<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kalp-damar | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kalp-damar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kalp-damar</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Feb 2026 13:29:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>kalp-damar | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kalp-damar</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kötü bir ağız ve diş sağlığı, kalp-damar hastalıklarından diyabete kadar çeşitli hastalıklara neden olabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kotu-bir-agiz-ve-dis-sagligi-kalp-damar-hastaliklarindan-diyabete-kadar-cesitli-hastaliklara-neden-olabiliyor-615403</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 13:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Diş Eti Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[diyabete]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarından]]></category>
		<category><![CDATA[kalp-damar]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615403</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağız ve diş hastalıkları yalnızca diş sağlığını değil tüm vücudu etkiliyor. Kötü bir ağız ve diş sağlığı kalp-damar hastalıklarından diyabete, solunum yolu enfeksiyonlarına kadar çeşitli hastalıklara neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kotu-bir-agiz-ve-dis-sagligi-kalp-damar-hastaliklarindan-diyabete-kadar-cesitli-hastaliklara-neden-olabiliyor-615403">Kötü bir ağız ve diş sağlığı, kalp-damar hastalıklarından diyabete kadar çeşitli hastalıklara neden olabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağız ve diş hastalıkları yalnızca diş sağlığını değil tüm vücudu etkiliyor. Kötü bir ağız ve diş sağlığı kalp-damar hastalıklarından diyabete, solunum yolu enfeksiyonlarına kadar çeşitli hastalıklara neden olabiliyor. “Ağız sağlığı, genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmelidir” diyen İstinye Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Tuğba Toz Akalın, ağız ve diş sağlıyla ilgili dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı.</p>
<p><strong>“Ağız sağlığı, genel sağlığın ayrılmaz bir parçası”</strong></p>
<p>Ağız ve diş sağlığının insan vücudu için önemine<strong> </strong>dair konuşan Prof. Dr. Tuğba Toz Akalın, “Ağız, sindirim ve solunum sisteminin giriş kapısıdır ve vücutla dış ortam arasındaki en önemli temas alanlarından biridir. Ağız hijyeninin yetersiz olduğu durumlarda patojen bakteriler hızla çoğalır ve kronik enfeksiyon odakları oluşur. Bu durum yalnızca diş kaybına yol açmakla kalmaz, aynı zamanda bağışıklık sistemini sürekli uyararak vücutta düşük dereceli ama sürekli bir inflamasyona neden olur. Bu nedenle ağız sağlığı, genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirilmelidir” dedi.<br /><strong>“Diş eti hastalıkları ve çürükler genel inflamasyon yükünü artırabilir”</strong></p>
<p>“Ağız ve diş hastalıkları günümüzde yalnızca dişlerle sınırlı bir sorun olarak değil, tüm vücudu ilgilendiren önemli bir sağlık göstergesi olarak değerlendirilmektedir” diyen Akalın, ağız ve diş rahatsızlıklarının yol açabileceği hastalıklarla ilgili şunları söyledi:</p>
