<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kaybediyor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kaybediyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kaybediyor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Feb 2026 06:54:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kaybediyor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kaybediyor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kira İçin Konut Yatırımı Cazibesini Kaybediyor: Dubai&#8217;ye İlgi Arttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kira-icin-konut-yatirimi-cazibesini-kaybediyor-dubaiye-ilgi-artti-611005</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 06:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[cazibesini]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dubai]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[kaybediyor]]></category>
		<category><![CDATA[kira]]></category>
		<category><![CDATA[konut]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımcı]]></category>
		<category><![CDATA[yatırımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611005</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de konut fiyatları ile kira gelirleri arasındaki makas açılırken, kira çarpanı yatırımcı açısından giderek daha az anlamlı hale geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kira-icin-konut-yatirimi-cazibesini-kaybediyor-dubaiye-ilgi-artti-611005">Kira İçin Konut Yatırımı Cazibesini Kaybediyor: Dubai&#8217;ye İlgi Arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Buna karşılık Dubai’de daha öngörülebilir kira piyasası ve döviz bazlı getiri, Türk yatırımcıların rotasını yurt dışına çeviriyor. Uzmanlara göre, iki ülke arasındaki kira getirisi farkı artık sadece oranlarla değil, yatırımın sürdürülebilirliğiyle ölçülüyor.</p>
<p>Türkiye’de uzun yıllar boyunca güvenli liman olarak görülen “konut al, kiraya ver” modeli, son dönemde yatırımcı açısından cazibesini kaybetmeye başladı. Konut fiyatlarındaki hızlı artışa rağmen kira gelirlerinin aynı oranda yükselmemesi, yatırımın geri dönüş süresini uzatırken, Türk yatırımcıları alternatif piyasalara yöneltiyor. Bu alternatiflerin başında ise Dubai geliyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de kira artıyor ama yatırımın geri dönüşü uzuyor</strong></p>
<p>TÜİK verilerine göre Türkiye’de kira artış oranları yüksek seyrini korurken, uzmanlar bu artışın yatırımcıya reel anlamda güçlü bir getiri sunmadığına dikkat çekiyor. Konut fiyatlarının geldiği seviye, bakım ve yenileme giderleri, vergiler ve tahsilat riskleri bir araya geldiğinde, kira gelirinin yatırım maliyetini karşılama süresi giderek uzuyor.</p>
<p>Sektörde “kira çarpanı” olarak adlandırılan ve bir konutun kira geliriyle kendini kaç yılda amorti ettiğini gösteren gösterge, Türkiye genelinde yatırımcıyı zorlayan seviyelere işaret ediyor. Büyük şehirlerde bu sürenin 18–25 yıl bandına kadar uzadığı görülüyor.</p>
<p><strong>İstanbul–Dubai kıyası: Aynı metrekare, farklı kira gerçeği</strong></p>
<p>Bu farkın, rakamlarla somutlaştığında daha net görüldüğünü söyleyen Uluslararası Gayrimenkul Uzmanı ve AngelshineProperty Kurucusu Betül Işık, “İstanbul’da merkezi bir ilçede aylık kirası 20–30 bin TL bandında olan ortalama bir 1+1 dairenin satış fiyatı 5–7 milyon TL seviyelerinde bulunuyor. Buna karşılık Dubai’de benzer nitelikte, aylık kirası 6 bin–8 bin dirhem (yaklaşık 1.600–2.200 dolar) olan 1+1 bir konutun satış fiyatı ise ortalama 250 bin–350 bin dolar bandında seyrediyor. Döviz bazında değerlendirildiğinde, Dubai’de kira gelirinin konut fiyatına oranla daha dengeli bir geri dönüş sunduğu görülüyor. Bu durum, yatırımın geri dönüş süresini kısaltırken, kira gelirinin sürdürülebilirliği açısından da yatırımcıya daha öngörülebilir bir tablo sunuyor. Ortaya çıkan tablo, “aynı metrekare, benzer kira” algısının yatırım maliyeti ve geri dönüş açısından pratikte geçerli olmadığını net biçimde ortaya koyuyor.” dedi.</p>
<p><strong>Dubai’de denge daha öngörülebilir</strong></p>
<p>Dubai’de ise tablo farklı bir seyir izliyor. Güçlü arz planlaması, yüksek işlem hacmi ve yabancı yatırımcı dostu yapı sayesinde kira piyasası daha öngörülebilir bir zeminde ilerliyor. Konut fiyatları ile kira gelirleri arasındaki denge, yatırımcıya daha kısa geri dönüş süresi sunabiliyor.</p>
<p>Dubai’de özellikle daire segmentinde kira çarpanlarının 11–15 yıl aralığında seyretmesi, yatırımcı açısından dikkat çekici bir fark yaratıyor. Ayrıca kira gelirlerinin döviz bazlı olması, Türk yatırımcı için ek bir güven unsuru olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>“Artık yatırımcı brüt oranlara değil, net getiriye bakıyor”</strong></p>
<p>Dubai’de gayrimenkul alım satımı alanında faaliyet gösteren Angelshine Property Kurucusu Betül Işık, yatırımcı davranışındaki değişimi şu sözlerle değerlendirdi:</p>
<p>“Türkiye’de kiralar artsa bile, konutun toplam maliyeti yatırımcıyı yoruyor. Vergiler, bakım giderleri, boş kalma riski ve belirsizlikler, kira gelirinin anlamını zayıflatıyor. Dubai’de ise yatırımcı daha öngörülebilir bir piyasa, daha net kurallar ve daha disiplinli bir yapı görüyor. Artık kararları brüt kira oranları değil, net getiri belirliyor.”</p>
<p><strong>Kâğıt üzerinde benzer, pratikte farklı</strong></p>
<p>Uzmanlara göre Türkiye ve Dubai arasındaki kira getirisi farkı, yalnızca yüzdesel oranlarla açıklanamıyor. Kâğıt üzerinde birbirine yakın görünen brüt kira getirileri, uygulamada ciddi şekilde ayrışıyor.</p>
<p>Dubai’de kira sözleşmelerinin daha net olması, tahsilat süreçlerinin düzenli işlemesi ve piyasadaki yüksek likidite, yatırımcıya hem gelir hem de çıkış kolaylığı sağlıyor. Türkiye’de ise yatırımcı, kira gelirinin sürekliliği konusunda daha temkinli davranmak zorunda kalıyor.</p>
<p><strong>Türk yatırımcı neden yön değiştiriyor?</strong></p>
<p>TCMB ödemeler dengesi verileri, Türk yatırımcıların yurt dışı gayrimenkul alımlarında belirgin bir artışa işaret ediyor. Uzmanlara göre bu eğilimin temelinde; döviz bazlı gelir beklentisi, daha kısa geri dönüş süresi ve varlık çeşitlendirme isteği yer alıyor.</p>
<p>Betül Işık’a göre bu yön değişimi geçici değil: “Yatırımcı artık ‘bugün ne kadar kira alırım’ sorusundan çok, ‘bu yatırım beş yıl sonra beni nerede konumlandırır’ sorusunu soruyor. Bu açıdan bakıldığında Dubai, Türk yatırımcı için sadece alternatif değil, yeni bir denge noktası haline geliyor.”</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kira-icin-konut-yatirimi-cazibesini-kaybediyor-dubaiye-ilgi-artti-611005">Kira İçin Konut Yatırımı Cazibesini Kaybediyor: Dubai&#8217;ye İlgi Arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD doları neden değer kaybediyor?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abd-dolari-neden-deger-kaybediyor-609643</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 05:48:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[değer]]></category>
		<category><![CDATA[dolar]]></category>
		<category><![CDATA[doları]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[euro]]></category>
		<category><![CDATA[kaybediyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609643</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD dolarının son dönemde değer kaybetmesi, ekonomi çevrelerini alarma geçirdi. Uzmanlar, doların değer kaybını Trump ABD’sine güvenin düşmesiyle açıklıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abd-dolari-neden-deger-kaybediyor-609643">ABD doları neden değer kaybediyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ABD doları, 2025’te başlayan düşüş trendini sürdürerek önemli para birimleri karşısında değer kaybetmeye devam ediyor. Geçen yıl ABD para birimi, yaklaşık son on yılın en sert değer kaybını yaşadı.</p>
<p>2025 yılında doların, farklı para birimlerinden oluşan bir döviz sepeti karşısındaki kaybı yüzde ona yaklaştı. 2026 yılının başından bu yana ise değer kaybı yüzde 2,6&#8217;ya ulaştı.</p>
<p>Doların değer kaybı euro ve diğer para birimleri üzerinde de etkili oluyor. Avrupa&#8217;nın ortak para birimi euro, 2021’den bu yana ilk kez 1,20 ABD doları seviyesini gördü. İngiliz sterlini ve Japon yeni de dolar karşısında yeni zirvelere ulaştı.</p>
<p><b>Yatırımcıların güveni Trump nedeniyle azalıyor</b></p>
<p>Birçok ekonomist ve analist, doların süregelen değer kaybını, yatırımcıların ABD para birimine duyduğu güvenin azalmasına bağlıyor. Bunun temel nedenlerinden biri olarak, ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarının öngörülemezliğinin sürüyor oluşu gösteriliyor.</p>
<p>Bazı çevreler ise, Trump ve ekonomi ekibinin önemli bir bölümünün, ABD ihracatını ucuzlatarak daha rekabetçi hâle getirmek amacıyla doların değer kaybetmesini bilinçli olarak istediği görüşünde. Trump, bu yöndeki iddiaları yatıştırmak için henüz herhangi bir hamle yapmış değil. Birkaç gün önce kendisine doların zayıflamasından endişe duyup duymadığı sorulduğunda, &#8220;Hayır, bunu harika buluyorum&#8221; yanıtını verdi.</p>
<p>Şu anda ABD Merkez Bankası (Fed) Yönetim Kurulu üyesi olan, Trump&#8217;ın eski ekonomi danışmanlarından Stephen Miran, Kasım 2024’te &#8220;küresel ticaret sisteminin yeniden yapılandırılmasına&#8221; ilişkin bir rehber yayımladı. Bu belgede, ABD’nin ticaret açığını azaltmak için gümrük tarifeleri ve doların değer kaybı önemli araçlar olarak sıralandı.</p>
