<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kıskacında | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kiskacinda/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kiskacinda</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Mar 2026 20:48:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kıskacında | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kiskacinda</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Maltepe&#8217;de &#8220;Yoksulluk Kıskacında Kadın&#8221; konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/maltepede-yoksulluk-kiskacinda-kadin-konusuldu-618668</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 20:48:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[eşit]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kıskacında]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[maltepe]]></category>
		<category><![CDATA[Maltepe Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[yoksulluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618668</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi’nin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında düzenlediği etkinliklerin son buluşması, “Kent Söyleşileri” programı kapsamında gerçekleştirilen “Yoksulluk Kıskacında Kadın: Mücadele, Dayanışma ve Yerel Çözümler” başlıklı söyleşi oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepede-yoksulluk-kiskacinda-kadin-konusuldu-618668">Maltepe&#8217;de &#8220;Yoksulluk Kıskacında Kadın&#8221; konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Maltepe Belediyesi’nin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında düzenlediği etkinliklerin son buluşması, “Kent Söyleşileri” programı kapsamında gerçekleştirilen “Yoksulluk Kıskacında Kadın: Mücadele, Dayanışma ve Yerel Çözümler” başlıklı söyleşi oldu. Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Avukat Selin Nakıpoğlu ile kadın hakları savunucusu Handan Koç konuşmacı olarak katıldı.</p>
<p>Kadınların yoksullukla mücadelesi, dayanışma ağları ve yerel yönetimlerin bu alandaki rolünün ele alındığı söyleşide, ekonomik ve toplumsal eşitsizliklerin kadınlar üzerindeki çok yönlü etkileri değerlendirildi.</p>
<p><b>“YOKSULLUK KADINLARI İKİ KAT ETKİLİYOR”</b></p>
<p>Söyleşide konuşan Avukat Selin Nakıpoğlu, yoksulluğun neoliberal ekonomi politikalarıyla birlikte daha da derinleştiğini belirterek kadınları çok daha ağır biçimde etkilediğini ifade etti. Nakıpoğlu, “Başkan Esin Köymen’e daveti için teşekkür ederim. Bu çok değerli bir toplantı. Öncelikle 8 Mart’ımız kutlu olsun. Neoliberal ekonomi politikasıyla karşımıza çıkan yoksulluk kadını iki kere etkiliyor. Kadınlar yeniden iş bulmakta zorlanıyorlar. Kadın yoksulluğunda bir başka önemli konu barınma ve güvenli sağlık erişimidir. Yoksulluğun getirdiği tahribata annelik de eklenince anne hayatından ödün vermek zorunda bırakılıyor.” dedi.</p>
<p>Nakipoğlu, laik ve kamucu bir düzende yoksulluğun kader gibi sunulamayacağını vurgulayarak, Medeni Yasa’nın uygulanmasının kadınların ekonomik ve toplumsal haklarının korunmasında hayati önem taşıdığını dile getirdi.</p>
<p><b>“KADINLAR ÇOK OKUYOR, ÇOK BECERİKLİ YAŞIYOR”</b></p>
<p>Kadın hakları savunucusu Handan Koç ise konuşmasında kadınların yaşamın her alanında büyük emek verdiğini ancak bunun ekonomik karşılığını çoğu zaman alamadığını ifade etti. Koç, “Kadınlar çok okuyor, çok da becerikli yaşıyor. Her şeyi yaptığımız için kadınları özel bir yere koyuyorum. Ama bunun ekonomik olarak karşılığı yok. Eşit eğitim hakkı, eşit işe eşit ücret hakkı kadınların hakkıdır. 8 Mart’ımız kutlu olsun.” diye konuştu.</p>
<p><b>“KADINLARA YÖNELİK ÇOK YÖNLÜ ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYORUZ”</b></p>
<p>Programda konuşan Maltepe Belediye Başkan Yardımcısı Nimet Karabulut ise belediye olarak kadınların güçlenmesi ve toplumsal dayanışmanın artırılması için birçok alanda çalışma yürüttüklerini belirtti.</p>
<p>Karabulut, “Maltepe Belediyesi olarak güvenli ve yaşanılabilir kent çalıştayı düzenledik. Ayrıca ILO 190 kapsamında çalışmalar yapıyoruz. Kadın Aile Müdürlüğümüzün yürüttüğü SEDEM merkezimizde bağımlılar başta olmak üzere psikolojik destek veriyoruz. Mahallelerimizde dokuz tane dayanışma merkezimiz var. Bu merkezlerde üniversitelerimizle birlikte çalışmalar ve eğitimler veriyoruz. Kadın şoförlerimize eğitim veriyoruz. Maltepe Belediyesini takip edin diyorum.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>TEMA VAKFI’NA BAĞIŞ YAPILDI</b></p>