<p>“Özellikle diş eti hastalıkları ve tedavi edilmemiş diş çürükleri, ağızda uzun süreli enfeksiyon ve iltihap oluşturarak vücudun genel inflamasyon yükünü artırabilir. Bilimsel çalışmalar; bu durumun kalp-damar hastalıkları, diyabet, solunum yolu enfeksiyonları, gebelikte bazı riskler ve romatizmal hastalıklarla ilişkili olabileceğini göstermektedir. Ağızda oluşan bakteriler ve iltihap ürünleri zaman zaman kan dolaşımına karışarak genel sağlığı etkileyebilmektedir. Bunun yanında, diş çürüğü ile aşırı şeker tüketimi, sağlıksız beslenme ve düzensiz yaşam tarzı arasında güçlü bir bağ vardır; bu faktörler aynı zamanda obezite ve diyabet gibi hastalıkların da temel nedenleri arasındadır. Ortodontik çapraşıklıklar ise dişlerin temizliğini zorlaştırarak çürük ve diş eti hastalığı riskini artırabilir. Çene eklemi ve çiğneme kaslarındaki dengesizlikler de baş, boyun ve yüz ağrılarına yol açarak yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Kısacası ağız sağlığı, genel sağlığın ayrılmaz bir parçasıdır; düzenli diş hekimi kontrolleri, iyi ağız bakımı ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları sadece güzel bir gülümseme için değil, tüm vücudun sağlığı için de büyük önem taşır.”</p>
<p><strong>Kalp-damar hastalıklarına da davetiye çıkarıyor</strong></p>
<p>Kalp-damar hastalıkları ile ağız sağlığı arasında güçlü bir ilişki olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Akalın, şöyle konuştu:</p>
<p>“Kalp-damar hastalıkları ile ağız sağlığı arasındaki ilişki, en güçlü biçimde diş eti hastalıkları üzerinden açıklanmaktadır. Özellikle kronik diş eti iltihabı (periodontitis) varlığında, ağızda oluşan iltihabi maddeler ve bakteriyel ürünler kan dolaşımına karışarak damar duvarında hasara yol açabilmektedir. Bu durum, damar sertliği olarak bilinen ateroskleroz sürecini hızlandırabilir ve kalp krizi ile inme riskini artırabilir. Diş eti ceplerinden kaynaklanan tekrarlayan bakteriyemiler, vücudun genel inflamasyon yükünü yükselterek kalp-damar sistemini olumsuz etkileyen önemli bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Nitekim FDI gibi uluslararası sağlık otoriteleri, diş eti hastalıkları ile kalp-damar hastalıkları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu vurgulamaktadır. Bu nedenle diş eti kanaması, şişlik veya ağızda uzun süren enfeksiyonlar yalnızca ağız sağlığını değil, kalp sağlığını da ilgilendiren uyarı işaretleri olarak değerlendirilmelidir. Düzenli diş hekimi kontrolleri ve iyi bir ağız bakımı, kalp-damar hastalıklarından korunmada da önemli bir destekleyici adımdır.”</p>
<p><strong>Kronik diş eti iltihabı bağışıklık sistemini nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>Kronik diş eti iltihabı, bağışıklık sistemini sürekli ve fark edilmeden meşgul eden bir “düşük doz alarm” gibidir. Periodontitis varlığında bağışıklık hücreleri uzun süre boyunca aktive olur ve bu durum vücutta inflamatuvar yanıtın kalıcı olarak yüksek seyretmesine neden olur. Sürekli salgılanan sitokinler ve iltihabi aracı maddeler, bağışıklık sisteminin dengesini bozarak sistemik inflamasyon yükünü artırır. Bu tablo, özellikle inflamasyonla yakından ilişkili hastalıklarda daha belirgin hale gelir. Nitekim diyabetli bireylerde periodontal enfeksiyonun varlığı, insülin direncini artırarak kan şekeri kontrolünü zorlaştırabilir ve hastalığa bağlı komplikasyon riskini yükseltebilir. Bu nedenle kronik diş eti iltihabı yalnızca ağız içinde sınırlı bir sorun değil, bağışıklık sisteminin genel işleyişini etkileyen ve tüm vücudu ilgilendiren önemli bir sağlık problemidir.</p>
<p><strong>Sessiz ilerleyen ağız enfeksiyonları yıllar sonra ne gibi sonuçlara yol açabilir?</strong></p>
