak için bulmaca çözmek’. NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. A. Oğuz Tanrıdağ<strong>,</strong> bu yaygın kanının hastalığın doğasıyla örtüşmediğini, hatta hastalar için zorlayıcı olabileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>Bulmaca neden etkili bir koruyucu değil?</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tanrıdağ, Alzheimer’ın, öncelikle yeni bilgileri öğrenme ve yakın dönem hafızasını (yakın bellek) hedef alan ilerleyici bir bunama (demans) türü olduğunu dile getirerek, “Hastalar genellikle 40 yıl önceki bir anıyı veya bir sanatçının ismini hatırlarken, bir gün önce ne yediğini veya yeni tanıştığı birinin ismini unutur. Bulmacalar ise büyük ölçüde yıllar önce öğrenilmiş, eski hafızada depolanan bilgileri geri çağırmaya dayanır. Bulmaca çözme sırasında genellikle eski bilgiler sınanır. Alzheimer’daki esas problem eski hafızayla ilgili değildir, zaten hastaların çoğunda bu bellek korunmuştur. Asıl sorun, yakın dönemde öğrenilenlerin etkilenmiş olmasıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sudoku neden daha faydalı?</strong></p>
<p>Yeni bilgileri hatırlamakta zaten zorlanan bir hastayı sürekli bulmaca çözmeye zorlamanın kişide sıkıntı, başarısızlık hissi ve hatta depresyona yol açabildiğini kaydeden Prof. Dr. Tanrıdağ bu noktada, hafızadan çok mantıksal çıkarımı hedef alan Sudoku&#8217;yu işaret etti.</p>
<p>Sudokunun bulmaca çözmekten farklı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tanrıdağ, “Sudoku sırasında kişiler kendilerine verilen ihtimallerden mantıksal çıkarsamalar yapmak zorundadır. Yani sudoku boşu boşuna bellek zorlaması gibi bir çabayı değil, beynin ihtimaller üzerinde işlem yapmasını gerektirir ve her aşamada çıkarsama değişir. Sudoku sırasında devreye giren bellek değil dikkat ve karar vermedir.”</p>
<p>Prof. Dr. Tanrıdağ, Sudoku&#8217;nun farkını ise şöyle açıkladı:</p>
<p>“Belleği değil, mantığı zorlar. Sudoku sırasında kişiler kendilerine verilen ihtimallerden mantıksal çıkarsamalar yapmak zorundadır. Dikkat ve karar vermeyi gerektirir. Sudoku boşu boşuna bellek zorlaması gibi bir çabayı değil, beynin ihtimaller üzerinde işlem yapmasını gerektirir ve her aşamada çıkarsama değişir. Aktif işlem yaptırır. Sudoku sırasında devreye giren bellek değil, dikkat ve karar vermedir.”</p>
<p><strong>Alzheimer biyolojik bir hastalık, iyi niyetle engellenemez</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tanrıdağ, Alzheimer&#8217;ın genetik ve biyolojik gerçeklerin başrolü oynadığı bir hastalık olduğunu unutmamak gerektiğini ifade ederek, beyinde ‘amiloid plakları’ ve ‘tau iğcikleri’ adı verilen anormal protein birikimleriyle karakterize olan bu hücre ölümü sürecinin, iyi niyetli zihinsel gayretlerle önlenmesi veya geri çevrilmesinin mantıken mümkün olmadığını belirtti.</p>
<p>Bu nedenle, bulmaca çözmenin yararlı olduğu düşüncesinin bilimsel bir kanıttan çok, yerleşmiş bir beklenti olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tanrıdağ, beyni zinde tutmak isteyenler için eski bilgileri tekrarlamak yerine, beyni yeni yollar düşünmeye, problem çözmeye ve mantık yürütmeye zorlayan aktivitelerin tercih edilmesinin kritik önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alzheimerdan-korunmada-bulmaca-yerine-sudoku-cozun-560403">Alzheimer&#8217;dan korunmada bulmaca yerine Sudoku çözün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, &#8220;Talesemiden Korunmada En Etkili Yöntem Toplumsal Farkındalığın Artırılması&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-meral-sonmezoglu-talesemiden-korunmada-en-etkili-yontem-toplumsal-farkindaligin-artirilmasi-373092</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 May 2023 10:10:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırılması]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalığın]]></category>
		<category><![CDATA[korunmada]]></category>
