<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kesi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kesi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kesi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Mar 2026 07:39:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kesi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kesi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ülkemizde yaklaşık bir milyon kişide görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaklasik-bir-milyon-kiside-goruluyor-619685</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 07:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[Epilepsi Pili]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastaların]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[kişide]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[sınır]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619685</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında sara olarak bilinen epilepsi,  beyindeki sinir hücrelerinin ani, geçici ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan ve tekrarlayıcı nöbetlerle seyreden bir hastalık. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaklasik-bir-milyon-kiside-goruluyor-619685">Ülkemizde yaklaşık bir milyon kişide görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında sara olarak bilinen epilepsi,  beyindeki sinir hücrelerinin <strong>ani, geçici ve kontrolsüz elektriksel boşalımları</strong> sonucu ortaya çıkan ve <strong>tekrarlayıcı nöbetlerle</strong> seyreden bir hastalık. <strong>D</strong>ünya genelinde yaklaşık <strong>50 milyon, Türkiye’de de </strong>yaklaşık <strong>bir milyon</strong> kişinin epilepsiyle yaşadığı bildiriliyor. Epilepsi her yaşta gelişebilen bir hastalık olsa da yaşamın erken ve geç dönemlerinde daha sık görülüyor. En riskli grupları 0-10 yaş arası çocuklar ile 65 yaş ve üzerindeki bireyler oluşturuyor. Epilepsi tedavi edilmediğinde eğitim ile iş hayatında kesintilere, sosyal izolasyona ve özgüven sorunlarına, nadiren de olsa hayatı tehdit edebilen tablolara yol açabiliyor. Ancak, son yıllarda tedavisinde yaşanan önemli gelişmeler sayesinde artık hastaların yaşam kalitesini düşüren bir sorun olmaktan çıkıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, </strong>günümüzde  epilepsi tedavisinde hedefin hastaların nöbet geçirmelerini önlemek ve normal bir yaşam sürmelerini sağlamak olduğunu belirterek, “Tedavide nöbetleri tamamen durdurmak veya sıklığı ile şiddetini azaltmak temel ilkemizdir. Doğru tedaviyle hastaların yüzde 70&#8217;inde nöbetler ilaç tedavisiyle tamamen kontrol altına alınabilirken, direnç gösteren 30&#8217;luk kısmı için cerrahi yöntemler ve epilepsi pili tedavisi gibi güçlü seçeneklerin olması büyük bir umut kaynağıdır” diyor.  </p>
<p><strong> Her iki hastadan birinde nedeni bilinmiyor! </strong></p>
<p>Epilepsi hastalarının yaklaşık yarısında kesin bir nedeni tespit edilemiyor. Aile öyküsü ve spesifik gen mutasyonları ile beyin tümörleri gibi yapısal bozukluklar, belirlenen en yaygın nedenlerini oluşturuyor. Bunların yanı sıra kafa travmaları ile beyin ve beyin zarı iltihapları (menenjit ve ensefalit) serebrovasküler olaylar (inme ve beyin kanaması) ile metabolik etkenler (hipoglisemi) de epilepsiye yol açabiliyor.</p>
<p><strong>Nöbet gelmeden önce sinyal verebiliyor!</strong></p>
<p><strong> </strong>Epilepsi belirtileri, beynin hangi bölgesinin etkilendiğine bağlı olarak çok geniş bir yelpazede değişebiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy,<strong> </strong>bazı hastaların nöbetten hemen önce garip bir his yaşadıklarını anlatarak, “Yanık plastik kokusuna benzer bir koku, mide bulantısı veya yoğun bir korku hissi olabilir. Bunlar ‘haberci belirtiler’ olarak adlandırılır” diyor.  Bazı durumlarda bilincin tamamen kapanmayabileceğini ifade eden Doç. Dr. Kemal Paksoy, epilepsinin diğer belirtilerini şöyle açıklıyor: “Vücudun bir bölgesinde (el ve yüz gibi) seğirmeler, boşluğa bakma, çevreden kopma ve anlamsız hareketler gibi kısmi belirtiler gelişebilir. Yaygın belirtilerde ise bilinç kaybı eşlik eder. Vücudun aniden kaskatı kesilmesi ve ardından şiddetli sarsıntılar yaşanabilir. Bunların yanı sıra birkaç saniye süren ‘dalma atakları’ ve kas gücünün aniden kaybolmasıyla ‘yığılıp kalma’ şeklinde klinik belirtiler ortaya çıkabilir.”</p>
<p><strong> İlaca dirençli nöbetlere “epilepsi pili” </strong></p>
<p>Epilepsi tedavisinde hedef,  hastanın  nöbet geçirmesini önleyerek normal bir yaşam sürmesini sağlamak. Doç. Dr. Kemal Paksoy, günümüzde epilepsi tedavisinden oldukça başarılı sonuçlar elde edildiğini vurgulayarak, “Her 10 hastadan 7’sinde doğru tedaviyle nöbetler kontrol edilebilmektedir. Ayrıca, hastalar uzun yıllar nöbetsiz kaldıktan sonra doktor kontrolünde ilaçlarını bırakabilmekte ve hayatına nöbetsiz devam etmektedir” diyor. Ancak, ilaç tedavisi birçok hastada nöbetleri kontrol altına alabilse de bazı hastalar için bu yöntem yeterli olmuyor. İşte bu noktada toplumda “epilepsi pili” olarak bilinen ve Vagal Sinir Stimülasyonu olarak adlandırılan yöntem önemli bir alternatif tedavi seçeneği sunuyor.</p>
<p><strong>Nöbet sıklığında en az yüzde 50 azalma!  </strong></p>
