<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kaş | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kas/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kas</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Mar 2026 09:22:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kaş | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kas</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yaş alırken genç kalmak için &#8216;hareket&#8217;e geçme zamanı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yas-alirken-genc-kalmak-icin-harekete-gecme-zamani-621011</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alırken]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[geçme]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[karadağ]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zamanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621011</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde sıkça sorulan bir soru var: “80 yaş yeni 60 mı?” Zira eskiden ‘ileri yaş’ olarak kabul edilen dönemler artık yeniden tanımlanıyor, bugün 80 yaşındaki birçok birey aktif, üretken ve bağımsız bir yaşam sürdürebiliyor. Peki sizin takvim yaşınız 80’e geldiğinde, biyolojik yaşınız 60 olabilecek mi? </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-alirken-genc-kalmak-icin-harekete-gecme-zamani-621011">Yaş alırken genç kalmak için &#8216;hareket&#8217;e geçme zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde sıkça sorulan bir soru var: “80 yaş yeni 60 mı?” Zira eskiden ‘ileri yaş’ olarak kabul edilen dönemler artık yeniden tanımlanıyor, bugün 80 yaşındaki birçok birey aktif, üretken ve bağımsız bir yaşam sürdürebiliyor. Peki sizin takvim yaşınız 80’e geldiğinde, biyolojik yaşınız 60 olabilecek mi? </p>
<p><strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi İç Hastalıkları, Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Berrin Karadağ, </strong>yapılan bilimsel çalışmaların; bunun mümkün olduğunu ortaya koyduğunu söylüyor.<strong> </strong>Nasıl mı?<strong> </strong>Prof. Dr. Karadağ “Geriatri yani yaşlılık bilimi alanındaki çalışmalar ve klinik gözlemlerimiz, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının biyolojik yaşımızı önemli ölçüde etkileyebildiğini, uzun ve sağlıklı yaşam için 10 temel kuralın 10’unu da uygulamak gerektiğini gösteriyor” diyor. </p>
<p>Teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmelerin de sayesinde, temel kurallara da dikkat edildiğinde  80’inde 60 gibi kalabilmenin mümkün hale geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Karadağ, <strong>18-24 Mart Ulusal Yaşlılar Haftası </strong>kapsamında yaptığı açıklamada, size özel 10 sorudan oluşan test hazırladı, uzun ve sağlıklı yaşamanın temel kurallarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>1. Sağlıklı besleniyor musunuz?</strong></p>
<p>Sağlıklı yaş almanın temel taşlarından biri dengeli ve yeterli beslenmedir. İlerleyen yaşla  metabolizma değişir, kas kütlesi azalabilir ve bazı vitamin-mineral ihtiyaçları artabilir. Bu nedenle sebze, meyve, tam tahıl, sağlıklı yağlar ve kaliteli protein kaynaklarından zengin  beslenme düzeni önemlidir. Çok sayıda bilimsel çalışma; özellikle Akdeniz tipi beslenmenin kalp ve beyin sağlığını güçlendirdiğini, uzun ve sağlıklı yaşamı desteklediğini göstermektedir. </p>
<p><strong>2. Kaslarınızı düzenli çalıştırıyor musunuz?</strong></p>
<p>Yaş ilerledikçe kas kütlesi azalır. Vücut ağırlığı değişmese bile yağ oranı artar, kas oranı geriler. Bu da hareket kabiliyetini önemli ölçüde olumsuz etkileyebilir. Ancak iyi haber şu ki; kaslar her yaşta çalıştırılabilir. Prof. Dr. Karadağ “Klinik gözlemlerimizde, 70–80 yaşında egzersize başlayan bireylerde bile kas gücünde ve denge kapasitesinde belirgin iyileşmeler görülebilmektedir. Dolayısıyla kaslarınızı mutlaka güçlendirmeye başlamalısınız” diyor. </p>
<p><strong>3. Düzenli yürüyüş ve direnç egzersizi yapıyor musunuz?</strong></p>
<p>Yaşlılıkta en büyük risk çoğu zaman hastalık değil, hareketsizliktir; kas kaybı, denge sorunları, hücrelerin yaşlanması ve bağımsızlığın azalmasına yol açar. İleri yaşlarda haftada toplam en az 150 dakika orta düzey fiziksel aktivite (hafif ağırlık çalışmaları, düzenli yürüyüşler, direnç egzersizleri vb) yapmak kasları ve kalp-damar sistemini destekler, uyku kalitesini artırır, depresyon riskini azaltır ve bilişsel fonksiyonların korunmasını sağlar. </p>
<p><strong> 4. Beyninizin sınırlarını zorluyor musunuz?</strong></p>
<p>Beyin de tıpkı kaslar gibi çalıştıkça güçlenir. Kitap okumak, yeni bir şey öğrenmek, bulmaca çözmek, müzikle ilgilenmek veya yeni hobiler edinmek zihinsel sağlığı destekler. Prof. Dr. Berrin Karadağ “Bazı hastalarım emeklilikten sonra yeni bir dil öğrenmeye başladıklarını ya da yıllardır erteledikleri hobileri hayata geçirdiklerini anlatıyorlar. Bu tür aktiviteler sadece zihni değil, aynı zamanda yaşam sevincini de canlı tutar ve hücreleri gençleştirir” diyor. </p>
<p><strong>5. Sosyal bağlarınızı güçlendiriyor musunuz?</strong></p>
<p>Yapılan bilimsel araştırmalar; yalnızlığın sağlık ve yaşlanma üzerinde sigara kadar olumsuz etkiler yaratabileceğini göstermektedir. Sosyal ilişkiler yaşam motivasyonunu artırır. Aile ilişkileri, bir dostunuzla sohbet, arkadaş görüşmeleri, grup aktiviteleri ve gönüllülük çalışmaları ileri yaşta hem ruh sağlığı hem de bilişsel sağlık için önemli koruyucu faktörlerdir. Unutkanlık ve depresyona karşı da ilaçlardan çok daha etkilidir. </p>
<p><strong>6. Protein kaynaklarını yeterli tüketiyor musunuz? </strong></p>
<p>Prof. Dr. Berrin Karadağ “Yaşlılık döneminde protein ihtiyacı genellikle göz ardı edilir. Oysa kas sağlığını korumak için yeterli protein alımı büyük önem taşır. Balık, yumurta, süt ürünleri, baklagiller ve kaliteli bitkisel protein kaynakları günlük beslenmede yer almalıdır. Özellikle egzersiz ile birlikte yeterli protein alımı kas kaybını azaltmada önemli rol oynar. Kas kaybı (sarkopeni) riskini ne kadar öteleyebilirsek, o denli dinç, aktif ve dinamik yaş alabiliriz” diyor. </p>
<p><strong>7. Yeterli ve kaliteli uyuyor musunuz?</strong></p>
<p>Uyku vücudun kendini yenilediği en önemli süreçlerden biridir. Bilimsel çalışmalar; yetişkinlerin günde 7-8 saat kaliteli uykuya ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Yetersiz veya düzensiz uyku, bağışıklık sisteminin zayıflamasına, kilo artışına, kalp-damar hastalıklarına ve hafıza sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, aynı saatlerde yatıp kalkmaya, karanlık ve sessiz ortamda uyamaya ve uyumadan önce ekran kullanımını kısıtlamaya özen gösterin. </p>
<p><strong> 8. Stresinizi yönetebiliyor musunuz?</strong></p>
<p>Yapılan araştırmalara göre; uzun süreli ve kontrolsüz stres kalp hastalıkları riskini artırıyor,  bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Stresi kontrol altında tutmak ise hem ruh sağlığını hem de uzun vadede fiziksel sağlığı korumada önemli rol oynuyor. Stresi yönetebilmek için; düzenli fiziksel aktivite, nefes egzersizleri, doğada zaman geçirmek, sosyal ilişkileri güçlendirmek ya da gerekirse profesyonel destek almak önemlidir. </p>
<p><strong> 9. Tütün ürünleri, sigara dumanı ve alkolden uzak mısınız?</strong></p>
<p>Sigara içmek de, dumanına maruz kalmak da vücuda son derece zarar vermektedir. Aşırı alkol tüketimi ise karaciğer hastalıklarından kalp sorunlarına kadar pek çok sağlık problemine yol açabilir. Uzun ve sağlıklı bir yaşam için tütün ürünlerinden, elektronik sigaradan tamamen uzak durmak ve alkol tüketimini bırakmak gerekiyor. Bu alışkanlıklardan uzak durmak, yaşam süresini ve yaşam kalitesini artıran en önemli adımlardan biri olarak kabul edilmektedir. </p>
<p><strong>10. Düzenli muayene oluyor musunuz?</strong></p>
<p>Sağlıklı yaş almanın olmazsa olmazlarından biri düzenli sağlık kontrolleridir. Tansiyon, diyabet, kemik sağlığı, görme ve işitme gibi birçok durum erken dönemde fark edildiğinde çok daha kolay yönetilebilir. Prof. Dr. Karadağ “Geriatri yaklaşımında amaç yalnızca hastalıkları tedavi etmek değil; bağımsız yaşamı mümkün olduğunca uzun süre korumaktır. Bu nedenle de düzenli sağlık kontrolleri ile yaşımız ilerlemiş olsa bile, kendi işimizi kendimiz görmeye, aktif hayata katılmaya ve hayattan keyif almaya devam edebiliriz” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-alirken-genc-kalmak-icin-harekete-gecme-zamani-621011">Yaş alırken genç kalmak için &#8216;hareket&#8217;e geçme zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıflama tedavisinde beslenme alışkanlıkları değişmezse kas kaybı yaşanabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayiflama-tedavisinde-beslenme-aliskanliklari-degismezse-kas-kaybi-yasanabilir-618364</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 08:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[değişmezse]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618364</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda fazla kilolardan kurtulma konusunda ilaç ve cerrahi gibi farklı yöntemler halk arasında gittikçe popülerleşiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-tedavisinde-beslenme-aliskanliklari-degismezse-kas-kaybi-yasanabilir-618364">Zayıflama tedavisinde beslenme alışkanlıkları değişmezse kas kaybı yaşanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son yıllarda fazla kilolardan kurtulma konusunda ilaç ve cerrahi gibi farklı yöntemler halk arasında gittikçe popülerleşiyor. Bu tedavilerden kalıcı ve sağlıklı sonuçlar elde edebilmek için beslenme düzeninin de mutlaka yeniden planlanması gerektiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Bu yöntemler doğru kişiye uygulandığında kilo kaybını hızlandırabilir ancak yeme alışkanlıkları yeniden yapılandırılmazsa kas kaybı ve besin eksiklikleri ortaya çıkabilir. Bu nedenle tedavi sürecinde sadece kilo kaybına odaklanmak yerine dengeli ve yeterli beslenme alışkanlıklarının kazanılması büyük önem taşır” dedi.</strong></p>
<p>Kilo kaybı hızlandığında vücudun ihtiyaçlarının da değiştiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Bu süreçte özellikle protein alımı ve öğün dengesi büyük önem taşır. Yetersiz ya da dengesiz beslenme kas kaybına, enerji düşüklüğüne ve bazı besin eksikliklerine yol açabilir. Bu nedenle ilaç ya da cerrahi gibi destek tedaviler uygulanırken kişiye özel bir beslenme planı oluşturulmalı ve beslenme eğitimi tedavinin bir parçası olmalı. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanılmazsa tedavi sonlandığında eski alışkanlıklara dönüş ve kilo geri alımı görülebilir. Kilo yönetiminde gerçek başarı ise verilen kilonun sağlıklı ve kalıcı şekilde korunabilmesiyle mümkündür” dedi.</p>
<p><strong>Besin değeri yüksek küçük porsiyonlar tercih edilmeli</strong></p>
<p>İştahın azalmasının beslenme düzenini de değiştirebileceğini ifade eden Örnek, “Bazı kişilerde ilaç tedavisi sırasında erken doyma hissi ortaya çıkabiliyor. Bu durumda gün içinde yeterli ve dengeli besin almak zorlaşabilir. Bu nedenle öğünlerin içeriği daha dikkatli planlanmalı, küçük ama besin değeri yüksek porsiyonlar tercih edilmeli. Böylece hem vücudun ihtiyaçları karşılanır hem de sağlıklı kilo kaybı desteklenir” dedi.</p>
<p><strong>Liften zengin gıdalar tokluğa yardımcı oluyor</strong></p>
<p>Kilo verme sürecinde yeterli sıvı alımının ve lifli besin tüketiminin de önemli olduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek, “Bu dönemde yeterli su içmek ve sebze, meyve, tam tahıl gibi liften zengin gıdalara ağırlık vermek sindirim sisteminin daha dengeli çalışmasına yardımcı olur. Bu alışkanlıklar aynı zamanda tokluk hissini destekleyerek kişinin günlük beslenme düzenini daha sürdürülebilir hale getirir” ifadelerini kullandı. Sağlıklı kilo yönetiminin, tıbbi tedavilerin doğru yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklendiğinde kalıcı sonuçlar verdiğini hatırlatan Örnek, sürecin mutlaka uzman takibiyle yürütülmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-tedavisinde-beslenme-aliskanliklari-degismezse-kas-kaybi-yasanabilir-618364">Zayıflama tedavisinde beslenme alışkanlıkları değişmezse kas kaybı yaşanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serebral Palside Ortopedik Sorunların 5 Sinyali</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/serebral-palside-ortopedik-sorunlarin-5-sinyali-617790</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 11:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[görülme]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[kalça]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[Ortopedi]]></category>
		<category><![CDATA[ortopedik]]></category>
		<category><![CDATA[palside]]></category>
		<category><![CDATA[serebral]]></category>
		<category><![CDATA[sinyali]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[sorunların]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617790</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk çağında görülen ve duruş bozukluklarına yol açan nörolojik bir hastalık olarak bilinen Serebral Palsi (SP), beraberinde önemli ortopedik sorunları da getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/serebral-palside-ortopedik-sorunlarin-5-sinyali-617790">Serebral Palside Ortopedik Sorunların 5 Sinyali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağında görülen ve duruş bozukluklarına yol açan nörolojik bir hastalık olarak bilinen Serebral Palsi (SP), beraberinde önemli ortopedik sorunları da getirebiliyor. En sık karşılaşılan sorunların başında, spastisite ve buna bağlı ortaya çıkan denge sorunları,  kalça çıkığı ve omurga deformiteleri geliyor. Memorial Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Rafik Ramazanov, serebral palsili çocuklarda görülen ortopedik sorunlar hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Yürüme ve duruş bozuklukları sık görülüyor</strong></p>
<p>Serebral palsinin ağırlık derecesine bağlı olarak farklı sorunların görülme oranları da farklılık gösterebilmektedir. En sık karşılaşılan sorunlar spastisite ve buna bağlı ortaya çıkan yürüyüş ve denge sorunları, eklemlerde kontraktürler (eklem hareketliliğini etkileyen kasların, tendonların, bağların veya derinin kalıcı olarak gerilmesi veya kısalması) deformiteler, kalça çıkığı ve omurga ve ayak deformiteleridir. Hastalığın şiddetine bağlı olarak kalça çıkığı görülme oranları %15-20’den %75’lere kadar çıkabilir. Aynı şekilde, omurga deformitelerinin de görülme sıklığı hastalığın şiddeti arttıkça artmakta ve en şiddetli şeklinde %85’lerin üzerine çıkmaktadır. Bu sorunların görülme sıklığı Kaba Motor Sınıflama Sistemi derecesi arttıkça (GMFCS I-V) artış göstermektedir. </p>
<p><strong>Bu 5 belirtiyi hafife almayın!</strong></p>
<p>Aileler genelde bir Fizik Tedavi doktoru yönlendirmesi sonrasında Çocuk ortopedistine başvurmaktadır. Erken çocukluk döneminde bu belirtiler var ise mutlaka uzmana başvurulması gerekmektedir;</p>
<ol>
<li>Çocuğun tonusunda artma veya azalma </li>
<li>Yürüyen çocuklarda parmak ucu yürüme</li>
<li>Dizlerde ve kalçalarda bükülme</li>
<li>Perineal hijyen sırasında çocuğun kalçalarını açamama veya kalçaların açılma derecesinde bir asimetri ve ağrı </li>
<li>Omurgada eğrilik </li>
</ol>
<p><strong>Zamanında müdahale edilmezse ilerliyor </strong></p>
<p>Uzun süre parmak ucunda yürüme, dengede bozulma, ayakaltında nasırlar, ayak kemiklerinde geriye döndürülemeyen taraklanma ile kalıcı hale gelebilir. Aynı şekilde müdahale edilmeyen diz ve kalça fleksiyon kontraktürleri, içe basmaya neden olan yüksek femoral anteversiyon gibi sorunlar beyin hasarı nedeni ile zaten denge sorunları olan çocukların yürüme dengesini iyice bozmaktadır. En önemli konuların başında kalça çıkığı ve omurga deformiteleri gelmektedir. Yürüyemeyen çocuklarda bile kalça ve omurga sorunlarının giderilmesi gerekmektedir. Tedavi edilmeyen omurga deformiteleri kaburgaların leğen kemiğine teması ile ağrılı hale gelir. Öte yandan artmış deformite ile batın ve göğüs kafesi hacimleri azalmaktadır. Göğüs kafesi hacminin azalması akciğer (solunum sorunları ve enfeksiyonlar) ve ilerledikçe de kalp sorunlarına neden olur. Aynı zamanda batın hacminin azalması beraberinde beslenme sorunlarını getirmektedir. Beslenme sonrasında gıda aspirasyonlarının görülme sıklığını artırmaktadır. </p>
<p><strong>Düzenli kalça muayenesi ihmal edilmemeli </strong></p>
<p>Bu hastaların büyük çoğunluğu fizik tedavi aldığı için sürekli profesyonel bir gözün takibinde olmaktadır. Bu yüzden SP’li hastaların tümü için rutin ortopedik muayene gerekmemektedir. Genel olarak, fizik tedavi doktorlarının ilerleyemediği, spastisite kontrolününün fizik tedavi ile sağlanamadığı veya kontraktürlerin geliştiği zamanlarda hastalar tarafımıza yönlendirilmektedir. Ama bundan bağımsız olarak kalça muayenesinin rutin olarak yapılması ve radyografilerle kalçanın durumunun kontrol edilmesi gerekir. GMFCS I ve II hastalara rutin filme gerek yoktur. Semptom varsa film görülmelidir. Ama GMFCS III, IV ve V hastalara 6 ayda bir klinik muayene ve yıllık radyografilerle kontrol edilmesi gerekir. Bu kontroller iskelet büyümesinin tamamlanmasına kadar sürdürülmektedir. </p>
<p><strong>Kişiye ve hastalığa özel tedavi planı uygulanıyor </strong></p>
<p>Serebral palsili çocuklarda var olan patolojiye yönelik ortopedik tedaviler uygulanmaktadır. Spastisite kontrolü için en sık kullanılan yöntemlerden bir tanesi kas içine Botulinium Toksini enjeksiyonudur. Bununla kas-sinir kavşağında geçici bir felç durumu sağlanır ve spastisite çözülür. Kontraktürler geliştikten sonra artık bu yöntem işe yaramamaktadır. Bu dönemde artık kas gevşetmeleri yapılması gerekir. Bazı ayak ve üst ekstremite deformitelerinde fazla çalışan tendonun tamamı veya bir kısmı alınarak transfer edilir. Kemiklerdeki deformiteler veya kas gevşetmesi ile düzeltilemeyecek deformiteler için kemik ameliyatları devreye girmektedir. Yine, kalça çıkığı için de hem kemik ameliyatı hem de yumuşak doku ameliyatının birlikte yapıldığı kombine cerrahiler uygulanmaktadır. Omurga deformiteleri gelişen hastalarda spinal enstrümantasyon ve füzyon ameliyatı yapılır. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/serebral-palside-ortopedik-sorunlarin-5-sinyali-617790">Serebral Palside Ortopedik Sorunların 5 Sinyali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserde-yeni-donem-yasam-suresi-artiyor-rehabilitasyonla-yasam-kalitesi-yukseliyor-617769</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 10:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserde]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Onkolojik Rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[rehabilitasyonla]]></category>
		<category><![CDATA[süresi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617769</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde son yıllarda önemli bir değişim yaşanıyor. Artık hedef yalnızca tümörü küçültmek ya da hastalığı kontrol altına almak değil; aynı zamanda hastanın fiziksel gücünü, bağımsızlığını, yaşam kalitesini korumak ve artırmak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-yeni-donem-yasam-suresi-artiyor-rehabilitasyonla-yasam-kalitesi-yukseliyor-617769">Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Kanser tedavisinde son yıllarda önemli bir değişim yaşanıyor. Artık hedef yalnızca tümörü küçültmek ya da hastalığı kontrol altına almak değil; aynı zamanda hastanın fiziksel gücünü, bağımsızlığını, yaşam kalitesini korumak ve artırmak. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişi kanser tanısı alırken, erken tanı ve gelişmiş tedaviler sayesinde sağ kalım oranları giderek artış gösteriyor. Ancak tedavi sürecinin bedende bıraktığı izler, çoğu zaman en az hastalığın kendisi kadar yıpratıcı olabiliyor. </strong></em></p>
<p><em><strong>Kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi müdahaleler; kas kaybı, denge sorunları, hareket kısıtlılığı, lenfödem ve kronik yorgunluk gibi ciddi problemlere yol açabiliyor ve uzmanlara göre her üç hastadan ikisinde belirgin kas gücü kaybı ortaya çıkıyor. İşte bu noktada onkolojik rehabilitasyon, tedavinin tamamlayıcısı değil, ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkıyor. Onkolojik rehabilitasyonun önemine dikkat çeken Acıbadem Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, süreci bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek gerektiğini vurguluyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Kanser tedavisinde tümörü küçültmek ya da ortadan kaldırmak kadar, hastanın kas gücünü ve dayanıklılığını korumak, günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilmesini sağlamak da büyük önem taşıyor” diyor. Özellikle kemoterapi sürecinde ortaya çıkan kas kütlesindeki azalmanın tedaviye toleransı azalttığını da belirten Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Ciddi kas kaybı yaşayan hastalarda komplikasyon oranlarının daha yüksek olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte erken dönemde başlanan kişiye özel egzersiz programları kas kaybını önemli ölçüde azaltabiliyor” ifadelerini kullanıyor… </strong></em></p>
<p>Onkolojik rehabilitasyonun yararlarından söz eden Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon; meme kanseri cerrahisi sonrası her beş hastadan birinde görülen lenfödem riskinin azaltılmasında büyük fayda sağlıyor. Erken dönemde başlanan koruyucu egzersiz ve manuel terapi uygulamaları ile bu risk önemli ölçüde azaltılabiliyor. Onkolojik rehabilitasyon ayrıca akciğer kanseri sonrasında solunum kapasitesinin korunmasında, kolon ve rektum kanseri ameliyatlarından sonra karın kaslarının güçlendirilmesinde, prostat kanseri sonrası pelvik taban fonksiyonlarının desteklenmesinde ve beyin tümörü cerrahileri sonrasında denge ve koordinasyonun yeniden kazandırılmasında büyük önem taşıyor” diyor. </p>
<p><strong>Amaç Sadece Hayatta Kalmak Değil, Kaliteli Yaşamak </strong></p>
<p>Yapılan çalışmalar, düzenli rehabilitasyon programına katılan kanser hastalarında hastanede yatış süresinin kısaldığını, tedaviye uyumun arttığını ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın güçlendiğini gösteriyor. Ayrıca depresyon ve anksiyete oranlarında azalma, denge ve koordinasyon kaybında iyileşme ve kas gücünde artış gözlemleniyor.</p>
<p>Örneğin <em>Journal of Clinical Oncology</em>’de yayımlanan geniş kapsamlı bir meta-analiz, kanser hastalarında uygulanan yapılandırılmış egzersiz programlarının kanser ile ilişkili yorgunluğu anlamlı düzeyde azalttığını ve fiziksel fonksiyonları belirgin şekilde iyileştirdiğini ortaya koyuyor. Benzer şekilde <em>The Lancet Oncology</em>’de yayımlanan bir başka çalışma, tedavi sürecinde uygulanan egzersiz ve rehabilitasyon programlarının yaşam kalitesini artırdığını ve psikolojik iyilik halini güçlendirdiğini bildiriyor. Uzmanlara göre bu veriler, onkolojik rehabilitasyonun destekleyici bir uygulama değil, kanser tedavisinin bilimsel temele dayanan tamamlayıcı bir bileşeni olduğunu açıkça ortaya koyuyor.</p>
<p>Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon hastanın yalnızca fiziksel değil, psikolojik dayanıklılığını da artırır. Amaç yalnızca hayatta kalmak değil, kaliteli yaşamak olmalıdır” diyerek rehabilitasyonun yaşam kalitesine olan katkısını da vurguluyor.</p>
<p><strong>Evde Yapılabilecek Basit Ama Etkili Egzersizler </strong></p>
<p>Uzman kontrolünde planlanmak kaydıyla, hastaların evde sürdürebileceği bazı temel egzersizler tedavi sürecine önemli katkı sağlıyor. Günlük 20–30 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dayanıklılığı artırarak kas kaybını azaltmaya yardımcı olurken; derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise özellikle akciğer kapasitesinin korunmasında etkili oluyor. Meme kanseri cerrahisi sonrası omuz eklem hareket açıklığını korumak ve artırmak amacıyla üst ekstremiteye, şiddeti ve süresi hastalığın evresine göre değişen kuvvetlendirme ve germe hareketleri öneriliyor. Bu şekilde hem eklem hareket açıklığının sağlanmasına hem de kas kuvveti kaybının önlenmesine katkı sağlanıyor. Sandalyeden kontrollü şekilde oturup kalkma egzersizi, alt ekstremite kas gücünü destekliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Egzersiz ilaç gibidir; doğru dozda ve kişiye özel uygulanmalıdır. Her hasta için program farklı planlanmalı ve mutlaka uzman kontrolünde ilerlenmelidir” diyor.</p>
