<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kalmak | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kalmak/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kalmak</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 22 May 2026 12:48:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>kalmak | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kalmak</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sınavda &#8216;anda kalmak&#8217; başarıyı artırıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinavda-anda-kalmak-basariyi-artiriyor-637424</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 12:48:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[anda]]></category>
		<category><![CDATA[Anlam]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[başarıyı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[sınavda]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=637424</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınavlara psikolojik hazırlık konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinavda-anda-kalmak-basariyi-artiriyor-637424">Sınavda &#8216;anda kalmak&#8217; başarıyı artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınavlara psikolojik hazırlık konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Kaygı, önem verdiğinizin göstergesidir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınav kaygısının tamamen olumsuz bir durum olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek, “Sınavda kişinin kaygı hissetmesi gayet istenen, beklenen bir şeydir. Kaygı, sınava önem verdiğini ve zihinsel yatırım yaptığını gösterir. Önemli olan kaygıyı kontrol edebilmektir.” dedi.</p>
<p>Kaygının kontrol edilemediğinde büyüyerek kişinin zihninde “felaket senaryoları” oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, bu durumu psikolojide “katastrofizasyon” olarak tanımladı ve “Kişi sınavı öyle büyütür ki sanki hayatının kıyameti gibi görür. ‘Ya başaracağım ya başaramayacağım’ diye düşünür. Bu siyah-beyaz düşünce tarzı kaygıyı artırır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Büyük hedefleri küçük parçalara bölün</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, öğrencilerin en sık yaptığı hatalardan birinin hedefleri gözünde büyütmek olduğunu dile getirerek, “Bir elmayı birden yiyemezsiniz, parça parça yersiniz. Problemleri de küçülterek çözmek gerekir. Büyük hedefler küçük adımlara bölündüğünde erteleme ortadan kalkar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Sınav sürecinde en kritik zihinsel dönüşümün “sonuç odaklılıktan süreç odaklılığa geçiş” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, kontrol edilebilen alanlara odaklanmanın önemine dikkat çekerek, “Sonuç kontrol edilemez ama süreç kontrol edilebilir. ‘Acaba kazanacak mıyım?’ yerine ‘Bugün kaç soru çözeceğim?’ diye düşünmek gerekir. Kontrol edilemeyen şeye odaklanan herkesin kaygısı artar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Mükemmeliyetçilik ve kıyaslama tuzaktır</strong></p>
<p>Erteleme davranışının arkasında çoğu zaman mükemmeliyetçilik ve kıyaslama eğiliminin yattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, öğrencileri şu sözlerle uyardı:</p>
<p>“Bazı kişiler ‘ya hep ya hiç’ diye düşünür. Tam yapamayacaksa hiç yapmamayı tercih eder. Oysa eksik yapmak, hiç yapmamaktan iyidir. ‘Daha iyi, iyinin düşmanıdır. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. ‘Hiç çalışmadım’ deyip sınavdan yüksek yapan kişiler vardır. Onlar kendileriyle mücadele ediyor. Kıyaslama motivasyonu düşürür.”</p>
<p><strong>Kaygı doğru yönetilirse performansı artırır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, sınav öncesi yaşanan fiziksel belirtilerin de doğal olduğunu belirterek, “Sınav öncesi salgılanan bazı hormonlar kişinin performansını artırmak içindir. Kontrollü stres bir enerji gibidir; doğru yönetilirse kişiyi hedefe götürür.” dedi.</p>
<p><strong>Başarı, süreklilikle gelir</strong></p>
<p>Motivasyon kavramına da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Motivasyon bir vardır bir yoktur. Sabah vardır akşam yoktur. Başarı, her zaman motive olmak değildir; her şeye rağmen yoluna devam edebilmektir. Sürdürülebilir motivasyon planlı çalışmayla oluşur.” diye konuştu.</p>
<p>Gençlere önemli bir yol haritası da sunan Prof. Dr. Tarhan, erteleme alışkanlığının üstesinden gelmenin temelinde öz farkındalık olduğunu ifade ederek, “Ertelemeyi önlemek için kendimizi tanımamız, duygularımızı yönetmemiz ve hedeflerimizi netleştirmemiz gerekir. Hedefe küçük ama kararlı adımlarla ilerleyen herkes başarıya ulaşabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Beyin belirsizliği sevmez</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, insan zihninin belirsizlik karşısında otomatik olarak tehdit algısı geliştirdiğini belirterek, “İnsan beyninin bir tuzağı var: Belirsizliği kabul edemiyor. Belirsizlik olduğunda beyin kontrol duygusunu kaybediyor, ne olacağını bilemediği için korku üretmeye başlıyor. Sınavla ilgili belirsizlik de kaygıyı artırır.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Sınavın hayattaki yerinin doğru tanımlanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, gençlere alternatifli düşünme becerisi kazanmaları gerektiğini söyledi ve “Bu sınav hayat yolunda sadece bir basamaktır. Ölüm kalım meselesi değildir. Bu basamağı geçemezsem B planım, C planım var diyebilmek gerekir. Belirsizliği azaltan şey plan yapmaktır.” önerisinde bulundu.</p>