<p>Vagal Sinir Stimülasyonu (VNS),  ilaç tedavisine yanıt vermeyen hastalarda nöbet kontrolünü sağlamak amacıyla başvurulan ileri düzey bir nöromodülasyon yöntemi. En az iki veya üç antiepileptik ilacın uygun dozda kullanılmasına rağmen nöbetlerin devam etmesi, nöbet odağının beynin kritik bir bölgesinde (konuşma veya hareket merkezi gibi) olması ve bu bölgenin ameliyatla çıkarılamaması durumunda tercih ediliyor. Epilepsi pili nöbetleri tamamen ortadan kaldırmasa da birçok hastada belirgin bir iyileşme sağlayabiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, epilepsi pili uygulanan yaklaşık her iki hastadan birinde nöbet sıklığında en az yüzde 50 oranında azalma sağlandığına işaret ederek,   “Bazı hastalarda ise nöbetler daha kısa sürmekte ve daha hafif geçmektedir. Bu yöntemin en ilginç özelliği ise etkisinin zamanla artmasıdır. İlk 3 ayda başarı oranı daha düşükken, birinci yılın sonunda hastaların yaklaşık yarısında yüzde 50 oranında iyileşme görülür. Beşinci yılın ardından bu oranlar yüzde 60-70 seviyelerine kadar çıkabilir. Hastaların yüzde 5-8’inde ise nöbetler tamamen kesilmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Cerrahi işlemle vücuda yerleştiriliyor! </strong></p>
<p>“Vagal Sinir Stümilasyonu, boyun bölgesinde yer alan vagus siniri üzerine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla sinir sistemine belirli aralıklarla elektriksel uyarılar gönderilmesi prensibine dayanıyor. Bu uyarılar beyinde nöbet gelişiminden sorumlu olan bölgelerdeki anormal elektriksel aktivitenin düzenlenmesine destek oluyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy,<strong> </strong>epilepsi pilinin cerrahi işlemle vücuda yerleştirildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Önce göğüs bölgesinde küçük bir kesi açılır ve epilepsi pili köprücük kemiğinin altındaki bölgeye yerleştirilir. Daha sonra, cihazdan çıkan ince elektrotlar, boyundan açılan küçük bir kesiden, boyun bölgesinin sol tarafından geçen vagus sinirine bağlanır. Vagus siniri, beyinle vücudun pek çok bölgesi arasında iletişim sağlayan sinirlerden biri olarak bilinir. Göğüs bölgesine yerleştirilen cihaz belirli aralıklarla vagus sinirine elektriksel uyarılar gönderir. Bu uyarılar, beyindeki anormal elektriksel aktivitenin düzenlenmesine yardımcı olarak epilepsi nöbetlerinin sıklığını ve şiddetini azaltmayı amaçlar. Ardından cilt kapatılarak operasyon tamamlanır. Cihazın ayarları hekim tarafından hastanın nöbet sıklığına ve şiddetine göre programlanır.&#8221; </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaklasik-bir-milyon-kiside-goruluyor-619685">Ülkemizde yaklaşık bir milyon kişide görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Hastalıklarında İzsiz Cerrahinin 7 Önemli Avantajı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-izsiz-cerrahinin-7-onemli-avantaji-613966</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Feb 2026 08:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[avantajı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahinin]]></category>
		<category><![CDATA[Daha Az]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarında]]></category>
		<category><![CDATA[İz]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[zsiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613966</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın hastalıkları alanında uygulanan cerrahi yöntemler, son yıllarda hasta konforunu ön planda tutan yaklaşımlarla yeniden şekilleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-izsiz-cerrahinin-7-onemli-avantaji-613966">Kadın Hastalıklarında İzsiz Cerrahinin 7 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın hastalıkları alanında uygulanan cerrahi yöntemler, son yıllarda hasta konforunu ön planda tutan yaklaşımlarla yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümün öne çıkan başlıklarından biri karın bölgesinde kesi yapılmadan gerçekleştirilen vNOTES izsiz cerrahi uygulamaları oluyor. Minimal invaziv cerrahinin geldiği bu noktada, vajinal doğal açıklıklarının kullanıldığı bu yöntem kadınlara hem konforlu hem de estetik bir tedavi süreci sunabiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Samet Günkaya, jinekolojk hastalıkların tedavisinde uygulanabilen “izsiz cerrahi vNOTES” hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Doğal açıklıktan yapılan cerrahi yaklaşım</strong></p>
<p>vNOTES (Vaginal Natural Orifice Transluminal Endoscopic Surgery), cerrahi aletlerin ve kamera sisteminin vajinal doğal açıklıktan yerleştirilmesiyle gerçekleştirilen endoskopik bir yöntem olarak tanımlanır. Operasyon boyunca karın bölgesinde kesi ya da delik açılmaz. Bu özelliğiyle klasik açık cerrahi ve laparoskopik yöntemlerden ayrılan vNOTES, vücuda daha az travma oluşturan bir yaklaşım sunar. Karın bölgesinde iz bırakmaması nedeniyle “izsiz cerrahi” olarak anılan bu yöntem, ameliyat sonrası iyileşme sürecini belirgin şekilde hızlandırır.</p>
<p><strong>Ameliyat sonrası konfor ön planda</strong></p>
<p>vNOTES tekniğinde cerrahi işlemler doğrudan görüş altında gerçekleştirilir. Bu durum, kanama kontrolünü kolaylaştırırken komplikasyon oranlarının da düşük olmasına katkı sağlar. Karın bölgesinde kesi bulunmaması, ameliyat sonrası ağrının klasik yöntemler ve laparoskopiye göre çok az olmasından dolayı ile hastaların büyük bölümünde ağrı kesici ihtiyacı minimum düzeyde kalır. Ayrıca görünür bir yara olmadığı için pansuman ya da özel yara bakımı gerekmez. Bu sayede hastalar günlük yaşamlarına ve sosyal hayatlarına daha kısa sürede dönebilirler. Özellikle obez hastalarda karın bölgesinden yapılan cerrahilerde yaşanabilen teknik zorluklar, vNOTES yönteminde büyük ölçüde ortadan kalkar. Bu yönüyle vNOTES, farklı hasta gruplarında güvenli bir seçenek olarak öne çıkar.</p>
