<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kalıyor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kaliyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kaliyor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Dec 2025 12:22:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kalıyor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kaliyor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kadın ve Erkeklerin Dünyasında Çarpıcı Sonuçlar!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadin-ve-erkeklerin-dunyasinda-carpici-sonuclar-599017</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 12:22:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[çarpıcı]]></category>
		<category><![CDATA[dünyasında]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerin]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınla]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sonuçlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=599017</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İTBF Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak ve Method Research Company Genel Müdür Yardımcısı Esengül Berişah öncülüğünde Türkiye genelinde yürütülen kapsamlı “Kadın ve Erkeklerin Dünyası Araştırması” sonuçları açıklandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-ve-erkeklerin-dunyasinda-carpici-sonuclar-599017">Kadın ve Erkeklerin Dünyasında Çarpıcı Sonuçlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İTBF Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak ve Method Research Company Genel Müdür Yardımcısı Esengül Berişah öncülüğünde Türkiye genelinde yürütülen kapsamlı “Kadın ve Erkeklerin Dünyası Araştırması” sonuçları açıklandı.</p>
<p><strong>Araştırma 7 bölge ve 22 şehirde, 761 erkek ve 602 kadınla yüz yüze yapıldı</strong></p>
<p>Türkiye’de kadın ve erkek profilini karşılaştırmalı olarak ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı çalışma; 7 bölge ve 22 şehirde, 761 erkek ve 602 kadın katılımcı ile yüz yüze görüşülerek yapıldı. Temizlik ve hijyen, beden sağlığı, psikolojik sağlık, cinsel hayat ile evlilik ve aile değerlerine bakış başlıklarında toplumun röntgenini çeken araştırma; çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Araştırmanın katılımcı profili incelendiğinde; kadınların %56’sının, erkeklerin ise %60’ının evli olduğu; eğitim seviyesinde ise kadınların %35’inin, erkeklerin %32’sinin yüksek eğitim grubunda yer aldığı görüldü.</p>
<p><strong>Gizli iktidar savaşı: Erkekler &#8220;Reis Benim&#8221; diyor, kadınlar &#8220;Eşitiz&#8221;</strong></p>
<p>Erkeklerin %35’i “Evin reisi benim” derken, kadınların %46’sı “Eşimle eşitiz” diyor. Ev, erkekler için bir dinlenme ve sığınak alanı iken, kadınlar için hala bir miktar stres ve mesai barındırıyor. </p>
<p><strong>Kadınlar daha hijyenik…</strong></p>
<p>Hijyen ve bakım konularına da odaklanan araştırma sonuçlarına göre kadınlar günde ortalama 9 kez el yıkayıp bakım rutinlerini aksatmazken; erkekler gündelik bakımda biraz daha geride kalıyor ancak duş alma sıklığında kadınları geçiyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Kadınlar hak ettikleri konumu bulmakta zorlanıyor…</strong></p>
<p>Çalışma sonuçlarına göre iş yerindeki statü algısında önemli bir fark bulunuyor. Kendini yönetici olarak tanımlayan erkeklerin oranı (%29), kadınların (%8) neredeyse 4 katı olarak görülüyor&#8230; Erkekler iş yerinde &#8220;saygı gördüğünü&#8221; hissederken, kadınlar hak ettikleri konumu bulmakta zorlanıyor.</p>
<p>Ayrıca bireylerin sağlık durumlarını inceleyen çalışmada, erkek ve kadınlar arasındaki farklılıklar dikkat çekici.<strong> </strong> Erkekler daha çok sigara ve alkol tüketiyor olmasına karşın kendilerini sağlıklı hissederken; daha sağlıklı yaşayan kadınlar kronik hastalıklarla (tansiyon, şeker) daha çok mücadele ediyor. </p>
<p><strong>Kadın ve erkek için de aile kutsal!</strong></p>
<p>Tüm bu farklılıklara rağmen toplum tek bir noktada kenetleniyor: Hem kadınların hem erkeklerin %90&#8217;ından fazlası &#8220;Aile Kutsaldır&#8221; görüşünde birleşiyor. Ancak kadınlar evlilikte &#8220;resmiyet ve güvence&#8221; ararken, erkekler &#8220;imam nikahı&#8221; veya &#8220;birlikte yaşama&#8221; gibi alternatiflere daha sıcak bakıyor.</p>
<p><strong>Kişisel bakım ve hijyende kadınlar daha titiz!</strong></p>
<p>Araştırma, kadınların kişisel bakım ve hijyen konusunda erkeklerden daha titiz olduğunu ortaya koyuyor. Kadınların %84’ü kendi bakımını yeterli bulurken, erkekler %70 oranında kendini yeterli görüyor. Kadınlar günde ortalama 9 kez el yıkayıp 1,3 kez diş fırçalarken, erkeklerde bu sayılar sırasıyla 7 ve 1. Deodorant ve parfüm kullanımında kadınlar daha aktif, ancak duş alma sıklığında erkekler haftada 5,3 kez ile kadınların 4,5’ini geçiyor. Erkekler, duş alma sıklığında liderliği alıyor; kadınlar haftada ortalama 4,5 kez duş alırken, erkeklerin ortalaması 5,3’e ulaşıyor.</p>
<p><strong>Kadınlar sağlıkta daha gerçekçi ve temkinli… </strong></p>
<p>Araştırma, erkeklerin sağlık algısında daha iyimser olmasına rağmen, kadınların sağlık durumunun daha gerçekçi ve temkinli olduğunu gösteriyor. Erkeklerin %78’i kendini sağlıklı hissederken, kadınlarda bu oran %72. Kronik hastalık oranı erkeklerde %24, kadınlarda %32; özellikle tansiyon ve şeker hastalığı kadınlarda daha yaygın. Erkekler sağlık sorunlarını genellikle yaşam tarzına bağlarken, kadınlar doğrudan hastalıkla ilişkilendiriyor. Araştırma sonuçlarına göre sigara ve alkol tüketiminde erkekler açık ara önde. Sigara içen erkekler haftada ortalama 5,7 paket tüketirken, kadınlarda bu ortalama 5 pakette kalıyor. Alkol kullanımında ise erkeklerin %31’i alkol kullandığını belirtirken, kadınlarda bu oran %11 seviyesinde görülüyor. </p>
<p><strong>Kadınların %46’sı &#8220;Eşimle eşitiz&#8221; diyor</strong></p>
<p>&#8220;Evdeki rolünüzü en iyi tanımlayan ifade hangisidir?&#8221; sorusuna erkeklerin %35’i &#8220;Evin reisi benim&#8221; yanıtını verirken, bu tanımı kabul eden kadınların oranı sadece %15’te kalıyor. Kadınların %46’sı &#8220;Eşimle eşitiz&#8221; derken, erkeklerde eşitlik vurgusu %26’ya kadar düşüyor. Kadınların evdeki varlıklarını &#8220;Saygınlığım yüksektir&#8221; (%31) ifadesiyle tanımlama oranının ise erkeklerden (%28) daha yüksek ifade ettiği görülüyor.</p>
<p><strong>Erkeğe sığınak, kadına mesai alanı… </strong></p>
<p>Ev ortamı her iki cinsiyet için de en güvenli liman olarak görülüyor. Kadın %86, Erkek %85 &#8220;Güvenli&#8221; hissediyor. Erkeklerin %56’sı evde stres hissetmediğini belirtirken, kadınlarda bu oran %47’de kalıyor. Benzer şekilde erkeklerin %64’ü evde &#8220;sakin&#8221; hissettiğini söylerken, kadınlarda bu oran %55 seviyesine düşüyor. Bu veriler, evin erkekler için bir &#8220;dinlenme alanı&#8221;, kadınlar için ise ev içi sorumluluklar nedeniyle hala bir &#8220;mesai alanı&#8221; olabileceğine işaret ediyor.</p>
<p><strong>Erkekler, ‘Ben daha çok seviyorum’ diyor…</strong></p>
<p>Araştırma, aşk hayatında da cinsiyetler arası algı farkını ortaya koyuyor. İlişkisi olanlarda “karşılıklı sevgi ve bağlılık” duygusu öne çıkarken (Kadın %53, Erkek %51), “Ben daha çok seviyorum” diyen erkeklerin oranı %16 iken, kadınlarda bu oran %8. Toplumun yaklaşık beşte biri ise (Kadın %20, Erkek %17) aşk hayatına sahip değil.</p>
<p><strong>Cam tavan yıkılmıyor!</strong></p>
<p>Araştırma, iş hayatında toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin statü ve unvan dağılımına nasıl yansıdığını ortaya koyuyor. Erkek çalışanların oranı %70, kadınların ise %30 olmasına rağmen asıl fark, karar verici pozisyonlardaki temsilde görülüyor. “İş ortamındaki rolünüzü en iyi tanımlayan ifade hangisidir?” sorusuna erkeklerin %29’u “Yöneticiyim” yanıtını verirken, kadınlarda bu oran %8’de kalıyor. Bu durum, kadınların iş hayatında var olsalar bile liderlik pozisyonlarına erişimde yaşadıkları zorlukları (Cam Tavan etkisi) gözler önüne seriyor.</p>
<p><strong>Erkeklerin yarısı işyerinde saygınlığım var diyor, kadınlar oran daha düşük</strong></p>
<p>Erkeklerin neredeyse yarısı (%48) iş yerinde &#8220;Saygınlığım var&#8221; diye yanıt verirken, çalışan kadınların sadece %31’i bu ifadeyi kullanıyor. Benzer şekilde, iş süreçlerinde &#8220;Fikir alırlar&#8221; diyen erkeklerin oranı %18 iken, kadınlarda bu oran %11’de kalıyor. </p>
