<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kıskançlık | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kiskanclik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kiskanclik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2026 20:36:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>kıskançlık | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kiskanclik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sosyal medya kıskançlık duygusunu tetikliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sosyal-medya-kiskanclik-duygusunu-tetikliyor-631988</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 20:36:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[duygusunu]]></category>
		<category><![CDATA[Kıskanç]]></category>
		<category><![CDATA[kıskançlık]]></category>
		<category><![CDATA[kıyaslama]]></category>
		<category><![CDATA[medya]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medyada]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, sosyal medyanın kıskançlık ve kıyaslama duygusunu nasıl tetiklediği ve bunun bireysel ve toplumsal psikolojik etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-medya-kiskanclik-duygusunu-tetikliyor-631988">Sosyal medya kıskançlık duygusunu tetikliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, sosyal medyanın kıskançlık ve kıyaslama duygusunu nasıl tetiklediği ve bunun bireysel ve toplumsal psikolojik etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Sosyal medya, kıyaslama ve yetersizlik duygularını sürekli tetikliyor! </strong></p>
<p>Sosyal medyanın yaygınlaşmasının kimi zaman kıskançlık duygusunu da alevlendirdiğini aktaran Klinik Psikolog İpek Erol, “Sosyal medya, insanın doğasında zaten var olan kıyaslama ve yetersizlik hislerinin görünürlüğünü artırıyor ve bu hisleri sürekli tetikleyen bir ortama dönüşüyor.” dedi.</p>
<p>Kıskançlığın ilkel bir duygu olduğunu hatırlatan Erol, “Çocuklukta bakım verenle kurulan ilişkinin içinde filizlenir. Ancak bugün sosyal medya, bu duygunun yalnızca açığa çıkmasını değil, kronikleşmesini de kolaylaştırıyor. Çünkü birey artık yalnızca yakın çevresiyle değil, binlerce insanın hayat kesitleriyle kendini karşılaştırıyor. Bu da kıskançlığı anlık bir duygudan çıkarıp, süreklilik kazanan bir iç gerilime dönüştürebiliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Duygusal beyin, seçilmiş görüntüleri gerçeklik gibi işliyor! </strong></p>
<p>İnsanların kendilerini başkalarıyla kıyaslama eğiliminin sosyal medyada daha güçlü hale gelmesinin temel nedeninin, maruz kalınan içeriğin doğası olduğunu savunan Klinik Psikolog İpek Erol, “Sosyal medya gerçekliği temsil etmez; idealize edilmiş, filtrelenmiş ve çoğu zaman yapay bir benlik sunumu içerir. Kişi bilinçdışı düzeyde bu görüntülerin seçilmiş olduğunu bilse bile, duygusal beyin bunu gerçeklik gibi işler.” dedi.</p>
<p>Burada özellikle ‘narsisistik yaralanma’ denilen sürecin devreye girdiğini kaydeden Erol, şunları söyledi:</p>
<p>“‘Ben neden böyle değilim?’ sorusu, bireyin kendi değer algısını etkileyip erken dönem yetersizlik ve değersizlik şemalarının tetiklenmesine yol açabilir.</p>
<p>Sürekli başkalarının başarılarını, tatillerini ve yaşam tarzlarını görmek bireyde sadece kıskançlık değil; eksiklik, değersizlik, suçluluk ve bazen de utanç duygularını tetikler. Özellikle hayatının durağan bir döneminde olan ya da içsel tatmin düzeyi düşük bireylerde bu etkiler daha yoğun hissedilir. Kişi kendi yaşamını bir ‘başarı projesi’ gibi görmeye başlar ve yeterince iyi olmadığını düşünür. Bu durum zamanla anksiyete, depresif duygu durum ve yaşam doyumunda azalma ile sonuçlanabilir. İlginç olan şu ki, kişi bu duygulara rağmen sosyal medyada kalmaya devam eder; çünkü aynı zamanda oradan bir onay ve aidiyet de arar.”</p>