<p><strong>Geniş bir uygulama alanına sahip</strong></p>
<p>vNOTES yöntemi günümüze birçok jinekolojik cerrahide kullanılmaktadır. Rahmin alınması ve rahim sarkması ameliyatları bu uygulamaların başında gelmektedir. Bunun yanı sıra korunma amacıyla tüplerin bağlanması, tüplerin alınması, tüplerin açıklığının değerlendirilmesi, yumurtalık kistleri, yumurtalıkların alınması, dış gebelik ve uygun yerleşimli miyom ameliyatları da bu yöntemle gerçekleştirilebilir. Geniş kullanım alanıyla vNOTES yöntemi kadın hastalıkları cerrahisinde önemli bir yere sahiptir.</p>
<p><strong>Hasta seçimi ve cerrahi planlama önem taşıyor</strong></p>
<p>vNOTES, çoğu kadında uygulanabilen bir yöntem olmakla birlikte bazı özel durumlarda ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Derin endometriozis, tubaovaryan apse ya da pelvik bölgeye radyoterapi öyküsü bulunan hastalarda cerrahi planlama titizlikle yapılmalıdır. Bu gibi durumlarda farklı cerrahi yaklaşımlar da gündeme gelebilir. Ayrıca vNOTES, özel eğitim ve deneyim gerektiren bir teknik olarak dikkat çeker. Endoskopik görüntüleme sistemlerinin ve cerrahi aletlerin hassas kullanımı, yöntemin başarısında belirleyici rol oynar.</p>
<p><strong>Kadın hastalıklarında izsiz cerrahi uygulamaları yaygınlaşıyor</strong></p>
<p>Günümüzde vNOTES, jinekolojik ameliyatlarda giderek daha sık tercih edilen yöntemler arasında yer almaktadır. Karından delikler açılarak yapılan laparoskopik cerrahinin, vajinal yoldan ve hiçbir kesi yapılmadan gerçekleştirilen bir alternatifi olarak değerlendirilir. Daha az ağrı, hızlı toparlanma, erken taburculuk ve iz bırakmaması gibi özellikleriyle vNOTES, kadın hastalıklarında cerrahi yaklaşımın geldiği noktayı gözler önüne sermektedir. Hasta konforunu önceleyen bu yöntem, modern jinekolojik cerrahinin önemli uygulamalarından biri olarak öne çıkar.</p>
<p><strong>vNOTES tekniğinin öne çıkan 7 avantajı </strong></p>
<ol>
<li><strong>Daha az kanama ve komplikasyon riski:</strong> Operasyonun tamamı vajinal yoldan ve direkt görüş altında gerçekleştirildiği için olası bir kanama durumunda müdahale daha kolay sağlanır ve komplikasyon oranları düşüktür.</li>
<li><strong>Obez hastalarda teknik zorlukların azalması:</strong> Karın bölgesinden giriş yapılmadığı için obez hastalarda karşılaşılan fiziki zorluklar bu yöntemde yaşanmaz ve vNOTES bu hasta grubunda önemli bir tercih sebebi olur.</li>
<li><strong>Karın bölgesinde kesi veya delik olmaması:</strong> Ameliyat sırasında karın bölgesinde herhangi bir kesi ya da delik açılmadığı için vücutta görünür cerrahi iz oluşmaz.</li>
<li><strong>Ameliyat sonrası daha az ağrı:</strong> Hastalar ameliyatın konforunu ilk dakikalardan itibaren hisseder, açık cerrahi ve laparoskopiye kıyasla daha az ağrı duyar.</li>
<li><strong>Ağrı kesici ihtiyacının azalması</strong>: Ameliyat sonrası dönemde birçok hastada ağrı kesici kullanımına ihtiyaç duyulmaz.</li>
<li><strong>Günlük yaşama daha hızlı dönüş:</strong> Daha az ağrı ve kesi olmaması sebebiyle hastalar günlük yaşamlarına ve sosyal hayatlarına çok daha kısa sürede geri dönebilir.</li>
<li><strong>Daha iyi kozmetik sonuç ve pansuman gerektirmemesi:</strong> Karnında hiçbir iz olmaması iyi kozmetik sonuçlar sunar. Görünürde kesi veya delik olmadığı için yara bakımı ve pansuman ihtiyacı da ortadan kalkar.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-izsiz-cerrahinin-7-onemli-avantaji-613966">Kadın Hastalıklarında İzsiz Cerrahinin 7 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boyunda kesi yapılmadan lazer ve robot destekli tedavi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/boyunda-kesi-yapilmadan-lazer-ve-robot-destekli-tedavi-612288</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 08:09:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[boyunda]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[destekli]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlak]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kanserler]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[lazer]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612288</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baş ve boyun kanserleri, dünya genelinde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyunda-kesi-yapilmadan-lazer-ve-robot-destekli-tedavi-612288">Boyunda kesi yapılmadan lazer ve robot destekli tedavi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Baş ve boyun kanserleri, dünya genelinde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre; dünyada her yıl yaklaşık 650 bin yeni baş ve boyun kanseri vakası görülüyor ve yaklaşık 330 bin kişi bu kanserler nedeniyle yaşamını yitiriyor.   Türkiye’de ayrıntılı veriler sınırlı olmakla birlikte, baş ve boyun kanserlerinin en sık rastlanan tiplerinden biri olan gırtlak (larinks) kanseri için yılda 4 binin üzerinde vaka bildirildiğini açıklayan bazı ulusal ve uluslararası veri tabanları mevcut. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları</strong> <strong>Uzmanı Prof. Dr. Bülent Evren Erkul</strong>, tüm kanser türlerinde olduğu gibi baş ve boyun kanserlerinde de erken tanının yaşamsal önem taşıdığını belirterek, “Erken evrede yakalandığında, baş ve boyun kanserlerinin tedavisinde başarı oranı yüzde 90’lara kadar çıkabilmektedir. Ayrıca, hastaların konuşma, yutma ve nefes alma gibi hayati fonksiyonları korunabilmektedir. Ancak hastalar, özellikle ses kısıklığı veya ağız içindeki yaralar gibi belirtilerin “grip ve benzeri enfeksiyonlardan” kaynaklandığını düşünerek, hekime oldukça geç başvurmakta,  bu durum da tedaviyi zorlaştırmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Erkeklerde gırtlak, kadınlarda tiroit kanseri daha yaygın! </strong></p>