<p><strong>Erkeklerin %64’ü cinsel hayatından memnun</strong></p>
<p>Araştırmanın cinsel yaşam ve ilişki geçmişine dair bulgular, kadınlar ve erkekler arasında hem deneyim hem de memnuniyet açısından farklar olduğunu ortaya koyuyor. Erkeklerin %64’ü cinsel hayatlarından memnun olduğunu belirtirken, kadınlarda bu oran %44’te kalıyor. </p>
<p>Hayatları boyunca ortalama partner sayısı erkeklerde 7, kadınlarda 2 olarak belirtiliyor. Ciddi ilişki deneyimlerinde de benzer bir tablo var; erkekler ortalama 5 ciddi ilişki yaşarken, kadınlar 2 ciddi ilişki yaşadığını dile getiriyor.</p>
<p><strong>Kadın da erkek de evliliği insan doğasına uygun buluyor…</strong></p>
<p>Evlilik kurumunu insan doğasına uygun bulma konusunda erkekler (%78) ve kadınlar (%74) benzer görüşte birleşirken, çok eşlilik konusunda farklılıklar dikkat çekiyor: Erkeklerin %11’i çok eşliliğe katıldığını belirtirken, kadınlarda bu oran %5’te kalıyor. Sadakat konusunda ise kadınlar daha temkinli; aldatıldığını düşünen kadınların oranı %9 iken, erkeklerde %7. Erkeklerin %16’sı ise “Evdeki kadın çocuklarımın annesi, dışarıdaki kadın cinselliği yaşadığım kişidir” görüşünü benimseyerek evlilik ve cinselliği ayrı değerlendirme eğiliminde olduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>Katılımcıların %90&#8217;dan fazlası ‘Aile kutsaldır’ diyor</strong></p>
<p>Araştırmanın son bölümü, yaşam tarzı ve alışkanlıklardaki tüm farklılıklara rağmen Türk toplumunun aile kavramı etrafında kenetlendiğini kanıtladı. Cinsiyet fark etmeksizin katılımcıların neredeyse tamamı aileyi dokunulmaz bir değer olarak görüyor. &#8220;Aile kutsaldır&#8221; görüşüne katılan erkeklerin oranı %93, kadınların oranı ise %92 olarak ölçülüyor. Benzer bir uzlaşı evlilik kurumunda da görülüyor; kadınların %81’i, erkeklerin ise %79’u &#8220;Evlilik kutsaldır&#8221; görüşünde birleşiyor. </p>
<p><strong>Kadın evlilikte yasal güvence ve resmiyet istiyor… </strong></p>
<p>Veriler, erkeklerin gayri resmi birlikteliklere ve alternatif evlilik modellerine kadınlardan daha sıcak baktığını gösteriyor. &#8220;Sadece imam nikahı ile evlilik olabilir&#8221; görüşünü erkeklerin %29’u desteklerken, kadınlarda bu oran %14’e düşüyor. Benzer şekilde, &#8220;Sadece imam nikahı ile çocuk sahibi olunabilir&#8221; fikrine erkeklerin %26’sı olumlu yaklaşırken, kadınlarda bu oran %15’te kalıyor. Modern birlikteliklerde de benzer bir eğilim var: </p>
<p>&#8220;Evlilik olmasa da çiftler birlikte yaşayabilir&#8221; diyen erkeklerin oranı %30, kadınlarda %19. Evlilik dışı çocuk sahibi olmaya erkeklerin yaklaşımı (%17) kadınlara (%10) göre daha esnek. Bu veriler, kadınların evlilikte &#8220;yasal güvence ve resmiyeti&#8221; önemserken, erkeklerin daha esnek modellere yöneldiğini ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Geleneksel &#8220;görücü usulü&#8221; evlilik hâlâ geçerliliğini koruyor</strong></p>
<p>Araştırmaya katılan hem kadınlar (%34) hem de erkekler (%32) için en yaygın ve kabul gören evlilik biçimi &#8220;Kendimiz tanıştık, anlaştık, aileler onayladı&#8221; seçeneği olurken, geleneksel &#8220;görücü usulü&#8221; evlilik de hâlâ geçerliliğini koruyor; kadınlarda bu oran %31, erkeklerde %22 seviyesinde.</p>
<p><strong>Esengül Berişah: “Aile, evlilik ve ortak yaşamda güçlü bir uzlaşı var”</strong></p>
<p>Method Research Company Genel Müdür Yardımcısı Esengül Berişah, Method Research Company ve Üsküdar Üniversitesi iş birliğinde yürütülen “Kadın ve Erkeklerin Dünyası Araştırması”, yıllar içinde gençleri, ardından erkekleri ve son olarak kadınları merkeze alarak insanı, toplumsal değerleri, beklentileri ve dönüşümü anlamamıza yönelik önemli bir bakış açısı sağladığını söyledi. Berişah, araştırmanın, kadın ve erkeğin hayatın birçok alanında farklı deneyimler yaşadığını ortaya koymakla birlikte; aile, evlilik ve ortak yaşam gibi temel konularda güçlü bir uzlaşıya da işaret ettiğini kaydetti.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: “Geleneksel ile modernin harmanlandığı toplum yapısı tüm araştırmalarımızın en belirgin özelliği”</strong></p>
<p>Araştırmayı değerlendiren Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: </p>
<p>“Bugün kadın ve erkeklerin sosyal yaşamları ve sosyal kurumlara yaklaşımını özetleyen bir araştırmamızı kamuoyu ile paylaşıyoruz. Ortaya çıkan sonuç hala geleneksel kurumların ve toplumu bir arada tutan temel yapıtaşı olarak ailenin önemini koruduğu. Hala insanlar kendilerini güvende hissedebilmek için çoğuldan tekile doğru yönleniyor. Erkeklerde özgüven, kadınlarda ise fedakarlık eğilimi biraz daha yüksek. Geleneksel ile modernin harmanlandığı bir toplum yapısı tüm araştırmalarımızın en belirgin özelliği.” İfadelerini kullandı</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadin-ve-erkeklerin-dunyasinda-carpici-sonuclar-599017">Kadın ve Erkeklerin Dünyasında Çarpıcı Sonuçlar!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de her 7 çocuktan biri akran zorbalığına maruz kalıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-7-cocuktan-biri-akran-zorbaligina-maruz-kaliyor-591749</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2025 10:09:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akran]]></category>
		<category><![CDATA[Akran Zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuğa Karşı Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuktan]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[önleme]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığa]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalığına]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=591749</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, 10-14 Kasım Dünya Akran Zorbalığıyla Mücadele Haftası kapsamında çocuğa karşı şiddet ve akran zorbalığı ilişkisini değerlendirerek, bu yılın teması olan “İyiliğin Gücü” ne dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-7-cocuktan-biri-akran-zorbaligina-maruz-kaliyor-591749">Türkiye&#8217;de her 7 çocuktan biri akran zorbalığına maruz kalıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, 10-14 Kasım Dünya Akran Zorbalığıyla Mücadele Haftası kapsamında çocuğa karşı şiddet ve akran zorbalığı ilişkisini<strong> </strong>değerlendirerek, bu yılın teması olan “İyiliğin Gücü” ne dikkat çekti.</p>
<p><strong>Çocuğa karşı şiddetin her biçimi devam ediyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ülküer, geçtiğimiz yıl Kolombiya’nın başkenti Bogota’da düzenlenen Çocuğa Karşı Şiddetin Önlenmesi Küresel Bakanlar Toplantısı’nın birinci yıl değerlendirmesine değinerek, ülkelerin bu alanda attıkları adımları şöyle değerlendirdi:</p>
<p>“Bir yıl önce ülkeler, çocuğa karşı şiddeti tamamen ortadan kaldırmak için taahhütlerde bulunmuştu. Dünya Sağlık Örgütü ev sahipliğinde yapılan çevrim içi toplantıda, bu sözlerin ne kadar yerine getirildiği konuşuldu. Birçok ülke, özellikle ‘fiziksel ceza’ konusunda ciddi yasal yaptırımlar getirdi. Şiddetin önlenmesi, izlenmesi ve farkındalık oluşturulması konusunda güçlü adımlar atıldı.<br /> Çocuğa karşı şiddetin her biçimi —ihmal, istismar, örseleme— insanlığın acilen çözmesi gereken bir sorun olmaya devam ediyor.”</p>
<p><strong>Çocuğun çocuğa karşı olan şiddeti, akran zorbalığı</strong></p>
<p>Çocuğun çocuğa karşı olan şiddeti yani akran zorbalığının yalnızca fiziksel bir şiddet türü olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ülküer, “Zorbalık, bir bireyin kasıtlı olarak ve tekrar eden biçimde bir başka kişiye zarar vermesi ya da onu rahatsız etmesiyle ortaya çıkar. Bu yalnızca fiziksel temasla değil, sözel saldırılar, dışlama veya dijital zorbalık gibi eylemlerle de gerçekleşebilir. Genellikle üç temel unsurla tanımlanır; niyet, süreklilik ve güç dengesizliği.” dedi.</p>
<p><strong>Türkiye’de her 7 çocuktan biri zorbalığa maruz kalıyor</strong></p>
