<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kişilerin | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kisilerin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kisilerin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Dec 2025 09:07:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kişilerin | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kisilerin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kanama Bozukluğu Olan Kişilerin Sinüzit Tedavisinde de Kullanılabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanama-bozuklugu-olan-kisilerin-sinuzit-tedavisinde-de-kullanilabiliyor-599172</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 09:07:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Kanama]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerin]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüs]]></category>
		<category><![CDATA[Sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599172</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yarattığı iş gücü kaybı, kişilerin yaşam konforunu bozması sürekli ilaç kullanmak gerekliliği gibi birçok etken sinüzit sorunu yaşayan kişilerin yaşamlarını ciddi şekilde etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanama-bozuklugu-olan-kisilerin-sinuzit-tedavisinde-de-kullanilabiliyor-599172">Kanama Bozukluğu Olan Kişilerin Sinüzit Tedavisinde de Kullanılabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yarattığı iş gücü kaybı, kişilerin yaşam konforunu bozması sürekli ilaç kullanmak gerekliliği gibi birçok etken sinüzit sorunu yaşayan kişilerin yaşamlarını ciddi şekilde etkileyebiliyor. Özellikle son yıllarda daha çok gündeme gelen “Balon sinoplasti” yönteminin, hiçbir dokuyu kesmeden uygulanması sayesinde önemli bir seçenek haline geldiğini söyleyen KBB, Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Selim Pata “Bu sayede güvenli ve komplikasyon riskini belirgin şekilde azaltan bir seçenek oluşturuyor. Ayrıca kesisiz olması nedeniyle kanama bozukluğu yaşayan hastalarda da kullanılabiliyor” dedi </em></p>
<p><strong>SİNÜZİT GİDEREK ARTIYOR; ALERJİLER VE KALABALIK YAŞAM ETKİLİ </strong></p>
<p>Giderek kalabalıklaşan dünya, yaşam alanlarımızın yapaylaşması hem alerjilerde artışa hem de daha sık enfeksiyonlarla karşılaşmamıza neden oluyor. Günümüzde sinüzit hastalığının artış gösterdiğini ve özellikle bu iki durumun da etkisiyle sinüzitin kronikleştiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Selim Pata hastalığın mutlaka tedavi edilmesi gerekliliğini şu cümlelerle aktardı: “Sürekli yüz bölgesinde dolgunluk, baş ağrısı, yorgunluk, nefes alamama ve bozuk uyku hayat standardımızı ve mutluluğumuzu ciddi şekilde azaltıyor. İş gücü kaybına neden oluyor. Beraberinde sürekli ilaç kullanımı gerekliliği de ekonomik kayıp yaratıyor. Bu nedenle sinüzit mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık.” </p>
<p>Riski düşük olmakla birlikte tedavi edilmediği taktirde sinüzitin kulağa yayılıp orta kulak iltihabına neden olabileceğini hatırlatan Prof. Dr. Pata, “Hatta, göze doğru yayılıp görme kaybına hatta ve hatta beyne ilerleyip menenjit gelişmesine, beyin absesi oluşumuna bile neden olabilir” dedi. </p>
<p><strong>“BALON SİNOPLASTİ DOKULARA ZARAR VERMEDEN KANAMASIZ UYGULANABİLİYOR” </strong></p>
<p>Sinüzit tedavisinde kullanılan ve özellikle son yıllarda öne çıkan balon sinoplasti yönteminin kanamasız şekilde uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Yavuz Selim Pata, “Elimizde bıçak, makas gibi kesici bir alet olmadan çalışıyoruz. Hiçbir dokuyu zedelemiyor, çevre yapılara herhangi bir temasla zarar vermiyoruz. Böylece kanama riski en aza iniyor ve cerrahi süreç çok daha kontrollü ilerliyor” dedi. Balon sinoplastinin dokuları koruyan ve iyileşme sürecini hızlandıran bir yöntem olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Pata, 2005’te Amerika’da geliştirilen, Türkiye’de ise 2006’dan bu yana uygulanan bu tekniğin klasik ameliyatlarla aynı tedavi başarısına sahip olduğunu söyledi. </p>
<p>Prof. Dr. Pata, sözlerine şöyle devam etti: “Balon sinoplasti ameliyatında dokulara hiçbir zarar vermeden sinüs ağızlarını açıyoruz. Klasik cerrahilerle karşılaştırıldığında elde edilen sonuçların birbirine denk olduğunu görüyoruz. Ancak bu yöntemde doku bütünlüğü korunuyor ve kanama riski ortadan kalkıyor. Dolayısıyla sinüzit hastalıklarının cerrahi tedavisinde önemli bir alternatif olarak kullanılmaya devam ediyor” diye konuştu. </p>
<p><strong>DOĞRU HASTA SEÇİMİ ÖNEMLİ </strong></p>
<p>Balon sinoplastinin genellikle genel anestezi altında uygulandığını aktaran Prof. Dr. Pata, süreçle ilgili şu bilgileri aktardı: “Hastamız genel anestezi altında uyurken sinüs kanalının ağzını bulup balonu ilerletiyoruz. Balon tam sinüsün ağzına geldiğinde şişiriyoruz. Balon şiştiğinde o bölgedeki daralmış sinüs kanalı genişliyor ve sinüsün havalanması sağlanıyor. Sinüsün içine hava girince de kronik sinüzit haftalar içerisinde yavaş yavaş düzeliyor ve hastalık tamamen geçiyor.” </p>
