<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kalmış | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kalmis/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kalmis</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Feb 2026 07:43:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>kalmış | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kalmis</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Vücutta Gizli Kalmış Kanser Hücrelerine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vucutta-gizli-kalmis-kanser-hucrelerine-dikkat-610221</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 07:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çıkma]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[hücrelerine]]></category>
		<category><![CDATA[kalmış]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Mrd]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[testler]]></category>
		<category><![CDATA[Tümör]]></category>
		<category><![CDATA[vücutta]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610221</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser tedavisi gören pek çok hasta için en rahatlatıcı cümle şudur: “Bütün tetkikleriniz normal.” Ancak modern tıbbın geldiği noktada, bu cümle her zaman sürecin tamamen sona erdiği anlamına gelmeyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vucutta-gizli-kalmis-kanser-hucrelerine-dikkat-610221">Vücutta Gizli Kalmış Kanser Hücrelerine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser tedavisi gören pek çok hasta için en rahatlatıcı cümle şudur: “Bütün tetkikleriniz normal.” Ancak modern tıbbın geldiği noktada, bu cümle her zaman sürecin tamamen sona erdiği anlamına gelmeyebiliyor. MR, PET ve rutin kan testlerinin normal olması, vücutta hastalığa ait hiçbir hücre kalmadığını kesin olarak göstermeyebiliyor. Çünkü bazı kanser hücreleri, görüntüleme yöntemlerinin ve klasik testlerin algılayamayacağı kadar küçük ve sessiz bir şekilde dolaşımda varlığını sürdürebiliyor.</p>
<p>İşte bu noktada moleküler analizler devreye giriyor; Minimal Rezidüel Hastalık (MRD) olarak adlandırılan bu görünmez risk, yalnızca bir tüp kan üzerinden tespit edilebiliyor. Özellikle yüksek riskli kanser türlerinde ve tedavi sonrası takip sürecinde MRD, hastalığın yeniden ortaya çıkma ihtimalini önceden öngörmeye imkân tanıyan son derece önemli bir gösterge haline geliyor. Memorial Şişli Hastanesi Onkoloji Merkezi’nden Prof. Dr. Serkan Keskin, 4 Şubat Dünya Kanser Günü öncesi kanser takibinde MRD testi ile ilgili bilinmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Görüntüleme ve klasik testler her zaman yeterli mi?</strong></p>
<p>Kanser şüphesi olan ya da kanser tanısı almış hastaların takip sürecinde Manyetik Rezonans (MR), Bilgisayarlı Tomografi (BT), PET-CT ve ultrason gibi görüntüleme yöntemleri sıklıkla kullanılmaktadır. Buna ek olarak bazı kan testleri ve tümör belirteçleri ile hastalığın varlığı ya da yokluğu değerlendirilmektedir. Bu yöntemler modern tıbbın vazgeçilmez araçlarıdır ve çoğu zaman doğru yönlendirme sağlamaktadır.</p>
<p>Ancak klinik pratiğin ortaya koyduğu önemli bir gerçek vardır: Tüm bu tetkikler normal olsa bile, hastalık moleküler düzeyde tamamen ortadan kalkmamış olabilir. Tedavilerini tamamlamış, ameliyat olmuş ve “tam yanıt” aldığı düşünülen bazı hastalarda yıllar sonra nüks görülmesi, bu durumun en somut göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p><strong>MRD testi gizli kalmış kanser hücrelerini ortaya koyuyor</strong></p>
