<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kanserde | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kanserde/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kanserde</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Mar 2026 10:22:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kanserde | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kanserde</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserde-yeni-donem-yasam-suresi-artiyor-rehabilitasyonla-yasam-kalitesi-yukseliyor-617769</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 10:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserde]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Onkolojik Rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[orta]]></category>
		<category><![CDATA[rehabilitasyonla]]></category>
		<category><![CDATA[süresi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=617769</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde son yıllarda önemli bir değişim yaşanıyor. Artık hedef yalnızca tümörü küçültmek ya da hastalığı kontrol altına almak değil; aynı zamanda hastanın fiziksel gücünü, bağımsızlığını, yaşam kalitesini korumak ve artırmak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-yeni-donem-yasam-suresi-artiyor-rehabilitasyonla-yasam-kalitesi-yukseliyor-617769">Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Kanser tedavisinde son yıllarda önemli bir değişim yaşanıyor. Artık hedef yalnızca tümörü küçültmek ya da hastalığı kontrol altına almak değil; aynı zamanda hastanın fiziksel gücünü, bağımsızlığını, yaşam kalitesini korumak ve artırmak. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon kişi kanser tanısı alırken, erken tanı ve gelişmiş tedaviler sayesinde sağ kalım oranları giderek artış gösteriyor. Ancak tedavi sürecinin bedende bıraktığı izler, çoğu zaman en az hastalığın kendisi kadar yıpratıcı olabiliyor. </strong></em></p>
<p><em><strong>Kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi müdahaleler; kas kaybı, denge sorunları, hareket kısıtlılığı, lenfödem ve kronik yorgunluk gibi ciddi problemlere yol açabiliyor ve uzmanlara göre her üç hastadan ikisinde belirgin kas gücü kaybı ortaya çıkıyor. İşte bu noktada onkolojik rehabilitasyon, tedavinin tamamlayıcısı değil, ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkıyor. Onkolojik rehabilitasyonun önemine dikkat çeken Acıbadem Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, süreci bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek gerektiğini vurguluyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Kanser tedavisinde tümörü küçültmek ya da ortadan kaldırmak kadar, hastanın kas gücünü ve dayanıklılığını korumak, günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilmesini sağlamak da büyük önem taşıyor” diyor. Özellikle kemoterapi sürecinde ortaya çıkan kas kütlesindeki azalmanın tedaviye toleransı azalttığını da belirten Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Ciddi kas kaybı yaşayan hastalarda komplikasyon oranlarının daha yüksek olduğunu biliyoruz. Bununla birlikte erken dönemde başlanan kişiye özel egzersiz programları kas kaybını önemli ölçüde azaltabiliyor” ifadelerini kullanıyor… </strong></em></p>
<p>Onkolojik rehabilitasyonun yararlarından söz eden Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon; meme kanseri cerrahisi sonrası her beş hastadan birinde görülen lenfödem riskinin azaltılmasında büyük fayda sağlıyor. Erken dönemde başlanan koruyucu egzersiz ve manuel terapi uygulamaları ile bu risk önemli ölçüde azaltılabiliyor. Onkolojik rehabilitasyon ayrıca akciğer kanseri sonrasında solunum kapasitesinin korunmasında, kolon ve rektum kanseri ameliyatlarından sonra karın kaslarının güçlendirilmesinde, prostat kanseri sonrası pelvik taban fonksiyonlarının desteklenmesinde ve beyin tümörü cerrahileri sonrasında denge ve koordinasyonun yeniden kazandırılmasında büyük önem taşıyor” diyor. </p>
<p><strong>Amaç Sadece Hayatta Kalmak Değil, Kaliteli Yaşamak </strong></p>
<p>Yapılan çalışmalar, düzenli rehabilitasyon programına katılan kanser hastalarında hastanede yatış süresinin kısaldığını, tedaviye uyumun arttığını ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın güçlendiğini gösteriyor. Ayrıca depresyon ve anksiyete oranlarında azalma, denge ve koordinasyon kaybında iyileşme ve kas gücünde artış gözlemleniyor.</p>
<p>Örneğin <em>Journal of Clinical Oncology</em>’de yayımlanan geniş kapsamlı bir meta-analiz, kanser hastalarında uygulanan yapılandırılmış egzersiz programlarının kanser ile ilişkili yorgunluğu anlamlı düzeyde azalttığını ve fiziksel fonksiyonları belirgin şekilde iyileştirdiğini ortaya koyuyor. Benzer şekilde <em>The Lancet Oncology</em>’de yayımlanan bir başka çalışma, tedavi sürecinde uygulanan egzersiz ve rehabilitasyon programlarının yaşam kalitesini artırdığını ve psikolojik iyilik halini güçlendirdiğini bildiriyor. Uzmanlara göre bu veriler, onkolojik rehabilitasyonun destekleyici bir uygulama değil, kanser tedavisinin bilimsel temele dayanan tamamlayıcı bir bileşeni olduğunu açıkça ortaya koyuyor.</p>
<p>Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon hastanın yalnızca fiziksel değil, psikolojik dayanıklılığını da artırır. Amaç yalnızca hayatta kalmak değil, kaliteli yaşamak olmalıdır” diyerek rehabilitasyonun yaşam kalitesine olan katkısını da vurguluyor.</p>
<p><strong>Evde Yapılabilecek Basit Ama Etkili Egzersizler </strong></p>