<p><strong>Anlamsal çerçeveleme zihni yönetir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, psikolojide “intentional framework” olarak tanımlanan kavrama dikkat çekerek, zihnin anlamlandırma biçiminin kaygıyı doğrudan etkilediğini belirtti ve “Bir konuyu bilinçli şekilde çerçevelerseniz beyin kontrollü çalışır, stresle değil. Anlamsal çerçeveleme yapabilen kişi zihnini yönetebilir. Beynimizi kullanma ustası olmamız gerekiyor.” dedi.</p>
<p><strong>Planlama belirsizliği azaltır</strong></p>
<p>Günlük, orta ve uzun vadeli planlamanın psikolojik güven oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bir insan günü planlarsa, yakın ve uzak hedeflerini belirlerse belirsizlik ortadan kalkar. Kurallı ortamlarda güven oluşur. Hukukun üstün olduğu toplumlarda da aynı şekilde öngörülebilirlik vardır ve insanlar kendini güvende hisseder.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Zaman en değerli sermayedir</strong></p>
<p>İnsanın sahip olduğu en kritik kaynaklardan birinin zaman olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Finansal sermayemiz olduğu gibi psikolojik, sosyal ve zaman sermayemiz de var. Zamanı yönetmek en önemli beceridir. İnsanların harcadığı zamana bakın, hayatlarını anlarsınız. İnsan, yalnızca yemek, içmek, üremek ve barınmak için programlanmış bir varlık değildir. Genetik kodlarımız, diğer canlılardan farklı olarak daha geniş bir anlam ve amaç arayışına işaret eder. Örneğin bir köpeğin hayal dünyasında kemik, bir kedinin dünyasında ise fare ya da balık vardır. Diğer canlıların ekosistem içindeki görevleri genetik olarak belirlenmiştir. Arılar bu sistemin en kritik unsurlarından biridir. Yapılan modellemelere göre arıların yok olması, tozlaşma sürecinin kesintiye uğramasına ve uzun vadede ekosistemin ciddi şekilde zarar görmesine yol açar. Bu da doğadaki her canlının belirli bir işlevi olduğunu gösterir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İnsan, doğayı aşan bir varlıktır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, insanın ekosistemdeki rolüne değinerek, bilinç ve irade sahibi olmanın sorumluluk getirdiğini kaydetti ve “İnsan özgür iradesiyle hem iyilik hem kötülük yapabilen bir varlık. Doğaya hükmedebilecek güce sahip. Bu yüzden kendini aşmayı başarması gerekiyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Psikolojideki ihtiyaçlar hiyerarşisine de değinen Prof. Dr. Tarhan, insanın en üst düzey gelişiminin “kendini aşma” ile mümkün olduğunu ifade etti ve “Sadece kendini gerçekleştirmek yetmez; kendini aşmak gerekir. Başkalarına yardım etmek, manevi ihtiyaçları önemsemek, prososyal duygular geliştirmek insanı olgunlaştırır.” dedi.</p>
<p><strong>Zeki ve başarılı olmak yetmez, iyicil olmak gerekir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, başarı kavramının yeniden tanımlanması gerektiğini söyleyerek, “Zeki ve başarılı olmak tek başına yeterli değil. Zeki ama zararlı işler yapan insanlar var. Başarı için zeki, çalışkan ve iyicil olmak gerekir.” diye konuştu.</p>
<p>Gençlere sınavı doğru konumlandırmaları çağrısında bulunan Prof. Dr. Tarhan, başarısızlık durumunda bile kazanım olduğunu vurguladı ve “Her sınav insanı geliştirir. Başarısız olsanız bile bir şey öğrenirsiniz. Sınav zahmetlidir ama meyvesi tatlıdır.” şeklinde görüşlerini dile getirdi.</p>
<p><strong>Dürtülerini yönetebilmek önemli</strong></p>
<p>İçsel disiplinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Her sınav insanı geliştirir; bunu özellikle vurgulamak gerekir. Sınav süreci ve hazırlık aşaması zahmetli ve zaman zaman zorlayıcıdır, ancak sonunda elde edilen kazanımlar değerlidir. Başarısız olsanız bile mutlaka bir şeyler öğrenirsiniz; bu da aslında bir tür başarıdır. Bu nedenle sınavın kendisine değil, başarmanın getireceği doyuma odaklanmak gerekir. Sınavın zorluğu hissedildiğinde, çoğu zaman dikkati dağıtan alternatifler ortaya çıkar: ‘Hadi maça gidelim, Biraz bilgisayarla oyalanayım’ ya da ‘Telefonla vakit geçireyim’ gibi düşünceler… İşte tam o anda kişinin kendine şu soruyu sorması önemlidir: ‘Ben neden çalışmak istiyorum?’ Eğer bu soruya güçlü bir ideal ve anlamlı bir hedefle cevap verebiliyorsa, kişi içindeki arzu ve dürtülere ‘dur’ diyebilir. Gerçek özgürlük, her istediğini yapmak değildir. Asıl özgürlük, insanın kendi arzu ve dürtülerini yönetebilmesi, onlara hâkim olabilmesidir. Bu nedenle özgür olmak isteyen bir birey, içindeki ayartıcı ve dikkat dağıtıcı dürtüleri kontrol edebilmeyi öğrenmelidir. Bu beceri yalnızca akademik başarı için değil; aynı zamanda sosyal ilişkilerde, duygusal dengede ve genel yaşam başarısında da belirleyici bir rol oynar.” dedi.</p>