<p>UNICEF’in 2024 raporuna göre, zorbalık davranışlarının çocukların yaşam kalitesini derinden etkilediğini kaydeden Prof. Dr. Ülküer, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 verileri de durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. TÜİK’in 2024 araştırmalarına göre; 6-17 yaş arası her 7 çocuktan biri, birden fazla kez akran zorbalığına uğruyor. Özel gereksinimli çocuklar, akran zorbalığına maruz kalma açısından daha yüksek risk altında. Zorbalığa uğrayan çocukların okul devamsızlık oranları artıyor, akademik başarıları düşüyor ve yaşam boyu sürecek travmalar ortaya çıkabiliyor.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Ülküer, bu tabloya dikkat çekerek, “Akran zorbalığı, çocuğa karşı şiddetin önemli bir parçasıdır. Şiddet gören çocuklar, ilerleyen süreçte şiddet uygulamaya daha eğilimli hale gelirler.<br /> Bu nedenle, çocuğa karşı şiddetin önlenmesi, akran zorbalığının da önlenmesi açısından kritik önemdedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Güçlü ebeveynler zorbalığın önlenmesinde kilit rol oynuyor</strong></p>
<p>İngiltere merkezli Akran Zorbalığına Karşı Birliği (Anti Bullying Alliance-ABA) gibi kurumların çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Ülküer, zorbalığın önlenmesinde en etkili stratejilerin başında ebeveynlerin güçlendirilmesinin geldiğini vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Ülküer, akran zorbalığının önlenmesinde en önemli faktörlerden birinin “güçlü ebeveyn-çocuk iletişimi” olduğunu ifade ederek, çocukların ilk öğretmenleri olan ebeveynlerin, bilinçli iletişim kurma becerilerini geliştirmelerinin, zorbalığın erken fark edilmesinde ve önlenmesinde hayati önem taşıdığını söyledi.</p>
<p><strong>Ebeveynlere akran zorbalığıyla mücadelede öneriler</strong></p>
<p>Ebeveynlere bu konuda bazı pratik öneriler sunan Prof. Dr. Ülküer, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çocuğunuzla sakin ve yargılamadan konuşabileceğiniz bir zaman ayırın. Açık uçlu sorular sorun; “Bana neler olduğunu anlatabilir misin?” gibi sorularla kendini ifade etmesini sağlayın. Duygusal değişimleri fark edin; okula gitmek istememesi, eşyalarının kaybolması gibi işaretlere dikkat edin.<br />Zorbalığa uğrayan çocuğunuza bunun kendi suçu olmadığını, birlikte çözebileceğinizi hatırlatın.<br /> Zorbalığa tanık olan çocuğunuza iyiliğin önemini anlatın; yetişkine haber vermesini ve zorbalık görene destek olmasını teşvik edin. Zorbalığa karışan çocuğunuzla sakin konuşun; davranışının etkilerini anlamasına ve doğru davranışı öğrenmesine yardımcı olun. Okulla iş birliği yapın ve süreci birlikte takip edin. Empati ve saygı konusunda örnek olun; öfkelendiğinizde bile nazik ve anlayışlı davranarak model oluşturun.”</p>
<p><strong>Her okulda bir ‘zorbalık önleme sorumlusu’ bulunmalı </strong></p>
<p>Prof. Dr. Ülküer, akran zorbalığını önlemede okul sistemlerinin ve eğitim politikalarının önemini dile getirerek, “Öğretmenlerin meslek öncesi ve hizmet içi eğitimlerinde akran zorbalığıyla mücadeleye yer verilmesi gerekiyor. Her okulda bir ‘zorbalık önleme sorumlusu’ bulunmalı. Zorbalık olayları kayıt altına alınmalı ve ilgili kurumlara hızla bildirilmelidir. Ayrıca okullar, ebeveynlerle güçlü bir iletişim içinde olmalıdır.” dedi.</p>
<p><strong>Zorbalık yapan çocukların çoğu da geçmişin mağdurları </strong></p>
<p>Zorbalık döngüsünün kırılabilmesi için mağdurların yanı sıra zorbalık yapan çocuklara da psikolojik destek verilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ülküer, “Şiddet şiddeti doğurur. Zorbalık yapan çocukların çoğu, geçmişte başka türden şiddetlerin mağdurları olmuştur. Bu nedenle, davranışlarının ardındaki nedenlerin araştırılması ve gerekli psikososyal desteğin sağlanması çok önemlidir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Akran Zorbalığını Önleme Fonu kurulmalı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ülküer, çözüm önerilerini ise şu şekilde sıraladı:</p>
<p>“Politika odaklı araştırmalar yapılmalı; yalnızca “kim” ve “ne” değil, “neden” ve “nasıl” sorularına da yanıt aranmalı.</p>
<p>İzleme ve değerlendirme çalışmaları, mevcut önleme programlarını bilimsel olarak gözden geçirmeli.</p>
<p>Ulusal strateji planı ve bütçe, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda hazırlanmalı.</p>
<p>Akran Zorbalığını Önleme Fonu kurulmalı; farkındalık çalışmalarının sürdürülebilirliği için kaynak oluşturulmalı.”</p>
<p><strong>İyiliğin gücünü kullanalım ve akran zorbalığının önüne geçelim</strong></p>
<p>Tüm bu gerekçelerden yola çıkarak, TBMM içinde başlatılan Çocuk Hareketi’nin Türkiye Büyük Millet Meclis’i bünyesinde Akran Zorbalığını Önleme Komisyonu kurduğunu ifade eden Prof. Dr. Ülküer, “Komisyon, katılımcı bir bakış açısıyla çalışmalarına başlamış bulunmaktadır. Bu önerilerin hayata geçirilmesinde önemli bir lokomotif olacaktır. Desteklenmesi gereken önemli bir adım. İyiliğin gücünü kullanalım ve akran zorbalığının önüne geçelim.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-her-7-cocuktan-biri-akran-zorbaligina-maruz-kaliyor-591749">Türkiye&#8217;de her 7 çocuktan biri akran zorbalığına maruz kalıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egzersiz Yaşlanmayı Geciktiriyor, Yürüyen Daha Genç Kalıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egzersiz-yaslanmayi-geciktiriyor-yuruyen-daha-genc-kaliyor-576691</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 15:05:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[geciktiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanmayı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576691</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her geçen gün daha uzun bir ömür sürmemize rağmen, asıl önemli olanın sağlıklı ve bağımsız yaşlanmak olduğu artık herkes tarafından kabul ediliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egzersiz-yaslanmayi-geciktiriyor-yuruyen-daha-genc-kaliyor-576691">Egzersiz Yaşlanmayı Geciktiriyor, Yürüyen Daha Genç Kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Her geçen gün daha uzun bir ömür sürmemize rağmen, asıl önemli olanın sağlıklı ve bağımsız yaşlanmak olduğu artık herkes tarafından kabul ediliyor. Bilimsel araştırmalar, yaşlanmayı hızlandıran en önemli faktörlerin hareketsizlik, kronik stres, düzensiz uyku ve yalnızlık olduğunu gösteriyor. Bu noktada, en etkili ve doğal çözümün düzenli egzersiz olduğu vurgulanıyor. Acıbadem Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nuray Alaca, egzersizin yalnızca fiziksel değil, hormonal, metabolik ve zihinsel açıdan da yaşlanmayı yavaşlatan güçlü bir araç olduğuna dikkat çekerek, “Egzersiz, insanın biyolojik saatini yavaşlatıyor. Düzenli yürüyüş yapan kişilerin biyolojik yaşlarının daha genç olduğunu bilimsel araştırmalar göstermiştir. Spor yapan insanlar daha dinç kalıyor, yaşlanma hızları yavaşlıyor” diyor.</strong></em></p>
<p>Doç. Dr. Nuray Alaca’ya göre, egzersiz yalnızca bedeni değil, ruhu da genç tutuyor:</p>
<p>“Uyku kalitesinden hormon dengelerine, kalp-damar sağlığından sosyal bağlara kadar yaşamın her alanında olumlu etki gösteriyor. Kısacası egzersiz, uzun ve sağlıklı yaşamın en güçlü reçetesi.”<strong> </strong></p>
<p><strong>“Yürüyen Daha Genç Kalıyor”</strong></p>
<p>Düzenli egzersizin yaşlanmayı geciktirdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Nuray Alaca, birçok kronik hastalığa karşı koruyucu etki sağladığını da vurguluyor. Egzersizin yalnızca bedensel değil, aynı zamanda hormonal ve metabolik dengeler üzerinde de güçlü etkileri olduğunu söyleyen Doç. Dr. Nuray Alaca, “Egzersiz büyüme hormonu ve IGF-1 salınımında destekleyici rol oynayarak hücre yenilenmesini destekler. İnsülin duyarlılığını artırır, metabolik sendrom ve insülin direnci riskini azaltır. Direnç egzersizleriyle testosteron ve östrojen seviyeleri korunabilir, kortizol yani stres hormonu dengelenir” diyor.</p>
<p>Düzenli sporun uyku kalitesine de iyi geldiğini belirten Doç. Dr. Alaca, “Düzenli egzersiz, uyku kalitesini ilaçsız şekilde belirgin biçimde iyileştirebilir. Egzersiz yaptığınız gün daha kaliteli uyuduğunuzu hemen fark edersiniz” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Yaşlılığa Karşı Hangi Egzersizler Yapılmalı?</strong></p>
<p>Yaşlanmayı geciktirmek için en önemli egzersizlerin aerobik ve direnç egzersizleri olduğunu söyleyen Doç. Dr. Nuray Alaca, şunları ekliyor:</p>
