<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kan | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kan</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 22 May 2026 11:59:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>kan | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kan</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-14-sasirtici-neden-637397</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 11:59:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[14]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[nedenler]]></category>
		<category><![CDATA[şaşırtıcı]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[tetikleyen]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-14-sasirtici-neden-637397">Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor. Ancak bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabileceğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Yalnızlık, uyku apnesi, susuzluk, ağrı kesici kullanımı, bazı bitkisel takviyeler ve tiroid problemleri gibi günlük yaşamda çoğu zaman önemsenmeyen faktörler de tansiyon değerlerini yükseltebilir. Kontrol altına alınmayan hipertansiyon ise zamanla kalp, damar, böbrek ve beyin sağlığı üzerinde ciddi hasarlara yol açabilir” uyarısında bulundu.</strong></p>
<p>Özellikle tansiyon problemi yaşayan kişilere verilen ilk tavsiyelerden birinin tuz tüketimini azaltmak olduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Bunun nedeni, fazla tuzun vücutta su tutulmasına yol açarak kalp ve damar sistemi üzerinde ekstra yük oluşturmasıdır. Ancak hipertansiyonu tetikleyen nedenler yalnızca tuzla sınırlı değildir. Stres, kaygı ve öfke gibi duygusal değişimlerin yanı sıra günlük yaşamda fark edilmeyen bazı alışkanlıklar da tansiyon değerlerinde ani yükselmelere neden olabilir. Geçici iniş ve çıkışlar her zaman ciddi bir soruna işaret etmese de uzun süre yüksek seyreden değerlerin mutlaka hekim kontrolünden geçmesi gerekir” dedi.</p>
<p>Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan yüksek tansiyon üzerinde etkisi olan beklenmedik 14 faktörü sıraladı:</p>
<p><strong>Yalnızlık</strong></p>
<p>Yalnızlık hissi, özellikle uzun vadede büyük tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu konuda yapılan bir araştırmada, kendisini yalnız hisseden kişilerin büyük tansiyonunda dört yıl içinde 14 puandan fazla artış olduğu ortaya kondu.</p>
<p><strong> Beyaz önlük sendromu</strong></p>
<p>Doktor kontrolü sırasında ölçülen tansiyon değerleriyle evde ölçülen değerler arasında fark görülebilir. “Beyaz önlük etkisi” olarak adlandırılan bu durum, yalnızca muayene ortamında bulunmaya bağlı olarak büyük tansiyonda 10, küçük tansiyonda ise 5 puana kadar yükselmeye neden olabilir. Bu artışın genellikle stres ve kaygıyla ilişkili olduğu düşünülüyor.</p>
<p><strong> Tuvalete gitmeyi geciktirmek</strong></p>
<p>Tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelemek de tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Yapılan bir araştırmada, en az 3 saat boyunca tuvalete gitmeyen orta yaşlı kadınların büyük tansiyonunda ortalama 4, küçük tansiyonunda ise 3 puan artış görüldü. Benzer etkilerin farklı yaş gruplarındaki kadın ve erkeklerde de ortaya çıkabileceği belirtildi.<strong> </strong></p>
<p><strong>Duygusal konuşmalar</strong></p>
<p>Dinlenme halindeki kan basıncı, konuşmaya başlanmasıyla birlikte geçici olarak yükselebilir. Bu artışın seviyesi, konuşulan konunun içeriğine ve duygusal yoğunluğuna göre değişebilir. Benzer etki telefon görüşmeleri sırasında da görülebilir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Susuzluk</strong></p>
<p>Vücudun yeterli suya sahip olmaması, kan damarlarının daralmasına neden olarak tansiyonu yükseltebilir. Susuz kalan vücut sıvıyı korumaya çalışırken damarlar daha fazla sıkışabilir ve böbrekler daha az idrar üretmeye başlayabilir. Bu durum da kalp ve beyindeki küçük damarlar üzerinde ekstra baskı oluşturabilir.</p>
<p><strong> Şeker</strong></p>
<p>Özellikle yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren işlenmiş şekerler, kan basıncının yükselmesinde tuz kadar hatta bazı durumlarda daha fazla etkili olabilir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Bitkisel takviyeler</strong></p>
<p>Ginkgo, ginseng, guarana, efedra, acı portakal ve sarı kantaron gibi bazı bitkisel takviyeler kan basıncını yükseltebilir. Ayrıca bu ürünler, yüksek tansiyon ilaçları da dahil olmak üzere bazı ilaçların etkisini değiştirebilir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Uyku apnesi</strong></p>
<p>Uyku apnesi, yüksek tansiyon ve diğer kalp hastalıkları riskini artırabilir. Uyku sırasında solunumun sık sık durup yeniden başlaması, sinir sisteminin kan basıncını yükselten kimyasallar salgılamasına neden olabilir. Ayrıca bu durumun yol açtığı oksijen eksikliği damar duvarlarına zarar vererek vücudun tansiyonu düzenlemesini zorlaştırabilir.</p>
<p><strong> Tiroid problemleri</strong></p>
<p>Vücudun yeterince tiroid hormonu üretmemesi, kalp atış hızının yavaşlamasına ve damarların esnekliğini kaybetmesine neden olabilir. Ayrıca kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü de yükseltebilir ve bu da damar sertliğine yol açarak tansiyonu artırabilir. Nadiren de olsa tiroid hormonunun fazla salgılanması, kalbin daha hızlı ve güçlü çalışmasına neden olarak kan basıncını yükseltebilir.</p>
<p><strong> Doğum kontrol ilaçları</strong></p>
<p>Doğum kontrol hapları, iğneleri ve bazı diğer yöntemler, kan damarlarını etkileyen hormonlar içerdiği için tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu riskin özellikle 35 yaş üstü, fazla kilolu veya sigara kullanan kadınlarda daha yüksek olduğu düşünülüyor.</p>
<p><strong>Antidepresanlar</strong></p>
<p>Dopamin, norepinefrin ve serotonin gibi beyin kimyasallarını etkileyen antidepresan ilaçlar, kan basıncında değişikliklere yol açabilir. Özellikle serotonin üzerinde etkili ilaçların birlikte kullanılması durumunda tansiyon değerleri yükselebilir.</p>
<p><strong>Ağrı kesici kullanımı</strong></p>
<p>Aspirin ve ibuprofen gibi steroid olmayan anti-enflamatuar ilaçlar hem sağlıklı kişilerde hem de hipertansiyon hastalarında tansiyon değerlerinin yükselmesine neden olabilir. Artış genellikle birkaç puanla sınırlı kalsa da bazı kişiler bu ilaçlardan çok daha fazla etkilenebilir.</p>
<p><strong> Potasyum eksikliği</strong></p>
<p>Böbreklerin kandaki sıvı dengesini koruyabilmesi için sodyum ve potasyumun dengeli olması gerekir. Bu nedenle düşük tuzlu besleniliyor olsa bile yeterince meyve, sebze, fasulye, az yağlı süt ürünleri ya da balık tüketilmemesi tansiyonun yükselmesine neden olabilir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Ağrı</strong></p>
<p>Tansiyonu yükselten alışılmadık nedenlerden biri de ağrı olabilir. Ani ya da şiddetli ağrılar, sinir sistemini hızlandırarak kan basıncının yükselmesine yol açabilir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-tansiyonu-tetikleyen-14-sasirtici-neden-637397">Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selçuklu Belediyesi Kızılay&#8217;a Destek Olmayı Sürdürüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesi-kizilaya-destek-olmayi-surduruyor-634596</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 09:13:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[olmayı]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürüyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634596</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selçuklu Belediyesi, toplumsal dayanışmayı ve farkındalığı artıracak projeleri sürdürmeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesi-kizilaya-destek-olmayi-surduruyor-634596">Selçuklu Belediyesi Kızılay&#8217;a Destek Olmayı Sürdürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu Belediyesi, toplumsal dayanışmayı ve farkındalığı artıracak projeleri sürdürmeye devam ediyor. Bu kapsamda belediye hizmet binasında düzenlenen kan bağışı kampanyasına destek vererek ihtiyaç sahiplerine umut oldu.</p>
<p>Belediye çalışanları ve vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği kampanyada çok sayıda gönüllü kan bağışında bulundu. Gün boyunca devam eden kampanyada, Kızılay ekipleri tarafından bağışçılara gerekli bilgilendirmeler yapılarak güvenli şekilde kan alımı gerçekleştirildi. Bu kampanya ile birlikte toplumsal farkındalık sağlanarak vatandaşlar kan ihtiyacı olan hastalara umut olmaya devam ediyor.</p>
<p><b>Başkan Pekyatırmacı, “Selçuklu Belediyesi olarak her zaman yardımlaşmayı destekleyeceğiz”</b></p>
<p>Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı da kan bağışı kampanyasının dayanışma duygusunu arttırdığını vurgulayarak “Kan bağışı, hayat kurtaran en önemli sosyal sorumluluklardan biridir. Selçuklu Belediyesi olarak her zaman yardımlaşma ve dayanışmanın yanında olmaya devam ediyoruz. Vatandaşlarımızın ve belediye personelimizin kampanyaya gösterdiği ilgi bizleri memnun etti. Verilen her bir ünite kan, ihtiyaç sahibi vatandaşlarımız için umut olacaktır. Bu anlamlı kampanyaya destek veren herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesi-kizilaya-destek-olmayi-surduruyor-634596">Selçuklu Belediyesi Kızılay&#8217;a Destek Olmayı Sürdürüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Büyükakın: &#8220;İçimiz kan ağlıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-icimiz-kan-agliyor-628018</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 11:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükakın]]></category>
		<category><![CDATA[çimiz]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=628018</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, KO-MEK Darıca Yıl Sonu Sergisi’nin açılışında yaptığı konuşmada son günlerde Türkiye’yi yasa boğan olaylarla ilgili üzüntüsünü paylaştı, “İçimiz kan ağlıyor. Ruhumuz derinden sarsıldı” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-icimiz-kan-agliyor-628018">Başkan Büyükakın: &#8220;İçimiz kan ağlıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, KO-MEK Darıca Yıl Sonu Sergisi’nin açılışında yaptığı konuşmada son günlerde Türkiye’yi yasa boğan olaylarla ilgili üzüntüsünü paylaştı, “İçimiz kan ağlıyor. Ruhumuz derinden sarsıldı” dedi.</p>
<p><b>SALDIRILARI ŞİDDETLE KINADI</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta eğitim kurumlarını hedef alan saldırıları şiddetle kınadı. Başkan Büyükakın, KO-MEK Darıca İlçe Yıl Sonu Sergisi’nin açılışında da tüm Türkiye’ye yasa boğan üzücü olaylara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.</p>
<p><b>“RUHUMUZ DERİNDEN SARSILDI”</b></p>
<p>Acıyı yüreklerimizde hissettiğimizi dile getiren Başkan Büyükakın şunları söyledi: “Hepimizi derinden sarsan iki olay yaşadık. Bu nedenle içimiz kan ağlıyor. Bu olaylar ruhumuzu derinden sarsıyor. Vefat eden tüm yavrularımıza ve çocuklarına bir şey olmasın diye kendini siper eden Ayla öğretmenimize Allah&#8217;tan rahmet diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Yakınlarına sabır diliyorum. Yaralanan evlatlarımıza da Allah&#8217;tan acil şifalar diliyorum.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-buyukakin-icimiz-kan-agliyor-628018">Başkan Büyükakın: &#8220;İçimiz kan ağlıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okulda Önlüklere Kan Bulaştı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/okulda-onluklere-kan-bulasti-627792</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bulaştı]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[okulda]]></category>
		<category><![CDATA[önlüklere]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627792</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitim-İş, Eğitim-Sen, Hürriyetçi Eğitim-Sen, Anadolu Eğitim-Sen, Eğitimin Gücü-Sen, Tec-Sen, Öğretmen Sendikası tarafından yapılan ortak açıklamada, okullardaki şiddete karşı tek ses olundu. Eğitimciler, "Artık yeter" dedi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okulda-onluklere-kan-bulasti-627792">Okulda Önlüklere Kan Bulaştı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okullardaki silahlı saldırılar sürüyor…Şanlıurfa’dan sonra Kahramanmaraş’taki bir okulda da kan akdı. Bir öğrenci, 5 silahla okula girip üçü öğrenci, dört kişiyi öldürdü. Eğitim camiası, okullardaki şiddete tepki için sokaklara inerken, iki gün iş bıraktı.</p>
<p><b>Sendikalardan Ortak Açıklama : “Artık yeter”</b></p>
<p>İzmir’de Milli Eğitim Müdürlüğü’nün önünde toplanan Eğitim-İş, Eğitim-Sen, Hürriyetçi Eğitim-Sen, Anadolu Eğitim-Sen, Eğitimin Gücü-Sen, Tec-Sen, Öğretmen Sendikası üyesi iki bine yakın öğretmen, okullardaki şiddete sert tepki gösterdi. Sendikalar tarafından yapılan ortak açıklamada, okullardaki şiddete karşı tek ses olundu. Eğitimciler, “Artık yeter” denildi.</p>
<p><b>“Okuldaki saldırı, ne kaza ne münferit olaydır”</b></p>
<p>İşte o açıklamada, “<span>Bugün burada </span><span>hesap sormak için</span><span> bulunuyoruz. Çünkü okullar kan gölüne dönüyor, ama sorumlular hâlâ izlemekle yetiniyor! </span><span>Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı; ne bir kaza ne de münferit bir olaydır. Bu saldırı, </span><span>eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin</span><span>, gençliğin geleceksizleştirildiğinin ve okulların bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır. </span><span>Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor. </span><span>Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor. </span><span>Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor. </span><span>Çünkü bu sistem, onları hayata değil; </span><span>çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa</span><span> sürüklüyor. </span><span>Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında </span><span>silah sesi</span><span> olarak yankılanıyor!</span></p>
<p><b>En güvenli olması gereken okullar en güvensiz alanlara nasıl dönüştü?</b></p>
<p><span>Buradan soruyoruz: </span><span>En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü? </span><span>Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü? </span><span>Bu bir çöküştür! </span><span>Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır! </span><span>Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir! </span><span>10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 kantinci ve 1 polis memuru</span><span>nun </span><span>yaralandığı, çocukların panikle camlardan atladığı bu saldırı artık “münferit” denilerek geçiştirilemez. Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış, </span><span>şiddetin kol gezdiği alanlara</span><span> dönmüştür </span><span>Biz </span><span>burada bulunan sendikalar</span><span> olarak yıllardır uyarıyoruz! </span><span>Daha kısa süre önce öğretmenimiz </span><span>Fatma Nur Çelik</span><span> katledildiğinde söyledik: </span><span>“Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak!”</span></p>
<p><span>Peki ne yaptınız?</span><span><br /> </span><span>Hiçbir şey!</span></p>
<p><span>Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu,</span><span><br /> </span><span>Ne rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi,</span><span><br /> </span><span>Ne de eğitim emekçileri korunabildi!</span></p>
<p><span>Bugün öğretmenler ders anlatırken can güvenliğini düşünüyor.</span><span><br /> </span><span>Bugün öğrenciler okula giderken </span><span>sağ salim eve dönebilecek mi</span><span> diye hesap yapıyor.</span></p>
<p><span>Bu tabloyu yaratanlar bellidir!</span><span><br /> </span><span>Eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve kamusal sorumluluktan koparanlardır.</span><span><br /> </span><span>Okulları ideolojik ve piyasacı anlayışlara teslim edenlerdir.</span><span><br /> </span><span>Sorumluluk almayanlardır!</span></p>
<p><span>Şiddetin sadece </span><span>fiziki </span><span>güvenlik önlemleriyle </span><span>engellenemeyeceği de bilinmelidir. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği,geleceksizliğin yaygınlaştığı,gençlerin eğitim bağıyla zayıfladığı ve dışlandığının olgunlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır.</span></p>
<p><span>Buradan bir kez daha açıkça uyarıyoruz:</span></p>
<p><span>Okullarda güvenlik bir temenni değildir, </span><span>devletin asli görevidir!</span><span><br /> </span><span>Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir, </span><span>hayati bir ihtiyaçtır!</span><span><br /> </span><span>Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim bu sorumluluktan kaçamaz!</span></p>
<p><span>Eğer bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar gelirse, bunun </span><span>siyasi ve idari sorumluları bellidir!</span></p>
<p><span>İşte bu yüzden buradayız!</span><span><br /> </span><span>İşte bu yüzden </span><span>ARTIK YETER</span><span> diyoruz!</span></p>
<p><span>Yaşanan bu saldırı “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim İstiyoruz!” </span><span>talebimizin </span><span>ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.</span></p>
<p><span>Biz bu ülkenin eğitim emekçileri olarak yalnızca eleştirmiyoruz; çözüm üretiyoruz, yol gösteriyoruz, sorumluluk alıyoruz.</span><span><br /> </span><span>Aylar değil, yıllardır söylüyoruz: Okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz!</span></p>
<p><span>Kadrolu güvenlik görevlisinden rehberlik hizmetlerine, psikososyal destekten sağlıklı beslenmeye kadar dile getirdiğimiz tüm talepler; sadece fiziki iyileştirme talepleri değildir.</span><span><br /> </span><span>Bunlar, öğretmenin can güvenliğini, meslek onurunu ve öğrencinin yaşam hakkını koruma mücadelesidir.</span></p>
<p><span>Buradan bir kez daha, altını çizerek taleplerimizi kamuoyuna ve bu Bakanlığa ilan ediyoruz:</span></p>
<p><span>·      Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır.</span></p>
<p><span>·      Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır.</span></p>
<p><span>·      Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir.</span></p>
<p><span>·      Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır.</span></p>
<p><span>·      Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır.</span></p>
<p><span>·      Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır.</span></p>
<p><span>·      CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir.</span></p>
<p><span>·      Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır.</span></p>
<p><span>·      Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır.</span></p>
<p><p><span>·      Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir. Bu talepler lütuf değil, en temel haktır.</span><span><br /> </span><span>Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez.</span></p>
<p><span>Bir kez daha söylüyoruz:</span><span><br /> </span><span>Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz.</span><span><br /> </span><span>Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız.</span></p>
<p><span>Gelin, </span><span>ARTIK YETER</span><span> diyelim!</span><span><br /> </span><span>Gelin, çocuklarımızın ve meslektaşlarımızın yaşamı için omuz omuza duralım!</span><span><br /> </span><span>Gelin, çocuklarımıza güvensiz okullar değil, </span><span>umut vadeden bir gelecek</span><span> bırakalım!</span><span><br /> </span><span>Gelin, eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım!</span></p>
<p><span>Burda bulunan eğitim sendikaları olarak bir kez daha haykırıyoruz!</span><span><br /> </span><span>Susmayacağız!</span><span><br /> </span><span>Alışmayacağız!</span><span><br /> </span><span>Normalleştirmeyeceğiz!</span></p>
<p><span>Eğitimde şiddete karşı </span><span>gerçek, somut ve acil önlemler</span><span> alınana kadar mücadelemiz sürecek!</span></p>
<p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/okulda-onluklere-kan-bulasti-627792">Okulda Önlüklere Kan Bulaştı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 100 Bin Çocuktan 3&#8217;ü Lösemi Riski ile Karşı Karşıya!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-100-bin-cocuktan-3u-losemi-riski-ile-karsi-karsiya-626041</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 12:18:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuktan]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[karşıya]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626041</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluk çağında görülen tüm kanserlerin %30-35’ini lösemiler oluşturuyor ve her yıl yaklaşık 100 bin çocuktan 3-4’üne lösemi tanısı konuluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-100-bin-cocuktan-3u-losemi-riski-ile-karsi-karsiya-626041">Her 100 Bin Çocuktan 3&#8217;ü Lösemi Riski ile Karşı Karşıya!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağında görülen tüm kanserlerin %30-35’ini lösemiler oluşturuyor ve her yıl yaklaşık 100 bin çocuktan 3-4’üne lösemi tanısı konuluyor. En sık görülen akut lenfoblastik lösemi (ALL) özellikle 2-5 yaş arasındaki çocuklarda daha sık görülüyor. Günümüzde erken tanı, gelişmiş laboratuvar yöntemleri, kişiselleştirilmiş tedaviler ve destekleyici bakım sayesinde çocukluk çağı lösemilerinde iyileşme oranları % 90’ların üzerine çıkıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Barış Malbora, çocukluk çağı lösemileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocukluk çağı lösemileri hızlı ilerliyor</strong></p>
<p>Lösemi, kemik iliğinde kan hücrelerini üreten hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişen bir kanser türüdür. Bu kontrolsüz çoğalma ile sağlıklı alyuvar üretimi azaltmakta, trombosit seviyeleri düşmekte ve normal akyuvarlar kontrolsüz çoğalmaktadır. Bu durumda vücutta kansızlık, sık enfeksiyonlar ile karşı karşıya kalınması ve morarma ve kanama gibi durumlar ortaya çıkabilmektedir. Çocuklarda lösemilerin büyük kısmı akut lösemi şeklindedir ve hızlı ilerlemektedir.</p>
<p><strong>Bu belirtiler uzun sürüyorsa dikkat!</strong></p>
<p>Çocukluk çağında görülen lösemiler genel olarak üç ana grupta değerlendirilmektedir. Bunların içinde en sık rastlanan tip olan akut lenfoblastik lösemi (ALL) olup çocukluk çağı lösemilerinin yaklaşık %75–80’ini oluşturmaktadır. Özellikle küçük yaş gruplarında daha sık görülmektedir. İkinci sıklıkta görülen tür akut miyeloid lösemi (AML)’dir ve ALL’ye göre daha nadirdir. Bunun dışında çocuklarda çok daha seyrek olarak görülen kronik lösemi türleri de bulunmaktadır. Löseminin tipinin doğru belirlenmesi, uygulanacak tedavinin planlanması ve başarı şansının artırılması açısından büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Lösemi hangi tip olursa olsun, belirtiler çoğunlukla kemik iliğinin sağlıklı kan hücresi üretememesi ve lösemi hücrelerinin organlara yayılması sonucu ortaya çıkmaktadır. İlk belirtiler genellikle sinsi başlamakta ve birkaç hafta içinde belirginleşmektedir. Kemik ve eklem ağrıları, lenf bezlerinde büyüme, karında şişlik ve dolgunluk hissi, iştahsızlık ve nedensiz kilo kaybı, ciltte döküntüler, diş etlerinde şişme ve kanamalar, baş ağrısı, kusma ve görme bozukluklarıdır. Bu belirtiler başka hastalıklarda da görülebilmekte; ancak uzun sürmesi halinde mutlaka çocuk doktoruna başvurulması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Löseminin tipinin belirlenmesi tedavi için oldukça önemli</strong></p>
<p>Çocukta yukarıdaki belirtilerin görülmesi halinde klinik şüpheye dayalı olarak kan sayımı ve periferik yayma ile başlamaktadır. Kesin tanı ve risk sınıflaması için aşağıdaki ileri tetkikler sıra ile uygulanmaktadır. Bunlar şöyle sıralanmaktadır:</p>
<ul>
<li><strong>Kemik iliği incelemesi:</strong> Kesin tanı için kalça kemiğinden özel bir iğne ile küçük bir örnek alınmaktadır. Bu inceleme, lösemi hücrelerinin varlığını göstermede en güvenilir yöntemdir.</li>
<li><strong>Hücrelerin ayrıntılı incelenmesi:</strong> Alınan örnekteki hücrelerin hangi lösemi tipine ait olduğunu anlamak için özel laboratuvar testleri yapılmaktadır. Bu sayede en uygun tedavi planı hazırlanmaktadır.</li>
<li><strong>Genetik incelemeler:</strong> Lösemi hücrelerinde bulunan genetik değişiklikler araştırılmaktadır. Bu bilgiler hastalığın seyrini öngörmeye ve tedaviyi kişiye özel planlamaya yardımcı olmaktadır.</li>
<li><strong>Belden sıvı alma işlemi:</strong> Bazı çocuklarda hastalığın beyin ve omurilik çevresine yayılıp yayılmadığını değerlendirmek için bel bölgesinden ince bir iğne ile sıvı örneği alınabilmektedir.</li>
<li><strong>Kan biyokimya testleri:</strong> Kanda bazı değerler ölçülerek hastalığın vücutta oluşturduğu etkiler ve tedavi süreci yakından takip edilmektedir.</li>
<li><strong>Görüntüleme yöntemleri:</strong> Gerekli durumlarda ultrason, tomografi veya MR gibi yöntemlerle vücuttaki diğer organlar değerlendirilmektedir.</li>
</ul>
<p>Bu testler hastalığın tipini belirleyerek en uygun tedavi planının yapılmasını katkı sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Lösemide birçok tedavi seçeneği birlikte kullanılabiliyor </strong></p>
<p>Çocukluk çağı lösemilerinde tedavi, hastalığın tipine ve risk grubuna göre şekillenen multidisipliner bir süreçtir. Çocukluk çağı lösemileri günümüzde yüksek başarı ile tedavi edilebilmektedir. Tedavide; kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapi, gerektiğinde kök hücre (kemik iliği) nakli ve destek tedavileri uygulanabilmektedir. Özellikle ALL’de güncel tedavi protokolleri ile başarı oranları oldukça yüksektir. Erken tanı konulan çocukların önemli bir kısmı tamamen iyileşerek sağlıklı yaşamlarına dönebilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Kemoterapi:</strong> Tedavinin ana omurgasını oluşturmaktadır. Kanserli hücreleri yok etmek için farklı evrelerde (indüksiyon, konsolidasyon, idame) uygulanan ilaç kombinasyonlarını içermektedir.</li>
<li><strong>Radyoterapi:</strong> Genellikle merkezi sinir sistemi ve erkek çocuklarda testis tutulumu olan veya yüksek riskli vakalarda kullanılmaktadır.</li>
<li><strong>Kök Hücre Nakli (Kemik İliği Nakli):</strong> Yüksek riskli veya nüks eden vakalarda uygulanmaktadır.</li>
<li><strong>Hedefe Yönelik Akıllı İlaçlar ve Moleküler Tedaviler:</strong> Klasik kemoterapinin aksine, sadece kanser hücresindeki belirli moleküler hedefi (mutasyonu) bulup yok edebilmektedir. Sağlıklı hücrelere verilen zarar minimal düzeydedir.</li>
<li><strong>İmmünoterapi:</strong> İmmünoterapide, bispesifik antikorlar ve CAR-T hücre tedavisi uygulanabilmektedir. Bispesifik antikorlar; bağışıklık sisteminin T hücrelerini lösemi hücresine bağlayan ve köprü görevi gören “akıllı” molekülleridir. CAR-T hücre tedavisi ise hastanın kendi T hücreleri laboratuvarda, lösemi hücrelerini tanıyacak ve yok edecek şekilde düzenlenmektedir. Özellikle nüks veya dirençli ALL’de %80-90’a varan yanıt oranları bildirilmiştir.</li>
</ul>
<p><strong>Erken tanı alan çocuklarda tedavi başarısı oldukça yüksek</strong></p>
<p>Lösemi tanısı aileler için korkutucu olabilmektedir, ancak günümüzde çocukluk çağı lösemileri yüksek oranda tedavi edilebilir hastalıklar arasında yer almaktadır. Donanımlı ve multidisipliner bir yaklaşım sunan merkezlerde erken tanı ve kişiye özel tedavi süreci başarıyı belirleyen en önemli unsurlardır. Erken tanı:</p>
<ul>
<li><strong>Tedavi şansını ve başarı oranını yükseltir:</strong> Erken evrede yakalanan lösemilerde, tam iyileşme (remisyon) sağlama şansı %90’ın üzerine çıkabilmektedir. İlerlemiş veya komplikasyonlu vakalarda bu oran düşebilmektedir.</li>
<li><strong>Tedavinin yoğunluğunu ve yan etkilerini azaltır:</strong> Erken teşhis, hastalığın yayılmadan kontrol altına alınmasını sağlamaktadır. Bu da daha az agresif kemoterapi protokolleri, daha düşük ilaç dozları ve dolayısıyla daha az kısa ve uzun vadeli yan etki anlamına gelmektedir.</li>
<li><strong>Kök hücre nakli ihtiyacını azaltır:</strong> Erken ve etkili tedaviyle birçok hasta sadece kemoterapi ile iyileşebilirken, geç teşhis edilen ve yüksek riskli hale gelen hastalarda kök hücre nakli tek küratif seçenek olabilmektedir.</li>
</ul>
<p><strong>Günümüzde aileden yarı uyumlu nakiller ile tedavi başarısı artıyor</strong></p>
<p>Kök hücre nakli alanında son yıllarda yaşanan gelişmeler, çocukluk çağı lösemilerinin tedavisinde başarı şansını daha da artırmaktadır. Geçmişte tam uyumlu bir verici bulunamaması önemli bir sorun olarak görülürken, bugün anne, baba veya kardeş gibi aile bireylerinden alınan yarı uyumlu nakiller de güvenli ve başarılı şekilde uygulanabilmektedir. Ayrıca kordon kanından elde edilen kök hücrelerin özel yöntemlerle çoğaltılması, naklin başarı şansını yükseltmekte ve daha fazla çocuk için umut oluşturmaktadır. Nakil öncesinde uygulanan hazırlık tedavilerinin de daha güvenli hale gelmesi sayesinde çocuklar bu süreci daha rahat geçirmekte, yan etkiler ise geçmişe göre daha iyi kontrol altına alınabilmektedir. Tüm bu gelişmeler, özellikle dirençli veya tekrarlayan lösemi vakalarında tedavi seçeneklerini genişletmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-100-bin-cocuktan-3u-losemi-riski-ile-karsi-karsiya-626041">Her 100 Bin Çocuktan 3&#8217;ü Lösemi Riski ile Karşı Karşıya!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser Sizi Bulmadan Siz Onu Bulun!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-sizi-bulmadan-siz-onu-bulun-624002</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 07:52:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bulmadan]]></category>
		<category><![CDATA[bulun]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserin]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[önü]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[siz]]></category>
		<category><![CDATA[sizi]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624002</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanserde en sık konuşulan konu genellikle belirtilerdir: “Şu kanserin belirtisi nedir?”, “Hangi şikâyetler alarmdır?” gibi sorular sıkça gündeme geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-sizi-bulmadan-siz-onu-bulun-624002">Kanser Sizi Bulmadan Siz Onu Bulun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanserde en sık konuşulan konu genellikle belirtilerdir: “Şu kanserin belirtisi nedir?”, “Hangi şikâyetler alarmdır?” gibi sorular sıkça gündeme geliyor. Peki kansere karşı sadece belirtileri takip etmek kanseri önlemek için yeterli olabilir mi? Birçok kanser türünün belirgin şikâyetler ortaya çıkmadan önce, uzun bir süre sessiz ilerlediğini belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Tıbbi Genetik Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Yeşilyurt</strong>, “Günümüzde gelişen genetik ve moleküler teknolojiler sayesinde kanserle mücadelede yeni bir yaklaşım öne çıkıyor: riski henüz hastalık ortaya çıkmadan önce ölçmek. Genetik taramalar ve moleküler analizler sayesinde bireylerin kanser yatkınlığı belirlenebiliyor, böylece riskli kişilerin daha erken ve daha sık taranarak kanser oluşmadan önlenmesi ya da çok erken evrede yakalanmasının mümkün olabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>Kanser genetiğimizde var mı? </strong></p>
<p>Kanserlerin oluşum nedenlerine göre ikiye ayrıldığını söyleyen <strong>Doç. Dr. Ahmet Yeşilyurt</strong>, “Bunlar sporadik yani sonradan gelişen kanserler ve kalıtsal kanserlerdir. En sık görülen kalıtsal olmayan kanserlerin gelişiminde; karsinojenik kimyasallar, radyasyon, bazı virüsler ve yaşam tarzına bağlı çevresel risk faktörleri önemli rol oynuyor. Kalıtsal kanserlerde ise kanser gelişimine zemin hazırlayan genetik değişiklikler söz konusu oluyor. Bu tür kanserlerde risk, çoğu zaman anne veya babadan aktarılan, daha nadir durumlarda ise kişinin doğuştan DNA’sında bulunan zararlı bir gen mutasyonundan kaynaklanabiliyor. Bu nedenle bazı bireylerde kanser gelişimi, genetik yatkınlıkla ilişkili olarak daha erken yaşlarda veya daha yüksek riskle ortaya çıkabiliyor” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Kanser belirteçleri kanda gizleniyor</strong></p>
<p>Genetik bilgilerin ve teknolojilerin sağladığı gelişmeler sayesinde bir kişinin DNA’sında kalıtsal kanserlerden birine yol açabilecek zararlı mutasyon bulunup bulunmadığının tespitinin oldukça kolay olduğunu ifade eden <strong>Acıbadem Life Danışmanı,  Tıbbi Genetik Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Yeşilyurt</strong>, “Örneğin, meme ve over kanserine yol açabilen BRCA1 ve BRCA2 mutasyonları, endometrium (rahim) ve kolorektal (kalın barsak) kanserlere yol açabilen MLH1, MSH2 kalıtsal (germline) gen mutasyonları gibi kanserlerle ilişkili tüm bilinen genler kandan elde edilen DNA’dan incelenebilmekte. Öte yandan sporadik yani sonradan gelişen kanserlere olan yatkınlığımızın (Poligenik Risk Skoru) toplum riskine göre daha yüksek olup olmadığının ölçülmesi de yine koldan alınan küçük bir kan örneği ile mümkün olabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>“Ya kanımda kanser riski çıkarsa?”</strong></p>
<p><strong>Kalıtsal genetik taramalar</strong>la<strong> “</strong>aileden aktarılabilen kanser riski”ni taşıyan bireylerin erken dönemde belirlenmesini sağladığını söyleyen <strong>Doç. Dr. Ahmet Yeşilyurt</strong>, “Bu sayede yüksek risk grubunda yer alan kişiler daha yakından takip edilebilir; gerekli durumlarda koruyucu cerrahi ya da ilaçla risk azaltıcı tedaviler gibi önleyici yaklaşımlar planlanabilir. Benzer şekilde, <strong>poligenik risk skoru </strong>yüksek olan yani belirli bir kanser türüne yakalanma olasılığı toplum ortalamasına göre daha fazla olan bireyler de standart tarama programlarından farklı olarak daha erken yaşta ve daha sık taranabilir. Böylece kanser gelişmesi durumunda hastalık çok daha erken evrede yakalanabilir; ayrıca o kansere özgü yaşam tarzı değişiklikleriyle riskin azaltılması ve mümkünse hastalığın hiç ortaya çıkmaması hedeflenir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>O testler halen çok önemli. Çünkü…</strong></p>
<p>Günümüzde meme kanseri için mamografi, rahim ağzı kanseri için Pap smear, kalın bağırsak kanserleri için kolonoskopi ve gaitada gizli kan testleri, akciğer kanseri için ise akciğer grafisi ya da düşük doz bilgisayarlı tomografi gibi taramaların kanserin erken yakalanmasında hâlâ en önemli yöntemler arasında yer aldığını belirten <strong>Doç. Dr. Ahmet Yeşilyurt</strong>, “Gelişen teknoloji sayesinde erken tanı artık yalnızca bu klasik yöntemlerle sınırlı değil. Günümüzde kanda, tümör hücrelerinden dolaşıma karışan DNA parçalarının tespit edilmesi mümkün hale geldi. Bu sayede hem kanserin çok daha erken dönemde fark edilmesi hem de kanser hastalarında tedaviye verilen yanıtın takip edilmesi mümkün olabiliyor. Ayrıca DNA’daki bazı biyolojik değişiklikleri inceleyen yeni nesil testlerle, tek bir kan örneği üzerinden birden fazla kanser türünü erken dönemde saptamayı hedefleyen yöntemler geliştiriliyor. Bu gelişmeler, kanser taramasında gelecekte çok daha erken ve kişiye özel bir sağlık yönetiminin önünü açacak” diyor.</p>
<p><strong>Kanserde “kitle saptama” dönemi yerini “kanserleşme sürecini izleme”ye bırakıyor</strong></p>
<p>Kanserin erken tanısının “kitle saptama” yaklaşımından daha çok “kanserleşme sürecini izleme” yaklaşımına doğru evrildiğini vurgulayan <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Tıbbi Genetik Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Yeşilyurt</strong>, “Genetik ve moleküler teknolojilerdeki hızlı gelişmeler, kanserin erken tanısında yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Günümüzde farklı biyolojik verilerin birlikte değerlendirildiği analizler, yapay zekâ destekli risk hesaplamaları ve çeşitli biyobelirteçlerin takibi giderek daha fazla kullanılmaya başlanıyor. Bu yaklaşımlar sayesinde genetik taramalar ve hücresel düzeydeki değişikliklerin izlenmesi, klasik tarama yöntemlerini tamamlayan güçlü araçlar haline geliyor. Yakın gelecekte sağlık yönetiminin odağı, kanser ortaya çıktıktan sonra tedavi etmekten ziyade, henüz klinik bir hastalık oluşmadan önce kanser riskini belirleyip yönetmek olacak. Böylece kişiye özel sağlık yaklaşımlarıyla kanserin mümkün olduğunca erken saptanması ve hatta bazı durumlarda ortaya çıkmadan önlenmesi hedefleniyor” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-sizi-bulmadan-siz-onu-bulun-624002">Kanser Sizi Bulmadan Siz Onu Bulun!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Karaciğer yağlanması siroz ve kanser riskini artırabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/karaciger-yaglanmasi-siroz-ve-kanser-riskini-artirabilir-623034</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[karaciğer]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[siroz]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yağlanması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623034</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük hayatta hareketin azalması ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi karaciğer sağlığını doğrudan etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karaciger-yaglanmasi-siroz-ve-kanser-riskini-artirabilir-623034">Karaciğer yağlanması siroz ve kanser riskini artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günlük hayatta hareketin azalması ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi karaciğer sağlığını doğrudan etkileyebiliyor. Karaciğer yağlanmasının fazla kilo, insülin direnci, tip 2 diyabet, kolesterol yüksekliği ve hareketsiz yaşam tarzı olan kişilerde daha sık görüldüğünü belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Karademir, “Karaciğer hücrelerinin içinde normalden fazla yağ birikmesi anlamına gelen karaciğer yağlanması, bazı kişilerde ilerleyerek iltihaplanma, hücre hasarı ve daha ileri aşamalarda siroz ile karaciğer yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Karaciğer yağlanmasının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan, özellikle ileri evre yağlanma ve siroz gelişen hastalarda karaciğer kanseri riskinin arttığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi&#8217;nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sedat Karademir, “Son yıllarda, sirozu bulunmayan kişilerde bile yağlanmaya bağlı olarak karaciğer kanseri geliştiğini gözlemliyoruz. Bu sebeple diyabeti olan, hızlı kilo alan ya da karaciğer testleri yüksek seyreden kişilerin daha yakından takip edilmesi kıymetli. Bu kişilerde zamanla iltihaplanma ve doku hasarı gelişme riski yüksek olduğu için kan testleri, ultrasonografi, gerekli durumlarda MR ve bazı hastalarda düzenli kanser taramaları çok önemli” dedi.</p>
<p><strong>Kilo kaybı karaciğer sağlığını destekliyor</strong></p>
<p>Var olan kilonun yüzde 7-10 oranında kaybedilmesi, düzenli yürüyüş yapılması ve Akdeniz tipi beslenmenin karaciğer sağlığını olumlu yönde etkilediğini vurgulayan Karademir, “Bu değişiklikler karaciğer yağlanmasının gerilemesine yardımcı olabileceği gibi kanser riskini de azaltabilir. Günlük hayata entegre edilecek küçük ama sürdürülebilir adımlar bu süreçte önemli bir fark yaratır. Yağlanma tehlikesinin doğru takip ve uygun yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabileceği, ihmal edildiğinde ise daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği bilinmeli” uyarısında bulundu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/karaciger-yaglanmasi-siroz-ve-kanser-riskini-artirabilir-623034">Karaciğer yağlanması siroz ve kanser riskini artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde bu ay: Küçük Gözler, Büyük Etkiler: Şiddet İçerikli Programların Çocuk Psikolojisine Etkisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-ay-kucuk-gozler-buyuk-etkiler-siddet-icerikli-programlarin-cocuk-psikolojisine-etkisi-622502</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 08:19:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[brahim]]></category>
		<category><![CDATA[bülteninde]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622502</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, erken çocukluk döneminde şiddet içerikli yayınlara maruz kalmanın uzun vadeli etkilerinden, bitki bazlı beslenmenin artılarından, pankreas kanserinde erken teşhis umudu veren yeni bir kan testine kadar pek çok güncel bilimsel çalışma değerlendiriliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-ay-kucuk-gozler-buyuk-etkiler-siddet-icerikli-programlarin-cocuk-psikolojisine-etkisi-622502">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde bu ay: Küçük Gözler, Büyük Etkiler: Şiddet İçerikli Programların Çocuk Psikolojisine Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, erken çocukluk döneminde şiddet içerikli yayınlara maruz kalmanın uzun vadeli etkilerinden, bitki bazlı beslenmenin artılarından, pankreas kanserinde erken teşhis umudu veren yeni bir kan testine kadar pek çok güncel bilimsel çalışma değerlendiriliyor.</strong></em></p>
<p>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan ve ayda bir yayınlanan “Bilimsel Gündem” bültenlerinin yeni sayısında, tıpta popüler bilim alanında öne çıkan araştırmalar ele alınıyor. Bu sayıda, okul öncesi dönemde şiddet içerikli televizyon programlarına maruz kalmanın çocukların ileri yaşlardaki davranışları üzerindeki etkilerini inceleyen dikkat çekici bir çalışma öne çıkıyor. Araştırmada 963 kız ve 982 erkek çocuk takip edildi; ebeveynler çocuklarının üç buçuk ve dört buçuk yaşlarında şiddet içerikli televizyon programlarına maruz kalma sıklığını bildirdi. Bulgular, erkek çocuklarda okul öncesi dönemde şiddet içerikli televizyon izleme ile ergenlik döneminde proaktif saldırganlık, fiziksel saldırganlık ve antisosyal davranışlarda artış arasında ilişki bulunduğunu, kız çocuklarda ise anlamlı bir ilişki saptanmadığını ortaya koydu. Çalışma, erkek çocuklarda şiddet ve suç benzeri davranış risklerinin on yıl sonra bile devam edebildiğine işaret ediyor.</p>
<p><strong>Bitki Bazlı Beslenmenin Bir Artısı Daha</strong></p>
<p>Bültende yer verilen bir diğer çalışmada, prostat kanseri tanısı almış 3.505 hastada bitki bazlı beslenmenin yaşam kalitesi üzerindeki etkileri incelendi. Ortalama yedi yıl takip edilen hastalarda, yüksek bitkisel bazlı beslenmenin daha iyi cinsel ve bağırsak fonksiyonlarıyla ve daha az idrar kaçırma şikâyetiyle ilişkili olduğu gösterildi. Ayrıca hormonal dengenin daha iyi seyretmesinin, depresyonla başa çıkma açısından da olumlu sonuçlar doğurabileceği belirtildi. Araştırma, bitki bazlı beslenmenin prostat kanseri hastalarının yaşam kalitesini artırabileceğine işaret ediyor.</p>
<p><strong> Pankreas Kanserinde Erken Teşhis Umudu </strong></p>
<p>Yeni sayının dikkat çeken başlıklarından biri de pankreas kanserinin erken teşhisine yönelik geliştirilen basit bir kan testi oldu. Bilim insanlarının geliştirdiği yöntemde, tümörlerde erken dönemde aktif olan proteazları tespit etmek üzere nanosensörlerden yararlanıldı. Kan örneklerinde test edilen yöntem, sağlıklı bireyleri yüzde 98, kanserli hastaları ise yüzde 73 doğrulukla belirledi. Erken evrede belirti vermemesi nedeniyle teşhisi zor olan pankreas kanserinde, düşük maliyetli bu yaklaşımın özellikle kırsal bölgelerde de kullanılabilecek olması umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor</p>
<p><strong>Podcast olarak Spotify ve YouTube platformlarında</strong></p>
<p>Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici bir yapıda kamuoyu ile paylaşıldığı bültenler, 38 bin KVKK onaylı kişiye e-posta yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayınlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler YouTube üzerinden de paylaşılıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-bu-ay-kucuk-gozler-buyuk-etkiler-siddet-icerikli-programlarin-cocuk-psikolojisine-etkisi-622502">Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde bu ay: Küçük Gözler, Büyük Etkiler: Şiddet İçerikli Programların Çocuk Psikolojisine Etkisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 07:49:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[bayramında]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[haz]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimine]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621594</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan Bayramının olmazsa olmazlarının başında şüphesiz tatlılar geliyor. Bayram ziyaretlerinde ‘yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş’ diye geri çevirilemeyen şekerli ikramlıklar…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594">Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan Bayramının olmazsa olmazlarının başında şüphesiz tatlılar geliyor. Bayram ziyaretlerinde ‘yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş’ diye geri çevirilemeyen şekerli ikramlıklar… Ancak dikkat! ‘Bir taneden zarar gelmez’ diyerek yediğiniz tatlıları ya da günlük yaşamdaki şekerli yiyecekleri tüketmeden önce bir kez daha düşünmek gerekiyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik</strong> “Şeker ve tatlı tüketimi yalnızca diyabeti olan ya da yüksek kilolu kişilerin kaçınması gereken zararlı bir şey gibi düşünülse de yaygın inanışın aksine, tanı almış bir hastalığı olmayanların dahi günlük beslenme rutinlerinde yer almaması gereken bir besindir. Dünya Sağlık Örgütü, günlük enerji gereksiniminizin ortalama yaklaşık 10’unun şekerden alınabileceğini ancak uzun vadeli hedefin yüzde 5 ve altı olduğunu vurgulamaktadır. Örneğin; enerji gereksinimi 2000 kalori olan bir birey, günde maksimum 200 kalorisini basit şekerden alabilir ki bu da ortalama 1 küçük porsiyon tatlıya eşittir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Kalp ve damar hastalıklarına yol açar</strong></p>
<p>Aşırı şeker tüketimi nedeniyle karaciğerde trigliserid adı verilen yağ asitleri artarak, damar duvarlarında birikmeye başlar. Zamanla damar yapısı bozulup damar sertliği ve diğer kalp hastalıklarına yol açar. Artan şeker tüketimiyle karın çevresi yağlanması ve bel çevresinin artması kalp hastalıkları açısından önemli diğer risk faktörlerindendir. Bu nedenle şeker ve tatlı tüketimini azaltıp, kalp ve damar sağlığı için yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere, sebze, meyve, çiğ kuruyemiş vb liften zengin gıdalara beslenmede yer vermek gerekir. </p>
<p><strong>İnsülin direnci ve Tip 2 diyabet riskini artırır</strong></p>
<p>Şeker gibi basit karbonhidratlar yedikten sonra kana çok hızlı karışarak kan şekerini hızla yükseltir. Bu nedenle, vücudun, kan şekeri metabolizmasını düzenleyen hormonlardan biri olan insüline verdiği yanıt bozularak insülin direncinin oluşmasına ve tip-2 diyabet riskinin artmasına yol açar. Özellikle ailede diyabet öyküsü olanlar şeker ve tatlıyı sınırlandırmalıdır. Eğer son zamanlarda fazla şeker tüketiyor, tatlı yeme isteğinizin arttığını düşünüyorsanız mutlaka bir hekim ile görüşüp insülin direnci ve diyabet ile ilgili kontrollerinizi yaptırmalısınız.</p>
<p><strong>Karaciğer yağlanmasına neden olur</strong></p>
<p>Son zamanlarda alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gençlerde de yaygınlaşıyor.  Bunun öncelikli nedenlerinin başında; basit şeker, hazır paketli ürünler ve tatlılarda kullanılan fruktoz şurubu tüketiminin artması geliyor. Sofra şekeri ve yüksek fruktoz büyük ölçüde karaciğerde işlenir ve fazla tüketildiğinde karaciğer bu enerjiyi yağa dönüştürür. Karaciğer yağlanmasının artması sağlığı olumsuz etkiler. Tüketim sıklığına ve porsiyonlara dikkat etmek, işlenmiş ve etiket bilgisinde fruktoz şurubu içeren gıdalardan uzak durmak gerekir. </p>
<p><strong>Obeziteye zemin hazırlar</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Yüksek şeker içeren besinler; kalorisi yüksek ve karbonhidrat ağırlıklı olup, vücut için gerekli vitamin- minerallerden ise oldukça fakirdir. Genellikle protein ve liften düşük oldukları için sık acıkmanıza, kan şekeri dengesizliği nedeniyle sürekle tatlı tüketme isteğinizin artmasına yol açar. Bu da kişiyi bitmeyen </p>
<p>bir kısır- döngüye sokarak, gün içerisinde alınan toplam kalori miktarının artmasına, kilo artışına ve uzun vadede obeziteye zemin hazırlar” diyor.  </p>
<p><strong>Diş çürüklerini artırır</strong></p>
<p>Şeker tüketimi diş minesinin zarar görmesine, çürüklere ve buna bağlı diş kayıplarına neden olurken ağız sağlığını da olumsuz etkiler. Ağızda pH dengesinin bozulmasıyla birlikte ağız içindeki bakteri çeşitliliği değişir ve ağız kokusu ile ilgili problemler artabilir. Sık aralıklarla şeker tüketmek, gazlı şekerli içecekler içmek ve yetersiz ağız hijyeni olumsuz sonuçları belirginleştirir. Aşırı tatlı tüketiminden uzak durmak, xekerli besin tükettikten sonra ise mutlaka dişleri fırçalamak gerekir. </p>
<p><strong>Bağımlılık yaratır</strong></p>
<p>Yüksek miktarda şeker tüketimi hem metabolik hem de nörobiyolojik süreçleri etkiler. Hızlı emildiği için kan şekerinde ani yükselmelere ve ardından hızlı düşüşlere neden olarak yeniden tatlı, şekerli gıda tüketme isteğine yol açar. Aynı zamanda beynin ödül merkezinde dopamin salınımını artırarak kısa süreli haz duygusu ve buna bağlı daha fazla tüketme isteğine sebep olur. Bu nedenle şeker ve tatlının ödül yerine tüketilmemesi haz duygusu ile örtüşmemesi açısından önemlidir. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594">Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nedeni irade eksikliği değil, değişen hormonlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nedeni-irade-eksikligi-degil-degisen-hormonlar-621287</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 08:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[değişen]]></category>
		<category><![CDATA[eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[hormonlar]]></category>
		<category><![CDATA[insülin]]></category>
		<category><![CDATA[irade]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[meyve]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[sadece]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621287</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Arş. Gör. Ekin Çevik, bir ay süren oruç ibadetinin ardından Ramazan Bayramı’nda artan tatlı tüketimini değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedeni-irade-eksikligi-degil-degisen-hormonlar-621287">Nedeni irade eksikliği değil, değişen hormonlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Arş. Gör. Ekin Çevik,<strong> </strong>bir ay süren oruç ibadetinin ardından Ramazan Bayramı’nda artan tatlı tüketimini değerlendirdi.</p>
<p><strong>Görkemli bayram sofraları biyolojik bir sınav</strong></p>
<p>Ramazan Bayramı’nın, toplumumuzda &#8220;Şeker Bayramı&#8221; olarak da anılmasıyla daha en başından zihnimizde tatlı ve şekerleme çağrışımları uyandırdığını dile getiren Arş. Gör. Ekin Çevik, “Ancak bir ay süren oruç ibadetinin ardından kurulan o görkemli bayram sofraları, sadece kültürel bir gelenek değil, aynı zamanda vücudumuz için biyolojik bir sınav niteliği taşıyor. Yapılan araştırmalar, Ramazan ayı boyunca beslenme düzenindeki değişimlerin bayram sabahı kapımızı farklı bir hormonal tabloyla çaldığını gösteriyor.” dedi.</p>
<p><strong>Biyolojik olarak daha aç hissediyoruz</strong></p>
<p>Pek çok kişinin bayramda iştahına hakim olamamaktan şikayet etse de bilimin, bu durumun sadece iradeyle ilgili olmadığını kanıtladığını söyleyen Arş. Gör. Ekin Çevik, “Ramazan sonunda, vücudumuzda ‘açlık hormonu’ olarak bilinen ghrelin seviyelerinde belirgin bir artış yaşanırken; tokluk hissi veren leptin hormonunda ise hafif bir düşüş gözleniyor. Yani biyolojik olarak hem daha aç hissediyoruz hem de doyma sinyali beynimize normalden daha geç ulaşıyor. Vücudumuz adeta ‘depoları doldur’ komutu verirken, insülin dengesi de bu ani şeker yüklemesiyle sarsılmaya açık hale geliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aşırı tatlı isteği değişen hormonların doğal bir sonucu</strong></p>
<p>Bayramda aşırı tatlı tüketme isteğinin aslında değişen hormonların doğal bir sonucu olduğunu kaydeden Arş. Gör. Ekin Çevik, bu biyolojik iştah dalgasını yönetme ve farkındalıkla yemenin ise bayramı sağlıklı atlatmanın anahtarı olduğunu söyledi.</p>
<p>Ramazan ayı boyunca vücudun, bazal metabolizma hızını ve enerji kullanımını düşük bir tempoya göre kalibre ettiğini dile getiren Arş. Gör. Ekin Çevik, “Bayramla birlikte başlayan ani ve yüksek glisemik indeksli tatlı tüketimi, pankreasın üzerinde ciddi bir akut stres yaratır. Kan şekeri hızla yükselirken, vücut bu durumu dengelemek için hiper-insülinemi (aşırı insülin salgılanması) tepkisi verir. Bu ani dalgalanma, sadece enerji düşüklüğüne değil, damar endotel yapısında (damar iç zarı) mikroskobik hasarlara ve oksidatif strese yol açabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Diyabet ve kalp hastaları için &#8216;kırmızı çizgiler&#8217;</strong></p>
<p>Özellikle diyabet, insülin direnci ve kalp hastaları için bayramın &#8220;tadımlık&#8221; ile &#8220;doyumluk&#8221; arasındaki ince çizginin hayati önem taşıdığı bir dönem olduğunun altını çizen Arş. Gör. Ekin Çevik, “En büyük kırmızı çizgi, tatlıyı tek başına ve aç karnına tüketmektir. Tatlı mutlaka ana yemeğin ardından, lifli gıdalar (sebze) ve proteinlerle birlikte tüketilmelidir. Bu, şekerin kana karışma hızını yavaşlatır. Şerbetli ve hamurlu tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Ancak ‘şeker ilavesiz’ olsa dahi meyve şekerinin de insülini yükselttiği unutulmamalıdır. Tatlının yanında içilen asitli/şekerli içecekler glisemik yükü ikiye katlar. Yanında sadece su, sade maden suyu veya ayran tercih edilmelidir. Hazır tatlılar ve hamur işleri sadece şeker değil, gizli sodyum ve trans yağ da içerir. Bu durum kan basıncını (tansiyonu) aniden yükselterek kalbe binen yükü artırabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Porsiyonu elinizle ölçün!</strong></p>
<p>Şerbetli tatlıların basit karbonhidrat ve yüksek fruktoz içeriğiyle &#8220;boş enerji&#8221; sınıfında olduğunu, sütlü tatlıların ise protein ve kalsiyum sayesinde kan şekerini daha yavaş yükselttiğini söyleyen Ekin Çevik, şöyle devam etti:</p>
<p>“Puding, muhallebi veya meyve salatası gibi kaseyle yenen tatlılar için ideal porsiyon küçük bir kaseye denk gelen bir avuç içi kadardır. Taze meyveler veya hafif meyve bazlı tatlılar için bir yumruk büyüklüğü idealdir. Baklava, kadayıf gibi enerji yoğunluğu çok yüksek şerbetli tatlılarda ise ölçü, birleştirilmiş iki parmağınız (işaret ve orta parmak) genişliğinde ve uzunluğunda olmalıdır. Bu ölçü, yaklaşık 40-50 gramlık (165-170 kalori) bir porsiyona denk gelir ve karşılığı olan 1-2 adet orta boy baklava dilimi genellikle yeterli bir porsiyondur. Şerbetli tatlılar yüksek oranda yağ içerdiği için porsiyonun kalınlığı başparmağınızın boğumunu geçmemelidir. Eğer tatlı daha kalınsa (örneğin havuç dilimi baklava), boyutu küçültmek gerekir. Bir dilim kekin porsiyonu, avucunuzun ayası (parmaklar hariç orta kısım) büyüklüğünde ve yaklaşık bir parmak kalınlığında olmalıdır.”</p>
<p><strong>Bayram ziyaretlerinde &#8220;seçici denge&#8221; stratejisi</strong></p>
<p>Sosyal baskıyı ve yoğun ikramları yönetmek için kültürel ikramları tamamen reddetmek yerine &#8216;seçici denge&#8217; stratejisi uygulanmasını tavsiye eden Ekin Çevik, “Günlük toplam ilave şeker alımı, toplam kalori ihtiyacının %5-10’unu geçmemelidir. Bu da yetişkin bir birey için günde ortalama 2 dilim baklava veya muadili bir tatlıya tekabül eder. Birden fazla ziyaret yapılacaksa, ikramlar ‘paylaşılarak’ tüketilmelidir (örneğin; bir evde yarım dilim baklava, diğerinde küçük bir kase sütlü tatlı gibi). Vücudunuzun şeker dengesini sarsmamak için kendinize bir &#8220;tatlı seçim hiyerarşisi&#8221; oluşturabilirsiniz. Birinci tercih; meyveli veya sütlü tatlılar (güllaç, sütlaç, kazandibi gibi hafif seçenekler). İkinci tercih; şeker ilavesiz, kuru meyvelerle (incir dolması gibi) hazırlanmış doğal tatlılar. Sınırlı tercih; şerbetli ve hamurlu tatlılar (baklava, kadayıf).” dedi.</p>
<p><strong>Aşırı şeker tüketimi ‘yemek sonrası çöküşü’ denilen ağır uyku haline yol açıyor</strong></p>
<p>Aşırı şeker tüketiminin klinik etkileri hakkında çarpıcı detaylar veren Ekin Çevik, “Kısa vadede,<strong> </strong>yoğun şeker alımı sonrası insülin tavan yapar. Bu aşırı tepki, kan şekerinin normalin altına düşmesine neden olarak; titreme, soğuk terleme, baş dönmesi ve ani acıkma hissini tetikleyebilir. Kan şekerindeki sert dalgalanmalar, nöronal aktiviteyi etkileyerek konsantrasyon güçlüğü ve ‘yemek sonrası çöküşü’ dediğimiz ağır uyku haline yol açabilir. Şeker molekülleri, fiziksel yapıları gereği suyu kendilerine çekme özelliğine sahiptir ve bu nedenle bağırsaklara sıvı çekilir. Bu da bayramda sıkça rastlanan şişkinlik, gaz ve diyare (ishal) şikayetlerine neden olabilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Şeker karaciğeri yağlandırıyor</strong></p>
<p> Uzun vadede ise sürekli tekrarlanan yüksek şeker döngüsünün; visseral (iç organ) yağlanmayı artırdığını, leptin direncini tetikleyerek obeziteye zemin hazırladığını kaydeden Ekin Çevik, “Buna bağlı olarak hiperinsülinemi dediğimiz kanda insülin seviyelerinin sürekli yüksek olması durumu, hücrelerin bu hormona duyarsızlaşmasına neden olur. Bu nedenle, pankreas yorulur ve şeker hastalığı kronikleşmiş olur. Fazla fruktoz sadece karaciğerde işlenir. Kapasite aşıldığında karaciğer bu şekeri yağa dönüştürür; bu da alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanmasına (NAFLD) yol açar. Yüksek şeker, LDL (kötü kolesterol) parçacıklarını küçülterek damar duvarına yapışmasını kolaylaştırır ve trigliseridleri yükseltir. Bu durum, damar sertliği (ateroskleroz) riskini doğrudan artırır. Kandaki ani glikoz artışı, sitokin adı verilen iltihap yapıcı maddelerin salınımını tetikleyerek eklem ağrılarını veya mevcut ödemleri artırabilir. Şeker molekülleri proteinlere bağlanarak ‘Gelişmiş Glikasyon Son Ürünleri’ oluşturur. Bu süreç cildin kolajen yapısını bozar (erken kırışıklık) ve damar esnekliğini kaybettirir.” ifadelerinde bulundu.</p>
<p><strong>Şekerin panzehiri bol su ve yürüyüş</strong></p>
<p>Tatlı tüketiminin neden olduğu metabolik yükü hafifletmenin iki temel yolunun &#8216;su tüketimi&#8217; ve &#8216;fiziksel aktivite&#8217; olduğunu belirten Arş. Gör. Ekin Çevik, “Yoğun şeker ve karbonhidrat alımı, vücutta ‘ozmotik yük’ yaratarak hücrelerin su dengesini bozar ve böbreklerin fazla glikozu süzmek için normalden fazla çalışmasına neden olur. Bu süreçte yeterli su tüketmek, sadece susuzluğu gidermekle kalmaz; kandaki şeker konsantrasyonunu seyrelterek böbreklerin yükünü hafifletir ve şekerin idrar yoluyla atımını destekler. Ayrıca, tatlı tüketimiyle birlikte vücudun tuttuğu ödemin atılması ve bağırsaklarda şeker kaynaklı oluşabilecek şişkinlik, gaz gibi sindirim şikayetlerinin minimize edilmesi için su, en doğal ve etkili çözümdür. Gün boyu küçük yudumlarla yaygın bir şekilde içilen 2,5-3 litre su, bayram sonrası oluşabilecek ‘metabolik yorgunluğun’ önüne geçmek için temel şarttır.” dedi.</p>
<p><strong>‘Tasarruf moduna’ giren metabolizmayı yeniden canlandırmak için yürüyüş şart</strong></p>