<p><strong>Çıkarcılık kısa vadeli, erdem uzun vadeli kazandırır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kısa vadeli hazlar ile uzun vadeli anlam arasında doğru dengeyi kurabilen bireylerin hem akademik hem de yaşam başarısında öne çıktığını vurguladı.</p>
<p>İnsan davranışlarını yönlendiren temel motivasyonlara değinen Prof. Dr. Tarhan, “Çıkarcı olmak mı kârlıdır, erdemli olmak mı kârlıdır diye sorsak çoğu kişi çıkarcı olmanın kârlı olduğunu söyler. Doğrudur; kısa vadede çıkarcılık kazandırır. Ama orta ve uzun vadede kazanan her zaman erdemli olandır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Akademik başarı tek başına yeterli değil</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, günümüzde eğitim anlayışının dönüşmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Gelişmiş ülkelerde artık okullarda sadece akademik başarıya bakılmıyor. Sosyal ve duygusal öğrenme (SEL) programları uygulanıyor. Çünkü akademik başarı tek başına hayat başarısını getirmiyor.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, başarıyı yalnızca maddi kazançla ilişkilendirmenin ciddi bir hata olduğunu belirterek, “Bir çocuk ‘Benim zaten param var, neden çalışayım?’ diyordu. Çünkü başarıya yüklediği tek anlam paraydı. Oysa başarıya daha büyük, daha derin bir anlam yüklenmeli.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Gençlere haz değil, anlam odaklı yaşayın önerisi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, gençlere “Gelecekte parmakla gösterilen biri olmak istiyorsanız, haz odaklı değil anlam odaklı bir hayat kurun. ‘Hemen olsun’ diyenler değil, bekleyebilenler kazanır.” önerisinde bulundu.</p>
<p>Günümüz gençlerinin en büyük sorunlarından birinin dikkat dağınıklığı olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Ders çalışırken telefonunuzu başka odaya alın. Bildirimler dikkati böler. Aileler de yemek sırasında telefonları ortadan kaldırmalı.” dedi.</p>
<p><strong>Ergenlik doğal ama riskli bir dönem</strong></p>
<p>Gençlik dönemine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Ergenlikte hatalar yapmak doğaldır. Ancak büyük risklerden kaçınmak gerekir. Bu dönem öğrenme ve gelişim dönemidir.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ebeveynlere de önemli uyarılarda bulunarak, “Anne babalar iyi niyetle destek olmaya çalışırken kaygılarını çocuklara bulaştırabiliyor. ‘Çalışmasan da olur’ demek bazı çocuklarda daha fazla stres oluşturur. En doğru yaklaşım şu: ‘Sen çalış, elinden geleni yap. Sonuç ne olursa olsun önemli değil.’” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gençler kendi planını yapmalı</strong></p>
<p>Bireysel sorumluluğun önemini vurgulaya Prof. Dr. Tarhan, “Gençler kendi planlarını yapmalı ve ailelerine bunu net şekilde ifade etmelidir. ‘Ben planımı yaptım’ diyebilen bir genç hem kendi kaygısını hem de ailesinin kaygısını yönetebilir.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, sınav başarısının yalnızca bilgiyle değil; anlam, sabır, öz kontrol ve psikolojik dayanıklılıkla mümkün olduğunu belirterek, gençlerin uzun vadeli hedeflere odaklanmaları gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Çocuk, anne babanın uzantısı değildir</strong></p>
<p>Ailelerin çocuklarına yaklaşımında sık yapılan hatalara değinen Prof. Dr. Tarhan, “Çocuk özgüven kazandıkça ailede ‘ben’ olarak kalıp ‘biz’ olmasına izin verilmelidir. Anne baba çocuğu kendi uzantısı gibi görmemeli. ‘Yat’, ‘kalk’ diyerek yönetilecek bir varlık değil. O ayrı bir bireydir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Sınavda ‘anda kalmak’ başarıyı artırır</strong></p>
<p>Sınav anında yaşanan kaygının yönetimine ilişkin pratik öneriler de paylaşan Prof. Dr. Tarhan, “anda kalma” yönteminin önemini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, “Sınav sırasında zor bir soruya takılan öğrenci ‘Eyvah yapamayacağım’ diyerek panikleyebiliyor. Bu durumda yapılacak en doğru şey, önce iyi bilinen soruları çözmektir. Zor sorular işaretlenip sona bırakılmalıdır. İnsan beyni bir tahmin organıdır. İlk akla gelen cevap çoğu zaman doğrudur. Ama onu işaretleyip kalan zamanda tekrar değerlendirmek gerekir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinavda-anda-kalmak-basariyi-artiriyor-637424">Sınavda &#8216;anda kalmak&#8217; başarıyı artırıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaş alırken genç kalmak için &#8216;hareket&#8217;e geçme zamanı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yas-alirken-genc-kalmak-icin-harekete-gecme-zamani-621011</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:22:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[geçme]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[karadağ]]></category>