<p>Minimal Rezidüel Hastalık, tedavi sonrasında vücutta kalmış olabilecek çok küçük sayıdaki tümör hücrelerini ifade etmektedir. Bu hücreler klasik görüntüleme yöntemleriyle ya da rutin kan testleriyle saptanamamaktadır. Ancak genetik ve moleküler düzeyde yapılan ileri analizler sayesinde kandan tespit edilebilmektedir.</p>
<p>MRD değerlendirmesi için yalnızca bir tüp kan alınmakta ve bu örnek genetik laboratuvarlara gönderilmektedir. Kanda dolaşan tümör DNA’sı veya tümör hücreleri, belirli eşik (cut-off) değerlerine göre analiz edilmektedir. Bu eşik değerin üzerinde saptanan sonuçlar, hastalığın ilerleyen dönemde yeniden ortaya çıkma ihtimalinin yüksek olduğunu göstermektedir. </p>
<p><strong>Nüks riski önceden görülebilir mi?</strong></p>
<p>Güncel bilimsel veriler, MRD pozitifliği saptanan hastalarda ilerleyen dönemlerde hastalığın nüks etme olasılığının yüzde 90’lara kadar çıkabildiğini göstermektedir. Bu bilgi, hem hekim hem de hasta açısından son derece kıymetlidir. Çünkü hastalığın geri dönmesini beklemek yerine, risk daha oluşmadan önlem almak mümkün hale gelmektedir.</p>
<p>Meme kanseri, kolon kanseri, akciğer kanseri ve böbrek kanseri gibi birçok solid tümörde MRD testleri giderek daha yaygın şekilde kullanılmaktadır. Ameliyatını olmuş, kemoterapi ve diğer onkolojik tedavilerini tamamlamış bir hastada “Bu hastalık gerçekten bitti mi?” sorusunun yanıtı artık yalnızca filmlerle değil, moleküler verilerle de değerlendirilmektedir.</p>
<p><strong>Hastalar yakından izleniyor ve tedavi planı şekillendiriliyor</strong></p>
<p>MRD’nin pozitif saptanması durumunda izlenen yol, klasik takip yaklaşımlarından farklılaşmaktadır. Bu hastalar daha yakından izlenmekte, kontroller sıklaştırılmakta ve gerekirse daha güçlü ya da farklı tedavi seçenekleri devreye sokulmaktadır. Amaç, olası bir nüksü klinik olarak ortaya çıkmadan yakalamak ve hastayı yeniden tam şifaya ulaştırmaktır.</p>
<p>Günümüz onkolojisi artık yalnızca organ düzeyinde değil, gen ve molekül düzeyinde ilerlemektedir. Hangi hastanın daha yüksek risk taşıdığı, hangi tedaviden daha fazla fayda göreceği giderek daha net biçimde ortaya konabilmektedir. Bu yaklaşım, gereksiz tedavilerin önüne geçerken doğru hastaya doğru zamanda doğru tedavinin verilmesini sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Nüksü engellemek çok önemli </strong></p>
<p>Kanser tedavisinde başarı artık yalnızca tümörü ortadan kaldırmakla sınırlı değildir. Asıl başarı, hastalığın geri dönmesini engellemekte yatmaktadır. MRD testleri, bu hedefe giden yolda hekimlerin elini güçlendiren, hastalara ise umut veren önemli bir gelişme olarak öne çıkmaktadır. Moleküler düzeyde yapılan bu değerlendirmeler sayesinde kanserle mücadelede daha bilinçli, daha güçlü ve daha erken adımlar atılabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vucutta-gizli-kalmis-kanser-hucrelerine-dikkat-610221">Vücutta Gizli Kalmış Kanser Hücrelerine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Görünürde Normal Aile&#8217; gizli kalmış bir çocukluk çağı travmasıdır!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gorunurde-normal-aile-gizli-kalmis-bir-cocukluk-cagi-travmasidir-522307</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2025 13:07:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[çağı]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[gizli]]></category>
		<category><![CDATA[görünürde]]></category>
		<category><![CDATA[kalmış]]></category>
		<category><![CDATA[normal]]></category>
