<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kanserden | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kanserden/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kanserden</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Apr 2026 09:00:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>kanserden | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kanserden</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Trend Olan Değil Dengeli Beslenme Kanserden Korur</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/trend-olan-degil-dengeli-beslenme-kanserden-korur-625688</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 09:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[denge]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[Glüten]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[korur]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[trend]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625688</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karbonhidratı kesenler, gluteni bırakanlar, şekeri tamamen hayatından çıkaranlar… Her yıl yeni bir beslenme akımı ortaya çıkıyor ve kısa sürede büyük ilgi gören bu trendler, çoğu zaman aynı hızla gündemden düşüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trend-olan-degil-dengeli-beslenme-kanserden-korur-625688">Trend Olan Değil Dengeli Beslenme Kanserden Korur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karbonhidratı kesenler, gluteni bırakanlar, şekeri tamamen hayatından çıkaranlar… Her yıl yeni bir beslenme akımı ortaya çıkıyor ve kısa sürede büyük ilgi gören bu trendler, çoğu zaman aynı hızla gündemden düşüyor. Oysa bilimsel veriler, sağlıklı beslenmenin tek bir besini hedef almakla değil; dengeli ve sürdürülebilir bir modelle mümkün olduğunu gösteriyor. Üstelik bu denge yalnızca kilo kontrolü için değil, kanser başta olmak üzere birçok kronik hastalığın riskini azaltmada da kritik rol oynuyor. </p>
<p>Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kanser riskine etkileri ve Akdeniz diyetinin bu süreçteki rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Akdeniz diyeti koruyucu etki gösteriyor</strong></p>
<p>Araştırmalar sebze, meyve, zeytinyağı, tam tahıl ve balık ağırlıklı beslenmenin, özellikle kolorektal kanser başta olmak üzere birçok kanser türünde risk azalmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bu etkinin temelinde; antioksidanlardan zengin beslenme, düşük inflamasyon ve bağırsak sağlığının korunması yer almaktadır. Yıllardır dünyanın en sağlıklı beslenme modeli olarak kabul edilen Akdeniz diyeti, yalnızca kalp sağlığını değil, kanser riskini de doğrudan etkileyen bir özelliğe sahiptir. Akdeniz diyeti modeli, güçlü bilimsel kanıtlarla da etkisini göstermektedir.</p>
<p><strong>Fakir sofrasından modern tıbbın rehberine</strong></p>
<p>Akdeniz diyeti, bir moda akımı değil; tarihsel bir gerçekliğin ürünüdür. 2. Dünya Savaşı sonrası yoksulluk döneminde şekillenen bu beslenme biçimi, 1950’lerde Amerikalı bilim insanı Ancel Keys tarafından yapılan çalışmalarla bilim dünyasının dikkatini çekmiştir. “Yedi Ülke Çalışması”, beslenme ile kronik hastalıklar arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştur ve bugün hala referans alınan en önemli araştırmalardan biridir.</p>
<p><strong>Kanserden korunmada asıl mesele “bütüncül beslenme”</strong></p>
<p>Kanser gelişiminde tek bir besin suçlu değildir. Risk; uzun vadeli beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı ve metabolik dengeyle ilişkilidir. Akdeniz diyeti işlenmiş gıdaları sınırlar, liften zengin beslenmeyi destekler, sağlıklı yağları ön plana çıkarır ve anti-inflamatuvar etki gösterir. Bu bütüncül yaklaşım, hücresel hasarı azaltarak kanser gelişimini önleyici bir ortam oluşturur.</p>
<p><strong>Tek suçlu gluten olarak görülmemeli</strong></p>
<p>Son yıllarda gluten, kanser dahil birçok hastalığın nedeni gibi gösterilmektedir. Oysa bilimsel veriler bu yaklaşımı desteklememektedir. Toplumun yalnızca küçük bir kısmında görülen çölyak hastalığı dışında, glutenin genel popülasyon için doğrudan bir kanser riski oluşturduğuna dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır. Asıl problem çoğu zaman gluten değil; işlenmiş, rafine ve düşük lifli besinlerin fazla tüketimidir.</p>
<p>Glutensiz ürünler çoğu zaman daha az lif içerir ve besin değeri açısından zayıf olabilir. Oysa tam tahıllar; bağırsak sağlığını destekleyen ve özellikle kolorektal kanser riskini azaltan önemli bileşenlerdir. Bu nedenle beslenmede hedef, belirli bir bileşeni tamamen çıkarmak değil; sağlıklı dengeyi kurmaktır.</p>
<p><strong>Beslenme planınızda sebze, tam tahıl ve zeytinyağı var mı?</strong></p>
