<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kilo Kaybı | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kilo-kaybi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kilo-kaybi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2026 21:30:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>Kilo Kaybı | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kilo-kaybi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kilo verme sürecinde hız değil, kalıcılık önemli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kilo-verme-surecinde-hiz-degil-kalicilik-onemli-633357</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2026 21:30:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sonuç]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[sürecinde]]></category>
		<category><![CDATA[verme]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633357</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, kilo verme girişimlerinde yapılan yanlışlar ve izlenmesi gereken yollar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kilo-verme-surecinde-hiz-degil-kalicilik-onemli-633357">Kilo verme sürecinde hız değil, kalıcılık önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, kilo verme girişimlerinde yapılan yanlışlar ve izlenmesi gereken yollar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Hızlı verilen kilo genellikle aynı hızla geri alınır!</strong></p>
<p>Zayıflamak isteyen birçok kişinin yaptığı en büyük hatanın, süreci hızlandırmaya çalışmak olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Kısa sürede değişim görmek cazip gelir ancak vücut bu kadar hızlı değişime uygun değildir. Hızlı verilen kilo çoğu zaman aynı hızla geri alınır ve bu durum süreci daha da zorlaştırır.” dedi.</p>
<p>Kilo verme sürecinin yalnızca fiziksel bir süreç olmadığını hatırlatan İspiroğlu, “Kendi bedeninden memnun olmayan, sürekli eleştiren bir yaklaşımın sürdürülebilir olması mümkün değildir. Amaç, bedeni yok saymak ya da cezalandırmak değil; onu anlayarak daha iyi bir noktaya taşımak olmalı. Hızlı sonuç beklentisi ve kolay çözüm arayışı, bu tür yanlış yöntemlere yönelimi artırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Süreç yalnızca kilo kaybı üzerinden değil, vücut kompozisyonunu koruyarak yönetilmeli!</strong></p>
<p>Hızlı kilo verdiren, aşırı kısıtlayıcı beslenme yaklaşımlarının kısa vadede sonuç veriyor gibi görünse de vücutta bazı riskler oluşturabildiğine dikkat çeken Hülya Yiğit İspiroğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Kas kaybı, metabolizma hızında düşüş ve hormonal dengesizlikler bu süreçte en sık karşılaşılan sorunlar arasında yer alır. Bu nedenle sürecin yalnızca kilo kaybı üzerinden değil, vücut kompozisyonunu koruyarak yönetilmesi önem taşır.</p>
<p>Bu noktada tartıdaki sayı tek başına bir hedef olarak görülmemeli. Çünkü kilo kaybının niteliği en az miktarı kadar önemli. Yağ kütlesinin azalması, kas kütlesinin korunması ve metabolik dengenin sürdürülebilmesi sağlıklı bir sürecin temel göstergeleridir. Bu nedenle yalnızca sayıya odaklanmak yerine, vücuttaki değişimin bütüncül olarak değerlendirilmesi gerekir.”</p>
<p><strong>Detoks ve benzeri uygulamalar kalıcı sonuç vermez, sadece geçici etki sağlar! </strong></p>
<p>Son dönemde sosyal medyada su diyetleri, detokslar, ödem attıran çaylar, zayıflatan kahveler gibi uygulamaların oldukça yaygınlaştığına değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Bu yaklaşımların hiçbiri tek başına kalıcı kilo kaybı sağlamaz. Kısa süreli değişimler olsa bile bu durum çoğu zaman yağ kaybı anlamına gelmez.” dedi.</p>