<p>Uzman kontrolünde planlanmak kaydıyla, hastaların evde sürdürebileceği bazı temel egzersizler tedavi sürecine önemli katkı sağlıyor. Günlük 20–30 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dayanıklılığı artırarak kas kaybını azaltmaya yardımcı olurken; derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise özellikle akciğer kapasitesinin korunmasında etkili oluyor. Meme kanseri cerrahisi sonrası omuz eklem hareket açıklığını korumak ve artırmak amacıyla üst ekstremiteye, şiddeti ve süresi hastalığın evresine göre değişen kuvvetlendirme ve germe hareketleri öneriliyor. Bu şekilde hem eklem hareket açıklığının sağlanmasına hem de kas kuvveti kaybının önlenmesine katkı sağlanıyor. Sandalyeden kontrollü şekilde oturup kalkma egzersizi, alt ekstremite kas gücünü destekliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Egzersiz ilaç gibidir; doğru dozda ve kişiye özel uygulanmalıdır. Her hasta için program farklı planlanmalı ve mutlaka uzman kontrolünde ilerlenmelidir” diyor.</p>
<p><strong>Kanser Hastalarında Egzersiz Kronik Yorgunluğu Azaltıyor </strong></p>
<p>Kanser hastalarının yüzde 70 ila 80’i tedavi sürecinde, özellikle dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk yaşıyor. Bu tablo, hastaların günlük yaşam aktivitelerini ciddi şekilde kısıtlayabiliyor ve psikolojik olarak da yıpratıcı olabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Paradoks gibi görünse de kontrollü egzersiz yorgunluğu azaltıyor. Haftada birkaç gün yapılan hafif ve orta şiddette aerobik ve dirençli egzersizlerin, yorgunluğu belirgin biçimde azalttığını gösteren güçlü bilimsel veriler var” diyor.</p>
<p>Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre özellikle düşük yoğunluklu, sürdürülebilir egzersizler bu süreçte büyük önem taşıyor. Örneğin günde 15–20 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dolaşımı artırarak enerji düzeyini yükseltebiliyor. Aynı şekilde sandalyede oturur pozisyonda yapılan kalça ve diz eklemine yönelik basit egzersizler ve kontrollü otur-kalk egzersizleri, kas gücünü desteklerken aşırı efor gerektirmiyor. Derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise hem akciğer kapasitesini korumaya yardımcı oluyor hem de gevşeme sağlayarak stres düzeyini azaltabiliyor.</p>
<p>Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Burada önemli olan yoğunluk değil, egzersizlerin düzenli yapılmasıdır. Hastalar kendilerini tüketmeden, kontrollü ve planlı şekilde hareket etmeli. Egzersiz, doğru uygulandığında yorgunluğu artırmaz; tam tersine azaltır” ifadelerini kullanıyor. Onkolojik rehabilitasyon, kanser tedavisini yalnızca hastalığı kontrol altına alan bir süreç olmaktan çıkarıp, hastayı yeniden hayatın içine kazandırmayı hedefliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre doğru zamanda başlanan ve düzenli sürdürülen rehabilitasyon programları, kanserle mücadelede hem fiziksel hem de ruhsal gücü artırarak hastalara daha kaliteli bir yaşam sunuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-yeni-donem-yasam-suresi-artiyor-rehabilitasyonla-yasam-kalitesi-yukseliyor-617769">Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserde erken teşhis neden önemli ? </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserde-erken-teshis-neden-onemli-613137</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 14:52:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[kanserde]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613137</guid>

					<description><![CDATA[<p>Radyasyon Onkoloji Uzmanı Dr. Özgür Ozan Şeşeoğulları, kanserde erken tanının önemini anlattı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-erken-teshis-neden-onemli-613137">Kanserde erken teşhis neden önemli ? </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Radyasyon Onkoloji Uzmanı Dr. Özgür Ozan Şeşeoğulları, kanserde erken tanının önemini anlattı. </span></p>
<p><span>Özel Egon Tıp Merkezi’nde görevli Radyasyon Onkoloji Uzmanı Dr. Özgür Ozan Şeşeoğulları, kanserde erken tanının önemini tedavi ve yaşam süresi açısından değerlendirdi. Şeşeoğulları, “Yaşam süresi ciddi uzar. Erken evrede yakalanan kanserlerin büyük kısmı tamamen tedavi olabilir ya da uzun yıllar kontrol altında tutulabilir. Örneğin meme kanseri erken evrede 5 yıllık sağkalım yüzde 90–95, kolon kanseri Evre-1’de yüzde 90’lara yakın, prostat kanseri lokal evrede neredeyse yüzde 100’e yakındır” dedi. Şeşeoğulları şunları söyledi, </span></p>
<p><b><strong>Tedavi daha hafif olur</strong></b></p>
<p><span>“Kanserde erken tanı olduğunda daha küçük ameliyatlar yapılır. Hastalar, daha düşük doz ve kısa süreli radyoterapi ve daha küçük alanlı radyoterapi alır bu da ciddi anlamda yan etkileri azaltır. Hasta daha az kemoterapi aldığı için daha az yan etki görülür”</span></p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/kanserde-erken-teshis-neden-onemli-0-HXQ4LGSs.jpeg"/></p>
<p><b><strong>Metastaz riski azalır</strong></b></p>
<p><span>“Erken tanıda geç kalındığında lenf nodunun kemik, karaciğer, akciğer, beyine yayılma riski artar. Bu durumda uygulanan tedavi çoğu zaman maalesef sadece hastalığı durdurma hedefiyle yapılır. Tedavilerin maliyeti azalır. İş gücü kaybı azalır.</span></p>
<p><b><strong>Erkan tanının radyoterapi açısından önemi </strong></b></p>
