<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kanserinde | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kanserinde/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kanserinde</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Mar 2026 09:03:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kanserinde | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kanserinde</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Kolon Kanserinde Yeni Çağ: Tümör Laboratuvarda Kopyalanıyor, En Etkili İlaç Kopya Üzerinde Denenerek Hastaya Veriliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-yeni-cag-tumor-laboratuvarda-kopyalaniyor-en-etkili-ilac-kopya-uzerinde-denenerek-hastaya-veriliyor-620984</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:03:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çağ]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kopyalanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[laboratuvarda]]></category>
		<category><![CDATA[model]]></category>
		<category><![CDATA[Organoid]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tümör]]></category>
		<category><![CDATA[üzerinde]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620984</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde “deneme-yanılma” dönemi yavaş yavaş kapanıyor. Şu sıralar özellikle kolon kanserinde yapılan araştırmalar umut vaat ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-yeni-cag-tumor-laboratuvarda-kopyalaniyor-en-etkili-ilac-kopya-uzerinde-denenerek-hastaya-veriliyor-620984">&#8220;Kolon Kanserinde Yeni Çağ: Tümör Laboratuvarda Kopyalanıyor, En Etkili İlaç Kopya Üzerinde Denenerek Hastaya Veriliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Kanser tedavisinde “deneme-yanılma” dönemi yavaş yavaş kapanıyor. Şu sıralar özellikle kolon kanserinde yapılan araştırmalar umut vaat ediyor. Kolon kanserinde hastadan alınan tümör dokusu laboratuvarda kopyalanarak üç boyutlu bir “organoid” modeli oluşturuluyor ve hedefe yönelik ilaçlar bu model üzerinde deneniyor. Böylece her hastaya özel en etkili tedavi seçeneği, tedaviye başlanmadan önce belirlenebiliyor. Yapay zekâ destekli bu yeni yaklaşım, hem dünyada hem Türkiye’de öncü ve ilk olma özelliği taşıyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Bilişimi ve Biyoistatistik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Uğur Sezerman liderliğinde İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi’nden Baş Araştırmacı Prof. Dr. Esra Erdal iş birliğiyle yürütülen proje, kolon kanserinde kişiye özel tedaviyi somut bir laboratuvar modeline taşıyor. Proje kapsamında geliştirilen sistemle, yaklaşık 6 hafta gibi kısa bir sürede hastanın tümörüne en etkili ilacın belirlenmesi hedefleniyor.</strong></em></p>
<p>Bioinformatik alanında uzun yıllardır çalışmalar yürüttüklerini belirten Prof. Dr. Uğur Sezerman, kanserde artık çok katmanlı veri analizinin kaçınılmaz olduğunu vurguluyor. Tümörün dijital ve biyolojik haritasını çıkardıklarına dikkat çeken Prof. Dr. Uğur Sezerman, “Bioinformatik; tıbbi verileri bilgisayar tabanlı yaklaşımlarla analiz ederek tanı ve tedavide kullanılacak yöntemler geliştiren bir alan. Günümüzde DNA dizileme teknolojileri sayesinde elimizde çok büyük miktarda veri var. Özellikle kanserde, tümör dokusunu ve kandan elde edilen DNA’yı dizileyerek tümöre özgü somatik varyasyonları tespit edebiliyoruz” diyor.</p>
<p>Bu analizler sayesinde tümörün hangi genetik değişimlerle tetiklendiği, hangi sinyal mekanizmaları üzerinden büyüdüğü ortaya konuyor. Ancak tümör tek tip bir yapı değil. Heterojen, yani farklı klonlardan oluşan karmaşık bir yapı. Prof. Dr. Uğur Sezerman, “Tümör içindeki farklı klonları ve her birinin ‘driver’ dediğimiz tetikleyici mekanizmalarını belirleyebiliyoruz. Böylece tümördeki çeşitliliği yakalamış oluyoruz” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><b>Sadece DNA Yetmiyor: Çok Katmanlı “Omik” Analiz</b></p>
<p>Kolon kanseriyle ilgili yürüttükleri proje yalnızca DNA dizilemesiyle sınırlı değil. Transkriptom analizleriyle hangi genin ne kadar üretildiği ölçülüyor; sağlıklı ve tümör dokusu karşılaştırılıyor. Epigenetik mekanizmalar da incelenerek hangi genlerin aktif, hangilerinin baskılanmış olduğu ortaya konuyor. Prof. Dr. Uğur Sezerman, “Tümörün genetik yapısından hücre içinde üretilen proteinlere ve metabolik ürünlere kadar çok sayıda biyolojik veriyi, yani ‘omik veri’yi bir araya getirerek hastanın tümörünün detaylı bir modelini oluşturuyoruz. Bu kadar büyük ve karmaşık veriyi insanın tek başına analiz etmesi mümkün olmadığı için yapay zekâdan yararlanıyoruz. Bu analizlerin ardından geliştirdiğimiz PANACEA yöntemi devreye giriyor. Ağ temelli algoritmalarla tümörün tetikleyici genleri ve ilaçlarla hedef alınan genler haritalanıyor. Amaç; tüm tetikleyici mekanizmaları aynı anda susturabilecek en uygun ilaç ya da ilaç kombinasyonunu belirlemek” diyor. </p>
<p><b>Laboratuvarda “Mini Organlar” Oluşturuluyor</b></p>
<p>Prof. Dr. Uğur Sezerman laboratuvar ortamında üretilen organoidlerin çok önemli olduğunu vurguluyor: “Hastadan alınan dokudan laboratuvar ortamında üretilen, üç boyutlu ve gerçek organa biyolojik olarak oldukça benzeyen mini doku modellerine ‘organoid’ diyoruz. Bu yapılar, tümörün hücresel mimarisini ve biyolojik davranışını büyük ölçüde taklit eder. Bu sayede ilaçlar, doğrudan hastanın tümörünün kopyası üzerinde denenebilir. Böylece hayvan deneylerine de ihtiyaç kalmaz”…</p>
<p><b>Kolon Kanseri Çalışması Dünyada ve Türkiye’de Bir İlk</b></p>
<p>Kolon kanseriyle ilgili yürütülen yeni projede, kolon kanseri hastasından alınan dokudan kişiye özel bir organoid oluşturulacak. Önce yapay zekâ ile tümörün tetikleyici mekanizmaları belirlenecek, ardından bu mekanizmaları hedefleyen ilaç adayları seçilecek. Bu ilaçlar, kök hücre ve organoid teknolojileri laboratuvarında üretilecek organoid modelleri üzerinde test edilecek.</p>
<p>Prof. Dr. Uğur Sezerman, “Organoidler özellikle kolon kanserinde kanseri mimik edecek şekilde başarıyla üretilebiliyor; ancak bizim farkımız, kişinin kanser mekanizmasını aydınlatıp doğrudan hedefe yönelik ilaçların bu model üzerinde denenmesini sağlamak. Yüzlerce ilaç denemektense, birkaç deneyle hızlı bir şekilde organoid tümör üzerinde hastaya uygun tedaviyi belirlemenin mümkün olduğu bu yöntem dünyada da bir ilk. Omik verilerden hastanın dirençli olduğu ilaçları da, geliştirdiğimiz yapay zeka yöntemleri ile belirliyoruz. Böylece hastanın yanıt verebileceği ilaçlar ile deneme yapılmasını sağlayarak hem ekonomik yükü hafifletiyor hem de denemelerin hızlanması açısından sürece önemli katkıda bulunuyoruz” diyor.  </p>
<p>Bu çalışma sayesinde yaklaşık 6 hafta içinde hangi ilacın etkili olduğu belirlenecek ve sonuç doğrudan klinisyene bildirilecek. Sonrasında da hekim, en etkili tedaviyi hastaya uygulayacak. Bu tedavilerin rutine girebilmesi için tabii ki uluslararası kapsamlı klinik çalışmalara ihtiyaç olacak.</p>
<p><b>İlk Aşamada Son Evre Hastalarda Uygulanacak</b></p>
<p>Organoidlerin ilaç denemelerinde kullanımı FDA tarafından da onaylanmış durumda. Bu yaklaşım, deney hayvanı kullanımını önemli ölçüde azaltma potansiyeli de taşıyor. Prof. Dr. Uğur Sezerman, “Organoid üzerinde deneyeceğimiz ve çalışan tedavinin, gerçek tümörde de çalışmasını hedefliyoruz. Bu model sayesinde hayvan deneylerine ihtiyaç büyük ölçüde ortadan kalkabilir” diyor.</p>
<p>Çalışma ilk etapta, mevcut tüm tedavileri almış ve yanıt alınamamış son evre kolon kanseri hastalarında uygulanacak. Ancak hedef çok daha büyük. Prof. Dr. Uğur Sezerman, “Yöntemler geliştikçe bunu son aşamadaki hastalarda değil, hastaya ilk tanı konduğu anda uygulayabileceğiz. Böylece hasta zaman kaybetmeyecek; gereksiz ve etkisiz tedavilerle maddi ve biyolojik yük altına girmeyecek. Kolon kanserinin tüm alt türlerinde uygulanabilecek olan bu yöntem, tamamen kişiye özel bir yaklaşım sunuyor” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><b>2 Yılda 30 Hasta, 5 Yılda Klinik Rutine Girebilir</b></p>
<p>TEYDEB onayı alan proje kapsamında iki yıl içinde 30 hasta üzerinde uygulama tamamlanacak. Ardından yöntemin diğer kanser türlerinde, özellikle meme kanserinde uygulanması planlanıyor. Prof. Dr. Uğur Sezerman, “Kanser ciddi bir yara. Gereksiz ve etkisiz tedaviler hastanın en değerli şeyi olan zamanını alıyor. Artık tıbbın özüne gidip, hastalık yoktur hasta vardır yaklaşımıyla hastalığın tetikleyici mekanizmasını bulup onu hedefleyen çözümler üretmek zorundayız. Tıpta bu yaklaşımın 5 yıl içinde çok daha yaygın hale geleceğine inanıyorum. Kanserde yeni dönem artık çok net: Tümörü tam olarak anlamadan tedaviye başlanmamalı. İlaç hastaya verilmeden önce, laboratuvarda oluşturulan tümörün kopyasında denenmeli<strong>”</strong> diyor.</p>
<p>Kolon kanseriyle başlayan bu çalışma; gelecekte diğer kanserlerde olduğu gibi ülseratif kolit, irritabl bağırsak sendromu gibi hastalıklarda da organoid modelleri üzerinden kişiye özel tedavilerin geliştirilmesinin önünü açabilir… </p>
<p><strong> </strong></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-yeni-cag-tumor-laboratuvarda-kopyalaniyor-en-etkili-ilac-kopya-uzerinde-denenerek-hastaya-veriliyor-620984">&#8220;Kolon Kanserinde Yeni Çağ: Tümör Laboratuvarda Kopyalanıyor, En Etkili İlaç Kopya Üzerinde Denenerek Hastaya Veriliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolon kanserinde yaş sınırı giderek düşüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-yas-siniri-giderek-dusuyor-620072</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 09:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Atalay]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[düşüyor]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[giderek]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[kanserle]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sınırı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620072</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada kanserle mücadelede erken tanı ve korunma çalışmaları sürerken kolorektal kanserin görülme oranı artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-yas-siniri-giderek-dusuyor-620072">Kolon kanserinde yaş sınırı giderek düşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tüm dünyada kanserle mücadelede erken tanı ve korunma çalışmaları sürerken kolorektal kanserin görülme oranı artıyor. ABD’de yayımlanan bir araştırma, kolon kanserinin 50 yaş altındaki kişilerde kanser kaynaklı ölümlerde ilk sıraya yükseldiğini gösteriyor. Günümüzde 30 ve 40’lı yaşlarda kolorektal kanser vakalarını daha sık gördüklerini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Vafi Atalay, “Ne yazık ki vakalar artıyor ve birçok hasta bize geç evrede başvuruyor. Kolon kanserinin genç yaşlarda daha sık görülmesinin nedeni tam olarak bilinmese de kötü beslenme, sigara ve alkol kullanımı, hareketsiz yaşam ve obezite gibi alışkanlıkların risk faktörleri arasında yer aldığı düşünülüyor” dedi.</strong></p>
<p>Stresin kolon sağlığı üzerinde önemli etkileri olabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Vafi Atalay, “Yoğun stres bağışıklık sistemini zayıflatarak vücudu hastalıklara karşı daha savunmasız hale getirebiliyor. Aynı zamanda bağırsak düzenini etkileyerek bağırsak florasında değişikliklere yol açabiliyor ve bu durum kolon kanseri riskini artırabiliyor. Özellikle konserve ve tütsülenmiş gıdalar, aşırı yağlı beslenme ve fazla kırmızı et tüketimi de bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle dengeli beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak, düzenli hareket etmek ve stresi mümkün olduğunca azaltmak kolon kanserine karşı alınabilecek önemli önlemler arasında yer alıyor” dedi.</p>
<p><strong>Kolon kanserlerinin yüzde 90’ı poliplerden gelişiyor</strong></p>
<p>Günümüzde kolon kanseri taramaları için önerilen yaşın 50’den 40’a düştüğünün altını çizen Atalay, “Kolon kanserlerinin yaklaşık yüzde 90’ı poliplerden gelişiyor. Polipten kansere giden süreç genellikle 5 ila 10 yıl sürebiliyor. Bu bizim için çok önemli bir bilgi. Çünkü birçok kanserde hastalığın nasıl geliştiği net olarak bilinmezken kolon kanserinde süreç daha öngörülebilir. Kolonoskopi ile erken dönemde yapılan taramalar ve poliplerin temizlenmesi, kanser gelişimini önlemede önemli bir fırsat sunuyor” dedi.</p>
<p><strong>Erken tanı ile kemoterapiye bile gerek kalmayabilir</strong></p>
<p>Kolon kanserinde erken dönemde genellikle belirti görülmediğini vurgulayan Atalay, “Hastalar çoğunlukla karın ağrısı, şişkinlik, makattan kanama, kilo kaybı ve kansızlık gibi şikâyetlerle bize başvuruyor. Ancak bu belirtiler ortaya çıktığında hastalık çoğu zaman ilerlemiş oluyor. Oysa kolon kanseri erken evrede yakalandığında tedavi başarısı oldukça yüksek. Erken dönemde yapılan cerrahi çoğu zaman yeterli oluyor hatta kemoterapi ya da radyoterapi gibi ek tedavilere ihtiyaç duyulmayabiliyor. Ayrıca hastalıktan tamamen kurtulma ihtimali yüksek, tekrarlama riski de daha düşük seyrediyor” dedi.</p>
<p><strong>Mide ve pankreas kanserlerine göre tedavide başarı oranı daha yüksek</strong></p>
<p>Kolon kanserinde ameliyatın tedavide önemli bir rolü olduğunu dile getiren Atalay, “Hastalık başka organlara yayılmış olsa bile bazı hastalarda tümör cerrahi olarak çıkarılabiliyor ve bu sayede hastalıktan tamamen kurtulma şansı artıyor. Bu durum mide, pankreas gibi kanserler için geçerli değil. Bu vesileyle özellikle şunu vurgulamak isterim; kolon kanseri tedavi edilebilir bir hastalık. Geç evrede bile cerrahi ile tamamen iyileşme sağlanabilir, bu yüzden hastaların tedaviyi reddetmemesi çok kıymetli” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-yas-siniri-giderek-dusuyor-620072">Kolon kanserinde yaş sınırı giderek düşüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prostat kanserinde erken tanının önemi </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinde-erken-taninin-onemi-618844</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 09:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[önemi]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[tanının]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618844</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prostat kanserinde erken tanının önemine değinen Radyasyon Onkoloji Uzmanı Dr. Özgür Ozan Şeşeoğulları, hastaların tedaviye uyumun da tedavi başarısını etkilediğini söyledi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinde-erken-taninin-onemi-618844">Prostat kanserinde erken tanının önemi </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><strong>Erken tanı kanser tedavisinde önemli bir unsurdur</strong></b></p>
