<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Karan | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/karan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/karan</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 19 May 2026 10:53:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>Karan | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/karan</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye&#8217;de her yıl 1 milyon ton e-atık oluşuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-yil-1-milyon-ton-e-atik-olusuyor-636509</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2026 10:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Açısından]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[ayrı]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[cihazlar]]></category>
		<category><![CDATA[E-Atık]]></category>
		<category><![CDATA[Geri Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Karan]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[oluşuyor]]></category>
		<category><![CDATA[piller]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<category><![CDATA[ton]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=636509</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı Programı Bşk. Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan,  atık pillerden eski elektronik cihazlara kadar evlerde biriken atıkların çevre ve insan sağlığına yönelik risklerine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-yil-1-milyon-ton-e-atik-olusuyor-636509">Türkiye&#8217;de her yıl 1 milyon ton e-atık oluşuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı Programı Bşk. Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan,  atık pillerden eski elektronik cihazlara kadar evlerde biriken atıkların çevre ve insan sağlığına yönelik risklerine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Pil ve elektronik atıkların kontrolsüz bertarafı çevre ve insan sağlığına zararlı </strong></p>
<p>Evlerde biriken atık piller ve kullanım ömrünü tamamlamış elektronik cihazların, içeriklerinde bulunan toksik ve tehlikeli bileşenler nedeniyle çevre ve insan sağlığı açısından önemli riskler oluşturduğuna dikkat çeken Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, “Bu atıkların kontrolsüz şekilde evsel atıklarla birlikte bertaraf edilmesi, zamanla fiziksel ve kimyasal bozunma sonucu içerdikleri zararlı maddelerin çevreye salınmasına neden olmaktadır. Özellikle atık pil ve elektronik cihazların yapısında bulunan kurşun (Pb), cıva (Hg), kadmiyum (Cd), nikel (Ni) ve lityum (Li) gibi ağır metaller, çevresel açıdan ciddi tehdit oluşturmaktadır. Bu metaller toprağa, yeraltı sularına ve yüzey sularına karışarak ekosistem dengesini bozabilmektedir. Ağır metallerin en önemli özelliklerinden biri doğada kolay parçalanmamaları ve biyobirikim göstermeleridir. Bu durum, besin zinciri yoluyla canlı organizmalarda birikmelerine ve biyobüyütme etkisiyle daha yüksek trofik seviyelerde daha yoğun hale gelmelerine yol açmaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Kurşun ve cıva sinir sistemi üzerinde toksik etki oluşturuyor</strong></p>
<p>İnsan sağlığı açısından değerlendirildiğinde, kurşunun özellikle sinir sistemi üzerinde toksik etki göstererek bilişsel gelişim bozuklukları ve nörolojik hasarlara neden olabildiğini kaydeden Karan, “Cıva, merkezi sinir sistemi ve böbrek fonksiyonları üzerinde olumsuz etkilere sahip güçlü bir nörotoksindir. Kadmiyum, böbrek hasarı, kemik mineral yoğunluğunda azalma ve kanser riski ile ilişkilendirilmektedir. Nikel ise alerjik reaksiyonlar ve solunum sistemi problemlerine yol açabilmektedir. Bunun yanında lityum içeren piller, yanlış depolama veya fiziksel hasar durumunda yangın ve patlama riski taşımaktadır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Atık pillerin ve elektronik atıkların ayrı toplanması halk sağlığı açısından önemli</strong></p>