<p><strong>Bastırılan kıskançlık içsel gerilim olarak varlığını sürdürür!</strong></p>
<p>Kıskançlık hissedildiğinde sosyal medyada ortaya çıkan davranışların oldukça çeşitli olduğunu ifade eden Klinik Psikolog İpek Erol, “Bazı bireyler kıskandıkları kişiyi daha sık takip eder, hikâyelerini sürekli kontrol eder; bu   durum obsesif bir izleme davranışına dönüşebilir. Bazıları ise tam tersine engelleme, takipten çıkma gibi kaçınma stratejilerine yönelir. Daha örtük düzeyde ise pasif agresif yorumlar, imalı paylaşımlar ya da ‘kendini gösterme’ çabası artar. Yani kişi, hissettiği eksikliği telafi etmek için kendi hayatını daha parlak göstermeye çalışır. Bu da aslında kıskançlığın başka bir formda yeniden üretilmesine neden olur.” dedi.</p>
<p>‘Gizli kıskançlığın’ ise sosyal medyanın en dikkat çekici psikolojik dinamiklerinden biri olduğuna işaret eden Erol, “Bu kişiler açıkça kıskanç olduklarını kabul etmezler; aksine çoğu zaman destekleyici, beğeni veren ya da nötr görünen bir tutum sergilerler. Ancak içeriklere aşırı odaklanma, karşı tarafla kendini sürekli kıyaslama ve içsel huzursuzluk bu duygunun varlığına işaret eder. Psikolojik açıdan bu, kabul edilmesi zor olan bir duygunun bastırılması ve daha kabul edilebilir bir forma dönüştürülmesidir. Fakat bastırılan kıskançlık kaybolmaz; içsel gerilim olarak varlığını sürdürür.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sorun sosyal medyada değil, onunla kurulan ilişkide… </strong></p>
<p>Bu kıyaslama tuzağından çıkmak için bireysel düzeyde yapılabilecek en önemli şeyin, maruz kalınan içeriğin seçici bir şekilde düzenlenmesi olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog İpek Erol, “Kişi kendine şu soruyu sormalı; ‘Bu içerik bana ne hissettiriyor?’. Eğer sürekli yetersizlik ve huzursuzluk yaratıyorsa, o içerikten uzaklaşmak gereklidir.” dedi. </p>
<p>Bunun yanı sıra, bireyin kendi hayatına dönmesi, içsel tatmin kaynaklarını artırması ve gerçek ilişkilerle temasını güçlendirmesinin de önemli olduğunu aktaran Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Mindfulness temelli yaklaşımlar, kişinin otomatik kıyaslama düşüncelerini fark etmesine ve onlara kapılmadan geçmesine yardımcı olabilir. Çünkü sorun sosyal medyada değil, onunla kurulan ilişkide derinleşir.</p>
<p>Son olarak, sosyal medyanın kıskançlığı artırması yalnızca bireysel bir mesele değil; aynı zamanda toplumsal bir dinamiğin yansımasıdır. Bugün başarı, güzellik ve mutluluk belirli kalıplar üzerinden tanımlanıyor ve bu kalıplar sürekli yeniden üretiliyor. Medya, algoritmalar ve kültürel beklentiler bu süreci besliyor. Dolayısıyla bireyin yaşadığı kıskançlık duygusunu sadece kişisel zayıflık olarak görmek, meseleyi eksik anlamak olur. Bu, hem bireyin iç dünyasında hem de içinde yaşadığı kültürde kökleri olan çok katmanlı bir süreçtir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-medya-kiskanclik-duygusunu-tetikliyor-631988">Sosyal medya kıskançlık duygusunu tetikliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk deneyimleri kıskançlığı şekillendiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-deneyimleri-kiskancligi-sekillendiriyor-630591</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2026 11:16:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[davranışlar]]></category>