<p>Akdeniz diyeti yasaklar üzerine değil, denge üzerine kuruludur. Rafine yerine doğal olanı, aşırılık yerine ölçülülüğü savunur. Kanserden korunmada da en kritik nokta, kısa süreli radikal değişiklikler değil, sürdürülebilir sağlıklı alışkanlıklardır. Kanserden korunma, tek bir besini hayatımızdan çıkarmakla değil; doğru beslenme modelini istikrarlı şekilde sürdürmekle mümkündür. Bu nedenle sofraya bakarken yalnızca “neyi çıkardığımıza” değil, “neyi eklediğimize” odaklanmak gerekir. Sebze var mı? Tam tahıl var mı? Zeytinyağı var mı? Bu kontrolleri yapmamız gerekir. Sağlık çoğu zaman radikal değişimlerde değil, doğru dengeyi sürdürebilmekte gizlidir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/trend-olan-degil-dengeli-beslenme-kanserden-korur-625688">Trend Olan Değil Dengeli Beslenme Kanserden Korur</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserden Korunmada Yaşam Tarzı, Düşündüğünüzden Çok Daha Güçlü!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserden-korunmada-yasam-tarzi-dusundugunuzden-cok-daha-guclu-625381</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 09:13:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[düşündüğünüzden]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[kıvılcım]]></category>
		<category><![CDATA[korunmada]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[Vaka]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Tarzı Tıbbı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel Hastalık Yükü Çalışması Meme Kanseri İş birliği Grubu'nun analizine göre, kadınlarda yeni meme kanseri vakaları dünyada üçte bir oranında arttı ve 2050 yılında vaka sayısının 3,5 milyonu aşacağına dikkat çekiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserden-korunmada-yasam-tarzi-dusundugunuzden-cok-daha-guclu-625381">Kanserden Korunmada Yaşam Tarzı, Düşündüğünüzden Çok Daha Güçlü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küresel Hastalık Yükü Çalışması Meme Kanseri İş birliği Grubu&#8217;nun analizine göre, kadınlarda yeni meme kanseri vakaları dünyada üçte bir oranında arttı ve 2050 yılında vaka sayısının 3,5 milyonu aşacağına dikkat çekiliyor. Yeni araştırmanın sonuçları ise, bu tabloyu değiştirebileceğimizi gösteren güçlü bir hatırlatma niteliğinde. Elde edilen verilere göre; sigara içmemek, yeterli düzeyde fiziksel aktivite yapmak ve kırmızı et tüketimini azaltmak gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarını sürdürmek, meme kanseri hastalarında hem kaybedilen sağlıklı yaşam yıllarının dörtte birinden fazlasını geri getiriyor hem de erken yaşam kayıplarını önleyebiliyor. </p>
<p><strong>TEDAVİ, MUTFAKTA VE GÜNLÜK RUTİNLERDE BAŞLIYOR </strong></p>
<p>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Taner Kıvılcım, araştırmanın sonuçlarına ve yaşam tarzı alışkanlıklarının artan önemine dair açıklamalarda bulundu. “<em>Bizim için bu rakamlar, meme kanseri tedavisinin sadece hastanede değil, mutfakta ve günlük rutinlerde başladığının bilimsel belgesidir</em>. <em>Bu oran, aslında meme kanserinin kader olmadığını, her 4 kadından birinin hayat kalitesini tamamen kendi seçimleriyle koruyabileceğini gösteriyor. Özellikle 20-54 yaş arası kadınlarda vaka oranlarının %29 artması, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve kötü beslenmenin bedelini genç kuşakların ödediğinin de bir kanıtı</em>.”  </p>
<p>Sağlıklı yaşamanın değeri kuşkusuz tartışılmaz. Bu konuda kanıta dayalı olmayı sağlayan önemli bir bilim alanı var; yaşam tarzımızın genlerimizi nasıl etkilediğini inceleyen epigenetik çalışmalar. Sağlıksız bir yaşam şekli epigenetik yapımızı bozarak kansere ve kronik hastalıklara olan yatkınlığımızı artırabiliyor. Bununla beraber güzel haber şu ki; tıp dünyası bize, sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ile bu epigenetik değişimlerin geri dönüşümlü olabileceğini de gösteriyor.</p>
<p><strong>MODERN TIBBIN YENİ BİLİMİ: YAŞAM TARZI TIBBI</strong></p>
<p>Son yıllarda fonksiyonel tıp, longevity ya da wellness gibi kavramları sıkça duyuyoruz. Hepsinin temelinde yaşam tarzı değişiklikleri var. Ancak Dr. Kıvılcım, kanıta dayalı yaşam tarzı tıbbı adı altında ticari bakış açısıyla bazen bilim dışı uygulamaların da sürece dahil edildiğini, bu nedenle bilinçli olmak gerektiğini söylüyor. Yaşam tarzı tıbbı, her hastanın bireysel değerlendirmesini gerektirirken; bir yandan ailenin, çevrenin, toplumun ve hatta gezegenimizin sağlığına kavuşması gerekliliğine odaklanan çatı bir kavram. “Yaşam tarzı tıbbı, sağlıklı yaşamı bir lüks olarak görmüyor” diyen Dr. Kıvılcım, her kronik hastalıkta olduğu gibi meme kanserinde de yaşam tarzının, artık reçete edilmesi gereken bir ana tedavi yöntemi olduğunu belirtiyor. Dolayısyla klasik tıp protokollerini tamamlayan ve etkisini artıran bir disiplin ve hastanın bu süreci yönetebilmesi için en az cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi kadar gerekli. </p>
<p>Beslenme, egzersiz, uyku, bağımlılıklardan kaçınma, stres yönetimi ve sosyal ilişkiler, bugün kanıta dayalı olan yaşam tarzı tıbbının ilgilendiği 6 önemli başlık. Her bir başlık üzerine saatlerce konuşulabilecek bilimsel bir altyapı var. Bu konuda eğitim alan hekimlerin diğer branşlarla da iş birliği içinde yapacakları düzenli hasta takipleri, kalıcı bir kültür oluşturulması açısından önemli. Dr. Kıvılcım, konuya bir bütüncül ve sistematik şekilde bakılmadığında yarım bilgilerle yol alınamadığını vurguluyor ve ekliyor: “<em>Biz sadece ‘sağlıklı beslenin’ demiyoruz; uyku kalitesinden stres yönetimine kadar 6 temel başlığı, hastanın biyokimyasını iyileştirecek birer ‘ilaç’ gibi planlıyoruz.”</em></p>
