<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kalp | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kalp/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kalp</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Mar 2026 09:13:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kalp | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kalp</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Alerjiler kalp sağlığını etkileyebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/alerjiler-kalp-sagligini-etkileyebilir-623501</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 09:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik]]></category>
		<category><![CDATA[alerjiler]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[sendrom]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623501</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücut, farklı hastalıklara karşı çeşitli tepkiler geliştirebilen karmaşık bir yapıya sahip.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alerjiler-kalp-sagligini-etkileyebilir-623501">Alerjiler kalp sağlığını etkileyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vücut, farklı hastalıklara karşı çeşitli tepkiler geliştirebilen karmaşık bir yapıya sahip. Öyle ki bağışıklık sisteminin verdiği tepkilerle kalp sağlığının kesiştiği durumlara da rastlanabiliyor. Kounis Sendromu’nun, bağışıklığın aşırı koruyucu tepkisinin kalbi zorlamasıyla ortaya çıktığını belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Alerjik bünyeye sahip olanlarda ya da bilinen kalp rahatsızlığı bulunan kişilerde ani gelişen reaksiyonlarla birlikte görülen göğüs ağrısı önem taşıyor. Erken tanı ve doğru müdahale ile kalıcı hasar riski en aza indirilebiliyor. Kalp ve bağışıklık sistemi birlikte çalıştığı için birinde yaşanan sorun diğerini de etkiliyor” dedi.</strong></p>
<p>Reçetesiz satılan bir ilaç, arı sokması ya da akşam yemeğinde tüketilen deniz ürünleri… Vücudun bu tür etkenlere verdiği alerjik yanıtın bazı durumlarda kalbi de etkileyebildiğini açıklayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Kounis Sendromu, alerjik veya aşırı duyarlılık reaksiyonları sırasında ortaya çıkan akut koroner sendrom olarak tanımlanır. Halk arasında alerjik kalp krizi ya da alerjik anjina olarak da bilinen bu tabloda, bağışıklık hücrelerinin aktive olmasıyla salınan bazı maddeler, kalp damarlarında spazma yol açabilir” dedi.</p>
<p><strong>Fındık, fıstık gibi yüksek alerjen içeren besinler tehlikeyi artırıyor</strong></p>
<p>Kounis Sendromu teşhisini zorlaştıran en önemli etkenin, alerji belirtileri ile kalp krizi semptomlarının iç içe geçmesi olduğunu vurgulayan Koylan, “Hastalarda göğüs ağrısı ve sıkışma hissi, nefes darlığı ve çarpıntı ile birlikte vücutta yaygın kaşıntı, kızarıklık veya kurdeşen görülebilir. Buna tansiyon düşüklüğü, bayılma hissi ya da bilinç kaybı da eşlik edebilir. Sendromu tetikleyen en yaygın unsurlar; antibiyotikler başta olmak üzere bazı ilaçlar, ağrı kesiciler ve kontrast maddeler, arı ve eşek arısı sokmalarıdır. Kabuklu deniz ürünleri, fındık ve fıstık gibi yüksek alerjen içeren besinler ile lateks alerjisi ya da bazı kimyasal maruziyetler de tetikleyici olabilir” dedi.</p>
<p><strong>Bazı vakalarda adrenalin hayat kurtarıyor</strong></p>
<p>Teşhis aşamasında EKG, troponin testleri ve bazı durumlarda ekokardiyografinin kullanıldığını açıklayan Koylan, “Tanıda en kritik nokta hastanın öyküsünde alerjen maruziyetinin olup olmadığının belirlenmesidir. Tedavi sürecinde ise hem alerjik reaksiyonun baskılanması hem de kalp damarlarının rahatlatılması gerekir. Şiddetli vakalarda adrenalin hayat kurtarıcı olabilirken, Tip I Kounis vakalarında damar spazmını artırabileceği için dikkatli kullanılmalı. Bu süreçte hipertansiyon ve damar sağlığına yönelik yaklaşımlar hastanın uzun dönem takibinde önemli rol oynar” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/alerjiler-kalp-sagligini-etkileyebilir-623501">Alerjiler kalp sağlığını etkileyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hatalı yaşam tarzı tercihleri, kalp ve damar sağlığını tehdit ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hatali-yasam-tarzi-tercihleri-kalp-ve-damar-sagligini-tehdit-ediyor-623085</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 10:23:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Ve Damar]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp-Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tercihleri]]></category>
		<category><![CDATA[torun]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Tarzı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=623085</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde yaş ilerledikçe sıklığı artmakla birlikte her üç ölümden birinin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, toplumda kalp ve damar hastalıklarının yaygın şekilde görülmesinde yaşam tarzı ve tercihlerin etkili olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hatali-yasam-tarzi-tercihleri-kalp-ve-damar-sagligini-tehdit-ediyor-623085">Hatalı yaşam tarzı tercihleri, kalp ve damar sağlığını tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Ülkemizde yaş ilerledikçe sıklığı artmakla birlikte her üç ölümden birinin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, toplumda kalp ve damar hastalıklarının yaygın şekilde görülmesinde yaşam tarzı ve tercihlerin etkili olduğunu söyledi.</span></span></span> Y</b><b><span><span><span>aşam alışkanlıklarının değiştirilerek kan şekeri, tansiyon ve kolesterol bozukluklarının önüne geçilmesinin etkili bir önlem olacağını belirten Torun, “Doğru ve dengeli beslenme, mümkün olduğunca fazla yüksek nabızla hareketi arttırmak, sigara ve alkolden uzak durmak olası birçok kalp ve damar hastalığının önüne geçecektir” tavsiyesinde bulundu.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, 25-31 Mart Kalp Haftası kapsamında kalp sağlığının korunmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalp ve damar hastalıkları, yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Günümüzde kalp ve damar hastalıklarının kanserle birlikte en sık ölüm nedenleri arasında yer aldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, “Sadece hayatı tehdit etmekle kalmayan bu hastalık grubu, aynı zamanda kişinin yaşam kalitesini son derece olumsuz etkileyebilen çeşitli rahatsızlıklardan meydana geliyor.  Bu rahatsızlıklar genel olarak kalp damar tıkanıklığı, boyun ve bacak damar tıkanıklıkları, kalp yetmezliği ve kapak hastalıkları ile kalp ritim bozukluklarından oluşmaktadır” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalp hastalıkları, yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Bu hastalıkların bir kısmının önlenebilir olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, “Bu hastalıkların bir kısmı doğuştan olabilmekle birlikte birçoğu sonraki tercihlerimiz neticesinde oluşmaktadır. Örneğin kalp krizine baktığımız zaman buna birçok sebep etki ederken bu sebeplerin yüzde 90’ı değiştirilebilir faktörlerden kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle yüzde 90’ı bizim yanlış tercihlerimiz neticesinde oluyor. Belki genetik risklerden kaçamayız ama yaşam tarzı alışkanlıklarımızla bunların bir çoğunluğunun önüne geçmek mümkün” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Her üç ölümden biri kalp damar hastalıklardan kaynaklanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kalp ve damar hastalıklarına ilişkin verilere de değinen Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, şu bilgileri verdi: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Ülkemizde yaş ilerledikçe sıklığı artmakla birlikte her üç ölümden biri kalp damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır. Yıllık olarak baktığımızda bir yetişkinin kalp krizi riski ülkemizde yüzde 0,5-1 arasında gözükmektedir. Kalp damar hastalıklarının yanına ritim bozukluklarını, kalp yetmezliklerini ve kapak hastalıklarına da eklersek ülkemizde yaklaşık 5 milyon kalp damar hastası olduğu düşünülmektedir.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Yaşam tarzı en önde gelen risk faktörleri arasında yer alıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ülkemizde kalp ve damar hastalıklarının bu denli yaygın olmasının ana sebeplerinden birinin yaşam tarzı olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, “Avrupa ülkeleri ile kıyasladığımız zaman Türk toplumunda kalp ve damar hastalıklarının daha sık olduğunu görüyoruz. Bunun en büyük sebebi, maalesef bizim tercihlerimiz. Biz Avrupa’nın en çok sigara içen ülkesiyiz ve en obez ülkesiyiz. Bunun yanında düzenli spor alışkanlığı en düşük ülkeyiz. Hal böyle olunca kalp damar hastalıkları majör risk faktörleri arasında yer alan bu faktörler, ülkemizde daha çok kalp damar hastalıklarının görülmesinde başı çeken sebepler olarak öne çıkıyor. Bunların dolaylı etkileri olarak da hipertansiyon, şeker hastalığı ve kolesterol bozuklukları meseleyi daha da olumsuz hale getiriyor. Bilimsel gerçekler bu denli ortadayken ve ülke olarak son derece olumsuz birinciliklerimiz varken kalp damar hastalığı yönünden ortalama bir Avrupa vatandaşına göre çok daha riskliyiz” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>40 yaş sonrası kardiyoloji kontrolleri yaptırılmalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi için alınacak tedbirlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Akın Torun, şu tavsiyelerde bulundu:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Kalp ve damar hastalıklarında değiştirilebilir ve değiştirilemez risk faktörleri vardır. Dolayısıyla her şeyden önce yaşam alışkanlıklarımızı değiştirerek kan şekeri, tansiyon ve kolesterol bozukluklarının önüne geçilmeye çalışılmalıdır. Diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıkların kontrol altında tutulması, doğru ve dengeli beslenme, mümkün olduğunca fazla yüksek nabızla hareketi arttırmak, sigara ve alkolden uzak durmak olası birçok kalp ve damar hastalığının önüne geçecektir. Bunun yanında günümüz teknolojisiyle kalp damar hastalıkları çok erken dönemde yakalanabilmektedir. 40 yaş sonrası yaptırılacak kardiyoloji kontrolleri, olumsuz bir sürprizle karşılaşmadan büyük oranda kalp hastalıklarının kontrol altına alınmasında etkili olacaktır.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hatali-yasam-tarzi-tercihleri-kalp-ve-damar-sagligini-tehdit-ediyor-623085">Hatalı yaşam tarzı tercihleri, kalp ve damar sağlığını tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz tehlike ağızda başlıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-agizda-basliyor-622779</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 08:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağız]]></category>
		<category><![CDATA[ağızda]]></category>
		<category><![CDATA[Bakteriler]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kanama]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622779</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-agizda-basliyor-622779">Sessiz tehlike ağızda başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? “Basit bir diş eti kanaması” denilerek yeterince önemsenmeyen sorunun hayati riske dahi yol açabildiğini? Hatta kalp krizi riskinin diş etinden başlayabildiğini? <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan</strong>,<strong> </strong>özellikle diş eti hastalıklarının kalp ve damar hastalıklarıyla güçlü bir bağlantısı olduğunu belirterek, Alzheimer ve kanser sürecini de olumsuz etkilediğini, buna karşın toplumdaki farkındalığın hala son derece yetersiz olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Noyan, ağız ve diş sağlığının önemine yönelik çarpıcı bilgiler verdi; alınacak basit ama etkili 7 yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu…</p>
<p>Diş eti hastalığının en erken ve en önemli belirtisi diş fırçalarken oluşan kanamayla ortaya çıkıyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi </strong><strong>Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan</strong> “Nasıl ki ellerimizi yıkarken kanama olmuyorsa, diş etlerimizin de fırçalarken kanamaması gerekir. Ancak birçok kişi yanlış fırçalama teknikleri nedeniyle diş etine temas etmeden temizlik yapıyor. Bu da hastalığın fark edilmeden ilerlemesine yol açıyor” diyor. Sorunun ilerlemesiyle kendiliğinden veya yemek sırasında kanamalar ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Noyan bu aşamada çoğu hastanın cerrahi işlemler, implant ve protez gibi çok daha kapsamlı tedaviye ihtiyaç duyar hale geldiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Diş eti hastalıkları Alzheimer ve kanserle de ilişkili!</strong></p>
<p>Diş eti hastalıkları, diş çürükleri ve diş kaybıyla sınırlı kalmayıp, vücutta kronik iltihaplanmaya yol açarak birçok hastalığı tetikliyor. Prof. Dr. Noyan şu bilgileri veriyor: “Diş eti hastalıkları sistemik hastalıkların ortaya çıkması, var olan hastalığın da şiddetlenmesinde rol oynuyor. Kötü ağız hijyeninin, kanser sonrası sağ kalım süresini olumsuz etkilediği de bilimsel olarak gösterilmiştir. Tedavi edildiğinde; iltihap belirteci olan CRP (c-reaktif protein) azalır, kolesterol seviyesi düşer, kan şekeri olumlu etkilenir. Kalp ve damar hastalıklarının tekrarlama riski azalır. Alzheimer ve kanserin önemli nedenlerinden olan vücuttaki kronik enflamasyon ortadan kalkar. Yapılan çalışmalar; ameliyatlardan önce diş taşı temizliği, kök yüzeyi düzleştirme işlemlerinin yapılması ve ağız hijyeninin sağlanmasının da enfeksiyon riskini azalttığını ve hastanede kalış süresini kısalttığını ortaya koyuyor.” </p>
<p><strong>Kalp hastalıkları ve kalp krizi riskini artırabiliyor!</strong></p>
<p>Uluslararası Kardiyoloji Dergisi&#8217;nde geçtiğimiz ay yayınlanan çalışmada; çocukluk dönemindeki ağız sağlığının, yetişkinlikte damar sertliği ve kalp hastalıkları riskinin artmasına yol açtığının bildirildiğini vurgulayan Prof. Dr. Noyan “Bu bize, süt dişlerinin sürmesini takiben, hemen diş fırçalama işleminin başlaması gerektiğini gösteriyor. Dolayısıyla bu halk sağlığı konusunda herkese büyük görev düşmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Diş eti kanamasında erken müdahale şart</strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığını korumanın en etkili yolu, zararlı bakterilerin çoğalmasını engellemekten geçiyor. Bunun için ağız ve diş bakımı alışkanlığı kazanmak şart. Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan, diş eti kanaması fark edildiğinde zaman kaybetmeden diş hekimine başvurulması gerektiğini, erken dönemde yapılan diş taşı temizliği ve kök yüzeyi düzleştirme işlemleriyle iltihabın kolaylıkla tedavi edilebildiğini söylüyor. </p>
<p><strong>Ağız ve diş bakımında basit ama etkili 7 yöntem!</strong></p>
<p>“Küçük gibi görünen bazı alışkanlıklar, hayat kurtaracak kadar büyük bir etkiye sahiptir” diyen Prof. Dr. Noyan, doğru ve sağlıklı ağız ve diş bakımının kurallarını şöyle sıralıyor: </p>
<ul>
<li>Günde en az iki kez, özellikle gece yatmadan önce dişlerinizi fırçalayın. </li>
<li>Doğru teknik ve size uygun diş fırçası için mutlaka diş hekiminin önerisini alın. </li>
<li>Günde en az bir kez diş ipi ya da arayüz fırçası kullanın. Bakteriler en çok, diş fırçasının ulaşamadığı alanlarda birikir. </li>
<li>Ağız kokusunun ve bakterilerin önemli kaynaklarından biri dil yüzeyidir. Bu nedenle mutlaka dilinizi de temizleyin. </li>
<li>Ağız gargarasını hekim önerisi olmadan kullamayın. Çünkü gargaralar yararlı bakterileri de yok ederek damar sağlığı için gerekli olan nitrit oksit üretimini azaltabilir. Ayrıca alkollü gargaralar, özellikle sigara kullanan bireylerde kanser riskini artırabilir.</li>
<li>Her gün yeterli su için. Tükürük ağız içini koruyan doğal bir savunmadır. Ağız kuruluğu yaşayan bireylerin gün boyunca suyu yudum yudum tüketmesi büyük önem taşır.</li>
<li>En az 6 ayda bir mutlaka diş hekimine gidin. Yapılan kontroller, yalnızca diş taşı temizliği değil, zararlı bakterilerin hastalık oluşturacak seviyeye ulaşmasını önlemek için gereklidir. Çünkü temizlik yapılmasından 9-11 hafta sonra zararlı bakteriler çoğalmaya başlar.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-tehlike-agizda-basliyor-622779">Sessiz tehlike ağızda başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdar&#8217;da &#8220;İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi&#8221; ile Kadınların Sessiz Kalan Sorunları Konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ismini-vermek-istemeyen-soylesi-ile-kadinlarin-sessiz-kalan-sorunlari-konusuldu-620221</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:48:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[smini]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[stemeyen]]></category>
		<category><![CDATA[üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[vermek]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620221</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Belediyesi ile Medicana Çamlıca Hastanesi iş birliğiyle, Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen “İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi: Konuşamadıkça Büyüyen Duygular” programı Bağlarbaşı Kültür Merkezi Çamlıca Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ismini-vermek-istemeyen-soylesi-ile-kadinlarin-sessiz-kalan-sorunlari-konusuldu-620221">Üsküdar&#8217;da &#8220;İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi&#8221; ile Kadınların Sessiz Kalan Sorunları Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üsküdar Belediyesi ile Medicana Çamlıca Hastanesi iş birliğiyle, Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen “İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi: Konuşamadıkça Büyüyen Duygular” programı Bağlarbaşı Kültür Merkezi Çamlıca Salonu’nda gerçekleştirildi. Kadınların çoğu zaman dile getirmekten çekindiği sağlık, psikoloji ve toplumsal konuların ele alındığı söyleşide farkındalık oluşturulması hedeflendi.</strong></p>
<p>Programın moderatörlüğünü İnci Ertuğrul üstlenirken, alanında uzman isimler ve farklı alanlardan konuklar kadınların yaşamında çoğu zaman görünmeyen veya konuşulmayan konulara dair görüşlerini paylaştı.</p>
<p>“Kadınların güçlenmesini son derece kıymetli buluyoruz”</p>
<p>Programda konuşan Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, yoğun programı nedeniyle etkinliğe katılamayan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın selamlarını ileterek sözlerine başladı.</p>
<p>Çelik konuşmasında, kadınların fiziksel ve ruhsal sağlığına dikkat çekmek ve toplumsal hayattaki güçlerini görünür kılmak amacıyla düzenlenen programın önemine değinerek, alanlarında önemli bir birikime sahip konukların paylaştığı görüş ve deneyimlerin kadın sağlığı, psikolojik dayanıklılık, sporun yaşamımıza kattığı güç ve toplumsal dayanışma açısından son derece değerli olduğunu ifade etti.</p>
<p>Üsküdar Belediyesi ile Medicana Çamlıca Hastanesi iş birliğiyle gerçekleştirilen programda emeği geçen herkese teşekkür eden Çelik, kadınların hayatın her alanında güçlenmesini, dayanışma ve ortak akılla daha görünür hale gelmesini son derece kıymetli bulduklarını belirtti.</p>
<p><strong>Kadın sağlığı ve psikolojik dayanıklılık ele alındı</strong></p>
<p>Söyleşide Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bahar Temur, “İsmini Vermek İstemeyen Kalp” başlıklı sunumunda kadınlarda kalp sağlığını etkileyen faktörlere değindi. Temur, kırık kalp sendromu, stres kaynaklı kalp hastalıkları ve tükenmişlik sendromunun kalp üzerindeki etkileri hakkında katılımcıları bilgilendirdi.</p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Meltem Vural ise “İsmini Vermek İstemeyen Cinsellik” başlıklı konuşmasında vajinismus, libido kaybı, menopoz ve cinsel kimlik gibi toplumda çoğu zaman konuşulmaktan çekinilen konuların aslında tedavi edilebilir sağlık sorunları olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Klinik Psikolog Cansu Kaya, “İsmini Vermek İstemeyen Tükenmişlik” başlıklı sunumunda kadınların iş ve sosyal yaşamda görünmeyen emeği, sürekli eksik hissetme duygusu ve kendini geri plana atmanın psikolojik etkileri üzerine değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Kadınların yaşam deneyimleri farklı başlıklarda ele alındı</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog ve yazar Fundem Ece, “Anne Olmak, Yetersizlik ve Suçluluk Hissi” başlıklı konuşmasında iyi anne olma baskısı, çalışan annelerin yaşadığı suçluluk duygusu ve çocukluk deneyimlerinin annelik üzerindeki etkilerini ele aldı.</p>
<p>THY Spor Kulübü Kadın Voleybol Takımı oyuncusu Melis Yılmaz ise “İsmini Vermek İstemeyen Güç” başlığıyla spor dünyasında kadın olmanın zorluklarını, güçlü görünme baskısını ve sporun kadınların hayatındaki dönüştürücü etkisini katılımcılarla paylaştı.</p>
<p>Üsküdar Acıbadem Mahalle Muhtarı Semra Aydın da “İsmini Vermek İstemeyen Mahalle” başlıklı konuşmasında mahallelerde en sık gizlenen kadın sorunlarına, ev içi fiziksel ve psikolojik şiddete ve kadınların destek mekanizmalarına ulaşma süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Üsküdar Belediyesi ve Medicana Çamlıca Hastanesi iş birliğiyle düzenlenen söyleşi, kadınların sağlık, psikoloji ve toplumsal yaşamda çoğu zaman dile getirilmeyen sorunlarını görünür kılmayı amaçlayan önemli bir farkındalık buluşması olarak tamamlandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uskudarda-ismini-vermek-istemeyen-soylesi-ile-kadinlarin-sessiz-kalan-sorunlari-konusuldu-620221">Üsküdar&#8217;da &#8220;İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi&#8221; ile Kadınların Sessiz Kalan Sorunları Konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>12 derecenin altında kalp krizi riski artabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/12-derecenin-altinda-kalp-krizi-riski-artabiliyor-616128</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 08:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[12]]></category>
		<category><![CDATA[artabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[Damarlar]]></category>
		<category><![CDATA[derecenin]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soğuk hava kalp hastaları için daha dikkatli olmayı gerektiriyor. Özellikle dış ortamda geçirilen süre ve hava koşulları kalbin yükünü artırabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/12-derecenin-altinda-kalp-krizi-riski-artabiliyor-616128">12 derecenin altında kalp krizi riski artabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soğuk hava kalp hastaları için daha dikkatli olmayı gerektiriyor. Özellikle dış ortamda geçirilen süre ve hava koşulları kalbin yükünü artırabiliyor. Güvenli sınırların kişiden kişiye değiştiğini belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Kalp hastalığı olanlar için kesin bir sıcaklık ya da süre eşiği yok. Bu sınırlar kişinin genel sağlık durumuna ve hastalığın derecesine göre değişir. Ancak kalp sağlığı için en uygun aralık 18–24 derecedir. Özellikle 12 derecenin altındaki soğuklarda kalp krizi riski artabilir. Ayrıca rüzgârın hissedilen sıcaklığı düşürdüğü unutulmamalı ve dışarıda kalma süresi buna göre planlanmalı” dedi.</strong></p>
<p>Kalp rahatsızlığı olan kişilerin soğuk havalarda günlük planlarını yaparken kendi doktorlarına danışarak kişisel risklerini ve güvenli sınırlarını öğrenmelerinin önemli olduğunu belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Soğuk havada vücut ısı kaybetmemek için damarları daraltır. Damarlar daraldığında tansiyon yükselebilir. Tansiyon yükseldiğinde ise kalp kanı dolaştırabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Bu da kalbin oksijen ihtiyacını artırır. Ancak daralmış damarlar bu ihtiyacın karşılanmasını zorlaştırabilir ve kalp üzerinde ek bir yük oluşabilir. Özellikle 40 yaş üzerindeki kişilerde damar esnekliğinin azalması ve koroner arter hastalığı gibi risklerin daha sık görülmesi nedeniyle bu tablo göğüs ağrısı, kalp krizi ve inme riskini artırabilir” dedi.</p>
<p><strong>Soğuk hava susuzluğu yüzde 40 azaltabiliyor</strong></p>
<p>Soğuk havada susama hissinin azalmasına rağmen vücudun sıvı kaybetmeye devam ettiğini vurgulayan Koylan, “Yetersiz sıvı alımı, dolaşım sistemini zorlayabileceği ve kalbin iş yükünü artırabileceği için özellikle kalp ve damar sağlığı açısından risk taşıyan kişiler için kritik. Daralan damarlar beynin susuzluk sinyalini yüzde 40’a kadar azaltabilir. Ancak susama hissinin azalması, sıvı ihtiyacının düştüğü anlamına gelmez. Soğuk ve kuru havada solunumla oluşan buharlaşma ve fark edilmeyen terleme nedeniyle sıvı kaybı sürer. Bu nedenle susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su içmek gerekir. Özellikle dışarıda geçirilen süre boyunca 20–30 dakikada bir birkaç yudum sıvı almak faydalı olur. İdrar renginin açık sarı olması da yeterli sıvı alındığını gösteren pratik bir ölçüttür” dedi.</p>
<p><strong>Soğukta ölçümler şaşırtabilir</strong></p>
<p>Soğuk havanın, özellikle bilekten ölçüm yapan optik nabız sensörlerinin sonuçlarını etkileyebileceğini vurgulayan Koylan, “Vücut ısısını korumak için cilde yakın damarların da daralmasıyla özellikle bilek gibi uç noktalara giden kan akışı azalır. Bu da kan akışındaki değişimi okuyarak çalışan sensörlerin doğru veri almasını zorlaştırabilir ve nabzın olduğundan daha düşük ya da düzensiz görünmesine neden olabilir. Bu nedenle soğuk havada daha doğru sonuçlar için kalp atışını elektriksel sinyaller üzerinden ölçen göğüs bantları daha güvenilir kabul edilir” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/12-derecenin-altinda-kalp-krizi-riski-artabiliyor-616128">12 derecenin altında kalp krizi riski artabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oruç tutmak kalbi ve tansiyonu rahatlatıyor ama…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-kalbi-ve-tansiyonu-rahatlatiyor-ama-614668</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 07:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[rahatlatıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sahur]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[tutmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614668</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan’ın gelmesiyle birlikte oruç tutmak isteyen pek çok kalp hastası sağlık durumlarının oruç tutmaya elverişli olup olmadığını araştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-kalbi-ve-tansiyonu-rahatlatiyor-ama-614668">Oruç tutmak kalbi ve tansiyonu rahatlatıyor ama…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan’ın gelmesiyle birlikte oruç tutmak isteyen pek çok kalp hastası sağlık durumlarının oruç tutmaya elverişli olup olmadığını araştırıyor. Kimileri de “Yaz aylarında bile tuttum, olumsuz bir şey olmadı, kışın daha rahat” diyerek, doktoruna danışmaya gerek görmüyor. Ancak dikkat! <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut</strong> “Kardiyovasküler açıdan riskli olan bir hastanın doktoruna danışmadan oruç tutması ciddi sorunlara neden olabilir. Bu nedenle mutlaka hekimleri ile görüşüp karar vermelidirler. Özellikle diyabet (şeker), tansiyon ve kolesterol ilacı kullanan kişiler ilaçlara Ramazan’da da devam etmelidir. Kontrolsüz şeker, tansiyon ve kolesterol kalp krizini tetikleyen temel hastalıklardır” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, orucun hangi kalp hastalıklarında tutulabileceğini, kimler için riskli olabileceğini anlattı, oruç tutmak isteyen kalp hastalarına önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p>Kış aylarında oruç tutmak yaz mevsimine göre daha rahat olsa da, kalp ve damar hastalığı olan kişilerin oruç tutmadan önce mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi ve birlikte karar verilmesi gerekiyor. Oruç tutmanın hem beden hem de ruh sağlığımızı olumlu yönde etkilediğini, vücudu tetikte tutan uyarıcı etkiye sahip sempatik sinir sisteminin baskılanması sonucu kalp hızında ve özellikle büyük tansiyonda azalma gözlemlendiğini belirten <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut</strong>, “Kalp hastalıklarında sıklıkla gelişen psikolojik bozukluk ve depresyon durumu da oruçla birlikte düzelir. Hasta ‘kalp hastası oldum, yarım adam oldum’ psikolojisinden çıkar. Kalp hızındaki azalma ve tansiyonda oluşacak düşme ile hastalarda göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi şikayetler azalacaktır. Diyabet (şeker) ve kolesterol kontrolü kolaylaşacak ve damar sağlığında iyileşme olacaktır” diyor. Ancak hemen ardından uyarıyor!</p>
<p><strong>Hangi kalp hastaları oruç tutmamalı?</strong></p>
<p>Kardiyovasküler açıdan riskli olan bir hastanın doktoruna danışmadan oruç tutmasının ciddi sorunlara yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Karabulut “Oruç sadece sağlıklı kişilere farz kılınmıştır. Bu nedenle kronik hastalığı olanların mutlaka hekimlerinden onay almaları gerekir.  Özellikle diyabet, tansiyon ve kolesterol ilacı kullananlar ilaçlara Ramazan’da da devam etmelidir. Kontrolsüz diyabet (şeker), tansiyon ve kolesterol kalp krizini tetikleyen temel hastalıklardır” derken, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ciddi kalp yetersizliği, tedavi edilmemiş damar darlığı, ilerlemiş kapak hastalığı, yüksek tansiyonu olanlara, ilaç kullanması şart olup buna karşın ilaç saatleri iftar ve sahura göre ayarlanamayan hastalara, kalp ameliyatı ya da balon stent işleminin üzerinden 3 ay geçmemiş kişilere oruç tutmaları önerilmez.” </p>
<p><strong>Bu hastalar oruç tutabilir ama önce… </strong></p>
<p>Oruç tutabilecek durumda olan kalp hastalarının da bazı noktalara dikkat etmeleri gerektiğini belirten Prof. Dr. Karabulut bu kişileri şöyle açıklıyor: “Tansiyonu kontrol altına alınmış olanlar, damar sertliği olsa da herhangi bir şikayete yol açmayanlar, hafif düzeydeki kalp kapak hastalıkları, iyi huylu ritim bozukluğu, hafif düzeyde kalp yetersizliği, ılımlı seyreden diyabeti olanların, doktor kontrolünde de bir risk görülmediyse oruç tutmasında sakınca yoktur. Ancak özellikle iftar sofrasında bazı kurallara mutlaka dikkat etmeleri gerekir.”</p>
<p><strong>Oruç tutacak kalp hastaları bu 10 öneriye dikkat!</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, ağır iftar sofralarında aşırı tüketimin kalp krizi riskini artırdığını belirtirken, 10 önemli öneride bulunuyor; </p>
<ul>
<li>Özellikle iftarda mideye bir anda yüklenilmesi; tansiyonu yükseltir, çarpıntıya yol açar, kalp krizi riskini artırır! Yemeği yavaş yiyin ve midenizi zorlamayın.</li>
<li>İlaç kullanımı sıklıkla aksatılıyor. Doktorunuzla birlikte ilaçlarınızın saatlerini belirleyip mutlaka düzenli kullanın. Kontrolsüz şeker, tansiyon ve kolesterol kalp krizini tetikleyen temel hastalıklar olduğundan, özellikle bu ilaçlarınızı kesinlikle aksatmayın. </li>
<li>İftarı sigara ile açmak gibi bir hataya düşmeyin. İftarı suyla açın, bu ayı sigarayı bırakmak için fırsat olarak değerlendirin.</li>
<li>Sık yapılan hatalardan biri de; pideyi abartmak. Beyaz un kalbin en büyük düşmanlarından biridir. Bu nedenle Ramazan pidesini küçük bir dilimle sınırlayın, tam tahıllı ekmek tercih edin.  </li>
<li>Kızartma ve yağlı yiyeceklerden uzak durun, iftariyelik yerine salata ve ana yemek tüketin. Şerbetli tatlıdan uzak durun, sütlü tatlı tercih edin ama aşırıya kaçmayın. </li>
<li>Ramazan’da tuz tüketimi artıyor ancak unutmayın ki; aşırı tuz tansiyon ve kalp krizi riskini artırıyor! Bu nedenle sofraya tuz koymayın. </li>
<li>Ramazan’da şerbetli içeceklerin tüketimi artıyor, azalan su tüketimi damarlarda pıhtıya yol açabiliyor. Şerbet ve gazlı içecek yerine su için. İftar ile sahur arası mutlaka 1,5 litre su tüketin.</li>
<li>Sahura ya bilinçli kalkılmıyor ya da kaçırılabiliyor. Ancak sahur yemeğini atlamak tansiyon ataklarına yol açarken, kalp krizi riskini artırabiliyor. Bu nedenle mutlaka sahura kalkın. Sahurda bir çay tabağı ceviz/badem veya fındık tüketmek damar sağlığını korur. Çay ve kahve yerine mutlaka su için. Sahura kalkamayan kalp hastaları oruç tutmada ısrarcı olmamalıdır. </li>
<li>Uykusuzluk kalp sağlığını olumsuz etkiler. Sahur ile bölünecek uyku, akşam yatağa daha erken gidilerek telafi edilebilir. Gündüz saatlerinde uyumak isterseniz bir saati aşmayın çünkü daha fazla uyku, gece uykusunu bozar ve kalbi olumsuz etkileyebilir. </li>
<li>İftar sonrası hemen uzanmak kalbi de olumsuz etkileyebileceğinden dolayı mutlaka kısa süreli de olsa yürüyüş yapın. </li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-kalbi-ve-tansiyonu-rahatlatiyor-ama-614668">Oruç tutmak kalbi ve tansiyonu rahatlatıyor ama…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oruç Tutmak İsteyen Kalp Hastalarına Öneriler </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-isteyen-kalp-hastalarina-oneriler-2-614512</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 15:48:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç Tutma]]></category>
		<category><![CDATA[steyen]]></category>
		<category><![CDATA[tutmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614512</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayı geldi, kalabalık sofralar kurulmaya başladı. Oruç tutanlar ruhsal arınmayla beraber manevi huzuru da yaşıyorlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-isteyen-kalp-hastalarina-oneriler-2-614512">Oruç Tutmak İsteyen Kalp Hastalarına Öneriler </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ancak Ramazan ayında oruç ibadeti yerine getirilirken dikkat edilmesi gerekenler olabiliyor. Çünkü Ramazan ayında acil servis başvuruları, iftar sonrası ilk birkaç saatte artıyor. Tüm gün aç kaldıktan sonra iftarda yenilen ağır yiyecekler kalbi yorabiliyor. Özellikle kalp krizi öyküsü olanlar, stent takılmış bireyler ve kalp yetmezliği hastaları, oruç tutmadan önce doktorlarına danışmalı ve kişisel sağlık durumlarını değerlendirmelidirler. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Yıldız, Ramazan ayında kalp hastalarıyla ilgili önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Kalp Hastaları İçin Oruç Tutma Kararı Hastayı Takip Eden Doktoruyla Değerlendirilmeli! </strong></p>
<p>Sağlıklı bireylerde yapılan çalışmalar, orucun yararlı etkilerine işaret etmektedir.  Sağlıklı bireylerde Ramazan süresince ve sonraki birkaç haftalık dönemde HDL yani iyi kolesterol düzeylerinin Ramazan öncesine göre arttığı, LDL yani kötü kolesterol düzeylerinin ise azaldığı görülmüştür. Doğru şekilde tutulan bir oruçta günlük kalori alınımının kısıtlanması ile insülin duyarlılığı artmakta, strese dayanma kolaylaşmaktadır. Hatta ayda en az bir gün oruç tutanlarda bile damar sertliğinin daha az olduğu bildirilmiştir.<br />  Kalp hastaları için oruç tutma kararı, bireysel sağlık durumuna göre belirlenmelidir. Uzmanlar, hastaları düşük, orta ve yüksek riskli gruplar olarak değerlendirmektedir:</p>
<p>Düşük-Orta Riskli Grup: Stabil kalp hastalığı olan, tansiyonu kontrol altında olan ve doktoru tarafından onay verilen hastalar oruç tutabilir.</p>
<p>Yüksek Riskli Grup: Son 6 hafta içinde kalp krizi geçirenler, ciddi kalp yetmezliği olanlar, kontrolsüz ritim bozukluğu yaşayanlar ve ileri evre damar tıkanıklığı bulunanlar hastalar oruç tutmamalıdır.</p>
<p>Çok Yüksek Riskli Grup: İleri evre kalp yetmezliği, ciddi pulmoner hipertansiyonu (akciğer tansiyonu) olan hastaların oruç tutmaları kesinlikle önerilmez.</p>
<p>Ramazan’da uzun süreli açlık ve susuzluk, vücuttaki sıvı dengesini bozarak kalp hastaları için çeşitli riskler doğurabilmektedir.</p>
<p>Tansiyon Dengesizlikleri: Uzun süre susuz kalmak, kan basıncında ani düşüşlere veya yükselmelere neden olabilir.Ritim Bozuklukları: Elektrolit dengesizlikleri, kalp ritminde düzensizliklere yol açabilir.Sıvı Kaybı: Dehidrasyon, özellikle kalp yetmezliği hastaları için ciddi bir risktir.Kan Şekeri Dalgalanmaları: Diyabet ile birlikte kalp hastalığı bulunan kişilerde kan şekeri seviyelerinde ani değişiklikler meydana gelebilir.</p>
<p>Son 6 ay içerisinde kalp krizi geçiren hastalar, kalp hastalığı nedeniyle göğüs ağrısı olan hastalar, son 6 ay içerisinde kalp damarlarına balon yapılan, stent takılan veya bypass ameliyatı olmuş hastalar da oruç tutmaktan kaçınmalıdır.<br /> Kontrol altına alınamayan veya hayatı tehdit edici aritmi riski olan hastalarda da oruç riskli olabilir. Dirençli hipertansiyonu olan yani ilaç tedavisine rağmen kan basıncı yüksek olan hastalar da tansiyonları normale inmeden oruç tutmamalıdır. </p>
<p>Tek başına hipertansiyonu olan ve ilaçla kan basıncı normal düzeylerde seyreden hastalar ise ilaçlarını her gün düzenli almak koşulu ile oruç tutabilirler. Bu sayılan durumların dışındaki tüm kalp damar hastaları oruç tutup tutamayacaklarını mutlaka hekimlerine danışmalıdır.</p>
<p><strong>Oruç Tutan Kalp Hastaları Dikkat Etmeli!</strong></p>
<p>Kalp hastalarının doktoruyla görüşüp uygun görüldüğü takdirde oruç tutarken dikkat etmesi gereken bazı noktalar var. Öncelikle ilaçların düzenlenmesi gerekmektedir. Hasta, doktoruyla görüşerek ilaçlarını iftar ve sahur saatine uygun şekilde ayarlamalıdır. İftar veya sahurda aşırı yağlı ve tuzlu yiyeceklerden kaçınmalı, sağlıklı proteinler ve lif açısından zengin besinler tüketilmelidir. İftar ve sahur arasında yeterli su içerek vücudun sıvı dengesi korunmalıdır. Gün içinde aşırı hareketten kaçınarak kalbin yorulmaması gerekmektedir. Göğüs ağrısı, nefes darlığı veya çarpıntı gibi belirtiler hissedilirse, hemen doktora danışılmalıdır. </p>
<p>Kalp hastalarının Ramazan ayında sağlıklı bir şekilde oruç tutabilmeleri için doktor kontrollerini aksatılmamalı, ilaç düzenlemeleri yapılmalı ve beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-isteyen-kalp-hastalarina-oneriler-2-614512">Oruç Tutmak İsteyen Kalp Hastalarına Öneriler </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oruç Tutmak İsteyen Kalp Hastalarına Öneriler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-isteyen-kalp-hastalarina-oneriler-614244</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 07:23:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç Tutma]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[steyen]]></category>
		<category><![CDATA[tutmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614244</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayı geldi, kalabalık sofralar kurulmaya başladı. Oruç tutanlar ruhsal arınmayla beraber manevi huzuru da yaşıyorlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-isteyen-kalp-hastalarina-oneriler-614244">Oruç Tutmak İsteyen Kalp Hastalarına Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı geldi, kalabalık sofralar kurulmaya başladı. Oruç tutanlar ruhsal arınmayla beraber manevi huzuru da yaşıyorlar. Ancak Ramazan ayında oruç ibadeti yerine getirilirken dikkat edilmesi gerekenler olabiliyor. Çünkü Ramazan ayında acil servis başvuruları, iftar sonrası ilk birkaç saatte artıyor. Tüm gün aç kaldıktan sonra iftarda yenilen ağır yiyecekler kalbi yorabiliyor. Özellikle kalp krizi öyküsü olanlar, stent takılmış bireyler ve kalp yetmezliği hastaları, oruç tutmadan önce doktorlarına danışmalı ve kişisel sağlık durumlarını değerlendirmelidirler. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Yıldız, Ramazan ayında kalp hastalarıyla ilgili önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Kalp Hastaları İçin Oruç Tutma Kararı Hastayı Takip Eden Doktoruyla Değerlendirilmeli! </strong></p>
<p>Sağlıklı bireylerde yapılan çalışmalar, orucun yararlı etkilerine işaret etmektedir.  Sağlıklı bireylerde Ramazan süresince ve sonraki birkaç haftalık dönemde HDL yani iyi kolesterol düzeylerinin Ramazan öncesine göre arttığı, LDL yani kötü kolesterol düzeylerinin ise azaldığı görülmüştür. Doğru şekilde tutulan bir oruçta günlük kalori alınımının kısıtlanması ile insülin duyarlılığı artmakta, strese dayanma kolaylaşmaktadır. Hatta ayda en az bir gün oruç tutanlarda bile damar sertliğinin daha az olduğu bildirilmiştir.<br /> Kalp hastaları için oruç tutma kararı, bireysel sağlık durumuna göre belirlenmelidir. Uzmanlar, hastaları düşük, orta ve yüksek riskli gruplar olarak değerlendirmektedir:</p>
<p><em>Düşük-Orta Riskli Grup:</em> Stabil kalp hastalığı olan, tansiyonu kontrol altında olan ve doktoru tarafından onay verilen hastalar oruç tutabilir.</p>
<p><em>Yüksek Riskli Grup:</em> Son 6 hafta içinde kalp krizi geçirenler, ciddi kalp yetmezliği olanlar, kontrolsüz ritim bozukluğu yaşayanlar ve ileri evre damar tıkanıklığı bulunanlar hastalar oruç tutmamalıdır.</p>
<p><em>Çok Yüksek Riskli Grup:</em> İleri evre kalp yetmezliği, ciddi pulmoner hipertansiyonu (akciğer tansiyonu) olan hastaların oruç tutmaları kesinlikle önerilmez.</p>
<p>Ramazan’da uzun süreli açlık ve susuzluk, vücuttaki sıvı dengesini bozarak kalp hastaları için çeşitli riskler doğurabilmektedir.</p>
<ol>
<li>Tansiyon Dengesizlikleri: Uzun süre susuz kalmak, kan basıncında ani düşüşlere veya yükselmelere neden olabilir.</li>
<li>Ritim Bozuklukları: Elektrolit dengesizlikleri, kalp ritminde düzensizliklere yol açabilir.</li>
<li>Sıvı Kaybı: Dehidrasyon, özellikle kalp yetmezliği hastaları için ciddi bir risktir.</li>
<li>Kan Şekeri Dalgalanmaları: Diyabet ile birlikte kalp hastalığı bulunan kişilerde kan şekeri seviyelerinde ani değişiklikler meydana gelebilir.</li>
</ol>
<p>Son 6 ay içerisinde kalp krizi geçiren hastalar, kalp hastalığı nedeniyle göğüs ağrısı olan hastalar, son 6 ay içerisinde kalp damarlarına balon yapılan, stent takılan veya bypass ameliyatı olmuş hastalar da oruç tutmaktan kaçınmalıdır.<br />Kontrol altına alınamayan veya hayatı tehdit edici aritmi riski olan hastalarda da oruç riskli olabilir. Dirençli hipertansiyonu olan yani ilaç tedavisine rağmen kan basıncı yüksek olan hastalar da tansiyonları normale inmeden oruç tutmamalıdır. </p>
<p>Tek başına hipertansiyonu olan ve ilaçla kan basıncı normal düzeylerde seyreden hastalar ise ilaçlarını her gün düzenli almak koşulu ile oruç tutabilirler. Bu sayılan durumların dışındaki tüm kalp damar hastaları oruç tutup tutamayacaklarını mutlaka hekimlerine danışmalıdır.</p>
<p><strong>Oruç Tutan Kalp Hastaları Dikkat Etmeli!</strong></p>
<p>Kalp hastalarının doktoruyla görüşüp uygun görüldüğü takdirde oruç tutarken dikkat etmesi gereken bazı noktalar var. Öncelikle ilaçların düzenlenmesi gerekmektedir. Hasta, doktoruyla görüşerek ilaçlarını iftar ve sahur saatine uygun şekilde ayarlamalıdır. İftar veya sahurda aşırı yağlı ve tuzlu yiyeceklerden kaçınmalı, sağlıklı proteinler ve lif açısından zengin besinler tüketilmelidir. İftar ve sahur arasında yeterli su içerek vücudun sıvı dengesi korunmalıdır. Gün içinde aşırı hareketten kaçınarak kalbin yorulmaması gerekmektedir. Göğüs ağrısı, nefes darlığı veya çarpıntı gibi belirtiler hissedilirse, hemen doktora danışılmalıdır. </p>
<p>Kalp hastalarının Ramazan ayında sağlıklı bir şekilde oruç tutabilmeleri için doktor kontrollerini aksatılmamalı, ilaç düzenlemeleri yapılmalı ve beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi büyük önem taşımaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-isteyen-kalp-hastalarina-oneriler-614244">Oruç Tutmak İsteyen Kalp Hastalarına Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hastanede ölçülen tansiyon daha yüksek çıkabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hastanede-olculen-tansiyon-daha-yuksek-cikabiliyor-611780</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 08:29:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[değerler]]></category>
		<category><![CDATA[hastanede]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[ölçülen]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611780</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp ve damar sağlığını değerlendirmede tansiyon, kolesterol ve kan şekeri gibi ölçümler birlikte ele alınıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hastanede-olculen-tansiyon-daha-yuksek-cikabiliyor-611780">Hastanede ölçülen tansiyon daha yüksek çıkabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kalp ve damar sağlığını değerlendirmede tansiyon, kolesterol ve kan şekeri gibi ölçümler birlikte ele alınıyor. Bu değerler arasında yüksek tansiyonun en kritik göstergelerden biri olduğunu dile getiren Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Yüksek tansiyon damar duvarlarına ani ve şiddetli bir baskı uygular. Bu durum beyin kanaması, kalp krizi veya aort yırtılması gibi hayati sonuçlara neden olabilir. ‘Sessiz katil’ olarak adlandırılan hipertansiyon, herhangi bir belirti vermese bile tek bir yüksek ölçümde dahi acil tıbbi değerlendirme gerektirir” dedi.</strong></p>
<p>Kan basıncı; stres, heyecan veya fiziksel aktiviteye bağlı olarak anlık değişebilir. Bu nedenle hipertansiyon tanısı için tek bir ölçümün yeterli olamayacağını açıklayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Farklı zamanlarda yapılan ölçümler büyük önem taşır. Örneğin hastane ortamında strese bağlı yüksek çıkan değerlere ‘beyaz önlük hipertansiyonu’, muayenede normal olan ancak evde yüksek seyreden değerlere ise ‘maskeli hipertansiyon’ adı verilir. Ev ölçümleri, günlük yaşam koşullarını daha doğru yansıttığı için tanı ve takipte kritik rol oynar. Dolayısıyla şüpheli durumlarda tüm ölçümlerin doktor tarafından bir bütün olarak değerlendirilmesi en doğru yaklaşım” dedi.</p>
<p><strong>Damar sertliği kalp krizi riskini artırıyor</strong></p>
<p>Klinik açıdan hem büyük hem de küçük tansiyon değerlerinin kalp ve damar sağlığının önemli göstergeleri arasında yer aldığını belirten Koylan, “Büyük tansiyon, kalbin kanı pompaladığı anda damar duvarlarına uygulanan basıncı, küçük tansiyon ise kalbin gevşediği sırada damarlarda kalan basıncı ifade eder. Sertlik arttıkça damarlar esnekliğini kaybeder ve kalpten pompalanan kanı karşılamakta zorlanır. Bu durum, büyük tansiyonun yükselmesine ve kalbin daha fazla eforla çalışmasına neden olur. Özellikle 50 yaş üstü bireylerde bu yük artışı, kalp krizi ve inme riskini de beraberinde getirir. Gençlerde ise küçük tansiyon yüksekliği daha ön plandadır. Bu nedenle tansiyon değerlendirmesi yapılırken tek bir değere bakmak yerine kişinin yaşı ve genel sağlık durumu birlikte ele alınmalı” dedi.</p>
<p><strong>Genetik mirasın etkileri sağlıklı yaşamla azaltılabilir</strong></p>
<p>Genetik yatkınlığın tansiyon, kolesterol ve kan şekeri gibi değerleri etkileyebileceğini belirten Koylan, “Ancak yatkınlık, hastalığın kaçınılmaz olduğu anlamına da gelmez. Beslenme alışkanlıkları, düzenli egzersiz ve stres kontrolü, bu değerleri önemli ölçüde etkileyen ve tedavinin temelini oluşturan unsurlar arasında yer alır. Özellikle sınırda değerlere sahip birçok kişide, yaşam tarzında yapılacak doğru değişiklikler ilaç ihtiyacını ortadan kaldırabilir ya da uzun süre erteleyebilir. İlaç tedavisi şart olan kişilerde bile, sağlıklı bir yaşam tarzı tedavinin etkinliğini artırır, daha düşük dozlarla kontrol sağlanmasına yardımcı olur ve hastalığın seyrini olumlu yönde etkiler. Bu nedenle risk faktörlerinin yönetiminde genetik kadar günlük yaşam alışkanlıkları da belirleyici rol oynar” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hastanede-olculen-tansiyon-daha-yuksek-cikabiliyor-611780">Hastanede ölçülen tansiyon daha yüksek çıkabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleri yaygınlaşıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genclerde-kalp-carpintisi-ve-gogus-agrisi-sikayetleri-yayginlasiyor-611095</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 08:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[cebeci]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerde]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaygınlaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611095</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde ve dünyada kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Son yıllarda genç yaş grubunda kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerde-kalp-carpintisi-ve-gogus-agrisi-sikayetleri-yayginlasiyor-611095">Gençlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleri yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde ve dünyada kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Son yıllarda genç yaş grubunda kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı<strong> </strong>şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Eskiden daha çok ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp-damar sorunları, günümüzde değişen yaşam tarzı, stres, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik nedeniyle gençleri de tehdit eder hale geldi. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebec</strong>i “Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı günümüzde belirgin artış göstermiştir. Bunun altında masum nedenler kadar, hayati riske yol açabilecek kalp kaynaklı ciddi etkenler de yatabildiği için, gereksiz kaygıyı azaltmak ama riskli durumları da kaçırmamak amacıyla doktor muayenesi büyük önem taşımaktadır” diyor. Prof. Dr. Cebeci, kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısına yol açan 9 hatalı alışkanlığı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı kimi zaman masum nedenlerden kaynaklanabilirken, kimi zaman da önemli kalp hastalıklarının ilk belirtisi olabiliyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci</strong>, özellikle son yıllarda yanlış yaşam alışkanlıklarının etkisiyle bu iki sorunun yaygınlaştığını belirterek şöyle konuşuyor: “Son yıllarda hem gençlerde hem de yetişkinlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetiyle başvuran hasta sayısında belirgin bir artış dikkat çekiyor. Hastalar çarpıntıyı çoğunlukla “kalbim hızlandı”, “tekli atımlar oluyor”, “göğsümde bir boşluk hissi”, “aniden çarpmaya başlıyor” şeklinde tarif ediyor. Göğüs ağrısı ise sık olarak batma, sıkışma, yanma tarzında; çoğu zaman eforla ilişkisi net olmayan, kısa süreli ve tekrarlayıcı özellikte anlatılıyor. Genç hastalarda bu şikayetlere sıklıkla nefes alamama hissi, baş dönmesi, huzursuzluk ve ölüm korkusu eşlik edebiliyor.”</p>
<p><strong>Modern yaşam tarzı en önemli etkenlerden biri ancak…</strong></p>
<p>Modern yaşam tarzının ve sağlıksız yaşam alışkanlıklarının, bu şikayetlerin artışında başı çektiğini belirten Prof. Dr. Cebeci sözlerine şöyle devam ediyor: “En sık karşılaştığımız hataların başında; yoğun kafein tüketimi, stresi yönetememek, sigara ve tütün ürünleri, uyku bozuklukları, bilinçsiz kullanılan zayıflama ürünleri ve takviyeler, burun spreyleri, hareketsizlik, uzun süre ekran karşısında kalma, aşırı tuzlu ya da çok ağır yemekler, ani ve plansız egzersizler, yeterli ısınma yapmadan spora başlamak, hızlı yeme alışkanlığı, gece geç saatlerde yemek yeme geliyor. Özellikle gençlerde, altta yatan ciddi bir kalp hastalığı olmaksızın hissedilen çarpıntı ve göğüs ağrılarının en sık nedenlerinden birinin de; sürekli kaygı hali ve bastırılmış anksiyete olduğunu görüyoruz. Tüm bunlar otonom sinir sistemi dengesini bozarak, kalbin normal ritmini olumsuz etkileyebilir ve çarpıntıya zemin hazırlar.” </p>
<p><strong>Diyabet, obezite ve metabolik hastalıklar da çok etkili</strong></p>
<p>Prof. Dr. Cebeci; obezite, hipertansiyon, kas-iskelet sistemi kaynaklı ağrılar, mide-yemek borusu hastalıkları, akciğer enfeksiyonları, koroner arter hastalığı, diyabet ve tiroit hastalıklarının toplumda sık görülmesinin de, kalp kaynaklı şikayetlerin artmasına yol açtığını vurguluyor. Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı durumunda; olası ritim bozukluğu, yapısal kalp hastalığı veya metabolik nedenlerin ayrıntılı öykü, fiziki muayene ve uygun tetkiklerle mutlaka dışlanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Cebeci “Her kalp çarpıntısı veya göğüs ağrısı mutlaka ciddi bir kalp hastalığı anlamına gelmez. Ancak bu şikayetlerin altında masum etkenler gibi ciddi nedenler de olabilir. Bu nedenle mutlaka doktora başvurulmalı, iki yakınma ayrı ayrı değerlendirilmelidir” diyor. </p>
<p><strong>Tedavi edilmezse!</strong></p>
<p>Her kalp çarpıntısı ya da göğüs ağrısının kalıcı bir kalp hastalığına yol açmayacağını, ancak altta ciddi bir neden yatıyorsa ve tedavisiz bırakılırsa ciddi sonuçlara yol açabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci sözlerine şöyle devam ediyor: “Kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı hayati riske yol açabilecek hastalıkların ilk habercisi de olabilir. Bu nedenle şikayetlerin ciddiye alınması, doğru zamanda doğru değerlendirme yapılması büyük önem taşır. Örneğin; çarpıntının nedeni tiroit hastalığıysa, hormonal dengesizlik tedavi edildiğinde şikayetler büyük ölçüde azalır. Ancak uzun süre tedavi edilmezse gelişen ritim bozukluğu kalıcı hale gelebilir. Ayrıca göğüs ağrısı gençlerde sıklıkla kalp dışı nedenlere bağlı olsa da; eforla artıyorsa, baskı ve sıkışma tarzındaysa, kola, çeneye veya sırta yayılıyorsa, nefes darlığı ve baş dönmesi eşlik ediyorsa mutlaka ciddiye alınmalıdır. Sonuç olarak; kalp, genç yaşta da sinyal verir. Bu sinyalleri doğru okumak, gelecekte oluşabilecek kalıcı kalp hasarlarını ve hayati riskleri önlemenin en etkili yoludur. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, stres azaltıcı alışkanlıkların geliştirilmesi sağlıklı ve mutlu bir gelecek için temel esaslardır.”</p>
<p><strong>xxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Çarpıntı ve göğüs ağrısına yol açan hatalı alışkanlıklar;</strong></p>
<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, </strong>kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısına yol açan 9 hatalı alışkanlığı şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Aşırı kafein tüketimi </li>
<li>Sigara ve alkol </li>
<li>Düzensiz uyku saatleri</li>
<li>Uzun süre ekran karşısında kalma</li>
<li>Sağlıksız beslenme (Aşırı tuzlu, ağır yemekler, hızlı yemek yeme, gece geç saatlerde yemek yeme vb)</li>
<li>Hareketsiz yaşam</li>
<li>Ani ve plansız egzersizler, uzun süre egzersiz yapmama, yeterli ısınma yapmadan spora başlama</li>
<li>Stresle baş etme yöntemlerinin yetersizliği, sürekli kaygı hali ve bastırılmış anksiyete</li>
<li>Bilinçsiz kullanılan zayıflama ürünleri, bitkisel takviyeler, sporcu destekleri, burun spreyleri</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerde-kalp-carpintisi-ve-gogus-agrisi-sikayetleri-yayginlasiyor-611095">Gençlerde kalp çarpıntısı ve göğüs ağrısı şikayetleri yaygınlaşıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ömrünüze 10-12 Yıl Ekleyebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/omrunuze-10-12-yil-ekleyebilir-608207</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 07:49:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10-12]]></category>
		<category><![CDATA[ekleyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[oksijen]]></category>
		<category><![CDATA[ömrünüze]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608207</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendimizi iyi hissettiğimizde gerçekten sağlıklı olduğumuzu söyleyebilir miyiz? Modern tıpta bu sorunun yanıtı artık yalnızca şikâyetlere ya da rutin kan testlerine dayanarak verilmiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omrunuze-10-12-yil-ekleyebilir-608207">Ömrünüze 10-12 Yıl Ekleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kendimizi iyi hissettiğimizde gerçekten sağlıklı olduğumuzu söyleyebilir miyiz? Modern tıpta bu sorunun yanıtı artık yalnızca şikâyetlere ya da rutin kan testlerine dayanarak verilmiyor. Günümüzde sağlık; ölçülebilen, izlenebilen ve geleceğe dair öngörü sunabilen fizyolojik göstergeler üzerinden değerlendiriliyor. Bu göstergelerden biri olan VO₂ Max, vücudun oksijeni alma, taşıma ve kullanma kapasitesini ortaya koyarak yalnızca mevcut durumu değil, uzun vadeli sağlık potansiyelini de yansıtan önemli bir parametre olarak öne çıkıyor. <strong>Acıbadem Life Danışmanı, Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş</strong>, “VO₂ Max, tek bir organa değil, tüm sistemlerin birlikte nasıl çalıştığına dair bilgi verir. Bu yönüyle sağlığın ne kadar sürdürülebilir olduğunu gösteren en güçlü göstergelerden biridir” diyor. </p>
<p><strong>Kalbinizden Bütünsel Sağlığınıza Uzanan İpucunu Veriyor</strong></p>
<p>Sağlık değerlendirmelerinde çoğu zaman tansiyon, kolesterol, kan şekeri ve EKG gibi ölçümler temel alınır. <strong>Doç. Dr. Alper Karakuş,</strong> “Bu testler vücudun dinlenme halindeki fizyolojisini gösterir. Oysa vücudun gerçek kapasitesi; efor, stres ve günlük yaşam yükleri altında nasıl yanıt verdiğiyle ortaya çıkar” diyor. </p>
<p>VO₂ Max’in bu noktada kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan <strong>Karakuş</strong>, “VO₂ Max, yalnızca akciğerlerin ne kadar oksijen alabildiğini değil; kalbin bu oksijeni ne kadar etkin pompaladığını, damarların dokulara ne kadar iyi taşıyabildiğini ve kasların bu oksijeni ne ölçüde kullanabildiğini birlikte değerlendiren bütünsel bir göstergedir. Bu nedenle sadece sporcular için değil, kendini sağlıklı hisseden ancak gizli kalp-damar riski taşıyabilecek bireyler için de son derece değerlidir. Günümüzde VO₂ Max, kardiyovasküler sağlığın uzun vadeli seyrini öngörmede giderek daha güvenilir bir biyobelirteç olarak kabul edilmektedir” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>Birçok Kronik Hastalıkla İlişkili</strong></p>
<p>Düşük VO₂ Max değerlerinin yalnızca fiziksel kondisyonla sınırlı bir konu olmadığını ve bu göstergenin birçok kronik hastalıkla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çeken <strong>Doç. Dr. Alper Karakuş</strong>, “Geniş ölçekli epidemiyolojik ve kohort çalışmalar, düşük aerobik kapasitenin kardiyometabolik hastalıklar, hipertansiyon, tip 2 diyabet gibi yaygın sağlık sorunlarıyla anlamlı düzeyde ilişkili olduğunu gösteriyor. Daha da önemlisi, VO₂ Max düzeyinin düşmesi erken mortalite yani ölüm riskini de artırıyor. Bu nedenle VO₂ Max’i yalnızca bir performans ölçütü olarak değil, gelecekteki kardiyovasküler riskin güçlü bir öngörücüsü olarak değerlendirmek gerekiyor” diyor. </p>
<p><strong>O Değeri Artıran Daha Uzun Yaşıyor!</strong></p>
<p>VO₂ Max ölçümünde altın standart yöntemin kardiyopulmoner egzersiz testi olduğunu belirten <strong>Doç. Dr. Alper Karakuş,</strong> “Bu test sırasında birey kontrollü olarak efor altına alınırken, kalp, akciğer ve dolaşım sisteminin birlikte nasıl çalıştığı değerlendirilir. Bu sayede kalp-damar sisteminin gerçek performansı yük altındayken net ve objektif biçimde ortaya konabilir. VO₂ Max değeri doğru yaşam tarzı müdahaleleriyle artırılabilir. Bilimsel çalışmalar, düzenli ve yapılandırılmış aerobik egzersiz programlarıyla 6–8 hafta gibi kısa bir sürede yüzde 15 ila 25 oranında artış sağlanabildiğini ortaya koyuyor. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta ya da 75 dakika yüksek yoğunlukta yapılan aerobik aktiviteler, kalbin bir atımda pompaladığı kan miktarını artırır, kas dokusunun oksijeni daha verimli kullanmasını sağlar ve kardiyorespiratuvar adaptasyonu hızlandırır. Yüksek aerobik kapasiteye sahip bireylerde biyolojik yaşlanma süreçleri daha yavaş seyretmekte. Yüksek VO₂ Max düzeylerine sahip bireylerin, ortalama 10–12 yıl daha uzun ve daha sağlıklı bir yaşam sürdüğü gösterilmiş durumda. Bu nedenle VO₂ Max, yaşam süresi ve yaşam kalitesinin biyolojik bir yansıması olarak değerlendiriliyor” diyor. </p>
<p><strong>Sağlık Risklerini Erken Saptamada Yol Gösterici</strong></p>
<p>VO₂ Max ölçümünün klinik ve koruyucu kardiyoloji açısından giderek daha önemli bir yere sahip olduğunu belirten <strong>Doç. Dr. Alper Karakuş,</strong> “VO₂ Max ölçümü, henüz herhangi bir şikâyeti olmayan bireylerde bile gizli kardiyovasküler risklerin erken dönemde ortaya konmasına yardımcı olabiliyor. Aynı zamanda yaşam tarzı değişikliklerinin ya da uygulanan tedavilerin kalp-damar sistemi üzerindeki etkisini objektif olarak izleme imkânı sağlıyor. Tansiyon, kolesterol ya da kan şekeri değerleri normal sınırlarda olan kişilerde bile VO₂ Max sayesinde uzun vadeli kardiyovasküler risk stratifikasyonu yapılabiliyor. Bu yönüyle VO₂ Max, modern koruyucu kardiyolojinin merkezinde yer alan önemli bir parametre haline gelmiştir. Bu nedenle VO₂ Max değerini bilmek, kalp sağlığını bilimsel temelde yönetmenin en etkili yollarından biridir” değerlendirmesinde bulunuyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/omrunuze-10-12-yil-ekleyebilir-608207">Ömrünüze 10-12 Yıl Ekleyebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>50 yaş üzerinde herkes kan sulandırıcı kullanmalı mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/50-yas-uzerinde-herkes-kan-sulandirici-kullanmali-mi-606615</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 08:53:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[50]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[herkes]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Sulandırıcı]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kullanmalı]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sulandırıcı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606615</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda özellikle sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle kalp hastalarının sayısı hızla artarken, kalp krizi de genç yaşlarda kapıyı daha sık çalıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/50-yas-uzerinde-herkes-kan-sulandirici-kullanmali-mi-606615">50 yaş üzerinde herkes kan sulandırıcı kullanmalı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda özellikle sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle kalp hastalarının sayısı hızla artarken, kalp krizi de genç yaşlarda kapıyı daha sık çalıyor. Bu nedenle genetik yatkınlığı ve aile öyküsü olanların yanı sıra, sağlıksız yaşam alışkanlıklarına sahip kişilerin de kardiyolojik muayenelerini düzenli yaptırmaları, toplumda sık yapılan bazı hatalara düşmemeleri kritik önem taşıyor. Toplumda en sık yapılan hatalardan birini de kan sulandırıcı ilaç kullanımı oluşturuyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal</strong>, “Halk arasında kan sulandırıcı olarak bilinen, asetilsalisilik asit içeren ilaçların kullanımına yönelik ne yazık ki toplumsal farkındalığın son derece yetersiz olduğunu görüyoruz. 50 yaşın üzerindeki herkesin kan sulandırıcı kullanması gerektiği düşüncesi yanlış olduğu gibi, gereksiz kan sulandırıcı kullanımı önemli tehlikelere de yol açabilmektedir” uyarısında bulunuyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal kan sulandırıcı konusunda en çok yöneltilen 6 soruyu cevapladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong> SORU: 50 yaş üzerindeki herkes kan sulandırıcı içmeli mi?</strong></p>
<p><strong>CEVAP:</strong> ‘Belli bir yaştan sonra herkes kan sulandırıcı kullanmalıdır’ düşüncesi yanlıştır. Kan sulandırıcı kullanımının gerekliliği kişiden kişiye değişmektedir. Buna doktorunuz karar verebilir. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal “Kan sulandırıcı kullanımını, hastanın mevcut hastalıklarına, yaşına, cinsiyetine, yaşam alışkanlıklarına, yaşam tarzına ve risk faktörlerine göre değerlendirmeler yaparak veriyoruz. Ek ileri tetkikler ile karar vermek daha da kolaylaşabilir. Özellikle orta ve yüksek kardiyak riske sahip bireylerde boyun doppler ultrasonu (şah damarı ultrasonu) ve Koroner BT Anjiografi (sanal anjiografi) tetkikleri yaptırıyoruz. Bu tetkiklerde olası bir plak varlığında kan sulandırıcıları öneriyoruz” diyor.</p>
<p><strong> SORU: Kan sulandırıcıların faydaları nelerdir? </strong></p>
<p><strong> CEVAP:</strong> Kan sulandırıcı kullanımı kalp krizlerine, beyine pıhtı atma olaylarına karşı kişileri korumaktadır. Gereksiz kullanımlarında kanama riskleri oluşturmaktadır ancak yüksek kardiyovasküler hastalık riskine sahip bireylerde ise yararı; zararına oranla çok daha fazla olacağından dolayı, bu bireylerin kan sulandırıcı kullanmaları daha doğru bir karar olacaktır</p>
<p><strong>SORU: Kardiyovasküler hastalık riski çok düşük olan bireylerde kan sulandırıcı kullanımının zararları nelerdir?  </strong></p>
<p><strong>CEVAP</strong>: Doç. Dr. Emrah Erdal “Kardiyovasküler hastalık riski çok düşük olan bireylerde kan sulandırıcının zararı, kanama riski daha fazla olacaktır. Kar-zarar dengesini belirlemek çok önemlidir. Çünkü gereksiz kan sulandırıcı kullanan bireylerde mide kanaması, beyin kanaması gibi riskler daha da artmış olmaktadır. Bu nedenle kesinlikle kafanıza göre kan sulandırıcı ilaçları kullanmayın, bu kararı mutlaka doktorunuza bırakın” diyor. </p>
<p><strong>SORU</strong>: <strong>Kalp hastalığı olmayan ama risk faktörü olan bireylerde bugün hangi koruyucu yaklaşımlar öneriliyor?</strong></p>
<p><strong>CEVAP</strong>: Sağlıklı yaşam kuralları herkes için çok önemlidir. Zararlı alışkanlıkların (sigara, alkol vb.) bırakılması, fazla kiloların diyet ve egzersizle verilmesi, tansiyon ve şeker (diyabet) hastası iseniz değerlerinizin normal sınırlarda tutulması çok önemlidir. Ayrıca yüksek riskli bireylerde Koroner BT Anjiografi, Karotis Doppler ultrasonu gibi ek testlerin yapılması da çok faydalı olacaktır.</p>
<p><strong>SORU: Kan sulandırıcı ilaçların besinlerle ya da diğer ilaçlarla etkileşimi oluyor mu? </strong></p>
<p><strong>CEVAP</strong>: Bazı kan sulandırıcı ilaçlarda beslenme çok önemlidir çünkü ilaç, etkisini yeşil sebze, meyveler artırabilmekte veya azaltabilmektedir. Ama bazı kan sulandırıcı ilaçlarda ise bu ayrıntı çok önemli değildir, bunun yerine bu bireyler günlük yaşamda ağrı kesici ilaç kullanımına karşı dikkatli olmalılardır çünkü çok sayıda ağrı kesici kullanımı; bu tür kan sulandırıcılarla etkileşime girerek mide kanaması riskini belirgin olarak artırmaktadır. Bu nedenle kan sulandırıcı kullanımı gibi önemli bir konuda kesinlikle kafanıza göre hareket etmeyin, tedavi sürecinde mutlaka doktorunuzun önerilerine sıkı sıkıya uymaya özen gösterin.  </p>
<p><strong>SORU: Kan sulandırıcı kullanımı konusunda toplumda en sık yapılan yanlış nedir?</strong></p>
<p><strong>CEVAP</strong>: Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal “Doktora sormadan kan sulandırıcı kullananları çok sık görüyoruz ne yazık ki. Eş, dost, arkadaş çevresi ve sosyal medyadan, internetten edinilen görüşlerle, doktora sormadan kan sulandırıcı kullanmak hayati riskler doğurabileceğinden bu kararı mutlaka doktora bırakmak gerekir. Üstelik ‘kalp yaşı’ dediğimiz bir skorlama sistemi de var ki; cinsiyet, yaş, şeker ve tansiyon hastalığı varlığı, tansiyon durumunuz, kolesterol seviyeleriniz kardiyovasküler hastalık riskini belirlemede çok önemli faktörlerdir” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/50-yas-uzerinde-herkes-kan-sulandirici-kullanmali-mi-606615">50 yaş üzerinde herkes kan sulandırıcı kullanmalı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nilüfer&#8217;de kadınlar iyilik için ilmek attılar</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/niluferde-kadinlar-iyilik-icin-ilmek-attilar-606034</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 09:18:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[attılar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[elif]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[harmancık]]></category>
		<category><![CDATA[ilmek]]></category>
		<category><![CDATA[iyilik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606034</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi ve Elif Sanat Kültür ve Kadın Dayanışma Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilen “Kalpten İlmekler İyilik Perdesinde” projesinde yaklaşık 200 kadın sinema salonunda hem film izledi hem de Harmancık’taki ihtiyaç sahibi çocuklar için atkı, bere ve yastık ördü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-kadinlar-iyilik-icin-ilmek-attilar-606034">Nilüfer&#8217;de kadınlar iyilik için ilmek attılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><b>Nilüfer Belediyesi ve Elif Sanat Kültür ve Kadın Dayanışma Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilen “Kalpten İlmekler İyilik Perdesinde” projesinde yaklaşık 200 kadın sinema salonunda hem film izledi hem de Harmancık’taki ihtiyaç sahibi çocuklar için atkı, bere ve yastık ördü.</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Dayanışma kenti Nilüfer, örnek bir sosyal sorumluluk projesine daha ev sahipliği yaptı<span><span><span><span><span><span>. Nilüfer Belediyesi, Elif Sanat Kültür ve Kadın Dayanışma Derneği iş birliğinde </span></span></span></span></span></span>“Kalpten İlmekler İyilik Perdesinde” etkinliği Konak Kültürevi’nde gerçekleştirildi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir, Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan’ın eşi Melda Arıkan da salonda yerini aldı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Etkinlikte alışılmışın dışında bir sinema deneyimi yaşandı. Yaklaşık 200 gönüllü kadın “İyilik için ilmek atıyoruz” diyerek sinema koltuklarını doldurdu. Gönüllü kadınlar, sanatçı Adile Naşit’in hayatının konu alındığı “Adile” filmini izlerken, bir yandan da Harmancık’taki ihtiyaç sahibi çocuklar ve dezavantajlı bireyler için atkı, bere ve kalpten yastıklar ördü. Film gösterimi sırasında, gönüllülerin örgü örebilmesi için salonun ışıkları da kapatılmadı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>HARMANCIKLI ÇOCUKLARI ISITACAK</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Projeye katkı sağlayan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir, “Hayat bazen bizden büyük adımlar değil, küçük ama anlamlı dokunuşlar ister. Bir film izlemek, kısa bir yürüyüş yapmak gibi sıradan görünen anlarda bile, bir insanın hayatına dokunma imkânı sağlar. Bugün burada tam da bunu yapıyoruz” diyerek konuşmasına başladı. Adile filminin şefkati, emeği ve kalpten gelen sevgiyi hatırlatan bir hikâye olduğunu dile getiren Nuray Özdemir, “Biz de bu hikâyeye, kendi ilmeklerimizle eşlik ediyoruz. Bugün örülen her atkı, her bere; Harmancık’taki çocuklara ve dezavantajlı bireylere yalnızca bir sıcaklık değil, “yalnız değilsin” duygusunu taşıyacak. İyilik böyle çoğalıyor” diye konuştu. Özdemir, tüm gönüllülere, Elif Sanat Kültür ve Kadın Dayanışma Derneği’ne ve dayanışmaya ev sahipliği yapan Nilüfer Belediyesi’ne teşekkür etti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Nilüfer Belediyesi, Elif Sanat Kültür ve Kadın Dayanışma Derneği Elif Kamacı Efe ise sadece örgü örmediklerini, kadın emeğinin yaratacağı farkındalığı da ortaya koyduklarını söyledi. </span></span></span></span></span></span>Efe,<span><span><span><span><span><span> 200 kadının emeğinin Harmancık’ta çocuklarla buluşacağını dile getirdi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Etkinlikte, Harmancık Belediye Başkanı Haşim Ali Arıkan’ın eşi Melda Arıkan’a da örgüden kalp hediye edildi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Film sonunda el emeği ürünler, çocuklar ve dezavantajlı bireylerle ulaştırılmak üzere sepetlere bırakıldı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/niluferde-kadinlar-iyilik-icin-ilmek-attilar-606034">Nilüfer&#8217;de kadınlar iyilik için ilmek attılar</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kışın kalbi korumak için 7 altın kural</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kisin-kalbi-korumak-icin-7-altin-kural-605660</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 10:51:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kışın]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[Soğuk Hava]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605660</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp krizi genellikle sıcak havalarla ilişkilendirilse de gerçek tehlike soğuk günlerde daha belirgin hale geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-kalbi-korumak-icin-7-altin-kural-605660">Kışın kalbi korumak için 7 altın kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kalp krizi genellikle sıcak havalarla ilişkilendirilse de gerçek tehlike soğuk günlerde daha belirgin hale geliyor. Kış aylarında kar temizlerken ya da günlük işler sırasında kalbin beklenmedik biçimde zorlandığı sıkça görülür. Bu nedenle soğuk hava ile kalp krizi arasındaki ilişiklinin özellikle de kalp hastaları tarafından bilinmesi gerektiğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Kış mevsimi her ne kadar keyifli anlar sunsa da kalp ve damar sistemi için sessiz bir risk oluşturur. Hava sıcaklığı düştükçe kalp krizi vakaları daha sık karşımıza çıkar” dedi.</strong></p>
