<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>korkusu | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/korkusu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/korkusu</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Apr 2026 10:49:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>korkusu | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/korkusu</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ne zaman tuvalet eğitimine başlanmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ne-zaman-tuvalet-egitimine-baslanmali-631000</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 10:49:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başlanmalı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[Dışkılama]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimine]]></category>
		<category><![CDATA[hazır]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Süreçte]]></category>
		<category><![CDATA[tuvalet]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631000</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk Gelişimi Uzmanı Merve Özdemir, çocuklarda tuvalet eğitimi süreci, dışkılama korkusu, kabızlık ve alt ıslatma gibi sorunlarda ailelerin doğru yaklaşımı ve destekleyici tutumlarının önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ne-zaman-tuvalet-egitimine-baslanmali-631000">Ne zaman tuvalet eğitimine başlanmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk Gelişimi Uzmanı Merve Özdemir, çocuklarda tuvalet eğitimi süreci, dışkılama korkusu, kabızlık ve alt ıslatma gibi sorunlarda ailelerin doğru yaklaşımı ve destekleyici tutumlarının önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocuk davranışlarıyla tuvalet eğitimine hazır olduğuna dair sinyaller verir!</strong></p>
<p>Çocuğun tuvalet eğitimine hazır olduğunda bazı sinyaller verdiğini ifade eden Çocuk Gelişimi Uzmanı Merve Özdemir, “Çocuk kenara geçip çömeliyorsa, kendini sıkıyorsa ya da belirli dönemlerde yüzünde ıkınma ifadesi görülüyorsa aslında bize hazır olduğuna dair sinyaller veriyor demektir.” dedi.</p>
<p>Bu süreçte annenin, çocuğun hangi saat aralıklarında kaka yaptığını gözlemlemesinin önemli olduğunu aktaran Özdemir, “Kahvaltıdan sonra mı yoksa oyun oynarken mi yaptığı takip edilmeli. Bu döngü tespit edilerek çocuk belirli aralıklarla tuvalete götürülebilir. Tuvalete götürme sırasında lazımlık ya da tuvalete takılan aparatlarla çocuğa destek olunabilir. Bu süreçte çocuk ile anne arasında güvenli bir bağ kurulmalı; tuvalet korkusu oluşmadan ya da varsa giderilerek tuvalet eğitimi kazandırılmalı.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Çocuk altına kaçırıyorsa bu durum kendi hatasıymış gibi yansıtılmamalı!</strong></p>
<p>Çocuğun altına kaçırması durumunda ailelerin tepkisel davranmaması gerektiğine dikkat çeken Çocuk Gelişimi Uzmanı Merve Özdemir, “Çocuğun anlayacağı bir dil kullanarak destekleyici bir tutum sergilemeli.” dedi.</p>
<p>Örneklerle konuyu açıklayan Özdemir, şunları söyledi:</p>
<p>“Çocuk sık sık idrar kaçırıyorsa gündüzleri düzenli olarak takip edilmeli. Bu durum çocuğun kendi hatasıymış gibi yansıtılmamalı. Çünkü çocuk bunu kendinden kaynaklanan bir problem olarak algıladığında sorun daha da büyüyebilir.</p>
<p>Eğer çocuk dışkılama konusunda zorlanıyorsa ve altta yatan fiziksel bir problem ya da hazır bulunuşluk eksikliği varsa, buna nörofizyolojik etkenler de eşlik edebilir. Bu durumda aile süreci dikkatle takip etmeli ve gerekirse bir uzmana başvurmalı. Anne ve baba iş birliği içinde hareket ederek çocuğa değerli olduğunu hissettirmeli ve çocuk alışana kadar sabırla yaklaşmalılar.”</p>
<p><strong>Olumsuz ifadelerden kaçınılmalı!</strong></p>
<p>Çocuklarda dışkı yapma korkusu görülebileceğine değinen Çocuk Gelişimi Uzmanı Merve Özdemir, “Bu durum kısır döngüye dönüşmeden kırılmalı. Öncelikle çocuk için konforlu bir ortam oluşturulmalı. Lifli gıdalarla beslenme ve yeterli su tüketimi bu süreçte oldukça önemli. Ayrıca çocuğun rahat edebileceği bir tuvalet ortamı sağlanmalı; gerekirse klozet için tabure ya da destekleyici aparatlar kullanılmalı.” dedi.</p>
<p>Motivasyonu artırmak için stickerlar veya ödül çizelgeleri kullanılabileceğini hatırlatan Özdemir, “Anne, olumsuz ifadelerden kaçınarak çocuğu desteklemeli. ‘Bedenin hazır olduğunda yapacaksın, sana güveniyorum’ gibi teşvik edici cümleler süreci olumlu yönde etkiler.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Kabızlık dışkılama korkusuna neden olabilir!</strong></p>
<p>Psikolojik ve duygusal açıdan bakıldığında çocukların neden kaka yapmak istemediğini değerlendiren Çocuk Gelişimi Uzmanı Merve Özdemir, “Çocuklar özellikle kabızlık yaşadıklarında ilk dışkılama sırasında acı hissedebilir. Bu durum, sonraki süreçte korkuya neden olur.” dedi.</p>
<p>Çocuk acı yaşamamak için dışkılamayı erteledikçe kabızlığın artacağını, dışkının sertleşeceğini ve acının daha da şiddetleneceğini vurgulayan Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Böylece bir kısır döngü oluşur. Bu süreçte aileler, çocuğu lifli gıdalar ve bol suyla desteklemeli. Ayrıca tuvalete giderken teşvik edici bir dil kullanılmalı ve çocuğun kendini rahat hissetmesi sağlanmalı. Çocuk isterse sevdiği bir oyuncağı da yanına alabilir. Bu sayede hem psikolojik olarak rahatlar hem de dışkılama korkusunu daha kolay aşabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ne-zaman-tuvalet-egitimine-baslanmali-631000">Ne zaman tuvalet eğitimine başlanmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dişçi korkusu yaşayan çocuklara “cesaret diploması”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/disci-korkusu-yasayan-cocuklara-cesaret-diplomasi-607788</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2026 20:07:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cesaret]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[diploması]]></category>
		<category><![CDATA[Dişçi]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[otomatik]]></category>
		<category><![CDATA[taslak]]></category>
		<category><![CDATA[yaşayan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607788</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yersiz olduğu söylense de büyük küçük pek çok kişinin yaşadığı dişçi korkusu, 2026 yılına gelinmesine rağmen hâlâ varlığını sürdürüyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/disci-korkusu-yasayan-cocuklara-cesaret-diplomasi-607788">Dişçi korkusu yaşayan çocuklara “cesaret diploması”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle çocuklarda daha belirgin şekilde görülen bu kaygının aşılmasına yönelik geliştirilen yeni yaklaşımlar ise aileler için umut veriyor. Kadıköy’ün diş hekimliği alanında köklü kurumları arasında yer alan A1 Dent Klinik, “cesaret diploması” gibi çocuklara özel uygulamalarıyla bu korkuyu bir başarı hikâyesine dönüştürmeyi hedefliyor.</p>
<p>2025-2026 Eğitim ve Öğretim Yılı’nda yaşanan ara tatili fırsat bilen pek çok aile, çocuklarının ağız ve diş sağlığını korumak amacıyla bu dönemi tedavi süreci için değerlendirmeyi tercih ediyor. Dolgu başta olmak üzere pek çok işlem, okul stresinden uzak bu tatil döneminde daha rahat gerçekleştirilebiliyor. A1 Dent Klinik tarafından konu ile ilgili yapılan açıklamada, çocukların diş hekimi koltuğuna bakışını değiştirmeyi amaçlayan “cesaret diploması” uygulamasının son derece olumlu sonuçlar verdiği vurgulanarak şu ifadelere yer veriliyor:</p>
