<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kanserini | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kanserini/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kanserini</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 06 Jan 2026 08:35:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kanserini | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kanserini</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Serviks Kanserini Önlemenin 6 Önemli Yolu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/serviks-kanserini-onlemenin-6-onemli-yolu-603367</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 08:35:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hpv]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserini]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[önlemenin]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[serviks]]></category>
		<category><![CDATA[Serviks Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[testler]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603367</guid>

					<description><![CDATA[<p>Serviks kanseri, kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanserlerin başında geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/serviks-kanserini-onlemenin-6-onemli-yolu-603367">Serviks Kanserini Önlemenin 6 Önemli Yolu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Serviks kanseri, kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanserlerin başında geliyor. En önemli nedeni HPV virüsü olan serviks kanseri, rahmin alt kısmındaki rahim ağzında gelişen tümörlerden kaynaklanıyor. Çoğu zaman yavaş ilerleyen serviks kanseri, erken teşhis ve kişiye özel uygulanan doğru yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Murat Öz,<strong> “</strong>1-31 Ocak Serviks Kanseri Farkındalık Ayı” nedeniyle serviks kanseri ve tedavi yöntemleri hakkında detaylı bilgi verdi.<strong> </strong></p>
<p><strong>30-50 yaş arasındaki kadınlarda daha çok risk altında </strong></p>
<p>Serviks kanseri, en sık 30–50 yaş arasındaki kadınlarda görülmektedir. Ancak yaş dağılımında iki dönemde zirve yapar. Biri 43, diğeri 61 yaş olmak üzere iki dönemde pik yaptığını görmekteyiz. Bu yaş dağılımının en önemli nedeni HPV enfeksiyonunun en sık görüldüğü yaşlar olan 20’li ve 40’lı yaşlardan 15-20 yıl sonrasına denk gelmesidir. Bu nedenle cinsel yaşam başladıktan sonra her yaşta risk vardır ve düzenli tarama büyük önem taşımaktadır. </p>
<p><strong>HPV virüsü serviks kanseri riskini kat kat artırıyor  </strong></p>
<p>Serviks kanserinin en önemli ve temel nedeni, cinsel yolla bulaşan HPV virüsüdür. Yüksek riskli HPV tiplerinden özellikle HPV 16 ve HPV 18 tipleri, serviks kanserlerinin büyük bölümünden sorumludur. Serviks kanseri riskini artıran diğer nedenler de şunlardır;<strong> </strong></p>
<ol>
<li>Erken yaşta cinsel ilişki</li>
<li>Birden fazla cinsel partner</li>
<li>Sigara kullanımı</li>
<li>Bağışıklık sisteminin zayıf olması (özellikle böbrek ve karaciğer nakilli hastalar ve HIV enfeksiyonu gibi bağışıklık sistemini baskılayan durumlar)</li>
<li>Düzenli taramaların yapılmaması </li>
</ol>
<p><strong>HPV aşısını yaptırmayı ihmal etmeyin</strong></p>
<ol>
<li>Düzenli smear ve HPV testleri, kanser oluşmadan önceki hücre değişikliklerini saptayarak hastalığı önlemekte çok etkindir.</li>
<li>Serviks kanseri gelişiminde en önemli risk faktörü HPV enfeksiyonu olduğu için HPV aşısı, serviks kanserine neden olan HPV tiplerine karşı güçlü koruma sağlar ve hayat kurtarıcıdır.</li>
<li>HPV aşısı için ideal yaş aralığı henüz HPV ile karşılaşılmamış ve bağışıklığın güçlü olduğu 9-14 yaş arasıdır. Bu yaş grubundaki hem kız hem de erkek çocuklarına 2 doz şeklinde HPV aşısı yapılması önerilmektedir. </li>
<li>Daha büyük bireylerde de eğer HPV aşısı yapılmadıysa 3 doz aşılama yapılması önerilmektedir. Aşı yapılması için üst yaş sınırı bulunmamaktadır. Her yaştaki bireyler HPV aşılamasından fayda görmektedir. </li>
<li>HPV ile karşılaşmış, hatta HPV’ye bağlı kanser öncülü lezyonları bulunan ve tedavi edilen bireylerde aşılama yapılması kanser öncülü lezyonların tekrar etme riskini önemli oranda azaltmaktadır. </li>
<li>Aşı ve tarama birlikte uygulandığında serviks kanseri büyük ölçüde engellenebilir.</li>
</ol>
<p><strong>Hiçbir belirti vermeden sessizce ilerliyor</strong></p>
