<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kemik | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kemik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kemik</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Mar 2026 13:49:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kemik | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kemik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Üsküdar Belediyesi&#8217;nden Kemik İliği Kanserine Dikkat Çeken Etkinlik</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudar-belediyesinden-kemik-iligi-kanserine-dikkat-ceken-etkinlik-623351</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2026 13:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserine]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[ligi]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623351</guid>

					<description><![CDATA[<p>1-31 Mart Kemik İliği Kanseri (Multiple Miyelom) Farkındalık Ayı kapsamında, Kanser Savaşçıları Derneği ile International Myeloma Foundation iş birliğinde düzenlenen farkındalık etkinliği, Üsküdar Belediyesi’nin ev sahipliğinde İstanbul Boğazı’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-belediyesinden-kemik-iligi-kanserine-dikkat-ceken-etkinlik-623351">Üsküdar Belediyesi&#8217;nden Kemik İliği Kanserine Dikkat Çeken Etkinlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1-31 Mart Kemik İliği Kanseri (Multiple Miyelom) Farkındalık Ayı kapsamında, Kanser Savaşçıları Derneği ile International Myeloma Foundation iş birliğinde düzenlenen farkındalık etkinliği, Üsküdar Belediyesi’nin ev sahipliğinde İstanbul Boğazı’nda gerçekleştirildi. Valide Sultan Vapuru ile yapılan Boğaz turu sırasında vapurun kırmızı ışıkla aydınlatılmasıyla hastalığa dikkat çekildi.</p>
<p>Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik yaptığı konuşmada, hastalık farkındalığında tüm paydaşların sorumluluğu bulunduğunu belirterek dayanışma içinde hareket etmenin önemine dikkat çekti ve etkinliğe katkı sunan tüm katılımcılara teşekkür etti.</p>
<p>Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Kanser Savaşçıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Belma Kurdoğlu Akgün, derneğin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verdi. Farkındalık projelerinin toplum sağlığı açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Akgün, erken teşhis ve doğru bilgilendirmenin hayati rol oynadığını ifade etti.</p>
<p>Program kapsamında söz alan Dernek Kurucu Başkanı, İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Çetiner ise derneğin kuruluş sürecini ve Uluslararası Miyelom Vakfı ile yürütülen iş birliklerini anlattı. Çetiner, kemik iliği kanseri hakkında katılımcılara kapsamlı bilgilendirme yaptı.</p>
<p>Etkinliğe çok sayıda kemik iliği kanseri hastası ve hasta yakını da katıldı. Kanser Savaşçıları Derneği Miyelom Hasta Koordinatörü Ayşegül Turcan, kendi hastalık sürecini paylaşarak katılımcılara umut ve motivasyon verdi.</p>
<p>Uluslararası Miyelom Vakfı (IMF) Bölge Direktörü temsilcisi Serdar Ortakmaç da video konferans yoluyla programa katılarak uluslararası farkındalık çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Etkinlikte ayrıca İç Hastalıkları ve Hematoloji uzmanları Prof. Dr. Mustafa Çetiner, Prof. Dr. Yıldız Aydın ve Prof. Dr. Sinem Civriz Bozdağ, hasta ve hasta yakınlarının sorularını yanıtladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudar-belediyesinden-kemik-iligi-kanserine-dikkat-ceken-etkinlik-623351">Üsküdar Belediyesi&#8217;nden Kemik İliği Kanserine Dikkat Çeken Etkinlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz ilerleyen risk osteoporoz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-risk-osteoporoz-614683</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[ilerleyen]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614683</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Kemik Erimesi ve Beslenme” başlıklı söyleşide konuşan Uzman Dr. Büşra Yeşil, osteoporozun (kemik erimesi) sessizce ilerleyen bir rahatsızlık olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-risk-osteoporoz-614683">Sessiz ilerleyen risk osteoporoz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Kemik Erimesi ve Beslenme” başlıklı söyleşide konuşan Uzman Dr. Büşra Yeşil, osteoporozun (kemik erimesi) sessizce ilerleyen bir rahatsızlık olduğuna dikkat çekti. Dr. Yeşil, hastalığın önlenebilir yönlerine değinerek, beslenme ve egzersiz önerilerinde bulundu.</p>
<p>Nilüfer Belediyesi, halk sağlığını yakından ilgilendiren konularda düzenlediği bilgilendirme toplantılarına devam ediyor. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen “Kemik Erimesi ve Beslenme” başlıklı söyleşiye, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda Uzman Dr. Büşra Yeşil, kemik sağlığını korumanın yollarını anlattı.</p>
<p> </p>
<p>Konuşmasında hastalığın gelişimindeki risk faktörlerine değinen Dr. Yeşil, toplumdaki yaygın kanının aksine düşük vücut kitle indeksinin kemik sağlığı için bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Dr. Yeşil, “Zayıf kişilerde kemiklere binen yük azaldığı için kemik üretimi, kilolu kişilere oranla daha az gerçekleşir” dedi.</p>
<p>Erken menopoz, ailede kalça kırığı öyküsü, uzun süreli kortizon kullanımı ve tütün-alkol tüketiminin riskleri artırdığını vurgulayan Yeşil, hastalığın en ağır sonuçlarının kalça kırığı ve omurga çökmesi olduğunu ifade etti. Yapılan araştırmalara göre kalça kırığı yaşayan bireylerin iki yıl içinde yüzde 12 ile 20 arasında ölüm riski taşıdığını belirten Yeşil, bu durumun yaşam konforunu tamamen yok ederek, kişiyi başkasına bağımlı hale getirdiğini ekledi.<br /> </p>
<p>EGZERSİZİN ÖNEMİ<br />Hastalığı karşı hem korunma hem de tedavi sürecinde egzersizin hayati önem taşıdığının altını çizen Dr. Yeşil, şu tavsiyelerde bulundu:</p>
<p>“Sadece kardiyo gibi yük vermeyen egzersizler yeterli değil. Mutlaka ağırlık ve direnç egzersizleri yapılmalı. Kasların kemiklere bir çekme gücü uygulaması, vücuda ‘daha fazla kemik üretmeliyim’ mesajı gönderir. Özellikle 50-60 yaş üzerindeki bireylerde düşmeleri engellemek için denge ve koordinasyon eğitimi şart.”</p>
<p>BESLENME ÖNERİLERİ<br />Beslenme düzeninde kalsiyum, protein ve D vitamini üçlüsüne de işaret eden Dr. Yeşil, günlük kalsiyum ihtiyacının ortalama bin 200 miligram olduğunu hatırlattı. Yağsız süt ve yoğurt tüketiminin önemini vurgulayan Yeşil, “Örneğin 100 gram çedar peyniri tükettiğinizde yaklaşık 720 miligram kalsiyum alırsınız. Bu da günlük ihtiyacınızın yarısından fazlasını tek başına karşılar” dedi.</p>
<p>CAM ARKASINDAN GÜNEŞLENMEYİN</p>
<p>D vitamininin besinlerle alınamayacağını, sadece cilde doğrudan temas eden güneş ışığıyla sentezlenebileceğini hatırlatan Yeşil, Türkiye’deki güneş açısı nedeniyle saat 12.00-13.00 arasının en verimli zaman dilimi olduğunu ifade etti. Yeşil, cam arkasından güneşlenmenin D vitamini üretimi için yeterli olmadığını belirtti.</p>
<p>VÜCUDUMUZA YATIRIM YAPMALIYIZ<br />Osteoporozun sessiz ilerleyen ancak önlenilebilir bir hastalık olduğunu sözlerine ekleyen Yeşil, “Geleceğimiz için vücudumuza yatırım yapmalıyız. Bunu beslenme, egzersiz ve düzenli takiple sağlayabiliriz” diye konuştu.</p>
<p>Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Dr. Yeşil’i, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-risk-osteoporoz-614683">Sessiz ilerleyen risk osteoporoz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekran Kaydırırken Yaşlanıyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ekran-kaydirirken-yaslaniyoruz-613632</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 07:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Dirsek]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaydırırken]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[omuz]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanıyoruz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek, yalnızca beslenme ve genel sağlık kontrolleriyle sınırlı değil; bedenimizi taşıyan kas, kemik ve eklemler de bu sürecin ayrılmaz bir parçası.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekran-kaydirirken-yaslaniyoruz-613632">Ekran Kaydırırken Yaşlanıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek, yalnızca beslenme ve genel sağlık kontrolleriyle sınırlı değil; bedenimizi taşıyan kas, kemik ve eklemler de bu sürecin ayrılmaz bir parçası. Günümüzde masa başında geçirilen uzun saatler, farkında olmadan vücut duruşumuzu bozuyor. Özellikle kürek kemiklerinin öne açılandırılması, dirsek ve el bileklerinin sürekli bükülü halde tutulması, omuz ve kol kaslarının kısalmasına, sertleşmesine ve kolayca yırtılmasına neden oluyor. Kötü postür ise kola giden damar ve sinirleri sıkıştırarak iyileşme kabiliyetini azaltıyor. <strong>Acıbadem Life Ortopedi ve Travmatoloji, Omuz, Dirsek, El Cerrahisi, Bölümünden Prof. Dr. Arel Gereli, sağlıklı bir ömürde bedenimizin de bizi taşıyabilmesi için olmazsa olmaz önerileri sıralıyor.</strong></p>
