<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kök | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kok/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kok</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Apr 2026 07:53:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kök | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kok</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kök Hücre Tedavisi ile Ameliyatsız İyileşebilen 4 Cilt Problemi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-ameliyatsiz-iyilesebilen-4-cilt-problemi-624595</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatsız]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[eksozom]]></category>
		<category><![CDATA[elde]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[Kök Hücre]]></category>
		<category><![CDATA[problemi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavileri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yileşebilen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kök hücre temelli tedaviler, hasar görmüş dokuların onarılmasını destekleyerek yalnızca hastalıkların tedavisinde değil, aynı zamanda yaşlanma etkilerinin azalmasında da umut vadediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-ameliyatsiz-iyilesebilen-4-cilt-problemi-624595">Kök Hücre Tedavisi ile Ameliyatsız İyileşebilen 4 Cilt Problemi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kök hücre temelli tedaviler, hasar görmüş dokuların onarılmasını destekleyerek yalnızca hastalıkların tedavisinde değil, aynı zamanda yaşlanma etkilerinin azalmasında da umut vadediyor. Yenileyici tıbbın en önemli yapı taşlarından biri olan bu yöntemler, estetik ve fonksiyonel iyileşmeyi bir arada hedefliyor. Memorial Ankara Hastanesi Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Cemal Alper Kemaloğlu, kök hücre ve eksozom tedavileri hakkında bilgi verdi. </p>
<p>2000’li yılların başında kök hücrelerin keşfiyle birlikte tıpta önemli bir paradigma değişimi yaşandı. Daha önce yaşlanma ve doku hasarına yönelik tedaviler sınırlı kalırken, iyileşmenin büyük ölçüde mevcut hücrelerin kapasitesiyle gerçekleştiği düşünülüyordu. Ancak kök hücrelerin farklı hücre tiplerine dönüşebilme ve bulundukları dokuyu yeniden düzenleyebilme özellikleri sayesinde, dokuların orijinal yapısıyla onarılabileceği ortaya kondu. Bu gelişme, özellikle estetik ve plastik cerrahi alanında yeni tedavi yaklaşımlarının önünü açtı.</p>
<p><strong>Vücut kendi hücreleriyle kendini onarıyor</strong></p>
<p>İnsan vücudu aslında doğuştan güçlü bir yenilenme kapasitesine sahiptir. Anne karnında tek bir kök hücreden gelişen bu yapı, erişkin dönemde de vücutta varlığını sürdürür. Çoğunlukla yağ dokusu içinde bulunan kök hücreler; travma, stres veya açlık gibi durumlarda aktive olarak onarım sürecini başlatır. Günümüzde bu hücreleri kontrollü şekilde elde edip çoğaltarak yeniden hastaya uygulamak mümkün hale gelmiştir.</p>
<p><strong>Yağ dokusundan elde edilen doğal tedavi </strong></p>
<p>Klinik uygulamalarda en sık tercih edilen yöntem, hastanın kendi yağ dokusundan kök hücre elde edilmesidir. Lokal anestezi altında alınan yağ dokusu özel işlemlerden geçirilerek kök hücreden zengin bir içerik haline getirilir. Bu hücreler ihtiyaç duyulan bölgeye enjekte edildiğinde;</p>
<ul>
<li>İnflamasyonu azaltır,</li>
<li>Kolajen yıkımını yavaşlatır,</li>
<li>Kanlanmayı artırır.</li>
</ul>
<p>Böylece hem doku onarımı desteklenir hem de yaşlanma belirtilerinde belirgin iyileşme sağlanır. Hastanın kendi hücreleri kullanıldığı için tedavi tamamen doğal ve biyouyumlu bir yapıdadır.</p>
<p><strong>Ciltteki problemler ameliyatsız iyileşebiliyor</strong></p>
<p>Hücresel tedaviler günümüzde pek çok alanda etkili sonuçlar sunmaktadır. Bu yöntemler sayesinde büyük cerrahi işlemlere gerek kalmadan, daha konforlu ve tatmin edici sonuçlar elde edilebilmektedir. Genellikle aşağıdaki durumlarda tercih edilmektedir:</p>
<ol>
<li>Yüz gençleştirme,</li>
<li>Erkek tipi saç dökülmesi,</li>
<li>Yara ve iz tedavileri,</li>
<li>Kronik yaraların iyileştirilmesi</li>
</ol>
<p><strong>Kişiye özel tedavi planlanıyor</strong></p>
<p>Kök hücre tedavilerinin bazı sınırlılıkları da bulunmaktadır. Yağ dokusundan elde edilmesi gerektiği için cerrahi işlem açısından uygun olmayan hastalarda uygulanamayabilir. Ayrıca hücre kalitesi yaşla birlikte azaldığından ileri yaş hastalarda tedavi etkinliği düşebilir. Tekrarlayan uygulamalarda yeniden doku alınması gerekliliği de bir diğer önemli faktördür.  </p>
<p>Son yıllarda yapılan çalışmalar, kök hücrelerin etkilerini büyük ölçüde salgıladıkları “eksozom” adı verilen biyolojik veziküller aracılığıyla gösterdiğini ortaya koymuştur. Eksozomlar; hücreler arası iletişimi sağlayan, DNA, RNA ve protein taşıyan mikro yapılardır. Hedef hücreye ulaştıklarında onarım ve yenilenme süreçlerini tetiklerler. Bu sayede kök hücrenin kendisini kullanmadan da benzer biyolojik etkiler elde edilebilmektedir. </p>
<p><strong>Cerrahiye alternatif güçlü bir seçenek</strong></p>
<p>Eksozom tedavileri; </p>
<ul>
<li>Cerrahi işlem gerektirmemesi,</li>
<li>Bağışıklık sistemi tarafından düşük reddedilme riski,</li>
<li>Daha kolay saklanabilmesi</li>
</ul>
<p>gibi avantajlarıyla öne çıkmaktadır. Özellikle kök hücre tedavisi için uygun olmayan hastalarda önemli bir alternatif sunmaktadır. Her ne kadar eksozom tedavileri henüz gelişim aşamasında olsa da, dozlama ve uygulama standartlarının belirlenmesine yönelik çalışmalar hızla devam etmektedir. İnsan vücudundaki milyarlarca hücre sürekli bir iletişim halindedir. Bu iletişimi doğru şekilde yönlendirmek, hastalığın kökenine inmeyi mümkün kılmaktadır. Kök hücre ve eksozom tedavilerinin, modern tıbbın en güçlü ve en doğal iyileşme araçlarından biri olarak önümüzdeki yıllarda çok daha yaygın kullanılacağı öngörülmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-ameliyatsiz-iyilesebilen-4-cilt-problemi-624595">Kök Hücre Tedavisi ile Ameliyatsız İyileşebilen 4 Cilt Problemi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Türkiye&#8217;nin KKTC&#8217;ye F-16 gönderme hamlesi güçlü ve zamanında bir yanıt!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-turkiyenin-kktcye-f-16-gonderme-hamlesi-guclu-ve-zamaninda-bir-yanit-619210</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 09:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arslan]]></category>
		<category><![CDATA[askeri]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[F-16]]></category>
		<category><![CDATA[hamle]]></category>
		<category><![CDATA[havva]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[kıbrıs]]></category>
		<category><![CDATA[kktc]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619210</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) güvenliğini artırmaya yönelik planlamalar kapsamında 6 F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemlerinin adaya konuşlandırıldığını açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-turkiyenin-kktcye-f-16-gonderme-hamlesi-guclu-ve-zamaninda-bir-yanit-619210">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Türkiye&#8217;nin KKTC&#8217;ye F-16 gönderme hamlesi güçlü ve zamanında bir yanıt!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) güvenliğini artırmaya yönelik planlamalar kapsamında 6 F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemlerinin adaya konuşlandırıldığını açıkladı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Doğu Akdeniz’de artan askeri hareketlilik ve bunun Kıbrıs meselesine yansımalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>İran meselesi küresel düzenin kritik düğüm noktalarından biri</strong></p>
<p>Prof. Dr. Havva Kök Arslan, İran merkezli gerilimin Doğu Akdeniz’de yeni bir güvenlik mimarisinin oluşmasına neden olduğunu belirterek, “İran meselesi, yalnızca bir güvenlik veya nükleer program tartışması olmanın ötesinde, küresel düzenin enerji, finans ve jeopolitik yapısında kritik bir düğüm noktası haline gelmiştir. Bu düğümün çözülmeye çalışıldığı sahalardan biri de Doğu Akdeniz’dir. ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilimin genişlemesi, Kıbrıs adasında askeri yığınağın artmasına neden olmuştur. Avrupa Birliği ülkelerinin bölgeye savaş gemileri ve uçaklar göndermesi ile Yunanistan’ın GKRY’ye askeri takviye yapması, tansiyonu yükselten başlıca etkenlerdir.” dedi.</p>
<p><strong>Türkiye’nin KKTC’ye F-16 göndermesi çok katmanlı bir stratejik hamle</strong></p>
<p>Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) 6 adet F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemleri konuşlandırmasının bölgesel dengeler açısından kritik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arslan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu kritik dönemde, Türkiye’nin KKTC’ye 6 F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemi göndermesi, bölgesel ve küresel dengeler açısından önemli bir hamle olarak değerlendirilmektedir. Peki, bu adımın arkasındaki stratejik mantık nedir? Bölgesel ve küresel güçler (ABD, AB ülkeleri, Yunanistan, İran) bu süreçte hangi pozisyonları almış, ne tür hamleler yapmıştır? Türkiye’nin 6 F-16 ve hava savunma sistemlerini KKTC’ye konuşlandırması, çok katmanlı ve zamanında bir stratejik hamledir. Türkiye, 1959 Londra ve Zürih Antlaşmaları ile 1960 Kıbrıs Anayasası çerçevesinde, yalnızca KKTC değil, tüm Kıbrıs adasının garantörüdür. Uzmanlar, bu hamlenin olası bir çatışma ortamında adanın bütünlüğünü ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğini koruma yükümlülüğünün bir gereği olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle belirsizlik ortamında, mevcut anayasal düzeni bozma veya toprak kazanma amaçlı girişimlere karşı caydırıcı bir güç oluşturmak hedeflenmiştir.”</p>
<p><strong>Doğu Akdeniz’deki güç dengesi hızla değişiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Arslan, Doğu Akdeniz’de birçok küresel ve bölgesel aktörün aynı anda askeri varlık gösterdiğini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bölgede halihazırda önemli bir askeri varlık bulunmaktadır. ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Hollanda ve Yunanistan, İran tehdidine karşı olduklarını belirterek bölgeye savaş gemileri ve uçaklar göndermiştir. Türkiye de bu ortamda ‘sahada olmak’ ve bölgesel bir güç olarak pozisyon almak durumundadır. Bu hamle, aynı zamanda Türkiye’nin KKTC’nin yanında durduğunu göstermesi açısından da önem taşımaktadır.”</p>
<p><strong>Enerji güvenliği Türkiye için stratejik önemde</strong></p>
<p>Doğu Akdeniz’in enerji kaynakları açısından taşıdığı öneme de dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, “Doğu Akdeniz’in enerji kaynakları ve ticaret yolları Türkiye için stratejik öneme sahiptir. Bu adım, enerji arz güvenliği ile ilgili potansiyel sorunlarda Türkiye’nin sahada bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>GKRY’nin NATO üyeliği girişimi Türkiye açısından kritik bir risk</strong></p>
<p>Prof. Dr. Arslan, Batı dünyasının İran tehdidini gerekçe göstererek GKRY’yi NATO’ya dahil etme girişimlerinin gündeme gelebileceğini de ifade ederek, “Bazı yorumcular, Batı dünyasının İran tehdidini bahane ederek GKRY’yi NATO’ya dahil etme girişiminde bulunabileceğini belirtmektedir. Türkiye’nin onayı olmadan GKRY’nin NATO’ya üyeliği, Türkiye’yi çevreleme ve KKTC’nin varlığını göz ardı etme riski taşıyacaktır. Bu hamle, söz konusu planları önden engellemeyi hedeflemektedir.” dedi.</p>
<p><strong>Yunanistan bölgedeki en aktif askeri aktörlerden biri</strong></p>
<p>Bölgede Yunanistan’ın askeri hareketliliğinin dikkat çektiğini belirten Prof. Dr. Arslan, “Yunanistan’ın F-16 ve savaş gemisi göndermesi, Avrupa ülkelerinin askeri yığınağı ve GKRY’ye Patriot füzeleri konuşlandırması, Türkiye’de bir tehdit algısı oluşturmuştur. Türkiye, bu algıya yanıt vererek hem caydırıcılığını artırmış hem de olası sürpriz gelişmelere hazırlık göstermiştir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Doğu Akdeniz uzun süre kriz potansiyeli taşıyacak</strong></p>
<p>Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Doğu Akdeniz’in, farklı aktörlerin karmaşık bir satranç tahtası haline geldiğini ifade ederek, “ABD, İran’a yönelik operasyonları başlatan taraf olarak görülmekte ve bölgede stratejik bir çıkış planının eksikliği nedeniyle önemli yıkımlar yaşanmaktadır. Uzun vadede ise ABD, doların rezerv para statüsünü koruma çabasıyla jeopolitik sertliğini artırmaktadır. İsrail ise doğrudan bir çatışmadan kaçınmakta, ancak Kıbrıs ile askeri iş birliği yaparak dolaylı bir güvenlik şemsiyesi oluşturmayı sürdürmektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Fransa, İngiltere, İtalya, Hollanda ve İspanya’nın İran tehdidini gerekçe göstererek Doğu Akdeniz’deki askeri varlıklarını artırdığını da kaydeden Prof. Dr. Arslan, “Bu hamlelerin temel stratejileri şunlardır: Enerji ve ticaret güvenliğini sağlamak, AB üyesi GKRY’yi olası saldırılara karşı korumak, İsrail’in dolaylı güvenliğini desteklemek, NATO içinde bağımsız bir güvenlik rolü üstlenmek, Fransa ve İngiltere’nin Kıbrıs merkezli operasyon alanları oluşturduğu dikkat çekmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yunanistan GKRY’ye 4 F-16 ve savaş gemisi gönderdi</strong></p>
<p>Yunanistan’ın bölgedeki en aktif aktörlerden biri olarak, GKRY’ye 4 F-16 ve savaş gemisi gönderdiğini söyleyen Prof. Dr. Arslan, “Bazı generaller, Ege Adaları’nın silahlandırılması ve olası bir çatışmada AB ve ABD desteği olacağını varsayarak hareket etmektedir.” dedi.</p>
<p>ABD-İsrail saldırılarının hedefi olan İran’ın, karşılık vererek bölgesel yayılma riskini artırdığını da kaydeden Prof. Dr. Arslan, “İngiliz üslerine düzenlenen dron saldırısı Doğu Akdeniz’i de etkilemiştir. Uzun vadede İran meselesi, dolar merkezli küresel finans sistemine meydan okuma niteliği taşımakta ve yalnızca bölgesel değil, küresel düzenin geleceğini de ilgilendirmektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kıbrıs artık Avrupa’nın ileri savunma platformlarından biri</strong></p>
<p>Kıbrıs Adasının artık yalnızca diplomatik veya enerji temelli bir rekabet alanı olmadığını dile getiren Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Ada, artık yalnızca enerji veya diplomasi sahası olmaktan çıkmış, jeostratejik bir düğüm noktası ve Avrupa’nın ileri savunma platformu haline gelmiştir. Bölgede üç ana askeri eksen oluşmaktadır. Kuzey Eksen: Türkiye kıyıları, KKTC ve Türk donanması, Orta Eksen: Kıbrıs Adası, İngiliz üsleri (Akrotiri ve Dikelya) ve Avrupa unsurları, Güney Eksen: İsrail kıyıları, Levant havzası ve ABD müttefik unsurları.”</p>
<p><strong>Beklenmedik hamleler doğrudan çatışma riskini artırabilir</strong></p>
<p>Bölgedeki askeri yığılmanın çeşitli riskleri de beraberinde getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Arslan, geleceğe dair riskleri şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>“</strong>Doğrudan Çatışma: Yunanistan’ın Ege Adaları veya Kıbrıs’ta beklenmedik hamleleri doğrudan bir çatışmayı tetikleyebilir. GKRY’nin NATO Üyeliği: Batı’nın bu girişimi, Türkiye için kırmızı çizgiyi oluşturabilir ve ittifak içinde kriz yaratabilir. Uzun Vadeli Askeri Yığınak: Bölgeye konuşlandırılan silah ve gemiler, tehdit ortadan kalktıktan sonra da kalabilir; bu durum Türkiye için risk yaratabilir. Bölgesel Rekabetin Derinleşmesi: Avrupa ülkelerinin kalıcı askeri varlığı, Doğu Akdeniz’deki güç rekabetini artırabilir. Küresel Düzenin Test Edilmesi: İran merkezli kriz, sadece bölgesel değil, aynı zamanda küresel ekonomik ve güvenlik düzeninin sınandığı bir durumdur.”</p>
<p><strong>F-16 gönderilmesi zamanında ve güçlü bir yanıt</strong></p>