<p><strong>Kanser Hastalarında Egzersiz Kronik Yorgunluğu Azaltıyor </strong></p>
<p>Kanser hastalarının yüzde 70 ila 80’i tedavi sürecinde, özellikle dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk yaşıyor. Bu tablo, hastaların günlük yaşam aktivitelerini ciddi şekilde kısıtlayabiliyor ve psikolojik olarak da yıpratıcı olabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Paradoks gibi görünse de kontrollü egzersiz yorgunluğu azaltıyor. Haftada birkaç gün yapılan hafif ve orta şiddette aerobik ve dirençli egzersizlerin, yorgunluğu belirgin biçimde azalttığını gösteren güçlü bilimsel veriler var” diyor.</p>
<p>Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre özellikle düşük yoğunluklu, sürdürülebilir egzersizler bu süreçte büyük önem taşıyor. Örneğin günde 15–20 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dolaşımı artırarak enerji düzeyini yükseltebiliyor. Aynı şekilde sandalyede oturur pozisyonda yapılan kalça ve diz eklemine yönelik basit egzersizler ve kontrollü otur-kalk egzersizleri, kas gücünü desteklerken aşırı efor gerektirmiyor. Derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise hem akciğer kapasitesini korumaya yardımcı oluyor hem de gevşeme sağlayarak stres düzeyini azaltabiliyor.</p>
<p>Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Burada önemli olan yoğunluk değil, egzersizlerin düzenli yapılmasıdır. Hastalar kendilerini tüketmeden, kontrollü ve planlı şekilde hareket etmeli. Egzersiz, doğru uygulandığında yorgunluğu artırmaz; tam tersine azaltır” ifadelerini kullanıyor. Onkolojik rehabilitasyon, kanser tedavisini yalnızca hastalığı kontrol altına alan bir süreç olmaktan çıkarıp, hastayı yeniden hayatın içine kazandırmayı hedefliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre doğru zamanda başlanan ve düzenli sürdürülen rehabilitasyon programları, kanserle mücadelede hem fiziksel hem de ruhsal gücü artırarak hastalara daha kaliteli bir yaşam sunuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-yeni-donem-yasam-suresi-artiyor-rehabilitasyonla-yasam-kalitesi-yukseliyor-617769">Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzun açlık kas kaybı riskini artırabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzun-aclik-kas-kaybi-riskini-artirabilir-616682</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 11:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[iftarda]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yeterli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616682</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, sahura kalkmanın önemi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-aclik-kas-kaybi-riskini-artirabilir-616682">Uzun açlık kas kaybı riskini artırabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, sahura kalkmanın önemi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Sahur uzun açlığa vücudu hazırlayan temel öğün</strong></p>
<p>Sahurun, gün boyu sürecek uzun açlık dönemine vücudu hazırlayan temel öğün olduğunu vurgulayan Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sahurda alınan protein, posa, sağlıklı yağlar ve yeterli sıvı; kan şekerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı olur. Bu sayede gün içinde ani açlık krizleri, halsizlik, baş dönmesi ve dikkat dağınıklığı daha az görülür. Dedi.</p>
<p><strong>Sahura kalkılmadığında açlık süresi ciddi şekilde uzar</strong></p>
<p>Sahura kalkmadan oruç tutmanın vücut üzerindeki etkilerine değinen Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sahura kalkılmadığında açlık süresi ciddi şekilde uzar. Bu durum kan şekerinde ani düşmelere, gün içinde çabuk yorulmaya ve konsantrasyon kaybına yol açabilir. Uzun süreli açlık özellikle çalışan bireylerde performans düşüklüğüne neden olabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yeterli protein alınmazsa kas kaybı riski artar</strong></p>
<p>Sahurun metabolizma üzerindeki etkisini de değerlendiren Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Sahur yapılmadığında açlık süresi uzar ve vücut, enerji ihtiyacını karşılamak için protein yıkımını artırabilir. Bu durum, özellikle yeterli protein alınmadığında kas kaybı riskini yükseltir. Sahurda protein içeren besinlerin yer alması, kas dokusunun korunmasına ve metabolizmanın gün boyunca daha dengeli çalışmasına katkı sağlar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Sadece iftarda su içmek yeterli değil</strong></p>
<p>Sıvı tüketiminin önemine de değinen Hatunoğlu, “Sadece iftarda su içmek, vücudun gün boyu kaybettiği sıvıyı telafi etmek için çoğu zaman yeterli olmaz. Sahurda su tüketmek, gün içinde susuzluğa bağlı baş ağrısı ve halsizlik gibi sorunların önüne geçilmesine yardımcı olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Doğru planlanan sahur mideyi korur</strong></p>
<p>Sahurun mideyi yorduğu yönündeki inanışa da açıklık getiren Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Hatice Nurseda Hatunoğlu, “Doğru planlanmış bir sahur mideyi yormaz, aksine korur. Yağlı, baharatlı ve aşırı tuzlu besinlerden kaçınıldığında sahur mide asidinin dengelenmesine yardımcı olur. Hafif ama besleyici bir sahur, mideyi uzun açlığa karşı daha dayanıklı hale getirir.” dedi.</p>
<p><strong>Sahura kalkamayanlar ne yapmalı?</strong></p>
<p>Sahura kalkamayan kişilerin iftarda daha bilinçli bir beslenme planı uygulaması gerektiğini vurgulayan Hatunoğlu, “Sahura kalkamayan kişilerin iftarda daha dikkatli olması gerekir. İftar çok hızlı yapılmamalı, önce su ve/veya az miktarda bir çorba ile başlanmalıdır. Ana yemekte protein, sebze ve kompleks karbonhidratlara yer verilmelidir. İftardan birkaç saat sonra ise küçük bir ara öğün planlaması yapılabilir. Bu ara öğün, yeterli ve dengeli olursa sahurun eksikliğini telafi etmede yardımcı olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-aclik-kas-kaybi-riskini-artirabilir-616682">Uzun açlık kas kaybı riskini artırabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekran Kaydırırken Yaşlanıyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ekran-kaydirirken-yaslaniyoruz-613632</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 07:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Dirsek]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaydırırken]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[omuz]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanıyoruz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek, yalnızca beslenme ve genel sağlık kontrolleriyle sınırlı değil; bedenimizi taşıyan kas, kemik ve eklemler de bu sürecin ayrılmaz bir parçası.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekran-kaydirirken-yaslaniyoruz-613632">Ekran Kaydırırken Yaşlanıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek, yalnızca beslenme ve genel sağlık kontrolleriyle sınırlı değil; bedenimizi taşıyan kas, kemik ve eklemler de bu sürecin ayrılmaz bir parçası. Günümüzde masa başında geçirilen uzun saatler, farkında olmadan vücut duruşumuzu bozuyor. Özellikle kürek kemiklerinin öne açılandırılması, dirsek ve el bileklerinin sürekli bükülü halde tutulması, omuz ve kol kaslarının kısalmasına, sertleşmesine ve kolayca yırtılmasına neden oluyor. Kötü postür ise kola giden damar ve sinirleri sıkıştırarak iyileşme kabiliyetini azaltıyor. <strong>Acıbadem Life Ortopedi ve Travmatoloji, Omuz, Dirsek, El Cerrahisi, Bölümünden Prof. Dr. Arel Gereli, sağlıklı bir ömürde bedenimizin de bizi taşıyabilmesi için olmazsa olmaz önerileri sıralıyor.</strong></p>
<p><strong>“El, Kol ve Omuzlarınızın Ömrünü Uzatabilirsiniz”</strong></p>
<p>Uzun ömürlü olma hali olarak tanımlanan “Longevity planı” son dönemde giderek daha fazla gündeme geliyor. Ancak bu yaklaşım sadece uzun yaşamayı değil, aynı zamanda biyolojik yaşı gençleştirerek enerjik, sağlıklı ve hastalıklardan uzak bir hayat sürmeyi hedefliyor. <strong>Acıbadem Life Ortopedi ve Travmatoloji, Omuz, Dirsek, El Cerrahisi Bölümünden Prof. Dr. Arel Gereli</strong>, “Longevity planı, hastalıkları tedavi etmeye odaklanan geleneksel tıbbın aksine, sağlığı korumayı ve optimize etmeyi amaçlıyor. Her bireyin olduğu kadar her organın da kendine özel bir yaklaşıma ihtiyacı var” diyor.</p>
<p>Longevity yaklaşımı çerçevesinde her organın ayrı ayrı ele alındığını ve el, kol, omuzlarımızın özel öneme sahip olduğunu vurgulayan <strong>Prof. Dr. Gereli,</strong> “Çünkü kürek kemiğinden parmak ucuna kadar kolumuz tek bir ünite halinde çalışıyor. Kol ünitesini oluşturan kemikler, eklemler, kıkırdaklar, kaslar, tendonlar, damar ve sinir yapıları aslında ayrı karakterde dokular ama mükemmel bir organizasyon içinde işlev görüyor. Bu nedenle biyolojik yaş sürecini yavaşlatarak bu üniteyi uzun yıllar sağlıklı tutmak mümkün” diye konuşuyor. <strong>Acıbadem Life Ortopedi ve Travmatoloji, Omuz, Dirsek, El Cerrahisi Bölümünden Prof. Dr. Arel Gereli</strong> 4 basit adımda omuz sağlığını nasıl koruyacağımızı anlatıyor. </p>
<ul>
<li><strong>Ekran kaydırırken, tuşa basarken yaşlanıyoruz</strong></li>
</ul>
<p>El, kol ve omuz sağlığını tehdit eden en önemli faktörlerden biri tekrarlayan hareketler. <strong>Prof. Dr. Arel Gereli,</strong> “Ekran kaydırmak, sürekli tuşa basmak, bez sıkmak ya da arabanın arka koltuğundan çanta almak gibi gün içinde defalarca yaptığımız basit hareketler bile küçük yırtılmalara ve kronik inflamasyona yol açabiliyor” diyor.</p>
<p>Kısa vadede ağrı, yorgunluk ve güçsüzlük hissi oluşturan bu tablo, uyku kalitesini bozarak genel sağlığı da olumsuz etkiliyor. Uzun vadede ise dokularda sertleşme, kireçlenme, kas yırtıkları ve sıkışma sendromları ortaya çıkabiliyor. <strong>Prof. Dr. Gereli,</strong> “Özellikle gereksiz ve uzun süreli cep telefonu kullanımı veya bez sıkma gibi tekrarlayıcı aktivitelerden kaçınmak, el, kol ve omuzlarımızın ömrünü uzatmak için kritik önem taşıyor” diye uyarıyor.</p>
<ul>
<li><strong>Oturma şeklinize dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Kas-iskelet sağlığında duruşun kritik önemde olduğunu vurgulayan <strong>Prof. Dr. Arel Gereli</strong>, “Şekil fonksiyonu belirler; şekil bozulursa fonksiyon da bozulur” diyor.</p>
<p>Omuz başlarının kulak hizasında, göğsün gergin, dirseklerin hafif bükülü ve el bileklerinin düz olması ideal postürü oluşturuyor. Ancak özellikle bilgisayar başında uzun süre çalışanlarda kürek kemiklerinin öne açılandırılması ve el bileklerinin sürekli bükülü kalması, omuz ve kol kaslarının kısalmasına, sertleşmesine ve kolayca yırtılmasına yol açabiliyor. Kötü postür aynı zamanda kola giden damar ve sinirleri sıkıştırarak iyileşme kabiliyetini de azaltıyor.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Gereli</strong>, “Çalışma ortamımızı dik durmamıza ve omuzlarımızı geride tutmamıza imkân verecek şekilde düzenlemeli, cep telefonu veya tablet karşısında uzun saatler aynı pozisyonda kalmaktan kaçınmalıyız” diye uyarıyor.</p>
<ul>
<li><strong>Spor yapın ama doğru şekilde</strong></li>
</ul>
<p>Düzenli egzersiz, Longevity planının temel taşlarından biri. Dokuların performansını artırıyor, kas kütlesini koruyor ve yaşlanma sürecini yavaşlatıyor. Ancak her bireyin genetik yapısı ve yaşam tarzı farklı olduğundan, egzersiz programlarının kişiye ve yaşa uygun şekilde planlanması gerekiyor.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Arel Gereli</strong>, “El, kol ve omuzlarımızın kullanım ömrünü uzatmak kişiselleştirilmiş egzersiz programları ile mümkün. Ancak ısınmadan yapılan mücadeleci, patlama tarzı sporlar veya aşırı yüklenme, bu bölgelerde ciddi sakatlıklara yol açabiliyor” diyor.</p>
<p>Bu tip sakatlanmaları önlemek için güçlenme ve esneklik arasındaki denge büyük önem taşıyor. Esnemeyen ve hareket kabiliyeti azalmış bir dokunun sadece güçlendirilmesinin yırtılmalara zemin hazırladığını vurgulayan <strong>Prof. Dr. Gereli</strong>, “Egzersiz programlarında kas kütlesi, yaş ve yaşam tarzına uygun güçlendirme ve direnç çalışmalarının yanında mutlaka esneklik, mobilite ve postür egzersizlerine de yer verilmelidir” diye belirtiyor.</p>
<ul>
<li><strong>Kişisel risklerinizi öğrenin</strong></li>
</ul>
<p>Genetik özellikler ve çevresel faktörler, el, kol ve omuz sağlığında önemli rol oynuyor. Bazı doğuştan gelen farklılıklar, bu bölgelerde hastalıkların daha erken ortaya çıkmasına neden olabiliyor.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Arel Gereli</strong>, “Kürek kemiklerindeki aşırı çıkıntılar omuz kası yırtıklarına, normalden kalın bağ yapıları ise sakatlanmalara zemin hazırlayabiliyor. Dirsek çevresindeki fazladan kas yapıları sinir sıkışmasına yol açarken, el eklemlerindeki aşırı esneklik veya kemikler arası darlıklar, başparmak kök ekleminde erken kireçlenmeye neden olabiliyor” diyor.</p>
<p>Elde kavrama gücünün toplam kas kütlesi hakkında ipucu verdiğini belirten <strong>Prof. Dr. Gereli</strong>, detaylı muayene ve uygun görüntüleme yöntemleriyle kişisel risk analizinin yapılmasının önemine dikkat çekiyor. “Ortalama yaşam süresinin uzadığı günümüzde, enerjik ve üretken kalabilmek için şimdiden tedbir almak şart. Sağlıklı yaş alma sürecinde bağımsız kalabilmek için el, kol ve omuzlarımızın gücü hayati önem taşıyor” diye ekliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ekran-kaydirirken-yaslaniyoruz-613632">Ekran Kaydırırken Yaşlanıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Dünyada Omurga Sağlığı İçin 7 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-omurga-sagligi-icin-7-oneri-613319</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 07:43:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[ekran]]></category>
		<category><![CDATA[Ekran Kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[Omurga Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dijital teknolojiler günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olarak hayatın her alanında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-omurga-sagligi-icin-7-oneri-613319">Dijital Dünyada Omurga Sağlığı İçin 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital teknolojiler günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olarak hayatın her alanında yer alıyor. Ancak ekran karşısında geçirilen sürenin artması ve bilinçsiz kullanım; omurga sağlığı başta olmak üzere kas-iskelet sistemi ve ruhsal denge üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor. Uzun süre ekran başında kalmak boyun, omuz ve bel ağrılarıyla birlikte duruş bozukluklarına, uyku kalitesinde azalmaya ve dikkat süresinde kısalmaya neden olabiliyor. Bu nedenle dijital kullanımın omurga sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirmek büyük önem taşıyor. Memorial Göztepe Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. İlknur Topal Yarat, dijital ekran kullanımının omurga sağlığına etkileri ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Dijital teknolojiler omurga sağlığını nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>İnsan vücudu uzun süreler boyunca sabit bir pozisyonda kalmak üzere tasarlanmamıştır. Bu nedenle hareketsiz yaşam biçimi, zamanla yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik stresin de artmasına yol açar. Ekran karşısında uzun süre hareketsiz kalmak; omurganın doğal eğriliklerinin bozulmasına, kas grupları arasında dengesizliklerin gelişmesine ve eklemlere binen yükün artmasına neden olur. </p>
<p><strong>Bel ve sırt ağrıları, duruş bozuklukları kaçınılmaz </strong></p>
<p>Özellikle başın öne eğik pozisyonda kalması, boyun omurlarına normalin çok üzerinde baskı uygulanmasına yol açar. Bu durum zamanla boyun, bel ve sırt ağrıları, postür (duruş) bozuklukları ve kas spazmları ile kendini gösterebilir. Ayrıca çene sıkma, gerilim tipi baş ağrıları, omuz ve üst sırt bölgesinde sertlik sık görülen şikayetler arasındadır. Uzun süreli ekran kullanımı uyku kalitesinde azalma, dikkat ve konsantrasyon süresinde kısalma gibi bilişsel sorunlara da zemin hazırlayabilir. Tüm bu fiziksel etkiler, beraberinde huzursuzluk, yorgunluk ve ruhsal dengesizlik belirtilerini de getirebilir.</p>
<p><strong>Her yaşta omurga sağlığı için risk oluşturuyor</strong></p>
<p>Uzun süreli ve kontrolsüz dijital ekran kullanımı, her yaş grubunda omurga sağlığı açısından önemli riskler barındırır. Özellikle çocukluk döneminde artan ekran süresi; boyun eğriliği ve skolyoz gelişimine zemin hazırlayabilir. Sağlıklı bir omurga gelişimi için çocuklarda günlük ekran süresinin ideal olarak 1-2 saati aşmaması önerilir. Yetişkinlerde uzun süreli masa başı ve ekran kullanımı postür bozukluklarına, boyun ve bel problemlerine neden olabilir. Omuz, dirsek ve el bileği ağrıları sık görülen şikayetler arasındadır ve zamanla kronik kas-iskelet sorunlarına dönüşebilir. </p>
<p>Daha ileri yaşlarda ekran karşısında geçirilen sürenin artması, hareketsizlikle birlikte kas kütlesinde azalmaya (sarkopeni) ve omurga problemlerinin belirginleşmesine yol açabilir. Bu durum yaşam kalitesini düşürürken, düşme riski, bağımlılık davranışları ve erken ölüm riskinde artışla da ilişkilendirilmektedir. Yaş grubu ne olursa olsun, aşırı dijital ekran kullanımı; dikkat, hafıza ve bilişsel işlevlerde bozulma ile birlikte ruhsal sağlığı olumsuz etkileyerek bağımlılık riskini artırabilir.</p>
<p><strong>Bilinçli dijital kullanım omurga sağlığını destekler</strong></p>
<p>Dijital dünyada yer almak günümüzde kaçınılmazdır. Ancak ekran kullanımını dengeli ve bilinçli şekilde yönetmek, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığın korunmasında önemli rol oynar. Teknolojinin yaşamı yönetmesine izin vermek yerine, kullanım sınırlarını bireyin kendisinin belirlemesi gerekir. Omurga sağlığını koruyarak dijital araçları kullanmak mümkündür. Günlük hayata eklenecek birkaç küçük alışkanlık değişikliği, ekran kullanımının olumsuz etkilerini azaltabilir. Ekranların yalnızca iş ve gereklilik durumlarında kullanılması, teknolojinin bir eğlence aracı değil ihtiyaç aracı olarak görülmesi önem taşır. Çalışma sürelerinin bölünmesi, düzenli aralar verilmesi, esneme ve hafif egzersizlerin günlük rutine eklenmesi omurganın korunmasına katkı sağlar.</p>
<p><strong>Sağlıklı bir omurga için 7 pratik öneri</strong></p>
<p>Dijital ekran kullanımının omurga üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için günlük yaşamda uygulanabilecek basit ama etkili alışkanlıklar büyük önem taşır. Bu öneriler, hem masa başı çalışanlar hem de uzun süre ekran karşısında vakit geçiren bireyler için yol gösterici olabilir:</p>
<ol>
<li>Her 30 dakikada bir 5 dakika mola verin. Kısa molalar kasların gevşemesine ve omurganın rahatlamasına yardımcı olur.</li>
<li>Her 60 dakikada ayağa kalkın ve yürüyün. Kan dolaşımını artırarak kas-iskelet sisteminin yükünü azaltır.</li>
<li>Boyun, omuz, bel ve el bileklerini düzenli olarak esnetin. Esneme hareketleri kas sertliğini ve spazm riskini azaltır.</li>
<li>Ekranı göz hizasında konumlandırın. Başın sürekli aşağıda veya yukarıda kalması boyun omurlarına aşırı yük bindirir.</li>
<li>Sandalye yüksekliği ile kol ve bilek pozisyonunu ergonomik hale getirin. Eklemlere binen yükü azaltarak uzun vadeli ağrıların önüne geçer.</li>
<li>Basit nefes egzersizleri uygulayın. Nefes egzersizleri hem fiziksel rahatlama sağlar hem de zihinsel stresi azaltır.</li>
<li>Haftada en az 3 gün düzenli egzersiz yapın. Düzenli fiziksel aktivite omurga sağlığını destekler ve kas gücünü artırır.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dijital-dunyada-omurga-sagligi-icin-7-oneri-613319">Dijital Dünyada Omurga Sağlığı İçin 7 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vücutta en hızlı yaşlanan organ omurga</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vucutta-en-hizli-yaslanan-organ-omurga-612614</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Feb 2026 11:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaya]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[vücutta]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanan]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612614</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük yaşamda farkında olmadan yapılan pek çok alışkanlık omurga sağlığını doğrudan etkiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vucutta-en-hizli-yaslanan-organ-omurga-612614">Vücutta en hızlı yaşlanan organ omurga</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günlük yaşamda farkında olmadan yapılan pek çok alışkanlık omurga sağlığını doğrudan etkiliyor. Uzun süre oturmak, hareketsizlik, yanlış yüklenme ve kilo artışı omurganın zamanla daha fazla zorlanmasına neden oluyor. Vücutta en hızlı yıpranan yapılardan birinin omurga olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, “Omurga sorunları çoğu zaman yaşlılıkla ilişkilendirilir ancak omurga, dünyaya geldiğimiz başladığımız andan itibaren vücudun tüm ağırlığını taşır ve hayat boyunca sürekli çalışır. Bu nedenle yaşanan değişim, çoğu zaman yaşlanmadan çok kullanım sonucu ortaya çıkan yıpranma, yani dejenerasyondur” dedi.</strong></p>
<p>Uzun süre hareketsiz kalmak boyun ve bel çevresindeki kasları zayıflatıyor. Kaslar zayıfladıkça omurgaya binen yükün arttığını ve ağrıların ortaya çıktığını dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, “Omurga, gün boyu vücudun yükünü taşıyor ve bu yükü diskler sayesinde dengeliyor. Ancak buradaki disklerin beslenmesi sınırlı olduğu için hareketsizlik, sigara kullanımı ya da ağır sporlarla aşırı yüklenme gibi faktörler omurganın daha hızlı yıpranmasına yol açıyor. Kilo artışı ve kas kaybı da omurganın dengesini bozarak yüklerin yanlış dağılmasına yol açıyor. En sağlıklı yaklaşım ise, aşırıya kaçmadan düzenli hareket etmek. Bu nedenle kısa süreli sert programlar yerine, kasları koruyan ve kademeli ilerleyen bir düzen çok daha etkili” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sigara omurga disklerini “aç” bırakıyor</strong></p>
<p>Omurgadaki disklerin doğrudan damarlarla beslenmediğini ifade eden Kaya, “Bu disklerin kendilerine ait bir kan dolaşımları olmadığı için besin ve oksijeni çevredeki kemik dokudan dolaylı olarak alırlar. Bu durum diskleri dış etkenlere karşı daha hassas hale getirir. Sigara, damarları daraltarak kanın taşıdığı oksijen miktarını azaltır, aşırı ve sürekli yüklenme ise bu dolaylı beslenmeyi mekanik olarak daha da zorlaştırır. Kanlanamayan yani yeterince beslenemeyen diskler zamanla esnekliğini ve dayanıklılığını kaybeder ve dolayısıyla dejenerasyon adı verilen yıpranma süreci başlar” dedi.</p>
<p><strong>Düzenli yürüyüş omurga ağrılarını azaltıyor</strong></p>
<p>Omurga yaşlanmasını geciktirmek için iki temel noktaya dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Kaya, “İlki, romatizmal bazı hastalıklarda erken tanı ile süreci yavaşlatmak. İkincisi ise günlük yükü doğru yönetmek. Hareketi rutine yaymak, ani ve kontrolsüz yüklenmelerden kaçınmak, kasları yavaş yavaş güçlendirmek ve sigara gibi disk beslenmesini bozan faktörlerden uzak durmak çok kıymetli. Omurga sağlığını koruyanların ortak noktası ideal kiloda kalmaları ve hareketli bir yaşam sürmeleri. Günlük yedi bin adımın üzerine çıkan kişilerde ağrı ve şikâyetlerin çok daha az görüldüğü bilinmeli. Dejeneratif hastalıklarda ayırıcı tanı önemli çünkü altta görülen dejenerasyona rağmen romatizmal hastalıklar gibi bazı durumlar klinik süreci etkileyebilir ve bunların da ayırt edilmesi gerekir” dedi.</p>
<p><strong>MR bulguları yaşa göre farklı anlam taşıyor</strong></p>
<p>Bel veya boyun MR’ında “dejenerasyon” ifadesini görmenin çoğu kişide endişe yarattığını belirten Kaya, “Oysa görüntüleme bulguları tek başına karar verdirici değildir. Yaş ilerledikçe disk aralıklarında daralma ve bazı düzensizlikler sık görülür. Yani genç bir kişide alarm yaratabilecek bir omurga görüntüsü 70 yaşında normal kabul edilebilir. Şikâyet yoksa, bu bulgular çoğu zaman yaşa bağlı doğal değişimlerdir. Tıpkı yüzdeki kırışıklıklar gibi” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vucutta-en-hizli-yaslanan-organ-omurga-612614">Vücutta en hızlı yaşlanan organ omurga</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir Belediyesi afetin yaralarını sarmayı sürdürüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-belediyesi-afetin-yaralarini-sarmayi-surduruyor-610627</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 14:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[afet]]></category>