<p>Her sinüzit hastasının bu yönteme uygun olmadığının altını çizen Prof. Dr. Pata, “Nadiren nazal polip dediğimiz oluşumlar olabilir; polipli kronik sinüzitli hastalarda balon sinoplasti tek başına sonuç vermez ama endoskopik sinüs cerrahisiyle birlikte kombine şekilde kullanılırsa sonuçlar çok daha iyi olur. Bunun dışındaki birçok hastada balon sinoplasti uygulanabilir” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>‘KANAMA RİSKİ OLAN HASTALARDA KULLANILABİLİYOR” </strong></p>
<p>“Balon sinoplastinin önemli kazanımlarından biri kanamasız bir yöntem olması” diyen Prof. Dr. Pata, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bazı hastalarda, kanaması zor duran ya da kanama hastalığı olan durumlar olabilir. Klasik ameliyatlarda bu hastaları takip etmek zordur cümlesi yerine bu hastaları standart cerrahi yöntemler ile ameliyat etmek zordur. Balon sinoplasti ise hiçbir yeri kesmediğimiz ve dokulara zarar vermediğimiz için kanamasız bir yöntemdir. Bu nedenle kanama riski olan hastalarda çok önemli kazanım sağlar.” </p>
<p><strong>“GÜNLÜK YAŞAMA HIZLI DÖNÜŞ SAĞLANABİLİYOR” </strong></p>
<p>İşlemin hasta konforu açısından önemli kazanımları olduğunu belirten Prof. Dr. Pata, “Kesme, kanatma, travma oluşturma gibi bir durum olmadığı için hastalar aynı gün taburcu oluyor. Çoğu kişi 3–5 saat içinde günlük aktivitelerine dönebiliyor” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“AYLARCA SÜREN BURUN TIKANIKLIĞINI BASİT NEZLE SANMAYIN” </strong></p>
<p>Uzun süreli tıkanıklığın farklı patolojilere işaret edebileceğini belirten Prof. Dr. Pata, “Burun kemiği eğriliği, alerji, sinüzit, polip hatta nadiren tümör gibi nedenler olabilir” dedi. Günümüzde sinüzit hastalığının artış gösterdiğini belirten Prof. Dr. Pata şöyle devam etti: “Hem kalabalık ortamlarda yaşamamız nedeniyle daha sık enfeksiyon geçiriyoruz hem de yaşam alanlarımız yapaylaştıkça alerjiler artıyor. Her iki durum da üst solunum yolları enfeksiyonu sıklığını artırıp sinüzit olmamıza ve zaman içerisinde sinüzitin kronikleşmesine yol açabilir. Sürekli dolgunluk, baş ağrısı, yorgunluk, nefes alamama ve bozuk uyku hayat konforunu ciddi şekilde azaltıyor. İş gücü kaybına neden oluyor. Sürekli ilaç kullanımı da ekonomik kayıp yaratıyor. Bu nedenle sinüzit mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık.”</p>
<p><strong>‘GÜNCEL TEDAVİLERLE YÜZDE YÜZE YAKIN BAŞARI SAĞLANIYOR’ </strong></p>
<p>Modern tedavi yöntemlerinin oldukça etkili olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yavuz Selim Pata, “Eskiden sinüzit ameliyat ile tedavi edilmez, edilemez yine tekrarlar diye bilinir ve kabul edilirdi. Günümüzde ise modern teşhis ve tedavi yöntemleri kullanılarak birçok hastalık gibi kronik sinüzitlerde başarı ile tedavi edilebilmektedir. Sinüzit ameliyatları iyi bir cerrah tarafından doğru yöntemler kullanılarak yapılır ise başarı oranı oldukça yüksektir. Doğru tanı ve doğru yöntemle sinüzit bir daha tekrarlamayacak şekilde tedavi edilebiliyor” ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanama-bozuklugu-olan-kisilerin-sinuzit-tedavisinde-de-kullanilabiliyor-599172">Kanama Bozukluğu Olan Kişilerin Sinüzit Tedavisinde de Kullanılabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KVKK Günü&#8217;nde Kişilerin ve Şirketlerin Veri Güvenliğini Korumasının Yolları</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kvkk-gununde-kisilerin-ve-sirketlerin-veri-guvenligini-korumasinin-yollari-449246</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2024 09:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[gününde]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliğini]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerin]]></category>
		<category><![CDATA[korumasının]]></category>
		<category><![CDATA[kvkk]]></category>
		<category><![CDATA[şirketlerin]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yolları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=449246</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kişisel verilerin korunması hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla, her yıl 7 Nisan’da kutlanan Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) Günü, kişilerin veri koruma hakkında daha bilinçli ve dikkatli olması gerektiğini hatırlatıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kvkk-gununde-kisilerin-ve-sirketlerin-veri-guvenligini-korumasinin-yollari-449246">KVKK Günü&#8217;nde Kişilerin ve Şirketlerin Veri Güvenliğini Korumasının Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>Kişisel verilerin korunması hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla, her yıl 7 Nisan’da kutlanan Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) Günü, kişilerin veri koruma hakkında daha bilinçli ve dikkatli olması gerektiğini hatırlatıyor. </span></strong></p>