<p><strong>“El, Kol ve Omuzlarınızın Ömrünü Uzatabilirsiniz”</strong></p>
<p>Uzun ömürlü olma hali olarak tanımlanan “Longevity planı” son dönemde giderek daha fazla gündeme geliyor. Ancak bu yaklaşım sadece uzun yaşamayı değil, aynı zamanda biyolojik yaşı gençleştirerek enerjik, sağlıklı ve hastalıklardan uzak bir hayat sürmeyi hedefliyor. <strong>Acıbadem Life Ortopedi ve Travmatoloji, Omuz, Dirsek, El Cerrahisi Bölümünden Prof. Dr. Arel Gereli</strong>, “Longevity planı, hastalıkları tedavi etmeye odaklanan geleneksel tıbbın aksine, sağlığı korumayı ve optimize etmeyi amaçlıyor. Her bireyin olduğu kadar her organın da kendine özel bir yaklaşıma ihtiyacı var” diyor.</p>
<p>Longevity yaklaşımı çerçevesinde her organın ayrı ayrı ele alındığını ve el, kol, omuzlarımızın özel öneme sahip olduğunu vurgulayan <strong>Prof. Dr. Gereli,</strong> “Çünkü kürek kemiğinden parmak ucuna kadar kolumuz tek bir ünite halinde çalışıyor. Kol ünitesini oluşturan kemikler, eklemler, kıkırdaklar, kaslar, tendonlar, damar ve sinir yapıları aslında ayrı karakterde dokular ama mükemmel bir organizasyon içinde işlev görüyor. Bu nedenle biyolojik yaş sürecini yavaşlatarak bu üniteyi uzun yıllar sağlıklı tutmak mümkün” diye konuşuyor. <strong>Acıbadem Life Ortopedi ve Travmatoloji, Omuz, Dirsek, El Cerrahisi Bölümünden Prof. Dr. Arel Gereli</strong> 4 basit adımda omuz sağlığını nasıl koruyacağımızı anlatıyor. </p>
<ul>
<li><strong>Ekran kaydırırken, tuşa basarken yaşlanıyoruz</strong></li>
</ul>
<p>El, kol ve omuz sağlığını tehdit eden en önemli faktörlerden biri tekrarlayan hareketler. <strong>Prof. Dr. Arel Gereli,</strong> “Ekran kaydırmak, sürekli tuşa basmak, bez sıkmak ya da arabanın arka koltuğundan çanta almak gibi gün içinde defalarca yaptığımız basit hareketler bile küçük yırtılmalara ve kronik inflamasyona yol açabiliyor” diyor.</p>
<p>Kısa vadede ağrı, yorgunluk ve güçsüzlük hissi oluşturan bu tablo, uyku kalitesini bozarak genel sağlığı da olumsuz etkiliyor. Uzun vadede ise dokularda sertleşme, kireçlenme, kas yırtıkları ve sıkışma sendromları ortaya çıkabiliyor. <strong>Prof. Dr. Gereli,</strong> “Özellikle gereksiz ve uzun süreli cep telefonu kullanımı veya bez sıkma gibi tekrarlayıcı aktivitelerden kaçınmak, el, kol ve omuzlarımızın ömrünü uzatmak için kritik önem taşıyor” diye uyarıyor.</p>
<ul>
<li><strong>Oturma şeklinize dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Kas-iskelet sağlığında duruşun kritik önemde olduğunu vurgulayan <strong>Prof. Dr. Arel Gereli</strong>, “Şekil fonksiyonu belirler; şekil bozulursa fonksiyon da bozulur” diyor.</p>
<p>Omuz başlarının kulak hizasında, göğsün gergin, dirseklerin hafif bükülü ve el bileklerinin düz olması ideal postürü oluşturuyor. Ancak özellikle bilgisayar başında uzun süre çalışanlarda kürek kemiklerinin öne açılandırılması ve el bileklerinin sürekli bükülü kalması, omuz ve kol kaslarının kısalmasına, sertleşmesine ve kolayca yırtılmasına yol açabiliyor. Kötü postür aynı zamanda kola giden damar ve sinirleri sıkıştırarak iyileşme kabiliyetini de azaltıyor.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Gereli</strong>, “Çalışma ortamımızı dik durmamıza ve omuzlarımızı geride tutmamıza imkân verecek şekilde düzenlemeli, cep telefonu veya tablet karşısında uzun saatler aynı pozisyonda kalmaktan kaçınmalıyız” diye uyarıyor.</p>
<ul>
<li><strong>Spor yapın ama doğru şekilde</strong></li>
</ul>
<p>Düzenli egzersiz, Longevity planının temel taşlarından biri. Dokuların performansını artırıyor, kas kütlesini koruyor ve yaşlanma sürecini yavaşlatıyor. Ancak her bireyin genetik yapısı ve yaşam tarzı farklı olduğundan, egzersiz programlarının kişiye ve yaşa uygun şekilde planlanması gerekiyor.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Arel Gereli</strong>, “El, kol ve omuzlarımızın kullanım ömrünü uzatmak kişiselleştirilmiş egzersiz programları ile mümkün. Ancak ısınmadan yapılan mücadeleci, patlama tarzı sporlar veya aşırı yüklenme, bu bölgelerde ciddi sakatlıklara yol açabiliyor” diyor.</p>
<p>Bu tip sakatlanmaları önlemek için güçlenme ve esneklik arasındaki denge büyük önem taşıyor. Esnemeyen ve hareket kabiliyeti azalmış bir dokunun sadece güçlendirilmesinin yırtılmalara zemin hazırladığını vurgulayan <strong>Prof. Dr. Gereli</strong>, “Egzersiz programlarında kas kütlesi, yaş ve yaşam tarzına uygun güçlendirme ve direnç çalışmalarının yanında mutlaka esneklik, mobilite ve postür egzersizlerine de yer verilmelidir” diye belirtiyor.</p>
<ul>
<li><strong>Kişisel risklerinizi öğrenin</strong></li>
</ul>
<p>Genetik özellikler ve çevresel faktörler, el, kol ve omuz sağlığında önemli rol oynuyor. Bazı doğuştan gelen farklılıklar, bu bölgelerde hastalıkların daha erken ortaya çıkmasına neden olabiliyor.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Arel Gereli</strong>, “Kürek kemiklerindeki aşırı çıkıntılar omuz kası yırtıklarına, normalden kalın bağ yapıları ise sakatlanmalara zemin hazırlayabiliyor. Dirsek çevresindeki fazladan kas yapıları sinir sıkışmasına yol açarken, el eklemlerindeki aşırı esneklik veya kemikler arası darlıklar, başparmak kök ekleminde erken kireçlenmeye neden olabiliyor” diyor.</p>
<p>Elde kavrama gücünün toplam kas kütlesi hakkında ipucu verdiğini belirten <strong>Prof. Dr. Gereli</strong>, detaylı muayene ve uygun görüntüleme yöntemleriyle kişisel risk analizinin yapılmasının önemine dikkat çekiyor. “Ortalama yaşam süresinin uzadığı günümüzde, enerjik ve üretken kalabilmek için şimdiden tedbir almak şart. Sağlıklı yaş alma sürecinde bağımsız kalabilmek için el, kol ve omuzlarımızın gücü hayati önem taşıyor” diye ekliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekran-kaydirirken-yaslaniyoruz-613632">Ekran Kaydırırken Yaşlanıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Omurga kırıkları kış aylarında artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/omurga-kiriklari-kis-aylarinda-artiyor-599389</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 07:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kırık]]></category>
		<category><![CDATA[Omurga Kırıkları]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599389</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde hareketsiz (sedanter) yaşam tarzına, yaşla birlikte kasların ve kemik kaybının hızlanmasının da eklenmesi özellikle 60 yaş üzerindeki kişilerde ciddi bir sağlık tehdidini beraberinde getiriyor: Kemik erimesine bağlı omurga kırıkları!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omurga-kiriklari-kis-aylarinda-artiyor-599389">Omurga kırıkları kış aylarında artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde hareketsiz (sedanter) yaşam tarzına, yaşla birlikte kasların ve kemik kaybının hızlanmasının da eklenmesi özellikle 60 yaş üzerindeki kişilerde ciddi bir sağlık tehdidini beraberinde getiriyor: Kemik erimesine bağlı omurga kırıkları! <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ali Erhan Kayalar</strong> “Kemik erimesi olan kişilerde; bazen önemsenmeyen sandalyeden kaymalar ya da düz zeminde tökezlemeyle oluşan düşmeler 60 yaş üzeri bireylerde omurga kırıklarının en önemli nedenlerinden birini oluşturuyor. Menopozdan sonra kemik erimesinin hızlanmasıyla özellikle kadınlarda çok yaygın görülen bu sorun, küçük travmaları bile büyük bir tehdide dönüştürebiliyor” diyor. Özellikle yağışlı havalarda ve kış mevsiminde omurga kırıkları ile çok daha fazla karşılaştıklarını belirten Doç. Dr. Kayalar, kemik erimesine bağlı omurga kırıkları ve tedavisine yönelik açıklamalar yaptı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Ani başlayan bel ağrınızın şiddeti istirahate rağmen hafiflemiyor, “düşme bile sayılmaz” dediğiniz bir tökezlemede omurga kırığı teşhisi alıyorsunuz! İşte bu ve benzeri durumlarla karşılaşanların sayısı son yıllarda hızla artıyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ali Erhan Kayalar</strong> “Özellikle menopoz sonrası hızla artan kemik ve kas kaybına, hareketsizlik ve ilerleyen yaş da eklendiğinde omurga kırıkları en fazla kadınlarda görülüyor. Dünya genelinde 60 yaşın üzerinde hem kadınlarda hem de erkeklerde önemli bir sorun olan omurga kırıkları yaşam kalitesini çok ciddi oranda azaltırken, tedavide geç kalındığında başkasına bağımlı bir yaşama da neden olabiliyor” diyor. Sağlıklı bir omurga için kemik kalitesi kadar omurganın etrafındaki kasların da güçlü olması gerektiğini, bunun da temel şartının düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kayalar sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle hareketsiz bir yaşam tarzının hakim olduğu son yıllarda, diz ve kalça ağrısının da çok sık görülmesi nedeniyle hareketsiz kalan birçok yaşlıda, bel kasları çok zayıflıyor. Böyle olunca omurga adeta savunmasız kalıyor ve en küçük darbede kırık oluşabiliyor. Özellikle kış aylarında ıslak ve kaygan zeminin de etkisiyle omurga kırıklarının görülme sıklığında artış yaşandığını belirten Doç. Dr. Kayalar “Kış aylarında, karlı havalarda kayarak popo üstü düşmelere ve sakrum (kuyruk sokumu kırığı) kırığına çok sık rastlıyoruz. Kaygan ve buzlu zeminde yürürken çok daha fazla dikkat edilmesi gerekir. İlaçla ve istirahatle geçmeyen kuyruk sokumu kırıklarında minimal invaziv kuyruk sokumunu çıkardığımız cerrahi müdahalelerle hastalar rahatça oturabiliyor ve yıllarca oturma simitlerine mahkum kalmıyor” diyor.</p>