<p>“Yürüyüş, koşu, yüzme, jimnastik, bisiklet gibi aerobik egzersizler kalp-akciğer kapasitesini artırır, kronik hastalıklara yakalanma riskini azaltır, biyolojik yaşlanmayı yavaşlatır, ayrıca beyin sağlığını korur ve bilişsel fonksiyonlara olumlu etki eder. Haftada 2-3 kez direnç egzersizi yapmak ise kas ve kemik sağlığı açısından çok önemlidir. Özellikle yaşlılarda düşmeye bağlı kalça kırıkları ölüm riskini artırıyor. Direnç egzersizleri bu riski ciddi şekilde azaltıyor. Haftada 40 dakikalık kuvvet egzersizlerinin çok güzel sonuç verdiğini biliyoruz. Diyabet ve kalp-damar hastalıklarında ise hastaların haftada 60 dakika kuvvet egzersizi yapmalarını öneriyoruz. Aşırı egzersiz yapmanın ise bağışıklık ve eklem sağlığına zarar verdiğini gösteriyor bilimsel çalışmalar. Yani haftada 2, en fazla 3 direnç egzersizi yeterli. Direnç egzersizlerini, kasların belli bir kuvvete karşı çalışmasını sağlayarak onları güçlendiren ve şekillendiren egzersiz türü olarak tanımlayabiliriz. Direnç egzersizlerine örnek olarak ağırlık kaldırma, şınav, direnç lastiğiyle yapılan egzersizler, pilates topu veya reformer ile yapılan dirençli hareketleri sıralayabiliriz.” </p>
<p>Düzenli egzersizin başta kalp-damar hastalıkları, diyabet ve bazı kanser türlerine karşı koruyucu olduğunu belirten Doç. Dr. Nuray Alaca, “Egzersiz; kas kaybı, denge bozukluğu ve bağımlılık riskine karşı güçlü bir kalkan. Düzenli yürüyüş yapan insanların biyolojik olarak daha genç bir yaşa sahip olduklarını görüyoruz. Yani egzersiz, yaşlanmayı yavaşlatıyor, gençliği koruyor” diyor.</p>
<p><strong>Esneme Egzersizleri ve Kısa Süreli Koşular Önemli </strong></p>
<p>Kısa süreli koşuların önemli olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Nuray Alaca, “Mesela yürürken 10-15 saniye, en fazla 30 saniye hızlı koşmayı öneriyoruz. Vücudu şaşırtmak çok önemli. Yürürken birden zıplamanın veya 15 saniye koşup durmanın sağlığa olumlu katkıları var” şeklinde konuşuyor.</p>
<p>Esneme egzersizlerinin de sağlığa faydasının büyük olduğuna değinen Doç. Dr. Nuray Alaca, özellikle yoga, pilates gibi faaliyetlerin hem fiziksel hem ruhsal açıdan yararlı olduğunu belirtiyor: “Esneme egzersizleri kişinin kendini iyi hissetmesini sağlıyor, kas esnekliğini artırıyor. Ayrıca zamanla eklem sertliğini, kas kısalmasını ve duruş bozukluğunu da önlüyor. Özellikle de omurga, kalça ve omuz esnekliğini koruyarak yaşa bağlı ağrı ve hareket kısıtlılığını azaltıyor. Yoga gibi disiplinler ayrıca stres hormonu seviyelerini düşürerek zihinsel rahatlama da sağlıyor.”</p>
<p><strong>Sosyal Bağlar Ömrü Uzatıyor</strong></p>
<p>Egzersizin sadece bedensel değil, sosyal faydaları da olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Nuray Alaca, “Sağlıksız beslenme ve fiziksel aktivite eksikliği dışında yaşlılıkta kırılma riskini artıran en önemli şeylerden biri, yalnızlık. Yalnızlık, yaşlılıkta ömrü kısaltan en önemli faktörlerden biri. Sosyal bağların, ortalama ömrü yaklaşık 7 seneye kadar anlamlı derecede uzattığı, sosyal yaşlıların daha uzun yaşadıkları bilimsel araştırmalarla da gösterildi. Dolayısıyla biz pilates gibi grup egzersizleri öneriyoruz yaşlı insanlara. Grup egzersizleri, pilates, dans ya da yürüyüş gibi aktiviteler sosyal bağları güçlendiriyor ve ömrü uzatıyor” diyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egzersiz-yaslanmayi-geciktiriyor-yuruyen-daha-genc-kaliyor-576691">Egzersiz Yaşlanmayı Geciktiriyor, Yürüyen Daha Genç Kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz çevresel uyaranlara yeteri kadar maruz kalıyor mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-cevresel-uyaranlara-yeteri-kadar-maruz-kaliyor-mu-548444</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 21:28:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çevresel]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğunuz]]></category>
		<category><![CDATA[kadar]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[uyaranlara]]></category>
		<category><![CDATA[yeteri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548444</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, çocuklarda çevresel uyaran eksikliğinin neden olduğu sorunlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-cevresel-uyaranlara-yeteri-kadar-maruz-kaliyor-mu-548444">Çocuğunuz çevresel uyaranlara yeteri kadar maruz kalıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, çocuklarda çevresel uyaran eksikliğinin neden olduğu sorunlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çocuk çevresel uyaranlara maruz kalmıyorsa bazı sorunlar gelişebilir!</strong></p>
<p>Çocuğun gelişim çağına, yaşına göre maruz kalması gereken çevresel faktörlerin yeterli düzeyde sunulamaması sonucu sosyal becerilerin gelişmemesi durumunun uyaran eksikliği olarak adlandırıldığını ifade eden Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, “Küçük yaş grubu için bir hareket, görüntü, ses, sosyal ortam, anne ve babayla geçirdiği bir zaman bile çocuk için bir uyarandır. Bu uyaranlar olmadığı zaman beyindeki nörol aktivite bölümünü geliştiremez ve bazı sorunlar ile karşılaşılabilir.” dedi. </p>
<p>Uyaran eksikliği belirtilerinden bahseden Kaya, “Öfke problemleri, anlamada yaşanan zorluklar, inatlaşma, gelişiminde yaşıtları ile arasında oluşan fark, komutları gerçekleştirememe sorunları, göz teması kuramama, konuşma problemleri, uzun süre ekrana bakma isteği, akranları ile iletişime geçme zorlukları gibi belirtiler görülebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Otizm bir tanı grubu, uyaran eksikliği bir sebep/neden!</strong></p>
<p>Otizm spektrum bozukluğu ile uyaran eksikliği arasındaki farka değinen Emrullah Harun Kaya, “En büyük fark otizmin bir tanı grubu,  uyaran eksikliğinin ise bir sebep/neden olmasıdır.” dedi. </p>
<p>Otizmli bireyin seslenildiği zaman tepki vermezken uyaran eksikliği olan bireyin tepki verebildiğini dile getiren Kaya, “Otizm ve uyaran eksikliği; aynı belirtiler, çok fazla iletişim kurulmamış olması, ekran maruziyeti, sözel iletişimin az kurulması, birlikte oyun oynamamak veya oyunların sessiz bir şekilde oynanması, akranları ile aynı ortamda bulunmaması veya az bulunması gibi durumlardan dolayı karışabiliyor. Tam bir tespit yapılması için mutlaka bir uzman kuruluşun çocuk psikiyatristi görmesi ve değerlendirmesi gerekmektedir. Erken müdahale etmek çok önemlidir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Ergoterapi, uyaran eksikliği olan çocuklara yaşam uyumu sağlar!</strong></p>
<p>Uyaran eksikliğinin özellikle 0-3 yaş döneminde çevresel uyaranlara oldukça az maruz kalması sonucu sosyal becerilerin gelişmemesi ya da oldukça az gelişmesi olarak ifade edildiğini yineleyen Ergoterapist Emrullah Harun Kaya, “Örneğin bir yemek tarifine baktınız ve hoşunuza gitti, bunu yapmak için o yemek tarifinin yapılış aşamasında olan planlama becerisi daha önceki deneyimlediğimiz duyguyu, yemeği pişirirken gördüğünüz görselliğini, yediğinizde tat uyarısını deneyimlediniz. Böylece yapabileceklerinizi keşfediyor ve yeni deneyimlere açık oluyorsunuz. Uyaran eksikliği olan çocuklarda bu durum tam tersi olmuş oluyor.” dedi.</p>
<p>Farklı uyaranlar deneyimlendiğinde fiziksel, bilişsel, duygusal, iletişimsel, sosyal ve duygusal açıdan zenginleştirip geliştirilebileceğine vurgu yapan Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Uyaran eksikliği olan bireylerde aileler, çeşitli uyaranlarla birlikte bir uzman eşliğinde çocuğun dış dünyayı keşfetmesini sağlayabilir. Ergoterapistler uyaran eksikliği olan çocuklara uyguladıkları testten sonra; hangi duygusal sistemde ya da çevreden gelen hangi uyaranları fark etmede güçlük yaşıyorsa, bunlara karşı uygun cevap üretme, yorumlama gibi durumlarda duyu bütünleme, motor planlama, çevresini fark etmesini ve çevreden gelen uyaranlara doğru tepki vermesini, yani günlük yaşama uyum sağlamsında destek olur. Unutulmaması gereken bir konu ailelerin de uzmana destek olması gerekir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocugunuz-cevresel-uyaranlara-yeteri-kadar-maruz-kaliyor-mu-548444">Çocuğunuz çevresel uyaranlara yeteri kadar maruz kalıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklar Tatilde Sınıfta Kalıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklar-tatilde-sinifta-kaliyor-547222</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jun 2025 10:36:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sınıfta]]></category>
