<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>karaciğer | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/karaciger/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/karaciger</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Apr 2026 07:48:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>karaciğer | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/karaciger</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Yağlı karaciğer&#8217; hastalığı hızla yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yagli-karaciger-hastaligi-hizla-yayginlasiyor-624589</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:48:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[ünal]]></category>
		<category><![CDATA[yağlı]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda ülkemizde de hızla yaygınlaşan obezite, insülin direnci ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle yağlı karaciğer hastalığı her 3 kişiden birinde görülür hale geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yagli-karaciger-hastaligi-hizla-yayginlasiyor-624589">&#8216;Yağlı karaciğer&#8217; hastalığı hızla yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda ülkemizde de hızla yaygınlaşan obezite, insülin direnci ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle yağlı karaciğer hastalığı her 3 kişiden birinde görülür hale geldi. Üstelik karaciğer, hasarın yüzde 80’ine kadar belirti vermeden ilerleyebildiği için birçok kişi hastalığını fark ettiğinde geç kalmış oluyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Ümit Ünal</strong>, ‘karaciğer detoksu’ gibi masum görünen uygulamalarınsa sorunun fark edilmeden daha da ilerleyerek karaciğer yetmezliği hatta nakil ihtiyacına kadar götürebildiği uyarısında bulunuyor. Buna karşın erken dönemde yapılacak basit yaşam tarzı değişiklikleriyle karaciğer yağlanmasını önlemenin ve karaciğer sağlığını korumanın mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ünal, karaciğere ciddi hasar veren 5 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Şok diyetlerle hızlı kilo vermeye çalışmak</strong></li>
</ul>
<p>Kısa sürede verilen kilolar sağlıklı değil, aksine sağlığı tehlikeye atıyor. Çok düşük kalorili diyetler ve hızlı kilo kaybı, karaciğerde yağ depolanmasını artırabiliyor. Yapılan çalışmalar; haftada 1–1.5 kg’dan fazla kilo kaybının, karaciğer üzerindeki stresi artırarak zarar verebildiğini ve hastalığın ilerlemesini tetikleyebileceğini ortaya koyuyor. </p>
<ul>
<li><strong>Sadece diyet yapıp egzersizi ihmal etmek</strong></li>
</ul>
<p>Sadece diyet yapıp egzersiz yapmamak kas kaybına yol açıyor, metabolizmayı olumsuz etkiliyor ve insülin direncini tetikleyerek karaciğer yağlanmasını artırıyor. Düzenli yürüyüş gibi egzersizler, kas dokusunu koruyarak insülin direncini düşürmede ve böylece karaciğer yağlanmasını azaltmada en etkili yöntemlerden birini oluşturuyor. </p>
<ul>
<li><strong>Meyve tüketiminde aşırıya kaçmak</strong></li>
</ul>
<p>İçeriğindeki fruktoz nedeniyle meyve tüketiminde aşırıya kaçmak karaciğer yağlanmasını artıyor ve sağlığa fayda yerine zarar getiriyor. Özellikle meyve suyu gibi liften arındırılmış tüketimi, fruktozun daha hızlı emilmesine yol açıyor ve karaciğer yağlanmasını belirgin şekilde hızlandırıyor. </p>
<ul>
<li><strong>Karaciğeri temizliyor düşüncesiyle ‘bitkisel’ ürünler tüketmek</strong></li>
</ul>
<p>Prof. Dr. Ünal “Toplumumuzda ‘tamamen bitkisel, hiçbir zararı yok’ denilerek içeriği ve dozu bilinmeyen ürünleri, ‘doğal’ algısıyla tüketmek, karaciğere zarar veren en büyük yanlışlardan birini oluşturuyor! İçeriği standardize edilmemiş bitkisel ürünler, karaciğer hasarı hatta nakil gerektiren toksisitelere yol açabiliyor” diyor. Literatürde, bitkisel ürün kullanımına bağlı akut karaciğer yetmezliği ve nakil gerektiren vakalar bildirildiğini belirten Prof. Dr. Ünal “Karaciğerin ekstra detoksa ihtiyacı yoktur; yapısı gereği bazı basit önlemlere dikkat edildiğinde zaten kendini yenileyebilir” diye konuşuyor.  </p>
<ul>
<li><strong>Alkolün “zararsız bir sınırı” olduğuna inanmak</strong></li>
</ul>
<p>Karaciğer hastalığı riskinin kişiden kişiye değiştiğini vurgulayan Prof. Dr. Ünal sözlerine şöyle devam ediyor: “Alkol karaciğerde inflamasyonu artırarak yağlanmanın siroza dönüşme riskini artırıyor. Özellikle  karaciğer yağlanması olan kişilerde az miktarda alkol tüketimi bile hastalığın ilerlemesini hızlandırabiliyor. Bu nedenle alkol tüketiminden uzak durmak gerekir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yagli-karaciger-hastaligi-hizla-yayginlasiyor-624589">&#8216;Yağlı karaciğer&#8217; hastalığı hızla yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karaciğer yağlanması siroz ve kanser riskini artırabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karaciger-yaglanmasi-siroz-ve-kanser-riskini-artirabilir-623034</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[siroz]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yağlanması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623034</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük hayatta hareketin azalması ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi karaciğer sağlığını doğrudan etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karaciger-yaglanmasi-siroz-ve-kanser-riskini-artirabilir-623034">Karaciğer yağlanması siroz ve kanser riskini artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günlük hayatta hareketin azalması ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi karaciğer sağlığını doğrudan etkileyebiliyor. Karaciğer yağlanmasının fazla kilo, insülin direnci, tip 2 diyabet, kolesterol yüksekliği ve hareketsiz yaşam tarzı olan kişilerde daha sık görüldüğünü belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Karademir, “Karaciğer hücrelerinin içinde normalden fazla yağ birikmesi anlamına gelen karaciğer yağlanması, bazı kişilerde ilerleyerek iltihaplanma, hücre hasarı ve daha ileri aşamalarda siroz ile karaciğer yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Karaciğer yağlanmasının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan, özellikle ileri evre yağlanma ve siroz gelişen hastalarda karaciğer kanseri riskinin arttığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Karademir, “Son yıllarda, sirozu bulunmayan kişilerde bile yağlanmaya bağlı olarak karaciğer kanseri geliştiğini gözlemliyoruz. Bu sebeple diyabeti olan, hızlı kilo alan ya da karaciğer testleri yüksek seyreden kişilerin daha yakından takip edilmesi kıymetli. Bu kişilerde zamanla iltihaplanma ve doku hasarı gelişme riski yüksek olduğu için kan testleri, ultrasonografi, gerekli durumlarda MR ve bazı hastalarda düzenli kanser taramaları çok önemli” dedi.</p>
<p><strong>Kilo kaybı karaciğer sağlığını destekliyor</strong></p>
