<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kilo | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kilo/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kilo</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Apr 2026 21:52:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kilo | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kilo</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Emine Kış, Anne Şehir&#8217;le kendini buldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/emine-kis-anne-sehirle-kendini-buldu-625248</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 21:52:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[buldu]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[emine]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[kendimi]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[şimdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625248</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kadınlara yönelik hayata geçirdiği Anne Şehir Merkezleri, sadece fiziksel değil duygusal ve sosyal anlamda da büyük değişimlere kapı aralıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emine-kis-anne-sehirle-kendini-buldu-625248">Emine Kış, Anne Şehir&#8217;le kendini buldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kadınlara yönelik hayata geçirdiği Anne Şehir Merkezleri, sadece fiziksel değil duygusal ve sosyal anlamda da büyük değişimlere kapı aralıyor. Gebze Gelincik Anne Şehir Merkezi’nde hizmet alan 50 yaşındaki emekli Emine Kış’ın hikâyesi ise bu dönüşümün en samimi örneklerinden biri oldu.</p>
<p><b>“İÇİMDEN RESMEN BİR ÇOCUK ÇIKTI”</b></p>
<p>Emine Hanım’ın hikâyesi, Anne Şehir Merkezleri’nin kadınlar için sadece bir hizmet noktası değil, aynı zamanda bir değişim ve umut alanı olduğunu da ortaya koyuyor. Sporla birlikte gelen değişimi anlatırken heyecanı her cümlesine yansıyan Emine Hanım, artık bambaşka bir enerjiye sahip olduğunu ifade ederek, “Ben buraya geldiğimde 96 kiloydum. Önceden iki merdiven çıkınca nefes nefese kalıyordum. Diyetisyenimin söylediklerine birebir uyarak 3,4 ay gibi bir sürede 96 kilodan 69-70 kiloya kadar düştüm. Hatta bir ayda 7 kilo verdiğim oldu. Gerçekten içimden bir çocuk çıktı. Şimdi koşuyorum, zor hareketleri yapmak istiyorum. Enerjim bitmiyor. Ailem bana ‘çocuk gibisin’ diyor.”</p>
<p><b> “SAĞLIĞIMA KAVUŞTUM, İLAÇLARI BIRAKTIM”</b></p>
<p>Kilo vermenin ötesinde sağlığına da kavuştuğunu vurgulayan Emine Hanım, eski alışkanlıklarını geride bıraktığını ve bunun hayatına büyük bir rahatlık getirdiğini belirtip, “Gece çok yemek yiyordum, canım isterse kalkıp yiyordum. Onu tamamen bıraktım. Tansiyon ve şeker ilacı kullanıyordum, onları da bıraktım. Mide yanmalarım geçti, bağırsak sorunlarım düzeldi. Yani sadece kilo vermedim, sağlığıma da kavuştum” dedi.</p>
<p><b>“ARTIK KENDİMİ İFADE EDEBİLİYORUM” </b></p>
<p>Emine Hanım’a Anne Şehir’in en büyük katkılarından biri de özgüven kazanması olmuş. Emine Kış, özellikle kitap kulübüyle birlikte kendini ifade etmeyi öğrendiğini şu sözlerle anlattı; “Ben konuşamazdım, iki kelimeyi bir araya getiremezdim. Okumam yazmam da çok iyi değildi, insanlar güler diye korkuyordum. Ama Deniz hocam bana ‘Sen yaparsın’ dedi. Başladım ve gördüm ki kendimi ifade edebiliyorum. Şimdi rahat rahat konuşuyorum.”</p>
<p><b>“ESKİDEN KİMSEYE SARILAMAZDIM”</b></p>
<p>Yıllarca insanlara mesafeli yaşadığını ancak bu duvarları Anne Şehir’de yıktığını dile getiren Emine Hanım, “Kimseye güvenemezdim, kendimi hep geri çekerdim. Hatta sarılamazdım kimseye. Ama burada onu aştım. Şimdi insanlara sarılabiliyorum. Arkadaş ortamım oldu. 3 yıldır geziyorum, sosyal oldum. Kendimi değerli hissediyorum.”<b> </b></p>
<p><b>“HOCALARIM ARKAMDA BİR DAĞ OLDU”</b></p>
<p>Merkezde aldığı desteklerin sadece hizmet değil, aynı zamanda bir gönül bağı olduğunu vurgulayan Emine Hanım, duygusal anlarını ise şöyle aktarıyor: “Spor, diyetisyen, psikolog… Hepsinden faydalandım. Ama en önemlisi gördüğüm ilgi ve sevgiydi. Çok zor zamanlarım oldu, maddi manevi destek oldular. Bir gün çok kötüydüm, Deniz hocamla konuştum, bana öyle moral verdi ki sanki arkamda bir dağ varmış gibi hissettim.”</p>
<p><b>“ÖNCEDEN BİTSİN DERKEN ŞİMDİ BAŞLASIN DİYORUM”</b></p>
<p>İlk geldiği günlerde sadece zaman geçirmek için katıldığı merkezin bugün hayatının vazgeçilmezi olduğunu söyleyen Emine Hanım, yaşantısındaki değişimi tek cümleyle özetliyor: “İlk geldiğimde ‘bitsin gideyim’ diyordum. Şimdi ‘bir an önce başlasın’ diyorum. Hatta ‘bir saat daha olsa yine yaparım’ diyorum. İyi ki gelmişim, burası iyi ki var.”</p>
<p><b>TEŞEKKÜR VE VEFA MESAJI</b></p>
<p>Hayatındaki bu büyük değişim için emeği geçenlere teşekkür eden Emine Hanım, duygularını şu sözlerle tamamladı: “Bu imkânları bize sunan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyükakın’a, Daire Başkanımız Nagehan Malkoç’a ve tüm hocalarımıza gönülden teşekkür ederim. Hepsi çok değerli. Onlar sayesinde kendimi buldum.”</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emine-kis-anne-sehirle-kendini-buldu-625248">Emine Kış, Anne Şehir&#8217;le kendini buldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenişehir dönüştürüyor, doğa kazanıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenisehir-donusturuyor-doga-kazaniyor-624405</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 11:42:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[1 Milyon]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[ayrı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[dönüştü]]></category>
		<category><![CDATA[dönüştürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[kazanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Atık]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624405</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sürdürülebilir bir çevre ve temiz bir gelecek hedefiyle yürüttüğü çalışmalar kapsamında 10 farklı hizmet binasında kurduğu Sıfır Atık Yönetim Sistemi ile ‘Sıfır Atık Belgesi’ almaya hak kazanan Mersin Yenişehir Belediyesi, 2025 yılında 1 milyon 300 bin 182 kilo atığı geri dönüşüme kazandırarak dev bir çevre operasyonuna imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehir-donusturuyor-doga-kazaniyor-624405">Yenişehir dönüştürüyor, doğa kazanıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span>Sürdürülebilir bir çevre ve temiz bir gelecek hedefiyle yürüttüğü çalışmalar kapsamında 10 farklı hizmet binasında kurduğu Sıfır Atık Yönetim Sistemi ile ‘Sıfır Atık Belgesi’ almaya hak kazanan Mersin Yenişehir Belediyesi, 2025 yılında 1 milyon 300 bin 182 kilo atığı geri dönüşüme kazandırarak dev bir çevre operasyonuna imza attı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atık üretimini azaltmayı ve geri dönüşümü yaygınlaştırmayı hedefleyen Yenişehir Belediyesi, bu alandaki çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü; bu kapsamda; ana hizmet binası başta olmak üzere Atatürk Kültür Merkezi, Özgecan Aslan Gençlik Merkezi, aşevi, öğrenci yurdu ve eğitim merkezlerinin de aralarında bulunduğu toplam 10 hizmet binasında &#8216;Sıfır Atık Yönetim Sistemi&#8217;ni başarıyla hayata geçirerek sıfır atık belgesi aldı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>1 MİLYON 300 BİN 182 KİLO ATIK GELECEĞE DÖNÜŞTÜ</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İlçe genelinde atıkların kaynağında ayrı toplanması ve geri dönüşüm süreçlerinin etkinliğinin artırılması amacıyla kurulan Atık Getirme Merkezi de önemli bir işlev üstleniyor. Merkez aracılığıyla geri kazanılabilir atıklar ile özel nitelikli atıklar mevzuata uygun şekilde toplanıp, geçici olarak depolanıyor ve lisanslı tesislere sevk ediliyor. Süreç boyunca atıkların takibi ve kayıt altına alınması da düzenli olarak gerçekleştiriliyor. Çalışmalar kapsamında 1 milyon 10 bin 281 kilogram karışık ambalaj atığı, 288 bin 100 kilogram tekstil atığı ve bin 801 kilogram bitkisel atık yağ geri dönüştürülürken; tehlikeli ve özel nitelikli atıklar da lisanslı firmalara gönderilerek bertaraf edildi. Toplamda 1 milyon 310 bin 550 kilogram atığın çevreye zarar vermesi önlenmiş oldu. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Çevre Mühendisi Zeynep Karabulut, vatandaşlara atık ayrışımı için çağrıda bulunarak, günlük hayatta ortaya çıkan pek çok atığın geri dönüştürülerek yeniden kullanım imkânı bulduğuna dikkat çekti. Plastik, metal ve cam ambalajların yanı sıra ahşap ve tekstil ürünleri, piller, elektronik atıklar, evsel ilaç atıkları, bitkisel yağlar, hacimli atıklar ve kullanım ömrünü tamamlamış lastiklerin ayrı şekilde toplanmasının, çevre kirliliğinin önüne geçilmesinde hayati rol oynadığını kaydeden Karabulut, “Bu atıklar, kurmuş olduğumuz Atık Getirme Merkezinde güvenli şekilde depolanıyor. Vatandaşlarımız diledikleri takdirde atıklarını doğrudan merkeze teslim edebilirler. Ayrıca 444 33 54 numaralı Belediye Talep Hattı’nı arayarak konuyla ilgili detaylı bilgi alabilirler.” ifadelerini kullandı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>BAŞKAN ÖZYİĞİT: “GELECEK NESİLLER İÇİN AYRIŞTIR, DÖNÜŞTÜR, KAZAN!”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Konuya ilişkin konuşan Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, “Göreve geldiğimiz günden bu yana doğamızı korumayı ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir kent bırakmayı önceliğimiz olarak gördük. Bu kapsamda belediyemize bağlı 10 farklı hizmet binasında kurduğumuz Sıfır Atık Yönetim Sistemi ile ‘Sıfır Atık Belgesi’ almaya hak kazandık. Bu bizim için sadece bir belge değil, aynı zamanda çevreye olan sorumluluğumuzun somut bir göstergesidir. 2025 yılı içerisinde 1 milyondan fazla ambalaj atığını, on binlerce kilogram tekstil atığını ve bitkisel atık yağı yeniden ekonomiye kazandırarak hem çevre kirliliğini önledik hem de ülke ekonomisine katkı sağladık. Bununla birlikte tehlikeli ve özel nitelikli atıkları da lisanslı tesislere göndererek doğaya zarar vermesinin önüne geçtik. Atık Getirme Merkezimiz, atıkların mevzuata uygun şekilde takibini yaparken; bir yandan da okul öncesi çocuklarımızdan yetişkinlerimize kadar her yaş grubuna eğitimler veriyoruz. Çünkü biliyoruz ki; gerçek dönüşüm önce zihinlerde başlar. Vatandaşlarımıza da “Gelecek nesiller için ayrıştır, dönüştür, kazan” diyoruz. Daha temiz bir Yenişehir, daha yeşil bir gelecek için durmadan çalışmaya devam edeceğiz.” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehir-donusturuyor-doga-kazaniyor-624405">Yenişehir dönüştürüyor, doğa kazanıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özellikle karın bölgesinde hızlı yağlanma varsa, gecikmeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ozellikle-karin-bolgesinde-hizli-yaglanma-varsa-gecikmeyin-622959</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 08:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gecikmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[insülin]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Artışı]]></category>
		<category><![CDATA[Kortizol]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[özellikle]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[varsa]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[Yağlanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622959</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kilo vermeye çalışırken bazen hiç beklenmedik bir tabloyla karşılaşabiliyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozellikle-karin-bolgesinde-hizli-yaglanma-varsa-gecikmeyin-622959">Özellikle karın bölgesinde hızlı yağlanma varsa, gecikmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kilo vermeye çalışırken bazen hiç beklenmedik bir tabloyla karşılaşabiliyoruz.  Daha az yeriz, daha çok hareket ederiz ama tartı ibresinde bir değişim olmaz. Üstelik, bazen canımızı daha da sıkan bir şey olur; her zamankinden az yediğimiz halde kilo alırız. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr.</strong> <strong>Adnan Batman, </strong>bu durumun çoğu zaman hatalı beslenme ve yaşam alışkanlıklarımızdan kaynaklandığını belirterek, “Diyet sürecinde kalori hesabı yapmamak, az yenilmesine rağmen kilo alınmasının en yaygın sebeplerinden biridir. Ancak, kilo alınmasının nedeni sadece beslenme hataları değildir. Vücudumuz bazen kronik strese, hareketsizliğe ve uyku bozukluğu gibi etkenlere karşı kendini korumaya alır ve yağ depolamaya yönelir. Bu nedenle az yemek her zaman çözüm olmayabilir” diyor. <strong>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Adnan Batman,</strong> ancak kilo artışının hormonal veya metabolik hastalıklardan da kaynaklanabildiğini vurgulayarak, “Özellikle kısa sürede ve karın çevresinde belirgin kilo artışı varsa, metabolik veya hormonal sebeplerin araştırılması son derece önemlidir” ifadelerini kullanıyor. <strong>Doç. Dr. Adnan Batman</strong>,  az yemeye rağmen kilo artışına yol açabilen 10 etkeni anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Hatalı diyetler</strong></p>
<p>Az yenilmesine rağmen kilo alımının en önemli sebeplerinden biri, diyet sürecinde kalori hesabı yapılmamasıdır. Bu durum farkında olmadan ihtiyaçtan fazla enerji alınmasına yol açabiliyor. Ayrıca, şok diyetler de kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlasalar da metabolizmayı yavaşlatabiliyor ve kas kaybına neden olarak kilo alımını kolaylaştırıyor. </p>
<p><strong>Yetersiz ve kalitesiz uyku</strong></p>
<p>Yetersiz ve kalitesiz uyku, az beslenilmesine rağmen kilo artışının önemli nedenlerinden birini oluşturuyor. Doç. Dr. Adnan Batman, beş saatin altında uyuyan kişilerde obezite riskinin yüzde 50 oranına kadar artabildiğine işaret ederek, şu bilgileri paylaşıyor: “Gece geç uyumak melatonin ve kortizol dengesini bozar. Bu durum insülin duyarlılığını azaltır ve vücudu yağ depolamaya daha yatkın hale getirir. Aynı zamanda kortizolün<strong> </strong>salınımını yükselterek karın çevresinde yağlanmayı artırır.  Dolayısıyla melatonin hormonunun yükseldiği 22:00-23:00 saatleri arasında uyku moduna geçilmesi son derece önemlidir.”</p>
<p><strong>Kronik stres </strong></p>
<p>Kronik stres altında vücut daha fazla kortizol hormonu salgılıyor. Bu hormon uzun süre yüksek düzeyde kaldığında metabolizma hızını düşürüyor. Ayrıca, kan şekerini yükselterek insülin seviyesinin de artmasına neden olabiliyor; bu durum yağ depolanmasını kolaylaştırıyor. Kronik stres altında olan kişiler az yeseler bile yağ depolamaya daha yatkın hale gelebiliyor. Doç. Dr. Adnan Batman,<strong> </strong>  stres hormonu kortizol yüksekliğinin özellikle karın bölgesinde yağ dokusunu artırdığını belirterek, “Karın bölgesi kortizole daha duyarlı olduğu için yağ yakımı burada daha fazla belirginleşmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Kas kütlesinde azalma</strong></p>
<p>Kas kaybı 35 yaş sonrasında yavaş ama sürekli bir şekilde ilerliyor. Kas dokusunun metabolik olarak aktif olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Adnan Batman, “Kas kütlesi azaldıkça bazal metabolizma hızı da düşmektedir. Bu durum, aynı miktarda beslenmeye devam edilse bile vücudun daha az enerji harcamasına ve zamanla yağ oranının artmasına neden olabilmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Hareketsiz yaşam</strong></p>
<p>Sadece spor yapmak değil, gün içindeki toplam hareket miktarı da enerji harcamasını belirliyor. Masa başında çalışma ve uzun süre oturma gibi alışkanlıklarda günlük enerji harcaması ciddi şekilde azalıyor. Bu durumda kişi az besin tüketse bile harcanan enerji daha düşük olduğu için kilo artışı görülebiliyor. Düzenli günlük hareket, metabolizmanın daha aktif kalmasına yardımcı oluyor ve kilo kontrolünü destekliyor.</p>
<p><strong>Perimenopoz / Menopoz</strong></p>
<p>Perimenopoz ve menopoz dönemlerinde östrojen seviyesinin azalması metabolizmanın yavaşlamasına neden olabiliyor. Dolayısıyla az yenilse bile metabolizma daha yavaş çalıştığı için kilo alınabiliyor. Bu hormon değişimi vücudun yağı özellikle karın bölgesinde depolama eğilimini artırıyor. </p>
<p><strong>Tiroit yetmezliği (Hipotiroidi) </strong></p>
<p>Metabolizmamızı düzenleyen tiroit hormonlarının eksikliğinde bazal enerji harcaması düşüyor ve sıvı tutulumu gelişebiliyor. Genellikle 2–4 kilo civarında kilo artışı yaşanırken beraberinde halsizlik, üşüme ve kabızlık gibi sorunlar da görülebiliyor. </p>
<p><strong>Cushing sendromu </strong></p>
<p>Cushing sendromu, vücudun uzun süre yüksek miktarda kortizol hormonuna maruz kalmasıyla oluşan bir hastalık. Kortizol yüksekliği özellikle karın bölgesi, ense ve yüzde yağ birikimine yol açıyor. Yüz yuvarlaklaşıyor, cilt inceliyor ve morarmalar gelişebiliyor. Doç. Dr. Adnan Batman, hızlı ve bölgesel kilo artışında Cushing sendromunun mutlaka akla gelmesi gerektiğine işaret ediyor. </p>
<p><strong>İnsülin direnci </strong></p>
<p>İnsülin direncinde hücreler kan şekerini dengelemek için daha fazla insülin salgılıyor. İnsülin, glikozu hücrelere taşıma ve fazla enerjiyi yağ olarak depolama sinyali veren bir hormon. Kan şekeri normal olsa bile yüksek insülin nedeniyle vücut yağ depolamaya daha yatkın hale geliyor ve yağ yakımı zorlaşabiliyor. Kilo artışı özellikle karın bölgesinde görülüyor. </p>
<p><strong>Polikistik over sendromu</strong></p>
<p>Polikistik over sendromu olan kadınlarda androjen artışı ile insülin direnci birlikte görülebiliyor.  Bunun sonucunda az yenilmesine rağmen kilo artışı yaşanabiliyor. Ayrıca adet düzensizliği, tüylenme ve akne gibi sorunlar da gelişebiliyor.</p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;kutu bilgisi &#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p><strong>Kilo artışına karşı 5 etkili öneri!</strong></p>
<ul>
<li>Gerçek kalori alımınızı objektif olarak belirleyin. </li>
<li>Uyku sürenizi 7–8 saate çıkarın.</li>
<li> Haftada en az 3 gün direnç egzersizi yaparak, kas kütlenizi koruyun.</li>
<li>Tiroit, insülin ve kortizol gibi temel hormon değerlendirmesi yaptırın. </li>
<li> Kilonuzu ve bel çevrenizi düzenli olarak ölçün.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozellikle-karin-bolgesinde-hizli-yaglanma-varsa-gecikmeyin-622959">Özellikle karın bölgesinde hızlı yağlanma varsa, gecikmeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıflama ilaçları doğru kişilerde etkili oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayiflama-ilaclari-dogru-kisilerde-etkili-oluyor-620656</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:03:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[Glp-1]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Kişilerde]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kilo vermekte zorlanan birçok kişi son dönemde gündeme gelen yeni nesil zayıflama ilaçlarını merak ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-ilaclari-dogru-kisilerde-etkili-oluyor-620656">Zayıflama ilaçları doğru kişilerde etkili oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kilo vermekte zorlanan birçok kişi son dönemde gündeme gelen yeni nesil zayıflama ilaçlarını merak ediyor. İştahta azalma ve kilo kaybını destekleyen bu ilaçların herkes için uygun bir tedavi yöntemi olmadığını dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlhan Tarkun, “GLP-1 reseptör agonistleri kilo kaybını destekleyen etkili ilaçlar arasında yer alıyor ancak bu tedaviler herkese uygulanabilecek standart bir çözüm olarak görülmemeli. Söz konusu ilaçlar genellikle fazla kilolarından diyet veya egzersiz gibi yaşam tarzı değişikliklerine rağmen kurtulamayan kişilerde gündeme gelmeli” şeklinde konuştu.</strong></p>
<p>Vücudumuzda GLP-1 adı verilen bir hormon bulunur. Yemek sonrası salgılanan bu hormon tokluk hissini artırır, mide boşalmasını yavaşlatır ve kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur. GLP-1 tedavilerinin bu hormonun etkisini taklit eden ilaçlar olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlhan Tarkun, “Vücut kitle indeksi 30 kg/m² ve üzerinde olan, diyet, egzersiz ve davranış değişikliğine rağmen hedeflenen kilo kaybını sağlayamayan kişiler GLP-1 tedavileri için uygun adaylar arasında yer alır. Bunun yanı sıra vücut kitle indeksi 27 kg/m² ve üzerinde olup tip 2 diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, koroner arter hastalığı, uyku apnesi ya da prediyabet gibi obeziteyle ilişkili ek sağlık sorunları bulunan kişilerde de bu tedaviler önemli bir seçenek olarak değerlendirilir” dedi.</p>
<p><strong>Kalıcı sonuç için yaşam tarzı değişikliği önemli</strong></p>
<p>GLP-1 tedavileriyle ilgili iki yılı aşan izlem çalışmalarının önemli sonuçlar ortaya koyduğunu açıklayan Tarkun, “Bu tedavilerle sürdürülebilir kilo kaybının yanı sıra kalp ve damar sağlığıyla ilgili risklerde azalma, böbrek fonksiyonlarında iyileşme ve prediyabetin gerilemesi gibi olumlu sonuçlar elde edilebiliyor. Ayrıca yağlı karaciğer, kolesterol dengesizlikleri, uyku apnesi ve kalp yetmezliği gibi obeziteyle ilişkili bazı sağlık sorunlarında da iyileşmeler görülebiliyor. Ancak bu kazanımların korunabilmesi için tedavinin mutlaka sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite gibi sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklenmesi gerekiyor. İlaç bırakıldıktan sonra eski alışkanlıklara dönüldüğünde kilo artışı ve metabolik sorunlar yeniden ortaya çıkabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Sadece kilo değil metabolik riskler de değerlendirilmeli</strong></p>
<p>Obezite tedavisinde asıl hedefin yalnızca kilo vermek olmadığını vurgulayan Tarkun, “Tedavinin önceliği kardiyometabolik riskleri azaltmak, insülin direncini iyileştirmek, organ fonksiyonlarını korumak ve yaşam kalitesini artırmaktır. Aynı zamanda GLP-1 tedavileriyle cerrahi seçenekler arasında karar verilirken sadece tartıdaki rakamlar değil; metabolik göstergeler, eşlik eden hastalıklar, fazla kilonun oluşturduğu fiziksel yük ve kişinin genel yaşam durumu birlikte değerlendirilir. Çoğu zaman metabolik riskler, fazla kilodan daha belirleyici bir rol oynayabilir” dedi.</p>
<p><strong>Cerrahi ve ilaç tedavileri birbirini tamamlayan yöntemler olacak</strong></p>
<p>Önümüzdeki yıllarda obezite tedavisine yaklaşımın değişmesinin beklendiğini ifade eden Tarkun, “Önümüzdeki yıllarda obezite tedavi kılavuzlarının daha fazla kardiyometabolik risk odaklı hale gelmesi bekleniyor. Yani tek bir hormonu değil, birden fazla metabolik yolu hedefleyen yeni ilaçlar, kombinasyon tedaviler ve daha uzun vadeli idame modelleri öne çıkacak. Cerrahi ise daha seçici ve stratejik bir konuma evrilecek. Vücut kitle endeksi yüksek olan, ilaç tedavisine yanıt vermeyen ya da ilaca erişimde sorun yaşayan hastalarda cerrahi önemini koruyacak. Ayrıca cerrahi ve ilaç tedavileri, rakip değil doğru hastada birbirini tamamlayan yöntemler olarak birlikte kullanılacak” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-ilaclari-dogru-kisilerde-etkili-oluyor-620656">Zayıflama ilaçları doğru kişilerde etkili oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baş Ağrınızın Sebebi Fazla Kilolarınız Olabilir mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bas-agrinizin-sebebi-fazla-kilolariniz-olabilir-mi-619084</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 07:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrınızın]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Baş Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kilolarınız]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baş ağrınızın nedeninin fazla kilolarınızın olabileceğini hiç düşündünüz mü? Fazla kilo yalnızca estetik bir sorun değil; beyni, hormon dengesini ve ağrı mekanizmalarını etkileyen ciddi bir sağlık problemi olarak ifade ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrinizin-sebebi-fazla-kilolariniz-olabilir-mi-619084">Baş Ağrınızın Sebebi Fazla Kilolarınız Olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baş ağrınızın nedeninin fazla kilolarınızın olabileceğini hiç düşündünüz mü? Fazla kilo yalnızca estetik bir sorun değil; beyni, hormon dengesini ve ağrı mekanizmalarını etkileyen ciddi bir sağlık problemi olarak ifade ediliyor. Bu nedenle sağlıklı kilo kaybı; daha az baş ağrısı, daha kaliteli bir yaşam ve artan bir enerji anlamına geliyor. İşte tam da bu noktada, kilo kontrolünün yalnızca bir görünüm meselesi olmadığı; bütüncül bir sağlık kazanımı sunduğu gerçeği öne çıkıyor. Obezite cerrahisi sonrasında yalnızca kilo kaybı sağlanmakla kalmıyor; hormon dengesi düzenleniyor, hareket kapasitesi artıyor ve enerji seviyesi yükseliyor. Özellikle migren sorunu yaşayan hastalarda baş ağrıları belirgin şekilde hafifliyor, atakların sıklığı ve şiddeti azalıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Vahit Mutlu, obezite cerrahisi sonrası baş ağrısı ve migren ataklarındaki iyileşmelere değinerek bariatrik cerrahi hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Obezite ameliyatı sadece tartıyı değil yaşam kalitesini de değiştiriyor</strong></p>
<p>Obezite yalnızca fazla kilo anlamına gelmez. Aynı zamanda diyabet, tansiyon, eklem ağrıları, nefes darlığı ve özgüven kaybı gibi birçok sorunu da beraberinde getirir. Laparoskopik tüp mide ameliyatı (sleeve gastrektomi), günümüzde obezite tedavisinde en sık uygulanan yöntemlerden biridir. Ancak bu ameliyatın etkisi sadece kilo kaybı ile sınırlı değildir.</p>
<p>Yapılan bilimsel çalışmalara bakıldığında tüp mide ameliyatı sonrası hastalar ciddi oranda kilo vermekte, kan şekeri ve tansiyon değerlerinde düzelme görülmekte, günlük hareket kapasitesi artmakta, eklem ve bel ağrıları azalmakta, kişinin özgüveni ve sosyal yaşamı olumlu yönde değişmektedir. Kısacası obezite ameliyatı ise sadece kilo verdiremez; hayat kalitesini artırır, hastalık riskini azaltır ve kişinin kendine olan güvenini yeniden kazandırır.</p>
<p><strong>Obezite cerrahisi neden bu kadar etkili?</strong></p>
<p>Tüp mide ameliyatı ile mide hacmi küçültülür. Bu sayede kişi daha az yemekle doyar. Aynı zamanda iştah hormonu olarak bilinen ghrelin hormonunda azalma olur. Bu da açlık hissinin kontrol altına alınmasına yardımcı olur. Obezite cerrahisi bir “mucize” değil, bir tedavi aracıdır. Başarılı sonuç için doğru hasta seçimi, düzenli doktor kontrolleri, beslenme kurallarına uyum ve aktif bir yaşam tarzı oldukça önemlidir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Kilo verince migren azalır mı?</strong></p>
<p>Baş ağrısı hayatımızın bir döneminde neredeyse hepimizin yaşadığı bir sorundur. Ancak bazı kişiler için bu ağrılar sadece “ara sıra” değil; haftalarca, aylarca hatta yıllarca süren bir mücadele haline gelmiştir. Özellikle migren hastaları için yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenmektedir. Peki fazla kilo ile baş ağrısı arasında bir bağlantı var mı? Bilimsel veriler bu bağlantıya dikkat çekmektedir.</p>
<p>Obezite; vücutta iltihabi süreçleri artırabilir, hormon dengesini etkileyebilir ve beyindeki ağrı mekanizmalarını hassaslaştırabilir. Araştırmalar, özellikle genç kadınlarda obezite ile migren arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Fazla kilo arttıkça migren görülme sıklığı artabilmekte, ataklar daha şiddetli olmakta, ağrılar kronikleşmektedir.</p>
<p><strong>Obezite cerrahisi sonrası baş ağrısında iyileşme oranı yüksek</strong></p>
<p>Obezite cerrahisi yalnızca kilo vermek için yapılan bir işlem değildir. Diyabet, tansiyon, uyku apnesi gibi birçok hastalıkta iyileşme sağladığı gibi, bazı hastalarda baş ağrısında da ciddi rahatlama sağlayabiliyor. Elbette her baş ağrısı kilo ile ilişkili değildir. Ancak; vücut kitle indeksi yüksek, kronik ve şiddetli migreni olan, hayat kalitesi ciddi şekilde düşmüş hastalarda</p>
<p>kilo kontrolü ve gerekirse cerrahi tedavi, multidisipliner bir yaklaşımla değerlendirilebilir.</p>
<p> </p>
<p>Yapılan çalışmalarda obezite cerrahisi geçiren hastalar incelendi. Özellikle migreni olan hastalarda ameliyat sonrası baş ağrısının şiddetinin belirgin şekilde azaldığı kaydedildi. Günlük hayatı etkileme düzeyi düştü ve ağrı süresi kısaldı. Bazı hastalarda ise atak sıklığında da azalma görüldü. Migren hastalarında iyileşme, gerilim tipi baş ağrısına göre daha belirgindi. Kısacası, kilo kaybı sadece tartıdaki rakamı değil, ağrının hayat üzerindeki yükünü de azaltabilmektedir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bas-agrinizin-sebebi-fazla-kilolariniz-olabilir-mi-619084">Baş Ağrınızın Sebebi Fazla Kilolarınız Olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıflama tedavisinde beslenme alışkanlıkları değişmezse kas kaybı yaşanabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayiflama-tedavisinde-beslenme-aliskanliklari-degismezse-kas-kaybi-yasanabilir-618364</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 08:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[değişmezse]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618364</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda fazla kilolardan kurtulma konusunda ilaç ve cerrahi gibi farklı yöntemler halk arasında gittikçe popülerleşiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-tedavisinde-beslenme-aliskanliklari-degismezse-kas-kaybi-yasanabilir-618364">Zayıflama tedavisinde beslenme alışkanlıkları değişmezse kas kaybı yaşanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son yıllarda fazla kilolardan kurtulma konusunda ilaç ve cerrahi gibi farklı yöntemler halk arasında gittikçe popülerleşiyor. Bu tedavilerden kalıcı ve sağlıklı sonuçlar elde edebilmek için beslenme düzeninin de mutlaka yeniden planlanması gerektiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Bu yöntemler doğru kişiye uygulandığında kilo kaybını hızlandırabilir ancak yeme alışkanlıkları yeniden yapılandırılmazsa kas kaybı ve besin eksiklikleri ortaya çıkabilir. Bu nedenle tedavi sürecinde sadece kilo kaybına odaklanmak yerine dengeli ve yeterli beslenme alışkanlıklarının kazanılması büyük önem taşır” dedi.</strong></p>
<p>Kilo kaybı hızlandığında vücudun ihtiyaçlarının da değiştiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Bu süreçte özellikle protein alımı ve öğün dengesi büyük önem taşır. Yetersiz ya da dengesiz beslenme kas kaybına, enerji düşüklüğüne ve bazı besin eksikliklerine yol açabilir. Bu nedenle ilaç ya da cerrahi gibi destek tedaviler uygulanırken kişiye özel bir beslenme planı oluşturulmalı ve beslenme eğitimi tedavinin bir parçası olmalı. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılmazsa tedavi sonlandığında eski alışkanlıklara dönüş ve kilo geri alımı görülebilir. Kilo yönetiminde gerçek başarı ise verilen kilonun sağlıklı ve kalıcı şekilde korunabilmesiyle mümkündür” dedi.</p>
<p><strong>Besin değeri yüksek küçük porsiyonlar tercih edilmeli</strong></p>
<p>İştahın azalmasının beslenme düzenini de değiştirebileceğini ifade eden Örnek, “Bazı kişilerde ilaç tedavisi sırasında erken doyma hissi ortaya çıkabiliyor. Bu durumda gün içinde yeterli ve dengeli besin almak zorlaşabilir. Bu nedenle öğünlerin içeriği daha dikkatli planlanmalı, küçük ama besin değeri yüksek porsiyonlar tercih edilmeli. Böylece hem vücudun ihtiyaçları karşılanır hem de sağlıklı kilo kaybı desteklenir” dedi.</p>
<p><strong>Liften zengin gıdalar tokluğa yardımcı oluyor</strong></p>
<p>Kilo verme sürecinde yeterli sıvı alımının ve lifli besin tüketiminin de önemli olduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Bu dönemde yeterli su içmek ve sebze, meyve, tam tahıl gibi liften zengin gıdalara ağırlık vermek sindirim sisteminin daha dengeli çalışmasına yardımcı olur. Bu alışkanlıklar aynı zamanda tokluk hissini destekleyerek kişinin günlük beslenme düzenini daha sürdürülebilir hale getirir” ifadelerini kullandı. Sağlıklı kilo yönetiminin, tıbbi tedavilerin doğru yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklendiğinde kalıcı sonuçlar verdiğini hatırlatan Örnek, sürecin mutlaka uzman takibiyle yürütülmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-tedavisinde-beslenme-aliskanliklari-degismezse-kas-kaybi-yasanabilir-618364">Zayıflama tedavisinde beslenme alışkanlıkları değişmezse kas kaybı yaşanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipnoterapi davranışları yeniden kodluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-davranislari-yeniden-kodluyor-617308</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2026 09:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hipnoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[hipnoz]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kodluyor]]></category>
		<category><![CDATA[Seans]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Telkin]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617308</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İhsan Öztekin, hipnoterapinin ne olduğu, hipnozdan farkı, uygulama süreci, etkileri ve özellikle yeme bozuklukları ile kilo kontrolünde nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-davranislari-yeniden-kodluyor-617308">Hipnoterapi davranışları yeniden kodluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İhsan Öztekin, hipnoterapinin ne olduğu, hipnozdan farkı, uygulama süreci, etkileri ve özellikle yeme bozuklukları ile kilo kontrolünde nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Hipnoterapide hipnoz tekniğinden yararlanılarak tedavi amaçlanır! </strong></p>
<p>Hipnoterapinin, hipnoz tekniğinden yararlanılarak uygulanan bir psikoterapi yöntemi olduğunu aktaran Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Tıp dünyasında hipnoterapi bir psikoterapi yöntemi olarak kabul edilir.” dedi.</p>
<p>Hipnoz ile hipnoterapinin aynı şey olmadığına değinen Öztekin, “Hipnoz; bir kişi ya da grubu söz, bakış ve telkin gibi yollarla geçici bir süre etki altına alma durumudur. Bu süreçte kişinin dikkati belirli noktalara yoğunlaştırılır ve bilinçaltı daha aktif hale gelir. Hipnoterapide ise hipnoz tekniğinden yararlanılsa da temel amaç tedavidir. Daha çok psikiyatrik ve ruhsal hastalıklarda, ayrıca kişisel gelişim alanlarında uygulanır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Herkes, farkında olmadan yaşamı boyunca hipnoz hali yaşar! </strong></p>
<p>Her insanda doğuştan hipnotik etki altına girme özelliği olduğuna işaret eden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Hipnoza girmeyeceğini düşünen kişiler dahil herkes, yaşamı boyunca farkında olmadan birçok kez hipnoz hali yaşar.” dedi.</p>
<p>Bir film seyrederken, bir konuşmayı dinlerken ya da akvaryumda balıkları izlerken hipnotik bir odaklanma hali oluşabileceğini dile getiren Öztekin, “Uzun yolculuklarda görülen ‘yol hipnozu’ bu duruma örnek olarak verilebilir. Oyuncağıyla oyuna dalmış bir çocuğun dış dünyaya tepkisiz kalması ya da kişinin yaptığı işe yoğunlaşarak çevresini fark etmemesi de benzer bir odaklanma halidir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Hipnozun etki alanı beyin olduğu için etkisi kalıcı oluyor! </strong></p>
<p>Hipnoterapinin kaç seans süreceğinin, çözülmek istenen soruna, kişinin yaşadığı çevreye, hipnoterapistin kullandığı telkin ve terapi yaklaşımına, terapistle kurulan güven ilişkisine ve kişinin kişilik özelliklerine bağlı olduğunu kaydeden Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “En az 10 seans uygulanır. Özellikle ilk seanslar arasındaki sürenin çok uzun tutulmaması önerilir.” dedi.</p>
<p>Haftada 2-3 seansla başlanmasının ve ilerleyen süreçte seans aralıklarının açılmasının, tedavinin daha etkili ve kalıcı olması açısından önemli olduğunu vurgulayan Öztekin, şunları söyledi:</p>
<p>“Hipnozun etki alanı beyin olduğu için etkisinin kalıcı olduğu belirtiliyor. Örneğin kilo verme sürecinde ‘rejim’ ve ‘diyet’ gibi kavramlar bilinçaltı için olumsuz çağrışımlar oluşturabilir. Kişi sevdiği yiyecekleri bırakmak zorunda kaldığını düşünür ve bu durum çoğu zaman diyet sonrasında daha fazla kilo alımıyla sonuçlanabilir. Oysa kontrolsüz yemenin nedenleri bilinçaltında gizlidir. Stres, gerginlik, endişe, suçluluk ve kızgınlık gibi olumsuz duygular aşırı yeme davranışına yol açabilmektedir.”</p>
<p><strong>Amaç, kişiye özel telkinlerle etkili bir tedavi süreci yürütmek! </strong></p>
<p>Yeme bozukluğu tanısı ya da şikâyeti ile başvuran danışanlarla ilk seansta ayrıntılı bir psikolojik değerlendirme yapıldığını aktaran Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Bireyin temel kişilik özellikleri, ailesi, yaşam tarzı, ilişkileri, geçmişte yaşadığı travmalar, mevcut korku ve kaygıları ile takıntıları ele alınır. Yeme bozukluğunda her bireyde farklı davranışlar ve tetikleyiciler görülebileceği için, yeme davranışına ilişkin ayrıntılı sorular yöneltilir.” dedi.</p>
<p>Obezite vakalarında; yeme davranışı bozukluğunun ne zaman başladığı, hangi yaşta ortaya çıktığı, hangi yiyeceklerde kontrol kaybının arttığı, günün hangi saatlerinde yoğunlaştığı ve bu davranışa eşlik eden sigara, alkol, kahve ya da çay gibi alışkanlıkların olup olmadığının değerlendirildiğine dikkat çeken Öztekin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Amaç, bireye özgü yeme davranışlarını belirleyerek kişiye özel telkinler hazırlamak ve etkili bir tedavi süreci yürütmektir. Hipnoterapi, yeme davranışı üzerinde etki göstermeyi hedefler. Bu yöntemde diyet programı ya da kısıtlama uygulanmaz. Etki, kişinin iradesini zorlamak yerine hipnotik etki altında verilen telkinlerle beyindeki yanlış kodlamaların düzeltilmesi ve sağlıksız dürtülerin ortadan kaldırılması üzerinden sağlanır. Aşırı ve kontrolsüz yeme davranışı ortadan kaldırıldığında bireyin normal yeme alışkanlığı kazanması ve sağlıklı, düzenli şekilde kilo vermesi hedeflenir. Yeme bozukluğu psikolojik bir sorun olarak ele alındığından, sorunun psikolojik yöntemlerle çözülmesi verilen kiloların kalıcı olmasına katkı sağlar.</p>
<p>Son olarak, ‘bir seansta kilo verme’ gibi sloganlarla sunulan yöntemlerin gerçekçi olmadığı ve bilimsel bir karşılığının bulunmadığı unutulmamalı.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipnoterapi-davranislari-yeniden-kodluyor-617308">Hipnoterapi davranışları yeniden kodluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da sahur &#8220;altın değerinde&#8221; bir öğün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-altin-degerinde-bir-ogun-616935</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 10:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[değerinde]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616935</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, Ramazan’da yapılan beslenme hatalarını anlattı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-altin-degerinde-bir-ogun-616935">Ramazan&#8217;da sahur &#8220;altın değerinde&#8221; bir öğün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, Ramazan’da yapılan beslenme hatalarını anlattı.<strong> </strong></p>
<p><strong>Uzun süreli açlık sonrası mideye yüklenmeyin</strong></p>
<p>Ramazan’da beslenme düzeninin tamamen değiştiğini belirten Prof. Dr. Müge Arslan, “İnsan yaşamında bazı özel dönemler vardır, Ramazan ayı bunların en önemlilerindendir. Çünkü beslenme şekli tamamen değişir. Uzun süreli bir açlık sonrası iftarla birlikte o açlık sonlandırılır. Bu nedenle iftar öğünü en önemli öğündür. Ancak aç olan mide zaten asit salgılamış durumdadır. Hızlı ve yüksek miktarda besin alımı ciddi mide sorunlarına yol açabilir.” dedi.</p>
<p>İftara suyla başlanmasının en doğru tercih olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, “Uzun süreli dehidrasyon söz konusu olduğu için iftarın suyla açılması en doğru tercihtir. Açlık süresince mide asit salgılamaya devam ettiği için, iftar anında hızlı ve yüksek miktarda besin tüketmek ciddi sindirim sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle iftara hafif bir çorba ya da geleneksel olarak sofralarda yer alan mantı gibi nispeten hafif bir seçenekle başlanabilir. İftarı açtıktan sonra mutlaka kısa bir ara verilmesi önerilir. Çorba veya ölçülü iftariyeliklerin ardından 15–20 dakikalık bir mola sindirime zaman tanır. Bu süreçte namaz kılınabilir ya da sofradan kısa süreliğine uzaklaşılabilir. İftariyeliklerde de porsiyon kontrolü önemlidir. Peynir ince bir dilim olacak şekilde tüketilmeli; sucuk ve pastırma gibi ürünler ise abartılmamalıdır. Amaç, uzun süreli açlık sonrası mideyi yormadan sindirime geçişi sağlamaktır. Aranın ardından zeytinyağlılar veya sebze yemekleri tercih edilebilir. Hemen ağır ana yemeklere, özellikle et ve yoğun protein içeren yemeklere geçilmesi önerilmez. Sindirim sistemine kademeli olarak uyum sağlatıldıktan sonra ana yemeklere geçilmesi daha sağlıklı bir iftar düzeni oluşturacaktır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tatlı yasak değil, doğru tercih önemli</strong></p>
<p>Ramazan’da tatlı tüketiminin tamamen yanlış olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, “Uzun süreli açlıklarda en önemli noktalardan biri, besinlerin hızlı tüketilmemesi ve doğru tercihler yapılmasıdır. Hem yeme hızı hem de tüketilen besinin türü sindirim sağlığı açısından belirleyicidir. Tatlı konusu ise genellikle yanlış anlaşılıyor. Tatlıya tamamen karşı çıkmak doğru değildir; tatlı beslenmede yer alabilir. Ancak burada belirleyici olan, hangi tatlının ve ne miktarda tüketildiğidir. Ramazan sofralarında sıklıkla şerbetli ve hamurlu tatlılara yer verildiğini görüyoruz. Oysa bunun yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Güllaç, sütlaç, tavukgöğsü veya su muhallebisi gibi şeker ve şerbet içeriği daha düşük seçenekler daha uygun alternatiflerdir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Hızlı yemek, gereğinden fazla tüketmeye ve sindirim sorunlarına yol açar</strong></p>
<p>Ramazan’da yapılan en büyük hatalardan birinin de ezanla birlikte yemeğe hızlı ve kontrolsüz bir şekilde başlanması olduğunu söyleyen Prof. Dr. Arslan, “Oysa hem ana yemekler hem de tatlılar yavaş ve iyi çiğnenerek tüketilmelidir. Çünkü besin ağza alındıktan yaklaşık 15 dakika sonra tokluk hissi beyne ulaşır. Hızlı yemek, gereğinden fazla tüketmeye ve sindirim sorunlarına yol açar. ‘Ramazan kilo aldırır’ ya da ‘oruç mideyi bozar’ şeklindeki yaygın inanışlar doğru değildir. Asıl önemli olan, nasıl beslendiğiniz, neyi tercih ettiğiniz ve ne hızda tükettiğinizdir. Yavaş ve dengeli beslenmek hem sindirime zaman tanır hem de uzun süreli açlık sonrası oluşabilecek kan şekeri dalgalanmalarının dengelenmesine yardımcı olur.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Sahur altın değerinde</strong></p>
<p>Sahurun atlanmaması gerektiğini özellikle vurgulayan Prof. Dr. Müge Arslan, “Sahurun tamamen atlanmasındansa, gece 12–01 gibi geç saatlerde de olsa bir öğün yapılmasını tercih ediyoruz. Çünkü Ramazan’da 8–10 hatta 12 saate varan uzun süreli açlık söz konusu oluyor ve bu süreçte kan şekeri dengesinde ciddi dalgalanmalar yaşanabiliyor. Bu nedenle sahur, adeta ‘altın değerinde’ bir öğündür ve mutlaka yapılmasını öneriyoruz” dedi.</p>
<p>Uyku nedeniyle sahura kalkmanın zor olabildiğini belirten Prof. Dr. Arslan, sağlıklı bir oruç süreci için bu öğünün ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti. Sahurda hafif, mideyi yormayan ve kan şekerini dengeleyen besinlerin tercih edilmesi gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Arslan, “Kahvaltı tarzı bir öğün iyi bir seçenek olabilir. Peynir, yumurta veya omlet, zeytin, yeşillikler ve 1–2 dilim ekmek dengeli bir alternatif sunar. Daha yemek tarzında bir tercih yapmak isteyenler için çorba ya da zeytinyağlılar uygun olabilir. Pratik bir seçenek arayanlar ise yoğurt içine yulaf, meyve ve badem ekleyerek doyurucu ve dengeleyici bir öğün hazırlayabilir.” diye konuştu.</p>