		<category><![CDATA[afetin]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Başkan Vekili]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[demre]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kumluca]]></category>
		<category><![CDATA[özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[sarmayı]]></category>
		<category><![CDATA[sera]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürüyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaralarını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610627</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, 22 Ocak’tan itibaren etkili olan sağanak yağış ve fırtınanın neden olduğu hasarların giderilmesi amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-belediyesi-afetin-yaralarini-sarmayi-surduruyor-610627">Büyükşehir Belediyesi afetin yaralarını sarmayı sürdürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, 22 Ocak’tan itibaren etkili olan sağanak yağış ve fırtınanın neden olduğu hasarların giderilmesi amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir de hayatı olumsuz etkileyen ve birçok çiftçinin serasında maddi hasara neden olan afet sonrası Demre, Finike ve Kumluca ilçelerine ziyarette bulundu. Başkan Vekili Özdemir, şu ana kadar Demre, Finike, Kumluca ve Kaş ilçelerinde 121 çiftçiye 212 bin 400 metrekare sera naylonu desteğinde bulunduklarını söyledi.  </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, 22 Ocak’tan bu yana etkili olan yağış, fırtına ve hortumdan etkilenen bölgelere geçmiş olsun demek ve çiftçilerin ihtiyaçlarını dinlemek amacıyla Demre, Finike ve Kumluca ilçelerini ziyaret etti. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Başkan Vekili Özdemir’in ilk durağı Demre oldu. Özdemir, Demre İlçe Hizmet Binası önünde gerçekleşen buluşmada, Demre’de seraları afette zarar gören çiftçilerle bir araya geldi. Başkan Vekili Özdemir, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, Demre Belediye Başkanı Fahri Duran’ın da bulunduğu ziyarette, çiftçilere sera naylonu desteğinde bulunuldu. Özdemir, Demre’deki saha incelemelerinin ardından, Finike Belediye Başkanı Mustafa Geyikçi ile birlikte, Finike Saklısu Mahallesi’ndeki çiftçilerle buluştu. Başkan Vekili Özdemir, programın son bölümünde Kumlucalı çiftçilerle görüşme gerçekleştirerek, zarar gören seraları gezdi.   </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>KISA SÜREDE GEREKLİ REAKSİYON ALINDI</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Demre, Finike ve Kumluca’daki çiftçilerle bir araya gelen Özdemir, “Şehrimizi ciddi anlamda etkileyen yoğun bir yağış ve fırtınayla karşı karşıya kaldık. Bu afet hepimizi derinden üzdü. Özellikle çiftçilerimiz ve seralar zarar gördü. Hızlı şekilde reaksiyon almaya çalıştık, Yaraları sarmak için ilk günden itibaren tüm imkânlarımızı seferber ettik. Sizleri görüp, ihtiyaçlarınızı dinlemek için buraya geldik. Çiftçilerimize geçmiş olsun diyoruz. İlk günden itibaren herkesin yardımına koşmaya çalıştık. Şu ana kadar Demre, Finike, Kumluca ve Kaş ilçelerinde 121 çiftçiye 212 bin 400 metrekare sera naylonu desteğinde bulunduk. Afet anından beri teknik ekiplerimizle, psikologlarımızla, sosyologlarımızla birlikte tespitlerimizi yaptık. Ekiplerimiz 7/24, 1400 personel ve çok sayıda araçla sahadaydık. Çok şükür kısa sürede gerekli reaksiyonları aldık, çiftçilerimizin toparlanmaya başladığını görmek bizi memnun ediyor. Allah inşallah bu afetleri bir daha yaşatmaz” dedi. </span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>KAŞLI AFETZEDELERE NAYLON DESTEĞİ</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri, Kaş ilçesinde etkili olan fırtına nedeniyle hasar gören seralarda hasar tespit çalışmalarının ardından sera naylon dağıtımı gerçekleştirdi. Kaş Ova Mahallesi’nde Ova Spor Salonu yanında gerçekleştirilen dağıtım kapsamında, ilçede seracılıkla uğraşan 32 çiftçiye toplam 29 bin 500 metrekare sera naylonu desteği sağlandı. Üreticiler zor günlerinde yanlarında olan Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederken, Kınık Mahalle Muhtarı Şenol Tüm de afetin yaşandığı andan itibaren kendilerini yalnız bırakmayan ve emeği geçen Büyükşehir ekiplerine teşekkür etti. </span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-belediyesi-afetin-yaralarini-sarmayi-surduruyor-610627">Büyükşehir Belediyesi afetin yaralarını sarmayı sürdürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Stres sadece ruhu değil bedeni de yoruyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/stres-sadece-ruhu-degil-bedeni-de-yoruyor-610522</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 07:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[bedeni]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yoruyor]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610522</guid>

					<description><![CDATA[<p>Stres, beynin bir durumu tehdit olarak algılamasıyla ortaya çıkan ve hem zihni hem de bedeni etkileyen doğal bir uyarılma hâlidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-sadece-ruhu-degil-bedeni-de-yoruyor-610522">Stres sadece ruhu değil bedeni de yoruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Stres, beynin bir durumu tehdit olarak algılamasıyla ortaya çıkan ve hem zihni hem de bedeni etkileyen doğal bir uyarılma hâlidir. Tehlike anında vücut, hayatta kalmak için kasları kasar, kaçmaya ya da savaşmaya hazırlanır. Bu refleksin doğada koruyucu bir işlevi olduğunu ancak modern yaşamda çoğu zaman gereksiz bir gerginliğe yol açtığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Psikolog Dr. Ezgi Dokuzlu Tezel, “Günlük hayatta stres kaynaklarına karşı genellikle fiziksel bir tepki veremeyiz. Kısa süreli stres durumlarında, tehlike geçince parasempatik sistem devreye girer ve kaslar gevşer. Ancak stres uzadığında bu denge bozulur. Kaslar gevşeme sinyali alamaz, kas liflerinde mikro kasılmalar kalıcı hâle gelir. Bunun sonucunda laktik asit ve metabolik atıklar birikir; ağrı, sertlik ve yorgunluk hissi ortaya çıkar” dedi.</strong></p>
<p>Beden ve zihin sürekli etkileşim hâlindedir. Yaşanan psikolojik sıkıntılar ve duygusal problemler zamanla bedene sinyal göndererek fiziksel ağrılar şeklinde ortaya çıkabilir. Kaynağında bedensel bir hastalıktan ziyade psikolojik ya da nöropsikolojik etkenler bulunan ağrı türünün psikosomatik ağrı olarak tanımlandığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Psikolog Dr. Ezgi Dokuzlu Tezel, “Kişinin hissettiği ağrı gerçektir ancak nedeni çoğu zaman ilk bakışta anlaşılamaz ve günlük yaşamı zorlaştırır. Genellikle kronik seyir gösterir ve yapılan tetkiklere rağmen tıbbi bir açıklama bulunmaz. Bu durumda hekim, kişiyi psikolog ya da psikiyatri hekimine yönlendirebilir” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Dolaşım ve sindirim sistemi strese daha duyarlı</strong></p>
<p>Stresin çoğu zaman belirli fiziksel şikâyetlerle ortaya çıktığını vurgulayan Dokuzlu Tezel, “Stres en sık çarpıntı, kalp ağrısı, mide ve sindirim sorunları ile kas ve baş ağrılarına neden olur. Kardiyolojik muayenelerde tıbbi bir neden bulunamamasına rağmen görülen çarpıntı ve kalp ağrısı çoğu zaman psikolojik etkenlerle ilişkilidir. Ya da stres anında sindirim sistemi geri planda kaldığı için şişkinlik, mide doluluğu ve kabızlık sık görülebilir. Ayrıca stres hormonlarının mide asidini artırması yanma ve mide ağrısına yol açabilir. Stresliyken beynin ağrıya verdiği yanıtın değişmesi, kişiyi ağrıya karşı daha hassas hâle getirir. Bunun yanı sıra stres, beslenme düzenini bozarak bazı kişilerde yeme artışı, bazılarında ise iştah kaybı şeklinde kendini gösterebilir” dedi.</p>
<p><strong>Migren ve stres arasında güçlü bir bağ var</strong></p>
<p>Stresin kaslarda ve beyindeki damarlarda olağan dışı kasılmalara yol açabildiğini belirten Dokuzlu Tezel, “Bu durum ağrıdan sorumlu sinirleri hızla uyarır ve beyne ‘ağrı var’ sinyali gönderir. Migren sırasında özellikle alın ve göz çevresindeki damarlara yakın sinirler daha hassas hâle gelir. Stresle birlikte bu hassasiyet artar, damarlar genişler ve ağrıya duyarlılık yükselir. Sonuç olarak migreni olan kişilerde stres, başta alın ve göz çevresi olmak üzere zonklayıcı baş ağrılarını daha kolay tetikleyebilir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-sadece-ruhu-degil-bedeni-de-yoruyor-610522">Stres sadece ruhu değil bedeni de yoruyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basit bir &#8216;boyun tutulması&#8217; gibi görülüyor, ama!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basit-bir-boyun-tutulmasi-gibi-goruluyor-ama-610492</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 07:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[basit]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[Boyun Fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[ömür]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tutulması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610492</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun saatler masa başında çalışma, hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış duruş alışkanlıkları boyun sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-boyun-tutulmasi-gibi-goruluyor-ama-610492">Basit bir &#8216;boyun tutulması&#8217; gibi görülüyor, ama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun saatler masa başında çalışma, hareketsiz yaşam tarzı ve yanlış duruş alışkanlıkları boyun sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Ağrı boyunla sınırlı kalmayıp omuzlara, kollara ve hatta parmaklara kadar yayılabiliyor. Çoğu zaman basit bir ‘tutulma’ olarak görülen ve ötelenen boyun ağrısı her zaman masum olmayıp, bazı durumlarda altta yatan ciddi bir sorunun, yani boyun fıtığının habercisi olabiliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Yüce</strong>, “Boyun ağrısına eşlik eden kol ya da kollarda ağrı, uyuşma, his ya da kas gücü kaybı şikayetleri var ise boyun fıtığı öncelikli tanılarımız arasında yer alır” diyor. Boyun fıtığıyla günümüzde artık gençlerde de sık karşılaşıldığını belirten Doç. Dr. Yüce, günlük yaşamda yapılan bazı hataların da boyun fıtığına zemin hazırladığını söylüyor. Boyun fıtığı tedavisinde cerrahiye en son yöntem olarak başvurulduğunu, son yıllarda teknolojideki gelişmeler sayesinde ameliyatta minimal invaziv yöntemlerin hastaya büyük konfor sağladığını vurgulayan Doç. Dr. İsmail Yüce, boyun fıtığına yol açan 5 etkeni, korunma ve tedavi yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Uzun süre hareketsiz kalmak</strong></li>
</ul>
<p>Masa başında saatlerce aynı pozisyonda oturmak, boyun kaslarının zayıflamasına ve omurlar arasındaki disklerin baskı altında kalmasına neden olur. Zamanla bu baskı disklerin yapısını bozarak fıtık oluşumuna zemin hazırlar. </p>
<ul>
<li><strong>Yanlış duruş ve oturma alışkanlıkları</strong></li>
</ul>
<p>Öne eğik baş pozisyonu, kambur oturmak/durmak ya da bilgisayar ekranına yanlış açıyla bakmak boyun omurgasına normalin birkaç katı yük bindirir. Bu durum uzun vadede disklerin kaymasına ve sinirlere baskı yapmasına yol açabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Telefon ve tabletin aşırı kullanımı</strong></li>
</ul>
<p>Sürekli aşağıya bakarak telefonla vakit geçirmek, modern çağda ‘teknoloji boynu’ olarak adlandırılan bir soruna neden oluyor. Doç. Dr. İsmail Yüce “Bu alışkanlık, özellikle çocuklarda ve gençlerde boyun kasları ve omurgada zorlanma, ağrı ve duruş bozukluğu oluşturmakla birlikte boyun fıtığı riskini ciddi şekilde artırıyor. Bu nedenle bilgisayar ekranının göz hizasında olması, cep telefonuna bakarken başı öne eğmek yerine cihazın göz seviyesinde tutulması, gün içinde sık sık mola verilmesi, otururken sırtın dik tutulması büyük önem taşımaktadır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Zayıf boyun ve sırt kasları</strong></li>
</ul>
<p>Kaslar omurgayı destekleyen doğal bir korse gibidir. Hareketsizlik nedeniyle zayıflayan kaslar boyun omurlarını yeterince koruyamaz ve diskler daha kolay zarar görür. Düzenli boyun egzersizleriyle boyun ve sırt kaslarını güçlendirmek gerekiyor. </p>
<ul>
<li><strong>Ani hareketler ve yanlış yük kaldırma</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Yüce boyun fıtığının, omurların arasında yer alan kıkırdak benzeri diskin yapısının bozulmasıyla ortaya çıktığı gibi, ani ve kontrolsüz şiddetli hareket ya da travma ile kısa sürede de meydana gelebildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Ani boyun hareketleri, ağır yükleri eğilerek kaldırmak ya da spor sırasında hatalı pozisyonlar disklerde yırtılmalara ve fıtık oluşumuna neden olabilir. Özellikle spora başlamadan önce mutlaka ısınma hareketleri yaparak vücudu esnetmek, ağır yük kaldırırken dizlerden güç almak ve ani boyun hareketlerinden kaçınmak koruyucu etki sağlamaktadır.”</p>
<p> </p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Cerrahi tedavi nadiren gerekiyor</strong></p>
<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Yüce, boyun fıtığında cerrahi tedavinin nadiren gerektiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Öncelikli olarak boyun fıtığı olan hastalarımızın çok azını ameliyat ederek tedavi ediyoruz. Konservatif tedaviler dediğimiz cerrahi dışı tedaviler ilk seçeneklerimiz olmaktadır. Egzersizler ve fizik tedavi uygulamaları, bunların arasında ilk sıralarda yer alır. Cerrahi tedavinin öncelikli sebepleri şiddetli, dayanılmaz, ilaç tedavisine yanıt vermeyen ve hayat kalitesini bozan ağrı, kol ya da kollarda güçsüzlük, his kaybı şikayetleridir.”</p>
<p><strong>xxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Minimal invaziv cerrahi büyük konfor sağlıyor</strong></p>
<p>Cerrahi tedavinin amacının, boyun omurları arasında yer alan diskin sinir köküne ya da omur iliğe oluşturduğu basıyı ortadan kaldırmak olduğunu belirten Doç. Dr. Yüce, son yıllarda gelişen teknolojinin de sayesinde omurgaya yabancı cisim koymadan yapılan ameliyatların hastaya büyük konfor sağladığını söylüyor. Doç. Dr. Yüce yöntemi şöyle anlatıyor: “Cerrahi tedavide önemli olan fıtığın oluşturduğu basıyı ortadan kaldırırken boyun omurlarının doğal dinamiğini bozmamaktır. Minimal invaziv cerrahi tedavilerde ise omurgalar arasına materyal konulmadığı ve boyun omurga dinamiği bozulmadığı için hasta ameliyatın ertesi günü taburcu edilmekte ve çok kısa sürede günlük yaşantısına dönmekte, ameliyat sonrasında boyunluk kullanımı gerekmemektedir.”</p>
<p>                                                                                               </p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-boyun-tutulmasi-gibi-goruluyor-ama-610492">Basit bir &#8216;boyun tutulması&#8217; gibi görülüyor, ama!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaş Ova Spor Salonu Kaşlı çocukların ortak buluşma noktası oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kas-ova-spor-salonu-kasli-cocuklarin-ortak-bulusma-noktasi-oldu-606941</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 08:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[jimnastik]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaşlı]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[ova]]></category>
		<category><![CDATA[salonu]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[Spor Salonu]]></category>
		<category><![CDATA[voleybol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606941</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ait Kaş Ova Spor Salonu, Kaş ilçesinde yaşayan çocukların ortak buluşma noktası haline geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kas-ova-spor-salonu-kasli-cocuklarin-ortak-bulusma-noktasi-oldu-606941">Kaş Ova Spor Salonu Kaşlı çocukların ortak buluşma noktası oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ait Kaş Ova Spor Salonu, Kaş ilçesinde yaşayan çocukların ortak buluşma noktası haline geldi. Spor salonunda çocuklar basketbol, voleybol ve masa tenisi branşlarında eğitim alırken, ASFİM bünyesinde ise jimnastik derslerine katılıyor. Eğitim alan çocuklar, spor yapmanın yanı sıra sosyalleşme imkanı buluyor ve keyifli vakit geçiriyor.</span></span></p>
<p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından Kaş ilçesinde hayata geçirilen Ova Spor Salonu, çocuk ve gençlerin spora yönlendirilmesine katkı sağlıyor. Basketbol, voleybol, masa tenisi ve jimnastik gibi birçok branşta eğitim verilen Ova Spor Salonu’nda geleceğin sporcu adayları yetiştiriliyor. Alanında uzman eğitmenler eşliğinde gerçekleştirilen antrenmanlarda çocuklar, hem sportif becerilerini geliştiriyor hem de disiplin, takım ruhu ve özgüven kazanıyor. Modern donatıları ve güvenli ortamıyla dikkat çeken spor salonu, çocukların spor yaparken sosyalleşmelerine de imkan tanıyor. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>KAŞ’TA SPORUN ADRESİ OVA SPOR SALONU</span></span></span></p>
<p><span><span>Kaş Ova Spor Salonu Birim Sorumlusu Gürkan Keçeli, çocukları sporla buluşturmayı amaçladıklarını belirterek, “Spor salonumuzda basketbol, voleybol ve masa tenisi branşlarında eğitimler veriyoruz. Çocuklarımız burada sportif faaliyetlere katılırken aynı zamanda zihinsel ve bedensel gelişimlerini de destekliyoruz. 8–16 yaş arası çocuklarımıza yönelik kurslarımız bulunuyor. 2023 yılında hizmete açılan Kaş Ova Spor Salonu kısa sürede Kaşlı çocuklarımızın buluşma noktası haline geldi. Çevre mahallelerdeki okullardan gelen çocuklarımız da tesisimizden faydalanarak spor yapma imkanı buluyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak çocuklarımızı sporla buluşturmaya devam edeceğiz” dedi.</span></span></p>
<p><span><span>OVA SPOR SALONU’NDA JİMNASTİK EĞİTİMİ</span></span></p>
<p><span><span><span>ASFİM’de görev yapan eğitmen Begüm Durna Gergin, Kaş Ova Spor Salonu’nun çocuklar için sadece bir eğitim alanı değil, aynı zamanda bir oyun ve etkinlik merkezi olduğunu vurguladı. Spor Salonu’nda çocuk jimnastiğinin yanı sıra pilates, step, aerobik ve zumba derslerinin de verildiğini söyleyen Gergin, çocukların kendi yaşıtlarıyla birlikte eğlenceli ve öğretici etkinliklere katıldığını ifade ederek, “Derslerimizde temel jimnastik hareketleri, duruş çalışmaları, taklalar ve çeşitli parkurlar yer alıyor. Bu sayede çocuklarımız hem fiziksel gelişimlerini destekliyor hem de paylaşmayı, özgüven kazanmayı ve sorumluluk almayı öğreniyor. Akranlarıyla uyum içinde gerçekleştirilen derslerimiz oldukça verimli geçiyor” diye konuştu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>VELİLERDEN SPOR SALONUNA TAM NOT</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Velilerden Zeynep Uysal, kızının sporla ilk kez Kaş Ova Spor Salonu’nda tanıştığını belirterek, “Kızım Aslıhan burada jimnastiğe başladı, yaklaşık 3-4 aydır da voleybol eğitimi alıyor. Bu bölgede çocukların sosyalleşebileceği alanlar oldukça sınırlı. Büyükşehir Belediyemizin açtığı bu spor salonu, çocuklarımız için önemli bir sosyal aktivite imkânı sunuyor. Kızım burada alanında uzman eğitmenler ve yaşıtlarıyla birlikte aldığı eğitim sayesinde hem beceri kazandı hem de özgüveni arttı. Ben de lokanta işletiyorum, çocuklarımı buraya güvenle bırakıp işlerimi rahatlıkla halledebiliyorum. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne Kaş’a böyle bir tesis kazandırdığı için teşekkür ediyorum” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>VELİLERDEN BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Velilerden Eşref Erdem ise iki kızının da Ova Spor Salonu’ndan faydalandığını ifade ederek, birinin basketbol, diğerinin ise jimnastik eğitimi aldığını söyledi. Çocuklarını spor salonuna getirdikleri sürede kendi işleriyle ilgilenme fırsatı bulduklarını belirten Erdem, “Büyük kızım voleybolu burada öğrendi. Spor salonumuzdan çok memnunuz. Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bu imkânı sağladığı için teşekkür ediyorum” diye konuştu.</span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kas-ova-spor-salonu-kasli-cocuklarin-ortak-bulusma-noktasi-oldu-606941">Kaş Ova Spor Salonu Kaşlı çocukların ortak buluşma noktası oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vücut soğukta daha fazla kalori yakıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vucut-sogukta-daha-fazla-kalori-yakiyor-604994</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 14:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[havada]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kalori]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[soğukta]]></category>
		<category><![CDATA[vücudun]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[yakıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604994</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış aylarında açık havada egzersiz yaparken bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Bu dönemde yapılan fiziksel aktivitelerin doğru planlanması, sağlığı korumak açısından önem taşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vucut-sogukta-daha-fazla-kalori-yakiyor-604994">Vücut soğukta daha fazla kalori yakıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kış aylarında açık havada egzersiz yaparken bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Bu dönemde yapılan fiziksel aktivitelerin doğru planlanması, sağlığı korumak açısından önem taşıyor. Doğru yoğunlukta ve düzenli yapılan egzersizin, kış aylarında da vücudun savunma mekanizmasını destekleyebileceğinden bahseden Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Soğuk havada düzenli olarak yapılan orta şiddetli egzersizler, bağışıklık sistemini uyararak vücudun doğal savunmasını güçlendirirken, soğukla baş etme kapasitesini artırıyor ve enfeksiyonlara karşı direncin artmasına katkı sağlıyor” dedi.</strong></p>
<p>İnsan vücudunda ideal sıcaklık 37°C olarak kabul edilir. Bu derece, hücrelerin ve hayati sistemlerin dengeli çalışması için çok önemli. Termoregülasyonun vücudun iç sıcaklığını dengede tutan doğal ısı ayarlama sistemi olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Soğuk havada bu sistem daha fazla çalışır ve vücut, sıcaklığını 37°C’de sabit tutmak için ekstra enerji harcar. Bu noktada ‘titremesiz termogenez’ adı verilen, vücudun üşümeden ısı üretebilmek için kalori yakmasını sağlayan mekanizma devreye girer. Kahverengi yağ dokusu bu süreçte aktif rol oynar ve artan enerji ihtiyacı metabolizmayı hızlandırarak özellikle egzersiz sırasında yağ yakımını belirgin şekilde yükseltir” dedi.</p>
<p><strong>Soğuk havada egzersiz öncesi ısınma ihmal edilmemeli</strong></p>
<p>Soğuk havada vücudun ısıyı koruyabilmek için kan damarlarını daralttığını belirten Prof. Dr. Koylan, “Bu durum kaslar ve eklemlere giden kan akışını azaltır. Azalan kan dolaşımı, kas ve tendonların esnekliğini kaybetmesine, eklem sıvısının ise daha yoğun hale gelerek sertleşmesine neden olur. Bu fizyolojik değişimler kasların normalden daha fazla kasılıp sertleşmesine yol açtığı için özellikle egzersiz öncesinde yeterli ısınma yapılmadığında gerilme, kas spazmları ve yaralanma riski belirgin şekilde artar” dedi.</p>
<p><strong>Doğru nefes performansı doğrudan etkiliyor</strong></p>
<p>Nefes tekniklerinin vücudun oksijen kullanımını daha verimli hale getirdiğini belirten Koylan, “Karın nefesi olarak da bilinen diyafram nefesi, akciğer kapasitesinin daha etkin kullanılmasını sağlar. Bu sayede vücuda alınan oksijen miktarı artar, hücrelere daha fazla oksijen taşınır ve kalp daha verimli çalışır. Ritmik nefes ve kutusal nefes gibi kontrollü teknikler ise parasempatik sinir sistemini aktive ederek kalp atış hızını yavaşlatır, kan basıncını düşürür ve zihinsel odaklanmayı artırır. Böylece egzersiz yapacak kişi hem fiziksel olarak daha dayanıklı hale gelir hem de zihinsel olarak sakinleşerek performansını artırır” dedi.</p>
<p><strong>Hastayken vücudu dinlemek şart</strong></p>