<p>Tatlı bir ikramın ardından yapılan hafif tempolu bir yürüyüşün, vücudun insülin hormonuna olan ihtiyacı azaltan sihirli bir mekanizmayı devreye soktuğunu kaydeden Ekin Çevik, “Kaslar hareket halindeyken, kandaki glikozu insülinin rehberliğine ihtiyaç duymadan doğrudan yakıt olarak kullanmaya başlar; bu da kan şekerindeki ani ve keskin yükselişlerin önüne geçer. Yemeklerden yaklaşık 15-20 dakika sonra yapılacak kısa bir yürüyüş hem pankreasın üzerindeki baskıyı azaltır hem de bayramın getirdiği enerji fazlasının yağ olarak depolanmasını engeller. Hareket etmek, sadece ‘kalori’ yakmak değil, uzun süreli açlık döneminden çıkan ve ‘tasarruf moduna’ giren metabolizmayı yeniden canlandırarak enerji seviyenizi gün boyu dengede tutmaktır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nedeni-irade-eksikligi-degil-degisen-hormonlar-621287">Nedeni irade eksikliği değil, değişen hormonlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 11:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böbrekler, vücudumuzun hayati filtre sistemidir. Günde yaklaşık 180 litre kanı süzerek zararlı atıkları idrar yoluyla uzaklaştırır, sıvı dengesini düzenler, tansiyon kontrolüne katkı sağlar ve kemik sağlığı için gerekli hormonları üretir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753">Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böbrekler, vücudumuzun hayati filtre sistemidir. Günde yaklaşık 180 litre kanı süzerek zararlı atıkları idrar yoluyla uzaklaştırır, sıvı dengesini düzenler, tansiyon kontrolüne katkı sağlar ve kemik sağlığı için gerekli hormonları üretir. Buna rağmen böbrek hastalıkları dünyada giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Kronik böbrek hastalığı, dünya nüfusunun yaklaşık %10’unu etkileyen yaygın bir hastalık olup, çoğu zaman erken dönemde belirti vermez. Diyabet ve hipertansiyon ise son dönem böbrek yetmezliğinin en sık nedenleri arasında yer almaktadır.  Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Adil Güçal Güçlü,‘’12 Mart Dünya Böbrek Günü’’ nedeniyle böbrek sağlığının korunması için önemli önerilerde bulundu. </p>
<p>Böbrek sağlığının korunması için günlük yaşamda bazı önlemler alınmalıdır. Bunlar şöyle özetlenebilir:</p>
<ol>
<li><strong>Yeterli Su Tüketimi:</strong> Böbrekler, vücuttaki atık maddeleri, idrar yoluyla uzaklaştırmak için suya ihtiyaç duyar. Günde ortalama 2-3 litre su içmek, toksinlerin atılmasını hızlandırır ve böbrek taşı oluşumunu mekanik olarak engeller.</li>
<li> <strong>Böbrek Hastalığı Belirtilerini Bilmek:</strong> İdrarda gözle görülür kanama, şiddetli ve kıvrandırıcı yan ağrısı veya sık tekrarlayan idrar yolu iltihapları varsa acilen bir üroloji bölümüne başvurulmalıdır.</li>
<li><strong>Düzenli Taramalar:</strong> Özellikle 50 yaş üstü erkekler, idrar yapma zorluğu hissetmeseler bile böbrek ve prostat sağlığının kontrolü için yılda bir kez üroloji muayenesi ve ultrasonografi yaptırmalıdır.</li>
<li><strong>Kan Şekeri Kontrolü:</strong> Diyabet (şeker hastalığı), dünyada son dönem böbrek yetmezliğinin bir numaralı nedenidir. Kanda sürekli yüksek seyreden şeker, böbreğin süzgeç görevi gören ince damar yumaklarına zarar verir. Şeker hastaları kan şekerini katı şekilde kontrol altında tutmalıdır.</li>
<li><strong>Tansiyon Kontrolü ve Tuz Kısıtlaması:</strong> Yüksek tansiyon (hipertansiyon), böbrek yetmezliğinin ikinci en sık nedenidir. Basıncı artmış kan akımı böbrek damarlarını yırtar ve daraltır.  Günlük tuz tüketimi 5 gramın (1 çay kaşığı) altında tutulmalıdır.</li>
<li><strong>Bilinçsiz İlaç Kullanımından Kaçınmak:</strong> Reçetesiz satılan ve toplumda sık kullanılan ağrı kesiciler (romatizma ilaçları, NSAİİ grubu), uzun süreli veya yüksek dozda kullanıldığında doğrudan böbrek hücrelerini öldüren zehirli etki gösterir. İlaçlar hekim onayı olmadan kullanılmamalıdır.</li>
<li><strong>Sigara ve Tütün Ürünlerinden Uzak Durmak:</strong> Sigara, böbreklere giden kan damarlarını daraltarak böbreğin oksijensiz kalmasına neden olur. Aynı zamanda böbrek hücrelerinin DNA yapısını bozarak böbrek kanserine doğrudan zemin hazırlar.</li>
<li><strong>Düzenli Egzersiz ve Kilo Kontrolü:</strong> Obezite, böbreklerin vücudu temizleyebilmek için normalden fazla çalışmasına neden olur. Bu aşırı çalışma hali zamanla böbreği yorar ve tüketir. Düzenli fiziksel aktivite hem kilo kontrolü sağlar hem de tansiyon ve diyabet riskini düşürür.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753">Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kan Acil Değil Sürekli İhtiyaçtır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kan-acil-degil-surekli-ihtiyactir-618355</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağış]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[htiyaçtır]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618355</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayı süresince kan bağışı çalışmalarını yoğun şekilde sürdüren Türk Kızılay, vatandaşların bağışlarını daha kolay gerçekleştirebilmesi amacıyla iftar sonrasında da hizmet vermeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-acil-degil-surekli-ihtiyactir-618355">Kan Acil Değil Sürekli İhtiyaçtır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı süresince kan bağışı çalışmalarını yoğun şekilde sürdüren Türk Kızılay, vatandaşların bağışlarını daha kolay gerçekleştirebilmesi amacıyla iftar sonrasında da hizmet vermeye devam ediyor. “Kan Acil Değil Sürekli İhtiyaç” anlayışıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, bağış noktaları iftar sonrası saatlerde açık tutulurken, gezici ekipler de çeşitli alanlarda vatandaşlarla buluşuyor.</p>
<p>Türk Kızılay ayrıca teravih namazı saatlerinde camilerde, belediyeler tarafından Ramazan ayına özel düzenlenen etkinliklerde ve meydanlarda gezici ekipleri aracılığıyla kan bağışı kabul ediyor. Böylece bağışçılara daha kolay erişim sağlanması ve Ramazan ayında kan bağışının sürekliliğinin korunması hedefleniyor.</p>
<p>Türk Kızılay, gönüllü kan bağışçılarının desteğiyle ülke genelinde 1.140 hastanenin günlük kan ve kan ürünleri ihtiyacını karşılamayı sürdürüyor. 2026 yılının ilk iki ayında ise 444.702 ünite kan bağışı alındı. Ramazan ayı boyunca 4 bini aşkın uzman sağlık personeliyle sürdürülen çalışmalarla, bu hayati sistemin kesintisiz şekilde devam etmesi amaçlanıyor. </p>
<p>Güncel çalışma saatleri bağış noktalarına göre değişiklik gösterebildiğinden, vatandaşlarımız kendilerine en yakın kan bağışı noktasının güncel hizmet saatlerine <strong>kanver.org</strong> adresi üzerinden ulaşabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-acil-degil-surekli-ihtiyactir-618355">Kan Acil Değil Sürekli İhtiyaçtır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-2-618343</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 07:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[erişkinlerde]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Özlem Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[Tarama Programı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618343</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kolon kanseri, görülme sıklığı ve ölüm oranlarıyla küresel bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-2-618343">Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kolon kanseri, görülme sıklığı ve ölüm oranlarıyla küresel bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1.9 milyon, ülkemizde ise 20 bini aşkın kişinin bu hastalığa yakalandığı belirtiliyor. Üstelik eskiden ileri yaş hastalığı olarak bilinen kolon kanserine, günümüzde 40’lı yaşlarda, hatta genç erişkinlerde daha sık rastlanıyor. Son yıllarda obezitenin artması, hareketsiz bir yaşam sürülmesi ve fast food tipi beslenmenin bu artışta etkili olduğu belirtiliyor. Kolon kanseri en yaygın görülen kanserler arasında 3’üncü sırada yer alırken, kansere bağlı ölüm nedenleri arasında da 2’inci sıraya yükseliyor. En ölümcül kanserlerde üst sıralarda yer almasının sebebi ise genellikle ileri aşamaya kadar belirti vermeden sinsice ilerlemesi!<strong> </strong>Bu nedenle tarama programı kritik önem taşıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez,</strong> kolon kanserinin önemli bir bölümünün aslında tarama programı ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle önlenebildiğine dikkat çekerek,  “Kolon kanseri tedavi edilmediğinde veya ileri evrede tanı aldığında yaşamı tehdit edebilen bir hastalıktır.  Bununla birlikte, bu kanserin en önemli özelliği tarama programıyla erken yakalanabilmesi, hatta kolonoskopi yönteminde saptanan poliplerin kansere dönüşmeden çıkarılması sayesinde önlenebilmesidir” diyor. </p>
<p><strong>Her iki yılda bir tarama testi şart! </strong></p>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, bu nedenle düzenli yapılan tarama programının kolon kanserinde yaşamsal önem taşıdığını belirterek, şu bilgileri veriyor: “Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın ulusal tarama programı; 50–70 yaş aralığında iki yılda bir gaitada gizli kan testi ve ayrıca 10 yılda bir kolonoskopi şeklindedir. Hiçbir şikayet olmasa bile tarama yaptırmak; dışkıda kan, dışkılama alışkanlığında değişiklik ve demir eksikliği anemisi gibi bulguları önemsemek,  hayat kurtarır.”  Prof. Dr. Özlem Sönmez, sağlıklı beslenmenin, düzenli hareket etmenin, ideal kiloyu korumanın ve sigara ile alkolden uzak durmanın ise kolon kanseri riskini azaltmanın temel taşlarını oluşturduğunu vurguluyor.</p>
<p><strong>En yaygın nedeni polipler! </strong></p>
<p>Kalın bağırsağın (kolon) iç yüzeyini döşeyen hücrelerde gelişen kötü huylu tümörler olan kolon kanseri, “kolorektal kanser” başlığı altında rektum kanseriyle birlikte değerlendiriliyor. İlerleyen yaş, aile öyküsü, erkek olmak, kalıtsal sendromlar (Lynch sendromu, ailesel adenomatöz polipozis) veya inflamatuvar bağırsak hastalıkları gibi kronik inflamasyon ve  radyasyona maruz kalmak, kolon kanseri için değiştirilemez risk faktörlerini oluşturuyor.   En yaygın görülen ve önlenebilir riskler arasında ise “Obezite, hareketsiz yaşam, kırmızı ile işlenmiş etten zengin ve liften fakir beslenme, sigara ile alkol kullanımı” yer alıyor. Ancak, kolon kanserinin yaklaşık yüzde 90 gibi önemli bir oranından polipler sorumlu oluyor. Polip olarak başlayan iyi huylu lezyonların bir bölümü yıllar içinde genetik ve epigenetik değişiklikler sonucu kansere dönüşüyor. Bu nedenle, poliplerin tarama kolonoskopisiyle saptanıp çıkarılması, kanser gelişimini önleyebilen temel yaklaşımı oluşturuyor.</p>
<p><strong>Ailede öyküsünde risk yaklaşık 4 kat artıyor! </strong></p>
<p>Yapılan çalışmalara göre; birinci derece akrabasında (anne, baba, kardeş) kolorektal kanser öyküsü olan kişilerde risk genel nüfusa göre yaklaşık 2–4 kat artıyor. Akrabanın genç yaşta tanı alması ve ailede bir kişiden fazla görülmesi riski daha da yükseltiyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez,<strong> </strong>risk grubunda olan kişilerin taramalara daha erken yaşta başlamaları gerektiğini belirterek, “Kolonoskopi taramasına 40 yaşında veya ailedeki en erken tanı yaşından 10 yıl önce (hangisi daha erkense) başlamaları gerekmektedir.   Bulgulara göre hastalar genellikle 5 yılda bir izlenmektedir. Şüpheli semptom varlığında ise yaş beklenmeden değerlendirme yapılmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Bu sorunlarda zaman kaybetmeyin! </strong></p>
<p>Kolon kanseri ve kanser öncülü polipler uzun süre belirti vermeden sinsice ilerleyebiliyor. Prof. Dr. Özlem Sönmez, kolon kanserinde en sık görülen belirtileri “Dışkılama alışkanlığında değişiklik (ishal-kabızlıkta yeni başlayan veya kalıcı değişim), dışkıda kan/ makattan kanama, nedensiz demir eksikliği anemisi, karın ağrısı–şişkinlik, açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik” olarak sıralıyor. Prof. Dr. Özlem Sönmez,<strong> </strong>bu belirtilerin özellikle 40 yaş üstünde veya aile öyküsü olanlarda “basit bir sorun” gibi görülmeden hızlıca hekime başvurmayı gerektirdiğini vurguluyor</p>
<p><strong>Erken evrede tam şifa mümkün!</strong></p>
<p>Doğru zamanda yapılan tarama ve zamanında cerrahi, hastalığın doğal seyrini kökten değiştirebiliyor, gecikme ise tedaviyi daha karmaşık hale getiriyor. <strong> </strong>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, erken evrede yakalanan kolon kanserinde tam şifanın mümkün olduğunu vurguluyor. Tedavinin omurgasını genellikle cerrahi yöntemin oluşturduğunu anlatan Prof. Dr. Özlem Sönmez, sözlerine şöyle devam ediyor: “Patolojiye<strong> </strong>ve evresine göre bazı hastalarda ek tedaviler, özellikle lenf nodu tutulumu gibi risk faktörleri varsa, kemoterapi planlanmaktadır. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendirerek kanserle savaşmasını sağlayan immünoterapi ilaçları, özellikle bazı özel genetik özelliklere sahip hastalarda 2017 yılından itibaren kullanılmaktadır ve tedavi seçeneklerini genişletmektedir. Kanser hücrelerinin büyümesini hedef alan akıllı ilaçlar da yaklaşık 2000’li yıllardan bu yana uygun hastalarda kullanılarak tedavinin kişiye özel planlanmasına yardımcı olmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-2-618343">Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-618101</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[erişkinlerde]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[Kolon Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Özlem Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[tarama]]></category>
		<category><![CDATA[Tarama Programı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618101</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kolon kanseri, görülme sıklığı ve ölüm oranlarıyla küresel bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-618101">Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kolon kanseri, görülme sıklığı ve ölüm oranlarıyla küresel bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1.9 milyon, ülkemizde ise 20 bini aşkın kişinin bu hastalığa yakalandığı belirtiliyor. Üstelik eskiden ileri yaş hastalığı olarak bilinen kolon kanserine, günümüzde 40’lı yaşlarda, hatta genç erişkinlerde daha sık rastlanıyor. Son yıllarda obezitenin artması, hareketsiz bir yaşam sürülmesi ve fast food tipi beslenmenin bu artışta etkili olduğu belirtiliyor. Kolon kanseri en yaygın görülen kanserler arasında 3’üncü sırada yer alırken, kansere bağlı ölüm nedenleri arasında da 2’inci sıraya yükseliyor. En ölümcül kanserlerde üst sıralarda yer almasının sebebi ise genellikle ileri aşamaya kadar belirti vermeden sinsice ilerlemesi!<strong> </strong>Bu nedenle tarama programı kritik önem taşıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez,</strong> kolon kanserinin önemli bir bölümünün aslında tarama programı ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle önlenebildiğine dikkat çekerek,  “Kolon kanseri tedavi edilmediğinde veya ileri evrede tanı aldığında yaşamı tehdit edebilen bir hastalıktır.  Bununla birlikte, bu kanserin en önemli özelliği tarama programıyla erken yakalanabilmesi, hatta kolonoskopi yönteminde saptanan poliplerin kansere dönüşmeden çıkarılması sayesinde önlenebilmesidir” diyor. </p>
<p><strong>Her iki yılda bir tarama testi şart! </strong></p>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, bu nedenle düzenli yapılan tarama programının kolon kanserinde yaşamsal önem taşıdığını belirterek, şu bilgileri veriyor: “Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın ulusal tarama programı; 50–70 yaş aralığında iki yılda bir gaitada gizli kan testi ve ayrıca 10 yılda bir kolonoskopi şeklindedir. Hiçbir şikayet olmasa bile tarama yaptırmak; dışkıda kan, dışkılama alışkanlığında değişiklik ve demir eksikliği anemisi gibi bulguları önemsemek,  hayat kurtarır.”  Prof. Dr. Özlem Sönmez, sağlıklı beslenmenin, düzenli hareket etmenin, ideal kiloyu korumanın ve sigara ile alkolden uzak durmanın ise kolon kanseri riskini azaltmanın temel taşlarını oluşturduğunu vurguluyor.</p>
<p><strong>En yaygın nedeni polipler! </strong></p>
<p>Kalın bağırsağın (kolon) iç yüzeyini döşeyen hücrelerde gelişen kötü huylu tümörler olan kolon kanseri, “kolorektal kanser” başlığı altında rektum kanseriyle birlikte değerlendiriliyor. İlerleyen yaş, aile öyküsü, erkek olmak, kalıtsal sendromlar (Lynch sendromu, ailesel adenomatöz polipozis) veya inflamatuvar bağırsak hastalıkları gibi kronik inflamasyon ve  radyasyona maruz kalmak, kolon kanseri için değiştirilemez risk faktörlerini oluşturuyor.   En yaygın görülen ve önlenebilir riskler arasında ise “Obezite, hareketsiz yaşam, kırmızı ile işlenmiş etten zengin ve liften fakir beslenme, sigara ile alkol kullanımı” yer alıyor. Ancak, kolon kanserinin yaklaşık yüzde 90 gibi önemli bir oranından polipler sorumlu oluyor. Polip olarak başlayan iyi huylu lezyonların bir bölümü yıllar içinde genetik ve epigenetik değişiklikler sonucu kansere dönüşüyor. Bu nedenle, poliplerin tarama kolonoskopisiyle saptanıp çıkarılması, kanser gelişimini önleyebilen temel yaklaşımı oluşturuyor.</p>
<p><strong>Ailede öyküsünde risk yaklaşık 4 kat artıyor! </strong></p>
<p>Yapılan çalışmalara göre; birinci derece akrabasında (anne, baba, kardeş) kolorektal kanser öyküsü olan kişilerde risk genel nüfusa göre yaklaşık 2–4 kat artıyor. Akrabanın genç yaşta tanı alması ve ailede bir kişiden fazla görülmesi riski daha da yükseltiyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez,<strong> </strong>risk grubunda olan kişilerin taramalara daha erken yaşta başlamaları gerektiğini belirterek, “Kolonoskopi taramasına 40 yaşında veya ailedeki en erken tanı yaşından 10 yıl önce (hangisi daha erkense) başlamaları gerekmektedir.   Bulgulara göre hastalar genellikle 5 yılda bir izlenmektedir. Şüpheli semptom varlığında ise yaş beklenmeden değerlendirme yapılmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Bu sorunlarda zaman kaybetmeyin! </strong></p>
<p>Kolon kanseri ve kanser öncülü polipler uzun süre belirti vermeden sinsice ilerleyebiliyor. Prof. Dr. Özlem Sönmez, kolon kanserinde en sık görülen belirtileri “Dışkılama alışkanlığında değişiklik (ishal-kabızlıkta yeni başlayan veya kalıcı değişim), dışkıda kan/ makattan kanama, nedensiz demir eksikliği anemisi, karın ağrısı–şişkinlik, açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik” olarak sıralıyor. Prof. Dr. Özlem Sönmez,<strong> </strong>bu belirtilerin özellikle 40 yaş üstünde veya aile öyküsü olanlarda “basit bir sorun” gibi görülmeden hızlıca hekime başvurmayı gerektirdiğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Erken evrede tam şifa mümkün!</strong></p>
<p>Doğru zamanda yapılan tarama ve zamanında cerrahi, hastalığın doğal seyrini kökten değiştirebiliyor, gecikme ise tedaviyi daha karmaşık hale getiriyor. <strong> </strong>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Sönmez, erken evrede yakalanan kolon kanserinde tam şifanın mümkün olduğunu vurguluyor. Tedavinin omurgasını genellikle cerrahi yöntemin oluşturduğunu anlatan Prof. Dr. Özlem Sönmez, sözlerine şöyle devam ediyor: “Patolojiye<strong> </strong>ve evresine göre bazı hastalarda ek tedaviler, özellikle lenf nodu tutulumu gibi risk faktörleri varsa, kemoterapi planlanmaktadır. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendirerek kanserle savaşmasını sağlayan immünoterapi ilaçları, özellikle bazı özel genetik özelliklere sahip hastalarda 2017 yılından itibaren kullanılmaktadır ve tedavi seçeneklerini genişletmektedir. Kanser hücrelerinin büyümesini hedef alan akıllı ilaçlar da yaklaşık 2000’li yıllardan bu yana uygun hastalarda kullanılarak tedavinin kişiye özel planlanmasına yardımcı olmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kolon-kanseri-artik-genc-eriskinlerde-de-goruluyor-618101">Kolon kanseri artık genç erişkinlerde de görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek kan şekeri kalıcı görme kaybına neden olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksek-kan-sekeri-kalici-gorme-kaybina-neden-olabilir-616923</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 10:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabetik Retinopati]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[Görme Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[hasar]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kaybına]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Retina]]></category>
		<category><![CDATA[şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet, ülkemizde görme kaybının en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Uygun şekilde tedavi edilmediği ve düzenli takip edilmediği takdirde geri dönüşü olmayan kalıcı görme kaybına ve körlüğe yol açabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-kan-sekeri-kalici-gorme-kaybina-neden-olabilir-616923">Yüksek kan şekeri kalıcı görme kaybına neden olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabet, ülkemizde görme kaybının en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Uygun şekilde tedavi edilmediği ve düzenli takip edilmediği takdirde geri dönüşü olmayan kalıcı görme kaybına ve körlüğe yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan,</strong> diyabetik retinopatinin diyabetin en sık görülen ve tedavi edilmediği takdirde körlüğe neden olabilen en önemli komplikasyonu olduğunu belirterek, “Retina, gözün içini kaplayan ve görüntüyü algılayarak beyne ileten sinir tabakasıdır. Aslında görme fonksiyonunu gerçekleştiren ana yapıdır. Diyabetik retinopatide bu yapı yüksek kan şekerine bağlı olarak hasar görür ve tedavide gecikildiğinde kalıcı görme kaybı oluşur” diyor.  <strong>Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan,</strong>  bu nedenle diyabetik retinopatinin erken dönemde tedavi edilmesinin göz sağlığı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, &#8220;Diyabet tanısının ardından, hiçbir yakınmaları olmasa bile hastaların düzenli göz kontrollerini yaptırmaları gerekmektedir. Bu sayede, ortaya çıkan sorunlara erken dönemde müdahale edilmesi, görme kaybı riskini önemli ölçüde azaltır ve çoğu zaman önlenebilir hale getirir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Her 10 hastadan yaklaşık 3’ünde görülüyor!</strong></p>
<p>Gözün sinir tabakası olan retinanın<strong> </strong>hasar görmesiyle meydana gelen diyabetik retinopati, diyabetik hastaların yaklaşık yüzde 30–35’inde görülüyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, retinopati gelişme riskinin hastalığın süresiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak, “Genellikle diyabet başlangıcından yaklaşık 5 yıl sonra gözde ilk patolojik değişiklikler ortaya çıkmaya başlar ve hastalık süresi uzadıkça retinopati görülme sıklığı da artar. Türk Diyabetik Retinopati Epidemiyoloji Çalışması’na göre, diyabet süresi 15 yılı aştığında hem kadınlarda hem erkeklerde görülme oranı yaklaşık yüzde 66’ya yükselir. Ayrıca, kan şekeri düzeylerinin iyi kontrol edilememesi ve hipergliseminin uzun süre devam etmesi, retinal hasarın şiddetini de belirgin şekilde artırır” diyor. <strong> </strong></p>
<p><strong>Kalıcı görme kaybına neden olabilir!</strong></p>
<p>Diyabet temel olarak bir damar hastalığı olduğu için kanda yüksek düzeydeki glukozun uzun süre damar içinde dolaşması, damar duvarında yapısal bozulmaya yol açıyor. Bu hasar sonucu kan hücreleri, serum, proteinler ve lipidler, gözün sinir tabakası olan retinaya sızarak, ödem ve kanamalara neden oluyor. Bu tablo görme keskinliğinde azalmayla sonuçlanıyor.  Prof. Dr. Berna Özkan, hastalık ilerledikçe hasar gören damar duvarlarının zayıfladığını ve damarlarda tıkanmalar oluştuğunu belirterek, ”Bunun sonucunda retina yeterli kan ile oksijen alamaz; iskemi olarak adlandırılan süreç meydana gelir ve retina hücrelerinde kayıp başlar.  Bu evrede ortaya çıkan görme kaybı sinir hücrelerinin yenilenme kapasitesi olmadığı için çoğu zaman geri dönüşsüz, yani kalıcı olur” diye konuşuyor.  Hastalığın ilerlemesi durumunda retina dekolmanı gelişebileceği uyarısında bulunan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, “Bu evreye geldiğinde görme seviyesi yalnızca ışığı ayırt edebilecek seviyeye düşebilir” diyor. </p>
<p><strong>Glokomdan katarakta… </strong></p>
<p>Diyabet, retina dışında gözün başka yapılarını da etkileyebiliyor. Katarakt, glokom (göz tansiyonu), kornea ve oküler yüzey hastalıkları ile enfeksiyonlara yatkınlık bu etkiler arasında yer alıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, özellikle enfeksiyonlara yatkınlığın klinik açıdan büyük önem taşıdığını anlatarak,  şöyle devam ediyor: “Diyabetik hastalarda immün yanıtın zayıflaması nedeniyle, normalde vücutta zararsız şekilde bulunabilen ya da günlük yaşamda karşılaşılan mikroorganizmalar, göz içinde ciddi, hatta görmeyi tehdit eden enfeksiyonlara (endoftalmi) yol açabilir. Ayrıca diyabet, göz hareketlerini sağlayan kranial sinirlerde mikroiskemik hasara neden olarak göz kaslarında felçlere ve buna bağlı çift görmeye (diplopi) sebep olabilir.”</p>
<p><strong>Yılda bir kez</strong> <strong>göz muayenesi çok önemli!</strong></p>
<p>Diyabetik retinopatide ilk damar değişiklikleri başladığında hastanın görme keskinliği hemen etkilenmeyebiliyor. Bu nedenle, diyabet tanısı konulduğunda düzenli göz muayeneleri ve ortaya çıkan sorunlara erken dönemde müdahale edilmesi, ciddi görme kaybının önlenmesi açısından kritik önem taşıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, diyabet tanısı alan ve henüz göz bulgusu saptanmayan hastaların yılda bir kez göz muayenesi yaptırmaları gerektiğini anlatarak, “Erken dönem retinopati bulguları tespit edildiğinde takip aralığı genellikle 6 aya indirilmektedir. İleri evre bulguların varlığında ise muayene sıklığı, hastalığın şiddetine ve klinik durumuna göre daha da artırılır” diyor. Prof. Dr. Berna Özkan, kontrol zamanı henüz gelmemiş olsa bile görme keskinliğinde azalma ve görme alanında kayıp fark edildiğinde veya şiddetli bir göz ağrısı oluştuğunda zaman kaybetmeden göz hekimine başvurmanın son derece önemli olduğunu vurguluyor. </p>
<p><strong>Görme keskinliğinde artış sağlanabiliyor!</strong></p>
<p>Günümüz tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada tam görme kaybının önüne geçmek mümkün olabiliyor. Diyabetik retinopati geliştiğinde, damar sızıntısına bağlı retina ödemi oluşmuşsa, göz içi enjeksiyon tedavileriyle ödem azaltılabiliyor. Bu tedavi sayesinde çoğu hastada görme keskinliğinde artış sağlanabildiğini aktaran Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, sözlerine şöyle devam ediyor: “Hastalık ilerleyip retina damarlarında tıkanmaya bağlı iskemi, yani doku tahribatı geliştiğinde ise iskemik retina alanlarına lazer fotokoagülasyon uygulanması gerekir. Daha ileri evrelerde diyabetik retinopatiye bağlı göz içi kanama, traksiyonel retina dekolmanı veya bağışıklık sistemindeki zayıflığa bağlı göz içi enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Bu durumlarda vitreoretinal cerrahiyle kanamalar temizlenebilir, retina yeniden yatıştırılabilir ve gözün bütünlüğü korunabilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-kan-sekeri-kalici-gorme-kaybina-neden-olabilir-616923">Yüksek kan şekeri kalıcı görme kaybına neden olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hemoroid Sandığınız Şikayetler Ciddi Bir Soruna İşaret Edebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hemoroid-sandiginiz-sikayetler-ciddi-bir-soruna-isaret-edebilir-615902</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 10:09:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[edebilir]]></category>
		<category><![CDATA[hemoroid]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kolon]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Rektum]]></category>
		<category><![CDATA[sandığınız]]></category>
		<category><![CDATA[şaret]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetler]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[soruna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615902</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınların ve erkeklerin büyük bir bölümünde yaygın bir sorun olan ve halk arasında basur olarak bilinen hemoroid, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hemoroid-sandiginiz-sikayetler-ciddi-bir-soruna-isaret-edebilir-615902">Hemoroid Sandığınız Şikayetler Ciddi Bir Soruna İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların ve erkeklerin büyük bir bölümünde yaygın bir sorun olan ve halk arasında basur olarak bilinen hemoroid, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Hemoroid belirtileri, kolon ve rektum kanseri gibi ciddi sorunların belirtilerine benzediği için uzman hekimler tarafından fiziki muayene ve bazı tetkiklerin yapılması hayatı önem taşıyor. Vakaların % 80’inde hastaların kanser ile hemoroidi karıştırdığı biliniyor. Hafif dereceli hemoroidler için ameliyat seçeneğinden önce yaşam tarzı değişiklikleri şikayetlerin hafiflemesini sağlayabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Ali Can Yalı, hemoroid ile ilgili önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Hemoroid toplumda bir tabu gibi görülüyor</strong></p>
<p>Hemoroidler, anal kanalda doğal bulunan damarlı yapılardır. Vücutta dışkı kontrolüne yardımcı olan yastıkçıklardır. Bu damarlı yapılar şiştiğinde veya iltihaplandığında, ortaya çıkan duruma hemoroid ya da basur denilmektedir. Basur toplumda bir tabudur. Utanma duygusu nedeniyle vakaların büyük bir bölümünde erken teşhis mümkün olmamaktadır. Kaşıntı ve rektal kanama belirtileriyle başlayan hemoroidi hastalar çoğu zaman tuvalette fark etmektedir. Rahatsızlığa neden olan şişmiş damarlar ağrıya de neden olmaktadır.</p>
<p>Hemoroidin iki çeşidi bulanmaktadır; </p>
<ul>
<li>Dış hemoroidler. Anüs çevresindeki derinin altında oluşan dış kistler, dışarı doğru çıkıntı yapmaktadır. Dış hemoroidler genellikle şişmiş kan damarları veya sert yumrular şeklinde görüldüğü için daha belirgindir.</li>
<li>İç hemoroidler. Adından da anlaşılacağı gibi rektumun içindedir. Rektumun içinde oluşan iç hücrelerdir. Hastalar genellikle dışkıda kan gördüklerinde veya hemoroidler anüsün dışına doğru şişecek kadar büyüdüğünde iç hemoroidleri olduğunu fark eder.</li>
</ul>
<p><strong>7 yaygın belirtisi</strong></p>
<p>Hemoroidin birçok farklı nedeni vardır, en yaygın olanları şunlardır:</p>
<ol>
<li>Kronik kabızlık veya ishal.</li>
<li>Dışkılama sırasında zorlanma.</li>
<li>Aşırı derecede kilolu olmak.</li>
<li>Tuvalette uzun süre oturma.</li>
<li>Gebelik hali.</li>
<li>Lif oranı düşük beslenme alışkanlığı.</li>
<li>Düzenli olarak ağır kaldırmak.</li>
</ol>
<p>Bu nedenler anüs çevresindeki damarların basınç altında gerilmesine neden olmakta hatta damarların şişmesine ve kabarmasına yol açmaktadır. Alt rektumdaki bu artan basınç, hemoroid oluşumundan sorumlu tutulmaktadır.</p>
<p><strong>Hemoroidle karıştırılan 4 sorun </strong></p>
<p>Hemoroid ile benzer semptomlara sahip diğer sorunları ayırt etmek önemlidir. </p>
<ul>
<li>Anüs, rektum ve kolon kanserleri: Bu kanserler rektum yakınlarında ortaya çıkabilmekte ve belirtileri hemoroide benzemektedir. 40 yaş sonrasında çok yaygın olarak görülen rektum ve kolon kanseri erken evrede tespit edilmesi hayati önem taşımaktadır. Düzenli olarak yapılan taramalarla kolorektal kanserlerle mücadelede edilebilmektedir. Bazen bu tümörler iyi huylu olurken, bazen de kötü huylu olabilirler. Bu nedenle, doğru teşhis çok önemlidir.</li>
<li>Anal fissürler: Anal kanalın iç yüzeyinde oluşan yırtıklar, dışkılama sırasındaki travma nedeniyle oluşur. Ağrının eşlik ettiği yırtıklarda hemoroid belirtisi olan kanama görülebilir. Anal fissürdeki doku yırtılmasıyken, hemoroidlerin ise alt rektumdaki doku yastıklarının zayıflamasından kaynaklandığını söylemek gerekir. Fissürler için yeterli su alımı ve lif açısından zengin besinlerin tüketilmesi gerekir.</li>
<li>Kolon polipleri: Bu polipler kanserli olmayan, çoğunlukla yaş ilerledikçe kolon veya rektumun iç yüzeyinde oluşan büyümelerdir. Bunlar ailesel ya da kalıtsal faktörlere bağlı olabilmektedir. Kolon polipleri olan hastalar, hemoroid semptomlarına benzer ağrı veya rektal kanamayla yüzleşebilirler.  </li>
<li>Divertiküloz ve divertikülit: Gastrointestinal sistemin iç yüzeyinin küçük bölgelerinin zayıflaması ve bağırsakta dışa doğru bir kese oluşmasına neden olan bir durumdur. Bu dışa doğru küçük bir kese gibi görünür. Divertiküller en sık kolonda görülmektedir. Gastrointestinal sistemin herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilmektedir. Bağırsak perforasyonu, kanama, apse veya darlık gibi bir komplikasyon olmadığı sürece herhangi bir belirti vermez. Bu nedenle hemoroidle karıştırılmaktadır.  </li>
</ul>
<p>Makat bölgesinde herhangi bir problem yaşandığında öncelikle bir cerraha muayene olmak önemlidir. Muayene olmak daha sonrasında çıkabilecek sorunların ve gecikmiş teşhisin önüne geçecektir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hemoroid-sandiginiz-sikayetler-ciddi-bir-soruna-isaret-edebilir-615902">Hemoroid Sandığınız Şikayetler Ciddi Bir Soruna İşaret Edebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da kontrolsüz tatlı tüketimi kan şekerini zorluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-615649</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabet Hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolsüz]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[şekerini]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[zorluyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615649</guid>

					<description><![CDATA[<p> Diyabet, vücudun kan şekerini sağlıklı şekilde dengeleyememesiyle ortaya çıkan bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-615649">Ramazan&#8217;da kontrolsüz tatlı tüketimi kan şekerini zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> Diyabet, vücudun kan şekerini sağlıklı şekilde dengeleyememesiyle ortaya çıkan bir hastalık. Diyabet hastaları için düzenli ve dengeli beslenme hayati önem taşır. Ramazan ayında uzun saatler süren açlık ise kan şekeri dengesini bozarak özellikle diyabet hastaları açısından risk oluşturabilir. Oruç kararı öncesinde mutlaka doktora danışılması gerektiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “İnsülin takviyesi alanların oruç tutması, kan şekeri seviyesinde ciddi dalgalanmalara yol açabileceği için riskli olabilir” dedi.</strong></p>
<p>Türkiye’de 2024 verileriyle 12 milyondan fazla diyabet hastası bulunduğunu belirten Prof. Dr. Fulya Akın, “Ramazan’da özellikle iftar sonrasında tatlı ve hamur işi tüketiminde belirgin bir artış yaşanıyor. Şerbetli ve yoğun karbonhidrat içeren tatlılar kan şekerini kısa sürede hızla yükseltebilir, ardından ani düşüşlere yol açarak dalgalanmalara neden olabilir. Bu durum diyabet hastaları açısından ciddi risk oluşturur ve kan şekeri kontrolünü zorlaştırır. Bu nedenle diyabet hastaları oruç tutmadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmeli. Özellikle Tip 1 diyabeti olanlara ve kan şekeri kontrolü sağlanamayan Tip 2 hastalarına oruç önermiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Karbonhidrat ağırlıklı beslenme kan şekerini hızla yükseltiyor</strong></p>
<p>Oruç süresince beslenme alışkanlıklarının daha planlı olması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Akın, “Ramazan ayı boyunca mideyi uzun süre tok tutan, sindirimi daha yavaş olan, protein ve liften zengin besinler tercih edilmeli. İftarda uzun saatlerin ardından bir anda kızartma gibi ağır yemeklere yüklenmek yerine hafif bir başlangıç yapmak ve ana yemeği yavaş yavaş tüketmek kan şekerinin ani yükselmesini engellemeye yardımcı olur. Beyaz ekmek, pizza, makarna ve pasta gibi rafine karbonhidratların fazla tüketilmesi kan şekeri dengesini bozabilir, bu nedenle bu besin türlerinin de porsiyon kontrolü kıymetli. Ayrıca iftar ile sahur arasında yeterli su içmek hem vücudun susuz kalmasını önler hem de gün içindeki kan şekeri dalgalanmalarını azaltmaya destek olur” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Ek hastalığı olan diyabetliler için oruç daha riskli</strong></p>
<p>Diyabete ek olarak hamile olan ya da böbrek hastalığı bulunan kişilerde riskin daha da arttığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Kan şekerindeki ani değişimler hem anne hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilir. Uzun süre susuz kalmak ise böbrek fonksiyonlarını daha da zorlayabilir. Bu nedenle hamile diyabet hastalarına ve böbrek yetmezliği bulunan diyabetlilere oruç tutmalarını önermiyoruz. Ayrıca böbrek hastalığı olan kişilerde kan şekeri düşüklüğü riski de daha yüksek olabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-kontrolsuz-tatli-tuketimi-kan-sekerini-zorluyor-615649">Ramazan&#8217;da kontrolsüz tatlı tüketimi kan şekerini zorluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sahuru atlamak bu hastalıkları tetikliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sahuru-atlamak-bu-hastaliklari-tetikliyor-613370</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2026 08:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atlamak]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[mide]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Reflü]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[sahuru]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<category><![CDATA[Yiyecekler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613370</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan’da uzun saatler süren açlığın ardından iftar yemeğinde midemize aniden ve hızlı bir şekilde yükleniyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sahuru-atlamak-bu-hastaliklari-tetikliyor-613370">Sahuru atlamak bu hastalıkları tetikliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan’da uzun saatler süren açlığın ardından iftar yemeğinde midemize aniden ve hızlı bir şekilde yükleniyoruz.  Aşırı yağlı, kızartma türü ve hamur işi gıdaları soframızdan eksik etmiyoruz. İftardan kısa bir süre sonra da kendimizi kanepenin üzerinde uzanmış buluyoruz. Oruç tutmak aslında son derece sağlıklı olsa da, yaptığımız bu tür hatalar mide ve bağırsak sistemimize zarar verebiliyor.  Mide ağrısı, hazımsızlık, şişkinlik, reflü atakları ve safra sorunları, Ramazan’da en sık görülen sorunları oluşturuyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi</strong> <strong>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Saruç, </strong>Ramazan’da mide problemleri yaşamamak için dikkat etmemiz gereken 3 temel kuralı; “İftarı yavaş ve küçük porsiyonlarla açmak,  sahuru mutlaka yapmak, aşırı yağlı, şekerli ve ağır yiyeceklerden kaçınmak” olarak sıralıyor.  <strong>Prof. Dr. Murat Saruç,</strong> kronik hastalığı veya herhangi bir sağlık sorunu olan kişilerin  oruca başlamadan önce ilaçların saatlerinin yeniden düzenlenmeleri için mutlaka doktorlarıyla görüşmeleri gerektiğine de vurgu yapıyor. <strong>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Saruç, </strong>oruç tutarken dikkat etmemiz gereken 8 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Sahura mutlaka kalkın</strong></p>
<p>Sahur, kan şekerinin gün boyu dengede kalmasını ve bu sayede insülin düzeyinde yükselme olmamasını sağlıyor. Tüm gün oruç tutarken yetersiz beslenmemize bağlı hipoglisemiyi de önlüyor. Sahur öğününün atlanması halinde birçok sağlık sorunu ortaya çıkabileceği uyarısında bulunan Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Saruç,<strong> </strong>“Sahur yapmamak uzun açlık süresini daha da uzatır ve bunun sonucunda; halsizlik, baş ağrısı ile ani tansiyon düşmelerine yol açabilir. Ayrıca, mide asidi boş mideye daha uzun süre temas eder; bu durum gastrit ve reflüyü tetikler” diyor.  </p>
<p><strong>İftara yavaş ve küçük porsiyonlarla başlayın</strong></p>
<p>Uzun süren açlıktan sonra mide hareketleri yavaşlıyor ve sindirim enzimleri azalıyor. Dolayısıyla, iftar öğününde bir anda fazla yemek midenin yükünü çok artırıyor, bunun sonucunda; şişkinlik, mide ağrısı, gastrit ve reflü  gibi sorunlar gelişiyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Saruç, “İftarda orucumuzu ‘çorba, su ve hurma’ gibi hafif yiyecekler ile açmak, midemizi daha sonra yiyeceğimiz kalorili yiyeceklere hazırlar. Ana yemeğe geçmeden 10–15 dakika beklemek de sindirimi ciddi şekilde rahatlatır” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Aşırı yağlı, kızartma türü ve hamur işi gıdalardan kaçının</strong></p>
<p>İftar ile sahurda aşırı yağlı, kızartma türü ve hamur işi gıdalardan uzak durmanız da çok önemli.<strong> </strong>Çünkü, Ramazan’da artan mide şikâyetlerinin ana nedenini bu beslenme alışkanlığı oluşturuyor. <strong> </strong>Bu tür yiyecekler mide boşalmasını geciktiriyor ve mide asidini artırıyor. Sonuç olarak; hazımsızlık, yanma ve gece reflüsü   sıkça oluşabiliyor.  Ayrıca karaciğer ve safra kesesi de daha fazla zorlanıyor. </p>
<p><strong>Tuzlu besinleri sınırlayın</strong></p>
<p>Tuzlu yiyecekler vücuttan su atılımını artırıyor ve susuzluğu şiddetlendiriyor. Bu durumun tansiyon düzensizliği, baş ağrısı ve ödemle sonuçlanacağını söyleyen Prof. Dr. Murat Saruç, “Sahurda salam, sucuk ve peynir gibi tuzlu yiyeceklerin fazla tüketilmeleri bu yüzden risklidir. Ramazan’da sıvı dengesini korumak en az besin seçimi kadar önemlidir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Bir anda fazla su içmeyin</strong></p>
<p>İftar ve sahur arasında yeterli su içmeniz çok önemli. Çünkü,   yetersiz sıvı alımı kabızlık, böbrek taşı ve tansiyon problemlerini artırıyor. Ancak,<strong> </strong>bir anda fazla su içmek de mideyi geriyor, şişkinlik yapıyor ve elektrolit dengesini bozabiliyor.  Bu nedenle, su tüketimini iftar ile sahur arasına yaymanız gerekiyor. “Susuzluğunuzu gidermek için mutlaka 3-4 litre su içmelisiniz” şeklindeki tavsiyelerin doğru olmadığı uyarısında bulunan Prof. Dr. Murat Saruç, bu durumun su zehirlenmesine yol açabileceğine vurgu yapıyor.  Prof. Dr. Murat Saruç, çay ve kahvenin ise su yerine geçmediğini, aksine sıvı kaybını artırabildiğini sözlerine ekliyor.</p>
<p><strong>İftardan sonra en az 1.5 – 2 saat kuralına dikkat! </strong></p>
<p>İftardan sonra hemen yatmak, mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasını kolaylaştırıyor. Bu durumun reflü, mide yanması ve boğazda acı su hissine neden olacağına işaret eden Prof. Dr. Murat Saruç,  “Yemekten sonra en az 1,5–2 saat dik pozisyonda kalmak sindirimi destekler. Özellikle mide problemi olanlar için bu kural oldukça önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>İlaçlarınızın saatlerini gelişigüzel değiştirmeyin</strong></p>
<p>İlaç kullanım saatlerinin Ramazan’da mutlaka hekim önerisiyle yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Gastreonteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Saruç, hekime danışılmadan gelişigüzel yapılan saat değişikliğinin ilacın etkisini azalttığını belirterek, şu bilgileri paylaşıyor: “Ayrıca, varsa birlikte kullanılan diğer ilacın da etkisini azaltabilir ya da artırabilir. Örneğin,  bu bir kan sulandırıcı ise kanamaya neden olabilir; tiroit ilacı ise tiroit yetersizliğine yol açabilir; ritim ilaçları ise bulantı-kusma, karın ağrısı, çarpıntı ve baş ağrısı gibi sorunlar oluşturabilir.” Özellikle mide koruyucuların mutlaka aç karnına alınmaları gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Muraç Saruç, “Aksi halde bu ilaçların vücuttaki etkileri yeterli seviyeye ulaşmayacak, reflüye bağlı yemek borusu ülserleri oluşabilecek, mide koruyucu özelliği kaybolacağı için mide kanamaları ortaya çıkabilecektir” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Egzersizi bırakmayın ama zamanını doğru seçin</strong></p>
<p>Tamamen hareketsiz kalmak kabızlık ve kilo artışını tetikliyor. Dolayısıyla, egzersizleri her gün alışkanlık haline getirmek, sağlığımız için çok önemli. Ancak, aç karnına yapılan ağır egzersizler bayılmaya ve kas yıkımına neden olabiliyor. İftardan 1–2 saat sonra yapılan hafif yürüyüşler ise sindirimi hızlandırıyor ve kan şekerini dengeliyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sahuru-atlamak-bu-hastaliklari-tetikliyor-613370">Sahuru atlamak bu hastalıkları tetikliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukluk çağı kanserlerinin üçte biri lösemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinin-ucte-biri-losemi-613125</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 13:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çağı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanserlerinin]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[üçte]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613125</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lösemi, kemik iliğinde kan hücrelerini üreten hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir kanser türü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinin-ucte-biri-losemi-613125">Çocukluk çağı kanserlerinin üçte biri lösemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Lösemi, kemik iliğinde kan hücrelerini üreten hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir kanser türü. Çocukluk döneminde görülen kanserler arasında en sık karşılaşılan türün lösemi olduğunu ve tüm çocukluk çağı kanserlerinin yaklaşık üçte birini oluşturduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Savaş Kansoy, “Lösemiye en sık ilk 5 yaşta rastlıyoruz. Bu nedenle özellikle küçük yaş grubunda ortaya çıkan uzun süren halsizlik, sık enfeksiyon ya da nedeni açıklanamayan morluklar dikkatle takip edilmeli” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Çocukluk çağı kanserlerinin kesin nedeninin henüz tam olarak bilinmediğini ancak vakaların küçük bir bölümünde kalıtsal faktörlerin etkili olabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Savaş Kansoy, “Çocuklarda kansızlık, karında şişlik ya da dolgunluk hissi, lenf bezlerinde belirgin şişlik, ciltte kolay oluşan morluklar, iki taraflı burun kanaması, uzun süren ateş ve sık enfeksiyonlar löseminin belirtileri arasında sayılabilir. Bu bulgulara ek olarak kan tahlillerinde beyaz kan hücrelerinde görülen anormal değişiklikler de tanı sürecinde yol gösterici olabilir. Bu şikâyetler farklı hastalıklarda da ortaya çıkabilir ancak uzun sürmesi ya da bir arada görülmesi durumunda ailelerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması kıymetli” dedi.</p>
<p><strong>Geçmeyen halsizlik sıradan bir yorgunluk olmayabilir</strong></p>
<p>Çocuklarda görülen kanser belirtilerinin başka hastalıklarla karıştırılabildiğini ifade eden Kansoy, “Özellikle uzun süren halsizlik çoğu zaman basit bir enfeksiyon ya da kansızlıkla, nedeni açıklanamayan morluklar çarpma veya düşmelerle, sık tekrarlayan enfeksiyonlar bağışıklığın geçici olarak zayıflamasıyla, geçmeyen ateş ise üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla ilişkilendirilebiliyor. Lenf bezlerindeki şişlikler de genellikle enfeksiyonlara bağlanabiliyor. Her belirti lösemi anlamına gelmez ancak bu şikâyetler uzun sürüyor ya da bir arada görülüyorsa ailelerin durumu göz ardı etmeden bir uzmana başvurması erken tanı açısından büyük önem taşır” dedi.</p>
<p><strong>Lösemi tedavisi uzun ve sabır isteyen bir süreç</strong></p>
<p>Löseminin farklı türleri bulunduğunu açıklayan Kansoy, “Löseminin en sık görülen tipleri akut lenfoblastik, akut miyeloblastik ve kronik miyelositer lösemidir. Tanı, kan tahlilleri ve kemik iliğinden alınan örneklerin incelenmesiyle konur. Hastalığın özelliklerine ve risk durumuna göre tedavi planı belirlenir. Çoğu hastada kemoterapi uygulanır, bazı durumlarda ise kök hücre nakli gündeme gelebilir ve tüm bu tedavi süreci 1-2 yılı kapsayabilir. Bu uzun ve yorucu dönemde hem çocukların hem de ailelerin psikolojik destek alması süreci daha sağlıklı atlatmaları açısından büyük önem taşır” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocukluk-cagi-kanserlerinin-ucte-biri-losemi-613125">Çocukluk çağı kanserlerinin üçte biri lösemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hastanede ölçülen tansiyon daha yüksek çıkabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hastanede-olculen-tansiyon-daha-yuksek-cikabiliyor-611780</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 08:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[değerler]]></category>
		<category><![CDATA[hastanede]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[ölçülen]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611780</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp ve damar sağlığını değerlendirmede tansiyon, kolesterol ve kan şekeri gibi ölçümler birlikte ele alınıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hastanede-olculen-tansiyon-daha-yuksek-cikabiliyor-611780">Hastanede ölçülen tansiyon daha yüksek çıkabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kalp ve damar sağlığını değerlendirmede tansiyon, kolesterol ve kan şekeri gibi ölçümler birlikte ele alınıyor. Bu değerler arasında yüksek tansiyonun en kritik göstergelerden biri olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Yüksek tansiyon damar duvarlarına ani ve şiddetli bir baskı uygular. Bu durum beyin kanaması, kalp krizi veya aort yırtılması gibi hayati sonuçlara neden olabilir. ‘Sessiz katil’ olarak adlandırılan hipertansiyon, herhangi bir belirti vermese bile tek bir yüksek ölçümde dahi acil tıbbi değerlendirme gerektirir” dedi.</strong></p>
<p>Kan basıncı; stres, heyecan veya fiziksel aktiviteye bağlı olarak anlık değişebilir. Bu nedenle hipertansiyon tanısı için tek bir ölçümün yeterli olamayacağını açıklayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Farklı zamanlarda yapılan ölçümler büyük önem taşır. Örneğin hastane ortamında strese bağlı yüksek çıkan değerlere ‘beyaz önlük hipertansiyonu’, muayenede normal olan ancak evde yüksek seyreden değerlere ise ‘maskeli hipertansiyon’ adı verilir. Ev ölçümleri, günlük yaşam koşullarını daha doğru yansıttığı için tanı ve takipte kritik rol oynar. Dolayısıyla şüpheli durumlarda tüm ölçümlerin doktor tarafından bir bütün olarak değerlendirilmesi en doğru yaklaşım” dedi.</p>
<p><strong>Damar sertliği kalp krizi riskini artırıyor</strong></p>
<p>Klinik açıdan hem büyük hem de küçük tansiyon değerlerinin kalp ve damar sağlığının önemli göstergeleri arasında yer aldığını belirten Koylan, “Büyük tansiyon, kalbin kanı pompaladığı anda damar duvarlarına uygulanan basıncı, küçük tansiyon ise kalbin gevşediği sırada damarlarda kalan basıncı ifade eder. Sertlik arttıkça damarlar esnekliğini kaybeder ve kalpten pompalanan kanı karşılamakta zorlanır. Bu durum, büyük tansiyonun yükselmesine ve kalbin daha fazla eforla çalışmasına neden olur. Özellikle 50 yaş üstü bireylerde bu yük artışı, kalp krizi ve inme riskini de beraberinde getirir. Gençlerde ise küçük tansiyon yüksekliği daha ön plandadır. Bu nedenle tansiyon değerlendirmesi yapılırken tek bir değere bakmak yerine kişinin yaşı ve genel sağlık durumu birlikte ele alınmalı” dedi.</p>
<p><strong>Genetik mirasın etkileri sağlıklı yaşamla azaltılabilir</strong></p>
<p>Genetik yatkınlığın tansiyon, kolesterol ve kan şekeri gibi değerleri etkileyebileceğini belirten Koylan, “Ancak yatkınlık, hastalığın kaçınılmaz olduğu anlamına da gelmez. Beslenme alışkanlıkları, düzenli egzersiz ve stres kontrolü, bu değerleri önemli ölçüde etkileyen ve tedavinin temelini oluşturan unsurlar arasında yer alır. Özellikle sınırda değerlere sahip birçok kişide, yaşam tarzında yapılacak doğru değişiklikler ilaç ihtiyacını ortadan kaldırabilir ya da uzun süre erteleyebilir. İlaç tedavisi şart olan kişilerde bile, sağlıklı bir yaşam tarzı tedavinin etkinliğini artırır, daha düşük dozlarla kontrol sağlanmasına yardımcı olur ve hastalığın seyrini olumlu yönde etkiler. Bu nedenle risk faktörlerinin yönetiminde genetik kadar günlük yaşam alışkanlıkları da belirleyici rol oynar” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hastanede-olculen-tansiyon-daha-yuksek-cikabiliyor-611780">Hastanede ölçülen tansiyon daha yüksek çıkabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vücutta Gizli Kalmış Kanser Hücrelerine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vucutta-gizli-kalmis-kanser-hucrelerine-dikkat-610221</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 07:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkma]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[hücrelerine]]></category>
		<category><![CDATA[kalmış]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Mrd]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[testler]]></category>
		<category><![CDATA[Tümör]]></category>
		<category><![CDATA[vücutta]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610221</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser tedavisi gören pek çok hasta için en rahatlatıcı cümle şudur: “Bütün tetkikleriniz normal.” Ancak modern tıbbın geldiği noktada, bu cümle her zaman sürecin tamamen sona erdiği anlamına gelmeyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vucutta-gizli-kalmis-kanser-hucrelerine-dikkat-610221">Vücutta Gizli Kalmış Kanser Hücrelerine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser tedavisi gören pek çok hasta için en rahatlatıcı cümle şudur: “Bütün tetkikleriniz normal.” Ancak modern tıbbın geldiği noktada, bu cümle her zaman sürecin tamamen sona erdiği anlamına gelmeyebiliyor. MR, PET ve rutin kan testlerinin normal olması, vücutta hastalığa ait hiçbir hücre kalmadığını kesin olarak göstermeyebiliyor. Çünkü bazı kanser hücreleri, görüntüleme yöntemlerinin ve klasik testlerin algılayamayacağı kadar küçük ve sessiz bir şekilde dolaşımda varlığını sürdürebiliyor.</p>
<p>İşte bu noktada moleküler analizler devreye giriyor; Minimal Rezidüel Hastalık (MRD) olarak adlandırılan bu görünmez risk, yalnızca bir tüp kan üzerinden tespit edilebiliyor. Özellikle yüksek riskli kanser türlerinde ve tedavi sonrası takip sürecinde MRD, hastalığın yeniden ortaya çıkma ihtimalini önceden öngörmeye imkân tanıyan son derece önemli bir gösterge haline geliyor. Memorial Şişli Hastanesi Onkoloji Merkezi’nden Prof. Dr. Serkan Keskin, 4 Şubat Dünya Kanser Günü öncesi kanser takibinde MRD testi ile ilgili bilinmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Görüntüleme ve klasik testler her zaman yeterli mi?</strong></p>
<p>Kanser şüphesi olan ya da kanser tanısı almış hastaların takip sürecinde Manyetik Rezonans (MR), Bilgisayarlı Tomografi (BT), PET-CT ve ultrason gibi görüntüleme yöntemleri sıklıkla kullanılmaktadır. Buna ek olarak bazı kan testleri ve tümör belirteçleri ile hastalığın varlığı ya da yokluğu değerlendirilmektedir. Bu yöntemler modern tıbbın vazgeçilmez araçlarıdır ve çoğu zaman doğru yönlendirme sağlamaktadır.</p>
<p>Ancak klinik pratiğin ortaya koyduğu önemli bir gerçek vardır: Tüm bu tetkikler normal olsa bile, hastalık moleküler düzeyde tamamen ortadan kalkmamış olabilir. Tedavilerini tamamlamış, ameliyat olmuş ve “tam yanıt” aldığı düşünülen bazı hastalarda yıllar sonra nüks görülmesi, bu durumun en somut göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p><strong>MRD testi gizli kalmış kanser hücrelerini ortaya koyuyor</strong></p>
<p>Minimal Rezidüel Hastalık, tedavi sonrasında vücutta kalmış olabilecek çok küçük sayıdaki tümör hücrelerini ifade etmektedir. Bu hücreler klasik görüntüleme yöntemleriyle ya da rutin kan testleriyle saptanamamaktadır. Ancak genetik ve moleküler düzeyde yapılan ileri analizler sayesinde kandan tespit edilebilmektedir.</p>
<p>MRD değerlendirmesi için yalnızca bir tüp kan alınmakta ve bu örnek genetik laboratuvarlara gönderilmektedir. Kanda dolaşan tümör DNA’sı veya tümör hücreleri, belirli eşik (cut-off) değerlerine göre analiz edilmektedir. Bu eşik değerin üzerinde saptanan sonuçlar, hastalığın ilerleyen dönemde yeniden ortaya çıkma ihtimalinin yüksek olduğunu göstermektedir. </p>
<p><strong>Nüks riski önceden görülebilir mi?</strong></p>
<p>Güncel bilimsel veriler, MRD pozitifliği saptanan hastalarda ilerleyen dönemlerde hastalığın nüks etme olasılığının yüzde 90’lara kadar çıkabildiğini göstermektedir. Bu bilgi, hem hekim hem de hasta açısından son derece kıymetlidir. Çünkü hastalığın geri dönmesini beklemek yerine, risk daha oluşmadan önlem almak mümkün hale gelmektedir.</p>
<p>Meme kanseri, kolon kanseri, akciğer kanseri ve böbrek kanseri gibi birçok solid tümörde MRD testleri giderek daha yaygın şekilde kullanılmaktadır. Ameliyatını olmuş, kemoterapi ve diğer onkolojik tedavilerini tamamlamış bir hastada “Bu hastalık gerçekten bitti mi?” sorusunun yanıtı artık yalnızca filmlerle değil, moleküler verilerle de değerlendirilmektedir.</p>
<p><strong>Hastalar yakından izleniyor ve tedavi planı şekillendiriliyor</strong></p>
<p>MRD’nin pozitif saptanması durumunda izlenen yol, klasik takip yaklaşımlarından farklılaşmaktadır. Bu hastalar daha yakından izlenmekte, kontroller sıklaştırılmakta ve gerekirse daha güçlü ya da farklı tedavi seçenekleri devreye sokulmaktadır. Amaç, olası bir nüksü klinik olarak ortaya çıkmadan yakalamak ve hastayı yeniden tam şifaya ulaştırmaktır.</p>
<p>Günümüz onkolojisi artık yalnızca organ düzeyinde değil, gen ve molekül düzeyinde ilerlemektedir. Hangi hastanın daha yüksek risk taşıdığı, hangi tedaviden daha fazla fayda göreceği giderek daha net biçimde ortaya konabilmektedir. Bu yaklaşım, gereksiz tedavilerin önüne geçerken doğru hastaya doğru zamanda doğru tedavinin verilmesini sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Nüksü engellemek çok önemli </strong></p>
<p>Kanser tedavisinde başarı artık yalnızca tümörü ortadan kaldırmakla sınırlı değildir. Asıl başarı, hastalığın geri dönmesini engellemekte yatmaktadır. MRD testleri, bu hedefe giden yolda hekimlerin elini güçlendiren, hastalara ise umut veren önemli bir gelişme olarak öne çıkmaktadır. Moleküler düzeyde yapılan bu değerlendirmeler sayesinde kanserle mücadelede daha bilinçli, daha güçlü ve daha erken adımlar atılabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vucutta-gizli-kalmis-kanser-hucrelerine-dikkat-610221">Vücutta Gizli Kalmış Kanser Hücrelerine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selçuklu Belediyesi Personeli ve Vatandaşlardan Kan Bağışı Kampanyasına Destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesi-personeli-ve-vatandaslardan-kan-bagisi-kampanyasina-destek-609044</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 11:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[kampanyasına]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[personel]]></category>
		<category><![CDATA[personeli]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlardan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609044</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal sorumluluk projelerine duyarlı olmayı sürdüren Selçuklu Belediyesi kan bağışı noktasında da desteğini devam ettiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesi-personeli-ve-vatandaslardan-kan-bagisi-kampanyasina-destek-609044">Selçuklu Belediyesi Personeli ve Vatandaşlardan Kan Bağışı Kampanyasına Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal sorumluluk projelerine duyarlı olmayı sürdüren Selçuklu Belediyesi kan bağışı noktasında da desteğini devam ettiriyor. Bu kapsamda Selçuklu Belediyesi ve Kızılay işbirliğinde rutin aralıklarla belediye hizmet binasında kan bağışı platformu kuruluyor. Sağlık açısından birçok faydası bulunan kan bağışına belediye personeli ve vatandaşlar da yoğun ilgi gösteriyor. Toplumsal duyarlılık açısından örnek olan kan bağışı kampanyasında gönüllüler Kızılay ekipleri tarafından yapılan  kontroller sonrasında bağışta bulundu.</p>