<p><span>Kanser tedavisinde erken tanının önemine dikkat çeken Dr. Şeşeoğulları, prostat kanseri erken tanı konulduğunda ve uygun şekilde tedavi edildiğinde yüz güldürücü sonuçlar alabildiğimiz bir hastalık olduğunu söyledi. Hastaların radyoterapi sürecinde doktorlarının önerilerine harfiyen uymasının, düzenli kontrollerini aksatmamasının ve multidisipliner yaklaşım sürecine güvenmesinin tedavinin başarılı olmasında önemli unsurlar olduğunu söyledi. Dr. Şeşeoğulları, “Kanser tedavisinde en önemli unsur erken tanı, doğru planlama ve hasta uyumudur.” dedi. </span></p>
<p><b><strong>Aile Sağlığı Merkezi şüphelendi, Hastanede tanı kondu </strong></b></p>
<p><span>İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Özel Egon Tıp Merkezi’nde takip edilen Muharrem Kartal, yaptığı açıklamada, “8 ay önce Bayraklı Yamanlar Aile Sağlığı Merkezine gittim. Burada kan tahlillerim yapıldı. Prostat değerlerinin yüksek olduğunu söyleyen doktor ve hemşireler, daha ileri düzey tetkik için hastaneye başvurmam gerektiğini söylediler. Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesinden randevu aldım. Hastanede Onkoloji ve  Üroloji kliniklerinin kontrolünde tedaviye başladım. Daha sonra radyoterapi tedavim için Özel Egon Tıp Merkezi’ne başvurdum. Merkezde 38 seans radyoterapi tedavisi aldım.Şu an kanseri tam olarak yendim. Tüm kanser hastalarına şifa diliyorum” diye konuştu. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) </span></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinde-erken-taninin-onemi-618844">Prostat kanserinde erken tanının önemi </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar uyardı: “Meme kanserinde yeni lezyonlar 6 ay içinde gelişebilir”</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-meme-kanserinde-yeni-lezyonlar-6-ay-icinde-gelisebilir-617673</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 22:42:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[lezyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar meme kanserinde erken tanının önemine vurgu yaptı. Yeni lezyonların 6 ay içerisinde gelişebileceğine dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-meme-kanserinde-yeni-lezyonlar-6-ay-icinde-gelisebilir-617673">Uzmanlar uyardı: “Meme kanserinde yeni lezyonlar 6 ay içinde gelişebilir”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genel cerrahi uzmanları Dr. Batuhan Demir ve Doç. Dr. Özhan Çetindağ ile Radyoloji Uzmanı Dr. Ali Algül, meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekerek düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><b>İki tarama arasında ortaya çıkan meme kanserleri</b></p>
<p>Uzmanlar, son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların meme kanserinde “interval süre” olarak tanımlanan iki tarama arasındaki dönemde yeni lezyon gelişimi veya mevcut lezyonların biyolojik davranışının değişebileceğini ortaya koyduğunu belirtti. Literatürde “interval kanser” olarak tanımlanan ve iki tarama arasında ortaya çıkan meme kanserleri bazı agresif tümör tiplerinde aylar içinde gelişebilmektedir. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Doç. Dr. Özhan Çetindağ, meme kanserinde erken tanının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini ifade ederek şunları söyledi: “Meme dokusunda yeni bir lezyon gelişimi ya da mevcut bir kitlenin özelliklerinin değişmesi bazı hastalarda beklenenden daha kısa sürede gerçekleşebiliyor. Bu nedenle kadınların yalnızca kendi kendine muayene ile yetinmemesi, düzenli doktor kontrolü ve uygun görüntüleme yöntemleri ile takip edilmesi son derece önemlidir.” Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Batuhan Demir ise meme kanserinin erken evrede saptanmasının hem tedavi seçeneklerini artırdığını hem de başarı oranını belirgin şekilde yükselttiğini belirterek, “Erken evrede yakalanan meme kanserinde cerrahi ve diğer tedavi seçenekleri çok daha etkili sonuçlar vermektedir. Bu nedenle özellikle risk grubundaki kadınların yıllık meme muayenelerini ihmal etmemeleri gerekiyor” dedi.</p>
<p><b>Dr. Algül, “Mamografi ve meme ultrasonografisi tanıda önemli rol oynuyor”</b></p>
<p>Radyoloji uzmanı Dr. Ali Algül de mamografi ve meme ultrasonografisinin erken tanıda önemli rol oynadığını vurgulayarak şu bilgileri paylaştı: “Görüntüleme yöntemleri sayesinde henüz ele gelmeyen çok küçük lezyonları bile saptamak mümkün olabiliyor. Düzenli tarama programlarına katılım, meme kanserine bağlı ölüm oranlarının azaltılmasında en önemli faktörlerden biridir.” Uzmanlar, özellikle 40 yaş ve üzerindeki kadınların yılda en az bir kez meme muayenesi yaptırmaları ve doktorlarının önerdiği görüntüleme yöntemleri ile düzenli takipte olmalarının erken tanı açısından hayati önem taşıdığını ifade etti. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanlar-uyardi-meme-kanserinde-yeni-lezyonlar-6-ay-icinde-gelisebilir-617673">Uzmanlar uyardı: “Meme kanserinde yeni lezyonlar 6 ay içinde gelişebilir”</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolon Kanserinde 7 Risk Faktörüne Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-7-risk-faktorune-dikkat-616897</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 09:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[faktörüne]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[kanserler]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Kolorektal Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616897</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kolorektal kanserler dünyada ve ülkemizde de sık görülen kanser türleri arasında üçüncü sırada yer alıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-7-risk-faktorune-dikkat-616897">Kolon Kanserinde 7 Risk Faktörüne Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kolorektal kanserler dünyada ve ülkemizde de sık görülen kanser türleri arasında üçüncü sırada yer alıyor. Genetik faktörler, obezite, düzensiz beslenme alışkanlıkları, sigara kullanımı gibi faktörler kolorektal kanserlere zemin hazırlayabiliyor. 45 yaş üzerinde, her iki cinsiyette de daha sık görülmeye başlayan bu kanserler, kalın bağırsağın iç yüzeyinde gelişen poliplerin zamanla kanserleşmesi ile ortaya çıkıyor. Kolonoskopisi ile erken teşhis edilebilen kolon kanseri ilk 5 yıllık süreçte sağ kalımı % 90 oranında artırabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Erdem Akbal, 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında kolon kanserinin nedenleri, erken teşhisin önemi ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Kolon (kalın bağırsak) kanseri, tüm dünya ile birlikte ülkemizde de hem erkeklerde hem kadınlarda en sık görülen kanserler arasında üçüncü sırada, kansere bağlı ölümler açısından ise ikinci sarıda gelmektedir. Kolon kanserinin dünyada görülme sıklığı incelendiğinde tüm dünyada  artış eğiliminde olduğu belirlenmiştir. Ancak bununla birlikte erken tanı ve tarama programlarının yaygınlaştırılması da hastalığın tedavisinde önemli oranda artış olduğu ortaya çıkmıştır. Kolorektal kanserlerin büyük çoğunluğu adenomatöz poliplerden gelişmektedir. Adenom–karsinom sekansı olarak tanımlanan bu süreç genellikle 5–10 yıllık bir zaman dilimini kapsar. Bu biyolojik süreç, hastalığın tarama programları ile erken evrede saptanmasına ve hatta premalign lezyon aşamasında önlenmesine olanak tanımaktadır.</p>
<p><strong>Tarama 45 yaş sonrası olarak güncellendi</strong></p>
<p>Kalın bağırsak ve rektum kanserleri ailesel, genetik geçişli ve rastlantısal olarak üç sebeple ortaya çıkmaktadır. Kromozom bozukluğu, genetik yapıdaki yapısal ve kimyasal değişimler de kanser sürecinin sebepleri arasında yer almaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda kolon kanserinin görülme yaşının giderek daha erken yaş gruplarına kaydığını ortaya koymuştur. Bu nedenle birçok uluslararası kılavuz, ortalama riskli bireylerde tarama başlangıç yaşını 45 olarak güncellemiştir. Bu yaklaşım, erken başlangıçlı kolorektal kanser vakalarındaki artışa karşı koruyucu bir strateji olarak değerlendirilmektedir.</p>
<p><strong>Ailenizde kalın bağırsak kanseri varsa…</strong></p>
<p>Kolon kanseri gelişiminde genetik ve çevresel faktörler birlikte rol oynamaktadır. Ailesinde birden fazla kalın bağırsak kanseri olan, kolonoskopide 1 cm’den büyük, yüksek derecede farklılaşma gösteren polip bulunanların diğer aile bireylerinde de kanser riskinin arttığı göstermektedir. Kolorektal kanserini artıran başlıca sebepler şunlardır;</p>
<ol>
<li>45 yaş ve üzeri olmak</li>
<li>Ailede kolorektal kanser öyküsü</li>
<li>Obezite ve metabolik sendrom</li>
<li>Sedanter yaşam tarzı</li>
<li>Liften fakir, kırmızı ve işlenmiş etten zengin beslenme</li>
<li>Sigara ve aşırı alkol tüketimi</li>
<li>İnflamatuvar bağırsak hastalıkları</li>
</ol>
<p><strong>Kolorektal kanserler belirti vermeden ilerliyor</strong></p>
<p>Kolorektal kanserler çoğu zaman erken evrede hiçbir belirti vermeden seyretmektedir. Semptomlar genellikle hastalık ilerlediğinde ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle tarama programlarının semptomdan bağımsız olarak yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. İleri evredeki kolorektal kanserin belirtileri şunlardır;</p>
<ul>
<li>Dışkılama alışkanlığında değişiklik</li>
<li>Rektal kanama</li>
<li>Demir eksikliği anemisi</li>
<li>Karın ağrısı</li>
<li>Açıklanamayan kilo kaybı</li>
</ul>
<p><strong>Kolonoskopi teşhis ve tedavide önemli kolaylık sağlıyor</strong></p>
<p>Kolonoskopi, kolorektal kanser taramasında altın standart yöntem olarak kabul edilmektedir. Kononoskopi, tanının yanı sıra tedavi ve iyileşmede de hasta için önemli bir avantaj sağlamaktadır. Çünkü aynı işlem sırasında poliplerin çıkarılabilmesi, kolon kanserini önleyici etkisinin temelini oluşturmaktadır. Normal bir kolonoskopi sonrası ortalama riskli bireylerde genellikle 10 yıl arayla tekrar önerilmektedir. Ancak bu süre, bireysel risk faktörlerine ve saptanan lezyonların özelliklerine göre değişiklik de gösterebilmektedir.</p>
<p><strong>Belirti yoksa da taramalarınızı yaptırın</strong></p>
<p>Erken evrede saptanan kolorektal kanserlerinde 5 yıllık sağ kalım oranları %90’ın üzerindeyken, ileri evrede saptanan ve tedavisine başlanan hastalıkta bu oran %15’lere kadar düşebilmektedir. Bu nedenle tarama programları ve toplum farkındalığı hayati önem taşımaktadır. Çünkü bilinirlik ile kolon kanserini önlenebilir ve erken tanı ile yüksek oranda tedavi edilebilir bir hastalık olduğu bilinmesi gerekir. Ailesinde kanser öyküsü olan bireylerin hiçbir belirti beklemeden, hekim önerisi doğrultusunda kolonoskopi yaptırması, 45 yaşını dolduran her bireyin ise tarama programına katılması yaşam kurtarıcıdır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanserinde-7-risk-faktorune-dikkat-616897">Kolon Kanserinde 7 Risk Faktörüne Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rahim Ağzı Kanserinde İlk ve En Güçlü Tedavi: Farkındalık</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/rahim-agzi-kanserinde-ilk-ve-en-guclu-tedavi-farkindalik-603556</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 07:35:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağzı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603556</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl Ocak ayı boyunca tüm dünyada toplumsal düzeyde farkındalık çalışmalarının yürütüldüğü rahim ağzı kanseri hakkında, İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Behram önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rahim-agzi-kanserinde-ilk-ve-en-guclu-tedavi-farkindalik-603556">Rahim Ağzı Kanserinde İlk ve En Güçlü Tedavi: Farkındalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl Ocak ayı boyunca tüm dünyada toplumsal düzeyde farkındalık çalışmalarının yürütüldüğü rahim ağzı kanseri hakkında, <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Behram</strong> önemli bilgiler paylaştı. Doç. Dr. Behram; rahim ağzı kanserinden korunmak, sağlıklı bir gelecek ve kaliteli bir yaşam için 3 hayati adıma ihtiyacımız olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>1. En Güçlü Kalkanınız: HPV Aşısı</strong></p>
<p>Rahim ağzı kanseri vakalarının %99’undan fazlası, cinsel yolla bulaşan HPV (Human Papilloma Virüs) kaynaklı. Ancak aşılar, kansere yol açan yüksek riskli virüs tiplerine karşı %90’ın üzerinde koruma sağlıyor. Bu nedenle dünya genelinde 9 yaşından itibaren hem kız hem de erkek çocukların aşılanması önerilmekte. Tabii aşılanma sadece çocukluk çağıyla sınırlı değil; 26 yaşına kadar (ve hekim önerisiyle 45 yaşına kadar) yapılan aşılar da oldukça etkili. Aşı sadece rahim ağzı kanserinden değil; genital siğillerden ve HPV kaynaklı diğer kanser türlerinden de koruyor.</p>
<p><strong>2. Sadece Birkaç Dakikanızı Ayırın: Tarama Testleri</strong></p>
<p>Kanserleşme, sessiz ilerleyen ve yıllar alan bir süreç. Pap Smear ve HPV DNA testleriyle, hastalık henüz kansere dönüşmeden, hücresel bozulma aşamasındayken (pre-kanseröz dönemde) yakalanabilir. Bu nedenle cinsel aktif her kadının 21 yaşından itibaren düzenli olarak tarama testlerini yaptırması hayati öneme sahip. Jinekolojik muayene sırasında yapılan ve birkaç dakika süren bu işlemde hastalar herhangi bir ağrı da yaşamıyor.</p>
<p><strong>3. Hayat Kurtaran Güç: Erken Tanı</strong></p>
