<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kaybını | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kaybini/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kaybini</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Apr 2026 08:49:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kaybını | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kaybini</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Zayıflama iğneleri tek başına yeterli değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayiflama-igneleri-tek-basina-yeterli-degil-631178</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 08:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başına]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[iğne]]></category>
		<category><![CDATA[iğneleri]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaybını]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[süreci]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=631178</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, zayıflamak amacıyla kullanılan iğnelerin işleyiş biçimleri ve bu ilaçları kullanırken dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-igneleri-tek-basina-yeterli-degil-631178">Zayıflama iğneleri tek başına yeterli değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, zayıflamak amacıyla kullanılan iğnelerin işleyiş biçimleri ve bu ilaçları kullanırken dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>İlaçlar süreci kolaylaştırır ama tek başına sihirli bir etki yaratmaz!</strong></p>
<p>Zayıflama iğnelerinin son dönemde sık konuşulan bir konu haline geldiğini aktaran Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, “Zayıflama iğneleri temelde iştahı azaltarak, mide boşalmasını yavaşlatarak ve daha erken tokluk sağlayarak kişinin gün içinde daha az kalori almasına yardımcı olur. Yani bilimsel olarak kilo kaybının temelinde yine kalori açığı vardır. Bu ilaçlar süreci kolaylaştırır ama tek başına sihirli bir etki yaratmaz.” dedi.</p>
<p><strong>Önemli olan yağ kaybını sağlarken kas kütlesini koruyabilmek! </strong></p>
<p>Zayıflama iğnesi kullanırken beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Hülya Yiğit İspiroğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu süreçte en kritik nokta yeterli ve dengeli beslenmeyi korumaktır. İştah azaldığı için birçok kişi fark etmeden yetersiz protein alır. Bu da kas kaybını hızlandırabilir. Bu nedenle öğünler küçülse bile protein kaynaklarına mutlaka yer verilmeli. Yeterli sıvı alımı da ihmal edilmemeli. Bulantı yaşayan kişilerde sıvı eksikliği daha ciddi sorunlara yol açabilir. </p>
<p>Yani iğneyi kullanırken önemli olan üç şey; protein alımını korumak, su tüketimini aksatmamak ve kasları aktif tutmak. Sadece kilo vermeye odaklanmak yanlış bir yaklaşım olur. Önemli olan yağ kaybını sağlarken kas kütlesini koruyabilmektir. Bu nedenle özellikle direnç/ağırlık egzersizi sürecin önemli bir parçasıdır.”</p>
<p><strong>Beslenme düzeni değişmezse, iğneyi bırakınca kilo alınabilir!</strong></p>
<p>İğneyi bırakınca tekrar kilo alınıp alınmayacağını değerlendiren Hülya Yiğit İspiroğlu, “Beslenme düzeni değişmediyse kilo geri alımı oldukça olasıdır. Çünkü ilaç bırakıldığında iştah kontrolü eski haline dönebilir.” dedi.</p>
<p>Kişi eski yeme alışkanlıklarına geri dönerse verilen kilonun önemli bir kısmının geri alınabileceğini kaydeden Hülya Yiğit İspiroğlu, bu nedenle bu sürecin sadece kilo verme dönemi değil aynı zamanda sürdürülebilir beslenme alışkanlığı kazanma dönemi olması gerektiğini ifade etti. </p>
<p><strong>Kilo kaybının ana belirleyicisi alınan ve harcanan enerji dengesi! </strong></p>
<p>Bilimsel olarak, iğne kullanmak yerine düşük kalorili diyetlerle benzer bir kalori açığı oluşturulabiliyorsa kilo kaybının mümkün olduğuna işaret eden Hülya Yiğit İspiroğlu, “Ancak zayıflama iğneleri iştahı ve yeme isteğini biyolojik olarak etkilediği için bazı kişilerde bu süreci daha sürdürülebilir hale getirebilir. Bu durum iğnenin tek başına yağ yaktığı anlamına gelmez<strong>. </strong>Kilo kaybının ana belirleyicisi yine alınan ve harcanan enerji dengesidir. Tabi ki bu durum sağlıklı bireyler için geçerlidir, diyabet gibi kronik hastalığı olan bireyler için süreç daha farklı ilerleyebilir.” dedi.</p>