<p>“Çocuklar için diş hekimi koltuğunun artık korkutucu bir yer değil, hatta bir başarı hikâyesi olması için geliştirdiğimiz ‘cesaret diploması’ uygulamasıyla, minik hastalarımızın korkularını sevgi ve güvenle yeniyoruz. Güleryüzlü yaklaşımımızla onların dünyasına iniyor, her adımı meraklarını uyandıracak şekilde anlatıyoruz.”</p>
<p>“Diş hekimi korkusunu yenmiş bir çocuğun tedavi sonunda yüzündeki o kocaman gülümseme, bizler için de büyük bir motivasyon kaynağı oluyor” diyen A1 Dent Klinik yöneticileri; “Çocuğunuzun diş hekimiyle tanışmasını ertelemeyin. Gecikilen her gün, büyüyen sorun olarak gelişecektir” uyarısında bulunuyor.</p>
<p>Fikirtepe Mah. Mandıra Cad. Evinpark Sitesi No: 29/55 Kadıköy</p>
<p>Randevu ve iletişim: (0545) 374 34 32</p>
<p><a href="http://www.a1dent.com.tr/"><strong>www.a1dent.com.tr</strong></a></p>
<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-32664" src="https://www.haberistanbul.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/dent6.webp" alt="" width="800" height="450" /></figure>
<p>A1 Dent Klinik olarak, 40 yılı aşkın bir deneyime sahip oldukları bilgisini paylaşan klinik yöneticileri: “Her yaştan hastamıza kaliteli diş hekimliği hizmetleri sunuyoruz. Özellikle minik hastalarımızın ağız sağlığı bizim için çok önemli. Çocuklarımızın diş hekimine olan güvenini kazanmak ve onlara keyifli bir tedavi deneyimi sunmak için uzman pedodontistlerimizle çalışıyoruz.” Diyor.</p>
<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" class="wp-image-32665" src="https://www.haberistanbul.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/dent4.webp" alt="" width="800" height="450" /></figure>
<p>Çocukların ağız ve diş yapısına uygun, özel tedavi yöntemleri uyguladıklarını açıklayan klinik yöneticileri: “Gelişmiş anestezi yöntemleri sayesinde çocuklar tedavi sırasında herhangi bir ağrı hissetmemelerini sağlıyoruz. Ayrıca, çocukların diş sağlığını korumak için düzenli kontroller ve flor uygulamaları da yapmaktayız.</p>
<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" class="wp-image-32666" src="https://www.haberistanbul.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/dent5.webp" alt="" width="800" height="450" /></figure>
<p>A1 Dent Klinik’e gelip, korkularının yersiz olduğunu anlayarak “cesaret diploması”nı almaya hak kazanan Giray Alp Uzan…</p>
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-32667" src="https://www.haberistanbul.com.tr/wp-content/uploads/2026/01/dent2.webp" alt="" width="800" height="450" /></figure>
<p>A1 Dent Çocuk Diş Hekimliği</p>
<p>Çocukların psikolojisini bilen ve onlarla özel bir bağ kuran pedodontistlerimiz, tedavileri sırasında çocukların rahatlamasını sağlar. Renkli ve eğlenceli oyun alanlarımız, çocukların diş hekimine olan korkusunu azaltır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/disci-korkusu-yasayan-cocuklara-cesaret-diplomasi-607788">Dişçi korkusu yaşayan çocuklara “cesaret diploması”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Telefondan uzak kalma korkusu psikolojiyi bozuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/telefondan-uzak-kalma-korkusu-psikolojiyi-bozuyor-597431</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 13:05:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[Nomofobi]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojiyi]]></category>
		<category><![CDATA[şarj]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[telefondan]]></category>
		<category><![CDATA[telefonun]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, nomofobi olarak bilinen telefonundan ayrı kalma veya şarjının bitmesi korkusunun psikolojik, fiziksel ve sosyal etkileri ile bu kaygıyla başa çıkma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/telefondan-uzak-kalma-korkusu-psikolojiyi-bozuyor-597431">Telefondan uzak kalma korkusu psikolojiyi bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, nomofobi olarak bilinen telefonundan ayrı kalma veya şarjının bitmesi korkusunun psikolojik, fiziksel ve sosyal etkileri ile bu kaygıyla başa çıkma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Nomofobi, dış dünyayla bağın kopacağı hissini içeren derin bir korku!</strong></p>
<p>Nomofobinin, ‘no mobile phone phobia’ teriminin kısaltması olduğunu ve akıllı telefonundan ayrı kalma veya telefonun şarjının bitmesi korkusunu ifade eden yaygın bir kaygı türünü tanımlamak için kullanıldığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu durum, sadece basit bir endişeden ziyade, kişinin dış dünyayla olan bağlantısının tamamen kesileceği hissini içeren derin bir korku olarak tanımlanır.” dedi.</p>
<p>Özellikle dijital dünyanın merkezinde olan genç nesillerin, sosyal etkileşimlerinin çoğunu telefon üzerinden yürüttükleri için bu durumu daha yoğun yaşadıklarına dikkat çeken Aydın, “Benzer şekilde, bağımlılık eğilimi olan bireyler ve genel anksiyete düzeyi yüksek kişiler de kontrolü kaybetme korkusu nedeniyle şarj kaygısına daha yatkın olabilirler. Sosyal medya kullanımının yoğun olduğu kişilerde de önemli gelişmeleri veya etkileşimleri kaçırma korkusu, nomofobiyi tetikleyebilir. Bu, telefonun sadece bir iletişim aracı olmaktan çıkıp, kimlik ve sosyal statü algısının bir parçası haline geldiğinin bir göstergesidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Telefonun şarjı azaldığında beyin bunu tehdit sayarak ‘savaş ya da kaç’ tepkisini başlatıyor!</strong></p>
<p>Telefonun şarjı azaldığında vücudun verdiği tepkilerin, beynin bir tehdit algılamasıyla yakından ilişkili olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bilimsel olarak, bu durum, beynin stresle başa çıkma hormonu olan kortizol salgılamasına neden olur. Telefonun şarjı kritik seviyelere indiğinde, bilinçdışı bir tehlike sinyali alır ve ‘savaş ya da kaç’ mekanizması devreye girer. Bu durum, kalp çarpıntısı, hızlanmış nabız, ellerde ve avuç içlerinde terleme ve hatta titreme gibi fiziksel belirtilerle kendini gösterir. Bu semptomlar, vücudun potansiyel bir tehlikeye karşı hazırlık yapmasının doğal bir sonucudur. Bazı araştırmalar, nomofobinin yarattığı stresin, kişinin aslında var olmayan bir telefon titreşimini veya sesini duyması gibi ‘sanal kalp atışı’ fenomenine yol açabileceğini de göstermektedir. Bu da beynin yarattığı kaygıya ne kadar derin tepkiler verdiğinin bir kanıtıdır.”</p>
<p><strong>Uzun vadede ruh sağlığı üzerinde yıkıcı etkilere yol açabilir!</strong></p>
<p>Nomofobinin, kısa süreli bir endişeden çok daha fazlası olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Uzun vadede ruh sağlığı üzerinde yıkıcı etkilere yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Sürekli olarak telefon şarjını kontrol etme ve pil ömrüyle ilgili endişe duyma döngüsünün, bireyde kronik stres ve anksiyete seviyesini yükselteceğini dile getiren Aydın, “Bu durum, zamanla panik bozukluğu veya genel anksiyete bozukluğu gibi daha ciddi psikolojik sorunlara evrilebilir. Ayrıca, telefonla olan bu yoğun bağ, gerçek dünyadaki yüz yüze etkileşimlerin azalmasına neden olarak sosyal izolasyonu ve ilişkilerde bozulmayı beraberinde getirir. Geceleri bile telefonun şarjının bitmesinden korkma, uyku düzenini bozarak uykusuzluğa yol açabilir. Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde, kişinin yaşam kalitesi, iş veya okul performansı ve genel mutluluk seviyesi olumsuz yönde etkilenebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Nomofobiyi yenmek için bilinçli teknoloji kullanımı şart… </strong></p>