<p><strong><span>Kişisel verileri korumanın, mahremiyet oluşturmakla birlikte internet güvenliği de sağladığını ifade eden</span></strong><span><span> <strong>Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu,</strong></span></span><span> <strong><span>şirketlere ve kullanıcılara verilere sahip çıkmalarının yollarını paylaşıyor.</span></strong></span></p>
<p><span><span>Modern dijital çağın en önemli konularından biri olan kişisel verilerin korunması, internetin ve dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte ciddi endişeleri de beraberinde getirdi. Her yıl 7 Nisan’da kutlanan Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) Günü, kişilerin dijital haklarını ve özgürlüklerini hangi kapsamlarda koruyabileceği hakkında farkındalık oluşturuyor. Kamuoyunu ve iş dünyasını bilinçlendirmeyi hedefleyen KVKK Günü, verilerin korunması konusundaki sorumluluklara ve yapılması gerekenlere dikkat çekiyor. Kişisel verilerin, açığa çıkmasının ya da ifşa edilmesinin, birey ve kurumlara itibar kaybı, güvenilirlik sorunları, özel hayatın mahremiyeti yaşatacağını aktaran <strong>Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, </strong>kişilere ve şirketlere verilere sahip çıkmalarının yollarını paylaşıyor</span></span></p>
<p><span><strong><span>Kişilerin Verilerini Korumasının 4 Yolu</span></strong></span></p>
<p><span><strong><span>1. Verilerinizi dikkatli paylaşın. </span></strong></span><span>Kendinize ya da çevrenize ait kişisel verileri paylaşırken dikkatli olun. Verinizin nerede ve ne şekilde, kimler tarafından görüntüleneceğine dikkat edin. Dijital hayatta attığınız her adımın izinin sürülebildiğini ve elbet bir gün karşınıza çıkacağını unutmayın.</span></p>
<p><span><strong><span>2. Verilerinizin gizliliğini ayarlayın. </span></strong></span><span>Web siteleri ve uygulamalardaki gizlilik ve güvenlik ayarlarını, bilgi paylaşımı için gizliliğe uygun seviyeye ayarlayın. Kullandığınız her cihaz, uygulama veya tarayıcı, bilgileri nasıl ve kiminle paylaşacağınızı sınırlamak için farklı özelliklere sahip olacaktır. Bu özellikleri kullanmanızda fayda var.</span></p>
<p><span><strong><span>3. Verileriniz üzerindeki hakların farkında olun ve verinize sahip çıkın. </span></strong></span><span>Kişisel verilerinizin güvenli bir şekilde saklanmadığına ya da izin vermediğiniz durumlarda kullanılıp kullanılmadığına dikkat edin. Aksi durumlarda yasanın size getirdiği haklardan faydalanmayı ve verinize sahip çıkmayı ertelemeyin.</span></p>
<p><span><strong><span>4. Uygulamalar üzerindeki verinize değer verin ve koruyun. </span></strong></span><span>Satın alma geçmişiniz veya konumunuz gibi kişisel bilgileri, kimin aldığı, uygulamalar ve web siteleri aracılığıyla nasıl toplandığı konusunda dikkatli olun. Kullanılmayan uygulamaları silmeyi, diğerlerini güncel tutmayı ve uygulama izinlerini gözden geçirmeyi unutmayın. </span></p>
<p><span><strong><span>Şirketlerin Verilerini Korumasının 5 Yolu</span></strong></span></p>
<p><span><strong><span>1. Gizliliğe en çok şirketler dikkat etmeli. </span></strong></span><span>Bireylerin, kişisel bilgilerini uygunsuz ve yetkisiz erişimden korumak için makul güvenlik önlemlerini şirketlerin alması önem taşıyor. KVKK ve GDPR özelinde şirketlerin karşılaşacakları yaptırımlar dışında, artık bu konu da bilinçli davranışlar sergilemesi şirketlerin itibarına da artılar katacaktır.</span></p>
<p><span><strong><span>2. Şeffaflığın güven yaratacağını unutmayın. </span></strong></span><span>Tüketicilerin kişisel bilgilerini nasıl topladığınız, kullandığınız ve paylaştığınız konusunda açık ve dürüst olun. Tüketicinin verilerinin nasıl kullanılmasını bekleyebileceğini düşünün ve varsayılan olarak bilgilerini korumak için gerekli adımları atın. </span></p>
<p><span><strong><span>3. İş ortaklarınıza ve aldığınız üçüncü taraf hizmetlere dikkat edin. </span></strong></span><span>Şirketiniz adına hizmet veren herkesin, tüketicilerinizin kişisel bilgilerini nasıl topladığı ve kullandığından da şirketinizin sorumlu olduğunu unutmayın.</span></p>
<p><span><strong><span>4. Veri sorumlunuzu tayin edin. </span></strong></span><span>KVKK dahilinde şirketinizde veri sorumlusu olması gerektiğini unutmayın. KVKK’nın getirdiği gerekliliklerden önemli bir adım olan VERBİS kaydını gerçekleştirmeyi unutmayın.</span></p>