<p> </p>
<p><strong>VAKALARIN YÜZDE 40’A YAKINI ÖNLENEBİLİR </strong></p>
<p>2023&#8217;te 2,3 milyon olan meme kanseri vaka sayısının 2050&#8217;de 3,5 milyonu aşması bekleniyor. Bu yükü sadece bireysel çabayla göğüslemenin kolay görünmediğini belirten Dr. Kıvılcım, <em>“Sağlıklı yaşam merkezleri kurulup etkinlikleri artırılmalı, hekimler için yaşam tarzı tıbbı eğitimi teşvik edilmelidir. Kanser Research UK&#8217;nin de açıkladığı gibi, vakaların %40&#8217;ı önlenebilir” diyor. </em></p>
<p><strong>MEME KANSERİ RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN EN ETKİLİ 3 DEĞİŞİKLİK! </strong></p>
<p>Araştırma sonuçlarının da vurguladığı gibi, yaşam tarzımızda 3 temel değişiklikle riskleri azaltmak, yarınları değiştirmek mümkün: </p>
<p><strong>Minimize edin.</strong> Tabağınızdaki kırmızı eti mümkün olduğunca azaltın ve yerine bitkisel proteinler tercih edin. </p>
<p><strong>Yanınıza dahi yaklaştırmayın.</strong> Pasif içicilik dahil tütünden tamamen uzaklaşın. </p>
<p><strong>Her gün aksatmadan uygulayın.</strong> Unutmayın, her gün yapılan düzenli, orta tempolu yürüyüşler epigenetik yapımızı hızlıca onarmaya başlar.  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserden-korunmada-yasam-tarzi-dusundugunuzden-cok-daha-guclu-625381">Kanserden Korunmada Yaşam Tarzı, Düşündüğünüzden Çok Daha Güçlü!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Yılda Kanserden Korunmak İçin Neler Yapılmalı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-kanserden-korunmak-icin-neler-yapilmali-603089</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 07:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[neler]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[testleri]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603089</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir yıla girildiğinde sağlık başlığı her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Özellikle kanser hem görülme sıklığının artması hem de toplumda yarattığı endişe nedeniyle gündemdeki yerini koruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-kanserden-korunmak-icin-neler-yapilmali-603089">Yeni Yılda Kanserden Korunmak İçin Neler Yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir yıla girildiğinde sağlık başlığı her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Özellikle kanser hem görülme sıklığının artması hem de toplumda yarattığı endişe nedeniyle gündemdeki yerini koruyor. Kanserle mücadelede en kritik unsur, hastalığı beklemek yerine riskleri erken dönemde yönetmekten geçiyor. Araştırmalar 2026’nın ilk günlerinden itibaren kanserle mücadelede en etkili yaklaşımın erken tanı, düzenli tarama ve yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu gösteriyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, yeni yılda kanser hastalığına karşı alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><strong>Uzun yaşam, sağlıklı yıllar anlamına gelmiyor</strong></p>
<p>Kanser, modern çağda ortaya çıkmış bir hastalık değildir. Tarihsel ve arkeolojik bulgular, kanserin binlerce yıldır insanlıkla birlikte var olduğunu göstermektedir. Günümüzde kanser sıklığındaki artışın temel nedeninin, tıptaki ilerlemeler sayesinde insan ömrünün uzaması olduğu bilinmektedir. İnsanlar artık daha uzun yaşamakta; bu durum, kanser riskinin daha geniş bir zaman dilimine yayılmasına neden olmaktadır. Son iki yüzyılda ortalama yaşam süresi belirgin biçimde artmıştır. Ancak asıl belirleyici olan, bu sürenin ne kadarının sağlıklı geçirildiğidir. Daha uzun yaşayan toplumlarda kanserin daha sık görülmesi, korunma ve erken tanı stratejilerinin her zamankinden daha önemli hale gelmesine yol açmıştır.</p>
<p><strong>Erken tanı mümkün ama katılım düşük</strong></p>
<p>Günümüzde meme, rahim ağzı, kalın bağırsak ve prostat kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünde erken tanı sayesinde tedavi başarısı önemli ölçüde arttı. Buna rağmen tarama programlarına katılım oranları hala düşük seviyelerde seyrediyor. Birçok kişi, kanser olasılığıyla yüzleşmekten kaçınmakta ve tarama testlerini ertelemektedir. Oysa erken tanı sayesinde hastalık kontrol altına alınabilmekte ve tedavi süreci çok daha etkili şekilde yönetilebilmektedir.</p>
<p><strong>2026’da kanser tarama testlerinizi yaptırın!</strong></p>
<p>Kanser çoğu zaman belirti vermeden ilerler ve erken evrede saptandığında ise tedavi şansı belirgin şekilde artar. Ailede kanser öyküsü bulunuyorsa, son dönemde nedeni açıklanamayan bazı şikayetler ortaya çıktıysa ya da yaş itibarıyla risk grubuna girildiyse “bir şeyim yok” denilmemeli ve vakit kaybetmeden tarama testleri için hekime başvurulmalıdır. Kanser tarama testlerinin, hastalık ortaya çıkmadan önce riskin belirlenmesinde hayati bir rol üstlendiği unutulmamalıdır.</p>