		<category><![CDATA[tatilde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=547222</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tatilde artan ekran süresi, klorlu havuz suları, güneş ışınları ve hijyen eksiklikleri, çocukların göz sağlığını olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Tablet, telefon ve televizyon karşısında geçirilen süre, okul zamanı uygulandığı gibi tatilde de sınırlandırılmalıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-tatilde-sinifta-kaliyor-547222">Çocuklar Tatilde Sınıfta Kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tatilde artan ekran süresi, klorlu havuz suları, güneş ışınları ve hijyen eksiklikleri, çocukların göz sağlığını olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Tablet, telefon ve televizyon karşısında geçirilen süre, okul zamanı uygulandığı gibi tatilde de sınırlandırılmalıdır. Uzun süre sabit bir ekrana bakmak göz tembelliği, şaşılık, göz kuruluğu gibi birçok problemi beraberinde getirebiliyor. Bu nedenle çocuklara oyun amaçlı 5 yaşına kadar günlük 1 saati aşmayacak şekilde bir kısıtlama getirilmelidir. 7 yaş ve üzerinde ise bilgisayar, cep telefonu ve tablet kullanımı günde 1,5-2 saati geçmemelidir” dedi.</p>
<p>UV ışınlarının, özellikle gelişim çağındaki çocukların gözleri için zararlı olduğunu belirten Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Çocuklar için de güneş altında kaliteli ve UV korumalı gözlükler kullanılmalı. Klorlu havuz sularına uzun süre maruz kalmak gözlerde kızarıklık ve tahrişe yol açabiliyor o nedenle yüzme gözlüğü öneriyoruz. Tatil, çocukların rutin göz kontrollerini yaptırmak için uygun bir dönemdir. Erken teşhis, okul başarısını da olumlu etkiler” diyerek uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Ekran süresi ortalama 6 saati aşıyor</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de yapılan bir araştırmada, çocukların neredeyse yüzde 72&#8217;sinin önceki yıllara göre daha fazla ekran izleme süresine sahip olduğu belirtilmiştir. Ayrıca ülkemizde 6-13 yaş arası grupta, ekran süresi ortalama günde 6,4 saat olarak tespit edilmiştir. Bu doğrultuda aileleri, okul öncesi ve süresince çocuklarının göz muayenelerini yaptırmaları konusunda uyaran Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, aile hikayesinde göz hastalığı bulunan çocukların göz kontrollerinin daha sık yapılması gerektiğinin altını çizdi. Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Özellikle bebeklik çağından 7-8 yaşlarına kadar geçen süre, hassas periyot denilen bir dönemdir, yani bu süre içinde yapılan tedavilerdeki başarı şansı yüksektir. Bu dönemde çocukların ailece fark edilen bir şikayeti olmaksızın düzenli muayene edilmesi önemlidir. Yapılacak düzenli muayeneler sonucunda bir veya her iki gözde görme azlığı problemi, buna neden olan hastalıklar ve şaşılık erkenden tespit edilir. 0-16 yaş grubundaki çocukların gözlerini korumak için mümkünse doğumdan hemen sonra, yoksa 6-12 aylıkken, okula başlamadan önce ve okul süresince düzenli göz muayenesi yapılması gereklidir.” şeklinde açıklamada bulundu.</p>
<p> </p>
<p><strong><u>Dünyagöz Hastaneler Grubu Hakkında:</u></strong> </p>
<p>1996 yılında hizmet vermeye başlayan Dünyagöz, gözün tüm branşlarında ve en gelişmiş teknolojilerle sunduğu yüzlerce farklı tedavi yöntemiyle göz ve göz çevresi sağlığına dair sorunlara çözüm getiriyor. Ülkemizde branş hastaneciliği ile yeni bir dönem başlatan Dünyagöz Hastaneler Grubu, günde 8.000 poliklinik ve 1.000 ameliyat kapasitesiyle yurt içi ve yurt dışında toplam 31 ayrı noktada ilkeli sağlık hizmeti veriyor. Dünyagöz; sürekli yenilenen eksiksiz teknolojisi, 350’si öğretim üyesi ve uzman doktorlardan oluşan 800 kişilik deneyimli medikal kadrosu, 3500’ün üzerinde personeli ve çağdaş yönetim anlayışıyla kısa sürede dünyanın sayılı merkezleri arasında yerini aldı. Türkiye çapında İstanbul, Ankara, Antalya, İzmit, Adana, Samsun, Tekirdağ, Bursa, Konya, Sakarya, Gaziantep ve İzmir olmak üzere 12 ayrı ilde 21 şube ve yurt dışında Almanya’nın Frankfurt ve Köln’de 2 ayrı noktada, Gürcistan’ın Tiflis, Azerbaycan’ın Bakü, Kosova’nın Priştine, Kırgızistan’ın Bişkek’te 2 ayrı noktada, Özbekistan’ın Taşkent, Bulgaristan’ın Haskovo şehirlerinde olmak üzere 10 ayrı noktada hizmet vermektedir. 2026-2027 yılları içerisinde Almanya, Hollanda ve Avusturya başta olmak üzere Avrupa’da 15 ayrı noktada ilave klinikler açmayı hedeflemektedir. Dünyagöz, Türkiye’de sağlık turizminin öncülüğünü üstlenerek dünyanın 171 ayrı yabancı ülkesinden yılda ortalama 120.000 hastaya 7/24 hizmet veriyor.<strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklar-tatilde-sinifta-kaliyor-547222">Çocuklar Tatilde Sınıfta Kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çevrimiçi flört edenlerin yaklaşık dörtte biri dijital takibe maruz kalıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cevrimici-flort-edenlerin-yaklasik-dortte-biri-dijital-takibe-maruz-kaliyor-441187</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Feb 2024 13:27:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[biri]]></category>
		<category><![CDATA[çevrimiçi]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[dörtte]]></category>
		<category><![CDATA[edenlerin]]></category>
		<category><![CDATA[flört]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[takibe]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=441187</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky tarafından dünya genelinde 21 bin kişiyle yapılan yeni anket, dijital istismarın boyutları hakkında şok edici veriler ortaya koydu. Katılımcıların neredeyse dörtte biri (%23) yeni çıkmaya başladıkları kişi tarafından çevrimiçi takibe maruz kaldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cevrimici-flort-edenlerin-yaklasik-dortte-biri-dijital-takibe-maruz-kaliyor-441187">Çevrimiçi flört edenlerin yaklaşık dörtte biri dijital takibe maruz kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky tarafından dünya genelinde 21 bin kişiyle yapılan yeni anket, dijital istismarın boyutları hakkında şok edici veriler ortaya koydu. Katılımcıların neredeyse dörtte biri (%23) yeni çıkmaya başladıkları kişi tarafından çevrimiçi takibe maruz kaldı. Katılımcıların üçte biri (%34), çıkmaya başladığınız kişinin sosyal medya hesaplarını Google&#8217;da aramanın veya kontrol etmenin kabul edilebilir olduğuna inanıyor ve %41&#8217;i biriyle çıkmaya başladığında bunu yaptığını itiraf ediyor.</strong></p>
<p>Dünya genelinde 21 ülkede 1.000 kişiyle görüşülerek yapılan araştırmaya göre, online randevuyla tanışanlar aşk arayışında kendilerini korumak için adımlar atma konusunda istekli. Bununla birlikte bireyler Sevgililer Günü’nde konum ayarları, veri gizliliği ve aşırı paylaşımdan kaynaklanan riskler nedeniyle takip ve istismarın endişe verici artışına karşı halen savunmasız durumda.</p>
<p>İstismar türleri de çeşitlilik gösteriyor. Katılımcıların üçte birinden fazlası (%39) mevcut veya önceki partnerlerinden bir tür şiddet veya istismar gördüğünü bildirdi. Katılımcıların %16&#8217;sına istenmeyen e-postalar veya mesajlar gönderilirken, belki de en endişe verici olanı %13&#8217;ünün rızası olmadan filme alınması veya fotoğrafı çekilmesi oldu. Katılımcıların %10&#8217;u konumlarının izlendiğini, %10&#8217;u sosyal medya hesaplarının veya e-postalarının ele geçirildiğini ve %7&#8217;si rızaları olmadan cihazlarına takip yazılımı yüklendiğini itiraf etti.</p>
<p>Erkek katılımcılara kıyasla oransal olarak daha fazla kadın katılımcı şiddet veya istismara maruz kaldı (%42&#8217;ye karşı %36). Uzun süreli ilişkisi olanlara kıyasla yeni flört edenler daha fazla şiddet veya istismara maruz kaldı (%48&#8217;e karşı %37). Katılımcıların %34&#8217;ü internette takip edilme ihtimalinden endişe duyduklarını belirtiyor ve kadın katılımcılar bu ihtimalden erkeklere kıyasla daha fazla endişe duyuyor (erkek katılımcıların %31&#8217;ine kıyasla erkeklerin %36&#8217;sı bu konuda endişe duyuyor).</p>