<p><span>Kanserde erken teşhisin ve erken evrede tümörü yakalamanın radyoterapi tedavisi açısından da önemlidir. Bu sayede  küratif (tam iyileştirme) şansı belirgin artar.  Erken evrede radyoterapi tek başına tedavi edici olabilir. Örneğin erken evre prostat tm  , Erken evre larenks glottik tm. Erken evre serviks tm sadece radyoterapi ile tamamen tedavi edilebilir. Erken evrede: Işınlanacak tümör daha küçük olduğu için daha kısıtlı bir alandan ve daha güvenli marjla  daha düşük akut ve geç yan etki ile tedavi edilebilir. Örneğin erken evre prostatta sadece prostat radyoterapi sahasına  alınırken, Geç evrede prostat, seminal veziküller,  pelvik nodlar radyoterapi sahasına alındığından bağırsak ve idrar kesesinde yan etki görülme sıklığı artar.  Erken evrede kemoterapi ile birlikte verilme ihtimali azalır. Sıklıkla RT tek başına yeterli gelir.Geç evrede:RT + KT + HT gibi çoklu tedaviler gerekir. Bu da yan etkileri arttırdığı gibi tedaviye uyumu ve hastanın yaşam kalitesini de azaltır.  Erken evrede radyoterapinin kontrol oranı çok daha yüksektir .Tümör  yükü küçük ve Radyobiyolojik olarak RT’ye daha duyarlı olduğu için .Erken evrede %80–95 kontrol altına alınır .Geç evrede belirgin düşer. Erken tanı = ilk atışta işi bitirme şansıdır” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı) </span></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-erken-teshis-neden-onemli-613137">Kanserde erken teşhis neden önemli ? </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserde &#8220;Yaşayan&#8221; İlaçlar, Aşılar ve Yeni Nesil Hücre Tedavileri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserde-yasayan-ilaclar-asilar-ve-yeni-nesil-hucre-tedavileri-526626</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 May 2025 09:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşılar]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kanserde]]></category>
		<category><![CDATA[nesil]]></category>
		<category><![CDATA[tedavileri]]></category>
		<category><![CDATA[yaşayan]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=526626</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk İmmünoloji Derneği ve Acıbadem Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen 6. Uluslararası Moleküler İmmünoloji ve İmmünogenetik Kongresi (Molecular Immunology and Immunogenetics Congress, MIMIC), 28-30 Nisan 2025 tarihleri arasında Acıbadem Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-yasayan-ilaclar-asilar-ve-yeni-nesil-hucre-tedavileri-526626">Kanserde &#8220;Yaşayan&#8221; İlaçlar, Aşılar ve Yeni Nesil Hücre Tedavileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Türk İmmünoloji Derneği ve Acıbadem Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen 6. Uluslararası Moleküler İmmünoloji ve İmmünogenetik Kongresi (Molecular Immunology and Immunogenetics Congress, MIMIC), 28-30 Nisan 2025 tarihleri arasında Acıbadem Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşti. Kongre Başkanlığını Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tolga Sütlü’nün üstlendiği organizasyon, bağışıklık sistemi üzerine çalışan dünyaca ünlü bilim insanlarını İstanbul’da bir araya getirdi. Amerika’dan Japonya’ya uzanan 8 farklı ülkeden 320 bilim insanının katılımıyla düzenlenen kongrede, Karolinska Enstitüsü, MD Anderson Kanser Merkezi, BioNtech gibi önde gelen kurumların yanı sıra saygın üniversiteler ve araştırma enstitülerinden çok sayıda Türk ve yabancı akademisyen güncel çalışmaları ile etkinlikte son derece heyecan verici sunumlar gerçekleştirdi. Kongre, ulusal ve uluslararası alanda immünoloji biliminin en güncel gelişmelerini masaya yatırırken; temel bilimden klinik uygulamalara, kanser aşıları ve yeni nesil tedavilerden bağışıklık sistemi aracılı çeşitli hastalıklara kadar geniş bir yelpazede oturumlara ev sahipliği yaptı. MIMIC’te enfeksiyonlar, kanser ve çeşitli otoimmün hastalıkların immünolojik mekanizmaları tartışılırken aynı zamanda son yıllarda bağışıklık sistemine dayalı yenilikçi tedavilerin giderek ön plana çıktığı vurgulandı. Biyolojik ilaçlardan hücresel tedavilere uzanan pek çok yeniliğin tartışıldığı etkinlikte, ilaç ve tıbbi teknoloji firmaları ise dört ayrı uydu sempozyumda sektördeki son gelişmeleri katılımcılarla buluşturdu.</em></p>
<p><em>29 Nisan Dünya İmmünoloji Günü’nün kutlandığı kongrede ayrıca ülkemizde halen önemli bir sağlık sorunu olan “Primer İmmün Yetersizlikler” ile ilgili farkındalık yaratmak amacıyla Balon Uçurma Etkinliği düzenlendi. Gökyüzüne ulaşan her bir balonun etkin tedaviye ulaşabilen bir hastayı temsil ettiği bu etkinlikte erken tanının önemine de dikkat çekildi.</em></p>
<p><em>  </em></p>
<p><strong>Kanserle savaşta yeni umut NK hücreleri </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Acıbadem Üniversitesi’nde yürütülen çalışmalar, bağışıklık sisteminin doğal öldürücü hücreler olarak bilinen NK (Natural Killer) hücrelerinin, kanser immünoterapisinde devrim yaratabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmalar, bu hücrelerin sadece hastalıklı hücreleri hedef alarak sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanserle etkili bir biçimde savaşabildiğini gösteriyor. Kongre Başkanı ve Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tolga Sütlü yaptığı açıklamada, “CAR-T ve NK hücreleriyle lösemi, lenfoma ve melanom gibi kanser türlerine yönelik umut vadeden sonuçlarımızı paylaştık. Bağışıklık sistemini kanserle savaşta daha etkin hale getirmek için çalışıyoruz. NK hücreleri, sağlıksız gördükleri hücreleri öldürme kapasitesine sahip, sağlıklı hücrelere ise dokunmuyorlar. Bu açıdan tedavide kullanılmasının da daha güvenli olacağı düşünülüyor. Daha hızlı, daha etkin ve daha az yan etkili tedaviler üzerinde çalışıyoruz” dedi. </p>