<p>Sessiz ilerleyen ağız enfeksiyonları, çoğu zaman ağrı ya da belirgin bir şikâyet oluşturmadan yıllar içinde hem ağız sağlığını hem de genel sağlığı etkileyen önemli sonuçlara yol açabilir. Diş çürükleri, kronik diş eti hastalıkları (periodontitis) ve kök ucu enfeksiyonları; erken dönemde fark edilmediğinde ağızda sürekli bir enfeksiyon ve inflamasyon odağı hâline gelir. Periodontitis, dişleri destekleyen dokularda ilerleyici yıkıma neden olarak diş kaybı ve çiğneme fonksiyonunun bozulmasına yol açarken; diş çürüğü de yavaş ilerleyen ancak zamanla sinire ve çene kemiğine ulaşabilen bir enfeksiyon hastalığıdır. Bu durumlar yalnızca lokal hasar oluşturmakla kalmaz, aynı zamanda vücudun genel inflamasyon yükünü artırarak kalp-damar hastalıkları, diyabet ve diğer metabolik hastalıkların gelişimine veya seyrinin ağırlaşmasına katkıda bulunabilir. Diş kayıpları ve bozulmuş çiğneme fonksiyonu ise zamanla çene eklemi ve çiğneme kasları üzerinde dengesiz yüklenmelere neden olabilir; bu da temporomandibular eklem sorunları, yüz ve baş ağrıları gibi fonksiyonel problemlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. Özellikle yaşlı bireylerde ağızda biriken bakterilerin solunum yollarına ulaşması, zatürre gibi ciddi solunum yolu enfeksiyonları açısından da ek bir risk oluşturmaktadır. Bu yönüyle ağızda sessizce ilerleyen enfeksiyonlar, yalnızca dişlerle sınırlı değil, uzun vadede tüm vücudu etkileyebilen çok boyutlu bir sağlık sorunu olarak değerlendirilmelidir.</p>
<p><strong>Ağız ve diş sağlığını korumak için bunlara dikkat</strong></p>
<p>Akalın, ağız ve diş sağlığını korumak için yapılması gerekenlerle ilgili ise şunları söyledi:</p>
<p>“Ağız ve diş sağlığını korumada en temel ve vazgeçilmez basamak mekanik plak kontrolüdür: düzenli fırçalama ile dişeti kenarının nazikçe temizlenmesi (dişetine “süpürür gibi” temas ederek, tahriş etmeden) ve arayüz temizliği birlikte yürütülmelidir. Arayüzlerde, özellikle kontaktların daha açık olduğu bölgelerde arayüz fırçaları plak ve dişeti kanamasını azaltmada çoğu hastada daha etkili ve uygulanabilir bir seçenek olarak öne çıkar; çok sıkı kontaktlı alanlarda ise doğru teknikle diş ipi daha uygun olabilir. Fırçalama tekniği “hangi yöntem en iyi?” tartışmasından ziyade, etkinlik–süreklilik–travmasız uygulama üçlüsü üzerinden ele alınmalıdır; kanıta dayalı derlemeler teknikler arasında kesin bir üstünlük göstermekte zorlanırken, düzenli ve doğru uygulamanın belirleyici olduğunu vurgular. Kimyasal destek ürünleri (gargara gibi) ise mekanik temizliğin alternatifi değil, doğru endikasyonda kısa süreli destek olarak düşünülmelidir. Özellikle klorheksidin gibi antiseptikler plak/gingival inflamasyonu baskılayabilir; ancak uzun süreli ve kontrolsüz kullanımda renklenme, tat değişikliği ve mukozal irritasyon gibi yan etkiler nedeniyle genellikle hekim önerisiyle, sınırlı sürelerde planlanır. Çürük kontrolünde ise yalnızca “şeker var/yok” değil, kişinin beslenme örüntüsü (atıştırma alışkanlığı, yapışkan-fermente karbonhidratlar, gece tüketimi vb.) ve toplam maruziyet değerlendirilmelidir; çalışmalarda eklenmiş şeker miktarı ile çürük arasındaki ilişkinin tutarlı biçimde güçlü olduğu, bu nedenle diyet analizi ve farkındalık odaklı danışmanlığın koruyucu planın parçası olması gerektiği gösterilmiştir. Bu yaklaşım, diş hekimiyle birlikte çürük ve periodontal risk değerlendirmesi yapmayı (biyofilm kontrolü, tükürük/ilaçlar, geçmiş çürük öyküsü, restorasyon kenarları, periodontal cep/kanama varlığı gibi) ve kişiye özel aralıklarla profesyonel bakım-kontrol planlamayı da içerir. Özellikle diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, immünsüpresyon, gebelik gibi sistemik durumlarda ağız enfeksiyonlarının genel inflamasyon yüküne katkısı daha kritik hale geldiğinden, hastanın bu bağlantıyı anlaması ve bakım rutinini sürdürülebilir şekilde kurması hedeflenmelidir.”</p>