<p>Sahura kalkamayan kişiler için ise hiç yememektense hafif bir alternatifin tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Arslan, en azından gece geç saatlerde küçük bir öğün tüketmenin daha doğru olacağını ifade etti.</p>
<p><strong>İftar ile sahur arasında su tüketimine dikkat</strong></p>
<p>Sıvı tüketiminin önemine de değinen Prof. Dr. Arslan, iftardan sahura kadar geçen sürede yeterli su alınması<strong> </strong>gerektiğini söyledi ve “Uzun süreli susuzluk nedeniyle dehidratasyon gelişir. Bireysel farklılıklar olmakla birlikte en az 2 litre su tüketilmesini öneriyoruz.” dedi.</p>
<p>İftarda şekerli ve şerbetli içecekler yerine su ve ayranın tercih edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Arslan, bu tür içeceklerin kan şekeri dengelendikten sonra ve sınırlı miktarda tüketilmesinin daha uygun olacağını vurguladı.</p>
<p>Çay ve kahvenin ölçülü tüketilebileceğini ancak aşırı tüketimin kalp atım hızını artırabileceğini ifade eden Prof. Dr. Arslan, özellikle tansiyon ve kalp-damar hastalığı olanların dikkatli olması gerektiğini kaydetti.</p>
<p><strong>Kilo artışı, Ramazan’dan ziyade besin tercihleri ve yaşam tarzıyla ilişkili</strong></p>
<p>Ramazan ayının tek başına kilo aldırdığı yönündeki inanışın doğru olmadığını söyleyen Prof. Dr. Arslan, “Kilo artışı, Ramazan’dan ziyade besin tercihleri ve yaşam tarzıyla ilişkilidir. Ramazan’da birçok kişi normal beslenme düzeninden farklı bir modele geçiyor. Uzun süreli açlığın ardından sofraya oturulduğunda, özellikle pide, ekmek, pilav ve makarna gibi karbonhidrat ağırlıklı besinler hızlı ve büyük porsiyonlarla tüketilebiliyor. Ancak boş mideye bir anda yüksek miktarda yemek yüklenmesi sindirim sistemine zaman tanımıyor ve mide rahatsızlıklarına yol açabiliyor. Ayrıca uzun süre düşük seyreden kan şekeri, hızlı ve yoğun karbonhidrat alımıyla aniden yükseliyor; ardından tekrar düştüğünde ise halsizlik, titreme ve yemekten sonra bitkinlik hissi ortaya çıkabiliyor. Sahura kalkmamak ya da sahurda ağır ve yüksek kalorili besinler tüketmek süreci olumsuz etkiler. Sahurda baklava, pilav, makarna ya da iftar kadar ağır bir öğün tüketmek elbette kilo alımına neden olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ramazan’da kilo almak bir yana, kilo vermek bile mümkün olabilir</strong></p>
<p>Sağlıklı bir Ramazan için iftarın kademeli yapılmasını öneren Prof. Dr. Müge Arslan, “Önce ölçülü iftariyelikler (peynir, zeytin, az miktarda pastırma gibi), ardından çorba ve kısa bir ara… Sonrasında salata veya hafif bir sebze yemeğiyle devam edilip, mideye sindirim için zaman tanındıktan sonra ana yemeğe geçilmelidir. Tatlı tercihi ise sütlü tatlılardan yana kullanılmalıdır. Ayrıca iftardan 1–2 saat sonra yapılacak 30–45 dakikalık bir yürüyüş hem sindirimi destekler hem de kilo kontrolüne katkı sağlar. Günümüzde iftar saatlerinin daha erken olması, akşam yürüyüşü için zaman da yaratmaktadır. Düzenli ve dengeli beslenme ile birlikte hafif fiziksel aktivite eklendiğinde, Ramazan’da kilo almak bir yana, kilo vermek bile mümkün olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-sahur-altin-degerinde-bir-ogun-616935">Ramazan&#8217;da sahur &#8220;altın değerinde&#8221; bir öğün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıflamak sadece bedeni değil zihni de değiştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayiflamak-sadece-bedeni-degil-zihni-de-degistiriyor-615872</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 09:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[bedeni]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflamak]]></category>
		<category><![CDATA[zihni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615872</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kilo verme süreci çoğu zaman sadece fiziksel bir değişim olarak görülüyor. Oysa bedenle birlikte zihnin ve duyguların da bu sürece uyum sağlaması gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflamak-sadece-bedeni-degil-zihni-de-degistiriyor-615872">Zayıflamak sadece bedeni değil zihni de değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kilo verme süreci çoğu zaman sadece fiziksel bir değişim olarak görülüyor. Oysa bedenle birlikte zihnin ve duyguların da bu sürece uyum sağlaması gerekiyor. Kilo yönetimi sürecinin yalnızca fiziksel ölçütlere göre planlanmaması gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, “Zayıflama ilaçları ve cerrahi yöntemler kilo kaybı sağlamada etkili olabilir ancak kişi psikolojik olarak hazır değilse ve yeni bir yaşam düzenini benimsemezse bu yöntemlerden kalıcı sonuç almak zorlaşır” dedi.</strong></p>
<p>Kişinin yeme alışkanlıkları, duygularıyla baş etme biçimi ve değişime ne kadar hazır olduğu bu sürecin sonucunu belirler. Duygusal yeme ve gerçekçi olmayan beklentilerin hem ilaç hem de cerrahi sonrası uyumu zorlaştırabileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, “Hızlı kilo kaybı sadece bedeni değil, zihni de etkiler. Birçok kişi yeni bedenine uyum sağlamakta zorlanabilir. Aynadaki görüntü ile kişinin kendini algılayışı her zaman aynı olmayabilir. Uzun yıllar kilolu kimliğiyle yaşamış bireylerde kilo kaybı benlik algısında boşluk hissi yaratabilir. Çevreden gelen ilgi bazı kişilerde öz güveni artırırken bazılarında kaygı ve kontrol ihtiyacını artırabilir. Bu nedenle herkes bu değişime aynı şekilde uyum sağlayamaz” dedi.</p>
<p><strong>Yeme davranışı sadece açlıkla ilgili değil</strong></p>
<p>Yeme davranışının çoğu zaman duygusal ihtiyaçlara da hizmet ettiğini belirten Unutmaz, “Kaygı, yalnızlık, öfke ya da boşluk gibi duygular yemek yoluyla bastırılabilir. Kilo verme sürecinde bu alışkanlık kısıtlandığında, daha önce geri planda kalan duygular daha görünür hale gelir. Bu nedenle yeme davranışını yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir sorun olarak değil, geçmişte işe yarayan bir baş etme yolu olarak değerlendirmek gerekir. Sağlıklı kilo yönetimi, duyguları düzenlemek için yeni yollar geliştirmeyi gerektirir. Kilo kaybı bedeni değiştirir ama zihni de dönüştürür. Bu nedenle kalıcı sonuç için kişinin zihinsel hazırlığı, yeme alışkanlıkları ve beden algısı mutlaka birlikte ele alınmalı” dedi.</p>
<p><strong>Kilo kaybı her sorunu çözmez</strong></p>
<p>Kilo verme sürecinde en sık yapılan hatanın, zayıflamanın psikolojik iyileşmenin şartı olarak görülmesi olduğunu belirten Unutmaz, “Birçok kişi beden değiştiğinde öz güveninin ve yaşam doyumunun kendiliğinden artacağını düşünür. Oysa zihinsel altyapı değişmeden gerçekleşen kilo kaybı kalıcı bir iyilik hali sağlamayabilir. Kaygı ortadan kalkmak yerine biçim değiştirebilir, kontrol ihtiyacı artabilir ve bu da sürecin devamını zorlaştırabilir. Kilo yönetimi sadece bedeni değil, kişinin benlik algısını, duygularını yönetme biçimini ve yaşamla kurduğu ilişkiyi de kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerektirir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflamak-sadece-bedeni-degil-zihni-de-degistiriyor-615872">Zayıflamak sadece bedeni değil zihni de değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzman Diyetisyenden Ramazan&#8217;da Kilo Almak İstemeyenlere Tavsiyeler!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzman-diyetisyenden-ramazanda-kilo-almak-istemeyenlere-tavsiyeler-613713</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:53:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyenden]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[stemeyenlere]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tavsiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613713</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi Kadın Eşitlik Merkezi’nde hizmet veren Uzman Diyetisyen Melek Elmas, yaklaşan Ramazan öncesi sağlıklı oruç tutmak ve kilo almamak için önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzman-diyetisyenden-ramazanda-kilo-almak-istemeyenlere-tavsiyeler-613713">Uzman Diyetisyenden Ramazan&#8217;da Kilo Almak İstemeyenlere Tavsiyeler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küçükçekmece Belediyesi Kadın Eşitlik Merkezi’nde hizmet veren Uzman Diyetisyen Melek Elmas, yaklaşan Ramazan öncesi sağlıklı oruç tutmak ve kilo almamak için önemli uyarılarda bulundu. “Ramazan’da kilo alır mıyım?” sorusuyla çok karşılaştıklarını belirten Elmas, ‘’Ramazan ayında beslenme şeklinde meydana gelen değişiklikler sebebiyle genel olarak kilo almaktan korkuluyor ancak öğünler dengeli ve düzenli biçimde yenilirse kilo artışları olmaz. İftarda hızlı ve çok yemek yenmemeli; su ve hurma ile oruç açılmalı ve ana menüye geçmeden önce 10-15 dakika beklenmeli’’ dedi.</p>
<p><b>‘’Sindirim sağlığı korunmalı’’</b></p>
<p>Ramazan ayı boyunca uzun süre aç ve susuz kalındığı için doğru beslenmenin daha da önemli bir hal aldığını söyleyen Uzman Diyetisyen Melek Elmas, ‘’Doğru beslenme hem sağlığımız için de hem de enerjimizin yüksek olması açısından çok önemli. Bu noktada iftar; su ve hurma ile açılmalı sonra çorba veya salata tercih edilmeli. Daha sonra 10-15 dakika bekleyip ana yemeğe geçilmeli. Böylece hem doğru beslenilir hem de sindirim sağlığı korunmuş olur’’ dedi.</p>
<p><b>‘’Sahur mutlaka yapılmalı’’</b></p>
<p>Oruç tutarken sahurun atlanmaması gerektiğini vurgulayan Melek Elmas, ‘’Sahur yapılmadığı zaman baş ağrısı, çabuk acıkma ve susama gerçekleşir. Sahur yapıldığında ise iftara kadar vücudun şeker dengesi ve iştah kontrolü dengede olur. Sahurda protein açısından zengin süt, yumurta, peynir, yoğurt, tam tahıllı yulaf, tam buğday ekmeği ve kuruyemiş gibi besinler tercih edilmeli. Ayrıca çay ve kahve tüketimi sınırlanmalı çünkü su ihtiyacını artırabilir’’ dedi.</p>
<p><b>‘’Tatlı yerine meyve ve kuruyemiş tercih edilebilir’’</b></p>
<p>Elmas, Ramazan’da tatlı isteğinin arttığını söyleyerek, ‘’Uzun süre aç kalmak tatlı isteğini daha da artırabiliyor. Ramazan’da haftada bir veya iki kez tatlı yenebilir ancak şerbetli tatlılar değil de sütlü tatlılar olabilir. Benim önerim ise tatlı yerine meyve ve kuruyemiş tercih edilmesi’’ dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzman-diyetisyenden-ramazanda-kilo-almak-istemeyenlere-tavsiyeler-613713">Uzman Diyetisyenden Ramazan&#8217;da Kilo Almak İstemeyenlere Tavsiyeler!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepeli Karateciler Sakarya&#8217;da Kürsüyü Kapatmadı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kartepeli-karateciler-sakaryada-kursuyu-kapatmadi-610230</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 07:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[başar]]></category>
		<category><![CDATA[kapatmadı]]></category>
		<category><![CDATA[karateciler]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe]]></category>
		<category><![CDATA[kartepeli]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kürsüyü]]></category>
		<category><![CDATA[madalya]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610230</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe Belediyespor Kulübü, karate branşındaki başarı grafiğini yükseltmeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepeli-karateciler-sakaryada-kursuyu-kapatmadi-610230">Kartepeli Karateciler Sakarya&#8217;da Kürsüyü Kapatmadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kartepe Belediyespor Kulübü, karate branşındaki başarı grafiğini yükseltmeye devam ediyor. Sakarya Serdivan Metehan Başar Spor Salonu’nda gerçekleştirilen Türkiye Spor Toto Yıldızlar Karate Ligi Finali’ne katılan Kartepeli sporcular, sergiledikleri üstün performansla turnuvaya damga vurdu. Toplam 11 sporcu ile şampiyonada boy gösteren Kartepe kafilesi, 6 madalya ile evine döndü.</strong></p>
<p><strong>Feyza Emlek Türkiye Şampiyonu Oldu</strong></p>
<p>Turnuvanın en heyecan verici anları, 12 yaş bayanlar 40 kilo kategorisinde yaşandı. Kartepe Belediyespor’un başarılı sporcusu Feyza Emlek, Türkiye birincisi oldu ve altın madalya kazandı. Emlek’in bu başarısı, Kartepe ekibine büyük bir moral kaynağı oldu.</p>
<p><strong>Gümüş Madalyalar Peş Peşe Geldi</strong></p>
<p>Final müsabakalarında şampiyonluk için ter döken diğer sporcular da kürsünün ikinci basamağını kimseye kaptırmadı. 8 yaş bayanlar 26 kiloda Hafsa Akova, 13 yaş bayan +60 kiloda Belinay Pistil ve 9 yaş bayanlar 38 kiloda Hasret Gökmen, sergiledikleri teknik oyunlarla Türkiye ikincisi olarak gümüş madalyanın sahibi oldular.</p>
<p><strong>Bronz Madalya İle Gurur Tablosu Tamamlandı</strong></p>
<p>Kürsü mücadelesinin bir an bile durmadığı şampiyonada, üçüncülük madalyaları da Kartepe’ye geldi. 8 yaş bayanlar 32 kilo kategorisinde Netice Hazal Taştekin ve 10 yaş bayanlar 40+ kilo kategorisinde Hiranur Yıldırım, Türkiye üçüncüsü olmayı başardılar. 11 sporcudan 6’sının derece elde etmesi, Kartepe Belediyespor’un altyapıdaki gücünü bir kez daha gözler önüne serdi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepeli-karateciler-sakaryada-kursuyu-kapatmadi-610230">Kartepeli Karateciler Sakarya&#8217;da Kürsüyü Kapatmadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PKOS&#8217;ta gizli tehlike: İnsülin direnci!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pkosta-gizli-tehlike-insulin-direnci-609241</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 09:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[direnci]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[insülin]]></category>
		<category><![CDATA[İnsülin Direnci]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[nsülin]]></category>
		<category><![CDATA[pkos]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[ta]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609241</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adet düzensizliği, kilo verememe, özellikle karın çevresinde yağlanma, akne, tüylenme artışı, saç dökülmesi ve sürekli yorgunluk…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pkosta-gizli-tehlike-insulin-direnci-609241">PKOS&#8217;ta gizli tehlike: İnsülin direnci!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Adet düzensizliği, kilo verememe, özellikle karın çevresinde yağlanma, akne, tüylenme artışı, saç dökülmesi ve sürekli yorgunluk… Birbirinden bağımsız gibi görünen bu şikâyetler, aslında tek bir sorunun habercisi olabilir.  Dünya genelinde milyonlarca kadını etkileyen Polikistik Over Sendromu’nda (PKOS) altta yatan temel mekanizmalardan  birinin insülin dengesinin bozulması olduğuna dikkat çeken <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can Hastanesi) Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz</strong>, “İnsülin direnci Polikistik Over Sendromu’nun gelişimini kolaylaştırırken Tip 2 diyabetin oluşma riskini artırır, metabolik sorunların derinleşmesine zemin hazırlar” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Sadece yumurtalıkları değil tüm vücudu etkiliyor</strong></p>
<p>Üreme çağındaki kadınlarda en sık görülen hormonal bozukluklardan biri olan Polikistik Over Sendromu (PKOS) sadece yumurtalıkları değil, tüm vücudu etkiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz, PKOS’un dünya genelinde üreme çağındaki kadınların yüzde 6 &#8211; 19’unu etkilediğini belirtiyor ve “PKOS, yumurtlama düzensizliği, adet problemleri ile yumurtalıklarda çok sayıda küçük kist görünümüyle tanımlansa da, temelinde hormon dengesizliği ve çoğu zaman insülin direnci yer alır. Dolayısıyla, PKOS yalnızca doğurganlıkla ilgili değil; metabolik sağlık, kilo kontrolü ve uzun vadeli hastalık riskleri açısından yakından takip edilmesi gereken bir hormon bozukluğudur. PKOS’a bağlı olarak insülin direnci gelişebilir, bu da tip 2 diyabet riskini artırır ve kilo alma eğilimine yol açar. Ciltte akne, tüylenme artışı, saç dökülmesi gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıkları riskinin yanı sıra depresyon ve anksiyete gibi ruhsal sorunlar da yine bu sendroma bağlı olarak gelişebilir. PKOS yaşam kalitesini ciddi anlamda düşebilir” diyor. </p>
<p><strong>PKOS’da gizli tehlike: İnsülin direnci! </strong></p>
<p>PKOS ile insülin direnci arasındaki ilişkinin hem sendromun ortaya çıkışında hem de ilerlemesinde kilit rol oynadığına dikkat çeken Dr. Filiz Candan Topuz, “Vücut insülini etkili kullanamadığında kandaki insülin seviyesi yükselir; bu durum yumurtalıklarda androjen (erkeklik hormonu) üretimini artırarak yumurtlamayı bozar ve adet düzensizliklerine yol açar. Aynı zamanda yüksek insülin düzeyi yağ depolanmasını kolaylaştırır, özellikle karın çevresinde kilo artışına neden olur ve metabolik sorunların derinleşmesine zemin hazırlar. Öte yandan, PKOS’a bağlı hormonal dengesizlikler de insülin direncini daha da artırabilir. Bu karşılıklı etkileşim, bir kısır döngü oluşturarak hem belirtilerin şiddetlenmesine hem de uzun vadede diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskinin yükselmesine neden olabilir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Kesin tedavisi yok ama kontrolü mümkün!</strong></p>
<p>Polikistik Over Sendromu’nda doğru ve zamanında tanının önemine dikkat çeken<strong> </strong>Dr. Filiz Candan Topuz, “Bu sendrom tüm metabolizmayı etkileyen bir sağlık sorunudur.<strong> </strong>Bu nedenle,<strong> </strong>belirtiler farklı şekillerde kendini gösterebilir.<strong> </strong>Bazı kişilerde belirtiler hafif, bazı kişilerde ise ağır seyredebilir. Tanı konulduktan sonra PKOS’un tamamen tedavi edilmesi mümkün değildir. Beslenmeden yaşam koşullarına, kilodan metabolizmaya uzanan geniş bir yelpazede etkilerini azaltmaya yönelik bir plan çerçevesinde hareket edilir. Bu kapsamda sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması, kilo kontrolü ve düzenli yapılan spor metabolizmanın düzenlenmesinde yardımcı olur. Bunların yanı sıra ilaç tedavileri ile yumurtlama ve hormon döngüsünde düzenleme sağlanır” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Tedavide 4 altına kural</strong></p>
<p>Küçük adımlarla önemli ilerleme sağlanabileceğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz, “Bu sendromun yönetiminde süreklilik önemlidir. Yani, hastanın kendisine iyi gelen değişimleri yaşam boyu alışkanlık haline getirmesi gerekir” diyor. Dr. Filiz Candan Topuz, dikkat edilmesi gereken kuralları şöyle özetliyor: </p>
<p><strong>Beslenme düzeni:</strong> Rafine şeker ve beyaz un içeren ürünlerden uzak durmak; tam tahıllar, sebzeler, baklagiller, kaliteli protein kaynakları ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlara ağırlık vermek, kan şekerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı oluyor. Öğün atlamadan, düzenli ve dengeli beslenmek insülin dalgalanmalarını azaltıyor. </p>
<p><strong>Fiziksel aktivite:</strong> Egzersizin metabolizmayı destekleyen en güçlü araçlardan biri olduğunu söyleyen Dr. Filiz Candan Topuz, “Masa başında çalışanlar için gün içinde kısa yürüyüş molaları bile önem taşırken, günde 15–20 dakikalık tempolu yürüyüş, esneme veya hafif egzersizler insülin duyarlılığını artırır” diyor. </p>
<p><strong>Kilo kontrolü: </strong>Fazla kilonun yalnızca yüzde 5–10’unun verilmesi bile adet düzeninin iyileşmesine ve insülin direncinin azalmasına katkı sağlayabiliyor. </p>
<p><strong>Yeterli ve kaliteli uyku:</strong> Her gece 7–8 saat kaliteli uyumak hormon dengesinin korunması ve metabolik sağlığın desteklenmesi açısından vazgeçilmez kurallar arasında yer alıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pkosta-gizli-tehlike-insulin-direnci-609241">PKOS&#8217;ta gizli tehlike: İnsülin direnci!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konya Büyükşehir Ümitler Judo Takımı Türkiye İkincisi Oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konya-buyuksehir-umitler-judo-takimi-turkiye-ikincisi-oldu-609053</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 12:12:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[judo]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kincisi]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[madalya]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[takımı]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ümitler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609053</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya’nın ev sahipliğinde düzenlenen Spor Toto Ümitler Türkiye Judo Şampiyonası’nda Konya Büyükşehir Belediyespor Judo Takımı, turnuvaya damga vurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-buyuksehir-umitler-judo-takimi-turkiye-ikincisi-oldu-609053">Konya Büyükşehir Ümitler Judo Takımı Türkiye İkincisi Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya’nın ev sahipliğinde düzenlenen Spor Toto Ümitler Türkiye Judo Şampiyonası’nda Konya Büyükşehir Belediyespor Judo Takımı, turnuvaya damga vurdu. Büyük heyecanın yaşandığı şampiyonada Büyükşehirli judocular 2 altın, 3 gümüş ve 1 bronz olmak üzere 6 madalya kazanarak turnuvayı ikinci tamamladı.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediyespor Judo Takımı, Konya’da düzenlenen Spor Toto Ümitler Türkiye Judo Şampiyonası’nda takım halinde elde ettiği 6 madalya ile ikinci oldu.</p>
<p>Türkiye Judo Federasyonu’nun 2026 yılı faaliyet programında yer alan ve uluslararası organizasyonlara referans olan Spor Toto Ümitler Türkiye Judo Şampiyonası, 27-28 Ocak 2026 tarihlerinde Konya Karatay Kongre ve Spor Salonu’nda gerçekleşti.</p>
<p>Bu önemli organizasyonda; 452 erkek ve 443 kadın olmak üzere toplam 895 sporcu tatamiye çıktı. Birbirinden önemli sporcuları misafir eden şampiyona, Türk judo tarihinde ilk kez 6 minder üzerinden yapıldı. </p>
<p><strong>BÜYÜKŞEHİR İKİNCİLİK ELDE ETTİ</strong></p>
<p>Dev organizasyonda Konya Büyükşehir Belediyespor Kulübü, 10 sporcu ile mücadele etti. Sarı-siyahlı judokalar 2 altın, 3 gümüş, 1 bronz olmak üzere toplamda 6 madalya kazanırken Büyükşehir şampiyonayı takım halinde Türkiye 2.’si olarak tamamladı.</p>
<p>Organizasyonun en gurur verici anlarından biri ise 40 kilo kadınlar finalinde Büyükşehirli iki sporcunun karşı karşıya gelmesi oldu. Havva Sena Tokmak ve Vuslat Başak’ın finale kadar tüm rakiplerini geride bırakması, kulübün gurur kaynağı oldu.</p>
<p>Büyükşehir adına madalya kazanan sporcular şu şekilde: </p>
<p>40 kiloda Havva Sena Tokmak ile 63 kiloda Selin Beştav altın, 40 kiloda Vuslat Başak, 66 kiloda Süleyman Tekin ve 90 kiloda Mehmet Ali Aydoğdu gümüş, Muhammet Hamza Aydilek ise +90 kiloda bronz madalya.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-buyuksehir-umitler-judo-takimi-turkiye-ikincisi-oldu-609053">Konya Büyükşehir Ümitler Judo Takımı Türkiye İkincisi Oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış mevsiminde iştah kontrolü sağlanabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-mevsiminde-istah-kontrolu-saglanabilir-608870</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 11:08:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alımı]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[iştah]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[mevsiminde]]></category>
		<category><![CDATA[sağlanabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sağlanmalı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Tarzı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608870</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarının sağlıklı alışkanlıklar kazanmak için bir engel değil; doğru planlama ile bir fırsata dönüştürülebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araştırma Görevlisi Ayşenur Çalık, dengeli beslenme, düzenli hareket ve bilinçli tercihlerle kilo kontrolünün sağlanabileceğini ve bağışıklık sisteminin desteklenebileceğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-mevsiminde-istah-kontrolu-saglanabilir-608870">Kış mevsiminde iştah kontrolü sağlanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarının sağlıklı alışkanlıklar kazanmak için bir engel değil; doğru planlama ile bir fırsata dönüştürülebileceğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araştırma Görevlisi Ayşenur Çalık, dengeli beslenme, düzenli hareket ve bilinçli tercihlerle kilo kontrolünün sağlanabileceğini ve bağışıklık sisteminin desteklenebileceğini söyledi. Hekim veya diyetisyen önerisi olmadan besin takviyesi kullanımından kaçınılması gerektiğini vurgulayan Ayşenur Çalık, “Takviyeler yerine beslenme düzeni sağlanmalı ve yaşam tarzı değişikliklerine gidilmelidir. Bu kapsamda yeterli protein ve lif alımı sağlanmalı, düzenli ana ve ara öğünler yapılmalı, kan şekerini dengeleyen besin seçimleri yapılmalıdır. Yeterli uyku ve stres yönetiminin de iştah kontrolünde çok daha etkili ve güvenli yöntemler olduğu unutulmamalıdır” tavsiyesinde bulundu.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araştırma Görevlisi Ayşenur Çalık, kış mevsiminde sağlıklı, doğru ve dengeli beslenmeye ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Sağlıklı beslenme alışkanlıkları sürdürülmeli</p>
<p>Kış mevsiminde kilo artışı olabildiğini belirten Ayşenur Çalık, “Kış aylarında hava sıcaklıklarının düşmesi, gün ışığından daha az faydalanılması ve fiziksel aktivitenin azalması; iştah artışı ve buna bağlı kilo alımı riskini beraberinde getirmektedir. Bu dönemde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesi hem kilo kontrolü hem de bağışıklık sisteminin korunması açısından büyük önem taşımaktadır” dedi.</p>
<p>Kışın iştahımız neden artıyor?</p>
<p>Kış mevsiminde iştah artışı ile beraber kilo alımının da kolaylaştığını ifade eden Ayşenur Çalık, “Soğuk havalarda vücut, ısıyı korumak için daha fazla enerji ihtiyacı hissedebilir. Buna ek olarak günlerin kısalmasıyla serotonin düzeylerinde azalma görülebilir ve bu durum karbonhidrat ağırlıklı besinlere yönelimi artırabilir. Fiziksel aktivitenin azalması ve evde geçirilen sürenin artması da kilo alımını kolaylaştıran faktörler arasındadır” dedi.</p>
<p>İştah kontrolü yaşam tarzı ile sağlanmalı</p>
<p>İştah kontrolü sağladığı iddia edilen gıda takviyeleri yerine yaşam tarzı değişikliğini öneren Ayşenur Çalık, “Kış aylarında iştah kontrolü mümkündür; ancak bunun temel yolu beslenme düzeninin ve yaşam tarzının düzenlenmesidir. Zaman zaman iştah kontrolü amacıyla krom pikolinat gibi gıda takviyeleri önerilebilmektedir. Krom, karbonhidrat metabolizmasında rol oynayan bir mineraldir; ancak iştah azaltma veya kilo kaybı üzerindeki etkilerine dair bilimsel kanıtlar sınırlıdır. Bu nedenle, hekim veya diyetisyen önerisi olmadan besin takviyesi kullanımından kaçınılmalıdır. Takviyeler yerine beslenme düzeni sağlanmalı ve yaşam tarzı değişikliklerine gidilmelidir. Bu kapsamda yeterli protein ve lif alımı sağlanmalı, düzenli ana ve ara öğünler yapılmalı, kan şekerini dengeleyen besin seçimleri yapılmalıdır. Bu tavsiyelerin yanı sıra yeterli uyku ve stres yönetiminin de iştah kontrolünde çok daha etkili ve güvenli yöntemler olduğu unutulmamalıdır” diye konuştu.</p>
<p>Enerji dengesinin korunmasına dikkat edilmeli</p>
<p>Kış mevsiminde hem ağırlık artışını önlemek hem de bağışıklığı güçlendirmek için beslenme düzeninde yapılması gerekenlere değinen Ayşenur Çalık, “Kış aylarında beslenme planı hem enerji dengesini koruyacak hem de bağışıklık sistemini destekleyecek şekilde oluşturulmalıdır. Bu dönemde sağlıklı beslenme uygulanmalıdır. Sağlıklı beslenme için de her gün besin gruplarındaki besinlerden her birey için gerekli olan miktarlarda tüketilmelidir. Örneğin süt, yoğurt grubu (en az 2 porsiyon/gün), et, balık, kurubaklagil grubu (1-2 porsiyon/gün), sebze meyve grubu (5-10 poorsiyon/gün) ve tahıl grubundan (4-11 porsiyon/gün) tüketilerek çeşitli beslenme sağlanmalıdır” diye konuştu.</p>
<p>Sebze ve meyve tüketimi artırılmalı</p>
<p>Bu dönemde sebze ve meyve tüketiminin artırılması ve özellikle mevsim sebzelerinin tercih edilmesi gerektiğini kaydeden Ayşenur Çalık, “Özellikle antioksidan ve fitokimyasallar yönünden zengin çeşitli renklerdeki sebze ve meyvelerin tüketilmesi bağışıklık sisteminin güçlenmesinde destek olacaktır. Yeterli protein alımına özen gösterilmeli. Yumurta, balık, yoğurt, kuru baklagiller düzenli olarak önerilen miktarlarda tüketilmelidir. Tam tahıllı ürünler tercih edilerek lif alımı artırılmalıdır. Bağışıklık sistemi için D vitamini, C vitamini, çinko ve antioksidanlardan zengin besinler diyetin bir parçası olmalıdır. Su tüketimi soğuk havalarda azalabildiği için sıvı alımı bilinçli olarak takip edilmelidir” tavsiyesinde bulundu.</p>
<p>Hızlı kilo vermek isteyenler dikkat!</p>
<p>Kış aylarında bahara hazırlık amacıyla uygulanan şok diyetlerin, kısa sürede kilo kaybı sağlasa da sağlık açısından riskli olduğunu vurgulayan Ayşenur Çalık, “Halk arasında şok diyetler olarak bilinen tek tipli diyetler pek çok sağlık sorununa yol açabilmektedir. Hızlı ağırlık kaybı; kas kaybı, metabolizma hızının düşmesi, vitamin-mineral yetersizlikleri ve kilo geri kazanımı (yo-yo etkisi) gibi olumsuz sonuçlara yol açabilir. Sağlıklı ağırlık kaybı; haftada ortalama 0,5–1 kg olacak şekilde, dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme planı ile mümkündür” diye konuştu.</p>
<p>Kış mevsiminde kilo kontrolü için bu tavsiyelere kulak verilmeli</p>
<p>Araştırma Görevlisi Ayşenur Çalık, kış mevsiminde kilosunu korumak ve sağlıklı kilo vermek isteyenlere şu tavsiyelerde bulundu:</p>
<p>• Moda diyetler (şok diyetler, aralıklı açlık gibi) yerine sağlıklı beslenme uygulanmalı.</p>
<p>• Öğün atlanmamalı, düzenli beslenme alışkanlığı kazanılmalıdır.</p>
<p>• Porsiyon kontrolü sağlanmalı, özellikle yüksek kalorili şerbetli tatlılar tüketilmemeli ya da mümkün olduğu kadar seyrek ve miktar yönünden az tüketilmeli, sütlü tatlılar tüketilmelidir.</p>
<p>• Fiziksel aktivite kış aylarında da sürdürülmeli; ev içi egzersizler veya yürüyüşler tercih edilebilir.</p>
<p>• Uyku düzeni korunmalı, stres yönetimine önem verilmelidir.</p>
<p>• Gerçekçi hedefler belirlenmeli ve hızlı çözümler yerine kalıcı yaşam tarzı değişiklikleri benimsenmelidir.</p>
<p>Kış ayları doğru planlama ile fırsata dönüştürülebilir</p>
<p>Araştırma Görevlisi Ayşenur Çalık, sözlerini şöyle tamamladı: “Kış ayları, sağlıklı alışkanlıklar kazanmak için bir engel değil; doğru planlama ile bir fırsata dönüştürülebilir. Dengeli beslenme, düzenli hareket ve bilinçli tercihlerle hem kilo kontrolü sağlanabilir hem de bağışıklık sistemi desteklenebilir.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-mevsiminde-istah-kontrolu-saglanabilir-608870">Kış mevsiminde iştah kontrolü sağlanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkemizde her 10 kişiden 3&#8217;ü obezite hastası!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-her-10-kisiden-3u-obezite-hastasi-606950</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 08:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hastası]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite Cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606950</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından “modern çağın salgını” olarak tanımlanan obezite, son yıllarda hızla yaygınlaşmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-her-10-kisiden-3u-obezite-hastasi-606950">Ülkemizde her 10 kişiden 3&#8217;ü obezite hastası!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından “modern çağın salgını” olarak tanımlanan obezite, son yıllarda hızla yaygınlaşmaya devam ediyor. Dünya genelinde yaklaşık 800 milyon kişinin obezite ile mücadele ettiği ve her yıl 3,7 milyon kişinin bu nedenle hayatını kaybettiği bildiriliyor. Türkiye’de de durum alarm verici boyutta. Sağlık Bakanlığı’ının Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması Raporu’na göre, ülkemizde her 10 kişiden 3’ü obezite hastası!  Bu oranla Türkiye obezite sıralamasında Avrupa’da ilk sırada yer alıyor. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, </strong>toplumda genellikle estetik bir problem olarak görülen obezitenin  aslında erken ölüm riskini 10 kata kadar artıran ciddi  bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, “Obezite ve yol açtığı hastalıklar maalesef ölümle sonuçlanabilen bir metabolik hastalıklar havuzudur. Öyle ki tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apne sendromu, kalp ve damar hastalıkları, kanser, kolesterol yüksekliği, kas ve kemik hastalıkları ile hormon bozuklukları gibi birçok ölümcül hastalığın temelini oluşturmaktadır. Obeziteyle birlikte erken ölüm riski 5-10 kat artmakla beraber, yaşam beklentisi de 10-15 yıl kısalabilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Fatih Korkmaz,</strong> bu nedenle obezite cerrahisinin dünya genelinde ve Türkiye’de her geçen gün daha fazla başvurulan bir yöntem olarak öne çıktığını anlatarak, “Obezite cerrahisinde temel amaç, hastaların ömür boyu sağlıklı bir yaşam ve doğru beslenme alışkanlığı kazanmalarını sağlamaktır. Ameliyat, aynı zamanda aşırı kiloya bağlı ortaya çıkmış veya ileride oluşabilecek hastalıklardan korunmayı da mümkün kılmaktadır.<strong> </strong>Uzun ve kısa dönem sonuçları bilinen, güvenilirliği kanıtlanmış obezite cerrahisi bu etkisiyle kilo sorunu yaşayan hastaların hayatını kurtarmaktadır” diye konuşuyor. <strong>Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Fatih Korkmaz,</strong> obezite cerrahisi hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! <strong> </strong></p>
<p><strong>Obezite cerrahisi ne zaman gündeme geliyor? </strong></p>
<p>Beden kitle indeksi 35 ve üzerindeki kişilere, sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerini uygulamalarına rağmen kilo veremedikleri veya kalıcılığı sağlayamadıkları durumlarda obezite cerrahisi öneriliyor.  Aksi durumda, metabolik hastalıkların gelişme riski ve bu hastalıklara bağlı olumsuz etkiler artış gösteriyor. Obezite cerrahisinin ise deneyimli merkezlerde yapılması büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong>Ameliyat öncesinde diğer yöntemleri denemek şart mı?</strong></p>
<p>Diyet ve spor denemeden, profesyonel bir destek almadan obezite cerrahisi önerilmiyor.  Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Fatih Korkmaz,<strong> </strong>tüm çabalarına rağmen  kilo vermekte başarılı olamayan hastaların obezite cerrahisine aday olabildiklerini  söyleyerek, “Ancak ilaçlar, zayıflama çayları ve iğneleri gibi yöntemler bir deneme olarak kabul edilmemektedir. Zira, tıbben kanıtlanmamış yöntemlere başvurmak hem çok risk taşımakta hem de sürecin gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesini önlemektedir” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Ameliyat için yaş sınırı var mıdır?</strong></p>
<p>Obezite cerrahisi için genel kabul gören alt yaş sınırı 12, üst yaş sınırı ise 65 olarak tanımlanıyor. Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, bununla birlikte, kronolojik yaşın tek başına cerrahi karar için yeterli bir kriter olmadığını belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Hastanın fizyolojik durumu, eşlik eden metabolik ve sistemik hastalıkları, obeziteye bağlı komplikasyonların varlığı, psikososyal durumu ve ameliyat sonrası sürece uyum potansiyeli, değerlendirmede belirleyici rol oynamaktadır. Bu nedenle, her hasta multidisipliner bir ekip tarafından bireysel olarak değerlendirilmekte ve cerrahi uygunluk bu kapsamlı değerlendirme sonucunda belirlenmektedir.”</p>
<p><strong>Ameliyatın tekniğini belirleyen etkenler nelerdir?</strong></p>
<p>Obezite cerrahisinde yöntemin seçiminde; hastanın mevcut metabolik ve sistemik hastalıkları, beslenme alışkanlıkları, daha önce geçirmiş olduğu batın cerrahileri ve düzenli olarak kullandığı ilaçlar belirleyici rol oynuyor. Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, bu nedenle her hastanın multidisipliner bir ekip tarafından kapsamlı bir şekilde değerlendirildiğini ve cerrahi yöntemin kişiye özel olarak planlandığını anlatıyor.  </p>
<p><strong> Obezite cerrahisinde hangi yöntemlere başvuruluyor?</strong></p>
<p>Günümüzde, obezite cerrahisinde ağırlıklı olarak laparoskopik (kapalı yöntem) yöntemler kullanılıyor. Laparoskopik cerrahi; genellikle 3-4 küçük kesi aracılığıyla gerçekleştirildiği için açık cerrahi izi olmuyor. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, obezite cerrahisi yöntemlerinin hiçbirinin diğerine bir üstünlüğü veya dezavantajı olmadığını vurgulayarak, uygulanacak olan cerrahi tekniğin hastanın mevcut sağlık durumuna göre seçildiğini ifade ediyor. Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, obezite cerrahisinde başvurulan başlıca yöntemleri şöyle özetliyor:</p>
<p><strong>Tüp mide (Sleeve gastrektomi)</strong>: Midenin büyük bir kısmının çıkarılarak hacminin küçültüldüğü bir yöntem.  Ameliyat sonrasında yaklaşık 100-150 ml hacminde mide bırakılıyor. Yöntemin hem gıda alımını kısıtlayıcı hem de iştah düzenleyici hormonal etkileri bulunuyor. </p>
<p><strong>Loop bipartisyon bypass:</strong> İnsülin kullanan tip 2 diyabet hastalarında metabolik kontrol ve kilo kaybı amacıyla tercih ediliyor. Bu yöntemde 100-150 ml hacminde bir mide bırakılıyor ve  ince bağırsağa yeni bir yol oluşturularak karbonhidrat emilimi azaltılıyor. </p>
<p><strong>Rouxny gastric bypass:</strong>  Kilo kaybının yanı sıra mide fıtığında ve gastroözofageal reflünün tedavisinde etkili olması nedeniyle  başvuruluyor.</p>
<p><strong>Minigastrik bypass, transit bipartisyon, duodenal switch:  </strong>Hastaya özel beslenme problemleri, insülin ve C peptit düzeyleri, pankreasın insülin rezervi gibi parametreler dikkate alınarak tercih edilebilen diğer yöntemleri oluşturuyor.</p>
<p><strong>Ameliyat sonrasında kilo kaybı ne zaman başlıyor? </strong></p>
<p>Obezite cerrahisi sonrasında kilo kaybı genellikle ilk günden itibaren başlıyor. Kilo kaybının miktarı ise hastanın kilosuna göre değişiyor. Örneğin, 200 kilo ağırlığındaki bir birey bir ayda 25–30 kilo verebilirken, 120 kilo ağırlığındaki bir birey ilk ayda 12–15 kilo kaybedebiliyor. Ancak, amacın hızlı ve sadece rakamsal bir başarı elde etmek olmadığını belirten Dr. Mehmet Fatih Korkmaz,<strong> </strong>“Obezite cerrahisinde asıl hedef, hastaya sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları kazandırarak kas ile kemik dokusunu korumak, yağ dokusu ve ödem kaybını sağlamaktır” diyor. </p>
<p><strong>Tekrar kilo alma riski var mı?</strong></p>
<p>Obezite cerrahisinin ardından, hastaların çoğu, ilk yıllarda fazla kilolarının büyük bir kısmını kaybediyorlar. Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, “Ancak, sağlıklı beslenme kurallarına uymayan, düzenli egzersiz yapmayan ve sunulan desteği kabul etmeyip, ameliyat öncesi yaşam tarzına devam etmekte ısrar eden hastalarda kilo alımı kaçınılmaz olmaktadır” uyarısında bulunuyor. Ayrıca,  başarısız geçen obezite cerrahisi ve hastanın profesyonel bir ekip tarafından yeterince takip edilmemesi de yeniden kilo alma riskini artıran önemli bir faktörü oluşturuyor. </p>
<p><strong>Kilo kaybının kalıcı olması için nelere dikkat  edilmeli? </strong></p>
<p>Obezite cerrahisi sonrasında elde edilen kilo kaybının kalıcı olabilmesi için bu sürecin sadece bir kilo verme değil, yeni ve sağlıklı bir yaşama geçiş olduğu kabul edilmeli. Kalıcı kilo kaybında, hastaların günlük yürüyüş başta olmak üzere, fiziksel kapasitelerine uygun egzersizleri yaşamlarının bir parçası haline getirmeleri kilit rol oynuyor. Beslenme planının basit karbonhidratlardan uzak, protein ağırlıklı; vitamin ve mineral gereksinimini karşılayacak şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Alınan kalori ile harcanan kalori arasındaki dengenin sağlanması ve günde en az 2–3 litre su tüketilmesi de büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-her-10-kisiden-3u-obezite-hastasi-606950">Ülkemizde her 10 kişiden 3&#8217;ü obezite hastası!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış aylarında kilo almak kolaylaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-606025</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 09:05:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Kaşığı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kolaylaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[oldukça]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606025</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında kilo kontrolü ve bağışıklığı korumak için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-606025">Kış aylarında kilo almak kolaylaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında kilo kontrolü ve bağışıklığı korumak için yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Soğuk mevsimde vücut fizyolojik olarak yağ depolamaya daha müsait! </strong></p>
<p>Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte vücudun ısı dengesini sağlamak için daha fazla enerji alma eğiliminde olduğunu dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Soğuk mevsimde vücut fizyolojik olarak yağ depolamaya daha müsait hale gelebiliyor.” dedi.</p>
<p>Vücudun ısısını koruyabilmek için enerjiyi en kolay şekilde elde etmek istediğini aktaran Yiğit, “Karbonhidratlı, yağlı besinlere yönelim ve iştah artışının nedeni bu durumla bağlantılı. Bu yönelimler sonucunda eğer yeterli kontrol sağlanmazsa istenmeyen kilo artışları görülebilir. Vücut yağ oranının erkeklerde yüzde 25’ten kadınlarda yüzde 30’dan fazla olması vücut işlevleri açısından olumsuz kabul edilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İlk adım yeterli su tüketimi! </strong></p>
<p>Kış aylarında vücut ısısını dengelemek, yağ oranını dengede tutmak ve sağlıklı kalmak için neler yapılabileceğine değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, ilk adımın yeterli su tüketimi olduğunu vurguladı ve şöyle devam etti:</p>
<p>“Vücut ısısını sağlamak için en temel yaşamsal ögemiz olan suyun yeterli miktarda tüketilmesi önemli. Suyu sadece çay, kahve gibi sıcak içeceklerden almak vücut için yeterli değil. Günlük mutlaka 1,5-2 litre su, sade olarak tercih edilmeli. Su içmenin iştah kontrolünü sağlamak için de oldukça önemli fizyolojik etkisi olduğu unutulmamalı. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan bireyler kış aylarında fiziksel olarak daha da kısıtlı olur. Günlük en az 30 dk hafif tempolu bir yürüyüş özellikle kış aylarında sizi hastalıklardan koruyacak ve daha az gün ışığı görmeye bağlı olarak ortaya çıkan depresyona meyilli ruh halinize iyi gelecektir. Eğer yürüyüş yapmak için uygun bir alanınız yok ise, evde adım hareketleri tercih edilebilir.”</p>
<p><strong>Kış aylarında kilo kontrolü ve sağlık için yeterli ve dengeli beslenme kuralları geçerli! </strong></p>
<p>Yeterli vitamin ve mineral almak için günlük en az 3 porsiyon meyve tüketilmesi ve tuzsuz çiğ kuruyemişlere beslenmede yer verilmesi gerektiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit “Ancak bu besinleri akşam yemeği sonrası değil, gün içinde tercih etmek oldukça önemli. Yoğurt, kefir, tarhana, şalgam suyu tüketerek bağırsak sağlığınızı destekleyebilirsiniz.” dedi.</p>
<p>Kilo kontrolü ve bağışıklık için iyi çalışan bir sindirim sisteminin önemine işaret eden Yiğit, “Ayrıca fındık, ceviz badem gibi kuruyemişler, patlamış mısırlar, tuzlu bisküviler gibi yiyecekler tüketilirken kendimizi sınırlamak oldukça zorlaşır. Bu nedenle özellikle bu yiyecekler tüketilecekse, mutlaka küçük tabaklara konulmalıdır ki ne kadar yediğiniz fark edilsin, porsiyon kontrolü sağlansın. Görüldüğü üzere kış aylarında kilo kontrolü ve sağlık için de yeterli ve dengeli beslenme kuralları geçerli. İçeriği net olarak bilinmeyen yağ yakıcı olarak adlandırılan çaylara, kahvelere ihtiyaç yok.” önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Soğuk havalarda bağışıklığı güçlü tutmak daha da önemli! </strong></p>
<p>Hava sıcaklıklarının düşmesinin ayrıca bakteri ve virüs kaynaklı hava yolu ile bulaşan gribal enfeksiyonlara, hastalıklara yakalanma sıklığını artırdığını da hatırlatan Yiğit, bu nedenle bağışıklık sistemini güçlü tutmanın daha da önem kazandığını vurguladı.</p>