<p>NK hücrelerinin çeşitli kaynaklardan elde edilebildiğini de belirten Dr. Sütlü, “Bu hücreleri kandan ayrıştırarak ya da kordon kanından kök hücreleri alıp NK hücresine dönüştürerek kullanabiliyoruz” şeklinde konuştu. Geliştirilen yeni yaklaşımın “yaşayan ilaç” konseptiyle örtüştüğünü vurgulayan Dr. Sütlü, &#8220;Bağışıklık sistemi zayıfladığında kanserle savaş kaybediliyor. Biz ise vücutta sürekli kalacak, hiç ölmeyecek, kanserle savaşmaya devam edecek hücreler geliştiriyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Araştırmalar halen deneme aşamasında olsa da gelecek umut veriyor. “Şu anda CAR-T hücreleriyle tedavi olmuş ve onlarca yıldır kanseri nüksetmemiş hastalar var. Aynı başarıyı NK hücreleriyle de yakalayacağımıza inanıyoruz” diyen Dr. Sütlü, bu tedavi yönteminin 4-5 yıl içinde klinik testlerinin tamamlanabileceğini belirtti. </p>
<p><strong>Kanser aşıları ve yeni nesil immünoterapiler </strong></p>
<p><strong> </strong>Johannes Gutenberg Üniversitesi ve BioNTech bilim insanlarından Dr. Mustafa Diken, mRNA teknolojisiyle kanser aşıları geliştirdiklerinden, kanser immünoterapilerinde de önemli başarılar elde ettiklerinden söz etti. Özellikle COVID-19 aşısıyla tanınan mRNA teknolojisinin artık kanser ve otoimmün hastalıkların tedavisinde de umut vadettiğine dikkat çeken Dr. Mustafa Diken, “Yaptığımız çalışmalarda mRNA aşılarının özellikle akciğer, karaciğer ve lenflerdeki tümörleri küçülttüğünü gördük. Hatta metastaz yapmış kanserlerde metastazların da küçüldüğü, aşının etkili olduğu görüldü. Pankreas kanseri üzerinde de aşı çalışmalarımız sürüyor. Ameliyat olmuş vakalarda bir de aşı uygulandığında iyileşme oranlarının daha da arttığını tespit ettik. Kanserde artık kişiye özel tedaviler ön planda. Aşı ve immünoterapiler de hedefe yönelik, akıllı tedaviler oldukları için çok daha etkili tedavi yöntemleri” diyerek yakın bir gelecekte kanser aşılarının da tedavide yerini alacağını vurguladı. </p>
<p><strong>“Aşı karşıtlığının hiçbir bilimselliği yok”  </strong></p>
<p><strong> </strong>MIMIC toplantısında, toplum sağlığı açısından aşılamanın önemine değinilerek, özellikle ülkemizde ve birçok başka ülkede yanlış bilgilendirme nedeniyle ortaya çıkan aşı karşıtlığının, kolayca önlenebilecek hastalıkların yeniden salgın hale gelmesine yol açtığı ve aşı programlarının aksaması sonucu kızamık ile menenjit gibi önlenebilir bulaşıcı hastalıklar nedeniyle pek çok ülkede yeniden ölümlerin görülmeye başladığı vurgulandı. Enfeksiyonlar ve aşı alanındaki güncel bilimsel gelişmeleri paylaşan Avrupa İmmünoloji Dernekleri Federasyonu (EFIS) Başkanı Prof. Dr. Bojan Polic, aşı karşıtlığının hiçbir bilimsel dayanağı olmadığını vurgulayarak, “Aşıların otizm veya kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtıklarını kanıtlayan dünya çapında hiçbir bilimsel çalışma yok. Aşı karşıtlığı sadece toplum sağlığını değil, bireylerin yaşamını da riske atıyor. Aşıyla bir hastalığı önlemek, tedavi etmekten çok daha kolay ve ekonomik” diye konuştu. </p>
<p>Aşıların toplum sağlığına etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Polic, “Aşılar sayesinde çiçek hastalığı yok oldu. Kızamık, çocuk felci, verem gibi ölümcül hastalıklar artık neredeyse hiç görülmüyor. Aşılar, bulaşıcı hastalıkların yaygınlaşmasını önleyerek salgın riskini azaltıyor. Her zaman %100 koruma sağlamasa da hastalığın ağır geçmesini ve hayati riski önlüyor” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Polic, COVID-19 pandemisi sürecinde mRNA teknolojisinin hızla geliştiğini ve bu sayede artık yalnızca bulaşıcı hastalıklar değil, kanser ve otoimmün hastalıklar için de aşı geliştirme çalışmalarının hız kazandığını belirtti. Prof. Dr. Bojan Polic, “Aşılarda çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Yan etkileri çok az ve kontrol edilebilir aşılar var artık. mRNA aşıları sayesinde pek çok hastalığa karşı aşı geliştirilebilir. Önümüzdeki 5-10 yıl içinde yalnızca bakterileri, virüsleri değil, kanseri önlemeye ve tedavi etmeye yönelik aşılar da hayatımıza girecek” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Prof. Dr. Bojan Polic, bağışıklık sistemini hedef alan yeni tedavilerin birçok hastalıkta umut vadettiğini de belirtti: “Yeni antikorlar, CAR-T ve NK hücre tedavileri ve hücresel vezikül çalışmaları sayesinde artık kanser, ankilozan spondilit gibi iltihabi ve otoimmün hastalıklar daha etkili biçimde kontrol altına alınabiliyor. Yeni genetik ve moleküler testlerle pek çok hastalığın mekanizmasını daha iyi anlıyor ve akıllı tedaviler sayesinde de kişiye özel çözümler geliştirebiliyoruz. 6. MIMIC’te de bu gibi pek çok yenilik paylaşıldı. Bilimsel açıdan çok yüksek kalitede bir kongreydi. Çok önemli konuşmacılar, çok sayıda genç bilim insanı vardı. Türkiye’de İmmünoloji camiasının doğru yolda ilerlediğini ve giderek geliştiğini gösteriyor bu. Gördüklerimden, özellikle de gençlerden çok etkilendim”… </p>
<p><strong>“Bağışıklık sistemi, beyin sağlığıyla derinden ilişkili”</strong></p>
<p><strong> </strong>Çevresel faktörlerin bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri, otoimmün hastalıklar ve bu alandaki yeni tedavi yöntemlerine ilişkin bilimsel gelişmeleri değerlendiren Türk İmmünoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Arzu Aral, bağışıklık sistemi ile sinir sistemi arasındaki bağlantılara dikkat çekti. Laboratuvar ortamında elde edilen bulguların hastalara yönelik tedavilere dönüştürülmesini amaçlayan translasyonel araştırmaların önemini vurgulayan Prof. Dr. Aral, “Özellikle son yıllarda, Alzheimer ya da Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklarla bağışıklık sistemi arasındaki ilişkiyi inceleyen ve bu bilgiyi yeni tedavi yaklaşımlarına dönüştürmeyi hedefleyen çalışmalar hız kazandı” dedi.</p>