<p>Hülya Yiğit İspiroğlu, “Burada en kritik nokta şudur. İster ilaç kullanılsın ister kullanılmasın yeterli protein alımı, yeterli sıvı tüketimi, sürdürülebilir beslenme alışkanlığı ve kas kütlesinin korunması sürecin temelini oluşturur. Çünkü önemli olan sadece kilo vermek değil verilen kilonun sağlıklı ve kalıcı olmasıdır. Özetle zayıflama iğneleri süreci kolaylaştırabilir ama kalıcı sonucu belirleyen şey yaşam tarzı değişikliğidir.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-igneleri-tek-basina-yeterli-degil-631178">Zayıflama iğneleri tek başına yeterli değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Glokomda erken teşhis görme kaybını önleyebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/glokomda-erken-teshis-gorme-kaybini-onleyebilir-618829</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 08:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[glokom]]></category>
		<category><![CDATA[glokomda]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[Görme Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kaybını]]></category>
		<category><![CDATA[önleyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618829</guid>

					<description><![CDATA[<p>Glokom, çoğu zaman erken dönemde fark edilmeden ilerleyebilen ve görme kaybına sebep olabilen kritik bir göz hastalığı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glokomda-erken-teshis-gorme-kaybini-onleyebilir-618829">Glokomda erken teşhis görme kaybını önleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Glokom, çoğu zaman erken dönemde fark edilmeden ilerleyebilen ve görme kaybına sebep olabilen kritik bir göz hastalığı. Bu nedenle birçok kişinin hastalığı ancak rutin göz muayenesi sırasında öğrendiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yusuf Avni Yılmaz, “Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, görme sinirine zarar vererek kalıcı görme kaybına yol açabilir. 40 yaş üstünde olmak, ailede glokom öyküsü bulunması, miyop ve hipermetrop gibi görme sorunları, Afrika ve Asya kökenli olmak, diyabet, hipertansiyon, yüksek göz içi basıncı, kortizon kullanımı, göz travması, ince kornea yapısı, migren ve dolaşım problemleri glokom için risk faktörleridir” dedi.</strong></p>
<p>Glokomun çoğu zaman göz içi basıncının yükselmesiyle ilişkili olduğunu ancak bazı kişilerde basınç normal olsa bile hastalığın gelişebileceğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yusuf Avni Yılmaz, “Glokomun birçok türü ağrıya yol açmaz ve çoğu hastada görme kaybı oluşana kadar belirgin bir şikâyet ortaya çıkmaz. Bu nedenle düzenli göz muayenesi, kalıcı görme kaybı gelişmeden hastalığın fark edilmesi için en önemli yöntemdir. Bununla birlikte daha nadir görülen akut açı kapanması glokomu; ani bulanık görme, ışıkların etrafında halka görme, göz ağrısı, bulantı ve kusma gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Bu tür şikâyetler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık merkezine başvurmak gerekir” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Glokomun ilerlemesi tünel görüşü oluşuyor</strong></p>
<p>Glokomda görme kaybının çoğu zaman çevreden başladığını belirten Yılmaz, “Hastalık genellikle önce çevresel görmeyi etkiler. Bu nedenle kişi karşısını net görmeye devam ettiği için görme alanındaki daralmayı uzun süre fark etmeyebilir. Zamanla yanlardan gelen hareketleri veya çevredeki nesneleri fark etmek zorlaşabilir. İlerleyen durumlarda halk arasında ‘tünel görüşü’ olarak adlandırılan, kişinin yalnızca karşısındaki dar bir alanı görebildiği bir tablo ortaya çıkabilir” dedi.E</p>
<p><strong>Tedavi görme kaybını geri getirmiyor</strong></p>