<p>Kızılay Kan Merkezi tarafından yürütülen kampanyada, kan vermek isteyen personel ve vatandaşların öncelikle gerekli tetkikleri yapılıyor. Yapılan kontroller sonucunda herhangi bir sağlık engeli bulunmayan gönüllülerden alınan kanlar kayıt altına alınarak bekleyen hastalara ulaştırılıyor.</p>
<p>Selçuklu Belediyesi’nde düzenli olarak gerçekleştirilen bu kampanya ile hem toplumsal farkındalık artırılıyor hem de kan ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlanıyor.</p>
<p><b>Başkan Pekyatırmacı, “Belediye personeli ve vatandaşlarımızla kan bağışı kampanyalarına destek veriyoruz”</b></p>
<p>Kan bağışının hayati bir ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı,  “Kan, acil durumlarda ve tedavi süreçlerinde yerine başka hiçbir şeyin konulamadığı hayati bir ihtiyaçtır. Bu nedenle kan bağışı, sadece bir sağlık hizmeti değil aynı zamanda güçlü bir sosyal sorumluluk örneğidir. Selçuklu Belediyesi olarak personelimizle birlikte bu bilinçle hareket ediyor, düzenli olarak gerçekleştirilen kan bağışı kampanyalarına destek veriyoruz. Bu vesileyle kampanyaya destek veren tüm personelimize ve vatandaşlarımıza teşekkür ediyor, tüm hemşehrilerimizi kan bağışında bulunmaya davet ediyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesi-personeli-ve-vatandaslardan-kan-bagisi-kampanyasina-destek-609044">Selçuklu Belediyesi Personeli ve Vatandaşlardan Kan Bağışı Kampanyasına Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepe Belediyesi&#8217;nden Örnek Dayanışma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kartepe-belediyesinden-ornek-dayanisma-606817</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 14:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağış]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606817</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe Belediyesi ile Kocaeli Kızılay Kan Merkezi iş birliğiyle düzenlenen geleneksel kan ve kök hücre bağış kampanyası, belediye personeli ve vatandaşların yoğun katılımıyla düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepe-belediyesinden-ornek-dayanisma-606817">Kartepe Belediyesi&#8217;nden Örnek Dayanışma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kartepe Belediyesi ile Kocaeli Kızılay Kan Merkezi iş birliğiyle düzenlenen geleneksel kan ve kök hücre bağış kampanyası, belediye personeli ve vatandaşların yoğun katılımıyla düzenlendi.</strong></p>
<p><strong>Yoğun Katılım, Güçlü Dayanışma</strong></p>
<p>13’üncü kez düzenlenen ve Kartepe Belediye Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen “Birbirimize Candan Bağlıyız” temalı Bağış Günü boyunca<strong> </strong>Kartepeliler, kan bağışında bulunarak toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerinden birini sergiledi. Etkinliğe katılan gönüllüler, bağış yaparak ihtiyaç sahiplerine umut oldu.</p>
<p><strong>Kan Bağışı Hayat Kurtarıyor</strong></p>
<p>Organizasyonda, düzenli kan bağışının sağlık sistemi için taşıdığı öneme dikkat çekildi. “Bir ünite kan, üç can” anlayışıyla gerçekleştirilen kampanyada, bağışın hayat kurtaran bir sorumluluk olduğu vurgulandı.</p>
<p><strong>Kök Hücre Bağışı Hakkında Bilgilendirme</strong></p>
<p>Etkinlik kapsamında kök hücre bağışı konusunda da vatandaşlara bilgilendirme yapıldı. Gönüllüler, kök hücre bağışçısı olmak için kayıt oluştururken, bu bağışın birçok hastaya umut olabileceği ifade edildi.</p>
<p><strong>Vatandaşlara Düzenli Bağış Çağrısı</strong></p>
<p>Kartepe Belediyesi yetkilileri, geleneksel hale gelen Bağış Günü etkinliğinin her yıl artan ilgiyle sürdürüldüğünü belirterek tüm vatandaşları düzenli bağış yapmaya davet etti. Kocaeli Kızılay Kan Merkezi ekipleri ise gösterilen destekten dolayı teşekkür ederek, bağış yapan tüm bağışçılara termos çanta hediye etti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepe-belediyesinden-ornek-dayanisma-606817">Kartepe Belediyesi&#8217;nden Örnek Dayanışma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>50 yaş üzerinde herkes kan sulandırıcı kullanmalı mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/50-yas-uzerinde-herkes-kan-sulandirici-kullanmali-mi-606615</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 08:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[herkes]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Sulandırıcı]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kullanmalı]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sulandırıcı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606615</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda özellikle sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle kalp hastalarının sayısı hızla artarken, kalp krizi de genç yaşlarda kapıyı daha sık çalıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/50-yas-uzerinde-herkes-kan-sulandirici-kullanmali-mi-606615">50 yaş üzerinde herkes kan sulandırıcı kullanmalı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda özellikle sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle kalp hastalarının sayısı hızla artarken, kalp krizi de genç yaşlarda kapıyı daha sık çalıyor. Bu nedenle genetik yatkınlığı ve aile öyküsü olanların yanı sıra, sağlıksız yaşam alışkanlıklarına sahip kişilerin de kardiyolojik muayenelerini düzenli yaptırmaları, toplumda sık yapılan bazı hatalara düşmemeleri kritik önem taşıyor. Toplumda en sık yapılan hatalardan birini de kan sulandırıcı ilaç kullanımı oluşturuyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal</strong>, “Halk arasında kan sulandırıcı olarak bilinen, asetilsalisilik asit içeren ilaçların kullanımına yönelik ne yazık ki toplumsal farkındalığın son derece yetersiz olduğunu görüyoruz. 50 yaşın üzerindeki herkesin kan sulandırıcı kullanması gerektiği düşüncesi yanlış olduğu gibi, gereksiz kan sulandırıcı kullanımı önemli tehlikelere de yol açabilmektedir” uyarısında bulunuyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal kan sulandırıcı konusunda en çok yöneltilen 6 soruyu cevapladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong> SORU: 50 yaş üzerindeki herkes kan sulandırıcı içmeli mi?</strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> ‘Belli bir yaştan sonra herkes kan sulandırıcı kullanmalıdır’ düşüncesi yanlıştır. Kan sulandırıcı kullanımının gerekliliği kişiden kişiye değişmektedir. Buna doktorunuz karar verebilir. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal “Kan sulandırıcı kullanımını, hastanın mevcut hastalıklarına, yaşına, cinsiyetine, yaşam alışkanlıklarına, yaşam tarzına ve risk faktörlerine göre değerlendirmeler yaparak veriyoruz. Ek ileri tetkikler ile karar vermek daha da kolaylaşabilir. Özellikle orta ve yüksek kardiyak riske sahip bireylerde boyun doppler ultrasonu (şah damarı ultrasonu) ve Koroner BT Anjiografi (sanal anjiografi) tetkikleri yaptırıyoruz. Bu tetkiklerde olası bir plak varlığında kan sulandırıcıları öneriyoruz” diyor.</p>
<p><strong> SORU: Kan sulandırıcıların faydaları nelerdir? </strong></p>
<p><strong> CEVAP:</strong> Kan sulandırıcı kullanımı kalp krizlerine, beyine pıhtı atma olaylarına karşı kişileri korumaktadır. Gereksiz kullanımlarında kanama riskleri oluşturmaktadır ancak yüksek kardiyovasküler hastalık riskine sahip bireylerde ise yararı; zararına oranla çok daha fazla olacağından dolayı, bu bireylerin kan sulandırıcı kullanmaları daha doğru bir karar olacaktır</p>
<p><strong>SORU: Kardiyovasküler hastalık riski çok düşük olan bireylerde kan sulandırıcı kullanımının zararları nelerdir?  </strong></p>
<p><strong>CEVAP</strong>: Doç. Dr. Emrah Erdal “Kardiyovasküler hastalık riski çok düşük olan bireylerde kan sulandırıcının zararı, kanama riski daha fazla olacaktır. Kar-zarar dengesini belirlemek çok önemlidir. Çünkü gereksiz kan sulandırıcı kullanan bireylerde mide kanaması, beyin kanaması gibi riskler daha da artmış olmaktadır. Bu nedenle kesinlikle kafanıza göre kan sulandırıcı ilaçları kullanmayın, bu kararı mutlaka doktorunuza bırakın” diyor. </p>
<p><strong>SORU</strong>: <strong>Kalp hastalığı olmayan ama risk faktörü olan bireylerde bugün hangi koruyucu yaklaşımlar öneriliyor?</strong></p>
<p><strong>CEVAP</strong>: Sağlıklı yaşam kuralları herkes için çok önemlidir. Zararlı alışkanlıkların (sigara, alkol vb.) bırakılması, fazla kiloların diyet ve egzersizle verilmesi, tansiyon ve şeker (diyabet) hastası iseniz değerlerinizin normal sınırlarda tutulması çok önemlidir. Ayrıca yüksek riskli bireylerde Koroner BT Anjiografi, Karotis Doppler ultrasonu gibi ek testlerin yapılması da çok faydalı olacaktır.</p>
<p><strong>SORU: Kan sulandırıcı ilaçların besinlerle ya da diğer ilaçlarla etkileşimi oluyor mu? </strong></p>
<p><strong>CEVAP</strong>: Bazı kan sulandırıcı ilaçlarda beslenme çok önemlidir çünkü ilaç, etkisini yeşil sebze, meyveler artırabilmekte veya azaltabilmektedir. Ama bazı kan sulandırıcı ilaçlarda ise bu ayrıntı çok önemli değildir, bunun yerine bu bireyler günlük yaşamda ağrı kesici ilaç kullanımına karşı dikkatli olmalılardır çünkü çok sayıda ağrı kesici kullanımı; bu tür kan sulandırıcılarla etkileşime girerek mide kanaması riskini belirgin olarak artırmaktadır. Bu nedenle kan sulandırıcı kullanımı gibi önemli bir konuda kesinlikle kafanıza göre hareket etmeyin, tedavi sürecinde mutlaka doktorunuzun önerilerine sıkı sıkıya uymaya özen gösterin.  </p>
<p><strong>SORU: Kan sulandırıcı kullanımı konusunda toplumda en sık yapılan yanlış nedir?</strong></p>
<p><strong>CEVAP</strong>: Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal “Doktora sormadan kan sulandırıcı kullananları çok sık görüyoruz ne yazık ki. Eş, dost, arkadaş çevresi ve sosyal medyadan, internetten edinilen görüşlerle, doktora sormadan kan sulandırıcı kullanmak hayati riskler doğurabileceğinden bu kararı mutlaka doktora bırakmak gerekir. Üstelik ‘kalp yaşı’ dediğimiz bir skorlama sistemi de var ki; cinsiyet, yaş, şeker ve tansiyon hastalığı varlığı, tansiyon durumunuz, kolesterol seviyeleriniz kardiyovasküler hastalık riskini belirlemede çok önemli faktörlerdir” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/50-yas-uzerinde-herkes-kan-sulandirici-kullanmali-mi-606615">50 yaş üzerinde herkes kan sulandırıcı kullanmalı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gizem Özdilli: &#8216;Aranan Kan Bulundu: Podyumların Yeni Yıldızı Ari Ünal Geliyor!&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gizem-ozdilli-aranan-kan-bulundu-podyumlarin-yeni-yildizi-ari-unal-geliyor-605518</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 01:34:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[aranan]]></category>
		<category><![CDATA[arı]]></category>
		<category><![CDATA[bulundu]]></category>
		<category><![CDATA[gizem]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[manken]]></category>
		<category><![CDATA[özdilli]]></category>
		<category><![CDATA[podyumların]]></category>
		<category><![CDATA[ünal]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605518</guid>

					<description><![CDATA[<p>Moda dünyasının deneyimli ismi, ünlü manken ve sunucu Gizem Özdilli, sektördeki "yeni model" eksikliğine dikkat çekerek müjdeyi verdi. Moda organizatörü ve menajer Erkan Yılmaz ile bir araya gelen Özdilli, 2025 Miss Grand Sea World birincisi Ari Ünal için '' Podyumların aranan kanı bulundu " dedi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizem-ozdilli-aranan-kan-bulundu-podyumlarin-yeni-yildizi-ari-unal-geliyor-605518">Gizem Özdilli: &#8216;Aranan Kan Bulundu: Podyumların Yeni Yıldızı Ari Ünal Geliyor!&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Moda dünyasının deneyimli ismi, ünlü manken ve sunucu Gizem Özdilli, sektördeki &#8220;yeni model&#8221; eksikliğine dikkat çekerek müjdeyi verdi. Moda organizatörü ve menajer Erkan Yılmaz ile bir araya gelen Özdilli, 2025 Miss Grand Sea World birincisi Ari Ünal için &#8221; Podyumların aranan kanı bulundu &#8221; dedi. </p>
<p><b>Dubai&#8217;den Podyumlara Birincilikle Döndü</b></p>
<p>2025 yılında Dubai&#8217;de düzenlenen uluslararası güzellik yarışmasında Türkiye&#8217;yi temsil ederek birincilik tacını takan Ari Ünal, yurt dışındaki yaşamını noktalayarak rotasını Türkiye&#8217;ye kırdı. Bir moda dergisi çekimi için Gizem Özdilli ile objektif karşısına geçen genç model, disiplini ve fiziğiyle tam not aldı.</p>
<p><b>Gizem Özdilli: &#8220;Hem Sicili Temiz Hem Disiplinli&#8221;</b></p>
<p>Eski mankenlerin iş ahlakını ve disiplinini yeni nesilde görmeyi arzuladığını belirten Gizem Özdilli, Ari Ünal hakkında şu ifadeleri kullandı:<br />&#8220;Nihayet aranan kan bulundu. Eskiden bizlere &#8216;milli manken&#8217; denirdi; iş ahlakı olan, disiplinli, ajansların ve firmaların memnun kaldığı isimlerdik. Ari hem güzelliği hem de profesyonelliğiyle bu boşluğu dolduracak bir isim. Planlamalarını Erkan ile birlikte yapıyoruz.&#8221;</p>
<p><b>Erkan Yılmaz: &#8220;Hata Payı Olmayan Bir Kadro Kuruyoruz&#8221;</b></p>
<p>Moda organizatörü Erkan Yılmaz ise yeni sezon planlamalarına Ari Ünal&#8217;ı dahil ettiklerini belirterek sektörün zorluklarına değindi:<br />•⁠  ⁠Disiplin Vurgusu: &#8220;Bizim işimizin arka planı çok yorucu. Otellerle ve büyük firmalarla çalışırken hata yapma, saygısızlık etme veya geç kalma gibi bir şansımız yok.&#8221;<br />•⁠  ⁠Seçici Kadro: &#8220;Kolay kolay kadromuza yeni isim dahil etmeyiz ama Ari, eski mankenlerin disiplinine sahip.&#8221;</p>
<p><b>Mankenliğin &#8220;Altın Kuralları&#8221; Hatırlatıldı</b></p>
<p>Röportajda mankenlik mesleğinin sanıldığı kadar kolay olmadığına değinen ekip, mesleğin &#8220;anayasasını&#8221; şu sözlerle özetledi:<br />1.⁠ ⁠İstediğini yersen, istediğini giyemezsin: Beslenme disiplini ilk kural.<br />2.⁠ ⁠Uykusuzluğa hazırlıklı ol: Yolculuklar ve yoğun çekim temposu kaçınılmaz.<br />3.⁠ ⁠İyi insan ilişkileri: Her gün farklı bir patronla (firma sahibiyle) çalışıldığı için güçlü iletişim şart.</p>
<p>Ari Ünal ise duygularını; &#8220;Bugün hayalimdi ve gerçek oldu. Türkiye&#8217;yi temsil ettikten sonra İstanbul&#8217;da eğitimlerimi tamamladım. Bu yolda en doğru isimlerle, profesyonelce ilerlemek istiyorum,&#8221; sözleriyle dile getirdi. Genç modelin çok yakında İzmir&#8217;de gerçekleşecek bir projeyle podyumlardaki yerini alması bekleniyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizem-ozdilli-aranan-kan-bulundu-podyumlarin-yeni-yildizi-ari-unal-geliyor-605518">Gizem Özdilli: &#8216;Aranan Kan Bulundu: Podyumların Yeni Yıldızı Ari Ünal Geliyor!&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekaya Sorup İlaç Alanlar Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekaya-sorup-ilac-alanlar-dikkat-604296</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 15:29:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[laç]]></category>
		<category><![CDATA[sorup]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zekaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604296</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıkla ilgili bilgiye ulaşmak her zamankinden daha kolay hale gelirken yanlış ve eksik yönlendirmeler de ciddi riskleri beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekaya-sorup-ilac-alanlar-dikkat-604296">Yapay Zekaya Sorup İlaç Alanlar Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde hekimlerin en sık karşılaştığı sorunlardan biri hastaların yalnızca şikâyetlerini veya kan tahlili sonuçlarını yapay zekaya sorarak tedavi kararı almaya çalışması oluyor.</p>
<p>Birçok kişi “Kan değerlerim sınırda, ilaç başlamalı mıyım?” gibi sorularla yapay zekaya başvuruyor. Ancak İç Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Giunel Mamedova bu yaklaşımın yanıltıcı olabileceğini ve yanlış ilaç kullanımına yol açabileceğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Kan Tahlilleri Tek Başına Yeterli Olmuyor</strong></p>
<p>Bir tedaviye başlanıp başlanmayacağına yalnızca kan tahlilindeki sayılara bakılarak karar verilmediğini vurgulayan Uzm. Dr. Mamedova, bazı değerler normal sınırlarda olsa bile kişinin yaşı, aile öyküsü, eşlik eden hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve risk profilinin tedavi sürecini doğrudan etkilediğini belirtiyor. Bu nedenle benzer kan değerlerine sahip iki hastaya farklı tedaviler uygulanabiliyor.</p>
<p>Uzm. Dr. Mamedova bu noktada hastaların işaretli laboratuvar sonuçlarını internetten araştırarak ciddi hastalıklar düşünmesinin sık karşılaşılan bir durum olduğunu ifade ediyor. “Kan tahlilinde işaretli değerler görüldüğünde hastalar çoğu zaman tek bir sonuca odaklanarak endişeye kapılabiliyor” diyen Uzm. Dr. Mamedova doğru değerlendirme yapılmadan ulaşılan bilgilerin yanıltıcı olabileceğini söylüyor.</p>
<p><strong>Yanlış Yorum Yanlış İlaca Götürebilir</strong></p>
<p>İnternetten veya yapay zekadan alınan bilgilerin yanlış yorumlanması en sık olarak hatalı ilaç kullanımına neden oluyor. Yanlış ilaca başlanması hem mevcut şikâyetlerin artmasına hem de ilaçlara bağlı yeni sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına yol açabiliyor. Özellikle viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımının gereksiz olduğu sıkça vurgulanıyor.</p>
<p>Uzm. Dr. Giunel Mamedova bu konuda “Yanlış değerlendirmeyle başlanan ilaçlar şikâyetleri azaltmak yerine artırabilir ve bazı durumlarda ciddi yan etkilere neden olabilir” diyerek bilinçsiz ilaç kullanımının risklerine dikkat çekiyor. Ayrıca hastaların kullandıkları diğer ilaçları eksik bildirmesinin aynı etken maddeli ilaçların birlikte kullanılmasına ve doz aşımına yol açabildiği belirtiyor.</p>
<p><strong>Tıpta Temel Yaklaşım Bütüncüldür</strong></p>
<p>Hasta değerlendirmesinde temel yaklaşımın bütüncül olduğunu belirten Uzm. Dr. Mamedova yalnızca şikâyetler ve kan tahlillerinin değil fizik muayene, vital bulgular, ayrıntılı öykü, özgeçmiş, soy geçmiş ve gerekli görülen tetkiklerin birlikte ele alındığını söylüyor. Bu nedenle tıpta temel prensibin hastalık değil hasta tedavisi olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Yapay zekanın sağlık alanında tamamen dışlanmadığını ifade eden Uzm. Dr. Mamedova doğru kullanıldığında hekimler için destekleyici bir araç olabileceğini ancak sağlık çalışanı olmayan kişiler için doğrudan tedavi önerisi almanın riskli olduğunu dile getiriyor.</p>
<p><strong>Uzmandan Net Uyarılar</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Giunel Mamedova internet ve yapay zeka üzerinden alınan sağlık bilgilerinin nasıl ele alınması gerektiğine ilişkin şu uyarılarda bulunuyor:</p>
<p>Kan tahlili sonuçları tek başına tedavi kararı için yeterli değildirİnternetten veya yapay zekadan alınan bilgilerle ilaca başlanmamalıdırŞikâyetler devam ediyor veya giderek artıyorsa tıbbi değerlendirme gerekirKullanılan tüm ilaçlar ve takviyeler hekime eksiksiz şekilde bildirilmelidir</p>
<p><strong>Tedavi Sürecinde Muayene ve Değerlendirme Şart</strong></p>
<p>Çamlıca Erdem Hastanesi’nden İç Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Giunel Mamedova ani başlayan ya da zaman içinde kötüleşme eğilimi gösteren şikâyetlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek “İnternetten ya da yapay zekadan alınan bilgilerle ilaç kullanmak yerine mutlaka hekime başvurulmalı. Erken ve doğru değerlendirme pek çok ciddi sağlık sorununun önüne geçebilir” mesajını veriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekaya-sorup-ilac-alanlar-dikkat-604296">Yapay Zekaya Sorup İlaç Alanlar Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış aylarında kalbin yükü artıyor, risk büyüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kalbin-yuku-artiyor-risk-buyuyor-603589</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 08:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[büyüyor]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kalbin]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[Soğuk Hava]]></category>
		<category><![CDATA[vücudu]]></category>
		<category><![CDATA[yükü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde kalp ve damar hastalıkları, ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kalbin-yuku-artiyor-risk-buyuyor-603589">Kış aylarında kalbin yükü artıyor, risk büyüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde kalp ve damar hastalıkları, ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaya devam ediyor. 2022 yılı verilerine göre, dünya çapında 19 milyon 800 bin kişi kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti. TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu)  verilerine göre, ülkemizde de 2024 yılında gerçekleşen yaklaşık 490 bin ölümün yüzde 36’sı, yani yaklaşık 176 bin kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirdi. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan, </strong>özellikle kış aylarında kalp  ve damar hastalıklarına bağlı risklerin belirgin şekilde arttığını vurgulayarak, “Vücudumuz soğuk havada ısısını koruyabilmek için kan damarlarını daraltır.   Büzüşen damarlar kan akışını zorlaştırarak kan basıncının yükselmesine neden olur. Bunun sonucunda kalp, vücuda kan pompalamak için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Kalp kası üzerinde oluşan bu ek yük, özellikle yüksek tansiyonu olan hastalarda kontrolsüz tansiyon yükselmelerine, kalp krizine ve inmeye yol açabilir. Ayrıca, soğuk havada kanın akışkanlığının azalması da yine kalp krizi ve inmeyle sonuçlanabilir. Yapılan çalışmalara göre, tüm bu etkenler nedeniyle, soğuk havada kalp krizi riski yaklaşık 3 kat artış göstermektedir” diyor. </p>
<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan,</strong> bu nedenle, özellikle yüksek tansiyon ve  kalp-damar hastalığı olan kişilerin kış aylarında çok daha dikkatli olmaları gerektiğini belirtirken, kalp krizine karşı alınması gereken önlemleri anlattı; önemli uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Vücudunuzu sıcak tutun</strong></p>
<p>Kış aylarında vücudu sıcak tutmak, kalp sağlığını korumanın en önemli kuralını oluşturuyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan, kalbinizi korumak için soğuk havalarda tek bir kalın kıyafet yerine, kat kat giyinmeye özen göstermeniz gerektiğini ifade ederek, “Çünkü bu şekilde giyinmek, bir çeşit yalıtım görevi gören, fazladan bir hava tabakası oluşturur. Böylece vücut ısısının daha iyi korunmasını sağlar” diyor.  Ayrıca, başınız, elleriniz ve ayaklarınız soğuk havalarda hızla ısı kaybediyor. Dolayısıyla, şapka, eldiven ve atkı kullanarak bu bölgelerinizi korumanız çok önemli. Soğuk ve yağışlı havalarda yanınızda su geçirmez mont ve şemsiye bulundurmayı da alışkanlık edinmenizde fayda var. </p>
<p><strong>Ani sıcaklık değişimlerinden kaçının</strong></p>
<p>Sıcak bir ortamdan soğuk dış ortama ani geçiş yapmak vücudunuzu şok edebiliyor. Dışarıya çıkmadan önce kat kat olacak şekilde kalın giyinmeniz, vücudun soğuk hava koşullarına adaptasyonunu kolaylaştırıyor.   Benzer şekilde, eve döndüğünüzde de vücut sıcaklığının yavaş yavaş normale dönmesi için kendinize zaman tanıyın. Daha hızlı ısınmak için sıcak su, elektrikli ısıtıcı, ısı lambası veya sıcak yastık gibi doğrudan ısı veren kaynaklar kullanmayın. Kıyafetleriniz ıslak ise kuru kıyafetler giyinip, sıcak ortama girmeniz yeterli olacaktır.</p>
<p><strong>Soğuk havada mümkünse dışarıya çıkmayın</strong></p>
<p>Hava ne kadar soğuk olursa, kalp vücudu sıcak tutmak için o kadar çok çalışmak zorunda kalıyor.  Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan,  özellikle sabah erken ve akşam geç saatler olmak üzere, soğukların en yoğun hissedildiği zamanlarda dışarı çıkmaktan kaçınmanız gerektiğini belirterek, “Dışarı çıkmak zorundaysanız, işlerinizi kısa sürede tamamlayıp, sıcak bir ortama dönmeniz, kalp sağlığınız için çok önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Açık havada egzersiz yapmayın</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz sağlığınız için önemli olsa da kış aylarında açık havada egzersiz yapmak risk oluşturabiliyor. Bunun yerine, evinizde yoga, esneme hareketleri veya sabit bisiklet gibi hafif aktiviteleri tercih etmenizde fayda var. Kapalı alanda yapacağınız egzersizler ile kalbinizin sert hava koşullarına maruz kalmasını önlemiş olursunuz. </p>
<p><strong>Ellerinizi sık sık yıkayın</strong></p>
<p>Ciddi soğuk algınlığı ve solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabilen mikroplar kalbimize zarar verebiliyor. Mikroplardan korunmak için ellerinizi sık sık en az 20 saniye boyunca sabunlu suyla yıkayın,   kapalı ortamlarda mümkün olduğunca bulunmayın ve hasta kişilerle yakın temastan kaçının.</p>
<p><strong>Tansiyonunuzu düzenli ölçün</strong></p>
<p>Kış aylarında soğuk havalar tansiyonun beklenmedik şekilde yükselmesine neden olabiliyor. Dolayısıyla, evde tansiyon aleti bulundurun ve kan basıncınızı düzenli olarak ölçün. Değerlerde önemli değişiklikler fark ederseniz, gecikmeden kardiyoloğunuza başvurun. </p>
<p><strong>Aşılarınızı ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Grip ve zatürre enfeksiyonlarında vücutta artan iltihap (inflamasyon), damar duvarlarını olumsuz etkiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan, bu durumun kalp damarlarında plakların yırtılmasına ve kalp krizinin tetiklenmesine<strong> </strong>yol açabildiğini söyleyerek, “Bu nedenle, 65 yaşın üstündeyseniz veya diyabet gibi kronik bir hastalığınız varsa, grip ve pnömokok (zatürre ) aşısı için hekiminize mutlaka danışın” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Kardiyolojik kontrollerinizi yaptırın </strong></p>
<p>Düzenli kardiyolojik değerlendirmeler, kardiyovasküler hastalıkların erken tanısı ve takibinde kritik bir önem taşıyor. Doç. Dr. Emrah Erdoğan, hiçbir şikayetiniz olmasa bile belirli aralıklarla kardiyoloji uzmanına başvurmanızın yaşamsal önem taşıdığına vurgu yapıyor. </p>
<p><strong>Kalp dostu beslenin</strong></p>
<p>Sağlıklı beslenmek, özellikle kış aylarında kalp sağlığının korunmasında önemli bir rol oynuyor. Öğünlerinize bol miktarda taze meyve, yeşil sebze ve tam tahıl ekleyin. Kolesterolü yükseltebilen kızarmış veya tuzlu atıştırmalıkların tüketimini ise azaltın. Sıcak bir kase sebze çorbası hem rahatlatıcı hem de besleyici olabilir.</p>
<p><strong>Susuz kalmayın</strong></p>
<p>Kış aylarında susama hissi azaldığı için su içmeyi ihmal edebiliyoruz. Ancak, vücudun susuz kalması yaz aylarında olduğu gibi kışın da kalbimizi zorlayabiliyor. Bu nedenle, gün boyunca 2-2.5 litre ılık su ve bitkisel içecekler tüketmeyi alışkanlık edinin. </p>
<p><strong>Kahve ve alkolü sınırlayın </strong></p>
<p>Kışın sıcak bir fincan kahve veya çay içmek keyif verse de aşırı kafein   kan basıncını yükseltebiliyor. Alkol de benzer bir etkiye neden olabiliyor. Dolayısıyla, susuzluğunuzu gidermek ve rahatlamak için sıcak bitki çayları veya yeni hazırlanmış taze çorba gibi sağlıklı alternatifleri tercih etmenizde fayda var. </p>
<p><strong>Derin nefes alın, hobi edinin!</strong></p>
<p>Kış ayları birçoğumuz için stresli bir dönem olabiliyor ve stres kalp sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Bu nedenle, rahatlamayı ve size keyif veren aktivitelere zaman ayırmayı alışkanlık edinin. Derin nefes egzersizleri, meditasyon ve hobi edinmek gibi yöntemler stresi daha iyi yönetmenize katkı sağlayabiliyor. </p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-kutu bilgisi&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</strong></p>
<p><strong>Soğuk hava kalp krizini tetikleyebiliyor! </strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan,<strong> </strong>soğuk hava koşullarının kalpte yol açabileceği sorunları şu şekilde sıralıyor: </p>
<ul>
<li><strong>Kalp krizini tetikleyebiliyor:</strong> Soğuk nedeniyle oluşan stresin kan basıncını, yani tansiyonu yükseltmesi, kalp krizini tetikleyebiliyor.</li>
<li><strong>İnme (felç) riskini artırıyor:</strong> Kış aylarında yükselen tansiyon ve pıhtılaşma eğilimi inme riskini artırıyor.</li>
<li><strong>Angina (göğüs ağrısı) gelişebiliyor:</strong> Atardamar tıkanıklığı olan hastalarda, soğuk havada yapılan fiziksel aktiviteler sırasında   göğüs ağrıları gelişebiliyor.</li>
<li><strong>Kalp yetmezliği kötüleşebiliyor:  </strong>Kalp kasları zayıflamış olan hastalarda soğuk hava, semptomların şiddetlenmesine neden olabiliyor.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kalbin-yuku-artiyor-risk-buyuyor-603589">Kış aylarında kalbin yükü artıyor, risk büyüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalbin sinsi düşmanı kötü kolesterol</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalbin-sinsi-dusmani-kotu-kolesterol-600713</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 12:50:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[düşmanı]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalbin]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kolesterol]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[Kötü Kolesterol]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600713</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada ve ülkemizde ölümlerin başlıca nedenleri arasında kalp ve damar hastalıkları yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalbin-sinsi-dusmani-kotu-kolesterol-600713">Kalbin sinsi düşmanı kötü kolesterol</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada ve ülkemizde ölümlerin başlıca nedenleri arasında kalp ve damar hastalıkları yer alıyor. Kötü kolesterol (LDL) yüksekliği,  bu hastalıkların gelişiminde önemli bir risk faktörü  olarak öne çıkıyor. Çünkü, kanda gereğinden fazla bulunduğunda “aterosklerotik plak” adı verilen sert birikintiler oluşmasına neden olabiliyor.   Toplumda “damar sertliği” olarak bilinen ateroskleroz ise kalp ve damar sisteminde ciddi hasarlara ve bunun sonucunda kalp krizi ile felç (inme) gibi hayatı tehdit eden hastalıklara yol açabiliyor. Üstelik, çağımızın büyük sorunları arasında yer alan hareketsizlik ve obezite probleminin 20’li yaşlara kadar inmesi, kötü kolesterolü artık gençler için de önemli bir sağlık sorunu haline getiriyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya,</strong> kolesterol değerlerinin düzenli takip edilmesinin kalp krizi ve felç riskini önemli ölçüde azaltabileceğini vurgulayarak, “Bu nedenle, hiçbir yakınması olmasa bile herkesin 20 yaşından itibaren düzenli olarak kolesterol ölçümü yaptırması yaşamsal önem taşımaktadır” diyor.   </p>
<p><strong>Kalp krizi ve felç riskini artırıyor!</strong></p>
<p>Vücudumuzun temel yapı taşları olan yağlar iyi kolesterol (HDL) ve kötü kolesterol (LDL) olmak üzere ikiye ayrılıyor.  Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya, kolesterolde yüksek olması istenilen tek değerin iyi kolesterol (HDL) olduğunu hatırlatarak, “İyi kolesterolde ideal olan, değerin 50-55’in üzerinde olmasıdır.  Kötü kolesterol (LDL) ise kanda ihtiyaç duyulandan daha fazla olursa, atar damar duvarlarında birikerek; kalbe giden kan akışını engelleyen koroner arter hastalığı, kollara ve bacaklara giden kan akışının bozulmasıyla ortaya çıkan periferik damar hastalığı ve beyne giden kan akımını bozan karotid arter hastalığına yol açabilmektedir. Bu hastalıklar da kalp krizi ve felç ile sonuçlanabilmektedir.  Dolayısıyla, kötü kolesterolün kandaki seviyesi 130&#8217;un altında olmalı ve 190&#8217;ın üzerine çıkmasına kesinlikle izin verilmemelidir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Erken tanı için 20 yaşından itibaren…</strong></p>
<p>Kötü kolesterol (LDL) çoğu zaman hiçbir belirti vermeden damarlarda birikebiliyor. Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya, bu nedenle kolesterol seviyelerinin düzenli aralıklarla kontrol edilmesinin hayati önem taşıdığına vurgu yapıyor. Kolesterolde yaş ve cinsiyet, takip sıklığının önemli etkenlerini oluşturuyor. <strong> </strong>Erken tanı için kolesterole erkeklerde 20-44 yaş arasında 5 yılda bir, 45-60 arasında yılda bir veya 2 yılda bir, 65 yaş sonrasında her yıl bakılması öneriliyor. Kadınlarda ise menopoz dönemine kadar 5 yılda bir, menopoz sonrasında östrojenin damar sağlığını koruyucu etkisi kaybolduğundan yılda bir bakılması tavsiye ediliyor. Yaş ve cinsiyetin dışında diğer risk faktörlerinin de takip sıklığını belirlemede önem taşıdığını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya, “Ailede  kalp, inme veya felç gibi damar hastalığı öyküsü ya da diyabet gibi damar sağlığını tehdit eden bir başka hastalık varsa, hasta obeziteli bir bireyse veya sigara içiyorsa, hekim daha sıkı takip isteyebilmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Beslenme alışkanlıkları ve egzersiz önemli!</strong></p>
<p>Kolesterol değerlerinizi bilmek kalp hastalığı riskinizi anlamanıza yardımcı olsa da bu rakamlar tablonun sadece bir parçasını oluşturuyor. Dolayısıyla hekimler, kolesterol dışında genel sağlık durumunuzu da değerlendirerek risk analizi yapıyorlar. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya,<strong> </strong>kötü kolesterolün tedavisinde, yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesinin yanı sıra ilaç tedavisine de başvurulabildiğini belirterek, “Vücutta oluşan kötü kolesterol miktarını azaltmak için hatalı beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi ve yakılan kolesterol miktarını artırmak için daha fazla egzersiz yapılması gerekmektedir. İhtiyaç halinde önerilen ilaçlar da karaciğerde üretilen kolesterol miktarını azaltmaktadır.  Bu ilaçlar çok etkili ve kalp-damar hastalıklarının taşıdıkları risklerle karşılaştırıldığında son derece güvenlidir” bilgisini veriyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalbin-sinsi-dusmani-kotu-kolesterol-600713">Kalbin sinsi düşmanı kötü kolesterol</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Panik atak fizyolojik bir yanıt ve kontrol altına alınabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/panik-atak-fizyolojik-bir-yanit-ve-kontrol-altina-alinabilir-599980</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 17:51:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[panik]]></category>
		<category><![CDATA[yırtıcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599980</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, panik bozukluğun ortaya çıkma mekanizması ve tehlikeli bir durum olup olmadığı hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/panik-atak-fizyolojik-bir-yanit-ve-kontrol-altina-alinabilir-599980">Panik atak fizyolojik bir yanıt ve kontrol altına alınabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, panik bozukluğun ortaya çıkma mekanizması ve tehlikeli bir durum olup olmadığı hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Vücutta olanlar, hayatta kalmaya yönelik fizyolojik tepkiler! </strong></p>
<p>Panik bozukluğun halk arasında panik atak olarak da bilinen bir anksiyete krizi olduğunu dile getiren Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Sebebi de kafamızda dolaşan olumsuz otomatik düşünceler, tehlike algısı gibi birtakım nedenlerdir.” dedi. </p>
<p>Vücutta, bir tehlike ile karşılaşıldığında böbrek üstü bezlerinden adrenalin adı verilen bir hormon salgılandığını aktaran Dr. Zorbozan, “Doğada bir yırtıcı ile karşılaştığınızı düşünün, o yırtıcıdan kaçmanız gerekecek. Böbrek üstü bezlerinizden adrenalin salgılanıyor. Yırtıcıdan kaçmak için ne olması gerekiyor? Hızlı koşmanız gerekiyor. Öncelikle kollarınıza ve bacaklarınıza yoğun bir kan pompalanması gerekiyor. Bu kanı pompalayan organımız da kalbimiz. Kanı temizleyen organımız da akciğerlerimizdir. Dolayısıyla kalbinizde ciddi bir çarpıntı başlıyor. Sonrasında kanı temizlemek için sık nefes alıp vermeye başlıyorsunuz. Etrafı daha iyi görebilmek için gözbebekleriniz büyüyor. Kanın gittiği yerlerde, kollarda, bacaklarda uyuşma, karıncalanma, titreme gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Bütün bunlar adrenalin etkisiyle olan, hayatta kalmak için oluşturduğumuz bir fizyolojik mekanizmadır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Panik bozukluktan kimse ölmez! </strong></p>
<p>Doğadaki süreçte bunlar yaşanırken, panik atakta da tam olarak aynı şeylerin yaşandığını ifade eden Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Zihnimizi bir deniz gibi düşünebiliriz; bu denizin içinde pek çok düşünce yüzüp durur. Ancak ‘burada kalp krizi geçirip öleceğim’, ‘başıma bir iş gelecek’ ya da ‘sevdiklerime bir şey olacak’ gibi otomatik ve olumsuz bir düşünce, bilinçli zihin tarafından yakalanır. Bu düşüncenin ardından böbreküstü bezlerinden adrenalin salgılanır ve kişi, tıpkı doğada bir yırtıcıdan kaçıyormuşçasına tepkiler vermeye başlar.” dedi.</p>
<p>Panik bozuklukla ilgili bazı önemli noktalara değinen Dr. Zorbozan, “Birinci söyleyeceğim şey şu, adrenalinin ömrü iki dakikadır. Yani iki dakika sonra vücuttan parçalanıp gidecek bir şey. Bir diğeri, adrenalin hayatta kalma hormonudur. Dolayısıyla panik bozukluktan kimse ölmez. Hatta biz kalbi duranlara, ölümle burun buruna gelen insanlara adrenalin yapıyoruz. Adrenalin tam aksine sizi hayatta tutmak için salgılanan bir hormon. Panik bozukluktan ötürü vücudumuzda gerçekleşen her şey sağlıklı tepkilerdir. Sağlığınıza herhangi bir zarar vermesi mümkün değil.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Panik atak tek başına bir hastalık değil, bir belirti! </strong></p>
<p>Panik bozuklukla nasıl baş edileceği konusunda önerilerde bulunan Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Öncelikle bunun fizyolojik bir yanıt olduğunu bileceğiz ve panik bozukluktan ötürü kalp krizi geçirmeyeceğimizi, ölmeyeceğimizi, bayılmayacağımızı kabul edeceğiz.” dedi.</p>
<p>Doğada bir yırtıcıdan kaçarken bayılmanın olası bir durum olmadığının altını çizen Dr. Zorbozan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bilinç kaybı, delirme gibi semptomların olması mümkün değil. Öncelikle bu bilinci oturtacağız. Sonrasında da derin nefes alarak adrenalin yanıtını baskılamamız gerekiyor. 3-6-3 kuralı bu gibi durumlarda uygulanabilir. 3 saniye boyunca derin bir nefes alıp, 6 saniye boyunca nefesinizi tutuyorsunuz, sonrasında bu nefesi 3 saniyede veriyorsunuz. Bunu birkaç kez tekrarladığınızda vücuttaki parasempatik sinir sistemi aktive olur ve adrenalin yanıtı baskılanır. Panik nöbetlerle bireysel olarak baş etmekte zorlanıyorsanız ilaç tedavisi de panik nöbetin tedavisinde kullanılabilir. Panik atak tek başına bir hastalık değil, aslında bir belirtidir. Yaygın anksiyete bozukluğunda, depresyonda, obsesif kompulsif bozukluklarda, başka bir takım ruhsal hastalıklarda da görülebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/panik-atak-fizyolojik-bir-yanit-ve-kontrol-altina-alinabilir-599980">Panik atak fizyolojik bir yanıt ve kontrol altına alınabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Keçiören Belediyesi&#8217;nden Kızılay&#8217;a Kan Bağışı Desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kecioren-belediyesinden-kizilaya-kan-bagisi-destegi-599728</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 10:24:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[desteği]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[keçiören]]></category>
		<category><![CDATA[kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599728</guid>

					<description><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi ile Türk Kızılay iş birliğinde, “Hayat Kurtarmak Elinizde” sloganıyla kan bağışı kampanyası düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kecioren-belediyesinden-kizilaya-kan-bagisi-destegi-599728">Keçiören Belediyesi&#8217;nden Kızılay&#8217;a Kan Bağışı Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi ile Türk Kızılay iş birliğinde, “Hayat Kurtarmak Elinizde” sloganıyla kan bağışı kampanyası düzenlendi. Kampanya kapsamında, belediye hizmet binasında kurulan Kızılay Kan Bağış Merkezi’nde belediye personeli ve gönüllü vatandaşlar kan bağışında bulundu.</p>
<p>Keçiören Belediyesi’nin sosyal sorumluluk kapsamında düzenlediği kan bağışı kampanyası, hem personelden hem de vatandaşlardan büyük ilgi gördü. Kan bağışında bulunmak isteyen gönüllüler, gerekli formu doldurup bilgilerini verdikten sonra kanlarını bağışladı. Alınan kanlar Kızılay tarafından ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere toplandı. Gerçekleştirilen kampanya, gönüllü kan bağışçılarının sayısını artırırken yaşanabilecek acil durumlara karşı hazırlıklı olmayı sağladı.</p>
<p><b>“Herkesi düzenli olarak kan vermeye davet ediyoruz”</b></p>
<p><b>Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan</b>, kan bağışının hayati önemine dikkat çekerek kampanyaya gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. <b>Başkan</b> <b>Özarslan</b>, “Kızılay tarafından belediyemizin hizmet binasında gerçekleştirilen kan bağışı kampanyasına hem personelimizin hem de vatandaşlarımızın yoğun ilgisi bizleri memnun etti. Kan bağışı, hayat kurtarmak demektir. Sağlık durumu uygun olan herkesi düzenli olarak kan vermeye davet ediyoruz.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kecioren-belediyesinden-kizilaya-kan-bagisi-destegi-599728">Keçiören Belediyesi&#8217;nden Kızılay&#8217;a Kan Bağışı Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yıl sonu sağlık taraması için bir fırsat</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yil-sonu-saglik-taramasi-icin-bir-firsat-599519</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 10:47:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[fırsat]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sonu]]></category>
		<category><![CDATA[taraması]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599519</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni yıl dilekleri sıralanırken sağlık hep ilk sıradadır ancak günlük hayatın içinde çoğu zaman geri plana atılır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yil-sonu-saglik-taramasi-icin-bir-firsat-599519">Yıl sonu sağlık taraması için bir fırsat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yeni yıl dilekleri sıralanırken sağlık hep ilk sıradadır ancak günlük hayatın içinde çoğu zaman geri plana atılır. Oysa yılın bu zamanı, sağlık durumunu gözden geçirmek ve gelecek seneye iyi bir başlangıç yapmak için önemli bir fırsat sunar. Yıl sonu vesilesiyle sağlık taramalarının önemine dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Öktenli, “Sağlığa ayrılmayan zaman, ileride hastalıkla mücadeleye harcanmak zorunda kalabilir. Hipertansiyon, diyabet veya bazı kanser türleri gibi birçok ciddi hastalık erken evrede hiçbir belirti vermeyebilir. Ağrı, halsizlik gibi şikayetler başladığında ise hastalık genellikle ilerlemiş olur. Kendinizi iyi hissederken yaptırdığınız sağlık taramaları, tedavinin en etkili olduğu dönemde bu sinsi rahatsızlıkları yakalamayı sağlar” uyarısında bulundu.</strong></p>
<p>Kişinin kendini iyi hissetmesi, sağlıklı olduğu anlamına gelmeyebilir. Sağlık taramalarının, vücudun genel bir ‘durum raporu’ olarak düşünülebileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Öktenli, “Tıpkı araçlarımıza yaptırdığımız periyodik bakımlar gibi, vücudumuzun da işleyişinde bir aksaklık olup olmadığını aralıklarla kontrol ettirmek gerekir. Ayrıca bu taramaların amacı yalnızca mevcut hastalıkları bulmak değil aynı zamanda henüz belirti vermeyen kolesterol, tansiyon, kan şekeri gibi risk faktörlerini erkenden tespit edip, ileride gelişebilecek hastalıkların önüne geçmek ve yaşam kalitesini artırmaktır” dedi.</p>
<p><strong> Sağlık taramalarında sinsi hastalıklar mercek altında</strong></p>
<p>Kontrollerde en sık hedeflenen hastalıkların genellikle sessiz ilerleyenler olduğunu açıklayan Öktenli, “Bunların başında; hipertansiyon ve damar sertliği gibi kalp ve damar hastalıkları, gizli şeker, diyabet ve kolesterol yüksekliği gibi metabolik hastalıklar, kadınlarda meme ve rahim ağzı, erkeklerde prostat, her iki cinste ise kalın bağırsak ve akciğer kanserleri, tiroit bozuklukları, kansızlık, vitamin ve mineral eksiklikleri, böbrek ve karaciğer hastalıkları, kemik erimesi ve Hepatit B–C gibi enfeksiyonlar gelir” dedi.</p>
<p><strong>Görüntüleme yöntemleri olmazsa olmaz</strong></p>
<p>Kişiye göre değişmekle birlikte minimum standart bir sağlık taramasında kan tahlilleri, görüntüleme yöntemleri, kansere özel taramalar ve kemik ölçümünün yer alması gerektiğini belirten Öktenli, “Kan tahlilleri; kan şekeri, kolesterol, karaciğer ve böbrek fonksiyonları, tam kan sayımı ile vitamin ve mineral düzeylerini kapsamalı. Görüntüleme ve ileri incelemelerde ise akciğer filmi, tiroit ve karın ultrasonu, kalp değerlendirmeleri ile yaş ve cinsiyete uygun kanser taramaları yapılmalı. Kadınlarda mamografi ile Pap-smear ve HPV testleri, 50 yaş üstü bireylerde ise dışkıda gizli kan testi veya kolonoskopi mutlaka değerlendirilmeli. Özellikle menopoz öncesi ve sonrası kadınlar ile ileri yaştaki erkeklerde kemik yoğunluğu ölçümü de ihmal edilmemeli” dedi.</p>
<p><strong>40 yaşından sonra metabolizma değişiyor</strong></p>
<p>30 yaş altı genç ve sağlıklı bireylerde risk faktörü yoksa 2-3 yılda bir genel kontrolün yeterli olabileceğini dile getiren Öktenli, “40 yaşından sonra metabolizma değiştikçe riskler arttığı için yılda bir kez düzenli kontrol şart hale gelir. Kadınların menopoz sonrası kemik erimesine ve meme sağlığına, erkeklerin ise prostat sağlığına daha fazla odaklanması gerekir. Bununla birlikte çok stresli, hareketsiz ya da sanayi kimyasallarına maruz kalınan işlerde çalışanların taramaları daha kapsamlı ve sık yapılmalı. Aile öyküsü gibi genetik yatkınlık varsa da sağlık taramalarına daha erken yaşlarda başlanmalı” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yil-sonu-saglik-taramasi-icin-bir-firsat-599519">Yıl sonu sağlık taraması için bir fırsat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güç Kaybı, Konuşma ve Anlama Güçlüğüne Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/guc-kaybi-konusma-ve-anlama-guclugune-dikkat-598471</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 08:52:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[geçiren]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[güçlüğüne]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[inme]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598471</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde yılda 12-15 milyon, ülkemizde ise her sene yaklaşık 150 bin kişi inme geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guc-kaybi-konusma-ve-anlama-guclugune-dikkat-598471">Güç Kaybı, Konuşma ve Anlama Güçlüğüne Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde yılda 12-15 milyon, ülkemizde ise her sene yaklaşık 150 bin kişi inme geçiriyor. Tüm dünyada ölüm nedenleri arasında ülkeye göre değişmekle birlikte inme 2-5’inci sırada yer alırken; erken tanı, hızlı müdahale ve modern tedavi uygulamaları sayesinde hem hayati risk azalıyor hem de kalıcı hasarların önüne geçilebiliyor. Memorial Şişli ve Göztepe Hastaneleri Nörorehabilitasyon ve Robotik Fizik Tedavi Merkezi Başkanı Prof. Dr. Engin Çakar bu yıl 5’incisini düzenlediği Mucize Organ Beyin Sempozyumu’nda inme konusunda önemli açıklamalarda bulunurken, inme geçiren hastalar da iyileşme süreçleri ile ilgili deneyimlerini paylaştı.</p>
<p><strong>Kalıcı hasarların önüne geçmek mümkün</strong></p>
<p>İnme, beyne giden kan akımının tıkanması ya da beyin damarlarında meydana gelen kanama sonucu gelişen ani başlangıçlı ve acil müdahale gerektiren, hayati risk yaratabilen bir rahatsızlıktır. İnme geçiren kişilerde vücutta güç kaybı, uyuşma, konuşma ya da anlama güçlüğü gibi belirtiler aniden ortaya çıkar. Bazı sinirsel felç bulguları geri döndürülebilir olsa da, uygun ve hızlı tedavi sağlanmadığında çoğu zaman kalıcı hasara yol açabilir. İnme gibi erken müdahale gerektiren bir diğer durum olan beyin hasarları ise travmalar, beyin tümörleri, kalp durmasına bağlı olarak beynin oksijensiz kalmasıyla gelişmektedir. Bu nedenle hastalıkların zamanında tedavi edilmesi hem yaşam şansını artırır hem de kalıcı sakatlık riskini belirgin bir şekilde azaltabilmektedir.</p>
<p><strong>Yürüme robotları felçli hastaları tekrar ayağa kaldırıyor</strong></p>
<p>Felçli hastaların erken dönemde müdahale ile yatağa bağımlılıktan kurtulması mümkün olabilmektedir. Son yıllarda inme ve beyin hasarı tedavisinde yaşanan önemli gelişmeler, hastaların yaşam kalitesini artırmakta ve bağımsız hareket edebilme potansiyellerini iyileştirmektedir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimi liderliğinde alanında uzman fizyoterapist, ergoterapist ve konuşma-yutma terapisti eşliğinde kişiye özel planlanan çeşitli fizik tedavi yöntemleri, uygulanan nörorehabilitasyon teknikleri ve el-kol ve yürüme robotları sayesinde hastalara hem yürüme yetileri yeniden kazandırılmakta hem de ince motor becerilerini geri gerilebilmektedir. Böylelikle hastaların önemli bir bölümü yatağa bağımlılıktan kurtularak kısmi veya tam bağımsızlığa kavuşmaktadır.</p>
<p><strong>“İnme Benim Miladım Oldu”</strong></p>
<p>Memorial Göztepe Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen “Mucize Organ Beyin Sempozyumu” inme geçiren hastaların ilham veren hikayeleri ile büyük ilgi gördü. 16 yaşında inme geçirerek uzun bir süre yatağa bağımlı olan ancak Prof. Dr. Engin Çakar ve ekibinin tedavi uygulamaları ile yeniden hayata dönen Sude Yılmaz, hayatını inmeden önce ve sonra olarak ikiye ayırdığını belirtti.  2 kez beyin kanaması geçiren ve şuan 22 yaşında olan Sude Yılmaz yaşadığı süreci şöyle anlattı; “Hastalıkla tanışmam çok genç yaşta oldu. Daha öncesinde ara ara başım ağrıyordu; o gün arkadaşlarımdan ilaç almıştım. Daha sonra eve geldim. Normal bir baş ağrısı sandığım için hastaneye gitmeyi hiç düşünmemiştim. O gün sınavıma çalışıyordum, ailem dışarıdaydı. O sırada başım aniden çok şiddetli ağrımaya başlamış. Bu kısmı hatırlamıyorum. Normalde hiçbir ağrı için komşuya gitmem ama o gün komşumuza gidip ‘Başım çok ağrıyor, bu normal değil. Beni hastaneye götürün.’ demişim. Hastaneye vardığımızda baygınmışım ve beyin kanaması geçirmeye başlamışım. Ailem geldiğinde o hastanede beni tutmamış çünkü yeterli donanıma sahip değilmiş; başka bir hastaneye sevk edilmişim. İlk beyin kanaması durdurulmuş. Hatta kendime geldiğimde anneme, ‘Anne bugün sınavım vardı, ben neden buradayım?’ demişim. Bir–iki saat sonra ‘Sude Yılmaz ikinci beyin kanamasını geçirmiştir’ anonsu yapılmış.</p>
<p><strong>‘Yenilgiyi Bekleyen Değil, Kazanmak İçin Savaşmayı Seçen Olun’</strong></p>
<p>İlk beyin kanamasının ardından kendisini tamamen iyi hissettiğini ancak ikinci kanamanın hayatını değiştirdiğini söyleyen Yılmaz, “İlk beyin kanamasından sonra her şey normalleşmişken, ikinci kanamadan sonra tamamen felç geçirmişim. Yürüyemiyor, göremiyor, hareket edemiyor; hayatla ilgili tüm fonksiyonlarımı kaybetmişim. Kendimi bile tanımıyordum, ailemi de tanımıyordum. İkinci kanama durdurulduktan sonra benim için adeta milattan önce ve milattan sonra gibi bir dönem başladı. Milattan sonrası; yeniden yürümeyi, konuşmayı, görmeyi, kendimi tanımayı öğrendiğim uzun bir süreçti. Özel nörorehabilitasyon programı ve robotik fizik tedavinin ve doktorlarımızın desteği sayesinde bugün buradayım. Bu süreçte mücadele eden herkese söylemek istediğim şu: İnme başlangıçta bir yaşam mücadelesi iken sonrasında ise özgürlük savaşıdır. Yenilgiyi bekleyen değil, kazanmak için savaşmayı seçen olun” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>‘Kimse Umudunu Kaybetmesin! Tedaviye İnanın Ve Bununla Sonuna Kadar Mücadele Edin!’</strong></p>
<p>İnme geçiren hastalardan bir diğeri ise 52 yaşındaki Armağan Erdoğan, 2018 yılında iş yerinde yaşadığı ani baş ağrısı sonrası gelişen süreci şöyle anlattı: “2018 yılının Ağustos ayında iş yerinde çalışırken başım ağrımaya başladı. Şirkette doktorlarımız vardı; tansiyonumu ölçmelerini istedim. Ancak kısa süre sonra baygınlık geçirdim ve hastaneye kaldırıldım. Beyin kanaması geçirdiğimi öğrendim. Hemen ameliyat edildim ve yaklaşık yirmi gün yoğun bakımda kaldım. Ardından taburcu oldum. Eylül ayının başında ikinci bir beyin kanaması daha geçirdim. Bu süreçten sonra tamamen ağır bir tablo gelişti. Uzun bir yoğun bakım döneminin ardından robotik fizik tedavi ile rehabilitasyon kliniğinde özel nörorehabilitasyon tedavisi almaya başladım. Aralık ayında, elimde bastonla yürüyebilir hâle gelerek tedavimi tamamladım. Şimdi hayatıma devam edebiliyorum ve yardımsız bastonsuz özgürce yürüyebiliyorum; kendi işlerimi yapıyorum, evime bakabiliyorum, araba kullanabiliyorum. Geçen yaz yüzmeye başladım. Bunlar benim için çok büyük adımlar. Bunları yapabildiğim için herkese teşekkür borçluyum. Hiç kimse vazgeçmesin. Çünkü bu tedavi mümkün. Bence kimse umudunu kaybetmesin, tedaviye inansın ve bununla sonuna kadar mücadele etsin”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/guc-kaybi-konusma-ve-anlama-guclugune-dikkat-598471">Güç Kaybı, Konuşma ve Anlama Güçlüğüne Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Bölgesi Kasım ayında ihracatta kan kaybetti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-bolgesi-kasim-ayinda-ihracatta-kan-kaybetti-598073</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2025 07:36:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[artışla]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[ihracat]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatı]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatta]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Kasım Ayında]]></category>
		<category><![CDATA[kaybetti]]></category>
		<category><![CDATA[milyar]]></category>
		<category><![CDATA[Milyon Dolar]]></category>
		<category><![CDATA[muğla]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ihracatına en çok katkı sağlayan ikinci bölge konumundaki Ege Bölgesi’nin ihracatı kasım ayında yüzde 7,3’lük kayıpla 3,7 milyar dolardan 3,4 milyar dolara geriledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-bolgesi-kasim-ayinda-ihracatta-kan-kaybetti-598073">Ege Bölgesi Kasım ayında ihracatta kan kaybetti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Türkiye’nin ihracatına en çok katkı sağlayan ikinci bölge konumundaki Ege Bölgesi’nin ihracatı kasım ayında yüzde 7,3’lük kayıpla 3,7 milyar dolardan 3,4 milyar dolara geriledi. Ege Bölgesi’nin kasım ayında ihracattaki kaybı 2024 yılı kasım ayına göre 270 milyon dolar oldu.</p>
<p>Ticaret Bakanlığı Kasım Ayı Faaliyet İlleri İhracat İstatistiklerini açıkladı. Kasım ayında Türkiye’nin ihracatı yüzde 2,2’lik artışla 22 milyar 236 milyon dolardan 22 milyar 718 milyon dolara ilerlerken, Ege Bölgesi’nin ihracat performansı Türkiye ile ayrıştı. </p>
<p>Bu ayrışmada en büyük etken; Ege Bölgesi’nin ihracatına en çok katkı sağlayan İzmir, Manisa ve Denizli’nin kasım ayı ihracat performansının, 2024 yılı kasım ayına göre ekside kalması oldu. </p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri’nden yapılan yazılı açıklamaya göre; Ege Bölgesi’nin 11 aylık ihracatı yüzde 1’lik artışla 39,5 milyar dolardan 39,9 milyar dolara ilerledi. </p>
<p><strong>Kasım ayında İzmir’in ihracatı yüzde 11 düştü </strong></p>
<p>İzmir, kasım ayında 1 milyar 763 milyon dolarlık ihracata imza atarken, 2024 yılı kasım ayındaki 1 milyar 974 milyon dolarlık ihracat rakamının yüzde 11 gerisinde kaldı. İzmir’in 11 aylık ihracatı 21 milyar 611 milyon dolarla 2024 yılının aynı dönemini tekrarladı ve Türkiye genelinde İstanbul ve Kocaeli’nin ardından üçüncü sıradaki yerini korudu. İzmir, Ege Bölgesi ihracatından yüzde 54 pay aldı.</p>
<p><strong>Manisa’nın ihracatı kasımda yüzde 9,3, 11 ayda yüzde 3 düştü</strong></p>
<p>Ege Bölgesi’nde İzmir’i takibini sürdüren Manisa, kasım ayında 608 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Manisa’nın ihracatı kasım ayında yüzde 9,3 azaldı. Manisa’nın ihracatı 11 aylık dilimde ise; yüzde 3’lük kayıpla 6 milyar 985 milyon dolardan 6 milyar 778 milyon dolara indi.</p>
<p><strong>Denizli’nin ihracatına kasım ayında nazar değdi</strong></p>
<p>Ege Bölgesi’nde en çok ihracat yapan üçüncü il konumundaki Denizli, kasım ayını 359,6 milyon dolarlık ihracat rakamıyla geride bıraktı. Denizli, 2024 yılı kasım ayındaki 366,4 milyon dolarlık ihracat seviyesinin yüzde 1,8 uzağına düştü. Denizli kasım ayında ihracatta kayıp yaşasa da 11 aylık dönemde yüzde 5,4’lük ihracat artışıyla 3 milyar 895 milyon dolardan 4 milyar 106 milyon dolara ilerledi. </p>
<p><strong>Balıkesir 2025 yılı sonunda 2,5 milyar doları aşacak</strong></p>
<p>Balıkesir, kasım ayında ihracatını yüzde 1,5’luk artışla 230 milyon dolardan 233 milyon dolara çıkarırken 11 aylık dönemde yüzde 2,7’lik ihracat gelişimiyle 2 milyar 234 milyon dolardan 2 milyar 294 milyon dolara yükseldi. Balıkesir’in 2025 yılı sonunda 2,5 milyar doların üzerinde dövizi Türkiye’ye kazandırması bekleniyor.</p>
<p><strong>Aydın’ın ihracatı kasımda düştü, 11 ayda artıda</strong></p>
<p>Kasım ayında hanesine 176 milyon dolarlık ihracat yazan Aydın, yüzde 3,3’lük düşüşe engel olamadı. Aydın, 2025 yılının ocak – kasım döneminde yüzde 5’lik ihracat artışıyla 1 milyar 746 milyon dolarlık döviz getirisine imza attı. </p>
<p><strong>Muğla, Ege Bölgesi’nde ihracat artış rekortmeni oldu</strong></p>
<p>Kasım ayında ihracatını 10 milyon dolarlık artışla 109 milyon dolardan 119 milyon dolara çıkaran Su ürünleri ihracatının Türkiye lideri Muğla, yüzde 9’luk ihracat artış hızıyla Ege Bölgesi illeri arasında ihracat artış rekortmeni oldu. Muğla, 11 aylık dönemde ihracatını yüzde 8,5’luk artışla 100 milyon dolar arttırdı ve 1 milyar 271 milyon dolar ihracat seviyesine ulaştı.<strong> </strong></p>
<p><strong>Kütahya 1 milyar dolar ihracat hedefine ulaşmak içim 2026’yı bekleyecek</strong></p>
<p>Çiniciliğin başkenti Kütahya kasım ayında 78,3 milyon dolar ihracat yaparken, 2024 yılı kasım ayındaki 81,9 milyon dolarlık ihracatının yüzde 4,3 gerisinde kaldı. Kütahya 11 aylık dönemde ihracatını yüzde 2,7’lik artışla 858 milyon dolardan 881 milyon dolara taşısa da ihracatta 1 milyar doları aşma hedefinin 2026 yılına kaldığı bir görüntü ortaya koydu</p>
<p><strong>Afyonkarahisar, Ege Bölgesi’nde 2025 yılında ihracatını çift haneli artıran tek il </strong></p>
<p>Doğal taş ihracatının önemli merkezlerinden Afyonkarahisar’ın ihracatı kasım ayında yüzde 7’lik artışla 46,7 milyon dolardan 50 milyon dolara çıktı. Afyonkarahisar 11 aylık dönemde yüzde 21,6’lık ihracat artışıyla 633 milyon dolardan 770 milyon dolara çıktı ve 11 aylık süreçte ihracatını çift haneli artırabilen tek Ege Bölgesi ili oldu. <strong> </strong></p>
<p><strong>Uşak’ın iki aylık rekortmenliğini Muğla sonlandırdı</strong></p>
<p>Eylül ve ekim aylarında Ege Bölgesi’nde ihracat artış rekortmeni olan Uşak’ın rekortmenliğini kasım ayında Muğla sonlandırdı. Uşak, kasım ayında yüzde 8,4’lük artışla ihracatını 40,9 milyon dolardan 44,4 milyon dolara ilerletti ancak ihracat artış hızında Muğla’dan sonra ikinci sıraya yerleşti. Uşak’ın 11 aylık ihracatı yüzde 4,7’lik artışla 406,8 milyon dolardan 425,7 milyon dolara yükseldi. </p>