<p>Var olan kilonun yüzde 7-10 oranında kaybedilmesi, düzenli yürüyüş yapılması ve Akdeniz tipi beslenmenin karaciğer sağlığını olumlu yönde etkilediğini vurgulayan Karademir, “Bu değişiklikler karaciğer yağlanmasının gerilemesine yardımcı olabileceği gibi kanser riskini de azaltabilir. Günlük hayata entegre edilecek küçük ama sürdürülebilir adımlar bu süreçte önemli bir fark yaratır. Yağlanma tehlikesinin doğru takip ve uygun yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabileceği, ihmal edildiğinde ise daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği bilinmeli” uyarısında bulundu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karaciger-yaglanmasi-siroz-ve-kanser-riskini-artirabilir-623034">Karaciğer yağlanması siroz ve kanser riskini artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölüm sebepleri arasında ilk 10&#8217;da yer alıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/olum-sebepleri-arasinda-ilk-10da-yer-aliyor-622438</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 07:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[alıyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hepatit]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Otoimmün]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[yer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622438</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karaciğer hastalıkları dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasında yer almaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olum-sebepleri-arasinda-ilk-10da-yer-aliyor-622438">Ölüm sebepleri arasında ilk 10&#8217;da yer alıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğer hastalıkları dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasında yer almaya devam ediyor.  Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, özellikle siroz ve kronik karaciğer hastalıkları her yıl yaklaşık 2 milyon kişinin ölümüne neden olurken, küresel ölüm sebepleri arasında ilk 10’da yer alıyor. Vücudumuzun adeta bir kimya laboratuvarı olan karaciğer; yaşamsal öneme sahip maddelerin üretimi, besinlerin enerjiye dönüştürülmesi ve toksinlerin vücuttan temizlenmesi gibi son derece önemli  görevler üstleniyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız, </strong>bu nedenle karaciğerin sorunsuz çalışmasının sağlıklı bir yaşam için kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Ancak bazı etkenler karaciğerde hücre ölümüne yol açabilmektedir.  Üstelik karaciğerde oluşan hasar uzun yıllar belirti vermeden sessizce ilerleyebilmekte ve uzun vadede iltihaplanma, fibrozis ile karaciğer nakli gerektirebilen siroza neden olabilmektedir. Karaciğer sağlığını korumak için alınması gereken en önemli önlem ise sağlıklı bir kiloda  olmaktır” diyor.  <strong>Gastroenteroloji Uzmanı</strong> <strong>Prof. Dr. Hakan Yıldız</strong>,  karaciğerde en sık hasar oluşturan 6 etkeni anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p>
<p><strong>Hepatit B </strong></p>
<p>Hepatit B, dünya genelinde en sık görülen viral hepatit olarak karşımıza çıkıyor. Çoğunlukla anneden bebeğe bulaşarak karaciğerde kronik inflamasyona, yani kronik karaciğer hastalığına  yol açabiliyor. Bu inflamasyon yıllar içinde karaciğer hücrelerinin ölümüyle  ve bunun sonucunda siroz ve/veya karaciğer kanseriyle sonuçlanabiliyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Hepatit B aşısı çoğunlukla bizi yaşam boyunca bu enfeksiyondan koruyor.</p>
<p><strong>Obezite</strong></p>
<p>Dünya genelinde en sık görülen karaciğer hastalığının “karaciğer yağlanması” olduğu belirtiliyor. Çağımızın önemli sağlık sorunlarından biri olan<strong> </strong>obezite, karaciğerde özellikle “metabolik disfonksiyonla ilişkili yağlı karaciğer” olarak adlandırılan hastalığa yol açabiliyor. Karaciğerde yağlanma uzun vadede ciddi hasarlar oluşturabiliyor ve karaciğer nakli gerektiren hastalarda en sık görülen nedeni oluşturuyor.  Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız,<strong>  </strong>son yıllarda obezite ve sağlıksız beslenme sebebiyle karaciğer yağlanmasının giderek arttığını vurgulayarak, “Araştırmalar, obezite sorunu  yaşayan kişilerin yaklaşık yüzde 80’inde karaciğerde yağ birikimi olduğunu göstermektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Sağlıklı beslenmek, günde 30 dakika hafif tempolu yürüyüş yapmak, ideal kiloya ulaşmak veya mevcut kilonun yüzde 8-10’unu vermek, günde 2-3 fincan filtre kahve tüketmek, karaciğer yağlanmasının hafiflemesine destek oluyor. </p>
<p><strong>İlaçlar ve bitkisel ürünler</strong></p>
<p>Zararsız gibi görünen bazı ağrı kesiciler ve bitkisel ürünler, bilinçsizce kullanıldığında karaciğerde ani iltihaplanma başlatabiliyor ve toksik hepatite neden olabiliyor. Bunun sonucunda halsizlik, sarılık ve ilerleyen dönemde karaciğer yetmezliği tablosu  gelişebiliyor.  </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> İlaçları ve bitkisel ürünleri ‘masum’ görmemek; doktor önerisi olmadan hiçbir ürünü kullanmamak, toksik hepatiti önlemenin en basit yolunu oluşturuyor. </p>
<p><strong>Aşırı alkol tüketimi </strong></p>
<p>Alkol, karaciğerde parçalanırken ortaya çıkan toksik ara ürünlerle hücreleri yıpratıyor. Bunun sonucunda zamanla yağlanma, iltihaplanma ve nihayetinde siroza uzanan sessiz bir hasar süreci başlıyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı?</strong> Alkolü güvenli sınırların altında ve seyrek tüketmek (haftada 2-3 kadehi geçmemek) karaciğer sağlığımız için çok önemli. </p>
<p><strong>Genetik hastalıklar</strong></p>
<p>Bazı karaciğer hastalıkları genetik nedenlerle ortaya çıkıyor. Genler normalde karaciğer hücrelerinde görev yapan enzimlerin, reseptörlerin (alıcıların) ve taşıyıcı proteinlerin üretimini sağlıyor. Bu genlerde bir bozukluk olduğunda karaciğer bazı görevlerini tam olarak yerine getiremiyor. Örneğin, safra üretimi ve kullanımı bozulabiliyor veya bakır ile demir gibi minerallerin dengesi etkilenebiliyor.  Ayrıca, bazı zararlı maddelerin vücuttan atılması zorlaşabiliyor. </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı? </strong>Bu tür hastalıklar erken dönemde fark edildiğinde çoğu zaman ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor. Erken tanı için düzenli sağlık kontrolleri ve gerekli laboratuvar testlerinin yapılması büyük önem taşıyor. </p>
<p><strong>Otoimmün hastalıklar</strong></p>
<p>Karaciğer otoimmün hastalıkları  (otoimmün hepatit, primer biliyer kolanjit gibi) çoğunlukla genetik yatkınlığı olan kişilerde; enfeksiyonlar, ilaçlar ve karaciğerde inflamasyonun tetiklenmesi sonucu oluşuyor.  </p>
<p><strong>Nasıl önlem almalı? </strong>Erken dönemde tanı konulduğunda<strong> </strong>otoimmün hastalıkların tedavi edilebildiğini belirten Prof. Dr. Hakan Yıldız, aile bireylerinde otoimmün karaciğer hastalığı bulunan kişilerin düzenli olarak takip edilmeleri gerektiğine vurgu yapıyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/olum-sebepleri-arasinda-ilk-10da-yer-aliyor-622438">Ölüm sebepleri arasında ilk 10&#8217;da yer alıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şişli Hastaneleri Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat &#8220;Ülkemizde Organ Bağışı 10 Kat Arttırılmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sisli-hastaneleri-organ-nakli-merkezi-baskani-prof-dr-kamil-yalcin-polat-ulkemizde-organ-bagisi-10-kat-arttirilmali-589087</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 08:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[bağışının]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[gerekiyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kadavra]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[kat]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nakil]]></category>
