<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>korumak | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/korumak/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/korumak</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Mar 2026 11:02:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>korumak | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/korumak</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 11:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böbrekler, vücudumuzun hayati filtre sistemidir. Günde yaklaşık 180 litre kanı süzerek zararlı atıkları idrar yoluyla uzaklaştırır, sıvı dengesini düzenler, tansiyon kontrolüne katkı sağlar ve kemik sağlığı için gerekli hormonları üretir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753">Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böbrekler, vücudumuzun hayati filtre sistemidir. Günde yaklaşık 180 litre kanı süzerek zararlı atıkları idrar yoluyla uzaklaştırır, sıvı dengesini düzenler, tansiyon kontrolüne katkı sağlar ve kemik sağlığı için gerekli hormonları üretir. Buna rağmen böbrek hastalıkları dünyada giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Kronik böbrek hastalığı, dünya nüfusunun yaklaşık %10’unu etkileyen yaygın bir hastalık olup, çoğu zaman erken dönemde belirti vermez. Diyabet ve hipertansiyon ise son dönem böbrek yetmezliğinin en sık nedenleri arasında yer almaktadır.  Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Adil Güçal Güçlü,‘’12 Mart Dünya Böbrek Günü’’ nedeniyle böbrek sağlığının korunması için önemli önerilerde bulundu. </p>
<p>Böbrek sağlığının korunması için günlük yaşamda bazı önlemler alınmalıdır. Bunlar şöyle özetlenebilir:</p>
<ol>
<li><strong>Yeterli Su Tüketimi:</strong> Böbrekler, vücuttaki atık maddeleri, idrar yoluyla uzaklaştırmak için suya ihtiyaç duyar. Günde ortalama 2-3 litre su içmek, toksinlerin atılmasını hızlandırır ve böbrek taşı oluşumunu mekanik olarak engeller.</li>
<li> <strong>Böbrek Hastalığı Belirtilerini Bilmek:</strong> İdrarda gözle görülür kanama, şiddetli ve kıvrandırıcı yan ağrısı veya sık tekrarlayan idrar yolu iltihapları varsa acilen bir üroloji bölümüne başvurulmalıdır.</li>
<li><strong>Düzenli Taramalar:</strong> Özellikle 50 yaş üstü erkekler, idrar yapma zorluğu hissetmeseler bile böbrek ve prostat sağlığının kontrolü için yılda bir kez üroloji muayenesi ve ultrasonografi yaptırmalıdır.</li>
<li><strong>Kan Şekeri Kontrolü:</strong> Diyabet (şeker hastalığı), dünyada son dönem böbrek yetmezliğinin bir numaralı nedenidir. Kanda sürekli yüksek seyreden şeker, böbreğin süzgeç görevi gören ince damar yumaklarına zarar verir. Şeker hastaları kan şekerini katı şekilde kontrol altında tutmalıdır.</li>
<li><strong>Tansiyon Kontrolü ve Tuz Kısıtlaması:</strong> Yüksek tansiyon (hipertansiyon), böbrek yetmezliğinin ikinci en sık nedenidir. Basıncı artmış kan akımı böbrek damarlarını yırtar ve daraltır.  Günlük tuz tüketimi 5 gramın (1 çay kaşığı) altında tutulmalıdır.</li>
<li><strong>Bilinçsiz İlaç Kullanımından Kaçınmak:</strong> Reçetesiz satılan ve toplumda sık kullanılan ağrı kesiciler (romatizma ilaçları, NSAİİ grubu), uzun süreli veya yüksek dozda kullanıldığında doğrudan böbrek hücrelerini öldüren zehirli etki gösterir. İlaçlar hekim onayı olmadan kullanılmamalıdır.</li>
<li><strong>Sigara ve Tütün Ürünlerinden Uzak Durmak:</strong> Sigara, böbreklere giden kan damarlarını daraltarak böbreğin oksijensiz kalmasına neden olur. Aynı zamanda böbrek hücrelerinin DNA yapısını bozarak böbrek kanserine doğrudan zemin hazırlar.</li>
<li><strong>Düzenli Egzersiz ve Kilo Kontrolü:</strong> Obezite, böbreklerin vücudu temizleyebilmek için normalden fazla çalışmasına neden olur. Bu aşırı çalışma hali zamanla böbreği yorar ve tüketir. Düzenli fiziksel aktivite hem kilo kontrolü sağlar hem de tansiyon ve diyabet riskini düşürür.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753">Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da sindirim sağlığını korumak için bu önerilere dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sindirim-sagligini-korumak-icin-bu-onerilere-dikkat-616667</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 11:29:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çiğ]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğini]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[önerilere]]></category>
		<category><![CDATA[porsiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Aytaç Atamer]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616667</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, Ramazan’da sindirim sağlını korumak için dikkat edilmesi gereken alışkanlıklar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sindirim-sagligini-korumak-icin-bu-onerilere-dikkat-616667">Ramazan&#8217;da sindirim sağlığını korumak için bu önerilere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, Ramazan’da sindirim sağlını korumak için dikkat edilmesi gereken alışkanlıklar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ramazan’a uygun beslenme alışkanlıkları geliştirilmesi önemli! </strong></p>
<p>Ramazan ayında beslenme şeklinden yemek saatlerine, yenen yemeğin çeşidinden hareket miktarına kadar birçok dengenin değiştiğini hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu nedenle bu döneme uygun alışkanlıklar geliştirilmesi büyük önem taşır.” dedi.</p>
<p>Ramazan ayının nefis terbiyesi, yeme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi ve özellikle porsiyon kontrolünü öğrenmek için önemli bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Atamer, bayram sonrasında da benzer yeme alışkanlıklarının sürdürülmesi ve dengeli beslenmenin yaşam tarzı haline getirilmesi önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Su tüketimi iftar ve sahur arasına yayılmalı!</strong></p>
<p>Ramazan ayı boyunca su kaybının daha belirgin hale geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu nedenle yeterli suyun iftar ve sahur aralığında tüketilmesi gerekir.” dedi.</p>
<p>Suyu bir anda içmenin doğru olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Atamer, şunları söyledi:</p>
<p>“Bir anda içilen bir litre suyun faydası sınırlı olacaktır. Bunun yerine su tüketimi iftar ve sahur arasına yayılmalı. Günlük ortalama 2-3 litre su hedeflenmeli. Sahurda en az yarım litre su içilmesi önerilir. İftarda birkaç bardak suyun ardından ılık, hafif ballı ve limonlu su tüketmek şeker dengesinin ayarlanmasına katkı sağlayabilir.</p>
<p>Çay ve kahve tüketimi ise sınırlandırılmalı. İftar ve sahurda içilen kahve ve siyah çay, beyindeki susama merkezinin baskılanmasına neden olarak yeterince su içmeyi engelleyebilir. Ayrıca idrar söktürücü etkileri nedeniyle gün içinde su kaybını artırabilirler. Bu nedenle Ramazan boyunca kontrollü tüketilmeleri önerilir. Gazlı ve şekerli soğuk içeceklerden ise uzak durulmalı.”</p>
<p><strong>Ramazan’da porsiyonların küçültülmesi önemli!</strong></p>
<p>Ramazan’da porsiyonların küçültülmesinin önemli olduğunu aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Tabağa tüm ürünleri doldurmak yerine, her ürün tüketildikten sonra diğer yemeğe geçilmeli.” dedi.</p>
<p>Göz ve mide açlığı nedeniyle porsiyon alımının fazla olabileceği uyarısını yapan Prof. Dr. Atamer, “İlk 15 dakika az ölçüyle başlanırsa, devamında da yine az porsiyon ile devam edilir ve bu sayede kilo alımının önüne geçilebilir. Her grup besin kaynağı az ve dengeli şekilde tüketilmeli. Vücudun ihtiyacı olan karbonhidratlar daha çok sebze ve bakliyatlardan, daha az miktarda olmak üzere meyvelerden alınmalı. Pide gibi beyaz unlu ürünler yerine kepekli siyah bulgur, esmer pirinç, çavdar, tam buğday ve kepekli buğday gibi şeker yükseltici etkisi daha az olan gıdalar tercih edilmeli.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Protein ağırlıklı beslenme iştah kontrolünü destekler!</strong></p>
<p>Protein alımının azaltılmasının iştah kontrolünü zorlaştıracağına ve Ramazan sonunda bedenin yağ oranında artışa neden olabileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Protein ağırlıklı beslenmek gerekir.” dedi.</p>
<p>Balığın haftada iki kez, kızartma yerine diğer pişirme yöntemleriyle tüketilmesi gerektiğine değinen Prof. Dr. Atamer, “Aşırı yağlı tüketilen protein kaynakları; sucuk, sosis, pastırma, aşırı yağlı et, kavurma, kızartma ve yağlı peynir gibi besinler kilo alımına neden olabilir. Özellikle kırmızı et ve balık eti hazırlanırken sebzelerle sote edilmeli; yoğurt, ayran veya kefirle birlikte tüketilmelidir. Sahurda yumurta ihmal edilmemelidir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Katı bir lokma en az 20 kez çiğnenmeli ve sonra yutulmalı!</strong></p>
<p>Yemeklerin çok çiğnenerek tüketilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Katı bir lokma en az 20 kez çiğnenmeli ve sonra yutulmalıdır. Çiğnenme yapılamıyorsa yemek arasında mola verilmelidir.” dedi.</p>
<p>Özellikle iftarda, ilk çorbadan sonra mutlaka 15 dakika beklenmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Atamer, beynin doğru besin sinyali oluşturabilmesi için ilk lokmadan itibaren en az 13 dakika geçmesi gerektiğini hatırlattı.</p>
<p><strong>Sahurda tatlı tüketilmemeli!</strong></p>
<p>Sahurda tatlı yenmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “İftarda ise haftada en fazla bir-iki kez hafif tatlılar tercih edilebilir.” dedi.</p>
<p>Az şekerli sütlü tatlılar, güllaç ve dondurucuya atılan meyveli yoğurtların tercih edilebileceğine işaret eden Prof. Dr. Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ancak bu tatlılar yemekten en az bir saat sonra tüketilmeli. Şerbetli tatlılardan uzak durulmalı. İftar sonrası yatıncaya kadar olan dönemde ve sahurda sınırlı olmak kaydıyla taze meyve ile birlikte çiğ, kavrulmamış kuru yemiş tüketilebilir. Bağırsakların iyi çalışmasını sağlayan meyveler zaman zaman bol tarçınlı, şekersiz veya az şekerli komposto olarak hazırlanabilir. Ancak meyvelerin şeker içeriği unutulmamalı ve günde iki porsiyondan fazla tüketilmemeli.</p>
<p>Ceviz, içerdiği Omega 3 desteği ve tokluk süresini uzatması nedeniyle hem sahurda hem iftarda 2-3 adet tüketilebilir. Bunun yanında çiğ olarak 4 adet badem, 3 adet fındık veya fıstık alınması önerilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sindirim-sagligini-korumak-icin-bu-onerilere-dikkat-616667">Ramazan&#8217;da sindirim sağlığını korumak için bu önerilere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kışın kalbi korumak için 7 altın kural</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kisin-kalbi-korumak-icin-7-altin-kural-605660</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 10:51:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kışın]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[Soğuk Hava]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605660</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp krizi genellikle sıcak havalarla ilişkilendirilse de gerçek tehlike soğuk günlerde daha belirgin hale geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-kalbi-korumak-icin-7-altin-kural-605660">Kışın kalbi korumak için 7 altın kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kalp krizi genellikle sıcak havalarla ilişkilendirilse de gerçek tehlike soğuk günlerde daha belirgin hale geliyor. Kış aylarında kar temizlerken ya da günlük işler sırasında kalbin beklenmedik biçimde zorlandığı sıkça görülür. Bu nedenle soğuk hava ile kalp krizi arasındaki ilişiklinin özellikle de kalp hastaları tarafından bilinmesi gerektiğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Kış mevsimi her ne kadar keyifli anlar sunsa da kalp ve damar sistemi için sessiz bir risk oluşturur. Hava sıcaklığı düştükçe kalp krizi vakaları daha sık karşımıza çıkar” dedi.</strong></p>
<p>Soğuk havalarda vücut, iç ısısını koruyabilmek için cilde yakın damarları daraltır. Bu durum hayati organları sıcak tutmaya yardımcı olsa da kanın dolaşımını zorlaştırır. Bu şartlarda kalbin kanı pompalayabilmek için daha fazla efor harcadığını açıklayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Damarların büzüşmesi tansiyonun yükselmesine yol açarken, kalbin daha hızlı ve güçlü çalışması kalp kasının oksijen ihtiyacını artırır. Soğuk havayla birlikte kanın akışkanlığının azalması da pıhtılaşma riskini yükseltir. Bu olasılıklar herkesi ilgilendirse de özellikle kalp hastaları, yaşlılar ve sigara kullanan kişilerde tehlike daha belirgin hale gelir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ani ve ağır kış aktiviteleri kalbi daha fazla zorlar</strong></p>
<p>Kış aylarında acil servislere başvuruların artmasının nedenlerinden birinin de vücudun alışık olmadığı ani ve yoğun fiziksel eforlar olduğunu vurgulayan Koylan, “Özellikle kar küreme gibi aktiviteler, soğuk havanın etkisiyle kalp üzerinde ciddi bir yük oluşturabilir. Soğuk havayı solurken damarlar daralır, ağır yük kaldırma sırasında kalp daha hızlı ve güçlü çalışmak zorunda kalır bu da kalp atış hızının ve tansiyonun kısa sürede tehlikeli seviyelere çıkmasına yol açabilir. Kondisyonu düşük olanlar veya kalp hastalığı bulunan kişiler için bu tür eforlarda risk daha da artar. Ayrıca soğuğa uzun süre maruz kalmak hipotermiye neden olabilir; vücut ısısının düşmesi kalp ritmini bozarak hayati tehlike yaratabilecek sorunlara yol açabilir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Nevrez Koylan, kış aylarında kalbi korumaya yardımcı olacak 7 önemli maddeyi paylaştı:</p>
<p><strong>Sabah saatlerinde daha temkinli olun</strong></p>
<p>Soğuk kış sabahlarında ani hareketlerden kaçınılmalı, vücudun yavaşça ısınmasına ve güne hazırlanmasına zaman tanınmalı.</p>
<p><strong>Beslenme düzenine özen gösterin</strong></p>
<p>Soğuk havalarda ağır ve yağlı besinlere yönelmek kalp sağlığını olumsuz etkileyebilir. Sebze, meyve ve sağlıklı yağların ağırlıkta olduğu beslenme tarzı korunmalı.</p>
<p><strong>Alkol tüketimini sınırlandırın</strong></p>
<p>Alkol geçici bir sıcaklık hissi verse de vücudun daha hızlı ısı kaybetmesine neden olur. Soğuk havalarda alkol tüketimi sınırlandırılmalı.</p>
<p><strong>Kat kat giyinin</strong></p>
