<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kaçış | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/kacis/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kacis</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Jan 2026 11:35:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>kaçış | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/kacis</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dinlenme mi, kaçış mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dinlenme-mi-kacis-mi-605714</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 11:35:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[dinlenme]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[halı]]></category>
		<category><![CDATA[kaçış]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[Yatakta]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605714</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, son dönemde sosyal medyada sıkça karşılaşılan ‘bed rotting’ kavramı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dinlenme-mi-kacis-mi-605714">Dinlenme mi, kaçış mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, son dönemde sosyal medyada sıkça karşılaşılan ‘bed rotting’ kavramı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bed rotting bir tanı değil, uzadığında zararlı olabilen bir geri çekilme davranışı!</strong></p>
<p>‘Bed rotting’ kavramının, özellikle son zamanlarda sosyal medyada akım şeklinde popülerleşip karşımıza çıkan, bireylerin yorganın altına saklanmış, yanında atıştırmalıkları, elinde telefonuyla saatlerce yataktan çıkmayan hali olarak tarif edilebileceğini aktaran Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu durum bir nevi psikolojide geri çekilme savunma mekanizmasının modern ve biraz da dijitalleşmiş bir hali.” dedi.</p>
<p>Klinik literatürde böyle resmi bir tanı söz konusu olmadığını, bunun daha çok bir davranış biçimi olduğunu ifade eden Beyaz, “Bu durum bir tanı olmasa da, bu davranışın bir semptom olma ihtimali olabilir. Yani kişinin dış dünyanın hızı, gürültüsü ve talepleri karşısında, bunaldığı ve yetişemediğini düşündüğü durumlarda bir çeşit rahatlama kaçınması; dış dünyadan izole bir şekilde kendini yenileme çabası gibi. Buradaki önemli husus,  kişinin rahatlayabilmek için bu eyleme yöneldikten sonra bunun uzaması onun lehine işlemeyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yatakta kalmak kişiyi daha yorgun hissettiriyorsa bu dinlenme değil, psikolojik bir alarmdır!</strong></p>
<p>Yatakta uzun süre kalmanın ne zaman dinlenme ne zaman psikolojik bir sorun sinyali olarak değerlendirilmesi gerektiğine değinen Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu ikisi arasında önemli bir fark var ve bunu fark etmek mümkün.” dedi.</p>
<p>Bu farklara açıklık getiren Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Dinlenme, şarj olmak, yenilenmek gibidir. Bittiğinde yataktan daha enerjik, tazelenmiş vaziyette gündelik hayata dönmeye istekli kalkılır. Dinlenme bir onarım sürecidir. Ama bed rotting dediğimiz şeyde durum daha farklı. Eğer yataktan çıkıldığında ya da yatmaya devam edilirken daha yorgun, daha uyuşmuş, suçlu ve zihinsel olarak bulanık hissediliyorsa, bu artık bir dinlenme değil de bir tür kaçıştır. Yatakta geçirilen zaman keyif vermekten ziyade, zamanı öldürmeye ve düşüncelerini susturmaya yarıyorsa, burada psikolojik bir alarm çalıyor denilebilir. Vücut burada ‘baş edemiyorum’ demektedir. Yatakta keyif yapmakla, birkaç gün boyunca duş almadan yatmak arasındaki fark, niyet ve sonuçtaki duygudur aslında.”</p>
<p><strong>Depresyonu besleyen bir kısır döngüye neden oluyor!</strong></p>
<p>Yatakta çürüme davranışının depresyon, tükenmişlik sendromu ve anksiyete ile etkileşimi bulunduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Tükenmişlik sendromunda, bu davranış bedenin iflas bayrağını çekmesidir. Öz enerji o kadar bitmiştir ki, kişi biyolojik olarak hareket edemez hale gelir.” dedi.</p>
<p>Anksiyetede ise yatağın bir tür sığınak gibi görüldüğünü dile getiren Beyaz, “Dış dünya tehditlerle doludur ve yorganın altı, o tehditlerin ulaşamayacağı güvenli bir liman olarak algılanabilir. Ancak en güçlü bağ depresyonla kurulur. Depresyonda olan çökkünlük hali nedeniyle kişiye kolunu kaldırmak bile büyük yük kaldırmak gibi gelir. ‘Bed rotting’, depresyonun hem bir sonucu hem de onu besleyen bir etkeni gibi. Kişi depresif olduğu için yatar, yattıkça hayatı kaçırır, hayatı kaçırdıkça daha çok depresif hisseder. Bu kısır döngü, kişiyi yavaş yavaş daha da olumsuz bir hale getirir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bed rotting, kişinin hayata katılım isteğinin azaldığını gösterir! </strong></p>