<p><b>Bu durum Avrupa’yı neden ilgilendiriyor?</b></p>
<p>Doların zayıflığı yalnızca ABD ekonomisini etkilemekle kalmayıp, euro bölgesi ekonomisi ve euro üzerinde de sonuçlar doğuruyor. Avrupa Birliği’nin ortak para birimi euro, 2025 yılında dolar karşısında yüzde 13 değer kazandı. Bu, 2017’den bu yana görülen en güçlü artış oldu.</p>
<p>Araştırma şirketi Capital Economics’te euro bölgesinden sorumlu başekonomist yardımcısı Jack Allen-Reynolds, euronun yükselişinin &#8220;AB’de ekonomik performans, iş gücü piyasası ve hanelerin mâli durumu açısından önemli bir rol oynadığını&#8221; söylüyor. Allen-Reynolds, DW&#8217;ye yaptığı açıklamada, &#8220;Daha güçlü bir euro, ihracatı daha az rekabetçi hâle getirir ve bu da bölgedeki üreticilere zarar verir&#8221; diye konuştu. Öte yandan ithalatın ucuzlamasının tüketici fiyatlarını aşağı çektiğini de söyledi.</p>
<p>Oxford Economics’te euro bölgesi başekonomisti olan Ricardo Amaro ise, euronun dolar karşısında daha da yükselmesinin, ABD&#8217;ye yoğun ihracat yapan Avrupalı şirketlerin rekabet gücünü zayıflatabileceğini tekrarlıyor. Amaro’ya göre bu durum, ABD ürünlerinin Avrupa&#8217;da ucuzlamasıyla kısmen dengelenebilir. Ancak genel olarak, mevcut döviz kurunun bu seviyede kalması hâlinde Avrupa&#8217;daki büyüme olumsuz etkilenecek.</p>
<p>Amaro, DW&#8217;ye yaptığı değerlendirmede, &#8220;Hesaplamalarımıza göre, Temmuz sonunda varılan ancak Trump&#8217;ın Grönland ve ek gümrük vergileri tehdidiyle donudurulan AB-ABD ticaret anlaşması sonrasında referans alınan 1,16 dolar seviyesi yerine, euro-dolar kuru mevcut 1,20 seviyesinde kalırsa, euro bölgesinin bu yılki Gayrisafi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) yaklaşık yüzde 0,2 daha düşük olur&#8221; dedi.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/abd-dolari-neden-deger-kaybediyor-0-Kwz41JTZ.jpg"><br />ABD pazarı, Avrupalı üreticiler için hayati önem taşıyor Fotoğraf: Evelyn Hockstein/Reuters</figure>
<p><b>İhracatçılar için karmaşık tablo</b></p>
<p>Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Bruegel’de makroekonomist olan Zsolt Darvas ise tersine iyimser. Euronun bugünkünden çok daha yüksek değerlendiği dönemlerde bile Avrupa ihracatının iyi performans göstermeye devam ettiğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Darvas, mevcut 1,20 dolar seviyesinin, 2021&#8217;deki seviyelerin altında ve 2004-2014 döneminde sıkça görülen 1,30 ila 1,50 dolar aralığının da belirgin biçimde gerisinde olduğunu söylüyor. &#8220;Son dönemde doların hafif değer kaybının Avrupa’da kayda değer ekonomik sorunlara yol açması beklenmiyor&#8221; diyen Darvas, buna rağmen Trump’ın gümrük tarifesi politikalarından ciddi şekilde etkilenen ihracatçılar için, olumsuz bir döviz kurunun &#8220;ek bir darbe&#8221; anlamına gelebileceğine dair endişelerin bulunduğunu da belirtiyor.</p>
<p>Goldman Sachs verilerine göre, Avrupa&#8217;nın en büyük şirketlerini kapsayan STOXX Europe 600 endeksindeki firmalar gelirlerinin yaklaşık yüzde 30&#8217;unu ABD&#8217;den elde ediyor.</p>
<p>Ricardo Amaro&#8217;ya göre, zayıf dolar özellikle ilaç ve otomotiv sektörlerini olumsuz etkileyebilir. Ancak Amaro, ABD&#8217;nin Avrupa menşeli ilaçlara olan bağımlılığının olası zararları kısmen telafi edebileceğini de ifade ediyor.</p>
<p>Jack Allen-Reynolds ise, son yıllarda Euro Bölgesinin ihracatının genel olarak zayıf seyrettiğini, bunun da özellikle Çin&#8217;den gelen yüksek rekabetten kaynaklandığını vurguluyor. Allen-Reynolds, &#8220;Şu ana kadarki gelişmelerin Avrupa ihracatına olan talep üzerinde çok büyük bir etkisi olacağını düşünmüyoruz. Ancak yardımcı da olmayacaklar&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/abd-dolari-neden-deger-kaybediyor-1-K1Ekc33Y.jpg"><br />Avrupa Merkez Bankası&#8217;nın euronun giderek daha fazla güç kazanmasına karşı nasıl bir tutum izleyeceği merak konusuFotoğraf: Daniel Kalker/picture alliance </figure>
<p><b>Avrupa Merkez Bankası devreye girmeli mi?</b></p>
<p>Euronun dolar karşısında yükselmesi, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB, AMB) herhangi bir şekilde müdahale edip etmemesi gerektiğine dair spekülasyonları da beraberinde getirdi.</p>
<p>Avusturya Merkez Bankası Başkanı Martin Kocher, euronun son dönemdeki yükselişini &#8220;ılımlı&#8221; olarak nitelendiriyor. Ancak Kocher’e göre, euro daha da değer kazanırsa, ECB’nin müdahale etmesi gerekebilir.</p>
<p>Ricardo Amaro, ECB&#8217;nin halihazırda piyasa beklentilerini etkilemeye çalıştığını belirtiyor. Buna örnek olarak, üst düzey ECB yetkililerinin &#8220;durumu izlediklerini&#8221; ve &#8220;son gelişmelere ilişkin endişelerini dile getirmelerini&#8221; gösteriyor. Amaro&#8217;ya göre bu söylemler, faiz indirimi ihtimalini gündeme getirerek euronun değer kazanmasına karşı bir etki yaratıyor.</p>
<p>Jack Allen-Reynolds da, şu ana kadarki kur hareketleri nedeniyle acil bir adım atılmasını gerekli görmüyor. Ancak yıl içinde yaşanabilecek ilave gelişmelerin, ECB’yi faiz indirimine yöneltebileceğini düşünüyor.</p>
<p>Mevcut durumda enflasyon üzerindeki etkinin neredeyse sıfır olduğunu ve hiçbir sektörün özellikle kırılgan olmadığını savunan Zsolt Darvas ise, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>&#8220;Döviz kurları son on yıllarda büyük dalgalanmalar yaşadı. Şirketler, bugün gördüğümüzden çok daha büyük dalgalanmalarla başa çıkmaya alışkın.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abd-dolari-neden-deger-kaybediyor-609643">ABD doları neden değer kaybediyor?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Her yıl 1.5 milyon İnsan Akciğer Kanserinden Hayatını Kaybediyor”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-yil-15-milyon-insan-akciger-kanserinden-hayatini-kaybediyor-559834</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jul 2025 09:21:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[hayatını]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinden]]></category>
		<category><![CDATA[kaybediyor]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559834</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akciğer kanseri nedeniyle her yıl 1.5 milyon insan yaşamını yitiriyor. Türk Toraks Derneği uzmanları uyardı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-yil-15-milyon-insan-akciger-kanserinden-hayatini-kaybediyor-559834">“Her yıl 1.5 milyon İnsan Akciğer Kanserinden Hayatını Kaybediyor”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akciğer kanseri nedeniyle her yıl 1.5 milyon insan yaşamını yitiriyor. Türk Toraks Derneği uzmanları uyardı.</p>
<p><b>“Ölümlerin yüzde 85’i hala sigara yüzünden”</b></p>
<p>Her yıl dünyada 2 milyonun üzerinde insan akciğer kanseri tanısı alırken, 1.5 milyon civarında insan yine akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde ve dünyada erkeklerde en sık görülen, kadınlarda da görülme sıklığı gittikçe artan en ölümcül seyreden kanserlerden biri arasındadır. 1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü dolayısıyla konuşan Türk Toraks Derneği Torasik Onkoloji Çalışma Gurubu Dr. Öğr. Üyesi Feride Marım, akciğer kanserinde hala en önemli etkenin sigara olduğunu ancak pasif içicilik, asbest, radon gazı maruziyeti, hava kirliliği ve genetik faktörlerin de risk faktörleri arasında olduğunu açıkladı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/her-yil-15-milyon-insan-akciger-kanserinden-hayatini-kaybediyor-0-U57d7e2v.jpeg"/> <img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/her-yil-15-milyon-insan-akciger-kanserinden-hayatini-kaybediyor-1-exdmlAiT.jpeg"/></p>
<p><b>BELİRTİLER SİGARADAN ZANNEDİLİYOR ANCAK GEÇ KALINIYOR</b></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Marım, ülkemizde hala akciğer kanseri teşhisi koyulan hastaların büyük bir bölümünün ileri evrede teşhis edildiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Erken evrelerde yakınmaların az olması ya da olmaması, hastaların çoğunluğunun sigara içiyor olması ve yakınmalarının sigara kaynaklı olduğunu düşünmeleri gibi nedenler başvuru sürecini çoğunlukla geciktirmektedir. Erken teşhis ise tedavide başarıyı arttırmakta, ameliyat olabilme şansı sunmakta ve hastalarda yaşam sürelerini uzatmaktadır. Akciğer kanseri açısından risk taşıyan hastalarda düzenli sağlık kontrolleri erken teşhis için en etkili yöntemlerdir. Özellikle sigara ve diğer tütün ürünlerini tüketen, mesleki olarak risk altında bulunan ve ailesinde akciğer kanseri olan bireylerin bu konuda bilinçlendirilmesi önem taşımaktadır”</p>
<p><b>EV VE İŞYERLERİNDE HAVA KALİTESİ ARTIRILMALI</b></p>
<p>Akciğer kanseri vakalarının hala büyük bir bölümünün nedeninin sigara olduğunu açıklayan Dr. Öğr. Üyesi Marım, “Akciğer kanseri gelişiminde en önemli risk faktörü, sigara başta olmak üzere tütün ürünlerinin kullanımıdır. Sigara içmek, akciğer kanseri vakalarının yüzde 85’inden sorumludur. Bunun yanı sıra, pasif içicilik, asbest ve radon gazı maruziyeti, hava kirliliği ve bazı genetik faktörler de risk faktörleri arasında yer almaktadır. Ülkemizde ve dünyada tütün ürünleri ile mücadelenin önemi büyüktür. Sigara ve diğer tütün ürünlerinin bırakılması akciğer kanserini önlemede en önemli adımdır. Ayrıca iş yerlerinde ve evlerde hava<br /> kalitesinin artırılması, zararlı gaz ve kimyasallara maruziyetin azaltılması da önemli koruyucu önlemler arasındadır” dedi.</p>