<p>Türkiye’nin KKTC’ye F-16 gönderme hamlesinin, artan askeri yığınağa karşı verilen güçlü ve zamanında bir yanıt olarak değerlendirilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu hamle, garantörlük hakkının kullanılması, enerji güvenliğinin sağlanması ve Kıbrıs Türklerinin güvenliğinin temini açısından kritik öneme sahiptir. Önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz, enerji rekabeti ve büyük güçlerin güvenlik stratejilerinin kesiştiği bir kriz alanı olmaya devam edecektir. Türkiye’nin hem kendi güvenliğini hem de KKTC’nin varlığını korumak için sahada olmayı sürdüreceği açıktır.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-turkiyenin-kktcye-f-16-gonderme-hamlesi-guclu-ve-zamaninda-bir-yanit-619210">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Türkiye&#8217;nin KKTC&#8217;ye F-16 gönderme hamlesi güçlü ve zamanında bir yanıt!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sünnet Derisi Kök Hücreleri Neden Bilimsel Bir Risk?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sunnet-derisi-kok-hucreleri-neden-bilimsel-bir-risk-609622</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 02:51:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[derisi]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[hücreleri]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609622</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kök hücreler, vücudun doğal onarım mekanizmasını güçlendirerek tıbbi ve estetik uygulamalarda devrim yaratmaya devam ediyor. Ancak son dönemde popülerlik kazanan "sünnet derisinden elde edilen" hücre tedavileri, bilimsel dünyasında etkinlik tartışmalarını ve güvenlik endişelerini de beraberinde getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sunnet-derisi-kok-hucreleri-neden-bilimsel-bir-risk-609622">Sünnet Derisi Kök Hücreleri Neden Bilimsel Bir Risk?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Estetik dünyasında rutin bir cilt bakımı gibi sunulsa da, sünnet derisinden elde edilen hücre tedavileri aslında yasal ve biyolojik açıdan karmaşık bir prosedürdür. <b>Prof. Dr. Ahmet Karacalar</b>, bu tür tedavilerin standart bir uygulama olarak sunulamayacağının altını önemle çiziyor. Allojenik (başkasından alınan) nitelikteki bu hücresel işlemler, yasal olarak yalnızca &#8220;klinik araştırma&#8221; kapsamında değerlendirilebilir; bu da Etik Kurul onayı ve Sağlık Bakanlığı&#8217;nın özel iznini zorunl u kılar.</p>
<p><b>Bağışıklık Sistemi İçin &#8220;Yabancı&#8221; Alarmı</b></p>
<p>Yenidoğan bir bebekten alınmış olsa dahi, bu hücreler genetik olarak alıcı kişiye ait değildir. Bu durum, bağışıklık sisteminin dokuyu &#8220;yabancı&#8221; olarak algılama riskini doğurur. Bilimsel veriler, bu tür allojenik uygulamalarda bağışıklık reaksiyonları ve enflamasyon (yangı) riskinin teorik olarak her zaman mevcut olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Sünnet derisi fibroblastları veya hücre kokteylleri doku özütlerine benzese de, yöntemin etkinliği ve uzun vadeli güvenliği konusundaki literatür henüz sınırlı. Bilimsel kanıtların netleşmemiş olması, tedavinin risk-fayda dengesini kurmayı ve ileriye dönük sonuçları öngörmeyi zorlaştırıyor.</p>
<p><b>En Güvenli Liman: Kişinin Kendi Yağ Do kusu (SVF)</b></p>
<p>Risklerin aksine bilim dünyası, en sağlıklı ve doğal kaynağın kişinin kendi bedeni olduğu konusunda hemfikir. Kişinin kendi yağ dokusundan elde edilen ve <b>Stromal Vasküler Fraksiyon (SVF) (Bkz: </b>olarak adlandırılan yöntem, biyolojik uyumluluk açısından altın standart kabul ediliyor. SVF, yalnızca kök hücreleri değil, doku yenilenmesini destekleyen diğer değerli onarıcı hücreleri de bünyesinde barındırıyor.</p>
<p><b>Verici Alanda Ezber Bozan Keşif</b></p>
<p>Kök hücre tedavisinde kaynak arayışı da güncelleniyor. Uzun yıllar karın bölgesi en zengin kök hücre kaynağı olarak kabul edilirken, güncel araştırmalar rotayı değiştirdi. Yeni b ulgular, özellikle <b>basen bölgesinin</b> kök hücre yoğunluğu açısından çok daha zengin ve verimli bir rezerv olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sunnet-derisi-kok-hucreleri-neden-bilimsel-bir-risk-609622">Sünnet Derisi Kök Hücreleri Neden Bilimsel Bir Risk?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursa’da Fethin 700. Yıl Heyecanı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bursada-fethin-700-yil-heyecani-604715</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jan 2026 15:15:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[700]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Mustafa Bozbey]]></category>
		<category><![CDATA[bursa]]></category>
		<category><![CDATA[fethin]]></category>
		<category><![CDATA[heyecanı]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604715</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünü yıl boyunca düzenleyecekleri etkinliklerle onurlandıracaklarını belirterek, “Bursamızın köklerinden aldığımız ilhamla, tarihten güç alarak, geleceğe güvenle bakıyoruz. Bu yüzden 700. Fetih Yılı’nı yaşanan, hissedilen ve paylaşılan bir yıl haline getiriyoruz” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bursada-fethin-700-yil-heyecani-604715">Bursa’da Fethin 700. Yıl Heyecanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Bursa’nın Fethinin 700. Yılı’ kapsamında düzenlenecek etkinliklerin tanıtım toplantısı, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Fethin 700. yılı kapsamında yapılacak olan bilimsel, akademik ve kültürel etkinlikler hakkında bilgilerin verildiği toplantıya, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, programın Danışma Kurulu üyeleri, sivil toplum kuruluşları ve derneklerin temsilcileri, akademisyenler ve araştırmacılar katıldı.</p>
<p> <strong>“BURSA, GEÇMİŞİN MİRASI, GELECEĞİN İMZASIDIR”</strong><br /> Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 7 asrı aşan bir hafızayı, yürüyüşü, iradeyi ve büyük medeniyeti hep birlikte geleceğe taşıma kararlılığını ortaya koymak için bir arada olduklarını söyledi. Bursa’nın 700 yıl önce başlayan büyük dönüşümünü ve yolculuğunu, köklerindeki eşsiz mirasa sahip çıkarak aynı kararlılıkla gelecek asırlara taşıyacaklarını ve miras bırakacaklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa, geçmişin mirası, geleceğin imzasıdır. Bu büyük yıl dönümünü yıl boyunca düzenleyeceğimiz etkinliklerle onurlandıracağız. Kentimizin her köşesinde geçmişten geleceğe güçlü bir bağ kuracağız. 2026 yılının tamamını ‘700. Fetih Yılı’ olarak ilan ettik” diye konuştu.</p>
<p> <strong>“BİZLER BUGÜN O ÇINARIN GÖLGESİNDE DURUYORUZ”</strong><br /> Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı bünyesinde; Bursa Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Düzce Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Yaşayanlar ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Suna Çağaptay’dan oluşan Danışma Kurulu ile birlikte sürecin yönetileceğini ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “Hazırlıklarımızı Ekim 2024’te başlattık. Bursa’nın özellikleri ve tarihsel kimliği hakkında araştırmalar yapan bilim insanlarını kentimize davet ettik. Bu yılı sadece anma yılı olarak değerlendirmiyoruz. Hatırlama, anlama, sahiplenme ve geleceğe taşıma yılı olarak görüyoruz. 700 yıl önce bu topraklara düşen tohum, sıradan bir tohum değildi. Adaletle filizlenen, emekle büyüyen, inançla kök salan, yüzyıllara meydan okuyan bir çınarın tohumudur. Bizler bugün o çınarın gölgesinde duruyoruz. Tarihimizin yeni bir eşiğine hep birlikte adım atmanın onurunu taşıyoruz” dedi.</p>
<p> <strong>OSMANLI’YA ÜÇ KEZ BAŞKENTLİK YAPAN ŞEHİR, BURSA</strong><br /> Bursa’nın, fethinin 700. yılında köklerinden aldığı güçle asırlara meydan okumaya devam ettiğinin altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın dünya tarihine adını altın harflerle yazdıran bir milletin devlet olma iradesinin filizlendiği eşsiz bir kent olduğunu vurguladı. 1302 yılında Yenişehir Ovası ve çevresinin fethedilmesiyle Osmanlı’nın ilk merkezinin Yenişehir olduğunu, 1326 yılında Bursa’nın fethine kadar geçen 24 yıl boyunca Osmanlı Devleti’nin Yenişehir’de şekillendiğini, köklerini burada derinleştirdiğini anlatan Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın 1326’daki fetihle birlikte bir ‘payitaht’ kimliği kazandığını anlattı. Orhan Gazi&#8217;nin, 1331’de İznik’in fethiyle birlikte şehri imar etmek ve İslam kültürünü yerleştirmek amacıyla başkenti bir süreliğine İznik’e taşıdığını hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, ilk Osmanlı Medresesi olan İznik Medresesi’nin de bu dönemde açıldığını ifade etti. 1335’de ise payitahtlık unvanının tekrar Bursa’ya döndüğünü belirten Başkan Mustafa Bozbey, kentin kuruluştan İstanbul’un fethine kadar geçen süreçte Osmanlı’ya üç kez başkentlik yaptığını, devletin asıl ruhunun şekillendiği yer olduğunu dile getirdi.</p>
<p> <strong>“KÖKLERİMİZDEN GELECEĞE…”</strong><br /> Bursa’nın sadece bir fetih kenti olmadığına, bir devlet aklının, bir yönetim anlayışının ve bir medeniyetin doğduğu merkez olduğuna dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, “Yalnızca 7 asırlık takvim yapraklarını çevirmiyoruz. Aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bu uzun yürüyüşün, bu topraklarda yeşeren ortak hafızasını geleceğe taşıyoruz. Bu noktada diyoruz ki: Köklerimizden geleceğe… Biliyoruz ki köklerini unutan bir gelecek güçlü olamaz. Geçmişiyle bağ kuramayan bir yarın, kalıcı olamaz. Bursamızın köklerinden aldığımız ilhamla, tarihten güç alarak, geleceğe güvenle bakıyoruz. Bu yüzden 700. Fetih Yılı’nı; yaşanan, hissedilen ve paylaşılan bir yıl haline getiriyoruz” diye konuştu.</p>
<p> <strong>“2026 YILINDA, ÜÇ BAŞKENT KOL KOLA OLACAK”</strong><br /> 2026 yılı boyunca gerçekleştirilecek etkinliklerin tarihi sergilerden akademik buluşmalara, sanat etkinliklerinden çocuklara özel programlara, söyleşilerden keşif rotalarına kadar zengin ve kapsayıcı bir içerikle Bursa’nın dört bir yanına yayılacağını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, tarihin yalnızca kitaplarda değil, sokaklarda, meydanlarda ve insan hafızasında yaşadığını hatırlattı. Bu anlayışla 700. Fetih Yılı’nı Bursa’nın sınırlarının dışına taşıdıklarının altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, “2026 yılında, üç başkent kol kola olacak. Bursa, Edirne ve İstanbul. Üç başkent… Üç dönem… Üç büyük hikâye… Bursamızda filizlenen çınar, Edirne’de köklerini sağlamlaştırdı. İstanbul’dan şahlanarak dünyayı kuşattı. Böylesi bir tarih, dünya tarihinde çok az kente nasip olmuştur. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak Edirne ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri ile birlikte bu büyük mirasın sorumluluğunu omuzluyor,  yıl boyunca yaşayarak ve yaşatarak gelecek nesillere aktarıyoruz” dedi.</p>
<p> <strong>“TURİZM AÇISINDAN FIRSATA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ”</strong><br /> “Bu gurur hepimizin! Bu tarih hepimizin!” diyen Başkan Mustafa Bozbey, “Gelin, hep birlikte yedi asırlık bir çınarın hikâyesini kutlayalım. Gelin, Bursamızın 700. Fetih Yılı’nı 2026 yılı boyunca sürecek etkinliklerle birlikte yaşayalım, birlikte yaşatalım. Bursamızın fethinin 700. yılı, köklerimizden geleceğe uzanan bu büyük yürüyüşte hepimize kutlu olsun. Yedi asırlık çınarımızın gölgesi daim, yarınlarımız aydınlık olsun. Bursa’nın, fethin 700. yılını turizm açısından da fırsata dönüştürmesi gerektiğine inanıyorum. Bu fırsatı değerlendirmek, Bursa’yı dünyaya tanıtmak zorundayız” dedi.</p>
<p> <strong>ÇARŞIBAŞI BÖLGESİNDE SES VE IŞIK GÖSTERİSİ</strong><br /> Etkinlikler hakkında da bilgi veren Başkan Mustafa Bozbey, anma törenlerinin Osmanlı’nın ilk kuruluş hutbesinin okunduğu Yenişehir Kumluk Camii’ndeki mevlit programıyla başlayacağını açıkladı. Çarşıbaşı bölgesinde dijital mapping teknolojisi, müzik, ışık ve sahne sanatlarının bir araya geldiği görkemli bir görsel şölen ve kutlama programı gerçekleştirileceğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “3-4-5 Nisan’da ’Bursa’nın Fethinin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu’ ve 14-15-16 Mayıs’ta ‘Topraktan Gelen Hafıza’ Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu düzenlenecek. İstanbul Heritage Fuarı’nın basın toplantısı da Bursa’da yapılacak. Hazırlayacağımız stantta 700. yıl etkinliklerini ve mirasa yaklaşımlarımızı aktaracağız. KUDEB aracılığıyla kentin çok katmanlı mirasının bilimsel ve denetimli restorasyon süreçleri yürütülerek gelecek kuşaklara aktarılması sağlanacak. Sur kapılarından türbelere ve saraylara uzanan bir hafıza yolculuğu sunan rota düzenlenecek” dedi.</p>
<p> <strong>700. YIL ANISINA ÖZEL GÜN PULU</strong><br /> Osmanlı’nın ilk camilerinden biri olan Alaaddin Bey Camii’nin haziresinin aslına uygun olarak onarıldığını aktaran Başkan Mustafa Bozbey, ilk altı Osmanlı padişahının türbelerine yerleştirilen QR kodlar aracılığıyla Türkçe, İngilizce, Arapça sesli rehberlik hizmeti sunulacağını belirtti. Osmanlı hanedanlarına ait puşidelerin serim töreni yapılacağını ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “‘İktidarın yüzü, gücün sembolü’ sikke sergisi, Yoğurtçu Baba haziresi restorasyonu, Emir Sultan Cami’nin hazire-mezarlık alanı restorasyonu, Tarihi Bursa Surları Fetihkapı kazamat mahali bakım onarımı yürütülecek. ‘Hüsn-i hat ve medeniyet’ hat levhaları sergisi düzenlenecek. ‘700. yılda Ortak Bellek: Çengiç Ailesi koleksiyonu sergisi’ tanıtılacak. ‘Yansımalar’ Bursa Kent Akademisi yıl sonu sergisi hazırlanacak. ‘Kutlu Rüya’ sanal gerçeklik gezici sergisini de Bursalılarla buluşturacağız. Pınarbaşı Parkı için hazırlanan ve fethi anlatan orijinal İznik çinisi pano, 6 Nisan’daki fetih yürüyüşünün ardından törenle açılacak. 700. yıl anısına özel gün pulu yaptırıyoruz. Hazırlanan pulda, kuruluş dönemine ait ilk altı padişahın minyatür portreleri yer alacak” diye konuştu.</p>
<p> <strong>700. YILI ANISINA 700 ÇINAR FİDANI</strong><br /> Bursa’nın fethinin 700. yılı anısına 700 çınar fidanı dikileceğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Fetih Kupası adı altında Geleneksel Türk Okçuluğu Yarışması düzenleneceğini ifade etti. Bursa’nın Fethi’nin 700. yılına özel Uludağ zirve tırmanışı gerçekleştirileceğini aktaran Başkan Mustafa Bozbey, “Pınarbaşı Parkı’nda özel olarak tasarlanan zaman yolculuğu alanında çocuklar, Osmanlı dönemini oyun, canlandırma ve atölyeler aracılığıyla yaşayarak öğrenecek. UNIMA Bursa Şubesi tarafından hazırlanan ‘Fetih’ konulu gölge oyunu, yıl boyunca Karagöz Müzesi ve çeşitli dış alanlarda izleyiciyle buluşacak. 700. yıl temalı müze atölyeleri ve çocuk etkinlikleri düzenlenecek. Osmanlı mutfağı temasıyla düzenlenecek Gastronomi Festivali, 700. Yıla özel lezzetleri Bursa’nın günlük yaşamına taşıyacak. BURFAŞ sosyal tesislerinde 700. yıl menüsü adıyla Bursa’nın köklü mutfak kültürünü yansıtan ‘Osmanlı mutfağı menüsü’ eklenecek” dedi.</p>
<p> Programın Danışma Kurulu üyeleri adına konuşan BUÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Bursa’nın fethiyle Osmanlı Beyliği’nin cihan devletine evrildiğini ve toprağa düşen bir tohumun asırlık çınara dönüştüğünü söyledi. Amerika, Avrupa ve Türkiye’den alanında uzman akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla 3-5 Nisan 2026’da ‘Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu&#8217;nun düzenleneceğini açıklayan Abacı, sempozyumun sonunda bir kitap hazırlanarak kent tarihine kazandırılacağını anlattı. 2026 yılı boyunca tarih, arkeoloji, edebiyat, iktisat, mimari ve sanat tarihi alanlarında çalışmalar yapan akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla panel ve söyleşiler düzenlenerek Bursa’nın fethinden 700 yıl sonrasına kadar uzanan sürecin ele alınacağını belirten Abacı, tüm etkinliklerin Bursa’nın tarihsel ve kültürel belleğinde belirgin bir iz bırakmasını amaçladıklarını dile getirdi.</p>
<p> Soru cevap bölümünün ardından Tiyatro Şube Müdürlüğü tarafından Orkestra Şube Müdürlüğü’nün katkılarıyla ‘Gök Kubbenin Altında Bir Gümüş Kubbe’ eserinin sunumu gerçekleştirildi.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bursada-fethin-700-yil-heyecani-604715">Bursa’da Fethin 700. Yıl Heyecanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Z Kuşağının Gözbebeği Ayşe Kök, 2025&#8217;e Damgasını Vurdu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/z-kusaginin-gozbebegi-ayse-kok-2025e-damgasini-vurdu-601560</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 19:50:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[ayşe]]></category>
		<category><![CDATA[damgasını]]></category>
		<category><![CDATA[gözbebeği]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[kuşağının]]></category>