<p>Göz damlasının yani ilaç tedavisinin glokomda en yaygın yöntem olduğunu dile getiren Dr. Yılmaz, “Glokom tedavisinde temel amaç göz içi basıncını düşürerek görme sinirinde oluşabilecek hasarın ve görme kaybının ilerlemesini durdurmaktır. En sık kullanılan yöntem göz damlalarıdır ve bu tedavi düzenli kullanım ile süreklilik gerektirir. Bu nedenle damlaların aksatılmaması büyük önem taşır. Bazı glokom tiplerinde lazer tedavisi uygulanabilir. İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı veya hastalığın ilerleme gösterdiği durumlarda ise cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Tedavinin amacı hastalığın ilerlemesini kontrol altına almaktır ancak oluşmuş görme kaybı geri getirilemez” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/glokomda-erken-teshis-gorme-kaybini-onleyebilir-618829">Glokomda erken teşhis görme kaybını önleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemik kaybını önlemek için 8 etkili kural !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemik-kaybini-onlemek-icin-8-etkili-kural-419090</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Nov 2023 07:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kaybını]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[önlemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419090</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında ‘kemik erimesi’ olarak bilinen osteoporoz, kemik mineral yoğunluğunda azalmaya ve kırık riskinde artışa sebep olan önemli bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemik-kaybini-onlemek-icin-8-etkili-kural-419090">Kemik kaybını önlemek için 8 etkili kural !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>                   Günde 3 fincandan fazla kahve içmeyin! </strong></p>
<p><strong>                                Her gün 15 dakika güneşe çıkmak şart, çünkü…</strong></p>
<p><strong>                  KEMİK KAYBINI ÖNLEMEK İÇİN 8 ETKİLİ KURAL!</strong></p>
<p> </p>
<p>Halk arasında ‘kemik erimesi’ olarak bilinen osteoporoz, kemik mineral yoğunluğunda azalmaya ve kırık riskinde artışa sebep olan önemli bir hastalık. Kemiklerin yeterince mineral depolayamaması veya kemik yıkımının kemik oluşumundan daha hızlı gelişmesi sonucu genellikle bel, kalça ve el bileğinde kırıklara sebep oluyor. Üstelik hastalık sinsi gelişiyor ve çoğunlukla kemikler kırılıncaya dek hissedilmiyor. Sağlığı, hatta hayatı tehdit eden osteoporoz aslında beslenme ve yaşam alışkanlıklarında yapılan düzenlemelerle önlenebiliyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz,</strong> osteoporoz riskini azaltmak için sağlıklı beslenmeye yaşamın her döneminde özen göstermek gerektiğini belirterek, “Yeterli kalsiyum, D vitamini ve protein alımının sağlanması, düzenli egzersiz yapılması ve sigara ile alkol gibi zararlı alışkanlıklardan vazgeçilmesi kemik kalitesinin korunmasına yardımcı oluyor” diyor. <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz,</strong> güçlü kemikler için dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Kalsiyumdan zengin besinler tüketin</strong></p>
<p> ‘Sağlıklı kemikler’ denildiğinde akla gelen ilk şey, kalsiyum  oluyor. Zira kemiklerin sağlıklı kalmalarında kalsiyum büyük önem taşıyor. Bu nedenle süt, yoğurt, peynir ve badem sütü gibi kalsiyum açısından zengin gıdaları sofranızda mutlaka bulundurun. Erkeklerin yetişkinlik döneminde günde 1000 mg, kadınların da menopoz öncesi dönemde 1000 mg kalsiyum almaları öneriliyor. Her iki cinsiyette de yaşlılık döneminde günde 1200-1500 mg kalsiyum alınması yararlı oluyor. 1 su bardağı sütün içinde yaklaşık 300 mg, 1 dilim kaşar peynirinde 210 mg ve 1 porsiyon somon balığında yaklaşık 200 mg kalsiyum bulunuyor. </p>
<p><strong>Proteinli besinler tüketmeniz şart</strong></p>
<p>Kemiğin önemli bir kısmını proteinler oluşturuyor. Dolayısıyla kemik sağlığının korunmasında yeterli miktarda protein alınması gerekiyor. Sağlıklı bireyler için kilo başına bir gram protein alımı öneriliyor. Bu da normal kilodaki (65-75 kilo arası) bir kişinin günlük 65 &#8211; 75 gram protein almasının kemik sağlığı için yeterli olduğunu gösteriyor. 1 adet orta boy bir yumurtada 6 gram, 100 gram tavukta 20 gram ve 100 gram somon balığında 19 gram protein bulunuyor. </p>