		<category><![CDATA[Nakiller]]></category>
		<category><![CDATA[nakli]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[Organ Nakli]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[şişli]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589087</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de organ nakli bekleyen hasta sayısı her geçen gün artıyor. Yeterli organ bağışı bulunmadığı için nakiller büyük oranda kadavra yerine canlı vericilerden yapılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sisli-hastaneleri-organ-nakli-merkezi-baskani-prof-dr-kamil-yalcin-polat-ulkemizde-organ-bagisi-10-kat-arttirilmali-589087">Şişli Hastaneleri Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat &#8220;Ülkemizde Organ Bağışı 10 Kat Arttırılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de organ nakli bekleyen hasta sayısı her geçen gün artıyor. Yeterli sayıda organ bağışı olmadığı için nakiller kadavra yerine çoğunlukla canlı vericiden yapılıyor. Dünya standartlarındaki organ nakil merkezlerimiz ve Türk doktorların deneyimi sayesinde yabancı hastalar da organ nakli için ülkemize geliyor. Memorial Bahçelievler / Şişli Hastaneleri Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat, “3-9 Kasım Organ Bağış Haftası” kapsamında organ naklindeki yeni gelişmeler hakkında önemli bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kadavra nakil sayısı çok az</strong></p>
<p>Organ bağışı, ülkemizde henüz istenen seviyede değil. Türkiye’de her yıl yalnızca 300–400 kadavra donörden organ alınabilmektedir. Oysa Batılı ülkelerle aynı düzeye ulaşabilmek için bu sayının en az 10 kat artması, yani yılda 2.000–3.000 kadavra donöre ulaşılması gerekir. Bu durum, organ bekleyen binlerce hasta için büyük bir fark oluşturacaktır. Bu nedenle organ bağışını artırmak için devlet kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve medya organlarının ortak sosyal projelerde buluşması hayati önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Türkiye Canlı Vericili Nakillerde Öncü</strong></p>
<p>Avrupa ülkelerinde organ vericilerinin yaklaşık %80’i kadavra yapılırken, Türkiye’de bu oran tersine dönmüş durumda yani nakillerin %75’i canlı donörden, %25’i kadavradan yapılmaktadır. Bu tablo, toplumda organ bağışının halen yetersiz olduğunu göstermektedir. Ancak Türkiye, canlı vericili karaciğer nakillerinde dünya çapında başarılı sonuçlar elde etmektedir. Son yıllarda düzenlenen farkındalık kampanyaları sayesinde kadavra bağış oranında kısmi artış gözlense de, hastaların beyin ölümü tanısının konulduğu merkezlere ve halka büyük görev düşmektedir. Sağlık hizmetlerinin her aşamasında yüksek kalite ve şeffaflık toplumun sisteme olan güvenini artırmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “organ nakli dinen caizdir” yönündeki açıklamasıyla birlikte dini çekinceler büyük ölçüde azalmıştır. Yine de bazı aileler sosyal baskı ya da yanlış önyargılar nedeniyle bağış kararını vermekte tereddüt etmektedir. Oysa organ bağışı, hayat kurtaran bir iyilik zinciridir.</p>
<p><strong>Bağışlanan her organ, bir insana yaşam umudu olur</strong></p>
<p>Son 10 yılda Memorial Sağlık Gurubu hastanelerinde 1656’sı yetişkin, 344’ü çocuk olmak üzere 2 bin karaciğer nakli gerçekleştirildi. Nakiller sayesinde 2,5 aylık bebekten 80 yaşındaki hastalara kadar 2 bin kişi sağlığına kavuşmuştur. 15 kilo üzerindeki hastalara rutin olarak böbrek nakli yapılmaktadır. Nakillerdeki bu barı başarı oranlarımız hem bizi hem de hastalarımızı çok sevindirmektedir;</p>
<p>•           Karaciğer nakillerinde %92</p>
<p>•           Böbrek nakillerinde %98</p>
<p><strong>Karaciğer Yetmezliğinde En Etkili Tedavi: Organ Nakli</strong></p>
<p>Organ nakli ameliyatları arasında karaciğer ve böbrek nakilleri en sık yapılan operasyonlardandır. Karaciğer ve böbrekteki yetmezlik sorunlarında en kalıcı tedavi yolu da organ naklidir. Ülkemizde kronik karaciğer yetmezliğinin en yaygın nedenleri arasında Hepatit B, Hepatit C ve alkol yer alır. Hepatit B’li hastaların yaklaşık %15’inde ilerleyen dönemde tümör veya yetmezlik gelişebilir. Bu hastalarda karaciğer nakli, yaşam süresini ve kalitesini belirgin şekilde artırmaktadır.</p>
<p>Karaciğer nakli yüksek teknik beceri ve güçlü bir yoğun bakım desteği gerektirir. Ameliyat sırasında gereksiz kan kullanımından kaçınılması, hastanın metabolik dengesini korur ve komplikasyon riskini azaltır. Merkezimizde ortalama kan kullanımı oldukça düşük seviyededir (yaklaşık 2,1 ünite/hasta). Bu yaklaşım, nakil sonrası iyileşme sürecini hızlandırır.</p>
<p><strong>Böbrek nakli ile diyalize veda</strong></p>
<p>Kronik böbrek yetmezliği, hastaların yaşamını ciddi şekilde kısıtlar. Diyalize bağımlı yaşam, hem fiziksel hem psikolojik olarak yıpratıcıdır. Başarılı bir böbrek nakli sonrası ise hastalar günlük yaşantılarına, işlerine ve sosyal hayatlarına geri dönebilir.</p>
<p><strong>Nakil sonrası enfeksiyon riski hayati risk nedeni  </strong></p>
<p>Nakil operasyonlarında iyi bir anestezi yönetimi ve yoğun bakım takibi başarıyı belirleyen en önemli faktörlerdir. Enfeksiyon riski nakil sonrası en büyük tehditlerden biridir. Bu nedenle enfeksiyon kontrol komitelerinin düzenli denetimi ve hasta takibi, uzun dönem başarı oranlarını artırır.</p>
<p>Organ nakli sonrası ilk bir yıl, hastalar için kritik öneme sahiptir. Düzenli kontroller ve doktor önerilerine tam uyum, yaşam kalitesini korur. Nakil geçiren birçok kişi işine, ailesine ve sosyal yaşamına kaldığı yerden devam eder. Organ nakli yapılan kadınlar, genellikle ikinci yıldan itibaren güvenle gebelik planlayabilir. Organ nakli yalnızca cerrahi bir işlem değildir; cerrahi, anestezi, yoğun bakım, enfeksiyon, psikoloji ve koordinasyon ekiplerinin birlikte çalıştığı multidisipliner bir süreçtir. Bir hastanede organ naklinin başarıyla yapılabilmesi, o kurumun genel hizmet kalitesinin de göstergesidir.</p>
<p><strong>Yanlış inançlar bağışın önündeki en büyük engel</strong></p>
<p>Toplumda organ bağışıyla ilgili bilgi eksikliği, önyargı ve yanlış inanışlar yaygındır. Oysa doğru bilgiyle hareket eden bireylerin sayısı arttıkça, bağış oranları da artacaktır. Medyanın bu konudaki olumlu haberleri, farkındalığı artırmada önemli bir rol oynamaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın son yıllarda yaptığı çalışmalar olumlu sonuçlar verse de, kat edilmesi gereken daha uzun bir yol vardır.</p>
<p><strong>Yaşamı paylaş, umudu çoğalt</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı’nın organ nakli merkezlerinde yürüttüğü denetimler ve kayıt sistemleri, kaliteyi artırmayı hedeflemektedir. Daha fazla hastaya ulaşmak ve bunu yüksek standartlarda yapmak, Türkiye’nin organ naklindeki en önemli hedefidir. Organ bağışı, bir insanın hayatını kurtarmanın en insani yoludur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sisli-hastaneleri-organ-nakli-merkezi-baskani-prof-dr-kamil-yalcin-polat-ulkemizde-organ-bagisi-10-kat-arttirilmali-589087">Şişli Hastaneleri Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat &#8220;Ülkemizde Organ Bağışı 10 Kat Arttırılmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Araştırma Dünya Genelinde Karaciğer Kanseri Vakalarının En Az Yüzde 60&#8217;ının Önlenebilir Olduğunu Gösterdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-arastirma-dunya-genelinde-karaciger-kanseri-vakalarinin-en-az-yuzde-60inin-onlenebilir-oldugunu-gosterdi-563116</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2025 08:23:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[genelinde]]></category>