		<category><![CDATA[vurdu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601560</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazılarıyla yalnızca Türkiye’de değil; Balkanlar ve Türkî devletler başta olmak üzere geniş bir coğrafyada yankı uyandıran Ayşe Kök, 2025 yılının en çok konuşulan köşe yazarları arasında yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/z-kusaginin-gozbebegi-ayse-kok-2025e-damgasini-vurdu-601560">Z Kuşağının Gözbebeği Ayşe Kök, 2025&#8217;e Damgasını Vurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazılarıyla yalnızca Türkiye’de değil; Balkanlar ve Türkî devletler başta olmak üzere geniş bir coğrafyada yankı uyandıran Ayşe Kök, 2025 yılının en çok konuşulan köşe yazarları arasında yer aldı. Özellikle Z kuşağı tarafından yakından takip edilen Kök, gündeme dair cesur yorumları ve samimi anlatımıyla dijital medyada güçlü bir etki alanı oluşturdu.</p>
<p>Siyasetten toplumsal meselelere, güncel gelişmelerden gençliğin beklentilerine kadar geniş bir perspektifte kaleme aldığı yazılarla dikkat çeken Ayşe Kök, her hafta düzenli olarak yayınlanan köşe yazılarıyla okuruyla buluşuyor. Resmiyetten uzak, sohbet havasındaki üslubu; onu yalnızca bir yazar değil, okuruyla aynı masada konuşan bir fikir insanı konumuna taşıyor.</p>
<p>Z kuşağının dilini bilen, onların hassasiyetlerini ve beklentilerini doğru okuyan yaklaşımı sayesinde Ayşe Kök’ün yazıları, özellikle genç okurlar arasında yüksek etkileşim oranlarına ulaşıyor. Kök’ün kaleminde; eleştiri sertliğini kaybetmeden, empatiyi merkezine alan bir anlatı öne çıkıyor.</p>
<p>2025 yılı boyunca kaleme aldığı yazılarla dijital basında güçlü bir iz bırakan Ayşe Kök, yeni nesil köşe yazarlığının en dikkat çeken temsilcilerinden biri olarak gösteriliyor. Gündemi yakalayan refleksi, cesur duruşu ve okurla kurduğu güçlü bağ sayesinde Kök, yalnızca bugünün değil, gelecek yılların da etkili kalemleri arasında yer almaya aday.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/z-kusaginin-gozbebegi-ayse-kok-2025e-damgasini-vurdu-601560">Z Kuşağının Gözbebeği Ayşe Kök, 2025&#8217;e Damgasını Vurdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayşe Kök&#8217;ten Çarpıcı Yazı: &#8216;Eniştecilik – İhanet mi, Seçim mi?&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ayse-kokten-carpici-yazi-enistecilik-ihanet-mi-secim-mi-575833</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 14:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[ayşe]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıcı]]></category>
		<category><![CDATA[eniştecilik]]></category>
		<category><![CDATA[hanet]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[ten]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575833</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ayşe Kök, Breakingnews’te yayımlanan köşe yazısında gündemdeki “eniştesiyle evlilik” iddiasını toplumsal değerler ve bireysel tercihler açısından ele aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayse-kokten-carpici-yazi-enistecilik-ihanet-mi-secim-mi-575833">Ayşe Kök&#8217;ten Çarpıcı Yazı: &#8216;Eniştecilik – İhanet mi, Seçim mi?&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ayşe Kök, <strong>Breakingnews</strong>’te yayımlanan köşe yazısında gündemdeki “eniştesiyle evlilik” iddiasını toplumsal değerler ve bireysel tercihler açısından ele aldı.</p>
<p>Kök, bu tür olayların sadece magazin dedikodusu değil, <strong>ahlak erozyonu</strong> ve <strong>ilişkilerde değer kaybı</strong> gibi derin toplumsal sorunlara işaret ettiğini belirtti. Yazısını, “Toplum olarak değerlerimize sahip çıkacak mıyız, yoksa özgürlük adı altında ahlakın çözülüşünü mü normalleştireceğiz?” sorusuyla sonlandırdı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ayse-kokten-carpici-yazi-enistecilik-ihanet-mi-secim-mi-575833">Ayşe Kök&#8217;ten Çarpıcı Yazı: &#8216;Eniştecilik – İhanet mi, Seçim mi?&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eksozom Destekli Göz Yüzeyi Kök Hücre Kültürü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eksozom-destekli-goz-yuzeyi-kok-hucre-kulturu-575668</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 09:45:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destekli]]></category>
		<category><![CDATA[Ege Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[eksozom]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[Kök Hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kordon]]></category>
		<category><![CDATA[kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[Selver]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[yüzeyi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575668</guid>

					<description><![CDATA[<p> Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Ege Üniversitesi Kordon Kanı Hücre-Doku Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Özlem Barut Selver’in yürütücülüğünde hazırlanan araştırma projesi, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından desteklenmeye değer bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eksozom-destekli-goz-yuzeyi-kok-hucre-kulturu-575668">Eksozom Destekli Göz Yüzeyi Kök Hücre Kültürü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span> Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Ege Üniversitesi Kordon Kanı Hücre-Doku Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Özlem Barut Selver’in yürütücülüğünde hazırlanan araştırma projesi, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından desteklenmeye değer bulundu. Bu destek, aynı zamanda Kordon Kanı Merkezi adına kabul edilen ilk TÜSEB projesi olma özelliği taşıyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Yürütücülüğünü</span> <span>Ege Üniversitesi Kordon Kanı Hücre-Doku Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Özlem Barut Selver’in yaptığı Ege Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Akdemir ve Ege Teknopark bünyesinde faaliyet gösteren Limbustem firmasının kurucu ortağı kornea doku mühendisliği alanında uzmanlaşmış Biyomühendis Dr. Mehmet Gürdal’ın araştırmacı olarak görev aldığı  ‘Limbal Eksplant Kültür Ortamına Göbek Kordonu Mezenkimal Kök Hücre Kaynaklı Eksozom İlavesinin Limbal Epitelyal Kök Hücre Oranına Etkisinin Araştırılması’ başlıklı proje TÜSEB’ten destek almaya hak kazandı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Özlem Barut Selver’i ve proje ekibini makamında ağırlayarak, sağlık temalı yenilikçi Ar-ge projesi çalışmasından dolayı tebrik etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>“Geliştirilen ilk ürün klinikte başarılı sonuçlar verdi”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje ekibi, limbal kök hücre biyolojisi alanında yalnızca deneysel değil, klinik düzeyde de öncü çalışmalara imza atmış birikimli bir kadrodan oluşuyor. Dr. Selver ve Dr. Gürdal, bugüne dek Türkiye’de klinik uygulamaya geçen ilk kişiselleştirilmiş hücresel tedavi ürününü geliştirerek, 35’in üzerinde hastada başarılı tedavi gerçekleştirdi. Bu alandaki klinik deneyimleri ve geliştirdikleri ürün, ticarileşmiş bir biyoteknolojik uygulama örneği olarak dikkat çekiyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>“İkinci nesil ürün versiyonu geliştireceğiz”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Özlem Barut Selver, “Yeni TÜSEB projesi ile bu hücresel ürünün etkinliğini daha da artırmaya yönelik önemli bir adım atılmaktadır. Göbek kordonu mezenkimal kök hücrelerinden elde edilen eksozomların, kültür ortamında limbal kök hücre oranını artırarak ürün kalitesine katkı sağlaması hedeflenmektedir. Bu strateji, sadece bilimsel katkı sağlamakla kalmayıp, mevcut ürünün yeni jenerasyon versiyonunun geliştirilmesi ve ticarileştirilmesine de zemin hazırlayacaktır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Özlem Barut Selver, “Projemiz, tedavide hem ulusal hem uluslararası ölçekte pazara girebilecek nitelikte ikinci nesil bir ürüne dönüşüm sağlayabilecek önemli bir potansiyele sahiptir. Bu yönüyle proje, yalnızca akademik bilgi üretimini değil, yerli biyoteknolojik ürün geliştirme ve ticarileştirme vizyonunu da içinde barındırmaktadır.” dedi. </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eksozom-destekli-goz-yuzeyi-kok-hucre-kulturu-575668">Eksozom Destekli Göz Yüzeyi Kök Hücre Kültürü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Kök Hücre Hareket Özgürlüğünü Geri Kazandırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-kok-hucre-hareket-ozgurlugunu-geri-kazandiriyor-555001</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 07:39:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kazandırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlüğünü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555001</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kıkırdak hasarları, günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen, diz, kalça ve omuz gibi eklemlerde ağrı, hareket kısıtlılığı ve fonksiyon kaybına yol açabilen önemli ortopedik sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-kok-hucre-hareket-ozgurlugunu-geri-kazandiriyor-555001">Bu Kök Hücre Hareket Özgürlüğünü Geri Kazandırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kıkırdak hasarları, günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen, diz, kalça ve omuz gibi eklemlerde ağrı, hareket kısıtlılığı ve fonksiyon kaybına yol açabilen önemli ortopedik sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Geleneksel tedavi yöntemlerinin yanı sıra son yıllarda öne çıkan kök hücre tedavileri, hasarlı kıkırdak dokusunun yenilenmesini hedefleyerek umut verici bir çözüm sunuyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Haluk Çelik, kıkırdak hastalıklarında kök hücre tedavileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kıkırdak dokusunun doğal iyileşmesi sınırlıdır</strong></p>
<p>Eklemlerin uyumlu hareketine katkıda bulunan en önemli yapı “hyalin kıkırdak dokusu”dur. Hyalin kıkırdak dokusu yüzde 70-80 yüksek su içeriğine sahip bir yapıdır. Kondrosit adı verilen hücrelerden ve onları çevreleyen ekstrasellüler matriks proteinlerden oluşur. Ancak bu doku hasar gördüğünde biyolojik özellikleri nedeniyle doğal olarak iyileşme kapasitesi oldukça sınırlıdır. Eklem sağlığı, hareket kabiliyeti ve yaşam kalitesinde önemli bir rol oynar. Özellikle diz, kalça ve ayak bileği gibi yük taşıyan eklemler günlük yaşamda ciddi biyomekanik streslere maruz kalabilir. Yanlış hareketler, aşırı yüklenme, travmalar, yaşın ilerlemesi gibi nedenler kıkırdak hasarlarına neden olabilir. </p>
<p><strong>Hareket kısıtlılığı varsa dikkat!</strong></p>
<p>Kıkırdak hasarı olan kişilerde en önemli sorun eklem ağrısıdır. Ayrıca eklemde şişlik, hareket kısıtlılığı ve takılma gibi mekanik şikayetler de olabilir. Eklemlerden bu takılmalardan kaynaklı sesler de gelebilir. Kıkırdak hasarları genç yaştaki kişilerde genellikle küçük alanlarda sınırlı olarak görülürken, yaşla ilişkili dejeneratif eklem hastalıklarında eklemin büyük bölümünü etkiler. </p>
<p><strong>Erken müdahale önemli</strong></p>
<p>Kıkırdak hasarı oluştuğunda, immün sistem yani bağışıklık elemanları bu bölgeye ulaşamaz ve kendiliğinden tamir mekanizmalarını aktive edemez. Bunun sonucunda çoğu zaman iyileşme ya hiç olmaz ya da kıkırdağa benzer hücreler barındıran “fibrokartilajinöz” dokusuyla sınırlı kalır. Bu doku, ilerleyen süreçte mekanik yüklenmelere dayanamayarak kıkırdak dejenerasyonunun hızlanmasına ve sağlam bölgelerin bozulmasına neden olabilir. Bu nedenle erken dönemde fark etmek ve tedavi planı uygulamak önemlidir.</p>
<p><strong>Kök hücre dokuları doğal bir şekilde yeniler</strong></p>
<p>Kıkırdak hasarlarında klasik tedaviler genellikle ağrı yönetimi, kilo kontrolü, fizik tedavi ve eklem içi enjeksiyonlar ile sınırlıdır. Bu yöntemler kişide rahatlama sağlar, fakat dokularda yenileme sağlamaz. İleri derece kıkırdak hasarlarında ise cerrahi çözümler gündeme gelir. Modern rejeneratif tıbbın en dikkat çeken uygulamalarından biri de kök hücre tedavileridir. Bu tedavi yöntemi özellikle cerrahisiz iyileşme arayışında olan hastalar için idealdir. Bu yöntemle hem ağrı azalmakta hem de eklem fonksiyonu önemli ölçüde iyileşmektedir. Mezenkimal kök hücre temelli yaklaşımlar klinik ortopedi tedavilerinde sıklıkla uygulanmaktadır.</p>
<p><strong>Hücreleri “uyar, iyileştir ve koru” formülü</strong><br />Mezenkimal kök hücre tedavisinde (MKH) kullanılan hücreler, vücutta birçok farklı hücre türüne dönüşebilme özelliğindedir. Özel laboratuvar işlemleri sonucunda hazırlanır. Kemik iliği, yağ dokusu, eklem içi sıvısını sağlayan sinovyal membran dokusu, kemik zarı ve göbek kordonu başlıca kaynaklarıdır. Hasarlı bölgeye uygulandığında potansiyel olarak hasarlı dokuya dönüşebilir. Hücresel farklılaşma yoluyla yeni kıkırdak hücrelerinin oluşumunu destekler. Bu tedavi ile hücreler uyarılır, iyileşme tetiklenir ve doku bozulmaları baskılanır. Genellikle eklem enjeksiyonları şeklinde uygulanır ama bazı durumlarda artroskopi eşliğinde direkt lezyon içerisine de enjekte edilebilir. PRP veya hyaluronik asit ile kombine uygulamalar planlanabilir.</p>
<p><strong>Ameliyatsız, konforlu ve kısa iyileşme süresi</strong></p>
<p>Ameliyatsız ve herhangi bir kesi olmadan konforlu bir süreç ile tek seansta tedavi sağlanabilir. İşlem sonrası hasta aynı gün taburcu edilir. Uygulama sonrası süreçte ağrının azalması, fonksiyon artışı ve belirgin doku iyileşmesi görülebilmektedir. Kişinin durumuna göre 6-12 ay içinde klinik iyileşmeler ortaya koymaktadır. Kök hücrelerin belirli hasta grubunda kıkırdak nakline benzer sonuçlar verdiği, ancak daha düşük maliyetli olduğu ve daha kısa iyileşme süresi sağladığı söylenebilir.</p>
<p><strong>Sporcular için de oldukça ideal bir yöntem</strong></p>
<p>Uygun hasta seçimi tedavi başarısını belirleyen en önemli faktördür. Çünkü her hasta kök hücre tedavisi için uygun olmayabilir. Örneğin; 2. ve 3. evre osteoartrit hastaları (kireçlenme), bölgesel kıkırdak sorunları olan genç ve orta yaş kişiler, sporcular bu tedavi için en ideal hastalardır. Ancak 4. evre yaygın kıkırdak kaybı, yoğun diz deformitesi, enfeksiyon ve romatolojik hastalıkları olan kişiler için uygun değildir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-kok-hucre-hareket-ozgurlugunu-geri-kazandiriyor-555001">Bu Kök Hücre Hareket Özgürlüğünü Geri Kazandırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geleceğin kadın mühendisleri &#8216;KÖK Gelişim Programı&#8217;nda buluşuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelecegin-kadin-muhendisleri-kok-gelisim-programinda-bulusuyor-530115</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 May 2025 10:43:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[buluşuyor]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[mühendisleri]]></category>
		<category><![CDATA[programında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=530115</guid>

					<description><![CDATA[<p>KÖK Gelişim Programı kapsamında, Temmuz ve Eylül aylarında gerçekleştirilecek ve her biri 25’er öğrenciden oluşacak dört kamp düzenlenecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecegin-kadin-muhendisleri-kok-gelisim-programinda-bulusuyor-530115">Geleceğin kadın mühendisleri &#8216;KÖK Gelişim Programı&#8217;nda buluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>KÖK Gelişim Programı kapsamında, Temmuz ve Eylül aylarında gerçekleştirilecek ve her biri 25’er öğrenciden oluşacak dört kamp düzenlenecek. Projeye 2, 3 ve 4’üncü sınıf öğrencileri arasından akademik ve bireysel başarı kriterleri doğrultusunda titizlikle seçilecek 100 kadın mühendis adayı katılabilecek. Program sayesinde; Türkiye’nin dört bir yanındaki genç kadınların bir araya gelerek dayanışma içinde öğrendiği aynı zamanda da empati ve kolektif akılla beslendiği bir ekosistem yaratılacak.</p>
<p>Programa seçilen üniversite öğrencileri; topraktan sofraya yiyecek içecek sektörünün tüm dinamiklerini sürdürülebilirlik bakış açısıyla uzman akademisyen ve kanaat önderlerinden öğrenme fırsatı yakalayacak. Katılımcılar ayrıca sektöre dair örnek olay çalışmaları, ilham verici buluşmalar ve kişisel farkındalık atölyeleriyle bir yandan farklı bakış açıları kazanırken bir yandan da yenilikçi ve vizyoner yaklaşımlarla tanışacak. </p>
