<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kontrolsüz | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kontrolsuz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kontrolsuz</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Feb 2026 09:38:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kontrolsüz | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kontrolsuz</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ramazan&#8217;da kontrolsüz tatlı tüketimi kan şekerini zorluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-615649</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabet Hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolsüz]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[şekerini]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615649</guid>

					<description><![CDATA[<p> Diyabet, vücudun kan şekerini sağlıklı şekilde dengeleyememesiyle ortaya çıkan bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-615649">Ramazan&#8217;da kontrolsüz tatlı tüketimi kan şekerini zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> Diyabet, vücudun kan şekerini sağlıklı şekilde dengeleyememesiyle ortaya çıkan bir hastalık. Diyabet hastaları için düzenli ve dengeli beslenme hayati önem taşır. Ramazan ayında uzun saatler süren açlık ise kan şekeri dengesini bozarak özellikle diyabet hastaları açısından risk oluşturabilir. Oruç kararı öncesinde mutlaka doktora danışılması gerektiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “İnsülin takviyesi alanların oruç tutması, kan şekeri seviyesinde ciddi dalgalanmalara yol açabileceği için riskli olabilir” dedi.</strong></p>
<p>Türkiye’de 2024 verileriyle 12 milyondan fazla diyabet hastası bulunduğunu belirten Prof. Dr. Fulya Akın, “Ramazan’da özellikle iftar sonrasında tatlı ve hamur işi tüketiminde belirgin bir artış yaşanıyor. Şerbetli ve yoğun karbonhidrat içeren tatlılar kan şekerini kısa sürede hızla yükseltebilir, ardından ani düşüşlere yol açarak dalgalanmalara neden olabilir. Bu durum diyabet hastaları açısından ciddi risk oluşturur ve kan şekeri kontrolünü zorlaştırır. Bu nedenle diyabet hastaları oruç tutmadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmeli. Özellikle Tip 1 diyabeti olanlara ve kan şekeri kontrolü sağlanamayan Tip 2 hastalarına oruç önermiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Karbonhidrat ağırlıklı beslenme kan şekerini hızla yükseltiyor</strong></p>
<p>Oruç süresince beslenme alışkanlıklarının daha planlı olması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Akın, “Ramazan ayı boyunca mideyi uzun süre tok tutan, sindirimi daha yavaş olan, protein ve liften zengin besinler tercih edilmeli. İftarda uzun saatlerin ardından bir anda kızartma gibi ağır yemeklere yüklenmek yerine hafif bir başlangıç yapmak ve ana yemeği yavaş yavaş tüketmek kan şekerinin ani yükselmesini engellemeye yardımcı olur. Beyaz ekmek, pizza, makarna ve pasta gibi rafine karbonhidratların fazla tüketilmesi kan şekeri dengesini bozabilir, bu nedenle bu besin türlerinin de porsiyon kontrolü kıymetli. Ayrıca iftar ile sahur arasında yeterli su içmek hem vücudun susuz kalmasını önler hem de gün içindeki kan şekeri dalgalanmalarını azaltmaya destek olur” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Ek hastalığı olan diyabetliler için oruç daha riskli</strong></p>
<p>Diyabete ek olarak hamile olan ya da böbrek hastalığı bulunan kişilerde riskin daha da arttığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Kan şekerindeki ani değişimler hem anne hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilir. Uzun süre susuz kalmak ise böbrek fonksiyonlarını daha da zorlayabilir. Bu nedenle hamile diyabet hastalarına ve böbrek yetmezliği bulunan diyabetlilere oruç tutmalarını önermiyoruz. Ayrıca böbrek hastalığı olan kişilerde kan şekeri düşüklüğü riski de daha yüksek olabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-615649">Ramazan&#8217;da kontrolsüz tatlı tüketimi kan şekerini zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kontrolsüz Egzersiz Bu Sorunlara Yol Açabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kontrolsuz-egzersiz-bu-sorunlara-yol-acabiliyor-455772</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 May 2024 