		<category><![CDATA[gösterdi]]></category>
		<category><![CDATA[inin]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[olduğunu]]></category>
		<category><![CDATA[önlenebilir]]></category>
		<category><![CDATA[vakalarının]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563116</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karaciğerin en yaygın kanseri olarak gösterilen hepatoselüler karsinom (HCC) dünya genelinde hızla artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-arastirma-dunya-genelinde-karaciger-kanseri-vakalarinin-en-az-yuzde-60inin-onlenebilir-oldugunu-gosterdi-563116">Yeni Araştırma Dünya Genelinde Karaciğer Kanseri Vakalarının En Az Yüzde 60&#8217;ının Önlenebilir Olduğunu Gösterdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Karaciğerin en yaygın kanseri olarak gösterilen hepatoselüler karsinom (HCC) dünya genelinde hızla artıyor. Tıbbi otoritelerin &#8220;sessiz ama ölümcül bir pandemi&#8221; olarak tanımladığı sorunla ilgili The Lancet dergisinden yayınlanan yeni bir çalışma çarpıcı verileri ortaya koydu. Araştırmanın karaciğer kanserlerinin yüzde 60’ının önlenebilir olduğunu gösterdiğini belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Veysel Umman: “Yeni veriler, karaciğer sağlığı için erken harekete geçmemiz gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.” diye konuştu</em>. </p>
<p>Lancet Dergisi’nin Uluslararası Hepatosellüler Karsinom Komisyonu, 30’dan fazla ülkeden, hepatoloji, onkoloji ve halk sağlığı uzmanlarının kolektif çalışması sonucu bu raporu hazırladı. “Dünya çapındaki en saygın kurumların verileriyle desteklenen bu çalışma küresel perspektifte bir alarm zili çalıyor.” Diyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Organ Nakli Sorumlusu Doç. Dr. Veysel Umman, gerekli önlemler alınmazsa 2050’de yılda 1,5 milyon karaciğer kanseri vakası beklendiğine dikkat çekti. </p>
<p>Doç. Dr. Umman, bu tabloyu şöyle değerlendirdi: “Karaciğer kanseri, kamuoyunda yeterince yer bulmasa da, sinsi ve ölümcül biçimde yayılıyor. Bu çalışmaya göre pandemi öncesi ve sonrası karşılaştırmada: 2022’de 0,87 milyon yeni vaka varken, 2050’de 1,52 milyon yeni vaka bekleniyor. Bu artış, fark edilmeden büyüyen bir küresel halk sağlığı krizine işaret ediyor. Sessiz sedasız, hayatlarımızın tam ortasında artan bir felaket. Yıllık sadece yüzde 2 düşüş bile, gelecek 25 yılda 8,8–17,3 milyon vakayı önleyebilir ve 7,7–15,1 milyon hayatı kurtarabilir.”</p>
<p><strong>“ÜLKEMİZ İÇİN DE CİDDİ BİR SAĞLIK SORUNU”</strong></p>
<p>Araştırmaya göre 2022 yılında dünya genelinde yaklaşık 870 bin kişinin HCC tanısı aldığını belirten Doç. Dr. Veysel Umman, bu rakamın 2050 yılına 1,5 milyonu geçmesinin beklendiğini hatırlattı. Türkiye’de de dünya ile benzer bir artış trendi olduğunu söyleyen Doç. Dr. Umman, sözlerine şöyle devam etti: “HCC, dünya genelinde en sık görülen 6. kanser ve kanser kaynaklı yaşam kayıpların 3. en yaygın nedeni. Türkiye’de ise karaciğer kanseri tüm kanserler arasında ilk 10’da yer almıyor. Ancak karaciğer kanseri sadece yaygınlığı ile değil yaşam kaybı oranlarıyla dikkat çektiği için ülkemiz için de ciddi bir sağlık sorunu olarak önemini koruyor.” </p>
<p><strong>“SAHADA GÖZLEMLEDİĞİMİZ GERÇEKLER BİLİMSEL VERİLERLE ORTAYA KONMUŞ OLDU”</strong></p>
<p> “Bu araştırma, aslında yıllardır sahada gözlemlediğimiz gerçekleri bilimsel verilerle doğruluyor.” diyen Doç. Dr. Veysel Umman, “Karaciğer kanseri kader değil. Zamanında fark edilirse önlenebilir bir hastalık. Hepatit aşıları, kilo kontrolü, alkol tüketiminin azaltılması ve düzenli kontrollerle bu kanser türünün önüne geçebiliriz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“ÜLKEMİZDE SON YILLARDA ARTAN KARACİĞER YAĞLANMASI ÖNEMLİ BİR SORUN”</strong></p>
<p>Ülkemizde Hepatit B taşıyıcılığı yaygınlığı nedeniyle vakalarının büyük kısmının bu enfeksiyona bağlı olduğu bilgisini veren Doç. Dr. Umman, son yıllarda artış gösteren MASLD, yani Metabolik Disfonksiyonla İlişkili Steatotik Karaciğer Hastalığı, halk arasında &#8220;karaciğer yağlanması&#8221; olarak bilinen soruna dikkat çekti. </p>
<p>Türkiye’de de obeziteye ve diyabete bağlı karaciğer yağlanması vakalarında ciddi artış gözlendiğine işaret eden Doç. Dr. Umman, “Bu hastalık obezite, insülin direnci, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi metabolik bozukluklarla birlikte görülür. MASLD ilerlediğinde siroza ve ardından karaciğer kanserine dönüşebilir. Zaten karaciğer kanserinin çıkışına zemin hazırlayan en temel etken karaciğerin artık siroz geliştirmiş olmasıdır. Özellikle alkol kullanmayan ama karaciğer yağlanması olmuş ve karaciğerin sirotik hale geldiği kişilerde de kanser gelişebildiğini göstermesi açısından önemlidir.” diye konuştu. </p>
<p>Doç. Dr. Umman, halk arasında nispeten “masum bir problem” olarak görülen ya da ihmal edilebilen karaciğer yağlanmasının dikkatle ele alınması gerektiğini vurguladı: “Karaciğer yağlanması, birçok insanda belirti vermeden ilerliyor. Bu yağlanma zamanla karaciğerde hasara, siroza ve kansere dönüşebiliyor” dedi. </p>
<p><strong>“VİRAL HEPATİTLERİN YAYGINLIĞININ KARACİĞER KANSERİNİN ARTIŞINDA ÖNEMLİ BİR PAYI VAR”</strong></p>
<p>Karaciğer kanseri vakalarının hızla artmasının başlıca nedenlerinin viral hepatitlerin (özellikle Hepatit B ve C) yaygınlığı, alkol kullanımı, obezite, karaciğer yağlanması ve diyabetin artması olarak sıralayan Doç. Dr. Veysel Umman, sözlerine şöyle devam etti: “Korunma adına son derece önemli olan aşılama konusunda özellikle gelişmekte olan ülkeler yetersiz kalıyor. Bunun yanında gelişmiş ülkelerde ise, beslenme alışkanlıklarındaki sağlıksız seçimler, hareketsiz yaşam tarzı gibi etkenler de yağlı karaciğer hastalığını önemli bir risk haline getiriyor. Uzun süreli ve yoğun alkol tüketimi de siroz ve ardından HCC’ye neden oluyor. Bu üç önemli faktörün birleşimi de HCC vakaların yüzde 60’ından fazlasının nedeni ortaya koyuyor. Bu faktörlerin önlenebilir olması ise işin en dramatik kısmı aslında.” </p>
<p><strong>“SİROZ SADECE ALKOL KULLANANLARDA GÖRÜLMEZ”</strong></p>
<p>“Bugüne kadar çoğu kişinin karaciğer hastalığını sadece alkolle ilişkilendirdiğini ancak yeni verilere göre sağlıksız beslenme, aşırı kilo ve hareketsiz yaşamın da karaciğeri aynı ölçüde yıprattığını gösterdiğini anlatan Doç. Dr. Umman, “Üstelik bazı kişilerde kanser, siroz gelişmeden de ortaya çıkabiliyor. Yani vücut hiçbir sinyal vermeden altta yatan genetik faktörlerin tetiklemesiyle ilerleyen bir sürece karşı da uyanık olmak zorundayız.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“ÖZELLİKLE RİSKLİ GRUPTA YER ALANLAR DÜZENLİ KONTROLLERİNİ İHMAL ETMEMELİ”</strong></p>