<p>Serviks kanseri erken evrede genellikle belirti vermez. Bu nedenle “sessiz” bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Erken evrede tanı koyulan serviks kanseri genellikle tarama testleri sonucunda tanı almaktadır. Görülen ilk belirti ise cinsel ilişki sonrası kanama ve lekelenmelerdir. Bu şikâyetlerden biri varsa mutlaka kadın doğum uzmanına başvurulmalıdır. Serviaks kanserinin ileri evrelerde görülebilecek belirtiler ise şunlardır; </p>
<ul>
<li>Cinsel ilişki sonrası kanama</li>
<li>Adet dışı veya düzensiz kanamalar</li>
<li>Menopoz sonrası kanama</li>
<li>Kötü kokulu vajinal akıntı</li>
<li>Kasık veya bel ağrısı</li>
</ul>
<p><strong>Erken teşhis ve tedavi başarısını artırıyor</strong></p>
<p>Serviks kanseri tanısı biyopsi ile konulabilmektedir. Tarama testlerinde (Pap- smear ve HPV DNA testleri) çıkan anormal sonuçlar doktorunuz tarafından değerlendirildikten sonra biyopsi kararı verildiğinde alınan biyopsi materyali patolojik olarak incelendikten sonra serviks kanseri tanısı konulabilmektedir. Tanı konulduktan sonra doğru tedavi yönteminin belirlenebilmesi için doktorunuzun ek testler ve görüntüleme yöntemlerine başvurması gerekmektedir. </p>
<p>İyi bir fiziki muayene yapılması şarttır. Daha sonra hastalığın bölgesel yayılımının değerlendirilmesi için MR görüntüleme, uzak yayılımının değerlendirilmesi için de genellikle PET-BT görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Bütün sonuçların değerlendirilmesinin ardından hasta için en uygun tedavi yöntemine karar verilmektedir. Tedavi hastalığın evresine, hastanın yaşına ve çocuk isteğine göre planlanmaktadır. Erken evrede çoğu zaman cerrahi yeterli olurken, ileri evrelerde cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi gibi kombine tedaviler uygulanmaktadır. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/serviks-kanserini-onlemenin-6-onemli-yolu-603367">Serviks Kanserini Önlemenin 6 Önemli Yolu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünlü şarkıcı Hande Yener, meme kanserini yenme deneyimiyle kadınlara güç verdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/unlu-sarkici-hande-yener-meme-kanserini-yenme-deneyimiyle-kadinlara-guc-verdi-584479</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2025 10:33:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hande]]></category>
		<category><![CDATA[hoca]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserini]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[şarkıcı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[yener]]></category>
		<category><![CDATA[yenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584479</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme kanserinde elle yapılan muayenenin hayat kurtarabileceğinin en çarpıcı örneklerinden biri, ünlü sanatçı Hande Yener. 5 yıl önce kendi kendini elle muayene ederken kitle hissedip hemen doktora giden ve meme kanseri olduğunu öğrenen ünlü sanatçı Hande Yener, Acıbadem Maslak Hastanesi’nde düzenlenen etkinlikte meme kanserini nasıl yendiğini ve yaşadıklarını içtenlikle anlattı… </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-sarkici-hande-yener-meme-kanserini-yenme-deneyimiyle-kadinlara-guc-verdi-584479">Ünlü şarkıcı Hande Yener, meme kanserini yenme deneyimiyle kadınlara güç verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Meme kanserinde elle yapılan muayenenin hayat kurtarabileceğinin en çarpıcı örneklerinden biri, ünlü sanatçı Hande Yener. 5 yıl önce kendi kendini elle muayene ederken kitle hissedip hemen doktora giden ve meme kanseri olduğunu öğrenen ünlü sanatçı Hande Yener, <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi’nde düzenlenen etkinlikte</strong> meme kanserini nasıl yendiğini ve yaşadıklarını içtenlikle anlattı… </em></p>
<p><em>Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği’nin desteğiyle gerçekleştirilen “Meme Kanserine Karşı  Her Raunda Hazırız” etkinliğine katılan <strong>Acıbadem Üniversitesi Senoloji Enstitüsü Başkanı ve Acıbadem Maslak Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Gül Esen İçten ve Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nuran Beşe </strong>de tanı ve tedavide en yeni gelişmeleri paylaştılar, katılımcılardan gelen soruları yanıtladılar… </em></p>
