<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kalma | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kalma/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kalma</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 08 Dec 2025 13:05:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kalma | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kalma</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Telefondan uzak kalma korkusu psikolojiyi bozuyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/telefondan-uzak-kalma-korkusu-psikolojiyi-bozuyor-597431</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 13:05:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aydın]]></category>
		<category><![CDATA[bozuyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[Nomofobi]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojiyi]]></category>
		<category><![CDATA[şarj]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[telefondan]]></category>
		<category><![CDATA[telefonun]]></category>
		<category><![CDATA[uzak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, nomofobi olarak bilinen telefonundan ayrı kalma veya şarjının bitmesi korkusunun psikolojik, fiziksel ve sosyal etkileri ile bu kaygıyla başa çıkma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/telefondan-uzak-kalma-korkusu-psikolojiyi-bozuyor-597431">Telefondan uzak kalma korkusu psikolojiyi bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, nomofobi olarak bilinen telefonundan ayrı kalma veya şarjının bitmesi korkusunun psikolojik, fiziksel ve sosyal etkileri ile bu kaygıyla başa çıkma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Nomofobi, dış dünyayla bağın kopacağı hissini içeren derin bir korku!</strong></p>
<p>Nomofobinin, ‘no mobile phone phobia’ teriminin kısaltması olduğunu ve akıllı telefonundan ayrı kalma veya telefonun şarjının bitmesi korkusunu ifade eden yaygın bir kaygı türünü tanımlamak için kullanıldığını aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu durum, sadece basit bir endişeden ziyade, kişinin dış dünyayla olan bağlantısının tamamen kesileceği hissini içeren derin bir korku olarak tanımlanır.” dedi.</p>
<p>Özellikle dijital dünyanın merkezinde olan genç nesillerin, sosyal etkileşimlerinin çoğunu telefon üzerinden yürüttükleri için bu durumu daha yoğun yaşadıklarına dikkat çeken Aydın, “Benzer şekilde, bağımlılık eğilimi olan bireyler ve genel anksiyete düzeyi yüksek kişiler de kontrolü kaybetme korkusu nedeniyle şarj kaygısına daha yatkın olabilirler. Sosyal medya kullanımının yoğun olduğu kişilerde de önemli gelişmeleri veya etkileşimleri kaçırma korkusu, nomofobiyi tetikleyebilir. Bu, telefonun sadece bir iletişim aracı olmaktan çıkıp, kimlik ve sosyal statü algısının bir parçası haline geldiğinin bir göstergesidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Telefonun şarjı azaldığında beyin bunu tehdit sayarak ‘savaş ya da kaç’ tepkisini başlatıyor!</strong></p>
<p>Telefonun şarjı azaldığında vücudun verdiği tepkilerin, beynin bir tehdit algılamasıyla yakından ilişkili olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bilimsel olarak, bu durum, beynin stresle başa çıkma hormonu olan kortizol salgılamasına neden olur. Telefonun şarjı kritik seviyelere indiğinde, bilinçdışı bir tehlike sinyali alır ve ‘savaş ya da kaç’ mekanizması devreye girer. Bu durum, kalp çarpıntısı, hızlanmış nabız, ellerde ve avuç içlerinde terleme ve hatta titreme gibi fiziksel belirtilerle kendini gösterir. Bu semptomlar, vücudun potansiyel bir tehlikeye karşı hazırlık yapmasının doğal bir sonucudur. Bazı araştırmalar, nomofobinin yarattığı stresin, kişinin aslında var olmayan bir telefon titreşimini veya sesini duyması gibi ‘sanal kalp atışı’ fenomenine yol açabileceğini de göstermektedir. Bu da beynin yarattığı kaygıya ne kadar derin tepkiler verdiğinin bir kanıtıdır.”</p>
<p><strong>Uzun vadede ruh sağlığı üzerinde yıkıcı etkilere yol açabilir!</strong></p>
<p>Nomofobinin, kısa süreli bir endişeden çok daha fazlası olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Uzun vadede ruh sağlığı üzerinde yıkıcı etkilere yol açabilir.” dedi.</p>
<p>Sürekli olarak telefon şarjını kontrol etme ve pil ömrüyle ilgili endişe duyma döngüsünün, bireyde kronik stres ve anksiyete seviyesini yükselteceğini dile getiren Aydın, “Bu durum, zamanla panik bozukluğu veya genel anksiyete bozukluğu gibi daha ciddi psikolojik sorunlara evrilebilir. Ayrıca, telefonla olan bu yoğun bağ, gerçek dünyadaki yüz yüze etkileşimlerin azalmasına neden olarak sosyal izolasyonu ve ilişkilerde bozulmayı beraberinde getirir. Geceleri bile telefonun şarjının bitmesinden korkma, uyku düzenini bozarak uykusuzluğa yol açabilir. Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde, kişinin yaşam kalitesi, iş veya okul performansı ve genel mutluluk seviyesi olumsuz yönde etkilenebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Nomofobiyi yenmek için bilinçli teknoloji kullanımı şart… </strong></p>
<p>Bu kaygıyı azaltmak için bireylerin hangi alışkanlıkları değiştirmeleri gerektiğine değinen Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu değişikliklerin başında bilinçli teknoloji kullanımı yer alır. Bireyler, yemek yerken veya arkadaşlarıyla vakit geçirirken telefonu bir kenara bırakarak dijital detoks yapmayı deneyebilir.” dedi.</p>
<p>Bir diğer etkili yöntemin ise, gereksiz bildirimleri kapatmak olduğunu söyleyen Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Sürekli gelen bildirimler, telefonun çekiciliğini artırarak ondan uzak durmayı zorlaştırır. Ayrıca, evde veya işte telefonun kullanılmaması gereken ‘sınırlı bölgeler’ belirlenmesi öneriliyor; örneğin yatak odasına telefon sokmamak gibi. Bu tür pratikler, kişinin telefondan bağımsız var olabileceğini ve şarjının bitmesinin bir felaket olmadığını fark etmesine yardımcı olur. Eğer bu alışkanlıklar yeterli olmazsa, bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi yöntemlerle bir uzmandan destek almak, nomofobinin altında yatan düşünce kalıplarını değiştirmede oldukça faydalı olabilir.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/telefondan-uzak-kalma-korkusu-psikolojiyi-bozuyor-597431">Telefondan uzak kalma korkusu psikolojiyi bozuyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altın Portakal&#8217;da beyazperdeye hayatta kalma hikayeleri yansıdı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/altin-portakalda-beyazperdeye-hayatta-kalma-hikayeleri-yansidi-587328</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 17:26:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[beyazperdeye]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[hayatta]]></category>
		<category><![CDATA[hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[portakal]]></category>
		<category><![CDATA[seyirci]]></category>
		<category><![CDATA[yansıdı]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587328</guid>