		<category><![CDATA[travmasıdır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=522307</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ‘görünürde normal aile’ kavramından bahsederek, dışarıdan mükemmel görünen ancak çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılamayan ailelerin, fark edilmeyen çocukluk travmalarına nasıl yol açabileceği konusuna açıklık getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorunurde-normal-aile-gizli-kalmis-bir-cocukluk-cagi-travmasidir-522307">&#8216;Görünürde Normal Aile&#8217; gizli kalmış bir çocukluk çağı travmasıdır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ‘görünürde normal aile’ kavramından bahsederek, dışarıdan mükemmel görünen ancak çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılamayan ailelerin, fark edilmeyen çocukluk travmalarına nasıl yol açabileceği konusuna açıklık getirdi.</p>
<p><strong>Görünürde normal aile tehlikesi</strong></p>
<p>Çocukluk çağı travmalarının, duygusal ihmal ve istismar, fiziksel ihmal ve istismar ile cinsel istismar olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Ancak son çalışmalar ‘aşırı koruyucu kollayıcı aile’ alt başlığının da çocukluk çağı travmalarına dahil edildiğini söylüyor. Yani ebeveynleriniz siz büyürken sizi aşırı kontrol etmeye çalışıyorsa, sürekli tüm arkadaşlarınızla tanışmak istiyorlarsa, siz yokken odanızı karıştırıp, günlüğünüzü okuyorlarsa, ihtiyaçlarınızı karşılıyor gibi görünüyor ancak duygusal açıdan kendinizi yalnız hissediyorsanız, görünürde normal bir aileye sahip olabilirsiniz. Ve bu da gizli kalmış bir çocukluk çağı travmasıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Ailedeki bakımın niteliği, bireyin yetişkinliğe adımında önde yer almasını sağlar</strong></p>
<p>Görünürde normal ailelerle dolu bir toplum haline geldiğimize işaret eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Dışardan mükemmel aile, anne-baba uyumlu, çocuklarıyla ilgili görünüm mevcut. Çocuk çeşitli kurslara gönderiliyor, eğitimler alıyor, hafta sonu gezileri oluyor, akademik açıdan destekleniyor. ‘Ben çocuğuma her şeyi veriyorum, her türlü ihtiyacını karşılıyorum’ diyor ebeveyn.” dedi.</p>
<p>Ailenin, sağlıklı bireylerin yetişmesi için birincil bakım alınan yer olduğunu kaydeden Demir, “Bu bakımın niteliği, bireyin yetişkinliğe adımında önde yer almasını sağlar. Ancak aile içi travmalar yoğunsa kişi akranlarına kıyasla bir adım geriden hayatına devam eder. Burada önemli bir kavram olan, gizli kalmış, belki de farkına varılmayan bir aile türü mevcut. Psikoloji literatüründe bu aileye ‘Görünürde Normal Aile’ denmekte.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Çocuklar, dış dünyaya gösterilen olumlu imajın gölgesinde büyür </strong></p>
<p><strong>‘Apparently Normal Family’</strong> yani ‘Görünürde Normal Aile’ kavramının, çocukluk çağı travmalarını inceleyen literatürde, sorunsuz, işlevsel ve ‘mükemmel’ görünen ancak derinlerde duygusal ihmal, kontrolcülük ya da psikolojik baskı barındıran aileleri tanımlamak için kullanıldığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Bu tür ailelerde çocuklar, dış dünyaya gösterilen olumlu imajın gölgesinde büyürken, gerçek duygusal ihtiyaçları ya göz ardı edilir ya da bastırılır.” dedi.</p>
<p>Görünürde normal olan bu aile yapısında, travmanın genellikle fark edilmediğini ve çocuğun kendi duygusal ihtiyaçlarını ifade etmekte zorlandığına vurgu yapan Demir, “İşte gizli tehlike buradadır. Travmatik ortamın adı koyulmaz ve çocuk bu ortamda kendi olmak yerine ebeveyni odaklı olur. Kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atar.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>‘Kusursuz aile’ imajını sürdürme çabası, çocuğun travmatik deneyimlerini göz ardı edebilir</strong></p>