<p><strong>Mutlaka doktora başvurun</strong></p>
<p>“Basit bir tökezleme, geçer” demeyip, istirahata rağmen geçmeyen ağrıların devam ettiği durumlarda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Kayalar, ilaç tedavisinden fayda sağlanamadığında girişimsel ağrı işlemleri, durum daha da ciddi ise cerrahi işlemle tedaviyi gerçekleştirdiklerini söylüyor. Son yıllarda teknoloji ve tıptaki baş döndürücü gelişmeler sayesinde tedavide çok büyük ilerlemeler kaydedildiğini belirten Doç. Dr. Kayalar, eskiden bu hastalara açık cerrahi yapılırken artık kapalı ameliyatla tedavinin çok konforlu, çok daha başarılı ve çok hızlı olabildiğini vurguluyor. </p>
<p><strong>Kapalı yöntemle çimento dolgusu</strong></p>
<p>Omurga kırıklarının en çok bel ve sırt bileşkesinde görüldüğüne dikkat çeken Doç. Dr. Ali Erhan Kayalar tedavide yeni dönemi şöyle anlatıyor: “Bugün omurga kırıklarında artık çoğu hastada açık ameliyata gerek kalmıyor. Kırık kemik içerisine özel bir çimento benzeri dolgu maddesi veriyoruz. Bu işleme vertebroplasti diyoruz. Eğer kırıkla beraber kemiğin çöktüğü durumlar varsa önce kemiği yükseltip düzeltmeye yarayan kifoplasti tekniğini kullanıyoruz. Üstelik hastamızı tamamen uyutmuyoruz. Genel anestezi yerine sadece sedasyon dediğimiz kontrollü uyutma sağlıyoruz. Yaklaşık bir saatlik işlemle hastamız iki saat sonra kendi başına yürüyebiliyor. Aynı günün akşamı, en geç ertesi sabah taburcu oluyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omurga-kiriklari-kis-aylarinda-artiyor-599389">Omurga kırıkları kış aylarında artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osteoporozdan Koruyan 6 Altın Yöntem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/osteoporozdan-koruyan-6-altin-yontem-585250</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 09:46:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kırık]]></category>
		<category><![CDATA[koruyan]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporozdan]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585250</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlarda menopoz sonrası daha sık görülen, erkeklerde ise ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan osteoporoz, kemik yoğunluğunun azalması ve yapısının bozulmasıyla kemiklerin daha kırılgan hale gelmesine neden oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osteoporozdan-koruyan-6-altin-yontem-585250">Osteoporozdan Koruyan 6 Altın Yöntem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlarda menopoz sonrası daha sık görülen, erkeklerde ise ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan osteoporoz, kemik yoğunluğunun azalması ve yapısının bozulmasıyla kemiklerin daha kırılgan hale gelmesine neden oluyor. Sistemik bir iskelet hastalığı olan osteoporoz, genellikle hiçbir belirti vermeden ilerliyor. “Sessiz hastalık” olarak da tanımlanan osteoporoz, genellikle ilk kırıkla birlikte fark ediliyor. Ancak hayat tarzında yapılacak basit değişikliklerle osteoporoz riski en aza indirilebiliyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. Ebru Yılmaz, “20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü” nedeniyle, bu hastalıktan korunmak için dikkat edilmesi gerekenler ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kemiklerinizi genç yaştan itibaren korumaya başlayın<br /> </strong>Kemiklerinizin sağlığı yaşam kalitenizi doğrudan etkiler. Osteoporozdan korunmak, sadece ileri yaşlarda değil, her yaşta alınacak doğru önlemlerle mümkündür. Osteoporoz riskini artıran başlıca etkenler arasında ileri yaş, kadın olmak ve menopoz, düşük vücut kitle endeksi, kalsiyum ve D vitamini eksikliği, hareketsiz yaşam tarzı, sigara ve alkol kullanımı sayılabilir.   Değiştirilebilir alışkanlıkların değiştirilmesi, değiştirilemeyecek olan risk faktörleri için önlem alınması osteoporozdan korunmak için önemlidir. </p>
<p><strong>Kırık olmadan osteoporozun fark edilmesi önemli</strong></p>
<p>Kemik mineral yoğunluğu ölçümü (DEXA), osteoporozun erken tanısı için en güvenilir yöntemdir. Genel olarak, 65 yaş ve üzeri tüm kadınlara ve 70 yaş ve üzeri erkeklere kemik taraması önerilmektedir. Ancak bazı bireyler için bu tarama daha erken yaşlarda da gerekebilir. Özellikle menopoz sonrası dönemdeki kadınlar, düşük vücut kitle indeksine sahip olanlar, kırık öyküsü bulunanlar, kortizon gibi kemik sağlığını etkileyen ilaçları uzun süre kullananlar ve aile öyküsünde osteoporoz bulunan bireyler, 50 yaşından itibaren tarama yaptırmalıdır. Erken tanı, osteoporozun yol açabileceği kırıkların önlenmesinde ve kemik sağlığının korunmasında kritik bir rol oynar. Kemik yoğunluğu ölçümü ile yapılacak erken taramalar, kırık oluşmadan önce hastalığın tespit edilmesine olanak tanır. Bu da yaşam kalitesini önemli ölçüde artırır.</p>
<p><strong>Kemik sağlığı için alınabilecek önlemler</strong></p>
<ol>
<li>Kalsiyum ve D vitamini açısından zengin beslenme</li>
<li>Güneş ışığından yeterince faydalanmak</li>
<li>Düzenli egzersiz yapmak (yürüyüş, dans, direnç egzersizleri)</li>
<li>Sigara ve alkolden uzak durmak</li>
<li>Düşme riskine karşı ev ortamını güvenli hale getirmek</li>
<li>Düzenli doktor kontrolleri ve kemik yoğunluğu ölçümü </li>
</ol>
<p><strong>Osteoporoz tedavi edilebilir</strong><br />Osteoporozda tanı sonrası uygulanacak tedaviler, kemik kaybını yavaşlatmayı ve kırık riskini azaltmayı hedefler. Tedavi süreci; ilaç kullanımı, beslenme desteği, egzersiz programları ve yaşam tarzı değişikliklerini kapsar. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/osteoporozdan-koruyan-6-altin-yontem-585250">Osteoporozdan Koruyan 6 Altın Yöntem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duzenli-egzersiz-kas-ve-kemik-bankasi-islevi-goruyor-580802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 11:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bankası]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Düşme]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fizyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[görüyor]]></category>
		<category><![CDATA[işlevi]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580802</guid>

					<description><![CDATA[<p>İleri yaştaki bireylerde önemli yaralanmalara yol açabilecek düşmelerin ciddiye alınması gerekiyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bilimsel araştırmalar, bir yaşlının bir yıl içinde birden fazla düşmesi halinde tekrar düşme riskinin yüzde 50’nin üzerine çıktığını gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-egzersiz-kas-ve-kemik-bankasi-islevi-goruyor-580802">Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İleri yaştaki bireylerde önemli yaralanmalara yol açabilecek düşmelerin ciddiye alınması gerekiyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bilimsel araştırmalar, bir yaşlının bir yıl içinde birden fazla düşmesi halinde tekrar düşme riskinin yüzde 50’nin üzerine çıktığını gösteriyor. Her düşme, yalnızca o anki bir yaralanma değil, gelecekteki yeni düşmelerin de habercisi olabiliyor” dedi.  Düşmeleri önlemenin tek bir yaşa bağlı değil, yaşam boyu süren bir hazırlık süreci gibi değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Denizoğlu Külli, “Genç ve orta yaşlarda edinilen düzenli egzersiz alışkanlıkları, ilerleyen yıllarda adeta bir ‘kas ve kemik bankası’ gibi çalışarak kişiyi korur. Yürüyüş, direnç egzersizleri ve denge çalışmaları hem diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskini azaltır hem de ileride düşmeye karşı güçlü bir zemin hazırlar” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada ileri yaşta görülen düşmelere ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düşmeler pek çok etkenden kaynaklanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Düşmelerin tek bir sebepten değil, bir araya gelen biyolojik, çevresel ve davranışsal etkenlerden kaynaklandığını belirten Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Örneğin kas gücü ve denge azalması, görme–işitme sorunları, çoklu ilaç kullanımı (özellikle tansiyon ve uyku ilaçları), yürüme paternindeki değişiklikler, nörolojik–bilişsel etkilenmeler ve kırılganlık tablosu riski artırır. Evde gevşek halılar, yetersiz aydınlatma, tutunma barlarının olmaması gibi düzenlenebilir faktörler de tabloya eklenince düşme olasılığı yükselir” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tekrar düşme riski yüzde 50 artıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yaşlı bireylerde düşmelerin, önemli yaralanmalara ve hatta ölüm riskini arttıracak tablolara yol açabilecek bir sorun olduğunu ve ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bilimsel araştırmalar, bir yaşlının bir yıl içinde birden fazla düşmesi halinde tekrar düşme riskinin yüzde 50’nin üzerine çıktığını gösteriyor. Yani her düşme, yalnızca o anki bir yaralanma değil, gelecekteki yeni düşmelerin de habercisi olabiliyor. Bu yüzden ‘düştü geçti’ demek yerine, mutlaka profesyonel değerlendirme ve önleyici programlar planlamak gerekiyor” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Egzersizle risk azaltılabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, fizyoterapistlerin kişiye özel kuvvet–denge–koordinasyon odaklı egzersiz programlarıyla riski azaltılabileceğini belirterek buna eşlik eden ev içi güvenlik düzenlemeleri ve uygun ayakkabı seçiminin de etkiyi artıracağını ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İleri yaşta da kuvvetlenmek mümkün!