<p>Alzheimer hastalığına karşı geliştirilen bazı monoklonal antikor tedavilerinin çeşitli ülkelerde onay aldığını hatırlatan Prof. Dr. Arzu Aral, “Bu tedaviler, beyindeki amiloid plak birikimini azaltmada belirgin etkiye sahip olsa da, klinik faydaları ve güvenlik profilleri açısından henüz tartışmalar sürdüğünden Avrupa&#8217;da kullanım alanları şimdilik sınırlı” dedi. Benzer şekilde CAR-NK gibi hücresel tedavilerin nörolojik hastalıklarda da kullanımına ilişkin preklinik ve erken aşama klinik çalışmaların sürdüğünü ifade eden Prof. Dr. Aral, hastalıkların moleküler ve immünolojik mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasının önemine dikkat çekerek, “Elde ettiğimiz bilgiler yalnızca hastalığın seyrini anlamamıza değil, aynı zamanda yeni geliştirilen tedavi yaklaşımlarının güvenliğini erken dönemde değerlendirmemize de olanak tanıyor. Bu da yakın dönemde bu hastalıkları ortadan kaldırmaya yönelik bağışıklık sistemi temelli tedavilerin daha güvenli ve ulaşılabilir olmasına dair umut verici” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-yasayan-ilaclar-asilar-ve-yeni-nesil-hucre-tedavileri-526626">Kanserde &#8220;Yaşayan&#8221; İlaçlar, Aşılar ve Yeni Nesil Hücre Tedavileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Harran Üniversitesinde Kanserde Farkındalığa Dikkat Çekildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/harran-universitesinde-kanserde-farkindaliga-dikkat-cekildi-448463</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2024 08:54:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çekildi]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalığa]]></category>
		<category><![CDATA[harran]]></category>
		<category><![CDATA[kanserde]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=448463</guid>

					<description><![CDATA[<p>Harran Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesince Ulusal Kanser Haftası münasebetiyle bir dizi etkinlik düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/harran-universitesinde-kanserde-farkindaliga-dikkat-cekildi-448463">Harran Üniversitesinde Kanserde Farkındalığa Dikkat Çekildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Harran Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesince Ulusal Kanser Haftası münasebetiyle bir dizi etkinlik düzenlendi.</p>
<p>Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından Ulusal Kanser Haftası etkinlikleri kapsamında; kanser hastalığına karşı toplumu bilinçlendirmek ve kanserde erken teşhisin önemine vurgu yapmak amacıyla akademisyen ve öğrencilere farkındalık ile ilgili bir program düzenlendi.</p>
<p>Osmanbey Yerleşkesi Merkezi Derslik konferans salonunda gerçekleşen programa, Harran Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Akif Altay, akademisyen ve öğrenciler katıldı.</p>
<p>Program kapsamında, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Medikal Onkoloji Öğretim Üyesi Uzman Dr. Ali Aytaç, farkındalığı arttırmak amacıyla ‘Kanserden Korunma Yolları’ konulu bir sunum gerçekleştirdi.  <br />Uzm. Dr. Ali Aytaç; kanserde erken teşhisin önemi, kanser türlerinin risk faktörleri, belirtileri, tanı ve tedavi yöntemleri, kendi kendine meme muayenesi, kanserden korunma yolları, sağlıklı yaşam gibi pek çok konuda bilgilendirmelerde bulundu.<br />Ayrıca Dr. Aytaç, teknolojinin ve tıbbın ilerlemesi ile elde edilen sonuçların daha etkin kullanılması, halkı bilgilendirme, bilinçlendirme ve farkındalık kazandırma çalışmalarına yoğunluk verilmesi konusuna dikkat çekti.</p>
<p>Programda Harran Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Akif Altay, Ulusal Kanser Haftası ile ilgili bir konuşma gerçekleştirdi.</p>
<p>Prof. Dr. Mehmet Akif Altay konuşmasında; Bir hasta veya sağlıklı bir bireyin günlük yaşamı içerisinde ilgili temel alanında değerlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca değerlendirme algoritmasının mutlaka sistem dışına çıkılmadan yapılması gerekiyor. Kalbin her atımında atılan kan hacmi vücudun içerisinde bir dağılım hareketi içerisindedir. Her kan atımında gönderilen kan miktarının organ veya doku olarak tartışmasız en büyük kısmını kemik dokuları alıyor. O yüzden kanser yayılımında kemik dokusunun çok önemli bir rolü vardır.</p>
<p>Eğitim sistemimizde de en büyük sorunlarımızdan bir tanesi kanı alırken onkolojik hastaların birçoğunda alınması gereken ana merkezde ve esas oluştuğu yerden değil de yayıldığı yerden kan alınıyor. O yüzden farklı branşlarda olan uzmanların, hastalarla ilgilenmesi ve ortak bir karara varılması gerekiyor. Bunun için doktorlarımızla birlikte hareket ediyoruz. Değerli hocamıza sunumları için teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>