<p><em><strong>Kadınlar için önemli testler:</strong></em></p>
<ul>
<li>40 yaş sonrası düzenli mamografi</li>
<li>21–65 yaş arası smear ve HPV taramaları</li>
<li>50 yaş sonrası kolonoskopi veya dışkıda gizli kan testleri</li>
</ul>
<p><em><strong>Erkekler için önemli testler:</strong></em></p>
<ul>
<li>50 yaş sonrası PSA testi ve prostat muayenesi</li>
<li>50 yaş sonrası kolonoskopi</li>
<li>Uzun süre sigara kullanmış bireylerde düşük doz akciğer tomografisi</li>
</ul>
<p>Bunların dışında, kadın erkek fark etmeksizin yaşı kaç olursa olsun her bireyin yılda bir kez temel kan ve biyokimya testlerini yaptırması, genel sağlık durumunun izlenmesi açısından faydalı olabilir. Aile öyküsü ve bireysel risk durumuna göre karaciğer ve tiroit ultrasonu gibi kişiye özel taramalar planlanmalıdır. Özellikle ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerde taramaların daha erken yaşta ve daha sık aralıklarla yapılması büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>“Ben sağlıklıyım” yetmez “Biz sağlıklı mıyız?” demeliyiz!</strong></p>
<p>Bilimsel çalışmalarda, kanser riskinin yalnızca genetik yatkınlıkla değil; günlük yaşamda benimsenen alışkanlıklarla da yakından ilişkili olduğu ortaya konulmaktadır. Hareketsizlik, düzensiz ve dengesiz beslenme, aşırı kilo alımı ve kronik stres gibi faktörlerin etkisinin yalnızca bireyle sınırlı kalmadığı, aynı yaşam alanını paylaşan tüm aile bireylerini etkilediği vurgulanmaktadır. Bu nedenle sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve stres yönetimi gibi alışkanlıkların aile içinde birlikte uygulanmasının, uzun vadede koruyucu bir etki sağladığı kabul edilmektedir.</p>
<p><strong>Akdeniz diyetini ve aktif yaşamı benimseyin</strong></p>
<p>Beslenme alışkanlıkları açısından Akdeniz diyetinin, kanser riskini azaltıcı etkileri bilimsel çalışmalarla da desteklenmektedir. Sebze ve meyve tüketiminin artırılması, zeytinyağı ve balık ağırlıklı beslenmenin tercih edilmesi; bunun yanında düzenli fiziksel hareketin sağlanması, yeterli ve kaliteli uykunun desteklenmesi ile stresin yönetilmesi, korunmada önemli bir rol oynamaktadır. Bu yaklaşımın geçici bir diyet programı olarak değil, sürdürülebilir bir yaşam biçimi olarak benimsendiğinde daha etkili sonuçlar elde edildiği görülmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeni-yilda-kanserden-korunmak-icin-neler-yapilmali-603089">Yeni Yılda Kanserden Korunmak İçin Neler Yapılmalı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-2-593539</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2025 07:43:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Elektronik Sigara]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[inmeye]]></category>
		<category><![CDATA[kalbe]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sevim]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593539</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-2-593539">Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim</strong> “Son yıllarda hızla yaygınlaşan KOAH, solunum yollarında kalıcı tıkanıklık ve nefes darlığına yol açan, ilerleyici bir hastalıktır. Belirtileri arasında sürekli ve şiddetli öksürük, balgam ve nefes darlığı bulunan KOAH, günümüzde dünya genelinde 40 yaş üstü insanların yaklaşık yüzde 10’unda görülmektedir” diyor. Prof. Dr. Tülin Sevim, <strong>19 Kasım Dünya KOAH Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, gençler arasında da özellikle sigara ve e-sigara  kullanımının artması sonucu, tehlikenin hızla yaygınlaştığı KOAH hastalığını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Tek bir sigaranın dumanında 7 binden fazla kimyasal madde bulunuyor ve 70 tanesi de kanser yapıcı madde sınıfında yer alıyor. Üstelik, yapılan çalışmalar; sigara kullanmayıp, pasif içiciliğe maruz kalmanın da zarara yol açabildiğini ortaya koyuyor. O zararlardan birinin de, dünyada ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH yani Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olduğunu vurgulayan <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim</strong> şöyle konuşuyor: “Yapılan birçok çalışmada; aktif sigara içiminin KOAH gelişimi için en önemli risk faktörü olduğu kanıtlanmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda; pasif içiciliğin de KOAH gelişimine neden olduğu gösterilmiştir. 25 bin 592 hastayı kapsayan bir meta-analizde pasif içicilerde KOAH gelişme riskinin, pasif içici olmayan kişilere göre 2,25 kat arttığı saptanmıştır. Pasif içicilik yılda 1,2 milyon insanın ölümüne yol açmaktadır.”</p>
<p><strong>Pasif içicilik çocukları da, gençleri de vuruyor!</strong></p>