<p>Ayrıca elektronik atıkların kontrolsüz yakılması durumunda dioksinler, furanlar ve diğer toksik gazların atmosfere salınarak hava kirliliğine ve dolaylı sağlık risklerine neden olabildiğine de vurgu yapan Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, “Bu nedenle atık pillerin ve elektronik atıkların evsel atıklardan ayrı toplanması, lisanslı geri dönüşüm tesislerinde işlenmesi ve uygun bertaraf yöntemleriyle yönetilmesi; çevresel sürdürülebilirlik, doğal kaynakların korunması ve halk sağlığının güvence altına alınması açısından büyük önem taşımaktadır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Kullanılmayan cep telefonları da e-atık!</strong></p>
<p>“Elektronik atık ya da kısa adıyla e-atık, kullanım ömrünü tamamlamış, işlevini yitirmiş veya ekonomik olarak kullanım dışı kalmış elektrikli ve elektronik ekipmanları ifade etmektedir.” diyen Karan, “Bu kapsamda cep telefonları, bilgisayarlar, televizyonlar, küçük ev aletleri, kablolar, bataryalar ve benzeri teknolojik cihazlar e-atık kategorisinde değerlendirilmektedir. E-atıkları diğer atık türlerinden ayıran temel özellik, hem ekonomik değeri yüksek geri kazanılabilir materyaller hem de çevre ve insan sağlığı açısından risk oluşturan toksik bileşenler içermeleridir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>E-atıklarda altın, gümüş ve nadir toprak elementleri bulunuyor</strong></p>
<p>“Elektronik atıkların yapısında bakır, altın, gümüş, alüminyum ve nadir toprak elementleri gibi geri kazanılabilir değerli materyaller bulunurken; aynı zamanda kurşun, cıva, kadmiyum ve bromlu alev geciktiriciler gibi zararlı maddeler de yer almaktadır.” ifadesinde bulunan Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, bu nedenle e-atıkların etkin yönetiminin, yalnızca çevresel koruma açısından değil, aynı zamanda kaynak verimliliği ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından da önem taşıdığını söyledi.</p>
<p><strong>Türkiye’de yılda yaklaşık 1 milyon ton e-atık oluşuyor</strong></p>
<p>Türkiye’de elektronik atık yönetiminin son yıllarda gelişim gösterdiğine işaret eden Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre, genel geri kazanım oranı 2024 yılında yüzde 36,08 seviyesine ulaşmıştır ve bu oranın 2035 yılına kadar yüzde 60’a çıkarılması hedeflenmektedir. Ancak elektronik atıklara özgü toplama ve geri dönüşüm oranları, genel atık geri kazanım oranlarının altında kalmaktadır. Güncel veriler, Türkiye’de yıllık oluşan elektronik atık miktarının yaklaşık 1 milyon ton seviyesinde olduğunu, ancak bunun yalnızca yaklaşık %6–7’lik kısmının kayıtlı sistemler aracılığıyla toplanabildiğini göstermektedir. Bu durum, e-atık yönetiminde toplama altyapısının güçlendirilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla elektronik atık yönetiminde temel amaç; bu atıkların çevreye zarar vermeden geri kazanım süreçlerine dahil edilmesi, değerli materyallerin yeniden ekonomiye kazandırılması ve toksik bileşenlerin kontrollü şekilde bertaraf edilmesidir.”</p>
<p><strong>Kullanılmış piller normal çöpe atılmamalı</strong></p>
<p>Atık pillerin evsel çöplerle birlikte atılmasının ciddi çevresel riskler doğurduğunu belirten Karan, “Kullanılmış pillerin normal evsel atıklarla birlikte bertaraf edilmemesi gerekir; çünkü bu piller çevre ve insan sağlığı açısından risk oluşturan ağır metaller ve toksik kimyasal bileşenler içermektedir. Pil yapısında bulunan kurşun, kadmiyum, cıva, nikel ve lityum gibi maddeler, kullanım ömrü tamamlandıktan sonra fiziksel bütünlüğün bozulmasıyla çevreye sızabilmektedir. Evsel atıklarla birlikte depolama sahalarına gönderildiğinde, bu toksik bileşenler zamanla toprağa ve yeraltı sularına karışarak çevresel kirlenmeye neden olmaktadır. Özellikle ağır metallerin doğada kalıcılık göstermesi ve biyobirikim özelliği taşıması, ekosistem ve besin zinciri üzerinde uzun vadeli olumsuz etkiler yaratmaktadır. İnsan sağlığı açısından değerlendirildiğinde ise bu maddeler nörolojik bozukluklar, böbrek hasarı, solunum yolu problemleri ve çeşitli toksik etkilerle ilişkilendirilmektedir. Ayrıca lityum bazlı piller, uygun olmayan koşullarda depolandığında yangın ve patlama riski de taşımaktadır. Bu nedenle kullanılmış pillerin ayrı toplanması, lisanslı geri dönüşüm ve bertaraf sistemlerine yönlendirilmesi çevresel sürdürülebilirlik, kaynak verimliliği ve halk sağlığının korunması açısından zorunlu bir uygulamadır.” dedi.</p>