					<description><![CDATA[<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Ulusal Uzun Metraj Yarışma filmlerinden “Bağlar, Kökler ve Tutkular” ile “Doğudan Fragmanlar” seyirciyle buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altin-portakalda-beyazperdeye-hayatta-kalma-hikayeleri-yansidi-587328">Altın Portakal&#8217;da beyazperdeye hayatta kalma hikayeleri yansıdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Ulusal Uzun Metraj Yarışma filmlerinden “Bağlar, Kökler ve Tutkular” ile “Doğudan Fragmanlar” seyirciyle buluştu. Biri; göçmen kimlikleriyle var olmaya, diğeri ise savaş ve doğa şartlarına karşı hayatta kalmaya çalışan insanların hikâyelerini anlatan iki filmin ekipleri, gösterimler sonrası seyircilerin sorularını cevapladı.</p>
<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ndeki Ulusal Yarışma filmlerinden “Bağlar, Kökler ve Tutkular”, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’nda seyirci karşısına çıktı. Gösterim sonrası yönetmen Sunay Terzioğlu, görüntü yönetmeni Serdar Özdemir, yapımcı Yaşar Harzadın ve ortak yapımcı Kemal Genel ile oyuncular Ushan Çakır, Ezgi Yaren Karademir, Barancan Eraslan ve Özgün Çoban seyircilerin sorularını cevapladı. </p>
<p>GERÇEK MEKANLARDA ÇEKTİK</p>
<p>Bindikleri mülteci botundaki kazadan kurtulan üç kişinin Türkiye’deki hikâyelerini beyazperdeye taşıyan filmin yönetmeni Terzioğlu, kendi göçmenlik geçmişinden de istifade ettiğini söyledi. Filmde ‘gerçekçiliğe’ özellikle dikkat ettiklerini ve bunu sağlamak için titizlikle çalıştıklarını belirten yönetmen Sunay Terzioğlu, “Gerçek mekanlarda çektik, gerçek kostümler bulmaya çalıştık, hatta bit pazarlarını dolaştık, gerçek aksesuarlar aradık” dedi. </p>
<p>‘HAZAL’ GÜÇLÜ BİR KARAKTER</p>
<p>Oyuncu Ezgi Yaren Karademir ise kendi canlandırdığı Hazel karakterini; “Ben Hazel’in çok güçlü bir karakter olduğunu düşünüyorum. Çünkü başka bir seçeneği yok. Güçlü durmak zorunda. ablayken bir anda anne rolü yükleniyor. Bir yandan kendi özgürlüğünü ararken bir yandan hep engellerle karşılaşıyor. Bu bir son değil sadece onunla ilgilenmeyi bırakıyoruz ve seyirci, karakterin yolunu biraz kendi kafasında çiziyor” diye anlattı. </p>
<p>DOĞUDAN FRAGMANLAR İZLEYECİYLE BULUŞTU</p>
<p>Günün diğer Ulusal Yarışma filmi “Doğudan Fragmanlar”ın gösterim sonrası söyleşisine ise yönetmen Kubilay Erkan Yazıcı, görüntü yönetmeni Vedat Oyan, kurgucu Umut Sakallıoğlu, yapımcı Mahpare Tanın ve oyuncular Güldestan Yüce, Turgay Atalay, Elvin Köse katıldı. </p>
<p>Savaştan kaçan bir kadınla firarî bir Rus generalin birbiriyle kesişen hayatta kalma mücadelelerine tanıklık eden ‘Doğudan Fragmanlar’ filmi kendine özgü üslubuyla dikkat çekti. </p>
<p>Yönetmen Yazıcı, filminin sinema anlayışını şu sözlerle anlattı; “Ben sinemadan zaman-mekân birlikteliği dediğimiz şeyi anlıyorum. Zamanı kronolojik bir akış olarak görmüyorum. Zaman; insanı, düşünmeye, hayal etmeye, hakikatle kendisi arasında bir bağ kurmaya iten bir metafizik varlık esasında. Zamanı yakalayabileceğimiz, ona dokunabileceğimiz tek sanat da sinema ve bu filmde esasen bunu yapmaya çalıştım.” </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altin-portakalda-beyazperdeye-hayatta-kalma-hikayeleri-yansidi-587328">Altın Portakal&#8217;da beyazperdeye hayatta kalma hikayeleri yansıdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bitkin, çaresiz ve kullanılmış hissetmek toksik ilişkinin işareti!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bitkin-caresiz-ve-kullanilmis-hissetmek-toksik-iliskinin-isareti-587277</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 15:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[bitkin]]></category>
		<category><![CDATA[çaresiz]]></category>
		<category><![CDATA[davranışlar]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hissetmek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkinin]]></category>
		<category><![CDATA[işareti]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılmış]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<category><![CDATA[Toksik İlişki]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587277</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toksik ilişkilerin umutsuzluk yaratan, özgüveni zedeleyen, strese sokan ilişki türleri olduğunu belirten uzmanlar, bu durumun, romantik ilişki, arkadaşlık, iş ilişkileri veya genel sosyal ilişkilerde karşımıza çıkabileceğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bitkin-caresiz-ve-kullanilmis-hissetmek-toksik-iliskinin-isareti-587277">Bitkin, çaresiz ve kullanılmış hissetmek toksik ilişkinin işareti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Toksik ilişkilerin umutsuzluk yaratan, özgüveni zedeleyen, strese sokan ilişki türleri olduğunu belirten uzmanlar, bu durumun, romantik ilişki, arkadaşlık, iş ilişkileri veya genel sosyal ilişkilerde karşımıza çıkabileceğini söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Toksik ilişkilerde kişilerin kendini sürekli bitkin, çaresiz ve kullanılmış hissedebildiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Sözel ve psikolojik şiddet, manipülatif davranışlar, aşağılayıcı veya kontrol edici tutumlar, cezalandırıcı davranışlar ve duygusal istismar toksik ilişkinin doğrudan belirtileridir.” dedi. Yalnız kalma korkusu ile verilen emek ve alışkanlıkların, toksik ilişkiyi sürdürmede önemli rol oynadığına vurgu yapan Beyaz, farkındalık oluşturmanın, belirtileri gözlemleyerek sınırlar çizmenin, korunmanın ilk adımı olarak öne çıktığını aktardı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, toksik ilişkilerin belirtileri, nedenleri, kişiler üzerindeki etkileri ile bu ilişkilerden korunma ve çıkış yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Tüm ilişkiler toksik olabilir!</strong></p>
<p>‘Toksik’ kelimesinin, Türkçe’de doğrudan karşılığı olmasa da anlam olarak zarar veren, zehirleyen ve uzak durulması gereken durumları çağrıştırdığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “İlişki boyutunda da benzer bir anlam taşır. Umutsuzluk yaratan, özgüveni zedeleyen, strese sokan ilişki türleri için kullanılır. Toksik ilişkiler, romantik ilişki, arkadaşlık, iş ilişkileri veya genel sosyal ilişkilerde karşımıza çıkabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Bu belirtiler toksik ilişkinin kanıtı!</strong></p>
<p>Bir ilişkide toksik ortamın varlığını anlamanın birkaç belirgin yolu olduğunu aktaran Beyaz, “Kişi kendini ilişkide sürekli bitkin, çaresiz ve kullanılmış hisseder. İhtiyaçlarının göz ardı edildiğini, sürekli ikinci planda kaldığını düşünür. Karşı tarafın ruh halindeki tutarsızlıkları fark eder ve bu durumdan strese girer. Alınan kararlar veya yapılan davranışlar, suçluluk, korku, öfke gibi yoğun duygularla geri döner. Karşı tarafı kırmamak için davranışlarına aşırı dikkat eder ve tepkilerinden endişe duyar. Bunların yanında sözel ve psikolojik şiddet, manipülatif davranışlar, aşağılayıcı veya kontrol edici tutumlar, cezalandırıcı davranışlar ve duygusal istismar da toksik ilişkinin doğrudan belirtileridir. Yalan söylemek de bu tür ilişkilerde sıkça rastlanan bir işaret olabilir, ancak tek başına toksik ilişki varlığını kanıtlamaz, diğer belirtilerle birlikte değerlendirilmeli.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Yalnız kalma korkusu toksik ilişkiyi sürdürmeye neden olabiliyor!</strong></p>