<p>Tek bir kalın kıyafet yerine birden fazla kat kullanılmalı. İç katmanda teri emen kumaşlar, dış katmanda rüzgârı kesen giysiler seçilmeli, bere ve atkıyla ısı kaybı azaltılmalı.</p>
<p><strong>Soğuk havada egzersizi kontrollü yapın</strong></p>
<p>Açık havada yapılan aktiviteler çok soğuk günlerde kalbi zorlayabilir. Bu dönemlerde kapalı alan egzersizleri tercih edilmeli, dışarı çıkıldığında ağız ve burun atkıyla korunmalı.</p>
<p><strong>Aşılarınızı zamanında yaptırın</strong></p>
<p>Grip ve zatürre gibi enfeksiyonlar kalbin iş yükünü artırır. Kış öncesinde aşılar ihmal edilmemeli.</p>
<p><strong>İlaç kullanımını düzenli sürdürün</strong></p>
<p>Kış aylarında değişen yaşam alışkanlıkları tansiyon ve kolesterol değerlerini etkileyebilir. Bu nedenle tedaviler aksatılmadan devam ettirilmeli.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-kalbi-korumak-icin-7-altin-kural-605660">Kışın kalbi korumak için 7 altın kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğayı Korumak İçin İpsala’dan Avcılara Mesaj!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogayi-korumak-icin-ipsaladan-avcilara-mesaj-602078</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2025 12:41:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[avcılara]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[doğan]]></category>
		<category><![CDATA[doğayı]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[psala]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602078</guid>

					<description><![CDATA[<p>İpsala Avcıları, Amatör Balıkçıları ve Doğayı Koruma Derneği Başkanı Zafer Doğan, ördek avında yüksek menzilli fener ve projektör kullanımının doğaya ve avcılık kurallarına zarar verdiğini vurgulayarak, avcılara daha duyarlı davranmaları çağrısında bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogayi-korumak-icin-ipsaladan-avcilara-mesaj-602078">Doğayı Korumak İçin İpsala’dan Avcılara Mesaj!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İpsala’da ördek avcıları, yüksek menzilli fener ve projektörlerle avlanıyor. Ancak İpsala Avcıları Amatör Balıkçıları ve Doğayı Koruma Derneği Başkanı Zafer Doğan, bu uygulamanın hem yanlış hem de cezai yaptırımı bulunan bir yöntem olduğunu vurguladı.</p>
<p>Başkan Doğan, ışıkla avlanmanın avcılık kabahatleri arasında yer aldığını ve tespit edilmesi durumunda avcılık faaliyetlerinin süresiz iptaline kadar yaptırımların uygulanabileceğini hatırlattı. Sürdürülebilir avcılık için hassas ve duyarlı olma mecburiyetinde olduklarını dile getiren Başkan Doğan açıklamasında, doğanın korunması ve avcılığın geleceği için kurallara uyulması gerektiğini kaydetti. Avcılara doğaya saygılı ve kurallara uygun davranmaları yönünde çağrı yapan Doğan, sürdürülebilir avcılığın önemine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogayi-korumak-icin-ipsaladan-avcilara-mesaj-602078">Doğayı Korumak İçin İpsala’dan Avcılara Mesaj!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tugay: Zeytinlikleri korumak bir kentin değil tüm ülkenin geleceğini korumaktır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tugay-zeytinlikleri-korumak-bir-kentin-degil-tum-ulkenin-gelecegini-korumaktir-593524</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2025 07:36:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bölge]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kentin]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[tüm]]></category>
		<category><![CDATA[ülkenin]]></category>
		<category><![CDATA[urla]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[zeytin]]></category>
		<category><![CDATA[zeytinlikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Urla Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Urla Zeytin ve Sanat Festivali'nde “Tarım ürünlerinin bölge kalkınmasındaki yeri: Zeytin Yasası” paneli düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-zeytinlikleri-korumak-bir-kentin-degil-tum-ulkenin-gelecegini-korumaktir-593524">Tugay: Zeytinlikleri korumak bir kentin değil tüm ülkenin geleceğini korumaktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Urla Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Urla Zeytin ve Sanat Festivali&#8217;nde “Tarım ürünlerinin bölge kalkınmasındaki yeri: Zeytin Yasası” paneli düzenlendi. Panelde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Zeytinliklerin madenciliğe açılması yalnızca bir çevre meselesi değildir; aynı zamanda bir kalkınma, ekonomi ve gıda güvenliği meselesidir. Zeytinlikleri korumak, bir kentin değil; tüm ülkenin geleceğini korumak demektir” dedi. </p>
<p>Urla Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Urla Zeytin ve Sanat Festivali programı kapsamında “Tarım ürünlerinin bölge kalkınmasındaki yeri: Zeytin Yasası” paneli düzenlendi. Köstem Zeytinyağı Müzesi Kurucusu Doç. Dr. Levent Köstem moderatörlüğünde yapılan panele İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ile Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, Bozcaada Belediye Başkanı Yahya Göztepe katıldı. Panelde zeytinle ilgili yasanın yanında, zeytinin geleceği ve markalaşması konuşuldu. Başkan Tugay, üreticilere verdikleri destekleri anlattı. </p>
<p><strong>Tugay: Üreticinin geleceğe dair güvenini sarsar</strong><br />Zeytin Yasası hakkında konuşan Başkan Tugay, “Kamuoyunda &#8216;Zeytin Yasası&#8217; olarak bilinen düzenleme teklifine dair endişelerimizi açıkça paylaşmak isterim. Bu teklif, zeytinliklerin madencilik ve enerji faaliyetlerine açılmasına imkân tanıyan hükümler içeriyor. Oysa Türkiye’de yürürlükte olan 3573 sayılı yasa, zeytinliklerin korunmasını açık bir şekilde güvence altına alıyor. 24 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7554 sayılı Kanun ile 3213 sayılı Maden Kanunu’nda Geçici 45. Madde ile yapılan değişiklik kapsamında, zeytinlik alanlara ilişkin hükümler yeniden düzenlendi. Maden Kanunu’ndaki bu değişiklik yıllardır zeytinleri koruyan 3573 sayılı kanun ile çelişmektedir. Bu değişiklik, uzun yıllar sonra ürün veren bir tarımsal yatırımın yok edilmesi, yerel geçimin ve kırsal ekonominin zedelenmesi, ekosistemin geri dönüşsüz biçimde tahrip edilmesi, gıda güvenliğinin, ihracat kapasitesinin ve ülke ekonomisinin riske atılması anlamına gelir. Daha da önemlisi, üreticinin geleceğe dair güvenini sarsar. Tarımda güven duygusu kaybolduğunda, bölgesel kalkınma da zarar görür. Taşıma veya ‘eşdeğer alan’ yaratma gibi öneriler teknik olarak da ekonomik olarak da gerçekçi değildir. Zeytin ağacının verimi, toprağın hafızasıyla birlikte büyür; başka yere taşınarak yeniden kurulamaz. Bu nedenle, zeytinliklerin madenciliğe açılması yalnızca bir çevre meselesi değildir; aynı zamanda bir kalkınma, ekonomi ve gıda güvenliği meselesidir. Zeytinlikleri korumak, bir kentin değil; tüm ülkenin geleceğini korumak demektir” dedi. </p>
<p><strong>“İzmir&#8217;in tarımını her anlamda destekleme konusunda çok kararlıyız”</strong><br />Ege Bölgesi&#8217;nin tarım açısından inanılmaz bir bölge olduğunu kaydeden Tugay, “İzmir&#8217;de 350 bin hektarlık alanda tarım yapılıyor. 190 bin hane çiftçilikle uğraşıyor. İzmir&#8217;in birbirinden farklı bir sürü havzası var. Ancak politikaların biraz yerelleşmesi lazım. Bu bakış açısıyla çalışıyoruz. Zeytin çok özel bir yere koyduğumuz ürün, bağcılık da öyle” dedi. <br />Yakın bir zamanda gıdanın en hayati konulardan olacağını belirten Tugay, tarımın doğru konumlanması gerektiğini söyledi. Tugay, “Zeytini inanılmaz çeşitlilikte üretiyoruz. Ege de zeytinin en fazla üretiminin olduğu bölge. Daha kaliteli ürün geliştirilmesi, üretim rekoltesinin artırılması, elde edilen zeytinin doğru işlenmesi, marka yaratılması, markalanmış ürünün pazarlanması konularında becerilerimizin artması lazım” dedi. Tugay ayrıca “Yerel tarım konseyleri olması gerekiyor. Biz İzmir Tarım ve Gıda Konseyi oluşturduk aslında. Ama bölgelerin sorunlarının aynı olmadığını anladık. Daha yerelleştirerek gitmeli, belki Urla&#8217;nın kendisinin tarım ve gıda konseyi olmalı. Biz İzmir&#8217;in tarımını her anlamda destekleme konusunda çok kararlıyız” dedi.</p>
<p><strong>Akın: Tehdit olmaz, çünkü biz varız</strong><br />Destekleri için Başkan Tugay&#8217;a teşekkür eden Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Balıkesir&#8217;de 13 milyona yakın zeytin ağacı olduğunu söyledi. “Balıkesir&#8217;de zeytinliklerimizin talan edilmesine asla izin vermiyoruz. Biz elimizden geleni yapıyoruz. Zeytin bereketin sembolüdür. Zeytine göre hayatımızı yönlendirmek zorundayız. Bu yasa nedeniyle her şeyi bir kenara bırakacak halimiz yok” dedi. Akın, kentte zeytincilikle ilgili yaptıkları çalışmalar hakkında da bilgiler verdi. </p>
<p><strong>Balkan: Direnmeye devam edeceğiz</strong><br />Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, “Zeytincilik Yasası 11 kez meclise sunulmuş. Tam 10 kez değiştirilmek istendi, kamu yararı da öne sürülerek zeytinlik alanların enerji ve maden aramalarına açılması üzerine karar aldılar. Zeytin ve üzüm bu topraklarda bize bırakılan en büyük miras. Biz burada mücadelemize devam edeceğiz. Bizler kendimizi zeytine göre şekillendirmeliyiz. Taşımak,  kaybolmasına neden oluyor. Direnmeye devam edeceğiz” dedi. Balkan, kırsal koruma planı için de Başkan Tugay&#8217;a teşekkür etti. </p>
<p><strong>Göztepe: Birlik olup tehdide karşı savaş açmalıyız</strong><br />Bozcaada Belediye Başkanı Yahya Göztepe ise, “3 bin yıllık bağcılık geçmişimiz var. Bizim de bu yıl 6. kez düzenlediğimiz bir zeytin festivalimiz bulunuyor. Bu yasa zeytinciliğin idam fermanıdır. Hep beraber olmalıyız. Günümüzde çok zor koşullarda belediye başkanlıkları yapıyoruz. Büyükşehir belediye başkanlarımız bambaşka tehdit altında. Herkes yaptığını 10 defa düşünüyor. Böyle zamanlarda tek yapabileceğimiz şey birlik olmak. Bir olmalıyız, bu tehdide karşı savaş açmalıyız” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-zeytinlikleri-korumak-bir-kentin-degil-tum-ulkenin-gelecegini-korumaktir-593524">Tugay: Zeytinlikleri korumak bir kentin değil tüm ülkenin geleceğini korumaktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den diz sağlığını korumak için öneriler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-diz-sagligini-korumak-icin-oneriler-564662</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 08:01:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehirden]]></category>
		<category><![CDATA[diz]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=564662</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi, kadınların diz sağlığını koruması amacıyla Anne Şehir Merkezi Akasya’da bilgilendirme semineri düzenledi. Seminerde katılımcılara diz sağlığı ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-diz-sagligini-korumak-icin-oneriler-564662">Büyükşehir&#8217;den diz sağlığını korumak için öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir Belediyesi, kadınların diz sağlığını koruması amacıyla Anne Şehir Merkezi Akasya’da bilgilendirme semineri düzenledi. Seminerde katılımcılara diz sağlığı ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verildi.</p>
<p><b>DİZ PROBLEMLERİ VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kadınların sağlık bilincini artırmaya yönelik çalışmalarına devam ediyor. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Anne Şehir Merkezleri fizyoterapistlerinden Hatice Kübra Gür, düzenlenen seminerde üyelere diz sağlığı ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><b>“DİZ AĞRISINI HAFİFE ALMAYIN”</b></p>
<p>Diz ekleminin yapısını, menisküs, bağ yaralanmaları, bursit, kireçlenme, romatoid artrit gibi yaygın diz problemlerini anlatan Gür, “Diz ağrısının kaynağı doğru tespit edilmeden yapılan uygulamalar bazen sorunu büyütebilir. Bu yüzden bu ağrıyı hafife almayın. Doğru teşhis, doğru tedavi planının temelidir. Diz sağlığı için uygun zeminlerde yürümenin, doğru egzersizlerin ve ayak basış problemlerinin düzeltilmesi önemlidir. Diz eklemini zorlayacak tekrarlayıcı aktivitelerden kaçınmak, sağlıklı beslenme ve kilo kontrolü sağlamak, doğru egzersizleri tercih etmek, ayak basış problemlerini gidermek ve doğru ayakkabı seçmek diz sağlığını korumada en önemli adımlardır” dedi. Seminerin sonunda katılımcıların soruları yanıtlanarak, merak edilen konulara açıklık getirildi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-diz-sagligini-korumak-icin-oneriler-564662">Büyükşehir&#8217;den diz sağlığını korumak için öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diz sağlığınızı korumak için 6 kritik kural!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diz-sagliginizi-korumak-icin-6-kritik-kural-559072</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jul 2025 11:11:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diz]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınızı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559072</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz aylarında fiziksel aktivitelerimiz yoğunlaşıyor  ve açık havada daha fazla zaman geçiriyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diz-sagliginizi-korumak-icin-6-kritik-kural-559072">Diz sağlığınızı korumak için 6 kritik kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında fiziksel aktivitelerimiz yoğunlaşıyor  ve açık havada daha fazla zaman geçiriyoruz. Ancak, bu artan hareketlilik, özellikle diz eklemini etkileyen bazı ciddi yaralanmalara davetiye çıkarabiliyor. Isınmadan yapılan sportif faaliyetler, dengesiz ya da sert zeminlerde koşmak ve ani yön değiştirmeler, özellikle menisküs yırtıkları, ön çapraz bağ kopmaları ile diz kapağı çıkıkları gibi ciddi sorunlara neden olabiliyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, </strong>bu tür yaralanmaların sadece profesyonel sporcularda değil, sporla hobi düzeyinde ilgilenen ve tatil sırasında aktif hareket eden bireylerde de yaygın olarak görüldüğüne dikkat çekiyor. <strong>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu,</strong> dizlerde oluşan yaralanmalarda erken tanı ve tedavinin bireylerin hem yaşam kalitelerinin hem de aktivite düzeylerinin korunmasında son derece önemli bir rol oynadığını belirterek, “Dizlerdeki yaralanmaların ortak noktası, geç tanı konulması halinde kronikleşmeye meyilli olmalarıdır. Tedavi edilmeyen diz yaralanmaları; ağrı, hareket kısıtlılığı, güvensizlik hissi ve uzun vadede eklem dejenerasyonuna, yani kireçlenmeye yol açabilmektedir. Bu nedenle dizde ani gelişen ağrı, şişlik, takılma veya boşalma hissi gibi belirtiler ciddiye alınmalı ve gecikmeden ortopedi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir” diyor. Tedavinin kişinin yaşı, aktivite düzeyi ve yaralanmanın şiddetine göre planlandığını anlatan <strong>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu,</strong> “Cerrahi girişim gerektiren durumlar günümüzde artroskopik, yani kapalı yöntemlerle başarıyla yapılabilmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><b>MENİSKÜS YIRTIĞI</b></p>