<p>Programın sonunda Maltepe Belediyesi tarafından konuşmacılar adına TEMA Vakfı’na bağışta bulunuldu. Bağış belgeleri Maltepe Belediye Başkanı Mimar Esin Köymen tarafından Avukat Selin Nakıpoğlu ve Handan Koç’a takdim edildi.</p>
<p>Söyleşi, katılımcıların soruları ve yapılan değerlendirmelerin ardından sona erdi. Programda kadınların yoksullukla mücadelesinde dayanışma ağlarının güçlendirilmesi ve eşitlikçi sosyal politikaların önemine dikkat çekildi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/maltepede-yoksulluk-kiskacinda-kadin-konusuldu-618668">Maltepe&#8217;de &#8220;Yoksulluk Kıskacında Kadın&#8221; konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler, ergenlik, madde kullanımı ve dijital zorbalık kıskacında!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gencler-ergenlik-madde-kullanimi-ve-dijital-zorbalik-kiskacinda-617799</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:08:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[gençler]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[kıskacında]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617799</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okullarda artan şiddet olaylarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-ergenlik-madde-kullanimi-ve-dijital-zorbalik-kiskacinda-617799">Gençler, ergenlik, madde kullanımı ve dijital zorbalık kıskacında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okullarda artan şiddet olaylarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Dünya Sağlık Teşkilatı’nın raporları okul şiddetinin küresel ölçekte arttığını gösteriyor. Siber zorbalık belirgin biçimde artıyor. Fiziksel şiddet bazı ülkelerde azalırken bazı ülkelerde artıyor. Türkiye’de de fiziksel şiddetin arttığı gözlemleniyor” dedi.</p>
<p><strong>Ergenlik dönemi nöropsikolojik olarak riskli bir evre</strong></p>
<p>Ergenlik döneminin beyin gelişimi açısından kritik bir süreç olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, dürtü kontrolü ve karar verme süreçlerinin henüz tam olgunlaşmadığını ifade etti ve “Ergenlikte beynin prefrontal korteks dediğimiz, planlama ve dürtü kontrolünden sorumlu bölgesi tam gelişmemiştir. Bu bölge beynin kaptan köşküdür. Bedensel gelişim ruhsal gelişimin önüne geçebilir. Bu nedenle ergenlik bazı literatürde ‘normal şizofrenik dönem’ olarak tanımlanır. Sıra dışı ve rasyonel olmayan davranışlar bu çağın doğasında vardır.” diye konuştu.</p>
<p>Ancak bu nöropsikolojik risklerin tek başına belirleyici olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Çocukta adalet algısı varsa, sıcak, tutarlı ve sınır koyan ebeveynlik varsa, açık iletişim ortamı bulunuyorsa şiddet davranışı azalır. Adalet algısı zedelendiğinde çocuk kendini güvende hissetmez, ahlaki dışlanma yaşar ve şiddeti meşrulaştırır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Hem evde hem okulda adalet algısı bozulursa risk artıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, çocuğun hem evde hem okulda adaletsizlik algısı yaşamasının şiddet riskini ciddi şekilde artırdığını ifade ederek, “Eğer çocuk hem evde hem okulda kendini haksızlığa uğramış hissediyorsa depresyon ve şiddet eğilimi daha da artar. Bir tarafta güvenli alan varsa denge sağlanabilir. Ancak iki alanda da zedelenme varsa risk büyür.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Açık iletişimin olmadığı, çocuğun zorla konuşturulduğu ya da baskı altında tutulduğu ortamlarda riskin arttığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, özgürlük ve özerklik ihtiyacı karşılanmayan çocuğun kendini tehdit altında hissettiğini ve bu durumun ahlaki kuralları dışlamasına yol açabildiğini söyledi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Çocuk kendi ahlaki kurallarını oluşturmaya başlar ve şiddeti normalleştirir. Ailede, okulda ya da toplumda adalet algısının bozulması, şiddet artışında çok önemli bir rol oynar.” dedi.</p>
<p><strong>Ergen zaten nöropsikolojik olarak hazır değil</strong></p>