<p><strong>Şarj edilebilir pil kullanımı yaygınlaştırılmalı</strong></p>
<p>Evlerde e-atık oluşumunu azaltmak için bireysel farkındalığın önemine değinen Karan, “Evlerde elektronik atık ve atık pil birikimini azaltmak için bireylerin günlük yaşamda uygulayabileceği çeşitli pratik adımlar bulunmaktadır. Öncelikle, gereksiz elektronik ürün tüketiminin azaltılması ve ihtiyaç odaklı satın alma davranışının benimsenmesi önemlidir. Elektronik cihazların kullanım ömrünün uzatılması, e-atık oluşumunun önlenmesinde temel yaklaşımlardan biridir. Bunun yanında, kullanılabilir durumdaki elektronik cihazların bakım ve onarım yoluyla tekrar kullanıma kazandırılması ya da ikinci el değerlendirilmesi atık miktarını azaltmaktadır. Kullanım ömrünü tamamlamış cihazların ise evsel atıklarla karıştırılmadan belediyelerin, yetkili toplama noktalarının veya lisanslı geri dönüşüm kuruluşlarının sistemlerine teslim edilmesi gerekmektedir. Pil kullanımında ise tek kullanımlık piller yerine şarj edilebilir pillerin tercih edilmesi önemli bir atık azaltım stratejisidir. Ayrıca kullanılmış pillerin evde biriktirilerek marketlerde, okullarda veya belediyelerin pil toplama kutularına bırakılması çevresel risklerin azaltılmasına katkı sağlar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Eski cihazlar lisanslı tesislere teslim edilmeli</strong></p>
<p>Eski telefon ve bilgisayarların geri dönüşüm süreçlerine ilişkin de bilgi veren Tuğçe Yılmaz Karan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Eski telefon, bilgisayar ve benzeri elektronik cihazların geri dönüşümü, çevresel risklerin azaltılması ve değerli kaynakların yeniden ekonomiye kazandırılması açısından sistemli bir şekilde yürütülmelidir. Bu cihazlar öncelikle evsel atıklardan ayrı olarak toplanmalı ve yetkili toplama merkezlerine ya da lisanslı geri dönüşüm tesislerine teslim edilmelidir. Çünkü elektronik cihazlar hem geri kazanılabilir değerli metaller hem de çevreye zarar verebilecek toksik bileşenler içermektedir. Geri dönüşüm süreci genellikle birkaç aşamada gerçekleşmektedir. İlk aşamada cihazların veri güvenliği açısından kontrol edilmesi ve kişisel verilerin tamamen silinmesi gerekmektedir. Ardından cihazlar ayrıştırma tesislerinde bileşenlerine göre sınıflandırılmaktadır. Plastik, cam, metal ve elektronik devre kartları birbirinden ayrılarak farklı geri kazanım süreçlerine yönlendirilmektedir. Özellikle devre kartlarında bulunan altın, bakır, gümüş ve palladyum gibi değerli metaller özel yöntemlerle geri kazanılabilmektedir. Bunun yanında pil, ekran ve bazı devre elemanlarında bulunan kurşun, cıva ve kadmiyum gibi tehlikeli maddeler kontrollü şekilde bertaraf edilmektedir.”</p>
<p>Bu süreçlerin lisanslı tesislerde gerçekleştirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Karan, “Çünkü kayıt dışı ya da kontrolsüz geri dönüşüm uygulamaları, toksik maddelerin çevreye yayılmasına ve insan sağlığı açısından ciddi risklerin oluşmasına neden olabilmektedir. Dolayısıyla elektronik cihazların doğru şekilde geri dönüşüm sistemine dahil edilmesi hem çevresel sürdürülebilirlik hem de kaynak verimliliği açısından temel bir gerekliliktir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Gelecekte “döngüsel ekonomi” modeli öne çıkacak</strong></p>