<p>Yeterli beslenmenin, beslenirken dengeli olmanın, güçlü bir bağışıklık sistemi için oldukça önemli olduğunun altını çizen Yiğit, şunları söyledi:</p>
<p>“C ve E vitaminleri, çinko, demir bağışıklığı en çok destekleyen vitamin ve mineraller arasındadır. Günlük beslenmenizde işlenmemiş kırmızı et, hindi eti, balık, yeterli sebze ve meyve tüketerek bu besin ögelerini vücudunuza almış olursunuz. Kefir, ev yoğurdu, tarhana, şalgam suyu, boza gibi probiyotik besinler de güçlü bir bağışıklık için elzemdir.”</p>
<p><strong>Vitaminler besinlerden alındığında daha yüksek biyoyararlanım sağlıyor! </strong></p>
<p>Son yıllarda kış aylarında multivitaminlere yönelimin oldukça yüksek düzeyde olduğunu kaydeden Yiğit, “Vitaminler doğal olarak besinlerden alındığında, birbirleriyle olan sinerjik etkileri nedeniyle biyoyararlanımları daha yüksek olur.” dedi.</p>
<p>Eğer düzenli beslenilemiyor; günlük 2-3 porsiyon meyve, en az 2 porsiyon sebze yemeği/yeşillik yenilemiyorsa, bu noktada multivitamin desteklerinin  tercih edilebileceğini aktaran Yiğit, “Ancak bu destekleri alırken bakanlık onayına mutlaka bakılmalı ve içerikleri incelenmeli. Öte yandan şekerli-tuzlu beslenme alışkanlığınız ve hareketsiz bir yaşantınız var ise, sadece multivitamin kullanarak bağışıklığınızı güçlendirmek oldukça zordur. Çünkü düzenli olarak vücuda alınan, şeker/hazır işlenmiş gıdalar vücutta hücresel stresi arttırarak bağışıklığın zayıflamasına sebep olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Şeker ihtiyacını azaltırken bağışıklığınızı destekleyebilirsiniz! </strong></p>
<p>Bağışıklığın güçlendirilmesi için antioksidan zengini bitkisel ürünlere de beslenmede yer açılması gerektiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, kış aylarında hem şeker ihtiyacını azaltacak, hem de bağışıklığı güçlendirecek ‘Altın Süt’ tarifini paylaşarak sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Altın süt için malzemelerimiz şöyle; 1 su bardağı yarım yağlı süt, 1 tatlı kaşığı toz zerdeçal, 1 tatlı kaşığı zencefil, yarım çay kaşığı karabiber, 1 çay kaşığı tarçın, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı veya Hindistan cevizi yağı ve isteğe göre karanfil ve bal da kullanabilirsiniz.</p>
<p>1 bardak sütü ısıtmak için cezveye koyun. Ilıklaşmaya başladıktan sonra 1 çay kaşığı toz zerdeçal, kaynadıktan sonra karabiber ve tarçını ilave edin. En son 1 tatlı kaşığı sızma zeytinyağı veya Hindistan cevizi yağı ilave edip, karıştırarak tüketebilirsiniz.</p>
<p>Eğer düzenli olarak kullandığınız bir ilaç varsa, tüketmeden önce doktorunuza ve diyetisyeninize danışmanızda fayda var.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kilo-almak-kolaylasiyor-606025">Kış aylarında kilo almak kolaylaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anoreksiya: Zayıflık takıntısı hayatı tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anoreksiya-zayiflik-takintisi-hayati-tehdit-ediyor-602805</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2026 07:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anoreksiya]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[eder]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[takıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[zayıf]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Anoreksiya Nervoza’nın estetik bir tercih değil, erken müdahale edilmezse hayati risk taşıyan ciddi bir psikiyatrik hastalık olduğu konusunda detaylı açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anoreksiya-zayiflik-takintisi-hayati-tehdit-ediyor-602805">Anoreksiya: Zayıflık takıntısı hayatı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Anoreksiya Nervoza’nın estetik bir tercih değil, erken müdahale edilmezse hayati risk taşıyan ciddi bir psikiyatrik hastalık olduğu konusunda detaylı açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Takıntılı kilo verme davranışına sahip kişiler vakit kaybetmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmalı!</strong></p>
<p>Günümüzde herkesin ‘daha zayıf olmalıyım’ düşüncesine sahip olduğunu dile getiren Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Her mahallede, her sokakta, küçük şehirlerde bile spor salonları var.” dedi.</p>
<p>Buraya gidenlerin zayıflamak için gittiğini, ‘spor yapayım kalori kaybedeyim’ düşüncesinde olduklarını kaydeden Prof. Dr. Erkmen, “Böyle bir durumda olan birisi varsa, çok fazla vakit geçirmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmaları uygun olur. Basit işlerde bile başlangıçta işi bitirmek çok daha kolayken zaman geçtikçe daha zor olur. Atalarımız söylemiş; ağaç yaşken eğilir. Bir fidanı herkes eğebilir, büyük ağaç olduğu zaman kimse eğemez. Bunun için çok vakit kaybetmemek önemli. Aklınıza gelen her türlü tıbbi olayda vakit kaybetmemek, bir an evvel doktora başvurmak gerekir.” uyarısında bulundu. </p>
<p><strong>Anoreksik zayıflık, beyindeki aksamalardan kaynaklanan ciddi bir psikiyatrik hastalık! </strong></p>
<p>Anoreksiyanın genellikle huzursuz aile ortamında büyüyen kişilerde daha fazla göründüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Anoreksiyaya sahip kişilerin kendilerini güzel bulmalarının temelinde psikiyatrik sorunlar olabilir.” dedi.</p>
<p>Bazı kadınların kalçalarını ve göğüslerini yok ederek kadınlık yönlerini reddetmeye çalıştıklarını, bazılarının da ‘ne kadar zayıf o kadar iyi’ algısını ön plana taşıdıklarını belirten Prof. Dr. Erkmen, “Sonuç olarak bu beyindeki bir takım aksamalardan ortaya çıkan bir zayıflamadır. Basitçe, bir insanın diyet yapıp kilo vermesinden çok daha ileri bir şeydir. Her kilo verdiğinde anoreksik olduğunu zannetmemek demektir. Hatta bazen aşırı kusmaya bağlı olarak bir sebeple diş hekimine giderse, diş hekimleri dişlerinin arka kısımlarının aşınmış olduğunu fark ederler. Kusarken çıkarılan asit dişleri tahrip eder ve bir süre sonra dişler dökülmeye başlar. Kesinlikle bir güzellik ortaya çıkmaz. Aksine olabildiğince çirkin bir tablo ortaya çıkar. İyi beslenemedikleri için saçlar dökülebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>30 kilonun altı hastane yatışı gerektiren ciddi bir durum! </strong></p>
<p>Anoreksiya Nervoza’da zayıflama hızının başlangıçta yavaş olduğuna ve giderek arttığına değinen Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, bunun nedeninin de hiçbir şekilde gıda almayıp, aldıklarında da kusarak çıkarma, ishalle çıkarma veya aşırı spor yapma gibi eylemler olduğunu söyledi. </p>
<p>“Bu hastaların çok ilginç olan tarafı da her türlü gıdanın ne kadar kalori vereceği hakkında çok ciddi bilgileri vardır.” diyen Erkmen, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Onlar bir ekmek, bir tabak et kaç kalori bilirler. Dolayısıyla da ona dikkat ederek yemek yemeye başlarlar. Başlangıçta diyet gibi görünebilir ama ne yazık ki sonu çok tatsız bir şekilde gelir. İşin kötü olan tarafı da herkes bunun kötü bir zayıflık olduğunu fark eder. Hastalar ise ‘daha şişmanım biraz daha kilo vermem gerekiyor’ gibi kendilerinin daha şişman olduğunu iddia ediyor olabilirler. Ancak ne yazık ki iş kötüye gidiyor manasına gelir. Özellikle 30 kilonun altına düşerse ciddi tehlike vardır. Hastaneye yatırmak gerekir. Belki zorla besleme metotları uygulanabilir.” </p>
<p><strong>Tedavide başarıyı sağlamak için kişinin hastalığı kabul etmesi gerekir! </strong></p>
<p>Tedavi süresi ve başarı oranının hastadan hastaya değişiklik gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Çok kötü hastalığa tutulmuş bir insan ameliyat olur, bir bakarsın bir şey olmadan güzel bir şekilde yaşar ya da çok basit bir hastalıktan dolayı da ölebilir.” dedi.</p>
<p>Anoreksiyada da benzer bir durum söz konusu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erkmen sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dereceleri vardır. Mantıklı miktarda zayıfladıktan sonra ‘bu işin tadı kaçtı ben burada durayım’ diyenler de var, sonuna kadar gidenler de var. Otuz kilonun altına düşmüş, çocuk ağırlığında neredeyse ama hala yemek yememeye, kusmaya veya başka şeyler yapmaya çalışabilir. Yaşamı kısaltan bir hastalıktır. Belli bir tanıyı geçtikten sonra bir ölüm olmasa bile vücut her türlü hastalığa açık hale gelir. Başka türlü bir hastalığa tutulabilir.</p>
<p>Tedavide başarıyı sağlamak içinse kişinin hastalığı kabul etmesi ve tedavi için erken başvurması gerekir. 1-2 senedir devam eden bir şey halinde gelinirse ve hasta iyi uyum sağlarsa tedaviye iyileşir. Ancak eğer ilaçlarını kullanmaz ve kilo vermek için aynı davranışlarına devam ederse bu iş kötüye doğru gider ne yazık ki.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anoreksiya-zayiflik-takintisi-hayati-tehdit-ediyor-602805">Anoreksiya: Zayıflık takıntısı hayatı tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyetisyen Sümeyra Gözüm ünlüleri zayıflatıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-601188</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 21:20:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[gözüm]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[sümeyra]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[ünlüleri]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflatıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beslenme ve diyetetik alanında kişiye özel yaklaşımıyla öne çıkan Diyetisyen Sümeyra Gözüm, sağlıklı ve sürdürülebilir yağdan kilo kaybının ancak bireysel ihtiyaçlara göre planlanan beslenme programlarıyla mümkün olduğunu vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-601188">Diyetisyen Sümeyra Gözüm ünlüleri zayıflatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme ve diyetetik alanında kişiye özel yaklaşımıyla öne çıkan Diyetisyen Sümeyra Gözüm, sağlıklı ve sürdürülebilir yağdan kilo kaybının ancak bireysel ihtiyaçlara göre planlanan beslenme programlarıyla mümkün olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Her danışanın metabolik yapısının, yaşam tarzının ve sağlık durumunun farklı olduğuna dikkat çeken Gözüm, yağ yakımının yalnızca kalori kısıtlamasıyla değil; bilimsel veriler ışığında oluşturulan bütüncül bir sistemle sağlanabileceğini belirtiyor.</p>
<p><strong>SÜREÇ KAN TAHLİLİ İLE BAŞLIYOR</strong></p>
<p>Diyetisyen Sümeyra Gözüm’e göre yağdan kilo kaybında ilk ve en kritik adım, detaylı kan tahlili yapılması. Hormon dengesizlikleri, insülin direnci veya vitamin–mineral eksikliklerinin kilo verme sürecini doğrudan etkilediğini belirten Gözüm, özellikle HOMA-IR, tiroid fonksiyonları, hormon profili ve ferritin, B12, D vitamini ile folik asit değerlerinin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.</p>
<p>Tahlil sonuçlarına göre beslenme planının şekillendirilmesi ve gerekli durumlarda doktor kontrolünde takviye desteği alınması, sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlıyor.</p>
<p><strong>KAS KÜTLESİ KORUNARAK YAĞ KAYBI HEDEFLENİYOR</strong></p>
<p>Sümeyra Gözüm, etkili bir zayıflama sürecinde asıl hedefin kas kütlesini koruyarak yağdan kilo kaybı sağlamak olduğunu vurguluyor. Bu doğrultuda, kişinin kilosuna uygun şekilde yeterli ve kaliteli protein alımının büyük önem taşıdığını belirten Gözüm, protein yetersizliğinin metabolizmayı yavaşlatarak süreci olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Yumurta, yağsız et ürünleri, balık, süt ve süt ürünleri gibi yüksek biyolojik değere sahip protein kaynakları, kişiye özel planlar doğrultusunda beslenme programlarına dahil ediliyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-0-lvm7JB8X.jpeg"/><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/12/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-1-UffYRs21.jpeg"/></p>
<p><strong>SU TÜKETİMİ, UYKU VE STRES YÖNETİMİ SÜRECİN AYRILMAZ PARÇASI</strong></p>
<p>Yağ yakımını artıran önemli faktörlerden birinin de yeterli su tüketimi olduğunu belirten Gözüm, kilogram başına ortalama 35 ml su tüketiminin metabolizma üzerinde olumlu etkiler yarattığını ifade ediyor.</p>
<p>Bunun yanı sıra, düzenli uyku ve stres yönetiminin hormonal denge açısından büyük önem taşıdığına değinen Gözüm, yetersiz uyku ve yoğun stresin yağ yakım sürecini yavaşlatabileceğini belirtiyor.</p>
<p><strong>BESLENME VE HAREKET BİRLİKTE PLANLANIYOR</strong></p>
<p>Diyetisyen Sümeyra Gözüm, yağdan kilo kaybının yaklaşık yüzde 80–90’ının beslenme düzeni, yüzde 10–20’sinin ise fiziksel aktiviteyle sağlandığını ifade ediyor. Haftada 4–5 gün yapılan tempolu yürüyüş veya kişiye uygun egzersizlerin, doğru beslenme planı ile desteklendiğinde maksimum fayda sağladığını vurguluyor.</p>
<p>Kısa vadeli, sürdürülemez diyetler yerine; bilimsel, kişiye özel ve uzun vadede sağlığı koruyan beslenme modellerini benimsediklerini belirten Gözüm, danışanlarına kalıcı yaşam tarzı değişikliği kazandırmayı hedeflediklerini sözlerine ekliyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyetisyen-sumeyra-gozum-unluleri-zayiflatiyor-601188">Diyetisyen Sümeyra Gözüm ünlüleri zayıflatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anne Şehir&#8217;le 1 yılda 40 kilo verdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/anne-sehirle-1-yilda-40-kilo-verdi-600876</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 07:21:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[40]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[fizik]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[le]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[verdi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600876</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Anne Şehir Sağlıklı Yaşam Projesi”, sporun yanında psikolojik anlamda da özgüven kazandırmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-sehirle-1-yilda-40-kilo-verdi-600876">Anne Şehir&#8217;le 1 yılda 40 kilo verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Anne Şehir Sağlıklı Yaşam Projesi”, sporun yanında psikolojik anlamda da özgüven kazandırmaya devam ediyor. Kadınların hareketli bir yaşam sürmelerini sağlayan proje, Büşra Günaydın’ın da hayatını değiştirdi. Anne Şehir’le 1 yılda 145 kilodan 105 kiloya düşen Büşra Hanım, Büyükşehir’in uzman diyetisyenlerinin kontrolünde sağlıklı yaşam yolculuğunu sürdürmeye kararlı.</p>
<p><b>ÇAREYİ ANNE ŞEHİR’DE BULDU</b></p>
<p>Aldığı kilolar sonucunda günlük yaşamda hareket etmekte zorlanan ve sosyal hayattan gün geçtikçe uzaklaşan ev hanımı ve iki çocuk annesi Büşra Günaydın bu süreçte birçok diyetisyene gitti, spor salonlarına yazıldı ancak tüm çabalarına rağmen kalıcı bir sonuç elde edemedi. Bir yıl önce 145 kiloya ulaşarak aşırı kilolarının hem fiziksel hem de psikolojik olarak hayatını zorlaştırdığını fark eden Günaydın, çareyi Anne Şehir Begonya Tesisleri’nde buldu.</p>
<p><b>1 YILDA GÖZLE GÖRÜLÜR DEĞİŞİM</b></p>
<p>Yaklaşık bir yıl önce arkadaşlarının tavsiyesiyle Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Anne Şehir Merkezi Begonya Tesisleri’ne başvuran Büşra Günaydın, burada kendisi için adeta yeni bir hayatın kapılarını araladı. Merkezde yapılan kapsamlı ölçümler, analizler ve testler sonucunda Günaydın’a duygusal yeme bozukluğu teşhisi konuldu. Uzman ekipler tarafından kişiye özel hazırlanan programla birlikte fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve fizik tedavi süreci eş zamanlı olarak başlatıldı.</p>
<p><b>BİR YILDA TAM 40 KİLO VERDİ</b></p>
<p>Haftanın üç günü düzenli olarak Begonya Tesisleri’ne gelerek programına sadık kalan Büşra Günaydın, bir yılın sonunda tam 40 kilo vererek büyük bir başarı elde etti. Sadece kilosu değil, yaşam alışkanlıkları da değişen Günaydın, fiziksel aktivitelerin ve sağlıklı beslenmenin hayatının vazgeçilmez bir parçası hâline geldiğini ifade etti.</p>
<p><b>“BİR EL DOKUNDU, HAYATIM DEĞİŞTİ”</b></p>
<p>Yaşadığı süreci anlatan Büşra Günaydın, “Buraya gelmeden önce kendimi çaresiz hissediyordum. Ne yaparsam yapayım kilo veremiyordum. Anne Şehir Merkezi’nde bana gerçekten bir el dokundu. Sadece tartıdaki rakamlar değişmedi, ben değiştim. Kendime olan inancım geri geldi” dedi.</p>
<p><b>“BURASI BENİM İÇİN ÇOK KIYMETLİ”</b></p>
<p>Merkezde verilen desteklerin kendisi için çok kıymetli olduğunu vurgulayan Günaydın, “Burada spor yaparken yalnız olmadığımı hissettim. Eğitmenlerimiz sürekli yanımızda, motivasyonumuzu hiç düşürmüyorlar. Aynı durumda olan birçok kadınla tanıştım. Birlikte güçlendik” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“HEDEFİM 74 KİLOYA DÜŞMEK”</b></p>
<p>Yeni hedeflerinden de bahseden Büşra Günaydın, sağlıklı yaşam yolculuğunu kararlılıkla sürdürdüğünü belirterek, “Şu an geldiğim noktadan çok mutluyum ama hedefim 75 kiloya kadar düşmek. Anne Şehir Merkezleri olmasaydı bunu başaramazdım. Benim gibi kilo problemi yaşayan ve kendini yalnız hisseden tüm kadınlara burayı mutlaka tavsiye ediyorum” dedi.</p>
<p><b>ANNE ŞEHİR MERKEZLERİ SİZLERİ BEKLİYOR</b></p>
<p>Anne Şehir Merkezleri’nde kadınlara yönelik düzenli fiziksel aktiviteleri, grup egzersizleri, pilates ve fitness çalışmaları, sağlıklı beslenme eğitimleri, psikolojik destek, fizik tedavi ve danışmanlık hizmetleri sunuluyor. Aynı zamanda annelerin çocuklarını güvenle bırakabilecekleri oyun alanları sayesinde kadınlar, kendilerine zaman ayırma imkânı buluyor. Bu bütüncül yaklaşım, kadınların hem bedensel hem de ruhsal olarak güçlenmesine katkı sağlıyor. Anne Şehir Tesisleri’nden faydalanmak isteyen tüm kadınlar kendilerine en yakın Anne Şehir Tesisleri’ne başvuru yapabilir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/anne-sehirle-1-yilda-40-kilo-verdi-600876">Anne Şehir&#8217;le 1 yılda 40 kilo verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeme bozuklukları tedavisinde altın standart ekip çalışması!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeme-bozukluklari-tedavisinde-altin-standart-ekip-calismasi-600400</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 10:23:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme Ve Diyet Uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[ekip]]></category>
		<category><![CDATA[hülya]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[standart]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<category><![CDATA[Yeme Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[yiğit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600400</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, yeme bozukluklarının nedeni, belirtileri, sebep olabileceği sorunlar ve tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeme-bozukluklari-tedavisinde-altin-standart-ekip-calismasi-600400">Yeme bozuklukları tedavisinde altın standart ekip çalışması!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, yeme bozukluklarının nedeni, belirtileri, sebep olabileceği sorunlar ve tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Yeme bozuklukları, kişinin ruhsal ve günlük yaşamını derinden etkileyebilir!</strong></p>
<p>Yeme bozukluklarının, yalnızca kilo ya da fiziksel görünümle ilgili sorunlar olmadığına dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Kişinin duygu durumunu, düşünce yapısını, ilişkilerini ve günlük işlevselliğini derinden etkileyen ciddi ruhsal sorunlardır.” dedi.</p>
<p>Çoğu zaman ‘irade’, ‘diyet’ ya da ‘zayıflama isteği’ olarak görülse de, aslında çok daha karmaşık bir psikolojik süreci işaret ettiğini aktaran Yiğit, “Bir kişinin yeme bozukluğu riski taşıyıp taşımadığına işaret eden bazı belirtiler var. Sık sık kalori hesabı yapmak bu belirtilerden biri. Bu kişiler günün büyük bir bölümünü ne yediğini, kaç kalori aldığını ya da ne kadar yakması gerektiğini düşünerek geçirebilir.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Yeme bozukluğu olan bireyler, yeme davranışını olumsuz duygularla ilişkilendirebilir! </strong></p>
<p>Yeme bozukluğunun diğer belirtilerine de değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, şunları söyledi:</p>
<p>“Bireyler sosyal ortamlarda yemek yemekten kaçınabilir. Başkalarının yanında yemek yerken yoğun gerginlik yaşayabilir, davetlerden ya da dışarıda yemek yenilen ortamlardan uzak durabilir. Konuşmaları, kilo alma kaygısı ve kilo verme odaklı olabilir. Sohbetlerin büyük bölümü kilo, diyet, zayıflama ya da vücut görünümü etrafında dönebilir. Aşırı ve kontrolsüz spor yapma eğiliminde olabilirler. Fiziksel sınırları zorlayacak şekilde, dinlenmeye izin vermeden ya da suçluluk duygusuyla spor yapabilirler. Belirli yiyecekleri tükettikten sonra yoğun suçluluk ve utanç duyabilirler. Özellikle ‘sağlıksız’ olarak etiketlenen yiyecekler tüketildiğinde bulantı, pişmanlık, kendini cezalandırma isteği gibi duygular ortaya çıkabilir. Duygusal yeme davranışı gösterebilirler. Açlık hissi olmamasına rağmen stres, üzüntü, öfke, yalnızlık gibi olumsuz duygularla baş etmek için yemeğe yönelebilirler.” </p>
<p><strong>Tek başına diyet yapmak sorunu derinleştirebilir!</strong></p>
<p>Yeme bozukluklarında kişinin; yemek yemeyi, kilosunu ve fiziksel görünümünü aşırı derecede düşünür hale geldiğine işaret eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu düşünceler zamanla kişinin bedensel sağlığını, psikolojik iyi oluşunu, sosyal ilişkilerini ve günlük yaşam aktivitelerini olumsuz etkiler. İş, okul, aile ve sosyal hayat geri planda kalabilir. Bu noktada önemli bir gerçek şudur: Yeme bozuklukları yalnızca kilo vererek ya da diyet yaparak çözülebilecek sorunlar değildir. Aksine, tek başına diyet yapmak çoğu zaman sorunu derinleştirebilir.” uyarısını yaptı.</p>
<p><strong>Yeme bozukluklarının tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım altın standart!</strong></p>
<p>“Eğer kendinizde bu belirtilerden bazılarını fark ediyorsanız, durumu göz ardı etmeden profesyonel destek almanız önemlidir.” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, yeme bozukluklarının tedavisinde multidisipliner bir yaklaşımın altın standart kabul edildiğini vurguladı.</p>
<p>Ekibin diyetisyen, psikolog ve gerekirse psikiyatristten oluşması gerektiğinin altını çizen Yiğit, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Diyetisyen, sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme düzeninin oluşturulmasına rehberlik eder. Psikolog, yeme davranışının altında yatan duygusal ve bilişsel süreçleri ele alır. Psikiyatrist ise gerektiğinde tıbbi değerlendirme ve ilaç desteği sağlar. Unutulmamalıdır ki erken fark edilen ve doğru şekilde ele alınan yeme bozuklukları tedavi edilebilir. Yardım istemek bir zayıflık değil, iyileşme yolunda atılan güçlü bir adımdır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeme-bozukluklari-tedavisinde-altin-standart-ekip-calismasi-600400">Yeme bozuklukları tedavisinde altın standart ekip çalışması!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükakın: &#8220;Kadınlar, hayatın merkezinde yer alıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyukakin-kadinlar-hayatin-merkezinde-yer-aliyor-597936</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 09:05:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[alıyor]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[hayatın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[körfez]]></category>
		<category><![CDATA[merkezinde]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597936</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “İlham Veren Kadınlar Buluşması’nda” kadınların toplumdaki dönüştürücü etkisine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-kadinlar-hayatin-merkezinde-yer-aliyor-597936">Büyükakın: &#8220;Kadınlar, hayatın merkezinde yer alıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “İlham Veren Kadınlar Buluşması’nda” kadınların toplumdaki dönüştürücü etkisine dikkat çekti. Başkan Büyükakın, “Kadının hayatını güçlendirdiğinizde çocuklara, gençlere, erkeklere ve toplumun tüm kesimlerine dokunmuş oluyorsunuz” dedi.</p>
<p><b>İLHAM VEREN KADINLAR BULUŞMASI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen İlham Veren Kadınlar Buluşması’nın ikincisi Körfez Tütünçiftlik Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programa Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın yanı sıra Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt, AK Parti Körfez İlçe Başkanı Nurettin Okudan, MHP Körfez İlçe Başkanı Doğan Bekiroğlu ve çok sayıda davetli katıldı.</p>
<p><b>KADININ MUTLULUĞU ŞEHRİN MUTLULUĞU</b></p>
<p>Konuşmasında Anne Şehir Sağlıklı Yaşam Programı’nın kadınlara sağladığı destekten söz eden Başkan Büyükakın, programın birçok başarı hikayesi ortaya çıkardığını vurguladı. Başkan Büyükakın, “KO-MEK ve Anne Şehir projelerimiz bir anlamda rehabilitasyon alanına dönüştü. Kadınların ve ailelerin daha mutlu bir yaşam sürmesine katkı sunan, yenilikçi ve güçlü bir çalışma ortaya çıktı. Biz de kadınların hayatına daha fazla destek sağlamak amacıyla Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’nı kurduk. Burada çok ciddi hizmetler üretiyoruz. Kadının hayatına katkı sunduğumuzda aileyi, oradan da sosyal yaşamı iyileştirmiş oluyoruz. Çünkü kadınlar mutlu olursa aile de toplum da mutlu olur” diye konuştu.</p>
<p><b>TÜM KESİMLERE DOKUNUYORSUNUZ</b></p>
<p>Kadının toplumsal rolünün altını çizen Büyükakın, şunları söyledi; “Bir anne çocuklarını doğru yetiştirdiğinde aslında toplumu iyileştiriyorsunuz. Kadının hayatını güçlendirdiğinizde toplumun tüm kesimlerine dokunuyorsunuz” dedi. Başkan Büyükakın kadına yönelik şiddetin toplumdaki nedenlerine de değinerek, çocukluk döneminin belirleyici olduğunu hatırlattı, “Kadın ölümlerinin sebebi çoğu zaman çocuklukta öğrenilen şiddettir. Merhametle büyüyen bir insan şiddet üretemez” dedi.</p>
<p><b>BİRLİKTE BAŞARIYOR, BİRLİKTE İYİLEŞİYORUZ</b></p>
<p>İlham Veren Kadınlar Buluşması’nın güçlü bir dayanışma ortamı oluşturduğunu söyleyen Büyükakın, “Burada adeta bir takım olmuşsunuz. Hep birlikte başarıyor, birlikte kutluyorsunuz. Hem kendi hayatınıza hem başkalarının hayatına dokunuyorsunuz. Toplumsal iyileşme dediğimiz şey tam da budur. Gayretimiz toplumun topyekûn iyileşmesi gayreti” dedi. Anne Şehir programındaki kilo kayıplarına da değinen Büyükakın konuşmasını şu sözlerle tamamladı; “Kocaeli’de toplam verilen kilo 23 tona yaklaştı. Bir kamyon yükü kadar şehri hafifletmişiz. Bu da şehrin yükünü hep birlikte hafiflettiğimizin bir göstergesi.”</p>
<p><b>SÖĞÜT: CESARET BULAŞICIDIR</b></p>
<p>Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt de cesaretin bulaşıcı bir güç olduğunu belirterek, Anne Şehir ve KO-MEK gibi projelerde ortaya çıkan başarı hikâyelerinin tüm kadınlara ilham verdiğini söyledi. Körfez KO-MEK’te kuaförlük ve protez tırnak eğitimi alan Nurcan Temel, yeni bir meslek edinerek kendi ayakları üzerinde durmanın gururunu yaşadığını söyledi. “Bir kadın isterse hem kendisine hem ailesine sahip çıkabilir” diyen Temel, kursun kendisine sadece bir beceri değil; güç, amaç ve yeniden kurulan bir yaşam kattığını ifade etti.</p>
<p><b>40 KİLO VERDİ, HAYATINI DÖNÜŞTÜRDÜ</b></p>
<p>Anne Şehir Körfez Begonya üyesi Büşra Günaydın ise 145 kilodan 40 kilo vererek hayatının en büyük dönüşümünü yaşadığını anlattı. Günaydın, Anne Şehir Tesisleri’ndeki diyetisyen, psikolog, fizyoterapist ve eğitmen desteğinin sadece kilo vermesine değil, özgüven kazanmasına ve yaşamını tamamen değiştirmesine katkı sağladığını belirtti.</p>
<p><b>ANNE ŞEHİR’DE DEĞİŞEN HAYATLAR</b></p>
<p>Anne Şehir Begonya üyesi Sümeyye Ocak, açıldığı günden bu yana merkezden hizmet aldığını belirtti. Spor, el sanatları ve psikolojik destek sayesinde hem sosyal olarak güçlendiğini hem de yeni beceriler kazandığını söyleyen Ocak, Anne Şehir’in kendisi için adeta ikinci bir yuva olduğunu ifade etti. Anne Şehir Begonya üyesi Elmira Uludaş ise Kazakistan’dan Kocaeli’ye geldikten sonra Anne Şehir sayesinde sosyal hayata daha kolay adapte olduğunu, farklı şehirlerden arkadaşlıklar kurmanın ve kendisini özel hissettiren bir ortamda nefes alabilmenin mutluluk verdiğini dile getirdi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyukakin-kadinlar-hayatin-merkezinde-yer-aliyor-597936">Büyükakın: &#8220;Kadınlar, hayatın merkezinde yer alıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Obezitenin 5 yıl içinde 2 katına çıkması bekleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezitenin-5-yil-icinde-2-katina-cikmasi-bekleniyor-597894</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 08:37:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bekleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[çıkması]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[katına]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[obezitenin]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavinin]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflama İğneleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597894</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zayıflama iğneleri son dönemde en çok konuşulan tedavilerden biri haline geldi. Sosyal medya paylaşımları, hızlı kilo kaybı vaatleri ve kısa sürede görülen sonuçlar milyonlarca kişinin hızlı kilo verme hayalini süslüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezitenin-5-yil-icinde-2-katina-cikmasi-bekleniyor-597894">Obezitenin 5 yıl içinde 2 katına çıkması bekleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zayıflama iğneleri son dönemde en çok konuşulan tedavilerden biri haline geldi. Sosyal medya paylaşımları, hızlı kilo kaybı vaatleri ve kısa sürede görülen sonuçlar milyonlarca kişinin hızlı kilo verme hayalini süslüyor. Ancak dikkat! <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ender Arıkan</strong>, obezite tedavisinde kullanılan bu enjeksiyonların başarılı şekilde kilo kaybettirmeye katkı sağlamakla birlikte mucize olmadığını ve kontrolsüz kullanımının ciddi sorunlara yol açabildiğini söylüyor. Yapılan çalışmalara göre; obezitenin 5 yıl içerisinde iki katına çıkmasının beklendiğini belirten Prof. Dr. Arıkan, obezite tedavisinde kullanılan iğneler hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<p>İştahı azaltan, tokluk süresini uzatan zayıflama iğneleri son yıllarda en çok ilgi gören konuların başında geliyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ender Arıkan</strong>, bu tedavinin etkili olduğunu ancak herkes için uygun olmadığını belirterek “Zayıflama iğnelerinin aslında vücudun kendi hormonunun daha güçlü bir versiyonu.   İştahı ciddi şekilde baskılıyor, mide boşalmasını yavaşlatıyor, kişiyi daha uzun süre tok tutuyor ve kan şekerini dengeliyor. Bu nedenle hem diyabet hastalarında hem de obezite tedavisinde kullanılabiliyor. Fakat bu, herkesin kullanabileceği bir ürün olduğu anlamına gelmiyor. Tedavi mutlaka doktor kontrolünde olmalı” diyor. Prof. Dr. Arıkan sözlerine şöyle devam ediyor: “Şeker değerleri, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını görmeden ilaca başlamıyoruz. Çünkü güvenli tedavinin ilk adımı doğru değerlendirmedir.”</p>
<p><strong>Zayıflama iğneleri kimler için uygun?</strong></p>
<p>Vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olan hastalar için zayıflama iğnelerinin uygun olduğunu,</p>
<p>eğer VKİ 27’nin üzerindeyse ve diyabet, tansiyon ya da karaciğer yağlanması gibi ek</p>
<p>hastalıklar varsa yine tercih edilebileceğini belirten Prof. Dr. Arıkan, ancak bunun alanında</p>
<p>uzman hekim tarafından belirlenmesi gerektiğini, ilacın isteyen herkese reçete edilmediğini</p>
<p>özellikle vurguluyor. Bu tedavinin bazı hastalar için ciddi risk oluşturabileceğinin altını çizen</p>
<p>Prof. Dr. Ender Arıkan şöyle konuşuyor: “Medüller tiroid kanseri öyküsü olanlarda, </p>
<p>pankreatit geçirmiş kişilerde, hamilelerde, emzirenlerde ve 18 yaş altındaki bireylerde bu </p>
<p>ilaçları kesinlikle kullanmıyoruz.” Zayıflama iğnelerinin bulantı, mide yanması ya da kabızlık </p>
<p>gibi yan etkileri olabildiğini, bu şikayetlerin çoğunun doz yavaş artırıldığında kontrol altına </p>
<p>alınabildiğini belirten Prof. Dr. Arıkan “Ancak pankreatit, safra kesesi taşı ve şiddetli karın </p>
<p>ağrısı gibi durumlar olursa ilaç hemen kesilmeli ve mutlaka doktora başvurulmalı” diyor.</p>
<p><strong>Kilo kaybı ortalama yüzde 8-15 oluyor ama…</strong></p>
<p>Tedavide beklentilerin gerçekçi tutulması büyük önem taşıyor. Zayıflama iğneleri ile ortalama yüzde 8-15 kilo kaybı sağlanırken, bu durumun sürdürülebilir olmasına çok dikkat edilmesi gerekiyor. Bazı kişilerin çok hızlı değişim beklediğinin altını çizen Prof. Dr. Arıkan, tedavinin yaşam tarzı değişikliğiyle desteklenmemesi durumunda, ilacı bıraktıktan sonra, verilen kiloların daha hızlı şekilde geri alınmasının kaçınılmaz olacağını vurgulayan Prof. Dr. Ender Arıkan “Hastalar sadece yağ kaybetmiyor, kas kaybı da olabiliyor. Bu özellikle ilerleyen yaşlarda büyük problem. Bu nedenle bu tedaviyi olanların her zaman protein tüketimini artırmaları ve düzenli direnç egzersizi yapmaları gerekir” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Obezitede hızlı artış yaşanıyor</strong></p>
<p>Modern çağın salgın hastalığı obezite dünya genelinde hızla artarken, tedavinin temelini ise öncelikle yaşam tarzı değişikliği oluşturuyor. Halen 1 milyardan fazla insanı etkileyen bu küresel sağlık sorununun, önlem alınmadığında çok daha fazla artacağını, yapılan çalışmalarda obez insan sayısının 2030 yılına kadar iki katına çıkmasının öngörüldüğünü belirten Prof. Dr. Ender Arıkan, obezite tedavisinde en iyi sonucun sağlıklı beslenme, düzenli hareket, uyku düzeni ve stres yönetimiyle alındığını, kilo verirken hedefin hızlı değil, sağlıklı ve sürdürülebilir olması gerektiğini söylüyor. Prof. Dr. Arıkan kilo kaybı için zayıflama iğnelerinin uzun vadeli etkilerinin hala araştırıldığını belirterek şöyle konuşuyor: “Mevcut çalışmalar kısa vadede önemli kilo kaybı ve metabolik iyileşmeler göstermiş olsa da, bu sonuçların uzun vadede sürdürülebilirliği daha fazla araştırmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu ajanların kardiyovasküler hastalık insidansı ve mortalite gibi uzun vadeli sağlık sonuçlarını nasıl etkilediğini araştırılmalıdır. Ayrıca, uzun vadeli güvenliğin de belirlenmesi gerekmektedir. Kapsamlı uzun vadeli çalışmalar, uzun süreli tedavinin risk-fayda oranının netleştirilmesine yardımcı olacaktır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezitenin-5-yil-icinde-2-katina-cikmasi-bekleniyor-597894">Obezitenin 5 yıl içinde 2 katına çıkması bekleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyku apnesi gençlerde de yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uyku-apnesi-genclerde-de-yayginlasiyor-596854</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Dec 2025 08:51:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[dar]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerde]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596854</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern çağın salgın hastalığı obezite nedeniyle günümüzde gençlerde de hızla yaygınlaşan uyku apnesi yaşam kalitesini düşürüp ciddi hastalıklara zemin hazırlarken, ani ölüme de yol açabiliyor! </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyku-apnesi-genclerde-de-yayginlasiyor-596854">Uyku apnesi gençlerde de yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Modern çağın salgın hastalığı obezite nedeniyle günümüzde gençlerde de hızla yaygınlaşan uyku apnesi yaşam kalitesini düşürüp ciddi hastalıklara zemin hazırlarken, ani ölüme de yol açabiliyor! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı</strong>, tıkayıcı uyku apnesinde hava yolunu çevreleyen kasların uyku esnasında havayolunu daraltıp, solunumun onlarca hatta yüzlerce kez kesintiye uğramasına neden olduğunu belirterek “Uyku apnesi riski erkeklerde 40 yaşından itibaren, kadınlarda da menopoz sonrasında artmaktadır. Yapılan çalışmalar; kilomuzdaki yüzde 10’luk artışın, uyku apnesi riskini 6 kat yükselttiğini göstermektedir” diyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Tavşanlı, uyku apnesinin 9 önemli belirtisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Son yıllarda gerek sağlıksız beslenme alışkanlıkları gerekse hareketsiz yaşam tarzı obezitenin hızla yaygınlaşmasına neden olurken, modern çağın bu salgın hastalığı çok ciddi başka hastalıklara da neden olabiliyor. Onlardan biri de tıkayıcı uyku apnesi! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı</strong>, günümüzde gençlerde de hızla yaygınlaşan uyku apnesinin yaşam kalitesini düşürdüğünü vurgulayarak şöyle konuşuyor: “Tıkayıcı uyku apnesi; basitçe havayolunu çevreleyen kasların uyku esnasında solunumu etkileyecek derecede havayolunu daraltması olarak tanımlanabilir. Uyanıkken hastalarda herhangi bir solunum sıkıntısı yoksa da, uyku esnasında bu bölgedeki kasların gevşemesi ve daralmanın artmasına bağlı olarak solunumları onlarca hatta yüzlerce kez kesintiye uğramaktadır. Bazı kişilerde yapısal olarak buradaki geçiş yolu dar olmakta ve özellikle kilo alımı ile daha da dar hale gelebilmektedir.”<strong> </strong></p>
<p><strong>Kiloda yüzde 10’luk artış, riski 6 kat yükseltiyor!</strong></p>
<p>Uyku apnesinin tedavi edilmediğinde diyabet, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile beyin damarlarında hasar riskini artırdığını vurgulayan Doç. Dr. Tavşanlı “Tıkayıcı uyku apnesinde nefeste kesilmelerin olduğu dönemde kandaki oksijen oranı düşmekte olup; oksijen seviyelerindeki dalgalanmalar damar yapısında hasarlanma ve yine bunun sonucunda damarlarda tıkanıklıklara neden olabilmektedir. Bu durum aynı zamanda kan şeker düzeyi ve kan basıncı kontrolünün sağlanmasında da zorlanmaya sebep olup; dirençli diyabet ve hipertansiyona yol açabilmektedir. Bu nedenle tedavide geç kalmamak yaşamsal öneme sahiptir” diyor. Uyku apnesi riskinin erkeklerde 40 yaşından itibaren, kadınlarda da menopoz sonrasında arttığını belirten Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, fazla kilonun da çok önemli bir risk unsuru oluşturduğunu vurgulayarak sözlerine şöyle devam ediyor: “Yapılan çalışmalara göre; kilomuzdaki yüzde 10’luk bir artış uyku apnesi riskini 6 kat yükseltmektedir. Ayrıca kişinin boyun yapısı kısaysa, boğazda havanın geçtiği yol yapısal olarak dar bir anatomiye sahipse, apne riski artmaktadır.” </p>
<p><strong>Erken tedavi yaşamsal öneme sahip!</strong></p>
<p>Uyku apnesinin tanısı; hastanın şikayetlerinin yanı sıra bir gecelik uykusunun izlendiği ve beyin aktivitesi, solunum, kalp ritmi ile vücut kas hareketleri gibi çeşitli parametrelerin kaydedildiği ‘polisomnografi’ tetkikiyle konuluyor. Bu tetkiklerde aynı zamanda uyku apnesinin şiddeti de belirleniyor. Doç. Dr. Tavşanlı hastalığın tedavisini şöyle anlatıyor: “Tedavi olarak hastaya gece uyku esnasında kullanacağı bir cihaz yardımıyla, genelde burna takılan bir maskeyle basınçlı hava verilmektedir. Bu yöntemle hava yolundaki tıkanıklığı aşarak solunumun kesintisiz devam etmesi hedeflenmektedir. Hastaların genelinde CPAP dediğimiz sürekli pozitif hava basıncı veren cihaz yeterli olmaktadır. Cihaz tedavisiyle birlikte hastaların fazla kilolarından kurtulmaları, dolayısı ile metabolik tablonun da kontrol altına alınması kolaylaşmaktadır.”</p>
<p><strong>Tıkayıcı uyku apnesinin 9 önemli belirtisi!</strong></p>
<p>Hastaların sıklıkla horlama şikayeti ile geldiklerini, ancak tıkayıcı uyku apnesinde tek belirtinin horlama olmadığını belirten Doç. Dr. Tavşanlı “Hatta basit horlama denilen tabloda apneye rastlanılmayabilir” diyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, tıkayıcı uyku apnesinin 9 önemli belirtisini şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li>Gürültülü ve aralıklı horlama</li>
<li>Hastanın nefesindeki kesintilerin çevredekiler tarafından fark edilmesi</li>
<li>Boğulur gibi uyanmak </li>
<li>Gece tuvalete kalkma ihtiyacı hissetmek</li>
<li>Gece özellikle ense ve göğüs üzerinde terlemenin olması</li>
<li>Sabah yorgun kalkmak </li>
<li>Gün içinde uykulu ve yorgun olmak</li>
<li>Sabah baş ağrısıyla uyanmak</li>
<li>Unutkanlık, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu </li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Tavşanlı “Kendisinde bu tür şikayetler olan kişilerin uyku tıbbı ile ilgilenen bir hekimle en kısa zamanda görüşmesi faydalı olacaktır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyku-apnesi-genclerde-de-yayginlasiyor-596854">Uyku apnesi gençlerde de yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antalya otogarında 270 kilo uygunsuz taşınan et bulundu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antalya-otogarinda-270-kilo-uygunsuz-tasinan-et-bulundu-596231</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 08:51:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[270]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[et]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[otogarında]]></category>
		<category><![CDATA[taşınan]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>
		<category><![CDATA[Uygunsuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596231</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Zabıta ve güvenlik ekipleri, Antalya Otogarı’nda Kütahya’dan gelen bir yolcu otobüsünün bagajında usulsüz taşınan et ele geçirdi. Soğuk zincir kurallarına aykırı, menşei ve damga bilgisi bulunmayan 270 kilo kırmızı et ile 5 kilo köfte Kepez İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-otogarinda-270-kilo-uygunsuz-tasinan-et-bulundu-596231">Antalya otogarında 270 kilo uygunsuz taşınan et bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Zabıta ve güvenlik ekipleri, Antalya Otogarı’nda Kütahya’dan gelen bir yolcu otobüsünün bagajında usulsüz taşınan et ele geçirdi. Soğuk zincir kurallarına aykırı, menşei ve damga bilgisi bulunmayan 270 kilo kırmızı et ile 5 kilo köfte Kepez İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi.  </p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı’na bağlı ekipler ile güvenlik ekipleri Antalya Otogarı’nda gerçekleştirdikleri rutin denetimler sırasında Kütahya’dan gelen bir yolcu otobüsünün bagajında uygunsuz şartlarda taşınan kırmızı et ve köfte tespit etti. Yapılan kontrolde herhangi soğuk zincire aykırı taşınan, menşei belli olmayan ve resmi damga taşımayan 270 kilo kırmızı et ile 5 kilo köfteye el konuldu.<br />OTOBÜS FİRMASINA PARA CEZASI <br />Antalya Otogarı’ndaki denetimde ortaya çıkarılan kaçak ve uygunsuz etler üzerine durum Kepez İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne bildirildi. Etleri uygunsuz koşullarda taşıyan otobüs firmasına Kabahatler Kanunu, Karayolları Taşıma Kanunu ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında idari para cezası uygulandı. Ürünler yapılacak incelemelerde hayvan tüketimine uygun bulunursa Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Antalya Doğal Yaşam Parkı’na gönderilecek, uygun değilse imha edilecek.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antalya-otogarinda-270-kilo-uygunsuz-tasinan-et-bulundu-596231">Antalya otogarında 270 kilo uygunsuz taşınan et bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopozda en çok karın bölgesi yağlanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopozda-en-cok-karin-bolgesi-yaglaniyor-596219</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 08:35:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[menopozda]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yağlanıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menopoz dönemi, metabolizmanın yavaşlamasına, hormon dengelerinin değişmesine ve özellikle karın çevresinde yağlanmanın artmasına yol açtığı için, pek çok kadın bu sürecin zorluklarını yoğun şekilde yaşayabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozda-en-cok-karin-bolgesi-yaglaniyor-596219">Menopozda en çok karın bölgesi yağlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menopoz dönemi, metabolizmanın yavaşlamasına, hormon dengelerinin değişmesine ve özellikle karın çevresinde yağlanmanın artmasına yol açtığı için, pek çok kadın bu sürecin zorluklarını yoğun şekilde yaşayabiliyor. Ancak bazı basit ve doğru önlemlerle, fazla kilolardan ve yağlardan sağlıklı bir şekilde kurtulmak mümkün olabiliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Bensu Enyüksek</strong> “Menopoz döneminde östrojen hormonunun azalması, vücudun yağı özellikle karın bölgesinde depolamasına neden olur. Eskiden kolay verilen kilolar daha zor gider, aynı miktarda yemek bile kilo artışına neden olabilir. Ancak doğru beslenme stratejileri ve düzenli egzersizle fazla kilolardan kurtulmak mümkündür” diyor. Menopoz döneminde hızlı kilo kaybı beklemenin doğru olmadığını, haftada yarım kilo gibi yavaş ama istikrarlı bir ilerlemenin hem sağlıklı hem de kalıcı sonuçlar sağlayacağını vurgulayan Enyüksek, bu süreçte yağ yakımını ve kilo vermeyi sağlayan yöntemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Protein ağırlıklı beslenin</strong></li>