10:38:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolsüz]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlara]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=455772</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle pandemi dönemiyle birlikte, teknolojideki hızlı gelişmelerin de etkisiyle hayatımıza giren çevrimiçi egzersiz programlarına ilgi son yıllarda giderek artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kontrolsuz-egzersiz-bu-sorunlara-yol-acabiliyor-455772">Kontrolsüz Egzersiz Bu Sorunlara Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ancak dikkat! Gerek vücudumuzun genel sağlığı gerekse kilo vermek amacıyla yapılan çevrimiçi egzersizler, kontrolsüz olduğunda fayda yerine zarar verebiliyor! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Işıl F. Kartaloğlu “Son zamanlarda çevrimiçi egzersiz, yoga ve pilates programları sonrası boyun, bel ağrısı ve kollarında/ bacaklarında uyuşukluk şikayetleriyle başvuran hastaların sayısında artış yaşanıyor.</p>
<p>Özellikle herhangi bir kas iskelet sistemi hastalığı ya da şikayeti olanların egzersiz programı için öncelikle hekime danışmaları hayati önem taşımaktadır” diyor.</p>
<p>Doç. Dr. Işıl F. Kartaloğlu çevrimiçi, kontrolsüz egzersizin yol açabildiği sorunları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p>Modern hayatın yoğun koşuşturmacasında dışarıda spor yapmaya fırsat bulamayanlar teknolojinin nimetlerinden faydalanarak çevrimiçi egzersizlere yöneliyor. Ancak hastaların bulundukları mekandan kolaylıkla katılabildikleri denetimsiz sağlık kuruluşları ya da çevrimiçi grup egzersiz programları birçok ciddi sorunu da beraberinde getirebiliyor! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Işıl F. Kartaloğlu “Sağlığımız için hareketsiz (sedanter) yaşamdan kaçınmak ve fiziksel aktivitelere, düzenli egzersize özen göstermek şüphesiz çok önemli ancak kontrolsüz yapıldığında en faydalı sporlar bile zarar verici bir hal alabiliyor. Özellikle son zamanlarda pilates ve yoga gibi çevrimiçi yapılabilen kontrolsüz egzersizler nedeniyle kas-iskelet sistemlerinde yaralanmayla başvuran hastalarla çok sık karşılaşıyoruz” diyor. Düzenli egzersiz yapmanın; aşırı kilo ve obeziteden diyabete, kalp damar hastalıklarından kas ve iskelet sistemine dek birçok hastalığa fayda sağladığını vurgulayan Doç. Dr. Kartaloğlu, buna karşın vücudumuzun ana destek yapılarından biri olan ve aynı zamanda oldukça karmaşık bir yapıya sahip bulunan omurgamızın en küçük bir yanlış hareketten bile büyük zarar görebildiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Hem yapısal hem sinirsel iletişimi düzenliyor!</strong></p>
<p>Özellikle pilates ve yoganın hem fiziksel, ruhsal ve zihinsel sağlığa iyi gelmesi hem de diğer egzersizlere göre uygulanabilirliğinin daha kolay olduğu düşüncesiyle bazı kurallara gerektiği kadar dikkat edilmeyebildiğini belirten Doç. Dr. Kartaloğlu, bu konuda toplumsal farkındalığın yeterli olmaması dolayısıyla çevrimiçi programlarda kontrolden uzak gelişigüzel uygulanabildiğini, bunun da omurgalara ciddi zararlar verebildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Omurgamız kollarımızla ve bacaklarımızla sürekli bir iletişim halindedir.  Aynı zamanda omurilik adı verilen, beynimizden gelen emirleri vücudumuzun geri kalanına ileten ve oradan gelen bilgileri beyne taşıyan hayati bir yapıdır. Yani hem yapısal destek sağlar hem de sinirsel iletişimi düzenler. Omurgamızın sağlığı genel vücut sağlığımız için büyük önem taşır. Omurgamızı etkileyen herhangi bir sorun, genel hareket kabiliyetimizi, dengemizi ve koordinasyonumuzu doğrudan etkiler!”</p>
<p><strong>Pilates ve yoga sağlığa faydalı, ama!</strong></p>
<p>Özellikle son yıllarda ilginin giderek arttığı pilates, yoga vb egzersiz programlarının sağlık açısından birçok yararı olsa da, özellikle boyun ya da bel fıtığı gibi omurga problemleri olan kişiler üzerinde yapılacak detaylı bir değerlendirme ve kişiye özel planlama gerektirdiğini belirten Doç. Dr. Kartaloğlu “Yapılan çalışmalar; bu açıdan bakıldığında, boyun fıtığı olan hastalarda pilates, yoga vb esnasında yanlış yapılan hareketlerin boyun ağrısını artırabildiğini ortaya koymaktadır. Bulgular, kontrolsüz yapılan egzersizlerin, omurilik sinirlerinin geçtiği deliklerin boyutunu azaltarak sinir köklerini sıkılaştırabildiğini ve dolayısıyla boyun ağrısını tetikleyebildiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle mutlaka bir uzman eşliğinde kişiye özel şekilde programlama yapılmalıdır. Kemik erimesi, bel fıtığı, skolyoz, kireçlenme ve iltihaplı romatizma gibi hastalıkların tedavisi pilates, yoga veya herhangi bir egzersiz değildir. Herhangi bir kas iskelet sistemi hastalığınız veya şikayetiniz var ise tedavi ve egzersiz programı için öncelikle hekime danışmanız hayati önem taşımaktadır” diyor.</p>