<p>Erken tanı sadece hayatta kalmayı değil, “hayat kalitesini” korumayı da sağlayan bir önlem. Erken evrede yakalanan lezyonlar, günübirlik basit cerrahi müdahalelerle (LEEP vb.) tamamen temizlenebiliyor. Böylece organ kaybı yaşanmasının da önüne geçilmiş oluyor. Geç kalınmış vakalarda ise ameliyatlar ve radyoterapi yöntemlerine başvuruluyor. Erken evrede yakalanan vakalarda iyileşme oranları da oldukça yüksek.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/rahim-agzi-kanserinde-ilk-ve-en-guclu-tedavi-farkindalik-603556">Rahim Ağzı Kanserinde İlk ve En Güçlü Tedavi: Farkındalık</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mide Kanserinde Hayat Kurtaran 5 Temel Basamak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mide-kanserinde-hayat-kurtaran-5-temel-basamak-601283</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 08:35:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[basamak]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[kurtaran]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[Mide Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[temel]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601283</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülen ve hiçbir belirti vermeden ilerleyebilen mide kanseri tüm dünya ile birlikte ülkemizde de önemli bir halk sağlığı sorunu olmayı sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mide-kanserinde-hayat-kurtaran-5-temel-basamak-601283">Mide Kanserinde Hayat Kurtaran 5 Temel Basamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülen ve hiçbir belirti vermeden ilerleyebilen mide kanseri tüm dünya ile birlikte ülkemizde de önemli bir halk sağlığı sorunu olmayı sürdürüyor. Ancak tanı ve tedavideki bilimsel gelişmeler, bu tabloyu giderek değiştiriyor. Günümüzdeki modern mide kanseri tedavilerinde ameliyat ve klasik yöntemlerin dışında bireyin bağışıklık sistemi de tedavinin merkezine alınıyor. Özellikle doğru hastada doğru zamanda uygulanan kişiye özel stratejilerle, daha güçlü ve daha kalıcı sonuçlar hedeflenebiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi’nden Doç. Dr. Atakan Demir, mide kanserinde tanıdan tedaviye uzanan ve hayat kurtaran beş temel basamağın belirleyici rol oynadığını vurguluyor.</p>
<p><strong>Mide kanseri sessiz ilerleyen ve sık görülen bir hastalık</strong></p>
<p>Mide kanseri, mide iç yüzeyini döşeyen hücrelerden kaynaklanan ve dünyada en sık görülen kanser türleri arasında yer alan önemli bir hastalıktır. Çoğu zaman erken dönemde belirgin belirtiler vermeden ilerleyebilir. İlerleyen aşamalarda ise mide ağrısı, şişkinlik, iştahsızlık, erken doyma, kilo kaybı, bulantı ve kansızlık gibi şikayetlerle kendini gösterebilir. Dikkat bu yakınmalar mide fonksiyon bozukluğuna bağlı da olabilir çoğu zaman kansere bağlı olmaz. Hastalığın sık görülmesinde genetik yatkınlık, aile öyküsü, helikobakter pilori enfeksiyonu, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve ileri yaş önemli rol oynar. Erken tanı konulduğunda tedavi başarısı belirgin şekilde artmaktadır.</p>
<p>Bugün biliyoruz ki; zamanında yapılan bir gastroskopi, doğru planlanmış bir tarama programı, kişiye özel tedavi ve bağışıklık sistemini güçlendiren modern yaklaşımlar sayesinde mide kanseri erken yakalandığında ve doğru şekilde yönetildiğinde çok başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Bu yaklaşım doğrultusunda, mide kanserinde tanı ve tedavi sürecini şekillendiren ve birbirini tamamlayan 5 temel nokta öne çıkmaktadır.</p>
<p><strong>1. Basamak: Zamanında Yapılan Gastroskopi</strong></p>
<p>Gastroskopi, mide kanserinin erken tanısında en etkili yöntemlerden biridir. Kısa sürede gerçekleştirilen bu işlem sayesinde mide mukozası ayrıntılı olarak değerlendirilebilir; erken dönem kanser odakları ve riskli lezyonlar saptanabilir. Erken tanı, tedavi başarısını doğrudan artırır. Şikayetleri olan kişilerde gecikmeden değerlendirme yapılması ve risk grubundakilerin hekim önerisiyle planlı takip edilmesi kritik önem taşır.</p>
<p><strong>2. Basamak: Doğru Planlanmış Tarama Programları</strong></p>
<p>Ailesinde mide veya bağırsak kanseri öyküsü bulunan bireylerde ve risk grubundaki kişilerde düzenli tarama programları büyük önem taşır. Kişiye özel planlanan taramalar, hastalığın henüz belirti vermeden yakalanmasına olanak sağlar. Tarama sıklığı ve yöntemi, kişinin yaşına, aile öyküsüne ve eşlik eden risk faktörlerine göre belirlenmelidir.</p>
<p><strong>3. Basamak: Kişiye Özel Tedavi Yaklaşımı</strong></p>
<p>Mide kanseri tedavisi her hastada aynı şekilde uygulanmaz. Tümörün biyolojik özellikleri, hastalığın evresi, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak kişiye özel tedavi planları oluşturulur. Cerrahi, kemoterapi, hedefli tedaviler, immünoterapiler ve gerektiğinde radyoterapi bu planın temel bileşenlerini oluşturur. Tedavide başarının anahtarı, doğru evreleme ile en baştan “en doğru sıralamayı” kurmaktır; yani hangi tedavinin ne zaman verileceğini netleştirmektir.</p>
<p><strong>4. Basamak: Bağışıklık Sistemini Tedaviye Dahil Etmek</strong></p>
<p>Bağışıklık tedavisi, hastanın kendi savunma sisteminin kanser hücrelerini tanımasını ve onlara karşı daha etkili bir yanıt oluşturmasını amaçlar. Kanser hücreleri bağışıklık sisteminden kaçabilmek için kendilerini gizleyebilir. İmmünoterapi ise bu gizlenme mekanizmalarını baskılayarak bağışıklık hücrelerinin daha aktif çalışmasına yardımcı olur.</p>
<p>Bugün en heyecan verici gelişmelerden biri, seçilmiş hastalarda bağışıklık tedavisinin kemoterapiyle birlikte ameliyattan önce başlanabilmesidir. Amaç tümörü ameliyat öncesinde daha fazla küçültmek, vücudun savunma sistemine kanseri daha erken tanıtmak ve mikroskobik yayılım ihtimalini daha baştan kontrol altına almaktır. Bu yaklaşım bazı hastalarda ameliyatın başarısını artıran güçlü bir “ön hazırlık” gibi çalışır ve tedaviyi daha sağlam bir zemine oturtur. Bağışıklık tedavisi, uygun hastalarda cerrahi ve kemoterapiyle birlikte planlandığında tedavinin etkinliğini güçlendirmeyi hedefler. Hangi hastanın bu tedaviden daha çok fayda görebileceği, modern patoloji ve moleküler incelemelerle daha iyi anlaşılmakta; böylece tedavi kişiye daha doğru şekilde uyarlanabilmektedir.</p>
<p><strong>5. Basamak: Risk Faktörlerini Kontrol Altına Almak</strong></p>
<p>Mide kanserinde genetik faktörler önemli bir rol oynayabilir. Ailesinde mide veya bağırsak kanseri öyküsü bulunan bireylerde hastalık daha erken yaşlarda ortaya çıkabilir. Bu nedenle hekim değerlendirmesiyle, gerekli görülen kişilerde genetik risk analizi ve daha erken yaşlarda tarama ve takip programları planlanabilir. Helikobakter pilori adı verilen bakteri, mide mukozasında uzun süre kaldığında mide duvarında kalıcı hasarlara ve kansere giden bir sürece zemin hazırlayabilir. Basit testlerle tanı konulabilen ve ilaç tedavisiyle ortadan kaldırılabilen bu enfeksiyonu dikkate almak gerekir. Çünkü mide kanseri zincirinin en erken ve en müdahale edilebilir halkalarından biridir. Helikobakter pilori enfeksiyonunun tedavi edilmesi, sigaranın bırakılması ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının benimsenmesi mide kanseri riskini azaltmada önemli rol oynar. Basit önlemler, uzun vadede büyük farklar yaratabilir.</p>
<p><strong>Mide kanseri tedavisinde umut her geçen gün artıyor</strong></p>
<p>Mide kanserinde başarıyı belirleyen şey tek bir tedavi değil; doğru zamanda gastroskopi, doğru evreleme ve kişiye özel planın kusursuz birleşimidir. Ve en önemlisi, uygun hastada bağışıklık sistemini doğru zamanda devreye sokmak, özellikle ameliyat öncesi dönemde tedaviyi bir adım ileri taşıyan güçlü bir gelişme olarak öne çıkmaktadır. Bugün daha erken tanı, daha kişiselleştirilmiş tedavi ve daha akıllı sıralama ile mide kanserinde umut her geçen gün daha da büyümektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mide-kanserinde-hayat-kurtaran-5-temel-basamak-601283">Mide Kanserinde Hayat Kurtaran 5 Temel Basamak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanserinde Tedavi Kişiye Özel Planlanıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-tedavi-kisiye-ozel-planlaniyor-587756</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 09:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[kişiye]]></category>
		<category><![CDATA[koltuk]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Muayenesi]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[planlanıyor]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tümör]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587756</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her 8 kadından birinde görülen meme kanseri, erken tanı ve modern tedavi yöntemleri sayesinde artık büyük oranda tedavi edilebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-tedavi-kisiye-ozel-planlaniyor-587756">Meme Kanserinde Tedavi Kişiye Özel Planlanıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her 8 kadından birinde görülen meme kanseri, erken tanı ve modern tedavi yöntemleri sayesinde artık büyük oranda tedavi edilebiliyor. Yeni cerrahi seçenekler ve hedefe yönelik ilaçlar sayesinde meme kanserinde sonuçlar yüz güldürücü hale geliyor. Memorial Ankara Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi ve Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Ramazan Yıldız, meme kanserinde erken teşhisin ve düzenli taramaların önemini vurgulayarak, kişiye özel tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Yılda 2.5 milyon kadına meme kanseri teşhisi konuluyor</strong></p>
<p>Dünya genelinde yılda yaklaşık 2.5 milyon kadına meme kanseri tanısı konulmakta ve yaklaşık yarım milyon kadın meme kanseri nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Kadın kanser ölümlerinde maalesef birinci sırada meme kanseri bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Geç kalmamak için bu 4 önemli kontrolü ihmal etmeyin!</strong></p>
<ol>
<li>20 yaşından itibaren kendi kendine meme muayenesi </li>
<li>30 yaşından itibaren kendi kendine meme muayenesi, hekim muayenesi ve gerekli görülürse meme ultrasonu</li>
<li>40 yaşından itibaren ise kendi kendine meme muayenesi, hekim muayenesi, mamografi ve gerekli görülürse meme ultrasonu </li>
<li>Ailede, birinci derece yakınlarda meme kanseri var ise kanser olan bireyin hastalığa yakalandığı yaş dikkate alınarak o yaştan 10 yıl önce yakın takip ve taramaların yaptırılması</li>
</ol>
<p>Meme kanserini erken tanı ile daha küçük müdahalelerle tedavi edebiliriz. Organ kaybına neden olmadan ve hatta kemoterapiye bile ihtiyaç kalmadan tedavi edebilir. Erken tanı konulan hastaları tümör tipine bağlı olarak kemoterapiye bile gerek görmeksizin sadece tümörün olduğu bölgenin çıkarılması ve koltuk altında sadece örnek lenf nodu alınması ve radyoterapi ile tedavi edilebilmektedir.  </p>
<p><strong>40 yaşından itibaren yıllık mamografi çektirmeye özen gösterin</strong></p>
<p>Mamografi meme dokusunda yoğunluk dansite farkı ve mikrokalsifikasyonları değerlendirmesi nedeniyle çok önemli rol oynamaktadır. Meme dokusunun azalması memedeki yağ dokusunun artması ile görüntü kalitesi artmaktadır. 35’li yaşlardan itibaren meme dokusu azalarak yağ dokusu artacaktır ve mamografinin duyarlılığı bu nedenle artmaktadır. 35-40 yaş aralığında bir baz mamografinin çekilmesi ve 40 yaşından itibaren hastanın aile öyküsüne genetik yatkınlığını da dikkate alarak yıllık düzenli mamografi kontrollerinin yaptırılmasını önermekteyiz. </p>
<p>40 yaş altında usg ilk tercihimiz olmaktadır ancak elimizdeki bulgulara göre 40 yaş altında da mamografi çektiğimiz hastalar olmaktadır. Bazı durumlarda meme dokusu yoğunluğu nedeniyle dinamik (ilaçlı) meme emarı da çekilebilmektedir. </p>
<p><strong>Kendi kendine düzenli meme muayenesi nasıl yapılmalı?</strong></p>
<ol>
<li>Meme muayenesinde, belden yukarısı görünür olmalı</li>
<li>Muayene odası aydınlık olmalı</li>
<li>Her kadın, aylık döngüsünün ilk gününü birinci gün kabul ederek, 5-14. gün arasında bir gün belirleyerek, kendi kendine meme muayenesini yapmalı </li>
<li>Emziren kadınlar, emzirme sonrası ya da sağma sonrasında muayene yapmalı</li>
</ol>
<p>Ayna karşısında; düz ve yan olarak</p>
<ul>
<li>her iki el yukarıda</li>
<li>her iki el aşağıda,</li>
<li>her iki eli belimize bastırarak </li>
</ul>
<p>Meme muayenesinde, memedeki bombeliklere, ciltteki değişikliklere, çekintilere ve çukurlaşmalara bakılmalıdır. </p>
<p>Daha sonra palpasyon yani ellerimizle memelerin, meme başının ve koltuk altının muayenesi göğüs kafesi- kaburga ile cilt arasındaki meme dokusunu hissederek içten dışa, saat yönünde ya da yukarıdan aşağıya muayene edilmelidir. Muayene sırasında memenin her alanı, yani meme başı, koltuk altı ve köprücük kemiği altı ve üstü de unutulmamalıdır. Her kist veya her kitle kanser değildir. Kanserler genellikle ağrı yapmadan sinsi büyür ama ağrı yapmaz diye bir kural yoktur yani ağrı ile tanı konulan hastalarda mevcuttur. </p>
<p><strong>Her tümör farklı, tedavi de farklı olmalı</strong></p>
<p>Her tanı konulan meme kanseri aynı değildir ve aynı şekilde tedavi edilmemektedir. Kişiye ve hastalığa özel tedavi planlamaları yapılmaktadır. </p>
<ul>
<li>Cerrahi tedavi,</li>
<li>Kemoterapi,</li>
<li>Radyoterapi,</li>
<li>Hormon tedavisi,</li>
<li>Akıllı ilaç tedavisi,</li>
<li>İmmünoterapi </li>
</ul>
<p>Tedaviyi belirlerken tümörün tipi, immünhistokimya özelikleri ve yayılımı da dikkate alınarak her bireye özel gerekli olan tedavi planlanmaktadır. Aynı hastaya aynı tedavi yöntemi uygulanmamalıdır.   </p>
<p>Tümörün özelikleri immün histokimyasal öellikleri, mitoz oranı, yayılımı, hormon reseptör durumu, akıllı ilacı duyarlılığı, koltukaltına ve organlara yayılımı gibi detaylar belirlendikten sonra yol ikiye ayrılır. Bu özeliklere göre bazı hastalara önce kemoterapi uygulanıp, kemoterapi bittikten sonra cerrahi ve diğer tedaviler planlanırken, bazı hastalara cerrahi tedavi sonrası diğer tedavi yöntemleri planlanmaktadır. </p>
<p>Radyoterapide ise yapılan cerrahi ile birlikte koltuk altı ve diğer organlara yayılım belirleyici olmaktadır. Örneğin, meme koruyucu cerrahi yapılan (sadece tümörün olduğu bölgenin alındığı) bütün hastalar radyoterapi almaktadır. Meme tamamen alınsa bile, tümör boyutu, koltuk altı ve diğer organların tutulumu radyoterapi gerektirebilir.  Ama memenin tamamının alındığı hastalarda koltuk altı ve diğer organ yayılımı yok ise ve tümörün boyutu 5 cm’den küçük ise radyoterapi uygulanmamaktadır. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-tedavi-kisiye-ozel-planlaniyor-587756">Meme Kanserinde Tedavi Kişiye Özel Planlanıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanserinde Ruhsal İyileşme İçin 5 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-ruhsal-iyilesme-icin-5-oneri-585783</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 10:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<category><![CDATA[yileşme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585783</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme kanseri, her yıl milyonlarca kadının yaşamını etkileyen ve kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak kabul ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-ruhsal-iyilesme-icin-5-oneri-585783">Meme Kanserinde Ruhsal İyileşme İçin 5 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Meme kanseri, her yıl milyonlarca kadının yaşamını etkileyen ve kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak kabul ediliyor. Tanı konulduğu andan itibaren sadece bedensel bir tedavi süreci değil, aynı zamanda ruhsal bir yeniden yapılanma dönemi de başlıyor. Uzmanlar, fiziksel iyileşmenin yanında psikolojik desteğin de tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor. Memorial Göztepe Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Psi. Arzu Beyribey, meme kanseriyle mücadele sürecinde ruhsal dayanıklılığın önemi hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Tanı anında şok, kaygı ve belirsizlik duyguları hakim olur</strong></p>