<p>Yeni bilimsel analizle birlikte karaciğer sağlığını korumak için alınabilecek önlemlerin gündeme geldiğini söyleyen Doç. Dr. Umman, özellikle şu grupları uyardı: “Fazla kilolu bireyler, şeker, tansiyon, kolesterol hastaları, karaciğerinde yağlanma tespit edilenler, ailesinde karaciğer hastalığı olanlar, hepatit virüsü taşıyanlar veya aşısını yaptırmamış olan kişilerin yılda bir kez kan testleriyle karaciğer enzimlerine baktırması, gerektiğinde ultrason veya karaciğerin elastikliğinin böylece de dolaylı olarak sağlığının değerlendirilmesi gibi ileri görüntüleme yöntemleriyle karaciğer hasarının değerlendirilmesi gerekir. En yaygın ve etkili tedavilerden biri de kilo kaybıdır. Hareketli bir yaşam, sağlıklı beslenme, alkolü sınırlama, düzenli kontroller ve hepatit aşısı ile karaciğerimizi kanserden koruyabiliriz. Karaciğer nakli olması gereken alıcı adaylarımızın nakil merkezimize getirdiği bağış yapmak isteyen sağlıklı verici adaylarında dahi artık sıklıkla karaciğer yağlanmasına rastlayabiliyoruz. Bu kişilere önce kilo verme programları düzenleyip karaciğer yağlanması gerilerse değerlendirmeye alıyoruz’’ diye belirtti.</p>
<p><strong>“ERKEN TANIYLA ŞİFA SAĞLANABİLİYOR”</strong></p>
<p>Hepatoselüler karsinomda da diğer birçok kanserde olduğu gibi erken tanının son derece önemli olduğunun altını çizen Doç. Dr. Umman, “Erken tanı konulan hastalarla, cerrahi tedavi, ablasyon veya karaciğer nakli gibi şifa sağlayabilecek seçenekler uygulanabiliyor. Ancak tanı geciktikçe kanserin evresi de ilerliyor ve tedavi şansı düşüyor ve yaşam süresi kısalıyor. Bu nedenle riskli bireylerin 6 ayda bir karaciğer ultrasonu yaptırması çok önemli” diye konuştu. </p>
<p><strong>“‘SESSİZ İLERLESE DE ÖNLEMLERLE DURDURMAK MÜMKÜN’ </strong></p>
<p>“Raporun en çarpıcı bulgularından biri de şu: karaciğer kanserlerinin en az yüzde 60’ı, hepatit yani karaciğerde iltihap ve hücre kaybına yol açan bulaşıcı virüslerin hepatit B ve C virüsü (HBV, HCV), ve metabolik hastalıkların (MASLD) ve alkolün kontrolüyle engellenebilir.” Diye konuşan Doç. Dr. Umman, sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Karaciğer kanserinin en yaygın nedeni 2022’de olduğu gibi 2050’de de hepatit B (HBV) olmaya devam edecek. Ancak oranı yüzde 39’dan yüzde 36,9’a düşecek. Bunun yanında alkol kaynaklı karaciğer hasarı ve metabolik kaynaklı steatohepatit (MASH) ise hızla artış gösteriyor ve bunlar önlenebilir kaynaklar.”</p>
<p><strong>“HEPİMİZE BÜYÜK GÖREVLER DÜŞÜYOR”</strong></p>
<p>Sessiz ilerleyen bu krize karşı hepimize büyük görev düştüğünün altını çizen Doç. Dr. Veysel Umman çözüm önerileriyle ilgili şunları aktardı: “Aşıdan taramaya, sağlıklı yaşamdan devlet politikalarına kadar her adım, hayatta kalma mücadelesinde bir adım daha öne geçmek demek. Fakat bu ancak planlı bir yaklaşımla mümkün ve bu plan içinde hem devlet hem birey emeği gerekli. Ulusal aşı kampanyaları, yaygın tarama programları, sigarayı ve alkolü azaltan politikalar, sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı eğitimleri, hepsi birleştiğinde, “sessiz fırtına”nın yönünü değiştirebilir. Git gide ilerleyen karaciğer yetmezliği ve sonrasında gelişen karaciğer sirozu kanser oluşmasındaki en temel zemini hazırlıyor. Karaciğer kanseri bu şekilde ilerlerken sessiz olabilir, ama biz sessiz kalamayız.”</p>
<p><strong>“KARACİĞER YAĞLANMASINI CİDDİYE ALIN, KONTROLLERİNİZİ İHMAL ETMEYİN”</strong></p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Genel Cerrahi uzmanı Doç. Dr. Veysel Umman, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Karaciğer kanseri sessiz ilerleyen ama erken önlemle durdurulabilecek bir hastalık. The Lancet dergisinde yayınlanan çok merkezli bu yeni çalışma, hem bireyler hem de sağlık sistemi için bir uyarı niteliğindedir. Karaciğer yağlanmasını ciddiye alın, kontrollerinizi ihmal etmeyin.   Şimdi harekete geçmezsek, 2050 hızlı gelecek ve çok geç olabilir.<strong> </strong>Unutmayın, karaciğer uzun süre sessiz kalır ama bir gün konuştuğunda geç olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-arastirma-dunya-genelinde-karaciger-kanseri-vakalarinin-en-az-yuzde-60inin-onlenebilir-oldugunu-gosterdi-563116">Yeni Araştırma Dünya Genelinde Karaciğer Kanseri Vakalarının En Az Yüzde 60&#8217;ının Önlenebilir Olduğunu Gösterdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karaciğer naklindeki önemli gelişmeler uluslararası kongrede tartışıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karaciger-naklindeki-onemli-gelismeler-uluslararasi-kongrede-tartisildi-542297</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jun 2025 08:01:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[kongrede]]></category>
		<category><![CDATA[naklindeki]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tartışıldı]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542297</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karaciğer nakilleri ile ilgili dünyadaki en büyük organizasyon olan Uluslararası Karaciğer Nakli Derneği (ILTS) tarafından “Karaciğer Naklinde Geleceği Şekillendiren Yenilikler” temasıyla organize edilen ILTS 2025 Kongresi, Singapur’da gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karaciger-naklindeki-onemli-gelismeler-uluslararasi-kongrede-tartisildi-542297">Karaciğer naklindeki önemli gelişmeler uluslararası kongrede tartışıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğer nakilleri ile ilgili dünyadaki en büyük organizasyon olan Uluslararası Karaciğer Nakli Derneği (ILTS) tarafından “Karaciğer Naklinde Geleceği Şekillendiren Yenilikler” temasıyla organize edilen ILTS 2025 Kongresi, Singapur’da gerçekleştirildi. Kongrede, Türkiye’yi, başkanlığını Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zeki Karasu’nun yaptığı Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği temsil etti.</p>
<p>EÜ Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zeki Karasu’yu makamında ağırlayan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akreditasyona sahip sağlık temalı araştırma üniversitemiz, uluslararası arenada daha çok görünür olmaya, daha nitelikli bilimsel faaliyetler yürütmeye ve iş birlikleri yapmaya devam ediyor. Başkanlığını Üniversitemiz Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zeki Karasu’nun yaptığı ekip, ülkemizi Singapur’da düzenlenen ILTS 2025 Kongresinde temsil etti. Üniversitemizin uluslararası görünürlüğüne ve bilinirliğine sunduğu katkıdan dolayı Prof. Dr. Zeki Karasu’yu ve beraberindeki ekibi tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p>         Kongreyi değerlendiren Prof. Dr. Zeki Karasu, “Bu önemli buluşma, Türkiye’nin karaciğer nakli alanındaki bilimsel katkılarının ve uluslararası iş birliklerinin altını bir kez daha çizdi. Gelişen teknoloji, multidisipliner yaklaşımlar ve yenilikçi uygulamaların paylaşıldığı bu kongrede; karaciğer hastalıkları, nakil cerrahisi ve iş süreçleri alanındaki en güncel gelişmeler tartışıldı. 72 ülkeden bilim adamlarının katıldığı etkinlikte tarihte ilk defa Türk Karaciğer Derneği Paneli gerçekleştirildi. Karaciğer nakilleri alanında uluslararası sahada ülkemizin saygınlığını artıran bu organizasyon tüm katılımcılardan takdir topladı” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karaciger-naklindeki-onemli-gelismeler-uluslararasi-kongrede-tartisildi-542297">Karaciğer naklindeki önemli gelişmeler uluslararası kongrede tartışıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cerrahi Şansı Olmayan Karaciğer Tümörlerinde Radyoembolizasyon Yaşam Beklentisini Yükseltiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cerrahi-sansi-olmayan-karaciger-tumorlerinde-radyoembolizasyon-yasam-beklentisini-yukseltiyor-453102</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2024 11:38:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beklentisini]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[radyoembolizasyon]]></category>