<p><b>ERKEN TEŞHİSE YÖNELİK SAĞLIK POLİTİKALARININ GELİŞTİRİLMESİNE DESTEK VERİYORUZ</b></p>
<p>Türk Toraks Derneği&#39;nin akciğer kanseri ile mücadelede yaptığı çalışmaları açıklayan Türk Toraks Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ali Kılıçgün ise bu çalışmaları şöyle anlattı: “Türk Toraks Derneği olarak, akciğer kanseri ile mücadelede bilimsel araştırmaları desteklemekte, eğitim programları düzenlemekte ve kamuoyunu bilinçlendirme faaliyetleri yürütmekteyiz. Tütün ürünleriyle mücadele için eğitimler düzenlenmekte, sigara bırakma poliklinik hizmetlerinin arttırılmasına yönelik kurs ve faaliyetler düzenlemekteyiz. Erken teşhise ve tedaviye erişimin kolaylaşmasına yönelik sağlık politikalarının geliştirilmesine destek vermekteyiz. Akciğer kanseri tarama programlarının geliştirilmesi, uygulanması,<br /> güncel tedavi yaklaşımları ile ilgili bilgilendirme çalışmaları ve tedavi süreçlerinde psikososyal destek hizmetlerinin sunulması da öncelikli hedeflerimiz arasındadır” Prof. Kılıçgün, 1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü vesilesiyle, akciğer kanseri konusunda bilinçlenmeye ve sigara ve diğer tütün ürünlerini bırakma gibi koruyucu önlemler için adım atmaya davet ediyoruz. Risk faktörlerinden uzaklaşarak ya da azaltarak akciğer kanserine yakalanmamak mümkün&#8221; diyerek sözlerini noktaladı. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-yil-15-milyon-insan-akciger-kanserinden-hayatini-kaybediyor-559834">“Her yıl 1.5 milyon İnsan Akciğer Kanserinden Hayatını Kaybediyor”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekada Geri Kalan Şirketler Yıllık 87 Milyon Dolar Kaybediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekada-geri-kalan-sirketler-yillik-87-milyon-dolar-kaybediyor-557682</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 05:43:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dolar]]></category>
		<category><![CDATA[geri]]></category>
		<category><![CDATA[kalan]]></category>
		<category><![CDATA[kaybediyor]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yıllık]]></category>
		<category><![CDATA[zekada]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=557682</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay zeka dünyasındaki kritik uygulamaları destekleyen geliştirici veri platformu Couchbase, küresel IT liderlerine yönelik her yıl yaptığı araştırmanın 8'incisinin bulgularını yayınladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekada-geri-kalan-sirketler-yillik-87-milyon-dolar-kaybediyor-557682">Yapay Zekada Geri Kalan Şirketler Yıllık 87 Milyon Dolar Kaybediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Finans, sağlık, oyun ve daha birçok sektörde 1.000 veya daha fazla çalışanı olan kuruluşlardan üst düzey 800 IT karar vericisinin katıldığı çalışmada, yapay zekayı zamanında etkin bir şekilde kullanmayı başaramayan kuruluşların aylık gelirlerinin ortalama yüzde 8,6&#8217;ya kadar azalabildiği ortaya çıktı.</p>
<p>Bu durum, örneklem dahilinde şirket başına ortalama yıllık yaklaşık 87 milyon dolarlık bir kayba denk geliyor. Kuruluşların önemli bir kısmı risk altında yüzde 21&#8217;i yapay zeka kullanımı üzerinde hiç kontrole sahip olmadıklarını veya yetersiz seviyede kontrole sahip olduklarınıkabul ederken, yüzde 64&#8217;ü ise ‘analiz felci’ nedeniyle yapay zekadan olabildiğince çabuk yararlanamadıklarından endişe duyuyor.</p>
<p>Katılımcıların yüzde 78&#8217;i yapay zekayı erken benimseyenlerin sektör lideri olacağını düşünürken yüzde 73&#8217;ü yapay zekanın halihazırda teknoloji çevresini değiştirdiğini söylüyor. Yapılan yatırımlar da yapay zekanın önemini yansıtıyor: Üretken yapay zeka, yapay zeka ajanları ve diğer yapay zeka formları dahil olmak üzere bu teknolojilere yapılan harcamalar, genel dijital modernizasyondaki yüzde 35&#8217;lik büyümeye kıyasla 2025&#8217;ten 2026&#8217;ya kadar yüzde 51 oranında artarak tüm dijital modernizasyon harcamalarının yarısından fazlasını oluşturacak gibi görünüyor. Bu nedenle, verileri üzerinde kontrol sahibi olan kuruluşlar, yapay zekadan en iyi şekilde yararlanabiliyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/couchbase-arastirmasi-yapay-zekada-geri-kalan-sirketler-yillik-87-milyon-dolar-kaybediyor-0-AqnFfAMx.jpeg" /></p>
<p>Couchbase Bilgi İşlem Müdürü JulieIrish, düşüncelerini şöyle paylaştı:</p>
<p>“Üretken yapay zekadan yapay zeka ajanlarına doğru gerçekleşen evrim, bu teknolojileri etkin bir şekilde kullanabilen kuruluşlar için büyük fırsatlar yaratıyor. Bu yolda başarılı olmak isteyen kuruluşlar için yenilikçi yapay zeka uygulamalarını geniş ölçekte oluşturmak ve işletmek büyük önem taşıyor. Yüksek veri kalitesi, ölçeklenebilirlik ve erişilebilirliği sağlamaya yönelik yöntemler de dahil olmak üzere doğru veri stratejisi, şirketlerin yapay zekanın değerini ortaya çıkarmasını sağlamak için artık her zamankinden daha da önemli.&#8221;</p>
<p><strong>ARAŞTIRMANIN ÖNE ÇIKAN BULGULARI:</strong></p>
<p><b>Yapay zeka akımının gerisinde kalmak önemli sonuçlar doğuruyor</b>: Kuruluşların %99&#8217;u, gerekli verilere erişme veya yönetme sorunları, başarısızlık riskinin çok yüksek olduğu algısı ve yetersiz bütçe gibi yapay zeka projelerini kesintiye uğratan veya engelleyen sorunlarla karşılaştı. Bu sorunlar, yapay zeka yatırımlarının %17&#8217;sinin boşa gitmesine ve stratejik hedeflerin ortalama altı ay ertelenmesine neden oluyor.</p>
<p><b>Kontrolün anahtarı veriyi daha iyi anlamaktan geçiyor: </b>Kuruluşların %70&#8217;i, yapay zekayı güçlendirmek için gereken veriler (örneğin, verilerin kalitesi ve gerçek zamanlı erişilebilirliği gibi) hakkındaki anlayışlarının “eksik” olduğunu ve %62&#8217;sinin yapay zekarisklerini (örneğin, güvenlik veya veri yönetimi sorunları) tam olarak anlamamasına neden olduğunu düşünüyor. Buna karşılık, yapay zeka ile ilgili daha fazla bilgiye sahip olan kuruluşlar kendilerine daha fazla güveniyor ve diğerlerine göre yapay zeka ajanlarına %33 daha hazırlar.</p>
<p><b>Veri mimarisi gelişiyor ve konsolidasyon gerektiriyor: </b>Doğru veri mimarisi yapay zeka için kritik önem taşır, ancak kuruluşlar mevcut mimarilerinin kurum içi yapay zeka uygulamalarının ortalama 18 aylık bir ömre sahip olduğunu söylüyor. Kuruluşların yüzde 75&#8217;i, doğru ve tutarlı sonuçlar sağlamayı zorlaştıran çok veritabanlı bir mimariye sahip ve yüzde 61&#8217;i özel verilerin dışarıda paylaşılmasını önleyecek araçlara sahip değil. Bu da güvenlik ve uyumluluk risklerini artmasına neden oluyor ve nihayetinde kuruluşların yüzde 84&#8217;ü yapay zekanın verimli kullanılabilmesi için gereken yüksek boyutlu vektör verilerini depolama, yönetme ve indeksleme yeteneğinden yoksun. Kuruluşlar da bu zorlukların üstesinden gelebilmek için yapay zeka teknoloji yığınlarını birleştirme ve basitleştirme yoluna gidiyor.</p>
<p><b>Denemeler yapmak yapay zekanın başarı oranını artırıyor:</b> Yapay zekaya karşı kurumsal tutumlar da yapay zekanın başarılı olup olmaması üzerinde oldukça önemli bir etkiye sahiptir. Yapay zekayı teşvik eden kuruluşlar, bu konuda daha kısıtlayıcı bir yaklaşıma sahip olan kuruluşlara kıyasla yüzde 10 daha fazla yapay zeka projesi üretiyor ve yüzde 13 daha az yapay zeka harcaması gerçekleştiriyor.</p>
<p><b>Yapay zekaya yönelik çeşitli harcamalar hemen hemen birbirine denk</b>:Yapay zeka ajanları ve üretken yapay zeka daha yeni kavramlar olmasına rağmen, yapay zeka harcamalarının yüzde 30’unu yapay zeka ajanları, yüzde 35’ini üretken yapay zeka ve yüzde 35’ini diğer yapay zeka formları oluşturuyor. Bu durum, kuruluşların yapay zeka gelişim hızına ayak uydurmak için büyük yatırımlar yaptığını göstermektedir ki kuruluşların yüzde 66&#8217;sı yapay zekanınonların ayak uydurabileceğinden daha hızlı geliştiğinden endişe duyuyor.</p>
<p><b>Yapay zekaya ayak uyduramamak, kuruluşların pazardaki konumunu kaybetme riskini artırıyor:</b> Kuruluşlar yapay zekanın yıkım potansiyelinin farkında ve bu da teknolojiyi daha iyi kavrayan daha küçük kuruluşların daha büyük, daha az çevik rakiplerin yerini almasına olanak tanıyor. IT liderlerinin yarısından fazlası, (yüzde 59) konumlarını daha küçük rakiplere kaybetmekten endişe duyuyor ve yüzde 79&#8217;u daha büyük rakiplerini yerinden edebileceklerine inanıyor.</p>
<p>Irish görüşlerine şöyle devam etti: “Veriler, yapay zekanın sunduğu muazzam fırsatları ve önemli riskleri ortaya koyuyor.CIO&#8217;ların yüzde 73&#8217;ü yapay zekanın potansiyelininfarkında ve onu daha fazla kullanmak zorunda hissediyor olsa da verilerine hakim olan kuruluşlar yapay zekadantam anlamıyla faydalanabiliyor. Burada temel nokta sağlam kontrollere ve kuruluşların amaçlarına uygun bir mimariye sahip olmaktır. Kuruluşlar, yapay zeka iş akışlarını içeren kritik uygulamaları desteklemek için doğru temeli oluşturduklarında ve yatırım getirisini net biçimde ortaya koyan kullanım alanlarını hedeflediklerinde yapay zekayı gerçek bir rekabet avantajına dönüştürebileceklerdir.”</p>