<p>Kanser tanısını duymak, birçok kadın için hayatın durduğu bir an anlamına gelebilir. “Kanser” kelimesi, sadece bir teşhis değil; ölüm, kayıp ve belirsizlik kavramlarını da beraberinde getirir. Bu dönemde hastalar genellikle şok, inkâr, öfke ve yoğun kaygı yaşarken; psikolojik destek, bilgi kirliliğini azaltmak ve yalnızlık hissini gidermek açısından kritik önem taşır.</p>
<p><strong>Cerrahi süreç ve kadınlık kimliği</strong></p>
<p>Meme kanseri tedavi sürecinde memenin tamamen alınması ya da sınırlı bir kısmın çıkarılması sadece fiziksel değil, duygusal izler de bırakabilmektedir. Meme; kadınlık, annelik ve toplumsal kimliğin sembolü olarak algılandığı için, kaybı ya da şekil değişikliği benlik algısında sarsılmalara yol açabilir. Memenin kaybı ya da şekil değişikliği, kişide “ben hala aynı kadın mıyım?” endişesi ve bedensel bütünlüğün zedelenmesi hissi doğurabilir. “Aynaya bakmaya korkuyorum”, “Eşim beni çekici bulacak mı?” gibi sorular; psikolojik travmanın kaçınılmaz olduğunun bir göstergesidir. Bu süreçte psikolojik destek çok önemlidir. Cerrahi sonrası rekonstrüksiyon fiziksel bir onarım sağlasa da, kadının kendi bedenini yeniden kabullenmesi ve özsaygısını inşa etmesi için psikoterapi büyük önem taşır. </p>
<p><strong>Yorgunluk ve sosyal izolasyon aşaması</strong></p>
<p>Kemoterapi, radyoterapi ve hormon tedavileri, bedeni olduğu kadar ruhu da etkiler. Saç dökülmesi, kilo değişimleri ve yorgunluk gibi yan etkiler, kişinin sosyal çevresinden uzaklaşmasına ve depresif duygulara sürüklenmesine neden olabilir.  Bu süreç depresyon, kaygı bozuklukları, uyku sorunları ve sosyal izolasyonla el ele ilerler. Kimi hastalar sevdiklerinden uzaklaşırken kimileri, toplumdan gelen “artık kırılgansın”, “iyi misin?” gibi iyi niyetli ama yargılayıcı bakışlar nedeniyle içine daha da kapanabilir. Bu noktada bilişsel davranışçı terapi (CBT), mindfulness uygulamaları ve grup terapileri hem kaygıyı azaltır hem de yalnızlık hissini hafifletir. Psikolojik destek, tıbbi tedavinin tamamlayıcısı olarak hastaların yaşam kalitesini artırır.</p>
<p><strong>Çiftlerin iletişimi de etkilenebilir</strong></p>
<p>Meme kanseri sadece bireysel değil, aynı zamanda ilişkisel bir mücadeledir. Cerrahi sonrası yaşanan bedensel değişiklikler, çift ilişkilerinde mesafe yaratabilmektedir. Kadın “Eşim beni hâlâ çekici bulacak mı?” diye kaygılanırken, partneri “Ona nasıl yaklaşmalıyım?” ikilemiyle baş başa kalabilir. Bu noktada çift terapisi ve psikoseksüel terapi, açık iletişimi güçlendirmeye destek olabilir. İlişkilerin yeniden güven, sevgi ve anlayış temeline oturmasını sağlar. </p>
<p><strong>Hayata yeniden dönüşle başlayan hastalanma korkusu</strong></p>
<p>Tedavi tamamlandığında hastalarda çoğu zaman yeni bir kaygı başlar; hastalığın tekrarlama korkusu. Bu nedenle her ağrı ya da kontrol, yeni bir endişeye dönüşebilir. Ancak bu dönem aslında, doğru yaklaşımlarla psikolojik destek sağlandığında, “travma sonrası büyüme”nin de mümkün olduğu bir dönemdir. Birçok kadın bu süreçte hayatın anlamını yeniden tanımlar, ilişkilerini güçlendirir ve kendi iç dayanıklılığını keşfeder. Bu dönemde psikolojik destek almak; kaygıları yönetmek, olumlu baş etme stratejileri geliştirmek ve bireyin kendi iç gücünü keşfetmesini sağlamak açısından vazgeçilmezdir.</p>
<p><strong>Beden ve ruhun ortak iyileşmesi sağlanmalı</strong></p>
<p>Meme kanseri tedavi sürecinde beden ile ruh eşzamanlı iyileştiğinde, gerçek iyileşme kalıcı olur. Çünkü gerçek iyileşme yalnızca tümörün alınmasıyla değil, hastanın yaşam sevincini ve özgüvenini yeniden kazanmasıyla mümkündür. Bu dönemde hasta yakınlarının da dikkat etmesi gereken noktalar var. Örneğin “güçlü olmalısın” demek yerine duygulara alan tanıyın. Beden değişimlerine eleştirel yaklaşmayın; sevgi ve destek diliyle konuşun. Beraber yemek yapmak, refakat etmek gibi basit destekler kişinin yalnızlık hissini azaltır.</p>
<p><strong>Ruhun iyileşmesi için 5 öneri</strong></p>
<ul>
<li>Duygularınızı paylaşın ve profesyonel destek alın.</li>
<li>Bedeninizdeki değişimle uyum sağlamak için kendinize zaman tanıyın.</li>
<li>Grup terapilerine katılın; benzer deneyimlerin paylaşımı yalnızlık hissini azaltır.</li>
<li>Cinsel veya çift sorunlarında uzman desteğine başvurun.</li>
<li>Tekrar hastalanma korkusuyla başa çıkmak için nefes, gevşeme ve farkındalık tekniklerini deneyin. </li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-ruhsal-iyilesme-icin-5-oneri-585783">Meme Kanserinde Ruhsal İyileşme İçin 5 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erken tanı ile meme kanserinde yaşam şansı yüzde 90&#8217;ı aşıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erken-tani-ile-meme-kanserinde-yasam-sansi-yuzde-90i-asiyor-584297</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 17:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[oran]]></category>
		<category><![CDATA[şansı]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584297</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri, erken tanı sayesinde artık büyük oranda tedavi edilebiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Genel Cerrah Op. Dr. Kemal Raşa, düzenli taramaların erken teşhiste hayat kurtardığını vurgulayarak, “Erken evrede yakalanan hastalarda 5 ila 10 yıllık sağ kalım oranı yüzde 90’ın üzerinde.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-tani-ile-meme-kanserinde-yasam-sansi-yuzde-90i-asiyor-584297">Erken tanı ile meme kanserinde yaşam şansı yüzde 90&#8217;ı aşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri, erken tanı sayesinde artık büyük oranda tedavi edilebiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Genel Cerrah Op. Dr. Kemal Raşa, düzenli taramaların erken teşhiste hayat kurtardığını vurgulayarak, “Erken evrede yakalanan hastalarda 5 ila 10 yıllık sağ kalım oranı yüzde 90’ın üzerinde. Bu, birçok kanser türü için ulaşılması zor bir başarı. Bu oran yalnızca yaşam süresinin uzadığını değil, erken evrede tanı alan pek çok hastanın tamamen iyileşebildiğini de gösteriyor. Geç tanılarda ise yaşam süresi ciddi şekilde kısalıyor. Bu yüzden erken teşhise yönelik tarama programları, meme kanseriyle mücadelede en etkili silahımız” dedi. Dr. Raşa, meme kanseriyle ilgili merak edilen soruları yanıtladı.</strong></p>
<p><strong>Meme kanserinin erken teşhis edilmesiyle geç teşhis edilmesi arasında, hayatta kalma oranları açısından büyük bir fark var mı?</strong></p>
<p>Meme kanseri erken evrede teşhis edildiğinde hastalık genellikle memede veya koltuk altı lenf bezlerinde sınırlı olur. Bu aşamada tedaviye verilen yanıt çok yüksektir ve 5–10 yıllık sağ kalım oranı çoğu zaman yüzde 90’ın üzerindedir. Ancak hastalık geç fark edildiğinde, yani uzak organlara yayıldığında, yaşam süresi genellikle birkaç yıl ya da aylarla sınırlı kalır. Bu dönemde tedavinin amacı hastalığı tamamen ortadan kaldırmaktan ziyade, yaşam süresini uzatmak ve yaşam kalitesini korumaktır. Erken tanı sayesinde eskiden ölümcül kabul edilen meme kanserini artık yaşamı tehdit eden bir durumdan çok, hipertansiyon ya da diyabet gibi kontrol edilebilen kronik bir hastalık olarak görebiliriz.</p>
<p><strong>Meme kanseri erkeklerde de görülebilir mi? </strong></p>
<p>Meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 1’i erkeklerde görülür ve bu vakalar kadınlardakine göre daha sık kalıtsal kökenlidir. Ailesinde birden fazla kadında meme kanseri bulunan erkekler de mutlaka muayene edilmeli ve ultrasonografiyle kontrol edilmeli. Erkeklerde meme dokusu az olduğundan hastalık genellikle ele gelen bir kitleyle fark edilir. Şüpheli bulgu varsa ultrasonografi ve kalın iğne biyopsisiyle tanı konur. Bu nedenle, kalıtsal meme kanseri öyküsü bulunan erkeklerin 40 yaşından sonra en az bir kez meme muayenesi yaptırması ve bir meme merkezine başvurması önerilir.</p>
<p><strong>Meme kanseri tedavisi doğurganlığı etkiler mi? </strong></p>
<p>Meme kanseri tedavisinde ilk adım genellikle ameliyattır. Bazı hastalar ek olarak kemoterapi ve anti-hormon tedavisi alırken, memesi korunan hastalara radyoterapi uygulanır. Bu tedaviler esnasında hastanın doğurganlığı olumsuz etkilenebilir, özellikle kemoterapi ve uzun süreli anti-hormon tedavileri bu riski artırır. Bu nedenle doğurganlık çağındaki kadınlarda tedaviye başlamadan önce bu konunun mutlaka değerlendirilmesi, hastanın tüp bebek ünitesinde görevli kadın doğum uzmanlarıyla görüşmesi ve doğurganlığını korumak istiyorsa yumurta dondurma gibi seçenekleri önceden planlaması önerilir.</p>
<p><strong>Hastalık tedavi edildikten sonra tamamen yok olur mu yoksa vücudun bir yerinde gizli kalmaya devam eder mi? </strong></p>
<p>Kuramsal olarak, bir hastalık ya da doku vücudun başka bir bölgesine yayılma potansiyeline sahipse —yani metastaz yapabiliyorsa— o hastalığa kanser denir. Bu sebeple kanserler vücudun farklı bölgelerine yayılabilir. Tanı sonrası hastalığın başka bir organa gidip gitmediği ise PET-BT gibi görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilir. Ancak meme kanseri gibi yavaş ilerleyen kanserlerde, hastalık tedaviden 10, 15 hatta 20 yıl sonra bile memede ya da uzak organlarda yeniden ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>Meme kanseri vücudun ilk olarak hangi bölgelerine sıçrama eğilimindedir?</strong></p>
<p>Tüm kanserlerin temelde iki yayılım yolu vardır. İlki, kan damarları aracılığıyla vücudun uzak organlarına yayılımdır. Tümörler en sık akciğer, karaciğer ve kemiklere yayılmayı tercih etse de teorik olarak her organa metastaz yapabilir. İkinci yol ise lenf damarları aracılığıyla gerçekleşir. Meme ve tiroid gibi endokrin kökenli kanserler genellikle önce lenf yoluyla yayılmayı tercih eder. Tabii zamanla kan dolaşımıyla uzak organlara da metastaz yapabilirler. Dolayısıyla meme kanserinde ilk olarak koltuk altındaki lenf bezlerine bakılır çünkü kanserin yayılmaya başlayıp başlamadığını gösteren en erken ve en önemli bölgedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-tani-ile-meme-kanserinde-yasam-sansi-yuzde-90i-asiyor-584297">Erken tanı ile meme kanserinde yaşam şansı yüzde 90&#8217;ı aşıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlar Meme Kanserinde Erken Tanı için Sanatta Buluştu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlar-meme-kanserinde-erken-tani-icin-sanatta-bulustu-583198</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 15:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[kıvılcım]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[okan]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanatta]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583198</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Işıl Okan Gülen, İstanbul Okan Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Gökçe Tunç, Prof. Dr. Mithat Kıyak, Okan Sağlık Grubu Genel Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ercan Özgül ve Tuzla İlçe Sağlık Müdürü Dr. Murat Sadettin Söylemez’in de katılımcılar arasında yer aldığı serginin açılışında, Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Taner Kıvılcım, meme kanserinde erken tanının önemine vurgu yapan bir sunum gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlar-meme-kanserinde-erken-tani-icin-sanatta-bulustu-583198">Kadınlar Meme Kanserinde Erken Tanı için Sanatta Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Işıl Okan Gülen, İstanbul Okan Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Gökçe Tunç, Prof. Dr. Mithat Kıyak, Okan Sağlık Grubu Genel Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Ercan Özgül ve Tuzla İlçe Sağlık Müdürü Dr. Murat Sadettin Söylemez’in de katılımcılar arasında yer aldığı serginin açılışında, Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Taner Kıvılcım, meme kanserinde erken tanının önemine vurgu yapan bir sunum gerçekleştirdi. Aralarında meme kanserini yenmiş kadınların kendi iyileşme yolculuklarından ilham verici izleri yansıttıkları eserlerin de bulunduğu sergi, 24 Ekim 2025’e kadar Tuzla’daki İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nde ziyaret edilebilecek. </p>
<p>Açılış töreninde konuşan İstanbul Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Işıl Okan Gülen,<em> </em><em>“Bugün burada olmak benim için büyük bir mutluluk. Meme kanseri konusunda sadece 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda değil, her zaman bilinçli olmayı çok önemsiyorum. Özellikle böyle etkinliklerde sanatın gücünden faydalanmak verdiğimiz mesajları da daha anlamlı hale getiriyor. Üniversite olarak görevimiz, bu konuda toplumla daha sıkı bütünleşebilmek ve farkındalığı yükseltmeye katkı sunmaktır.” </em>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Murat Cengiz Aşıcıoğlu ise yaptığı konuşmada, meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekerek bu konudaki bilinçlendirme çalışmalarının önemine değindi ve sergiye katılan tüm sanatçılara teşekkür etti.    </p>