<p>Soğuk havalarda vücut, iç ısısını koruyabilmek için cilde yakın damarları daraltır. Bu durum hayati organları sıcak tutmaya yardımcı olsa da kanın dolaşımını zorlaştırır. Bu şartlarda kalbin kanı pompalayabilmek için daha fazla efor harcadığını açıklayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Damarların büzüşmesi tansiyonun yükselmesine yol açarken, kalbin daha hızlı ve güçlü çalışması kalp kasının oksijen ihtiyacını artırır. Soğuk havayla birlikte kanın akışkanlığının azalması da pıhtılaşma riskini yükseltir. Bu olasılıklar herkesi ilgilendirse de özellikle kalp hastaları, yaşlılar ve sigara kullanan kişilerde tehlike daha belirgin hale gelir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Ani ve ağır kış aktiviteleri kalbi daha fazla zorlar</strong></p>
<p>Kış aylarında acil servislere başvuruların artmasının nedenlerinden birinin de vücudun alışık olmadığı ani ve yoğun fiziksel eforlar olduğunu vurgulayan Koylan, “Özellikle kar küreme gibi aktiviteler, soğuk havanın etkisiyle kalp üzerinde ciddi bir yük oluşturabilir. Soğuk havayı solurken damarlar daralır, ağır yük kaldırma sırasında kalp daha hızlı ve güçlü çalışmak zorunda kalır bu da kalp atış hızının ve tansiyonun kısa sürede tehlikeli seviyelere çıkmasına yol açabilir. Kondisyonu düşük olanlar veya kalp hastalığı bulunan kişiler için bu tür eforlarda risk daha da artar. Ayrıca soğuğa uzun süre maruz kalmak hipotermiye neden olabilir; vücut ısısının düşmesi kalp ritmini bozarak hayati tehlike yaratabilecek sorunlara yol açabilir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Nevrez Koylan, kış aylarında kalbi korumaya yardımcı olacak 7 önemli maddeyi paylaştı:</p>
<p><strong>Sabah saatlerinde daha temkinli olun</strong></p>
<p>Soğuk kış sabahlarında ani hareketlerden kaçınılmalı, vücudun yavaşça ısınmasına ve güne hazırlanmasına zaman tanınmalı.</p>
<p><strong>Beslenme düzenine özen gösterin</strong></p>
<p>Soğuk havalarda ağır ve yağlı besinlere yönelmek kalp sağlığını olumsuz etkileyebilir. Sebze, meyve ve sağlıklı yağların ağırlıkta olduğu beslenme tarzı korunmalı.</p>
<p><strong>Alkol tüketimini sınırlandırın</strong></p>
<p>Alkol geçici bir sıcaklık hissi verse de vücudun daha hızlı ısı kaybetmesine neden olur. Soğuk havalarda alkol tüketimi sınırlandırılmalı.</p>
<p><strong>Kat kat giyinin</strong></p>
<p>Tek bir kalın kıyafet yerine birden fazla kat kullanılmalı. İç katmanda teri emen kumaşlar, dış katmanda rüzgârı kesen giysiler seçilmeli, bere ve atkıyla ısı kaybı azaltılmalı.</p>
<p><strong>Soğuk havada egzersizi kontrollü yapın</strong></p>
<p>Açık havada yapılan aktiviteler çok soğuk günlerde kalbi zorlayabilir. Bu dönemlerde kapalı alan egzersizleri tercih edilmeli, dışarı çıkıldığında ağız ve burun atkıyla korunmalı.</p>
<p><strong>Aşılarınızı zamanında yaptırın</strong></p>
<p>Grip ve zatürre gibi enfeksiyonlar kalbin iş yükünü artırır. Kış öncesinde aşılar ihmal edilmemeli.</p>
<p><strong>İlaç kullanımını düzenli sürdürün</strong></p>
<p>Kış aylarında değişen yaşam alışkanlıkları tansiyon ve kolesterol değerlerini etkileyebilir. Bu nedenle tedaviler aksatılmadan devam ettirilmeli.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kisin-kalbi-korumak-icin-7-altin-kural-605660">Kışın kalbi korumak için 7 altın kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış aylarında kalbin yükü artıyor, risk büyüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kalbin-yuku-artiyor-risk-buyuyor-603589</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 08:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[büyüyor]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[işi]]></category>
		<category><![CDATA[kalbin]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[Soğuk Hava]]></category>
		<category><![CDATA[vücudu]]></category>
		<category><![CDATA[yükü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=603589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde kalp ve damar hastalıkları, ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kalbin-yuku-artiyor-risk-buyuyor-603589">Kış aylarında kalbin yükü artıyor, risk büyüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde kalp ve damar hastalıkları, ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaya devam ediyor. 2022 yılı verilerine göre, dünya çapında 19 milyon 800 bin kişi kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti. TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu)  verilerine göre, ülkemizde de 2024 yılında gerçekleşen yaklaşık 490 bin ölümün yüzde 36’sı, yani yaklaşık 176 bin kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirdi. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan, </strong>özellikle kış aylarında kalp  ve damar hastalıklarına bağlı risklerin belirgin şekilde arttığını vurgulayarak, “Vücudumuz soğuk havada ısısını koruyabilmek için kan damarlarını daraltır.   Büzüşen damarlar kan akışını zorlaştırarak kan basıncının yükselmesine neden olur. Bunun sonucunda kalp, vücuda kan pompalamak için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Kalp kası üzerinde oluşan bu ek yük, özellikle yüksek tansiyonu olan hastalarda kontrolsüz tansiyon yükselmelerine, kalp krizine ve inmeye yol açabilir. Ayrıca, soğuk havada kanın akışkanlığının azalması da yine kalp krizi ve inmeyle sonuçlanabilir. Yapılan çalışmalara göre, tüm bu etkenler nedeniyle, soğuk havada kalp krizi riski yaklaşık 3 kat artış göstermektedir” diyor. </p>
<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan,</strong> bu nedenle, özellikle yüksek tansiyon ve  kalp-damar hastalığı olan kişilerin kış aylarında çok daha dikkatli olmaları gerektiğini belirtirken, kalp krizine karşı alınması gereken önlemleri anlattı; önemli uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Vücudunuzu sıcak tutun</strong></p>
<p>Kış aylarında vücudu sıcak tutmak, kalp sağlığını korumanın en önemli kuralını oluşturuyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan, kalbinizi korumak için soğuk havalarda tek bir kalın kıyafet yerine, kat kat giyinmeye özen göstermeniz gerektiğini ifade ederek, “Çünkü bu şekilde giyinmek, bir çeşit yalıtım görevi gören, fazladan bir hava tabakası oluşturur. Böylece vücut ısısının daha iyi korunmasını sağlar” diyor.  Ayrıca, başınız, elleriniz ve ayaklarınız soğuk havalarda hızla ısı kaybediyor. Dolayısıyla, şapka, eldiven ve atkı kullanarak bu bölgelerinizi korumanız çok önemli. Soğuk ve yağışlı havalarda yanınızda su geçirmez mont ve şemsiye bulundurmayı da alışkanlık edinmenizde fayda var. </p>
<p><strong>Ani sıcaklık değişimlerinden kaçının</strong></p>
<p>Sıcak bir ortamdan soğuk dış ortama ani geçiş yapmak vücudunuzu şok edebiliyor. Dışarıya çıkmadan önce kat kat olacak şekilde kalın giyinmeniz, vücudun soğuk hava koşullarına adaptasyonunu kolaylaştırıyor.   Benzer şekilde, eve döndüğünüzde de vücut sıcaklığının yavaş yavaş normale dönmesi için kendinize zaman tanıyın. Daha hızlı ısınmak için sıcak su, elektrikli ısıtıcı, ısı lambası veya sıcak yastık gibi doğrudan ısı veren kaynaklar kullanmayın. Kıyafetleriniz ıslak ise kuru kıyafetler giyinip, sıcak ortama girmeniz yeterli olacaktır.</p>
<p><strong>Soğuk havada mümkünse dışarıya çıkmayın</strong></p>
<p>Hava ne kadar soğuk olursa, kalp vücudu sıcak tutmak için o kadar çok çalışmak zorunda kalıyor.  Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan,  özellikle sabah erken ve akşam geç saatler olmak üzere, soğukların en yoğun hissedildiği zamanlarda dışarı çıkmaktan kaçınmanız gerektiğini belirterek, “Dışarı çıkmak zorundaysanız, işlerinizi kısa sürede tamamlayıp, sıcak bir ortama dönmeniz, kalp sağlığınız için çok önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Açık havada egzersiz yapmayın</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz sağlığınız için önemli olsa da kış aylarında açık havada egzersiz yapmak risk oluşturabiliyor. Bunun yerine, evinizde yoga, esneme hareketleri veya sabit bisiklet gibi hafif aktiviteleri tercih etmenizde fayda var. Kapalı alanda yapacağınız egzersizler ile kalbinizin sert hava koşullarına maruz kalmasını önlemiş olursunuz. </p>
<p><strong>Ellerinizi sık sık yıkayın</strong></p>
<p>Ciddi soğuk algınlığı ve solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabilen mikroplar kalbimize zarar verebiliyor. Mikroplardan korunmak için ellerinizi sık sık en az 20 saniye boyunca sabunlu suyla yıkayın,   kapalı ortamlarda mümkün olduğunca bulunmayın ve hasta kişilerle yakın temastan kaçının.</p>
<p><strong>Tansiyonunuzu düzenli ölçün</strong></p>
<p>Kış aylarında soğuk havalar tansiyonun beklenmedik şekilde yükselmesine neden olabiliyor. Dolayısıyla, evde tansiyon aleti bulundurun ve kan basıncınızı düzenli olarak ölçün. Değerlerde önemli değişiklikler fark ederseniz, gecikmeden kardiyoloğunuza başvurun. </p>
<p><strong>Aşılarınızı ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Grip ve zatürre enfeksiyonlarında vücutta artan iltihap (inflamasyon), damar duvarlarını olumsuz etkiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan, bu durumun kalp damarlarında plakların yırtılmasına ve kalp krizinin tetiklenmesine<strong> </strong>yol açabildiğini söyleyerek, “Bu nedenle, 65 yaşın üstündeyseniz veya diyabet gibi kronik bir hastalığınız varsa, grip ve pnömokok (zatürre ) aşısı için hekiminize mutlaka danışın” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Kardiyolojik kontrollerinizi yaptırın </strong></p>
<p>Düzenli kardiyolojik değerlendirmeler, kardiyovasküler hastalıkların erken tanısı ve takibinde kritik bir önem taşıyor. Doç. Dr. Emrah Erdoğan, hiçbir şikayetiniz olmasa bile belirli aralıklarla kardiyoloji uzmanına başvurmanızın yaşamsal önem taşıdığına vurgu yapıyor. </p>
<p><strong>Kalp dostu beslenin</strong></p>
<p>Sağlıklı beslenmek, özellikle kış aylarında kalp sağlığının korunmasında önemli bir rol oynuyor. Öğünlerinize bol miktarda taze meyve, yeşil sebze ve tam tahıl ekleyin. Kolesterolü yükseltebilen kızarmış veya tuzlu atıştırmalıkların tüketimini ise azaltın. Sıcak bir kase sebze çorbası hem rahatlatıcı hem de besleyici olabilir.</p>
<p><strong>Susuz kalmayın</strong></p>
<p>Kış aylarında susama hissi azaldığı için su içmeyi ihmal edebiliyoruz. Ancak, vücudun susuz kalması yaz aylarında olduğu gibi kışın da kalbimizi zorlayabiliyor. Bu nedenle, gün boyunca 2-2.5 litre ılık su ve bitkisel içecekler tüketmeyi alışkanlık edinin. </p>
<p><strong>Kahve ve alkolü sınırlayın </strong></p>
<p>Kışın sıcak bir fincan kahve veya çay içmek keyif verse de aşırı kafein   kan basıncını yükseltebiliyor. Alkol de benzer bir etkiye neden olabiliyor. Dolayısıyla, susuzluğunuzu gidermek ve rahatlamak için sıcak bitki çayları veya yeni hazırlanmış taze çorba gibi sağlıklı alternatifleri tercih etmenizde fayda var. </p>
<p><strong>Derin nefes alın, hobi edinin!</strong></p>
<p>Kış ayları birçoğumuz için stresli bir dönem olabiliyor ve stres kalp sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Bu nedenle, rahatlamayı ve size keyif veren aktivitelere zaman ayırmayı alışkanlık edinin. Derin nefes egzersizleri, meditasyon ve hobi edinmek gibi yöntemler stresi daha iyi yönetmenize katkı sağlayabiliyor. </p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-kutu bilgisi&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</strong></p>
<p><strong>Soğuk hava kalp krizini tetikleyebiliyor! </strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdoğan,<strong> </strong>soğuk hava koşullarının kalpte yol açabileceği sorunları şu şekilde sıralıyor: </p>
<ul>
<li><strong>Kalp krizini tetikleyebiliyor:</strong> Soğuk nedeniyle oluşan stresin kan basıncını, yani tansiyonu yükseltmesi, kalp krizini tetikleyebiliyor.</li>
<li><strong>İnme (felç) riskini artırıyor:</strong> Kış aylarında yükselen tansiyon ve pıhtılaşma eğilimi inme riskini artırıyor.</li>
<li><strong>Angina (göğüs ağrısı) gelişebiliyor:</strong> Atardamar tıkanıklığı olan hastalarda, soğuk havada yapılan fiziksel aktiviteler sırasında   göğüs ağrıları gelişebiliyor.</li>
<li><strong>Kalp yetmezliği kötüleşebiliyor:  </strong>Kalp kasları zayıflamış olan hastalarda soğuk hava, semptomların şiddetlenmesine neden olabiliyor.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-kalbin-yuku-artiyor-risk-buyuyor-603589">Kış aylarında kalbin yükü artıyor, risk büyüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dondurucu kış günlerinde sağlıklı yaşam için…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dondurucu-kis-gunlerinde-saglikli-yasam-icin-602632</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 11:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[dondurucu]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[günlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kolesterol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[testleri]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dondurucu soğukların hakim olduğu kış günlerinde, kapalı ve kalabalık ortamlarda geçirilen sürenin artması ve virüslerin çok kolay bulaşması nedeniyle, solunum yolu enfeksiyonları hızla artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dondurucu-kis-gunlerinde-saglikli-yasam-icin-602632">Dondurucu kış günlerinde sağlıklı yaşam için…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dondurucu soğukların hakim olduğu kış günlerinde, kapalı ve kalabalık ortamlarda geçirilen sürenin artması ve virüslerin çok kolay bulaşması nedeniyle, solunum yolu enfeksiyonları hızla artıyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja</strong> “Kış ayları yalnızca soğuklarla değil; solunum yolu enfeksiyonlarının artması, kronik hastalıkların alevlenmesi, bağışıklığın zayıflaması ve kalp-damar hastalıklarının sıklaşmasıyla da bilinir. Bu nedenle kış aylarında yapılacak kapsamlı bir check-up, pek çok sağlık riskini erkenden fark etmeye ve mevsimsel hastalıklardan korunmaya fayda sağlar. Kış öncesi bazı testlerin yapılması; özellikle 50 yaş üzeri kişiler, kronik hastalığı olanlar, sigara içenler, fazla kilolu bireyler ve sık enfeksiyon geçirenler için kritik önem taşır” diyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja sağlıklı bir kış için yaptırılması gereken tetkikleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Temel kan testleri</strong></li>
</ul>
<p>Özellikle kışın sık görülen halsizlik, sık hastalanma vb şikayetlerin nedeninin basit bir kan testiyle ortaya çıktığını belirten Dr. Murrja şöyle konuşuyor: “Tam Kan Sayımı (Hemogram): Anemi, enfeksiyon veya bağışıklık sorunları açısından önemlidir. CRP / Sedimantasyon: Vücutta gizli enfeksiyon ya da inflamasyonu gösterir. Kan Şekeri, insülin direnci, HbA1c: Diyabet eğilimi veya kontrolsüz diyabeti tespit eder. Elektrolitler (Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum): Su dengesi ve kalp ritim bozukluğu açısından önemlidir.”</p>
<ul>
<li><strong>Karaciğer ve Böbrek Fonksiyon Testleri</strong></li>
</ul>
<p>Karaciğer ve böbrekler, vücudun filtre sistemi olarak görev yapar. Ancak bu organlardaki sorunlar çoğunlukla sinsice ilerler. Kışın ilaç kullanımının artması, yetersiz su tüketimi ve  beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler bu iki organı zorlayabilir. Yapılacak testlerle, olası sorunların erken dönemde fark edilerek önlem alınabileceğini belirten Dr. Murrja bu testleri şöyle sıralıyor: “ALT, AST: Karaciğer yağlanması veya hasarını gösterir. Üre – Kreatinin: Böbrek fonksiyon bozukluklarını erken yakalamada kritik önem taşır.”</p>
<ul>
<li><strong>Kolesterol Testleri</strong></li>
</ul>
<p>Kış aylarında hareket azalırken, yüksek kalorili ve yağlı besinlere yönelim artabildiğinden,  kolesterol seviyeleri olumsuz etkilenebilir. Kolesterol testleri, kalp ve damar hastalıkları açısından risk taşıyan kişilerin erken dönemde belirlenmesini sağlar. Özellikle fark edilmeyen yüksek kolesterol, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Dr. Murrja; “LDL (kötü kolesterol), HDL (iyi kolesterol) ve Trigliserid değerleri kalp-damar sağlığının en temel belirteçleridir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Tiroit Fonksiyonları</strong></li>
</ul>
<p>Üşüme, kilo alma, halsizlik, unutkanlık ve ruh hali değişimleri kışın sık görülür. Bu şikayetlerin nedeninin bazen tiroit bezinin düzensiz çalışması olabildiğini belirten Dr. Murrja şöyle konuşuyor: “Tiroit fonksiyon testleri, metabolizmanın dengede olup olmadığını gösterdiğini ve şikayetlerin kaynağını netleştirmeye yardımcı olur. Kış aylarında özellikle Hashimoto tiroiditi ve hipotroidi belirtileri daha kolay alevlenebilir. TSH ve fT4 düzeylerinin tespiti çok önemlidir.” </p>
<ul>
<li><strong>Vitamin ve Mineral Değerlendirmesi</strong></li>
</ul>
<p>Kışın güneş ışığı azaldığından D vitamini eksikliği sık görülür. D vitamininin yanı sıra B12, demir ve magnezyum gibi değerlerin de eksikliği enfeksiyonlara daha açık hale gelinmesine neden olabilir. Dr. Edvin Murrja vitamin ve mineral değerlerine yönelik testler yaptırılmadan gelişigüzel vitamin ve mineral kullanımının fayda yerine çok ciddi zararlara yol açabileceğini vurgulayarak şöyle diyor: “Vitamin D, B12-Folat, Demir ve Ferritin değerlerine mutlaka bakılmalı, eksiklik varsa doktor önerisiyle takviye kullanılmalıdır.”</p>
<ul>
<li><strong>Akciğer Değerlendirmesi</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk hava, grip ve benzeri solunum yolu enfeksiyonları akciğerleri doğrudan etkiler. Sigara içenler veya sık öksüren, nefes darlığı yaşayan, sık enfeksiyon geçirenler için akciğer değerlendirmesi büyük önem taşır. Erken yapılan kontrollerin, olası risklerin büyümeden kontrol altına alınmasında kritik önem taşıdığını belirten Dr. Edvin Murrja “Akciğer Grafisi ve Fiziksel muayene mutlaka yaptırılmalıdır” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Kardiyovasküler Tarama</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk hava damarların büzülmesine neden olarak kalbin daha fazla efor sarf etmesine yol açar. Bu durum özellikle kalp-damar hastalığı riski taşıyanlar için önemlidir. Kardiyovasküler taramalar, kalbin yükünü ve damar sağlığını ortaya koyarak olası riskleri önceden gösterir. Dr. Murrja “Kışın hipertansiyon ve kalp krizi riski arttığından, tansiyon takibinin düzenli yapılması, EKG ve gerekli kişilerde EKO hayati önem taşır. Özellikle de göğüs ağrısı, nefes darlığı, çabuk yorulma gibi şikayetler varsa geciktirilmeden yapılmalıdır” diye konuşuyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dondurucu-kis-gunlerinde-saglikli-yasam-icin-602632">Dondurucu kış günlerinde sağlıklı yaşam için…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşam Kartalı Projesi ile kalp durmasında erken şoklama hedefleniyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yasam-kartali-projesi-ile-kalp-durmasinda-erken-soklama-hedefleniyor-602137</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2025 15:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[acil]]></category>
		<category><![CDATA[dakika]]></category>
		<category><![CDATA[durmasında]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[İlk Ve Acil Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kartalı]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[program]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[şoklama]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602137</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul'da hayata geçirilen Yaşam Kartalı Projesi ile kalp durmalarında erken şoklama yapılması ve gençlerin acil durumlarda doğru müdahale tekniklerini öğrenmesi hedefleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasam-kartali-projesi-ile-kalp-durmasinda-erken-soklama-hedefleniyor-602137">Yaşam Kartalı Projesi ile kalp durmasında erken şoklama hedefleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İstanbul&#8217;da hayata geçirilen Yaşam Kartalı Projesi ile kalp durmalarında erken şoklama yapılması ve gençlerin acil durumlarda doğru müdahale tekniklerini öğrenmesi hedefleniyor. İstanbul Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Programı, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Acil Tıp ve Afet Çalışanları Derneği (ATAÇDER) iş birliği ile hayata geçirilen projede ani kalp durmalarında drone vasıtasıyla Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazının olay yerine en hızlı şekilde ulaştırılması amaçlanıyor.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Programı, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Acil Tıp ve Afet Çalışanları Derneği (ATAÇDER) iş birliği ile Yaşam Kartalı Projesi hayata geçirildi. Projede Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Programı öğrencileri, İlk ve Acil Yardım Program Başkanı Öğretim Görevlisi Kadir Şeker ve Gençlik ve Spor Bakanlığı Protokol, Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Temel Kılınçlı yer aldı.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Projeye “Yaşam Kartalı” adını verdiklerini belirten Öğretim Görevlisi Kadir Şeker, “Atlas Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Programı öğrencilerimiz, Acil Tıp ve Afet Çalışanları Derneği (ATAÇDER) iş birliği ile İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Dene Yap Atölyelerinde bu drone’u geliştirerek tanıtım aşamasına getirdi. Amacımız, ülkemizin hemen her noktasında Yaşam Kartalı Yuvalarını kurmak ve kardiyak acil çağrılarda bu sistemi kullanarak müdahale süresini en aza indirmektir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kalp durmasında ilk 5 dakika çok önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yaşam Kartalı Projesinin temel hedefinin, kalp durmalarında erken şoklamayı mümkün kılmak olduğunu belirten Öğretim Görevlisi Kadir Şeker, “Metropol şehirlerde vakalara ulaşım süresi 7–10 dakika arasında değişse de kalp durmasını takip eden ilk 5 dakikada beyinde kalıcı hasarlar başlayabiliyor. Bu nedenle, trafiğe takılmadan hava yoluyla olay yerine OED’nin ulaştırılması, ilk dakikalarda müdahalenin hızlanmasını sağlayarak hastaların geri döndürülme oranını artıracaktır. Böylece kalbi duran hastaların yeniden hayata dönebilme ihtimali önemli ölçüde güçlenecektir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Acil durumlara doğru müdahale öğretiliyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yaşam Kartalı Projesi ile aynı zamanda gençlerin acil durumlarda doğru müdahale tekniklerini öğrenmelerinin hedeflendiğini kaydeden Öğretim Görevlisi Kadir Şeker, “Yaşam Kartalı Projesi, ani kalp durmalarında drone vasıtasıyla Otomatik Eksternal Defibrilatör’ün (OED) olay yerine en hızlı şekilde ulaştırılmasını amaçlıyor. Böylece olay yerine dakikalar içinde ulaşan cihaz, ilk yardım bilgisi olan bir vatandaş tarafından ya da cihazın kendi yönlendirmeleri doğrultusunda kullanılabiliyor. OED, hastanın kalp ritmini analiz edip şok gerekip gerekmediğini otomatik olarak belirliyor; gerekiyorsa şoku uyguluyor ve kullanıcıyı adım adım yönlendiriyor” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasam-kartali-projesi-ile-kalp-durmasinda-erken-soklama-hedefleniyor-602137">Yaşam Kartalı Projesi ile kalp durmasında erken şoklama hedefleniyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Organlar Hastanın Yaşam Kalitesini Artırır, Sağlık Sistemini Güçlendirirse Devrim Yaratır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-organlar-hastanin-yasam-kalitesini-artirir-saglik-sistemini-guclendirirse-devrim-yaratir-602020</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Dec 2025 10:21:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırır]]></category>
		<category><![CDATA[cihazlar]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[Durmaz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Hastanın]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesini]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[organlar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Organ]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602020</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapay organlarla ilgili bilgi veren İstinye Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Doktor Öğretim Üyesi Aytaç Durmaz, yapay organların gelişmesiyle birlikte biyomedikal mühendisliğinin de dönüşeceğini, hücre biyolojisi, doku mühendisliği, yapay zekâ ve düzenleyici bilimlerin kesiştiği hibrit bir mesleğe doğru evrileceğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-organlar-hastanin-yasam-kalitesini-artirir-saglik-sistemini-guclendirirse-devrim-yaratir-602020">Yapay Organlar Hastanın Yaşam Kalitesini Artırır, Sağlık Sistemini Güçlendirirse Devrim Yaratır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapay organlarla ilgili bilgi veren İstinye Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Doktor Öğretim Üyesi Aytaç Durmaz, yapay organların gelişmesiyle birlikte biyomedikal mühendisliğinin de dönüşeceğini, hücre biyolojisi, doku mühendisliği, yapay zekâ ve düzenleyici bilimlerin kesiştiği hibrit bir mesleğe doğru evrileceğini söyledi. Durmaz, “Yapay organlar, hastanın yaşam kalitesini artıran, sağlık sistemini güçlendiren ve toplumsal eşitsizlikleri derinleştirmeyen bir çerçeve içinde geliştirilirse gerçek anlamda bir ‘devrim’den söz edebiliriz” dedi.</strong></p>
<p>Gelişen teknoloji tıp alanına da katkı sağlamaya devam ediyor. Organ nakli bekleyenlerin gözü ise geliştirilen yapay organlarda. İstinye Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Doktor Öğretim Üyesi Fevzi Aytaç Durmaz’ın verdiği bilgilere göre, Türkiye’de organ nakli altyapısı oldukça güçlü; sadece 2024 yılında 3.468 böbrek ve 1.731 karaciğer nakli yapılırken, onlarca kalp nakli gerçekleştirilmiş durumda, ancak yaklaşık 30 bin kişi hâlâ bekleme listesinde. Bu durum yapay organ çalışmalarının önemini bir kez daha gösteriyor. Dr. Öğr. Üyesi Fevzi Aytaç Durmaz, yapay organların, hastanın yaşam kalitesini artıran, sağlık sistemini güçlendiren ve toplumsal eşitsizlikleri derinleştirmeyen bir çerçeve içinde geliştirilirse gerçek anlamda bir ‘devrim’ yaratacağını belirtti.</p>
<p><strong>“Doku yoğun çalışmalarda klinik uygulamaya oldukça yaklaşıldı”</strong></p>
<p>Yapay organ teknolojilerinin bugün ulaştığı seviye hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Fevzi Aytaç Durmaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Bugün ‘yapay organ’ deyince aslında iki ana gruptan söz ediyoruz: tamamen mekanik/biyonik cihazlar ve hücre/doku temelli biyo-yapay organlar. En ileri olduğumuz alan, ventrikül destek cihazları dediğimiz yapay kalp pompaları (LVAD) ve bütüncül yapay kalpler; FDA onaylı sistemler yıllardır kalp nakline köprü amaçlı kullanılıyor ve Manyetik olarak askıda tutulan döner bileşenlere sahip, valfsiz ve düşük komplikasyon risklerine sahip yeni nesil total yapay kalp sistemleri, günümüzde klinik araştırma sürecinde. Bunların dışında biyo-yapay böbrek projeleri, karaciğer için yapay/destek cihazları ve kornea, deri, kıkırdak gibi daha çok sayıda doku yoğun çalışmalarda klinik uygulamaya oldukça yaklaşıldı.”</p>
<p><strong>“2024 yılında 3.468 böbrek ve 1.731 karaciğer nakli yapıldı”</strong></p>
<p>Dünyada ve Türkiye’de yapay organ kullanım seviyesiyle ilgili bilgi veren Durmaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Dünya genelinde milyonlarca hasta aslında halihazırda ‘yapay böbrek’ kullanıyor; diyaliz cihazlarını bu anlamda en yaygın yapay organ olarak düşünebiliriz. Kalp tarafında binlerce hastada kalp destek ürünleri ve sınırlı sayıda total yapay kalp cihazı kullanılıyor; bunlar çoğunlukla nakle köprü veya son basamak tedavi olarak konumlanıyor. Türkiye’de organ nakli altyapısı oldukça güçlü; sadece 2024 yılında 3.468 böbrek ve 1.731 karaciğer nakli yapılırken, onlarca kalp nakli gerçekleştirilmiş durumda, ancak yaklaşık 30 bin kişi hâlâ bekleme listesinde. Doku anlamında ise uzun yıllardır kornea, kulak kıkırdağı, nefes borusu, kafatası kemikleri gibi sentetik olarak üretilen ürünlerin kullanımı giderek yaygınlaşmakta.”</p>
<p><strong>3D biyoyazıcıların yapay organ üretimindeki rolü</strong></p>
<p>“3D biyoyazıcıların en büyük avantajı, hastaya özel geometriyle hücreleri istenen üç boyutlu mimaride, mikron ölçekli hassasiyetle yerleştirebilmemiz ve karmaşık dokuları tekrarlanabilir biçimde üretebilmemiz” diyen Durmaz, sözlerine şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ancak damarlaşma (vaskülarizasyon) hâlâ en kritik teknik sınır; kalın dokularda hücreler, iyi organize olmuş bir damar ağı olmadan uzun süre yaşayamadığı için, 1 cm’den daha kalın, canlı ve fonksiyonel organ kütlelerini uzun süre yaşatmak zorlaşıyor. Ayrıca baskı çözünürlüğü, baskı süresi, hücre canlılığı, uygun biyonik formülasyonları ve baskılanan dokunun mekanik dayanımı da şu anda üzerine yoğun çalışılan diğer mühendislik engelleri. Şu anda biyomedikal alanında en yoğun çalışılan konuların başında geliyor.”</p>
<p><strong>“Organ destek ve organ onarım çözümlerinin daha hızlı olgunlaşacak”</strong></p>
<p>Önümüzdeki 10 yıl yapay organ teknolojisinde olabilecek atılımlarla ilgili de bilgi veren Durmaz, “Önümüzdeki 10 yılda, tam organ yerine ‘organ destek ve organ onarım’ çözümlerinin daha hızlı olgunlaşmasını bekliyorum. Özellikle implante edilebilir bioyapay böbrek projeleri, gelişmiş böbrek destek cihazları ve karaciğer için hücre/doku destekli cihazların klinik kullanıma daha yakın olduğuna dair güçlü işaretler var. Buna ek olarak, 3D biyoyazıcılarla üretilen, damarlaşmış kalp kası yamaları ve karaciğer dokusu benzeri doku parçalarının, tam organ naklinden önce ‘köprü tedavi’ olarak kullanılması önemli bir atılım hattı olacak gibi görünüyor” dedi. Bu alandaki bir diğer yenilikçi yaklaşım ise, dokuyu taklit etmek yerine yeniden oluşumunu sağlayan üçüncü nesil biyomateryal tabanlı bioscaffold teknolojileridir. Yerli bir start-up olan BlooCell bunun dünyadaki en öncü örnekleri arasında yer almaktadır. <strong> </strong></p>
<p><strong>Biyomedikal mühendisliğini dönüştürecek</strong></p>
<p>Yapay organların yaygınlaşmasıyla biyomedikal mühendisliğinin de dönüşeceğini belirten Durmaz, şöyle konuştu:</p>
<p>“Yapay organların yaygınlaşmasıyla, biyomedikal mühendisliği klasik ‘cihaz bakım ve tasarım’ rolünün ötesinde, hücre biyolojisi, doku mühendisliği, yapay zekâ ve düzenleyici bilimlerin kesiştiği hibrit bir mesleğe doğru evrilecek. Biyomedikal mühendisler sadece cihaz tasarlayan değil, aynı zamanda hücre kaynaklarını yöneten, biyoreaktör süreçlerini optimize eden ve klinik veriyi analiz ederek kişiye özel yapay organ konfigürasyonlarını belirleyen profesyonellere dönüşecek. Ayrıca, etik, veri güvenliği ve sağlık ekonomisi alanlarında da söz sahibi olmaları gerekecek; çünkü yapay organlar sağlık sisteminin maliyet ve erişilebilirlik dinamiklerini kökten değiştirecek.”</p>
<p><strong>“Organların altyapısını oluşturan bileşenlere odaklanıyoruz”</strong></p>
<p>İstinye Üniversitesi’nde bu konuda yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi veren Durmaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Genel olarak bizim gibi araştırma odaklı biyomedikal mühendisliği bölümlerinde, yapay organların doğrudan kendisinden çok, o organların altyapısını oluşturan bileşenlere odaklanıyoruz: biyomalzemeler, sensör ve aktüatör tasarımı, görüntüleme sistemleri, sinyal işleme ve yapay zekâ tabanlı karar destek sistemleri gibi. İstinye Üniversitesi’nde yürütülen projeler arasında; implant edilebilir/ giyilebilir sensör sistemleri, yapay zekâ destekli tıbbi görüntüleme, doku mühendisliği ve biyomalzeme odaklı çalışmalar ile medikal IoT ve veri yönetimi projeleri, gelecekteki biyo-yapay organ platformlarının önemli yapı taşlarını oluşturuyor. Bu sayede öğrenciler hem cihaz tarafını hem de biyolojik ve dijital altyapıyı birlikte düşünmeyi öğreniyor. Konu ile ilgili odaklı çalışmalarımızda özellikle yapay organların malzeme geliştirilmesi ve mekanik/mekatronik tabanlı çeşitleri ile ilgili çok sayıda projemiz mevcut.”</p>
<p><strong>“Bağış sorununu tamamen ortadan kaldıracak ‘sihirli çözümler’ değil”</strong></p>
<p>Yapay organların bağış sorununu tamamen ortadan kaldıracak ‘sihirli çözümler’ olmadığına dikkat çeken Durmaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Belki şunu vurgulamak önemli: Yapay organlar, organ bağışı sorununu tamamen ortadan kaldıracak ‘sihirli çözümler’ değil; en azından kısa ve orta vadede, organ nakli, organ destek cihazları ve rejeneratif tıp birlikte ilerleyecek. Önümüzdeki dönemde asıl kritik nokta, bu teknolojilerin sadece teknik olarak mümkün olması değil, aynı zamanda etik açıdan kabul edilebilir, ekonomik olarak sürdürülebilir ve tüm hastalar için erişilebilir olacak şekilde tasarlanması. Yapay organlar, hastanın yaşam kalitesini artıran, sağlık sistemini güçlendiren ve toplumsal eşitsizlikleri derinleştirmeyen bir çerçeve içinde geliştirilirse gerçek anlamda bir ‘devrim’den söz edebiliriz.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-organlar-hastanin-yasam-kalitesini-artirir-saglik-sistemini-guclendirirse-devrim-yaratir-602020">Yapay Organlar Hastanın Yaşam Kalitesini Artırır, Sağlık Sistemini Güçlendirirse Devrim Yaratır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalbin sinsi düşmanı kötü kolesterol</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalbin-sinsi-dusmani-kotu-kolesterol-600713</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 12:50:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[düşmanı]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalbin]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kolesterol]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[Kötü Kolesterol]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=600713</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada ve ülkemizde ölümlerin başlıca nedenleri arasında kalp ve damar hastalıkları yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalbin-sinsi-dusmani-kotu-kolesterol-600713">Kalbin sinsi düşmanı kötü kolesterol</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada ve ülkemizde ölümlerin başlıca nedenleri arasında kalp ve damar hastalıkları yer alıyor. Kötü kolesterol (LDL) yüksekliği,  bu hastalıkların gelişiminde önemli bir risk faktörü  olarak öne çıkıyor. Çünkü, kanda gereğinden fazla bulunduğunda “aterosklerotik plak” adı verilen sert birikintiler oluşmasına neden olabiliyor.   Toplumda “damar sertliği” olarak bilinen ateroskleroz ise kalp ve damar sisteminde ciddi hasarlara ve bunun sonucunda kalp krizi ile felç (inme) gibi hayatı tehdit eden hastalıklara yol açabiliyor. Üstelik, çağımızın büyük sorunları arasında yer alan hareketsizlik ve obezite probleminin 20’li yaşlara kadar inmesi, kötü kolesterolü artık gençler için de önemli bir sağlık sorunu haline getiriyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya,</strong> kolesterol değerlerinin düzenli takip edilmesinin kalp krizi ve felç riskini önemli ölçüde azaltabileceğini vurgulayarak, “Bu nedenle, hiçbir yakınması olmasa bile herkesin 20 yaşından itibaren düzenli olarak kolesterol ölçümü yaptırması yaşamsal önem taşımaktadır” diyor.   </p>
<p><strong>Kalp krizi ve felç riskini artırıyor!</strong></p>
<p>Vücudumuzun temel yapı taşları olan yağlar iyi kolesterol (HDL) ve kötü kolesterol (LDL) olmak üzere ikiye ayrılıyor.  Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya, kolesterolde yüksek olması istenilen tek değerin iyi kolesterol (HDL) olduğunu hatırlatarak, “İyi kolesterolde ideal olan, değerin 50-55’in üzerinde olmasıdır.  Kötü kolesterol (LDL) ise kanda ihtiyaç duyulandan daha fazla olursa, atar damar duvarlarında birikerek; kalbe giden kan akışını engelleyen koroner arter hastalığı, kollara ve bacaklara giden kan akışının bozulmasıyla ortaya çıkan periferik damar hastalığı ve beyne giden kan akımını bozan karotid arter hastalığına yol açabilmektedir. Bu hastalıklar da kalp krizi ve felç ile sonuçlanabilmektedir.  Dolayısıyla, kötü kolesterolün kandaki seviyesi 130&#8217;un altında olmalı ve 190&#8217;ın üzerine çıkmasına kesinlikle izin verilmemelidir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p><strong>Erken tanı için 20 yaşından itibaren…</strong></p>
<p>Kötü kolesterol (LDL) çoğu zaman hiçbir belirti vermeden damarlarda birikebiliyor. Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya, bu nedenle kolesterol seviyelerinin düzenli aralıklarla kontrol edilmesinin hayati önem taşıdığına vurgu yapıyor. Kolesterolde yaş ve cinsiyet, takip sıklığının önemli etkenlerini oluşturuyor. <strong> </strong>Erken tanı için kolesterole erkeklerde 20-44 yaş arasında 5 yılda bir, 45-60 arasında yılda bir veya 2 yılda bir, 65 yaş sonrasında her yıl bakılması öneriliyor. Kadınlarda ise menopoz dönemine kadar 5 yılda bir, menopoz sonrasında östrojenin damar sağlığını koruyucu etkisi kaybolduğundan yılda bir bakılması tavsiye ediliyor. Yaş ve cinsiyetin dışında diğer risk faktörlerinin de takip sıklığını belirlemede önem taşıdığını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya, “Ailede  kalp, inme veya felç gibi damar hastalığı öyküsü ya da diyabet gibi damar sağlığını tehdit eden bir başka hastalık varsa, hasta obeziteli bir bireyse veya sigara içiyorsa, hekim daha sıkı takip isteyebilmektedir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Beslenme alışkanlıkları ve egzersiz önemli!</strong></p>
<p>Kolesterol değerlerinizi bilmek kalp hastalığı riskinizi anlamanıza yardımcı olsa da bu rakamlar tablonun sadece bir parçasını oluşturuyor. Dolayısıyla hekimler, kolesterol dışında genel sağlık durumunuzu da değerlendirerek risk analizi yapıyorlar. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ozan Kocakaya,<strong> </strong>kötü kolesterolün tedavisinde, yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesinin yanı sıra ilaç tedavisine de başvurulabildiğini belirterek, “Vücutta oluşan kötü kolesterol miktarını azaltmak için hatalı beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi ve yakılan kolesterol miktarını artırmak için daha fazla egzersiz yapılması gerekmektedir. İhtiyaç halinde önerilen ilaçlar da karaciğerde üretilen kolesterol miktarını azaltmaktadır.  Bu ilaçlar çok etkili ve kalp-damar hastalıklarının taşıdıkları risklerle karşılaştırıldığında son derece güvenlidir” bilgisini veriyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalbin-sinsi-dusmani-kotu-kolesterol-600713">Kalbin sinsi düşmanı kötü kolesterol</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Ritmi Elektromanyetik Enerji İle Normale Dönebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-ritmi-elektromanyetik-enerji-ile-normale-donebiliyor-599404</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 07:51:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Ritim Bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Ritim Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599404</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp ritim bozuklukları (aritmiler), toplumun önemli bir kısmını etkileyen ve kimi zaman yaşamı tehdit edebilen sağlık sorunları arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-ritmi-elektromanyetik-enerji-ile-normale-donebiliyor-599404">Kalp Ritmi Elektromanyetik Enerji İle Normale Dönebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ritim bozuklukları (aritmiler), toplumun önemli bir kısmını etkileyen ve kimi zaman yaşamı tehdit edebilen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Çarpıntı, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi belirtilerle kendisini belli eden ritim bozukluklarında erken tanı ve doğru tedavilerin uygulanması büyük önem taşıyor. Memorial Ankara Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Oto, ritim bozuklukları ve son yıllarda öne çıkan güncel tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.  </p>
<p><strong>Ritim bozukluğu yaşam kalitesini bozuyor</strong></p>
<p>Kendisini çoğu kez çarpıntı (hızlı, düzenli ya da düzensiz kalp atışları) şeklinde gösteren kalp ritim bozuklukları içinde en sık görüleni, tıpta atriyal fibrilasyon olarak bilinen, hızlı ve düzensiz kalp atışları şeklinde görülen ritim bozukluğudur. İlerleyen yaş ile birlikte görülme sıklığı artan kalp ritim bozukluğu birçok hastalık durumu ile birlikte veya tek başına görülebilir. Kişilerin yaşam kalitesini bozmakla beraber, özellikle kadınlarda ve şeker hastalarında kalpte yapısal sorunlar da var ise pıhtı atma ve kalp yetmezliği gelişme riski ile yaşamı tehdit edebilmektedir. </p>
<p><strong>Tedavi ritim bozukluklarının türüne göre planlanıyor</strong></p>
<p>İlaç tedavisine dirençli olan ritim bozukluğunda son 15-20 yılda ısı enerjisi ile (yakma, radyofrekans enerjisi) veya aşırı soğutma ile (dondurma, kriyoablasyon) başarılı sonuçlar alınsa da ritim bozukluğunun tekrarlama olasılığının bulunması ve bazı yan etki riskleri nedeniyle yeni enerji kaynakları arayışı sürmektedir. Bu çerçevede yeni bulunan ve son birkaç yılda tüm dünyada başarı ile yaygın olarak kullanılan yeni yöntem, pulsed field ablation (darbeli alan ablasyonu) ile çok kısa süreli yüksek voltajlı elektrik akımıyla oluşturulan elektromanyetik alan etkisi (elektroporasyon) hücresel hasar (ablasyon) yapmakta ve ritim bozukluğunu ortadan kaldırabilmektedir.</p>
<p><strong>Diğer doku ve organlara zarar vermeden sorunun kaynağını hedef alıyor </strong></p>
<p>Bu yöntem başarılı sonuçları ve doku- organ hasarlarına yol açmaması ile öne çıkmaktadır. Ayrıca uygulamanın çok kısa sürmesi 30-40 dakika gibi bir sürede işlemin gerçekleşmesi mümkün olmaktadır. İşlem kasıktan toplardamara girilerek, ince borucuklarla PFA cihazının kalbe ulaştırılması ve önceden belirlenmiş olan bölgelere (kalbe akciğerden dönen damar ağızları) saniyeler içinde elektrik enerjisi verilmesi şeklinde olmaktadır. Göğüs açılması gibi cerrahi bir girişim söz konusu değildir. Hastalar aynı gün eve gidebilmektedir.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-ritmi-elektromanyetik-enerji-ile-normale-donebiliyor-599404">Kalp Ritmi Elektromanyetik Enerji İle Normale Dönebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Organlarınızın Yaşı Biyolojik Yaşınızla Aynı mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/organlarinizin-yasi-biyolojik-yasinizla-ayni-mi-599094</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2025 07:22:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aynı]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Biyolojik Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[hızı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[Organın]]></category>
		<category><![CDATA[organlarınızın]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşınızla]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599094</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaş, sadece nüfus cüzdanında yazan bir sayı değil. Bilim, vücudumuzdaki her organın kendi hızında ve biyolojik yaşımızdan bağımsız olarak yaşlandığını gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/organlarinizin-yasi-biyolojik-yasinizla-ayni-mi-599094">Organlarınızın Yaşı Biyolojik Yaşınızla Aynı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaş, sadece nüfus cüzdanında yazan bir sayı değil. Bilim, vücudumuzdaki her organın kendi hızında ve biyolojik yaşımızdan bağımsız olarak yaşlandığını gösteriyor. Genetik etkenler, yaşam tarzımız gibi değişkenlerle organlarımızın yaşlanma hızı biyolojik yaşımızdan daha hızlı olabilir. Tüm bunların getirdiği risklerin en başında ise organ bazlı sağlık sorunları geliyor. Örneğin; kalp biyolojik yaşı kronolojik yaştan belirgin derecede büyük olan birinde, kalp krizi riski onlarca yıl önceden öngörülebiliyor, hızlı yaşlanmakta olan böbrekler, ileride böbrek yetmezliği, metabolik ve kardiyovasküler sorunlar için uyarı sinyali oluyor. Kronolojik yaşın sadece doğum tarihinizden beri geçen süreyi anlattığını, biyolojik yaşın ise hücrelerinizin, dokularınızın ve organlarınızın gerçek sağlık durumunu, yıpranmanın boyutunu gösteren bir ölçümü olduğunu söyleyen <strong>Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk</strong> organ yaşlanmasını ve erken tespit olanaklarını anlatıyor. </p>
<p><strong>Organlarımız Aynı Yaşta Değil! Biyolojik Yaş Gerçeği</strong></p>
<p>Organların farklı yaşlarda olması ilk duyulduğunda şaşırtıcı gelebilir; ancak modern biyogerontoloji bunu açıkça ortaya koyuyor. Vücudumuzun tek bir yaşa sahip olmadığını söyleyen <strong>Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk; </strong>“Her organ ve sistem kendi hızında yaşlanıyor. Kronolojik yaş sadece doğduğunuz günden bugüne geçen süreyi anlatırken, biyolojik yaş hücrelerin ve dokuların gerçek sağlık durumunu ölçen bir “iç saat” görevi görüyor. Biyolojik yaşın hesaplanmasında öne çıkan yöntemlerden biri olan epigenetik saatler ise DNA üzerindeki belirli CpG bölgelerini inceliyor. Bu noktaların üzerindeki metilasyon adı verilen kimyasal işaretler zamanla değişiyor ve bu değişim yaşlanma hızımız hakkında güçlü ipuçları veriyor. Epigenetik saatler bu CpG bölgelerindeki desenleri analiz ederek kişinin biyolojik yaşını ve kronolojik yaştan ne kadar sapma olduğunu hesaplıyor. Böylece vücudun gerçekten kaç yaşında olduğunu ve hangi hızla yaşlandığını görmek mümkün hâle geliyor” diyor. </p>
<p><strong>Kalbiniz 40, Böbreğiniz 60, Bağışıklık Sisteminiz 70 Yaşında Olabilir</strong></p>
<p>İlk geliştirilen epigenetik saatlerin, tüm vücudu tek bir biyolojik yaş skoruyla özetlediğini söyleyen <strong>Dr. Halil Ertürk</strong>; “Ancak yeni nesil teknolojiler, artık her organın kendi yaşını ayrı ayrı hesaplayabiliyor. Bu gelişmiş modeller; kalp, böbrek, karaciğer, beyin ve bağışıklık sistemi gibi temel organ ve sistemlerin biyolojik yaşlarını birbirinden bağımsız olarak değerlendiriyor. Böylece kronolojik olarak 50 yaşında olan bir kişinin analizinde kalbinin 40, böbreğinin 60, bağışıklık sisteminin ise 70 yaşında olması mümkün olabiliyor. Bu farklılıklar, organların yaşam boyunca maruz kaldığı yüklerin ve yıpranmanın gerçek boyutunu daha net gösteriyor” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Sigara Akciğerleri, Şeker Damarları, Stres Kalbi Yaşlandırıyor </strong></p>
<p>Organların yaşlanma hızını belirleyen en önemli etkenlerden birinin yaşam boyunca maruz kalınan stres türleri olduğuna dikkat çeken <strong>Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk</strong>, “Sigara ve hava kirliliği akciğerleri zorlayıp erken yaşlandırırken, hipertansiyon kalp ve böbrek üzerinde baskı oluşturuyor. Yüksek şeker ve insülin direnci karaciğeri ve damar sistemini yoruyor. Kronik stres ise hem beyni hem de kardiyometabolik sistemi hızla yıpratabiliyor” diyor.  </p>
<p><strong>Kan Testi ile Biyolojik Yaş Ölçümü </strong></p>
<p>Stanford Üniversitesi’nin geniş katılımlı kohort çalışmalarında, kandaki binlerce proteini analiz eden makine öğrenimi modelleri kullanılarak 11 farklı organın biyolojik yaşı hesaplandığını söyleyen <strong>Dr. Halil Ertürk</strong>, “Bulgular çarpıcıydı. Çünkü sağlıklı görünen yetişkinlerin yaklaşık %20’sinde en az bir organın beklenenden daha hızlı yaşlandığı, %1–2’sinde ise birden fazla organın hızla yaşlandığı tespit edildi. Bu hızlı yaşlanmanın, ilgili organlarla bağlantılı hastalık riskini belirgin şekilde artırdığı ve ölüm oranlarında %20–50 arasında değişen bir artışla ilişkili olduğu görüldü. Yani dışarıdan sağlıklı görünen bireylerde bile iç organların erken uyarı sinyalleri yıllar öncesinden okunabiliyor. Bu organ yaş farkları, kronik hastalık ve sağlıklı yaşam süresini öngörmede güçlü bir araç haline geliyor” ifadelerini kullanıyor.  </p>
<p><strong>Kalp Yaşı ile Kalp Krizi Riski 10 Yıl Önceden Belirlenebilir</strong></p>
<p>Hızlı yaşlanan organların, gelecekteki genel sağlık durumunu belirlemekte önemli rol oynadığını belirten <strong>Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, “</strong>Örneğin kalp biyolojik yaşı kronolojik yaştan belirgin derecede büyük olan birinde, kalp krizi riski onlarca yıl önceden öngörülebiliyor. Hızlı yaşlanmakta olan böbrekler, ileride böbrek yetmezliği, metabolik ve kardiyovasküler sorunlar için uyarı sinyali oluyor. Organa özgü biyolojik yaş ölçümleri, kişiselleştirilmiş önleyici tıbbın temel araçlarından birisidir. Ancak bu testlerin, klinik bulgular, yaşam tarzı, genetik riskler ve görüntüleme sonuçlarıyla birlikte, konuyu bilen hekimler tarafından yorumlanması şart. Amaç, sadece “böbreğin 80, kalbin 40 yaşında” demek değil; bu farkın nedenlerini anlamak, beslenme, egzersiz, uyku, stres yönetimi uygulamaları, yaşlanmanın kök nedenlerine yönelik ileri tedaviler ve yenileyici tedavi yaklaşımlarıyla organın yaşlanma hızını yavaşlatmak, mümkünse biyolojik yaşını geri çekmek olmalıdır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/organlarinizin-yasi-biyolojik-yasinizla-ayni-mi-599094">Organlarınızın Yaşı Biyolojik Yaşınızla Aynı mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp çarpıntısında acil yardım gerektiren 4 kritik belirti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-carpintisinda-acil-yardim-gerektiren-4-kritik-belirti-598420</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 08:22:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[acil]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[Çarpıntı]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntısında]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiren]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598420</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çoğu insan hayatının bir döneminde kalp atışlarında bir değişiklik hissettiğini fark eder. Bazen aniden hızlanan güçlü vuruşlar, bazen ritimdeki düzensizlikler ya da göğüste hafif bir çırpınma hissi genellikle aşina olunan durumlardır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-carpintisinda-acil-yardim-gerektiren-4-kritik-belirti-598420">Kalp çarpıntısında acil yardım gerektiren 4 kritik belirti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çoğu insan hayatının bir döneminde kalp atışlarında bir değişiklik hissettiğini fark eder. Bazen aniden hızlanan güçlü vuruşlar, bazen ritimdeki düzensizlikler ya da göğüste hafif bir çırpınma hissi genellikle aşina olunan durumlardır. Çarpıntının, kalp atışlarının normalden daha belirgin hissedilmesi olarak tanımlandığını belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Stres, yoğun kafein alımı veya fiziksel efor sonrası ortaya çıkabilen bu semptom kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Saniyeler içinde kaybolabileceği gibi kimi zaman daha uzun sürebilir. Ağırlıklı olarak kendiliğinden sonlansa da herkesin çarpıntıyı farklı şekilde deneyimleyebileceği unutulmamalı” dedi.</strong></p>
<p>Kalp ritminin günlük yaşamda karşılaşılan birçok etkene duyarlı olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Yoğun stres, kaygı, panik hissi ya da güçlü duygusal dalgalanmalar kalp atışlarını hızlandırabilir. Aynı şekilde kahve, çay, enerji içecekleri ve sigara gibi uyarıcılar da ritmi belirgin biçimde etkileyebilir. Fiziksel olarak zorlayıcı bir aktivitenin ardından yaşanan çarpıntı çoğu zaman doğal bir tepkiyken, hormonal değişimler de kalp atımlarının daha yoğun hissedilmesine neden olabilir. Uykusuzluk, bitkinlik, bazı ilaçların yan etkileri ya da vücudun susuz kalması da kalp ritminin normalden hızlı veya düzensiz algılanmasına zemin hazırlayabilir” şeklinde konuştu.</p>
<p>Kalp çarpıntısının tek başına çoğu zaman kaygı uyandırmadığını ancak başka belirtilerle birlikte görüldüğünde altta yatan önemli bir kalp problemine işaret edebileceğini ve bu durumlarda hızlı tıbbi müdahalenin hayati olabileceğini dile getiren Prof. Dr. Nevrez Koylan, dikkat edilmesi gereken dört önemli eşlikçi belirtiyi şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>Göğüste ağrı</strong></p>
<p>Kalp çarpıntısıyla birlikte göğsün ortasında ya da sol tarafında ortaya çıkan sıkışma ya da baskı gibi hissettiren ağrı, kalp krizinin en belirgin uyarılarından biridir. Bu ağrı kimi zaman kola, boyuna, çeneye ya da sırta doğru yayılabilir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Solunum güçlüğü</strong></p>
<p>Çarpıntıyla birlikte sanki yeterince hava alamıyormuş gibi hissetmek ya da nefesin aniden kesilmesi, kalbin vücuda gereken kanı gönderemediğinin bir göstergesi olabilir. Özellikle dinlenme hâlindeyken ortaya çıkan solunum güçlüğü, oldukça ciddi bir belirtidir.</p>
<p><strong>Şiddetli baş dönmesi veya sersemlik hissi</strong></p>
<p>Kalp ritminde meydana gelen ciddi bir bozulma, beynin kanlanmasını kısa süre için azaltabilir ve bu durum basit bir ayağa kalkma kararmasından çok daha ağır bir tabloya yol açabilir. Kişi şiddetli bir baş dönmesi, yoğun bir sersemlik yaşayabilir.</p>
<p><strong>Bayılma (Senkop)</strong></p>
<p>Kalp çarpıntısı esnasında ya da hemen ardından ortaya çıkan bilinç kaybı, en hızlı müdahale gerektiren durumlardan biridir. Bayılma, beynin kan akışının ciddi ölçüde düştüğünü gösterir ve yaşamı tehdit edebilecek bir ritim bozukluğunun işareti olabilir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-carpintisinda-acil-yardim-gerektiren-4-kritik-belirti-598420">Kalp çarpıntısında acil yardım gerektiren 4 kritik belirti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Henüz gencim, kalbim sağlam&#8221; demeyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/henuz-gencim-kalbim-saglam-demeyin-597587</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 08:38:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gencim]]></category>
		<category><![CDATA[henüz]]></category>
		<category><![CDATA[kalbim]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlam]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597587</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 19 milyon 800 bin kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/henuz-gencim-kalbim-saglam-demeyin-597587">&#8220;Henüz gencim, kalbim sağlam&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde yaklaşık 19 milyon 800 bin kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetti. Bu ölümlerin büyük çoğunluğunu kalp krizi ve inme oluştururken,  Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2023 verileri de Türkiye’de her 3 ölümden 1’inin dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Bu grupta her 10 ölümden yaklaşık 4’ü kalp krizi nedeniyle gerçekleşiyor, bu da ülkemizde her yıl on binlerce kişinin kalp krizine bağlı yaşamını yitirdiğini gösteriyor. <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery</strong>, üstelik kalp krizlerinin genç erişkinlerde artış gösterdiğini vurgulayarak, “Kalp krizleri genellikle 50-70 yaş aralığında görülmektedir. Ancak, son yıllarda yaşam tarzındaki değişimler ve belirti vermeyen risk faktörleri nedeniyle  erken başlangıçlı, yani 45 yaş altı kalp krizi vakalarında dikkat çekici bir artış olduğu belirtilmektedir. Uluslararası çalışmalar, tüm kalp krizi vakalarının yaklaşık yüzde 5–10’unun 45 yaş ve altındaki kişilerde görüldüğünü ve bu oranın son 10–15 yılda kademeli olarak yükseldiğini göstermektedir” diyor. </p>
<p><strong>Gizli risk faktörlerine dikkat! </strong></p>
<p>Kalp krizi (tıbbi adıyla miyokard enfarktüsü), kalbi besleyen koroner damarların ani şekilde tıkanmaları sonucu kalp kasına yeterli kan ve oksijenin ulaşamaması ile ortaya çıkan ve hayati tehlike taşıyan klinik bir tablo. Bu tıkanma çoğunlukla damar duvarında bulunan aterosklerotik plağın yırtılması ve bölgede hızla pıhtı oluşmasıyla gelişiyor. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery,</strong> özellikle sigara, obezite, sağlıksız beslenme ve yoğun stresin genç erişkinlerde kalp krizi riskini hızla yükselttiğine dikkat çekerek,   “Bunlara ek olarak,  özellikle ailevi kolesterol sorunları, yüksek tansiyon ve insülin direnci gibi çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen ‘gizli’ risk faktörleri genç erişkinlerde fark edilmeden  yıllarca damar hasarı oluşturabilmektedir” bilgisini veriyor.  <strong>Dr. Redwan Seid Busery,</strong> bu nedenle, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü olan veya kolesterol, tansiyon ve diyabet gibi metabolik riskler taşıyan genç yaş  grubundaki kişilerin düzenli olarak taranmalarının büyük önem taşıdığını belirterek, “Erken farkındalık, zamanında yapılan kontroller ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları genç yaş grubunda kalp krizinin önemli ölçüde önlenmesini sağlayabilmektedir” diyor. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery,</strong> genç yaş yaşta görülen kalp krizinin 8 nedenini anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Sigara ve tütün ürünleri </strong></p>
<p>Sigara ve tütün ürünleri genç yaşta kalp krizi geçirmenin en güçlü risk faktörlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Büyük uluslararası analizlerde, aktif sigara içen bireylerde kalp krizi riskinin hiç içmeyenlere kıyasla yaklaşık üç kata yakın arttığı gösterilmiş. Tütünün damar iç yüzeyini bozması, pıhtılaşmayı artırması ve ani damar tıkanıklığına yol açması bu ilişkiyi açıklıyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Nikotin replasman tedavileri ve profesyonel destek programlarıyla sigaranın bırakılması kalp krizi riskini kısa sürede belirgin şekilde azaltıyor.</p>
<p><strong>Ailevi hiperkolesterolomi </strong></p>
<p>Ailevi hiperkolesterolemi, LDL kolesterolün (kötü huylu kolesterol)  genetik olarak çok yüksek seyrettiği bir durum ve genç erişkinlerde kalp krizi oluşumunun en önemli nedenlerinden biri. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, “Genç yaşta görülen ‘beklenmedik’ kalp krizlerinin önemli bir bölümü ailevi hiperkolesterolomi sebebiyle gelişmektedir” diye konuşuyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Ailede erken kalp krizi öyküsü olan kişiler 20’li yaşlardan itibaren düzenli LDL kolesterol ölçümü yaptırmalı; gerekirse ileri değerlendirme planlanmalı.</p>
<p><strong>Obezite, insülin direnci ve diyabet</strong></p>
<p>Erken koroner arter hastalığının ana belirleyicileri arasında yer alan obezite, insülin direnci ve diyabet genç nüfusta giderek yaygınlaşıyor. Sistematik derlemeler, bu metabolik bozuklukların kalp krizi riskini anlamlı biçimde artırdığını gösteriyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery,<strong>  </strong>obeziteye eşlik eden inflamasyon, damar sertliği ve metabolik stresin bu riskin temel mekanizmalarını oluşturduğunu söylüyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, düzenli fiziksel aktivite ve metabolik risklerin erken tespiti koruyucu etki sağlıyor.</p>
<p><strong>Düşük fiziksel aktivite</strong></p>
<p>Düzenli fiziksel aktivite yapmayan genç erişkinlerde obezite, dislipidemi (kandaki yağ düzeylerinin normalin üzerine çıkması veya dengesizleşmesi) ve yüksek tansiyon gibi risk faktörleri kalp krizi riskini artırıyor. Yapılan geniş çaplı<strong> </strong>çalışmalarda, düzenli fiziksel aktivitenin koruyucu etkisi net biçimde gösterilmiş ve haftalık aktivitenin artmasıyla riskin azaldığı saptanmış.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Haftada en az 150 dakika orta tempolu egzersiz (yürüyüş, koşu, bisiklet) hedeflenmeli; günlük sedanter, yani hareketsiz geçirilen süre mümkün olduğunca azaltılmalı.</p>
<p><strong>Erken yaş hipertansiyonu</strong></p>
<p>Genç yaşta fark edilmeyen veya tedavi edilmeyen yüksek tansiyon damar duvarını hızla yıpratarak erken ateroskleroz (damar sertliği) ile kalp ve damar hastalığı riskini artırıyor. Yapılan geniş çaplı çalışmalar, kan basıncındaki her 10 birimlik (10 mmHg) kontrolün kalp krizi ve inme gibi ciddi kalp ve damar olaylarının riskini belirgin şekilde azalttığını gösteriyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Genç erişkinlerin yılda en az bir kez kan basıncını ölçtürmeleri gerekiyor. Risk grubunda olanların ise daha sık takip edilmeleri öneriliyor.</p>
<p><strong>Viral enfeksiyonlar ve miyokardit</strong></p>
<p>Bazı viral enfeksiyonlar, özellikle COVID-19, gençlerde kalp kasında iltihaba (miyokardit) neden olarak ciddi aritmilere ve kalbin fonksiyon bozukluğuna yol açabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Redwan Seid Busery, “Bu tabloda gelişen kalp hasarı, aterosklerotik kalp krizinden farklı bir mekanizma ile ortaya çıksa da genç erişkinlerde hayatı tehdit eden sonuçlara neden olabilmektedir” diyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Enfeksiyon sonrasında göğüs ağrısı, çarpıntı, halsizlik veya nefes darlığı yaşayan genç erişkinlerin gecikmeden tıbbi değerlendirmeye başvurmaları yaşamsal önem taşıyor.</p>
<p><strong>Psikososyal stres, anksiyete ve uyku bozuklukları</strong></p>
<p>Kronik stres, depresyon ile uyku düzensizliği genç erişkinlerde kalp ve damar hastalıkları<strong> </strong>riskini artıran önemli faktörler olarak tanımlanıyor. Büyük uluslararası çalışmalarda psikososyal stres düzeyi yüksek kişilerde kalp krizi riskinin anlamlı ölçüde yükseldiği saptanmış. Zira, stres hem hormonal yanıtı değiştiriyor hem de sigara kullanımı ve kötü beslenme gibi davranışsal riskleri artırıyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Stres yönetimi, düzenli uyku, gerekirse psikolojik destek ve iş–yaşam dengesi odaklı yaşam düzenlemeleri koruyucu etki sağlıyor.</p>
<p><strong>Uyarıcı maddeler ve enerji içecekleri </strong></p>
<p>Uyarıcı maddeler gençlerde ani koroner damar spazmı ve kalp kriziyle sonuçlanabilen ciddi ritim bozukluklarına neden olabiliyor. Enerji içecekleri için uzun dönem kalp krizi riski verileri sınırlı olmakla birlikte, mevcut çalışmalar, bu ürünlerin kısa sürede kalp atım hızını ve kan basıncını yükselterek olumsuz kardiyak etkilere yol açabileceğini gösteriyor.<br /><strong>Ne yapmalı?</strong> Uyarıcı maddelerden uzak durulmalı; enerji içeceklerinin tüketimi ise özellikle yoğun stres, sınav veya çalışma dönemlerinde mümkün olduğunca sınırlandırılmalı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/henuz-gencim-kalbim-saglam-demeyin-597587">&#8220;Henüz gencim, kalbim sağlam&#8221; demeyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boehringer Ingelheim Türkiye ve İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği&#8217;nden Diyabet Farkındalığına Yönelik Proje</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/boehringer-ingelheim-turkiye-ve-ic-hastaliklari-uzmanlik-egitim-arastirma-derneginden-diyabet-farkindaligina-yonelik-proje-592486</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 08:48:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[boehringer]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ingelheim]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kardiyovasküler]]></category>
		<category><![CDATA[mavi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592486</guid>

					<description><![CDATA[<p>​​​​​​​Diyabet; dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilmektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boehringer-ingelheim-turkiye-ve-ic-hastaliklari-uzmanlik-egitim-arastirma-derneginden-diyabet-farkindaligina-yonelik-proje-592486">Boehringer Ingelheim Türkiye ve İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği&#8217;nden Diyabet Farkındalığına Yönelik Proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong>Diyabet; dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarından biri olarak kabul edilmektedir. Sosyal ve ekonomik yüküyle toplum sağlığını ve sağlık sistemlerini pek çok güçlükle karşı karşıya bırakan diyabetin, görülme sıklığı ise tüm dünyada artmaktadır. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF)’nun rakamları dünyada her 9 kişiden 1&#8217;inin diyabet hastası olduğunu ve bu hastalığa sahip her 2 kişiden 1&#8217;inin de bu hastalığa sahip olduğunu bilmediğini ortaya koyuyor. </p>
<p>İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği (İÇHASDER), Boehringer Ingelheim Türkiye’nin koşulsuz desteğiyle, Dünya Diyabet Günü kapsamında yürüttüğü “O aramızda” kampanyası çerçevesinde, diyabet farkındalığını artırmak amacıyla “Mavi Yeryüzü” adlı etkileyici bir sanat enstalasyonunu hayata geçirdi. Dernek, bu proje ile sanatın dönüştürücü gücünü kullanarak toplumda diyabet bilincini artırmayı hedefliyor.</p>
<p>Multidisipliner sanatçı Uğur Acil tarafından tasarlanan “Mavi Yeryüzü”, diyabetin görünmeyen etkilerini bedensel ve duygusal bir deneyime dönüştürmeyi amaçlıyor. İki büyük mavi halkadan oluşan form, kardiyovasküler, böbrek ve metabolik sistemlerin beden içinde kurduğu hassas dengeye sembolik bir gönderme yapıyor. Birbirine temas eden halkalar, bu sistemlerin döngüsel uyumunu temsil ederken; mavi renk, diyabetin evrensel simgesinin yanı sıra süreklilik, dayanıklılık ve yaşam döngüsü fikirlerini de yansıtıyor. Formun yumuşak ve nefes alan yapısı, insan bedeninin kırılganlık ile direnç arasındaki hassas dengesine dikkat çekiyor. Ziyaretçiler böylece diyabetin yalnızca fiziksel değil, duygusal boyutuna da dokunan bir sanat deneyimiyle buluşuyor. “Mavi Yeryüzü”, 17–24 Kasım tarihleri arasında Terminal Kadıköy’de ziyaret edilebilecek.</p>
<p>Eserin açılışında konuşan <strong>İÇHASDER</strong> Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Abdülbaki Kumbasar, diyabetin görülme sıklığının giderek arttığını ancak çoğu zaman geç fark edildiğini vurguladı. Prof. Dr. Kumbasar “Bugün diyabetli her iki kişiden birinin hastalığından haberdar olmaması bunun en çarpıcı göstergesi. İÇHASDER olarak amacımız, yalnızca diyabet farkındalığı oluşturmak değil; aynı zamanda özellikle tip 2 diyabetin kalp, böbrek ve metabolik sistemler üzerindeki etkilerini görünür kılmak. ‘O aramızda’ kampanyası ve ‘Mavi Yeryüzü’ enstalasyonu, diyabeti görünür hale getirirken bireyleri erken tanı, düzenli takip ve sağlıklı yaşam konusunda düşünmeye davet ediyor. Bu çalışmanın toplumda önemli bir farkındalık yaratacağına inanıyoruz” diye konuştu. </p>
<p>Boehringer Ingelheim Türkiye’nin insan sağlığını etkileyen ve toplumda büyük bir yük oluşturan hastalıklara dikkat çekmeyi kurumsal bir sorumluluk olarak gördüğünü dile getiren <strong>Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü Okan Güner</strong> şunları söyledi:</p>
<p>“Özellikle tip 2 diyabet hem ülkemizde hem de dünyada milyonlarca insanı etkileyen en önemli sağlık sorunlarından biri. ‘O aramızda’ kampanyası ve ‘Mavi Yeryüzü’ enstalasyonuyla, diyabet farkındalığının önemini vurgularken kardiyovasküler, böbrek ve metabolik sistemlerin birbiriyle olan bağlantılarına da dikkat çekmeyi amaçladık. Çünkü özellikle tip 2 diyabetli bireylerin kardiyovasküler hastalık, kalp yetersizliği ve böbrek hastalığı geliştirme riski daha yüksektir. Bu nedenle bu çalışmanın, geniş kitlelerde bilinç oluşturacağına inanıyoruz.”</p>
<p>Toplumda farkındalık yaratacak bir çalışmada yer almaktan mutluluk duyduğunu belirten <strong>sanatçı Uğur Acil</strong> ise “Mavi Yeryüzü ile bedenin görünmeyen ekosistemini görünür kılmak istedik. Diyabet yalnızca kan şekeriyle ilgili bir durum değil; özellikle tip 2 diyabetli kişilerde kalp, böbrek ve metabolik sistemler arasında kurulan hassas bir denge. Bu denge bozulduğunda tüm beden bunu hissediyor. Enstalasyon, bu iç içe geçmişliği mekânsal bir deneyime dönüştürüyor. Ziyaretçiler mavi halkalar arasında dolaşırken kendi ritimlerini, nefeslerini ve kalp atışlarını fark edecek. Bu geçidi yalnızca bir sanat üretimi olarak değil; bedenle, hastalıkla ve yaşamla kurulan barışçıl bir farkındalık yolculuğu olarak görüyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Dünya Çapında 500 Milyondan Fazla Kişi Diyabetli</strong></p>
<p>Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun Diabetes Atlas 11th Edition (2025) verileri, dünya genelinde yaklaşık 589 milyon kişinin diyabetle yaşadığını ortaya koyuyor ve bu sayının 2050 yılına kadar 852,5 milyona ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’de ise 20–79 yaş aralığında 9,6 milyon kişinin diyabetli olduğu biliniyor ve bu rakam Türkiye’yi Avrupa’da en yüksek diyabet prevalansına sahip ülke konumuna taşıyor.[1]</p>
<p>Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrin Hastalıklar Prevalans Çalışması TURDEP II ise, Türk toplumunda diyabetin beklenenden daha hızlı bir biçimde arttığını ortaya koyuyor. TURDEP-II’ye göre Türk erişkin toplumunda diyabet sıklığının %13,7’ye ulaştığı görülüyor.[2]</p>
<p><strong>Kardiyovasküler, Böbrek ve Metabolik Sistemleri Etkiliyor</strong></p>
<p>Kardiyovasküler, böbrek ve metabolik sistemler birbiriyle yakın bir etkileşim içindedir. Bu sistemlerden birini etkileyen hastalıklar çoğu zaman diğer sistemler üzerinde de olumsuz etkilere yol açar. Tip 2 diyabeti olan hastalarda kardiyovasküler hastalık, kalp yetersizliği ve hatta böbrek hastalığı gelişme riski artar. Tip 2 diyabeti olan hastalar, kardiyovasküler hastalık geliştirme ve bu nedenle hayatını kaybetme konusunda iki kat daha yüksek risk altındadır.[3] Ayrıca kalp yetersizliği geliştirme riskleri de artmıştır.[4] Diyabet, böbrek hastalığı gelişme ihtimalini arttırır. Günümüzde diyabeti olan her 3 yetişkinden yaklaşık 1’inde kronik böbrek hastalığı bulunmaktadır. Düzenli sağlık kontrollerinin yapılması ve erken teşhis ile zamanında müdahalenin sağlanması, diyabetin yol açacağı hastalıkların önünü kesebilir.[5] </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/boehringer-ingelheim-turkiye-ve-ic-hastaliklari-uzmanlik-egitim-arastirma-derneginden-diyabet-farkindaligina-yonelik-proje-592486">Boehringer Ingelheim Türkiye ve İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği&#8217;nden Diyabet Farkındalığına Yönelik Proje</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enerji içeceğiyle alkol karışımı: İlk belirtiler çarpıntı ve tansiyon yükselmesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/enerji-icecegiyle-alkol-karisimi-ilk-belirtiler-carpinti-ve-tansiyon-yukselmesi-589640</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 09:43:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[belirtiler]]></category>
		<category><![CDATA[Çarpıntı]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji İçeceği]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[içeceğiyle]]></category>
		<category><![CDATA[içecekleri]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[karışımı]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[Miligram]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589640</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de 16 yaşındaki bir gencin enerji içeceğini alkolle karıştırarak yaşamını yitirmesi sonrası, gözler enerji içeceklerine ve etkilerine çevrildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enerji-icecegiyle-alkol-karisimi-ilk-belirtiler-carpinti-ve-tansiyon-yukselmesi-589640">Enerji içeceğiyle alkol karışımı: İlk belirtiler çarpıntı ve tansiyon yükselmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de 16 yaşındaki bir gencin enerji içeceğini alkolle karıştırarak yaşamını yitirmesi sonrası, gözler enerji içeceklerine ve etkilerine çevrildi. Eczacılık Fakültesi Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, enerji içeceğiyle birlikte alınan maddelerin yarattığı sağlık sorunlarına dikkat çekerek “Bir sorun olduğuna dair ilk belirtiler genellikle kalp çarpıntısı ve tansiyon yükselmesidir. Böyle bir durumda kişiler ‘geçer’ diyerek beklememeli, hemen en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Bu erken müdahale hayat kurtarabilir” dedi. </p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, yüksek miktarda kafein içeren enerji içeceğiyle alkol, kahve veya benzeri maddelerin birlikte tüketilmesinin sağlık açısından tehlikeli olduğuna dikkat çekti. </p>
<p><strong>‘Enerji İçeceği Uyarıyor, Alkol Sakinleştiriyor, Doz Artıyor’</strong></p>
<p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Aydın, “16 yaşındaki bir gencimizin enerji içeceğiyle alkolü karıştırarak hayatını kaybetmesi hepimizi derinden üzdü. Bu olay, ciddi bir halk sağlığı problemiyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Enerji içecekleriyle alkolün birlikte tüketilmesi, gençlerimizin sağlığını ve yaşamını tehdit eden tehlikeli bir alışkanlıktır. Bu nedenle konunun üzerinde çok dikkatle durmamız gerektiğini düşünüyorum. Enerji içeceği başlı başına farklı bir alan, alkol ise başka bir alan. Ancak gençlerimizin azımsanmayacak bir kısmı bu iki maddeyi birlikte tüketiyor. Bu durum son derece tehlikeli. Çünkü enerji içeceği uyarıcı etkisi nedeniyle içiliyor; içerisinde yoğun miktarda kafein bulunuyor. Alkol ise ilk başta uyarıcı gibi etki etse de bir süre sonra tam tersi şekilde sakinleştirici etki gösteriyor. Dolayısıyla, bir kişi hem uyarıcı hem de bastırıcı etkili iki maddeyi aynı anda aldığında, bu maddeler birbirinin etkisini azaltıyor. Bu durumda kişi etkisini hissetmediği için hem enerji içeceği hem de alkol miktarını artırma eğilimine giriyor. Bu da kısır bir döngü yaratıyor” dedi.</p>
<p><strong>‘Her Maddenin Toksik Bir Dozu Vardır’</strong></p>