<p>Bu kaygıyı azaltmak için bireylerin hangi alışkanlıkları değiştirmeleri gerektiğine değinen Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu değişikliklerin başında bilinçli teknoloji kullanımı yer alır. Bireyler, yemek yerken veya arkadaşlarıyla vakit geçirirken telefonu bir kenara bırakarak dijital detoks yapmayı deneyebilir.” dedi.</p>
<p>Bir diğer etkili yöntemin ise, gereksiz bildirimleri kapatmak olduğunu söyleyen Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sürekli gelen bildirimler, telefonun çekiciliğini artırarak ondan uzak durmayı zorlaştırır. Ayrıca, evde veya işte telefonun kullanılmaması gereken ‘sınırlı bölgeler’ belirlenmesi öneriliyor; örneğin yatak odasına telefon sokmamak gibi. Bu tür pratikler, kişinin telefondan bağımsız var olabileceğini ve şarjının bitmesinin bir felaket olmadığını fark etmesine yardımcı olur. Eğer bu alışkanlıklar yeterli olmazsa, bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi yöntemlerle bir uzmandan destek almak, nomofobinin altında yatan düşünce kalıplarını değiştirmede oldukça faydalı olabilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/telefondan-uzak-kalma-korkusu-psikolojiyi-bozuyor-597431">Telefondan uzak kalma korkusu psikolojiyi bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Gerçek yüzüm ortaya çıkacak&#8217; korkusu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gercek-yuzum-ortaya-cikacak-korkusu-525778</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 May 2025 12:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkacak]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[ortaya]]></category>
		<category><![CDATA[yüzüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=525778</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, başarılarına rağmen kendini yetersiz ve sahtekâr gibi hisseden bireylerde görülen imposter sendromunun nedenleri, belirtileri ve bu durumla başa çıkma yollarını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercek-yuzum-ortaya-cikacak-korkusu-525778">&#8216;Gerçek yüzüm ortaya çıkacak&#8217; korkusu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, başarılarına rağmen kendini yetersiz ve sahtekâr gibi hisseden bireylerde görülen imposter sendromunun nedenleri, belirtileri ve bu durumla başa çıkma yollarını anlattı.</p>
<p><strong>Kişiler kendi başarılarının dış etkenlere bağlı olduğunu düşünüyor!</strong></p>
<p>Imposter sendromunun, özünde başarılı, yetenekli ve birtakım yetkinliklere sahip kişilerin, kendilerini süreğen bir halde olmak üzere ‘sahtekâr’ gibi nitelemesiyle karakterize bir olgu olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Temelinde bireylerin kendine yönelik derin bir şüpheye sahip olmasıyla birlikte, aslında başkalarının, hakkında düşündükleri kadar iyi, başarılı veya yeterli olmadığına yönelik kuvvetli bir inanca sahip olduklarını söyleyebiliriz.” dedi.</p>
<p>Bu sendromu deneyimleyen bireylerin, becerilerini/başarılarını yahut bulundukları mevkinin kendi çabalarıyla ve başarılarıyla ilgili olmadığını, bilakis şans eseri yahut dış etkenlere bağlı olduğu yönünde akılcı olmayan düşüncelere sahip olduklarına dikkat çeken Beyaz, “Diğer insanların kendisi hakkındaki pozitif yorumlarının yersiz hatta abartılı olduğunu düşünerek bundan rahatsız olurlar ve ‘foyam ortaya çıkacak’ şeklinde yoğun bir suçluluk ve ona entegre bir şekilde korku/endişe hissederler. Somut verilere dayalı başarıları içinse bunun gururunu yaşamaktan ziyade kendilerinden memnun olmama hali sebebiyle son derece mutsuz ve tatminsiz hissederler. Kendileriyle ilgili olumlu olabilecek durumları küçültme/değersizleştirmeye yönelim olurken, hata veya olumlu olmayan gelişmeleri ise mercek etkisiyle olduğundan daha büyük görüp, yorumlarlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Imposter sendromu mükemmeliyetçi kişilerde daha kolay tetiklenebiliyor!</strong></p>
<p>Imposter sendromunun oldukça karmaşık şekilde ve birçok faktörün kombinasyonu olarak ortaya çıktığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Araştırmalara baktığımızda, kültürel faktörler, aile ve çocukluk çağı tecrübeleri, kişinin özsaygı ve özdeğerini incitecek şekildeki ebeveyn beklentileri, aşırı mükemmeliyetçi ve rekabetçi kişilik örgütlenmesi, depresyon-anksiyete gibi ruh sağlığı sorunları ve destekleyici olmayan dış dünya deneyimleri tetikleyici olarak karşımıza çıkar.” dedi.</p>
<p>Mükemmeliyetçi kişilerde bu durum daha kolay tetiklenebildiğini kaydeden Beyaz, büyük ve zor hedeflerin koyulması ve en ufak bir hataya karşı aşırı duyarlılığın bulunması, kişinin kendisinden şüphe ederek bu manada tetikte hissetmesine sebebiyet verebileceği uyarısını yaptı.</p>
<p><strong>Sosyal medya ve sürekli başarı vurgusu, kişinin kendisiyle ilgili olumsuz algısını pekiştirebiliyor!</strong></p>
<p>Günümüzde sosyal medyanın, sürekli bir mutluluk ve başarı vitrini sunduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bireyler en parlak anlarını, ödüllerini, deyim yerindeyse ‘mükemmel’ hayatlarını sergiliyor. Fakat bu durum, gerçekliğin sadece bir kısmını temsil ediyor.” dedi.</p>
<p>Sosyal medyanın illüzyonunun, olağan durumları dahi aşırı abartılı başarı öyküleri şeklinde karşımıza çıkarabildiğine işaret eden Beyaz, sözlerini şöyle sürdürdü.</p>
<p>“Sürekli ‘yeterince iyi değilim, yetersiz ve başarısız biriyim’ düşüncelerini besliyor. Imposter sendromu yaşayan biri, halihazırda kendi yetkinliklerinden şüphe duyarken, bu mükemmeliyet bombardımanı altında adeta ezilebilir ve beraberinde kıyasa yönelebilir. ‘Herkes benden daha iyi, ben buraya kendi hakkımla gelmedim ve bu bir şekilde ortaya çıkacak!’ düşünceleri, sosyal medyanın sunduğu bu yapay karşılaştırma kültürüyle etkileşime girmeye sebebiyet veriyor. Ayrıca başarı vurgusu konusunda, toplumda ‘her zaman daha fazlasını yapmalısın’ baskısı olabilmekte. Sosyal medya da bunu körüklüyor. Kıyaslamalar neticesinde kişi kendisiyle ilgili olumsuz olan algısını pekiştiriyor ve imposter sendromu da burada devreye giriyor. Bireyler kendi başarılarını küçümsemeye, onları şansa ya da tesadüfe bağlamaya yönelik döngüsü kuvvetlenebiliyor. Gerçekte ise paylaşımların ardındaki başarısızlıklar, zorluklar yok sayılıyor.”</p>
<p><strong>Imposter sendromu yaşayan kişiler, genellikle sessizce çalışıyor!</strong></p>
<p>Imposter sendromunun, bireylerin kariyer ve akademik başarıları üzerine gölge düşürebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Çünkü kişi, başarılarını içselleştiremediği için hep ‘ya yakında gerçek yüzüm ortaya çıkarsa’ korkusuyla yaşar. Bu da cesaretini kırar özsaygısının zedelenmesiyle sonuçlanır.” dedi.</p>