<p>Kaspersky Güvenlik Araştırmacısı <strong>David Emm</strong>, konuya ilişkin şunları söyledi: <em>&#8220;Nesnelerin interneti veya bağlantılı dünya bize sayısız olasılık ve fırsat sunuyor. Ancak fırsatların yanında tehditler de geliyor. Bağlantılı dünyanın bu tehditlerinden biri de bizi istismara karşı savunmasız bırakan, izlenebilir verilere erişim kolaylığı sunması. Bu davranışların suçu taciz mağdurlarına ait değil, ancak mağdurların riskleri en aza indirecek adımları atma konusunda üzerlerinde bazı sorumluluklar var. İnsanların çevrimiçi ortamda kimliklerini doğrulamak için adım atmasının harika olduğunu düşünüyorum. Onları paylaştıkları herhangi bir bilgi, parola veya veri üzerinde hızlı bir durum kontrolü yapmaya ve bu bilgilerin kötü niyetli kişiler tarafından nasıl kullanılabileceğini düşünmeye teşvik ediyorum.&#8221;</em></p>
<p>Refuge Teknoloji Destekli İstismardan Korunma ve Ekonomik Güçlendirme Başkanı <strong>Emma Pickering</strong> de şunları ekledi: <em>&#8220;Çevrimiçi flört ve sanal alanlarda gezinmek zor olabilir. Sosyal medya ve flört uygulamalarının, kullanıcıların profillerinin gerçek fotoğraflarıyla eşleştiğini doğrulamaya yardımcı olabilecek süreçleri uygulaması çok önemlidir. Bildiğim kadarıyla Bumble şu anda bu düzeyde doğrulama kullanan tek arkadaşlık uygulaması. Diğerlerinin de benzer güvenlik önlemlerini benimsediğini görmek isterim. Ayrıca, güvenlik kılavuzlarına ve kaynaklarına çevrimiçi olarak birden fazla dilde kolayca erişilebilmeli, böylece savunmasız bireylerin uygulamaya kaydolmalarına gerek kalmadan gerekli desteğe sahip olmaları sağlanmalıdır. Birleşik Krallık&#8217;ın Çevrimiçi Güvenlik Yasası, kullanıcıları korumak için platformları düzenleyerek bir emsal teşkil ediyor. Takip ve teknoloji destekli istismarın yaygın doğası göz önüne alındığında, bireylere şifreleri ve hesapları da dahil olmak üzere çevrimiçi varlıklarını güvence altına almalarını tavsiye ediyoruz.&#8221;</em></p>
<p>Kaspersky, çevrimiçi flört sırasında güvende kalmak için bazı önemli ipuçlarını bir araya getirdi. Daha fazla ayrıntı için lütfen güvenli flört rehberimize göz atın veya Stalkerware&#8217;den korunmanın diğer yolları için https://stopstalkerware.org/resources/ adresini ziyaret edin</p>
<ul>
<li>Şifrelerinizi kendinize saklayın ve karmaşık ve benzersiz olduklarından emin olun.</li>
<li>Eğer bir durum gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, muhtemelen öyledi. Şüpheniz varsa kontrol edin. </li>
<li>Dijital gizlilik ayarlarınızı kontrol etmek için zaman ayırın.</li>
<li>Paylaşmadan önce düşünün. İnternetin geniş bir hafızası vardır ve çok fazla şeyi çok erken paylaşmak sizi savunmasız bırakabilir.</li>
<li>Dijital dünyadan gerçek dünyaya geçtiğinizde bir &#8216;güvenli plan&#8217; oluşturun.</li>
<li>Kendinizi korumak için kapsamlı bir siber güvenlik veya VPN çözümü kullanmayı değerlendirin.</li>
</ul>
<p>Kaspersky bu konuda bilgi paylaşmak, hem profesyonelleri hem mağdurları desteklemek için mağdur destek hizmetleri ve fail programlarından araştırma ve devlet kurumlarına kadar aile içi şiddet alanındaki uzmanlarla ve kuruluşlarla birlikte çalışıyor. Kaspersky, takipçi yazılımlarla mücadele etmeye ve aile içi şiddetle savaşmaya adanmış uluslararası bir grup olan Coalition Against Stalkerware&#8217;in kurucu ortaklarından biri konumunda. Kaspersky, 2021&#8217;den beri Avrupa Birliği Haklar, Eşitlik ve Vatandaşlık Programı tarafından ortaklaşa finanse edilen DeStalk adlı AB projesinin konsorsiyum ortağı. Kaspersky ayrıca cihazlarda takip yazılımları ve izleme uygulamaları olup olmadığını kontrol etmek için ücretsiz, güvenli ve kullanımı kolay bir araç olan TinyCheck uygulamasını başlattı ve sürdürüyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Anket Detayları</strong></p>
<p>Ocak 2024&#8217;te Arlington Research, Kaspersky adına aşağıdaki 21 ülkenin her birinden 1.000’er kişi olmak üzere 21 bin çevrimiçi görüşme gerçekleştirdi: İngiltere, Almanya, İspanya, Sırbistan, Portekiz, Hollanda, İtalya, Fransa ve Yunanistan, ABD, Brezilya, Arjantin, Şili, Peru, Kolombiya ve Meksika, Asya-Pasifik: Çin, Singapur, Rusya, Hindistan ve Malezya. Katılımcılar 16 yaş ve üzerindeydi. Hepsi ya uzun süreli bir ilişki içindeydi (örneklemin %62&#8217;si), biriyle çıkıyordu (%16) ya da şu an biriyle çıkmıyordu / ilişkisi yoktu ama geçmişte vardı (%21).</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cevrimici-flort-edenlerin-yaklasik-dortte-biri-dijital-takibe-maruz-kaliyor-441187">Çevrimiçi flört edenlerin yaklaşık dörtte biri dijital takibe maruz kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pasif içici olarak her yıl en az 1 milyon insan sigara dumanına maruz kalıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pasif-icici-olarak-her-yil-en-az-1-milyon-insan-sigara-dumanina-maruz-kaliyor-439598</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Feb 2024 10:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dumanına]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[içici]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[maruz]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[pasif]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=439598</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tütün ve tütün ürünleri her yıl 8 milyondan fazla insanın ölümüne sebep oluyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pasif-icici-olarak-her-yil-en-az-1-milyon-insan-sigara-dumanina-maruz-kaliyor-439598">Pasif içici olarak her yıl en az 1 milyon insan sigara dumanına maruz kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tütün ve tütün ürünleri her yıl 8 milyondan fazla insanın ölümüne sebep oluyor. Sigara içmeyen ve pasif içici olarak sigara dumanına maruz kalan tahmini 1,3 milyon kişinin de bulunduğunu ve böylelikle bu tablonun daha da ağırlaştığını paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Sigara bilindiği üzere akciğer kanserinin nedenlerinin başında geliyor. Tüm akciğer kanserlerinin yüzde 80-90’ının sigara kaynaklı olduğu görülüyor. Bu da demek oluyor ki akciğer kanseri, sigara bağımlılığından kurtularak önlenebilir” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2020 yılında yaptığı araştırmaya göre dünya nüfusunun yüzde 22,3&#8217;ü tütün kullanıyor ve içmeyi bırakmayanların yarısı da bu sebepten hayatını kaybediyor. İçerisinde 7 binden fazla zararlı kimyasal madde bulunduran sigaranın, DNA hasarı oluşturarak hücresel fonksiyonlar üzerinde çok ciddi etkileri bulunuyor. Tütün içmenin (sigara, puro ve pipo dahil) akciğer kanseri için birincil risk faktörü olduğunu hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Bunun dışında hamilelikte sigara kullanımı veya çocukların sigara dumanına maruz kalmaları da çocukların akciğer gelişimini olumsuz etkiliyor ve astım oluşma riskini arttırıyor. Sigara içen astım hastalarında içmeyenlere göre, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gelişme riskinin daha yüksek olduğu biliniyor” dedi.</p>
<p><strong>Sigarayı bırakmak KOAH’ın ilerlemesini durdurulabilir</strong></p>
<p>Sigara ile ilişkili oluşan ve rastlanma sıklığı en yüksek hastalığın KOAH olduğunu açıklayan Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “KOAH; öksürük, yoğun balgam ve nefes darlığı ile seyreden aynı zamanda kronik, ilerleyici ama önlenebilir bir hastalık. KOAH’ın ilerlemesini ve buna bağlı ölümlerin azaltılmasında en etkili yöntem, sigaranın bırakılması. Sigara, akciğerin süngerimsi yapısını bozarak normal işleyişine zarar veren bir dizi hastalığa da neden olabiliyor. Bunlardan sigara ile güçlü ilişkisi olanlar; respiratuar bronşiyolit, deskuamatif intersitisyel pnömoni ve langerhans hücreli histiyositosistir” diye konuştu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Daha önce sigara içilmiş bir evde bulunmak bile risk</strong></p>
<p>Direkt olarak başkasının içtiği sigaranın dumanına maruz kalınması olan pasif içicilik yani ikincil maruziyetin de sağlığa zararlı olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Üçüncül maruziyet ise, kapalı ortamda sigara içilmesine bağlı, kıyafet, mobilya, yatak, perde gibi yumuşak yüzeylerde nikotin, formaldehid ve naftalin gibi kimyasalların birikmesine ve buna maruz kalınmasına bağlı gerçekleşir” dedi.</p>