<p>Doz aşımının yol açtığı sorunlara dikkat çeken Aydın, “Sonuç olarak, kişi yüksek miktarda kafein ve alkol almış oluyor. Her maddenin bir toksik (zehir etkisi yaratan) dozu vardır. Bu doz aşıldığında, vücutta ciddi ve istenmeyen sağlık riskleri ortaya çıkar. Her iki madde de tek başına risk taşırken, birlikte kullanıldıklarında ölümcül sonuçlar doğurabilir. Enerji içeceklerinin içeriğindeki kafein miktarı markadan markaya değişiyor. Bir kutuda 80 miligramdan 300 miligrama kadar kafein bulunabiliyor. Hangi markanın, ne kadar kafein içerdiğini her zaman bilmiyoruz. Ayrıca, alkol miktarı ve türü de önemli. Bu nedenle olayın detayları ancak yapılacak analizlerle netleşecektir. Ancak ölümün temel nedeni büyük olasılıkla bu iki bileşenin etkileşimidir. Enerji içeceklerinde sadece kafein yok; yüksek oranda şeker, glukuronolakton ve taurin gibi maddeler de bulunuyor. Bu bileşenlerin alkolle etkileşimi konusunda elimizde yeterli bilimsel veri yok. Ancak bu maddelerin hepsinin etkileşim potansiyeli bulunduğunu söyleyebiliriz” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘İki Kutu Enerji İçeceği Altı Fincan Kahveye Denk’</strong></p>
<p>Kafein ve alkolün etkileşimi kalp üzerinde ciddi baskı oluşturabilir” diyen Prof. Dr. Ahmet Aydın, şöyle devam etti: </p>
<p>“Örneğin, eğer bir enerji içeceği 300 miligram kafein içeriyorsa ve kişi bu etkiden tatmin olmayıp ikinci kutuyu da içerse, bu 600 miligram kafein anlamına gelir. Bu miktar, kalp ritmini bozacak düzeye yakın bir dozdur. Aynı anda 600 miligram kafein almak, yaklaşık altı fincan Türk kahvesine denk gelir. Bir kişinin kısa sürede altı fincan kahve içmesi kalpte ciddi ritim bozukluklarına yol açabilir.”</p>
<p><strong>‘Kahveyle Birlikte İçilmesi de Riskli’</strong></p>
<p>Enerji içeceklerinin sadece alkolle değil, kahve gibi diğer kafeinli içeceklerle birlikte alındığında da tehlike oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Aydın, “Enerji içeceği sadece alkolle değil, kahve gibi diğer kafeinli içeceklerle birlikte tüketildiğinde de benzer riskler ortaya çıkar. Çünkü kahveler de 100 miligramdan başlayarak yüksek oranda kafein içerir. Bu da toplamda kafein miktarının toksik seviyelere ulaşmasına neden olabilir. Bir yetişkin için 700 miligram kafein, toksik etki yaratabilecek ciddi bir dozdur” dedi. </p>
<p><strong>‘Geçer Diye Beklemeyin’ </strong></p>
<p>Erken müdahalenin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Aydın, şu uyarılarda bulundu: </p>
<p>“Özellikle alkolle birlikte kullanıldığında, ilk belirtiler genellikle kalp çarpıntısı ve tansiyon yükselmesi şeklinde görülür. Böyle bir durumda kişiler ‘geçer’ diyerek beklememeli, hemen en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Bu erken müdahale hayat kurtarabilir. Yaş grupları ve bireysel farklılıklar da önemlidir. Kafeinin toksik etkisi kişiden kişiye değişebilir. Kalp fonksiyonlarında bozukluk, genetik yatkınlık ya da tansiyon gibi kronik hastalıkları olan kişiler bu tür içecekleri kesinlikle kullanmamalıdır. Ayrıca tansiyon ilacı gibi kalp ve damar sistemini etkileyen ilaçlar kullananların da enerji içeceklerinden uzak durması gerekir. Bu tür ilaçlarla kafein veya alkolün etkileşimi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.”  </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/enerji-icecegiyle-alkol-karisimi-ilk-belirtiler-carpinti-ve-tansiyon-yukselmesi-589640">Enerji içeceğiyle alkol karışımı: İlk belirtiler çarpıntı ve tansiyon yükselmesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beylikdüzü Belediyesi, “Ritmini Koru” adlı kalp sağlığı farkındalık semineri düzenledi.</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesi-ritmini-koru-adli-kalp-sagligi-farkindalik-semineri-duzenledi-589155</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 12:06:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[adlı]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[beylikdüzü]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[koru]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[ritmini]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589155</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk Sağlığı Günleri kapsamında ilçe halkını bir araya getirmeyi sürdüren Beylikdüzü Belediyesi, “Ritmini Koru: Kalp Sağlığı Farkındalık Semineri”ni gerçekleştirdi. Beylikdüzü Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen seminerde Dr. Öğr. Üyesi Emrah Özdemir, kalp ve damar sağlığının korunması, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve erken teşhisin önemi üzerine bilgiler paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesi-ritmini-koru-adli-kalp-sagligi-farkindalik-semineri-duzenledi-589155">Beylikdüzü Belediyesi, “Ritmini Koru” adlı kalp sağlığı farkındalık semineri düzenledi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Özdemir, kalp sağlığına dair merak edilen soruları da yanıtladı.</p>
<p>Kalp denildiğinde akla hep kalp krizinin geldiğini fakat kapak hastalıkları, ritim bozuklukları, kalp kası hastalıklarının da ciddi kayıplara yol açtığını ifade eden Dr. Özdemir, risk faktörlerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/11/beylikduzu-belediyesinden-kalp-sagligi-farkindalik-semineri-ritmini-koru-0-Pg6syZXF.jpeg" /></p>
<p>Özdemir, “Sigara, hareketsizlik, kolesterol yüksekliği, stres, uyku problemleri, kirli havaya maruz kalmak, hipertansiyon gibi risk faktörleri olanlarda kalp ve damar hastalıkları daha fazla görülüyor. Ağrı, sıkışma, nefes darlığı, çarpıntı, aşırı terleme, önceki yaptığı eforu yapamaz hale gelme gibi durumlar ben geliyorum diyen bir kalp hastalığının belirtisi olabilir. Bu semptomlar olduğu zaman hiç beklemeden bir kalp doktoruna gitmeniz gerekiyor. Tansiyon, şeker, kolesterol gibi risk faktörleriniz varsa yaştan bağımsız her sene kalp doktoruna gitmeniz lazım. Gençseniz, bir şikayetiniz yoksa en azından 40 yaşından sonra yılda bir kez doktora gidin. Her şeyden önce hasta olmadan bizlere gelmenizi istiyoruz. Çünkü kalp dokusu hasarlandığı, kalp büyüdüğü veya tansiyona bağlı bir kalp kası kalınlaştığı zaman geri dönmeyebiliyor. Kalp hastalıklarında da erken teşhis ve koruyucu tedbir çok önemli” ifadelerini kullandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/beylikduzu-belediyesi-ritmini-koru-adli-kalp-sagligi-farkindalik-semineri-duzenledi-589155">Beylikdüzü Belediyesi, “Ritmini Koru” adlı kalp sağlığı farkındalık semineri düzenledi.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Gizli kalp krizi&#8217; hiç belirti vermeden görülebiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gizli-kalp-krizi-hic-belirti-vermeden-gorulebiliyor-586263</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 08:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirti]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[Göğüs Ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[görülebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hiç]]></category>
		<category><![CDATA[İskemi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[vermeden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586263</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, sessiz iskemi olarak da bilinen, göğüs ağrısı gibi belirti vermeden ilerleyebilen kalp krizleri ile bu durumun riskleri ve fark edilme yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-kalp-krizi-hic-belirti-vermeden-gorulebiliyor-586263">&#8216;Gizli kalp krizi&#8217; hiç belirti vermeden görülebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, sessiz iskemi olarak da bilinen, göğüs ağrısı gibi belirti vermeden ilerleyebilen kalp krizleri ile bu durumun riskleri ve fark edilme yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bazı kalp krizleri hissedilmeyebiliyor!</strong></p>
<p>Gizli kalp krizinin, sessiz iskemi olarak da değerlendirildiğini aktaran Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Bir kalp krizi oluştuğunda, normal şartlar altında, çoğu insanda göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi belirtiler ortaya çıkar.” dedi.</p>
<p>Bu durumun, bayılma, şuur kaybı veya ani kalp durmasına da neden olabileceğini kaydeden Prof. Dr. Baltalı, “Ancak bazı vakalarda bunların hiçbiri görülmez. Kişi normal ayakta kalp krizini geçirir ve herhangi bir sıkıntı veya şikâyet hissetmez.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Sessiz iskemi çoğunlukla EKO veya EKG çekildiğinde fark edilebiliyor </strong></p>
<p>Normal kalp krizinde şiddetli göğüs ağrısı görüldüğünü hatırlatan Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Bu ağrı, çoğunlukla sola kola veya alt çeneye yayılır. Ancak sessiz, gizli kalp krizinde veya sessiz iskemi olarak adlandırılan durumda, bu belirtilerin hiçbiri görülmez.” dedi.</p>
<p>Kişinin tüm bu süreci fark etmeden, normal hayatını sürdürebildiğini ifade eden Prof. Dr. Baltalı, şunları söyledi:</p>
<p>“Sessiz iskemi çoğunlukla bir EKO veya EKG çekildiğinde fark edilebilir. Sessiz iskeminin görülme sıklığı oldukça yüksektir. Çok seyrek bir hadise değildir ve yaklaşık yüzde 20 civarında görülür. Sessiz iskemi, şikâyeti olmayan bir durumdur. Peki, iskemi nedir? İskemi, kalbin ihtiyacı olan kan veya oksijenin, damarlardaki darlık veya tıkanıklık nedeniyle yeterince ulaşamamasıdır. Bir iş yaparken, yürürken veya koşarken kalp pompalama görevini yerine getirir. Eğer kalbin ihtiyacı olan kan veya oksijen yeterince ulaşamazsa, iskemi oluşur ve bu durum daha sonra göğüs ağrısı veya diğer belirtilerle kendini gösterebilir.”</p>
<p><strong>En ayırt edici özelliği göğüs ağrısının olmaması! </strong></p>
<p>Sessiz iskeminin en sık görüldüğü hasta grubunun, şeker hastaları olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Şeker hastalarında sinirler zarar görebilir ve bu nedenle kişiler herhangi bir belirti hissetmeyebilir.” dedi.</p>
<p>Sessiz iskemi esnasında kişinin normal yaşamına devam edebildiğini aktaran Prof. Dr. Baltalı, “Ancak kalp pompalama fonksiyonu bozulduğunda, kalp yetmezliği ortaya çıkabilir ve bu durum nefes darlığı, çarpıntı gibi diğer bulgularla kendini gösterebilir. Sessiz iskeminin en ayırt edici özelliği göğüs ağrısının olmamasıdır. Kişi üç kat merdiven çıktıktan veya birkaç basamak çıktıktan sonra nefes darlığı hissedebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Sessiz iskemi, normal göğüs ağrısı olan vakalardan çok daha tehlikeli olabilir! </strong></p>
<p>Sessiz iskemi veya gizli kalp krizinde asıl araştırılması gerekenin, iskeminin veya kriz varlığının tespit edilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Baltalı, “Bu durumda risk faktörlerine dikkat etmek gerekir. Şeker, tansiyon, sigara ve kolesterol kontrolü, sağlıklı beslenme ve düzenli kontroller önemlidir. Bu sayede iskemiye karşı uyanık olunur ve farkındalık sağlanır.” dedi.</p>
<p>Sessiz iskeminin tehlikeli bir durum olduğunun altını çizen Prof. Dr. Baltalı, “Normal göğüs ağrısı ile ortaya çıkan kalp krizlerinde, kişi hemen hastaneye başvurur ve müdahale edilir. Ancak sessiz iskemide bu durum gerçekleşmez ve bu açıdan sessiz iskemi, normal göğüs ağrısı olan vakalardan çok daha tehlikeli olabilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gizli-kalp-krizi-hic-belirti-vermeden-gorulebiliyor-586263">&#8216;Gizli kalp krizi&#8217; hiç belirti vermeden görülebiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp hastaları her sonbahar grip aşısı olmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-hastalari-her-sonbahar-grip-asisi-olmali-585529</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Oct 2025 10:46:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kardiyo]]></category>
		<category><![CDATA[mevsim]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585529</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mevsim geçişleri, özellikle yazdan sonbahara geçiş, kalp sağlığı üzerinde doğrudan etkiler yaratabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastalari-her-sonbahar-grip-asisi-olmali-585529">Kalp hastaları her sonbahar grip aşısı olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mevsim geçişleri, özellikle yazdan sonbahara geçiş, kalp sağlığı üzerinde doğrudan etkiler yaratabiliyor. Serinleyen hava; damarların daralmasına, kan basıncının yükselmesine ve kolesterol seviyelerinin artmasına yol açabiliyor. Bu dönemde kalbin özel bir korumaya ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Sonbahar sadece doğanın değil, vücudumuzun da değişim dönemi. Havanın soğumasıyla kalbin iş yükü artar. Bu nedenle dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve rutin kontrollerin ihmal edilmemesi her zamankinden daha önemli” dedi.</strong></p>
<p>Kalp sağlığını korumak için basit ama etkili adımlar atılabileceğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Serin havada tempolu yürüyüşler yapmak, sofrayı mevsime uygun sebze ve meyvelerle renklendirmek, gribin kalbe bindireceği yükü önleyebilecek grip aşısını olmak ve porsiyon kontrolünü gözetmek çok kıymetli. Sonbaharı bir tehdit değil, sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmak için bir fırsat olarak görmeliyiz. Kalbe yapılan her küçük yatırım, uzun vadede sağlıklı ve kaliteli bir yaşam olarak geri döner” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Türk Kardiyoloji Derneği grip aşısını öneriyor</strong></p>
<p>Soğuk havalarla birlikte grip ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarının arttığına dikkat çeken Koylan, “Grip gibi hastalıklar vücutta ciddi bir iltihaplanma oluşturur ve bu durum özellikle mevcut bir kalp rahatsızlığı olan kişilerde kalp krizi veya felç riskini önemli ölçüde tetikler. Bu tehlikeye karşı ise en etkili kalkan aşıdır. Türk Kardiyoloji Derneği’nin de aralarında bulunduğu dünya genelindeki sağlık otoriteleri, kalp hastalarının her sonbahar grip aşısı olmasını şiddetle tavsiye eder. Grip aşısı olmak sadece gripten korunmayı değil, aynı zamanda gribin kalbe yükleyebileceği ağır yükten korunmayı da sağlar” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Haftada en az iki porsiyon balık tüketilmeli </strong></p>
<p>Yazın hafifliğinin ardından gelen sonbaharın doyurucu ve sıcak yemeklerini doğru tercihlerle kalp sağlığı için bir avantaja çevirebiliriz diyen Prof. Dr. Koylan, “Balkabağı ve tatlı patates potasyum ve lif açısından oldukça zengin besinlerdir. Amerikan Kalp Derneği, potasyumun kan basıncını dengelemede sodyumun olumsuz etkilerini azalttığını, lifin ise kötü kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olduğunu vurguluyor. Sonbahar aynı zamanda palamut ve lüfer gibi yağlı balıkların en lezzetli olduğu dönemdir. Bu balıkların içerdiği omega-3 yağ asitleri trigliserit seviyelerini düşürür, damar plak oluşumunu yavaşlatır ve kan basıncını düzenleyerek kalp sağlığını destekler. Bu nedenle haftada en az iki porsiyon yağlı balık tüketilmesi önerilir. Ayrıca mevsimin taze meyveleri nar, elma ve armut; antioksidanlar ve flavonoidler açısından zengindir. Özellikle narın damar sağlığını koruyucu etkilerini gösteren çok sayıda bilimsel çalışma mevcut” dedi.</p>
<p><strong>Düzenli fiziksel aktivite çok önemli</strong></p>
<p>Bunaltıcı sıcakların geride kalmasının egzersiz için mükemmel bir fırsat sunduğunu ifade eden Koylan, “Düzenli fiziksel aktivite kalp kasını güçlendirir, kan dolaşımını iyileştirir ve stresi azaltır. Sararmış yaprakların üzerinde, serin ve temiz havada yapılacak 30 dakikalık bir yürüyüş hem ruhu hem de kalbi besler. Bu, kan basıncını ve kolesterolü düzenlemenin en kolay yollarından biridir. Yağmurlu ve soğuk günlerde de internet üzerinden ulaşılabilen yoga, pilates veya düşük etkili kardiyo videoları sayesinde ev konforunda da aktif kalmak mümkün yeter ki istikrarını koruyun” dedi.</p>
<p><strong>D vitamini takviyesi gerekebilir</strong></p>
<p>Güneş ışınlarının azalmasıyla birlikte vücuttaki D vitamini üretiminin de azaldığını belirten Koylan, “Araştırmalar, D vitamini eksikliğinin yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve diğer kardiyovasküler hastalık riskleriyle ilişkili olabileceğini gösteriyor. Bu nedenle öncelikle bir kan tahlili ile D vitamini seviyesini öğrenmek ardından doktor önerisiyle takviye kullanmak kalp sağlığı açısından fark yaratabilir. Bunun yanında somon gibi yağlı balıklar, yumurta sarısı ve D vitamini ile zenginleştirilmiş süt ürünlerini beslenme planınıza ekleyebilirsiniz. Ayrıca güneşli günlerde öğle saatlerinde 15-20 dakika yüzünüzü ve kollarınızı güneşe göstermeyi de ihmal etmeyin” dedi.</p>
<p><strong>Mevsimsel depresyon kalp için tehlikeli</strong></p>
<p>Günlerin kısalması ve havanın kapanmasının bazı insanlarda mevsimsel depresyona yol açabileceğini vurgulayan Koylan, “Mevsimsel duygu durum bozukluğunda ortaya çıkan stres, anksiyete ve depresyon, kortizol gibi stres hormonlarını artırarak kan basıncını yükseltir ve kalp sağlığını olumsuz etkiler. Ruh halinizi yükseltmek için sevdiklerinizle vakit geçirmek, yeni bir hobi edinmek, meditasyon ya da derin nefes egzersizleri yapmak faydalı olabilir. Sabahları perdelerinizi açıp gün ışığından yararlanmak bile biyolojik saatinizi düzenleyerek ruh halinizi iyileştirebilir. Unutmayın, mutlu bir zihin sağlıklı bir kalbin en iyi dostudur” şeklinde konuştu.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastalari-her-sonbahar-grip-asisi-olmali-585529">Kalp hastaları her sonbahar grip aşısı olmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fatih Ürek kalp krizi geçirdi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fatih-urek-kalp-krizi-gecirdi-584237</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 10:59:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[fatih]]></category>
		<category><![CDATA[geçirdi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[ürek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=584237</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fatih Ürek son dakika sağlık durumu: Şarkıcı Fatih Ürek bu sabah evinde kalp krizi geçirdi. Hastaneye kaldırılan Ürek, yoğun bakıma alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fatih-urek-kalp-krizi-gecirdi-584237">Fatih Ürek kalp krizi geçirdi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>FATİH ÜREK SAĞLIK DURUMU NASIL?</h3>
<p>Şarkıcı Fatih Ürek bu sabah evinde kalp krizi geçirdi. Sağlık ekiplerinin müdahalesi ile duran kalbi çalıştırılan Ürek, hastaneye kaldırıldı. Tedavisi yoğun bakımda süren 59 yaşındaki şarkıcının durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.</p>
<h3>FATİH ÜREK KİMDİR?</h3>
<p>3 Nisan 1966 tarihinde Erzurum&#8217;da bir işçi ailesinin 4 çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Ailenin tek erkek çocuğu olan Fatih Ürek&#8217;in 3 kız kardeşi ve ablası vardır. Bir sucuk fabrikasından çalışan babası Şerafettin Ürek&#8217;in Bursa&#8217;ya taşınma kararı almasının ardından henüz 1 yaşında iken Bursa&#8217;ya giden Fatih Ürek&#8217;in çocukluk yılları Bursa&#8217;da geçti.</p>
<p>Genç yaşta ses sanatçısı olmaya karar veren Fatih Ürek bir süre Bursa&#8217;daki mekanlarda sahne aldıktan sonra İstanbul&#8217;a taşınma kararı aldı. 1989 yılında İstanbul’a taşınan Fatih Ürek, 1993&#8217;da ilk albümü olan &#8220;Yaktı Yaktı&#8221;yı çıkardı. Bu albümde Bülent Ersoy&#8217;un &#8220;Sefam Olsun&#8221; albümünde seslendirdiği aynı isimli şarkıya yeniden yorumlamış ve büyük ses getirmiştir. İkinci albümünü 1995 yılında &#8220;Sen İki Gözümsün&#8221; adıyla çıkaran Fatih Ürek, bu albümünde pop şarkılarının yanı sırasında klasik şarkılara da yer vermiştir.</p>
<p>Uzun yıllar albüm çalışması yapmayan Fatih Ürek, 2008 yılında çıkardığı &#8220;Sus&#8221; adlı albümü ile müzikal çalışmalarına kaldığı yerden devam etmiştir. 2011 yılında yeni bir albüm çalışmasına daha imza atan Fatih Ürek, bu albümde seslendirdiği &#8220;Hayde&#8221; ve &#8220;Yedi Tepe&#8221; şarkıları ile büyükk beğeni toplamıştır. Sevilen sanatçı özellikle kendine has giyim tarzı ve 2008 yılında seslendirdiği &#8220;Hadi Hadi&#8221; şarkısı ile akıllarda yer edinmiştir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fatih-urek-kalp-krizi-gecirdi-584237">Fatih Ürek kalp krizi geçirdi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altın Portakal bu yıl &#8220;Kalpten&#8221; geliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/altin-portakal-bu-yil-kalpten-geliyor-2-583183</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 14:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Portakal]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalpten]]></category>
		<category><![CDATA[portakal]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583183</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin en köklü sinema etkinliği olan 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, bu yıl “Kalpten” mottosuyla sinemaseverlerle buluşacak. 24 Ekim – 2 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleşecek festival, sinemanın özündeki içtenliği, duyguyu ve samimiyeti merkeze alacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altin-portakal-bu-yil-kalpten-geliyor-2-583183">Altın Portakal bu yıl &#8220;Kalpten&#8221; geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span>Türkiye’nin en köklü sinema etkinliği olan 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, bu yıl “Kalpten” mottosuyla sinemaseverlerle buluşacak.<br />24 Ekim – 2 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleşecek festival, sinemanın özündeki içtenliği, duyguyu ve samimiyeti merkeze alacak.</span></span></p>
<p><span><span>Türkiye’nin en köklü sinema etkinliği 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin<span> bu yılki teması “Kalpten” sinemada en çok iz bırakan ortak duygudan, yani içtenlikten besleniyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>ALTIN PORTAKAL ORTAK DUYGULARDAN YOLA ÇIKIYOR</span></span></span></p>
<p><span><span>Altın Portakal’ın bu seneki mottosu, aynı zamanda festivalin bu yıla ait yaklaşımını da yansıtıyor. Geçmişle bağ kuran, bugünün ruhuna açık ve yeni seslere alan açan bir anlayışla şekillenen festival, her hikayede ve her sahnede ortak bir duygudan, kalpten yola çıkıyor. Altın Portakal, bu yıl da yalnızca sinemanın değil; bir kentin, bir geleneğin ve bir belleğin parçası olmaya devam ediyor. Antalya’nın belleğinde yeniden yazılan her hikaye, her kare bu kez daha derinden, daha içten bir duyguyla seyirciyle buluşacak.</span></span></p>
<p><span><span><span>ALTIN PORTAKAL’IN İHTİŞAMI VE ANTALYA’NIN ÖZEL SEMBOLLERİ BİR ARADA </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Festivalin bu yılki afişinde, hem Altın Portakal’ın ihtişamı hem de Antalya’nın tarihi ve kültürel zenginliğini yansıtan özel öğeler bir araya getirildi. Altın tonlarında kalp formunda tasarlanan retro sinema makinesi üzerine, Venüs heykelinden detay eklendi. Görselde ayrıca Antalya’nın önemli tarihi ve mimari unsurlarından biri olan tapınak da yer aldı. Tipografik açıdan ise “condensed” yani uzun hatlara sahip bir font, el yazısı fontu ile birleştirilerek kullanıldı. “Kalpten” söyleminin üzerinde yer alan yazı tipi ise Atatürk’ün kendi el yazısından esinlenerek afişe özel olarak uygulandı.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altin-portakal-bu-yil-kalpten-geliyor-2-583183">Altın Portakal bu yıl &#8220;Kalpten&#8221; geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>40 Yaş Altı Kalp Krizi Hayati Riske Neden Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/40-yas-alti-kalp-krizi-hayati-riske-neden-olabilir-582790</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2025 11:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altı]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[riske]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582790</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda ileri yaş problemi olarak bilinen kalp krizi günümüzde gençlerde de sık görülmeye başladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/40-yas-alti-kalp-krizi-hayati-riske-neden-olabilir-582790">40 Yaş Altı Kalp Krizi Hayati Riske Neden Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda ileri yaş problemi olarak bilinen kalp krizi günümüzde gençlerde de sık görülmeye başladı. 45 yaşın altındaki bireylerde ve ileri yaştaki hastalarda görülen kalp krizleri, rahatsızlığın seyri ve hayati riske neden olma oranları bakımından farklılık gösteriyor. İleri yaşta zamanla gelişen “kollateral” isimli yan damarlar kalp krizi durumunda hastayı bir süre de olsa koruyabiliyor. Ancak 45 yaş altındaki gençlerde bu damarlar henüz gelişmediği için olası bir kalp krizi hızlı bir şekilde ölümle sonuçlanabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Aycan Kavala, gençlerde görülen kalp krizlerinin nedenleri ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>“Gencim bana bir şey olmaz” demeyin</strong></p>
<p>Uzun yıllar boyunca kalp krizi ileri yaş hastalığı olarak bilindi. Ancak günümüzde tablo tamamen değişmiş durumda. Kalp krizine bağlı ölümler yalnızca yaşlılarda değil, genç yaşta da dikkat çekici biçimde artmaya başladı. Araştırmalar genç yaşta geçirilen kalp krizlerinin ölümle sonuçlanma oranının ileri yaşlarda geçirilen kalp krizine göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu durumun en temel nedeni, gençlerin riskleri ve belirtileri hafife almasıdır. “Ben gencim, bana bir şey olmaz” düşüncesi, kalbin en tehlikeli düşmanıdır. </p>
<p><strong>Yaşam biçiminizle kalbinizi yıpratmayın</strong></p>
<p>Sigara, düzensiz beslenme, aşırı stres, uykusuzluk, hareketsiz yaşam ve enerji içeceklerinin sık tüketimi, başta gençler olmak üzere tüm bireylerde kalbin yıpranmasına neden olur. Genetik yatkınlık, diyabet, yüksek kolesterol ve obezite ise tabloyu daha da ağırlaştırır. </p>
<p><strong>Bu belirtilere kulak vermek hayat kurtarır</strong></p>
<p>Kalp krizine neden olan bir başka önemli nokta ise farkındalık eksikliğidir. Gençlerde kalp krizi belirtileri genellikle “yorgunluk” ya da “mide rahatsızlığı” sanılarak göz ardı edilir. Oysa göğüste baskı hissi, sol kola yayılan ağrı, nefes darlığı, soğuk terleme ve ani halsizlik gibi sinyaller kalp krizinin açık habercisi olabilir. Bu belirtiler fark edildiğinde zaman kaybetmeden en yakın hastaneye başvurmak, çoğu zaman hayat kurtarır. Yaşam şeklimizde yaptığımız birkaç küçük değişiklikle kalp krizinden korunabiliriz. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, stres yönetimi, sigaradan uzak durmak ve düzenli sağlık kontrolleri kalp hastalıklarının önüne geçme konusunda büyük rol oynar. Ayrıca ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunan gençlerin, 20’li yaşlardan itibaren kardiyolojik taramalara başlaması gerekir. Çünkü kalbimiz yaşımıza değil, yaşam tarzımıza tepki verir. Kişi genç yaşta da olsa, kalbinin sesini dinleyerek yaşamınızı sürdürmelidir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/40-yas-alti-kalp-krizi-hayati-riske-neden-olabilir-582790">40 Yaş Altı Kalp Krizi Hayati Riske Neden Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kafeinin kalp sağlığı üzerinde etkileri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kafeinin-kalp-sagligi-uzerinde-etkileri-580955</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2025 09:42:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kafein]]></category>
		<category><![CDATA[kafeinin]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580955</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada sıklıkla tüketilen çay ve kahve, içerdikleri kafein sebebiyle kalp sağlığını hem olumlu hem de olumsuz etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kafeinin-kalp-sagligi-uzerinde-etkileri-580955">Kafeinin kalp sağlığı üzerinde etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tüm dünyada sıklıkla tüketilen çay ve kahve, içerdikleri kafein sebebiyle kalp sağlığını hem olumlu hem de olumsuz etkileyebiliyor. Kafeinin, merkezi sinir sistemini uyararak enerji seviyesini artırırken odaklanmayı da kolaylaştırdığını açıklayan Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Kahve çekirdekleri, çay yaprakları ve kakao gibi bitkilerde bulunan kafeinin kısa vadeli faydaları arasında dikkat artışı, daha iyi odaklanma ve fiziksel performansta iyileşme olsa da, özellikle kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri konusunda hala pek çok soru işareti bulunuyor” dedi</strong></p>
<p>Kafein, tüketilen miktara ve kişisel farklılıklara bağlı olarak kalp atış hızı, tansiyon ve kan damarları üzerinde çeşitli etkiler gösterebilir. Kafeine duyarlı kişilerde, fazla tüketim sonrası çarpıntı görülebileceğini belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Ancak bu durum genellikle geçicidir ve düşük miktarlarda kafein tüketimiyle kontrol altına alınabilir. Hipertansiyon hastası değilseniz ya da kalp atışı düzensizliği probleminiz yoksa ideal kabul edilen günlük maksimum 400 mg sınırını aşmamak, kafeinin olumsuz etkilerinden çok, faydalarından yararlanmanızı sağlayabilir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>2-3 fincan kahve kalp hastalığı riskini azaltıyor</strong></p>
<p>Kahvenin, hücre hasarını önlemeye ve kalp hastalığına yol açan iltihaplanmaları azaltmaya yardımcı güçlü antioksidanlar içerdiğine vurgu yapan Prof. Dr. Koylan, “Bu nedenle düzenli fakat ölçülü kahve tüketiminin kalp-damar sağlığını koruyabileceği düşünülüyor. Bazı araştırmalar düzenli kahve tüketiminin, kalp hastalıkları için önemli bir risk faktörü olan tip 2 diyabet ihtimalini azalttığını ortaya koymuştur. Dolayısıyla, diyabet riskinin azalması kalp sağlığını da dolaylı olarak olumlu etkileyebilir. Ayrıca orta derecede kahve tüketiminin, kalp hastalıkları tehlikesini direkt olarak azalttığını gösteren çalışmalar da mevcut. Örneğin, günde 2-3 fincan kahve içen bireylerde, bu miktardan daha az kahve içenlere göre daha düşük kalp hastalığı riski bulunduğu gözler önüne serildi” dedi.</p>
<p><strong>Kafeinin kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkileri</strong></p>
<ol>
<li>Dikkat ve odaklanmayı artırarak stresi dolaylı olarak azaltabilir.</li>
<li>Güçlü antioksidan içeriğiyle damar sertliğine karşı koruyucu etki gösterebilir.</li>
<li>Düzenli ve ölçülü tüketimle, tip 2 diyabet riskini azaltarak kalp hastalığı riskini düşürebilir.</li>
<li>Orta düzey kahve tüketimi (günde 2-3 fincan), kalp-damar hastalığı riskini azaltabilir.</li>
<li>Egzersiz performansını artırarak kalp sağlığını destekleyen fiziksel aktiviteye katkıda bulunabilir.</li>
</ol>
<p><strong>Kafeinin kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri</strong></p>
<ol>
<li>Yüksek miktarda alındığında çarpıntı ve kalp atış hızında artışa yol açabilir.</li>
<li>Tansiyonu geçici olarak yükseltebilir, özellikle hipertansiyon hastalarını tehlikeye sokar.</li>
<li>Kan damarlarında daralmaya neden olabilir.</li>
<li>Kalp ritim bozukluğu olan kişilerde düzensiz atımları tetikleyebilir.</li>
<li>Fazla tüketimle anksiyete ve uyku bozukluğu yaparak kalbi dolaylı şekilde zorlayabilir.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kafeinin-kalp-sagligi-uzerinde-etkileri-580955">Kafeinin kalp sağlığı üzerinde etkileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağcılar Meydanı&#8217;nda ücretsiz sağlık hizmeti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagcilar-meydaninda-ucretsiz-saglik-hizmeti-580629</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2025 15:28:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağcılar]]></category>
		<category><![CDATA[hizmeti]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580629</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Kalp Günü'nde İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, Bağcılar İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Türkiye Kardiyoloji Derneği iş birliği, Bağcılar Belediyesi’nin desteğiyle düzenlenen etkinlikte vatandaşlara ücretsiz sağlık hizmeti veriliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagcilar-meydaninda-ucretsiz-saglik-hizmeti-580629">Bağcılar Meydanı&#8217;nda ücretsiz sağlık hizmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Kalp Günü&#8217;nde İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, Bağcılar İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Türkiye Kardiyoloji Derneği iş birliği, Bağcılar Belediyesi’nin desteğiyle düzenlenen etkinlikte vatandaşlara ücretsiz sağlık hizmeti veriliyor. <br />Dünya Kalp Günü dolayısıyla İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, Bağcılar İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Türkiye Kardiyoloji Derneğince 29 Eylül – 1 Ekim 2025 tarihleri arasında ücretsiz sağlık taraması etkinliği düzenleniyor. <br />Bağcılar Meydanı’nda gerçekleştirilen programa Bağcılar Belediyesi de destek veriyor. Meydana kurulan mobil sağlık tırlarında gerçekleştirilen etkinlik 3 gün boyunca devam edecek. Etkinlik kapsamında vatandaşların tansiyon, şeker, boy-kilo ve bel çevresi ölçümleri yapılırken, kalp ve damar sağlığının korunmasına yönelik de bilgilendirmeler sunuluyor.<br />Toplumsal farkındalık hedefleniyor<br />Etkinlik kapsamında uzmanlar; sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, tütün bağımlılığı ve tedavi yöntemleri konularında vatandaşları bilgilendiriyor. Böylece toplumda kalp sağlığına ilişkin farkındalığın artırılması amaçlanıyor.<br />Vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi <br />İlçe sakinlerinin yoğun ilgi gösterdiği program, kalp sağlığının korunmasına ve sağlıklı yaşam bilincinin yaygınlaştırılmasına katkı sağlıyor. Uzmanlar, kalp sağlığı için dengeli beslenmenin, yeterli su tüketiminin ve düzenli hareketin yaşam kalitesini artırdığını vurguluyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagcilar-meydaninda-ucretsiz-saglik-hizmeti-580629">Bağcılar Meydanı&#8217;nda ücretsiz sağlık hizmeti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Hastalıkları Riskinizi Düşürebilirsiniz!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaliklari-riskinizi-dusurebilirsiniz-580188</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Sep 2025 07:54:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düşürebilirsiniz]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskinizi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580188</guid>

					<description><![CDATA[<p>29 Eylül Dünya Kalp Günü, kalp hastalıklarına karşı koruyucu önlemler adına farkındalığı artırmak, risk faktörlerine karşı bireyleri bilinçlendirmek amacıyla Dünya Kalp Federasyonu (World Heart Federation) tarafından önerilen ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından desteklenen özel bir gün. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaliklari-riskinizi-dusurebilirsiniz-580188">Kalp Hastalıkları Riskinizi Düşürebilirsiniz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>29 Eylül Dünya Kalp Günü, kalp hastalıklarına karşı koruyucu önlemler adına farkındalığı artırmak, risk faktörlerine karşı bireyleri bilinçlendirmek amacıyla <strong>Dünya Kalp Federasyonu (World Heart Federation)</strong> tarafından önerilen ve <strong>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) </strong>tarafından desteklenen özel bir gün. </p>
<p>Küresel sağlık istatistiklerine göre, yalnızca <strong>2022 yılında yaklaşık 20 milyon insan</strong>, kardiyovasküler hastalıklara bağlı nedenlerle hayatını kaybetti. Bu rakam, kalp ve damar hastalıklarının dünya genelinde başlıca ölüm nedenleri arasında yer aldığını açıkça ortaya koymaktadır. Bir hastalığın oluşmadan önlenmesi, sağlıklı olma halinin korunması için de temel bir hedef. Tabii bu altın kural kalp sağlığı için de geçerli. Kalp hastalıkları için önlenebilir risk faktörleri (tütün kullanımı, stres, kötü beslenme, çevre kirliliği gibi) sağlık otoriteleri, hekimler ve hastaların ortak çabasıyla azaltılabilir. <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Rengin Çetin Güvenç</strong>,<strong> </strong>kalp hastalıkları riskini azaltmak için önerilerde bulundu: </p>
<p><strong>Tütün ve tütün mamulleriyle vedalaşın: </strong>Sigara kullanıyorsanız, vedalaşmak için çok uygun bir gün. Bu konuda zorlanırsanız profesyonel destek almayı deneyin. </p>
<p><strong>Spora zaman ayırın: </strong>Günlük aktivitelerimizin yanında düzenli spor alışkanlığı kazanmak kalp ve damar sağlığımız için oldukça faydalı. Spora vakit ayıramadığınız zamanlarda mümkün olduğunca günlük yaşamı hareketli geçirmeniz de kalbinize iyi gelecek. </p>
<p><strong>Tuzu kısıtlayın: </strong>Tuz tüketiminizi günde 6 gr, yani yaklaşık 1 tatlı kaşığı ile sınırlandırın. </p>
<p><strong>Sağlıklı gıda tüketin: </strong>Sağlıklı gıdalar tüketmeye özen gösterin ve kilonuzu dengede tutun. Unutmayın; daha az yağ, daha az tuz ve daha az şeker anlamına gelen sağlıklı gıda tüketimi alışkanlığına sahip olmak kalbiniz için önemli bir adım. </p>
<p><strong>Düzenli kontrollerinizi aksatmayın: </strong>Kan tahlillerinizi düzenli olarak yaptırın. Ailenizde kalp hastalığı öyküsü varsa; diyabet, hipertansiyon ve kolesterol yüksekliği gibi risk faktörlerine sahipseniz, yılda en az bir kez kardiyoloji hekimine görünün. Herhangi bir risk faktörü varlığında, tedaviye erken başlamak; kalp krizi, inme gibi yaşam kalitesini kısıtlayan, azaltan ve bazen de ciddi anlamda zedeleyen kötü tabloları önlemede oldukça etkilidir. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaliklari-riskinizi-dusurebilirsiniz-580188">Kalp Hastalıkları Riskinizi Düşürebilirsiniz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Popüler diyetler kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlıyor uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/populer-diyetler-kalp-damar-hastaliklarina-zemin-hazirliyor-uyarisi-579886</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2025 12:17:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Diyetle]]></category>
		<category><![CDATA[diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarına]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp-damar]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp-Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[popüler]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sıra]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[zemin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579886</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, aşırı tuzlu yiyecekler, tütün ve alkol kullanımı, kalp-damar hastalıklarını tetikleyen faktörler arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/populer-diyetler-kalp-damar-hastaliklarina-zemin-hazirliyor-uyarisi-579886">Popüler diyetler kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlıyor uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, aşırı tuzlu yiyecekler, tütün ve alkol kullanımı, kalp-damar hastalıklarını tetikleyen faktörler arasında yer alıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, başlıca risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp hastalığı ve inmeye bağlı erken ölümlerin en az yüzde 80’inin önlenebileceğini söyledi. Tansiyon ve kan yağlarının yükselmesinin kalp-damar hastalıkları için en önemli risk faktörleri arasında geldiğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, günümüzde popüler olan bazı hatalı diyetlerin kalp-damar hastalıklarına zemin hazırladığı uyarısında bulundu. Prof. Dr. Alphan, “Bu diyetler, ketojenik diyetler, glutensiz ve laktozsuz diyetlerdir. Ketojenik diyetlerin özelliği, karbonhidratı tamamen keserek aşırı yağlı ve proteinli besinleri tüketmektir. Aşırı yağlı ve proteinli besinler, kan kolesterolünü yükselttikleri gibi posanın kaynağı olan karbonhidratlı besinlerin kısıtlanması nedeniyle mikrobiyotayı da olumsuz etkiler ve bu da kalp-damar hastalıklarının oluşumuna zemin hazırlar” uyarısında bulundu.</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, 29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada sağlıklı ve dengeli beslenmenin kalp sağlığına etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><b>Kalp damar hastalıkları, ölüm nedenlerinin ilk sırasında geliyor</b></p>
<p>Kalp damar hastalıklarının dünyada ve ülkemizde ölüm nedenlerinin birinci sırasında yer aldığını belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Kalp hastalıklarının yüksek kan kolesterol düzeyi ile ilişkili olduğu ve kan kolesterol düzeyinin düşürülmesinin kalp hastalıkları görülme riskini azalttığı bilinir. Kan kolesterol düzeyi yükseldikçe, kalp hastalığı oluşma olasılığı da artar. 29 Eylül Dünya Kalp Günü, insanları her yıl tüm dünyada yaklaşık 18 milyon kişinin yaşamını kaybetmesine neden olan kalp hastalıkları ve inmenin, başlıca ölüm nedeni olduğuna ilişkin bilgilendirmek için düzenleniyor” dedi.</p>
<p><b>Ülkemizde ölüm nedenlerinin ilk sırasında dolaşım sistemi hastalıkları var</b></p>
<p>Kalp damar hastalığına bağlı ölüm oranlarına ilişkin bilgileri paylaşan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Kalp hastalığının en yaygın görüldüğü ülkeler ABD, Orta Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkeleri olsa da kalp-damar hastalığına bağlı gerçekleşen ölümlerin yüzde 75’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde olduğu tespit edilmiştir. Orta Asya ve Doğu Avrupa ülkelerinin ise bu hastalığa bağlı ölüm oranlarının en yüksek olduğu ülkeler arasında olduğu bildirilmiştir. Kalp-damar hastalığı nedeniyle en düşük ölüm oranlarına sahip ülkeler ise Güney Kore, Fransa, Japonya, İsrail ve Portekiz’dir. TÜİK verilerine göre; Türkiye’de de dünyada olduğu gibi ölüm nedenlerinin birinci sırasında 2024 yılında yüzde 36,0 ile dolaşım sistemi hastalıkları yer aldı. 2023 yılında bu oran yüzde 33,6 idi” dedi.</p>
<p><b>Erken ölümlerin en az yüzde 80’inin önlenmesi mümkün</b></p>
<p>Kalp hastalığını tetikleyen faktörleri sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, aşırı tuzlu yiyecekler, tütün ve alkol kullanımı olarak sıralayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, bu risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp hastalığı ve inmeye bağlı erken ölümlerin en az yüzde 80’i önlenebilir” dedi.</p>
<p><b>Kalp-damar sağlığını korumada beslenmenin yeri önemli</b></p>
<p>Kalp ve damar sağlığını korumada alınacak önlemlere dikkat çeken Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Sigara ve alkol kullanımı ile hipertansiyon yani yüksek tansiyon ve kan yağlarının yükselmesi, kalp-damar hastalıkları için en önemli risk faktörlerindendir. Hipertansiyon ve kan yağlarının yükselmesini önlemek için beslenme önerilerine göre, birinci kural özellikle doymuş yağdan (tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı vb.) ve zeytinyağı bile olsa aşırı yağ tüketiminden kaçınarak kan kolesterol düzeyinin yükselmesini önlemek son derece önemlidir. Aslında kolesterol, dışarıdan diyetle alındığı gibi vücutta da yapılan yağa benzer bir yapısı olan, vücuttaki pek çok hormonun (östrojen, progesteron, testosteron vb.) ön maddesidir ve vücut için gereklidir” dedi.</p>
<p><b>Zeytinyağı tüketiminde ölçüye dikkat edilmeli</b></p>
<p>Aşırı kolesterol ve doymuş yağ alımı ne kadar zararlı ise tamamen yağsız bir beslenmenin de vücut için o kadar zararlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Zayıflamak amacıyla yağsız bir diyet uygulayanlarda hormon dengesizliği nedeniyle kadınlarda adet döngüsü bozulur. O yüzden sağlıklı beslenme için belirli bir yağa ihtiyaç vardır ki bu oranın enerjinin yüzde 20’sinin altına düşürülmemesi gerekir. Yapılan yanlışlardan birisi de zeytinyağının faydalı olduğunu düşünerek bardak bardak zeytinyağı içilmesidir. Unutmayın ki 1 çay bardağı zeytinyağı ile vücuda bir günlük enerji ihtiyacınızın yarısını (yaklaşık 900 kalori) almış olursunuz” uyarısında bulundu.</p>
<p><b>Kalp-damar sağlığını korumada bu önerilere dikkat!</b></p>
<p>Prof. Dr. M. Emel Alphan, kalp-damar hastalığını önlemek ve kolesterolü yükseltmemek için önerilerini şöyle sıraladı:</p>
<p>-Doymuş yağ içeren tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı gibi yağları ve trans yağ içeren besinleri tüketmemek. Özellikle zeytinyağını ve diğer bitkisel yağları tercih etmek.</p>
<p>-Kırmızı et, tavuk ve balık tüketiminin günde 1 porsiyonla sınırlandırılması gerekir. Kolesterol sadece kırmızı ette yoktur, balık ve tavuk da benzer miktarlarda kolesterol içerir.</p>
<p>-Hayvansal kaynaklı besinleri azaltırken, bitkisel kaynaklı proteinlerin alımını (kurubaklagiller) arttırmak.  Mümkünse her gün kurubaklagilleri tüketmek.</p>
<p>-Beyin, böbrek, dil, karaciğer, dalak, işkembe gibi organ etlerinden kaçınmak.</p>
<p>-Sucuk, salam, sosis, pastırma gibi şarküteri ürünlerinden kaçınmak.</p>
<p>-Yemek pişirme metodu olarak kızartılmış besinleri (et vb. hamur ve sebze kızartmaları da dahil) tüketmemek, aşırı yağlı yemek tüketiminden kaçınmak.</p>
<p>-Az yağlı süt, yoğurt vb. süt ürünlerini tercih etmek.</p>
<p>-Sebze ve meyve tüketiminin günlük 5-10 porsiyon olması.</p>
<p>-Fındık, fıstık, ceviz ve badem vb. sert kabuklu yemişleri günde 20-25 gramı aşmayacak miktarlarda tüketmek (Çünkü bu besinlerin 100 gramı 650-700 kalori içerir).</p>
<p>-Rafine şeker tüketimini azaltmak, kompleks karbonhidratları ve dolayısıyla posalı besinlerin özellikle tam tahılların (tam buğday ekmeği, çavdarlı ve yulaflı ekmekler) tüketimini arttırmak.</p>
<p><b>Akdeniz, DASH ve vejetaryen diyetler kalp-damar sağlığını korumada etkili</b></p>
<p>Dünyada en sağlıklı beslenme modeli olan Akdeniz ve DASH diyetleri ile vejetaryen ve düşük yağlı diyetlerin hipertansiyon ve kalp-damar hastalığından korumada etkili olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Hipertansiyonu olanların da tuzu az tüketmelerinin yanı sıra DASH diyetini uygulaması onların kalp-damar hastası olmasını önleyecektir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. M. Emel Alphan, şunları söyledi: “Kalp krizi geçirenlerin yüzde 50’sinin kan kolesterollerinin<b> </b>düşük olması, kalp damar hastalığı riskine neden olan başka faktörlerin de olduğunu ortaya koymuştur. Kalp-damar hastalıklarında D vitamininin düşük olması, homosisteinin yüksek olması ve inflamasyonun (iltihabi durumun) rolü hakkındaki bilgilerin artması ve mikrobiyota denilen vücudun ikinci beyini olarak kabul edilen vücudumuzdaki yararlı mikroorganizmaların zararlı mikroorganizmalarla yer değiştirmesi (disbiyozis) sonucu oluşan endotoksemi, ateroskleroz (damar sertliği) varlığını ve aterosklerozun derecesini göstermek için kullanılan belirteçlerdir.</p>
<p><b>Popüler diyetlere dikkat!</b></p>
<p>Zayıflamak amacıyla diyet yapanlar bazen hatalı diyetleri uygulayabiliyor. Bu hatalı diyetler de kalp-damar hastalığına zemin hazırlayabiliyor. Bu diyetler, ketojenik diyetler, glutensiz ve laktozsuz diyetlerdir. Ketojenik diyetlerin özelliği, karbonhidratı tamamen keserek aşırı yağlı ve proteinli besinleri tüketmektir. Aşırı yağlı ve proteinli besinler, kan kolesterolünü yükselttikleri gibi posanın kaynağı olan karbonhidratlı besinlerin kısıtlanması nedeniyle mikrobiyotayı da olumsuz etkiler ve bu da kalp-damar hastalıklarının oluşumuna zemin hazırlar.</p>
<p>Ayrıca aralıklı açlık diyetlerinin kısa vadede kilo kaybı ile glikoz ve insülin duyarlılığı gibi metabolik avantajları olmasına rağmen, 2024 yılında Sebastian SA ve arkadaşları tarafından yayınlanan bir araştırmanın sonuçlarına göre, bu tarz beslenmenin uzun vadede olumsuz etkileri olabileceği öne sürülmüştür. 20 bin kişide yapılan bir çalışmanın sonuçları; yiyeceklerini günde 8 saatten az bir sürede tüketen kişilerde kardiyovasküler hastalıktan ölüm riskinin yüzde 91 daha yüksek olduğu bulunmuştur.”</p>
<p><b>Kalp sağlığını koruyan mucize bir besin yok</b></p>
<p>Kalp hastalığını önleyen mucize bir besin, sebze ya da meyve olmadığını kaydeden Prof. Dr. M. Emel Alphan, sözlerini şöyle tamamladı: “Sağlıklı beslenme bir bütündür.  Bahsedilen diyetlerin içerdiği besinlerin her birisinin vücuda farklı yararları vardır.  O yüzden bütün besin gruplarının yer aldığı sağlıklı beslenme tarzı, kalp-damar hastalıklarından koruyucu olduğu gibi kalp-damar hastalarının da uygulayabileceği bir beslenme tarzı olacaktır. Kalp-damar hastalarında, omega-3 yağ asidi, C, D, E vitaminleri, beta-karoten ve kalsiyum dahil olmak üzere besin desteklerinin kullanımı, akut kardiyovasküler hastalık riskini azaltmada faydalı değildir. Bunun yerine sağlıklı beslenme yoluyla bu besin öğelerinin besinlerden alınması yararlı olacaktır. Çünkü besinlerde vücuda gerekli olan vitamin ve mineraller gibi besin öğelerinin yanı sıra, özellikle sebze ve meyvelerde pek çok hastalıktan koruyucu oldukları kanıtlanmış olan fitonutrientler ile antioksidan ve antiinflamatuar etkileri olan, besin öğesi olmayan bileşenler de bulunur. O yüzden tek başına kalsiyum, magnezyum vb. takviye almak yerine, farklı renklerdeki sebze ve meyveleri her gün tüketerek pek çok besin öğesini ve besin öğesi olmayan bileşenlerini almak mümkün olacaktır.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/populer-diyetler-kalp-damar-hastaliklarina-zemin-hazirliyor-uyarisi-579886">Popüler diyetler kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlıyor uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Stres ve depresyon kalp krizi riskini artırıyor mu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/stres-ve-depresyon-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-579881</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2025 10:25:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp-Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579881</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, 29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında ruhsal sağlığın kalp-damar sağlığı üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-ve-depresyon-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-579881">Stres ve depresyon kalp krizi riskini artırıyor mu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, 29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında ruhsal sağlığın kalp-damar sağlığı üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ruh sağlığı ile kalp sağlığı arasında çift yönlü bir ilişki var! </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre, kalp ve damar hastalıklarının, dünya genelinde en yaygın ölüm ve engellilik nedenleri arasında yer aldığını hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2024 verilerine göre ise, ülkemizde gerçekleşen ölümler arasında yüzde 36 oranı ile kalp ve damar hastalıkları ilk sırada yer alıyor.” dedi.</p>
<p>Kalp-damar hastalıklarına yol açan pek çok farklı etken bulunduğunu ve bu etkenlerin kişiden kişiye değişebildiğini aktaran Aytop, “Fiziksel risk faktörlerine ek olarak, ruh sağlığı ile kalp sağlığı arasındaki ilişkinin de önemli olduğu bilimsel çalışmalarla destekleniyor. Depresyon, anksiyete ve kronik stres gibi psikolojik sorunlar, kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkma riskini artırabilir ve mevcut hastalıkların seyrini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca sosyal izolasyon, yetersiz sosyal destek ve yalnızlık gibi etkenler de hem kalp sağlığını hem de tedavi başarısını olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, kalp-damar hastalıkları fiziksel sınırlılıklar, sosyal ve iş yaşamında değişiklikler, maddi sıkıntılar ve belirsizlikler gibi etkenler aracılığıyla depresyon ve anksiyete gelişimine zemin hazırlayabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Depresyon, kalp-damar hastalıkları riskini hem doğrudan hem de yaşam tarzı üzerinden artırıyor! </strong></p>
<p>Ruhsal iyilik hâlinin hem kalp-damar hastalıklarından korunmada hem de tedavi sürecine uyum sağlamada olumlu katkılar sağladığının bilindiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Kalp sağlığının yerinde olması da ruhsal iyiliği destekler. Bu nedenle, kalp sağlığını değerlendirirken bireyin ruhsal durumunu da dikkate almak, hastalığın önlenmesi ve tedavisinde daha etkili bir yaklaşım sağlar.” dedi.</p>
<p>Depresyon yaşayan kişilerde kalp-damar hastalıklarının daha sık görülmesinin nedenlerine değinen Aytop, şunları söyledi:</p>
<p>“Depresyon, duygu, düşünce ve davranışları olumsuz etkileyen ciddi bir ruh sağlığı sorunudur. Kronik, düşük dereceli iltihaplanmaya yol açarak damar iç yüzeyinde hasara ve damar daralmasına neden olabilir. Depresyon sırasında artan kortizol, adrenalin ve noradrenalin gibi kimyasallar kan basıncını yükseltebilir, kalp ritim bozukluklarına ve bağışıklık sistemi işlevlerinin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca trombosit aktivitesini artırarak kalp krizi veya inme riskini yükseltebilir.</p>
<p>Davranışsal olarak depresyon, sağlıksız yaşam tarzı alışkanlıklarının gelişmesine zemin hazırlar; sigara ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, fiziksel aktivite eksikliği ve ilaç tedavisine uyumsuzluk daha sık görülür. Öte yandan, kalp-damar hastalıkları tanısı alan bireylerde yaşanan değişiklikler depresyon ve anksiyete gelişimi için risk oluşturur.”</p>
<p><strong>Sağlıklı bir ruh hali, sağlıklı bir kalp demek!</strong></p>
<p>Ruhsal açıdan sağlıklı bireylerin, duygularla daha dengeli başa çıkabildiklerini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu kişilerin psikolojik dayanıklılıkları güçlüdür, sorunlarla başa çıkma kapasitesine sahiptir ve gerektiğinde destek aramaktan çekinmezler.” dedi.</p>
<p>Sağlıklı bireylerin bedenlerine özen gösterdiğini, sağlıklı beslendiğini, düzenli uyuduğunu ve fiziksel aktiviteyi yaşamlarına dahil ettiğini dile getiren Aytop, “Stres tepkileri uyumludur ve tedavi süreçlerine uyum sağlarlar. Bu bilişsel, duygusal ve davranışsal artılar; kalp ritmi, tansiyon, damar esnekliği ve inflamatuar süreçler üzerinde koruyucu etki yaratır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Psikoterapi ve stres yönetimi kalp sağlığını koruyor!</strong></p>
<p>Psikoterapi ve stres yönetimi tekniklerinin kalp sağlığına etkilerine değinen Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Psikoterapi, bireyin bilişsel, duygusal ve davranışsal süreçlerini fark etmesine ve daha işlevsel biçimde yapılandırmasına yardımcı olur. Psikolojik dayanıklılık, özyeterlilik, özgüven, özdeğer ve içsel motivasyon güçlenir. Bu süreç, kalp-damar sağlığını destekleyen fizyolojik mekanizmaları dengeler, inflamasyonu azaltır, damar yapısını korur ve kan akışını düzenler. Psikoterapi ayrıca sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemeye ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmaya yardımcı olur.</p>
<p>Nefes çalışmaları, gevşeme egzersizleri, meditasyon ve farkındalık temelli uygulamalar yani stres yönetimi teknikleri otonom sinir sistemi üzerinde dengeleyici etki oluşturur, kalp atım hızını ve kan basıncını düzenler. Uzun vadede stresin kalp-damar sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini azaltır.”</p>
<p><strong>Kalp ve zihin sağlığının ayrılmaz bir bütün olduğu kabul edilmeli!</strong></p>
<p>Psikolojik sorunların kalp-damar sağlığını olumsuz etkileyebileceğine vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu nedenle, sorunları göz ardı etmemek, sağlıklı başa çıkma yolları geliştirmek ve gerektiğinde ruh sağlığı uzmanlarından destek almak önemlidir.” dedi.</p>
<p>Tedavi sürecinde ilaç kullanımı ve kontrollerin aksatılmaması ve kalp fonksiyonlarının düzenli olarak izlenmesi gerektiğinin altını çizen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sağlıklı beslenme, düzenli uyku, fiziksel aktivite, zararlı alışkanlıklardan uzak durma ve sosyal destek güçlü tutulmalıdır. Kalp ve zihin sağlığını birlikte korumanın en önemli adımı, bunların ayrılmaz bir bütün olduğunu kabul etmek ve fiziksel ile psikolojik sağlığa bütüncül bir yaklaşımla özen göstermektir. Bu, sağlıklı yaşam tarzı, dengeli yaşam ve gerektiğinde profesyonel destek almayı kapsar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/stres-ve-depresyon-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-579881">Stres ve depresyon kalp krizi riskini artırıyor mu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Sağlığınız İçin Risklerinizi Tanıyın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-sagliginiz-icin-risklerinizi-taniyin-579410</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Sep 2025 08:27:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Ve Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[risklerinizi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınız]]></category>
		<category><![CDATA[tanıyın]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579410</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalıkları, dünya genelinde her yıl milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine neden oluyor. Hipertansiyon, diyabet, obezite ve sigara kullanımı gibi risk faktörlerinin kontrol altına alınması ise kalp- damar hastalıklarının önlenmesinde önemli rol oynuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagliginiz-icin-risklerinizi-taniyin-579410">Kalp Sağlığınız İçin Risklerinizi Tanıyın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalıkları, dünya genelinde her yıl milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine neden oluyor. Hipertansiyon, diyabet, obezite ve sigara kullanımı gibi risk faktörlerinin kontrol altına alınması ise kalp- damar hastalıklarının önlenmesinde önemli rol oynuyor.  Memorial Ankara Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı ve Asya Ülkeleri Kalp Derneği Başkanı Prof. Dr. Ali Oto, 29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla, kalp hastalıklarında erken tanının önemi ile alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. </p>
<p>Her yılın 29 Eylül günü Dünya Kalp Federasyonu tarafından kalp hastalıklarından korunmak için farkındalık oluşturmak üzere “Dünya Kalp Günü” olarak belirlenmiştir. Dünya Kalp Günü özelinde her yıl bir tema belirlenmektedir. Bu yıl 25. Dünya Kalp Günü için belirlenen temada “Ritmini Kaçırma” ile kalp sağlığına dikkat çekilmekte ve kalp hastalıklarını önlemenin önemi vurgulanmaktadır. </p>
<p><strong>Ölümlerin yüzde 40’ına kalp ve damar hastalıkları sebep oluyor </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünyada 20 milyonun üzerinde insan kalp ve damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Türkiye’de bu rakam yılda 200 binin üzerinde ölüm olarak yansıma almaktadır. Kalp ve damar hastalıkları, Türkiye’de de en önemli hayati risk nedeni olmaya devam etmektedir. Türkiye’de tüm ölümlerin yaklaşık %40’ına kalp ve damar hastalıkları neden olmaktadır. Bu konuda göz önünde bulundurulması gereken en önemli gerçek ise kalp ve damar hastalıklarının %80’inin önlenebilir olmasıdır.</p>
<p>Günümüzde insanlar, Avrupa ortalamasına göre 5-10 yıl daha erken kalp krizi, kalp yetmezliği ve inme ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, üretken yaş nüfusunda ciddi sosyo-ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Türkiye’de kalp ve damar hastalıklarının toplam yıllık maliyetinin 10 milyar doların üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Erken tanı ve önleme programları ile bu maliyetin %20–25 azaltılması mümkündür.</p>
<p><strong>Risk faktörlerini hafife almayın!</strong></p>
<p>Kalp hastalıklarının büyük bir kısmı önlenebilir risk faktörlerinden kaynaklanmaktadır. Erken tanı ve yaşam tarzı değişiklikleriyle ciddi kalp hastalıklarının önüne geçilebilmektedir. </p>
<ol>
<li>Hipertansiyon: Erişkin nüfusun %31’i hipertansiyon hastasıdır. Ancak her 2 kişiden sadece 1’i hastalığının farkındadır.</li>
<li>Obezite: Türkiye, Avrupa’da obezitenin en hızlı arttığı ülkelerden biridir. 15 yaş üzeri nüfusta obezite oranı %32’yi aşmıştır.</li>
<li>Diyabet: Her 7 yetişkinden 1’i diyabetlidir. 2035’e kadar diyabetli sayısının %40 artması beklenmektedir.</li>
<li>Sigara: Erkeklerin %40’ı, kadınların %20’si sigara kullanmaktadır. Türkiye, hâlâ Avrupa’nın en yüksek tüketim oranlarına sahiptir.</li>
<li>Hareketsizlik: Yetişkinlerin %56’sı Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği haftalık fiziksel aktivite düzeyini karşılamamaktadır.</li>
</ol>
<p><strong>Kalp sağlığını korumak için 8 altın kural </strong></p>
<ol>
<li>Kalbinizi düzenli olarak kontrol ettirin.</li>
<li>Tansiyon, şeker ve kolesterol değerlerinizi düzenli olarak ölçtürün.</li>
<li>Sağlıklı beslenin (Tuz tüketimini azaltın, aşırı yağlı besinlerden ve şekerli besinlerden uzak durun.</li>
<li>Hareket edin. Sporun yaşamınızın parçası olmasına özen gösterin. Haftada en az 5 gün, günde yarım saat yürüyüş yapın.</li>
<li>Sigara kullanmayın.</li>
<li>Kalp krizi ve inme belirtilerini ihmal etmeyin, bu belirtiler ortaya çıkar ise en kısa sürede hastaneye başvurun, acil müdahale için kritik olduğunu unutmayın.</li>
<li>Göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtileri ciddiye alın. </li>
<li>Hangi yaşta olursanız olun, bugünden önlem alın çünkü her atım değerlidir. </li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagliginiz-icin-risklerinizi-taniyin-579410">Kalp Sağlığınız İçin Risklerinizi Tanıyın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ülkemizde yaygın görülen ama önemsenmeyen sorun: Kalp çarpıntısı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaygin-gorulen-ama-onemsenmeyen-sorun-kalp-carpintisi-574778</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 08:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[bilge]]></category>
		<category><![CDATA[Çarpıntı]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kaya]]></category>
		<category><![CDATA[önemsenmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[ritim]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[ülkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574778</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde yaygın bir sorun olan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kalp çarpıntısı; kalp yetmezliği, inme veya ani kalp durması gibi ciddi sonuçlara yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaygin-gorulen-ama-onemsenmeyen-sorun-kalp-carpintisi-574778">Ülkemizde yaygın görülen ama önemsenmeyen sorun: Kalp çarpıntısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde yaygın bir sorun olan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kalp çarpıntısı; kalp yetmezliği, inme veya ani kalp durması gibi ciddi sonuçlara yol açabiliyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kaya Bilge</strong>, kalp çarpıntısının ihmale gelmez bir sorun olduğunu, ancak toplumumuzda çoğu kişinin, bu şikayeti çoğunlukla önemsemeyip, geçici bir durum sandığını belirterek “Bazı aritmiler zararsız olsa da, yalnızca stres ya da heyecandan kaynaklanmaz, kalpte ritim bozukluğu gibi altta yatan ciddi nedenler de olabilir. Bu nedenle çarpıntı şikayeti önemsenmeli, uzman bir aritmi merkezine başvurulmalıdır. Tedavi planı, kişiye özel yapılmalıdır” diyor. </p>
<p>Erken tanı ve doğru tedaviyle pek çok çarpıntının kalıcı olarak kontrol altına alınabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Bilge, ritim bozukluklarının tedavisinde ise, kardiyoloji alanındaki modern yöntemlerden biri olan ‘ablasyon’un öne çıktığını söylüyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kaya Bilge, kalp çarpıntısına yol açan etkenleri sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Kalbin normalden hızlı ya da düzensiz atması olarak tanımlanan kalp çarpıntısı, genetik etkenlerin yanı sıra sağlıksız yaşam alışkanlıklarının da etkisiyle ülkemizde giderek yaygınlaşıyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kaya Bilge</strong>, kalbin hızlı, düzensiz, tekleme veya “kuş kanadı çırpması” gibi hissedilmesine neden olan kalp çarpıntısına bazı durumlarda göğüs ağrısı, nefes darlığı, baş dönmesi, bayılma, çabuk yorulma ve huzursuzluk gibi şikayetlerin de eşlik ettiğini belirterek “Acil değerlendirilmesi gereken durumların başında; şiddetli göğüs ağrısı, bayılma, ani nefes darlığı, konuşma bozukluğu veya felç bulguları ile gelen çarpıntı yer almaktadır” diyor. Çarpıntı sorunu yaşayan kişilerin kendi kendine teşhis koymak yerine, mutlaka bir kardiyoloji uzmanına başvurması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Bilge “Erken teşhis ve doğru yöntemle hem kalp sağlığını korumak hem de yaşam kalitesini yükseltmek mümkün olabilmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Kalp çarpıntısını tetikleyen etkenler!</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Bilge Kaya kalp çarpıntısının en sık tetikleyicilerini şöyle sıralıyor;</p>
<ul>
<li>Aşırı kafein (çay, kahve, enerji içeceği) tüketmek</li>
<li>Uykusuzluk</li>
<li>Stres, anksiyete</li>
<li>Alkol, sigara vb zararlı maddeler</li>
<li>Yoğun egzersiz </li>
<li>Kansızlık</li>
<li>Tiroid bozuklukları</li>
<li>Gebelik</li>
<li>Bazı ilaçlar ve uyarıcı haplar</li>
<li>Elektrolit dengesizlikleri (vücutta su ve tuz dengesizliği)</li>
</ul>
<p><strong>Altta kalp hastalığı mı yatıyor yoksa başka bir sorun mu?</strong></p>
<p>Kalp çarpıntısına yönelik tanıda muayene ve hasta öyküsünün önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bilge şöyle konuşuyor: “EKG çarpıntı esnasında yakalanırsa en değerli testtir. Ritim izleme (24-48 saatlik holder, 7-14 günlük patch kayıtları, olay kaydedici veya nadir ataklar için implant edilebilir loop kayıt cihazı ile akıllı saat/telefon uyarıları yararlı ipucu olabilir ama tek başına tanı koydurmaz), Ekokardiyografi, Kan Testleri (Tiroid, elektrolitler, kansızlık vb), Efor testi ve gerektiğinde ileri testler yapılarak aritminin tipini kanıtlanmalı, altta yatan kalp hastalığı olup olmadığı saptanmalı ve kişiye özel olarak en uygun tedavi planlanmalıdır.” </p>
<p><strong>Modern sistemler 3 Boyutlu haritalama!</strong></p>
<p>Kalp çarpıntısının en yaygın nedenlerinden biri olan kalpte ritim bozukluğuna karşı ilaç tedavisinin, bazı hastalarda yeterli veya geçici çözüm olabildiğini belirten Prof. Dr. Bilge “İlaçlara rağmen çarpıntısı süren veya ilaçlara tolerans gösteremeyen hastalar başta olmak üzere bazı kişilerde ‘kalpkateter ablasyon’ denilen ablasyon tedavisinin uygulanması gerekiyor. Kateter ablasyonu, ritim bozukluğunun kaynağını kalpte hedefleyerek ısı (radyofrekans) veya soğuk (kriyoterapi) ile ortadan kaldıran girişimsel tedavidir. Birçok aritmide kalıcı çözüm sağlayabilir” diyor. Yöntemin, sedasyon altında yapıldığını yani hastanın bilincinin açık olduğunu ancak ağrı hissetmediğini kaydeden Prof. Dr. Ahmet Kaya Bilge “Bu yöntemde modern sistemler ve 3 Boyutlu haritalama ile radyasyon maruziyeti oldukça düşüktür; bazı işlemler X ışını kullanmadan yapılabilir. Çoğu hasta 2–3 gün içinde işe döner ama kompleks işlemlerde süre uzayabilir. Bazı aritmilerde tekrarlama olabilir, bu durumda yeniden ablasyon veya ilaç düzenlemesi gerekebilir” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ulkemizde-yaygin-gorulen-ama-onemsenmeyen-sorun-kalp-carpintisi-574778">Ülkemizde yaygın görülen ama önemsenmeyen sorun: Kalp çarpıntısı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp krizi riski gece saatlerinde artıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-riski-gece-saatlerinde-artiyor-572485</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2025 09:05:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[saatlerinde]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=572485</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda kalp krizi atlatan kişilerin genellikle gece saatlerinde ya da sabaha karşı fenalaştığı konuşulur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-riski-gece-saatlerinde-artiyor-572485">Kalp krizi riski gece saatlerinde artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Toplumda kalp krizi atlatan kişilerin genellikle gece saatlerinde ya da sabaha karşı fenalaştığı konuşulur. İlk bakışta bu durum bir tesadüf gibi görünse de aslında gerçek farklıdır. Kalple ilgili rahatsızlıkların gece saatlerinde oluşma riskinin arttığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “03.00-07.00 saatleri arasında kalp krizi veya ritim bozukluğu tehlikesi artar. Bunun temel nedeni vücudumuzun uyku düzenini ayarlayan biyolojik saatimiz sirkadiyen ritmin etkileridir. Bedenimiz, uyanmamızı kolaylaştırmak ve günün stresini kaldırabilmemiz için sabaha karşı kortizol ve katekolamin isimli adrenalin benzeri hormonlar salgılar. Bu hormonlar da tansiyonu, nabzı ve pıhtılaşmayı artırır, damarları daraltır. Dolayısıyla özellikle bu saatlerde damar tıkanıklığı problemi olan hastalarda kalp krizi tehlikesi artar” dedi.</strong></p>
<p>Sirkadiyen ritim yani vücudun doğal biyolojik saatinin bozulması, kalp damar sistemi üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere neden olabilir. Özellikle gece vardiyasında çalışanlar ve farklı zaman dilimlerine seyahat ederek sıklıkla jet lag yaşayanlar çoğunlukla uykusuz kalır, düzensiz beslenir dolaysıyla da stres hormonları yükselir. Vücut saatinin sürekli bozulmasının, uzun vadede kalp hastalıkları riskini artıracağına dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “Tütün kullanımı, hareketsiz yaşam, yüksek kolesterol, obezite gibi risk faktörlerini en aza indirerek sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla kalp sağlığını korumalıyız” dedi.</p>
<p><strong>Erken müdahale hayat kurtarıyor </strong></p>
<p>Kalp krizinde müdahale zamanlamasının çok kritik olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Alagiç, “Yalnızca hayata tutunmak için değil kriz sonrasında kalp yetmezliği yaşamamak için de zamanlama çok önemli. Özellikle gece saatlerinde gelişen semptomlarda hastaların zaman kaybetmeden hızlıca bir sağlık merkezine başvurmaları şart. Bu belirtiler; göğüste sıkışma, baskı, yanma tarzında ağrı, ağrının sol kola, çeneye veya sırta yayılması, nefes darlığı, soğuk terleme, baş dönmesi, bayılma, çarpıntı, bilinç değişikliği veya panik hissi olarak sıralanabilir. Hastaların ambulans arandıktan sonra efor sarfetmemeleri gerekir. Sarf edilen efor kalbi daha fazla çalıştıracağı için durumu kötüleştirebilir. Ayrıca fenalaşan ve ambulansı çağıran kişinin, tek başına yaşıyorsa müdahalenin gecikmemesi için dış kapıyı açık bırakması önerilir” dedi.</p>
<p><strong>Tedavi edilmeyen uyku apnesi de kalp krizine zemin hazırlıyor</strong></p>
<p>Gece saatlerinde meydana gelen kalp krizinin bir başka sorumlusunun uyku apnesi olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Alagiç, “Gece boyunca tekrarlayan üst hava yolu tıkanıklıklarıyla, ara ara nefesin belli sürelerde duraksamasına yol açan uyku apnesi, kalp rahatsızlıklarını tetikleyebilir. Bu yüzden uyku apnesi, kalp damar sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturur ve mutlaka tanı alıp tedavi edilmeli” dedi.</p>
<p>Uzm. Dr. Alagiç, gece saatlerinde kalp sağlığını korumak için 6 öneri paylaştı.</p>
<ol>
<li>Sirkadiyen ritmin korunması için her gün aynı saatte uyuyup uyanmaya özen gösterilmeli.</li>
<li>Yatmadan önce ağır yemekler, alkol ve kafein tüketiminden uzak durulmalı.</li>
<li>Fiziksel aktivite genel sağlık için çok önemli olsa da zamanlamasına dikkat edilmeli. Uyku saatine yaklaştıkça bedensel faaliyetlerden kaçınılmalı.</li>
<li>Nefes egzersizi ve meditasyon gibi stres yönetimi teknikleri ile günlük yaşamın gerginliği azaltılmalı.</li>
<li>İlaç kullanan özellikle gece hipertansiyonu olan kişilerde, gece dozlarına dikkat edilmeli.</li>
<li>Uyku apnesi gibi uyku bozuklukları olan hastalar polisomnografi yani uyku testine başvurulabilir.</li>