<p><span><strong><span>5. KVKK uyumluluğunuzu tamamlayın. </span></strong></span><span>Kişisel verileri saklamak, korumak ve işleyebilmek için gerekli olan tüm hukuki ve teknik tedbirleri şirketlerin alması gerekiyor. İhtiyaç duyduğunuz gerekli adımların atılmaması karşılığında gerçekleşecek yaptırımlar konusunda geç kalmamak adına profesyonel destek almaktan kaçınmayın.</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kvkk-gununde-kisilerin-ve-sirketlerin-veri-guvenligini-korumasinin-yollari-449246">KVKK Günü&#8217;nde Kişilerin ve Şirketlerin Veri Güvenliğini Korumasının Yolları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Özveren: &#8220;Özellikle Riskli Grupta Yer Alan Kişilerin Kalp Krizi Riskini Önceden Tespit Etmek Mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-ozellikle-riskli-grupta-yer-alan-kisilerin-kalp-krizi-riskini-onceden-tespit-etmek-mumkun-444677</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2024 21:00:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[etmek]]></category>
		<category><![CDATA[grupta]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerin]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[önceden]]></category>
		<category><![CDATA[özellikle]]></category>
		<category><![CDATA[özveren]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[tespit]]></category>
		<category><![CDATA[yer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444677</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada ve Türkiye’de kalp krizi görülme sıklığı her geçen gün artıyor. Her yaş grubunda kalp krizi görülebildiğini söyleyen ve risk faktörleri hakkında açıklamalarda bulunan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Özveren, çene ile göbek arasındaki herhangi bir ağrının kalp krizi habercisi olabileceğini ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-ozellikle-riskli-grupta-yer-alan-kisilerin-kalp-krizi-riskini-onceden-tespit-etmek-mumkun-444677">Prof. Dr. Özveren: &#8220;Özellikle Riskli Grupta Yer Alan Kişilerin Kalp Krizi Riskini Önceden Tespit Etmek Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Dünyada ve Türkiye’de kalp krizi görülme sıklığı her geçen gün artıyor. Her yaş grubunda kalp krizi görülebildiğini söyleyen ve risk faktörleri hakkında açıklamalarda bulunan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Özveren, çene ile göbek arasındaki herhangi bir ağrının kalp krizi habercisi olabileceğini ifade etti. Soğuk havalar ve sabaha karşı saatlere de dikkat çeken ve uyarılarda bulunan Prof. Dr. Özveren, </em>özellikle risk faktörlerine sahip kişilerin bazı görüntüleme yöntemleriyle kalp krizi riskini önceden belirlemenin mümkün olduğunun bu sayede olası krizlerin de önün geçmenin mümkün olduğunun altının çizdi. </p>
<p> </p>
<p>Dünyada yaklaşık 300 milyondan fazla kalp hastası olduğunu ve 2 milyardan fazla kişinin ise kalp hastalığı riski taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Olcay Özveren, risk faktörleri ve tedavi yöntemlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye’deki istatistiklerin dünyadaki verilerle paralellik gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Özveren, “Dünyada ve Türkiye’de tüm yaşam kayıplarının yaklaşık yüzde 33’ünün kardiyovasküler hastalıklar kökenli olduğunu biliyoruz. Obezite, sedanter yaşam tarzı, sigara kullanımı, ailesinde kalp hastalığı hikayesi, diyabet varlığı kalp krizi risk faktörleri arasında yer alıyor. Kalp krizinden korunmak değiştirilebilir risk faktörlerini elemine etmek gerekiyor” uyarısında bulundu.</p>
<p>Özellikle risk faktörlerine sahip kişilerin bu konuda daha dikkatli olmaları gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Özveren, “Bu grupta yer alan kişilerde bazı görüntüleme yöntemleriyle kalp krizi riskini önceden belirlemenin mümkün olduğunun bu sayede olası krizlerin de önün geçmek mümkün olabiliyor” ifadesini kullandı. </p>
<p><strong>&#8220;TEK BAŞINA SİGARANIN BIRAKILMASI, RİSKİ YÜZDE 36’YA VARAN ORANDA AZALTIYOR&#8221;</strong></p>
<p>Sigara kullanımının kalp krizi risk faktörleri arasında büyük bir yeri olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Olcay Özveren, “Tek başına sigaranın bırakılması bile kalp krizi riskini yüzde 36’ya varan oranda azaltıyor. Yüksek kolesterol düzeyleri kalp krizi ve kalp damar hastalıkları riskini artıyor. Bunun tedavi edilmesi ve kolesterol düzeylerinin düşürülmesi de tek başına kalp krizi riskini azaltan faktörlerden bir tanesi. Diyabet varsa diyabet regülasyonu çok önemli. Yüksek kan şekeri, damar duvarında aterom plağının oluşmasına neden olur. Bu da kalp krizine giden yolda en belirgin durumlardan bir tanesidir. Bu durumun regüle edilmesi, kalp krizi riskini azaltan faktörler arasında yer alıyor. Egzersiz, kalp sağlığı açısından önem teşkil ediyor. Günlük 10-13 bin adım ya da 5 kilometre saat hızda günlük egzersiz yapılması da kalp krizi riskini azaltıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;10 BİN ADIM EFSANE DEĞİL&#8221;</strong></p>
<p>10 bin adımın bir efsane olmadığını söyleyen Prof. Dr. Özveren, “Yeni yapılan çalışmalarda bunun bir efsane olmadığı teyit edildi. Bir değer vermek gerekirse 5.2 kilometre saat hızla yapılan egzersizler, kalp damar hastalıkları ve kalp krizine giden yolda risk faktörlerini azaltıyor” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;KAS KÜTLESİNİ ARTIRMAYA YÖNELİK YOĞUN EGZERSİZLER KALP KRİZİ RİSKİNİ ARTIRIYOR&#8221;</strong></p>