		<category><![CDATA[şansı]]></category>
		<category><![CDATA[tümörlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yükseltiyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=453102</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle son yıllarda görülme sıklığında artış gözlenen karaciğer tümörlerinin tedavisinde cerrahi tedavi çok önemli bir yer tutmakla birlikte hastaların yüzde 20 gibi küçük bir bölümü cerrahi şansına ulaşabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cerrahi-sansi-olmayan-karaciger-tumorlerinde-radyoembolizasyon-yasam-beklentisini-yukseltiyor-453102">Cerrahi Şansı Olmayan Karaciğer Tümörlerinde Radyoembolizasyon Yaşam Beklentisini Yükseltiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Özellikle son yıllarda görülme sıklığında artış gözlenen karaciğer tümörlerinin tedavisinde cerrahi tedavi çok önemli bir yer tutmakla birlikte hastaların yüzde 20 gibi küçük bir bölümü cerrahi şansına ulaşabiliyor. </em></p>
<p><em>Cerrahi şansı olmayan karaciğer tümörlerinde ise radyoembolizasyon yönteminin kullanıldığını anlatan Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Nalan Alan Selçuk ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melih Topcuoğlu, karaciğer tümörlerinin ülkemizde de son yıllarda giderek arttığına işaret ederek hastaların yaşam beklentisinin artmasına fayda sağlayan radyoembolizasyon tedavisi hakkında bilgi verdi.</em></p>
<p> </p>
<p>Karaciğer tümörleri ve farklı organ kanserlerinin karaciğere metastaz yapmaları durumunda kullanılan TARE (TransArteriyel RadyoEmbolizasyon) yönteminin kullanımı giderek artıyor. Uygulamanın disiplinler arası bir yaklaşım gerektirdiğini söyleyen Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Nalan Alan Selçuk ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melih Topçuoğlu, bu yöntemin özellikle cerrahi imkanı olmayan hastalarda kullanıldığını ve başarılı sonuçlara ulaşıldığını anlattı. </p>
<p>Gerek tanı olanaklarının artması gerekse çevresel etkenlere bağlı olarak son yıllarda karaciğer kanseri sıklığının tüm dünya ile birlikte ülkemizde de arttığına dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Nalan Alan Selçuk, dolayısıyla radyoembolizasyon tedavisinin de öneminin arttığına işaret etti. Vücuda radyoaktif maddeler verilerek sürdürülen bu tedavi ile ilgili Prof. Dr. N. Alan Selçuk, “Özellikle karaciğerin HCC dediğimiz Hepatoselüler kanserinde ya da kolanjio kanserinde radyoembolizasyon uyguluyoruz. Ayrıca kolon kanserinde, memenin ve nöroendokrin tümörlerinin karaciğere metastazlarında da radyoembolizasyon tedavisini uyguluyoruz” dedi. </p>
<p><strong>“KARACİĞER TÜMÖRLERİ ARTTIKÇA İHTİYAÇ ARTIYOR”</strong></p>
<p>Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melih Topcuoğlu, bunun yanında cerrahi tedavi şansı olmayan hastalarda radyoembolizasyon tedavisi sonrasında hastanın cerrahiye uygun hale gelebildiğini anlattı. Bu kapsamda karaciğer tümörlerinde radyoembolizasyon tedavisinin önemine değinen Doç.  Dr.Topçuoğlu, radyoembolizasyon uygulamasının girişimsel radyolojik tedavi yöntemlerinden bir tanesi olduğunu belirterek günümüzde karaciğer tümörlerinin saptanabilirliğinin artış göstermesiyle birlikte ihtiyacın her geçen gün arttığını söyledi. </p>
<p>Doç. Dr. Topcuoğlu bu hastaların sadece küçük bir kısmının cerrahi olarak ameliyatla tedavi olabildiğini belirterek “Cerrahi şansı olmayan hastalarda biz devreye girebiliyoruz. Tüm dünyada bu tedaviler yaklaşık 30 yıldır giderek artan sıklıkla yapılmakta. Cerrahi imkanı olmayan hastalara uyguladığımızda o hastaların tümörlerini küçülterek cerrahiye uygun hale getirebiliyoruz. Bazı hastalarda tümörleri tamamen ortadan kaldırıp ömürlerini uzatmaya yönelik katkı sağlayabiliyoruz. Birçok opsiyon mevcut” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong> “HASTALARDA TÜMÖRÜN KARACİĞERDE SINIRLI OLMASI TARE UYGULANMASI AÇISINDAN ÖNEMLİ</strong>”</p>
<p>Prof. Dr. Alan Selçuk, lokal tedaviler arasında nükleer tıp ve girişimsel radyolojinin iş birliği ile uygulanan TARE tedavi yönteminin yer aldığını belirterek tedaviyi hangi durumlarda kullandıkları konusunda şu bilgileri verdi: “Cerrahi şansını kaybetmiş ve karaciğer içerisinde çoklu tümör söz konusu olan hastalarda, TARE yöntemiyle tümörler küçültülebiliyor ya da tamamen ortadan kalkabiliyor. Ancak tümörün karaciğere lokalize olması yani sadece karaciğerde sınırlı olması uygulama için önem taşıyor. Karaciğerin kendinden kaynaklı ya da metastaz yapmış bu tümörler nastanın yaşam kalitesini etkiliyorsa ya da hastanın prognozunu yani hastalığın ilerlemesini karaciğer tümörü belirliyorsa bu tedaviyi devreye sokuyoruz.” </p>
<p><strong>“TEDAVİ RADYOAKTİF MADDELER VERİLEREK YAPILIR”</strong></p>
<p>Kolon kanserinde, memenin ve nöroendokrin tümörlerinin karaciğere metastazlarında da radyoembolizasyon tedavisini kullandıklarını anlatan Prof. Dr. Nalan Alan Selçuk uygulamayla ilgili şu bilgileri verdi: “Girişimsel radyoloji ile birlikte yürütülen radyoembolizasyon iki basamaklı bir yöntemdir. Önce bir provası yapılır, karaciğerin anjiyosu çekilir. Tümörü besleyen damarı bulup hastaya uygulanacak radyoaktif maddenin dozu hesaplanır” diye konuştu. </p>
<p><strong>“HER HASTANIN ALACAĞI RADYASYON DOZLARI VE MİKTARLARI FARKLIDIR”</strong></p>
<p>Tedavi öncesinde prova yapıldığını hatırlatan Nükleer Tıp Uzman Prof. Dr. Nalan Alan Selçuk, prova yapılmasındaki amacın hastanın bu tedaviden faydalanıp faydalanmayacağını ön görmek ve uygun olan hastada tümörü yok etmek için verilen radyasyon miktarını belirlemek olduğunu söyledi. Uygulanan bu tedavinin kişiye özel olduğunun altını çizen Prof. Dr. Alan Selçuk şunları anlattı: “Her hastanın damar yapısı kendine özgüdür. Bu nedenle hastanın damar yapısının haritasının çıkarılması tedaviyle verilecek olan radyoaktif madde kaçaklarının tespiti için önemlidir. Bazı hastalarda karaciğeri besleyen damarların başka organı da beslediği görülmektedir. Böyle bir durumda siz prova yapmadan verdiğiniz radyaaktif madde tümör yerine sağlan dokuya giderek orada hasar yaratmaktadır. Bunun önüne geçmek için tedavi öncesinde mutlaka prova amaçlı anjiyografi yapılarak her hastanın damar yapısı incelenir. Karaciğer dışına kaçak var mı yok mu gözlemlenir. Her hastanın alacağı radyasyon dozları ve miktarları farklıdır. Her hastanın anjiyo yapısı farklıdır. Bunların her biri ince hesaplar doğrultusunda hesaplanarak hastaya yönelik değerlendirme yapılır. Sonrasında provada yapıldığı şekliyle hesaplanan radyoaktif maddeler yine aynı yöntemle enjekte edilir. Enjeksiyon yapıldıktan sonra da verilen maddenin doğru hedefe gidip gitmediğini veya hastanın bu tedaviden faydalanıp faydalanmayacağı PET görüntüleri alınarak gözden geçirilmektedir.”</p>
<p><strong> “HASTA AYNI GÜN YA DA ERTESİ GÜN TABURCU EDİLİR”</strong></p>