<p>Baş ve boyun kanserleri;  bu bölgelerde yer alan farklı organ ve dokulardan gelişebilen birçok kanser türünü kapsayan genel bir tanım.  Sıklıkla daha genç yaşlarda görülen tiroit kanseri ayrı tutulduğunda, baş ve boyun kanserleri genellikle çevresel faktörlerin tetiklemesi ve özellikle sigara ile alkol kullanımının belirgin rolü nedeniyle ileri yaşlarda daha sık görülüyor. Ülkemizde baş ve boyun kanserleri arasında erkeklerde gırtlak (larinks) kanserine,  kadınlarda ise tiroit kanserine daha yaygın rastlanıyor. </p>
<p><strong>Bu yakınmalar 2 haftadan uzun sürdüyse, dikkat! </strong></p>
<p>Baş ve boyun kanserlerinde erken tanıya yönelik bir tarama prosedürü olmadığını ifade eden Prof. Dr. Bülent Evren Erkul<strong>,</strong> bu nedenle baş ve boyun bölgesinde ortaya çıkan şikayetlerin ihmal edilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Belirtilerin tümörün yerleştiği yere göre farklılık gösterebildiğini söyleyen Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, dikkat edilmesi gereken sinyalleri şöyle özetliyor: “En sık karşılaşılan gırtlak ve ağız içi (dil, ağız tabanı, damak, diş eti, yanak) kanserlerinde ses kısıklığı ile ağız içinde geçmeyen yaralar görülmektedir. Daha nadir olarak görülen burun içindeki tümörlerde; burun kanamaları, burun tıkanıklığı, yüz ve ağızda ağrı ile yaralar ortaya çıkabilmektedir. Bunlara ek olarak baş ve boyun bölgesinde şişlik ile kitleler de gelişebilmektedir.&#8221; Prof. Dr. Evren Erkul, bu şikayetlerin 2 haftadan uzun sürmesi durumunda mutlaka bir hekime başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.</p>
<p><strong>En önemli risk faktörü sigara! </strong></p>
<p>Tütün ürünleri ile alkol kullanımı, baş ve boyun kanserlerinin en önemli sebeplerini oluşturuyor. Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, kanser tanısı alan hastaların yaklaşık 90’ından fazlasında sigara kullanımının etkili olduğunu vurgulayarak,  şu bilgileri paylaşıyor: “Sigara; özellikle gırtlak, ağız içi, geniz, yutak ve yemek borusunun giriş bölümündeki tümörler için önemli bir risk faktörüdür. Sigara ve alkolün beraber kullanılması durumunda bu risk 1.5-2 kat artmaktadır. Dolayısıyla, baş ve boyun kanserleri riskini azaltmak için tütün ürünlerinden uzak durmak son derece önemlidir.” </p>
<p><strong>Human Papilloma Virüsü’ne dikkat! </strong></p>
<p>Çevresel faktörler (Hava kirliliği, mesleksel toksik maddelere kronik maruziyet), kötü ağız hijyeni, eski diş tedavilerinde kullanılan ve kanserojen içerikli materyaller, kronik yaralar ile sağlıksız beslenme alışkanlıkları da baş ve boyun kanserleri riskini artıran önemli faktörler arasında yer alıyor. Bunların yanı sıra genetik yatkınlık ve sonradan gelişen bazı genetik bozukluklar  da etkili olabiliyor. Ayrıca yapılan çalışmalar, son yıllarda HPV (Human Papilloma Virüsü) enfeksiyonlarının özellikle dil kökü ve bademcik kanserlerinde önemli bir etken olduğunu ortaya koyuyor. Bunların yanı sıra Epstein Barr Virüsü’ne bağlı geniz kanserleri de görülebiliyor. </p>
<p><strong>Lazer ve robot destekli cerrahi ön plana çıkıyor</strong></p>
<p>Baş ve boyun kanserlerinde cerrahi tedavi önemli bir yer tutarken, bazı durumlarda kemoterapi, radyoterapi ve immünoterapi yöntemleriyle kombine edilmiş tedaviler uygulanıyor. Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, baş ve boyun kanserlerinin tedavisinde lazer yöntemi ve robot destekli cerrahinin son yıllarda giderek daha yaygın kullanıldığını belirterek,  “Bu ileri teknolojik yöntemler komplikasyon riskini azaltırken, kesilerin küçük olmaları sayesinde hastaların daha kısa süreli yatışla taburcu olabilmelerini sağlamaktadır” diye konuşuyor. Prof. Dr. Bülent Evren Erkul,<strong> </strong>gırtlak bölgesindeki tümörlerde<strong> </strong>lazer yönteminin; özellikle dil kökü ile gırtlağın üst kısmında yer alan tümörlerde ise robot destekli cerrahinin öne çıktığını ifade ediyor. </p>
<p><strong>Ağız içinden giriliyor, boyunda kesi yapılmıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Bülent Evren Erkul, bazı gırtlak ve yutak kanserlerinde, tümörün yerleşim yerinin uygun olması halinde lazerle cerrahinin boyunda herhangi bir kesi yapılmadan, ağız içinden girilerek gerçekleştirildiğini söylüyor. Özellikle Human Papilloma Virüsü’ne bağlı gelişen küçük boyutlu dil kökü ve bademcik tümörlerinin de robot yardımlı cerrahiyle, kesi yapılmaksızın, ağız içinden çıkarılabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Evren Erkul, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Ayrıca, komplikasyonları azaltan ve tedavinin başarısını artıran navigasyon yardımlı endoskopik sinüs tümör cerrahileri ve sinir monitorizasyonu eşliğinde gerçekleştirilen cerrahiler, özellikle tükürük bezi ile tiroit tümörlerinde artık çok daha sık kullanılmaktadır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boyunda-kesi-yapilmadan-lazer-ve-robot-destekli-tedavi-612288">Boyunda kesi yapılmadan lazer ve robot destekli tedavi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sezaryen Sonrası Normal Doğumun 7 Önemli Avantajı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sezaryen-sonrasi-normal-dogumun-7-onemli-avantaji-603571</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 07:51:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[avantajı]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Doğumla]]></category>