<p>Yoğun egzersizin kalp krizine gidişatı artırdığını ifade eden Prof. Dr. Olcay Özveren, “Kalp krizi dediğimiz aslında kalp damarının tıkanmasıyla ortaya çıkan bir durum. Özellikle genç sporcularda yaşadığımız ani ölümlerle sonuçlanan durumlar, kalp damar hastalıkları dışındaki hastalık gruplarından kaynaklanıyor. Birtakım ritim problemleri veya kalp kasının kalınlaşmasıyla seyreden hipertrofik kardiyomiyopati dediğimiz hastalık kökenli oluyor. Dengeli beslenme ve düzenli egzersiz bu anlamda önem arz ediyor. Özellikle izotonik egzersizleri bu anlamda tavsiye ediyoruz. Yani kalp kasını kalınlaştırmaya yönelik değil de kas uzunluğunu artırmaya yönelik egzersizlerin yapılması gerekiyor. Bunlar; yüzme, koşu, hızlı yürüme, bisiklet sürme gibi egzersizler. Bu tür egzersizlerin kalp krizi riskini engellediğini biliyoruz. Ama ağırlık kaldırmayla yapılan kas kütlesini artırmaya yönelik egzersizler, kan basıncını yükseltiyor ve kalp krizine gidişatı artırıyor. Yapılan çalışmalarda bunları gözlemliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;HER YAŞTA GÖRÜLEBİLİR&#8221;</strong></p>
<p>Kalp krizinin her yaşta görülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Özveren, “18-75 yaş aralığında biz bunu daha çok görüyoruz. Genç popülasyonda kalp krizi vakalarını sıklıkla görmemizin nedenlerinden bir tanesi fast food kültürünün yaygınlaşması. İkincisi sigara ve tütün mamullerinin kullanımının artması. Son zamanlarda ise kovid enfeksiyonları da pıhtılaşma faktörlerini etkiledi. Bu durum da kalp krizi riskini ve kovide bağlı ölümlerdeki kalp krizi kökenli ölümlerin artmasına sebep oldu” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“SESSİZ BİR ŞEKİLDE KALP KRİZİ GEÇİRİLEBİLİR”</strong></p>
<p>Kalp krizi belirtilerinin geniş bir spektrumdan oluştuğunu ifade eden Prof. Dr. Olcay Özveren, “Bir tarafta ani ölüm dediğimiz durumla karşılaşıyoruz bir tarafta ise hasta aslında sessiz bir şekilde kalp krizi geçirebilir. Özellikle diyabetik hastalar ve ileri yaş gruplarında daha sık rastlanıyor. Bu tür hasta gruplarında kalp damarı tıkanabiliyor ama kişi bunu fark etmeyebiliyor. Farklı nedenlerle hekime başvurduğunda birtakım görüntüleme yöntemleri veya fizik muayene ile bu durumu saptayabiliyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>GÖĞÜSE, SIRTA, KOLLARA, OMUZLARA VE ÇENEYE YAYILAN AĞRILARA DİKKAT</strong></p>
<p>Hastalarda en sık göğüs ağrısı belirtisiyle karşılaştıklarını söyleyen Prof. Dr. Özveren, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çene ile göbek arasındaki herhangi bir yerdeki ağrı kalp krizi buluntusu olabilir. Bunu biz tanımlarken daha çok göğüs ön duvarında, sırta, kollara, omuzlara, çeneye, mide ve yemek borusu bölgesine yayılan ve yansıyan ağrılar ile saptıyoruz. En az 5 dakika kadar sürer. Çoğunlukla eforla artar, istirahatle geçer. Eğer böyle bir klinik bulgu varsa en yakın hekime başvurulmasında fayda var.”</p>
<p><strong>&#8220;YAPILMASI GEREKEN EN TEMEL ŞEY SAKİN KALMAK&#8221;</strong></p>
<p>“Kalp krizi durumuyla karşılaştığınızda yapılması gereken en temel şey sakin kalmaktır” diyen Prof. Dr. Olcay Özveren, “Çünkü stres, heyecan ve korku durumunda kalp hızlanıyor ve iş yükü artıyor. Bu anlamda kişiyi sakinleştirmek ve 112’ye başvurup ambulans çağırarak krizi yönetmek gerekiyor. Öte yandan elinizin altında bir aspirin var ise 300 miligram olacak şekilde hastaya uygulanabilir. Hastayı yatırıp ayaklarını kaldırmak veya öksürtme gibi manevraların bir karşılığı yok” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;KİŞİ BİR KEZ KALP KRİZİ GEÇİRDİYSE TEKRARLAMA İHTİMALİ ARTIYOR&#8221;</strong></p>
<p>İlk kez kalp krizi geçiren bir kişinin, seyreden 10 yıl içinde çok yüksek risk grubu içinde yer aldığını belirten Prof. Dr. Özveren, “Kalp krizi geçirdikten sonra tekrarlayan kalp krizi riski artıyor. İkinci veya üçüncü kalp krizi riskiyle karşılaşma ihtimali bu anlamda artıyor. Bir kez kalp krizi geçirdiyseniz veya kalp damarınızın tıkalı olduğu tespit edildiyse çok yüksek riskli grupta yer alıyorsunuz. Seyreden 10 yılda tekrar kalp krizi geçirme oranı neredeyse yüzde 30’lara varan oranda artabiliyor. Yani kalp krizi geçirmiş 10 hastadan 3’ünün 10 yıl içinde tekrar kalp krizi geçirme riski artıyor. Bunu önlemek için mevcut risk faktörlerini tedavi ederek minimize ediyoruz, tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmayabiliyor. Risk faktörlerini modifiye edip tedavi ederseniz kalp krizi geçirme oranı oldukça azalıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>SOĞUK HAVALAR VE SABAHA KARŞI SAATLERE DİKKAT</strong></p>