<p>Hastalık halinde egzersiz kararı verilirken sıkça başvurulan “boyun üstü kuralı”na da dikkat çeken Koylan, “Bu basit yaklaşım, özellikle kış aylarında görülen soğuk algınlığı ve benzeri hastalıklarda egzersizin güvenli olup olmadığını ayırt etmeyi kolaylaştırır. Burun akıntısı, hafif boğaz ağrısı ve hapşırma gibi boynun üstünde kalan şikâyetlerde hafif egzersiz çoğu zaman güvenli kabul edilir. Ancak göğüs tıkanıklığı, derin öksürük, yaygın kas ağrıları ya da ateş gibi belirtiler söz konusuysa egzersizden uzak durmak, vücudun toparlanması ve iyileşme süreci açısından büyük önem taşır” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vucut-sogukta-daha-fazla-kalori-yakiyor-604994">Vücut soğukta daha fazla kalori yakıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda içe basma sorunu çok sık görülüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-ice-basma-sorunu-cok-sik-goruluyor-598867</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 08:05:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[basma]]></category>
		<category><![CDATA[Belirgin]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[düz]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[içe]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598867</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk döneminde çok sık karşılaşılan yürüyüş bozukluklarından biri olan içe basma, ailelerin en çok merak ettiği konular arasında yer alıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-ice-basma-sorunu-cok-sik-goruluyor-598867">Çocuklarda içe basma sorunu çok sık görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk döneminde çok sık karşılaşılan yürüyüş bozukluklarından biri olan içe basma, ailelerin en çok merak ettiği konular arasında yer alıyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Salih Söylemez</strong> “İçe basma, çocuklarda sık görülen ve genellikle büyümeyle birlikte kendiliğinden düzelen bir durumdur. Ancak bazen sinir-kas hastalığından kaynaklanıyor olabilir. Aileler çocuklarını iyi gözlemlemeli ve içe basma sorunu varsa mutlaka çocuk ortopedi uzmanına başvurmalıdır. Çünkü ailelerin içe basma konusunda en sık yaptığı hatalardan biri, çocuklarına gereksiz tabanlıklar veya özel ayakkabılar satın almaktır. İçe basma farklı nedenlerle ortaya çıkabilir ve nedeni ortaya koyulduktan sonra gerekli tedavi uygulanabilir” diyor. Doç. Dr. Söylemez, çocuklarda içe basmanın 5 nedenini ve içe basmaya karşı neler yapılabileceğini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Kalçadan kaynaklanan içe basma </strong></li>
</ul>
<p>Kalça eklemine ait uyluk kemiğinin doğuştan içe dönük olmasıyla ortaya çıkar. Çocuk yürürken  ayak uçları içe dönüktür, genelde “W” şeklinde otururlar ve koşarken sık düşebilirler. Bu durum fizyolojik kabul edilir ve 6–8 yaşlarına kadar kendiliğinden düzelme eğilimindedir. </p>
<p><strong>Ne yapılabilir?</strong> </p>
<p>Ailelerin sık yaptığı ayak yönlendirici cihazlar, özel ayakkabılar veya oturuşu zorlayan aparatların hiçbir bilimsel faydası yoktur. Düzenli takip ve kalça çevresi kaslarını güçlendirici oyunlar destekleyici olabilir. Deformite 9–10 yaş sonrası hala belirginse, çocuğun yürümesini ya da psikolojik durumunu olumsuz etkiliyorsa cerrahi müdahale ile uyluk kemiği kontrollü şekilde dışa döndürülerek normal eksene getirilir ve plak ya da çiviyle sabitlenir. Ameliyat sonrası kısa süreli yük sınırlaması ve fizik tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilir.</p>
<ul>
<li><strong>Baldır kemiğine bağlı içe basma </strong></li>
</ul>
<p>Ayaklar ve dizler içe doğrudur, yürüyüşte sık takılma ve dengesizlik olabilir. Aileler bazen bacağın da içeriden geldiğini fark ederler. Sorun genellikle 4–6 yaş civarında düzelme potansiyeline sahiptir çünkü bacakların dönme gelişimi devam eder. </p>
<p><strong>Ne yapılabilir?</strong></p>
<p>Ayakkabı değişiklikleri ve tabanlıklar bu durumun düzelmesine katkı sağlamaz. Çocuğun aktif bir yaşam sürmesi desteklenmelidir, bu sayede güçlenen kaslar yürüyüşünü olumlu yönde etkiler. Eğer sorun çok belirgin olup 8–9 yaşından sonra da devam ederse cerrahi tedavi uygun seçenek haline gelir. Cerrahi yöntemde, tibia kontrollü bir şekilde ayakbileğinin üst kısmından dışa döndürülerek anatomik hatta getirilir, kemik tespiti ile kalıcı düzeltme sağlanır. Ameliyatın ardından ortalama 6 haftalık iyileşme süreci sonrası çocuklar güvenli şekilde yürüyüşe dönebilir.</p>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>Ayak ön kısmının içe dönmesi </strong></li>
</ul>
<p>Bebeklerde en sık rastlanan içe basma nedenidir ve ayak ön kısmı içe dönük görünürken topuk normal konumda kalır. Muayenede ayak ön kısmı esnekse ayak pasif hareketle düzeltilebilirken, sert tipte direnç hissedilir. </p>
<p><strong>Ne yapılabilir?</strong></p>
<p>İlk 6–12 ay içinde kendiliğinden önemli oranda düzelir. Esnek tiplerde ailelere ayak yönünü düzeltmeye yönelik çok nazik germe egzersizleri öğretilir. Sert deformitelerde alçı uygulamaları ile ayağın kademeli düzeltilmesi gerekebilir. Ancak tüm çabalara rağmen ayak ön kısmında belirgin kalıcı sapma, yürüyüş bozukluğu veya ayakkabı kullanımında sorun varsa; ilerleyen yaşlarda cerrahi müdahale ile ayak kemiklerinin yönü yeniden düzenlenir ve kalıcı bir biyomekanik denge sağlanır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong>Düz tabanlık nedeniyle içe basma </strong></li>
</ul>
<p>Çocukluk çağında çok sık karşılaşılan düz tabanlık genellikle tedavi gerektirmez. Esnek düz tabanlık çoğu zaman ağrıya yol açmaz, yürüyüşü veya aktiviteleri olumsuz etkilemez. Bazı çocuklarda ise düz tabanlık sert yapıda olup hareket kısıtlılığı ve ağrı daha belirgindir.</p>
<p><strong>Ne yapılabilir?</strong></p>
<p>Esnek düz tabanlık ağrı ve yorgunluğa yol açıyorsa kişiye özel tabanlık yaptırılabilir. Yaşla birlikte ayak kavsinin doğal olarak oluşması beklenir. Sert düztabanlıkta ise; özel ayakkabı veya kişiye özel hazırlanmış tabanlık desteği kullanılabilir; ancak yapısal bozukluk ve yürüyüş bozukluğu belirginse, şiddetli ağrıya yol açıyorsa ve konservatif tedavilere yanıt alınamamışsa cerrahi tedavi gerekebilir. Ameliyat sonrası yaklaşık beş hafta alçıda tutulur. Alçı çıkarıldıktan sonra fizik tedavi ve egzersizlerle normal yürüyüş sağlanır. </p>
<ul>
<li><strong>Kas ve bağ gevşekliğine bağlı içe yönelik</strong></li>
</ul>
<p>Bazı çocuklarda bağların gevşekliği ve kasların yeterli kuvvet oluşturamaması, ayakların içe doğru yönelmesine neden olur. Çocuklar kolay yorulur ve yoruldukça içe basma belirginleşir, uzun yürüyüşlerde bacak ağrısı artar. </p>
<p><strong>Ne yapılabilir?</strong></p>
<p>Gereksiz cihaz ve sert ortopedik ayakkabılar kasların gelişimini engelleyebileceğinden dolayı  önerilmez. Tedavide temel yaklaşım, kas güçlendirme ve denge koordinasyonunu artırmaktır.  Çocuğun hareketli yaşam tarzı teşvik edilmeli, özellikle çıplak ayak zeminde denge egzersizleri yapılmalıdır. Zaman içinde belirgin iyileşme sağlanabilir. Eğer bağ gevşekliği düz tabanlıkla birlikte seyrediyor ve ağrıya yol açıyorsa kişiye özel tabanlık desteği tedaviye eklenebilir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-ice-basma-sorunu-cok-sik-goruluyor-598867">Çocuklarda içe basma sorunu çok sık görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egzersizde kıyafet seçimi nasıl olmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egzersizde-kiyafet-secimi-nasil-olmali-598423</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 08:22:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[egzersizde]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kıyafet]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<category><![CDATA[zemin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598423</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış mevsimiyle birlikte soğuyan hava, azalan güneş ışığı ve kaygan zeminler spor yaparken bazı riskleri beraberinde getirebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egzersizde-kiyafet-secimi-nasil-olmali-598423">Egzersizde kıyafet seçimi nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış mevsimiyle birlikte soğuyan hava, azalan güneş ışığı ve kaygan zeminler spor yaparken bazı riskleri beraberinde getirebiliyor. Egzersiz sırasında terleyen beden, soğuk ve rüzgarlı havayla karşılaştığında üst solunum yolu enfeksiyonlarına davetiye çıkarabilirken, spor yaralanmalarına da çok sık rastlanıyor. <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş</strong> “Her türlü egzersiz vücut ısısını yükseltir. Artan vücut ısısı ile dış ortamın ısısı arasındaki fark açıldıkça, hastalıklara ve spor sakatlıklarına zemin hazırlayabilir. Ancak hem profesyonel sporcular hem de günlük egzersiz yapan bireyler, birkaç temel önlemle bu risklerden büyük ölçüde korunabilir” diyor. Doç. Dr. Dağtaş, kış aylarında egzersiz yaparken dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Isınmayı uzatın</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk havalarda kaslar daha gergin ve sert olur. Bu nedenle kışın yapılan egzersizde ısınma süresini birkaç dakika artırmak, hafif tempolu yürüyüş ve hafif esneme hareketleriyle kasları rahatlatmak yaralanma riskini önemli şekilde azaltır. Isınmayı atlamak, vücudu aniden zorlayarak kas yırtılmalarına ve bağ hasarlarına zemin hazırlayabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Kıyafetinizi doğru seçin</strong></li>
</ul>
<p>Kış sporlarında terleme ve üşümenin aynı anda yaşanması yaygın bir durumdur. Bu nedenle tek kalın bir kıyafet yerine, teri dışarı atan, hava geçirgen ve vücut ısısını koruyan katmanlı spor kıyafetleri kullanılmalıdır. Yanlış giyim yalnızca soğuk algınlığına değil, kas sertliğinin artmasına bağlı sakatlanmalara da neden olabilir. Kış aylarında spor yaparken kıyafet seçimi sporu engellemeyecek kadar hafif ve rahat, vücut ısısı ile dış ortam arasında iyi bir bariyer olmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Spor sonrası üzerinizi hemen değiştirin</strong></li>
</ul>
<p>Özellikle rüzgarlı havalarda ıslak kıyafetle kalmak, terin soğumasına bağlı olarak göğüs ve sırt bölgesinin üşümesine neden olur. Bu nedenle kıyafet seçiminin teknik kumaşlardan yapılması, egzersiz biter bitmez kuru bir üst giyilmesi ve terli şekilde uzun süre dış ortamda kalınmaması büyük önem taşır. </p>
<ul>
<li><strong>Zemin ve hava koşullarını mutlaka kontrol edin</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Dağtaş “İster koşu yapın ister yürüyüş, zeminin buzlanmış veya ıslak olması düşme riskini artırır. Spor öncesi zemini kontrol etmek, rüzgar ve sıcaklık değerlerine bakmak hem güvenlik sağlar hem de egzersizin kalitesini artırır. Özellikle erken sabah ve gece saatlerinde gizli buzlanmalar sık görülür ve beklenmedik düşmelerle sonuçlanabilir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Soğuk havada egzersiz süresini aşırı uzatmayın</strong></li>
</ul>
<p>Kış aylarında vücudun ısı kaybı daha hızlı olduğundan uzun süre dışarıda egzersiz yapmak kasların aşırı soğumasına ve reflekslerin yavaşlamasına yol açar. Bu durum hem performansı düşürür hem de ani kas spazmlarını tetikler. Egzersiz süresini kademeli artırmak ve ara dinlenmeler vermek güvenli bir yöntemdir.</p>
<ul>
<li><strong>Su içerken bu noktalara dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk havalarda terleme az hissedildiği için birçok kişi yeterli su içmez. Oysa vücut, nem oranı düşük kış aylarında da sıvı kaybeder. Vücudun susuz kalması kas performansını azaltır ve kramplara neden olur. Vücut egzersiz öncesi bir küçük bardak su içerek hafifçe nemlendirilmeli, egzersizin ortasında da iki-üç yudum şeklinde, her 15-20 dakikada bir su içilmelidir. Egzersiz bittiğinde de suyu bir anda hızlıca değil, yavaş yavaş içmek daha sağlıklıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Egzersiz sonrası soğuma ve esnemeyi atlamayın</strong></li>
</ul>
<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş “Kışın egzersiz yaptıktan sonra hızla sıcak bir ortama girme isteği nedeniyle soğuma egzersizleri çoğu kişi tarafından ihmal edilir. Ancak egzersiz sonrası esneme yapmak kas gerginliğini azaltır, oluşabilecek küçük mikrotravmaları toparlar ve sonraki günlerde ağrı yaşanmasını önler. Bu alışkanlık özellikle kış aylarında daha da önemlidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Doğru ayakkabı ve taban desteği kullanın</strong></li>
</ul>
<p>Kaygan zeminlerde kaymayı azaltan taban yapısına sahip ayakkabılar tercih edilmelidir. Spor ayakkabısının taban desteği yeterli değilse diz, kalça ve bel bölgesine binen yük artar. Kış aylarında zeminin kaygan olduğu düşünülürse, doğru ayakkabı seçimi kritik önem taşır.</p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egzersizde-kiyafet-secimi-nasil-olmali-598423">Egzersizde kıyafet seçimi nasıl olmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tedavi Edilmeyen Omuz Ağrıları Kalıcı Hasara Yol Açabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmeyen-omuz-agrilari-kalici-hasara-yol-acabilir-593301</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 08:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[edilmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hasara]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[omuz]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593301</guid>

					<description><![CDATA[<p>Omuz, vücudun en aktif eklemlerinden biri olarak gün içinde hareket kabiliyetimiz açısından önemli rol oynuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmeyen-omuz-agrilari-kalici-hasara-yol-acabilir-593301">Tedavi Edilmeyen Omuz Ağrıları Kalıcı Hasara Yol Açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Omuz, vücudun en aktif eklemlerinden biri olarak gün içinde hareket kabiliyetimiz açısından önemli rol oynuyor. Ancak özellikle ileri yaş, travmalar veya tekrarlayıcı zorlanmalar sonucu gelişen rotator manşet yırtıkları, omuz fonksiyonlarını ciddi şekilde kısıtlayarak yaşam konforunu olumsuz etkileyebiliyor. Rotator manşet yırtıklarının erken dönemde fark edilmemesi, kaslarda zayıflama ve tendonlarda geri dönüşsüz problemlere neden olabiliyor. Erken dönemde istirahat, fizik tedavi, omuz egzersizleri, çeşitli ilaçlar ve steroid enjeksiyonları ile tedavide başarılı sonuçlar alınabiliyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Ahmet Serhat Aydın, rotator manşet yırtıkları ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><b>Omuz ağrısı ve gece artan rahatsızlık dikkat çekici</b></p>
<p>Rotator manşet; supraspinatus, infraspinatus, subscapularis ve teres minor adlı dört kasın tendonlarının birleşmesiyle oluşan bir yapıdır. Bu kas ve tendonlar, omuz eklemini stabilize eder ve kolun kaldırılması, dönmesi gibi temel hareketleri sağlar. Rotator manşet yırtıkları; düşme, ağır yük kaldırma, ani kol hareketleri ya da yaşa bağlı doku zayıflığı gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Omuzda ağrı ve hareket kısıtlılığı, kolu kaldırırken veya arkaya uzatırken ağrı hissi, gece artan omuz ağrısı, özellikle etkilenen taraf üzerine yatamama, güç kaybı ve kolu baş seviyesinin üzerine kaldıramama en sık karşılaşılan belirtiler arasındadır. </p>
<p><b>Tedavi ertelenirse kalıcı kas zayıflığı gelişebilir</b></p>
<p>Rotator manşet yırtıkları erken dönemde fark edilmezse, kaslarda zayıflama ve tendonlarda geri dönüşsüz değişiklikler ortaya çıkabilir. Bu nedenle erken tanı ve tedavi çok önemlidir. Erken dönemde tanı alan hastalarda; istirahat, fizik tedavi ve omuz egzersizleri, ağrı kesici ve antiinflamatuar ilaçlar, steroid enjeksiyonları ile tedavi mümkün olabilir.  Ancak yırtığın büyük olduğu veya konservatif tedavilere yanıt alınamadığı durumlarda artroskopik cerrahi uygulanır. Bu yöntemle küçük kesilerden girilerek yırtık tendonlar onarılır ve omuz eklemine normal fonksiyonu yeniden kazandırılır.</p>
<p><b>Erken müdahale, başarılı sonuçların anahtarıdır</b></p>
<p>Ameliyat sonrası süreçte erken dönemde kontrollü fizik tedaviye başlanması, başarılı sonuçlar için oldukça önemlidir. Erken dönemde yapılan değerlendirme ve uygun tedaviyle omuz fonksiyonları tamamen geri kazanılabilir. Omuz sağlığını korumak önemlidir; bu nedenle tekrarlayan ağır kaldırmalardan kaçmak, spor veya egzersiz sırasında ani kol hareketlerinden uzak durmak, kas gücünü korumak için düzenli egzersiz yapmak önerilmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tedavi-edilmeyen-omuz-agrilari-kalici-hasara-yol-acabilir-593301">Tedavi Edilmeyen Omuz Ağrıları Kalıcı Hasara Yol Açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda obezite riski 2 kat artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-obezite-riski-2-kat-artiriyor-589575</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 08:36:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ayağı]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[taban]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda düztabanlık  ebeveynleri endişelendiren sorunların başında geliyor. Ebeveynler, “Çocuğumun ayağı düz, ne yapmalıyım?” sorusuyla sıkça hekimlerin kapısını çalıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-obezite-riski-2-kat-artiriyor-589575">Çocuklarda obezite riski 2 kat artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda düztabanlık  ebeveynleri endişelendiren sorunların başında geliyor. Ebeveynler, “Çocuğumun ayağı düz, ne yapmalıyım?” sorusuyla sıkça hekimlerin kapısını çalıyor. Aslında düztabanlık çoğu zaman normal gelişim sürecinin bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Üstelik, sanıldığından çok daha yaygın görülüyor. Öyle ki dünyada ve ülkemizde yaklaşık her 10 çocuktan 7’sinde erken yaşlarda, bir başka deyişle 3 yaşından önce  düztabanlık görülüyor.  Bu oran yaş ilerledikçe azalıyor, çünkü ayak kemeri çocuk büyüdükçe ve kaslar güçlendikçe doğal olarak gelişmeye devam ediyor. <strong>Acıbadem International Hastanesi Pediatrik Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Emre Sarıekiz,</strong>  çocuklarda düztabanlığın çoğu zaman kendiliğinden düzeldiğine dikkat çekerek, “Dolayısıyla her düztabanlık tedavi gerektirmez. Gereksiz korkuya kapılmak yerine doğru takip çok daha değerlidir. Ayağın kemik ve kas gelişimi genellikle 6–7 yaşına kadar devam eder. Bu yaşlara dek gözlem ve egzersiz yeterlidir. Ancak, çocuğun ayağında ağrı, yürüyüşünde anormallik veya hızlı deformite gelişimi gibi uyarı işaretlerinde ebeveynlerin mutlaka bir ortopedi uzmanına başvurmaları çok önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>3 yaş altındaki çocuklarda düztabanlık normal</strong></p>
<p>Düztabanlık, ayak tabanında normalde bulunması gereken kavisin azalması veya tamamen kaybolması durumu olarak tanımlanıyor. Ayak kemerinin çökmesiyle birlikte basma sırasında ayağın tamamı yere temas ediyor. Bu durum doğuştan olabileceği gibi sonradan da gelişebiliyor. Küçük çocuklarda ayak kemeri henüz tam gelişmemiş oluyor ve ayak tabanında bulunan yağ dokusu kemeri gizliyor. Yürümeyle birlikte kaslar güçlendikçe zamanla ayak kemeri oluşuyor. Bu nedenle, 3 yaşın altındaki çocukların yüzde 70-80’inde düztabanlık görülüyor. Dr. Emre Sarıekiz,<strong> </strong>ayak kemerinin genellikle 5–6 yaşından sonra belirgin hale geldiğini belirterek, “Dolayısıyla erken dönemde yapılan düztaban tanısı çoğu zaman geçici bir durumun yanlış yorumlanmasından ibarettir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Fazla kilolu çocuklarda risk 2 kat artıyor! </strong></p>
<p>Çocuklarda düztabanlığa pek çok etken neden olabiliyor. Bunlardan en önemlilerinden biri ise obezite. Son yıllarda çocukluk çağı obezitesinin artmasına paralel olarak düztabanlığın daha sık görüldüğüne dikkat çekiliyor.  Pediatrik Ortopedi ve Travmatolaji Uzmanı Dr. Emre Sarıekiz, “Zira, fazla kilolar ayağa binen yükü artırarak kemerin çökmesine yol açabilmektedir Dolayısıyla, obezite sorunu olan çocuklarda düztabanlık riski normal kilolu çocuklara göre yaklaşık iki kat daha fazladır” diyor. Ailede düz tabanlık olması, uygun olmayan ayakkabı kullanımı,  çok yumuşak veya desteksiz tabanlar, tarsal koalisyon olarak adlandırılan ve ayak kemerini oluşturan eklemlerdeki anomaliler, eklem bağlarının gevşek olması ve kas dengesini bozan serebral palsi gibi nöromüsküler hastalıklar da düztabanlığa yol açan diğer etkenleri oluşturuyor. </p>
<p><strong>Çocuğunuzda bu belirtiler varsa, dikkat!</strong></p>
<p>Fizyolojik düztabanlıkta ağrı, şekil bozukluğu veya fonksiyon kaybı olmuyor. Çoğu çocukta bu durum geçici bir özellik olarak kabul ediliyor.  Dr. Emre Sarıekiz, dolayısıyla 3–4 yaşındaki bir çocukta belirgin ağrı veya yürüme sorunu yoksa endişelenmeye gerek olmadığını ifade ederek, “Bu dönemde ayağın gelişimini izlemek, gereksiz tedavilerden çok daha önemlidir” diyor. <strong> </strong>Ancak bazı durumlarda mutlaka bir ortopedi uzmanına başvurulması gerektiği uyarısında bulunan Dr. Emre Sarıekiz, “Erken dönemde tanı koymak önemlidir, çünkü düztabanlık, yapısal bir kemik veya kas bozukluğuna bağlı olabilir. Böyle tablolarda erken müdahale ileride cerrahi ihtiyacını azaltabilir” bilgisini veriyor. Dr. Emre Sarıekiz, ebeyenlerin dikkate almaları gereken belirtileri şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Yürürken topuğunu içe basıyorsa</li>
<li>Ayağında yorgunlukla artan ağrı veya şişlik oluyorsa</li>
<li>Spor aktivitelerinde çabuk yoruluyorsa</li>
</ul>
<ul>
<li>Ayakkabı tabanının iç kısmında düzensiz aşınma varsa</li>
</ul>
<p><strong>Tedavi yöntemleri: Egzersiz, tabanlık, uygun ayakkabı </strong></p>
<p>Tanıda çoğu zaman fizik muayene yeterli geliyor. Gerekirse ayak taban basınç analizi veya röntgene başvuruluyor. Dr. Emre Sarıekiz, kas dengesini ve postürü korumanın tedavide temel yaklaşımı oluşturduğunu söyleyerek, “Ayak iç kavisini destekleyen basit egzersizler, uygun ayakkabı kullanımı ve kilo kontrolü çoğu tabloda yeterli olmaktadır. Özellikle ayak kemerini destekleyen kaslar için yapılan kas güçlendirme egzersizleri oldukça etkilidir. Ayağın doğal gelişimine izin veren, sert olmayan ama iç kemer desteği bulunan ayakkabıların tercih edilmesi de önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Ameliyat nadiren gündeme geliyor</strong></p>
<p>Pediatrik Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Emre Sarıekiz, cerrahi tedavinin sadece ciddi yapısal deformitelerde veya ağrının tüm konservatif tedavilere rağmen kronikleştiği nadir durumlarda gündeme geldiğini vurguluyor. “Yani, ameliyat son çare olarak düşünülmektedir. Her çocuk için değil, gerçekten gerekli durumlar için geçerlidir” diyen Dr. Emre Sarıekiz, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ameliyat genellikle kemik hizalamasını ve ayak kemerini yeniden düzenlemeyi içermektedir. Ayak kemeri yeniden şekillendirilir, yük dağılımı dengelenir ve bu sayede çocuğun ağrısız şekilde yürümesi sağlanır. Tedaviden etkin sonuç alınabilmesi için ameliyat sonrasında iyi bir rehabilitasyon süreci ve doğru taban desteği de çok önemlidir. 4-6 hafta süren iyileşme sürecinin ardından çocuk yavaş yavaş normal aktivitelerine dönebilmektedir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-obezite-riski-2-kat-artiriyor-589575">Çocuklarda obezite riski 2 kat artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/duzenli-egzersiz-kas-ve-kemik-bankasi-islevi-goruyor-580802</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 11:28:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bankası]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Düşme]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fizyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[görüyor]]></category>
		<category><![CDATA[işlevi]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[yaşa]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580802</guid>