<p>Sigaranın akciğer kanserlerinin yanı sıra koroner arter hastalığı, inme ve gebelerde düşük doğum ağırlığına da sebep olabildiğini paylaşan Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Sigara ayrıca, bebek ve çocuklarda ani bebek ölüm sendromu, akciğer enfeksiyonları, kulak enfeksiyonu ve astım ataklarına da yol açabiliyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ancak bir yıl sigara içmeyince sigara bırakılmış sayılıyor</strong></p>
<p>Sigara bırakma polikliniklerinde tütün ürünleri kullanan ancak bir yandan da bırakmak isteyen kişilere psikososyal destek sağlanarak ve gerekli görülen hastalara nikotin replasman tedavileri uygulanarak sigaranın bırakılmasına yardımcı olunduğunun altını çizen Doç. Dr. Tayfun Çalışkan, “Sigara bırakma başarısı demek, bir yıl boyunca hiç sigara içilmemesi demektir. Kendi kendine bırakma stratejisinde başarı oranı yüzde 8-25 iken, sigara bırakma polikliniğine başvuran kişilerde başarı oranı yüzde 20-40 arasında saptanıyor. Bu nedenle bırakmak isteyen kullanıcıların profesyonel destek alınması hayati önem taşıyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pasif-icici-olarak-her-yil-en-az-1-milyon-insan-sigara-dumanina-maruz-kaliyor-439598">Pasif içici olarak her yıl en az 1 milyon insan sigara dumanına maruz kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çankayalılar açık havada sporla zinde kalıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cankayalilar-acik-havada-sporla-zinde-kaliyor-393550</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Aug 2023 09:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[çankayalılar]]></category>
		<category><![CDATA[havada]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sporla]]></category>
		<category><![CDATA[zinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=393550</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çankaya Belediyesi Çankaya Evleri, yaz sezonunda atölye eğitimlerini sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankayalilar-acik-havada-sporla-zinde-kaliyor-393550">Çankayalılar açık havada sporla zinde kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Çankaya Belediyesi Çankaya Evleri, yaz sezonunda atölye eğitimlerini sürdürüyor. Belirlenen dört noktada açık havada eğitmenler eşliğinde spor yapan Çankayalılar, yoga ve egzersizlerle ruhen hem de bedenen zinde kalıyor.     </b></p>
<p>Spor ve sağlık hizmetleriyle adından söz ettiren Çankaya Belediyesi, yaz aylarında da vatandaşların ihtiyaçlarına öncelik veriyor. Çankaya Evleri’nde düzenlenen spor ve yoga atölyeleri kursiyerler tarafından yoğun ilgi görüyor. Çankayalıların talepleri doğrultusunda planlanan ve her yıl binlerce kursiyere hizmet veren Çankaya Evleri, uzman eğitmenlerle Başkentlilere hizmet veriyor. </p>
<p><b> </b></p>
<p><b>ÇANKAYA EVLERİ’NDE ÜCRETSİZ YAZ KURSLARI SÜRÜYOR </b></p>
<p>Çankaya Evlerinde ücretsiz olarak gerçekleştirilen ve her yaştan vatandaşın katılımına açık olan spor ve yoga atölyelerinde Başkentliler beden ve ruh sağlıklarına katkı sağlarken aynı zamanda sosyalleşme imkanı buluyor. </p>
<p>Çankayalıları spora ve yogaya teşvik eden Çankaya Evleri Açık Hava Spor ve Yoga programı 4 ayrı noktada düzenleniyor. Atölye noktalarından biri olan Birlik Çankaya Evi’nde güne sağlıklı ve zinde başlamak isteyen kursiyerler uzman eğitmenler eşliğinde açık havada spor yaparak yaşam kalitesini arttırıyor. </p>
<p> </p>
<p>Açık havada spor programı şöyle: </p>
<p><b>Haydar Aliyev Parkı &#8211; Mürsel Uluç Çankaya Evi yanı</b><br />• Pazartesi &#8211; Spor<br />• Çarşamba- Spor<br />• Cuma &#8211; Yoga </p>
<p><b>Çayyolu Çankaya Evi Hizmet Binası yanı</b><br />• Salı &#8211; Spor<br />• Perşembe &#8211; Spor </p>
<p><b>İsmet İnönü Parkı &#8211; Birlik Çankaya Evi yanı</b><br />• Pazartesi &#8211; Yoga<br />• Salı &#8211; Spor<br />• Perşembe &#8211; Spor </p>
<p><b>Ümitköy Çankaya Evi</b><br />• Pazartesi &#8211; Spor<br />• Çarşamba &#8211; Spor </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankayalilar-acik-havada-sporla-zinde-kaliyor-393550">Çankayalılar açık havada sporla zinde kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlerin Yüzde 93&#8217;ü Düşük Ücretlere Sessiz Kalıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genclerin-yuzde-93u-dusuk-ucretlere-sessiz-kaliyor-374487</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 May 2023 10:42:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[düşük]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerin]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[ücretlere]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=374487</guid>

					<description><![CDATA[<p>Youthall’un gerçekleştirdiği “Gençlerin Beklenti ve Yönelimleri Araştırması” gençlerin geçim derdini gün yüzüne çıkardı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerin-yuzde-93u-dusuk-ucretlere-sessiz-kaliyor-374487">Gençlerin Yüzde 93&#8217;ü Düşük Ücretlere Sessiz Kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><u>Youthall’un gerçekleştirdiği “Gençlerin Beklenti ve Yönelimleri Araştırması” gençlerin geçim derdini gün yüzüne çıkardı</u></strong></p>
<p><strong>Gençlerin kariyer platformu Youthall, Mart 2023’te gerçekleştirdiği Gençlerin Beklenti ve Yönelimleri Araştırması’nın sonuçlarını yayınladı. Konjonktür, deprem felaketi ve seçim süreci etkisi altındayken araştırma, gençlerin gelecekleriyle ilgili karamsarlığını ortaya koydu. Türkiye’deki 170’in üzerinde üniversitede okuyan ya da yeni mezun olmuş 18-34 yaş aralığındaki gençler arasında yapılan araştırmaya göre; gençlerin yüzde 80’i şirketlerin çalışanları önemsemediğini ve ekonomik koşullardan fayda sağladığını düşünürken, yüzde 93’ü iş bulma imkanının her geçen gün zorlaşmasından dolayı geçici olarak düşük ücretlere sessiz kalıyor. İş arayan üniversite mezunlarının durumu ise daha vahim. Sonuçlara göre iş arayan mezunların yüzde 69’u bir ayda 1.500 TL harçlık ile geçinmeye çalışıyor ki, bu rakam sağlıklı beslenmelerine bile yetmiyor. </strong></p>
<p> </p>
<p>Türkiye, gençlere armağan edilen 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramının 104. yıl dönümünü kutlamaya hazırlanırken, ülkede Z kuşağının iş hayatına dair beklenti ve düşünceleri, şirketlerin en çok merak ettiği konuların başında geliyor. Ekonomik konjonktür, deprem ve seçim süreci gibi kritik konuların etkisi altındayken gençlerin beklentilerine ışık tutan <strong>Gençlerin kariyer platformu Youthall,</strong> Gençlerin Beklenti ve Yönelimleri Araştırması’nın sonuçlarını yayınladı.</p>
<p> </p>
<p>Bu yıl ikincisi gerçekleştirilen araştırma; üniversite öğrencisi ve yeni mezun gençlerin yaşam koşullarını ve alışkanlıklarını, iç dünyalarını, ülkedeki ekonomik ve sosyal koşullara, dış dünyaya yönelik yorumlarını, kariyer planlarını, iş dünyasına bakış açılarını, karşılanan ya da karşılanamayan beklentilerini, geleceğe yönelik eğilimlerini ortaya koydu. Araştırmaya; 18-34 yaş aralığındaki, 171 farklı üniversitenin 128 farklı bölümünde okuyan 1219 öğrenci ve 342 mezun katıldı. Araştırmanın toplam örneklem büyüklüğü 1558 olarak belirtildi.  </p>
<p> </p>
<p><strong>İş arayan üniversite mezunlarının yüzde 69’u 1.500 TL harçlık ile geçiniyor</strong></p>
<p>2022 araştırması sonuçları ile kıyaslandığında, kötüye giden ekonomik koşullar nedeniyle aile evinde kalan gençler oransal olarak artarken, yurtta ve öğrenci evinde kalanlar ise oransal olarak azaldı. Gençlerin aylık gelir veya harçlık verilerine bakıldığında, çok sınırlı imkanlarla yaşadıkları gözlemleniyor. İş arayan üniversite mezunlarının %69’u, ayda en fazla 1.500 TL harçlığa sahip. Öğrencilerin ise %38’i 1.250 TL, %33’ü 1.251-2.500 TL aralığındaki bir harçlıkla geçinmeye çalışıyor. 2022 araştırması ile kıyaslandığında yıllık %137 enflasyona rağmen, skalanın en alt seviyesindeki bu harçlıkların geçen yıla göre sadece %25 artış gösterdiği görülüyor. Buna karşın Mart 2023 TÜİK verilerine göre, bir yetişkinin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık maliyeti erkeklerde 2.385 TL, kadınlarda ise 2.276 TL. Bu rakamlar göz önünde bulundurulduğunda gençlerin aylık gelirleri, sadece sağlıklı beslenmeleri için gereken tutarın bile çok altında kalıyor.</p>