<p><strong>Boyun ve bel fıtığını tetikliyor!</strong></p>
<p>Özellikle boyun fıtığı olan kişilerde yapılan çalışmaların, ileri doğru baş hareketi gibi hareketlerin boyun ağrısı ve diğer komplikasyonlara yol açabildiğini gösterdiğini vurgulayan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Işıl F. Kartaloğlu şöyle konuşuyor: “Yapılan çalışmalar; pilates, yoga ve kontrolsüz yapılan egzersiz programlarının, yanlış veya aşırı uygulanması durumunda özellikle mevcut boyun ve bel sorunları olan kişiler için risk oluşturabileceğini gösteriyor. Özellikle omurga ve kas iskelet sistemi sorunları olan kişilerin, herhangi bir fiziksel egzersiz programına başlamadan önce mutlaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hekimine<strong> </strong>danışmaları gerekir.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kontrolsuz-egzersiz-bu-sorunlara-yol-acabiliyor-455772">Kontrolsüz Egzersiz Bu Sorunlara Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Tugay: &#8220;Aliağa&#8217;da kontrolsüz gemi sökümüne izin verilemez&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-aliagada-kontrolsuz-gemi-sokumune-izin-verilemez-451391</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Apr 2024 16:08:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aliağada]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[gemi]]></category>
		<category><![CDATA[izin]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolsüz]]></category>
		<category><![CDATA[sökümüne]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[verilemez]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=451391</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aliağa’ya söküm amaçlı İtalya’dan getirildiği iddia edilen savaş gemilerine yönelik İzmir Gemi Söküm Koordinasyonu tarafından bir basın toplantısı düzenlendi. T</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-aliagada-kontrolsuz-gemi-sokumune-izin-verilemez-451391">Başkan Tugay: &#8220;Aliağa&#8217;da kontrolsüz gemi sökümüne izin verilemez&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aliağa’ya söküm amaçlı İtalya’dan getirildiği iddia edilen savaş gemilerine yönelik İzmir Gemi Söküm Koordinasyonu tarafından bir basın toplantısı düzenlendi. T</p>
<p>oplantıda konuşan ve bölgede yaşanan sorunun çözümüne yönelik yol haritasına değinen Tugay, “Burada kendi halinde, kontrolsüz, denetimsiz insan sağlığını ve doğayı tehdit edecek şekilde çalışma yapılmasına izin verilemez. İzmir Büyükşehir Belediyesi denetim yetkisini kullanacak ve yetkili kurumlara gerekli başvurularda bulanacak” dedi.  </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Gemi Söküm Koordinasyonu tarafından İzmir Mimarlık Merkezi&#8217;nde düzenlenen basın toplantısına katıldı. Aliağa Gemi Söküm Tesisleri&#8217;ne İtalyan kökenli bazı savaş gemilerinin getirildiğine yönelik iddialar üzerine açıklama yapan ve endişelerini paylaşan Gemi Söküm Koordinasyonu üyeleri mücadele mesajı verdi. Toplantıda, Türkiye&#8217;nin tek gemi söküm tesisinin bulunduğu İzmir&#8217;in Aliağa ilçesinin çevresel yük ve kirlilik taşıma kapasitesini aştığına yönelik bilimsel raporların bulunduğu da hatırlatıldı. </p>
<p><strong>“Kuru havuz tekniği ile söküm yapılmalı”</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, yaptığı açıklamada yönetmelik çerçevesinde yeni düzenlenmeye ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekti.   Aliağa Gemi Söküm Tesisleri ile ilgili çok açık bir sorun olduğunun altını çizen Başkan Tugay, “Burada &#8216;sorun yok&#8217; diyecek kimsenin olduğunu sanmıyorum. Bugün bir gemi söküm yönetmeliği olsa, burada bu kadar çok tesisin, bu kadar dar alanda bu kadar vahşi bir şekilde söküm yapılmasına izin verilmeyeceği çok açık” dedi. Bir yönetmeliğe ihtiyaç olduğunu hatırlatan Başkan Cemil Tugay, şunları söyledi: “Yönetmelik çerçevesinde yeni düzenlemeye ve ruhsatlandırmaya ihtiyaç var. En önemlisi de kuru havuz tekniği ile sökümlerin yapılması gerekiyor. Her bir geminin, sökümün mutlaka dikkatli şekilde, güvenilir raporlandırma ile beraber yapılması gerekiyor. Burada kendi halinde, kontrolsüz, denetimsiz gemi sökümünün şehirde insanların sağlığını, toprağı, suyu, havayı kirletecek şekilde devam etmesine izin verilemez. Bunun anlaşılması lazım.”</p>