					<description><![CDATA[<p>İleri yaştaki bireylerde önemli yaralanmalara yol açabilecek düşmelerin ciddiye alınması gerekiyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bilimsel araştırmalar, bir yaşlının bir yıl içinde birden fazla düşmesi halinde tekrar düşme riskinin yüzde 50’nin üzerine çıktığını gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-egzersiz-kas-ve-kemik-bankasi-islevi-goruyor-580802">Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İleri yaştaki bireylerde önemli yaralanmalara yol açabilecek düşmelerin ciddiye alınması gerekiyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bilimsel araştırmalar, bir yaşlının bir yıl içinde birden fazla düşmesi halinde tekrar düşme riskinin yüzde 50’nin üzerine çıktığını gösteriyor. Her düşme, yalnızca o anki bir yaralanma değil, gelecekteki yeni düşmelerin de habercisi olabiliyor” dedi.  Düşmeleri önlemenin tek bir yaşa bağlı değil, yaşam boyu süren bir hazırlık süreci gibi değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Denizoğlu Külli, “Genç ve orta yaşlarda edinilen düzenli egzersiz alışkanlıkları, ilerleyen yıllarda adeta bir ‘kas ve kemik bankası’ gibi çalışarak kişiyi korur. Yürüyüş, direnç egzersizleri ve denge çalışmaları hem diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskini azaltır hem de ileride düşmeye karşı güçlü bir zemin hazırlar” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada ileri yaşta görülen düşmelere ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düşmeler pek çok etkenden kaynaklanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Düşmelerin tek bir sebepten değil, bir araya gelen biyolojik, çevresel ve davranışsal etkenlerden kaynaklandığını belirten Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Örneğin kas gücü ve denge azalması, görme–işitme sorunları, çoklu ilaç kullanımı (özellikle tansiyon ve uyku ilaçları), yürüme paternindeki değişiklikler, nörolojik–bilişsel etkilenmeler ve kırılganlık tablosu riski artırır. Evde gevşek halılar, yetersiz aydınlatma, tutunma barlarının olmaması gibi düzenlenebilir faktörler de tabloya eklenince düşme olasılığı yükselir” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tekrar düşme riski yüzde 50 artıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yaşlı bireylerde düşmelerin, önemli yaralanmalara ve hatta ölüm riskini arttıracak tablolara yol açabilecek bir sorun olduğunu ve ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bilimsel araştırmalar, bir yaşlının bir yıl içinde birden fazla düşmesi halinde tekrar düşme riskinin yüzde 50’nin üzerine çıktığını gösteriyor. Yani her düşme, yalnızca o anki bir yaralanma değil, gelecekteki yeni düşmelerin de habercisi olabiliyor. Bu yüzden ‘düştü geçti’ demek yerine, mutlaka profesyonel değerlendirme ve önleyici programlar planlamak gerekiyor” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Egzersizle risk azaltılabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, fizyoterapistlerin kişiye özel kuvvet–denge–koordinasyon odaklı egzersiz programlarıyla riski azaltılabileceğini belirterek buna eşlik eden ev içi güvenlik düzenlemeleri ve uygun ayakkabı seçiminin de etkiyi artıracağını ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İleri yaşta da kuvvetlenmek mümkün!</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Düşmenin kemiklerin zayıflaması sonucu mu ortaya çıktığı, yoksa kişi düştüğü için mi kırıkların oluştuğuna” ilişkin sorunun yanıtının merak edildiğini belirten Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bu soru, ikisi de şeklinde yanıtlanabilir. Düşme, kırığı başlatan dış olaydır; kemik kalitesi (osteoporoz/osteopeni) ise aynı düşmenin kırığa dönüşme olasılığını belirgin şekilde artırır. Yani düşük şiddetli bir düşme, sağlam kemikte çoğu kez küçük sıyrıkla atlatılırken; kırılgan kemikte kalça–el bileği–omurga kırıkları görülebilir. Bu nedenle koruma stratejileri çift yönlü olmalıdır: Düşmeyi önlemek için fizyoterapist eşliğinde zorluk seviyesi kademeli artırılan kas–denge–yürüme eğitimleri, ev güvenliği, uygun ayakkabı, yardımcı cihazlar, görme–işitme kontrolleri yapılırken, diğer yandan kemiği güçlendirmek için düzenli yüklenmeli–dirençli egzersiz, yeterli beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerine gidilmelidir. Sizi temin edebilirim ki ‘Bu yaştan sonra olmaz kuvvetlenemem’ diye düşünen her yaşlı, doğru egzersiz programıyla güçlenmiş ve daha iyi fonksiyonel seviyeye ulaşmıştır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Düşmeleri önlemenin tek bir yaşa bağlı değil, yaşam boyu süren bir hazırlık süreci gibi değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Genç ve orta yaşlarda edinilen düzenli egzersiz alışkanlıkları, ilerleyen yıllarda adeta bir ‘kas ve kemik bankası’ gibi çalışarak kişiyi korur. Yürüyüş, direnç egzersizleri ve denge çalışmaları hem diyabet ve kalp-damar hastalıkları riskini azaltır hem de ileride düşmeye karşı güçlü bir zemin hazırlar” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Risk faktörleri mutlaka değerlendirilmeli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Özellikle 65 yaştan itibaren bir fizyoterapist tarafından risk faktörlerinin değerlendirilmesinin önemli olduğunu ifade eden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, alınacak önlemleri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>-Dünya Sağlık Örgütü’nün “genç yaşlı” olarak tanımladığı 65 yaş ve üzerinde, düşmeler daha hassas hale gelir. Bu dönemde mutlaka bir fizyoterapist tarafından kas gücü, denge, yürüme, esneklik, bilişsel işlevler ve evdeki risk faktörleri değerlendirilmelidir. Çünkü basit görünen bir halı kayması ya da loş bir ışık, ciddi bir düşmeye yol açabilir. Bu yaş grubunda oturup kalkma, çömelme, farklı hız ve zeminde yürüme, yerden kalkma gibi günlük yaşamı taklit eden egzersizler çok değerlidir. Gerekirse tai chi veya temel yöresel danslarımız gibi dengeye odaklı aktiviteler yaşam içine dahil edilebilir. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>-Ayrıca görme ve işitme kontrolleri, kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi, doğru ayakkabı seçimi ve evde banyo veya merdivenlerde tutunma barlarının yerleştirilmesi gibi küçük dokunuşlar büyük fark yaratır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>-Özellikle kırılganlık riski taşıyan yaşlı bireylerde egzersizden kaçınmak yerine, güvenli şekilde kademeli artırılan direnç ve aerobik programlarla kas kaybını durdurmak ve dayanıklılığı artırmak mümkündür. Bilimsel veriler gösteriyor ki yaşlı yetişkinler de kuvvetlenmeye gençler kadar olumlu yanıt verebilir. Kısacası düşmeleri önlemek için önlemler, erken yaşlardan başlar ama 65 yaş sonrasında fizyoterapist ile kapsamlı ve çok boyutlu bir planlama şarttır.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/duzenli-egzersiz-kas-ve-kemik-bankasi-islevi-goruyor-580802">Düzenli egzersiz, kas ve kemik bankası işlevi görüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Jilet Gibi Boğaz Ağrısı&#8221; Çocuklarda COVID Belirtisi Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/jilet-gibi-bogaz-agrisi-cocuklarda-covid-belirtisi-olabilir-580493</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2025 08:26:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaz Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[covid]]></category>
		<category><![CDATA[ishal]]></category>
		<category><![CDATA[jilet]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[Nimbus]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Semptom]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[varyantı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580493</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burun tıkanıklığı veya akıntısı, öksürük, halsizlik, ateş, titreme, baş ve kas ağrıları, ishal, kusma ve bazen tat‑koku kaybı… </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/jilet-gibi-bogaz-agrisi-cocuklarda-covid-belirtisi-olabilir-580493">&#8220;Jilet Gibi Boğaz Ağrısı&#8221; Çocuklarda COVID Belirtisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Burun tıkanıklığı veya akıntısı, öksürük, halsizlik, ateş, titreme, baş ve kas ağrıları, ishal, kusma ve bazen tat‑koku kaybı… Koronavirüs döneminden alışık olunan tüm bu belirtiler tekrar gündeme geliyor. Bu kez mevsimsel grip gibi atlatılan yeni salgın, özellikle çocuklarda test yapıldığında COVID olarak kendini gösteriyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Acil Servis Sorumlusu Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Alpar, çocuklarda COVID salgınıyla ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Üst solunum yolu enfeksiyonu gibi gözlemleniyor </strong></p>
<p>Nimbus (NB.1.8.1) ve Stratus (XFG) gibi yeni Omicron alt varyantlarının ortaya çıkması, dünya genelinde yavaş seyreden bir yaz dalgasına yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve ABD verileri, özellikle çocuklar ve yaşlılar gibi hassas gruplarda test pozitifliğinin ve acil servis başvurularının arttığını, ancak hastanelerin kapasitesini zorlayacak düzeye ulaşmadığını göstermektedir. Türkiye’de resmi veriler olmasa da benzer bir artış eğilimi gözlemlenmektedir. Acil serviste karşılaşılan COVID‑19 vakaları, 2024‑2025 sezonunda Omicron soylarının etkisiyle genelde üst solunum yolu enfeksiyonu tablosu çizmektedir. Burun tıkanıklığı veya akıntısı, öksürük, halsizlik, ateş veya titreme, baş ve kas ağrıları, boğaz ağrısı, hapşırma, nefes darlığı, ishal, mide bulantısı/kusma ve bazen tat‑koku kaybı gibi semptomlar en sık görülenler arasındadır. Yeni varyantlarda da bu belirtiler ateş, öksürük, hapşırma, burun akıntısı, baş ve kas ağrıları şeklindedir. Bazı hastalarda bu tabloya ishal ve bulantı gibi sindirim sistemi şikayetleri de eklenebilmektedir. </p>
<p><strong>“Jilet gibi boğaz ağrısı” varsa dikkat edin </strong></p>
<p>Öne çıkan Nimbus (NB.1.8.1) varyantı, halk arasında “jilet gibi boğaz ağrısı” olarak tarif edilen daha keskin boğaz ağrısı ile dikkat çekmektedir. İngiltere Ulusal Sağlık Servisi yetkilileri, bu varyantın belirgin bulgularının keskin boğaz ağrısı ve boyundaki lenf bezlerinde şişme olduğunu; bunun dışında yorgunluk, ateş ve kas ağrısı gibi klasik COVID semptomlarının da görüldüğünü bildirmektedir. Ülkemizdeki ise Nimbus’un burun akıntısı, baş ağrısı, yorgunluk, hapşırma ve boğaz ağrısının yanı sıra mide bulantısı, kusma ve ishal gibi sindirim sistemi ile ilgili şikayetler yapabildiği gözlemlenmektedir. ABD’deki vakaların yaklaşık %43’ünden de Nimbus varyantının sorumlu olduğu ortaya çıkmaktadır. </p>
<p>Stratus (XFG) varyantı ise Avrupa ve Hindistan’da yaygınlaşmaktadır ve semptomları Omikron’un diğer soylarıyla benzer seyretmektedir. Hastalarda titreme, nefes darlığı, boğaz ağrısı, yorgunluk, baş ağrısı, bulantı‑kusma, kas ağrıları, ishal ve bazı durumlarda tat/koku kaybı görülmektedir. Bazı hastalarda ses kısıklığına yol açtığı da bildirilmektedir.</p>
<p>Doktora başvuran hastaların çoğunda üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri görülmektedir. Nimbus varyantıyla boğaz ağrısının daha keskin tarif edilmesi ve bazı kişilerde bulantı‑ishal gibi şikayetlerin olması dışında önceki dalgalara göre belirgin bir semptom değişikliği yoktur. Bu nedenle, bu belirtilerin grip ve diğer virüslerle karışabileceğini hatırlamak, gerektiğinde test yaptırarak tanıyı netleştirmek önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>PCR ve antijen testleri tarama için önemli! </strong></p>
<p>Uluslararası kılavuzlar, COVID‑19 tanısında nükleik asit amplifikasyon testlerini (PCR veya benzeri NAAT) öncelikli yöntem olarak kabul etmektedir. PCR, virüsün genetik materyalini tespit ettiği için en güvenilir yöntemdir; hızlı antijen testleri ise daha çabuk sonuç verir ancak duyarlılıkları daha düşüktür ve ilk test negatif çıksa bile birkaç gün arayla tekrarlanması gerekir. Semptomu olan kişilerin test yaptırması ve test sonucu netleşene kadar izolasyonda kalması tavsiye edilmektedir.</p>
<p>Enfeksiyon hastalıkları rehberleri, yalnızca semptomlara bakarak COVID tanısı koymanın doğru olmadığını, tanının PCR veya hızlı antijen testleriyle doğrulanması gerektiğini özellikle belirtiyor. Eğer bir temas öyküsü varsa, semptomsuz kişiler için de test önerilebilir; ancak hiçbir temas veya belirti olmayan bireylerde rutin tarama yapılması gerekmiyor.</p>
<p><strong>Okulların başlamasıyla birlikte çocuklarda artış gözlemleniyor</strong></p>
<p>Dünya genelindeki veriler incelendiğinde, yaz sonunda ve okullar açılmadan hemen önceki dönemde vaka artışının en çok küçük çocukları etkilediği görülmektedir. Amerika’da 2025 yazı boyunca acil servis başvuruları genel olarak artmış durumdadır ve en yüksek oranların 0‑4 yaş grubunda görüldüğü bildirilmektedir. Ağustos 2025’te acil servis başvurularının %15,2 yükseldiği ve artışın genç çocuklarda belirgin olduğu gösterilmektedir, buna rağmen hastaneye yatış ve ölüm oranlarının düşük seyrettiği söylenebilir.</p>
<p>Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi de COVID aktivitesinin düşük bir tabandan yavaşça arttığını, ancak doktora başvuruların önceki sezonlarla benzer veya daha düşük düzeyde olduğunu belirtmektedir. Nimbus varyantının diğer Omicron soylarına göre ekstra bir tehdit oluşturmadığı ve mevcut aşıların koruyuculuğunu etkilemediği ifade edilmektedir.</p>
<p><strong>Kronik hastalıkları olan ve bağışıklığı düşük çocuklara dikkat! </strong></p>
<p>Ülkemizde yaz tatili sonrası kreş ve okul öncesi çağdaki çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonu şikâyetleriyle acil servise başvuranların arttığı gözlemlenmektedir. Çoğu çocuk vakası hafif seyretmekte; ateş ve üst solunum yolu belirtileri ön planda olmakta ve destekleyici tedavi ile evde izolasyon genellikle yeterli olmaktadır. Ancak kronik hastalığı olan veya bağışıklık sistemi zayıf çocukların aşı hatırlatma dozlarını yaptırmaları konusunda özellikle dikkatli olunması önerilmektedir..</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/jilet-gibi-bogaz-agrisi-cocuklarda-covid-belirtisi-olabilir-580493">&#8220;Jilet Gibi Boğaz Ağrısı&#8221; Çocuklarda COVID Belirtisi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ofis yaşamının sessiz tehditleri: El ve kol ağrıları!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ofis-yasaminin-sessiz-tehditleri-el-ve-kol-agrilari-578020</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2025 08:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[el]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[ofis]]></category>
		<category><![CDATA[omuz]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tehditleri]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamının]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=578020</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çoğumuz sabah masa başına geçip, günümüzün büyük kısmını bilgisayar ekranı karşısında geçiriyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofis-yasaminin-sessiz-tehditleri-el-ve-kol-agrilari-578020">Ofis yaşamının sessiz tehditleri: El ve kol ağrıları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çoğumuz sabah masa başına geçip, günümüzün büyük kısmını bilgisayar ekranı karşısında geçiriyoruz. Defalarca yaptığımız küçük tıklamalar, sürekli ekran kaydırmaları derken ilk başta fark edilmeyen bu hareketler, zamanla el, kol ve omuzlarımızda ağrılara, kronik yıpranmalara ve kas sıkışmalarına neden olabiliyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Arel Gereli </strong>“Kolumuz kürek kemiğinden parmak ucuna kadar tek bir ünite; günlük küçük hareketler bile bu ünitenin geleceğini belirliyor. El, kol ve omuz ünitesindeki dokularımızın biyolojik yaş sürecini yavaşlatmak veya geri çevirerek onların ömrünü uzatmak mümkün” diyor. Uzun ömürlü ve sağlıklı bir yaşam sürmek amacıyla, hastalıklar oluşmadan önlemeyi hedefleyen ve son günlerde öne çıkan ‘Longevity Planı’nda diğer organlar gibi el, kol ve omuzlarımızın da ayrı bir yaklaşım istediğini vurgulayan Prof. Dr. Gereli, el, kol ve omuzlarımızı gençleştirmek için alınması gereken basit ama etkili 4 yöntemi açıkladı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Tekrarlayan hareketlerden kaçının</strong></li>
</ul>
<p>Uzun süreli cep telefonu kullanımı ve devamlı bez sıkma gibi aktivitelerden kaçının. El, kol ve omuzlarımızı kullanarak her gün sayısız kez yaptığımız tekrarlayan yüklenmeler kas iskelet sisteminde dokularımızın yıpranmasına, zamanla el, kol ve omuzlarımızda küçük yırtılmalara ve sökülmelere yol açarak kronik inflamasyona neden olur. Longevity plan yaklaşımında, mücadele edilmesi gereken temel düşmanlardan biri olan kronik inflamasyon; ağrı, yorgunluk ve güçsüzlük hissi verir, uyku kalitesini bozar ve genel sağlığı olumsuz etkiler. Ayrıca kol bölgesindeki dokuların sertleşmesine ve kalınlaşmasına yol açarak; kolay zedelenmeye, kireçlenmeye, kas yırtığına ve karpal tünel sendromuna neden olur. </p>
<ul>
<li><strong>Doğru postür geliştirin</strong></li>
</ul>
<p>Kürek kemiğinden itibaren kolun duruşu omuz başları kulak hizasında olacak şekilde göğüs gergin, dirsekler hafif bükülü ve el bilekleri düz şekilde olmalıdır. Özellikle bilgisayar başında çalışanlar için kürek kemiklerimizi öne açılandırarak, dirsek ve el bileklerimiz bükülü şekilde uzun saatler durmak omuz ve kol kaslarımızın kısalmasına, sertleşmesine ve kolay yırtılmasına yol açar. Kötü postür, kola giden damar ve sinirleri sıkıştırarak iyileşme kabiliyetini azaltır. Çevremizi bizi dik ve omuzlarımızı geride tutacak şekilde yapılandırmalı, el bileği ve dirsekler bükülüyken cep telefonu veya tablet ile uzun saatler geçirmekten kaçınmalıyız.</p>
<ul>
<li><strong>Kişiselleştirilmiş egzersiz planı uygulayın </strong></li>
</ul>
<p>Düzenli egzersizin Longevity planının ana öğelerinden biri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gereli “Ancak her insanın genetiği ve yaşam tarzı farklı olduğundan kişiye ve yaşına uygun bir egzersiz programı tasarlanmalı ve devamlılıkla uygulanmalıdır. El, kol ve omuzlarımızın kullanım ömrünü uzatmak kişiselleştirilmiş egzersiz programları ile mümkündür. Böylece el, kol ve omuzlarımızın fiziksel performansı artırılırken, kas kütlesi korunabilir ve yaşlanma süreci yavaşlatılabilir. Ancak güçlendirme amaçlı aşırı yüklenme ve ısınmadan yapılan hareketler sakatlıkla sonuçlanabildiğinden dikkat edilmeli, güçlendirme ve direnç egzersizleri kadar esneklik, mobilite ve postür egzersizleri de dengeli şekilde uygulanmalıdır” diyor.  </p>
<ul>
<li><strong>Kişisel risklerinizi öğrenin</strong></li>
</ul>
<p>Hastalıklar genetik yatkınlık zemininde çevresel nedenlerle oluşuyor. Bazı insanların el, kol ve omuzlarında doğuştan gelen özellikleri kimi hastalıklarla daha erken karşılaşmasına neden olabiliyor. Bu nedenle detaylı bir muayene ve uygun görüntüleme yöntemleri kullanılarak kendi risk analizinizi yaptırmak için bir uzman görüşü almakta fayda var. Prof. Dr. Arel Gereli “Ortalama yaşın giderek arttığı günümüz dünyasında enerjik, üretken ve kaliteli bir yaşam sürmek için şimdiden tedbir almamız gerekiyor. Unutmayalım ki; sağlıklı yaş alma sürecinde bağımsız ve kendi kendimize yeterli kalmak için el, kol ve omuzlarımız büyük önem arzediyor” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ofis-yasaminin-sessiz-tehditleri-el-ve-kol-agrilari-578020">Ofis yaşamının sessiz tehditleri: El ve kol ağrıları!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Telefon kullanımı boynu 5 kat daha fazla zorluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/telefon-kullanimi-boynu-5-kat-daha-fazla-zorluyor-573625</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 09:24:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[boynu]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[pozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573625</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknolojik cihazlara giderek daha bağımlı hale gelinmesiyle birlikte, omurganın boyun bölgesindeki ilk yedi omuru kapsayan servikal bölgede görülen şikayetlerin de arttığını söylemek mümkün.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/telefon-kullanimi-boynu-5-kat-daha-fazla-zorluyor-573625">Telefon kullanımı boynu 5 kat daha fazla zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Teknolojik cihazlara giderek daha bağımlı hale gelinmesiyle birlikte, omurganın boyun bölgesindeki ilk yedi omuru kapsayan servikal bölgede görülen şikayetlerin de arttığını söylemek mümkün. Bu yaygın sağlık sorununun “Tech neck” olarak adlandırıldığından bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Bu kavram; teknolojinin getirdiği yaşam tarzı değişiklerinin özellikle kas ve iskelet sistemimiz üzerindeki olumsuz etkilerini anlatır. Bu viral sağlık sorununa karşı ev veya iş yerlerinde alınabilecek en iyi önlem ergonomik şartlara dikkat etmek. Bilgisayar karşısında oturuş, telefon kullanımı, günlük pozisyon değişiklikleri büyük önem taşır. Hareketsiz yaşam, kas ve iskelet sisteminde yıllar içinde kalıcı hasarlar bırakır. En uygun pozisyon, bir sonraki pozisyondur yani sürekli hareket etmek genel sağlık için çok kıymetli” dedi.</strong></p>
<p>Özellikle telefonu ellerinden düşürmeyen gençler, başlarını öne eğerek uzun süre aynı pozisyonda kalırlar. Bu tehlikeli alışkanlığın boyun kaslarına 5 ila 8 kat daha fazla yük bindirdiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, “Trafikte uzun süre oturmak, ergonomik olmayan toplu taşıma araçlarında yolculuk etmek ya da televizyon karşısında fazla vakit geçirmek de tehlikeli davranışlardır. Hipertansiyon ya da diyabet gibi kronik bir rahatsızlık olan Teck Neck’in tedavisinde sabırlı olmak ve egzersizi bir yaşam biçimine dönüştürmek şarttır. Şikâyetler, egzersiz yaptığınız sürece azalır, bıraktığınızda ise geri döner. Bu nedenle kas-iskelet sisteminin ömür boyu ihtiyaç duyduğu ilaç, egzersiz ve spordur” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Beldeki eğrilikler bağırsak sağlığını etkileyebilir</strong></p>
<p>Saatlerce aynı pozisyonda kalındığında boyun kasları ve disklerinin aşırı yüklenmeye maruz kalarak zorlanacaklarını vurgulayan Prof. Dr. Akı, “İnsanlar genellikle ekran karşısında saatlerini aynı pozisyonda geçirir. Bu durum da en sık karşılaşılan şikâyet olan boyun ağrısına yol açar. Omurga bir çadır direği gibidir; buradaki bir sorun akciğer, kalp, mesane ve bağırsak gibi organlara da yansır. Örneğin sırt bölgesindeki eğrilikler akciğer kapasitesini azaltır, ileri vakalarda kalbi etkiler. Beldeki eğrilikler mesaneye baskı yapar, bağırsak dolaşımını bozar. Omurgayla bağlantılı olarak kürek kemiği, omuz, kalça ve diz eklemleri de olumsuz etkilenebilir. Vücuttaki kas-iskelet sistemi bir domino taşı gibi birbirine bağlı” dedi.</p>
<p><strong>Sabit duruş gerektiren işlerde risk daha fazla</strong></p>
<p>Bu tür kas-iskelet sistemi problemlerinin uzun süre aynı pozisyonda kalmayı gerektiren her meslek grubunun risk altında olduğunu dile getiren Prof. Dr. Akı, “Örneğin hareket edemeyen hastalara yardımcı olmak zorunda olan ya da evde hasta bakımını üstlenen sağlık çalışanları sıklıkla bel ve sırt ağrıları yaşar. Omurga problemleri genel olarak her yaşta ortaya çıkabilir hatta 17–18 yaşındaki gençlerde bile görülebilir. Ancak gençlerde yapısal bozukluklar, orta yaşta fıtıklar ve ileri yaşta eklem kireçlenmeleri daha ön planda” dedi.</p>
<p><strong>Tedaviye geç kalınırsa postür bozuklukları ortaya çıkabilir</strong></p>
<p>Teck Neck tedavi edilmezse; kas ve bağ kısalması, eklem hareketlerinin azalması ve deformasyonların ortaya çıkması gibi ciddi sıkıntılarla karşılaşılabileceğini vurgulayan Akı, “Özellikle boyun hareketleri belirgin şekilde azalır. Hasta günlük yaşamında bu durumun hemen farkına varmayabilir çünkü ihtiyaç duymadığı hareketleri yapmaz. Ancak muayene sırasında kısıtlılık ortaya çıkar. Boyun düzleşmesi, yanlış kullanım ve postür bozukluklarının tipik sonucudur. Boynun öne doğru gitmesi kasları aşırı yük altında bırakır. Normalde omurganın hafif C şeklinde kıvrımı normaldir, bu kaybolduğunda veya tersine döndüğünde ise ciddi postür bozuklukları ortaya çıkar. Boyun düzleşmesi zamanla sırtı ve beli de etkiler, omuz hareketlerini kısıtlar” dedi.</p>
<p><strong>Her gün 10 dakikalık egzersiz ağrıları azaltıyor</strong></p>