<p>KÖK Gelişim Programı’nın birinci aşamasında yüz yüze kampların yanı sıra online eğitimler yer alacak. İkinci aşamada ise öğrenciler kadın mühendisler ile gerçekleştirilecek ‘Deneyim Buluşmaları’na katılacak. Bu süreci başarıyla tamamlayan katılımcılar sertifika almaya hak kazanacak.  </p>
<p>Yıl boyu gelişme ve iş hayatına bir adım önde başlama fırsatı sunan KÖK Gelişim Programı, Türkiye’nin geleceğine değer katmak isteyen genç kadın mühendis adaylarını bekliyor.</p>
<p><strong> Son Başvuru tarihi:</strong> 31 Mayıs 2025</p>
<p><strong>Başvuru sonuçlarının açıklanma tarihi: </strong>13<strong> </strong>Haziran 2025</p>
<p><strong>Kamp Tarihleri:</strong> </p>
<p>Kamp 1: 29 Haziran – 5 Temmuz</p>
<p>Kamp 2: 6 Temmuz – 12 Temmuz</p>
<p>Kamp 3: 31 Ağustos – 6 Eylül</p>
<p>Kamp 4: 7 Eylül – 13 Eylül</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecegin-kadin-muhendisleri-kok-gelisim-programinda-bulusuyor-530115">Geleceğin kadın mühendisleri &#8216;KÖK Gelişim Programı&#8217;nda buluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geleceğin kadın mühendisleri Türk Tuborg&#8217;un &#8216;KÖK Gelişim Programı&#8217;nda filizleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelecegin-kadin-muhendisleri-turk-tuborgun-kok-gelisim-programinda-filizleniyor-527043</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 May 2025 15:27:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[filizleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[mühendisleri]]></category>
		<category><![CDATA[programında]]></category>
		<category><![CDATA[tuborgun]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=527043</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Tuborg KÖK Gelişim Programı kapsamında, Temmuz ve Eylül aylarında gerçekleştirilecek ve her biri 25’er öğrenciden oluşacak dört kamp düzenlenecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecegin-kadin-muhendisleri-turk-tuborgun-kok-gelisim-programinda-filizleniyor-527043">Geleceğin kadın mühendisleri Türk Tuborg&#8217;un &#8216;KÖK Gelişim Programı&#8217;nda filizleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Tuborg KÖK Gelişim Programı kapsamında, Temmuz ve Eylül aylarında gerçekleştirilecek ve her biri 25’er öğrenciden oluşacak dört kamp düzenlenecek. Projeye 2, 3 ve 4’üncü sınıf öğrencileri arasından akademik ve bireysel başarı kriterleri doğrultusunda titizlikle seçilecek 100 kadın mühendis adayı katılabilecek. Program sayesinde; Türkiye’nin dört bir yanındaki genç kadınların bir araya gelerek dayanışma içinde öğrendiği aynı zamanda da empati ve kolektif akılla beslendiği bir ekosistem yaratılacak.</p>
<p>Programa seçilen üniversite öğrencileri; topraktan sofraya yiyecek içecek sektörünün tüm dinamiklerini sürdürülebilirlik bakış açısıyla uzman akademisyen ve kanaat önderlerinden öğrenme fırsatı yakalayacak. Katılımcılar ayrıca sektöre dair örnek olay çalışmaları, ilham verici buluşmalar ve kişisel farkındalık atölyeleriyle bir yandan farklı bakış açıları kazanırken bir yandan da yenilikçi ve vizyoner yaklaşımlarla tanışacak. </p>
<p>Türk Tuborg KÖK Gelişim Programı’nın birinci aşamasında yüz yüze kampların yanı sıra online eğitimler yer alacak. İkinci aşamada ise öğrenciler Türk Tuborg’un kadın mühendisleri ile gerçekleştirilecek ‘Deneyim Buluşmaları’na katılacak. Bu süreci başarıyla tamamlayan katılımcılar sertifika almaya hak kazanacak.  </p>
<p>Yıl boyu gelişme ve iş hayatına bir adım önde başlama fırsatı sunan Türk Tuborg KÖK Gelişim Programı, Türkiye’nin geleceğine değer katmak isteyen genç kadın mühendis adaylarını bekliyor.</p>
<p><strong> Son Başvuru tarihi:</strong> 31 Mayıs 2025</p>
<p><strong>Başvuru sonuçlarının açıklanma tarihi: </strong>13<strong> </strong>Haziran 2025</p>
<p><strong>Kamp Tarihleri:</strong> </p>
<p>Kamp 1: 29 Haziran – 5 Temmuz</p>
<p>Kamp 2: 6 Temmuz – 12 Temmuz</p>
<p>Kamp 3: 31 Ağustos – 6 Eylül</p>
<p>Kamp 4: 7 Eylül – 13 Eylül</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelecegin-kadin-muhendisleri-turk-tuborgun-kok-gelisim-programinda-filizleniyor-527043">Geleceğin kadın mühendisleri Türk Tuborg&#8217;un &#8216;KÖK Gelişim Programı&#8217;nda filizleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ortopedide Kök Hücre Devrimi: Geleceğin Tedavi Yöntemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ortopedide-kok-hucre-devrimi-gelecegin-tedavi-yontemi-461084</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 May 2024 13:08:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[geleceğin]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[ortopedide]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=461084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda ortopedi alanında kök hücre tedavisi ve ortobiyolojik uygulamalar büyük bir ilgi ve heyecan yaratıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ortopedide-kok-hucre-devrimi-gelecegin-tedavi-yontemi-461084">Ortopedide Kök Hücre Devrimi: Geleceğin Tedavi Yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geleneksel tedavi yöntemlerine alternatif sunan bu yenilikçi yaklaşımlar, eklem ve doku hasarlarının onarımında umut vaat ediyor. Peki, kök hücre tedavisi nedir ve ortobiyolojik uygulamalar nasıl çalışır?</p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden, Doç. Dr. Sinan Karaca ‘Ortopedide Kök Hücre Tedavisi’ni anlattı</strong></p>
<p><strong>Kök hücre tedavisi nedir?</strong></p>
<p>Kök hücreler, vücudumuzda çeşitli hücre türlerine dönüşme yeteneğine sahip olan özel hücrelerdir. Bu hücreler, hasarlı dokuları onarabilme ve yenileyebilme potansiyeline sahiptir. Ortopedi alanında kök hücreler, özellikle eklem ve kıkırdak hasarlarının tedavisinde kullanılmaktadır. Kök hücreler, hastanın kendi kemik iliğinden veya yağ dokusundan elde edilebilir ve hasarlı bölgeye enjekte edilerek onarım süreci başlatılır.</p>
<p><strong>Kök hücrelerin nasıl elde edilir?</strong></p>
<p>Kök hücre tedavisinin temelinde, hastanın kendi vücudundan elde edilen kök hücrelerin kullanılması yer alır. Kök hücreler, kemik iliğinden veya yağ dokusundan (özellikle göbek yağından) toplanabilir. Her iki yöntemin de kendine özgü prosedürleri ve avantajları vardır.</p>
<p><strong>       1. Kemik İliğinden Kök Hücre Toplama</strong></p>
<ul>
<li><strong>Hazırlık:</strong> İşlem öncesinde hastaya lokal anestezi uygulanır, böylece işlem sırasında ağrı hissetmesi önlenir.</li>
<li><strong>İşlem:</strong> Genellikle pelvik kemik (kalça kemiği) bölgesinden kök hücreler toplanır. Cerrah, steril bir iğne kullanarak kemik iliğine ulaşır ve buradan sıvı örnekler alır. Bu işlem genellikle 30-60 dakika sürer.</li>
<li><strong>Toplama:</strong> Alınan kemik iliği sıvısı, laboratuvar ortamında işlenir ve kök hücreler ayrıştırılır.</li>
<li><strong>İyileşme:</strong> İşlem sonrasında hastalar genellikle kısa bir dinlenme süresine ihtiyaç duyar ve birkaç gün içinde normal aktivitelerine dönebilirler.</li>
</ul>
<p><strong>2. Göbek Yağından Kök Hücre Toplama</strong></p>
<ul>
<li><strong>Hazırlık:</strong> Göbek yağından kök hücre toplama işlemi, lokal anestezi altında gerçekleştirilir.</li>
<li><strong>Liposuction:</strong> Liposuction adı verilen bir işlemle, hastanın karın bölgesinden (genellikle göbek bölgesinden) yağ dokusu alınır. Bu işlemde ince bir kanül kullanılarak yağ dokusu çekilir. İşlem süresi genellikle 1 saati aşmaz.</li>
<li><strong>İşleme:</strong> Alınan yağ dokusu, laboratuvar ortamında santrifüj edilerek kök hücreler ayrıştırılır.</li>
<li><strong>İyileşme:</strong> Liposuction sonrası iyileşme süreci genellikle hızlıdır ve hastalar birkaç gün içinde normal aktivitelerine dönebilirler.</li>
</ul>
<p><strong>Hangi yöntem daha uygundur?</strong></p>
<p>Kemik iliğinden veya göbek yağından kök hücre toplama yöntemlerinin her biri, hastanın genel sağlık durumu ve tedavi edilecek rahatsızlığın türüne göre seçilir. Kemik iliği yüksek oranda kök hücre içerirken, göbek yağı da önemli miktarda kök hücre barındırır ve toplanması daha az invaziv olabilir. Uzman doktorunuz, sizin için en uygun yöntemi belirleyerek tedavi planınızı oluşturacaktır.</p>
<p><strong>‘Ortobiyolojik Uygulamalar’ nedir?</strong></p>
<p>Ortobiyolojik uygulamalar, biyolojik materyallerin kullanılarak doku iyileşmesini teşvik eden tedavi yöntemleridir. Bu uygulamalar arasında kök hücre tedavisi, PRP (platelet rich plasma &#8211; trombositten zengin plazma) ve büyüme faktörleri gibi yöntemler bulunmaktadır. Bu biyolojik ajanlar, vücudun doğal iyileşme sürecini hızlandırmak için kullanılır ve genellikle minimal invaziv prosedürlerle uygulanır.</p>
<p><strong>Kök hücre tedavisinin avantajları nelerdir?</strong></p>
<ul>
<li><strong>Doğal ve Güvenli:</strong> Kök hücre tedavisi, hastanın kendi hücrelerinin kullanılması nedeniyle alerji veya reddedilme riski taşımaz.</li>
<li><strong>Hızlı İyileşme:</strong> Geleneksel cerrahi müdahalelere göre daha hızlı iyileşme süreci sunar.</li>
<li><strong>Ameliyatsız Çözüm:</strong> Cerrahi olmayan bir yöntem olması, hastaların günlük yaşamlarına hızlıca dönebilmesini sağlar.</li>
<li><strong>Ağrının Azalması:</strong> Ağrının ve iltihabın azalmasına yardımcı olabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Hangi durumlarda kullanılır?</strong></p>
<p>Kök hücre tedavisi ve ortobiyolojik uygulamalar, çeşitli ortopedik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılabilir. Bunlar arasında:</p>
<p>•             Osteoartrit (kireçlenme)</p>
<p>•             Menisküs yırtıkları</p>
<p>•             Kıkırdak hasarları</p>
<p>•             Tendon ve bağ yaralanmaları</p>
<p>•             Kemik nekrozu (kemik dokusunun ölümü)</p>
<p><strong>Hastalar için öneriler nelerdir?</strong></p>
<p>Kök hücre tedavisi ve ortobiyolojik uygulamaların her hasta için uygun olup olmadığını belirlemek önemlidir. Bu nedenle, bu tedavi yöntemlerini düşünen hastaların öncelikle bir ortopedi uzmanına danışmaları gerekmektedir. Uzman doktorlar, hastanın tıbbi geçmişini değerlendirerek en uygun tedavi planını oluşturacaktır.</p>
<p><strong>Tedavi ve uygulama süreci nasıldır? </strong></p>
<p>Toplanan kök hücreler, özel bir işlemle hasarlı bölgeye enjekte edilir. Bu işlem, genellikle ultrason veya floroskopi gibi görüntüleme teknikleri kullanılarak gerçekleştirilir, böylece kök hücrelerin doğru bölgeye yerleştirilmesi sağlanır. Kök hücreler, zamanla hasarlı dokuları onararak iyileşme sürecini hızlandırır.</p>
<p><strong>İleri teknoloji tedaviler yaşam kalitesini artırıyor</strong></p>
<p>Kök hücre tedavisi ve ortobiyolojik uygulamalar, ortopedi alanında devrim niteliğinde yenilikler sunmaktadır. Hastaların doğal iyileşme sürecini destekleyen bu yöntemler, geleceğin tedavi seçenekleri arasında yer alıyor. Bu ileri teknoloji tedaviler, hastaların yaşam kalitesini artırarak daha sağlıklı ve aktif bir yaşam sürmelerine yardımcı olabilir.</p>
<p>Ortopedi alanındaki bu heyecan verici gelişmeleri takip etmek ve kendi sağlık durumunuz hakkında bilgi sahibi olmak için uzman doktorunuzla görüşmeyi unutmayın.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ortopedide-kok-hucre-devrimi-gelecegin-tedavi-yontemi-461084">Ortopedide Kök Hücre Devrimi: Geleceğin Tedavi Yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zuhal Olcay&#8217;ın gençlik sırrı: Vitaminli Kök Hücre</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zuhal-olcayin-genclik-sirri-vitaminli-kok-hucre-454940</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2024 13:08:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[olcayın]]></category>
		<category><![CDATA[sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[vitaminli]]></category>
		<category><![CDATA[zuhal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=454940</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşı olmayan kadınlar listesinde ilk sıralarda olan Zuhal Olcay, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği röportajda abartılı estetik operasyonlara değinip "Yüzünüze yaptırdığınız bir operasyonda elleriniz sizi ele verir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zuhal-olcayin-genclik-sirri-vitaminli-kok-hucre-454940">Zuhal Olcay&#8217;ın gençlik sırrı: Vitaminli Kök Hücre</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzünüz genç, elleriniz yaşlı görünüyorsa bu estetiğin bir anlamı yok&#8221; demişti. Fit ve yaş almayan görüntüsüyle her zaman dikkat çeken Olcay, aynı zamanda uzun yıllara dayanan dostluklarıyla, yakın arkadaşı da olan Dr. Fügen Erdoğan Çekin ile Bağdat Caddesi&#8217;nde görüntülendi. </p>
<p>Zuhal Olcay: &#8220;Fügen hem dostum, arkadaşım hem de cildim için bana destek olan harika bir doktor. Bugün harika bir öğleden sonra için buluştuk, yemek yiyeceğiz, ardından kahve içeceğiz&#8221; derken, gençlik sırrını da paylaştı: &#8220;Bana sosyal medyada ve sokakta karşılaştığımızda en çok sorulan soru cildime ne sürdüğüm, ne uyguladığım oluyor. İnsanlar hangi nemlendiriciyi hangi gözaltı kremini uyguladığımızı bile merak ediyor.</p>
<p>Fügen en son &#8216;Vitaminli Kök Hücre&#8217; tedavisi uyguladı&#8221; dedi. Dermatolog Dr. Fügen Erdoğan Çekin ise Zuhal Olcay&#8217;a uyguladığı işlemi &#8220;Vitaminli Kök Hücre tedavisi ile genç hücrelerin yenilenmesi için gerekli olan sinyali oluşturuyoruz. Cilde &#8216;vitaminli kök hücreyi&#8217; uyguladığımız zaman, cilt yenilenme sinyali almış oluyor ve yenilenmeye başlıyor. Eskiden laboratuvarda yeni hücre oluşturup enjekte ediyorduk, şimdi genç hücrelere gerekli olan sinyali oluşturuyoruz&#8221; cümleleriyle anlattı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zuhal-olcayin-genclik-sirri-vitaminli-kok-hucre-454940">Zuhal Olcay&#8217;ın gençlik sırrı: Vitaminli Kök Hücre</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Türk Dışişleri açısından yılın belki de en sorunlu günü 24 Nisan&#8230;&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-turk-disisleri-acisindan-yilin-belki-de-en-sorunlu-gunu-24-nisan-453741</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Apr 2024 13:24:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arslan]]></category>
		<category><![CDATA[belki]]></category>
		<category><![CDATA[dışişleri]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[havva]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[nisan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlu]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yılın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453741</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Türkler, Rumlar ve Ermeniler yeniden bir ekonomik ve kültürel birliğin temelini atabilirler”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-turk-disisleri-acisindan-yilin-belki-de-en-sorunlu-gunu-24-nisan-453741">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Türk Dışişleri açısından yılın belki de en sorunlu günü 24 Nisan&#8230;&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Türkler, Rumlar ve Ermeniler yeniden bir ekonomik ve kültürel birliğin temelini atabilirler”</strong></p>
<p><strong>24 Nisan’ın Birinci Dünya Savaşı sırasında İttihat ve Terakki Hükümetinin İstanbul’daki Ermeni aydınlarını tutuklamaya başlaması ile Tehcir uygulamasının başladığı gün olarak kabul edildiğini ifade eden Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan,</strong> <strong>“Türk Dışişleri açısından yılın belki de en sorunlu günü 24 Nisan’dır.” dedi.</strong></p>
<p><strong>Türkiye’nin bu olay karşısındaki tutumunun devlet politikası olarak ‘soykırım’ kavramının reddi üzerine kurulu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Eğer bu bölgenin halkları Birinci Dünya Savaşı’nın travmalarını arkada bırakarak geleceğe bakabilirlerse Türkler, Rumlar ve Ermeniler yeniden bir ekonomik ve kültürel birliğin temelini atabilirler.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi&#8217;nde İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, 24 Nisan 1915&#8217;te İstanbul&#8217;daki Ermeni toplumundan 2 bin 234 kişinin tutuklanarak tehcir edilmesi nedeniyle Ermeni tehcirinin başlangıç günü olarak kabul edilen 24 Nisan tarihinin siyaset ve dışişleri açısından değerlendirdi.</p>
<p><strong>Tehcir uygulamasının başladığı gün&#8230;</strong></p>