<p>Couchbase Ürünlerden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Matt McDonough; “Modern bir geliştirici veri platformu, kurumsal yapay zeka başarısı için büyük önem taşır. Couchbase; vektör arama, entegre AI Services ve yapay zeka ajanları geliştirme desteği gibi özellikleriyle müşterilerin ajan sistemlerini ve uygulamaları geniş ölçekte geliştirmelerini sağlarken aynı zamanda cazip bir fiyat-performans sunuyor. Platformumuz, yapay zeka etkileşimlerinde yer alan tüm veri türlerinin yönetimini destekleyerek kuruluşların yapay zeka, analitik, vektörel ve mobil iş yüklerini tek ve çok amaçlı bir mimaride birleştirmelerine yardımcı oluyor. Bu bütünsel yaklaşım yalnızca veri görünürlüğünü, kontrolünü ve korumasını geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda geliştiricilere bir sonraki yapay zeka teknolojileri dalgası için duyacakları araçları da sağlıyor.”</p>
<p><b>Ek Kaynaklar</b></p>
<p>Raporun tamamına <strong>buradan </strong>ulaşabilirsiniz. Raporun önemli bulgularını gösteren grafiğe buradan erişim sağlayabilirsiniz.</p>
<p>Kuruluşların, yapay zeka ajanlarının potansiyelinden nasıl tam olarak yararlanabileceği hakkında daha fazla bilgi edinmek için bu adresi ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p>Couchbase&#8217;in müşterilerini, ajan sistemleri ve yapay zeka uygulamaları geliştirmeleri için nasıl güçlendirdiği hakkında daha fazla bilgi edinmek için bu adresi ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p><b>Metodoloji</b></p>
<p><em>Couchbase, Nisan 2025&#8217;te bağımsız bir pazar araştırma kuruluşu olan ColemanParkes (https://www.colemanparkes.com/) tarafından gerçekleştirilen çevrimiçi bir anket yaptırdı. ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Türkiye, Japonya, Hindistan, Avustralya ve Singapur&#8217;da 1.000 veya daha fazla çalışanı olan kuruluşlardaki CIO&#8217;lar, CDO&#8217;lar ve CTO&#8217;lar gibi 800 üst düzey BT karar vericisi ile görüşüldü.</em></p>
<p><b>Couchbase Hakkında</b></p>
<p><em>Geleneksel veritabanı çözümleri, sektörler yapay zekayı benimsemek için yarışırken çok yönlülük, performans ve uygun fiyat açısından gittikçe artan taleplere yanıt vermekte zorlanıyor. Couchbase, yapay zeka dünyasındaki kritik uygulamalar için tasarlanan geliştirici veri platformu Capella ile sektöre liderlik ediyor. Couchbase; işlemsel, analitik, mobil ve yapay zeka iş yüklerini sorunsuz, tam olarak yönetilen bir çözümde birleştirerek geliştiricilere ve kurumlara tam esneklikle birlikte uygulama oluşturma ve ölçeklendirme gücü veriyor. Buluttan uca ve aradaki her şeye kadar olağanüstü performans, ölçeklenebilirlik ve maliyet verimliliği sunuyor. Couchbase, kuruluşların inovasyonun kapısını aralamasına, yapay zeka dönüşümünü hızlandırmasına ve nerede olursa olsun müşteri deneyimlerini yeniden tanımlamasına olanak tanıyor. Couchbase&#8217;in neden kritik günlük uygulamaların temeli olduğunu www.couchbase.com adresini ziyaret ederek ve bizi LinkedIn ve X&#8217;te takip ederek keşfedebilirsiniz.</em></p>
<p>Couchbase®, Couchbase logosu ve Couchbase ürünleriyle ilişkili isimler ve markalar Couchbase, Inc. şirketinin ticari markalarıdır. Diğer tüm ticari markalar ilgili sahiplerinin mülkiyetindedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekada-geri-kalan-sirketler-yillik-87-milyon-dolar-kaybediyor-557682">Yapay Zekada Geri Kalan Şirketler Yıllık 87 Milyon Dolar Kaybediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yılda 35 Bin Kişi Antibiyotik Direnci Nedeniyle Hayatını Kaybediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yilda-35-bin-kisi-antibiyotik-direnci-nedeniyle-hayatini-kaybediyor-422624</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2023 09:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[direnci]]></category>
		<category><![CDATA[hayatını]]></category>
		<category><![CDATA[kaybediyor]]></category>
		<category><![CDATA[kişi]]></category>
		<category><![CDATA[nedeniyle]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=422624</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antibiyotikler tıp tarihinin en büyük buluşlarından biri olarak biliniyor. Antibiyotikler sayesinde hastaların bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle hayatını kaybetmesi ya da sakat kalmasının önüne geçilebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yilda-35-bin-kisi-antibiyotik-direnci-nedeniyle-hayatini-kaybediyor-422624">Yılda 35 Bin Kişi Antibiyotik Direnci Nedeniyle Hayatını Kaybediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>YILDA 35 BİN KİŞİ ANTİBİYOTİK DİRENCİ NEDENİYLE HAYATINI KAYBEDİYOR!</strong></p>
<p>Antibiyotikler tıp tarihinin en büyük buluşlarından biri olarak biliniyor. Antibiyotikler sayesinde hastaların bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle hayatını kaybetmesi ya da sakat kalmasının önüne geçilebiliyor. Aynı zamanda kanser tedavisi, organ nakli veya ortopedik protez gibi önemli cerrahi girişimlerin başarısındaki en büyük faktörlerden biri antibiyotiklerin kullanılması olarak belirtiliyor. Ancak antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımı nedeniyle antibiyotik direnci hızla artıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Funda Timurkaynak,  “18 Kasım Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü”nde antibiyotiklerin kullanımı ve antibiyotik direnciyle ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Her antibiyotik her mikroorganizma için etki göstermeyebilir </strong></p>
<p>Antibiyotikler bakterilerin üremesini durdurarak ya da onları öldürerek etki göstermektedir. Bu ilaçlar birçok bakteriyel enfeksiyonun tedavisinde kullanılmakla birlikte virüslere etki etmemektedir. Antibiyotiklerin kimyasal yapı ve bakteriyi öldürme mekanizmasına göre 15’ten fazla farklı sınıfı bulunmaktadır. Ancak her antibiyotik türü her mikroorganizmaya etki göstermemektedir</p>
<p>Günümüzde yeni geliştirilen antibiyotik sayısının son derece kısıtlı olması nedeniyle antibiyotik direnci daha da büyük bir sorun olarak karşımıza çıkmakta ve sağlık otoriteleri tarafından sessiz pandemi olarak adlandırılmaktadır. Özellikle hastanelerde sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyonlarda etken olan bakterilerin piyasadaki tüm antibiyotiklere karşı dirençli olduğu durumlarla karşı karşıya kalınabilmektedir. Bu durum hastaların tedavi edilemeyeceği anlamına gelmekte ve modern tıbbın kazanımlarını geriye çevirebilecek büyük bir risk oluşturmaktadır. </p>
<p><strong>Antibiyotik direnci ölümlere neden olabiliyor </strong></p>
<p>Antibiyotiklerin bakterileri öldürme yeteneğini kaybetmesi, hastaların tedavisinde daha yüksek maliyetli ve yan etkisi daha fazla olan antibiyotiklerin tek başına ya da kombine olarak kullanımını gerektirmektedir. Enfeksiyonlar bu dirençli bakterilerle geliştiğinde hastaların enfeksiyona bağlı yaşadıkları komplikasyonlar veya ölüm oranları artabilmektedir. Avrupa’da her yıl verem, grip veya AIDS hastalıklarından hayatını kaybedenlerin sayısından daha fazla insan antibiyotik direnci nedeniyle yaşamını yitirmektedir. Avrupa’da her yıl 35 binden fazla insanın dirençli bakteri enfeksiyonları ile hayatını kaybettiği belirtilmektedir.</p>
<p><strong>Doktorunuza antibiyotik için ısrar etmeyin </strong></p>
<p>Antibiyotik direncinin önlenmesinde herkese düşen önemli görevler bulunmaktadır. Antibiyotik kullanılması gereken bakteriyel bir enfeksiyon varsa verilen antibiyotik önerilen sürede, önerilen doz ve aralıklarda kullanılmalıdır. Aynı şekilde viral enfeksiyonlarda antibiyotiklerin işe yaramadığı bilmek ve doktor antibiyotik önermiyorsa bu konuda ısrarcı olmamak da önemlidir. Enfeksiyonları gelişmeden önlemek için herhangi bir sağlık nedeni veya yaştan dolayı aşılama yapılacaksa aşılar tamamlanmalı, el hijyenine önem vermeli, öksürürken mendil kullanarak enfeksiyonların bulaşı engellenmelidir. Aynı zamanda evde daha önceki hastalıklardan kalan antibiyotikler kullanılmamalı veya tavsiye edilmemelidir. </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yilda-35-bin-kisi-antibiyotik-direnci-nedeniyle-hayatini-kaybediyor-422624">Yılda 35 Bin Kişi Antibiyotik Direnci Nedeniyle Hayatını Kaybediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada Her Yıl 385 Milyon Pestisit Zehirlenmesi Vakası Yaşanıyor, 11 Bin Kişi Hayatını Kaybediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyada-her-yil-385-milyon-pestisit-zehirlenmesi-vakasi-yasaniyor-11-bin-kisi-hayatini-kaybediyor-413431</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Oct 2023 17:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[hayatını]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[kaybediyor]]></category>
		<category><![CDATA[kişi]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[pestisit]]></category>
		<category><![CDATA[vakası]]></category>
		<category><![CDATA[yaşanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<category><![CDATA[zehirlenmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Heinrich Böll Stiftung Derneği tarafından hazırlanan “Tarımda Kullanılan Zehirler Hakkında Gerçekler ve Rakamlar: Pestisit Atlası”, her yıl dünyada yaklaşık 385 milyon pestisit zehirlenmesi vakası yaşandığı ve her yıl 11 bin kişinin doğrudan bu zehirlenme nedeniyle hayatını kaybettiğini ortaya koyuyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-her-yil-385-milyon-pestisit-zehirlenmesi-vakasi-yasaniyor-11-bin-kisi-hayatini-kaybediyor-413431">Dünyada Her Yıl 385 Milyon Pestisit Zehirlenmesi Vakası Yaşanıyor, 11 Bin Kişi Hayatını Kaybediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Heinrich Böll Stiftung Derneği tarafından hazırlanan   “Tarımda Kullanılan Zehirler Hakkında Gerçekler ve Rakamlar: Pestisit Atlası”, her yıl dünyada yaklaşık 385 milyon pestisit zehirlenmesi vakası yaşandığı ve her yıl 11 bin kişinin doğrudan bu zehirlenme nedeniyle hayatını kaybettiğini ortaya koyuyor. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Pestisit Atlası’nda, pestisite yoğun maruz kalanlarda kalp, akciğer ya da böbrek yetmezliğinin yaşandığı ifade edilirken, pestisitlerin de etkisiyle parkinson, lösemi, akciğer ve meme kanseri, tip2diyabet, astım, alerji, obezite ve hormon bozukluklarında da dünyada ciddi artışlar olduğuna dikkat çekiliyor. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Avrupa Birliği Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) yasaklamasına rağmen </strong></p>