</ol>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-riski-gece-saatlerinde-artiyor-572485">Kalp krizi riski gece saatlerinde artıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ani kalp ölümüne neden olabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ani-kalp-olumune-neden-olabiliyor-567612</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Aug 2025 09:15:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[ila]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşında]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567612</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koroner arter hastalığı, kalbi besleyen atardamarların, yani koroner arterlerin, ateroskleroz olarak adlandırılan bir patolojik mekanizmayla yapısal olarak bozulmasını ifade ediyor. Bu yapısal bozulma çoğu kez damarda akut veya kronik daralma veya tıkanmayla kendini gösterip, hayatı tehdit edebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ani-kalp-olumune-neden-olabiliyor-567612">Ani kalp ölümüne neden olabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Koroner arter hastalığı, kalbi besleyen atardamarların, yani koroner arterlerin, ateroskleroz olarak adlandırılan bir patolojik mekanizmayla yapısal olarak bozulmasını ifade ediyor. Bu yapısal bozulma çoğu kez damarda akut veya kronik daralma veya tıkanmayla kendini gösterip, hayatı tehdit edebiliyor. Öyle ki tedavi edilmemiş veya kötü yönetilmiş koroner arter hastalığı; ani kalp ölümüne, aritmilere ve kalp yetersizliğine sebep olabiliyor. Üstelik, tüm dünyada ve ülkemizde, ölüm istatistiklerinde, bulaşıcı olmayan hastalıklar listesinin ilk sırasında, iskemik kalp hastalığı (koroner arter hastalığının farklı bir adlandırması)  yer alıyor.  <strong>Acıbadem   International Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar,  </strong> bu nedenle   koroner arter hastalığında risk faktörlerine karşı önlem alınmasının yaşamsal öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, “2019 yılında yayımlanan bir makalede; yaş, cinsiyet ve genetik etkenler gibi değiştirilemez faktörlerin, hastalığın meydana gelmesindeki öngörücü performansın yüzde 63 ila 80’ini oluşturduğu, değiştirilebilir risk faktörlerinin ise daha sınırlı etkide olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte, değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla, koroner arter hastalığına bağlı klinik olaylarda anlamlı azalmalar olduğu görülmüştür. Düzenli sağlık kontrolleri yapıldığı ve risk faktörleri yönetildiği takdirde koroner arter hastalığına bağlı klinik olaylarda belirgin bir azalma sağlanabilmektedir. Risk faktörlerini yönetmek ise iyi beslenmekten, yeterli fiziksel aktiviteden, sigaradan uzak kalmaktan ve gerekiyorsa ilaç tedavisinden geçmektedir” diyor.</p>
<h2><strong>20 yaşında kalp ve damar sağlığına yönelik muayene çok önemli!  </strong></h2>
<p>Koroner arter hastalığı (KAH) çoğu kez belirti vermeden ilerliyor. Dolayısıyla, kalp ve damar sağlığı açısından risk oluşturan faktörlerin araştırılması ve gerekiyorsa ileri tanı yöntemlerinden faydalanılması için şikayet olmasa bile ilgili branşlara başvurulması büyük bir öneme sahip. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar, “Bu nedenle, 20 yaşında yapılacak bir doktor başvurusu sonrasında takip zorunluluğu doğmazsa erkekler için 35 yaşında, kadınlar için 45 yaşında tarama muayenesi önerilir. Bu muayenelerden sonra takip sıklığı kişiye özel olarak belirlenir” diye konuşuyor.</p>
<h2><strong>KORONER ARTER HASTALIĞININ 10 ÖNEMLİ NEDENİ! </strong></h2>
<h3><strong>Yaş</strong></h3>
<p>Koroner arter hastalığının yaygınlığı, hem erkeklerde hem de kadınlarda 35 yaşından sonra artış gösteriyor. 40 yaşından sonra KAH geliştirme riski erkeklerde yüzde 49, kadınlarda ise yüzde 32 oranında seyrediyor. Erkeklerde 45 yaşından sonra, kadınlarda ise 55 yaşından sonra risk belirgin olarak artıyor.</p>
<h3><strong>Cinsiyet</strong></h3>
<p>Erkekler, kadınlara kıyasla daha yüksek koroner arter hastalığı riski altında oluyor.</p>
<h3><strong>Aile öyküsü</strong></h3>
<p>Aile öyküsü de önemli bir risk faktörü. Bir çalışmaya göre; babasında ya da erkek kardeşinde 55 yaşından önce, annesinde ya da kız kardeşinde 65 yaşından önce KAH tanısı konulmuş olması risk faktörü kabul ediliyor.</p>
<h3><strong>Hipertansiyon </strong></h3>
<p>Arteryal hipertansiyon,  atardamar duvarında oluşturduğu oksidatif ve mekanik stres yoluyla koroner kalp hastalığı için en önemli risk faktörü olarak kabul ediliyor. Her 3 hastadan yaklaşık 1’inde hipertansiyon bulunuyor. 2009 yılında yapılan ve 12 değiştirilebilir risk faktörünün karşılaştırıldığı bir derlemeye göre, hipertansiyon ile sigara kullanımı en fazla ölüme neden olan etkenler olarak öne çıkıyor.</p>
<h3>
<strong>Hiperlipidemi</strong></h3>
<p>Hiperlipidemi, iskemik kalp hastalığı için en yaygın ikinci risk faktörü olarak kabul ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, yüksek kolesterol seviyesi yaklaşık 2.6 milyon ölüme neden olmuş. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar, yüksek trigliserid seviyelerinin de koroner arter hastalığı ile ilişkilendirildiğini belirterek, “Ancak bu ilişki daha karmaşıktır, çünkü santral obezite, insülin direnci ve kötü beslenme gibi diğer risk faktörlerine göre ayarlandığında bu ilişki zayıflamaktadır. Bu nedenle, trigliseridlerin koroner arter hastalığı üzerindeki izole etkisini belirlemek zordur” bilgisini veriyor.</p>
<h3><strong>Diyabet</strong></h3>
<p>Prediyabet (Kandaki şeker seviyelerinin normalden yüksek, ancak diyabet tanısı konulacak kadar yüksek olmaması)  ile diyabet; kalp hastalığı ve inmeye yol açabilen önemli risk faktörlerinden. Öyle ki diyabetli erişkin hastalarda kalp  hastalığı oranı, diyabeti olmayanlara kıyasla erkeklerde 2.5 kat,  kadınlarda ise 2.4 kat daha fazla görülüyor. 2017 yılında yapılan bir meta-analiz; Hemoglobin A1C seviyesi yüzde 7.0’nin üzerinde olan diyabet hastalarının, Hemoglobin A1C seviyesi yüzde 7.0’nin altında olanlara kıyasla kardiyovasküler ölüm açısından yüzde 85 oranında daha yüksek riske  sahip olduklarını ortaya koymuş.</p>
<h3>
<strong>Obezite </strong></h3>
<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar, obezitenin koroner kalp hastalığı için bağımsız bir risk faktörü olduğunu belirtiyor. Obezitenin  aynı zamanda hipertansiyon, hiperlipidemi ve diyabet gibi diğer risk faktörlerinin gelişme riskini de artırdığını belirten Dr. Ahmet Arif Ağlar,<strong>   </strong>“Yakın tarihli bir çalışmada; demografik özellikler, sigara kullanımı, fiziksel aktivite ve alkol alımı gibi değişkenler ayarlandıktan sonra, obezite sorunu yaşayan kişilerin koroner kalp hastalığına yakalanma olasılığının 2 kat daha fazla olduğu  gösterilmiştir” bilgisini veriyor.</p>
<h3>
<strong>Sigara kullanımı</strong></h3>
<p>Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi&#8217;ne (FDA) göre, kardiyovasküler hastalıklar yılda 800 bin ölüme ve 400 bin erken ölüme neden oluyor. Bu ölümlerin sırasıyla yaklaşık 5’te 1’i ve 3’te biri sigara kullanımına bağlı görülüyor. 2015 yılında yapılan bir meta-analiz, sigara kullanımının diyabet hastalarında koroner kalp hastalığı riskini yüzde 50 oranında artırdığını ortaya koymuş. Başka bir 2015 meta-analizi  ise 60 yaş üzerindeki hastalardan sigara kullananların kardiyovasküler hastalık riskinin iki kat arttığını, sigara kullanımını sonlandırmış olanlarda ise riskin yüzde 37&#8217;ye düştüğünü  göstermiş. Ayrıca, sigara kullanmayan, ancak pasif olarak sigara dumanına düzenli olarak maruz kalan bireylerde, maruz kalmayanlara kıyasla koroner arter hastalığı riskinin yüzde 25 ila yüzde 30 oranında daha yüksek olduğu belirtiliyor.</p>
<h3><strong>Kötü beslenme</strong></h3>
<p>Doymuş yağ, uzun yıllar koroner kalp hastalığının gelişiminde önemli bir neden olarak görülürken, daha yeni derlemeler bu ilişkiye dair şüpheleri artırıyor ve rafine şekerlerin yeniden öne çıkan temel risk faktörü olduğuna dikkat çekiyor.   Araştırmalar, trans yağların lipit profili, endotelyal fonksiyon, insülin direnci ve enflamasyon üzerindeki olumsuz etkileri yoluyla kardiyovasküler hastalık riskini artırdığını daha net şekilde ortaya koyuyor. Son dönem çalışmalar ve sistematik derlemeler, kırmızı ve işlenmiş et tüketimi üzerine odaklanıyor. Bu çalışmalar; kırmızı et tüketiminin koroner kalp hastalığı ve kardiyovasküler olay riskini yüzde 15 ila 29, işlenmiş et tüketiminin ise yüzde 23 ila 42 artırdığını tutarlı bir şekilde ortaya koyuyor. Çalışmaların çoğunda günlük yaklaşık 50 ila 100 gram tüketim dikkate alınmış.</p>
<h3><strong>Sedanter yaşam tarzı </strong></h3>
<p>Sedanter yaşam tarzının, yani hareketsiz yaşamın, her türlü hastalık için risk faktörü olduğu söylenebilir. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar, “Özellikle kalp ve damar sisteminin sağlığı için oluşturduğu tehlikeyi, düzenli egzersizin sağladığı faydaları ortaya koyunca daha iyi anlarız” diyerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Egzersiz, koroner arter hastalığının  gelişimini önlemede koruyucu bir faktör. 2004 yılında 52 ülkede, tüm kıtaları temsil eden ve 15 bin 152 vaka ile 14 bin 820 kontrol bireyin katıldığı bir olgu-kontrol çalışmasında, yetersiz fiziksel aktivitenin miyokardiyal enfarktüs üzerindeki riski yüzde 12,2 olarak bulunmuş. Çeşitli gözlemsel çalışmalar, egzersizi kendi tercihleriyle düzenli olarak yapan bireylerin morbidite ve mortalite oranlarının daha düşük olduğunu göstermiş. Bu koruyucu etkinin olası mekanizmaları arasında; endotelyal nitrik oksit üretiminin artması, reaktif oksijen türlerinin daha etkili bir şekilde etkisiz hale getirilmesi ve gelişmiş damar oluşumu (vaskülogenezis) yer almaktadır.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ani-kalp-olumune-neden-olabiliyor-567612">Ani kalp ölümüne neden olabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çankaya&#8217;da &#8220;Kalp Dostu Yaşam&#8221; Semineri Düzenlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cankayada-kalp-dostu-yasam-semineri-duzenlendi-567065</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Aug 2025 08:23:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567065</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çankaya Belediyesi ve Ankara Beysukent Rotary Kulübü iş birliğiyle “Kalp Dostu Yaşam Farkındalık Eğitimi Semineri” düzenledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankayada-kalp-dostu-yasam-semineri-duzenlendi-567065">Çankaya&#8217;da &#8220;Kalp Dostu Yaşam&#8221; Semineri Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Çankaya Belediyesi ve Ankara Beysukent Rotary Kulübü iş birliğiyle “Kalp Dostu Yaşam Farkındalık Eğitimi Semineri” düzenledi. Çayyolu Ek Hizmet Binası Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı Konferans Salonu’nda düzenlenen seminere Çankayalılar ilgi gösterdi.</b></p>
<p>Çankaya Belediyesi ve Ankara Beysukent Rotary Kulübü iş birliğiyle “Kalp Dostu Yaşam Farkındalık Eğitimi Semineri”, Çayyolu Ek Hizmet Binası Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı Konferans Salonu’nda düzenlendi. Seminer, Çankayalıların yoğun ilgisi ve katılımıyla gerçekleşti. Seminere katılan Çankayalılar, uzmanlardan edindikleri bilgilerle kalplerini korumaya yönelik yeni yöntemler öğrenme fırsatı buldu.</p>
<p><b>VERİLERE GÖRE EN YÜKSEK RİSK “KALP”</b></p>
<p>Ankara Beysukent Rotary Kulübü Kalp Hastalıkları Farkındalık Komitesi’nin yürüttüğü etkinlikte, kalp sağlığına bütüncül bir bakış açısıyla farklı alanlardan uzmanlar konuşmacı olarak yer aldı. “Kalbin İçin Sağlıklı Bir Yolculuğa Hazır Mısın?” başlığıyla düzenlenen seminerde, kalp hastalıklarından korunma yöntemleri katılımcılarla paylaşıldı.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de en fazla can kaybına yol açan hastalıklar arasında dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer alırken, iskemik kalp hastalıkları öne çıkıyor. Seminerde de kalp sağlığını korumaya yönelik uygulanabilecek yöntemler detaylı şekilde aktarıldı.</p>
<p><b>UZMANLAR KALP SAĞLIĞINI KORUMA YÖNTEMLERİNİ ANLATTI</b></p>
<p>Seminerde, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Sinan Ertaş, kalp hastalıklarından korunma yollarını anlatırken; Sağlık Bilimleri Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Begüm Kalyoncu Atasoy, kalp sağlığını korumada doğru beslenmenin önemini vurguladı. Uzman Klinik Psikolog Aslı Akdoğan Alkılıç ise stres yönetimi ve psikolojik sağlığın kalp üzerindeki etkilerine değindi. Fitness ve Performans Koçu Barış Özgün de düzenli sporun kalbi güçlendirmedeki rolünü katılımcılarla paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankayada-kalp-dostu-yasam-semineri-duzenlendi-567065">Çankaya&#8217;da &#8220;Kalp Dostu Yaşam&#8221; Semineri Düzenlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp hastalıklarında bazı sinyaller gözden kaçabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaliklarinda-bazi-sinyaller-gozden-kacabiliyor-563632</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2025 08:17:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[gözden]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarında]]></category>
		<category><![CDATA[kaçabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sinyaller]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sıcak havalar yorgunluk, nefes darlığı ya da halsizlik gibi şikayetleri artırabiliyor. Ancak kimi zaman bu belirtiler, sadece mevsim şartlarından değil, kalbin sessizce verdiği uyarılardan da kaynaklanabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaliklarinda-bazi-sinyaller-gozden-kacabiliyor-563632">Kalp hastalıklarında bazı sinyaller gözden kaçabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sıcak havalar yorgunluk, nefes darlığı ya da halsizlik gibi şikayetleri artırabiliyor. Ancak kimi zaman bu belirtiler, sadece mevsim şartlarından değil, kalbin sessizce verdiği uyarılardan da kaynaklanabiliyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar</strong> “Kalp hastalıklarında bazı belirtiler sıklıkla gözden kaçabiliyor. Oysa günlük yaşantıda yaz sıcaklarına, strese ya da yoğun çalışma temposu gibi farklı nedenlere yorduğunuz bazı şikayetleriniz kalp hastalıklarının göstergesi olabilir. Bazı belirtiler tek başına ya da başka belirtilerle ortaya çıkabilir. Kalp hastalıklarında erken fark edilen işaretler, hayati riskleri önlemenin en güçlü yoludur. Erken tanı ve tedavi, kalp sağlığınızı korumada kritik öneme sahiptir. Bu nedenle mutlaka bir doktora başvurmak gerekir” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar kalp hastalıklarında gözden kaçabilen belirtileri ve kalpte alarm veren 9 sinyali anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Yorgunluk</strong></li>
</ul>
<p>Günlük aktiviteleri yapmak eskisine göre daha zor geliyor, merdiven çıkmak ya da kısa bir yürüyüş bile nefes nefese bırakıyor olabilir. Kalp, vücuda yeterince oksijenli kan pompalayamadığında, enerji seviyeleri düşer. Normalden fazla yorgunluk dinlenmeyle bile geçmiyorsa, kalp hastalıklarının erken bir işareti olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Nefes darlığı</strong></li>
</ul>
<p>Doç. Dr. Onur Taşar “Günlük aktiviteler sırasında nefes darlığı yaşamaya başlamak, dinlenme halinde bile nefes almakta zorlanmak ya da gece uykudan nefes tıkanmasıyla uyanmak kalp sorunlarının hatta kalp yetmezliğinin bir belirtisi olabilir. Kalp zayıfladığında, akciğerlerde sıvı birikerek nefes almayı güçleştirir. Özellikle efor sırasında nefes darlığı artıyorsa vakit kaybetmeden değerlendirilmelidir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Göğüs rahatsızlığı</strong></li>
</ul>
<p>Göğüs ağrısı dışında, göğüste sıkışma, baskı, yanma veya doluluk hissi kalp krizi öncesi en sık görülen uyarılardandır. Bu his bazen kola, çeneye, boyuna ya da sırta yayılabilir. Bu tür belirtiler gözden kaçabildiğinden dolayı özellikle eforla artan göğüs rahatsızlığı mutlaka dikkate alınmalı ve doktora başvurulmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Bacaklarda veya ayaklarda şişlik</strong></li>
</ul>
<p>Özellikle ayak bilekleri, bacaklar ya da karında nedensiz şişlikler, kalbin dolaşımı yeterince sağlayamadığını gösterebilir ve kalp yetersizliği belirtisi olabilir. Yetersiz kan pompalama, vücutta sıvı birikmesine neden olur. Bu durum genellikle gün sonunda daha belirgin hale gelir.</p>
<ul>
<li>Hızlı veya düzensiz kalp atışı</li>
</ul>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar “Kalp ritminin aniden hızlanması, ritmin düzensizleşmesi ya da çarpıntı hissi ciddi ritim bozukluklarının işareti olabilir. Normalden hızlı atan kalp, yeterince verimli çalışmayabilir. Bu durum, bayılma ya da baş dönmesiyle birlikteyse acilen değerlendirilmelidir” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Baş dönmesi veya bayılma</strong></li>
</ul>
<p>Aniden gelen sersemlik hissi, bulanık görme ya da kısa süreli bilinç kaybı, beyne yeterli kan gitmediğinin işareti olabilir. Kalp ritim bozuklukları ya da ciddi kapak sorunları bu tabloya yol açabilir. Tekrarlayan bayılma atakları kesinlikle ihmal edilmemelidir.</p>
<ul>
<li><strong>Uyku sorunu</strong></li>
</ul>
<p>Geceleri sık sık uyanmak, uykusuzluk ya da nefes darlığı nedeniyle oturur pozisyonda uyuma ihtiyacı hissetmek kalp sağlığına dair ipuçları verebilir. Kalp fonksiyonları zayıfladığında, yatarken akciğerlerde sıvı birikir. Bu da kaliteli uykuyu zorlaştırır.</p>
<ul>
<li><strong>Terleme</strong></li>
</ul>
<p>Ani ve aşırı terleme, özellikle soğuk soğuk terleme kalp krizi belirtisi olabilir. Vücut kalp üzerindeki baskıyı azaltmak için bu şekilde tepki verir. Vücut, kalp üzerindeki baskıyı azaltmak için bu şekilde tepki verir. Açık bir neden olmadan terleme yaşayan kişiler dikkatli olmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Göğüs ağrısı</strong></li>
</ul>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar “Göğüs bölgesindeki ani, şiddetli ya da uzun süren ağrı kalp kriziyle doğrudan ilişkili olabilir. Ağrı bazen mide ekşimesi ya da kas ağrısıyla karıştırılabilir ancak kalp kaynaklı olanı eforla artar ve dinlenmekle geçmez. Bu durum acil tıbbi müdahale gerektirir” diyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaliklarinda-bazi-sinyaller-gozden-kacabiliyor-563632">Kalp hastalıklarında bazı sinyaller gözden kaçabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Cerrahisi Uzmanları İstanbul&#8217;da Buluştu: 25. ISMICS Kongresi Gerçekleştirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-cerrahisi-uzmanlari-istanbulda-bulustu-25-ismics-kongresi-gerceklestirildi-557155</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 07:02:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[buluştu]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirildi]]></category>
		<category><![CDATA[ismics]]></category>
		<category><![CDATA[istanbulda]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=557155</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Minimal İnvaziv Kardiyotorasik Cerrahi Derneği’nin (ISMICS) İstanbul’da düzenlediği 25. Bilimsel Kongre, yaklaşık bin uzmanın katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-cerrahisi-uzmanlari-istanbulda-bulustu-25-ismics-kongresi-gerceklestirildi-557155">Kalp Cerrahisi Uzmanları İstanbul&#8217;da Buluştu: 25. ISMICS Kongresi Gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon kişinin kalp damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybettiği, bu sayının 2030’da 23 milyona ulaşacağı öngörülürken, kalp cerrahisi alanında yenilikçi yöntemler geliştiriliyor.</p>
<p>Bu doğrultuda İstanbul, Uluslararası Minimal İnvaziv Kardiyotorasik Cerrahi Derneği’nin (ISMICS) düzenlediği “25. Bilimsel Kongresi”ne ev sahipliği yaptı.</p>
<p>Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde gerçekleştirilen kongrede, minimal invaziv teknikler ve robotik cerrahideki son gelişmeler tartışıldı.</p>
<p>Bine yakın uzmanın katıldığı etkinlikte, iki canlı ameliyat görüntüleri kongre salonuna yansıtılarak büyük ilgiyle izlendi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/istanbulda-kalp-cerrahisinde-uluslararasi-zirve-0-jBFPAary.jpeg" /></p>
<p><strong>“EN GENİŞ KATILIMLI KONGRE”</strong></p>
<p>ISMICS Başkanı Prof. Dr. Husam Balkhy, İstanbul’un Asya ve Avrupa’yı bağlayan konumuyla kongre için ideal bir şehir olduğunu vurguladı. “Bu yılki kongre, bugüne kadarki en geniş katılımlı etkinlik oldu. Meslektaşlarımızla deneyim paylaşımı, yeni teknikleri öğrenme ve görme fırsatı bulduk. Sunulan bildiriler, kalp damar cerrahisindeki yenilikleri aktaran ‘Innovations’ dergimizde yayımlanacak,” dedi. Balkhy, yeni geliştirilen robotların cerraha “dokunma hissi” sağlayarak kalp cerrahisinde çığır açacağını belirtti. Robotik cerrahiye ek olarak, ameliyathane ve yoğun bakımda dijital çözümler sunan teknolojilerin de tanıtıldığını ekledi.</p>
<p><strong>ROBOTİK CERRAHİNİN AVANTAJLARI</strong></p>
<p>Kongre Eş Başkanı ve ISMICS 2026-2029 Genel Sekreteri seçilen ilk Türk cerrah Prof. Dr. Şahin Şenay, Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde gerçekleştirilen iki canlı cerrahinin büyük ilgi gördüğünü söyledi. Şenay, “Robotik yöntemler, by-pass, kapak ameliyatları, kalp tümörleri, doğumsal hastalıklar ve ritim bozukluklarının tedavisinde kullanılıyor. Robotik aletlerin yüksek hareket kabiliyeti, küçük kesilerle ameliyat imkanı, düşük kanama ve enfeksiyon riski ile hastaların daha hızlı iyileşmesini sağlıyor. Yaşlanan nüfusta kalp hastalıklarının artması, bu teknolojilere olan ihtiyacı artırıyor” dedi.</p>
<p>Şenay, Türkiye’nin bu teknolojileri kullanmanın ötesinde, gelişimine katkı sağlayacak bilimsel çalışmalara devam etmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>GELECEĞİN KALP CERRAHİSİ</strong></p>
<p>Kongrede tanıtılan yeni robotik teknolojiler, cerrahlara dokuyu hissetme imkanı sunarak işlem güvenliğini artırıyor. Prof. Dr. Şenay, bilimsel toplantıların bilgi ve tecrübe paylaşımıyla tedavi başarısını yükselttiğini belirtirken, “Teknolojik gelişmeler, tıbbi bakım süreçlerinde inovatif çözümler sunuyor. Türkiye olarak bu teknolojinin parçası olmalı ve gelişimine katkıda bulunmalıyız” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-cerrahisi-uzmanlari-istanbulda-bulustu-25-ismics-kongresi-gerceklestirildi-557155">Kalp Cerrahisi Uzmanları İstanbul&#8217;da Buluştu: 25. ISMICS Kongresi Gerçekleştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Sağlığı Alanında İstanbul’da Dev Buluşma: 1000 Uzman Katıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligi-alaninda-istanbulda-dev-bulusma-1000-uzman-katildi-556943</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2025 08:16:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alanında]]></category>
		<category><![CDATA[buluşma]]></category>
		<category><![CDATA[dev]]></category>
		<category><![CDATA[istanbulda]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[katıldı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=556943</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın en önemli kalp ve damar cerrahisi uzmanları ve 1000 katılımcı uzmanın buluştuğu “Uluslararası Minimal İnvaziv Kardiyotorasik Cerrahi Derneği”nin düzenlediği kongrede geleceğin kalp cerrahisi masaya yatırıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligi-alaninda-istanbulda-dev-bulusma-1000-uzman-katildi-556943">Kalp Sağlığı Alanında İstanbul’da Dev Buluşma: 1000 Uzman Katıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Dünyanın en önemli kalp ve damar cerrahisi uzmanları ve 1000 katılımcı uzmanın buluştuğu “Uluslararası Minimal İnvaziv Kardiyotorasik Cerrahi Derneği”nin düzenlediği kongrede geleceğin kalp cerrahisi masaya yatırıldı. Katılımcı sayısının yüksekliğiyle dikkat çeken kongrede; gerçekleştirilen canlı cerrahilerin yanı sıra geleceğe damga vuracak yeni bilimsel gelişmeler de paylaşıldı. Kongrede aktarılan dijital teknolojiler ve dokuyu hisseden robotik yöntem heyecan yarattı.</strong></em></p>
<p>Kalp hastalıkları tüm dünyada bir numaralı ölüm nedeni. Dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon kişi kalp damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu sayının 2030 yılında 23 milyona  çıkacağı tahmin ediliyor. Bu artış Türkiye’de aynı oranlarda ilerliyor. Hızlı artışı engellemek için tüm dünyada kalp hastalıklardan korunma, tanı ve tedavi yöntemleri üzerine çeşitli çalışmalar yapılıyor. Kalp cerrahisi alanında ise bu doğrultuda tanı ve tedavi başarısını artıracak bilimsel araştırmalar ve yeni yöntemler geliştirilmeye çalışılıyor. Yeni bilgileri paylaşmak için de bilimsel toplantılar düzenleniyor.  İşte bu toplantılardan biri İstanbul’da, gerçekleştirildii; Uluslararası Minimal İnvaziv Kardiyotorasik Cerrahi Derneği’nin düzenlediği “25. ISMICS Bilimsel Kongresi”ne dünyanın sayılı bilim insanları ve araştırmacılar katıldı. Minimal invaziv teknikler ve robotik cerrahideki gelişmelerin ele alındığı kongrede bine yakın uzman buluştu. Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde gerçekleştirilen ve görüntüleri kongre salonuna yansıtılan iki farklı canlı ameliyat, cerrahlar tarafından büyük ilgiyle izlendi.</p>
<p><strong>“Bugüne kadarki en geniş katılımlı kongre oldu”</strong></p>
<p>Uluslararası Minimal İnvaziv Kardiyotorasik Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Husam Balkhy, kongreyi değerlendirirken “İstanbul, çok güzel bir şehir, Asya ve Avrupa arasında bağlantı noktası. Dünyanın her yerinden buraya ulaşmak kolay. Her yıl düzenlediğimiz bu kongre, dünyanın farklı noktalarında çalışan meslektaşlarımızdan öğrenme, deneyim paylaşma, yeni teknikleri görme ve öğrenme fırsatı sunuyor. Önemli bir diğer nokta da bu kongrede sunulan bildirilerin ‘Innovations’ adını taşıyan ve kalp damar cerrahisindeki yeniliklerin aktarıldığı dergimizde basılacak olması. Bugüne kadarki en geniş katılımlı kongreyi gerçekleştirmekten mutluluk duyuyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Geleceğin dijital ve robotik kalp cerrahisi teknolojisi heyecan yarattı</strong></p>
<p>Minimal invaziv cerrahi alanında dünyada öncü isimlerden sayılan Prof. Dr. Balkhy, medikal sektörün önde gelen teknoloji temsilcilerinin kongrede iki yeni robotu da tanıttığını kaydetti.</p>
<p>Kalp cerrahisinde yeni geliştirilen robotun, cerraha ‘dokunma hissi’ sağlayacağını bilmenin çok heyecan verici olduğunu belirterek Prof. Dr. Balkhy, “Robotik yöntemin kalp cerrahisinde geleceğin cerrahisi olduğuna inanan biriyim. Yeni geliştirilen robotun dokuyu hissedebilmesi ve bunu cerraha aktarabilmesi, gerçekten de cerrahide çok büyük bir adım olacak. Böylece daha önce ekranda gördüğümüz dokuyu elimizle dokunur gibi hissedeceğiz. Robotik cerrahiye ek olarak ameliyat sırasında kullanılan başka yeni teknolojiler de var. Ayrıca ameliyathanede, yoğun bakım ünitelerinde ve benzeri ortamlarda dijital çözümler getiren yeni teknolojilerle tanıştık” diye Konuştu.</p>
<p><strong>“Robot destekli yöntemler, kalp ameliyatlarında tedavi başarısını artırıyor”</strong></p>
<p>Kongrede Acıbadem Altunizade Hastanesi Kalp Sağlığı Merkezinden iki farklı canlı cerrahi gerçekleştirildiğini ve bunların büyük ilgi ile izlendiğini söyleyen ISMICS Genel Sekreteri ve Kongre Eş Başkanı olan Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şahin Şenay, kongre ve kalp cerrahisindeki yeni gelişmeler hakkında şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Kalp cerrahisinde tedavi başarısını artıracak yöntemler geliştirilmesi için bilim insanları var gücüyle çalışıyor. Giderek daha çok sayıda hasta bu yöntemlerle sağlığına kavuşuyor. Günümüzde kullanılan robotik yöntemler; özellikle by-pass ameliyatlarında, kapak ameliyatlarında, kalp tümörlerinde, doğumsal bazı hastalıkların tedavisinde ve ritim bozukluklarının cerrahi tedavisinde kullanılan geniş bir yelpazeye yayılıyor. Robotik cerrahinin hastaya sağladığı birçok avantaj var. Robotik aletlerin ameliyat sırasındaki hareket kabiliyeti, insan bileğinin sahip olduğundan daha yüksek. Bu da işlem güvenliğini artırıyor. Robot destekli yöntemler sayesinde, ameliyatları daha küçük kesi ile yapabiliyoruz. Kanama riski düşüyor. Ameliyat sonrası enfeksiyon riski azalıyor. Bu yöntemlerle en önemlisi de hastanın normal hayata dönmesi daha kısa sürede oluyor. Yeni geliştirilen robotlar da, iyileşme sürecine daha fazla katkıda bulunacak. Kalp hastalıklarının artışında beslenmeden hareketsiz yaşama kadar pek çok faktör rol oynuyor. Ancak dikkat çekici başka bir gelişme ise toplumumuzun yaşlanması. Yaşlanan nüfusta kalp hastalıkları daha çok görülüyor ve bu durum, sağladığı avantajlar nedeniyle robotik cerrahi gibi yeni teknolojilere olan ihtiyacı artırıyor.”</p>
<p>Uluslararası Minimal İnvaziv Kardiyotorasik Cerrahi Derneği’nin 2026-2029 dönemi Genel Sekreterliği’ne seçilen ilk Türk Cerrah olan Prof. Dr. Şahin Şenay, bilimsel toplantılarda paylaşılan bilginin ve tecrübenin hastalarda tanı ve tedavi başarısını artıran önemli bir faktör olduğunu söyledi.  Teknolojik gelişmelerin cerrahi müdahalelerin yanı sıra genel olarak tüm tıbbi bakım süreçlerinde etkin ve inovatif çözümleri de beraberinde getirdiğine işaret eden Prof. Dr. Şenay, “Ülke olarak bu teknolojinin bir parçası olmak çok önemli. Ancak sadece bu yeni teknoloji ürünlerini kullanmak değil, gelişmesine de katkıda bulunmak için bilimsel çalışmalar yapmaya devam etmeliyiz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Acıbadem Üniversitesi’ne iki ödül</strong></p>
<p>ISMICS 2025 Düzenleme Komitesi’nde yer alan Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Araştırma Grubu Koordinatörü Dr. Zeynep Sıla Özcan ise kongrede sunulan bilimsel çalışmalarda iki ödül aldıklarını belirterek şunları söyledi: “Acıbadem Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Araştırma Grubu olarak biri robotik yöntemle by-pass ve kapak ameliyatı, diğeri de robotik ameliyatların daha güvenli hale getirilmesine yönelik olan iki çalışmayla ödül aldık. Doç. Dr. Murat Baştopçu ve Doç. Dr. İbrahim Gökçe’nin gerçekleştirdiği ödül alan bu çalışmalar, ülkemiz tıbbı açısından da sevindirici.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligi-alaninda-istanbulda-dev-bulusma-1000-uzman-katildi-556943">Kalp Sağlığı Alanında İstanbul’da Dev Buluşma: 1000 Uzman Katıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ani Kalp Durmalarına Müdahale İçin İzmit’te Yeni Dönem Başladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ani-kalp-durmalarina-mudahale-icin-izmitte-yeni-donem-basladi-552887</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2025 10:13:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[başladı]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[durmalarına]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[izmitte]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552887</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmit Belediyesi, ani kalp durmalarına karşı farkındalık oluşturmak ve etkili ilk yardım müdahalesini sağlamak amacıyla ASELSAN üretimi elektroşok cihazları temin ettiğini duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ani-kalp-durmalarina-mudahale-icin-izmitte-yeni-donem-basladi-552887">Ani Kalp Durmalarına Müdahale İçin İzmit’te Yeni Dönem Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmit Belediyesi, ani kalp durmalarında ilk müdahalenin önemine dikkat çekerek, Yunus Emre Kültür Merkezindeki nikah salonuna ve Belsa Plazaya elektroşok cihazları yerleştirdi. Volkan Konak’ın ani ölümü ve benzeri olaylardan yola çıkarak, bu tür cihazların özellikle ilk beş dakikada hayati önem taşıdığı vurgulandı.</p>
<p>Belediye, Aselsan üretimi olan bu cihazların kullanımı için personellerini eğitti ve bu cihazların yaygınlaşması için ruhsat koşullarına dahil edilmesini planlıyor.</p>
<p><strong>VOLKAN KONAK’IN KAYBI FARKINDALIK YARATTI</strong></p>
<p>İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, &ldquo;Rahmetli Volkan Konak sahnede kalp krizinden vefat etti. Biz göreve geldiğimizde ilk konserimiz Volkan Konak konseriydi. Muhteşem bir konser etkinliğine imza atmıştık. Ne yazık ki kendisini çok ani bir şekilde kaybettik. Volkan Konak’ın ani kaybı bizlere kalp krizleriyle ilgili bir farkındalık kazandırdı&#8221; dedi.</p>
<p>Ani kalp durmalarında ilk 5 dakikadaki müdahalenin çok önemli olduğunu belirten sağlıkçıların sözünün altını çizen Başkan Hürriyet, &#8220;Bu müdahale çok kıymetli. Bu sayede hayatta kalma oranı yüzde 50 ile 70 oranında arttığı söyleniyor. Müdahale geciktikçe, yani her 1 dakika kayıpla, yaşama tutunma şansı yüzde 10 ila yüzde 12 düşüyor. Biz bir etkinliğimizde basın mensubu bir arkadaşımızı ani kalp durması neticesinde kaybetmiştik. Ambulans gelene kadar çok zaman geçmişti. Yurt dışında otobüs duraklarından kiliselere kadar birçok kamusal alanda mobil elektro şok cihazından bulunduğu ifade edildi. Bizde bu cihazı araştırmaya başladık. Bu cihaz önemli bir cihaz. Bu cihazı ASELSAN üretiyor. Hemen ASELSAN ile bağlantıya geçtik. ASELSAN tarafından geliştirilen bu cihazlarda, Türkiye’de yalnızca bu modelde bulunan özel bir modül bulunuyor. Bu sayede cihazın nerede olduğu anlık olarak ASELSAN ve Sağlık Bakanlığı tarafından takip edilebiliyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/ani-kalp-durmalarina-mudahale-icin-izmitte-yeni-donem-basladi-0-PSCadKfe.jpeg"></p>
<p><strong>BU TEKNOLOJİ SADECE ASELSAN’DA VAR</strong></p>
<p>Söz konusu teknolojinn şu an Türkiye’de yalnızca ASELSAN’ın geliştirdiği cihazlarda olduğunu belirten Başkan Hürriyet, &#8220;Biz 2 tane aldık. Birini Dolphin’deki Yunus Emre Kültür Merkezimizde birini de Belsa’ya yerleştirdik. Bu nedenle, 19 personelimize ASELSAN tarafından eğitimler verildi. Biz ruhsat verdiğimiz işyerlerinde bu cihazı zorunlu kılmayı düşünüyoruz. Çalışmalarımız sürüyor. Birçok kurum bilsin ki yaygınlaşsın derdindeyiz. Sadece biz yaptık değil, herkes bundan bir şekilde nasibini alsın, dersini alsın ve bu aletten her yerde olmalı. Otobüs duraklarından, düğün salonlarına, restoranlardan, otellere kadar. birçok yerde bu aletin artık yaygınlaştırmak istiyoruz&#8221; dedi.</p>
<p><strong>DOKTOR AYCAN CAN UMUT CİHAZIN KULLANIMINI ANLATTI</strong></p>
<p>Öte yandan İzmit Belediyesi Doktoru Aycan Can Umut elektroşok cihazının kullanımıyla ilgili olarak bilgi verdi. Doktor Aycan Can Umut, Otomatik Eksternal Defibrilatörün teknik kullanımını ve özelliklerini detaylı olarak anlattı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/07/ani-kalp-durmalarina-mudahale-icin-izmitte-yeni-donem-basladi-1-5aUri2PE.jpeg"></p>
<p>Cihazın tam otomatik olduğunu, sesli ve görsel komutlarla yönlendirme yaptığını ve yanlış kullanım ihtimalinin olmadığını belirtti. Petlerin yerleştirilmesi, hastanın bulunduğu zeminin kuru olması, yara veya kıllı bölgeler için önlemler gibi önemli uygulama detaylarını aktardı. Ayrıca cihazın hayati verileri ambulans ekiplerine önceden iletmesiyle tıbbi müdahaleyi kolaylaştırdığını vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ani-kalp-durmalarina-mudahale-icin-izmitte-yeni-donem-basladi-552887">Ani Kalp Durmalarına Müdahale İçin İzmit’te Yeni Dönem Başladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp masajıyla hayata döndü, herkesi uyardı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-masajiyla-hayata-dondu-herkesi-uyardi-551192</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Jul 2025 08:05:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[döndü]]></category>
		<category><![CDATA[hayata]]></category>
		<category><![CDATA[herkesi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[masajıyla]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=551192</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Nakil Ambulans ekipleri, geçtiğimiz yıl Kandıra Kumcağız’da boğulma tehlikesi geçiren 4 gence zamanında müdahalede bulunarak hayatlarını kurtardı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-masajiyla-hayata-dondu-herkesi-uyardi-551192">Kalp masajıyla hayata döndü, herkesi uyardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Nakil Ambulans ekipleri, geçtiğimiz yıl Kandıra Kumcağız’da boğulma tehlikesi geçiren 4 gence zamanında müdahalede bulunarak hayatlarını kurtardı. Olayda kalbi duran 17 yaşındaki Erdem Akbaş, kalp masajıyla hayata döndürüldü. Akbaş, herkesin dikkatli olmasını istedi.</p>
<p><b>AZGIN DALGALAR TEHLİKE SAÇTI</b></p>
<p>Geçtiğimiz yıl, 14 Temmuz 2024 günü, Kocaeli’nin Kandıra ilçesindeki Kumcağız Plajı’nda yaşanan olayda, arkadaşlarıyla serinlemek için denize giren Erdem Akbaş, Karadeniz’in sert dalgaları ve güçlü akıntısına kapılarak açığa sürüklendi. Boğulma tehlikesi geçiren genç, sahilde görev yapan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi cankurtaranlarının müdahalesiyle kurtarıldı. Olay sonrası konuşan ve herkesi uyaran Akbaş, vatandaşları cankurtaranların uyarılarını dikkate almaya çağırdı.</p>
<p><b>KALP ATIŞI YOKTU, MOSMORDU</b></p>
<p>Boğulma ihbarının telsizle iletilmesi üzerine üçüncü kulede görevli cankurtaran ekibi hızla harekete geçti. Jet ski ile olay yerine ulaşan ekip, Erdem Akbaş’ı sudan çıkardığında kalbinin durduğunu tespit etti. O anları anlatan bir cankurtaran, “Kalp atışı yoktu, mosmordu, nabzı yoktu. Hemen ilk yardım uyguladık. Nabzı geri gelince ambulansa aldık ve 112’ye devrettik. Şu an hâlâ kendisiyle görüşüyoruz” dedi.</p>
<p><b>DÖRT GENÇ BOĞULMA TEHLİKESİ GEÇİRDİ</b></p>
<p>Cankurtaranların ifadesine göre, olay ilk olarak iki kişi olarak telsizle bildirildi. Ancak olay yerine ulaşıldığında toplam dört gencin boğulma tehlikesi geçirdiği belirlendi. Jet ski ve kara ekiplerinin koordineli müdahalesiyle dört genç de kurtarıldı. İlk müdahalenin ardından Erdem Akbaş ve diğer gençler, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne ait ambulans ekibi tarafından 112 Acil sağlık ekiplerine teslim edildi.</p>
<p><b>CANKURTARANLARDAN UYARI</b></p>
<p>Cankurtaranlar, Karadeniz’in fırtına ve dalga potansiyelinin yüksek olduğunu belirterek vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı, “Akıntı günlerinde jetlerimiz devriye atar, kara ekibi megafonla uyarı yapar. Amacımız boğulmayı en baştan önlemektir. Vatandaşlarımız mutlaka cankurtaranların uyarılarına kulak versin, yalnız yüzmesin ve cankurtaran olmayan sahillerden uzak dursun” ifadeleri kullanıldı.</p>
<p><b>“KALP MASAJIYLA HAYATA DÖNDÜM”</b></p>
<p>Yaşadığı korku dolu anları bir kez daha anlatan ve denize giren herkese uyarılarda bulunan Erdem Akbaş ise, “Sudan çıktığımda mosmormuşum. Sağ olsun sağlık personelleri kalp masajı sayesinde yaşama döndürdüler. Büyükşehir’e, hastane personeline ve plajdaki abilerime çok teşekkür ederim. Denizde çok açıldım. Herkes çok dikkatli olsun. Karadeniz çok tehlikeli” dedi.</p>
<p><b>BİREYSEL ÖNLEMLER DE ŞART</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, yaz sezonu boyunca sahillerde cankurtaran hizmetlerinin kesintisiz süreceğini belirtti. Ancak bireysel önlemlerin de hayati önem taşıdığına dikkat çekilerek, vatandaşlardan bilinçli davranmaları istendi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-masajiyla-hayata-dondu-herkesi-uyardi-551192">Kalp masajıyla hayata döndü, herkesi uyardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EÜ&#8217;de kalp sağlığı ve modern tedavi yöntemleri konuşulacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eude-kalp-sagligi-ve-modern-tedavi-yontemleri-konusulacak-548094</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jun 2025 08:36:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[eüde]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[konuşulacak]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548094</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'de bilim ile toplum arasındaki bağları güçlendirmek, Türk bilim insanlarının ve üniversitelerin uluslararası tanınırlığını artırmak amacıyla Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından tüm üniversitelerde eş zamanlı olarak hayata geçirilen “Bilim İletişimi Ofisi - Bilim Kafe Etkinlikleri” devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-kalp-sagligi-ve-modern-tedavi-yontemleri-konusulacak-548094">EÜ&#8217;de kalp sağlığı ve modern tedavi yöntemleri konuşulacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de bilim ile toplum arasındaki bağları güçlendirmek, Türk bilim insanlarının ve üniversitelerin uluslararası tanınırlığını artırmak amacıyla Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından tüm üniversitelerde eş zamanlı olarak hayata geçirilen “Bilim İletişimi Ofisi &#8211; Bilim Kafe Etkinlikleri” devam ediyor. Bu etkinlikler kapsamında Ege Üniversitesi Bilim İletişimi Koordinatörlüğü tarafından “Güncel Bilim Işığında Koruyucu Kalp Sağlığı ve Modern Tedaviler” söyleşisi düzenlenecek.</p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Bilim İletişimi Ofisi koordinasyonunda, bilimi toplumun bütün kesimlerine ulaştırma hedefi ile düzenlenen ‘Bilim Kafe’ etkinliklerimiz başlıyor. Tam akredite, öğrenci odaklı, sağlık temalı bir araştırma üniversitesi olarak; topluma katkı misyonumuz doğrultusunda, akademik potansiyelimizi, bilim iletişimi yoluyla, toplumun tüm kesimleri, şehrin tüm mahalleri ve ilçeleri ile buluşturmaya, bölgesel sürdürülebilir kalkınmaya öncülük etmeye; bilim toplum etkileşiminde örnek uygulamalarımıza devam edeceğiz.</p>
<p>Moderatörlüğünü EÜ Kariyer Planlama ve Başarı Koordinatörü Öğr. Gör. Ebru Kalyoncu’nun üstleneceği etkinlikte konuşmacı olarak EÜ Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Serkan Ertugay yer alacak. Etkinlik, 27 Haziran Cuma tarihinde saat 15.30’da EÜ Etnografya Müzesinde yapılacak.</p>
<p>Kalp sağlığı ve tedavi yöntemleri hakkındaki son gelişmelerin tartışılacağı etkinlik, tüm vatandaşların katılımına açık olacak.</p>
<p><b>Bilim İletişimi Ofisi</b></p>
<p>YÖK tarafından hayata geçirilen Bilim İletişimi Ofisi, üniversitelerde üretilen bilimi hem Türk kamuoyuna hem de dünyaya duyurmayı amaçlıyor. Bu sayede dünyanın her bir yanındaki Türk bilim insanlarının akademik çalışmalarıyla oluşturulacak “Bilim Vatan”ın inşa edilmesi amaçlanıyor. Bilim İletişimi Ofisi, aynı zamanda bilim insanları ile medya profesyonelleri, politika yapıcılar ve toplum arasındaki etkileşimi artırarak, bilginin daha erişilebilir ve anlaşılır hale gelmesine katkı sağlıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eude-kalp-sagligi-ve-modern-tedavi-yontemleri-konusulacak-548094">EÜ&#8217;de kalp sağlığı ve modern tedavi yöntemleri konuşulacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göğüs Ağrısı Olmadan da Kalp Krizi Geçirmek Mümkün!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gogus-agrisi-olmadan-da-kalp-krizi-gecirmek-mumkun-547275</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 13:28:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[geçirmek]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[olmadan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547275</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp krizi denildiğinde genellikle göğüs ağrısı akla gelse de her zaman tek belirti olmayabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gogus-agrisi-olmadan-da-kalp-krizi-gecirmek-mumkun-547275">Göğüs Ağrısı Olmadan da Kalp Krizi Geçirmek Mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Kalp krizi denildiğinde genellikle göğüs ağrısı akla gelse de her zaman tek belirti olmayabilir. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Fatih Yılmaz, kalp krizinin sırt ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, mide bulantısı gibi göğüs dışı belirtilerle de ortaya çıkabildiğine dikkat çekti. Özellikle kadınlar, yaşlılar ve diyabet hastaları gibi bazı gruplarda bu atipik belirtilerin daha sık görüldüğüne işaret eden Doç. Dr. Yılmaz, bu durumun tanı sürecini zorlaştırabildiğine dikkat çekerek uyarılarda bulundu. </em></p>
<p>Kalp ve damar hastalıkları hem Türkiye’de hem de dünyada yaşam kayıplarına neden olan hastalıkların başında geliyor. Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Fatih Yılmaz, Türkiye’de her yıl yaklaşık 300 bin kişinin kalp krizi geçirdiğini belirterek, özellikle son yıllarda genç yaşlarda görülen kalp krizi vakalarında artış olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Yılmaz, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Son zamanlarda 30’lu yaşlarda kalp krizi vakalarında artış gözlemliyoruz. Bunun en sık nedenleri arasında hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme, erken yaşta sigara ve madde kullanımı ile genetik yatkınlık yer alıyor. </p>
<p><strong>DİYABET HASTALARINDA SESSİZ KALP KRİZİ ÖNEMLİ BİR RİSK!</strong></p>
<p>Kalp krizinin farklı belirtilerle de ortaya çıktığını ve en sık görülen ve hastaların da en çok bildiği belirtinin göğüs ağrısı olduğunu belirten Doç. Dr. Yılmaz, bunun yanında hastaların yaklaşık yüzde 20-30’unda kalp krizinin göğüs ağrısı olmadan seyredebileceğine dikkat çekti. Doç. Dr. Yılmaz, “Nefes darlığı, soğuk terleme, mide bulantısı, sırt ya da çeneye vuran ağrılar kalp krizinin habercisi olabilir. Özellikle kadınlarda mide bulantısı ve terleme gibi belirtiler öne çıkabiliyor. Diyabet hastalarında ise “sessiz kalp krizi” olarak bilinen, fark edilmeden geçirilen krizler ciddi risk oluşturuyor. Bu hastalar kalp krizi geçirmiş bir şekilde karşımıza geldiği için kalpte artık hasar geri dönüşümsüz olur ve hastalarda kalp yetmezliği gelişir. Sonrasında ritim bozuklukları ya da ani ölüm gibi komplikasyonlarla hastaneye başvuru olabilir” diye konuştu. </p>
<p><strong>GÖĞÜSTEKİ BASKI EFORLA ARTIYORSA DİKKAT!</strong></p>
<p>Son yıllarda 30’lu yaşlarda kalp krizi vakalarındaki artışa işaret eden Doç. Dr. Yılmaz, genç hastalarda da göğüs ağrısı dışı belirtilerin öne çıkabildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti; “Örneğin, eforla artan göğüste baskı hissi, yanma, genellikle mide problemleriyle karıştırılabiliyor. Ancak bu tür şikayetlerin ciddiye alınması gerekir. Bu belirtiler, özellikle risk faktörleri varsa, kalp krizine işaret edebilir. Mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.” </p>
<p><strong>‘KALP KRİZİNİN İLK SAATLERİ ÇOK KRİTİK’</strong></p>
<p>Kalp krizinde ilk saatlerin, hatta dakikaların kritik olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yılmaz, “Her geçen dakika kalp hasarını artırır. Erken tanı ve hızlı müdahale, kalbin zarar görmesini önleyebilir. Özellikle bu şikayetler ani başladıysa ve hastanın yaşı ve belirli risk faktörleri varsa tabii ki kalp krizi olabilir. Bu nedenle ani başlayan sırt ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı veya mide bulantısı gibi belirtiler, özellikle diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, sigara kullanımı ya da ailede kalp hastalığı öyküsü gibi risk faktörleri varsa, mutlaka ciddiye alınmalı.” Dedi. </p>
<p><strong>‘ŞİKAYETLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ’</strong></p>
<p>Kalp krizinin bilinmeyen işaretlerine karşı dikkatli olunması gerektiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Yılmaz, erken teşhisin önemine dikkat çekerek sözlerini şöyle sonlandırdı: “Özellikle 40 yaş sonrası, diyabet, tansiyon, kolesterol yüksekliği ya da sigara kullanımı gibi risk faktörleri olan kişiler, şikayetleri olmasa bile yıllık kontrollerini ihmal etmemeli. Şikayetlerin göz ardı edilmemesi ve herhangi bir şüphede doktora başvurulması, hayat kurtarıcı olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gogus-agrisi-olmadan-da-kalp-krizi-gecirmek-mumkun-547275">Göğüs Ağrısı Olmadan da Kalp Krizi Geçirmek Mümkün!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin ölüm ve ölüm nedenleri istatistikleri açıklandı: Kalp hastalıkları ilk sıraya oturdu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-olum-ve-olum-nedenleri-istatistikleri-aciklandi-kalp-hastaliklari-ilk-siraya-oturdu-546439</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Jun 2025 09:47:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[istatistikleri]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[oturdu]]></category>
		<category><![CDATA[sıraya]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=546439</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜİK, 2024 ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerini açıkladı. Geçen yıl 489 bin 361 kişi hayatını kaybederken, ölenlerin yüzde 54.8'ini erkekler oluşturdu. Ölüm nedenleri arasında ise ilk sırada 'kalp' rahatsızlıkları aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-olum-ve-olum-nedenleri-istatistikleri-aciklandi-kalp-hastaliklari-ilk-siraya-oturdu-546439">Türkiye&#8217;nin ölüm ve ölüm nedenleri istatistikleri açıklandı: Kalp hastalıkları ilk sıraya oturdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong>TÜİK </strong>verilerine göre,<strong> Türkiye</strong>&#8216;de geçen sene<strong> 489 bin 361 kişi</strong> hayatını kaybetti. Ölenlerin yarısından fazlasını<strong> erkekler </strong>oluştururken, kaba ölüm hızında düşüş yaşandı. <strong>Ölüm nedenleri </strong>arasında ise <strong>kalp hastalıkları</strong> ilk sırada yer alırken,  ikinci sırada tümörlere bağlı hastalıklar takip etti. Kaba ölüm hızı en yüksek il ise <strong>Kastamonu</strong> oldu. </p>
</div>
<div>
<p><b>Erkekler daha &#8216;çok&#8217; öldü</b></p>
</div>
<div>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu, 2024 yılına ilişkin ölüm ve ölüm nedeni istatistiklerini açıkladı.</p>
</div>
<div>
<p>Buna göre, ölüm sayısı 2023&#8217;te 526 bin 416 iken, 2024&#8217;te 489 bin 361 olarak belirlendi. Ölen kişilerin yüzde 54,8&#8217;ini erkekler, yüzde 45,2&#8217;sini kadınlar oluşturdu.</p>
</div>
<div>
<p><b>Kaba ölüm hızı düştü</b></p>
</div>
<div>
<p>Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı, 2023&#8217;te binde 6,2 iken, 2024&#8217;te binde 5,7&#8217;ye geriledi. Diğer bir ifadeyle 2023&#8217;te bin kişi başına 6,2 ölüm, geçen yıl bin kişi başına 5,7 ölüm düştü.</p>
</div>
<div>
<p>Kaba ölüm hızı en yüksek il, 2024&#8217;te binde 10,4 ile Kastamonu oldu. Bu ili binde 10 ile Sinop, binde 9,7&#8217;şer ile Edirne ve Balıkesir, binde 9,6 ile Artvin izledi. Kaba ölüm hızının en düşük olduğu il ise binde 2,2 ile Hakkari olurken, bu ili binde 2,4 ile Şırnak, binde 2,9 ile Van izledi.</p>
</div>
<div>
<p><b>Ölüm nedenlerinde ilk sırada kalp hastalıkları yer alıyor</b></p>
</div>
<div>
<p>Ölümler nedenlerine göre incelendiğinde, 2024&#8217;te yüzde 36 ile dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer aldı. Bu ölüm nedenini yüzde 16,3 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler, yüzde 15 ile solunum sistemi hastalıkları takip etti.</p>
</div>
<div>
<p>Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölenlerin yüzde 42,9&#8217;unun iskemik kalp hastalıklarından, yüzde 23,9&#8217;unun diğer kalp hastalıklarından, yüzde 18,3&#8217;ünün serebro-vasküler hastalıklardan kaynaklandığı belirlendi.</p>
</div>
<div>
<p>Dolaşım sistemi hastalıklarından ölümler illere göre incelendiğinde, 2024&#8217;te bu hastalıklara bağlı ölüm oranı en yüksek il yüzde 50,7 ile Çanakkale oldu. Bu ili yüzde 46,9 ile Karabük, yüzde 43,9 ile Balıkesir, yüzde 41,8 ile Çorum izledi.</p>
</div>
<div>
<p>Dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölüm oranı en düşük iller ise yüzde 26,6 ile Kilis, yüzde 29,9 ile Van, yüzde 30,9 ile Kayseri, yüzde 31 ile Gümüşhane şeklinde sıralandı.</p>
</div>
<div>
<p><b>Kötü huylu tümörler ikinci sırada </b></p>
</div>
<div>
<p>İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölenlerin yüzde 29,1&#8217;inin gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğerin kötü huylu tümöründen, yüzde 8&#8217;inin kolonun kötü huylu tümörü, yüzde 7,8&#8217;inin lenfoid ve hematopoetik kötü huylu tümörü kaynaklı olduğu görüldü.</p>
</div>
<div>
<p>İyi ve kötü huylu tümörlerden ölenler illere göre incelendiğinde, 2024&#8217;te iyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölüm oranı en yüksek il yüzde 21,7 ile Ağrı oldu. Bu ili yüzde 21,4 ile Bingöl, yüzde 20,7 ile Ankara, yüzde 20,3 ile Van izledi.</p>
</div>
<div>
<p>Bu hastalıklara bağlı ölüm oranı en düşük iller ise yüzde 10,1 ile Kilis, yüzde 10,9 ile Şanlıurfa, yüzde 11 ile Çorum, yüzde 11,4 ile Şırnak olarak tespit edildi.</p>
</div>
<div>
<p><b>Bebek ölüm hızı geriledi</b></p>
</div>
<div>
<p>Bebek ölüm sayısı, 2023&#8217;te 9 bin 731 iken, 2024&#8217;te 8 bin 475&#8217;e geriledi. Bin canlı doğum başına düşen bebek ölüm sayısını ifade eden bebek ölüm hızı, 2023&#8217;te binde 10,1 iken 2024&#8217;te binde 9 oldu.</p>
</div>
<div>
<p>Doğumdan sonraki beş yıl içinde ölme olasılığını ifade eden beş yaş altı ölüm hızı, 2023&#8217;te binde 14,7 iken, 2024&#8217;te binde 11,1 oldu.</p>
</div>
<p>
Kaynak: <a href="https://tr.sputniknews.com/20250619/turkiyenin-olum-ve-olum-nedenleri-istatistikleri-aciklandi-kalp-hastaliklari-ilk-siraya-oturdu--1097144618.html">TR Sputnik<br />
</a></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-olum-ve-olum-nedenleri-istatistikleri-aciklandi-kalp-hastaliklari-ilk-siraya-oturdu-546439">Türkiye&#8217;nin ölüm ve ölüm nedenleri istatistikleri açıklandı: Kalp hastalıkları ilk sıraya oturdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz kalp krizinin 7 belirtisi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-kalp-krizinin-7-belirtisi-545550</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 09:18:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizinin]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oksijen ve besin içeren kanı, vücuttaki tüm sistem ve organlara pompalayarak onları besleyen kalp, yaşamımızın vazgeçilmez başrol oyuncusudur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-kalp-krizinin-7-belirtisi-545550">Sessiz kalp krizinin 7 belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Oksijen ve besin içeren kanı, vücuttaki tüm sistem ve organlara pompalayarak onları besleyen kalp, yaşamımızın vazgeçilmez başrol oyuncusudur. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarından uzaklaşılması saat gibi çalışan bu organın görevlerini düzgünce yerine getirememesine sebep olabilir. Kalple ilgili sağlık problemlerinin bazen sinsi ilerleyebileceğinden bahseden Anadolu Sağlık Merkez Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Özellikle sessiz kalp krizleri, toplumda yeterince bilinmeyen ama ciddi sonuçlara yol açabilen bir konu. Bilinçlenerek ayırt edici belirtileri tanımak, yaşamsal fonksiyonlarda geri dönüşü olmayan rahatsızlıklar yaşanmasını önler” dedi.</strong></p>
<p>Kalp krizi genellikle göğüs ağrısı, kol uyuşması ve nefes darlığı gibi belirtilerle akla geliyor. Ancak her kalp krizinin bu kadar açık sinyaller vermeyebileceğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkez Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Sessiz kalp krizi olarak adlandırdığımız ve sanılandan daha yaygın olan bu komplikasyonda kişi atak geçirdiğinin farkına bile varamıyor. Bu noktada kişilerin sağlık kontrollerini aksatmaması, dengeli beslenmesi, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durması, stresi yönetebilmesi ve düzenli egzersiz yapması hayat kurtarıcı faktörler olarak öne çıkıyor. Örneğin günde 30 dakikalık bir yürüyüş bile kalp sağlığı için büyük bir fark yaratıyor” dedi.</p>
<p><strong>Kişi kriz atlattığını tesadüfen öğrenebiliyor</strong></p>
<p>Sessiz kalp krizinde kalp damarlarından biri tıkanmış olsa bile belirtiler şiddetli olmadığı için kişi bunu basit bir mide rahatsızlığı ya da yorgunluk olarak yorumlayabilir diyen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Bu tür krizler özellikle diyabetliler, kadınlar, 65 yaş üstü bireyler, ailede kalp hastalığı öyküsü olanlar, yoğun stres altında yaşayanlar ve sigara kullananlarda daha sık görülür. Atlatılan rahatsızlık genellikle EKG, kan testleri veya geçmişe dönük yapılan kontroller sırasında ortaya çıkar. Kişi, geçmişte farkında bile olmadan kalp krizi geçirdiğini öğrenince büyük bir şaşkınlık yaşar” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Griple karıştırılabiliyor</strong></p>
<p>Belirtiler çok hafif olduğundan ya da grip, yorgunluk gibi durumlarla karıştırabildiğinden sessiz kalp krizinin fark edilmeyebildiğini belirten Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Özellikle kadınlar ve yaşlılar, kalp krizinin klasik belirtilerini yaşamaz. Kimi zaman da günlük koşuşturmacada bedenin verdiği küçük sinyaller göz ardı edilir. Bu sebeple halsizlik, baş dönmesi, soğuk terleme ve hazımsızlık gibi ilk bakışta kalple ilişkilendirilmeyecek belirtiler yaşayan ve risk grubu içinde bulunan kişiler vakit kaybetmeden bir sağlık merkezine başvurmalı. Kardiyoloji uzmanı gerekli görürse; kalbin elektriksel aktivitesini gösteren EKG, kalp hasarını gösteren troponin, kalbin egzersize tepkisini ölçen efor, kalp kası ve kapakçıklarını inceleyen ekokardiyografi gibi testlerden yardım alınabilir” dedi.</p>
<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, sessiz kalp krizi belirtilerini sıraladı:</strong></p>
<ol>
<li>Geçmeyen ve nedeni açıklanamayan sırt, çene veya boyun ağrısı.</li>
<li>Sürekli hissedilen halsizlik ve derin bir bitkinlik.</li>
<li>Sebepsiz mide bulantısı, şişkinlik veya hazımsızlık.</li>
<li>Genellikle gece yaşanan ve nedensizce oluşan soğuk terleme.</li>
<li>Özellikle ayakta dururken yaşanan baş dönmesi ve baygınlık hissi.</li>
<li>Merdiven çıkmak gibi basit eylemlerde alışılmadık zorlanma.</li>
<li>Aralıklı ve hafif hissedilen küçük göğüs sıkışmaları.</li>
</ol>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-kalp-krizinin-7-belirtisi-545550">Sessiz kalp krizinin 7 belirtisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Grip Sandığınız Sessiz Bir Kalp Krizi Olabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/grip-sandiginiz-sessiz-bir-kalp-krizi-olabilir-545517</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jun 2025 09:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[sandığınız]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545517</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, sessiz kalp krizlerinin çoğu zaman fark edilmeden atlatılabileceğine dikkat çekerek, düzenli sağlık kontrolleri ile sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hayat kurtarıcı rolüne vurgu yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/grip-sandiginiz-sessiz-bir-kalp-krizi-olabilir-545517">Grip Sandığınız Sessiz Bir Kalp Krizi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, kalp krizlerinin her zaman göğüs ağrısı, kol uyuşması veya nefes darlığı gibi belirgin belirtilerle ortaya çıkmadığını, &ldquo;sessiz kalp krizi&rdquo; olarak bilinen durumun yaygın olduğunu ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Koylan, &ldquo;Sessiz kalp krizinde kişi atağı fark etmeyebilir, bu da ciddi risk oluşturur. Düzenli sağlık kontrolleri, dengeli beslenme, sigara ve alkolden uzak durma, stres yönetimi ve günde 30 dakika yürüyüş gibi alışkanlıklar kalp sağlığını korur&rdquo; dedi.</p>
<p><strong>TESADÜFEN FARK EDİLİYOR</strong></p>
<p>Prof. Dr. Koylan, sessiz kalp krizlerinin özellikle diyabet hastaları, kadınlar, 65 yaş üstü bireyler, ailede kalp hastalığı öyküsü olanlar, yoğun stres yaşayanlar ve sigara kullananlarda sık görüldüğünü belirtti.</p>
<p>Belirtilerin hafif olduğu için mide rahatsızlığı veya yorgunluk sanılabileceğini ifade eden Prof. Dr. Koylan, &#8220;Çoğu zaman EKG, kan testleri veya rutin kontrollerle geçmişte kriz geçirildiği ortaya çıkar&#8221; dedi. Koylan, sessiz kalp krizinin belirtilerinin grip veya yorgunlukla karıştırılabildiğini, özellikle kadınlar ve yaşlılarda klasik belirtilerin görülmeyebileceğini vurguladı.</p>
<p>&ldquo;Halsizlik, baş dönmesi, soğuk terleme veya hazımsızlık gibi belirtiler ciddiye alınmalı. Risk grubundakiler vakit kaybetmeden doktora başvurmalı,&rdquo; dedi. Gerektiğinde EKG, troponin testi, efor testi veya ekokardiyografi gibi yöntemlerle tanı konulabileceğini ekledi.</p>
</p>
<p><strong>SESSİZ KALP KRİZİ BELİRTİLERİ </strong></p>
<p>Prof. Dr. Koylan söz konusu belirtileri şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>Sebepsiz sırt, çene veya boyun ağrısı</li>
<li>Sürekli halsizlik ve bitkinlik</li>
<li>Mide bulantısı, şişkinlik veya hazımsızlık</li>
<li>Nedensiz soğuk terleme, özellikle geceleri</li>
<li>Baş dönmesi ve baygınlık hissi</li>
<li>Basit aktivitelerde zorlanma</li>
<li>Hafif göğüs sıkışmaları</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/grip-sandiginiz-sessiz-bir-kalp-krizi-olabilir-545517">Grip Sandığınız Sessiz Bir Kalp Krizi Olabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp krizi değil, &#8216;Kırık Kalp Sendromu&#8217;!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-degil-kirik-kalp-sendromu-545328</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2025 12:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kırık]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[sendromu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=545328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, yoğun stres veya duygusal travmaların tetiklediği ve kalp krizine benzer belirtilerle ortaya çıkan ‘kırık kalp sendromu’ hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-degil-kirik-kalp-sendromu-545328">Kalp krizi değil, &#8216;Kırık Kalp Sendromu&#8217;!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, yoğun stres veya duygusal travmaların tetiklediği ve kalp krizine benzer belirtilerle ortaya çıkan ‘kırık kalp sendromu’ hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Stres hormonlarının kalp kasına olan etkileri kırık kalp sendromuna neden oluyor!</strong></p>
<p>Kırık kalp sendromunun, yoğun stres, ani üzüntü veya aşırı duygusal travmalar sonucunda kalbin geçici olarak zayıflamasıyla ortaya çıkan bir durum olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Genellikle sevilen birinin kaybı, iş ile ilgili problemler, ayrılık, büyük korkular veya beklenmedik biçimde gerçekleşen ani olaylar tetikleyici olabilir.” dedi.</p>
<p>Yapı itibariyle kalp krizine benzer belirtiler gösterse de, ortaya çıkış nedenleri arasında farklar olduğunu vurgulayan Aydın, “Kalp krizi damar ve kalp damarının durumları ile ilgilidir. Yani doğrudan kalpte ortaya çıkan organik problemlerle ilişkili. Kırık kalp sendromu belirtileriyse stres hormonlarının kalp kasına olan etkilerden dolayı ortaya çıkar. Göğüs ağrısı, bulantı, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik ve sersemlik gibi belirtiler görülebilir. Kırık kalp sendromu olan kişilerde yapılan testlerde damar tıkanıklığı gibi problemler görülmez. Yoğun strese bağlı olarak kalpte ve vücutta birtakım belirtiler ortaya çıkar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Üzüntü, korku, kayıp veya travmatik olaylar tetikleyebiliyor!</strong></p>
<p>Çoğu hastanın, uygun tedaviyle birkaç hafta içinde tamamen iyileştiğini ve kalpte kalıcı bir hasar kalmadığını dile getiren Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ancak bazı durumlarda, kalp kasının toparlanması daha uzun sürebilir ve nadiren de olsa kalp yetmezliği gibi komplikasyonlara yol açabilir. Özellikle daha önce kalp hastalığı olan veya tekrarlayan ataklar yaşayan kişilerde, kalbin pompalama gücü kalıcı olarak azalabilir.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle, stres yönetimi ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemenin, kırık kalp sendromunun tekrarlamasını önlemek için önemli olduğuna dikkat çeken Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“Kırık kalp sendromu, vücutta aşırı stresin yol açtığı biyolojik değişiklikler nedeniyle gelişir. Ani ve yoğun duygusal stres, vücutta yüksek miktarda, başta adrenalin olmak üzere, stres hormonu salgılar. Bu hormonlar, kalp kasının anormal bir şekilde kasılmasına ve dolayısıyla kalp fonksiyonunun bozulmasına yol açabilir. Beyin, kalbe sinyaller göndererek bu stres yanıtını yönetmeye çalışırken, kalp kası geçici olarak zayıflar ve sağlıklı bir şekilde pompalama yapamaz. Özellikle ani üzüntü, korku, büyük bir kayıp veya travmatik bir olay, bu sendromun tetikleyicisi olabilir. Aşk acısı ve yas bu durumun oluşmasında etkili olabilecek tetikleyicilerdendir.”</p>
<p><strong>Duygusal hassasiyet riski artırıyor!</strong></p>
<p>Kişilik özelliklerinin, kırık kalp sendromunun gelişiminde etkili olabileceğine değinen Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Araştırmalar, daha duyarlı, aşırı empatik, stresle başa çıkma mekanizmaları zayıf olan ya da aşırı duygusal kişilerde bu sendromun gelişme riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Duygusal olarak daha hassas bireylerin, stresli olayları daha yoğun hissedebileceğine ve bu durum kalp üzerinde daha büyük bir baskı yaratabileceğine işaret eden Aydın, “Kişilik özelliklerinin yanı sıra, geçmişte yaşanan travmalar, stresle başa çıkma biçimleri ve sosyal destek düzeyi de risk faktörlerini etkileyebilir. Özetle, duygusal hassasiyet ve stresle başa çıkma yeteneği, kırık kalp sendromu riskini artıran önemli faktörler arasında yer alabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Stres yönetimi kırık kalp sendromu ile başa çıkmak için önemli bir adım!</strong></p>
<p>Kırık kalp sendromu yaşayan bir kişinin, öncelikle duygusal ve psikolojik açıdan desteklenmesi gerektiğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu kişiler için, duygusal travmanın iyileşmesi kadar, psikolojik destek de önemlidir.” dedi.</p>
<p>Öncelikle, kişinin yaşadığı duygusal acıyı anlamak ve onlara empati göstermek gerektiğini kaydeden Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kişinin stresle başa çıkma becerilerini güçlendirmek, meditasyon, derin nefes almayı öğretmek gibi rahatlama teknikleri sunmak faydalı olabilir. Ayrıca, destek grupları veya terapi seansları gibi profesyonel yardım seçenekleri, kişinin duygusal iyileşme sürecini hızlandırabilir. Kırık kalp sendromunun tekrarını önlemek için, stres yönetimi ve sağlıklı duygusal ifade yolları hakkında rehberlik yapmak da önemli bir adımdır. Sosyal destek ve sevgi dolu bir çevre, kişinin iyileşme sürecinde büyük bir fark yaratabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-krizi-degil-kirik-kalp-sendromu-545328">Kalp krizi değil, &#8216;Kırık Kalp Sendromu&#8217;!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban Bayramı’nda Kalp Ritminiz Bozulmasın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-kalp-ritminiz-bozulmasin-542735</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jun 2025 12:41:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bayramında]]></category>
		<category><![CDATA[bozulmasın]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kurban]]></category>
		<category><![CDATA[ritminiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542735</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kurban Bayramında Kalp Ritminizin Bozulmaması İçin Bu Önerilere Dikkat Edin! Uzmanlar, özellikle kalp ve tansiyon hastalarına önemli uyarılarda bulundu. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-kalp-ritminiz-bozulmasin-542735">Kurban Bayramı’nda Kalp Ritminiz Bozulmasın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramında Kalp Ritminizin Bozulmaması İçin Bu Önerilere Dikkat Edin! Uzmanlar, özellikle kalp ve tansiyon hastalarına önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p>Kurban Bayramı, bir yandan sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz manevi bir atmosfer sunarken diğer yandan özellikle kalp ve damar hastaları için sağlık açısından bazı riskler barındırıyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Canan Elif Yıldız, bayramda değişen beslenme düzeni, fiziksel aktivitenin azalması ve ilaç kullanımındaki düzensizliklerin kardiyovasküler sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu…</p>
<p><b>Kırmızı Et ve Yağlı Gıdalarla Kalp Damarlarına Yük Bindirmeyin</b></p>
<p>Bayramda kırmızı et tüketiminin belirgin şekilde artış gösterdiği için, özellikle kavurma, kuyruk yağı gibi doymuş yağ oranı yüksek gıdaların sık ve fazla miktarda tüketilmesi, koroner arter hastalığı olan kişiler için ciddi riskler oluşturabildiğini anlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Dr. Canan Elif Yıldız sözlerini şöyle sürdürdü; “Amerikan Kalp Derneği, günlük doymuş yağ tüketiminin toplam kalorinin yüzde 5-6’sını aşmaması gerektiğini belirtiyor. Yani bu orana göre günde ortalama 2000 kalori alan bir birey için yaklaşık 11 ila 13 gram doymuş yağ tüketmesi gerekir.  Peki bu miktar günlük beslenme düzenimizde ne anlama geliyor? Örneğin, 100 gramlık bir kavurma porsiyonu yaklaşık 8–10 gram doymuş yağ içerir. Bir tatlı kaşığı kuyruk yağı 4–5 gram, bir dilim işlenmiş sucuk ise yaklaşık 4 gram doymuş yağ barındırır. Yine tam yağlı kaşar peynirinin 30 gramlık bir diliminde ortalama 6 gram doymuş yağ bulunurken, tereyağlı bir poğaça 5–7 gram arasında doymuş yağ içerebilir. Bu da gösteriyor ki, özellikle bayram sofralarında bu tür gıdalar bir arada tüketildiğinde, günlük doymuş yağ sınırı kolayca aşılabilir”</p>
<p><b>Etleri Dinlendirip Tüketin</b></p>
<p>Uzm. Dr. Yıldız, önerilerini şöyle sıraladı: “Yeni kesilmiş etin sindiriminin zor olması vagal sistemi etkileyerek kalp ritmini de bozabilir. Bu nedenle etlerin dinlendirilerek tüketilmesi, porsiyon kontrolü ve yağsız pişirme yöntemlerinin tercih edilmesi büyük önem taşıyor Ayrıca öğünleri taze sebzelerle desteklemek ve gün içinde birden fazla ağır öğün tüketmemeye özen göstermek, kalp sağlığı açısından son derece önemlidir.”</p>
<p><b>Kurban Bayramında Tuz Tüketimine Dikkat Edin</b></p>
<p>Bayram sofralarındaki bir başka sessiz tehlikenin de tuz tüketimi olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Yıldız, “Bayram sofralarında yer alan salamuralar, et suyu bazlı yemekler ve geleneksel tatlılar yüksek sodyum içeriği nedeniyle kan basıncında ani yükselmelere yol açabilir. Bu durum özellikle, hipertansiyon hastaları, kalp yetmezliği olanlar, inme geçirmiş bireyler için hayati risk taşıyabilir” dedi. “Bu nedenle bayram sofralarında tuz tüketimini azaltmak büyük önem taşır” diyen Uzm. Dr. Yıldız, konuyla ilgili şu önerilerde bulundu: “Etlerin pişirilme aşamasında ilave tuz yerine baharat, limon, sarımsak veya taze otlar kullanarak hem lezzetten ödün vermemiş hem de sodyum alımını azaltmış oluruz. Ayrıca, salamura veya turşu gibi tuzlu yiyeceklerden uzak durulmalı, et suyu ile yapılan ağır yemekler sınırlı porsiyonlarla tüketilmelidir. Ayrıca, günlük sıvı alımını artırmak ve mümkünse sodyum içeriği düşük doğal maden suyu ya da sade su tercih etmek, hipertansiyon kontrolüne katkı sağlayacaktır. Bir diğer önemli nokta da tansiyon ilacı kullanın hastalar için.   Bu kişiler ölçümlerini bayram süresince de sürdürmeli ve herhangi bir anormal durumda vakit kaybetmeden hekime başvurmalı.”</p>
<p><b>Bayramda Sıvı Dengesine Dikkat</b></p>
<p>Yeterli sıvı tüketiminin vücudumuzun vazgeçilmezi olduğunu ancak bayram gibi dönemlerde aşırı tuzlu ve tatlı tüketimine bağlı sıvı alımının da arttığını ve bunun da dengesizlik yarattığını söyleyen Uzm. Dr. Yıldız, “Özellikle diüretik ilaç kullanan hastalarda sıvı alımının azalması hipovolemiye (düşük sıvı hacmi) neden olabilirken, aşırı tuzlu yemekler ve tatlılar ile birlikte fazla sıvı tüketimi de hipervolemi (aşırı sıvı yükü) riskini artırır. Bu dengesizlik, özellikle kalp kası zayıf olan hastalarda akut kalp yetmezliği ve akciğer ödemi gibi acil müdahale gerektiren durumlara yol açabilir.” Diye konuştu.</p>
<p><strong>“İLAÇLAR KESİNLİKLE AKSATILMAMALI”</strong></p>
<p>“Bayram tatili nedeniyle günlük rutinlerin bozulmasının ilaç alım saatlerinin unutulmasına da neden olabiliyor” diyen Uzm. Dr. Yıldız, “Antiplatelet (kan sulandırıcı), Beta bloker, ACE inhibitörü ve Antikoagülan gibi ilaçların düzensiz kullanımı inme ve kalp krizi riskini artırabileceği hatırlanmalı. Dolayısıyla ilaçların düzenli kullanımını sağlamak için alarm kurulabilir ya da not alınabilir.” Diye konuştu.</p>
<p><strong>“KALBİNİZ İÇİN BAYRAM BOYUNCA HAREKET EDİN!”</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz kalp sağlığının vazgeçilmezi olduğunu hatırlatan ancak bayram süresince uzun saatler oturarak geçirilen zaman nedeniyle kalbin zorlanabildiğini anlatın Uzm. Dr. Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hareketsizlik kan dolaşımını yavaşlatır ve tromboz (pıhtı) riskini artırır. Hafif tempolu yürüyüşler hem tansiyonu dengeler hem de kalp ritmini düzenler. Bu nedenle günde 20-30 dakikalık yürüyüşler, bayram boyunca kalbinize yapacağınız en değerli yatırım olabilir.”</p>
<p><strong>“UYKU DÜZENİNİZİ KORUYUN”</strong></p>
<p>Her ne kadar bayram tatili nedeniyle bir nebze de olsa günlük stres ve onun yarattığı riskler azalsa da özellikle aritmi öyküsü olan kişilerin uykusuz kalmamaya dikkat etmeleri gerektiğine işaret eden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Canan Elif Yıldız, sözlerini şöyle tamamladı: “Kalabalık ortamlarda geçirilen zaman, seyahat yorgunluğu ve uykusuzluk, sempatik sinir sistemini aktive ederek kalp hızını ve tansiyonu yükseltebilir. Özellikle aritmi öyküsü olan bireylerde bu durum ciddi ritim bozukluklarını tetikleyebilir. Unutmayın Kurban Bayramı’nı sağlıklı geçirmek için sadece ruhumuzu değil, bedenimizi de dinlendirmek büyük önem taşıyor. Kalp-damar hastaları başta olmak üzere herkesin, bayramda tedavi protokollerine uyması, dengeli beslenmesi ve gerektiğinde hekim görüşü alması hayati önem taşıyor. Unutmayın: Kalbin en büyük bayramı, düzenli ritminde atmaktır. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kurban-bayraminda-kalp-ritminiz-bozulmasin-542735">Kurban Bayramı’nda Kalp Ritminiz Bozulmasın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Damar Hastalıkları O Yaştan Sonra Daha Riskli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-damar-hastaliklari-o-yastan-sonra-daha-riskli-542267</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jun 2025 00:50:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>