<p>Sağlıklı kilo kaybının, düzenli ve dengeli beslenme olmadan mümkün olmadığını kaydeden İspiroğlu, “Bu tür ürünler ya da uygulamalar sürecin yerine geçmez, yalnızca geçici etki oluşturur. Sosyal medyada paylaşılan bu içeriklerin büyük kısmı kişisel deneyimlere dayanır. Bilimsel bir değerlendirme içermez. Ayrıca her bireyin metabolizması farklıdır. Bu nedenle bir kişide etkili görünen bir yöntem, başka bir kişide aynı sonucu vermeyebilir. Her birey için aynı yaklaşımın işe yaraması söz konusu olamaz. Bu tür yaklaşımların bilinçsiz şekilde uygulanması sağlık açısından risk oluşturabilir. Sosyal medyada görülen uygulamalara temkinli yaklaşılması, sürecin kişiye özel ve sürdürülebilir bir şekilde planlanması gerekir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kalıcı olan, yaşam tarzı değişikliği!</strong></p>
<p>Vücudun, aldığı enerjiden fazlasını harcadığında kilo kaybı gerçekleştiğine işaret eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Ancak önemli olan bu dengeyi kısa süreli değil, sürdürülebilir şekilde kurabilmektir. Yeterli ve dengeli beslenmek, kas kütlesini korumak ve günlük yaşamı buna göre düzenlemek sürecin en önemli parçalarıdır.” dedi.</p>
<p>Kilo verme sürecinin sadece ne yediğinizle ilgili değil, aynı zamanda alışkanlıklarla da ilgili olduğunun altını çizen İspiroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Gerçekçi hedefler koymak, süreci aceleye getirmemek ve küçük ama kalıcı değişiklikler yapmak uzun vadede çok daha etkili sonuçlar sağlar.</p>
<p>Klinikte en sık karşılaşılan hatalardan biri, beslenmenin gereğinden fazla kısıtlanmasıdır. Hızlı kilo verme isteğiyle yapılan bu yaklaşım kısa vadede sonuç verse de uzun vadede sürdürülebilir olmaz. Son dönemde popüler olan, bilimsel temeli zayıf ve aşırı kısıtlayıcı beslenme yaklaşımları da benzer şekilde risk taşır. Kısa sürede kilo kaybı sağlasa da uzun vadede sağlığı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle kilo verme sürecinde hızlı sonuçlara odaklanmak yerine sürdürülebilir ilerlemek gerekir. Çünkü kalıcı olan, yaşam tarzı değişikliğidir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kilo-verme-surecinde-hiz-degil-kalicilik-onemli-633357">Kilo verme sürecinde hız değil, kalıcılık önemli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikkat! Kış kilolarından kurtulmak isterken!..</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dikkat-kis-kilolarindan-kurtulmak-isterken-626575</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 08:59:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[isterken]]></category>
		<category><![CDATA[kalori]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Verme]]></category>
		<category><![CDATA[kilolarından]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kurtulmak]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yetersiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahar aylarının gelişiyle birlikte birçok kişi, kışın aldıkları fazla kilolardan kurtulmak ve ‘yaza fit girmek’ için harekete geçiyor. Kimi spora başlayıp beslenmesini düzenlerken, kimileri ise hızlı sonuç alma isetğiyle internet ve sosyal medyada karşılaştığı şok diyetler ve zayıflama çaylarına yönelerek sağlığını ciddi riske atabiliyor!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikkat-kis-kilolarindan-kurtulmak-isterken-626575">Dikkat! Kış kilolarından kurtulmak isterken!..</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarının gelişiyle birlikte birçok kişi, kışın aldıkları fazla kilolardan kurtulmak ve ‘yaza fit girmek’ için harekete geçiyor. Kimi spora başlayıp beslenmesini düzenlerken, kimileri ise hızlı sonuç alma isetğiyle internet ve sosyal medyada karşılaştığı şok diyetler ve zayıflama çaylarına yönelerek sağlığını ciddi riske atabiliyor! <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceren Güven</strong> “Kışın azalan hareket ve değişen beslenme alışkanlıkları sonrası bahar dönemi adeta bir başlangıç fırsatı olarak görülür. Ancak çoğu zaman tüm çabalara rağmen kilo kaybı beklenen hızda ilerlemez. Bunun nedeni genellikle fark edilmeden yapılan hatalı alışkanlıklardır” diyor.</p>