<p>Soğuk havalar ve sabaha karşı saatlere karşı da uyaran Prof. Dr. Özveren,  “Çalışmalarda ve klinik pratiklerde kış aylarında havanın soğumasıyla beraber özellikle vazospazm dediğimiz damarın büzüşme oranının arttığını görüyoruz. Bu da göğüs ağrısı semptomlarının oluşmasına ve haliyle kalp krizi riskinin artmasına neden oluyor. Hepimizin vücudunun bir sirkadiyen ritmi var. Sabaha karşı bu sirkadiyen ritimde nörohormanal dengenin değişmesinden dolayı kalp krizi riski daha da artıyor” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;STRES, EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİNDEN BİRİ&#8221;</strong></p>
<p>“Tek başına stres bile kalp krizine giden yolda minör risk faktörüdür” diyen Özveren, “Yoğun stres hem hormonal dengeyle alakalı sorunlar yaratabiliyor hem kalp hızının artmasına sebep olabiliyor hem de koroner damarlardaki vazomotor yanıtın değişmesine sebep oluyor. Dolayısıyla stres, kalp krizine giden yolda en önemli risk faktörlerinden biri” diye konuştu.</p>
<p><strong>“KALP KRİZİ BAŞKA HAASTALIKLARA DA YOL AÇABİLİYOR”</strong></p>
<p>Kalp krizinin kalple ilgili diğer hastalıklara da yol açabildiğini söyleyen Prof. Dr. Özveren, “Örneğin kalbin ön yüzüyle ilgili geçirilen kalp krizi ve kalp damar tıkanıklığı, ilerleyen dönemde tedavi edilmezse kalp yetersizliğine de sebep olabilir. Kalp krizi aynı zamanda kalp kapak hastalıklarının bir kısmının da sebeplerinden bir tanesi” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>&#8220;KALP KRİZİ RİSKİNİ ÖNCEDEN BELİRLEYEBİLİYORUZ&#8221;</strong></p>
<p>Kalp krizi risklerini belirlemeye yönelik uygulanan girişimlerden de söz eden Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özveren, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Teknolojinin gelişmesiyle görüntüleme yöntemlerinin daha kolay ulaşılabilir ve ucuz hale gelmesiyle beraber kalp krizi riskini önceden belirleyebiliyoruz. Özellikle tomografik anjiyografinin çok fazla kullanılmasıyla beraber damar hastalığının varlığı, neredeyse yüzde 100’e varan doğruluk oranlarıyla tespit edilebiliyor. Tabi bu da bizim kalp krizi riskini belirleyip önlememizde fayda sağlıyor. Tabi görüntüleme yöntemlerinin komplikasyon ve yan etki durumları da var. Radyasyon kullanılarak yapılan görüntüleme yöntemleri olduğu için herkese yapmıyoruz. Hastaları risk faktörlerine göre seçiyoruz. Örneğin diyabetik atipik göğüs ağrısı olanlar, yoğun sigara içenler, ailesinde hastalık geçmişi olanlar, 65 yaş altında kişiler gibi. Yaş önemli bir faktör. Çünkü 65 yaşın üzerinde özellikle koroner damarlarda kireçlenme fazla görüyoruz. Kalp damarındaki kireçlenme, tanı koymamızı zorlaştırıyor. Bu durumdaki kişilerde de nükleer tıp yöntemleri veya ilaçlı ekokardiyografik yöntemler veya kardiyak MR gibi yöntemler kullanılıyor. Son dönemlerde dünyadaki sağlık kılavuzlarında risk faktörleri bulunan kişilere yapılması yönünde gelişmeler yaşandığını da biliyoruz.”</p>
<p><strong>&#8220;RİSK FAKTÖRLERİNİ BELİRLEMEDE YAPAY ZEKA GÜNDEMDE&#8221;</strong></p>
<p>Risk faktörlerini belirlemede yapay zekanın da gündemde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Olcay Özveren, “Önümüzdeki 10 yıl içinde görüntüleme yöntemlerinin içerisinde yapay zekayı sıklıkla kullanabiliriz. Ama şimdi yapay zekayı kullanan donanımlı elektrokardiyografik yöntemler var. Bunlar da kalp krizi ve kalp damar tıkanıklığı riskini belirlemede kullanılıyor. Önümüzdeki süreçte yapay zekanın bu anlamda kullanımıyla çok sık karşılaşacağız” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-ozellikle-riskli-grupta-yer-alan-kisilerin-kalp-krizi-riskini-onceden-tespit-etmek-mumkun-444677">Prof. Dr. Özveren: &#8220;Özellikle Riskli Grupta Yer Alan Kişilerin Kalp Krizi Riskini Önceden Tespit Etmek Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekrem İmamoğlu: Kişilerin Değil; Kurumların Önde Olduğu Bir Memleket, Bir Şehir Hayal Ediyorum</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ekrem-imamoglu-kisilerin-degil-kurumlarin-onde-oldugu-bir-memleket-bir-sehir-hayal-ediyorum-368132</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 13:26:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[ediyorum]]></category>
		<category><![CDATA[ekrem]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[imamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerin]]></category>
		<category><![CDATA[kurumların]]></category>
		<category><![CDATA[memleket]]></category>
		<category><![CDATA[olduğu]]></category>
		<category><![CDATA[önde]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368132</guid>

					<description><![CDATA[<p>İBB’nin köklü kurumu İSKİ, en büyük içme suyu tüneli projesi Kağıthane-Bahçelievler-Sefaköy İçme Suyu Tüneli’ndeki çalışmalarında yüzde 65’lik ilerleme seviyesine ulaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekrem-imamoglu-kisilerin-degil-kurumlarin-onde-oldugu-bir-memleket-bir-sehir-hayal-ediyorum-368132">Ekrem İmamoğlu: Kişilerin Değil; Kurumların Önde Olduğu Bir Memleket, Bir Şehir Hayal Ediyorum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İBB’nin köklü kurumu İSKİ, en büyük içme suyu tüneli projesi Kağıthane-Bahçelievler-Sefaköy İçme Suyu Tüneli’ndeki çalışmalarında yüzde 65’lik ilerleme seviyesine ulaştı.</strong></p>