<p>Toksik ilişkilerin çoğu zaman yalnızlık korkusu nedeniyle sürdürüldüğüne işaret eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Kişi, ilişkiyi sonlandırdığında başka birini bulamama veya yalnız kalma kaygısı yaşayabilir.” dedi.</p>
<p>‘Başka biri beni aynı şekilde sevmeyecek’ veya ‘eski çekiciliğim kalmadı’ gibi düşüncelerin, ayrılmayı zorlaştıran inançlar olduğunu kaydeden Beyaz, “Ayrıca ilişki boyunca verilen emek, zaman ve sevgi, ilişkiyi sürdürme eğilimini güçlendirir. Alışkanlıklar ve rutinler de değişimden kaçınmayı beraberinde getirir. Birlikte geçirilen keyifli zamanlar, evde yalnız olmanın yarattığı güvensizlik duygusu, ilişkide kalmayı cazip kılar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toksik bir ilişkiyi fark etmek, korunmanın ilk adımı!</strong></p>
<p>Toksik bir ilişkiyi fark etmenin, korunmanın ilk adımı olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Birey, belirtileri gözlemleyip, ilişki öncesi ve sonrası kendi halindeki değişimleri fark edebilir.” dedi.</p>
<p>Farkındalık oluşturmak için önerilerde bulunan Beyaz, “Düşünceleri ve duyguları not etmek, farkındalık oluşturur. Karşı tarafa sınırlar çizmek, disiplinli ve tutarlı olmak önemlidir. Toksik davranışların, çoğu zaman karşı tarafın kendisiyle ilgili sorunlardan kaynaklandığını kabul etmek gerekir. İletişim ve farkındalık, bazen toksik davranışları azaltabilir; ancak bu süreç uzun zaman ve emek gerektirir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kişi etkileri fark edip inkâr etmeyi bırakırsa, süreci yönetmek mümkün!</strong></p>
<p>Çoğu durumda toksik ilişkilerin, boşanma veya pasif agresif iletişimle sonuçlandığına dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Ancak kişi kendi üzerindeki etkilerini fark edip inkâr etmeyi bırakırsa, süreci yönetmek mümkün olabilir.” dedi.</p>
<p>Toksik ilişkiden kurtulmak için inkârı bırakarak yaşanan durumu gerçekçi bir şekilde kabul etmek gerektiğinin altını çizen Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Kişinin kendisine iyi gelen etkinlikleri ve alışkanlıklarını ihmal etmemesi önemlidir. Uzman desteği almak, duygusal iyileşmeyi hızlandırır ve süreci daha sağlıklı kılar. İlişki sona erse bile etkileri bir süre hissedilebilir. Bu dönemde sabırlı olmak, kendine şefkat göstermek ve sezgilerine güvenmek kritik öneme sahiptir. Kararlar, kişinin kendisiyle yüzleşmesi açısından önemlidir; bu nedenle rasyonel ve farkındalıkla alınmalıdır.”</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bitkin-caresiz-ve-kullanilmis-hissetmek-toksik-iliskinin-isareti-587277">Bitkin, çaresiz ve kullanılmış hissetmek toksik ilişkinin işareti!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Altın Portakal yarışında bugün beyazperdeye, hayatta kalma hikâyeleri yansıdı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/altin-portakal-yarisinda-bugun-beyazperdeye-hayatta-kalma-hikayeleri-yansidi-587175</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 11:46:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[beyazperdeye]]></category>
		<category><![CDATA[bugün]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[hayatta]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[mekan]]></category>
		<category><![CDATA[portakal]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[yarısında]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmen]]></category>
		<category><![CDATA[yönetmeni]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587175</guid>

					<description><![CDATA[<p>Altın Portakal Ulusal Uzun Metraj Yarışma filmlerinden “Bağlar, Kökler ve Tutkular” ile “Doğudan Fragmanlar” bugün seyirci karşısındaydı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altin-portakal-yarisinda-bugun-beyazperdeye-hayatta-kalma-hikayeleri-yansidi-587175">Altın Portakal yarışında bugün beyazperdeye, hayatta kalma hikâyeleri yansıdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Altın Portakal Ulusal Uzun Metraj Yarışma filmlerinden “Bağlar, Kökler ve Tutkular” ile “Doğudan Fragmanlar” bugün seyirci karşısındaydı. Biri; göçmen kimlikleriyle var olmaya, diğeri ise savaş ve doğa şartlarına karşı hayatta kalmaya çalışan insanların hikâyelerini anlatan iki filmin ekipleri, gösterimler sonrası seyircilerin sorularını cevapladı.</p>
<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ndeki Ulusal Yarışma filmlerinden “Bağlar, Kökler ve Tutkular”, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’nda seyirci karşısına çıktı. Gösterim sonrası; yönetmen Sunay Terzioğlu, görüntü yönetmeni Serdar Özdemir, yapımcı Yaşar Harzadın ve ortak yapımcı Kemal Genel ile oyuncular Ushan Çakır, Ezgi Yaren Karademir, Barancan Eraslan ve Özgün Çoban seyircilerin sorularını cevapladı. </p>
<p>Bindikleri mülteci botundaki kazadan kurtulan üç kişinin Türkiye’deki hikâyelerini beyazperdeye taşıyan filmin yönetmeni Terzioğlu, kendi göçmenlik geçmişinden de istifade ettiğini söyledi: “1992’de Bulgaristan’dan ailemle göç ettim buraya; 9 yaşındaydım. Beş yıl kaçak yaşadık. O yüzden bildiğim konular, bildiğim mekanlar. Karakterlerime yakın olduğuma ve filmi çekerken de karakterlerime doğru rehberlik ettiğime inanıyorum”</p>
<p>Filmde ‘gerçekçiliğe’ özellikle dikkat ettiklerini ve bunu sağlamak için titizlikle çalıştıklarını belirten yönetmen, “Gerçek mekanlarda çektik, gerçek kostümler bulmaya çalıştık, hatta bit pazarlarını dolaştık, gerçek aksesuarlar aradık” diye konuştu.  </p>
<p>Bu ‘gerçekçi bakış’ı, filmin biçimsel özelliklerinde de sürdürmeyi amaçladıklarını dile getiren Terzioğlu, şunları söyledi: “Film montaj anlamında da farklı bir film; bakan bir göz gibi. Çünkü bu film 30 mm tek lensle çekildi. Çünkü belli bir mesafeden bakmak istedik. Ne yargılamak ne de uzak kalmak istedik. Hiç siyaha düşmüyoruz; başta açılıyor ve jenerikten sonra kapanıyor; gözün açılıp kapanması gibi”</p>
<p>“Sanat tarihine layık bir şeyler çekmek istiyorum”</p>
<p>Terzioğlu, çekimlerde ise gerilla taktiği ile çalışırken çok zorlandıklarından bahsetti: “Basmane’de çekim yaptık. Bir yandan oyuncularımızla çalışırken bir yandan kalabalığı kontrol etmeye çalışıyorduk. Çünkü gerçek mekanlarda, göçmenlerin yaşadığı evlerde çekim yaptık. Onlar odada gündelik hayatlarını yaşarken biz de yan tarafta çekimlere devam ediyorduk. Çekimlere İzmir’de başladık ama Erzincan’da bitirdik. İzmir’de aradığımız doğayı bulamadım. Şuna inanıyorum; sinema kaydedilen anlardır. Okuldan beri öğrendiğim ve yapmak istediğim şey, sanat tarihine layık bir şeyler çekebilmek” </p>
<p>Filmdeki sorunların çözümüne dair fikri sorulan yönetmen, “Hiçbir zaman karamsar bakmadım. Öyle olsaydı şu an bu filmi çekmiş ve karşınızda olamazdım. Yönetmen olarak amacım bu konuyu düşündürtebilmek. Karakterleri bir noktada bırakıyoruz ve sonrasını bilmiyoruz” dedi. </p>
<p>Oyuncu Ezgi Yaren Karademir ise kendi canlandırdığı Hazel karakteri üzerinden aynı soruyu şöyle cevaplandırdı: “Ben Hazel’in çok güçlü bir karakter olduğunu düşünüyorum çünkü başka bir seçeneği yok; güçlü durmak zorunda. Ablayken bir anda anne rolü yükleniyor. Bir yandan kendi özgürlüğünü ararken bir yandan hep engellerle karşılaşıyor. Bu bir son değil sadece onunla ilgilenmeyi bırakıyoruz ve seyirci, karakterin yolunu biraz kendi kafasında çiziyor” </p>