<p>Sunumların ardından program, soru cevap kısmı ile son buldu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/harran-universitesinde-kanserde-farkindaliga-dikkat-cekildi-448463">Harran Üniversitesinde Kanserde Farkındalığa Dikkat Çekildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserde hızlı tanı, etkin tedavi dönemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserde-hizli-tani-etkin-tedavi-donemi-370460</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2023 09:28:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[etkin]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[kanserde]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370460</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser tanı ve tedavisinde her geçen yıl önemli gelişmeler kaydediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-hizli-tani-etkin-tedavi-donemi-370460">Kanserde hızlı tanı, etkin tedavi dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser tanı ve tedavisinde her geçen yıl önemli gelişmeler kaydediliyor. Moleküler patoloji alanındaki gelişmeler sayesinde artık kansere hızlı tanı konmasının yanı sıra aynı zamanda hangi ilacın, hangi tedavinin hastada etkili olacağı konusunda da bilgi sahibi olunduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Patoloji Uzmanı Prof. Dr. Zafer Küçükodacı, “Patolojinin kanser hastasının tedavi yönetimine önemli katkıda bulunduğu bir diğer alan ise ameliyat sırasında uygulanan frozen yöntemidir. Bu yöntem sayesinde ameliyat sırasında hastadan alınan doku, hızlıca dondurulduktan sonra kesit alınıp mikroskop altında incelenerek 10-15 dakika gibi kısa bir sürede tanı konuyor ve ameliyatı yapan doktora bilgi verilebiliyor. Böylece ameliyatı yapan cerrah tarafından ameliyatın gidişatı da bu bilgiye göre belirlenebiliyor” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Patolojinin sadece kanser tanısının konduğu değil, hastalığın tedavisine ve nasıl seyredeceğine yönelik de pek çok testin yapıldığı bir branş olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Patoloji Uzmanı Prof. Dr. Zafer Küçükodacı, “Günümüzde kanserde kullanılan, hedefe yönelik tedavi yöntemlerinin her geçen gün artması patolojinin kanser tedavisindeki yerini ve önemini de artırdı. Akıllı ilaçların, sadece bu ilaçlardan fayda görecek kanser hastalarında kullanılması gerekiyor. Bu hastalar ise patolojide yapılan birtakım moleküler testler ile belirlenebiliyor” dedi. </p>
<p><strong>Ameliyat sırasında 15 dakikada tanı</strong></p>
<p>Normalde bir dokunun mikroskop altında incelenebilecek hale gelmesi için hastadan alınan dokuların, “doku takibi” denen bir işlemden geçmesi gerektiğini vurgulayan Patoloji Uzmanı Prof. Dr. Zafer Küçükodacı, “Bu işlem yaklaşık 12-16 saatlik bir süreç gerektiriyor. Normalde hastadan doku alındıktan 12-16 saatlik bir süre sonra ilk mikroskobik incelemeyi yapabiliyoruz. Frozen yönteminde ise 15 dakikalık bir süre içerisinde doku donduruluyor, kesit alınıyor, boyanıyor ve değerlendirilip tanı konuyor. Nadir durumlarda bu süre biraz daha uzuyor ama genellikle 15 dakika içerisinde işlemi tamamlamış, tanı koymuş ve cerraha ameliyatın nasıl devam edeceğiyle ilgili karar vermesinde konsültan olarak yardımcı olmuş oluyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Vakaların yüzde 90’ına 24-36 saat içerisinde tanı konuluyor</strong></p>
<p>Uluslararası standartlara göre patoloji raporu için kabul edilen ideal sürenin bir hafta ile 10 gün arasında olduğunun altını çizen Patoloji Uzmanı Prof. Dr. Zafer Küçükodacı, “Sonrasında yapılacak moleküler testler için de benzer bir süre öngörülüyor. Ancak biz vakalarımızın yüzde 90’dan fazlasına 24-36 saat içerisinde tanı koyuyoruz, ki bunların önemli bir kısmı kanser tanısı. Özellikle kanser hastalarında patoloji raporunun kısa sürede sonuçlanması, tedavinin de kısa sürede başlamasını sağladığı için önemli. Kanser tanısı koyduktan sonra ise, doğru ve etkin tedaviyi belirlemek için gerekli olan moleküler testleri de bir gün ile en fazla bir hafta gibi kısa bir süre içerisinde sonuçlandırıyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Frozen, ameliyat sırasında uygulanan bir tanı yöntemidir</strong></p>
<p>Frozen veya “Frozen Kesit” yönteminin ameliyat sırasında gerçekleştirilen bir tanı yöntemi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Zafer Küçükodacı, “Patoloji pratiğinde yer alan en zor ve özellikli işlemlerdendir. Ameliyat esnasında tümör dokusundan alınan örnek, patolog tarafından mikroskobik olarak değerlendirilip 15 dakika gibi kısa bir sürede ameliyatı yapan cerraha sonuç bildirilir. Ameliyatı yapan cerrah ile birebir görüşerek, cerrahın yapacağı ameliyatı bizim vereceğimiz cevabın nasıl değiştireceğini, tümörün hangi özelliğinin önemli olduğunu öğrenip, bize verilen numune üzerinde kısa sürede bu değerlendirmeleri yapıp, sonucu kendileri ile paylaşıyoruz ve bu cevaba göre ameliyatın şekli belirleniyor. Bu nedenle, frozen işlemi tümör ameliyatlarında ameliyatın şeklini belirlemek için cerrah ile patolog arasında gerçekleştirilen bir fikir alışverişi, bir konsültasyondur” dedi.</p>
<p><strong>Ameliyat sırasında konulan tanı ile ameliyatın seyri değişebiliyor</strong></p>
<p>Tümör ameliyatlarında en önemli noktalardan birinin tümörün güvenli bir cerrahi sınır ile çıkarılması olduğuna dikkat çeken Patoloji Uzmanı Prof. Dr. Zafer Küçükodacı, “Bu tümörün daha sonra lokal nüks riski, tümör bölgesinde tekrarlaması açısından önemlidir. Geride tümör dokusu kalmadığından emin olmak için frozen ile cerrahi sınırların değerlendirilmesi yapılır. Kanser ameliyatlarında bir diğer önemli nokta da tümöral kitlenin çıkarılmasına, lenf nodlarının da ameliyatla alınmasının eklenip eklenmeyeceğidir. Kanser ameliyatlarında tümör dokusu ile bölgesel lenf nodlarının da çıkarılması gerekebilir. Örneğin, meme kanseri ameliyatlarında, koltuk altı lenf nodlarının çıkarılması kararı genellikle ameliyat sırasında yapılan frozen ile verilir. Kanserin ilk yayıldığı lenf nodu olan sentinel lenf nodunda metastaz olmadığı görülürse diğer lenf nodları çıkarılmaz. Bu durum, hastanın sonraki yaşam kalitesi ve konforu açısından önemlidir. Ameliyat öncesi kesin tanısı konamamış hastalarda, ameliyat sırasında kısa sürede vereceğimiz tanı ile ameliyatın şekli ve büyüklüğü tamamen değişebilir. İyi huylu bir tümörde sadece bu tümöral kitlenin çıkarılması yeterli olmakta iken, kanser olduğunu söylediğimizde çok daha kapsamlı bir ameliyat yapılabilir. Ameliyat sırasında bazen, tümörün neden olduğu beklenmedik bir tablo ile karşılaşılabilir. İşte böyle durumlarda da ameliyatın şekline frozen tanı ile yön verilir” dedi.</p>