<p>“Araştırmaların, dışarıdan normal görünen ailelerde büyüyen çocukların, çoğu zaman duygusal ihmal yaşadığını ve bunun uzun vadede derin psikolojik etkiler bırakabildiğini göstermektedir.” diyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ayrıca araştırmaların, görünürde normal ailelerde büyüyen çocukların, çoğu zaman ‘duygusal güvenlik’ eksikliği hissettiklerini ve bu durumun ilerleyen yaşlarda depresyon, anksiyete ve bağlanma sorunlarına yol açabileceğini belirttiğini dile getirdi. </p>
<p>Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu ailelerde, ebeveynler çocuklarına fiziksel anlamda gerekli olan her şeyi sağlayabilir, hatta dış dünyaya karşı mükemmel bir aile imajı çizebilirler. Ancak, asıl sorun duygusal desteğin, empati kurmanın ve çocuğun iç dünyasına gerçek anlamda temas etmenin eksikliğidir. Bu durum çocukta, ebeveynlerine karşı ‘görünmez’ olma hissini ve sürekli bir tatminsizlik duygusunu tetikler. Görünürde normal ailelerdeki en temel sorunlardan biri, çocuğun duygusal olarak güvende hissetmemesi ve bu yüzden de kendi kimliğini oluşturmada zorlanmasıdır. Ebeveynlerin ‘kusursuz aile’ imajını sürdürme çabası, çocuğun travmatik deneyimlerini göz ardı eder ve bu durum, travmaların hem fark edilmesini hem de işlenmesini zorlaştırır. Çocuk, gerçek duygularını ve acılarını bastırmaya zorlanarak, ilerleyen yaşlarda kendilik değerini sorgulayan, başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kurmakta zorlanan bir bireye dönüşebilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gorunurde-normal-aile-gizli-kalmis-bir-cocukluk-cagi-travmasidir-522307">&#8216;Görünürde Normal Aile&#8217; gizli kalmış bir çocukluk çağı travmasıdır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haberlere Maruz Kalmış Çocuklara Savaş Nasıl Anlatılır?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/haberlere-maruz-kalmis-cocuklara-savas-nasil-anlatilir-415805</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Oct 2023 12:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anlatılır]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklara]]></category>
		<category><![CDATA[haberlere]]></category>
		<category><![CDATA[kalmış]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=415805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş,  savaş ile ilgili haberlere maruz kalmış bir çocuklara savaşın nasıl anlatılacağı hakkında bilgi verdi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/haberlere-maruz-kalmis-cocuklara-savas-nasil-anlatilir-415805">Haberlere Maruz Kalmış Çocuklara Savaş Nasıl Anlatılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş,  savaş ile ilgili haberlere maruz kalmış bir çocuklara savaşın nasıl anlatılacağı hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Çocuk ve Egen Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “En önemli noktalardan bir tanesi kavramlar ilgili açık ve çocuğun anlayabileceği bir şekilde konuşmaktır. Onun endişelerini anladığını anne babanın dile getirmesi ve çocuğa güven vermesi çok önemli. Çocuğun kaygılarını çok önemli ölçüde bu durum azaltır ve onunla birlikte haberleri izleyerek belki birtakım görüntülerden çocuğu uzak tutarak, çocuğu korumak anne babanın en önemli görevlerin başında gelir.” dedi.</p>
<p><strong>Ergenler de küçük bir çocuk gibi bu görüntülerden etkileniyor</strong></p>
<p>Özellikle ergenlik döneminde çocukların savaş ile ilgili haberlerle doğrudan ilgilenebileceğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, şöyle devam etti:</p>