<p>Yapılan işlem sonrasında hastanın aynı gün ya da bir gün sonra taburcu edildiğini söyleyen Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melih Topçuoğlu, kanserli dokuların bu tedaviye yanıtı en erken 6’ncı, 9’uncu ve 12’nci hafta arasındaki dönemde beklendiğini aktardı. Böylece yaklaşık 3 ay sonra MR, PET BT görüntülemesiyle kontrollerin sağlandığını hatırlatan Doç. Dr. Topcuoğlu metastazları ya da karaciğer tümöründeki küçülmeye göre ikinci bir tedavi şansının da hastalara tanıma imkanı olduğunu söyledi. Doç. Dr. Topcuoğlu, “Birinci seans anjiyoda provası yapılmış hastalar asıl tedavi için girişimsel radyoloji ünitesine gelir. Geldiğinde standart olarak sağ kasıktan nadiren de el bileğinden iğne deliğinden girilerek anjiyosunu gerçekleştiririz. Buradaki amaç: kanserli dokuları, kanseri besleyen atardamarlardan, radyasyon dozları önceden hesaplanmış ve yüklenmiş radyoaktif madde içeren mikroküre dediğimiz yapıları enjekte etmek. Hasta açısından oldukça konforlu olan bu işlemi lokal anesteziyle gerçekleştiriyoruz. Bu işlem yaklaşık olarak tabi tecrübeye de bağlı olarak 30 dk ile -1,30 saat sürmektedir. 1. anjiyo seansı olan prova işleminde kanserli dokunun atar damar haritası çıkarıldığı için ikinci anjiyo her zaman çok daha kısa sürer. Hastalar da uygulamanın nasıl gerçekleştiğine prova anjiyosu ile aşina olduğu için ikinci seans tedavi anjiyosu çok daha rahat oluyor” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cerrahi-sansi-olmayan-karaciger-tumorlerinde-radyoembolizasyon-yasam-beklentisini-yukseltiyor-453102">Cerrahi Şansı Olmayan Karaciğer Tümörlerinde Radyoembolizasyon Yaşam Beklentisini Yükseltiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gilead, Dünya Hepatit Günü&#8217;nde &#8220;Her Şey Karaciğer İçin&#8221; Bağış Programını başlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gilead-dunya-hepatit-gununde-her-sey-karaciger-icin-bagis-programini-baslatti-391321</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jul 2023 11:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bağış]]></category>
		<category><![CDATA[başlattı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[gilead]]></category>
		<category><![CDATA[gününde]]></category>
		<category><![CDATA[hepatit]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[programını]]></category>
		<category><![CDATA[şey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=391321</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gilead Türkiye, Dünya Hepatit Günü’nde, karaciğer sağlığını iyileştirmeyi hedefleyen küresel bağış programı Gilead Her Şey Karaciğer İçin “ALL4LIVER 2023”’ü Türkiye’de de başlattığını açıkladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gilead-dunya-hepatit-gununde-her-sey-karaciger-icin-bagis-programini-baslatti-391321">Gilead, Dünya Hepatit Günü&#8217;nde &#8220;Her Şey Karaciğer İçin&#8221; Bağış Programını başlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Gilead Türkiye, Dünya Hepatit Günü’nde, karaciğer sağlığını iyileştirmeyi hedefleyen küresel bağış programı Gilead Her Şey Karaciğer İçin “ALL4LIVER 2023”’ü Türkiye’de de başlattığını açıkladı. 2030 yılına kadar viral hepatiti yok etmeyi hedefleyen bağış programına kar amacı gütmeyen kuruluşlar, Gilead Bağış Portalı üzerinden başvurabilecek.</strong></em></p>
<p>Viral hepatit, günümüzde hala küresel sağlık için önemli bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü, 2017’de yayınladığı ilk küresel hepatit raporunda, 2015 yılında 1.34 milyon kişinin viral hepatit enfeksiyonuna bağlı sorunlardan hayatını kaybettiğini açıklamıştı. Buna bağlı olarak Dünya Sağlık Örgütü, viral hepatitin 2030 yılına kadar halk sağlığı tehdidi olarak ortadan kaldırılması çağrısında bulundu. </p>
<p>Gilead, ilk olarak 2021 yılında başlattığı <em>Gilead ALL4LIVER </em>bağış programıyla, Dünya Sağlık Örgütü’nün, 2030 yılına kadar hepatiti, halk sağlığı tehdidi olmaktan çıkartma hedefiyle gerçekleştirdiği çalışmaları hızlandırmayı amaçlıyor.  Bu kapsamda, ‘ihtiyaca odaklanarak sağlıklı toplumlar inşa etmek ve hep birlikte gelişmek’ teması ile tasarlanan küresel bağış programı ile viral hepatiti ortadan kaldırmaya odaklanan projeler desteklenecek.</p>
<p>Viral hepatit de dahil olmak üzere, karaciğer hastalıklarıyla mücadele eden bireylere yönelik tedaviler geliştiren Gilead, bu yılki bağış programı kapsamında; sağlık okuryazarlığının artırılması, test ve tedaviye erişimin iyileştirilmesi ve bölgesel sağlık politikalarında viral hepatit tedavisine öncelik veren projeleri destekleyerek viral hepatitin yok edilmesi amaçlanıyor. </p>
<p>28 Temmuz Dünya Hepatit Günü’nde başlattıkları bağış kampanyasıyla ilgili <strong>Gilead Medikal Direktörü Dr. Serhan Sevgi,</strong> “Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Türkiye Viral Hepatit Önleme ve Kontrol Programı çerçevesinde ülkemizde Viral Hepatitlere yönelik farkındalık, korunma, yüksek riski grupların taranması ve tedaviye erişim gibi konularda öncelikler belirlenmiş ve program yürürlüğe konmuştu. Gilead olarak Her Şey Karaciğer İçin “ALL4LIVER” programı ile tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu olan viral hepatitlere çözüm bulma ve karaciğer hastalığı ile yaşayan herkese ülkemizde yürürlükte olan kontrol programı ile aynı doğrultuda daha sağlıklı bir gelecek sunmayı hedeflemekteyiz. Hep birlikte karaciğer sağlığında ilerleme kaydetmeyi ve 2030’da viral hepatiti ortadan kaldırma hedefini gerçeğe dönüştürmeyi amaçlıyoruz.” dedi. <strong>Dr. Serhan Sevgi,</strong> Gilead’ın 2007 yılından bu yana Türkiye’de yaşamı tehdit eden hastalıklara yönelik yenilikçi tedaviler sunduğunu belirterek, şunları söyledi:</p>
<p>“Köklü mirasımızla sektör lideri olduğumuz hepatit alanında yerli üretimi önceliklendiriyor; toplumsal farkındalık yaratmak için çalışıyoruz. Bu çalışmalarımız neticesinde ilaca erişimin en kritik olduğu hastalıklardan biri olarak tanımlanan hepatitte yenilikçi ilaçlarımızı ülkemizde üretmeye başlamaktan dolayı gurur duyuyoruz. 2015 yılında hepatit B alanında klinik araştırmalar ve çalışmalar yürütmek üzere kurduğumuz 5 merkezin, 2023 yılı itibarıyla onkoloji, hematoloji ve HIV alanında araştırmalar yapan ve yürüten yeni merkezlerle birlikte 50’nin üzerine çıkması da ülkemiz adına büyük bir kazanım. 10 yıldır bilimsel fikirleri desteklemek amacıyla yürüttüğümüz Hayat Bulan Fikirler programımızla bugüne kadar HIV, hepatit B, hepatit C’yi de kapsayan alanlarda karşılıksız fon kapsamında 900 bin dolar tutarında destek sağladık. Gilead Türkiye olarak ülkemizdeki araştırmacıların ve sivil toplum kuruluşlarının yenilikçi fikirlerini hayata geçirmesine destek olmayı önemsiyoruz.”</p>
<p> </p>
<p><strong><u>ALL4LIVER Bağış Programı Hakkında</u></strong></p>