<p>Dünya genelinde her 8 kadından biri yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski taşıyor. Erken evrede tanı alan her 10 kadından 9’u ise meme kanserinden tamamen kurtuluyor. Kadınların ayda bir kendi kendine yapacakları meme muayenesi erken tanıda kritik rol oynuyor. Bunun en önemli örneklerinden biri ünlü sanatçı Hande Yener oldu. 5 yıl önce kendi kendini elle muayene ederken memesinde kitle hissedip hemen doktora giden ve meme kanseri olduğunu öğrenen Hande Yener, o dönem ailesini ve sevenlerini üzmemek için kanser tedavisi gördüğünü kimseye anlatmamıştı. Prof. Dr. Cihan Uras’ın başarıyla gerçekleştirdiği ameliyat ile kanseri yenen Hande Yener, Acıbadem Maslak Hastanesi’nde Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği ve Acıbadem Üniversitesi Senoloji Enstitüsü desteğiyle gerçekleştirilen “Meme Kanserine Karşı Her Raunda Hazırız” etkinliğinde yaptığı konuşmada, “Kadınlara elle muayenenin ve erken teşhisin önemini anlatmak zorundayım” diyerek yaşadığı sancılı süreci tüm detaylarıyla, içtenlikle anlattı. </p>
<p><strong>Hande Yener: “Çok büyük şey yaşayıp, erken tanı sayesinde grip gibi atlattım”</strong></p>
<p>Meme kanserini, kendi kendine elle yaptığı muayene sırasında fark ettiğini, erken tanı ve doğru ellerde doğru tedavi sayesinde hızlıca atlattığını dile getiren Hande Yener konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Erken tanı için kendi kendini elle muayene çok önemli. Açıkçası bu kadar büyük şey yaşayıp, grip atlatmışım gibi çıktım hastalıktan. Değerli hocalarımın sayesinde, çok ağır bir şey yaşayıp çok hafif atlattım. Duyduğumda çok büyük travma yaşadım. Ben kendimi çok seven bir kişiyim, bu nedenle kendi kontrolümü elimle kendime yapıp, kendim buldum. O süreçte pandemi süreciydi, herkes hastanelere gitmekten korkarken ben hastaneye koşa koşa geldim. Henüz Cihan hocamızla tanışmamıştım, klasik jinekolojik kontrolümden birinde doktoruma ‘ben mememde bir şey hissediyorum, bakabilir misiniz?’ dedim. ‘Paniklik bir şey yok, takip ederiz’ deyip eve yolladı. Ama ben bir şey hissediyordum, çünkü bir şey vardı ve 3 ayı zor geçirdim, koşa koşa tekrar doktora gittim. ‘Bir şey var’ dedim. Bana ‘mamografi çektirelim mi?’ dedi, ‘tabi ki’ dedim. Akşam 7’de gittim, çektirdim, laboratuvarın önünde bekliyorum, kimseler yok. Hocalardan birinin odasına girdim. Keşke girmeseydim! O sırada laboratuvardaki doktorun ‘felaket’ diye konuştuğunu duydum. Yığıldım, büyük bir kriz geçirdim, ağlıyorum. Arkadaşımı aradım, ‘Cihan hoca’yı bul’ dedi bana. Hocamız akşam 7’de rapor okumaya hastaneye gidiyormuş. Cihan hoca beni kabul etti, odasına girdiğim an aydınlandım ben. Huzurlu bakışı ve profesyonelliğiyle beni çok rahatlattı. ‘Yarın sabah parça alacağım ama o kadar kötü durumun yok’ dedi. Annemden, ablamdan, oğlumdan, ailemden bir sene sakladım. ‘Hatam neydi, neden böyle oldum’ diye düşündüm. Ertesi gün ameliyat oldum. Bütün ekip odaya girdiler ve hocam elimi tuttu, dedi ki ‘lenfler güzel, hiçbir problem yok, iki üç güne taburcu olabilirsin.’  Direnlerim 15 gün kaldı, evdekiler fark etmesin diye ceplerime sakladım. Sonra ‘bu senin ikinci şansın, işine gücüne git’ dedim kendi kendime. Altın Kelebek’te ödül almaya direnlerimle gittim, direnlerimi vatkalarımın içine soktum belli olmasın diye… Bu süreçte uzaya fırlatılıp geri geldim adeta. 6 ayda bir kontrol oluyorum. Şu an 4. yılımdayım. Emin ellerde, güvende olmak, harika bir doktorla bu süreci atlatmak benim için çok büyük bir şans.” </p>
<p>Sağlığına çok özen gösterdiğini vurgulayan Yener “Hem yokmuş gibi, hem de işin ciddiyetinin farkında olarak adım adım ilerleyip, sağlığım için neler yapabilirim bunu sürekli takip ettiğim için, hala da öyleyim, spor yapıyorum, iyi besleniyorum, uykuma dikkat ediyorum, sebzeyle besleniyorum, bol su içiyorum ve sık sık hocamızı ziyaret ediyorum” diye konuştu. </p>
<p><strong>Prof. Dr. Cihan Uras: “Erken tanı ile meme kanserini tamamen yenmek mümkün”</strong></p>
<p><strong>Acıbadem Üniversitesi Senoloji Enstitüsü Başkanı ve Acıbadem Maslak Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cihan Uras konuşmasında; </strong>meme kanserinde erken tanı sayesinde hastalıktan büyük oranda hatta tamamen kurtulmanın mümkün hale geldiğini belirterek “Tekrar vurgulamak isterim ki; erken tanı çok önemli. Erken tanı hayat kurtarır. Erken tanının sağlanması da tarama yöntemleri ve kadınlarımızın kendi kendilerini muayene ederek memelerini tanımalarından geçiyor” dedi. Günümüzde meme kanseri tedavisinde çok ciddi ilerlemeler kaydedildiğini belirten Prof. Dr. Uras sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sayede çok ileri evredeki meme kanserli hastalarımızı iyi bir tedaviyle başlangıç noktasına döndürüp yeniden sağlıklı bir yaşama devam etmelerini sağlayabiliyoruz. Meme kanserlerinin biyolojik yapısını öğrendiğimizden beri her tümöre farklı yaklaşımlarımız var. Bunlar arasında standart kemoterapiler, antihormon tedavileri, immünoterapiler ve ‘akıllı ilaç’ olarak bilinen hedefe yönelik tedaviler var. Bu sayede kadınlarımızı çok daha etkili bir şekilde tedavi ederek sağlıklarına kavuşturabiliyoruz.” </p>