<p><strong>“Ağrı yoksa da kontrol şart”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Akalın, diş hekimi kontrollerinin yalnızca ağrı olduğunda yapılmasının yanlış bir yaklaşım olduğunu belirterek, diş çürükleri ve diş eti hastalıklarının erken evrelerde çoğu zaman belirti vermediğini söyledi. Ağız kokusunun çoğu zaman diş eti hastalıkları, tedavi edilmemiş çürükler, diş taşları ve dil yüzeyindeki bakteri birikimi gibi ağız içi nedenlerden kaynaklandığını belirten Akalın, diş eti kanamasıyla birlikte görülen kokunun aktif bir diş eti iltihabına işaret edebileceğini söyledi.</p>
<p>Ağız sağlığının korunmasında en etkili yöntemin düzenli ve doğru günlük bakım olduğunu belirten Akalın, şu önerilerde bulundu: Dişler günde iki kez, en az iki dakika fırçalanmalı. Diş araları her gün diş ipi ya da arayüz fırçasıyla temizlenmeli. Dil yüzeyi de düzenli olarak temizlenmeli. Doğru teknikle sürdürülen bakımın diş çürüğü ve diş eti hastalıklarını büyük ölçüde önlediğini söyledi.</p>
<p><strong>“Türkiye’de</strong> <strong>koruyucu ağız sağlığı alışkanlıkları yeterince yerleşmedi”</strong></p>
<p>Türkiye’de koruyucu ağız sağlığı alışkanlıklarının toplum genelinde yeterince yerleşmediğini belirten Akalın, bilimsel verilerin günde iki kez diş fırçalama oranının birçok yaş grubunda yüzde 25–35 aralığında olduğunu gösterdiğini ifade etti. Diş ipi ve arayüz fırçası kullanımının oldukça sınırlı olduğunu, diş hekimine başvuruların ise çoğunlukla ağrı sonrası gerçekleştiğini söyledi. Bu durumun hastalıkların erken teşhisini zorlaştırdığını ve tedavi ihtiyacını daha ileri aşamalara taşıdığını belirtti.</p>
<p>Batı ve Kuzey Avrupa ülkelerinde koruyucu diş hekimliği alışkanlıklarının daha yerleşik olduğunu belirten Akalın, örneğin Hollanda’da yetişkinlerin yaklaşık yüzde 70–75’inden fazlasının günde en az iki kez diş fırçaladığını aktardı. Almanya ve İskandinav ülkelerinde de düzenli kontrol kültürünün yaygın olduğunu ifade etti. Yüksek gelirli ülkelerde koruyucu yaklaşımın daha sistematik biçimde benimsendiğini söyleyen Akalın, Türkiye’de de bireysel farkındalığın artırılması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>“Ağız sağlığı, koruyucu sağlığın temel parçasıdır”</strong></p>
<p>Ağız içindeki kronik enfeksiyon ve doku yıkımının yalnızca lokal bir problem olmadığını ifade eden Prof. Dr. Tuğba Toz Akalın, ağız sağlığının korunmasının genel sağlığın sürdürülebilirliği açısından da kritik bir koruyucu sağlık bileşeni olduğunu vurguladı. Koruyucu yaklaşımın güçlendirilmesi ve düzenli kontrollerin alışkanlık haline getirilmesiyle hem daha ileri tedavi gereksinimlerinin hem de sistemik sağlık risklerinin azaltılabileceğine dikkat çekti.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kotu-bir-agiz-ve-dis-sagligi-kalp-damar-hastaliklarindan-diyabete-kadar-cesitli-hastaliklara-neden-olabiliyor-615403">Kötü bir ağız ve diş sağlığı, kalp-damar hastalıklarından diyabete kadar çeşitli hastalıklara neden olabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Popüler diyetler kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlıyor uyarısı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/populer-diyetler-kalp-damar-hastaliklarina-zemin-hazirliyor-uyarisi-579886</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2025 12:17:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Diyetle]]></category>