		<category><![CDATA[deneyimleri]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[edilme]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hal]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kıskançlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kıskançlık]]></category>
		<category><![CDATA[şekillendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=630591</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 26 Nisan Dünya Kıskançlık Günü kapsamında, kıskançlığın psikolojik kökenleri, ortaya çıkış nedenleri, davranışlara yansımaları ve doğru yönetildiğinde nasıl sağlıklı bir duyguya dönüşebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-deneyimleri-kiskancligi-sekillendiriyor-630591">Çocukluk deneyimleri kıskançlığı şekillendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 26 Nisan Dünya Kıskançlık Günü kapsamında, kıskançlığın psikolojik kökenleri, ortaya çıkış nedenleri, davranışlara yansımaları ve doğru yönetildiğinde nasıl sağlıklı bir duyguya dönüşebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kıskançlık doğuştan gelen, normal bir duygu!</strong></p>
<p>Kıskançlığın psikolojide kişinin değer verdiği bir ilişkiyi, statüyü ya da sahip olmak istediği bir şeyi kaybetme ihtimali karşısında ortaya çıkan karmaşık bir duygusal tepki olarak tanımlandığını ifade eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Çoğu zaman korku, öfke, yetersizlik ve kaygı ile birlikte yaşanır. Burada önemli bir ayrım vardır: kıskançlık daha çok bir ilişkiyi kaybetme tehdidiyle ilgiliyken, haset başkasının sahip olduklarına odaklanır.” dedi.</p>
<p>Bilimsel çalışmaların, kıskançlık duygusunun evrimsel olarak ilişkileri korumaya ve sosyal bağları sürdürmeye hizmet ettiğini gösterdiğini dile getiren Aydın, “Bu nedenle kıskançlık her insanda görülebilen, doğuştan gelen ve temelde normal bir duygudur; ancak sağlıklı ya da sorunlu hale gelmesi, bu duygunun yoğunluğu ve ifade ediliş biçimiyle ilgilidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Güvensizlik, özsaygı düşüklüğü ve sosyal medya kıskançlığı artırıyor!</strong></p>
<p>Kıskançlığın yaşamın farklı dönemlerinde görülse de bazı süreçlerde daha belirgin hale geldiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Çocuklukta kardeş rekabetiyle, ergenlikte kimlik gelişimi ve sosyal karşılaştırmalarla, yetişkinlikte ise romantik ilişkiler ve kariyer alanıyla daha sık ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Özellikle belirsizlik, güvensizlik ve özsaygı düşüklüğü gibi durumların kıskançlığı artıran önemli faktörler olduğunu aktaran Aydın, “Günümüzde sosyal medya da bu duyguyu tetikleyen güçlü bir ortam haline geldi; çünkü insanlar başkalarının hayatlarının genellikle en iyi ve filtrelenmiş anlarını görerek kendi gerçek yaşamlarıyla kıyaslama yapma eğilimine girer.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İnsanlar kendilerinden daha iyi durumda olanlarla kıyaslama yapar ve eksiklere odaklanır!</strong></p>
<p>İnsan zihninin kendini değerlendirebilmek için başkalarını referans alma eğiliminde olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Cumali Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu durum psikolojide sosyal karşılaştırma olarak adlandırılır ve Leon Festinger tarafından açıklanmıştır. İnsanlar özellikle kendilerinden daha iyi durumda olduğunu düşündükleri kişilerle kıyaslama yapmaya daha yatkındır ve bu da çoğu zaman eksiklere odaklanmayı beraberinde getirir. Evrimsel açıdan bu mekanizma gelişim için işlevsel olsa da günümüzde özellikle sosyal medya etkisiyle gerçekçi olmayan standartlara göre yapılan karşılaştırmalar, kişide yetersizlik duygusunu ve kıskançlığı artırabilmektedir.”</p>