<p>Günlük 10–15 dakikalık egzersizlerin hastaların şikayetlerini azaltarak yaşam kalitesini ciddi şekilde artıracağını açıklayan Akı, “Fizik tedavi programları, kayropraktik veya manuel terapi yöntemleri, kas spazmını azaltmaya yönelik enjeksiyonlar, gerekirse kısa süreli ilaç kullanımı da tedaviyi destekleyebilir. Ek olarak kısa süreli korse kullanımı da tavsiye edilebilir fakat mutlaka egzersizle desteklenmelidir. Aksi halde kaslarda erime olur ve alışkanlık gelişir. Asıl amaç kasları güçlendirerek doğal bir korse oluşturmaktır. Pilates, yüzme, tempolu yürüyüş ve bisiklet sürme omurga kaslarını çalıştırarak en doğal korumayı sağlayan aktiviteler arasında” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/telefon-kullanimi-boynu-5-kat-daha-fazla-zorluyor-573625">Telefon kullanımı boynu 5 kat daha fazla zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fiziksel egzersiz ve sosyal destek, sağlıklı yaşlanmada etkili oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fiziksel-egzersiz-ve-sosyal-destek-saglikli-yaslanmada-etkili-oluyor-573610</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 09:06:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel]]></category>
		<category><![CDATA[fizyoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[Külli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmada]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573610</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı yaşlanmada fiziksel güçlenmenin bağımsızlığın, toplumsal katılımın ve uzun ömrün anahtarı olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, ülkemizde birçok ileri yaştaki bireyin fiziksel zorluklar, erişim problemleri ya da yaşlıya saygı anlayışı nedeniyle evlerine kapandığını söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fiziksel-egzersiz-ve-sosyal-destek-saglikli-yaslanmada-etkili-oluyor-573610">Fiziksel egzersiz ve sosyal destek, sağlıklı yaşlanmada etkili oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Sağlıklı yaşlanmada fiziksel güçlenmenin bağımsızlığın, toplumsal katılımın ve uzun ömrün anahtarı olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, ülkemizde birçok ileri yaştaki bireyin fiziksel zorluklar, erişim problemleri ya da yaşlıya saygı anlayışı nedeniyle evlerine kapandığını söyledi. Bu durumun “hareketsizlik -sosyal izolasyon -rol kaybı -duygusal durum bozukluğu -daha fazla hareketsizlik” şeklinde bir kısır döngüye yol açtığını belirten Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Fiziksel güçlenme, sadece kas ve kemiklerimizi değil; aynı zamanda sosyal hayatımızı, ruh sağlığımızı ve toplumla bağımızı da korur” dedi.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Dünya Fizyoterapi Konfederasyonu tarafından her yıl 8 Eylül’de kutlanan Dünya Fizyoterapi Günü için bu yılın teması, “sağlıklı yaşlanma, düşme ve zayıflığın önlenmesi” olarak belirlendi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, sağlıklı yaşlanma sürecinde hareket etme ve fizyoterapinin önemini değerlendirdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sağlıklı yaşlanma, bağımsız, üretken ve kaliteli bir yaşam sağlıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sağlıklı yaşlanmanın sadece yaşam süresini uzatmak değil, aynı zamanda bu yılları bağımsız, üretken ve kaliteli geçirmek anlamına geldiğini belirten Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Yaş ilerledikçe kas kütlesi ve kemik yoğunluğu azalır. Bu da günlük yaşamda basit aktivitelerin bile zorlaşmasına neden olur. Fiziksel güç, bu anlamda özgürlüğü korumak demektir. Yaş ilerledikçe kas kütlesi ve kemik yoğunluğu doğal olarak azalır. Bu da merdiven çıkmak, pazar poşeti taşımak, torununu kucağına almak gibi gündelik işlerde bile zorluk yaratabilir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düzenli egzersiz, dünyanın en güçlü ilacı…</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sağlıklı yaşlanmada fiziksel olarak güçlenmenin önemli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Fiziksel olarak güçlenmenin faydaları, her yaş için saymakla bitmez. Düzenli egzersiz, kas–kemik sağlığını korumak ve daha uzun süre bağımsız kalmanın, kaliteli ve üretken bir yaşam sürmenin en önemli yollarından biridir. ‘Egzersiz, tablet haline dönüştürülebilecek bir ilaç olsaydı dünyanın en güçlü ilacı olur’ denir. Şu an egzersizin faydalarını yaratacak bir ilaç yok ancak ücretsiz ve kendi başınıza yaparak bu faydaları elde etmemeniz için hiçbir neden yok. Başta diyabet, hipertansiyon ve birçok kardiyovasküler hastalıklar, düşmeler, kırıklar, romatizmal ağrılar gibi birçok kas iskelet sistemi hastalıklarının önlenmesi, bellek, dikkat ve öğrenme gibi bilişsel işlevlerin olumlu yönde etkilemesi ve özellikle depresyon ve kaygının azaltılması için egzersiz her türlü ilaçtan daha yüksek bir faydaya sahiptir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yaşlılıkta eve kapanma, kısır döngü yaratıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların, uzun ve sağlıklı bir ömrün sırrının yalnızca fiziksel güçte değil, aynı zamanda sosyal ilişkilerde olduğunu gösterdiğini kaydeden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Ancak ülkemizde birçok yaşlı birey, fiziksel zorluklar ve erişim problemleri nedeniyle evlerine kapanmış durumda. Bu da bir kısır döngü yaratıyor: Hareketsizlik → sosyal izolasyon → rol kaybı → duygusal durum bozukluğu → daha fazla hareketsizlik. İşte bu yüzden fiziksel güçlenme sadece kas ve kemiklerimizi değil; aynı zamanda sosyal hayatımızı, ruh sağlığımızı ve toplumla bağımızı da korur. Dolayısıyla fiziksel olarak güçlü kalmak, bağımsız yaşamı sürdürmek, toplumla bağlarını koparmamak ve ruhsal iyilik halini korumak için kritik öneme sahiptir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Bireysel veya grup yürüyüşleri, bahçede çiçeklerle ilgilenmek ya da mahallede basit bir park buluşması bile yaşlı bireyin hem bedenine hem ruhuna canlılık katar. Kısacası sağlıklı yaşlanmada fiziksel güçlenme; bağımsızlığın, toplumsal katılımın ve uzun ömrün anahtarıdır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Direnç egzersizleri, büyük kas gruplarını çalıştırıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kas ve kemikleri güçlü tutmanın yolunun yaşam boyu hareketten geçtiğini vurgulayan Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Direnç egzersizleri bu işin temel taşlarından biridir. İtme, çekme, oturup kalkma, taşıma gibi günlük yaşamda yaptığımız hareketleri taklit eden egzersizler, büyük kas gruplarını çalıştırır ve kemiklere gerekli yüklenmeyi sağlar. Halk arasında yanlış bilinenin aksine, doğru planlandığında ağırlık çalışmaları eklemlere zarar vermez; tam tersine eklem çevresindeki kasları güçlendirerek onları korur. Burada önemli olan, egzersizin zorluk seviyesinin fizyoterapist gözetiminde güvenli bir şekilde kademeli olarak artırılmasıdır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Denge ve koordinasyon egzersizleri ve aerobik yarar sağlıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kas ve kemik sağlığında denge ve koordinasyon egzersizlerinin de en az direnç çalışmaları kadar değerli olduğunu ifade eden vurgulayan Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Basit gibi görünen otur-kalk pratikleri, tek ayak üzerinde durma, farklı yönlere adım atma ya da tai chi/dans gibi uygulamalar hem dengeyi geliştirir hem de düşme riskini azaltır. Aerobik egzersizler ise kalp ve akciğer kapasitesini artırarak dolaşım sistemini güçlendirir, bu da kemiklerin daha iyi beslenmesine katkı sağlar” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sağlıklı yaşlanmada sosyal ilişkiler de önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Sağlıklı yaşlanmada egzersizin yanı sıra diğer faktörlerin de önemli olduğunu kaydeden Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Elbette işin yalnızca egzersiz boyutu yok. Genel sağlık bilgilerine dayanarak söylemek gerekirse, yeterli protein, kalsiyum ve D vitamini alımı, güneşten düzenli faydalanma ve sigara–alkol gibi kemik sağlığını olumsuz etkileyen alışkanlıklardan uzak durmak da önemlidir. Bunun yanı sıra sosyal boyutu da unutmamak gerekir. Grup egzersizleri, parkta yapılan yürüyüşler ya da komşularla hareket buluşmaları, sadece kas ve kemikleri değil; aynı zamanda ruh sağlığını ve toplumsal bağları da güçlendirir. Çünkü sağlıklı yaşlanma, güçlü kaslarla olduğu kadar güçlü sosyal ilişkilerle de mümkündür” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Aileyle yapılan fiziksel aktiviteler daha fazla fayda sağlıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yaşlı bireylerin fiziksel aktivitelerinin artırılmasında ailelerinin üstleneceği rollere de dikkat çeken Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, “Araştırmalar gösteriyor ki yaşlı bireylerin düzenli egzersize katılımı, yalnızca fizyoterapistlerin yönlendirmeleriyle değil, aynı zamanda aile desteğiyle de doğrudan ilişkilidir. Örneğin torunlarla parkta oynamak, yürüyüşe çıkmak ya da basit ev egzersizlerini birlikte yapmak, yaşlı bireyler için hem motive edici hem de keyifli bir sosyal etkinlik haline gelir. Hatta bazı çalışmalar, aileyle yapılan fiziksel aktivitelerin tek başına egzersiz programlarına kıyasla daha yüksek devamlılık sağladığını vurgulamaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>“Büyüklere saygı” anlayışı zarar verebiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İleri yaştaki bireylerin aktif ve üretken kalmasının önemini vurgulayan Doç. Dr. Hilal Denizoğlu Külli, sözlerini şöyle tamamladı: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Türk toplumunda ‘büyüklere saygı’ anlayışı, zaman zaman yanlış bir şekilde yaşlıları tamamen pasif hale getirmeye dönüşebiliyor. ‘Sen hiç yorulma, biz taşırız, biz hallederiz’ diyerek aslında onları hareketsizliğe itiyoruz. Yaşlı bireyler de bazen bu koruyucu tavrı kendileri talep ederek ‘Artık ben oturayım, gençler yapsın’ düşüncesine kapılabiliyor. Oysa hareketsizlik, bağımsızlığın kaybını hızlandırıyor. Burada aile bireylerinin rolü, yaşlıları ‘koruyup pasifleştirmek’ değil, güvenli sınırlar içinde aktif kalmalarını teşvik etmek olmalıdır. Torunun dedesiyle bahçede çiçek sulaması, aile üyeleriyle kısa bir yürüyüş yapılması, mutfakta iş paylaşımı gibi örneklerin hepsi fiziksel aktivitenin doğal bir parçasıdır. Kısacası aile desteği, yaşlının hareket motivasyonunu artırır ama ‘saygı’ adı altında işlevsiz hale getirmek yerine, yaşlı bireyi güvenli şekilde hareketin içinde tutmak en değerli katkıdır. Çünkü yaşlıların en çok ihtiyaç duyduğu şey, sevdikleriyle birlikte ‘aktif ve üretken’ kalabilmektir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fiziksel-egzersiz-ve-sosyal-destek-saglikli-yaslanmada-etkili-oluyor-573610">Fiziksel egzersiz ve sosyal destek, sağlıklı yaşlanmada etkili oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzun ve Sağlıklı Yaşamın Sırrı: Harekette!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzun-ve-saglikli-yasamin-sirri-harekette-568487</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2025 08:02:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[dakika]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[haftada]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kol]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568487</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı ve uzun yaşamın en önemli gerekliliklerinden biri hareketlilik ve düzenli egzersiz. Gündelik hayatın yoğunluğu içinde birçok kişi hareketi ihmal etse de, küçük adımlarla bu alışkanlık kolayca kazanılabilir. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-ve-saglikli-yasamin-sirri-harekette-568487">Uzun ve Sağlıklı Yaşamın Sırrı: Harekette!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı ve uzun yaşamın en önemli gerekliliklerinden biri hareketlilik ve düzenli egzersiz. Gündelik hayatın yoğunluğu içinde birçok kişi hareketi ihmal etse de, küçük adımlarla bu alışkanlık kolayca kazanılabilir. <strong>Acıbadem Life Aile Hekimi Uzmanı Dr. Aslı Azakoğlu Karaca</strong>, egzersiz için doğru saatten, kıyafet seçimine nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlattı.</p>
<p><strong>DÜZENLİ EGZERSİZ İLE DAHA ZİNDE BİR BEDEN VE RUH</strong></p>
<p>Kronik hastalıklar yaşam süresinde ve kalitesinde ciddi azalmaya neden oluyor. Bu hastalıkların başında kalp hastalığı, yüksek kolesterol, diyabet ve obezite gibi hastalıklar geliyor. Düzenli egzersiz yaparak tüm bu kronik hastalık risklerinin azaltılabileceğinin altını çizen <strong>Acıbadem Life’tan Aile Hekimi Uzmanı Dr. Aslı Azakoğlu Karaca</strong>, “Haftada en az 150 dakika yürüyüş, bisiklet, koşu gibi aerobik egzersizlerle kalp ve damar sistemi güçlendirilerek kalp hastalığı riski azaltılır, metabolizma hızı artırılarak kilo kontrolü sağlanır. Eğer buna ağırlık antrenmanlarını da katarsak kas ve kemikleri de güçlendirerek ileri yaşlarda osteoporoz yani kemik erimesi riskini de azaltmış oluruz. Yoga ve pilates gibi esneme ve esneklik çalışmalarını omurga sağlığı için öneriyoruz” dedi.</p>
<p><strong>EGZERSİZ BEYNİN DOĞAL TAKVİYESİ </strong></p>
<p>Hareket ve egzersizin beden sağlığının yanında beyin ve hafıza içinde adeta doğal bir takviye olduğunu belirten <strong>Acıbadem Life Aile Hekimi Uzmanı Dr. Aslı Azakoğlu Karaca</strong>, “Egzersiz yaptığımız zaman vücudumuz endorfin salgılamaya başlar. Endorfin hormonu fiziksel ve zihinsel anlamda sakinleşmemize yardım eder anksiyete azalır, kortizol baskılanır. Düzenli olarak egzersiz yapmak zihni canlandırmak için birebirdir. Egzersiz, beyindeki nöroplastisiteyi arttırır. Bu, beynin yeni yapılarını oluşturma ve mevcut bağlantıları yapılandırma yeteneğidir. Özellikle hipokampus bölgesinde (öğrenme ve hafıza ile ilgili) hücrelerini uyararak hafızanın iyileşmesini sağlar. Hareket esnasında serotonin, norepinefrin ve dopamin hormonlarının yükselmesi bellek, konsantrasyon ve düşünme yeteneğinin artması anlamına gelmektedir. Alzheimer ve demansı önlemek için düzenli spor yapmak önemlidir. Daha kaliteli ve dinlendirici bir uyku içinde sporu hayatımıza almak zorundayız. Uyku öncesinde ağır spor önerilmezken, esneme hareketleri içeren pilates akşamları yapılabilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>EGZERSİZİ HAYATINIZA KATACAK ÖNERİLER</strong></p>
<p>Egzersizin her birey için hayatın ayrılmaz bir parçası haline getirilmesi gerektiğine dikkat çeken <strong>Acıbadem Life Aile Hekimi Uzmanı Dr. Aslı Azakoğlu Karaca, </strong>yoğun çalışma hayatı içerisinde de olsa bu rutinin oturtmayı kolaylaştıracak önerileri sıraladı.</p>
<ul>
<li><strong>Küçük adımlar ile başlayın;</strong> Günlük 10 dakikalık yürüyüşlerle, bir önceki günden yavaş yavaş daha fazla yürüyerek yağmur, çamur demeden yürüyüşlere başlayabilirsiniz. Adımlarınızı küçük küçük atarak, günlük hedef adım sayınızı belirleyin ve her gün bir önceki günden süre ya da adım olarak yukarı çıkın.</li>
<li><strong>Zaman belirleyin:</strong> Nasıl bir yemek saatiniz varsa, hareket içinde belirli bir zaman dilimizin olsun ve takvim kapatın. Örneğin; öğle yemeği molası 1 saat her gün yemek yemek yerine haftada 2 gün o saat aralığında yürüyüş yapabilirsiniz.</li>
<li><strong>Kendinizi motive edin:</strong> Önce hangi sporu yapmak istiyorsanız kıyafetleriniz belli olsun; güzel bir koşu ya da yürüyüş ayakkabısı, terletmeyen alt ve üst takımlarınız, havlu, spor çantası, mayo, gözlük, bone…vb.</li>
<li><strong>Not alın:</strong> Hedeflerinizi bir deftere yazın. Kaç kilo vermek istediğinizi, 1 ay içindeki adım sayınızı veya kaç beden pantolon istediğinizi…</li>
<li><strong>Kendinizi ödüllendirin:</strong> Hedeflerinizi gerçekleştirdikçe kendinize ufak ödüller vermeyi ihmal etmeyin. Bu bir konser de olabilir, hoşça vakit geçireceğiniz eğlenceli bir aktivite de.</li>
</ul>
<p>Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx Kutu bilgisi xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx</p>
<p><strong>BİLİMSEL KILAVUZLAR NE DİYOR?</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Amerikan Spor Hekimliği Koleji (ACSM), sağlıklı yetişkin bireyler için haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta ya da 75 dakika yüksek yoğunlukta aerobik egzersiz öneriyor. Bu süre haftanın 2-3 gününe bölünerek uygulanmalı. Haftada 3 gün 50 dakikalık tempolu yürüyüş ya da haftada 2 gün 75 dakikalık yüksek tempolu egzersizlerle bu hedefe ulaşılabilir. Ağırlık antrenmanları, kas ve kemik sağlığı için haftada en az 2 gün öneriliyor.</p>
<p><strong>HANGİ SPOR, HANGİ KAS GRUBUNU ÇALIŞTIRIYOR?</strong></p>
<table>
<thead>
<tr>
<td><strong>Spor Türü</strong></td>
<td><strong>Çalıştırdığı Ana Kas Grupları</strong></td>
<td><strong>Azaltmaya Yardımcı Olduğu Sağlık Riskleri</strong></td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Yürüyüş / Koşu</strong></td>
<td>Bacak kasları, kalça</td>
<td>Kalp hastalıkları, obezite, tip 2 diyabet, hipertansiyon</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Yüzme</strong></td>
<td>Omuz, sırt, kol ve karın kasları</td>
<td>Astım, eklem problemleri, kardiyovasküler hastalıklar</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Bisiklet</strong></td>
<td>Uyluk, baldır, kalça</td>
<td>Kolesterol yüksekliği, damar sertliği, diyabet</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Pilates</strong></td>
<td>Karın, bel, pelvik taban, sırt kasları</td>
<td>Bel ağrısı, duruş bozuklukları, stres</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Yoga</strong></td>
<td>Tüm vücut (özellikle esneklik ve core bölgesi)</td>
<td>Anksiyete, stres, kas-iskelet sistemi sorunları</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Kürek (Rowing)</strong></td>
<td>Sırt, omuz, kol ve karın kasları</td>
<td>Obezite, kas dengesizlikleri, kalp-damar hastalıkları</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Ağırlık Antrenmanı</strong></td>
<td>Hedefe göre tüm kas grupları</td>
<td>Osteoporoz, insülin direnci, sarkopeni</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>Dans</strong></td>
<td>Bacak, kalça, core bölgesi</td>
<td>Depresyon, obezite, denge ve koordinasyon sorunları</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-ve-saglikli-yasamin-sirri-harekette-568487">Uzun ve Sağlıklı Yaşamın Sırrı: Harekette!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Text Neck Sendromu gençleri ve çocukları tehdit ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/text-neck-sendromu-gencleri-ve-cocuklari-tehdit-ediyor-566850</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2025 13:26:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[cihazların]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaya]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566850</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akıllı telefon ve tablet gibi dijital cihazların yoğun kullanımıyla ortaya çıkan Text Neck Sendromu, boyun, omuz ve sırt bölgesinde ağrılar, kas gerginlikleri ve postür bozukluklarına yol açıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/text-neck-sendromu-gencleri-ve-cocuklari-tehdit-ediyor-566850">Text Neck Sendromu gençleri ve çocukları tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Akıllı telefon ve tablet gibi dijital cihazların yoğun kullanımıyla ortaya çıkan </b><b>Text Neck Sendromu, boyun, omuz ve sırt bölgesinde ağrılar, kas gerginlikleri ve postür bozukluklarına yol açıyor. </b><b>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Kaya, </b><b>sendromun özellikle gençler ve çocuklar arasında daha yaygın hale geldiğini söyledi. Kaya, “Çocuklar ve gençler, gelişim dönemlerinde oldukları için kas-iskelet sistemi daha esnektir ve kötü postür alışkanlıkları bu süreçte ciddi deformasyonlara yol açabilir” uyarısında bulundu. Önleyici tedbirlerin hastalığın gelişimini engellemekte büyük bir rol oynadığını kaydeden Kaya, teknolojik cihazların kullanımında ergonomiye dikkat edilmesi, cihazların göz hizasında tutulması ve düzenli egzersiz yapılmasının sendromun önlenmesinde etkili olduğunu söyledi.</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Kaya teknolojik cihazların kullanımıyla ortaya çıkan Text Neck Sendromuna ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p><b>Kas-iskelet sistemi sorunları ve omurga eğriliklerine yol açabilir</b></p>
<p>Günümüzde dijital cihazların yoğun kullanımıyla birlikte ortaya çıkan Text Neck Sendromunun, boyun, omuz ve sırt bölgesinde ağrılar, kas gerginlikleri ve postür bozukluklarına neden olan bir sağlık sorunu olduğunu belirten Kaya, “Bu sendrom, özellikle telefon, tablet veya bilgisayar ekranına uzun süre boyunca başın öne eğilerek bakılmasıyla gelişir. Normalde omurgamız, başın ağırlığını taşımaya uygun şekilde hizalanmıştır. Ancak başın öne eğik pozisyonda tutulması durumunda, boyun omurları ve çevresindeki kaslar üzerine normalden çok yüksek bir yük biner. Bu durum, uzun vadede kas-iskelet sistemi sorunlarına, omurga eğriliklerine ve kronik ağrılara yol açabilir” dedi.</p>
<p><b>Teknoloji bağımlılığında risk yükseliyor</b></p>
<p>Text Neck Sendromunun temel nedenleri arasında kötü duruş alışkanlıkları, uzun süre sabit bir pozisyonda kalma ve cihazların ergonomik olmayan şekilde kullanılmasının yer aldığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Kaya, “Bu sendromun belirtileri yalnızca boyun ve omuz ağrısı ile sınırlı kalmaz; sırt sertliği, baş ağrıları, hareket kısıtlılığı, hatta ileri vakalarda ellerde uyuşma ve karıncalanma gibi nörolojik etkiler de görülebilir. Özellikle iş ortamında sürekli bilgisayar başında çalışan bireylerde ve teknolojik cihaz bağımlılığı olan kişilerde risk daha yüksektir” uyarısında bulundu.</p>
<p><b>Gençler ve çocuklar arasında yaygın hale geliyor</b></p>
<p>Her yaş grubunda görülebilmesine rağmen sendromun özellikle gençler ve çocuklar arasında daha yaygın hale geldiğini kaydeden Kaya, bunun başlıca nedenlerinin bu yaş gruplarının dijital cihazları yoğun ve bilinçsiz şekilde kullanması olduğunu söyledi. Dr. Öğretim Üyesi Meltem Kaya, “Çocuklar ve gençler, gelişim dönemlerinde oldukları için kas-iskelet sistemi daha esnektir ve kötü postür alışkanlıkları bu süreçte ciddi deformasyonlara yol açabilir. Eğitim sürecinde ekran başında geçen sürelerin artması, dijital oyunlar ve sosyal medya kullanımındaki yoğunluk, bu yaş grubunu sendroma daha yatkın hale getirmektedir. Araştırmalar, 8-18 yaş arasındaki bireylerin günde ortalama 7 saatten fazla dijital ekran karşısında vakit geçirdiğini ve bunun Text Neck Sendromu gelişiminde önemli bir rol oynadığını göstermektedir” dedi.</p>
<p><b>Toplum sağlığını tehdit ediyor</b></p>
<p>Yetişkinlerde ise ofis ortamında uzun süre bilgisayar kullanımı, cihazların ergonomik olmayan şekilde yerleştirilmesi ve mola verilmeden çalışılmasının sendromun yaygın nedenleri arasında yer aldığını belirten Kaya, “Ayrıca, pandemi döneminde evden çalışma sistemine geçişle birlikte bu sendromun görülme oranında artış olduğu gözlemlenmiştir. Yapılan bir çalışmaya göre, boyun ağrısı şikayetleri ile doktora başvuran bireylerin yüzde 58’i dijital cihaz kullanımıyla ilişkili problemlerden muzdarip olduğunu bildirmiştir. Bu durum, Text Neck Sendromunun toplum sağlığı açısından ciddi bir sorun haline geldiğini ortaya koymaktadır” dedi.</p>
<p><b>Postür eğitimi, egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleri etkili oluyor</b></p>
<p>Text Neck Sendromunun genellikle konservatif yöntemlerle yani ameliyata başvurmadan tedavi edilebilen bir durum olduğunu ifade eden Kaya, “Bu durum erken dönemde fark edilirse, postür eğitimi, egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleri gibi yöntemlerle kontrol altına alınabilir. Tedavi süreci kişinin durumuna, semptomların şiddetine ve semptomların ne kadar süredir devam ettiğine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Tedavi sürecinde fizyoterapi ve rehabilitasyon önemli bir yer tutar. Boyun, omuz ve sırt kaslarını güçlendiren egzersizler özellikle duruş bozukluklarını düzeltir. Ayrıca mobil cihaz kullanımı sırasında ergonomik önlemlerin alınması ve düzenli aralıklarla mola verilmesi de tedaviyi destekleyen önemli adımlardır” dedi.</p>
<p><b>Ellerde karıncalanma ve kronik ağrılarda cerrahi müdahale gerekebilir</b></p>