<p>Dizin iç yapısında yer alan ve yük taşıyan darbe emici kıkırdaksı yapılar menisküs olarak tanımlanıyor. Menisküsler genellikle ani dönme hareketleri, çömelme sırasında zorlanma veya dengesiz düşmelerle yırtılıyor. Yırtık menisküs; dizde takılma, kilitlenme, ağrı ve ödemle kendini gösterebiliyor. Zamanla eklem kıkırdağında bozulmalara ve dizin mekanik işlevinde azalmaya neden olabiliyor. Yaz aylarında hazırlıksız başlanan sporlar, ısınmadan yapılan egzersizler, plajda çıplak ayakla voleybol oynarken ani sıçrama ve yön değişikliği içeren hareketler yapılması, menisküs yırtığını tetikleyebiliyor.  Dizde ani ve lokalize ağrı, bükülürken takılma hissi, yürüyüş sırasında güvensizlik, bazen de şişlik gelişebiliyor. Bu bulgular birkaç gün içinde geçmiyorsa, ortopedi değerlendirmesi gerekiyor. </p>
<p><strong>Nasıl tedavi ediliyor?</strong></p>
<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu,<strong> </strong>menisküs yırtıklarında erken tanı ve tedavinin dokunun korunması açısından kritik bir öneme sahip olduğuna işaret ederek, “Hafif yırtıklarda fizik tedavi ve istirahat yeterli olurken, ciddi yırtıklarda artroskopik cerrahi tercih edilir” bilgisini veriyor.  </p>
<p><b>ÖN ÇAPRAZ BAĞ KOPMASI</b></p>
<p>Dizin stabilitesini sağlayan temel yapılardan biri olan ön çapraz bağ ani duruşlar, yön değişimleri veya travmalar sonucu kopabiliyor. Kopma sonrasında dizde boşalma hissi, güven kaybı ve tekrarlayan burkulmalar yaşanıyor. Yaz aylarında; basketbol, futbol, plaj sporları ve doğa yürüyüşü sırasında yapılan ani hareketler, kontrolsüz zıplama ve inişler, ön çapraz bağ yaralanmalarına neden olabiliyor.  Dönme hareketi sonrasında “pat” sesi eşliğinde şiddetli ağrı, hızla gelişen ödem ve güvensizlik hissi, en tipik bulgularını oluşturuyor. Bu belirtiler varsa, mutlaka bir ortopedi uzmanına başvurmak gerekiyor. </p>
<p><strong>Nasıl tedavi ediliyor?</strong></p>
<p>Erken müdahaleyle, oluşabilecek menisküs ve kıkırdak hasarlarının önüne geçilebiliyor. Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, “Aktif bireylerde genellikle artroskopik yöntemle bağ rekonstrüksiyonu uygulanır” diyor. </p>
<p><b>DİZ KAPAĞI ÇIKIĞI</b></p>
<p>Tıbbi dilde patella olarak adlandırılan diz kapağının yuvasından kayarak dışa doğru çıkması, diz kapağı yani patella çıkığı olarak ifade ediliyor. Genellikle travma sonrasında veya eklem yapısına ve kas zayıflığına bağlı oluşuyor. Şiddetli ağrı, hareket kısıtlılığı ve dizin görünümünde bozulmayla kendini gösteriyor. Yaz aylarında; yüksekten atlama, dengesiz zeminlerde yapılan hareketler, düşmeler ve kas yetersizlikleri, patella çıkığını tetikleyebiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu,<strong> </strong> “Diz kapağı dışa doğru kaymışsa veya kayıp yerine gelse bile hareket sırasında ağrı ile güvensizlik hissi varsa, zaman kaybedilmeden ortopedi değerlendirmesi gerekir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Nasıl tedavi ediliyor?</strong></p>
<p>İlk çıkıklarda dizlik, istirahat ve fizik tedavi uygulanabiliyor. Ancak tekrarlayan çıkıklarda izole veya kemik prosedürleriyle kombine edilmiş cerrahi stabilizasyon olan MPFL (Medial Patellofemoral Ligament) rekonstrüksiyonu, bir başka deyişle diz kapağını uyluk kemiğine bağlayan bağın onarımı gündeme geliyor.</p>
<p><strong>Diz yaralanmalarını önlemek için 6 önemli kural!</strong></p>
<ul>
<li>Spor öncesinde, kaslarınızı ısıtacak şekilde esneme ve ısınma egzersizleri yapın.</li>
<li>Düzenli egzersiz yaparak kas gücünüzü artırın.</li>
<li>Aşırı kilonuz varsa diz ekleminizi korumak adına kilo kontrolü sağlayın.</li>
<li>Düzgün tabanlı ve yapacağınız sporun türüne uygun ayakkabılar tercih edin.</li>
<li>Zeminin özelliklerine göre hareket edin; kaygan ve eğimli alanlarda ani manevralardan kaçının.</li>
<li>Herhangi bir ağrı, takılma, boşalma hissi veya şişlik oluşmuşsa spora ara verip, ortopedi uzmanına başvurun.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diz-sagliginizi-korumak-icin-6-kritik-kural-559072">Diz sağlığınızı korumak için 6 kritik kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deniz ve havuzda göz sağlığını korumak için 6 öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deniz-ve-havuzda-goz-sagligini-korumak-icin-6-oneri-554300</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2025 08:11:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[havuzda]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554300</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kavurucu yaz sıcaklarıyla mücadelede serinlemek için girilen deniz ve havuzlar, önemli noktalara dikkat edilmediği taktirde çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deniz-ve-havuzda-goz-sagligini-korumak-icin-6-oneri-554300">Deniz ve havuzda göz sağlığını korumak için 6 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kavurucu yaz sıcaklarıyla mücadelede serinlemek için girilen deniz ve havuzlar, önemli noktalara dikkat edilmediği taktirde çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirebiliyor. Tuzlu su, klor, UV ışınları ve mikropların gözlerde kalıcı hasarlar bırakabileceği uyarısında bulunan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burcu Usta Uslu, “Suyun içindeyken göz sağlığını tehdit edebilecek birden fazla unsuru engellemenin en iyi yolu yüzücü gözlüğü kullanmak. Örneğin klor gibi kimyasal maddeler sebebiyle konjunktivit dediğimiz göz irritasyonu, en sık karşılaşılan şikayetlerden biri. Bu nedenle yüzme sonrası ortaya çıkan kızarıklık, batma, kaşınma ve çapaklanma gibi belirtilerde bir sağlık merkezine başvurmak önemli” dedi.</strong></p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burcu Usta Uslu, yaz aylarında akın edilen deniz ve havuzların göz sağlığına kalıcı zararlar vermemesi için 6 önemli tavsiyede bulundu:</p>
<p><strong>Yüzücü gözlüğü takın</strong></p>
<p>Deniz suyundaki tuz ve havuzdaki klor, gözleri tahriş edebilir. Yüzücü gözlüğü, fazla tuz ve klor gibi kimyasalların göze temasını engelleyerek koruyucu bir bariyer oluşturur.</p>
<p><strong>Kontakt lensle yüzmekten kaçının</strong></p>
<p>Kontakt lenslerle denize ya da havuza girmek, göz sağlığını ciddi şekilde tehdit edebilir. Suda bulunan mikroorganizmalar lense yapışarak kornea bütünlüğünü tehdit eder. </p>
<p><strong>Hijyeninden emin olmadığınız havuzlara girmeyin</strong></p>
<p>Berrak olmayan, ağır klor kokan veya kalabalık havuzlar bakteri riski taşır. Göz enfeksiyonlarının önemli bir kısmı bu tarz ortamlardan kaynaklanır.</p>
<p><strong>Sudan çıktıktan sonra gözlerinizi temizleyin</strong></p>
<p>Deniz ya da havuzdan çıktıktan sonra gözlerinizi mutlaka temiz suyla durulayın. Göz kuruluğu ya da batma hissi varsa, suni gözyaşı damlası kullanmak faydalı olabilir.</p>
<p><strong>UV korumalı güneş gözlükleri kullanın</strong></p>
<p>Kaynağı güneş olan UV ışınları, dozunda faydalı olsa da kontrolsüz bir şekilde maruz kalındığında önemli sağlık sorunlarına yol açabilir. Özellikle su yüzeyi güneş ışığını yansıttığı için gözler daha fazla zarar görebilir. Özetle sadece cildi değil gözleri de etkileyen bu ışınlardan korunmak için UV filtresi olan güneş gözlükleri tercih edilebilir.</p>
<p><strong>Şikayetleri önemseyin, doktora başvurun</strong></p>
<p>Gözlerde kısa sürede geçmeyen; batma, kızarıklık, kaşıntı, bulanık görme ya da çapaklanma gibi belirtiler varsa bir göz uzmanına görünmeyi ihmal etmeyin.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deniz-ve-havuzda-goz-sagligini-korumak-icin-6-oneri-554300">Deniz ve havuzda göz sağlığını korumak için 6 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>OGM: Ormanları Korumak İçin 86 Milyon Kişinin Duyarlılığı Gerekli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ogm-ormanlari-korumak-icin-86-milyon-kisinin-duyarliligi-gerekli-551781</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jul 2025 08:47:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[duyarlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[ogm]]></category>
		<category><![CDATA[ormanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Orman Genel Müdürlüğü, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, orman yangınlarıyla mücadelede kullanılan güçlü altyapıyı ve vatandaşlara yönelik önemli bir uyarıyı kamuoyuyla paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogm-ormanlari-korumak-icin-86-milyon-kisinin-duyarliligi-gerekli-551781">OGM: Ormanları Korumak İçin 86 Milyon Kişinin Duyarlılığı Gerekli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Müdürlük, 27 uçak, 105 helikopter, 14 İHA, 1 yüksek teknolojili yangın yönetim uçağı, 25 bin orman kahramanı, bin 786 arazöz, 2 bin 742 ilk müdahale aracı, 831 iş makinesi, 776 gözetleme kulesi, 131 bin gönüllü, 4 bin 796 yangın havuz-gölet ve yangını 2 dakikada tespit eden teknolojiyle donanımlı olduklarını duyurdu.</p>
<p><strong>HIZLI MÜDAHALE VE ÖNLEYİCİ ÇALIŞMALAR</strong></p>
<p>Ortalama 11 dakikada müdahale eden ekipler, yangına dirençli orman projeleri, orman bakım-temizlik çalışmaları, eğitici yayınlar, okullarda farkındalık etkinlikleri ve caydırıcı cezalarla önleme çabalarını sürdürdüklerini belirtti. Ancak, 86 milyon vatandaşın davranışlarını kontrol etme gücünün olmadığına dikkat çekildi.</p>
</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p>&#9989;27 uçağımız 105 helikopterimiz VAR<br />
&#9989;14 İHA’mız VAR<br />
&#9989;1 Yüksek teknolojili yangın yönetim uçağımız VAR<br />
&#9989;25 bin orman kahramanımız VAR<br />
&#9989;1786 arazözümüz VAR<br />
&#9989;2742 ilk müdahale aracımız VAR<br />
&#9989;831 iş makinamız VAR<br />
&#9989;776 gözetleme kulemiz<br />
&#9989;131 bin gönüllümüz VAR<br />
&#9989;4796 yangın&hellip; pic.twitter.com/5iD3SUnUq6</p>
<p>&mdash; Orman Genel Müdürlüğü (@OGMgovtr) July 8, 2025</p></blockquote>
<p><strong>İNSAN FAKTÖRÜ KRİTİK</strong></p>
<p>Paylaşımda, orman yangınlarının yüzde 84’ünün insan kaynaklı ihmal, dikkatsizlik ve duyarsızlıktan kaynaklandığı vurgulandı.</p>
<p>&ldquo;Bir anlık hata dakikalar içinde büyük yıkıma dönüşebiliyor. Sebep belli, önlem yolu belli&rdquo; denilerek milletçe birlik ve beraberlikle hareket edilmesi çağrısı yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogm-ormanlari-korumak-icin-86-milyon-kisinin-duyarliligi-gerekli-551781">OGM: Ormanları Korumak İçin 86 Milyon Kişinin Duyarlılığı Gerekli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğayla Birlikte Varız: Biyolojik Çeşitliliği Korumak Yaşamı Korumaktır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogayla-birlikte-variz-biyolojik-cesitliligi-korumak-yasami-korumaktir-535620</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 May 2025 14:38:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitliliği]]></category>
		<category><![CDATA[doğayla]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[korumaktır]]></category>
		<category><![CDATA[varız]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=535620</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü’nde herkesi biyolojik çeşitliliği koruyarak doğayla uyum içinde yaşamaya ve bu yönde harekete geçmeye çağırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogayla-birlikte-variz-biyolojik-cesitliligi-korumak-yasami-korumaktir-535620">Doğayla Birlikte Varız: Biyolojik Çeşitliliği Korumak Yaşamı Korumaktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TEMA Vakfı, Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü’nde herkesi biyolojik çeşitliliği koruyarak doğayla uyum içinde yaşamaya ve bu yönde harekete geçmeye çağırdı. Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Aldığımız her nefeste, yediğimiz her lokmada doğanın izleri var. Ancak ormanlarımız, sulak alanlarımız hızla yok oluyor, denizlerimizde yaşam azalıyor. Doğal alanlarımızı korumak; yaşamak için yaşatmak zorundayız.” sözleriyle biyolojik çeşitliliğin insan yaşamı için taşıdığı öneme dikkat çekti.</strong></p>
<p>Biyolojik çeşitliliğin hızla azaldığı günümüzde, tüm teknolojik ilerlemelere rağmen su, gıda, ilaç, enerji ve barınma gibi en temel ihtiyaçlarımız için hâlâ doğaya muhtacız. Bu nedenle doğal varlıklarımızı korumak ve doğayla uyum içinde yaşamak yalnızca bir sorumluluk değil, aynı zamanda yaşamın sürdürülebilirliği için bir zorunluluk.</p>
<p>İşte bu yüzden, Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 22 Mayıs&#8217;ta kutlanan Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü, biyolojik çeşitliliğin gezegenimiz ve insanlık için taşıdığı yaşamsal öneme dikkat çekmeyi amaçlıyor. Bu yılın teması olan &#8220;Doğa ile Uyum ve Sürdürülebilir Kalkınma&#8221; doğrultusunda TEMA Vakfı, insanlığın doğayla olan ilişkisini yeniden değerlendirmesi ve doğanın hızla kaybedilen zenginliğine karşı acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin yalnızca %17’si tamamlandı </strong></p>
<p>Biyolojik çeşitlilik kaybının gezegenin güvenli sınırlarını aştığını hatırlatan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde ciddi bir hayal kırıklığı yaşandığını ve bugüne kadar yalnızca %17’sinin tam anlamıyla karşılanabildiğini belirterek, biyolojik çeşitliliğin korunması için &#8220;<em>Sorumlu Üretim ve Tüketim</em>, <em>İklim Eylemi, Sudaki Yaşam ve Karasal Yaşam</em> başlıkları altındaki 41 hedef için artık oyalanma değil, hiç gecikmeden somut adımlar atma zamanı.&#8221; dedi.</p>