<p>“Türk Dışişleri açısından yılın belki de en sorunlu günü 24 Nisan’dır.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu tarih Birinci Dünya Savaşı sırasında İttihat ve Terakki Hükümetinin İstanbul’daki Ermeni aydınlarını tutuklamaya başlaması ile Tehcir uygulamasının başladığı gün olarak kabul edilir. Bu tarih Ermeni diasporası ve lobilerinin çabaları ile dünyanın birçok ülkesinde ‘Ermeni Soykırımını Anma Günü’ olarak kabul edilmiştir. Türkiye’nin bu olay karşısındaki tutumu devlet politikası olarak ‘soykırım’ kavramının reddi üzerine kuruludur.” dedi.</p>
<p><strong>“1915’te neler olmuştu ve neden Türkiye ‘soykırım’ kelimesini asla kabul etmedi”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “1915’te neler olmuştu ve neden Türkiye ‘soykırım’ kelimesini asla kabul etmedi.” Sorularına da yanıt vererek, şunları kaydetti:</p>
<p>“Elbette olan bitenler Türk tarihi açısından keşke hiç olmasaydı diyeceğimiz acı sonuçlar doğurmuş bir uygulamaydı. İngiltere, Rusya ve müttefikleri ile savaş halindeki Osmanlı İmparatorluğu vatandaşları olan Ermenilerin Hınçak ve Taşnaksutyun gibi siyasi partileri Ermeni Cemaatini Türkiye topraklarında bağımsız bir Ermeni devleti kurulması için Doğu Cephesinde Rus ordularını desteklemeye çağırıyor ve bu çağrı sınır illerinde etkili de oluyordu. Ermeniler maalesef Doğu cephesinde Rus Ordusuna karşı savaşan Türk Ordusunu arkadan vuran sabotaj ve isyan gibi kalkışmalara imza atarak azınlıkta oldukları bir toprak parçasında dış destekle bir ülke kurma sevdasına düştüler. </p>
<p>Oysa milleti sadıka olarak bilinen bu halkın evlatları daha üç yıl önceki Balkan Savaşlarında Türk Ordusunun askerleri olarak büyük yararlıklar göstermiş ve kahramanlıklara imza atmışlardı. Eğer tarih farklı aksaydı ve Doğu’daki Kürt aşiretleri gibi Ermeniler de vatandaşı oldukları Türkiye’yi ve binlerce yıldır yaşadıkları anavatanlarını Türk Ordusu içinde Rus işgalcilerine karşı savunmuş ve Kurtuluş Savaşına da katılmış olsaydılar Osmanlı’da olduğu gibi bugün de Ermeni generallerimiz, bakanlarımız ve büyükelçilerimiz olacaktı. Ancak tarih farklı aktı ve emperyalistlerin Balkanlarda kurdukları oyun Doğu Anadolu’da da ortaya sürüldü. Terör, baskı ve dış destekle bir Hıristiyan azınlık Müslüman halkın çoğunlukta olduğu bir toprak parçasında devlet kurmaya itildi.” </p>
<p><strong>“Bu ülke benzer bir durumu Balkan savaşlarında yaşamıştı”</strong></p>
<p>1821 Mora ayaklanması ve Yunanistan’ın kurulmasından beri aynı oyunun sahneye konulduğunu ve başarılı olarak 1915’te bütün Rumeli’nin Osmanlının elimizden çıktığını anlatan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Sert ve kararlı bir önlem alınmazsa Sivas’a kadar olan topraklarımız da Rus ordularının da desteği ile bir gecede elimizden çıkacaktı. Bu ülke benzer bir durumu Balkan savaşlarında yaşamış ve ülkenin yarısını kısa bir zamanda kaybetmişti ve tekrar aynı kaderi yaşayamazdı.” diye o dönemde yananlara işaret etti.</p>
<p><strong>Tehcir Kanunu neden çıktı?</strong></p>
<p>Tehcir kararını alan İttihatçıların 2. Abdülhamit rejimine karşı Ermeni devrimci örgütleri ile birlikte çalıştığının bir sır olmadığını da dile getiren Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Gerçekten de ülke Birinci Dünya Savaşı’na girdiğinde İttihatçılar Ermenilerin ülke savunmasına katılmaları için epey gayret sarf ettiler. Patrikhane bu talebe kerhen olumlu cevap vermiş ancak Ermeni silahlı terör örgütleri olan Hınçak ve Taşnak örgütleri bu savaşı fırsat bilerek Rus ordusunun da yardımı ile sınırları Kafkasya’dan Adana ve Mersin’e kadar uzanan Büyük Ermenistan&#8217;ı kurma hayaline kapılmışlardı. Talat Paşa Hükümeti ise ülke bir yandan Çanakkale savaşlarında ölüm kalım mücadelesi verirken, Doğu Anadolu’yu kaybetmemek için bölge nüfusunu Müslümanlaştırarak Ermeni tehlikesinden kurtulmak amacıyla Anadolu’daki Ermeni halkını savaş süresince geçici olarak tümden Suriye’deki Osmanlı vilayetlerine sürgün etme kararını aldı ve Tehcir Kanunu’nu çıkardı. Talat Paşa anılarında bu kararı bir savaş önlemi olarak aldıklarını, bu kadar çok kayıpla karşılaşacaklarını düşünmediklerini ve bu uygulamanın bir trajediye dönüştüğünü kabul eder.” diye anlattı. </p>
<p><strong>Van’ın Ermeni Belediye Başkanı Bedros Kapamacıyan Efendi’nin öldürülmesi&#8230;</strong></p>
<p>Ermeni tehcirinin savaş süresi içinde Ermeni sivillerin geçici olarak yani savaş sonunda evlerine dönebilecekleri geçici bir askeri önlem olarak düşünüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Osmanlı Devleti’ne bağlı kalan Ermenilerin başına gelenleri de şöyle hatırlattı:</p>
<p>“Van’ın Ermeni Belediye Başkanı Bedros Kapamacıyan Efendi’nin Osmanlı Devleti’ne bağlı kaldığı ve Taşnak örgütüne destek olmadığı için bu örgütün militanları tarafından öldürüldüğünü bugünkü Ermeni lobilerine hatırlatmakta fayda var. Kapamacıyan Efendi 10 Aralık 1912&#8217;de 65 yaşındayken Taşnak üyesi Aram Manukyan tarafından başına iki kurşun sıkılarak öldürülmüştür. Öldürüldüğü zaman Müslüman halk da çok üzülmüş ve Kilisedeki cenaze törenine Ermeniler kadar Türkler de büyük oranda katılmıştı. Cenaze törenine katılmayanlar ise Taşnakçılardı. Tehcirden üç yıl önce gerçekleşen bu suikastı anlamadan tehciri ve Ermeni sorununu anlamak mümkün değildir. Çünkü bu suikast açıkça göstermektedir ki Tehcir Kanunu Osmanlı Hükümetinin bir gece Ermeni halkını tümden ortadan kaldırmak ve yeryüzünden silmek amacıyla gerçekleştirdiği ırkçı bir soykırım planı ya da uygulaması değildi. Bunun bir soykırım olmadığının yine en büyük ispatından biri de Osmanlı Devleti’nin tehcire tabi tutulan Ermeni vatandaşlarına savaş sonrasında memleketlerine dönme hakkını tanımış olmasıdır.” </p>
<p><strong>“Türk Devleti Ermenileri Ermeni oldukları için değil devlete isyan ettikleri için tehcir etmiştir”</strong></p>
<p>Tehcir uygulaması sırasında o yıllarda tren ve motorlu araçlar ve de düzgün yollar olmadığı için birçok sivilin yoldaki olumsuz koşullardan ötürü açlık ve hastalıktan hayatını kaybettiğini kaydeden Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Asker kaçakları, bölgesel eşkıya çeteleri ve de durumu fırsat bilen bazı yerel güçler de Ermeni kafilelerine saldırıp katliamlar yaptılar. Yine bazı disiplinsiz kolluk kuvvetlerinin de zulme varan infazlar yaptıklarına yönelik tanıklıklar mevcuttur. Bütün bunların hiçbiri sistematik bir soykırımın olduğunu göstermez. Türk Devleti Ermenileri Ermeni oldukları için değil devlete isyan ettikleri için tehcir etmiştir. Üstelik Hem Osmanlı Hükümetleri hem de TBMM Hükümetleri Devlete isyan eden Türklere ve Kürtlere de benzer ağır cezaları vermiştir. Türk devletlerinde belki ortak bir töre ve siyasi refleks olarak süregelen bir gelenek vardır o da devlet her şeyi affedebilir ama devlete isyanı asla affetmez. Fatih Sultan Mehmet’in Bizans Rumu bir paşası olan Rum Mehmet Paşa’nın Osmanlı’ya başkaldıran Konya-Karaman Türkmenlerini nasıl büyük bir kırımdan geçirdiğini biliyoruz. Hırvat asıllı Kuyucu Murat Paşa’nın Anadolu Türkmenlerini kuyulara atarak katlettiğini tarihler yazmaktadır. Soykırım kavramı ise İkinci Dünya Savaşından sonra Yahudi soykırımı sonucunda oluşmuş bir hukuki tabirdir ve soykırım yapan devletlere ağır tazminat cezaları yükler.” dedi. </p>
<p><strong>“Türkiye her 24 Nisan’da tehcirde ölen suçsuz sivil Osmanlı Ermenileri için üzüntülerini bildirmektedir”</strong></p>
<p>Ermenilerin Birinci Dünya Savaşında Doğu Anadolu’da isyan etmekle kalmamış, üstüne bir de Rus İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra kurulan bağımsız Ermeni Cumhuriyeti’nin TBMM Hükümeti ile Doğu Anadolu ya da onların iddiasına göre Batı Ermenistan’ı topraklarına katmak için savaşa giriştiğini ve Kazım Karabekir Paşa’nın komutasındaki 3. Ordu tarafından çok ağır bir yenilgiye uğratıldığını da hatırlatan Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bu saydığımız tarihi koşulları, isyanları ve askeri yenilgilerini hiç kaale alıp hatırlamak istemeyen Ermeni lobileri bir çocuk mızıkçılığı ile azınlıkta oldukları bir ülkede isyan çıkarıp yenildikleri halde soykırım iddialarına sığınarak Türkiye aleyhinde toprak ve para tazminatı peşinde koşmakta ve de bütün bir Ermeni ulusunu mağduriyet travması altında yaşatmaktadır. Oysa Türkiye her 24 Nisan’da Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan taziye mesajları ile tehcirde ölen suçsuz sivil Osmanlı Ermenileri için üzüntülerini bildirmektedir. Türkiye olayın sonucu olarak gelişen insanlık trajedisine gözlerini kapamamıştır. Türkiye sadece bu insani trajedisinden siyasi rant koparmaya çalışan şımarıklığa boyun eğmemiştir ve de eğmeyecektir.” dedi.</p>
<p><strong>“TRT’de Ermenice ve Yunanca kanallarının da yayına girdiğini görmek hiç de hayalperestlik değil”</strong></p>
<p>“Ermenistan Cumhurbaşkanı Paşinyan’ın bu yıl soykırım kelimesini kullanmamış olması ise artık bazı Ermeni siyasetçilerinin Türkiye’den şımarıkla Batılı devletleri arkalarına alarak bir takım hukuki oyunlarla toprak koparamayacaklarını anlamış olduklarını göstermesi açısından önemlidir.” diyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Eğer bu bölgenin halkları Birinci Dünya Savaşının travmalarını arkada bırakarak geleceğe bakabilirlerse Türkler, Rumlar ve Ermeniler yeniden bir ekonomik ve kültürel birliğin temelini atabilirler. Bir gün devlet televizyonu olan TRT’de Arapça ve Kürtçe kanalları olduğu gibi Ermenice ve Yunanca kanallarının da yayına girdiğini görmek hiç de hayalperestlik değildir.” dedi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-turk-disisleri-acisindan-yilin-belki-de-en-sorunlu-gunu-24-nisan-453741">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Türk Dışişleri açısından yılın belki de en sorunlu günü 24 Nisan&#8230;&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ Pediatrik Kök Hücre Nakil Merkezi, Avrupa ve dünya kalitesinde hizmet veriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eu-pediatrik-kok-hucre-nakil-merkezi-avrupa-ve-dunya-kalitesinde-hizmet-veriyor-443406</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Feb 2024 21:00:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesinde]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nakil]]></category>
		<category><![CDATA[pediatrik]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=443406</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık ve tıp  alanında Avrupa’nın sayılı referans merkezlerinden olan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi verdiği hizmetler ile ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından akreditasyon belgesi almaya deva ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-pediatrik-kok-hucre-nakil-merkezi-avrupa-ve-dunya-kalitesinde-hizmet-veriyor-443406">EÜ Pediatrik Kök Hücre Nakil Merkezi, Avrupa ve dünya kalitesinde hizmet veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık ve tıp  alanında Avrupa’nın sayılı referans merkezlerinden olan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi verdiği hizmetler ile ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından akreditasyon belgesi almaya deva ediyor. Bu kapsamda Ege Üniversitesi<b> </b>Pediatrik Kök Hücre Nakil Merkezi,  Uluslararası Hücresel Tedavi Birliği (ISCT) ve Avrupa Kan ve Kemik İliği Nakli Birliği (EBMT)’nin ortak ve dünyadaki tek akreditasyon organı olan “JACIE”  tarafından akredite edildi. Böylelikle EÜ Pediatrik Kök Hücre Nakil Merkezi,  Türkiye’deki 110 ruhsatlı nakil merkezi arasında JACIE tarafından akredite edilen 3’üncü merkez oldu.</p>
<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Kök Hücre Nakil Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Serap Aksoylar ve ekibi, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak’ı makamında ziyaret ederek akreditasyon belgesini takdim etti. Prof. Dr. Budak, “A Plus statüsüne sahip hastanemizde verdiğimiz sağlık hizmetini daha iyi noktalara taşımak için çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Bu kapsamda Pediatrik Kök Hücre Nakil Merkezimiz, gerçekleştirdiği tanı, tedavi ve araştırmalarıyla Avrupa ve dünya standartlarında bir tedavi merkezi olduğu JACIE tarafından akredite edilerek tescillendi. Bu akreditasyon sürecinde emeği geçen tüm mensuplarımızı tebrik ediyorum” dedi.</p>
<p>Akreditasyon süreci hakkında bilgi veren Prof. Dr. Aksoylar, “Merkezimiz yaklaşık 4 yıl süren kapsamlı çalışmalar sonunda, Avrupa ve dünya standartlarında bir tedavi merkezi olarak kabul edilmiş ve böylece Türkiye’deki 110 ruhsatlı nakil merkezi arasında JACIE tarafından akredite edilen 3’üncü merkez olmuştur. Bu akreditasyon sayesinde merkezimizde gerçekleştirilen tüm tedavi hizmetlerinin uluslararası standartlarda olduğu belgelenmiştir” diye konuştu.</p>
<p><b>“Hem sağlık turizmine hem ekonomiye katkı sağlayacak”</b></p>
<p>         Prof. Dr. Aksoylar, “JACIE akreditasyonunun öncelikli amacı; etik kurallar çerçevesinde, her biri ölümcül bir hastalığa sahip olan ve bu nedenle kök hücre nakli gereken hastalara daha iyi tıbbi tedavi ve hizmet olanağı sağlamak, ayrıca her biri birer gönüllü olan sağlıklı kök hücre vericilerinin güvenliğini maksimum korumaktır. Çok sayıda hastayı kapsayan güncel çalışmalarda; JACIE akreditasyonu olan merkezlerde nakil olan hastaların iyileşme oranları akreditasyonu olmayan merkezlere göre belirgin olarak artmaktadır. Bu tescille birlikte bundan sonraki süreçlerde, Merkezimize Avrupa başta olmak üzere, dünyanın dört bir tarafından yapılan hasta başvurularında önemli artışlar meydana gelmesi beklenmektedir. Merkezimizin bu başarısı, Ege Üniversitesinin tanınırlığının ve uluslararası araştırma iş birliklerinin artmasına ve ülkemizin bu alandaki kapasitesinin artırılmasına önemli katkılar sağlaması bakımından büyük önem arz ediyor.   JACIE akreditasyonu ile Ege Üniversitesi Pediatrik Kök Hücre Nakil Merkezinin uluslararası düzeyde kabul görmesi, sağlık alanında üniversitemizin ve ülkemizin saygınlığını artıracak ve sağlık turizmi sayesinde de ülkemiz için önemli ekonomik kazanımlar sağlayacaktır. Tabi ki; en önemli kazanç, kemik iliği nakli gereken ülkemiz çocuklarına Avrupa ve dünya kalitesinde en iyi hizmeti vermektir. Bizim  çocuklarımız da dünya standartlarında tedaviyi hak etmektedir” dedi.</p>
<p><b>JACIE Nedir?</b></p>
<p>JACIE, Uluslararası Hücresel Tedavi Birliği (ISCT) ve Avrupa Kan ve Kemik İliği Nakli Birliği (EBMT)’nin ortak ve dünyadaki tek akreditasyon organıdır. Kök Hücre Nakil Merkezlerinin yüksek kalite standartlarına uyumunu zorunlu kılan ve yurtdışı otoriteler tarafından yapılan denetimler sonucunda onaylanan bir süreçtir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eu-pediatrik-kok-hucre-nakil-merkezi-avrupa-ve-dunya-kalitesinde-hizmet-veriyor-443406">EÜ Pediatrik Kök Hücre Nakil Merkezi, Avrupa ve dünya kalitesinde hizmet veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kök Hücre Nakliyle Gelen İkinci Yaşam Şansı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-nakliyle-gelen-ikinci-yasam-sansi-419875</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Nov 2023 21:01:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[nakliyle]]></category>
		<category><![CDATA[şansı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419875</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücuttaki doku ve organların yapıtaşı olan kök hücreler taşıdıkları DNA kodları ile hasarlı bölgenin iyileşmesinde önemli rol oynuyor. Ana hücreler olarak bilinen, her tür doku ve hücreye dönüşebilme, sınırsız bölünebilme yeteneğine sahip olan kök hücreler vücutta onarım ve yenilenmeyi teşvik ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-nakliyle-gelen-ikinci-yasam-sansi-419875">Kök Hücre Nakliyle Gelen İkinci Yaşam Şansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KÖK HÜCRE NAKLİYLE GELEN İKİNCİ YAŞAM ŞANSI</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Vücuttaki doku ve organların yapıtaşı olan kök hücreler taşıdıkları DNA kodları ile hasarlı bölgenin iyileşmesinde önemli rol oynuyor. Ana hücreler olarak bilinen, her tür doku ve hücreye dönüşebilme, sınırsız bölünebilme yeteneğine sahip olan kök hücreler vücutta onarım ve yenilenmeyi teşvik ediyor. Ancak düzgün çalışacak kadar sağlıklı olmadıklarında yaşamı tehdit eden ciddi hastalıklar ortaya çıkabiliyor.  İşte kök hücre nakli de tedavisi olmayan bu tür hastalıklarda kişiye umut olarak ikinci bir yaşam şansı veriyor. Memorial Ankara Hastanesi Pediatrik Hematoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Meriç Kaymak Cihan, hemen her yaştan hastaya uygulanabilen kök hücre naklinin (kemik iliği nakli) çocuk hastalar için önemi ve merak edilenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yaşamı tehdit eden durumlar ve kan hastalıklarının tedavisinde kök hücre nakli</strong></p>