		<category><![CDATA[meral]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sönmezoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[talesemiden]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373092</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Talasemide Enfeksiyona Bağlı Yaşam Kayıplarına Karşı Önlem Alınmalı”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-meral-sonmezoglu-talesemiden-korunmada-en-etkili-yontem-toplumsal-farkindaligin-artirilmasi-373092">Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, &#8220;Talesemiden Korunmada En Etkili Yöntem Toplumsal Farkındalığın Artırılması&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Talasemide Enfeksiyona Bağlı Yaşam Kayıplarına Karşı Önlem Alınmalı”</p>
<p>Gerek bireysel gerekse toplumsal maliyeti oldukça yüksek olan talasemi akraba evliliklerinin sıklığı nedeniyle ülkemiz açısından ayrı bir önem taşıyor. Bu durumun hem hastalıkların sıklığını artırttığını hem de maalesef her yıl yüzlerce hastalıklı çocuğun dünyaya gelmesine neden olduğunu söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Dünya Talasemi Günü” nedeniyle önemli açıklamalarda bulundu. Korunma adına alınan önlemleri ve evlilik öncesi evlenecek olan çiftlerin taranmasının önemine işaret eden Prof. Sönmezoğlu, ayrıca hastaları enfeksiyonlardan korunmak için neler yapılması gerektiğini anlattı.</p>
<p>Dünyada bilinen en yaygın genetik hastalık olan talasemi hastalığı, oksijen taşıma görevi olan hemoglobin sentezinin genetik bozukluğu olarak tanımlanıyor. Bununla birlikte talasemi taşıyıcılarının çoğunun bu hastalığı taşıdıklarını bilmediklerine işaret eden Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, ancak talasemi hastası bir çocuk sahibi olduklarında ya da hastalık için özel olan kan testi yaptırdıklarında öğrenebildiklerini söyledi.</p>
<p>“ÜLKEMİZDE AKDENİZ ANEMİSİ OLARAK BİLİNİYOR”</p>
<p>“Ülkemizde akraba evliliklerinin fazla olması genetik geçişli bir hastalık olan talaseminin sıklığını arttırmakta, maalesef her yıl yüzlerce hastalıklı çocuk dünyaya gelmektedir” diyen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu hastalığın belirtileriyle ilgili şu bilgileri verdi: “Hemoglobinopati” denilen hastalıklar arasında bulunan Talasemi hastalık grubunda ülkemizde en sık Beta Talasemi görülmektedir. Beta Talasemi ülkemizde “Akdeniz Anemisi” olarak bilinir. Bu hastalık hemoglobin yapımında yetersizlik ve bozukluk nedeniyle kanın doku ve organlara oksijen taşımasında azalmaya neden olur. Bunun sonucu olarak hastalarda solukluk, halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı, gelişme geriliği ortaya çıkar. Kemik iliğinin kan yapımı için aşırı uyarılması ve daha fazla çalışması ile yüz kemiklerinde hastalığa özgü genişleme olur.”</p>
<p>“TÜRKİYE’DEKİ TALASEMİ TABLOSU”</p>
<p>Tedavisinin hasta ve ailesi açısından oldukça yıpratıcı olduğu için tarama programlarının son derece önem taşıdığını söyleyen Prof. Sönmezoğlu, ülkemizde bu konuda yapılan çalışmalarla ilgili şu bilgileri verdi:</p>
<p>Sağlıklı Türk popülasyonunda beta-thalassemi taşıyıcı sıklığı yüzde 2,1 olup, yaklaşık 1.400.000 taşıyıcı ve 4513 civarında hasta bulunmaktadır. Yaklaşık toplam talasemili hasta sayısı 6.000 civarıdır. Sağlık Bakanlığı tarafından 24.10.2002 tarihinde Kalıtsal Kan Hastalıkları Yönetmeliği yayınlanmıştır. Bakanlığın belirlediği 33 ilde talaseminin de içinde bulunduğu kalıtsal kan hastalıklarını önleyebilmek için Hemoglobinopati Kontrol Programı başlatılmıştır. 2013&#8217;te 41 ilde tarama yapılırken 2018 den beri 100 günlük eylem planı ile 81 kentte evlenme öncesi tüm çiftlerin bu testi yaptırması zorunlu hale geldi. 01 Kasım 2018 yılından itibaren program 81 ilde Evlilik Öncesi Hemoglobinopati Tarama Programı olarak aile hekimleri tarafından uygulanmaya başlanmıştır. Bu çalışmalarla talasemili doğan çocuk sayısı senede 300&#8217;lerden 30&#8217;lara düştü.”</p>
<p>“TEDAVİ HASTALIĞIN BELİRTİLERİNE GÖRE DEĞİŞİYOR”</p>