<p><strong>Bir hafta içerisinde tümörlerin moleküler özellikleri analiz edilip uygun tedavi belirlenebiliyor</strong></p>
<p>Hızlı tanı konmasında kullanılan cihazların modern olması kadar çalışan ekibin bilgi ve deneyiminin de önemli olduğunun altını çizen Patoloji Uzmanı Prof. Dr. Zafer Küçükodacı, “Kanser hastalarında yaptığımız moleküler testler için kullandığımız yeni nesil sekanslama (NGS) ile bir hafta gibi kısa bir sürede çok sayıda gen bölgesindeki mutasyonların analizi yapılabiliyor. Kanserlerin moleküler özelliklerinin tespit edilmesi, bu moleküler değişikliklere yönelik akıllı ilaçlar olarak bilinen hedefe yönelik ilaçların kullanılmasını da beraberinde getirmiştir. Bu ilaçların etkin ve uygun hastalarda kullanılması patolojide yapılan bu moleküler testler sayesinde olmaktadır” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-hizli-tani-etkin-tedavi-donemi-370460">Kanserde hızlı tanı, etkin tedavi dönemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Umut Barbaros: &#8220;Kanserde Umut Işığı, Sıcak Kemoterapi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-umut-barbaros-kanserde-umut-isigi-sicak-kemoterapi-369365</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Apr 2023 13:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[barbaros]]></category>
		<category><![CDATA[ışığı]]></category>
		<category><![CDATA[kanserde]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369365</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2018 yılı verilerine göre yılda küresel bazda 18 milyonun üzerinde yeni kanser vakası saptanırken, hastalığa bağlı ölüm oranı ise 10 milyonun üzerinde gerçekleşiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-umut-barbaros-kanserde-umut-isigi-sicak-kemoterapi-369365">Prof. Dr. Umut Barbaros: &#8220;Kanserde Umut Işığı, Sıcak Kemoterapi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2018 yılı verilerine göre yılda küresel bazda 18 milyonun üzerinde yeni kanser vakası saptanırken, hastalığa bağlı ölüm oranı ise 10 milyonun üzerinde gerçekleşiyor. Dünya genelinde her 5 erkekten birinde ve her altı kadından birinde hayatları boyunca kanser gelişmesi beklenirken her sekiz erkekten birinin, ve her 11 kadından birinin ise kanser nedeniyle hayatını kaybedeceği öngörülüyor. Kanserde erken tanı ve tedavi yöntemlerinin önemine değinen İstanbul Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Umut Barbaros, kanserde en etkili yöntem olan sıcak kemoterapi hakkında detaylı bilgiler verdi.</strong></p>
<p>Çağın vebası haline gelen kanser, dünyada sebebi bilinen ölümler arasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yerini alıyor. Manevi olarak büyük kayıplara yol açan kanser, aynı zamanda yüksek tedavi maliyetleri ile ülkelerin ekonomisine ve iş gücünde önemli zararlara neden oluyor.Teknoloji ve tıbbın ilerlemesiyle kanserle mücadelede daha etkili sonuçlar almayı mümkün hale getiren sıcak kemoterapi, birçok hasta için umut ışığı oluyor.</p>
<p>Sıcak kemoterapi için önemli bilgiler aktaran <strong>İstanbul Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Umut Barbaros, “ </strong><em>Kanser denilince aklımıza hep bilindik yöntemler geliyor. Ancak karın içine yayılmış kanser, farklı bir olgu. Karın içine yayılmış kanserler bundan 30 yıl önce tedavisi mümkün olmayan hastalıklar olarak biliniyordu. Yaklaşık 20 yıldır karın içine yayılmış cerrahi tedavilerle beraber, sıcak kemoterapiden bahsediyoruz. Burada temel felsefe karın içindeki organlardan; kalın bağırsak, karın zarı, bağırsak, yumurtalık, mide, pankreas gibi organlardan tümörün organ dışına çıkarılması işleminden bahsediliyor. Esas amacımız tümörün hepsini cerrahi bir işlemle temizlemek. Karın içine 42 derece ısıyla beraber sıcak kemoterapiyi sanki bir sıcak diyaliz yapıyormuş gibi verebilmek. Temel felsefe ana damar yollarıyla kemoterapinin ulaşamadığı damar odaklarına veya gözle görülemeyen hücrelere direkt temasla bu kemoterapiyi ulaştırmak” </em>açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-umut-barbaros-kanserde-umut-isigi-sicak-kemoterapi-369365">Prof. Dr. Umut Barbaros: &#8220;Kanserde Umut Işığı, Sıcak Kemoterapi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserde Yaşam Kayıplarını Azaltan Tedaviler Umut Veriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserde-yasam-kayiplarini-azaltan-tedaviler-umut-veriyor-348768</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2023 08:21:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltan]]></category>
		<category><![CDATA[kanserde]]></category>
		<category><![CDATA[kayıplarını]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviler]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=348768</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser tedavisine yönelik çalışmalar hiç şüphe yok ki 21. yüzyılda üzerinde en çok durulan konuların başında geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-yasam-kayiplarini-azaltan-tedaviler-umut-veriyor-348768">Kanserde Yaşam Kayıplarını Azaltan Tedaviler Umut Veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Kanser tedavisine yönelik çalışmalar hiç şüphe yok ki 21. yüzyılda üzerinde en çok durulan konuların başında geliyor. Bu zorlu yolculukta çok önemli gelişmelerin de yaşandığına işaret eden Tıbbi Onkoloji uzmanı Prof. Dr. Bala Başak Öven, araştırmalara göre, kansere bağlı yaşam kayıplarının son 30 yılda yüzde 30 kadar azaldığını söyledi. Bu sonucu, tarama yöntemlerinin gelişmesinin yanında yeni tedavilerden elde edilen etkili sonuçlara bağladı. </em></p>