<p>Biyolojik çeşitliliğin yaşamın temeli olduğunun altını çizen Ataç, &#8220;Gıdamızın %80’ini bitkilerden sağlıyoruz. Hâlâ tıbbi ilaçların büyük bölümü için doğadaki bitkilere ihtiyacımız var. Ancak bize yaşam veren, bizi yaşatan canlıların yaşam alanları hızla yok oluyor; habitatlar parçalanıyor, türler yok oluyor.   İnsanlığın gezegende baskın tür haline gelmesiyle birlikte memelilerin %85’inin yok oldu. Son 50 yılda biyolojik çeşitlilik kaybının ise %73’e ulaştığı bildiriliyor. Bu kayıplar sadece ekolojik açıdan değil, aynı zamanda insan sağlığı ve gıda güvenliği açısından da ciddi riskler yaratıyor.&#8221; ifadelerinde bulundu.<strong> </strong></p>
<p><strong>Dünya’da son 30 yılda Türkiye’nin yaklaşık 5,5 katı kadar orman alanı yok edildi </strong></p>
<p>Habitat kaybının, biyolojik çeşitlilik kaybının en önemli nedeni olduğunu vurgulayan Ataç, karasal biyolojik çeşitliliğin %80’ini barındıran ormanların hızla azaldığına işaret ederek şunları söyledi; &#8220;Son 30 yılda dünyada, Türkiye’nin yaklaşık 5,5 katı kadar orman alanı tahrip edildi. Dünya üzerindeki memeli biyokütlesinin sadece %4’ünün yabanıl türlerden oluşması, yapılan tahribatının boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Günümüzde her 3 saniyede, bir futbol sahası büyüklüğünde orman yok oluyor ve bu tahribatın %90’ı yeni tarım alanı açmak için gerçekleşiyor.&#8221; Türkiye, orman varlığını artıran ender ülkeler arasında yer alsa da ormanların farklı amaçlarla kullanımına izin veren yasal düzenlemeler, orman habitatlarını parçalıyor. Bu duruma da dikkat çeken Ataç, &#8220;2012–2023 yılları arasında yaklaşık 577 bin hektar orman, başta madencilik, enerji ve ulaşım olmak üzere define aramak dâhil otuzdan fazla kullanım amacıyla tahsis edildi.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ülkemizin üç biyocoğrafik bölgenin kesişim noktasında yer aldığını ve yalnızca Türkiye’ye özgü binlerce türe ev sahipliği yaptığını vurgulayan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, &#8220;Türkiye, zengin biyolojik çeşitliliğe sahip ender ülkelerden biri olmasına rağmen, bu zenginliği korumaya yönelik mevcut korunan alanlar açısından ne yazık ki yetersiz durumda. Dünya genelinde 2030 yılına kadar karasal ve denizel alanların en az %30’unun koruma altına alınması hedeflenirken; Türkiye’de bu oran karasal alanlarda yalnızca %8, denizel alanlarda ise %6 seviyesinde kalıyor. Bu oranlar, dünya ortalamasının yarısından az.” ifadeleriyle koruma çabalarının mevcut biyolojik çeşitliliği güvence altına almaktan uzak olduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>Sulak alan türleri %60 oranında azaldı</strong></p>
<p>Diğer yandan, bitki ve hayvan türlerinin %40’ına, balık türlerinin ise %30’una ev sahipliği yapan sulak alanlar da hızla yok ediliyor. 1700 yılından bu yana Türkiye’nin dört katı kadar, yaklaşık 3,4 milyon km² sulak alan kaybedildiğini kaydeden Ataç, &#8220;Bu nedenle sulak alanlara bağlı türlerin %25’inin nesli tehlike altında. 1970’ten bu yana sulak alan türlerinin popülasyonu %60 oranında azaldı. Bu yok oluşun başlıca nedenleri yeni tarım alanları açma çabaları ve aşırı sulamadır.&#8221; şeklinde konuştu. Ataç, iklim değişikliğinin biyolojik çeşitlilik kaybını derinleştiren bir diğer önemli etken olduğunu söyleyerek, &#8220;1,5 °C’lik küresel ısınma durumunda mercan resiflerinin %90’ı, 2 °C’de ise %99’u yok olabilir. Bu yalnızca deniz yaşamı değil, tüm ekosistem dengesi ve insanlık için geri dönülemez sonuçlar doğurur.&#8221; uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Her yıl 20 milyon hektar tarım arazisi bozuluma uğruyor</strong></p>
<p>Yalnızca yeni açılan tarım alanlarının değil, mevcut tarım arazilerinin de bozulduğunu söyleyen Ataç, &#8220;Günümüzde ormanlar ve sulak alanlar, tarım alanı açmak amacıyla büyük ölçüde yok edilirken; mevcut tarım arazileri de sürdürülebilir olmayan uygulamalar nedeniyle hızla verimliliğini kaybediyor. Her yıl yaklaşık 20 milyon hektar tarım arazisi; erozyon, yanlış arazi kullanımı, aşırı sulama ve kimyasal girdiler nedeniyle bozuluma uğruyor. Bu durum yalnızca toprağın sağlığını değil, aynı zamanda içerisindeki biyolojik çeşitliliği de tehdit ediyor. Ayrıca, kentsel atıkların yanı sıra aşırı kimyasal gübre ve pestisit kullanımı, denizlerde yaşamın tamamen sona erdiği ‘ölü zonlar’ın oluşmasına yol açıyor. Marmara Denizi, bu sorunun en çarpıcı örneklerinden biri olarak karşımızda duruyor.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Sürdürülebilir yaşam için ortak sorumluluk almalıyız</strong></p>
<p>İnsan faaliyetlerinin doğa üzerindeki tahribatını somut verilerle ortaya koyan Deniz Ataç, “Bilmeliyiz ki doğada, biz insanlar dışındaki tüm canlıların bir işlevi var ve yaşamımız onların varlığına bağlı. Bu noktada insanlar, hiç şüphesiz doğaya en büyük etkiyi yapan ve aynı zamanda akılcı kararlar alabilme kapasitesine sahip canlılar. Bu nedenle aklın yolundan ilerlemeli, kendimizi dünyanın sahibi olarak değil; tüm canlılarla paylaştığımız bir yaşam alanının parçası olarak görmeliyiz. Devletler de bu anlayışı mevzuatlarına yerleştirmeli; korunan alanları artırmalı ve ekosistemlerin işleyişine zarar veren uygulamalardan kaçınmalıdır.” dedi.</p>
<p>Ataç, sürdürülebilir yaşam ve biyolojik çeşitliliği korumak için &#8220;Kurucu Onursal Başkanlarımızın bu konudaki sözleri bugün de bizlere yol gösteriyor. Merhum Kurucu Onursal Başkanımız Toprak Dedemiz Hayrettin Karaca’nın dediği gibi, ‘İhtiyacımız kadar tüketelim, bize yaşam sunanları yaşatalım.’ Yine merhum Kurucu Onursal Başkanımız, Yaprak Dedemiz A. Nihat Gökyiğit’in her zaman vurguladığı gibi, ‘Evrenin o akıl almaz düzenini dengede tutan, biyolojik zenginliktir.’ TEMA Vakfı olarak A. Nihat Gökyiğit Biyolojik Çeşitlilik Projesi ile ülkemizdeki biyolojik çeşitliliğin korunmasının hayati önemini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.” sözleriyle herkesi ortak sorumluluk almaya davet etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogayla-birlikte-variz-biyolojik-cesitliligi-korumak-yasami-korumaktir-535620">Doğayla Birlikte Varız: Biyolojik Çeşitliliği Korumak Yaşamı Korumaktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay, &#8220;Kültürel mirasımızı korumak en önemli amacımız&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-kulturel-mirasimizi-korumak-en-onemli-amacimiz-451757</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Apr 2024 18:54:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[amacımız]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[mirasımızı]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=451757</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Tarihi Liman Kenti İzmir: 18 Nisan ve Geçmişten Geleceğe UNESCO Çalışmaları” adlı çalıştayın açılışını yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-kulturel-mirasimizi-korumak-en-onemli-amacimiz-451757">Başkan Tugay, &#8220;Kültürel mirasımızı korumak en önemli amacımız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Tarihi Liman Kenti İzmir: 18 Nisan ve Geçmişten Geleceğe UNESCO Çalışmaları” adlı çalıştayın açılışını yaptı.</p>
<p>Kültürel mirası korumanın kent için önemine değinen Başkan Tugay, UNESCO Dünya Mirası geçici listesinde bulunan İzmir Tarihi Liman Kenti ile ilgili süreci çok yakından takip ederek altyapı ve üst yapısı ile çalışmalara öncelik vereceklerini söyledi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 18 Nisan Uluslararası Anıtlar ve Sitler Günü (ICOMOS Günü) kapsamında İzmir Tarihi Liman Kenti Alan Başkanlığı ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) tarafından, TARKEM (Tarihi Kemeraltı İnşaat Yatırım Ticaret A.Ş) ev sahipliğinde düzenlenen “Tarihi Liman Kenti İzmir: 18 Nisan ve Geçmişten Geleceğe UNESCO Çalışmaları” adlı çalıştaya katıldı. Tarihi Akın Pasajı’nda düzenlenen çalıştaya Başkan Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu, İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, İzmir Tarihi Liman Kenti Alan Başkanı Abdülaziz Ediz, TARKEM  Genel Müdürü Sergenç İneler, akademisyenler ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı.</p>
<p><strong>“Kültürel mirasa sahip çıkacağımdan kimsenin şüphesi olmasın”</strong></p>
<p>Başkan Tugay ilk olarak İzmir Valiliği tarafından restorasyonu tamamlanan tarihi Akın Pasajı’nı gezdi. Kültürel Miras ve Risk Yönetimi temasında UNESCO Kürsüsü oluşturma çalışmalarının masaya yatırıldığı çalıştayın açılış konuşmasını yapan Başkan Tugay, “Tarihi Liman Kenti çalışmaları, sivil toplum kuruluşları ve akademisyenler iş birliğiyle yürütülüyor. Genel anlamda kültürel mirası korumak, bir kent için en önemli amaçlardan birisi. Bir belediye için de en önemli faaliyet alanlarından birisi.  Bu konuda benim de kültürel mirasa sahip çıkan bir duruş sergileyeceğimden kimsenin şüphesi olmasın. Adaylık dönemimde TARKEM’den burada yürütülen çalışmalar hakkında özet bir bilgi aldım ve kendilerini tebrik ettim. Çok başarılı işler yürütüldüğünü gördüm. Bu yolda yürümeye devam etmeliyiz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Hepimizin öncelikli sorumluluğu”</strong></p>
<p>Başkan Tugay, UNESCO Dünya Mirası geçici listesinde bulunan içinde Kemeraltı, Kadifekale ve Basmane’nin de yer aldığı İzmir Tarihi Liman Kenti ile ilgili süreci çok yakından takip ederek altyapı ve üst yapı ile ilgili çalışmalara öncelik vereceklerini söyledi. Başkan Tugay, “Kültürel mirasımızı korumak ve bir an önce bu bölgeyle ilgili hedeflenen yönetim planı çerçevesinde çalışmak, hepimizin öncelikli sorumluluğu. Süreci yakından takip ederek bu çalışmanın bir parçası olacağım” ifadelerini kullandı.  </p>
<p><strong>“Kemeraltı ya küçülecek ya da tarihi misyonuna geri dönecek”</strong></p>
<p>İzmir Vali Yardımcısı İsmail Çorumluoğlu, “Bu süreçte önümüzde bir yol ayrımı var. Kemeraltı ya biraz daha küçülerek hayatına devam edecek ya da kamu eliyle yapılan çalışmalarla tarihi misyonuna geri dönecek. Bizim gönlümüzden geçen Kemeraltı’nın tarihi misyonuna geri kavuşmasıdır. Belediyelerimiz bu konuda değerli katkılar sağladı ve daha da iyi çalışmalar yapılacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Kemeraltı Konak’ın göz bebeğidir”</strong></p>
<p>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, “Kemeraltı, Konak’ın göz bebeğidir. Kemerlatı’nın uluslararası alanda tanınırlığının artması ile çok farklı bir İzmir çok farklı bir Kemeraltı göreceğimize inanıyorum. Konak Belediyesi, her zaman bu çalışmaların içinde yer alacak” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Sahip olduğumuz tüm birikimi vermeye hazırız”</strong></p>
<p>Kemeraltı ve İzmir için üniversite olarak yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi veren İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, “İrademizi, aklımızı, gücümüzü ortaya koyarsak Kemeraltı’nı hep birlikte dönüştürebiliriz. Kemeraltı, dünyanın bilinen en büyük açık hava çarşısı. İzmir’in markası Kemeraltı’dır. Biz İYTE olarak doğal afetlerin 2100 yılına kadar devam edeceği düşüncesiyle bütün bunların önlemini almaya çalışıyoruz. Bu önlemi almak doğayla kavga ederek değil, doğayla uyum içinde yaşamakla, akla ve bilime inanmakla oluyor. İzmir’in bir dünya kenti olması için tüm birikimimizi paylaşmaya hazırız.  Tarihi emanetlerimizi koruyarak gelecek nesillere aktarmak ve İzmir’i her anlamda daha yaşanabilir bir kent yapmak için yerel yönetimlerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi. </p>
<p><strong>“Cemil Başkanımızın Kemeraltı ile duygusal bir bağı var”</strong></p>
<p>TARKEM Genel Müdürü Sergenç İneler ise, “TARKEM bütün paydaşların bir arada olduğu bir kent ittifakıdır. Cemil Başkanımızın Kemeraltı ile duygusal bir bağı var. Bu çok heyecan verici. Hep birlikte yeni dönemle beraber Kemeraltı için önemli çalışmaları bu kent ittifakı ile hayata geçireceğimize inanıyorum” dedi.</p>
<p><strong>“Kültürel miraslar bilimsel değerlerle korunmalı”</strong></p>
<p>Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nın UNESCO sürecine ilişkin bilgi veren İzmir Tarihi Liman Kenti Alan Başkanı Abdülaziz Ediz, “Çok katmanlı kültürel mirasın algılanması ve gelecek nesillere aktarılmasını içeren Alan Planı’nın tüm paydaşlarımızca uygulanması gerekmektedir. Kemeraltı’nın değerlerinin korunması ve yaşatılması için çalışmalarımız devam ediyor. İzmir tarih boyunca kültürel miraslarını doğal afetlerde kaybetmiştir. Ülkemizde özellikle 6 Şubat depremi sonrası yeri dolduramaz olan kültürel mirasların bilimsel değerlerle korunması gerektiği ortaya çıkmıştır” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-kulturel-mirasimizi-korumak-en-onemli-amacimiz-451757">Başkan Tugay, &#8220;Kültürel mirasımızı korumak en önemli amacımız&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den Muğla&#8217;nın Doğasını Korumak İçin 189 Dava</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-muglanin-dogasini-korumak-icin-189-dava-427184</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Dec 2023 11:26:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehirden]]></category>
		<category><![CDATA[dava]]></category>
		<category><![CDATA[doğasını]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[muğlanın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=427184</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi kentin doğasını, çevresini ve kıyılarını korumak için hukuki yollardan mücadele etmeye devam ediyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi 189 dava açarak usulsüz imar uygulamaları ve çevreye zarar verebilecek düzenlemeleri engellemeye çalışıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-muglanin-dogasini-korumak-icin-189-dava-427184">Büyükşehir&#8217;den Muğla&#8217;nın Doğasını Korumak İçin 189 Dava</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir’den Muğla’nın Doğasını Korumak İçin 189</p>
<p>Dava</p>
<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi kentin doğasını, çevresini ve kıyılarını</p>
<p>korumak için hukuki yollardan mücadele etmeye devam ediyor. Bu</p>
<p>kapsamda Büyükşehir Belediyesi 189 dava açarak usulsüz imar</p>
<p>uygulamaları ve çevreye zarar verebilecek düzenlemeleri engellemeye</p>
<p>çalışıyor.</p>
<p>Muğla Büyükşehir Belediyesi, usulsüz olarak imara açılan ve çevreye zarar</p>
<p>verebilecek düzenlemelere karşı hukuki mücadelesini sürdürüyor. Bu kapsamda</p>