<p>Pasif içicilik, başkalarının içtiği tütün ürününden (sigara, puro, pipo, nargile vb) kaynaklanan dumanın solunması anlamına geliyor. Pasif içiciliğin özellikle çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar verdiğini belirten Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Sigara dumanına maruz kalındığında; gözlerde tahriş, sulanma, yanma, baş ağrısı, burunda rahatsızlık, öksürük, boğaz ağrısı, nefes darlığı ve astım hastalığının alevlenmesi gibi şikayetler hemen ortaya çıkabilmektedir. Ebeveynleri sigara içen veya sigara içilen ortamlarda bulunan bebek ve çocuklar en riskli gruptur. Pasif içicilik çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar vermektedir, ani bebek ölümleri daha sık görülmektedir. Bu çocuklarda akut solunum yolu enfeksiyonları, bronşit, zatürre, orta kulak iltihabı ve astım atağı yaşıtlarına göre daha sıktır. İleri yaşlarda da akciğer hastalığına yakalanma riskleri daha fazladır. Pasif içicilik erişkinlerde de; kalp hastalığı, felç (inme), akciğer kanseri ve KOAH gibi hastalıklar için risk oluşturmaktadır. Sigara içmediği halde sigara dumanına maruz kalan kişilerde koroner arter hastalığı riski yüzde 25–30 artmıştır. Bu kişilerde felç riskinin de yüzde 20-30 arttığı bildirilmektedir.”</p>
<p><strong>Elektronik sigaranın yıkıcı tahribatı çok yüksek!</strong></p>
<p>Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin, son 10 yıl içinde tütün endüstrisi tarafından dünya genelinde ‘daha az zararlı’ olarak pazarlandığını ancak yapılan çalışmaların bunun tam tersine işaret ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim şöyle konuşuyor: “Yapılan araştırmalarda; elektronik sigaralarda 16 binden fazla çeşit tatlandırıcı saptanmıştır. Araştırmalarda, elektronik sigarayı denemiş gençlerin ve çocukların, daha sonra sigara içmeye başladığı; daha önce sigara içip bırakan yetişkinlerin ise elektronik sigara kullandıklarında yeniden sigaraya başlama risklerinin 4-6 kat arttığı gösterilmiştir. Elektronik sigara kullanan gençlerin sigara, esrar gibi diğer bağımlılıklara geçiş yaptığı da bildirilmektedir. Bu veriler, elektronik sigaraların, nikotin bağımlılığının sürmesine yol açtığının kanıtıdır. Nikotin, eroin, kokain gibi maddelerle eşdeğer bağımlılık gücüne sahip bir maddedir. Bu ürünlerin, en az geleneksel tütün ürünleri kadar ciddi boyutlarda sağlık zararları vardır.”</p>
<p><strong>Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</strong></p>
<p>Elektronik sigaralarda bulunan toksik kimyasal maddelerin solunum yollarında inflamasyon, bronşit, astım ve EVALI hastalığına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Tülin Sevim “EVALI, elektronik sigara/vaping kullanımına bağlı gelişen akut akciğer hasarıdır ve ölüme neden olabilmektedir. Elektronik sigaranın zararları solunum yolları ile sınırlı kalmamaktadır” diyor. Elektronik sigara kullanımının pıhtılaşma bozuklukları, hipertansiyon, kalp hızının artması, ateroskleroz, mide bulantısı, ağız kuruluğu, kas titremesi, baş dönmesi, baş ağrısı, uyku bozuklukları gibi daha birçok soruna yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Deneysel veriler, uzun süreli elektronik sigara kullanımının karaciğer, kalp ve böbreklerde hasara neden olduğunu göstermektedir. Elektronik sigaralarda yer alan aromatikler, sadece kendi başlarına bile, hücre ölümüne yol açabilmektedir. Ayrıca çalışmalarda elektronik sigara kullananlarda akciğer kanserinin kullanmayanlara göre daha sık görüldüğü gözlenmiştir. Dünya genelinde elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin kullanımı, daha önce sigara içmemiş gençler arasında hızla artmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-2-593539">Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-592442</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 08:28:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[Elektronik Sigara]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[inmeye]]></category>
		<category><![CDATA[kalbe]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[koah]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sevim]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592442</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-592442">Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim</strong> “Son yıllarda hızla yaygınlaşan KOAH, solunum yollarında kalıcı tıkanıklık ve nefes darlığına yol açan, ilerleyici bir hastalıktır. Belirtileri arasında sürekli ve şiddetli öksürük, balgam ve nefes darlığı bulunan KOAH, günümüzde dünya genelinde 40 yaş üstü insanların yaklaşık yüzde 10’unda görülmektedir” diyor. Prof. Dr. Tülin Sevim, <strong>19 Kasım Dünya KOAH Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, gençler arasında da özellikle sigara ve e-sigara  kullanımının artması sonucu, tehlikenin hızla yaygınlaştığı KOAH hastalığını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Tek bir sigaranın dumanında 7 binden fazla kimyasal madde bulunuyor ve 70 tanesi de kanser yapıcı madde sınıfında yer alıyor. Üstelik, yapılan çalışmalar; sigara kullanmayıp, pasif içiciliğe maruz kalmanın da zarara yol açabildiğini ortaya koyuyor. O zararlardan birinin de, dünyada ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH yani Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olduğunu vurgulayan <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim</strong> şöyle konuşuyor: “Yapılan birçok çalışmada; aktif sigara içiminin KOAH gelişimi için en önemli risk faktörü olduğu kanıtlanmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda; pasif içiciliğin de KOAH gelişimine neden olduğu gösterilmiştir. 25 bin 592 hastayı kapsayan bir meta-analizde pasif içicilerde KOAH gelişme riskinin, pasif içici olmayan kişilere göre 2,25 kat arttığı saptanmıştır. Pasif içicilik yılda 1,2 milyon insanın ölümüne yol açmaktadır.”</p>