<p>Bed rottingin, kişinin duygusal olarak ne yaşadığının bir göstergesi olabileceğine işaret eden Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bed rotting kavramı tanımıyla uyumlu olacak şekilde bir kimsenin günlerini yatakta geçirmesi, onun duygularını düzenleme konusunda zorlandığı anlamını taşıyabilir. Bu kavramın özünü ortaya koyan davranış, kişinin ‘duygularım o kadar yoğun ya da o kadar boş ki, onlarla yüzleşmek yerine kendimi uyuşturmayı seçiyorum’ deme şeklidir. Yani  bunu kişinin hayattan kopmaya başladığının, daha doğrusu hayata katılım gösterme isteğinde bir azalma olduğunun işareti olarak görebiliriz. Bu izole hal ile kişi yatakta kaldıkça, dış dünyadaki rolünü donduruyor gibi olur ve bu hal uzadıkça da, o rollere geri dönmek daha endişe edilesi bir hale gelir.”</p>
<p><strong>Bed rotting, bir semptom olarak başlar; kontrolsüz bırakıldığında bir probleme dönüşür! </strong></p>
<p>Bed rottingin bir semptom mu, yoksa başlı başına ele alınması gereken bir problem mi olduğu konusunu değerlendiren Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Aslında her ikisinin de bir karşılığı bulunmakta. ‘Bed rotting’, günlük hayatın stresi veya tükenme gibi altta yatan bir sorunun semptomudur; bir sonuçtur. Ancak kontrolsüz bırakıldığında da, kendi başına bir problem haline dönüşebildiğini söyleyebiliriz. Çünkü uzun süre yatakta vakit geçirmek uyku hijyenini bozar, beslenme düzenine zarar verir, sosyal bağlar zayıflayabilir ve fiziksel sağlığı da bir miktar tehdit eder. Yani yangının dumanı olarak başlar ama müdahale edilmediğinde de yangının kendisi haline gelebilir. Bu yüzden terapide bunu sadece bir depresyon belirtisi olarak geçiştirmeyiz; aynı zamanda davranışsal aktivasyon teknikleriyle kırılması gereken, başlı başına zararlı bir alışkanlık döngüsü olarak ele alırız.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sorunlardan kaçınmak onların olduğundan daha şiddetli algılanmasına neden olur!</strong></p>
<p>Bed rotting eğilimi olan bireylerin öncelikle gerçekçi, basit ancak ısrarlı adımlarla başlaması gerektiğini vurgulayan Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bazı kurallar belirlemeli ve buna uymaya gayret gösterilmeliler.” dedi.</p>
<p>Yatağın sığınılacak bir liman olmadığının altını çizen Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Yatak sadece uyku için kullanılmalı. Film izlemek, yemek yemek ya da telefona bakmak için yatak yerine muhakkak koltuğa geçilmeli. Bed rotting hali oluyorsa da kısa süreliğine de olsa yataktan çıkaracak diş fırçalama, markete gidip gelme gibi bazı hedefler koyulabilir. Sonrasında yataktan çıkmak daha kolaylaşacaktır. Odanın karanlık veya loş olmaması sağlanmalı bu vesileyle de özellikle sabahları uyanınca güneş ışığını alabilmek, beynindeki ‘uyan’ sinyallerini tetikler ve ruh halini düzenleyen serotonin üretimini artırır. Bu öneriler işe yaramadığında, ruhsal bir çökkünlük ve beraberinde de isteksizlik baş gösterdiğinde, günlük sorumluluklar hatta kişisel hijyen ihmal edilmeye başlandığında yardım için sinyaller çalıyor demektir. Unutulmamalı ki sorunlardan kaçınmak onları olduğundan daha şiddetli bir şekilde algılamamızla sonuçlanır.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dinlenme-mi-kacis-mi-605714">Dinlenme mi, kaçış mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal medyadaki mutluluk pozları gerçek mi yoksa gerçeklikten kaçış mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sosyal-medyadaki-mutluluk-pozlari-gercek-mi-yoksa-gerceklikten-kacis-mi-452679</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Apr 2024 11:24:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[gerçeklikten]]></category>
		<category><![CDATA[kaçış]]></category>
		<category><![CDATA[medyadaki]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[pozları]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yoksa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=452679</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mutluluk pozlarıyla insanların kendilerini diğerleriyle kıyasladığı bir ortam bulabildiklerini ifade eden uzmanlar, sosyal medyayı kullanırken insanların kendilerini sürekli olarak başkalarıyla karşılaştırmasının mükemmeliyetçilik duygusunu körüklediğini de söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-medyadaki-mutluluk-pozlari-gercek-mi-yoksa-gerceklikten-kacis-mi-452679">Sosyal medyadaki mutluluk pozları gerçek mi yoksa gerçeklikten kaçış mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mutluluk pozlarıyla insanların kendilerini diğerleriyle kıyasladığı bir ortam bulabildiklerini ifade eden uzmanlar, sosyal medyayı kullanırken insanların kendilerini sürekli olarak başkalarıyla karşılaştırmasının mükemmeliyetçilik duygusunu körüklediğini de söylüyor. </strong></p>