		<category><![CDATA[diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarına]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp-damar]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp-Damar Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[popüler]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sıra]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[zemin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579886</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, aşırı tuzlu yiyecekler, tütün ve alkol kullanımı, kalp-damar hastalıklarını tetikleyen faktörler arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/populer-diyetler-kalp-damar-hastaliklarina-zemin-hazirliyor-uyarisi-579886">Popüler diyetler kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlıyor uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, aşırı tuzlu yiyecekler, tütün ve alkol kullanımı, kalp-damar hastalıklarını tetikleyen faktörler arasında yer alıyor. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, başlıca risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp hastalığı ve inmeye bağlı erken ölümlerin en az yüzde 80’inin önlenebileceğini söyledi. Tansiyon ve kan yağlarının yükselmesinin kalp-damar hastalıkları için en önemli risk faktörleri arasında geldiğini belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, günümüzde popüler olan bazı hatalı diyetlerin kalp-damar hastalıklarına zemin hazırladığı uyarısında bulundu. Prof. Dr. Alphan, “Bu diyetler, ketojenik diyetler, glutensiz ve laktozsuz diyetlerdir. Ketojenik diyetlerin özelliği, karbonhidratı tamamen keserek aşırı yağlı ve proteinli besinleri tüketmektir. Aşırı yağlı ve proteinli besinler, kan kolesterolünü yükselttikleri gibi posanın kaynağı olan karbonhidratlı besinlerin kısıtlanması nedeniyle mikrobiyotayı da olumsuz etkiler ve bu da kalp-damar hastalıklarının oluşumuna zemin hazırlar” uyarısında bulundu.</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, 29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada sağlıklı ve dengeli beslenmenin kalp sağlığına etkilerini değerlendirdi.</p>
<p><b>Kalp damar hastalıkları, ölüm nedenlerinin ilk sırasında geliyor</b></p>
<p>Kalp damar hastalıklarının dünyada ve ülkemizde ölüm nedenlerinin birinci sırasında yer aldığını belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Kalp hastalıklarının yüksek kan kolesterol düzeyi ile ilişkili olduğu ve kan kolesterol düzeyinin düşürülmesinin kalp hastalıkları görülme riskini azalttığı bilinir. Kan kolesterol düzeyi yükseldikçe, kalp hastalığı oluşma olasılığı da artar. 29 Eylül Dünya Kalp Günü, insanları her yıl tüm dünyada yaklaşık 18 milyon kişinin yaşamını kaybetmesine neden olan kalp hastalıkları ve inmenin, başlıca ölüm nedeni olduğuna ilişkin bilgilendirmek için düzenleniyor” dedi.</p>
<p><b>Ülkemizde ölüm nedenlerinin ilk sırasında dolaşım sistemi hastalıkları var</b></p>
<p>Kalp damar hastalığına bağlı ölüm oranlarına ilişkin bilgileri paylaşan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Kalp hastalığının en yaygın görüldüğü ülkeler ABD, Orta Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkeleri olsa da kalp-damar hastalığına bağlı gerçekleşen ölümlerin yüzde 75’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde olduğu tespit edilmiştir. Orta Asya ve Doğu Avrupa ülkelerinin ise bu hastalığa bağlı ölüm oranlarının en yüksek olduğu ülkeler arasında olduğu bildirilmiştir. Kalp-damar hastalığı nedeniyle en düşük ölüm oranlarına sahip ülkeler ise Güney Kore, Fransa, Japonya, İsrail ve Portekiz’dir. TÜİK verilerine göre; Türkiye’de de dünyada olduğu gibi ölüm nedenlerinin birinci sırasında 2024 yılında yüzde 36,0 ile dolaşım sistemi hastalıkları yer aldı. 2023 yılında bu oran yüzde 33,6 idi” dedi.</p>
<p><b>Erken ölümlerin en az yüzde 80’inin önlenmesi mümkün</b></p>