<p>Ergenlik döneminde beynin karar verme ve dürtü kontrolünden sorumlu prefrontal korteks bölgesinin henüz tam olgunlaşmadığını hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, adaletsizlik algısının bu süreci daha da zorlaştırdığını söyledi ve “Ergen adaletsizliğe uğradığını düşündüğünde mantıksal ve duygusal muhakemeyi birlikte kullanarak sağlıklı karar verme kapasitesi zaten sınırlıdır. Bunun üzerine bir de madde kullanımı eklenirse risk katlanır.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Alkol ve madde kullanımının beynin ön bölgesini devre dışı bıraktığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Madde, en sağlıklı insanda bile beynin kaptan köşkü olan prefrontal korteksi baskılar. Kişi düşünmeden konuşur, düşünmeden davranır, birikmiş öfkesini kontrolsüz biçimde dışa vurur. Yanlış senaryolar üretir ve yanlış bir mağduriyet duygusu geliştirir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Bu mağduriyet algısının hem evde hem okulda yaşanması durumunda depresyon ve şiddet riskinin daha da arttığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Eğer çocuk yalnızca bir alanda sorun yaşıyorsa diğer alan denge sağlayabilir. Ancak hem evde hem okulda adalet algısı zedelenmişse şiddet ihtimali yükselir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Madde kullanımının riski ciddi biçimde artırdığını da belirten Prof. Dr. Tarhan, “Madde kullanan bir çocuğun okula gitmesi sakıncalıdır. Tedavi gören bir öğrencinin ‘okula gidebilir’ raporu olmadan okula dönmemesi gerekir.” dedi.</p>
<p><strong>Okul iklimi adalet algısıyla doğrudan bağlantılı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, adalet algısının zedelenmesinin okul iklimini de olumsuz etkilediğini belirterek, “Açık, şeffaf, hesap verebilir ve sorgulanabilir bir sistem yoksa adalet algısı bozulur. Aidiyet duygusu zayıflar. Öğretmenle güven ilişkisi zarar görür. Öğrenci kendini güvende hissetmez.” diye konuştu.</p>
<p>Araştırmaların zorbalık eğilimleri ile okul iklimi arasında güçlü bir ilişki gösterdiğini vurgulayan Prof. Dr.  Tarhan, adil kurallara sahip, herkese eşit davranan bir okul yönetiminin öğrencilerin güven duygusunu artırdığını ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Gençler sorunlarının çözülebileceğine inanırsa şiddete başvurma ihtimali azalır.” dedi.</p>
<p><strong>Travmaya duyarlı okullar yaygınlaşıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, özellikle ABD’de “travmaya duyarlı okul” modelinin yaygınlaşmaya başladığını dile getirerek, “Okul şiddeti ABD’de çok yüksek. Okula silah götüren öğrenci sayısının yüz binlerle ifade edildiği bir tablo var. Bu nedenle travmaya duyarlı okullar açılıyor. Bu okullarda sadece akademik disiplin değil, sosyal ve duygusal öğrenme programları uygulanıyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Bu kapsamda öğrencilere sosyal-duygusal beceriler, mindfulness uygulamaları ve pozitif psikoloji temelli çalışmalar yapıldığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Psikolojik sağlamlığı artan bir çocuk hem kendi içindeki şiddeti hem de başkasının şiddetini yönetebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital çözüm merkezleri kurulmalı</strong></p>
<p>Okul ikliminde normların net biçimde belirlenmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Haksızlığa uğrayan öğrenciler için dijital çözüm merkezleri oluşturulmalı. Çocuk yaşadığı sorunu mesaj yoluyla iletebilmeli ve belirli süre içinde geri dönüş alabilmeli. Böyle bir sistem işlerse çocuk duygularını biriktirmez, ifade eder ve şiddet riski azalır.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Toplumda artan kutuplaşma ve öfke dili ile “çember etkisi”…</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, toplumda artan kutuplaşma ve öfke dilinin gençlerin davranış repertuarını doğrudan etkilediğini belirterek, buna “çember etkisi” adını verdi.</p>
<p>Toplumu iç içe geçmiş halkalara benzeten Prof. Dr. Tarhan, “En iç halkada yöneticiler vardır. Yöneticinin küçük bir hatası ya da kullandığı bir öfke dili, geniş halkalara büyüyerek yansır. Çocuklar ve gençler model alarak öğrenir. Makro modelde öfke varsa mikro modelde de öfke olur.” dedi.</p>