<p><strong>Pasif içicilik çocukları da, gençleri de vuruyor!</strong></p>
<p>Pasif içicilik, başkalarının içtiği tütün ürününden (sigara, puro, pipo, nargile vb) kaynaklanan dumanın solunması anlamına geliyor. Pasif içiciliğin özellikle çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar verdiğini belirten Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Sigara dumanına maruz kalındığında; gözlerde tahriş, sulanma, yanma, baş ağrısı, burunda rahatsızlık, öksürük, boğaz ağrısı, nefes darlığı ve astım hastalığının alevlenmesi gibi şikayetler hemen ortaya çıkabilmektedir. Ebeveynleri sigara içen veya sigara içilen ortamlarda bulunan bebek ve çocuklar en riskli gruptur. Pasif içicilik çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar vermektedir, ani bebek ölümleri daha sık görülmektedir. Bu çocuklarda akut solunum yolu enfeksiyonları, bronşit, zatürre, orta kulak iltihabı ve astım atağı yaşıtlarına göre daha sıktır. İleri yaşlarda da akciğer hastalığına yakalanma riskleri daha fazladır. Pasif içicilik erişkinlerde de; kalp hastalığı, felç (inme), akciğer kanseri ve KOAH gibi hastalıklar için risk oluşturmaktadır. Sigara içmediği halde sigara dumanına maruz kalan kişilerde koroner arter hastalığı riski yüzde 25–30 artmıştır. Bu kişilerde felç riskinin de yüzde 20-30 arttığı bildirilmektedir.”</p>
<p><strong>Elektronik sigaranın yıkıcı tahribatı çok yüksek!</strong></p>
<p>Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin, son 10 yıl içinde tütün endüstrisi tarafından dünya genelinde ‘daha az zararlı’ olarak pazarlandığını ancak yapılan çalışmaların bunun tam tersine işaret ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim şöyle konuşuyor: “Yapılan araştırmalarda; elektronik sigaralarda 16 binden fazla çeşit tatlandırıcı saptanmıştır. Araştırmalarda, elektronik sigarayı denemiş gençlerin ve çocukların, daha sonra sigara içmeye başladığı; daha önce sigara içip bırakan yetişkinlerin ise elektronik sigara kullandıklarında yeniden sigaraya başlama risklerinin 4-6 kat arttığı gösterilmiştir. Elektronik sigara kullanan gençlerin sigara, esrar gibi diğer bağımlılıklara geçiş yaptığı da bildirilmektedir. Bu veriler, elektronik sigaraların, nikotin bağımlılığının sürmesine yol açtığının kanıtıdır. Nikotin, eroin, kokain gibi maddelerle eşdeğer bağımlılık gücüne sahip bir maddedir. Bu ürünlerin, en az geleneksel tütün ürünleri kadar ciddi boyutlarda sağlık zararları vardır.”</p>
<p><strong>Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</strong></p>
<p>Elektronik sigaralarda bulunan toksik kimyasal maddelerin solunum yollarında inflamasyon, bronşit, astım ve EVALI hastalığına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Tülin Sevim “EVALI, elektronik sigara/vaping kullanımına bağlı gelişen akut akciğer hasarıdır ve ölüme neden olabilmektedir. Elektronik sigaranın zararları solunum yolları ile sınırlı kalmamaktadır” diyor. Elektronik sigara kullanımının pıhtılaşma bozuklukları, hipertansiyon, kalp hızının artması, ateroskleroz, mide bulantısı, ağız kuruluğu, kas titremesi, baş dönmesi, baş ağrısı, uyku bozuklukları gibi daha birçok soruna yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Deneysel veriler, uzun süreli elektronik sigara kullanımının karaciğer, kalp ve böbreklerde hasara neden olduğunu göstermektedir. Elektronik sigaralarda yer alan aromatikler, sadece kendi başlarına bile, hücre ölümüne yol açabilmektedir. Ayrıca çalışmalarda elektronik sigara kullananlarda akciğer kanserinin kullanmayanlara göre daha sık görüldüğü gözlenmiştir. Dünya genelinde elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin kullanımı, daha önce sigara içmemiş gençler arasında hızla artmaktadır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akcigerden-kalbe-kanserden-inmeye-592442">Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Kanserden Otizme Hastalıkların Önemli Nedenlerinden Biri Kirli Hava</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-kanserden-otizme-hastaliklarin-onemli-nedenlerinden-biri-kirli-hava-588264</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 17:59:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkların]]></category>
		<category><![CDATA[Hava Kirliliği]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[nedenlerinden]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[otizme]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588264</guid>