<p>Sinema, hakikati arıyor: Doğudan Fragmanlar</p>
<p>Günün diğer Ulusal Yarışma filmi “Doğudan Fragmanlar”ın gösterim sonrası söyleşisine ise yönetmen Kubilay Erkan Yazıcı, görüntü yönetmeni Vedat Oyan, kurgucu Umut Sakallıoğlu, yapımcı Mahpare Tanın ve oyuncular Güldestan Yüce, Turgay Atalay, Elvin Köse katıldı. </p>
<p>Savaştan kaçan bir kadınla firarî bir Rus generalin birbiriyle kesişen hayatta kalma mücadelelerine tanıklık eden film, yönetmenin kendine özgü üslubuyla dikkat çekti ve yönetmene ilk olarak bu soruldu. Yazıcı, sinema üzerine düşüncelerini ve sinema dilini şöyle açıkladı: “Benim için film sanatı, sanat; özünde bir hikaye anlatma biçimi değil aynı zamanda bir zaman inşâ etme işi. Ben sinemadan zaman-mekân birlikteliği dediğimiz şeyi anlıyorum. Zamanı kronolojik bir akış olarak görmüyorum. Zaman; insanı, düşünmeye, hayal etmeye, hakikatle kendisi arasında bir bağ kurmaya iten bir metafizik varlık esasında. Zamanı yakalayabileceğimiz, ona dokunabileceğimiz tek sanat da sinema ve bu filmde esasen bunu yapmaya çalıştım. Zaman; bir kader alanı, hakikatin temsil bulduğu bir alan ve mekân da oyuncuların içinde gidip geldikleri bir çerçeve değil zamanı inşâ eden, ona gerçeklik kazandıran, onu varlık haline taşıyan bir yer” </p>
<p>Yönetmenin sinema perspektifi doğrultusunda hazırlıkların da uzun sürdüğünü belirten yapımcı Mehpare Tanın, “Önce farklı mevsimlerde dört defa mekânları gezdik. Mekânların o mevsimlerde nasıl göründüğünü görmek istedi. Karın çok yoğun olabileceği, kardan çıkamama ihtimalimizi de öngörerek alternatif mekânlar belirledik” derken görüntü yönetmeni Vedat Oyan da birkaç ay süren bir ‘resim çalışması’ yaptıklarından bahsetti: “Referans aldığımız ressamlar vardı. Birçok ressamla başladık, eleyerek gittik ve günün sonunda Bruegel&#8217;i ayırdık. Bruegel&#8217;in tablolarında da karakter ve mekânın, zamanın içinde eridiğini, hiçliğin içerisinde gittiğini görürüz. Keza bizim karakterlerimiz de sürekli aynı mekânlarda dolanıp duruyor; sıfır çizgisine ulaşma ve bunun içinde erime hali var”</p>
<p>Filmin aslında neredeyse her unsuru, özel olarak en baştan tasarlanmış. Kurgucu Umut Sakallıoğlu bunlardan şöyle anlattı: “Şunun altını çizmek lazım: Arka planda bir savaş meselesi, insanî meseleler var. Film dilinde bunun için o yabancılaşmayı, gerginliği ve tedirginliği hep canlı tutmaya çalıştık. Filmdeki müzik kullanımları da alıştığımız kullanımlardan farklı. Görsel, grafik ve yazı kullanımları da farklı. İç mekânlara girilmemesi de bunların hepsi gibi aynı amaca hizmet ediyor. Bizim sinemamızda çok panoramik resimler vardır ama bazen fon gibi kullanılır. Bu filmde manzaranın da farklı bir kullanımı var; manzara size bir haz veren bir şeyin ötesinde”</p>
<p>Filmde sadece dış mekânlarının olmasının sebebine dair sorulan soruya ise yönetmen şu cevabı verdi: “Benim zihnimde gerçeklik alanı ve onun ötesinde hakikate dair bir tefekkür çizgisi var. Hayatta, algıladığımız gerçekliğin ötesinde hakikat dediğimiz bir şey var. Karakterler mekânların içine girdiğinde benim gerçeklik alanım sınırlanıyor. Var ya da yok, oluyor ya da olmuyor gibi bir duygunun içerisinde, izleyiciyi öncel tedirgin edip sonra görmeye zorlamak istedim. Bu, hakikate dair görme beklentim esasında. Kameramı dışarıda tutarak izleyiciye, o gerçeklikle ilgili sınır koyup ‘bunun ötesi hakikattir, buraya bakmamız gerek’ demek istedim”</p>
<p>“Karakterimi çalışırken değil kara çıktığımda buldum”</p>
<p>Oyuncuların, karakterlerine hazırlanırken yaşadıkları da seyircilerin merak ettiği konulardandı. Güldestan Yüce, “Safiye bugüne kadar oynadığım karakterlerden çok başka bir yerde. Bütün renkleri göğsünde taşıyıp mücadele eden ve inatla yürümeye devam eden bir kadın” şeklinde tarif ettiği karakterine dair en çok zorlandığı şeyin, istemeden de olsa birini öldürmek zorunda kalma fikri olduğunu söyledi. </p>
<p>Elvin Köse ise karakterini tam olarak çalışmalar sırasında değil ‘kara çıktığı zaman’ bulduğunu dile getirdi: “Kara çıktığımızda yani doğanın, dağların ve soğuğun karakterime çok şey kattığını düşünüyorum. Mesela Zeynep&#8217;in kendini yıkadığı o sahnede; evet, oynuyorum ama bir yandan da aslında oynamıyorum”</p>
<p>Anlattıklarına bakılırsa rol için kendini en çok zorlayan ve en çok zorlanan, general rolündeki Turgay Atalay’dı: “Bu general birçok savaşta vurulmuş, birçok insanı öldürmüş, kirli biri. Pek çok film, belgesel izledim, araştırdım, sonunda yönetmenimize ‘benden ne istiyorsunuz?’ diye sordum. Ondan sonra kendimi yönetmene ve doğaya teslim ettim. Artık diyaloglara bir aidiyetle oynamıyordum; ben bir generaldim! Sadece çok yoruldum. Yönetmenimiz, istediğini almak için çok uğraşıyordu” </p>
<p>Güldestan Yüce ise en çok Safiye’den fakat asıl olaraksa kendini doğaya teslim etmekten destek gördüğünü dile getirdi: “Bir hikâyenin içindeyiz ve hikâyenin içindeki kahramanlar başka hikâyeler anlatıyor! Bu filme dair en sevdiğim şey bu. Ama şöyle enteresan bir şey oldu: Filme çalışırken Safiye benimle iletişime geçti, ‘akşamları bana yaz’ dedi. Bir defter tuttum. Hatta bir gün ben çok korkuyordum. Çünkü Mahpare Tanın; koşullar zor olacak, karın içinde olacağız, yükseklere çıkacağız, demişti. Safiye o zaman bana ‘Biz Allah&#8217;ın kızıyız Güldestan, bize hiçbir şey olmaz’ demişti. Ama, diğer arkadaşlarımın da söylediği gibi, doğa o kadar güçlü ki&#8230; Ben, doğanın bu kadar güçlü olduğunu ve insanın, doğa karşısında bu kadar çaresiz kaldığını bizzat orada deneyimledim. En basitinden; karda ses kayboluyor! Görüş mesafesini kapatmak gibi asla ses duyulmuyor”</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/altin-portakal-yarisinda-bugun-beyazperdeye-hayatta-kalma-hikayeleri-yansidi-587175">Altın Portakal yarışında bugün beyazperdeye, hayatta kalma hikâyeleri yansıdı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yerli ilaç endüstrisi ayakta kalma mücadelesi veriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yerli-ilac-endustrisi-ayakta-kalma-mucadelesi-veriyor-549704</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2025 08:05:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta]]></category>
		<category><![CDATA[endüstrisi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<category><![CDATA[yerli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549704</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlaç fiyatlandırma sisteminde yıllardır süren yapısal sorunlar ve güncel ekonomik gerçekliklerden uzak olan ilaç kuru, Türk ilaç endüstrisini tarihinin en büyük darboğazlarından birine sürüklüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerli-ilac-endustrisi-ayakta-kalma-mucadelesi-veriyor-549704">Yerli ilaç endüstrisi ayakta kalma mücadelesi veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>İlaç fiyatlandırma sisteminde yıllardır süren yapısal sorunlar ve güncel ekonomik gerçekliklerden uzak olan ilaç kuru, Türk ilaç endüstrisini tarihinin en büyük darboğazlarından birine sürüklüyor. Sektörde üretim daralırken, birçok firma ayakta kalma savaşı veriyor. İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) Genel Sekreteri Savaş Malkoç Türkiye’nin ilaçta yerli üretim gücünün tehdit altında olduğu ve acil çözüm adımları atılmazsa kalıcı hasarların kaçınılmaz olacağı uyarısında bulundu.</strong></em></p>