<p><strong>Çocukluk deneyimleri, bireyin ilerleyen yaşamda kıskançlık eğilimini güçlü biçimde etkiliyor!</strong></p>
<p>Çocukluk deneyimlerinin kıskançlık eğilimini güçlü biçimde etkilediğine vurgu yapan Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Özellikle bağlanma kuramı kapsamında ortaya konan çalışmalar, erken dönem ilişkilerin duygusal tepkiler üzerinde belirleyici olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Güvenli bağlanma geliştiren bireylerin ilişkilerde daha az tehdit algılarken, kaygılı ya da güvensiz bağlanma yaşayan bireylerin ilerleyen yaşamda terk edilme korkusu nedeniyle daha yoğun kıskançlık yaşayabileceklerini aktaran Aydın, ayrıca çocuklukta sık sık karşılaştırılan, eleştirilen ya da duygusal olarak ihmal edilen bireylerin yetişkinlikte kendilerini başkalarıyla kıyaslamaya daha yatkın olduğunun görüldüğünü söyledi.</p>
<p><strong>Kıskançlık çoğu zaman, dolaylı ve fark edilmesi zor davranışlarla ortaya çıkar!</strong></p>
<p>Kıskançlık çoğu zaman doğrudan ifade edilmediğini, daha çok dolaylı ve fark edilmesi zor davranışlarla ortaya çıktığını dile getiren Aydın, “Örneğin başkalarının başarılarını küçümsemek, sürekli eleştirmek, alaycı ya da ima içeren yorumlar yapmak, başarıyı şansa bağlamak, mesafe koymak ya da görmezden gelmek bu davranışlar arasında sayılabilir. Özellikle ilişkilerde aşırı kontrol etme, sorgulama ya da pasif-agresif tepkiler de fark edilmeyen kıskançlık göstergeleridir. Kişi çoğu zaman bu davranışların altında yatan duygunun kıskançlık olduğunu fark etmez ve bunu daha çok ‘haklı eleştiri’ ya da ‘gerçekçi değerlendirme’ olarak yorumlayabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Gerçeklikle bağın zayıflamasına yol açan kıskançlık psikolojik destek gerektirir!</strong></p>
<p>Kıskançlığın, süreklilik kazandığında, yoğunluğu arttığında ve kişinin düşünce dünyasını sürekli meşgul etmeye başladığında artık işlevsel olmaktan çıktığına değinen Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Özellikle ilişkileri zedeleyen, kontrol davranışlarına, öfke patlamalarına ya da temelsiz suçlamalara yol açan, hatta gerçeklikle bağın zayıfladığı durumlarda bu duygu psikolojik destek gerektiren bir hal alır.” dedi.</p>
<p>Aydın, ortada somut bir kanıt yokken sürekli aldatılma düşüncesiyle hareket etmenin ya da karşı tarafın yaşam alanını kısıtlayacak düzeyde kontrolcü davranmanın, kıskançlığın artık bir duygu olmaktan çıkıp bir sorun haline geldiğini gösterdiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Kıskançlık çoğu zaman bize aslında neyi arzuladığımızı gösterir!</strong></p>
<p>Kıskançlığın, doğru şekilde ele alındığında ilhama dönüşebilecek bir duygu olduğuna vurgu yapan Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kıskançlık çoğu zaman bize aslında neyi arzuladığımızı gösterir. Bu dönüşüm için öncelikle duyguyu fark etmek ve adlandırmak, ardından karşılaştırmayı yeniden çerçevelemek gerekir; ‘Neden onda var?’ yerine ‘O bunu nasıl başardı ve ben ne öğrenebilirim?’ sorusunu sormak bu noktada kritik bir adımdır. Kendi değerlerini netleştirmek, ulaşılabilir hedefler belirlemek ve sahip olunanları fark etmeye yönelik şükran pratiği yapmak da bu süreci destekler. Bu yaklaşım sayesinde kıskançlık, kişiyi tüketen bir duygudan çıkıp gelişim ve motivasyon sağlayan bir iç kaynağa dönüşebilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-deneyimleri-kiskancligi-sekillendiriyor-630591">Çocukluk deneyimleri kıskançlığı şekillendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kontrol edilemeyen kıskançlık ilişkiyi yıkıma sürükler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kontrol-edilemeyen-kiskanclik-iliskiyi-yikima-surukler-522929</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Apr 2025 13:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilemeyen]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkiyi]]></category>