		<category><![CDATA[doğumun]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sezaryen]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Vajinal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603571</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sezaryen sonrası normal doğumla (SSVD) bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına alan kadınların sayısı giderek artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sezaryen-sonrasi-normal-dogumun-7-onemli-avantaji-603571">Sezaryen Sonrası Normal Doğumun 7 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sezaryen sonrası normal doğumla (SSVD) bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına alan kadınların sayısı giderek artıyor. SSVD’ye uygun anne adayları, gebelik sürecinin düzenli takibiyle sorunsuz doğum yapabiliyor. Sezaryene göre birçok avantajı olan SSVD konusunda anne adaylarının bilgilendirilmesi önem taşıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, sezaryen sonrası normal doğum ile ilgili önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Sezaryen doğum bir kural değil</strong></p>
<p>Sezaryen sonrası vajinal doğum (SSVD), daha önce sezaryenle doğum yapmış olan kadınların vajinal doğum yapması anlamına gelir. Kadınların geçmişte sezaryen doğum yapmış olmaları, tekrar hamile kaldıklarında doğumlarını yeniden sezaryen yöntemiyle yapmak zorunda oldukları anlamına gelmez. Sezaryen yöntemiyle yapılan doğumdan sonra, anne adaylarının bir sonraki çocuğunu normal doğumla dünyaya getirmesi, yakın zamana kadar bazı riskler barındırdığı düşünülerek tercih edilmiyordu. Ancak yapılan araştırmalarda SSVD’yi deneyen gebelerde %60-80 oranında başarı elde edildiği görüldü. Bir kez sezaryen doğum yapan her 4 anne adayından 3’ü SSVD için uygundur. SSVD genellikle güvenli bir uygulamadır. Daha önce ilk doğumu vajinal yapıp daha sonraki doğumları sezaryen olanlarda SSVD başarı oranı daha yüksektir. Günümüzde ilk bebeğini sezaryen yöntemiyle dünyaya getiren pek çok kadın, ikinci veya sonraki doğumlarında vajinal doğum yapmayı tercih etmektedir. Sezaryen sonrası normal doğun tüm dünyada teşvik edilmektedir. </p>
<p><strong>Avantajları ile öne çıkıyor</strong></p>
<p>Tekrar sezaryen doğum yapmakla karşılaştırıldığında, vajinal doğumun birçok avantajı bulunmaktadır.</p>
<ul>
<li>Ameliyat izi olmayacaktır.</li>
<li>Enfeksiyon ve ciddi kan kaybı riskinin daha düşüktür.</li>
<li>Bebeğin doğumdan sonra solunum problemi yaşama riski düşüktür.</li>
<li>Bebekle ten teması kurma şansınız daha yüksektir</li>
<li>Başarılı bir şekilde emzirme şansı daha yüksektir. Anne sütü daha kısa sürede gelir. </li>
<li>Hastanede kalış süresi daha kısadır.</li>
<li>Normal hayata dönüş daha hızlıdır. </li>
</ul>
<p><strong>Kadınların bilgi sahibi olması önemli</strong></p>
<p>Daha fazla gebelik planlayan kadınlar için sezaryen sonrası vajinal doğum, risklerin azalması anlamına gelir. Plasenta yapışma anomalileri (akreata gibi) ve sezaryan skar gebelik riskleri azalır. Sezaryen sonrası vajinal doğum (SSVD), tekrarlayan sezaryenleri ve ilişkili potansiyel kısa ve uzun vadeli riskleri önler. SSVD oranlarını artırmak için, kadınların risk ve faydaları hakkında bilgi sahibi olması önemlidir.  </p>
<p><strong>Hangi gebeler SSVD’ye uygun</strong>?</p>
<p>Gebelerin SSVD’ye uygun olup olmadığı birçok faktöre bağlıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Önceki sezaryen kesisi türü:</strong> Rahimde transvers kesi adı verilen alçak, yanal bir kesi kullanır. Alçak transvers kesi geçiren kişiler genellikle SSVD yapabilir. Ancak klasik kesi olarak da adlandırılan yüksek dikey kesi geçirenler genellikle SSVD’ye uygun değillerdir. Çünkü yüksek dikey kesi, rahim yırtılması riskini artırır.</li>
<li><strong>Rahim yırtılması öyküsü:</strong> Daha önce rahim yırtılması geçirmiş kişiler genellikle SSVD’ye uygun değildir.</li>
<li><strong>Geçmişte rahim ile ilgili ameliyat geçirilmiş olması:</strong> Miyom aldırma ameliyatı gibi başka rahim ameliyatları geçirmiş kişilere SSVD önerilmez. Bu ameliyatlardan kalan izler rahim yırtılması riskini artırır.</li>
<li><strong>Diğer sezaryen sayısı:</strong> İki veya daha fazla sezaryen doğum yapmak, SSVD bağlantılı bazı sağlık sorunları riskini artırabilir. </li>
<li><strong>Gebelik aralığı</strong>: Daha erken bir gebelikte doğum yaptıktan sonra 18 aydan kısa bir süre içinde SSVD yapılan kadınlarda rahim yırtılması riski daha yüksektir.</li>
</ul>
<p>Ayrıca sağlık sorunları nedeniyle vajinal doğumu etkileyebilecek sağlık sorunları olan kişilere SSVD denemesi önerilmez. Bu durumlar şöyle sıralanabilir: </p>
<ul>
<li>Plasenta ile ilgili sorunlar olması</li>
<li>Fetüsün vajinal doğumu zorlaştıracak bir pozisyonda bulunması</li>
<li>Üçüz veya daha fazla sayıda gebelik söz konusu olması</li>
<li>Doğumun tetiklenmesine ihtiyaç duyulması</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sezaryen-sonrasi-normal-dogumun-7-onemli-avantaji-603571">Sezaryen Sonrası Normal Doğumun 7 Önemli Avantajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçük Kesi ile Omurga Cerrahisi Hızlı İyileşme Sağlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kucuk-kesi-ile-omurga-cerrahisi-hizli-iyilesme-sagliyor-420232</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Nov 2023 21:03:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=420232</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte son yıllarda minimal invaziv ile yani küçük kesilerle yapılan ameliyatlar hızla yaygınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-kesi-ile-omurga-cerrahisi-hizli-iyilesme-sagliyor-420232">Küçük Kesi ile Omurga Cerrahisi Hızlı İyileşme Sağlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>        KÜÇÜK KESİ İLE OMURGA CERRAHİSİ HIZLI İYİLEŞME SAĞLIYOR</strong></p>