<p><strong>Prof. Dr. Özlem Sönmez: “Birkaç dakikalık bir kontrol, bir ömürlük fark yaratabilir”</strong></p>
<p>Erken tanının meme kanseriyle mücadelede yaşam süresini ve tedavi başarısını belirleyen en kritik faktör olduğunu söyleyen <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, “</strong>Basit bir tarama, bir hayatın yönünü değiştirebilir.<strong> </strong>Modern tıpta artık geç kalmak istemeyen değil, erken davranan kadınlar kazanıyor. Çünkü birkaç dakikalık bir kontrol, bir ömürlük fark yaratabilir” dedi. Günümüzde ‘her hastaya aynı tedavi’ döneminin geride kaldığını vurgulayan Prof. Dr. Sönmez sözlerini şöyle sürdürdü: “Her hastaya, kendi biyolojisine uygun en etkili tedavi uygulanabiliyor. Bu yaklaşım tedavideki başarıyı artırırken, yaşam kalitesini koruyor. Bilim artık yalnızca hastalığı değil, hastayı merkeze alıyor. Çünkü her kadının kanseri farklı ve tedavisi de öyle olmalı.  Meme kanseriyle mücadelede bilim artık bir devrim çağında. Yeni nesil hedefe yönelik tedaviler, immünoterapiler ve klinik araştırmalar sayesinde her geçen gün daha fazla kadına umut doğuyor. Her yeni keşif, bir sonraki raundun daha güçlü geçmesini sağlıyor.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Gül Esen İçten: “Mamografi zararlı değil!”</strong></p>
<p>Mamografik taramanın erken tanıda etkinliği kanıtlanmış bir yöntem olduğuna dikkat çeken <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi</strong> <strong>Radyoloji Uzmanı</strong> <strong>Prof. Dr. Gül Esen İçten, </strong>“Mamografi ülkemizdeki tüm hastanelerde ve KETEM tarama merkezlerinde sunulan bir hizmet. Günümüzde sıklığı giderek artan meme kanserinin tanısında gecikmemek için 40 yaşın üzerindeki tüm kadınlar bu hizmetten yararlanmalı. Yanlış bilgilendirmeler nedeniyle kadınlarımız mamografi tetkikinden çekiniyor ve zararlı olduğunu düşünüyor. Mamografi çekimlerinde dikkat edilmesi gereken faktörler, cihaz kalitesi ve incelemeyi değerlendirecek olan radyoloğun tecrübesi” dedi. Buna karşın mamografinin tek başına tüm meme kanserlerini saptayamayacağını vurgulayan Prof. Dr. İçten sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle meme dokusu yoğun olan kişilerde erken tanı, tümörün yayılımını değerlendirme ve tedavi sonrası için ek görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç var. Erken tanıda risk bazlı yaklaşımlar gelecekte daha çok kullanılacak. Risk durumlarına göre kişiye özel planlanacak incelemeler daha fazla kadının en erken evrede tanı almasını sağlayacak.” </p>
<p><strong>Prof. Dr. Nuran Beşe: “Gereksiz Protez Ameliyatlarından Kaçınılmalı”</strong></p>
<p><strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı</strong> <strong>Prof. Dr. Nuran Beşe, </strong>günümüzde tedavi sürelerinin kısaldığını belirterek “Radyoterapiyi çok özel bir durum olmadıkça 15-16 seansta tamamlıyoruz. Tedavilerde hastanın yaşam kalitesini koruyarak mümkün olduğunca en etkili, en minimal uygulamalara yöneliyoruz. Uygun hastalarda tüm meme yerine tümörün bulunduğu bölgeyi yani parsiyel meme ışınlaması uygulayarak kalp ve akciğerin aldığı dozları neredeyse sıfıra indiriyoruz ve radyoterapiyi 5 günde tamamlıyoruz” dedi. Hastaların gereksiz protez ameliyatlarından kaçınmaları gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Beşe şöyle konuştu: “Gerçekten bir risk varsa -örneğin BRCA 1/2 pozitifliği gibi genetik bir faktör söz konusuysa ya da cerrah tarafından memenin takibi çok zorsa, memede farklı kadranlarda tümör varsa, özetle hekim bu işlemi mutlaka gerekli görüyorsa hastalığın olduğu memenin ya da her ikisinin boşaltılması gündeme gelebilir. Ancak işlem hastanın isteğiyle, ‘her iki meme boşaltılsın ve bu hastalıktan kurtulayım’ yanılsaması ile yapıldığında kozmetik sonuç ne kadar iyi olursa olsun kişi yapay iki meme taşıyor olur ve hiçbir zaman kendi memesi kadar konforlu olamaz. Eğer hastaya implant takıldıktan sonra radyoterapi uygulanması gerekirse bu durumda çok daha dikkatli olunmalı. İmplantı etkileme ve kozmetik sonucu bozma riski ile karşı karşıya oluruz. Bu nedenle hastalar bu kararı tamamen doktorlarına bıraksınlar ve mutlak gerekli ise yaptırsınlar. Sonuçta meme koruyucu cerrahi ve radyoterapi altın standart olarak kabul edilmektedir.”