<p><strong>TÜRKİYE</strong> ilaç pazarı geçen yıl kutu bazında %3,9 oranında küçülürken, bu daralma 2025’in ilk çeyreğinde de devam etti ve pazar yüzde 3,1 oranında geriledi. En çarpıcı veri ise üretim tarafında yaşandı. 2024 yılında ilaç sanayi üretimi %7,3 oranında düşerken, Nisan 2025 itibarıyla bu gerileme yıllık ortalamada %10,8 seviyesine ulaştı. </p>
<p>İEİS; yüzyılı aşkın bir tecrübeye sahip Türk ilaç sektörünün üretim gücüne, istihdamına ve ihracat potansiyeline yönelik son dönemde geri dönülemeyecek biçimde artan ciddi tehditler karşısında en son 24 Ekim’de güncellenen ilaç kurunun ivedilikle yeniden belirlenmesi, fiyatlandırma mevzuatının ise günün koşullarına uygun şekilde reforme edilmesi yönünde çağrıda bulundu.</p>
<p><strong>Sektör talebinde net; acil kur güncellemesi ve fiyatlandırma mevzuatında reform</strong></p>
<p>İlaç fiyatları, mevcut durumda, bir önceki yılın ortalama Avro kurunun %60’ı alınarak ve yılda sadece bir defa belirlenen ilaç kuruna göre hesaplanmaktadır. Referans fiyatlandırma sistemi devreye alındığında piyasa kurunun %100’üne tekabül eden ilaç kuru geldiğimiz noktada güncel kurun sadece %46’sına denk gelmektedir. SGK’ya verilen ortalama %27’lik iskontoları da dikkate aldığımızda bu oran %32’lere kadar düşmektedir. </p>
<p>İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası’nın kamu otoritelerine sunduğu politika önerilerinde, ilaç kurunun belirlenmesinde temel alınan %60 katsayısının 2019 yılı öncesinde olduğu gibi yeniden %70’e çıkartılması ve bu oran doğrultusunda temmuz ayı içerisinde ilaç kurunun kurdaki gelişmeler ve maliyet artışlarına uygun şekilde güncellenmesi gerektiği ifade ediliyor. </p>
<p>İlaç kurunun yıl içerisinde 4 defa güncellenmesi ve ilaç kurundaki günümüz koşullarına uygun değişikliklerin gecikmeden sisteme yansıtılması gerektiğine dikkat çeken, <strong>İEİS Genel Sekreteri Savaş Malkoç, </strong>ilaçta bu tablonun devamında ısrarcı olunması halinde ilaç arz güvenliğinde ciddi sıkıntıların oluşacağına dikkati çekti ve sözlerini şöyle sürdürdü;<strong> “İlaç sanayimizin yıllardır maruz kaldığı ekonomik baskı artık katlanılamaz bir noktadadır. İlaç kuru ile piyasa kuru arasındaki makasın sürekli açılması, artan maliyetler ve yüksek kredi faizi firmaları iflas noktasına sürüklüyor. Bugün birçok firma konkordato ilan etmeyi değerlendiriyor, bazıları ise satış sürecinde. Bu şartlar altında Türkiye uzun yıllardır yaptığı yatırımların sonucu olarak başardığı kullanılan her 100 kutu ilacın 92’sini üretme kabiliyetini kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. Mevcut fiyatlandırma sistemi ve maliyet baskısı nedeniyle yeni yatırımlar yapmak bir yana mevcut ilaç üretiminin bile sürdürülmesi imkânsız hale gelmiştir. Bu yalnızca sanayimizin değil, halk sağlığının da doğrudan tehdit altına girmesi anlamına geliyor. Eğer acil önlem alınmazsa, yakın gelecekte ilaç yoklukları kaçınılmaz olacaktır.”</strong></p>
<p><strong>Ya ithalat cenneti olacağız ya da üretim ve ihracat üssü olacağız</strong></p>
<p>Sektörün bir diğer kritik konusu ise biyoteknolojik ilaçlardaki atıl kapasite. 2024 yılı itibarıyla biyoteknolojik ve biyobenzer ilaçların SGK bütçesi içindeki payı %25’e çıkmışken, Türkiye’deki 13 biyoteknolojik üretim tesisi tam kapasite faaliyet gösterememektedir. Bu durumun sürdürülebilir olmadığını belirten Savaş Malkoç, kamu alım garantileri, pozitif ayrımcılık ve üretim teşvikleriyle bu tesislerin hızla devreye alınmasının zorunlu olduğunu vurguladı. </p>
<p>Malkoç sözlerine şöyle devam etti; “<strong>Türkiye’nin biyoteknolojik ilaçları üretmek için gerekli tesisleri mevcut. Ancak bu potansiyeli hayata geçirecek destek mekanizmaları ne yazık ki devreye alınmadı. Bu nedenle de bu milli tesisler maalesef atıl durumda ve bu alana yatırım yapan firmalar zarar ediyor. İthalatın sürekli arttığı, üretimin gerilediği bir sistemin sonu kendi kendine yetememektir. Bu alanda verilecek kamu desteği, yalnızca sektörü değil, ülke ekonomisini ve halk sağlığını da doğrudan koruyacaktır. Ya Türkiye, ilaçta bir ithalat cenneti haline gelecek ya da Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda bölgesel ve küresel bir üretim ve ihracat üssüne dönüşecektir. Tercih bizim değil, politikaların olacaktır. Bu açıdan bakıldığında fiyatı ve süresi önceden belirlenmiş kamu alım garantileri, klinik araştırmalar dahil olmak üzere ürün geliştirme için verilecek uygun maliyetli ve uzun vadeli krediler hayati rol oynayacaktır.”</strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerli-ilac-endustrisi-ayakta-kalma-mucadelesi-veriyor-549704">Yerli ilaç endüstrisi ayakta kalma mücadelesi veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yolda kalma, takip et</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yolda-kalma-takip-et-549029</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Jun 2025 08:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[takip]]></category>
		<category><![CDATA[yolda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549029</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir, yol ve altyapı çalışmalarını anlık takip sistemiyle şeffaflaştırdı. Vatandaşlar, güncel bilgileri E-Kocaeli ve rehber.kocaeli.bel.tr adresinden kolayca takip edebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yolda-kalma-takip-et-549029">Yolda kalma, takip et</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir, yol ve altyapı çalışmalarını anlık takip sistemiyle şeffaflaştırdı. Vatandaşlar, güncel bilgileri E-Kocaeli ve rehber.kocaeli.bel.tr adresinden kolayca takip edebiliyor.</p>
<p><b>DETAYLI BİLGİYE KOLAYCA ULAŞILABİLİYOR</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, şehir genelinde UKOME izni alan, devam eden ve planlanan yol yapım, bakım, onarım ile altyapı çalışmalarını vatandaşların anlık olarak takip edebileceği yenilikçi bir sistemi hizmete sundu. Vatandaşlar, güncel çalışmaları E-Kocaeli ve rehber.kocaeli.bel.tr adresi üzerinden kolayca ulaşabiliyor.</p>
<p><b>ANLIK TAKİP İLE TRAFİK PLANLAMASI KOLAYLAŞIYOR</b></p>
<p>Ulaşım Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda geliştirilen bu sistem sayesinde sürücüler ve yayalar günlük planlamalarını yaparken, yeni başlayacak ya da devam eden yol çalışmalarını da göz önünde bulundurabiliyor. Böylece alternatif güzergahlar belirleyerek zamandan tasarruf etmek mümkün hale geliyor.</p>
<p><b>YOL ÇALIŞMALARI HARİTA ÜZERİNDE GÖRÜLEBİLİYOR</b></p>
<p>Sistemde, yol çalışmalarının tam konumu, başlangıç ve bitiş tarihleri, çalışmayı yürüten kurum ve çalışmanın içeriği gibi detaylı bilgiler harita üzerinde gösteriliyor. Vatandaşlar, istedikleri zaman güncel bilgileri takip ederek yol durumuna göre planlama yapabiliyor.</p>