<p>Kalp hastalığını tetikleyen faktörleri sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, aşırı tuzlu yiyecekler, tütün ve alkol kullanımı olarak sıralayan Prof. Dr. M. Emel Alphan, bu risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp hastalığı ve inmeye bağlı erken ölümlerin en az yüzde 80’i önlenebilir” dedi.</p>
<p><b>Kalp-damar sağlığını korumada beslenmenin yeri önemli</b></p>
<p>Kalp ve damar sağlığını korumada alınacak önlemlere dikkat çeken Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Sigara ve alkol kullanımı ile hipertansiyon yani yüksek tansiyon ve kan yağlarının yükselmesi, kalp-damar hastalıkları için en önemli risk faktörlerindendir. Hipertansiyon ve kan yağlarının yükselmesini önlemek için beslenme önerilerine göre, birinci kural özellikle doymuş yağdan (tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı vb.) ve zeytinyağı bile olsa aşırı yağ tüketiminden kaçınarak kan kolesterol düzeyinin yükselmesini önlemek son derece önemlidir. Aslında kolesterol, dışarıdan diyetle alındığı gibi vücutta da yapılan yağa benzer bir yapısı olan, vücuttaki pek çok hormonun (östrojen, progesteron, testosteron vb.) ön maddesidir ve vücut için gereklidir” dedi.</p>
<p><b>Zeytinyağı tüketiminde ölçüye dikkat edilmeli</b></p>
<p>Aşırı kolesterol ve doymuş yağ alımı ne kadar zararlı ise tamamen yağsız bir beslenmenin de vücut için o kadar zararlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Zayıflamak amacıyla yağsız bir diyet uygulayanlarda hormon dengesizliği nedeniyle kadınlarda adet döngüsü bozulur. O yüzden sağlıklı beslenme için belirli bir yağa ihtiyaç vardır ki bu oranın enerjinin yüzde 20’sinin altına düşürülmemesi gerekir. Yapılan yanlışlardan birisi de zeytinyağının faydalı olduğunu düşünerek bardak bardak zeytinyağı içilmesidir. Unutmayın ki 1 çay bardağı zeytinyağı ile vücuda bir günlük enerji ihtiyacınızın yarısını (yaklaşık 900 kalori) almış olursunuz” uyarısında bulundu.</p>
<p><b>Kalp-damar sağlığını korumada bu önerilere dikkat!</b></p>
<p>Prof. Dr. M. Emel Alphan, kalp-damar hastalığını önlemek ve kolesterolü yükseltmemek için önerilerini şöyle sıraladı:</p>
<p>-Doymuş yağ içeren tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı gibi yağları ve trans yağ içeren besinleri tüketmemek. Özellikle zeytinyağını ve diğer bitkisel yağları tercih etmek.</p>
<p>-Kırmızı et, tavuk ve balık tüketiminin günde 1 porsiyonla sınırlandırılması gerekir. Kolesterol sadece kırmızı ette yoktur, balık ve tavuk da benzer miktarlarda kolesterol içerir.</p>
<p>-Hayvansal kaynaklı besinleri azaltırken, bitkisel kaynaklı proteinlerin alımını (kurubaklagiller) arttırmak.  Mümkünse her gün kurubaklagilleri tüketmek.</p>
<p>-Beyin, böbrek, dil, karaciğer, dalak, işkembe gibi organ etlerinden kaçınmak.</p>
<p>-Sucuk, salam, sosis, pastırma gibi şarküteri ürünlerinden kaçınmak.</p>
<p>-Yemek pişirme metodu olarak kızartılmış besinleri (et vb. hamur ve sebze kızartmaları da dahil) tüketmemek, aşırı yağlı yemek tüketiminden kaçınmak.</p>
<p>-Az yağlı süt, yoğurt vb. süt ürünlerini tercih etmek.</p>
<p>-Sebze ve meyve tüketiminin günlük 5-10 porsiyon olması.</p>
<p>-Fındık, fıstık, ceviz ve badem vb. sert kabuklu yemişleri günde 20-25 gramı aşmayacak miktarlarda tüketmek (Çünkü bu besinlerin 100 gramı 650-700 kalori içerir).</p>
<p>-Rafine şeker tüketimini azaltmak, kompleks karbonhidratları ve dolayısıyla posalı besinlerin özellikle tam tahılların (tam buğday ekmeği, çavdarlı ve yulaflı ekmekler) tüketimini arttırmak.</p>
<p><b>Akdeniz, DASH ve vejetaryen diyetler kalp-damar sağlığını korumada etkili</b></p>