<p>Lider konumundaki kişilerin öfkeyi sorun çözme ya da hak arama yöntemi gibi kullanmasının gençler üzerinde güçlü bir model etkisi oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Beynin karar verici bölgesi olan frontal korteks 20-25 yaşına kadar tam olgunlaşmaz. 12-15 yaş en riskli dönemdir. 15-25 yaş ikinci derecede risklidir. Bu süreçte gençlerin yaptığı davranışın sonucunu fark etme ve doğru-yanlışı ayırt etme kapasitesi henüz gelişim halindedir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hukuki, sosyal ve ahlaki normlar birlikte korunmalı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, şiddetin yalnızca bireysel değil normatif bir sorun olduğuna işaret ederek, üç temel normun korunması gerektiğini söyledi ve “Hukuki normlara uymamak en ağır şiddet davranışıdır. Sosyal normlara uymamak, psikolojik taciz gibi davranışları artırır. Ahlaki normların zedelenmesi de farklı şiddet türlerine yol açar. Bu üç norm dengeli biçimde korunmalıdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Toplumsal travmaların bu normları zayıflatabildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Pandemide yetişkinler yeni düzene adapte oldu ancak ergenler zorlandı. Beklenti ileri yaş gruplarının daha çok etkileneceği yönündeydi fakat en çok ergenler etkilendi. Sosyal medya ile aşırı temas kurdular, gelişimlerine uygun olmayan içeriklere maruz kaldılar.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Ailede açık iletişim, sınır ve duygu koçluğu eksikliği olduğunda gençlerin stresle başa çıkmak için sosyal medyaya yöneldiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “15 yaş altına sosyal medya hesabı açılması mutlaka sınırlandırılmalı. Sosyal medya şiddeti anonimleştiriyor ve sıradanlaştırıyor. Bu çok tehlikeli. Kötülüğü normalleştiriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Siber zorbalık davranış eşiğini düşürüyor</strong></p>
<p>Siber zorbalığın çevrimiçi ortamda oluşan bir “cesaret” duygusu ürettiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Çevrimiçi ortamda anonimlik hissi oluşuyor. Şiddet sıradanlaşıyor ve normalleşiyor. Oysa yüz yüze ortamda kişi ‘dur, düşün, eyleme geç’ mekanizmasını kullanabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bu mekanizmanın beynin ön bölgesiyle ilgili olduğunu vurgulayarak, “Beynin fren mekanizması GABA sistemiyle, gaz mekanizması ise glutamat sistemiyle ilgilidir. Ergenlerde fren sistemi zayıf, gaz sistemi daha aktiftir. Bu nedenle gençler freni zayıf bir otomobil gibi hareket edebilir.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Aile ortamında sıcak, tutarlı ve sınır koyan bir iletişim varsa çocuğun dürtülerini daha iyi yönetebildiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Çocuk böyle bir ortamda yaşadığında öfkesini ailesiyle konuşur, ‘dur ve düşün’ becerisini geliştirebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Alkol beyindeki fren sistemini zayıflatıyor</strong></p>
<p>Alkol ve bağımlılık yapan maddelerin beynin “fren mekanizmasını” bozduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Alkol, beyindeki birçok reseptöre bağlanır ancak en belirgin etkisi GABA sistemi üzerindedir. Bu sistem beynin fren mekanizmasıdır. Fren devre dışı kaldığında kişi, gaz sistemi olarak tanımlanan glutamat sisteminin etkisiyle hareket eder. Bu da kontrol kaybına yol açar.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Bağımlılık beynin ödül sistemiyle ilgili</strong></p>
<p>Bağımlılığın beyindeki ödül sistemiyle bağlantılı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, dopaminin bu süreçte temel rol oynadığını ifade etti. Özellikle ergenlik döneminde anlık haz arayışının yüksek olduğuna dikkat çeken Tarhan, sosyal ve duygusal becerilerin yeterince gelişmemiş olması halinde riskin arttığını söyledi ve “Eğer aile yalnızca akademik başarıya odaklanıyorsa ve sosyal-duygusal öğrenme ihmal ediliyorsa, çocukta dürtü kontrolü zayıf olur. Bu beceriler yaşayarak ve aile içindeki psikolojik iklimle gelişir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Üç ebeveynlik tarzı şiddeti tetikleyebiliyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iyi niyetle benimsenen bazı ebeveynlik tutumlarının çocuklarda öfke ve şiddet davranışlarını artırabildiğini belirterek, üç modele dikkat çekti. Baskıcı ve itaati yücelten aile yapısında sürekli eleştirilen çocukların duygularını bastırdığını, ergenlik döneminde ise ya yoğun bir isyan geliştirdiğini ya da öfkesini kendinden daha zayıf kişilere yönelttiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, bu durumun aile içinde adalet algısını zedeleyerek korku ve güvensizlik kültürüne yol açabileceğini vurguladı.</p>