<p>Hızlı kilo verme amacıyla uygulanan şok diyetlerin, vücutta kas kaybına yol açarak metabolizmayı yavaşlattığını ve sürdürülebilir olmadığını belirten Güven, kontrolsüz tüketilen zayıflama çaylarının ise karaciğer üzerinde toksik etki oluşturarak ciddi hasarlara neden olabileceği uyarısında bulunuyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Güven, kilo verme sürecini zorlaştıran 9 kritik hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Öğün atlamak ve uzun süre aç kalmak</strong></p>
<p>Öğün atlamak çoğu kişinin düşündüğünün aksine kilo vermeyi hızlandırmaz, tam tersine metabolizmayı yavaşlatabilir. Uzun süre aç kalan vücut kendini korumaya alarak enerji harcamasını azaltır. Bunun sonucunda bir sonraki öğünde daha fazla yemek yeme eğilimi ortaya çıkar. Ayrıca uzun süreli açlık, kan şekeri dengesini bozarak özellikle tatlı ve yüksek kalorili besinlere yönelimi artırır. Gün sonunda farkında olmadan alınan toplam kalori yükselir ve kilo verme süreci sekteye uğrar.  </p>
<p><strong>Yetersiz protein alımı</strong></p>
<p>Protein hem kas kütlesinin korunması hem de metabolizmanın aktif çalışması için temel bir besin öğesidir. Yetersiz protein alımında kas kaybı yaşanabilir ve bu da metabolizma hızının düşmesine yol açar. Oysa protein, aynı zamanda tokluk hissini artırarak gereksiz atıştırmaların önüne geçer. Günlük beslenmede yumurta, yoğur, et, tavuk ve baklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarına yeterince yer vermek, hem kilo kontrolünü destekler hem de daha dengeli bir beslenme sağlar. </p>
<p><strong>Yetersiz su tüketimi</strong></p>
<p>Su, metabolizmanın sağlıklı çalışması için vazgeçilmezdir. Yetersiz su tüketimi, metabolik süreçlerin yavaşlamasına neden olabilir. Ayrıca vücut susuz kaldığında bu durum çoğu zaman açlık hissiyle karıştırılır ve gereksiz kalori alımına yol açar. Gün içinde yeterli miktarda su içmek, hem iştah kontrolünü kolaylaştırır hem de yağ yakım süreçlerini destekler. Bu nedenle günlük ortalama 2-2,5 litre su tüketimi, kilo kontrolünün en basit ama en etkili adımlarından biridir. </p>
<p><strong>Çok düşük kalorili diyetler </strong></p>
<p>Hızlı kilo vermek için yapılan aşırı düşük kalorili diyetler, kısa vadede sonuç verebilse de uzun vadede sürdürülebilir olmadığı gibi ciddi riskler taşır. Bu tür diyetlerde vücut yeterli enerji alamadığı için kas kaybı yaşanır ve metabolizma hızı düşer. Ayrıca bu beslenme şekli sürdürülebilir olmadığı için diyet bırakıldığında veriln kilolar hızla geri alınabilir. Sağlıklı kilo kaybı, dengeli ve yeterli beslenme ile mümkündür. Aşırı kısıtlamalar yerine sürdürülebilir bir plan tercih edilmelidir. </p>
<p><strong>Hareketsizlik</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceren Güven “Sadece diyet yapmak kilo verme sürecinde çoğu zaman yeterli olmaz. Fiziksel aktivitenin yetersiz olması, harcanan enerinin düşük kalmasına ve kilo kaybının yavaşlamasına neden olur. Düzenli yürüyüş ve egzersiz, hem yağ yakımını hızlandırır hem de kas kütlesini korur. Hareketli bir yaşam tarzı, sağlıklı kilo kontrolünde vazgeçilmez bir önem taşımaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Yetersiz uyku</strong></p>
<p>Uyku düzeninin bozuk olması, vücuttaki açlık hormonlarını doğrudan etkileyerek daha fazla yeme isteğine neden olabilir. Aynı zamanda gün içinde yorgunluk ve enerji düşüklüğü yaratarak fiziksel aktiviteyi azaltır. Bu durum, hem kalori alımını artırır hem de harcamayı düşürür. Düzenli ve kaliteli uyku, kilo kontrolü açısından en az beslenme kadar önemlidir. </p>