<p><strong>Eskinazi: “2026 yılı dünyada fırsatlar barındırıyor ıskalamayalım”</strong></p>
<p>Türkiye imalat sektörünün ana ihracat pazarlarındaki faaliyet koşullarını ölçen İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat Sektörü İhracat İklimi Endeksi’nin Kasım 2025 döneminde 52,4 olarak gerçekleştiğine vurgu yapan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, ihraç pazarlarında iyileşmenin sürmesine karşın Türk ihracatçılarının, Türk ekonomisinin kendi dinamiklerinden dolayı ihraç pazarlarında rekabet edemediğini savundu.</p>
<p>Türkiye’nin ihracatını otomotiv, savunma sanayi sektörleriyle paritenin ayakta tuttuğuna dikkati çeken Eskinazi, “İhracat iklim endeksinde son iki ayın verileri, Mayıs 2024’ten bu yana en yüksek düzeyinde yer alıyor. En büyük 10 ihracat pazarımızın sekizinde ekonomik aktivite büyüme kaydederken bizim ihracatımız yüzde 7 azalıyor. Hükümetin bu verileri doğru okuyarak hareket etmesi gerekiyor. 3 yıldır enflasyonun çok gerisinde kalan döviz kurlarıyla rekabetçi olmamız mümkün değil. Talebin canlanmaya başladığı süreçte Türk ihracatçısı maliyet baskısından kurtarıldığı takdirde 2026 yılında ihracatta toparlanma yılı olabilir, aksi takdirde olumsuz tablo daha da derinleşir” uyarısında bulundu. </p>
<p>Fotolu:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>FAALİYET İLLERİNE GÖRE EGE BÖLGESİ İHRACAT TABLOSU</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td><strong>İl Adı</strong></p>
</td>
<td><strong>2024<br /> OCAK-KASIM (USD)</strong></p>
</td>
<td><strong>2025<br />  OCAK-KASIM (USD)</strong></p>
</td>
<td><strong>Değişim %</strong></p>
</td>
<td><strong>2024<br /> KASIM (USD)</strong></p>
</td>
<td><strong>2025<br /> KASIM (USD)</strong></p>
</td>
<td><strong>Değişim %</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>İZMİR</p>
</td>
<td>21.676.851.303</p>
</td>
<td>21.611.763.138</p>
</td>
<td>-0,30</p>
</td>
<td>1.974.687.712</p>
</td>
<td>1.763.072.161</p>
</td>
<td>-10,72</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>MANİSA</p>
</td>
<td>6.985.663.726</p>
</td>
<td>6.778.961.022</p>
</td>
<td>-2,96</p>
</td>
<td>670.233.610</p>
</td>
<td>608.053.940</p>
</td>
<td>-9,28</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>DENİZLİ</p>
</td>
<td>3.895.928.603</p>
</td>
<td>4.106.490.048</p>
</td>
<td>5,40</p>
</td>
<td>366.405.687</p>
</td>
<td>359.664.481</p>
</td>
<td>-1,84</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>BALIKESİR</p>
</td>
<td>2.234.109.835</p>
</td>
<td>2.294.218.823</p>
</td>
<td>2,69</p>
</td>
<td>230.118.168</p>
</td>
<td>233.624.066</p>
</td>
<td>1,52</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>AYDIN</p>
</td>
<td>1.667.146.588</p>
</td>
<td>1.746.634.900</p>
</td>
<td>4,77</p>
</td>
<td>182.238.647</p>
</td>
<td>176.155.795</p>
</td>
<td>-3,34</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>MUĞLA</p>
</td>
<td>1.171.496.978</p>
</td>
<td>1.271.989.876</p>
</td>
<td>8,58</p>
</td>
<td>109.077.904</p>
</td>
<td>119.058.869</p>
</td>
<td>9,15</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>KÜTAHYA</p>
</td>
<td>858.135.755</p>
</td>
<td>881.028.434</p>
</td>
<td>2,67</p>
</td>
<td>81.903.817</p>
</td>
<td>78.373.592</p>
</td>
<td>-4,31</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>AFYONKARAHİSAR</p>
</td>
<td>633.643.518</p>
</td>
<td>770.498.163</p>
</td>
<td>21,60</p>
</td>
<td>46.787.951</p>
</td>
<td>50.090.456</p>
</td>
<td>7,06</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>UŞAK</p>
</td>
<td>406.799.837</p>
</td>
<td>425.774.471</p>
</td>
<td>4,66</p>
</td>
<td>40.911.104</p>
</td>
<td>44.337.507</p>
</td>
<td>8,38</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>TOPLAM </p>
</td>
<td>39.529.776.143</p>
</td>
<td>39.887.358.875</p>
</td>
<td>0,90</p>
</td>
<td>3.702.364.600</p>
</td>
<td>3.432.430.867</p>
</td>
<td>-7,30</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-bolgesi-kasim-ayinda-ihracatta-kan-kaybetti-598073">Ege Bölgesi Kasım ayında ihracatta kan kaybetti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kan Şekeriniz 24 Saat Takipte</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kan-sekeriniz-24-saat-takipte-597524</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 07:21:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Dalgalanmaları]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[glikoz]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şekeriniz]]></category>
		<category><![CDATA[takipte]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kan şekeri dalgalanmaları, sanılanın aksine yalnızca diyabetle ilgili değildir; glikozdaki ani yükseliş ve düşüşler, obeziteden insülin direncine, kalp-damar hastalıklarından metabolik sendroma kadar pek çok kronik hastalığın erken uyarı işaretlerini verebilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-sekeriniz-24-saat-takipte-597524">Kan Şekeriniz 24 Saat Takipte</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kan şekeri dalgalanmaları, sanılanın aksine yalnızca diyabetle ilgili değildir; glikozdaki ani yükseliş ve düşüşler, obeziteden insülin direncine, kalp-damar hastalıklarından metabolik sendroma kadar pek çok kronik hastalığın erken uyarı işaretlerini verebilir. Bu nedenle yıllarca sadece diyabetli bireylerle anılan Sürekli Glikoz Takibi (CGM) teknolojisi, artık sağlıklı yaşam takibinin en güçlü araçlarından biri haline geldi. Çünkü  CGM, vücudun besinlere, strese, uykuya ve egzersize verdiği tepkileri gerçek zamanlı görünür kılarak kişiye benzersiz bir biyolojik farkındalık sağlıyor. <strong>Acıbadem Life Danışmanı ve Acıbadem Üniversitesi Diyabet Araştırma ve Uygulama Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. M. Temel Yılmaz</strong>, “CGM teknolojisi bize metabolizmanın perde arkasını gösteriyor. Diyabetli olsun olmasın herkes için glikoz dalgalanmaları, gelecekteki metabolik risklere dair çok değerli bilgiler taşıyor” diyor. </p>
<p><strong>METABOLİZMANIZI AN BE AN TAKİP EDİN</strong></p>
<p>Sürekli Glikoz Takibi (CGM) teknolojisinin yaygınlaşmasını insanların kendi biyolojik tepkilerini gerçek zamanlı izleme ihtiyacının artışına bağlayan <strong>Prof. M. Temel Yılmaz</strong>, CGM ile bireylerin yedikleri bir öğünün kan şekerini ne kadar yükselttiğini, kısa bir yürüyüşün glikozu nasıl dengelediğini, stresin ya da uykusuzluğun metabolizmayı nasıl etkilediğini anlık olarak görebildiğini belirtiyor. Bu görünürlüğün metabolizmayı soyut bir kavram olmaktan çıkarıp günlük hayatın içine taşıdığını vurgulayan <strong>Prof. Yılmaz</strong>, “CGM verileri kişiye, hangi yiyeceklerin kendisi için uygun olduğunu, hangi egzersiz süresinin kan şekerini stabilize ettiğini ve hangi alışkanlıkların metabolik yük oluşturduğunu objektif biçimde öğretiyor. Böylece teknoloji, yalnızca sağlık takibi yapan bireylerin değil; sporcuların, kilo yönetimi hedefleyenlerin ve yaşam tarzını iyileştirmek isteyenlerin de vazgeçilmez bir aracı hâline geliyor. CGM, “görerek öğrenmeyi” sağlıyor ve metabolizmayı soyut bir kavram olmaktan çıkarıp günlük hayata taşıyor. İnsanlar yedikleri bir öğünün, yaptıkları bir yürüyüşün ya da dün geceki uykularının kan şekerine nasıl yansıdığını görerek daha bilinçli davranış değişikliklerine yöneliyor” diyor. </p>
<p><strong>CGM, ERKEN UYARI SİSTEMİ GİBİ…</strong></p>
<p>Diyabeti olmayan bireylerde bile gün boyunca belirgin glikoz dalgalanmaları yaşanabiliyor. Bu dalgalanmaların CGM teknolojisi ile ortaya konabildiğini söyleyen <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Prof. Dr. M. Temel Yılmaz</strong>, “Saatlik glikoz kayıtları sayesinde öğün sonrası ani “pikler”, gecelik düşüşler ve gün içindeki sık iniş–çıkışlar objektif biçimde görülebiliyor. Son araştırmalar, özellikle obezite ve prediyabet grubundaki kişilerde bu glikoz değişkenliğinin yüksek olduğunu ve bunun erken metabolik bozulmanın güçlü bir göstergesi olabileceğini kanıtlıyor. Hatta tamamen sağlıklı görünen bazı bireylerin bile CGM takiplerinde zaman zaman prediabetik seviyelere ulaştığı; bu dalgalanmaların insülin direnci, kilo artışı ve uzun vadede kalp–damar hastalıkları riskleriyle ilişkili olabileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle CGM, yalnızca mevcut hastalığı izlemek için değil, gelecekte gelişebilecek metabolik sorunlara karşı bir erken uyarı sistemi gibi çalışıyor” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>DİYABETTE EVDEN TAKİP SİSTEMİ, SAĞLIK YÖNETİMİNİ KÖKTEN DEĞİŞTİRİYOR</strong></p>
<p>CGM’in bireylerin kendi metabolik verilerine doğrudan ulaşmasını sağlayarak kişisel sağlık yönetimini kökten değiştirdiğine dikkat çeken <strong>Prof. Dr. M. Temel Yılmaz</strong>, “Teknoloji doğru şekilde yorumlandığında diyabetli bireylerde tedavi uyumunu güçlendirirken, diyabeti olmayan kişilerde de beslenme, uyku ve egzersiz gibi günlük alışkanlıkların metabolik etkilerini görünür kılarak yaşam tarzı farkındalığını belirgin biçimde artırıyor. Herkesin glukoz tepkisi benzersizdir; aynı yiyecek bir kişide yüksek bir glikoz yükselmesi yaratırken bir başkasında çok daha hafif bir yanıt oluşabilir. CGM bu farklılıkları gözler önüne sererek kişiye özel beslenme planlarının, bireye göre düzenlenmiş egzersiz önerilerinin ve daha etkili uyku–stres yönetimi stratejilerinin geliştirilmesini mümkün kılıyor. Bu nedenle CGM verilerinin yaygınlaşması, önümüzdeki yıllarda kişiselleştirilmiş tıp yaklaşımının en güçlü bileşenlerinden biri olarak değerlendiriliyor” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-sekeriniz-24-saat-takipte-597524">Kan Şekeriniz 24 Saat Takipte</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kan Stoklarına Gölcük Belediyesi&#8217;nden Güçlü Destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kan-stoklarina-golcuk-belediyesinden-guclu-destek-595995</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 11:54:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[gölcük]]></category>
		<category><![CDATA[güçlü]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[stoklarına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595995</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, kan stoklarına takviye sağlamak amacıyla Türk Kızılay’ı iş birliğiyle anlamlı bir kan bağışı kampanyasına imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-stoklarina-golcuk-belediyesinden-guclu-destek-595995">Kan Stoklarına Gölcük Belediyesi&#8217;nden Güçlü Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi, kan stoklarına takviye sağlamak amacıyla Türk Kızılay’ı iş birliğiyle anlamlı bir kan bağışı kampanyasına imza attı.</p>
<p>Kan stoklarının kritik seviyelere düşmesini engellemek ve ulusal kan ihtiyacına destek olmak hedefiyle Gölcük Belediyesi ve Türk Kızılay’ı ortaklığında önemli bir sosyal sorumluluk projesi hayata geçirildi. Gölcük Belediyesi hizmet binasında kurulan kan bağışı alanına, ilk saatlerden itibaren vatandaşlar büyük ilgi gösterdi. Gerekli formları dolduran gönüllüler, hayat kurtarmak için kan bağışında bulundu. Kampanyaya, belediye personeli de yoğun katılım sağlayarak örnek bir davranış sergiledi.</p>
<p>Türk Kızılay’ı yetkilileri, gün boyu devam eden bağış etkinliğine destek veren tüm duyarlı vatandaşlara ve organizasyonda emeği geçen belediye personeline teşekkürlerini iletti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-stoklarina-golcuk-belediyesinden-guclu-destek-595995">Kan Stoklarına Gölcük Belediyesi&#8217;nden Güçlü Destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sırt Ağrısı Mesane Kanseri Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sirt-agrisi-mesane-kanseri-habercisi-olabilir-595643</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 08:05:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[mesane]]></category>
		<category><![CDATA[Mesane Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[Robotik Cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[sırt]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595643</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erkeklerde daha sık görülen ve çoğunlukla belirti vermeden ilerleyen mesane kanserine, idrar torbasının iç yüzeyini döşeyen hücrelerin kontrolsüz çoğalması neden oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sirt-agrisi-mesane-kanseri-habercisi-olabilir-595643">Sırt Ağrısı Mesane Kanseri Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erkeklerde daha sık görülen ve çoğunlukla belirti vermeden ilerleyen mesane kanserine, idrar torbasının iç yüzeyini döşeyen hücrelerin kontrolsüz çoğalması neden oluyor. 50 yaşın üzerindeki bireylerde görülme riski daha fazla olan mesane kanserinin en önemli sebepleri arasında sigara kullanımı geliyor. Ağrısız şekilde idrarda kan görülmesi ile kendisini belli eden ve erken tedavi edilmediği takdirde mesane duvarının tüm katmanlarını tutabilen mesane kanseri, hayati risk faktörünü artıran daha agresif bir tabloya dönüşebiliyor. Mesane kanserinin tedavisinde son yıllarda robotik cerrahi önemli bir seçenek olarak tercih ediliyor. Robotik sistektomi ve tamamen kapalı yöntemle gerçekleştirilen yapay mesane uygulamaları hasta konforunu artırabiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Eyüp Veli Küçük, mesane kanseri ve robotik cerrahi uygulamaları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bu belirtileri ciddiye alın!</strong></p>
<p>Mesane, böbreklerden gelen idrarın depolandığı kas yapısında bir organdır. Mesane kanseri ise bu organın iç yüzeyini döşeyen hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkar. Hastalığın en sık görülen belirtisi idrarda ağrısız kanamadır. Tanı, genellikle sistoskopi ve patoloji incelemesi ile konulur. Erken evrelerde tümör yalnızca mesanenin yüzeysel kısmında sınırlı olabilir; ancak ilerleyen dönemlerde mesane duvarının tüm katmanlarını tutarak çevre organlara yayılabilir. Bu durumda hastalığı tamamen kontrol altına almak için radikal sistektomi, yani mesanenin cerrahi olarak çıkarılması gerekebilir. Bu nedenle mesane kanseri yayılmadan bu belirtiler dikkate alınarak hızlı bir şekilde uzman bir doktora başvurulması gerekir; </p>
<ul>
<li>İdrarda kan </li>
<li>Ayaklardaki şişlik</li>
<li>Sırt ağrısı</li>
<li>Kilo kaybı</li>
</ul>
<p><strong>Robotik cerrahiyle tümör eksiksiz çıkarılır ve çevre dokular korunur</strong></p>
<p>Mesane kanserinin tedavisi günümüzde robotik cerrahi sistemlerinin gelişmesiyle küçük kesilerden, kapalı yöntemle yapılabilmektedir. Robotik sistektomi sırasında cerrah, hastanın vücuduna yerleştirilen robotik kolları bir konsoldan yönetir. Bu teknoloji cerraha üç boyutlu büyütülmüş görüntü, milimetrik hareket hassasiyeti, titremeyi filtreleyen yüksek stabilite sağladığı için hem tümörün eksiksiz çıkarılması hem de çevre dokuların korunması güvenli hale gelir. Robotik cerrahi, kan kaybının azalmasına, yara enfeksiyonu riskinin düşmesine ve hastanın çok daha hızlı iyileşmesine olanak tanır.</p>
<p><strong>Kapalı yöntemle yapay mesane oluşturuluyor</strong></p>
<p>Mesanenin çıkarılmasından sonra idrarın vücuttan doğal yolla atılabilmesi için yeni bir yol oluşturmak gerekir. Bağırsaktan yapay bir mesane (ortotopik neomezane) yapılması yaşam konforunu korumaktadır. Robotik cerrahi ile bu işlem   tamamen kapalı yöntemle gerçekleştirilebilir. Kapalı olarak yapay mesane oluşturulmasına “intrakorporeal ortotopik mesane” adı verilir. İnce bağırsaktan kısa bir segment alınarak özel bir teknikle yeni bir mesaneye dönüştürülür ve üretra yani idrar kanalına bağlanır. Böylece hasta, ameliyat sonrası doğal yoldan idrar yapmaya devam edebilir. Bu işlemin intrakorporeal, yani organların dışarı çıkarılmadan tamamen vücut içinde şekillendirilerek yapılması, robotik cerrahinin ileri düzey uygulamalarından biri olarak kabul edilir.</p>
<p><strong>Her hastaya ve tümör özelliklerine göre özel bir cerrahi planlama yapılır </strong></p>
<p>Robotik sistektomi ve intrakorporeal ortotopik mesane oluşturulması özellikle kas tabakasına ilerlemiş ama uzak organlara yayılmamış mesane kanserlerinde, uygun böbrek fonksiyonlarına sahip hastalarda, genel sağlık durumu ameliyata elverişli kişilerde tercih edilebilen bir yöntemdir. Cerrahi planlama her hastanın tümör özelliklerine ve genel durumuna göre bireysel olarak yapılır.</p>
<p><strong>Mesane kanserinde robotik cerrahinin 6 avantajı</strong></p>
<ol>
<li>Estetik avantaj: Cerrahi izler minimaldir.</li>
<li>Az kan kaybı ve ağrı: Küçük kesiler nedeniyle doku hasarı en aza iner.</li>
<li>Hızlı iyileşme: Hastalar genellikle birkaç gün içinde mobilize olur ve kısa sürede günlük yaşamlarına döner.</li>
<li>Düşük enfeksiyon ve komplikasyon riski: Kesi, yara alanı daha küçüktür, böylelikle yara enfeksiyonu riski de düşer.</li>
<li>Hassas operasyon: Yüksek çözünürlüklü görüntü ve titremeyi engelleyen robot kolları sayesinde sinir ve damar yapıları iyi korunabilir. Bu durum özellikle idrar kontrolü ve cinsel fonksiyon açısından önemlidir.</li>
<li>Tamamen kapalı yapay mesane: Bağırsakların dışarı çıkarılmadan şekillendirilmesi, bağırsak fonksiyonlarının hızlı toparlanmasını sağlar.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sirt-agrisi-mesane-kanseri-habercisi-olabilir-595643">Sırt Ağrısı Mesane Kanseri Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de &#8220;Yeni Sana Nefes Ol&#8221; projesiyle akciğer kanserine dikkat çekildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-yeni-sana-nefes-ol-projesiyle-akciger-kanserine-dikkat-cekildi-592996</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 08:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[Eü]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[ol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[projesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[sana]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592996</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Türk Akciğer Kanseri Derneği işbirliğiyle, 1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında “Yeni Sana Nefes Ol” başlıklı sosyal sorumluluk projesi hayata geçirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-yeni-sana-nefes-ol-projesiyle-akciger-kanserine-dikkat-cekildi-592996">EÜ&#8217;de &#8220;Yeni Sana Nefes Ol&#8221; projesiyle akciğer kanserine dikkat çekildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi ve Türk Akciğer Kanseri Derneği işbirliğiyle, 1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında “Yeni Sana Nefes Ol” başlıklı sosyal sorumluluk projesi hayata geçirildi.</p>
<p>Etkinlik, Ege Üniversitesi Kampüsü 1 No’lu Yemekhane önünde gerçekleştirildi. Hemşirelik Fakültesi Topluma Hizmet Uygulamaları dersi kapsamında, danışmanlığını Hemşirelik Fakültesi Halk Sağlığı Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Aslı Kalkım’ın yürüttüğü proje çerçevesinde öğrenciler, akciğer kanserinin önlenmesi ve erken teşhisin kritik önemi hakkında bilgilendirme yaptı. Program kapsamında kurulan stantta sağlık profesyonelleri tarafından hazırlanan, akciğer kanseri riskleri ve erken tanıya yönelik uyarıları içeren kitap ve broşürler üniversite öğrencilerine, akademik ve idari personele dağıtıldı. Farkındalık oluşturmak amacıyla katılımcılara beyaz kurdeleler takıldı.</p>
<p><b>“Akciğer kanserinde erken teşhis büyük önem taşır”</b></p>
<p>Akciğer kanserinde tedaviden önce, sigara ve tütün kullanımını azaltarak toplumu korumanın en önemli adım olduğunu belirten Doç. Dr. Aslı Kalkım, “Akciğer kanseri, dünya genelinde erkeklerde en sık, kadınlarda ise ikinci sıklıkta görülen kanser türüdür ve kanser kaynaklı ölümler arasında ilk sırada yer almaktadır. Bu hastalıkta en önemli risk faktörü sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanılmasıdır. Bu nedenle akciğer kanserini tedavi etmekten daha öncelikli konu, sigara ve tüm tütün ürünlerinin kullanımını azaltarak toplumu bu hastalıktan korumaktır. Akciğer kanserinde erken teşhis büyük önem taşır. Geçmeyen veya giderek kötüleşen öksürük, öksürürken kan ya da kanlı balgam çıkarmak, nefes alırken, öksürürken veya gülerken artan göğüs ağrısı, iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı, ses kısıklığı, nefes darlığı ile tekrarlayan ya da geçmeyen bronşit ve zatürre gibi enfeksiyonlar akciğer kanserinin en önemli belirtileridir. Toplumsal ve bireysel farkındalığın artmasıyla akciğer kanseri sıklığının azaltılabileceğini ve hastalığın erken dönemde tespit edilebileceğini unutmamak gerekir” dedi.</p>
<p>Proje ekibinde danışman Doç. Dr. Aslı Kalkım’ın yanı sıra, Ege Üniversitesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Vekili Doç. Dr. Fatma Sert, Hemşirelik Fakültesi İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Emine Karaman ve Hemşirelik Fakültesi 1. sınıf öğrencileri yer aldı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-yeni-sana-nefes-ol-projesiyle-akciger-kanserine-dikkat-cekildi-592996">EÜ&#8217;de &#8220;Yeni Sana Nefes Ol&#8221; projesiyle akciğer kanserine dikkat çekildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı böbrekler için çocukluktan önlem alınmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bobrekler-icin-cocukluktan-onlem-alinmali-591746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 10:07:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[böbrekler]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluktan]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kronik Böbrek Yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, böbrek sağlığına dikkat etmenin önemi, kronik böbrek yetmezliğinin risklerini, erken teşhis ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bobrekler-icin-cocukluktan-onlem-alinmali-591746">Sağlıklı böbrekler için çocukluktan önlem alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve<strong> </strong>Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, böbrek sağlığına dikkat etmenin önemi, kronik böbrek yetmezliğinin risklerini, erken teşhis ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocukluktan itibaren önlem almak, ileride böbrek yetmezliğini önleyebilir!</strong></p>
<p>Kronik böbrek yetmezliğinin son yıllarda artış gösterdiğini dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Hastalar yaşamlarını ya diyalize bağlı olarak sürdürüyor ya da organ nakli olarak yeniden sağlıklı bir yaşama kavuşabiliyor.” dedi.</p>
<p>Böbrek sağlığına çocukluk çağından başlayarak dikkat edilmesi ve gerekli önlemlerin alınmasının kişiyi ilerleyen yıllarda böbrek yetmezliği tehlikesinden koruyabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Atamer, “Böbrek vücudumuzdaki zehirli maddeleri temizleyen, D vitaminin aktivasyonunu sağlayan, kırmız kan hücrelerimizin üretimini sağlayan hormonu üreten ve vücudumuzun sıvı, elektrolit ve pH dengesini sağlayan eşsiz bir organımızdır. Böbrek fonksiyonlarının belirli bir değerin altına inmesi kronik böbrek yetmezliğine işaret eder.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kronik böbrek yetmezliği tedavi edilmediği taktirde hayati riske yol açabilir! </strong></p>
<p>Böbrek yetmezliğinin süzme değerinin 60 ml/dk altına inmesi demek olduğunu aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Eğer süzme değeri 20’nin altına inerse son dönem böbrek yetmezliği olarak adlandırılır.” dedi.</p>
<p>Önemli olanın böbrek yetmezliği gelişmeden müdahale etmek olduğunu da sözlerine ekleyen Prof. Dr. Atamer, şöyle devam etti:</p>
<p>“Üç ayı aşan bir böbrek yetmezliği kronik böbrek yetmezliği olarak adlandırılır. Kronik böbrek yetmezliği kemik erimesi, kansızlık ve kalp hastalıklarına neden olduğundan dolayı tedavi edilmediği taktirde hayati riske yol açar. Böbrek yetmezliği her yaş ve cinsiyette görülebilirse de  özelikle ileri yaşlarda ve kadınlarda sık görülür.”</p>
<p><strong>Erken teşhis ile böbrek yetmezliğini yavaşlatmak ve tedavi etmek mümkün </strong></p>
<p>Böbrek yetersizliğinin erken evrelerde herhangi bir belirti göstermeyebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Hastalığı saptamanın en etkili yolu kan ve idrar tahlillerinin belirli aralıklarla yapılmasıdır.” dedi.</p>
<p>Erken teşhis ile böbrek yetmezliğini yavaşlatmanın ve tedavi etmenin mümkün olduğuna işaret eden Prof. Dr. Atamer, “Diyabet, yüksek tansiyon, fazla kilo, aile ve akrabalarda böbrek yetmezliği hikayesi varsa 6-12 ayda bir hekim kontrolü yapılması gerekir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Böbrek sağlığını korumak için gereksiz antibiyotik ve ağrı kesici kullanılmamalı!</strong></p>
<p>Böbrek sağlığını korumak için kan şekerinin belirli aralılarla kontrol edilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Diyabet hastaları da ilgili uzman hekimler tarafından tedavi ve takip edilmeli. Kan basıncı takibi son derecede önemli. Sağlıklı beslenmeye, tuz tüketimini günlük en fazla bir çay kaşığı olacak şekilde sınırlandırmaya özen gösterilmeli. İşlenmiş gıdalar ve fast food tarzı beslenmeden uzak durulmalı, taze sebze meyve ve ev yemekleri tercih edilmeli. Günde 1.5-2 litre su içilmeli, tütün ürünlerinden uzak durulmalı ve en önemlisi gereksiz yere antibiyotik ve ağrı kesici kullanılmamalı.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bobrekler-icin-cocukluktan-onlem-alinmali-591746">Sağlıklı böbrekler için çocukluktan önlem alınmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Yemeklerinizde küçük değişikliklerle kan şekerini kontrol etmek mümkün&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yemeklerinizde-kucuk-degisikliklerle-kan-sekerini-kontrol-etmek-mumkun-591433</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 08:01:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliklerle]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[etmek]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[Kenger]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[Nişasta]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[pişirme]]></category>
		<category><![CDATA[şekerini]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yavaş]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>
		<category><![CDATA[yemeklerinizde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591433</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emre Batuhan Kenger, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde diyabet hastalarının kan şekeri kontrolünü destekleyecek önerilerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemeklerinizde-kucuk-degisikliklerle-kan-sekerini-kontrol-etmek-mumkun-591433">&#8216;Yemeklerinizde küçük değişikliklerle kan şekerini kontrol etmek mümkün&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emre Batuhan Kenger, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde diyabet hastalarının kan şekeri kontrolünü destekleyecek önerilerde bulundu. Kenger, diyabetin kan şekerinin kronik olarak yüksek seyretmesiyle karakterize metabolik bir hastalık olduğunu belirterek “Kan şekerini kontrol altında tutmak, diyabetin uzun vadeli komplikasyonlarını önlemek açısından büyük önem taşır. Özellikle beslenme alışkanlıklarında yapılacak basit değişikliklerle, kan şekeri dalgalanmalarını azaltmak ve daha dengeli seyretmesini sağlamak mümkün” dedi. </p>
<p><strong>Yemeğe hangi besinle başladığınız önemli</strong></p>
<p>Besinlerin tüketim sırası, kan şekeri üzerindeki etkisini doğrudan belirliyor. Kenger, öğünlere lifli sebze veya salata ile başlamanın, midede sindirim hızını etkileyerek glikozun kana karışma hızını değiştirdiğini belirtti: “Öğünlere sebze ve proteinle başlayıp karbonhidratı en sona bırakmak kan şekerinin daha kontrollü yükselmesini sağlar. Yapılan araştırmalar, aynı öğünde karbonhidratı sona bırakan bireylerin kan şekeri ve insülin düzeylerinin çok daha düşük olduğunu gösteriyor” dedi. </p>
<p><strong>Pişirme şekli ve sıcaklığı kan şekerini etkiliyor</strong></p>
<p>Yiyeceklerin pişirilme yöntemleri, süresi ve servis sıcaklığının yiyeceklerin glisemik indeksini değiştirebildiğini belirten Kenger, “Karbonhidrat içeren besinlerin pişirilme biçimi, nişastanın yapısını ve sindirim hızını değiştirerek glisemik indeksini etkiler. Bir besin ne kadar uzun süre pişirilir veya işlemden geçirilirse o kadar hızlı sindirilir ve kan şekerini o denli hızlı yükseltir.  Patates gibi nişastalı bir gıdayı fırında çok uzun süre pişirmek veya ezerek püre haline getirmek, nişastayı kolay parçalanır duruma getirip daha yüksek bir glisemik etki yaratabilir. Buna karşın, bazı pişirme ve hazırlama hileleriyle aynı yiyeceğin kan şekerine etkisini azaltmak mümkün” dedi.</p>
<p>Kenger, pişirme sürecinde “dirençli nişasta” oluşturmanın önemine dikkat çekerek “Pişirilip soğutulan pirinç, makarna veya patates daha fazla dirençli nişasta içerir. Bu formdaki nişasta ince bağırsakta sindirilmez, dolayısıyla kan şekerini klasik nişastalar kadar yükseltmez ve bağırsaklardaki faydalı bakteriler için lif benzeri bir görevi olur. Yapılan araştırmalar, taze pişmiş sıcak pilav yerine pişirilip 24 saat buzdolabında soğutulduktan sonra ısıtılan pirincin 2,5 kat daha fazla dirençli nişasta içerdiğini ve tüketildiğinde kan şekerinde daha küçük bir yükselişe yol açtığını gösteriyor. Benzer şekilde, soğutulmuş patatesin glisemik indeksi, sıcak patatese kıyasla da yüzde 25–28 daha düşüktür” dedi.</p>
<p>Kenger, makarna gibi nişastalı yiyeceklerin çok yumuşayana kadar pişirilmesinin, nişastayı fazla jelatinize ederek glisemik indeksini yükselttiğini belirtti. Buna karşın, “al dente” yani biraz daha kısa süre pişirilmiş makarnanın daha yavaş sindirildiğini ve kan şekerini daha yavaş yükselttiğini de vurguladı.</p>
<p><strong>‘Sebzeyi püre yapmak yerine bütün tüketin’</strong></p>
<p>Yiyeceklerin fiziksel formunun önemine değinen Kenger, “Bütün halde tüketilen tahıllar veya sebzeler, meyveler püre veya suyu sıkılmış formlara göre daha düşük glisemik etki gösterir. Aynı besini farklı şekillerde hazırlamak kan şekeri üzerinde farklı etkiler yaratabilir. Daha düşük ısıda veya kısa süre pişirmeyi, yemekleri mümkünse biraz soğutup tüketmeyi, besinlerin lifli kısımlarını öğünlerde bırakmayı deneyerek glisemik yükü azaltabilirsiniz” dedi.</p>
<p><strong>‘Hızlı yemekten kaçının’</strong></p>
<p>Kenger, günlük yaşamda uygulanabilecek bazı pratik önerilere de dikkat çekti. Yemekleri yavaş tüketmenin, yemek sonrası kan şekeri ve insülin seviyelerinin yükselmesini önlediğini belirterek yavaş yemenin hem tokluk sinyallerini artırdığını hem de daha dengeli bir kan şekeri seyri sağladığını vurguladı. Öğün atlamamanın ve porsiyonları dengelemenin de önemli olduğunu ifade eden Kenger, uzun süre aç kalıp ardından fazla yemek yemenin kan şekerinde keskin yükselişlere yol açabileceğini, bu nedenle üç ana ve üç ara öğün şeklinde düzenli beslenmenin faydalı olduğunu söyledi. Ayrıca, günde bir çay kaşığı tarçın tüketiminin açlık kan şekerini düşürmeye ve insülin duyarlılığını artırmaya yardımcı olabileceğini, yemek sonrası 5–10 dakikalık hafif bir yürüyüşün de kan şekeri artışını yavaşlattığını belirtti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yemeklerinizde-kucuk-degisikliklerle-kan-sekerini-kontrol-etmek-mumkun-591433">&#8216;Yemeklerinizde küçük değişikliklerle kan şekerini kontrol etmek mümkün&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Varis son yıllarda hızla yaygınlaşıyor: Sonbahar ve kış tedavi için ideal dönem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/varis-son-yillarda-hizla-yayginlasiyor-sonbahar-ve-kis-tedavi-icin-ideal-donem-590923</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2025 08:44:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[özgen]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[varis]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yıllarda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonbahar ve kış ayları, solunum yolu enfeksiyonları gibi birçok hastalığın artış gösterdiği dönemler olarak bilinse de, bazı sağlık sorunlarının tedavisi için en uygun zaman dilimini de oluşturuyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayça Özgen, varis tedavisinin de bu aylarda yapılmasının avantajlı olduğunu belirterek, “Sıcak havaların etkisinin azalması, tedavi sürecini daha konforlu hâle getirir ve iyileşmeyi hızlandırır” diyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/varis-son-yillarda-hizla-yayginlasiyor-sonbahar-ve-kis-tedavi-icin-ideal-donem-590923">Varis son yıllarda hızla yaygınlaşıyor: Sonbahar ve kış tedavi için ideal dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="656" data-end="1170">Varis hastalığı, bacak toplardamarlarındaki kapakçıkların görevini yerine getirememesi sonucu damar yapısının bozulması ve genişlemesiyle ortaya çıkıyor. Hem ağrıya yol açması hem de estetik açıdan rahatsız edici olması nedeniyle tıbbi ve kozmetik açıdan önem taşıyor. Dr. Özgen, varisin bacaklarda ağrı, şişlik, yanma, kaşıntı ve gece krampları gibi belirtilerle kendini gösterdiğini vurguluyor. Tedavisi geciken varis, ciltte renk değişiklikleri, ödem ve venöz ülser gibi ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor.</p>
<p data-start="1172" data-end="1208"><strong data-start="1172" data-end="1206">Sonbahar ve kış tedaviye uygun</strong></p>
<p data-start="1210" data-end="1534">Dr. Özgen, “Bu mevsimler hem hastaların konforunu bozmaz hem de tedaviden daha hızlı sonuç almamızı sağlar. Lazer, köpük (skleroterapi) ve radyofrekans gibi modern yöntemlerden sonra bir süre varis çorabı kullanılması gerekir. Soğuk havalar cilt iyileşmesini destekler ve güneş ışığının azlığı leke riskini azaltır” diyor.</p>
<p data-start="1536" data-end="1576"><strong data-start="1536" data-end="1574">Dikkat edilmesi gereken belirtiler</strong></p>
<p data-start="1578" data-end="1898">Bacaklarda belirgin damarlar, dolgunluk hissi veya ağrı gibi şikâyetleri olan kişilerin vakit kaybetmeden bir kalp ve damar cerrahisi uzmanına başvurması gerektiğini söyleyen Dr. Özgen, varisin sadece estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini, tedavi edilmezse ciddi komplikasyonlar gelişebileceğini belirtiyor.</p>
<p data-start="1900" data-end="1933"><strong data-start="1900" data-end="1931">Varise karşı 8 etkili önlem</strong></p>
<p data-start="1935" data-end="2057">Dr. Özgen, varisin genetik yatkınlığa bağlı olsa da yaşam tarzıyla tetiklenebileceğini belirterek şu önlemleri öneriyor:</p>
<ol data-start="2059" data-end="2807">
<li data-start="2059" data-end="2164">
<p data-start="2062" data-end="2164"><strong data-start="2062" data-end="2092">Uzun süre ayakta kalmayın:</strong> Bacakları zaman zaman kalp seviyesinin üstüne kaldırarak dinlendirin.</p>
</li>
<li data-start="2165" data-end="2284">
<p data-start="2168" data-end="2284"><strong data-start="2168" data-end="2197">Hareketsizlikten kaçının:</strong> Düzenli yürüyüş ve masa başında kısa hareket molalarıyla kan dolaşımını destekleyin.</p>
</li>
<li data-start="2285" data-end="2371">
<p data-start="2288" data-end="2371"><strong data-start="2288" data-end="2319">Bacak bacak üstüne atmayın:</strong> Kan akışını zorlaştıran bu alışkanlıktan kaçının.</p>
</li>
<li data-start="2372" data-end="2448">
<p data-start="2375" data-end="2448"><strong data-start="2375" data-end="2400">İdeal kiloyu koruyun:</strong> Fazla kilolar bacak damarlarına yük bindirir.</p>
</li>
<li data-start="2449" data-end="2544">
<p data-start="2452" data-end="2544"><strong data-start="2452" data-end="2484">Su tüketimine özen gösterin:</strong> Günlük 1,5–2 litre su içmek damar sağlığı için önemlidir.</p>
</li>
<li data-start="2545" data-end="2638">
<p data-start="2548" data-end="2638"><strong data-start="2548" data-end="2594">Yüksek topuklu ayakkabıyı sık kullanmayın:</strong> Baldır kaslarının pompa etkisini azaltır.</p>
</li>
<li data-start="2639" data-end="2724">
<p data-start="2642" data-end="2724"><strong data-start="2642" data-end="2675">Hamam ve saunadan uzak durun:</strong> Aşırı sıcak damarların genişlemesine yol açar.</p>
</li>
<li data-start="2725" data-end="2807">
<p data-start="2728" data-end="2807"><strong data-start="2728" data-end="2751">Sigara kullanmayın:</strong> Damar duvarlarını zayıflatarak varis riskini artırır.</p>
</li>
</ol>
<p data-start="2809" data-end="2938">Dr. Özgen, bu önlemlerle hem varis riskinin azaltılabileceğini hem de tedavi sürecinin daha başarılı geçebileceğini vurguluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/varis-son-yillarda-hizla-yayginlasiyor-sonbahar-ve-kis-tedavi-icin-ideal-donem-590923">Varis son yıllarda hızla yaygınlaşıyor: Sonbahar ve kış tedavi için ideal dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda burun kanamaları ciddiye alınmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-burun-kanamalari-ciddiye-alinmali-589941</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 12:30:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[ciddiye]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanamaları]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589941</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında “kan kanseri” olarak bilinen lösemi, çocukluk çağında en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-burun-kanamalari-ciddiye-alinmali-589941">Çocuklarda burun kanamaları ciddiye alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Halk arasında “kan kanseri” olarak bilinen lösemi, çocukluk çağında en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Kemik iliğinde başlayan hastalığın, sağlıklı kan hücreleri yerine anormal hücrelerin üretilmesine yol açtığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Savaş Kansoy, “Lösemi bağışıklık sistemini zayıflatır; vücut enfeksiyonlara karşı savunmasız hale gelir, kansızlık ve yorgunluk gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Ancak çoğu kanser türünde olduğu gibi, erken tanı ile başarılı tedavi şansının yüksek olduğu unutulmamalı” dedi.</strong></p>
<p>Çocukluk çağı kanserlerinin nedenleri tam olarak bilinmese de bazı vakalarda genetik yatkınlığın rol oynayabileceği düşünülüyor. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Savaş Kansoy, “Lösemi genellikle halsizlik, solgunluk, sık tekrarlayan enfeksiyonlar, uzun süren ateş, ciltte morluklar ve burun kanamaları gibi belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Bazı çocuklarda iştahsızlık, kilo kaybı veya boyun ve koltuk altı gibi bölgelerde şişlikler de görülebiliyor. Bu tür şikâyetler fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak, erken tanı ve tedavi süreci açısından büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p><strong>Lösemi tedavisinde sabır ve süreklilik önemli</strong></p>
<p>Löseminin farklı alt türleri bulunduğunu belirten Kansoy, “Tanı sürecinde kan tahlilleri ve kemik iliği incelemeleriyle hastalığın tipi belirleniyor. Elde edilen bulgulara göre kişiye özel bir tedavi planı oluşturuluyor. Tedavi genellikle kemoterapiyle başlıyor ve hastalığın türüne göre ortalama 1-2 yıl kadar sürebiliyor. Bu süreçte düzenli doktor kontrolleri ve tedaviye uyum, başarı oranını doğrudan etkiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Psikolojik destek tedavinin ayrılmaz bir parçası</strong></p>
<p>Uzun süren ve sabır gerektiren lösemi tedavisinde hem çocukların hem de ailelerin duygusal olarak zorlanabildiğini belirten Kansoy, “Bu dönemde psikolojik destek almak hem çocukların hem de ebeveynlerin yaşadığı stresi hafifletiyor, tedavi sürecine uyumu kolaylaştırıyor. Ruhsal olarak güçlü kalmak, fiziksel iyileşmenin de önemli bir parçası. Lösemili Çocuklar Haftası ise bu konuda farkındalığı artırmak ve toplumun desteğini hatırlatmak açısından her yıl biraz daha fazla önem kazanıyor” dedi.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-burun-kanamalari-ciddiye-alinmali-589941">Çocuklarda burun kanamaları ciddiye alınmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitimsiz ellerden gelen felç tehlikesi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egitimsiz-ellerden-gelen-felc-tehlikesi-589863</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 11:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçsiz]]></category>
		<category><![CDATA[boyun]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimsiz]]></category>
		<category><![CDATA[ellerden]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kütletme]]></category>
		<category><![CDATA[taşıyan]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yırtılma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589863</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde sosyal medyada sıkça görülen ‘boyun kütletme’ videolarına karşı uyarılarda bulunan uzmanlar, bilinçsiz yapılan bu hareketin ciddi sonuçları olabileceğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egitimsiz-ellerden-gelen-felc-tehlikesi-589863">Eğitimsiz ellerden gelen felç tehlikesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son dönemde sosyal medyada sıkça görülen ‘boyun kütletme’ videolarına karşı uyarılarda bulunan uzmanlar, bilinçsiz yapılan bu hareketin ciddi sonuçları olabileceğini söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Boyun omurlarına yapılan ani ve sert hareketlerin, beyne kan taşıyan damar duvarlarında yırtılmaya neden olabileceğine dikkat çeken Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, “Arter duvarında meydana gelen bu yırtılma kanın pıhtılaşmasını tetikleyerek hayati önem taşıyan damarları tıkayabilir. Bu durum, ‘inme’ olarak bilinen beyin enfarktüsüne yol açar.” dedi. Bilinçsiz manipülasyonların, yalnızca damarları değil omurilik ve sinir köklerini de zedeleyebileceğini vurgulayan Dr. Şalçini, bu işlemlerin yalnızca eğitimli sağlık profesyonelleri tarafından uygulanması gerektiği uyarısında bulundu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, halk arasında ‘boyun kütletme’ olarak bilinen servikal manipülasyonun, bilinçsizce yapıldığında neden olabileceği sağlık sorunları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ani ve sert hareketler, boyundaki hassas damar duvarlarında yırtılmaya neden olabilir!</strong></p>
<p>Halk arasında &#8216;boyun kütletme&#8217; olarak bilinen servikal manipülasyonun, boyun omurlarına ani ve kontrollü bir kuvvet uygulanarak yapıldığını dile getiren Dr. Celal Şalçini, “Bu hareket sırasında duyulan &#8216;kütleme&#8217; sesi, eklem sıvısı içindeki gaz kabarcıklarının serbest kalmasından kaynaklanır ve geçici bir rahatlama hissi verebilir.” dedi.</p>
<p>Ancak bu işlemin zararlarının, sağladığı rahatlamadan çok daha ağır olabileceğine dikkat çeken Dr. Şalçini, “En büyük risk, boyun omurlarının içinden geçerek beyne kan taşıyan vertebral arterlerde (beyni besleyen ana damarlardan biri) meydana gelebilecek hasarlardır. Ani ve sert bir döndürme hareketi, bu hassas damar duvarlarında yırtılmaya (diseksiyon) neden olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Pıhtı oluşumu tetiklenebilir ve beyne taşınarak hayati önem taşıyan damarları tıkayabilir!</strong></p>
<p>Arter duvarında meydana gelen bu yırtılmanın, kanın pıhtılaşmasını tetikleyeceğini ifade eden Dr. Celal Şalçini, “Oluşan pıhtı, kan akımıyla beyne taşınarak hayati önem taşıyan damarları tıkayabilir. Bu durum, ‘inme’ olarak bilinen beyin enfarktüsüne yol açar.” dedi.</p>
<p>Dr. Şalçini ayrıca, özellikle beynin arka kısmını (beyin sapı ve beyincik) besleyen damarların tıkanmasının, denge kaybı, şiddetli baş dönmesi, görme bozuklukları, konuşma güçlüğü ve bilinç kaybı gibi son derece ciddi nörolojik tablolara sebep olacağını aktardı.</p>
<p><strong>Boyun kütletme felç edebilir mi?</strong></p>
<p>Uzman olmayan kişilerce yapılan sert boyun masajları ve bilinçsiz manipülasyonların, &#8216;kütletme&#8217; işlemiyle benzer riskler taşıdığına vurgu yapan Dr. Celal Şalçini, “Boyun, son derece karmaşık ve hassas bir anatomik yapıdır. Bilinçsizce yapılan baskı veya ani hareketler, sadece damarlara değil, aynı zamanda omurilikten çıkan sinir köklerine veya doğrudan omuriliğin kendisine de zarar verebilir.” dedi.</p>
<p>Bu tür bir travma sonucu gelişen inmenin, vücudun bir tarafında veya daha kötüsü, her iki kol ve bacakta kalıcı güç kaybı (tetrapleji) ile sonuçlanabileceği uyarısında bulunan Dr. Şalçini, “Beyin sapı inmeleri, solunum ve kalp atışı gibi temel yaşamsal fonksiyonları kontrol eden merkezleri etkileyerek koma veya ani ölüme dahi yol açabilir. Dolayısıyla, ‘boyun kütletme felç edebilir mi?’ sorusunun yanıtı, maalesef ‘evet’tir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Eğitimsiz kişilere boyun manipülasyonu yaptırmak, kalıcı sorunlara neden olabilir! </strong></p>
<p>Boyun ağrısı yaşayan kişilerin sosyal medyada gördükleri uygulamalara itibar etmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Celal Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Boyun manipülasyonu, yalnızca bu konuda eğitim almış fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimleri, eğitimli fizyoterapistler veya kayropraktörler gibi lisanslı sağlık profesyonelleri tarafından, detaylı bir muayene ve risk değerlendirmesi sonrası gerekli görülürse uygulanmalı. Berber, masör veya spor salonu eğitmeni gibi eğitimsiz kişilere boyun manipülasyonu yaptırmak, geri dönülmez sağlık sorunlarına davetiye çıkarabilir. Boyun ağrıları için en güvenli yol, bir hekime başvurarak altta yatan nedenin tespit edilmesi ve ilaç, egzersiz, nazik tıbbi masaj gibi uygun tedavi yöntemlerinin planlanmasıdır.” </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egitimsiz-ellerden-gelen-felc-tehlikesi-589863">Eğitimsiz ellerden gelen felç tehlikesi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızılay Haftası&#8217;nda &#8220;Bir Damla Hayat&#8221; İçin El Ele</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kizilay-haftasinda-bir-damla-hayat-icin-el-ele-589734</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 17:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağış]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[damla]]></category>
		<category><![CDATA[el]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[haftası]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589734</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir İl Millî Eğitim Müdürlüğü ile Türk Kızılay Kan Merkezi arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında, İzmir Kan Bağışı Merkezi tarafından “Türk Kızılay Haftası” etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen kan bağışı kampanyası, Buca’daki on okulda eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Kan bağışı etkinlik programı, TOKİ Turgut Özal İlkokulu ve Ortaokulunda yapıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilay-haftasinda-bir-damla-hayat-icin-el-ele-589734">Kızılay Haftası&#8217;nda &#8220;Bir Damla Hayat&#8221; İçin El Ele</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>İzmir İl Millî Eğitim Müdürlüğü ile Türk Kızılay Kan Merkezi arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında, İzmir Kan Bağışı Merkezi tarafından “Türk Kızılay Haftası” etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen kan bağışı kampanyası, Buca’daki on okulda eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Kan bağışı etkinlik programı, TOKİ Turgut Özal İlkokulu ve Ortaokulunda yapıldı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Programa; Buca İlçe Millî Eğitim Müdürü Fikret Yılmaz, Ege Bölge Kan Merkezi Müdürü Dr. Barış Dolaş, İzmir Kan Bağış Merkezi Müdürü Dr. Özgür Bakan, Türk Kızılay Buca Şube Başkanı Cihan Arslan, Kan Bağışçısı Kazanım Birim Yöneticisi Serdar Coşkun, Bölge Planlama Uzmanı Özgür Berberoğlu, Kan Bağışçısı Kazanım Uzmanı Gökçen Dikicioğlu, okul yöneticileri, öğretmenler, çok sayıda veli ve öğrenci katıldı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Etkinlikte, kan bağışının toplum sağlığı açısından önemi vurgulanarak veliler gönüllü bağış yapmaya davet edildi. Türk Kızılay yetkilileri, “Bağışlanan bir ünite kan, üç kişinin hayatını kurtarabilir.” mesajını hatırlatarak #kanDostum etiketiyle kan bağışı çağrısında bulundu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Dayanışma ve Gönüllülük Bilincine Katkı</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>Kızılay yetkilileri tarafından kampanyaya destek veren tüm bağışçılara teşekkür edilirken etkinliğin, “Birbirimize candan bağlıyız, sen de kan bağışçımız ol. İhtiyacı olan milyonları hayata bağlayalım.” sloganıyla yürütüldüğü belirtildi. Bu anlamlı etkinlik, toplumda dayanışma, gönüllülük ve sosyal sorumluluk bilincinin güçlenmesine önemli katkı sağladı.  İzmir Kan Bağışı Merkezi tarafından kan bağışı etkinlikleri yıl boyunca devam edeceği belirtildi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>İl milli eğitim müdürü Dr. Ömer Yahşi etkinliğe ilişkin şunları kaydetti: Öğrencilerimiz bugün, okullarının bir &#8216;hayat kurtarma merkezine&#8217; dönüşebileceğini bizzat tecrübe ederek çok kıymetli bir ders aldılar. Kızılay&#8217;ımızla yaptığımız bu değerli iş birliği, eğitimin sınıfların dışına taşarak toplumsal faydaya dönüşmesinin en güzel örneğidir. &#8216;Bir Damla Hayat&#8217; için kenetlenen tüm veli, öğretmen ve öğrencilerimize yürekten teşekkür ediyorum.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.</span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilay-haftasinda-bir-damla-hayat-icin-el-ele-589734">Kızılay Haftası&#8217;nda &#8220;Bir Damla Hayat&#8221; İçin El Ele</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selçuklu Belediyesi Personeli&#8217;nden Kızılay&#8217;a Kan Bağışı Desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesi-personelinden-kizilaya-kan-bagisi-destegi-585919</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 15:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[personeli]]></category>
		<category><![CDATA[selçuklu]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585919</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selçuklu Belediyesi toplumda farkındalık oluşturan projelere destek olmaya devam ediyor. Bu kapsamda belediye hizmet binasında Kızılay Kan Merkezi tarafından yürütülen kan bağışı kampanyası hem belediye personeli hem de vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördü. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesi-personelinden-kizilaya-kan-bagisi-destegi-585919">Selçuklu Belediyesi Personeli&#8217;nden Kızılay&#8217;a Kan Bağışı Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu Belediyesi toplumda farkındalık oluşturan projelere destek olmaya devam ediyor. Bu kapsamda belediye hizmet binasında Kızılay Kan Merkezi tarafından yürütülen kan bağışı kampanyası hem belediye personeli hem de vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördü.  Belediye hizmet binasına kurulan platformda,  personel ve vatandaşlardan doktor kontrolünde toplanan kanlar, bekleyen hastalara ulaştırılıyor.</p>
<p><b>Başkanı Pekyatırmacı, “ Kan bağışı toplumsal dayanışmaya da önemli bir katkı sağlıyor”</b></p>
<p>Kan bağışının önemine dikkat çeken Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet  Pekyatırmacı; “Kızılay tarafından belediyemizin hizmet binasında gerçekleştirilen kan bağışı kampanyasına hem personellerimizin hem de vatandaşlarımızın duyarsız kalmaması bizleri memnun etti. Kan bağışı konusunda vatandaşlarımız her zaman gereken hassasiyeti gösteriyor. Yapılan kan bağışları, kan bekleyen vatandaşların şifa bulmasının yanında bağışçılar için de son derece önemli. Kan bağışı ile ilgili farkındalığın arttırılması toplumsal dayanışmanın da güçlenmesine katkı sağlıyor. Bunun yanında gönüllü bağışçı sayısının artması, sağlık sistemimizin güçlenmesine ve acil durumlara daha hızlı müdahale edilmesine de önemli katkı sunmaktadır. Bu bağlamda personellerimize ve vatandaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum, bağışlanan kanların yerine ulaşması, vatandaşlarımıza şifa olmasını temenni ediyorum.” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/selcuklu-belediyesi-personelinden-kizilaya-kan-bagisi-destegi-585919">Selçuklu Belediyesi Personeli&#8217;nden Kızılay&#8217;a Kan Bağışı Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genellikle belirti vermiyor, tesadüfen yakalanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genellikle-belirti-vermiyor-tesadufen-yakalaniyor-585823</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2025 11:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Genellikle]]></category>
		<category><![CDATA[görüntüleme]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[tesadüfen]]></category>
		<category><![CDATA[Tümör]]></category>
		<category><![CDATA[üstü]]></category>
		<category><![CDATA[vermiyor]]></category>
		<category><![CDATA[yakalanıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585823</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böbreklerimizin hemen üstünde küçük üçgen şeklinde yer alan ve 4-6 gram ağırlığında olan böbrek üstü bezleri yaşantımızı sürdürebilmemiz için gerekli olan hormonları üretmek ve salgılamak gibi son derece önemli işlevler üstleniyorlar.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-belirti-vermiyor-tesadufen-yakalaniyor-585823">Genellikle belirti vermiyor, tesadüfen yakalanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böbreklerimizin hemen üstünde küçük üçgen şeklinde yer alan ve 4-6 gram ağırlığında olan böbrek üstü bezleri yaşantımızı sürdürebilmemiz için gerekli olan hormonları üretmek ve salgılamak gibi son derece önemli işlevler üstleniyorlar.  Öyle ki vücudumuzun enerji üretiminden kan basıncının düzenlenmesine, kalp-damar sağlığından stres yönetimine kadar pek çok kritik göreve sahip hormonları salgılıyorlar. Dolayısıyla, bu bezlerde oluşan kitlelerin bazı türleri, zamanında teşhis ve tedavi edilmediğinde vücutta ciddi  sağlık sorunlarına neden olabiliyor.  <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, </strong>böbreküstü bezinde gelişen kitlelerin çoğunun belirti vermediğine ve genellikle başka bir sebeple başvurulan görüntüleme yöntemlerinde tesadüfen bulunduğuna dikkat çekerek, “Böbrek üstü bezlerinde oluşan kitleler genellikle tehlikeli değildir. Ancak, özellikle pheochromocytoma ve kortizol ile aldosteron hormonu salgılayan kitleler ciddi kardiyovasküler, metabolik ve elektrolit sorunlara yol açabilmektedir. Ayrıca, büyük olan veya sürekli büyüyen kitlelerde de kanser riski artmaktadır. Bunların yanı sıra bu kitleler özellikle akciğer, meme veya böbrek kanserlerinin yayılmaları sonucu da gelişebilmektedir. Dolayısıyla, bazı kitleler ciddi ve acil müdahale gerektirebilmektedir” diyor.<strong> Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara,</strong> bu nedenle böbrek üstü bezinde oluşan her kitlenin mutlaka uygun tanı yöntemleriyle değerlendirilmesinin ve ihtiyaç halinde tedavi edilmesinin yaşamsal önem taşıdığı uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Bazı risk faktörleri tetikleyebiliyor!</strong></p>
<p>Böbrek üstü bezinde oluşan kitleler büyük oranda sebepsiz olarak ortaya çıkıyor. Ancak, bazı risk faktörleri kitle gelişimini tetikleyebiliyor. Prof. Dr. Melih Kara,<strong> </strong>ileri yaşın risk faktörlerinden biri olduğunu belirtirken, “Ayrıca, önceden kötü huylu tümör varlığının, genetik sendromların (MEN2, von Hippel-Lindau, SDH mutasyonları gibi) ve sürekli kullanılan bazı ilaçların riski artırdığı bilinmektedir. Bu bulgular, böbrek üstü bezi kitlelerinde çok çeşitli faktörlerin rol oynadığını ve tanı ile tedavi süreçlerinde kişiye özel değerlendirmelerin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>Çoğunlukla iyi huylu oluyor, ancak…</strong></p>
<p>Vücudumuzun sağlıklı çalışmasında kritik bir rol üstlenen kortizol, aldosteron, androjen, adrenalin ile noradrenalin  gibi hormonların üretimini ve salgılanmasını sağlayan böbrek üstü bezlerinde kitleler oluşabiliyor. Adrenal tümörler olarak adlandırılan bu kitleler, temelde hormon üreten ve üretmeyen olarak iki gruba ayrılıyor.  En sık görülen tipi olan adrenokortikal adenom genellikle iyi huylu oluyor ve hormon üretmiyor. Ancak, çoğu sorun oluşturmasa da böbrek üstü bezinde oluşan kitlelerin bazı türleri ise vücutta önemli sağlık problemlerine neden olabiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, böbrek üstü bezinde oluşan ve hormon salgılayan kitlelerin yol açabildikleri problemleri şöyle sıralıyor: </p>
<p>“Aşırı kortizol üreten kitleler Cushing sendromuna neden olabilmektedir. Bunun sonucunda; obezite, hipertansiyon, diyabet, osteoporoz ve ciltte kolay morarma gibi sorunlar gelişebilir. Aşırı aldosteron üreten kitlelerde  ise dirençli hipertansiyon veya hipokalemi nedeniyle kas krampları ile halsizlik gibi şikayetler oluşabilir. Pheochromocytoma hormonu üretiyorsa; dirençli hipertansiyon, taşikardi, tekrarlayan baş ağrısı, geçici yüksek tansiyon atakları görülebilir.” </p>
<p><strong>Sıklıkla belirti vermiyor, tesadüfen yakalanıyor</strong></p>
<p>Böbrek üstü bezlerinde oluşan kitleler genellikle herhangi bir belirti vermedikleri için hastalar tarafından fark edilmiyor. Günümüzde BT ve MR gibi ileri görüntüleme tekniklerinin yaygınlaşması sayesinde, farklı nedenlerle yapılan taramalarda böbrek üstü bezi kitleleri daha sık tespit ediliyor. Ancak, eğer hormon etkisi varsa hipertansiyon ve metabolik bozukluklar<strong> </strong>sık görülen ilk belirtilerini oluşturuyor. İlerleyen aşamalarda hormon fazlalığına bağlı olarak sistemik komplikasyonlar da gelişebiliyor. </p>
<p><strong>Ameliyat genellikle tedavinin temelini oluşturuyor</strong></p>
<p>Tedavi planı, böbrek üstü bezi kitlesinin türüne, büyüklüğüne, hormon salgılayıp salgılamadığına ve hastanın genel sağlık durumuna göre düzenleniyor. Küçük, iyi huylu ve hormon salgılamayan kitlelerde BT veya MR gibi görüntüleme yöntemleriyle yapılan düzenli takip yeterli gelebiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, cerrahi müdahalenin genellikle tedavinin temelini oluşturduğunu belirterek, “Özellikle belirgin olarak fazla hormon salgılayan tümörlerde, kanser şüphesi taşıyan veya büyük boyutlu (>4 cm) tümörlerde cerrahi yönteme başvurmak gerekmektedir” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Minimal yaklaşımlar tercih ediliyor</strong></p>
<p>Son yıllarda, cerrahi yöntemlerde, sağladıkları pek çok avantaj nedeniyle minimal invaziv (laparoskopi / retroperitoneal / robotik)  yaklaşımlar tercih ediliyor. Daha küçük portlar, tek port uygulamaları, gelişmiş görüntüleme teknikleri ve  yapay zeka destekli alet tanıma gibi teknolojik yeniliklerin uygulandığı minimal invaziv yöntemler hem cerrahların hem hastaların yüzünü güldürüyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, “Bu teknolojilerle gerçekleştirilen ameliyatlar hastaların daha kısa sürede taburcu olmalarını sağlamakta, iyileşme sürecini hızlandırmakta ve estetik açıdan daha iyi sonuçlar sunmaktadır. Bu etkileri sayesinde de hastaların yaşam kaliteleri artmaktadır” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Laparoskopik yöntem altın standart olarak görülüyor</strong></p>