</ul>
<p>Menopozda kas kütlesi azaldığı için metabolizma yavaşlar. Yeterli protein almak hem kas kaybını önler hem de tokluk sağlar ve yağ yakımını destekler. Günlük beslenmenizde yumurta, kırmızı et, balık, tavuk, hindi, süt, peynir, yoğurt, ayran, kefir ve baklagillere yer verin. </p>
<ul>
<li><strong>Rafine karbonhidratları azaltın</strong></li>
</ul>
<p>Menopozda hormon değişimiyle birlikte vücut insüline karşı daha duyarsız hale gelir ve kan şekerindeki dalgalanmalar kilo alımını hızlandırır. Şekerli yiyecekler, beyaz ekmek ve hamur işleri kan şekerini hızlı yükseltip düşürdüğü için sık acıkma ve tatlı isteğini artırır, karın yağlanmasını tetikler. Bunun yerine düşük glisemik indeksli tam tahıllar, sebzeler, meyveler ve baklagiller tercih edilmeli, karbonhidratlar her öğünde protein ve sağlıklı yağlarla birlikte tüketilmelidir. </p>
<ul>
<li><strong>Sebzeler ve lifli gıdalar tüketmeye özen gösterin</strong></li>
</ul>
<p>Lifli sebze ve meyveler sindirimi destekler, tokluk sağlar ve kan şekerini dengede tutar. Brokoli, ıspanak, lahana, kabak, enginar, pazı, havuç gibi sebzeler ile elma, armut, yaban mersini gibi meyveler günlük beslenmede yer almalıdır. Tam tahıllar ve kurubaklagiller de hem lif hem de kompleks karbonhidrat kaynağı olarak bu dengeyi güçlendirir. </p>
<ul>
<li><strong>Sağlıklı yağları tabağınızdan eksik etmeyin</strong></li>
</ul>
<p>Menopozda yağları tamamen kesmek büyük bir hatadır. Özellikle omega-3 yağ asitleri hormon üretimi, kalp sağlığı, tokluk hissi ve yağ yakımı için gereklidir. Somon, sardalya, uskumru gibi yağlı balıklar; ceviz, badem, fındık, chia ve keten tohumu ve zeytinyağı ile dönemin en değerli yağ kaynaklarıdır. Salatalara zeytinyağı eklemek, ara öğünlerde birkaç ceviz veya badem tüketmek menopoz beslenmesinin temel unsurlarındandır. </p>
<ul>
<li><strong>Öğün zamanlarına dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Menopoz döneminde hormon döngüsü değiştiği için, ne yediğimiz kadar ne zaman yediğimizin de önemi artmaktadır. Akşam saatlerinde vücudun insüline duyarlılığı azalır; yani gece geç saatlerde yenilen karbonhidratlar daha kolay yağa dönüşür. Bu nedenle akşam yemeklerini geç saatlere bırakmadan erken yemek ve hafif geçirmek büyük fark yaratır.</p>
<ul>
<li><strong>Bitkisel östrojen içeren gıdalar tüketin</strong></li>
</ul>
<p>Menopozda dalgalanan hormonların etkisini hafifletmek için bitkisel östrojen içeren besinler faydalı olabilir. En güçlü kaynaklar; soya ve soya ürünleridir. Ayrıca nohut, mercimek, keten tohumu ve susam da iyi seçeneklerdir. Günde bir-iki porsiyon kadar tüketmek hormon dengesine katkı sağlar. Ancak meme kanseri öyküsü veya hormona duyarlı hastalığı olan kadınların bu besinleri düzenli tüketmeden önce mutlaka doktoruna danışması gerekir.  </p>
<ul>
<li><strong>Düzenli egzersiz yapın</strong></li>
</ul>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Bensu Enyüksek, menopozda kilo vermenin, kısıtlayıcı diyetlerle değil, vücudun yeni dengesine uygun, akıllı bir beslenme sistemi ile mümkün olacağını, düzenli egzersizin de bu süreçte kritik önem taşıdığını vurgulayarak “Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet veya pilates gibi aktiviteler metabolizmayı hızlandırır, kas kütlesini koruyup güçlendirerek bazal metabolizma hızını yükseltir ve menopozdaki yağlanmanın önüne geçmeye yardımcı olur” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozda-en-cok-karin-bolgesi-yaglaniyor-596219">Menopozda en çok karın bölgesi yağlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;den Örnek Çevre Projesi: Atık Pil Getirene Zeytin Fidanı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-ornek-cevre-projesi-atik-pil-getirene-zeytin-fidani-594737</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 09:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[Atık Pil]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[fidan]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[pil]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594737</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Büyükşehir Belediyesi ve TAP (Taşınabilir Pil Üreticileri ve İthalatçıları Derneği) iş birliğiyle hayata geçirilen Atık Pil Toplama Kampanyası’nın tanıtımını gerçekleştirdi. Kampanya kapsamında, 1 kilogram atık pil getiren vatandaşlara zeytin fidanı hediye edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-ornek-cevre-projesi-atik-pil-getirene-zeytin-fidani-594737">Büyükşehir&#8217;den Örnek Çevre Projesi: Atık Pil Getirene Zeytin Fidanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Büyükşehir Belediyesi ve TAP (Taşınabilir Pil Üreticileri ve İthalatçıları Derneği) iş birliğiyle hayata geçirilen Atık Pil Toplama Kampanyası’nın tanıtımını gerçekleştirdi. Kampanya kapsamında, 1 kilogram atık pil getiren vatandaşlara zeytin fidanı hediye edildi.</p>
<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen, atık pillerin doğaya zarar vermeden güvenli bir şekilde toplanması için başlatılan kampanyanın tanıtımı yapıldı. Fatih Sergi Salonu’nda Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu tarafından yapılan tanıtım programına Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Gölmarmara Belediye Başkanı Cem Aykan, Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları, daire başkanları, şube müdürleri ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il ve ilçe yöneticileri katıldı.</p>
<p><b>Okullardan da Katılım Sağlandı</b></p>
<p>Vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gösterilen kampanyaya çevre okullardan ve Büyükşehir Belediyesi Çocuk Kültür ve Sanat Merkezlerinde eğitim gören minik öğrenciler de katılım gösterdi. Çevreye karşı duyarlılığını göstererek 1 kilogram atık pil getiren vatandaşlara gelecek nesiller için zeytin fidanı hediye edildi. Kampanya kapsamında toplanan piller, TAP tarafından çevreye zarar vermeden geri dönüşüm sürecine kazandırılacak.</p>
<p><b>“Atık Piller Toprağa ve Suya Büyük Zarar Veriyor”</b></p>
<p>Program’da konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, atık pillerin çevreye verdiği zararın önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Bugün burada halkımızın çok büyük katılımı ile eski, atık pillerimizi topluyoruz. Atık piller hem toprağa hem de suya çok zarar veriyor. Manisa’mız, bu projeye önem veriyor. Halkımız, bu olayın ne kadar kritik olduğunun farkında. Manisa Büyükşehir Belediye olarak ilçe belediyelerimiz ile bu projeyi gerçekleştiriyoruz. Hem projeye destek veren ilçe belediyelerimize hem de daire başkanlığımıza ve emeği geçen arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Manisa’da örnek bir proje gerçekleştirdik. Hem toprağımızı hem de suyumuzu pillerimizi geri dönüşüme kazandırarak kurtaracağız” dedi.</p>
<p><b>“Çalışma Arkadaşlarımızın Topladığı 58 Kilo Pili Teslim Ettik”</b></p>
<p> Atık pilleri arkadaşları ile birlikte toplayan Recep Demirhan, “Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin başlattığı 1 kilo pile 1 fidan kampanyasını internetten gördük. Fabrikada çalışan arkadaşlarımızın topladıkları 58 kilo pili toplama noktasına getirdik ve 58 fidan aldık. Bu kampanyayı başlatan başkanımıza teşekkür ederiz” dedi.</p>
<p><b>“Atık Piller Değerlendirilecek, Fidanlar Da Bahçemize Ağaç Olacak”</b></p>
<p>Kampanyaya katılım gösteren Hayal Vatan, “Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu başkanlığında atık pil toplama kampanyası başlatıldığını duyduk. Biz de topladığımız pilleri hem bahçemize ağaç olsun hem de atık piller değerlendirilsin diye kampanyaya katıldı. Bu tür kampanyaların devamını diliyorum” diye konuştu.  </p>
<p><b>“Doğanın Bizim İçin Bir Nimet Olduğunu Unutmamalıyız”</b></p>
<p>Ziraat Mühendisi Sultan Gemici ise, “Büyükşehir Belediyesi’nin yapmış olduğu atık pil toplama kampanyasına katıldım. Ziraat Mühendisiyim. Pillerin değerlendirilmesi kapsamında pilleri vererek zeytin fidanları alacağım ve bahçeme dikeceğim. Başkanımıza böyle bir icraat yaptıkları için teşekkür ediyorum. Doğaya zarar vermemek adına yıllardır pilleri biriktirir ve toplama noktalarına teslim ederim. Herkesten doğayı, çevreyi korumalarını istiyorum, doğanın bizim için bir nimet olduğunu unutmamalarını istiyorum” diye konuştu.</p>
<p><b> “Çevreye zarar vermeden 96 kilo pil biriktirdik, 96 fidanımız oldu”</b></p>
<p>Kampanyaya Soma’dan katılan Serkan Çevik, Büyükşehir Belediyesi’nin kampanyasından faydalanmak için geldiğini belirterek, “Çocuklarımın ilkokul çağından beri biriktirmiş olduğu piller 96 kilogram geldi. Çevreye zarar vermemek için elimizden gelen tüm tedbirleri alıyoruz. Bu fidanları bahçemize ekeceğiz ve gelecek nesillere aktaracağız” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirden-ornek-cevre-projesi-atik-pil-getirene-zeytin-fidani-594737">Büyükşehir&#8217;den Örnek Çevre Projesi: Atık Pil Getirene Zeytin Fidanı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>25 Yıl İçinde 746 Milyon Çocuk Obez Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/25-yil-icinde-746-milyon-cocuk-obez-olabilir-594273</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 12:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[25]]></category>
		<category><![CDATA[746]]></category>
		<category><![CDATA[çinde]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[obez]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<category><![CDATA[yılında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Düzensiz beslenme ve hareketsizlik nedeniyle toplumda hızla yayılan obezite çocukları da önemli ölçüde etkiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/25-yil-icinde-746-milyon-cocuk-obez-olabilir-594273">25 Yıl İçinde 746 Milyon Çocuk Obez Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Düzensiz beslenme ve hareketsizlik nedeniyle toplumda hızla yayılan obezite çocukları da önemli ölçüde etkiliyor. 2050 yılında 5-19 yaş arasındaki çocuklarda obezite rakamlarının dünyada 746 milyona, ülkemizde ise en az 3.39 milyona ulaşabileceği tahmin ediliyor. Önlenebilen ölüm nedenleri arasında sigaranın ardından ikinci sırada yer alan obezitenin kalıcı tedavisi, multidisipliner yaklaşımlarla gerçekleştiriliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Obezite Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. M. Celal Kızılkaya, çocukluk çağı obezitesi ve tedavi süreci ile ilgili önemli detaylar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Teknolojik gelişmeler obeziteyi tetikliyor</strong></p>
<p>Dünyada 5–19 yaş arası çocuklarda obezite prevalansı 1975 yılında %4 iken, 2022 yılında bu oran %20’ye ulaşmıştır. Obez çocuk sayısı 1975 yılında yaklaşık 11 milyon iken, 2022’de 65 milyon kız ve 94 milyon erkek olmak üzere toplam yaklaşık 159 milyona yükselmiştir. 2050 yılında dünya genelinde 746 milyon çocuk ve gencin aşırı kilolu/obez olacağı öngörülmektedir. Çocukluk çağı obezitesinde; çocukların akademik hayatta başarılı olma kaygısı, yaşanılan çevrenin güvenli olmaması, çocukların evde daha çok ekran karşısında vakit geçirmelerine ve fiziksel aktivitelerinin azalmasına neden olmaktadır. Diyetteki artmış yağ oranı, fazla karbonhidrat tüketimi ve şekerli içeceklerden zengin beslenme obeziteye yol açmaktadır. Bu şekilde beslenen çocukların çeşitli vitamin ve mineral yetersizlikleri açısından da risk altında oldukları bilinmelidir. Düzenli ve dengeli beslenme obezite gelişimini engelleyici bir faktördür. Öğün atlanmasının, özellikle de çocuklarda kahvaltı alışkanlığının olmamasının doğrudan obeziteye yatkınlığa yol açtığı çalışmalar ile gösterilmiştir. Ebeveynlerin her ikisi de obez ise çocukta şişmanlık riskinin belirgin olarak arttığı da kanıtlanmıştır.</p>
<p><strong>Çocuklarda obezite yatkınlığı, erişkinlerden farklı hesaplanıyor</strong></p>
<p>Çocuklarda obezite tanısında sıklıkla boy ve vücut ağırlığı değerleri kullanılmaktadır. İki yaşından küçük çocuklarda boya göre ağırlık değerlerine göre tanı konulmaktadır. Daha büyük çocuklarda ise vücut ağırlığı, boyun metre cinsinden karesine bölünerek vücut kitle indeksleri hesaplanmaktadır. Ancak erişkindekinden farklı olarak sabit bir değere göre karar verilmemektedir. Yaş ve cinsiyete göre oluşturulmuş eğrilerde vücut kitle indeksi yüzde değerleri %85 ile %95 arasına denk gelen çocuklar fazla tartılı, %95 ve üzerinde olanlar ise şişman olarak kabul edilmektedir. Yine bu çocuklarda bel çevresi değerleri de organ yağlanması ve metabolik risklerin ortaya konulmasında yardımcı olmaktadır.</p>
<p><strong>Çocukların obeziteden korunması için aktif yaşam şart!</strong></p>
<p>Genetik yatkınlığın haricinde erken yaşta şişmanlığa neden olan ya da ek bulguların eşlik ettiği nadir genetik hastalıklar da mevcuttur. Bu genetik hastalıkların ya da hormonal bozuklukların şüphe edildiği çocuklar, çocuk endokrinoloji hekimleri tarafından görülmeli ve izlenmelidir. Basit obezitenin söz konusu olduğu durumlarda ise tedavinin en önemli bileşeni yaşam tarzı değişiklikleridir. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, uyku saatlerinin düzenlenmesi ve ekran (bilgisayar, televizyon, akıllı telefonlar vb.) başında geçirilen sürenin azaltılması önerilen yaşam tarzı değişiklikleri arasındadır. Bazı durumlarda ilaç tedavileri gündeme gelebilir, ancak bu yaşam değişiklikleri uygulanmadığı zaman ilaç tedavisinin de etkinliği sınırlı kalmaktadır. Erişkin dönemde uygulanan bariatrik cerrahi, çocukluk çağında öncelikli tedavi yöntemlerinden biri değildir ve bu konuyla ilgili araştırmalar devam etmektedir. Bu yöntem gelişimini büyük oranda tamamlamış, diğer tedaviler ile gelişme kaydedilemeyen, seçilmiş olgularda gündeme gelebilir ancak çocuk, bu konuda deneyimli, çocuk endokrinoloji dahil gerekli tüm branşların bulunduğu merkezlerce değerlendirilmelidir.</p>
<p><strong>Birçok sağlık profesyoneli bu takımın bir parçası</strong></p>
<p>Birçok faktörün etkilediği bir problemi ortadan kaldırmanın yolu probleme farklı açılardan bakabilme kabiliyetine sahip olmaktan geçmektedir. Dolayısıyla obezitenin kalıcı tedavisi ancak multidisipliner bir yaklaşımla mümkündür. Multidisipliner yaklaşım derken obeziteye neden olan faktörleri irdeleyen bilim dalları ile kollektif bir çalışma kastedilmektedir. Obezitenin tedavisinde ekipte yer alması gereken kişiler; obezite cerrahisi (genel cerrah), endokrinoloji, gastroenteroloji, psikiyatri, kardiyoloji, göğüs hastalıkları, beslenme ve diyet, psikoloji, fizyoterapi gibi alanlarda uzmanlar olarak sayılabilmektedir. Ayrıca ihtiyaç doğrultusunda diğer branşlar hasta bazlı olarak ekibe dahil olabilmektedir. Bu branşların hepsi ayrı ayrı hastayı değerlendirmekle birlikte, haftalık toplantılarla bir araya gelerek hasta için bütüncül bir yaklaşım ile en uygun tedavi şemasını belirlemektedir. Böylece hastaya özgü ve sağlık durumuna ve mevcut hastalıklarına göre uygun tedavi protokolü belirlenmiş olur. Bu şekilde izlenen hastalarda ömür boyu korunan tedavi başarısı şansı oldukça yüksektir.</p>
<p>Multidisipliner ekip ile tedavi edilemeyen ve kontrollerine uymayan hastalarda eski yaşam tarzına dönüşler ve geri kilo alımları çok sık gözlenmektedir. Öyle ki geri kilo alımı 10 yılda neredeyse yarı yarıya gibi yüksek bir orana ulaşmaktadır. Geri kilo alımı demek aynı zamanda kronik hastalıkların tekrar ortaya çıkması ya da kötüleşmesi demektir. Bu minvalde değerlendirerek obezitenin kronik bir hastalık olduğunu kabullenip, multidisipliner tedavinin önemini anlayarak tedaviye başlamak kilolardan şikayetçi her bireyin başlangıç noktası olmalıdır.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/25-yil-icinde-746-milyon-cocuk-obez-olabilir-594273">25 Yıl İçinde 746 Milyon Çocuk Obez Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeme bozukluklarında erken müdahale şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeme-bozukluklarinda-erken-mudahale-sart-593265</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 07:58:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluklarında]]></category>
		<category><![CDATA[davranışlar]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[Nervoza]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[profesyonel]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593265</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, yeme bozukluklarının kültürel ve psikolojik etkilerini, bulimia ve anoreksiya nervoza farklarını, tedavi yöntemlerini ve aile ile partner desteğinin önemini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeme-bozukluklarinda-erken-mudahale-sart-593265">Yeme bozukluklarında erken müdahale şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, yeme bozukluklarının kültürel ve psikolojik etkilerini, bulimia ve anoreksiya nervoza farklarını, tedavi yöntemlerini ve aile ile partner desteğinin önemini anlattı.</p>
<p><strong>Beslenme alışkanlıkları büyük ölçüde kültürel normlarla şekilleniyor</strong></p>
<p>Beslenme davranışları ile kültürel faktörler arasındaki ilişkinin, psikoloji ve antropoloji literatüründe önemli bir araştırma alanı olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Çeşitli kültürlerde beslenme alışkanlıkları ve yemekle ilgili sosyal pratikler büyük ölçüde kültürel normlar tarafından şekillenir.” dedi.</p>
<p>Türk kültüründe aile ve arkadaşlarla birlikte yemek yemenin önemli bir sosyal etkinlik olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Bol yiyecek sunulması ve bereket vurgusu yaygındır. Buna karşın Kuzey Avrupa kültürlerinde daha minimalist ve işlevsel bir yemek anlayışı görülür. Yemekleri ödül olarak görmek, tıkanırcasına yeme ya da anoreksiya nervoza gibi bozukluklarda görülen besin kaygısı gibi davranışlar, bu kültürel kodlardan etkilenebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bulimia nervoza, kontrolsüz yeme krizleri ve telafi edici davranışlarla ciddi sonuçlara yol açabilir!</strong></p>
<p>Bulimia nervozanın, kontrol edilemeyen yeme krizleriyle başlayan ve bu davranışı telafi etmek için kusma, laksatif kullanımı, aşırı egzersiz ya da katı diyetler gibi yöntemlerin uygulandığı bir yeme bozukluğu olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Bireyler genellikle suçluluk, utanç ve yoğun kilo alma kaygısı yaşarlar. Fiziksel olarak normal kilo aralığında olsalar bile bu kaygı devam eder ve davranışlar çoğunlukla gizli gerçekleşir. Tedavi edilmediğinde hem psikolojik hem fiziksel açıdan ciddi sonuçlara yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Bulimia Nervoza ve Anoreksiya Nervoza arasındaki farklara ve benzerliklere değinen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, şunları söyledi: </p>
<p>“Bulimia nervoza; hızlı ve kontrolsüz yeme, ardından telafi edici davranışlar ile karakterize edilir. Bu kişiler genellikle normal kilo aralığındadır. Anoreksiya nervoza ise kişinin düşük kiloda olmasına rağmen kendisini kilolu görmesi ve aşırı kısıtlayıcı beslenme davranışlarıyla tanımlanır. Her iki bozuklukta da beden imajı kaygısı, yoğun kilo alma korkusu ve yeme davranışında bozulmalar görülür. Tedavi edilmediğinde depresyon, anksiyete ve sosyal izolasyon gibi sorunlara neden olabilir.”</p>
<p><strong>Güzellik baskısı gençlerde yeme bozukluklarına yol açabiliyor!</strong></p>
<p>Toplumsal normların, medya etkisinin ve kişisel özgüvenin, insanların dış görünüşe verdiği önemi belirlediğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Güzellik standartlarının yarattığı baskı, özellikle gençlerde beden algısını olumsuz etkileyerek yeme bozukluklarına zemin hazırlayabilir.” dedi.</p>
<p>Yeme bozukluklarının genetik, biyolojik ve psikolojik faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıktığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Erken teşhis, semptomların şiddetlenmesini önlemek ve ciddi komplikasyonları engellemek açısından kritiktir. Psikiyatrist, psikolog, diyetisyen ve diğer uzmanlardan oluşan multidisipliner bir ekip, hem fiziksel hem ruhsal sağlığın iyileştirilmesinde etkili olur. Komorbid durumların yönetimi de tedavinin önemli bir parçasıdır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Tedavi sonrasında nüks riski devam edebilir; düzenli takip ve profesyonel destek önemli!</strong></p>
<p>Yeme bozukluklarıyla mücadelede bireyin kendi sağlık durumunu anlaması ve ihtiyaç duyduğunda profesyonel yardım almasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Erken müdahale, uzun vadeli sorunların önüne geçebilir.” dedi.</p>
<p>Teşhisin genellikle bir psikiyatrist tarafından konduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, şöyle devam etti:</p>
<p>“Fiziksel muayene, kan testleri, elektrolit ölçümleri ve gerekirse görüntüleme yöntemleriyle desteklenir. Psikiyatrik değerlendirme ve yeme davranışının gözlemlenmesi teşhisin temel aşamalarıdır. Medikal tedavi, çeşitli psikoterapi yöntemleri ve diyetisyen desteği tedavinin temel bileşenleridir. Uygulanan yöntem bireyin ihtiyacına göre belirlenir. Tedavi sonrasında nüks riski devam edebilir. Bu nedenle düzenli takip ve profesyonel destek önemlidir. Hastanın kendi durumunu izlemesi ve gerektiğinde yardım alması nüks riskini azaltır. Multidisipliner ekip, tedavinin kişiye özel ve etkili ilerlemesini sağlar. Ekip çalışması hem fiziksel hem psikolojik açıdan bütünsel bir yaklaşım sunar.”</p>
<p><strong>Belirtiler fark edildiğinde zaman kaybetmeden bir ruh sağlığı uzmanına başvurulmalı!</strong></p>
<p>Ailelerin destekleyici, baskıcı olmayan bir tutum sergilemesinin de önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Mevcut yeme rutinlerinin aşırı şekilde değiştirilmemesi, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının teşvik edilmesi ve stresin azaltılması iyileşme sürecine katkı sağlar. Ailenin hastalık belirtilerini tanıması ve profesyonel yardım aramada destek olması kritik önem taşır.” dedi.</p>
<p>Partnerlerin, kısıtlayıcı tutumlardan kaçınarak, belirtileri fark ederek ve duygusal destek sunarak tedavi sürecine olumlu katkıda bulunabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Yeme bozuklukları ciddi tıbbi sorunlara yol açabileceği için belirtileri fark eden bireylerin en kısa sürede bir ruh sağlığı profesyoneline başvurmaları önerilir. Tedavi süreci sabır gerektirir ve yakın desteği iyileşmenin önemli bir parçasıdır.” uyarısında bulunarak sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeme-bozukluklarinda-erken-mudahale-sart-593265">Yeme bozukluklarında erken müdahale şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lipödemli Bireylerde Anti-inflamatuar Diyet Yaşam Kalitesini Artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/lipodemli-bireylerde-anti-inflamatuar-diyet-yasam-kalitesini-artiriyor-585283</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 11:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[anti-inflamatuar]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aza]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerde]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[İnflamasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesini]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[lipödem]]></category>
		<category><![CDATA[lipödemli]]></category>
		<category><![CDATA[Semptom]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585283</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle kadınları daha fazla etkileyen lipödem obezite ile karıştırılabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Harika Özkaya Yurttadur, kilo vermek için diyet yapan ama bacaklarındaki ağrılı şişliklerin azalmadığını fark eden kadınların önemli bir kısmının aslında lipödemle mücadele ettiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lipodemli-bireylerde-anti-inflamatuar-diyet-yasam-kalitesini-artiriyor-585283">Lipödemli Bireylerde Anti-inflamatuar Diyet Yaşam Kalitesini Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Özellikle kadınları daha fazla etkileyen lipödem obezite ile karıştırılabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Harika Özkaya Yurttadur, kilo vermek için diyet yapan ama bacaklarındaki ağrılı şişliklerin azalmadığını fark eden kadınların önemli bir kısmının aslında lipödemle mücadele ettiğini söyledi. Lipödemin sadece fazla kilo olmadığının altını çizen Dyt. Yurttadur, “Bu hastalıkta beslenme yalnızca kilo kontrolü için değil, iltihap ve ağrıyı azaltmak için de tedavinin merkezinde olmalı” dedi. </em></p>
<p>Lipödem, özellikle alt ekstremitede yani bacaklarda orantısız yağ birikimi ve ağrı ile seyreden, kronik ve ilerleyici bir yağ dokusu hastalığı olarak tanımlanıyor. Kadınlarda erkeklere oranla çok daha sık görülen bu sorunun çoğu zaman obezite veya lenfödemle karıştırıldığına dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Harika Özkaye Yurttadur, lipödemin klasik kilo alımından farklı olarak diyet ve egzersize dirençli, ağrılı bir yağ birikimiyle kendini gösterdiğini anlattı. </p>
<p>Özellikle kadınlarda yüzde 11 oranında görülen lipödemin toplumda yeterince tanınmadığını ancak bu hastalığın kişinin yalnızca fiziksel görünümü değil, yaşam kalitesini ve psikososyal durumunu da yakından etkilediğine işaret eden Dyt. Yurttadur, “Lipödemin tedavisinde en önemli hedefin iltihabı azaltmak, semptomları hafifletmek ve ilerlemeyi durdurmaktır.” diye konuştu. </p>
<p><strong>“BESLENME TEDAVİSİNİN AMACI SADECE KİLO KAYBI DEĞİLDİR!”</strong></p>
<p>Lipödemin genellikle obeziteyle karıştırıldığı için kilo kontrolünün çoğu zaman tedavinin odak noktasını oluşturduğunu söyleyen Dyt. Yurttadur, “Ancak yapılan çalışmalar, enerji açığı oluşturulmasına rağmen lipödemli bireylerin yüzde 95’inde etkilenen bölgelerde yağ kaybının çok az olduğunu gösteriyor. Bu nedenle lipödemde beslenme tedavisinin amacı sadece kilo kaybı değildir; iltihabı azaltmak, ödemi hafifletmek ve genel refahı artırmaktır.” dedi. </p>
<p><strong>AKDENİZ TARZI BESLENME İLK SIRALARDA YER ALIYOR</strong></p>
<p>Lipödem hastalarında kişiye özel, düşük karbonhidratlı, anti-inflamatuar beslenme modelinin semptomların hafiflemesine yardımcı olabileceğinin altını çizen Dyt. Yurttadur, “Bu tür diyetler, sistemik inflamasyonu azaltarak ağrının azalmasına, ödemin kontrolüne ve yaşam kalitesinin artmasına katkı sağlar.” dedi. Hastalar için en uygun beslenme yaklaşımları konusunda şu bilgileri verdi: “Yüksek antioksidan içeriğiyle bilinen Akdeniz diyeti, lipödemli bireylerde inflamasyonu azaltıcı etkisiyle öne çıkar. Zeytinyağı, balık, taze sebze-meyveler, kuruyemişler ve tam tahıllar, vücutta hücre hasarını azaltır ve dolaşımı destekler.” </p>
<p><strong>DÜŞÜK KARBONHİDRATLI BESLENME YARDIMCI OLUR!</strong></p>
<p>Bunun yanında son yıllarda yapılan araştırmaların ketojenik diyetin lipödemde ağrı ve semptom yönetiminde etkili olabileceğini gösterdiğini anlatan Dyt. Yurttadur, sözlerine şöyle devam etti: “Ketojenik Diyet modeli 1920’li yıllardan bu yana epilepsiyi yönetmek için kullanılan bir tedavi yöntemidir. Karbonhidrat alımını günde 20 gramdan daha aza indirgeyerek uygulanmaktadır. Son yapılan araştırmalarda Ketojenik Diyet’in lipödemde ağırlık ve semptom yönetimini iyileştirebileceği gösterilmektedir.”</p>
<p>“Benzer şekilde düşük karbonhidratlı yani , enerjinin yüzde 45’inden azının karbonhidrattan geldiğinde diyetler de ağrıyı azaltabilir, yaşam kalitesini artırabilir” diyen Dyt. Yurttadur, sözlerine şöyle devam etti: “Özetle diyet yaklaşımında önerilen; anti-inflamatuar ve antioksidatif bileşenlerle sistematik inflamasyonu azaltıcı, ödem azaltıcı ve vücut ağırlığını düşürme hedefi olan çoğunlukla düşük karbonhidratlı fakat dönemsel olarak karbonhidrat alımına izin veren döngüsel bir beslenme programı takip edilmelidir.”</p>
<p><strong>DİYETTE OLMASI VE KAÇINILMASI GEREKEN BESİNLER</strong></p>
<p>Genel olarak beslenme alışkanlığı içinde diyette olması ve olmaması gereken besinler konusunda Dyt. Yurttadur şu bilgileri verdi:  “Sistemik inflamasyonu ve ödemi azaltmak, hücre hasarını önlemek için; Zencefil, zerdeçal, sarımsak, soğan, yeşil çay, matcha, rooibos çayı, renkli sebze ve meyveler özellikle koyu yeşil, mor, turuncu renkli olanlar, yaban mersini, böğürtlen, ahududu gibi antosiyanin içeriği yüksek meyveler, ıspanak, pazı, roka, semizotu gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler diyete eklenebilir. Beyaz un, nişasta, hamur işleri, tatlılar, paketli gıdalar vb. glisemik indeksi düşük karbonhidrat kaynakları tercih edilmelidir. Özellikle rafine karbonhidrat önerilmemektedir; Kinoa, karabuğday, esmer pirinç, tam buğday makarna, yulaf, tatlı patates ve sebze grubu kompleks karbonhidrat kaynağı olarak diyete eklenebilir. Kas kütlesini korumak için sağlıklı protein kaynakları önemlidir. Bunun için serbest gezen tavuk, hindi, kırmızı et (ölçülü ve yağsız), yumurta, özellikle somon, sardalya, uskumru gibi omega-3 zengini olanlar balıklar ve mercimek, nohut, fasulye gibi kurubaklagiller tercih edilmeli. Yağ seçiminde de zeytinyağı, avokado, ceviz, badem, chia ve keten tohumu gibi sağlıklı yağlar kullanılmalı. Kinoa, karabuğday, tam buğday makarna, tatlı patates, sebzeler de beslenmeye eklenmesi gerekir. Bunun yanında günde 2–2.5 litre su içmek,  maydanoz, yeşil çay ve ananas gibi doğal diüretikler kullanmak da hidrasyon açısından önemlidir.”</p>
<p><strong>TAKVİYE ÜRÜNLERDEN DESTEK ALINABİLİR</strong></p>
<p>Lipödemli bireylerde basit şeker, trans yağ, aşırı tuz ve işlenmiş gıdalar inflamasyonu artırarak semptomları kötüleştirebileceğini anlatan Dyt. Yurttadur, “Bazı kişilerde süt ürünleri ve gluten de inflamasyonu tetikleyebilir. Alkol ise lenfatik akışı yavaşlatarak toksin atılımını engellediği için mümkün olduğunca tercih edilmemeli. Bunun yanında kişinin genel durumuna göre hekiminin ya da diyetisyeninin önereceği doğrultuda takviye ürünlerden de yararlanılabilir.”</p>
<p><strong>“BESLENME TEDAVİSİ EGZERSİZLE BİRLİKTE YÜRÜTÜLMELİDİR”</strong></p>
<p>Lipödemin konservatif tedavisinde beslenme, egzersiz ve fizik tedavi birlikte yürütülmesi gerektiğini ve hedefin sadece kilo vermek olmadığının altını çizen Dyt. Harika Özkaya Yurttadur, sözlerini şöyle tamamladı:  “İltihabı azaltmak, dolaşımı desteklemek ve semptomları kontrol altına almak tedavinin asıl amacıdır. Bilimsel temelli, anti-inflamatuar bir beslenme yaklaşımıyla lipödemin ilerlemesi yavaşlatılabilir, hastaların yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir. Bunun yanında Manuel lenf drenajı ile ödemin azaltılmasına yardımcı olur ve dolaşımı destekler. Yine lenf akışını düzenlemede kompresyon giysileri de yardımcı olur. Lenf ödem hastalarının ayrıca yürüyüş, yüzme, yoga, plates gibi düşük etkili egzersizleri de hayatlarına sokmaları son derece önemlidir.” </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/lipodemli-bireylerde-anti-inflamatuar-diyet-yasam-kalitesini-artiriyor-585283">Lipödemli Bireylerde Anti-inflamatuar Diyet Yaşam Kalitesini Artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden biri diyabet hastası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-38-yas-uzeri-her-5-kisiden-biri-diyabet-hastasi-584671</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 08:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastası]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Serter]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584671</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, Avupada diyabetin en sık görüldüğü ülkelerin başında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-38-yas-uzeri-her-5-kisiden-biri-diyabet-hastasi-584671">Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden biri diyabet hastası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, Avupada diyabetin en sık görüldüğü ülkelerin başında yer alıyor. Vücudun bütün organ ve sistemlerini bozan bir hastalık olan diyabetin, tedavi edilmediğinde kalp, damar, göz, böbrek ve sinirleri harap ettiğini, cinsel işlevi bozduğunu belirten <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rüştü Serter </strong>“ Hipertansiyon, damar tıkanmaları, enfarktüs, inme, kalp yetmezliği, körlük, böbrek yetmezliği en olumsuz sonuçlardır. Kapanmayan yaralara, iyileşmeyen enfeksiyonlara ve bacak ampütasyonlarına yol açabilir” diyor. </p>
<p>Ülkemizde 20-80 yaş arasında diyabetli hasta sayısının 2030 yılında 10,8 milyona çıkmasının beklendiğini, hastalığın artış hızının korkutucu düzeyde olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Serter, 4 milyonu aşkın kişinin de prediyabeti yani gizli şekeri olduğunu söylüyor. Tedavi edilmeyen prediyabetin bir süre sonra diyabete ilerlediğini, eskiden sadece yetişkinlerde görülen Tip 2 diyabetin sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve obezite nedeniyle artık çocukluk çağına kadar indiğini söyleyen Prof. Dr. Serter, diyabetten korunmak için 6 etkili önlemi sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Glisemik indeksi yüksek gıdalardan uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Diyabetten korunmak için alınması gereken en önemli önlemlerden biri; doğru beslenme ile fazla kilo alımının ve aşırı yağlanmanın önlenmesidir. Örneğin; hızla kana karışan karbonhidratları içeren glisemik indeksi yüksek gıdalardan (beyaz ekmek, poğaça, börek, kek, beyaz pirinç vb) uzak durmak gerekir. Risk altındaki bireyler bu konuda eğitim almalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Yemekte karnınızı tıka basa doyurmayın</strong></li>
</ul>
<p>Alınan toplam kalori önemli kriterdir. Tıka basa doymak yerine açlığın giderilmesi düzeyinde gıda alımı ile yetinmek hedeflenmelidir. Unutmamak gerekir ki; en sağlıklı gıdaların dahi aşırı miktarda tüketilmesi kilo alımına ve yağlanmaya yol açabilir. </p>
<ul>
<li><strong>Düzenli egzersiz yapın</strong></li>
</ul>
<p>Düzenli egzersiz yaparak (örneğin; hafta içi en az 3 gün 1 saat tempolu yürüyüş) fazla kilo alımı ve aşırı yağlanmanın önlenmesi çok önemlidir. Vücut kaslarının düzenli kullanılması yağlanmayı önleyici en önemli tedbirlerden birisidir. Sıklığı, süresi ve şiddeti belirlenmiş fiziksel aktiviteler egzersiz olarak tanımlanır.</p>
<ul>
<li><strong>Ölçümlerinizi düzenli yaptırın</strong></li>
</ul>
<p>Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden birinin diyabet hastası olduğunu belirten Prof. Dr. Rüştü Serter “Özellikle fazla kilolu bireyler ve ailesinde birinci derece yakınlarında diyabet olanlar yüksek risk grubundadır. Bu kişilerin doktora başvurarak insülin direnci, kan şekeri tablolarını doktorun uygun gördüğü aralıklarla kontrol ettirmeleri erken önlem almak için önemlidir. Ailesinde diyabet öyküsü bulunan kişilerin bir de fazla kiloları varsa risk daha da yüksektir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Alkolden uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Alkolden özellikle de aşırı alkol tüketiminden uzak durulmalıdır. Aşırı alkol tüketimi vücutta yağlanmaya yol açarak insülin direnci-prediyabet sürecini hızlandırır.</p>
<ul>
<li><strong>Gerekirse ilaç kullanın</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Serter “Diyet ve düzenli egzersize ek olarak doktor tarafından gerekli görüldüğünde düzenlenecek ilaç tedavisinin de koruyucu etkisi çoktur ve aksatılmamalıdır. Bütün bu tedbirlerin uygulanmasının ‘ömür boyu sağlıklı yaşam tarzı’ olarak benimsenmesi önemlidir. Bu yaşam tarzından çıkıldığı zaman daha evvel düzeltilmiş olan risklerin hızla geri geleceği unutulmamalıdır. Ayrıca biraz düzelme olunca tedavinin bırakılması çoğu bireyde nükslere yol açmaktadır. Doktorun onayı olmadan hiçbir şekilde tedavi bırakılmamalıdır” diyor. </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Prediyabet ve Diyabetin belirtilerine dikkat!</strong></p>
<p>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rüştü Serter “Prediyabet sinsi bir tablo olsa da bazı ipuçları bu konuda uyarıcı olabilmektedir. Gün içerisinde sık acıkmalar, tatlı yeme atakları, yemek sonrası tekrar acıkma, yemek sonrası uyku basması, kilo vermenin giderek zorlaşması bunlardan başlıcalarıdır. Şekerin yükselmesi ile birlikte sık idrara çıkma, gece idrara çıkma, çok susama, ağız kuruluğu, el ve ayaklarda yanma uyuşma, vücut direncinde düşme, sık enfeksiyona yakalanma görülebilir. Şeker çok yükseldiğinde kilo kaybı başlar” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-38-yas-uzeri-her-5-kisiden-biri-diyabet-hastasi-584671">Ülkemizde 38 yaş üzeri her 5 kişiden biri diyabet hastası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kocaeli&#8217;de kick boks fırtınası esti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kocaelide-kick-boks-firtinasi-esti-583916</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 08:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[boks]]></category>
		<category><![CDATA[esti]]></category>
		<category><![CDATA[fırtınası]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[kick]]></category>
		<category><![CDATA[Kick Boks]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[Kocaeli Büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyonası]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583916</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Kick Boks Kemer Şampiyonası geniş katılım ve coşkuyla tamamlandı. Kıyasıya rekabetin yaşandığı organizasyonda genç dövüşçüler kemer ödülü için kıyasıya mücadele etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaelide-kick-boks-firtinasi-esti-583916">Kocaeli&#8217;de kick boks fırtınası esti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Kick Boks Kemer Şampiyonası geniş katılım ve coşkuyla tamamlandı. Kıyasıya rekabetin yaşandığı organizasyonda genç dövüşçüler kemer ödülü için kıyasıya mücadele etti.</p>
<p><b>ULUSLARARASI KİCK BOKS KEMER ŞAMPİYONASI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ‘Sporun Başkenti Kocaeli’ vizyonu doğrultusunda yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası spor organizasyonlarını destekleyerek spora teşvik etmeye devam ediyor. Karma dövüş sporları etkinliklerine büyük destekler veren Kocaeli Büyükşehir, ülke çapında önemli bir organizasyona daha ev sahipliği yaptı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Kick Boks Federasyonu iş birliğinde Darıca Eray Şamdan Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirilen Uluslararası Kick Boks Kemer Şampiyonası’nda Türkiye&#8217;den ve yurt dışından önemli sporcular ringe çıktı.</p>
<p><b>ŞAMPİYONAYA 2 BİN KİCK BOKS SEVER KATILDI</b></p>
<p>Türkiye&#8217;den 17, farklı ülkelerden 7 olmak üzere toplam 24 sporcunun boy gösterdiği Uluslararası Kick Boks Kemer Şampiyonası mücadele dolu anlara ve unutulmaz bir heyecana sahne oldu. Yaklaşık 2 bin kick boks sever, kulüp yöneticileri, antrenörler, siyasi parti ve STK temsilcilerinin katıldığı organizasyonda salon tıka basa dolarken, Altay Fight Arena kurucusu İsmail Altay desteklerini esirgemeyen Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın’a katkılarından dolayı teşekkür etti.</p>
<p><b>KAĞITSPORLU ŞEYMANUR DA RİNGE ÇIKTI</b><br />Heyecanın doruklara ulaştığı kick boks şampiyonasında müsabakalar kıran kırana geçti. 5 alt ve 7 profesyonel olmak üzere 12 müsabakanın yapıldığı şampiyonada 24 dövüşçü tüm yeteneklerini sergileyerek ringin tozunu attırırken izleyiciler ise birbirinden çekişmeli karşılaşmaları nefeslerini tutarak takip etti. 57 kilo kemer maçında Fransız rakibi Funny Croset ile karşılaşan Kocaeli Büyükşehir Belediye Kağıtsporlu Şeymanur Tok ringden yenilgiyle ayrıldı. Gerçekleştirilen müsabakalarda kazananlara ödülleri protokol üyeleri tarafından verildi.</p>
<p><strong>ALTAY FİGHT ARENA</strong></p>
<p>57 Kilo Şeymanur Tok (Türkiye) &#8211; Funny Croset (Fransa)</p>
<p><strong>Kazanan Funny Croset</strong></p>
<p>60 Kilo Taha Göktuğ Kiriş (Türkiye) &#8211; Emrah Sadıqov (Azerbaycan)</p>
<p><strong>Kazanan </strong><b>Taha Göktuğ Kiriş</b></p>
<p>72 Kilo Ziya Furkan Gündüz (Türkiye) &#8211; Bouguerba Elias (Fransa)</p>
<p><strong>Kazanan </strong><b>Ziya Furkan Gündüz</b></p>
<p>72 Kilo Mertcan Türkcan (Türkiye) &#8211; Zaied Adam (Fransa)</p>
<p><strong>Kazanan </strong><b>Zaied Adam</b></p>
<p>92 Kilo İbrahim Bağlı (Türkiye) &#8211; Gautier Frorent (Fransa)</p>
<p><strong>Kazanan </strong><b>İbrahim Bağlı</b></p>
<p>95 Kilo Doğan Yıldız (Türkiye) &#8211; Jamshid Salayev (Kazakistan)</p>
<p><strong>Kazanan </strong><b>Doğan Yıldız</b></p>
<p>77 Kilo Koray Öğüt (Türkiye) &#8211; Aboofazel Gudarzi (İran)</p>
<p><strong>Kazanan </strong><b>Aboofazel Gudarzi</b></p>
<p><strong>ALT MAÇLAR</strong></p>
<p>55 Kilo Belinay Susam ile Elif Zeynepözsoy</p>
<p><strong>Kazanan </strong><b>Belinay Susam</b></p>
<p>70 Kilo Savaş Mengilli ile Davut Akpolat</p>
<p><strong>Kazanan </strong><b>Davut Akpolat</b></p>
<p>48 Kilo Elifsu Bingöl ile Ravzanur Tok</p>
<p><strong>Kazanan </strong><b>Elifsu Bingöl</b></p>
<p>65 Kilo Alper Yaylak ile Ömer Faruk Aydın</p>
<p><strong>Kazanan </strong><b>Ömer Faruk Aydın</b></p>
<p>52 Kilo Kevser Boztepe ile Ayşegül Öz Altay</p>
<p><strong>Kazanan </strong><b>Kevser Boztepe</b></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaelide-kick-boks-firtinasi-esti-583916">Kocaeli&#8217;de kick boks fırtınası esti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Temizlik Günü&#8217;nde 172 kilo atık toplandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-temizlik-gununde-172-kilo-atik-toplandi-577867</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2025 19:20:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çöp]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllüler]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[körfez]]></category>
		<category><![CDATA[nde]]></category>
		<category><![CDATA[sahil]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[temizlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=577867</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli'nin daha yeşil, daha temiz ve daha yaşanılabilir bir şehir olması amacıyla çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, Dünya Temizlik Günü’nde anlamlı bir etkinlik düzenledi. Körfez Tütünçiftlik Sahili'nde bir araya gelen katılımcılar, 172 kilo atık toplayarak önemli bir farkındalık oluşturuldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-temizlik-gununde-172-kilo-atik-toplandi-577867">Dünya Temizlik Günü&#8217;nde 172 kilo atık toplandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli&#8217;nin daha yeşil, daha temiz ve daha yaşanılabilir bir şehir olması amacıyla çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, Dünya Temizlik Günü’nde anlamlı bir etkinlik düzenledi. Körfez Tütünçiftlik Sahili&#8217;nde bir araya gelen katılımcılar, 172 kilo atık toplayarak önemli bir farkındalık oluşturuldu.</p>