					<description><![CDATA[<p>Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP), kuruluşunun 10. yılında hava kirliliğinin çocuklar üzerindeki çok yönlü etkisini mercek altına aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-kanserden-otizme-hastaliklarin-onemli-nedenlerinden-biri-kirli-hava-588264">Çocuklarda Kanserden Otizme Hastalıkların Önemli Nedenlerinden Biri Kirli Hava</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP), kuruluşunun 10. yılında hava kirliliğinin çocuklar üzerindeki çok yönlü etkisini mercek altına aldı. İstanbul’da düzenlenen Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nda hava kirliliği ve iklim krizinin çocuk sağlığı üzerindeki etkileri farklı boyutlarıyla, güncel bilimsel veriler ışığında tartışıldı; temiz havanın çocuklar için temel bir insan hakkı olduğu vurgulandı. Üç panel ve bir forum oturumundan oluşan sempozyumun konuşmacıları arasında, Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Nilay Etiler, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ddr. Bülent Tandoğan, Çocuk Alerji ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Prof. Dr. Zerrin Orbak, Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Duygu Övünç Hacıhamdioğlu, Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Semih Ayta, İş ve Meslek Hastalıkları Uzmanı Dr. Selin Çakmakcı Karakaya ve Çocuk Hematoloji Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Emine Zengin yer aldı. </p>
<p>Hava kalitesi, özellikle sanayileşme ve kentleşmenin hızla arttığı ve/veya halihazırda yoğun olduğu bölgelerde, günümüzde insan sağlığının en önemli çevresel belirleyicisi. Dünya Sağlık Örgütü&#8217;ne (DSÖ) göre dünya çapında 5 yaşından küçük her 10 çocuktan 1’i hava kirliliğine bağlı olarak hayatını yitiriyor. </p>
<p><strong>Türkiye’de 1 Yılda 538 Yenidoğan Kirli Hava Nedeniyle Hayatını Kaybetti </strong></p>
<p>Zira çocuklar, hava kirliliği söz konusu olduğunda en kırılgan toplum kesimi. Fizyolojik ve metabolik özellikleri nedeniyle hava kirliliğinin olumsuz etkilerine daha açıklar. Akciğerleri ve bağışıklık sistemleri tam olarak gelişmemiş; solunum hızları daha fazla ve kan-beyin bariyerleri daha geçirgen. Yetişkinlere göre açık havada daha çok vakit geçiriyorlar. Bununla birlikte hava kirliliğinin tehlikeleri konusunda daha az farkındalığa sahipler. Düşük sosyo-ekonomik statüye sahip hanelerde yaşayan ve çalışan çocuklar için risk daha da fazla. Erken dönemde hava kirliliğine maruz kalma ömür boyu hasara yol açabiliyor.</p>
<p>Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nun başkanlarından <strong>THHP Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan</strong> şöyle konuştu: “Türkiye’de ölüm sebepleri arasında hava kirliliği 5. sırada. Ülkemizde sadece 2021’de 538 yenidoğan hava kirliliğinin yol açtığı sağlık sorunları nedeniyle yaşamını yitirdi; 0-6 günlük bebeklerde ölümlerin yüzde 10,1&#8217;i ve 7-27 günlük bebekler arasında ölümlerin yüzde 7,52&#8217;si hava kirliliğine atfediliyor. Sadece ölümlere değil, hastalıklara da yol açan hava kirliliği, bir halk sağlığı sorunudur ama özellikle üzerinde durulması gereken, önlenebilir bir sağlık sorunu olması. Hava kirliliği, etkili politikalar ve hava kirliliği kaynaklarının kontrolü ile engellenebilir.” </p>
<p><strong>Anne Karnında Başlayan Etki</strong></p>
<p>Hamilelikte önemli hormonal değişiklikler olur ve hava kirliliği bu hassas dengeyi bozabilir. Toksinler, annenin solunum, dolaşım ve bağışıklık sistemi üzerinden plasentadan fetüse geçiyor. Gebelikte kirleticilere maruz kalmak, erken doğum ve düşük doğum ağırlığı riskini artırıyor, çocukların ilerleyen yaşlarda kalıcı sağlık sorunları yaşamasına neden oluyor. </p>
<p>Bebeklerin hayata sağlıklı bir başlangıç yapabilmelerinin, anne karnında temiz havaya erişimleri ile yakından ilgili olduğunu belirten uzmanlar, temiz havanın yüz binlerce yenidoğan ölümünü önleyebileceğinin altını çizdi.  </p>
<p><strong>Ağaçlandırma Kanser Gelişimini Yüzde 20 Azaltabilir</strong></p>
<p>Anne karnında ya da doğum sırasında maruziyet ile çocukluk çağı kanser riski arasında da doğrusal bir ilişki söz konusu. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nın kanserojen olarak tanımladığı PM2.5, NO₂, ozon ve benzen gibi kirleticiler, tümör gelişimini tetikleyerek çocukluk çağı kanserlerinin riskini artırıyor. </p>
<p>Çalışmalar, çocukların kansere yakalanmasında; annenin gebeyken kirli hava solumasının yüzde 32, doğum sonrası maruz kalmasının yüzde 37 ve babanın maruziyetinin ise yüzde 12 oranında etkili olduğunu gözler önüne serdi. </p>
<p>Sempozyumda, hava kirliliğinin ve buna bağlı kanser gibi hastalıkların önlenmesinde yönetimlere büyük bir görev düştüğü vurgulandı. Bir bilimsel çalışmaya göre ağaçlandırmanın hava kirliliğine bağlı kanser gelişimini yüzde 20 azaltabileceğine dikkat çekildi.</p>
<p><strong>Alzheimer Hastalığı Riskinin Artmasında Rol Oynuyor</strong></p>
<p>“Günümüzde, 2 milyar çocuğun hava kirliliğinden şiddetli şekilde etkilendiği tahmin ediliyor. Çocukluk döneminde kirli havaya maruz kalan bireylerde genetik faktörlerin de etkisiyle ilerleyen yaşlarda Alzheimer hastalığı riskinin arttığını ortaya koyan çalışmalar bulunmaktadır” diyen Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nun başkanlarından <strong>Çocuk Nörolojisi Uzmanı</strong> <strong>Doç. Dr. Semih Ayta</strong> sözlerini şöyle sürdürdü: </p>