<p><b>ONLİNE PLATFORMA ULAŞMAK ÇOK KOLAY</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların şehir içi ulaşımda yaşanabilecek aksaklıkları önceden görerek daha rahat hareket etmelerini sağlamayı hedefliyor. Online platform hem masaüstü hem de mobil cihazlardan kolaylıkla erişilebilir durumda.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yolda-kalma-takip-et-549029">Yolda kalma, takip et</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Hayatta Kalma Ustaları&#8217;, Mayıs Ayı Boyunca Her Pazar İki Bölüm Art Arda 20.00&#8217;de National Geographic WILD Ekranlarında!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hayatta-kalma-ustalari-mayis-ayi-boyunca-her-pazar-iki-bolum-art-arda-2000de-national-geographic-wild-ekranlarinda-523852</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 May 2025 09:44:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[arda]]></category>
		<category><![CDATA[art]]></category>
		<category><![CDATA[ayı]]></category>
		<category><![CDATA[bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[boyunca]]></category>
		<category><![CDATA[ekranlarında]]></category>
		<category><![CDATA[geographic]]></category>
		<category><![CDATA[hayatta]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[national]]></category>
		<category><![CDATA[pazar]]></category>
		<category><![CDATA[ustaları]]></category>
		<category><![CDATA[wild]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=523852</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerli eğitmen Phil Breslin, Avustralya’nın en zorlu bölgelerinde hayatta kalma ustası hayvanları keşfediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hayatta-kalma-ustalari-mayis-ayi-boyunca-her-pazar-iki-bolum-art-arda-2000de-national-geographic-wild-ekranlarinda-523852">&#8216;Hayatta Kalma Ustaları&#8217;, Mayıs Ayı Boyunca Her Pazar İki Bölüm Art Arda 20.00&#8217;de National Geographic WILD Ekranlarında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yerli eğitmen Phil Breslin, Avustralya’nın en zorlu bölgelerinde hayatta kalma ustası hayvanları keşfediyor. Her bölümde üç türün benzersiz uyum yeteneklerini ve dayanıklılıklarını inceleyen “Hayatta Kalma Ustaları”, Mayıs ayı boyunca her Pazar iki bölüm art arda saat 20.00 ve 20.30’da National Geographic WILD ekranlarına geliyor.</p>
<p>Ödüllü yönetmenlerden nefes kesen belgeselleri, vahşi yaşamın gözler önüne serildiği kaliteli yapımları Türk izleyicisi ile buluşturan <strong>National Geographic WILD</strong> kanalını D-Smart, Digiturk ve TOD, KabloTV, S Sport Plus, Tivibu ve TV+ platformlarından izleyebilirsiniz.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hayatta-kalma-ustalari-mayis-ayi-boyunca-her-pazar-iki-bolum-art-arda-2000de-national-geographic-wild-ekranlarinda-523852">&#8216;Hayatta Kalma Ustaları&#8217;, Mayıs Ayı Boyunca Her Pazar İki Bölüm Art Arda 20.00&#8217;de National Geographic WILD Ekranlarında!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kapalı yerde kalma korkusu olanlar da artık MR çektirebilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kapali-yerde-kalma-korkusu-olanlar-da-artik-mr-cektirebilecek-458758</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2024 11:08:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[çektirebilecek]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı]]></category>
		<category><![CDATA[korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[olanlar]]></category>
		<category><![CDATA[yerde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=458758</guid>

					<description><![CDATA[<p>NPİSTANBUL Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Tabak, yaklaşık 40 dakika gibi bir sürede tüm vücut hakkında yüksek görüntü kalitesinde bilgi alınabildiğini kaydetti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kapali-yerde-kalma-korkusu-olanlar-da-artik-mr-cektirebilecek-458758">Kapalı yerde kalma korkusu olanlar da artık MR çektirebilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>NPİSTANBUL Hastanesi Radyoloji uzmanı Dr. Necati Alp Tabak, Türkiye’de az merkezde bulunan geniş magnet (70 cm) 3 Tesla MR cihazıyla yüksek kaliteli görüntü ve hasta konforu elde ettiklerini belirterek, 3 Tesla MR cihazı ile yapılanlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Dr. Tabak, yüksek çözünürlük ve keskinlikte görüntüler elde etmek için tasarlanan 3 Tesla teknolojisinin MR sisteminin temelini oluşturduğunu ifade ederek, 3 Tesla manyetik alan gücüne sahip sistemlerin doktorların teşhis yeteneklerini artırırken hastaların daha hızlı ve daha ayrıntılı bir muayene deneyimi yaşamasını sağladığını ifade etti.</p>
<p>Yeni MR cihazı ile yaklaşık 40 dakika gibi bir sürede tüm vücut hakkında yüksek görüntü kalitesinde bilgi alınabildiğini dile getiren Dr. Tabak, “Bununla birlikte damar yolundan ilaç verilmeden beyin ve böbrek damarları gibi tüm damarlarda anjiyo olarak adlandırdığımız görüntüleme yapılabilmektedir. Bununla birlikte; multi parametrik prostat MR‘ı, kardiyak görüntüleme yapılabilmektedir” dedi.</p>
<p>Radyoloji uzmanı Dr. Necati Alp Tabak, 3 Tesla MR cihazının avantajlarını şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>3 Tesla MR’ın avantajları neler?</strong></p>
<p>1. Cihaz içinin genişliği, hastanın MR çekimine uyumunu ve konforunu artırıyor. Kapalı yerde kalma korkusu ve aşırı kilosu olan hastaların da MR çektirmesini mümkün kılıyor.</p>
<p>2. 3T cihazlarda hasta konforunu etkileyen en önemli faktörlerden biri de tetkik esnasında oluşan yüksek ses düzeyi. Bazı hastalar bundan çok rahatsız olabiliyor. 3T cihazında hastanın duyduğu sesi yüzde 40’a kadar azaltabilen ses düşürme tekniği bulunuyor.</p>
<p>3. Hastaların tetkik sırasında keyifli vakit geçirmesi için müzik sistemi ve video yayını da yer alıyor.</p>
<p>4. Hareketten, vücutta takılı MR uyumlu metal protezden ve implantlardan kaynaklı görüntü bozukluğunu engelleme programı sayesinde tüm çekimlerde görüntü kalitesi yüksek.</p>
<p>5. Pediatrik hastaların Manyetik Rezonans (MR) taraması sırasında daha rahat ve huzurlu hissetmelerini sağlayan özel bir yaklaşımı temsil ediyor. Bu deneyim, çocukların kapalı alan fobisi veya endişesi olan durumlarda daha kolay bir tarama süreci geçirmelerini amaçlıyor. Bu özel tasarım, dış ve iç ambiyans efektleri, özel görüntüler ve müzikler gibi faktörlerle çocukların dikkatini dağıtarak sakinleşmelerini ve rahatlamalarını amaçlıyor. Örneğin, renkli ışıklar veya hoş manzaralı görüntüler kullanılarak çocuğun dikkati tarama sürecinden uzaklaştırılabiliyor. Ayrıca, hafif bir müzik eşliğinde tarama yapılması da çocukların sakinleşmesine yardımcı olabiliyor. </p>
<p>6. Özel gereksinimli bireylere uygulama yöntemleri arasında sedasyon anestezisi altında çekimler güvenli bir şekilde gerçekleştiriliyor.</p>
<p><strong>3 Tesla MR’ın uygulama süreci nasıl?</strong></p>
<p>3 Tesla MR’ın uygulama süreci hakkında da açıklamalarda bulunan Dr. Tabak, şunları kaydetti:</p>