		<category><![CDATA[yaştan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542267</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp damar hastalıkları 65 yaşından sonra daha riskli hale geliyor. Uzmanlar erken müdahalenin önemine vurgu yapıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-damar-hastaliklari-o-yastan-sonra-daha-riskli-542267">Kalp Damar Hastalıkları O Yaştan Sonra Daha Riskli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp damar hastalıkları 65 yaşından sonra daha riskli hale geliyor. Uzmanlar erken müdahalenin önemine vurgu yapıyor.</p>
<p>Dünya genelinde 65 yaş üzeri kişilerde yaklaşık yüzde 10 oranında görülen kalp kapak hastalıkları yaşlanan nüfusla birlikte önemi artan sorunlardan biri. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, yaşla birlikte önemi artarken kalp kapak hastalıklarının zamanında tanı ve uygun yöntemlerle tedavi edilmediği takdirde hayati risk oluşturabileceğine dikkat çekti.Bu hastalıkların özellikle nefes darlığı, yorgunluk ve ritim bozukluğu gibi belirtilerle kendini gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. İsbir, erken tanı ve tedaviyle yaşam kalitesinin yükseldiğine dikkat çekti. Özellikle son yıllarda tedavide yaşanan gelişmeler sayesinde  kalp kapak hastalıklarında artık yaşam boyu tedavi algoritmasını uyguladığını söyledi.</p>
<p><b>Kalp Kapak Hastalıkları</b></p>
<p>Kalp sağlığı açısından oldukça önemli bir başlığı oluşturan kalp kapak hastalıkları arasında en sık mitral ve aort kapak bozukluklarının görüldüğünü hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarında cinsiyet ve yaşa bağlı olarak hem hastalığın tipi hem de şiddetinin farklılık gösterebildiğini söyledi. Prof. Dr. İsbir, kalp kapak hastalıklarıyla ilgili gözden kaçabilecek belirtilere ve özellikle hastaların en çok merak ettiği “Ne zaman ve kimlere ameliyat gerekir?” sorusuna açıklık getirdi.</p>
<p><b>Kalp Hastalığı, Bu Belirtileri Hafife Almayın</b></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında yorgunluk, nefes darlığı gibi son derece önemli belirtilerin farklı sorunlara bağlandığı için önemsenmeyebildiğinin altını çizen Prof. Dr. Selim İsbir, sözlerine şöyle devam etti: “Kapak hastalıkları ileri dönemlerde ritim bozukluğu olarak da kendini gösterir. Ancak belirtilerin önemsenmemesi erken tanının önüne geçebiliyor ve hastalığın ilerleyerek daha ciddi sorunlara neden olabiliyor. Kapak hastalıkları ilerleyen dönemlerde kalp kasını zayıflatarak kalp yetmezliği ile sonuçlanır”</p>
<p><b>Kalp Kapak Hastalığı Olan Herkes Ameliyat Olmalı mı</b></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında ilaç tedavisinin yalnızca hastalığın ilerlemesini yavaşlatabildiğini vurgulayan Prof. Dr. İsbir, “Yapısal bozuklukları ilaçla düzeltmek mümkün değil. İlaç tedavisi kalp kapak hastalıklarını iyileştirmez ama kalp kapak hastalıklarına bağlı ortaya çıkan kalp fonksiyonlarındaki bozuklukları önler. Ancak her hasta ameliyat olacak diye bir kural da yok. Kapak bozukluğu kalp fonksiyonlarını etkilemeye başlamışsa, özellikle nefes darlığı ve ritim bozukluğu görülüyorsa, cerrahi gündeme alınmalıdır” diye konuştu.</p>
<p><b>Ritim Bozukluğu Başlamışsa Dikkat !</b></p>
<p>Kalp kapak hastalığı tanısı konulan hastalarda düzenli takip ve erken müdahalenin önemine işaret eden Prof. Dr. İsbir, “Kalp kasılma gücünün azalması, kalp boyutlarının büyümesi ya da ritim bozuklukları başlamışsa, cerrahi kaçınılmazdır. Bu evreye gelmeden müdahale edilmesi, ameliyatın başarı şansını yükseltir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>Cerrahide Güvenli Yöntem Seçimi Önemli</b></p>
<p>Klasik yöntemin açık kalp ameliyatı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. İsbir, teknolojik gelişmeler sayesinde uygun hastalarda minimal invaziv ve robotik yöntemlerle daha küçük kesilerle operasyon yapılabildiğini söyledi. Ancak bu yöntemlerin her hastaya uygun olmadığını belirterek, “Kalp ameliyatlarında önemli olan kesi büyüklüğü değil, hasta için en güvenli yöntemin seçilmesidir” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarının tedavisinde hastaların en çok karıştırdığı, merak ettiği konulardan biri olan kapak tamiri ve değişimi ile ilgili soruyu şöyle yanıtladı: “Kapak tamiri, hastanın kendi dokusu kullanılarak kapağın onarılması yöntemidir. En önemli avantajı, hastanın kendi dokuları kullanıldığı için kalp fonksiyonları ameliyat sonrası daha iyi korunur. En sık tamir ettiğimiz ve de en başarılı olduğumuz kapaklar kalbin sol tarafında yer alan mitral kapak ve gene sağ tarafta yer alan triküspit kapaktır. Kireçlenmemiş kapaklarda ve genç hastalarda bu yöntemin öncelikle tercih edilmesi gerekir”  Prof. Dr. İsbir, “Biyolojik kapaklar kan sulandırıcı gerektirmediği için tercih sebebidir ancak ömürleri sınırlıdır. Genç hastalarda genellikle mekanik kapak kullanılır, ancak bu da ömür boyu kan sulandırıcı ilaç gerektirir. Hastaya özel planlama yapılmalı, tercihler hasta profiline göre belirlenmelidir” diye konuştu.</p>
<p><b>Yaşam Boyu Tedavi Algoritması</b></p>
<p>“Bu bilgiler ışığında kalp kapak hastalıklarının tedavisinde artık yaşam boyu tedavi adını verdiğimiz bir algoritma uygulamaktayız” diyen Prof. Dr. İsbir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hastaların yaşına ve diğer bir takım özelliklerine bakarak onlar için bir tedavi şeması uygulamaktayız. Örneğin; bir hasta eğer kan sulandırıcı ilaç kullanmak istemiyorsa veya tıbbi açıdan bu hasta için kan sulandırıcı tedavi bir risk oluşturuyorsa, hasta genç olsa bile bu hastaya eğer kalp kapağını tamir edemiyorsak biyolojik kapak kullanıyoruz. Bu  kapak zamanla dejenere olduğunda ameliyatsız kapak değişimi ya da gerekiyor ise ikinci bir kalp ameliyatı ile bu şansı veriyoruz”</p>
<p><b>Ameliyat Sonrası Enfeksiyon Görülme Riski</b></p>
<p>Ameliyat sonrası hastanede kalış süresinin ortalama 5-6 gün olduğunu ve tam iyileşmenin yaklaşık 3-4 hafta sürdüğünü belirten Kalp Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cemil İsbir, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu süreçte en dikkat edilmesi gereken iki faktör, enfeksiyon ve kan sulandırıcı tedavidir. Özellikle kan sulandırıcı tedavi mekanik kapak kullanılan hastalar için hayati öneme haizdir. İlacın kan seviyeleri belirli aralıklarla kontrol edilmeli ve ilaç dozu kan seviyesine göre ayarlanmalıdır. Enfeksiyon diğer çok önemli bir faktördür. Hastalar enfeksiyon açısından kendilerini korumalıdırlar. Aksi halde protez kapakları enfeksiyona bağlı olarak zarar görebilir ve bu durum hayati sorunlara yol açabilir” (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-damar-hastaliklari-o-yastan-sonra-daha-riskli-542267">Kalp Damar Hastalıkları O Yaştan Sonra Daha Riskli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. İsbir, &#8220;Kalp Kapak Hastalıklarında Risk Yaşla Birlikte Artıyor, Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-isbir-kalp-kapak-hastaliklarinda-risk-yasla-birlikte-artiyor-erken-mudahale-hayat-kurtariyor-542060</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 08:10:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarında]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[isbir]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kapak]]></category>
		<category><![CDATA[kurtarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[yaşla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542060</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde 65 yaş üzeri kişilerde yaklaşık yüzde 10 oranında görülen kalp kapak hastalıkları yaşlanan nüfusla birlikte önemi artan sorunlardan biri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-isbir-kalp-kapak-hastaliklarinda-risk-yasla-birlikte-artiyor-erken-mudahale-hayat-kurtariyor-542060">Prof. Dr. İsbir, &#8220;Kalp Kapak Hastalıklarında Risk Yaşla Birlikte Artıyor, Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Dünya genelinde 65 yaş üzeri kişilerde yaklaşık yüzde 10 oranında görülen kalp kapak hastalıkları yaşlanan nüfusla birlikte önemi artan sorunlardan biri. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, yaşla birlikte önemi artarken kalp kapak hastalıklarının zamanında tanı ve uygun yöntemlerle tedavi edilmediği takdirde hayati risk oluşturabileceğine dikkat çekti.Bu hastalıkların özellikle nefes darlığı, yorgunluk ve ritim bozukluğu gibi belirtilerle kendini gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. İsbir, erken tanı ve tedaviyle yaşam kalitesinin yükseldiğine dikkat çekti. Özellikle son yıllarda tedavide yaşanan gelişmeler sayesinde  kalp kapak hastalıklarında artık yaşam boyu tedavi algoritmasını uyguladığını anlattı. </em></p>
<p>Kalp sağlığı açısından oldukça önemli bir başlığı oluşturan kalp kapak hastalıkları arasında en sık mitral ve aort kapak bozukluklarının görüldüğünü hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarında cinsiyet ve yaşa bağlı olarak hem hastalığın tipi hem de şiddetinin farklılık gösterebildiğini söyledi. Prof. Dr. İsbir, kalp kapak hastalıklarıyla ilgili gözden kaçabilecek belirtilere ve özellikle hastaların en çok merak ettiği “Ne zaman ve kimlere ameliyat gerekir?” sorusuna açıklık getirdi.</p>
<p><strong>BU BELİRTİLERİ HAFİFE ALMAYIN</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında yorgunluk, nefes darlığı gibi son derece önemli belirtilerin farklı sorunlara bağlandığı için önemsenmeyebildiğinin altını çizen Prof. Dr. Selim İsbir, sözlerine şöyle devam etti: “Kapak hastalıkları ileri dönemlerde ritim bozukluğu olarak da kendini gösterir. Ancak belirtilerin önemsenmemesi erken tanının önüne geçebiliyor ve hastalığın ilerleyerek daha ciddi sorunlara neden olabiliyor. Kapak hastalıkları ilerleyen dönemlerde kalp kasını zayıflatarak kalp yetmezliği ile sonuçlanır.”</p>
<p><strong>KALP KAPAK HASTALIĞI OLAN HERKES AMELİYAT OLMAK ZORUNDA mı?</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında ilaç tedavisinin yalnızca hastalığın ilerlemesini yavaşlatabildiğini vurgulayan Prof. Dr. İsbir, “Yapısal bozuklukları ilaçla düzeltmek mümkün değil. İlaç tedavisi kalp kapak hastalıklarını iyileştirmez ama kalp kapak hastalıklarına bağlı ortaya çıkan kalp fonksiyonlarındaki bozuklukları önler. Ancak her hasta ameliyat olacak diye bir kural da yok. Kapak bozukluğu kalp fonksiyonlarını etkilemeye başlamışsa, özellikle nefes darlığı ve ritim bozukluğu görülüyorsa, cerrahi gündeme alınmalıdır” dedi.</p>
<p><strong>RİTM BOZUKLUĞU BAŞLAMIŞSA ZAMAN KAYBEDİLMEMELİ!</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalığı tanısı konulan hastalarda düzenli takip ve erken müdahalenin önemine işaret eden Prof. Dr. İsbir, “Kalp kasılma gücünün azalması, kalp boyutlarının büyümesi ya da ritim bozuklukları başlamışsa, cerrahi kaçınılmazdır. Bu evreye gelmeden müdahale edilmesi, ameliyatın başarı şansını yükseltir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“CERRAHİDE EN ÖNEMLİ NOKTA HASTA İÇİN GÜVENLİ YÖNTEMİN SEÇİLMESİDİR”</strong></p>
<p>Klasik yöntemin açık kalp ameliyatı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. İsbir, teknolojik gelişmeler sayesinde uygun hastalarda minimal invaziv ve robotik yöntemlerle daha küçük kesilerle operasyon yapılabildiğini söyledi. Ancak bu yöntemlerin her hastaya uygun olmadığını belirterek, “Kalp ameliyatlarında önemli olan kesi büyüklüğü değil, hasta için en güvenli yöntemin seçilmesidir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarının tedavisinde hastaların en çok karıştırdığı, merak ettiği konulardan biri olan kapak tamiri ve değişimi ile ilgili soruyu şöyle yanıtladı: “Kapak tamiri, hastanın kendi dokusu kullanılarak kapağın onarılması yöntemidir. En önemli avantajı, hastanın kendi dokuları kullanıldığı için kalp fonksiyonları ameliyat sonrası daha iyi korunur. En sık tamir ettiğimiz ve de en başarılı olduğumuz kapaklar kalbin sol tarafında yer alan mitral kapak ve gene sağ tarafta yer alan triküspit kapaktır. Kireçlenmemiş kapaklarda ve genç hastalarda bu yöntemin öncelikle tercih edilmesi gerekir.”</p>
<p>Prof. Dr. İsbir, “Biyolojik kapaklar kan sulandırıcı gerektirmediği için tercih sebebidir ancak ömürleri sınırlıdır. Genç hastalarda genellikle mekanik kapak kullanılır, ancak bu da ömür boyu kan sulandırıcı ilaç gerektirir. Hastaya özel planlama yapılmalı, tercihler hasta profiline göre belirlenmelidir” dedi.</p>
<p><strong>“YAŞAM BOYU TEDAVİ ALGORİTMASI UYGULANIYOR”</strong></p>
<p>“Bu bilgiler ışığında kalp kapak hastalıklarının tedavisinde artık yaşam boyu tedavi adını verdiğimiz bir algoritma uygulamaktayız” diyen Prof. Dr. İsbir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hastaların yaşına ve diğer bir takım özelliklerine bakarak onlar için bir tedavi şeması uygulamaktayız. Örneğin; bir hasta eğer kan sulandırıcı ilaç kullanmak istemiyorsa veya tıbbi açıdan bu hasta için kan sulandırıcı tedavi bir risk oluşturuyorsa, hasta genç olsa bile bu hastaya eğer kalp kapağını tamir edemiyorsak biyolojik kapak kullanıyoruz. Bu  kapak zamanla dejenere olduğunda ameliyatsız kapak değişimi ya da gerekiyor ise ikinci bir kalp ameliyatı ile bu şansı veriyoruz.”</p>
<p><strong>“AMELİYAT SONRASI ENFEKSİYON VE DÜZENLİ İLAÇ KULLANIMINA DİKKAT”</strong></p>
<p>Ameliyat sonrası hastanede kalış süresinin ortalama 5-6 gün olduğunu ve tam iyileşmenin yaklaşık 3-4 hafta sürdüğünü belirten Kalp Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cemil İsbir, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu süreçte en dikkat edilmesi gereken iki faktör, enfeksiyon ve kan sulandırıcı tedavidir. Özellikle kan sulandırıcı tedavi mekanik kapak kullanılan hastalar için hayati öneme haizdir. İlacın kan seviyeleri belirli aralıklarla kontrol edilmeli ve ilaç dozu kan seviyesine göre ayarlanmalıdır. Enfeksiyon diğer çok önemli bir faktördür. Hastalar enfeksiyon açısından kendilerini korumalıdırlar. Aksi halde protez kapakları enfeksiyona bağlı olarak zarar görebilir ve bu durum hayati sorunlara yol açabilir.” </p>
<p><em>Dünya genelinde 65 yaş üzeri kişilerde yaklaşık yüzde 10 oranında görülen kalp kapak hastalıkları yaşlanan nüfusla birlikte önemi artan sorunlardan biri. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, yaşla birlikte önemi artarken kalp kapak hastalıklarının zamanında tanı ve uygun yöntemlerle tedavi edilmediği takdirde hayati risk oluşturabileceğine dikkat çekti.Bu hastalıkların özellikle nefes darlığı, yorgunluk ve ritim bozukluğu gibi belirtilerle kendini gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. İsbir, erken tanı ve tedaviyle yaşam kalitesinin yükseldiğine dikkat çekti. Özellikle son yıllarda tedavide yaşanan gelişmeler sayesinde  kalp kapak hastalıklarında artık yaşam boyu tedavi algoritmasını uyguladığını anlattı. </em></p>
<p>Kalp sağlığı açısından oldukça önemli bir başlığı oluşturan kalp kapak hastalıkları arasında en sık mitral ve aort kapak bozukluklarının görüldüğünü hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarında cinsiyet ve yaşa bağlı olarak hem hastalığın tipi hem de şiddetinin farklılık gösterebildiğini söyledi. Prof. Dr. İsbir, kalp kapak hastalıklarıyla ilgili gözden kaçabilecek belirtilere ve özellikle hastaların en çok merak ettiği “Ne zaman ve kimlere ameliyat gerekir?” sorusuna açıklık getirdi.</p>
<p><strong>BU BELİRTİLERİ HAFİFE ALMAYIN</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında yorgunluk, nefes darlığı gibi son derece önemli belirtilerin farklı sorunlara bağlandığı için önemsenmeyebildiğinin altını çizen Prof. Dr. Selim İsbir, sözlerine şöyle devam etti: “Kapak hastalıkları ileri dönemlerde ritim bozukluğu olarak da kendini gösterir. Ancak belirtilerin önemsenmemesi erken tanının önüne geçebiliyor ve hastalığın ilerleyerek daha ciddi sorunlara neden olabiliyor. Kapak hastalıkları ilerleyen dönemlerde kalp kasını zayıflatarak kalp yetmezliği ile sonuçlanır.”</p>
<p><strong>KALP KAPAK HASTALIĞI OLAN HERKES AMELİYAT OLMAK ZORUNDA mı?</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalıklarında ilaç tedavisinin yalnızca hastalığın ilerlemesini yavaşlatabildiğini vurgulayan Prof. Dr. İsbir, “Yapısal bozuklukları ilaçla düzeltmek mümkün değil. İlaç tedavisi kalp kapak hastalıklarını iyileştirmez ama kalp kapak hastalıklarına bağlı ortaya çıkan kalp fonksiyonlarındaki bozuklukları önler. Ancak her hasta ameliyat olacak diye bir kural da yok. Kapak bozukluğu kalp fonksiyonlarını etkilemeye başlamışsa, özellikle nefes darlığı ve ritim bozukluğu görülüyorsa, cerrahi gündeme alınmalıdır” dedi.</p>
<p><strong>RİTM BOZUKLUĞU BAŞLAMIŞSA ZAMAN KAYBEDİLMEMELİ!</strong></p>
<p>Kalp kapak hastalığı tanısı konulan hastalarda düzenli takip ve erken müdahalenin önemine işaret eden Prof. Dr. İsbir, “Kalp kasılma gücünün azalması, kalp boyutlarının büyümesi ya da ritim bozuklukları başlamışsa, cerrahi kaçınılmazdır. Bu evreye gelmeden müdahale edilmesi, ameliyatın başarı şansını yükseltir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“CERRAHİDE EN ÖNEMLİ NOKTA HASTA İÇİN GÜVENLİ YÖNTEMİN SEÇİLMESİDİR”</strong></p>
<p>Klasik yöntemin açık kalp ameliyatı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. İsbir, teknolojik gelişmeler sayesinde uygun hastalarda minimal invaziv ve robotik yöntemlerle daha küçük kesilerle operasyon yapılabildiğini söyledi. Ancak bu yöntemlerin her hastaya uygun olmadığını belirterek, “Kalp ameliyatlarında önemli olan kesi büyüklüğü değil, hasta için en güvenli yöntemin seçilmesidir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Selim İsbir, kalp kapak hastalıklarının tedavisinde hastaların en çok karıştırdığı, merak ettiği konulardan biri olan kapak tamiri ve değişimi ile ilgili soruyu şöyle yanıtladı: “Kapak tamiri, hastanın kendi dokusu kullanılarak kapağın onarılması yöntemidir. En önemli avantajı, hastanın kendi dokuları kullanıldığı için kalp fonksiyonları ameliyat sonrası daha iyi korunur. En sık tamir ettiğimiz ve de en başarılı olduğumuz kapaklar kalbin sol tarafında yer alan mitral kapak ve gene sağ tarafta yer alan triküspit kapaktır. Kireçlenmemiş kapaklarda ve genç hastalarda bu yöntemin öncelikle tercih edilmesi gerekir.”</p>
<p>Prof. Dr. İsbir, “Biyolojik kapaklar kan sulandırıcı gerektirmediği için tercih sebebidir ancak ömürleri sınırlıdır. Genç hastalarda genellikle mekanik kapak kullanılır, ancak bu da ömür boyu kan sulandırıcı ilaç gerektirir. Hastaya özel planlama yapılmalı, tercihler hasta profiline göre belirlenmelidir” dedi.</p>
<p><strong>“YAŞAM BOYU TEDAVİ ALGORİTMASI UYGULANIYOR”</strong></p>
<p>“Bu bilgiler ışığında kalp kapak hastalıklarının tedavisinde artık yaşam boyu tedavi adını verdiğimiz bir algoritma uygulamaktayız” diyen Prof. Dr. İsbir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hastaların yaşına ve diğer bir takım özelliklerine bakarak onlar için bir tedavi şeması uygulamaktayız. Örneğin; bir hasta eğer kan sulandırıcı ilaç kullanmak istemiyorsa veya tıbbi açıdan bu hasta için kan sulandırıcı tedavi bir risk oluşturuyorsa, hasta genç olsa bile bu hastaya eğer kalp kapağını tamir edemiyorsak biyolojik kapak kullanıyoruz. Bu  kapak zamanla dejenere olduğunda ameliyatsız kapak değişimi ya da gerekiyor ise ikinci bir kalp ameliyatı ile bu şansı veriyoruz.”</p>
<p><strong>“AMELİYAT SONRASI ENFEKSİYON VE DÜZENLİ İLAÇ KULLANIMINA DİKKAT”</strong></p>
<p>Ameliyat sonrası hastanede kalış süresinin ortalama 5-6 gün olduğunu ve tam iyileşmenin yaklaşık 3-4 hafta sürdüğünü belirten Kalp Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cemil İsbir, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu süreçte en dikkat edilmesi gereken iki faktör, enfeksiyon ve kan sulandırıcı tedavidir. Özellikle kan sulandırıcı tedavi mekanik kapak kullanılan hastalar için hayati öneme haizdir. İlacın kan seviyeleri belirli aralıklarla kontrol edilmeli ve ilaç dozu kan seviyesine göre ayarlanmalıdır. Enfeksiyon diğer çok önemli bir faktördür. Hastalar enfeksiyon açısından kendilerini korumalıdırlar. Aksi halde protez kapakları enfeksiyona bağlı olarak zarar görebilir ve bu durum hayati sorunlara yol açabilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-isbir-kalp-kapak-hastaliklarinda-risk-yasla-birlikte-artiyor-erken-mudahale-hayat-kurtariyor-542060">Prof. Dr. İsbir, &#8220;Kalp Kapak Hastalıklarında Risk Yaşla Birlikte Artıyor, Erken Müdahale Hayat Kurtarıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Sağlığına İyi Gelen 10 Gıda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligina-iyi-gelen-10-gida-540215</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 May 2025 16:18:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gelen]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=540215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalbe iyi gelen besinler hakkında bilgi veren uzmanlar, hareketsizlik ve sağlıklısız beslenme alışkanlıklarının kalp ve damar sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligina-iyi-gelen-10-gida-540215">Kalp Sağlığına İyi Gelen 10 Gıda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalbe iyi gelen besinler hakkında bilgi veren uzmanlar, hareketsizlik ve sağlıklısız beslenme alışkanlıklarının kalp ve damar sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi.</p>
<p>Modern yaşamın getirdiği yoğun stres, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları, damar ve kalp sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Dolaşım sistemi başta olmak üzere vücudun pek çok bölümünün bu faktörlerden zarar gördüğünü belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Günde yaklaşık 100 bin kere atarak tüm vücudumuza kan yani hayat pompalayan kalbimizi korumak pek çok açıdan hayati değere sahip. Ek olarak sadece kalbin değil, tüm organların sağlıklı işleyişi için damar sağlığına özen göstermek çok önemli. İşlenmiş ürünlerden uzak durmak, aşırı tuzdan vazgeçmek ve trans yağlardan kaçınmak gibi beslenme alışkanlıklarımızda yapacağımız küçük iyileştirmelerle damar sağlığımızı olası rahatsızlıklara karşı güçlendirmek çok kolay” diye konuştu. Koylan, dolaşım sistemi sağlığını destekleyecek 10 besin hakkında konuştu.</p>
<p><b><strong>Yaban mersini</strong></b></p>
<p>Yaban mersini içeriğindeki güçlü antioksidanlar sayesinde damarları oksidatif stresten koruyarak kan damarlarının elastikiyetini artırır. Bu sayede damarlardaki kan akışı rahat bir şekilde gerçekleşir ve dolaşım sistemi desteklenmiş olur.</p>
<p><b><strong>Yağlı balık</strong></b></p>
<p>Yağlı balıklar omega-3 yağ asitleri bakımından zengindir. Omega-3’ler vücuttaki iltihabı azaltır, kan basıncını dengeler ve damar tıkanıklıklarını önler. Amerikan Kalp Derneği, kalp damar sağlığı için haftada en az 2 kez yağlı balık tüketimi öneriyor.</p>
<p><b><strong>Zeytinyağı</strong></b></p>
<p>Soğuk sıkım sızma zeytinyağı, damar sertliğini önleyen tekli doymamış yağlar ve polifenoller açısından zengindir. Yapılan bilimsel çalışmalar, Akdeniz diyetinin zeytinyağı ile zenginleştirilmiş versiyonunun damar hastalıklarını azalttığını gözler önüne sermiştir.</p>
<p><b><strong>Ispanak</strong></b></p>
<p>Ispanak; folat, magnezyum ve nitratlar bakımından zengindir. Nitratlar, kan damarlarını genişleterek kan akışını artırmaya yardımcı olur. Yapılan araştırmalar, yeşil yapraklı sebzelerin damar sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini doğrulamıştır.</p>
<p><b><strong>Bitter çikolata </strong></b></p>
<p>Yüzde 70 ve üzeri kakaoya sahip çikolatalar, flavonoid adı verilen antioksidan bileşenler içerir. Bu maddeler damarların genişlemesini sağlayarak kan dolaşımını rahatlatır, aynı zamanda tansiyonu düşürür.</p>
<p><b><strong>Ceviz</strong></b></p>
<p>Ceviz, alfa-linolenik asit yani bitkisel omega-3 ve E vitamini bakımından oldukça zengindir. Omega-3 ve E vitamini de anti-inflamatuar özellikleri sayesinde damar duvarlarını korumaya yardımcı olur. Circulation Dergisi’nde yayımlanan bir araştırma, ceviz tüketiminin LDL kolesterolü ve damar sertliğini azalttığını ortaya çıkarmıştır.</p>
<p><b><strong>Domates</strong></b></p>
<p>Domates güçlü bir antioksidan olan likopen içerir. Likopen de damar duvarlarındaki hasarları azaltarak kalp damar sağlığına katkıda bulunur.</p>
<p><b><strong>Yulaf</strong></b></p>
<p>Yulaf, beta-glukan adı verilen çözünür lif içerir. Bu lif, kolesterolü düşürerek damarları korur.</p>
<p><b><strong>Sarımsak </strong></b></p>
<p>Sarımsak, içeriğindeki allicin maddesi sayesinde damarların gevşemesini sağlar ve kan basıncını düşürür.</p>
<p><b><strong>Yeşil çay</strong></b></p>
<p>Yeşil çay sahip olduğu maddeler sayesinde damar iltihabını azaltır, kolesterolü dengeler. Düzenli yeşil çay tüketiminin kalp krizi riskini azalttığını savunan pek çok araştırmayla karşılaşmak mümkün. Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan konuyla ilgili, “Verilen 10 örneğin dışında genel olarak dengeli, düzenli ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarına sahip olmanın, kardiyovasküler hastalıkların önlenmesinde temel öneme sahip olduğu unutulmamalı. Sağlıklı ve güçlü çalışan bir kalp için yaşam tarzı alışkanlarının yeniden gözden geçirilmesi gerekebilir” dedi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligina-iyi-gelen-10-gida-540215">Kalp Sağlığına İyi Gelen 10 Gıda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kartepe Belediyesi&#8217;nde Kalp Sağlığı Semineri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kartepe-belediyesinde-kalp-sagligi-semineri-527936</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 May 2025 07:10:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesinde]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kartepe]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[semineri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=527936</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kartepe Belediyesi, çalışanlarının sağlık bilincini artırmak ve olası sağlık risklerine karşı farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir seminere ev sahipliği yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepe-belediyesinde-kalp-sagligi-semineri-527936">Kartepe Belediyesi&#8217;nde Kalp Sağlığı Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kartepe Belediyesi, çalışanlarının sağlık bilincini artırmak ve olası sağlık risklerine karşı farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir seminere ev sahipliği yaptı. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Ali Gümrükçü’nün konuşmacı olarak katıldığı seminerde, kalp sağlığına dair hayati bilgiler paylaşıldı.</b></p>
<p>Kartepe Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleşen seminerde, kalp krizi risk faktörleri, korunma yolları ve kriz anında yapılması gerekenler detaylı bir şekilde ele alındı. Prof. Dr. Gümrükçü, günümüzde kalp-damar hastalıklarının giderek artan bir sağlık sorunu haline geldiğini vurgularken, stres, düzensiz beslenme, sigara kullanımı ve hareketsiz yaşamın kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti.</p>
<p><b>“Kalp Krizi Anında Soğukkanlı Olunmalı”</b></p>
<p>Kalp krizi belirtilerinin çoğu zaman göz ardı edilebildiğini ifade eden Gümrükçü, göğüste baskı, nefes darlığı, terleme ve kollara yayılan ağrı gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini belirtti. Bu tür durumlarda paniğe kapılmadan 112 acil servisin aranması gerektiğini söyledi.</p>
<p><b>“Korunmak Mümkün”</b></p>
<p>Seminerde kalp krizinden korunmanın yollarına da değinen Gümrükçü, düzenli egzersiz, sağlıklı ve dengeli beslenme, sigaradan uzak durma ve rutin sağlık kontrollerinin hayati önemde olduğunu vurguladı. Özellikle masa başı çalışanların gün içinde hareket etmeye özen göstermesi gerektiğini belirtti.</p>
<p><b>Personelden Yoğun İlgi</b></p>
<p>Belediye personelinin büyük ilgi gösterdiği seminer, soru-cevap bölümüyle devam etti. Katılımcılar merak ettikleri konularla ilgili sorular yöneltirken, Prof. Dr. Gümrükçü tüm soruları detaylı bir şekilde yanıtladı. Kartepe Belediyesi olarak, personelin hem mesleki hem de kişisel gelişimlerine katkı sunacak eğitim ve seminerlere devam edileceği belirtildi</p>
<p><b>Kartepe Belediyesi’nde Kalp Sağlığı Semineri</b></p>
<p><b>Kartepe Belediyesi, çalışanlarının sağlık bilincini artırmak ve olası sağlık risklerine karşı farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir seminere ev sahipliği yaptı. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Ali Gümrükçü’nün konuşmacı olarak katıldığı seminerde, kalp sağlığına dair hayati bilgiler paylaşıldı.</b></p>
<p>Kartepe Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleşen seminerde, kalp krizi risk faktörleri, korunma yolları ve kriz anında yapılması gerekenler detaylı bir şekilde ele alındı. Prof. Dr. Gümrükçü, günümüzde kalp-damar hastalıklarının giderek artan bir sağlık sorunu haline geldiğini vurgularken, stres, düzensiz beslenme, sigara kullanımı ve hareketsiz yaşamın kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti.</p>
<p><b>“Kalp Krizi Anında Soğukkanlı Olunmalı”</b></p>
<p>Kalp krizi belirtilerinin çoğu zaman göz ardı edilebildiğini ifade eden Gümrükçü, göğüste baskı, nefes darlığı, terleme ve kollara yayılan ağrı gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini belirtti. Bu tür durumlarda paniğe kapılmadan 112 acil servisin aranması gerektiğini söyledi.</p>
<p><b>“Korunmak Mümkün”</b></p>
<p>Seminerde kalp krizinden korunmanın yollarına da değinen Gümrükçü, düzenli egzersiz, sağlıklı ve dengeli beslenme, sigaradan uzak durma ve rutin sağlık kontrollerinin hayati önemde olduğunu vurguladı. Özellikle masa başı çalışanların gün içinde hareket etmeye özen göstermesi gerektiğini belirtti.</p>
<p><b>Personelden Yoğun İlgi</b></p>
<p>Belediye personelinin büyük ilgi gösterdiği seminer, soru-cevap bölümüyle devam etti. Katılımcılar merak ettikleri konularla ilgili sorular yöneltirken, Prof. Dr. Gümrükçü tüm soruları detaylı bir şekilde yanıtladı. Kartepe Belediyesi olarak, personelin hem mesleki hem de kişisel gelişimlerine katkı sunacak eğitim ve seminerlere devam edileceği belirtildi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kartepe-belediyesinde-kalp-sagligi-semineri-527936">Kartepe Belediyesi&#8217;nde Kalp Sağlığı Semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dassault Systèmes, Yapay Zekâ Destekli Sanal İkizlerle Yaşayan Kalp Projesinde yeni bir aşamaya geçiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dassault-systemes-yapay-zeka-destekli-sanal-ikizlerle-yasayan-kalp-projesinde-yeni-bir-asamaya-geciyor-526710</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 May 2025 11:21:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[aşamaya]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dassault]]></category>
		<category><![CDATA[destekli]]></category>
		<category><![CDATA[geçiyor]]></category>
		<category><![CDATA[ikizlerle]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[projesinde]]></category>
		<category><![CDATA[sanal]]></category>
		<category><![CDATA[systmes]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yaşayan]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=526710</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dassault Systèmes (Euronext Paris: FR0014003TT8, DSY.PA) bireysel hastalara veya hasta gruplarına özel olarak uyarlanabilen yeni nesil Yaşayan Kalp modelinin beta testlerinin başladığını duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dassault-systemes-yapay-zeka-destekli-sanal-ikizlerle-yasayan-kalp-projesinde-yeni-bir-asamaya-geciyor-526710">Dassault Systèmes, Yapay Zekâ Destekli Sanal İkizlerle Yaşayan Kalp Projesinde yeni bir aşamaya geçiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dassault Systèmes (Euronext Paris: FR0014003TT8, DSY.PA) bireysel hastalara veya hasta gruplarına özel olarak uyarlanabilen yeni nesil Yaşayan Kalp modelinin beta testlerinin başladığını duyurdu. Bu yeni model, tıbbi cihaz araştırma ve geliştirme süreçlerini kolaylaştırmayı, yeni tedavi yöntemlerinin test ve düzenleyici onay süreçlerini hızlandırmayı hedefliyor.</p>
<p>Yaşayan Kalp Projesi ekibi, doku özellikleri, yapısal farklılıklar ve diğer parametreleri tek bir tuşla ayarlamaya imkan tanıyan, son derece kişiselleştirilebilir modellerin oluşturulmasını test ediyor. Gerçek hasta verileri üzerine inşa edilen bu yeni nesil model, insan fizyolojisi hakkında derinlemesine bilgi sunarak binlerce sanal hasta ikizinin oluşturulmasına ve bu verilerin üretken yapay zekâ (generative AI) için güçlü bir eğitim seti olarak kullanılmasına imkan sağlıyor. Bu modelle araştırmacılar ve klinisyenler, insan veya hayvan üzerinde çalışmaya gerek kalmadan ve gizlilik veya profil kısıtlamaları olmadan bir hastalığın ve hasta popülasyonunun belirli bir tedaviye nasıl tepki vereceğini anlayabiliyor.</p>
<p>Dassault Systèmes Yaşam Bilimleri ve Sağlık Sektörü Başkan Yardımcısı Claire Biot, yeni gelişmeyle ilgili şunları söyledi: “Bundan on yıl önce, Yaşayan Kalp Projesi dünyada bir ilk olarak insan kalbinin sanal ikizini oluşturmuştu. Bugün, bu başarıyı bir adım daha ileriye taşıyoruz. Tamamen parametrik, kişiye özel uyarlanabilen bir tam kalp simülasyonu sayesinde, tıbbi cihaz üreticileri yenilikçi çözümlerini çok daha hızlı tasarlayıp test edebilecek ve güvenle onay süreçlerine sunabilecek. 3DEXPERIENCE platformumuzdan güç alan bu büyük atılım, müşterilerimizin geliştirme maliyetlerini düşürmesine, onay süreçlerini hızlandırmasına ve cihazlarının gerçek hasta anatomisiyle entegrasyonunu önceden öngörmesine olanak sağlayarak kişiselleştirilmiş tıbbı ölçeklendirme yolunda önemli bir adım olacak.”</p>
<p>Yeni nesil Yaşayan Kalp modelinin beta testi, Dassault Systèmes&#8217;in kısa süre önce yayımladığı “Enrichment El Kitabı”nın ardından duyuruldu. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ile yürütülen beş yıllık başarılı bir iş birliğinin ardından hazırlanan bu rehber, tıbbi cihaz sektörüne sanal ikizlerin klinik denemeleri nasıl hızlandırabileceğini gösteriyor. Sanal ikizlerin sağladığı doğrulama ve verimlilik avantajları; biyoteknoloji, hastaneler, tıbbi cihazlar, giyilebilir teknolojiler ve halk sağlığı gibi birçok alanda maliyetleri düşürme, onay süreçlerini hızlandırma ve hasta sonuçlarını iyileştirme gibi önemli katkılar sunuyor.</p>
<p>Dassault Systèmes, endüstriyel uygulamalarda edindiği onlarca yıllık tecrübesini sağlık alanına da taşıyarak, sanal ikiz teknolojilerinde küresel liderliğini pekiştirdi.</p>
<p>Şirket, beta testi Houston&#8217;da düzenlenen 3DEXPERIENCE World etkinliğinde duyururken, aynı zamanda sanal ikiz uygulamalarının diğer organlara da genişletilerek daha fazla tıbbi sorunun çözümüne katkı sağlamasını hedeflediğini açıkladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dassault-systemes-yapay-zeka-destekli-sanal-ikizlerle-yasayan-kalp-projesinde-yeni-bir-asamaya-geciyor-526710">Dassault Systèmes, Yapay Zekâ Destekli Sanal İkizlerle Yaşayan Kalp Projesinde yeni bir aşamaya geçiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Özveren Uyardı: &#8220;Ani Kalp Ölümü Her Yaşta Vurabilir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-uyardi-ani-kalp-olumu-her-yasta-vurabilir-525443</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 May 2025 07:38:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ani]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[özveren]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[vurabilir]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=525443</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle son yıllarda vaka sayısında artış gözlenen, ani kardiyak ölüm, yaygın bilinen adıyla ani kalp ölümü durumunun çoğu zaman hiçbir belirti vermeden gerçekleştiğine işaret eden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Özveren, özellikle risk grubundaki kişilerde kalp damar sağlığını ayrıntılı şekilde değerlendirmek için koroner tomografik anjiyografinin önemli bir seçenek olduğuna vurgu yaptı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-uyardi-ani-kalp-olumu-her-yasta-vurabilir-525443">Prof. Dr. Özveren Uyardı: &#8220;Ani Kalp Ölümü Her Yaşta Vurabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Özellikle son yıllarda vaka sayısında artış gözlenen, ani kardiyak ölüm, yaygın bilinen adıyla ani kalp ölümü durumunun çoğu zaman hiçbir belirti vermeden gerçekleştiğine işaret eden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Özveren, özellikle risk grubundaki kişilerde kalp damar sağlığını ayrıntılı şekilde değerlendirmek için koroner tomografik anjiyografinin önemli bir seçenek olduğuna vurgu yaptı. </em></p>
<p>Son yıllardaki artış oranlarıyla birlikte dikkat çeken bu tabloyla ilgili bilgi veren Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri, Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Olcay Özveren, ortaya çıkaran faktörleri, yaş gruplarına göre değişen riskleri ve hayat kurtarabilecek önlemleri anlattı.</p>
<p><strong>HER YAŞTA RİSK VAR</strong></p>
<p>Ani kardiyak ölüm nedenlerinin yaş gruplarına göre farklılık göstermekle birlikte her yaşta risk yaratabildiğini anlatan Prof. Dr. Özveren, “35 yaş altında genellikle doğuştan ritim bozuklukları veya kalp kası hastalıkları, 35 yaş üstünde ise kalp damar tıkanıklığı veya kalp krizi ön plandadır. Dünya genelinde erişkinlerde görülme sıklığı binde 1-2 arasında. Ancak bu oran, sağlıksız yaşam tarzlarının yaygınlaşması ve farkındalığın artmasıyla daha çok dikkat çekmeye başladı” dedi.  </p>
<p><strong>BU BELİRTİLERE DİKKAT: GÖĞÜS AĞRISI VE BAYILMA ALARM VERİYOR</strong></p>
<p>Sayıların artmasının bir yandan farkındalığın yükselmesine, diğer yandan da sağlıksız yaşam tarzlarının yaygınlaşmasıyla ilişkilendirildiğini belirten Prof. Dr. Özveren, özellikle dikkat edilmesi gereken belirtileri şöyle aktardı: “Daha önce hiçbir kalp sorunu yaşamamış bireylerde, egzersiz, efor, merdiven çıkma gibi durumlarla birlikte göğüs ağrısı, baskı hissi, çarpıntı, efor sonrası bayılma gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa, bu kişiler vakit kaybetmeden kardiyoloji uzmanına başvurmalı. Özellikle açıklanamayan bayılma atakları, gençlerde ve ailesinde ani kalp ölümü öyküsü olanlarda ciddi bir uyarıdır.”  </p>
<p><strong>RİSK GRUBUNDAKİLER DÜZENLİ KONTROL YAPTIRMALI</strong></p>
<p>Risk altındaki bireylerin düzenli kardiyolojik kontrol yaptırması gerektiğini belirten Prof. Dr. Özveren, “Ailesinde ani kalp ölümü öyküsü olanlar, sigara kullananlar, hipertansiyon veya diyabet hastaları mutlaka yıllık check-up yaptırmalı. EKG, ekokardiyografi veya koroner tomografik anjiyografi gibi tetkikler, olası riskleri önceden tespit edebilir. Özellikle 35 yaş üstü risk grubundaki kişilerde bu kontroller hayat kurtarıcıdır” dedi.  </p>
<p>‘<strong>TOMOGRAFİK ANJİYOGRAFİ İLE 35 YAŞ ÜSTÜ ANİ ÖLÜMLERİ ÖNGÖRMEK MÜMKÜN’</strong></p>
<p>Son yıllarda koroner tomografik anjiyografinin, belirli risk gruplarında kalp damar sağlığının daha ayrıntılı değerlendirilmesinde dünyada da önemli bir seçenek haline geldiğini anlatan Prof. Dr. Özveren, şu ifadeleri kullandı: “Hipertansiyonu, diyabeti olan, sigara içen ya da ailesinde erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunan kişilerde; damar tıkanıklığı ya da darlıkları gibi hayati risk oluşturabilecek sorunlar tomografik anjiyografi ile yüksek doğrulukla tespit edilebiliyor. Bu nedenle risk grubundaki kişilere, örneğin 5-10 yılda bir tomografik anjiyo ile değerlendirme yaptırmalarını öneriyoruz. Ancak bu yöntemin herkes için rutin bir tarama aracı olarak görülmemesi, sadece gerekli durumlarda ve hekimin önerisiyle yapılması gerekir.”</p>
<p><strong>RİTİM BOZUKLUĞU OLANLAR ENERJİ İÇECEKLERİNDEN UZAK DURMALI</strong></p>
<p>Enerji içeceklerinin kalp hızını artırabileceği ve bazı bireylerde ritim bozukluklarını tetikleyebileceği uyarısını yapan Prof. Dr. Özveren, sözlerine şöyle devam etti: “Enerji içeceklerinin, ritim problemi olan kişilerde ani kardiyak ölümü tetiklediğine dair kesin veriler bulunmamakla birlikte; kalp hızını artırdığı, çarpıntı ataklarını tetiklediği biliniyor. Bu içecekler yüksek dozda teofilin ve kafein içerdiğinden gerçekten enerjik hissettirebiliyorlar. Ancak ritim bozukluğu olan kişilerin bu içeceklerden uzak durmalarını öneriyoruz. Bir diğer konu da soğuk havalar. Soğuk havaların ani kalp ölümünü tetiklemesi ise şu şekilde gerçekleşiyor; Eğer kişinin koroner kalp hastalığı, geçirilmiş kalp krizi, kalp yetersizliği ya da kontrolsüz hipertansiyonu varsa; soğuk hava bu hastalıkları tetikleyip kötüleştirebilir. Bu nedenle özellikle soğuk havalarda yoğun egzersiz yapılmasını, ya da yemek sonrası egzersiz yapılmasını önermiyoruz.”</p>
<p><strong>ANİ KALP KRİZİ DURUMUNDA İLK MÜDAHALE</strong></p>
<p>Ani kalp krizi sırasında yapılması gerekenlerden bahseden Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özveren, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Kriz anında ilk birkaç dakika kritiktir. Eğer bu tür bir tabloyla karşılaşılırsa, hastanın bilinci yoksa, düz bir zemine yatırılarak solunumu ve nabzı kontrol edilmeli. Nabız yoksa hemen kardiyopulmoner resüsitasyona (CPR) başlanmalı ve 112 Acil Sağlık Hattı aranmalıdır. Bu konuda toplumun temel yaşam desteği eğitimi alması, hayat kurtarır.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-uyardi-ani-kalp-olumu-her-yasta-vurabilir-525443">Prof. Dr. Özveren Uyardı: &#8220;Ani Kalp Ölümü Her Yaşta Vurabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Koronavirüsle beraber 25-44 yaş arasında kalp krizi oranı yüzde 30 arttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/koronavirusle-beraber-25-44-yas-arasinda-kalp-krizi-orani-yuzde-30-artti-523041</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Apr 2025 15:09:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arasında]]></category>
		<category><![CDATA[arttı]]></category>
		<category><![CDATA[beraber]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüsle]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[oranı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=523041</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapılan son araştırmalar koronavirüsle beraber 25 ila 44 yaş arasında kalp krizi oranının yüzde 30 arttığını gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koronavirusle-beraber-25-44-yas-arasinda-kalp-krizi-orani-yuzde-30-artti-523041">Koronavirüsle beraber 25-44 yaş arasında kalp krizi oranı yüzde 30 arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yapılan son araştırmalar koronavirüsle beraber 25 ila 44 yaş arasında kalp krizi oranının yüzde 30 arttığını gösteriyor. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bilge Erdoğan, kalp krizinin yaşanmadan önce hastaların büyük çoğunluğunda kritik sinyaller verdiğini söylüyor. Ancak Prof. Dr. Erdoğan, özellikle diyabetik hasta ve yaşlılarda kalp krizinin işaret vermeden meydana gelebileceği konusunda da uyarıyor. Peki, kalp krizinden önce vücudumuz bizi nasıl uyarıyor? Son yıllarda kalp krizi vakalarındaki artışın ardında ne var? Erken tanı neden önemli? Prof. Dr. Mustafa Bilge Erdoğan, kalp kriziyle ilgili merak edilenleri şöyle anlattı:</p>
<p><strong>HER İKİ HASTADAN BİRİNDE SEMPTOMLAR GÖRÜLÜYOR</strong></p>
<p>“Kalp krizi geçiren hastaların önemli bir kısmında daha önce bazı belirtiler veya risk işaretleri olabilir, ancak bunlar her zaman açık ya da belirgin olmak zorunda değil. Yüzde 50-70 civarında hastada, kalp krizinden günler ya da haftalar önce bazı uyarıcı semptomlar görülebilir. Bu belirtiler genellikle göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik gibi bulgulardır. Ancak yüzde 25-30 kadar hastada hiçbir ön belirti olmadan kalp krizi meydana gelebilir. Bu özellikle diyabetik hastalarda ve yaşlılarda daha sık görülür. Bununla beraber yaklaşık yüzde 10-20 hasta ise sessiz geçirir. Bu türde hasta farkında bile olmayabilir. Kriz tesadüfen EKG veya başka bir görüntüleme sırasında saptanabilir.</p>
<p><strong>GECE UYKUDAN UYANDIRAN GÖĞÜS AĞRISI</strong></p>
<p>Kalp krizi belirtileriyse genellikle benzer şekilde karşımıza çıkar. Eforla gelen göğüs ağrısı veya baskı hissi, nefes darlığı, efor kapasitesinde azalma, sırta, kola, çeneye vuran ağrı, aşırı yorgunluk ve gece uykudan uyandıran göğüs rahatsızlığı olarak genellikle ‘ben geliyorum’ der. Bununla birlikte hipertansiyon, diyabet, hiperkolesterolemi, sigara, aile öyküsü ve obezite gibi riskler varsa ön belirti olmasa da risk yüksektir. Bulgularımız kadınlarda belirtilerin değişebildiğini de gösteriyor. Mesela mide bulantısı, yorgunluk ve sırt ağrısı gibi rahatsızlıklar karşımıza çıkabiliyor.</p>
<p><strong>KORONAVİRÜSLE BERABER KALP KRİZİ ARTTI</strong></p>
<p>Son yıllarda Türkiye ve dünyada kalp krizinde artış göze çarpıyor. Bunun birçok sebebi olsa da en önemlisi COVİD-19 salgını olarak görülebilir. Son bulgular özellikle 25 ila 44 yaş arasında kalp krizi görülme oranının yüzde 30 arttığını gösteriyor. Bunun yanında yaşam tarzı da etkili. Pandemi sürecinde fiziksel aktivitenin azalması, sağlıksız beslenme ve obezite gibi faktörler kalp krizi riskini yükseltiyor. Yine genetik faktörler ve ailesel hiperkolesterolemi de kalp krizi riskini artıran faktörler arasında yer alıyor. Ayrıca yine pandeminin etkisiyle rutin sağlık kontrollerinin ihmal edilmesi de kalp krizine yönelik tedavide geç kalınmasına yol açtığını söylemek mümkün. Tüm bunları dikkate aldığımızda, erken tanı korener arter (damar tıkanıklığı) hastalıklarında, hastalığın ilerleyerek kalp krizine neden olmaması için çok önemli. Erken tanı ile damar tıkanıklığı fark edilerek tedaviye hemen başlanılır. Bu aşamada damar daralması ilerlemeden müdahale edilirse kişi uzun süre normal yaşamına devam edebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/koronavirusle-beraber-25-44-yas-arasinda-kalp-krizi-orani-yuzde-30-artti-523041">Koronavirüsle beraber 25-44 yaş arasında kalp krizi oranı yüzde 30 arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabahları yorgun kalkıyorsanız dikkat! Uyku apnesi erken yaşta kalp krizine neden oluyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sabahlari-yorgun-kalkiyorsaniz-dikkat-uyku-apnesi-erken-yasta-kalp-krizine-neden-oluyor-459888</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 May 2024 14:38:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[kalkıyorsanız]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizine]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[sabahları]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<category><![CDATA[yorgun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=459888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uyku apnesi olan kişilerin sabah kalktığında yorgun ve uykusunu almamış hissettiklerini dile getiren uzmanlar, apnelerin en büyük tehlikesinin, hastaların gece oksijensiz kalması olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabahlari-yorgun-kalkiyorsaniz-dikkat-uyku-apnesi-erken-yasta-kalp-krizine-neden-oluyor-459888">Sabahları yorgun kalkıyorsanız dikkat! Uyku apnesi erken yaşta kalp krizine neden oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Apnenin, öncelikle şişman, kısa boylu ve kısa boyunlu insanlarda görüldüğünü kaydeden KBB Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Uyku apnesi, erken yaşta kalp krizine sebep olabilecek ciddi bir sağlık sorunu.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, uyku apnesi hakkında bilgi vererek, tedavisi konusunda da değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Nefes kesilmesine bağlı beyne uyarı gönderiliyor</strong></p>
<p>Uyku esnasında horlama ve nefesin kesilmesine apne dendiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Apnelerin en büyük tehlikesi, hastaların gece oksijensiz kalması, uykularının bölünmesi ve nefes kesilmesine bağlı beyne uyarı gönderilirken, beyin uyanmaya çalışır. Apneler genellikle 20-30 defa tekrarlanır ve sabah kalktıklarında kişiler yorgun ve uykusunu almamış hissederler. Gece boyunca satürasyonun düşmesi (kanda oksijen), sürekli olarak kalbin hipoksiye girmesine (kalp dokularında oksijen azalması) neden olabilir ve uzun süre devam ederse kalp sorunlarına yol açabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kısa boylu ve kısa boyunlularda görülüyor</strong></p>
<p>Apnenin, öncelikle şişman, kısa boylu ve kısa boyunlu insanlarda görüldüğünü kaydeden Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Tedavi yöntemleri arasında kilo vermek ve spor yaparak karın kaslarını güçlendirmek bulunmaktadır. Ayrıca, alkol tüketenler, alerji ilaçları veya antidepresan kullananlar beyni etkilediği için santral horlamaları yaşayabilirler. Bu kişilere, yatarken 2 yastıkla veya yan yatmaları önerilir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dil büyüklüğü ve çenenin geride olması da apne nedeni</strong></p>
<p>Apnenin nedenleri arasında kilo, dil büyüklüğü, çenenin geride olması, geniz etinin varlığı ve burun etlerinin büyük olması gibi birçok faktör bulunduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, “Hastalar bu şikayetlerle geldiklerinde, ilk olarak uyku odasında bir gece geçirmeleri önerilir ve bu sayede apne indeksi belirlenir. Tedavide, ilk üç ana yöntem şunlardır: birincisi, kilo vermek; ikincisi, sipak basınçlı oksijen kullanımı; üçüncüsü ise ameliyatla tıkanık olan yerlerin açılmasıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Erken yaşta kalp krizine sebep olabiliyor</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi K. Ali Rahimi, uyku apnesi, erken yaşta kalp krizine sebep olabilecek ciddi bir sağlık sorunu olduğunu ifade ederek, “Bu nedenle, belirtileri olan kişilerin erken teşhis edilmesi ve uygun tedavi yöntemleriyle yönetilmesi önemlidir. Ayrıca, apne riskini azaltmak için yaşam tarzı değişiklikleri yapmak da gereklidir. Bu şekilde, uyku apnesi ile ilişkili komplikasyonların önüne geçilebilir ve kişinin yaşam kalitesi artırılabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sabahlari-yorgun-kalkiyorsaniz-dikkat-uyku-apnesi-erken-yasta-kalp-krizine-neden-oluyor-459888">Sabahları yorgun kalkıyorsanız dikkat! Uyku apnesi erken yaşta kalp krizine neden oluyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de 1.445 Hasta Kalp Nakli Bekliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-1445-hasta-kalp-nakli-bekliyor-457818</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2024 10:08:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bekliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[nakli]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457818</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Kardiyoloji Derneği (TKD), Kalp Yetersizliği Farkındalık Haftası kapsamında bu önemli kronik sağlık sorununa dikkat çekti. Türkiye’de yaklaşık 2 milyon 700 bin hasta kalp yetersizliği ile mücadele ederken, hastaların yaş ortalamasının 68 olduğu görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-1445-hasta-kalp-nakli-bekliyor-457818">Türkiye&#8217;de 1.445 Hasta Kalp Nakli Bekliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Erkekler ise kadınlara göre daha erken yaşlarda kalp yetersizliğiyle karşı karşıya kalıyor. Erkeklerde sıklıkla kalp damar hastalıkları kalp yetersizliğine sebep olurken; kadınlarda hipertansiyon, tiroid hastalıkları ve obezite önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.  </strong></p>
<p>Kalp sağlığı alanında gerçekleştirdiği etkili farkındalık çalışmalarıyla öne çıkan ve 60. yılını geride bırakan Türk Kardiyoloji Derneği (TKD), her yıl Mayıs ayının ikinci haftası düzenlenen Kalp Yetersizliği Farkındalık Haftası nedeniyle bu önemli kronik sağlık sorununa bir kez daha dikkati çekti.</p>
<p>Kalbin yeterince kan pompalayamaması durumunu ifade eden kalp yetersizliği, kalp kaslarının zayıflaması veya sertleşmesi sonucunda ortaya çıkabiliyor. Yetersiz kan pompalanması, vücudun diğer organlarının yeterince oksijen ve besin maddesi alamamasına neden oluyor. Bu da ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Kalp yetersizliği, yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebiliyor ve hatta ölümcül olabiliyor.</p>
<p>Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen kalp yetersizliği, ülkemizde de önemli sağlık sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Kalp yetersizliği, Türkiye&#8217;de ölüm nedenleri arasında üst sıralarda yer alıyor.  </p>
<p><strong>ERKEKLER KADINLARA GÖRE DAHA FAZLA RİSK ALTINDA </strong></p>
<p>Birçok kalp yetersizliği vakasının erken teşhis edilebildiğine ve önleyici tedbirler alınabilineceğine dikkat çeken TKD Kalp Yetersizliği Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Özlem Yıldırımtürk, <em>“Türkiye, kalp yetersizliği gibi kardiyovasküler hastalıkların yüksek bir yükü altında. Gelişen teknoloji ve tıbbi ilerlemelere rağmen, kalp yetersizliği hala önemli bir sağlık sorunu. Özellikle yaşlı nüfusta ve kronik hastalıklara sahip bireylerde kalp yetersizliğinin görülme riski artıyor. Yakın dönemde Sağlık Bakanlığı verilerinin değerlendirildiği 2016-2022 yılları arasını kapsayan çalışmada, kalp yetersizliğinin erişkin nüfusta görülme sıklığı %2.9 olarak belirtildi. Bu da yaklaşık 2 milyon 700 bin hastayı ifade ediyor. Türkiye’deki kalp yetersizliği hastalarının yaş ortalaması 68 olurken, erkekler kadınlara göre daha erken yaşlarda kalp yetersizliğiyle karşı karşıya kalıyorlar. Erkeklerde sıklıkla kalp damar hastalıkları kalp yetersizliğine sebep olurken, kadınlarda hipertansiyon, tiroid hastalıkları ve obezite kalp yetersizliğine adeta davetiye çıkarıyor” </em>diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Özlem Yıldırımtürk, kalp yetersizliğiyle mücadelede en önemli adımlardan birinin toplumda farkındalık oluşturmak olduğunu vurgulayarak ekledi: “<em>Toplumu kalp sağlığı konusunda bilinçlendirmek, risk faktörlerini tanıtmak ve en önemlisi sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarını teşvik etmek, kalp yetersizliği vakalarını azaltmada kilit rol oynuyor. Sağlık kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve medyanın kalp yetersizliği farkındalığını artırmak için hayata geçirecekleri iş birlikleri bu noktada oldukça önem taşıyor. Toplumda kalp sağlığıyla ilgili eğitimlerin ve bilgilendirme programlarının da daha yaygın hale getirilmesi atılacak kritik adımlar arasında yer alıyor. Okullarda ve işyerlerinde düzenlenen eğitimler, bireylerin kalp sağlığına yönelik bilinçlenmesine yardımcı olabilir ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaşmasına katkıda bulunabilir</em>”</p>
<p>Türkiye&#8217;de sağlık sisteminin kalp yetersizliği ve diğer kardiyovasküler hastalıklarla mücadelede güçlendirilmesinin önemini de vurgulayan Yıldırımtürk, “<em>Sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve kalp sağlığıyla ilgili hizmetlerin geliştirilmesi, kalp yetersizliği vakalarının yönetiminde ve tedavisinde oldukça önemli. Ayrıca, sağlık personelinin bu konuda düzenli olarak eğitilmesinin ve kalp yetersizliği konusunda uzmanlaşmış merkezlerin çoğalmasının da ülkemizde vakaların azalmasında etkili olacağına inanıyorum. Türk Kardiyoloji Derneği olarak düzenlediğimiz eğitim programlarıyla ülkemizde kalp yetersizliği konusunda uzman kardiyologların sayısını artırmayı amaçlıyoruz</em>” dedi.</p>
<p><strong>TÜRKİYE’DE 1.445 HASTA KALP NAKLİ BEKLİYOR </strong></p>
<p>Kalp yetersizliği, kadınlarda meme, erkeklerde prostat kanserinden daha ölümcül olarak biliniyor. Bununla birlikte, bu hastalıkla ilgili tedavi seçenekleri her geçen yıl artmaya devam ediyor. </p>
<p>Bu tedaviler ile ilgili konuşan Yıldırımtürk “<em>Hastalarımızın tedavi süreçlerini ömrü uzattığını bildiğimiz ilaçların yanı sıra, pil ve cihaz uygulamaları ile destekliyoruz. İlaç ve pil tedavileriyle yeterli fayda sağlayamadığımız hastalarımızda ise, yapay kalp cihazlarını veya kalp nakli seçeneklerini de mutlaka değerlendiriyoruz. Şu anda tüm Türkiye’de kalp nakli bekleyen 1.445 hastamız mevcut. Ancak maalesef bilindiği üzere verici sayısı bu rakamın çok altında. Hâlbuki yeni bir kalp bu hastaların hayatlarını tamamen normal şekilde devam etmesini sağlayabilir</em>” dedi</p>
<p><strong>YÜRÜYÜŞ KALP SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN BASİT AMA ETKİLİ BİR ADIM </strong></p>
<p>Her bireyin kalp sağlığına dikkat ederek sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemesinin, kalp yetersizliği vakalarının azaltılmasında veya hastalığın etkilerinin azaltılmasında kilit bir rol oynayacağına dikkat çeken Prof. Dr. Özlem Yıldırımtürk, hastalara şu önerilerde bulundu:</p>
<ul>
<li>Sağlıklı bir yaşam tarzını benimseyin,</li>
<li>Yürüyüş gibi basit egzersizler yapın. Hastalar kendilerini sürekli halsiz ve yorgun hisseder ancak hareketsiz kalınca kas kaybı gelişir. Yürüyüş ve egzersiz yorgunluk şikayetlerini azaltır, egzersiz kapasiteleri artırır,</li>
<li>Dengeli beslenin,</li>
<li>Sigara içmeyin ve alkol tüketimini sınırlayın,</li>
<li>Düzenli sağlık kontrolleri ve kalp sağlığıyla ilgili testler, kalp yetersizliğinde erken teşhisi sağlar. Düzenli olarak doktor kontrolünden geçin ve sağlık durumunuzu izleyin.</li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-1445-hasta-kalp-nakli-bekliyor-457818">Türkiye&#8217;de 1.445 Hasta Kalp Nakli Bekliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Sağlığı Hakkında Doğru Sanılan 7 Hatalı Bilgi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligi-hakkinda-dogru-sanilan-7-hatali-bilgi-452271</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Apr 2024 10:38:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sanılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=452271</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kardiyovasküler hastalıklar dünya çapında önde gelen ölüm nedeni olmaya devam ediyor ve günümüzde tüm küresel ölümlerin yaklaşık 1/3’ünü oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligi-hakkinda-dogru-sanilan-7-hatali-bilgi-452271">Kalp Sağlığı Hakkında Doğru Sanılan 7 Hatalı Bilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyovasküler hastalıklar dünya çapında önde gelen ölüm nedeni olmaya devam ediyor ve günümüzde tüm küresel ölümlerin yaklaşık 1/3’ünü oluşturuyor.</p>
<p>Ülkemizde ise bu oranın daha yüksek olduğu biliniyor. Yine kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle yılda yaklaşık 20 milyon insan 70 yaşın altında hayatını kaybediyor. Rahatsız edici bir başka gerçek ise genç yaşta görülen kalp krizi sayısının artmış olması. Öyle ki ülkemizde her 5 kalp krizinden 1’i 45 yaş altında görülüyor.</p>
<p><strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş,</strong> “Oysa tütün ürünleri ve alkol kullanımı, sağlıksız beslenme, obezite ile fiziksel hareketsizlik gibi değiştirilebilir risk faktörlerinin düzeltilmesiyle çoğu kardiyovasküler hastalık önlenebiliyor” diyor. Kalp sağlığını tehdit eden bir başka önemli hata ise toplumda doğru sanılan bazı yanlış bilgiler doğrultusunda hareket etmek. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş,</strong> bilimsellikten uzak olan bilgilerin kalp sağlığını riske attığına dikkat çekerek, “Örneğin, çevreden veya internetten edinilen hatalı bilgiler nedeniyle hastalar hekime geç başvurabiliyor ve bunun sonucunda tedavide güçlük çekilebiliyor. Daha kötüsü, hatalı bilgiler hastanın hayatını kaybetmesine bile yol açabiliyor” diye konuşuyor. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, </strong>toplumda kalp sağlığı hakkında doğru sanılan 7 hatalı bilgiyi anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Yıllarca sigara içtim, artık sigarayı bıraksam da kalp hastalığı riskini azaltamam. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Yaygın inanışın aksine, sigarayı bırakmanın faydaları, ne kadar süre sigara kullandığınıza, günde kaç sigara içtiğinize bakılmaksızın, sigarayı bıraktığınız anda başlıyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, kaç yaşında olursanız olun sigarayı bıraktıktan sadece bir yıl sonra kalp krizi riskinizin yüzde 50 oranında azalacağına dikkat çekerek, “Tek bir hareketle, yani sigarayı bırakmakla kalp krizi riskini yarı yarıya indirmiş oluyorsunuz. Sigarayı bıraktıktan 10 yıl sonra ise sigaranın kalp üzerindeki olumsuz etkilerinden tamamen arınıyorsunuz” bilgisini veriyor.  </p>
<p><strong>Kalp hastalığım var. Grip aşısı tam koruma sağlamaz. Bu nedenle aşıyı olmam gerekmez. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, tüm dünyada yılda ortalama 650 bin kişi grip veya gribe bağlı durumlar nedeniyle hayatını kaybediyor. Yapılan araştırmalar, grip aşılarının yüzde 90’ının etkili olduğunu gösteriyor. Grip aşısında asıl amaç, gribe yakalanmamak değil, hastalığa yakalanmış olsa bile hastanın bu tabloyu alt solunum yolu enfeksiyonu oluşmadan ve hastaneye yatış gerektirmeden daha hafif şekilde atlatmasını sağlamak. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş,<strong> </strong>gribin özellikle kalp hastalarında ağır seyredebildiğini ve ölümcül sonuçlara yol açabildiğini  belirterek, “Dolayısıyla ciddi kalp damar hastalığı veya kalp yetersizliği olan hastaların her yıl grip aşısı olmaları gerekiyor” diyor. </p>
<p><strong>Yüksek tansiyon hastasıyım ama hiçbir şikayetim yok. Dolayısıyla yüksek tansiyonum bana zarar vermiyor</strong>. <strong>YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Yüksek tansiyon hastalığı genellikle ileri aşamaya kadar belirti vermediği için ’sessiz düşman’ olarak nitelendiriliyor. “Yüksek tansiyonda hiçbir zaman semptom yaşamayabilirsiniz, bu nedenle vücudunuzda bir şikâyet oluşmasını beklememelisiniz” uyarısında bulunan Doç. Dr. Alper Karakuş, yüksek tansiyonun erken tedavisinin çok önemli olduğunu belirterek, “Şikâyet oluşturmasa bile yüksek tansiyon; kalp krizi, felç, böbrek hasarı ile diğer birçok ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor ve tanı aldığınızda çok geç olabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>Kalp hastalığım var. Normal tuz yerine Himalaya tuzu veya diyet tuzu kullanabilirim. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Dünya Sağlık Örgütü, günlük tuz tüketim miktarının 5 gramı, yani bir tepeleme çay kaşığını aşmamayı öneriyor. Günlük tuz tüketiminin Türkiye ortalaması 2000’li yılların başında yaklaşık 18 gram iken son yıllardaki uygulamalarla bu sayı 15 gram düzeyine indirilebildi. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, kalp sağlığı için toplum olarak daha az tuz tüketmemiz gerektiğine işaret ederek, “Diyet tuzlarında çoğunlukla potasyum klorür bulunduğu için bu tuzların kontrolsüz tüketilmesi bazı hastalarda ritim bozukluklarına ve istenmeyen sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle kalp hastaları doktor önerisi olmadığı sürece diyet tuzu kullanmamalıdır. Himalaya tuzunda ise yüzde 96-99 oranında, yine bildiğimiz tuzdaki sodyum klorür bulunur ve iddia edilen   yararlarının bilimsel bir temeli yoktur” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Kalp krizi sırasında şiddetli öksürmek hayatınızı kurtarabilir. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Bazı ani anormal kalp atışları sırasında, bilinçli ve duyarlı kişiler, kalp ritmini normale çevirmek için güçlü ve tekrarlayan bir şekilde öksürebiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş<strong>,</strong> “Bu durum şiddetli öksürüğün kalp krizi sırasında hayat kurtardığına dair yanlış bir yorumlamaya neden olmuştur. Eğer kalp krizi geçirdiğinizi düşünüyorsanız, öncelikle acil tıbbi yardım için 112’yi aramalısınız” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Kırmızı şarap kalbe iyi geliyor. Kalp sağlığım için her gün bir kadeh içmeliyim. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Kırmızı şarabın içeriğinde bulunan resveratroller,  antioksidan özelliği nedeniyle, iyi kolesterol olarak bilinen HDL’i artırmada ve kötü kolesterol olarak bilinen LDL’i azaltmada olumlu etkilere sahip. Ancak, güncel bilgilerde resveratrol düzeyleri ile kalp hastalığı oranları arasında doğrudan bir bağlantı bulunamamış. Dahası, resveratroller sadece kırmızı şarapta değil; kırmızı üzümde, yer fıstığında ve ananasta da yüksek konsantrasyonda bulunuyor. </p>
<p> <strong>Her gün aldığım Omega 3 yağ asidi takviyesi</strong> <strong>kalbime iyi gelir. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Yaygın inanışın aksine, son 20 yılda yapılan birçok bilimsel araştırma, Omega-3 yağ asidi takviyelerinin (balık yağı kapsülleri) sağlıklı insanlarda kalp krizini veya buna bağlı sorunları önlemede bir etkisi olmadığını gösteriyor. Yine son yıllardaki büyük çalışmaların sonuçları da bu takviyelerin hâlihazırda kalp damar hastalığı olan kişilerde kullanımı için daha kesin verilere ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligi-hakkinda-dogru-sanilan-7-hatali-bilgi-452271">Kalp Sağlığı Hakkında Doğru Sanılan 7 Hatalı Bilgi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlerde artan kalp hastalıkları aşıdan mı yoksa yaşam tarzından mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genclerde-artan-kalp-hastaliklari-asidan-mi-yoksa-yasam-tarzindan-mi-450442</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Apr 2024 13:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artan]]></category>
		<category><![CDATA[aşıdan]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerde]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[tarzından]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yoksa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=450442</guid>

					<description><![CDATA[<p>Covid aşıları milyarlarca insana uygulandı, sorun yaratsa gözden kaçar mıydı?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerde-artan-kalp-hastaliklari-asidan-mi-yoksa-yasam-tarzindan-mi-450442">Gençlerde artan kalp hastalıkları aşıdan mı yoksa yaşam tarzından mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span>Covid aşıları milyarlarca insana uygulandı, sorun yaratsa gözden kaçar mıydı?</span></strong></p>
<p><strong>BMJ Journals’da yayımlanan araştırmayı değerlendiren Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Başkanı Prof. Dr. İ. Tayfun Uzbay, “Covid aşıları milyarlarca insana uygulandı. Bir sorun yaratsaydı bu kadar geniş bir popülasyonda gözden kaçırmak mümkün değildi.” dedi.</strong></p>
<p><strong>Özellikle gençlerde son günlerde arttığı tartışılan kalp hastalıkları ve pıhtıların altında başka önemli nedenler de olabileceğini ve maalesef bunların Covid aşıları kadar gündeme gelip tartışılmadığını kaydeden Prof. Dr. Uzbay, “Günümüz gençlerinde obezite yaygın, iyi ve sağlıklı beslenmiyorlar, daha hareketsizler. Kafein, enerji içecekleri ve amfetamin benzeri stimülanların ve bazı uyuşturucuların kullanımı yaygınlaşıyor. Bütün bunlar gençlerde kalp krizi ve pıhtı gibi sorunları tetikleyebilir.” diye bilgi verdi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Başkanı, Rektör Danışmanı Prof. Dr. İ. Tayfun Uzbay, BMJ Journals’da yayımlanan araştırmaya göre, koronavirüs aşısının, koronavirüs geçiren kişilerde kalp hastalıkları oluşma riskini azaltmasını değerlendirdi.</p>
<p><strong>“Medyada da yer alan iddialar toplumda aşı kararsızlığına yol açtı”</strong></p>
<p>Covid-19 aşılarının kalp hastalığı ve pıhtıya yol açtığına dair çok spekülasyon yapıldığını hatırlatan Prof. Dr. Uzbay, “Bu tür iddialar medyada da yer aldı ve toplumda aşı kararsızlığına yol açtı. Ancak aşıların kalp hastalığına veya pıhtıya yol açtığına dair iddiaların bilimsel bir dayanağı yoktu ve kanıtlanmış bir bilgi değildi. Kurallara uygun, yeterli denek sayısı içeren, düzgün bir araştırmaya dayanmıyordu. Daha çok medya ve özellikle sosyal medya destekli algı yönetmeye dayalı iddialardı.” dedi. </p>
<p><strong>“Aşılanarak hastalıktan korunmak daha sağlıklı bir yaklaşımdı”</strong></p>
<p>İnsanların normal zamanlarda da çevrelerinde olabilecek olguları sürekli olarak Covid aşılarına bağlanarak korkutulduğunu da kaydeden Prof. Dr. Uzbay, “Bu iddiaların ortaya atıldığı dönemlerde bizim sahip olduğumuz kanıta dayalı bilimsel bilgiler Covid-19’un nedeni olan virüsün ve hastalığın kalpte hasar oluşturabileceğini ve insanları pıhtıya yatkınlaştırdığına işaret ediyordu. Yani aşılanarak hastalıktan korunmak daha sağlıklı bir yaklaşımdı.” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Aşılar kalp hastalığı ve pıhtıya neden olsaydı bunu görürdük”</strong></p>
<p>Bugün gelinen noktada BMJ Journals’da yayımlanan çalışmanın sonuçlarının aklı selim bilim insanlarının önerilerini doğruladığını ifade eden Prof. Dr. Uzbay, “Yirmi milyon kişinin bir yıl boyunca takip edildiği çalışmanın sonuçlarına göre aşıların bırakın neden olmayı, insanları kalp hastalıkları ve pıhtı riskinden koruduğunu gösteriyor. Çalışmadaki örneklem sayısı oldukça yüksektir ve çalışma bilimsel olarak aşıların böyle bir riski olmadığına önemli bir kanıt sunmaktadır. Aşılanmış ve aşılanmamış kişilerin karşılaştırılması da olabilir, ancak şart değil. Aşılar kalp hastalığı ve pıhtıya neden olsaydı bunu aşılanmış grubun içinde de ciddi bir artış olarak görürdük.” şeklinde bilgi verdi.</p>
<p><strong>“Kalp hastalıklarının görülme sıklığı belli”</strong></p>
<p>Kalp hastalıklarının toplumda görülme sıklıklarının belli olduğunu da kaydeden Prof. Dr. İ. Tayfun Uzbay, “Genel toplumda görülme sıklıklarının aşı alanlarda anlamlı ölçüde artması beklenirdi. Öte yandan Covid aşıları milyarlarca insana uygulandı. Bir sorun yaratsaydı bu kadar geniş bir popülasyonda gözden kaçırmak mümkün değildi. Çünkü özellikle bilimi önemseyen ülkelerde aşılananlar ve aşı etkileri yakından izlendi. Olumsuz bir durum aşılamanın durdurulması ve iznin askıya alınması ile sonuçlanırdı.” dedi. </p>
<p><strong>Gençlerde artan kalp hastalıkları…</strong></p>
<p>Aşı karşıtı lobilerin toplum sağlığına zarar verecek şekilde algı yönetimi yapmaya çalıştığını ifade eden Prof. Dr. Uzbay, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Özellikle gençlerde son günlerde arttığı tartışılan kalp hastalıkları ve pıhtıların altında başka önemli nedenler de olabilir ve maalesef bunları Covid aşıları kadar gündeme getirip tartışmıyoruz. Günümüz gençlerinde obezite yaygın, iyi ve sağlıklı beslenmiyorlar, daha hareketsizler ve boş zamanlarında bilgisayar başında daha çok zaman geçiriyorlar. </p>
<p>Kafein, enerji içecekleri ve amfetamin benzeri stimülanların ve bazı uyuşturucuların kullanımı yaygınlaşıyor. Bugünlerde metamfetamin yakalamalarının arttığını da görüyoruz. Bütün bunlar özellikle gençlerde kalp krizi ve pıhtı gibi sorunları tetikleyebilir. Ancak aşılarla uğraşırken bunları neredeyse hiç konuşmuyoruz.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerde-artan-kalp-hastaliklari-asidan-mi-yoksa-yasam-tarzindan-mi-450442">Gençlerde artan kalp hastalıkları aşıdan mı yoksa yaşam tarzından mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı bir kalp için yaşam tarzı değişikliği ve rutin kontrol şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-kalp-icin-yasam-tarzi-degisikligi-ve-rutin-kontrol-sart-449441</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Apr 2024 13:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[rutin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=449441</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp hastalıklarının bütün dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden biri olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, alınacak önlemlerle daha sağlıklı kalbe sahip olmanın, daha kaliteli ve uzun yaşamanın mümkün olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-kalp-icin-yasam-tarzi-degisikligi-ve-rutin-kontrol-sart-449441">Sağlıklı bir kalp için yaşam tarzı değişikliği ve rutin kontrol şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp hastalıklarının bütün dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden biri olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, alınacak önlemlerle daha sağlıklı kalbe sahip olmanın, daha kaliteli ve uzun yaşamanın mümkün olduğunu söyledi.</p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, kalp sağlığının korunmasında varsa şeker ve hipertansiyon gibi hastalıkların kontrol altında olmasını, 40 yaşından sonra belli aralıklarla kalp kontrollerinin yapılmasını, haftada en az dört kez 45 dakika tempolu yürüyüş yapılmasını tavsiye etti.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, 8-14 Nisan Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada kalp sağlığının korunmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Kalp sağlığını tehdit eden birçok risk var</p>
<p>Kalp sağlığı için bilinen risk faktörlerine değinen Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Diyabet yani halk arasındaki bilinen ismiyle şeker hastalığı, hipertansiyon, ileri kalp hastalığı öyküsü, hareketsiz yaşam tarzı, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme, obezite ve kolesterol yüksekliği bilinen risk faktörleri arasında yer almaktadır” dedi.</p>