		<category><![CDATA[kaş]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zamanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621011</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde sıkça sorulan bir soru var: “80 yaş yeni 60 mı?” Zira eskiden ‘ileri yaş’ olarak kabul edilen dönemler artık yeniden tanımlanıyor, bugün 80 yaşındaki birçok birey aktif, üretken ve bağımsız bir yaşam sürdürebiliyor. Peki sizin takvim yaşınız 80’e geldiğinde, biyolojik yaşınız 60 olabilecek mi? </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-alirken-genc-kalmak-icin-harekete-gecme-zamani-621011">Yaş alırken genç kalmak için &#8216;hareket&#8217;e geçme zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde sıkça sorulan bir soru var: “80 yaş yeni 60 mı?” Zira eskiden ‘ileri yaş’ olarak kabul edilen dönemler artık yeniden tanımlanıyor, bugün 80 yaşındaki birçok birey aktif, üretken ve bağımsız bir yaşam sürdürebiliyor. Peki sizin takvim yaşınız 80’e geldiğinde, biyolojik yaşınız 60 olabilecek mi? </p>
<p><strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi İç Hastalıkları, Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Berrin Karadağ, </strong>yapılan bilimsel çalışmaların; bunun mümkün olduğunu ortaya koyduğunu söylüyor.<strong> </strong>Nasıl mı?<strong> </strong>Prof. Dr. Karadağ “Geriatri yani yaşlılık bilimi alanındaki çalışmalar ve klinik gözlemlerimiz, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının biyolojik yaşımızı önemli ölçüde etkileyebildiğini, uzun ve sağlıklı yaşam için 10 temel kuralın 10’unu da uygulamak gerektiğini gösteriyor” diyor. </p>
<p>Teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmelerin de sayesinde, temel kurallara da dikkat edildiğinde  80’inde 60 gibi kalabilmenin mümkün hale geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Karadağ, <strong>18-24 Mart Ulusal Yaşlılar Haftası </strong>kapsamında yaptığı açıklamada, size özel 10 sorudan oluşan test hazırladı, uzun ve sağlıklı yaşamanın temel kurallarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>1. Sağlıklı besleniyor musunuz?</strong></p>
<p>Sağlıklı yaş almanın temel taşlarından biri dengeli ve yeterli beslenmedir. İlerleyen yaşla  metabolizma değişir, kas kütlesi azalabilir ve bazı vitamin-mineral ihtiyaçları artabilir. Bu nedenle sebze, meyve, tam tahıl, sağlıklı yağlar ve kaliteli protein kaynaklarından zengin  beslenme düzeni önemlidir. Çok sayıda bilimsel çalışma; özellikle Akdeniz tipi beslenmenin kalp ve beyin sağlığını güçlendirdiğini, uzun ve sağlıklı yaşamı desteklediğini göstermektedir. </p>
<p><strong>2. Kaslarınızı düzenli çalıştırıyor musunuz?</strong></p>
<p>Yaş ilerledikçe kas kütlesi azalır. Vücut ağırlığı değişmese bile yağ oranı artar, kas oranı geriler. Bu da hareket kabiliyetini önemli ölçüde olumsuz etkileyebilir. Ancak iyi haber şu ki; kaslar her yaşta çalıştırılabilir. Prof. Dr. Karadağ “Klinik gözlemlerimizde, 70–80 yaşında egzersize başlayan bireylerde bile kas gücünde ve denge kapasitesinde belirgin iyileşmeler görülebilmektedir. Dolayısıyla kaslarınızı mutlaka güçlendirmeye başlamalısınız” diyor. </p>
<p><strong>3. Düzenli yürüyüş ve direnç egzersizi yapıyor musunuz?</strong></p>
<p>Yaşlılıkta en büyük risk çoğu zaman hastalık değil, hareketsizliktir; kas kaybı, denge sorunları, hücrelerin yaşlanması ve bağımsızlığın azalmasına yol açar. İleri yaşlarda haftada toplam en az 150 dakika orta düzey fiziksel aktivite (hafif ağırlık çalışmaları, düzenli yürüyüşler, direnç egzersizleri vb) yapmak kasları ve kalp-damar sistemini destekler, uyku kalitesini artırır, depresyon riskini azaltır ve bilişsel fonksiyonların korunmasını sağlar. </p>
<p><strong> 4. Beyninizin sınırlarını zorluyor musunuz?</strong></p>
<p>Beyin de tıpkı kaslar gibi çalıştıkça güçlenir. Kitap okumak, yeni bir şey öğrenmek, bulmaca çözmek, müzikle ilgilenmek veya yeni hobiler edinmek zihinsel sağlığı destekler. Prof. Dr. Berrin Karadağ “Bazı hastalarım emeklilikten sonra yeni bir dil öğrenmeye başladıklarını ya da yıllardır erteledikleri hobileri hayata geçirdiklerini anlatıyorlar. Bu tür aktiviteler sadece zihni değil, aynı zamanda yaşam sevincini de canlı tutar ve hücreleri gençleştirir” diyor. </p>
<p><strong>5. Sosyal bağlarınızı güçlendiriyor musunuz?</strong></p>
<p>Yapılan bilimsel araştırmalar; yalnızlığın sağlık ve yaşlanma üzerinde sigara kadar olumsuz etkiler yaratabileceğini göstermektedir. Sosyal ilişkiler yaşam motivasyonunu artırır. Aile ilişkileri, bir dostunuzla sohbet, arkadaş görüşmeleri, grup aktiviteleri ve gönüllülük çalışmaları ileri yaşta hem ruh sağlığı hem de bilişsel sağlık için önemli koruyucu faktörlerdir. Unutkanlık ve depresyona karşı da ilaçlardan çok daha etkilidir. </p>
<p><strong>6. Protein kaynaklarını yeterli tüketiyor musunuz? </strong></p>
<p>Prof. Dr. Berrin Karadağ “Yaşlılık döneminde protein ihtiyacı genellikle göz ardı edilir. Oysa kas sağlığını korumak için yeterli protein alımı büyük önem taşır. Balık, yumurta, süt ürünleri, baklagiller ve kaliteli bitkisel protein kaynakları günlük beslenmede yer almalıdır. Özellikle egzersiz ile birlikte yeterli protein alımı kas kaybını azaltmada önemli rol oynar. Kas kaybı (sarkopeni) riskini ne kadar öteleyebilirsek, o denli dinç, aktif ve dinamik yaş alabiliriz” diyor. </p>