<p><strong>pestisit kullanımının dünyada rekor seviyelere çıktığının vurgulandığı Pestisit Atlası’nda, yoğun pestisit kullanımının arılar başta olmak üzere uçucu böceklere ve kuşlara zarar vererek biyoçeşitliliği tehlikeye soktuğunu, toprak, su ve havada kalıcı ya da uzun dönemli toksik kirlenmeye yol açtığının altı çiziliyor. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Heinrich Böll Stiftung Derneği tarafından hazırlanan   “Tarımda Kullanılan Zehirler Hakkında Gerçekler ve Rakamlar: Pestisit Atlası”, bilim insanlarının uyarılarına ve Avrupa Birliği Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) yasaklamasına rağmen, pestisit kullanımının dünyada rekor seviyelere çıktığını ortaya koydu. Dünyadan ve Türkiye’den pestisit kullanımına dair çok yönlü bilgilerin yer aldığı Pestisit Atlası’nda konunun uzmanları tarafından hazırlanan 26 başlıktaki makalelerle durum tespiti, ortaya çıkan zarar ve risklerin boyutu ve çözüm önerileri yer alıyor.  “Tarımda Kullanılan Zehirler Hakkında Gerçekler ve Rakamlar: Pestisit Atlası” Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği Proje Koordinatörü Yonca Verdioğlu ve Pestisit Atlası’nın Türkiye’ye dair bilgilerini oluşturan ve bilimsel okumaları yapan Gıda Mühendisi, Yazar Dr. Bülent Şık’ın katılımıyla düzenlenen basın toplantısında kamuoyu ile paylaşıldı.</p>
<p> </p>
<p>‘Tarımda Kullanılan Zehirler Hakkında Gerçekler ve Rakamlar: Pestisit Atlası’ Heinrich Böll Stiftung Derneği’nin Berlin Merkez Ofisi’nin Almanya Çevre ve Doğayı Koruma Birliği Pestisit Eylem Ağı ve Le Monde Diplamatique ile birlikte hazırlandı. Heinrich Böll Stiftung Türkiye Temsilciliği tarafından Türkçe’ye çevrilen Pestisit Atlası ‘Mutfaktaki Kimyacı’ kitabının yazarı Gıda Mühendisi Dr. Bülent Şık’ın katkılarıyla Türkiye’ye özgü bilgiler de eklenerek zenginleştirildi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kimyasal zehirler her yerde</strong></p>
<p>Pestisit, tarımda ekinlere ve bitkilere zarar verme potansiyeli bulunan haşereleri, istenmeyen yabani otları, böcekleri yok etmek ve kontrol altında tutmak için kullanılan kimyasal bir zehir olarak tanımlanıyor. Pestisitler kimyasal yapılarına ve işlevlerine göre sınıflara ayrılıyor. Pestisit Atlası’nda böcek öldürücüler (insektisit), ot öldürücüler (herbisit), mantar öldürücüler (fungusit) zehir grubunda en sık kullanılan pestisit çeşitleri olarak geçiyor ve pestisitlerin gıdalarda kalıntı bıraktığı ve sağlık açısından ciddi zararlara neden olduğu belirtiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Pestisit Atlası, tarımda kullanılan pestisitlerin insan sağlığı başta olmak üzere, böceklere, bitkilere verdiği zararlar bilindiği halde; pestisitlerin izlerine meyve-sebzeden, bala, parklardaki otlardan insanlara kadar her yerde rastlandığını ortaya koyuyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dünyada yılda 4 milyon ton pestisit kullanılıyor </strong></p>
<p>Yarattığı tehlikelerine rağmen pestisitsiz endüstriyel tarımın imkânsız hale geldiğine dikkat çekilen Pestisit Atlası’nda yer alan verilere göre, dünya çapında yılda 4 milyon ton pestisit kullanılıyor. Küresel pestisit pazarının bu yıl itibariyle, 130,7 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştığı tahmin ediliyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Avrupa’nın çifte standardı: Kullanıma yasak getiriliyor, üretim devam ediyor!</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’nda dünyanın kimi bölgelerinde daha az pestisit kullanıldığına vurgu yapılıyor. Öte yandan son derece tehlikeli pestisitlerin yasaklandığına da değinilen Atlas’ta pestisitlerin kullanımına yasaklar getirilmesine rağmen üretiminin artarak devam ettiği belirtiliyor. Avrupa Birliği’nin (AB) tehlikeli pestisitlerin Avrupa’da kullanımı yasakladığının hatırlatıldığı Pestisit Atlası’nda, AB’nin kullanımını yasakladığı pestisitlerin üretiminin ve ihracatının engellenmediği ve bu zehirlerin dünyanın dört bir yanına ihraç edilmesine engel olmadığına dikkat çekiliyor. Atlas, pestisit kullanımını azaltacak bağlayıcı bir uluslararası sözleşmenin ise henüz imzalanmadığına vurgu yapıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hem insan sağlığını bozuyor hem biyolojik çeşitliliği yok ediyor</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’na göre, Türkiye’de 2019 yılında yapılan bir çalışmada analiz edilen gıda örneklerinin yüzde 49’unda sucul canlılar, arılar, su yosunları ve faydalı böcekler açısından çok zararlı olan, yüzde 42’sinde ise doğal hayatta biyolojik birikime neden olan ve toksik etkisi uzun süre kalıcı olan pestisitlerin kalıntısı tespit edildi. Türkiye’de 2013 ve 2014 yıllarında yapılan bir araştırmada analiz edilen gıda örneklerinin yüzde 85’inde birden fazla sayıda pestisit kalıntısı bulundu. Tespit edilen pestisit sayısı 2 ile 13 arasında değişim gösteriyordu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> Parkinson ve lösemide büyük artış!</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’nda, pestisite maruz kalanlarda özellikle de tarımda çalışanlarda görülen sağlık problemlerine de dikkat çekiliyor. Pestisit Atlası’na göre her yıl dünyada 385 milyon kişi pestisit zehirlenmesi yaşıyor. Mağdurların kendilerini yorgun, halsiz ve bitkin hissedebildiği, ya da gripte olduğu gibi baş ağrısı ve eklem ağrıları yaşayabildikleri vurgulanıyor. Bunun ötesinde sindirim sistemi etkilenebiliyor, mide bulantısı, kusma ve ishal görülebiliyor. Sinir sisteminin pestisitlerden etkilendiği vakalar da bulunuyor. Pestisit zehirlenmesinde ağır seyreden vakalarda kalp, akciğer ya da böbrek gibi organların iflas etmesine de sıkça rastlanıyor. Her yıl yaklaşık 11.000 kişinin bu şekilde hayatını kaybettiği belirtilen Pestisit Atlası’nda bunun en yoğun tarım sektöründe çalışanları etkilediğine vurgu yapılıyor. Pestisitler havaya ve suya kolayca karışabildiği için tarımsal alanların dışında yaşayan ya da tarımla uğraşmayan insanlar açısından da tehlike yaratıyor. Bulaş yoluyla çevreyi kirleten pestisitler sadece kullananları değil pestisit kullanılmış ürünü tüketenleri de etkiliyor. Bu maddelerden zehirlenen kişilerin pek çoğunda uzun vadeli etkilerin gözlendiğine dikkat çekilen Pestisit Atlası’nda, son yıllarda özellikle parkinson hastalığı veya lösemi gibi kronik rahatsızlıklarda önemli bir artış yaşandığına vurgu yapılıyor. Bu alanda önemli bilimsel çalışmaların olduğu ifade edilen Atlas’ta pestisitler ayrıca karaciğer ve meme kanseri, tip 2 diyabet ve astım, alerji, obezite ve hormon bozuklukları açısından artan risk oranlarıyla da ilişkilendiriliyor. Yine doğum kusurları, erken doğum ve büyüme bozukluklarını da pestisitlerle olan temasla gerekçelendiren Pestisit Atlası’nda, son yılların en yoğun pestisit tartışmasının ise glifosat üzerinden yürütüldüğü ifade ediliyor. Bu herbisitle temas eden ve kanser olan sayısız insanın, pestisit üreticisi Bayer’e tazminat davası açtığı belirtilen araştırmada, bu davaların 30 bin kadarının ise halen devam ettiği vurgulanıyor. Geçmiş yıllarda birçok davayı kaybeden Bayer’in yaklaşık 96 bin davacıyla uzlaşmaya vardığı bilgisi de veriliyor ve bugüne kadar varılan uzlaşmaların 11,6 milyar Euro’ya mal olduğu tahmininde bulunuluyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün alt kuruluşu olan Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC), glifosatı 2015 Mart’ında olası bir kanserojen olarak sınıflandırdığı ifade edilen Atlas’ta 2019 yılında Washington Üniversitesi’nde yapılan bilimsel bir meta-analiz, pestisite maruz kalan kişilerde non-hodgkin lenfoması geçirme riskinin göreli olarak yüzde 41 arttığını da ortaya koyuyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Pestisitler 1.000 km kadar taşınabiliyor</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’nda etken maddelerinin sadece uygulandıkları yerde kalmadığına dikkat çekiliyor. Pestisitler sızarak, rüzgârla ya da hava yoluyla çok uzaklara, bazıları ise 1000 kilometre kadar uzağa taşınabiliyor. İnsan sağlığına verdiği büyük zararların yanı sıra bu taşınmanın da etkisiyle biyoçeşitliliğe zarar verdiğine, toprak ekosistemini yok ettiğine değinilen Pestisit Atlası’nda gıdalardaki pestisit kalıntılarının insan sağlığına ciddi zararlar verebildiği de belirtiliyor. Atlas, dünya çapında yürütülen uzlaşı çabalarına rağmen izin verilen azami pestisit değerlerinin ülkeden ülkeye de büyük farklılıklar gösterdiğini vurguluyor. Sentetik kimyasal pestisitler kullanılmadan uzun yıllar boyunca organik tarım yapılan arazilerdeki bitki çeşitliliğinin, sadece birkaç yıldır organik tarım yapılan arazilere oranla 17 kat daha fazla olduğuna değinilen Atlas’ta, yararlı böceklerin zararlıların doğal düşmanı olduğu belirtiliyor. Atlas’a göre yararlı böceklerin önceliklendirilmesiyle pestisit kullanımı önemli ölçüde azaltılabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Dünyadaki tarım arazilerinin üçte ikisi en az bir pestisit ile kirlenmiş</strong></p>