<p><strong>Bugüne kadar 2,2 milyar liralık öz kaynak kullanılarak ilerleyen ve kazısız teknolojiyle gerçekleştirilen projede kullanılan TBM cihazı, İSKİ’nin Eyüpsultan Münzevi Terfi Merkezi’ne ulaştı. Merkezde incelemelerde bulunan Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İSKİ gibi bir kadim kurumun, yüzyıllar sürecek hizmetinin sadece bir zerresi kadar bir bölümüne hizmet eden insanlarız. Kişilerin önde değil; kurumların, kuralların ve kurumsallığın önde olduğu bir memleket, bir şehir hayal ediyorum. Bu hayalin gerçek olmasını da dileyerek, emeği geçen herkese teşekkür ederim” dedi. </strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) köklü kurumu İSKİ’nin en büyük içme suyu tüneli projesi Kağıthane-Bahçelievler-Sefaköy İçme Suyu Tüneli’nde çalışmalar son hızla devam ediyor. Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, tünelleri kazan TBM (Tünel Açma Makinesi) cihazının İSKİ’nin Eyüpsultan Münzevi Terfi Merkezi’ne ulaşması nedeniyle düzenlenen inceleme gezisine katıldı. </p>
<p><strong>İMAMOĞLU, BAŞA TARAFINDAN BİLGİLENDİRİLDİ</strong></p>
<p>İmamoğlu, inceleme gezisi sırasında İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa tarafından bilgilendirildi. “İstanbul’un günümüzde ve gelecekte artan su ihtiyacını karşılayacak, kuraklık döneminde sigorta görevi görecek olan Melen Suyu’nun İstanbul&#8217;un Avrupa yakasının iç ve batı kesimlerine ulaştırmak amacıyla yapımına başlanan projemizin çok önemli bir aşamasını tamamlamanın memnuniyetini yaşıyoruz” diyen Başa, “İstanbul&#8217;un nüfusunun büyük kısmı Avrupa yakasında ama su kaynaklarımızın çok önemli bir kısmı ise, Asya yakasında. 200 kilometre mesafeden Melen ve Yeşilçay regülatörlerinden her gün, İstanbul&#8217;un Cumhuriyet Arıtma Tesisi&#8217;ne suyumuzu alıyoruz. Burada arıttıktan sonra, yine kuzey tünelleriyle bu suyu Kağıthane&#8217;ye getiriyoruz. Ve oradan Avrupa&#8217;nın iç kesimlerine dağıtıyoruz. Dün itibarıyla mesela 1 milyon 272 bin metreküp suyu, biz, bu şekilde geçirmişiz. Fakat tabii bu su yetersiz. Özellikle Avrupa yakasındaki su kaynaklarımızda şu anda yaşadığımız kuraklıkta da bunu görüyoruz. Daha fazla suyu bizim iç kesimlere ulaştırmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p><strong>TÜNELLERİN UZUNLUĞU 20.6 KİLOMETRE OLACAK</strong></p>
<p>Projemizin ana amacını, “Melen&#8217;den gelen suyu, Kağıthane&#8217;ye getirdiğimiz suyu arıttıktan sonra, Avrupa tarafındaki birçok ilçemize ulaştırmak ve alternatif yeni bir kaynak oluşturmak” sözleriyle özetleyen Başa, “Bu noktada tünellerle gelen su, farklı noktalarda, özellikle üç önemli su depomuz olan, şu anda içinde bulunduğumuz Eyüpsultan Münzevi Depo, Bahçelievler Depo ve Sefaköy Depo ile bağlantı sağlanacak, yaklaşık 1,5 milyon metreküplük bir su aktarılacak. İstanbul&#8217;a İSKİ&#8217;nin günde 3 milyon metreküp civarında su verdiğimizi düşünürsek, neredeyse verdiğimiz suyun yarısı kadar bir suyu bu tünellerden aktarabileceğiz. Toplamda tünellerimizin uzunluğu, Kağıthane&#8217;den Bahçelievler&#8217;e kadar 20 bin 614 metre. Devasa tüneller bunlar. Yani 4 metre çapında beton bir tünelden bahsediyorum. Tabii bu beton tünelden su akmayacak. Bunun içerisine 3 metre çapında çelik borular döşeyerek, projeyi tamamlamış olacağız” bilgilerini paylaştı. </p>
<p><strong>“2018’DE BAŞLADI, 2019’DAN İTİBAREN HIZLANDI”</strong></p>
<p>Projenin 2018 yılı itibariyle başladığını aktaran Başa, şunları söyledi:</p>
<p>“Yer teslimi yapıldı. 2019’un Haziran ayı itibariyle proje, göreve gelmenizle beraber hızlandı. Ve şu ana kadar 13 bin 450 metrelik kısmını bitirmiş olduk. Yani toplam hattın yüzde 65’ini tamamlamış olduk Sayın Başkanım. Toplamda bugüne kadar, yüzde 43,5’luk bir parasal nakti gerçekleşmeye ulaştık. Yani kabaca, bugüne kadar başladığımız nokta itibariyle, yapılan işlerin yüzde 98,5’u, yeni dönemde yapılmış oldu. Ve hızla devam ediyoruz. Bugün itibariyle, Kağıthane-Münzevi arasındaki yaklaşık 7 kilometrelik kısmı tamamlamış oluyoruz. Biraz sonra talimatınızla makinemiz buradan çıkacak ve tünelimiz tamamlanmış olacak. Tabii beton tüneli tamamlamak yetmiyor, hemen biz arkasından özellikle ilk etap olarak bu kısmın iç borulama sistemine başlayacağız. Ve dolayısıyla ilk etapta bu kısmı açmış olacağız. Birçok ilçemiz etkileniyor. İçinde bulunduğumuz Eyüpsultan ilçemiz, Bayrampaşa, Fatih, Eyüp, Zeytinburnu ilçeleri öncelikle bu ilk etaptan yararlanmış olacak. Ama projenin tamamına baktığımızda, 9-10 civarında ilçemiz bu projeden yararlanmış olacağız.”</p>
<p><strong>“SU, KAĞITHANE’DEN SEFAKÖY’E TERFİ MERKEZİ OLMADAN ULAŞACAK”</strong></p>