<p>“İşlem öncesi hastanın üzerinde kolye, küpe, saat, yüzük gibi hiçbir metal bulunmamalı. Ekip tarafından hastadan öncelikle üzerindeki tüm metalleri çıkarması isteniyor. Hasta MR cihazına uzanır ve görüntüleme yapılacak bölgeye göre yatış pozisyonu ekip tarafından hastaya gösteriliyor. Hasta işlem sırasında gerekli uyarıları kulağına takılan kulaklık vasıtasıyla duyuyor ve gerçekleştiriyor. Kulaklık aynı zamanda hastanın cihazın sesinden daha az etkilenmesine de olanak tanıyor. Hastanın elinde, herhangi bir problem ihtimaline karşı ekibi hızlıca çağırabilmesi için bir buton bulunuyor. Çekim süresi, görüntülenecek bölgeye ve hastalık türüne göre değişiyor.”</p>
<p><strong>3 Tesla MR’ın uygulama alanları neler?</strong></p>
<p>3 Tesla MR’ın, vücudun farklı bölgelerindeki organ ve sistemlerin görüntülenmesinde uygulanabildiğini kaydeden Dr. Tabak, şunları kaydetti:</p>
<p>“Beyin tümörü, epilepsi, omurilik hastalıkları, migren gibi nörolojik rahatsızlıklar, kulak rahatsızlıkları, çene problemleri, omurga hastalıkları, prostat hastalıkları, meme hastalıkları, omuz ve diz gibi eklem ve bağ doku görüntülemelerinin yanında kemiklerle ilgili birçok sorunun tespitinde ve tüm vücut görüntülemede 3 Tesla MR’a başvuruluyor.”</p>
<p><strong>Beyin gibi birçok organın değerlendirilmesinde MR isteniyor</strong></p>
<p>Diğer radyolojik modalitelerin tanıda yetersiz kaldığı durumlarda veya hastanın klinik durumunun açıklanamadığı bulguların varlığında, hastalıkların teşhis edilmesinde başrol oynayan ileri radyolojik tetkiklerden biri olan MR istendiğini anlatan Dr. Tabak, MR’ın , direkt grafilerde gösterilemeyen beyin gibi birçok organın değerlendirilmesinde de ilk istenen tetkikler arasında yer aldığını belirtti.</p>
<p>Bilgisayarlı Tomografi’nin kemik yapılarını değerlendirmede, Manyetik Rezonans Görüntüleme’nin (MRG) ise yumuşak dokuları göstermede daha başarılı görüntüler verdiğini kaydeden Dr. Tabak, NPİSTANBUL Hastanesi Radyoloji Kliniği&#8217;nde ayrıca en son teknolojik bilgisayar programlar sayesinde renkli haritalandırma ve değişik açılardan inceleme yapılabildiğini de söyledi.</p>
<p><strong>3 Tesla MR kalp pili olanlara uygulanamıyor</strong></p>
<p>Dr. Tabak, 3 Tesla MR’ın yüksek manyetik alan etkisi yarattığı için kalp pili ve bazı özel protez takılı hastalar için uygun görülmediğini de ifade ederek, ancak MR uyumlu protez takılı hastalar için sorun olmadığını dile getirdi.</p>
<p>3 Tesla MR’da radyasyon olmadığını ve bu sayede kanserin evrelendirilmesinde de kullanılabildiğini belirten Dr.   Tabak, kapalı bir cihaz olan 3 Tesla MR’ın yeterli genişlik düzeyi ve konforu sayesinde hastaların rahatlıkla girebildiği bir cihaz olduğunu vurguladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kapali-yerde-kalma-korkusu-olanlar-da-artik-mr-cektirebilecek-458758">Kapalı yerde kalma korkusu olanlar da artık MR çektirebilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Sabriye Yuşan, &#8220;Radyasyona maruz kalma düzeyi, mümkün olan en düşük seviyede tutulmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sabriye-yusan-radyasyona-maruz-kalma-duzeyi-mumkun-olan-en-dusuk-seviyede-tutulmali-448466</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2024 08:54:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düşük]]></category>
		<category><![CDATA[düzeyi]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[radyasyona]]></category>
		<category><![CDATA[sabriye]]></category>
		<category><![CDATA[seviyede]]></category>
		<category><![CDATA[tutulmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yuşan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=448466</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sabriye Yuşan, günlük hayatın rutini içinde karşılaşılan ve kimi zaman faydaları, kimi zaman zararları ile gündeme gelen radyasyon ve radyasyonun insan sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik açıklamada bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sabriye-yusan-radyasyona-maruz-kalma-duzeyi-mumkun-olan-en-dusuk-seviyede-tutulmali-448466">Prof. Dr. Sabriye Yuşan, &#8220;Radyasyona maruz kalma düzeyi, mümkün olan en düşük seviyede tutulmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sabriye Yuşan, günlük hayatın rutini içinde karşılaşılan ve kimi zaman faydaları, kimi zaman zararları ile gündeme gelen radyasyon ve radyasyonun insan sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik açıklamada bulundu. </span></p>
<p><span>Prof. Dr. Yuşan, “Radyasyonun temel olarak, fizik, kimya, biyoloji, tıp, eczacılık, tarım ve diğer bilimsel alanlarda araştırma yapmak için önemli bir araçlardan biridir ve gelecekte bu bilimsel alanların daha da genişleyeceği kaçınılmazdır. Ancak unutulmamalıdır ki radyasyonun kullanımıyla ilgili güvenlik ve çevresel endişeler de göz önünde bulundurulmalı ve uygun önlemler çerçevesinde ve protokollere bağlı kalınarak çalışmalar sürdürülmelidir” diye konuştu.</span></p>
<p><span>         Radyasyonun bir kaynaktan enerjinin elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar şeklinde yayılması veya aktarılması olduğunu söyleyen Prof</span>.<span> Dr. Yuşan, “Genellikle elektromanyetik dalga ve parçacık olmak üzere iki ana tipe ayrılır. Elektromanyetik radyasyon, elektromanyetik alanlar aracılığıyla yayılan enerjinin bir formudur. Güneşten gelen ışık, radyo ve televizyon sinyalleri, X ışınları ve cep telefonlarından yayılan sinyaller elektromanyetik radyasyona örnektir. Parçacık radyasyonu ise atomik ve nükleer olaylar sonucunda ortaya çıkan yüklü parçacıkların yayılmasıdır. Bu tür radyasyon, genellikle nükleer reaktörler, radyoaktif maddeler ve kozmik ışınlardan kaynaklanmaktadır. Ayrıca, parçacık radyasyona alfa ve beta ışınları ile nötronlar örnek verilebilir” dedi.</span></p>
<p><span>         İnsanın günlük hayatında radyasyonun önemli bir yer kapladığını vurgulayan</span> <span>Prof. Dr. Yuşan, “Tıpta hastalıkların teşhis ve tedavi edilmesi için X ışınları ve radyoterapi gibi teknikler, gıdaların işlenmesi, korunması, raf ömrünün uzatılması, tohum-bitki ıslahı, tarım verimliliğinin artırılması, yeraltı suyunun akışının izlenmesi, yeraltı kaynaklarının haritalanması ve malzeme dayanıklılığının arttırılması gibi alanlarda kullanılmaktadır” dedi.  </span></p>
<p><b><span>“Yasal düzenlemelere uyulmalı”</span></b></p>
<p><span>         Radyasyon kullanımının, belirli güvenlik protokolleri ve lisanslama süreçleriyle düzenlendiğine dikkat çeken</span> <span>Prof. Dr. Yuşan, “Radyasyon kullanımıyla ilgili yasal düzenlemelere uyulmalı ve yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından verilen lisanslar alınmalıdır. Uyulması gereken temel prensiplerden biri de Radyasyon Dozunun Kontrolü olup; radyasyona maruz kalma düzeyi, mümkün olan en düşük seviyede tutulmalı ve radyasyon dozunu kontrol etmek için dozimetri cihazları kullanılmalı, maruz kalma seviyeleri izlenmelidir. Personel, radyasyonun potansiyel riskleri konusunda bilgi sahibi olmalı ve güvenli çalışma prosedürlerini mutlaka uygulamalıdır. Radyasyon yayan cihazlarla çalışan kişiler Radyasyondan Korunma Sorumlusu belgesi mutlaka almalıdır. Ayrıca, gereksiz radyasyon uygulamalarından kaçınılmalı ve yalnızca gerekli durumlarda kullanılmalıdır. Radyasyon kullanımında, çevresel ve toplumsal etkilerin dikkate alınması ve bu süreçte özellikle radyasyon kaynaklarının depolanması, taşınması ve imhası gibi prosesler çevresel etkileri en aza indirmek için uygun prosedürler çerçevesinde yönetilmelidir. Bu nedenle, radyasyonun kullanımıyla ilgili herhangi bir faaliyet, titizlikle planlanmalı, uygulanmalı ve izlenmelidir ” diye konuştu.</span></p>