<p>Sergi açılışında gerçekleştirilen panelde, İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Taner Kıvılcım, katılımcılarla meme kanseri ve tedavilerine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Dr. Kıvılcım, kadınlarda en sık görülen kanser türünün meme kanseri olduğunu hatırlatarak, özellikle son yıllardaki vaka sıklığının artışına dikkat çekti. 2020 yılında 2,3 milyon yeni vakanın görüldüğünü söyleyen Dr. Kıvılcım’ın verdiği bilgilere göre, bu rakamın 2040 yılında 3 milyon sınırına ulaşacağı tahmin ediliyor. Dr. Kıvılcım özellikle erken tanı için kendi kendine muayenenin ve kanser taramalarının önemini vurgulayarak şunları söyledi: <em>“Kanser taramasının nihai hedefi, hiçbir şikayeti olmayan sağlıklı bireylerde; kanseri, tedavisinin çok daha kolay ve etkili yapılabildiği erken evrelerde yakalamak. Son 20 yıldaki çalışmalar bize, mamografi ile yapılan toplum taramalarında kadınlarda meme kanseri nedeniyle ölüm oranlarının %30-50 oranlarında azaldığını gösteriyor. Günümüzde dijital mamografilerle meme incelemesinde maruz kalınan doz da giderek azalıyor. Bu nedenle kadınların 40 yaş üzerinde 2 yılda bir mamografi çektirmelerinde bir sakınca yok. Aile öyküsü, Batı tipi yaşam tarzı, stres ve tütün kullanımı gibi risk faktörlerinin varlığında ise taramaların daha erken yapılması planlanabilir.”</em></p>
<p>Panelin bir diğer konuşmacısı Gözde İlhan, 2024 yılında meme kanseri tanısı almış, verdiği mücadeleyle kanseri yenmeyi başarmış bir isim. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi gören İlhan, sergiye üç çalışmasıyla katılırken; kendi hikayesini, kanserle başlayan ama sanatla yeniden doğan bir yolculuk olarak tanımlıyor. İlhan konuşmasında, tedavi sürecinde yaşadıklarını ve resim sanatıyla olan yolculuğunu ise şu sözlerle paylaştı: <em>“Sanat, tedavi sürecimde bana nefes olan, umudu hatırlatan bir yol arkadaşı oldu. Sanat, bana kelimelerin yetmediği yerde şifa verdi. Bugün buradaki sergi, sadece bir sanat etkinliği değil; aynı zamanda farkındalık, umut ve dayanışmanın bir simgesi.” </em></p>
<p><strong>“Erken Tanıyoruz, Birlikte İyileşiyoruz”</strong> karma resim sergisi, 24 Ekim 2025’e kadar İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nde ziyarete açık olacak. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlar-meme-kanserinde-erken-tani-icin-sanatta-bulustu-583198">Kadınlar Meme Kanserinde Erken Tanı için Sanatta Buluştu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nanoknife yöntemiyle prostat kanserinde yeni dönem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nanoknife-yontemiyle-prostat-kanserinde-yeni-donem-546488</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2025 10:40:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[nanoknife]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemiyle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546488</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prostat kanseri, yaygınlığı nedeniyle 45 yaş üstü tüm erkeklerde, şikayet olmasa dahi düzenli kontrolleri gerektiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nanoknife-yontemiyle-prostat-kanserinde-yeni-donem-546488">Nanoknife yöntemiyle prostat kanserinde yeni dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prostat kanseri, yaygınlığı nedeniyle 45 yaş üstü tüm erkeklerde, şikayet olmasa dahi düzenli kontrolleri gerektiriyor. Erken tanı, tedavinin başarısını belirleyen en önemli faktörlerden biri. Tanı süreci, ürolojik muayene ve kanda PSA (Prostat Spesifik Antijen) testi ile başlıyor. PSA değerleri şüpheli olan hastalar, multiparametrik prostat MR ile detaylı inceleniyor. Ancak kesin tanı, mutlaka biyopsi ile konuluyor.</p>
<p>Tanı teknolojilerindeki ilerlemeler ve toplumsal farkındalığın artmasıyla birlikte prostat kanserleri daha erken evrede yakalanıyor. Özellikle erken evre ve küçük hacimli tümörlerde, Nanoknife yöntemi yüz güldürücü sonuçlar veriyor. Türkiye’de uygulanan bu yeni yöntem sayesinde hastalar cerrahiye gerek kalmadan etkin bir tedavi seçeneğine daha kavuşmuş oldu. </p>
<p><strong>Küçük Tümörlerde, Düşük Yan Etki</strong></p>
<p>Prostat kanseri tedavisi; hastalığın yaygınlığı, evresi, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu gibi birçok faktöre göre planlanıyor. Küçük hacimli, düşük riskli tümörlerde ise cerrahi ve radyoterapi gibi tedaviler geciktirilebiliyor. Bu hastalarda aktif izlem yapılabildiği gibi, fokal tedavi yani sadece tümörlü alana odaklanarak yapılan uygulamalar da tercih edilebiliyor.</p>
<p><strong>İdrar Fonksiyonları Korunuyor</strong></p>
<p>Daha önce bazı karaciğer ve pankreas tümörlerinde de kullanılan Nanoknife teknolojisi, prostat kanserinin odaklanmış tedavisinde de umut verici bir seçenek olarak öne çıkıyor. Doç. Dr. Eymen Gazel, bu yöntemin diğer fokal tedavilerden en önemli farkının işlem sırasında dokularda ısı artışına neden olmaması olduğunu belirtiyor. Böylece idrar kanalı ve sinir dokuları korunabiliyor; cinsel ve idrar fonksiyonları çoğunlukla etkilenmeden kalabiliyor.</p>
<p><strong>Günübirlik Uygulama</strong></p>
<p>Genel anestezi altında uygulanan bu yöntem, ameliyathane ortamında gerçekleştiriliyor. Ultrason rehberliğinde tümör çevresine yerleştirilen 3–4 özel elektrota çok yüksek voltajlı fakat kısa süreli elektrik akımı veriliyor. Bu sayede tümör hücrelerinin canlılığı ortadan kaldırılıyor. Nanoknife işlemi, hastanede yatış gerektirmiyor; hasta yaklaşık 6 saatlik istirahatin ardından evine dönebiliyor.</p>
<p><strong>Uygun Hasta Seçimi Şart</strong></p>
<p>Bu yöntemde yalnızca kanserli hücrelerin tahrip edildiğini; prostatın diğer bölgelerinde yeni tümör oluşumu ya da mevcut tümörün ilerleme ihtimalinin sürdüğünü hatırlatıyor. Bu nedenle hastaların doğru seçilmesi ve işlemin ardından düzenli takibin aksatılmaması gerektiğini vurguluyor. Gerekli durumlarda cerrahi veya radyoterapi yine gündeme gelebiliyor.</p>
<p><strong>Dokuya Zarar Vermeyen Akıllı Enerji</strong></p>
<p>Nanoknife, &#8220;irreversible elektroporasyon&#8221; adı verilen bir prensibe dayanıyor. Bu yöntemde uygulanan elektrik akımı, hücre zarında kalıcı delikler oluşturarak hücre ölümüne yol açıyor. Ancak bu işlem sırasında doku ısısı artmadığı için çevredeki sağlıklı yapılar zarar görmüyor. Özellikle sinirler, idrar yolları ve sfinkter kası gibi hassas yapılar korunabildiği için hastalar, yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilecek komplikasyon riskinden büyük ölçüde korunmuş oluyor.</p>
<p><strong>Cerrahiye Alternatif Arayanlar İçin Umut Verici</strong></p>
<p>Ameliyat ya da radyoterapiye sıcak bakmayan ya da bu tedavilerin getirebileceği yan etkilerden çekinen hastalar için Nanoknife, güçlü bir alternatif oluşturuyor. Özellikle aktif yaşamını sürdüren, cinsel fonksiyonlarını korumak isteyen ve iş hayatına hızlı dönüş arzu eden hastalar tarafından tercih ediliyor. Bu yöntem, prostat kanserinde kişiselleştirilmiş tedavi anlayışının önemli bir parçası haline geldi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nanoknife-yontemiyle-prostat-kanserinde-yeni-donem-546488">Nanoknife yöntemiyle prostat kanserinde yeni dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme kanserinde bilinmesi gerekenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-bilinmesi-gerekenler-543794</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Jun 2025 09:30:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=543794</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri, toplumda hala doğru bilinen yanlışlarıyla gündemde.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-bilinmesi-gerekenler-543794">Meme kanserinde bilinmesi gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri, toplumda hala doğru bilinen yanlışlarıyla gündemde. Bu yanlış bilgilerin, hastaların doğru önlemleri almasını engelleyerek erken evreyi kaçırmalarına yol açabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı ve Meme Sağlığı Merkezi Direktörü Prof. Dr. Ali Uğur Emre, meme kanseriyle ilgili en yaygın yanlış inanışları şöyle sıralıyor:</strong></p>
<p><strong> Meme kanserlerinin tümü genetik geçişlidir</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Meme kanserinin yalnızca genetik yatkınlığı olan kişilerde ortaya çıktığı düşünülür. Aslında, meme kanserinin büyük bir kısmı genetik risk faktörleri olmadan da gelişebilir. Çoğu meme kanseri, ailede geçmiş bir kanser öyküsü olmadan da ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Elle muayenede teşhir edilirse kanserin evresi ilerlemiştir</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Elle yapılan muayenede bir kitle fark edilmesi, kanserin her zaman ileri evrede olduğunu göstermez. Erken evrede de kitleler hissedilebilir. Ancak, herhangi bir anormal değişiklik fark edildiğinde hemen doktora başvurmak önemli.</p>
<p><strong>Meme kanseri sadece ileri yaşlarda görülür</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Meme kanseri her yaş grubunda görülebilir, ancak risk yaşla birlikte artar. Genç kadınlar, hatta erkekler de meme kanserine yakalanabilir.  </p>
<p><strong>Mamografi çektirmek veya meme kanserine cerrahi müdahale yapmak kanseri yayar veya kanser yapar</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Mamografi, radyasyon içerir ancak bu radyasyon dozları çok düşüktür ve genellikle güvenlidir. Mamografi, meme kanserinin erken teşhisi için önemli bir tarama yöntemidir. Radyasyonun kanser yapma riskinin minimal olduğu kabul edilir ve mamografinin faydaları, risklerinden çok daha büyüktür. Cerrahi sonrasında kanserin vücuda yayıldığı yanlış bir düşüncedir.</p>
<p><strong>Ailede meme kanseri yoksa risk ortadan kalkar</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Her kadının meme kanseri riskini etkileyen faktörler vardır, ancak bazıları diğerlerinden daha fazla risk taşır. Meme kanseri riski, yaş, genetik faktörler, yaşam tarzı ve hormonal durumlar gibi birçok faktöre bağlıdır. Sağlıklı bir yaşam tarzı ve düzenli taramalar riskleri azaltabilir.</p>
<p><strong>Genetik testler meme kanserini önler</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Genetik testler, kişilerin meme kanseri riskini değerlendirmeye yardımcı olabilir ancak bu testler kanserden korunmayı sağlamaz. Genetik testler yüksek riskli bireylerin risk azaltıcı önlemler alabilmesini sağlar. </p>
<p><strong> Sadece kadınlar meme kanseri olur</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Meme kanseri yalnızca kadınlarda görülür düşüncesi yanlıştır. Erkekler de meme kanseri riski taşır, ancak bu durum kadınlara göre çok daha nadirdir. Bu oran kabaca 1/100 olarak verilebilir. Erkeklerde meme kanseri görülme oranı düşük olsa da risk faktörlerini bilmeleri ve belirtileri takip etmeleri önemlidir.</p>
<p><strong>Küçük kitlenin kanser olmadığını düşünmek güvenlidir</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Memede küçük bir kitle olması, bu kitlenin kesinlikle kanser olmadığı anlamına gelmez. Küçük kitlenin de kanserli olabilmesi mümkündür. Herhangi bir kitle, büyüklüğü ne olursa olsun, doktor tarafından değerlendirilmelidir.</p>
<p><strong>Meme kanseri teşhisi koyulduktan sonra sadece ameliyat yeterlidir</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Meme kanseri tedavisi genellikle multidisipliner bir yaklaşımı gerektirir. Ameliyat, tedavi planının sadece bir parçasıdır. Kemoterapi, radyoterapi, hormon tedavisi ve hedefe yönelik tedaviler gibi yöntemler gerekebilir.</p>
<p><strong>Emzirme meme kanserinden korur</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Emzirmek, meme kanseri riskini kısmen azaltabilir ancak tamamen ortadan kaldırmaz. Bu, durum emziren kadınlarda kanser gelişmeyeceği anlamına gelmez.</p>
<p><strong>Elle muayene yeterli bir tarama yöntemidir</strong></p>
<p><strong>Yanlış</strong>: Kendi kendine meme muayenesi, düzenli doktor kontrollerinin ve mamografinin yerine geçmez. Elle muayenede bazı anormallikler fark edilebilir ancak mamografi gibi tarama yöntemleri, daha küçük ve erken evre tümörleri teşhis eder.</p>
<p><strong>Deodorantlar veya balenli sütyenler meme kanserine neden olur</strong></p>
<p><strong>Yanlış: </strong>Deodorantlar, koltuk altı kremleri veya sütyenler meme kanserine neden olmaz.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-bilinmesi-gerekenler-543794">Meme kanserinde bilinmesi gerekenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri&#8217;nde İmmunoterapi Tedavileri Uzlaşı Raporu Yayınlandı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kucuk-hucreli-disi-akciger-kanserinde-immunoterapi-tedavileri-uzlasi-raporu-yayinlandi-426311</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Nov 2023 09:10:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[dışı]]></category>
		<category><![CDATA[hücreli]]></category>
		<category><![CDATA[immunoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[raporu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavileri]]></category>
		<category><![CDATA[uzlaşı]]></category>
		<category><![CDATA[yayınlandı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426311</guid>

					<description><![CDATA[<p>İmmünoterapinin küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastaları için daha etkin ve erişilebilir şekilde kullanılmasını amaçlayan bu rapor, immunoterapi çalışmalarına ilişkin en son bilimsel verileri uzman görüşleriyle ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-hucreli-disi-akciger-kanserinde-immunoterapi-tedavileri-uzlasi-raporu-yayinlandi-426311">Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri&#8217;nde İmmunoterapi Tedavileri Uzlaşı Raporu Yayınlandı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği liderliğinde </strong></p>
<p><strong>Bristol Myers Squibb Türkiye’nin Koşulsuz Desteğiyle Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri’nde İmmunoterapi Tedavileri Uzlaşı Raporu Yayınlandı!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İmmünoterapinin küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastaları için daha etkin ve erişilebilir şekilde kullanılmasını amaçlayan bu rapor, immunoterapi çalışmalarına ilişkin en son bilimsel verileri uzman görüşleriyle ortaya koyuyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinden biri olan akciğer kanseri, ileri evrelerde teşhis edildiğinde sınırlı tedavi seçenekleri karşımıza çıkıyor. Ancak son yıllarda, immünoterapi gibi yenilikçi tedavi yaklaşımlarıyla birlikte farklı kanser türlerinde geleneksel tedavilere kıyasla daha uzun süreli sağkalım sonuçlarına ulaştığı görüldü. Yenilikçi ve çığır açan bilimsel gelişmelere öncülük eden <strong>Bristol Myers Squibb</strong>’in koşulsuz destekleriyle hazırlanan <strong>&#8220;Akciğer Kanserinde İmmunoterapi Tedavileri Uzlaşı Raporu&#8221;</strong>, Türkiye&#8217;deki akciğer kanseri vakalarıyla ilgili verileri ortaya koyuyor. <strong>Journal of Oncological Sciences’ta </strong>yayınlanan ve Türk Tıbbi Onkoloji Derneği liderliğinde farklı dernek iş birlikleri ile hazırlanan bu rapor 25 Kasım 2023 tarihinde Kanser İmmunoterapisi Derneği’nin Kanserde İmmüno-Onkolojik ve Moleküler Onkolojik Tedaviler Kongresi’nde duyuruldu.  </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Türkiye’de kansere bağlı ölümlerde akciğer kanseri birinci sırada</strong></p>