</p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-sarkici-hande-yener-meme-kanserini-yenme-deneyimiyle-kadinlara-guc-verdi-584479">Ünlü şarkıcı Hande Yener, meme kanserini yenme deneyimiyle kadınlara güç verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanserinin Görülme Sıklığı Akciğer Kanserini Geçti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-gorulme-sikligi-akciger-kanserini-gecti-409629</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2023 11:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[geçti]]></category>
		<category><![CDATA[görülme]]></category>
		<category><![CDATA[kanserini]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[şıklığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409629</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her 8 kadından birini etkileyen meme kanserinin görülme sıklığı akciğer kanserini geçerek dünya genelinde en yaygın tanı konulan kanser oldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-gorulme-sikligi-akciger-kanserini-gecti-409629">Meme Kanserinin Görülme Sıklığı Akciğer Kanserini Geçti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Her 8 kadından birini etkileyen meme kanserinin görülme sıklığı akciğer kanserini geçerek dünya genelinde en yaygın tanı konulan kanser oldu. Meme kanseri sıklığının arttığını ancak yaşam süresinin de uzadığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Hastalığın tedavisindeki gelişmeler başarı sağlıyor ama değişen şartlara bağlı meme kanseri de daha çok görülüyor. Yani ölüm oranı azaldı, yaşam süresi uzadı. Çok kanser görülmesine rağmen daha çok hasta kurtuluyor. Profilaktik yaklaşımlarla genetik risk testlerini daha çok yapıyoruz, hangi grupların meme kanserine daha çok yakalandığını belirleyebiliyoruz ve riskli olan grupta koruyucu olarak örneğin cerrahi veya hormon tedavileri gündeme geliyor” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Şeref Kömürcü Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı vesilesiyle konuyla ilgili önemli bilgiler verdi… </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>BRCA 1 ve BRCA 2 gen mutasyonları kadınlarda meme, erkeklerde de prostat kanseri gelişimini etkileyen önemli bir kalıtsal risk faktörüdür.  Ailesinde meme veya prostat kanseri olanların düzenli doktor kontrollerinden geçmesi gerektiğinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “BRCA dışında başka riskli genlere de bakılıyor ve bu anlamlı derecede riskli olan kişilere koruyucu olarak iki taraflı mastektomi önerilebiliyor veya koruyucu olarak hormon tedavisi önerilebiliyor. Meme kanseri, over kanseri, prostat kanseri, pankreas kanseri, kolon kanseri bunlar kardeş kanserler. Bunlardaki risk birbirini takip ediyor. Bu hastalıklardan da varsa yine risk fazla olabiliyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Her 8 kanserden 1’i meme kanseri</strong></p>
<p>Dünyada 2020 yılında 19,3 milyon yeni kanser olgusunun varlığının bilindiğine dikkat çeken Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Bütün kanserler içinde meme kanseri sıklığı artık akciğer kanserini geçerek dünya genelinde en yaygın tanı konulan kanser oldu. 2020 yılında yaklaşık 2,3 milyon yeni meme kanseri vakası bildirildi, bu da tanı konulan her 8 kanserden 1’inin meme kanseri olduğunu gösteriyor. Yine 2020 yılında meme kanseri, 685.000 yaşam kaybına sebep oldu. Bu hastalık dünya genelinde ölüme sebep olan kanserler arasında 5. sırada yerini aldı. Kadınlarda meme kanseri her 4 kanser vakasının 1’inden ve her 6 kanser nedenli yaşam kaybının 1’inden sorumlu” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Meme kanseri tedavisinde alternatif yöntem: İmmünoterapi</strong></p>