<p><strong>Stres ve duygusal yeme</strong></p>
<p>Stres altında birçok kişi farkında olmadan daha fazla ve genellikle sağlıksız besinler tüketir. Bu durum özellikle yüksek kalorili gıdalara yönelimi artırır. Bu durum ‘duygusal yeme’ olarak adlandırılır ve kilo alımının en önemli nedenlerinden biridir. Stresi doğru yönetmek, sadece ruh sağlığı için değil, kilo kontrolü için de kritik bir unsurdur. Nefes egzersizleri, yürüyüş ve sosyal destek gibi yöntemler bu süreçte yardımcı olabilir. </p>
<p><strong>Şok diyetler uygulama</strong></p>
<p>Hızlı kilo verme isteğiyle uygulanan şok diyetler, vücuda yeterli enerji ve besin öğesi sağlamadığı için kas kaybına ve metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilir. Bu tür diyetler kısa vadede kilo kaybı sağlasa da sürdürülebilir değildir ve diyet bırakıldığında verilen kilolar hızla geri alınabilir. Sağlıklı kilo kaybı için dengeli ve düzenli beslenme temel olmalıdır. </p>
<p><strong>Zayıflama çaylarını bilinçsiz tüketmek</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceren Güven “Zayıflama çayları genellikle bağırsakları hızlandırarak geçici kilo kaybı hissi oluşturur. Ancak bu durum yağ kaybı değil, sıvı kaybıdır. Kontrolsüz tüketildiğinde sıvı ve elektrolit dengesini bozabilir, ayrıca bazı bitkisel içerikler karaciğer üzerinde toksik etki oluşturarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle bu tür ürünler mutlaka uzman onayında ve kontrolünde kullanılmalıdır” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikkat-kis-kilolarindan-kurtulmak-isterken-626575">Dikkat! Kış kilolarından kurtulmak isterken!..</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıflamak sadece bedeni değil zihni de değiştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayiflamak-sadece-bedeni-degil-zihni-de-degistiriyor-615872</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 09:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[bedeni]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[değiştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflamak]]></category>
		<category><![CDATA[zihni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615872</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kilo verme süreci çoğu zaman sadece fiziksel bir değişim olarak görülüyor. Oysa bedenle birlikte zihnin ve duyguların da bu sürece uyum sağlaması gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflamak-sadece-bedeni-degil-zihni-de-degistiriyor-615872">Zayıflamak sadece bedeni değil zihni de değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kilo verme süreci çoğu zaman sadece fiziksel bir değişim olarak görülüyor. Oysa bedenle birlikte zihnin ve duyguların da bu sürece uyum sağlaması gerekiyor. Kilo yönetimi sürecinin yalnızca fiziksel ölçütlere göre planlanmaması gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, “Zayıflama ilaçları ve cerrahi yöntemler kilo kaybı sağlamada etkili olabilir ancak kişi psikolojik olarak hazır değilse ve yeni bir yaşam düzenini benimsemezse bu yöntemlerden kalıcı sonuç almak zorlaşır” dedi.</strong></p>
<p>Kişinin yeme alışkanlıkları, duygularıyla baş etme biçimi ve değişime ne kadar hazır olduğu bu sürecin sonucunu belirler. Duygusal yeme ve gerçekçi olmayan beklentilerin hem ilaç hem de cerrahi sonrası uyumu zorlaştırabileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Jülide Unutmaz, “Hızlı kilo kaybı sadece bedeni değil, zihni de etkiler. Birçok kişi yeni bedenine uyum sağlamakta zorlanabilir. Aynadaki görüntü ile kişinin kendini algılayışı her zaman aynı olmayabilir. Uzun yıllar kilolu kimliğiyle yaşamış bireylerde kilo kaybı benlik algısında boşluk hissi yaratabilir. Çevreden gelen ilgi bazı kişilerde öz güveni artırırken bazılarında kaygı ve kontrol ihtiyacını artırabilir. Bu nedenle herkes bu değişime aynı şekilde uyum sağlayamaz” dedi.</p>