<p>Bu kişilerin iş hayatında terfi ya da yeni sorumluluklar almak yerine gölgede kalmayı tercih ettiklerini ifade eden Beyaz, “Çünkü hata yapma korkusu onları kaçınmaya iter. Her şeyi mükemmel yapma baskısı, işlerini projelerini bitirmesini zorlaştırır ve potansiyelini ortaya çıkarmasını olumsuz etkileyebilir. Imposter sendromu yaşayan kişiler, genellikle sessizce çalışır, yeteneklerini göstermekten kaçınır ve sürekli ‘yeterli değilim, başarısızım’ düşünceleriyle meşguldür zihinleri. Çoğu kere başkalarının takdirine veya onayına ihtiyaç duyar, ama içten içe de bunu hak etmediğini düşünür. Bu döngü hem performansı düşürür hem de kariyer yolunda görünmez duvarlar örer. Meşguliyetlerine karşı mükemmel sonuçlar bekleyebilirler, hatalardan aşırı korkarlar ve stresle baş etmekte güçlük yaşarlar. Bu mental bariyer performanslarını düşürüp kariyer ilerlemelerini sınırlar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Ölçülebilir hedeflerle ilerlemek motivasyonu yeşertirken, yetersizlik hissini azaltabiliyor!</strong></p>
<p>Imposter sendromuyla baş etmenin özünün, uzun vadeli bir özgüveni inşa etme süreci ile başladığına işaret eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Bunun temeli ise kendini kabul etmekten ve kişiye sahtekâr olduğunu söyleyen içsesini tanıyıp, gerçekçi bir bakış açısını oturtmasıyla mümkün olacaktır. Hataların insanların yaşamlarının bir parçası olduğunun kabulü, kendine şefkatle yaklaşma, bu yolculukta güçlü yardımcılardır. Ölçülebilir hedefler koyup ilerlemeyi takip etmek, sübjektiviteyi objektif bir zemine oturtup motivasyonu yeşertirken; yetersizlik hissini de adım adım eritebilmektedir. İş ortamlarında açık iletişim kurmak, çeşitliliği kucaklamaya gayret etmek ve duyguların diğer insanlarla paylaşılması; yalnızlık hissini azaltıp, rahatlamaya vesile olur. Risk almak ve yeni deneyimlere yelken açmak, başarıların farkındalığı artırıcı kutlama ve ödüller koymak bir nebze de olsa özsaygıyı artırır.”</p>
<p><strong>Mücadelenin ilk adımı, bu sendromun farkında olmak ve onu tanımak!</strong></p>
<p>Imposter sendromunun bireyler için ciddi sonuçlar doğurabilen ve aynı zamanda da önemsenmeyip, göz ardı edilebilen ciddi bir sorun olduğunun altını çizen Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu sendrom bireyler üzerinde, düşük özgüven, motivasyon kaybı, artan stres düzeyleri ve iş performansındaki düşüş gibi olumsuz etkileri içerisinde barındırır.” dedi.</p>
<p>Bu sorunla mücadelenin ilk adımının, bu sendromun farkında olmak ve onu tanımak olduğunu dile getiren Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Birçok insan bu sendromu yaşayabilir. Özünde insanın kendi sınırlarına karşı şüpheyle yaklaşımı her zaman sağlıksız değildir. Esasen bu halin bir örüntü şeklinde süreğenlik arz edip, etmediği ve bahsettiğimiz şekilde belirtilerin olup, olmadığının ayrımı önem arz eder. Eğer bu sorunla kişi yeterince baş edemediğini düşünüyorsa da bir ruh sağlığı uzmanından destek alınmalı.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gercek-yuzum-ortaya-cikacak-korkusu-525778">&#8216;Gerçek yüzüm ortaya çıkacak&#8217; korkusu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kapalı yerde kalma korkusu olanlar da artık MR çektirebilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kapali-yerde-kalma-korkusu-olanlar-da-artik-mr-cektirebilecek-458758</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2024 11:08:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[çektirebilecek]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[olanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yerde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=458758</guid>

					<description><![CDATA[<p>NPİSTANBUL Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Tabak, yaklaşık 40 dakika gibi bir sürede tüm vücut hakkında yüksek görüntü kalitesinde bilgi alınabildiğini kaydetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kapali-yerde-kalma-korkusu-olanlar-da-artik-mr-cektirebilecek-458758">Kapalı yerde kalma korkusu olanlar da artık MR çektirebilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>NPİSTANBUL Hastanesi Radyoloji uzmanı Dr. Necati Alp Tabak, Türkiye’de az merkezde bulunan geniş magnet (70 cm) 3 Tesla MR cihazıyla yüksek kaliteli görüntü ve hasta konforu elde ettiklerini belirterek, 3 Tesla MR cihazı ile yapılanlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Dr. Tabak, yüksek çözünürlük ve keskinlikte görüntüler elde etmek için tasarlanan 3 Tesla teknolojisinin MR sisteminin temelini oluşturduğunu ifade ederek, 3 Tesla manyetik alan gücüne sahip sistemlerin doktorların teşhis yeteneklerini artırırken hastaların daha hızlı ve daha ayrıntılı bir muayene deneyimi yaşamasını sağladığını ifade etti.</p>
<p>Yeni MR cihazı ile yaklaşık 40 dakika gibi bir sürede tüm vücut hakkında yüksek görüntü kalitesinde bilgi alınabildiğini dile getiren Dr. Tabak, “Bununla birlikte damar yolundan ilaç verilmeden beyin ve böbrek damarları gibi tüm damarlarda anjiyo olarak adlandırdığımız görüntüleme yapılabilmektedir. Bununla birlikte; multi parametrik prostat MR‘ı, kardiyak görüntüleme yapılabilmektedir” dedi.</p>
<p>Radyoloji uzmanı Dr. Necati Alp Tabak, 3 Tesla MR cihazının avantajlarını şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>3 Tesla MR’ın avantajları neler?</strong></p>
<p>1. Cihaz içinin genişliği, hastanın MR çekimine uyumunu ve konforunu artırıyor. Kapalı yerde kalma korkusu ve aşırı kilosu olan hastaların da MR çektirmesini mümkün kılıyor.</p>
<p>2. 3T cihazlarda hasta konforunu etkileyen en önemli faktörlerden biri de tetkik esnasında oluşan yüksek ses düzeyi. Bazı hastalar bundan çok rahatsız olabiliyor. 3T cihazında hastanın duyduğu sesi yüzde 40’a kadar azaltabilen ses düşürme tekniği bulunuyor.</p>
<p>3. Hastaların tetkik sırasında keyifli vakit geçirmesi için müzik sistemi ve video yayını da yer alıyor.</p>
<p>4. Hareketten, vücutta takılı MR uyumlu metal protezden ve implantlardan kaynaklı görüntü bozukluğunu engelleme programı sayesinde tüm çekimlerde görüntü kalitesi yüksek.</p>
<p>5. Pediatrik hastaların Manyetik Rezonans (MR) taraması sırasında daha rahat ve huzurlu hissetmelerini sağlayan özel bir yaklaşımı temsil ediyor. Bu deneyim, çocukların kapalı alan fobisi veya endişesi olan durumlarda daha kolay bir tarama süreci geçirmelerini amaçlıyor. Bu özel tasarım, dış ve iç ambiyans efektleri, özel görüntüler ve müzikler gibi faktörlerle çocukların dikkatini dağıtarak sakinleşmelerini ve rahatlamalarını amaçlıyor. Örneğin, renkli ışıklar veya hoş manzaralı görüntüler kullanılarak çocuğun dikkati tarama sürecinden uzaklaştırılabiliyor. Ayrıca, hafif bir müzik eşliğinde tarama yapılması da çocukların sakinleşmesine yardımcı olabiliyor. </p>
<p>6. Özel gereksinimli bireylere uygulama yöntemleri arasında sedasyon anestezisi altında çekimler güvenli bir şekilde gerçekleştiriliyor.</p>
<p><strong>3 Tesla MR’ın uygulama süreci nasıl?</strong></p>
<p>3 Tesla MR’ın uygulama süreci hakkında da açıklamalarda bulunan Dr. Tabak, şunları kaydetti:</p>