<p>“Suyu getiriyoruz ama iç kesimlere ulaştırmakta sıkıntı yaşıyoruz” diyen Başa, “Boğaz’dan güney hatlarımızla getirdiğimiz suyu, Kennedy Caddesi&#8217;nden boru hatlarımız yetersiz olduğu için arzu ettiğimiz kadar ulaştıramıyoruz bu bölgelere. Bu proje bittiğinde, esasen Kennedy Caddesi&#8217;nin de bir alternatifi olacak ve buradan aşağı, Zeytinburnu tarafına doğru su vereceğimiz için, güneydeki sıkıntılı hatlarımıza da bağlı olmaktan kurtulmuş olacağız. Bu projemizin sağlayacağı bir avantajımız da Kağıthane&#8217;den aldığımız suyu, hiçbir şekilde terfi ettirmeden, tamamen cazibeli bir şekilde ve enerji kullanmadan ta Sefaköy&#8217;e kadar getirmiş olacağız. Böylece, İSKİ&#8217;nin enerji maliyetleri ve dolayısıyla toplam terfi ettirdiği suyu da önemli ölçüde düşürmüş olacağız. Projemizin devamını da arkadaşlar planlıyor. Biz, Küçükçekmece&#8217;yi de geçip, daha da Trakya tarafına doğru suyu götürmek için çalışıyoruz. Bu ana sistemi oluşturduktan sonra, arkadaşlarımız, buradaki depo bağlantıları ve ‘daha iç kesimlere kılçık şeklinde suyu nasıl ulaştırabiliriz’in de proje çalışmalarını ikinci etap itibariyle yapmış oluyorlar” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“KAZISIZ ÇALIŞIYORUZ, VATANDAŞLARIMIZIN HABERİ OLMUYOR”</strong></p>
<p>Güncel rakamlarla, şu an kadar 2,2 milyar tutarında bir harcamayı yeni dönemde yapmış olduklarının altını çizen Başa, tamamen öz kaynak kullanımıyla hareket ettiklerine vurgu yaptı. “Bereketli bütçe uygulamasının bir sonucunu burada görmüş oluyoruz” diyen Başa, bilgilendirme konuşmasını, “Kredi müracaatlarımız oldu, fakat maalesef şu ana kadar İller Bankası&#8217;ndan 1 lira alamadık. Tamamen İSKİ&#8217;nin öz kaynaklarıyla, yarattığı imkanlarla tamamladığımız bir projemiz. Belki İstanbul&#8217;un ve dolayısıyla Türkiye&#8217;nin en önemli içme suyu projelerinden bir tanesini bu şekilde devam etmiş oluyoruz. Bugün de çok önemli bir merhalesini birlikte açmış oluyoruz. Kazısız teknoloji olması çok önemli. İSKİ, son dönemde kazısız teknolojileri kullanıyor. Eğer biz bu tüneli tamamen yer üstünden yapmış olsaydık, vatandaşımızı çok büyük rahatsız edecektik. Şu ana kadar hiçbir trafik problemi yaşamadan, birçok hemşerimiz burada yapılan çalışmayı görmüyor. Dolayısıyla vatandaşımızı rahatsız etmeden, bugüne kadar bu imalatları yapmış ve devam etmiş olacağız” sözleriyle noktaladı. </p>
<p><strong>İMAMOĞLU’NDAN KURAKLIK UYARISI</strong></p>
<p>Projeyi, “Değerli bir hizmet, değerli bir proje” olarak niteleyen İmamoğlu, “İSKİ&#8217;ye bu hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyoruz. Şu anda çok stratejik bir kurumumuz İSKİ. Kuraklığı hep beraber görüyor ve yaşıyoruz. Her damla suyu çok titiz bir şekilde kullanmalı, harcamalı, her damla suyu da biriktirmeyi başarmalı; aynı zamanda tabii kesintisiz bir biçimde içme suyunu evlere ulaştırmalı. Deprem olsa dahi ulaştırmalı. Çok yönlü bir sürecin içindeyiz. Vatandaşlarımızın bu yoğun emeğin karşılığında, lütfen bir damla suyu bile harcarken titiz olmalarını diliyorum, istiyorum. Elbette ki yağmur, kar talep ediyoruz, dua ediyoruz ama şunu da biliyoruz ki; dünyamızı hızlı kirletiyoruz. Bu dünyanın dengesini bozan yine insanoğlu. Bu bağlamda hem iklim değişikliğiyle mücadelede kurallara uymak hem de her damla suyun değerini bilmek ve ona göre harcamak hem de buna göre altyapıyı yapmak kurumların, kişilerin, insanların sorumluluğu. Biz, bu sorumluluğu sonuna kadar taşıyacağız, taşımalıyız” diye konuştu.  </p>
<p><strong>“KURUMUN VE KURALLARIN KALICI OLDUĞU BİR MEKANİZMAYI BU ÜLKEDE VAR ETMELİYİZ”</strong></p>
<p>“İSKİ gibi bir kadim kurumun, yüzyıllar sürecek hizmetinin sadece bir zerresi kadar bir bölümüne hizmet eden insanlarız” İmamoğlu, şunları söyledi: </p>
<p>“Ben, Genel Müdürümüz, genel müdür yardımcılarımız, bütün çalışanlarımız bir parçasıyız. Yani emaneti alıp, emaneti devretmenin asil olduğu bir kurumun içindeyiz. Kurumun ve kuralların kalıcı olduğu bir mekanizmayı bu ülkede var etmeliyiz. Bu teknolojik, bu sistematik gelişimleri şehrin hizmetine sunmak elbette değerlidir. Ama bir mucize değildir. Yani bu teknolojiler vardır. Dünya ölçeğinde vardır. Dünya ölçeğinde başarıdır. Mühim olan, zamanlı finansıyla, yapımıyla bu işlerin hayata geçirilmesi meselesidir aklın, bilimin ışığında. İSKİ&#8217;ye nice başarılar diliyorum. Kurumumuza nice başarılar diliyorum. Kişilerin önde değil; kurumların, kuralların ve kurumsallığın önde olduğu bir memleket, bir şehir hayal ediyorum. Bu hayalin gerçek olmasını da dileyerek, emeği geçen herkese teşekkür ederim.”</p>
<p>İmamoğlu’nun konuşmasının ardından telsizle verdiği talimatla, Münzevi Terfi Merkezi’ne ulaşan TBM cihazı, söz konusu noktadaki son kazısını gerçekleştirdi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekrem-imamoglu-kisilerin-degil-kurumlarin-onde-oldugu-bir-memleket-bir-sehir-hayal-ediyorum-368132">Ekrem İmamoğlu: Kişilerin Değil; Kurumların Önde Olduğu Bir Memleket, Bir Şehir Hayal Ediyorum</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