<p>Global Cancer Statistics verilerine göre, akciğer kanseri tüm dünyada kansere bağlı ölümlerde başı çekiyor. Dünya çapında tahminen kansere bağlı olarak gerçekleşen 1.8 milyon ölümlerin yüzde 25&#8217;ini akciğer kanseri oluşturuyor. Türkiye’deki istatistiklerde akciğer kanseri erkeklerde kansere bağlı ölümlerde ilk sırada yer almaktadır. </p>
<p> </p>
<p>Kasım ayı tüm dünyada “Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı” olarak kabul ediliyor. Bristol Myers Squibb, bu hastalıkla uğraşan tüm branşlardaki sağlık çalışanları ve toplum nezdinde farkındalığı artırmak amacıyla hazırlanmasına koşulsuz destek verdiği bu uzlaşı raporunun Akciğer Kanseri Farkındalık ayı kapsamında açıklanması ile bu önemli hastalığa dikkat çekiyor.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Akciğer kanseri tedavisinde yeni bir boyut: İmmunoterapi</strong></p>
<p>Bağışıklık sisteminin kanser hücreleri ile savaşmasını sağlayan bir tedavi yönetimi olan immunoterapi, akciğer kanseri tedavisine yeni bir boyut getirmiştir. <strong>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği’nden Prof. Dr. Nuri Karadurmuş</strong> ve <strong>Türk Akciğer Kanseri Derneği’nden Prof. Dr. Erdem Göker</strong> raporun hazırlanma gerekçelerini şu şekilde aktarmaktadır: “Türkiye’de her yıl binlerce kişiye akciğer kanseri tanısı konuluyor. Bu tanıların genellikle son evrede fark edilmiş olması üzücü sonuçlara yol açabiliyor. Cerrahi, radyasyon ve kemoterapi gibi mevcut tedavi yöntemleri ise bu son evredeki hastaların tedavisinde çok etkili olamamaktadır. Bu da immünoterapi gibi yeni terapötik stratejiler geliştirme ihtiyacını oluşturmuştur.  Ancak mevcut immünoterapi seçenekleri kanser tedavisindeki uzun vadeli etkinlikleri sınırlı olabilir. Bu nedenle etkili immünoterapi ajanlarına yönelik klinik araştırma çalışmalarımız devam etmektedir.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-hucreli-disi-akciger-kanserinde-immunoterapi-tedavileri-uzlasi-raporu-yayinlandi-426311">Küçük Hücreli Dışı Akciğer Kanseri&#8217;nde İmmunoterapi Tedavileri Uzlaşı Raporu Yayınlandı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erken Evre Gırtlak Kanserinde Lazer Teknolojisi Konfor Sağlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erken-evre-girtlak-kanserinde-lazer-teknolojisi-konfor-sagliyor-423783</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Nov 2023 08:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[evre]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlak]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[konfor]]></category>
		<category><![CDATA[lazer]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423783</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde teknolojik alanda yaşanan yeni gelişmelerin yansıması tıbbi alanda da gözlemleniyor. Bu başarılı gelişmeler kanser hastalığının tanı ve tedavisinde önemli fayda sağlıyor. Daha ileri yaşlarda cinsiyet fark etmeksizin ortaya çıkabilen gırtlak kanseri en sık görülen baş-boyun kanserleri içerisinde yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-evre-girtlak-kanserinde-lazer-teknolojisi-konfor-sagliyor-423783">Erken Evre Gırtlak Kanserinde Lazer Teknolojisi Konfor Sağlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ERKEN EVRE GIRTLAK KANSERİNDE LAZER TEKNOLOJİSİ KONFOR SAĞLIYOR</strong></p>
<p>Günümüzde teknolojik alanda yaşanan yeni gelişmelerin yansıması tıbbi alanda da gözlemleniyor. Bu başarılı gelişmeler kanser hastalığının tanı ve tedavisinde önemli fayda sağlıyor. Daha ileri yaşlarda cinsiyet fark etmeksizin ortaya çıkabilen gırtlak kanseri en sık görülen baş-boyun kanserleri içerisinde yer alıyor. İlk ve en belirgin belirtisi olan ses kısıklığının ortaya çıkması ile birlikte nefes darlığı gibi belirtilerin tabloya eşlik etmesi durumunda vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerekiyor. Gırtlak kanserinin erken evrelerinde Kordektomi adı verilen lazer cerrahi tedavisi hastalara önemli konfor sağlıyor ve tedavi başarısını artırıyor. Memorial Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Burak Aşık, erken evre gırtlak kanseri cerrahi tedavisi (Kordektomi) hakkında bilgi paylaştı. </p>
<p><strong>Bu teknoloji ile gırtlaktaki kansersiz kısımlar etkilenmiyor</strong></p>
<p>Gırtlak kanseri nefes almak, konuşmak ve yutmak için kullanılan gırtlak bölümlerini veya ses tellerini etkilemektedir. Kordektomi, erken evre gırtlak kanserinin görülmesi nedeni ile ses tellerinin bir kısmını veya tamamını çıkaran cerrahi bir prosedür olarak tanımlanmaktadır. Bu cerrahi sayesinde erken evre gırtlak kanserlerinde, gırtlağın kansersiz kısımları etkilenmeyecek ve hastada kalacak şekilde sadece kanserli alan çıkarılabilmektedir. Çok nadir durumlar dışında boyunda hava deliği açılmadan gırtlak kanserinden kurtulma şansı sunmaktadır.</p>
<p><strong>Ses ve yutma fonksiyonları korunuyor</strong></p>
<p>Ses tellerinde veya gırtlakta sınırlı bölümleri etkileyen erken evre kanserlerin (evre1-evre2) çıkarılmasına yardımcı olmaktadır. Kanser gırtlağın herhangi bir yerinde başlayabilir. Yaygın bir baş ve boyun kanseri türü olan gırtlak kanseri, yeterince erken tespit edilirse, sadece kanserli alan tamamen çıkartılarak kür sağlama ihtimali artar. Tedavinin ana hedeflerinden biri, özellikle kanser erken evredeyken gırtlağın ses-yutma fonksiyonlarının korunmasına yardımcı olmaktır. Bu noktada, ameliyat veya radyoterapi tek başına kanseri tedavi etmek için yeterli olabilir. Ancak daha büyük tümörlerde bütün gırtlağın alınması cerrahisi kemoterapi ve radyoterapi dahil olmak üzere çeşitli tedaviler gerektirebilir. Gırtlakta titreşen ve konuşmayı sağlayan ses telleri vardır. Üç bölümü bulunur. Şu şekilde sıralanabilir;</p>
<p>     • Glottis, ses tellerini içeren orta kısım</p>
<p>     • Supraglottis, ses tellerinin üzeri</p>
<p>     • Gırtlağı nefes borusuna bağlayan ses tellerinin altındaki subglottis</p>
<p>Kordektomi, sıklıkla uygun cerrahi görüntüleme sağladığı için glottisteki tümörler için bir tedavi seçeneğidir. Ancak uygun ve sınırlı büyüklükte erken evre supraglottik tümörlerde de uygulanabilmektedir. Lazer kordektomi evre T1 veya evre T2 olarak kabul edilen erken tümörleri olan hastalara uygulanabilir. T1, sadece ses tellerinde bulunan ve ses tellerinin hareketlerini değiştirmeyen bir tümörü ifade eder. Sağ veya sol ses telindeki bir tümöre T1a denir. Her iki ses telindeki tümöre T1b denir. T2 ise ek olarak ses teline yakın olan bir alana yayılım sonucu olur, ancak belli koşullar altında lazer kordektomi uygulanabilir.</p>
<p><strong>Ameliyat bu konuda deneyimli ekipler tarafından yapılmalı</strong></p>
<p>Kordektomi işleminde cerrah tümörü, onu çevreleyen sınırları ve hemen bitişiğindeki sağlıklı dokuyu çıkaracaktır. Bu, ameliyat hiçbir kanserli dokunun geride kalmamasını sağlamak için yapılır. Boyun bölgesinde lenf bezi metastazı varsa bu ameliyattan ziyade açık boyun cerrahisi ile kanser çıkarılması ameliyatı yapılır.  Kordektomiden sonra yaklaşık 1 yıl ses kısıklığı kesin olacaktır. Ancak alınan doku miktarı ve yapılan cerrahinin genişliğine göre daha az ses kısıklığı gelişme veya kompanse olma durumu bulunmaktadır. Yaklaşık 6 ay ile 1 yılın sonunda hastaların büyük çoğunluğu gırtlak yapılarının çoğu anatomik olarak var olduğu seslenimi başarabilmektedirler. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erken-evre-girtlak-kanserinde-lazer-teknolojisi-konfor-sagliyor-423783">Erken Evre Gırtlak Kanserinde Lazer Teknolojisi Konfor Sağlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanserinde Tümörün Boyutu Hem Evreyi Hem de Tedaviyi Etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-tumorun-boyutu-hem-evreyi-hem-de-tedaviyi-etkiliyor-421186</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Nov 2023 08:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[boyutu]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[evreyi]]></category>
		<category><![CDATA[hem]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviyi]]></category>
		<category><![CDATA[tümörün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421186</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tümör boyutunun meme kanserinin evreleri ve tedavisinde oldukça önem taşıdığını belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Neşet Köksal, “Ne kadar erken ve tümör ne kadar küçük boyutlarda meme kanseri tanısı konursa tedaviden beklentimiz o kadar fazla oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-tumorun-boyutu-hem-evreyi-hem-de-tedaviyi-etkiliyor-421186">Meme Kanserinde Tümörün Boyutu Hem Evreyi Hem de Tedaviyi Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Meme Kanserinde Tümörün Boyutu Hem Evreyi Hem de Tedaviyi Etkiliyor</strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Tümör boyutunun meme kanserinin evreleri ve tedavisinde oldukça önem taşıdığını belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Neşet Köksal, “Ne kadar erken ve tümör ne kadar küçük boyutlarda meme kanseri tanısı konursa tedaviden beklentimiz o kadar fazla oluyor. Erken tanı konduğunda tedavi oranı neredeyse yüzde 100’dür. Bununla birlikte günümüzde ilerleyen meme kanseri tedavi oranı da oldukça yüksektir. Organ yayılımı yapmamış lokal İleri meme kanserinde, yüzde 90’a varan tedavi mümkündür.” Dedi.</em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Meme kanserinin dünyada her yıl bir milyon kadını etkilediğini hatırlatan Genel Cerrahi uzmanı Prof. Dr. Neşet Köksal, dünya genelinde her platformda meme kanseri farkındalık ve bilinçlendirme çalışmalarıyla amacın kitle oluşmadan meme kanseri tanısını koyabilmek olduğunu hatırlattı. </p>
<p>Günümüzde hala hastaların sıklıkla kitle tespit edildikten sonra hekime başvurduğunu söyleyen Prof. Dr. Köksal, “Bu hastalarda kitle saptandıktan sonra kitlenin boyutunun tedaviyi nasıl etkilediğini öğrenmek istiyor, bu konuda bir araştırmaya giriyor” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>“MEME KANSERİNDE ÇOĞALMA HIZI GENELLİKLE 6 AY KADARDIR”</strong></p>
<p>Meme kanserinde tümör boyutunun hem meme kanseri evresini hem de tedavisini çok yakından etkileyen bir durum olduğunun altını çizen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Köksal, “Meme kanserinde tanı esnasındaki tümör boyutu ne kadar küçükse ve ne kadar erken tanı konmuşsa, hem tedaviden beklentimiz o kadar fazla oluyor hem de hasta normal yaşamına o kadar hızlı dönebiliyor” diye konuştu. Kanser hücrelerinin çoğalmasının normal hücre yapısından farklı olduğunu ve kanser hücrelerinin kontrolsüz olarak çoğalmaya devam ettiğini söyleyen Prof. Dr. Köksal sözlerine şöyle devam etti: “Farklı kanser türlerinde bu büyüme ve çoğalma hızları farklıdır. Bazı kanser türlerinde daha hızlı, bazılarında daha yavaş. Bu çoğalma hızını belirtmek amacıyla double time ya da ikilenme zamanı dediğimiz bir deyim kullanırız. Bundan anlaşılan bir kanserin boyutunun ikiye katlanması için geçen zamandır. Yani bir hücrenin 2 hücre olması, ya da bir santimetrelik bir tümörün iki santimetreye ulaşması için geçen zaman. Meme kanserinde büyüme hızını etkileyen çeşitli faktörler olsa da bu süre ortalama 6 ay civarındadır. Meme kanserinde tümörün yaklaşık bir santimetrelik boyuta ulaşması için geçen süre 2-5 yıl arasında değişmektedir.” </p>
<p> </p>
<p><strong>“MEME KANSERİNİN SEYRİNDE DE YAŞ FAKTÖRÜ ÖNEMLİ”</strong></p>
<p>Kanserin büyüme hızını etkileyen birçok faktör olduğuna değinen Prof. Dr. Neşet Köksal sözlerine şöyle devam etti:  “Bu faktörlerin başında yaş geliyor. Örneğin, 40 yaşın altında ortaya çıkan meme kanserleri daha hızlı büyüyor ve daha agresif oluyor. Yine menopoz öncesi oluşan meme kanserlerinin daha hızlı büyüdüğü biliniyor. Ailesinde meme kanseri hikayesi olan kişilerde de, menopoz sonrası hormon tedavisi gören kişilerde de büyüme daha hızlı. Tümörün patolojik değerlendirilmesinde, çoğalma hızı konusunda bizlere bilgi sağlayan bazı parametrelere de bakılmaktadır. Kanser hücrelerindeki farklılaşma ya da çoğalma indeksinin yüksek olduğu durumlarda meme kanseri daha hızlı büyümektedir.”  </p>
<p> </p>
<p>“<strong>TÜMÖR BOYUTU ARTTIKÇA BÖLGESEL LENF BEZLERİNE YAYILIMIN ARTTIĞI KABUL EDİLİR”</strong></p>
<p>Dolayısıyla meme kanserinde erken tanının hayati önemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Neşet Köksal, meme kanserinde erken evrede tedavi şansının neredeyse yüzde 100 olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Köksal, konuyla ilgili sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Tümör boyutunun 2 santimin altında olduğu meme kanserlerini koltuk altı lenf bezlerine yayılım olsa da erken evre olarak tanımlarız. Tümör boyutu 2-5 santim arasında ise koltuk altı lenf bezlerinin durumu önem kazanır. Lenf bezlerinde hastalık yoksa hastalığı yine erken evre olarak kabul ederiz. Ancak tümörün boyutu 2-5 santim arası ve lenf bezlerinde yayılım varsa, ya da tümör boyutu 5 santimin üzerinde ise lenf bezlerinin durumuna bakmadan hastalığın bir adım öteye geçtiğini anlarız ve hastalığı lokal ileri meme kanseri olarak tanımlarız. Karaciğer ya da akciğer gibi organ yayılımı varsa tümör boyutuna bakmadan artık bunu metastatik yani yayılmış meme kanseri olarak kabul ediyoruz.” </p>
<p>Tümör boyutu arttıkça bölgesel lenf bezlerine yayılımın ya da organ metastazlarının arttığı kabul edilmektedir diyen Prof. Dr. Köksal, “Yapılan bazı çalışmalarda; boyutu 1cm ve altındaki meme kanserlerinde koltuk altı lenf bezlerine yayılma ihtimali yüzde 10 civarında iken bu oran 5cm’nin üstünde olan kanserlerde yüzde 70’e kadar çıkmaktadır. Ancak tümör boyutu ile koltuk lenf bezlerindeki yayılım ilişkisi doğru oranlı olarak artmamaktadır. Bu da tümör boyutu yanında yayılımları etkileyen, moleküler özellikler gibi başka faktörlerde olduğunu göstermektedir” diye konuştu. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>TÜMÖRÜN BOYUTU TEDAVİYİ DE ŞEKİLLENDİRİYOR</strong></p>