<p><strong>7. Yeterli ve kaliteli uyuyor musunuz?</strong></p>
<p>Uyku vücudun kendini yenilediği en önemli süreçlerden biridir. Bilimsel çalışmalar; yetişkinlerin günde 7-8 saat kaliteli uykuya ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Yetersiz veya düzensiz uyku, bağışıklık sisteminin zayıflamasına, kilo artışına, kalp-damar hastalıklarına ve hafıza sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, aynı saatlerde yatıp kalkmaya, karanlık ve sessiz ortamda uyamaya ve uyumadan önce ekran kullanımını kısıtlamaya özen gösterin. </p>
<p><strong> 8. Stresinizi yönetebiliyor musunuz?</strong></p>
<p>Yapılan araştırmalara göre; uzun süreli ve kontrolsüz stres kalp hastalıkları riskini artırıyor,  bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Stresi kontrol altında tutmak ise hem ruh sağlığını hem de uzun vadede fiziksel sağlığı korumada önemli rol oynuyor. Stresi yönetebilmek için; düzenli fiziksel aktivite, nefes egzersizleri, doğada zaman geçirmek, sosyal ilişkileri güçlendirmek ya da gerekirse profesyonel destek almak önemlidir. </p>
<p><strong> 9. Tütün ürünleri, sigara dumanı ve alkolden uzak mısınız?</strong></p>
<p>Sigara içmek de, dumanına maruz kalmak da vücuda son derece zarar vermektedir. Aşırı alkol tüketimi ise karaciğer hastalıklarından kalp sorunlarına kadar pek çok sağlık problemine yol açabilir. Uzun ve sağlıklı bir yaşam için tütün ürünlerinden, elektronik sigaradan tamamen uzak durmak ve alkol tüketimini bırakmak gerekiyor. Bu alışkanlıklardan uzak durmak, yaşam süresini ve yaşam kalitesini artıran en önemli adımlardan biri olarak kabul edilmektedir. </p>
<p><strong>10. Düzenli muayene oluyor musunuz?</strong></p>
<p>Sağlıklı yaş almanın olmazsa olmazlarından biri düzenli sağlık kontrolleridir. Tansiyon, diyabet, kemik sağlığı, görme ve işitme gibi birçok durum erken dönemde fark edildiğinde çok daha kolay yönetilebilir. Prof. Dr. Karadağ “Geriatri yaklaşımında amaç yalnızca hastalıkları tedavi etmek değil; bağımsız yaşamı mümkün olduğunca uzun süre korumaktır. Bu nedenle de düzenli sağlık kontrolleri ile yaşımız ilerlemiş olsa bile, kendi işimizi kendimiz görmeye, aktif hayata katılmaya ve hayattan keyif almaya devam edebiliriz” diyor.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yas-alirken-genc-kalmak-icin-harekete-gecme-zamani-621011">Yaş alırken genç kalmak için &#8216;hareket&#8217;e geçme zamanı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Altay: &#8220;Herkesi Sağlıklı Kalmak Adına Bisiklet Sürmeye Davet Ediyorum&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-herkesi-saglikli-kalmak-adina-bisiklet-surmeye-davet-ediyorum-542273</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jun 2025 07:41:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[ediyorum]]></category>
		<category><![CDATA[herkesi]]></category>
		<category><![CDATA[kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sürmeye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542273</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 3 Haziran Dünya Bisiklet Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte bisikletseverlerle birlikte Bisiklet Tramvayı’nda yolculuk yaparak İstanbul Yolu’nda pedal çevirdi. Başkan Altay, “Konya, 680 kilometreyle Türkiye'de açık ara en çok bisiklet yoluna sahip şehir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-herkesi-saglikli-kalmak-adina-bisiklet-surmeye-davet-ediyorum-542273">Başkan Altay: &#8220;Herkesi Sağlıklı Kalmak Adına Bisiklet Sürmeye Davet Ediyorum&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 3 Haziran Dünya Bisiklet Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte bisikletseverlerle birlikte Bisiklet Tramvayı’nda yolculuk yaparak İstanbul Yolu’nda pedal çevirdi. Başkan Altay, “Konya, 680 kilometreyle Türkiye&#8217;de açık ara en çok bisiklet yoluna sahip şehir. Yollar yapmak yetmiyor, bisiklet yolunu kullanan insanlara ihtiyacımız var. Okula giderken, işe giderken, sağlıklı kalmak adına herkesi bisiklet sürmeye davet ediyorum” dedi.</strong></p>
<hr/>
<p>Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 3 Haziran Dünya Bisiklet Günü dolayısıyla bisiklet derneklerinin üyeleri ve bisikletseverlerle bisiklet sürme etkinliğine katıldı.</p>
<p>Etkinlik kapsamında bisikletseverlerle birlikte Kültürpark’tan bisiklet tramvayına binerek Fırat Caddesi Kavşağı’na kadar yolculuk yapan Başkan Altay, İstanbul Yolu’ndaki bisiklet yollarından Japon Parkı’na kadar bisiklet sürdü.</p>
<p>Etkinliğin ardından açıklama yapan Başkan Altay, 3 Haziran Dünya Bisiklet Günü’nde, insanın keyfini yerine getiren, çocukluğunu hatırlatan ve sağlıklı kalmasını sağlayan güzel bir etkinlik yaptıklarını söyledi.</p>
<p><strong>“BİSİKLET YOLUNU KULLANAN İNSANLARA İHTİYACIMIZ VAR”</strong></p>