<p> </p>
<p>Kök hücre nakli sağlıklı bir kişiden veya hastanın kendisinden toplanan kök hücrelerin tekrar hastaya verilmesi ile yapılan bir tedavi biçimidir. Lösemi (kan kanseri), lenfoma, nöroblastom, kalıtsal immün yetmezlikler, kalıtsal metabolik hastalıklar, otoimmün ya da immün disregülatuar gibi yaşamı tehdit eden hastalıkların yanı sıra Akdeniz anemisi (beta talasemi), orak hücreli anemi, edinsel ve kalıtsal aplastik anemi gibi çeşitli kan hastalıklarının tedavisi için de kök hücre nakline başvurulabilir. Halk arasında kemik iliği nakli olarak da bilinen bu tedavi şekli iki farklı şekilde gerçekleştirilir. Sağlıklı bir kişinin kök hücrelerinin hastaya aktarılmasına allojenik nakil, hastanın kendi hücrelerinin önceden toplanıp dondurularak daha sonra kendisine aktarılmasına ise otolog nakil adı verilir. Allojenik nakilde kök hücre kaynağı olarak HLA uyumlu sağlıklı akraba veya akraba dışı vericilerle; kordon kanı ya da yarı yarıya uyuşumlu anne, baba, çocuk veya kardeşlerden yararlanılabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kök hücre vericiden iki yolla alınır</strong></p>
<p> </p>
<p>Sağlıklı vericiden kök hücre toplamanın iki yöntemi vardır. Bunlardan ilki damar yolu açılarak yapılan uygulamadır. Verici afarez cihazına bağlanır, kan cihazda dolaştığı sırada içinden kök hücreler ayrıştırılarak farklı bir torbada toplanır. Ameliyathane ortamında gerçekleşen ikinci yöntemde ise verici genel anestezi ile uyutulur ve kalça kemiğinden özel iğnelerle girilerek kemik iliği toplama işlemi yapılır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kök hücrenin uyumu için nakil öncesi hazırlık rejimi tedavisi uygulanır</strong></p>
<p> </p>
<p>Nakil sonrası yeni kök hücrelerin hastanın vücudu tarafından reddedilmemesi için, nakil öncesi  kemoterapi ile immün sistemi baskılayan ilaçlardan oluşan ve hazırlık rejimi adı verilen ortalama bir hafta, 10 günlük bir tedavi uygulanır. Nakil günü, kök hücreler hastaya damar yolu ile verilir. Nakil süresi kök hücrenin miktarı ile hastanın kilosu ve yaşı gibi faktörlere bağlı olarak değişmektedir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Nakil sonrası olası yan etkiler dikkatle takip edilmelidir</strong></p>
<p> </p>
<p>Hasta hazırlık rejimi süresince ve nakil sonrası ortalama 1 ay nakil ünitesinde kalmalı, doktor takibinde olmalıdır. Hastaya allojeneik kök hücre nakli (vericiden nakil) yapılmış ise 4.hafta verilen hücrelerin ne kadarının hastanın kemik iliğine yerleştiğine bakılır. Bu test sonrası genel durumu iyiyse ve herhangi bir problemi yoksa hasta taburcu edilir. Ancak bağışıklık sisteminin normale gelmesinin zaman aldığı bu dönemde çocuk hastanın enfeksiyon riskine açık hale geldiği unutulmamalıdır. Aynı zamanda kişide ağrı şikayetleri, mide bağırsak problemleri, iştah kaybı ve tat alma duyusunda farklılık gibi yan etkilerle saç kaybına ve deride bazı değişikliklere de bu dönemde rastlanabilir. Bu nedenle doktor tarafından planlanacak olan rutin kontrolleri aksatmamak çok önemlidir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Ailelerin nakil konusunda kurallara harfiyen uyması beklenir</strong></p>
<p> </p>
<p>Nakil sonrası taburculukla başlayan yeni hayat en az tedavinin kendisi kadar önemlidir ve ailelerin azami dikkati göstermesi gerekir. Bu kapsamda hastanın yaşayacağı ev sürekli temiz tutulmalı, hasta ayrı bir odada kalmalı ve mümkün olduğunca ziyaretçi kabul edilmemelidir. Nakil hastasının kişisel hijyenine dikkat etmesi, güneşe çıkmadan koruyucu krem sürmesi, dışarıda maske takması, canlı aşı olan kişilerle temastan kaçınması ve nakil sonrası 1 yıl kadar denize ve havuza girmemesi uyulması gereken kurallar arasındadır.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-nakliyle-gelen-ikinci-yasam-sansi-419875">Kök Hücre Nakliyle Gelen İkinci Yaşam Şansı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>3 Tüp Kan Vererek Kök Hücre Bağışçısı Olun</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/3-tup-kan-vererek-kok-hucre-bagiscisi-olun-413491</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Oct 2023 18:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağışçısı]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[olun]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<category><![CDATA[vererek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413491</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşama tutunmak için kök hücre bağışı bekleyen binlerce kişiye umut olmak adına yapılan kök hücre bağışı kampanyası Kızılay işbirliğinde Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi’nde, İlçe Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta’nın katılımıyla gerçekleşti</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/3-tup-kan-vererek-kok-hucre-bagiscisi-olun-413491">3 Tüp Kan Vererek Kök Hücre Bağışçısı Olun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşama tutunmak için kök hücre bağışı bekleyen binlerce kişiye umut olmak adına yapılan kök hücre bağışı kampanyası Kızılay işbirliğinde Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi’nde, İlçe Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta’nın katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p>Gaziosmanpaşa bölgesinde hizmet veren kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütlerinin de büyük ölçüde destek verdiği bağış kampanyası, akşam saatlerine kadar devam ederken, Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Barış Malbora, Dr. Öğretim Üyesi Hasan Sami Göker, Dr. Öğretim Üyesi Aslıhan Sezgin günün önemine ilişkin açıklamalarda bulundular. Kemik İliği Nakil Merkezi’nden Prof. Dr. Barış Malbora <em>“Halkımız, kemik iliği bağışçısı olmakta birçok ileri ülkeye kıyasla oldukça duyarlı; fakat doku grubu uyumu sağlandığı tespit edildiği ve Türkök tarafından hasta için verici olması talep edildiği noktada, verici adaylarının kan verdikten sonraki sürecin sonuna kadar gitmeleri çok önemli. Bununla birlikte, kemik iliği bekleyen bazı hastalarımızın birden fazla tam uyumlu verici adayı olabiliyor ve bu hastalarımız ise daha şanslı. Eğer bir verici adayı vazgeçerse hemen diğerine yönelebiliyoruz; ancak bazen bir hastaya bu koskoca dünyada yalnızca bir verici adayı uygun olabiliyor. Bu durumda bu tek gönüllü bireyin bağışçı olmaktan vazgeçmesi hem bizler için hem de küçük masum çocuklarımız ve onların ebeveynleri için tam bir hayal kırıklığı yaratıyor.”</em> diyerek, bağışçı olmak için gereken tüm şartları sağlayan herkesi gönüllü olmaya çağırdı.</p>
<p>Prof. Dr. Malbora aynı zamanda bağışçı olmakla ilgili kafasında soru işareti olanlar için ise <em>“Halka bu konuda yeterli bilgiyi sunmak ve halkı bilgilendirmek gerekiyor. Kişi, yapılan işlemin kendi hayatını tehlikeye atmayacağını net bir şekilde bilirse, bağış süreci hızlı ve etkin bir biçimde yol alacaktır.” </em>diyerek vatandaşları gönüllü olmaya davet etti.</p>
<p>Binlerce kişiye umut olan kök hücre bağışının 18- 50 yaş arası her vatandaş tarafından yapılabileceğini söyleyen uzmanlar halka çağrıda bulunarak duyarlı olunması gerektiğine de dikkat çekti.</p>
<p>Eğer siz de 18-50 yaş arasında bir bireyseniz ve kök hücre bağışçısı olmak istiyorsanız Kızılay kan merkezlerine giderek kayıt formu ve 3 tüp kan örneği ile ilk adımı atabilirsiniz. Birisi ile eşleştiğinizde sizden kan örneği tekrar istenir ve ileri eşleşme sağlanırsa nakil için hazırlıklar başlar. Tüm bu işlemlerden sonra da ya kan verir gibi ya da ufak bir operasyon ile kalça kemiğinden kök hücre toplanır ve siz de bir kişinin yaşama tutunmasına vesile olabilirsiniz.</p>
<p>Gün boyunca devam eden etkinlik hastane çalışanları, kamu kurum ve kuruluşları ve vatandaşlar tarafından büyük ilgiyle desteklendi.</p>
<p> </p>
<p><strong>YENİ YÜZYIL ÜNİVERSİTESİ GAZİOSMANPAŞA HASTANESİ HAKKINDA</strong></p>
<p>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi, 1992 yılında bölgenin ilk özel yataklı sağlık kuruluşu olarak 24 saat uzman hekim kadrosuyla hizmet vermeye başlamıştır. 60.000 metrekare kapalı alanı, depreme dayanıklı akıllı bina teknolojisi, 12 ameliyathanesi, 350 yatak kapasitesi ile Türkiye’de ki öncü sağlık kuruluşlarından biridir. Bünyesinde barındırdığı Organ Nakil Merkezi ve  Onkoloji Merkezi ile uluslararası standartlarda sağlık hizmeti sunmaktadır. 2008 yılından bu yana ISO 9001-2008 kalite belgesine sahip olan Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi aynı zamanda JCI akreditasyonuna sahiptir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/3-tup-kan-vererek-kok-hucre-bagiscisi-olun-413491">3 Tüp Kan Vererek Kök Hücre Bağışçısı Olun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Erdoğan&#8217;ın Nahçıvan Ziyaretinin Zamanlaması Manidar&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-erdoganin-nahcivan-ziyaretinin-zamanlamasi-manidar-408860</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Sep 2023 15:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arslan]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğanın]]></category>
		<category><![CDATA[havva]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[manidar]]></category>
		<category><![CDATA[nahçıvan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[zamanlaması]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaretinin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=408860</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile görüşmek için Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne ziyaretinin zamanlamasını ‘manidar’ olarak nitelendiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Zengezur Koridoru sadece Azerbaycan’ın batı bölgesi ile Nahçıvan’ı değil aynı zamanda Türkiye ile Türk dünyasının entegrasyonunu güçlendirecek olması bakımından önemlidir.” dedi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-erdoganin-nahcivan-ziyaretinin-zamanlamasi-manidar-408860">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Erdoğan&#8217;ın Nahçıvan Ziyaretinin Zamanlaması Manidar&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile görüşmek için Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne ziyaretinin zamanlamasını ‘manidar’ olarak nitelendiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Zengezur Koridoru sadece Azerbaycan’ın batı bölgesi ile Nahçıvan’ı değil aynı zamanda Türkiye ile Türk dünyasının entegrasyonunu güçlendirecek olması bakımından önemlidir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Siyaset Bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile görüşmek için Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne ziyaretini değerlendirdi.</p>
<p>Prof. Dr. Arslan, iki liderin görüşmesi sonucunda iki ülke arasındaki ilişkileri daha da artıran adımlar atıldığını ifade ederek, bu kapsamda iki ülkenin liderinin katılımıyla Iğdır-Nahçıvan Doğal Gaz Boru Hattı Temel Atma Töreninin gerçekleştirildiğini, ayrıca iki liderin Kars-Nahçıvan Demir Yolu Projesine ilişkin mutabakat zaptını imzaladığını ve Nahçıvan&#8217;da askeri bakım ve onarım fabrikasının açılışına katıldığını hatırlattı.</p>
<p><strong>Enerji ortaklığı projelerinin Avrupa’nın enerji arz güvenliğine olumlu etkileri var</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye ve Azerbaycan ilişkilerinin, dünyada eşi benzeri bulunmayan müstesna bir konumda olduğunu ifade ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Arslan, Azerbaycan ile gerçekleştirilen Hazar Geçişli Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridoru, Iğdır-Nahçıvan Doğal Gaz Hattı Projesi gibi enerji ortaklığı projelerinin Avrupa’nın enerji arz güvenliğine olumlu etkilerinin de altını çizdi. </p>
<p>‘Azerbaycan’ın kendi egemen topraklarında bir antiterör operasyonu gerçekleştirmek durumunda kaldığını’ ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Azerbaycan’ın zaferini kutlayarak Ermenistan’ın bu yeni normalleşme için yeni fırsatları değerlendirmesi gerektiğini vurguladığını da anlatan Prof. Dr. Arslan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerinin güçlü şekilde sürdüğünü belirterek, Türkiye’nin Azerbaycan’a haklı davasında destek olmasından ötürü teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Aliyev, Nahçıvan hakkında açıklamalar yaparken Nahçıvan’ın Azerbaycan&#8217;ın kadim bir toprağı olduğunu ancak ne yazık ki Batı Zengezurun 1920 yılında Sovyetler tarafından Azerbaycan&#8217;dan ayrıldığını ve böylece Azerbaycan&#8217;ın ana kısmı ile Nahçıvan arasındaki coğrafi bağlantı kesildiğini vurguladı.”</p>
<p><strong>Türkiye Azerbaycan’a desteğini bir daha güçlü şekilde gösterdi… </strong></p>
<p>Siyaset Bilimci Prof. Dr. Arslan, ziyaretin zamanlaması hakkında şunları söyledi:</p>
<p>“İki lider arasında görüşmenin tam da Karabağ’daki ayrılıkçı Ermeni teröristlere ve 2020 tarihli ateşkes mutabakatına rağmen bölgeden çıkarmadığı Ermeni askeri birliklerine karşı düzenlediği antiterör operasyonu sonucunda Azerbaycan’ın tam zafer kazanması sonrasında gerçekleşmesi manidardır. </p>
<p>Türkiye’nin bu görüşme neticesinde Azerbaycan’a desteğini bir daha güçlü bir şekilde göstermesi açısından çok önemlidir. Türk Devletler Teşkilatı da 20 Eylül 2023 tarihli beyanatında Azerbaycan’ın antiterör operasyonuna destekleyici ifadelerde bulunmuştur.”</p>
<p><strong>Zengezur Koridoru Türk dünyası ile entegrasyonu güçlendirecek </strong></p>
<p>Prof. Dr. Arslan, Zengezur Koridorunun önemine atıfta bulunarak, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bugün sıklıkla ifade edilen Zengezur Koridoru sadece Azerbaycan’ın batı bölgesi ile Nahçıvan’ı değil aynı zamanda Türkiye ile Türk dünyasının entegrasyonu güçlendirecek olması bakımından önemlidir. Ayrıca Zengezur Koridoru gerçekleşmesi halinde küresel jeopolitiği de etkileyecek bir konuma sahiptir. Zira, Türkiye’den Çin’e uzanan Hazar Geçişli Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridorunun öneminin artması ile birlikte Avrupa ile Çin arasındaki ticarette daha hızlı ve daha kolay ulaşım sağlanacak, Türk dünyasının jeopolitik konumu buradan sağlanacak ekonomik fırsatları iyi değerlendirdiği takdirde Doğu ve Batı arasında denge unsuru olacaktır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-erdoganin-nahcivan-ziyaretinin-zamanlamasi-manidar-408860">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Erdoğan&#8217;ın Nahçıvan Ziyaretinin Zamanlaması Manidar&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Babanın gözünden alınan dokuyla geliştirilen kök hücre oğluna ışık oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/babanin-gozunden-alinan-dokuyla-gelistirilen-kok-hucre-ogluna-isik-oldu-397204</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 10:40:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınan]]></category>
		<category><![CDATA[babanın]]></category>
		<category><![CDATA[dokuyla]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirilen]]></category>
		<category><![CDATA[gözünden]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[işık]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[oğluna]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397204</guid>

					<description><![CDATA[<p>EÜTF Hastanesinde Türkiye’de ilk kez uygulanan tedavi yöntemiyle kök hücre ve kornea nakli gerçekleştirildi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/babanin-gozunden-alinan-dokuyla-gelistirilen-kok-hucre-ogluna-isik-oldu-397204">Babanın gözünden alınan dokuyla geliştirilen kök hücre oğluna ışık oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>EÜTF Hastanesinde Türkiye’de ilk kez uygulanan tedavi yöntemiyle kök hücre ve kornea nakli gerçekleştirildi</p>
<p>Lavabo açıcının yüzüne sıçraması sonucu bir gözünü tamamen yitiren, diğer gözünde de görme yetisi büyük ölçüde kaybolan İbrahim Kösem, babasının gözünden alınan dokudan elde edilen kök hücre sayesinde yeni doğan evladını ilk kez görme şansına erişti.</p>