<p><b>SAHİLDE EL ELE TEMİZLİK</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Körfez Kaymakamlığı, Körfez Belediyesi ve Let’s Do It Türkiye işbirliğiyle bu yıl da Dünya Temizlik Günü coşkuyla kutlandı. 20 Eylül Cumartesi günü (bugün) tüm dünya ile eş zamanlı olarak düzenlenen etkinliğin Kocaeli&#8217;deki ana adresi Körfez Tütünçiftlik Sahili oldu. Sabah saatlerinde başlayan etkinlikte protokol konuşmalarının ardından gönüllüler sahil boyunca çöp topladı. Büyükşehir Belediyesi tarafından katılımcılara yelek, eldiven ve çöp torbaları dağıtıldı. Öğrencilerden sivil toplum kuruluşlarına, gönüllülerden ilçe sakinlerine kadar pek çok kişi sahile bırakılmış plastik, cam, metal, kağıt ve izmaritleri topladı. El birliğiyle çalışan minik gönüllüler de bu aktiviteden oldukça keyif aldı.</p>
<p><b>TEMİZ BİR GELECEK VURGUSU</b></p>
<p>Etkinliğe Kocaeli Vali Yardımcısı Dr. Olgun Öner, Körfez Kaymakamı Uğur Kalkar, Körfez Belediye Başkan Vekili İbrahim Çırpan, Let’s Do It Kocaeli İl Temsilcisi Doç. Dr. Nermin Demirkol, üniversite öğretim üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda gönüllü katıldı. Körfez Kaymakamı Uğur Kalkar, “Çöp toplamaktan daha önemlisi çöp oluşturmamaktır. Gelecek nesillere temiz bir doğa bırakmak için hep birlikte çalışmalıyız” dedi. Kocaeli Vali Yardımcısı Dr. Olgun Öner ise, “Bugün yalnızca çöp toplamak için değil, aslında geleceğimize sahip çıkmak için buradayız. Doğa bizden yardım istiyor, sürdürülebilir bir çevre anlayışını benimsemeliyiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“AMACIMIZ HER GÜN TEMİZLİK”</b></p>
<p>Atölyelerin, stantların, deniz ve kıyı temizliğinin gerçekleştirildiği farkındalık etkinliğinde konuşan Let’s Do It Kocaeli İl Temsilcisi Doç. Dr. Nermin Demirkol, “Amacımız yalnızca bir gün temizlik yapmak değil, her gün temizlik hareketini devamlılaştırmak. Burada toplanan her bir atık, farkındalığın bir göstergesidir” dedi.</p>
<p><b>ATÖLYELER VE STANTLAR İLGİ GÖRDÜ</b></p>
<p>Etkinlik yalnızca temizlikle sınırlı kalmadı. KOÜ Güzel Sanatlar Fakültesi’nin “Kağıt Kostüm Sergisi” ve “Dip Çamurundan Sanata Seramik Atölyesi”, KOÜ Sıfır Atık Kulübü’nün “İleri Dönüşüm Atölyesi”, Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi’nin “Enerji Bisikletleri Standı” ve Kocaeli Gönüllüleri standı ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Büyükşehir’in bisiklet standında 7’den 70’e tüm vatandaşlar çöp topladıktan sonra pedal çevirerek eğlendi.</p>
<p><b>172 KİLO ATIK TOPLANDI</b></p>
<p>Etkinlik sonunda sahilden ve denizden çıkarılan atıklar kategorilerine ayrılarak alanda sergilendi. Büyükşehir Belediyesi’nin temizlik gemisi ve kurbağa adamlar desteğiyle deniz dibinde de temizlik çalışması yapıldı. Gönüllüler toplamda 172 kilo atığı ekosistemden uzaklaştırdı. Bunun 32 kilosu denizden çıkarılan lastikler, 140 kilosu ise karada toplanan diğer atıklar oldu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-temizlik-gununde-172-kilo-atik-toplandi-577867">Dünya Temizlik Günü&#8217;nde 172 kilo atık toplandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zafer Bayramı Şampiyonası&#8217;nda Aliağa&#8217;nın Karate Zaferi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zafer-bayrami-sampiyonasinda-aliaganin-karate-zaferi-571354</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2025 15:41:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571354</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aliağa Belediyesi Spor Okulları’nda eğitim gören karate öğrencileri, 30-31 Ağustos tarihlerinde Kemalpaşa’da düzenlenen “30 Ağustos Zafer Bayramı İzmir İl Şampiyonası”nda büyük bir başarıya imza attı. Aliağa Belediyesi Demir Spor Kulübü adına şampiyonaya katılan 12 sporcudan 10’u derece elde ederek, Aliağa’ya 5’i altın, 4’ü gümüş ve 1’i bronz olmak üzere toplam 10 madalya kazandırdı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zafer-bayrami-sampiyonasinda-aliaganin-karate-zaferi-571354">Zafer Bayramı Şampiyonası&#8217;nda Aliağa&#8217;nın Karate Zaferi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aliağa Belediyesi Spor Okulları’nda eğitim gören karate öğrencileri, 30-31 Ağustos tarihlerinde Kemalpaşa’da düzenlenen “30 Ağustos Zafer Bayramı İzmir İl Şampiyonası”nda büyük bir başarıya imza attı. Aliağa Belediyesi Demir Spor Kulübü adına şampiyonaya katılan 12 sporcudan 10’u derece elde ederek, Aliağa’ya 5’i altın, 4’ü gümüş ve 1’i bronz olmak üzere toplam 10 madalya kazandırdı.</p>
<p>Şampiyonada Aliağalı sporcuların elde ettiği dereceler şu şekilde oldu: Furkan Topkaya: Kata dalında İzmir birincisi, kumite dalında 40 kiloda ikinci (2014 doğumlular), Adilhan Bilen: Kumite 45 kilo ikincisi (2014 doğumlular), Rüzgar Oral: Kumite 50 kilo birincisi (2014 doğumlular), Enes Demir: Kumite 50 kilo ikincisi (2014 doğumlular), Barlas Alim: Kumite 30 kilo birincisi (2015 doğumlular), Metin Ali Yaşar: Kumite 45 kilo birincisi (2015 doğumlular), Öykü Durudilek: Kumite 34 kilo birincisi (2015 doğumlular), Cemile Kolay: Kumite 37 kilo ikincisi (2015 doğumlular), Zeynep Dayı: Kumite 40 kilo üçüncüsü (2015 doğumlular)</p>
<p><b>“YOĞUN ÇALIŞMALARIN MEYVESİNİ ALDIK”</b><br />
Aliağa Belediyesi Karate Antrenörü Nezahat Ayhan, öğrencilerinin yaz dönemi boyunca yoğun bir antrenman programı uyguladığını belirterek, “Bu başarılar, çocuklarımızın emeklerinin karşılığıdır. Yeni sezonda Türkiye Şampiyonası için daha güçlü şekilde hazırlanıyoruz” dedi.</p>
<p><b>“ÇOCUKLARIMIZLA GURUR DUYUYORUZ”</b><br />
Aliağa Demir Spor Kulübü Başkanı Bilal Özkurt ise sporcuları tebrik ederek şunları söyledi: “Çocuklarımızla gurur duyuyoruz. Onların elde ettiği bu başarılar yalnızca kulübümüz için değil, Aliağa için de büyük bir onurdur. Sporcularımız disiplinli çalışmanın, azmin ve kararlılığın karşılığını aldılar. Bizler kulüp olarak her zaman yanlarında olacağız. Daha büyük başarılar için Aliağa Belediyemiz ile birlikte tüm imkânlarımızı seferber etmeye devam edeceğiz. Bizlere her zaman destek veren Aliağa Belediye Başkanımız Serkan Acar’a teşekkür ediyorum”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zafer-bayrami-sampiyonasinda-aliaganin-karate-zaferi-571354">Zafer Bayramı Şampiyonası&#8217;nda Aliağa&#8217;nın Karate Zaferi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıflama iğneleri kalıcı bir çözüm mü?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayiflama-igneleri-kalici-bir-cozum-mu-566673</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2025 09:53:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akın]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde popülaritesi artan zayıflama iğneleri, obezite ve fazla kiloyla mücadelede yeni bir umut kaynağı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-igneleri-kalici-bir-cozum-mu-566673">Zayıflama iğneleri kalıcı bir çözüm mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son dönemde popülaritesi artan zayıflama iğneleri, obezite ve fazla kiloyla mücadelede yeni bir umut kaynağı. Ancak bu tedavi yöntemini anlamak ve doğru şekilde kullanmak, sağlık açısından çok önemli. Zayıflama iğnelerinin, vücutta yemek yedikten sonra salgılanan ve kan şekerini düzenleyen GLP-1 hormonunun etkilerini taklit ettiğini açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Bu ilaçlar, şekerli ve yağlı yiyecekleri yeme isteğini azaltarak vücut ağırlığı ve yağ kütlesini düşürür. Aynı zamanda; beyindeki iştah merkezini etkileyerek tokluk hissini artırır ve açlığı bastırır. Midenin boşalma hızını yavaşlatarak yiyeceklerin midede daha uzun süre kalmasını sağlar böylece tokluk süresi uzar ve daha az yiyecek tüketilir. Ayrıca kan şekerindeki ani dalgalanmaları önleyerek tatlı krizlerini de azaltabilir” dedi.</strong></p>
<p>Zayıflama iğneleri bazı hastalar için uygun olmakla birlikte mutlaka bir doktor kontrolüne ihtiyaç duyar. Potansiyel yan etkiler arasında; mide bulantısı, kusma, ishal veya kabızlık, karın ağrısı, hazımsızlık, baş ağrısı ve yorgunluk olduğunu ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Bu ilaçlar, yan etkileri dışında kullanım hatasına bağlı olarak da ciddi problemlere yol açabilir. Yanlış doz, riskli gruplar tarafından kullanım ya da merdiven altı yerlerden temin edilen ilaçlar gibi faktörler nedeniyle hayatı tehdit edebilen hassas bir konudur. Üstelik zayıflama iğneleriyle verilen kiloların kalıcılığının, eş zamanlı yaşam tarzı değişikliklerine bağlı olduğunu unutmamak gerekir. İlaç bırakıldıktan sonra iştah kontrolü mekanizması ortadan kalkacağı için yeniden kilo alımı riski yüksektir” dedi.</p>
<p><strong>İlaçlarla birlikte alışkanlıklar da değiştirilmeli</strong></p>
<p>Prof. Dr. Akın, “Çalışmalar, ilacı bırakan kişilerin önemli bir kısmının verdiği kiloları geri aldığını gösterir. Bu nedenle, kullanım süresi boyunca sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz gibi yaşam tarzı değişikliklerinin benimsenmesi, kalıcı kilo kontrolü için kritik. Tek başına enjeksiyon, bir miktar kilo kaybı sağlayabilir ancak sürdürülebilir ve sağlıklı bir kilo yönetimi için yeterli değildir.  Bu ilaçların, iştah eksikliğiyle beraber tokluk hissini artırarak yaşam tarzı değişikliklerini kolaylaştıracağına odaklanmak gerekir. Kalıcı başarı içinse sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıkları kazanmak, porsiyon kontrolü yapmak ve düzenli fiziksel aktiviteyi hayatın bir parçası haline getirmek şarttır. Aksi takdirde, verilen kiloların geri alınması kaçınılmaz” dedi.</p>
<p><strong>Emzirme döneminde uzak durulmalı</strong></p>
<p>Özellikle hamilelik veya emzirme döneminde uzak durulması gereken bir yöntem olduğunu dile getiren Prof. Dr. Akın, “Bu ilaçlar, tiroid kanseri, şiddetli böbrek veya karaciğer yetmezliği, pankreas iltihabı, ciddi kalp hastalıkları ve bazı sindirim sistemi rahatsızlıkları gibi durumlarda da oluşturacağı riskler nedeniyle tercih edilmez. Genellikle; vücut kitle indeksi 30 ve üzerinde olan obez bireyler ve vücut kitle indeksi 27 üzerinde olup obeziteyle ilişkili en az bir ek sağlık sorunu bulunanlarda faydalanılır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Kısa sürede verilen kilolar çoğunlukla geri alınıyor</strong></p>
<p>Sosyal medyada karşılaşılan ‘mucize’ sonuçların gerçeği yansıtmadığını söyleyen Prof. Dr. Akın, “Bu tür paylaşımlar; kısa vadeli sonuçlar içeren ve kişisel farklılıkların göz ardı edildiği çarpıtılmış bir tablo sunar. Oysa kilo kaybı hızı kişiden kişiye değişir. Genetik, başlangıç kilosu, metabolizma hızı, eşlik eden hastalıklar ve yaşam tarzı değişikliklerine uyum gibi faktörler kilo verme hızını etkiler. Kısa sürede verilen aşırı kilolar genellikle sürdürülebilir değildir ve hızla geri alınabilir. Sağlıklı kilo kaybı, yavaş ve istikrarlı bir süreçtir. Doktor ve diyetisyen gözetiminde, kişinin genel sağlık durumu ve ihtiyaçları doğrultusunda planlanan kişiye özel bir yaklaşımla mümkündür. Unutulmamalıdır ki, obezite ve fazla kilo tedavisine başlarken gerçekçi beklentilere sahip olmak ve bilimsel verilere dayalı uzman görüşlerini dikkate almak esastır” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-igneleri-kalici-bir-cozum-mu-566673">Zayıflama iğneleri kalıcı bir çözüm mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemer Belediyesi yedi ayda 40 ton 818 kilo çöp topladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemer-belediyesi-yedi-ayda-40-ton-818-kilo-cop-topladi-565076</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Aug 2025 17:43:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ayda]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çöp]]></category>
		<category><![CDATA[kemer]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[ton]]></category>
		<category><![CDATA[topladı]]></category>
		<category><![CDATA[yedi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=565076</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemer Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, Ocak-Temmuz ayları arasında 17 bin 840 kilosu sokak çöpü, 22 bin 978 kilo otel atıkları olmak üzere toplam 40 ton 818 kilo çöp topladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemer-belediyesi-yedi-ayda-40-ton-818-kilo-cop-topladi-565076">Kemer Belediyesi yedi ayda 40 ton 818 kilo çöp topladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kemer Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, Ocak-Temmuz ayları arasında 17 bin 840 kilosu sokak çöpü, 22 bin 978 kilo otel atıkları olmak üzere toplam 40 ton 818 kilo çöp topladı. </p>
<p>Daha temiz Kemer için mesai kavramı gözetmeksizin çalışmalarına ara vermeden devam eden Kemer Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, sabahın ilk ışıklarıyla göreve başlıyor. </p>
<p>Gece 00:00’kadar ilçedeki 3 bin 200 çöp konteynerinden çöpleri toplayan belediye ekipleri, gece vardiyasına da saat 02:00’da başlayarak sabah 06:00’ya kadar aynı işlemlere devam ediyor. </p>
<p>06:00-14:00 ve 16:00-00:00 arası ayrı bir ekip ise otellerden atık çöpleri topluyor. Toplanan çöpler, Kuzdere Mahallesinde bulunan Büyükşehir Belediyesi 75.Yıl Katı Atık Tesisinde hazır bekleyen tıra boşaltılıyor. </p>
<p>Tüm mahallelerde sokak çöpleri için toplamda 11 vardiya sistemiyle hareket eden belediye ekipleri, 6 vardiya sistemi ile de otellerdeki atıkları topluyor. </p>
<p>Günün 22 saatini sahada temizlik çalışması yaparak geçiren belediye ekipleri yılın ilk yedi ayında 40 ton 818 kilo çöp topladı. </p>
<p>Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, yaptığı açıklamada, “Daha temiz bir Kemer için gecemizi gündüzümüze katarak çalışmaya devam ediyoruz. Belediye ekiplerimiz sabahın ilk ışıklarıyla görevlerinin başlarında oluyor ve gece geç saatlere kadar vardiyalı olarak çalışıyor. Bu süre zarfında hem sokak çöplerini temizliyorlar hem de otellerdeki atıkları (organik atıklar) topluyor. Gece gündüz Kemer halkı için çalışan ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.” dedi. </p>
<p>Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerinin rutin olarak yaptığı mıntıka temizlik çalışmalarına da aralıksız devam ettiği belirtildi. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemer-belediyesi-yedi-ayda-40-ton-818-kilo-cop-topladi-565076">Kemer Belediyesi yedi ayda 40 ton 818 kilo çöp topladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğal yöntemlerle kilo kontrolü nasıl sağlanır?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogal-yontemlerle-kilo-kontrolu-nasil-saglanir-558331</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Jul 2025 12:58:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[sağlanır]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemlerle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=558331</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, zayıflama amacıyla kullanılan diyabet iğnelerinin etkileri ve riskleri hakkında bilgi vererek, doğal yollarla kilo kontrolü sağlamanın püf noktalarından bahsetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogal-yontemlerle-kilo-kontrolu-nasil-saglanir-558331">Doğal yöntemlerle kilo kontrolü nasıl sağlanır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, zayıflama amacıyla kullanılan diyabet iğnelerinin etkileri ve riskleri hakkında bilgi vererek, doğal yollarla kilo kontrolü sağlamanın püf noktalarından bahsetti.</p>
<p><strong>Diyabet için geliştirilen iğnelerin, zayıflama amacıyla rastgele kullanılması doğru değil! </strong></p>
<p>Kilo verme yöntemleri arasında son dönemde sıkça gündeme gelen ‘zayıflama iğneleri’nin, hem kilo kontrolü sağlamak isteyenlerin hem de dış görünümüne dikkat eden bireylerin ilgisini çektiğini dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Aslında diyabet tedavisi amacıyla geliştirilen bu iğneler, iştahı azaltmaları ve uzun süre tokluk hissi sağlamaları sayesinde zayıflama sürecinde de kullanılmaya başlandı.” dedi.</p>
<p>Bu iğnelerin, vücutta doğal olarak bulunan ve tokluk hormonu olarak bilinen GLP-1 adlı maddenin etkisini taklit ettiklerini aktaran Yiğit, “Normalde yemek yedikten sonra salgılanan bu hormon, beynimize ‘artık doyduk’ sinyali gönderir, mide boşalmasını yavaşlatır ve pankreastan insülin salgılanmasını artırarak kan şekerini dengede tutar. Yani hem iştahı azaltır hem de uzun süre tok kalmayı sağlar. Bu mekanizmalar sayesinde kilo kaybına destek olabilir. Ancak bu iğnelerin herkes tarafından rastgele kullanılması doğru değil.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kilo verdirici iğneler, bilinçsizce değil; doktor takibiyle ve kişiye özel planla kullanılmalı!</strong></p>
<p>Herhangi bir ilaç kullanımından etkili ve güvenli bir sonuç almak için mutlaka doktor gözetiminde başlanması ve tedavi sürecinin düzenli olarak izlenmesi gerektiğine vurgu yapan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Zira mide bulantısı, hazımsızlık gibi sindirim sistemi şikâyetlerinin yanı sıra pankreas ve karaciğer fonksiyonlarını etkileyebilecek olası riskler de mevcut.” dedi.</p>
<p>Organların sağlığını korumak adına gerekli laboratuvar kontrollerinin hangi sıklıkla yaptırılması gerektiğinin hekim tarafından belirlenmesi gerektiğini de kaydeden Yiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Kısacası ‘hızlı kilo verdiriyor’ diyerek bu enjeksiyonlara bilinçsizce yönelmek yerine, kişiye özel bir planlama ve tıbbi takip şarttır. Bu süreçte unutulmaması gereken bir diğer önemli konu ise hızlı kilo kaybının sadece yağ değil, kas kaybına da yol açabileceğidir. Kas kaybı sadece güçsüzlük değil, aynı zamanda elmacık kemikleri, yanaklar ve göz altı gibi bölgelerde hacim azalmasına da neden olabilir. Halk arasında ‘sönük yüz’ olarak bilinen bu durum, özellikle hızlı kilo veren kişilerde daha sık görülür. Bu nedenle bu tedaviler uygulanırken mutlaka bir diyetisyen eşliğinde ilerlenmeli, yeterli protein, enerji ve kas koruyucu beslenme planı kişiye özel olarak hazırlanmalı. Beslenmenin doğru şekilde desteklenmediği hiçbir süreç sağlıklı ya da sürdürülebilir olmaz.”</p>
<p><strong>Bazı besinler, GLP-1 hormonunu artırarak kilo kontrolüne destek olabilir!</strong></p>
<p>İştahı kontrol altına almak ve zayıflamak için sadece iğne tedavilerine mecbur olunmadığını ifade eden<strong> </strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Son yıllarda yapılan  araştırmalar bazı besinlerin ve doğal bileşenlerin, vücutta GLP-1 hormonunun salınımını artırarak kilo kontrolüne destek olabileceğini bildirmektedir. Bu sayede hem kan şekeri kontrolü sağlanabiliyor hem de iştah yönetimi konusunda doğal, sürdürülebilir ve güvenli bir destek sunulabiliyor.” dedi.</p>
<p>Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, bazı koyu renkli orman meyvelerinin vücutta GLP-1 hormonunun doğal salınımını destekleyebileceğini gösterdiğini aktaran Yiğit, “Özellikle yaban mersini, böğürtlen, ahududu, kızılcık (cranberry) ve frambuaz gibi ‘berry’ türü meyveler, içeriklerindeki yüksek antosiyanin sayesinde dikkat çekiyor. Bu güçlü antioksidanlar yalnızca hücreleri oksidatif hasardan korumakla kalmaz; aynı zamanda iştahı ve kan şekerini düzenleyen biyolojik süreçleri de destekleyebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Doğal olan her şey zararsız değil; etkili olan her şey de herkes için uygun değil!</strong></p>
<p>Bazı araştırmaların, bu meyvelerin düzenli tüketimiyle GLP-1 hormon salınımının artabileceğini ve bunun da hem tokluk hissini uzatmaya hem de kan şekeri dengesini korumaya yardımcı olabileceğini bildirdiğini dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Renkleriyle cezbeden bu meyveler, dengeli bir beslenme planı içinde zayıflama sürecine doğal ve lezzetli bir katkı sunabilir. Benzer şekilde, zerdeçalın içeriğindeki kurkumin bileşiği de GLP-1 salınımı üzerinde olumlu etki gösterebilir. Ancak bu etkiyi gösterebilmesi için zerdeçalın yağ veya karabiberle birlikte tüketilmesi önerilir; çünkü kurkuminin emilimi tek başına oldukça düşüktür.</p>
<p>Zayıflama iğneleri ya da doğal alternatifler&#8230; Her iki yaklaşımın da bilimsel karşılıkları ve sınırları var. Önemli olan, hangi yöntemin sizin için en uygun olduğunu belirlerken bilimsel veriye ve uzman görüşüne kulak vermek. Doğal olan her şey zararsız değildir; etkili olan her şey de herkes için uygun değildir. Bu dengeyi sağlamak, ancak bilinçli bir planlama ile mümkündür.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogal-yontemlerle-kilo-kontrolu-nasil-saglanir-558331">Doğal yöntemlerle kilo kontrolü nasıl sağlanır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serinlemek isterken kilo almayın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/serinlemek-isterken-kilo-almayin-549595</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jun 2025 14:06:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almayın]]></category>
		<category><![CDATA[isterken]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[serinlemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549595</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sıcak havalarda serinlemek için tercih edilen soğuk kahve, bubble tea, milkshake ve limonata gibi içecekler, içerdikleri yüksek şeker nedeniyle enerji alımının artmasına yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/serinlemek-isterken-kilo-almayin-549595">Serinlemek isterken kilo almayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Sıcak havalarda serinlemek için tercih edilen soğuk kahve, bubble tea, milkshake ve limonata gibi içecekler, içerdikleri yüksek şeker nedeniyle enerji alımının artmasına yol açabiliyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araştırma Görevlisi Pınar Ece Karakaş, sıcak havalarda yeterli miktarda su tüketimine özen gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak içecek seçerken besin etiketinin okunmasını ve tercih yaparken içeriğe dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Soğuk kahve tüketilirken şeker ve şurup içermeyenlerin tercih edilmesini öneren Karakaş, “Ayran, sade kefir, sade maden suları, şekersiz ev yapımı limonatalar tercih edilebilecek sağlıklı alternatiflerdendir” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Araştırma Görevlisi Pınar Ece Karakaş, yaz aylarında tüketimi artan şekerli içeceklerin tüketiminde dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Son yıllarda popülaritesi artan “bubble tea” gibi içeceklerin gençler ve çocuklar tarafından tercih edildiğini belirten Karakaş, “Bubble tea, içerisinde &#8216;boba&#8217; ya da &#8216;tapyoka incisi&#8217; olarak bilinen nişasta bazlı kabarcıkların yanı sıra çay, süt veya krema, meyve parçaları, renklendiriciler, şeker ve aroma vericiler gibi katkı maddeleri bulunan, soğuk olarak tüketilen bir içecektir. Mango, hibiskus ve oreo gibi çeşitli aromatik seçenekleriyle sunulmakta ve farklı katkı maddeleri veya soslarla bu aromalar elde edilmektedir. Bubble tea’ler genellikle yüksek fruktozlu mısır şurubu ile tatlandırılır. Yüksek fruktozlu mısır şurubunun sık tüketimi, karaciğer yağlanmasına, bağırsak bariyerinin bozulmasına ve bazı metabolik hastalıklara yol açabilir” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Obezite riskini artırıyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span> Bubble tea içeceklerinin içeriği nedeniyle obezite riskini artırdığını belirten Karakaş, “Orta boy bir bubble tea, yaklaşık 317,5 kkal enerji, 11 g yağ, 56 g karbonhidrat ve 36 g şeker içermektedir. Özellikle sıcak havalarda tüketimi yaygınlaşan bubble tea’ler, vücut ağırlığı artışına, obeziteye ve tip 2 diyabet riskinde artışa yol açabilir. Yapılan bir çalışmada, bubble tea tüketiminin okul çağı çocuklarında obezite riskini arttırdığı ortaya konmuştur” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bubble tea’nin, içeriğindeki inci büyüklüğündeki kabarcık görüntüsüyle özellikle çocukların ilgisini çektiğini ancak küçük çocuklarda bu kabarcıkların boğulma tehlikesine yol açabileceğini ifade eden Karakaş, “Besleyici değerlere sahip olmaması ve boğulma riski dolayısıyla küçük çocuklar, bubble tea tüketiminden sakınmalı veya ebeveyn gözetiminde tüketmelidirler. Serinletici etkisi nedeniyle sıcak havalarda sık tercih edilen bubble tea’ler, yüksek kalori ve şeker içeriği ve çeşitli katkı maddeleri barındırmaları nedeniyle ölçülü tüketilmeli; bunun yerine daha sağlıklı içecekler tercih edilmelidir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Soğuk kahvelerde enerji ve şeker içeriğine dikkat!</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yaz mevsiminde soğuk kahve tüketiminde artış görüldüğünü kaydeden Karakaş, “Kahve, kardiyo metabolik sağlık üzerinde olumlu etkileri olan biyoaktif bileşenlerden zengin olmasıyla birlikte son yıllarda oldukça ilgi görmektedir. Kahve, dünya genelinde espresso, americano, filtre kahve gibi sade seçeneklerin yanı sıra süt, şurup veya krema eklenerek hazırlanan latte, cappuccino, macchiato, mocha ve flat white gibi birçok farklı türde tüketilmektedir. Krema ve şurup eklenen kahve çeşitlerinin enerji ve şeker içeriği yüksektir, bu çeşitlerin tüketiminden kaçınılmalı, tüketilecekse sıklık ve porsiyon kontrolü yapılmalıdır” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Yeterli su tüketilmeli ve kafein miktarına dikkat edilmeli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Yaz aylarında terlemeyle birlikte vücutta sıvı kaybının arttığına dikkat çeken Karakaş, “Bu nedenle yeterli su tüketilmeli ve alınan kafein miktarına dikkat edilmelidir. Fazla miktarda soğuk kahve tüketimi de sıvı atımına yol açarak dehidrasyona (vücuttan su kaybı) neden olabilir. Soğuk kahveler yaz aylarında keyifli ve sağlıklı bir içecek tercihidir ancak tüketilirken yeterli su tüketimi ihmal edilmemelidir, yüksek şeker ve enerji içeren çeşitleri tercih edilmemeli ve günlük önerilen kafein miktarı aşılmamalıdır. Kahve içeriğinde bulunan kafein diüretik etkilidir. Diüretikler, vücuttan sıvı ve suda çözünen vitaminlerin atımını artırır. Çeşitli kılavuzlarda yetişkinler için günlük kafein alımının üst limiti 400 mg’dir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Milkshakeler kilo artışına yol açabilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Özellikle çocukların tercih ettiği milkshake tüketiminde de dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Pınar Ece Karakaş, “Küçük boy bir milkshake; yaklaşık 254 kkal enerji, 48 gram şeker, 40 gram karbonhidrat ve 7 gram yağ içermektedir. Milkshakeler buz, süt, şeker, krema, aroma verici, yapay tatlandırıcı ve yüksek fruktozlu mısır şurubu içermektedir. Hazır satılan, şeker içeren birçok milkshake çeşidinin besin değeri düşüktür ve diyet lifi açısından fakirdir. Çocuk ve adolesanların sık tükettiği milkshakeler içerdiği yüksek fruktozlu mısır şurubu nedeniyle insülin duyarlılığını azaltabilir ve karaciğer yağlanmasına yol açabilir. Ayrıca içerdikleri yüksek enerji, karbonhidrat ve yağ sebebiyle sık tüketildiklerinde vücut ağırlığında artışa yol açabilirler. Bu nedenle milkshake tüketiminden olabildiğince kaçınılması, tüketilecekse porsiyon kontrolü yapılması önerilmektedir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Az şekerli limonata sağlıklı bir tercih olabilir</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Limon veya limon konsantresi kullanılarak üretilen serinletici içeceklerden limonatanın da yazın tercih edilen alternatiflerden biri olduğunu kaydeden Karakaş, “Limonata yapımında limonun yanı sıra ahududu, çilek gibi meyveler de kullanılmaktadır. Geleneksel limonata; limon, su ve şeker veya bal gibi bir tatlandırıcı kullanılarak yapılmaktadır. Bazı kültürlerde limonataya yasemin veya tarçın gibi baharatlar da eklenmektedir.  Limonata, şeker içermediğinde ya da miktarı kontrollü olduğunda sağlıklı olarak tercih edilebilecek bir içecektir. Yapılan çalışmalarda flavonoidlerden ve C vitamininden zengin olan limonatanın anti-inflamatuvar, anti-alerjik ve anti-viral özelliklere sahip olduğu belirtilmiştir.  Sağlıklı tercihler yapmak isteyen bireyler için limonata, sağlıklı ve serinletici bir tercih olabilir. Limonata tercih edilecekse yüksek miktarda şeker içerenlerden kaçınılmalı ve taze olmasına dikkat edilmelidir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Gazlı içecek tüketimi hastalıklara davet çıkarıyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Gazlı içeceklerin fazla miktarda şeker (sükroz, glikoz, fruktoz) ve karbonat içerdiğini kaydeden Karakaş, “Karbonat, içecekleri gazlı hale getirmek için eklenmektedir. Bunlara ek olarak gazlı içecekler renklendirici, tatlandırıcı, sitrik asit, malik asit, fosforik asit ve koruyucu maddeler de içermektedir. Gazlı içeceklerde de fruktoz bazlı şekerler kullanılır. Besin değeri oldukça düşük, enerjisi yüksek olan bu içeceklerin fazla miktarlarda tüketimi, obezite ve obezite ilişkili hastalıkların riskini artırmaktadır. Son yıllarda çocuk ve adolesanlar başta olmak üzere tüm yaş gruplarında gazlı içecek tüketimi artmıştır. Bu artış, birçok ülkede vücut ağırlığı artışıyla ilişkilendirilmektedir. Gazlı içeceklerin sık tüketimi tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalık riskini de arttırmaktadır. Gazlı içeceklerin sık tüketimi, süt tüketiminin azalmasına ve buna bağlı olarak yetersiz kalsiyum alımına yol açmaktadır. Yapılan çalışmalarda, adolesan dönemde yüksek miktarda gazlı içecek tüketiminin 12-15 yaş arası kızlarda kemik mineral yoğunluğunun azalmasına yol açtığı saptanmıştır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Standart büyüklükteki bir gazlı içecek kutusunun (350 ml) yaklaşık 40 gram şeker (160 kalori) içerdiğini kaydeden Pınar Ece Karakaş, “İçeriğindeki şeker ve aşındırıcı potansiyeli olan asitler nedeniyle bu içecekler, diş çürüklerine ya da diş yapısında erozyona neden olabilmektedir. Tüm bu veriler ışığında içerdiği katkı maddeleri, besin değeri olmayan enerji ve şeker nedeniyle gazlı içecek tüketiminin sınırlandırılması ve içecek seçimlerinin besin etiketleri okunarak yapılması önerilmektedir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Sağlıklı alternatifler tercih edilmeli</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Araştırma Görevlisi Pınar Ece Karakaş, sıcak yaz günlerinde tüketilmesi gereken içeceklerle ilgili tavsiyelerini şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Yeterli miktarda su tüketimine özen gösterilmelidir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Hazır meyve suları, milkshake, gazlı içecekler gibi seçenekler yüksek miktarlarda şeker içermektedir. Şeker içeriği yüksek içeceklerden uzak durulmalı, sağlıklı alternatifler tercih edilmelidir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-İçecek seçerken besin etiketi okunmalı ve tercih yaparken içeriğe dikkat edilmelidir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Fazla miktarda kafein tüketimi, dehidrasyona yol açabileceğinden günlük 400 mg’yi aşmamaya özen gösterilmelidir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Katkı maddeleri ve renklendirici içeren içeceklerden uzak durulmalıdır.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Soğuk kahve tüketilirken şeker ve şurup içermeyenler tercih edilmelidir. Ayran, sade kefir, sade maden suları, şekersiz ev yapımı limonatalar tercih edilebilecek sağlıklı alternatiflerdendir.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/serinlemek-isterken-kilo-almayin-549595">Serinlemek isterken kilo almayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurtlar Vadisi&#8217;nin &#8216;Güllü Erhan&#8217;ı 55 kilo verdi: Erhan Ufak&#8217;ın yeni görüntüsü sosyal medyada gündem oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurtlar-vadisinin-gullu-erhani-55-kilo-verdi-erhan-ufakin-yeni-goruntusu-sosyal-medyada-gundem-oldu-549137</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Jun 2025 00:19:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[erhan]]></category>
		<category><![CDATA[erhanı]]></category>
		<category><![CDATA[görüntüsü]]></category>
		<category><![CDATA[güllü]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kurtlar]]></category>
		<category><![CDATA[medyada]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[ufakın]]></category>
		<category><![CDATA[vadisinin]]></category>
		<category><![CDATA[verdi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549137</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurtlar Vadisi'nde canlandırdığı 'Güllü' karakteriyle tanınan Erhan Ufak'ın yeni hali sosyal medyada gündem oldu. Oyunculuğu bırakan ve 55 kilo veren Ufak, Azerbaycan'da hayatını sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurtlar-vadisinin-gullu-erhani-55-kilo-verdi-erhan-ufakin-yeni-goruntusu-sosyal-medyada-gundem-oldu-549137">Kurtlar Vadisi&#8217;nin &#8216;Güllü Erhan&#8217;ı 55 kilo verdi: Erhan Ufak&#8217;ın yeni görüntüsü sosyal medyada gündem oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Türk televizyon tarihinin unutulmaz dizilerinden biri olan <strong>Kurtlar Vadis</strong>i&#8217;nde<strong> Güllü k</strong>arakterini canlandıran <strong>Erhan Ufak</strong>, 140 kilodan <strong><em>85 kiloya düştü. </em></strong>Yeni fotoğraflarını sosyal medyasından yayınlayan Ufak&#8217;ın bu haline hayranlarından beğeni yağarken, oyunculuğu bırakan oyuncu <strong>Azerbaycan</strong>&#8216;da hayatını sürdürüyor. </p>
</div>
<div>
<p><b>Mide küçültme ameliyatı oldu</b></p>
</div>
<div>
<p>Son dönemde verdiği kilolarla dikkat çeken Erhan Ufak&#8217;ın mide küçültme ameliyatıyla 140 kilodan 85 kiloya kadar düştüğü ortaya çıktı.</p>
</div>
<div>
<p>Oyunculuğu bırakan oyuncunun Azerbaycan&#8217;a yerleştiği ve burada Türk Sanat Akademisi kurduğu belirtildi. </p>
</div>
<div>
<p><b>Yıllar sana yaramış</b></p>
</div>
<div>
<p>Ufak&#8217;ın sosyal medyada yayımladığı fotoğraflara ise hayranlarından &#8216;gençleşmişsin, &#8216;yıllar sana yaramış&#8217; gibi yorumlar yapıldı.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurtlar-vadisinin-gullu-erhani-55-kilo-verdi-erhan-ufakin-yeni-goruntusu-sosyal-medyada-gundem-oldu-549137">Kurtlar Vadisi&#8217;nin &#8216;Güllü Erhan&#8217;ı 55 kilo verdi: Erhan Ufak&#8217;ın yeni görüntüsü sosyal medyada gündem oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karın germe estetiği kilo vermek için yapılmıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karin-germe-estetigi-kilo-vermek-icin-yapilmiyor-545454</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 08:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[germe]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[karın]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[vermek]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545454</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kıyafetin bel kısmı tam oturuyor ama göbek bölgesi sarkıyor mu? Aynada düz bir karın görmek isterken, doğumdan sonra sarkan cilt sizi rahatsız mı ediyor? Ya da epeyce kilo verdiniz ama fazlalıklar hâlâ orada mı duruyor? Karın bölgesinde oluşan bu fazlalıklar, sadece estetik kaygılara değil aynı zamanda günlük yaşamda fiziksel rahatsızlıklara da neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karin-germe-estetigi-kilo-vermek-icin-yapilmiyor-545454">Karın germe estetiği kilo vermek için yapılmıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kıyafetin bel kısmı tam oturuyor ama göbek bölgesi sarkıyor mu? Aynada düz bir karın görmek isterken, doğumdan sonra sarkan cilt sizi rahatsız mı ediyor? Ya da epeyce kilo verdiniz ama fazlalıklar hâlâ orada mı duruyor? Karın bölgesinde oluşan bu fazlalıklar, sadece estetik kaygılara değil aynı zamanda günlük yaşamda fiziksel rahatsızlıklara da neden olabiliyor. İşte bu noktada karın germe ameliyatı, yani abdominoplasti, hem görünüm hem hareket kabiliyeti açısından bir seçenek olarak öne çıkıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi</strong> <strong>Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ömercan Yağız Öksüz,</strong> “Karın germe operasyonuyla gevşeyen karın kaslarını sıkılaştırıyor, sarkan deri ve fazla yağ dokusunu alıyoruz. Böylece daha düz bir karın, daha sıkı bir bel çevresi ile vücut hatlarını şekillendiriyor ve daha özgüvenli bir duruş hedefliyoruz. Elbette bu bir zayıflama yöntemi değil ama uygun kişilerde estetik ve psikolojik açıdan çok tatmin edici sonuçlar veriyor” diyerek ameliyatın sonuçlarını özetliyor. Ameliyat süreci ve sonrası için dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında kapsamlı bilgiler paylaşan <strong>Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ömercan Yağız Öksüz</strong>, hastaların karın estetiği ameliyatına dair en çok yönelttikleri soruları yanıtladı. </p>
<p><strong>Karın germe operasyonu nedir?</strong></p>
<p>Tıp literatüründe “abdominoplasti cerrahisi” olarak adlandırılan bu operasyon halk arasında genellikle “karın toparlama, karın yağlarını aldırma” olarak biliniyor. İşlem genel olarak doğum, hızlı kilo alıp verme veya çeşitli sebeplerle ortaya çıkan karın bölgesindeki fazla cilt ve yağ dokusunun alınması ve gevşeyen karın kaslarının sıkılaştırılmasını kapsıyor. </p>
<p><strong>Kimler operasyon için uygun?</strong></p>
<p>Karın germe ameliyatı doğum sonrası sarkma yaşayan kadınlar, büyük kilo kaybı yaşamış bireyler ya da karın kaslarında ayrışma oluşmuş hastalar için uygun bir seçenek olabiliyor. Ciltte çatlak, gevşeme ve içe doğru çökme gibi durumlarda da tercih edilebiliyor. Ancak halen kilo verme sürecinde olan, gebelik planlayan ya da ciddi sağlık sorunu olan hastalarda ameliyat önerilmiyor. </p>
<p><strong>Bu ameliyat ile kilo verebilir miyim?</strong></p>
<p>Fazla kilolardan kurtulmanın yolu sağlıklı bir beslenme, kalori dengeleme ve yeterli fiziksel aktiviteden geçiyor. Bu operasyon ise hastaları fazla kilolardan kurtarmadığı gibi operasyon sonrası ciddi derecede ve hızlı şekilde alınan kilolar, karın bölgesinde istenmeyen görüntülere ve yara izlerinin ciddi derecede genişlemesine neden olabiliyor. Karın bölgesinde ciddi derecede kas gevşemesi, deri fazlalığı olan hastalarda 1-2 beden küçülme görülebiliyor. Bununla birlikte kilo alınmaması için operasyon sonrası kilo takibi ve diyet öneriliyor. </p>
<p><strong>Hangi operasyon yöntemi bana uygun?</strong></p>
<p>Karın germe ameliyatının iki farklı teknikle uygulandığını söyleyen Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ömercan Yağız Öksüz, mini abdominoplastinin sadece göbek altı bölgesinde sınırlı sarkması olan kişiler için tercih edildiğini söylüyor. Bu yöntem daha kısa sürede iyileşme ve daha az iz bırakma avantajı sağlıyor. Total abdominoplasti yöntemi ise hem üst hem alt karın bölgesine müdahale edilmesiyle, kas sıkılaştırması da sağlıyor. </p>
<p><strong>Ameliyata nasıl hazırlanmalıyım?</strong></p>
<p>Operasyondan en az 4 hafta önce sigarayı bırakmak, kilo kontrolünü sağlamak ve aşırı beslenmeden kaçınmak önem taşıyor. Ayrıca ameliyat sonrası 1 ay boyunca korse kullanımı gerekeceği için hastaların bu süreci planlarken mevsimi ve günlük hayat koşullarını göz önünde bulundurmaları gerekiyor.</p>
<p><strong>Germe ameliyatında karın yağları da alınabilir mi? </strong></p>
<p>Eğer hastanın karın bölgesinde lokalize yağlanma söz konusuysa, aynı seansta liposuction (yağ alma) işlemi de yapılabiliyor. Bu sayede bel-kalça geçişi daha estetik bir hale getiriliyor ve kontur düzeltmesi sağlanıyor. Ancak bu karar, her hasta için ayrı ayrı değerlendiriliyor.</p>
<p><strong>İşime ne zaman dönebilirim?</strong></p>
<p>Hastalar genellikle 1 gün içinde taburcu ediliyor. İlk 5 gün içinde işe dönülmesi önerilmiyor; ancak masa başı işi olan bireyler 1 haftada günlük yaşantılarına dönebiliyor. Operasyondan sonraki ilk 2 hafta boyunca öne eğilerek yürüme, sırt üstü ve düz pozisyonda yatma, ağır kaldırma ve spor aktivitelerinden kaçınmak gerektiğini belirten Dr. Ömercan Yağız Öksüz, “Operasyondan sonraki ilk 4 hafta korse kullanılmasını, sigara kullanılmamasını ve cinsel aktiviteden uzak durulmasını istiyoruz. Alkol kullanımı ilk 2 hafta kısıtlanmalı. Her şey yolunda giderse 4 haftadan itibaren havuza ve denize girebilirsiniz” diyor. </p>
<p><strong>Ameliyat kalıcı iz bırakıyor mu?</strong></p>
<p>Yara izi tamamen geçmese de, genellikle iç çamaşırının altında kaldığı için dışarıdan fark edilmiyor. Toplam iyileşme süreci 1 yılı bulsa da ilk birkaç ay belirgin olan izler, zamanla rengi açılarak silikleşiyor. Yara izinin belirginliği kişiden kişiye değişiyor ve sigara kullanımı, yatış pozisyonu gibi faktörler iyileşme sürecini etkileyebiliyor.</p>
<p><strong>Ameliyatın riskleri var mı?</strong></p>
<p>Tüm cerrahi işlemlerde olduğu gibi karın germe operasyonunun da bazı riskleri bulunuyor. Operasyon sonrası nadir de olsa hematom (kan birikmesi), yara açılması, enfeksiyon ya da iz kalma gibi komplikasyonlar görülebiliyor. Bu nedenle işlemin mutlaka steril koşullarda, uzman bir plastik cerrah tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ömercan Yağız Öksüz, “Sigara kullanan hastalarda yara iyileşmesi ciddi şekilde bozulabiliyor. Aynı şekilde ameliyat sonrası yürüyüş ve yatış pozisyonlarına dikkat edilmezse dikişlerde açılma görülebiliyor. Bu nedenle tüm talimatlara eksiksiz uyulmalı ve kontroller aksatılmamalı” sözleriyle uyarıda bulunuyor.</p>
<p><strong>Ameliyat psikolojiyi nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>Karın germe ameliyatı yalnızca fiziksel görünüm üzerinde değil, psikolojik iyi oluş hali üzerinde de etkili olabiliyor. Öncelikle özgüven duygusu artıyor. Kişiler kıyafet tercihlerinden tatil planlarına kadar birçok alanda daha rahat ve özgüvenli hissediyorlar. Özellikle yaz aylarında mayo veya bikini giymekte zorlanan kişilerin yaşam kalitelerinde belirgin bir artış sağlanıyor. Ayrıca, hastalar sosyal ortamlarda kendilerini daha rahat hissediyor ve aynaya bakarken özgüvenlerinin arttığını ifade ediyorlar. Bu nedenle, karın germe ameliyatının estetik beklentiler kadar ruhsal iyilik haline de katkı sağlayan bir operasyon olduğu belirtiliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karin-germe-estetigi-kilo-vermek-icin-yapilmiyor-545454">Karın germe estetiği kilo vermek için yapılmıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazın kilo vermek daha kolay!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yazin-kilo-vermek-daha-kolay-544359</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Jun 2025 08:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kolay]]></category>
		<category><![CDATA[vermek]]></category>
		<category><![CDATA[yazın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=544359</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz mevsimi sadece doğanın değil, bedenimizin de canlandığı bir dönem olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-kilo-vermek-daha-kolay-544359">Yazın kilo vermek daha kolay!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimi sadece doğanın değil, bedenimizin de canlandığı bir dönem olarak karşımıza çıkıyor. İnce askılı elbiseler, rahat tişörtler ve plaj kıyafetleri derken yaz aylarıyla birlikte pek çok kişi fit görünme isteğiyle kilo verme arayışına giriyor. Fazla kilolardan kurtulmak için sağlıklı diyet ve düzenli egzersiz başta olmak üzere yaşam alışkanlıklarında bazı iyileştirmeler yapmak gerektiği aşikar. Peki mevsimsel bazı etkenlerin de kilo verme sürecini kolaylaştırdığını ve ideal kiloya ulaşmanıza destek sağladığını biliyor muydunuz? <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik</strong> “İşin güzel yanı, yaz mevsimi zaten kilo vermeyi kolaylaştıran doğal avantajlarla doludur. Bu dönemde metabolizma üzerinde olumlu etkiler yaratacak birçok doğal değişim yaşanır. Ancak bu değişimleri doğru yönetmek, sağlıklı ve sürdürülebilir kilo kaybı için kritik öneme sahiptir. Yeter ki bu süreci doğru yönetmeyi bilelim. Bunu aceleye getirmeden, bedeninin ritmine saygı duyarak ve sürdürülebilir alışkanlıklarla gerçekleştirmek, bizi yalnızca fit bir görünüme değil, güçlü ve sağlıklı bir bedene de kavuşturur” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik yazın sağlıklı kilo vermeyi kolaylaştıran 6 etkeni anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Günlerin uzaması</strong></li>