<p>Kültürpark&#8217;tan bisiklet tramvayıyla Fırat Caddesi Kavşağı’na kadar geldiklerini, oradan da dünyanın en güzel güzergahlarından biri olan İstanbul Yolu’na çıkarak Japon Parkı’na kadar bisikletin keyfini yaşadıklarını kaydeden Başkan Altay, “Konya, 680 kilometre bisiklet yoluyla Türkiye&#8217;de açık ara en çok bisiklet yoluna sahip şehir. Yollar yapmak yetmiyor, bisiklet yolunu kullanan insanlara ihtiyacımız var. Onun için derneğimize çok teşekkür ediyorum. Etkinliğe katılan herkese çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>“SAĞLIKLI KALMAK ADINA HERKESİ BİSİKLET SÜRMEYE DAVET EDİYORUM”</strong></p>
<p>Konya Büyükşehir Belediyesi olarak bisiklet kullanımının artması ile ilgili özellikle öğrenciler için Güvenli Bisiklet Yolu etkinlikleri düzenlediklerini anımsatan Başkan Altay, “Bisiklet yollarımızın standardını artırıyoruz, şehirdeki bisiklet sayısını arttırmak için çaba sarf ediyoruz. ‘Güle Oynaya Camiye Gel’ projemiz kapsamında 100 bin çocuğumuzu bisikletle kavuşturduk. Bisiklet Destek Aracımız ile ilçelerimizdeki çocuklarımızın bisikletlerini tamir ediyoruz. İnşallah Konya hızla bir bisiklet şehri olacak. Bunun için her yaştan vatandaşımızın bisiklet kullanması gerekiyor. Okula giderken, işe giderken, sağlıklı kalmak adına herkesi bisiklet sürmeye davet ediyorum” ifadelerine yer verdi.</p>
<p>Etkinliğe katılan bisikletseverler de bisiklet şehri Konya’da yaşamaktan mutluluk duyduklarını belirtirken, Konya’da bisiklet kültürünün daha çok yaygınlaşması gerektiğini ifade etti. Bisiklet sürücüleri Dünya Bisiklet Günü’nde kendilerini yalnız bırakmayan Başkan Altay’a da teşekkür etti.<br /> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baskan-altay-herkesi-saglikli-kalmak-adina-bisiklet-surmeye-davet-ediyorum-542273">Başkan Altay: &#8220;Herkesi Sağlıklı Kalmak Adına Bisiklet Sürmeye Davet Ediyorum&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehir hayatının en büyük zorluğu: Trafikte sakin kalmak…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sehir-hayatinin-en-buyuk-zorlugu-trafikte-sakin-kalmak-446013</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Mar 2024 21:05:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[hayatının]]></category>
		<category><![CDATA[kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[sakin]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[trafikte]]></category>
		<category><![CDATA[zorluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=446013</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle büyük şehirlerde insanların trafikte olduğu saatler içerisinde ruh sağlıklarını hasarsız şekilde koruyabilmelerinin oldukça zor olduğunu ifade eden uzmanlar, trafikte aynı ortam ve şartlarda bulunan bireylerin yaşadığı stres yoğunluğunun farklı olabildiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehir-hayatinin-en-buyuk-zorlugu-trafikte-sakin-kalmak-446013">Şehir hayatının en büyük zorluğu: Trafikte sakin kalmak…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özellikle büyük şehirlerde insanların trafikte olduğu saatler içerisinde ruh sağlıklarını hasarsız şekilde koruyabilmelerinin oldukça zor olduğunu ifade eden uzmanlar, trafikte aynı ortam ve şartlarda bulunan bireylerin yaşadığı stres yoğunluğunun farklı olabildiğini söylüyor. </strong></p>
<p><strong>Trafikte sakin kalabilmenin bir diğer önemli faktörünün de yoldaki diğer sürücülerin davranışlarından mümkün olduğunca etkilenmemek olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin,</strong> <strong>“Yolda giderken eğlenceli radyo programları, zevkinize göre neşeli şarkılar veya klasik müzik olumsuz duygulardan uzaklaştırır. Sevdiğiniz şarkılara siz de eşlik edebilirsiniz.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, trafikte stresle baş edebilmenin yollarını anlattı.</p>
<p><strong>İnsanların trafikte olduğu saatler içerisinde ruh sağlıklarını koruyabilmeleri zor</strong></p>
<p>Hızlı yaşam temposu ve büyüyen şehirlerin kaçınılmaz sonu gibi görünen yoğun trafiğin, artık yaşamın  bir parçası haline geldiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Özellikle trafikte olanlar için, trafikte uzun saatler geçirmek ve bu saatler sonucunda gergin, huzursuz, stresli bir ruh haline bürünmek… Egzoz dumanları, korna sesleri ve trafik magandası olarak günlük dilimize giren yani makas atan, tampon tampona araç süren, akmayan trafikte selektör yapan, emniyet şeridinden gelip önüne geçmeye çalışan, kural tanımaz sürücüleri de hesaba katarsak özellikle büyük şehirlerde insanların trafikte olduğu saatler içerisinde ruh sağlıklarını hasarsız şekilde koruyabilmeleri oldukça zor gözüküyor.” dedi.</p>
<p><strong>Araçta çok hareketli çocuk olması da stresi arttırabiliyor</strong></p>
<p>Trafikte aynı ortam ve şartlarda bulunan bireylerin yaşadığı stres yoğunluğunun farklı olabildiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Bu farklılığı etkileyen birçok nedenler var. Bireysel faktörler olarak; bireyin kişilik yapısı, aile yaşamı, sosyoekonomik durumu, günlük yaşadığı olaylar, çalışma hayatı, beden ve ruh sağlığı, trafik stresini etkileyen en önemli faktörlerdir. Bireysel faktörler dışında, araç sürüşüne devamlı müdahale eden kişi olması, olumsuz ve tahrik edici konuşan insanların olması ya da araçta çok hareketli çocuk olması da stresi arttırabilir. Yine araç içinin havasız kalması, çok sıcak ya da soğuk olması, araç dışında yağmurlu, sisli, karlı olması da insanın ruh halini olumsuz etkileyen faktörlerdir.” diye anlattı.</p>