<p>Kanser tedavisinde her geçen gün hedefe yönelik tedavi için yeni ilaçların kullanılmaya başlandığını belirten Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “İmmünoterapi ve hedefe yönelik tedavi kullanım oranı giderek artıyor. Uzun yıllardır kullanılan kemoterapi ve radyoterapi yöntemlerine ek olarak son yıllarda immünoterapi adı verilen ilaçlarla kanser hastalığı artık daha uzun süreli kontrol altına alınmaya başlandı. Bu tedavi yöntemi sayesinde kişinin bağışıklık sistemi harekete geçirilerek, kişinin kendi bağışıklık sistemi hücrelerinin kanser hücreleri ile daha etkili savaşması sağlanıyor” açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong> Anadolu Sağlık Merkezi Hakkında</strong></p>
<p>Yaşam kalitesini artırmak için dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmak hedefiyle kurulan Anadolu Sağlık Merkezi, modern tıbbın gereklerini yeni ve kapsamlı bir sağlık anlayışıyla hastalarına aktarıyor. Hizmet kalitesine önemli katkı sağlayan Johns Hopkins Medicine (JHM) ile devam eden iş birliği Anadolu Sağlık Merkezi&#8217;nin sağlığın merkezi olma vizyonunu da destekliyor. Kurulduğu günden buyana gerçekleştirdiği çalışmalarla ‘Sağlığın Merkezi’ konumuna ulaşan Anadolu Sağlık Merkezi; onkoloji, kalp damar sağlığı, kadın hastalıkları ve tüp bebek, nöroloji, cerrahi bilimler ve iç hastalıkları dahil olmak üzere tüm branşlarda sunduğu hizmetlerde hasta odaklı yaklaşımla hareket ediyor. Hizmetlerinde hasta hakları ve güvenliğini temel önceliği olarak belirleyen Anadolu Sağlık Merkezi, kaliteli sağlık hizmeti ile dünyanın farklı bölgelerinden gelen hastalara tedavi olanağı sunuyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-gorulme-sikligi-akciger-kanserini-gecti-409629">Meme Kanserinin Görülme Sıklığı Akciğer Kanserini Geçti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli bilim insanları, yumurtalık kanserini erken evrede teşhis edecek biyosensör geliştirecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insanlari-yumurtalik-kanserini-erken-evrede-teshis-edecek-biyosensor-gelistirecek-363038</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 08:26:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biyosensör]]></category>
		<category><![CDATA[edecek]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[evrede]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirecek]]></category>
		<category><![CDATA[insanları]]></category>
		<category><![CDATA[kanserini]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363038</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık alanında Türkiye’nin en önemli referans merkezlerinden biri olan Ege Üniversitesi (EÜ) nitelikli akademik kadrosu ile tanı ve tedaviye yönelik başarılı projeler üretmeyi sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insanlari-yumurtalik-kanserini-erken-evrede-teshis-edecek-biyosensor-gelistirecek-363038">Egeli bilim insanları, yumurtalık kanserini erken evrede teşhis edecek biyosensör geliştirecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık alanında Türkiye’nin en önemli referans merkezlerinden biri olan Ege Üniversitesi (EÜ) nitelikli akademik kadrosu ile tanı ve tedaviye yönelik başarılı projeler üretmeyi sürdürüyor. </p>
<p>EÜ Eczacılık Fakültesi Temel Eczacılık Bölümü Analitik Kimya Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Kara, Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Ali Ege, Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Bilge Kartal Çetin ve doktora öğrencisi Ezgi Kıvrak tarafından önerilen “Jinekolojik Kanserlerin miRNAlar ile Çoklu (Multipleks) Tayinine Yönelik Prototip Nanobiyosensör Geliştirilmesi ve Akıllı Telefon ile Entegrasyonu&#8221; başlıklı proje Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) “A Grubu Acil Ar-Ge Proje Destek Programı” kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Egeli akademisyen tarafından geliştirilen projeyle yumurtalık kanserinin erken evrelerde teşhis edilmesine olanak sağlayacak bir biyosensör geliştirmesi hedeflendi.</p>
<p>Bir referans merkezi olarak yeni projelere imza atmayı sürdüreceklerini ifade eden EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizin alanlarında uzman ve yetkin akademisyenleri, özellikle sağlık alanında ülkemiz için emsal teşkil edecek çalışmalara imza atmaya devam ediyor. Eczacılık Fakültesi Analitik Kimya Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Kara tarafından geliştirilen proje ile yumurtalık kanserinin erken evrelerde teşhis edilmesi üzerine yoğunlaşılarak, prototip bir biyosensör geliştirilecek. Geliştirilen cihaz aracılığıyla sağlık ve teknoloji buluşturularak, verilerin akıllı telefonlardan da okunabilmesini sağlanacak. Başarısı dolayısıyla Prof. Dr. Pınar Kara Kadayıfcılar hocamızı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.</p>