		<category><![CDATA[kıskançlık]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[sürükler]]></category>
		<category><![CDATA[yıkıma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=522929</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, kıskançlık duygusunun psikolojik, biyolojik ve toplumsal nedenleri ile sağlıksız hale geldiğinde bireyler ve ilişkiler üzerindeki yıkıcı etkileri hakkında bilgi verdi ve bu durumla başa çıkmak için önerilerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kontrol-edilemeyen-kiskanclik-iliskiyi-yikima-surukler-522929">Kontrol edilemeyen kıskançlık ilişkiyi yıkıma sürükler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, kıskançlık duygusunun psikolojik, biyolojik ve toplumsal nedenleri ile sağlıksız hale geldiğinde bireyler ve ilişkiler üzerindeki yıkıcı etkileri hakkında bilgi verdi ve bu durumla başa çıkmak için önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Birçok faktör kıskançlık duygusunu tetikleyebiliyor</strong></p>
<p>Kıskançlığın insan doğasının en karmaşık ve en ilkel duygularından birisi olduğunu aktaran Dr. Mert Sinan Bingöl, “Normalde ‘olağan’ bir duygu olarak hissedilmesine rağmen, eğer kontrolsüz bir hal alırsa, hem bizi hem de ilişkimizi yıpratmaya başlayabilir.” dedi.</p>
<p>Sağlıksız kıskançlığın pek çok sebebi olabileceğini ifade eden Bingöl, “Özellikle kişide özgüven eksikliği olması, partnerini aşırı sahiplenmesi, değersizlik ve yetersizlik hissi nedeniyle kendisini güzel veya çekici bulmaması, ‘partnerimi ne kadar çok kontrol edersem, aldatılma olasılığımı o kadar çok azaltırım’ yanılgısı, yoğun terk edilme korkularının olması, sürekli başkalarının ilişkileriyle kendi ilişkisini kıyaslaması, son yıllarda artan sosyal medya etkileşimleri, partnerin tutarsız davranışlarının olması veya bir başkasına ilgi göstermesi gibi sebepler kıskançlığı ortaya çıkarabilir. Ayrıca kültürel değerler, inançlar ve ataerkil söylemler, kıskançlığın günümüzde daha sık yaşanmasına sebep olabilmekte.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Erkekler cinsellik, kadınlar duygusal temelli kıskançlık yaşıyor </strong></p>
<p>Psikoloji dünyasında Freud’un, kıskançlığı çocukluk dönemine ait olan çözülmemiş travmalara bağladığı, Klein’ın ise babaya karşı hissedilen kuşku ve rekabet duygusuna dayandırdığının gözlendiğini dile getiren Dr. Mert Sinan Bingöl, şunları söyledi:</p>
<p>“Bilişsel yaklaşımda kıskançlık, öğrenilen bir tepki olarak ele alınırken, sosyo-kültürel yaklaşımda, kültürel etkileşimlerin ve söylemlerin önemi vurgulanır. Evrim teorisyenleri ise, kıskançlık hissinin doğuştan geldiğini, hem erkeklerde hem kadınlarda benzer düzeyde görüldüğünü, fakat erkeklerin daha çok ‘cinsellik’ temelli, kadınların ise daha çok ‘duygusal’ temelli kıskançlık yaşadığını vurgulamıştır.”</p>
<p><strong>Biyolojik nedenler kıskançlığı artırabiliyor!</strong></p>