<p>Manisa&#8217;daki evinde 2017 yılında tıkanan lavaboyu açmak isteyen İbrahim Kösem (37), kimyasal tozun kaynar suyla temas etmesi sırasında oluşan tepkime sonucu yaralandı. Yüzünde kimyasal yanıklar oluşan Kösem, sağ gözünü yitirdi. Sol gözünde ise görme yetisi büyük ölçüde kaybolan Kösem&#8217;e Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (EÜTF ) Hastanesinde kornea nakli uygulandı. Kimyasal yanık sonrası gözündeki limbal kök hücrelerin kaybolması nedeniyle nakil operasyonuna rağmen sonuç alınamadı.</p>
<p>İbrahim Kösem&#8217;in görme yetisini yeniden kazanması için Ege Üniversitesi Teknoparkında TÜBİTAK desteğiyle kurulan Limbustem şirketi tarafından geliştirilen yeni bir tedavi yöntemi uygulandı. Şirket ortakları EÜ Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Barut Selver ve Biyomühendis Dr. Mehmet Gürdal, üniversite bünyesinde kurulan Oküler Yüzey Araştırma Laboratuvarı&#8217;nda yürüttükleri çalışma sonucu hastanın babasının gözünden alınan dokuyla limbal kök hücre geliştirdi. Kök hücrenin hastanın gözüne nakledilmesi sonrası kornea nakli uygulanan hasta, yıllar sonra görme yetisini yeniden kazandı ve 3 ay önce doğan evladını ilk kez görmenin sevincini yaşadı.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak,  Tıp Fakültesi Hastanesi bünyesindeki kliniklerde çok sayıda nadir hastalığa ilişkin sağlık hizmeti verildiğini, geliştirilen tedavi yöntemlerinin uluslararası alanda da ilgi gördüğünü söyledi. Göz Hastalıkları Anabilim Dalında görevli akademisyenlerin de teknopark bünyesinde kurdukları şirket bünyesinde ‘kişiselleştirilmiş limbal kök hücre tedavi ürünü’ geliştirerek ticarileştirdiğini belirten Rektör Prof. Dr. Budak, bu yöntemin vatandaşların hizmetine sunulmaya başlanmasının gurur veren bir netice olduğunu dile getirdi. Rektör Prof. Dr. Budak, “Üniversitemiz Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Barut Selver ve ekibi, Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen bir tedavi yöntemiyle kök hücre ve kornea nakli gerçekleştirdi. Hastanın tekrar görmesini sağlayan bu büyük başarı için akademisyenlerimizi tebrik ediyorum” dedi.</p>
<p><b>Kültüre edilmiş hücrelerle tedavi</b></p>
<p>EÜ Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Doç. Dr. Özlem Barut Selver, hastanın sol gözünü kurtarmak için 2017 yılından itibaren hem cerrahi hem tıbbi pek çok tedavi uyguladıklarını fakat kök hücre yetmezliğini gideremedikleri için istenen seviyeye ulaşamadıklarını belirtti. Hastanın iki gözünde de kök hücre kalmadığı için babadan kök hücre alındığını belirten Doç. Dr. Selver, “Babasından çok küçük bir doku alıp laboratuvarda yaklaşık 10 gün süresince büyüttük ve göze naklederek bu kök hücreleri yerine koymuş olduk. Bundan 4,5 ay sonra kök hücrelerin yerleştiğinden emin olarak kornea naklini gerçekleştirdik. Böylece kornea dokusunu da yeniledik. Hem kök hücreleri hem korneası yenilenmiş olduğu için hastamız şu anda tekrar kendi hayatını idare edebilecek bir görme seviyesine ulaşmış durumda” dedi. İbrahim Kösem&#8217;in Türkiye&#8217;de ilk kez uygulanan bir tedavi yöntemiyle görme yetisini kazandığına dikkati çeken Doç. Dr. Selver, geliştirdikleri yöntemin başarılı olmasının da memnuniyetini yaşadıklarını kaydetti.</p>
<p>Doç. Dr. Selver, “Uyguladığımız tedavi, Türkiye&#8217;de ilk kez allojenik kaynaklı yani başkasından alınmış limbal dokunun laboratuvar şartlarında kültüre edilerek, büyütülerek hastanın gözüne nakledilmesi işlemidir. İbrahim&#8217;in yeniden görmesinin mutluluğunu tarif etmek çok kolay değil. İbrahim, çok uzun zamandır zaten bizim hastamız, bu uzun ve yorucu hastalık sürecinde hastayla duygusal bağlar da geliştiriyorsunuz. İbrahim’in bebeğini o görmeden önce bizler görüp sevdik. Onun tekrar görebilmesi için o kadar uzun dönemli bir emek verdik ki. Onu mutlu görmek bizi mutlu ediyor” dedi.</p>
<p>Türkiye&#8217;de limbal kök hücre yetmezliği bulunan 40-45 bin civarında hasta olduğunun tahmin edildiğini, buna her yıl kimyasal yaralanmalar sonucu 300-400 kişinin daha eklendiğini düşündüklerini belirten Doç. Dr. Selver, bu hastalar için kültüre edilmiş hücrelerle tedavi imkânının artık Türkiye&#8217;de de bulunduğunu söyledi. Selver, bu tip zorlu göz yüzey hastalıkları için Limbustem ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi işbirliğiyle Oküler Yüzey Araştırma Laboratuvarı&#8217;nda araştırma ve tedavi çalışmalarına devam ettiklerini sözlerine ekledi.</p>
<p><b>“Gözüm açıldığında mucizeyi yaşadım”</b></p>
<p>İbrahim Kösem ise 2017&#8217;den bu yana süren tedavi sürecinde görme umudunu hiç yitirmediğini belirterek, “Üç ay önce bir evladım dünyaya geldi. Gözüm açıldığında mucizeyi yaşadım. Evladımı, eşimi ve ailemi görme şansına sahip oldum. Bu benim için hayatımın en önemli noktalarından bir tanesiydi. Özlem hocam ve ekibi sayesinde tekrar görmenin mutluluğunu yaşıyorum. Karanlık günler sona erdi. Umarım ihtiyacı bulunan herkes bu ileri tedavi şansına ulaşabilir ve tekrar görebilir” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/babanin-gozunden-alinan-dokuyla-gelistirilen-kok-hucre-ogluna-isik-oldu-397204">Babanın gözünden alınan dokuyla geliştirilen kök hücre oğluna ışık oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Batı medyası, Erdoğan&#8217;ın iktidarının sona ermesi gerektiği algısını besledi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-bati-medyasi-erdoganin-iktidarinin-sona-ermesi-gerektigi-algisini-besledi-378485</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 May 2023 11:26:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[algısını]]></category>
		<category><![CDATA[arslan]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[besledi]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğanın]]></category>
		<category><![CDATA[ermesi]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiği]]></category>
		<category><![CDATA[havva]]></category>
		<category><![CDATA[iktidarının]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[medyası]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sona]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=378485</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dış politikanın Cumhurbaşkanlığı seçimlerine etkisini değerlendiren Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim propagandalarında Cumhur ve Millet İttifakının dış politika paradigmaları arasında çok ciddi farklılıklar olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-bati-medyasi-erdoganin-iktidarinin-sona-ermesi-gerektigi-algisini-besledi-378485">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Batı medyası, Erdoğan&#8217;ın iktidarının sona ermesi gerektiği algısını besledi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dış politikanın Cumhurbaşkanlığı seçimlerine etkisini değerlendiren Prof. Dr. Havva Kök Arslan, seçim propagandalarında Cumhur ve Millet İttifakının dış politika paradigmaları arasında çok ciddi farklılıklar olduğunu söyledi. Dış politikanın daha önceki seçimlerde olmadığı kadar belirleyici bir rol oynadığını belirten Kök Arslan, Batı medyasının Türkiye’deki seçimler için ‘dünyanın en önemli seçimi’ açıklamalarını hatırlattı ve Batı medyasının Erdoğan’ın iktidarının sona ermesi gerektiği algısını beslediğini sözlerine ekledi. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı, Politik Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Havva Kök Arslan, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde dış politika etkisini değerlendirdi.</p>
<p><strong>“Batı medyası, Erdoğan’ın iktidarının sona ermesi gerektiği algısını besledi.” </strong></p>
<p>28 Mayıs 2023 seçimlerinde dış politikanın daha önceki seçimlerde olmadığı kadar belirleyici bir rol oynadığını belirten Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Bunun en büyük göstergesini seçimlere Batı medyasının gösterdiği olağanüstü ilgide gördük. Seçim öncesinde Batı medyası Türkiye’deki seçimlerin ‘dünyanın en önemli seçimi’ olduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarının sona ermesi gerektiği çerçevesinde algıyı besledi. Bunlardan <em>The Economist</em>, Türkiye’de seçimlerin küresel sonuçlarının olacağı ve Erdoğan’ın gitmesi gerektiği gibi yorumlarda bulundu.” dedi.</p>
<p><strong>“Cumhur ve Millet İttifakı dış politika paradigmaları arasında ciddi farklılıklar vardı.”</strong></p>
<p>“Seçim öncesi propaganda söylemlerinde, Cumhur İttifakı ve Millet İttifakının dış politika paradigmaları arasında çok ciddi farklılıklar olduğu söylenebilir.” diyen Kök Arslan, “Cumhur İttifakı Türkiye’nin bağımsız, bölgesel liderlik peşinde koşan iddialı bir dış politika ve güvenlik politikası sürdürmesi gerektiğini savundu. Millet İttifakı, bu iddialı dış politikanın ülkeye maliyet getirdiğini söyledi. İçe dönük bir siyasete ağırlık veren, ülkeyi bölgesel konulardan çekerek daha az maliyetli olacağını varsaydıkları ‘geleneksel’ Batı yanlısı bir politika izlenmesi gerektiğini savundu. Erdoğan, özellikle 2015 sonrası Türkiye’nin ülke içinde karşı karşıya kaldığı terörizm dalgası ve yakın çevresinde yaşadığı savaş ve çatışmalar karşısında iddialı bir dış politika izlemeye başladı.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>“İddialı dış politika seçmeni de motive etti.”</strong></p>
<p>İzlenilen bu iddialı politikanın 11 Nisan’da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti seçim manifestosunun ilanında ‘Türkiye Yüzyılı’ olarak ifade edildiğini hatırlatan Kök Arslan, “Cumhur İttifakının en büyük ortağı MHP de Erdoğan’ın dış politikada daha proaktif bir pozisyon ortaya koyması yönündeki politikasını destekledi. Bu iddialı pozisyon, bir taraftan Cumhur ittifakının kendisini konsolide ederken, öbür taraftan Cumhur İttifakını destekleyen seçmeni de sosyolojik olarak birleştirerek motive etti. Cumhur İttifakı seçmenin seçime giderken ruh hali ülkesine yönelik, özellikle Batılı, ‘yedi düvelin hayâsız akınını’ durdurmak şeklindeydi.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Millet İttifakı da dış politika üzerinden kendi siyasal alanlarını tanımladı</strong></p>
<p>Dış politika üzerinden Cumhur İttifakı bünyesinde yaşanan bu konsolidasyonun Millet İttifakı bünyesinde de bir rekabet duygusu yarattığını dile getiren Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Orada da siyasi ve sosyolojik düzeyde, bütüncül olmasa da geniş bir muhalif kitlenin de konsolidasyonunu beraberinden getirdi. Dolayısıyla tıpkı Cumhur İttifakının tecrübe ettiği gibi Millet İttifakı partileri de dış politika üzerinden kendi siyasal alanlarını tanımladılar. Özellikle ikinci tur öncesi milliyetçi söylem geliştirerek Suriye ve Türk dünyası üzerinden söylemler geliştirmesi buna örnek verilebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Cumhur İttifakı’nın dış politika tercihleri seçmen nezdinde destekleniyor</strong></p>
<p>Millet İttifakı’nın özellikle birinci tur öncesi dış politika tercihine de değinen Kök Arslan, “Ortak politikalar metninde de görülebileceği gibi Erdoğan iktidarının, Türkiye’yi uluslararası siyasette yalnızlaştırdığı, Batı ittifakından kopardığı, Rusya’ya daha fazla yaklaştırdığı, Türkiye’nin Ortadoğu’daki geleneksel tarafsızlık statüsünü bozduğu ve dış politikanın ‘Ortadoğululaşmasına’ neden olduğu sebebiyle eleştirilmesi şeklinde olmuştur. Bu eleştileri başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP’nin dış politika kurmaylarından yapılan kritik dış politika açıklamalarında görebiliyoruz. Millet İttifakının dış politika uygulaması, dış politikada tarafsızlık ve müdahalesizlik üzerine inşa edilmiş durumda. Libya, Suriye, Doğu Akdeniz, Ukrayna, Karabağ ve PYD-YPG gibi örnekler, bu pozisyonu yeterince temsil eder nitelikte olduğunu görmek mümkündür.” dedi.</p>
<p>28 Mayıs’ta gerçekleştirilen 2. tur sonuçlarını değerlendiren Kök Arslan sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p><strong>“Erdoğan’ın kazanmasının dünyanın farklı yerlerinde kutlanması küresel önemdeki boyutu gösteriyor…”</strong></p>
<p>“Cumhurbaşkanlığı seçimini Erdoğan’ın yüzde 52,18 ile kazanmasından yola çıkarak, Cumhur İttifakı’nın dış politika tercihlerinin seçmen nezdinde desteklendiğini söyleyebiliriz. Ayrıca Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimini tekrar kazanmasının<strong> Beyrut, Kudüs, Afrika, Saraybosna, Priştine, Bakü, Latin Amerika gibi dünyanın farklı yerlerde de kutlanması 2023 seçimlerinin küresel boyutta önemini gösterdi.”</strong></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-bati-medyasi-erdoganin-iktidarinin-sona-ermesi-gerektigi-algisini-besledi-378485">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Batı medyası, Erdoğan&#8217;ın iktidarının sona ermesi gerektiği algısını besledi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Sandık başı bayram gibiydi&#8221; &#8220;13&#8217;üncü Cumhurbaşkanımızı olgunlukla seçeceğiz&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-sandik-basi-bayram-gibiydi-13uncu-cumhurbaskanimizi-olgunlukla-sececegiz-375881</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2023 14:00:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arslan]]></category>
		<category><![CDATA[başı]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[cumhurbaşkanımızı]]></category>
		<category><![CDATA[gibiydi]]></category>
		<category><![CDATA[havva]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[olgunlukla]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sandık]]></category>
		<category><![CDATA[seçeceğiz]]></category>
		<category><![CDATA[üncü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=375881</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siyaset bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, beklenilenin aksine tarihi önem taşıyan 14 Mayıs genel seçimlerinin Türk halkının milli iradesiyle barış içinde, sorunsuz ve şaibesiz şekilde tecelli ettiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-sandik-basi-bayram-gibiydi-13uncu-cumhurbaskanimizi-olgunlukla-sececegiz-375881">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Sandık başı bayram gibiydi&#8221; &#8220;13&#8217;üncü Cumhurbaşkanımızı olgunlukla seçeceğiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siyaset bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, beklenilenin aksine tarihi önem taşıyan 14 Mayıs genel seçimlerinin Türk halkının milli iradesiyle barış içinde, sorunsuz ve şaibesiz şekilde tecelli ettiğini söyledi. Arslan “Başörtülüsü, mini eteklisi, dindarı ve dinsizi aynı sıralara girip birbirleriyle sohbet edip aynı sandıklarda oylarını kullandılar. Gerek oy verilmesinde gerekse oy sayımında hiçbir şiddet olayı görülmedi. Yürütme organı seçimlerin tarafsızlığına gölge düşürecek hiçbir eylemde bulunmadı ve seçim süreci yasama organı YSK’nın yetkisinde gerçekleştirildi.” ifadeleriyle seçim gününü değerlendirdi. Aynı zamanda 28 Mayıs’ta gerçekleşecek ikinci turda da siyasi sürecin sorunsuz işleyeceğini, bu aşamada siyasi tansiyonun daha azalacağını ve katılımın da bir miktar düşebileceği öngörülerini paylaştı. </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi&#8217;nde İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan 14 Mayıs sonrası yurt içi ve yurt dışındaki tepkileri değerlendirerek, genel seçimlerin tezahürü ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>“Milli irade sorunsuz ve şaibesiz şekilde tecelli etmiştir” </strong></p>
<p>Özellikle batılıların Türkiye’ye karşı çoğunlukla oryantalist önyargıları olduğunun altını çizerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Havva Kök Arslan “Büyük Türk milleti kendisine yakışan vakur ve sakin bir şekilde 14 Mayıs genel seçimlerini barış içinde yapmış ve de milli irade sorunsuz ve şaibesiz şekilde tecelli etmiştir. Gerek yurtta gerekse yurtdışında oluşturulmuş kamuoyunun aksine seçimler Türkiye’de büyük bir karmaşa ve kaos halinde gerçekleşmemiştir. Özellikle batılıların Türkiye’ye karşı çoğunlukla oryantalist önyargıları karşılık bulmamıştır. Yıllarca sömürüp 1960’larda sözüm ona özgürlük verdikleri Afrika ülkelerinde görmeye alışık oldukları seçimler sonucunda kabilelerin birbirine saldırıp kanlı olaylar çıkması şeklindeki şiddet sahnelerinin Türkiye’deki genel seçimler sonrasında da görülebileceğini hatırlatsalar da bu durum gerçekleşmemiştir” dedi.  </p>