<p><strong>Yeme davranışı sadece açlıkla ilgili değil</strong></p>
<p>Yeme davranışının çoğu zaman duygusal ihtiyaçlara da hizmet ettiğini belirten Unutmaz, “Kaygı, yalnızlık, öfke ya da boşluk gibi duygular yemek yoluyla bastırılabilir. Kilo verme sürecinde bu alışkanlık kısıtlandığında, daha önce geri planda kalan duygular daha görünür hale gelir. Bu nedenle yeme davranışını yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir sorun olarak değil, geçmişte işe yarayan bir baş etme yolu olarak değerlendirmek gerekir. Sağlıklı kilo yönetimi, duyguları düzenlemek için yeni yollar geliştirmeyi gerektirir. Kilo kaybı bedeni değiştirir ama zihni de dönüştürür. Bu nedenle kalıcı sonuç için kişinin zihinsel hazırlığı, yeme alışkanlıkları ve beden algısı mutlaka birlikte ele alınmalı” dedi.</p>
<p><strong>Kilo kaybı her sorunu çözmez</strong></p>
<p>Kilo verme sürecinde en sık yapılan hatanın, zayıflamanın psikolojik iyileşmenin şartı olarak görülmesi olduğunu belirten Unutmaz, “Birçok kişi beden değiştiğinde öz güveninin ve yaşam doyumunun kendiliğinden artacağını düşünür. Oysa zihinsel altyapı değişmeden gerçekleşen kilo kaybı kalıcı bir iyilik hali sağlamayabilir. Kaygı ortadan kalkmak yerine biçim değiştirebilir, kontrol ihtiyacı artabilir ve bu da sürecin devamını zorlaştırabilir. Kilo yönetimi sadece bedeni değil, kişinin benlik algısını, duygularını yönetme biçimini ve yaşamla kurduğu ilişkiyi de kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerektirir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflamak-sadece-bedeni-degil-zihni-de-degistiriyor-615872">Zayıflamak sadece bedeni değil zihni de değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkemizde her 10 kişiden 3&#8217;ü obezite hastası!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-her-10-kisiden-3u-obezite-hastasi-606950</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 08:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hastası]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite Cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606950</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından “modern çağın salgını” olarak tanımlanan obezite, son yıllarda hızla yaygınlaşmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-her-10-kisiden-3u-obezite-hastasi-606950">Ülkemizde her 10 kişiden 3&#8217;ü obezite hastası!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından “modern çağın salgını” olarak tanımlanan obezite, son yıllarda hızla yaygınlaşmaya devam ediyor. Dünya genelinde yaklaşık 800 milyon kişinin obezite ile mücadele ettiği ve her yıl 3,7 milyon kişinin bu nedenle hayatını kaybettiği bildiriliyor. Türkiye’de de durum alarm verici boyutta. Sağlık Bakanlığı’ının Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması Raporu’na göre, ülkemizde her 10 kişiden 3’ü obezite hastası!  Bu oranla Türkiye obezite sıralamasında Avrupa’da ilk sırada yer alıyor. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, </strong>toplumda genellikle estetik bir problem olarak görülen obezitenin  aslında erken ölüm riskini 10 kata kadar artıran ciddi  bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, “Obezite ve yol açtığı hastalıklar maalesef ölümle sonuçlanabilen bir metabolik hastalıklar havuzudur. Öyle ki tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apne sendromu, kalp ve damar hastalıkları, kanser, kolesterol yüksekliği, kas ve kemik hastalıkları ile hormon bozuklukları gibi birçok ölümcül hastalığın temelini oluşturmaktadır. Obeziteyle birlikte erken ölüm riski 5-10 kat artmakla beraber, yaşam beklentisi de 10-15 yıl kısalabilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Fatih Korkmaz,</strong> bu nedenle obezite cerrahisinin dünya genelinde ve Türkiye’de her geçen gün daha fazla başvurulan bir yöntem olarak öne çıktığını anlatarak, “Obezite cerrahisinde temel amaç, hastaların ömür boyu sağlıklı bir yaşam ve doğru beslenme alışkanlığı kazanmalarını sağlamaktır. Ameliyat, aynı zamanda aşırı kiloya bağlı ortaya çıkmış veya ileride oluşabilecek hastalıklardan korunmayı da mümkün kılmaktadır.<strong> </strong>Uzun ve kısa dönem sonuçları bilinen, güvenilirliği kanıtlanmış obezite cerrahisi bu etkisiyle kilo sorunu yaşayan hastaların hayatını kurtarmaktadır” diye konuşuyor. <strong>Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Fatih Korkmaz,</strong> obezite cerrahisi hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! <strong> </strong></p>
<p><strong>Obezite cerrahisi ne zaman gündeme geliyor? </strong></p>
<p>Beden kitle indeksi 35 ve üzerindeki kişilere, sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerini uygulamalarına rağmen kilo veremedikleri veya kalıcılığı sağlayamadıkları durumlarda obezite cerrahisi öneriliyor.  Aksi durumda, metabolik hastalıkların gelişme riski ve bu hastalıklara bağlı olumsuz etkiler artış gösteriyor. Obezite cerrahisinin ise deneyimli merkezlerde yapılması büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong>Ameliyat öncesinde diğer yöntemleri denemek şart mı?</strong></p>
<p>Diyet ve spor denemeden, profesyonel bir destek almadan obezite cerrahisi önerilmiyor.  Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Fatih Korkmaz,<strong> </strong>tüm çabalarına rağmen  kilo vermekte başarılı olamayan hastaların obezite cerrahisine aday olabildiklerini  söyleyerek, “Ancak ilaçlar, zayıflama çayları ve iğneleri gibi yöntemler bir deneme olarak kabul edilmemektedir. Zira, tıbben kanıtlanmamış yöntemlere başvurmak hem çok risk taşımakta hem de sürecin gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesini önlemektedir” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Ameliyat için yaş sınırı var mıdır?</strong></p>
<p>Obezite cerrahisi için genel kabul gören alt yaş sınırı 12, üst yaş sınırı ise 65 olarak tanımlanıyor. Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, bununla birlikte, kronolojik yaşın tek başına cerrahi karar için yeterli bir kriter olmadığını belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Hastanın fizyolojik durumu, eşlik eden metabolik ve sistemik hastalıkları, obeziteye bağlı komplikasyonların varlığı, psikososyal durumu ve ameliyat sonrası sürece uyum potansiyeli, değerlendirmede belirleyici rol oynamaktadır. Bu nedenle, her hasta multidisipliner bir ekip tarafından bireysel olarak değerlendirilmekte ve cerrahi uygunluk bu kapsamlı değerlendirme sonucunda belirlenmektedir.”</p>
<p><strong>Ameliyatın tekniğini belirleyen etkenler nelerdir?</strong></p>
<p>Obezite cerrahisinde yöntemin seçiminde; hastanın mevcut metabolik ve sistemik hastalıkları, beslenme alışkanlıkları, daha önce geçirmiş olduğu batın cerrahileri ve düzenli olarak kullandığı ilaçlar belirleyici rol oynuyor. Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, bu nedenle her hastanın multidisipliner bir ekip tarafından kapsamlı bir şekilde değerlendirildiğini ve cerrahi yöntemin kişiye özel olarak planlandığını anlatıyor.  </p>
<p><strong> Obezite cerrahisinde hangi yöntemlere başvuruluyor?</strong></p>