</ul>
<p>Günlerin uzaması ve güneşli havalar, fiziksel aktiviteye daha çok zaman ayırmamıza olanak tanır. Sabah yürüyüşleri, akşam üstü bisiklet turları ya da sahil kenarında yapılan hafif egzersizler, metabolizmayı hızlandırır ve yağ yakımını destekler. Ayrıca harekete geçen beden yalnızca kilo vermez; aynı zamanda mutluluk hormonlarını da artırır.</p>
<ul>
<li><strong>Su tüketiminin artması </strong></li>
</ul>
<p>Yazın su tüketiminin artması kilo kaybının en güçlü destekçisidir. Hücresel çalışmaları destekler ve yağ yakımını kolaylaştırır. Yaz mevsiminde  sıcak hava ve daha hareketli bir yaşam temposuyla birlikte terlemenin artması susama hissinin daha yoğun hissedilmesini ve daha fazla su içilmesini beraberinde getirir. Günde en az 2-2.5 litre su tüketmek, hem iştah kontrolüne yardımcı olur hem de vücudun detoks sürecini destekler ve sindirimi kolaylaştırır.  Suyu limon, nane veya salatalıkla aromalandırmak ise antioksidan kapasitesini artırarak ödem atmayı da kolaylaştırır. </p>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>Hafif ve serinleten besinlere yönelmek </strong></li>
</ul>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik “Kışın ağır ve yağlı yiyecekleri tercih ederken, yazın mevsim sebzeleri ve taze meyveler ön plana çıkar. Renkli salatalar, yoğurtlu mezeler ve zeytinyağlı sebzeler hem tok tutar hem de düşük kalorili seçeneklerdir. Ölçülü tüketime dikkat ederek hafif ve serinleten besinlerin kilo verme sürecinde sağladığı avantajlardan faydalanabilirsiniz” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Doğal ve mevsiminde beslenme</strong></li>
</ul>
<p>Yaz, doğanın bize sunduğu en zengin mevsimlerden biridir. Karpuz, çilek, domates, salatalık, semizotu gibi antioksidanlarla dolu birçok besin hem bağışıklığı güçlendirir hem de kilo kontrolünü destekler. Yazın aç kalmak yerine düzenli ve dengeli öğünler tercih  edin. Mevsim ürünleriyle renkli tabaklar oluşturun.</p>
<ul>
<li><strong>Azalan iştah</strong></li>
</ul>
<p>Yazın metabolizma kışa göre çok daha farklı çalışmaz; ancak yaz mevsimi, metabolizmanın daha verimli çalışmasını kolaylaştıracak pek çok fırsat sunar. Sıcak havalarda vücut daha hafif yemeklere yönelir. Bu da porsiyon kontrolünü kolaylaştırır. Küçük ama dengeli öğünlerle gün içinde enerjik kalmak mümkün olur. Yaz sebzeleri ve meyveleriyle liften zengin, düşük kalorili ama doyurucu beslenme imkanı artar. </p>
<ul>
<li><strong>Tatil motivasyonu </strong></li>
</ul>
<p>Yaz ayları aynı zamanda hedef koyma mevsimidir. Tatil planları, plaj günleri ve gardıroptaki yazlık kıyafetler, bireyleri daha fazla motive eder. Bu da düzenli beslenme alışkanlıklarını sürdürmeyi kolaylaştırır. Vücut sıcaklığının dış ortamla daha uyumlu olması sindirim sistemi üzerinde olumlu etki yapar. Ayrıca daha fazla hareket etme isteği de (yürüyüşler, yüzme, açık hava aktiviteleri) günlük enerji harcamasını artırır.</p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Kilo verme amacıyla bu hatalara düşmeyin!</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik “Yazın sık yapılan hatalardan biri, kısa sürede hızlı kilo verme arzusudur. Şok diyetler, öğün atlamalar, aşırı sıvı kısıtlamaları kısa vadeli sonuçlar verse de uzun vadede metabolizmayı yavaşlatır, kişiyi psikolojik olarak yorar. Sağlıklı ve kalıcı bir kilo kaybı; haftada ortalama 0.5 – 1 kg civarında olmalıdır. Bu, metabolizmayı yormaz, kas kaybını önler ve yağdan kaybı destekler. Bireye özel hazırlanan dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme planı, ideal kilo kaybının anahtarıdır. Uyku düzeni ve stres yönetimi de, kilo kaybını doğrudan etkiler. Unutmayın, önemli olan zayıflamak değil, sağlıklı ve kalıcı şekilde hafiflemektir” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-kilo-vermek-daha-kolay-544359">Yazın kilo vermek daha kolay!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hızla kilo vermek için aç kalmayın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hizla-kilo-vermek-icin-ac-kalmayin-543278</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jun 2025 10:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalmayın]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[vermek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=543278</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm yıl özlemle beklediğimiz yaz mevsimi kapımızı çalarken, hemen hepimizi zayıflama telaşı sardı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hizla-kilo-vermek-icin-ac-kalmayin-543278">Hızla kilo vermek için aç kalmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm yıl özlemle beklediğimiz yaz mevsimi kapımızı çalarken, hemen hepimizi zayıflama telaşı sardı. Ancak bazılarımız beslenmelerine biraz dikkat ederek hızla kilo verirken, bazılarımız ise kalori hesabı yapsalar bile ideal kilolarına kavuşmakta güçlük çekebiliyorlar. Kulağa hiç adil gelmeyen bu sorun metabolizmanın yavaş çalışmasından kaynaklanıyor olabilir! İlerleyen yaş, genetik özellikler ve kadın olmak gibi unsurlar metabolizma hızını olumsuz etkileyen etmenlerin başında gelseler de sıkça yapılan hatalı alışkanlıklar da bu tablodan sorumlu oluyor. <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Pınar Koç, </strong>metabolizma hızının nasıl beslendiğiniz, ne kadar hareket ettiğiniz ve yaşam tarzınızla doğrudan ilgili olduğunu belirterek, “Vücudumuzun aldığı besinleri enerjiye dönüştürme ve bu enerjiyi kalori olarak yakma kapasitesine ‘metabolizma hızı’ deniyor.  Araştırmalar, düşük bazal metabolizma hızına sahip bireylerin kilo alım riskinin otomatik olarak artmadığını, bunun yerine günlük yaşam tercihleriyle bu durumun dengelendiğini gösteriyor. Dolayısıyla doğru stratejilerle, düşük bazal metabolizma hızının etkilerini dengelemeniz ve kilo kontrolünü sağlamanız mümkün” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Pınar Koç,<strong> </strong>metabolizmanın sağlıklı işleyişi için sadece alınan kalorilere değil, vücudun bu enerjiyi nasıl kullandığına da dikkat etmek gerektiğini vurgulayarak, “Yeterli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak ve uyku düzenine özen göstermek, metabolizmayı destekleyen en temel üç stratejidir” bilgisini veriyor.  <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Pınar Koç, </strong>metabolizmanızı hızlandırmanın 12 kuralını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p>
<p><strong>Güne mutlaka kahvaltıyla başlayın</strong></p>
<p>Güne kahvaltı yaparak başlamak, gece boyunca yavaşlayan metabolizmayı hızlandırıyor. Ayrıca düzenli kahvaltı alışkanlığı kardiyometabolik sağlığı, yani kalp sağlığını olumlu yönde etkileyerek obezite, tip 2 diyabet ve hipertansiyon riskini de azaltabiliyor.</p>
<p><strong>Uzun süre aç kalmayın</strong></p>
<p>Uzun süre aç kalmak, vücudu enerji koruma moduna sokarak metabolizmayı yavaşlatabiliyor.  Beslenme ve Diyet Uzmanı Pınar Koç, kan şekerinin dengede kalması için ana öğünler arasında sağlıklı ara öğünler tüketmeniz gerektiğine işaret ederek, “Düzenli ve gündüz saatlerinde yapılan öğünler metabolik ritme uyum sağlıyor, geç saatlerde tüketilen yemek ise yağ yakımını azaltabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>Her ana öğünde yeterli protein alın</strong></p>
<p>Proteinlerin sindirimi daha fazla enerji gerektiriyor; bu durum da “termik etki” sayesinde metabolizmayı hızlandırıyor. Proteinler ayrıca tokluk süresini uzatarak aşırı yeme riskini azaltıyor. Sağlık probleminiz yoksa, her bir kilonuz için 1 gram protein almaya özen gösterin. Örneğin 70 kiloysanız günlük 70 gram  protein almanız gerekiyor.</p>
<p><strong>Lifli besinleri ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Lifli gıdalar daha uzun süre tok tutuyor ve bağırsak hareketlerini artırıyor. Bu durum da dolaylı yoldan metabolizmayı destekliyor. Metabolizmanızı hızlandırmak için günlük 25–30 gram lif almaya özen gösterin.   Yeterli lif alımını 1 su bardağı haşlanmış mercimek, 1 adet armut, 1 avuç badem, 1 dilim tam buğday ekmeği veya 1 tabak brokoliyle ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.</p>
<p><strong>Şok diyetlerden kaçının</strong></p>
<p>Çok düşük kalorili diyetler vücudu koruma moduna geçirerek metabolizmanın yavaşlamasına neden olabiliyor. Ayrıca, uzun vadede kas kaybına yol açarak bazal metabolizma hızını yüzde 30 oranında düşürebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Pınar Koç,<strong> </strong>metabolizma hızının düşmemesi için yeterli ve dengeli beslenmenin son derece önemli olduğunu söylüyor.</p>
<p><strong>Haftada en az 2 gün balık yiyin</strong></p>
<p>Omega-3 yağ asitleri inflamasyonu azaltıyor ve yağ metabolizmasını destekliyor. Bunların yanı sıra tiroit hormonlarıyla etkileşime girerek metabolizma hızını artırabiliyor. Haftada en az 2 gün somon ve uskumru gibi yağlı balıklar veya her gün 1 tatlı kaşığı keten tohumu/2 tam ceviz tüketmeyi alışkanlık edinin.</p>
<p><strong>Günde 2 fincan şekersiz yeşil çay için</strong></p>
<p>Yeşil çay, kateşin adı verilen antioksidanlardan oldukça zengin. Kateşinler ve kafein birlikte çalışarak yağ oksidasyonunu ve enerji harcamasını artırıyor ve vücutta inflamasyonu azaltmak ve ağız mikrobiyotasını dengeleyerek metabolik sağlığı desteklemek için faydalı olabiliyor. Günde 2–3 fincan sıcak veya soğuk, şekersiz yeşil çay içebilirsiniz.</p>
<p><strong>Yeterli su içtiğinizden emin olun</strong></p>
<p>Bol su tüketimi metabolizmayı hızlandırıyor. Yetersiz su tüketimi ise metabolizmanın yavaşlamasına neden olabiliyor. Dolayısıyla her gün yeterli su içtiğinizden emin olun. Vücut ağırlığınızı 30-33 ml ile çarparak günlük su ihtiyacınızı hesaplayabilirsiniz. Örneğin, 70 kiloysanız (70 kg x 30-33 ml= 2100-2300 ml) günde 2100 – 2300 ml su içmeniz gerekiyor.</p>
<p><strong>İşlenmiş gıdalardan uzak durun</strong></p>
<p>İşlenmiş gıdalar sindirimi kolaylaştırdığı için metabolizmanın harcayacağı enerjiyi azaltıyor. Ayrıca kan şekerinde dalgalanmalara yol açarak yağ depolanmasına sebep olabiliyor.   Beslenme ve Diyet Uzmanı Pınar Koç, “Bu nedenle paketli ürünler, rafine şekerli atıştırmalıklar ve beyaz unlu ürünlerden uzak durun. Doğal, az işlenmiş, ev yapımı gıdaları tercih edin” diyor.</p>
<p><strong>Filtre kahve veya Türk kahvesi tüketin</strong></p>
<p>Kafein, merkezi sinir sistemini uyararak metabolizma hızını artırabiliyor. Ayrıca, yağ oksidasyonunu destekleyerek enerji harcamasını yükseltiyor. Günlük 2–3 fincan sade filtre kahve veya 1–2 fincan Türk kahvesi tüketmeniz metabolizmanın hızlanmasına yardımcı oluyor.  </p>
<p><strong>Metabolizmayı hızlandıran doğal güçler: Polifenoller, Kapsaisin ve Antioksidanlar</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Pınar Koç, metabolizmayı hızlandıran bazı besinleri şöyle özetliyor:</p>
<p><strong>Ananas: </strong>İçerdiği bromelain enzimiyle sindirimi kolaylaştırıyor, ödemin atılmasına yardımcı oluyor ve lif içeriği sayesinde tokluk süresini uzatabiliyor. Günde 1 dilim (yaklaşık 100–150 gr) taze ananas tüketmeyi alışkanlık edinin.</p>
<p><strong>Kırmızı meyveler</strong>: Antosiyanin ve polifenol içerikleriyle insülin duyarlılığını artırıyor, yağ metabolizmasını destekleyebiliyor. Günde 1 küçük kase (yaklaşık 100–150 gr) taze veya dondurulmuş olarak tüketmenizde fayda var.</p>
<p><strong>Elma sirkesi</strong>: Tokluk süresini uzatabiliyor, kan şekeri ve insülin tepkisini düzenleyebiliyor. Mide rahatsızlığınız yoksa, yemekten önce 1 bardak suya 1 yemek kaşığı (15 ml) elma sirkesi ekleyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Acı biber (Kapsaisin):</strong> Kapsaisin, vücut sıcaklığını yükselterek geçici bir metabolizma artışı sağlıyor. Ayrıca iştahı azaltıcı etkisi de bulunuyor. Sağlık probleminiz yoksa, haftada 3 öğünde, yemeklere 1 çay kaşığı pul biber veya taze acı biber ekleyebilirsiniz.  </p>
<p><strong>Zencefil: </strong>Termojenik ve iştah dengeleyici etkisi var. Çay, yemek ya da yoğurtla günde 1 tatlı kaşığı kadar kullanabilirsiniz.</p>
<p><strong>Turpgiller </strong>(Brokoli, Karnabahar, Brüksel Lahanası, Turp, Lahana vb.) Glukozinolat içeriğiyle detoksu destekliyor, ayrıca lif ve antioksidan sağlıyor. Ana öğünlerde 1 porsiyon (yaklaşık 1 su bardağı pişmiş) tüketebilirsiniz.</p>
<p><strong>Düzenli egzersiz yapın, kaliteli uyuyun!</strong></p>
<p>Direnç antrenmanları başta olmak üzere, düzenli yapılan fiziksel aktiviteler kas kütlesini artırarak bazal metabolizma hızını yükseltiyor. Zira, kas dokusu dinlenme halinde bile yağ dokusundan daha fazla enerji harcıyor. Bu nedenle, kas oranı yüksek bireylerde metabolizma daha hızlı çalışıyor. Yetersiz ve düzensiz uyku da açlık-tokluk sinyallerini düzenleyen hormonlarda bozulmalara yol açarak iştah artışına ve metabolik dengesizliklere neden olabiliyor. Düzenli ve kaliteli uyku ise hem hormonal dengeyi hem de metabolizma hızını olumlu yönde etkiliyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hizla-kilo-vermek-icin-ac-kalmayin-543278">Hızla kilo vermek için aç kalmayın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Terminalde 300 kilogram kerevit, 40 kilo mavi yengeç ele geçirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/terminalde-300-kilogram-kerevit-40-kilo-mavi-yengec-ele-gecirildi-537491</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 May 2025 11:35:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[geçirildi]]></category>
		<category><![CDATA[kerevit]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kilogram]]></category>
		<category><![CDATA[mavi]]></category>
		<category><![CDATA[terminalde]]></category>
		<category><![CDATA[yengeç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=537491</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi zabıta ve güvenlik ekipleri, Otobüs terminalinde yaptığı denetimlerde avlanma yasağı döneminde usulsüz şekilde taşınan 300 kilogram canlı kerevit ve 40 kilogram mavi yengeç ele geçirdi. El konulan kerevitler, Antalya Doğal Yaşam Parkı havuzlarına salınarak koruma altına alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/terminalde-300-kilogram-kerevit-40-kilo-mavi-yengec-ele-gecirildi-537491">Terminalde 300 kilogram kerevit, 40 kilo mavi yengeç ele geçirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi zabıta ve güvenlik ekipleri, Otobüs terminalinde yaptığı denetimlerde avlanma yasağı döneminde usulsüz şekilde taşınan 300 kilogram canlı kerevit ve 40 kilogram mavi yengeç ele geçirdi. El konulan kerevitler, Antalya Doğal Yaşam Parkı havuzlarına salınarak koruma altına alındı. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Antalya Şehirlerarası Otobüs Terminali’nde yolcu indirme peronuna bir otobüs firması tarafından 14 koli malzeme indirildi. İndirilen koliler kimse tarafından alınmayınca Antalya Büyükşehir Belediyesi zabıta ve güvenlik ekipleri, kolileri kontrol etti. Ekipler, kolilerde 300 kilogram canlı tatlı su kerevitinin uygunsuz bir şekilde taşındığını tespit etti. Büyükşehir zabıta ekipleri, hemen ilçe tarım müdürlüğü ekiplerine durumu bildirdi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>OTOBÜS FİRMASINA CEZA</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Kepez İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği incelemelerde kerevitlerin 15 Kasım &#8211; 15 Haziran tarihleri arasında avlanma yasağı olmasından ve taşıma şartlarına uyulmamasından dolayı otobüs firmasına tutanak tutularak 37 Bin 770 TL cezai işlem uygulandı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı’na teslim edilen kerevitler, Büyükşehir Belediyesi veterinerleri tarafından kontrolleri yapılarak havuzlara salındı. Yumurtlama döneminde olan kerevitler gerekli olgunluğa ulaşana kadar koruma altında olacak.  </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>DOĞAL YAŞAM DÖNGÜLERİ DEVAM EDECEK</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı Şube Müdürü Aygül Arsun, 300 kilogram kerevetin teslim alındığını belirterek, “Kerevitler parkımız içerisindeki yaşam alanı olan havuzlarımıza ve göletlere bırakıldı. Kerevitler doğada temizlikçi-çöpçü olarak tabir edilen hayvan gruplarından birisidir. Göletlerimizi, akarsuları ve tatlı sularımızın temizliklerini yaparak yosunlaşmayı önlemektedirler. Burada yer alan diğer sucul canlılarla doğal yaşam döngülerinin devam etmesi sağlanacak” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>MAVİ YENGEÇLERE EL KONULDU</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bu olaydan bir gün sonra da yine otobüs indirme peronunda siyah poşete sarılmış iki koli içerisinde 40 kilogram mavi yengeç ele geçirildi. Adana ilinde bulunan dalyandan getirildiği tespit edilen yengeçlerin bir kısmının canlı, bir kısmının ise ölü olduğu tespit edildi.Kepez İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından üreme döneminde ve avlanma yasağı döneminde olması sebebiyle mavi yengeçleri taşıyan otobüs firmasına Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile Su Ürünleri Kanunu’na uygun idari işlem uygulandı.  İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından mavi yengeçlere el konuldu.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/terminalde-300-kilogram-kerevit-40-kilo-mavi-yengec-ele-gecirildi-537491">Terminalde 300 kilogram kerevit, 40 kilo mavi yengeç ele geçirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beylikdüzü&#8217;nde Çevre Seferberliği: Gürpınar Sahili&#8217;nde 100 Kilo Atık Toplandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beylikduzunde-cevre-seferberligi-gurpinar-sahilinde-100-kilo-atik-toplandi-534624</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 May 2025 09:38:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzünde]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[gürpınar]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[sahilinde]]></category>
		<category><![CDATA[seferberliği]]></category>
		<category><![CDATA[toplandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=534624</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beylikdüzü Belediyesi, Gürpınar Sahili Dalyan Mevkii’nde, “Bir Avuç Temizlik, Bir Umut Gelecek!” sloganıyla kıyı temizliği etkinliği gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzunde-cevre-seferberligi-gurpinar-sahilinde-100-kilo-atik-toplandi-534624">Beylikdüzü&#8217;nde Çevre Seferberliği: Gürpınar Sahili&#8217;nde 100 Kilo Atık Toplandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><b><span>Beylikdüzü Belediyesi, Gürpınar Sahili Dalyan Mevkii’nde, “Bir Avuç Temizlik, Bir Umut Gelecek!” sloganıyla kıyı temizliği etkinliği gerçekleştirdi. 70 kişinin katıldığı sosyal sorumluluk etkinliğinde 100 kilo atık toplandı. </span></b></span></span></p>
<p><span><span>Beylikdüzü Belediyesi, ilçede temiz çevre bilincini yaygınlaştırmak amacıyla Gürpınar sahilinde kıyı temizliği çalışması gerçekleştirdi. Belediyenin saha mıntıka temizlik ekiplerinin de hazır bulunduğu etkinliğe, Beylikdüzü Çevre Gönüllüleri ve Naciye Tınaztepe İlköğretim Okulu öğrencilerinden oluşan toplam 70 kişilik bir grup katıldı. Eğitici ve keyifli vakit geçiren öğrencilere etkinlik kapsamında ilk olarak hijyen kuralları, çevre temizliği ve bilinci hakkında bilgiler verildi. Ardından öğrenciler, doğaya duydukları sevgi ve çevre bilinciyle sahada aktif olarak temizlik çalışması yaptı. Gönüllülük esasıyla gerçekleştirilen kıyı temizliği çalışması kapsamında toplam 100 kilo atık toplandı. Çöplerin arasında, plastik poşet ve plastik şişe gibi atıklar yer aldı.</span></span></p>
<p><span><span><b>“Bu doğada yaşamak istiyorsak onun bir parçasıymış gibi davranmalıyız”</b></span></span></p>
<p><span><span>Beylikdüzü Belediyesi çevre gönüllülerinden emekli hemşire Havva Özçelik çevre gönüllüsü olduğu için çok mutlu olduğunu ve küçük yaşta çocuklara çevre bilinci aşılanmasından dolayı büyük bir mutluluk yaşadığını söyledi. Çelik, “Bazı şeylerin yerinde ve uygulamalı olarak görülmesi daha akılda kalıcı oluyor, çevre etkinliği bu yüzden daha anlamlı. Temiz çevre için insanlar bulundukları ortamı buldukları gibi bıraksalar şu an yaptığımız aktiviteye gerek bile kalmaz. Bu evrenin parçası olmak ve bu doğada yaşamak istiyorsak onun bir parçasıymış gibi davranmalıyız” ifadelerini kullandı.</span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzunde-cevre-seferberligi-gurpinar-sahilinde-100-kilo-atik-toplandi-534624">Beylikdüzü&#8217;nde Çevre Seferberliği: Gürpınar Sahili&#8217;nde 100 Kilo Atık Toplandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ev dışında yemek, büyük porsiyonlar, moda diyetler kilo alımını artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ev-disinda-yemek-buyuk-porsiyonlar-moda-diyetler-kilo-alimini-artiriyor-531041</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 May 2025 09:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alımını]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[dışında]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[moda]]></category>
		<category><![CDATA[porsiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=531041</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzün en önemli sağlık problemlerinden biri olan obezite, sadece estetik bir sorun değil, kronik bir hastalık olarak değerlendiriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ev-disinda-yemek-buyuk-porsiyonlar-moda-diyetler-kilo-alimini-artiriyor-531041">Ev dışında yemek, büyük porsiyonlar, moda diyetler kilo alımını artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Günümüzün en önemli sağlık problemlerinden biri olan </span></span></span></b><b><span><span><span>obezite, sadece estetik bir sorun değil, kronik bir hastalık olarak değerlendiriliyor. Türkiye’nin, obezite oranı açısından dünyada 17’nci sırada, Avrupa’da ise birinci sırada yer aldığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, enerji alımının artmasının nedenlerini aşırı yağlı ve yüksek enerjili fast-food tarzı beslenme, ev dışında yemek yeme alışkanlığının artması, şeker yerine fruktoz bazlı şekerlerin içeceklerde kullanılmasının artması, porsiyonların büyümesi ve internetteki moda diyetlerin kullanılması olarak sıraladı. Alphan’a göre, obezitenin önlenmesinde toplumun sağlıklı beslenme konusunda eğitilmesi ve fiziksel aktivitenin artırılarak bir davranış biçimine dönüştürülmesi gerekiyor.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, 17 Mayıs Avrupa Obezite Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada obezitenin </span><span>uzun süreli pozitif enerji dengesinin sonucu olarak vücutta yağ dokusunun aşırı artması ve yağların depolanmasıyla (esas olarak TG) oluşan kronik bir sağlık sorunu olduğunu söyledi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Obezite, sadece estetik bir sorun değil…</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Obeziteye sadece estetik bir sorun olarak bakmanın doğru olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Alphan, “Çünkü obezite, diyabet, kalp-damar hastalığı, hipertansiyon ve bazı kanser türleri için en önemli risk faktörlerinden birisidir. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) veri tabanına göre; Avrupa’daki yetişkinlerde hipertansiyonun yüzde 55’inden, kalp hastalıklarının yüzde 35’inden, Tip 2 diyabetin yüzde 80’inden obezite sorumludur ve bunların her yıl 1 milyondan fazlası ölüm ile sonuçlanmaktadır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>BKİ yükseldikçe hastalık riski yükseliyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Obezite ile fazla kilolu olmanın birbirinden farklı olduğunu belirten Prof. Dr. Alphan, “Obezite ile fazla kilolu olmak aynı şey değildir. Obezitenin değerlendirilmesinde kullanılan Beden Kütle İndeksi (BKİ) adı verilen, insanların vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine (BKI=kg/m2) bölünmesiyle elde edilen bir değerdir buna göre elde edilen sonuçlarla insanların ağırlıkları değerlendirilir. Aşağıdaki tabloda BKİ sınıflandırılması ve sağlık açısından değerlendirilmesi verilmiştir. Buna göre hafif şişmanlık (kiloluluk), BKİ’nin 25-30 kg/m2 arasında olmasıdır ve bu kişilerde hastalık riski artmaya başlamış, BKİ 35 kg/2’nin üzerinde ise hastalık riski çok yükselmiştir” uyarısında bulundu.  </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Obezite, vücuttaki yağlanmanın artmasıdır</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>BKİ’nin bazı durumlarda da yüksek olabileceğini belirten Prof. Dr. Alphan, “BKİ’nin yüksek olması, her zaman obeziteyi göstermez. Unutulmamalıdır ki obezite vücuttaki yağlanmanın artmasıdır. Düzenli spor yapanlarda ya da elit sporcularda kas dokusunun artışı nedeniyle BKİ yüksek çıkabilir fakat BKİ’nin yüksek çıkması sporcuların obez oldukları anlamına gelmez ve aşağıdaki değerlendirme sporcular için kullanılamaz” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bel çevrenizi mutlaka ölçün</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Bel çevresi ölçümünün önemini vurgulayan Prof. Dr. Alphan, “Bel çevresi ölçümü de hastalık riskinin önemli bir göstergesidir. Sağlıklı olabilmek için bel çevresinin kadınlarda 88 cm’nin altında, erkeklerde ise 102 cm’nin altında olması gerekir” dedi. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Obezite oranında Avrupa’da birinciyiz</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Türkiye’nin, obezite oranı açısından dünyada 17’nci sırada, Avrupa’da ise birinci sırada yer aldığını belirten Prof. Dr. Alphan, “2024 yılında Türkiye&#8217;de 15 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 32,1&#8217;inin obez, yüzde 34,6&#8217;sının ise fazla kilolu olduğu, toplamda ise bu oranının yüzde 66,7 ye ulaştığını söylemek mümkün. </span><span>Türkiye’de obeziteye ilişkin hastalıklardan olan diyabet, koroner kalp hastalığı, felç ve kanserden 2,4 milyon kişinin etkilendiği Dünya Sağlık Örgütü’nün-2024 raporunda belirtilmiştir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Neden bu kadar kilo alıyoruz? </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Toplum geneline bakıldığında geçmiş kuşaklara göre daha kilolu olmamızın nedenlerine değinen Prof. Dr. M. Emel Alphan, yaşam şeklindeki değişikliklere dikkat çekti. Prof. Dr. Alphan, “Obezite, aşırı enerji tüketimi, yetersiz enerji harcaması (sedanter yaşam tarzı, Bazal Metabolizmanın düşük olması veya halk arasındaki tanımıyla metabolizmanın yavaş olması) veya her ikisinin neden olduğu uzun süreli enerji dengesizliği ile kişinin genleri ve çevresi arasındaki kompleks etkileşimlerinin bir sonucu olarak gelişen kronik bir hastalıktır. Obezite, sedanter yaşam tarzı ve aşırı besin alımını destekleyen sosyo-kültürel çevrede gelişir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Ev dışında yemek ve büyük porsiyonlar kilo aldırıyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Enerji alımının artması ve enerji harcanmasının azalması ile dokularda yağ birikimi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Alphan, şunları söyledi: </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>“Enerji alımının artmasının nedenleri arasında son yıllarda yaygın olan tüketilen aşırı yağlı ve yüksek enerjili fast-food tarzı beslenme, ev dışında yemek yiyenlerde artış olması, şeker yerine fruktoz bazlı şekerlerin içeceklerde kullanılmasının artması, porsiyonların büyümesi ve ayrıca internetteki moda diyetlerin kullanılması ile aniden aşırı kilo vermeler ve hatalı diyetin bırakılması ile aşırı kilo alımının olması, beslenme ile ilgili yapılan hatalar olarak sayılabilir. Besinlerle aşırı enerji tüketimi, araba kullanımının artması, yürüyen merdivenler ve asansörler nedeniyle fiziksel aktivitenin yetersizliği ile birleşince obezite kaçınılmaz olarak artmaktadır.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Obezitenin altındaki faktörler iyi tespit edilmeli!</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Obezitenin diğer nedenlerine de dikkat çeken Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Obeziteyi sadece aşırı beslenme ve fiziksel aktivitenin azalmasına bağlamak doğru değildir. Obezitenin diğer nedenleri arasında; genetik faktörler, hormonal nedenler, bazı hastalıklar, çevresel faktörler, psikolojik faktörler, çeşitli ilaçların kullanımı, uyku bozuklukları (vardiyalı çalışma), sosyo-ekonomik faktörler, ilkim değişikliği gibi faktörler de sayılabilir. O yüzden öncelikle obeziteye neden olan altta yatan faktörün tespitinin yapılması ve ona göre tedavi edilmesi gereklidir.  Obeziteye neden olan pek çok faktörün varlığından dolayı obezitenin tedavisi de oldukça zordur” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bilinçlendirme ve hayata geçirme önemli </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Obezitenin önlenmesinde bireysel ve toplumsal bilinçlenmenin önemini vurgulayan Prof. Dr. Alphan, şunları söyledi: “Obezitenin önlenebilmesi için bireylerin, bireyleri oluşturan ailenin ve dolayısıyla bütün toplumun sağlıklı beslenme ve fiziksel olarak hareketli olması için bilinçlendirilmesi, eğitilmesi ve hem sağlıklı beslenmenin hem de hareketli olmanın davranış biçimine dönüştürülmesi gerekir. Bunu başarmak çok zordur. Bütün toplumlarda obezite ile mücadele programları vardır ama obezite ile ilgili belirlenen hedefe ulaşmanın gerçekten çok zor olduğu hemen hemen bütün toplumlarda giderek artan obezite prevalansından anlaşılmaktadır.”</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Sağlıklı beslenme ve hayat tarzı değişikliği şart </span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Obezitede birinci tedavi yönteminin sağlıklı beslenme ve fiziksel olarak aktif olmayı da içeren hayat tarzı değişikliği olduğunu vurgulayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Sağlıklı beslenme; az yağlı süt ve ürünleri, yağsız et, balık, tavuk, yumurta ile kurubaklagiller ve az miktarlarda kabuklu kuruyemişleri de içeren, rafine olmayan tam tahıllardan ve günde 5-10 porsiyon sebze ve meyveden oluşan bir beslenme modelidir. Doymuş yağ ve trans yağ içermeyen, az miktarda bitkisel sıvı yağ (zeytinyağı ve diğer bitkisel yağların karışımı) kullanılarak yemeklerin yapılması ve şeker ve şekerli besinler ile içeceklerin minimum düzeyde alınması ve su tüketiminin arttırılması da enerji dengesi ve obeziteye bağlı hastalık risklerini en aza indiren bir yaklaşım olacaktır. Bu tarz beslenme modelleri, tüm dünyada sağlıklı olduğu kabul edilmiş olan Akdeniz Diyeti, DASH Diyeti ile vejetaryen beslenmedir” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Popüler diyetler hastalık riski oluşturuyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Popüler diyetler konusunda da uyarıda bulunan Prof. Dr. M. Emel Alphan, sözlerini şöyle tamamladı: “Zayıflamak amacıyla popüler diyetlere yönelmek (Aralıklı açlık diyetleri, Ketojenik diyet, Kan Grubu diyetleri, Alkali diyet veya tek besin diyetleri vb.)  kısa vadede zayıflamayı sağlasa da bu tür diyetlerin uzun vadede uygulanabilirliği ve ömür boyu sürdürülebilir olması mümkün olmadığı gibi bazı hastalıkların oluşturma riskini arttırdıkları da bir gerçektir.”</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ev-disinda-yemek-buyuk-porsiyonlar-moda-diyetler-kilo-alimini-artiriyor-531041">Ev dışında yemek, büyük porsiyonlar, moda diyetler kilo alımını artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yağdan Kilo Vermenin 6 Püf Noktası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yagdan-kilo-vermenin-6-puf-noktasi-458605</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2024 08:08:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[noktası]]></category>
		<category><![CDATA[püf]]></category>
		<category><![CDATA[vermenin]]></category>
		<category><![CDATA[yağdan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=458605</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fazla kilolarından kurtulmaya çalışanların çok sık başına gelir; yağdan değil kaslardan vermek! Zira kilo vermek için yapılan kalori kısıtlı diyetler yeterli protein içermiyorsa azaltılan enerji kaslardan karşılanıyor ki bu da kas kaybına yol açıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yagdan-kilo-vermenin-6-puf-noktasi-458605">Yağdan Kilo Vermenin 6 Püf Noktası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı</strong> “Sağlıklı kilo verme hızı ayda 3-6 kg. arasında değişir. Kilo verme hedefini çok yüksek tutarak dengesiz ve çok kısıtlı beslenmek kas kaybına neden olur; bu da metabolizma hızının yavaşlamasına, vücut direncinin ve performansının azalmasına, yorgunluk ve halsizlik gibi şikayetlere, yaşam kalitesinin düşmesine yol açar.  </p>
<p>Üstelik ‘yo-yo sendromu’ da kaçınılmazdır yani hızlı verilen kilolar hızla geri alınır. Bu nedenle doğru ve kalıcı kilo kaybı için mutlaka egzersizle desteklenen, kişiye özgü planlanmış beslenme programı uygulanması gerekir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı yağdan kilo vermenin 6 püf noktasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Doğru beslenin</strong></p>
<p>Her bireyin farklı metabolik yapıları ve yaşam şekli olduğundan öncelikle kişiye uygun ve sürdürülebilir beslenme şeklinin bulunması sağlıklı kilo kaybında kritik önem taşıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı “Sağlıklı kilo kaybının hedefi yeterli protein tüketerek kas kütlesini koruyup yağdan vermektir. Yağ kaybı alınan kalorinin harcanan kaloriden daha olduğu dengeli diyetlerle mümkündür. Günlük alınan gıdaların porsiyon kontrolünü yapmak, açlık tokluk sinyallerine dikkat etmek, yemek seçimlerini daha sağlıklı gıdalardan yapmak önemlidir” diyor. <strong> </strong></p>
<p><strong>İyi karbonhidrat tüketin</strong></p>
<p>Vücut yağ oranı yanlış karbonhidrat tüketimiyle artıyor. Fazla tüketilen şeker, şekerli içecekler, pasta, kek, bisküvi gibi hızlı kana geçip insülin salgısını hızlı artıran gıdalar, harcanandan fazla kalori alımı ve hareketsiz (sedanter) yaşam vücutta yağ oranını artırıyor. Yağ kaybının sağlanması için beslenmeden tamamen karbonhidratları çıkarmanın doğru olmadığını belirten Dyt. Fatma Turanlı şöyle konuşuyor: “İyi karbonhidratlar olarak sayılabilecek yulaf, bulgur, kinoa, karabuğday, çavdar ekmeği gibi gıdalar hem içerdikleri lif, vitamin ve mineraller açısından hem de tokluk hissini artırdıkları için diyet programlarında düşük porsiyonlarda yer almalıdır. Şeker ve şekerli içecek ve yiyeceklerden uzak durulmalıdır.”</p>
<p><strong>Düzenli egzersiz yapın</strong></p>
<p>Zayıflama sürecinde uygulanan diyetin mutlaka egzersizle desteklenmesi gerekiyor. Düzenli egzersiz kaybedilen kilonun daha çok yağdan verilmesine yardımcı olurken, insülin duyarlılığı ve metabolizma üzerinde olumlu etkiler sağlıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı “Kardiyo egzersizler yağ yakımı açısından önerilir, uygun ağırlık veya direnç egzersizleri de kas kütlesini artırmak için önemlidir. Günlük adım sayısının 5000 adım altında olmamasına, haftada 3 gün 45-50 dak. yürüyüş yapılmasına dikkat edilmelidir. Yapılacak egzersiz programları kişiye uygun olacak şekilde uzmanı tarafından planlanmalıdır. Yanlış yapılan egzersizler sorunlara, sakatlanmalara yol açabilir” diyor. </p>
<p><strong>Bu besinlere sofranızda yer verin</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı, kilo vermek için mucize yaratan gıda veya içecek olmadığını, bazı besinlerin ise kilo vermeye yardımcı olabileceğini belirterek bu besinleri şöyle açıklıyor: “Yeşil çayda kateşinler, kafein, acı biberde kapsaisin, ananasta bromelin gibi bileşikler metabolizma hızını artırır. Tarçın krom içeriği ile insülin etkinliğini artırmaya yardımcı olur, tatlı yeme isteğini azaltır. Brokoli, kereviz, lahana gibi posa ve mineral vitamin içeriği yüksek sebzeler tokluk hissini artırmaları ve bağırsak çalışmasına yardımcı olmaları dolayısıyla günlük beslenme programına ilave edilmelidir.”</p>
<p><strong>Yeterli ve düzenli uyuyun </strong></p>
<p>Yetersiz uyku büyüme hormonu salınımını olumsuz etkilerken bu da protein sentezini ve dolayısıyla kas yapısını bozabiliyor. Vücudun günde 7-8 saat uykuya ihtiyacı olduğunu belirten Turanlı şöyle konuşuyor: “Yetersiz düzeyde uyku kortizol seviyesinde artışa neden olabilir. Yapılan bilimsel çalışmalarda; kortizol düzeyi yüksekliği obezite, insülin direnci ve vücut yağ oranı artışıyla ilişkilendirilmiştir. Kaliteli uyku mutluluk ve dinlenmiş bir vücutla güne daha enerjik başlanmasını sağladığından bu da egzersiz yapma performansını artırır, iştahın kontrol altına alınmasını kolaylaştırır.”</p>
<p><strong>Mutlaka günde 10 bardak su için</strong></p>
<p>Vücudumuzun en temel ihtiyacı olan suyun özellikle kış aylarında yeterince tüketilmediğini, kahve ve çay gibi içeceklerin ise kesinlikle suyun yerine geçmediğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı “Metabolizmanın düzenli çalışması, elektrolit dengesi, vücuttan toksin atılması ve kana geçen besin ögelerinin vücutta taşınması gibi önemli işlevleri olan su yeterli alınmadığında dehidratasyon denilen susuzluk meydana gelir. Dehidratasyon kişinin yorgun, performansı düşük ve stresli hissetmesine yol açar, hormonal işleyisi etkiler, dolaylı olarak da enerji harcanmasını yavaşlatır. Bu nedenle kilo vermek için 10 bardak su içilmesi temel koşuldur” diyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yagdan-kilo-vermenin-6-puf-noktasi-458605">Yağdan Kilo Vermenin 6 Püf Noktası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yanlış diyetler zayıflatmıyor tam aksi kilo aldırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-zayiflatmiyor-tam-aksi-kilo-aldiriyor-455944</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 May 2024 12:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aksı]]></category>
		<category><![CDATA[aldırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[tam]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflatmıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=455944</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanların çok kısa bir sürede hızlı şekilde kilo vermeyi hedeflediklerinde çok yanlış diyetlere yöneldiklerini kaydeden uzmanlar, zayıflama hedefiyle başlanılan süreçte uygulanan yanlış listeler, yetersiz ve dengesiz beslenmenin temeline dayalı zayıflama listeleri obeziteyi de beraberinde getirdiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-zayiflatmiyor-tam-aksi-kilo-aldiriyor-455944">Yanlış diyetler zayıflatmıyor tam aksi kilo aldırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Popüler diyetlerin başarısız olmasındaki nedeninin uygulanabilir olmaması olduğunu söyleyen Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Müge Arslan, “Çünkü her diyet, hazırlanan her beslenme listesi bireyin parmak izi gibidir, o kişiye özeldir. Bireye uygun hazırlanmamış listeler olmalı.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Müge Arslan, hızlı zayıflama ve şok diyetler konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>“Dengesiz beslenmenin temeline dayalı zayıflama listeleri obeziteyi de beraberinde getiriyor”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Arslan, yanlış diyetlerin aslında kilo alımını tetikleyebileceği ve sağlığı olumsuz etkileyebileceğini ifade ederek, dengesiz beslenme ve hızlı kilo verme hedeflerinin, çoğu zaman beklenmeyen sonuçlara yol açabildiğini dile getirerek, “Yeterli ve dengeli beslenme; insanın vücudunun alması gereken enerji, makro ve mikro besin ögelerinin yani karbonhidratın da proteinin de yağın da vücudun ihtiyacı olduğu miktarlarla vücuda alınmasıdır. İnsanlar çok kısa bir sürede hızlı bir şekilde kilo vermeyi hedeflediklerinde çok yanlış diyetlere yöneliyorlar. Zayıflama hedefiyle başladıkları bu süreçte tam tersi bir etki oluyor ve çok fazla kilo alıyorlar. Uygulanan yanlış listeler, yetersiz ve dengesiz beslenmenin temeline dayalı zayıflama listeleri obeziteyi de beraberinde getiriyor.” dedi.</p>
<p><strong>“Ciddi yetersiz ve dengesiz beslenmeye paralel olarak sistem bozuklukları olabiliyor”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Arslan, diyetler konusunda sosyal medyada çok ciddi bir bilgi kirliliği var olduğunu kaydederek, diyetisyenlere birçok kanaldan ulaşılabileceğini ama bu işin eğitimini almamış insanların yanlış bilgiler verdiklerini belirterek, “Ciddi yetersiz ve dengesiz beslenmeye paralel olarak sistem bozuklukları ve paralelinde birçok sağlık sorunları olabiliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Diyet bir pazar haline geldi maalesef…”</strong></p>
<p>“Beslenme tarihine bakıldığında her dönem popüler diyet listeleri gündeme geliyor.” diyen Doç. Dr. Müge Arslan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Taş devri diyeti vardı, kan grubu diyeti geldi. Hollywood diyetleri, Kore diyetleri…  Gelecek tarihlerde de devam edecek. Neden? Çünkü diyet bir pazar haline geldi maalesef. Ve bireylerin bu konudaki bilgi yetersizlikleri, zayıflama sürecinin ne olduğuna dair bilgi sahibi olmamaları, hızlı ve geçici çözümlere yönelmeleri bu diyetleri popüler hale getirdi. Bunların hiçbirini önermiyorum. Çünkü bu diyetlerin tamamı isim değişiklikleriyle birlikte aynı temele dayanıyor. Tek besin grubu, yetersiz ve dengesiz beslenme temeline dayanıyor. </p>
<p><strong>“Kore diyeti… Kesinlikle önermiyorum…”</strong></p>
<p>Örneğin; Kore diyeti denilen diyet sıvının ağırlıklı olduğu, meyve ve sebzenin ağırlıklı olduğu diyettir ya da protein ağırlıklı diyetler var. Bunların hiçbiri sağlık açısından kabul edilebilir diyetler değillerdir. Kesinlikle önermiyoruz. </p>
<p>Önemli olan yeterli ve dengeli beslenme temelinde sağlıklı kilo vermek. Popüler diyetlerin başarısız olmasındaki neden uygulanabilir olmaması. Çünkü her diyet, hazırlanan her beslenme listesi bireyin parmak izi gibidir, o kişiye özeldir. Bireye uygun hazırlanmamış listeler olmalı. Bizim sağlıklı beslenme dediğimiz aslında öğün atlamadan beslenmedir.”</p>
<p><strong>Sağlıklı beslenme takıntısı Ortoreksiya…</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Arslan, Ortoreksiya denilen aşırı derecede sağlıklı beslenme takıntısı hastalığına işaret ederek, “Bir hastalık haline getirip, ‘şu kadar gram karbonhidrat yemişim, bunun içerisinde şu kadar yağ varmış bunu yapmayayım’ süreçleri Ortoreksiyaya geçme oluyor. Bunun ileriki etaplarında artık vücut şeklini de beğenmeme pozisyonu oluyor. Sağlıklı bir vücut şekline sahip olmasına rağmen kendini aynada kilolu görmeye başlıyor. O işte o zaman anoreksiyaya kayma oluyor. Ondan sonra daha sağlıksız biz süreç başlıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Ekmeksiz bir liste doğru mu?</strong></p>
<p>Acaba kilo alacak mıyım korkusuyla hapishane hayatıyla beslenmenin doğru olmadığına işaret eden Doç. Dr. Müge Arslan, yeterli ve dengeli beslenmede içerisinde karbonhidrat, protein ve yağı da barındıran listelerin olduğunu, ekmek de bir karbonhidrat çeşidi olduğu için ekmeksiz bir listenin söz konusu olmadığını söyledi. </p>