<p><strong>“Ülkemizin tek kanlı seçimleri İngiliz İşgal Kuvvetleri’nin Meclis-i Mebusan’ı basmasıdır”  </strong></p>
<p>Seçim sonuçları ile ilgili yorum ve başlıklardan örnek veren Arslan, “Daha bir hafta önce Sayın Cumhurbaşkanımız için ‘Erdoğan sessizce makamını terk etmeyecek’ gibi kabul edilemez başlıklar atabilmişlerdir. Buradaki paradoks ise bu başlığı ülkemizdeki tek kanlı ve olaylı seçimin 1919 genel seçimlerinde demokratik yollarla seçilmiş Türk Meclis-i Mebusanı’nı basıp dağıtan İngiliz İşgal Kuvvetleri tarafından gerçekleştirildiğini başlığına taşıyan İngiliz dergisinin olmasıdır. TBMM 15 Temmuzda da saldırıya uğramıştır ama bu saldırının bir genel seçimin sonucunda olmadığını hepimiz biliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. </p>
<p><strong>“Oy verilmesinde ve sayımında şiddet olayı görülmedi”</strong></p>
<p>Sandık başında bayram gibi herkesin birbirine yardımcı olduğunu gözlemleyen Prof. Dr. Havva Kök Arslan “Türk Milleti 14 Mayıs’ta başörtülüsü, mini eteklisi, dindarı ve dinsizi ile aynı sıralara girip birbirleriyle sohbet edip gülerek aynı sandıklarda oylarını kullandılar ve herkes birbirine hayırlı olsun dedi. Gerek oy verilmesinde gerekse oy sayımında hiçbir şiddet olayı görülmedi. Yürütme organı seçimlerin tarafsızlığına gölge düşürecek hiçbir eylemde bulunmadı ve seçim süreci yasama organı YSK’nın yetkisinde gerçekleştirildi. Seçimde yaşlılar ve engelliler için özel önlemler alındı. Bir de en güzeli bir bayram gibi herkesin herkese yardımcı olduğu ikramların yapıldığı bir ortamda yapılmasıydı.” dedi. </p>
<p><strong>“Şiddetsiz bir seçim geçirmiş olmamızı içlerine sindiremeyenler var…”</strong></p>
<p>Şiddetsiz bir seçim geçirmiş olmamızı içlerine sindiremeyenlere önemli bir cevap olarak gösteren Arslan  “Büyük bir milleti aşiret devletleri ile aynı kefeye koyan ve sadece kendilerini medeni sayan zihniyetlerini bir ölçüde değiştirmiş olmasını umuyorum.” dedi.  Kendi ülkelerinden daha yüksek katılım oranı, milli iradeye tam saygı ve de şiddetsiz bir seçim geçirmiş olmamızı içlerine sindiremeyenlere ise ülkemizde yıllarca gazetecilik yapmış olan İngiliz gazeteci Hugh Pope’un 1990’lı yıllarda ülkemiz hakkında yazmış olduğu kitabın önsözündeki ilk cümleyi hatırlattı:  </p>
<p>“Batılılar Türkiye’yi tanımakta zorlanırlar oysa Türkiye’yi ve Türk halkını tanımak için her şeyden önce bilmeleri gereken bir tek şey vardır; o da Türkiye’nin hiçbir zaman sömürge olmamış olmasıdır.”</p>
<p><strong>“İkinci turda da siyasi sürecin sorunsuz işleyeceğine inanıyorum” </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi&#8217;nde İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan sözlerini şöyle tamamladı: </p>
<p>“Cumhuriyet’in yüzüncü yılında dünyaya demokrasi dersi veren ülkemizin kurucusu Atatürk’ü anmadan 14 Mayıs’ı değerlendiremeyiz. Cumhuriyeti en üst düzeyde temsil ederek 13’üncü Cumhurbaşkanımızı ve Meclisi dünyaya örnek olacak bir olgunlukla seçeceğimize inanıyorum.  İkinci turda da siyasi sürecin aynı şekilde sorunsuz işleyeceğini ancak bu aşamada siyasi tansiyonun daha azalacağını ve katılımın da bir miktar düşebileceğini düşünüyorum.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-sandik-basi-bayram-gibiydi-13uncu-cumhurbaskanimizi-olgunlukla-sececegiz-375881">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Sandık başı bayram gibiydi&#8221; &#8220;13&#8217;üncü Cumhurbaşkanımızı olgunlukla seçeceğiz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Dünyanın gözü Türkiye&#8217;de, seçimlerde…&#8221; &#8220;2023 Genel Seçimleri küresel çapta önemli&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-dunyanin-gozu-turkiyede-secimlerde-2023-genel-secimleri-kuresel-capta-onemli-374112</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 May 2023 13:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arslan]]></category>
		<category><![CDATA[çapta]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[gözü]]></category>
		<category><![CDATA[havva]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[seçimlerde]]></category>
		<category><![CDATA[seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374112</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hilesiz hurdasız, kavgasız ve gürültüsüz, seçimler sonrasında iktidarın değişmesinin medeniyet seviyesinin bir göstergesi olduğunu söyleyen siyaset bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-dunyanin-gozu-turkiyede-secimlerde-2023-genel-secimleri-kuresel-capta-onemli-374112">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Dünyanın gözü Türkiye&#8217;de, seçimlerde…&#8221; &#8220;2023 Genel Seçimleri küresel çapta önemli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hilesiz hurdasız, kavgasız ve gürültüsüz, seçimler sonrasında iktidarın değişmesinin medeniyet seviyesinin bir göstergesi olduğunu söyleyen siyaset bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, ülkemizin karnesinin bu açıdan kötü olmadığını ifade etti. 14 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerini Uluslararası basın ve devlet kuruluşlarının yakından takip ettiğini belirten Arslan, seçimlerin küresel çapta öneme sahip olduğuna hatırlattı. Dünyanın gözünün Türkiye’de olduğunu vurgulayan Arslan, ülkemiz ve milletimizin kaderi bakımından gerçek anlamda büyük bir tarihi sürece tanıklık ettiğimizi kaydetti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi&#8217;nde İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan Türkiye’nin seçim tarihinden yola çıkarak 2023 Genel Seçimlerini değerlendirdi. </p>
<p><strong>“Ülkemizde seçim sonrası büyük kaos ve çatışmaların yaşandığı örnekler yok” </strong></p>
<p>Türkiye seçim tarihinden kronolojik örnekler veren siyaset bilimci Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Ülkemizde 1876 yılından beri demokratik bir süreç işliyor. Zaman zaman sorunlar yaşansa da seçimler yapılıyor. Halk iradesinin önce sandığa oradan da Meclis’e yansıması bize çok doğal bir süreç olarak görünse de bu her ülkenin ve her ulusun yaşadığı bir süreç değil. Hilesiz hurdasız, kavgasız ve gürültüsüz, seçimler sonrasında iktidarın değişmesi medeniyet seviyesinin bir göstergesidir. Ülkemizin karnesi bu açıdan çok da kötü değil. 1946 gibi şaibeli seçimler de yaşandı. Tek parti yıllarda yapılan iki dereceli seçimlerin halk iradesini yansıttığı iddia edilemese de yine de demokrasi tarihimizde seçim sonuçlarının muhalefet ya da iktidar tarafından tanınmadığı ve seçim sonrası büyük kaos ve çatışmaların yaşandığı örnekler de yok.” cümleleriyle seçimlere tarihsel bir yaklaşımda bulundu.  </p>
<p><strong>Meclis’in çalıştırılmadığı tek örnek 1919 genel seçimleri sonucunda yaşanmıştı</strong></p>
<p>Arslan, istisnalar için şu örnekleri verdi: “Türkiye’de demokratik süreçlerin sekteye uğradığı ve Meclis’in çalıştırılmadığı tek örnek 1919 genel seçimleri sonucunda yaşanmıştı. O da Meclisi Mebusan’ın demokrasinin en büyük örneği Büyük Britanya işgal askerleri tarafından basılıp zorla dağıtılmasıdır. 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan TBMM için yeni bir genel seçim yapılmamış kapatılan Osmanlı Meclisi Mebusan’ın üyeleri tarafından oluşturulmuştur.”</p>
<p><strong>Türkiye’de seçimler ve demokrasi köklü bir geçmişe sahiptir</strong></p>
<p>Demokrasi için savaştığını iddia eden batılı işgalcilere rağmen Türkiye’de seçimlerin köklü bir geçmişi olduğunu söyleyen Arslan, “Ülkemizde Kurtuluş Savaşı farklı görüş ve partilerin yer aldığı TBMM’nin çatısı altında Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğinde yapıldı. Milli Mücadele sivil ve seçilmiş bir organ tarafından yürütüldü. Bunun içindir ki Türkiye’de seçimler ve demokrasi köklü bir geçmişe sahiptir. Hem de demokrasi için savaştığını iddia eden batılı işgalcilere rağmen. Türkiye öyle bir ülkedir ki, 26 Ağustos 1921’de yabancı işgalini yırtıp atan nihai askeri harekâtın başarıya ulaştığını gören o büyük komutanın ağzından çıkan ilk emir ‘TBMM Orduları ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri’ olmuştur. Ülkemiz NATO’ya girdikten sonra bir Meclis ordusu olan TBMM Orduları TSK olarak isimlendirilmiştir.” dedi. </p>
<p><strong>Ülkemizde aslında derinden bir gerilim de her zaman yaşanır </strong></p>
<p>Ülkemizde seçimlerle beraber devlet politikalarının da değişmesi nedeniyle gerilim yaşanabildiğinin altını çizen Prof. Dr. Havva Kök Arslan, “Demokratik geleneğe rağmen ve de bazı provokatif olaylar sayılmazsa genellikle barışçıl seçimler yaşayan ülkemizde aslında derinden bir gerilim de her zaman yaşanır. Bunun nedeni de seçimlerin müesses nizamı / var olan düzeni ve devlet politikalarını da değiştirebileceği gerçeğidir. Örneğin İngiltere’de hangi parti iktidara gelirse gelsin İngiliz dış politikası pek değişmez. Ancak ülkemizde devlet politikası olarak bilinen Kıbrıs sorunu dahi geçmişte Annan planının kabulü ile geri dönülmez bir şekilde ülke aleyhine sonuçlanabilirdi. Siyasi partiler ve iktidarlar ülkenin ekonomik ve siyasi bağımsızlığına farklı açılardan bakmaya devam ettikleri sürece de bu gerilim devam edecektir.” şeklinde yorumladı. </p>
<p><strong>Parti mitingleri şimdiye kadar sorunsuz gerçekleşti </strong></p>
<p>“Şimdiye kadar genel olarak sorunsuz giden parti mitingleri, 14 Mayıs 2023 Pazar günü seçimlerin de şaibesiz bir şekilde sonuçlanmasıyla; iktidar devam da etse değişse de kuruluşundan 100 yıl sonra Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin demokratik bir şekilde işlediğini dosta düşmana ve bütün dünyaya ilanı olmalıdır.” diyen Arslan 14 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerinin küresel çapta öneme sahip olduğunu söyledi. Arslan sözlerini şöyle tamamladı: </p>
<p>“Uluslararası basın ve devlet kuruluşlarının yakından takip ettiği 14 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimleri küresel çapta öneme sahip. Dünyanın gözü Türkiye’de. Seçimin sonuçları Türkiye’nin NATO, AB, Orta Doğu, Rusya, Ukrayna, Yunanistan ile göç politikaları ve enerji ilişkilerini yakından etkileyecek. Ülkemizin ve milletimizin kaderi bakımından gerçek anlamda büyük bir tarihi öneme sahip görünüyor.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-havva-kok-arslan-dunyanin-gozu-turkiyede-secimlerde-2023-genel-secimleri-kuresel-capta-onemli-374112">Prof. Dr. Havva Kök Arslan: &#8220;Dünyanın gözü Türkiye&#8217;de, seçimlerde…&#8221; &#8220;2023 Genel Seçimleri küresel çapta önemli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kök Hücre Tedavisi ile Prp Arasındaki 4 Önemli Fark</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-prp-arasindaki-4-onemli-fark-363185</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 12:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arasındaki]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prp]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda ortopedik hastalıkların tedavisinde kullanılan kök hücre, Platelet Rich Plasma (PRP) ve Plasma Rich in Growth Factors (PRGF) gibi yeni tedavi yöntemleri gün geçtikçe daha da popüler hale geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-prp-arasindaki-4-onemli-fark-363185">Kök Hücre Tedavisi ile Prp Arasındaki 4 Önemli Fark</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda ortopedik hastalıkların tedavisinde kullanılan kök hücre, Platelet Rich Plasma (PRP) ve Plasma Rich in Growth Factors<em> </em>(<em>PRGF</em>) gibi yeni tedavi yöntemleri gün geçtikçe daha da popüler hale geliyor.</p>
<p>Kök hücre tedavisi ile PRP tedavisi hastalar tarafından çok sık karıştırılıyor. Kök hücre tedavisinde kişinin kendisine ait özel hücrelerden yararlanılırken, PRP tedavisinde doku hasarını onarmak için yine hastanın vücudundan alınan trombositler kullanılıyor. Kanın pıhtılaşmasının temel bileşeni olan trombositler, iyileştirici özelliğe sahip proteinleri içeriyor. Memorial Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Fatih Karaaslan, kök hücre tedavisi ile PRP arasındaki farklarla ilgili bilgi verdi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tedavide kök hücreler kullanılıyor</strong></p>
<p>Kök hücreler, vücudumuzda bulunan özel hücrelerdir ve kendilerini yenileyebilme özelliğine sahiptir. Bu nedenle, ortopedik hastalıkların tedavisinde kullanılmaları son yıllarda oldukça yaygın hale gelmiştir. Kök hücre tedavisi, hastanın kendisinden alınan kök hücrelerin, hasarlı dokulara enjekte edilmesiyle gerçekleştirilmektedir. Bu işlem, hasarlı dokuların iyileşmesine yardımcı olmakta ve ağrıyı da azaltmaktadır. Kök hücre tedavisi genellikle aşağıdaki hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.</p>
<ul>
<li>Osteoartrit (eklem kireçlenmesi) </li>
<li>Tendinit (tendon iltihabı)</li>
<li>Ligament hasarı</li>
<li>Kas yaralanmaları </li>
<li>Kıkırdak hasarı </li>
</ul>
<p> <strong>PRP için alınan kan ayrıştırılıyor</strong></p>
<p>PRP Tedavisi Platelet Rich Plasma (PRP) tedavisi ise hastadan alınan kanın özel bir işlemle ayrıştırılması ile gerçekleştirilmektedir. Bu işlem sonrasında elde edilen plazma, zengin trombositler içerir. Trombositler, iyileşmeyi destekleyen büyüme faktörleri salgılarlar. Bu nedenle, PRP tedavisi hasarlı dokuların iyileşmesine yardımcı olmaktadır. PRP tedavisi genellikle aşağıdaki hastalıkların tedavisinde kullanılır:</p>
<ul>
<li>Tendinit </li>
<li>Ligament hasarı </li>
<li>Kas yaralanmaları </li>
<li>Kıkırdak hasarı  </li>
</ul>
<p><strong>Kök hücre tedavisi ve PRP arasındaki farklar </strong></p>
<p>Kök hücre tedavisi ve PRP tedavisi benzerlik gösterse de, aslında bu işlemler farklı uygulamalardır. </p>
<ul>
<li>Kök hücre tedavisi, hasarlı dokulara enjekte edilen canlı kök hücrelerin kullanılmasıyla gerçekleştirilirken, PRP tedavisi trombositlerin salgıladığı büyüme faktörleriyle iyileşme sağlar. </li>
<li>Kök hücre tedavisi daha girişimsel bir işlemdir, çünkü kök hücreler çoğunlukla kemik iliğinden veya yağ dokusundan elde edilir ve enjekte edilmeden önce özel bir işleme tabi tutulurlar. PRP tedavisi ise kanın ayrıştırılması sonrasında enjekte edilir. </li>
<li>Kök hücre tedavisi, PRP tedavisine göre daha uzun süreli bir etkiye sahiptir. Kök hücreler, hasarlı dokuda yenilenmeye başlayarak iyileşmeyi destekler. PRP tedavisi ise daha hızlı bir etkiye sahiptir, ancak etkisi daha kısa sürer. </li>
<li>Genellikle, hafif ila orta şiddetli hastalıklarda PRP tedavisi, daha şiddetli hastalıklarda ise kök hücre tedavisi tercih edilir.  </li>
</ul>
<p><strong>Hastalığın türüne ve şiddetine göre yöntem belirlenmeli</strong></p>
<p>Kök hücre ve PRP tedavileri, son yıllarda ortopedik hastalıkların tedavisinde popüler hale geldi. Her iki yöntem de hasarlı dokuların iyileşmesine yardımcı olur ve ağrıyı azaltabilir. Ancak, kök hücre tedavisi ve PRP tedavisi arasında farklılıklar vardır ve hangi yöntemin seçileceği hastalığın türüne ve şiddetine göre değişebilir. Bu nedenle, hangi tedavi yönteminin seçileceği konusunda uzman doktorla konuşarak karar vermek önemlidir.</p>
<ul>
<li>Kök hücre ve PRP tedavileri popüler hale gelmiş olsa da, bu tedavilerin tam olarak ne kadar etkili olduğu hala araştırılmaktadır. Bu nedenle, bu tedavileri uygulamadan önce, doktorunuzla tedavi seçenekleri hakkında detaylı bir şekilde konuşmanız önemlidir.</li>
<li>Kök hücre ve PRP tedavilerinin potansiyel riskleri ve yan etkileri hakkında bilgi sahibi olmanız önemlidir. Tedavi sonrasında ağrı, enfeksiyon, kanama ve diğer komplikasyonlar gibi riskler olabilir. Bu nedenle, tedavinin potansiyel faydaları ve riskleri hakkında doktorunuzla konuşmanız gerekir.</li>
<li>Kök hücre ve PRP tedavileri, birçok ortopedik hastalığın tedavisinde kullanılabilecek seçeneklerdir. Ancak, bu tedaviler herkes için uygun değildir. Tedavinin sizin için uygun olup olmadığı hakkında doktorunuza danışmalısınız.</li>
<li>Kök hücre ve PRP tedavileri, birçok klinikte sunulmaktadır. Ancak, bu kliniklerin kalitesi ve tedaviyi uygulayanların uzmanlık düzeyleri değişebilir. Bu nedenle, tedavi seçenekleri hakkında doktorunuzla konuşmadan önce, klinikleri araştırmak ve referanslarını kontrol etmek önemlidir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kok-hucre-tedavisi-ile-prp-arasindaki-4-onemli-fark-363185">Kök Hücre Tedavisi ile Prp Arasındaki 4 Önemli Fark</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