<p>Yaş ilerledikçe risk yükseliyor</p>
<p>Kalp sağlığı açısından ne kadar çok risk faktörü varsa ve yaş ne kadar ileri ise riskin o kadar yüksek olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “İleride kalp hastalığı riskini tahmin etmek için yaş ve risk faktörlerini kullanarak geliştirilmiş skorlamalar mevcuttur” dedi.</p>
<p>40 yaşından itibaren rutin kontrol yapılmalı</p>
<p>Kalple ilgili kontrollerin önemine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Eğer daha önceden bilinen bir kalp hastalığı ya da risk faktörleri yoksa 40 yaşından itibaren periyodik kalp kontrolleri önerilir. Önceden bilinen bir kalp hastalığı ya da risk faktörü olan hastalar hekimlerinin önerdiği sıklıkta kalp kontrollerine gitmelidir” uyarısında bulundu.</p>
<p>Hareketsiz ve stresli yaşam koşulları kalbi yoruyor</p>
<p>Kalp sağlığını en çok tehdit eden etkenlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Kalp sağlığını en çok tehdit eden etkenler, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde modern yaşam tarzının yaygınlaşması ve bunun sonucunda fastfood ve işlenmiş gıda tüketiminin artması, hareketsiz ve stresli yaşam koşulları sayılabilir. Ayrıca bilinen kalp rahatsızlığı olan ya da kalp hastalığı için risk faktörleri olan hastalardaki tedaviye uyumsuzluk oranları da kalp sağlığını en çok tehdit eden etkenler arasında sayılabilir” dedi.</p>
<p>Haftada en az dört kez 45 dakika tempolu yürünmeli</p>
<p>Kalp sağlığının korunması için tavsiyelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Sağlıklı beslenmek, haftada en az dört kez 45 dakika tempolu yürüyüş yapmak, sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklardan ve stresten uzak durmak, varsa şeker ve hipertansiyon gibi hastalıkların kontrol altında olması ve risk faktörlerine göre belli aralıklarla kalp kontrol muayenesi yapılması önerilir” dedi.</p>
<p>Sağlıklı bir kalp için hayat tarzı değişikliği ve rutin kontroller şart</p>
<p>Kalp hastalıklarının bütün dünyada önde gelen ölüm nedenlerinden olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Zeki Doğan, “Erken dönemde ölüme neden olmayan kalp hastalıklarında dahi ilerleyen zamanlarda hayat kalitesi ne yazık ki ciddi anlamda düşmektedir. Hayat tarzı değişikliği ve rutin kalp kontrolleri gibi alacağımız bazı önlemlerle daha sağlıklı kalbe sahip olmak, daha kaliteli ve uzun yaşamak mümkündür” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglikli-bir-kalp-icin-yasam-tarzi-degisikligi-ve-rutin-kontrol-sart-449441">Sağlıklı bir kalp için yaşam tarzı değişikliği ve rutin kontrol şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Özveren: &#8220;Özellikle Riskli Grupta Yer Alan Kişilerin Kalp Krizi Riskini Önceden Tespit Etmek Mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-ozellikle-riskli-grupta-yer-alan-kisilerin-kalp-krizi-riskini-onceden-tespit-etmek-mumkun-444677</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2024 21:00:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alan]]></category>
		<category><![CDATA[etmek]]></category>
		<category><![CDATA[grupta]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kişilerin]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[önceden]]></category>
		<category><![CDATA[özellikle]]></category>
		<category><![CDATA[özveren]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[tespit]]></category>
		<category><![CDATA[yer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444677</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada ve Türkiye’de kalp krizi görülme sıklığı her geçen gün artıyor. Her yaş grubunda kalp krizi görülebildiğini söyleyen ve risk faktörleri hakkında açıklamalarda bulunan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Özveren, çene ile göbek arasındaki herhangi bir ağrının kalp krizi habercisi olabileceğini ifade etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-ozellikle-riskli-grupta-yer-alan-kisilerin-kalp-krizi-riskini-onceden-tespit-etmek-mumkun-444677">Prof. Dr. Özveren: &#8220;Özellikle Riskli Grupta Yer Alan Kişilerin Kalp Krizi Riskini Önceden Tespit Etmek Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Dünyada ve Türkiye’de kalp krizi görülme sıklığı her geçen gün artıyor. Her yaş grubunda kalp krizi görülebildiğini söyleyen ve risk faktörleri hakkında açıklamalarda bulunan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Olcay Özveren, çene ile göbek arasındaki herhangi bir ağrının kalp krizi habercisi olabileceğini ifade etti. Soğuk havalar ve sabaha karşı saatlere de dikkat çeken ve uyarılarda bulunan Prof. Dr. Özveren, </em>özellikle risk faktörlerine sahip kişilerin bazı görüntüleme yöntemleriyle kalp krizi riskini önceden belirlemenin mümkün olduğunun bu sayede olası krizlerin de önün geçmenin mümkün olduğunun altının çizdi. </p>
<p> </p>
<p>Dünyada yaklaşık 300 milyondan fazla kalp hastası olduğunu ve 2 milyardan fazla kişinin ise kalp hastalığı riski taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Olcay Özveren, risk faktörleri ve tedavi yöntemlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye’deki istatistiklerin dünyadaki verilerle paralellik gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Özveren, “Dünyada ve Türkiye’de tüm yaşam kayıplarının yaklaşık yüzde 33’ünün kardiyovasküler hastalıklar kökenli olduğunu biliyoruz. Obezite, sedanter yaşam tarzı, sigara kullanımı, ailesinde kalp hastalığı hikayesi, diyabet varlığı kalp krizi risk faktörleri arasında yer alıyor. Kalp krizinden korunmak değiştirilebilir risk faktörlerini elemine etmek gerekiyor” uyarısında bulundu.</p>
<p>Özellikle risk faktörlerine sahip kişilerin bu konuda daha dikkatli olmaları gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Özveren, “Bu grupta yer alan kişilerde bazı görüntüleme yöntemleriyle kalp krizi riskini önceden belirlemenin mümkün olduğunun bu sayede olası krizlerin de önün geçmek mümkün olabiliyor” ifadesini kullandı. </p>
<p><strong>&#8220;TEK BAŞINA SİGARANIN BIRAKILMASI, RİSKİ YÜZDE 36’YA VARAN ORANDA AZALTIYOR&#8221;</strong></p>
<p>Sigara kullanımının kalp krizi risk faktörleri arasında büyük bir yeri olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Olcay Özveren, “Tek başına sigaranın bırakılması bile kalp krizi riskini yüzde 36’ya varan oranda azaltıyor. Yüksek kolesterol düzeyleri kalp krizi ve kalp damar hastalıkları riskini artıyor. Bunun tedavi edilmesi ve kolesterol düzeylerinin düşürülmesi de tek başına kalp krizi riskini azaltan faktörlerden bir tanesi. Diyabet varsa diyabet regülasyonu çok önemli. Yüksek kan şekeri, damar duvarında aterom plağının oluşmasına neden olur. Bu da kalp krizine giden yolda en belirgin durumlardan bir tanesidir. Bu durumun regüle edilmesi, kalp krizi riskini azaltan faktörler arasında yer alıyor. Egzersiz, kalp sağlığı açısından önem teşkil ediyor. Günlük 10-13 bin adım ya da 5 kilometre saat hızda günlük egzersiz yapılması da kalp krizi riskini azaltıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;10 BİN ADIM EFSANE DEĞİL&#8221;</strong></p>
<p>10 bin adımın bir efsane olmadığını söyleyen Prof. Dr. Özveren, “Yeni yapılan çalışmalarda bunun bir efsane olmadığı teyit edildi. Bir değer vermek gerekirse 5.2 kilometre saat hızla yapılan egzersizler, kalp damar hastalıkları ve kalp krizine giden yolda risk faktörlerini azaltıyor” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;KAS KÜTLESİNİ ARTIRMAYA YÖNELİK YOĞUN EGZERSİZLER KALP KRİZİ RİSKİNİ ARTIRIYOR&#8221;</strong></p>
<p>Yoğun egzersizin kalp krizine gidişatı artırdığını ifade eden Prof. Dr. Olcay Özveren, “Kalp krizi dediğimiz aslında kalp damarının tıkanmasıyla ortaya çıkan bir durum. Özellikle genç sporcularda yaşadığımız ani ölümlerle sonuçlanan durumlar, kalp damar hastalıkları dışındaki hastalık gruplarından kaynaklanıyor. Birtakım ritim problemleri veya kalp kasının kalınlaşmasıyla seyreden hipertrofik kardiyomiyopati dediğimiz hastalık kökenli oluyor. Dengeli beslenme ve düzenli egzersiz bu anlamda önem arz ediyor. Özellikle izotonik egzersizleri bu anlamda tavsiye ediyoruz. Yani kalp kasını kalınlaştırmaya yönelik değil de kas uzunluğunu artırmaya yönelik egzersizlerin yapılması gerekiyor. Bunlar; yüzme, koşu, hızlı yürüme, bisiklet sürme gibi egzersizler. Bu tür egzersizlerin kalp krizi riskini engellediğini biliyoruz. Ama ağırlık kaldırmayla yapılan kas kütlesini artırmaya yönelik egzersizler, kan basıncını yükseltiyor ve kalp krizine gidişatı artırıyor. Yapılan çalışmalarda bunları gözlemliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;HER YAŞTA GÖRÜLEBİLİR&#8221;</strong></p>
<p>Kalp krizinin her yaşta görülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Özveren, “18-75 yaş aralığında biz bunu daha çok görüyoruz. Genç popülasyonda kalp krizi vakalarını sıklıkla görmemizin nedenlerinden bir tanesi fast food kültürünün yaygınlaşması. İkincisi sigara ve tütün mamullerinin kullanımının artması. Son zamanlarda ise kovid enfeksiyonları da pıhtılaşma faktörlerini etkiledi. Bu durum da kalp krizi riskini ve kovide bağlı ölümlerdeki kalp krizi kökenli ölümlerin artmasına sebep oldu” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“SESSİZ BİR ŞEKİLDE KALP KRİZİ GEÇİRİLEBİLİR”</strong></p>
<p>Kalp krizi belirtilerinin geniş bir spektrumdan oluştuğunu ifade eden Prof. Dr. Olcay Özveren, “Bir tarafta ani ölüm dediğimiz durumla karşılaşıyoruz bir tarafta ise hasta aslında sessiz bir şekilde kalp krizi geçirebilir. Özellikle diyabetik hastalar ve ileri yaş gruplarında daha sık rastlanıyor. Bu tür hasta gruplarında kalp damarı tıkanabiliyor ama kişi bunu fark etmeyebiliyor. Farklı nedenlerle hekime başvurduğunda birtakım görüntüleme yöntemleri veya fizik muayene ile bu durumu saptayabiliyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>GÖĞÜSE, SIRTA, KOLLARA, OMUZLARA VE ÇENEYE YAYILAN AĞRILARA DİKKAT</strong></p>
<p>Hastalarda en sık göğüs ağrısı belirtisiyle karşılaştıklarını söyleyen Prof. Dr. Özveren, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çene ile göbek arasındaki herhangi bir yerdeki ağrı kalp krizi buluntusu olabilir. Bunu biz tanımlarken daha çok göğüs ön duvarında, sırta, kollara, omuzlara, çeneye, mide ve yemek borusu bölgesine yayılan ve yansıyan ağrılar ile saptıyoruz. En az 5 dakika kadar sürer. Çoğunlukla eforla artar, istirahatle geçer. Eğer böyle bir klinik bulgu varsa en yakın hekime başvurulmasında fayda var.”</p>
<p><strong>&#8220;YAPILMASI GEREKEN EN TEMEL ŞEY SAKİN KALMAK&#8221;</strong></p>
<p>“Kalp krizi durumuyla karşılaştığınızda yapılması gereken en temel şey sakin kalmaktır” diyen Prof. Dr. Olcay Özveren, “Çünkü stres, heyecan ve korku durumunda kalp hızlanıyor ve iş yükü artıyor. Bu anlamda kişiyi sakinleştirmek ve 112’ye başvurup ambulans çağırarak krizi yönetmek gerekiyor. Öte yandan elinizin altında bir aspirin var ise 300 miligram olacak şekilde hastaya uygulanabilir. Hastayı yatırıp ayaklarını kaldırmak veya öksürtme gibi manevraların bir karşılığı yok” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;KİŞİ BİR KEZ KALP KRİZİ GEÇİRDİYSE TEKRARLAMA İHTİMALİ ARTIYOR&#8221;</strong></p>
<p>İlk kez kalp krizi geçiren bir kişinin, seyreden 10 yıl içinde çok yüksek risk grubu içinde yer aldığını belirten Prof. Dr. Özveren, “Kalp krizi geçirdikten sonra tekrarlayan kalp krizi riski artıyor. İkinci veya üçüncü kalp krizi riskiyle karşılaşma ihtimali bu anlamda artıyor. Bir kez kalp krizi geçirdiyseniz veya kalp damarınızın tıkalı olduğu tespit edildiyse çok yüksek riskli grupta yer alıyorsunuz. Seyreden 10 yılda tekrar kalp krizi geçirme oranı neredeyse yüzde 30’lara varan oranda artabiliyor. Yani kalp krizi geçirmiş 10 hastadan 3’ünün 10 yıl içinde tekrar kalp krizi geçirme riski artıyor. Bunu önlemek için mevcut risk faktörlerini tedavi ederek minimize ediyoruz, tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmayabiliyor. Risk faktörlerini modifiye edip tedavi ederseniz kalp krizi geçirme oranı oldukça azalıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>SOĞUK HAVALAR VE SABAHA KARŞI SAATLERE DİKKAT</strong></p>
<p>Soğuk havalar ve sabaha karşı saatlere karşı da uyaran Prof. Dr. Özveren,  “Çalışmalarda ve klinik pratiklerde kış aylarında havanın soğumasıyla beraber özellikle vazospazm dediğimiz damarın büzüşme oranının arttığını görüyoruz. Bu da göğüs ağrısı semptomlarının oluşmasına ve haliyle kalp krizi riskinin artmasına neden oluyor. Hepimizin vücudunun bir sirkadiyen ritmi var. Sabaha karşı bu sirkadiyen ritimde nörohormanal dengenin değişmesinden dolayı kalp krizi riski daha da artıyor” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;STRES, EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİNDEN BİRİ&#8221;</strong></p>
<p>“Tek başına stres bile kalp krizine giden yolda minör risk faktörüdür” diyen Özveren, “Yoğun stres hem hormonal dengeyle alakalı sorunlar yaratabiliyor hem kalp hızının artmasına sebep olabiliyor hem de koroner damarlardaki vazomotor yanıtın değişmesine sebep oluyor. Dolayısıyla stres, kalp krizine giden yolda en önemli risk faktörlerinden biri” diye konuştu.</p>
<p><strong>“KALP KRİZİ BAŞKA HAASTALIKLARA DA YOL AÇABİLİYOR”</strong></p>
<p>Kalp krizinin kalple ilgili diğer hastalıklara da yol açabildiğini söyleyen Prof. Dr. Özveren, “Örneğin kalbin ön yüzüyle ilgili geçirilen kalp krizi ve kalp damar tıkanıklığı, ilerleyen dönemde tedavi edilmezse kalp yetersizliğine de sebep olabilir. Kalp krizi aynı zamanda kalp kapak hastalıklarının bir kısmının da sebeplerinden bir tanesi” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>&#8220;KALP KRİZİ RİSKİNİ ÖNCEDEN BELİRLEYEBİLİYORUZ&#8221;</strong></p>
<p>Kalp krizi risklerini belirlemeye yönelik uygulanan girişimlerden de söz eden Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özveren, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Teknolojinin gelişmesiyle görüntüleme yöntemlerinin daha kolay ulaşılabilir ve ucuz hale gelmesiyle beraber kalp krizi riskini önceden belirleyebiliyoruz. Özellikle tomografik anjiyografinin çok fazla kullanılmasıyla beraber damar hastalığının varlığı, neredeyse yüzde 100’e varan doğruluk oranlarıyla tespit edilebiliyor. Tabi bu da bizim kalp krizi riskini belirleyip önlememizde fayda sağlıyor. Tabi görüntüleme yöntemlerinin komplikasyon ve yan etki durumları da var. Radyasyon kullanılarak yapılan görüntüleme yöntemleri olduğu için herkese yapmıyoruz. Hastaları risk faktörlerine göre seçiyoruz. Örneğin diyabetik atipik göğüs ağrısı olanlar, yoğun sigara içenler, ailesinde hastalık geçmişi olanlar, 65 yaş altında kişiler gibi. Yaş önemli bir faktör. Çünkü 65 yaşın üzerinde özellikle koroner damarlarda kireçlenme fazla görüyoruz. Kalp damarındaki kireçlenme, tanı koymamızı zorlaştırıyor. Bu durumdaki kişilerde de nükleer tıp yöntemleri veya ilaçlı ekokardiyografik yöntemler veya kardiyak MR gibi yöntemler kullanılıyor. Son dönemlerde dünyadaki sağlık kılavuzlarında risk faktörleri bulunan kişilere yapılması yönünde gelişmeler yaşandığını da biliyoruz.”</p>
<p><strong>&#8220;RİSK FAKTÖRLERİNİ BELİRLEMEDE YAPAY ZEKA GÜNDEMDE&#8221;</strong></p>
<p>Risk faktörlerini belirlemede yapay zekanın da gündemde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Olcay Özveren, “Önümüzdeki 10 yıl içinde görüntüleme yöntemlerinin içerisinde yapay zekayı sıklıkla kullanabiliriz. Ama şimdi yapay zekayı kullanan donanımlı elektrokardiyografik yöntemler var. Bunlar da kalp krizi ve kalp damar tıkanıklığı riskini belirlemede kullanılıyor. Önümüzdeki süreçte yapay zekanın bu anlamda kullanımıyla çok sık karşılaşacağız” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-ozveren-ozellikle-riskli-grupta-yer-alan-kisilerin-kalp-krizi-riskini-onceden-tespit-etmek-mumkun-444677">Prof. Dr. Özveren: &#8220;Özellikle Riskli Grupta Yer Alan Kişilerin Kalp Krizi Riskini Önceden Tespit Etmek Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Kırıklığı Kalbi Fiziki Olarak da Etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-kirikligi-kalbi-fiziki-olarak-da-etkiliyor-441622</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Feb 2024 10:24:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[fiziki]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kırıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=441622</guid>

					<description><![CDATA[<p>Duygusal Stresin Görülmeyen Belirtisi; Kırık Kalp Sendromu Kalp Krizi ile Karışıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-kirikligi-kalbi-fiziki-olarak-da-etkiliyor-441622">Kalp Kırıklığı Kalbi Fiziki Olarak da Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Duygusal Stresin Görülmeyen Belirtisi; Kırık Kalp Sendromu Kalp Krizi ile Karışıyor</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em>Ani gelişen şiddetli üzüntü, hayal kırıklığı veya stres sonrası kandaki stres hormon düzeyleri dokular için hasar oluşturacak düzeylerde artıyor. Bu durumun kalbi de etkilediğini söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Buturak, hastada ani başlayan göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi ve bayılma gibi şikayetlerin ortaya çıktığını anlattı. Literatürde kırık kalp sendromu olarak tanımlanan bu durumun kalp krizi ile karıştığına dikkat çekti. </em></p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p>Her ne kadar yoğun duygusal travmalar kalp kırıklığına yol açsa da aslında fiziki olarak da kalp üzerinde belirgin etkiler yarabiliyor. Hatta yaşanan şikayetler kalp krizi ile birebir aynı özellikleri taşıyor. İlk kez Japonya’da 1990 yılında Takatsubo Sendromu olarak tanımlanan Kırık Kalp Sendromu, ani başlayan göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi ve bayılma gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr.  Ali Buturak’ın verdiği bilgiye göre ön tanısı kalp krizi olan hastaların yüzde 2-3’ünde gerçek tanının Kırık Kalp Sendromu olduğu biliniyor. Hastalık kadınlarda daha sık görüldüğü için bu oran yüzde 5-6’ya kadar çıkabiliyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>“UZUN SÜRELİ İLİŞKİ SONRASI AYRILIK, BOŞANMA TETİKLİYOR”</strong></p>
<p>Sıklıkla kişinin, eş, sevgili veya birinci derece yakını ya da çok sevdiği bir yakınını kaybetmesi, uzun süreli bir ilişki sonrası ayrılık, boşanma veya aldatılma gibi ağır duygusal durumlar veya kişiyi derinden sarsacak haberler alması (kanser hastası olduğunu öğrenmesi…vb) gibi ani psikolojik travmaların hastalığı tetiklediğini anlatan Prof. Dr. Ali Buturak, bunun yanı sıra kişinin yaşadığı boğulma tehlikesi, deprem gibi doğal afetler ve bazı fiziksel travmaların da da kırık kalp sendromuna sebep olabileceğini vurguladı. </p>
<p>Prof. Dr. Buturak, yaşanan duygusal travmaların nasıl oluyor da fiziki sonuçlar ortaya çıkardığını ise şöyle açıkladı:</p>
<p>“Kişide ani gelişen şiddetli üzüntü, hayal kırıklığı veya stres sonrası beyindeki bazı bölgelerin aşırı aktivite göstermesi sonucu kandaki stres hormon düzeyleri dokularda hasar oluşturacak şekilde artıyor. Bu hormonlar, kalp kası ve kalbin küçük kılcal damarlarına hücum ederek kalp kasında ani başlayan kasılma kusuru ve kalp damar dolaşımını bozacak şekilde küçük damarlarda fonksiyon kaybına yol açıyor. Bu durum da hastada ani başlayan göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi ve bayılma gibi şikayetlere neden oluyor.”</p>
<p> </p>
<p><strong>KALP KRİZİ İLE KARIŞTIRIYOR</strong></p>
<p>Bu şikayetleri olan ve özellikle son 1-5 gün içerisinde psikolojik veya fiziksel stres yaşayan tüm hastaların vakit kaybetmeden kendilerine en yakın hastanenin acil servisine başvurmaları gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Buturak, “Özellikle ani başlayan göğüs ağrısı, kalp krizi ile karıştırılmasına sebep olur. Kırık kalp sendromundan şüphe edilen hastalarda; kalp kası hasarını gösteren kan testleri, elektrokardiyografi, ekokardiyografi, telekardiyografi ve koroner anjiyografi ile tanı konuluyor.” Dedi. </p>
<p> </p>
<p><strong>OLASI KOMPLİKASYONLARI ÖNLEMEK İÇİN TEDAVİ ŞART</strong></p>
<p>Prof. Dr. Buturak, kırık kalp sendromunun çoğunlukla iyi seyirli ve kendiliğinden düzelen bir durum olduğunu ancak buna karşın tanı konulan her hastanın hastaneye yatırılarak tedavi edildiğini belirterek tedavi konusunda şunları anlattı: “Bu hastaların yapılan koroner anjiyografilerinde koroner arterler normaldir ancak problemin esasında kalp kasında kasılma kusuru oluşturan kalp kası hasarı vardır. Bu nedenle hastalar hasar oluşacak kalp yetersizliği, hayati risk oluşturacak ritim bozuklukları ve diğer komplikasyonlar açısından (bayılma, kalp içinden beyine ve diğer bölgelere pıhtı atması…vb) yakın takip edilmeli ve tedavi almadır. Hastada kalp yetersizliği bulguları varsa mutlaka ilaç tedavisi başlanmalıdır. Ritim bozukluğu veya kalp içi pıhtı oluşumu gibi durumlar gerektiği şekilde tedavi edilmeli ve hasta desteklenmelidir.”</p>
<p>Kalp kası hasarının birçok hastada geçici olduğunu ve başlangıçtan genellikle birkaç hafta sonra kalbin kasılma ve gevşeme fonksiyonlarının tamamen düzeldiğini söyleyen Prof. Dr. Buturak, “Ancak çok nadiren yüzde 1’den daha düşük oranda, kalıcı hasar bırakabilir. Burada en önemli nokta, hastaların tanı konar konmaz uygun tedavi ve desteği almalarıdır.” Diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p><strong>KIRIK KALP SENDROMUNA KARŞI BU ÖNLEMLER ALINABİLİR!</strong></p>
<p>Kırık kalp sendromunu önlemeye yönelik bilinen bir tedavi bulunmadığını ancak alınabilecek bazı önlemlerin fayda sağladığını anlatan Prof. Dr. Ali Buturak konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Stres yönetimini ve problem çözme tekniklerini öğrenmek, fiziksel ve duygusal stresi sınırlamanıza yardımcı olabilir. Yoga, meditasyon, günlük tutma veya farkındalık uygulamak, sıcak banyo yapmak, kokulu mumların yakılması, uzun derin nefesler alınıp yavaşça nefes vermek gibi gevşeme tekniklerinin uygulanması faydalı olabilir. Stresinizin kaynağına bağlı olarak, stresiniz hakkında konuşmak ve başa çıkma becerilerinizi paylaşmak için bir destek grubuna katılmak veya profesyonel bir danışman da stres yönetimine yardımcı olur. Ayrıca sağlıklı alışkanlıklar edinmek, akdeniz diyeti gibi sağlıklı bir beslenme alışkanlığı kazanmak, düzenli egzersiz yapmak (haftada en az beş kez 30 dakika), yeterli uyumak (gece 7-9 saat), sosyalleşmek, tütün ve tütün ürünlerinin kullanımından kaçınmak da duygusal ve fiziksel stresi önlemede fayda sağlayacaktır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-kirikligi-kalbi-fiziki-olarak-da-etkiliyor-441622">Kalp Kırıklığı Kalbi Fiziki Olarak da Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaziemir&#8217;de kalp ve damar sağlığı işlendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-kalp-ve-damar-sagligi-islendi-441166</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Feb 2024 13:09:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[gaziemirde]]></category>
		<category><![CDATA[işlendi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=441166</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi ve Sağlıklı Yaşıyoruz platformu iş birliğinde düzenlenen “Sağlıklı Yaş Alma” buluşmalarının dördüncüsünde, doktorlar kalp-damar hastalıklarını ve tedavi yöntemlerini anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-kalp-ve-damar-sagligi-islendi-441166">Gaziemir&#8217;de kalp ve damar sağlığı işlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi ve Sağlıklı Yaşıyoruz platformu iş birliğinde düzenlenen “Sağlıklı Yaş Alma” buluşmalarının dördüncüsünde, doktorlar kalp-damar hastalıklarını ve tedavi yöntemlerini anlattı. </p>
<p>Gaziemir Belediyesi ile Sağlıklı Yaşıyoruz platformunun iş birliğinde düzenlenen “Sağlıklı Yaş Alma” temalı toplantıların dördüncüsü Kalp ve Damar Sağlığı konusunda yapıldı. Atatürk Kültür Merkezi&#8217;nde, Sağlıklı Yaşıyoruz kurucuları Nurçin Çağlar ve A. Okan Çağlar’ın moderatörlüğünde düzenlenen etkinlikte, kalp ve damar hastalıklarının kök sebeplerinin yanı sıra diğer kronik hastalıklarla ilişkisi, bu hastalıklardan korunma ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaşıldı. Etkinliğin ilk bölümünde, sunumlar yapan doktorlar, ikinci bölümde ise dinleyicilerden gelen soruları cevapladı.</p>
<p>Toplantı Uzm. Dr. Baybars Türel’in, “Kalp krizi riskinizi en çok ne artırıyor? Damar sertliği miktarı mı damar darlığı derecesi mi? Su tesisatçısı mantığına eleştirel bir bakış” sunumuyla başladı. Dr. Baybars Türel, kalp krizi, kalp ve damar hastalıkları ve bu hastalıkların tedavisinde uygulanan yöntemler hakkında bilgi verdi. Kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde geliştirilen yöntemler ve hipotezleri anlatan Dr. Türel, “Kalp krizi riskimizi en çok arttıran şey o güne kadar geliştirdiğimiz aterosklerotik plak yükümüzdür. Plak yükü kadar, bu plakların hangisinin ne şekilde davranacağını öngörmemizi sağlayacak ve ilk işaretlerini veren yeni görüntüleme tekniklerine kapımızı açık tutalım. Kalp ve damar hastalıklarından korunmak için en basit, en bilinen, en burun bükülen ama en çok da fayda veren şeyleri hiç ama hiç göz ardı etmeyelim. Sağlıklı beslenmeye, sporu hayatımızın bir parçası haline getirmeye, tütünden uzak durmaya, hipertansiyonun, kan şekerinin ve lipidlerinin kontrol altına alınmasına çok büyük bir inatla özen gösterelim” diye konuştu.  </p>
<p>Uzm. Dr. Zülfikar Daneoğlu, “Kalp damar hastalıklarında ne nedir? Yaşam tarzında nereleri hedefliyoruz? Kapak problemi, damar problemi, aort anevrizması, varis problemi birbirinden ayrılsın” başlığında sunum yaptı. “Bir kimsenin biyolojik, psikolojik ve sosyal olarak kendini iyi hissetme halidir” diyerek sağlığın tanımını yaparak konuşmasına başlayan Uzm. Dr. Zülfikar Daneoğlu, “Klasik tıbbın her şeyi ilaçla ya da ameliyatla çözebileceğini düşünmesi; fonsiyonel, tamamlayıcı ya da bütüncül tıbbın da her şeyin beslenmeyle, yaşam tarzıyla çözebileceğini düşünmesi ikisinin de ortak hatasıdır. Bazı durumlarda klasik tıbbı, bazı durumlarda da fonksiyonel, bütüncül tıbbı kabul etmemiz gerekiyor. Aksi takdirde sıkıntılar yaşanır” diye konuştu.</p>
<p><b>Yaşam tarzına dikkat</b>!<br />Damar sağlığı hakkında bilgi veren, damar hastalıklarından korunmak için önerilerde bulunan Uzm. Dr. Zülfikar Daneoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Damarlardaki problem, teflon tabaka dediğimiz tabakanın bozulmasıyla başlıyor. Bu tabaka kolestorelü, şekeri yapıştırmamak için görev yapıyor. Problemler burada başlıyor. Yaşam tarzıyla, beslenmeyle hedeflediğimiz bu noktanın sağlığı. Yediğimiz yemekler, şeker hastalığı, sigara kullanımı önce bu tabakayı bozuyor. O yüzden hedefimiz bu kısmın sağlığı. Yıllar içinde damarlarımızın içinde oluşan birikmeyle damar sertliği meydana geliyor. Doğru yaşam tarzıyla, 10 kişiden 8’i kendini kalp hastalıklarından koruyor. Sağlıklı beslenip, sağlıklı yaşam tarzı geliştirirseniz bu hastalıkları durdurma, hatta geriletme şansımız var. Kalp ve damar hastalıklarından korunmak için yeterince su için, haftada 150 dakika egzersiz yapın, kaliteli beslenin, kaliteli uyuyun, stresle mücadele edin, hayatta amacınız olsun, mutlu olacağınız bir yaşam tarzı geliştirin.”</p>
<p><b>“Sağlıklı ağız, organlarınızı korur”</b><br />“Diş eti, ağız sağlığı ve kardiyovasküler hastalıklar arasındaki ilişki” başlığında sunum yapan Dr. Bekir Uğur Yavuzcan, “Diş etlerini enfekte ederek diş eti iltihabına ve periodontite neden olan bakteriler, aynı zamanda vücudun başka yerlerindeki kan damarlarına da giderek kan damarı iltihabına ve hasarına neden olurlar. Küçük kan pıhtıları, kalp krizi ve felç durumu bunu takip edebilir. Ağız boşluğunda yaklaşık 800 bakteri türü tespit edilmiştir ve periodontal hastalık toplumda en sık görülen ağız hastalığıdır. Kulağa garip gelse de, dişlerinizi düzenli olarak fırçalamak ve diş ipi kullanmak, gelecekteki bir kalp krizi ile aranızda duran şey olabilir. Araştırmalar, bazı Streptococcus cinsi bakterileri kalp arterlerinde yağlı plak birikimiyle ilişkilendirmiştir. Ağız için sağlıklı olan, vücudun geri kalanı için de sağlıklıdır ve bunun tersi de geçerlidir. Sonuç olarak; bağlantı ister doğrudan ister dolaylı ister tesadüfi olsun, sağlıklı bir ağız ve onu bu şekilde tutmaya yönelik bir rejim dişlerinizi ve organlarınızı korumanıza yardımcı olabilir. Önlem almak için şekeri ve basit karbonhidrat alımını acilen durdurun, tuzlu su ile ağız çalkalama, çay ağacı yağı veya kekik yağı, kekik suyu ürünleriyle ağzınızı çalkalayın” diye konuştu.</p>
<p>“Varis ve Şiş Bacak Kader mi” başlığında sunum yapan Prof. Dr. Öztekin Oto, Tip 1, Tip 2, Tip 3 ve Tip 4 olmak üzere varisin dört çeşidi olduğunu ve varis tedavisinde geliştirilen yeni yöntemleri anlattı. Prof. Dr. Öztekin Oto, yaptığı sunumda şu bilgileri paylaştı:<br />“Bacakta derin ve yüzeyel toplardamarlar var. Varis yüzeyel toplardamarların hastalığı. Toplardamarlardaki kanın aşağı doğru gitmesini engelleyen kapakçıkların bozulmasıyla, kan aşağı doğru kaçıyor ve damarların genişlemesiyle varisler oluşuyor. Şişmanlık, varislerin temel nedenidir.<br />Büyük varislerin oluşumunu kilo vermekle engelleyebiliyorsunuz ama kılcal varislerin oluşumunu engelleyemiyorsunuz. Günümüzde, birçok yöntemle varislerin tedavisini başarılı bir şekilde yapabiliyoruz. Hareketsizlik, geçirilen ameliyatlar, pıhtılaşmaya genetik yatkınlık şiş bacak hastalığının nedenleridir. Bacakta derin toplardamarlarında yaşanacak tıkanıklık kalbe pıhtı atmaya ve ölümlere yol açıyor. Bacak, kalça ameliyatı olanlar, sezaryen doğum yapanlar şiş bacak hastalığından korunmak için hemen varis çorabı giymelidir ve ameliyatlardan sonra erken ayağa kalkmalıdır.”</p>
<p>Kasım ayından bu yana her ayın ikinci pazar günü düzenlenen Sağlıklı Yaş Alma temalı toplantılarında sırasıyla Tiroid Sağlığı &#8211; Depresyon, Kanserden Korunma ve Mücadele, Menopozu Yönetme &#8211; Prostatı Koruma konuları işlenecek. Toplantıların sonuncusu, 12 Mayıs Pazar günü gerçekleştirilecek.<br />Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-kalp-ve-damar-sagligi-islendi-441166">Gaziemir&#8217;de kalp ve damar sağlığı işlendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaziemir&#8217;de kalp ve damar hastalıkları işlenecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-kalp-ve-damar-hastaliklari-islenecek-439292</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Feb 2024 17:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[gaziemirde]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[işlenecek]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=439292</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi ve Sağlıklı Yaşıyoruz iş birliğinde düzenlenen “Sağlıklı Yaş Alma” buluşmalarının dördüncüsünde, doktorlar kalp-damar hastalıklarını ve tedavisini anlatacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-kalp-ve-damar-hastaliklari-islenecek-439292">Gaziemir&#8217;de kalp ve damar hastalıkları işlenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi ve Sağlıklı Yaşıyoruz iş birliğinde düzenlenen “Sağlıklı Yaş Alma” buluşmalarının dördüncüsünde, doktorlar kalp-damar hastalıklarını ve tedavisini anlatacak.  </p>
<p>Gaziemir Belediyesi ile Sağlıklı Yaşıyoruz iş birliğinde düzenlenen “Sağlıklı Yaş Alma” buluşmalarının dördüncüsü 11 Şubat Pazar günü Atatürk Kültür Merkezi&#8217;nde gerçekleştirilecek. Sağlıklı Yaşıyoruz kurucuları Nurçin Çağlar ve A. Okan Çağlar’ın moderatörlüğünde düzenlenecek toplantı, Kalp ve Damar Sağlığı başlığıyla düzenlenecek. Sağlıklı Yaşıyoruz doktorlarının, kalp damar hastalıklarının kök sebeplerinin yanı sıra diğer kronik hastalıklarla ilişkisini de masaya yatıracağı toplantıda, bu hastalıklardan korunma ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaşılacak. Özellikle kalp krizi ve varislerin masaya yatırılacağı toplantıda, kalp-damar hastalıklarında ağız sağlığı gibi sıklıkla gözden kaçırılan faktörlere de dikkat çekilecek.</p>
<p>Toplantıda, Prof. Dr. Öztekin Oto, “Varis ve şiş bacak bir kader mi? Varis tedavisinde yeni ne var?” Uzm. Dr. Baybars Türel, “Kalp krizi riskinizi en çok ne artırıyor? Damar sertliği miktarı mı damar darlığı derecesi mi? Su tesisatçısı mantığına eleştirel bir bakış,” Uzm. Dr. Zülfikar Daneoğlu, “Kalp damar hastalıklarında ne nedir? Yaşam tarzında nereleri hedefliyoruz? Kapak problemi, damar problemi, aort anevrizması, varis problemi birbirinden ayrılsın,” Dr. Bekir Uğur Yavuzcan, “Diş eti, ağız sağlığı ve kardiyovasküler hastalıklar arasındaki ilişki” başlıklarında sunum yapacak.</p>
<p>Doktorlar, sunumlarının ardından vatandaşların kalp ve damar hastalıkları hakkında kendilerine yönelteceği soruları cevaplandıracak. 11 Şubat Pazar günü saat 13.00’te başlayacak Kalp ve Damar Sağlığı toplantısı, saat 17.00’ye kadar devam edecek.</p>
<p>Kasım ayından bu yana her ayın ikinci pazar günü düzenlenen Sağlıklı Yaş Alma temalı toplantılarında sırasıyla Tiroid Sağlığı &#8211; Depresyon, Kanserden Korunma ve Mücadele, Menopozu Yönetme &#8211; Prostatı Koruma konuları işlenecek. Toplantıların sonuncusu, 12 Mayıs Pazar günü gerçekleştirilecek.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-kalp-ve-damar-hastaliklari-islenecek-439292">Gaziemir&#8217;de kalp ve damar hastalıkları işlenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soğuk ve rüzgarlı hava kalp lrizini tetikleyebilir !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/soguk-ve-ruzgarli-hava-kalp-lrizini-tetikleyebilir-430915</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2023 09:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[lrizini]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgarlı]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[tetikleyebilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430915</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde yaşam kayıplarının yüzde 33’ünü oluşturan kalp krizi tüm dünyada görülen ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Oysa ki araştırmalar bazı yaşam tarzı değişiklikleriyle bu riskin azaltılabildiğini ortaya koyuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-ve-ruzgarli-hava-kalp-lrizini-tetikleyebilir-430915">Soğuk ve rüzgarlı hava kalp lrizini tetikleyebilir !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde yaşam kayıplarının yüzde 33’ünü oluşturan kalp krizi tüm dünyada görülen ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Oysa ki araştırmalar bazı yaşam tarzı değişiklikleriyle bu riskin azaltılabildiğini ortaya koyuyor. Özellikle içinde bulunduğumuz kış mevsimi kalp damarlarının daralmasına ve tansiyonu yükselterek kalbin hızlı atmasına yol açtığı için <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Karabulut</strong> soğuk havalarda daha temkinli olunmasını tavsiye ediyor. Kalp krizi, ‘koroner arterlerin tıkanması ya da aşırı daralması sonucu kalp kasına giden kan akışının durması’ olarak tanımlanırken, ülkemizde ölümlerin yüzde 33,4&#8217;ü kalp damar hastalıklarından kaynaklanıyor. <strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Karabulut</strong>, erkeklerde daha sık görülse de, ‘Kalp hastalığı erkek hastalığıdır’ bilgisinin doğru olmadığını belirtiyor. Kadınlarda koroner kalp hastalığının meme kanseri ve diğer hastalıklardan daha sık görüldüğünü ve erkeklerde olduğu gibi bir numaralı ölüm nedeni olduğunu söylüyor. Hatta ilk kalp krizinde ölüm riskinin, kadınlarda erkeklerden 2 kat daha fazla olduğunu sözlerine ekliyor.</p>
<p><strong>Hatalı yaşam alışkanlıklarına dikkat!</strong></p>
<p>Kalp krizine yol açan etkenlerin bazıları değiştirilebilir, bazıları ise değiştirilemez risk faktörleri olarak değerlendiriliyor. ‘Genetik yatkınlık, cinsiyet, ileri yaş, diyabet ve stres’ değiştirilemeyen risk faktörlerinin başında geliyor. Diyabet hastaları sadece koroner kalp hastalığı değil felç, kalp krizi ve ani ölüm açısından da daha riskli grupta yer alıyor. Yaş ilerledikçe risk artıyor, ancak sağlıksız ve düzensiz beslenme, hareketsiz yaşam, sigara ile alkol tüketimi ve yoğun fiziksel aktiviteler günümüzde ani kalp krizinin erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden oluyor. Ayrıca yapılan çalışmalar yoğun iş temposu ve stresin kalp hastalıklarının gelişimini ve kalp krizini tetiklediğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Soğuk hava kalp krizini tetikleyebiliyor!</strong></p>
<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Karabulut, bununla birlikte havaların soğumasının da kalp sağlığını olumsuz etkilediğine değiniyor. Soğuk ve rüzgarlı hava kalp damarları üzerinde özellikle mevcut olan ve klinik olarak belirti göstermeyen bir damarı daha da daraltarak ve tansiyonu yükseltip kalp hızını artırarak kalp krizini tetikleyebiliyor. Bu nedenle özellikle kalp rahatsızlığı bulunan kişilerin soğuk havalarda yaşam alışkanlıklarına dikkat etmeleri büyük önem taşıyor.</p>
<p><strong>İlk yapılması gereken sigarayı bırakmak</strong></p>
<p>Değiştirilebilir risk faktörlerine baktığımızda ise ‘sigara, hipertansiyon, obezite, kolesterol ve hareketsizlik’ göze çarpıyor. Sigara içen kişilerde kalbe giden oksijen azalıyor; kan basıncı, kalp hızı ile kanın pıhtılaşması artıyor. Dolayısıyla kalp damar hastalıklarının azaltılması ve önlenmesinde ekarte edilmesi gereken ilk risk faktörü sigara oluyor. Toplumda hipertansiyonu olan hastaların neredeyse yarısı bundan habersiz oldukları için zaman zaman kan basıncının ölçtürülmesinde fayda olduğu vurgulanıyor, zira hipertansiyon koroner arter hastalığının en önemli risk faktörlerinden biri. Çağımızın önemli hastalıklarından obezitenin tedavi edilmesi ve kan yağlarının, yani kolesterolün düşürülmesi yine kalp krizi riskini azaltıyor. En az bunlar kadar önemli bir risk faktörü de hareketsiz yaşam tarzı olarak kabul ediliyor.</p>
<p><strong>Anjiyo ile stent takılması en yaygın yöntemlerden</strong></p>
<p>Günümüz tıp tekniklerinin her geçen gün geliştiğini ifade eden Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Karabulut, kalp krizinin pek çok farklı tedavi yöntemi bulunduğunu anlatıyor. Buna göre, kalp krizi geçiren hastaya en kısa sürede koroner anjio yapılarak, kalp krizine neden olan tıkalı damara stent yöntemi uygulanabiliyor. Stent yöntemi kalp damarlarına yerleştirilen küçük, süzgeç benzeri bir halka ile kan akımını tekrar sağlıyor. Eğer hastada çok damar hastalığı varsa, tıkalı ve kalp krizine neden olan damara balon işlemi gerçekleştirilip geçici bir kan akımı sağlanıyor. Hasta acil olarak koroner bypass cerrahisine yönlendiriliyor.</p>
<p><strong>Minimal invaziv bypass ile tüm tıkalı damarlar açılıyor</strong></p>
<p>Açık kalp ameliyatı ile veya atan kalpte göğüs atardamarı, kol atardamarı ve bacaktan alınan toplardamarlar ile yeni bir yol oluşturularak, tıkalı damara kan akımının tekrar sağlanmasını gerçekleştiren operasyonlara ‘koroner bypass ameliyatı’; eğer kapalı yöntem uygulanırsa buna da ‘minimal invaziv bypass ameliyatı’ deniliyor. Standart bypass cerrahisinde hastanın göğüs kafesi açılarak tıkalı olan damarların ötesine bypass işlemi uygulanırken minimal invaziv cerrahide ise hastanın sol göğsünde dördüncü kaburga aralığına denk gelen bölgeden 3-4 cm civarında bir kesi yapılarak kalbe ulaşılıyor ve hastanın ihtiyaç duyulan tüm tıkalı damarlarına bypass işlemi uygulanıyor. Prof. Dr. Hasan Karabulut, bu tekniğin faydaları hakkında, “Hastanın göğüs kemiği kesilmediği için kemik kaynama problemi ortadan kalkar. Yara yeri enfeksiyonu görülmez. Akciğer problemlerinin görülme sıklığı çok düşüktür. Kesi küçük olduğu için kanama miktarı azalır. Hastanın hastanede ve yoğun bakımda kalış süresi kısalır. Bu sayede hastanede uzun yatışa bağlı gelişebilecek komplikasyon oranları azalır. Hastalar hızlı bir şekilde günlük ve iş yaşamlarına dönebilir” diyor. Kapalı ameliyat uygulanabilecek tüm hastalara robot destekli bypass da yapılabiliyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/soguk-ve-ruzgarli-hava-kalp-lrizini-tetikleyebilir-430915">Soğuk ve rüzgarlı hava kalp lrizini tetikleyebilir !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nefes Darlığı Ve Kilo Kaybı Kalp Tümörünün Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nefes-darligi-ve-kilo-kaybi-kalp-tumorunun-habercisi-olabilir-430185</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Dec 2023 07:26:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[tümörünün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430185</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalpte aşırı ve kontrolsüz şekilde görülen hücre büyümeleri kalp kaynaklı olabiliyor ya da diğer organlardan kanserli hücrelerin sıçraması ile görülebiliyor. Kalp tümörlerinin genellikle tesadüf eseri ortaya çıktığı biliniyor. Tümörden habersiz hastalar göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik ve kilo kaybı belirtileriyle doktora başvuruyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nefes-darligi-ve-kilo-kaybi-kalp-tumorunun-habercisi-olabilir-430185">Nefes Darlığı Ve Kilo Kaybı Kalp Tümörünün Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalpte aşırı ve kontrolsüz şekilde görülen hücre büyümeleri kalp kaynaklı olabiliyor ya da diğer organlardan kanserli hücrelerin sıçraması ile görülebiliyor. Kalp tümörlerinin genellikle tesadüf eseri ortaya çıktığı biliniyor. Tümörden habersiz hastalar göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik ve kilo kaybı belirtileriyle doktora başvuruyor. Tümör, yapısına göre kalp için de 1-2 cm boyutlarından 10-12 cm boyutlarına kadar büyüyebiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Burak Onan, kalp tümörlerinde robotik cerrahinin önemi ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Kalp tümörleri türüne göre değişiklik gösterebilir </strong></p>
<p>Kalp tümörü göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik ve kilo kaybına sebep olabilmektedir. Tümörün büyüklüğü ve yapısına bağlı olarak nadiren emboli denilen tümör parçasının koparak organları besleyen atardamarları tıkaması şeklinde bir tablo görülebilmektedir. Bu duruma “tümör embolizasyonu” denmekte olup, tümör kopması ve kalpten emboliye bağlı felç, bacak damarlarında tıkanma ya da iç organ fonksiyon bozukluğu söz konusu olabilmektedir. </p>
<p>Kalp tümörleri sıklıkla iyi huyludur. Bazı tümörler genetik geçişlidir, ancak büyük çoğunluğunda kesin sebep bilinmemektedir. Kalp içinde 1-2 cm boyutlarından 10-12 cm boyutlarına kadar değişen büyüklükte ortaya çıkabilmektedirler. Küçük, düzgün yüzeyli, bir sapla kalp duvarına tutunan kalp kitlesi herhangi bir şikayet oluşturmadan sessiz bekleyebilmektedir. Daha büyük kalp tümörleri ise kalp yetmezliği, nefes darlığı, tansiyon düşüklüğü, emboli ya da ani hayat kaybına sebep olabilmektedir. </p>
<p>Kalp tümörü ameliyatı bu kitlelerin kalpten çıkartılması için yapılmaktadır. Kitle teşhis edildikten sonra operasyonun bir an önce yapılması hastanın emboli riskini azaltmak için önerilmektedir. Örnek olarak, iyi karakterli olduğu düşünülen hareketli bir kalp tümörünü bir an önce çıkartmak şikâyeti olmayan bir kişide felç, ya da ani ölüm riskini azaltmaktadır. </p>
<p><strong>Kalp tümörü ameliyatında robotik cerrahi</strong> konfor sağlıyor</p>
<p>Kalp tümörü ameliyatları açık, endoskopik yani kapalı ya da robotik kalp ameliyatı şeklinde 3 ayrı yolla yapılmaktadır. Bu ameliyatlar yaklaşık 4-6 saat sürmektedir. Robotik cerrahi oldukça konforlu olan yöntemdir. </p>
<p>Robotik kalp cerrahisi robotik cerrahi sistemlerinin bulunduğu robotik cerrahi merkezlerinde uygulanmaktadır. Bu ameliyatların yapılabilmesi için merkezde anestezi doktorları, ameliyat hemşireleri, perfüzyonistler ve robotik kalp cerrahlarının bulunması gerekmektedir. </p>
<p>Robotik cerrahi; kalp ameliyatının riskini artırmamakta, hastaya da doktora da konfor sağlamaktadır. Ameliyat sonrasında hastalar cerrahi yoğun bakıma alınır ve takipleri sağlanır. Hasta ameliyat sonrası dönemde herhangi bir sıkıntı olmaması halinde en kısa sürede servis odasına alınır. Robotik kalp cerrahisinin avantajı küçük kesiler kullanılmasından dolayı travmanın daha az olması ve ameliyat sonrası sürecin daha hızlı geçmesidir. Ameliyat sonrasında hastaların günlük yaşamlarına dönüşü daha hızlı olmaktadır.</p>
<p>Kötü huylu kalp tümörlerinde ise tedavi seçenekleri hastanın genel durumuna göre belirlenir. Kemoterapi, ışın tedavisi ve ameliyat gibi tedavi yöntemleri konusunda planlama yapılır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nefes-darligi-ve-kilo-kaybi-kalp-tumorunun-habercisi-olabilir-430185">Nefes Darlığı Ve Kilo Kaybı Kalp Tümörünün Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek tansiyon kalp duvarını kalınlaştırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksek-tansiyon-kalp-duvarini-kalinlastiriyor-429261</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Dec 2023 13:03:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[duvarını]]></category>
		<category><![CDATA[kalınlaştırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=429261</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp, insan vücudunun en hayati organlarından biridir. Çeşitli rahatsızlıklarımız kalp sağlığımızı olumsuz yönde etkileyebilir. Bu olumsuzluklardan bir tanesi kalp kası-duvarı kalınlaşmasıdır. Peki, kalp kası-duvarı kalınlaşması nedir, teşhis ve tedavi yöntemleri nelerdir?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-tansiyon-kalp-duvarini-kalinlastiriyor-429261">Yüksek tansiyon kalp duvarını kalınlaştırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp, insan vücudunun en hayati organlarından biridir. Çeşitli rahatsızlıklarımız kalp sağlığımızı olumsuz yönde etkileyebilir. Bu olumsuzluklardan bir tanesi kalp kası-duvarı kalınlaşmasıdır. Peki, kalp kası-duvarı kalınlaşması nedir, teşhis ve tedavi yöntemleri nelerdir?</p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Kardiyoloji Bölümünden, Doç. Dr. Mustafa Yolcu ‘kalp kası-duvarı kalınlaşması’ ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu</strong></p>
<p><strong>Kalp duvarı kalınlaşmasından korunmak için tansiyon ilaçlarınızı düzenli kullanın</strong></p>
<p>Kalp duvarı kalınlaşması, kalp kasının yapısındaki anormal değişiklikleri ifade eden bir durumdur. Bu patolojik durum kalp kasının normal işleyişini bozarak, ritmik çalışma ve verimli kan pompalama gibi temel işlevleri etkileyebilir. Kalp duvarı kalınlaşmasının en sık görüldüğü durumlar hipertansiyon ve kardiyomiyopatilerdir. Kontrolsüz hipertansiyon kalp duvarının kalınlaşmasına ve ilerleyen zamanda kalp yetmezliğine yol açar. Bu nedenle tansiyon yüksekliğinin olumsuz etkisinden korunmak için mutlaka tansiyon ilacı düzenli kullanılmalı ve tansiyon yükselmesine izin verilmemelidir.</p>
<p><strong>Kalp duvarı kalınlaşması nedir?</strong></p>
<p>Kardiyomiyopati, kalp kasının yapısal ve işlevsel bozuklukları ile ilişkili bir hastalık grubunu ifade eder. Bu durum, özellikle kalp duvarlarının kalınlaşmasıyla karakterize edilir ve genellikle kalp kasının yapısını ve fonksiyonlarını olumsuz yönde etkiler. Kalp duvarının kalınlaşması, kalbin kanı etkili bir şekilde pompalamasını zorlaştırabilir ve böylece kardiyovasküler sistem üzerinde ciddi etkiler yaratabilir.</p>
<p><strong>Kardiyomiyopati tipleri ve özellikleri nelerdir?</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü, kardiyomiyopatileri 5 ana tip altında sınıflandırır:</p>
<p>1. <strong>Dilate Kardiyomiyopati:</strong> Dilate kardiyomiyopati, kalp karıncıklarının genişlemesi ve kasılma performansında azalma ile karakterizedir.</p>
<p>2. <strong>Hipertrofik Kardiyomiyopati:</strong> Bu tip, kalp duvarının asimetrik bir şekilde kalınlaşması ile tanımlanır ve genetik faktörlere bağlı olabilir.</p>
<p>3. <strong>Restriktif Kardiyomiyopati:</strong> Restriktif kardiyomiyopati de kasılma performansının normal olmasına rağmen kalp kasının gevşemesinde bozukluğun olduğu durumdur.</p>
<p>4. <strong>Aritmojenik Sağ Ventrikül Displazisi:</strong> Aritmojenik Sağ Ventrikül Displazisi, sağ karıncığın kas dokusunun yapısının değişmesidir.</p>
<p>5. <strong>Diğer Tipler:</strong> Kazanılmış veya genetik anormalliklere bağlı çeşitli tiplerdir.</p>
<p><strong>Hipertrofik kardiyomiyopatinin tanı ve teşhisi nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Hipertrofik kardiyomiyopati, en sık rastlanan tip olup genellikle genetik mutasyonlarla ilişkilidir. Tanı süreci, hastanın semptomlarına ve ekokardiyografi sonuçlarına dayanır. Bu test, kalp duvarının kalınlığını ve kalınlığın derecesini belirlemek için kullanılır. Semptomlar genellikle belirgin olmayabilir ve tanı bazen tesadüfi olarak konulabilir.</p>
<p><strong>Tedavi yöntemleri nelerdir?</strong></p>
<p>Kalp duvarının kalınlaşmasının tedavisi, semptomların ve ilişkili durumların yönetilmesine odaklanır. İlaç tedavisi, özellikle beta blokörler kalp yetersizliği ve ritim bozukluklarına karşı etkilidir. Cerrahi tedavi ve alkol ablasyonu gibi yöntemler, kalp duvarı kalınlaşmasını azaltmaya yöneliktir. Bazı durumlarda kalp pili takılması gerekebilir, bu da ritim bozukluğunu tespit ettiğinde müdahale ederek ani can kaybını engelleyebilir.</p>
<p><strong>Kalp sağlığınızı önemseyin</strong></p>
<p>Bu hastalık, uygun tedavi ve izlem ile yönetilebilir bir durumdur. Kalp sağlığına yönelik herhangi bir endişe durumunda, bir kardiyoloji uzmanına başvurmak en doğru yaklaşımdır.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-tansiyon-kalp-duvarini-kalinlastiriyor-429261">Yüksek tansiyon kalp duvarını kalınlaştırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Yöntemler Kalp Sağlığınıza Işık Tutuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-yontemler-kalp-sagliginiza-isik-tutuyor-426664</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Nov 2023 07:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[işık]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınıza]]></category>
		<category><![CDATA[tutuyor]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426664</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada ve ülkemizde yaş ortalamasının artması ile birlikte, kalp damar hastalıklarına neden olan risk faktörlerine maruziyet süresi de artmaktadır. Bu durum ise kalp damarlarının yapısının kötüleşmesine ve aşırı kireçlenmesine yol açmaktadır. Ancak günümüzde kalp hastalıklarının teşhisi ve tedavisinde işlem riskini düşüren ve başarısını artıran yöntemler öne çıkmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-yontemler-kalp-sagliginiza-isik-tutuyor-426664">Bu Yöntemler Kalp Sağlığınıza Işık Tutuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BU YÖNTEMLER KALP SAĞLIĞINIZA IŞIK TUTUYOR</strong></p>
<p>Dünyada ve ülkemizde yaş ortalamasının artması ile birlikte, kalp damar hastalıklarına neden olan risk faktörlerine maruziyet süresi de artmaktadır. Bu durum ise kalp damarlarının yapısının kötüleşmesine ve aşırı kireçlenmesine yol açmaktadır. Ancak günümüzde kalp hastalıklarının teşhisi ve tedavisinde işlem riskini düşüren ve başarısını artıran yöntemler öne çıkmaktadır. Kalbi besleyen koroner damarların görüntülenmesini sağlayan IVUS   (İntravasküler ultrason) ile OCT (Optik Koherens Tomografi) teknolojileri en uygun tedavi yönteminin karar verilmesine imkan sağlamaktadır. Memorial Hizmet Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Yıldız, “Istanbul Coronary Intravascular Imaging Optimum: IVUS &#038; OCT Toplantısı”nda damar içi görüntüleme yöntemleri ile ilgili önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Ameliyata uygun olmayan hastalar için de hayat kurtarıcı</strong></p>
<p>Ülkemizde yaşlı nüfusunu artması ile birlikte kalp damar problemlerinin görülme sıklığında da önemli bir artış yaşanmaktadır. Bu hastalarda kalbi besleyen koroner damarların yapısı daha kireçli, yaygın, düzensiz, ince olabilmektedir. Bu hastalarda uygun tedavi seçeneğinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi için “İntravasküler ultrason” yani damar içi görüntüleme büyük önem taşımaktadır. Kalbin içindeki 2-3 milimetrelik damarlara özel bir tel gönderilerek ultrason dalgaları ile damarın yapısı değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme sonucu tedavi stratejisi belirlenmekte ve hastaya bir tedavi planı çıkarılmaktadır.</p>
<p>OCT ise koroner arterler yani kalbi besleyen damarların yakın kızılötesi ışık kullanılarak mikroskopik düzeyde incelenmesine olanak sağlayan yüksek çözünürlüklü bir görüntüleme metodudur. Kalp damarlarındaki problemler belirlenerek hızlıca tedavi planlamasına geçilebilmektedir. Bu ise işlem başarısını artırmaktadır.</p>
<p><strong>Hem tedavi sırasında hem de sonrasında fayda sağlıyor</strong></p>
<p>Amerika’da ve Japonya’da stent takılan hastaların %50-70’inde damar içi görüntüleme uygulamaları yapılmaktadır. Dünya genelinde kullanılma sıklığı %10 olarak bilinmektedir. Hastanın hem tedavi sırasında hem de tedavi sonrasında işlem başarısını artıran damar içi görüntüleme işlemleri yani IVUS ve OCT’nin kullanımı konusunda 4 ülkeden 20 doktor bir araya geldi. Memorial Hizmet Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Yıldız ve Memorial Bahçelievler Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Emir Özgür Barış Ökçün direktörlüğünde, Harvard Medical School Brigham and Women’s Hospital Kardiovasküler Görüntüleme Bölüm Direktörü Prof. Dr. Diaa Hakim ve Seyrantepe Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Sorumlusu Doç Dr. Kudret Keskin&#8217;in katkılarıyla 24-26 Kasım tarihinde Memorial Hizmet Hastanesi’nde Istanbul Coronary Intravascular Imaging Optimum: IVUS &#038; OCT Toplantısı düzenlendi. Hindistan, Endonezya, Irak ve Türkiye’nin farklı şehirlerinden uzmanların katıldığı toplantıda teorik ve canlı yayın eşliğinde uygulamalı eğitim verildi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-yontemler-kalp-sagliginiza-isik-tutuyor-426664">Bu Yöntemler Kalp Sağlığınıza Işık Tutuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Harran Üniversitesi Hastanesinde Çocuk Kalp Damar Cerrahi Bölümü Hizmete Girdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/harran-universitesi-hastanesinde-cocuk-kalp-damar-cerrahi-bolumu-hizmete-girdi-426628</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Nov 2023 07:25:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[girdi]]></category>
		<category><![CDATA[harran]]></category>
		<category><![CDATA[hastanesinde]]></category>
		<category><![CDATA[hizmete]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426628</guid>

					<description><![CDATA[<p>Harran Üniversitesi Hastanesi, gelişen teknolojiyi takip ederek yeni cihazları ve bölgede olmayan poliklinikleriyle vatandaşlarına hizmet etmeye devam ediyor. Bölgenin sağlık üssü olma yolunda hızla ilerleyen Harran Üniversitesi Hastanesi’nde, bölgede eksikliği hissedilen Çocuk Kalp Damar Cerrahi bölümü hizmete girdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/harran-universitesi-hastanesinde-cocuk-kalp-damar-cerrahi-bolumu-hizmete-girdi-426628">Harran Üniversitesi Hastanesinde Çocuk Kalp Damar Cerrahi Bölümü Hizmete Girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Harran Üniversitesi Hastanesinde Çocuk Kalp Damar Cerrahi Bölümü Hizmete Girdi</p>
<p>Harran Üniversitesi Hastanesi, gelişen teknolojiyi takip ederek yeni cihazları ve bölgede</p>
<p>olmayan poliklinikleriyle vatandaşlarına hizmet etmeye devam ediyor.</p>
<p>Bölgenin sağlık üssü olma yolunda hızla ilerleyen Harran Üniversitesi Hastanesi’nde, bölgede</p>
<p>eksikliği hissedilen Çocuk Kalp Damar Cerrahi bölümü hizmete girdi.</p>
<p>Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tahir Güllüoğlu’nun çabalarıyla ivme kazanan</p>
<p>bilimsel ve akademik çalışmalar meyvelerini vermeye başladı. Sağlık alanında ise Üniversite</p>
<p>Hastanesi’nde de değişim ve dönüşüm devam ediyor.</p>
<p>Hastaneye birçok doktorun kazandırılmasında emeği bulunan Rektör Güllüoğlu’nun</p>
<p>girişimleri sonucu bölgede bir ilk olan Çocuk Kalp Cerrahisi bölümü açıldı.</p>
<p>Yeni açılan bölüm ile açıklamalarda bulunan Çocuk Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyesi</p>
<p>Prof. Dr. Abdussemet Hazar; “Ülkemizde yıllardır ciddi bir eksik olan ve bölgede tek olma</p>
<p>özelliği taşıyan bu bölümü Şanlıurfa’mıza ve hastanemize kazandıran Rektör hocamıza çok</p>
<p>teşekkür ediyoruz. Çocuk Kalp Damar Cerrahi Bölümümüz bu alanda ihtiyaç duyan herkese</p>
<p>kapısını açmıştır” dedi.</p>
<p>Bölgenin ihtiyaç duyulan bölümlerini Üniversite Hastanesine kazandırmaya devam</p>
<p>edeceklerini belirten Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tahir Güllüoğlu;</p>
<p>“Hastanemizde, bölgenin ihtiyacı olan bölümleri açmak için çalışmalar başlatmıştık ve</p>
<p>meyvesini almaya başladık. Patoloji, Onkoloji, Plastik Cerrahi ve şimdi de Çocuk Kalp</p>
<p>Damar Cerrahisi bölümünü açarak vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Çalışmalarımız</p>
<p>devam ediyor. Son aylarda birçok son teknoloji cihazların alınması, yeni bölümlerin açılması</p>
<p>ve alanında uzman doktorların gelmesiyle Şanlıurfa’mız ve bölgemizde sağlık sektöründe</p>
<p>ihtiyaca cevap verecek duruma geldik. Amacımız il içi ve il dışından gelen hastalarımıza</p>
<p>kaliteli hizmet sunmaktır” diye konuştu.</p>
<p>Harran Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İdris Kırhan ise hastanede Çocuk Kalp</p>
<p>Cerrahisi bölümünün açılmasında emeği geçen Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet</p>
<p>Tahir Güllüoğlu’na teşekkür etti.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/harran-universitesi-hastanesinde-cocuk-kalp-damar-cerrahi-bolumu-hizmete-girdi-426628">Harran Üniversitesi Hastanesinde Çocuk Kalp Damar Cerrahi Bölümü Hizmete Girdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Sağlığınız İçin Yap-Yapma Listeniz Olsun</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-sagliginiz-icin-yap-yapma-listeniz-olsun-410776</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Oct 2023 11:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[listeniz]]></category>
		<category><![CDATA[olsun]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınız]]></category>
		<category><![CDATA[yapyapma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=410776</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan vücudunun lokomotifi kalbin adeta bir saat gibi işlemesi genel sağlığımız açısından son derece önemlidir</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagliginiz-icin-yap-yapma-listeniz-olsun-410776">Kalp Sağlığınız İçin Yap-Yapma Listeniz Olsun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan vücudunun lokomotifi kalbin adeta bir saat gibi işlemesi genel sağlığımız açısından son derece önemlidir. Ancak ne yazık ki ülkemizde ve dünyada kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümler halen ilk sırada yer alıyor. İstatistiklere göre 2030 yılında 22 milyondan fazla insanın kalp-damar hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirebileceği öngörülüyor. Kalp sağlığı için yapılması gerekenler kadar, yapılmamasına özen gösterilmesi gereken bazı önemli noktalar bulunuyor. Memorial Ankara Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Oto, kalp sağlığı konusunda önemli bilgiler verdi. </p>
<p> </p>
<p><strong>Bu liste kalbe iyi geliyor</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>1.Sigara İçmeyin! </strong></p>
<p>Tütün ve tütün ürünleri kalbin bir numaralı düşmanıdır. Sigara kullanıyorsanız bir an önce bırakmalısınız.</p>
<p> </p>
<p><strong>2. Sağlıklı Beslenin, Kilonuzu Kontrol Edin!</strong> </p>
<p>Fazla kiloluysanız ideal kilonuza gelin, yağlı ve kalorisi yüksek yiyeceklerden uzak durun, sebze – meyve ağırlıklı beslenin.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>3. Hareketsiz Kalmayın! </strong></p>
<p><strong> </strong>Haftada en az 5 gün, günde yarım saat yürüyüşü alışkan haline getirin.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>4. Kan Şekerinizi Ölçtürün! </strong></p>
<p><strong> </strong>Şekerinizin ideal sınırlarda olduğundan emin olmak için ölçtürün, diyabet hastasıysanız tedaviye ve doktorunuzun tavsiyelerine uyun.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>5. Kan Basıncınızı Öğrenin!</strong></p>
<p><strong> </strong>Tansiyonunuzun 14’e 9’un altında olduğundan emin olun. Tansiyon hastasıysanız hekiminizin tedavi planına uyun.<strong>  </strong></p>
<p> </p>
<p>Basit ama hayat kurtaran bu tavsiyelere uyarak kalp sağlığınızı koruyabilir, kalp-damar hastalığı riskini en aza indirebilirsiniz. Tüm bunların yanı sıra geçtiğimiz dönem dünyayı etkisi altına alan Covid-19’a yakalananların da mutlaka kalp kontrolünden geçmeleri ve virüsün yeni varyasyonlarından korunmak için hijyen kurallarına uymaları gereklidir. Ayrıca bilinen risk faktörleri dışında hava kirliliğinin de kalp hastalıklarını artırıcı etkisi akılda tutulmalı, çevreye saygılı bir yaşam biçimi için çaba gösterilmelidir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagliginiz-icin-yap-yapma-listeniz-olsun-410776">Kalp Sağlığınız İçin Yap-Yapma Listeniz Olsun</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağcılarlılar, Sağlıklı Kalp için Yürüdüler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bagcilarlilar-saglikli-kalp-icin-yuruduler-409906</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2023 09:10:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bağcılarlılar]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[yürüdüler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409906</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Kalp Günü sebebiyle Bağcılar Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlik, renkli görüntülere sahne oldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagcilarlilar-saglikli-kalp-icin-yuruduler-409906">Bağcılarlılar, Sağlıklı Kalp için Yürüdüler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Kalp Günü sebebiyle Bağcılar Belediyesi tarafından düzenlenen etkinlik, renkli görüntülere sahne oldu. Önce yoğun katılımlı bir yürüyüş gerçekleştirildi. Ardından ise vatandaşlara kalp sağlığı için tüketimi önemli olan kuruyemiş dağıtıldı ve Bağcılar Meydanı&#8217;nda katılımcıların oluşturduğu kalp görselinden gökyüzüne 200 adet helyumlu balonlar bırakıldı.</p>
<p>Dünya genelinde kalp rahatsızlıklarına dikkat çekmeyi ve farkındalığı artırmaya hedefleyen Dünya Kalp Günü, 29 Eylül günü gerçekleştirildi. Bağcılar Belediyesi de bu özel günde çok anlamlı bir dizi etkinliğe imza attı. Bu kapsamda ilk olarak Çarşı Caddesi&#8217;nde &#8220;Kalbim İçin Yürüyorum&#8221; adıyla bir yürüyüş organize edildi. Bağcılar Kaymakamı Abdullah Uçgun, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir ve her yaştan ilçe sakininin katıldığı yürüyüş Bağcılar Meydanı&#8217;nda sona erdi. Keman dinletisi eşliğinde yürüyen katılımcılar, yol boyunca &#8220;Lifli yiyecekler tüketin&#8221;, &#8220;Tuz, şeker, yağ miktarını azaltın&#8221; ve &#8220;Günde en az 20 dakika egzersiz yapın&#8221; yazılı pankart taşıdı.</p>
<p>Gökyüzüne kırmızı balon bıraktılar</p>
<p>Bağcılar Meydanı&#8217;nda toplanan vatandaşlara kalp ve damar hastalıkları konusunda bilgilendirici broşür ve kalp sağlığı için tüketimi önemli olan kuruyemiş ikram edildi. Ayrıca vatandaşlara şeker, tansiyon ve kolesterol ölçümü de yapıldı. Etkinliğin sonunda ise katılımcılar tarafından oluşturulan kalp görselinden gökyüzüne 200 adet helyumlu balonlar bırakıldı.</p>
<p>Bu üç uyarıyı dikkate alın</p>
<p>Rahatsızlıklar olmadan önce alınması gereken önlemlere dikkat çeken Özdemir, &#8220;Birincisi alkol, sigara gibi kötü alışkanlıklardan kendimizi arındırmamız geriyor. İkincisi doğru beslenme yöntemleriyle hayatımızı disipline etmemiz gerekiyor. Üçüncüsü ise hayatımızın merkezine sporu almak. Böylece birçok hastalığı bünyemizden uzak tutmuş oluruz&#8221; dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bagcilarlilar-saglikli-kalp-icin-yuruduler-409906">Bağcılarlılar, Sağlıklı Kalp için Yürüdüler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Hastalıklarından Korunmak İçin 7 Altın Kural!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaliklarindan-korunmak-icin-7-altin-kural-409683</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Sep 2023 12:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarından]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[korunmak]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409683</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalıkları günümüzde dünya çapında halen birinci ölüm nedenlerinden biri olmaktadır. Bu bağlamda bazı risk faktörlerini değiştirmek maalesef mümkün değildir. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Süha Çetin, kalp sağlığı hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaliklarindan-korunmak-icin-7-altin-kural-409683">Kalp Hastalıklarından Korunmak İçin 7 Altın Kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalıkları günümüzde dünya çapında halen birinci ölüm nedenlerinden biri olmaktadır. Bu bağlamda bazı risk faktörlerini değiştirmek maalesef mümkün değildir. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Süha Çetin, kalp sağlığı hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p>Ailede kalp ve damar hastalığının olması, erkek cinsiyeti ve ileri yaş olarak söylenebilir. Fakat değiştirilmesi mümkün ve kolay olan çok önemli risk faktörleri de bulunmaktadır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sigarayı bırakmak.</strong></p>
<p>Atabileceğimiz en anlamlı adımlardan biri sigarayı bırakmak olsa gerek. Sigara kalp ve atar damarlara ciddi derecede hasar verir. Ayrıca tütün kullanmak kandaki oksijen seviyesini düşürür ve böylece tansiyon ve nabız yükselmesine neden olur, kalbimizi yoran iki faktör. Sigara içmek genç yaşta ölümcül kalp krizlerine neden olur. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Fiziksel aktiviteyi arttırmak.</strong></p>
<p>Fiziksel aktivite artık günümüzde kaçınılmaz bir rol oynamaktadır: Haftada 150 dakika ılımlı aerobik egzersiz, bu tempolu bir yürüyüş olabilir, önerilmekte. Veya haftada 75 dakika kuvvetli aerobik egzersiz, koşu tarzı gibi, sağlık açısından önem taşır. Ayrıyeten haftada 2 veya 3 defa ılımlı ağırlık egzersizleri yapılmalı. Bahçe işleri yapmak, ev işlerini halletmek, asansör yerine merdivenleri kullanmak veya köpeğimizi dışarda gezdirmekte önemli fiziksel aktiviteler içerisindedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sağlıklı beslenmek.</strong></p>
<p>Sağlıklı beslenme birçok açıdan kalp ve damar hastalıklarından korur. Beslenmemize dikkat ederek tansiyon ve kolesterol değerlerini düşürüp, diyabet hastası olma riskini azaltabiliriz. Peki, sağlıklı beslenme özellikle ne tür gıdalar içerir? Sebze ve meyve, baklagiller, az yağlı et ve balık, tuzsuz ve kavrulmamış fındık, badem ve ceviz, zeytinyağı ve avokado yağı, süt, yoğurt, yumurta sıklıkla tüketilmesi gereken gıdalar arasındadır. Tüketilmemesi veya çok aza indirgenmesi gereken besinler tuz ve tuzlu mamuller, şeker ve şekerli içecekler, yüksek karbonhidratlı gıdalar (hamur işi), alkol, işlenmiş gıdalar, trans yağlardır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Fazla kilolardan kurtulmak.</strong></p>
<p>Fazla kilonun olması (özellikle bel çevresinde) kalp damar hastalığı riskini artırır. Haricen yüksek tansiyona ve kolesterole ve diyabet hastalığına neden olur. Vücut kitle indeksi bir kişinin obez olup olmadığını gösterir. Eğer vücut kitle indeksi 25 ve üzerinde ise, kişi fazla kilolu olarak nitelendirilir. Bu manada bel çevresi genişliği de ölçülebilir. Eğer erkeklerde bel çevresi 101.6 cm ve kadınlarda 88.9 cm üzerinde ise, kişi kalp damar hastalıkları açısından riskli olarak değerlendirilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Düzenli uyku uyumak.</strong></p>
<p>Yetersiz uyku yüksek kiloya, yüksek tansiyona, kalp krizi, diyabet ve depresyona neden olabilir. Erişkinlerde günde en az 7 saat uykuya ihtiyaç vardır. Yeteri kadar uyku almamanın nedenlerinden biride uykuda solunumun kısa süreli olarak sıklıkla durmasıdır (obstrüktif uyku apnesi). Bu durum özellikle horlaması olan kişilerde sıklıkla görülür. Obstrüktif uyku apnesi kalp damar hastalıklarına ve ritim bozukluklarına neden olabilir. Kilo vermek ve aynı zamanda solunum yollarını açık tutan (cPAP) bir cihaz kullanmak uyku apnesi olan kişilerde faydalı olabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Stresten uzak durmak.</strong></p>
<p>Sürekli stres yüksek tansiyona ve dolayısı ile kalp ve damar hastalıklarına neden olabilir. Stres yönetiminin yanlış olması, örneğin daha fazla yiyerek veya alkol tüketerek veya sigara içerek, kalp ve damar hastalığı riskini daha da artırır. İzlenmesi gereken yol doğru bir stres yönetimidir: iş organizasyonunun doğru yapılması, oluşabilecek komplikasyonların ön görülüp tedbir alınması, kişisel olarak fiziksel aktivitenin düzenli olarak ön plana çıkarılması, yoga veya meditasyonun yapılması yüksek önem taşımaktadır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sağlık kontrollerini ihmal etmemek.</strong></p>
<p>Son olarak özellikle 40 yaşından itibaren düzenli sağlık kontrolleri gerekmektedir. Her yıl bir tansiyon holter bağlatarak yüksek tansiyon riskinin kontrolü gereklidir. Düzenli (6 ayda bir) yapılan kan tahlillerinde kolesterol ve açlık kan şekeri seviyelerine bakılması elzemdir.</p>
<p>Doçent Doktor Süha Çetin, önerilerine şu şekilde devam etti; ‘’Unutmayalım ki kalp ve damar hastalıklarını bu bahsedilen önlemler ile yüksek bir oranda azaltmış oluruz. Kalp ve damar hastalıklarının dünya çapında birinci ölüm nedeni olma sebebi bu anlatılan hususların göz ardı edilmesinden kaynaklanmaktadır.’’</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaliklarindan-korunmak-icin-7-altin-kural-409683">Kalp Hastalıklarından Korunmak İçin 7 Altın Kural!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>29 Eylül Dünya Kalp Günü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/29-eylul-dunya-kalp-gunu-409388</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Sep 2023 14:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[eylül]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409388</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalıkları, dünyadaki ölümlerin en önde gelen nedenidir. Kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerin en sık sebepleri kalp krizi ve inmedir</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/29-eylul-dunya-kalp-gunu-409388">29 Eylül Dünya Kalp Günü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kalp ve damar hastalıkları, dünyadaki ölümlerin en önde gelen nedenidir. Kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerin en sık sebepleri kalp krizi ve inmedir. Yaşam tarzımızda bazı değişiklikler yaparak, hipertansiyon ve şeker hastalığı gibi hastalıkları kontrol altına alarak kalp ve damar hastalıklarından korunabiliriz. Peki bu değişiklikler neler olabilir? Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. İsmail Polat Canbolat kalp ve damar sağlığını korumanın yollarını anlattı.</strong></p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sağlıklı beslenin</strong></p>
<p>Kalp ve damar sağlığını korumak için en önemli adımlardan biri sağlıklı beslenmektir. Sağlıklı bir beslenme düzeni, meyve, sebze, tam tahıllar, yağsız protein kaynakları ve az yağlı süt ürünleri gibi besinlerden zengin olmalıdır. Bu besinler, kalp ve damar sağlığını korumaya yardımcı olan vitamin, mineral ve lifleri içerir.</p>
<p> </p>
<p>Akdeniz tipi beslenme kalp ve damar hastalıklarından korunma sağladığı gösterilmiş en güvenilir beslenme tarzıdır. Meyve, sebze, tam tahıllar, baklagiller, yağlı tohumlar ve zeytinyağı gibi bitkisel kaynaklı besinlerden zengin bir beslenme modelidir. Bu beslenme modeli, kalp ve damar sağlığının yanı sıra, genel sağlığımız için de çok faydalıdır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Akdeniz tipi beslenmenin temel özellikleri</strong></p>
<ul>
<li>Meyve ve sebze tüketimi bol olmalıdır. Günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze tüketilmelidir.</li>
<li>Tam tahıllar tercih edilmelidir. Kepekli ekmek ve makarna, bulgur ve yarma, esmer pirinç, çavdar gibi besinler tam tahıllara örnek verilebilir.</li>
<li>Baklagiller düzenli olarak tüketilmelidir. Baklagiller, protein, lif ve vitamin açısından zengindir.</li>
<li>Kuruyemişler, kalp ve damar sağlığı için faydalıdır. Ceviz, badem, fındık gibi kuruyemişler günde 1 avuç tüketilebilir. Bu kuruyemişleri tüketirken işlenmemiş olmasına dikkat edilmelidir.</li>