<p>Büyükşehir Belediyesi bugüne kadar toplam 189 çevre ve imar davası açtı.</p>
<p>Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinin başında gelen</p>
<p>Muğla’da, Büyükşehir Belediyesi bir yandan çevre yatırımları</p>
<p>gerçekleştirirken diğer yandan da çevreye ve doğaya zarar</p>
<p>verebilecek düzenlemelere karşı hukuki mücadelesini</p>
<p>sürdürüyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi sit derecelerinin değiştirilerek eşsiz</p>
<p>koyların yapılaşmaya açılması, tarım alanlarının korunması ve farklı inşaat</p>
<p>çalışmalarının yapılmasının önüne geçilmesi için bu güne kadar toplam 189</p>
<p>dava açtı. Bu davalardan 24 tanesini Büyükşehir Belediyesi kazandı ve</p>
<p>sonuçlanarak karara bağlandı. 42 dava da Büyükşehir Belediyesi lehine</p>
<p>sonuçlandı ve bir üst mahkemede devam ediyor. 25 dava Büyükşehir aleyhine</p>
<p>sonuçlandı ve itirazlarla birlikte 78 dava da devam ediyor.</p>
<p>Başkan Gürün; “Gelecek nesillere miras Muğla için yatırımlar yanında</p>
<p>hukuk mücadelemizde sürüyor”</p>
<p>Muğla’nın doğal ve tarihi güzellikleri ile dünyanın en özel şehirlerinden biri</p>
<p>olduğunu söyleyen Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün</p>
<p>yaşadıkları şehri koruyarak geleceğe taşımak için yatırımlar yanında hukuk</p>
<p>mücadelesi de verdiklerini belirtti.</p>
<p>Başkan Gürün; “Herkesin Muğla ile ilgili bir anısı, yaşanmışlığı vardır ya da</p>
<p>olacaktır. Muğla sadece nüfusa kayıtlı olanların yaşadığı bir şehir değil, her</p>
<p>mevsim yerli ve yabancı misafirleri ağırlayan, sevgi, hoşgörü ve güler yüzün</p>
<p>şehridir. Eşsiz güzellikleri ile bir çekim merkezi olan şehrimizi korumak, </p>
<p>gelecek nesillere yeşili ve mavisiyle çok güzel bir Muğla miras bırakmak için</p>
<p>çalışıyor, projeler üretiyoruz. Çevreye saygılı yatırımlarımız yanında,</p>
<p>yeşilimize, mavimize zarar verebilecek düzenlemelere karşı hukuk</p>
<p>mücadelemizi de sonuna kadar sürdürüyoruz. Muğla için açtığımız davalar,</p>
<p>verdiğimiz hukuk mücadelesi ile gelecek nesiller de bu özel şehirde yaşamaktan</p>
<p>mutlu olacak ve bu şehrin kıymetini bilecek” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-muglanin-dogasini-korumak-icin-189-dava-427184">Büyükşehir&#8217;den Muğla&#8217;nın Doğasını Korumak İçin 189 Dava</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı: Toprağı korumak hepimizin görevi, Türkiye Çöl Olmasın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-topragi-korumak-hepimizin-gorevi-turkiye-col-olmasin-421126</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Nov 2023 07:08:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çöl]]></category>
		<category><![CDATA[görevi]]></category>
		<category><![CDATA[hepimizin]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[olmasın]]></category>
		<category><![CDATA[tema]]></category>
		<category><![CDATA[toprağı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421126</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, bu yıl 13 - 19 Kasım tarihleri arasında kutlanan Erozyonla Mücadele Haftası’nı “Türkiye Çöl Olmasın” sloganıyla karşılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-topragi-korumak-hepimizin-gorevi-turkiye-col-olmasin-421126">TEMA Vakfı: Toprağı korumak hepimizin görevi, Türkiye Çöl Olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TEMA Vakfı: Toprağı korumak hepimizin görevi,</strong></p>
<p><strong>Türkiye Çöl Olmasın!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TEMA Vakfı, bu yıl 13 &#8211; 19 Kasım tarihleri arasında kutlanan Erozyonla Mücadele Haftası’nı “Türkiye Çöl Olmasın” sloganıyla karşılıyor.  Ülkemizin önemli bir bölümünün çölleşme riski altında olduğunu ifade eden TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Çölleşmenin en önemli sebeplerinden biri de erozyon. İklim kriziyle artan şiddetli yağışlarsa erozyonu artırarak topraklarımızı yok ediyor. Ülkemizde her yıl 642 milyon ton toprak erozyona uğruyor” diyerek toprağı korumanın hepimizin görevi olduğunu bir kez daha hatırlattı.</strong></p>
<p> </p>
<p>TEMA Vakfı tarafından hafta boyunca; çevrim içi webinar, uzun yıllardır düzenlenen geleneksel Toprak Yürüyüşü, stant çalışmaları ve eğitim sunumları gibi çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bir kez daha sesleniyoruz: Türkiye çöl olmasın!</strong></p>
<p>Türkiye 1994 yılında, TEMA Vakfı’nın yıllardır birlikte anıldığı “Türkiye Çöl Olmasın!” sloganı ile tanışmış ve slogan o dönem toplumda büyük yankı uyandırmıştı. Önlem alınmadığı takdirde, ülkemizin çölleşme tehlikesi ile karşı karşıya olduğu ilk kez bu kadar yüksek sesle dile getirilmişti. TEMA Vakfı 29 yılın ardından insan faaliyetlerinin neden olduğu ekolojik tahribatların ve bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük tehdit olan iklim krizinin şiddetinin artması nedeniyle bir kez daha “Türkiye Çöl Olmasın” diyor ve iklim krizi, erozyon, çölleşme ve kuraklığın ülkemizdeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor.</p>
<p>Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ne (IPCC) göre; iklim krizinin sebep olduğu, dünyanın ortalama sıcaklığındaki 1.1°C artış iklim krizinden en çok etkilenecek yerlerden biri olan ve ülkemizin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda, dünyanın geri kalanına göre %50 oranında daha fazla yaşanacak.</p>
<p> </p>
<p><strong>2030 yılına gelmeden su fakiri olabiliriz</strong></p>
<p>“İklim krizine dur demezsek sıcak hava dalgaları sıklığını ve şiddetini artıracak, buna bağlı olarak su varlıklarımız giderek azalacak” diyen Deniz Ataç, “Bugün kişi başına düşen 1.347 m3 su miktarı ile su kıtlığı çeken bir konumda olan ülkemizin, nüfus artışı ve su potansiyelindeki azalma ile birlikte 2030 yılından önce su fakiri bir ülke konumuna geleceği öngörülüyor. Yapılan araştırmalar, 2070 yılına gelindiğinde Akdeniz Havzası’nın en büyük gölü olan Beyşehir Gölü başta olmak üzere ülkemizin birçok su varlığının yok olacağını gösteriyor. Ülkemizin su potansiyelinde 2100 yılına kadar; iyi senaryoda %15-20, kötü senaryoda ise %40-45 oranında azalma olacağı düşünülüyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ülkemiz şimdiden ciddi bir kuraklık tehdidi altında</strong></p>
<p>Artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar sonucu yaşanan kuraklıkların, tarımsal üretimi de ciddi boyutta etkilediğine vurgu yapan Ataç, “Ülkemizin birçok bölgesinde şiddetli kuraklık yaşanıyor. Küresel ısınmanın 1.5°C’de sınırlanmaması durumunda, 2050 yılına gelindiğinde tarımsal ürünlerin verimliliği %45 oranında azalacak. Küresel gıda ihtiyacının %35-56 oranında artacağı göz önünde bulundurulduğunda, toprak varlığımızı korumanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görüyoruz. </p>
<p>Ancak ülkemiz karasal alanının yaklaşık 3/4’ü orta ve yüksek şiddette çölleşme riski altında. Çölleşmenin en önemli sebeplerinden biri de erozyon. İklim kriziyle artan şiddetli yağışlarsa erozyonu artırarak topraklarımızı yok ediyor. Ülkemizde her yıl 642 milyon ton toprak erozyona uğruyor. Bu da en az 500 yıl gibi bir zamanda oluşan 1 cm’lik verimli üst toprağın 16 yıl gibi kısa bir sürede kaybedilmesi anlamına geliyor” dedi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İklim kriziyle mücadele için toprağı korumalıyız</strong></p>
<p>“Toprak; atmosferden karbonu alan bitkilerin yaşam alanı olmasının yanı sıra en büyük karbon deposudur. Bu nedenle iklim krizinin etkilerini azaltan çözümlerin odağında toprağın korunması yer alıyor. İklim kriziyle mücadele için toprağı korumak hepimizin görevi” ifadelerini kullanan Ataç, “Sera gazı salımının 2030 yılına kadar en az %35 oranında azaltılması, kömür başta olmak üzere fosil yakıt kullanımına son verilmesi ve toprak varlığımızın korunarak çölleşme ile mücadele edilmesi konusundaki çağrımızı yineliyoruz” diyerek bir kez daha karar vericilere seslendi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tema-vakfi-topragi-korumak-hepimizin-gorevi-turkiye-col-olmasin-421126">TEMA Vakfı: Toprağı korumak hepimizin görevi, Türkiye Çöl Olmasın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğurganlığı Korumak Mümkün mü?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogurganligi-korumak-mumkun-mu-413712</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Oct 2023 12:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğurganlığı]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413712</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yakın zamana kadar doğurganlığın korunması ütopik bir kavram olarak görülürken son yıllarda hızla gelişen teknoloji ile güncel klinik uygulamalar arasında yerini aldı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogurganligi-korumak-mumkun-mu-413712">Doğurganlığı Korumak Mümkün mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yakın zamana kadar doğurganlığın korunması ütopik bir kavram olarak görülürken son yıllarda hızla gelişen teknoloji ile güncel klinik uygulamalar arasında yerini aldı. İleri yaş, kanser tedavisi planlanan, bağışıklık sistemi (otoimmün) hastalıkları olan kadınlarda doğurganlığın korunması gerekebileceğini söyleyen Liv Hospital Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Kemal Atasayan etkili tedavi yönntemlerinden bahsetti.</strong></p>
<p><strong>Doğurganlığın korunması nedir?</strong></p>
<p>Hastaların gelecekteki üreme şanslarını korumalarına yardımcı olmak amacıyla yapılan tıbbi uygulamalardır. </p>
<p><strong>Hangi durumlarda doğurganlığın korunması gerekebilir?</strong></p>
<p><strong>Yaş en önemli faktörlerden biridir</strong>: Çünkü birçok kadın kariyeri nedeniyle ya da doğru eşle tanışmadığı için doğum yapmayı erteler. Her kadının doğduğunda yumurtalıklarında yaklaşık 1-2 milyon oosit (yumurta) bulunur ve yaşla beraber azalarak ergenlik çağında yaklaşık 400.000&#8217;e kadar düşer. Doğurganlık 37 yaşından sonra keskin bir şekilde azalır ve özellikle 40 yaş ve üzerinde gebe kalmak önemli ölçüde zorlaşır çünkü yumurtaların hem sayısı hem de kalitesi düşer. Bu nedenle kadınlar ileride kullanmak üzere yumurtalarını dondurabilir.</p>
<p><strong>Kanser üreme organlarını etkileyebilir</strong> veya yumurtalıklardaki hasar kemoterapi veya radyoterapinin türü ve dozundan kaynaklanabilir. Günümüzde kanser için geliştirilen etkili tedavi protokolleri göz önüne alındığında, hastaların çoğunluğu hastalıklarından kurtulabilmekte ve bu da gelecekteki doğurganlık seçeneklerini kemo veya radyoterapinin potansiyel zararlı etkisinden korumayı çok önemli hale getirmektedir.</p>
<p><strong>Doğurganlığın azalmasına neden olabilecek en önemli risk faktörleri:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Kemoterapi:</strong> Üreme organları, özellikle yumurtalıklar, kemoterapi gibi tedavilere karşı son derece hassastır. Bazı ilaçlar yumurtalık veya testis hasarına neden olabilir. Bu ilaçlar kanser hücrelerini öldürmenin yanı sıra yumurta ve sperm hücrelerini de öldürebilir.</li>
<li><strong>Radyoterapi:</strong> Bu tedavide kanser hücrelerinin DNA&#8217;sına zarar vermek için yüksek enerjili X-ışınları, gama ışınları ve/veya yüklü parçacıklar kullanılır. Radyasyon bölgesi üreme organlarına yakınsa doğurganlığı etkileyebilir. Kemik iliği nakli hazırlığı için tüm vücut ışınlaması da doğurganlığı etkiler.</li>
<li><strong>Cerrahi tedavi:</strong> Üreme organlarının cerrahi olarak çıkarılması, oositleri ve embriyoları kriyoprezerve etmedikçe bir kadının hamile kalmasını zorlaştırabilir veya imkansız hale getirebilir. Kanser nedeniyle yumurtalıkları alınanacak veya başka bir patolojiye bağlı yumurtalık cerrahisi yapılması planlanan bir kadın, gelecekte çocuk sahibi olma şansını korumak için ameliyattan ve tedaviden önce yumurtalarını dondurmalıdır.</li>
<li><strong>Geç yaşlarda çocuk doğurma isteği:</strong> Değişen yaşam koşullarına bağlı artık aile kurma yaşı ilerlemekte ve ilk doğumların 35 yaşından sonra gerçekleşmesi giderek yaygınlaşmaktadır. Bir kadının doğurganlığı her geçen yıl azaldığı için, birçok kişi 30&#8217;lu ve 40&#8217;lı yaşlarının sonlarında aile kurabilecekleri umuduyla doğurganlığın korunmasını düşünmektedir.</li>
<li><strong>Otoimmün hastalıklar:</strong> Romatoid artrit gibi bazı otoimmün hastalıklar bir kadının veya erkeğin doğurganlığına zarar verebilir.</li>
</ul>
<p><strong>Doğurganlığın korunması için ne zaman doktora başvurmak gerekir? </strong></p>
<p>Doğurganlığını tamamlamamış hastalar risk faktörlerinden herhangi birine sahip olduğunda en kısa zamanda  konunun uzmanıyla görüşmelidir. Bu hem erkekler hem de kadınlar için geçerlidir. Doğurganlık tedavileri zaman ve planlama gerektirir ve tedavinin diğer tıbbi ekiplerle koordine edilmesi gerekebilir.</p>
<p><strong>Doğurganlığı korumak için ne tür tedaviler kullanılır?</strong></p>
<ul>
<li><strong>Embriyo kriyoprezervasyonu (Embriyo dondurma):</strong> Bu prosedürle hasta, yumurtalıkların birden fazla yumurta geliştirmesi için uyarılması, bunların toplanması ve ardından embriyo oluşturmak için sperm hücreleriyle birleştirilmesiyle başlayan bir in-vitro fertilizasyon döngüsünden geçer. Embriyolar daha sonra kriyoprezervasyon sırasında buz kristallerinin zarar görmesini önlemek için kriyoprotektan maddelerle muamele edilir ve ileride kullanılmak üzere muhafaza edilir.</li>
<li><strong>Oosit kriyoprezervasyonu (Yumurta dondurma):</strong> Bu prosedür için, hastalar birden fazla yumurta geliştirmek için yumurtalık stimülasyonuna tabi tutulur ve bu yumurtalar toplandıktan sonra dondurularak saklanır. </li>
<li><strong>Yumurtalık dokusu kriyoprezervasyonu:</strong> Bazı kanser türleri nedeniyle acil tedaviye ihtiyaç duyan ve hiç bekleyecek zamanı olmayan hastalarda tek seçenek yumurtalık dokusunu dondurmaktır. Bu yöntemle yumurtaların bulunduğu yumurtalık kortikal dokusunu çıkarılır ve bu doku daha sonra hastanın ihtiyacı olana kadar dondurulabilir.</li>
<li><strong>Sperm kriyoprezervasyonu (Sperm dondurma):</strong> Yumurta ve embriyolara benzer bir işlemle spermler de dondurularak saklanabilir. Sperm daha sonra hasta babalık için hazır olunca kullanılır.</li>
</ul>