<p><strong>Potasyum ve sodyum alımını dengede tutun</strong></p>
<p>Fazla sodyum alımının neden olduğu kalsiyumun idrarla vücuttan atılması, diyetle potasyum alımı artırıldığında azalıyor. Dolayısıyla potasyum osteoporozun önlenmesine katkıda bulunuyor. Bu nedenle osteoporoz riskini azaltmak için sodyum ve potasyum dengesine de önem vermeniz gerekiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Gizem Oğuz, “Günümüzde sodyum alımı potasyumdan çok daha yüksektir, bu durumun getireceği sağlık problemlerini önlemek için; koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, bulgur ve patates gibi potasyum içeriği yüksek besinler tüketilmelidir” diyor. </p>
<p><strong>Kahveyi 3 fincanla sınırlayın  </strong></p>
<p>Kafeinin fazla tüketimi, idrarla birlikte atılan kalsiyum miktarını arttırıyor. Potansiyel olarak zararlı etkilerinin çoğu, süt ve diğer sağlıklı içeceklerin yerine kafeinli içeceklerin kullanılmasından kaynaklanıyor. Diyetiniz yeterli miktarda kalsiyum içerdiği sürece orta derecede kafein tüketimi (günde yaklaşık iki &#8211; üç fincan kahve ) zararlı olmayacaktır. Ancak kemiklerinizin güçlü kalması için kafeinde bu miktarı aşmamanız çok önemli.  </p>
<p><strong>Sigara ve alkolü bırakın</strong></p>
<p>Sigara içerdiği zararlı maddeler nedeniyle vücutta kadmiyum, kurşun ve diğer toksik bileşiklerden oluşan zehirlerin açığa çıkmasına yol açıyor. Bu durum kemiklerin kullandıkları kalsiyum miktarının azalmasına sebep oluyor. Kalsiyum miktarının azalması da kemiklerin zayıflamasıyla sonuçlanıyor. Ayrıca kemiklerin kalsiyumu kullanmasına yardım eden D vitaminin etkisi de sigara nedeniyle azalıyor. Sigaranın yanı sıra günde bir veya ikiden fazla alkollü içecek tüketmek kemik kaybını hızlandırıyor ve vücudumuzun kalsiyumu emme yeteneğini zorlaştırıyor.  </p>
<p><strong>Bir çay kaşığı tuzu aşmayın</strong></p>
<p>Besinlerle alınan tuz oranının yüksek olması kalsiyumun emilimini azaltıp vücuttan atılmasını arttırarak kalsiyum metabolizmasını bozuyor. Her 2 bin 290 mg sodyumla yaklaşık 40 mg kalsiyum kaybı gerçekleşiyor. Günde 40 mg kalsiyum kaybı da 10 yılın sonunda  kemiklerde yüzde 10’luk kayıpla sonuçlanıyor. Günlük 2 bin 300 miligram (1 çay kaşığı) tuz tüketmeniz yeterli gelecektir. Bu miktar da gün içinde hazırlanan yemeklerle zaten karşılanıyor. Dolayısıyla yemeklere tuz serpmeyin, işlenmiş gıdalardan da kaçının.  </p>
<p><strong>Günde 15 dakika güneş ışığı çok önemli</strong></p>
<p>D vitamini kalsiyum ve fosforun bağırsaklardan emilimini sağlayıp kemiklerin güçlenmesinde önemli katkıda bulunuyor. Kemik kitlesinin korunması için günde 400-800 IU D vitamini almamız gerekiyor. Günde ortalama 15 dakika güneş ışığına maruz kaldığımızda günlük D vitamini ihtiyacımız cildimiz tarafından sentezleniyor. Eğer güneşe maruziyetiniz sınırlıysa D vitamini takviyeleri kullanmayı ihmal etmeyin. </p>
<p><strong> Düzenli egzersiz yapın</strong></p>
<p>Fiziksel aktivite ve egzersizler, kemik yoğunluğunun artırılmasında ve korunmasında önemli bir role sahip. Düzenli yapılan egzersiz; kasları güçlendiriyor, destek doku elastikiyetini sağlıyor, denge ile koordinasyonu geliştiriyor ve duruşun korunmasına yardımcı oluyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemik-kaybini-onlemek-icin-8-etkili-kural-419090">Kemik kaybını önlemek için 8 etkili kural !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOSKİ Konya Numune Hastanesi&#8217;ndeki günlük 20 metreküplük su kaybını önledi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koski-konya-numune-hastanesindeki-gunluk-20-metrekupluk-su-kaybini-onledi-403648</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2023 01:54:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[günlük]]></category>
		<category><![CDATA[hastanesindeki]]></category>
		<category><![CDATA[kaybını]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[koski]]></category>