<p>Gelecekte e-atık yönetiminde döngüsel ekonomi yaklaşımının daha fazla önem kazanacağını ifade eden Karan, “Gelecekte e-atık yönetimi konusunda öne çıkan yenilikler ve politikalar, daha çok döngüsel ekonomi temelli yaklaşımlar etrafında şekillenmektedir. Geleneksel ‘üret-kullan-at’ modelinden uzaklaşılarak, ürünlerin yaşam döngüsünü uzatmayı ve atık oluşumunu kaynağında azaltmayı hedefleyen sistemler ön plana çıkmaktadır. Bu kapsamda en önemli politikalardan biri Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (Extended Producer Responsibility &#8211; EPR) uygulamalarıdır. Bu yaklaşımda üreticiler, ürünün yalnızca üretim aşamasından değil, kullanım ömrü sonrasındaki toplama, geri dönüşüm ve bertaraf süreçlerinden de sorumlu tutulmaktadır. Bu sistem, üreticileri daha dayanıklı, onarılabilir ve geri dönüştürülebilir ürün tasarlamaya yönlendirmektedir. Son yıllarda bu konuda yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi ve kapsamın genişletilmesi dikkat çekmektedir. Bunun yanında, eko-tasarım (ecodesign) yaklaşımı geleceğin önemli bileşenlerinden biridir. Elektronik ürünlerin tasarım aşamasında sökülebilirlik, tamir edilebilirlik ve malzeme geri kazanımına uygunluk kriterlerinin dikkate alınması, geri dönüşüm verimliliğini artırmaktadır. Buna paralel olarak ‘onarım hakkı (right to repair)’ politikaları da yaygınlaşmaktadır. Bu politikalar, tüketicilerin ürünlerini daha uzun süre kullanabilmesini desteklemektedir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gelecekte e-atık yönetiminde temel hedef ne olacak?</strong></p>
<p>Teknolojik yenilikler açısından ise yapay zekâ ve dijital takip sistemlerinin ön plana çıktığına işaret eden Karan, “Yapay zekâ destekli ayrıştırma teknolojileri, elektronik atıkların daha hızlı ve doğru sınıflandırılmasını sağlamakta; dijital ürün pasaportu gibi uygulamalar ise ürün içeriğinin ve yaşam döngüsünün izlenebilirliğini artırmaktadır. Bu da geri kazanım süreçlerini daha verimli hale getirmektedir. Gelecekte e-atık yönetiminde temel hedef; yalnızca atıkları bertaraf etmek değil, ürünleri sistem içinde mümkün olduğunca uzun süre tutarak kaynak verimliliğini artırmak ve çevresel etkileri minimize etmektir. Bu doğrultuda politika, teknoloji ve tüketici davranışlarının birlikte dönüşmesi gerekmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-yil-1-milyon-ton-e-atik-olusuyor-636509">Türkiye&#8217;de her yıl 1 milyon ton e-atık oluşuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1975&#8217;den günümüze Kocaeli spor basını</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/1975den-gunumuze-kocaeli-spor-basini-592026</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2025 13:21:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[basın]]></category>
		<category><![CDATA[başını]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteci]]></category>
		<category><![CDATA[gazeteciler]]></category>
		<category><![CDATA[günümüze]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[Karan]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[Spor Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592026</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu’nda “Kocaeli’de Basın Spor Tarihi” masaya yatırıldı. Kocaeli’nin basın spor tarihine ışık tutan mesleğin duayenleri, 40-50 yıl önceki spor gazeteciliğinden bugünlere nasıl geldiklerini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/1975den-gunumuze-kocaeli-spor-basini-592026">1975&#8217;den günümüze Kocaeli spor basını</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu’nda “Kocaeli’de Basın Spor Tarihi” masaya yatırıldı. Kocaeli’nin basın spor tarihine ışık tutan mesleğin duayenleri, 40-50 yıl önceki spor gazeteciliğinden bugünlere nasıl geldiklerini anlattı. Tecrübeli isimler, yeni nesil gazeteciliğin kolaya kaçtığını savundu.</p>
<p><b>KOCAELİ’NİN SPOR TARİHİNİ GAZETECİLER ANLATTI</b></p>
<p>Futboldan basketbola, bisiklet sporundan dağcılığa kadar birçok branşı bir araya getiren Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu, Kongre Merkezi’nde devam ediyor. Sempozyumun “Kocaeli’de Basın Spor Tarihi” isimli söyleyişine konuk olan gazeteciler, Kocaeli’de 40-50 yıl önceki spor gazeteciliğinden bugünlere nasıl geldiklerini anlattı. Dr. Öğretim Üyesi Berkant Yılmaz’ın moderatörlüğündeki söyleşiye TSYD Kocaeli Temsilcisi ve Spor Yazarı Metin Karan, Gazeteci ve Spor Yazarı Hayrettin Albayrak, Gazeteci-Yazar Yiğit Özcan, Spor Yazarı Orhan Balcı konuk oldu. Kentteki spor geçmişlerini kısaca anlatan konuşmacılar ardından “Basın Spor Tarihine” değindi.</p>