<p>Pestisit Atlası, tarım zehirlerinin görünmeyen ekosistem üzerindeki etkilerini de ortaya koyuyor. Toprakta biriken pestisitlerin yenilenemeyen kaynağı da önemli ölçüde kirlettiğine dikkat çekilen Pestisit Atlası’nda dünyadaki tarım arazilerinin yaklaşık üçte ikisinin en az bir pestisit ile kirlenmiş olduğu vurgulanıyor. Avrupa’da 317 tarım arazisinden alınan toprak testlerinin yüzde 80’inden fazlasında pestisit kalıntısına rastlanmış. Yayımlanmış 400 sistematik araştırmaya göre pestisitler sağlıklı toprakları korumak için hayati önem taşıyan organizmalara zarar veriyor. Pestisit Atlası’nda bu alanda yapılan 2800’den fazla testin yüzde 70’inde bu sonuca ulaşıldığı belirtiliyor. Atlas’ta pestisitlerin kullanımlarından yıllar sonra bile toprakta kirliliğe neden olmaya devam ettiği ifade ediliyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Faydalı böcekler de yok oluyor</strong></p>
<p>Atlas’ta doğal faydalılar olarak tanımlanan uğurböceği, tırtır sineği veya kulağakaçanlar gibi canlıların doğal zararlı savaşçısı ve etkili bitki koruyucuları olduğuna dikkat çekiliyor. Bunların hem çevreye zarar vermediği hem de çiftçilere masraftan tasarruf ettirdiği belirtilirken pestisitler nedeniyle yaşam alanlarının büyük bir tehdit altında olduğuna yer veriliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Toprağın yanı sıra nehirler, denizler ve yeraltı su kaynakları da kirleniyor</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’nda su kaynaklarının pestisitlerle kirlenmesi başlığı yer alıyor. Atlas’a göre çevre uzmanları nehirlerin, denizlerin, karasularının ve yeraltı sularının pestisitlerle ne kadar kirlendiğini düzenli aralıklarla yapılan testlerle ortaya koyuyor. Zararlı maddeler akarsulara genellikle tarım alanlarından sızma yoluyla, yüzeysel akıntıyla ve sürüklenmeyle ulaşıyor. Atlas’ta Türkiye’deki akarsu ve göllerde bulunan pestisit kalıntılarını belirlemeye yönelik bilimsel çalışmalarda tarımsal faaliyetin yoğun olduğu bölgelerde sularda ve dip tortularında çeşitli pestisitlerin kalıntılarına rastlandığı belirtiliyor. Türkiye’deki akarsu ve gölleri pestisit kirliliğine karşı koruyacak bir kıyı-kenar şeridi uygulamasının olmadığı da Atlas’ta vurgulanıyor. Sulara pestisitlerin bulaşmasını önlemek için öncelikle pestisit kullanımını azaltmak ve zaman içinde de ortadan kaldırılması gerekliliği üzerinde duruluyor. Bunu sağlamak için de Türkiye genelinde uygulanacak agroekolojik bir tarım programının hayata geçirilmesi gerekliliği ifade ediliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Ekolojik mahşer pestisitle geliyor!</strong></p>
<p>Tarım için çok önemli olan yararlı böcekler de pestisitten nasibini alıyor. Pestisit Atlası, yapılan bilimsel çalışmaların yararlı böceklerin yok oluşunu hızlandırdığını gösteriyor. Pestisit Atlası yapılan araştırmalarda bütün böcek popülasyonlarının yüzde 41 oranında azaldığını ve bütün türlerin üçte birinin yok oluşla karşı karşıya kaldığını dikkat çekiyor. Sydney Üniversitesi’nin yaptığı araştırmayı baz alan Atlas, her yıl böceklerin toplam biyolojik kütlesinin yüzde 2,5 oranında azaldığını vurguluyor. Böcek ölümlerine dair bölgesel örnekleri de veren Pestisit Atlası, Birleşik Krallık’ta kelebek popülasyonun 1976’dan beri yaklaşık yarıya indiğini söylüyor. Alman doğa koruma bölgelerinde, rastgele alınan örneklere göre uçucu böceklerin biyolojik kütlesi 1989 ile 2016 yılları arasında yüzde 76 azaldı. Kuzey Amerika’da doğu kral kelebeğinin sayısı 30 yılda yaklaşık yüzde 80 geriledi. Hollanda’daysa evcikli böceklerin sayısı 2006 ile 2016 yılları arasında yüzde 60 azaldı. Birçok bölge, özellikle de tropik bölgeler için henüz veri yok. Atlas’ta ‘eldeki bilgiler, azalmanın küresel bir olgu olduğuna işaret ediyor’ ifadesi kullanıldı. Yararlı böceklere en fazla zarar veren pestisit ise neonikotinoidler olarak belirtiliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Türkiye’de de yasak ancak ihraç edilen ürünlerde pestisit çıkıyor</strong></p>
<p>Neonikotinoidlerin Türkiye tarımında da yoğun bir şekilde kullanıldığına işaret eden Pestisit Atlası, neonikotinoid grubu bünyesinde yedi adet pestisit bulunduğunu belirtiyor. Bu yedi pestisitten beşinin Türkiye tarımında uzun yıllar boyunca kullanıldığı ifade ediliyor. Bu pestisitlerin kullanımına 2018 yılında Türkiye’de de bazı kısıtlamalar getirildi. Bakanlık ile yapılan görüşmeler sonrasında imidakloprid, klotianidin ve tiametoksam isimli pestisitlerin kullanımına büyük sınırlamalar konuldu. Ancak 2019 yılında yapılan bir çalışmada gıda ürünlerinde bu pestisitlerin kalıntılarının tespit edilmesi bu sınırlamaların uygulanmadığını da gösteriyor. 27 Eylül 2021 tarihinde çıkarılan yeni pestisit yönetmeliği ile 2018 yılında alınan yasaklama kararı esnetilerek çeşitli ürünlerde (asetamiprid, imidakloprid, tiakloprid, tiametoksam) kullanımı serbest bırakıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı 2018 yılında aldığı kararda hormonal sistem bozucu tiakloprid aktif maddesini içeren pestisitlerin kullanımı hakkında daha sonra karar vereceğini, şimdilik kullanıma devam edileceğini belirtmişti. Avrupa Birliği 15 Ocak 2020 tarihinde aldığı bir kararla tiakloprid kullanımını yasakladı. Yasaklama kararının tiaklopridin yeraltı sularına bulaşma potansiyelinin yüksek olması ve insanlarda üreme sağlığı üzerinde olumsuz etkiler göstermesi nedeniyle alındığı belirtiliyordu. Bu ciddi gerekçelere rağmen tiakloprid Türkiye’de hâlâ yasaklanmadı. Pestisit Atlası’nda, 2021 yılında çıkarılan son pestisit yönetmeliğinde de hormonal sistem bozucu tiaklopridin çeşitli tarımsal ürünlerde kullanılmasına hâlâ izin verildiğini de ifade ediliyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Pestisitin beş büyüğünün toplam cirosu 30,9 milyar Euro…</strong></p>
<p>Dünyada pestisit kullanımına, Sanayi Devrimi sonrasında 1940’larda başlanıyor. Tarımda kullanılan pestisitlerin üretiminin yıllar içinde artarak devam ettiği belirtilen Atlas’ta şu bilgiler yer alıyor: Pestisit kullanımındaki artış, 1990-2017 yılları arasında yüzde 80’lere ulaştı. Türkiye’de 1990 yılında yaklaşık 30 bin ton civarında kullanılan pestisitler iki kat artış göstererek 2018 yıllında 60 bin tona ulaştı. 2020 yılında ise bu oran 54 bin ton oldu. Dünyada en çok pestisit üreten dört şirket ise Syngenta, Bayer, Corteva ve BSF olarak belirtiliyor. Atlas’ta bu dört şirketin 2020 yılında pestisit üretiminden toplam 30,9 milyar Euro ciro yaptığı ifade ediliyor. Syngenta 9.9 milyar Euro ile sıralamada birinci olurken, Bayer 9.8 milyar Euro ikinci, Corteva 5,7 milyar Euro ile üçüncü, BSF ise 5.5 milyar Euro ciroyla dördüncü en çok kazanan şirket oluyor. Kimya sektöründeki bazı satın almalar sonucunda pestisit üretiminde beş şirket öne çıkıyor. Bu şirketler; Syngenta, Bayer, Corteva, BSF ve FM. Pestisit Atlası’na göre bu beş şirketin 2018 yılında Türkiye’deki satış gelirleri 68 milyon dolar olarak gerçekleşti. Beş şirketin elde ettikleri bu gelirin yüzde 16’sı insan sağlığına ve ekosisteme zarar veren son derece tehlikeli pestisitlerin satışından elde ediliyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>En yoğun pestisit kullanımı Adana, Mersin, Manisa, Aydın, Bursa, İzmir ve Antalya…</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’nda 2020 yılında Türkiye’de kullanılan pestisit miktarının 50 ile 60 bin ton/yıl olduğu tahmininde bulunuluyor. Atlas’ta pestisit kullanılan illere yönelik çarpıcı bilgiler yer alıyor. Pestisit Atlası’nda kullanılan pestisit miktarının yaklaşık yüzde 50’sinin Adana, Mersin, Manisa, Aydın, Bursa, İzmir ve Antalya’da kullanıldığı ifade ediliyor. Bu illerde hektar başına kullanılan pestisit miktarı çok fazla. Antalya’da 2020 yılında hektar başına pestisit kullanımı yaklaşık 14 kg, Manisa’da 9 kg seviyesinde. Pestisit kullanımının yoğun olduğu illerde halk sağlığı, biyoçeşitlilik kaybı, kimyasal kirlilik gibi önemli sorunların görülmesi bekleniyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Yasak var, uygulanmıyor</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’na göre Türkiye’de kullanılan pestisit etken madde sayısı 2018 yılında 385 adede düştü. 2008-2021 yılları arasında da 213 etken maddenin kullanımına yasak getirildi. Ancak Atlas’ta Türkiye’den ihraç edilen gıda ürünlerinde yasaklanmış pestisit kalıntılarının çıktığına bu nedenle pestisit etken madde sayısının resmi kurumların bildirdiği sayıdan çok daha fazla olduğuna işaret edildi. </p>
<p> </p>