<p>“İşlem öncesi hastanın üzerinde kolye, küpe, saat, yüzük gibi hiçbir metal bulunmamalı. Ekip tarafından hastadan öncelikle üzerindeki tüm metalleri çıkarması isteniyor. Hasta MR cihazına uzanır ve görüntüleme yapılacak bölgeye göre yatış pozisyonu ekip tarafından hastaya gösteriliyor. Hasta işlem sırasında gerekli uyarıları kulağına takılan kulaklık vasıtasıyla duyuyor ve gerçekleştiriyor. Kulaklık aynı zamanda hastanın cihazın sesinden daha az etkilenmesine de olanak tanıyor. Hastanın elinde, herhangi bir problem ihtimaline karşı ekibi hızlıca çağırabilmesi için bir buton bulunuyor. Çekim süresi, görüntülenecek bölgeye ve hastalık türüne göre değişiyor.”</p>
<p><strong>3 Tesla MR’ın uygulama alanları neler?</strong></p>
<p>3 Tesla MR’ın, vücudun farklı bölgelerindeki organ ve sistemlerin görüntülenmesinde uygulanabildiğini kaydeden Dr. Tabak, şunları kaydetti:</p>
<p>“Beyin tümörü, epilepsi, omurilik hastalıkları, migren gibi nörolojik rahatsızlıklar, kulak rahatsızlıkları, çene problemleri, omurga hastalıkları, prostat hastalıkları, meme hastalıkları, omuz ve diz gibi eklem ve bağ doku görüntülemelerinin yanında kemiklerle ilgili birçok sorunun tespitinde ve tüm vücut görüntülemede 3 Tesla MR’a başvuruluyor.”</p>
<p><strong>Beyin gibi birçok organın değerlendirilmesinde MR isteniyor</strong></p>
<p>Diğer radyolojik modalitelerin tanıda yetersiz kaldığı durumlarda veya hastanın klinik durumunun açıklanamadığı bulguların varlığında, hastalıkların teşhis edilmesinde başrol oynayan ileri radyolojik tetkiklerden biri olan MR istendiğini anlatan Dr. Tabak, MR’ın , direkt grafilerde gösterilemeyen beyin gibi birçok organın değerlendirilmesinde de ilk istenen tetkikler arasında yer aldığını belirtti.</p>
<p>Bilgisayarlı Tomografi’nin kemik yapılarını değerlendirmede, Manyetik Rezonans Görüntüleme’nin (MRG) ise yumuşak dokuları göstermede daha başarılı görüntüler verdiğini kaydeden Dr. Tabak, NPİSTANBUL Hastanesi Radyoloji Kliniği&#8217;nde ayrıca en son teknolojik bilgisayar programlar sayesinde renkli haritalandırma ve değişik açılardan inceleme yapılabildiğini de söyledi.</p>
<p><strong>3 Tesla MR kalp pili olanlara uygulanamıyor</strong></p>
<p>Dr. Tabak, 3 Tesla MR’ın yüksek manyetik alan etkisi yarattığı için kalp pili ve bazı özel protez takılı hastalar için uygun görülmediğini de ifade ederek, ancak MR uyumlu protez takılı hastalar için sorun olmadığını dile getirdi.</p>
<p>3 Tesla MR’da radyasyon olmadığını ve bu sayede kanserin evrelendirilmesinde de kullanılabildiğini belirten Dr.   Tabak, kapalı bir cihaz olan 3 Tesla MR’ın yeterli genişlik düzeyi ve konforu sayesinde hastaların rahatlıkla girebildiği bir cihaz olduğunu vurguladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kapali-yerde-kalma-korkusu-olanlar-da-artik-mr-cektirebilecek-458758">Kapalı yerde kalma korkusu olanlar da artık MR çektirebilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalnızlık Korkusu: Gerçekten Neden Olur?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-korkusu-gercekten-neden-olur-445858</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Mar 2024 21:10:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekten]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olur]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445858</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yalnızlık korkusu, herkes için farklı anlamlar taşır ve ilişkileri karmaşık bir hale getirebilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-korkusu-gercekten-neden-olur-445858">Yalnızlık Korkusu: Gerçekten Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yalnızlık korkusu, herkes için farklı anlamlar taşır ve ilişkileri karmaşık bir hale getirebilir. Psikolojik Danışman Ekrem Çağrı Öztürk, yalnızlık duygusunun üstesinden gelmenin önemini vurguluyor ve kendimize yatırım yapmanın önemini vurguluyor.</p>
<p><b><strong>Yalnızlık ve İlişkiler: Nasıl Bir Bağ Var Aralarında?</strong></b></p>
<p>Psikolojik Danışman Ekrem Çağrı Öztürk, yalnızlık korkusuyla ilgili önemli bilgiler verdi.</p>
<p>Sosyal varlıklar olarak, ilişkilerimizle şekilleniriz. İlk olarak ailemizle ve ardından çevremizle bağlar kurarız. Hayatı gözlemleyerek öğrenir, deneyimlerimizle zenginleşiriz. Bu süreç, yetişkinlik döneminde dünyayı algılayışımızı etkileyen birçok öğreti ve değer yargısıyla şekillenir. Ancak, her bireyin farklı öğretilere sahip olduğu bir dünyada, olaylara atfettiğimiz anlamlar da farklılık gösterir, bu da ilişkileri karmaşık hale getirir.</p>
<p> YAŞLILARDA YALNIZLIK </p>
<p>Bu karmaşık yapıdaki bir başkasını anlamanın yolu, genellikle kendimizi anlamaktan geçer. Kendimizle kurduğumuz bağı anlamak için, bazen yalnız kalmamız gerekebilir. Yalnızlık duygusundan kaçan kişi, genellikle kaçınma davranışları sergiler. Bazen, kalabalık ortamlarda bile yalnızlık hissi yaşanabilir. Kimi insanlar, sürekli plan yaparak kendilerinden kaçmaya çalışır. Ancak kaçtığımız her duygu ve davranış, aslında onları anlamamızı zorlaştırır.</p>
<p><b><strong>Yalnızlık: Farklı Anlamlar, Farklı Deneyimler</strong></b></p>
<p>Yalnızlık herkes için farklı anlamlar taşır. Örneğin, bazı ilişkilerde bir partner, diğerine hiç alan tanımaz ve sürekli beraber olmayı tercih eder. Bu kişi, yalnız kaldığında aldatılacağını veya terk edileceğini düşünebilir. Kimi, bir planın dışında kaldığında kendini dışlanmış hisseder, arkasından kötü konuşulacağını ve sevilmeyeceğini düşünür. Kimi insanlar, yalnız kaldıklarında yaşadıkları zorlukları düşünmekten kaçınmak için sürekli olarak arkadaşlarıyla plan yapar. Bazıları ise kendi başlarına kaldıklarında zamanı nasıl geçireceklerini bilemezler ve bu nedenle sürekli olarak başkalarıyla plan yaparlar.</p>
<p><b><strong> Yalnızlık ve Kaygı Arasındaki Bağlantı</strong></b></p>
<p>Psikolojik Danışman Ekrem Çağrı Öztürk’e göre, yalnızlık korkusuyla başa çıkmak için önemli olan, kendimize yatırım yapmaktır. Yalnızlık korkusuyla başa çıkmak için, bir başkasına aşırı bağımlı olmak yerine kendi iç dünyamızı keşfetmeliyiz. Kendi yalnızlığımızı kabul etmek ve ondan keyif almaya başladığımızda, kaygılarımızın yerini huzurlu ilişkilere, üretken bir yaşama bırakabiliriz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yalnizlik-korkusu-gercekten-neden-olur-445858">Yalnızlık Korkusu: Gerçekten Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuzun diş doktoru korkusu mu var?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-dis-doktoru-korkusu-mu-var-394060</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Aug 2023 12:24:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuzun]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doktoru]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=394060</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hemen hemen her ebeveyn, çocuğunu diş doktoru ile tanıştırırken birtakım sıkıntılar yaşıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-dis-doktoru-korkusu-mu-var-394060">Çocuğunuzun diş doktoru korkusu mu var?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hemen hemen her ebeveyn, çocuğunu diş doktoru ile tanıştırırken birtakım sıkıntılar yaşıyor. Çocuk hastalarla ilk tanışmanın çoğunlukla diş ağrısı sebebi ile olduğunu ifade eden <strong>Çocuk Diş Hekimi Uzm. Dr. Nurgül Demir “</strong>Bazı çocuklarımız deneyimledikleri diş ağrısının tedirginliği ile isteksiz, arkadaşlarından duydukları hikayelerle endişeli veya olumlu geçmeyen eski diş tedavisi randevularının sebep olduğu korku ile geliyorlar” açıklamasında bulunarak, çocuk hastalara yaklaşım ve tedavi yöntemleri ile önemli açıklamalarda bulundu.      </p>