<p>İhmalkâr ve gevşek disiplinli ailelerde ise sınırların belirsizliği ve yetersiz ilgi nedeniyle çocuğun ilgiyi sevgiyle karıştırdığını, dikkat çekmek için öfke ve şiddet davranışlarına başvurabildiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, aşırı koruyucu, “helikopter” ebeveynlikte ise çocuğun problem çözme becerilerinin yeterince gelişmediğini engellenme karşısında daha kolay şiddete yönelebileceğini kaydetti.</p>
<p><strong>Okullarda akran zorbalığına karşı dijital çözümler</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, akran zorbalığıyla mücadelede dünyada çeşitli yazılımların geliştirildiğini de aktararak, bu sistemlerde zorbalığa maruz kalan öğrencilerin dijital platformlar üzerinden sorular sorabildiğini, yönlendirmeler alabildiğini ve ihtiyaç halinde rehber öğretmene başvurabildiğini söyledi.</p>
<p>Şiddetin önlenmesinde aile, okul ve toplumsal normların birlikte ele alınması gerektiğini belirten Tarhan, özellikle ergenlik döneminde sosyal ve duygusal eğitimin güçlendirilmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p><strong>Okullarda sosyal-duygusal öğrenme programları uygulanmalı</strong></p>
<p>Travmaya duyarlı okul modelinin özellikle gelişmiş ülkelerde yaygınlaştığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bu okullarda öğrencilere bilinçli farkındalık (mindfulness), öz bilinç, öz yönetim, empati ve ilişki yönetimi gibi becerilerin kazandırıldığını ifade etti.</p>
<p>Rehber öğretmenler eşliğinde uygulanan programlarda çocukların önce kendilerini tanımayı, ardından duygu ve dürtülerini yönetmeyi öğrendiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, sosyal bilinç ve empati çalışmalarının da sürecin önemli bir parçası olduğunu söyledi ve “Bu beceriler okulda ve ailede öğretilmezse çocuklar sosyal medyadan yanlış sosyal-duygusal modeller öğreniyor. Günümüzde çocuklar en çok neye maruz kalıyorsa onu modelliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Madde kullanımı ve ruhsal bozukluk birlikteliği risk artırıyor</strong></p>
<p>Çocuk ruh sağlığı tedavisinden taburcu edilen ergenlerde okul ve kurumlarla etik çerçevede bilgilendirme mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Duygu durum bozukluğu duyguları yönetememe hastalığıdır. Buna bir de madde kullanımı eklendiğinde şiddet davranışı riski yükselir. Bu grup en çok intihar vakalarında ve şiddet olaylarında karşımıza çıkıyor.” diye konuştu.</p>
<p>Bu nedenle yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, bağımlılık tedavisinde rehabilitasyonun ve “üçüncül koruma” programlarının zorunlu olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Güç gösterisini yücelten kültürler riski artırıyor</strong></p>
<p>Toplumda güç gösterisinin erkeklik normu olarak sunulmasının da şiddeti beslediğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Şiddetin erkeklik hakkı gibi sunulduğu bir kültürde çocuğun şiddete yönelmemesi çok zor. Hem aileden hem çevreden bunu öğreniyor ve onay görüyor.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlık eğitimi önerisi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, çözüm olarak sıcak, tutarlı ve sınır koyan aile ve okul ortamlarının oluşturulması gerektiğini dile getirerek, açık iletişimin hâkim olduğu, sosyal ve duygusal becerilerin sistematik şekilde öğretildiği bir eğitim modeline ihtiyaç olduğunu söyledi.</p>
<p>Bilimsel metodolojisi “psikolojik sağlamlık eğitimi” olan programların müfredata eklenmesi gerektiğini ifade eden Tarhan, empati eğitiminin özellikle önem taşıdığını vurguladı ve “Empati yoksunluğu şiddetin temel nedenlerinden biridir. Çocuğa yaptığı davranışın karşı tarafta ne hissettireceğini öğretmeden kalıcı değişim sağlanamaz” dedi.</p>
<p>Gelişmiş ülkelerde çocuk rehabilitasyon merkezlerinde empati farkındalığı oluşmadan taburcu işlemi yapılmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, kalıcı çözüm için tedavi ile birlikte rehabilitasyon ve sosyal-duygusal eğitim programlarının birlikte yürütülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gencler-ergenlik-madde-kullanimi-ve-dijital-zorbalik-kiskacinda-617799">Gençler, ergenlik, madde kullanımı ve dijital zorbalık kıskacında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