<p><strong>Türkiye’de pestisit onayından Tarım ve Orman Bakanlığı sorumlu</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’ndaki bilgilere göre Avrupa Birliği’nde pestisitlere ruhsat süreci iki aşamada gerçekleşiyor. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) denetiminde yürütülen bu sürecin ilk aşamasında etken maddeler tüm Avrupa düzeyinde onaydan geçiriliyor. İkinci aşamada ise bu etken maddeleri içeren ürünler tek tek AB üye devletleri tarafından onaylanıyor. Pestisit üreticileri, çevre ve sağlık bakımından risk değerlendirmesi yapılabilmesi için gereken verileri içeren bilimsel bilgi ve çalışmaları sunuyor. EFSA bunun ardından sunulan dosyaları incelemek üzere farklı üye devletleri raportör olarak görevlendiriyor. Raportör, onay talep edilen ürünlerin insan sağlığı ve çevre açısından risklerine dair bir ‘Taslak Rapor’ hazırlayıp EFSA’nın ve üye devletlerin değerlendirmesine gönderiyor. Bu süreç sonucunda çevre ve insan sağlığı açısından kabul edilemeyecek etkiler bulunmadığı sonucuna varılacak olursa, EFSA tarafından onay veriliyor. Yani örneğin söz konusu etken madde faydalı böceklere zarar verecek olsa dahi EFSA’dan onay alabiliyor. Türkiye’de onay sürecinden Tarım ve Orman Bakanlığı sorumlu. Bakanlık, Avrupa Birliği’ndeki onay süreçlerini dikkate alsa da ülkede kullanılan pestisitler AB’de kullanılan pestisitlerden farklı. Örneğin çocukların bilişsel yeteneklerine zarar verdiği için 2016’da AB’de yasaklanan klorpirifos etil Türkiye’de ancak 21 Mayıs 2020 tarihinde yasaklandı. Pestisit Atlası, alınan yasak kararının bir pestisitin kullanımını sonlandırmadığına değiniyor. Atlas’ta klorpirifos etilin hâlâ Türkiye’den ihraç edilen gıdalarda kalıntısı en çok çıkan pestisitlerden biri olduğuna dikkat çekiliyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>İyi örnekler de var: Lüksemburg, Danimarka…</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’na göre dünyanın en büyük pestisit pazarlarından biri Avrupa Birliği. Birliğin pestisit kullanımını azaltmaya yönelik yasaklarına rağmen üretim devam ediyor. Avrupa Birliği’ne üye ülkeler arasında pestisit kullanımı ülkenin tarım modeline göre değişiklik gösteriyor. Pestisit Atlası’na göre 1 Ocak 2021’den itibaren bir herbisit olan glifosatı içeren her tür ürünün kullanılmasını yasaklayan tek ülke Lüksemburg oldu. Ülke ayrıca üzüm üretiminde, bütün insektisit türlerinin kullanımına da aşamalı olarak son vermek ve bunları kimyasal olmayan alternatiflerle değiştirmek için AB’nin Ortak Tarım Politikası fonundan yararlanıyor. Pestisit Atlası’na göre pestisit kullanımında en çarpıcı düşüş Danimarka’da gözleniyor. Çünkü Danimarka 1972’de pestisit harcı uygulaması getirdi ve 1982’de ise bunu pestisit vergisi ile destekledi. Vergiden elde edilen gelir de tarım sektörüne aktarılıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>İnsana, doğaya, yaşama zarar veren zehir: Pestisitler</strong></p>
<p>Henirich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği Proje Direktörü Yonca Verdioğlu, Pestisit Atlası’nın 26 başlık altında toplanan makalelerden oluştuğunu söyledi. Bu Atlas ile pestisite yönelik farkındalığın oluşturulmasını hedeflediklerini belirten Verdioğlu, “Pestisitlerin nereden geldiği, nasıl kullanıldığı ve yarattığı etkiler hakkında birçok ülkede veriler yok denecek kadar az. Varsa bile bunlara ulaşmak neredeyse mümkün değil. Ne yazık ki Türkiye de bu ülkeler arasında yer alıyor. Resmi rakamlara göre, tarım arazilerinde kullanılan yıllık yaklaşık 60 bin ton pestisitin yol açtığı etkilerin son derece vahim olduğu kuşkusuz. Pestisit kullanımı başta insanlarda ve özellikle çocuklarda sağlık sorunlarına neden olurken, ekolojik çeşitliliği yok ediyor, hızlı bir yok oluşa neden oluyor. Biz Dernek olarak pestisitin çevreye, doğal hayata insana ne tür zararlar verdiğini ortaya koyarak bu zehirleri nasıl azaltabileceğimize dair tartışmalara anlamlı bir katkı sunmayı amaçlıyoruz. Bu uzun soluklu ve zahmetli çalışma sonucunda ortaya pestisit kullanımının insan sağlığına, doğaya, ekosisteme, biyoçeşitliliğe verdiği zararlar ortaya konuyor ve bu tarım zehirlerinin yerine üretimde kullanılabilecek alternatif çözümlere de yer veriyoruz” dedi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Çocuklarımızın geleceği tehlikede”</strong></p>
<p>Pestisit Atlası’nın Türkiye’ye dair bilgilerini oluşturan ve bilimsel okumaları yapan Gıda Mühendisi Yazar Dr. Bülent Şık, pestisitin sağlığa ve ekosisteme etkilerinin uzun zamandır bilinmesine rağmen pestisit kullanımının bütün dünyada artış gösterdiğine dikkat çekti. Türkiye’de pestisitin ağırlıklı olarak insan sağlığı çerçevesinde tartışıldığına değinen Şık, pestisit ve kalıntılarından en fazla çocukların etkilendiğini belirtti. Türkiye nüfusunun yüzde 26,5’ini çocukların oluşturduğunu kaydeden Şık, 23 milyon çocuğun pestisit tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. </p>
<p> </p>
<p>Pestisit Atlası’nda sağlık ve çevre için özellikle yüksek düzeyde akut ve kronik risk oluşturduğu kanıtlanmış zehirlerin ‘Yüksek Riskli Pestisitler” olarak tanımlandığını söyleyen Şık, “Yüksek Riskli Pestisitler’lerin tanımlanması konusunda kriter var. Ancak hiçbir uluslararası anlaşma veya protokol bunların tamamına yer vermiyor. Tüm dünyada kullanılan bütün pestisitlerden hukuken bağlayıcı uluslararası sözleşmeler kapsamında düzenleme altına alınan pestisitlerin oranı sadece yüzde 4 seviyelerinde” olduğunu belirtti. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Pestisit olumsuz etkilerini değerlendiren rutin çalışmalar çok az”</strong></p>
<p>Kullanılan pestisit miktarlarının ve kalıntılarının izlenmesinin insan sağlığı, çevre ve ekoloji için zorunlu olduğunu kaydeden Şık, “Ancak Türkiye’de ve dünyanın pek çok yerinde izlenmiyor” dedi.  Dünyada biyoçeşitliliğin korunması için konulan uluslararası hedeflere ulaşmanın tek yolunun pestisit kullanımını azaltmak olduğunu vurgulayan Şık, “Her yıl bütün dünyada yaklaşık 385 milyon pestisit zehirlenmesi vakası yaşanıyor. Bu zehirlenmeden en fazla mağdur olanlar ise tarım alanında çalışan insanlar. Öte yandan Avrupa’da ekoloji ve sağlık nedeniyle kullanılmasına izin verilmeyen pestisitlerin üretilmesine ve başka ülkelere ihraç edilmesine ise devam ediliyor. AB’de pestisitlerin kullanım onayı katı kurallara bağlı. Buna rağmen onay verilirken pestisitlerin ekosistemlerin tamamı üzerindeki zararlı etkileri ne yazık ki dikkate alınmıyor” diye konuştu. Bülent Şık, Türkiye’de de pestisitlerin kullanımının onaya bağlı olduğunu, ancak ekosistem üzerindeki zararlı etkileri bilinmediği gibi insan sağlığına yönelik olumsuz etkilerini değerlendiren çalışmalarının da çoğu ülkede, özellikle de AB ülkelerinde yapılan rutin çalışmalara kıyasla çok az olduğunu ifade etti. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Zehirli Pestisitlerin Türkiye’de kullanıldığı alanlar</strong></p>
<p><strong>Glifosat:</strong> Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) kanser araştırma ajansı tarafından “muhtemel kanserojen” olarak sınıflandırılıyor. Türkiye’de zeytin, üzüm, portakal, mandalina, fındık, elma, kayısı, şeftali, greyfurt, limon, asma yaprağı üretiminde kullanılıyor. Bayer tarafından üretilen Glifosat’ın 2018’deki cirosu 841 milyon dolardır.</p>
<p><strong>Tiametoksam:</strong> Arılar başta uçucu böceklere zarar verdiği için AB’de tarım arazilerinde kullanılması yasaklandı. Syngenta şirketi tarafından üretilen zehir, Türkiye’de marul, soya fasulyesi, yağlık zeytin, mısır, karpuz, hıyar, patlıcan, biber, domates, patates, şeftali, armut ve elma başta olmak üzere çeşitli ürünlerde kullanılıyor. Ürünün 2018’deki cirosu 242 milyon dolardır.</p>
<p><strong>Glufosinate:</strong> Avrupa Kimyasallar Ajansı’na göre “üremeyi riske atıyor.” Türkiye’de zeytin, üzüm, erik, şeftali, kayısı, armut, kiraz, elma, limon ve turunçgillerde kullanılıyor. BASF tarafından üretilen Glufosinate’in 2018 yılı cirosu 227 milyon dolardır.</p>
<p><strong>Klorantraniliprol:</strong> Su organizmaları için çok tehlikeli. Türkiye’de kullanılmasına izin verilen ürünler arasında en başta gelen pestisitlerden biri. Pamuk, şeker pancarı, mısır, yer fıstığı, mercimek, asma yaprağı, baş lahana, karnabahar, kornişon, hıyar, patlıcan, biber, domates, patates, ceviz, Antep fıstığı, fındık ve üzüm başta olmak üzere yaygın olarak tüketilen tüm meyve çeşitlerinde kullanılıyor. FMC tarafından üretilen Klorantraniliprol 2018 yılında 255 milyon dolarlık ciro elde etti. </p>
<p><strong>Siprokonazol:</strong> AB’ye göre “üremeyi riske atıyor.” Türkiye’de şeker pancarı, buğday, mısır, pirinç, asma yaprağı ve üzümde kullanılıyor. Corteva tarafından üretilen Siprokonazol 2018 yılında dünyada 144 milyon dolar ciro elde etti. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-her-yil-385-milyon-pestisit-zehirlenmesi-vakasi-yasaniyor-11-bin-kisi-hayatini-kaybediyor-413431">Dünyada Her Yıl 385 Milyon Pestisit Zehirlenmesi Vakası Yaşanıyor, 11 Bin Kişi Hayatını Kaybediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BES birikimleri değer mi kaybediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bes-birikimleri-deger-mi-kaybediyor-365960</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Apr 2023 10:26:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[beş]]></category>
		<category><![CDATA[birikimleri]]></category>
		<category><![CDATA[değer]]></category>
		<category><![CDATA[kaybediyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365960</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emekli olmak ya da birikim yapmak isteyenlerin tercih ettiği Bireysel Emeklilik Sistemi’nden (BES) çıkışlar artınca BES’e ilgi azalıyor mu soruları gündeme geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bes-birikimleri-deger-mi-kaybediyor-365960">BES birikimleri değer mi kaybediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Emekli olmak ya da birikim yapmak isteyenlerin tercih ettiği Bireysel Emeklilik Sistemi’nden (BES) çıkışlar artınca BES’e ilgi azalıyor mu soruları gündeme geldi. </strong></p>