<p><strong>“Büyükşehir yetkisini kullanacak”</strong></p>
<p>Başkan Tugay, bölgede yaşanan sorunun çözümüne yönelik yol haritasına da değinerek, “İzmir Büyükşehir Belediyesi ilgili kanun ve yönetmeliklerle görev yapan bir kurum. Çevre ve insan sağlığını etkileyen olumsuz durumlarda denetim yapmakta görevli. Bu yetkisini mutlaka kullanacak. Gelecek günlerde bu bölgede çok daha kapsamlı incelemeler yapacak. Bu çerçevede hazırlanan raporları hem kamuoyuna duyuracak hem de ilgili bakanlıklara, yetkili kurumlara, gerekli başvurularda bulunacak. Bu sürecin çok hızlı işleyeceğini bilmenizi isterim. Bir doktor olarak insanlarımızın sağlığını, orada çalışan insanlarımızın sağlığını daha fazla tehlikeye atan durumların yaşanmasını istemiyorum. Şehrimizin, meslek odaların, halkın da bu konuda çok duyarlı olduğunun farkındayız. O nedenle bilimsel incelemelerle, raporlarla bir nokta gelmeye çalışacağız” dedi. </p>
<p><strong>“Denetimler yetersiz, gerekli önlemler alınmıyor”</strong></p>
<p>İzmir Gemi Söküm Koordinasyonu adına açıklama yapan Aykut Akdemir ise Aliağa&#8217;nın yıllardır sanayi tesisleri ve gemi söküm tesislerinin yarattığı kirlilikle mücadele ettiğini söyledi. Akdemir, söküm için gelen gemilerin isimlerinin değiştiğini ancak gemilerin ülkeye giriş ve söküm süreçlerindeki usulsüzlüklerin, izin ve raporlardaki eksikliklerin, uygunsuz çalışma şartlarının, yetersiz denetim ve alınmayan çevresel önlemler ile birlikte sorunun büyümeye devam ettiğine dikkat çekti.</p>
<p>Aykut Akdemir, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı başta olmak üzere ilgili diğer kurumların, gemilere yönelik denetimlerinin kağıt üzerinde kaldığını bir çok kez gördüklerini belirterek, yetkililerin yanıtlaması için şu soruları da yöneltti:</p>
<p>“Gemi ile ilgili Tehlikeli Madde Envanter Raporu bulunmakta mı? Geminin notifikasyon onayı var mı? Gemi Aliağa’ya gelmeden önce gas free belgesi sunulmuş mu? Gemiye ilişkin söküm izni verilmiş mi? Radyasyon ölçümü yapılmış mı? Sonuçları nelerdir? Geri dönüşüm ve atık bertaraf süreçlerine ilişkin planlar sunulmuş mu? Gemide boyaların potansiyel olarak asbest içerdiği hakkında söküm tesisi bilgilendirilmiş mi? Bakanlık ve ilgili kurumlar tarafından atık içeriği ve miktarı ile ilgili değerlendirme ve denetim yapılmış mı? Söküm işlemleri safhasında alınacak çevresel önlemler neler? İşçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin önlemler neler?”</p>
<p><strong>Alınması gereken önlemleri sıraladı</strong></p>
<p>Akdemir, Aliağa&#8217;nın çevresel yük ve kirlilik taşıma kapasitesini aştığına dair bilimsel raporların bulunduğunu hatırlatarak alınması gereken önlemleri şu şekilde sıraladı: “Türkiye&#8217;nin tek gemi söküm tesisinin bulunduğu yer olan Aliağa&#8217;da, ağır sanayi de bulunuyor. Kapasitesini dolduran bölgede, özel işletim koşullarının gerekli olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Bu nedenle de şeffaf, çalışan sağlığı, çevre ve halk sağlığı ile doğayı koruyan bir perspektifle süreç yürütülmelidir. Yaşanan olumsuzlukların tekrarlanmaması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, hem gemi söküm tesislerinin hem de tüm Aliağa&#8217;da bulunan ağır sanayi tesislerinin işletim koşulları etkin bir şekilde denetlenmelidir. Ayrıca kapasite artışı ve yeni tesislerin açılmasına izin verilmemelidir. Aliağa’da çevresel mevzuata aykırı işlem yapan, çevre ve halk sağlığı sorunu yaratan işletmelerde gemi sökümüne son verilmelidir. Gemi Sökümü sürecinin bilimsel ve teknik değerlendirmeleri ile etkin bir kamusal denetimle yürütülmesi için gerekli çalışmalar acil olarak yapılmalı.”</p>
<p>2022 yılında da Nae Sao Paulo gemisinin Aliağa Gemi Söküm Tesisi’ne gelişine itiraz edilmiş, kamuoyunun tepkisi üzerine gemi geri gönderilmişti.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-tugay-aliagada-kontrolsuz-gemi-sokumune-izin-verilemez-451391">Başkan Tugay: &#8220;Aliağa&#8217;da kontrolsüz gemi sökümüne izin verilemez&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğun kontrolsüz yaz tatili geçirmesi gelişimini olumsuz etkiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugun-kontrolsuz-yaz-tatili-gecirmesi-gelisimini-olumsuz-etkiler-386117</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jun 2023 12:10:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğun]]></category>