<p>Text Neck Sendromunda cerrahi müdahalenin nadiren gerekli olduğunu belirten Kaya, “Genellikle konservatif tedavi yöntemleriyle semptomlar kontrol altına alınabilir. Ancak hastalık ilerlemişse ve omurga üzerinde ciddi hasar ya da sinir sıkışması oluşmuşsa, cerrahi müdahale bir seçenek olabilir. Bu tür durumlarda genellikle, sinir üzerindeki baskıyı azaltmak veya omurgadaki deformasyonu düzeltmek amacıyla cerrahi tedavi uygulanır. Özellikle, ellerde karıncalanma, güç kaybı veya omurga deformasyonlarına bağlı kronik ağrı gibi ileri semptomlar gelişmişse, cerrahi müdahale tedavi seçeneklerinden biri olarak düşünülmektedir. Ancak bu tür vakalar oldukça nadir görülür ve çoğu hasta yaşam tarzı değişiklikleri ve fizyoterapi ve rehabilitasyon ile sağlığına kavuşur” dedi</p>
<p><b>Tedavide başarının anahtarı: Erken müdahale ve önleme</b></p>
<p>Text Neck Sendromunda tedavi sürecinin erken müdahaleyle çok daha etkili hale geldiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Kaya, “Bu nedenle boyun ve sırt ağrıları yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden bir sağlık profesyoneline başvurması önemlidir. Bununla birlikte, önleyici tedbirler, hastalığın gelişimini engellemekte büyük bir rol oynar. Teknolojik cihazların kullanımında ergonomiye dikkat edilmesi, cihazların göz hizasında tutulması ve düzenli egzersiz yapılması durumun önlenmesinde etkili yöntemlerdir. Her yaş grubunda görülebilen bu hastalık, bilinçli bir yaşam tarzı ve ergonomik alışkanlıklarla önlenebilir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/text-neck-sendromu-gencleri-ve-cocuklari-tehdit-ediyor-566850">Text Neck Sendromu gençleri ve çocukları tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ağrı seviyesi 10&#8217;dan 3-4&#8217;e düşüyor…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/agri-seviyesi-10dan-3-4e-dusuyor-566601</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2025 08:10:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[havuz]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566601</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gebeliğin özellikle son aylarında anne adaylarının temel beklentisi stresten uzak, rahat bir doğum yapıp, bebeğini sağlıkla kucağına almak oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agri-seviyesi-10dan-3-4e-dusuyor-566601">Ağrı seviyesi 10&#8217;dan 3-4&#8217;e düşüyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gebeliğin özellikle son aylarında anne adaylarının temel beklentisi stresten uzak, rahat bir doğum yapıp, bebeğini sağlıkla kucağına almak oluyor. Suda doğum yöntemi de, daha doğal, daha az ağrılı olması; annelere fiziksel ve psikolojik destek imkanı sunmasıyla giderek daha çok anne adayı tarafından tercih ediliyor. Suda doğum yöntemi hakkında bilgi veren <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Refika Gasimova,</strong> &#8220;Sıcak su tüm kaslarımızı gevşetiyor, spazmları çözüyor. Anında vücutta rahatlama duygusu hissediliyor. Annenin ağrısını 10 üzerinden puanlarsak, suda doğumda ağrı şiddeti 3-4 puana kadar düşerek daha tolere edilebilecek seviyeye geliyor. Buna ek olarak, tüm dünyada doğum sonrası annelerin en yüksek düzeyde memnuniyet duydukları doğum şekli suda doğumdur&#8221; diyor.  <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Refika Gasimova, </strong>suda doğum hakkında en çok merak edilen 7 sorunun yanıtını şöyle sıralıyor:</p>
<p><strong>Suda doğum nedir ve nasıl gerçekleşir?</strong></p>
<p>Suda doğum, doğumun en sancılı ve en aktif olan kısmının veya tamamının sıcak su dolu özel bir havuzda gerçekleşmesini sağlayan bir yöntem. Havuz içinde 35-37 derece ısıda bulunan su, annenin rahatlamasına, kasların gevşemesine ve ağrıları daha kolay atlatmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda doğumun daha konforlu, sakin ve doğal bir ortamda geçmesini sağlıyor.</p>
<p><strong>Bu doğum yöntemi anneye ne sağlıyor?</strong></p>
<p>Sıcak suyun ağrı şiddetini azaltması, spazmları çözmesi ve kasılmaları daha az hissedilir hale getirmesi epidural veya morfin türevi ağrı kesicilerin etkilerine yaklaşıyor. Annenin fiziksel ve psikolojik gerginliğinin azaldığını vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Refika Gasimova, “Psikolojik anlamda havuz, anne ile dış dünya arasında iyi bir tampon görevi görerek mahremiyet sağlıyor. Sürekli ebe, eş desteği ciddi güven hissi oluşturuyor. Yerçekimi kasları çok yorar, biz otururken bile çoğu kasımızı çalıştırırız. Burada ise suyun kaldırma kuvveti yerçekimiyle hissedilen ağırlığı azalttığı için kas yükü hafifliyor, annenin hareket kabiliyeti artıyor” sözleriyle yöntemin faydalarını anlatıyor.</p>
<p><strong>Bebek sağlığı açısından faydası var mı?</strong></p>
<p>Bebek için daha nazik bir doğum şekli olan suda doğumda bebeğe giden kan akışı artıyor, yani daha fazla kan ve oksijen ulaşıyor. Bebeğe ilk dokunan kişi anne olduğu için ”ten tene temas” sağlanıyor. Bu da doğumdan hemen sonra annede pozitif duygulara yol açan oksitosin hormonunu tetikliyor ve anne bebek arasında kurulacak bağın ilk adımını oluşturuyor.</p>
<p><strong>Her anne adayı suda doğum yapabilir mi?</strong></p>
<p>Prensip olarak vajinal doğum yapabilecek her anne adayının suda doğum için uygun olduğu düşünülüyor. Anne ve bebek sağlığı açısından sezaryen doğum yapılması gereksinimi olan durumlarda ise önerilmiyor. Bu uygunluğun hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Bebek havuzdaki suyu yutar mı? </strong></p>
<p>Ailelerin suda doğumla ilgili en büyük kaygılarından birinin bebeğin su yutma ihtimali olduğuna değinen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Refika Gasimova,<strong> </strong>“Bebekler zaten 9 ay anne karnında suyun içinde gelişiyor ve büyüyor. Aslında bebek sudan suya doğuyor, çünkü bebekler zaten suyun içinde. En önemlisi suya doğan bebeği havuzdan çıkarıp tekrar suya sokmamamız gerekiyor. Bunun için suya doğum tecrübesi olan doktor ve ebe ekibiyle çalışmak önem taşıyor” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Riskleri var mı? </strong></p>
<p>Havuzdaki suyun hem temizlik hem de ısı açısından anne karnındaki amniyon sıvısıyla aynı özellikleri taşıması gerekiyor. Süreç kurallara uygun ilerlediğinde müdahaleli doğum oranı azalıyor; vakum, forseps ve epizyotomi gerekmiyor. Dokular suda esnediği için dikiş ihtiyacı azalıyor. Deneyimli bir ekip tarafından yapılırsa dezavantajı bulunmuyor. Su, süreci olumlu yönde etkiliyor ve doğum sonrası memnuniyet çok daha yüksek oluyor.</p>
<p><strong>Suda doğum hakkında en sık hangi kaygılar yaşanıyor?</strong></p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Refika Gasimova, “Suyun enfeksiyon riskini artırdığı ve özellikle suda kalma süresi uzarsa enfeksiyon riskinin arttığı düşünülüyor. Oysa ki bu doğru değil. Bir diğer yanlış kanı da ikiz gebelik, SSVD (Sezaryen sonrası vajinal doğum), makat (ters gelişli) gebeliklerde suda doğum yapılamayacağı. Bu bilgiler de doğru değil” diyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/agri-seviyesi-10dan-3-4e-dusuyor-566601">Ağrı seviyesi 10&#8217;dan 3-4&#8217;e düşüyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaş Beldibi ve Sütleğen Grup Yolu asfaltlanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kas-beldibi-ve-sutlegen-grup-yolu-asfaltlaniyor-548851</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 13:07:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[asfaltlanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[beldibi]]></category>
		<category><![CDATA[grup]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[sütleğen]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548851</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, yaz aylarıyla birlikte Antalya’nın yüksek kesimlerinde vatandaşların rahat ve konforlu bir şekilde ulaşım sağlayabilmeleri amacıyla asfaltlama çalışmalarına hız verdi. Büyükşehir ekipleri, Kaş Beldibi ve Sütleğen grup yolunu sathi asfaltla kaplıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kas-beldibi-ve-sutlegen-grup-yolu-asfaltlaniyor-548851">Kaş Beldibi ve Sütleğen Grup Yolu asfaltlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, yaz aylarıyla birlikte Antalya’nın yüksek kesimlerinde vatandaşların rahat ve konforlu bir şekilde ulaşım sağlayabilmeleri amacıyla asfaltlama çalışmalarına hız verdi. Büyükşehir ekipleri, Kaş Beldibi ve Sütleğen grup yolunu sathi asfaltla kaplıyor.</p>
<p>Büyükşehir Belediyesi, kırsal mahalle ve yayla yollarında yol yapım ve iyileştirme çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Vatandaşların güvenli ve konforlu bir şekilde ulaşım sağlayabilmeleri için çalışmalarını gece gündüz sürdüren Büyükşehir Belediyesi, Kaş ilçesine bağlı Sütleğen ve Beldibi Mahallesi grup yolunda asfalt çalışmaları yapıyor. <br />Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı asfalt ekipleri, güçlendirme ve şarampol gibi altyapı çalışmaları biten yolda sathi asfalt çalışmalarına başladı. Vatandaşlardan gelen talepler doğrultusunda 15 milyon TL bedelle yatırım kapsamına alınan grup yolu, yaz kış yoğun bir şekilde kullanılıyor. Asfaltlama çalışmalarının tamamlanmasıyla 6,5 kilometre uzunluğundaki yol daha konforlu hale gelecek. Vatandaşlar, mahallelerinde gerçekleşen iyileştirme çalışmalarından memnuniyet duyuyor. <br />15 MİLYON TL’LİK YATIRIM<br />Kaş Beldibi Mahallesi’ndeki asfaltlama çalışmalarını Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Sorumlusu İsa Akdemir, Beldibi Mahalle Muhtarı İsmail Özdemir ve Sütleğen Mahalle Muhtarı Gürbüz Erkan ile yerinde inceledi. Yayla yollarında gerçekleştirdikleri çalışmalarla ilgili bilgi veren İsa Akdemir, “Muhtarlarımız, taleplerini başkanımıza muhtarlar toplantısında iletmişti. 2024 yılı içerisinde bu yolumuzun altyapı stabilize çalışmalarını gerçekleştirdik. Kırsal bölgelerdeki yollarımızda kış aylarında altyapı çalışmalarını gerçekleştirir, daha sonra mevsim şartları uygun olduğunda asfaltlamalarına başlarız. Burada 6,5 kilometrelik bir çalışma gerçekleştireceğiz. Büyükşehir Belediyemizin sorumluluğundaki yollarda gece gündüz tüm personelimizle birlikte çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.<br />ÇALIŞMALARDAN MEMNUNUZ<br />Sütleğen Mahallesi Muhtarı Gürbüz Erkan, çalışmalardan duydukları memnuniyetlerini dile getirerek “Beldibi ve Sütleğen Mahallesi muhtarları olarak Büyükşehir Belediyemizden talep ettiğimiz iyileştirme çalışmaları başladı. Yolumuz uzun yıllardır kullanılan bir yol. Bu nedenle çukurlar oluştu, şarampolü yoktu, asfaltı eskimişti. Araçlarımıza zarar verecek düzeye gelmişti. Başkanımız Muhittin Böcek ve çalışma arkadaşlarına mahallemiz adına çok teşekkür ediyoruz. Sorunlarımız ortadan kalkıyor, çok memnunuz” diye konuştu.<br />ÇOK SIK KULLANILAN BİR YOL<br />Beldibi Mahalle Muhtarı İsmail Özdemir ise, “Beldibi Mahallemizden geçen grup yolu, çevre köylerin ve mahallelerin çok sık kullandıkları, Kaş ile Elmalı arasında ihtiyaç halinde bağlantı kuran bir yoldur. Bakım isteyen bir yoldu. Başkanımıza çok teşekkür ederiz, verdiği sözü yerine getirdi, bizi mahrum etmedi” dedi.<br />MUHİTTİN BÖCEK NE SÖZ VERDİYSE YAPIYOR<br />Beldibi Mahallesi sakinlerinde Mehmet Topçu, ise “Asfalt çalışmalarımız zamanında, uygun mevsiminde başladı, çok mutluyuz. Burası çok sık kullanılan bir yol. Emeği geçenlere teşekkür ederiz, asfaltımıza kavuşuyoruz. Muhittin Başkanımız ne derse oluyor. O söz verdiyse o sözde bir sıkıntı yok. Başkanımızdan, çalışmalarından memnunuz” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kas-beldibi-ve-sutlegen-grup-yolu-asfaltlaniyor-548851">Kaş Beldibi ve Sütleğen Grup Yolu asfaltlanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geliştirilen kas saptayıcı cihaz ile hatalı enjeksiyon risklerinin önüne geçilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gelistirilen-kas-saptayici-cihaz-ile-hatali-enjeksiyon-risklerinin-onune-gecilecek-547645</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 08:14:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cihaz]]></category>
		<category><![CDATA[enjeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[geçilecek]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirilen]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[önüne]]></category>
		<category><![CDATA[risklerinin]]></category>
		<category><![CDATA[saptayıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547645</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Bölümü Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ülkü Güneş’in yürütücülüğünü yaptığı “İntramüsküler Enjeksiyonlarda Güvenli Bölge Seçiminde Kas Saptayıcı Cihaz Geliştirilmesi” isimli proje “TÜBİTAK 1005 Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelistirilen-kas-saptayici-cihaz-ile-hatali-enjeksiyon-risklerinin-onune-gecilecek-547645">Geliştirilen kas saptayıcı cihaz ile hatalı enjeksiyon risklerinin önüne geçilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Bölümü Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ülkü Güneş’in yürütücülüğünü yaptığı “İntramüsküler Enjeksiyonlarda Güvenli Bölge Seçiminde Kas Saptayıcı Cihaz Geliştirilmesi” isimli proje “TÜBİTAK 1005 Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı” kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. Proje ile geliştirilecek cihaz, kas bölgelerini tespit ederek hatalı enjeksiyon kaynaklı sinir hasarı ve kısmi felç gibi durumları önleyecek.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje ekibini makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Hemşirelik Fakültesi öğretim üyemiz Prof. Dr. Ülkü Güneş tarafından yürütülen proje, TÜBİTAK nezdinde kabul gördü. Sağlık temalı bir araştırma üniversitesi olarak, bu alana yönelik projeler üretmeyi sürdürüyoruz. Hatalı enjeksiyondan doğacak risklere karşı geliştirilen bu projeyi hazırlayan ekibimizi kutluyor, başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>“Kolay ve güvenli enjeksiyon”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje yürütücüsü Prof. Dr. Ülkü Güneş, “Projemiz kapsamında geliştirilen cihaz, enjeksiyon uygulamaları sırasında sağlık profesyonellerine doğru kas bölgesini objektif bir biçimde belirleme imkânı sunuyor. Elektromiyografi (EMG) tabanlı olarak tasarlanan bu teknoloji, özellikle klinik uygulamalarda sık karşılaşılan anatomik farklılıklar, obezite ya da yetersiz aydınlatma gibi durumlarda enjeksiyonun yanlış bölgeye uygulanmasını önlemeyi amaçlıyor. Yanlış kas bölgesine yapılan enjeksiyonlar sonucunda oluşabilen sinir hasarı ve kısmi felç gibi ciddi komplikasyonların önlenmesine katkı sunacak bu cihaz, hemşirelik uygulamalarında hasta güvenliğini artırmayı hedefliyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Prof. Dr. Güneş, “Proje sonucunda geliştirilen bu cihaz sayesinde hemşirelik uygulamalarında objektif karar verme süreçleri desteklenecek, sağlık hizmetlerinin niteliği ve hasta güvenliği önemli ölçüde ilerletilecektir. Geliştirilen cihazın aynı zamanda Türkiye’nin sağlık teknolojileri alanındaki yerli üretim kapasitesine katkı sağlaması hedefleniyor. Cihazın sağlık hizmetlerinde yaygın kullanımına yönelik çalışmalar sürdürülüyor” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gelistirilen-kas-saptayici-cihaz-ile-hatali-enjeksiyon-risklerinin-onune-gecilecek-547645">Geliştirilen kas saptayıcı cihaz ile hatalı enjeksiyon risklerinin önüne geçilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaş Ova Spor Salonu&#8217;nda spor kursları düzenleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kas-ova-spor-salonunda-spor-kurslari-duzenleniyor-416279</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Oct 2023 15:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[düzenleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kursları]]></category>
		<category><![CDATA[ova]]></category>
		<category><![CDATA[salonunda]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=416279</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Kaş Ova Spor Salonu’nda 8-16 yaş çocuk ve gençlere yönelik basketbol, voleybol, hentbol, masa tenisi takım sporları kursları düzenleniyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kas-ova-spor-salonunda-spor-kurslari-duzenleniyor-416279">Kaş Ova Spor Salonu&#8217;nda spor kursları düzenleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Kaş Ova Spor Salonu’nda 8-16 yaş çocuk ve gençlere yönelik basketbol, voleybol, hentbol, masa tenisi takım sporları kursları düzenleniyor. Önemli bir ihtiyaca cevap verildiğini söyleyen bölge halkı, spor kurslarından son derece memnun.</p>
<p><b>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kaş’ın Ova Mahallesi’ne kazandırdığı Ova Spor Salonu hizmet vermeye başladı. 2 bin 600 metrekare kapalı alana sahip, uluslararası standartlara uygun olarak inşa edilen kapalı spor salonunda 8-16 yaş çocuk ve gençler için takım sporu kursları düzenleniyor. </b></p>
<p> </p>
<p><strong>KATILIM YOĞUN</strong></p>
<p>Kurslar hakkında ilgi veren Kaş Ova Spor Salonu Eğitim Sorumlusu Gürkan Keçeli “Salonumuz çok amaçlı bir spor salonu. Basketbol, voleybol, hentbol, masa tenisi antrenmanlarımız var. Bunun yanına bayanlarımız için ASFİM step, aerobik, zumba ve pilates kursları veriyoruz. 5-8 yaş arası çocuklarımız için çocuk jimnastiği kurslarımız var. Şu an yetişkin ve çocuk olmak üzere yaklaşık 450 kursiyerimiz bulunuyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>ÖĞRENCİLER MUTLU</strong></p>
<p>Ücretsiz olan kurslara katılım oldukça yoğun. Spor Salonu’nun bölgenin önemli bir ihtiyacına cevap verdiğini belirten öğrenciler ve bölge halkı en yakın spor salonunun kendilerine yarım saat mesafede ulunan Kaş’ta olduğunu söyledi. Kursların ücretsiz olmasının da ayrıca kendilerini memnun ettiğini söyleyen vatandaşlar Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’e teşekkür etti. Basketbol ve voleybolu okul bahçesinde teneffüslerde oynayabildiklerini ifade eden öğrenciler ise, “Başka oynayabileceğimiz potası ya da filesi olan bir yer yoktu. Ama şimdi Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı salona geliyoruz. Burada hem oyunun kurallarını öğreniyoruz hem de antrenman yapıyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kas-ova-spor-salonunda-spor-kurslari-duzenleniyor-416279">Kaş Ova Spor Salonu&#8217;nda spor kursları düzenleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ciddi Bir Kas Hastalığı Olan Myastenia Gravis&#8217;te Tedavide Etkin Sonuçlar Alınabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ciddi-bir-kas-hastaligi-olan-myastenia-graviste-tedavide-etkin-sonuclar-alinabiliyor-387349</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jun 2023 10:40:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[etkin]]></category>
		<category><![CDATA[graviste]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[myastenia]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavide]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=387349</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda çok bilinmeyen bir sorun olan Myastenia gravis aslında ciddi bir kas güçsüzlüğü hastalığı. Toplumda görülme sıklığı nispeten nadir olmakla birlikte yıllık insidansı milyonda 7 ila 23 yeni vaka arasında gerçekleşiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ciddi-bir-kas-hastaligi-olan-myastenia-graviste-tedavide-etkin-sonuclar-alinabiliyor-387349">Ciddi Bir Kas Hastalığı Olan Myastenia Gravis&#8217;te Tedavide Etkin Sonuçlar Alınabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Toplumda çok bilinmeyen bir sorun olan Myastenia gravis aslında ciddi bir kas güçsüzlüğü hastalığı. Toplumda görülme sıklığı nispeten nadir olmakla birlikte yıllık insidansı milyonda 7 ila 23 yeni vaka arasında gerçekleşiyor. Bu durum daha çok genç kadınlar ve ileri yaştaki erkekleri etkiliyor. Hastalığın en yaygın belirtisinin kas güçsüzlüğü ve yorgunluk olduğunu söyleyen Nöroloji uzmanı Dr. Yüksel Dede, özellikle kasların yoğun kullanımı sonrasında şikayetlerin arttığına işaret etti.</em></p>
<p>Otoimmün bir hastalık olan Myasthenia gravis (MG), sinir hücreleri ile kaslar arasındaki iletişimi sağlayan sinyalleri algılayan bölgelere vücudun kendi bağışıklık sisteminin savaş açması sonucu ortaya çıkıyor. Sinir uyarılarının kaslara doğru iletilmemesi kas güçsüzlüğü ile sonuçlanıyor. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nöroloji uzmanı Dr. Yüksel Dede’nin verdiği bilgiye göre, hastanın yaşam kalitesi üzerinde önemli etkileri olan bu sorun günümüzde yeni tanı ve tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınıp yönetilebiliyor. </p>
<p>MG&#8217;nin nöromiyelitis optika, otoimmün tiroid hastalığı, sistemik lupus eritematozus (SLE) ve romatoid artrit gibi bazı diğer otoimmün hastalıklarla ilişkili olabileceğinin bilindiğini söyleyen Dr. Yüksel Dede, “Ayrıca yeni anne olmuş kadınlarda doğum sonrası dönemin hastalık açısından riskli dönem olduğu yapılan bazı çalışmalarda gösterilmiştir” diye konuştu. </p>
<p><strong>KAS ZAYIFLIĞI VE YORGUNLUĞA DİKKAT!</strong></p>
<p>Dr. Yüksel Dede’nin verdiği bilgiye göre, myastenia gravise bağlı kas zayıflığı aktiviteye bağlı olarak kötüleşirken dinlendikten sonra düzeliyor. Bununla birlikte hem kas zayıflığının şiddeti hem de etkilendiği kaslar kişiden kişiye değişebiliyor. </p>
<p>Hastalığın semptomlarının yaygın farklı hastalıklarla benzerlik göstermesinden dolayı teşhisinde zaman kaybedilebileceğine işaret eden Dr. Yüksel Dede, hastalığın belirtileriyle ilgili şu bilgileri verdi: “Myasthenia gravisin belirtileri, kas güçsüzlüğü ve yorgunluktur.  Göz kasları, yüz ve çiğneme kasları, boyun, kol ve bacak kasları hatta solunum kasları dahi etkilenebilir. Genellikle göz kapağı düşüklüğü, çift görme, konuşma zorluğu, yutma güçlüğü, solunum zorluğu ve genel kas güçsüzlüğü gibi belirtilerle kendini gösterir. Özellikle de gün içinde değişen bir yorgunluk söz konusudur; hastalar sabahları kendilerini daha iyi hissederken, akşama doğru gittikçe artan kas güçsüzlüğünden yakınırlar. Kaslar kullanıldıkça bulgular daha da belirginleşir, dinlendikçe de kas gücü yerine gelir.”</p>
<p><strong>ÇOĞU VAKADA TEDAVİDE ETKİN SONUÇLAR ALINABİLİYOR!</strong></p>
<p>Dr. Yüksel Dede’nin verdiği bilgiye göre, MG’nin teşhisi alanında uzman hekimlerin hastayı değerlendirmesi ile konuyor. Öncelikle uygun belirtileri olan hastadan ayrıntılı bir tıbbi öykü almak gerekiyor, sonrasında ayrıntılı bir nörolojik muayene yapılıyor ve kan tahlilleri ve elektromiyografi (EMG) gibi tanıyı destekleyecek testlerle teşhiş konuyor. </p>
<p>Bugün gelinen noktada, miyasteninin tedavisinin bulunduğunu ve çoğu vakada etkin sonuçlar sağlanabildiğini söyleyen Dr. Yüksel Dede, tedavi ile genellikle belirtilerin kontrol altına alınmasını, kas gücünün artmasını ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesinin hedeflediğini belirtti. Dr. Yüksel Dede, uygulanan tedaviyle ilgili şu bilgileri verdi: “MG tedavisinde öncelikle daha önce sözü edilen sinir ve kas arasındaki sinyal aksamasını gidermeye yönelik tedaviler uygulanmaktadır. Bunun yanı sıra vücudun kendi kas sinir kavşağına karşı ortaya çıkan immün yanıtı baskılamak için bağışıklık sistemini yatıştırmaya yönelik bağışıklık sistemini baskılayıcı tedaviler uygulanmaktadır. Tedavi yaklaşımları hastanın belirtileri, hastalığın şiddeti, yaygınlığı gibi faktörler göz önünde bulundurularak hastaya özgü seçilir ve bazen ağızdan, bazen damar yoluyla bazen de timektomi gibi cerrahi prosedürlerin uygulanması gerekebilir.”</p>
<p><strong>HASTALIĞIN KONTROLÜNDE DÜZENLİ TAKİPLER ÇOK ÖNEMLİ!</strong></p>
<p>Myastenia gravisin kronik bir durum olduğunu ve tedavi sürecinin genellikle yaşam boyu devam ettiğini hatırlatan Dr. Yüksel Dede,   “Bununla birlikte, modern tedavi yöntemleri ve ilaçlar sayesinde çoğu kişinin semptomları kontrol altına alınabilir ve kişi aktif bir yaşam sürdürebilir. Bu aşamada düzenli tıbbi takip, belirtilerin yönetimi ve kişiye özgü tedavi planının iyileştirilmesi için önem arz etmektedir.” diye konuştu. </p>
<p><strong>HASTALAR BUNLARA DİKKAT ETMELİ!</strong></p>