<p>Laparoskopik adrenalektomi (Transperitoneal lateral yaklaşım) uzun süredir böbreküstü bezi tümörü ameliyatlarının altın standardı olarak kabul ediliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, “Tercih ettiğimiz ilk seçenek olan ve cerraha iyi görünür bir alan sağlayan bu yöntem  geleneksel açık cerrahiye göre daha iyi sonuçlar, hastalarda daha az ağrı, hastanede daha kısa kalış süresi ve daha hızlı iyileşme sunmaktadır” diyor. Özellikle küçük tümörlerde ve obezite hastalarında başvurulan posterior retroperitoneal (PR) laparoskopik yöntemin de doğrudan sırt bölgesinden böbreküstü bezine ulaşılmasını sağladığını vurgulayan Prof. Dr. Melih Kara,  “Bu sayede karın boşluğu açılmadığı için ameliyat süresi kısalmakta ve ağrı şikayeti azalırken, günlük yaşama dönüş daha hızlı olmaktadır. Robotik adrenalektomi yöntemi ise 3 boyutlu görüntüleme ve daha esnek aletler sayesinde zorlu anatomilerde ve büyük veya derin yerde yer alan tümörlerde kolaylık sunmaktadır. Bazı çalışmalarda, bu etkisiyle daha az kan kaybı ve kısa yatış süresiyle sonuçlandığı bildirilmektedir” diyerek sözlerini tamamlıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genellikle-belirti-vermiyor-tesadufen-yakalaniyor-585823">Genellikle belirti vermiyor, tesadüfen yakalanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı Bir Menopoz İçin Bu Kontrolleri İhmal Etmeyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-menopoz-icin-bu-kontrolleri-ihmal-etmeyin-584735</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 10:33:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[etmeyin]]></category>
		<category><![CDATA[hmal]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolleri]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[vajinal]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584735</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menopoz, yumurtalıklarda folliküllerin tükenmesiyle hormon üretimi ve adet döngüsünün kalıcı olarak bitmesiyle başlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-menopoz-icin-bu-kontrolleri-ihmal-etmeyin-584735">Sağlıklı Bir Menopoz İçin Bu Kontrolleri İhmal Etmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menopoz, yumurtalıklarda folliküllerin tükenmesiyle hormon üretimi ve adet döngüsünün kalıcı olarak bitmesiyle başlıyor. Bir hastalık değil, doğal biyolojik bir süreç olan menopoz kadınlarda 45-55 yaşlarında başlıyor. Bu süreçte yaşam kalitesi, hormon düzeylerindeki azalma nedeniyle etkilenebiliyor. Her kadında farklı şiddet ve sürelerde görülen menopoz, sadece fizyolojik değil psikolojik ve sosyal etkileri de beraberinde getiriyor. Günlük yaşamın sorumluluklarıyla birleştiğinde bu değişimler kadının yaşam kalitesini zorlaştırabiliyor. Ancak belirtilerin fark edilmesi, düzenli kontrollerin yapılması ve uygun tedavi yöntemleriyle menopoz süreci sağlıklı bir şekilde yönetilebiliyor. Memorial Bodrum Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Nevin Numanoğlu, “18 Ekim Dünya Menopoz Günü” nedeniyle menopoz süreci ve tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Yılda Bir Kere Jinekolojik Kontrolle Gidin </strong></p>
<p>Menopozdaki her kadının ihtiyaçları ve şikayetleri farklıdır ve bireysel değerlendirme önemlidir. Menopoz döneminde düzenli sağlık kontrolleri, hem erken teşhis hem de yaşam kalitesinin korunması açısından kritik bir rol oynar. Bu süreçte detaylı öykü ve aile geçmişi alınması, genel sağlık durumunu ortaya koymak için önemlidir. Geniş kapsamlı biyokimyasal testler (kan sayımı, idrar analizi, kan şekeri, lipidler, karaciğer enzimleri) olası risklerin önceden belirlenmesine yardımcı olur. Ayrıca yıllık smear testleri, rahim ağzı sağlığını korumak için aksatılmamalıdır. Mamografi ve meme ultrasonu, meme kanseri açısından erken teşhis imkânı sunarken, düzenli olarak takip edilmesi gereken en önemli tarama yöntemlerindendir. Menopoza girmeden önce görülebilen Kanama düzensizlikleri normal kabul edilmemeli, mutlaka araştırılmak üzere doktora başvurulmalıdır. Yılda en az bir kez yapılan jinekolojik muayene, olası sağlık sorunlarını erken fark etme ve gerekli önlemleri zamanında alma açısından büyük önem taşır. </p>
<p><strong>Düzenli Tedavilerle Menopoz Döneminde Cinsel Sağlığınızı da Koruyabilirsiniz</strong></p>
<p>Menopoz döneminde östrojen hormonunun azalmasıyla birlikte vajinal bölgede belirgin değişiklikler ortaya çıkar. Vajinal kuruluk, yanma, tahriş ve ağrılı cinsel ilişki (disparoni) bu dönemde sık karşılaşılan şikâyetler arasındadır. Bu fiziksel değişiklikler zamanla cinsel isteksizliğe ve çiftler arasında iletişim sorunlarına yol açabilir. Uygun vajinal ilaç tedavileri sayesinde vajinal dokunun sağlıklı yapısı korunabilir. Bu tedaviler yalnızca cinsel hayatı rahatlatmakla kalmaz, aynı zamanda idrar yolu enfeksiyonlarının ve idrar kaçırma şikâyetlerinin azalmasına da yardımcı olur. Düzenli doktor kontrolü ve kişiye özel tedavi planlaması, menopoz döneminde cinsel sağlığın korunmasında büyük önem taşır. Ayrıca bu süreçte yalnızca tıbbi tedavi değil, yaşam tarzı düzenlemeleri de önemlidir. Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, yeterli sıvı alımı ve eşler arasında açık iletişim, menopoz döneminde cinselliğin sağlıklı şekilde devam etmesine katkı sağlar.</p>
<p> </p>
<p><strong>Hormon Replasman Tedavisi Menopoz Dönemi Kolaylaştırabiliyor</strong></p>
<p>Menopoz döneminde sık kullanılan yöntemlerden biri olan Hormon Replasman Tedavisi (HRT), kadınların en çok çekindiği tedavi seçeneklerinden biridir. Meme kanseri riskinin gündeme gelmesi endişe yaratsa da, her kadın için bu tedavi sakıncalı değildir. Tedaviye başlanıp başlanmayacağı, fayda ve risk dengesine bakılarak kişiye özel şekilde değerlendirilmelidir. Doğru hasta seçildiğinde HRT, menopoz belirtilerini azaltarak yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilir. HRT uygulanması uygun olmayan durumlar da vardır. Rahim ve meme kanseri öyküsü bulunan kadınlarda, nedeni açıklanamayan anormal vajinal kanamaları olanlarda, karaciğer hastalıklarında, pıhtı atma riski yüksek olanlarda, şişmanlık, hipertansiyon ve aşırı sigara kullanımı olanlarda HRT önerilmez. Ayrıca kalp krizi öyküsü olan kadınlarda da bu tedavi riskli olabilir. HRT, sıcak basmaları, gece terlemeleri, uykusuzluk, vajinal kuruluk gibi yaşam kalitesini olumsuz etkileyen semptomların hafifletilmesinde oldukça etkilidir. Ayrıca osteoporoz riskini azaltarak kemik sağlığını da koruyabilir. Ancak her tedavide olduğu gibi HT’de de düzenli doktor kontrolü ve kişiye özel takip büyük önem taşır. Tedaviye başlanmadan önce ayrıntılı muayene, laboratuvar testleri ve aile öyküsü değerlendirilmelidir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-menopoz-icin-bu-kontrolleri-ihmal-etmeyin-584735">Sağlıklı Bir Menopoz İçin Bu Kontrolleri İhmal Etmeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir ve Türk Kızılayı&#8217;ndan Anlamlı Etkinlik</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-ve-turk-kizilayindan-anlamli-etkinlik-583712</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 13:20:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağış]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[kamp]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[kızılayı]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[ndan]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583712</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Türk Kızılayı Ege Bölge Kan Merkezi Müdürlüğü, örnek bir sosyal sorumluluk projesine daha imza atıyor. 17 Ekim Cuma günü düzenlenecek kan bağışı etkinliğinde, bu anlamlı günün hatırasına kan bağışında bulunan vatandaşlara kamp sandalyesi hediye edilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-ve-turk-kizilayindan-anlamli-etkinlik-583712">Büyükşehir ve Türk Kızılayı&#8217;ndan Anlamlı Etkinlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Türk Kızılayı Ege Bölge Kan Merkezi Müdürlüğü, örnek bir sosyal sorumluluk projesine daha imza atıyor. 17 Ekim Cuma günü düzenlenecek kan bağışı etkinliğinde, bu anlamlı günün hatırasına kan bağışında bulunan vatandaşlara kamp sandalyesi hediye edilecek.</p>
<p>Sosyal belediyecilik anlayışıyla projelerine devam eden Manisa Büyükşehir Belediyesi, kurumların yaptığı sosyal sorumluluk projelerine de ortak olarak görevini yerine getiriyor. Çeşitli kurum ve kuruluşlarla yapılan işbirlikleri ile vatandaşlara dokunan Manisa Büyükşehir Belediyesi şimdi de Türk Kızılayı Ege Bölge Kan Merkezi Müdürlüğü ile sosyal sorumluluk projesi yürütmeye hazırlanıyor. 17 Ekim tarihinde yapılacak olan kan bağış kampanyasına destek veren Manisa Büyükşehir Belediyesi, kan bağışını teşvik etmek amacıyla, bağışta bulunan vatandaşlara kamp sandalyesi hediye edecek. Cumhuriyet Meydanı’nda yapılacak olan kan bağış kampanyası 9.30 ile 23.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek.</p>
<p><b>Başkan Dutlulu, Vatandaşları Kan Bağışına Çağırdı</b></p>
<p>Sosyal belediyecilik hizmetlerine hız kesmeden devam edeceklerini söyleyen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, kan bağış kampanyasına destek verdiklerini söyledi. Kan bağışının önemine değinen Başkan Dutlulu, “Kan bağışı, bir insanın başka bir insana verebileceği en anlamlı hediyedir. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak, Türk Kızılayı’nın yürüttüğü bu önemli sosyal sorumluluk projesine destek vermekten büyük mutluluk duyuyoruz. Her bir bağış, bir cana umut, bir hayata nefes demektir. Tüm Manisalı hemşehrilerimi, 17 Ekim Cuma günü Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenecek olan kan bağışı kampanyasına katılmaya davet ediyorum. Gelin, hep birlikte iyiliği büyütelim, Manisa’dan Türkiye’ye örnek olalım” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehir-ve-turk-kizilayindan-anlamli-etkinlik-583712">Büyükşehir ve Türk Kızılayı&#8217;ndan Anlamlı Etkinlik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme Kanserinin İlk Habercisi Olan Belirtiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-ilk-habercisi-olan-belirtiler-582417</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 07:56:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başı]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanlı]]></category>
		<category><![CDATA[kanserinin]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582417</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olmasına rağmen erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksektir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-ilk-habercisi-olan-belirtiler-582417">Meme Kanserinin İlk Habercisi Olan Belirtiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olmasına rağmen erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksektir. Çoğu zaman göz ardı edilen bazı belirtiler ise bu hastalığın ilk habercisi olabiliyor. Uzmanlar, özellikle tek taraflı ve kanlı meme başı akıntıların ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor ve bu belirtiyi yaşayan kadın ve erkeklerin vakit kaybetmeden doktora başvurmaları gerektiğini belirtiyor. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Memorial Ataşehir Hastanesi Meme ve Endokrin Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, meme kanserinin belirtileri ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Tek taraflı meme başı akıntısı önemli bir belirti</strong></p>
<p>Meme başı akıntısı yalnızca doğum ya da emzirme döneminde değil, hiç doğum yapmamış gebe olmayan kadınlarda veya erkeklerde de görülebilir. Özellikle tek taraflı, kendiliğinden ve kanlı akıntılar ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir. Meme başı akıntısı birçok farklı nedenden dolayı oluşabilir. Bu akıntı aynı zamanda meme kanseri gibi ciddi bir hastalığın da belirtisidir. Teşhiste öncelikle kişinin yaşı ve genel sağlık durumu dikkate alınır. Daha sonra akıntının hangi dönemlerde, nasıl ve hangi sıklıkta oluştuğu incelenir. Meme başı akıntısının rengine de dikkat edilmelidir. Meme başı akıntısının nedenini belirlemek için meme ultrasonu, mamografi, duktografi, biyopsi, kan testlerine bakılabilir.</p>
<p><strong>Bu kişilerin yüzde 10’u meme kanseriyle karşı karşıya</strong></p>
<p>Son verilere bakıldığında ülkemizde kadınlar arasında en sık görülen kanserlerin başında yaklaşık yüzde 25 gibi bir oran ile meme kanseri gelmektedir. Bu nedenle düzenli kontrol, kendi kendine yapılan meme muayenesi ve şüpheli durumlarda zaman kaybetmeden tetkik yaptırmak büyük önem taşımaktadır. Patolojik incelemelere bakıldığında meme başı akıntısı olan kişilerin neredeyse yüzde 5-10’unda kanser saptanabilmektedir.</p>
<p><strong>Hangi renk akıntı meme kanserini işaret edebilir?</strong></p>
<p>Meme başı akıntısının rengi tanıda önemli ipuçları verir. Örneğin, en tehlikeli diyebileceğimiz pembe ve kanlı olan akıntıdır. Bu renkteki meme başı akıntıları iyi huylu tümör (intraduktal papillom) ya da meme kanseri belirtisi olabilir. Bunun dışında süt renginde beyaz ya da sarımsı akıntılar, hormonal değişiklikleri işaret edebilir. Emzirme sonrası normal kabul edilir. Yeşil veya kahverengi akıntılar da meme kanalı genişlemesi veya fibrokistik değişikliklerle ilgili olabilir. Son olarak şeffaf veya sarı meme başı akıntıları ise hormonal dengesizliklerden kaynaklanabilir.</p>
<p><strong>Ne zaman doktora gitmeliyim?</strong></p>
<p>Her kanlı akıntı hemen meme kanseri olarak yorumlanmamalıdır. Meme başı akıntısının sebebi iyi huylu tümoral oluşum da olabilir. Ancak bu, hemen doktor kontrolü gereken bir belirtidir. Özellikle tek bir memeden akıntı geliyorsa zaman kaybedilmeden doktora başvurulmalıdır. Tek memeden gelen, sürekli ve kendiliğinden olan kanlı akıntılar göz ardı edilmemelidir.</p>
<p><strong>Belirtileri fark etmek erken tanı için büyük şans</strong></p>
<p>Meme başı akıntısı tek taraftan geliyorsa, kanlıysa, memeye elle kontrolde ele gelen bir kitle hissediliyorsa, akıntı meme sıkılmadığı halde kendiliğinden geliyorsa meme kanseri olma ihtimali yüksektir. Bu belirtileri yaşayan kişi eğer erkekse bu normal bir durum değildir. Kadın ise bu durum normal olabilir; ancak yine de hemen doktora gitmesi ve gerekli tetkikleri yaptırması gerekir. Bu belirtilerin hemen fark edilmesi erken tanı için önemlidir. Böylelikle meme kanseri, daha başlangıç evresindeyken yakalanabilir. Bu noktada kendi kendine meme muayenesi yapmanın önemini ve düzenli meme kontrollerinin ihmal edilmemesini vurgulamak gerekir. 40 yaşından sonra her kadının mamografi taraması yaptırmasını öneriyoruz. Ailesinde meme kanseri öyküsü olan kişilerin ise kontrollere daha erken yaşlarda başlaması gerekir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanserinin-ilk-habercisi-olan-belirtiler-582417">Meme Kanserinin İlk Habercisi Olan Belirtiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milas Belediyesi&#8217;nden vatandaşlara sağlık hizmeti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/milas-belediyesinden-vatandaslara-saglik-hizmeti-581369</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 14:10:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimler]]></category>
		<category><![CDATA[hizmeti]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[milas]]></category>
		<category><![CDATA[Milas Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[vatandaşlara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581369</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milas Belediyesi vatandaşların sağlığını önemsiyor ve bu doğrultuda çalışmalar gerçekleştiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milas-belediyesinden-vatandaslara-saglik-hizmeti-581369">Milas Belediyesi&#8217;nden vatandaşlara sağlık hizmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Milas Belediyesi vatandaşların sağlığını önemsiyor ve bu doğrultuda çalışmalar gerçekleştiriyor. İlçe merkezi ve kırsal mahalle ayrımı yapmaksızın çalışmalarını sürdüren ekipler halk taraması yaparak mahalle sakinlerinin sağlık durumlarını kontrol ediyor. <br />Çalışmalar kapsamında vatandaşlarımıza yönelik kan şekeri ve tansiyon ölçümü yapan ekipler 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında erken teşhisin önemini vurgulamak amacıyla kadınlara yönelik mahalle eğitimleri de gerçekleştiriyor.<br />Kırsal Mahallelerde halk taraması yapılıyor…<br />Vatandaşların sağlığını önemseyen ve ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarının önceden belirlenmesinin yanı sıra mevcut sağlık problemlerinin de saptanması amacıyla çalışmalar gerçekleştiren Milas Belediyesi, ilçe merkezinin yanı sıra kırsal mahallelerde gerçekleştirdiği halk taraması ile vatandaşların kan şekeri ve tansiyon ölçümlerini yapıyor.  <br />Halk taraması belirli periyotlarla devam edecek…<br />Milas Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü personeli tarafından yapılan ölçümlerin ardından değerleri normal değerlerden farklılık gösteren vatandaşlara bilgilendirme yapılarak ilgili kurumlara yönlendirilmeleri de yapılıyor. Halk taramasının belirli periyotlarla devam edeceğini belirten ekipler mahalle ziyaretlerine devam edilerek vatandaşlara ikamet ettikleri mahallelerde hizmet verileceğini ifade ettiler. Yapılan uygulamadan memnuniyetlerini dile getiren vatandaşlar ise Milas Belediyesi’ne teşekkür etti.<br />Meme Kanseri Farkındalık Eğitimleri veriliyor…<br />Milas Belediyesi, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında erken teşhisin önemini vurgulamak amacıyla kadınlara yönelik mahalle eğitimleri gerçekleştiriyor.<br />Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü ekipleri tarafından meme kanseri farkındalığını artırmak amacıyla düzenlenen eğitimlerle kadınların kendi kendine meme muayenesi yapmaları konusunda bilinçlendirilmeleri hedefleniyor. Ekim Ayı içinde gerçekleştirilecek olan ziyaretlerle eğitimler Milas’ın farklı mahallelerinde yapılarak kadınlar bilgilendirilecek.<br />Eğitimler Akçalı, Gölyaka ve Kapıkırı Mahalleleri ile başladı…<br />Önceden belirlenen mahalle ziyaretleri takvimine göre eğitimler Akçalı, Gölyaka ve Kapıkırı Mahallelerinde başladı. Eğitimlerin sonunda ise mamografi taramasına yönlendirilmesi uygun görülen kadınlar, Milas Belediyesi’nin tahsis ettiği araçlarla en yakın Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) taşındı. Kontrolleri tamamlanan kadınlar, yine belediyenin araçlarıyla evlerine geri götürüldü. Ekim ayı boyunca sürecek eğitimlerde kadınların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırarak erken teşhis ve tedavi şansını artırmak amaçlanıyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milas-belediyesinden-vatandaslara-saglik-hizmeti-581369">Milas Belediyesi&#8217;nden vatandaşlara sağlık hizmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prostat Büyümesinden Şikâyetçiyseniz…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prostat-buyumesinden-sikayetciyseniz-579064</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 12:33:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyüklüğü]]></category>
		<category><![CDATA[büyümesinden]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[şikâyetçiyseniz]]></category>
		<category><![CDATA[Su Buharı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579064</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genç yaşlarda ceviz büyüklüğünde olan ve erkek üreme sisteminin önemli bir parçasını oluşturan prostat, 50’li yaşlardan sonra erkeklerin yarısından fazlasında büyümeye başlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-buyumesinden-sikayetciyseniz-579064">Prostat Büyümesinden Şikâyetçiyseniz…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genç yaşlarda ceviz büyüklüğünde olan ve erkek üreme sisteminin önemli bir parçasını oluşturan prostat, 50’li yaşlardan sonra erkeklerin yarısından fazlasında büyümeye başlıyor. Büyüyen prostat; rutin sperm oluşturma, taşıma, dışarı atma ile idrar boşaltma gibi görevlerini yapmakta zorlanabiliyor. Bu durumla karşı karşıya kalan erkekler cinsel işlev bozuklukları başta olmak üzere idrar yapma ve tutma ile ilgili sorunlar yaşayabiliyor. İyi huylu prostat büyümesi tablosunda su buharı enerjisi kullanılarak cerrahi işleme başvurulmadan prostat küçültülebiliyor ve normal işlevini yerine getirmesi sağlanabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Fatih Yanaral, prostat büyümesi ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ceviz büyüklüğünden portakal büyüklüğüne ulaşırsa…</strong></p>
<p>Erkeklere özel bir organ olan prostat, mesane çıkışında bulunan ve içerisinden idrar kanalı ile üreme kanallarının geçtiği bir bezdir. Erkeklerin üreme sisteminin önemli bir parçası olan prostat genç yaşlarda ceviz büyüklüğünde sağlıklı bir şekilde görevlerini yerine getirirken 50-</p>
<p>60’lı yaşlardan sonra büyümeğe başlayınca vücuttaki rutin görevlerini yerine getirmekte zorlanmaya başlar. Ceviz büyüklüğündeki prostatın zamanla portakal büyüklüğüne ulaşması bireyin sosyal yaşamını olumsuz yönde etkilemeye başlar. 50 yaş üstünde erkeklerin yaklaşık yarısında, 80 yaş üstünde ise neredeyse her 10 kişiden 9’unda prostat büyümesi görülebilir.</p>
<p><strong>Sık idrara çıkmak uyku düzeninizi bozuyorsa</strong></p>
<p>Büyümüş bir prostat bezi, mesaneden idrar akışını engellemektedir. Bu durumda bireylerin gece sık sık idrara kalmasına neden olan uyku düzeninin bozulmasına da neden olmaktadır. Prostat büyümesinin en önemli belirtileri şunlardır;</p>
<ul>
<li>Sık idrara çıkma (özellikle geceleri)</li>
<li>İdrar yaparken zorlanma</li>
<li>İdrar akışında azalma veya kesikli akı</li>
<li>İdrarı tam boşaltamama hissi</li>
<li>İdrara başlamada gecikme</li>
<li>Ani idrar yapma isteği</li>
</ul>
<p><strong>Su buharının ısı enerjisi ile prostat küçültülebiliyor</strong></p>
<p>İyi huylu prostat büyümesinin tedavisi öncelikle prostat bezinin büyüklüğü ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlenir. Bu tedaviler yaşam tarzı değişiklikleri, ilaç tedavileri, fitoterapi ve cerrahi tedavi seçenekleridir. Minimal invaziv yöntemlerden biri olan Rezum yani su buharı tedavisi son yıllarda başarılı sonuçları ile tercih edilmektedir. Bu tedavi, endoskopik olarak iğne yardımı ile steril su buharının prostat dokusuna verilmesi prensibine dayanır. Buharın ısı enerjisi, büyümüş prostat dokusunu küçültür ve idrar kanalı üzerindeki baskıyı azaltır.</p>
<p><strong>Cinsel aktivite korunabiliyor</strong></p>
<p>Su buharı tedavisi çoğunlukla cinsel fonksiyonlarını korumak isteyen bireyler için tercih edilmektedir. Ancak hastanın durumu değerlendirildikten sonra tedavi yöntemine hasta ile hekim birlikte karar verir. Ayrıca su buharıyla ilaç tedavilerine yanıt vermeyen veya ilaç yan etkilerinden rahatsız olan hastalar, prostat büyüklüğü orta derece yani 30-80 gram olan erkekler, genel anestezi riski yüksek olan veya daha az invaziv tedavi arayan hastalar ile kan sulandırıcı ilaç kullanan ve bu ilaçlara ara vermek istemeyen kişiler için tercih edilebilmektedir. Rezum tedavisi genellikle hafif sakinleştirici ilaçlar eşliğinde uygulanır. Su buharı, prostatın büyümüş bölgelerine enjeksiyonlarla verilir. Yaklaşık 10-15 dakika süren işlem sonrası hastanede kısa süre kalan hasta taburcu olarak normal hayatına dönebilir.   Tedavi edilen doku zamanla hastanın vücudu tarafından doğal yollarla emilerek prostat küçülür, hasta cinsel fonksiyonlarını ve idrar yapma işlevlerini rahatlıkla yürütmeye başlar. Rezum (su buharı) ile prostat büyümesi tedavisinin diğer avantajları da şunlardır;</p>
<ul>
<li>Minimal invaziv yöntemde risk en aza iner.</li>
<li>Hasta 48-72 saat içinde normal aktivitelerine dönebilir</li>
<li>Cinsel fonksiyonlar korunur, boşalma sırasında meninin geriye kaçma (retrograd ejakülasyon) riski çok düşük olur</li>
<li>Hastanede kalış süresi kısadır</li>
<li>Orta büyüklükte prostatı olan pek çok hastaya uygulanabilir. Bu durum da prostat boyutu daha küçükken hastaların bu rahatsızlıktan erken kurtulmasını sağlar.</li>
<li>Düşük kanama riski nedeniyle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalarda da Rezum yöntemi uygulanabilir.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-buyumesinden-sikayetciyseniz-579064">Prostat Büyümesinden Şikâyetçiyseniz…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüp bebeğe destek: PRP yöntemi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tup-bebege-destek-prp-yontemi-576926</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 11:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğe]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[prp]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemi]]></category>
		<category><![CDATA[yumurtalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576926</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bebek sahibi olmak isteyen bazı çiftler için bu yolculuk zaman zaman uzun ve sabır gerektiren bir süreç olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebege-destek-prp-yontemi-576926">Tüp bebeğe destek: PRP yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bebek sahibi olmak isteyen bazı çiftler için bu yolculuk zaman zaman uzun ve sabır gerektiren bir süreç olabiliyor. Ancak tıbbın her geçen gün gelişen imkanları, bu süreci kolaylaştırıyor ve pek çok engelin aşılmasına yardımcı oluyor. Son yıllarda tüp bebek tedavilerinde öne çıkan yöntemlerden PRP’nin (trombositten zengin plazma) giderek daha fazla ilgi gördüğünü belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Direktörü Prof. Dr. Tayfun Kutlu, “Umut vadeden bu hücresel yaklaşım özellikle düşük yumurtalık rezervine sahip kadınlar için yeni bir alternatif sunuyor. PRP, hastadan alınan az miktarda kanın özel bir işlemle hazırlanıp yumurtalıklara verilmesiyle, oradaki doku yenilenmesini destekleyen bir yöntem” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>PRP uygulamasında hastadan küçük bir çay bardağının onda biri kadar, yani yaklaşık 10–20 cc kan alınır. PRP’nin, kan hücreleri içinde en fazla büyüme faktörü barındıran trombositleri kullandığı için önemli olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Direktörü Prof. Dr. Tayfun Kutlu, “Hastadan alınan kan özel bir işlemle ayrıştırılır ve trombositten zengin plazma elde edilir. Yaklaşık yarım saatlik hazırlığın ardından elde edilen plazma, tüp bebekteki yumurta toplama işlemine benzer şekilde fakat bu kez tersine, ultrason eşliğinde vajinal yoldan yumurtalıklara enjekte edilir. Hafif anestezi altında gerçekleştirilen işlem ortalama 15–20 dakika sürer. Daha önce dermatoloji ve ortopedide cilt ve kıkırdak yenilenmesi amacıyla kullanılan bu yöntem, artık yumurtalık rezervi azalmış hastalarda da yumurtalıkların canlandırılması için tercih ediliyor” dedi.</p>
<p><strong>Yaş değil yumurtalık rezervi önemli</strong></p>
<p>Yumurtanın olgunlaşma süresi 80 gün olduğundan, PRP’nin etkisini görmek için üç ay beklemek gerekir diyen Prof. Dr. Kutlu, “İşlem tekrarlanabilse de genellikle tek bir uygulamada en yüksek etki bu dönemde alınır ve tam sonuçların 3–6 ay sürdüğü düşünülür. Aynı zamanda PRP tedavisi yaşa göre değil, yumurtalık rezervine göre değerlendirilir. Örneğin genç yaşta da olsa rezervi düşük ve tüp bebek tedavisine yeterli yanıt vermeyen hastalar için uygun olabilir. PRP’ye ihtiyaç duyan hastalar halihazırda tüp bebek aşamasına gelmiş kabul edilir. Bu nedenle yalnızca PRP sonrası doğal gebeliği beklemek çoğunlukla zaman kaybına yol açar. En etkili dönem olan ilk 3–6 ayda tedaviyi tüp bebek süreciyle birleştirmek en doğru yaklaşımdır” dedi.</p>
<p><strong>Deneysel bir tedavi olduğu bilinmeli</strong></p>
<p>PRP tedavisinin henüz deneysel kabul edildiğinin altını çizen Kutlu, “Bazı hastalarda olumlu sonuçlar alınsa da bazı hastalarda belirgin bir fayda görülmeyebiliyor. Bu nedenle yöntemin kesin kanıtlanmış bir tedavi olmadığı bilinmeli. Ayrıca PRP tedavisi özellikle tüp bebekte en yüksek doz ilaçlara rağmen yalnızca bir ya da iki yumurta elde edilebilen ve tekrar denemelerde de sürekli düşük sayıda yumurta gelişen hastalar için uygun bir seçenektir. Yani, ilk denemelerde yeterli sayıda yumurta ve embriyo elde edilmesine rağmen gebelik sağlanamayan hastalar PRP için uygun bir teknik değildir” dedi.</p>
<p><strong>Olası yan etkiler tüp bebekle aynı</strong></p>
<p>Kişinin kendi hücrelerini kullanan bir yöntem olduğu için herhangi bir olumsuz etkiye sahip olmadığını ifade eden Kutlu, “Ancak yine de cerrahi bir işlem olduğu unutulmamalı. Tıpkı tüp bebek uygulamalarında olduğu gibi hastalar işlemin tüm yönleriyle ilgili bilgilendirilir ve bir onay alınır. Teknik olarak benzer bir işlem olduğundan, tüp bebekte bahsettiğimiz riskler burada da geçerlidir. Kanama, enfeksiyon ya da organ ve damar yaralanması gibi riskler her cerrahi işlemde olduğu gibi olasılıklar dahilindedir. Fakat deneyimli sağlık merkezlerinde bu ve benzeri ihtimaller çok düşüktür ve elde edilen faydalar bu risklerden çok daha fazladır” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tup-bebege-destek-prp-yontemi-576926">Tüp bebeğe destek: PRP yöntemi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halsizlik ve Geçmeyen Ağrıların Nedeni Bu Gizli Hastalık Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/halsizlik-ve-gecmeyen-agrilarin-nedeni-bu-gizli-hastalik-olabilir-576102</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 12:15:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[geçmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[halsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[huylu]]></category>
		<category><![CDATA[kalsiyum]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Paratiroid Adenomu]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[vücut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576102</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halsizlik, yorgunluk, geçmeyen sırt ve bel ağrısı… hayat kalitemizi ciddi şekilde bozan bu şikâyetlerin aslında kalp ve böbrekleri sessizce çökerten bir hastalığın habercisi olabileceğine dikkat çeken Endokrin Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, “Paratiroid adenomu, yıllarca fark edilmeyebilen, ancak basit bir kan testiyle bile teşhis edilebilen sinsi bir hastalıktır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halsizlik-ve-gecmeyen-agrilarin-nedeni-bu-gizli-hastalik-olabilir-576102">Halsizlik ve Geçmeyen Ağrıların Nedeni Bu Gizli Hastalık Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Halsizlik, yorgunluk, geçmeyen sırt ve bel ağrısı… hayat kalitemizi ciddi şekilde bozan bu şikâyetlerin aslında kalp ve böbrekleri sessizce çökerten bir hastalığın habercisi olabileceğine dikkat çeken Endokrin Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, “<strong>Paratiroid adenomu,</strong> yıllarca fark edilmeyebilen, ancak basit bir kan testiyle bile teşhis edilebilen sinsi bir hastalıktır. Ne yazık ki, teşhis geciktiğinde kalıcı sağlık sorunlarıyla da karşı karşıya kalabiliyoruz.” Dedi. Prof. Ayşan, bu nedenle halsizlik, yorgunluk ve yaygın vücut ağrıları olup bir türlü teşhis konulamayan hastalarda mutlaka kalsiyum değerine bakılması gerektiğine işaret etti. </em></p>
<p>Toplum tarafından da bilinmeyen paratiroid adenomunun, paratiroid bezinden kaynaklanan iyi huylu bir tümör olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri, Genel Cerrahi ve Endokrin Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erhan Ayşan, “Biz ‘tümör’ dediğimizde hastalarımız hemen kanseri düşünüyor. Oysa bu bir kanser değildir ancak sinsi ilerleyen ve bu nedenle vücuttaki birçok organda kalıcı hasarlar bırakabilen bir hastalıktır. Şüphe edildiğinde ise basit bir kan testi ile tanı koymak mümkün. Bu hastaların kanında kalsiyum yüksek çıkar. Kandaki yüksek kalsiyum başta kalp ve damarlar olmak üzere vücuttaki birçok sisteme ciddi hasarlar verir. Halsizlik, yorgunluk ve yaygın vücut ağrıları olup bir türlü teşhis konulamayan hastalarda mutlaka kandaki kalsiyum değerine bakılmalı” dedi. Prof. Erhan Ayşan, “gizli hastalık” olarak tanımladığı paratiroid adenomunun sinsi seyreden ciddi bir hastalık olduğunu vurgulayarak hastalık hakkında detaylı bilgiler verdi.</p>
<p><strong>BULGULAR ÇOK SİNSİ SEYREDİYOR</strong></p>
<p>Prof. Ayşan, “Paratiroid bezleri vücudun en küçük organlarıdır ve temel görevleri kalsiyum dengesini sağlamaktır. Bunu da parathormon isimli bir hormonu salgılayarak yaparlar. Paratiroid adenomu ise bu bezlerden kaynaklanan ve kana fazla miktarda parathormon salgılayarak zarar veren iyi huylu bir tümördür. İyi huylu olması önemli çünkü ‘tümör’ kelimesi hastalarda hemen kanser kaygısı yaratıyor. Fazla parathormon salgılanması sonucu kanda kalsiyum yükseliyor. Yüksek kalsiyum damarlarda ve organlarda birikerek çeşitli hasarlar oluşturuyor. Bu hastalık ‘gizli hastalık’ olarak da bilinir. Bunun üç nedeni var: Paratiroid bezlerinin çok küçük olması, belirtilerin sinsi ilerlemesi ve ameliyat sırasında bu küçük bezleri bulmanın zorluğudur.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“KÖTÜ HUYLU BİR HASTALIK OLMASA DA TEDAVİ İÇİN AMELİYAT OLMAK GEREKİYOR”</strong></p>
<p>Hastalığın seyrinin sinsi olması nedeniyle teşhis koymanın güç olduğunu ve dolayısıyla tedavinin de geciktiğini söyleyen Prof. Ayşan, “İnsanlar bize genellikle kötü huylu bir hastalıkları olduğu endişesiyle geliyorlar. Ancak bu kesinlikle kötü huylu bir hastalık yani kanser değildir. Burada bizim ilk işimiz hastalarımızı bu konuda rahatlatmak oluyor” diye konuştu. Bu hastalığın tedavisinde ameliyatın mutlaka gerekli olduğunu ise şu cümlelerle anlattı: “Çünkü kandaki kalsiyum yüksekliği çok önemli bir sorun. Dünya Sağlık Örgütü son yıllarda kalsiyumun kandaki üst sınırını 10,5&#8217;dan 10&#8217;a indirdi. Bu çok önemli. Çünkü biz tıpta normal değerlerin revize edilmesi durumuyla çok az karşılaşırız. Bu durum, gelişen teknolojiyle kandaki yüksek kalsiyumun vücuda ne tür zararlar verdiğinin son yıllarda daha iyi anlaşılmasıyla gerçekleşti. Sadece bu olay bile kandaki yüksek kalsiyumun ve buna neden olan paratiroid adenomunun ne kadar önemli bir hastalık olduğunu gösteriyor ve adenomun ameliyatla biran önce vücuttan uzaklaştırılmasının önemini ortaya koyuyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong> ŞİKAYETLER BİRÇOK HASTALIKLA KARIŞTIRILIYOR</strong></p>
<p>Prof. Ayşan, kandaki yüksek kalsiyumun en büyük hasarı kalp ve damar sistemine verdiğini belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Kandaki fazla kalsiyum, damar duvarlarına tutunarak katmanlar oluşturuyor ve önce damarı daraltarak sonra da tıkayarak kan geçişini azaltıyor ya da engelliyor. Bu durum kalp damarlarında olursa kalp krizi, beyin damarlarında olursa inme yani felçler, böbrek damarlarında olursa kalıcı böbrek yetmezliği ve buna bağlı ömür boyu diyalize girme gibi sonuçlara neden oluyor. Paratiroid adenomu halsizlik, yorgunluk, sırt ve bel ağrısı gibi çok genel şikayetlere neden olduğu için çoğu zaman farklı hastalıklarla karıştırılabiliyor. Teşhis konulamadığında hastalar gereksiz tetkiklerle vakit kaybediyor. Oysa sadece kandaki kalsiyum düzeyinin 10’un üzerinde olması paratiroid adenomunu düşündürmeli.”</p>
<p><strong>AMELİYAT TEK ÇÖZÜM</strong></p>
<p>Kalsiyum değerinin 10’un üzerinde olmasının tanıda çok kritik olduğunun altını çizen Prof. Ayşan, “Paratiroid adenomu teşhisi konmuşsa mutlaka ameliyat gerekir. Ameliyatla adenom dediğimiz iyi huylu tümörün vücuttan çıkartılması gerekiyor. İlaçla tedavi mümkün değildir. Ameliyat öncesi ultrasonografi ve sintigrafi ile adenomun yeri tespit edilmeye çalışılır. Ancak bu her zaman başarılı olmaz. Yani ameliyat öncesi tetkiklerde her zaman adenomun yerini tespit edemiyoruz ne yazık ki! Böyle hastalarımızda ameliyat süresi uzayabilir, zorluk derecesi artabilir. Nitekim Endokrin Cerrahide meşhur bir söz vardır: Paratiroid ameliyatı ya 30 dakika sürer ya da 3 saat!”</p>
<p><strong>“TEDAVİDEN SONRA HASTA KENDİNİ HEMEN İYİ HİSSEDİYOR”</strong></p>
<p>Başarılı bir ameliyattan sonra hastalarda hızlı bir iyileşme görüldüğünü söyleyen Prof. Ayşan, yüksek kalsiyum kandan hemen çekildiği için hastaların ameliyattan sonra yataktan ilk kalkışlarında bile kendilerini daha iyi hissettiklerini söyledi. Prof. Ayşan, “Yıllardır devam eden halsizlik, yorgunluk, depresif bulgular da hızla düzeliyor ve hasta kendini çok daha dinç ve enerjik hissediyor. Özellikle genç ve orta yaş grubunda iyileşme süreci çok daha hızlı oluyor. İleri yaşta ise kemik döngüsü yavaş olduğu için iyileşme biraz daha uzun sürebiliyor” dedi.</p>
<p><strong>“HALSİZLİĞİ OLANLAR KALSİYUMUNA BAKTIRMALI”</strong></p>
<p>Başarılı bir ameliyattan sonra hastalığa bağlı kalp krizi, inme, böbrek yetmezliği gibi risklerin de ortadan kalktığına işaret eden Prof. Dr. Erhan Ayşan, sözlerini şu uyarılarla sonlandırdı: “Nadir görülen bir hastalık olduğu için meslektaşlarımızın bu hastalığı düşünmesi ve ayırıcı tanıda yer vermesi de zorlaşıyor. Bu nedenle halsizlik, yorgunluk ve yaygın vücut ağrıları olup bir türlü teşhis konulamayan kişilerin sabah aç karna kalsiyum testi yaptırması çok önemli. Aile Sağlığı Merkezilerinde bile yapılabilen bu basit test, hayat kurtarıcı olabilir. Kalsiyum değeri 10’un üzerindeyse mutlaka bir endokrin uzmanına başvurulmalıdır.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halsizlik-ve-gecmeyen-agrilarin-nedeni-bu-gizli-hastalik-olabilir-576102">Halsizlik ve Geçmeyen Ağrıların Nedeni Bu Gizli Hastalık Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarımda istihdam, üretimde yeni kan</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tarimda-istihdam-uretimde-yeni-kan-575967</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 20:30:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[katılım]]></category>
		<category><![CDATA[tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tarımda]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>
		<category><![CDATA[üretimde]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575967</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ile Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından İstihdam Akademileri bünyesinde başlatılan “Tarım Akademisi Projesi”, tarım sektöründe gençlere hem teorik hem de uygulamalı eğitim sunarak nitelikli iş gücü yetiştirmeyi amaçlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarimda-istihdam-uretimde-yeni-kan-575967">Tarımda istihdam, üretimde yeni kan</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ile Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından İstihdam Akademileri bünyesinde başlatılan “Tarım Akademisi Projesi”, tarım sektöründe gençlere hem teorik hem de uygulamalı eğitim sunarak nitelikli iş gücü yetiştirmeyi amaçlıyor.</p>
<p><b>AKADEMİNİN AMACI VE KAPSAMI</b></p>
<p>Tarım Akademisi, tarım alanında temel bilgiye sahip çiftçi kayıt sisteminde kayıtlı olan kursiyerlere daha ileri düzey eğitim vererek uzmanlık kazandırmayı hedefliyor. Eğitimler arasında “Aday Çiftçi Eğitimi”, “Arı Yetiştiriciliği”, “Mantar Yetiştiriciliği”, “Sebze Yetiştiriciliği” ve “Üzümsü Meyve Yetiştiriciliği” gibi spesifik branşlar yer alıyor. Kocaeli Üniversitesi Arslanbey Yerleşkesi’nde kurulacak olan akademi; tarımsal üretim, bitki yetiştiriciliği, tarımsal teknoloji ve pazarlama gibi farklı alanlarda kurs ve uygulama saha imkânı sağlayacak.</p>
<p><b>EĞİTİMLER TEORİK VE UYGULAMALI OLACAK</b></p>
<p>Eğitimler; saha uygulamaları, seralar, bahçeler ve çiftlik alanlarında uygulamalı şekilde yapılacak. Teorik derslerle birlikte gerçek üretim sahası deneyimi sunulacak.</p>
<p><b>KİMLER KATILABİLECEK?</b></p>
<p>Tarım Akademisi’ne 16-55 yaşları arasında olanlar aday çiftçi eğitimine katılırken, diğer branşlara ise çiftçi kayıt sistemine kaydı olan herkes başvurabilecek. Başvuru için ayrıca belli kriterler ve ön eleme süreçleri uygulanacak. Başvuruların, istihdamakademileri.com üzerinden alınmaya başlandığı bu yeni projede güncel bilgilendirmeler sosyal medya hesapları aracılığıyla duyurulacak.</p>
<p><b>YER VE ALT YAPI</b></p>
<p>Tarım Akademisi; Kocaeli Üniversitesi Arslanbey Yerleşkesi’nde kuruldu. Fiziki altyapı ve uygulama alanları, tarımsal üretim yapılabilecek bahçe ve sera gibi tesislerle desteklenecek. Tarım Akademisi’nde genç çiftçilerin ve tarım öğrencilerinin uygulama deneyimi kazanabileceği imkânlar sunulacak.</p>
<p><b>FAYDALARI VE BEKLENEN ETKİLERİ</b></p>
<p>İstihdam artışı: Akademi mezunlarının tarım sektöründe çalışabilecek niteliklerle yetişmesi, doğrudan iş fırsatlarını artıracak. Genç çiftçiliğin teşviki: Özellikle kırsal bölgelerden gelen gençlerin tarıma yönelmesini cesaretlendirecek. Sürdürülebilir tarım uygulamaları: Modern, çevreyle uyumlu üretim teknikleri öğretilerek hem verim hem kalite odaklı tarım modeli desteklenecek. Kadınların katılımı: Kadınların tarıma katılımı ve üretimde aktif rol alması teşvik edilecek.</p>
<p><b>FİNANSMAN VE DESTEK AVANTAJLARI</b></p>
<p>Akademiden mezun olacak katılımcılar için devlet, belediyeler veya özel sektör finansman kaynakları ile destek projeleri (hibeler, teşvikler) kritik önem taşıyacak. Tarım Akademisi’nden eğitim alan katılımcılar birçok avantajdan faydalanarak kendi tarım işletmelerini kurabilecek.</p>
<p><b>TARIMDA İSTİHDAM ÜRETİMDE YENİ KAN</b></p>
<p>Tarım Akademisi, İstihdam Akademileri çatısı altında gençleri tarımda hem beceri hem de bilgi açısından donanımlı hale getirmek, tarımsal üretime sürdürülebilir katkı sağlamak ve istihdamı artırmak için önemli bir adım. Özellikle ülkenin tarım potansiyelini daha verimli kullanmak isteyen bölgeleri için hem ekonomik hem toplumsal açıdan fayda sağlayacak bu tür girişimlerin desteklenmesi büyük önem taşıyor.</p>
<p><b>TARIM AKADEMİSİ KOCAELİ TARIM FUARINDA TANITILDI</b></p>
<p>Tarım Akademisi, kuruluş sürecinde farkındalık oluşturmak amacıyla Kocaeli Tarım Fuarı’na katılarak stant açtı. Akademi hakkında bilgilendirmelerin yapıldığı stantta eğitim içerikleri, başvuru süreçleri ve uygulanacak projeler tanıtıldı. Katılımcılardan yoğun ilgi gören stantta, genç çiftçilere ve tarıma ilgi duyanlara detaylı bilgi verilerek kayıt süreçleri hakkında yönlendirmeler yapıldı. Bu katılım sayesinde hem sektör temsilcileriyle güçlü bağlar kuruldu, hem de akademinin tanınırlığı arttı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tarimda-istihdam-uretimde-yeni-kan-575967">Tarımda istihdam, üretimde yeni kan</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepe&#8217;de Kan Bağış Kampanyası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kartepede-kan-bagis-kampanyasi-575347</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Sep 2025 19:50:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağış]]></category>
		<category><![CDATA[kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe Belediyesi ile Kocaeli Kızılay Kan Merkezi işbirliğinde, geleneksel hale gelen kan ve kök hücre bağış kampanyasının 12'ncisi, “Birbirimize Candan Bağlıyız” sloganıyla gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepede-kan-bagis-kampanyasi-575347">Kartepe&#8217;de Kan Bağış Kampanyası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kartepe Belediyesi ile Kocaeli Kızılay Kan Merkezi işbirliğinde, geleneksel hale gelen kan ve kök hücre bağış kampanyasının 12&#8217;ncisi, “Birbirimize Candan Bağlıyız” sloganıyla gerçekleştirildi. Kartepe Belediyesi Hizmet Binası’nda düzenlenen kampanyaya belediye personelinin yanı sıra vatandaşlar da yoğun ilgi gösterdi.</b></p>
<p>Toplumsal dayanışmanın ve yardımlaşmanın en güzel örneklerinden biri olan kampanya kapsamında, gönüllü bağışçılar hem kan hem de kök hücre bağışında bulundular. Kızılay yetkilileri, düzenli kan bağışının önemine vurgu yaparak, bu tür organizasyonların hayat kurtardığını ifade etti.</p>
<p>Kampanya sonunda bağışçılara Kızılay tarafından çeşitli bilgilendirme broşürleri dağıtıldı ve teşekkür belgeleri verildi. Kartepe Belediyesi ve Kızılay, bu tür organizasyonların devam edeceğini belirterek, her sağlıklı bireyi düzenli bağışçı olmaya davet etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepede-kan-bagis-kampanyasi-575347">Kartepe&#8217;de Kan Bağış Kampanyası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınların en çok merak ettiği jinekolojik sorunlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlarin-en-cok-merak-ettigi-jinekolojik-sorunlar-572488</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2025 09:03:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=572488</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde kadınların sağlıklarıyla ilgili en çok merak ettikleri konuların başında jinekolojik sorunlar geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarin-en-cok-merak-ettigi-jinekolojik-sorunlar-572488">Kadınların en çok merak ettiği jinekolojik sorunlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde kadınların sağlıklarıyla ilgili en çok merak ettikleri konuların başında jinekolojik sorunlar geliyor. Ancak çoğunlukla utandıkları ya da ihmal ettikleri için doktora başvurmayı geciktirebiliyorlar. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doktor Harika Bodur Öztürk</strong>, kadınların jinekolojik sağlığıyla ilgili farkındalıklarını artırmanın önemine dikkat çekerek “Vücudumuzun verdiği sinyalleri ciddiye almak, erken tanı ve tedavinin en etkili yoludur. Oysa ülkemizde kadınlar çoğunlukla ‘bu sorun arkadaşımda da var, demek ki normal’ diye düşünerek doktora gitmiyorlar ya da utandıkları için anlatmaya dahi çekiniyorlar. Bu yaklaşım ise önemli bir hastalığın tanısını geciktirebiliyor. Vücut bir sinyal veriyorsa, onu yok saymak yerine anlamaya çalışmalıyız. Sorunları doktorla paylaşmaktan ise kesinlikle utanmamalıyız. Unutmayın, erken teşhis için ilk adım farkındalık ve düzenli muayene olmaktır” diyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Harika Bodur Öztürk, ülkemizde kadınların jinekolojik sorunlara yönelik en çok yönelttiği 9 soruyu ve yanıtlarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>SORU: Kadınlarda idrar kaçırma neden olur? </strong></li>
</ul>
<p><strong>CEVAP: </strong>Özellikle gebelik, kilo alıp verme, kronik kabızlık, menopoz ve vajinal doğumlar sonrasında pelvik taban kaslarının zayıflamasıyla birlikte, öksürme veya hapşırma gibi karın içi basıncını artıran durumlarda idrar kaçırma sorunu yaşanabiliyor. Tedavide pelvik taban egzersizleri ve genital laser tedavileri oldukça etkili olabilirken, anatomik bozulma durumunda ise ameliyatla tedavi ediliyor. İdrara zor yetişme gibi daha farklı bir şikayet olduğunda ise ilaç tedavileri ile bu sorun çözülebiliyor.</p>
<ul>
<li><strong>SORU: Adet düzensizliği normal olabilir mi? </strong></li>
</ul>
<p><strong>CEVAP: </strong>Adet döneminde bir iki günlük sarkma normaldir. Genç bir kızda menstruel kanama başladıktan sonra ilk 2 yıl düzensiz kanamalar normal kabul edilir. Ancak sonrasında düzensizlik devam ediyorsa değerlendirilmelidir. Ani ve hızlı kilo kayıpları ile aşırı egzersizde adet olamama şikayeti gelişebilir. Kilo almaya eğilim ile birlikte adetlerin arası 35 gün üzerine çıkıyorsa polikistik over sendromu veya tiroit hormonu bozuklukları değerlendirilmelidir. Yaş ilerledikçe peryodlar 24-25 gün gibi öne gelmeye başladıysa perimenopoza giriş süreci de araştırılabilir.</p>
<ul>
<li><strong>SORU: Doğum kontrol hapı kullanırsam ilerde çocuğum olmaz mı?</strong></li>
</ul>
<p><strong>CEVAP: </strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Harika Bodur Öztürk “Dünya Sağlık Örgütü doğum kontrol haplarının kısırlığa yol açmadığını belirtiyor. Hap bırakıldığında, yumurtlama yeniden başlıyor ve gebelik planlanabiliyor. Çoğu kadında doğurganlık, hap bırakıldıktan sonraki ilk 1–3 ayda geri dönüyor. Burada önemli olan doğum kontrol ilaçlarını kullanırken hastanın yaşının ilerlediği ve yaşla birlikte doğurganlığın azaldığı bilgisinin unutulmamasıdır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>SORU: Yumurta rezervim nasıl artabilir? </strong></li>
</ul>
<p><strong>CEVAP: </strong>Kadın doğurganlığının limitleri olduğu için yumurtalık rezervini değerlendiren muayene, ultrasonografide antral folikül sayısının değerlendirilmesi ve kan testlerini yapmak önemlidir. 35 yaş civarında halen gebelik planlamayan kadınların yumurta rezervi araştırılarak (ailede erken menopoz gibi risk faktörü varsa daha öne çekilmeli) yumurta dondurma veya tüp bebek uygulamasıyla ileride gebelik şansı artırılabilir.</p>
<ul>
<li><strong>SORU: Menopozla birlikte neler yaşayacağım? </strong></li>
</ul>
<p><strong>CEVAP: </strong>Menopoz aslında kadınların yeni hayatlarını kucakladığı bir dönemdir. Halk arasındaki tabiriyle sıcak basmaları, gece uykusuzluğu, çarpıntı, anksiyete, cilt ve saçlarda değişim, vajinal kuruluk, libido azalması, unutkanlık ve beyin sisi gibi şikayetler menopoz öncesi geçiş dönemi veya menopozla ilgili olabilir ve destekle düzelebilir. Menopozla birlikte başlayan kalp damar hastalığı ve kemik erimesi riski hormon replasman tedavileriyle azaltılabilir.</p>
<ul>
<li><strong>SORU: Vajinal akıntı ne zaman normal, ne zaman hastalık belirtisidir? </strong></li>
</ul>
<p><strong>CEVAP: </strong>Dr. Harika Bodur Öztürk “Vajinal akıntı varlığını sorduğumuz her hasta evet cevabını verebilir. Şeffaf ve koku içermeyenler normaldir. Ancak sarı, yeşil, süt kesiği karakterinde, yoğun beyaz, özellikle de koku, kaşıntı ve genital bölgede yanma varsa mantar veya bakteriyel enfeksiyon olabilir. Mutlaka uzman hekim tarafından değerlendirilip tedavi edilmelidir. Bulaşıcı enfeksiyonlar infertiliteye de yol açabilir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>SORU: Ağrılı cinsel ilişki bir kader mi?</strong></li>
</ul>
<p><strong>CEVAP: </strong>Hayır. Bu sorun altta yatan nedenin tedavisiyle tümüyle ortadan kaldırılabilir ve tedavi edilebilir. Ağrı birçok mekanizma ile gelişebilir. Mantar enfeksiyonu, menopozla birlikte vajinal kuruluk, doğum sonrasında hormon dengesindeki değişiklikler veya endometriozis gibi nedenler ağrıya yol açabilir. Ülkemizde tanı konulmamış ve uygun tedavi edilmemiş vajinismus vakalarında da ağrılı cinsel ilişki bir kadermiş gibi algılanabilir ancak tedavisi mümkündür.</p>
<ul>
<li><strong>SORU: HPV nasıl bulaşır?</strong></li>
</ul>
<p><strong>CEVAP: </strong>Dr. Harika Bodur Öztürk “HPV virüsü hamam, güzellik merkezi ve ortak kullanılan tuvaletler gibi ortamlardan bulaşmaz. En yaygın cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan biridir. Prezervatif kullanımı riski azaltsa da tamamen ortadan kaldırmaz. Tek partnerli ilişkiniz olsa bile riskim yok diye düşünmeyin. HPV’nin bazı tipleri rahim ağzı kanserine, bazı tipleri ise genital siğillere neden olur. Dünya Sağlık Örgütü, korunmada en etkili yöntemin HPV aşısı olduğunu vurgulamaktadır, bu nedenle taramalar ve HPV aşısı çok önemlidir” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>SORU: Miyomlar kötü huylu mudur? Mutlaka ameliyat olmak mı gerekir? </strong></p>
<p><strong>CEVAP: </strong>Miyomlar rahim dokusunun kas tabakasından gelişen çoğunlukla iyi huylu tümörlerdir. Üreme çağındaki kadınların yaklaşık yüzde 40’ında miyom tespit edilebilir. Genellikle belirti vermez ve rutin muayenede fark edilip takibe alınır. Ancak rahim duvarına yakınsa veya büyükse aşırı derecede kanama yaparak kansızlık nedeni olabilir. Büyük miyomlar bulunduğu konuma göre mesaneye veya bağırsaklara bası şikayetine yol açabilir. Sık idrara gitme, karında büyüme, ele gelen kitle gibi durumlara yol açabilir. Dr. Harika Bodur Öztürk “Hastanın şikayetine göre cerrahi endikasyon konulur. Kanama, anemi etkeniyse, gebeliğe engel olduğu veya tekrarlayan düşüklere yol açtığı düşünülüyorsa, takiplerde hızlı büyüdüğü tespit edilirse hastanın yaş ve klinik durumuna göre cerrahi laparoskopik olarak myomun çıkarılması veya histerektomi yapılması tıbben gerekir. Binde 3 oranında ‘leiomyosarkom’ adını verdiğimiz kötü huylu tümör saptanabilir. Menopozdan sonra miyomda büyüme varsa, kısa sürede boyutunda değişiklik olduysa ‘sarkom’ ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır” diyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarin-en-cok-merak-ettigi-jinekolojik-sorunlar-572488">Kadınların en çok merak ettiği jinekolojik sorunlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ilgaz Belediye Başkanı Mehmed Öztürk&#8217;ün Mevlid Kandili Mesajı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilgaz-belediye-baskani-mehmed-ozturkun-mevlid-kandili-mesaji-571666</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 17:48:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571666</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ilgaz Belediye Başkanı Mehmed Öztürk, bu gece idrak edilecek Mevlid Kandili münasebetiyle bir mesaj yayımladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilgaz-belediye-baskani-mehmed-ozturkun-mevlid-kandili-mesaji-571666">Ilgaz Belediye Başkanı Mehmed Öztürk&#8217;ün Mevlid Kandili Mesajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ilgaz Belediye Başkanı Mehmed Öztürk, bu gece idrak edilecek Mevlid Kandili münasebetiyle bir mesaj yayımladı.</p>
<p>Başkan Öztürk Mesajında şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>“Bugün, bütün insanlığa ve âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V) dünyayı teşrifini müjdeleyen Mevlid Kandiline ulaşmanın huzur ve mutluluğu içerisindeyiz.</p>
<p>Müslümanlar ve bütün insanlık için her bakımdan örnek bir hayat süren Peygamber Efendimiz (S.A.V), ahlakı, sevgiyi, şefkat ve merhameti, barış ve hoşgörüyü bizzat kendi yaşantısında insanlığa göstermiştir.</p>
<p>Bugün, dünyanın birçok yerinde devam eden savaş ve çatışmaların, akan kan ve gözyaşlarının sona ermesi, ancak O’nu (S.A.V) örnek almamızla mümkün olacaktır. Bunun için kendi ailemizden ve çevremizden başlamak üzere hoşgörülü, adil ve dürüst bir yaşam sürmemiz ve sürdürmemiz gerekmektedir.</p>
<p>Bu duygu ve düşüncelerle; Ilgazlı hemşerilerimiz başta olmak üzere aziz milletimizin ve İslam âleminin mübarek Mevlid Kandili’ni tebrik eder, bütün insanlığa rahmet ve huzur getirmesini dilerim.</p>
<p>Kandilimiz Mübarek Olsun.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilgaz-belediye-baskani-mehmed-ozturkun-mevlid-kandili-mesaji-571666">Ilgaz Belediye Başkanı Mehmed Öztürk&#8217;ün Mevlid Kandili Mesajı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gözlerden kulaklara, dişlerden genel vücut muayenesine…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gozlerden-kulaklara-dislerden-genel-vucut-muayenesine-569470</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Aug 2025 09:42:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[işitme]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[muayenesi]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=569470</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okul zilinin çalmasına çok az bir zaman kaldı.  Ebeveynler, okula yeni başlayacak olan çocuklarının okul öncesindeki son hazırlıklarının tatlı bir telaşını yaşıyorlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gozlerden-kulaklara-dislerden-genel-vucut-muayenesine-569470">Gözlerden kulaklara, dişlerden genel vücut muayenesine…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Okul zilinin çalmasına çok az bir zaman kaldı.  Ebeveynler, okula yeni başlayacak olan çocuklarının okul öncesindeki son hazırlıklarının tatlı bir telaşını yaşıyorlar. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan,</strong> okula başlayacak olan çocukların eğitim sürecini sağlıklı bir şekilde tamamlamalarında genel sağlık kontrollerinin büyük bir öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “Sağlıklı büyüme  ve gelişmenin değerlendirilmesi, hastalıkların erken dönemde saptanması, eksik aşıların tamamlanması, temel kan değerleri ve vitamin değerlerinin okul öncesinde gözden geçirilmesi, uzun soluklu bir maraton olan okul döneminde anne ve babalara hem destek hem de kılavuz olmaktadır” diyor.  <strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, </strong>bu kontrollerin bazı hastalıklara erkenden müdahale edilmesini de sağladığını belirterek, “Yine   bu kontrollerde eksik aşılar da tamamlanır. Bu sayede, çocuklarımızı aşıyla önlenebilir hastalıklardan korumamız mümkün olmaktadır. Muayenelerde, çocuğun sosyal, motor ve bilişsel fonksiyonlarının değerlendirilmesi de yapıldığından eksiklerin giderilmesi durumunda okul başarısının da artması sağlanacaktır” diye konuşuyor. Peki, okul öncesinde çocukların hangi sağlık kontrollerinden geçmeleri öneriliyor? <strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, </strong>okul öncesinde yapılması gereken muayeneleri anlattı; önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Göz muayenesi: Göz tembelliğinden kırma kusurlarına! </strong></p>
<p>Rutin göz muayenesinin dışında, okula başlamadan yapılacak olan göz muayenesi; şaşılık, göz tembelliği, katarakt, kırma kusurları ile kayma gibi sorunların önceden saptanması ve gerekli müdahalelerin (gözlük, operasyon, göz kapama tedavisi gibi) yapılması çocuğun okul başarısını doğrudan etkiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan,<strong> </strong>görme problemi yaşayan çocukların okulda başarısız ve hırçın olabildiklerini belirterek,  “Unutmayalım ki bazı görme kusurları erken dönemde tedavi edilmelidir, zira ileri yaşta tedavisi güçleşebilir, hatta mümkün olmayabilir” diyor.</p>
<p><strong>Kulak ve işitme muayenesi: İşitme kaybından alerjik tabloya!</strong></p>
<p>Ülkemizde yenidoğan bebeklere işitme testi rutin olarak yapılırken, okul öncesinde işitmenin tekrar değerlendirilmesi son derece önemli. Çünkü, işitme kaybı çocuğun öğrenme güçlüğüne sebep olurken dil gelişimini de olumsuz yönde etkiliyor. Kulak ve işitme muayenelerinde; işitme kaybı, geniz eti ve bademcik problemleri erkenden saptanabiliyor.  İşitme kaybı varsa işitme cihazları; geniz eti, bademcik ve alerjik durumların saptanması durumunda da medikal veya cerrahi yöntemlere başvuruluyor.</p>
<p><strong>Diş muayenesi: Diş çürüğünden ağız ve çenede yapısal bozukluklara</strong></p>
<p>Ağız ile diş bakımı da çocukların büyüme ve gelişimlerini etkiliyor.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, okul dönemindeki çocuklarda bu kontrollerin mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Diş hekiminizin yapacağı rutin kontrollerde ağız ve çene yapısı bozuklukları saptanabilir ve ortodontik tedaviler uygulanabilir. Ayrıca, florür uygulaması gibi dişleri koruyucu tedaviler ile çürük tedavileri de okul öncesinde mutlaka yapılmalıdır” bilgisini veriyor.</p>
<p>Rutin muayene: Vitamin eksikliğinden yüksek tansiyona…</p>
<p>Çocuğunuzun genel doktor muayenesi  de okul öncesinde büyük bir önem taşıyor. Muayene sırasında kan basıncı ve nabız  ölçümleri yapılıyor. Tam kan sayımı, tam idrar tahlili, kan kolesterol-lipid düzeyi, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, dışkıda parazit incelemesi, tam idrar analizi, ailevi hastalık var ise  açlık kan şekerine mutlaka bakılması gerekiyor. Sık hastalanan çocuklarda bağışıklık sistemi testlerinin de yapılabildiğine işaret eden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, “Bu analizlerde aşı karnesi gözden geçirilmeli, eksik aşılar varsa, okul öncesi dönemde mutlaka tamamlanmalıdır. Son zamanlarda özel olarak uygulanan takvim dışı meningokok aşıları da yapılmalıdır. Ağır spor yapan çocuklarda kardiyolojik muayene de  çok önemlidir” diye konuşuyor. Rutin çocuk hekimi muayenesinde, ayrıca, çocuğun boy ve kilo ölçümlerinin de yapıldığını anlatan Dr. Pınar Atılkan, “Büyüme geriliği saptanan çocuklarda gerekli testlerin istenmesi ve endokrinoloji bölümüne yönlendirilmesi gerekebilir” diyor.</p>