		<category><![CDATA[etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[geçirmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gelişimini]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolsüz]]></category>
		<category><![CDATA[olumsuz]]></category>
		<category><![CDATA[tatili]]></category>
		<category><![CDATA[yaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=386117</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların yaz tatili dönemlerini planlarken, yaş dönemlerine dikkat edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, planlamanın yaş gruplarına göre yapılması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugun-kontrolsuz-yaz-tatili-gecirmesi-gelisimini-olumsuz-etkiler-386117">Çocuğun kontrolsüz yaz tatili geçirmesi gelişimini olumsuz etkiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çocukların yaz tatili dönemlerini planlarken, yaş dönemlerine dikkat edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, planlamanın yaş gruplarına göre yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Okul öncesi eğitimi alan çocukların aynı düzeni devam ettirmelerinin gelişimleri için önemli olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, 11 yaş sonrası çocuklarınsa yaz kamplarına katılmalarının daha uygun olacağını söylüyor. Aydoğdu, 0-6 yaş grubu çocuklar için ise ailelerinden uzun süre uzak kalacak planlamalar yapılmaması gerektiğine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Okullar kapandı. Çocuklar için aileler tarafından program yapılması gereken günler başladı. Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, çocukların yaz tatilini nasıl daha verimli değerlendirebileceği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Yaz tatilinden maksimum verim alınabilmesi için yaşa uygun planlama yapılmalı</strong></p>
<p>Çocukların yaz tatili dönemlerini belirlerken, yaş dönemlerine dikkat edilmesi gerektiğini söyleyerek sözlerine başlayan Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, “Farklı yaş dönemleri için farklı stratejiler belirlenmeli ve farklı düzenlemeler yapılmalı. Böylece çocukların yaz tatilinden maksimum verim almalarını sağlanabilir. Özellikle okul öncesi eğitimi alan çocukların, okul dönemindeki düzenlerine devam ediyor olmaları gerekir. Hem akran ilişkileri hem sosyal öğrenme hem de fiziksel gelişimleri için dikkat edilmesi gereken bir nokta. Bilişsel gelişimlerin de bunlara eşlik edebilmesi için yaz okulu gibi uygulamalara devam edilmesi oldukça önemli.” dedi.</p>
<p><strong>Çocuklar ailelerinden uzun süre uzak kalmamalı</strong></p>
<p>Okul öncesi eğitimi alan çocukları olan ve çalışan anne-babaların çocukların gelişimi için geniş aile bireylerinden destek almasının sık görülen bir durum olduğuna değinen Aydoğdu, “Ancak 0-6 yaş dönemindeki çocukların anne-babadan uzun süre ayrı kalarak uzak mesafede olması, onların gelişimi açısından çok olumlu ve sağlıklı karşılanmamaktadır. Bu yüzden mümkün oldukça evlerine yakında hatta evleri içerisinde bakım alabileceği şekilde düzenleme yapılması gerekir. Yaşanılan ilin dışında planlanan tatillerin de annenin veya babanın eşlik edebileceği zaman dilimlerinde yapılması daha uygundur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Okul döneminde olduğu gibi belli bir düzen içerisinde olmalılar</strong></p>
<p>11 yaş sonrası çocuklar için yaz kampı gibi uygulamaların daha önemli olabileceğini belirten Aydoğdu, “Ön ergenlik dönemi içerisinde olan çocukların daha sık akranlarıyla birlikte olması, sosyal medya kullanımının kontrol altında tutulması ve yoğun fiziksel hareket içeren aktiviteler yapması, bütün gelişim basamakları için önerilen, yönlendirilen ve destek alınması gereken alanlar içerisinde yer alır. Tüm bu hususlar göz önüne alındığında, çocukların okul döneminde olduğu gibi belli bir program ve düzen içerisinde olması oldukça önemli.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Çocuğa, esnek ama kuralların da olduğu tatil için alan açmak gerekir</strong></p>