<p>“Biyolojik açıdan bakıldığında, araştırmalar hem obsesif kişilerde, hem aşıklarda, hem de patolojik kıskançlığı olanlarda ‘serotonin’<strong> </strong>düzeylerinin<strong> </strong>aşırı<strong> </strong>miktarda<strong> </strong>azaldığını ve ‘dopamin’ dengesizlikleri olduğunu göstermiştir.” diyen Dr. Mert Sinan Bingöl, bu nedenle, kişide patolojik kıskançlık varsa, tedavi amacıyla serotonin veya dopamin düzenleyici ilaçların önerilebildiğini kaydetti.</p>
<p>Bunun dışında, beynin sağ lobunda gözlenen kanamaların ve diğer olası hasarların, kişide aşırı güvensizlik ve şüpheciliğe yol açtığını da sözlerine ekleyen Bingöl, buna bağlı olarak da bazı bireylerde aşırı kıskançlık duygularının tespit edildiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Kıskançlık duygusu, kontrol edilemediğinde ilişkiyi yıkıma sürükleyen bir zehir gibi…</strong></p>
<p>İlişkilerde, sahiplenici, korumacı veya aşırı hassas tavırların, bazı partnerler tarafından yanlışlıkla ‘sevgi’ olarak değerlendirebildiğine dikkat çeken Dr. Mert Sinan Bingöl, “Özellikle medyada, ‘seven insan kıskanır, ya benimsin ya kara toprağın’ gibi klişe söylemlerin yer alması, ciddi bir sorundur. Seven insan, tabi ki kıskanır, fakat bu kıskançlık sağlıklı ölçülerde olmalıdır.” dedi.</p>
<p>Kıskançlık duygusunun, kontrol edilemediğinde ilişkiyi yıkıma sürükleyen bir zehir gibi olduğunun altını çizen Bingöl, ancak doğru miktarda yer aldığında, ilişkiyi geliştirici ve canlandırıcı bir rehbere de dönüşebilir dedi.</p>
<p><strong>Kıskançlık sorun haline geldiğinde önlem alınmazsa partnere yönelik fiziksel şiddet başlayabilir</strong></p>
<p>Sağlıksız kıskançlığın yıpratıcı bir süreç olduğuna işaret eden Dr. Mert Sinan Bingöl, şöyle devam etti:</p>
<p>“Sürekli partnerini takip etmek, mesajlarını okumak, sosyal medya hesaplarını kontrol etmek gibi özgürlüğü kısıtlayıcı davranışlara sebep olur. ‘Kiminle görüştün? Neredeydin? Neden geç kaldın?’ sorularının sonu gelmez. Yersiz şüpheciliğin ve alınganlıkların yoğunlaşarak devam etmesi, kıskançlığın ciddi bir ruhsal sorun haline geldiğinin net göstergesidir. Bu aşamaya gelindiğinde, önlem alınmazsa maalesef partnere yönelik fiziksel şiddete de sebep olabilmektedir. </p>
<p>Kıskançlık cinayetlerinin çoğunun gerçek bir aldatma vakasından değil, kişinin kendi şüphe, korku ve kuruntularından kaynaklandığı bilinmektedir, bu nedenle gerektiğinde uzman desteği almak ihmal edilmemelidir. Öte yandan, kadın cinayetlerinin bir kısmının, medyada ‘kıskanç eş, kıskanç koca, kıskanç sevgili’ başlığı altında normalleştirilerek yansıtılması, ülkemizde kıskançlığın algılanma biçimlerini olumsuz etkilemektedir.”</p>
<p><strong>İlişki, kıskançlık ve kontrol üzerine değil, güven ve anlayış üzerine kurulmalı</strong></p>
<p>Sağlıksız kıskançlıkla nasıl başa çıkılabileceği konusunda önerilerde bulunan Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yoğun kıskançlık duygularıyla mücadele edebilmek için, ilk olarak bu duygunun varlığı fark edilmeli ve nereden kaynaklandığı anlaşılmalı. Yani bizim kendimizden mi, partnerimizden mi, yoksa diğer insanlardan mı kaynaklandığı tespit edilmeli. Partnerle daha açık ve şeffaf iletişim kurulmalı. İlişki, kıskançlık ve kontrol üzerine değil, güven ve anlayış üzerine kurulmalı. Mevcut ilişkinin, diğer ilişkilerle kıyaslanmasına son verilmeli. Eğer kıskançlık duygusu ilişkiyi yıpratmaya başladıysa, bir uzman desteği almak çok faydalı olabilir.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kontrol-edilemeyen-kiskanclik-iliskiyi-yikima-surukler-522929">Kontrol edilemeyen kıskançlık ilişkiyi yıkıma sürükler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