<p><strong>Bakımı yapılmış, teknik sorunu olmayan araç stresi azaltıyor</strong></p>
<p>Trafikte stresi azaltmak için neler yapılabileceğine de işaret eden Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Öncelikle aracımızın güvenli olduğunu bilmemiz önemli. Bakımı yapılmış, teknik sorunu olmayan, donanımının mevcut yol şartlarına uygun olması, benzin deposundaki benzinin yeterli olması rahat bir sürüş için en temel faktörlerdir. Araç içinde koltuk mesafesinin sürücüye uygun olması ve iç ve dış aynaların iyi görüş sağlaması da önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Sürücünün yeterli süre uyumuş olması önemli</strong></p>
<p>Stresi azaltan diğer faktörleri de anlatan Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Sürücü açısında; aç ve susuz olmamak, yeterli süre uyumuş olmak, zihni gün içinde yaşanılan olumsuz olaylardan arındırmış olmak, araç sürüşünü etkileyecek bedensel veya ruhsal sağlık sorunlarının olmaması, gereksiz panik yaşanmaması için yola vaktinde çıkılması, yola çıkmadan önce tuvalet ihtiyacının karşılanması, yolda ihtiyaç olabilecek malzeme ve gıdaların araçta bulunması, gidilecek güzergahın trafik yoğunluğunu kontrol etmek ve eğer mümkünse trafiğin daha az olduğu saatlerin tercih edilmesi trafik stresini azaltan faktörlerdir.” diye konuştu. </p>
<p><strong>Mutlu olacağınız ortamları düşünmek yolculuğun daha keyifli geçmesini sağlar</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, “Yolda giderken eğlenceli radyo programları, zevkinize göre neşeli şarkılar veya klasik müzik olumsuz duygulardan uzaklaştırır. Sevdiğiniz şarkılara siz de eşlik edebilirsiniz. Yolculuk süresince çözmemiz gereken sorunları düşünmektense, yolculuk bittikten sonra yapacağınız güzel programları, ziyaretleri, sevdiklerinizi, mutlu olacağınız ortamları düşünmek yolculuğun daha keyifli geçmesini sağlar.” şeklinde önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Trafikte sakin kalabilmenin yolları…</strong></p>
<p>Trafikte sakin kalabilmenin bir diğer önemli faktörünün de yoldaki diğer sürücülerin davranışlarından mümkün olduğunca etkilenmemek olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Diğer sürücülerin kural dışı davranışlarını muhatap almadan kurallara uygun bir sürüşü devam ettirmek sakinlik açısından en uygun davranıştır. Araç ile trafikte kapışmak ya da sürücü ile tartışmak sadece zarar verir, öfkeyi arttırır. Özgüveni olan ve egosu güçlü insanlar bu tür kapışmalara girme gereği bile duymazlar. Değiştiremeyeceğimiz koşulları kabul etmek, o durum ile baş edebilmede en önemli adımdır.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sehir-hayatinin-en-buyuk-zorlugu-trafikte-sakin-kalmak-446013">Şehir hayatının en büyük zorluğu: Trafikte sakin kalmak…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siyasi haberlere maruz kalmak endişe ve stres seviyesini artırabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siyasi-haberlere-maruz-kalmak-endise-ve-stres-seviyesini-artirabilir-375872</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2023 14:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[endişe]]></category>
		<category><![CDATA[haberlere]]></category>
		<category><![CDATA[kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[seviyesini]]></category>
		<category><![CDATA[siyasi]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=375872</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar siyasi seçim dönemlerinde, genellikle insanların duygusal ve psikolojik açıdan yoğun bir süreç yaşadıklarını söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siyasi-haberlere-maruz-kalmak-endise-ve-stres-seviyesini-artirabilir-375872">Siyasi haberlere maruz kalmak endişe ve stres seviyesini artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzmanlar siyasi seçim dönemlerinde, genellikle insanların duygusal ve psikolojik açıdan yoğun bir süreç yaşadıklarını söylüyor. Seçim dönemlerinde birçok farklı faktörün, insan psikolojisini olumsuz etkileyebileceğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, “Sürekli olarak karşı siyasi içeriklere maruz kalmak, kaygı ve öfke yaratabilir. Medya ve sosyal medya kısıtlamaları, ruhsal ve duygusal dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Ayrıca kişinin kendine ayırdığı vaktin kaliteli bir düzende artması da ruh sağlığının korunması açısından önemlidir. Spor yapmak, doğa yürüyüşüne çıkmak, hobilerle uğraşmak gibi aktiviteler bu açıdan kişiyi destekleyecektir.” önerilerinde bulundu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, içinde bulunduğumuz seçim döneminin insan psikolojisi üzerinde ne gibi etkilere sebep olabileceğine dair değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Seçimler kendini ifade edebilme hakkıdır</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;deki siyasi seçim dönemlerinin, genellikle insanların duygusal ve psikolojik açıdan yoğun bir süreç yaşadıkları zaman dilimleri olduğunu belirterek sözlerine başlayan Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, “Seçimler, toplumdaki insanların politikaları, yönetici tercihleri ve ülke yönetimini göz önünde bulundurma hakkını ifade etme şansını sunar. Dolayısı ile seçim sürecinde söz sahibi olan birey, kendini ifade edebilme hakkı ile birlikte değerli hissetme duygusunu da yaşamaktadır.” dedi.</p>