<p><strong>Son yıllarda Türk lirasının hızla değer kaybetmesi bunun nedeni olarak görülüyor.</strong></p>
<p><strong>Karşılaştırma sitesi encazip’un yaptığı araştırmaya göre, 2023’ün ilk üç ayında cayma ve çıkış nedeniyle BES’ten ayrılan sözleşme sayısı 224 bin 110 oldu.</strong></p>
<p>Düzenli birikim yapmak ve devlet katkısı ile birikimleri artırmak isteyenler için hayata geçirilen Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), son yıllarda katılımcı kaybetti. Türk lirasının değer kaybetmesi ve yükselen enflasyon BES’e katılıma olumsuz olarak yansıdı. Yaşanan değer kaybı nedeniyle yatırdıkları paranın birikimde eridiğini düşünen katılımcılar BES’lerini iptal ettirerek sistemden çıktı. Emeklilik Gözetim Merkezi’nin verilerine göre, 2023’ün ilk üç ayında cayma ve çıkış nedeniyle BES’ten ayrılan sözleşme sayısı 224 bin 110 oldu.</p>
<p><strong>Emeklilik halinde katkının yüzde 100’ü alınabilir</strong></p>
<p>BES’te yararlanılabilinen en yüksek devlet katkısı tutarı, yıllık brüt asgari ücretin yüzde 30’u ile sınırlı. 2023 yılında asgari ücrette yapılan düzenlemeyle birlikte BES’te devlet katkısı tutarı da artmış oldu. Birikim yapmak ya da emekli olmak isteyenlerin tercih ettiği sistemde en az üç yıl kalınırsa yüzde 15’i, altı yıl kalınırsa yüzde 35’i, 10 yıl kalınırsa yüzde 60’ı hak ediliyor. Emekli olma, maluliyet ya da vefat halinde ise yüzde 100’ü alınabiliyor.</p>
<p><strong>2023’te cayma ve çıkışla BES’ten ayrılan sözleşme sayısı 224 bin 110</strong></p>
<p>2023’te 35 bin 263 sözleşme cayma, 188 bin 847 sözleşme çıkışla BES’ten ayrıldı. 2023’ün ilk üç ayında cayma ve çıkış nedeniyle BES’ten ayrılan sözleşme sayısı toplamda 224 bin 110 oldu. 2022’de ise 33 bin 489 sözleşme caymayla, 216 bin 69 sözleşme çıkışla BES’ten ayrıldı. Toplamda 249 bin 558 sözleşmenin cayma ve çıkışla BES’ten ayrıldığı görüldü. </p>
<p><strong>BES’ten çıkış sayısı 11 milyon 176 bin 757</strong></p>
<p>31 Mart 2023 tarihli verilere göre, yürürlükte olan BES sözleşme adedi 9 milyon 758 bin 250 iken, katılımcı isteğiyle BES’ten çıkış sayısı 11 milyon 176 bin 757 olarak kayıtlara geçti. BES’te yürürlükte olan ve sonlanan BES sözleşmesi dağılımına bakıldığında yüzde 43,6’sının halen yürürlükte olduğu, yüzde 50’sinin katılımcı istediğiyle sonlandırıldığı, yüzde 3,2’sinin şirketler arası aktarım ile sonlandırıldığı, yüzde 1,9’unun fesih, vefat, emeklilik gibi diğer nedenlerle sona erdiği, yüzde 1,3’ünün hesap birleştirmeyle sona erdiği görüldü.</p>
<p><strong>En çok katılım İstanbul’dan</strong></p>
<p>Emeklilik Gözetim Merkezi (EGM) verilerine göre, en fazla katılımcının olduğu ilk 10 il ise şöyle: Yüzde 27,49 ile İstanbul ilk sırada yer alıyor. Onu yüzde 8,43 ile Ankara, yüzde 6,48 ile İzmir, yüzde 3,89 ile Antalya, yüzde 3,77 ile Bursa, yüzde 2,50 ile Kocaeli, yüzde 2,23 ile Adana, yüzde 2,05 ile İçel, yüzde 1,99 ile Konya, yüzde 1,85 ile Muğla takip ediyor.</p>
<p><strong>BES’ten ayrılmayana avantajlı kredi</strong></p>
<p>İhtiyacı olanların BES’i sonlandırması nedeniyle yeni bir düzenlemeye gidilerek BES’ten ayrılmayana avantajlı kredi imkânı getirildi. Karşılaştırma sitesi encazip konunun detaylarını şöyle anlattı:</p>
<p>“Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğine göre, isteyenler BES birikimleri sayesinde sistemden ayrılmadan avantajlı koşullarla kredi çekebilecek. ‘Alacağın devri’ uygulamasıyla BES katılımcıları BES alacaklarını teminat gösterip daha ucuz kredi alabilecek. Katılımcılar, devlet katkısı hariç alacağının tamamını veya bir kısmını, alacağın devri sözleşmesi yoluyla bankalara devredebilecek. Kredi borcunun kapanmasının ardından alacağın devri sözleşmesi sona erecek. Bu süreçte kişiler BES’ten çıkamayacak ya da başka bankalara devredemeyecek. Bu değişiklikler altı ay sonra devreye girecek.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bes-birikimleri-deger-mi-kaybediyor-365960">BES birikimleri değer mi kaybediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de, kullanıcıların %13&#8217;ü dijital ödemelerde para kaybediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kullanicilarin-13u-dijital-odemelerde-para-kaybediyor-359885</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2023 08:55:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[kaybediyor]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıcıların]]></category>
		<category><![CDATA[ödemelerde]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359885</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky Dijital Ödeme anketine göre Türkiye'deki katılımcıların %13'ü çevrimiçi bankacılık ve mobil cüzdan hizmetlerini kullanırken karşılaştıkları tehditlere bağlı olarak finansal kayıplar yaşıyor. Siber tehdidin etkisi tüketicilere sadece mali yük getirmekle kalmıyor, aynı zamanda psikolojik olarak da etkiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kullanicilarin-13u-dijital-odemelerde-para-kaybediyor-359885">Türkiye&#8217;de, kullanıcıların %13&#8217;ü dijital ödemelerde para kaybediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky Dijital Ödeme anketine göre Türkiye&#8217;deki katılımcıların %13&#8217;ü çevrimiçi bankacılık ve mobil cüzdan hizmetlerini kullanırken karşılaştıkları tehditlere bağlı olarak finansal kayıplar yaşıyor.  Siber tehdidin etkisi tüketicilere sadece mali yük getirmekle kalmıyor, aynı zamanda psikolojik olarak da etkiliyor.</strong></p>
<p>Kaspersky Güvenlik Ağı&#8217;na göre sadece Türkiye&#8217;de 473 binden fazla finansal tehdit Kaspersky tarafından engellendi. Bu saldırılar, kredi kartı numaraları ve oturum açma bilgileri gibi finansal bilgileri çalmayı amaçlıyor ve genellikle kurbanları cezbetmek için sosyal mühendislik taktiklerini kullanıyor.</p>
<p><strong>Siber saldırılar psikolojik yıkıma da yol açıyor!</strong></p>
<p>Dijital ödemeleri hedef alan bir siber tehdidin etkisi tüketicilere sadece mali yük getirmekle kalmıyor, aynı zamanda psikolojik olarak da etkiliyor. Örneğin katılımcıların %69&#8217;u bu nedenle uykularının kaçtığını ve paralarını geri alma konusunda büyük endişe duyduklarını söylüyor. Kullanıcıların %64&#8217;ü dijital ödeme sağlayıcılarına olan güvenlerinin azaldığını bildiriyor. %67&#8217;si bir siber olay yaşadıktan sonra çok daha dikkatli olduklarını, %79&#8217;u virüs bulaşan cihazlarına antivirüs uygulamaları gibi güvenlik çözümleri yüklediklerini ifade ediyor.</p>
<p><strong>Kaspersky Teknik Uzmanlık Başkanı Emad Haffar</strong>, şunları söylüyor: &#8220;Pandeminin başlangıcından bu yana Türkiye&#8217;deki kullanıcıların %47&#8217;si dijital ödemeleri kullanırken en az bir olayla karşılaştı. Bu nedenle çevrimiçi bankacılık ve mobil cüzdan hizmetleri dahil olmak üzere yeni teknolojilerle güvenli bir şekilde nasıl etkileşim kurulacağını bilmek giderek daha önemli hale geliyor. Devlet, dijital ödeme sağlayıcıları, kullanıcılar ve siber güvenlik şirketleri gibi tüm paydaşların sürdürülebilir ve güvenli bir ödeme ekosistemi oluşturmak için bir araya gelmesi gerekiyor.&#8221;</p>
<p><strong>Kaspersky uzmanları, kullanıcıların dijital ödeme teknolojilerinden güvenli bir şekilde faydalanmalarına yardımcı olmak için şunları öneriyor:</strong></p>
<ul>
<li>PIN kodunuzu, şifrenizi veya diğer finansal bilgilerinizi çevrimiçi veya çevrimdışı ortamda kimseyle paylaşmayın.</li>
<li>Herhangi bir çevrimiçi işlem yapmak için halka açık Wi-Fi bağlantı noktalarını kullanmaktan kaçının.</li>
<li>Çevrimiçi işlemler yapmak için ayrı bir kredi kartı veya banka kartı kullanın. Finansal işlemlerin takibine yardımcı olması için kartlarınıza harcama limiti belirleyin.</li>
<li>Güvenilir ve resmi web sitelerinden alışveriş yapın.</li>
<li>Finansal işlemler için kullanılan tüm cihazlarınızda güvenilir bir güvenlik çözümü kullanın. Bu çözümler hileli veya şüpheli faaliyetlerin tespit edilmesine ve ziyaret edilen web sitelerinin güvenliğinin kontrol edilmesine yardımcı olur.</li>
</ul>
<p><strong>Kaspersky, dijital ödeme hizmetleri sunan geliştiricilere, bankalara ve şirketlere şunları öneriyor:</strong></p>
<ul>
<li>Çevrimiçi ödeme süreçlerinin ve tüketici temas noktalarının farklı seviyelerinde dolandırıcılığın tespit edilmesine yardımcı olacak bütünsel siber güvenlik çözümlerine yatırım yapın.</li>
<li>APT gruplarının finans kurumlarına yönelik karmaşık saldırıları giderek artıyor. Müşterilerinizi korumak ve iş sürekliliğini sağlamak için derinlemesine görünürlük ve tehdit istihbaratı bir gereklilik haline geliyor. Kaspersky Threat Intelligence hizmetini kullanmak, BT ekiplerinizi tehditleri analiz etmelerine ve azaltmalarına yardımcı olacaktır.</li>
<li>Çalışanlarınız için sürekli olarak siber farkındalık eğitimleri düzenleyin. Bu, çalışanlarınızın kuruluş saldırı altındayken karşılarına çıkacak dolandırıcılık girişimlerinin ve tehlikelerin farkında olmalarına ve kuruluşu korumadaki rollerini artırmalarına yardımcı olacaktır.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kullanicilarin-13u-dijital-odemelerde-para-kaybediyor-359885">Türkiye&#8217;de, kullanıcıların %13&#8217;ü dijital ödemelerde para kaybediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