<p>“Gebelik ve çocuklukta hava kirliliğine maruz kalmanın beyin gelişimi üzerine olumsuz etkileri olduğu saptandı. Üstelik bu olumsuz etkiler, hava kirliliği için Avrupa Birliğince izin verilen limitlerin altında da gözlemlendi. Kısaca, insan yaşamı süresi boyunca muhtemel kalp-damar, solunum, merkezi sinir sistemine yönelik hastalıkların ortaya çıkmasında hava kirliliğinin etkisi var. Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nda dinlediğimiz bilimsel çalışmalar, temiz havanın çocuk sağlığı ve iyilik hali ile ilişkili olduğunu, yetişkinlik döneminde yaşam kalitesine etki ettiğini ortaya koyuyor.” </p>
<p>Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nda, artan düzeylerde kirli havaya maruz kalmanın, epileptik nöbetler nedeni ile acil servise başvuruları arttırdığı gündeme getirildi.  Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve otizm spektrum bozuklukları (OSB) gibi gelişimsel sorunlarda da yine hava kirliliğinin etkisi olduğu belirtildi. </p>
<p><strong>Solunum Yolu Hastalıkları, Böbrek Sorunları, MS, Diyabet… </strong></p>
<p>Hava kirliliği, solunum sistemi hastalıklarının oluşmasındaki temel etkenlerden. Hava kalitesindeki değişiklikler, özellikle influenza ve RSV (Respiratuar Sinsityal Virüs gibi viral spesifik solunum yolu enfeksiyonları daha sık görülüyor. Her yıl dünyada 33 milyon bebek RSV enfeksiyonu geçiriyor, 100 bine yakın çocuk bu nedenle hayatını kaybediyor.</p>
<p>Kirli hava çocukların bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Çocuklar; zatürre, bronşiolit ve alerjik bronşit gibi hastalıklara karşı savunmasız kalıyorlar. Yine astım sıklığı ve şiddeti artarken hastalık süreleri uzuyor. </p>
<p>Son yıllarda yapılan geniş ölçekli çalışmalar PM2.5 maruziyetinin kronik böbrek hastalığı, hipertansiyon ve böbrek iltihabı riskini de artırdığını ortaya koydu. Hava kirliliği ne kadar yüksekse böbreklere o kadar fazla yük biniyor; böylece ileride hipertansiyon veya böbrek hastalığına yakalanma riski artıyor. </p>
<p>Ayrıca hava kirliliğinin çocuklarda obezite, diyabet, D vitamini eksikliği, osteoporoz ve tiroid bozuklukları, hipertansiyon ile buna bağlı kalp krizi ve inme, multiple skleroz (MS) ve uyku bozukluklarıyla bağlantılı olduğu belirtiliyor. </p>
<p>Öte yandan 2022 yılında yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre Türkiye’de hava kirliliğinin hastalıklara neden olduğu biliniyor; toplumun önemli bir bölümü hava kirliliğini doğrudan hastalıkla ilişkilendiriyor. Hava kirliliği denildiğinde akla ilk gelen kavramların yüzde 27,5&#8217;i hastalıkla ilgili. Çocuğu olan katılımcıların yüzde 87,4&#8217;ü, çocuklarının kirli hava solumaktan dolayı hastalanmasından endişe ediyor. </p>
<p><strong>“Temiz Hava Hakkımızı Savunalım” Çağrısı</strong></p>
<p><strong>Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Deniz Gümüşel</strong> de şunları kaydetti: “İklim krizi ve hava kirliliği sağlığın çevresel belirleyicilerinin başında gelen ve birbiri ile iç içe geçmiş iki yaşamsal sorun. Her ikisinin de en önemli kaynakları fosil yakıtların kullanıldığı insan faaliyetleri. Hava sıcaklıklarında artış, ozon oluşumunu ve partikül yoğunluğunu arttırarak hava kirliliğinin sağlık risklerini daha da belirgin hale getiriyor. Hava kirliliğinin önlenmesi için yapılması gerekenler konusunda Temiz Hava Hakkı Platformu olarak politika, araştırma ve bilgilendirme çalışmalarımıza devam edeceğiz. Önlenebilir bir halk sorunu olan hava kirliliği, gelir grubundan bağımsız, tüm çocukları ve insanları etkiliyor. Karar vericilere ve topluma açık çağrımız: Türkiye’de PM2.5 için limit değer belirlenmeli. Bunun için hedeftemizhava.org sayfasında bir kampanya başlattık. Herkesi, temel bir çocuk ve insan hakkı olan temiz hava hakkını savunmaya davet ediyoruz.” </p>
<p>Çocuklar İçin Temiz Hava Sempozyumu’nun <strong>sonuç bildirgesinde</strong>, “Çocukların temiz hava hakkı, yaşam ve sağlık hakkının ayrılmaz bir parçası. Hava kirliliği ve iklim krizi, yalnızca çevresel değil; aynı zamanda çocuk hakları ve toplumsal adalet sorunu. Kirliliğin önlenmesi, sadece teknik önlemlerle değil; enerji, ulaşım, kentleşme ve sağlık politikalarında çocuk odaklı yaklaşımların benimsenmesiyle mümkün. Çocukların temiz hava hakkını korumak için bilimsel veriye dayalı, adil ve sürdürülebilir politikalar geliştirilmelidir” denildi. </p>
<p>Sempozyum kapsamında, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Onkoloji Bölümünde lösemi tedavisi gören ve Farabi İlk ve Orta Okulu öğrencilerinin yaptığı ‘Temiz Hava Haktır’ konulu resimler de sergilendi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-kanserden-otizme-hastaliklarin-onemli-nedenlerinden-biri-kirli-hava-588264">Çocuklarda Kanserden Otizme Hastalıkların Önemli Nedenlerinden Biri Kirli Hava</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