<p>Ülkemizde de doğurganlığın korunması amacıyla üreme hücre ve dokularının saklanmasının yasal prosedürleri yönetmelikle belirlenmiştir. Buna göre kemoterapi ve radyoterapi gibi üreme hücrelerine zarar veren tedaviler öncesinde, üreme fonksiyonlarının kaybedilmesine yol açacak olan ameliyatlar (Yumurtalıkların alınması gibi) öncesinde ve düşük over rezervi olup henüz doğurmamış veya aile öyküsünde erken menopoz hikayesi olanlarda bu prosedürler uygulanabilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogurganligi-korumak-mumkun-mu-413712">Doğurganlığı Korumak Mümkün mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaspersky SD-WAN: Coğrafi Olarak Dağınık Ağları Korumak için Yeni Çözüm</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kaspersky-sd-wan-cografi-olarak-daginik-aglari-korumak-icin-yeni-cozum-412470</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Oct 2023 11:24:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[ağları]]></category>
		<category><![CDATA[coğrafi]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[dağınık]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kaspersky]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[sdwan]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=412470</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni Kaspersky çözümü şirketlerin güvenilir ağlar kurmasına, coğrafi olarak dağınık işletmelerin faaliyetini sürdürmesine ve yeni şubeleri el değmeden ağa bağlamasına yardımcı oluyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-sd-wan-cografi-olarak-daginik-aglari-korumak-icin-yeni-cozum-412470">Kaspersky SD-WAN: Coğrafi Olarak Dağınık Ağları Korumak için Yeni Çözüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yeni Kaspersky çözümü şirketlerin güvenilir ağlar kurmasına, coğrafi olarak dağınık işletmelerin faaliyetini sürdürmesine ve yeni şubeleri el değmeden ağa bağlamasına yardımcı oluyor. Yazılım Tanımlı Geniş Alan Ağı (SD-WAN), tüm kurumsal ağın tek bir konsoldan yönetimini sağlayarak şirketlerin bireysel iletişim kanallarını ve ağ işlevlerini birleştiriyor.</strong></p>
<p>P&#038;S Intelligence tarafından sağlanan verilere göre, SD-WAN pazar büyüklüğü 2022 yılında 3 milyar 514 milyon dolarken 2023 yılında 30 milyar 907 milyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu büyüme, artan bulut çözümleri, internet geniş bant bağlantılarına yönelik artan talep ve ağ çevikliği ve görünürlüğüne yönelik artan ihtiyaçtan kaynaklanıyor.</p>
<p>Kaspersky, bu talebi karşılamak için sorunlara karşı dayanıklı bir iş altyapısı oluşturmak ve coğrafi olarak dağıtılmış ağları güvence altına almak için tasarlanmış bir çözüm olan Kaspersky SD-WAN&#8217;ı piyasaya sürdü. Kaspersky’nin sunduğu bu çözüm, şube ofisleri olan şirketler, dağıtık konumlara sahip üretim şirketleri, uzak ev ofisler veya ATM&#8217;leri olan şirketler için eşit derecede kullanışlılık sunuyor.</p>
<p>Kaspersky SD-WAN, güvenilir bir dağıtılmış ağın üzerinde birleşik bir güvenlik platformu oluşturma yolunda önemli bir adıma karşılık geliyor. Kaspersky SD-WAN ile Secure Access Service Edge (SASE) de oluşturmak mümkün.</p>
<p><strong>Müşteri Tesisleri Ekipmanı (CPE) Desteği ve El Değmeden Hizmet</strong></p>
<p>Kaspersky SD-WAN, farklı Müşteri Tesisleri Ekipmanı (CPE) türlerini destekliyor ve müşterilerin sanal cihazları çalıştırmak için kendi kaynaklarını veya Kaspersky SD-WAN Edge Service Router (KESR) serisinden önerilen modelleri kullanmalarına olanak tanıyor. Sunulan telekomünikasyon cihazı, şirkete tek bir kutu içinde çok çeşitli ağ işlevleri sağlıyor. </p>
<p>Ayrıca CPE, Zero-Touch Provisioning (ZTP) ile ek yapılandırmalar olmaksızın yeni konumlara sorunsuz ve hızlı bir şekilde bağlanmayı sağlayarak yaygınlaştırma süresini dakikalara indiriyor.</p>
<p>Kaspersky SD-WAN, cihaz yazılımı yükseltmeleri, envanter toplama, yaşam döngüsü yönetimi ve sorun giderme gibi rutin işlemleri otomatikleştirerek tüm cihazların merkezi olarak yönetilmesini sağlıyor. Yapılandırmaları güncellerken veya değiştirirken olası hataların ortadan kaldırılmasına yardımcı oluyor ve ortalama geri yükleme süresini azaltıyor.</p>
<p><strong>Kanal Optimizasyonu ve Bağlantı Yönetimi</strong></p>
<p>Kaspersky SD-WAN, dahili yük dengeleme sayesinde veri aktarımı için aynı anda kullanılabilen çeşitli kablosuz veya kablolu iletişim kanalları (MPLS, Ethernet, 4G, vb.) ile tüm şirket kaynaklarına erişim sağlayabiliyor. Dinamik trafik mühendisliği, dahili derin paket denetimi (DPI) ve gerçek zamanlı kalite kontrolü, trafiğin en uygun bağlantıya yönlendirilmesini sağlayarak işletme maliyetlerini azaltıyor.</p>
<p>Çözüm ayrıca dengesiz ağ bağlantılarında bile verimli uygulama performansı sağlayan İleri Hata Düzeltme ve Paket Çoğaltma gibi bağlantı yönetimi özellikleri sunuyor.</p>
<p><strong>Ağ Altyapınızı En iyi Şekilde Görmenizi Sağlıyor</strong></p>
<p>Cihazın birleştirilmiş web arayüzü tüm ağın yönetimine izin veriyor. Trafik filtreleme kuralları ve güvenlik politikaları oluşturuyor, hizmet seviyesi anlaşmalarını (SLA&#8217;lar) tanımlıyor. Grafik oluşturucu, ağ altyapısının görselleştirilmesine ve sürükle-bırak modunda yeni hizmetlerin entegre edilmesine olanak tanıyor.</p>
<p><strong>Güvenlik Hizmetleri ve Analitik Araçların Hızlı Entegrasyonu</strong></p>
<p>Sanal Ağ İşlevleri (Virtual Network Functions &#8211; VNF) yöneticisi, hem Kaspersky hem de diğer üçüncü parti satıcıların güvenlik duvarları, güvenli web ağ geçitleri ve saldırı önleme sistemleri gibi trafik kontrol ve güvenlik araçlarının otomatik olarak dağıtılmasını sağlıyor.</p>
<p>Kaspersky Secure Access Service Edge İş Geliştirme Müdürü <strong>Maxim Kaminsky</strong>, şunları söylüyor: <em>&#8220;Coğrafi olarak dağılmış işletmelerin güvenilir bir şekilde sürdürülmesi ve yeni ofislerin şirket ağına hızlı bir şekilde bağlanması ek maliyetler, buna karşılık gelen araçlar ve uzmanlık gerektiriyor. Bu talebi karşılamak için tutarlı güvenlik politikası ve zengin entegrasyon özellikleriyle hatalara karşı dayanıklı ve verimli kurumsal ağ oluşturan kapsamlı bir ürün sunuyoruz. Kaspersky SD-WAN, şirketlerin her yeni ofiste sıfırdan BT sistemi kurmadan dünya genelindeki kurumsal ağların tüm altyapısını yönetmesine olanak tanıyor.&#8221;</em> </p>
<p>Kaspersky SD-WAN hakkında daha fazla bilgi için web sitesini ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p><strong>Kaspersky hakkında</strong></p>
<p>Kaspersky, 1997 yılında kurulmuş küresel bir siber güvenlik ve dijital gizlilik şirketidir. Kaspersky&#8217;nin derin tehdit istihbaratı ve güvenlik uzmanlığı, dünya genelinde işletmeleri, kritik altyapıları, hükümetleri ve tüketicileri korumak için sürekli olarak yenilikçi çözümlere ve hizmetlere dönüşmektedir. Şirketin kapsamlı güvenlik portföyü, gelişmiş ve gelişen dijital tehditlerle mücadele etmek için önde gelen uç nokta koruması, özel güvenlik ürünleri ve hizmetleri ile Siber Bağışıklık çözümlerini içeriyor. 400 milyondan fazla kullanıcı Kaspersky teknolojileri tarafından korunmaktadır ve şirket 220.000&#8217;den fazla kurumsal müşterinin kendileri için en önemli olanı korumalarına yardımcı oluyor. kaspersky.com adresinden daha fazla bilgi edinin.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kaspersky-sd-wan-cografi-olarak-daginik-aglari-korumak-icin-yeni-cozum-412470">Kaspersky SD-WAN: Coğrafi Olarak Dağınık Ağları Korumak için Yeni Çözüm</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzu Rahim Ağzı Kanserinden Korumak İçin Erkenden Önlem Alın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzu-rahim-agzi-kanserinden-korumak-icin-erkenden-onlem-alin-404125</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Sep 2023 10:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağzı]]></category>
		<category><![CDATA[alın]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzu]]></category>
		<category><![CDATA[erkenden]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinden]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=404125</guid>

					<description><![CDATA[<p>200’den fazla türü olan Human Papilloma Virus (HPV) dünyada yaygın olarak görülüyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzu-rahim-agzi-kanserinden-korumak-icin-erkenden-onlem-alin-404125">Çocuğunuzu Rahim Ağzı Kanserinden Korumak İçin Erkenden Önlem Alın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>200’den fazla türü olan Human Papilloma Virus (HPV) dünyada yaygın olarak görülüyor. Çoğu HPV türü herhangi bir bulguya sebep olmaksızın bağışıklık sistemi tarafından vücuttan temizlenebiliyor. Ancak bazı HPV türleri, belirli kanserlerin gelişme riskini artırabiliyor. Günümüzde HPV’nin riskli türlerine karşı geliştiren aşılar mevcut olup çocukluk çağından itibaren uygulanabiliyor. Çocukların HPV’ye karşı mümkün olduğunca erken aşılanması gelecekte de onları bazı kanser tiplerine karşı daha iyi koruyabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Utkucan Uçkun, HPV virüsü ve HPV aşıları hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>HPV sadece kadınları etkilemiyor</strong></p>
<p>Rahim ağzı kanseri, 35 yaş altı kadınlarda görülen en yaygın kanser türlerinden biridir ve HPV&#8217;nin neden olduğu kanserler arasında en yaygın olanıdır. Bu nedenle HPV’ye karşı ergenlik döneminde önlem alınabilirse gelecekte görülecek rahim ağzı kanseri olgularının sayısı da azaltılabilir. HPV rahim ağzı (serviks) dışında genital bölge (vulva, vajen ve penis), anüs ve orofarenks (ağız ve yutak) kanserlerine de yol açabilmektedirler. Bu kanserler, HPV bulaşından yıllar sonra ortaya çıkarlar. Özellikle HPV’nin 16 ve 18 tipleri, çoğu rahim ağzı kanseri olgusunun temelinde yatmaktadır. Buna ek olarak özellikle HPV 6 ve 11 gibi türler, genital siğillerin %90’ından fazlasından sorumlu tutulmaktadırlar. HPV enfeksiyonu sadece kadınları etkileyen bir virüs değildir. Erkeklerde de anüs, orofarenks ve penis kanserlerine yol açabilmektedir. </p>
<p> </p>
<p><strong>9’lu aşı HPV’nin 9 riskli türüne karşı koruma sağlıyor</strong></p>
<p>HPV aşısı, HPV&#8217;nin bireye bulaşmasını engellemede oldukça etkin bir aşı olup HPV enfeksiyonlarının %99&#8217;unu durdurabilmektedir. Dört HPV tipine (6, 11, 16, 18) karşı koruyucu nitelikteki 4’lü HPV aşısının yanı sıra Türkiye’de de sıklıkla uygulanan yeni aşı 9 farklı HPV tipine (6,11,16,18,31, 33, 45, 52, 58) karşı koruma sağlayabilmektedir.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Erken yaşta aşı olmak rahim ağzı kanseri riskini azaltıyor</strong></p>
<p>HPV aşısının rutin aşılama programına dahil olduğu ülkelerde yapılan araştırmalar, 12-13 yaşlarında HPV’ye karşı aşılama başlatılan kadınlarda rahim ağzı kanseri olgularının neredeyse %87; aşılamanın 16-18 yaşlarda başlandığı grupta ise %34 azaldığını göstermektedir. Aşı ile rahim ağzı kanserine yakalanma olasılığı aşı olunmayan duruma kıyasla çok daha düşüktür, ancak rahim ağzı kanserlerinin %30&#8217;u aşının içerdiği HPV tipleri ile ilişkili değildir. Rahim ağzı kanseri gibi, HPV aşısı anüs kanseri riskini de büyük ölçüde azaltacaktır. Ancak, her iki kanser türü için de risk sıfırlanmamaktadır. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>9-15 yaş arası 2 doz, 15 yaş sonrası 3 doz öneriliyor</strong></p>
<p>Aşı 9 yaşından itibaren hem kız hem de erkek çocuklara uygulanabilmekte ve önerilmektedir. Her doz için aynı tip aşı kas içine enjeksiyon şeklinde uygulanmaktadır. Çoğunlukla ciddi bir yan etki gözlenmemektedir. En yaygın gözlenen yan etkiler zamanla kendiliğinden gerileyebilen baş ağrısı ve enjeksiyon yapılan bölgede hassasiyettir. Çok nadir olarak, bazı çocuklarda HPV aşısına karşı alerjik reaksiyon görülebilmektedir. </p>
<p>Eğer ilk doz 15 yaşından büyükken başlanırsa veya bireyin bağışıklık sistemi zayıf çalışıyorsa, iki yerine üç doza ihtiyaç duyulmaktadır. Yapılan araştırmalarda 15 yaş öncesi iki doz aşı uygulamanın üç doz kadar etkili olduğu görülmüştür. Bu yüzden doz ve zamanlama konusunda çocuk doktorunuza mutlaka danışmanız önerilmektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzu-rahim-agzi-kanserinden-korumak-icin-erkenden-onlem-alin-404125">Çocuğunuzu Rahim Ağzı Kanserinden Korumak İçin Erkenden Önlem Alın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayşe Çebi Liderliğini Korumak için Piste Çıkıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ayse-cebi-liderligini-korumak-icin-piste-cikiyor-398310</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Aug 2023 16:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[ayşe]]></category>
		<category><![CDATA[çebi]]></category>
		<category><![CDATA[çıkıyor]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[liderliğini]]></category>
		<category><![CDATA[piste]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398310</guid>

					<description><![CDATA[<p>Motul 2023 Türkiye Karting Şampiyonası’nda 165 puanla şampiyonanın junior kadınlar klasmanında lider durumda bulunan milli sporcu Ayşe Çebi, bu hafta sonu Uşak’ta dördüncü ayak yarışları için piste çıkacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayse-cebi-liderligini-korumak-icin-piste-cikiyor-398310">Ayşe Çebi Liderliğini Korumak için Piste Çıkıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Motul 2023 Türkiye Karting Şampiyonası’nda 165 puanla şampiyonanın junior kadınlar klasmanında lider durumda bulunan milli sporcu Ayşe Çebi, bu hafta sonu Uşak’ta dördüncü ayak yarışları için piste çıkacak.</strong></em> </p>
<p>Genç kadın milli karting sporcusu Ayşe Çebi, 19-20 Ağustos tarihlerinde Uşak Belediyesi Motorsporları Pisti’nde düzenlenecek olan Motul 2023 Türkiye Karting Şampiyonası 4. yarışına hazırlanıyor. Bu yarış öncesinde 165 puanla şampiyonanın junior kadınlar klasmanında lider durumda bulunan Çebi, şampiyona junior klasmanında ise üçüncü sırada yer alıyor.</p>
<p><strong>İtalya&#8217;da İkinci Oldu!</strong></p>