		<category><![CDATA[metreküplük]]></category>
		<category><![CDATA[numune]]></category>
		<category><![CDATA[önledi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=403648</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, Konya Numune Hastanesi’nde yaşanan günlük 20 metreküp su kaybı üzerine harekete geçerek, 200 milimetre çapındaki iki boruya vana montajı yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koski-konya-numune-hastanesindeki-gunluk-20-metrekupluk-su-kaybini-onledi-403648">KOSKİ Konya Numune Hastanesi&#8217;ndeki günlük 20 metreküplük su kaybını önledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, Konya Numune Hastanesi’nde yaşanan günlük 20 metreküp su kaybı üzerine harekete geçerek, 200 milimetre çapındaki iki boruya vana montajı yaptı. İleride tekrar su kaybı yaşanmasının önüne geçen KOSKİ, su ve kanal arıza durumlarında vatandaşların anlık olarak ALO 185’e bilgi vererek arızaların giderilmesine katkı sunabileceğini bildirdi.</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>KOSKİ Genel Müdürlüğü, hizmet alanında bulunan yerleşim yerlerinde daha sağlıklı, kesintisiz ve sürdürülebilir su hizmeti ulaştırmak için çalışmalarını sürdürüyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Bu kapsamda Konya Numune Hastanesi’nde günlük 20 metreküp su kaybı yaşandığı bilgisi üzerine harekete geçen KOSKİ Su Bakım ve Onarım ekipleri, gerekli müdahaleyi sağlayarak hastanenin soğutma ve ısıtma sistemlerinde kullanılan 200 milimetre çapındaki çelik borulardaki arızayı tespit etti. Tekrar olası bir arızanın oluşmasını önlemek amacıyla 2 adet 200 milimetre çapındaki çelik boruya vana montajı yapan KOSKİ ekipleri, ileriye dönük oluşması muhtemel su kayıplarının da önüne geçmiş oldu.  </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>KOSKİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, vatandaşların su ve kanal arıza durumlarında ALO 185 üzerinden bilgi vererek arızanın önlenmesine katkı sunabileceği bildirildi. </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koski-konya-numune-hastanesindeki-gunluk-20-metrekupluk-su-kaybini-onledi-403648">KOSKİ Konya Numune Hastanesi&#8217;ndeki günlük 20 metreküplük su kaybını önledi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bacak Damarlarında Kullanılan Stentler Uzuv Kaybını Önleyebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bacak-damarlarinda-kullanilan-stentler-uzuv-kaybini-onleyebiliyor-361559</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Mar 2023 11:26:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[damarlarında]]></category>
		<category><![CDATA[kaybını]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılan]]></category>
		<category><![CDATA[önleyebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[stentler]]></category>
		<category><![CDATA[uzuv]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=361559</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücutta en çok kullanılan kas gruplarından biri olan bacaklarımızın sağlıklı olabilmesi için kan dolaşımının yüksek düzeyde olması gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bacak-damarlarinda-kullanilan-stentler-uzuv-kaybini-onleyebiliyor-361559">Bacak Damarlarında Kullanılan Stentler Uzuv Kaybını Önleyebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vücutta en çok kullanılan kas gruplarından biri olan bacaklarımızın sağlıklı olabilmesi için kan dolaşımının yüksek düzeyde olması gerekiyor. Ancak bazı hastalıklar ve çeşitli risk faktörleri bacaklarda kan dolaşımı tıkayıcı arter hastalıklarına neden olabiliyor.</p>
<p>Bacak damarlarındaki tıkanıklıklar; ayak üşümesinden ağrılara kadar farklı şekillerde kendini belli edebiliyor. Bacak damarlarındaki yetersiz kan akımı, iyileşmesi çok güç olan yaraların açılmasına ve bu hastalığa bağlı olarak uzuv kayıplarına neden olabiliyor. Tıptaki yeni gelişmeler günümüzde kalp damar tıkanıklıklarında kullanılan stentlerin bacak damarlarında da kullanılmasına olanak sağlıyor.</p>