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Düşmenin kemiklerin zayıflaması sonucu mu ortaya çıktığı, yoksa kişi düştüğü için mi kırıkların oluştuğuna” ilişkin sorunun yanıtının merak edildiğini belirten Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bu soru, ikisi de şeklinde yanıtlanabilir. Düşme, kırığı başlatan dış olaydır; kemik kalitesi (osteoporoz/osteopeni) ise aynı düşmenin kırığa dönüşme olasılığını belirgin şekilde artırır. Yani düşük şiddetli bir düşme, sağlam kemikte çoğu kez küçük sıyrıkla atlatılırken; kırılgan kemikte kalça–el bileği–omurga kırıkları görülebilir. Bu nedenle koruma stratejileri çift yönlü olmalıdır: Düşmeyi önlemek için fizyoterapist eşliğinde zorluk seviyesi kademeli artırılan kas–denge–yürüme eğitimleri, ev güvenliği, uygun ayakkabı, yardımcı cihazlar, görme–işitme kontrolleri yapılırken, diğer yandan kemiği güçlendirmek için düzenli yüklenmeli–dirençli egzersiz, yeterli beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerine gidilmelidir. Sizi temin edebilirim ki ‘Bu yaştan sonra olmaz kuvvetlenemem’ diye düşünen her yaşlı, doğru egzersiz programıyla güçlenmiş ve daha iyi fonksiyonel seviyeye ulaşmıştır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Düşmeleri önlemenin tek bir yaşa bağlı değil, yaşam boyu süren bir hazırlık süreci gibi değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Genç ve orta yaşlarda edinilen düzenli egzersiz alışkanlıkları, ilerleyen yıllarda adeta bir ‘kas ve kemik bankası’ gibi çalışarak kişiyi korur. Yürüyüş, direnç egzersizleri ve denge çalışmaları hem diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskini azaltır hem de ileride düşmeye karşı güçlü bir zemin hazırlar” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Risk faktörleri mutlaka değerlendirilmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle 65 yaştan itibaren bir fizyoterapist tarafından risk faktörlerinin değerlendirilmesinin önemli olduğunu ifade eden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, alınacak önlemleri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>-Dünya Sağlık Örgütü’nün “genç yaşlı” olarak tanımladığı 65 yaş ve üzerinde, düşmeler daha hassas hale gelir. Bu dönemde mutlaka bir fizyoterapist tarafından kas gücü, denge, yürüme, esneklik, bilişsel işlevler ve evdeki risk faktörleri değerlendirilmelidir. Çünkü basit görünen bir halı kayması ya da loş bir ışık, ciddi bir düşmeye yol açabilir. Bu yaş grubunda oturup kalkma, çömelme, farklı hız ve zeminde yürüme, yerden kalkma gibi günlük yaşamı taklit eden egzersizler çok değerlidir. Gerekirse tai chi veya temel yöresel danslarımız gibi dengeye odaklı aktiviteler yaşam içine dahil edilebilir. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>-Ayrıca görme ve işitme kontrolleri, kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi, doğru ayakkabı seçimi ve evde banyo veya merdivenlerde tutunma barlarının yerleştirilmesi gibi küçük dokunuşlar büyük fark yaratır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>-Özellikle kırılganlık riski taşıyan yaşlı bireylerde egzersizden kaçınmak yerine, güvenli şekilde kademeli artırılan direnç ve aerobik programlarla kas kaybını durdurmak ve dayanıklılığı artırmak mümkündür. Bilimsel veriler gösteriyor ki yaşlı yetişkinler de kuvvetlenmeye gençler kadar olumlu yanıt verebilir. Kısacası düşmeleri önlemek için önlemler, erken yaşlardan başlar ama 65 yaş sonrasında fizyoterapist ile kapsamlı ve çok boyutlu bir planlama şarttır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-egzersiz-kas-ve-kemik-bankasi-islevi-goruyor-580802">Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Belirtiler Kemik Tümörlerinin Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-belirtiler-kemik-tumorlerinin-habercisi-olabilir-574775</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 08:12:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Şişlik]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tümör]]></category>
		<category><![CDATA[Tümörler]]></category>
		<category><![CDATA[tümörlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574775</guid>

					<description><![CDATA[<p>İyi ve kötü huylu olarak ikiye ayrılan yumuşak kemik doku tümörleri her ne kadar az görülse de hayatın her döneminde ortaya çıkabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-belirtiler-kemik-tumorlerinin-habercisi-olabilir-574775">Bu Belirtiler Kemik Tümörlerinin Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İyi ve kötü huylu olarak ikiye ayrılan yumuşak kemik doku tümörleri her ne kadar az görülse de hayatın her döneminde ortaya çıkabiliyor. Genellikle çocukluk çağı ya da 40’lı yaşlarda ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı gibi şikayetlerle kendisini belli eden iyi huylu tümörler bazen hiç tedaviye gerek kalmadan bazen de ameliyat ile tedavi edilebiliyor. Kötü huylu kemik tümörleri ise hızlı büyüyerek çevre dokularda hasara, kemiklerde kırıklara ve hatta uzak organlara sıçrayarak bireyde hayati riske neden olabiliyor. Bu nedenle kötü huylu kemik tümörlerinde erken teşhis ve tedavi büyük önem taşıyor. Kötü huylu kemik tümörlerinin tedavi planı tümörün türü ve evresine göre hastaya özel planlanıyor ve bu sayede başarılı sonuçlar alınabiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Şefik Murat Arıkan, kemik yumuşak doku tümörlerinin belirtileri ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığını hafife almayın</strong></p>
<p>Daha sık görülen iyi huylu tümörler (lipomlar) kitlenin büyümesi, kozmetik olarak hastayı rahatsız etmesi ve ağrıya yol açması durumlarında cerrahi olarak çıkarılmaktadır. Kötü huylu tümörler (liposarkomlar) ise hayati önem taşımaktadır. Kötü huylu yumuşak doku tümörleri (sarkomlar) daha hızlı büyüme göstererek akciğer, kemik ve beyin gibi uzak dokulara metastaz yapabilir ve hastanın hayatını kaybetmesine yol açabilmektedir. Burada en önemli nokta hastanın belirtileri ciddiye alıp, hızlı bir şekilde uzmana başvurmasıdır. Biyopsi ile tanısı konularak acilen kitlenin geniş bir cerrahi ile çıkarılması çok önemlidir. Bu grup tümörlerde, cerrahi sonrası nüksü önlemek için ışın tedavisi veya kemoterapi uygulanabilir.  </p>
<p><strong>Kemik yumuşak doku tümörlerinin 5 önemli belirtisi!</strong></p>
<p>İyi huylu kemik tümörleri, yavaş ilerleyen, eklem veya kemikte ağrı, hareket kısıtlılığı ve aksama ile ortaya çıkabilmektedir. Bunların bir kısmı takibe alınabilirken, kırık riski ve hızlı büyüme potansiyeli olanlar ise ameliyatla temizlenebilmektedir. Kötü huylu kemik kanserlerinde ise hasta, şiddetli ve gittikçe artan şekilde kemik ağrısı, tümöre bağlı kırıklar ve o bölgede şişlikle doktora başvurur. Aşağıdaki belirtiler var ise mutlaka bu konuda uzmanlaşmış bir hekime ve merkeze başvurulması çok önemlidir. </p>
<ol>
<li>Vücudun herhangi bir bölgesinde sonradan meydana çıkan şişlikler</li>
<li>Eklemlerde hareket kısıtlılığı olması</li>
<li>Geçmeyen inatçı kemik ağrıları</li>
<li>Sonradan ortaya çıkan aksamalar, çocuklarda sebepsiz topallama</li>
<li>Gece uykudan uyandıran ağrılar </li>
</ol>
<p><strong>Zamanında müdahale ile tedavi mümkün</strong></p>
<p>Radyolojik olarak grafi, MR, tomografi ve PET gibi tetkikler yapıldıktan sonra acilen geniş bir cerrahi gerektirir. Ameliyat sürecinde protezler, plak-vida ve çiviler ile çıkarılan kemiğin sağlamlaştırılması hedeflenir. Bu hastalık grubu orta ve ileri yaşlarda daha sık görülmekle beraber çocukluk çağında da oldukça sık görülmektedir. Osteosarkom ve Ewing sarkom gibi bazı tümörler çocukluk/ergenlik döneminde sık olarak görülmekte ve acil olarak medikal ve cerrahi tedaviler gerektirmektedir. </p>