<p>Günümüzde, obezite cerrahisinde ağırlıklı olarak laparoskopik (kapalı yöntem) yöntemler kullanılıyor. Laparoskopik cerrahi; genellikle 3-4 küçük kesi aracılığıyla gerçekleştirildiği için açık cerrahi izi olmuyor. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, obezite cerrahisi yöntemlerinin hiçbirinin diğerine bir üstünlüğü veya dezavantajı olmadığını vurgulayarak, uygulanacak olan cerrahi tekniğin hastanın mevcut sağlık durumuna göre seçildiğini ifade ediyor. Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, obezite cerrahisinde başvurulan başlıca yöntemleri şöyle özetliyor:</p>
<p><strong>Tüp mide (Sleeve gastrektomi)</strong>: Midenin büyük bir kısmının çıkarılarak hacminin küçültüldüğü bir yöntem.  Ameliyat sonrasında yaklaşık 100-150 ml hacminde mide bırakılıyor. Yöntemin hem gıda alımını kısıtlayıcı hem de iştah düzenleyici hormonal etkileri bulunuyor. </p>
<p><strong>Loop bipartisyon bypass:</strong> İnsülin kullanan tip 2 diyabet hastalarında metabolik kontrol ve kilo kaybı amacıyla tercih ediliyor. Bu yöntemde 100-150 ml hacminde bir mide bırakılıyor ve  ince bağırsağa yeni bir yol oluşturularak karbonhidrat emilimi azaltılıyor. </p>
<p><strong>Rouxny gastric bypass:</strong>  Kilo kaybının yanı sıra mide fıtığında ve gastroözofageal reflünün tedavisinde etkili olması nedeniyle  başvuruluyor.</p>
<p><strong>Minigastrik bypass, transit bipartisyon, duodenal switch:  </strong>Hastaya özel beslenme problemleri, insülin ve C peptit düzeyleri, pankreasın insülin rezervi gibi parametreler dikkate alınarak tercih edilebilen diğer yöntemleri oluşturuyor.</p>
<p><strong>Ameliyat sonrasında kilo kaybı ne zaman başlıyor? </strong></p>
<p>Obezite cerrahisi sonrasında kilo kaybı genellikle ilk günden itibaren başlıyor. Kilo kaybının miktarı ise hastanın kilosuna göre değişiyor. Örneğin, 200 kilo ağırlığındaki bir birey bir ayda 25–30 kilo verebilirken, 120 kilo ağırlığındaki bir birey ilk ayda 12–15 kilo kaybedebiliyor. Ancak, amacın hızlı ve sadece rakamsal bir başarı elde etmek olmadığını belirten Dr. Mehmet Fatih Korkmaz,<strong> </strong>“Obezite cerrahisinde asıl hedef, hastaya sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları kazandırarak kas ile kemik dokusunu korumak, yağ dokusu ve ödem kaybını sağlamaktır” diyor. </p>
<p><strong>Tekrar kilo alma riski var mı?</strong></p>
<p>Obezite cerrahisinin ardından, hastaların çoğu, ilk yıllarda fazla kilolarının büyük bir kısmını kaybediyorlar. Dr. Mehmet Fatih Korkmaz, “Ancak, sağlıklı beslenme kurallarına uymayan, düzenli egzersiz yapmayan ve sunulan desteği kabul etmeyip, ameliyat öncesi yaşam tarzına devam etmekte ısrar eden hastalarda kilo alımı kaçınılmaz olmaktadır” uyarısında bulunuyor. Ayrıca,  başarısız geçen obezite cerrahisi ve hastanın profesyonel bir ekip tarafından yeterince takip edilmemesi de yeniden kilo alma riskini artıran önemli bir faktörü oluşturuyor. </p>
<p><strong>Kilo kaybının kalıcı olması için nelere dikkat  edilmeli? </strong></p>
<p>Obezite cerrahisi sonrasında elde edilen kilo kaybının kalıcı olabilmesi için bu sürecin sadece bir kilo verme değil, yeni ve sağlıklı bir yaşama geçiş olduğu kabul edilmeli. Kalıcı kilo kaybında, hastaların günlük yürüyüş başta olmak üzere, fiziksel kapasitelerine uygun egzersizleri yaşamlarının bir parçası haline getirmeleri kilit rol oynuyor. Beslenme planının basit karbonhidratlardan uzak, protein ağırlıklı; vitamin ve mineral gereksinimini karşılayacak şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Alınan kalori ile harcanan kalori arasındaki dengenin sağlanması ve günde en az 2–3 litre su tüketilmesi de büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-her-10-kisiden-3u-obezite-hastasi-606950">Ülkemizde her 10 kişiden 3&#8217;ü obezite hastası!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