<p>“Çocukların ön yargı ve korkularını yıkarak diş tedavilerini klinik koşullarda tamamlamak her zaman mümkün olmuyor.” Diyen <strong>Çocuk Diş Hekimi Uzm. Dr. Nurgül Demir </strong>bu durumlarda diş tedavilerinin uyutularak yapılmasının tek tedavi seçeneği olduğunu vurgulayarak “Diş hekimi fobisi veya kontrol edilemeyen bulantı refleksi varlığında, korku ve kaygı düzeyinin çok yüksek olduğu vakalarda, bazı sistemik hastalıkların sebep olduğu ve hastamızın koltukta yapılan işlemlere uyum göstermesini engelleyen özel durumlarda ve özel gereksinimli hastalarımızda diş tedavilerini sedasyon veya genel anesteziyle yapıyoruz” dedi.<strong> Dr. Nurgül Demir tedavi yöntemlerini şöyle açıkladı:</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Sedasyon Mu, Genel Anestezi Mi?</strong></p>
<p>Sedasyon, sedatif ilaçlar ile bilinç düzeyinin kontrollü olarak baskılandığı, derinliğin ayarlanabildiği bir uyku halidir. Çocuk hastalarda kısa işlemlerde uygulanır. Genel anestezide ise, hastanın ameliyathane ortamında, anestetik ilaçların etkisiyle derin bir uyku haline geçmesi sağlanır. Solunum ve dolaşım fonksiyonlarının düzenli olarak kontrol altında tutulduğu geri dönüşlü bu derin uyku halinde, işlem tamamlanana kadar hastaya devamlı olarak solunum desteği sağlanır. Çocuk diş hekimliğinde sedasyon veya genel anestezi kararı; hastanın yaşı, yapılacak olan diş tedavileri ve planlanan tedavi süresi göz önünde bulundurularak, Amerikan Pediatrik Diş Hekimleri Derneğinin yönergelerine göre verilir. Her iki yöntemde de hasta işlem sonrasında bir şey hatırlamaz. Özellikle çocuklarda uyutularak yapılan tedaviler ile ilerleyen yaşlara taşınabilecek bir diş hekimi fobisinin önüne geçilebilir.” </p>
<p>Çocuk hastamızın genel anestezi altında yapılması planlanan farklı tıbbi işlemleri ile diş tedavilerinin aynı seansta yapılması da mümkündür. Sünnet, geniz eti operasyonu, kulağa tüp takılması gibi cerrahi işlemler diş tedavileri ile aynı seansta yapılabilecek işlemlerin en sık uygulananlarıdır. İlgili tıp doktorunun da onay vermesi halinde, ortak bir işlem planlanabilir. Bu nedenle genel anestezi ile tedavi planlaması yapılan çocuk hastalarda tıbbi hikâyenin sorgulanması ek bir genel anestezi ihtiyacını ortadan kaldırması açısından önemlidir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Uyutularak diş tedavisinde süreç nasıl ilerler?</strong></p>
<ul>
<li>Çocuk hastanın tüm diş tedavileri planlandıktan sonra hastaya sedasyon ya da genel anestezi uygulanması için karar verilir. </li>
<li>Anestezi uzmanı tarafından anestezi öncesi tetkikleri yapılır. </li>
<li>Hastanın detaylı tıbbi özgeçmiş (öncesinde geçirdiği ameliyat ve hastalıklar sürekli kullandığı ilaçlar vb.) bilgileri edinilip, fizik muayenesi gerçekleşir. </li>
<li>Hastanın diyabet, konjenital kalp hastalığı, kanama problemi ve pıhtılaşma bozukluğu, geçirilmiş/planlanan kalp ameliyatı veya radyoterapi/kemoterapi gibi özel durumlarında mutlaka doktorundan konsültasyon istenerek, doktorun yönlendirmesine göre ön hazırlık yapılır. </li>
<li>Planlanan tedaviler ameliyathane ortamında, anestezi uzmanı ile tamamlanır.</li>
<li>Anestezi altında çocuk hasta için planlanan diş tedavileri tamamlandıktan sonra hasta anestezi uzmanı tarafından uyandırılır ve bir süre gözetim altında tutulduktan sonra taburcu edilir. Hastanın takip altında olduğu herhangi bir sistemik hastalığı yoksa hastanede kalmasına gerek olmaksızın aynı gün içinde hastaneden çıkış yapabilir. </li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuzun-dis-doktoru-korkusu-mu-var-394060">Çocuğunuzun diş doktoru korkusu mu var?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hiwell&#8217;den sınav kaygısına yönelik özel terapi Aile baskısı ve başarısızlık korkusu sınav kaygısını artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hiwellden-sinav-kaygisina-yonelik-ozel-terapi-aile-baskisi-ve-basarisizlik-korkusu-sinav-kaygisini-artiriyor-2-379466</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jun 2023 07:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[başarısızlık]]></category>
		<category><![CDATA[baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[hiwellden]]></category>
		<category><![CDATA[kaygısına]]></category>
		<category><![CDATA[kaygısını]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379466</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haziran ayında, 3 milyondan fazla öğrenci gelecekleri için çok önemli bir dönüm noktası olan sınavlara girmeye hazırlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hiwellden-sinav-kaygisina-yonelik-ozel-terapi-aile-baskisi-ve-basarisizlik-korkusu-sinav-kaygisini-artiriyor-2-379466">Hiwell&#8217;den sınav kaygısına yönelik özel terapi Aile baskısı ve başarısızlık korkusu sınav kaygısını artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haziran ayında, 3 milyondan fazla öğrenci gelecekleri için çok önemli bir dönüm noktası olan sınavlara girmeye hazırlanıyor. Gençler üzerinde büyük bir baskı yaratan sınavlar ve başarısız olma düşüncesinin oluşturduğu kaygı, öğrencilerin özgüvenlerini de olumsuz etkileyebiliyor. Online Terapi Platformu Hiwell, gençlere yönelik, sınav odaklı özel terapi programlarıyla hazırlık ve sınav sürecinde öğrencilerin kaygılarını azaltmasına ve başarılarını artırmalarına destek oluyor.</strong></p>
<p>Yükseköğretime Geçiş Sınavı ve Liselere Geçiş Sistemi sınavına büyük hızla yaklaşırken pek çok öğrenci, yüksek kaygı sorunuyla karşı karşıya. Özellikle sınav tarihi yaklaşırken; sadece sınava çalışmak, sosyalleşmemek, uyku ve yeme düzenini bozmanın hem zihinsel hem de fiziksel etkileri olabileceğini belirten Hiwell Online Terapi Platformu Uzman Klinik Psikoloğu Şebnem Göker, sınav kaygısı yaşayan gençler ve aileleri için önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>KONUŞMAK ÇÖZÜME GİDEN İLK ADIM</strong></p>
<p>Klinik Psikolog Göker, “Uyku, beslenme zihin ve beden için ne kadar önemliyse, sosyal yaşam da ruh için o kadar değerli. Gençlerin içinde olduğu bu korku ve kaygı durumunu aileleriyle, rehber öğretmeniyle, uzman psikologla veya güvendiği bir yetişkinle paylaşmaları onlar için çok faydalı. Konuşmak, paylaşımda bulunmak ve keyifli vakit geçirmek motivasyonlarını da artıracaktır” dedi.</p>
<p><strong>“SINAV, YEGÂNE ODAK NOKTASI OLMASIN”</strong></p>
<p>Sınav zamanlarında ‘Sadece ders çalışmalısın, dikkatini dağıtacak şeylerden uzaklaşmalısın.’ gibi kısıtlamalarla sıkça karşılaşıldığını da söyleyen Göker, “Bu dönemde sadece sınava, ders çalışmaya odaklanmak, gelecekle ilgili olumsuz düşüncelere sebep oluyor ve performans kaygısını tetikliyor. Sınava hazırlanan kişinin sosyalleşmeye ve düzenli yaptığı ne varsa yapmaya devam etmesi verimliliği de artırıyor. Burada en kritik nokta, öğrencinin bir planlamayla zaman yönetimini yapabilmesi. Bu öğrencinin hem hedefine ulaşması için hem de ruhunu, bedenini ve zihnini dinlendirmesi için kendine zaman ayırmasını sağlayacaktır. Sınavı, hayatın odak noktası yapmaktansa öğrencinin kendine en uygun planlamayla spor yapması, arkadaşlarıyla ve ailesiyle birlikte zaman geçirmesi, bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatmanın en önemli yollarından biri” diye konuştu. </p>