<p>Tüm bu düzenlemeleri yaparken çocuğun ne istediğinin göz önünde tutulması gerektiğinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu, “Çocuğun yerine sadece aileler karar vermemeli. Seçenekler arasından çocukla birlikte karar vermek, çocuğun gideceği kurs hakkında söz sahibi olması önemli. Mümkünse süreci arkadaşlarıyla beraber karar verebileceği bir hale getirmek, onun da karar mekanizması içerisinde olması çocuğun öz güvenini de geliştiren bir durum.” dedi.</p>
<p>Çocuğun kontrolsüz bir şekilde bütün yaz tatili boyunca tek başına evde olmasının gelişim basamakları için olumsuz etkilere sahip olacağına vurgu yapan Aydoğdu sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Böyle bir durumda çocukta geceyle gündüz karışır, sosyal medya kullanımında sınırlar ve kurallar kalkmış olur. Tabii ki okul döneminde olduğu gibi çocuğu çok fazla sıkmak ve yönlendirmek de doğru bir yaklaşım değil. Çocuğa nispeten biraz daha esnek ama kuralların da olduğu bir yaz tatili geçirebileceği alan açmak, zaman yaratmak gerekir. Özellikle çocuğun kış döneminde, okul döneminde yapmak istediği ama okul şartları ya da hava şartlarından dolayı yapamadığı etkinler, dâhil olamadığı aktiviteler varsa bunlara katılması için teşvik edilmesi ve yönlendirilmesi oldukça önem arz eder.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugun-kontrolsuz-yaz-tatili-gecirmesi-gelisimini-olumsuz-etkiler-386117">Çocuğun kontrolsüz yaz tatili geçirmesi gelişimini olumsuz etkiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanı Uyardı: &#8220;Gebelikte Kontrolsüz İlaç Kullanımı Çocuklardaki Sakatlık Riskini Artırabilir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-gebelikte-kontrolsuz-ilac-kullanimi-cocuklardaki-sakatlik-riskini-artirabilir-384154</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jun 2023 10:40:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklardaki]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolsüz]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sakatlık]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384154</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, Uzmanı Uyardı: "Gebelikte Kontrolsüz İlaç Kullanımı Çocuklardaki Sakatlık Riskini Artırabilir"</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-gebelikte-kontrolsuz-ilac-kullanimi-cocuklardaki-sakatlik-riskini-artirabilir-384154">Uzmanı Uyardı: &#8220;Gebelikte Kontrolsüz İlaç Kullanımı Çocuklardaki Sakatlık Riskini Artırabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Gebelikte kontrolsüz ilaç kullanımının çocuklardaki sakatlık riskini arttırabildiğini söyleyen Kadın Hastalıkları Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, “İlacın içerisindeki madde yanında, gebelik haftası, ilaca devam süresi ve ilacın fetusa ulaşıp / ulaşmadığı gibi faktörler de sakatlık yapıcı etkide önemlidir. Bu nedenle gebelikte kullanılacak her ilaç için kadın hastalıkları ve doğum doktorundan ve gerekirse perinatologdan risk kategorisi ve kullanılıp/ kullanılamayacağı hakkında bilgi alınmalıdır. Özellikle fetüsün organ gelişiminin gerçekleştiği ilk üç ay için bu konu daha fazla önem arz ediyor.” diye konuştu.</em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Her 16 gebeden en az birinin gebelikte fetusta sakatlık yapıcı etki artışı olabileceği bilinen ilaç kullandığının ortaya konduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları Doğum ve Perinatoloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, gebelikte bilgisiz ve bilinçsiz ilaç kullanımının yaratabileceği risklere dikkat çekti. Bununla ilgili American Journal of Obstetrics and Gynecology dergisinin Ağustos 2022 sayısında yayınlanan araştırmaya işaret eden Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, “Amerika’da yaşayan kadınların ne kadarının gebelikte sakatlık ya da çocukta sorun oluşturabilecek ilaçlara maruz kaldığı incelendi. Sonuç olarak her 16 gebeden en az 1’inin bilmeden veya mecburiyetten maruz kaldığı ortaya çıktı. Bu da çocuklardaki sakatlık riskini artırıyor” şeklinde konuştu.  </p>
<p> </p>
<p><strong>RİSK GRUPLARININ ÖNCEDEN BELİRLENMESİ GEREKLİ</strong></p>