<p>Gilead, viral hepatit ile mücadelede yerel toplulukları destekleyip güçlendirmek için tasarlanmış, iki yılda bir düzenlenen ALL4LIVER Bağış Programı’nı 2021 yılında başlattı. ALL4LIVER programı, DSÖ&#8217;nün viral hepatiti 2030 yılına kadar bir halk sağlığı tehdidi olarak ortadan kaldırma hedefine yönelik olarak yerel topluluklar tarafından başlatılan projeleri desteklemeyi amaçlıyor. Bu yılki program, sağlık okuryazarlığının artırılması, test ve tedaviye erişime yönelik tutumların iyileştirilmesi ve bölgedeki sağlık politikalarının gündeminde viral hepatitlere daha fazla öncelik verilmesini merkeze alan projeleri destekleyerek viral hepatitin eliminasyonu konularına odaklanıyor. Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar, 30 Eylül 2023 tarihine kadar Gilead Bağış portalı üzerinden programa başvurabilir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gilead-dunya-hepatit-gununde-her-sey-karaciger-icin-bagis-programini-baslatti-391321">Gilead, Dünya Hepatit Günü&#8217;nde &#8220;Her Şey Karaciğer İçin&#8221; Bağış Programını başlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karaciğer Tümörü Sinsi Gelişiyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karaciger-tumoru-sinsi-gelisiyor-373509</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 09:16:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gelişiyor]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[tümörü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373509</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücudumuzdaki en önemli organlardan biri olan karaciğer, yediğimiz gıdaların vücutta kullanılabilir hale getirilmesinden enerji üretimine, pıhtılaşma faktörleri gibi hayati proteinlerin sentezinden toksik maddelerin vücuttan atılımına kadar pek çok yaşamsal görev üstleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karaciger-tumoru-sinsi-gelisiyor-373509">Karaciğer Tümörü Sinsi Gelişiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vücudumuzdaki en önemli organlardan biri olan karaciğer, yediğimiz gıdaların vücutta kullanılabilir hale getirilmesinden enerji üretimine, pıhtılaşma faktörleri gibi hayati proteinlerin sentezinden toksik maddelerin vücuttan atılımına kadar pek çok yaşamsal görev üstleniyor. Özetle, karaciğer vücudumuz için olmazsa olmaz organlar arasında yer alıyor. Dolayısıyla karaciğerin sağlığını bozan hastalıklar büyük bir risk oluşturuyor. Bu hastalıkların başında ise karaciğerde oluşan ‘iyi’ ve ‘kötü’ huylu tümörler geliyor. Günümüzde obezite, alkol dışı gelişen karaciğer yağlanması ve fazla miktarda alkol kullanımının artmasına paralel olarak özellikle kötü huylu karaciğer tümörlerinin gelişme sıklığı yıldan yıla artmaya devam ediyor. Öyle ki dünyada her yıl yaklaşık 800 bin kişi karaciğer kanseri tanısı alıyor. </p>
<p><strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mert Erkan</strong>,<strong> </strong>iyi ve<strong> </strong>kötü huylu karaciğer tümörlerinde erken teşhisin son derece önemli olduğuna işaret ederek, “Erken teşhis kalıcı tedavi şansının yakalanması açısından en önemli faktördür. Ayrıca iyi ve kötü huylu karaciğer tümörlerinin tedavisinin mutlaka tam donanımlı ekiplerin olduğu ve multidisipliner yaklaşımı benimsemiş olan referans merkezlerinde yapılması büyük önem taşıyor. Günümüzde karaciğerin primer, yani kendi dokusundan kaynaklı tümörleri ya da kalın bağırsak gibi başka organlarda gelişen tümörlerin karaciğer metastazları erken teşhis ve multidisipliner yaklaşımlar sayesinde genellikle kalıcı olarak tedavi edilebiliyor.” diyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Karaciğer yağlanması ve siroza dikkat! </strong></p>
<p>Karaciğerin kendi dokusundan çıkan tümörlere yol açan en önemli iki faktör, karaciğer dokusunun yerini yağ veya bağ dokusunun alması sonucu gelişen steatohepatit ile siroz olarak adlandırılan kronik fibroinflamatuar hastalıklar oluyor. Yağ dokusunun karaciğer dokusunun yerini almasına steatohepatit, bağ dokusunun karaciğer dokusunun yerini almasına ise siroz deniyor. Her iki durumda da kronikleşen bir iltihabi süreç yaşanıyor ve normal fonksiyonunu sürdürebilmek için karaciğer hücreleri devamlı olarak kendilerini yenilemeye çalışıyor. Prof. Dr. Mert Erkan, bu yenilenme çabası kontrolden çıktığında kötü huylu tümör gelişiminin başladığını vurgulayarak, &#8220;Karaciğer yağlanmasını artıran en önemli faktör obezite, sirozu artıran en önemli faktörler ise viral hepatitler ve alkoldür. Yani, aslında sağlıklı bir yaşam tarzı ve önlem alıcı tedavilerle karaciğer kanseri riski büyük ölçüde azaltılabiliyor” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Erken dönemde belirti vermiyor</strong></p>
<p>Karaciğer tümörlerinin sadece kendine özel bir bulgusu çoğunlukla olmuyor. Ayrıca karaciğerdeki tümörler erken aşamada çok fazla belirti vermiyor. Bu nedenle iyi huylu tümörler genellikle check-up veya safra kesesi taşı nedeniyle yapılan incelemelerde tesadüfen tespit ediliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mert Erkan,<strong> </strong>karaciğerde oluşan tümörlerin nadiren büyük boyuta ulaştıklarında çevre organlara yaptıkları bası sonucu fark edildiklerine işaret ederek, şöyle devam ediyor “Bu bası bazen kendini derin nefes alamama, yemek yiyememe veya karın şişliği olarak belli ediyor. Karaciğerin kendi dokusundan çıkan tümörleri çoğunlukla siroz ya da steatohepatit gibi kronik karaciğer hastalığı zemininde gelişiyor. Bu nedenle tümörün kendisi kadar, kronik karaciğer hastalığının oluşturduğu sarılık, karında asit denen sıvı birikmesi ya da özellikle yemek borusunun mideyle bileşkesinde gelişen varisler ile bunların kanaması gibi belirtiler de görülebiliyor.” </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Önemli gelişme: İki aşamalı operasyon! </strong></p>
<p>Günümüzde karaciğer tümörlerinin tedavisi ağırlıklı olarak multidisipliner bir yaklaşımla yapılıyor. Eğer tümör karaciğerle sınırlıysa ve cerrahi sonrasında hastada yeterli karaciğer dokusu kalıyorsa, cerrahi olarak çıkarılmaya çalışılıyor. Yapılan büyük bir karaciğer cerrahisi sonrasında, geride kalacak olan dokunun hastaya yetmeme riski varsa, iki aşamalı karaciğer cerrahisi veya girişimsel radyoloji yöntemine başvuruluyor. Bu yöntemler tarafından yapılan embolizasyonlar ile karaciğerin geride kalacak olan kısmını büyütmek mümkün olabiliyor. ALPPS (iki aşamalı karaciğer cerrahisi) olarak adlandırılan cerrahi bir teknikle, karaciğerin geride bırakılması planlanan kısmı 2-3 hafta kadar kısa bir sürede yaklaşık yüzde 100 oranında büyütülebiliyor. Bu önemli gelişme sayesinde, geride yetersiz doku kalacağı için ameliyat şansını yitiren hastalar, iki aşamalı ameliyatlar sayesinde sağlıklarına kavuşabiliyorlar. </p>
<p> </p>
<p><strong>Tedaviden etkin sonuçlar alınıyor</strong></p>
<p>Karaciğerin kendi dokusundan kaynaklı kötü huylu tümörlerde hastalık siroz zemininde gelişmişse, cerrahi teknik zorlaşıyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mert Erkan,<strong> </strong>bu tablolarda karaciğer nakliyle tümör ve siroz sorununa aynı anda çözüm üretilebildiğine işaret ederek, “Ancak nakil sonrasında, organ reddini önlemek için kullanılması gereken ve bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar nedeniyle bu tabloda karaciğer nakli sık tercih edilmiyor. Buna rağmen, kemoterapi ve radyoterapi yöntemlerinin gelişmesiyle beraber karaciğer nakli kanser tedavisinde de gün geçtikçe daha cesurca kullanılıyor” diyor. Cerrahi yöntem dışında, bir diğer lokal tedavi seçeneği olan termal ablasyon yönteminden çok başarılı sonuçlar elde ediliyor. Girişimsel radyolojik olarak ayrıca karaciğer atar damarlarına, anjiyografi kontrolü altında girilerek, yüksek dozda kemoterapi veya radyoterapi uygulanabiliyor. Diğer tümörlerde olduğu gibi karaciğerde de kemoterapi ve akıllı ilaçlarla yapılan sistemik tedaviler ile streotaktik radyoterapi de etkili seçenekler arasında yer alıyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karaciger-tumoru-sinsi-gelisiyor-373509">Karaciğer Tümörü Sinsi Gelişiyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