<p>2022 yılında ABD’de 1.9 milyon yeni kanser vakası ve 600 binin üzerinde kansere bağlı yaşam kaybının bildirildiğini söyleyen Prof. Dr. Bala Başak Öven, bununla birlikte son 30 yılda kansere bağlı yaşam kayıplarındaki azalmanın yaşandığına dikkat çekti. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Tıbbi Onkoloji uzmanı Prof. Dr. Bala Başak Öven, “Tüm dünyadaki en önemli sağlık sorunlardan biri olan kanserdeki bu önemli ilerlemenin başında akciğer kanseri gibi oldukça mortal seyreden bir kanserde bile tarama yöntemleriyle erken evrede tanı ve yeni tedavilerle hastaların yaşam sürelerinin artmasına bağlı olduğunu söyleyebiliriz.” Diye konuştu. Kanser tedavisindeki yüz güldürücü sonuçlara ulaşmaya yardımcı tedavilerle ilgili şu bilgileri verdi.</p>
<p><strong>KANSERİN DNA’SI SAPTANABİLİYOR!</strong></p>
<p>Son yıllarda likit biyopsi yöntemiyle basit kan tetkikinde kanser DNA’sını saptayarak kansere erken evrede tanı koymanın mümkün olabildiğini söyleyen Prof. Dr. Bala Başak Öven,  “Dolaşan bu kanser hücresinin genetiğindeki bozukluğu belirleyip direkt hedefe yönelik tedaviler verebilmek başta akciğer kanseri olmak üzere pek çok kanser türünde sağ kalımı uzatmıştır” diye konuştu. Bu gelişmelere rağmen akciğer kanserinin tüm dünyada günde 350 den fazla yaşamın bitmesine neden olarak halen kansere bağlı yaşam kayıplarının başında geldiğinin altını çizen Prof. Dr. Bala Başak Öven, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sigara akciğer kanserinin en önemli nedenidir. Dolayısıyla önemli olan nokta hastalığın gelişmesini önlemek olduğu için tüm çalışmalara rağmen kullanımı giderek artan sigaradan uzak durmak olacaktır.”  </p>
<p><strong>“YENİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ KANSER TEDAVİSİNDE ÇIĞIR AÇTI”</strong></p>
<p>Akıllı ilaçlar dışında, immünoterapi gibi yeni tedavi yöntemlerinin son 10 yılda kullanılmasıyla beraber kanser tedavisinde çığır açtığını söyleyen Prof. Dr. Bala Başak Öven, şunları anlattı: </p>
<p>“İmmünoterapi ile vücudun bağışıklık sisteminin uyarılarak kanserli hücreler ile savaşması sağlanırken, normal hücrelere zarar verilmiyor. Dolayısıyla kemoterapiye bağlı yan etkiler görülmüyor. Yine yeni tedavi yöntemlerinden CART cell terapisi ile kişinin kanından bağışıklık sistemi hücreleri olan T hücreleri ayırıp, laboratuvar ortamında işlemden geçirilip kişiye tekrar verilerek kanser hücreleri ile savaşması sağlanabiliyor. Bu yöntem günümüzde daha çok lösemi hastalarında kullanılıyor. Ayrıca COVID 19 a karşı kullanılan MRNA aşılarının kanserde kullanımıyla ilgili çalışmalar ülkemizde de devam ediyor.”</p>
<p><strong> ÇEVRESEL FAKTÖRLER ÇOK ÖNEMLİ BİR ETKEN</strong></p>
<p>Prof. Dr. Bala Başak Öven’in verdiği bilgiye göre, kanser sıklığını azaltmak için sağlıklı kişilerde kullanılan tarama ve önleyici tedavi stratejileri tüm dünyada yaygın olarak kullanılıyor. Bununla birlikte, 2019 da tüm dünyada erkeklerde yüzde 51, kadınlarda ise yüzde 36 oranında kanser vakalarında yaşam kaybı nedeni olarak çevresel, metabolik ve davranışsal risk faktörlerine bağlı olduğunun görüldüğünü hatırlatan Prof. Dr. Öven,  sözlerine şöyle devam etti: </p>
<p>“Sigara içimi bu risk faktörlerinin başında gelmekle beraber, alkol tüketimi, sağlıksız beslenme, obezite değiştirilebilir diğer risk faktörleri olarak sayılabilir. Bu değiştirilebilir risk faktörlerini azaltmak için danışmanlık, koruyucu hekimliğin önemli bir kısmını oluşturur.”</p>
<p><strong>“TARAMA YÖNTEMLERİ BİRÇOK KANSER İÇİN STANDART OLARAK ÖNERİLİYOR”</strong></p>
<p>Tüm dünyada ve ülkemizde barsak kanseri, meme kanseri ve kadınlarda rahim ağzı kanseri ile 30 yıldan fazla sigara içen yüksek riskli kişilerde akciğer kanseri için tarama yöntemlerinin standart olarak önerildiğinin altını çizen Prof. Dr. Öven, “En çok korkulan kanserlerden biri olan pankreas kanserinde taramanın yararı net değildir. Bununla birlikte aile öyküsü olan ve pankreas kanseri için yüksek riskli 1731 hastanın dahil edildiği tarama çalışmasında, sık görüntüleme yöntemleri ile taramada pankreas kanseri daha erken evrede saptanmış ve sağ kalımlar daha uzun bulunmuştur.” Dedi.  </p>
<p><strong>EGZERSİZ HEM KORUNMADA HEM DE TEDAVİDE ÖNEMLİ</strong></p>
<p>Düzenli egzersizin kanserden korunmadaki öneminin birçok çalışmayla da ortaya konduğunu hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Onkoloji uzmanı Prof. Dr. Bala Başak Öven, bunun yanında tedavi sırasında da egzersizin önemli olduğunu belirti. “Amerikan Kanser Derneği, kanser hastalarında yorgunluğu azaltmak için haftada 150 dakika orta düzeyli egzersiz önermektedir. Bunlar hızlı tempolu yürüyüş, bisiklete binme, yüzme olabilir. Kemoterapi alan hastalarda düzenli egzersiz, kardiyovasküler zindeliği artırır, yorgunluğu azaltır, uyku bozukluklarını düzenler. Akciğer kanserli hastalarda operasyon öncesinde düzenli egzersiz, hastanede yatış süresini ve ameliyat sonrası komplikasyonları azaltır.” Diye konuştu. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-yasam-kayiplarini-azaltan-tedaviler-umut-veriyor-348768">Kanserde Yaşam Kayıplarını Azaltan Tedaviler Umut Veriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