<p>Son olarak Temmuz sonunda IAME İtalya Şampiyonası 7. ayağı gece yarışında junior kadınlar klasmanında ikinci olarak podyuma çıkan genç sporcu, bu yarışın ardından İtalya’ya giderek, 26-27 Ağustos tarihlerinde Napoli&#8217;de ACI İtalya Karting Şampiyonası 4. ayağında mücadele edecek. Daha sonra kuzeye geçip Franciacorta pistinde 02-03 Eylül tarihlerinde yapılacak olan WSK Euro Serisi 1. ayağına katılacak olan Ayşe Çebi, yıl sonuna kadar Avrupa pistlerine kadar yarışmayı sürdürecek.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayse-cebi-liderligini-korumak-icin-piste-cikiyor-398310">Ayşe Çebi Liderliğini Korumak için Piste Çıkıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaş ilerlerken diş sağlığını korumak önemli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yas-ilerlerken-dis-sagligini-korumak-onemli-398126</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Aug 2023 11:54:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[ilerlerken]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398126</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağız ve diş sağlığını korumanın her gün etkili ağız temizliğini yapmak ve düzenli diş hekimi kontrolüne gitmekten geçtiğini belirten uzmanlar, ağız ortamının temizliğinin aksamasının hastalıkların başlaması için fırsat olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-ilerlerken-dis-sagligini-korumak-onemli-398126">Yaş ilerlerken diş sağlığını korumak önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ağız ve diş sağlığını korumanın her gün etkili ağız temizliğini yapmak ve düzenli diş hekimi kontrolüne gitmekten geçtiğini belirten uzmanlar, ağız ortamının temizliğinin aksamasının hastalıkların başlaması için fırsat olduğunu söylüyor. İleri yaşa gelmeden önce diş sağlığının korunmasının önemine vurgu yapan Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, ileri yaştaki hastaların kas kuvveti ve tükürük akışı azalmış olabileceğinden etkili ağız hijyeni sağlayamayabileceklerine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, genç yaşlardan itibaren ağız ve diş sağlığının korunmasının önemine ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Ağız ve diş sağlığını korumak önce düzenli kontrolden geçiyor</strong></p>
<p>Temelde ağız ve diş sağlığını korumanın, her gün etkili ağız temizliğini yapmak ve 6 ayda bir düzenli olarak diş hekimi kontrolüne gitmekten geçtiğini belirten Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “Ağız temizliğinden kasıt; etkili diş fırçalama ve diş hekiminin gerekli görmesi durumunda diş ipi kullanımı, arayüz fırçası kullanımı ya da ağız duşu kullanımı gibi temizleme etkinliklerinin yanı sıra, dişler üzerinde plak birimini kolaylaştıran, çürük ve diş eti hastalıklarının artışına neden olan karbonhidrat içerikli gıdaları olabildiğince az tüketmek, sert ve çiğneme gerektiren pişmemiş ürünlere ağırlık vermektir.” dedi.</p>
<p><strong>Ağız ortamının temizliğinin aksaması hastalıkların da başlangıcıdır</strong></p>
<p>Ağzın milyarlarca mikroorganizma barındıran bir ortam olduğunu hatırlatan Güler, “Bu mikroorganizmalar ortam temiz tutulduğu sürece güzel komşuluk ilişkileri içinde yaşarlar. Ne zaman ki ağız ortamının temizliği aksar işte o zaman bu güzel komşuluk ilişkileri bozulur ve bazı mikroorganizmalar diğerlerinden daha fazla çoğalmaya başlar. Çoğalmaları hastalık başlangıcı anlamına gelir ve diş eti kanamaları ya da daha yavaş gerçekleşen bir durum olsa da, diş çürüğü ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Mikroorganizmalar ile ilişkili olmayan ama ağız sağlığını bozan bir başka durumun da bruksizm olduğunu sözlerine ekleyen Güler, “Bu durum hastalarda rutinde karşılaştığımız bir tablo haline geldi. Maalesef ki çiğneme kası ya da diş ağrı-hassasiyeti yapmadığı takdirde hastalar genelde diş sıktıklarının farkında olmayabiliyor. Diş hekimi kontrolü sırasında diş yüzeylerindeki aşınmalar fark edilir. Bu aşınmalar zamanla çene ekleminde probleme neden olabilmekle birlikte, dişlerin şeklinin bozulmasına ve daha koyu renkli görünmesine sebep olabiliyor.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>İleri yaşlarda etkili ağız hijyeni sağlanamayabiliyor</strong></p>
<p>İleri yaştaki hastalarda uygulanan tedavi protokollerinin çok fazla farklılık göstermediğine değinen Güler, sistemik bir takım hastalıklar da yaşlı bireylere eşlik edebildiğinden, dikkat edilen noktanın kısa randevularla hastayı çok yormadan ağız içi işlemlerinin tamamlanması olduğunu ifade etti.</p>
<p>Güler, “Çok ileri yaştaki hastalarımızda kas kuvveti ve tükürük akışı azalmış olabileceğinden manuel fırçalama ile etkili ağız hijyeni sağlayamayabiliyorlar. Bu hastalara ağız hijyen metodu olarak döner başlıklı diş fırçaları ve ağız duşları gibi elektronik aletler tavsiye edilebilir. Ağız kuruluğu diş yüzeylerine plak birikimini kolaylaştırdığından, ağız kuruluğundan şikayeti olan hastaların ara ara yudumla su alıp ağız ortamını ıslatmaları veya sakız çiğnemeleri tavsiye edilebilir. Suyu her seferinde içmek zorunda değiller, gargara yapıp tükürebilirler. Çünkü normalden fazla su tüketmek de zararlı olabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yaş ilerlerken diş sağlığını korumak önemli</strong></p>
<p>İleri yaşa gelmeden önce diş sağlığını korumak için düzenli diş hekimi kontrolüne gidilmesi gerektiğine dikkat çeken Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kübra Güler, “6 ayda bir rutin diş hekimi kontrolleri bir çok ağız içi hastalığın erken dönemde tespit edilip tedavi edilebilmesini ya da daha güzeli, hastalıkların oluşmadan önlem alınabilmesini sağlar. Tüm ağız içi hastalıklar ağrı ya da kanama şeklinde bulgu vermeyip sessizce ilerleyebilir. Bu nedenle kontrol önemlidir. Bunun yanı sıra ağız temizliğine dikkat etmek ve özenli bir temizlik yapmak gerekir. Günümüzde yiyecek ve içecekler oldukça yumuşak ve yapışkan bir hal almıştır ki bu da diş yüzeylerine ve diş aralarına tutunmalarını kolaylaştırır. Yemesi kolay olan yiyeceklerin genel olarak temizliği daha zordur denebilir.” dedi.</p>
<p>Dişlerin ve diş etlerinin uzun yıllar kullanımı sonucu aşınmalar oluşabildiğini belirten Güler sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Zamanla diş yüzeylerinde minör aşınmalar ve diş etinde 1-2 milimetreyi geçmeyen çekilmeler görülmesi normaldir. Bunun için ortalama bir yaş aralığı verilemeyecek olmakla birlikte 60 yaşından sonra görülebilir, denebilir. Bu durum bir hastalık ifade etmez. Diş etinde kanama ya da diş yüzeyinde çürük olmadığı sürece ağız ortamı sağlıklıdır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-ilerlerken-dis-sagligini-korumak-onemli-398126">Yaş ilerlerken diş sağlığını korumak önemli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin Sağlığımızı Korumak İçin Bu Önerileri Dikkate Alın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beyin-sagligimizi-korumak-icin-bu-onerileri-dikkate-alin-389126</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jul 2023 08:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alın]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[dikkate]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığımızı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=389126</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hem bilişsel hem de fiziksel işlevlerimizi en iyi şekilde gerçekleştirmek için beyin sağlığının mutlaka korunması gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-sagligimizi-korumak-icin-bu-onerileri-dikkate-alin-389126">Beyin Sağlığımızı Korumak İçin Bu Önerileri Dikkate Alın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Hem bilişsel hem de fiziksel işlevlerimizi en iyi şekilde gerçekleştirmek için beyin sağlığının mutlaka korunması gerekiyor. Üstelik yaşam kalitemizin artırılması için de bu konunun son derece önemli olduğunu söyleyen Nöroloji uzmanı Dr. Yüksel Dede, “Aslında genel sağlığımızı korumamıza yönelik yaptığımız her şey aynı zamanda beyin sağlığımızı korumamıza da yardımcı olur” dedi.</em></p>
<p>Beyin sağlığımız yaşam tarzımız, alışkanlıklarımız ve günlük etkinliklerimizle güçlü ilişkisi olan bir durum. Dolayısıyla günlük yaşamımızda yapacağımız küçük değişikliklerin beyin sağlığımızı korumamıza katkı sağlayacağının altını çizen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Yüksel Dede, “Dünya Beyin Günü”nde bu konuda yapabileceklerimiz konusunda önerilerde bulundu. </p>
<p>Bilişsel ve fiziksel işlevlerimizi sorunsuz yerine getirebilmenin yanında hayat kalitemizi de yükseltmek için sağlıklı bir beyne sahip olmamız gerektiğine işaret eden Uzm. Dr. Dede, günlük yaşamımızda beslenmeden uyku düzenine, egzersiz alışkanlığından stresi kontrol edebilme becerimize kadar pek çok unsurun beyin sağlığımız ile birebir ilişkili olduğunu anlattı. </p>
<p><strong>“AKDENİZ TİPİ BESLENİN”</strong></p>
<p>Sağlığımızın temelini oluşturan en önemli unsurlardan biri olan beslenmenin beyin sağlığı için de olmazsa olmazların başında geldiğini söyleyen Uzm. Dr. Dede, özellikle Akdeniz tipi beslenmenin beyin sağlığını korumaya yönelik etkisinin bilimsel olarak da kanıtlandığını ifade etti.   Uzm. Dr. Dede, liften zengin meyve ve sebzenin bol tüketilmesi, tam tahıl, kuruyemiş ve protein kaynaklarının dengeli kullanılması, omega 3 yağ asitlerinden zengin balık, ceviz, keten tohumu gibi besinlerin günlük beslenme düzeninde mutlaka olması gerektiğini söyledi. </p>
<p><strong>“AKTİF BİR HAYAT SÜRÜN”</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz yapmanın ve fiziksel açıdan aktif bir hayat sürmenin beyin sağlığına olumlu etki yaptığını anlatan Uzm. Dr. Dede, “Egzersiz sırasında kan dolaşımı artar, beyne daha fazla oksijen taşınır. Aynı zamanda egzersiz yapmak stresin de azalmasına katkı sağlar. Bu nedenle hangi yaşta olursanız olun mutlaka kendinize uygun bir egzersizi hayatınıza alın. Yürüyüş, koşu, pilates ya da farklı bir egzersiz. Önemli olan nokta bunu düzenli hale getirebilmektir” diye konuştu. </p>
<p><strong>“GÜNDE MUTLAKA 7 SAAT UYUYUN”</strong></p>
<p>Bedenin uykuyla kendini yenileyip dinlendirebildiğini hatırlatan Uzm. Dr. Dede, kaliteli ve yeterli bir uykunun beyin sağlığı için olmazsa olmaz bir unsur olduğunu belirti.  “Günde en az 7 saat uyku uyumak beynin onarım ve dinlenme süreci için gereklidir. Daha kaliteli bir uyku için öğleden sonra kafein tüketilmemeli, uykudan önce ağır yemekler yememeye çalışılmalı, belirli bir uyku düzeni oluşturulmalı ve karanlık, sessiz, uygun sıcaklıkta iyi bir uyku ortamı sağlanmalıdır” diye konuştu. </p>
<p><strong>“STRESİNİZİ KONTROL ETMEYE ÇALIŞIN”</strong></p>
<p>Beyin sağlığı için yapılması gerekenlerle birlikte yapılmaması gerekenlerin de bulunduğunu ve bunların başında da stresin geldiğini söyleyen Dr. Dede, “Kronik stresin beyin sağlığını olumsuz etkilediği biliniyor. Bu önlemek için yoga, meditasyon, nefes egzersizleri gibi stresle başa çıkma yöntemlerini kullanmak, hobilere vakit ayırmak, doğada vakit geçirmek faydalı olacaktır” dedi. </p>
<p><strong>“SOSYALLEŞİN VE BEYNİNİZİ ZİNDE TUTACAK AKTİVİTELER YAPIN”</strong></p>
<p>Beynin sürekli aktif tutulmasının ve bunu sağlarken de keyif verici, stres azaltıcı aktivitelere yönelmenin her yaşta pozitif etkileri olacağını belirten Dr. Yüksel Dede, “Beyni zinde tutmak için düzenli olarak zihinsel aktivite yapmak önemlidir. Yeni bir dil öğrenme, kitap okuma, bulmaca çözme, satranç oynama, yeni beceriler edinme gibi zihinsel aktiviteler beyin sağlığına büyük katkı sağlar” diye konuştu. </p>
<p>Bununla birlikte sosyal bir hayat sürmenin sosyalleşmenin ve farklı insanlarla etkileşimde bulunmanın de sağlıklı bir beyin için önemli bir unsur olduğunu belirten Dr. Dede, sözlerine şöyle devam etti: “Sosyal etkileşimde bulunmanın, aile ve arkadaşlarla vakit geçirmenin, beyin sağlığını olumlu yönde etkilediği bilinmektedir. Bu nedenle her yaş dönemindeki ama özellikle ileri yaştaki kişilerin yalnız kalmamalarını, farklı ortamlara girmelerini ve beyinlerini aktif tutacak çalışmalarda bulunmalarını tavsiye ediyoruz.” </p>
<p><strong>SİGARA VE ALKOLDEN UZAK DURUN</strong></p>
<p>Sadece beyin sağlığı değil genel sağlığın korunması için de sigara, alkol ve uyuşturucu maddelerden uzak durmak gerektiğini hatırlatan Dr. Dede, “Bu maddelerin kalp ve damar sağlığına olumsuz etkilerinin yanı sıra kaliteli bir uykunun sağlanmasına ve beynin bilişsel fonksiyonlarına da olumsuz etkileri biliniyor. Bu nedenle bu alışkanlıklar varsa geç kaldım diye düşünmeden hemen bırakılmalı” diye konuştu. </p>
<p><strong>KAFA TRAVMALARINA KARŞI KENDİNİZİ KORUYUN</strong></p>
<p>Son derece önemli olmakla birlikte zaman zaman gözden kaçan bir durum olan kafa travmalarının da beyin sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken bir konu olduğunu belirten Dr. Dede, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu noktada özellikle travmaya mahal verebilecek sporları yaparken gerekli önlemlerin alınması önemli. Gerekli ve doğru ekipmanların kullanılması ve emniyetin sağlanması her yaştaki kişilerin için mutlaka alınması gereken önlemler arasında yer alıyor.”</p>
<p><strong>KRONİK HASTALIKLARINIZ İÇİN DÜZENLİ KONTROLLERİNİ İHMAL ETMEYİN</strong></p>
<p>Beyin sağlığının genel vücut sağlığı ile çok yakın ilişkide olduğunu ve genel sağlığın iyi ya da kötü olmasının beyni birebir etkilediğinin altını çizen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Yüksel Dede, özelikle kronik hastalıkları olan kişilerin sağlık muayenelerini düzenli olarak yaptırmaları gerektiğinin belirtti. Dr. Dede, “Diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği gibi kronik hastalıklar kalp ve damar sağlığının yanı sıra beyin sağlığı üzerinde de etkili olabilir. Bu nedenle kronik hastalıkların kontrol altında tutulması gerekir. Aynı zamanda genel sağlığın kontrolü ve potansiyel sorunların çözümü için de düzenli hekim kontrolleri sağlanmalıdır” dedi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beyin-sagligimizi-korumak-icin-bu-onerileri-dikkate-alin-389126">Beyin Sağlığımızı Korumak İçin Bu Önerileri Dikkate Alın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mobilya ihracatçıları rekabetçiliğini korumak istiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mobilya-ihracatcilari-rekabetciligini-korumak-istiyor-382158</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Jun 2023 09:10:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatçıları]]></category>
		<category><![CDATA[istiyor]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[mobilya]]></category>