<p>Doç. Dr. Müge Arslan, “Ekmeğin türü çok önemli. Beyaz ekmek önermiyoruz çünkü glisemik indeks kavramı söz konusu oluyor. Şeker miktarı yüksek besinler önerilmiyor. Ama ekmeksiz liste de kesinlikle önermiyoruz. Bu tarz şeyleri de doğru bulmuyoruz. Ekmek olabilir ama miktarı önemli. Ekmek yemiyorum diyen bir insana da zorla ekmek vermek de doğru değil. Onun da muadilleri var. Çorba tüketebilir, pilav tüketebilir ama bulgur pilavı tercih edilmesinden yanayız. Tek besin grubu ve yasakların olduğu listelerle bir yere kadar gidilebiliyor ve verilen kilo da kilo kaybı olmuyor, su kaybı oluyor. Sonra fazlasıyla tekrar geri alınıyor.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Kan şekeri dengesi önemli!</strong></p>
<p>Tahıllı, posa miktarı yüksek olan ekmekleri önerdiklerini de kaydeden Doç. Dr. Müge Arslan, “Tahıllı ekmek olabilir, siyez unundan yapılmış olabilir, çavdar ekmeği olabilir, bu tarz ekmeklere yönelim istiyoruz çünkü bu tarz ekmeklerin içindeki şeker miktarı düşük oluyor. Bu nedenle gün içerisindeki kan şekerinin dengelenmesi sürecinde daha destekleyici özelliğe sahip oluyor.” dedi.</p>
<p><strong>Şok diyetlere dikkat! </strong></p>
<p>Şok diyetlerin kilo değil su kaybına neden olduğunu ifade eden Doç. Dr. Müge Arslan, “Sauna etkisi gibi düşünün. Saunaya girip çıktığınızda iki kilo daha düşük çıkarsınız ve kilo verdim diyemezsiniz çünkü su kaybıdır. Şok diyetlerin etkisi de bu. Kısa sürede hızlı bir şekilde tartıdaki o rakamın düşmesini hedef alan şeylerdir. Şok diyetler kesinlikle uygulanmaması gereken diyetlerdir.” diye vurguladı.</p>
<p><strong>“Tek öğün beslenerek yaşamınızın sonuna kadar gidemezsiniz” </strong></p>
<p> </p>
<p>Bir öğün beslenmenin de doğru olmadığını ifade eden Doç. Dr. Müge Arslan, “Olmaz çünkü yaşam süreci bir metabolik süreçten ibarettir. Günlük hayatınızı devam ettirebilecek enerjiye sahip olmanız gerekir. Tek bir öğün beslenip 24 saat boyunca o tek öğünle bu enerji ve metabolik süreçlerin devamlılığını sağlamanız imkansız ve çok zor. Bunu yaparsanız da arka planda bazı şeyleri bozuyor oluyorsunuz.  3 temel öğün yani kahvaltı, öğle ve akşam öğünlerinin kesinlikle yapılması gerekiyor. Ara öğünler de kişinin yaşam tarzına adapte olarak yapılabilir. Tek öğün beslenerek yaşamınızın sonuna kadar gidemezsiniz.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>‘Bunu yediğim zaman mutlu oluyorum’ diye bir şey yok…</strong></p>
<p>Doç. Dr. Müge Arslan, “Vücut bir makine aslında, içeriye verdiğinizin çalışma şekliyle yaşamınızı devam ettiriyorsunuz. Bunun için de o dengeye çok dikkat etmeniz gerekiyor.” dedi.</p>
<p>Bilim beslenmenin psikolojisine döndüğünü dile getiren Doç. Dr. Müge Arslan, “İnsanlar ya çok mutlu olduğunda kutlamak için yemek yerler ya da çok mutsuz olduklarında.  Bunun temelinde psikolojik faktörler vardır.  O mutsuzluk halinden kurtulabilmek için genellikle kolay ulaşabileceğimiz besinleri tercih ederiz. Bunlar da cipstir, çikolatadır…  ‘Bunu yediğim zaman mutlu oluyorum’ diyenler var, hayır öyle bir şey yok, sağlıklı besinlerle de mutlu olabiliyorsunuz.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yanlis-diyetler-zayiflatmiyor-tam-aksi-kilo-aldiriyor-455944">Yanlış diyetler zayıflatmıyor tam aksi kilo aldırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kilo Vermek İsteyenler Dikkat! Keten Tohumu ile Tanışın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kilo-vermek-isteyenler-dikkat-keten-tohumu-ile-tanisin-454082</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Apr 2024 17:10:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[isteyenler]]></category>
		<category><![CDATA[keten]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[tanışın]]></category>
		<category><![CDATA[tohumu]]></category>
		<category><![CDATA[vermek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=454082</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kilo verme yolculuğunuzda keten tohumunun faydalarını keşfedin! Kiloya nasıl etki eder, sağlıklı kullanım yolları ve besin değerleriyle nasıl doyurur? Detaylar için tıklayın.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kilo-vermek-isteyenler-dikkat-keten-tohumu-ile-tanisin-454082">Kilo Vermek İsteyenler Dikkat! Keten Tohumu ile Tanışın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Keten Tohumunun Kiloya Etkisi: Nasıl Yardımcı Olur?</b></p>
<p>Keten tohumu, <i>Omega-3 yağ asitleri</i>, lifler ve <b>lignanlar</b> gibi değerli besin ögeleri açısından zengindir ve bu özellikleri ile kilo verme süreçlerinde önemli bir destek sağlar. Aşağıda, keten tohumunun kilo kontrolüne nasıl yardımcı olduğunu detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.</p>
<ul>
<li><strong>Lif Açısından Zengin:</strong> Keten tohumu, yüksek miktarda diyet lifi içerir. Lifler, sindirim sistemini yavaşlatarak daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar. Bu da aşırı yemeği önleyerek kalori alımını azaltmaya yardımcı olur.</li>
<li><strong>Metabolizmayı Hızlandırır:</strong> Keten tohumu tüketimi, metabolizmanın hızlanmasına yardımcı olabilir. Hızlı bir metabolizma, daha fazla kalori yakılmasına ve dolayısıyla kilo kaybına katkıda bulunur.</li>
<li><strong>Omega-3 Yağ Asitleri:</strong> Bu yağ asitleri, vücutta iltihabı azaltmaya yardımcı olur ve sağlıklı bir vücut ağırlığının korunmasına destek olabilir. Omega-3 yağ asitleri aynı zamanda kan şekerini stabilize etmeye de yardımcı olur, bu da tatlı krizlerini önler.</li>
<li><strong>Doğal İştah Kesici:</strong> Keten tohumu, iştahınızı doğal yollarla kontrol etmenize yardımcı olabilir. Liflerin tok tutma özelliği sayesinde, daha az yemek yiyerek kalori kısıtlaması yapabilirsiniz.</li>
</ul>
<p>Keten tohumunu diyetinize eklerken, öğütülmüş formunun sindirimi daha kolay olduğunu unutmayın. Ayrıca, keten tohumunu su ile tüketmek, tohumların bağırsaklarınızda genleşerek daha etkili bir şekilde çalışmasını sağlar.</p>
<p><b>Keten Tohumu Kullanmanın Sağlıklı Yolları: Diyetinize Nasıl Dahil Edilir?</b></p>
<p><strong>Keten tohumu</strong>, omega-3 yağ asitleri, lifler ve lignanlar gibi değerli besin öğeleri açısından zengindir. Bu bileşenler, <i>kalp sağlığını korumaya</i> ve <i>kan şekeri seviyelerini düzenlemeye</i> yardımcı olur. Ayrıca, keten tohumu, kilo kontrolüne destek olacak şekilde tokluk hissi sağlar.</p>
<p>İşte keten tohumunu diyetinize dahil etmenin bazı sağlıklı ve pratik yolları:</p>
<ul>
<li>Yoğurt veya smoothie’lere birkaç kaşık keten tohumu ekleyin. Bu, yemeklerinize ekstra bir lif ve protein katmanı sağlar.</li>
<li>Salatalara öğütülmüş keten tohumu serpiştirin. Bu, yemeklerinize ekstra bir çıtırlık ve besleyicilik katar.</li>
<li>Sabah kahvaltılarınızda, örneğin yulaf ezmesine veya pancake karışımına keten tohumu ekleyebilirsiniz.</li>
<li>Hamur işleri tariflerinde, özellikle ekmek ve keklerde, bir miktar un yerine keten tohumunu kullanabilirsiniz.</li>
</ul>
<p>Keten tohumunun kullanımı, <b>doğru miktarda ve düzenli olarak tüketildiğinde</b>, sağlıklı bir diyetin önemli bir parçası olabilir. Ancak, herhangi bir diyet değişikliği yapmadan önce bir sağlık profesyoneline danışmanız önemlidir.</p>
<p><b>Keten Tohumunun Besin Değerleri ve Sizi Nasıl Doyurur?</b></p>
<p><b>Keten tohumu</b>, küçük boyutuna rağmen besleyici değeri çok yüksek bir tohumdur. Özellikle <i>omega-3 yağ asitleri</i>, <i>lif</i> ve <i>protein</i> bakımından zengindir. Bir yemek kaşığı (yaklaşık 7 gram) keten tohumu, yaklaşık 37 kalori, 1.3 gram protein, 2 gram karbonhidrat ve 3 gram yağ içerir. Bu yağların büyük bir kısmı sağlıklı tekli ve çoklu doymamış yağlardır.</p>
<p>Keten tohumu ayrıca <b>B vitaminleri</b>, <b>magnezyum</b>, <b>fosfor</b> ve <b>demir</b> gibi mineraller açısından da zengindir. Bu besinler, metabolizmanın düzenlenmesi ve genel sağlık için önemlidir.</p>
<p>Keten tohumunun yüksek lif içeriği, uzun süreli doygunluk hissi sağlar. Lif, sindirim sistemini yavaşlatır ve yemekten sonra kan şekerinin hızla yükselmesini önler. Bu özellikleriyle keten tohumu, <u>iştah kontrolünde</u> ve dolayısıyla <u>kilo kontrolünde</u> önemli bir rol oynar.</p>
<p><i>Çözünür lif</i>, su ile birleştiğinde jel benzeri bir kıvam alır ve bu da midede daha uzun süre kalmanızı sağlar. Ayrıca, keten tohumu tüketimi bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardımcı olabilir, bu da düzenli bir sindirim sistemi için elzemdir.</p>
<p><b>Kilo Kontrolünde Keten Tohumunun Diğer Faydaları</b></p>
<p>Keten tohumu, içerdiği yüksek lif oranı ile bilinir ve <b>kilo kontrolü</b>nde etkili bir yardımcıdır. Ancak keten tohumunun sağlık üzerindeki faydaları sadece bununla sınırlı değildir. İşte keten tohumunun kilo kontrolü dışında sağladığı diğer önemli faydalar:</p>
<ul>
<li><b>Lifli Yapısı:</b> Keten tohumu, sindirim sistemi sağlığını destekleyen yüksek miktarda çözünür ve çözünmez lif içerir. Bu lifler, bağırsak hareketlerini düzenleyerek <i>sindirim sistemini iyileştirir</i> ve <i>tokluk hissini artırır</i>.</li>
<li><b>Omega-3 Yağ Asitleri:</b> Yüksek omega-3 yağ asitleri içeriği ile keten tohumu, kalp sağlığını korumada önemli bir rol oynar. Ayrıca, bu yağ asitleri anti-inflamatuar özelliklere sahiptir, böylece çeşitli iltihabi durumların önlenmesine yardımcı olur.</li>
<li><b>Antioksidanlar:</b> Keten tohumu, lignanlar gibi güçlü antioksidanlar içerir. Bu bileşenler, vücuttaki serbest radikallerle savaşarak hücreleri oksidatif stresten korur ve yaşlanma sürecini yavaşlatır.</li>
<li><b>Kan Şekeri Düzenlemesi:</b> Keten tohumunun kan şekeri seviyelerini düzenleme kapasitesi, özellikle diyabet hastaları için faydalıdır. Lifli yapısı sayesinde, kan şekerinin hızlı yükselmesini önleyerek, daha stabil bir kan şekeri seviyesi sağlar.</li>
</ul>
<p>Özetle, keten tohumu sadece kilo vermek isteyenler için değil, aynı zamanda genel sağlığın korunması ve iyileştirilmesi için de mükemmel bir besin kaynağıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kilo-vermek-isteyenler-dikkat-keten-tohumu-ile-tanisin-454082">Kilo Vermek İsteyenler Dikkat! Keten Tohumu ile Tanışın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanı uyardı! Glutensiz diyetlerin hızlı kilo verdirdiğini gösteren bir kanıt yok!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-glutensiz-diyetlerin-hizli-kilo-verdirdigini-gosteren-bir-kanit-yok-453930</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Apr 2024 17:02:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[diyetlerin]]></category>
		<category><![CDATA[glütensiz]]></category>
		<category><![CDATA[gösteren]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[kanıt]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[verdirdiğini]]></category>
		<category><![CDATA[yok]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453930</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda glutensiz paketli ürünlerin ve glutensiz unların sağlıklı olduğuna dair medyada oluşturulan algının gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu daha çok bir pazarlama stratejisidir. Çünkü glutensiz ürünlerin çoğu işlenmiş unlardan yapılır. Glutensiz buğday unu normal unlara göre daha çok işlenmiştir.” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-glutensiz-diyetlerin-hizli-kilo-verdirdigini-gosteren-bir-kanit-yok-453930">Uzmanı uyardı! Glutensiz diyetlerin hızlı kilo verdirdiğini gösteren bir kanıt yok!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son yıllarda glutensiz paketli ürünlerin ve glutensiz unların sağlıklı olduğuna dair medyada oluşturulan algının gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu daha çok bir pazarlama stratejisidir. Çünkü glutensiz ürünlerin çoğu işlenmiş unlardan yapılır. Glutensiz buğday unu normal unlara göre daha çok işlenmiştir.” dedi.</strong></p>
<p><strong>Glutensiz diyetlerin popülerliğine de işaret eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Glutensiz diyetlerin hızlı kilo verdirdiğini gösteren bir kanıt yok.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, glutensiz beslenme konusunda bilgi verdi.</p>
<p><strong>“Çölyak hastalarında gluten ince bağırsaklarda alerjik bir etki gösteriyor”</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, glutenin; buğday, arpa, çavdar gibi tahıllarda bulunan bir bitkisel protein olduğunu ifade ederek, “Çölyak hastalarında gluten ince bağırsaklarda alerjik bir etki gösterir ve bağırsakların doğal yapısının bozulmasına sebep olur. Gluten bu bireylerde karın ağrısı, ishal, kabızlık, baş ağrısı gibi semptomlara sebep olur. Bu nedenle bu hastalar hayat boyu glutensiz diyet uygularlar.” dedi. </p>
<p><strong>Glutensiz bir diyeti uygulamak maddi ve sosyal açıdan normal beslenmeye göre daha zor</strong></p>
<p>Yapılan son araştırmaların irritabl bağırsak sendromu, otizm, fibromiyalji gibi otoimmün hastalıklarda, glutensiz diyetlerin olumlu sonuçlar gösterebildiğini belirttiğini kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Günümüz şartlarında glutensiz bir diyeti uygulamak maddi ve sosyal açıdan normal beslenmeye göre daha zordur. Çünkü sağlıklı ürüne ulaşmak ekstra bir çaba gerektirir. Eğer glutensiz bir diyet uyguluyorsanız, patates, pirinç, glutensiz unlar yerine posa içeriği yüksek ve içeriğinde doğal olarak gluten bulunmayan karabuğday, amarant, kinoa gibi tahıllar ve kurubaklagiller ve unlarını (nohut unu gibi) tüketmek çok daha sağlıklı olacaktır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Glutensiz ürünlerin çoğu işlenmiş unlardan yapılıyor</strong></p>
<p>“Son yıllarda glutensiz paketli ürünlerin ve glutensiz unların sağlıklı olduğuna dair medyada oluşturulan algı gerçeği yansıtmamaktadır.” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu daha çok bir pazarlama stratejisidir. Çünkü glutensiz ürünlerin çoğu işlenmiş unlardan yapılır. Glutensiz buğday unu normal unlara göre daha çok işlenmiştir, B vitaminleri, folik asit ve posadan daha fakirdir. Üstelik glisemik indeksleri yani kan şekerini yükseltme hızları beyaz una göre daha yüksektir. Ayrıca glutensiz ürünlerin tatlarını güzelleştirmek için daha fazla şeker ve yağ ilave edilebilmektedir. Bu nedenle bu ürünleri satın alırken özellikle etiketleri dikkatli incelenmelidir.</p>
<p><strong>Birçok kişi glutensiz diyetleri zayıflamak için yapıyor</strong></p>
<p>Glutensiz diyetlerin popülerliğine de işaret eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Glutensiz diyetler uzun süreli uygulandığında; folik asit, B vitamini, kalsiyum, demir gibi vitamin ve mineral eksikliklerine, posa yetersizliğine bağlı olarak kan şekeri dengesizliklerine sebep olabiliyor. Birçok bireyin glutensiz diyetleri zayıflamak için de yaptığını görüyoruz. Ancak bilimsel olarak glutensiz diyetlerin hızlı kilo verdirdiğini gösteren bir kanıt maalesef yoktur. Tabii gluten içeren beyaz un ve hamur işlerinden uzak durmak her zaman kilo kaybında etkili olacaktır.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-glutensiz-diyetlerin-hizli-kilo-verdirdigini-gosteren-bir-kanit-yok-453930">Uzmanı uyardı! Glutensiz diyetlerin hızlı kilo verdirdiğini gösteren bir kanıt yok!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kilo vermek için yemekten 10 dakika önce bir bardak su için</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kilo-vermek-icin-yemekten-10-dakika-once-bir-bardak-su-icin-439409</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Feb 2024 20:54:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bardak]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dakika]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[önce]]></category>
		<category><![CDATA[vermek]]></category>
		<category><![CDATA[yemekten]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=439409</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücut ısısını dengelemekten hücrelere oksijen taşınmasına, cildi tazelemekten eklemleri ve organları korumaya kadar birçok faydası bulunan su, metabolizma hızını artırması sebebiyle diyette önemli bir rol oynuyor. Günlük tüketilmesi gereken su miktarının, bir anda değil güne bölerek yavaş yavaş içilmesi gerektiğine dikkat çeken Diyetisyen Neslihan Öztürk Aktepe, diyette su tüketimi ve sağlıklı su seçiminin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kilo-vermek-icin-yemekten-10-dakika-once-bir-bardak-su-icin-439409">Kilo vermek için yemekten 10 dakika önce bir bardak su için</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vücut ısısını dengelemekten hücrelere oksijen taşınmasına, cildi tazelemekten eklemleri ve organları korumaya kadar birçok faydası bulunan su, metabolizma hızını artırması sebebiyle diyette önemli bir rol oynuyor. Günlük tüketilmesi gereken su miktarının, bir anda değil güne bölerek yavaş yavaş içilmesi gerektiğine dikkat çeken Diyetisyen Neslihan Öztürk Aktepe, diyette su tüketimi ve sağlıklı su seçiminin önemine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Hayati fonksiyonların sağlıklı bir şekilde yerine getirilebilmesi için yeterli miktarda su tüketilmesi büyük bir önem taşıyor. Özellikle, dirençli ve aşırı kilolardan kurtulmada da sağlıklı bir yaşamın temel unsurlarından olan su; doğru tüketim ile hem ödem atmaya hem de kilo vermeye yardımcı oluyor. Bu süreçte mutlaka 8-10 bardak su tüketilmesi gerektiğini vurgulayan <strong>Diyetisyen Neslihan Öztürk Aktepe</strong>, daha kolay doymak ve sindirimin kolaylaştırılmasını sağlamak için yemekten 10 dakika önce 1 bardak su içilmesini öneriyor.</p>
<p> </p>
<p><strong><u>“Doğru zamanda ve yeterli miktarda su tüketimi kilo vermeye yardımcı oluyor”</u></strong></p>
<p>Vücudun yüzde 60’tan fazlasının sudan oluştuğunu ve su içmenin kilo vermede büyük bir etkisi olduğunu söyleyen <strong>Diyetisyen Neslihan Öztürk Aktepe</strong>, “<em>Su biyolojik bir çözücüdür ve bu rolüyle vitaminlerin ve minerallerin hem vücutta taşınmasını hem de çözülmesini sağlar. Vücut sıcaklığının düzenlenmesinde çok önemli bir rol oynar. Cildin nemlenmesinde, toksinlerin atılmasında ve vücudun temizlenmesinde temel bir görev üstlenir. Böbreklerin çalışmasını kolaylaştırır. Kayganlaştırıcı bir madde olması nedeniyle birçok organın gerektiği gibi çalışmasını sağlar. Ayrıca, suyu doğru zamanda tüketmek de büyük bir önem taşır. Örneğin, uyandıktan sonra 2 bardak su içmek iç organlarınızı harekete geçirir, banyoya girmeden önce 1 bardak su içmek ise kan şekerini dengeler. Bu nedenle doğru zamanda ve yeterli miktarda su tüketimine diyet sürecinde mutlaka dikkate etmek gerekiyor. </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><u>“Vücudun ihtiyaç duyduğu su miktarını karşılarken doğal kaynak ve doğal mineralli suları tercih edin</u></strong></p>
<p>Kilo vermenin yanı sıra vücudun ödem tutmaması ve sağlık sorunları yaşamamak için de su tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan <strong>Aktepe</strong>, şöyle konuştu: <em>“Ödem, özellikle kadınların sıkça yaşadığı bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor ve yaşam kalitesini de olumsuz yönde etkileyebiliyor. Sabah kalktığınızda aynada şişmiş bir yüz, parmaklara yüzük takamamak, ayakkabının içine girmeyen ayaklar, ödemin başlıca belirtilerindedir. Bu nedenle, ödemden kurtulmak için sağlıklı beslenmenin yanı sıra günlük 8-10 bardak su tüketmek gerekir. Bu oran, vücut ağırlığına göre değişiklik gösterebilir. Gün boyu içmeniz gereken su miktarını mevcut kiloyu 30 ile çarparak hesaplamak mümkün. Vücudun ihtiyaç duyduğu su miktarını karşılarken ise, doğal kaynak ve doğal mineralli sular tercih edilmelidir. Bu sular, sadece susuzluğu gidermekle kalmaz, aynı zamanda vücuda önemli faydalar sağlar.</em></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kilo-vermek-icin-yemekten-10-dakika-once-bir-bardak-su-icin-439409">Kilo vermek için yemekten 10 dakika önce bir bardak su için</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Yıla Kilo Almadan Girmek İçin 9 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-yila-kilo-almadan-girmek-icin-9-oneri-431364</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Dec 2023 09:10:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[almadan]]></category>
		<category><![CDATA[girmek]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yıla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=431364</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yılbaşı tatili gibi kutlama zamanlarında hazırladığımız sofralar doğal olarak fazla yemek eğilimini de getiriyor. Ertesi günden itibaren de küçük sağlık sorunları ya da “neden yedim” vicdan muhasebesi de kaçınılmaz oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yila-kilo-almadan-girmek-icin-9-oneri-431364">Yeni Yıla Kilo Almadan Girmek İçin 9 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yılbaşı tatili gibi kutlama zamanlarında hazırladığımız sofralar doğal olarak fazla yemek eğilimini de getiriyor. Ertesi günden itibaren de küçük sağlık sorunları ya da “neden yedim” vicdan muhasebesi de kaçınılmaz oluyor. Yeditepe Üniversitesi Hastanelerinden Diyetisyen ve Fitoterapi Uzmanı Buket Ertaş Sefer, bu şekilde güzel aile yemekleri ya da tatillerden sonra da sağlıklı tercihler yaparak beslenmenin mümkün olabileceğini hatırlattı. Hatta yapılacak kaçamakların da ertesi gün telafi edilebileceğini belirterek yeni yıla kilo almadan girmek için önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>SABAH KAHVALTISINI PROTEİN VE SEBZE AĞIRLIKLI YAPIN</strong></p>
<p>“Akşam rahat yemek için sabahı pas geçmek isteyebilirsiniz, fakat bu kan şekerinin ani dalgalanmalarına yol açacaktır” diyen Dyt. Sefer, şunları anlattı: “İştahımızı kontrol altında tutabilmek için mutlaka kahvaltı yapılmalı kahvaltıda ise yumurta, az yağlı peynir, avokado ve bolca mevsim sebzesi, ihtiyaca göre bir dilim ekmek ideal bir öğün örneğidir. Hem tok tutacak hem de özellikle avokado ve sebzeler sayesinde iyi bir antiinflamatuar menü olacaktır.”</p>
<p><strong>GÜN İÇİNDE ATIŞTIRMAYIN, ARA ÖĞÜN YAPMAYIN</strong></p>
<p>“En geç 29 Aralık tarihinden itibaren 2-3 günlük dikkatin yüksek seviyede olduğu bir beslenme düzeni yaratabilirsek yeni yıla girdiğimiz gece pişmanlık hissi daha az olacaktır” diyen Dyt. Sefer, “Bu sayede istediklerimizin tadına gönül rahatlığıyla bakabileceğiz. Bu demek değil ki o gece her şeyi tıka basa yiyelim. En sevdiğimiz şeylerden bir tabak yapmak ideal olacaktır” diye konuştu. </p>
<p><strong>ABARTMAKTAN KAÇININ</strong></p>
<p>Sadece bir akşamlık küçük kaçamakların sağlığımız üzerinde çok fark yaratmayacağını ve önemli olan noktanın genel olarak sağlıklı beslenmek olduğunu hatırlatan Buket Ertaş Sefer, “Yediklerimiz zamana yaymak önemli. Yavaş yavaş ve zamana yayarak yenilen yemeklerde miktar kontrolü yapmak da daha kolay olacaktır. Aynı zamanda doygunluk hissi oluşması için zaman kazanılacağı için miktar da azalacaktır. Ancak asıl önemli olan nokta ne yenildiğinden ziyade abartmamak yemek olacaktır.” Diye konuştu. </p>
<p><strong>ŞİŞKİNLİK YAPTIĞINI DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ GIDA GRUPLARINI MENÜ DIŞI BIRAKIN</strong></p>
<p>Yenildiğinde şişkinlik yaratacak besinleri menüden çıkarmanın da yarar sağlayacağını söyleyen Dyt. Sefer, sözlerine şöyle devam etti: “Kaloriden bağımsız, örneğin glüten hassasiyetiniz var fakat tüketme konusunda sıkıntı yaşayacak kadar büyük bir noktada değilsiniz. Yediğinizde sadece sadece şiş hissediyorsanız menüyü buna göre belirleyin. Bulgur yerine bol sebzeli bir basmati pirinci pilavı çok daha iyi hissettirebilir. Laktoz hassasiyetiniz varsa mezelerinizi laktozsuz yoğurt ile yapabilirsiniz. Süte karşı hassasiyetiniz varsa kekinizi, pastanızı yaparken bitkisel sütlerden yararlanabilirsiniz. Bunların yanı sıra suyunuzu da bolca tüketirseniz bir sonraki gün şişkinlik hissiniz daha az olacak, kilo alma paniğini daha az yaşayacaksınızdır.”</p>
<p><strong>KAVRULMAMIŞ ÇİĞ KURUYEMİŞLERİ TERCİH EDİN</strong></p>
<p>Yemeğin yanı sıra yılbaşı gecelerinin vazgeçilmezi olan kuruyemişlerin de görünmez kalori kaynaklarından olduğunu hatırlatan Dyt, Buket Ertaş Sefer, “Özellikle keyifli sohbetler sırasında farkında olmadan kuruyemiş tüketimi de artar. Bunun önüne geçebilmek için tüketmeniz gereken miktar kadar yanınıza almak ipin ucunun kaçmasını önleyecektir. Bununla birlikte daha sağlıklı olması sebebiyle mümkünse kavrulmamış, çiğ olan kuruyemişleri tüketmek iyi bir tercih olacaktır.”</p>
<p><strong>HAREKETİNİZİ ARTTIRIN</strong></p>
<p>Her zaman olduğu gibi bu dönemde de beslenmenin yanında mutlaka hareketi koymak gerektiğini anlatan Dyt. Sefer, sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle yılın son haftası normalden daha fazla hareket etmeye çalışmak metabolizmanızın da canlı kalmasına yardımcı olacaktır. Davetlerin olduğu günleri sporsuz geçirmemekte fayda var. Kalori açığı yakalayabilmek için yakılan kalorinin de belli bir düzeyde kalması avantajınıza olacaktır.”</p>
<p><strong>RAHAT BİR SİNDİRİM İÇİN SALATA VE SEBZE </strong></p>
<p>Salata ve sebze ağırlıklı oluşturulacak sofraların sindirime de yardımcı olacağını hatırlatan Dyt. Buket Ertaş Sefer, sözlerine şöyle devam etti: Ayrıca, pilav, makarna, çorba, ekmek gibi karbonhidrat bakımından zengin besinlerin arasından bir tanesini tüketmek denge açısından önemli olacaktır. Menü çeşitliliği çok ise, en sevdiklerinizden tüketmeye özen gösterin. Örneğin birden çok meyve çeşidi varsa siz en çok sevdiğinizi tercih edin. Bu özeni bütün besin gruplarında gösterin. Hamurlu veya şerbetli tatlılar yerine daha hafif olan sütlü tatlıları tercih edin.”</p>
<p><strong>GAZLI İÇECEKLERE SINIR GETİRİN</strong></p>
<p>Bu tarz akşamlarda gazlı içeceklerin gizli kalori odakları olduğunu hatırlatan Dyt. Sefer, “Çoğunlukla yemeğe odaklanıldığı için içecekler göz ardı edilebiliyor. Bu da gece boyu alınan kalori miktarının artmasına neden oluyor. Bu nedenle mümkünse gazlı içecekleri tüketmeyin. Tercihinizi sudan yana kullanın. Alkol alıyorsanız sınırlayın ve gün içinde, gece boyunca, ertesi gün bol su tüketin. Bol su tüketimi alınacak alkolün yaratacağı su kaybının etkisini azaltacaktır.”</p>
<p><strong>ERTESİ GÜN KALİTELİ PROTEİNLERE YÖNELİN</strong></p>
<p>Ne kadar yenilirse yensin ertesi gün kendinizi cezalandırmayın diyen Dyt. Buket Ertaş Sefer, “Ağır yemekler yerine bolca sebze, su içeriği yüksek meyveler ve kaliteli proteinler tüketmeye çalışın. Midenizi rahatlatmak için de adaçayı, papatya çayı gibi bitki çayları yardımcı olacaktır.” Diye sözlerine tamamladı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yila-kilo-almadan-girmek-icin-9-oneri-431364">Yeni Yıla Kilo Almadan Girmek İçin 9 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nefes Darlığı Ve Kilo Kaybı Kalp Tümörünün Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nefes-darligi-ve-kilo-kaybi-kalp-tumorunun-habercisi-olabilir-430185</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Dec 2023 07:26:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[tümörünün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalpte aşırı ve kontrolsüz şekilde görülen hücre büyümeleri kalp kaynaklı olabiliyor ya da diğer organlardan kanserli hücrelerin sıçraması ile görülebiliyor. Kalp tümörlerinin genellikle tesadüf eseri ortaya çıktığı biliniyor. Tümörden habersiz hastalar göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik ve kilo kaybı belirtileriyle doktora başvuruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nefes-darligi-ve-kilo-kaybi-kalp-tumorunun-habercisi-olabilir-430185">Nefes Darlığı Ve Kilo Kaybı Kalp Tümörünün Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalpte aşırı ve kontrolsüz şekilde görülen hücre büyümeleri kalp kaynaklı olabiliyor ya da diğer organlardan kanserli hücrelerin sıçraması ile görülebiliyor. Kalp tümörlerinin genellikle tesadüf eseri ortaya çıktığı biliniyor. Tümörden habersiz hastalar göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik ve kilo kaybı belirtileriyle doktora başvuruyor. Tümör, yapısına göre kalp için de 1-2 cm boyutlarından 10-12 cm boyutlarına kadar büyüyebiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Burak Onan, kalp tümörlerinde robotik cerrahinin önemi ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Kalp tümörleri türüne göre değişiklik gösterebilir </strong></p>
<p>Kalp tümörü göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik ve kilo kaybına sebep olabilmektedir. Tümörün büyüklüğü ve yapısına bağlı olarak nadiren emboli denilen tümör parçasının koparak organları besleyen atardamarları tıkaması şeklinde bir tablo görülebilmektedir. Bu duruma “tümör embolizasyonu” denmekte olup, tümör kopması ve kalpten emboliye bağlı felç, bacak damarlarında tıkanma ya da iç organ fonksiyon bozukluğu söz konusu olabilmektedir. </p>
<p>Kalp tümörleri sıklıkla iyi huyludur. Bazı tümörler genetik geçişlidir, ancak büyük çoğunluğunda kesin sebep bilinmemektedir. Kalp içinde 1-2 cm boyutlarından 10-12 cm boyutlarına kadar değişen büyüklükte ortaya çıkabilmektedirler. Küçük, düzgün yüzeyli, bir sapla kalp duvarına tutunan kalp kitlesi herhangi bir şikayet oluşturmadan sessiz bekleyebilmektedir. Daha büyük kalp tümörleri ise kalp yetmezliği, nefes darlığı, tansiyon düşüklüğü, emboli ya da ani hayat kaybına sebep olabilmektedir. </p>
<p>Kalp tümörü ameliyatı bu kitlelerin kalpten çıkartılması için yapılmaktadır. Kitle teşhis edildikten sonra operasyonun bir an önce yapılması hastanın emboli riskini azaltmak için önerilmektedir. Örnek olarak, iyi karakterli olduğu düşünülen hareketli bir kalp tümörünü bir an önce çıkartmak şikâyeti olmayan bir kişide felç, ya da ani ölüm riskini azaltmaktadır. </p>
<p><strong>Kalp tümörü ameliyatında robotik cerrahi</strong> konfor sağlıyor</p>
<p>Kalp tümörü ameliyatları açık, endoskopik yani kapalı ya da robotik kalp ameliyatı şeklinde 3 ayrı yolla yapılmaktadır. Bu ameliyatlar yaklaşık 4-6 saat sürmektedir. Robotik cerrahi oldukça konforlu olan yöntemdir. </p>
<p>Robotik kalp cerrahisi robotik cerrahi sistemlerinin bulunduğu robotik cerrahi merkezlerinde uygulanmaktadır. Bu ameliyatların yapılabilmesi için merkezde anestezi doktorları, ameliyat hemşireleri, perfüzyonistler ve robotik kalp cerrahlarının bulunması gerekmektedir. </p>
<p>Robotik cerrahi; kalp ameliyatının riskini artırmamakta, hastaya da doktora da konfor sağlamaktadır. Ameliyat sonrasında hastalar cerrahi yoğun bakıma alınır ve takipleri sağlanır. Hasta ameliyat sonrası dönemde herhangi bir sıkıntı olmaması halinde en kısa sürede servis odasına alınır. Robotik kalp cerrahisinin avantajı küçük kesiler kullanılmasından dolayı travmanın daha az olması ve ameliyat sonrası sürecin daha hızlı geçmesidir. Ameliyat sonrasında hastaların günlük yaşamlarına dönüşü daha hızlı olmaktadır.</p>
<p>Kötü huylu kalp tümörlerinde ise tedavi seçenekleri hastanın genel durumuna göre belirlenir. Kemoterapi, ışın tedavisi ve ameliyat gibi tedavi yöntemleri konusunda planlama yapılır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nefes-darligi-ve-kilo-kaybi-kalp-tumorunun-habercisi-olabilir-430185">Nefes Darlığı Ve Kilo Kaybı Kalp Tümörünün Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ani Kilo Kaydı, Ağrı Ve Yutma Güçlüğü Subakut Tiroidite İşaret Edebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ani-kilo-kaydi-agri-ve-yutma-guclugu-subakut-tiroidite-isaret-edebilir-427844</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Dec 2023 08:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[güçlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[işaret]]></category>
		<category><![CDATA[kaydı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[subakut]]></category>
		<category><![CDATA[tiroidite]]></category>
		<category><![CDATA[yutma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=427844</guid>

					<description><![CDATA[<p>Subakut tiroidit, tiroid bölgesinde ağrı ve rahatsızlığa neden olan nadir bir tiroidit türüdür. Bu duruma sahip kişilerde ayrıca hipertiroidizm belirtileri de görülür ve daha sonra hipotiroidizm belirtileri gelişir. Subakut tiroidit sıklıkla geçici olsa da tedavi edilmezse kalıcı komplikasyonlara neden olabilir. Memorial Ataşehir Hastanesi İç hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Murat Hakan Terekeci, subakut tiroidit hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ani-kilo-kaydi-agri-ve-yutma-guclugu-subakut-tiroidite-isaret-edebilir-427844">Ani Kilo Kaydı, Ağrı Ve Yutma Güçlüğü Subakut Tiroidite İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANİ KİLO KAYDI, AĞRI VE YUTMA GÜÇLÜĞÜ SUBAKUT TİROİDİTE İŞARET EDEBİLİR</strong></p>
<p>Subakut tiroidit, tiroid bölgesinde ağrı ve rahatsızlığa neden olan nadir bir tiroidit türüdür. Bu duruma sahip kişilerde ayrıca hipertiroidizm belirtileri de görülür ve daha sonra hipotiroidizm belirtileri gelişir. Subakut tiroidit sıklıkla geçici olsa da tedavi edilmezse kalıcı komplikasyonlara neden olabilir. Memorial Ataşehir Hastanesi İç hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Murat Hakan Terekeci, subakut tiroidit hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Tiroid hormonları vücut fonksiyonlarını düzenliyor</strong></p>
<p>Tiroid, boynun ön kısmında bulunan ve çeşitli hormonlar salgılayan bir bezdir. Bu hormonlar, gıdayı enerjiye dönüştüren süreç olan metabolizmanın düzenlenmesine yardımcı olur. Ayrıca korku, heyecan ve zevk gibi fiziksel ve duygusal tepkilerimizde de önemli rol oynarlar. Tiroidit, tiroid iltihabı anlamına gelir. Çoğu tiroidit türü tipik olarak hipertiroidizme veya hipotiroidizme yol açar. Hipertiroidizm, tiroidin aşırı aktif olduğu ve çok fazla hormon ürettiği bir hastalıktır. Hipotiroidizm, tiroidin az çalıştığı ve yeterli hormon üretemediği bir durumdur. Bu koşulların her ikisi de kilo değişikliklerine, kaygıya ve yorgunluğa neden olabilir. Diğer tiroidit türlerinden farklı olarak subakut tiroiditin viral bir enfeksiyonla bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Genellikle grip veya kabakulak gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra ortaya çıkar. Virüse tepki olarak oluşan bağışıklık sistemi tiroidi olumsuz etkileyerek tiroitte şişme (enflamasyon) ve hormon üretiminde bozulmaya yol açar. Bu da çeşitli semptomlara neden olur.</p>
<p><strong>Subakut tiroidit ağrılı bir enfeksiyon tablosuyla ortaya çıkıyor</strong></p>
<p>Subakut tiroidit, 40-50 yaş arası kadınlarda aynı yaştaki erkeklere göre biraz daha sık görülür. Diğer tiroidit türlerinden farklı olarak subakut tiroidit, tiroid bezinde ağrıya neden olur. Bazı durumlarda bu ağrı boynun, kulakların veya çenenin diğer bölgelerine de yayılabilir. Tiroid şişmiş ve dokunulduğunda ağrılı hassas olabilir. Ağrı genellikle 1 ile 3 ay arasında devam edebilir. Subakut granülomatöz tiroidit, subakut tiroiditin en sık görülen türüdür. Viral enfeksiyonlardan sonra görülen tip sıklıkla budur. Subakut tiroidit belirtileri arasında: ateş, tükenmişlik, zayıflık, ses kısıklığı, yutma güçlüğü, çarpıntı ve terleme, ishal, kabızlık,  kilo kaybı, ani kilo alımı, sinirlilik ve endişe hali görülebilir. Burada semptomların ana belirleyicisi hastanın tiroid hormon seviyeleridir.</p>
<p><strong>Teşhis için elle muayene ve bazı kan testleri çok önemli</strong></p>
<p>Tiroid bezinin büyümüş veya iltihaplı olup olmadığını anlamak için boynun elle muayenesi çok önemlidir. Tiroid bezi elle muayene sırasında ağrılı ve hassastır. Ayrıca yakın tıbbi geçmiş te sorgulanmalıdır. Yakın zamanda üst solunum yollarında viral bir enfeksiyon öyküsü varsa subakut tiroiditi tanısı konulması olasılığı daha yüksek olacaktır. Subakut tiroidit teşhisini doğrulamak için bazı kan testleri yapılmalıdır. Bu testler kandaki belirli hormonların düzeylerini kontrol edecektir. Spesifik olarak testler; CRP, sedimantasyon, serbest T3, serbest T4 ve tiroid uyarıcı hormon (TSH)’u içermelidir.</p>
<p><strong>Erken dönemde tedavi olun</strong></p>
<p>Subakut tiroidit tedavisinde ağrıyı azaltmaya ve iltihabı kontrol altına almaya yardımcı olacak ilaçlar kullanılmalıdır. Bazı durumlarda subakut tiroidit için gereken tek tedavi seçeneği budur. Steroid olmayan antiinflamatuar ilaçlar (NSAID&#8217;ler) başlangıçta ağrı tedavisinde ve enflamasyonun baskılanmasında kullanılır. NSAID&#8217;lerin enflamasyonu azaltmak için yeterli olmadığı durumlarda kortikosteroidler kullanılır. Erken evrelerde hipertiroidizm mevcutsa beta bloker ilaçlar tedaviye dahil edilir. Bu ilaçlar, anksiyete ve çarpıntı gibi belirli semptomları hafifletmek için kan basıncını ve nabız hızını düşürür. Hipertiroidinin tedavisi hastalığın başlangıcında önemlidir. Ancak durumu ikinci aşamaya ilerlediğinde bunun bir faydası olmayacaktır. Hastalığın ilerleyen aşamalarında hipotiroidizm gelişebilir. Muhtemelen ilerleyen dönemde tiroid dokusunda oluşan hasara bağlı olarak vücudun üretemediği hormonların dışarıdan alınması gerekebilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ani-kilo-kaydi-agri-ve-yutma-guclugu-subakut-tiroidite-isaret-edebilir-427844">Ani Kilo Kaydı, Ağrı Ve Yutma Güçlüğü Subakut Tiroidite İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyku Esnasında Kilo Vermeyi Sağlayan 12 Etkili Yöntem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uyku-esnasinda-kilo-vermeyi-saglayan-12-etkili-yontem-426982</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Dec 2023 07:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[esnasında]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayan]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[vermeyi]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426982</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kilo vermek ve ideal kiloda kalmak sağlıklı bir yaşamın ilk basamağını oluşturuyor. İdeal kiloyu korumak kadar hareketli bir yaşam da pek çok ciddi hastalığın oluşmasını engelliyor. Günlük hayatta uygulanacak çok basit ve etkili yöntemler kilo vermede başarılı sonuçlar alınmasını sağlayabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyku-esnasinda-kilo-vermeyi-saglayan-12-etkili-yontem-426982">Uyku Esnasında Kilo Vermeyi Sağlayan 12 Etkili Yöntem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>UYKU ESNASINDA KİLO VERMEYİ SAĞLAYAN 12 ETKİLİ YÖNTEM</strong></p>
<p>Kilo vermek ve ideal kiloda kalmak sağlıklı bir yaşamın ilk basamağını oluşturuyor. İdeal kiloyu korumak kadar hareketli bir yaşam da pek çok ciddi hastalığın oluşmasını engelliyor. Günlük hayatta uygulanacak çok basit ve etkili yöntemler kilo vermede başarılı sonuçlar alınmasını sağlayabiliyor. Etkili yöntemlerle desteklenecek birkaç önemli ipucu ise sağlıklı bir yaşamın kapılarını aralayabiliyor. Memorial Dicle Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Şilan Alyamaç, uyku esnasında kilo vermeyi sağlayan 12 etkili yöntem hakkında bilgi paylaştı. </p>
<p><strong>Uyku halinde kilo verilebilir </strong></p>
<p>Uyku halinde yağ yakımı mümkün olmaktadır. Yağ yakımının gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamak için uyumadan önce ve uykudan sonra tartılarak durumu değerlendirip anlamak mümkündür. Bu tartılma yönteminde daha hassas bir terazinin kullanılması düşük kiloya sahip bireyler için işi kolaylaştıracaktır. Uyku 4 farklı evresinin mevcut olmasıyla birlikte yağ yakımının en yüksek gerçekleştiği evre delta dalgasıdır. Delta evresinde gerçekleşen growth hormonunun yoğun salınımı uyku halinde ki yağ yakımının ne büyük destekçisidir. Vücudun yağ yakabilmesi için 12 saat aç kalması gerekmektedir. Gerek diyet psikolojisinde gerekse aralıklı oruçla bütünleştirerek 16-8 beslenme metoduyla başlamanın ideal göründüğü bu beslenme yöntemiyle birlikte diyet yaparken tokluk hissinin oluşmasına gerek duyulması da bir diğer açıklamasıdır. </p>
<p><b><strong>Uyku halinde yağ yakımı nasıl sağlanır?</strong></b></p>
<p>Uyku süresi ve kalitesini artırmaya özen gösterilmesi gerekmektedir. Karanlık bir ortamda uyumak oldukça önemlidir. Karanlık alanda uyumanız melatonin hormonu salınımını artırmakla birlikte growth hormonunu da destekleyecektir. Cep telefonu veya bilgisayar başında yani mavi ışığa maruz kalarak uyunmamalıdır. Bunun yerine kitap okuyarak uykuya geçiş tercih edilebilir. 23:00’dan önce uyumaya özen gösterilmelidir. Biyolojik saatin çalışma şekli; 90 dk’lık ilk dalgayı kaçırılırsa bir sonraki uygu dalgasını beklenilmesi gerekecektir. Yani gece yarısından sonrasını beklemek zorunda kalabilirsiniz. Uyku problemi varsa B1 grubu vitamin takviyesinden faydalanılabilir. Özellikle bel ve sırt ağrıları çeken kişilerin D3 desteği alması uygundur. Sürekli uyanmalar kortizol seviyesinin yüksek olduğunu gösterir. Bu tarz devamlı uyanma durumlarına da çözüm getirebilmek için çinko desteği alınabilir.   </p>
<ol>
<li>Nefesinize odaklanın, iyi bir nefes derin bir uyku demektir. </li>
<li>Uykunun en büyük düşmanlarından biri strestir. Dışarı çıkın, doğayla iç içe kalın, fiziksel anlamda iş yapın ve vücut yorgunluğuna sebep olacak eylemlerde bulunun. </li>
<li>Eğer sık idrar durumu yaşıyorsanız uykunuzda ketojenik veya aralıklı oruç gibi özel beslenme metotlarını kullanabilirsiniz. Gece geç saatlerde beslenmeyi ve atıştırmalıkları hemen bırakın.</li>
<li>19:00’dan sonra beslenmeme alışkanlığı kazanın. </li>
<li>Egzersiz yapın. Yoğun, kısa süreli, bol dinlenmeli, aşırı olmayan egzersizlere başvurun. </li>
<li>Geceleri protein, karbonhidrat ve şekerli bir besin tüketmeyin.  </li>
<li>Bir kronik rahatsızlığınız yoksa antrenmanlarınızdan önce ve sonra beslenmemeye özen gösterin. 3 saat önce ve sonra beslenmeyi durdurun. </li>
<li>Organik ve temiz beslenmeye özen gösterin.  </li>
<li>Bir vitamin takviyesi alıyorsanız ve gün içerisinde egzersiz yapıyorsanız uykudan 4 saat öncesinde almış olun. </li>
<li>Niasin ve arginin growth hormonunu daha kaliteli etkileyebilir ve daha fazla kilo vermeye yardımcı olabilir. </li>
<li>Aralıklı orucu uykuyla birleştirmek uykuda yağ yakımını iyice destekler. </li>
<li>Alkol tüketiyorsanız bırakın. İçilen alkol vücudun REM frekansına geçmesine engel olur. </li>
</ol>
<p><strong>Yağ yakımı kolaylaşıyor</strong></p>
<p>Vücut yağı adipoz dokuda trigliseritler olarak depolanır. Bu moleküler form enerji mekanizması için hızla kullanılmaya uygun değildir. Enerji ihtiyacı duyan hücreler kan akışında bulunan bu bileşikleri alıp yakıt olarak kullanır ve CO² ve suya dönüştürür. Bu sayede bir bölgede yoğunlaşmış yağlanmayı sadece o noktaya odaklanarak azaltamayacağı bilgisini açıklar.  Yani karın kası egzersizi tek başına karın bölgesindeki yağlanmayı yakmanızda yeterli değildir. En iyi yağ yakımı hangi saatlerde olur sorusunun cevabı net bir cevap yerine şu şekilde belirtilebilir; 19:00 sularında beslenmenin durdurulduğu günlük rutinle birlikte verimli uyku sonrası güne başlayan bireyin uyanışın hemen ardından beslenmeyi tercih etmek yerine kalorisi olmayan sıvı ile açlık süresini uzatması durumunda günün ilk saatlerinde en iyi yağ yakım kombinasyonunu sağlamış olur. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyku-esnasinda-kilo-vermeyi-saglayan-12-etkili-yontem-426982">Uyku Esnasında Kilo Vermeyi Sağlayan 12 Etkili Yöntem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir ile sağlıklı yaşama geri döndü  Azmetti başardı 1.5 yılda 50 kilo zayıfladı </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-ile-saglikli-yasama-geri-dondu-azmetti-basardi-15-yilda-50-kilo-zayifladi-424174</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Nov 2023 08:54:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[azmetti]]></category>