<p>“Günümüzde kullanılan kanser testlerine alternatif olarak erken evrede düşük maliyetli tanı yöntemlerine ihtiyaç duyulmakta”</p>
<p>Yumurtalık kanseri hakkında bilgi veren Analitik Kimya Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Kara, “Jinekolojik kanserler arasında yer alan yumurtalık kanseri, belirti vermemesi nedeniyle geç saptanan ve ülkemizde kadınlar arasında en ölümcül olan kanserlerden biridir. Yumurtalık kanserinin teşhisinde günümüzde kullanılan testler; jinekolojik muayene, ultrason ve radyolojik incelemeler ve bir kanser biyobelirteci olan ‘CA-125’ teşhisine dayalı kan testleridir. </p>
<p>Jinekolojik muayeneyle belirti göstermeyen on bin kadından yalnızca bir tanesine doğru teşhis konulabilir. Ultrason ve radyolojik incelemeler ise, hem maliyetli hem de erken evrede teşhis için sınırlı duyarlılık gösteren bir yöntemdir. Günümüzde de yumurtalık kanseri teşhisi için altın standart olarak kabul edilen yöntem ‘CA-125’ testidir. </p>
<p>Klinikte rutin kullanılan bu test, “CA-125” seviyelerini oldukça etkili bir şekilde belirleyebilmesine rağmen, ‘CA-125’ seviyeleri başka hastalıklar varlığında veya mensturasyon, gebelik gibi durumlarda da artış gösterebilmektedir. Ayrıca klinikte kullanılan yöntemlerde pahalı ekipman ve nitelikli eleman gibi faktörlere ihtiyaç duyulmakta. Bu gibi sınırlayıcı durumlar yüzünden günümüzde kullanılan testlerin yerine geçebilecek düşük maliyetli, taşınabilir, nitelikli elemana gerek duyulmayan ve geliştirildikleri takdirde sadece kanser değil çoğu hastalık için teşhis sunabilen alternatif yöntemlere ihtiyaç duyulmakta ” dedi.<br />Gelişen teknoloji sayesinde hastaların kendi ölçüm testlerini yapabildiklerine dikkat çeken Prof. Dr. Pınar Kara, “Yumurtalık kanserinin erken teşhisi için yeni yaklaşımların ve yeni biyobelirteçlerin kesin tayinini yapabilen taşınabilir, küçük boyutlu, hızlı sonuç alınabilen, düşük maliyetli ve yerli analitik cihazlara gereksinim duyuluyor. </p>
<p>Bu cihazların başında da ‘Biyosensörler’ geliyor. Çünkü biyosensörler, ihtiyaç duyulduğu gibi biyolojik önemi olan birçok molekülün hızlı ve güvenilir tayinine olanak tanıyan düşük maliyetli, kesin sonuç sunan, kullanımı kolay cihazlar. En bilindik örneği olan kan şekeri ölçüm cihazları (Glukometreler) sayesinde diyabet hastaları herhangi bir sağlık personeline ihtiyaç duymadan kendi ölçümlerini alıp takip edebiliyorlar. Günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle birlikte hastaların kendi testlerini kendilerinin yapabilmesi ve bunların sonuçlarını akıllı telefonları aracılığıyla okuyabilecekleri, saklayabilecekleri ve paylaşabilecekleri yöntemler geliştiriliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Erken teşhis için biyosensör geliştireceğiz”</strong></p>
<p>Proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Pınar Kara, “Biz de projemiz kapsamında yumurtalık kanserinin erken evrelerde teşhis edilmesine olanak sağlayacak bir biyosensör geliştirmeyi hedefledik. Tek bir biyobelirteç tayini kesin tanıya olanak sağlamadığı için birden fazla biyobelirteci eş zamanlı olarak tayin edebilecek bir biyosensör geliştireceğiz. Son zamanlarda rutin analizlerde kullanılan protein biyobelirteçlerinden daha iyi performans gösteren nükleik asit biyobelirteçleri teşhis ve tanı alanında bizlere umut vadediyor. Yaklaşık 30 yıl önce keşfedilen ve bir RNA grubu olan mikroRNA’lar oldukça yeni moleküller. Bu moleküller çeşitli kanserlerde anormal artış gösteriyor. </p>
<p>Ege Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü ile ortak geliştirilecek prototipte, yumurtalık kanseri varlığında artış gösterdiği bilinen iki farklı miRNA molekülünün eş zamanlı teşhisini hedefledik ve son aşama olarak bir akıllı telefon arayüzü ve uygulaması geliştirerek, biyosensörden elde edilecek verilerin akıllı telefonlardan okunabilmesini sağlayacağız. Prototip olarak geliştirilecek bu biyomedikal cihazla diğer kanser türlerinin tayini de zaman içinde gerçekleştirilebilecek. Böylelikle uzun vadede erken dönem kanser taraması için tam teşekküllü hastanelere ve nitelikli eleman ve ekipmanlara gerek kalmadan, herhangi bir sağlık kuruluşunda sadece bir kan örneği alınarak kanser tayini mümkün olabilecek” dedi.<br /> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insanlari-yumurtalik-kanserini-erken-evrede-teshis-edecek-biyosensor-gelistirecek-363038">Egeli bilim insanları, yumurtalık kanserini erken evrede teşhis edecek biyosensör geliştirecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı kırmızı et tüketimi kolon kanserini tetikleyebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/asiri-kirmizi-et-tuketimi-kolon-kanserini-tetikleyebilir-355477</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Mar 2023 09:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı]]></category>