<p>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte son yıllarda minimal invaziv ile yani küçük kesilerle yapılan ameliyatlar hızla yaygınlaşıyor. 7 milimetrelik bir kesi ile omurga ameliyatları konforlu bir şekilde ve küçük bir yara izi ile gerçekleştiriliyor. Küçük kesi yöntemi sayesinde hastanın yaşam kalitesi de yükseliyor. Memorial Bahçelievler ve Hizmet Hastaneleri Omurga Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Onur Yaman, dünyanın ve ülkemizin önemli omurga uzmanlarının bir araya geldiği, Istanbul Spine Masters toplantısında küçük kesi ile omurga cerrahisi hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Bel boyun fıtıklarından faset sendromuna pek çok sorunda kullanılıyor</strong></p>
<p>Omurga cerrahisinde önemli olan ve açık cerrahi ile tedavi edilen bel fıtıkları, boyun fıtıkları, omurga kanal darlığı yani omurganın ilerleyen yaş grubunda kanalın daralmasıyla birlikte ortaya çıkan sorunlar, bel kayması, boyun kanal darlığı, faset sendromu veya yaşlanan omurga gibi sorunlar teknolojinin gelişmesiyle birlikte minimal invaziv yani küçük kesi ile çözülebilmektedir. Küçük kesi ile yapılan omurga cerrahisinde genellikle 7 mm’lik bir kesiden ameliyat yapılmaktadır. İşlem büyüdükçe kesinin miktarı artabilmektedir. Küçük kesi ile yapılan ameliyatlarda cerrahın da işi kolaylaşmaktadır. Açık ameliyat yapmaktansa küçük bir keşiden ameliyatı gerçekleştirmek cerrah için de konforlu bir yol olmaktadır. </p>
<p><strong>Ameliyat sonrası iyileşme süreci oldukça hızlı </strong></p>
<p>Hastanın vücudunda daha küçük bir kesiyle gerçekleştirilen ameliyat nedeniyle ameliyat sonrası kesi hızlıca iyileşmektedir. Hastaya dren konulmadığı sürece hastanede yatış süresini kısalmakta ve enfeksiyon riski azalmaktadır. Hastalar için yan dönerek yatmamak, 5 kilogramın üzerinde yük taşımamak gibi sınırlamalar yoktur ve çok erken dönemde günlük hayata dönülebilmektedir. Bu da hastanın hayat konforunu iyileştirmektedir. </p>
<p><strong>19 ülkeden 103 katılımcı bir araya geldi</strong></p>
<p>Memorial Bahçelievler Hastanesi’nde düzenlenen ve 4 gün süren Istanbul Spine Masters toplantısında omurga cerrahisi konusunda çok önemli konular masaya yatırıldı. Almanya’dan Kore’ye, Bangladeş’ten İran’a kadar 19 ülkeden 103 katılımcıyla gerçekleştirilen, canlı cerrahilerle vaka sunumlarının yapıldığı toplantı omurga cerrahisinde dünyaca ünlü bir bilimsel toplantı olarak 7 yıldır son yıllarda adından oldukça söz ettiriyor. </p>
<p>Memorial Bahçelievler ve Hizmet Hastanesi Nöroşürirji Bölümü’nden Prof. Dr. Onur Yaman’ın düzenlediği Spine Masters bu yıl İstanbul’da gerçekleştirildi. 7. kez düzenlenen toplantıda referans sahibi doktorlar kompleks omurga cerrahisi ile ilgili görüşlerini bildirdi. 4 gün süren toplantılarda Doç. Dr. Salim Şentürk bel fıtığında cerrahisinde endoskopik yöntem ile ilgili, Prof. Dr. Mehmet Zileli tübüler sistem ile ilgili canlı cerrahiler gerçekleştirildi. Canlı cerrahileri izleyenler arasında omurga cerrahisini öğrenmek isteyen doktorlar bu özel deneyimlerden faydalanma fırsatı bu buldu. </p>
<p> </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-kesi-ile-omurga-cerrahisi-hizli-iyilesme-sagliyor-420232">Küçük Kesi ile Omurga Cerrahisi Hızlı İyileşme Sağlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Hastalıklarında Küçük Kesi ve Robotik Cerrahi Konforu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-kucuk-kesi-ve-robotik-cerrahi-konforu-389664</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jul 2023 13:26:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarında]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[konforu]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[robotik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=389664</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rahim ve yumurtalık kanserlerinin yanında miyomlar, yumurtalık kistleri, rahim kalınlaşması ya da sarkması gibi rahatsızlıklar kadınlarda en sık görülen jinekolojik hastalıkların başında geliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-kucuk-kesi-ve-robotik-cerrahi-konforu-389664">Kadın Hastalıklarında Küçük Kesi ve Robotik Cerrahi Konforu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rahim ve yumurtalık kanserlerinin yanında miyomlar, yumurtalık kistleri, rahim kalınlaşması ya da sarkması gibi rahatsızlıklar kadınlarda en sık görülen jinekolojik hastalıkların başında geliyor. Jinekolojik hastalıkların tedavileri günümüzdeki teknolojik gelişmeler doğrulusunda çeşitli yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Bu tedavi yöntemlerinin başında gelen minimal invaziv (küçük kesi) yöntemler ve robotik teknolojiler hastaların daha az ağrı ve kanama ile kısa sürede taburcu olarak sosyal hayata dönebilmesini sağlıyor. Memorial Ankara Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Öz, kadın hastalıklarında kapalı cerrahi yöntemlerle ilgili bilgi verdi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Minimal invaziv yöntemin son noktası robotik cerrahidir</strong></p>