<p><strong>Demir, B12 ve D Vitamini eksikliğinde okul başarısı düşüyor!</strong></p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pınar Atılkan, çocuğun okul başarısını olumsuz etkileyen demir, B12 ve D vitamini eksikliğinin mutlaka tedavi edilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Dr. Pınar Atılkan,<strong> </strong>bu vitaminlerin ve demir eksikliğinin neden olduğu sorunları şöyle özetliyor:</p>
<p><strong>B12 vitamini eksikliği:</strong> Tipik bulguları arasında; yorgunluk, konsantrasyon ve öğrenme güçlüğünün yanı sıra unutkanlık, halsizlik, el ve ayaklarda uyuşukluk ile karıncalanma gibi şikayetler yer alıyor. Kabızlık, iştahsızlık, denge sağlamada güçsüzlük, bellekte zayıflama ve kilo kaybı da B12 vitamini eksikliği göstergeleri arasında. B12 eksikliği ayrıca kansızlığa da sebep olarak okul başarısında ciddi bir düşüşe sebep olabiliyor.</p>
<p><strong>Demir eksikliği:</strong> Zekâ işlevleri ve okul başarısı üzerinde olumsuz etkisi olduğu biliniyor. Demir eksikliği anemisi erken tanı konulup tedavi edilmediği durumda, çocukta ileride demir tedavisiyle kan değerleri normale ulaşsa bile beyin gelişiminde demir elementinin rol alması nedeniyle zeka düzeyinde düşüklük görülebiliyor. Demir eksikliği anemisi olan çocuklarda gelişme geriliği, algılamada gerilik ve dikkat dağınıklığı başlayabiliyor. Demir eksikliği anemisi devam ederse, giderek ilerleyen halsizlik, yorgunluk ve iştahsızlık günlük yaşamı da zorlaştırıyor. Ağır demir eksikliği anemisinde kalp yetmezliği de oluşabiliyor.</p>
<p><strong>D vitamini eksikliği: </strong>Halsizlik, kemik ve eklem ağrıları gibi belirtilerle kendini gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gozlerden-kulaklara-dislerden-genel-vucut-muayenesine-569470">Gözlerden kulaklara, dişlerden genel vücut muayenesine…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kan vermeden önce dikkat edilmesi gereken 8 madde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kan-vermeden-once-dikkat-edilmesi-gereken-8-madde-562548</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2025 20:09:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[edilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[önce]]></category>
		<category><![CDATA[vermeden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=562548</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapılan araştırmalar, yardım etmenin beyinde mutluluk hormonu yani endorfini artırdığını ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-vermeden-once-dikkat-edilmesi-gereken-8-madde-562548">Kan vermeden önce dikkat edilmesi gereken 8 madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapılan araştırmalar, yardım etmenin beyinde mutluluk hormonu yani endorfini artırdığını ortaya koyuyor. Toplumsal yardımlaşmanın en kıymetli örneklerinden birinin kan bağışı olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melda Özdamar, “Sosyal sorumluluk bilincini artıran kan bağışı, topluma katkı sağlama duygusuyla kişide stres ve depresyon belirtilerinin azalmasına da yardımcı olabilir. Bu faydalı alışkanlık, toplumu acil durumlara karşı hazırlıklı olmaya teşvik ederken bir yandan da düzenli bağışçıların sağlık durumlarını daha iyi tanımalarına ve acil durumlarda daha organize hareket etmelerine olanak sağlar” dedi.</strong></p>
<p> </p>
<p>Türkiye’nin kan bağışı oranlarında gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşabilmesi için bağışçı sayısının artması gerektiğinden bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melda Özdamar, “Ülkemizdeki kan bağışlarının büyük bir kısmını organize eden kurum Türk Kızılay’ın verilerine göre 2023 yılında toplam 2,5 milyon ünite kan bağışlandı. 300’den fazla mobil kan bağışı noktasıyla düzenli kan veren 1,2 milyon kişiye kolaylık sağlanıyor. Türkiye’de her 1.000 kişiden yaklaşık 14–16’sı düzenli kan bağışı yaparken Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bu oran gelişmiş ülkelerde 32 olarak öne çıkıyor. Ülkemiz kan bağışında dünya ortalamasının üstünde fakat gelişmiş ülkelerin gerisinde olduğu için düzenli bağış alışkanlığı önem verilmesi gereken bir konu” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Aç karınla kan bağışı yapılmamalı</strong></p>
<p>Kan bağışının ardından hafif seyreden bazı yan etkiler oluşabileceğine değinen Özdamar, “Bağış sonrası hafif baş dönmesi veya baygınlık hissi yaşanabilir. Bu yan etki genellikle kişinin yeterince su içmemesi ya da aç karınla bağış yapmasıyla ilişkilidir. Genellikle birkaç dakika dinlenmek ve bol sıvı tüketmek bu şikâyeti ortadan kaldırır. Bir başka yan etki olarak iğne yapılan bölgede hafif ağrı, morarma veya şişlik oluşabilir; bu durum da çoğunlukla kısa sürede kendiliğinden düzelir. Nadir vakalarda, iğne sinir uçlarına yakın bir damardan yapılmışsa kısa süreli uyuşma veya karıncalanma hissi de oluşabilir ancak uzun sürerse doktor değerlendirmesi gerekebilir. Bağış sonrasında vücut kaybedilen kanı telafi etmeye çalışacağı için hafif yorgunluk ve halsizlik hissedilebilir. Bol sıvının yanında hafif gıdalarla beslenmek hızlı bir toparlanma sağlar. Çok nadir olarak ise stres, sıvı eksikliği ya da ani kalkma gibi nedenlerle bayılma yaşanabilir. Bu nedenle bağıştan sonra en az 10-15 dakika dinlenmek ve aniden ayağa kalkmamak sıklıkla tavsiye edilir” dedi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Doç. Dr. Melda Özdamar kan vermeden önce bağışçılara dikkat etmeleri gereken noktaları sıraladı:</p>
<ol>
<li>Kan bağışı aç karnına yapılmamalı. İşlemden birkaç saat önce özellikle demir açısından zengin kırmızı et, ıspanak ve baklagiller gibi besinlerle hafif ve dengeli bir öğün tercih edilmeli. Kandaki yağ oranı çok yüksek olursa bağışlanan kanın işlenmesi zorlaşabileceği için fastfood ve kızartma gibi çok yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı. </li>
<li>Vücudun sıvı dengesi iyi olursa, kan alma işlemi daha rahat gerçekleşir ve baş dönmesi gibi şikayetler azalır bu nedenle bağış öncesindeki 24 saat içinde bol su içilmeli. </li>
<li>Uykusuzluk, tansiyon düşüklüğü ve bayılma riskini artırabileceği için kan bağışından önceki gece en az 6-8 saat uyumaya özen gösterilmeli. </li>
<li>İşlemin en az 24 saat öncesinden alkol tüketimi bırakılmalı. Vücuttan su atılımını artıracağı ve sıvı kaybına yol açabileceğinden çay, kahve ve enerji içeceği gibi aşırı kafeinli içecekler de sınırlandırılmalı.</li>
<li>Kan alma işlemini kolaylaştırmak için kısa kollu ya da kolayca sıvanabilen giysiler tercih edilmeli.</li>
<li>Bağış yapacak kişi kendini iyi hissetmiyorsa örneğin ateş, boğaz ağrısı, halsizlik gibi şikayetleri varsa bağışı ertelemeli.</li>
<li>Düzenli kullanılan ilaçlar, yeni geçirilen hastalıklar veya ameliyatlar mutlaka kan merkezi yetkilisine bildirilmeli.</li>
<li>Yasal prosedür gereği kişinin yanında mutlaka; kimlik kartı, ehliyet veya pasaport gibi resmî bir belge bulunmalı.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-vermeden-once-dikkat-edilmesi-gereken-8-madde-562548">Kan vermeden önce dikkat edilmesi gereken 8 madde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepe Belediyesi&#8217;nde Kan Bağışı Kampanyası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kartepe-belediyesinde-kan-bagisi-kampanyasi-553191</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Jul 2025 08:39:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesinde]]></category>
		<category><![CDATA[kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=553191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe Belediyesi ile Kocaeli Kızılay Kan Merkezi işbirliğinde düzenlenen kan ve kök hücre bağış kampanyası, “Birbirimize Candan Bağlıyız” sloganıyla Kartepe Belediyesi Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepe-belediyesinde-kan-bagisi-kampanyasi-553191">Kartepe Belediyesi&#8217;nde Kan Bağışı Kampanyası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kartepe Belediyesi ile Kocaeli Kızılay Kan Merkezi işbirliğinde düzenlenen kan ve kök hücre bağış kampanyası, “Birbirimize Candan Bağlıyız” sloganıyla Kartepe Belediyesi Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi.</b></p>
<p>11.’si düzenlenen kampanya, belediye personelinden ve vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Gün boyu süren etkinlikte gönüllü bağışçılar, hem kan hem de kök hücre bağışında bulunarak hayat kurtarmaya katkı sağladı.</p>
<p><b>“Kan Bağışı Bir Hayat Kurtarmaktır”</b></p>
<p>Kartepe Belediye Başkanı Av. Mustafa Kocaman, kan ve kök hücre bağışının toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek, “Kan bağışı bir hayat kurtarmaktır. Kartepe Belediyesi olarak bu tür sosyal sorumluluk projelerine her zaman destek olmaya devam edeceğiz. Gönüllü tüm bağışçılarımıza teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p>Kızılay yetkilileri ise Kartepe Belediyesi’ne ve kampanyaya katkı sunan tüm katılımcılara teşekkür ederek, bağışların birçok hastaya umut olacağını ifade etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepe-belediyesinde-kan-bagisi-kampanyasi-553191">Kartepe Belediyesi&#8217;nde Kan Bağışı Kampanyası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmandan Hayati Çağrı: Kan Bağışı İhmal Edilmemeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmandan-hayati-cagri-kan-bagisi-ihmal-edilmemeli-547293</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 13:54:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[edilmemeli]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[ihmal]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[uzmandan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547293</guid>

					<description><![CDATA[<p>Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melda Özdamar, kan bağışının birey ve toplum için hayati önem taşıdığını belirterek, süreçle ilgili önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmandan-hayati-cagri-kan-bagisi-ihmal-edilmemeli-547293">Uzmandan Hayati Çağrı: Kan Bağışı İhmal Edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doç. Dr. Özdamar, bazı durumlarda kan bağışının geçici kansızlığa yol açabileceğini, bu nedenle adet dönemindeki kadınlar, yetersiz beslenenler veya vegan bireylerin dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Bağış öncesi hemoglobin seviyesinin ölçüldüğünü ve düşükse bağışa izin verilmediğini ifade eden Özdamar, bağış sonrası kırmızı et, tavuk, balık, ıspanak ve mercimek gibi demir açısından zengin gıdaların tüketilmesini, çay ve kahveden ise bir süre uzak durulmasını önerdi.</p>
<p><strong>KAN BA&#286;IŞI SÜRECİ GÜVENLİ VE HIZLI</strong></p>
<p>Tam kan bağışında yaklaşık 450 ml kan alındığını, bunun vücuttaki kanın yüzde 8-10’una denk geldiğini belirten Özdamar, sağlıklı bireyler için bu işlemin tamamen güvenli olduğunu ve 5-10 dakikada tamamlandığını aktardı. Kayıt, muayene, bağış ve ikram süreçleriyle toplam 30-40 dakika süren işlemde, bağışçının durumu yakından izleniyor. Bağış sonrası meyve suyu ve hafif yiyeceklerle kan basıncı düşüşü veya baş dönmesi gibi yan etkiler önleniyor. Alınan kan, HIV, Hepatit B ve C, Sifiliz gibi bulaşıcı hastalıklara karşı testlerden geçirilerek hastalar için hazır hale getiriliyor.</p>
<p><strong>KİMLER KAN BA&#286;IŞLAYABİLİR?</strong></p>
<p>Kan bağışlamak isteyenlerin 18-65 yaş aralığında, en az 50 kg ağırlığında, bulaşıcı hastalığı olmayan, uygun tansiyon ve hemoglobin değerlerine sahip bireyler olması gerektiğini vurgulayan Özdamar, bağış öncesi bir form doldurulduğunu ve kısa bir fiziksel muayene yapıldığını belirtti. Grip, diş çekimi, dövme, cerrahi müdahale gibi durumlar geçici ret nedeni olurken, HIV, Hepatit, ciddi kalp hastalığı veya kanser öyküsü gibi durumlar kalıcı ret gerektiriyor. Bağış sonrası kolda ağrı, şişlik, iltihap veya 24 saatten uzun süren baş dönmesi gibi şikayetlerde sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ekledi.</p>
<p><strong>KAN BA&#286;IŞININ FAYDALARI</strong></p>
<p>Özdamar, kan bağışının hem birey hem de toplum için pek çok fayda sağladığını belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p><strong>Hayat kurtarır</strong>: Kazalar, ameliyatlar, kanser tedavileri ve doğum gibi durumlarda kan ihtiyacı için tek kaynak bağışçılar.</p>
<p><strong>Psikolojik rahatlama:</strong> Bağış, bireyde aidiyet hissi ve mutluluk yaratır.</p>
<p><strong>Toplumsal dayanışma:</strong> Kan bağışı kampanyaları, yardımlaşma kültürünü güçlendirir.</p>
<p><strong>Sağlık yararı: </strong>Vücut, kan hücrelerini yenileyerek kan yapım sistemini aktif tutar; düzenli bağış, demir dengesini sağlayarak organ hasarını önleyebilir.</p>
<p><strong>Acil durumlar için stok:</strong> Deprem, savaş veya kazalarda hazır kan stoğu hayat kurtarır.</p>
<p><strong>Nadir kan grupları: </strong>Sürekli bağış, özellikle nadir kan gruplarının bulunabilirliğini artırır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmandan-hayati-cagri-kan-bagisi-ihmal-edilmemeli-547293">Uzmandan Hayati Çağrı: Kan Bağışı İhmal Edilmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinde Kan Bağışı Projesi: &#8220;Ege&#8217;ye Kan, Topluma Can&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-kan-bagisi-projesi-egeye-kan-topluma-can-547289</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 13:45:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[can]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[egeye]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[topluma]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547289</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü  2. sınıf öğrencisi Enes Taşkın'ın proje yürütücülüğünü üstlendiği "Ege'ye Kan, Topluma Can" adlı kan bağışı kampanyası, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi derslik binasında başladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-kan-bagisi-projesi-egeye-kan-topluma-can-547289">Ege Üniversitesinde Kan Bağışı Projesi: &#8220;Ege&#8217;ye Kan, Topluma Can&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü  2. sınıf öğrencisi Enes Taşkın&#8217;ın proje yürütücülüğünü üstlendiği &#8220;Ege&#8217;ye Kan, Topluma Can&#8221; adlı kan bağışı kampanyası, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi derslik binasında başladı. Kızılay işbirliğiyle düzenlenen etkinlikte öğrenciler, Kızılay Kan Aracı&#8217;nda kan bağışında bulundu.</p>
<p>Bu tür sosyal sorumluluk projelerinin önemine dikkat çeken proje yürütücüsü Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü 2. Sınıf öğrencisi Enes Taşkın, “Toplumda kan bağışının önemi büyük. Ben de bu projeyle, hem farkındalık oluşturmayı hem de ihtiyaç sahibi bireylere yardımcı olmayı hedefledim. Böylesine önemli bir projeye katkı sağlamak benim için büyük bir gurur. Projenin başladığı günden itibaren öğrencilerin ilgisi ve katılımı beni gerçekten mutlu etti. Bu projeyle sadece kan bağışını teşvik etmek değil, aynı zamanda toplumsal duyarlılığı artırmayı da amaçlanacak. Her bir bağış, hayat kurtarmak demek ve ben bu farkındalığı yaymaya devam etmek istiyorum. Hedefim, gelecekte bu projeyi daha geniş kitlelere ulaştırmak ve Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi olarak toplumumuza daha fazla katkı sağlamak” diye konuştu.</p>
<p><b>Kızılay kan bağışının önemi vurgulandı</b></p>
<p>Kan bağışının hayati önemine de değinilen etkinlikte, Kızılay yetkilileri, kan bağışının her birey için ne kadar önemli bir yaşam desteği olduğunu ve düzenli bağışlarla kan ihtiyacının nasıl karşılanabileceğini açıkladılar. Kan bağışının sadece bir bireyin hayatını kurtarmakla kalmayıp, toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Kızılay yetkilileri, her yıl binlerce insanın kan bağışı sayesinde hayatta kaldığını ve bağışçıların bu süreçte ne kadar değerli bir rol oynadığını ifade etti.</p>
<p>Etkinliğe, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilgehan Gültekin de katıldı ve projeye gösterdiği destek için öğrencisi Enes Taşkın’a ve Kızılay personellerine teşekkür etti. Prof. Dr. Gültekin, projeyi tebrik ederek, bu tür organizasyonların üniversite öğrencilerinde toplumsal duyarlılığın artmasına büyük katkı sağlayacağını belirtti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinde-kan-bagisi-projesi-egeye-kan-topluma-can-547289">Ege Üniversitesinde Kan Bağışı Projesi: &#8220;Ege&#8217;ye Kan, Topluma Can&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kan bağışı hakkında önemli bilgiler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kan-bagisi-hakkinda-onemli-bilgiler-547277</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 13:32:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547277</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kan bağışının kansızlık yarattığına dair toplumda yaygın bir inanış olsa da sağlıklı bir kişinin doğru aralıklarla ve uygun şartlarda kan vermesi kalıcı kansızlığa sebep olmaz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-bagisi-hakkinda-onemli-bilgiler-547277">Kan bağışı hakkında önemli bilgiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kan bağışının kansızlık yarattığına dair toplumda yaygın bir inanış olsa da sağlıklı bir kişinin doğru aralıklarla ve uygun şartlarda kan vermesi kalıcı kansızlığa sebep olmaz. Standart yani 450 mL tam kan bağışıyla vücutta sadece 200-250 mg demir kaybedilir. Yetişkin bir erkekteki demir miktarının ortalama 1.000 mg, kadında ise 300-500 mg civarında olduğu unutulmamalı diyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melda Özdamar, “Kan verdikten sonra yaşanan demir kaybı, dengeli bir beslenmeyle birkaç hafta içinde yerine konabilir. Herhangi bir sağlık problemi yoksa erkeklere üç ayda bir, kadınlara ise dört ayda bir kan bağışı yapmaları önerilir” dedi.</strong></p>
<p>Kan bağışının kalıcı hiçbir zararı olmadığına aksine pek çok faydasının bulunduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melda Özdamar, “Ancak bazı kişilerde gerekli tedbirler alınmazsa geçici de olsa bir kansızlık görülebilir. Örneğin halihazırda kan kaybeden adet dönemindeki kadınların, yetersiz beslenenlerin veya vegan bir yaşam tarzına sahip olanların dikkatli olması gerekir. Bu tip faktörler nedeniyle kan bağışından hemen önce hemoglobin seviyesi ölçülür ve düşük çıkarsa bağışa izin verilmez. Kan bağışı yapan kişinin sonraki günlerde kırmızı et, tavuk, balık, ıspanak ve mercimek gibi demirden zengin gıdalarla beslenmesi kıymetli. Bunun yanı sıra demir emilimini azaltacak çay ve kahve tüketiminden de bir süre uzak durmak gerekir” dedi.</p>
<p><strong>Vücuttaki kanın yüzde 8 ila 10’u bağışlanıyor</strong></p>
<p>Tam kan bağışında yaklaşık 450 mL kan toplandığını ve bunun vücuttaki toplam kanın yüzde 8 ila 10’una denk geldiğini vurgulayan Özdamar, “Sağlıklı bireyler için tamamen güvenli olan bu işlem ortalama 5-10 dakikalık bir sürede tamamlanır. Totalde kayıt işlemleri, doktor muayenesi, kan bağışı ve ikram ile 30-40 dakika zaman alır. Kan alımı sırasında bağışçının durumu düzenli olarak izlenir. Sonrasında verilen meyve suyu ve hafif yiyeceklerle, kan basıncında ani düşüş veya baş dönmesi gibi yan etkilerin önlenmesi amaçlanır. Bağışçıya; bol sıvı tüketmesi, iki saat sigara içilen mekanlarda bulunmaması ya da tütün ve ürünlerinden uzak durması, ağır egzersiz yapmaması ve kolunu birkaç saat aşırı kullanmaması önerilir. Alınan kan laboratuvarda incelenir ve HIV (AIDS hastalığı), Hepatit B ve C, Sifiliz gibi bulaşıcı hastalıklara karşı serolojik testlerle taranır. Testleri geçen kanlar farklı hastaların kullanımı için hazır hale getirilir” dedi.</p>
<p><strong>50 kg altındakiler kan bağışçısı olamıyor</strong></p>
<p>Kan vermek isteyen kişinin; genel sağlık durumunu, kullandığı ilaçları ve seyahat geçmişini belirteceği bir formu doldurması gerektiğini açıklayan Özdamar, “Formdan sonra ilgili sağlık personeli nabız, tansiyon, ateş ölçümü ile kısa bir fiziksel muayene yapar. Hemoglobin testi için ise parmaktan küçük bir kan örneği alınır. Eğer kişi sağlıklıysa ve belirli bir kilonun üstünde olmak, enfeksiyon riski taşımamak gibi temel kriterlere uyuyorsa bağış için onay verilir. Uygun bulunmayan kişiler ise bilgilendirilir ve başka bir tarihte tekrar başvurmaları önerilir. 18-65 yaş aralığında olmak, minimum 50 kg olmak, bulaşıcı hastalık taşımamak, ideal tansiyon ve hemoglobin değerlerine sahip olmak istenen temel kriterler arasında” dedi.</p>
<p>Sağlıklı bir bağışçının torba kan verdikten birkaç saat sonra tamamen normal hayatına dönebileceğinin altını çizen Özdamar, “Ancak kolda şiddetli ağrı, kan birikmesi, iğne yerinde büyük şişlik, iltihap, sıcaklık artışı, 24 saatten fazla devam eden baş dönmesi veya baygınlık hissi gibi şikayetler varsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Diş çekiminden sonra bağış için zaman gerekiyor</strong></p>
<p>Kan bağışının bazı durumlarda geçici olarak, bazı durumlarda ise kalıcı olarak reddedilebileceğini dile getiren Özdamar, “Geçici ret nedenleri arasında grip, nezle gibi ateşli hastalıklar, diş çekimi gibi tedaviler, sıtma riski taşıyan bölgelere yapılan seyahatler, canlı virüs içeren aşılar, küçük veya büyük cerrahi müdahaleler, dövme ya da piercing işlemleri yer alır. HIV, Hepatit B veya C, Sifiliz gibi bulaşıcı hastalık taşıyanlar, kalp hastalığı veya bazı kanser öyküsüne sahip olanlar, ileri düzey böbrek yetmezliği, kontrolsüz epilepsi veya ciddi psikiyatrik bozuklukları olan kişiler ise kalıcı olarak kan bağışı yapamazlar” dedi.</p>
<p>Kinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melda Özdamar, kan bağışının birey ve toplum açısından bazı faydalarından da bahsetti:</p>
<ol>
<li>Kan bağışının aslında en önemli etkisi, başkalarının hayatını kurtarmaya doğrudan fayda sağlamaktır. Bireyde psikolojik rahatlama yaratır, bulunduğu toplum ile arasındaki aidiyet hissi pekişir.</li>
<li>Kazalar, ameliyatlar, kanser tedavileri ve doğum gibi acil durumlarda her zaman kana ihtiyaç vardır. Kan, yapay olarak üretilemediği için ‘hala’ tek kaynak bağışçı insanlardır.</li>
<li>Kan bağışı kampanyaları, dayanışmayı ve yardımlaşma kültürünü güçlendirir. Toplumda sağlık ve sorumluluk bilinci oluşur.</li>
<li>Kan verdikten sonra vücut, kaybedilen kan hücrelerini yenilemek için kemik iliğinde yeni hücre üretimini hızlandırır. Bu da kan yapım sisteminin dinç kalmasına katkı sağlar, bireye zararı yoktur. </li>
<li>Deprem, savaş veya büyük kazalar gibi kitlesel olaylarda hazır kan stoğuna sahip olmak herkesin hayatını kurtarır.</li>
<li>Düzenli kan bağışı, hastaneler ve kan bankalarının stoklarını korumasını sağlar. Özellikle nadir kan gruplarının bulunabilirliği için sürekli bağış hayati önemdedir.</li>
<li>Düzenli kan bağışı, demir seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olur. Fazla demir vücutta biriktiğinde organlara zarar verebilir, kan bağışı ise bu durumun önüne geçebilir.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-bagisi-hakkinda-onemli-bilgiler-547277">Kan bağışı hakkında önemli bilgiler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye, Kan Bağışında Dünyada 3. Sırada: Günde 9 Bin Ünite Kana İhtiyaç Duyuluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiye-kan-bagisinda-dunyada-3-sirada-gunde-9-bin-unite-kana-ihtiyac-duyuluyor-544603</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Jun 2025 15:15:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağışında]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[duyuluyor]]></category>
		<category><![CDATA[günde]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kana]]></category>
		<category><![CDATA[sırada]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ünite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=544603</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin kan ihtiyacının yaklaşık yüzde 90’ını karşılayan Türk Kızılay, 2,3 milyon gönüllü kan bağışçısına ulaşarak dünya genelinde 3. sırada yer aldı. Her bir kan bağışı, üç hastaya umut olurken, Kızılay her gün 1.140 hastanenin kan ve kan ürünü ihtiyacını karşılıyor. Kurum, günlük ortalama 9 bin ünite kan bağışına ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-kan-bagisinda-dunyada-3-sirada-gunde-9-bin-unite-kana-ihtiyac-duyuluyor-544603">Türkiye, Kan Bağışında Dünyada 3. Sırada: Günde 9 Bin Ünite Kana İhtiyaç Duyuluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen yıl 2.3 milyon bağışçıdan elde edilen toplam 2.7 milyon ünite kan bağışı, doğumdan ameliyata, acil durumdan kronik hastalığa kan ihtiyacı duyan milyonlarca hastaya umut oldu.</p>
<p>Türk Kızılay&#8217;ın &ldquo;Birbirimize Candan Bağlıyız&rdquo; kampanyası kapsamında 18 Bölge Kan Merkezi, 68 Kan Bağış Merkezi, 300’den fazla mobil ve sabit ekip ile kan bağışı çalışmaları devam ederken, 2024 yılında ülkemizin kan ihtiyacının yaklaşık yüzde 90’ını karşılamayı başardı.</p>
<p><strong>DÜNYADA 3’ÜNCÜ SIRADA </strong></p>
<p>Kızılay, geçtiğimiz yıl ulaştığı 2.3 milyonu aşkın kan bağışçısıyla dünya genelinde 3’üncü sırada yer alıyor. Türk Kızılay, Uluslararası Kızılay ve Kızılhaç Dernekleri Federasyonu’nda yer alan 191 ulusal dernek arasında Çin ve Japon Kızılhaçı’nın ardından geliyor.</p>
<p>Bu yıl 21&#8217;inci kez kutlanan A-B-0 kan grubu sistemini bulan Nobel Ödüllü Karl Landsteiner’in doğum gününe atıfla her yıl 14 Haziran’da kutlanan Dünya Gönüllü Kan Bağışçıları günü dolayısıyla Türk Kızılayı bağışçılarına bir kez daha teşekkür etti.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/06/13/1749798512-duru5055-1749802500-246-x750.jpeg"></p>
<p><strong>GÜNLÜK 9 BİN ÜNİTE BA&#286;IŞA İHTİYAÇ VAR</strong></p>
<p>Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, gönüllü kan bağışçıların taşıdığı merhametin ve dayanışma ruhunun en güzel örneğini sunduğunu ifade ederek, bu anlamlı gün dolayısıyla onlara, hayat kurtaran isimsiz kahramanlarımıza bir kez daha en içten şükranlarını sundu. Ülke genelinde her gün 1140 hastanenin kan ve kan ürünleri ihtiyacını karşılayan Türk Kızılay&#8217;da stokların belli bir seviyede korunabilmesi için de günlük yaklaşık 9 bin ünite kan bağışına ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Yılmaz, &#8220;Biliyoruz ki, her bir bağış, üç hayata umut, ailelerine ise sevinç oluyor. Tüm vatandaşlarımızı kan bağışında bulunarak bu umuda ortak olmaya davet ediyorum&rdquo; dedi.</p>
<p><strong>KAN BA&#286;IŞI İÇİN 15 DAKİKA AYIRMAK YETERLİ </strong></p>
<p>&ldquo;Birbirimize Candan Bağlıyız&rdquo; kampanyası kapsamında 18-65 yaş arası sağlıklı her bireyi düzenli kan bağışçısı olmaya davet eden Türk Kızılay, kan bağışlamak isteyen vatandaşlar, en yakın Kızılay Kan Bağışı noktasına giderek form doldurduktan sonra doktor kontrolünde yapacağı kan bağışıyla 15 dakika içinde kan dostları arasına katılabiliyor. Erkekler 3 ayda bir, kadınlar ise 4 ayda bir kan bağışında bulunabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiye-kan-bagisinda-dunyada-3-sirada-gunde-9-bin-unite-kana-ihtiyac-duyuluyor-544603">Türkiye, Kan Bağışında Dünyada 3. Sırada: Günde 9 Bin Ünite Kana İhtiyaç Duyuluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MESSAGE deneyinin kan örnekleri teslim edildi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/message-deneyinin-kan-ornekleri-teslim-edildi-2-445569</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Feb 2024 21:09:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[deneyinin]]></category>
		<category><![CDATA[edildi]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[message]]></category>
		<category><![CDATA[örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[teslim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445569</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın yer çekimsiz ortamda, uzayda aldığı kan örnekleri Üsküdar Üniversitesi TRGENMER laboratuvarına ulaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/message-deneyinin-kan-ornekleri-teslim-edildi-2-445569">MESSAGE deneyinin kan örnekleri teslim edildi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın yer çekimsiz ortamda, uzayda aldığı kan örnekleri Üsküdar Üniversitesi</strong> <strong>TRGENMER laboratuvarına ulaştı.</strong></p>
<p><strong>Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunda yer alan 13 bilimsel araştırmasından biri olan MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) deneyi kapsamında, Uluslararası Uzay İstasyonu&#8217;nda Alper Gezeravcı tarafından alınan kan örnekleri Cihan Taştan liderliğindeki MESSAGE ekibine teslim edildi.</strong></p>
<p>Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunda yer alan 13 bilimsel araştırmasından biri olan MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) deneyi kapsamında Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın yer çekimsiz ortamda<strong>, </strong>uzayda alınan kan örnekleri Üsküdar Üniversitesi TRGENMER laboratuvarına ulaştı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Transgenik Hücre Teknolojileri ve Epigenetik Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü ve MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) deneyi Proje Yöneticisi Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, konuya ilişkin bilgi vererek, “Uzayda 14 gün boyunca kalan astronotumuz Alper Gezeravcı kendinden belirli günlerde aldığı kanları dün TRGENMER laboratuvarı Message ekibine TÜBİTAK Uzay ve sorumlu kargo tarafından teslim edildi.” dedi.</p>
<p><strong>Kan örnekleri TRGENMER laboratuvarında -80 dolabına kaldırıldı</strong></p>
<p>Kan örneklerinin “-80 derecede stabil olabilecek standartlarda” teslim edildiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, “Ardından TRGENMER laboratuvarımız içerisindeki -80 dolabına kaldırıldı.” şeklinde bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kan örnekleri ile ne yapılacak?</strong></p>
<p>Kan örnekleriyle ilgili bundan sonra ne yapılacağına yönelik Dr. Taştan, şunları söyledi:</p>
<p>“MESSAGE ekibi olarak alınan kan örneklerini laboratuvar ortamında geliştirmiş olduğumuz akustik levitasyon cihazında ve kontrol amaçlı olarak 2D kültüründe CRISPR/Cas sistemi ile aday genlerin knock out edilmesi ve ardından immün profilinin belirlenmesi, anti-kanser etkinliğinin gözlemlenmesi, T lenfositlerin proliferasyonunun incelenmesi ve son olarak sitokin salınım profillerinin karşılaştırılmasını yaparak deneylerimizi gerçekleştireceğiz.”</p>
<p><strong>Deney sonuçları ne zaman belli olur?</strong></p>
<p>Deney sonucuna ilişkin de Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, “Şu an bunu net olarak söyleyemesek de kanların geldiği gün itibariyle deneylere başlayarak en kısa süre de makaleler yayınlayarak, yeni gen keşiflerinde bulunarak, yer çekimsiz ortam koşullarının hücrelere verdiği reaksiyonları keşfetmeyi hedefliyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) deneyi hakkında…</strong></p>
<p>MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) deneyi Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan liderliğinde Üsküdar TRGENMER Araştırmacıları; Büşra Tekirdağlı, Özge Demir, Ebru Çam, Fatmanur Erkek, Berranur Sert ve Gamze Gülden tarafından geliştirildi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan tarafından yürütülen MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) deneyi ile; “Türk Astronotun Genetik Profilinin Analizi ve Mikro Yerçekimi Ortamı Sağlayan Akustik Levitasyon Cihazında Anti-Kanser, Proliferasyon ve İmmunojenik Etkilerinin araştırılmasını hedeflendi. </p>
<p>Yerçekimsiz ortamdan etkilenen henüz işlevi keşfedilememiş genlerin tespit edilmesi ve uzay görevlerinde, bağışıklık hücrelerinden hangilerinin yer çekimi tarafından direkt olarak etkileneceği, CRISPR gen mühendisliği yöntemleri ile araştırılacak.” </p>
<p><strong>Alper Gezeravcı, uzay istasyonunda 13 farklı deney gerçekleştirmişti</strong></p>
<p>Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı&#8217;nın da içinde bulunduğu Dragon uzay aracı ve Axiom-3 görev ekibi Uluslararası Uzay İstasyonu&#8217;nda geçirdiği günlerin ardından 9 Şubat&#8217;ta Florida&#8217;da açıklarında okyanusa iniş yapmıştı. Alper Gezeravcı istasyonda kaldığı iki haftalık süreç içerisinde 13 farklı deney gerçekleştirmişti.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/message-deneyinin-kan-ornekleri-teslim-edildi-2-445569">MESSAGE deneyinin kan örnekleri teslim edildi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MESSAGE deneyinin kan örnekleri teslim edildi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/message-deneyinin-kan-ornekleri-teslim-edildi-445568</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Feb 2024 21:09:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[deneyinin]]></category>
		<category><![CDATA[edildi]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[message]]></category>
		<category><![CDATA[örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[teslim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=445568</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın yer çekimsiz ortamda, uzayda aldığı kan örnekleri Üsküdar Üniversitesi TRGENMER laboratuvarına ulaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/message-deneyinin-kan-ornekleri-teslim-edildi-445568">MESSAGE deneyinin kan örnekleri teslim edildi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın yer çekimsiz ortamda, uzayda aldığı kan örnekleri Üsküdar Üniversitesi</strong> <strong>TRGENMER laboratuvarına ulaştı.</strong></p>
<p><strong>Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunda yer alan 13 bilimsel araştırmasından biri olan MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) deneyi kapsamında, Uluslararası Uzay İstasyonu&#8217;nda Alper Gezeravcı tarafından alınan kan örnekleri Cihan Taştan liderliğindeki MESSAGE ekibine teslim edildi.</strong></p>
<p>Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunda yer alan 13 bilimsel araştırmasından biri olan MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) deneyi kapsamında Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın yer çekimsiz ortamda<strong>, </strong>uzayda alınan kan örnekleri Üsküdar Üniversitesi TRGENMER laboratuvarına ulaştı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Transgenik Hücre Teknolojileri ve Epigenetik Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü ve MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) deneyi Proje Yöneticisi Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, konuya ilişkin bilgi vererek, “Uzayda 14 gün boyunca kalan astronotumuz Alper Gezeravcı kendinden belirli günlerde aldığı kanları dün TRGENMER laboratuvarı Message ekibine TÜBİTAK Uzay ve sorumlu kargo tarafından teslim edildi.” dedi.</p>
<p><strong>Kan örnekleri TRGENMER laboratuvarında -80 dolabına kaldırıldı</strong></p>
<p>Kan örneklerinin “-80 derecede stabil olabilecek standartlarda” teslim edildiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, “Ardından TRGENMER laboratuvarımız içerisindeki -80 dolabına kaldırıldı.” şeklinde bilgi verdi.</p>
<p><strong>Kan örnekleri ile ne yapılacak?</strong></p>
<p>Kan örnekleriyle ilgili bundan sonra ne yapılacağına yönelik Dr. Taştan, şunları söyledi:</p>
<p>“MESSAGE ekibi olarak alınan kan örneklerini laboratuvar ortamında geliştirmiş olduğumuz akustik levitasyon cihazında ve kontrol amaçlı olarak 2D kültüründe CRISPR/Cas sistemi ile aday genlerin knock out edilmesi ve ardından immün profilinin belirlenmesi, anti-kanser etkinliğinin gözlemlenmesi, T lenfositlerin proliferasyonunun incelenmesi ve son olarak sitokin salınım profillerinin karşılaştırılmasını yaparak deneylerimizi gerçekleştireceğiz.”</p>
<p><strong>Deney sonuçları ne zaman belli olur?</strong></p>
<p>Deney sonucuna ilişkin de Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, “Şu an bunu net olarak söyleyemesek de kanların geldiği gün itibariyle deneylere başlayarak en kısa süre de makaleler yayınlayarak, yeni gen keşiflerinde bulunarak, yer çekimsiz ortam koşullarının hücrelere verdiği reaksiyonları keşfetmeyi hedefliyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) deneyi hakkında…</strong></p>
<p>MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) deneyi Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan liderliğinde Üsküdar TRGENMER Araştırmacıları; Büşra Tekirdağlı, Özge Demir, Ebru Çam, Fatmanur Erkek, Berranur Sert ve Gamze Gülden tarafından geliştirildi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan tarafından yürütülen MESSAGE (Microgravity Associated Genetics) deneyi ile; “Türk Astronotun Genetik Profilinin Analizi ve Mikro Yerçekimi Ortamı Sağlayan Akustik Levitasyon Cihazında Anti-Kanser, Proliferasyon ve İmmunojenik Etkilerinin araştırılmasını hedeflendi. </p>
<p>Yerçekimsiz ortamdan etkilenen henüz işlevi keşfedilememiş genlerin tespit edilmesi ve uzay görevlerinde, bağışıklık hücrelerinden hangilerinin yer çekimi tarafından direkt olarak etkileneceği, CRISPR gen mühendisliği yöntemleri ile araştırılacak.” </p>
<p><strong>Alper Gezeravcı, uzay istasyonunda 13 farklı deney gerçekleştirmişti</strong></p>
<p>Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı&#8217;nın da içinde bulunduğu Dragon uzay aracı ve Axiom-3 görev ekibi Uluslararası Uzay İstasyonu&#8217;nda geçirdiği günlerin ardından 9 Şubat&#8217;ta Florida&#8217;da açıklarında okyanusa iniş yapmıştı. Alper Gezeravcı istasyonda kaldığı iki haftalık süreç içerisinde 13 farklı deney gerçekleştirmişti.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/message-deneyinin-kan-ornekleri-teslim-edildi-445568">MESSAGE deneyinin kan örnekleri teslim edildi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kan şekerini dengede tutmanın 6 etkili yolu !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kan-sekerini-dengede-tutmanin-6-etkili-yolu-430158</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Dec 2023 06:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dengede]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[şekerini]]></category>
		<category><![CDATA[tutmanın]]></category>
		<category><![CDATA[yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430158</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda giderek yaygınlaşan diyabet hastalığı artık genç yaşlarda da kapıyı çalıyor. Gerek sağlıksız beslenme gerekse hareketsiz yaşam tarzı derken kan şekerinin olması gereken seviyenin üzerine çıkması (diyabet) kalp ve damar sistemine zarar vererek birçok başka ciddi hastalıklara da zemin hazırlıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-sekerini-dengede-tutmanin-6-etkili-yolu-430158">Kan şekerini dengede tutmanın 6 etkili yolu !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda giderek yaygınlaşan diyabet hastalığı artık genç yaşlarda da kapıyı çalıyor. Gerek sağlıksız beslenme gerekse hareketsiz yaşam tarzı derken kan şekerinin olması gereken seviyenin üzerine çıkması (diyabet) kalp ve damar sistemine zarar vererek birçok başka ciddi hastalıklara da zemin hazırlıyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Esra Nur Ademoğlu Dilekçi</strong>, diyabetin hemen öncesindeki ‘sınır evresi’ olarak da adlandırılan prediyabetin de kontrol altına alınmadığında diyabet hastalığına ilerlediğini belirterek “Ülkemizde görülme sıklığı artan prediyabet kan şekeri düzeylerinin sağlıklı bireylerden daha yüksek olduğu ancak diyabet sınırına gelmediği metabolik durumu ifade eder. Prediyabetik bireylerde diyabet gelişme riski artmıştır. Prediyabet evresinde diyabetin oluşturduğu sağlık sorunlarının büyük bir kısmı aslında ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu dönemde böbrek, sinir sistemi ve gözlerde küçük damar sistemlerinde birtakım değişiklikler gerçekleşebilir. Ayrıca kan şekeri değeri normal olan hastalara göre kalp damar hastalıkları riskinde de belirgin şekilde artış vardır” diyor. Prediyabette hastaların uygun șekilde tedavi edilip kan şekerleri dengelenerek diyabet gelișiminin önlenmesinin mümkün olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Esra Nur Ademoğlu Dilekçi, kan şekerini dengelemenin 6 önemli yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<p><strong>Fazla kilolarınızdan kurtulun</strong></p>
<p>Prediyabetik hastaların büyük bir kısmı ideal kilosunun üzerinde ya da obezite hastası olarak karşımıza çıkıyor. Bu hastalarda en az yüzde 7 kilo kaybının büyük önem taşıdığını belirten Doç. Dr. Esra Nur Ademoğlu Dilekçi, bu nedenle kalori kısıtlaması yapılması gerektiğini söylüyor.  </p>
<p><strong>Sağlıklı beslenmeye dikkat edin</strong></p>
<p>Diyabetten korunmada sağlıklı beslenme kritik rol oynuyor. Kişiye özel beslenme planı oluşturularak en uygun beslenme modelinin seçilmesi şart. Beslenme planının kişinin yaşam tarzına, bireysel tercihlerine uygun olması sürdürülebilirlik açısından da büyük fayda sağlıyor. </p>
<p><strong>Düzenli egzersiz yapın </strong></p>
<p>Hareketsiz (sedanter) yaşamdan kaçınmak, gün içerisinde fiziksel olarak hareketsiz kalınan süreleri azaltmak, masa başı bir işte çalışılıyorsa her 30 dakikada bir düzenli olarak birkaç dakika da olsa hareket etmek gerekiyor. Doç. Dr. Dilekçi “Haftada 150 dakika veya daha fazla, düzenli olarak büyük kas gruplarını içeren, orta şiddette bir fiziksel aktivite (tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklete binme vb) yapabilirsiniz. Bu egzersiz planına ek olarak vücut ağırlığına karşı veya çeşitli cihazlar yardımıyla direnç egzersizleri yapmanızın da ek faydaları olacaktır” diyor. </p>
<p><strong>Stresinizi yönetmeyi öğrenin</strong></p>
<p>Kronik stres varlığının kan şekerinin dengede tutulmasını zorlaştırıcı bir etken olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Dilekçi, bu nedenle stresi yönetmeyi öğrenmek gerektiğini söylüyor. Gerekirse depresif belirtiler, anksiyete, kaygı gibi duyguların varlığında konunun uzmanlarından destek almaktan kaçınmamak gerekiyor. </p>
<p><strong>Düzenli ve kaliteli uykuya özen gösterin</strong></p>
<p>Yapılan bilimsel çalışmalar; düzenli ve yeterli uykunun kan şekerinin dengede tutulmasında da çok önemli rolü olduğunu ortaya koyuyor. Kan şekeri dengesinin sağlanmasında geceleri çok geç yatmamak, düzenli olarak 6-8 saat uyumak gerektiğini belirten Doç. Dr. Dilekçi şöyle konuşuyor: “Daha fazla veya az uyumak kan şekeri dengelenmesinde zorluklara yol açabilir. Uyku saatinin dışında uyku hijyeninin iyi olması, dinlenmiş bir şekilde uykudan uyanmak önemlidir. Gece geç yatmak ve geç kalkmak yerine erken yatıp erken kalkmanın da kan şekeri üzerine olumlu etkileri olacaktır.”</p>
<p><strong>Sigaradan kaçının</strong></p>
<p>Sigara kullanımı prediyabette zaten artmış olan kalp ve damar hastalıkları riskini daha da artırıyor. Sigara kullanan hastaların mutlaka sigara bırakma programlarına yönlendirilmesi gerekiyor. Son yıllarda kullanımı gittikçe artan ve ‘daha az zararlı olduğu’ şeklinde yanlış bir düşüncenin hakim olduğu elektronik sigaranın da, benzer olumsuz etkilere yol açmasından dolayı bırakılması gerekiyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-sekerini-dengede-tutmanin-6-etkili-yolu-430158">Kan şekerini dengede tutmanın 6 etkili yolu !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diablo IV: Yeni Zir&#8217;in Mezbahası ile Kan Sezonu&#8217;nun şimdiye kadarki en zorlu mücadelesi geliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diablo-iv-yeni-zirin-mezbahasi-ile-kan-sezonunun-simdiye-kadarki-en-zorlu-mucadelesi-geliyor-427198</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Dec 2023 11:53:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[diablo]]></category>
		<category><![CDATA[geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kadarki]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[mezbahası]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[sezonunun]]></category>
		<category><![CDATA[şimdiye]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zirin]]></category>
		<category><![CDATA[zorlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=427198</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diablo IV Kamp Ateşi Sohbetlerinde yeni Zir'in Mezbahası ve bunun yanı sıra ilk sınırlı süreli etkinlik olan Kara Kış Marazı ve gelecek kalite güncellemeleri hakkında Diablo Topluluk Müdür Yardımcısı Adam Fletcher, Oyun Yönetmeni Joe Shely ve Yardımcı Oyun Yönetmeni Joseph Piepiora detayları paylaştı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diablo-iv-yeni-zirin-mezbahasi-ile-kan-sezonunun-simdiye-kadarki-en-zorlu-mucadelesi-geliyor-427198">Diablo IV: Yeni Zir&#8217;in Mezbahası ile Kan Sezonu&#8217;nun şimdiye kadarki en zorlu mücadelesi geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diablo IV: Yeni Zir&#8217;in Mezbahası ile Kan Sezonu&#8217;nun şimdiye kadarki en zorlu mücadelesi geliyor</strong></p>
<p>Diablo IV Kamp Ateşi Sohbetlerinde yeni Zir&#8217;in Mezbahası ve bunun yanı sıra ilk sınırlı süreli etkinlik olan Kara Kış Marazı ve gelecek kalite güncellemeleri hakkında Diablo Topluluk Müdür Yardımcısı Adam Fletcher, Oyun Yönetmeni Joe Shely ve Yardımcı Oyun Yönetmeni Joseph Piepiora detayları paylaştı. </p>
<ul>
<li><strong>Yeni Zir&#8217;in Mezbahası ile kendini Kan Sezonu&#8217;nun şimdiye kadarki en zorlu mücadelesine hazırla.</strong> 5 Aralık&#8217;tan itibaren bu oyun sonu zindanlarının doruk noktası olan zindan, tüm düşmanları öldürmen ve Lort Zir&#8217;in sadık Kan Arayanlarını alt etmen için sana 10 dakika verecek. Başarıya ulaşırsan Mezbaha&#8217;da daha da derinlere inebilirsin ancak her yeni seviye, daha zorlu mücadele demektir. Kanlı Gözyaşları Oyması, Mezbaha&#8217;da yaşayan türlü türlü sapkınları alt etmek için son derece gereklidir. </li>
<li><strong>12 Aralık&#8217;ta başlayacak sınırlı süreli etkinlik olan Kara Kış Marazı&#8217;nda, Kırık Tepeler&#8217;de yeni bir korku kol geziyor. </strong>Yeni canavarları alt ederek, görevleri tamamlayarak ve etkinlik ilerlemesi kazanarak Kara Kışın kahramanı ol. Ayrıca Kırık Tepeler halkına umut vermek için Kara Kış Meydanı&#8217;nı kanlı kupalarınla süsleyebilirsin. Ama dikkat et, Kızıl Örtülü Dehşet olarak bilinen tehlikeli bir yaratık, Marazifriti hizmetkârlarıyla birlikte bölgede sinsice dolaşıyor.</li>
<li><strong>Diablo IV&#8217;e öğe güncellemeleri geliyor. </strong>Topluluğun verdiği geri bildirimler dikkate alınarak yapılan bu güncellemelerin dördüncü sezonda yayınlanması planlanıyor; ayrıntılı bilgiyi ilerleyen zamanlarda paylaşılacak.</li>
</ul>
<p>Yayını kaçıranlar için güncellenen Kamp Ateşi Sohbeti blogda. Zir&#8217;in Mezbahası hakkında ayrıntılı bilgi ise yine yayınlanan blog yazısında </p>
<p>Korunak&#8217;ta görüşmek üzere!</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diablo-iv-yeni-zirin-mezbahasi-ile-kan-sezonunun-simdiye-kadarki-en-zorlu-mucadelesi-geliyor-427198">Diablo IV: Yeni Zir&#8217;in Mezbahası ile Kan Sezonu&#8217;nun şimdiye kadarki en zorlu mücadelesi geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanından uyarı! Kan sulandırıcı ilaçlar hekim kontrolünde kullanılmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-uyari-kan-sulandirici-ilaclar-hekim-kontrolunde-kullanilmali-419948</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Nov 2023 21:05:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolünde]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[sulandırıcı]]></category>
		<category><![CDATA[uyarı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419948</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücutta çeşitli nedenlere bağlı olarak pıhtı oluşumuna eğilim artabileceğini ifade eden uzmanlar, oluşan pıhtıların yerinden koparak kalp, beyin, böbrek gibi hayati önem taşıyan organlara giden damarları tıkayarak kalp krizi, inme (felç) gibi ciddi problemlerin ortaya çıkmasına neden olabileceğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-uyari-kan-sulandirici-ilaclar-hekim-kontrolunde-kullanilmali-419948">Uzmanından uyarı! Kan sulandırıcı ilaçlar hekim kontrolünde kullanılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Uzmanından uyarı!</strong></p>
<p><strong>Kan sulandırıcı ilaçlar hekim kontrolünde kullanılmalı</strong></p>
<p><strong>Vücutta çeşitli nedenlere bağlı olarak pıhtı oluşumuna eğilim artabileceğini ifade eden uzmanlar, oluşan pıhtıların yerinden koparak kalp, beyin, böbrek gibi hayati önem taşıyan organlara giden damarları tıkayarak kalp krizi, inme (felç) gibi ciddi problemlerin ortaya çıkmasına neden olabileceğini söylüyor. Tıbbi Farmakoloji uzmanı Prof. Dr. Güner Ulak, “Kan sulandırıcı ilaçlar pıhtılaşma sistemini çeşitli mekanizmalar ile bozduklarından en ciddi yan tesiri kanamadır.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalından Prof. Dr. Güner Ulak, kan sulandırıcı ilaçlar ve kullanım alanları hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Prof. Dr. Güner Ulak, vücutta çeşitli nedenlere bağlı olarak pıhtı oluşumuna eğilim artabileceğini ifade ederek, oluşan pıhtıların yerinden koparak kalp, beyin, böbrek gibi hayati önem taşıyan organlara giden damarları tıkayarak kalp krizi, inme (felç) gibi ciddi problemlerin ortaya çıkmasına neden olabileceğini kaydetti.</p>
<p><strong>Kanamanın durmasını da zorlaştırıyor</strong></p>
<p>Kan sulandırıcı ilaçların hekim kontrolü olmadan kullanılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Güner Ulak, şöyle devam etti:</p>
<p>“Kan sulandırıcı ilaçlar kalp frizi, felç, periferik arter hastalığı, akciğer embolisi, derin ven trombozu, göz arteri tıkanıklığı, kalıcı kateter tıkanıklığı gibi vücutta pıhtı oluşturan hastalıkların tedavisinde kullanılırlar. Bu ilaçlar pıhtılaşma sistemini çeşitli mekanizmalar ile bozduklarından en ciddi yan tesiri kanamadır. Kanın pıhtılaşma yeteneğini azalttıkları için kanamayı kolaylaştırır veya kanamanın durmasını zorlaştırır.”</p>
<p><strong>Osteoporoza neden olabiliyor</strong></p>
<p>Antikoagülan (kan inceltici) ilaçların pıhtılaşma faktörlerinin etkisini azaltarak, yeni pıhtı oluşmasını ve oluşan pıhtının büyümesini önleyen ilaçlar olduğunu da anlatan Prof. Dr. Güner Ulak, doğal bir antikoagülan olan heparinin günde bir ya da iki defa, cilt altı enjeksiyon yoluyla kullanıldığını, en önemli yan etkisinin de kanama olduğunu söyledi.</p>
<p>Bu riskin, hastanın özenle seçilmesi, dozun dikkatli olarak kontrol edilmesi ve yakından izlenmesi ile azalacağını dile getiren Prof. Dr. Güner Ulak, yaşlı kadınlar ve böbrek yetmezliği olan hastaların kanamaya daha yatkın olduğunu, hayvansal kaynaklı olduğundan alerjisi olan hastada dikkatle kullanılması gerektiğini, saç dökülmesini artırabileceğini, uzun süreli heparin tedavisinin osteoporoza neden olabileceğini anlattı.</p>
<p><strong>Gebelikte kullanılmamalı</strong></p>
<p>Kumarin grubu antikoagülanların karaciğerde yapılan pıhtılaşma faktörlerinin sentezini bozarak etki gösterdiğini, oral alınabildiği ve daha ucuz olduğu için de daha fazla kullanıldığını kaydeden Prof. Dr. Güner Ulak, gebelikte kullanılmaması gerektiğini dile getirdi.</p>
<p>Oral kullanılan direkt faktör XA inhibitörleri hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Güner Ulak, sabit dozda kullanıldıklarını, izlenmelerine gerek olmadığını, etkilerinin çabuk başladığını ve yarılanma ömürlerinin kısa olduğunu belirtti.</p>
<p>Damar yolu ya da doku içine kullanılan kan sulandırıcılar hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Güner Ulak, etkisinin çabuk başlayıp hızla sona erdiğini de söyledi.</p>
<p>Pıhtı eriticilerin de vücutta kendiliğinden kanamaya neden olabildiklerinden sadece hayati tehlike varsa kullanılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Güner Ulak, asetilsalisilik asitlerin ise (Aspirin, Ecopirin) ağrı kesici ilaçlar olduğunu, en önemli yan etkisinin de sindirim sisteminde görüldüğünü kaydetti. </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-uyari-kan-sulandirici-ilaclar-hekim-kontrolunde-kullanilmali-419948">Uzmanından uyarı! Kan sulandırıcı ilaçlar hekim kontrolünde kullanılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesiden &#8220;100. Yıl Kan Bağışı Can Bağışı Kampanyası&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesiden-100-yil-kan-bagisi-can-bagisi-kampanyasi-416977</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Oct 2023 09:38:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[can]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesiden]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=416977</guid>

					<description><![CDATA[<p>İZMİR (Ege Ajans)- Ege Üniversitesi (EÜ) “Cumhuriyetin 100. Yılı Etkinlikleri” kapsamında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kan Merkezi tarafından kan bağışına dikkat çekmek, toplumun kan bağışı konusundaki farkındalığını artırmak ve kan bağışını teşvik etmeyi amacıyla “100.Yıl Kan Bağışı Can Bağışı Kampanyası” başlatıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesiden-100-yil-kan-bagisi-can-bagisi-kampanyasi-416977">Ege Üniversitesiden &#8220;100. Yıl Kan Bağışı Can Bağışı Kampanyası&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>EÜ’de “Cumhuriyetin 100. Yılı Etkinlikleri” kapsamında kan bağışı kampanyası başlatıldı</p>
<p>Ege Üniversitesiden “100. Yıl Kan Bağışı Can Bağışı Kampanyası”</p>
<p>İZMİR (Ege Ajans)- Ege Üniversitesi (EÜ) “Cumhuriyetin 100. Yılı Etkinlikleri” kapsamında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kan Merkezi tarafından kan bağışına dikkat çekmek, toplumun kan bağışı konusundaki farkındalığını artırmak ve kan bağışını teşvik etmeyi amacıyla “100.Yıl Kan Bağışı Can Bağışı Kampanyası” başlatıldı. Kampanyanın açılış törenine EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, EÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rüçhan Sertöz, EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Devrim Bozkurt, EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Kan Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yeşim Aydınok, akademisyenler, öğrenciler, çalışanlar, hastalar ve hasta yakınları katıldı. <br />Etkinliğin açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Tam akreditasyona sahip, öğrenci odaklı, öncü araştırma üniversitemiz; hem sunduğu sağlık hizmetleri hem de farkındalık eğitimleriyle bilinçli ve sağlıklı bir toplum oluşturmak için önemli projeleri hayata geçirmeye devam ediyor. Bu sene, Cumhuriyetin 100. Yılı Etkinlikleri kapsamında  ‘Türkiye Yüzyılı’ mottosu ile pek çok etkinlik düzenliyoruz.  Bu kapsamda Tıp Fakültesi Hastanesi Kan Merkezi tarafından kan bağışına dikkat çekmek amacıyla bir hafta sürecek olan 100.Yıl Kan Bağışı Can Bağışı Kampanyasını başlatıyoruz.  Tıp Fakültesi Hastanemizde, Cumhuriyetimizin 100. Yılı etkinlikleri kapsamında düzenlediğimiz bu anlamlı etkinliğe; öğrencilerimiz, çalışanlarımız ve vatandaşlarımız yoğun ilgi gösteriyor.  Bu büyük ilgiyi görmekten büyük memnuniyet duyduk. Bütün gönüllülere şimdiden çok teşekkür ediyor, 23-29 Ekim Haftası içinde tüm halkımızı kan bağışına davet ediyoruz” diye konuştu.<br />“Sürekli ve düzenli kan bağışına bekliyoruz”<br />Kan bağışının toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesi yönünde önemli katkı sağladığını ifade eden Prof. Dr. Aydınok, “EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Kan Merkezi, hastaların her türlü acil ve kronik ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü bir merkez. Hastalarımızın kan ihtiyacı çok büyük. Cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yılında Ege Üniversitesi Kan Merkezi olarak bu toplumsal sorumluluğa işaret etmek istedik. Bugün, hekimlerimiz, öğrencilerimiz, hastalarımız ve çalışanlarımızla beraber bu ihtiyaca yanıt oluşturmak için gayret içerisindeyiz. 23-29 Ekim Haftası, her gün 08.30-20.30 saat aralığında, Ege Üniversitelilerin önderliğinde, tüm İzmirlileri Ege Üniversitesi Kan Merkezine kan bağışında bulunmak üzere davet ediyoruz. Bu dayanışma ruhunun gönüllü ve düzenli kan bağışçılarımızın artışı ile sürdürülebilir bir boyut kazanmasını diliyor, tüm İzmirlileri bu kampanya süresinde ve bu kampanya ile sınırlı kalmamak üzere sürekli ve düzenli kan bağışına bekliyoruz” dedi.</p>
<p> <br /> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesiden-100-yil-kan-bagisi-can-bagisi-kampanyasi-416977">Ege Üniversitesiden &#8220;100. Yıl Kan Bağışı Can Bağışı Kampanyası&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bristol Myers Squibb Türkiye Kan ve Ötesi Projesiyle Sürdürülebilir Kan ve Kan Ürünleri Arzı için Çağrı Yapıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bristol-myers-squibb-turkiye-kan-ve-otesi-projesiyle-surdurulebilir-kan-ve-kan-urunleri-arzi-icin-cagri-yapiyor-415784</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Oct 2023 12:10:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arzı]]></category>
		<category><![CDATA[bristol]]></category>
		<category><![CDATA[çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[myers]]></category>
		<category><![CDATA[ötesi]]></category>
		<category><![CDATA[projesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[squibb]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilir]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[yapıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415784</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kan ve Ötesi, Bristol Myers Squibb'in bir parçası olan Celgene tarafından geliştirilen, hematoloji ve kan yönetimi, hemşirelik, hasta savunuculuğu, sağlık ekonomisi ve hastane yönetimi alanlarından uzmanların yer aldığı çok paydaşlı bir girişim olarak kuruldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bristol-myers-squibb-turkiye-kan-ve-otesi-projesiyle-surdurulebilir-kan-ve-kan-urunleri-arzi-icin-cagri-yapiyor-415784">Bristol Myers Squibb Türkiye Kan ve Ötesi Projesiyle Sürdürülebilir Kan ve Kan Ürünleri Arzı için Çağrı Yapıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kan ve Ötesi, Bristol Myers Squibb</strong>&#8216;in bir parçası olan Celgene tarafından geliştirilen, hematoloji ve kan yönetimi, hemşirelik, hasta savunuculuğu, sağlık ekonomisi ve hastane yönetimi alanlarından uzmanların yer aldığı çok paydaşlı bir girişim olarak kuruldu. Bu girişim, kan naklinin hastalar, destek ağları, sağlık sistemleri ve genel olarak toplum üzerindeki etkisine ilişkin farkındalığı artırarak; Avrupa çapında kan yönetimini optimize ederek ve yenilikçiliği destekleyerek hasta sonuçlarını iyileştiren politika ve uygulamaların geliştirilmesine yönelik ortak bir vizyon öneriyor. </p>
<p> </p>