<p><strong>SINAV ANINDA YAPILMASI GEREKEN EGZERSİZ</strong></p>
<p>Son dönemeçte en önemli anın, sınav anı olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Şebnem Göker, sınavda yaşanabilecek kaygının üstesinden gelinmesi için öğrencilere şu tavsiyelerde bulundu:</p>
<p>“Sınav anında derin nefesler alarak kendiniz için hazırladığınız olumlu cümleleri hatırlayın. Eğer odağınız dağılırsa ve başkalarını ya da zamanı sıkça kontrol ettiğinizi fark ederseniz, derin nefesler alın ve görebildiğiniz beş nesneyi kendinize telaffuz edin. Ellerinizi karnınıza koyarak üç kez derin nefes alıp verin ve bu sırada karnınızın hareketine odaklanın. Kendinizi boşlukta hissettiğinizde gözlerinizi kapatın ve çok mutlu olduğunuz anı, sevdiğiniz kişileri düşünün. Çok kaygılandığınızda ve dikkatiniz dağıldığında yapacağınız bu bir dakikalık kısa egzersizler, sakinleşmenize yardımcı olacaktır. Böylece sorulara daha kolay odaklanabilir ve süreci sağlıklı bir şekilde tamamlayabilirsiniz.”</p>
<p><strong>TERAPİ DESTEĞİ İLE KAYGIDAN UZAKLAŞIN VE BAŞARIYA ULAŞIN</strong></p>
<p>Pek çok durumda aile ve öğrenci ne kadar çabalasa ve çeşitli yöntemler denese de kaygı seviyesini düşüremez. Böyle durumlarda gençler için uzman psikolog desteği çok değerli bir çözüm olabilir. Uzmanlar tarafından kişiye özel seanslarla yine kişiye özel yöntem ve çözümlerin getirilmesinin de mümkün olduğunu söyleyen Hiwell kurucusu Ali Ozan Özçiçek, “Hem uzman psikologlarımızın bize sağladığı bildirimler hem de danışanlarımızdan aldığımız yönlendirmeler bize gösterdi ki sınav kaygı gençler için en önemli sorunlardan biri. Bizler de Hiwell olarak, uzmanlarımızla birlikte sınav kaygısına yönelik bir program hazırlama kararı aldık. Bu programda, öğrencilerin yararlanabileceği genel geçer yöntemleri paylaşan uzman psikologlarımız, kişiye özel yöntemler geliştirerek gerekli durumlarda aile görüşmeleriyle öğrenci ve ebeveynlere destek sağlıyor. Bu konu kapsamında özel bir program çıkarmış olduğumuz için mutluyuz ve binlerce gencimize destek olabileceğimiz inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hiwellden-sinav-kaygisina-yonelik-ozel-terapi-aile-baskisi-ve-basarisizlik-korkusu-sinav-kaygisini-artiriyor-2-379466">Hiwell&#8217;den sınav kaygısına yönelik özel terapi Aile baskısı ve başarısızlık korkusu sınav kaygısını artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hiwell&#8217;den sınav kaygısına yönelik özel terapi Aile baskısı ve başarısızlık korkusu sınav kaygısını artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hiwellden-sinav-kaygisina-yonelik-ozel-terapi-aile-baskisi-ve-basarisizlik-korkusu-sinav-kaygisini-artiriyor-373596</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 11:44:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[başarısızlık]]></category>
		<category><![CDATA[baskısı]]></category>
		<category><![CDATA[hiwellden]]></category>
		<category><![CDATA[kaygısına]]></category>
		<category><![CDATA[kaygısını]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[terapi]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373596</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haziran ayında, 3 milyondan fazla öğrenci gelecekleri için çok önemli bir dönüm noktası olan sınavlara girmeye hazırlanıyor. Gençler üzerinde büyük bir baskı yaratan sınavlar ve başarısız olma düşüncesinin oluşturduğu kaygı, öğrencilerin özgüvenlerini de olumsuz etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hiwellden-sinav-kaygisina-yonelik-ozel-terapi-aile-baskisi-ve-basarisizlik-korkusu-sinav-kaygisini-artiriyor-373596">Hiwell&#8217;den sınav kaygısına yönelik özel terapi Aile baskısı ve başarısızlık korkusu sınav kaygısını artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haziran ayında, 3 milyondan fazla öğrenci gelecekleri için çok önemli bir dönüm noktası olan sınavlara girmeye hazırlanıyor. Gençler üzerinde büyük bir baskı yaratan sınavlar ve başarısız olma düşüncesinin oluşturduğu kaygı, öğrencilerin özgüvenlerini de olumsuz etkileyebiliyor. Online Terapi Platformu Hiwell, gençlere yönelik, sınav odaklı özel terapi programlarıyla hazırlık ve sınav sürecinde öğrencilerin kaygılarını azaltmasına ve başarılarını artırmalarına destek oluyor.</strong></p>
<p>Yükseköğretime Geçiş Sınavı ve Liselere Geçiş Sistemi sınavına büyük hızla yaklaşırken pek çok öğrenci, yüksek kaygı sorunuyla karşı karşıya. Özellikle sınav tarihi yaklaşırken; sadece sınava çalışmak, sosyalleşmemek, uyku ve yeme düzenini bozmanın hem zihinsel hem de fiziksel etkileri olabileceğini belirten Hiwell Online Terapi Platformu Uzman Klinik Psikoloğu Şebnem Göker, sınav kaygısı yaşayan gençler ve aileleri için önerilerde bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong>KONUŞMAK ÇÖZÜME GİDEN İLK ADIM</strong></p>
<p>Klinik Psikolog Göker, “Uyku, beslenme zihin ve beden için ne kadar önemliyse, sosyal yaşam da ruh için o kadar değerli. Gençlerin içinde olduğu bu korku ve kaygı durumunu aileleriyle, rehber öğretmeniyle, uzman psikologla veya güvendiği bir yetişkinle paylaşmaları onlar için çok faydalı. Konuşmak, paylaşımda bulunmak ve keyifli vakit geçirmek motivasyonlarını da artıracaktır” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>“SINAV, YEGANE ODAK NOKTASI OLMASIN”</strong></p>
<p>Sınav zamanlarında ‘Sadece ders çalışmalısın, dikkatini dağıtacak şeylerden uzaklaşmalısın.’ gibi kısıtlamalarla sıkça karşılaşıldığını da söyleyen Göker, “Bu dönemde sadece sınava, ders çalışmaya odaklanmak, gelecekle ilgili olumsuz düşüncelere sebep oluyor ve performans kaygısını tetikliyor. Sınava hazırlanan kişinin sosyalleşmeye ve düzenli yaptığı ne varsa yapmaya devam etmesi verimliliği de artırıyor. Burada en kritik nokta, öğrencinin bir planlamayla zaman yönetimini yapabilmesi. Bu öğrencinin hem hedefine ulaşması için hem de ruhunu, bedenini ve zihnini dinlendirmesi için kendine zaman ayırmasını sağlayacaktır. Sınavı, hayatın odak noktası yapmaktansa öğrencinin kendine en uygun planlamayla spor yapması, arkadaşlarıyla ve ailesiyle birlikte zaman geçirmesi, bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatmanın en önemli yollarından biri” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>EBEVEYNLERE ÖNERİLER</strong></p>
<p>Öğrencilerin, sınavdan olumsuz sonuç almaları durumunda ailelerinin vereceği tepkiden de korktuklarını belirten Göker, “Sınavı kazanamazsam ailem çok kızar’ diye fikir yürütmek öğrencide baskı kurarak kaygı oluşmasına neden olur. Kaygı, bazı durumlarda yaşanması çok normal bir duygu. Aileler, endişe etmenin de bir amacı olduğunu herkesin zaman zaman bu duyguyu hissedebileceğini çocuklarına anlatmalı” dedi.</p>
<p>Göker, yaşanan kaygı duygusunu yatıştırmak için ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte yapması gereken bazı yöntemler de paylaştı:</p>
<ul>