<li>Zeytinyağı, Akdeniz tipi beslenmenin temel yağ kaynağıdır. Zeytinyağı, kalp ve damar sağlığını korumaya yardımcı olan tekli doymamış yağ asitleri bakımından zengindir.</li>
<li>Kırmızı et ve işlenmiş etler sınırlı olarak tüketilmelidir.</li>
<li>Süt ürünleri, az yağlı veya yağsız tercih edilmelidir ve sınırlı tüketilmedir. İşlenmiş et ve et ürünleri tüketilmemelidir.</li>
<li>Tatlı ve şekerli içecekler tüketilmemelidir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Akdeniz tipi beslenmenin faydaları</strong></p>
<ul>
<li>Kalp ve damar hastalıklarını önlemeye yardımcı olur.</li>
<li>Kan basıncını düşürmeye yardımcı olur.</li>
<li>Kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olur.</li>
<li>Diyabet riskini azaltmaya yardımcı olur.</li>
<li>Bazı kanser türlerinin riskini azaltmaya yardımcı olur.</li>
<li>Kilo kontrolüne yardımcı olur.</li>
<li>Ruh halini iyileştirmeye yardımcı olur.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Akdeniz tipi beslenmeye geçiş için bazı ipuçları</strong></p>
<ul>
<li>Günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze tüketmeye çalışın.</li>
<li>Tam tahılları tercih edin.</li>
<li>Haftada en az 2-3 kez balık tüketin.</li>
<li>Zeytinyağını sofranızdan eksik etmeyin.</li>
<li>Kırmızı et ve işlenmiş etleri sınırlı tüketin.</li>
<li>Süt ürünlerini az yağlı veya yağsız tercih edin.</li>
<li>Tatlı ve şekerli içeceklerden uzak durun.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Akdeniz tipi beslenme, kalp ve damar sağlığının yanı sıra, genel sağlığımızı korumak için çok faydalı bir beslenme modelidir. Bu beslenme modeline geçiş yaparak, daha sağlıklı bir yaşam sürebilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p><strong>Düzenli egzersiz yapın</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz yapmak, kalp ve damar sağlığını korumanın en etkili yollarından biridir. Haftada en az 150 dakika orta düzeyde aerobik ve 75 dakika direnç egzersizleri yapmak, kalp ve damar sağlığını korumaya yardımcı olur.</p>
<p> </p>
<p>Düzenli egzersiz yapmak, kalp ve damar sağlığının yanı sıra, genel sağlığımız için de çok önemlidir. Egzersiz yapmak, kas ve kemiklerimizi güçlendirir, kilo kontrolüne yardımcı olur, ruh halini iyileştirir ve stresi azaltır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Hangi egzersizleri yapmak gerekir?</strong></p>
<p>Düzenli egzersiz yapmak için, aerobik egzersiz ve kuvvet antrenmanı olmak üzere iki tür egzersizi yapmak gerekir. Aerobik egzersiz, kalp atış hızını ve solunum hızını artıran egzersizlerdir. Yüzme, koşma, bisiklete binme, tempolu yürüyüş, dans gibi egzersizler aerobik egzersizlere örnek verilebilir. Kuvvet antrenmanı ise kasları güçlendirmeye yönelik egzersizlerdir. Ağırlık kaldırma, direnç bantları ile yapılan egzersizler, vücut ağırlığıyla yapılan egzersizler gibi egzersizler kuvvet antrenmanına örnek verilebilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Egzersizi saat kaçta yapmak daha doğru olur?</strong></p>
<p>Egzersizi herhangi bir saatte yapmak mümkündür. Uyandıktan birkaç saat geçmesine ve uyumadan birkaç saat önce olmasına dikkat etmekte fayda olduğunu düşünüyorum. </p>
<p> </p>
<p><strong>Düzenli egzersiz için ipuçları</strong></p>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>Hemen aşırıya kaçmayın.</strong> Yeni başlayanlar, kısa süreli ve hafif egzersizlerle başlayıp, zamanla süreyi ve yoğunluğu artırmalıdır.</li>
<li><strong>Kendinizi zorlamayın.</strong> Egzersizi yaparken, nefes alıp vermenizi zorlaştıracak kadar zorlanmamalısınız.</li>
<li><strong>Egzersizden önce ve sonra ılık bir duş alın.</strong> Bu, kaslarınızın rahatlamasına yardımcı olur.</li>
<li><strong>Sıvı tüketin.</strong> Egzersiz yaparken bol su için.</li>
<li>Dinlenin. Egzersizden sonra dinlenmeyi unutmayın.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Sağlıklı bir yaşam tarzı için, düzenli egzersizin yanı sıra, sağlıklı beslenmek, sağlıklı kiloyu korumak, sigara içmemek, alkol tüketimini sınırlamak ve stresi yönetmek de önemlidir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sağlıklı kiloyu koruyun</strong></p>
<p>Fazla kilolu veya obez olmak, kalp ve damar hastalıklarının riskini artırır. Sağlıklı kiloyu korumak için, sağlıklı beslenmek ve düzenli egzersiz yapmak önemlidir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sigara içmemek</strong></p>
<p>Sigara içmek, kalp ve damar hastalıklarının en önemli risk faktörlerinden biridir. Sigara içmek, kan basıncını yükseltir, kolesterolü yükseltir ve kan pıhtılaşmasını arttırır. Bu faktörler, kalp krizi ve felç riskini artırır.</p>
<p><strong> Alkol tüketimini sınırlandırın</strong></p>
<p>Alkol tüketimi, kalp ve damar hastalıklarının riskini artırır. Eski bilgilerimize göre düşük miktarda şarap tüketimi içerdiği resveretrol nedeni ile kalp damar hastalıklarından koruduğu yönündeydi, fakat son yıllardaki çalışmalar gösterdiği düşük dozlarda bile alkol tüketimi kalp damar hastalıkları riskini artırabilmektedir. Alkole başlamamak, tüketiliyor ise haftada 5 kadehten fazla tüketmemek kalp ve damar hastalıklarının riskini azaltacaktır. </p>
<p> </p>
<p><strong>Stresi yönetin</strong></p>
<p>Stres, kalp ve damar hastalıklarının riskini artırır. Stresi yönetmek için, sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, yoga veya meditasyon gibi gevşeme tekniklerini uygulamak gibi yöntemler kullanılabilir. Stres yönetiminde yoga yapmanın, düzenli egzersizin kalp damar hastalıklarına bağlı ölümü azalttığı gösterilmiştir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kalp ve damar sağlığı kontrolü yaptırın</strong></p>
<p>40 yaşından sonra, kalp ve damar sağlığı kontrolü yaptırmak önemlidir. Bu kontrollerde, kan basıncı, kolesterol, kan şekeri ve diğer risk faktörleri ölçülür. Bu sayede, kalp ve damar hastalıklarının erken teşhisi ve tedavisi mümkün olabilir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kalp damar hastalıkları açısından risk altında olan kişiler</strong></p>
<ul>
<li><strong>Yaşlılar:</strong> Kalp damar hastalıkları riski, yaşla birlikte artar.</li>
<li><strong>Erkek cinsiyet:</strong> Erkekler, kadınlara göre kalp damar hastalığı açısından daha yüksek risk altındadır.</li>
<li><strong>Aile öyküsü:</strong> Ailesinde kalp damar hastalığı öyküsü olan kişiler, daha yüksek risk altındadır.</li>
<li><strong>Sigara içmek:</strong> Sigara içmek, kalp damar hastalığı riskini önemli ölçüde artırır.</li>
<li><strong>Yüksek tansiyon:</strong> Yüksek tansiyon, kalp damar hastalığı riskini artırır.</li>
<li><strong>Yüksek kolesterol:</strong> Yüksek kolesterol, kalp damar hastalığı riskini artırır.</li>
<li><strong>Diyabet:</strong> Diyabet, kalp damar hastalığı riskini artırır.</li>
<li><strong>Obezite:</strong> Obezite, kalp damar hastalığı riskini artırır.</li>
<li><strong>Hareketsiz yaşam tarzı:</strong> Hareketsiz yaşam tarzı, kalp damar hastalığı riskini artırır.</li>
<li><strong>Stres:</strong> Stres, kalp damar hastalığı riskini artırabilir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kalp damar hastalıkları açısından geleneksel olmayan risk faktörleri, yukarıda bahsedilen geleneksel risk faktörlerinden farklı olarak, kalp damar hastalığı riskini artırmakla birlikte, doğrudan kalp damar sağlığını etkilemez. Bu risk faktörleri şunlardır:</p>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>Kronik inflamasyon:</strong> Kronik inflamasyon, kalp damar hastalığı riskini artırabilir.</li>
<li><strong>Uyku apnesi:</strong> Uyku apnesi, kalp damar hastalığı riskini artırabilir.</li>
<li><strong>Bazı ilaçlar:</strong> Bazı ilaçlar, kalp damar hastalığı riskini artırabilir.</li>
<li><strong>Bazı kalıtsal hastalıklar:</strong> Bazı kalıtsal hastalıklar, kalp damar hastalığı riskini artırabilir.</li>
<li><strong>Doğum kusurları:</strong> Doğum kusurları, kalp damar hastalığı riskini artırabilir.</li>
<li><strong>Diğer sağlık sorunları:</strong> Bazı diğer sağlık sorunları, kalp damar hastalığı riskini artırabilir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Bu risk faktörleri, kalp damar hastalığı riskini artırmakla birlikte, doğrudan kalp damar sağlığını etkilemez. Bu risk faktörlerini kontrol altına almak, kalp damar hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olabilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/29-eylul-dunya-kalp-gunu-409388">29 Eylül Dünya Kalp Günü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Hastalarına 10 Sonbahar Uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-hastalarina-10-sonbahar-uyarisi-408775</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Sep 2023 11:54:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=408775</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yine bir yaz mevsimini daha geride bıraktık</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastalarina-10-sonbahar-uyarisi-408775">Kalp Hastalarına 10 Sonbahar Uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yine bir yaz mevsimini daha geride bıraktık. Havalar hafiften serinlemeye, sert rüzgarlar kendini göstermeye ve ağaçlardan yapraklar dökülmeye başladı bile. Hava sıcaklıklarındaki düşüşler, gündüz ve akşam saatleri arasındaki sıcaklık farkının artışı, nem ile hava basıncı değişimleri, hava kirliliğindeki artış, sert rüzgarlar ve vücut direncinin düşmesiyle birlikte artan enfeksiyon hastalıkları, kalp damar hastalığı olan kişilerde kalp krizi veya kalp yetmezliği riskini artırıyor. <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ufuk Gürkan</strong>, sonbahar mevsiminde aynı zamanda tanısı konulmamış veya herhangi bir semptomu olmayan kişilerde de kalp krizi riskinin gelişebileceğine dikkat çekerek, “Sonbahar mevsiminde gerek kalp hastalarının gerekse kardiyovasküler risk taşıyan özellikle hipertansiyon, diyabet veya obezite hastalarının soğuk ve sert rüzgarlı havalar ile enfeksiyon hastalıklarına karşı önlem almaları çok önemli. Ayrıca düzenli kullanılan ilaçların da sonbahar mevsimine göre ayarlanmaları için mutlaka hekime başvurulmalı” diyor. <strong> Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ufuk Gürkan, </strong>kalp hastalarının sonbahar mevsiminde dikkat etmeleri gereken kuralları anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong> Vücut ısınızı koruyacak şekilde giyinin</strong></p>
<p>Sert rüzgarlı havalar göğüs bölgesinde ısı kaybını artıracağı için koroner spazm, dolayısıyla kalp krizi riskini yükseltebiliyor. Kalp sağlığınız için aşırı rüzgarlı havalarda mümkünse sokağa çıkmayın. Mecbursanız, göğüs bölgenizi koruyacak şekilde giyinmeyi alışkanlık edinin. Ayrıca sokağa çıkarken kıyafetlerinizin altına giyeceğiniz kalın termal çamaşırlar da vücut ısınızın sabit kalmasına yardımcı olacaktır. </p>
<p> <strong>Rüzgarlı havalarda kapalı mekanlarda spor yapın</strong></p>
<p>Sonbahar mevsiminde de egzersizlerinize düzenli olarak devam etmeniz kalp sağlığınız için büyük öneme sahip. Haftanın en az dört günü yapacağınız 30 dakikalık tempolu yürüyüş, kalp krizi riskini azaltıyor. Ancak soğuk ve rüzgarlı havalarda yürüyüş için dış ortamları değil kapalı mekanları tercih etmeye özen gösterin. </p>
<p> <strong>Yürüyüş için sabah saatlerini tercih etmeyin</strong></p>
<p>Sonbahar mevsiminde dikkat etmeniz gereken bir başka önemli nokta ise yürüyüş saatleriniz olmalı. Doç. Dr. Ufuk Gürkan, havaların soğuk olduğu günlerde sabah saatlerinde, özellikle rüzgarlı havalarda yapacağınız yürüyüşün kalp sağlığınızı olumsuz etkileyeceğini belirterek, “Bunun nedeni ise koroner damarların sabah saatlerinde elastikiyet özelliklerinin az olması ve bunun sonucunda kalbin yükünün artmasıdır. Dolayısıyla sabah erken saatlerde yapılan yürüyüşler, göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi sorunları, dahası kalp krizini tetikleyebiliyor. Sabahları yürüyorsanız, kalp sağlığınız için düşük tempoyu tercih etmeli ve göğüs bölgesinde gelişen ağrı veya nefes darlığında yürüyüşünüzü sonlandırmalısınız. Sonbahar aylarında yürüyüş için en ideal zaman soğuğun kırıldığı öğle saatleridir” diyor.</p>
<p> <strong>Yemekten hemen sonra egzersiz yapmayın</strong></p>
<p>Yemeğin ardından damarlardan mide ve bağırsak sistemine giden kan miktarı ile kalp hızı göreceli olarak artıyor. Bu fizyolojik bir durumdur. Ancak  kalp damar hastalığında koroner kan akımının az olması nedeniyle ağır yemek sonrasında yapılan egzersizler kalp krizi riskini artırabiliyor. Dolayısıyla kalp damar hastalıkları açısından yüksek riske sahipseniz, egzersizlerinizi çok hafif bir kahvaltıdan en az bir saat veya öğle ya da akşam yemeğinden en az 3-4 saat sonrasında yapmaya özen gösterin. </p>
<p> <strong>Ağır eşya taşımayın, dik yokuşlardan kaçının</strong></p>
<p>Soğukla birlikte kalbin iş yükü arttığı için ilave zorlayıcı faaliyetler semptomları tetikleyebiliyor. Öyle ki yaz aylarında hiçbir şikayeti olmayan ve orta derece kalp damar tıkanıklığına sahip hastaların soğuğa maruz kaldıklarında nefes darlığı ile göğüs ağrısı gibi semptomları başlayabiliyor, bu tablo kalp krizine kadar ilerleyebiliyor. Bu nedenle soğuk havalarda gerekmedikçe ciddi efor gerektiren ağır eşya ve yük taşımak gibi faaliyetlerden kaçının, dik yokuşlu yolları kullanmamaya da özen gösterin. </p>
<p><strong> Sonbahar mevsimine uygun beslenin </strong></p>
<p>Düşen sıcaklıklarla birlikte vücudumuzun enerji ihtiyacı da artıyor. Doymamış yağdan ve karbonhidrattan zengin gıda alımı nedeniyle reflekslerimiz uyarılıyor ve daha kolay kilo almamıza yol açabiliyor. Kilo alımının hipertansiyon ve kalp damar hastalıklarının gelişme riskini artırması nedeniyle diyet ve egzersiz faaliyetlerinizi sonbahar mevsimine uygun olacak şekilde devam ettirmeniz gerekiyor. Besin değeri açısından zengin, düşük kalorili meyve ve sebzeleri bolca barındıran öğünlerle beslenmeye önem verin. Karbonhidrattan görece fakir, proteinli gıdalarla dengelenmiş, doymamış yağ asitlerini içeren yiyeceklerin sofranızda bulunmasını da alışkanlık edinin.</p>
<p> <strong>Enfeksiyonlara karşı korunun! </strong></p>
<p>Soğuk havalarla birlikte vücudumuzun direnci düşüyor ve grip ile Covid-19 gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskimiz artıyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ufuk Gürkan, bu enfeksiyonların da kalp krizi riskini ve kalp yetmezliği semptomlarını artırdığına işaret ederek, “2019 yılında başlayan Covid-19 enfeksiyonunun düşük yoğunlukla da olsa devam ettiği günümüzde; hijyen kuralları, maskeyle korunma, dezenfektan kullanımı gibi gribal enfeksiyonlarda korunma yöntemlerini uygulamanız ve hekiminizin görüşünü alarak uygun aşılarınızı yaptırmanız kalp ve damar sağlığınız için çok önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>D vitaminini unutmayın </strong></p>
<p>Yapılan çeşitli çalışmalarda, vücudumuzdaki D vitamini seviyesinin yaz mevsimine nazaran sonbahar ve kış aylarında azaldığı gösterilmiş.  Bilimsel araştırmalar, D vitamini eksikliğinin koroner kalp hastalığı riskini anlamlı olarak artırdığını gösteriyor.  Bu nedenle sonbahar aylarında gerek güneş ışınlarından faydalanarak gerekse gıdalarla D vitamini takviyesi yapmanız oldukça önem taşıyor. </p>
<p> <strong>Grip aşınızı yaptırın </strong></p>
<p>Viral enfeksiyonlar özellikle de covid-19 enfeksiyonu, immün sistemi zayıf ve yaşlı hastalarda daha ağır bir tablo oluşturabiliyor, altta yatan kalp hastalığını alevlendirebiliyor. Özellikle diyabet, koroner kalp hastalıkları veya kalp yetersizliği gibi kronik immün sistemini zayıflatan bir hastalığınız varsa hekiminizin görüşünü alarak mevsimsel grip aşınızı yaptırmayı ihmal etmeyin. </p>
<p><strong> Hava kirliliğine dikkat! </strong></p>
<p>Sonbaharla birlikte araç yakıt ve ısınma amaçlı tüketilen hidrokarbon ürünlerine ait partiküller hava kirliliğini artırıyor. Artmış olan hava kirliliğinin kalp damar tıkanıklarını, hipertansif ataklar ile kalp yetersizliği ataklarını artırdığı bilimsel olarak kanıtlandı. Dolayısıyla ciddi kalp damar hastalığınız veya kalp yetersizliği sorununuz varsa bu havalardan kaçınmanız, mümkünse görece olarak daha temiz havaya sahip bölgelerde yaşamanız öneriliyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastalarina-10-sonbahar-uyarisi-408775">Kalp Hastalarına 10 Sonbahar Uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünlü Kalp Sağlığı Uzmanları Kalp Cerrahisinde İleri Teknolojileri Paylaştı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/unlu-kalp-sagligi-uzmanlari-kalp-cerrahisinde-ileri-teknolojileri-paylasti-406469</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Sep 2023 11:10:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisinde]]></category>
		<category><![CDATA[ileri]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[paylaştı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojileri]]></category>
		<category><![CDATA[ünlü]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=406469</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp hastalıkları dünyada ve ülkemizde en yaygın sağlık sorunlarının başında geliyor. Gelişen teknoloji ile birlikte kalp sağlığı konusunda önemli adımlar atılıyor ve tedavide devrim niteliğindeki yenilikler hastaların konforunu artırıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-kalp-sagligi-uzmanlari-kalp-cerrahisinde-ileri-teknolojileri-paylasti-406469">Ünlü Kalp Sağlığı Uzmanları Kalp Cerrahisinde İleri Teknolojileri Paylaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp hastalıkları dünyada ve ülkemizde en yaygın sağlık sorunlarının başında geliyor. Gelişen teknoloji ile birlikte kalp sağlığı konusunda önemli adımlar atılıyor ve tedavide devrim niteliğindeki yenilikler hastaların konforunu artırıyor. Ulusal ve uluslararası düzeyde düzenlenen bilimsel toplantılar, araştırmacıların en son bulgularını paylaşmalarına ve yeni tedavi yöntemlerini tartışmalarına olanak tanıyor.</p>
<p> </p>
<p>Memorial Sağlık Grubu tarafından 2’ncisi düzenlenen “Cardiac Memorial 23” toplantısı deneyimli kalp cerrahlarını tekrar bir araya getirdi. Toplantıda “Minimal İnvaziv ve Robotik Kalp Cerrahisi’nde İleri Teknikler” başlığı altında canlı cerrahiler gerçekleştirildi ve toplumda görülme sıklığı giderek artan kalp-damar hastalıklarının minimal invaziv ve robotik cerrahi gibi kapalı yöntemlerle tedavisi, bilim insanları tarafından ele alındı. </p>
<p> </p>
<p>Memorial Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Serkan Durdu ve Prof. Dr. Mehmet Çakıcı’nın destekleri ile düzenlenen “Cardiac Memorial 23” sempozyumu 16 Eylül 2023 tarihinde The Ankara Hotel Konferans Salonu’nda yapıldı. Sempozyumun açılış konuşmasını ise dünyaca ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez yaptı. Bu yılki toplantıda 3 canlı ameliyat gerçekleştirildi. Bu kapsamda 2 hastaya total endoskopik koroner bypass ve 1 hastaya total endoskopik aort kapak değişimi yapıldı.</p>
<p> </p>
<p>Kalp cerrahisinde minimal invaziv yöntemler ile ilgili modern uygulamalar ve yenilikler konuşulup, bilgi alışverişinin yapıldığı organizasyon “Minimal İnvaziv Koroner Bypass Cerrahisinde Gelişmeler ve Yenilikler” ve  “Minimal İnvaziv Aort Cerrahisi” olmak üzere iki oturum şeklinde gerçekleştirildi. Kalp cerrahisi ile ilgili değerli bilgilerin paylaşıldığı programda vaka sunumları da yapıldı. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Kalpte küçük kesi yöntemi ve robotik cerrahi hastaların tedavi konforunu artırıyor” </strong></p>
<p>Günümüzdeki teknolojik gelişmeler ile birlikte kalp ve damar ameliyatlarının göğüs kafesi tamamen açılmadan minimal invaziv yöntemlerle gerçekleştirilebildiğini belirten Prof. Dr. Serkan Durdu, katılımın yoğun olduğu “Cardiac Memorial 23” toplantısı ile ilgili şu bilgileri verdi: </p>
<p>“Dünyanın pek çok ülkesinden ve yurt içinden gelen kalp cerrahlarına minimal invaziv (küçük kesi) ve robotik kalp cerrahisini canlı ameliyatlarla uygulamalı olarak gösterdik, toplam 200 cerrahın katıldığı organizasyon için Almanya, İngiltere, Irak, İran, Belçika ve Türki Cumhuriyetlerden de yaklaşık 25 yabancı cerrah ülkemize geldi. İkisi koroner bypass ameliyatı, biri de kapak operasyonu olmak üzere minimal invaziv cerrahiyle üç canlı cerrahi gerçekleştirdik. Ameliyat esnasında göğüs kafesi açılmadığı için kemik problemleri, yara yeri enfeksiyonları, akciğer sorunları ve kanama riski olmuyor, böylece hastalarımız kısa sürede sağlıklarına kavuşuyor. Körfez ülkeleri başta olmak üzere Avrupa’dan  Almanya, İsveç, Norveç, Ukrayna ve hatta Rusya’dan da hastalar küçük kesi ve robotik kalp cerrahi operasyonu için ülkemizi tercih ediyor.”   </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“Genç kalp cerrahları, robotik ve minimal invaziv kalp cerrahisinin dünyaca ünlü mentorları ile bir araya geldi”</strong></p>
<p>Toplantıda cerrahinin ulaştığı en ileri seviye olarak nitelenen robotik kalp cerrahisindeki önemli gelişmelerin aktarıldığını ve yeniliklerin paylaşıldığını belirten Prof. Dr. Mehmet Çakıcı, ‘’Bu yıl ikincisini düzenlediğimiz Cardiac Memorial 23 toplantısında, robotik ve minimal invaziv kalp cerrahisinin dünyaca ünlü mentorların da katılımı ile bu programı gerçekleştirdik. Robotik ve minimal invaziv kalp cerrahisindeki temel sorunlar, yaklaşım farklılıkları ve gelecek inovasyonların tartışıldığı  toplantımızın, ülkemizde bu konuda emek veren tüm meslektaşlarımız için yol gösterici ve aydınlatıcı olacağından eminiz” diye konuştu. </p>
<p>‘’Küçük kesi ile kalp cerrahisini dünya standartlarında ülkemizde uygulayıp, sunmanın ve genç kalp damar cerrahlarının eğitimine ev sahipliği yapmanın gururunu yaşıyoruz’’ diyen Op. Dr. Fatih Gümüş ise uzun ve zorlu eğitim sürecini ileri eğitim programlarıyla daha kısa sürelere indirmenin mümkün olduğunu ve yakın zamanda resmi olarak paylaşacakları bu eğitim programlarının uluslararası arenada ses getirerek,  dünya kalp cerrahları için de heyecan ve heves uyandıracağını söyledi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bu yöntemler kozmetik kaygıları da sona erdiriyor</strong></p>
<p>Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Cengiz Bolca da minimal invaziv cerrahi ve robotik kalp cerrahisinin kadınlar tarafından da sıkça tercih edildiğini belirterek şunları kaydetti:</p>
<p>“Normalde kalp ameliyatı sonrası hastada 15-20 cm’lik bir kesi izi kalıyor ve bu durum hastalar için rahatsız edici olabiliyor. Özellikle kadın hastalarda kalıcı psikolojik travmalar görülebiliyor. Ancak bu yeni nesil yöntemler sayesinde kozmetik kaygılar da son buluyor. Ameliyat sağ meme altından yapılan küçük kesiyle gerçekleştirildiği için küçük boyuttaki iz de çok rahatlıkla kamufle edilebiliyor ve bu da kadın hastaların daha rahat ve konforlu hissetmelerini sağlıyor. Ayrıca iş hayatına dönüş süreleri kısalıyor, çocuklarına bakım vermeleri de daha kolay hale geliyor.”  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/unlu-kalp-sagligi-uzmanlari-kalp-cerrahisinde-ileri-teknolojileri-paylasti-406469">Ünlü Kalp Sağlığı Uzmanları Kalp Cerrahisinde İleri Teknolojileri Paylaştı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp çarpıntıları pek çok hastalığın habercisi olabilir </title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-carpintilari-pek-cok-hastaligin-habercisi-olabilir-399976</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Aug 2023 07:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[pek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=399976</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp çarpıntıları genellikle anlık olarak ortaya çıkıp, belli bir süre sonra kendiliğinden geçtiği için çoğu zaman altta yatan ana neden ve tedavisi göz ardı ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-carpintilari-pek-cok-hastaligin-habercisi-olabilir-399976">Kalp çarpıntıları pek çok hastalığın habercisi olabilir </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp çarpıntıları genellikle anlık olarak ortaya çıkıp, belli bir süre sonra kendiliğinden geçtiği için çoğu zaman altta yatan ana neden ve tedavisi göz ardı ediliyor. İnsanlarda normal kalp atım hızı dakikada 60-100 atım arasında olup taşikardi, dakikadaki kalp atım hızının 100’ün üzerine çıkması olarak ifade ediliyor. Kalp hızının dakikada 60 atımın altında olması ise bradikardi olarak tanımlanıyor. Taşikardiler teorik olarak her yaş grubunda görülebiliyor. Ancak sebebi bilinmeyen taşikardiler, özellikle genç yaş grubunda daha sık ortaya çıkıyor. Taşikardilerin (kalp çarpıntıları) çoğunda genellikle altta yatan neden patolojik bir tabloya bağlı olabileceği gibi, fizyolojik durumlara da bağlı olabiliyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ahmet Taş, taşikardinin nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Taşikardinin nedenlerine dikkat!</strong></p>
<p>Kalp çarpıntısı yani taşikardide fizyolojik nedenler; gebelik, fiziksel egzersiz, cinsel birliktelik, sevinç, korku, üzüntü ve stres gibi duygusal durumlar ile ilişkilidir. Patolojik nedenler ise ateş, anemi (kansızlık), enfeksiyonlar, kanserler, kalp krizi, kalp kapak hastalıkları, perikardit (kalp zar iltihabı), perikard tamponadı (kalbin etrafında ani ve hızlı fazla miktarda sıvı birikimi), doğumsal kalp hastalıkları, kan şekeri anormallikleri (hipoglisemi-hiperglisemi), vücutta ani ve hızlı kan kaybıyla sonuçlanan durumlar (şok, yanık, kazalar, vs.), anksiyete ve panik atak durumları, bazı hormonal bozukluklar (guatr, Cushing hastalığı, akromegali, feokromositoma, vs), bazı ilaçlar, sigara, amfetamin ve kokain gibi bağımlılık yapan maddeler, fazla kafein ve alkol alımı sayılabilir. Taşikardilerin önemli bir kısmında ise altta yatan fizyolojik veya patolojik bir neden bulunmaz ve bu hastalarda taşikardiye sebep olan durum çoğunlukla bir ritim bozukluğu (aritmi) tablosudur. Ancak burada önemli olan erken teşhis ile altta yatan ana nedenin tespit edilmesidir. Teşhis sonrası mutlaka tedavi süreci başlatılmalıdır. </p>
<p><strong>Tedavi için vakit kaybetmeyin</strong></p>
<p>Taşikardisi olan hastalarda en sık rastlanan belirti çarpıntıdır. Ancak bunun dışında hastada nefes darlığı, halsizlik, yorgunluk, iğneleyici tarzda göğüs ağrıları ve altta yatan hastalığa bağlı belirti ve bulgular (kalp krizi hastasında şiddetli göğüs ağrısı, enfeksiyonu olan hastada ateş, kanser hastasında yaygın ağrılar, vs.) ortaya çıkabilir. Taşikardiye sebep olacak stres faktörlerinden kaçınmak taşikardi tedavisinin en önemli basamağını oluşturur. Sigaranın bırakılması, alkol ve kafein içeren içeceklerden kaçınılması, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımın terk edilmesi ve bu konuda gerekirse tıbbi destek tedavisi alınması, kişinin ruh sağlığını bozacak stres faktörlerinden uzaklaşması taşikardi ataklarını önemli ölçüde azaltacak yaşam tarzı değişiklikleri ve faaliyetleri içerir. Taşikardilerin çoğunda sebep altta yatan bir hastalık olduğu için genel tedavi stratejisi altta yatan nedenin düzeltilmesidir. Örneğin; anemisi olan hastada kan takviyesi ve demir, B12, folik asit gibi gerekli ilaç tedavilerinin verilmesi, enfeksiyonu ve ateşi olan hastada enfeksiyonun düzeltilmesi ateşin düşürülmesi, kalp krizi hastasında kalp anjiyosu ile tıkalı damarın açılması, kalp kapak hastalığı olan hastada kapağın ameliyat veya diğer uygun tedavi yöntemleri ile düzeltilmesi, kanser hastasında kanserli dokuya yönelik tedavinin verilmesi (ameliyat, radyoterapi, kemoterapi, vs.), stres anksiyete ve panik atak varsa psikiyatrik değerlendirme yapılması gerekli olabilir. Bu hastalarda her ne kadar altta yatan nedene yönelik tedavi verilmesi önerilse de hem hastada çarpıntı şikayeti varsa hastanın şikayetlerini azaltmak ve hem de devam eden taşikardi dışı tedavi sürecine katkı sağlamak amacıyla kalp hızını düşüren bir takım ilaç tedavileri verilebilir. </p>
<p><strong>Ana neden ortadan kaldırılmazsa hayatı kısıtlayabilir</strong></p>
<p>Kalp çarpıntılarının süreklilik ile devam etmesi kişinin sağlığını bozabileceği gibi, yaşam konforunu da olumsuz etkiler. Altta yatan herhangi bir sebep yoksa ve taşikardinin nedeni olarak ritim bozuklukları (aritmiler) olduğu kanıtlanmışsa bu durumda ilk olarak kalp hızını düşüren ilaç tedavileri verilir. İlaç tedavileri ile hız kontrolü sağlanamaması veya şikayetlerin ortadan kaldırılamaması durumunda ise EPS ablasyon adı verilen bazı girişimsel tedavi yöntemleri ile taşikardiye sebep olan ritim bozuklukları ortadan kaldırılır. Taşikardi hastası, altta yatan neden düzeltildikten sonra her türlü sporu yapabilir. Hastada taşikardi yapan neden önemsiz bir durum ise çoğunlukla spor yapmaya engel olmaz ve hastada ciddi şikayetlere neden olmadığı sürece hastanın spor yapması engellenmez. Taşikardinin kendisi her ne kadar gebeliğe engel bir durum olmasa da gebeliğin kendisi de taşikardi yapabilen veya var olan taşikardi tablosunu daha da ilerleten bir durum olduğundan gebelik planlayan hastanın gebelikten önce taşikardisi varsa tedavi edilmesi gerekir. Gebelik planlayan bir kadında taşikardiye sebep olan bir aritmi varsa bunun ilaç tedavisi veya ablasyon tedavisi ile gebelikten önce tedavi edilmesi sağlıklı ve sorunsuz bir gebelik için önerilir.  </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-carpintilari-pek-cok-hastaligin-habercisi-olabilir-399976">Kalp çarpıntıları pek çok hastalığın habercisi olabilir </a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kapalı kalp ameliyatı hasta için daha konforlu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kapali-kalp-ameliyati-hasta-icin-daha-konforlu-398612</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Aug 2023 14:06:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[VİDEO-GALERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı]]></category>
		<category><![CDATA[konforlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=398612</guid>

					<description><![CDATA[<p>Minimal İnvaziv Kalp Cerrahı Prof. Dr. A. Kadir Ercan, açık ve kapalı kalp ameliyatlarının nasıl yapıldığını ve avantajlarını Herkes Duysun mikrofonuna anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kapali-kalp-ameliyati-hasta-icin-daha-konforlu-398612">Kapalı kalp ameliyatı hasta için daha konforlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Prof. Dr. A. Kadir Ercan, birçok hekimin, göğüs kafesini açmadan küçük kesiyle yapılan kapalı kalp ameliyatına yönelmeye başladığına ve minimal invaziv ameliyatların daha konforlu olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Yaklaşık 20 yıldır kalp ve damar cerrahisi uzmanı olarak mesleği icra ettiğini belirten Prof. Dr. Ercan, &#8220;Son yıllarda özellikle kendi alanımızda biraz daha ön plana çıkan küçük kesiyle, minimal invaziv teknikle halk arasında kapalı yöntem olarak adlandırılan, kalp ve damar ameliyatlarına odaklanıp genellikle bu alanda çalışıyorum. Kalp ameliyatları, yaklaşık 50-60 yıldan beri yaygın olarak göğüs veya iman tahtası olarak adlandırılan tam ortadan büyük bir kesi açılarak başarıyla yapılan bir ameliyat giriş tekniğidir fakat son yıllarda özellikle birden fazla damara, meme altından açılan küçük bir kesiyle göğüs kafesini tamamen açmadan bu işlemi yapabilmekteyiz. Birçok kalp ve damar cerrahı da bu tekniğe yönelmekte çünkü hasta için büyük bir konfor sağlar ve bu yöntemde hastanın iyileşme süresi daha kısadır. Yoğun bakım ve hastaneye yatış süreleri ile de kıyaslandığında küçük kesiyle yapılan ameliyatlarda hastanın lehine sonuçlar elde edilmekte. Biz de çalıştığımız merkezde küçük kesiyle kalp cerrahisine uygun olan hastalara, meme altından ya da kemik arasından ihtiyacı olan Bypass’ı yaparak daha kısa sürede günlük yaşama dönüşünü sağlayarak bu şekilde kalp cerrahisi pratiğini minimal invaziv diye adlandırdığımız kısma doğru yönlendirdik. Damar cerrahisi zaten uzun yıllardır kapalı yöntemlerle başarıyla yapılmakta, biz de çalıştığımız kurumda aynı şekilde hem açık kalp cerrahisini hem de damar ameliyatlarını bu şekilde yaparak pratiğe devam ediyoruz&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>“MİNİMAL İNVAZİV KALBİ DURDURMADAN (ÇALIŞAN KALPTE) YAPILABİLMEKTEDİR”</strong></p>
<p>Kalp cerrahisinin uzun yıllar boyunca klasik, büyük kesilerle başarıyla uygulandığını ve uygulanmaya devam ettiğini hatırlatan Ercan, son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar ve teknolojik gelişmelerin de katkısıyla (küçük kesiden görüş mesafesini artıran ve cerrahi yapmayı kolaylaştıran cerrahi aletlerin gelişimi) büyük kesilerle yapılan ameliyatlar artık yerini giderek daha küçük kesilerle yapılan hatta hiç kesi olmadan yapılan ameliyatlara bıraktığını söyledi.</p>
<p>Göğüs kemiğinin (iman tahtası) kesilmesine ihtiyaç duyulmadan uygulanan minimal invaziv kalp ameliyatlarının hastalar için oldukça avantajlı uygulamalar olduğunu vurgulayan Ercan, “Klasik büyük kesi ile yapılan ameliyatlarla kıyaslandığında göğüs kemiğinin üzerinde ya da alt bölgesinde, koltuk veya meme altından açılan küçük kesiler kozmetik avantaj sağlamaktadır. Aynı zamanda büyük kesilerde oluşabilecek büyük skar dokusu (yara iyileşirken kalan iz) riski azaltılmış olur. Kozmetik avantajların yanı sıra iyileşme süreci oldukça hızlı ve konforludur. Ameliyat sonrası hasta yardım almadan, rahatça tek başına yataktan kalkabilir, kendisi yatabilir ve rahatça öksürebilir. Yaşlı, kemik erimesi olan ve obez hastalarda korkulan göğüs kemiğinin açılma riski, kemik kesilmediği için bu teknikte yoktur. Minimal invaziv kalp ameliyatlarında enfeksiyon riski düşüktür. Hasta bu uygulamadan kısa bir süre sonra ayağa kalkabilmektedir ve daha az ağrı yaşamaktadır. Göğüs kemiği önden açılan hastalar gibi uzun süre sırtüstü yatmak zorunda kalmazlar. Açık kalp ameliyatlarından sonra yaygın olan kan ihtiyacı, doku zedelenmesi minimal düzeyde kaldığı için bu tür ameliyatlarda daha azdır. Küçük kesi ile kalp ameliyatları sonrasında yoğun bakımda ve hastanede kalma süresi daha kısa sürmektedir. Bu uygulama sonrasında genellikle 3 ila 4 gün hastanede yatılması yeterli olmaktadır. Minimal invaziv kalp ameliyatları sonrasında hastaların günlük işlerine tekrar dönebilme, araç kullanabilme ve cinsel yaşamlarını sürdürebilme olanakları bulunmaktadır. Ameliyattan sonra hastalar günlük hayata daha kolay ve hızlı dönebilirler.” diye konuştu.</p>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kapali-kalp-ameliyati-hasta-icin-daha-konforlu-398612">Kapalı kalp ameliyatı hasta için daha konforlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depresyon kalp çarpıntısı sebebi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depresyon-kalp-carpintisi-sebebi-394851</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Aug 2023 13:10:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sebebi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=394851</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp çarpıntısı acil servislere ve kardiyoloji polikliniklerine başvuru nedenlerinin başında gelen şikayetler arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depresyon-kalp-carpintisi-sebebi-394851">Depresyon kalp çarpıntısı sebebi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kalp çarpıntısı acil servislere ve kardiyoloji polikliniklerine başvuru nedenlerinin başında gelen şikayetler arasında yer alıyor. Kalp çarpıntısının kelime anlamı olarak kalp atımlarının hızlanmasını, atımların anormal bir hal almasını ya da düzensizleşmesini ifade ettiğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin Özen, “Kalbin çalışması ile ilgili bu değişiklikler sonucunda kişi boyun ya da göğüs bölgesinde bir şey kuvvetlice atıyormuş gibi hissedebilir. Depresyon, kaygı bozukluğu ya da panik atak gibi psikiyatrik rahatsızlıklar da çarpıntı hissinin oluşmasına neden olabilir. Ancak bu kişilerde çarpıntı hissi kalp ile ilgili sorunlara bağlı olarak da oluşabileceği için dikkatli olunmalı” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Kalp çarpıntısının birçok nedeninin olabileceğini söyleyen ve yapılan çeşitli çalışmalar sonucunda kalp çarpıntısı şikâyeti bulunan yaklaşık her 10 kişiden 4’ünde nedenin kalp kaynaklı olduğunun, her 10 kişiden 3’ünde ise çarpıntının psikiyatrik nedenlere bağlı olarak ortaya çıktığının tespit edildiğini hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin Özen, “Kalp ile ilgili nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan kalp çarpıntısı, kalbin yapısal sorunlarından ya da kalbin iş yükünün arttığı anemi veya hamilelik gibi durumlara bağlı olarak meydana gelebilir. Damarsal problemler de çarpıntı hissinin oluşmasına neden olan sorunlar arasında yer alır. Fiziksel aktivite ve yoğun stres zamanlarında ortaya çıkan çarpıntı şikâyeti vücudun bu durumlara bir tepki olarak ürettiği ve kan dolaşımına saldığı uyarıcı hormonlar nedeniyle meydana gelir. Ayrıca hipertiroidi hastalarında kalp çarpıntısı sık rastlanılan şikayetler arasında yer alır. Kan şekerinin düşmesi, kan dolaşımındaki kalsiyum, magnezyum ya da potasyum gibi çeşitli minerallerin seviyelerindeki değişiklikler de çarpıntı oluşması ile sonuçlanabilir” dedi.</p>
<p><strong>Kalp çarpıntısının nedenleri</strong></p>
<p>Genel olarak kalp çarpıntısı şikâyeti bulunan kişilerde stres, aşırı kaygı ya da panik atak gibi durumlarda oluşan güçlü duygusal yanıtlar, depresyon, zorlayıcı egzersizler, kafein, nikotin ya da çeşitli uyarıcı kimyasal içeren ürün ve ilaçların tüketimi, ateş, adet dönemi, hamilelik ya da menopoz döneminde meydana gelen hormonal değişiklikler ve tiroit bezi hormonlarının düzeyinin normalin altında ya da üstünde olması ve çeşitli bitkisel takviye ürünlerinin kullanımının başlıca nedenler arasında sıralanabildiğini hatırlatan Dr. Ersin Özen, “Bunun yanı sıra kalp çarpıntısı nedenleri arasında yaşamı tehdit eden rahatsızlıklar da bulunabilir. Bu problemler arasında düzensiz kalp atımları (aritmiler), geçirilmiş kalp krizi, kalbi besleyen koroner damarlar ile ilgili problemler, kalp kapakçıkları ile ilgili rahatsızlıklar, kalp kası hastalıkları ve kalp yetmezliği gibi rahatsızlıklar geliyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kalp çarpıntısı yoğun endişeye neden olabilir</strong></p>
<p>Kalp çarpıntısı belirtilerinin özellikle aniden ortaya çıkması halinde ya da daha önce bu hissi tecrübe etmemiş birinin yaşaması sonrasında yoğun endişe hissine neden olabildiğini vurgulayan Dr. Ersin Özen, “Kalp çarpıntısı olarak tanımlanabilecek birçok belirti mevcut. Bunlar kalp atımlarının sanki kalp kısa bir süreliğine durup sonrasında tekrar atıyormuş gibi hissedilmesi, göğüs bölgesinde genellikle kuş çırpınması olarak ifade edilen dalgalanma hissi ve kalp atımlarının ani olarak hızlanıyor ya da yavaşlıyormuş gibi hissedilmesidir. Bu hisler göğüs bölgesi dışında, boyun ve boğaz bölgesinde de meydana gelebilir. Kısa süreliğine gelip geçen çarpıntı hissinin zaman içerisinde çoğalması halinde veya şiddetinde zaman içerisinde değişiklik meydana gelirse sağlık kuruluşlarına başvurarak hekimlerden bu şikâyet konusunda yardım alınması önerilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hasta öyküsü tanı için önemli</strong></p>
<p>Çarpıntı şikâyetiyle sağlık kuruluşlarına başvuran kişilerde tanısal yaklaşımın en önemli aşamalarında fizik muayene ve hasta öyküsünün yer aldığını hatırlatan Dr. Ersin Özen, “Bu şikâyetin ortaya çıkmasında ya da seyrinin değişmesinde etkili olabilecek faktörler değerlendirilir. Eşlik eden belirtiler, hastanın kullandığı ilaçlar veya takviye ürünler de çarpıntı hissine neden olabileceği için üzerinde durulması gereken diğer konular arasındadır.  Hekimler, çarpıntı yaşayan hastanın ilk değerlendirmesinden sonra altta yatan problemin aydınlatılmasına yönelik birtakım tetkiklere başvurabilirler. Kanın biyokimyasal analizi, EKG (elektrokardiyografi), Holter takılması, kalp ile ilgili olayları kaydeden cihazların takılması ya da ses dalgalarını kullanarak kalbin görüntülenmesini sağlayan EKO (ekokardiyografi), çarpıntı şikayetine tanısal yaklaşımda kullanılan yöntemler arasında yer alır” dedi.</p>
<p><strong>Yaşam tarzı değişikliği kalp çarpıntısı tedavisinin önemli unsurlarından</strong></p>
<p>Her rahatsızlıkta olduğu gibi çarpıntı tedavisi de şikâyetin ortaya çıkmasını tetikleyen asıl nedene bağlı olarak değişkenlik gösterdiğinin altını çizen Dr. Ersin Özen, “Kalp çarpıntısının nedeninin bazı ritim bozuklukları olduğunun tespit edilmesi halinde radyofrekans ablasyon gibi kardiyolojik girişimler faydalı olabilirken, kalbin fonksiyonları ile ilgili problemlere sahip kişilerde ise beta blokörler ya da kalsiyum kanal blokörleri gibi ilaçlar hekimler tarafından reçetelendirilebilir. Çarpıntı tedavisinin temel prensipleri arasında bu şikâyetin oluşması ile sonuçlanan tetikleyici faktörlerden sakınılması da yer alır. Özellikle yaşamın getirdiği stres düzeyinin yoga ya da nefes egzersizi gibi rahatlama teknikleri ile düşürülmesi ve uyarıcı özellik gösterebilen ürünlerden uzak durulması çarpıntı tedavisi kapsamında değerlendirilebilecek önemli yaşam tarzı değişiklikleri arasındadır. Tütün ürünlerinden uzak durulması, düzenli fiziksel aktivite ya da sağlıklı ve dengeli beslenme gibi uygulamalar hekimin bilgisi ve önerisi dahilinde çarpıntı şikâyeti üzerinde etkili olabilecek diğer yaşam tarzı değişiklikler arasında yer alıyor” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depresyon-kalp-carpintisi-sebebi-394851">Depresyon kalp çarpıntısı sebebi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Damarları Biyoadaptör Teknolojisi İle Konforla Açılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-damarlari-biyoadaptor-teknolojisi-ile-konforla-aciliyor-392756</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Aug 2023 10:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[biyoadaptör]]></category>
		<category><![CDATA[damarları]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[konforla]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=392756</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi şikayetler koroner damarlardaki darlık veya tıkanıklıklar nedeniyle ortaya çıkabiliyor. Bu sorunları çözmek ve hastanın yaşamına sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için kalp damar hastalıklarının tedavisinde stent uygulamaları yapılıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-damarlari-biyoadaptor-teknolojisi-ile-konforla-aciliyor-392756">Kalp Damarları Biyoadaptör Teknolojisi İle Konforla Açılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi şikayetler koroner damarlardaki darlık veya tıkanıklıklar nedeniyle ortaya çıkabiliyor. Bu sorunları çözmek ve hastanın yaşamına sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için kalp damar hastalıklarının tedavisinde stent uygulamaları yapılıyor. Genellikle çapı 2 mm’nin üstünde olan damarlara takılan stentler teknolojinin gelişmesiyle birlikte daha gelişmiş bir hale geldi. Yeni nesil bir damar açıcı sistem olan DynamX Koroner Biyoadaptör, damarla birlikte hareket edebildiği için hastaya daha konforlu ve uzun süreli bir iyileşme sağlayabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ömer Göktekin, DynamX Koroner Biyoadaptör sistem yerleştirilmesi yöntemini Türkiye’de ilk kez bir hastada kullandı ve yöntem ile ilgili bilgiler verdi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Klasik stent yöntemlerinden farklı bir uygulama </strong></p>
<p>İlk çalışmaların Fransa’da gerçekleştiği Biyoadaptör, ülkemizde de uygulanmaya başlamaktadır. Biyoadaptör sayesinde hastaların tekrar stent işlemine maruz kalması yerine genişleyen biyoadaptör ile daha sağlıklı bir hayat geçirme şansı olabilmektedir. DynamX Koroner Biyoadaptör daralmayı önleyen ilaç salınımını üç aydan fazla devam ettirir. Sonrasında yaklaşık altı ay civarında polimer kılıf rezorbe olur ve akabinde kafes benzeri yapı olan stent benzeri yapısı ayrışır ve böylece etkin damar lümeni artar ve damarın kalbin kasılma-gevşeme ve rotasyon hareketlerine uyumu kolaylaşır.</p>
<p> </p>
<p><strong>El bileğinden takılan stent sayesinde giriş yerindeki komplikasyon riski azalıyor </strong></p>
<p>Anjiyo denilince akıllara ilk gelen kasıktan anjiyo yapılması ve stent takılması yerine DynamX Koroner Biyoadaptör hastaya el bileğinden yapılan anjiyo ile takılabilmektedir. El bileğindeki atardamar olan radial arterin anjiyo işleminden önce hastanın cilt altı lokal anestezi ile uyuşturulmaktadır. 3 mm’lik bir kesi ile hastanın acı veya ağrı hissetmemesi sağlanmaktadır. El bileğinden anjiyo işlemiyle birlikte giriş yeri ile ilgili olabilecek komplikasyonlardaki risk azalmakta ve %1’in altında seyretmektedir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Damara ve hareketine göre Biyoadaptör de hareket edebiliyor </strong></p>
<p>Nisan ayında tedavi edilen ilk hastanın bildirildiği ve araştırmaların devam ettiği DynamX Koroner Biyoadaptör sistemi, kalp damarlarının hareketlerine göre hareket edebilmektedir. 3 ay sonra çözünen biyoadaptör sisteminde bulunan çok sayıdaki bağlantılar damar içinde ayrılmaktadır. Biyodaptör sisteminde eklemleri birbirine uyan segmentlerden oluşan metalik bir stent tasarımı ile uygulama sırasında bir arada durmakta ve tek bir stent görevini görmektedir. Ancak damar içine girdikten sonra çözünebilir polimer kaplaması çözülmekte ve stent segmentleri damar duvarı içinde ayrılmaktadır. Segmentler doğal damar hareketlerinden bağımsız hareket etmektedir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Damar işlevleri Biyoadaptör sayesinde iyileştirilebilir</strong></p>
<p>Türkiye’de ilk defa Prof. Dr. Ömer Göktekin tarafından Memorial Bahçelievler Hastanesi’nde 46 yaşında bir hastaya uygulanan DynamX Koroner Biyoadaptör’ün yapılan araştırmalarda damar işlevini çeşitli şekillerde iyileştirdiği belirlenmiştir. Araştırmaların devam ettiği Biyoadaptör, damar alanını artırarak kalbe kan akışını koruyan lümen çapını korumakta ve damar hastalığının ilerlemesini durdurmaktadır. Damar fonksiyonunu eski haline getiren biyoadaptör vücudun ihtiyaçlarına yanıt olarak daha fazla kan akışı sağlamaktadır. DynamX Koroner Biyoadaptör, kalbe giden kan akışını iyileştirerek koroner arter üzerindeki baskıyı azaltmak için tasarlanmış bir teknolojidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-damarlari-biyoadaptor-teknolojisi-ile-konforla-aciliyor-392756">Kalp Damarları Biyoadaptör Teknolojisi İle Konforla Açılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Artan Sıcaklıklar Kalp Rahatsızlıklarını Artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/artan-sicakliklar-kalp-rahatsizliklariniartiriyor-389946</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jul 2023 07:10:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artan]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[rahatsızlıklarınıartırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=389946</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz mevsimi geldi, sıcaklıklar rekor seviyelere ulaşmaya başladı. Yılın en sıcak günlerini yaşadığımız bugünlerde sağlığımız için hissettiğimiz veya henüz farkında olmadığımız riskleri de beraberinde geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/artan-sicakliklar-kalp-rahatsizliklariniartiriyor-389946">Artan Sıcaklıklar Kalp Rahatsızlıklarını Artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimi geldi, sıcaklıklar rekor seviyelere ulaşmaya başladı. Yılın en sıcak günlerini yaşadığımız bugünlerde sağlığımız için hissettiğimiz veya henüz farkında olmadığımız riskleri de beraberinde geldi. Yaşanan sıcaklık artışları, kalp hastalığı riskini arttırırken, kalp krizi vakalarında da artış yaşanmasına neden oluyor.</p>
<p>Aşırı sıcak ve nemli havalar özellikle hipertansiyon, kalp yetersizliği ve kalp-damar hastalığı olan kişiler için risk oluşturuyor. Terleme sonucunda yaşanan sıvı ve tuz kayıplarına bağlı olarak kalp atış hızında artışlar olabiliyor ve vücudun dengesi değişebiliyor.   Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcak havaların kalp sağlığı üzerindeki etkilerine değinen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Demet Erciyes “Hava sıcaklıkları kalp sağlığını doğrudan etkileyebilir ve kalp hastaları, yüksek tansiyon hastaları ve kalp yetmezliği hastaları için risk oluşturabilir. Sıcak havalarda kalbin iş yükü artar tansiyon ve ritminde değişiklikler olur.” dedi. Sıcaklıklara karşı vücudun gardı olan terlemeye bağlı da sorunlar yaşanabileceğini belirten Dr. Erciyes “Terlediğimiz zaman vücuttan sıvı ve mineral kaybı olur. Halsizlik, baş dönmesi gözlenebilir, damar içi pıhtılaşmaya eğilim artar. Ayrıca tıpta diüretik olarak bilinen idrar söktürücü gibi ilaçlar kullanan ve çok fazla terleyen kişiler daha fazla sıvı kaybedebilir. Sıvı kaybının önüne geçmek için ilaç tüketim sıklığını tekrar kontrol edebilir ve düzenli sağlık kontrolü yaptırarak olası risklerin önüne geçebilir. “dedi.</p>
<p><strong>Su İhtiyacını Sudan Almak Önemli</strong></p>
<p>Sıcak havaların en hissedilen etkilerinin baş dönmesi, göz kararması, halsizlik, yorgunluk ve beraberindeki tansiyon düşüklüğü olduğunu söyleyen Dr. Erciyes “vücutta oluşan mineral kayıplarını kalp ritim bozukluklarını tetikliyor ve bilinç bulanıklığı ve hatta bayılmalara da sebep olabiliyor. ”dedi. Alınacak önlemlere de değinen Erciyes “Sıvı ihtiyacını yalnızca sudan almak önemli. Kahve, çay gibi içecekler su yerine geçmeyeceği için sıvı kaybının önüne geçilmesine engel olmaz. Sıcaklığın en yoğun olduğu öğle saatlerinde dışarı çıkılmamalıdır ya da çıkıldığında ince ve açık renkli giysiler tercih edilmeli, şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Beslenmenize dikkat etmeli hafif, sindirimi kolay yiyecekler tüketilmeli ağır yağlı yiyeceklerden, kızartmalardan ve aşırı baharatlı gıdalardan uzak durulmalıdır. Kalp hastaları yaz öncesi ve sonrasında sağlık kontrollerini yaptırmalı ve ilaç kullanımlarını kardiyologlarına danışarak düzene sokmalıdır.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/artan-sicakliklar-kalp-rahatsizliklariniartiriyor-389946">Artan Sıcaklıklar Kalp Rahatsızlıklarını Artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Samsung Galaxy Watch, 13 ülkede Düzensiz Kalp Ritmi Bildirimi sunacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/samsung-galaxy-watch-13-ulkede-duzensiz-kalp-ritmi-bildirimi-sunacak-386051</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jun 2023 10:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bildirimi]]></category>
		<category><![CDATA[düzensiz]]></category>
		<category><![CDATA[galaxy]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[ritmi]]></category>
		<category><![CDATA[samsung]]></category>
		<category><![CDATA[sunacak]]></category>
		<category><![CDATA[ülkede]]></category>
		<category><![CDATA[watch]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=386051</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kullanıcıların kalp ritimlerini takip etmesine ve kalp sağlığı hakkında daha detaylı bilgiler edinmesine yardımcı olmak için, halihazırda kullanımda olan EKG ve Tansiyon takip özelliklerine Düzensiz Kalp Ritmi Bildirimi özelliği ekleniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/samsung-galaxy-watch-13-ulkede-duzensiz-kalp-ritmi-bildirimi-sunacak-386051">Samsung Galaxy Watch, 13 ülkede Düzensiz Kalp Ritmi Bildirimi sunacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kullanıcıların kalp ritimlerini takip etmesine ve kalp sağlığı hakkında daha detaylı bilgiler edinmesine yardımcı olmak için, halihazırda kullanımda olan EKG ve Tansiyon takip özelliklerine Düzensiz Kalp Ritmi Bildirimi özelliği ekleniyor.</p>
<p>Samsung Electronics, Samsung Health Monitor uygulamasındaki Düzensiz Kalp Ritmi Bildirimi (IHRN/ Irregular Heart Rhythm Notification) özelliğinin bu yaz itibarıyla 13 ülkede kullanıma sunulacağını duyurdu. Uygulama içindeki Tansiyon ve Elektrokardiyogram (EKG)[4] takibiyle eşleşen Düzensiz Kalp Ritmi Bildirimi özelliği, atriyal fibrilasyon (AFib) durumunu düşündüren düzensiz kalp ritmi bozukluklarını algılayabiliyor ve Galaxy Watch akıllı saat kullanıcılarının kalp sağlığını daha kapsamlı bir şekilde takip edip bilgilenmesine yardımcı oluyor.</p>
<p>ABD Gıda ve İlaç İdaresi’nin (FDA) onayına sahip Düzensiz Kalp Ritmi Bildirimi/IHRN özelliği, geçtiğimiz hafta Kore Gıda ve İlaç Güvenliği Bakanlığı (MFDS) tarafından da onaylandı. Bu özelliğin kullanımı, ABD ve Güney Kore’nin yanı sıra Arjantin, Azerbaycan, Kosta Rika, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, Gürcistan, Guatemala, Hong Kong, Endonezya, Panama ve BAE’nin dahil olduğu 13 ülkeye genişleyecek. İlgili özellik Türkiye’de de kısa süre içinde aktif hale gelecek. </p>
<p>İstendiği an EKG ölçümü yapma özelliğiyle eşleşen Düzensiz Kalp Ritmi Bildirimi/IHRN özelliği, olası düzensiz kalp ritmi durumlarını arka planda kontrol ediyor ve kullanıcıyı potansiyel AFib durumları (düzensiz kalp ritmi bozuklukları) konusunda uyarıyor. Şu an kullanımda olan Tansiyon ve Kalp Atış Hızı takibi özellikleriyle birlikte kullanıcılar, kalp ve damar sağlıkları hakkında daha ayrıntılı bilgiler edinebiliyor. </p>
<p>Lansmanı 2020’de yapılan Samsung Health Monitor uygulaması, bugün dünya genelinde 74 ülkede kullanılıyor. 15 milyondan fazla Galaxy Watch akıllı saat kullanıcısı, bileklerinden tansiyon ve EKG ölçümü yapabilirken, tansiyon ve kalp ritimlerini de sürekli olarak takip edip kaydedebiliyor. </p>
<p>Samsung Electronics MX İş Kolu Başkan Yardımcısı ve Dijital Sağlık Ekibi Başkanı Hon Pak, yaptığı açıklamada, “Kalp ve damar hastalıkları, dünya genelinde başlıca ölüm nedenlerinden biri olmaya devam ediyor. Bu nedenle, sunduğumuz tansiyon ölçümü ve düzensiz kalp ritmi bildirimi gibi izleme araçlarıyla kullanıcılarımızı kalp sağlıkları hakkında bilgilendirmeye ve onları bu konuda güçlendirmeye kararlıyız. Galaxy Watch akıllı saat kullanıcılarının, gece gündüz fark etmeksizin sağlıkları hakkında daha ayrıntılı bilgiler elde etmesine yardımcı olmak için yeni yollar keşfetmeye devam ediyoruz” dedi.</p>
<p>Yeni One UI 5 Watch arayüzüyle sunulacak olan Düzensiz Kalp Ritmi Bildirimi özelliği, ilk olarak bu yılın sonlarında satışa çıkacak Galaxy Watch akıllı saatlerde kullanılabilecek ve daha sonra özellik, önceki sürümlerde de sunulacak.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/samsung-galaxy-watch-13-ulkede-duzensiz-kalp-ritmi-bildirimi-sunacak-386051">Samsung Galaxy Watch, 13 ülkede Düzensiz Kalp Ritmi Bildirimi sunacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kemoterapi tansiyon, kalp ve diyabet tedavilerine engel değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kemoterapi-tansiyon-kalp-ve-diyabet-tedavilerine-engel-degil-380840</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2023 14:00:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[tedavilerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=380840</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kemoterapi, insan vücudunda kontrolsüz çoğalarak sağlıklı dokulara zarar veren kanser hücrelerinin büyüme ve çoğalmalarını durdurmayı ve yok etmeyi amaçlayan özel ilaç tedavisidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemoterapi-tansiyon-kalp-ve-diyabet-tedavilerine-engel-degil-380840">Kemoterapi tansiyon, kalp ve diyabet tedavilerine engel değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kemoterapi, insan vücudunda kontrolsüz çoğalarak sağlıklı dokulara zarar veren kanser hücrelerinin büyüme ve çoğalmalarını durdurmayı ve yok etmeyi amaçlayan özel ilaç tedavisidir. Kemoterapi sırasında ilaçların yan etkilerini azaltmak için destek tedavi ilaçlarının verilebildiğini paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Tansiyon yüksekliği, kalp hastalığı, şeker veya enfeksiyon hastalıkları gibi nedenlerle kullanılan ilaçların büyük bir kısmının kemoterapi üzerine olumsuz bir etkisi yoktur, hasta bunlara devam edebilir. Ancak bazı ilaçlar kemoterapi ilaçları ile etkileşebilirler, ilaçların olumlu etkileri azalabilir veya yan etkileri artabilir. Bu nedenle kullanılan tüm ilaçlar mutlaka kemoterapiyi planlayacak hekime bildirilmeli” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Kemoterapide ilaçların dozları, uygulama şekilleri ve uygulama sürelerinin hastalığın tipine göre farklılık gösterdiğini ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü,<strong> “</strong>Hastanın yaşı, genel sağlık durumu, hastalığın yaygınlık derecesi ve hastalık dışı sağlık problemlerine göre de tedavi süresi ve sıklığı değişiyor. Bu nedenle aynı teşhisi olan hastalarda bile farklı tedavi şemaları uygulanabiliyor. Kemoterapi protokollerinde genellikle bir tedavi dönemini bir dinlenme dönemi takip ediyor. Bu faktörler göz önünde tutularak, tedaviler her gün, haftada bir, 14 günde bir, 21 veya 28 günde bir uygulanabiliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kemoterapi ilaçları farklı yollarla vücuda aktarılıyor</strong></p>
<p>Kemoterapi ilaçlarının ağız yoluyla tablet veya kapsül olarak, serum içinde veya doğrudan damar içine enjekte edilerek, cilt altına veya kas içine enjeksiyon şeklinde, ayrıca direkt olarak tümörün olduğu bölgeye ilaç verme şeklinde uygulanabildiğini hatırlatan Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Kemoterapi ilaçları hangi yol ile verilirse verilsinler kan ile tüm vücuda dağılarak tümör hücrelerine etkilerini gösterebilirler” dedi.</p>
<p><strong>Kanser tedavisi sürecinde nefes egzersizi ya da yoga faydalı </strong></p>
<p>Kanser tedavisi sürecinin strese veya tükenmişliğe neden olabildiğini ve duygusal yaşantıyı etkileyebileceğini paylaşan Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Bu sorunları kontrol edebilmek için destek alabileceğiniz çeşitli programlar ve yöntemler bulunuyor. Uygulamak istediğiniz herhangi bir rahatlama programını doktorunuzla paylaşarak ve sizin için bir sakıncası olup olmadığını öğrenerek, bu yöntemlerden faydalanabilirsiniz. Masaj terapisi, fiziksel egzersiz, nefes egzersizi veya yoga yapılabilir. Ayrıca aile, yakın çevre ve hasta grupları ile paylaşımlar da çok önemli. Çevrenizdeki pek çok kişi tarafından size tıp dışı çeşitli tedavi yöntemleri önerilecektir. Hasta tüm bu önerilen yöntemlerin bilimsel dayanağını doktorundan öğrenmeden uygulamamalı. Çünkü çok masum olduğunu varsayarak kullandığınız yöntemler gerçek tedavinin etkinliğini azaltabilir veya organ fonksiyonlarını bozabilir” hatırlatmasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kemoterapi-tansiyon-kalp-ve-diyabet-tedavilerine-engel-degil-380840">Kemoterapi tansiyon, kalp ve diyabet tedavilerine engel değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aritmi Kalp Büyümesi ve Yetmezliğine Yol Açabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/aritmi-kalp-buyumesi-ve-yetmezligine-yol-acabiliyor-369896</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Apr 2023 09:28:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aritmi]]></category>
		<category><![CDATA[büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[yetmezliğine]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369896</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ritim bozukluğu kalbin doğal atışının dışındaki durumlar olarak tanımlanıyor. Ritim bozukluğunun kalpten veya kalp dışından kaynaklanan birçok sebebi bulunuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aritmi-kalp-buyumesi-ve-yetmezligine-yol-acabiliyor-369896">Aritmi Kalp Büyümesi ve Yetmezliğine Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ritim bozukluğu kalbin doğal atışının dışındaki durumlar olarak tanımlanıyor. Ritim bozukluğunun kalpten veya kalp dışından kaynaklanan birçok sebebi bulunuyor. Kansızlık, tiroid bezi bozuklukları, kalp krizi ve kalp yetmezliği gibi ciddi kalp hastalıklarının yanı sıra doğuştan var olan kalp anomalileri nedeniyle de ritim bozukluğu gelişebiliyor. Kalpte ritim bozukluklarının tedavi edilmemesi ciddi problemlere yol açabiliyor. Ritim bozukluğunun hangi sebeplerden kaynaklandığını ve eşlik eden kalp hastalığı olup olmadığını bilmek, tedavi planlaması açısından son derece önem taşıyor. Memorial Şişli Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Sabri Demircan, kalpte ritim bozukluğu ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Ritim bozukluğunda en sık görülen şikayet çarpıntıdır</strong></p>
<p>Aritmi olarak da adlandırılan ritim bozukluğu, düzenli kalp atımının bozulmasıdır. Ritim bozukluğu nabız düşmesi (bradikardi) ya da nabız yükselmesi (taşikardi) şeklinde olabilir. Toplumda tekleme olarak bilinen, çok sık şikayet sebebi olan ekstrasistol denilen çarpıntı şeklinde de görülebilir. Ritim bozukluğunda hastaların ilk başvuru şikayeti çarpıntıdır. Çarpıntı kişin kalp atışlarını hissetmesi olarak tanımlanmakta olup, kalp yavaş, kuvvetli, hızlı veya düzensiz atabilmektedir. Çarpıntı, hareketten bağımsız hasta istirahatteyken birden başlayabilir ve birden bitebilir. Ritim bozukluğunun türü ve ciddiyetine göre tansiyon düşüklüğü, halsizlik, yorgunluk hatta bayılmalara kadar giden şikayetler de görülebilir. Aritmi tanısı için önce detaylı bir muayene yapılır ve laboratuvar testlerinden yardım alınabilir. EKG, Ekokardiyografi ve 24 saat süren Ritim Holter takibi ile ritim bozukluğu tanısı koymak mümkündür. Tedavi bu verilere göre şekillendirilmektedir. </p>
<p><strong>İlacın yetersiz kaldığı aritmilere girişimsel yöntemler uygulanabiliyor</strong></p>
<p>Birçok aritmi tedavi gerektirmeyecek kadar masum olabilmektedir. Kişinin çok rahatsız hissettiği durumlarda ilaç tedavileri ile ritim bozukluğu tedavi edilebilmektedir. Hayati tehlikeye sebep olabilecek ritim bozukluklarında ise şok verme özelliği olan kalp pilleri gerekebilmektedir. Ritm bozukluğu olan kişilerde elektrofizyolojik çalışma adı verilen işlemle tanı ve tedavi yönteminin belirlenmesi sağlanabilir. Genelde bacak damalarından girilerek toplardamarlardan geçmek suretiyle kalbe kadar ulaşılması ve kalbe elektrot kateter denilen ince kabloların yerleştirilmesiyle gerçekleştirilen girişimsel bir yöntemdir. Kalbin içinden doğrudan alınan elektrik sinyalleri gelişmiş bilgisayarlar aracılığıyla değerlendirilerek normalden sapmalar araştırılır. Aritmiye kalbin elektriksel devresindeki bozulmalar ve aksaklıklar sebep oluyorsa bozuk olan odaya elektrot yani kalp pili yerleştirilmektedir.</p>
<p><strong>Kalp dokusundaki anormal elektrik sinyallerini bloke ediliyor</strong></p>
<p>Nabız yükselmesi sonucu oluşan ritim bozuklukları ilaçlarla ya da ablasyon yöntemiyle tedavi edilebilmektedir. Eğer hastanın ilaçla kontrol edilemeyen taşikardileri varsa, kateter ablasyonu önerilebilir. Kateter ablasyonu, aritmiden sorumlu elektrik hücrelerini yok ederek aritmiyi durdurmayı amaçlayan minimal invaziv bir müdahaledir. Ablasyon tedavisi kalpteki ritim bozukluğunun fazla odaklardan dolayı meydan geldiğinin kesin olduğu durumlarda uygulanmaktadır. Bu prosedürün amacı, kalp dokusundaki anormal elektrik sinyalleri bloke ediliyor. Ablasyon yöntemiyle bu fazla odaklar ortadan kaldırılmaktadır. Çeşitli kateter ablasyon cihazları ve teknikleri kullanılabilir. Uygulandıkları enerji türüne bağlı ısı bazlı <strong>radyofrekans (RF) ablasyonu ve </strong>soğuk bazlı <strong>kriyoablasyon olarak </strong>iki kategoriye ayrılır.</p>
<p><strong>Ablasyon tedavisi sonrası birkaç gün içinde günlük yaşama dönülüyor</strong></p>
<p>Ablasyon yöntemi mümkün olduğunda lokal anestezi ile yapılmaktadır. Bunda temel amaç, hastalara ritim bozukluğunu bir şekilde yaşatmaktır. Kasık ya da kolda bulunan toplardamarlardan kateterle kalbe kadar girilir. Uygulama yapılacak bölge lokal bir enjeksiyonla uyuşturulduktan sonra işlem uygulanmaktadır. İşlem kasıktan girilerek yapıldığı için hasta birkaç gün kasık bölgesinde ağrı duyabilmektedir. Hasta birkaç gün içinde gündelik hayatına dönebilir. Aritmi ablasyon tedavisinden sonra hasta sigara kullanıyorsa sigarayı bırakmalıdır. Aşırı çay ve kahve tüketiminden kaçınılmalıdır. Tansiyon ve diyabet gibi eşlik eden hastalıklar varsa kontrolü mutlaka sağlanmalıdır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/aritmi-kalp-buyumesi-ve-yetmezligine-yol-acabiliyor-369896">Aritmi Kalp Büyümesi ve Yetmezliğine Yol Açabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık Kahramanları Kanser Ve Kalp Farkındalığı İçin Serbest Dalış Yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglik-kahramanlari-kanser-ve-kalp-farkindaligi-icin-serbest-dalis-yapti-369740</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Apr 2023 15:14:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dalış]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kahramanları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[serbest]]></category>
		<category><![CDATA[yaptı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=369740</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada, yaşamı tehdit eden en önemli hastalıklar arasında ilk iki sırayı, kanser ve kalp rahatsızlıkları alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglik-kahramanlari-kanser-ve-kalp-farkindaligi-icin-serbest-dalis-yapti-369740">Sağlık Kahramanları Kanser Ve Kalp Farkındalığı İçin Serbest Dalış Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada, yaşamı tehdit eden en önemli hastalıklar arasında ilk iki sırayı, kanser ve kalp rahatsızlıkları alıyor. Bu süreçle mücadelede yüksek morale sahip olmak hastaları yaşama bağlıyor. Hayatına aktif bir şekilde devam eden, sosyalleşen ve farklı aktivitelerle hastalığı değil, hayatı yaşayan kanser ve kalp savaşçıları, hem hastalık sürecinde hem de daha sonrasında sosyal yaşama daha kolay adapte olabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi’nden Prof. Dr. Fatih Aydoğan ve Memorial Şişli Hastanesi Kalp-Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, hayatlarına dokundukları hastalarıyla birlikte 25 Nisan Salı günü Emaar Akvaryum’da sağlık farkındalığı için dalış yaptı. Hastalık süreçlerinde doktorlarıyla omuz omuza mücadele eden hastalar, su altında özel mesajlar içeren pankartları doktorları ile birlikte açtı. Bu tecrübeye, Dünya serbest dalış rekortmeni olan milli sporcu Şahika Ercümen de eşlik etti.</p>
<p><strong>Kanser onların hayallerini erteleyemedi</strong></p>
<p>İlk olarak Prof. Dr. Fatih Aydoğan ile hastası Bahar Karacan akvaryuma dalış yaptı ve su altında “Kanser Hayallerinizi Ertelemesin” yazılı pankartı açtı. 38 yaşındaki Karacan kanserin hayalleri erteleyemeyeceğinin en güzel örneklerinden birini oluşturuyor. Bahar Karacan geçtiğimiz sene meme kanserine yakalanmıştı. Prof. Dr. Fatih Aydoğan’ın ameliyat ettiği Karacan kısa sürede sağlığına kavuştu. Karacan ameliyat sonrası da aktif yaşamına devam ettiğini belirterek, “Aslında eşimle birlikte üstü üste hastalıklar yaşadık. 12 yıl önce hayatımı birleştirdiğim eşim evliliğimizin 2. ayında kansere yakalandı. Doktorlar çocuk sahibi olamayacağımızı söylemişti ama dünya tatlısı bir oğlumuz oldu. Ben de 2022 yılında meme kanseri ile tanıştım ancak hastalığın yaşamımı kısıtlamasına bir an bile izin vermedim. Çeşitli spor dalları ile uğraşıyorum. Şimdi de kanser hastalarına umut olabilmek adına bir dalış gerçekleştirdik. Hayallerinizden ne olursa olsun vazgeçmeyin” dedi. </p>
<p><strong>“Sanatın ve sporun iyileştirici gücünden faydalanılmalı”</strong></p>
<p>Meme kanseri konusunda farkındalık oluşturmak adına çok sayıda sosyal sorumluluk projesine katılmış olan Prof. Dr. Fatih Aydoğan, kanser hastalarında sadece tedavinin değil, hobilerin de yaşama tutunmak ve hastalığı yenmek için büyük önem taşıdığını belirterek “Hastalarımıza sanatın ve sporun iyileştirici gücünden faydalanmaları gerektiğini aktarıyoruz. Meme kanserinde tedavi sadece tümörü çıkarılması veya ilaç uygulamalarından oluşmuyor. Hastaların fiziksel iyiliklerinin yanında ruhsal ve sosyal yönden iyilik halini de sağlamak önem taşıyor. Bunun için hastaların severek sürdürecekleri hobiler seçmeleri ve kendilerini psikolojik olarak iyi hissedecekleri aktivitelere yönelmeleri tedavinin olmazsa olmazı. Ayrıca kanserle savaş sonrası birçok spor rahatlıkla yapılabilir. Bu aktiviteler hastaların tam iyileşme sürecine önemli katkıda bulunacaktır” dedi.</p>
<p>Hastalar ve sağlık kahramanlarıyla dalış yapan milli sporcu Şahika Ercümen, duygularını şu sözlerle anlattı; “Amacımız bugün bir farkındalık oluşturmaktı. Çünkü kanser süreci zor bir süreç ve motivasyon çok çabuk düşebiliyor. Su ve spor da bunun en iyi destekçilerinden birisi. Kanser, doğru tedavi ile kazanabilecek bir savaş. Savaşın sonrasında hayallerinden peşinden gitmeye devam edebiliyor tüm hastalar. Ben de bir astım hastasıyım ve evde oturup hastalığımla bir şekilde demoralize olabilirdim ancak sporu tercih ettim. Hayallerin peşinden gitmek çok önemli. Hastalığın beni yenmesine izin vermedim. Buradaki hastalar da bugün hastalıklarıyla savaşı bir kez daha kazandı” </p>
<p><strong>Prof. Dr. Bingür Sönmez bypass olan hastası ile dalış yaptı</strong></p>
<p>Ülkemizde en yaygın hastalıklardan biri olan kalp problemleri de hastaları endişelendiren rahatsızlıklar arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Kalp problemi olan hastalar özellikle ameliyat sonrası eski yaşamlarına devam edemeyecekleri, artık yarım insan oldukları gibi yanlış düşüncelere kapılabilmektedir. Ancak daha önce hastaları ile Ağrı Dağı’na tırmanan Prof. Dr. Bingür Sönmez şimdi de su altına dalarak bu inanışın doğru olmadığı mesajını somut bir şekilde verdiklerini dile getirdi. Prof. Dr. Bingür Sönmez “Su altında Kalp Hastaları Zirvede de Olabilir, Suların Derinliklerinde de” yazılı pankartı 10 yıl önce bypass olan ve 3 damarı değişen 77 yaşındaki diş hekimi hastası Nezih Saruhanoğlu ile birlikte açtı. Dalış sporcusu olan ve 28 yıl boyunca Türk Balıkadamlar Spor Kulübü Başkanlığını yapan Saruhanoğlu ameliyat olduktan sonra da dalmaya devam etti. Her yıl düzenli olarak kalp kontrollerini yaptıran Nezih Saruhanoğlu’nun sağlık kontrolleri dalış öncesinde Prof. Dr. Bingür Sönmez yönetiminde yapıldı. Nezih Saruhanoğlu, bypass ameliyatının dalış yapmasına engel olmadığını, yıllardır bu sporu severek yaptığını belirtti. </p>
<p><strong>“Bypass sonrası dalış yapıp dağa tırmanabilirsiniz” </strong></p>
<p>Sporun kalp sağlığı için çok önemli olduğunu her fırsatta belirten ve kendisi de sporcu olan Prof. Dr. Bingür Sönmez konu ile ilgili şunları kaydetti: “Kalp ameliyatı sonrası bazı hastalar depresif bir döneme girebiliyor. Travma sonrası sendrom olarak da adlandırılan bu süreç 1 ile 3 ay arasında devam edebiliyor. Bypass ameliyatı sonrası 1 ay dinlendikten sonra kişi günlük yaşantısına dönebiliyor. 3 ay sonra da egzersiz ve spor yapabiliyor. Kaygı ve stres seviyesini daha iyi yönetebilen ve aile bağları sağlam olan insanlar ise genellikle bu dönemi daha çabuk atlatabiliyor. Yoga, egzersiz, spor, çeşitli sanatsal terapiler de kalp ameliyatı olmuş kişilerin günlük yaşamlarına adapte olmalarını sağlamak açısından büyük önem taşıyor. Ameliyatından 3 ay sonra kişi 3500 rakımlı bir dağa tırmanıp, 20 metreye kadar su altına dalış yapılabiliyor. Bu organizasyon da kalp hastalarının tam olarak iyileşebilmesi için hayata katılmalarının, aktif kalmalarının gerekliliğine işaret etmesi açısından çok önemli.   </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglik-kahramanlari-kanser-ve-kalp-farkindaligi-icin-serbest-dalis-yapti-369740">Sağlık Kahramanları Kanser Ve Kalp Farkındalığı İçin Serbest Dalış Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzm. Dr. Hatice İrem Üzümcü: Kalp ve Damar hastalıklarının tüm dünyada başlıca ölüm nedeni olduğunu belirtti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzm-dr-hatice-irem-uzumcu-kalp-ve-damar-hastaliklarinin-tum-dunyada-baslica-olum-nedeni-oldugunu-belirtti-365432</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Apr 2023 08:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başlıca]]></category>
		<category><![CDATA[belirtti]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarının]]></category>
		<category><![CDATA[hatice]]></category>
		<category><![CDATA[irem]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[nedeni]]></category>
		<category><![CDATA[olduğunu]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[tüm]]></category>
		<category><![CDATA[uzm]]></category>
		<category><![CDATA[üzümcü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365432</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hastanemizde Kardiyoloji Uzmanı olarak görev yapan Uzm. Dr. Hatice İrem Üzümcü, Kalp ve Damar hastalıklarının tüm dünyada başlıca ölüm nedeni olduğunu belirterek, hastalıkların henüz oluşmadan önlenebilmesi için toplumda gerekli farkındalığın oluşturulmasının altını çizdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzm-dr-hatice-irem-uzumcu-kalp-ve-damar-hastaliklarinin-tum-dunyada-baslica-olum-nedeni-oldugunu-belirtti-365432">Uzm. Dr. Hatice İrem Üzümcü: Kalp ve Damar hastalıklarının tüm dünyada başlıca ölüm nedeni olduğunu belirtti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hastanemizde Kardiyoloji Uzmanı olarak görev yapan Uzm. Dr. Hatice İrem Üzümcü, Kalp ve Damar hastalıklarının tüm dünyada başlıca ölüm nedeni olduğunu belirterek, hastalıkların henüz oluşmadan önlenebilmesi için toplumda gerekli farkındalığın oluşturulmasının altını çizdi.</p>