<p>Hastaların yaşamlarını bilim ile dönüştüren <strong>Bristol Myers Squibb</strong> <strong>Türkiye</strong> de bu ortak vizyondan hareketle transfüzyon bağımlılığını azaltmak ve yeniliği kolaylaştırmak amacıyla kan yönetimi konusunda hasta merkezli bir yaklaşım çağrısında bulunarak sağlık profesyonelleri ve paydaşlar öncülüğünde <strong>Kan ve Ötesi Projesi &#8211; Türkiye Girişimi Raporu</strong>’nu hayata geçirdi. Kan yönetimi, sağlık ekonomisi ve hasta yaşam kalitesi gibi çeşitli perspektiflerden Türkiye’deki kan yönetimi sistemini ele alan bu çalışma ZAY Strateji Başkanı Zafer Yavan, İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Çetiner, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Hematolojisi Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Aydınok ve, İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ali Özcan destekleriyle; Kanser Savaşçıları Derneği, Talasemi Federasyonu ve Bristol Myers Squibb Türkiye’nin iş birliğinde gerçekleşti.  </p>
<p> </p>
<p>Kamu ve özel sektörden sağlık profesyonelleri ile paydaşların katıldığı yuvarlak masa toplantısından elde edilen veriler ışığında hazırlanan <strong>Kan ve Ötesi</strong> raporu, hasta ve hasta yakınları perspektifinden konuyu ele alarak transfüzyon sürecinin sebep olduğu maddi kayıplar ile transfüzyon kaynaklı ilave sorunları da değerlendiriyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bristol Myers Squibb Türkiye Genel Müdürü Ece Kaşıkçı</strong>: “Bristol Myers Squibb olarak Türkiye Girişimi Raporu’nu bilimsel ve güncel gelişmelere uygun olarak ülkemizdeki kan kullanım ve temininde yaşanan problemlere çözüm getirmek için yayımladık. Türkiye&#8217;de kan yönetim sisteminin geliştirilmesi ve daha da güçlendirilmesi için atılması gereken adımları tartışan bu çalışmayı kamuoyunun bilgisine sunduk. Sürdürülebilir kan yönetiminde kanın ne eksik ne de fazla olması amaçlanır. Bu nedenle ulusal düzeyde ne zaman, nerede ve ne kadar kan gerektiği planlamalıyız. Kan ve Ötesi girişimi kamusal bilincin geliştirilmesi ve tedavi yöntemlerinin standartlaştırılması açısından önemli bir adımdır.” açıklamalarında bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong> “Kan ekonomisi ülke ekonomisini doğrudan veya dolaylı olarak etkiliyor”</strong></p>
<p>Açıklanan raporda Türkiye’de kan ekonomisi ile ilgili çarpıcı rakamlar da yer alıyor. Rapora göre, 2021 yılında kan tedariği, tedavi süreci, bağışçıların, kan hastalarının ve refakatçilerinin kan bağışları ve iş gücünden uzak kalma maliyeti ortalama 405,9 milyon ABD dolarına ulaşmış durumda.</p>
<p> </p>
<p>Kan ekonomisinin 2021 yılında Türkiye milli ekonomisinde yüzde 1’lik bir pay oluşturduğunu belirten Kaşıkçı, gelişmiş ülke örneklerinde kan ve kan ürünleri tedariği için bulunan yaklaşık maliyetlerin Türkiye ortalamasının çok üzerinde olduğunu belirterek “Ağırlıklı olarak personel giderlerine dayanan kan ve kan ürünleri tedariki yaklaşık maliyetleri, personel gideri maliyetlerinin Türkiye’de düşük olması nedeniyle, gelişmiş ülke ortalamalarının oldukça altındadır.” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kan ve Ötesi Projesi Türkiye Girişim Raporu Sonuç Önerisi: “Kan Talebini Azaltacak Yenilikçi Tedavi Yöntemleri Geliştirilebilir”</strong></p>
<p>Tıpta en yaygın kullanılan tedavi yöntemlerinden biri olan kan transfüzyonu, sürdürülebilir bir kan yönetimi ile ekonomik ve sosyal etkiler yaratabilir. Sürdürülebilir kan yönetiminde, yeteri miktarda ve güvenilirlikte kan ve kan ürünü en uygun maliyetle hizmete sunulabilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Kan ve Ötesi Projesi Türkiye Girişimi Raporu</strong>’nda 10, 20 ve 30 yıllık projeksiyonlarda kan talebinde yüzde 10 ila 40 arasında düşüş sağlayabilecek yenilikçi alternatif tedavi senaryoları göz önünde bulundurularak arzın talebi karşılayamama riski hesaplandı. Bu simülasyon sonuçlarına göre alternatif tedavi yöntemlerinin uygulanmasıyla kan talebinde sağlanan azalmanın, arzın talebi karşılamama riskini önemli oranda düşürüyor. </p>
<p> </p>
<p>Rapor verilerine göre, kan talebini azaltacak Ar-Ge çalışmaları ve yenilikçi alternatif tedavi yöntemleri arz güvenliğinin sağlanarak hasta refahının ve kamuya maliyetin azaltılabilmesi için en etkin yöntem olarak öneriliyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bristol-myers-squibb-turkiye-kan-ve-otesi-projesiyle-surdurulebilir-kan-ve-kan-urunleri-arzi-icin-cagri-yapiyor-415784">Bristol Myers Squibb Türkiye Kan ve Ötesi Projesiyle Sürdürülebilir Kan ve Kan Ürünleri Arzı için Çağrı Yapıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık Teknolojileri Şirketi NevaSoft &#8216;Kan Analiz Yazılımı&#8217; Projesiyle Yatırım Turuna Çıktı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglik-teknolojileri-sirketi-nevasoft-kan-analiz-yazilimi-projesiyle-yatirim-turuna-cikti-413733</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Oct 2023 12:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[nevasoft]]></category>
		<category><![CDATA[projesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şirketi]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[turuna]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım]]></category>
		<category><![CDATA[yazılımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413733</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tıbbi laboratuvarlardaki tanı çözümleri için yenilikçi yazılım ve cihazlar geliştiren sağlık teknolojileri şirketi NevaSoft fonbulucu platformunda yatırımcılarla buluştu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglik-teknolojileri-sirketi-nevasoft-kan-analiz-yazilimi-projesiyle-yatirim-turuna-cikti-413733">Sağlık Teknolojileri Şirketi NevaSoft &#8216;Kan Analiz Yazılımı&#8217; Projesiyle Yatırım Turuna Çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tıbbi laboratuvarlardaki tanı çözümleri için yenilikçi yazılım ve cihazlar geliştiren sağlık teknolojileri şirketi NevaSoft fonbulucu platformunda yatırımcılarla buluştu. Kan hastalıklarının teşhis sürecinde kan numunelerinden elde edilen tıbbi sonuçları yapay zekâ ile analiz eden yazılım projesiyle paya dayalı kitle fonlama turuna çıkan girişim, şirket paylarının yüzde 11’inin yatırımcılara arzıyla 4 milyon TL fon talep ediyor. TÜBİTAK BIGG desteği ile Temmuz 2021’de kurulan NevaSoft’un geliştirdiği Kan Analiz Yazılımı, minimum yüzde 95 doğruluk oranı ile mevcut hastalık durumunu belirlemenin yanı sıra gelecekteki hastalık eğilimlerini de önceden tahmin ederek erken teşhis avantajı sağlıyor.</strong></p>
<p>Özellikle hematoloji ve onkoloji laboratuvarındaki tanı çözümleri için yazılım ve cihaz geliştiren sağlık teknolojileri şirketi NevaSoft, paya dayalı kitle fonlama turunu başlattı. Bugüne kadar Founder Institute, Siemens Healthineers &#038; Acıbadem Future of Labs2, TOGG Mobilite gibi birçok prestijli hızlandırma programına kabul alan, 15 farklı girişim yarışmasında derece elde eden ve yakın zamanda TÜBİTAK 1507 programından da kabul alarak 1,2 milyon TL destek kazanan girişim; 11 Aralık 2023’ kadar sürecek tur boyunca 4 milyon TL finansmana ulaşma hedefiyle şirket paylarının yüzde 11’ini yatırımcılara arz edecek. Girişim şirketi, yatırım turunun başlama tarihi olan 12 Ekim Perşembe günü saat 10.00 itibari ile 20 iş günü içerisinde EFT veya kredi kartı ile yapılan yatırımlarda yatırımcılara yüzde 20 fazladan pay verecek. Bu ek paylar, tur sonunda Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) nezdinde yapılacak pay dağıtımı esnasında yatırımcıların hesaplarına aktarılacak. </p>
<p><strong>2 bin kişiden 160 bin veri toplandı, minimum yüzde 95 doğruluk oranına ulaşıldı</strong></p>
<p>Kan Analiz Yazılımı; hematoloji ve onkoloji laboratuvarlarında, kan numunelerinden elde edilen tıbbi raporların yapay zekâ ve veri analizi teknikleriyle otomatik olarak analiz edilmesi, yorumlanması ve hastalıkla ilişkisinin değerlendirilmesi için geliştirilen bir karar destek sistemi. Yazılım; lösemi, lenfoma gibi kan kanserlerinin ve diğer kan hastalıklarının teşhis sürecinde, doktorun incelediği üç farklı tıbbi raporu (kan testi sonuçları, kan mikroskop görüntüsü ve flow sitometri sonuçları) tek platformda bir araya getirerek yapay zekâ ile kapsamlı bir şekilde analiz ediyor. Analiz sonucunda yazılım, bireyin mevcut hastalık durumunu belirlemenin yanı sıra hastaların potansiyel sağlık sorunlarına karşı önceden önlem almalarına yardımcı olurken, doktorlara daha güçlü ve veri destekli bir teşhis süreci sunuyor. Halihazırda Erciyes Üniversitesi Onkoloji Hastanesi&#8217;nde test amacıyla aktif bir şekilde kullanılan yazılım, şu ana kadar sağlıklı ve hematolojik hastalığı olan 2 bin kişiden 160 bin veri toplayarak minimum yüzde 95 doğruluk oranına ulaştı. </p>
<p><strong>“Global çapta 200 milyon dolarlık pazar payı elde etmeyi hedefliyoruz.”</strong></p>
<p>Hizmet edilen pazar ve şirket hedefleri hakkında bilgi veren NevaSoft Kurucu Ortağı &#038; CEO’su Salih Yalçın, “Pazarımız olan In Vitro Teşhis (IVD), 2031 yılına kadar 11 milyar dolara ulaşacağı öngörülen, yüzde 33,5&#8217;lik yıllık bileşik büyüme oranına sahip bir pazar. Türkiye&#8217;de ise yıllık bileşik yüzde 72,1&#8217;lik büyüme ile dikkat çeken bu pazarın ülkemizde 2025 yılında 3,8 milyar TL’lik bir hacme ulaşması bekleniyor. 4 yılı aşkın süredir bu büyüyen pazarın potansiyeli doğrultusunda stratejimizi şekillendiriyor ve inovasyonlarımızla doktorların tanı kararlarını desteklemek, hastaların yaşam kalitelerini artırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Türkiye&#8217;de henüz yazılımımızın benzeri ticarileşmiş bir yerli yazılım mevcut değil. Bu nedenle öncelikle Türkiye pazarında lider konuma gelmeyi hedefliyoruz. Diğer yandan doğrudan müşterilerimiz olan ve uluslararası pazarlarda güçlü bir varlık gösteren Hastane Bilgi Yönetim Sistemleri (HBYS) firmaları, yurt dışına açılmak ve küresel pazarda varlık göstermek için bize büyük bir fırsat sunuyor. Ayrıca inovatif özelliklerimiz ve rekabetçi fiyat politikalarımızla olgunlaşan global sağlık sektöründe uzun vadede 200 milyon dolarlık bir pazar payı elde etmeyi hedefliyoruz. Kitle fonlama turumuza konu olan Kan Analiz Yazılım’ının yeni alanlara adaptasyonu ve geniş veri analitiği çözümlerimizle sağlık alanında devrim niteliğinde çalışmalara imza atacağımızdan hiç şüphemiz yok” dedi. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglik-teknolojileri-sirketi-nevasoft-kan-analiz-yazilimi-projesiyle-yatirim-turuna-cikti-413733">Sağlık Teknolojileri Şirketi NevaSoft &#8216;Kan Analiz Yazılımı&#8217; Projesiyle Yatırım Turuna Çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>3 Tüp Kan Vererek Kök Hücre Bağışçısı Olun</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/3-tup-kan-vererek-kok-hucre-bagiscisi-olun-413491</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Oct 2023 18:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağışçısı]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kök]]></category>
		<category><![CDATA[olun]]></category>
		<category><![CDATA[tüp]]></category>
		<category><![CDATA[vererek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=413491</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşama tutunmak için kök hücre bağışı bekleyen binlerce kişiye umut olmak adına yapılan kök hücre bağışı kampanyası Kızılay işbirliğinde Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi’nde, İlçe Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta’nın katılımıyla gerçekleşti</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/3-tup-kan-vererek-kok-hucre-bagiscisi-olun-413491">3 Tüp Kan Vererek Kök Hücre Bağışçısı Olun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşama tutunmak için kök hücre bağışı bekleyen binlerce kişiye umut olmak adına yapılan kök hücre bağışı kampanyası Kızılay işbirliğinde Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi’nde, İlçe Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta’nın katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p>Gaziosmanpaşa bölgesinde hizmet veren kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütlerinin de büyük ölçüde destek verdiği bağış kampanyası, akşam saatlerine kadar devam ederken, Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Barış Malbora, Dr. Öğretim Üyesi Hasan Sami Göker, Dr. Öğretim Üyesi Aslıhan Sezgin günün önemine ilişkin açıklamalarda bulundular. Kemik İliği Nakil Merkezi’nden Prof. Dr. Barış Malbora <em>“Halkımız, kemik iliği bağışçısı olmakta birçok ileri ülkeye kıyasla oldukça duyarlı; fakat doku grubu uyumu sağlandığı tespit edildiği ve Türkök tarafından hasta için verici olması talep edildiği noktada, verici adaylarının kan verdikten sonraki sürecin sonuna kadar gitmeleri çok önemli. Bununla birlikte, kemik iliği bekleyen bazı hastalarımızın birden fazla tam uyumlu verici adayı olabiliyor ve bu hastalarımız ise daha şanslı. Eğer bir verici adayı vazgeçerse hemen diğerine yönelebiliyoruz; ancak bazen bir hastaya bu koskoca dünyada yalnızca bir verici adayı uygun olabiliyor. Bu durumda bu tek gönüllü bireyin bağışçı olmaktan vazgeçmesi hem bizler için hem de küçük masum çocuklarımız ve onların ebeveynleri için tam bir hayal kırıklığı yaratıyor.”</em> diyerek, bağışçı olmak için gereken tüm şartları sağlayan herkesi gönüllü olmaya çağırdı.</p>
<p>Prof. Dr. Malbora aynı zamanda bağışçı olmakla ilgili kafasında soru işareti olanlar için ise <em>“Halka bu konuda yeterli bilgiyi sunmak ve halkı bilgilendirmek gerekiyor. Kişi, yapılan işlemin kendi hayatını tehlikeye atmayacağını net bir şekilde bilirse, bağış süreci hızlı ve etkin bir biçimde yol alacaktır.” </em>diyerek vatandaşları gönüllü olmaya davet etti.</p>
<p>Binlerce kişiye umut olan kök hücre bağışının 18- 50 yaş arası her vatandaş tarafından yapılabileceğini söyleyen uzmanlar halka çağrıda bulunarak duyarlı olunması gerektiğine de dikkat çekti.</p>
<p>Eğer siz de 18-50 yaş arasında bir bireyseniz ve kök hücre bağışçısı olmak istiyorsanız Kızılay kan merkezlerine giderek kayıt formu ve 3 tüp kan örneği ile ilk adımı atabilirsiniz. Birisi ile eşleştiğinizde sizden kan örneği tekrar istenir ve ileri eşleşme sağlanırsa nakil için hazırlıklar başlar. Tüm bu işlemlerden sonra da ya kan verir gibi ya da ufak bir operasyon ile kalça kemiğinden kök hücre toplanır ve siz de bir kişinin yaşama tutunmasına vesile olabilirsiniz.</p>
<p>Gün boyunca devam eden etkinlik hastane çalışanları, kamu kurum ve kuruluşları ve vatandaşlar tarafından büyük ilgiyle desteklendi.</p>
<p> </p>
<p><strong>YENİ YÜZYIL ÜNİVERSİTESİ GAZİOSMANPAŞA HASTANESİ HAKKINDA</strong></p>
<p>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi, 1992 yılında bölgenin ilk özel yataklı sağlık kuruluşu olarak 24 saat uzman hekim kadrosuyla hizmet vermeye başlamıştır. 60.000 metrekare kapalı alanı, depreme dayanıklı akıllı bina teknolojisi, 12 ameliyathanesi, 350 yatak kapasitesi ile Türkiye’de ki öncü sağlık kuruluşlarından biridir. Bünyesinde barındırdığı Organ Nakil Merkezi ve  Onkoloji Merkezi ile uluslararası standartlarda sağlık hizmeti sunmaktadır. 2008 yılından bu yana ISO 9001-2008 kalite belgesine sahip olan Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi aynı zamanda JCI akreditasyonuna sahiptir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/3-tup-kan-vererek-kok-hucre-bagiscisi-olun-413491">3 Tüp Kan Vererek Kök Hücre Bağışçısı Olun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege Üniversitesinden &#8220;100. Yıl Kan Bağışı Can Bağışı Kampanyası&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinden-100-yil-kan-bagisi-can-bagisi-kampanyasi-411107</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Oct 2023 11:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[can]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesinden]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=411107</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinde, Cumhuriyetin 100. Yılı Etkinlikleri kapsamında ‘Türkiye Yüzyılı’ mottosu ile pek çok etkinlik gerçekleştiriliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinden-100-yil-kan-bagisi-can-bagisi-kampanyasi-411107">Ege Üniversitesinden &#8220;100. Yıl Kan Bağışı Can Bağışı Kampanyası&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinde, Cumhuriyetin 100. Yılı Etkinlikleri kapsamında  ‘Türkiye Yüzyılı’ mottosu ile pek çok etkinlik gerçekleştiriliyor. Bu kapsamda Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kan Merkezi tarafından kan bağışına dikkat çekmek amacıyla 23 -29 Ekim tarihleri arasında “100.Yıl Kan Bağışı Can Bağışı Kampanyası” düzenlenecek.  EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Kan Merkezinde düzenlenecek bağış kampanyası 08.30-20.30 saatleri arasında olacak. </p>
<p>Gönüllü ve düzenli kan bağışçılarının toplumun yaşam sigortası olduğunu ifade eden EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Kan Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yeşim Aydınok, “Ege Üniversitesi Hastanesi 1956 yılından beri tüm birimleriyle toplumumuza akademik ve bilimsel normlarda sağlık hizmeti sunuyor. Kan Merkezimiz, hastalarımıza yeterli ve güvenli kanı zamanında ulaştırmak üzere kalbimiz gibi hiç durmadan çalışmalıdır.  Hiçbir doku ve organımızın kalbimizin aralıksız pompaladığı kan olmadan yaşayamayacağını biliyoruz. Oysa insanoğlunun doğumundan itibaren yaşamında, vücudunun ihtiyacı olan kanı üretemediği, ürettiği kanı fazlasıyla yıktığı, ya da bir travma sonucu kaybettiği dönemler olabiliyor. Bazen bu durum ani olarak gelişmekte ve zamanında kan nakli yapılmazsa ölümcül sonuçlar doğurmakta, bazı durumlarda ise yaşam boyunca düzenli olarak kan nakli yapılmazsa aynı yıkıcı sonuç kaçınılmaz olmaktadır. Kan bağışı, can bağışıdır. Çünkü kanın tek kaynağı insandır. Bu nedenledir ki, gönüllü ve düzenli kan bağışçıları bir toplumun yaşam sigortasıdır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Kan bağışı sürdürülebilir bir boyut kazanmalı”</b></p>
<p>Prof. Dr. Aydınok, “Cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yılında Ege Üniversitesi Kan Merkezi olarak bu toplumsal sorumluluğa işaret edelim istedik. 23-29 Ekim Haftası, her gün 08.30-20.30 saat aralığında, Ege Üniversitelilerin önderliğinde, tüm İzmirlileri Ege Üniversitesi Kan Merkezine kan bağışında bulunmak üzere davet ediyoruz. Bu dayanışma ruhunun gönüllü ve düzenli kan bağışçılarımızın artışı ile sürdürülebilir bir boyut kazanmasını diliyoruz” dedi.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-universitesinden-100-yil-kan-bagisi-can-bagisi-kampanyasi-411107">Ege Üniversitesinden &#8220;100. Yıl Kan Bağışı Can Bağışı Kampanyası&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tugay: &#8220;Bir ünite kan ile 3 kişiye can olun&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tugay-bir-unite-kan-ile-3-kisiye-can-olun-398501</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Aug 2023 11:10:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[can]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kişiye]]></category>
		<category><![CDATA[olun]]></category>
		<category><![CDATA[tugay]]></category>
		<category><![CDATA[ünite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398501</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediyesi, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcak hava nedeniyle, düşüş yaşanan kan bağışına destek olmak ve yurttaşları kan bağışına teşvik etmek için Kızılay ile birlikte kan bağışı kampanyası düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-bir-unite-kan-ile-3-kisiye-can-olun-398501">Tugay: &#8220;Bir ünite kan ile 3 kişiye can olun&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediyesi, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcak hava nedeniyle, düşüş yaşanan kan bağışına destek olmak ve yurttaşları kan bağışına teşvik etmek için Kızılay ile birlikte kan bağışı kampanyası düzenledi.</p>
<p>Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Kimin ne zaman kan ihtiyacı olacağını bilemeyiz. Kan bağışı insanlık erdemidir” diye konuştu.</p>
<p>Her yıl yaz mevsiminde yavaşlayan kan bağışını bu yıl mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcak hava da olumsuz etkiledi. Ülkemizde verilen sağlık hizmetinde kan ihtiyacını karşılayan Kızılay’ın stoklarında yaşanan azalmaya karşı Karşıyaka Belediyesi ve Kızılay ortak kan bağışı kampanyası düzenledi. Karşıyaka Belediyesi Ana Hizmet Binası önüne getirilen araçta bağışçı adaylarına bilgilendirme yapıldı. Hem yeni hem de mevcut bağışçılarından kan bağışı kabul edildi. Karşıyaka Belediyesi personeli de kan bağışında bulunarak kampanyaya destek oldu.</p>
<p><b>HER YURTTAŞ BAĞIŞTA BULUNMALI</b></p>
<p>Kampanyaya kan vererek destek olan Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Verdiğiniz her bir ünite kan ile 3 kişiye can olabilirsiniz. Kan bağışı sağlık sistemimizin en önemli unsurlarından biri. Ben de her şeyden öte bir hekim olarak kan bağışını önemsiyorum. Kimin ne zaman kana ihtiyacı olacağını bilemeyiz. Kan bağışı insanlık erdemidir. Dolayısıyla kan bağışı konusunda duyarlı olmalıyız. Sağlık durumu el veren 18 yaşını doldurmuş her yurttaşımız kan bağışında bulunabilir. Tüm yurttaşlarımızı, siyaset üstü bir kurum olan Kızılay’a başvurarak kan bağışında bulunmaya davet ediyorum” diye konuştu.</p>
<p>Kan bağışında bulunmak isteyenler Karşıyaka İskele yanında bulunan kan bağışı aracına 12.00-20.30 saatlerinde başvurabilirler.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tugay-bir-unite-kan-ile-3-kisiye-can-olun-398501">Tugay: &#8220;Bir ünite kan ile 3 kişiye can olun&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcak hava kan bağışını yavaşlattı, Karşıyaka Belediyesi ve Kızılay kampanya başlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sicak-hava-kan-bagisini-yavaslatti-karsiyaka-belediyesi-ve-kizilay-kampanya-baslatti-397039</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Aug 2023 19:42:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağışını]]></category>
		<category><![CDATA[başlattı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[karşıyaka]]></category>
		<category><![CDATA[kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[yavaşlattı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397039</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediyesi, sıcak hava nedeniyle azalan kan bağışına destek olmak ve toplumda farkındalık oluşturmak için kampanya başlattı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-hava-kan-bagisini-yavaslatti-karsiyaka-belediyesi-ve-kizilay-kampanya-baslatti-397039">Sıcak hava kan bağışını yavaşlattı, Karşıyaka Belediyesi ve Kızılay kampanya başlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karşıyaka Belediyesi, sıcak hava nedeniyle azalan kan bağışına destek olmak ve toplumda farkındalık oluşturmak için kampanya başlattı. </p>
<p>Kızılay ile iş birliği içinde yürütülen kampanya kapsamında 16 Ağustos 2023 Çarşamba günü Karşıyaka Ana Hizmet Binası önüne konuşlandırılacak araçlarda hem bilgilendirme yapılacak hem de kan bağışı kabul edilecek. </p>
<p>Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Yurttaşlarımızı kan bağışı yapmaya davet ediyorum. Kan bağışı toplumsal dayanışmadır ve bağışlanan her kan kurtarılan canlardır” diye konuştu. </p>
<p>Yaz mevsiminin yanı sıra Türkiye’yi etkisi altına alan sıcak hava dalgası hayatın birçok alanında olduğu gibi kan bağışında da olumsuz etki yarattı. Azalan bağış nedeniyle Kızılay Kan Merkezlerindeki stoklar azaldı. Karşıyaka Belediyesi sağlık sisteminde hayati öneme sahip olan kan stoklarının yenilenmesi ve rezervin artırılmasına katkı sunmak için kan bağış kampanyası başlattı. Kızılay ile iş birliği içinde yürütülen kampanya kapsamında 16 Ağustos 2023 Çarşamba günü Karşıyaka Belediyesi Ana Hizmet Binası önüne konuşlandırılacak Kızılay araçlarında hem bilgilendirme yapılacak hem de bağış toplanacak.</p>
<p> </p>
<p><b>KAN BAĞIŞI HAYAT KURTARIR</b></p>
<p>Kan bağışının önemine dikkat çeken Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Hem bir hekim hem bir yerel yönetici hem de bir vatandaş olarak, kan bağışını çok önemsiyorum. Sağlık sisteminin en temel bileşenlerinden biri olan kan stoğu sürekli güncel tutulmalı ve rezervin azalmasına izin verilmemeli. Beşeri ya da doğal afetlerde ilk başvuracağımız kaynak Kızılay’ın kan stokları olacaktır. Bu nedenle sağlık durumu el veren, 18 yaşını doldurmuş her yurttaş mutlaka kan bağışı konusunda duyarlı davranmalıdır. Erkekler yılda 4 defa, kadınlarsa yılda 3 defa bağışta bulunabiliyor. Her yıl yaz aylarında bağışlarda bir miktar azalma görülüyor. Ancak ilgililerin verdiği bilgiye göre, bu yıl sıcaklığın mevsim normallerinin üzerine çıkmasıyla bağışlar beklenenin altında seyrediyor. Yurttaşlarımızı, her an bir yakınlarının kan ihtiyacı olabileceğini unutmadan kan bağışı yapmaya davet ediyorum. Kan bağışı toplumsal dayanışmadır ve bağışlanan her kan kurtarılan canlardır” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-hava-kan-bagisini-yavaslatti-karsiyaka-belediyesi-ve-kizilay-kampanya-baslatti-397039">Sıcak hava kan bağışını yavaşlattı, Karşıyaka Belediyesi ve Kızılay kampanya başlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yazın kan şekeri ölçümü yaparken nelere dikkat etmeli?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yazin-kan-sekeri-olcumu-yaparken-nelere-dikkat-etmeli-393416</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Aug 2023 08:10:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etmeli]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[nelere]]></category>
		<category><![CDATA[ölçümü]]></category>
		<category><![CDATA[şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[yaparken]]></category>
		<category><![CDATA[yazın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=393416</guid>

					<description><![CDATA[<p>Klima, vantilatör, gölge, soğuk su… Yaz sıcaklarının tüm dünyada mevsim normallerinin üstünde seyrettiği şu günlerde bu hava koşullarından en az etkileneceğimiz şekilde elimizden gelen önlemleri alıyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-kan-sekeri-olcumu-yaparken-nelere-dikkat-etmeli-393416">Yazın kan şekeri ölçümü yaparken nelere dikkat etmeli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Klima, vantilatör, gölge, soğuk su… Yaz sıcaklarının tüm dünyada mevsim normallerinin üstünde seyrettiği şu günlerde bu hava koşullarından en az etkileneceğimiz şekilde elimizden gelen önlemleri alıyoruz. Yine de her gün yeni bir sıcak hava rekoru kaydedildiği günler yaşarken sağlığımızı korumak için uzmanlara kulak vermek gerekiyor. <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Savaş Karataş</strong>, diyabet hastalarına yaz aylarında hayat kurtaracak önerilerde bulundu. </p>
<p>Yaz günleri diyabet hastaları açısından bazı tehlikeler içeriyor. Japonya’da yapılan bir çalışma özellikle tip 1 diyabet hastalarında yaz aylarında kan şekerinin aşırı düşmesi yani hipoglisemi sıklığının üç kat arttığını gösteriyor. Perelman Tıp Fakültesi’ne ait bir çalışmada ise tip 2 diyabet hastalarında yaz aylarında ani kalp krizinin ve diyabetik koma (ketoasidoz) riskinin arttığı ifade ediliyor. <strong>Doç. Dr. Savaş Karataş</strong>, özellikle artmış olan su kaybı yani dehidratasyon ve kan mineral (elektrolit) bozukluklarının kan şekeri değişimi ve tehlikelerini tetiklediğini belirterek “Bu durumla birlikte ter sinirleri etkilenmiş olan diyabet hastaları sıcağı çok algılayamayarak farkında olmadan aşırı ısıya maruz kalabilirler. Bunun da ötesinde sıcak havalarda yanların taşımaları gereken insülin ve diğer ilaçlar bozulabileceğinden etkisiz hale gelebilir ya da yan etki oluşturabilir. Şeker ölçüm cihaz ve çubukları ise sıcağın etkisiyle bozulabilir, terli ve susuz kalmış deri üzerinde yanlış sonuç verebilir. Artan metabolizma hızı ile birlikte insülin emilimi artıp kan şekeri düşmesi eğilimi oluşturabilir” diyor. </p>
<p><strong>Bu önerilere kulak verin!   </strong></p>
<p>Peki diyabet hastaları sıcak havanın getirdiği bu hayati sonuçları olabilecek tablodan kaçınmak için ne gibi önlemler almalı? <strong>Doç. Dr. Savaş Karataş</strong>,<strong> </strong>işte tüm bu tehlikeleri önleyebilecek basit yöntemleri şöyle sıralıyor: <strong> </strong></p>
<p><strong>Kan şekeri ölçümünü doğru yapın</strong></p>
<p>Kan şekerinizi gölgeli ve serin bir yerde ölçün; kan şekeri ölçüm çubuklarının güneş ışığına maruz kalmaması gerekiyor. Ayrıca ıslaklık sonucu etkilediğinden denizden ya da havuzdan çıkınca parmaklarınızı kuruttuktan sonra kan şekerini ölçün. </p>
<p><strong>Bol sıvı tüketin</strong></p>
<p>Yaz mevsiminde dışarıdan alınan sıvı gereksinimi iki kat artar. Özellikle sıvı kaybettiren ilaç kullananlarda sıvı kaybı normalden daha yüksek olur. Bu nedenle susamasanız bile su gereksiniminizin olduğuna (ileri derecede böbrek yetmezliği gibi klinik durumlar hariç) ve yeterli sıvı alımının mutlaka sağlanmış olduğuna çok önem verin. Meşrubat ve aşırı alkol tüketiminden uzak durun. Meyve suyu, çay, kahve gibi içeceklerin suyun yerini tutmadığını, aksine, sıvı ihtiyacını artıracağını, şekersiz diye lanse edilen birçok içeceğin gizli şeker içerdiğini aklınızdan çıkarmayın. </p>
<p><strong>Sıcak zeminde yürümeyin</strong></p>
<p>Diyabet hastalarının ayaklarında sık sık sorunlar oluşur. Diyabetik sinir tutulumu olan hastaların kumsal gibi sıcak zeminde ve çıplak ayakla yürümemesi gerekiyor. Eğer zorunlu olarak sıcak zeminde yürünecekse mutlaka yumuşak terlik kullanmalılar. En ufak zedelenme ya da kızarıklığın büyük travmatik sonuçlara yol açabileceğini aklınızda tutun. </p>
<p><strong>Dikkatli hareket edin</strong></p>
<p>Hareket etmek diyabet tedavisi için aksi durum belirtilmedikçe gerekli unsurlardan biri. Fiziksel aktivite için öncelikle serinliğin hissedildiği sabah ve akşam saatleri tercih edilmeli. Fiziksel aktivite öncesi ve sonrasında yanlış sonuç çıkabileceği için kan şekeri ölçümü kesinlikle yapılmalı. Yine sıvı kaybı olduğu akılda tutularak egzersiz sırasında ek sıvı alınması gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. Hipoglisemi yatkınlığını arttıran ilaçlar (sulfonilüre, insülin) kullananların egzersiz ile kan şekeri düşme riskinin artabileceği de unutulmamalı ve mutlaka yanda emilen bir karbonhidrat taşınmalı.</p>
<p><strong>İlaçlarınızı doğru saklayın</strong> </p>
<p>Kullanılan insülin ve ilaçları kurallara uygun şekilde saklayın. İnsülin 2-8 derece sıcaklıkta (buzdolabı kapağı) saklanmalıdır. İnsülin enjeksiyonu kullanıyorsanız uygulamadan en az yarım saat önce buzdolabından alınmalıdır. Zira hızlı sıcaklık değişimi etkinliği azaltarak zarar verebilir.</p>
<p><strong>Dışardaki yiyeceklere dikkat edin</strong></p>
<p>Yazın tatil moduna girilmesi, beslenme kurallarının esnetilmesine yol açabilir. Kalınan yazlık tesis, arkadaş ve akraba ziyaretlerinde sunulan zengin çeşit meyvelerde ve yemeklerde diyabetik olduğunuzu hatırlayarak diyetinize uygun davranın. </p>
<p><strong>Yanınızda yiyecek bulundurun</strong></p>
<p>Yaz terlemesi hipoglisemi terlemesi ile karışabileceğinden kan şekerinin düşüp düşmediğinden emin olunmalı, bu durumda el altında hızla emilebilen karbonhidrat türevi bulunmalı. </p>
<p><strong>Uzman kontrolünü ihmal etmeyin</strong> </p>
<p>Yazın ilaçlarınızın doz ve kullanma zamanında farklılık gerekebilir. Aynı zamanda bazı ek önerilere de ihtiyaç duyabilirsiniz. Bu nedenle endokrinoloji uzmanına danışmayı ihmal etmeyin. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yazin-kan-sekeri-olcumu-yaparken-nelere-dikkat-etmeli-393416">Yazın kan şekeri ölçümü yaparken nelere dikkat etmeli?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kocaeli&#8217;de muhtarlardan Kızılay&#8217;a kan bağışı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kocaelide-muhtarlardan-kizilaya-kan-bagisi-392015</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Jul 2023 12:10:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kızılaya]]></category>
		<category><![CDATA[kocaelide]]></category>
		<category><![CDATA[muhtarlardan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=392015</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyükşehir ve Kızılay Kocaeli Şubesi iş birliğiyle il genelindeki tüm muhtarlar için başlatılan kan bağışı kampanyası, Karamürsel ilçesinde start aldı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaelide-muhtarlardan-kizilaya-kan-bagisi-392015">Kocaeli&#8217;de muhtarlardan Kızılay&#8217;a kan bağışı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Türk Kızılay Kocaeli Şubesi ile birlikte “Muhtarlar Kocaeli’ne Kan veriyor” sloganıyla il genelindeki tüm muhtarlar için kan bağışı kampanyası düzenlendi. Bu doğrultuda, Karamürsel ilçesinde başlatılan kampanyada, muhtarlar toplu olarak kan verdi. Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı Muhtarlık İşleri Şube Müdürlüğünün organizasyonunda, kent genelinde 472 muhtarı kapsayan kan bağışı kampanyası, Karamürsel ilçesinde muhtarların katılımıyla başlatıldı.</p>
<p><b>HERKESİ KAN VERMEYE DAVET ETTİLER</b></p>
<p>Türk Kızılay Kocaeli Şubesi tarafından kan bağışı için Karamürsel Belediyesi Kültür Merkezinin yanındaki parka stant kuruldu. Kan bağışında bulunmak isteyen muhtarlar ve vatandaşlar, stantta kayıt formunu doldurdu ve bağış öncesi uygunluk testinden geçti. Stantta görevli doktorun onayının ardından bağışta bulunan muhtarlar, böyle anlamlı bir kampanya düzenlediği için Kocaeli Büyükşehir Belediyesine ve Kızılay’a teşekkür ederek, tüm vatandaşları kan vermeye davet etti. Muhtarların yoğun ilgi gösterdiği iki gün süren kan bağışı kampanyasının, önümüzdeki günlerde diğer ilçelerde devam edeceği bildirildi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kocaelide-muhtarlardan-kizilaya-kan-bagisi-392015">Kocaeli&#8217;de muhtarlardan Kızılay&#8217;a kan bağışı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcak havalarda kan bağışı hayati önem arz ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sicak-havalarda-kan-bagisi-hayati-onem-arz-ediyor-390895</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2023 08:54:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arz]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[havalarda]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=390895</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aşırı sıcaklar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-havalarda-kan-bagisi-hayati-onem-arz-ediyor-390895">Sıcak havalarda kan bağışı hayati önem arz ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aşırı sıcaklar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor.   Kavurucu sıcaklar kuraklık, orman yangınları ve insan sağlığını olumsuz etkilerken kan bağışlarında da düşüşe neden oluyor. </p>
<p> <strong>Aşırı sıcak havaların etkisi ile kan bağışında yaşanan düşüşün önüne geçmek için harekete geçen Kızılay, Kan Merkezlerinin çalışma saatlerini akşama kaydırdı. Sıcak havaların etkisinin yoğun hissedildiği illerde Kızılay Kan Merkezleri öğle saatlerinde açılarak akşam 22.00’a kadar kan bağışı alacak. </strong></p>
<p><strong> </strong>Kızılay, ihtiyacı olan tüm hastaların zamanında tedavi olabilmesi için güvenli ve düzenli kan ile kan ürünleri tedariki görevini zaman sınırı olmadan gerçekleştirmeye devam ediyor. <strong>Hayati öneme sahip kan bağışının önemine vurgu yapan Kızılay, vatandaşları kan bağışına davet ederek “Kan acil değil sürekli bir ihtiyaçtır” mesajını yineledi. </strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Kan Bağış Merkezlerinden Akşam Mesaisi</strong></p>
<p> Kızılay kan merkezleri, sıcak havaların kan bağışına olumsuz etkisini azaltmak için mesailerini akşam saatlerine kaydırdı. Kan bağışından bulunmak isteyen vatandaşlar, kendileri için en yakın merkezi ve uygun saati kanver.org web sitesinden ve Türk Kızılay Mobil Kan Bağışı uygulamasından öğrenebilir. Ayrıca vatandaşlar 168 numaralı çağrı merkezinden de kendilerine en yakın kan bağış noktasının adresine ulaşabilir, randevu oluşturarak istediği noktada istediği zaman diliminde kan bağışında bulunabilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sicak-havalarda-kan-bagisi-hayati-onem-arz-ediyor-390895">Sıcak havalarda kan bağışı hayati önem arz ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beylikdüzü&#8217;nde kan bağışı noktası kuruldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beylikduzunde-kan-bagisi-noktasi-kuruldu-384904</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2023 21:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzünde]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[noktası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384904</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beylikdüzü’nde 14 Haziran Dünya Gönüllü Kan Bağışçıları Günü nedeniyle kan bağışı noktası kuruldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzunde-kan-bagisi-noktasi-kuruldu-384904">Beylikdüzü&#8217;nde kan bağışı noktası kuruldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beylikdüzü’nde 14 Haziran Dünya Gönüllü Kan Bağışçıları Günü nedeniyle kan bağışı noktası kuruldu. Kan bağışı konusunda farkındalık oluşturmak için kampanyanın düzenlendiğini ifade eden Beylikdüzü Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Mehmet Esmer, “İnsan hayatı açısından oldukça önemli olan bu kampanyaya olan duyarlı davranışlarından Beylikdüzü halkına çok teşekkür ediyorum. Bugüne kadar bu bağışlarla çok kişinin hayatını kurtardılar. Bundan sonra da destek olacaklarına inancım tam” diye konuştu.</p>
<p>Beylikdüzü Belediyesi, gönüllü ve düzenli kan bağışına dikkat çekerek farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl 14 Haziran’da düzenlenen “Dünya Gönüllü Kan Bağışçıları Günü” kapsamında kan bağışı kampanyası düzenledi. Kızılay iş birliği ile düzenlenen kampanya için Adnan Kahveci Mahallesi’nde bulunan Beylik Pazarı Alanı’nda kan bağışı noktası kuruldu. Alana gelen gönüllüler Kızılay tarafından verilen formları doldurarak kan bağışında bulundu.</p>
<p>Gönüllü bağışçıları bekliyor</p>
<p>Tek kaynağı insan olan kan bağışı konusunda farkındalık oluşturmak için Kızılay ile iş birliği yaptıklarını ifade eden Beylikdüzü Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Mehmet Esmer, “Kan vermek sağlık açısından da oldukça önemli. Kan veren kişilerde kalp krizi, baş ağrısı ve yüksek tansiyona yakalanma riski daha az görülüyor. Öte yandan bir kişi, bir bağışla 3 kişinin hayatını kurtarabiliyor. İnsan hayatı açısından oldukça önemli olan bu kampanyaya olan duyarlı davranışlarından Beylikdüzü halkına çok teşekkür ediyorum. Bugüne kadar bu bağışlarla çok kişinin hayatını kurtardılar. Bundan sonra da destek olacaklarına inancım tam” diye konuştu. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzunde-kan-bagisi-noktasi-kuruldu-384904">Beylikdüzü&#8217;nde kan bağışı noktası kuruldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızılay&#8217;da Hayat Kurtaran Kan Bağışçılarına Teşekkür</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kizilayda-hayat-kurtaran-kan-bagiscilarina-tesekkur-383907</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2023 13:10:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışçılarına]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kızılayda]]></category>
		<category><![CDATA[kurtaran]]></category>
		<category><![CDATA[teşekkür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=383907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kızılay Gönüllü ve düzenli olarak kan bağışı yapan bağışçılara teşekkür etmek ve kan bağışına farkındalık oluşturmak üzere her yıl 14 Haziran tarihinde “Dünya Gönüllü Kan Bağışçıları Günü” olarak kutlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilayda-hayat-kurtaran-kan-bagiscilarina-tesekkur-383907">Kızılay&#8217;da Hayat Kurtaran Kan Bağışçılarına Teşekkür</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kan bağışına farkındalığı artırmak ve daha fazla insanı düzenli kan bağışçısı olmaya teşvik etmek için çalışan Kızılay, Türkiye genelindeki kan bağışı merkezlerinde alınan kanları hızlı ve güvenli bir şekilde hastanelere ulaştırarak her yıl binlerce insanın hayatını kurtarmaya aracı oluyor. Türk Kızılay, 14 Haziran Dünya Kan Bağışçıları Günü dolayısıyla da hayati öneme sahip kan bağışının acil değil sürekli bir ihtiyaç olduğu vurgusunu yineliyor.</strong></p>
<p>Gönüllü ve düzenli olarak kan bağışı yapan bağışçılara teşekkür etmek ve kan bağışına farkındalık oluşturmak üzere her yıl 14 Haziran tarihinde “Dünya Gönüllü Kan Bağışçıları Günü” olarak kutlanıyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından bu yılın sloganı ise  “Kan ver, plazma ver, hayatı paylaş, sık sık paylaş” olarak belirlendi. Bu anlamlı gün dolayısıyla kan ve kök hücre bağışında bulunarak tanımadığı insanların hayatlarını kurtarmak isteyen herkesi kan bağış merkezlerine davet eden Türk Kızılay, kan bağışlarında farkındalığın da genç grup olan 19-25 yaş aralığında arttığına dikkat çekti. Kızılay, ihtiyacı olan tüm hastaların zamanında tedavi olabilmesi için güvenli ve düzenli kan ile kan ürünleri tedariki görevini zaman sınırı olmadan gerçekleştirmeye devam ediyor.</p>
<p><strong>Gençlerin Kan Bağışı Farkındalığı Yüksek</strong></p>
<p>Modern kan bankacılığını 1957 yılında açtığı merkezlerle başlatan Türk Kızılay, günümüzde de zaman gözetmeden güvenli ve düzenli kan temini için çalışmalarını sürdürüyor. Yılın ilk altı ayında 1 milyon 250 binin üzerinde ünite kan bağışı yapılırken kan bağışlarındaki farkındalık genç grup olan 19-25 yaş aralığında yüksek seyrediyor. İlk kez kan bağışında bulunan vatandaşların sayısının 360 bini aştığı 2023 yılı döneminde düzenli bağışçı sayısı ise 822 binin üzerinde bulunuyor. Kadın bağışçıların oranı yüzde 13 civarında gerçekleşirken erkeklerin bağışı ise yüzde 87’lik bir oran oluşturuyor. Eğitim sıralamasında ise en çok kan bağışlayanlar lise mezunlarından oluşurken bunu lisans ve ilkokul mezunları takip ediyor.</p>
<p><strong>Aktif Kök Hücre Adayı 980 Bine Yaklaştı</strong></p>
<p>Kemik iliği nakli gerektiren tedavilerde önemli bir rol oynayan kök hücre bağışları da gün geçtikçe artıyor. Aktif kök hücre adayı 980 bine yaklaşırken 2023’nin ilk yarısında 48 bin kök hücre bağışçı adayı kayıt edildi. Kök hücre bağışları için en fazla Ege, Orta Akdeniz ve Güney Marmara bölgelerinde aday kaydı yapılırken bugüne kadar bağış yapanların yüzde 40’ını kadınlar, yüzde 60’ını da erkekler oluşturuyor.</p>
<p><strong>Kızılay Mobil Uygulamasıyla Kolay Kan Bağışı</strong></p>
<p>Mobil platformlar için geliştirilen ve kan bağışçılarına kolaylık sağlayan Türk Kızılay Mobil Kan Bağışı uygulamasından kan bağışı noktalarının adreslerine ve çalışma saatlerine ulaşıp randevu oluşturarak kan bağışında bulunulabiliyor. Ayrıca vatandaşlar www.kanver.org adresinden ve 168 numaralı çağrı merkezinden de kendilerine en yakın kan bağış noktasının adresine ulaşabilir, randevu oluşturarak istediği noktada istediği zaman diliminde kan bağışında bulunabilir.</p>
<p><strong>Dünya Kan Bağışçıları Günü Neden 14 Haziran’da?</strong></p>
<p>14 Haziran tarihi, A-B-O kan grubu sistemini bulan Nobel Ödüllü Karl Landsteiner’in doğum günüdür. Bu nedenle, Dünya Sağlık Örgütü tarafından gönüllü kan bağışçılarına “Dünya Gönüllü Kan Bağışçıları Günü” olarak atfedildi. Türk Kızılay için de oldukça önemli olan bu özel gün, gönüllü olarak Türk Kızılay’a kan bağışında bulunan kan dostlarını kutlamak ve kurtardıkları hayatlar adına teşekkür etme fırsatı sunuyor. Unutmayalım, kan acil değil sürekli ihtiyaçtır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilayda-hayat-kurtaran-kan-bagiscilarina-tesekkur-383907">Kızılay&#8217;da Hayat Kurtaran Kan Bağışçılarına Teşekkür</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaziantep&#8217;te Kan Bağışı Rekoruna Doğru</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gaziantepte-kan-bagisi-rekoruna-dogru-381935</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jun 2023 11:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantepte]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[rekoruna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=381935</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaziantep’te “Kan verelim, spor yapalım, sağlıklı yaşayalım” sloganıyla başlayan kan bağışı kampanyası aşırı sıcağa rağmen büyük ilgi gördü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziantepte-kan-bagisi-rekoruna-dogru-381935">Gaziantep&#8217;te Kan Bağışı Rekoruna Doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gaziantep’te “Kan verelim, spor yapalım, sağlıklı yaşayalım” sloganıyla başlayan kan bağışı kampanyası aşırı sıcağa rağmen büyük ilgi gördü. Gaziantep Valiliği, Şahinbey Belediyesi ve Türk Kızılay iş birliğiyle düzenlenen ve bu yıl 15’incisi gerçekleştirilen kan bağışı kampanyasında bir günde 5.989 ünite kan bağışı yapılarak 10.000 ünite kan hedefine yaklaşıldı.</strong></p>
<p>Gaziantep Valiliği, Şahinbey Belediyesi ve Türk Kızılay tarafından organize edilen 15. geleneksel kan bağışı kampanyası Gaziantep 15 Temmuz Demokrasi Meydanı&#8217;nda devam ediyor. Kan bağışı kampanyasının bu yılki sloganı da “Kan verelim, spor yapalım, sağlıklı kalalım”  olarak belirlendi. Kızılay’ın 25 doktor ve 125 flebotomistin görev yaptığı 15 Temmuz Demokrasi meydanında gerçekleşen kan bağışı kampanyasına yaşanan sıcak havaya rağmen vatandaşlar yoğun ilgi gösteriyor. Geçen yıl toplamda 6.317 ünite kan bağışlanan kampanyada bu yıl bir günde 5.989 ünite kan bağışı yapılarak bu rakama yaklaşıldı. Hedef olan 10.000 ünite kan bağışına ise devam eden kan bağışlarıyla gün içerisinde ulaşılması bekleniyor.</p>
<p><strong>“Sıcağa rağmen kan bağışlayan vatandaşlarımızla iftihar ediyoruz”</strong></p>
<p>Gaziantep halkının kan bağışı farkındalığında örnek olduğunu belirten Türk Kızılay Yönetim Kurulu Üyesi Emre Koç, “Şahinbey Belediyesi&#8217;nin bu yıl 15. kez düzenlediği kan bağışında bugüne kadar yaklaşık 26 bin ünite kan bağışı gerçekleşti. Bu Şahinbey Belediyesi öncülüğünde Gaziantep&#8217;in kan bağışına önem verdiğinin göstergesidir. Bugün de sürecek bu organizasyonda Kızılay’ın 25’i doktor olmak üzere 150 sağlık görevlisi vatandaşlarımıza yardımcı oluyor. Şahinbey Belediyemizin ev sahipliğinde bu sıcağa rağmen kan bağışına koşan vatandaşlarımızla iftihar ediyoruz.” şeklinde konuştu. Kan bağışı kampanyasını yakından takip eden Yönetim Kurulu Üyesi Koç’a Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürü Saim Kerman da eşlik etti.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziantepte-kan-bagisi-rekoruna-dogru-381935">Gaziantep&#8217;te Kan Bağışı Rekoruna Doğru</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;İyi ki varsın kan dostum&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iyi-ki-varsin-kan-dostum-381608</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jun 2023 14:40:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dostum]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[varsın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=381608</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Kızılayı Antalya Kan Bağışı Merkezi Müdürü Dr. Okan Erdoğan ve Gülşah Alpova Kemer Belediye Başkan Vekili Hasan Ali Acar'ı ziyaret etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iyi-ki-varsin-kan-dostum-381608">&#8216;İyi ki varsın kan dostum&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Kızılayı Antalya Kan Bağışı Merkezi Müdürü Dr. Okan Erdoğan ve Gülşah Alpova Kemer Belediye Başkan Vekili Hasan Ali Acar&#8217;ı ziyaret etti.</p>
<p>Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Vekili Acar, kan bağışının önemine işaret ederek, yapılan bir kan bağışıyla birçok hayatın kurtarılabileceğini kaydetti.</p>
<p>Yaptıkları çalışmalar için Türk Kızılayı Kan Bağışı Merkezi Müdürü Erdoğan&#8217;a teşekkür eden Acar, belediye olarak her zaman kendilerine destek vermeye hazır olduklarını söyledi.</p>
<p>Erdoğan, Kızılay otobüsünün 12-16 Haziran tarihleri arasında Kemer Turizm Otelcilik Lisesi önünde 11.30-20.00 saatleri arasında olacağını ve ‘İyi ki varsın kan dostum&#8217; kampanyası kapsamında kan vermek isteyen vatandaşları beklediklerini ifade etti.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iyi-ki-varsin-kan-dostum-381608">&#8216;İyi ki varsın kan dostum&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSU Personeli Kızılay&#8217;a Kan Bağışında Bulundu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/isu-personeli-kizilaya-kan-bagisinda-bulundu-370676</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2023 13:02:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışında]]></category>
		<category><![CDATA[bulundu]]></category>
		<category><![CDATA[isu]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kızılaya]]></category>
		<category><![CDATA[personeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=370676</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü, yönetici ve personeli Kızılay’a kan bağışında bulundu. İSU Genel Müdürlüğü hizmet binasında ” İyiki Varsın Kan Dostum” sosyal sorumluluk projesi kapsamında gün boyu İSU personeli kan bağışı gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isu-personeli-kizilaya-kan-bagisinda-bulundu-370676">İSU Personeli Kızılay&#8217;a Kan Bağışında Bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü, yönetici ve personeli Kızılay’a kan bağışında bulundu. İSU Genel Müdürlüğü hizmet binasında ” İyiki Varsın Kan Dostum” sosyal sorumluluk projesi kapsamında gün boyu İSU personeli kan bağışı gerçekleştirdi.</p>
<p>3 AYLIK PERİYOTLAR HALİNDE DÜZENLENİYOR<br />Kızılay, Türkiye’de ihtiyaç sahibi ve sağlık kuruluşlarının kan ihtiyacını karşılıyor. Ülkemizi yasa boğan Kahramanmaraş depremi sonrası yaşanan kan talebi ile birlikte Kızılay stoklarında gerileme yaşandı. Türkiye genelinde gönüllülük esasına göre hizmet veren Kızılay’a birçok vatandaşımız deprem sonrası duyarsız kalmayarak kan bağışında bulunuyor. İSU Genel Müdürlüğü’de kan bağışı kampanyalarına duyarsız kalmayarak 3 aylık periyotlar halinde kan bağışı kampanyasına destek oluyor. Kurum yönetici ve personeli de kan bağış kampanyası kapsamında Kızılay’a destek vermek için gün boyunca kan bağışı gerçekleştirdi. İzmit Kan Bağış Merkezinin uzman personeli tarafından gerçekleştirilen ön kan testleri ve tansiyon ölçümlerinin ardından kan bağışları yapıldı. Yönetici ve personeller kan bağışı ile ihtiyaç sahiplerine yönelik katkılarından dolayı çok mutlu olduklarını ifade ettiler.</p>
<p>PERSONEL KAN BAĞIŞINDA BULUNDU<br />Kampanya kapsamında İSU Genel Müdürlüğü bünyesinden yönetici ve personel kan bağışında bulundu. Kan bağışı dolayısıyla İSU personellerine teşekkürlerini ileten Kızılay yetkilileri gösterilen ilgiden dolayı memnun olduklarını ifade ettiler. İSU Genel Müdürlüğü bünyesinde Kızılay’a destek amaçlı kan bağışı kampanyası belirli periyotlar halinde devam edecek.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/isu-personeli-kizilaya-kan-bagisinda-bulundu-370676">İSU Personeli Kızılay&#8217;a Kan Bağışında Bulundu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kötü Ruh: Uyanış&#8221; filmi için 1000&#8217;den fazla insanın kanına eşdeğer sahte kan kullanıldı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kotu-ruh-uyanis-filmi-icin-1000den-fazla-insanin-kanina-esdeger-sahte-kan-kullanildi-368084</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 12:45:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[eşdeğer]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[filmi]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanına]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıldı]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sahte]]></category>
		<category><![CDATA[uyanış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efsanevi korku serisi, yeni filmi “Kötü Ruh: Uyanış” (Evil Dead Rise) ile geri döndü. Korku sineması hayranlarının merakla beklediği film için yaklaşık 6.500 litre yani 1.000'den fazla insanın kanına eş değer sahte kan üretildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kotu-ruh-uyanis-filmi-icin-1000den-fazla-insanin-kanina-esdeger-sahte-kan-kullanildi-368084">&#8220;Kötü Ruh: Uyanış&#8221; filmi için 1000&#8217;den fazla insanın kanına eşdeğer sahte kan kullanıldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Efsanevi korku serisi, yeni filmi “Kötü Ruh: Uyanış” (Evil Dead Rise) ile geri döndü. Korku sineması hayranlarının merakla beklediği film için yaklaşık 6.500 litre yani 1.000&#8217;den fazla insanın kanına eş değer sahte kan üretildi.</strong></p>
<p><strong>Filmin yönetmeni Lee Cronin, Kötü Ruh Uyanış&#8217;ı hayata geçirecek kadar kanı üretmek için bir endüstriyel mutfak kiralamak zorunda kaldıklarını anlatırken, “tıpkı gerçeğe yakın olması için kanı pişirdik” dedi. </strong></p>
<p>1980&#8217;lerin başından günümüze kadar izleyiciyi yarattığı doğa üstü evrenle korkutmayı başaran Evil Dead serisi yeni filmi “Kötü Ruh: Uyanış” ile geri döndü. Korku filmi tutkunları tarafından heyecanla beklenen filmin yapımında kullanılan kan miktarı ise adrenalini artırdı. Kötü Ruh: Uyanış’ın çekimlerinde yaklaşık 6.500 litre yani 1.133 insanın toplamı kadar sahte kan kullanılırken, filmin yönetmeni Lee Cronin ihtiyaç duydukları kanı nasıl ürettiklerini anlattı.</p>
<p><strong>Çekimler sırasında ekranın her yerine kan sıçradı</strong></p>
<p>Kötü Ruh: Uyanış&#8217;ı hayata geçirmek için gereken sahte kan üretimi miktarının 1.000&#8217;den fazla insanın kan toplamına eş değer olduğunu doğrulayan Yönetmen Lee Cronin, “İhtiyacımız olan kan için bir miktar suya kırmızı gıda boyası katmak gibi bir hile yapmadık çünkü bu olmazdı. Gereken miktarda kan üretmek için bir endüstriyel mutfak kiralamak zorunda kaldık. Burada pişirerek, tıpkı gerçeği gibi, tamamen yapışkan bir kan ürettik” dedi. Film için kiralan evden çıkarken ev sahibini “Dairenin her yerinde kanlı el izleri bulacaksınız ama onlar gerçek değil, doğru söylüyorum!” diye uyarmak zorunda kaldığını da anlatan Cronin, “Sette o kadar fazla sahte kan kullandık ki, kan her yerdeydi ve ekranın her yerine sıçradı” diye konuştu.</p>
<p>Kötü Ruh’ta sadece akılsız zombilerin olmamasını ve zombilerin konuşup, alay etmelerini sevdiğini ifade eden Yönetmen Cronin, Kötü Ruh: Uyanış’ta her zamankinden daha fazla Deadite diyaloğu olduğu bilgisini paylaştı.</p>
<p><strong>Kötü Ruh serisinde aksiyon ormandan şehre taşınıyor</strong></p>
<p>Kötü Ruh serisinin yaratıcılarından Sam Raimi’nin 1981 tarihli kült klasiği Kötü Ruh&#8217;la başlayan uzun soluklu serinin en yeni filmi olan Kötü: Ruh Uyanış’ta hikâye her zamanki ormanlık alanlarından çıkıp Deadite salgınını Los Angeles&#8217;taki bir binanın duvarlarının içine taşıyor. İzleyiciyi kâbus gibi bir hayatta kalma mücadelesine ortak eden filmde, zamanla birbirlerinden uzaklaşmış iki kardeşin bir araya gelişi, et yiyen kötü ruhların canlanmasıyla sekteye uğruyor. Sutherland ve Sullivan’ın canlandırdığı iki kardeş bir ailenin karşı karşıya gelebileceği en kâbus dolu anları yaşıyor ve vahşi bir hayatta kalma savaşının ortasında kalıyor.</p>
<p>A New Line Cinema / Renaissance Pictures’ın sunduğu, Pacific Renaissance ve Wild Atlantic Pictures yapımı “Kötü Ruh Uyanış”ın yönetmenliğini ve senaristliğini Lee Cronin yapıyor. Filmin başrollerini Lily Sullivan (“I Met a Girl,” “Barkskins”), Alyssa Sutherland (“The Mist,” “Vikings”), Morgan Davies (“Storm Boy,” “The End”), Gabrielle Echols (“Reminiscence”) paylaşıyor.  &#8220;Kötü Ruh Uyanış&#8221; Nell Fisher’ın (“Northspur”) rol aldığı ilk film olarak tarihe geçiyor.</p>
<p>“Kötü Ruh Uyanış”ın yapımcısı Rob Tapert (“Ash vs Evil Dead,” “Don’t Breathe”), yönetici yapımcısı ise film serisinin aynı zamanda yaratıcısı ve korku filmleri ikonu Sam Raimi. Korku filmleri efsanesi “Ash” Bruce Campbell, John Keville, Macdara Kelleher, Richard Brener, Dave Neustadter, Romel Adam ve Victoria Palmieri de filmin diğer yapımcıları arasında yer alıyor.</p>
<p>Cronin’e kamera arkasında görüntü yönetmeni Dave Garbett (“Z for Zachariah,” “Underworld: Rise of the Lycans”) eşlik ederken, yapım tasarımcılığını Nick Bassett, (“Guns Akimbo,” “Sweet Tooth”), kurguyu Bryan Shaw, (“Ash vs Evil Dead,” “Spartacus”) kostüm tasarımını Sarah Voon, (“Chasing Great,” “Inside”), müzikleri ise Stephen McKeon (“The Hole in the Ground,” “Primeval”) üstleniyor.</p>
<p><strong>Kötü Ruh: Uyanış</strong>, dublaj ve altyazı seçenekleriyle<strong> 21 Nisan</strong>’da sinemalarda olacak.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kotu-ruh-uyanis-filmi-icin-1000den-fazla-insanin-kanina-esdeger-sahte-kan-kullanildi-368084">&#8220;Kötü Ruh: Uyanış&#8221; filmi için 1000&#8217;den fazla insanın kanına eşdeğer sahte kan kullanıldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay Herkesi Kan Bağışı Yapmaya Davet Etti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/konya-buyuksehir-belediye-baskani-ugur-ibrahim-altay-herkesi-kan-bagisi-yapmaya-davet-etti-366809</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Apr 2023 13:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[etti]]></category>
		<category><![CDATA[herkesi]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[uğur]]></category>
		<category><![CDATA[yapmaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=366809</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Kızılay’da ulusal kan stoklarının asgari seviyenin altına düştüğünün duyurulmasının ardından AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı ile birlikte Çumra’da kan bağışında bulundu. İhtiyaç sahibi vatandaşların kana ulaşması noktasında herkesi kan bağışı yapmaya davet eden Başkan Altay, “İhtiyaç sahibi vatandaşlarımızın kana ulaşması için hepimizin kan bağışında bulunması gerekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-buyuksehir-belediye-baskani-ugur-ibrahim-altay-herkesi-kan-bagisi-yapmaya-davet-etti-366809">Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay Herkesi Kan Bağışı Yapmaya Davet Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Kızılay’da ulusal kan stoklarının asgari seviyenin altına düştüğünün duyurulmasının ardından AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı ile birlikte Çumra’da kan bağışında bulundu. İhtiyaç sahibi vatandaşların kana ulaşması noktasında herkesi kan bağışı yapmaya davet eden Başkan Altay, “İhtiyaç sahibi vatandaşlarımızın kana ulaşması için hepimizin kan bağışında bulunması gerekiyor. Verdiğimiz bir ünite kan üç vatandaşımızın derdine derman olacak” dedi.</p>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, herkesi Kızılay’a kan bağışı yapmaya davet etti.</p>
<p>Kızılay’ın geçtiğimiz günlerde ulusal kan stoklarının kritik seviyenin altına düştüğünü açıklamasının ardından Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, Çumra ilçesini ziyaretleri sırasında Kızılay’a kan bağışında bulundu.</p>
<p><strong>“VERDİĞİMİZ BİR ÜNİTE KAN ÜÇ VATANDAŞIMIZIN DERDİNE DERMAN OLACAK”</strong></p>