<li>Birlikte nefes alıp vererek çocuğun sakinleşmesine destek olun. </li>
<li>Pek çok çocuk kaygı duymak hakkında da kaygılanır. Çocuğunuzun yaşadıklarını anladığınızı ifade edin ve onlara empatiyle yaklaşın.</li>
<li>Birlikte 10-15 dakikalık bir ‘endişe zamanı’ oluşturun. Bu zamanda endişelerini özgürce ifade edebilmeleri için çocuklarınızı teşvik edin.</li>
<li>Kaygılı çocuklar, onları kaygılandıran durumlardan kaçınabilirler. Ders çalışmamak, okula gitmemek, denemelere girmemek gibi kaçınma davranışları gösterebilirler. Böyle bir durum gözlemlediğinizde bir uzmandan destek alın.</li>
<li>Çocuğunuz kaygılandığında kendinizi suçlu hissetmeyin. Siz, çocuğunuza endişeleriyle baş etmesi için destek olan, harika fikirler veren yeterli bir ebeveynsiniz.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>TERAPİ DESTEĞİ İLE KAYGIDAN UZAKLAŞIN VE BAŞARIYA ULAŞIN</strong></p>
<p>Pek çok durumda aile ve öğrenci ne kadar çabalasa ve çeşitli yöntemler denese de kaygı seviyesini düşüremez. Böyle durumlarda gençler için uzman psikolog desteği çok değerli bir çözüm olabilir. Uzmanlar tarafından kişiye özel seanslarla yine kişiye özel yöntem ve çözümlerin getirilmesinin de mümkün olduğunu söyleyen Hiwell kurucusu Ali Ozan Özçiçek, “Hem uzman psikologlarımızın bize sağladığı bildirimler hem de danışanlarımızdan aldığımız yönlendirmeler bize gösterdi ki sınav kaygı gençler için en önemli sorunlardan biri. Bizler de Hiwell olarak, uzmanlarımızla birlikte sınav kaygısına yönelik bir program hazırlama kararı aldık. Bu programda, öğrencilerin yararlanabileceği genel geçer yöntemleri paylaşan uzman psikologlarımız, kişiye özel yöntemler geliştirerek gerekli durumlarda aile görüşmeleriyle öğrenci ve ebeveynlere destek sağlıyor. Bu konu kapsamında özel bir program çıkarmış olduğumuz için mutluyuz ve binlerce gencimize destek olabileceğimiz inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hiwellden-sinav-kaygisina-yonelik-ozel-terapi-aile-baskisi-ve-basarisizlik-korkusu-sinav-kaygisini-artiriyor-373596">Hiwell&#8217;den sınav kaygısına yönelik özel terapi Aile baskısı ve başarısızlık korkusu sınav kaygısını artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem korkusu travmayı tetikleyip işlevselliği bozuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deprem-korkusu-travmayi-tetikleyip-islevselligi-bozuyor-359120</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2023 10:55:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[işlevselliği]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[tetikleyip]]></category>
		<category><![CDATA[travmayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359120</guid>

					<description><![CDATA[<p>Belirsizlikten dolayı oluşan korku, bireylerde güven duygusunu derinden sarsabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-korkusu-travmayi-tetikleyip-islevselligi-bozuyor-359120">Deprem korkusu travmayı tetikleyip işlevselliği bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Belirsizlikten dolayı oluşan korku, bireylerde güven duygusunu derinden sarsabiliyor. Deprem korkusu ile beraber güven duygusu sarsılmış olan bireyin günlük işlevselliğinde bozulmalar olabildiğini belirten uzmanlar; kişinin yeme, uyku ve çalışma düzeninin bozulması durumunda da birçok psikiyatrik rahatsızlığın ortaya çıkabileceğini ifade ediyor. Deprem korkusunun travmayı tetikleyebildiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, sürekli sallandığını hisseden bireylerin travmatize olduğuna dikkat çekerek kalıcı psikiyatrik hastalıkların önlenmesi ve travma etkilerinden uzaklaşılmasının EMDR terapisi ile mümkün olduğunu söylüyor. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi<strong> </strong>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, büyük şehirlerde yaşayan ve depreme henüz maruz kalmamış bireylerdeki korkuların semptomlarına ve etkilerine değindi, önemli tavsiyelerde bulundu.  </p>
<p><strong>Belirsizlik güven sarsıyor</strong></p>
<p>Deprem korkusu boyutunun oldukça önemli olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Deprem korkusu ‘Seismophobia’ dediğimiz deprem fobisi haline gelmediği sürece kişinin işlevselliğini etkilemeyecektir. Korku aslında belirsizlikten dolayı oluşan bir durumdur. Aslında depremin ne zaman ya da neredeyken olacağını tahmin edememek kişide belirsizliğe sebebiyet veriyor. Belirsizlik ise bireylerin ‘güven’ duygusunu derinden sarsabilir. Deprem korkusu ile beraber güven duygusu sarsılmış olan bireyin günlük işlevselliği de bozulabilir. İşlevselliğin bozulması dediğimiz durum kişinin uyku, yeme ve çalışma düzeninin bozulması anlamına geliyor. Bu düzen bozulduğunda ise kişinin günlük yaşamı kısıtlanır ve çok kolay şekilde gerçekleştirdiği işlerini yapamaz hale gelebilir. Bu durum da birçok psikiyatrik hastalığın da habercisi olabilir.”</p>
<p><strong>Sürekli sallandığını hissedenler uzmana başvurmalı</strong></p>
<p>Deprem korkusunun ‘Seismophobia’ olarak değerlendirilmesi için kişinin sürekli olarak tetikte oluyor olması, yeme-içme ve uyku düzeninin bozuluyor olmasının gerektiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Bazı kişiler ‘sürekli olarak sallanıyorum gibi hissediyorum’ derler. Bu kişiler travmatize olmuş durumdadır ve mutlaka bir uzmandan destek alması gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>Deprem korkusu travmayı tetikliyor</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, deprem korkusu ve deprem travmasının kişide depreme maruz kalmadan da gerçekleşebileceğine dikkat çekti ve sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Çünkü kişi depreme maruz kalmasa bile depremi sürekli olarak haberlerden ve çevreden görüp takip edebilir. Deprem korkusu deprem travmasını tetikleyen bir faktördür. Korku ne kadar artarsa travma da o denli şiddetli olur. Birincil dereceden depreme maruz kalan kişi için de ikincil dereceden deprem korkusuna sahip olan kişi için de tedaviye ihtiyaç duyulur. Çünkü kişilerin işlevselliğini etkilediği noktada kişinin korkuya bağlı olarak semptomları başlayabilir. Bu semptomlar uykuların bozulması, iştahın normalden fazla ya da normalden az olması, dikkat konsantrasyonun bozulması, gündelik konularda unutkanlıkların olması, ağlama nöbetleri, umutsuzluk ve öfke nöbetleri olabilir. Böyle durumlarda kişide kalıcı bir psikiyatrik hastalık oluşmaması adına önce bir psikiyatri uzmanına başvurulmalı ve ardından psikoterapileri başlamalı. Travmatik etkilerden uzaklaşmak adına terapi tekniği olarak EMDR uygulanabilir.”</p>
<p><strong>Alınan tedbirler güven hissi oluşturuyor</strong></p>
<p>Deprem ile ilgili alınan tedbirlerin kişide güvenlik hissini oluşturduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Güvenlik hissi ise korku duygusunun karşısında duran en önemli histir. Haliyle tedbir almak kişideki deprem korkusunu tamamen yok etmese bile azaltmaya ve stresi düzenlemeye yardımcı olacaktır. Böylelikle depremin travmaya sebebiyet vermesinin önüne geçebilecektir” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deprem-korkusu-travmayi-tetikleyip-islevselligi-bozuyor-359120">Deprem korkusu travmayı tetikleyip işlevselliği bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