<p>İlaçların sakatlık oluşturma riskleri açısından önceden yapılan gözlemsel çalışmalara göre risk kategorilerine ayrıldığını söyleyen Prof. Dr. Mustafa Başbuğ: “İlacın içerisindeki madde yanında, gebelik haftası, ilaca devam süresi ve ilacın fetusa ulaşıp/ulaşmadığı gibi faktörler de sakatlık yapıcı etkide önemlidir” dedi. Prof. Dr. Başbuğ sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Fetüsün organ gelişimi gerçekleştiği için gebelikte ilk üç ay daha önem arz etmektedir. İlk üç ayda kullanılan bazı ilaçlar sakatlık oluşturma riskine daha fazla sahiptir. Bu yüzden ilk üç ay vitamin dahi olsa kullanılan ilaçlar kadın doğum hekimine gerekirse perinatoloğa sorularak kullanılmalı. Gebe olduğu bilinen bir kadın gelişigüzel ilaç kullanmamalı. Çünkü zorunlu olarak kullanılması gereken ilaçlar A, B, C, D ve X risk gruplarına göre kullanılıyor. Örneğin; D grubuna epilepsi hastalıklarında kullanılan bazı ilaçlar dâhildir. Bu gruptaki ilaçlar çocuklar için belli bir risk yaratsa da anne kullanmak zorunda. Aksi taktirde annede nöbetlere bağlı yaşam kaybı riski bulunur. Dolayısıyla epileptik gebelerde ilaç seçimlerimizde bebeğin en az zarar göreceği ilaçlar tercih edilir. Sonuç itibariyle gebede kullanılacak ilacın risk grubunun önceden belirlemesi çok önemlidir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“RİSKİ OLUŞTURAN İLACIN BEBEĞE ULAŞIP ULAŞMADIĞI DA ÖNEMLİ”</strong></p>
<p>“Gebelikte kullanılacak ilacın sakatlık oluşturucu risk grubunun önceden belirlenmesi kadar önemli bir noktada ilacın emilimidir” diyen Prof. Dr. Başbuğ, sözlerine şöyle devam etti:“Ağızdan alınan bir ilaç mideden emilmiyorsa zararlı olmaz. Örneğin ishal tedavilerinde kullanılan ilaçlar emilmediği için çocuğa zararı olmaz. Fakat aynı maddeyi damar yoluyla verirseniz, maddenin çocuğa ulaşma ihtimali artar.”</p>
<p> </p>
<p><strong>GEBELİKTE ANTİBİYOTİK KULLANILILIR MI?</strong></p>
<p>En çok merak edilen konulardan biri olan gebelikte antibiyotik kullanımıyla ilgili Prof. Başbuğ şu bilgileri verdi: “Gebelikte antibiyotik kullanımı için de özellikle plasentadan geçen ve teratojenik etki potansiyeli olan ilaçların fetal sakatlıklara sebep olduğunu söyleyebiliriz. Bu kapsamda bazı antibiyotikler güvenli kullanım şartıyla verilebilirken bazıları verilmez. Dolayısıyla antibiyotiklerin teratojenik etki potansiyaline, plasentadan geçmediğine, yüksek doza ulaşmadığına ve gebelik haftasına dikkat edilmeli.”</p>
<p>Kronik hastalıkları olup da gebe kalan kadınların rutin kullanmak zorunda olduğu bazı ilaçlarının olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, “Hastalığını takip eden ve gebelikteki takibini yapacak hekimlerin birlikte çalışmasıyla sağlıklı bir bebek dünyaya gelebilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>“ÇOCUKTA, İLAÇ KULLANIMINA BAĞLI HASTALIKLAR 6 AY, 1 YIL İÇİNDE DE ORTAYA ÇIKABİLİYOR” </strong></p>
<p>Gebeliğin ilk üç ayının sakatlık oluşturma dönemi olmakla birlikte sonraki aylarda da sorunların ortaya çıkabileceğini kaydeden Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları Doğum ve Perinatoloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, konuyla ilgili şunları kaydetti: </p>
<p>“Herhangi bir vitamin verirken bile çok dikkat etmek gerekiyor. Zira vitamin ilaçlarının içindeki katkı maddesinin zararı, çocuklarda uzun dönemde ortaya çıkabiliyor. Şu ana kadar doğuştan gelen sakatlıklardan bahsetsek de bazı hastalıkların geç ortaya çıktığını belirtmekte fayda var. Örneğin bazı kanser türlerinde gebe kadınların kullandığı bir ilacın etkisi olarak kız çocuklarında 8 ya da 10 yaşında vajinal adenozis hastalığı görülebiliyor. İlaç kullanımına bağlı hastalıklar direkt doğumdan hemen sonra değil 6 ay 1 yıl içinde de ortaya çıkabiliyor. Bu yüzden hastanın kendisi görüş almadan bir ilacı kullanmamalı, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ve gerekirse perinatolog görüşünü aldıktan sonra uygun ilaçları kullanmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-gebelikte-kontrolsuz-ilac-kullanimi-cocuklardaki-sakatlik-riskini-artirabilir-384154">Uzmanı Uyardı: &#8220;Gebelikte Kontrolsüz İlaç Kullanımı Çocuklardaki Sakatlık Riskini Artırabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kontrolsüz diyabet, diş eti hastalığına davetiye çıkarıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kontrolsuz-diyabet-dis-eti-hastaligina-davetiye-cikariyor-363913</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 10:12:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[davetiye]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[eti]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığına]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolsüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363913</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı dişler ve diş eti genellikle estetik bir sorun olarak ele alınıyor. Oysa düzenli diş fırçalama ve diş ipi kullanımı gibi ağız bakım alışkanlıkları, kalp hastalıkları, bakteriyel zatürre hatta felçten dahi koruyabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kontrolsuz-diyabet-dis-eti-hastaligina-davetiye-cikariyor-363913">Kontrolsüz diyabet, diş eti hastalığına davetiye çıkarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı dişler ve diş eti genellikle estetik bir sorun olarak ele alınıyor. Oysa düzenli diş fırçalama ve diş ipi kullanımı gibi ağız bakım alışkanlıkları, kalp hastalıkları, bakteriyel zatürre hatta felçten dahi koruyabiliyor. </p>
<p><strong>Acıbadem Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Eda Özdere </strong>ağız sağlığının doğrudan tüm vücut sağlığı ile ilgili olduğunun unutulmaması gerektiğine vurgu yaparak şunları söylüyor “Günde iki kez diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve düzenli doktor kontrolü, sağlıklı beslenme gibi basit ve etkili alışkanlıkları yaşam boyu sürdürmek büyük önem taşıyor” diyor. </p>
<p>Ağzımızda çoğunlukla zararsız bakteriler bulunduğunu söyleyen Acıbadem Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Eda Özdere “Ağzımız sindirim ve solunum sisteminize giriş noktasıdır ve ağız yoluyla giren bazı bakteriler hastalıklara yol açabilir. Ağız hijyeni olmayan bireylerde bu bakteriler, diş çürüğü ve diş eti hastalığı gibi ağız enfeksiyonlarına yol açabilecek seviyelere ulaşabilir. Ayrıca kullanılan bazı ilaçların da tükürük akışını bozması ağız hijyenini olumsuz etkileyebiliyor. Çünkü tükürük, ağzımıza giren yiyecekleri yıkar ve ağızdaki bakteriler tarafından üretilen asitleri nötralize ederek mikroplardan korunmaya yardımcı olur” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Çocuk sahibi olmak isteyenler dikkat!</strong></p>
<p>Sağlıksız ağız yapısının kardiyovasküler hastalıkların yanı sıra, felç, bakteriyel zatürre gibi hayati sorunlara yol açabileceğini kaydeden Dr. Eda Özdere, hamilelere de uyarılarda bulunuyor. ABD’deki Kuzey Carolina Üniversitesi&#8217;nde yapılan beş yıllık bir araştırmaya göre periodontal hastalığı olan hamilelerde erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek riskinin 7 kat arttığını anlatan Dr. Eda Özdere, “Diyabeti olan kişilerde diş eti çekilmesi daha sık ve şiddetli seyrediyor. Yapılan çalışmalar, diş eti hastalığı olan kişilerin kan şekeri seviyelerini kontrol etmekte daha zorlandıklarını da ortaya koyuyor. Kısacası düzenli ağız ve diş bakımı, diyabet kontrolünü kolaylaştırabiliyor. Yani kontrolsüz diyabet, diş eti hastalıklarına davetiye çıkartırken diyabetli bireylerde tedavi edilmeyen bu hastalıklar diyabetin kontrol altına alınmasını zorlaştırıyor” diyor.</p>
<p><strong>Kalp hastalığı riski üç katına çıkıyor</strong></p>
<p>Ağız bakterilerinin ve diş eti iltihabının birtakım kronik hastalıklara da yol açtığını aktaran Dr. Eda Özdere şunları söyledi: “Kalpte meydana gelen ve endokardit adı verilen enfeksiyon, genellikle ağız yoluyla vücuda giren bakteri veya diğer mikropların kan dolaşımı yoluyla kalbin belirli bölgelerine ulaşmasıyla ortaya çıkar. Araştırmalara göre periodontal (diş ve dişetlerini etkileyen iltihap) hastalığı olan kişilerin kalp hastalığına yakalanma riski üç kat fazla.” </p>
<p><strong>Ağız sağlığını korumak için 5 temel alışkanlık</strong></p>
<p>Peki, sağlıklı diş ve diş eti için neler yapılması gerekiyor? Acıbadem Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Eda Özdere, bu sorunun cevabı olan yöntemleri şöyle özetliyor:</p>
<p>-Dişlerinizi günde iki kez düzenli olarak fırçalamayı ihmal etmeyin.</p>
<p>-Dişlerin arasına kaçan gıdaların ağız kokusuna, diş etinde tahrişe ve hastalığa neden olmasını önlemek için günlük diş ipi kullanmaya özen gösterin.</p>
<p>-Oluşabilecek sorunları önlemek veya erken aşamalarında tespit edebilmek için diş hekiminizi düzenli olarak ziyaret edin. </p>
<p>-Sağlıklı ve dengeli beslenin.</p>
<p>-Sigara kullanmayın.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kontrolsuz-diyabet-dis-eti-hastaligina-davetiye-cikariyor-363913">Kontrolsüz diyabet, diş eti hastalığına davetiye çıkarıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