<p><b><span>“Çevresel endişeler göz önünde bulundurulmalı”</span></b></p>
<p><span>Nisan 1986’da gerçekleşen; insan, hayvan ve bitki dünyasını derinden etkileyen Çernobil Nükleer Kazasında radyasyon nedeniyle pek çok genetik değişim meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Yuşan, “Radyasyon genetik dizilimi DNA hasarı, kromozom kırılması ve gen ekspresyonu değişmesi şeklinde etkilemektir. DNA hasarı, genetik materyalin bozulmasına ve hücrelerin normal işlevlerini yerine getirememesine yol açabilir. Bu hasar, hücre bölünmesi sırasında kalıcı mutasyonlara ve genetik değişikliklere yol açabilir. Yüksek düzeyde radyasyon maruziyeti, kromozomlarda kırılmalar ve anormalliklere neden olmaktadır. Bu, hücre bölünmesi sırasında yanlış kromozom dağılımına ve genetik materyalin değişmesine yol açmaktadır. Son olarak da Gen Ekspresyonunu değiştirebilmekte ve bu süreçte hücrelerin normal fonksiyonlarını etkilenip, genetik materyaldeki değişiklikler ortaya çıkabilir” dedi.   </span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sabriye-yusan-radyasyona-maruz-kalma-duzeyi-mumkun-olan-en-dusuk-seviyede-tutulmali-448466">Prof. Dr. Sabriye Yuşan, &#8220;Radyasyona maruz kalma düzeyi, mümkün olan en düşük seviyede tutulmalı&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kendine, Kendin ile Baş Başa Kalma Fırsatı Ver&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kendine-kendin-ile-bas-basa-kalma-firsati-ver-405534</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Sep 2023 10:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[başa]]></category>
		<category><![CDATA[fırsatı]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[kendin]]></category>
		<category><![CDATA[kendine]]></category>
		<category><![CDATA[ver]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405534</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha iyi bir eğitim, daha iyi bir iş, daha iyi bir kariyer gibi bitmek bilmeyen koşturmacanın insanı yıpratıp yorduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, tükenme sürecine girmeden, kişinin kendini bu çok hızlı dönen yaşam çarkının döngüsünden kurtararak, ‘kendine, kendin ile baş başa kalma fırsatı’ vermenin önemine işaret etti</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendine-kendin-ile-bas-basa-kalma-firsati-ver-405534">&#8220;Kendine, Kendin ile Baş Başa Kalma Fırsatı Ver&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Daha iyi bir eğitim, daha iyi bir iş, daha iyi bir kariyer gibi bitmek bilmeyen koşturmacanın insanı yıpratıp yorduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, tükenme sürecine girmeden, kişinin kendini bu çok hızlı dönen yaşam çarkının döngüsünden kurtararak, ‘kendine, kendin ile baş başa kalma fırsatı’ vermenin önemine işaret etti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, günlük hayatın koşturmacası ve stresi içerisinde insanın, kendisi ile baş başa kalma isteğinin arttığını ve hatta bunun bir ihtiyaç haline geldiğini söyledi.</p>
<p>Günümüz şartlarının, mutlu ve huzurlu bir yaşamdan çok başarı odaklı bir yaşamı zorladığını da dile getiren Öztekin, şöyle devam etti:</p>
<p>“Daha iyi bir eğitim, daha iyi bir iş, daha iyi bir kariyer. Hep daha fazlası, hep daha yukarıya. Hiç bitmeyen hedefler, sorumluluklar, hayaller. Zaman ile yarışmak, rekabet ortamında diğer insanlar ile devamlı bir yarış halinde olmak.</p>
<p>Bu bitmek bilmeyen koşturmaca insanı yıpratır, yorar. Bedensel ve psikolojik olarak tüketir. Burada yapılması gereken, bu tükenme sürecine girmeden, kendini bu çok hızlı dönen yaşam çarkının döngüsünden kurtararak, ‘kendine, kendin ile baş başa kalma fırsatı’ vererek dışsal yolculuktan içsel yolculuğa geçiş sağlamaktır.”</p>
<p><strong>Tek başına yaşam sürmek iyi gelebiliyor</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, toplumdan izole bir şekilde tek başına bir yaşam sürmek olarak tanımlanan ‘inziva’ya dikkat çekerek, inzivanın aynı zamanda manevi ve spiritüel amaç da taşıyabileceğine vurgu yaptı.</p>
<p>Öztekin, Budizm’de, tek tanrılı dinlerde, tasavvufi ekollerde inzivaya çekilmeye sıkça rastlandığını ifade ederek, şunları söyledi:</p>
<p>“Tabii dini temelde inzivanın amacı dünyadan ve insanlardan uzaklaşarak ruh ile beden, madde ile mana, dünya ile ahiret arasındaki dengeyi sağlayıp, yaratıcıya daha yakın olmak, ilişkiyi daha derinleştirmek amaçlıdır. Belli zaman diliminde ve belli kurallar içerisinde gerçekleştirilir ve sonlandırılır. Amaç, ömrünün sonuna kadar dünyadan ve insanlardan uzak bir yaşam değildir. Bu durum dini açıdan da istenilen bir durum değildir. Değerli olan, halkın içerisinde yaşarken iyi kul olmayı becerebilmektir.”</p>
<p><strong>Bedensel ve psikolojik sağlığı koruyabilmek için inziva</strong></p>
<p>İnzivanın bugünkü yaşamda dini ritüellerden farklı olarak uygulanma amaçlarına değinen Öztekin, “İnsanlar belirli bir süre yaşamın yıpratıcı, yorucu, günlük ve yoğun çalışmalarından uzaklaşarak, bedensel ve psikolojik sağlıklarını koruyabilmek, enerjilerini tekrar toparlayıp yaşamlarını güçlü bir şekilde devam ettirmeye çalışıyor.” dedi.</p>
<p>Bu amaçla gruplara yönelik birçok organizasyon da düzenlendiğini belirten Öztekin, kişiye özel nefes analizi, doğru ve doğal nefes teknikleri gibi nefes terapileri, uzmanlar eşliğinde resim, müzik, dans, heykel, tiyatro ve el sanatları gibi sanat terapileri , yetişkinlere yönelik, içsel yolculuk, zihin-beden bütünlüğünü ele alan oyun terapileri, şimdiki zaman farkındalığı ve anda kalabilmek için yapılan mindfulness uygulamaları, yoga inzivaları, meditasyon, şamanik inzivalar, reiki, bioenerji, theta healing, tai chi gibi enerji çalışmaları, detoks kampları ve doğa yürüyüşlerini örnek olarak gösterdi.</p>
<p><strong>Toplum ile aramızdaki bağlantıyı daha sağlıklı bir şekilde kurmamız önemli</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, bugünkü yaşamın en önemli ve etkili faktörü olan uyaran ve uyarıcıların, bireylere ne yapması gerektiğini devamlı hatırlatıp dayattığını anlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bombardımana tutulan bilinçaltımız açık ve örtülü mesajlar ile dolup taşar. Bu durum, kendimizden geriye kalanı görmemizi zorlaştırır. İşte tam bu noktada inziva gerekli ve yararlıdır. Bir adım geriye çekilerek toplum ile aramıza mesafe koymak, açık bir zihin ile toplumun gürültüsünden uzaklaşarak derinlerde gömülü kalan ve gün yüzüne çıkamayan benliğimizi canlandırır. Aynı zamanda toplum ile aramızdaki bağlantıyı daha sağlıklı bir şekilde kurmamıza olanak sağlar.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendine-kendin-ile-bas-basa-kalma-firsati-ver-405534">&#8220;Kendine, Kendin ile Baş Başa Kalma Fırsatı Ver&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