<p>Meme kanseri tedavisinde kullandığımız yöntemleri üç grupta toplanıyor. Cerrahi tedavi, kemoterapi, hormonoterapi ve akıllı ilaç denilen ilaç tedavileri ve ışın tedavisi olarak bilinen radyoterapi.   Cerrahi tedavi ve radyoterapi hastalığın lokal kontrolünü sağlarken ilaç tedavileri ile sistemik tedavinin hedeflendiğini hatırlatan Prof. Dr. Köksal, erken evrenin tedaviyi nasıl etkilediğini şöyle anlattı: “Uygulanan her bir tedavinin yaşam konforunu bozabilecek ve istenmeyen yan etkileri olabilir. Meme kanseri ne kadar küçük boyut da ve erken aşamada saptanırsa lokal kontrolü sağlayan cerrahi tedavi ve radyoterapi yeterli olabilir. Örneğin 1cm’in altında saptanan meme kanserlerinin büyük çoğunluğunda kemoterapi gereksinimi olmayabilir ve tedavinin yan etkilerinden kurtulur. Lokal tedavilerin yanında hormon duyarlı ise hormon tedavisi, akıllı ilaçtan yarar görecek bir hasta ise akıllı ilaç tedavisi eklenir.”</p>
<p><strong>“HASTALAR UYGUNSA MEMEYİ KORUMAYI TERCİH EDİYORUZ”</strong></p>
<p>Cerrahi tedavinin meme kanseri tedavisinde oldukça önemli bir yer tuttuğunun altını çizen Prof. Dr. Neşet Köksal sözlerine şöyle devam etti: “Genellikle memenin cerrahi tedavisini uygularken memeyi olabildiğince korumaya çalışıyoruz. Çünkü hastalar ilk başta, meme kanseri tanısı alınca kanserli memesinin alınmasını ve bu sayede hastalıktan kurtulacağı gibi bir kanı içinde oluyorlar. Ama yapılan çalışmalarda, memenin korunduğu meme koruyucu cerrahi ile memenin alındığı mastektomi arasında nüks ya da sağ kalım açısından bir fark ortaya konmamış.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“AMACIMIZ HEM HASTANIN TEDAVİSİNİ PLANLAMAK HEM DE YAŞAM KALİTESİNİ KORUMAK”</strong></p>
<p>“Meme kanserinin cerrahi tedavisini planlarken bir taraftan kanserini tedavi ederken diğer taraftan da hastanın yaşam kalitesini korumaya çalışırız.” Diyen Prof. Dr. Köksal, sözlerine şöyle devam etti: “Memenin kadınlar için önemli bir organ olduğunu akıldan çıkarmamak gerekir. Meme kanseri cerrahisinde uygun hastalarda memeyi koruduğumuz, tümörlü kısmı etraf meme dokusu ile birlikte çıkardığımız meme koruyucu cerrahi tedavi yöntemlerini tercih etmekteyiz. Ancak bu işlemi yaparken ortaya çıkacak kozmetik sonuçlar da kabul edilebilir olmalıdır. Meme koruyucu cerrahi için tümör boyutu kadar memenin kendi hacmi de önemlidir. Küçük bir memede 3 santimlik bir tümör için yapılacak meme koruyucu cerrahi iyi bir kozmetik sonuç vermeyebilirken, büyük bir memede 5 santimlik bir tümör için yapılacak meme koruyucu cerrahi iyi bir kozmetik sonuç verebilir. Tümör boyutu küçük olsa da bazen meme içinde birden fazla yerde tümör olabilir. Bu tür tümörlerde meme koruyucu cerrahi yerine mümkünse meme başının ve meme derisinin korunarak meme dokusunun tamamının alındığı subkutanöz mastektomi ve arkasında değişik yöntemlerle meme rekonstriksiyonunun yapılmasını tercih etmekteyiz. Günümüzde meme kanserininin cerrahi tedavisinde onkoplastik cerrahi olarak tanımladığımız, kanserin tedavisi ile birlikte hastanın yaşam konforunu bozmayacak yöntemler daha fazla kullanılmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p><strong> “BOYUT UYGULANAN TEDAVİYİ DİREKT ETKİLER”</strong></p>
<p>Tümör boyutunun koltuk altı cerrahisini etkilediğinin altını çizen Prof. Dr. Neşet Köksal, “Gerektiğinde yapılmak zorunda olunsa da meme cerrahisi sonrası hasta konforunu en fazla bozan durum koltuk altı lenf bezlerinin temizlenmesi sonrası oluşan kol ödemidir ve bunlara çözüm bulmak da oldukça zordur. Bu nedenle meme kanseri cerrahisi esnasında olabildiğince koltuk altı lenf bezlerini korumak isteriz.  Küçük boyutlarda genellikle koltuk altı lenf bezlerindeki yayılmayı daha az görüyoruz ve bu hastalarda bekçi lenf bezi biyopsisi dediğimiz işaretlenmiş 2-3 koltuk altı lenf bezini çıkarmakla yetiniyoruz. Günümüzde meme koruyucu cerrahi yapılmış hastalarda bekçi lenf bezlerinden bir ya da ikisinde lenf bezi dışına çıkmamış yayılım olsa da bu hastalarda koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılmasından kaçınıyoruz. Boyut arttıkça koltuk altındaki lenf bezleri tutulumu daha fazla oluyor. Bu yüzden boyut, koltuk altı lenf bezlerine uyguladığımız cerrahiyi direkt etkileyen bir faktördür” diye konuştu. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“TEDAVİNİN NASIL VE NEREDE BAŞLAYACAĞI ÇOK ÖNEMLİDİR”</strong></p>
<p>Hastalara tanı koyulduktan sonra önce bununla yüzleştiklerini belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Neşet Köksal, “Hastalar için başlangıçta biraz ürkütücü ve korkunç olabiliyor. Bunu kabullendikten sonra ‘bu hastalıkla ne yapmak lazım, nasıl bir tedavi uygulamak lazım, nerede bu tedaviyi uygulamak lazım’ arayışı içine giriyorlar. Meme kanser tanısı konduktan sonra hastanın yaşı, menopoz durumu, aile hikayesi, genetik farklılıkların olup olmaması, hastalığın evresi, tümörün boyutu, tek ya da birden fazla olması, meme başı ile yakınlığı, meme yapısı ve tümörün moleküler özellikleri değerlendirildikten sonra tedavi planlaması yapılır. Bu planlama genel cerrahi uzmanı, medikal onkoloji uzmanı, radyasyon onkoloğu, radyolog, patolog dan oluşan bir konsey tarafından değerlendirildikten sonra belirlenir. Bu planlama yapılırken hasta ile konuşulur ve alınacak karara onun da dahil olması istenir. Bu şekilde tedaviye cerrahi ile mi ya da kemoterapi ya da akıllı ilaçla mı başlanacağı, cerrahi ile başlanacaksa nasıl bir cerrahi tedavi uygulanacağına, koltuk altı lenf bezleri için nasıl bir işlem yapılacağına hasta ile konuşarak birlikte karar verilmelidir. Hastanın bu konularda doğru bir şekilde bilgilendirilmesi, iyi bir merkeze ve doğru adreslere müracaat etmesi önemlidir.  Unutulmaması gereken erken tanı konmuş meme kanserinin tedavisi neredeyse yüzde 100’e yakın, lokal ilerlemiş meme kanserlerinde %85 civarındadır. Hastalar çok uzun yıllar, sorunsuz, hastalıksız bir yaşam sürüyorlar” açıklamasını yaptı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinde-tumorun-boyutu-hem-evreyi-hem-de-tedaviyi-etkiliyor-421186">Meme Kanserinde Tümörün Boyutu Hem Evreyi Hem de Tedaviyi Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğer Kanserinde Robotik Yöntem Sağlıklı Bir Nefes Sunuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akciger-kanserinde-robotik-yontem-saglikli-bir-nefes-sunuyor-419147</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Nov 2023 08:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[robotik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sunuyor]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419147</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akciğer kanseri erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülen bir kanser türü olarak ifade ediliyor. Tütün ürünleri tüketiminin giderek artması ile akciğer kanserinin toplumda görülme sıklığı da artış gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanserinde-robotik-yontem-saglikli-bir-nefes-sunuyor-419147">Akciğer Kanserinde Robotik Yöntem Sağlıklı Bir Nefes Sunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AKCİĞER KANSERİNDE ROBOTİK YÖNTEM SAĞLIKLI BİR NEFES SUNUYOR</strong></p>
<p> </p>
<p>Akciğer kanseri erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülen bir kanser türü olarak ifade ediliyor. Tütün ürünleri tüketiminin giderek artması ile akciğer kanserinin toplumda görülme sıklığı da artış gösteriyor. Bununla beraber akciğer kanseri, hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerde önemli bir sağlık problemi olarak karşımıza çıkıyor. Teknolojinin gelişmesi ile akciğer kanserinin tedavisinde robotik cerrahi imkanı hem hastaya hem de hekime büyük konfor sağlıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Akkuş, “ Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı”nda akciğer kanseri tedavisinde robotik cerrahinin avantajları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Tedaviye hasta özelinde karar veriliyor</strong></p>
<p>Akciğer kanseri, akciğer hücrelerinin kontrolsüz ve anormal bir şekilde büyümesi sonucu ortaya çıkan bir kanser türüdür. Akciğerler, vücudun oksijen alışverişini sağlayan önemli bir organdır. Akciğer kanseri, bu organın işlevselliğinin ciddi şekilde bozulmasına ve solunum fonksiyonunu yerine getiremez hale gelmesine neden olmaktadır. Akciğer kanserinin tedavi seçenekleri; kanserin tipi, aşaması ve hastanın genel sağlık durumuna bağlı olarak değişebilmektedir. Akciğer kanserinin temel tedavi yöntemi cerrahidir. Akciğer kanseri tedavisinde robotik cerrahi yöntemi hızla yaygınlaşmaktadır. </p>
<p><strong>Cerrah ameliyatı robot kolları kumanda ederek yapıyor </strong></p>
<p>Robotik cerrahi; cerrahların robotik kollar ve hassas enstrümanlar aracılığıyla cerrahi işlemleri gerçekleştirdiği bir teknolojidir. Robotik cerrahi sistemi, cerrahın hareketlerini hassas bir şekilde büyüterek, daha minimal ve kontrol edilebilir cerrahi müdahaleler yapmasına olanak tanımaktadır. Bu teknoloji; hastanın ameliyat edilecek bölgesine göre yerleştirilen bir robot, bir konsol ve operasyon ekibinin ameliyatı izlemesini sağlayan ekranın olduğu kuleden oluşan sistemdir. Robotik cerrahide, cerrah konsolda oturmakta ve robotik kolları kullanarak cerrahi işlemleri gerçekleştirmektedir. Bu kollar, kapalı bir sistem içinde cerrahın hareketlerini hassas bir şekilde ameliyat sahasında uygulanmasını sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Robot, bazı dar ve derin alanlarda çalışma imkanı sağlıyor</strong></p>
<p>Robotik cerrahi bir kapalı ameliyat şeklidir. Robotik cerrahi, hastayı ameliyat ederken en az travmatize eden yöntem olarak kabul edilmektedir. Daha az ve küçük kesi olması, daha az kan kaybı, dar ve derin yerlerde daha kolay çalışma, solunum fonksiyonlarını daha az düşürme gibi nedenlerle daha hızlı iyileşme ve sosyal hayata dönme avantajları sunmaktadır. Ayrıca akciğer kanseri ameliyatlarında lenf bezelerini tam çıkarmak geride tümörün kalmaması için oldukça önemlidir. Bazı dar ve derin yerlerdeki bezelerin robot ile tam çıkarılabilmesi kanser cerrahisinde ve sonuçlarında büyük başarı sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Lenf bezlerinin tamamının çıkarılabilmesi robotik cerrahi ile mümkün</strong></p>
<p>Akciğer kanseri yaşamsal bir sağlık sorunudur ve en etkin yöntem ile tedavi edilmelidir. Teknolojinin cerrahi ile birleşmesi sayesinde robot kullanılarak yapılan akciğer kanseri ameliyatları ile hastalar daha çabuk iyileşmekte, daha hızlı taburcu olup iş ve sosyal hayatına dönebilmektedir. Daha da önemlisi kanser ameliyatı prensiplerine uygun biçimde tam olarak lenf bezelerinin çıkarılması ile konforlu ve uzun bir ömür beklentisini en yüksek oranda karşılayabilecek yöntemdir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akciger-kanserinde-robotik-yontem-saglikli-bir-nefes-sunuyor-419147">Akciğer Kanserinde Robotik Yöntem Sağlıklı Bir Nefes Sunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prostat kanserinde hayat kurtaran 4 öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinde-hayat-kurtaran-4-oneri-401894</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Sep 2023 16:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[kurtaran]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401894</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prostat kanseri dünyada ve ülkemizde önemli bir sağlık sorunu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinde-hayat-kurtaran-4-oneri-401894">Prostat kanserinde hayat kurtaran 4 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prostat kanseri dünyada ve ülkemizde önemli bir sağlık sorunu. Araştırmalar, ülkelerin yüzde 60’ında erkeklerde en sık görülen kanser türü olmasının yanı sıra Batı ülkelerinde bir erkeğin yaşamı boyunca prostat kanserine yakalanma olasılığının yüzde 12,5 olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla her 6-8 erkekten biri bu hastalıkla tanışıyor. Ülkemizde ise erkek kanserlerinde 2. sırada yer alıyor. Türkiye’de ilk teşhiste her yüz hastanın 30’unda hastalığın prostat dışına çıktığı, yani teşhiste önemli bir hasta grubunda geç kalındığı biliniyor.  </p>
<p>Artık sadece ileri yaşta değil, genç yaşta da erkeklerin kapısını çalabilen prostat kanserinde bu olumsuz gidişatı tersine çevirmek mümkün! <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Üroloji ve Üroonkoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Öbek </strong>gelişmiş ülkelerde, özellikle fırsatçı tarama programlarının kullanılmasıyla beraber, prostat kanserine bağlı ölüm oranlarında azalma olduğunu belirterek “Prostat kanseri batılı ülkelerde erkeklerde kansere bağlı ölüm nedenleri arasında ikinci sırada bulunuyor.Tüm dünya için çok önemli bir sağlık sorunu olan prostat kanserinin, insanlarda yaşam süresinin giderek uzamasıyla çok daha yaygın bir hastalık haline geleceği düşünülüyor” diyor. Prostat kanserinde erken tanının hayat kurtarıcı olduğunu, ancak hastalığın kendine özgü bulguları olmadığını belirten Prof. Dr. Can Öbek, bu nedenle tarama yöntemlerinin kritik rol oynadığını vurguluyor. Prof. Dr. Can Öbek <strong>1-30 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Ayı </strong>kapsamında yaptığı açıklamada prostat kanserinde hayat kurtaran 4 önerisini anlattı, önemli uyarılarda bulundu.  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>1. Erken tanı mümkün ve hayat kurtarıyor</strong></p>
<p>Prostat kanserinin sinsi ilerleyen bir hastalık olduğunu ve erken dönemde herhangi bir yakınmaya neden olmadığını belirten Üroloji ve Üroonkoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Öbek, bu nedenle erken tanı konusunda gereken önlemlerin alınmasının hayat kurtarıcı olduğunu vurguluyor. Hastalık prostatta sınırlıyken yakalanır ve tedavi edilirse, tam şifa olasılığının çok daha yüksek olduğunu ve erken tanı için en önemli yöntemin PSA denilen (Prostat Spesifik Antijen) prostat bezine özgü bir kan testi yapılması olduğunu belirten Prof. Dr. Öbek şöyle konuşuyor: “Bu kan testinin yüksek çıkması kişide prostat kanseri olabileceğini düşündürür.  Ayrıca erken yaşta bakılan değerler, bu kişinin özelinde prostat kanseri için ne kadar risk taşıdığını bize gösterir; takip buna göre planlanır. Önemli olarak, PSA düzeyi kanser harici nedenlerle de yükselebilmektedir. Erken tanı açısından 2. tarama yöntemi ise üroloji hekiminin yaptığı prostat muayenesidir. Burada prostatın kıvamı prostat kanseri açısından değerlendirme yapma olanağı verir. Şüpheli durumda öncelikle bir MR görüntüleme yapılır ve gerekirse biyopsi ile kesin teşhis yoluna gidilir” diyor.  </p>