<p>Bacak damar tıkanıklığı olan hastalar stent uygulaması sayesinde bacak ya da ayak parmakları gibi uzuvlarla ilgili kayıp yaşamadan bir gün içinde taburcu olabiliyor. Memorial Hizmet Hastanesi Kalp Damar Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Harun Arbatlı, bacak damar tıkanıklıkları ve bacağa koroner stent uygulamaları hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Şeker ve sigara kullanımı bacak damar tıkanıklığına neden olabilir</strong></p>
<p>Vücutta tüm iskeleti bacaklarımız ayakta tutmaktadır. Bu nedenle de vücuttaki en önemli kas grupları bacaklarda bulunmaktadır. Bacakların sağlıklı bir kas grubuna sahip olması için de kan dolaşımının en yüksek seviye de olması gerekir. Ancak başta diyabet hastaları olmak üzere sigara kullanımı, kan lipid düzeyinin yüksek olması, kan pıhtılaşma riskinin yüksek olması ve bazı genetik bozukluklar bacak damarlarında tıkayıcı arter hastalıklarına neden olabilmektedir. </p>
<p><strong>Ayaklarınız üşüyorsa bu durumu hafife almayın</strong></p>
<p>Bacak damar tıkanıklıkları en çok diyabetik hastaları etkilemektedir. Hastaların bacak damarlarında yetersiz kan akımı nedeniyle iyileşmesi çok güç olan yaralar oluşabilmektedir. Tedaviye yanıt vermeyen bu yaralar da hastanın bacakları ya da ayak parmaklarının kesilmesine neden olabilmektedir. Herhangi bir uzuv kaybı yaşamamak için bacak damar tıkanıklıklarında erken tanı ve tedavi büyük önem taşır. Bu nedenle bacak damar tıkanıklığının göstergesi olan şu belirtilere dikkat etmek gerekir; </p>
<ul>
<li>Ayaklarda üşüme</li>
<li>Tırnaklardaki bozulma veya kalınlaşma</li>
<li>Bacak tüylerinin dökülmesi</li>
<li>Yürüme sırasında baldır ve uyluk kaslarının çabuk yorulması</li>
<li>Kramplar</li>
</ul>
<p><strong>Koroner kalp hastalıklarında kullanılan stentler bacak damarlarında da kullanılabiliyor</strong></p>
<p>Günümüzde koroner kalp hastalıkları için stentler sıklıkla kullanılmaktadır. Hayat kurtaran bu stentler artık bacak damarlarının uç kısımlarında yer alan darlıkların tıkanıklıklarında da kullanılabilmektedir. Daha önce uyluk bölgesindeki tıkanıklarda 5-7 mm çapta stentler kullanılabiliyordu. Ancak 2-3 mm çaptaki damarlarda sadece balon anjiyoplasti işlemi yapılıyordu. Özellikle ilaç kaplı stentler uç bölgelerde yer alan darlık ve tıkanıklıklarda kullanılarak iyi sonuçlar alınabilmektedir. Bu uygulama özellikle diyabetik hastaların uzuv kaybının önüne geçilmesinde önemli katkılarda bulunabilmektedir. </p>
<p><strong>Hasta bacağını kaybetmeden yürüyerek evine dönebiliyor</strong></p>
<p>Hasta bacak damar tıkanıklığı riski taşıyorsa ve tıkanıklık belirtileri varsa zaman kaybetmeden mutlaka hekime başvurmalıdır. Hastanın fiziki muayenesi yapıldıktan sonra gerekli tetkikler yapılarak bacak damar tıkanıklığı tanısı konulabilmektedir. Günümüzde bacak damar tıkanıklıklarının hastaya özel tedavisinde çeşitli ilaçların yanında anjiyografi eşliğinde balon anjioplasti, aterektomi ve stentler gibi damar içinden yapılan müdahaleler günümüzde en çok tercih edilen yöntemlerdir. Bacak damarlarında kullanılmakta olan stentler günümüzde gelişimini hala sürdürmektedir. Bunun en önemli sebebi bacak damarlarının çok uzun yapıda olmaları, ilaç kaplı stentlerin henüz bu bölgede kullanılmıyor olmasıdır. Stentlerin henüz tam olarak kullanılmamasının nedeni ise eklem bölgelerinde damarların sürekli kıvrılma ve bükülmeye maruz kalması nedeniyle stentlerin işlevlerinin bozulmasına sebep olmasıdır. Ancak özellikle diz altı bölgesinde koroner stentlerin kullanılabilmesi dolaşım sorununun giderilmesinde yeni imkanları doğurmuştur. Bacak damar tıkanıklığı olan hastalar, yapılan stent işlemi sonrası hem aynı gün taburcu olarak evine gitmenin hem de herhangi bir uzuv kaybı yaşamamanın konforunu yaşamaktadır. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bacak-damarlarinda-kullanilan-stentler-uzuv-kaybini-onleyebiliyor-361559">Bacak Damarlarında Kullanılan Stentler Uzuv Kaybını Önleyebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