<p>Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmelerin esas amacı insanlığa hizmet etmektir. Bu gelişmelerin belki de en hızlı olduğu alanlardan biri de sağlık hizmetleridir. Sağlık hizmeti sunucuları olan bizler, yani hekimler, özellikle de cerrahi branş hekimleri bu gelişmeleri yakından takip etmeli ve kendilerini meslek hayatlarının sonuna kadar güncel tutmak için çaba sarf etmelidir. Hekimliğin ilk kuralı olan “<em>Primum non nocere!” </em>yani <em>“Önce zarar verme!” </em>öğretisini en son teknolojik gelişmeler ile harmanladığımızda karşımıza “Minimal invaziv cerrahi” anlayışı çıkmaktadır. Minimal invaziv cerrahinin geldiği en son nokta ise robotik cerrahi uygulamalarıdır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Minimal invazivin başarısı eğitim, tecrübe ve yetenek ile ilgilidir</strong></p>
<p><strong> </strong>Minimal invaziv cerrahi anlayışının ana fikri eskiden karında büyük kesilerden yapılan operasyonların 2-3 cm’lik tek bir kesiden ya da 0,5 cm’lik birkaç adet kesiden yapılabilmesidir. Muhakkak ki bu tekniklerin başarı ile uygulanabilmesi eğitim, tecrübe ve yetenek ile doğru orantılıdır. Bu küçük kesilerden tüm batın içerisine hakim olabilmek ve işlem yapabilmek için özelleşmiş enstrümanlar kullanılması gereklidir. Yapılacak cerrahinin şekline, hastanın durumuna ve kullanılacak enerji modalitelerine göre yüzlerce farklı enstrüman bulunmaktadır. Geleneksel laparoskopide bu enstrümanlar ameliyat masasında adeta ellerimizin bir uzantısı haline gelirken, robotik cerrahide ise hastanın uzağında, odanın diğer köşesinde konsolda çalışırken bilek ve parmak hareketlerimiz, artırılmış gerçeklik yöntemleri kullanılarak hastanın içindeki robotik kollara iletilir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Pek çok kadın hastalığında ve kanser tedavisinde kullanılıyor</strong></p>
<p>Bazı istisnai haller dışında hemen hemen bütün jinekolojik hastalıkların cerrahi tedavisinde minimal invaziv teknikler tüm hastalarda uygulanabilir. Özellikle en sık görülen jinekolojik problemler olan miyomlar, yumurtalık kistleri, rahim kalınlaşması, rahim sarkması, mesane sarkması, idrar kaçırma gibi problemlerin yanında rahim kanseri, bazı yumurtalık kanserleri gibi jinekolojik kanserler de minimal invaziv cerrahi ile ameliyat edilebilmektedir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hastanın konforlu bir iyileşme süreci geçirmesini sağlıyor</strong></p>
<p>Minimal invaziv cerrahi sonrası iyileşme süreci çok daha hızlıdır. Ameliyatlardan sonra hastaların ayağa kalmasını, günlük yaşama dönüşlerini etkileyen en önemli unsur ameliyat kesileridir. Kesi ne kadar küçük olursa ağrı daha az olur, hastalar daha çabuk mobilize olur, hastanede yatış süresi kısalır ve hasta konforu artar. Bununla birlikte kesi yeri enfeksiyonu riski azalır. Ameliyattaki kan kaybı çok daha az olur.  Kozmetik olarak mükemmele yakın sonuçlar elde edilir. Neredeyse hiç ameliyat izi olmaz. Günümüz koşullarında iş gücü kaybının en büyük maliyet olduğunu düşündüğümüzde minimal invaziv cerrahi tekniklerinin geleneksel açık cerrahiye oranla daha düşük maliyetli ve daha etkin yöntemler olduğunu söyleyebiliriz. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Birçok jinekolojik hastalıkta altın standart haline geldi</strong></p>
<p>Minimal invaziv yöntemlerin kullanımı son derece güvenlidir. Hatta günümüzde artık birçok jinekolojik hastalığın cerrahi tedavisinde minimal invaziv yöntemler altın standart haline gelmiştir. Minimal invaziv cerrahilerde kullanılan optik görüntüleme sistemlerinin yardımı ile ameliyat sahası büyütülmekte, cerrahi sırasında istenmeyen kanamalar daha az olmakta ve sağlam dokulara daha az hasar verilmektedir. Özellikle robotik cerrahide konsolda oluşturulan 3 boyutlu ve büyütülmüş görüntüler ve istemsiz el titremelerini sönümleyen robotik kol sistemlerinin kombinasyonu ile ameliyatlar daha güvenli hale gelebilmektedir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Minimal invaziv ve robotik cerrahi giderek yaygınlaşıyor</strong></p>
<p>Bilim ve teknolojideki gelişmelere kayıtsız kalmak mümkün değil. Bizler de bu değişimlere uyum sağlayarak, sürekli olarak güncel kalmak için çaba sarf etmeliyiz. Minimal invaziv cerrahi alanındaki gelişmelere baktığımızda giderek artan bir ivmeyle ilerlediğini görüyoruz. Bu nedenle yakın ve orta vadede minimal invaziv ve robotik cerrahi tekniklerinin giderek yaygınlaşacağını öngörmek çok da zor değil. Bu alandaki gelişmelerin hızına baktığımızda uzak vadede ise bizi nelerin beklediğini tahmin etmek oldukça zor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-hastaliklarinda-kucuk-kesi-ve-robotik-cerrahi-konforu-389664">Kadın Hastalıklarında Küçük Kesi ve Robotik Cerrahi Konforu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçük Kesi Yönteminin Konfor Sunduğu 7 Kalp Hastalığı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kucuk-kesi-yonteminin-konfor-sundugu-7-kalp-hastaligi-365133</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 10:14:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[konfor]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[sunduğu]]></category>