		<category><![CDATA[kanserini]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[tetikleyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355477</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kolon kanserinin erken teşhisle yüksek oranda tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu belirten Medical Park Tokat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Kemal Dursun, “Kolon kanseri görülme oranı erkeklerde kadınlardan bir miktar yüksektir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-kirmizi-et-tuketimi-kolon-kanserini-tetikleyebilir-355477">Aşırı kırmızı et tüketimi kolon kanserini tetikleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kolon kanserinin erken teşhisle yüksek oranda tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu belirten Medical Park Tokat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Kemal Dursun, “Kolon kanseri görülme oranı erkeklerde kadınlardan bir miktar yüksektir.</strong> <strong>Obezite, fiziksel aktivite azlığı, kırmızı ve işlenmiş etlerden, karbonhidrattan zengin beslenmek, sigara, alkol kullanımı kolon kanseri riskini artırır. Lifli gıdalarla beslenmek, A,C, E vitaminleri ise koruyucu etki yapar” dedi.</strong></p>
<p>Medical Park Tokat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Kemal Dursun 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla kolorektal kanser (kolon kanseri) hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>ERKEKLERDE DAHA FAZLA GÖRÜLÜR</strong></p>
<p>Her kanserde olduğu gibi kolon kanserinde de erken teşhisin önemine dikkat çeken Op. Dr. Dursun, Kolon kanseri erken teşhisle yüksek oranda tedavi edilebilen bir hastalıktır. Görülme oranı erkeklerde kadınlardan bir miktar yüksektir” diye konuştu.</p>
<p><strong>LİFLİ GIDALAR TÜKETEREK KORUNMAK MÜMKÜN</strong></p>
<p>Beslenme tarzının kolon kanseri ile ilişkisine değinen Op. Dr. Dursun, “Obezite, fiziksel aktivite azlığı, kırmızı et ve işlenmiş etlerden ve karbonhidrattan zengin beslenmek, sigara, alkol kullanımı kolon kanseri riskini artırır. Lifli gıdalarla beslenmek, A, C, E vitaminleri ise koruyucu etki yapar” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>TARAMA İÇİN ENDOSKOPİK YÖNTEMLER TERCİH EDİLİR</strong></p>
<p>Kolon kanserinin neden olduğunu anlatan Op. Dr. Dursun, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Kolon kanserinin çok büyük bir bölümü poliplerden kaynaklanır. Poliplerden kanser gelişmesi, yaklaşık 10-15 sene sürer. Bu polipler erken tespit edilirse ve çıkarılırsa kolon kanserine yakalanma riskini düşürür. Taramaya riskli kişilerde 40’lı yaşlarda başlanmalıdır. Tarama için endoskopik yöntemler altın standarttır.”</p>
<p><strong>İSHAL VEYA KABIZLIK BELİRTİLER ARASINDA</strong></p>
<p>Kolon kanserinde görülen belirtilerden bahseden Op. Dr. Dursun, “Kolon kanserinin en sık belirtileri bağırsak alışkanlığında ishal veya kabızlık gibi değişiklikler ve dışkıda kan görülmesidir. Karın ağrısı, sebepsiz kilo kaybı olabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>TEDAVİ YOLLARI</strong></p>
<p>Kolon kanserinin tedavisinin genellikle cerrahi olarak yapıldığını söyleyen Op. Dr. Dursun, “Ameliyat öncesi veya sonrası kemoterapi gerekebilir. Bazı hastalarda kolostomi (bağırsağın cilde ağızlaştırılması) işlemi gerekebilir. Kanser özelliklerine göre açık cerrahi, laporoskopi veya robotik cerrahi yapılabilir. Gerekli vakalarda ameliyat sırasında karın içerisine kemoterapi uygulanabilir. Kolon kanserinin seyri tanı sırasındaki evreye bağlıdır. Bu nedenle erken teşhisin hayati önemi vardır” diyerek sözlerini sonlandırdı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/asiri-kirmizi-et-tuketimi-kolon-kanserini-tetikleyebilir-355477">Aşırı kırmızı et tüketimi kolon kanserini tetikleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