<p>Genellikle iyi huylu tümörler meydana geliyor. Bir tane kötü huylu yumuşak doku tümörüne karşılık, 40-50 tane iyi huylu tümör görülebiliyor. Kemik tümörleri, özellikle çocukluk ve ergenlik çağında çok sık görülebilmektedir. Tek taraflı eklemde, kolda, bacakta şişlik, yürümekte zorluk, sebepsiz topallama var ise mutlaka doktora başvurulmalıdır. Zamanında müdahale ile neredeyse tamamına yakınının tedavisi mümkündür.</p>
<p><strong>Erken tanı hayat kurtarıyor, amputasyonu önlüyor</strong></p>
<p>Kemik ve yumuşak doku tümörlerinin tedavisi bu konuda özel olarak uzmanlaşmış ve hastane olarak imkanları fazla olan bir merkezde yapılmalıdır, çünkü tanıda gecikme çok ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Tümör tanısında gecikme durumunda bazı vakalarda hastada yaygın metastazlar ortaya çıkabilmektedir. Diğer branşlarda olduğu gibi kas iskelet sistemi tümörlerinde de erken tanı hayat kurtarmaktadır. </p>
<p>Kemik tümörlerinde, tümörlü kemik çıkartıldıktan sonra yerine, protez ya da biyolojik rekonstrüksiyon denilen hastanın kendi ana kemiğinin kullanılması yöntemi uygulanmaktadır. 20-30 yıl önce bu hastalarda yüzde 40 olan bacak ve kol amputasyonu oranı günümüzde yüzde 3-4’lere düşmüş durumdadır. Yani hastalar bu uzuvlarının tamamını ya da bir kısmını kaybetmek zorunda kalmamaktadır. Ayrıca uygulanan ileri teknolojiler sayesinde hastalarda ameliyat sonrası kısa bir süre içerisinde iyileşme görülmektedir. Bu nedenle erken tanı çok önemlidir. </p>
<p><strong>Sıklıkla 40 yaşından sonra görülüyor! </strong></p>
<p>Bu hastalığın görülmesinde genetik etkenler ön plandadır. Genetik bozukluk ve genlerde mutasyon gibi durumlar olduğu için hastalığın önleme şansı yoktur ancak erken tanı ile tedavi mümkün olabilmektedir. Risk faktörlerine bakıldığında; kardeşlerde tümör varsa bazı ailelerde yaygın kanserler görülebilmektedir. Bu tip durumlarda mutlaka diğer aile bireylerine tarama yapılmalıdır. Yumuşak doku tümörleri her yaş grubunda görülebilir ama sıklıkla 40 yaşından sonra ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca ileri yaşlarda metastazlar çok sık olmaktadır. </p>
<p>Multidisipliner yaklaşım bu hastalıklarda mutlaka gerekli olup, tedavinin başarılı olmasında en önemli unsurdur. Radyoloji, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, girişimsel radyoloji, nükleer tıp, fizik tedavi, onkolojik ortopedi gibi branşların bir arada ekip olarak hastayı tanı ve tedavide değerlendirmesi elzemdir. Her türlü kas iskelet sistemi tümörünün başarılı bir şekilde tedavi edilebilmesi için; uzman bir ekip, gelişmiş radyoloji teknolojileri ve kişiye özel tedavi uygulamaları çok önemlidir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-belirtiler-kemik-tumorlerinin-habercisi-olabilir-574775">Bu Belirtiler Kemik Tümörlerinin Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopozda kadın sağlığı ihmale gelmez!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menopozda-kadin-sagligi-ihmale-gelmez-571146</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2025 08:27:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571146</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınların hayatındaki doğal ve güçlü bir eşik olan menopoz, dönüşümün ve içsel gücün yeniden keşfedildiği çok özel bir dönem olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozda-kadin-sagligi-ihmale-gelmez-571146">Menopozda kadın sağlığı ihmale gelmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların hayatındaki doğal ve güçlü bir eşik olan menopoz, dönüşümün ve içsel gücün yeniden keşfedildiği çok özel bir dönem olarak karşımıza çıkıyor. <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol</strong> “Menopoz, yaşamdan kopuş değil, yeniden dengeye geliş sürecidir. Her kadın, kendi ikinci baharınının mimarıdır. İkinci baharda kendinizi yenilemeniz, doğru bilgi, bilinçli tercihler ve düzenli sağlık takibi ile bu dönemi daha sağlıklı, daha özgür ve daha huzurlu geçirebilmeniz mümkündür. Kendinize kulak verin, bedeninizin sesine duyarlı olun ve bu yeni dönemi bir fırsat gibi kucaklayın” diyor. Doç. Dr. Gülfem Başol, menopozda kendinizi yenilemenizin, ‘İkinci bahar’ olarak da adlandırılan bu dönemi fiziksel, ruhsal ve zihinsel açıdan sağlıklı geçirebilmenizin basit ama etkili yollarını sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Uyku düzeninize dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Menopoz döneminde östrojenin azalmasıyla birlikte birçok kadında uykuya dalmakta güçlük, gece terlemeleri ve sık uyanmalar görülür. Oysa kaliteli uyku, bağışıklık sisteminden ruh haline kadar birçok şeyi doğrudan etkiler. Akşamları ağır yemeklerden kaçınmak, mavi ışık yayan ekranları sınırlamak, ılık bir duş ya da bitki çayları gibi küçük dokunuşlar uyku kalitesini artırır. Gerekirse bir uzmandan destek almak, uyku sorunlarını kronik hale gelmeden çözmek için önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Sağlıklı ve bilinçli beslenin</strong></li>
</ul>
<p>Menopozla birlikte kemik erimesi riski, kilo artışı ve insülin direnci gibi durumlar ön plana çıkar. Kalsiyum ve D vitamini açısından zengin gıdalar (yoğurt, kefir, sardalya, yeşil yapraklı sebzeler) kemik sağlığı için vazgeçilmezdir. Protein alımına dikkat edilmesi kas kaybını engeller. Lif açısından zengin sebzeler ve tam tahılların tüketilmesi, şeker ve işlenmiş gıdaların azaltılması önemlidir. Doktorun tetkikler sonrası ihtiyacınıza göre vereceği kalsiyum ve D vitamini, magnezyum ve omega-3 yağ asitleri büyük fayda sağlar. Ancak vitamin ve takviye kullanımında bilinçli olmak son derece önemlidir. Çünkü gelişigüzel alınan takviyeler karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını zorlayabilir, bazıları ilaçlarla etkileşime girebilir. En doğru yol, kişiye özel beslenme ve takviye planını bir uzman eşliğinde belirlemektir.</p>
<ul>
<li><strong>Sigaradan uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Sigara kullanımı menopozu hem erken başlatabilir hem de semptomların şiddetini artırabilir. Yapılan bilimsel çalışmalar, sigara içen kadınlarda sıcak basması, kemik kaybı ve kalp hastalığı riskinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca sigara, östrojenin vücutta etkili kullanılmasını engelleyerek hormon dengesini daha da bozabilir. Bu dönemde sigarayı bırakmak sadece menopoz şikayetlerini hafifletmekle kalmaz, genel yaşam kalitesini de ciddi oranda artırır.</p>
<ul>
<li><strong>Bu yanlışlara düşmeyin!</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Gülfem Başol “Menopoz döneminde çok sık karşılaşılan yanlışlardan biri, “nasılsa geçti artık” diyerek kadın sağlığını ihmal etmektir. Oysa bu dönem, meme sağlığından kalp-damar sağlığına kadar düzenli kontrollerin daha da önemli hale geldiği bir evredir. Bir diğer yaygın hata, hormon tedavilerine kulaktan dolma bilgilerle yaklaşmak veya tümden reddetmektir. Oysa uygun hastaya, uygun doz ve formda verilen hormon replasman tedavileri (HRT), sıcak basmaları, uykusuzluk, ruh hali değişiklikleri, vajinal kuruluk gibi şikayetleri azaltmada oldukça etkilidir. Aynı zamanda kemik erimesi ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisi de olabilir. HRT her kadın için uygun olmayabilir; ancak bu tedavi seçeneği, doğru hasta seçiminde oldukça yüz güldürücü sonuçlar verir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Düzenli egzersiz yapın</strong></li>
</ul>
<p>Fiziksel aktivite sadece kilo kontrolü için değil; kemik sağlığı, kas gücü, ruh hali ve hatta sıcak basmaları üzerinde bile olumlu etkiler sağlar. Haftada en az 3-4 gün 30 dakika tempolu yürüyüş, yoga veya hafif ağırlık egzersizleri hem vücuda hem zihne iyi gelir. Egzersiz, endorfin salgısını artırarak ruh halini iyileştirir; böylece menopozun getirdiği dalgalanmalarla baş etmek daha kolay olur.</p>
<ul>
<li><strong>Mutlaka düzenli doktor kontrollerinizi yaptırın</strong></li>
</ul>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gülfem Başol “Menopozla birlikte değişen hormon dengesi, kemik sağlığı, meme ve rahim sağlığı açısından düzenli kontrolleri zorunlu kılar. Kemik yoğunluğu ölçümü, mamografi, smear testi gibi taramalar bu dönemde aksatılmamalıdır. Aynı zamanda kardiyovasküler risklerin artma ihtimali nedeniyle kan basıncı, kolesterol ve kan şekeri düzeylerinin takibi de önemlidir. Sağlıkla geçen bir ikinci bahar için yılda bir yapılan rutin kontrol, hayat kurtarıcı olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Hayatı yeniden keşfedin, kendinize alan açın </strong></li>
</ul>