<p><b>“MÜREKKEP KOKUSUNU LİSE YILLARINDA TATTIM”</b></p>
<p>Kocaeli basınının deneyimli isimlerinden olan Metin Karan, spor gazeteciliğine adım attığı ilk günleri ve o dönemin zorlu çalışma koşullarını anlattı. Gazetecilik serüveninin lise yıllarında başladığını anlatan usta gazeteci Metin Karan, “Lise son sınıftayken okuldan çıkar çıkmaz Özgür Kocaeli Gazetesi’ne giderdik. Mürekkep kokusunu ilk kez orada tattım. Gazetenin ilk spor servisi şefi merhum Sancar Şener’di. Kocaeli basınında sporun ilk yıllarını birlikte yaşayan üç kişiden biriydik. Eskiden sporun tüm branşları gazeteciler tarafından takip ediliyordu. Bugün çoğu gazeteci futbola odaklanıyor” diyerek yeni nesil basın anlayışından yakındı.</p>
<p><b>“YAZILI BASIN 5 YIL SONRA BİTER”</b></p>
<p>Eski dönem spor gazeteciliğinin zorluklarını anlatan Karan, “Amatör kümelerde oynanan futbolun seviyesi, bugün bazı profesyonel liglerden bile iyiydi. Spor gazeteciliği, yalnızca sahada değil; zaman, emek ve fedakârlık isteyen bir meslek. Sevmeden yapılacak bir iş değil. Saatiniz belli değil, imkanlar kısıtlı ama sporun içinde kalmak istiyorsanız sabır göstermek zorundasınız” dedi. Karan ayrıca yazılı basınla ilgili öngörüde bulunarak, “Benim şahsi görüşüm, 5 yıla kalmaz yazılı basın Türkiye’de, belki dünyada bile büyük ölçüde ortadan kalkabilir. Yayıncılığın tamamen dijitale geçeceğini düşünüyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.</p>
<p><b>“HER SABAH AYNI HEYECANLA İŞE GİDİYORUM”</b></p>
<p>Kocaeli’nin deneyimli spor gazetecilerinden Hayrettin Albayrak ise meslek hayatındaki önemli dönüm noktalarını ve karşılaştığı zorlukları anlattı. Albayrak, mesleğe adım attığı ilk yılların büyük zorluklarla geçtiğini vurgulayarak, “O zamanlar hiçbir şey yoktu. Eleman yok, sistem oturmamış, ekipman yok. Yeni gazete olduğu için daktilo bulmak bile sorun. Pek çok haberi el yazısıyla yazdığımı bilirim” dedi. Bu süreçte büyük yorgunluk yaşadığını dile getiren gazeteci, bir büyüğümüzün dediği gibi; ‘İnsan sevdiği işi yapıyorsa hayatı boyunca hiç çalışmamış sayılır.’ Ben 41 yıldır meslekteyim ama hiç çalışmamış gibiyim. Çünkü hâlâ her sabah aynı heyecanla kalkıp işe gidiyorum” ifadelerini kullandı.<b> </b></p>
<p><b>KURŞUN HARFLERDEN DİJİTAL ÇAĞA</b></p>
<p>1974 yılında Türk Yolu Büyükşehir Gazetesi’nde çırak olarak gazetecilik mesleğine adım attığını söyleyen Orhan Balcı, “Fotoğrafı gazeteye koyabilmek için klişe yaptırmak şarttı. Dijital fotoğraf diye bir şey yoktu. Sezon başında altı klişe yaptırır, sezonda hep onları kullanırdık. Yazılı basın, görsel basın, işitsel basın ve dijital medyada görev yaptım, yapmaya da devam ediyorum” dedi. Balcı, “Gazetecilik 24 saat süren bir meslek. Gazeteciliği mutlu yapamazsanız bu mesleği sürdüremezsiniz. Teknolojinin avantajları var ama okuyucuya, izleyiciye asla yalan söyleyemezsiniz” diyerek genç gazetecilere uyarılarda bulundu.</p>
<p><b>“DAVAMIZ KOCAELİSPOR AŞKINI YENİ NESİLE AŞILAMAK”</b></p>
<p>Gazeteci-Yazar Yiğit Özcan, Kocaelispor’a olan tutkusundan bahsederek, “Mesleğe başlamamdaki en önemli sebep Kocaelispor’a olan sevdam. İlk kez 1983 yılında Kocaelispor-Sakaryaspor maçına gitmiştim. Maç bittikten sonra futbolculara yıldız veriyor, not alıyordum. Ya gazeteci olacağım ya da futbolcu demiştim, gazeteci oldum. 40 yıllık Kocaelispor arşivi var elimde. En büyük davamız Kocaelispor aşkını yeni nesle aşılamak. 51 yaşımda maç anılarımdan oluşan bir kitap yazdım. Gittiğim maçların skorunu unutmam. Okullar ve spor kulüpleriyle sürekli buluşuyoruz. Benim yaşantım Kocaelipor’la alakalı. Hayatımızı Kocaelispor’un fikstürüne göre ayarlıyoruz. Bu şehrin en büyük markası Kocaelispor’dur” dedi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/1975den-gunumuze-kocaeli-spor-basini-592026">1975&#8217;den günümüze Kocaeli spor basını</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