<p>Buna ek olarak üniversite mezunu çalışanların da gelir seviyesi kendilerini ve yaşam standartlarını geliştirmek için yeterli değil. Araştırma sonuçlarına göre üniversite mezunu çalışan gençlerin yüzde 24’ü asgari ücretten az veya asgari ücret seviyesinde gelir elde ediyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>İş bulmak zorlaştıkça gençler önemsedikleri kriterlerden taviz veriyor</strong></p>
<p>Araştırmanın sonuçları, Türkiye’deki gençlerin geleceklerine yönelik karamsar bakış açıları ile ilgili çok net sonuçlar çıkardı. Verilere göre gençlerin 5’te 1’i mutsuz, 4’te 1’i geleceği olumsuz algılıyor, 4’te 3’ü ise stresli. Mezunların %67’si ve çalışan mezunların %79’u gençlerin şu anda çalıştıkları iş yerlerinden ilk fırsatta ayrılacağı inancında. %80’i şirketlerin çalışanları önemsemediğini ve günümüz ekonomik koşullarından fayda sağladığını düşünüyor. Çalışan mezunların %83’ü, iş arayan mezunların ise %90’ı iş bulmanın eskiye kıyasla daha da zorlaştığı görüşüne katılıyor. İş bulmak zorlaştığı için gençlerin önemsedikleri birçok kriterden geçici olarak taviz verdiği görüşü mezunların %88’i tarafından ifade edilirken bu oran iş arayan mezunlar arasında %92 düzeyinde. %93’ü ise geçici olarak düşük ücretler ile çalışmaya sessiz kalıyor. Üniversite mezunu çalışan gençlerin kazandıkları ücretlere bakıldığında, %24’ü asgari ücretten az veya asgari ücret seviyesinde kazanıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Gençlerin 3’te 1’i ülke fark etmeksizin yurt dışına gitme eğiliminde</strong></p>
<p>Araştırmada, “Gençlerin Gelecek Öngörüleri” bölümünde gençlerin çalışmak için yurt dışına gitme eğilimleri de incelendi. “İmkân olsa yurt dışına gider misin?” sorusuna gençlerin yarısı neresi olduğuna göre karar vereceğini belirtirken; üçte birinden fazlası ülke fark etmeksizin yurt dışına gitmek istiyor. “Büyük ihtimalle gitmem.” ve “Kesinlikle gitmem.” diyenlerin oranı ise sadece %7.</p>
<p>Araştırmada “İş dünyasına bakış ve kişisel hedefler” ile ilgili sorular, hem öğrencilere hem de mezun gençlere soruldu. Buna göre gençlerin gerçekleştirmeyi en çok istedikleri hedefler; yurt dışında çalışmak, yönetici olmak, girişimci olmak ve dünyaya fayda yaratan bir projede yer almak. Yurt dışının en önemli albenileri; iş/özel hayat dengesi ve emeğe değer verilmesi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Gençler küresel şirketlerde, teknoloji alanında, hibrit çalışma istiyor</strong></p>
<p>Araştırmaya katılanların yüzde 86’sı, global şirketlerin eskiye kıyasla daha fazla tercih edilmeye başladığı görüşünde. Gençlerin %84’ü kurumsal bir şirkette çalışmak istiyor. Yazılım geliştirme, IT, Ar-Ge, Ür-Ge gibi teknolojik departmanlar çalışmak için ilk tercih. İnsan kaynakları ve finans gibi bölümler de gençler nezdinde albenili. Çalışma şekli olarak öncelikli tercihleri ise hibrit çalışma. Gençlerin yarısı hibrit çalışma modeli düzenini kendi tanımlamak istiyor.</p>
<p> </p>
<p>Günümüz koşullarında iş dünyasında geçerliliği olan alanlar pandemi öncesine kıyasla farklılaştığı ve yetersiz iş arzı nedeniyle iş bulmak zor olduğu için; gençlerin iş ararken kendi alanları ile sınırlı kalmadıkları, her yere başvuru yaptıkları gözleniyor. Araştırmaya göre pandemiden sonra nesnelerin interneti, otonom araçlar, dronlar, robotlar, 3D baskı, yapay zekâ, artırılmış gerçeklik/sanal gerçeklik gibi alanlara ilgi arttı. Gençler gerçekleştirdikleri iş başvurularına mail veya telefon ile geri dönüş almak istiyor. Cevapsız kalan başvurulardan rahatsız oldukları için %30’u bir daha o şirketin herhangi bir ilanına başvurmayacağını belirtiyor.</p>
<p> </p>
<p>Çalışma koşulları değerlendirildiğinde ise gençler işverenlerin ya da profesyonel yöneticilerin kariyer ve özel hayat dengesine saygı duymasını çok önemsiyor. Buna karşılık, çalışacakları şirketin çevre ve insanlık için iyi şeyler yapmasını çok önemli bulmakla birlikte, içinde bulunduğumuz dönemde bu konuyu öncelikli görmüyorlar.</p>
<p> </p>
<p><strong>“Genç yetenekleri ülkeyi terk etmeden ekonomiye dahil etmemiz gerek”</strong></p>
<p>Gençlerin Beklenti ve Yönelimleri Araştırması sonuçlarını değerlendiren Youthall CEO’su Emre Aykan, geçen yılın katılımcı profili ile karşılaştırıldığında 3 büyük il dışından katılımın %39’dan %51’e yükselmiş olduğuna dikkat çekerek, “Bu veri Youthall’un son bir yıl içinde Anadolu illeri ve özellikle de bu illerde yaşayan ve iş bulmaya çalışan mezunlar tarafından bilinirliğinin arttığını gösteriyor. Ayrıca 2022 yılında 138 üniversiteden katılım sağlanmışken, 2023’te katılımcı üniversite sayısının 171 olması da penetrasyon artışının farklı bir göstergesi. Youthall olarak Türkiye’nin her yerindeki genç yeteneklere ulaşmak için onları dinliyor ve olmamızı istedikleri her yerde olma hedefiyle çalışıyoruz. Amacımız gençlerimizin yurt dışına gitmeden, bu ülkede istedikleri olanaklara ulaşması için köprü olabilmek. Çünkü sonuçlar, işsiz nüfus istatistiklerinde yer almadıkları halde, her an iş değiştirme potansiyeli taşıyan, uygun bütün açık pozisyonlara talip, ‘gizli işsizler’in ve doğal olarak ‘mutsuz çalışanların’ varlığına işaret ediyor. Dolayısıyla eğer giderlerse geri dönüşleri zor görünüyor. Bu nedenle genç yetenekleri gitmeden ülke ekonomisine dahil etmemiz gerek” açıklamasında bulundu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genclerin-yuzde-93u-dusuk-ucretlere-sessiz-kaliyor-374487">Gençlerin Yüzde 93&#8217;ü Düşük Ücretlere Sessiz Kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çankayalılar Spor Tesislerinde Zinde Kalıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cankayalilar-spor-tesislerinde-zinde-kaliyor-365534</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Apr 2023 10:12:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çankayalılar]]></category>
		<category><![CDATA[kalıyor]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[tesislerinde]]></category>
		<category><![CDATA[zinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=365534</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çankaya Belediyesinin belediye tarihinde bir ilki gerçekleştirerek hizmete sunduğu kapalı yüzme havuzu ve spor merkezlerinde, Çankayalılar spor yaparak stres atıp hoşça vakit geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankayalilar-spor-tesislerinde-zinde-kaliyor-365534">Çankayalılar Spor Tesislerinde Zinde Kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Çankaya Belediyesinin belediye tarihinde bir ilki gerçekleştirerek hizmete sunduğu kapalı yüzme havuzu ve spor merkezlerinde, Çankayalılar spor yaparak stres atıp hoşça vakit geçiriyor.</b> </p>
<p>Gerçekleştirdiği yatırımlar ve halka dokunan hizmetlerle ilçe sakinlerinin takdirini toplayan Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’in belediye tarihinde bir ilke imza atarak hizmete sunduğu Erdal İnönü Kapalı Yüzme Havuzu ile Mustafa Kemal Atatürk Kapalı Yüzme Havuzu ve Spor Merkezinde 7’den 70’e Çankayalılar spor yapma imkanına buluyor. </p>
<p>Sosyal belediyecilik anlayışı ile hareket eden Çankaya Belediyesi vatandaşların havuzlardan yararlanmalarını sağlarken tesislerde bulunan fitness salonları ile de tesislere gelenlerin zinde kalmalarını sağlıyor. </p>
<p><b>ÇANKAYA’NIN FARKINI ORTAYA KOYDUK </b></p>
<p>Çankaya Belediyesi tarihinin en büyük yatırım planını hayata geçirdiklerini ve çok sayıda eser kazandırdıklarını kaydeden Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen, “Çankaya’da bir ilki gerçekleştirerek önemli bir eksik olan yüzme havuzlarını da Çankayalı komşularımızın hizmetine sunduk. Halkımıza söz vermiştik; söz verdiğimizin üzerinde hizmet ürettik ve Çankaya’nın farkını ortaya koyduk. Geçmişimizin birikimi ile geleceği kurma irademizle çalışmaya devam ediyor, ilçemize yeni eserler kazandırıyoruz” diye konuştu. </p>
<p><b>ÇOCUKLARA YÜZME DERSLERİ </b></p>
<p>Piyasanın çok altında bir ücretle vatandaşların havuzlardan ve spor merkezlerinden yararlanmalarını sağlayan Çankaya Belediyesi, ilk defa yüzme öğrenen çocuklara da uzman eğitmenler eşliğinde dersler veriyor. </p>
<p>Pazartesi günleri hariç haftanın her günü Çankayalılara hizmet veren tesislerde vatandaşlar günün stresini atarken Çankayalı olmanın mutluluğunu yaşıyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankayalilar-spor-tesislerinde-zinde-kaliyor-365534">Çankayalılar Spor Tesislerinde Zinde Kalıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