		<category><![CDATA[rekabetçiliğini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=382158</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk mobilya sektörü rekabetçiliğini korumak için iş birliği ve adil ticaret koşullarının sağlanmasını istiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mobilya-ihracatcilari-rekabetciligini-korumak-istiyor-382158">Mobilya ihracatçıları rekabetçiliğini korumak istiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk mobilya sektörü rekabetçiliğini korumak için iş birliği ve adil ticaret koşullarının sağlanmasını istiyor.</p>
<p>Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Fuat Gürle, Mobilya Çalışma Komitesi Başkanı Ahmet Müjdat Kemer, EİB Genel Sekreter Yardımcısı Serap Ünal, EİB Tarım 2 Şube Şefi İbrahim Demir, EİB Basın Danışmanı Mina Şen, ham MDF&#8217;yi işleyerek katma değerli hale getiren ve ülkemize katma değerli döviz sağlayan Türkiye’nin öncü firmalarından İzmir Yıldız Orman Ürünleri Venni’yi ziyaret ederek ihracattaki başarılarından dolayı plaket takdim ederek, sektörün sorunlarını konuştu.</p>
<p>Küresel mobilya sektöründe Türkiye’nin 11’inci sıradan 8’inci sıraya yükseldiğini hatırlatan Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Fuat Gürle, “Potansiyelimizi tamamen kullanabilmek için sektörümüzde işbirliği ve kümelenmenin olması gerekiyor. Ancak bu şekilde katma değerin daha yüksek noktaya getirilebileceğini düşünüyoruz. Bunun için güven ortamının tesis edilmesi gerekiyor. Hedefimiz 5 yıl içinde mobilya sektörünü dünyada ilk 5’e yükseltmek.” dedi.</p>
<p>Başkan Gürle, “Sadece ürünlerimizi satarken değil alırken de doğru iş birlikleriyle, adil ve eşit ticaretle önümüzün açılabileceğini düşünüyoruz. Dünyada Türk mobilyası markası algısının güçlü bir şekilde konumlandırılması, rekabetçiliğimizi kaybetmememiz ve Uzakdoğu gibi tehditlerden oluşan haksız rekabete karşı işbirliği yapmamız gerekiyor. Birliğimizce sektörümüzün büyüme yöntemlerini doğru bir şekilde belirlemek için neler yapmamız gerektiğini, hammaddeyle ilgili sektörde yaşanan sorunları sık sık firmalarımızla bir araya gelerek masaya yatırıyoruz.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mobilya-ihracatcilari-rekabetciligini-korumak-istiyor-382158">Mobilya ihracatçıları rekabetçiliğini korumak istiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Ülkemizde ürettiğimiz veriyi burada tutmak en az toprağımızı korumak kadar önemli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-urettigimiz-veriyi-burada-tutmak-en-az-topragimizi-korumak-kadar-onemli-373764</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 15:26:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[burada]]></category>
		<category><![CDATA[kadar]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[toprağımızı]]></category>
		<category><![CDATA[tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[ürettiğimiz]]></category>
		<category><![CDATA[veriyi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373764</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osmangazi Belediyesi, Bursalıları bilim ve teknolojiyle buluşturmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-urettigimiz-veriyi-burada-tutmak-en-az-topragimizi-korumak-kadar-onemli-373764">&#8220;Ülkemizde ürettiğimiz veriyi burada tutmak en az toprağımızı korumak kadar önemli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Osmangazi Belediyesi, Bursalıları bilim ve teknolojiyle buluşturmaya devam ediyor. Osmangazi Belediyesi, Bilgi Güvenliği Derneği’yle ortaklaşa düzenlediği etkinlikte Aselsan Genel Müdür Yardımcısını Bursalılarla buluşturdu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bursalıların bilim ve teknolojik bilgilere ulaşması için yıl boyu etkinlikler düzenleyen Osmangazi Belediyesi bu etkinliklere bir yenisini ekledi. Bilgi Güvenliği Derneği’yle ortaklaşa düzenlenen etkinlikte Aselsan Genel Müdür Yardımcısı Taha Yücel ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fazıl Kırkbir’i Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde Bursalılarla buluşturdu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Yerli ve Milli Türk Savunma Sanayinin Gelişimi ve Dünya’daki Yeri” isimli seminerde konuşan Aselsan Genel Müdür Yardımcısı Taha Yücel, “Ortaya bulut kavramı çıktı. Bulut üzerinden bazı hizmetler alma bir bilgisayara fazla yüklenmeyip buluttan işlemlerin yapılabildiği bir ortam bu. Ama o buluta koyduğunuz verinin güvenliğini sağlamanız lazım. En az toprak ve savunma sanayi kadar veriyi korumak önemli. Bizim sahip olduğumuz çok değerli kaynaklarımız var bunları savunuyoruz. Ülkemizde ürettiğimiz veriyi burada tutmak en az toprağımızı korumak kadar önemli. Sizin sosyal medyaya yüklediğiniz her şey yurt dışına giden bir veri aslında. Sizin üzerinizden veri transferi yapılıyor. Bu hizmetler çoğunlukla bedava. Ben gençlere şunu söylüyorum; bir hizmet size bedava sunuluyorsa orada sizden çok değerli bir şey alınıyor demektir. Sosyal medya uygulamaları sayesinde sizden öyle değerli bilgiler alıyor ki sizi sizden daha iyi tanıyor hale geliyor.” ifadelerini kullandı. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Savunma sanayiindeki son dönemdeki gelişmelerden bahseden Yücel, “Bizim bağlantı hızlarımız çok yavaştı. Kayıt kapasitemizi ve veri saklama imkanımız çok düşüktü. Bundan dolayı büyük veriyi yönetmek yapay zekanın temelidir. Büyük veriyi yönetmek için sizin ona göre kapasitenizin çok yüksek olması lazım, işte bunlar şimdi oldu. Artık küçücük bir uygulama özelliğine çok yüksek hafıza koyabiliyorsunuz. Bizim radar sistemimiz var, radarın her bir modülü bir kütüphane kadar bilgi saklayabiliyor. Üzerinde binlerce modül var. Birkaç yıl önce savunma sanayinde bizim beraber çalıştığımız ekip var. O ekip, California’da düzenlenen ‘nerede suç olacak tahmin etme’ yarışmasında birinci oldu” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fazıl Kırkbir de konuşmasında Türkiye’ye karşı ‘Yapamazsınız’ algısı oluşturulduğunu belirterek, “Bize yıllarca siz bunu yapamazsınız algısı oluşturdular. Biz bu algıyı kırarak yerli ve milli teknolojinin başarılı olmasını sağladık. Biz gençlerimize bu özgüveni aşılayarak yerli ve milli teknolojiyi daha yükseğe çıkartacak gençlerin yetişmesini arzu ediyoruz” diye konuştu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bilgi Güvenliği Derneği Bursa Şube Başkanı Hüseyin Yavuz da, “Son 20 yılda Türkiye’de ön plana çıkan Türkiye’nin yerli ve milli hamlesini gençlerimize sevdirmek, onlara yapılan bu çalışmaları anlatmak için her ay alanında uzman hocalarımızı Bursalılarla buluşturuyoruz” diyerek kendilerine verdiği destekten dolayı Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’a teşekkür etti.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-urettigimiz-veriyi-burada-tutmak-en-az-topragimizi-korumak-kadar-onemli-373764">&#8220;Ülkemizde ürettiğimiz veriyi burada tutmak en az toprağımızı korumak kadar önemli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalbinizi Korumak İçin Bu Yaşam Alışkanlıklarını Edinin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalbinizi-korumak-icin-bu-yasam-aliskanliklarini-edinin-344555</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2023 08:37:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklarını]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[edinin]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalbinizi]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344555</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp hastalıklarına toplumda oldukça sık rastlanıyor. Kalbi besleyen atar damarlar yani koroner arter hastalıkları, kalp yetersizliği, aritmiler ve yapısal kalp rahatsızlıkları en çok görülen problemler arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalbinizi-korumak-icin-bu-yasam-aliskanliklarini-edinin-344555">Kalbinizi Korumak İçin Bu Yaşam Alışkanlıklarını Edinin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp hastalıklarına toplumda oldukça sık rastlanıyor. Kalbi besleyen atar damarlar yani koroner arter hastalıkları, kalp yetersizliği, aritmiler ve yapısal kalp rahatsızlıkları en çok görülen problemler arasında yer alıyor. Kalp hastalıklarına neden olan risk faktörlerini bilmek ve buna göre yaşamak kalp sağlığını korumada etkili oluyor. Memorial Şişli Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Sabri Demircan, kalp hastalıkları ve kalp sağlığının korunması hakkında bilgi verdi.  </p>
<p>Yaş ilerledikçe, eşlik eden diğer sorunlarla birlikte kalp hastalıkları daha sık görülmeye başlar. Ailesinde erken yaşlarda kalp kaynaklı kayıplar olanlar ya da genetik kalp hastalıkları olan kişilerde ise kalp hastalıkları daha erken yaşlarda görülebilmektedir. İleri yaştaki bireyler, diyabet ve tansiyon hastalığı olanlar, sigara içen kişilerde belli başlı şikayetlerin de bunlara eşlik etmesi kalp hastalığına yakalanma olasılığını artırmaktadır. </p>
<p><strong>Her göğüs ağrısı kalp hastalığı anlamına gelmez</strong></p>
<p>Kalp hastalığı tanısı almış kişilerin şikayetleri arasında en sık; nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı ve bayılma bulunmaktadır. Fakat her göğüs ağrısı, nefes darlığı veya çarpıntı kalp hastalığı anlamına gelmemektedir. Hastalar bu şikayetlerle doktora başvurduklarında kişinin hastalık öyküsü ve genel risk profili öğrenilir. Ayrıntılı bir muayeneden sonra bu şikayetlerin yakınmaların bir kalp hastalığı sonucu olup olmadığı belirlenmektedir. </p>
<p><strong>Geceleri çarpıntı ile uyanıyorsanız dikkat!</strong></p>
<p>Kalp çarpıntısına vücudun hormonal düzeyi ve fiziksel aktiviteler neden olabilmektedir. Hareketsiz kişilerde hafif bir fiziksel aktivite sonrası olan çarpıntılar kalp hastalığı nedeniyle olabileceği gibi; hareketsizlik sonucu, kondisyon eksikliğine bağlı olarak da oluşabilmektedir. Geceleri çarpıntıyla uyanan, istirahat halinde ataklar şeklinde çarpıntılar yaşayan, bununla birlikte göz kararması, göğüs ağrısı ve bayılma şikayetleri olan kişilerde bu çarpıntılar ciddi bir kalp hastalığının ya da ritim bozukluğunun habercisi olabilir. Erkeklerde 40’lı yaşlardan sonra kadınlarda ise 55 yaş ve menopoz sonrası dönemde fiziksel eforla oluşan ve artan, dinlendikçe geçen göğüs ağrılarının kalp hastalığını akla getirmesi gerekmektedir. Diyabet ve ailesel kolesterol sorunu olan, çok fazla sigara içen kişilerde genç bile olsa kalp damar hastalıkları görülebilmektedir.</p>
<p><strong>Nefes darlığınızın sebebi kalp yetersizliği olabilir </strong></p>
<p>Kalp yetersizliği sık karşılaşılan kalp hastalıkları arasında yer almaktadır. Kalp yetersizliği kalbin kan pompalama kapasitesinin çeşitli nedenlerle düşmesidir. Kalp yetersizliği ileri evrelerde gündelik aktivitelerde kıyafet değiştirirken, banyo yaparken ya da gece uykudan uyandıran nefes darlığına sebep olabilmektedir. Kalp yetersizliğinin nedenleri arasında; doğuştan kalp adalesinde var olan bir sorun, uzun süreli kontrolsüz tansiyon veya ritim bozukluğu, kalp krizi sonrası kalp adalesinde görülen bir hasar veya hastalık ya da kalp kapak hastalıkları yer almaktadır. Kalp yetersizliği hastalarının hayat boyu ilaç kullanması gerekmektedir. İlaç tedavilerinin yanında hastaların da belli önlemler alması şarttır. Hastalar kilo almamalı, hareketli bir yaşama sahip olup uygun egzersizleri yapmalı ve tuzsuz bir diyet uygulamalıdır. </p>
<p><strong>Ritim bozukluklarının tedavisi ablasyon yöntemiyle mümkün</strong></p>
<p>Nefes darlığı; kalp yetersizliği, kilo fazlalığı, kondisyon düşüklüğü, ritim bozukluğu ya da kalp kapak hastalığının bir belirtisi olabilir. Kalpte ritim bozukluğu kalbin çok yavaş, çok hızlı veya düzensiz atmasına neden olur. Kişinin ailesinde erken ölümlerle seyreden genetik sorun olması, kalp yetersizliği varsa ya da kalp krizi geçirmişse ritim bozukluğu ani kalp durmasının bir habercisi olabilmektedir. Kalpte ritim bozukluğunun ilaçla, ablasyon yöntemleriyle ve kalp pili ile tedavisi mevcuttur.</p>
<p><strong>Yüksek tansiyon birçok kalp hastalığına neden olabiliyor</strong></p>
<p>Yüksek tansiyon yine oldukça sık görülen kardiyovasküler bir sorundur. Aralıklı, anlık tansiyon yükselmeleri ya da uzun süreli kontrolsüz tansiyon yükselmeleri kişinin yaşam kalitesini düşürdüğü gibi; kalp yetersizliği, kalp damar hastalığı ve felç gibi sorunlara neden olabilmektedir. Bu sebeple özellikle kalp hastalarında tansiyon kontrolü önem taşımaktadır. Yüksek tansiyonda ilaç tedavileri uygulanır ama sadece ilaç tedavileri yeterli olmamaktadır. Kişi sağlıklı beslenmeli, alışkanlığı varsa sigarayı bırakmalı, egzersiz yapmalı, stresten uzak durmalı ve ilaçlarını düzenli kullanmalıdır. </p>
<p><strong>Bu öneriler kalp hastalıklarından karşı koruyor</strong></p>
<p>Kalp damar hastalıklardan korunma konusunda özellikle ailede kalp damar hastalığı olan kişilerin daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Risk faktörlerini bilmek, kalp hastalıklarına karşı korunmada önem taşır. Yaş, cinsiyet ve aile geçmişi değiştirilemeyen risk faktörleridir. Değiştirilebilir risk faktörleri arasında; sigara, stres, fazla kilo, hareketsiz yaşam ve yüksek tansiyon gibi hastalıklar yer alır. Sigara kalp hastalıklarına yakalanma riskini yükselttiği için sigaradan uzak durulmalıdır. Hareketli bir yaşama sahip olmak, egzersiz yapmak çok önemlidir. Haftada 5 gün 30-40 dakika boyunca egzersiz yapmak kalp hastalığına yakalanma riskini düşürdüğü gibi, kalp hastalığı olan kişilerde hastalığın ilerlemesini azaltır, tedaviye uyumunda faydalı etkiler sağlar. Adımsayarlarla günlük adım sayısı ortalamasını 7000 civarında tutmak kalp sağlığını olumlu etkilemektedir. Kilo kontrolü mutlaka sağlanmalıdır. Özellikle göbek bölgesi yağlı insanlar kalp hastalıkları açısından risk altındadır. Taze sebze, meyve, beyaz et, balık ve sağlıklı yağların tüketildiği Akdeniz tarzı beslenme alışkanlıkları edinilmelidir. Akdeniz tarzı beslenme kalp hastalıkları dahil birçok hastalık riskini azaltmaktadır. Stresten uzak durmak, yeterli ve düzenli uyku da kalp damar sağlığını korumaktadır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalbinizi-korumak-icin-bu-yasam-aliskanliklarini-edinin-344555">Kalbinizi Korumak İçin Bu Yaşam Alışkanlıklarını Edinin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