<p>Bazı önlemler alarak semptomların şiddetini azaltarak ve kontrol altına alarak yaşam kalitesini artırmanın mümkün olabileceğini hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nöroloji uzmanı Dr. Yüksel Dede, hastaların dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: </p>
<ul>
<li>Miyasteni teşhisi almışsanız, düzenli tıbbi takip önemlidir. Hekiminiz semptomların seyrini izleyebilir, ilaçlarınızı ayarlayabilir ve gerektiğinde tedavi planını yeniden düzenleyebilir. Myastenia tedavisinde ilaçların düzenli kullanımı önem arz etmektedir. </li>
<li>MG hastalarının başka hastalıklar için kullanmaları gereken bazı ilaçlar hastalıklarının alevlenmesine sebep olabilir. Bu nedenle herhangi bir ilacı kullanmadan önce mutlaka hekimlerine konu hakkında bilgi vermeleri ve bu konuyu danışmaları gerekmektedir.</li>
<li>Fizyoterapi, konuşma terapisi ve solunum egzersizleri gibi destek tedaviler, kasların güçlenmesine, hareketliliğin artmasına ve iletişim becerilerinin iyileşmesine katkıda bulunur. </li>
<li>Miyastenili kişiler, enerjilerini daha iyi yönetmek için düzenli olarak dinlenme ve uyku alışkanlıklarına dikkat etmelidirler. Fiziksel aktiviteleri planlamak, aşırı yorucu aktivitelerden kaçınmak ve ihtiyaç duyulduğunda dinlenmek semptomların yönetimine yardımcı olacaktır. Aşırı stres, semptomların şiddetlenmesine neden olabilir, bu yüzden stresi azaltmaya yönelik çalışmalar faydalı olacaktır. (meditasyon, nefes egzersizleri gibi) </li>
<li>MG durumunda enfeksiyonlara karşı daha duyarlı hale gelinebileceği için ikincil enfeksiyonlardan korunmak önem arz eder. El hijyenine dikkat etmek, aşı takvimini takip edip, güncel aşıları olmak ve hasta insanlarla teması sınırlamak enfeksiyon riskini azaltacaktır. </li>
<li>Sıcak hava koşulları miyasteni hastalarını etkileyebilir, aşırı sıcaklar semptomların şiddetlenmesine neden olabilir. Bu nedenle, ortam sıcaklığını uygun bir seviyede tutmak, aşırı sıcak ortamlarda bulunmaktan kaçınmak önemlidir.</li>
<li>Sağlıklı ve dengeli bir beslenme planı izlemek, yeterli miktarda su içmek genel sağlığı destekleyeceği için faydalı olacaktır. </li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ciddi-bir-kas-hastaligi-olan-myastenia-graviste-tedavide-etkin-sonuclar-alinabiliyor-387349">Ciddi Bir Kas Hastalığı Olan Myastenia Gravis&#8217;te Tedavide Etkin Sonuçlar Alınabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rekortmen yüzücüler Megisti Kaş Swim Race&#8217;te &#8220;Barış ve Dostluk&#8221; için kulaç atacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rekortmen-yuzuculer-megisti-kas-swim-racete-baris-ve-dostluk-icin-kulac-atacak-386561</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jun 2023 11:24:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[atacak]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kulaç]]></category>
		<category><![CDATA[megisti]]></category>
		<category><![CDATA[racete]]></category>
		<category><![CDATA[rekortmen]]></category>
		<category><![CDATA[swim]]></category>
		<category><![CDATA[yüzücüler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=386561</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manş Denizini geçen en genç Türk sporcu Aysu Türkoğlu, 100 Metre Serbest 60-64 Yaş Dünya Rekoru Sahibi Ahmet Nakkaş, Ultra Maraton Yüzücü Bengisu Avcı ve Ironman Şampiyonu Sera Sayar Akdeniz’in sakin güzeli Kaş’ta buluşuyor.  25 Haziran 2023 Her yıl ...</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rekortmen-yuzuculer-megisti-kas-swim-racete-baris-ve-dostluk-icin-kulac-atacak-386561">Rekortmen yüzücüler Megisti Kaş Swim Race&#8217;te &#8220;Barış ve Dostluk&#8221; için kulaç atacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Manş Denizini geçen en genç Türk sporcu Aysu Türkoğlu, 100 Metre Serbest 60-64 Yaş Dünya Rekoru Sahibi Ahmet Nakkaş, Ultra Maraton Yüzücü Bengisu Avcı ve Ironman Şampiyonu Sera Sayar Akdeniz’in sakin güzeli Kaş’ta buluşuyor.</strong></p>
<p><strong> 25 Haziran 2023</strong></p>
<p>Her yıl milyonlarca turistin uğrak noktası olan, plajları, masmavi denizi, havası ve coğrafyasıyla herkesi kendine hayran bırakan “Akdeniz’in Sakin Güzeli Kaş”, bu yıl 17. kez Megisti Kaş Swim Race’te yüzlerce sporcuyu ağırlamaya hazırlanıyor. Ülkemizi dünyada gururla temsil eden birbirinden özel yüzücüler “Barış ve Dostluk” sloganıyla Kaş’tan Meis/Megisti Adası’na kulaç atacak.</p>
<p>Uluslararası Likya Kaş Kültür Sanat Festivali’nin kapanış etkinliği olan açık deniz yüzme yarışı Megisti Kaş Swim Race, rekortmen yüzücülere ev sahipliği yapacak. Spor dünyasına örnek olan hikayeleri, şampiyonlukları ve kırdığı rekorlarla adından tüm dünyada söz ettiren yüzücülerimiz, Kaş’ın cenneti andıran masmavi denizinde Meis/Megisti Adası’ndan Kaş’a ulaşmak için birbirleriyle mücadele edecek.</p>
<p><strong>Manş Denizini geçen en genç Türk sporcu: Aysu Türkoğlu</strong></p>
<p>Bu yıl 17.’si düzenlenecek olan Megisti Kaş Swim Race’te gözler Aysu Türkoğlu’nun üzerinde olacak.  Henüz 22 yaşında olmasına rağmen katıldığı yarışlarda gösterdiği performanslarla ve kırdığı rekorlarla şimdiden en iyiler arasında gösterilen genç sporcu, Megisti Kaş Swim Race’te mücadele edecek isimlerden biri olacak. Bodrum’da doğan Aysu Türkoğlu, yüzmeye ablasını görüp merak saldı. Birçok açık su yarışmasında birincilik ve derece elde eden Türkoğlu, 2017 Megisti Kaş Swim Yüzme Yarışı’nda 7.5 kilometre kadınlar klasmanını birinci bitirdi. Başarılı sporcu, bir açık su yarışının ödül törenindeyken tarihi Manş Denizi’ni geçme kararını aldı. O andan sonra sadece Manş Denizini geçmeye odaklanan Aysu Türkoğlu, 29 Temmuz 2022’de İngiltere ile Fransa arasında bulunan Manş Denizini 16 saat 28 dakika ve 60 kilometre yüzerek geçen en genç Türk sporcu oldu.</p>
<p><strong>Onlarca rekorun sahibi: Ahmet Nakkaş</strong></p>
<p>Kaş bölgesinin doğal ve kültürel özeliklerini tanıtmak amacıyla düzenlenen Megisti Kaş Swim Race, 25 Haziran’da bir başka dünya şampiyonunu daha ağırlayacak. Ülkemizde su sporlarının gelişmesinde ve tanıtımda büyük paya sahip olan, onlarca rekorun sahibi milli sporcumuz Ahmet Nakkaş, Megisti Kaş Swim Race’te yerini alacak isimlerden biri olacak. Türk sporunun iz bırakan isimlerinden Cumhuriyetimizin ilk açık su yüzücüsü merhum Nejat Akkaş’ın oğlu olan Ahmet Nakkaş, babasının izinden giderek Türk bayrağını uluslararası organizasyonlarda gururla temsil etti. Spor dünyası için oldukça önemli olan Nakkaş soy ismi Türk sporunda kırılan rekorlarla anılıyor. 1962 yılında dünyaya gözlerini açan Ahmet Nakkaş, aile geleneği olarak yüzmeye çok erken yaşlarda başladı. Marmara Üniversitesi Uluslararası İşletme bölümünü bitirdikten sonra ABD’de eğitimini tamamladı. 36 yaşına kadar aktif spor hayatına devam eden Şampiyon Nakkaş, babasıyla daha fazla vakit geçirmek için açık sulara geri döndü. Sportif kariyeri boyunca birçok şampiyonluk kazanan Ahmet Nakkaş’ın bir de dünya rekoru bulunuyor.</p>
<p><strong>Manş Denizinde tarih yazan Türk kadını: Bengisu Avcı</strong></p>
<p>Türk kadınının gücünü tüm dünyaya gösteren Bengisu Avcı, 25 Haziran’da gerçekleşecek Megisti Kaş Swim Race’te yerini alacak isimlerden biri. Çocuk yaşlardan itibaren tutkuyla bağladığı yüzme sporunda Açık Su Milli Takımı’na kadar yükselen Bengisu Avcı, şimdiden adını tarihe yazdırmayı başardı. 27 yaşındaki milli yüzücü, 2018 yılında İngiltere ve Fransa’yı ayıran Manş Denizini 11 saat 29 dakikada geçerek Manş Denizini en hızlı geçen Türk kadını oldu. Çocuk yaştan itibaren dev dalgalarla mücadele eden Bengisu, ülkemizi milli takım forması ile de defalarca temsil etti. Bengisu Avcı’nın en büyük hedefi ise Oceans 7 olarak bilinen okyanuslardaki en zorlu 7 kanalı yüzerek geçmek. Hayalinin peşinden emin adımlarla ilerleyen Bengisu Avcı, ABD’de Catalina Adası ve Los Angeles’i bağlayan 34 kilometrelik Catalina Kanalı’nı yaklaşık 12 saatte tamamlayarak bayrağımızı bir kez daha açtı. Catalina Kanalı’nı bugüne kadar ülkemizden yalnızca 3 erkek sporcu geçebilirken, Bengisu büyük dalgalara, sis ve tehlikeli gece şartlarına karşı göğüs gererek kanalı geçen ilk Türk kadını oldu.</p>
<p><strong>İlk Türk Kadın Ironman Şampiyonu: Sera Sayar</strong></p>
<p>Ironman’i dört kez kazanan Sera Sayar, “Her yarış yeni bir hedefle sonlanıyor.” mottosuyla 25 Haziran’da Megisti Kaş Swim Yüzme Yarışı’nda yerini alacak. 7 yaşından beri yüzen Sayar, barış ve dostluk için Kaş’ta kulaç atacak. Spor hayatına İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü’nde başlayan Sera, 11 yıllık eğitim süreci boyunca çeşitli yarışmalara katıldı. Sırtüstü yüzme branşında 4 yıl üst üste şampiyon olan Sayar, 2005 yılında 100 metre sırtüstünde Türkiye Rekoru’nu kırdı. 4 sene boyunca Milli Takım’da yer aldıktan sonra üniversite de koşuya başladı. 2015 İstanbul Vodafone Maratonun birincisi Sera, Ironman 70.3 yarışında genel sıralamada şampiyon olan ilk Türk Kadın oldu. Sera Sayar katıldığı yarışmalarda kazandığı çeşitli birinciliklerle kendini “Demir Kadın” olarak adlandırıyor. Sera Sayar’ı diğer sporculardan ayıran özelliklerden biri kurumsal hayatta çalışan bir beyaz yakalı olması. Sabah sporunun ardından işe koyulan Sera, mesai bitiminin ardından tekrar spor hayatına geri dönüyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rekortmen-yuzuculer-megisti-kas-swim-racete-baris-ve-dostluk-icin-kulac-atacak-386561">Rekortmen yüzücüler Megisti Kaş Swim Race&#8217;te &#8220;Barış ve Dostluk&#8221; için kulaç atacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaş Aklar&#8217;ın içme suyu sorunu çözülüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kas-aklarin-icme-suyu-sorunu-cozuluyor-384844</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2023 16:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[akların]]></category>
		<category><![CDATA[çözülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[içme]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[suyu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384844</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü yaz aylarında artan nüfusla içme suyu sorunu yaşayan Kaş ilçesi Aklar Mahallesi’nde 4 kilometrelik içme suyu şebeke hattı çalışması yapıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kas-aklarin-icme-suyu-sorunu-cozuluyor-384844">Kaş Aklar&#8217;ın içme suyu sorunu çözülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü yaz aylarında artan nüfusla içme suyu sorunu yaşayan Kaş ilçesi Aklar Mahallesi’nde 4 kilometrelik içme suyu şebeke hattı çalışması yapıyor. </p>
<p>Antalya’nın 19 ilçesinde eskiyen ve iş göremez hale gelen içme suyu hatlarını yenilemek için çalışma sürdüren Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, Kaş’ın Aklar Mahallesi’nde içme suyu hatlarını yeniliyor. Mahalle halkının Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne talepte bulunmasının ardından ivedilikle başlayan çalışmalar devam ediyor. </p>
<p>4 KM’LİK YENİ HAT DÖŞENİYOR</p>
<p>Çalışmalar hakkında bilgi veren ASAT Kaş Şube Müdürü Mehmet Keskin, “İl Özel İdaresi zamanında döşenen ve eskiyen hatlar su kaçaklarına neden oluyordu. Bu nedenle de mahalle halkı günlerce susuz kalıyordu. Aklar Mahallesi’nde yaklaşık 4 bin metre içme suyu şebeke hattı yenileme çalışması yapıyoruz. Buranın kendi kaynağı var ancak su özellikle yaz aylarında yeterli gelmiyor. Bunun için de sondaj etüt planlama çalışmaları yaptık. İzinler çıkar çıkmaz da sondaj için en kısa sürede çalışmaya başlayacağız” dedi. </p>
<p>TALEBİN ARDINDAN ÇALIŞMALAR BAŞLADI</p>
<p>Aklar Mahalle Muhtarı Ergün Ulutaş da çalışmadan duydukları memnuniyeti dile getirerek şunları söyledi: “Mahalle arasındaki hatlarımız eskiden döşenmişti. Hatların üzerinden yollar geçti borular kırıldı. Bu sebeple Antalya Büyükşehir Belediyemize müracaat ettik. ASAT ekiplerimiz müracaatımızdan hemen sonra gelerek isale hattı çalışmalarına başladı. Acil olarak problemimizi çözüyorlar. Muhittin Başkanımıza Batı Torosların eteklerinden selamlarımızı gönderiyoruz. Yaptığı hizmetler için teşekkür ediyoruz.”</p>
<p>MAHALLE HALKINDAN TEŞEKKÜR</p>
<p>Mahalle sakinlerinden Mehmet Güneş de yazın yeterli su gelmediği için mağdur olduklarını belirterek çalışmalar için Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. Aklar Mahallesi sakinlerinden 79 yaşındaki Hasan Tavşan ise 70’li yıllarda suyu Dumanlar Dağı’ndan kendi imkanlarıyla mahalleye indirdiklerini belirterek, “15-20 sene sağlıklı çok güzel içme suyumuz vardı. Buralar da hep bağ bahçeydi. Ondan sonra borularımız eskidi hattımızdan suyumuz gelmez oldu. Değiştirin dedik sesimizi duyan olmadı. Muhittin Başkanım sağ olsun yolumuz açıldı, suyumuz yapılıyor. Şu anda buraya bizim istediğimiz hizmetlerden daha fazlası yapılıyor” diye konuştu.<br /> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kas-aklarin-icme-suyu-sorunu-cozuluyor-384844">Kaş Aklar&#8217;ın içme suyu sorunu çözülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaş İslamlar&#8217;ın 30 yıllık su sorunu çözülüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kas-islamlarin-30-yillik-su-sorunu-cozuluyor-376025</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 May 2023 09:12:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çözülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[islamların]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[yıllık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=376025</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, yaklaşan turizm sezonu öncesinde villa turizminin yaygın olduğu Kaş’ın İslamlar Mahallesi’nin 30 yıllık içme suyu sorununu çözüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kas-islamlarin-30-yillik-su-sorunu-cozuluyor-376025">Kaş İslamlar&#8217;ın 30 yıllık su sorunu çözülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü, yaklaşan turizm sezonu öncesinde villa turizminin yaygın olduğu Kaş’ın İslamlar Mahallesi’nin 30 yıllık içme suyu sorununu çözüyor. Çalışma kapsamında eskiyen isale hattı yenilenirken, 250 tonluk bir su deposu ve 2 tane 30 tonluk terfi merkezi yapılıyor. </p>
<p>Villa turizmiyle son yıllarda popüler hale gelen, buna bağlı olarak da ihtiyaçları artan Kaş’ın İslamlar Mahallesi’nde yaşanan 30 yıllık içme suyu sorunu Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü’nün çalışmasıyla giderildi. Ortalama maliyeti 20 Milyon TL olan çalışma kapsamında 7.5 km’lik isale hattı yenilendi. </p>
<p><strong>7.5 KM’LİK İSALE HATTI YAPILDI</strong></p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü Kaş Şubesi Kalkan Bölge Sorumlusu Güngör Taş çalışmayla ilgili şu bilgileri verdi: “İslamlar Mahallesi Öz mevkiinde vatandaşlarımızın tarlalarından geçen çelik isale hattımız vardı. Bunların tamamını yola almak kaydıyla deplase ederek hattımızı birleştiriyoruz. Toplamda 7.5 km’lik bir hat yapıyoruz. Bu hattın 3 km’si çelik, geri kalan 4.5 km’si polieten boru. Bu hattan Kördere, İncebel mevkii, Akbel ve Öz mevkii olmak üzere 5-6 bölgemiz faydalanıyor. Projenin içerisinde 250 tonluk bir su deposu ve 2 tane 30 tonluk terfi merkezi de olacak. Turizm bölgesi Kalkan’ın 30 yıllık kangren olan su sorunu yaklaşık projeksiyona göre 30 yıl için gidermiş oluyoruz.”</p>
<p><strong>MAĞDURİYET GİDERİLDİ</strong></p>
<p>İslamlar Mahalle Muhtarı Bayram Köprücü mahallenin içme suyu hattının 90’lı yıllarda muhtarlığın imkânlarıyla döşenmiş borular olduğunu söyledi. Bölgede turizm faaliyetlerinin arttığına dikkat çeken Muhtar Köprücü, suyla ilgili büyük sıkıntılar yaşandığını belirtti. Muhtar Köprücü, “Başkanımız Muhittin Böcek sayesinde ASAT hatlarımızı yeniliyor. Vatandaşımızın mağduriyetini gideriyoruz. Susuz hiçbir şey olmuyor. Turizm bizim gelir kaynağımız. Muhittin Başkanımıza, ASAT’a, çalışan ekibe çok teşekkür ederiz” dedi. </p>
<p><strong>SU SORUNU ORTADAN KALKTI</strong></p>
<p>Kaş’ın en büyük mahallelerinden biri olan Bezirgan Mahalle Muhtarı Salih Sarıca da bölgedeki hızlı yapılaşmaya dikkat çekerek, nüfus arttığı için suyla ilgili sıkıntıların baş gösterdiğini söyledi. Geçen yıl ASAT’ın Bezirgan Mahallesi’ne bağlı Ulugöl bölgesinde bir çalışma yaptığını hatırlatan Muhtar Sarıca, bu yıl da Akbel, Karabelen mevkii arasında bulunan Kördere, Hacıkaralar, Sarnıçbaşı ve Ordu mevkilerinde ASAT’ın su çalışması yaptığını belirtti. Bu çalışmanın su sorununu 30-40 yıl için ortadan kaldıracağını söyleyen Muhtar Sarıca Başkan Muhittin Böcek’e teşekkür etti. </p>
<p><strong>MUSLUKLARDAN SU AKIYOR</strong></p>
<p>2013 yılından bu yana İslamlar ’da yaşayan Mehmet Özdere ise kışın bile su sıkıntısı yaşadıklarını vurgulayarak, “Büyüyen ve gelişen bir yer burası. Eskiden bir hafta su gelmiyordu. Camiden su taşıyorduk. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek sağ olsun sorunumuzu çözdü. Borular değişti. Vatandaşımız musluklardan açtığı zaman su akıyor. Suyumuz zaten bol ama sıkıntı çekiyorduk” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kas-islamlarin-30-yillik-su-sorunu-cozuluyor-376025">Kaş İslamlar&#8217;ın 30 yıllık su sorunu çözülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaş Yat Limanı kanalizasyon sorunu çözüldü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kas-yat-limani-kanalizasyon-sorunu-cozuldu-355525</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Mar 2023 09:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çözüldü]]></category>
		<category><![CDATA[kanalizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[limanı]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[yat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355525</guid>

					<description><![CDATA[<p>Planlı, kurallı kimlikli bir kent için çalışmalarına devam eden Antalya Büyükşehir Belediyesi, Kaş Yat Limanı girişinde, alt yapı ve kanalizasyon çalışmalarını tamamladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kas-yat-limani-kanalizasyon-sorunu-cozuldu-355525">Kaş Yat Limanı kanalizasyon sorunu çözüldü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Planlı, kurallı kimlikli bir kent için çalışmalarına devam eden Antalya Büyükşehir Belediyesi, Kaş Yat Limanı girişinde, alt yapı ve kanalizasyon çalışmalarını tamamladı. </p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi ASAT Genel Müdürlüğü tarafından Kaş Yat Limanı’nın yıllardır bekleyen alt yapı sorunu çözüldü. Özellikle yaz döneminde yoğun kullanım nedeniyle taşmalara neden olan Yat Limanı kokuya neden oluyordu. ASAT Kaş hizmet birimi tarafından Yat Limanı girişinin alt yapı ve kanalizasyon çalışmaları tamamlandı. </p>
<p><strong>HİZMETE AÇILDI</strong></p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Kaş ASAT Şube Müdürü Mehmet Keskin, yaz döneminde Yat Limanı kanalizasyon hattının yetersiz kalması nedeniyle yoğun şikayetler aldıklarını belirterek, “ Muhittin Başkanımız bu sorunun bir an önce çözülmesi ve yenilenmesi talimatını verdi. Hattımızın uzunluğu 675 metre. 20 adet bacaya sahip. Maliyeti 1,5 milyon TL. Kanalizasyon hattımızı tamamladık ve hizmete açtık” dedi.  </p>
<p><strong>BAŞKAN BÖCEK’E TEŞEKKÜR</strong></p>
<p>Kaş Merkez Muhtarı Sadık Çalışkan da Yat Limanı girişinin alt yapısının 20-25 sene önce yapıldığını hatırlatarak, “ İlgili yerlere müracaat ettik. Gereği yapıldı. Yeni bir tesise kavuştuk. Başkanımıza teşekkür ediyoruz” dedi. Kaş Balıkçılar Kooperatifi Başkanı Osman Doğan da, çalışmadan dolayı Muhittin Böcek’e teşekkür etti.<br /> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kas-yat-limani-kanalizasyon-sorunu-cozuldu-355525">Kaş Yat Limanı kanalizasyon sorunu çözüldü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaş Bayındır Yolunda Genişletme Çalışması</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kas-bayindir-yolunda-genisletme-calismasi-350734</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Feb 2023 13:30:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bayındır]]></category>
		<category><![CDATA[çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[genişletme]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[yolunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350734</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Kaş ilçesine bağlı Bayındır Mahallesi grup yolunda yol genişletme çalışması başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kas-bayindir-yolunda-genisletme-calismasi-350734">Kaş Bayındır Yolunda Genişletme Çalışması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, Kaş ilçesine bağlı Bayındır Mahallesi grup yolunda yol genişletme çalışması başlattı. </p>
<p>Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, sorumluluk alanında olan yolları daha konforlu ve güvenli hale getirmek için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Kırsal Hizmetler ekipleri Kaş ilçesine bağlı Bayındır Mahallesi grup yolunda görüş açısının yetersiz olduğu dar bölgelerde ve tehlike arz eden virajlarda genişletme çalışmaları yaptı. Çalışmalar tamamlandığında Bayındır grup yolu daha güvenli hale gelecek.<br /> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kas-bayindir-yolunda-genisletme-calismasi-350734">Kaş Bayındır Yolunda Genişletme Çalışması</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaş Ova Kapalı Spor Salonu tamamlandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kas-ova-kapali-spor-salonu-tamamlandi-342156</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jan 2023 12:22:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[ova]]></category>
		<category><![CDATA[salonu]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[tamamlandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=342156</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kaş’ın Ova Mahallesi’ne 21 milyon 500 bin lira yatırım bedeli ile kazandırdığı Ova Spor Salonu Projesi tamamlandı. Birçok spor dalına ev sahipliği yapacak proje bölge gençleri tarafından çok beğenildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kas-ova-kapali-spor-salonu-tamamlandi-342156">Kaş Ova Kapalı Spor Salonu tamamlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kaş’ın Ova Mahallesi’ne 21 milyon 500 bin lira yatırım bedeli ile kazandırdığı Ova Spor Salonu Projesi tamamlandı. Birçok spor dalına ev sahipliği yapacak proje bölge gençleri tarafından çok beğenildi.</p>
<p>Büyükşehir Belediyesi, Kaş ilçesine bağlı Ova Mahallesi’ne uluslararası standartlara uygun olarak inşa ettiği kapalı spor salonu projesini tamamladı. Uluslararası standartlara uygun olarak inşa edilen Ova Kapalı Spor Salonu 2 bin 600 metrekare kapalı alana sahip. 330 kişilik teleskobik tribüne sahip salonda basketbol, voleybol ve hentbol müsabakaları yapılabilecek. Bölgede yaşayan gençler salonu çok beğendiklerini ifade ederek Başkan Muhittin Böcek’e teşekkür etti. </p>
<p><strong>YEREL VE ULUSAL MÜSABAKALAR YAPILACAK</strong></p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Kaş İlçe Hizmet Birimi Müdürü Devrim Ünlü, “Ova Mahallemize ulusal ve yerel müsabakaların yapılabileceği çok modern, Avrupa standartlarında bir tesis kazandırıldı. Daha önce bölgede yaşayan gençlerimiz spor aktiviteleri yapmak için ilçe merkezine gitmek durumundaydı” dedi.</p>
<p><strong>MUHİTTİN BÖCEK’E TEŞEKKÜR</strong></p>
<p>Ova Mahalle Muhtarı Mustafa Demirhan, Kaş merkeze uzaklıklarının 40 kilometre olduğunu belirterek, “Çocuklarımız spor aktivitesi yapabilmesi için Kaş merkeze gitmek zorundaydı. Bu spor salonu sadece Ova Mahallesi’ne değil Yeşilköy ve Kınık Mahallelerine de hizmet edecek. Bu önemli proje için Muhittin Başkanımıza teşekkür ederim. Gençlerimiz, çocuklarımız çok mutlu oldu” diye konuştu. </p>
<p><strong>21.5 MİLYON TL HARCANDI</strong></p>
<p>21 milyon 500 bin lira yatırım bedeli ile Kaş’ın Ova Mahallesi’ne kazandırılan kapalı spor salonunun zemin katında değişik ebatlarda 4 adet soyunma odası mevcut. Aynı zamanda bu katta seyircilerin kullanabileceği bir kafeterya ve tuvaletler bulunuyor. Üst katta ise 6 adet ofis, 1 adet hakem odası, tuvaletler ve personelin kullanabileceği mutfak yer alıyor. Ayrıca proje kapsamında yapıyı besleyecek trafo ve jeneratör mevcut. Son olarak açık alanda ise 60 araçlık otopark bulunuyor. <br /> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kas-ova-kapali-spor-salonu-tamamlandi-342156">Kaş Ova Kapalı Spor Salonu tamamlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