<p>Kızılay’ın ihtiyaç duyulan her zaman herkesin yanında hissettiği Türkiye’nin en köklü kurumlarından birisi olduğuna vurgu yapan Başkan Altay, “Deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın kan verememesi, Ramazan ayının araya girmesiyle birlikte de kan stoklarımızda ciddi bir azalma oldu. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımızın kana ulaşması için hepimizin kan bağışında bulunması gerekiyor. Verdiğimiz bir ünite kan üç vatandaşımızın derdine derman olacak. Biz de bugün Çumra’dan kan bağışında bulunuyoruz. Tüm Konyalı hemşehrilerimi, tüm vatandaşlarımızı Kızılay’a kan bağışına davet ediyorum. Kızılay gibi büyük ve köklü bir kurumumuzun bu problemini hızlıca çözmemiz gerekiyor. Konyalılar ne zaman ihtiyaç olsa her konuda destek oluyor. Hem Konya Büyükşehir Belediyesi kurumsal olarak hem de Konyalılar olarak Kızılay’a kan bağışlamaya devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“TOPLUMUN TÜM KESİMLERİ BAĞIŞ KAMPANYASINA KATILMALI”</strong></p>
<p>AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı da “Kızılay her zaman vatandaşlarımızın hizmetinde. Özellikle kan hizmetlerinde deprem sürecinde ve sonrasında Ramazanla beraber kan stoklarının kritik seviyenin altına düştüğünü duyurdu. Bu sebeple Kızılay’ımızın kan stoklarını yeterli seviyeye çıkartmak için toplumun tüm kesimleri bu bağış kampanyasına katılmalı. Biz de bağışta bulunarak kana ulaşımı kolaylaştırmak adına bu desteğe katkı vermiş oluyoruz. Kan bağışında bulunan herkese teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/konya-buyuksehir-belediye-baskani-ugur-ibrahim-altay-herkesi-kan-bagisi-yapmaya-davet-etti-366809">Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay Herkesi Kan Bağışı Yapmaya Davet Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulusal Kan Stokları Her Gün Biraz Daha Yükseliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulusal-kan-stoklari-her-gun-biraz-daha-yukseliyor-366746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Apr 2023 11:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biraz]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[stokları]]></category>
		<category><![CDATA[ulusal]]></category>
		<category><![CDATA[yükseliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=366746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan’da düşen kan bağışları, Kızılay’ın yaptığı çağrının ardından toparlanma eğilimine girdi. Kızılay, son günlerde, günlük tüketim için hastanelere gönderdiği kan ürünlerinin yanı sıra, ulusal kan stoklarına da ilave kan ürünü ekleme imkânı buldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulusal-kan-stoklari-her-gun-biraz-daha-yukseliyor-366746">Ulusal Kan Stokları Her Gün Biraz Daha Yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ramazan’da düşen kan bağışları, Kızılay’ın yaptığı çağrının ardından toparlanma eğilimine girdi. Kızılay, son günlerde, günlük tüketim için hastanelere gönderdiği kan ürünlerinin yanı sıra, ulusal kan stoklarına da ilave kan ürünü ekleme imkânı buldu. Ancak bu kan bağışçılarını iyilik yapmaktan geri bırakmamalı. Zira kan “acil değil sürekli bir ihtiyaç”.</strong></p>
<p>Kızılay’ın Ramazan’ın ortalarına doğru yaptığı “kan bağışı” çağrısı gönüllü kan bağışçıları tarafından her zamanki gibi cevapsız bırakılmadı. Kızılay’ın çağrısından sonra kan merkezlerine akın eden gönüllü kan bağışçıları, hastanelerin günlük tüketiminin üzerinde kan bağışı yaparak, ulusal kan stoklarının yükseltilmesini de sağladı. </p>
<p>11 ili etkileyen büyük deprem felaketi, Kızılay’ın yürüttüğü kan bağışı organizasyonlarına da zarar verdi. Deprem bölgesindeki kan bağış personeli “afetzede” konuma gelen Kızılay, kan bağış merkezlerinden bazılarını da kaybetti. Bu kayıplar üzerine, deprem bölgesi diğer illerde toplanan kanlarla takviye edildi. Depremin ilk gününden bugüne kadar afet bölgesindeki hastanelere 124.467 ünite kan bileşeni gönderildi. </p>
<p>Bu olumsuzluğun ardından başlayan Ramazan ayı da her yıl olduğu gibi bu yıl da kan bağışlarını olumsuz etkiledi. Ramazan ayına yönelik olarak çalışma saatlerini revize eden Kızılay, olumsuz hava koşulları nedeniyle vatandaşların iftar sonrası mobilizasyonunun azalmasıyla birlikte önemli bir stok sorunuyla karşı karşıya kaldı. Bunun üzerine yapılan kan bağışı çağrısı ise her zaman olduğu gibi gönüllü kan bağışçıları tarafından cevapsız bırakılmadı. Bağışçılar, son bir hafta içinde Türkiye’deki tüm hastanelerin kullandığı kan miktarının üzerinde bağışlar yaparak, ulusal kan stoklarının yeniden yükselme eğilimine dönmesini sağladı. </p>
<p>Ülkemizin kan ihtiyacını karşılamaktan sorumlu olan Kızılay, 2005 yılında başlatılan “Güvenli Kan Temini Projesi” ile toplumumuzu kan bağışı konusunda bilinçlendirerek gönüllü kan bağışı sayısında artış sağlamayı, ihtiyaç sahiplerine sağlıklı ve doğru bir hizmet sunmayı hedefliyor.  Kan Bankacılığı ve Transfüzyon Tıbbının tüm dünyada uygulanan ve kabul görmüş Bölge Kan Bankacılığı sistemini uygulayan Kızılay, ülkemizde 1.156 hastanenin kan ihtiyacını 365 gün kesintisiz karşılamaktadır.  </p>
<p>2022 yılında 2.809.765 ünite kan bağışı toplayan Kızılay’ın 2023 yılı hedefi 3.040.000 ünite kan bağışı almak.   Ülkemizin kan ve kan bileşeni ihtiyaçlarının karşılanması hususunda tüm önlemler alınsa da özellikle Ramazan ayı, uzun tatil dönemleri, ağır hava şartları gibi bir takım nedenler ile stok seviyelerimizde düşüşler yaşanmaktadır. Ancak hastanelerin kan ihtiyacı artarak devam etmektedir. </p>
<p><strong>Kan İhtiyacı Ertelenemez</strong></p>
<p>Kan bağışında dönemsel düşüşlerin önüne geçilmesi için Kızılay Gönüllü Kan Bağışçılarına ve kamuoyuna çağrısını yineleyerek “Kan Acil Değil Sürekli İhtiyaçtır” mesajını yineliyor.   Hastanelerin kan ihtiyaçlarının hızla karşılanması için kan bağışında düzenli ve sürekliliğin sağlanması büyük önem taşıyor. </p>
<p>Normal zamanlarda Kızılay tarafından toplanan kan bağışı sayısı 8.000-10.000 bandında seyrederken, Ramazan ayı gibi dönemlerde bu rakam 4 bin ünite seviyesi kadar düşebilmektedir. Oysa hastaneler günlük 8-10 bin ünite kan ürünü kullanmaya devam etmektedir. </p>
<p><strong>Kızılay Kan Hizmet Birimleri İftar Sonrasında da Açık </strong></p>
<p>Kızılay kan bağışlarının devam etmesi ve stokların tekrardan istenilen seviyelere gelmesi için geçmiş yıllarda da olduğu gibi mesai saatlerini değiştirdi. Kan bağışçıları, iftar sonrası da kan bağışında bulunabiliyor. Güncel kan bağışı yeri ve saatleri Kan Hizmetleri resmi sitesinden www.kanver.org ve kan bağışı mobil uygulamasından takip edilebilmekte ve uygun zaman için kan bağışı randevusu planlanabilmektedir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulusal-kan-stoklari-her-gun-biraz-daha-yukseliyor-366746">Ulusal Kan Stokları Her Gün Biraz Daha Yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kan Bağışı Hayat Kurtarır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kan-bagisi-hayat-kurtarir-362954</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Apr 2023 16:14:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=362954</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oruç tutmak kan bağışçısı olmaya engel değildir. İftardan sonra haydi kan bağışına!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-bagisi-hayat-kurtarir-362954">Kan Bağışı Hayat Kurtarır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Oruç tutmak kan bağışçısı olmaya engel değildir. İftardan sonra haydi kan bağışına!</strong></p>
<p>Tüm dünyada ve ülkemizde nüfusun ve sağlık teknolojisindeki yeniliklerin artmasıyla birlikte her geçen gün kan ve kan ürünlerine duyulan gereksinim artmaktadır. Kan ve kan ürünlerine olan talebin karşılanmasında başta Türk Kızılay’ı olmak üzere hastane kan bankaları bu önemli görevi başarı ile yerine getirmektedir.</p>
<p><em><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Barış Malbora, kan bağışının sürekli bir ihtiyaç olduğunu vurgularken, kan bağışı konusunda dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgiler verdi. </strong></em></p>
<p>Kan merkezlerinin, kan ve kan bileşenlerine olan talepleri zamanında karşılayabilmek için yeterli stok bulundurma ve fazla stoktan dolayı bozulmaları engelleyecek stok politikaları üretmeleri gerekmektedir. Yakın zamanda yaşadığımız büyük depremde bu politikaların ne denli önemli olduğunu maalesef hep birlikte yaşayarak anladık. Bu konuda bizlerin, yani bugünün sağlıklı insanlarının da dikkat etmesi gereken önemli notalar var.</p>
<p>Geçmiş yıllarda kan nakli, ‘tam kan’ adı altında tüm kan bileşenlerini bir arada kapsarken günümüzde bu kan bileşenleri yüksek teknolojili cihazlarla birbirinden ayrıştırarak daha verimli kullanılmakta ve bir gönüllüden alınan numune ile farklı kan bileşenlerine ihtiyacı olan birden fazla hastaya şifa olunabilmektedir.</p>
<p><strong>Bu konuyu biraz derinleşmekte fayda var:</strong></p>
<p>Kan bileşenleri, kırmızı kan (eritrosit süspansiyonu), kan pıhtılaştırıcı hücrelerimizi barındıran ‘trombosit süspansiyonu’, ‘plazma’ ve nadiren ihtiyaç duyulan, vücudun savunma hücreleri çok azalan ve mikroplarla savaşan beyaz küre ismindeki hücrelerin dışarıdan temininde kullanılan ‘granülosit süspansiyonu’dur.</p>
<p>Bu ürünlerin elde edilmesinde çok çeşitli tıbbi yöntemler vardır. Örneğin, kırmızı kan ihtiyacı olan hastalar için eritrosit süspansiyonu eldesi için tam kan toplama işlemi gerçekleştirilir. Bu santrifüj işlemi sonrasında iki önemli bileşene ayrılır. ‘Trombositten zengin plazma’ ve ‘eritrosit süspansiyonu’ şeklinde ayrışır.  Trombositten zengin plazma ise yeniden santrifüj edilerek ‘trombosit süspansiyonu’ ve ‘plazma’ya ayrışır. Yani bu yöntem ile bir sağlıklı gönüllüden üç ayrı kan bileşeni elde edilmiş olur. Yani bir gönüllü üç farklı soruna sahip üç ayrı hastaya can olabilir. Bu işlem gönüllünün hayatından sadece 30-40 dakikasını alırken, üç ayrı hastaya ömürlük can olur.</p>
<p>Bir diğer yöntem ise sadece trombositin elde edildiği ve ‘aferez’ isimli özel cihazlarla elde edilen ve diğer yönteme göre daha kaliteli trombositin elde edildiği yöntemdir. İlk yöntemle, bir gönüllüden elde edilen trombosit miktarı erişkin bir hastaya yeterli gelmez ve birden fazla hastanın benzer yöntemle elde edilmiş trombositleri birleştirilir ve bu yöntemle elde edilen trombosite ‘havuzlamış’ trombosit ismi verilir. İkinci yöntemde ise bir gönüllüden elde edilen trombosit miktarı rahatlıkla erişkin bir hastanın ihtiyacını karşılar. Bu yöntemle elde edilen ürüne ise ‘aferez trombosit süspansiyonu’ denir. Birinci yöntemden elde edilen trombositin 6 ila 8 katı kadar daha fazla ürün elde edilebilir. Hasta için bu yöntem çok daha sağlıklıdır. Aferez yöntemiyle trombositin elde edilebilmesi için gönüllülerimizin gününden bir saatini ayırması yeterli olacaktır. Ayrıca, eğer gönüllünün kan değerleri uygun ise iki hatta üç ünite trombosit süspansiyonu tek seferde elde edilebilir. Yani hayatımızdan ayıracağımız bir saat kanamaya meyli olan üç hastanın hayata tutunmasına katkı sağlayabilir.</p>
<p><strong>Kan bileşenlerinin saklama koşulları</strong></p>
<p>Kan bileşenlerinin çeşitlerine göre saklama koşulları ve süresi değişiklikler göstermektedir. Örneğin ‘tam kan’ 2-6 derecede, alarmlı ve ısı kontrollü bir kan saklama dolabında 35 gün saklanabilir. ‘Eritrosit süspansiyonu’ ise aynı koşullarda 42 güne kadar saklanabilir. Trombosit süspansiyonu’ için bu kadar şanslı değiliz maalesef. Çünkü bu kan bileşeninin ömrü sadece 5 gündür. Bunun için ‘trombosit süspansiyonu’ özel torbalar içinde 20-24 derece sıcaklıkta ajitatör ismindeki cihazlarda sürekli sallanmak şartıyla fonksiyonlarını korurlar. Hastalara faydasının en üst düzeyde olması için tüm kan bileşenlerinin, toplandıktan sonra en kısa sürede verilmesi uygun olacaktır. Ayrıca unutmamak gerekir ki depolanma ömrü en kısa olan ‘trombosit süspansiyonu’ kanamalı hastalar için hem acil hem de taze verilmesi gereken bir kan bileşenidir.</p>
<p><strong>Gönüllü kan ürünü vericisi olmak için neler yapmamız gereklidir?</strong></p>
<p>Gönüllülerin öncelikle Kızılay şubelerine veya hastanelerin kan bankasına kimlik kartı ile başvurması ilk adımdır. Ardından, gönüllünün sağlık durumunu gözden geçirdiğimiz anket formunu doldurması gerekmektedir. Bu formda, hastanın genel sağlık problemlerinin olup olmadığı, düzenli ve yakın zamanda kullandığı ilaçların varlığı, vücuduna yakın zamanda dövme yaptırıp yaptırmadığı, özellikle bulaşıcı hastalıkların yaygın ve kontrolsüz olduğu yurt dışı seyahatlerinin olup olmadığı sorgulanır. Bu ankette gönüllünün kan bağışçısı olmasında engel olmadığı kanaatine varılırsa o zaman şanslısınız. Artık sizin kanınıza gereksinimi olan hastalara can olabilirsiniz.</p>
<p><strong>Bağışçı olmakla ilgili bilgi eksikliklerimiz var</strong></p>
<p>Bu yanlış bilgilerden birincisi ‘toplumda sık görülen kan grubu bileşenlerine ulaşımın daha kolay olması’. Türkiye’de en sık görülen kan grubunun A Rh pozitif olduğu birçoğumuz tarafından bilinir. Bu nedenle bu kan grubuna ulaşımın diğer kan gruplarına göre çok daha kolay olduğu yanlış kanısına varılarak bu kan grubuna sahip bireyler kan bağışı konusunda ‘tembellik’ gösterebilir. Bu yanlış bir algıdır. Çünkü unutmayalım ki aynı kan grubuna sahip bir o kadar fazla hasta olacaktır.</p>
<p>AB Rh negatif kan grubuna sahip bireyler ise kendi sağlıklarına lütfen iki kat daha fazla dikkat etsinler. Çünkü, birincisi sizin kanınız çok kıymetli. İhtiyacı olan hasta için altın değerinde bir kana sahipsiniz. İkincisi, kan bileşenlerine ihtiyacınız olursa, aman dikkat. Toplumumuzda bu kan grubuna sahip insan oranı sadece %1!</p>
<p>Diğer önemli konu; hepimizin malumu tüm İslam aleminin kutsal ayı Ramazan. Bu ayda tüm Müslüman toplumlarında sağlığı elveren birçok kişi dini vecibelerinin bir parçası olarak oruç tutmaktadır. Oruç tutan, yani aç ve susuz bir kişinin sağlığı elverse bile bu dönemde kan bağışçısı olması tıbben uygun değildir. Bu nedenle, bu kutsal günlerde biz hekimler ve tedavi süreci devam etme zorunluluğu olan lösemi, kanser, Akdeniz anemisi (talasemi), kemik iliği yetmezliği hastaları, kemik iliği nakli olmuş kişiler ve büyük cerrahi girişimler geçirmesi gereken hastalar çok zorlanmaktadır.</p>
<p><strong>Bunun da çözümü var!</strong></p>
<p>Hemen tüm hastaneler Ramazan ayında kan bağışı konusunda gönüllülerimizin kan verme sürecini kolaylaştırmak için iş akışlarında önemli değişiklikler yaparlar. Normal günlerde sadece mesai saatlerinde kan bağışı kabulü yapılırken Ramazan ayında  bu süreç iftar sonrasına taşınır. Bu nedenle biz sağlıklı kan bağışçısı gönüllülerinde bu sağlık zincirini devam ettirmek esas olmalıdır. Yani oruç tutmak kan bağışçısı olmaya asla engel değildir. İftardan sonra haydi kan bağışına!</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-bagisi-hayat-kurtarir-362954">Kan Bağışı Hayat Kurtarır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da Hurmalı Dondurma ile Kan Şekerinizi Dengede Tutmaya Yardımcı Olun</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-hurmali-dondurma-ile-kan-sekerinizi-dengede-tutmaya-yardimci-olun-361088</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Mar 2023 09:24:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dengede]]></category>
		<category><![CDATA[dondurma]]></category>
		<category><![CDATA[hurmalı]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[olun]]></category>
		<category><![CDATA[ramazanda]]></category>
		<category><![CDATA[şekerinizi]]></category>
		<category><![CDATA[tutmaya]]></category>
		<category><![CDATA[yardımcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=361088</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayını sağlıklı beslenerek geçirmek isteyenlere önerilerde bulunan Marmara Üniversitesi Diyetetik ve Beslenme Bölüm Başkanı Doç. Dr. Şule Aktaç</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-hurmali-dondurma-ile-kan-sekerinizi-dengede-tutmaya-yardimci-olun-361088">Ramazan&#8217;da Hurmalı Dondurma ile Kan Şekerinizi Dengede Tutmaya Yardımcı Olun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ramazan ayını sağlıklı beslenerek geçirmek isteyenlere önerilerde bulunan Marmara Üniversitesi Diyetetik ve Beslenme Bölüm Başkanı Doç. Dr. Şule Aktaç, şerbetli tatlılar yerine sütlü bir seçenek olan dondurmayı tüketmeyi, Ramazan ayının sevilen lezzetleri hurma ya da tahinin dondurma olarak da tüketilebileceğini, iftardan sonra içilen bir fincan sade Türk Kahvesi ile metabolizmanın hızlandırılmasına yardımcı olunabileceğini tavsiye ediyor. </strong></p>
<p>Ramazan ayını sağlıklı geçirmek için beslenmemize dikkat etmemiz büyük önem taşıyor. İftarda çeşit çeşit yemeklerin yer aldığı sofralar yerine normaldeki beslenme tarzınızı sürdürmek, uzun saatler aç kalındığı için iftarda aşırı miktarda yemek yememek, şerbetli tatlılar yerine sütlü ve meyveli tatlılar tercih etmek yapılması gerekenlerden sadece birkaçı… Özellikle iftardan sonra tüketilen şerbetli tatlıların, uzun saatler aç kalınması nedeniyle düşen kan şekerini yükselttiğini, yükselen kan şekerinin sadece diyabet hastaları için değil tüm bireyler için sağlığı olumsuz etkilediğini belirten Marmara Üniversitesi Diyetetik ve Beslenme Bölüm Başkanı Doç. Dr. Şule Aktaç,  “Bunu önlemek için şerbetli tatlılar yerine, iftardan 1-2 saat sonra tüketilecek dondurma gibi sütlü tatlıların veya meyvelerin tercih edilmesi ve porsiyon miktarlarının küçük tutulması daha doğru olacaktır” diyor. </p>
<p><strong>Şerbetli tatlılar yerine dondurma tüketilebilir</strong></p>
<p>Ramazan ayında uzun süre aç kalmanın ve beslenme düzeninin değişmesinin metabolizmayı yavaşlatarak, kilo almaya neden olabildiğini hatırlatan Doç. Dr. Şule Aktaç, şöyle devam ediyor: “Şerbetli tatlılar, yüksek miktarda enerji alımına neden olarak ağırlık kontrolünü zorlaştırmaktadır. İftarda tatlı tüketmek isteyenler için iftardan 1-2 saat sonra tüketilen ilave şeker içermeyen hurmalı dondurma doğru bir tercih olacaktır. İlave şeker eklenmeden sadece hurma ile yapılmış olan dondurma tüketimi, ferahlatıcı bir tatlı olmasının yanı sıra, lif içeriği sayesinde ramazanda sıklıkla oluşan kabızlık ve hazımsızlığı azaltmaya, tokluğu desteklemeye, kaybedilen elektrolitlerin yerine konmasına ve enerji alımının kontrol altında tutulmasına yardımcı olur ve sağlığımızı geliştirir. </p>
<p>Tahin; susam tohumlarının tekniğine uygun bir şekilde işlenmesi ile elde edilen besin değeri açısından zengin ve tüketimi uzun yıllara dayanan bir gıda ürünüdür. Besin ögesi içeriği incelendiğinde; başta kalp ve damar hastalıkları olmak üzere kronik hastalık riskini azaltan, bağışıklık sistemini güçlendiren, sinir sistemi için gerekli olan, sindirim sistemini düzenleyen, tokluk hissi veren, kemik sağlığında önemli rol oynayan, enerji üretimini düzenleyen bileşenler içermektedir. Zengin içeriği nedeniyle, bir top tahinli dondurma günlük enerji ve besin ögesi gereksiniminin karşılanması açısından önemli rol oynar.”</p>
<p><strong>İftardan sonra bir fincan Türk kahvesi hazmı kolaylaştırıyor</strong></p>
<p>Kahve Dünyası Sağlıklı Beslenme Danışmanı Doç. Dr. Aktaç, iftardan sonra içilecek bir fincan sade Türk Kahvesinin sindirim sürecine yardımcı olacağını söylüyor. Türk Kahvesinin iştahı baskılayarak atıştırma isteğini de azaltabileceğini hatırlatan Aktaç, Türk Kahvesinin metabolizmayı hızlandırarak enerji yakımını artıracağına da dikkat çekiyor. Aktaç, ayrıca Ramazan döneminde konsantrasyonun artması için Türk Kahvesinin iyi bir seçenek olduğunu söylüyor, Ramazan boyunca her gün bir fincan sade Türk Kahvesi tüketilmesini öneriyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-hurmali-dondurma-ile-kan-sekerinizi-dengede-tutmaya-yardimci-olun-361088">Ramazan&#8217;da Hurmalı Dondurma ile Kan Şekerinizi Dengede Tutmaya Yardımcı Olun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızılay&#8217;dan Gönüllü Kan Bağışçılarına Acil Çağrı : Kan Stokları Hızla Azalıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kizilaydan-gonullu-kan-bagiscilarina-acil-cagri-kan-stoklari-hizla-azaliyor-360818</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2023 17:07:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[bağışçılarına]]></category>
		<category><![CDATA[çağrı]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kızılaydan]]></category>
		<category><![CDATA[stokları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=360818</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pazarcık ve Elbistan deprem felaketlerinin ardından vatandaşların kan bağış çağrılarına gösterdiği yoğun ilgi ile Kızılay kan stokları istenilen seviyeye ulaşırken, Ramazan ayının başlaması ile kan stoklarında ciddi oranda düşüş yaşanmaya başlandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilaydan-gonullu-kan-bagiscilarina-acil-cagri-kan-stoklari-hizla-azaliyor-360818">Kızılay&#8217;dan Gönüllü Kan Bağışçılarına Acil Çağrı : Kan Stokları Hızla Azalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pazarcık ve Elbistan deprem felaketlerinin ardından vatandaşların kan bağış çağrılarına gösterdiği yoğun ilgi ile Kızılay kan stokları istenilen seviyeye ulaşırken, Ramazan ayının başlaması ile kan stoklarında ciddi oranda düşüş yaşanmaya başlandı.   </strong></p>
<p>Ülkemizin kan ihtiyacını karşılamaktan sorumlu olan Kızılay, 18 Bölge Kan Merkezi ve 69 Kan Bağışı Merkezi ile hizmet vermekte ve sorumlu olduğu 1.156 hastanenin kan ve kan ürünleri ihtiyacını 365 gün kesintisiz karşılıyor.  </p>
<p>Türkiye’de her yıl olduğu gibi bu yılda Ramazan ayında kan bağışı oranlarında ciddi düşüş yaşanıyor. Depremin ardından Kızılay’ın ulusal kan bağışı çağrısı sonrası stoklar istenilen seviyelere gelirken, Ramazan ayında kan bağışı oranlarında ciddi düşüş yaşanıyor. Ancak Ramazan ayında da hastanelerin kan ihtiyaçları aynı oranda devam ediyor ve kana ihtiyaç duyulan hasta sayısı azalmıyor.  </p>
<p>6 Şubat tarihinde yaşanan büyük deprem felaketi sonrası vatandaşlarımızın duyarlılığı ve yoğun desteği sayesinde Kızılay Ulusal Kan Stok Seviyesi 90.000 ünite seviyelerine çıkmış ve depremzede vatandaşlarımızın ve tüm hastanelerin kan ihtiyaçları %100 oranında karşılanmıştı. </p>
<p>Gerek depremden büyük hasar gören illerdeki Kızılay kan hizmet birimlerinin zarar görmesi gerekse Ramazan ayı nedeni ile kan bağışı sayılarında ciddi düşüş yaşanıyor. Deprem bölgesinde büyük yıkımın yaşandığı illerdeki kan bağış organizasyonları hala yapılamıyor.   </p>
<p><strong>Kızılay İftar Sonrasında da Kan Hizmet Birimlerini Açık Tutacak  </strong></p>
<p>Kızılay kan bağışlarının devam etmesi ve stokların tekrardan istenilen seviyelere gelmesi için geçmiş yıllarda da olduğu gibi mesai saatlerini değiştirdi. Kan bağışçıları, iftar sonrası da kan bağışında bulunabiliyor.  </p>
<p><strong>Kan ihtiyacı ertelenemez  </strong></p>
<p>Vatandaşlara çağrıda bulunan Kızılay, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “kan bağışı orucu bozmaz” fetvasını hatırlatarak vatandaşlara kan bağışı çağrısında bulundu. Güncel kan bağışı yeri ve saatleri Kan Hizmetleri resmi sitesinden www.kanver.org ve kan bağışı mobil uygulamasından takip edilebilmekte ve uygun zaman için kan bağışı randevusu planlanabilmektedir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilaydan-gonullu-kan-bagiscilarina-acil-cagri-kan-stoklari-hizla-azaliyor-360818">Kızılay&#8217;dan Gönüllü Kan Bağışçılarına Acil Çağrı : Kan Stokları Hızla Azalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Birevim&#8217;den depremzedeler için kan bağışı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/birevimden-depremzedeler-icin-kan-bagisi-355537</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Mar 2023 10:06:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[birevimden]]></category>
		<category><![CDATA[depremzedeler]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355537</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tasarruf finansman sektörünün öncüsü Birevim, depremzedeler için Kızılay’a kan bağışında bulundu. Birevim Genel Müdürü Av. Mahir Orak, “Depremzedeler için Kızılay’a kan bağışında bulunuyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/birevimden-depremzedeler-icin-kan-bagisi-355537">Birevim&#8217;den depremzedeler için kan bağışı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tasarruf finansman sektörünün öncüsü Birevim, depremzedeler için Kızılay’a kan bağışında bulundu. Birevim Genel Müdürü Av. Mahir Orak, “Depremzedeler için Kızılay’a kan bağışında bulunuyoruz. Kızılay’a yaptığımız bu kan bağışlarıyla tek bir vatandaşımızın bile kan ihtiyacına cevap olabilmek bizler için en mutlu haber olur. Ayrıca depremin zararlarını en aza indirmek adına finansman sağladığımız tasarruf sahiplerimizin DASK primlerini de karşılamayı taahhüt ediyoruz.” dedi.</strong></p>
<p>Kahramanmaraş merkezli depremlerde yaralanan depremzedeler için Ataşehir’de bulunan Birevim Genel Müdürlüğü’nde Kızılay’a kan bağışında bulunan Birevim, depremzedelerin yaralarını sarmak için seferberliğe devam ediyor. </p>
<p>Afet bölgesine yardımlarını sürdürdüklerini dile getiren Birevim Genel Müdürü Av. Mahir Orak, “Deprem sonrası Birevim olarak ilk iş bir kriz masası oluşturduk. Deprem bölgesindeki illerde çalışan arkadaşlarımızı farklı illerdeki şubelerimize transfer ettik. Nakliye ve altı ay boyunca kira desteği sunduk. Birevim ve Birtep çalışanları arasında toplanan ayni yardımları Hatay’daki depremzedelerimize ulaştırdık. Ek olarak, Çare Derneği ile birlikte yardım kampanyası başlattık ve bu yardım kampanyasını tasarruf sahiplerimizle de paylaşarak etkisini genişlettik. Bugün ise Genel Müdürlükteki çalışanlarımızla, depremzede vatandaşlarımız için Kızılay’a kan bağışında bulunduk. Umarım bağışta bulunduğumuz bu yardımlar depremde yaralanan ve kan ihtiyacı olan vatandaşlarımıza şifa olur.” dedi.<br /><strong>“Tasarruf sahiplerinin DASK primlerini ödemeyi taahhüt ediyoruz”</strong></p>
<p>Deprem bölgesindeki yaraları sarmak adına Birevim’in yardımlarını devam ettireceğini dile getiren Av. Mahir Orak, “Toplum olarak desteğe ve kenetlenmeye ihtiyacımız var. Yaraların sarılması için zaman gerekiyor. Ek olarak, temel ihtiyaç olan barınma için imara güvenli barınma imkanı sağlanması gerekiyor. Bu kapsamda geçen günlerde deprem kimlik belgesi adını verdiğimiz uygulamanın zorunlu olmasını talep ettik. Biz şirket olarak bu yönde adım attık ve tasarruf sahiplerimizin satın almak istediği konutlardan deprem kimlik belgesini talep etmeye başladık. Ayrıca depremin zararlarını en aza indirmek adına finansman sağladığımız tasarruf sahiplerimizin DASK primlerini de karşılamayı taahhüt ediyoruz. Bu gibi uygulamalarla depremlerde can ve mal kaybını en aza indireceğimizi düşünüyoruz.” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/birevimden-depremzedeler-icin-kan-bagisi-355537">Birevim&#8217;den depremzedeler için kan bağışı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HUAWEI WATCH D: Kan basıncı ölçümüyle akıllı saat teknolojisinde çığır açan yenilik</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/huawei-watch-d-kan-basinci-olcumuyle-akilli-saat-teknolojisinde-cigir-acan-yenilik-353149</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 08:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[basıncı]]></category>
		<category><![CDATA[çığır]]></category>
		<category><![CDATA[huawei]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[ölçümüyle]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojisinde]]></category>
		<category><![CDATA[watch]]></category>
		<category><![CDATA[yenilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=353149</guid>

					<description><![CDATA[<p>HUAWEI, CE Tıbbi Cihaz Yönetmeliği sertifikası ile onaylanan EKG ve kan basıncı izleme özellikli ilk akıllı saat olan yepyeni HUAWEI WATCH D'nin piyasaya sürüldüğünü duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huawei-watch-d-kan-basinci-olcumuyle-akilli-saat-teknolojisinde-cigir-acan-yenilik-353149">HUAWEI WATCH D: Kan basıncı ölçümüyle akıllı saat teknolojisinde çığır açan yenilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HUAWEI, CE Tıbbi Cihaz Yönetmeliği sertifikası ile onaylanan EKG ve kan basıncı izleme özellikli ilk akıllı saat olan yepyeni HUAWEI WATCH D&#8217;nin piyasaya sürüldüğünü duyurdu.</strong></p>
<p>HUAWEI WATCH D, bilek tipi EKG ve ilk kez gerçek zamanlı her yerde kan basıncı izlemeyi mümkün kılarak, sağlık izlemenin rahatlığını tüketicilerin bileklerine getiriyor. HUAWEI WATCH D, tüketiciler için günlük sağlık izleme ve günlük takip arkadaşı olarak yeni bir seçenek. 2000 yılından bu yana akıllı saat teknolojisi gelişiyor. HUAWEI WATCH D&#8217;nin Türkiye’de piyasaya sürülmesiyle, sağlık yönetimi açısından daha da ileri giden özelliklerde bir atılım görüyor ve akıllı saatler yeni bir seviyeye taşınıyor.</p>
<p><strong>Bilekteki sağlık asistanı, akıllı saat yazılımında önemli bir atılım</strong></p>
<p>HUAWEI WATCH D sadece bir kan basıncı sensörü veya kalp atış hızı izleme cihazı değildir. Sağlık ölçümünün yanı sıra, bilimsel uyku izleme, tüm gün SpO2 izleme, cilt sıcaklığı algılama veya stres izleme gibi bir akıllı saatin tüm özelliklerini destekleyen ve 70&#8217;ten fazla egzersiz modu ile donatılmış tam işlevli bir akıllı saattir.</p>
<p>HUAWEI ayrıca, HUAWEI WATCH D kullanıcılarının artık egzersiz sonuçlarını HUAWEI Health uygulamasından son derece popüler egzersiz izleme uygulaması ve topluluğu olan Strava ile paylaşabileceklerini duyurmaktan mutluluk duyuyor. Veri paylaşımı etkinleştirildikten sonra kullanıcılar, HUAWEI akıllı saatleri tarafından toplanan verilerine Strava web sitesinden erişebilirler.</p>
<p><strong>Kalbinizi anlayan profesyonel EKG özellikleri</strong></p>
<p>HUAWEI WATCH D, EKG verilerini kaydetmeyi ve anında EKG raporları oluşturmayı destekleyen yüksek performanslı sensör modülü ile donatılmıştır. Ayrıca HUAWEI WATCH D, anormal bir kalp atış hızı tespit edilir edilmez kullanıcıya EKG ölçümleri yapmasını hatırlatan EKG izlemeyi de destekler.</p>
<p><strong>Yenilikçi donanım, doğru kan basıncı ölçümü sağlar</strong></p>
<p>Kan basıncı ölçümünün doğruluğu, geleneksel akıllı saatlerde bilek üzerindeki sıkılık ve takma pozisyonundan etkileniyor. HUAWEI WATCH D&#8217;nin yüksek çözünürlüklü basınç sensörü, geri besleme basınç kontrol devresi ve düşük akışlı hava yolu sayesinde, hassas basınç ölçüm sistemi en fazla ±3mmHg basınç ölçüm hassasiyetiyle kullanıcıların her zaman ve her yerde kan basıncını ölçmesine olanak tanır.</p>
<p>Akıllı mod ile birlikte, kullanıcıların sık sık şarj etmek zorunda kalmadan sürekli olarak saatlerini takıp kullanabilmelerini ve sağlıklarını kesintisiz izlemelerini sağlayan 7 günlük uzun pil ömrü sunar.</p>
<p>HUAWEI WATCH D, 2797 TL değerindeki hediye FreeBuds SE,extra kayış ve 1 yıl uzatılmış garanti ile birlikte HUAWEI Online Mağaza üzerinde <strong>8.999 TL</strong> fiyatla satışa sunuluyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/huawei-watch-d-kan-basinci-olcumuyle-akilli-saat-teknolojisinde-cigir-acan-yenilik-353149">HUAWEI WATCH D: Kan basıncı ölçümüyle akıllı saat teknolojisinde çığır açan yenilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızılay Kan Ürünü Satmaz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kizilay-kan-urunu-satmaz-352924</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2023 10:27:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[satmaz]]></category>
		<category><![CDATA[ürünü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=352924</guid>

					<description><![CDATA[<p>01.03.2023 tarihinde bazı basın yayın organlarında yer alan ve HALK SAĞLIĞINI DOĞRUDAN TEHDİT EDEN bazı haberlerle ilgili olarak aşağıdaki açıklamanın yapılması zorunlu olmuştur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilay-kan-urunu-satmaz-352924">Kızılay Kan Ürünü Satmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>01.03.2023 tarihinde bazı basın yayın organlarında yer alan ve HALK SAĞLIĞINI DOĞRUDAN TEHDİT EDEN bazı haberlerle ilgili olarak aşağıdaki açıklamanın yapılması zorunlu olmuştur. </p>
<p>Türkiye’de Kan bankacılığı ve transfüzyon tıbbı uygulamalarının tek yetkili otoritesi SAĞLIK BAKANLIĞI’DIR. Kan bankacılığı, Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği usul ve esaslara göre yürütülür. </p>
<p>Geçmiş yıllarda hastane önlerinde yaşanan kötü örneklerin ardından, Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde, 2005 yılında GÜVENLİ KAN TEMİNİ PROJESİ hayata geçirilmiştir. Bu proje ile o tarihten itibaren vatandaş ile kan bankaları arasındaki tüm parasal ilişkiye son verilmiş, kan ve kan ürünlerinin temini görevi Kızılay’a verilmiş, bu süreçle ilgili tüm operasyonel maliyet ise Sosyal Güvenlik Kurumu üzerine bırakılmıştır.</p>
<p>Bu alanda Avrupa mevzuatıyla uyumlanan Kanun ise 11 Nisan 2007 tarihinde 5624 sayısı ile kabul edilmiştir.</p>
<p>Hükümet, kan ve kan bileşenlerinin maliyetlerini yayımladığı SAĞLIK UYGULAMA TEBLİĞİ’nde (SUT) ilan etmektedir. Kızılay, 4 bine yakın personel, 830’dan fazla araç ve 300’den fazla noktada aldığı kanları laboratuvarlarda testlere tabii tutmakta, testi geçen kanları özel torbalarına koymakta ve kendisinden talep eden hastanelere soğuk zincire riayet ederek ulaştırmaktadır.</p>
<p>Hastaneler, talep ettikleri her kan veya kan bileşeni için SUT’ta belirlenen tedarik süreci maliyeti(çalışanlar, laboratuvar, kan torbaları, soğuk zincir,  vs)  ay sonunda Kızılay’a ödemekte, ardından ise bu ödemeye kendi giderlerini de ekleyerek SGK’ya fatura etmektedir. Dolayısıyla tüm sürecin maliyetini DEVLETİMİZ karşılamaktadır. Haberlerde sözü edilen faturalandırma yöntemleri tamamen hastanelerin tüzel kişiliklerinin özelliklerinden ve hizmet alım esaslarının ayrıntılarından oluşmaktadır.</p>
<p>Tüm kamuoyu ve özellikle medya mensuplarının bunu bilmesine rağmen, Kızılay’ın topladığı kan bağışlarını hastanelere sattığı gibi bir yaklaşım sadece ve sadece İFTİRA’dan ve KÖTÜLÜKTEN ibarettir. Bu yöndeki haberlerin gönüllü kan bağışlarını düşürebileceğini bile bile atılan bu iftirayı Kızılay karşılıksız bırakmayacaktır. Bazı hastanelerin belirlenen SUT fiyatlarının üzerinde faturalar kestiği ve yine özel hastanelerin “bunu Kızılay’a aktarıyoruz” diyerek hastalardan farklı ücretler aldığı duyumunu aldığımız her durumda Sağlık Bakanlığı’na suç duyurusunda bulunulmaktadır. </p>
<p>Kızılay zaman zaman vatandaşlara da böyle bir durumla karşılaştıklarında şikayette bulunmalarını hatırlatan duyurular yapmaktadır.  </p>
<p>Gerçeklik bu olduğu halde, bunun tersini düşündürecek yayınlar çok açıkça ifade etmek gerekirse AHLAKSIZCADIR. Sadece basın ahlak ilkelerine aykırı değil, evrensel ahlak ilkelerine de aykırıdır. Kızılay tüm bu iftiraların hesabını yargı önünde soracaktır. </p>
<p>Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilay-kan-urunu-satmaz-352924">Kızılay Kan Ürünü Satmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kan stoklarına Kartepe&#8217;den büyük destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kan-stoklarina-kartepeden-buyuk-destek-351806</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2023 08:54:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kartepeden]]></category>
		<category><![CDATA[stoklarına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=351806</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe Belediyesi asrın felaketinde Kahramanmaraş merkezli yaşanan deprem sonrasında yeni bir kan bağışı düzenleyerek kan stoklarına destek verdi. Kan bağışına Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman’da kan vererek gönüllü oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-stoklarina-kartepeden-buyuk-destek-351806">Kan stoklarına Kartepe&#8217;den büyük destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kartepe Belediyesi asrın felaketinde Kahramanmaraş merkezli yaşanan deprem sonrasında yeni bir kan bağışı düzenleyerek kan stoklarına destek verdi. Kan bağışına Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman’da kan vererek gönüllü oldu.</b></p>
<p>Kartepe Belediyesi ile Kızılay işbirliğinde düzenlenen kan bağışına Kartepeliler büyük ilgi gösterdi. Kartepe Belediyesi giriş katında düzenlenen kan bağışına da Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman’da kan vererek gönüllü ve örnek oldu.</p>
<p>Merkez üssü Kahramanmaraş&#8217;ın Pazarcık ilçesi olan ve toplamda 11 ili etkileyen 7,7 büyüklüğündeki deprem sonrasında, azalan kan stoklarının güçlendirilmesi için düzenlenen kan bağışına Kartepeliler büyük ilgi gösterdi. Kartepe Belediyesi hizmet binasında 6.kez düzenlenen kan bağışına sıraya giren vatandaşlar kan verdiler. </p>
<p><b>HER DAMLA KAN BİR CAN</b></p>
<p>Kan bağışına katılan Kartepe Belediye Başkanı Av.M.Mustafa Kocaman “Asrın felaketinin ardından Türk Kızılay&#8217;ımızın kan stoklarını güçlendirmek adına Belediye Hizmet Binamızda gerçekleştirdiğimiz kampanyaya belediye personelimiz ve Kartepeli hemşehrilerimiz büyük ilgi gösterdi. Herkese çok teşekkür ediyorum. Unutmayalım ki verilen her damla kan bir can demektir” açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-stoklarina-kartepeden-buyuk-destek-351806">Kan stoklarına Kartepe&#8217;den büyük destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kan Bağışı Kampanyası Amacına Ulaştı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kan-bagisi-kampanyasi-amacina-ulasti-349790</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2023 14:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[ulaştı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=349790</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milas Belediyesi personeli ve vatandaşlar, deprem bölgelerimizdeki acil kan ihtiyacına katkı sağlamak için Ek Hizmet Binası arka bahçesinde kurulan kan bağışı tırına yoğun ilgi gösterdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-bagisi-kampanyasi-amacina-ulasti-349790">Kan Bağışı Kampanyası Amacına Ulaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Milas Belediyesi personeli ve vatandaşlar, deprem bölgelerimizdeki acil kan ihtiyacına katkı sağlamak için Ek Hizmet Binası arka bahçesinde kurulan kan bağışı tırına yoğun ilgi gösterdi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Milas Belediyesi’nin, Türk Kızılay Muğla Marmaris Kan Bağışı Merkezi iş birliği ile gerçekleştirdiği kan bağışı kampanyası belediye personeli ve vatandaşların katılımıyla gerçekleşti. Saat 10.30’da başlayan Kan Bağışı Kampanyası’nda ilk bir saat içerisinde 110 kişi form doldururken, kan stoklarının dolması nedeniyle 92 gönüllünün kanı alınabildi. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Kanın uzun süre saklanamayan bir tedavi aracı olduğunu belirten yetkililer, “Kan stoklarımızın dolması nedeniyle kan bağışı kampanyamızı çok erken saatlerde bitirmek durumunda kaldık. Bugün kan bağışında bulunan tüm hayırseverlerimize ve bizlere destek olan Milas Belediyesi’ne teşekkür ediyoruz.” dedi.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kan-bagisi-kampanyasi-amacina-ulasti-349790">Kan Bağışı Kampanyası Amacına Ulaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Milas Belediyesi, Depremzedeler İçin Kan Verecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/milas-belediyesi-depremzedeler-icin-kan-verecek-349358</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2023 08:03:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[depremzedeler]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[milas]]></category>
		<category><![CDATA[verecek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=349358</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milas Belediyesi personeli ve vatandaşlar, deprem bölgelerimizdeki acil kan ihtiyacına katkı sağlamak için Ek Hizmet Binasında kurulacak kan bağışı tırı ile kan ve kök hücre bağışında bulunacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milas-belediyesi-depremzedeler-icin-kan-verecek-349358">Milas Belediyesi, Depremzedeler İçin Kan Verecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Milas Belediyesi personeli ve vatandaşlar, deprem bölgelerimizdeki acil kan ihtiyacına katkı sağlamak için Ek Hizmet Binasında kurulacak kan bağışı tırı ile kan ve kök hücre bağışında bulunacak.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Milas Belediyesi, tüm emekçileriyle birlikte kan bağışına destek olmak için bir araya gelecek. Hastanede yatan hastaların kan ihtiyacının karşılanması için düzenlenecek kan bağışı kampanyasına tüm Milas halkının destek olması bekleniyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Milas Belediyesi’nden yapılan bilgilendirmede, Türk Kızılay Muğla Marmaris Kan Bağışı Merkezi iş birliği ile gerçekleşecek kan bağışı kampanyasına katılmak isteyen vatandaşların, kimlikleriyle birlikte Ek Hizmet Binası’nda 10.30 – 18.00 saatleri arasında kan ve kök hücre bağışında bulunabilecekleri belirtildi.</span></span></span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/milas-belediyesi-depremzedeler-icin-kan-verecek-349358">Milas Belediyesi, Depremzedeler İçin Kan Verecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haydi Gölcük Deprem Bölgesi İçin Kan Ver Hayat Kurtar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/haydi-golcuk-deprem-bolgesi-icin-kan-ver-hayat-kurtar-349343</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Feb 2023 07:48:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[gölcük]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[haydi]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kurtar]]></category>
		<category><![CDATA[ver]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=349343</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi ve Türk Kızılay işbirliğinde; deprem bölgesindeki ihtiyacın karşılanmasına yönelik kan bağışı kampanyası hizmet binasında başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/haydi-golcuk-deprem-bolgesi-icin-kan-ver-hayat-kurtar-349343">Haydi Gölcük Deprem Bölgesi İçin Kan Ver Hayat Kurtar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gölcük Belediyesi ve Türk Kızılay işbirliğinde; deprem bölgesindeki ihtiyacın karşılanmasına yönelik kan bağışı kampanyası hizmet binasında başladı.</p>
<p>Gölcük Belediyesi, Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremin ardından yardım kampanyalarına devam ediyor. Bu kapsamda Gölcük Belediyesi, Türk Kızılay’ı işbirliğinde kan bağışı kampanyası başlattı. Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer; tüm hemşehrilerini, belediye hizmet binasında sabah saatlerinde başlayan kan bağışı kampanyasına destek olmaya davet etti.</p>
<p><b>KAN BAĞIŞI KAMPANYASINA GÖLCÜKLÜLERDEN YOĞUN DESTEK</b></p>
<p>Daha önce sosyal medya hesaplarından kan bağışı kampanyasını haber alan Gölcüklüler, Gölcük Belediyesi hizmet binasında açılan bağış alanına gelerek form doldurmaya başladılar. Kayıt işlemlerini tamamlayan vatandaşlar, tüm sedyelerin yoğunluktan dolduğu alanda kan bağışı yapmak için sıraya girdiler.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/haydi-golcuk-deprem-bolgesi-icin-kan-ver-hayat-kurtar-349343">Haydi Gölcük Deprem Bölgesi İçin Kan Ver Hayat Kurtar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kızılay İzmir Şubelerinden &#8220;Kan Bağışı&#8221; Seferberliği: &#8220;Egeliler Kan Vermeye&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kizilay-izmir-subelerinden-kan-bagisi-seferberligi-egeliler-kan-vermeye-347967</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2023 07:45:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[egeliler]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[seferberliği]]></category>
		<category><![CDATA[şubelerinden]]></category>
		<category><![CDATA[vermeye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347967</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık’ın, kan stoklarının güncel durumundan dolayı "Ulusal Kan Bağışı Kampanyası"na ilişkin çağrısına ilk destek İzmir’den geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilay-izmir-subelerinden-kan-bagisi-seferberligi-egeliler-kan-vermeye-347967">Kızılay İzmir Şubelerinden &#8220;Kan Bağışı&#8221; Seferberliği: &#8220;Egeliler Kan Vermeye&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık’ın, kan stoklarının güncel durumundan dolayı &#8220;Ulusal Kan Bağışı Kampanyası&#8221;na ilişkin çağrısına ilk destek İzmir’den geldi.</p>
<p>Türk Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık ‘ın yurt genelinde etkili olan grip salgını ve soğuk hava şartlarına bağlı olarak ulusal kan stoğunun kritik seviyenin altına düşmesi sebebiyle başlattığı destek çağrısına ilk yanıt Ege Bölge Kan Merkezinden geldi.Ege Bölge Kan Merkezi Müdürlüğünün sorumluluk illerinden olan İzmir’de Türk Kızılay İzmir İl ve İlçe şube başkanları, Ege Bölge Kan Merkezi Müdürü Dr.Barış Dolaş‘ın davetine katılarak toplantı düzenlediler. Yapılan toplantıda kan ve kan ürünleri temini, kan bağışı, kan stok durumları ile kanın lojistiği konusunda değerlendirmeler ve sunumlar yapıldı.</p>
<p><strong>Sessiz Çığlıklara Yanıt Vermek 15 Dakikada Mümkün</strong></p>
<p>Toplantı sonrasında açıklamalarda bulunan Ege Bölge Kan Merkezi Müdürü Dr.Barış Dolaş, “Hepimiz bir gün kan ihtiyacı duyan birer hasta adayı olduğumuzu unutmamamız gerekir.Sorumluluk sahamızda bulunan 95 hastanenin kan ihtiyacı günlük 1000 ünite civarıdır. Soğuk havalarda kan bağışı azalmış olsa da, özellikle lösemi ve talasemi gibi hastaların kan ihtiyacı bir o kadar artmaktadır. Bu, hayatla ölüm arasındaki muhtaçlığın, İzmir olarak sahiplenilmesi insanlığın kırmızıçizgisidir. Kan vermek isteyen vatandaşlarımız sadece 15 dakikasını ayırarak, onlara uzanan elleri tutabilir ve bu sayede sessiz çığlıkları duyabilirler. Unutmayın belki tüm dünyayı kurtaramazsınız belki ama şimdi 1 kişinin hayatını kurtarabilirsiniz.” İfadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Egeliler ’in Kan Bağışına Desteği Önemli</strong></p>
<p>Toplantı sonrasında Türk Kızılay İzmir İl ve İlçe Şube başkanları da kan verdi.  Türk Kızılay İzmir İl Şubesi’nin Başkanı Kerem Baykalmış’ta kan bağışında bulundu. Kış aylarında azalan bağışların artmasının insan hayatı için önemine işaret eden Baykalmış, Egeliler’i destek vermeye çağırdı. Türkiye’de kan bağışı bilincinin gelişmesi ve düşen kan bağış stoklarının yeniden yükselmesinin gerekliliğine işaret eden Baykalmış, “Ulusal Kan Bağışı Kampanyası” destek vermekten mutluluk duydum. Yeni yılda mevcut kan bağışçılarını ve kan bağışı yapmak isteyenleri harekete geçmeye davet ediyorum.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ege Bölgesinde kan bağışında bulunmak isteyen vatandaşlarımız gerekli iletişimi kanver.org internet adresinden veya 0232 347 63 47 numaralı telefondan kurabilirler.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kizilay-izmir-subelerinden-kan-bagisi-seferberligi-egeliler-kan-vermeye-347967">Kızılay İzmir Şubelerinden &#8220;Kan Bağışı&#8221; Seferberliği: &#8220;Egeliler Kan Vermeye&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UEDAŞ Kızılay Kan Dostluğu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uedas-kizilay-kan-dostlugu-346398</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 10:08:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dostluğu]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[uedaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346398</guid>

					<description><![CDATA[<p>UEDAŞ, yaklaşık 9 yıldır gerçekleştirdiği ve bir gelenek haline gelen kan bağışı etkinliğini bu yıl da Türk Kızılayı’nın desteğiyle gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uedas-kizilay-kan-dostlugu-346398">UEDAŞ Kızılay Kan Dostluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>UEDAŞ, yaklaşık 9 yıldır gerçekleştirdiği ve bir gelenek haline gelen kan bağışı etkinliğini bu yıl da Türk Kızılayı’nın desteğiyle gerçekleştirdi.</strong></p>
<p>Güney Marmara’da 5 milyonun üzerinde nüfusa elektrik dağıtım hizmeti sağlayan Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş. (UEDAŞ), çalışmalarını sosyal ve kültürel faaliyetlerle besleyerek sürdürüyor. UEDAŞ’ın ilk kez 2014 yılında gerçekleştirdiği ve o günden bu yana geleneksel hale gelen kan bağışı etkinliği, UEDAŞ Genel Müdürlük Kampüsünde kurulan kan aracında çalışanların katılımıyla yoğun bir günü tamamladı. Başladığı günden bu yana bin 300’den fazla kan bağışının gerçekleştiği ‘Kan ver, hayat ver’ projesi her yıl büyümeye devam ediyor.</p>
<p>Uzman hekim eşliğinde yapılan ön muayene işleminde kan vermek için herhangi bir sağlık problemine rastlanmayan 41 gönüllü UEDAŞ çalışanı kan bağışı, 29 gönüllü çalışan ise kök hücre bağışında bulundu. 1 kişinin yaptığı kan bağışı, ihtiyacı olan 3 kişinin kan ihtiyacını karşılarken sağlık durumu kan bağışına uygun olmayan kişilerin kök hücre bağışçısı olması da büyük önem taşıyor. Bu noktada Kızılay yetkilileri UEDAŞ çalışanlarını detaylı bilgilendirirken merak edilenleri de yanıtladı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uedas-kizilay-kan-dostlugu-346398">UEDAŞ Kızılay Kan Dostluğu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DEÜ ve Kızılay&#8217;dan Kan Bağışı Seferberliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/deu-ve-kizilaydan-kan-bagisi-seferberligi-346284</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 07:22:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[deü]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[kızılaydan]]></category>
		<category><![CDATA[seferberliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346284</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ile Türk Kızılayı arasında kan bağışı bilincini artırmaya yönelik anlamlı bir protokol imzalandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-ve-kizilaydan-kan-bagisi-seferberligi-346284">DEÜ ve Kızılay&#8217;dan Kan Bağışı Seferberliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><i><span><span>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) ile Türk Kızılayı arasında kan bağışı bilincini artırmaya yönelik anlamlı bir protokol imzalandı. DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar ve Türk Kızılayı Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık tarafından imzalanan protokol kapsamında, ortak sosyal sorumluluk projelerinin yanı sıra; kan bağışına olan gönüllü katılımların artırılması yönünde eğitim ve tanıtım faaliyetleri gerçekleştirilecek.</span></span></i></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Bilim dünyasının saygın markalarından biri olan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), başarıyla sürdürdüğü eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerinin yanı sıra kamusal sorumlulukları kapsamındaki çalışmaları ile de dikkat çekiyor. Bu alanda girişimlerini sürdüren DEÜ, Türk Kızılayı ile kan bağışı bilincini artırmaya yönelik önemli bir protokole imza attı. Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlük Binası’nda gerçekleşen imza törenine; Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, Türk Kızılayı Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık, Kızılay İzmir Şube Başkanı Kerem Baykalmış, Kızılay Denetim Kurulu Üyesi Selman Keresteci, Ege Bölgesi Kan Merkezi Müdürü Dr. Barış Dolaş, İzmir Kan Merkezi Müdürü Dr. Burak Yurdakul ve DEÜ Üst Yönetimi katıldılar.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>ANLAMLI SOSYAL SORUMLULUK</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Protokol imza töreninde konuşan Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, DEÜ’nün kamu kurum ve kuruluşlarıyla iş birliklerini her geçen gün yenileriyle geliştirdiğini belirtti. Kan bağışının hayati önemine dikkat çeken Rektör Hotar, DEÜ’nün toplumsal katkı stratejileri doğrultusunda sosyal sorumluluk projelerini sürdürdüğüne değinerek, “Ülkemizin köklü kurumlarından olan Türk Kızılayına, salgınlar ve kış koşulları nedeniyle düşen bağışları yeniden canlandırmak ve kurumun ‘Kan Dostumuz Olun, Bu Kış Da Umut Olun’ çağrısına ses vermek için ortak bir çalışma protokolü imzaladık. Kamusal sorumluluklarımız kapsamında son derece anlamlı bulduğumuz desteğimizi, imzalanan protokol ile Kızılay’a sunmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>KAN BAĞIŞI ÇAĞRISI</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Ulusal Kan Bağışı programını yürüten Kızılay’ın günlük stoklarının 100 bin ünite civarında olması gerektiğini hatırlatan Rektör Hotar,“Türkiye’de yılda yaklaşık 3 milyon kan bağışına ihtiyaç duyuluyor. Bir bilim kurumu olarak bu konudaki sorumluluğumuzun farkındayız. Dokuz Eylül Üniversite olarak, kan bağışının hayati öneminin özellikle altını çizmek; bağışlanacak bir ünite kanın üç kişiyi yaşama bağladığını yeniden hatırlatmak istiyoruz. Bölgemizde bulunan hastanelerin kan ihtiyacının karşılanması için de oldukça önemli olan protokolümüzün hayırlı olmasını diliyor, büyük ailemizin tüm fertlerini sadece 15 dakikalarını ayırarak Kızılay’a kan bağışında bulunmaya davet ediyoruz” diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>EYLÜL BEBEKLERE DİKKAT ÇEKİLDİ</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Kızılay temsilcileri ile Dokuz Eylül Üniversitesi’nin engelsiz toplum farkındalığına dikkat çekmek için hayata geçirdiği ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran “Eylül Bebekler” projesini de görüşen Rektör Hotar, “Eylül Bebekler ile özel gereksinimi olan evlatlarımızın sıklıkla maruz kaldıkları akran reddini de önlemeyi hedefliyoruz. Tüm bunları Kızılay yetkilileri ile görüştük ve projenin yaygınlaştırılması için ortak çalışmalar planladık. Bunun dışında birimlerimizde ve kampüslerimizde kan bağışına olan gönüllü katılımların artırılması yönünde eğitim ve tanıtım faaliyetleri planlıyoruz. Bunu yaparken de Genç Kızılay Öğrenci Topluluğumuz üyeleri ile gönüllü çalışmaları yürüterek özellikle etkin akran farkındalığı çalışmaları gerçekleştirilecektir” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>“DAYANIŞMA RUHU PEKİŞECEK”</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Dokuz Eylül Üniversitesi ile iş birliği içinde olmanın memnuniyetini dile getiren Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık ise, imzalanan protokolün kurumlar arası dayanışma ruhunu pekiştirecek değerli bir fırsat olduğunu kaydetti. Dayanışma etkisinin topluma yayılacağını belirten Kınık, “Ülkemizin akademik camiasının önemli değerlerinden olan Dokuz Eylül Üniversitesi ile çok boyutlu iş birliklerimize bir yenisini ekledik. Kan bağışı küçük yaşlarda edinilebilecek bir tutum. İyiliği insanlarla tanıştıran bir şey. Üniversite öğrencilerimizin bu sıralarda otururken dayanışma ruhu taşımaları açısından da çok önemli. Gerek eğitimlerde gerek DEÜ ile birlikte düzenlenecek kan bağışı kampanyalarında, imzaladığımız protokolümüz çerçeve olacaktır. Bu kapsamlı iş birliği protokolü ve şimdiye kadarki çabalarından dolayı Türk Kızılayı adına Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Nükhet Hotar’a ve tüm Dokuz Eylül ailesine teşekkürlerimizi sunuyoruz” açıklamasında bulundu.</span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/deu-ve-kizilaydan-kan-bagisi-seferberligi-346284">DEÜ ve Kızılay&#8217;dan Kan Bağışı Seferberliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli bilim insanı Doç. Dr. Evran&#8217;dan, kan hastalıklarının tedavisine katkı sağlayacak proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insani-doc-dr-evrandan-kan-hastaliklarinin-tedavisine-katki-saglayacak-proje-345326</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2023 08:06:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[evran]]></category>
		<category><![CDATA[evrandan]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarının]]></category>
		<category><![CDATA[insani]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[katkı]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sağlayacak]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=345326</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Fen Fakültesi Biyokimya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Serap Evran’ın yürütücülüğünü üstlendiği, uluslararası COST aksiyonu çerçevesinde TÜBİTAK tarafından desteklenen “Histon Deasetilaz 10 (HDAC10) Aktivitesinin İnhibisyonu İçin Spesifik DNA Aptamerinin Geliştirilmesi” projesi çalışmaları devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insani-doc-dr-evrandan-kan-hastaliklarinin-tedavisine-katki-saglayacak-proje-345326">Egeli bilim insanı Doç. Dr. Evran&#8217;dan, kan hastalıklarının tedavisine katkı sağlayacak proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi (EÜ) Fen Fakültesi Biyokimya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Serap Evran’ın yürütücülüğünü üstlendiği, uluslararası COST aksiyonu çerçevesinde TÜBİTAK tarafından desteklenen “Histon Deasetilaz 10 (HDAC10) Aktivitesinin İnhibisyonu İçin Spesifik DNA Aptamerinin Geliştirilmesi” projesi çalışmaları devam ediyor. EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, nitelikli çalışmalarından dolayı Doç. Dr. Serap Evran’ı ve proje ekibini tebrik ederek başarılar diledi.</p>
<p>Yürütücülüğünü Fen Fakültesi Biyokimya Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Serap Evran’ın yaptığı Fen Bilimleri Enstitüsü Biyokimya Anabilim Dalı Doktora Öğrencisi Ezgi Man’ın bursiyer olarak görev aldığı projede, HDAC10 enzim aktivitesine karşı aptamer adı verilen, tek iplikli DNA yapısında yeni bir molekülün geliştirilmesi çalışmaları devam ediyor. Proje sonucunda elde edilecek aptamerin potansiyel bir ilaç adayı olarak kronik GVHD tedavisi çalışmalarına katkı yapması hedefleniyor.</p>
<p>Projenin detayları ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Serap Evran, “Allojenik hematopoietik kök hücre nakli kemik iliği yetmezliği, hemoglobin kaynaklı kan hastalıkları ve talasemi gibi hastalıklar için önemli bir tedavi seçeneğidir.  Bunun için aile üyeleri, aileden olmayan kişiler veya kordon kanı ünitelerinden elde edilen hücreler kullanılmaktadır. Bu tedavinin en önemli komplikasyonu nakil sonrasında ortaya çıkabilen graft versus host (GVHD) hastalığıdır. GVHD hastalığının nedeni, bağışçının beyaz kan hücrelerinin alıcı hücreleri yabancı olarak algılamasıdır” diye konuştu.</p>
<p>Doç. Dr. Serap Evran, “GVHD, akut veya kronik formda ortaya çıkmaktadır. Akut GVHD’nin önlenmesi ve tedavisi ile ilgili gelişmeler olmasına rağmen, kronik GVHD pek çok hastayı olumsuz etkilemekte ve ölümlere yol açmaktadır. Kronik GVHD tedavisinde bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar kullanılmaktadır. Ancak, bazı hastaların tedaviye cevap vermemesi ve uzun süreli ilaç kullanımının neden olduğu yan etkiler nedeni ile yeni tedavi yöntemlerine ihtiyaç vardır. Kronik GVHD tedavisinde düzenleyici T hücreleri adı verilen ve bağışıklık tepkisini baskılayan hücrelerin kullanımı umut vericidir. Bu hücrelerin GVHD tedavisinde kullanılabilmesi için, Foxp3 adı verilen bir protein gereklidir. Foxp3 proteinin üretimi için de histon deasetilaz 10 (HDAC10) adı verilen enzimin aktivitesini durdurucu yeni ilaçlar gereklidir” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insani-doc-dr-evrandan-kan-hastaliklarinin-tedavisine-katki-saglayacak-proje-345326">Egeli bilim insanı Doç. Dr. Evran&#8217;dan, kan hastalıklarının tedavisine katkı sağlayacak proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