<p><strong>Seçim öncesi ‘heyecan ve umutsuzluk’ duyguları ağır basıyor</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;deki seçimlerde, siyasi partilerin ve adayların seçim kampanyalarının oldukça yoğun olduğunu ifade eden Çekin, “Seçimlerdeki birlik  ve beraberlik dönemleri yoğun dayanışma ve heyecan duygularını oluşturabildiği gibi insanların psikolojisini olumsuz da etkileyebilmektedir.” açıklamasında bulundu ve seçim zamanlarında ortaya çıkan üç dönemden bahsetti. </p>
<p>Çekin seçim öncesi dönemi ‘heyecan ve umutsuzluk duygularının ağır bastığı bir evre’ şeklinde tanımlayarak “Umutların yükselme potansiyeline sahip olduğu kadar, aynı zamanda kaygı ve umutsuzluk sürelerini da tetikleyebilir. Destekledikleri aday veya parti için heyecanlı olanlar, umutlarını beslerken, desteklemedikleri aday veya parti nedeniyle hayallerini sürdüremeyen ve umutsuz olan bir kesim de olabilmektedir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Umutsuz seçmen gelecek kaygısıyla yoğun anksiyete yaşayabilir</strong></p>
<p>Seçim döneminin stresli bir zaman dilimi olabileceğini kaydeden Çekin, “İnsanlar, ülkenin geleceği hakkında ve seçim sonuçlarının, hayatlarını nasıl etkileyeceği konusunda endişe duyabilirler. Ayrıca, seçimlerde adayların ve partilerin kullandıkları dil, bazen kutuplaştırıcı ve agresif olabilir. Bu da stres ve kaygı hissi yaratabilir. Bununla birlikte umutsuz olan seçmen gelecek kaygısı içerisine girdiği zaman ise yoğun anksiyete yaşayabilir. Adayların ve partilerin beklentilerinin altında performans göstermesi veya seçim sonuçlarının, seçmenlerin istedikleri hedeflerden aşağıda kalması seçmenlerde ahlaki bozulmayı beraberinde getirebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kutuplaşma farklı bakış açılarının göz ardı edilmesine neden olabilir</strong></p>
<p>Seçim sonrası dönemde ise kutuplaşmaya neden olabilecek bir atmosfer oluşabileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin, “İnsanlar, farklı siyasi görüşlere sahip oldukları için ayrışabilirler. Bu ayrışma, insanların birbirine bağlanmasına karşı düşmanca hissetmelerine neden olabilir ve toplumdaki huzur ve uyumun bozulmasına yol açabilir. Ayrıca kutuplaşma, insanların bilgi seçimlerinde kendi görüşlerine yakın kaynaklara yönelmesine ve farklı bakış açılarını göz ardı etmesine de neden olabilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Bilinçli medya kullanımı ruh sağlığı için önemli</strong></p>
<p>Seçim dönemlerinin, politikacıların tartışmaları, vaatlerini içeren kampanya süreçleri ve geleceğe yönelik belirsizlikler nedeni ile stresli bir zaman olabileceğine değinen Çekin, bu süreçte bireyin kendi ruh sağlığını koruyabilmesi adına birtakım önlemler alabileceğini söyledi. Çekin bu önlemleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Özellikle haberleri takip etmek önemli olsa da, sürekli olarak siyasi haberlere maruz kalmak endişe ve stres seviyesini artırabilir. ‘Bilinçli medya kullanımı’ yaparak yani belli bir zaman aralığında haberleri izlemek, güvenilir bilgi edinmeye özen göstermek ve yanıltıcı veya duygusal içeriklere maruz kalmaktan kaçınmak önemli bir yere sahip. Bu tarz haber içeriklerinde daha çok farklı görüşü değerlendirmek, analiz etmek ve eleştirel düşünceyi kullanmak bilişsel esnekliğimiz açısından da faydalı olacaktır. Bu sayede birey farklı görüşlere sahip bireylerle olan ilişkilerinde daha dengeli bir ortam yaratabilir. Burada empati yapabilmek de önemli bir yer tutuyor. Böylece sağduyulu bir iletişim de gerçekleşmiş olur.”</p>
<p><strong>Sosyal medya stres kaynağı olabilir</strong></p>
<p>Seçimin başlangıcında hızlı ve geniş bir bilgi koruması sağlasa da sosyal medyanın, aynı zamanda stres kaynağı olabileceğinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Solin Çekin sözlerini söyle tamamladı:</p>
<p>“Sürekli olarak karşı siyasi içeriklere maruz kalmak, kaygı ve öfkeye neden olabilir. Medya ve sosyal medya kısıtlamaları, ruhsal ve duygusal dengeyi korumaya yardımcı olabilir. Ayrıca kişinin kendine ayırdığı vaktin kaliteli bir düzende artması da ruh sağlığının korunması açısından önemlidir. Spor yapmak, doğa yürüyüşüne çıkmak, hobilerle uğraşmak gibi aktiviteler bu açıdan kişiyi destekleyecektir.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siyasi-haberlere-maruz-kalmak-endise-ve-stres-seviyesini-artirabilir-375872">Siyasi haberlere maruz kalmak endişe ve stres seviyesini artırabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