<p>“Aslında politik sorular bile sorabilirler. Kendi görüşünü anne babasının görüşleriyle kıyaslamak isteyebilir ve hatta tartışmak isteyebilir. Anne babanın aslında bu konularda ergenler ile konuşması, konuşmaktan çekinmemesi hatta onu dinlemesi, yargılamaması, eğer kendisi gibi düşünmüyorsa, başka bir görüş bildiriyorsa kesinlikle yargılayıcı konuşmaması çok önemli.”</p>
<p>Ergenlerin de küçük bir çocuk gibi bu görüntülerden etkilendiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, “Savaş ortamında yaşayan çocuklar çok daha ciddi travma atlatıyorlar. Şiddete maruz kalmış çocuklar gibi onların da erişkinlik dönemine kadar devam eden, travma sonrası birtakım belirtileri gösterdikleri çeşitli araştırmalarla kanıtlanmış. Bu nedenle belki de çok uzun sürecek birtakım terapilere ve tedavilere ihtiyaç duyabiirler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Tıpkı yetişkinlerin olduğu gibi çocukların da ruhsal dünyası yıkılıyor</strong></p>
<p>Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, savaş gibi yetişkinlerin bile dehşete düştüğü, dehşet içerisinde kaldığı ve oldukça kötü etkilendiği şiddet ortamında çocukların elbette sadece ruhsal olarak etkilenmediklerini de belirterek, şunları anlattı:</p>
<p>“Çocukların temiz suya ulaşamadığı, temiz yiyeceklere ulaşamadığı, açlık, susuzlukla özellikle 5 yaş altındaki çocukların ölümle karşılaştığı savaş ortamında birinci öncelik elbette çocukların fiziksel olarak sağlıklı olmaları, hayatta kalmaları, temiz suya ve yiyeceğe ulaşmalarıdır. Fakat onların ruhsal dünyasında tıpkı yetişkinlerin olduğu gibi çocukların da ruhsal dünyasında savaş oldukça önemli yıkım etkisi yaratır. Özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda şiddet içerikli herhangi bir olayın hemen akabinde huzursuzluk, ağlama, her şeye aşırı tepki verme, hırçınlık, uykusuzluk, anne babanın dediklerine uymama, her şeyi reddetme gibi bir takım olumsuz belirtiler görülüyor.”</p>
<p> <strong>Çocukları savaş haberlerinden uzak tutmak gerek</strong></p>
<p> Yrd. Doç. Dr. Melek Gözde Luş, öncelikle 6 yaş ya da 7-8 yaş sonrası çocuklarla daha küçük çocuklar arasında fark olduğunu dile getirerek, şöyle anlattı:</p>
<p>“Ebeveynler olarak, çocukların soyut kavramları anlamadıklarını, savaş da soyut bir kavram olduğu için buna anlam veremediklerini, gördükleri her şeyi sorabileceklerini hiçbir zaman unutmamalıyız. Önemli olan onlara doğru bilgiyi vermek, onların anlayabileceği bir şekilde konuşmak, anlayabileceği dilden konuşmak ve onlara güven vermektir. Zaten ebeveynlerin kendilerini anladığını hissederse bir çocuk, kendisini güvende hisseder dolayısıyla kaygısı çok azalır. </p>
<p>Ergenlik dönemi içinde aslında bu böyledir. Kendi görüşlerini geliştirmeye başladıkları için kişilik gelişimi ile birlikte ergenler bu konular ile ilgili tartışmak isteyeceklerdir. Kendi görüşlerini ortaya koymak isteyeceklerdir. Aslında anne babalar onları yargılamadan dinlemeli, onaylamasalar bile, kendi görüşlerine uymasa bile, yine de onları kesinlikle rencide etmeden, terslemeden dinlemeli, hak vermedikleri yerler olsa bile onları düzeltmeden sadece onların yanında olduğunu gösteren bir şekilde onlarla iletişim kurarak, aslında onlara destek olmak en iyi ebeveynlik işlevidir diyebiliriz.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/haberlere-maruz-kalmis-cocuklara-savas-nasil-anlatilir-415805">Haberlere Maruz Kalmış Çocuklara Savaş Nasıl Anlatılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