<p>Menopoz sadece biyolojik bir süreç değil, aynı zamanda kadınlık bilincinin yeniden tanımlandığı bir yolculuktur. Artık çocuk büyütme telaşı azalmış, iş hayatında belli bir noktaya gelinmiştir. Bu zamanı, ertelediğiniz hobiler, seyahatler, kitaplar ve dostluklarla taçlandırın. Meditasyon, nefes çalışmaları ya da sanatsal uğraşlar, zihinsel detoks etkisi yaratır. Çünkü ikinci bahar, sadece bedensel değil; ruhsal bir uyanış dönemidir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menopozda-kadin-sagligi-ihmale-gelmez-571146">Menopozda kadın sağlığı ihmale gelmez!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmplant yapılabilmesi için kemik erimesine karşı yenilikçi çözümler var!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/implant-yapilabilmesi-icin-kemik-erimesine-karsi-yenilikci-cozumler-var-441507</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Feb 2024 08:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çözümler]]></category>
		<category><![CDATA[erimesine]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[implant]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<category><![CDATA[yapılabilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[yenilikçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=441507</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diş çekimlerinin ardından ortaya çıkan çene kemik erimesine karşı çözüm: Çene Kemiği Ogmentasyonu!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/implant-yapilabilmesi-icin-kemik-erimesine-karsi-yenilikci-cozumler-var-441507">İmplant yapılabilmesi için kemik erimesine karşı yenilikçi çözümler var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diş çekimlerinin ardından ortaya çıkan çene kemik erimesine karşı çözüm: Çene Kemiği Ogmentasyonu!</strong></p>
<p><strong>İmplant uygulayabilmek için belirli yükseklikte ve kalınlıkta kemik varlığına ihtiyaç olduğunu kaydeden uzmanlar, bu tarz vakaların sıklıkla hastanın kendi kemiğinden alarak ya da yapay biomateryaller kullanarak giderildiğini söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Cerrahi prosedürün, kemik yetersizliğinin miktarına, yatay ya da dikey yönde oluşuna göre değişebildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi M. Seda Altop, “Ogmentason işleminden 4 ila 6 ay sonrasında çene kemiği, implant yapımına uygun hale geliyor.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Diş Hastanesi Dr. Öğr. Üyesi M. Seda Altop, çene kemiği ogmentasyonu (arttırımı) hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>“Diş çekimlerinden sonra karşılaşılan en büyük problemlerden biri çene kemiklerinde görülen erime.”</strong></p>
<p>Diş çekimlerinden sonra, uzun dönemde karşılaşılan en büyük problemlerden birinin çene kemiklerinde görülen erime olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi M. Seda Altop, “Ancak İmplant uygulayabilmek için belirli yükseklikte ve kalınlıkta kemik varlığına ihtiyaç duyuluyor. Bu tarz vakaları sıklıkla hastanın kendi kemiğinden alarak ya da yapay biomateryaller kullanarak gideriyoruz. Basit vakalarda sentetik kemik greftleri ve bariyerlerini kullanırken daha geniş hacimde kemiğe ihtiyaç duyduğumuzda hastanın kendi çenesinden doku alarak kemik naklini gerçekleştirebiliyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>“İşlemden 4 ila 6 ay sonrasında çene kemiği implant yapımına uygun hale geliyor.”</strong></p>
<p>Cerrahi prosedürün, kemik yetersizliğinin miktarına, yatay ya da dikey yönde oluşuna göre değişebildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi M. Seda Altop, “Ogmentason işleminden 4 ila 6 ay sonrasında çene kemiği implant yapımına uygun hale geliyor.  </p>
<p><strong>“Otojen greftleme işlemlerinde, hastanın kendi kemiği ve kemik vidaları kullanılıyor.”</strong></p>
<p>Otojen greftleme işlemlerinde, hastanın kendi kemiği ve kemik vidaları kullanıldığını anlatan Dr. Öğr. Üyesi M. Seda Altop, “Bekleme süresinin 4-4.5 ay sürmesi, yüksek biyouyum, düşük komplikasyon riski gibi avantajlar mevcutken ikinci bir cerrahi alanın oluşması dezavantaj sağlamaktadır. Yapay biomateryaller ise sentetik ya da hayvan ve insan kaynaklı olarak üretiliyor. Operasyonda kemik tozu, bariyer ve fiksasyon vidaları kullanılır. Yeni kemik oluşum süreci 6-7 ay kadar sürmektedir, biyouyumu daha düşüktür. Ancak cerrahi prosedürü daha kolaydır.  Tercih vakanın durumuna ve hekimin deneyimine  göre şekillenmektedir.” şeklinde konuştu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/implant-yapilabilmesi-icin-kemik-erimesine-karsi-yenilikci-cozumler-var-441507">İmplant yapılabilmesi için kemik erimesine karşı yenilikçi çözümler var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemik kaybını önlemek için 8 etkili kural !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemik-kaybini-onlemek-icin-8-etkili-kural-419090</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Nov 2023 07:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kaybını]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419090</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında ‘kemik erimesi’ olarak bilinen osteoporoz, kemik mineral yoğunluğunda azalmaya ve kırık riskinde artışa sebep olan önemli bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemik-kaybini-onlemek-icin-8-etkili-kural-419090">Kemik kaybını önlemek için 8 etkili kural !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>                   Günde 3 fincandan fazla kahve içmeyin! </strong></p>
<p><strong>                                Her gün 15 dakika güneşe çıkmak şart, çünkü…</strong></p>
<p><strong>                  KEMİK KAYBINI ÖNLEMEK İÇİN 8 ETKİLİ KURAL!</strong></p>
<p> </p>
<p>Halk arasında ‘kemik erimesi’ olarak bilinen osteoporoz, kemik mineral yoğunluğunda azalmaya ve kırık riskinde artışa sebep olan önemli bir hastalık. Kemiklerin yeterince mineral depolayamaması veya kemik yıkımının kemik oluşumundan daha hızlı gelişmesi sonucu genellikle bel, kalça ve el bileğinde kırıklara sebep oluyor. Üstelik hastalık sinsi gelişiyor ve çoğunlukla kemikler kırılıncaya dek hissedilmiyor. Sağlığı, hatta hayatı tehdit eden osteoporoz aslında beslenme ve yaşam alışkanlıklarında yapılan düzenlemelerle önlenebiliyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz,</strong> osteoporoz riskini azaltmak için sağlıklı beslenmeye yaşamın her döneminde özen göstermek gerektiğini belirterek, “Yeterli kalsiyum, D vitamini ve protein alımının sağlanması, düzenli egzersiz yapılması ve sigara ile alkol gibi zararlı alışkanlıklardan vazgeçilmesi kemik kalitesinin korunmasına yardımcı oluyor” diyor. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz,</strong> güçlü kemikler için dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Kalsiyumdan zengin besinler tüketin</strong></p>
<p> ‘Sağlıklı kemikler’ denildiğinde akla gelen ilk şey, kalsiyum  oluyor. Zira kemiklerin sağlıklı kalmalarında kalsiyum büyük önem taşıyor. Bu nedenle süt, yoğurt, peynir ve badem sütü gibi kalsiyum açısından zengin gıdaları sofranızda mutlaka bulundurun. Erkeklerin yetişkinlik döneminde günde 1000 mg, kadınların da menopoz öncesi dönemde 1000 mg kalsiyum almaları öneriliyor. Her iki cinsiyette de yaşlılık döneminde günde 1200-1500 mg kalsiyum alınması yararlı oluyor. 1 su bardağı sütün içinde yaklaşık 300 mg, 1 dilim kaşar peynirinde 210 mg ve 1 porsiyon somon balığında yaklaşık 200 mg kalsiyum bulunuyor. </p>
<p><strong>Proteinli besinler tüketmeniz şart</strong></p>
<p>Kemiğin önemli bir kısmını proteinler oluşturuyor. Dolayısıyla kemik sağlığının korunmasında yeterli miktarda protein alınması gerekiyor. Sağlıklı bireyler için kilo başına bir gram protein alımı öneriliyor. Bu da normal kilodaki (65-75 kilo arası) bir kişinin günlük 65 &#8211; 75 gram protein almasının kemik sağlığı için yeterli olduğunu gösteriyor. 1 adet orta boy bir yumurtada 6 gram, 100 gram tavukta 20 gram ve 100 gram somon balığında 19 gram protein bulunuyor. </p>
<p><strong>Potasyum ve sodyum alımını dengede tutun</strong></p>
<p>Fazla sodyum alımının neden olduğu kalsiyumun idrarla vücuttan atılması, diyetle potasyum alımı artırıldığında azalıyor. Dolayısıyla potasyum osteoporozun önlenmesine katkıda bulunuyor. Bu nedenle osteoporoz riskini azaltmak için sodyum ve potasyum dengesine de önem vermeniz gerekiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, “Günümüzde sodyum alımı potasyumdan çok daha yüksektir, bu durumun getireceği sağlık problemlerini önlemek için; koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, bulgur ve patates gibi potasyum içeriği yüksek besinler tüketilmelidir” diyor. </p>
<p><strong>Kahveyi 3 fincanla sınırlayın  </strong></p>
<p>Kafeinin fazla tüketimi, idrarla birlikte atılan kalsiyum miktarını arttırıyor. Potansiyel olarak zararlı etkilerinin çoğu, süt ve diğer sağlıklı içeceklerin yerine kafeinli içeceklerin kullanılmasından kaynaklanıyor. Diyetiniz yeterli miktarda kalsiyum içerdiği sürece orta derecede kafein tüketimi (günde yaklaşık iki &#8211; üç fincan kahve ) zararlı olmayacaktır. Ancak kemiklerinizin güçlü kalması için kafeinde bu miktarı aşmamanız çok önemli.  </p>
<p><strong>Sigara ve alkolü bırakın</strong></p>