<p>Kalp ve Damar Hastalıklarının her yıl yaklaşık 19 milyon ölüme yol açtığını belirten Uzm. Dr. Hatice İrem Üzümcü, “Kalp ve damar hastalıkları tüm dünyada başlıca ölüm nedenidir. Her yıl yaklaşık 19 milyon ölüme yol açmakta olup toplumun beklenen yaşam süresinin artışı ile birlikte bu oranın giderek yükselmesi beklenmektedir. Oluşturduğu morbidite nedeniyle toplumlara ciddi ekonomik yük oluşturmaktadır. Tüm bu nedenlerle kardiyovasküler hastalıkların henüz oluşmadan önlenebilmesi için toplumda gerekli farkındalığı oluşturmak çok önemlidir. Başta aile hekimleri olmak üzere tüm hekimler; koruyucu hekimlik adına önlenebilir kardiyovasküler risk faktörlerini tespit ederek kişileri uygun yaşam tarzı değişikliğine yönlendirmelidir. Yüksek kardiyovasküler risk faktörlerine sahip bireyler ise erken tespit edilerek ileri inceleme ve tedavi için kardiyoloji hekimlerine sevk edilmelidir” dedi.</p>
<p>Kalp sağlığını olumsuz etkileyen faktörleri sıralayan Uzm. Dr. Üzümcü, “Hayatımızda yapacağımız ufak değişiklikler bizi kalp hastalıklarından koruyabilir. Kalp hastalıklarının temelinde genetik, ırk, yaş, cinsiyet, ailede kalp hastalığı öyküsü olması gibi değiştiremeyeceğimiz faktörlerin yanı sıra yüksek tansiyon, şeker hastalığı, sigara-alkol tüketimi, yüksek kan kolesterol seviyeleri, obezite, uygunsuz diyet, hareketsiz yaşam tarzı gibi değiştirilebilir faktörler de bulunmaktadır” dedi.</p>
<p>Sağlıklı bir kalp için önerilerde bulunan Uzm. Dr. Üzümcü, “Dünyada her saniye bir kişi kalp ve damar hastalıklarından hayatını kaybetmektedir. Kötü beslenme alışkanlıkları dünyadaki en sık 10 ölüm nedeninden 4’ü ile doğrudan bağlantılıdır. Bu sebeple sağlıklı beslenme çok önemlidir. Fiziksel aktivite yetersizliğinin sonucu olan obezite, özellikle çocukluk çağından itibaren görüldüğünde ileride kalp hastalığı gelişme riskini büyük oranda artırır. Kendi kalp sağlığınız için haftada en az 5 gün en az 30 dakika orta zorlukta egzersiz önermekteyim. Dünyada tütün içen her iki kişiden biri tütünle ilişkili hastalıklar nedeniyle ölmektedir. Bu sebeple tütün ve tütün ürünlerinden mutlaka uzak durulmalıdır. Tüm bunların yanı sıra kendi vücudunuzu tanıyın ve kan değerinizi sık sık takip edin. Hem kendimiz hem çocuklarımızın geleceği için yaşam tarzımızı değiştirmeye bugünden başlayalım” dedi.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzm-dr-hatice-irem-uzumcu-kalp-ve-damar-hastaliklarinin-tum-dunyada-baslica-olum-nedeni-oldugunu-belirtti-365432">Uzm. Dr. Hatice İrem Üzümcü: Kalp ve Damar hastalıklarının tüm dünyada başlıca ölüm nedeni olduğunu belirtti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzman Diyetisyen Taylan Kümeli, Kalp Sağlığı Haftası&#8217;nda ton balığının olumlu etkisine dikkat çekiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzman-diyetisyen-taylan-kumeli-kalp-sagligi-haftasinda-ton-baliginin-olumlu-etkisine-dikkat-cekiyor-365315</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 15:14:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[balığının]]></category>
		<category><![CDATA[çekiyor]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[etkisine]]></category>
		<category><![CDATA[haftasında]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kümeli]]></category>
		<category><![CDATA[olumlu]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[taylan]]></category>
		<category><![CDATA[ton]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365315</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp sağlığı hakkında farkındalık yaratmanın hedeflendiği, 10-16 Nisan tarihlerinde düzenlenen Kalp Sağlığı Haftası boyunca uzmanlar, beslenmenin ve kalp dostu besinler tüketmenin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzman-diyetisyen-taylan-kumeli-kalp-sagligi-haftasinda-ton-baliginin-olumlu-etkisine-dikkat-cekiyor-365315">Uzman Diyetisyen Taylan Kümeli, Kalp Sağlığı Haftası&#8217;nda ton balığının olumlu etkisine dikkat çekiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kalp sağlığı hakkında farkındalık yaratmanın hedeflendiği, 10-16 Nisan tarihlerinde düzenlenen Kalp Sağlığı Haftası boyunca uzmanlar, beslenmenin ve kalp dostu besinler tüketmenin önemine dikkat çekiyor. Yüksek Omega-3, selenyum ve protein kaynağı olan ton balığına sofralarda daha fazla yer açmayı öneren Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli, balık tüketmenin kalbi korumaya yardımcı olduğunu ve bağışıklığı desteklediğini vurguluyor.</strong></p>
<p>Her yıl nisan ayının ikinci haftası, ülkemizde kalp hastalıklarının önlenmesi ve topluma sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırılması amacıyla Kalp Sağlığı Haftası olarak kutlanıyor. Dengeli beslenme ile fiziksel aktiviteden zengin bir yaşam tarzı, insan hayatı boyunca vücudun iş yükü en fazla organı olan kalbi korumaya yardımcı oluyor. Kalbi korumada bir kalkan görevi gören Omega-3 yağ ise sağlıklı beslenmenin vazgeçilmezi olan balıkta yüksek oranda bulunuyor. Omega 3 açısından çok zengin bir balık türü olan ton balığı, düşük kalorisi ve insan sağlığı için en yararlı doğal protein kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor. Potasyum, magnezyum, çinko, selenyum, fosfor, demir gibi mineraller ve vitaminler içeren ton balığı; bu özellikleri sayesinde bağışıklığı destekliyor ve birçok hastalığa karşı koruyucu etki sağlıyor.</p>
<p><strong>“Yüksek Omega-3, selenyum ve protein kaynağı ton balığına sofralarda daha fazla yer açın”</strong></p>
<p>Uzman Diyetisyen Taylan Kümeli, kalp sağlığınıza dikkat ediyorsanız size ilk sorulan ne kadar sıklıkla balık tükettiğiniz olacaktır. Balık sadece bir protein kaynağı olmakla kalmıyor, içerdiği Omega-3 sayesinde kalp ve damar sistemi için yararlı etkilerde bulunuyor. Eskimolar ile yapılan araştırmalar; vücut için faydalı yağları sıklıkla tüketen kişilerde kalp krizi oranının çok düşük olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Öte yandan Omega-3 açısından zengin yağlı balıklardan bir tanesi olan ton balığı; kandaki yağ seviyesini düşürüyor, damar sertliğinden koruyarak, damar içinde pıhtı oluşumu riskini azaltıyor ve tansiyonumuzun dengelenmesine kadar birçok sağlık sorununun önlenmesine destekliyor. Kalp sağlığınızı korumak istiyorsanız yüksek oranda Omega-3‘ün yanı sıra sadece okyanusların tertemiz sularında yetişen ve doğal avcılık ile yakalanan balıklarda bulunan selenyum mineralini içeren ve protein kaynağı olan ton balığını hayatınızın en önemli yerinde tutarak haftada en az iki kez tüketin.”</p>
<p>Ton balığı 100 gramlık bir kutuda tüketildiğinde günlük protein ihtiyacının %47’sini karşılıyor. Özellikle zeytinyağlı ton balığını haftada en az iki kez tüketmek, vücudun Omega 3 ihtiyacını karşılıyor.</p>
<p><strong>Dardanel’in tarifleriyle ton balığı sofralarda daha fazla yer alıyor</strong></p>
<p>Türkiye’yi ton balığı ile tanıştıran ilk marka olan Dardanel, Kalp Sağlığı Haftası içerisinde 16 Nisan’da doğum gününü de kutluyor. 39 yılı geride bırakan marka, kurulduğu günden bu yana tüketicileri Atlantik ve Hint okyanuslarının tertemiz sularında yetişen balıklardan seçtiği, güvenilir ve kolay açılabilir kutudaki ürünleriyle buluşturuyor. Dardanel, ton balığının etkilerinden en iyi şekilde yararlanmak için ürün seçiminde dikkatli olmak gerektiğini iletiyor ve tüketicilere doğal, katkısız ve koruyucusuz ton balıklarını tercih etmelerini öneriyor. Dardanel aynı zamanda ton balığının farklı kullanımlarla daha fazla çeşitlendirilerek sofralarda daha çok yer alması için de birbirinden lezzetli tariflerini Türkiye&#8217;nin Balık Uzmanı | Dardanel web sitesinde sunuyor.</p>
<p><strong>Her tercihe uygun alternatifler</strong></p>
<p>Dardanel tüketicilerini cam kavanozda Dardanel Gurme Ton Fileto ya da pratik kullanıma uygun poşet ton balığı gibi farklı kullanım alışkanlıklarına uygun seçeneklerle de buluşturuyor. Gün içinde yemek yapacak vakti olmayanlar ya da hızlı ve pratik bir lezzet arayanlar için besleyici tonlu “Aç Ye” lezzetleri ise kolay açılabilir kapağı ve dahili çatalı ile evde, ofiste, sporda, seyahatte kısacası her yerde pratik bir şekilde tüketilebilen bir alternatif oluyor. Dardanel’in kullanım kolaylığı sağlayan kolay açılan kapağı aynı zamanda ülkemizde konserve kategorisinin bir ilki olma özelliği taşıyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzman-diyetisyen-taylan-kumeli-kalp-sagligi-haftasinda-ton-baliginin-olumlu-etkisine-dikkat-cekiyor-365315">Uzman Diyetisyen Taylan Kümeli, Kalp Sağlığı Haftası&#8217;nda ton balığının olumlu etkisine dikkat çekiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçük Kesi Yönteminin Konfor Sunduğu 7 Kalp Hastalığı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kucuk-kesi-yonteminin-konfor-sundugu-7-kalp-hastaligi-365133</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 10:14:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[konfor]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[sunduğu]]></category>
		<category><![CDATA[yönteminin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365133</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde teknolojik ilerlemeler ile bazı kalp ameliyatları artık minimal invazif küçük kesiler ile yani göğüs kafesi ön taraftan tamamen açılmadan kapalı olarak yapılabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-kesi-yonteminin-konfor-sundugu-7-kalp-hastaligi-365133">Küçük Kesi Yönteminin Konfor Sunduğu 7 Kalp Hastalığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde teknolojik ilerlemeler ile bazı kalp ameliyatları artık minimal invazif küçük kesiler ile yani göğüs kafesi ön taraftan tamamen açılmadan kapalı olarak yapılabiliyor. Bu ameliyatlar toplumda kapalı kalp ameliyatı, küçük kesi, mini-kesi ya da koltukaltı kalp ameliyatı olarak isimlendiriliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi’ Bölümü’nden Prof. Dr. Burak Onan, kapalı kalp ameliyatlarıyla ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>Doğumsal kalp hastalıklarında küçük kesi ameliyatları etkin rol oynuyor</strong></p>
<p>Minimal invazif kalp cerrahisi yani küçük kesi ameliyatları, birçok kalp hastalığında uygulanabilmektedir. Doğumsal kalp hastalıkları, mitral kapak tamiri, mitral kapat değişimi, kroner bypass ameliyatları, triküspit kapat ameliyatları, kalp delikleri, kalp tümörleri ve ritim bozuklukları sorunlarında  küçük kesi ameliyatlarından faydalanılmaktadır. </p>
<ol>
<li>Mitral kapak tamiri: Mitral kapak hastalıklarının büyük bir kısmı eğer erken dönemde saptanır ise tamire uygun olabilir. Özellikle dejeneratif hastalıklar dediğimiz mitral kapağın yapısal bozuklukları ile ilgili durumlar kapak tamir adaylarıdır. Mitral kapak tamir ameliyatları robotik cerrahi tekniği ile yapılabilir. </li>
<li>Mitral kapak değişimi: Mitral kapak hastalıklarının bir grubu kapak tamirine uygun değildir ya da tamir başarısı düşüktür. Bu hastaların kapakları mekanik ya da biyolojik protezler ile değiştirilmesi gerekir. Robotik cerrahi ile mekanik ve biyolojik kapak değişimi ameliyatları güvenli bir seçenektir.</li>
<li>Koroner bypass ameliyatları: Göğüs iç kısmında bulunan atardamarın bypass işlemi için hazırlanması kapalı teknikle mümkündür. Bypass ameliyatlarında bu damarların kullanılması en üstün sonuçların alınmasını sağlar. Bu damarlar ile göğüs önden açılmadan, sol taraftan 4-5 cm’lik küçük açıklıktan kapalı bypass ameliyatı yapılabilir. </li>
<li>Triküspit kapak ameliyatları: Triküspit kapak bozukluklarında tamir ve kapak değişim ameliyatları robotik cerrahi ile uygulanabilir. </li>
<li>Kalp delikleri ve doğumsal kalp hastalıklarının tedavisi: Kalpte ASD ya da PAPVD gibi basit tipteki doğumsal kalp hastalıkları robotik cerrahi ile tedavi edilebilir. Bu ameliyatlarda anatomik düzeltme göğüs kafesi açılmadan başarı ile uygulanabilir.</li>
<li>Kalp tümörlerinin çıkartılması: Kalpte ortaya çıkan tümörlerin büyük kısmı iyi huylu tümörlerdir. Bu tümörler kalbin sol ya da sağ tarafında kulakçıklarda ya da karıncıklarda görülürler. Tüm bu odacıklarda gelişen tümörler robotik cerrahi ile çıkartılabilirler.</li>
<li>Ritim bozuklukları: Ritim bozukluğu olarak en sık atriyal fibrilasyona rastlamaktayız. Bu bozukluk daha çok mitral kapak ameliyatları sırasında eş zamanlı olarak tedavi edilebilir. Kullanılan enerji kaynakları radyofrekans ve kriyoablasyon şeklindedir. </li>
</ol>
<p><strong>Kapalı ameliyatlar güvenle uygulanabiliyor </strong></p>
<p>Kapalı olarak küçük kesilerle ameliyatların yapılması ameliyat sonrası riskleri artırmamakla birlikte, tıp literatüründe ameliyatların güvenli ve başarılı olarak yapılabileceği bilinmektedir. Tecrübeli merkezlerde ameliyatın yapılması olası risklerin en düşük seviyede tutulmasını sağlamaktadır. </p>
<p><strong>Küçük kesi ile daha az ağrı, daha çok konfor </strong></p>
<p>Küçük kesi ile ameliyatlar hasta için daha konforlu olmaktadır. Ameliyatlarda ağrı açık kalp ameliyatlarına göre daha az olmaktadır. Ancak, ağrı eşiği kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Kişiye uygun ağrı tedavisi ile rahat bir ameliyat sonrası dönem mümkündür. </p>
<p>Kapalı kalp ameliyatlarında kanama diğer prosedürlerden daha azdır. Birçok hasta küçük kesi ile ameliyatlar sonrasında hiç kan almadan taburcu olmaktadır. Bunun sebebi ise minimum kanama riskidir. </p>
<p>Küçük kesi ile kapalı yapılan ameliyatlar sonrası hastalar daha erken taburcu olmaktadırlar. Daha rahat yürüme egzersizleri, daha az ağrı, akciğer kapasitesinin artışı ve fiziksel kondisyonun daha hızlı geri kazanılmasıyla hastaya konfor sağlanmaktadır. Hastaların hızlı iyileşmelerinin farkına varmaları ruhsal olarak da iyilik hallerini sağlamakta ve morallerini artırmaktadır.</p>
<p><strong>Ameliyat yeri kısa sürede iyileşiyor</strong></p>
<p>Ameliyatlar 3-4 cm uzunluğundaki çok küçük kesiler ile yapılarak ve yara iyileşmesi çok daha kolay olmaktadır. Hasta hızlı bir iyileşme dönemine girmektedir. Daha erken dönemde araç kullanabilen, spora daha erken başlayabilen hastaların öz güvenleri daha hızla artmaktadır.  Küçük kesi ameliyatları ile cerrahi yara yeri ve kalpte enfeksiyon riski daha az olmaktadır.</p>
<p><strong>Cerrahi deneyim çok önemli </strong></p>
<p>Minimal invaziv kalp cerrahi göreceli olarak daha az sayıda cerrah ve merkez tarafından yapılmaktadır. İlgi alanı ve tecrübesi minimal invazif cerrahi olan kalp cerrahları hastanın sorunlarına uygun cerrahi yaklaşımı sunmaktadır. Hasta ameliyat sonrasında da doktorunun önerdiği şekilde takiplerini ihmal etmemeli ve gerekli yaşam tarzı değişikliklerini yapmalıdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-kesi-yonteminin-konfor-sundugu-7-kalp-hastaligi-365133">Küçük Kesi Yönteminin Konfor Sunduğu 7 Kalp Hastalığı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Kalp Vakfı Başkanı Kenan Güven salı günü D-Smart&#8217;a konuk olacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-kalp-vakfi-baskani-kenan-guven-sali-gunu-d-smarta-konuk-olacak-364803</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 11:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[dsmarta]]></category>
		<category><![CDATA[günü]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kenan]]></category>
		<category><![CDATA[konuk]]></category>
		<category><![CDATA[olacak]]></category>
		<category><![CDATA[salı]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364803</guid>

					<description><![CDATA[<p>D-Smart’ta yayınlanan Haftanın Konuğu programında bu hafta Türk Kalp Vakfı Başkanı Kenan Güven spor yazarı Faik Gürses’in konuğu olacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-kalp-vakfi-baskani-kenan-guven-sali-gunu-d-smarta-konuk-olacak-364803">Türk Kalp Vakfı Başkanı Kenan Güven salı günü D-Smart&#8217;a konuk olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>D-Smart’ta yayınlanan Haftanın Konuğu programında bu hafta Türk Kalp Vakfı Başkanı Kenan Güven spor yazarı Faik Gürses’in konuğu olacak.</p>
<p>Kalp Sağlığı Haftası’nda kalp sağlığı ve spor üzerine konuların konuşulacağı program Salı günü (yarın) saat 11.30’da D-Smart 77. kanalda canlı olarak ekrana gelecek.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-kalp-vakfi-baskani-kenan-guven-sali-gunu-d-smarta-konuk-olacak-364803">Türk Kalp Vakfı Başkanı Kenan Güven salı günü D-Smart&#8217;a konuk olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Ağrınız Varsa Daha Sonra Doktora Giderim Demeyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-agriniz-varsa-daha-sonra-doktora-giderim-demeyin-364776</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 10:28:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrınız]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[demeyin]]></category>
		<category><![CDATA[doktora]]></category>
		<category><![CDATA[giderim]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>
		<category><![CDATA[varsa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364776</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp ağrısı, kalp kasına yeteri kadar kanın ulaşamadığı durumlarda ortaya çıkan göğüs ağrısı veya göğüs bölgesinde rahatsızlık hissi olarak tanımlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-agriniz-varsa-daha-sonra-doktora-giderim-demeyin-364776">Kalp Ağrınız Varsa Daha Sonra Doktora Giderim Demeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ağrısı, kalp kasına yeteri kadar kanın ulaşamadığı durumlarda ortaya çıkan göğüs ağrısı veya göğüs bölgesinde rahatsızlık hissi olarak tanımlanıyor. Aniden ortaya çıkan ve çoğu zaman kalp krizi zannedilerek paniğe sebep olan kalp ağrısı pek çok nedenle gelişebiliyor. Kalp krizi geçiren hastalarda da görülen bu rahatsız edici ağrının görmezden gelinmemesi ve en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna gidilerek kalp kontrollerinin yapılması gerekiyor. Memorial Şişli Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hatice Betül Erer,  &#8220;Kalp Sağlığı Haftası &#8221; kapsamında kalp ağrısı ve kalp krizi belirtileri konularında bilgi verdi.</p>
<p>Kalp, insan sağlığı ve yaşam için çok önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle kalp ağrısı çoğu zaman paniğe ve heyecana neden olmaktadır. Kalp ağrısı, istirahatte ya da efor (yürüme, merdiven çıkma, koşma) gibi durumlarda ortaya çıkabilmektedir. Efor ile oluşan göğüs bölgesinde, ağırlık hissi ve baskı hissi şeklinde hissedilen göğüs ağrısının, kalpten kaynaklanması çok yüksek ihtimaldir. Durumun ciddi olup olmadığını anlamak için ise en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>
<p><strong>Kalp ağrısının birçok farklı nedeni olabiliyor</strong></p>
<p>Anlık gelişen kalp krizi belirtileri arasında mide ağrısı şikayetleri de yer almaktadır.</p>
<p>Kalp krizinin yanı sıra, kalp damar hastalıklarının temel belirtisi arasında kalp ağrısı ve kol uyuşması bulunmaktadır. Kalp ve damar hastalıklarında görülen tipik göğüs ağrısı, göğsün ön kısmında baskı şeklinde olan bir ağrı olup, kollara ve boyna yayılabilmektedir. İstirahat sırasında da oluşabildiği gibi tipik olarak eforla gelişir. Hasta dinlendiğinde de dakikalar içerisinde azalır ve kaybolur. Yaygın damar hastalıklarında ya da kalp spazmı sırasında dakikalar içerisinde kaybolmaz ve saatlerce devam edebilir. Kalp dışı nedenlerden kaynaklı olarak da göğüs kafesi içerisinde olan sinir ve kas sistemi rahatsızlıkları, akciğer rahatsızlıklarında göğüs ağrıları olabilmekte ve günlerce devam edebilmektedir.</p>
<p>Kas, sinir hastalıkları ve boyun fıtıkları da aynı şekilde kol uyuşması ile bulgu vermektedir. Anlık gelişen kalp krizi belirtileri arasında mide ağrısı şikayetleri de yer almaktadır. Ağrı merkezi kalp olmasına rağmen diğer iç organlarda bu ağrı ve sızı şiddetinden dolayı kasılmalar, sıkışmalar hissedilebilmektedir.</p>
<p><strong>Mutlaka uzmana başvurulmalı</strong></p>
<p>Kalp damarlarının darlığı ya da spazmı ile ortaya çıkan anjina pektoriste ise egzersiz sonrasında oluşan ve 15 ila 20 dk arasında devam eden göğüste yanma, baskı ve ağrı hissi oluşturmaktadır. Daha kısa sürebileceği gibi daha uzun sürede görülebilecek bu ağrılar erken dönemde tedavi gerektirmektedir. Bu tür şikayetleri olan hastaların kalp ve damar hastalıkları uzmanına başvurması gerekir. Kalp damar hastalıkları için efor ile ortaya çıkan nefes darlığı ve tıkanma hissi, göğüste ağrı en büyük belirti olarak karşımıza çıkmaktadır. Kalp ve damar hastalıklarının tespiti için efor testleri, kalp sintigrafisi, stres eko tetkikleri yapılır. Kesin tanı için koroner anjiyografi ve bilgisayarlı koroner anjiyo uygulanmaktadır.</p>
<p><strong>Kalp krizi belirtileri herkeste aynı şekilde ortaya çıkmıyor</strong></p>
<p>Kalp krizi semptomları genellikle aniden başlar, ancak yavaş yavaş da fark edilebilir hale gelebilirler. Kalp krizi esnasında şiddetli baş dönmesi, mide bulantısı, kol, ense, ağrıları olabilir ve hastalar ritim bozukluğu ile bayılabilir. Ağrı beş dakikadan fazla sürer ve dinlenmekle düzelmez. Böyle bir durumdan şüphe duyulduğunda mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak gerekebilir. Kalp krizi belirtileri herkeste aynı değildir. Göğüs sıkışması veya ağrısı olmadan da ortaya çıkabilir. Özellilkle kadın hastalar, yaşlılar ve diyabet ya da kalp yetmezliği olan kişiler tipik göğüs ağrısını daha az hissedebilir ya da daha farklı atipik özellikte yakınmalar tarif edebilirler. </p>
<p><strong>Kalp krizinin 9 belirtisine dikkat!</strong></p>
<ol>
<li>Göğüste güçlü bir sıkışma veya basınç hissi</li>
<li>Göğüs kemiğinin arkasında bıçaklama, yanma veya baskı yapan ağrı</li>
<li>Sol veya sağ kola, sırta, boyuna veya üst karına yayılan ağrı</li>
<li>Omuzlara, boğaza, boyuna ve çeneye yayılabilen üst vücut ağrısı veya uyuşma </li>
<li>Nefes darlığı</li>
<li>Bulantı, kusma</li>
<li>Terleme veya soğuk terleme</li>
<li>Solgunluk</li>
<li>Baş dönmesi</li>
</ol>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-agriniz-varsa-daha-sonra-doktora-giderim-demeyin-364776">Kalp Ağrınız Varsa Daha Sonra Doktora Giderim Demeyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp Sağlığını İçin Bilmeniz Gereken 9 Önemli Nokta!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligini-icin-bilmeniz-gereken-9-onemli-nokta-364656</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 09:12:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilmeniz]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle kalp hastalarının sayısı son yıllarda giderek artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligini-icin-bilmeniz-gereken-9-onemli-nokta-364656">Kalp Sağlığını İçin Bilmeniz Gereken 9 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik ve yanlış yaşam alışkanlıkları nedeniyle kalp hastalarının sayısı son yıllarda giderek artıyor. Gerek dünyada gerekse ülkemizde ölüme yol açan hastalıklar arasında ilk sırada yer alan kalp ve damar hastalıkları geçmişte ‘ileri yaş’ hastalığı olarak görülürken, günümüzde ise artık 30 yaşın altında da kalp krizlerine sıkça rastlanıyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut</strong> “Kalp hastalıkları bütün dünyada pandeminin sürekli hali olarak tanımlanan endemiye dönüşmüştür. Kalp hastalıklarının üçte biri de sinsice seyrettiğinden, doğrudan kalp krizi olarak kendini gösterebilir. Bu nedenle ailesel yatkınlığı olan, sağlıksız yaşam alışkanlıklarına sahip kişilerin ve kronik hastalığı olanların gizli kalp açısından muayene ve tetkiklerinin yapılması hayati önem taşımaktadır” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut <strong>10-16 Nisan Kalp Sağlığı Haftası</strong> kapsamında yaptığı açıklamada kalp sağlığı için mutlaka bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Sağlıklı yaşam tarzı, ilaçlardan daha etkili! </strong></p>
<p>Kalp hastalıklarını önlemede sağlıklı yaşam tarzının ilaçlardan daha etkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Karabulut “Kalp hastalıkları kronik yani uzun süreli hastalıklardır. Bu nedenle ana hedef hastalığın önlenmesi olmalıdır. İlaç tedavisi hastalık tanısı konan kişilere uygulanmaktadır. Hastalığın önlenmesi sağlıklı yaşam tarzı ile mümkündür. Düzenli egzersiz, ideal kilo, Akdeniz tipi beslenme, tütün ve alkolden uzaklaşma, kaliteli uyku ve stres yükünü azaltma ile kalp hastalıkları gelişme riskinde belirgin azalma sağlanabilir” diyor. </p>
<p><strong>Beslenme tarzınıza dikkat!</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, Akdeniz tipi beslenmenin, dünyada kabul görmüş en sağlıklı beslenme şekli olduğuna dikkat çekerek şu önerilerde bulunuyor: “Kalp sağlığı açısından; sakatat ve işlenmiş et ürünleri, beyaz unlu mamüller, hazır şekerlemeler, şekerli ve gazlı içecekler, nanoteknolojik hazır gıdalar, kızartmalar ve aşırı tuz tüketiminden uzak durulmalıdır. Akdeniz tipi beslenmeye yani bolca sebze, yeterli miktarda meyve, ceviz, zeytin, kararında zeytinyağı, esmer tam tahıllı ekmek ve taze yağlı deniz balıkları tüketmeye özen gösterilmelidir. Günlük yumurta tüketimi bir adet haşlanmış şekilde olmalıdır. Hekimin onayı ile kalp sağlığı için yeterli miktarda güneş vitamini olan D vitamini ve B9 olarak bilinen folik asit alınmalıdır.”</p>
<p><strong>Ailenizde 50 yaş altı kalp hastası varsa!</strong></p>
<p>Kalp hastalıkları ailesel geçiş gösterirken, özellikle birinci derece akrabalarda 50 yaş öncesi gözlenen kalp krizi ailesel yatkınlığa işaret ediyor. Annede 65 yaş, babada ise 55 yaş öncesi ortaya çıkan kalp hastalıkları çocuklar için genetik risk oluşturuyor. </p>
<p><strong>Kan sulandırıcı ilaç kullanımında bu hataya düşmeyin!</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, kan sulandırıcı ilaç kullanımına yönelik toplumda yanlış bir düşüncenin olduğunu belirterek şu sözlerle uyarıyor: “Kan sulandırıcı tedavi damar sertliği olan, kalp krizi ya da felç geçiren herkese ömür boyu önerilir. Kan sulandırıcı tedavinin faydaları kalp hastalığı olmayan kişilerin de kan sulandırıcı almasına yol açmıştır. Öyle ki; ‘40 yaşın üzerine gelen aspirin kullansın’ sözü şehir efsanesine dönüşmüştür. Ancak bilimsel verilere göre; kalp hastalığı olmayan kişilerde koruma amaçlı verilen aspirin uzun vadede kanama riskini artırırken, kalp hastalığı için de belirgin ek bir fayda sağlamamaktadır. Bu nedenle kalp ve damar hastalığı olmayan orta yaş ve ileri yaştaki kişilere koruma amaçlı kan sulandırıcı tedavi önermiyoruz. Mutlaka hekime başvurarak, gerekli tetkiklerin yapılmasının ardından, hekimin gerekli görmesi durumunda kan sulandırıcı kullanılmalıdır.”</p>
<p><strong>Sigara ve alkolden uzak durun!</strong></p>
<p>Bilimsel çalışmalar; sigara, nargile, elektronik sigara gibi tütün ve tütün ürünleri ile alkol kullanımının kalp ve damar hastalığına ciddi şekilde davetiye çıkardığını ortaya koyuyor. Çalışmalara göre; bu zararlı maddelerin kullanımı nedeniyle hem kalp hastalıkları erken yaşlarda ortaya çıkıyor hem de damarlarda tıkanma daha hızlı oluyor, kalp krizi ve felç riski artıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Kronik hastalığı olanlar dikkat!</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, kronik hastalıkların da kalp ve damar hastalığını daha erken yaşlarda ortaya çıkardığını belirterek “Hipertansiyon, diyabet ve kolesterol üçlüsü kalp hastalıkları ile doğrudan ilişki içindedir. Tansiyonu kontrol altında olan, kan şeker ve kolesterol dengesi iyi sağlanan kişilerde kalp krizi riski azalır” diyor. </p>
<p><strong>Çocuk yaşlara indi!</strong></p>
<p>Geçmişte 40 yaşın altındaki kişilerde nadir görülen kalp hastalıkları artık 30’lu yaşlarda karşımıza kalp krizi olarak çıkıyor. Gençlerde hatta çocuklarda kalp krizine bağlı ölümcül ritim bozuklukları daha sık görülüyor.</p>
<p><strong>Covid-19 sonrası kalp hastalıkları arttı!</strong></p>
<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karabulut, Covid-19 sonrası kalp hastalıklarının daha sık görüldüğünü belirterek şu bilgileri veriyor: “Covid-19 doğrudan damarlara etki ederek pıhtı oluşumunu artırıyor. Yapılan araştırmalara göre; Covid aşıları sonrası da benzer bulgular gözlenmiştir. Covid-19 enfeksiyonu geçiren kişilerde sonraki 1 yıl içerisinde kalp krizi riski daha yüksek olmaktadır. Aşı olan kişilerde özellikle erken dönemde miyokardit (kalp kasının iltihaplanması) gibi kalp ile ilgili yan etkiler daha sık gözlenmiştir. Bu nedenle özellikle Covid-19 enfeksiyonu geçirenlerin ve Covid-19 aşısı olanların ilk bir yıl içerisinde kalp muayenelerini mutlaka olmaları gerekir.” Prof. Dr. Ahmet Karabulut, Covid-19 enfeksiyonunun gizli seyreden kalp hastalıklarını da açığa çıkarabildiğini belirterek “Kalp hastalığı için ailesel riski olanlar, sağlıksız yaşayanlar, kronik hastalıkları olan kişiler Covid-19 enfeksiyonu ya da aşısı sonrası düzenli takip altında olmalıdır.” diyor.</p>
<p><strong>Bitkisel tedavi kalp hastalığını durdurup yok etmez!</strong></p>
<p>Vegan beslenen kişilerde kalp hastalıkları daha az görülüyor. Ancak toplumda, ilaç kullanmak istemeyenlerin bitkisel takviyelere yönelmesi gibi bir yanlışa düşülüyor. Zira vegan tipi beslenme ile bitkisel tedavinin aynı şeyler olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Karabulut, aksine modern ilaç tedavisi yerine bitkisel ilaçlar almanın kalp hastalığının daha da ilerlemesine yol açabileceğini söylüyor. Bu nedenle kalp hastalığı olan kişilerde hekimin önermesi durumunda diyet, ilaç tedavisi ve takviye gıda desteğinin bir bütünlük içerisinde yapılması gerekiyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-sagligini-icin-bilmeniz-gereken-9-onemli-nokta-364656">Kalp Sağlığını İçin Bilmeniz Gereken 9 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Besinler ile Kalp Krizi Riskini Önleyin!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-besinler-ile-kalp-krizi-riskini-onleyin-364623</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 08:14:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besinler]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[önleyin]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=364623</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beslenme tarzı doğru değilse kalp hastalıkları riski yüksek derecede artar. O bakımdan beslenme alışkanlıkları önemlidir ve doğru beslenme süreklilik arz edecek şekilde uygulanmalıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-besinler-ile-kalp-krizi-riskini-onleyin-364623">Bu Besinler ile Kalp Krizi Riskini Önleyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme tarzı doğru değilse kalp hastalıkları riski yüksek derecede artar. O bakımdan beslenme alışkanlıkları önemlidir ve doğru beslenme süreklilik arz edecek şekilde uygulanmalıdır.</p>
<p><strong>1. Porsiyon miktarını iyi ayarlamak önemli</strong></p>
<p>Yemek yerken tabağınızı yeterinden fazla doldurmayın veya tam bir doygunluk hissi gelinceye kadar yemeyin. Özellikle restoranlarda sunulan porsiyonlar gereğinden fazla olarak nitelendirilebilir. Başka bir örnek vermek gerekirse bulunduğunuz otellerde yemek alırken büyük yerine küçük tabaklar tercih etmeyi unutmayın.</p>
<p><strong>2. Sebze ve meyveye öncelik verin</strong></p>
<p>Sebze ve meyve yoğun bir şekilde vitamin ve mineraller içerir. Haricen bu gıdalarda kalp damar hastalıklarından koruyan bol miktarda antioksidanlar mevcuttur. Ek olarak sebze ve meyvenin kalori değeri düşük ve lif oranı zengindir. Özellikle içerdiği antioksidanlar damar sertliği ve damar kireçlenmesini önler. Sıklıkla mor ve kırmızı sebze ve meyvede antioksidanlar daha yoğundur. Bu bağlamda zerdeçalında yüksek bir antioksidan kaynağı olduğunu unutmamak gerekir. Sebze ve meyve tüketiminde tazeliğe dikkat edilmeli. İşlenmiş veya şekerlenmiş konserve sebze ve meyve sağlık açısından son derece zararlıdır. Kızartılmış sebzeleri tercih etmeyiniz.</p>
<p><strong>3. Tahıllı gıdalar tüketmek gerekir</strong></p>
<p>Tahıllar önemli bir vitamin, mineral ve lif kaynağıdır. İçerdikleri besin maddeleri kalp sağlığı ve tansiyon regülasyonu açısından önemli bir rol oynar. Tam tahıllı gıdalar, bu ekmek veya kabuğu soyulmamış pirinç olsun, belirli miktarda tüketildiği takdirde, hem açlık hissini önemli derecede azaltır hem de vücudumuz ve kalp sağlığımız için gerekli olan besin maddelerini büyük bir zenginlikle içerir.</p>
<p><strong>4. Yağ tüketiminde dikkat edilmesi gereken hususlar</strong></p>
<p>Bu bağlamda doymuş ve doymamış yağları ayırt etmek önemli. Doymuş yağlar kalp sağlığı açısından fazla tüketildiğinde zararlı olabilir. Örneğin yağlı et, salam sosis gibi gıdalarda, margarinde ve trans yağlarda bol miktarda bulunur. Doymamış yağlar damar kireçlenmesini, sertleşmesini ve kalp krizini önler, kolesterolü düşürür. Zeytin ve zeytinyağı, fındık, ceviz, avokado, badem ve susam yağı doymamış yağlar açısından zengindir. Bu gruba dâhil olan omega-3 yağı soğuk deniz balıklarında ve keten tohumunda bol miktarda bulunur.</p>
<p><strong>5. Az yağlı protein kaynaklarını seçiniz</strong></p>
<p>Az yağlı kırmızı et, haftada en az bir kere deniz balığı, günde bir yumurta, haricen taze süt ve evde yapılmış yoğurt önemli ve değerli protein kaynaklarıdır. Taze deniz balıkları bol miktarda omega-3 yağı içerdikleri için aynı zamanda kolesterol ve trigliserid değerlerini düşürürler. Baklagiller protein açısından çok zengindir ve aynı zamanda az yağ içerirler. Kolesterol yükseltici değerleri hemen hemen hiç yoktur ve kolaylıkla et gıdasının yerine geçebilirler. Protein kaynağı olarak işlenmiş etler (sucuk, salam, sosis gibi) ve sakatat kalp ve damar sağlığı açısından önerilmez.</p>
<p><strong>6. Tuz tüketiminizi kısıtlayın</strong></p>
<p>Fazla tuz tüketimi tansiyon değerlerini yükseltir. Yüksek tansiyon ise kalp sağlığı açısından önemli bir risk faktörüdür.   Günde 1,5 gramdan (yarım tatlı kaşığı) fazla saf tuz tüketilmemeli. Özellikle saklı tuzlara çok dikkat edilmeli. Örnek vermek gerekirse zeytin, peynir, turşu, çerez, çeşni yüksek miktarda tuz içerir. Bu gıdaların tuzsuz olanları tercih edilmeli. Tuz yerine baharat karışımları (karabiber, zerdeçal, kekik gibi) kullanmak kalp sağlığı açısından çok daha avantajlıdır.</p>
<p><strong>7. Yemek tarifleri</strong></p>
<p>Kendinize bu bahsedilen 6 maddeye dayanan yemek tarifleri hazırlayın. Sebze ve meyveyi tariflerinizde yüksek miktarda kullanın. Haricen protein ağırlıklı beslenin ve doymuş yağları azaltın. Porsiyon miktarınıza dikkat edin ve tuz tüketiminizi azaltın.</p>
<p><strong>8. Kendinizi ara sıra ödüllendirmeyi unutmayın</strong></p>
<p>Nadir olmakla beraber küçük bir porsiyon baklava veya bir kâse sütlaç kendinizi ödüllendirmeniz önemli. Böyle bir yaklaşım istisna kaldığı sürece yaşam kalitenizi artırır.</p>
<p>Bu gibi bir beslenme tarzı daimilik arz edip bir yaşam şeklini alırsa, kalp ve damar hastalıklarından ciddi ölçüde korunmuş oluruz. Bahis edilen beslenme tarzı sadece kalp açısından değil, aynı zamanda kanser ve enfeksiyon hastalıkları açısından da koruyucudur.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-besinler-ile-kalp-krizi-riskini-onleyin-364623">Bu Besinler ile Kalp Krizi Riskini Önleyin!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Mazlum Şahin&#8217;den Kalp Kası Bandı (Myokardial Bridge) Hastalığı ve Tedavisi Hakkında Bilgilendirme</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-mazlum-sahinden-kalp-kasi-bandi-myokardial-bridge-hastaligi-ve-tedavisi-hakkinda-bilgilendirme-363751</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Apr 2023 22:40:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bandı]]></category>
		<category><![CDATA[bilgilendirme]]></category>
		<category><![CDATA[bridge]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kası]]></category>
		<category><![CDATA[mazlum]]></category>
		<category><![CDATA[myokardial]]></category>
		<category><![CDATA[şahinden]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363751</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç. Dr. Mazlum Şahin, kalp kası bandı hastalığı ve tedavisi konusunda hastaları bilgilendirerek, uygun tanı ve tedavi yöntemleri ile hastaların sağlıklarını en iyi şekilde yönetmeyi hedeflemektedir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-mazlum-sahinden-kalp-kasi-bandi-myokardial-bridge-hastaligi-ve-tedavisi-hakkinda-bilgilendirme-363751">Doç. Dr. Mazlum Şahin&#8217;den Kalp Kası Bandı (Myokardial Bridge) Hastalığı ve Tedavisi Hakkında Bilgilendirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalbi besleyen damarlar kalbin üzerinde seyreder. Kalbin üzerinde değil, bir kısmının veya tamamının kalp kası içinden geçmesine &#8220;Kalp Kası Bandı Hastalığı&#8221; veya &#8220;Miyokardiyal Bridge&#8221; veya &#8220;Kalp Kası Köprüsü&#8221; denir. Bu durum, kalp kasının kasılması sırasında damarlara bası yaparak kan akımının geçişini engelleyebilir ve kalp damar tıkanıklığı gibi belirtilere neden olabilir.</p>
<p>Tanı, genellikle anjiyo yöntemi ile konulmaktadır. İlk olarak ilaç tedavisi ile hastaların şikayetleri kontrol altına alınmaya çalışılır. Ancak ilaç tedavisine rağmen şikayetleri devam eden hastalarda stent veya cerrahi müdahale gerekebilir. Stent kullanımı, bandın basısına bağlı erken tıkanıklık riski taşıdığından dezavantajları bulunmaktadır.</p>
<p>Cerrahi tedavi, kalıcı bir çözüm olarak görülmektedir. Cerrahi müdahalede, kalp kası bandı kesilerek koroner damar rahatlatılmaktadır. Gerektiğinde eş zamanlı olarak koroner bypass ameliyatı da yapılabilmektedir.</p>
<p>Kalp Kası Bandı Hastalığı hakkında bilgilendirme yapan Doç. Dr. Mazlum Şahin, bu durumun tanı ve tedavisi hakkında şunları söyledi: &#8220;Kalp damarlarının kalp kası içinden geçtiği durum olan Kalp Kası Bandı Hastalığı, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Tanı genellikle anjiyo ile konulmaktadır. İlaç tedavisi ile şikayetleri kontrol altına alınamayan hastalarda stent veya cerrahi müdahale gerekebilir. Ancak stentin erken tıkanıklık riski bulunduğundan cerrahi tedavi, kesin ve kalıcı bir çözüm olarak tercih edilebilir. Hastaların durumuna göre, kalp kası bandı kesilerek koroner damar rahatlatılabilir ve gerektiğinde koroner bypass da yapılabilir.&#8221;</p>
<p>Doç. Dr. Mazlum Şahin, kalp kası bandı hastalığı ve tedavisi konusunda hastaları bilgilendirerek, uygun tanı ve tedavi yöntemleri ile hastaların sağlıklarını en iyi şekilde yönetmeyi hedeflemektedir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-mazlum-sahinden-kalp-kasi-bandi-myokardial-bridge-hastaligi-ve-tedavisi-hakkinda-bilgilendirme-363751">Doç. Dr. Mazlum Şahin&#8217;den Kalp Kası Bandı (Myokardial Bridge) Hastalığı ve Tedavisi Hakkında Bilgilendirme</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Grip Kalp Krizi Riskini Tetikliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/grip-kalp-krizi-riskini-tetikliyor-360803</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2023 17:07:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=360803</guid>

					<description><![CDATA[<p>Virüslere bağlı oluşan grip gibi bazı üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları daha çok akciğerlere verdikleri zararlar ile biliniyorlar. Ancak dikkat! Grip aynı zamanda kalp ve damarları da vurabiliyor!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/grip-kalp-krizi-riskini-tetikliyor-360803">Grip Kalp Krizi Riskini Tetikliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Virüslere bağlı oluşan grip gibi bazı üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları daha çok akciğerlere verdikleri zararlar ile biliniyorlar. Ancak dikkat! Grip aynı zamanda kalp ve damarları da vurabiliyor! Öyle ki 2020 yılında yayınlanan bir çalışmada; 8 yıl boyunca gözlemlenen 80 bin hastanın yüzde 12’sinde griple birlikte kalp krizi ile miyokardit gibi kardiyak komplikasyonlar görüldü. 2018’de gerçekleştirilen başka bir çalışma da; grip teşhisi sonrasında bir hafta içinde kalp krizinde 6 kat artış olduğunu gösterdi. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer</strong>,<strong> </strong>bu nedenle kalp hastalarının grip gibi üst solunum yolu hastalıklarına karşı dikkat etmelerinin yaşamsal önem taşıdığına dikkat çekerek, ”Viral bir enfeksiyona yakalandıktan sonra uygulanan tedaviler ortaya çıkan semptomları gidermeye yönelik oluyor. Yani kullanılan ilaçlar virüslere karşı etki sağlayamıyor. Dolayısıyla virüsten korunmak için gerekli önlemlerin alınması özellikle kalp hastaları için son derece önemli. Virüslere karşı mücadelede en önemli 3 kural ise aşı olmak, maske kullanmak ve elleri sık sık yıkamaktır. Alınan önlemlere rağmen grip ya da benzeri hastalıkların belirtileri oluşursa komplikasyonları önlemek için zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak gerekiyor.” diyor.</p>
<p><strong>Kalp ve damarlarda hasar oluşturuyor!</strong></p>
<p>Viral enfeksiyonların kalp krizi ve inme gibi kalp damar hastalıklarını nasıl tetiklediğine ilişkin farklı teoriler mevcut. Grip enfeksiyonunun vücutta yarattığı iltihabi durumun damar iç duvarını döşeyen örtüyü bozduğu ve bu örtünün yırtılması sonucu oluşan pıhtının damarı tıkadığı düşünülüyor. Diğer bir düşünceye göre de, grip virüsüne karşı vücudun bağışıklık sisteminin çıkardığı koruyucu maddeler damar iç duvarına zarar veriyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer, basit görünen grip gibi üst solunum yolu hastalıklarının hangi türü olursa olsun vücutta iltihabi reaksiyonun artmasına yol açabildiğine dikkat çekerek, “Bilinen kalp hastalığı olan kişilerde griple artan vücuttaki iltihabi durum kalp damarlarında da belirgin hale gelebiliyor ve kalp krizini tetikleyebiliyor. Kalp krizi ve inme riskini arttırması dışında, viral enfeksiyonların bir diğer etkisi de kalp kasında inflamasyona yol açabilmesidir. Akut miyokardit olarak adlandırdığımız bu durum sadece ileri yaştaki hastalarda değil, genç hastalarda da görülebiliyor. Tedavi edilmeyen miyokardit de kalp kasında kalıcı problemlere yol açabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>VİRÜSLERE KARŞI 10 ETKİLİ ÖNLEM!</strong></p>
<p><strong>Grip aşınızı mutlaka yaptırın</strong></p>
<p>Virüslere karşı korunmak ve hastalığın yayılmasını önlemek için almanız gereken en önemli önlemlerden biri, grip aşısı yaptırmak. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Gürsürer,<strong> </strong>grip aşılarının hastalığın şiddetinin azalmasına yardımcı olduklarını belirterek, “Grip aşısının etkisini gösterebilmesi için 2-3 haftalık bir süreye ihtiyaç oluyor. Bu dönem içinde virüsle karşılaşıldığında antikor yanıtı oluşmadığı için hastalık gelişebiliyor. Dolayısıyla aşının salgınların başlamadığı sonbahar döneminin başlarında yapılması önem taşıyor. Ancak Şubat ayında en yüksek oranda görülen grip mayıs ayına kadar devam ettiği için grip aşısı yaptırmak için hiçbir zaman çok geç değildir” diyor.</p>
<p><strong>Günde 10 bin adım atın </strong></p>
<p>Hareketsizlik kan dolaşımında ve enerji metabolizmasında sorun oluştururken, obezite ve kabızlığa da neden olarak bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Sağlıklı bir vücut için her gün 10 bin adım atmayı alışkanlık edin.</p>
<p><strong>Rengarenk beslenin</strong></p>
<p>Yetersiz ve dengesiz beslenmek bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyonun gelişme riskini artırıyor. Bağışıklığınızın güçlü kalması için özellikle mevsiminde olan taze meyve ve sebze yemeyi ihmal etmeyin. Ayrıca tek taraflı diyetlerden sakının ve doğanın size sunduğu gıdaları, doğal olarak ve dengeli bir şekilde tüketin.</p>
<p><strong>Kalabalık ortamlardan kaçının</strong></p>
<p>Virüsler kalabalık ve kapalı ortamlarda havada asılı kaldıkları için çok kolay bulaşabiliyorlar. Bu nedenle hastalık kapabileceğiniz bu tür ortamlardan uzak durun, hastaysanız kendinizi mutlaka izole edin. Kapalı mekanlarda kalmak zorundaysanız, ağız ve burnunuzu kapatacak şekilde maske kullanmayı ihmal etmeyin.</p>
<p><strong>İlaçlarınızı düzenli kullanın</strong> </p>
<p>Kronik bir hastalığınız varsa ya da kalp hastasıysanız doktor kontrollerinizi aksatmayın ve ilaçlarınızı düzenli kullanın.<strong> </strong>Zira, kalbe veya diğer organlara ait hastalığın kontrol altında tutulmasıyla, dışarıdan gelecek olumsuz etkileri daha kolay atlatmak mümkün oluyor.</p>
<p><strong>Gelişigüzel ilaç almayın </strong></p>
<p>Soğuk algınlığı ilaçları, kullandığınız diğer ilaçlarla etkileşime girebiliyor. Bunun sonucunda kan basıncında yükselme ve uygunsuz antibiyotik kullanımında yetersiz ve gereksiz tedavi gibi sorunlar gelişebiliyor. Doktorunuza danışmadan kesinlikle ilaç kullanmayın. </p>
<p><strong>Dinlenmeyi ihmal etmeyin</strong> </p>
<p>Yoğun iş stresi ve aşırı yorgunluk vücut direncini düşüren etmenleri oluşturuyor. Dolayısıyla gün içinde kendinize dinlenme molaları vermeyi alışkanlık edinin. Vücut direncinin yeterli olabilmesi için en az 7-8 saat kaliteli uyumayı da ihmal etmeyin. </p>
<p><strong>Ellerinizi sık sık yıkayın</strong> </p>
<p>Ellerimiz gün boyunca yaptığımız çeşitli aktiviteler sonucunda gözle göremediğimiz virüs, bakteri ve parazit ile temas ediyor. Prof. Dr. Metin Gürsürer, “Ellerinizi sık sık yıkamanız, almanız gereken en önemli önlemlerden biri. Ellerinizi en az 20 saniye bol su ve sabunla yıkamaya özen gösterin. Su ve sabun olmayan yerlerde de alkol bazı antibakteriyel temizleyici veya ıslak mendillerden faydalanabilirsiniz” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Saat başı 5 dakika havalandırın</strong></p>
<p>Bulunulan ortamın havasız olması, solunum yoluyla ilgili hastalığı olan kişilerin  konuşma, öksürük ve hapşırık yoluyla enfeksiyon bulaştırma riskini arttırıyor. Dolayısıyla, bulunduğunuz ortamı her saat 5 dakika gibi bir süre düzenli olarak havalandırmanız büyük önem taşıyor.</p>
<p><strong>Bol bol su için</strong></p>
<p>Soğuk havalarda ısıtıcı cihazların da etkisiyle odaların havası daha kuru oluyor. Bu durum da solunum yollarının kurumasına ve kolayca tahriş olmalarına yol açabiliyor. Bunun sonucunda üst solunum yolu enfeksiyonlarının gelişme riski artıyor.<strong> </strong>Dolayısıyla gün içinde 2-2.5 litre sıvıyı gün içine yayarak tüketmeyi ihmal etmeyin.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/grip-kalp-krizi-riskini-tetikliyor-360803">Grip Kalp Krizi Riskini Tetikliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalp hastalığı riskini azaltmak mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaligi-riskini-azaltmak-mumkun-356935</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Mar 2023 09:15:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltmak]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356935</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp ve damar hastalıkları erkeklerde 40’lı yaşlardan itibaren, kadınlarda ise daha çok menopoza girdikten yaklaşık 5-6 yıl sonra gelişiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaligi-riskini-azaltmak-mumkun-356935">Kalp hastalığı riskini azaltmak mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kalp ve damar hastalıkları erkeklerde 40’lı yaşlardan itibaren, kadınlarda ise daha çok menopoza girdikten yaklaşık 5-6 yıl sonra gelişiyor. Kalp hastalığı riskinin yaş ilerledikçe arttığını vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “Kalp ve damar hastalıklarıyla mücadelenin temelini, kardiyovasküler hastalık risk faktörlerinin tespiti ve risklere karşı önlem alınması oluşturuyor. Günümüzde kullanılan çeşitli skorlama yöntemleriyle kalp ve damar hastalıkları riskini öğrenmek ve alınacak bazı önlemlerle bu riski düşürmek mümkün” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Türkiye’de tüm yaş grupları için değerlendirildiğinde her iki ölümden birinin kalp ve damar hastalıkları nedeniyle gerçekleştiğini, üstelik bu erken ölümlerin yüzde 80’inin önlenebilir nitelikte olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “Kalp ve damar hastalıklarının gelişiminde kuşkusuz pek çok faktörün rolü var. Özellikle diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol, tütün ürünleri kullanımı ve ileri yaş ana risk faktörleri arasında. Ayrıca erken yaşta kalp ve damar hastalık öyküsünün bulunması, fiziksel hareketsizlik, obeziteye yol açabilen sağlıksız beslenme gibi risk faktörleri de kalp-damar hastalıkları için önemli” dedi.</p>
<p><strong>Aile bireylerindeki kalp-damar hastalıkları riski arttırıyor</strong></p>
<p>ABD’de 20 yıldan uzun süredir takip edilen 49.255 erkek hastayla yapılan bir çalışmaya göre, aile risk faktörü olan ve olmayan hastalar karşılaştırıldığında, aile üyelerinde 50 yaş öncesi kalp ve damar hastalık öyküsü olan grupta, aile risk faktörü olmayan gruba kıyasla yüzde 50 oranında daha yüksek kalp ve damar hastalığı gelişme riskinin görüldüğünü dile getiren Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “Aile bireyleri ne kadar erken yaşta kalp krizi, stent veya bypass öyküsüne sahipse hastanın riski de buna paralel olarak artıyor” diye konuştu.</p>
<p>Ailesel yüksek kolesterolün genetik olduğunu, belirgin yüksek kolesterol seviyelerinin izlendiği ve kalp krizi riskinin yüksek olduğu bir hastalık olduğunu ifade eden Dr. Alagiç, “Bu sorunu yaşayan kadınların yüzde 30’u 60 yaşına kadar; erkeklerin ise yüzde 50’si 50 yaşına kadar kalp krizi geçiriyor. Bir diğer yandan ailesel hiperlipidemisi olan kişilerde erken tanı ve tedavi ile koroner arter hastalığını yüzde 80 oranla azaltmak mümkün. Bu nedenle ileride kalp krizi geçirme riskini azaltmak adına olası risk faktörleri için koruyucu önlemlerin alınması önemli. Alınacak koruyucu önlemler hastanın risk faktörlerine ve sahip olduğu riske bağlı olarak değişiyor. Bu, sadece yaşam tarzı değişikliği olabilirken bazen de buna ek olarak ilaç başlamayı içerebiliyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Riskin ölçülmesi korunmak için önemli</strong></p>
<p>Kalp ve damar hastalıklarıyla mücadelenin temelini kardiyovasküler hastalık risk faktörlerinin tespiti ve risklere karşı önlem alınmasının oluşturduğunun altını çizen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, “Fakat önlem ve tedaviden ne kadar yarar elde edileceğini belirleyen en önemli faktörlerden biri erken tanı. Kalp ve damar hastalıklarının oluşmasına sebep olan risk faktörlerinin araştırılması ve etkisinin daha kolay anlaşılabilir hale gelmesi amacıyla çeşitli skorlama sistemleri mevcut. Örneğin bireylerin kalp ve damar hastalıkları risklerini belirlemek için kullanılan, 12 Avrupa ülkesinin çalışmalarından elde edilen verilerin incelenmesiyle oluşturulan risk skorlamasında, kişiye ait farklı parametrelere bakılarak 10 yıllık risk düzeyi belirlenebiliyor. Dolayısıyla 40-69 yaşları arasında olup görünürde sağlıklı kişilerde 10 yıllık ölümcül ve ölümcül olmayan kalp hastalıklarıyla karşılaşma riski ölçülebiliyor. Yükselmiş riske sahip olmak maalesef kalp krizi, inme, kalp yetmezliği ve diğer sorunlara dair risklerin arttığını gösteriyor. Risk belirlemede ve tanıda kullanılan ana görüntüleme yöntemleri arasında koroner arter kalsiyum skoru, kontrastlı bilgisayarlı tomografi, koroner anjiyografi, karotis ultrasonu ve ekokardiyografi var. Amaç, önleyici müdahalelerden en fazla yararlanması gereken riski yüksek kişileri belirlemek. Özellikle belirtilerin olmadığı bireylerde riskin ölçülmesi, korunma açısından çok önemli” hatırlatmasında bulundu.</p>
<p><strong>Kalp-damar riskini azaltmanın 9 yolu</strong></p>
<p>Kalp ve damar hastalıkları riski yüksek çıkan hastalara öncelikle hayat tarzı değişikliğinin önerildiğini ve yüksek risk faktörlerin azaltılması için gerekirse ilaç tedavisi başlatılıp hastanın yakın takibe alındığını vurgulayan Dr. Nermina Alagiç kalp damar hastalıklarından korunmanın yollarını paylaştı:</p>
<p>• Tütün ürünleri kullanıyorsanız bırakın. </p>
<p>• Haftada 150-300 dakika orta şiddette (yürüme, yüzme, jogging vb.) veya 75- 150 dakika yüksek tempoda egzersiz yapın.</p>
<p>• Kilonuzu koruyun.</p>
<p>• Her gün en az 200 gram meyve ve sebze tüketin.</p>
<p>• Haftada 2 kez somon, uskumru, sardalya gibi omega-3 miktarı yüksek balık tüketin.</p>
<p>• Kırmızı et tüketiminizi haftada en fazla 350-500 gram ile sınırlandırın. </p>
<p>• Günde 30 gram çiğ kuruyemiş tüketin. </p>
<p>• Diyabetiniz varsa önerilere uyun ve şeker dengenize dikkat edin.</p>
<p>• Tansiyonunuzu korumak için günde 5 gramdan fazla tuz tüketmeyin.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kalp-hastaligi-riskini-azaltmak-mumkun-356935">Kalp hastalığı riskini azaltmak mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Felç ve Kalp Yetmezliğine Karşı Önlem Almak Mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/felc-ve-kalp-yetmezligine-karsi-onlem-almak-mumkun-354916</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Mar 2023 13:51:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[felç]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[önlem]]></category>
		<category><![CDATA[yetmezliğine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354916</guid>

					<description><![CDATA[<p>Batıgöz Sağlık Grubu Balçova - İzmir şubesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Yusuf Altınkaynak kalp ritim bozukluklarını anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/felc-ve-kalp-yetmezligine-karsi-onlem-almak-mumkun-354916">Felç ve Kalp Yetmezliğine Karşı Önlem Almak Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Batıgöz Sağlık Grubu Balçova &#8211; İzmir şubesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Yusuf Altınkaynak  kalp ritim bozukluklarını anlattı. Bazı kalp ritim bozukluklarının  süreç içerisinde kalp krizi, felç, organ yetmezliği gibi ölümcül tablolara sebebiyet verebileceğinin altını çizen Uzm. Dr. Yusuf Altınkaynak, “Alanında uzman bir kardiyolog tarafından yapılacak rutin kalp muayeneleri sayesinde tanı almak ve tedavi olmak çok önemlidir” diye konuştu.</p>
<p><b> KALP İŞLEVİNDE BOZUKLUĞA NEDEN OLABİLİR</b></p>
<p>Kalp ritim bozukluğu, kalp kasına iletilen sinirsel sinyallerin işlev bozuklukları nedeniyle kalp atışlarının düzensiz seyretmesi durumudur. Bu durum aritmi olarak ifade edilmektedir. Aritminin erken dönemde fark edilerek alta yatan nedenlerin araştırılması ve uygun şekilde tedavi edilmesi kalp yetmezliği felç ve ölüm riskini azaltır.</p>
<p>Sağlıklı bireylerde kalp atışları belli bir ritimde sürer ve kan dolaşımı olağan şekilde sağlanır. Ancak aritmi durumunda anormalleşen kalp ritimleri kalbin kan pompalama işlevinde  bozukluğa neden olur.</p>
<p>Aritminin seyrine göre kategorize edilen farklı türleri bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Taşikardi,</strong>  kalp atışlarının dakikada 90’dan yukarıya çıkmasıdır. Kalp atış hızı strese, troid hastalıkları kansızlık egzersiz ve bazı kalp ve kalp dışı hastalilarda artabilmektedir.</p>
<p> Aritmi ise bir kalp ritim bozukluğudur. Tedavi edilmediğinde kalp yetmezliği. kalp krizi, inme ve ani ölüm gibi durumlar ortaya çıkabilmektedir. Taşikardi hastalarında kalbin çalışma hızının artması nedeniyle, kalp vücuda kan pompalama işlevinde azalma sonucunda kişinin kendi kalp atışlarını hissetmesi, yorgunluk, kalp ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı, bilinç kaybı, sersemlik, düşük tansiyon belirtileri ortaya çıkabilmektedir.</p>
<p><strong>Bradikardi,</strong> kalp atış hızının normalin altında seyretmesini ifade eder. Normal kalp atış hızı 1 dakikada 60-90 aralığındayken, bradikardi hastalarının kalp atışları 1 dakikada 60’ın altına düşmektedir. Bradikardi nedeniyle kalbin beyne ve diğer organlara ihtiyaç duyduğu kanı pompalayamayabilir. Bu nedenle nabzın sıklıkla 60’ın altında seyretmesi durumunda bir kardiyoloji uzmanına muayene olmak gerekmektedir.</p>
<p><strong>Ventriküler Fibrilasyon,</strong> kalbin alt odacıklarının kasılma işlevlerini yitirmesi nedeniyle oluşan ve kanın hayati organlara ulaşmasını engelleyen acil ölüm riski yüksek olan acil mudahele gereken  bir aritmi çeşitidir. Ani bilinç kaybı ve ölüme neden olabilen ventriküler fibrilasyonun acilen tedavisi hayati önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Atriyal Fibrilasyon, </strong>kalbin üst odacıklarını etkileyen ve normal kan akışının bozulmasına neden olan  ve  sık karşılaşılan yaş ilerledikçe sıklığı artan   aritmi sorunudur. Kanın alt odacıklara geçişinde bozulma ile seyreden atriyal fibrilasyon tüm vücudun kan dolaşımını etkileyerek kalp yetmezliğ, kalpte pıhtı oluşumuna neden olarak ölümcül sonuçlara neden olabilmektedir.</p>
<p><strong>Atriyal Flutter, </strong>kalbin üst bölümlerini etkileyen bir aritmi sorunudur. Kalbin üst bölümlerinin alt bölümlerine oranla çok daha hızlı attığı atriyal flutterin kalpte yol açtığı senkronizasyon bozukluğu nedeniyle hayatı tehdit eden sonuçlar oluşabilmektedir.</p>
<p><b>ARİTMİ VE SONUCUNDA OLUSAN AĞIR TABLOLAR ERKEN TANI İLE ÖNLENEBİLİR </b></p>
<p>Aritmiler ,süreç içerisinde kalp krizi, felç, organ yetmezliği gibi ölümcül tablolara sebebiyet verebilir. Bu nedenle bir kardiyolog tarafından yapılacak rutin kalp muayeneleri sayesinde tanı almak ve tedavi olmak çok önemlidir. Aritmi tedavilerinde, hekiminizin yönlendirmeleri doğrultusunda sadece ilaç tedavisi uygulanabileceği gibi, elektriksel prosedürler, açık veya kapalı cerrahi girişimler.kalbe yerleştirilen akım düzenleyici cihazlar veya kalp pili  gibi çözümler de önerilebilmektedir. Erken dönemde aritmi tanısı ve uygulanan tedaviler sayesinde kalp sağlığını korumak ve kalp yetmezliği kalp krizi, felç gibi olumsuz sonuçları azaltmak mümkün olmaktadır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/felc-ve-kalp-yetmezligine-karsi-onlem-almak-mumkun-354916">Felç ve Kalp Yetmezliğine Karşı Önlem Almak Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Anış Arıboğan: &#8220;Hipotermide en büyük risk, kalp durmasıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-anis-aribogan-hipotermide-en-buyuk-risk-kalp-durmasidir-350323</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2023 13:42:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anış]]></category>
		<category><![CDATA[arıboğan]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[durmasıdır]]></category>
		<category><![CDATA[hipotermide]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350323</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kahramanmaraş depreminin 8’inci gününde arama ve kurtarma çalışmaları devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-anis-aribogan-hipotermide-en-buyuk-risk-kalp-durmasidir-350323">Prof. Dr. Anış Arıboğan: &#8220;Hipotermide en büyük risk, kalp durmasıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kahramanmaraş depreminin 8’inci gününde arama ve kurtarma çalışmaları devam ediyor. Enkaz altında kurtarılmayı bekleyenlerde hipotermi riskine dikkat çeken uzmanlar, hipoterminin dört evresi bulunduğunu belirtiyor.</strong> <strong>Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Anış Arıboğan, </strong>“<strong>Hipoterminin en büyük riski kalp durmasıdır” uyarısında bulundu. Hipotermide ilk yardımda yapılması gerekenlere de değinen Prof. Dr. Anış Arıboğan, hastaların dıştan ve içten ısıtılabildiklerini belirterek “Bu hastaları dıştan ısıtırken sıcak su torbaları, sıcak kompresler kullanabilirsiniz. Bunları özellikle kasığına, boyun bölgesine ve göğsüne koyuyorsunuz. Eğer periferi birden ısıtırsanız soğuk kan aynı anda kalbe döner ve ani kalp durmasına yol açabilir.” diye konuştu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Prof. Dr. Anış Arıboğan, hipotermi ve hipotermiye ilk müdahale konusunda değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Hipoterminin vücut ısısının, merkezi vücut sıcaklığın 35 derecenin altına düşmesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Anış Arıboğan, “Burada söz konusu olan vücudun iç ısısıdır. Ancak genelde bizim ölçebildiğimiz dış ısıdır.” dedi.</p>
<p>Hipotermi için soğuk ile muhatap olma, evsizlik, afet durumu, suya düşe suda boğulma, kazara soğuk suya düşme gibi nedenlerin olması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Anış Arıboğan, “Çünkü vücut ısıyı regüle edebilme için her zaman etrafı ile ısı alışverişinde bulunur. Buradaki esas konu budur. Rüzgâr ile muhatap olma durumu da hipotermiye yol açabilir. Vücut yüzeyindeki hava hareketiyle vücut ısısını kaybedebilir. Isı merkezinin regülasyonu ile ilgili beyindeki problemler olabilir.” dedi. </p>
<p><strong>Hipoterminin erken belirtisinde el ve ayaklarda soğukluk ve titreme görülür</strong></p>
<p>Hipoterminin vücudun bir statüsü olduğunu kaydeden Prof. Dr. Anış Arıboğan, “Hipotermi geliştiği durumlarda vücut ısı regülasyonunu kaybedip 25 derecenin altına düştüğü durumlarda birtakım belirtiler ortaya çıkar. Soğukluğun fark edilmesi ile beraber bu belirtiler bize hipoterminin derecesi ve ciddiyetiyle ilgili fikir verir. Belirtiler hipoterminin derecesine göre değişkenlik gösterir. Erken belirtide el ve ayaklarda soğukluk, cilt renginde solukluk, titreme, net olmayan, yavaşlamış konuşma, seste kısıklık, yorgunluk ve hafif zihin karışıklığı görülür.” dedi. </p>
<p>Prof. Dr. Anış Arıboğan, ileri hipotermi belirtilerinin vücut hareketlerinde ve koordinasyonunda yavaşlama, sakarlık, baş dönmesi, uyuşukluk, çevreye ilgisizlik, kalp hızında yavaşlama, solunumda yavaşlama, bilinç bulanıklığı ya da bilinç kaybı, göz bebeklerinde genişleme ve ışığa tepkisizlik, solunum ve dolaşımın durması olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>Kaç çeşit hipotermi bulunur?</strong></p>
<p>Hipoterminin de evreleri bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Anış Arıboğan, “Vücut eğer bir fabrikaysa bunun için buradaki protein yapımı, şeker üretimi enzimlerin çalışabilmesi için bir enerjiye ve bir ısıya ihtiyaç vardır. Bu enerji ve ısının normal bir vücut ısısı var, ayrıca da vücut PH var. Bir de vücudun çalışabilmesi için bunların belirli bir standartta olması gerekir. 35 derece bizim için bir ölçü, önce hepimizin alışık olduğu bir şey titremeler ile başlar. Bu sırada enerji üretmek için kan şekeri düşer. Bu evre fark edilen bir evredir, bir rahatsızlık hissi var. Fakat 32’nin altına inerse bu evreye hafif diyoruz. Orta derecede uyumaya başlıyor. Son depremdeki yaşananlar ile ilgili olarak bunu konuşuyoruz.” dedi.</p>
<p><strong>Hipoterminin dört evresi bulunuyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Anış Arıboğan, hipoterminin evrelerini de şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>Birinci hafif evre:</strong> 35 in altı, 32’ye kadar olan süreçte titremeler, rahatsızlık hissi ve açlık var. Eller ayaklar buz gibi, vücutta dolaşım bozulmuş, morarma soğukluk var ancak yaşamsal risk taşımıyor.</p>
<p><strong>İkinci orta evre: </strong>Bunun devam ettiği vücut ısısının 32-28’e düştüğü durumlarda derin bir uyku başlar. Titreme yok. Artık vücut metabolizmasını bu evrede kaybediyor. Kişi uyur ve uyanmaz. Dağcılarda bu öykü çoktur. Bundan dolayı dağcılıkta uyutmazlar.</p>
<p><strong>Üçüncü şiddetli evre: </strong>Artık bilinç yok. Kişiyi isteseniz de uyandıramıyorsunuz, titreme hiç yok. Bu aşamada çok kontrolsüz hareketler, ajitasyonda görülebilir. Burada bilinç yok. Bir kişiyi uyandıramadığınız anda solunumuna çok dikkat etmeniz gerekir. Burada artık kalp durma riski yüksektir.</p>
<p><strong>Dördüncü çok şiddetli evre: </strong>22 derecenin altı olarak belirtilebilir. Hiçbir yaşam belirtisi yoktur. Kalp masajı gereken bir ölüm hali oluşur. Hipoterminin en büyük riski kalp durmasıdır ve ölüm nedenidir. Şiddetli hipotermi yani sürekli bir maruziyet altındaysanız şu ana depremde olduğu gibi, korunacak bir sıcak ortamınız yoksa, vücut giysileriniz çok ince ve ısı kaybını önleyecek bir şartınız yoksa önce hafif başlayan bir titreme ortaya çıkar<strong>. </strong>Bunu derin güzel bir uyku, bilincin tamamen kaybolması ve arkasından ölümle seyreder. Hipotermi bir anlamda sessiz ölümdür. Aynı zamanda hipotermi koruyucu bir mekanizmadır, beyni de koruyor ancak bunlar kontrollü olmalıdır.</p>
<p><strong>Hipotermide ilk yardım nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Özellikle çevreye ilgisizlik veya zihinsel karışıklık gibi ileri hipotermi belirtileri varsa derhal 112 numaralı acil çağrı merkezinin aranması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Anış Arıboğan, “Hasta ile konuşularak ya da hafifçe sarsarak bilinci kontrol edilmelidir. Bilinç kaybı durumunda solunum ve dolaşım yani nabzı kontrol etmek gerekir. Gerekliyse kalp masajı ve suni solunuma başlanmalıdır. Eğer mümkünse hasta sıcak bir ortama taşınmalıdır. Gelen vakada hipotermi riski bilinmelidir. Donmanın dereceleri ile fikir sahibi olunmalıdır. Çok yavaş hareket edilmelidir. Hipotermiyle muhatap olan birini çok hızlı hareket ettirirsek o periferdeki (el ve ayaktaki) soğuk bir anda merkeze dönebilir. Böylece sizin aşırı hareketiniz kalp durmasına neden olur. Çok yumuşak hareket edilmelidir.’’ dedi.</p>
<p><strong>Dış ısıtmada sıcak su torbaları kullanılabilir</strong></p>
<p>Dış ve iç ısıtma şeklinde iki çeşit ısıtma uygulandığını kaydeden Prof. Dr. Anış Arıboğan, “Dış ısıtmada bu kişileri hemen ıslaklıktan, yattığı soğuk ortamdan ya uzaklaştırıyorsunuz ya da giysilerini çıkarıyorsunuz (kuru malzeme giydirilmeli) ya da etrafını sıcak ve kuru malzeme ile ısıtan malzemeler ile sarıyorsunuz. Bu hastaları dıştan ısıtırken sıcak su torbaları, sıcak kompresler kullanabilirsiniz. Bunları özellikle kasığına, boyun bölgesine ve göğsüne koyuyorsunuz. Çünkü eğer periferi birden ısıtırsanız soğuk kan aynı anda kalbe döner ve ani kalp durmasına yol açabilir. Vücutta hipoterminin devamına neden olabiliyor. Bunun için çok önemli. El ayak bölümü korunmaya alınmalı ancak ısıtma eylemine özellikle kasık bölgesinden, göğüsten ve boyundan başlanmalı.” dedi.</p>
<p><strong>İç ısıtma serum ya da ağız yoluyla uygulanıyor</strong></p>
<p>İç ısıtmaya ilişkin bilgiler de veren<strong> </strong>Prof. Dr. Anış Arıboğan<strong>, “</strong>Ortam sıcaklığında serumlar uygulamak, direk ağız yoluyla ya da nazogastrik bir sonda ile duruma göre vücuda sıcak içecek, sıcak sur vererek iç organları ısıtıyorsunuz. Önce damarlar genişliyor, ondan sonra oraya kan geliyor ve içerden ısıtmaya başlıyorsunuz. Hızlı ısıtma yarım saat ve bir saat asla yapılmamalı. Isıtma eylemi hızlı olmamalıdır. Vücutta ortaya çıkan yan etkileri önlemek için saatte ortalama 0.5-1°C’lik (santigrat derece) artış sağlanmalıdır, vücut ısısının kontrollü şekilde yükseltilmesi önemlidir. Bilinç yerinde değilse hava yolu açıklığı sağlanmalıdır. En önemli şey solunumu izlemektir. Solunum az sayıdaysa derinliğini gösterir. Beyindeki ciddiyeti gösterir. Soğuk etkisi ile cilt yaraları oluşabilir. Onlar çok ovuşturulmamalı. Yaranın derinliği bilinmediğinden dolayı daha büyük yaralara sebep olabilirsiniz.  Hipoterminin en büyük riski kalp durmasıdır.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-anis-aribogan-hipotermide-en-buyuk-risk-kalp-durmasidir-350323">Prof. Dr. Anış Arıboğan: &#8220;Hipotermide en büyük risk, kalp durmasıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Robotik Kalp Cerrahisi ile Ağrısız ve Hızlı İyileşme Mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/robotik-kalp-cerrahisi-ile-agrisiz-ve-hizli-iyilesme-mumkun-346332</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 08:52:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısız]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[robotik]]></category>
		<category><![CDATA[yileşme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346332</guid>

					<description><![CDATA[<p>Robot teknolojileri günümüzde kalp hastalıklarının tedavisinde de kullanılıyor ve göğüs kafesinin açılmasına gerek olmadan küçük kesilerle gerçekleştirildiği için; kısa sürede iyileşme, daha az ağrı, daha az yara izi gibi önemli avantajlar sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/robotik-kalp-cerrahisi-ile-agrisiz-ve-hizli-iyilesme-mumkun-346332">Robotik Kalp Cerrahisi ile Ağrısız ve Hızlı İyileşme Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Robot teknolojileri günümüzde kalp hastalıklarının tedavisinde de kullanılıyor ve göğüs kafesinin açılmasına gerek olmadan küçük kesilerle gerçekleştirildiği için; kısa sürede iyileşme, daha az ağrı, daha az yara izi gibi önemli avantajlar sağlıyor. Genç yaştaki kalp hastaları, kadınlar ve iş temposu yüksek olan bireyler tarafından da sıkça tercih edilen robotik kalp ameliyatları pek çok hastalık için uygulanabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Burak Onan, robotik kalp cerrahisi ile ilgili önemli bilgiler verdi. </p>
<p><strong>Kozmetik kaygılar son buluyor</strong></p>
<p>Robotik kalp cerrahisi; özel olarak geliştirilmiş robotik cerrahi sistem yardımıyla, göğüs kafesinde açılan 8-10 mm’lik küçük deliklerden robotik aletler kullanılarak, yüksek çözünürlüklü bir kamera yardımıyla gerçekleştirilen en ileri cerrahi yaklaşımdır. Göğüs kemiği (iman tahtası adı verilen) önden açılmaz, yani kapalı kalp ameliyatları arasındadır. Hastanın sağlıklı bir ameliyat geçirmesi ve sorunsuz bir iyileşme dönemi çok önemlidir. Kritik olan nokta ameliyat sırasında daha az travmadır. Yani kesiler ne kadar küçükse iyileşme o kadar çabuk olmaktadır. Robotik kalp ameliyatı minimal invaziv (mini-kesiler ile yapılan kapalı kalp operasyonlarının) ameliyatların en az cerrahi travma oluşturan şeklidir. Çok küçük delikler yardımıyla ameliyat yapılmaktadır ve bu teknik mini kesilerle yapılan tüm operasyonlardan daha hızlı yara iyileşmesi sağlar. Bu da ameliyat sonrası iyileşmeyi hızlandırır ve üstün kozmetik sonuçlar verir. Hasta bir süre sonra ameliyat geçirdiğini dahi unutmakta, psikolojik olarak da oldukça rahat bir süreç geçirmektedir. </p>
<p><strong>Günümüzde birçok kalp ameliyatında kullanılabiliyor</strong></p>
<p>Robotik cerrahi günümüzde uygun olan kalp hastalıklarının birçoğuna uygulanmaktadır. Koroner arter bypass ameliyatlarında, mitral ve triküspit kapak tamirleri ya da kapak değişimi ameliyatlarında, kalp içindeki deliklerin kapatılmasında ve tümör ameliyatlarında robotik cerrahi yapılabilmektedir. Ayrıca, uygun hastalarda kalp içindeki deliklerin kapatılması, tümör ameliyatları, atriyal fibrilasyon için ablasyon işlemleri, sol atriyal apendiksin kapatılması ve sol atriyal remodelling prosedürleri güvenli ve etkin bir şekilde yapılabilmektedir.</p>
<p><strong>Cerrahi deneyim çok dönemli</strong></p>
<p>Robotik kalp cerrahisi robotik cerrahi sistemlerinin bulunduğu robotik cerrahi merkezlerinde uygulanır. Bu ameliyatların yapılabilmesi için merkezde alanında uzmanlaşmış anestezi doktorları, ameliyat hemşireleri, perfüzyonistler ve robotik kalp cerrahlarının bulunması gerekir. Robotik cerrahi bir ekip işi olup, güvenli merkezlerde uygulanmaktadır. Merkezlerin senede 50’den fazla robotik kalp ameliyatı yapması o merkezin aktif bir robotik kalp cerrahisi merkezi olduğunu gösterir.  </p>
<p><strong>Her hasta uygun olmayabilir</strong></p>
<p>Robotik cerrahi olacak hastaların bu yönteme uygun olup olmadıkları bu yöntemi aktif olarak uygulayan robotik kalp cerrahları tarafından değerlendirilir. Robotik cerrahiye karar verme aşamasında fizik muayene bulguları ve radyolojik görüntüleme çalışmaları çok kıymetlidir. Hastaların ekokardiyografi, anjiyo ve tomografi tetkikleri de değerlendirilmelidir. Elektif bir kalp ameliyatı olunacaksa yani operasyon acil değil ise kişi robotik cerrahi adayı olabilir. </p>
<p><strong>Günlük yaşama kısa sürede dönüş  </strong></p>
<p>Robotik cerrahi; kalp ameliyatının riskini artırmaz, aksine tecrübeli ellerde daha fazla fayda sağlar. Her kalp cerrahının robotik cerrahi ile uğraşmadığının unutulmaması gerekir. Ameliyat sonrasında hastalar cerrahi yoğun bakıma alınır ve takipleri sağlanır. Hasta ameliyat sonrası dönemde herhangi bir sıkıntı olmaması halinde en kısa sürede servis odasına alınır. Bir süre daha servis şartlarında takip edilen hasta en uygun zamanda önerilerle taburcu edilir ve kontrol randevusu planlanır. Robotik cerrahi tekniği kalp cerrahisinde güvenli bir yaklaşımdır. En önemli avantajı çok küçük kesiler kullanılmasından dolayı travmanın daha az olması ve ameliyat sonrası sürecin daha hızlı geçmesidir. Ameliyat sonrasında hastaların günlük yaşamlarına dönüşü daha hızlı olmaktadır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/robotik-kalp-cerrahisi-ile-agrisiz-ve-hizli-iyilesme-mumkun-346332">Robotik Kalp Cerrahisi ile Ağrısız ve Hızlı İyileşme Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