		<category><![CDATA[yönteminin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365133</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde teknolojik ilerlemeler ile bazı kalp ameliyatları artık minimal invazif küçük kesiler ile yani göğüs kafesi ön taraftan tamamen açılmadan kapalı olarak yapılabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-kesi-yonteminin-konfor-sundugu-7-kalp-hastaligi-365133">Küçük Kesi Yönteminin Konfor Sunduğu 7 Kalp Hastalığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde teknolojik ilerlemeler ile bazı kalp ameliyatları artık minimal invazif küçük kesiler ile yani göğüs kafesi ön taraftan tamamen açılmadan kapalı olarak yapılabiliyor. Bu ameliyatlar toplumda kapalı kalp ameliyatı, küçük kesi, mini-kesi ya da koltukaltı kalp ameliyatı olarak isimlendiriliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi’ Bölümü’nden Prof. Dr. Burak Onan, kapalı kalp ameliyatlarıyla ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Doğumsal kalp hastalıklarında küçük kesi ameliyatları etkin rol oynuyor</strong></p>
<p>Minimal invazif kalp cerrahisi yani küçük kesi ameliyatları, birçok kalp hastalığında uygulanabilmektedir. Doğumsal kalp hastalıkları, mitral kapak tamiri, mitral kapat değişimi, kroner bypass ameliyatları, triküspit kapat ameliyatları, kalp delikleri, kalp tümörleri ve ritim bozuklukları sorunlarında  küçük kesi ameliyatlarından faydalanılmaktadır. </p>
<ol>
<li>Mitral kapak tamiri: Mitral kapak hastalıklarının büyük bir kısmı eğer erken dönemde saptanır ise tamire uygun olabilir. Özellikle dejeneratif hastalıklar dediğimiz mitral kapağın yapısal bozuklukları ile ilgili durumlar kapak tamir adaylarıdır. Mitral kapak tamir ameliyatları robotik cerrahi tekniği ile yapılabilir. </li>
<li>Mitral kapak değişimi: Mitral kapak hastalıklarının bir grubu kapak tamirine uygun değildir ya da tamir başarısı düşüktür. Bu hastaların kapakları mekanik ya da biyolojik protezler ile değiştirilmesi gerekir. Robotik cerrahi ile mekanik ve biyolojik kapak değişimi ameliyatları güvenli bir seçenektir.</li>
<li>Koroner bypass ameliyatları: Göğüs iç kısmında bulunan atardamarın bypass işlemi için hazırlanması kapalı teknikle mümkündür. Bypass ameliyatlarında bu damarların kullanılması en üstün sonuçların alınmasını sağlar. Bu damarlar ile göğüs önden açılmadan, sol taraftan 4-5 cm’lik küçük açıklıktan kapalı bypass ameliyatı yapılabilir. </li>
<li>Triküspit kapak ameliyatları: Triküspit kapak bozukluklarında tamir ve kapak değişim ameliyatları robotik cerrahi ile uygulanabilir. </li>
<li>Kalp delikleri ve doğumsal kalp hastalıklarının tedavisi: Kalpte ASD ya da PAPVD gibi basit tipteki doğumsal kalp hastalıkları robotik cerrahi ile tedavi edilebilir. Bu ameliyatlarda anatomik düzeltme göğüs kafesi açılmadan başarı ile uygulanabilir.</li>
<li>Kalp tümörlerinin çıkartılması: Kalpte ortaya çıkan tümörlerin büyük kısmı iyi huylu tümörlerdir. Bu tümörler kalbin sol ya da sağ tarafında kulakçıklarda ya da karıncıklarda görülürler. Tüm bu odacıklarda gelişen tümörler robotik cerrahi ile çıkartılabilirler.</li>
<li>Ritim bozuklukları: Ritim bozukluğu olarak en sık atriyal fibrilasyona rastlamaktayız. Bu bozukluk daha çok mitral kapak ameliyatları sırasında eş zamanlı olarak tedavi edilebilir. Kullanılan enerji kaynakları radyofrekans ve kriyoablasyon şeklindedir. </li>
</ol>
<p><strong>Kapalı ameliyatlar güvenle uygulanabiliyor </strong></p>
<p>Kapalı olarak küçük kesilerle ameliyatların yapılması ameliyat sonrası riskleri artırmamakla birlikte, tıp literatüründe ameliyatların güvenli ve başarılı olarak yapılabileceği bilinmektedir. Tecrübeli merkezlerde ameliyatın yapılması olası risklerin en düşük seviyede tutulmasını sağlamaktadır. </p>
<p><strong>Küçük kesi ile daha az ağrı, daha çok konfor </strong></p>
<p>Küçük kesi ile ameliyatlar hasta için daha konforlu olmaktadır. Ameliyatlarda ağrı açık kalp ameliyatlarına göre daha az olmaktadır. Ancak, ağrı eşiği kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Kişiye uygun ağrı tedavisi ile rahat bir ameliyat sonrası dönem mümkündür. </p>
<p>Kapalı kalp ameliyatlarında kanama diğer prosedürlerden daha azdır. Birçok hasta küçük kesi ile ameliyatlar sonrasında hiç kan almadan taburcu olmaktadır. Bunun sebebi ise minimum kanama riskidir. </p>
<p>Küçük kesi ile kapalı yapılan ameliyatlar sonrası hastalar daha erken taburcu olmaktadırlar. Daha rahat yürüme egzersizleri, daha az ağrı, akciğer kapasitesinin artışı ve fiziksel kondisyonun daha hızlı geri kazanılmasıyla hastaya konfor sağlanmaktadır. Hastaların hızlı iyileşmelerinin farkına varmaları ruhsal olarak da iyilik hallerini sağlamakta ve morallerini artırmaktadır.</p>
<p><strong>Ameliyat yeri kısa sürede iyileşiyor</strong></p>
<p>Ameliyatlar 3-4 cm uzunluğundaki çok küçük kesiler ile yapılarak ve yara iyileşmesi çok daha kolay olmaktadır. Hasta hızlı bir iyileşme dönemine girmektedir. Daha erken dönemde araç kullanabilen, spora daha erken başlayabilen hastaların öz güvenleri daha hızla artmaktadır.  Küçük kesi ameliyatları ile cerrahi yara yeri ve kalpte enfeksiyon riski daha az olmaktadır.</p>
<p><strong>Cerrahi deneyim çok önemli </strong></p>
<p>Minimal invaziv kalp cerrahi göreceli olarak daha az sayıda cerrah ve merkez tarafından yapılmaktadır. İlgi alanı ve tecrübesi minimal invazif cerrahi olan kalp cerrahları hastanın sorunlarına uygun cerrahi yaklaşımı sunmaktadır. Hasta ameliyat sonrasında da doktorunun önerdiği şekilde takiplerini ihmal etmemeli ve gerekli yaşam tarzı değişikliklerini yapmalıdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-kesi-yonteminin-konfor-sundugu-7-kalp-hastaligi-365133">Küçük Kesi Yönteminin Konfor Sunduğu 7 Kalp Hastalığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