<p>Sigara içerdiği zararlı maddeler nedeniyle vücutta kadmiyum, kurşun ve diğer toksik bileşiklerden oluşan zehirlerin açığa çıkmasına yol açıyor. Bu durum kemiklerin kullandıkları kalsiyum miktarının azalmasına sebep oluyor. Kalsiyum miktarının azalması da kemiklerin zayıflamasıyla sonuçlanıyor. Ayrıca kemiklerin kalsiyumu kullanmasına yardım eden D vitaminin etkisi de sigara nedeniyle azalıyor. Sigaranın yanı sıra günde bir veya ikiden fazla alkollü içecek tüketmek kemik kaybını hızlandırıyor ve vücudumuzun kalsiyumu emme yeteneğini zorlaştırıyor.  </p>
<p><strong>Bir çay kaşığı tuzu aşmayın</strong></p>
<p>Besinlerle alınan tuz oranının yüksek olması kalsiyumun emilimini azaltıp vücuttan atılmasını arttırarak kalsiyum metabolizmasını bozuyor. Her 2 bin 290 mg sodyumla yaklaşık 40 mg kalsiyum kaybı gerçekleşiyor. Günde 40 mg kalsiyum kaybı da 10 yılın sonunda  kemiklerde yüzde 10’luk kayıpla sonuçlanıyor. Günlük 2 bin 300 miligram (1 çay kaşığı) tuz tüketmeniz yeterli gelecektir. Bu miktar da gün içinde hazırlanan yemeklerle zaten karşılanıyor. Dolayısıyla yemeklere tuz serpmeyin, işlenmiş gıdalardan da kaçının.  </p>
<p><strong>Günde 15 dakika güneş ışığı çok önemli</strong></p>
<p>D vitamini kalsiyum ve fosforun bağırsaklardan emilimini sağlayıp kemiklerin güçlenmesinde önemli katkıda bulunuyor. Kemik kitlesinin korunması için günde 400-800 IU D vitamini almamız gerekiyor. Günde ortalama 15 dakika güneş ışığına maruz kaldığımızda günlük D vitamini ihtiyacımız cildimiz tarafından sentezleniyor. Eğer güneşe maruziyetiniz sınırlıysa D vitamini takviyeleri kullanmayı ihmal etmeyin. </p>
<p><strong> Düzenli egzersiz yapın</strong></p>
<p>Fiziksel aktivite ve egzersizler, kemik yoğunluğunun artırılmasında ve korunmasında önemli bir role sahip. Düzenli yapılan egzersiz; kasları güçlendiriyor, destek doku elastikiyetini sağlıyor, denge ile koordinasyonu geliştiriyor ve duruşun korunmasına yardımcı oluyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemik-kaybini-onlemek-icin-8-etkili-kural-419090">Kemik kaybını önlemek için 8 etkili kural !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemik Metastazında Yeni Gelişen Yöntemler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemik-metastazinda-yeni-gelisen-yontemler-410315</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Oct 2023 09:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gelişen]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[metastazında]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=410315</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında ‘kanserin kemiğe sıçraması’ olarak bilinen kemik metastazının görülme sıklığı günümüzde giderek yaygınlaşıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemik-metastazinda-yeni-gelisen-yontemler-410315">Kemik Metastazında Yeni Gelişen Yöntemler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında ‘kanserin kemiğe sıçraması’ olarak bilinen kemik metastazının görülme sıklığı günümüzde giderek yaygınlaşıyor. Son yıllarda kanser tedavilerinin gelişimine paralel olarak yaşam süresi uzadıkça metastatik kemik kanseri ile çok daha fazla karşılaşıldığını belirten <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji, Ortopedik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Seyit Ali Gümüştaş</strong> “Kemik metastazı mevcut kanserin ilerlediğini gösterir. Akciğer ve karaciğerden sonra en sık metastaz alan üçüncü bölgedir. Kanser tipine bağlı olarak kemik metastazının görülme sıklığı yüzde 70’i bulabilmektedir” diyor. Hastaların en sık başvuru nedeninin şiddetli ağrı, şişlik, topallama ve kemikte kırık olduğunu, bu nedenle bu tür şikayetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Seyit Ali Gümüştaş kemik metastazı hakkında bilinmesi gerekenleri ve tedavide yeni gelişmeleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Bu belirtilerle kendini gösterebiliyor!</strong></p>
<p>Son yıllarda kanser tedavilerinin gelişimine paralel olarak yaşam süresi uzadıkça metastatik kemik kanseri ile karşılaşma sıklığı da artıyor. Genellikle yavaş seyirli ilerleyen, iyi ve kötü huylu olmak üzere ikiye ayrılan kemik tümörlerinde hastaların sıklıkla ağrı şikayetiyle hekime başvurduğunu, ağrıda belirleyici unsurun ise istirahatta bile devam etmesi ve zamanla şiddetinin artması olduğunu belirten Doç. Dr. Seyit Ali Gümüştaş “Hasta geceleri ağrı nedeniyle uykudan uyanabilir ve standart ağrı kesicilerden yeterli fayda görmeyebilir. Geceleri uykudan uyandıran ağrı kötü huylu kemik tümörlerinin bir göstergesi olsa da nadiren iyi huylu tümörde de görülebilir. Vücutta düzensiz sınırlı, hızlı büyüyen ve ağrılı şişlikler ile topallama da kötü huylu olması açısından uyarıcı olmalıdır” diyor.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Erken tanı hayati önem taşıyor!</strong></p>
<p>Sıklıkla 40 yaş sonrası ortaya çıkan kemik metastazı mevcut kanserin ilerlemiş olduğunu gösteriyor. Bu hastaların alanında uzman hekimler (Ortopedik Onkoloji hekimi, Tıbbi ve Radyasyon Onkolojisi, Patoloji, Radyoloji ve Nükleer tıp) tarafından değerlendirilip tanı ve tedavisine karar verilmesi gerekiyor. Doç. Dr. Gümüştaş, kemik metastazlarının tüm kemiklerde gelişebilmekle birlikte en sık omurga, pelvis (leğen kemiği), femur (uyluk) ve humerus (kol) bölgesinde görüldüğünü belirterek şöyle konuşuyor: “Kemik metastazı tanısının konulmasının hayati önemi vardır. Özellikle kemiğin kendisinden kaynaklanan tümörlerden ve hastanın mevcut tümöründen başka bir odaktan kaynaklanmadığı ortaya konulmalıdır. Aksi taktirde hastanın yaşamını ciddi şekilde olumsuz etkileyecek geri dönüşümsüz hatalara yol açılır.”</p>
<p><strong>Tedavide çok hızlı gelişmeler yaşanıyor</strong></p>
<p>Son yıllarda teknolojideki ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kemik metastazlarının tedavisinde çok önemli yenilikler yaşanıyor. Bazı iyi huylu tümörler sadece takip edilirken, birçoğunun ameliyat ile çıkarılmasının tedavi için yeterli olduğunu, kemiğin kendisinden kaynaklanan kötü huylu tümörlerin asıl tedavisinin ise ameliyat ile temiz bir şekilde çıkarılması olacağını vurgulayan Doç. Dr. Gümüştaş sözlerine şöyle devam ediyor: “Bazılarının tedavisinde cerrahiye ek olarak kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanır. Kemik metastazlarının ameliyat ile tedavisinde kapalı ya da açık yöntemler uygulanabilir. Kemik metastazlarının tedavisinde yeni gelişmeler; görüntüleme eşliğinde (tomografi, seyyar röntgen) kapalı uygulanan yakma (radyofrekans ablasyon, mikrodalga ablasyon) ve dondurma (krioablasyon) işlemleridir.” </p>
<p> </p>
<p><strong>Tümör yüksek ısıda yakılıyor</strong></p>
<p>Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji, Ortopedik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Seyit Ali Gümüştaş, son yıllarda sık kullanılan yöntemlerden Radyofrekans ablasyon (RF) ile bazı iyi huylu kemik tümörleri ve kemik metastazlarının, tümörün görüntüleme eşliğinde yüksek ısıda kapalı olarak yakılması suretiyle tedavi edilebildiğini belirterek “Bu yöntem özellikle genel durumu çok iyi olmayan ve açık cerrahiyi tolere edemeyecek kemik metastazı hastalarında hayati öneme sahiptir. RF ablasyon işlemi çok spesifik olup özellikle kemik ve yumuşak doku tümör cerrahisi ile ilgilenen Ortopedi ve Travmatoloji hekimi ya da Girişimsel Radyologlar tarafından yapılmaktadır” diyor. Doç. Dr. Gümüştaş bu yöntemde ısının tümör üzerinde eritme/küçültme etkisi gösterdiğine, bazen ameliyata gerek bırakmayabildiğine dikkat çekerek “İyi ve kötü huylu kemik tümörlerinde uygulanabilmektedir. Düşük riskli ve hızlı sonuç alınabilen etkin yöntemdir. Radyoterapiye dirençli ya da tekrarlamış kemik metastazlarında uygulanabilmesi ekstra avantajıdır. Seçilmiş hastalarda radyofrekans ablasyon ile tümörü yaktıktan sonra aynı giriş yerinden çimentolama işlemi güvenle uygulanabilir” diye konuşuyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemik-metastazinda-yeni-gelisen-yontemler-410315">Kemik Metastazında Yeni Gelişen Yöntemler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Kemik İliği Bağışçıları Gününde Sen de Hayat Kurtar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunya-kemik-iligi-bagiscilari-gununde-sen-de-hayat-kurtar-405232</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Sep 2023 13:10:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışçıları]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gününde]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[iliği]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kurtar]]></category>