<p> </p>
<p><strong>2. 40 yaş sonrası mutlaka tarama testi yaptırın!</strong></p>
<p>Prostat kanserinde ‘Ne zaman PSA testi yaptıralım? Ve ne zaman prostat muayenesi olalım?” şeklinde sorularla çok sık karşılaştıklarını belirten Prof. Dr. Can Öbek bu soruları şöyle yanıtlıyor: “Günümüzde 40-50 yaş arasındaki erkeklerin PSA testi yaptırması ve prostat muayenesi olmasını öneriyoruz. Böylece hem kişinin mevcut durumunu, hem de ileriki yaşantısında prostat kanseri riskini tespit ediyoruz ve bundan sonraki takip sıklığımızı da buna göre ayarlayabiliyoruz. Prostat kanserinin kesin tanısı PSA testi ve/veya muayenedeki şüpheden yola çıkılarak prostat biyopsisi ile konuluyor.  Son yıllarda kullanımımıza giren MR-US füzyon biyopsi teknolojisiyle, prostat biyopsisini çok daha isabetli olarak yapabiliyoruz.” </p>
<p> </p>
<p><strong>3. Bu şikayetlerinizde hekime başvurmayı ertelemeyin! </strong></p>
<p>Prostat kanseri belirti vermeden sinsice ilerlese de, bazı şikayetleri ihmal etmemek gerekiyor. Sık idrara çıkma, geceleri idrar yapmak için sık uykudan uyanma, zayıf ince ve kesik kesik idrar yapma, idrar yapmaya başlamada gecikme ve idrarın bitiminde idrar kesesini tam boşaltamama hissi, idrar yaparken yanma-ağrı ve idrar veya menide kan görülmesi durumlarında mutlaka zaman kaybetmeden hekime başvurmak gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Can Öbek “Ancak bu yakınmaların bulunması kişide prostat kanseri olduğunu göstermez. Prostatın iyi huylu büyümesi gibi bir çok etken de bu sorunlara yol açabilir. Üroloğun değerlendirmesi yakınmaların nedenini ortaya çıkartacaktır. Öte yandan geç dönem prostat kanserinde halsizlik, kilo kaybı, iştahsızlık, soluk renk ve sırt, bel, bacak ağrıları gibi şikayetler olabilir” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>4. Yaşam biçiminize dikkat edin</strong></p>
<p>Prostat kanserinde genetik geçiş önemli bir rol oynuyor. Birinci derecede akrabada hastalığın bulunması ile hastalık riskinin 2 katına çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Can Öbek şöyle konuşuyor: “Ailede iki veya daha fazla birinci derecede akrabada hastalığın bulunması durumunda ise bu oran 5- 11 kat arasında artış gösteriyor.” Ancak, doğru yaşam tarzını benimseyerek, prostat kanserine karşı koruyucu genlerimizi aktif hale getirip, prostat kanserine yol açan genleri de sessizleştirebileceğimizi vurgulayan Prof. Dr. Can Öbek, bu konuda; şişmanlıktan kaçınmayı, sigara içmemeyi, Akdeniz tipi beslenme tarzını benimsemeyi ve düzenli egzersiz yapmayı öneriyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinde-hayat-kurtaran-4-oneri-401894">Prostat kanserinde hayat kurtaran 4 öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli akademisyenden prostat kanserinde epigenetiğin rolünü araştırmaya yönelik proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-prostat-kanserinde-epigenetigin-rolunu-arastirmaya-yonelik-proje-393559</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Aug 2023 09:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akademisyenden]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmaya]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetiğin]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[rolünü]]></category>
		<category><![CDATA[yönelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=393559</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Meslek Bilimleri Bölümü Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Gökçe Yıldırım Buharalıoğlu yürütücülüğündeki “Prostat Kanserinde Androjen Reseptörü Yapısal Ekspresyonunun KDM6A/B Aracılı Epigenetik Regülasyonunun İncelenmesi, Sinyal Yolakları ve Proliferasyon Üzerine Fonksiyonel Etkilerin Araştırılması” başlıklı proje TÜBİTAK tarafından Kariyer Geliştirme Programı çerçevesinde desteklenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-prostat-kanserinde-epigenetigin-rolunu-arastirmaya-yonelik-proje-393559">Egeli akademisyenden prostat kanserinde epigenetiğin rolünü araştırmaya yönelik proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege Üniversitesi<b> </b>Eczacılık Fakültesi Meslek Bilimleri Bölümü Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Gökçe Yıldırım Buharalıoğlu yürütücülüğündeki “Prostat Kanserinde Androjen Reseptörü Yapısal Ekspresyonunun KDM6A/B Aracılı Epigenetik Regülasyonunun İncelenmesi, Sinyal Yolakları ve Proliferasyon Üzerine Fonksiyonel Etkilerin Araştırılması” başlıklı proje TÜBİTAK tarafından Kariyer Geliştirme Programı çerçevesinde desteklenmeye uygun bulundu. Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Göksel Gökçe ve Biyokimya Anabilim Dalı öğretim elemanı Araş. Gör. Dr. Recep İlhan’ın da araştırmacı olarak yer aldıkları proje ile prostat kanseri gelişiminde önemli rolü olduğu düşünülen bazı epigenetik regülasyon mekanizmalarına yönelik araştırmalarda bulunulması hedefleniyor.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak proje ekibini makamında ağırlayarak tebrik etti. Prof. Dr. Budak, “Erkeklerde en çok görülen kanserler türlerinin başında gelen prostat kanserine yönelik akademisyenlerimizin geliştirdiği proje TÜBİTAK tarafından desteklenmeye uygun bulundu. Hocamıza ve ekibine teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b><span><span>“Akciğer kanserinden sonra ölüm oranı en yüksek kanser türü”</span></span></b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Gökçe Yıldırım Buharalıoğlu, “</span></span><span><span><span>Amerikan Kanser Derneği tarafından yayımlanan 2023 yılı verilerine göre prostat kanserinin, erkeklerde yeni kanser vakalarında birinci, ölüm oranları açısından ise akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer alacağı öngörülmektedir. Dolayısıyla prostat kanseri gelişmiş ülkelerde kanser morbiditesi ve mortalitesinin sebepleri arasında başı çeken kanser türlerindendir. Lokal ilerlemiş ve metastatik prostat kanserinde altın standart tedavi yöntemi olan ve androjen reseptörünü hedefleyen androjen deprivasyon (yoksunluk) tedavisine başlangıçta iyi yanıt verilse de; birçok hastada yaklaşık olarak iki yıl içinde tedaviye direnç gelişerek hastalık prostat kanserinin en agresif ve ölümcül evresi olan kastrasyona dirençli prostat kanserine ilerlemektedir. Önceleri nüks eden tümörlerin androjen reseptörüne olan ihtiyacı by-pass ettikleri düşünülmüşse de; in vitro, pre-klinik ve klinik çalışmalardan elde edilen veriler androjen reseptörünün tedaviye dirençli prostat kanserinde halen kritik rol oynadığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte bilim dünyasında yaşanan son gelişmeler, insan kanser hücrelerinde çok sayıda genetik değişikliğin yanında epigenetik değişikliklerin de meydana geldiğini; hatta epigenetik ve genetik değişikliklerin kanser oluşumunun hemen her aşamasıyla ilişkili olduklarını ve birlikte kanser progresyonuna yol açtıklarını göstermiştir. Bu bağlamda prostat kanserinin gelişimi ve ilerlemesine katkıda bulunduğu bilinen ve tedavide kilit rol oynayan androjen reseptörü ifadesini kontrol eden epigenetik mekanizmaların araştırılması </span></span></span><span><span>kaçınılmaz olmuştur “dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Dr. Öğretim Üyesi Gökçe Yıldırım Buharalıoğlu, “Bu proje ile bizim hedefimiz ise prostat kanserinde androjen reseptörü ifadesinin epigenetik regülatör enzimlerden KDM6A/B aracılı kontrol mekanizmasının araştırılmasıyla hastalığın tedaviye dirençli evreye geçişinde rol oynayan önemli bir mekanizmanın bir epigenetik inhibitör ajan kullanılarak aydınlatılmasıdır. Projenin başarıyla tamamlanması; ileri çalışmalarla desteklenmek suretiyle tedaviye katkıda bulunabilecek bir ajanın etki mekanizmasının ortaya konması açısından son derece önemlidir” dedi.        </span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-akademisyenden-prostat-kanserinde-epigenetigin-rolunu-arastirmaya-yonelik-proje-393559">Egeli akademisyenden prostat kanserinde epigenetiğin rolünü araştırmaya yönelik proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prostat Kanserinde Yeni Nesil Tedavi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinde-yeni-nesil-tedavi-370400</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2023 09:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinde]]></category>
		<category><![CDATA[nesil]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370400</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde her 100 erkekten 12’sinin hayatının bir döneminde karşısına çıkabilen prostat kanseri son yıllarda giderek yaygınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinde-yeni-nesil-tedavi-370400">Prostat Kanserinde Yeni Nesil Tedavi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde her 100 erkekten 12’sinin hayatının bir döneminde karşısına çıkabilen prostat kanseri son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar</strong>, erkeklerde en sık görülen ikinci kanser olan prostat kanserinde en önemli risk faktörünün yaş olduğunu belirterek “Prostat kanseri sinsice ilerlediğinden özellikle 45 yaşından itibaren PSA denilen kan testi ve rektal tuşe (parmakla muayene) yaptırmak hayati önem taşımaktadır. Ailesinde özellikle baba tarafında prostat kanseri olanların bu muayeneleri 40 yaşından itibaren yaptırması gerekir” diyor. Tedavide son yıllarda teknolojideki hızlı ilerlemeler sayesinde başarı şansının arttığını söyleyen Prof. Dr. Enis Özyar, kişiye özel tedavi planı ile tümörün 12’den vurulup, çevre organlara zararının önlenebildiğini vurguluyor. Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar, prostat kanserinde yeni nesil tedavi yöntemini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<p>Ülkemizde son yıllarda görülme sıklığı artan prostat kanserinde, genetik faktörler ve ilerleyen yaşın yanı sıra kolestrolden zengin batı tipi beslenme, fazla kilo, hareketsizlik, sigara ve alkol gibi sağlıksız yaşam alışkanlıkları önemli risk faktörleri olarak karşımıza çıkıyor. Erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser olan prostat kanserinde erken tanı büyük önem taşırken, buna karşın toplumumuzda gerek muayene şekli gerekse yapılacak tedavilerin cinselliğe zarar verebileceği kaygısı erken tanıyı önlüyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar</strong>, istatistiklere göre yılda yaklaşık 30 bin erkeğe prostat kanseri tanısı konulduğunu, günümüzde her 100 erkekten 3’ünün bu kanserden dolayı hayatını kaybettiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Prostat kanseri için tüm erkekler risk altında olup, yaş arttıkça görülme sıklığı artmaktadır. Tümör sinsice ilerlediğinden dolayı; özellikle 45 yaşından itibaren, kanda bakılan ve prostat kanserini işaret eden PSA testinin yaptırılması erken evrede teşhis konulması açısından son derece önemlidir. Ailesinde özellikle baba tarafında prostat kanseri olanların da bu muayeneleri 40 yaşından itibaren yaptırması gerekir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Bu şikayetlerle ortaya çıkabiliyor!</strong></p>
<p>Erken dönemde herhangi bir yakınmaya yol açmayan prostat kanseri ileri evrelerde ise tümör kitlesinin idrar yollarına bası yapması nedeniyle idrar yapmada zorlanma, idrar akışında zayıflama, sık sık idrara çıkma, idrar torbasını tam olarak boşaltamama, ağrılı idrar ve idrar/menide kan gelerek kendini belli ediyor. Ancak bu bulguların ve her yükselen PSA’nın da tümör anlamına gelmediğini buna karşın PSA’yı çok üretmeyen saldırgan kanserler de olduğunu belirten Prof. Dr. Enis Özyar bu nedenle PSA değeri ne olursa olsun prostat dokusunda sertlik bulunması halinde gerekli görüntülemelerden sonra mutlaka biyopsi yapılması gerektiğini söylüyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Her tedavi seansında yer değiştiren prostata tam isabet!</strong></p>
<p>Prostat kanserinin erken evrelerde cerrahi ve radyoterapi ile başarıyla tedavi edilebildiğini, ileri evrelerde ise hormonal tedaviler ve yeni sistemik tedaviler uygulandığını kaydeden Prof. Dr. Enis Özyar, günümüzde teknolojideki hızlı ilerlemeler sayesinde yeni nesil tedavi yöntemleri ile çok başarılı sonuçlar alınabildiğini vurguluyor. Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar, tedavide bağırsak hareketleri ve idrar torbasındaki idrar miktarı ile yer değiştiren prostata tam isabet eden ve çevre organlara vereceği hasarı büyük ölçüde önleyen yöntemi şöyle anlatıyor: “MRIdian ya da bilinen adıyla MR Linak son yıllarda yaygın olarak kullanılmaya başlanan bir radyoterapi yöntemidir. Radyoterapi cihazı içine entegre edilmiş Manyetik Rezonans (MR), tümörü anlık ve net olarak görüntülerken, prostatın daha iyi görülmesini ve çevre organların daha iyi korunmasını sağlar. Her tedavi seansı öncesi alınan MR görüntüleri ile tedavi planlaması yapılıp, kişiye özel tedavi planı ile hedefin ışınlanma başarısı artarken, çevre organlara daha az zarar verilir.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Erken evrede tek başına tedavi yöntemi!</strong></p>
<p>MRIdian yönteminin prostat kanserinin yanı sıra birçok kanserin tedavisinde etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Enis Özyar “Bu yöntem prostat kanserinde farklı durumlarda kullanılır. Erken sınırlı evrede 5 fraksiyonluk, gün aşırı uygulanan tedavi ile 1.5 haftada tedavi tamamlanır. Geçmişte uygulanan 1.5-2 ayı bulan tedaviler yerine hastanın daha az hastaneye gelmesini sağlar. Ameliyatlı hastalarda 25-33 seans süren tedavilerde kullanılır. Ayrıca eğer vücutta kemik, böbreküstü bezi, lenf nodu gibi sınırlı bölgelerde hastalık varsa kısa süreli (1-5 seans)  tedavi ile başarı sağlanabilirr” diyor. Prof. Dr. Enis Özyar, Radyasyon Onkoloğuna bir cerrah titizliğiyle ışınlama yapma imkanı sunan MRIdian’ın erken evrelerde tek başına tedavi yöntemi olduğunu söylüyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinde-yeni-nesil-tedavi-370400">Prostat Kanserinde Yeni Nesil Tedavi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