<p>Talasemi tedavisinin hastanın yaşadığı şikayetler ve belirtileri göre farklılık gösterdiğini ve bu doğrultuda planlama yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Kansızlık için en çok uygulanan ve etkili yol kan transfüzyonudur. Talasemi major hastaları sıklıkla her ay bu tedaviyi alır. Yapılan transfüzyonlara bağlı olarak vücutta biriken demir, özel demir bağlama tedavisi (Şelasyon tedavisi) ile uzaklaştırılır. Günümüzde kök hücre ve gen tedavisi, prenatal tanı ve preimplantasyon genetik tanı yöntemleri de kullanılmaktadır” diye konuştu.</p>
<p>“EN ÖNEMLİ KOMPLİKASYON ENFEKSİYONLAR”</p>
<p>Talasemi hastaları için tedavi zorluğunun yanısıra enfeksiyonların da önemli bir risk oluşturduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Talasemi hastalarında en sık ikinci yaşam kaybı nedeni ve başta gelen morbidite nedenlerinden biri olan enfeksiyonlardır. Talasemi hastalarında hazırlayıcı faktörler arasında derin kansızlık, demir yüklenmesi, dalağın alınması, ve bazı bağışıklık bozuklukları gelir. Bakteri enfeksiyonlarının başlıca etkenleri Asya ülkelerinde Klebsiella spp ve batı ülkelerinde Yersinia enterocolitica&#8217;dır” şeklinde konuştu.</p>
<p>TALESEMİ HASTALARININ ENFEKSİYONDAN KORUNMASI İÇİN NELER YAPILMALI?</p>
<p>Talasemi major hastalarının hayatları boyunca hemen hemen her ay iki ünite kan transfüzyonu aldıkları için bu tedavinin de enfeksiyon bulaşı için bir risk faktörü olduğuna değinen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “En sık görülen hastalıklar viral enfeksiyonlardır. Her ne kadar kan bağışçılarına sorgulama ve hastalık taraması yapılsa ve güvenli kan temini sağlansa da dünyanın her ülkesinde olduğu gibi bu risk halen vardır. O nedenle tüm talasemi hastalarının aşı ile korunulabilen hepatit B hastalığına karşı aşılanması gereklidir. Enfeksiyonlardan korunmak için ayrıca: Talasemi hastaları ateşli hastalık geçirdiklerinde hemen tedavi edilmelidir. Sistemik hastalığa dönüşmesi engellenmelidir. Talasemi hastalarının dalağı alınırsa kapsüllü bakterilere karşı aşıları yapılmalıdır. Bununla birlikte. Talasemi hastaları enfeksiyon kaynağı olabilen çiğ et, süt, kabuklu deniz ürünü ve taze peynir tüketmemelidir.”</p>
<p>“KORUNMADA EN ETKİLİ YÖNTEM TOPLUMSAL FARKINDALIĞIN ARTIRILMASI”</p>
<p>Günümüzde oldukça zorlu olabilen talasemi tedavisinde, bugünkü verilere göre bir hastanın devlete yıllık maliyeti 10 bin dolar civarında olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Talasemi gibi her iki ebeveynden de gelen hatalı genler ile geçiş gösteren kalıtsal hastalıkların kontrolünde en etkili yöntem, hastalık hakkında toplumun bilgilendirilmesi, toplum taramaları ile taşıyıcıların saptanması, onlara genetik danışma verilmesi ve gebelik öncesi tanı metotları kullanılarak yeni hastalıklı bebek doğumlarının önlenmesidir. Talasemi birçok ülkede kontrol altına alınmıştır.” Diye konuştu.</p>
<p>“RİSKİ BÖLGELERDE YAŞAYANLAR EVLİLİK ÖNCESİ TEST YAPTIRMALI”</p>
<p>Toplumdaki talasemi taşıyıcıları, normal görünümde olduklarından, özel talasemi testleri yapılmadıkça taşıyıcı olup olmadıklarının anlaşılmasının da mümkün olmayacağını hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Enfeksiyon Hastalıkları ve Tıbbi Mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Bu sebeple riskli bölgelerde yaşayan gençlerin mutlaka evlilik öncesi talasemi testi yaptırmaları gerekir” dedi.</p>
<p>Hemoglobinopati kontrol programında; evlilik öncesi evlenecek olan çiftlerin taranması ve hasta veya taşıyıcı çıkan bireylerin diğer aile fertlerinin ve akrabalarının tarandığını belirten Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Ayrıca geleceğin ebeveynleri olarak ortaöğretimde okuyan öğrencilere yönelik Hemoglobinopati eğitim ve tarama programları uygulanması da ayrı bir önem arz etmektedir. Bunların dışında hekimin veya kişinin kendi isteği ile Hemoglobinopati testi uygulanabilir. “diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-meral-sonmezoglu-talesemiden-korunmada-en-etkili-yontem-toplumsal-farkindaligin-artirilmasi-373092">Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, &#8220;Talesemiden Korunmada En Etkili Yöntem Toplumsal Farkındalığın Artırılması&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