		<category><![CDATA[başardı]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[döndü]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşama]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<category><![CDATA[zayıfladı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=424174</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Haşim İşcan Aile Eğitim Merkezi'nin ücretsiz olarak verdiği diyetisyen hizmetinden yararlanan Sabahat Avcı, bir buçuk yılda 50 kilo vermeyi başardı. ‘Aynaya bakınca bu halime inanamıyorum, masallardaki gibi. Sanki sihirli bir değnek değdi hayatım değişti’ diyerek yaşadığı mutluluğu anlattı.     </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-ile-saglikli-yasama-geri-dondu-azmetti-basardi-15-yilda-50-kilo-zayifladi-424174">Büyükşehir ile sağlıklı yaşama geri döndü  Azmetti başardı 1.5 yılda 50 kilo zayıfladı </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükşehir ile sağlıklı yaşama geri döndü </p>
<p>Azmetti başardı 1.5 yılda 50 kilo zayıfladı </p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Haşim İşcan Aile Eğitim Merkezi&#8217;nin ücretsiz olarak verdiği diyetisyen hizmetinden yararlanan Sabahat Avcı, bir buçuk yılda 50 kilo vermeyi başardı. ‘Aynaya bakınca bu halime inanamıyorum, masallardaki gibi. Sanki sihirli bir değnek değdi hayatım değişti’ diyerek yaşadığı mutluluğu anlattı.     </p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı&#8217;na bağlı Haşim İşcan Aile Eğitim ve Sosyal Hizmet Merkezi&#8217;nde ücretsiz olarak verilen diyetisyen hizmetine yoğun ilgi devam ederken başarılı sonuçlar alınmaya devam ediyor.<br />SAĞLIKLI KİLO VERDİ <br />Hizmetten yararlanan 40 yaşındaki Sabahat Avcı, 1.5 yılda toplam 50 kilogram verdi. Diyetisyen İpek Öztaş’ın danışmanlığında sağlıklı bir yaşama adım atan Sabahat Hanım verdiği kiloların neredeyse tamamını yağdan kaybederek, sağlığını da iyileştirmeye başladı. Kiloları nedeniyle yürümekte ve hareket etmekte zorlandığını, içine kapandığını ve bedenine uyacak kıyafet bile bulmakta zorlandığını aktaran Avcı, yaşadığı zorlukların ardından kilo vermeye karar verdiğini söyledi. <br />BAĞCIKLARIMI EŞİM BAĞLIYORDU <br />Kilolu olduğu dönemlerde yaşadığı zorlukları anlatan bir çocuk annesi Sabahat Avcı, her gün kendini yorgun hissederek uyandığını söyleyerek, ‘Gün içinde canım hiç bir şey yapmak istemiyordu. Ayakkabılarımın bağcıklarını kendim değil eşim bağlıyordu. Kısa mesafeleri bile yürüyemiyor soluk soluğa kalıyordum. Misafirliğe gittiğimiz bir yerde oturduğum plastik sandalye kırıldı. Turizm sektöründe işe başlayacaktım ama çalışacağım otelin üniformaları bana olmuyordu. Bedenime uygun bir giysi bulmak için bütün Antalya’yı dolaştım. Sonunda bir mağazanın erkek reyonunda bedenime uygun bir pantolon ve üniforma bulabildim” diye konuştu. <br />YEMEK YİYEREK KİLO VERDİM <br />Annesinin de fazla kilolarını Haşim İşcan Aile Eğitim Merkezi’ndeki diyetisyen hizmetinden faydalanarak verdiğini anlatan Sabahat Avcı, “Annemin de çok kiloları vardı. Pandemi döneminde burada aldığı hizmet ile kilo vermiş. O süreç sonunda annemi ilk gördüğümde çok şaşırdım tanıyamadım. Annem ısrarla burayı tavsiye etti. Buraya geldiğimde 115 kiloydum. Hazırlanan beslenme programına uydum ve adeta yemek yiyerek kilo verdim. Şimdi 60 kiloya kadar düştüm, adeta hayatıma sihirli bir değnek değdi” dedi.<br />SIRTIMDA BİR İNSAN TAŞIMIŞIM <br />64 bedenden 34 bedene düştüğünü söyleyen Avcı, duygularını şu sözlerle ifade etti: “Aynaya bakınca şu anki halime inanamıyorum. Beni görenler ne kadar zayıf ve zarifsin diyor, önceki halimi bilmeyenlere fotoğraflarımı gösterince inanamıyor. Zayıfladıktan sonra moralim ve öz güvenim yerine geldi. Kiloları verince adeta içimden yeni bir insan çıktı. Kiloları verdikten sonra boynumun uzun olduğunu fark ettim. Artık rahatça yürüyebiliyor hatta koşabiliyorum. Artık rahatça kıyafet bulabiliyorum. Beyaz pantolon ve elbise giymeyi hayal ederdim, bunlar içimde ukdeydi bu yaz hayalimi gerçekleştirdim. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ücretsiz verdiği bu hizmetten dolayı çok teşekkür ederim.” <br />ŞEKER HASTALIĞINI SIFIRLADI <br />Haşim İşcan Aile Eğitim Merkezi&#8217;nde görevli Diyetisyen İpek Öztaş, Sabahat Avcı ile 1.5 yıl önce serüvenlerine 115 kilo ile başladıklarını söyleyerek, “Danışanımız ilk geldiğinde şeker hastalığıyla ilgili bir başlangıç seviyesi vardı. Başlangıçta biraz tedirgindi ama bu serüvende başarılı bir sonuç aldık. Şeker hastalığıyla ilgili semptomlar geriledi ve sıfırlanma noktasına geldi. Kendisiyle gurur duyuyorum. Danışanlarımızın ilk olarak kan tahlillerini istiyoruz. Tahlillerini inceliyoruz. Kişinin kilosu, boyu, yaşamı ve yemek yeme düzeni hakkında kendilerinden bilgi alıyoruz. Kişilere nasıl doğru şekilde beslenebileceklerini öğretiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-ile-saglikli-yasama-geri-dondu-azmetti-basardi-15-yilda-50-kilo-zayifladi-424174">Büyükşehir ile sağlıklı yaşama geri döndü  Azmetti başardı 1.5 yılda 50 kilo zayıfladı </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kilo Verememenizin Nedeni İnsülin Direnci Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kilo-verememenizin-nedeni-insulin-direnci-olabilir-414264</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Oct 2023 09:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[direnci]]></category>
		<category><![CDATA[insülin]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[verememenizin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414264</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsülin hormonunun en önemli görevi kan dolaşımında bulunan glukozun yani şekerin hücreler (özellikle kaslar, karaciğer ve yağ dokusu) tarafından alınmasını ve kullanılmasını sağlamaktır</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kilo-verememenizin-nedeni-insulin-direnci-olabilir-414264">Kilo Verememenizin Nedeni İnsülin Direnci Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsülin hormonunun en önemli görevi kan dolaşımında bulunan glukozun yani şekerin hücreler (özellikle kaslar, karaciğer ve yağ dokusu) tarafından alınmasını ve kullanılmasını sağlamaktır. İnsülin hormonunun biyolojik etkilerini gösterememesi olan insülin direnci varlığında; yağ metabolizması ile ilgili görevler abartılı bir şekilde yerine getirilir, bunun sonucunda da karın bölgesinde yağlanma görülür. İnsülin direnci olan kişilerin açlığa tahammülü azalır, kolay kilo alıp zor verirler. Ergenlik ve gebelik gibi durumlarda geçici/fizyolojik insülin direnci olabileceğini de söyleyen Liv Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yusuf Emre Uzun insülin direnciyle ilgili merak edilenleri anlattı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Neden insülin direnci gelişir?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong>Aşırı kalori alımı: </strong>İnsülin direnci olan kişilerin açlığa tahammülü azalır, kolay kilo alıp zor verirler.</li>
<li><strong>Hareketsiz yaşam: </strong>Hareketsiz yaşam, insülin direncini artırır, egzersiz iyi bir tedavi seçeneğidir. </li>
<li><strong>Obezite:</strong> En önemli insülin direnci nedenidir. Obezite insülin direncine neden olur fakat insülin direnci nedeni ile obezite gelişmez. </li>
<li><strong>Genetik faktörler:</strong> İnsülin direnci veya tip 2 diyabeti olanların birinci derece yakınlarında insülin direncinin daha sık görülmesi genetik faktörlerin önemli bir rolü olduğunu gösteririr. </li>
<li>İnsülin direncinin varlığı kilo vermeyi zorlaştırabilir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Ne tür şikayetlere yol açabilir?</strong></p>
<p> </p>
<ul>
<li>Öğün sonrası uyku hali</li>
<li>Sık acıkma ve tatlı krizleri</li>
<li>Ciltte koyulaşma</li>
<li>Kadınlarda adet düzensizliği</li>
<li>Aşırı tüylenme gibi şikayetler görülebilir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Tanısı nasıl konulur?</strong></p>
<p> </p>
<p>İnsülin direnci ve ilişkili durumlar hakkında bilgi sahibi olmak için hastanın kilosu, boyu, beden kitle indeksi, bel çevresi, kan basıncı ölçülmeli, hekimin uygun görmesi durumunda açlık kan şekeri, tokluk kan şekeri, açlık insülin düzeyi, oral glukoz tolerans testi (Şeker yükleme testi), hemoglobin A1C, kolesterol gibi tetkiklerden hatta bazı özel durumlarda daha ileri testlerden faydalanmak gerekebilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tedavisi nasıl yapılır, önerileriniz nedir?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li>İnsülin direncinin başlıca tedavisi yaşam tarzı değişikliğidir. </li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>Öğün aralarının 3-4 saat kadar olduğu 4-6 öğünden oluşan dengeli bir beslenme programı ve kalori kısıtlaması ile kilo kaybı sağlanmalıdır.</li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>Kısa sürede hızlı kilo vermeyi sağlayan, şok diyetler yapılmamalıdır. </li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>Tek besin ögesinin ağırlıklı olduğu, karbonhidrat ve proteini ayıran proteinden zengin diyetler yapılmamalıdır. </li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>Egzersiz günlük rutinin bir parçası haline gelmelidir. Haftada en az 150 dakika egzersiz yapılmalı, her bir seans en az 30 dakika sürmeli, iki egzersiz seansı arasında 48 saatten fazla süre olmamalıdır. </li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>Egzersiz orta şiddette olmalı, orta şiddetli egzersiz maksimum maksimum kalp hızının %50-70&#8217;ine ulaşılan egzersiz olarak tanımlanır. Hedef kalp hızı hastanın yaşına göre hesaplanır: (220-yaş/%50-70) </li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>Aerobik (Yürüyüş, hafif koşu, bisiklet, yüzme, hızlı dans) ve yük bindirici (İzometrik) egzersizler (İtme, çekme, kaldırma, germe) egzersizler önerilen egzersiz türleridir. </li>
</ul>
<p> </p>
<ul>
<li>Yaşam tarzı değişikliğini uygulayamayan veya sonuç alınamayan insülin direnci vakalarında hekimin uygun görmesi durumunda kullanılabilen tedaviler mevcuttur.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kilo-verememenizin-nedeni-insulin-direnci-olabilir-414264">Kilo Verememenizin Nedeni İnsülin Direnci Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hızlı verilen kilo, hızlı geri alınır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hizli-verilen-kilo-hizli-geri-alinir-403208</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Sep 2023 11:36:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[VİDEO-GALERİ]]></category>
		<category><![CDATA[alınır]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[verilen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403208</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her insan hem sağlıklı hem de fit bir görünüme sahip olmayı arzu eder. Bunun için kesinlikle sağlıklı besinler tüketilmesine ve egzersizler yapılmasına ihtiyaç vardır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hizli-verilen-kilo-hizli-geri-alinir-403208">Hızlı verilen kilo, hızlı geri alınır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Okulda veya iş yerinde nasıl diyet yapabiliriz? Öğle yemeğinde yanımızda ne götürebiliriz? Markette satılan diyet ürünler daha mı zararlı? Kilo vermede, diyet mi daha etkilidir yoksa spor mu? 1 ayda 10 kilo verdiren şok diyetler sağlıklı mı?</p>
<p>Merak edilen soruların cevapları haberin devamında…</p>
<p>Diyetisyen Fatma Çobur, merak edilen tüm soruların cevaplarını Herkes Duysun mikrofonlarına açıkladı.</p>
<p><strong>OKULDA VEYA İŞYERİNDE NE TÜKETEBİLİRİZ?</strong></p>
<p>Okulda veya işyerinde, simit ve poğaça yerine iki dilim kepekli ekmeğin içine bir dilim peynir tüketilebileceğine değinen Diyetisyen Fatma Çobur, “Okulda veya işyerinde, pratik olması açısından dünden kalan yemeği tüketebilirler ama bunun için yeterli alanım yok, yanımda taşıyamam derlerse en azından simit, poğaça gibi hazır ve kalorisi yüksek ürünler yerine 2 kepekli ekmek arasında 1-2 dilim peynir, hindi fümeli sandviç, yanında ise ayran yada maden suyu olan bir öğün tercih edebiliriz.” dedi.</p>
<p><strong>DİYET ÜRÜNLERİ KİLO ALDIRIYOR MU?</strong></p>
<p>Diyet ürünlerin, uzun vadeli tüketimde zararlı olduğunu belirten Çobur, “Diyet ürünleri, diyet içecek ve diyet katı ürünler olarak ikiye ayırabiliriz. Sıvı ürünlerde, gazsız içecek ya da sıfır şeker adı altında tüketimi çok yaygın. Sıfır kalori olduğu doğru fakat içindeki tatlandırıcı yoğun olduğu için uzun vadede önermiyoruz. Katı olan diyet bisküvi vb. ürünlerde ise porsiyon kontrolü önemli.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Diyet ve sporun birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirten Diyetisyen Fatma Çobur şöyle konuştu: “Bu işin yüzde 70’lik kısmını beslenme kapsıyor. Sporla birlikte beslenmeyi desteklersek yağ yakımını artırmış oluruz. Danışanlarımıza bakıyorum, su oranını arttırmış. Yağ oranı düşmüş ama su içmeyen danışanların yağ oranı pek düşmüyor.”</p>
<p><strong>DİYET YAPARAK BÖLGESEL KİLO VERİLİR Mİ?</strong></p>
<p>Sağlıksız diyet modellerinde kas kaybı yaşandığına dikkat çeken Çobur, “Son teknoloji ürünler var, bölgesel cihazlama adı altında ama bunlara gerek kalmadan doğru diyet programı ile kas kaybını minimumda tutarak yağdan verdiğiniz zaman, zaten yağlanmanın en çok olduğu bölgeler olan bel ve kalça bölgesinde bu fiziki değişimi görmemiz yaklaşık bir ayı buluyor. Bir ay sonrasında artık beden olarak küçülmeye başlıyorsunuz. Kıyafetleriniz bollaşıyor ama bilinçsizce yapılan sağlıksız diyet modellerinde maalesef kas kayıpları yaşıyoruz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“HIZLI VERİLEN KİLO HIZLI GERİ ALINIR.”</strong></p>
<p>Kısa sürede kilo verdiren diyetlerin sağlıklı olmadığını belirten Çobur, “Hızlı verilen kilo, hızlı geri alınır. Acelemiz yok. Önemli olan sağlıklı beslenme alışkanlıkları oluşturmamız. Mesela Ankara’dan online bir danışanım var. 5 ay da 20 kiloya yakın verdik. Başlarda gayet hızlı gitti sonrasında direnç kiloları yaşıyoruz. Bir süre sonra yavaşlıyor. 23 kilo verdik ve bunu 1 seneye yaymış olduk.” dedi.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hizli-verilen-kilo-hizli-geri-alinir-403208">Hızlı verilen kilo, hızlı geri alınır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayramı kilo almadan geçirebilirsiniz!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bayrami-kilo-almadan-gecirebilirsiniz-387090</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jun 2023 20:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almadan]]></category>
		<category><![CDATA[bayramı]]></category>
		<category><![CDATA[geçirebilirsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=387090</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aslında her bayram sofrası kilo aldırmaz, hatta sağlıklı seçeneklerden de oluşur. Burada önemli olan porsiyonları kontrol ederken, dengeli ve ölçülü bir şekilde yemeyi tercih etmek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayrami-kilo-almadan-gecirebilirsiniz-387090">Bayramı kilo almadan geçirebilirsiniz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aslında her bayram sofrası kilo aldırmaz, hatta sağlıklı seçeneklerden de oluşur. Burada önemli olan porsiyonları kontrol ederken, dengeli ve ölçülü bir şekilde yemeyi tercih etmek. Elbette o en sevdiğiniz baklavanın tadı aklınızda değil damağınızda kalmalı, çok haklısınız. Bunun için de iki tane yemek yerine bir tane yemeği tercih etmelisiniz. Yine ara öğünleri de atlamamalı, su tüketiminizi ihmal etmemelisiniz. Dahasını Liv Hospital Vadistanbul Beslenme ve Diyet Uzmanı, Uzm. Dyt. Nida Acar anlatıyor.</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Ölçülü Olun:</strong> Bayramda sunulan yemekleri yemek isteyebilirsiniz, ancak porsiyonları kontrol etmek önemlidir. Yemeklerinizi ölçülü bir şekilde tüketmeye özen gösterin.</p>
<p><strong>Dikkatli Seçimler Yapın:</strong> Bayram sofralarında sağlıklı seçenekler bulunur. Etlerin yanında sebzeler, salatalar ve çorbalar gibi besleyici gıdaları tercih etmeye çalışın.</p>
<p><strong>Yağsız Pişirme Yöntemlerini Tercih Edin:</strong> Izgara, buğulama veya fırında pişirme gibi yağsız pişirme yöntemlerini kullanarak kalori alımını azaltabilirsiniz.</p>
<p><strong>Su İçmeyi İhmal Etmeyin:</strong> Bayramda vücudunuzun ihtiyaç duyduğu suyu almak için yeterli miktarda su içmeye özen gösterin. Su, tokluk hissi sağlayarak aşırı yeme isteğini azaltabilir.</p>
<p><strong>Ara Öğünleri Atlamayın:</strong> Ana öğünler arasında sağlıklı ara öğünler tüketmek, kan şekerinizi dengede tutar ve açlık hissinizi kontrol altında tutar.</p>
<p><strong>Şekerli İçeceklerden Uzak Durun:</strong> Gazlı içecekler, meyve suları ve şekerli içecekler yerine su, bitki çayları veya şekersiz içecekleri tercih etmeye çalışın. Bu, gereksiz kalori alımını önleyecektir.</p>
<p><strong>İştahınızı Kontrol Altında Tutun:</strong> Yemekler sırasında yavaş yemek yemeye çalışın ve porsiyonlarınızı küçük tutun. Bu şekilde daha çabuk doyacak ve fazla yemek yemeyi önleyeceksiniz.</p>
<p><strong>Düzenli Egzersiz Yapın:</strong> Bayram tatili boyunca düzenli olarak egzersiz yapmaya devam etmek, kalori yakmanıza yardımcı olur. Yürüyüş yapmak, bisiklete binmek veya dans etmek gibi aktiviteleri tercih edebilirsiniz.</p>
<p><strong>Tatlı Tüketimini Sınırlayın:</strong> Bayramda tatlılar çekici olabilir, ancak şekerli tatlıları aşırı tüketmek yerine daha hafif ve az şekerli tatlı alternatiflerini tercih edin.</p>
<p><strong>Stresi Yönetin:</strong> Bayram döneminde stres, aşırı yeme isteğini tetikleyebilir. Stresi yönetmek için meditasyon, derin nefes alma egzersizleri veya hoşlandığınız aktivitelerle rahatlama yöntemlerini uygulayın.</p>
<p>Bu ipuçları, Kurban Bayramı&#8217;nı kilo almadan daha sağlıklı bir şekilde geçirmenize yardımcı olacaktır. Ancak, bireysel ihtiyaçlarınıza ve sağlık durumunuza göre diyetisyeninizle bireysel diyet programı oluşturmak faydalı olacaktır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bayrami-kilo-almadan-gecirebilirsiniz-387090">Bayramı kilo almadan geçirebilirsiniz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hareketsiz yaşam ve kilo bel ağrısı nedeni</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hareketsiz-yasam-ve-kilo-bel-agrisi-nedeni-381445</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jun 2023 09:10:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[hareketsiz]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=381445</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bel ağrısı, gribal enfeksiyonlarından sonra en yaygın karşılaşılan sağlık sorunlarından biri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hareketsiz-yasam-ve-kilo-bel-agrisi-nedeni-381445">Hareketsiz yaşam ve kilo bel ağrısı nedeni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bel ağrısı, gribal enfeksiyonlarından sonra en yaygın karşılaşılan sağlık sorunlarından biri. Hareketi kısıtlayarak yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediğini ve toplumun büyük bir bölümünün yaşamlarında en az bir kez bel ağrısına maruz kaldığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı, Kayropraktist Prof. Dr. Semih Akı, “Bel ağrılarının en önemli sebebi olarak hareketsiz yaşam tarzı ve kilo artışı sayılabilir. Bel ve sırt kaslarının güçsüzleşmesine yol açan hareketsiz yaşam ve kilo bel bölgesine binen yükün artmasına neden oluyor. Bel ve boyun ağrısından korunmak, tedavi edilmesinden daha kolay” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Genellikle ani başlayan bel ağrılarının bir kısmının istirahat, ilaç tedavisi, fizik tedavi gibi yöntemlerle tamamen iyileştiğini ve kalıcı olmadığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı, Kayropraktist Prof. Dr. Semih Akı, “Bel ağrısı ataklarının çoğu geçicidir ve genellikle kalıcı bir sakatlığa sebep olmaz. Ağrıların yüzde 7-10’u 6 ayı geçerek kronik hale dönüşebilir. Kronikleşen bel ve sırt ağrılarında ilaç ile korse kullanımı, enjeksiyonlar, kayropraktik tedavi yöntemi ve cerrahi yöntemleri uygulanabiliyor. Kişilerin yüzde 75’i eğitim programlarına katılarak bel ağrılarından korunabilir” dedi.</p>
<p>Bel ağrılı olgularının yüzde 50’sinin bir haftada, yüzde 90’ının 8 haftada, yüzde 3’ünün ise 1 aydan fazla sürede rahatladığını belirten Prof. Dr. Semih Akı, bel ve boyun ağrısından korunmanın tedavisinden çok daha kolay olduğunu vurgulayarak bel ağrısını önleyecek önerilerde bulundu:</p>
<p> </p>
<p><strong>EVDE </strong></p>
<ul>
<li>Bir eşyayı kaldırmadan önce onun ne derecede ağır olduğunu tahmin etmeye çalışın. Yerden alırken dizlerinizi bükerek ve çömelerek alın, belden eğilmeyin. </li>
<li>Bir eşyayı alırken ona doğru uzanmayın, yanına iyice yaklaşın. </li>
<li>Çamaşır asarken yukarıya doğru uzanarak bel gerilmemeli, ipin seviyesi uygun boyda ayarlanmalı.</li>
<li>Ağırlık taşımanız gerekiyorsa, yükü her iki elinize de eşit olarak paylaştırın. Ağır yükü, belden daha yükseğe kaldırmayın.</li>
</ul>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>YATARKEN</strong></p>
<ul>
<li>Yataktan kalkarken önce tam yan dönün, daha sonra ellerinizle yandan destek alırken bacaklarınızı kıvırarak oturur pozisyona geçin ve kalkın. Yatmak için ise bu işlemleri tersten uygulayıp yatağa uzanın. </li>
<li>Yüzüstü ve sırtüstü dümdüz yatmaktan mümkün olduğunca kaçının. Uygun olanı, kalça ve dizlerinizden çekip bacaklarınızı toplayarak, ana rahmindeki gibi yatmaktır. </li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>OFİSTE </strong></p>
<ul>
<li>Otururken mutlaka dik pozisyonda olun ve bunu alışkanlık haline getirin. </li>
<li>Doğru oturma pozisyonunda diz eklemleriniz kalça eklemlerinden daha yüksekte olmalı, ayak tabanlarınız yere tam olarak temas etmeli. </li>
<li>Otururken zaman zaman pozisyon değiştirin. Aynı oturma pozisyonuna 30-40 dakikadan fazla devam edilmemeli.</li>
<li>Sandalyeden kalkarken bir ayağınız diğerinin önünde olmalı, bacak kaslarınız ve kollarınızın yardımıyla kendinizi yukarıya doğru iterken sırtınız dik pozisyonda bulunmalı.</li>
<li>Ofiste masa sandalye bilgisayar ilişkisi daima önerilen ölçülere uygun olmalı.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>SOKAKTA </strong></p>
<ul>
<li>Dışarıda ya da kapalı bir yerde bir süre ayakta beklemeniz gerekiyorsa tek ayağınızın altına 15-20 cm yükseklikte bir cisim koyarak hafifçe yükseltin. Bir süre sonra diğer ayağınızı koyun. </li>
<li>Ayaktayken belinizi sağa veya sola doğru döndürüp eğilerek yerden bir şey almayın. Dönmeniz gerekiyorsa belinizle değil, ayaklarınızla dönün.</li>
<li>Ayakkabınızı bağlamanız veya benzer bir hareket yapmanız gerekiyorsa, çömelerek veya yüksekçe bir cismin üstüne basarak yapın.</li>
<li>Otomobil kullanırken koltuğunuzu, dizlerinizin ve kalçanızın biraz yukarısında olacak şekilde ayarlayın. </li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hareketsiz-yasam-ve-kilo-bel-agrisi-nedeni-381445">Hareketsiz yaşam ve kilo bel ağrısı nedeni</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ICA Gönüllüleri, temiz dünya için 200 kilo atığı ayrıştırdı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ica-gonulluleri-temiz-dunya-icin-200-kilo-atigi-ayristirdi-380786</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 12:54:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atığı]]></category>
		<category><![CDATA[ayrıştırdı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllüleri]]></category>
		<category><![CDATA[ica]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=380786</guid>

					<description><![CDATA[<p>ICA Gönüllüleri, Doğa Koleji ve Fatih İlköğretim Okulu öğrencileriyle birlikte 5 Haziran Dünya Çevre Günü ve 1-7 Haziran Türkiye Çevre Haftası’nda 200 kilograma yakın atık topladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ica-gonulluleri-temiz-dunya-icin-200-kilo-atigi-ayristirdi-380786">ICA Gönüllüleri, temiz dünya için 200 kilo atığı ayrıştırdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>ICA Gönüllüleri, Doğa Koleji ve Fatih İlköğretim Okulu öğrencileriyle birlikte 5 Haziran Dünya Çevre Günü ve 1-7 Haziran Türkiye Çevre Haftası’nda 200 kilograma yakın atık topladı. Gönüllüler, atıkların hem doğaya zarar vermesini engellediler hem de döngüsel ekonomiye destek oldular.</em></p>
<p>ICA Gönüllüleri, Doğa Koleji ve Fatih İlköğretim Okulu öğrencileriyle birlikte bu yıl 50’incisi kutlanan Dünya Çevre Günü ve ‘Temiz Deniz, Temiz Dünya’ temasıyla hayata geçirilen 1-7 Haziran Türkiye Çevre Haftası’nda yaklaşık 200 kilogramlık atık toplayıp ayrıştırarak geri dönüşüme gönderdi. Atık toplama etkinliği, Sarıyer Belediyesi’nin desteğiyle Sarıyer’deki Kısırkaya Plajı’nda gerçekleştirildi. </p>
<p>Dünya Çevre Günü, çevrenin korunması konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla 1972 yılında düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’ndan bu yana her yıl 5 Haziran’da kutlanıyor. Türkiye Çevre Haftası da Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından belirlenen bir temayla 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nü içine alan haftayı kapsıyor. Bir hafta boyunca ülke çapında çevreyi korumayı amaçlayan etkinlikler düzenleniyor.</p>
<p><strong>Döngüsel ekonomiye destek olundu</strong></p>
<p>ICA Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu İşletmesi, tüm hizmet ve faaliyetlerinde Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma İlkeleri’ne katkıda bulunmayı taahhüt ediyor. Doğal kaynakları korumayı işinin merkezine koyuyor. Bu yıl 5 Haziran Dünya Çevre günü ve Türkiye Çevre Haftası’nda düzenlenen etkinlik, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında 13’üncüsü olan İklim Eylemi ve 14’üncü olan Sudaki Yaşam ile örtüşüyor. Kısırkaya Plajı’nda çoğunluğu plastikten oluşan yaklaşık 200 kilogramlık atık, ICA çalışanları ve gönüllü öğrencilerin çabasıyla doğaya zarar vermekten kurtarıldı. Atıklar ayrıştırılıp geri dönüşümü gönderilerek döngüsel ekonomiye destek olundu. </p>
<p>Araştırmalara göre plastik pet şişelerin doğada yok olma süresi 400 yılı buluyor. Plastik atıklar denize karışırsa diğer canlıların oksijen almalarına engel oluyor ve denizin yapısını bozuyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ica-gonulluleri-temiz-dunya-icin-200-kilo-atigi-ayristirdi-380786">ICA Gönüllüleri, temiz dünya için 200 kilo atığı ayrıştırdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Koruyucuları bir saatte 33 kilo çöp topladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iklim-koruyuculari-bir-saatte-33-kilo-cop-topladi-379742</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jun 2023 13:40:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çöp]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[koruyucuları]]></category>
		<category><![CDATA[saatte]]></category>
		<category><![CDATA[topladı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=379742</guid>

					<description><![CDATA[<p>5 Haziran Dünya Çevre Günü için Cartoon Network ve TURMEPA çocuklarla buluştu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-koruyuculari-bir-saatte-33-kilo-cop-topladi-379742">İklim Koruyucuları bir saatte 33 kilo çöp topladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İklim Koruyucuları projesiyle 2021 yılından bu yana çocukları iklim değişikliği konusunda bilinçlendirmeyi hedefleyen Cartoon Network, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında DenizTemiz Derneği/ TURMEPA ile birlikte çocuklarla buluştu. TURMEPA’nın 13’üncüsünü gerçekleştirdiği Sualtı Atık Sergisi’nin açılışına katılan 20 çocuk sıfır atık, iklim değişikliği, denizlerin korunmasına yönelik eğitim aldı. Bu özel günde çocuklar, “Sen de Cartoon Network İklim Koruyucusu Ol ve Bir Dünya Fark Yarat” mesajını verdi. </strong></p>
<p>Cartoon Network, 2021 yılında hayata geçirdiği İklim Koruyucuları projesiyle çocukları iklim değişikliği konusunda bilinçlendirmeyi ve sürdürülebilir bir gelecek için aydınlatmayı sürdürüyor.  Cartoon Network ile TURMEPA, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında çocukların iklim değişikliği konusunda bilinçlendirilmesine katkı sağlamak için özel bir etkinlik düzenledi. TURMEPA’nın Nakkaştepe’deki merkezinde bu yıl 13’üncüsü düzenlenen Sualtı Atık Sergisi’nin açılışı ile başlayan etkinlik, Riva’da Gelara Koyu’nda gerçekleştirilen kıyı temizliği ile son buldu. Sıfır atık, iklim değişikliği, denizlerin korunması konularında eğitim alan 20 çocuk, bir saat içerisinde 33 kg atık topladı. </p>
<p>Türkiye, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Yunanistan Çocuk Kanalları Programlar ve Yayın Direktörü Zümrüt Pakoy;<strong> “</strong>Hikâye anlatma biçimimiz ve karakterlerimiz aracılığıyla Cartoon Network olarak her zaman, dünyayı keşfetme ve öğrenme yolculuklarında izleyicilerimize yol arkadaşı olmaya çalışıyoruz. Cartoon Network İklim Koruyucuları projemiz ile de iklim değişikliği konusunda farkındalık yaratmayı, çocuklara çevre sorunlarıyla mücadele etme becerileri kazandırmayı ve onları güçlendirmeyi amaçladık. 6-12 yaş arasındaki çocukların iklim değişikliği konusunda farkındalık kazanmasını sağlamak için 18 ülkede hayata geçirdiğimiz İklim Koruyucuları projesiyle sürdürülebilir bir gelecek için çocukların günlük hayatlarında kolayca neler yapabileceklerini, basit bir dille anlatarak onları harekete geçirmeye odaklanıyoruz. Projemizde onlara iklim değişikliği ile mücadelenin parçası olabilecekleri kolay görevler veriyor aynı zamanda da dünyanın dört bir yanındaki yaşıtlarının iklim koruyucusu olma yolculuğunu paylaşarak onları teşvik etmeye çalışıyoruz.” dedi. </p>
<p><strong>İklim değişikliği için 1 milyon görev tamamlandı </strong></p>
<p>Proje kapsamında çocukların web sitesinde yer alan seyahat, su, enerji, hayvanlar, gıda, yaratıcılık gibi kategorilerdeki bekleme modundaki cihazları kapatma, alışveriş poşetlerini ikinci kez kullanma, artık yiyeceklerden kompost yapma gibi görevleri üstlendiğini anlatan<strong> Pakoy</strong>, “İklim Koruyucuları” projesine Türkiye de dahil olmak üzere Avrupa, Afrika ve Orta Doğu’dan katılan çocuklar internet sitesindeki iklim değişikliği görevlerini 1 milyondan fazla kez yerine getirdi.” dedi. </p>
<p><strong>Zümrüt Pakoy</strong>; “Bugün ise projemiz kapsamında TURMEPA ile bir araya geldik ve 20 çocuğa hem eğitim verdik hem de aktif şekilde iklim mücadelesine destek olmalarını sağladık. Gün boyunca gerçekleştirdiğimiz eğlenceli oyun ve aktivitelerle mesajlarımızı ulaştırdığımız çocukları, arkadaşlarını da birer Cartoon Network İklim Koruyucusu yapmaya teşvik ettik” dedi. </p>
<p><strong>TURMEPA Genel Müdürü Semiha Öztürk,</strong> “Çocuklarımıza mavi yarınlar bırakmak amacıyla 29 yıl önce kurulan derneğimizin en önemli faaliyet alanlarından birini eğitim oluşturuyor. Bugüne kadar çevre ve deniz eğitimlerimiz ile 9 milyon kişiye ulaştık, 19 adet eğitim filmimiz Milli Eğitim Bakanlığı’nın dijital platformu EBA’da yer alarak 580 bini aşkın öğrenciye ulaştı. Yine Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte Sıfır Atık ve İklim Değişikliği başlıklarında bu defa öğretmenlerimize yönelik beş adet eğitim filmi çektik. Eğitimlerimizle denizleri korumanın en iyi yolunun kirletmemek olduğunu, Sıfır Atık ve Sıfır Atık Mavi’yi anlatmaya çalışıyoruz. Bu iş birliği de çocuklarımıza dünyamızın iyiliği için neler yapabileceklerini anlatmak, onların çevreye duyarlı nesiller olarak yetişmelerine katkı sağlamak için çok kıymetli. Tüm Cartoon Network ekibine teşekkür ediyorum.” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iklim-koruyuculari-bir-saatte-33-kilo-cop-topladi-379742">İklim Koruyucuları bir saatte 33 kilo çöp topladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da kilo almamak için altın öneriler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kilo-almamak-icin-altin-oneriler-365196</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 12:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almamak]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365196</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayında dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili uyarılarda bulunan Medical Park Gebze Hastanesi Beslenme ve Diyet Kliniği’nden Uzman Diyetisyen Hatice Sultan Kirişçi, “Ramazan’da kilo sorunu yaşamamak için öncelikle sahur yapmadan asla oruç tutmayın.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kilo-almamak-icin-altin-oneriler-365196">Ramazan&#8217;da kilo almamak için altın öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ramazan ayında dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili uyarılarda bulunan Medical Park Gebze Hastanesi Beslenme ve Diyet Kliniği’nden Uzman Diyetisyen Hatice Sultan Kirişçi, “Ramazan’da kilo sorunu yaşamamak için öncelikle sahur yapmadan asla oruç tutmayın. Sahur ve iftarda şeker içeriği düşük gıdalar tüketin. Mideyi yoran hamurlu yiyecekler, aşırı yağlı börekler ve yağda kızartılmış yiyeceklerden kaçının” dedi.</strong></p>
<p>Medical Park Gebze Hastanesi Beslenme ve Diyet Kliniği’nden Uzman Diyetisyen Hatice Sultan Kirişçi, Ramazan ayını sağlıklı geçirebilmemiz için bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>DÜŞEN KAN ŞEKERİNİN ETKİSİYLE YEME İSTEĞİ ARTABİLİR</strong></p>
<p>Kan şekeri düşüklüğünün besin tüketimini artırdığını dile getiren Uzm. Dyt. Kirişçi, “Ramazan ayında yapılan araştırmalara göre uzun süren açlık sonrasında düşen kan şekerimizle birlikte, günlük almamız gereken enerjiyi vücudumuz için sağlayamadığımızdan vücut kendini korumaya alıyor ve yavaşlatıyor. Yani metabolizmamız normal zamana göre Ramazan ayında çok daha yavaş çalışıyor. Düşen kan şekerimizin etkisiyle iftar sırasında her şeyi yemek istiyoruz. Beyaz unlu gıdalardan özellikle Ramazan ayının baş tacı sıcacık ramazan pidemizin porsiyon kontrolünü ayarlayamıyoruz. Ve ertesi günü acıkmamak için doysak bile börekler, çörekler, çerezler tüketmeye devam ediyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>TATLI KRİZLERİ YAŞANABİLİR</strong></p>
<p>İftarda sonra tatlı tüketme isteğine dikkat çeken Uzm. Dyt. Kirişçi, “İftardan sonra genellikle çoğumuz ‘yemeğin üstüne tatlı da ne güzel gider’ deriz. İftarınızı yaptıktan sonra üstüne tatlı yeme hissinin gelmesi çok normaldir. Çünkü akşama kadar dibe çökmüş kan şekerimizi şeker içeriği yüksek besinler tüketerek birden yükseltiyoruz. Bu tür ani düşüş ve yükseliş kan şekerimizin dalgalanmasına neden oluyoruz. Bunun sonunca tatlı krizi yaşıyoruz. Bu nedenle tatlı krizlerini minimumda yaşamak istiyorsanız, glisemik inseksi düşük besinler tercih edin” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>KİLODAN KORUYAN PÜF NOKTALAR</strong></p>
<p>Uzm. Dyt. Kirişçi, Ramazan’da kilo almamak için dikkat edilmesi gerekenleri ise şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>“Öncelikle sahur yapmadan asla oruç tutmayın.</li>
<li>Sahur ve iftarda da kilo kontrolünü sağlamak için şeker içeriği düşük gıdalar tüketin.</li>
<li>Tok tutması için protein ve lif yönünden zengin besinler tüketmeye çalışın. (süt, kefir, tam buğday ekmeği, yumurta, koyu yeşil yapraklı sebzeler).</li>
<li>Ramazanda bağırsak hareketleri yavaşladığından dolayı kabızlık durumu söz konusu olur. Bağırsak hareketlerinin düzenli çalışması için; 2.5-3 litre su tüketilmeli, lif oranı yüksek çiğ sebze, meyve Şekersiz kurutulmuş meyve, kompostolar tüketimi artırılmalıdır.</li>
<li>Hamurlu yiyecekler, aşırı yağlı börekler ve yağda kızartılmış yiyecekler mideyi yoracağı için kaçınılmalı.</li>
<li>Aşırı baharatlı gıdalar gün içinde daha fazla susatacağı için kaçınılmalı.”</li>
</ul>
<p><strong>TOKLUK HİSSİ SAĞLAMAK İÇİN PROTEİNE ÖZEN GÖSTERİN</strong></p>
<p>Uzm. Dyt. Kirişçi, iftarda dikkat edilmesi gereken unsurları şu şekilde sıraladı:</p>
<ul>
<li>“Bağırsak hareketlerinin düzelmesi için ilk önce çorba içilmeli.</li>
<li>1 kepçe çorba içtikten sonra ana yemeğe geçmeden mutlaka 15 dakika ara verin. Çünkü beyne tokluk sinyali 15 dakika sonra geliyor. Bu sayede daha az besin tükettiğinizi göreceksiniz. </li>
<li>Ana yemeğinizde protein olmasına dikkat edin. Çünkü protein tokluk hissi sağladığı için Ramazan döneminde bizim kurtarıcımızdır. Et, tavuk, balık, hindi ya da etli sebze yemeği, yoğurt, ayran tüketebilirsiniz. Haftada 1-2 kez de kurubaklagil tüketmeyi ihmal etmeyin.”</li>
</ul>
<p><strong>YÜRÜYÜŞ İHMAL EDİLMEMELİ</strong></p>
<p>Ramazan ayında fiziksel aktiviteyi ihmal etmemiz gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dyt. Kirişçi, “İftardan 1,5 saat sonra 1 saat yürüyüş yapılmalı. Sahurdan sonra hemen yatılmamalı. Evde 5-6 dakikalık yürüyüş ya da kısa egzersiz hareketleri uygulanmalı” diyerek sözlerini noktaladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kilo-almamak-icin-altin-oneriler-365196">Ramazan&#8217;da kilo almamak için altın öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güllü Oğluyla Aynı Klipte Oynadı Klip İçin 20 Kilo Verdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gullu-ogluyla-ayni-klipte-oynadi-klip-icin-20-kilo-verdi-356827</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Mar 2023 18:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[aynı]]></category>
		<category><![CDATA[güllü]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[klip]]></category>
		<category><![CDATA[klıpte]]></category>
		<category><![CDATA[oğluyla]]></category>
		<category><![CDATA[oynadı]]></category>
		<category><![CDATA[verdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356827</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güllü, ”Bendeki Sen” isimli yeni şarkısını Musicom Prodüksiyon etiketiyle hayranlarının beğenisine sunacak..</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gullu-ogluyla-ayni-klipte-oynadi-klip-icin-20-kilo-verdi-356827">Güllü Oğluyla Aynı Klipte Oynadı Klip İçin 20 Kilo Verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güllü, ”Bendeki Sen” isimli yeni şarkısını Musicom Prodüksiyon etiketiyle hayranlarının beğenisine sunacak..</p>
<p>Güllü,yapımcılığını Harun Savaş Aksoylu ve Fatih Aksoylu’nun üstlendiği şarkının klip çekimlerinde bir ilke imza atarak oğlu Yağız ile kamera karşısına geçti.Güllü, yeni klibi içinde 20 kilo verdi.</p>
<p>20 kişilik bir ekiple İzmir’de bir günde çekildi.Güllü, uzun süredir üzerinde çalıştığı şarkısının klip çekimlerinde bir ilke imza atarak oğlu Yağız ile kamera karşısına geçti.</p>
<p>Verdiği kilolarla da dikkat çeken Güllü,yönetmenliğini  İranlı yönetmen Behnam Saeidi’nin üstlendiği klip için 20 kilo verdi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gullu-ogluyla-ayni-klipte-oynadi-klip-icin-20-kilo-verdi-356827">Güllü Oğluyla Aynı Klipte Oynadı Klip İçin 20 Kilo Verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış Aylarını Kilo Almadan Geçirmek İçin 10 Tüyo</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarini-kilo-almadan-gecirmek-icin-10-tuyo-344594</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2023 09:36:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almadan]]></category>
		<category><![CDATA[aylarını]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[geçirmek]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[tüyo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=344594</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında da kilomuzu dengede tutabileceğimize dikkat çeken Medical Park Tokat Hastanesi Beslenme ve Diyet Kliniği’nden Dyt. Hilal Mutlu Baynıkoğlu, “Yaz aylarında hareketin daha fazla olması, sıcak havalarla birlikte suyun daha fazla tüketilmesi ve gecelerin daha kısa olması sebebiyle herkes kilo verme eğilimindedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarini-kilo-almadan-gecirmek-icin-10-tuyo-344594">Kış Aylarını Kilo Almadan Geçirmek İçin 10 Tüyo</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kış aylarında da kilomuzu dengede tutabileceğimize dikkat çeken Medical Park Tokat Hastanesi Beslenme ve Diyet Kliniği’nden Dyt. Hilal Mutlu Baynıkoğlu, “Yaz aylarında hareketin daha fazla olması, sıcak havalarla birlikte suyun daha fazla tüketilmesi ve gecelerin daha kısa olması sebebiyle herkes kilo verme eğilimindedir. Ancak kışın hareket azlığı, gece atıştırma alışkanlığıyla birer birer gelen kilolara 10 adımda kolayca dur diyebiliriz” dedi.</strong></p>
<p>Medical Park Tokat Hastanesi Beslenme ve Diyet Kliniği’nden Dyt. Hilal Mutlu Baynıkoğlu, kış aylarında kilo almayı önleyecek bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p>Kış aylarında da kilomuzu dengede tutabileceğimize değinen Dyt. Hilal Mutlu, Baynıkoğlu, “Yaz aylarında hareketin daha fazla olması, sıcak havalarla birlikte suyun daha fazla tüketilmesi ve gecelerin daha kısa olması sebebiyle herkes kilo verme eğilimindedir. Ancak kışın hareket azlığı, gece atıştırma alışkanlığıyla birer birer gelen kilolara 10 adımda kolayca dur diyebiliriz” diye konuştu.</p>
<p><strong>BU ÖNERİLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ</strong></p>
<p>Dyt. Hilal Mutlu Baynıkoğlu, hangi durumlara dikkat edilmesi gerektiğini ve neler yapılabileceğini şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>“Vücudumuz harika çalışan bir makine gibidir. Makinedeki herhangi bir aksaklık sizin kilo almanıza sebep olabilir. İnsülin direnci, tiroidlerin düzgün çalışmaması, vitamin yetersizlikleri kilo vermenizin önündeki en büyük engeldir. Kilo vermeye kara verir vermez kan tahlillerinize baktırmanızda fayda var.</li>
<li>Yapılan araştırmalar günlük uyku süresi ile alınan kalori arasında bir bağ olduğunu gösteriyor. 5 saat ve daha az uyuyan bireylerde normalden daha fazla kalori alımına bağlı olarak kilo artışı gözlemlenmektedir.</li>
<li>Bitki çaylarının mucizelerinden faydalanın. Yeşil çay, beyaz çay, mate çayı gibi metabolizma hızlandıran çayları günlük beslenmenize mutlaka ekleyin. Bu çayları kullanırken dikkat edilmesi gereken şeylerden biri günlük tüketilen doz, ikincisi ise kalp, tansiyon, böbrek yetmezliği gibi rahatsızlıkların ve gebelik durumunun olmamasıdır. Bitki çaylarını kullanmadan önce mutlaka diyetisyeninize ve doktorunuza danışınız.</li>
<li>Peynir, süt, yoğurt, ayran gibi süt ve süt ürünlerini tüketirken light olanları tercih etmek günlük kalori alımınızın azalmasına yardımcı olur. </li>
<li>Yumurta tüketimi ile beraber tokluk sürenizi artırabilirsiniz. Mucize besin, anne sütünden sonraki en kaliteli proteindir. Güne yumurta ile başlamak 36 saat tok kalmanıza yardımcı olur. Burada dikkat edilmesi gereken konu ise yumurtayı yağda pişirmemektir. Haşlanmış veya omlet/menemen şeklinde tercih edilebilir.</li>
<li>Yemeklerinize lezzet katabilirsiniz. Yemekleri yaparken pul biber, kırmızıbiber, kekik, kör, kimyon, zerdeçal eklemek hem tuz tüketiminizi azaltır hem de metabolizmanızı ateşler.</li>
<li>Günlük hayatınızda suya mazeret bulmamalısınız. Kilo kaybınıza en büyük destekçi günlük içmeniz gereken sudur. Sabah kalkınca 2 bardak su içmek, öğünlerden önce 1 bardak su içmek, banyoya girmeden 1 bardak su içmek hem iştahınızı baskılar, hem de metabolizmanızı hızlandırır. Günlük 2-3 litre su içmeyi alışkanlık haline getirin. </li>
<li>Sporu dönem dönem yapılan bir aktivite olarak görmeyin ve düzenli hale getirin. Önce daha ulaşılabilir hedeflerle başlayıp, her hafta hedeflerinizi yapabileceğiniz ölçülerde artırın. Yapacağınız sporu kesinlikle öğünlerden hemen sonra yapmayın, en az 1.5 saat geçmesine dikkat edin.</li>
<li>Yemeklerinizi yavaş yiyor musunuz, yoksa masadan en çabuk kalkan siz misiniz? Beyne tokluk hissinin 20. dakikada gittiğini unutmayın, yemeklerinizi mutlaka yavaş yavaş yiyin, bir lokmayı 15-20 dakika çiğnemeye özen gösterin.</li>
<li>Her öğünde masada çiğ sebze olmasına özen gösterin. Mevsiminde tüketilen sebzeler hem günlük almanız gereken lif içeriğini sağlar hem de daha uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur.”</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarini-kilo-almadan-gecirmek-icin-10-tuyo-344594">Kış Aylarını Kilo Almadan Geçirmek İçin 10 Tüyo</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