		<category><![CDATA[sen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405232</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl 18 Eylül tarihinde kemik iliği nakli sayesinde kalıtsal metabolik hastalıklar başta olmak üzere, bazı kanser türleri ve birçok hastalığın tedavisine destek vermek için farkındalık oluşturulan ‘Dünya Kemik İliği Bağışçılar Günü’nde siz de üç tüp kan vererek yaşama tutunmayı bekleyen binlerce hastaya umut olun</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-kemik-iligi-bagiscilari-gununde-sen-de-hayat-kurtar-405232">Dünya Kemik İliği Bağışçıları Gününde Sen de Hayat Kurtar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Her yıl 18 Eylül tarihinde kemik iliği nakli sayesinde kalıtsal metabolik hastalıklar başta olmak üzere,  bazı kanser türleri ve birçok hastalığın tedavisine destek vermek için farkındalık oluşturulan ‘Dünya Kemik İliği Bağışçılar Günü’nde siz de üç tüp kan vererek yaşama tutunmayı bekleyen binlerce hastaya umut olun. </em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Yeryüzünde bazı hastalıklar var ki, günümüz bilgi ve teknolojisinde tek çözüm maalesef kök hücre naklinde yatıyor. Bunların arasında ilk aklımıza gelen hastalık çoğunlukla lösemiler, diğer anlamda kan/kemik iliği kanserleri; ancak bu hastalık dışında diğer organ kanserleri, doğumsal metabolik hastalıklar, bağışıklık sistemi yetersizlikleri ve Akdeniz anemisi gibi doğumsal kansızlıkların da günümüzdeki tek kesin çözümü kemik iliği naklidir.</p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Kemik İliği Nakil Merkezi’nden, Prof. Dr. Barış Malbora ‘kemik iliği nakli ve nakil süreci’ ile ilgili bilinmesi gereken önemli noktalara dikkat çekti</strong></p>
<p>Hepimizin bildiği ismiyle kemik iliği nakli, bir kök hücre naklidir; ancak biliyoruz ki kök hücre naklinin tek kaynağı kemik iliği değildir. Kök hücre kaynağı olarak sıklıkla kemik iliği kullanıldığı için kök hücre nakli ile kemik iliği nakli eş anlamlı gibi kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>Kemik iliği bağış sürecinde bağışçılar nakilden vazgeçmeyin</strong></p>
<p>Dünya bankalarında gönüllü bağışçı sayısı toplam 41,3 milyon ve halkımız, kemik iliği bağışçısı olmakta birçok ileri ülkeye kıyasla oldukça duyarlı; fakat doku grubu uyumu sağlandığı tespit edildiği ve Türkök tarafından hasta için verici olması talep edildiği noktada, verici (donör) adaylarının büyük bir kısmı bağış yapmaktan vazgeçiyorlar. Bu gerçekten de çok üzücü bir durum. Bununla birlikte, kemik iliği bekleyen bazı hastalarımızın birden fazla tam uyumlu verici adayı olabiliyor ve bu hastalarımız ise daha şanslı. Eğer bir verici adayı vazgeçerse hemen diğerine yönelebiliyoruz; ancak bazen bir hastaya bu koskoca dünyada yalnızca bir verici adayı uygun olabiliyor. Bu durumda bu tek gönüllü bireyin bağışçı olmaktan vazgeçmesi hem bizler için hem de küçük masum çocuklarımız ve onların ebeveynleri için tam bir hayal kırıklığı yaratıyor.</p>
<p><strong>Bağışçıların nakilden vazgeçme sebepleri nelerdir?</strong></p>
<p>Bağışçıların vazgeçiş nedenlerinden bir tanesi için korku diyebiliriz. Bu da halkın büyük bir çoğunluğunun kemik iliği nakli ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmamasından kaynaklanıyor. Kişi, yapılan işlemin kendi hayatını tehlikeye atmayacağını net bir şekilde bilirse, bu tür durumların yaşanma olasılığı oldukça düşecektir.</p>
<p><strong>İnanması güç ama maalesef bir diğer neden de eşlerin, anne- babaların donör adayına kemik iliği bağışı konusunda izin vermemesi oluyor.</strong></p>
<p>Bazen de verici adayının, hasta ve yakınlarından maddi beklentileri olabiliyor; ancak yasalar bu durumun önüne geçmek için duvarlarını çok güzel örmüş durumda. Bugün 8 yaşında olan Türkök de bu konuda çok olumlu adımlar atıyor. Öncelikle, bağışçı ve donör nakilden 2 yıl sonrasına kadar kesinlikle yüz yüze gelemiyorlar, hasta ve bağışçı kimlikleri kesinlikle saklı tutuluyor. Nakilden 2 yıl sonra iki tarafın da onayı olmak koşuluyla bir araya gelmeleri mümkün olabiliyor.</p>
<p>Bağışçı kemik iliği naklinden vazgeçerse bu durum hastanın ölümüyle sonuçlanabiliyor.</p>
<p>Kemik iliği bağışçısı olup sonrasında vazgeçenler olabiliyor; ancak doku uyumu tespit edildiği halde, kemik iliği bekleyen hastaya iliği vermemek en vahimi oluyor. Bu, birden fazla bağışçısı olmayan hastalar için yaşam ve ölümün sınırı. Hasta, bağışçı kemik iliğini verecek ve yaşama tutunacağım veya hayata tutunma iplerim elimden alınacak duygusunu yaşıyor. Bu kadar net ve trajik bir durum bu ve böyle bir şey yapmamak gerekiyor.</p>
<p>Elbette hepimiz bağışçı adayı olalım, bu çok güzel bir duygu; ama asıl süreç bir hasta ile dokunuzun tam olarak uyduğunu öğrendiğiniz zaman başlıyor. Eğer bu aşamada vazgeçerseniz, bağış bekleyen birey ciddi bir hastalıkla pençeleşmeye devam edecek ve belki de yaşamını kaybedecek. Bunun manevi yükü çok ağır ve daha da kötüsü doku eşleşmesi sonrasında verici olmayı kabul edip, nakilden 1 hafta-10 gün önce bizler tarafından hastalarımıza kemoterapi başladığımız süreçten sonra vazgeçmek. Bu dönemde hastaya verdiğimiz kemoterapi, hastaların kemik iliğini geri dönüşümsüz ortadan kaldırıyor. Bu noktadan sonra ‘Pardon, vazgeçtim.’ deme lüksümüz tıbben yok. Eğer bu noktada vazgeçilirse hastayı kemik illiği yetersizliğinden kaybetmek çok da uzak bir ihtimal değil.</p>
<p><strong>Kemik iliği bağışından vazgeçen vericinin yasal bir yükümlülüğü var mıdır?</strong></p>
<p>Bu konu ile ilgili yasalar vericileri sonuna kadar koruyor. Bağışçılık gönüllülük esasına dayandığı için belki bir yere kadar da anlaşılabilir bu; ama hastaya hazırlama rejimi başladıktan sonra ‘Ben vazgeçtim.’ deme lüksümüz olmamalı ve bu noktada yasal düzenlemelerle vericilere yaptırım da getirilmelidir. Her aşamada vazgeçme hakkına sahipsiniz ama lütfen nakile çok az bir süre kala asla vazgeçmeyiniz!</p>
<p><strong>Kemik iliği nakil süreci nasıldır, nakil nasıl yapılır?</strong></p>
<p>İliğin, daha doğrusu kök hücrelerimizin vücudumuzda 3 kaynağı vardır:</p>
<p>Birincisi, bebek doğduğu zaman kordon kanındaki kök hücrelerdir. Bu doku, kök hücre açısından oldukça zengin bir dokudur; ancak çoğu zaman hacim olarak yeterli olmamaktadır. Vücut ağırlığı düşük olan bebek ve küçük çocuklarda kordon kanı iyi bir kök hücre kaynağı olabilmektedir.</p>
<p>İkincisi, kemik iliğidir; yani kemiklerimizin ortasında bulunan yumuşak dokumuzdur. Bizler kök hücre kaynağı olarak kemik iliğini kullanacaksak eğer, bağışçımız bir gece önceden 12 saatlik açlık sonrasında ameliyathanede genel anestezi altında uyutulur. Hiçbir acı hissetmeden, 30-40 dakikalık bir zaman diliminde leğen kemiğinin arka çıkıntılarından özel iğneler yardımıyla kök hücrelerini toplarız. 1 günlük izlem sonrasında bağışçımız çok rahat bir şekilde hastaneden çıkar. En çok şikâyet edebileceği nokta iğnelerle giriş yapılan yerdeki acı hissidir ve onu da basit ağrı kesicilerle çözmek mümkündür.</p>
<p>Üçüncü yöntem ise damarlarımızda dolaşan kök hücrelerin toplanmasıdır. Ayrıca, bu yöntem Türkök’ün en sık kullandığı yöntemdir. Damarlarımızdaki kök hücreler doğal seyrinde bağış yapmak için yeterli değildir. Bu kök hücrelerin sayısını artırmak için toplama işleminin 5 gün öncesinden itibaren kök hücreleri artırıcı aşılar yapılır. Kişi, toplama günü kapalı ve tamamen steril bir sistemle çalışan cihaza bağlanır. Bir kolundan alınan kan cihaza girer ve cihazda kök hücreler ayıklanır. Geriye kalan diğer tüm kan bileşeni bağışçıya geri verilir ve bu işlem ortalama 2-3 saat sürer. Burada şunu belirtmekte fayda var; eğer hastanın kollarındaki damar yolları bu işlem için uygun değilse, bağışçıya kateter isminde geçici bir damar yolu takılır ve işlemden hemen sonra çıkarılır.</p>
<p>Şunun altı ısrarla çizilmelidir ki; lütfen Kızılay’a, Türkök’e gelin ve üç tüp kan vererek yaşama tutunmayı bekleyen binlerce insana umut olun. Bununla da kalmayıp eğer bir hastayla doku grubunuz eşleşiyorsa bağışçı olmaktan vazgeçmeyin. Hele ki nakil tarihine yakın zamanlarda hiç geri dönmeyin; çünkü burada sadece insanların umutlarını söndürmekle kalmayıp yaşamını tehlikeye atacak geri dönülmez bir noktaya gelmiş olursunuz. 18 ila 50 yaş arasında, herhangi bir kronik hastalığı, bulaşıcı hastalığı (hepatit B, C gibi) olmayan herkes bağışçı olabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>YENİ YÜZYIL ÜNİVERSİTESİ GAZİOSMANPAŞA HASTANESİ HAKKINDA</strong></p>
<p> </p>
<p>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi, 1992 yılında bölgenin ilk özel yataklı sağlık kuruluşu olarak 24 saat uzman hekim kadrosuyla hizmet vermeye başlamıştır. 60.000 metrekare kapalı alanı, depreme dayanıklı akıllı bina teknolojisi, 12 ameliyathanesi, 350 yatak kapasitesi ile Türkiye’de ki öncü sağlık kuruluşlarından biridir. Bünyesinde barındırdığı Organ Nakil Merkezi ve  Onkoloji Merkezi ile uluslararası standartlarda sağlık hizmeti sunmaktadır. 2008 yılından bu yana ISO 9001-2008 kalite belgesine sahip olan Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi aynı zamanda JCI akreditasyonuna sahiptir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunya-kemik-iligi-bagiscilari-gununde-sen-de-hayat-kurtar-405232">Dünya Kemik İliği Bağışçıları Gününde Sen de Hayat Kurtar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