<p>Dünyada en sağlıklı beslenme modeli olan Akdeniz ve DASH diyetleri ile vejetaryen ve düşük yağlı diyetlerin hipertansiyon ve kalp-damar hastalığından korumada etkili olduğunu belirten Prof. Dr. M. Emel Alphan, “Hipertansiyonu olanların da tuzu az tüketmelerinin yanı sıra DASH diyetini uygulaması onların kalp-damar hastası olmasını önleyecektir” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. M. Emel Alphan, şunları söyledi: “Kalp krizi geçirenlerin yüzde 50’sinin kan kolesterollerinin<b> </b>düşük olması, kalp damar hastalığı riskine neden olan başka faktörlerin de olduğunu ortaya koymuştur. Kalp-damar hastalıklarında D vitamininin düşük olması, homosisteinin yüksek olması ve inflamasyonun (iltihabi durumun) rolü hakkındaki bilgilerin artması ve mikrobiyota denilen vücudun ikinci beyini olarak kabul edilen vücudumuzdaki yararlı mikroorganizmaların zararlı mikroorganizmalarla yer değiştirmesi (disbiyozis) sonucu oluşan endotoksemi, ateroskleroz (damar sertliği) varlığını ve aterosklerozun derecesini göstermek için kullanılan belirteçlerdir.</p>
<p><b>Popüler diyetlere dikkat!</b></p>
<p>Zayıflamak amacıyla diyet yapanlar bazen hatalı diyetleri uygulayabiliyor. Bu hatalı diyetler de kalp-damar hastalığına zemin hazırlayabiliyor. Bu diyetler, ketojenik diyetler, glutensiz ve laktozsuz diyetlerdir. Ketojenik diyetlerin özelliği, karbonhidratı tamamen keserek aşırı yağlı ve proteinli besinleri tüketmektir. Aşırı yağlı ve proteinli besinler, kan kolesterolünü yükselttikleri gibi posanın kaynağı olan karbonhidratlı besinlerin kısıtlanması nedeniyle mikrobiyotayı da olumsuz etkiler ve bu da kalp-damar hastalıklarının oluşumuna zemin hazırlar.</p>
<p>Ayrıca aralıklı açlık diyetlerinin kısa vadede kilo kaybı ile glikoz ve insülin duyarlılığı gibi metabolik avantajları olmasına rağmen, 2024 yılında Sebastian SA ve arkadaşları tarafından yayınlanan bir araştırmanın sonuçlarına göre, bu tarz beslenmenin uzun vadede olumsuz etkileri olabileceği öne sürülmüştür. 20 bin kişide yapılan bir çalışmanın sonuçları; yiyeceklerini günde 8 saatten az bir sürede tüketen kişilerde kardiyovasküler hastalıktan ölüm riskinin yüzde 91 daha yüksek olduğu bulunmuştur.”</p>
<p><b>Kalp sağlığını koruyan mucize bir besin yok</b></p>
<p>Kalp hastalığını önleyen mucize bir besin, sebze ya da meyve olmadığını kaydeden Prof. Dr. M. Emel Alphan, sözlerini şöyle tamamladı: “Sağlıklı beslenme bir bütündür.  Bahsedilen diyetlerin içerdiği besinlerin her birisinin vücuda farklı yararları vardır.  O yüzden bütün besin gruplarının yer aldığı sağlıklı beslenme tarzı, kalp-damar hastalıklarından koruyucu olduğu gibi kalp-damar hastalarının da uygulayabileceği bir beslenme tarzı olacaktır. Kalp-damar hastalarında, omega-3 yağ asidi, C, D, E vitaminleri, beta-karoten ve kalsiyum dahil olmak üzere besin desteklerinin kullanımı, akut kardiyovasküler hastalık riskini azaltmada faydalı değildir. Bunun yerine sağlıklı beslenme yoluyla bu besin öğelerinin besinlerden alınması yararlı olacaktır. Çünkü besinlerde vücuda gerekli olan vitamin ve mineraller gibi besin öğelerinin yanı sıra, özellikle sebze ve meyvelerde pek çok hastalıktan koruyucu oldukları kanıtlanmış olan fitonutrientler ile antioksidan ve antiinflamatuar etkileri olan, besin öğesi olmayan bileşenler de bulunur. O yüzden tek başına kalsiyum, magnezyum vb. takviye almak yerine, farklı renklerdeki sebze ve meyveleri her gün tüketerek pek çok besin öğesini ve besin öğesi olmayan bileşenlerini almak mümkün olacaktır.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/populer-diyetler-kalp-damar-hastaliklarina-zemin-hazirliyor-uyarisi-579886">Popüler diyetler kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlıyor uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