<p><strong>Mutlu anları paylaşmanın insanların kendilerini iyi hissetmelerine ve olumlu bir imaj oluşturmalarına yardımcı olabileceğini de dile getiren Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz,</strong> <strong>“Mutluluk pozları paylaşmak, kişinin kendine olan güvenini artırabilir, kişinin kendisini iyi hissedip, pozitif duygularını pekiştirmesine yardımcı olabilir.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, Sosyal medyada mutluluk pozlarına olan ilgi ve ‘sanal mutluluk’ konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Mutluluk pozlarıyla insanlar kendilerini diğerleriyle kıyasladığı bir ortam bulabiliyor</strong></p>
<p>İnsanların en iyi ve mutlu anlarını paylaşmaları için, sosyal medya platformlarının bir alan sağladığına işaret eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “İnsanlar, sosyal medyada kendilerini en iyi halde göstermek ve bu vesile ile de dikkat çekmeyi istedikleri için mutlu anlarını paylaşma eğilimi gösterebiliyor. Bu da olumlu geri bildirimler ve beğeniler alarak kendilerini daha iyi hissetmelerine imkân veriyor. Mutluluk pozlarıyla, insanlar kendilerini diğerleriyle kıyasladığı bir ortam bulabilirler ve birçok kişi, başkalarının mutlu anlarını gördükçe kendilerini eksik veya mutsuz hissedebilirler ve bu da bu yönde pozlar vermeyi daha da artırabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Mükemmeliyetçilik duygusunu körüklüyor</strong></p>
<p>Sosyal medyayı kullanırken insanların kendilerini sürekli olarak başkalarıyla karşılaştırmasının mükemmeliyetçilik duygusunun körüklenmesini artırdığını da ifade eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ayrıca sosyal medya platformları, insanların kendilerini ifade etmeleri ve kimliklerini oluşturmaları için de bir araç olarak kullanılabiliyor. Mutlu anları paylaşmak, insanların kendilerini iyi hissetmelerine ve olumlu bir imaj oluşturmalarına yardımcı olabilir. Bu paylaşımlar, insanların kendilerini ve hayatlarını olumlu bir şekilde tanımlamalarına ve başkalarına göstermelerine ön ayak olabilir.</p>
<p><strong>Pozitif duyguları pekiştirmeye yardımcı olabiliyor</strong></p>
<p>Bunun psikolojik zeminde birçok nedeni olabilir. Evvela insanlar genellikle olumlu geri bildirim alma ve beğenilme arzusunu taşırlar. Mutluluk pozları, diğerlerinin beğenilerini ve olumlu yorumlarını çekebilir; kişinin kendisini değerli ve takdir edilmiş hissetmesine yardım edebilir. Dolayısıyla, mutluluk pozları paylaşmak, kişinin kendine olan güvenini artırabilir ve sosyal bağlarının da güçlenmesine yardım edebilir. Bunun dışında, kişinin kendisini iyi hissedip, pozitif duygularını pekiştirmesine yardımcı olabilir. Pozitif anıları hatırlamak ve paylaşmak, kişinin ruh halini yükseltebilir ve olumsuz duygularıyla başa çıkmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle kişinin kendi mutluluğunu artırmasına ve psikolojik iyilik halini desteklemesine katkıda bulunabilir.”</p>
<p><strong>Kendilerini daha başarılı, çekici ve mutlu olarak göstermeye çalışıyorlar</strong></p>
<p> İnsanlar genellikle sosyal medyada en iyi ve mutlu anlarını paylaşarak kendilerini daha başarılı, çekici ve mutlu olarak göstermeye çalıştıklarını, çünkü bu durumun kişilerin kendilerini diğerleriyle kıyasladığı bir ortamda olumlu bir imaj oluşturmaya yardımcı olduğunu anlatan Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bu da, daha olumlu bir benlik algısının geliştirilmesine ve kişilerin kendilerini daha iyi hissetmesine katkıda bulunabilir. Son olarak, kişiler sosyal medya platformlarındaki paylaşımlarıyla kendilerini ifade edip, kişisel kimliklerini de inşa edebiliyor. Bu imkânı tanıdığı için de pozitif anıları paylaşmaları, ilgi alanlarını, değerlerini ve yaşam tarzını diğerlerine sunmaları ve bunun da olumlu veyahut mutluluk pozları özelinde verilmesi kendisini daha iyi anlamasına ve başkalarının da onu daha iyi anlayıp tanımalarına yardımcı olabilir.” şeklinde değerlendirmede bulundu.</p>
<p><strong>Gerçek mutluluk, sosyal medyada gösterildiği gibi daima parlak ve mükemmel değil</strong></p>
<p>Gerçek hayattaki mutlulukla sosyal medyada gösterilen mutluluğun uyumlu olmayabileceğini de dile getiren Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, şunları söyledi:</p>
<p>“Çünkü sosyal medya platformları çoğunlukla kullanıcıların en iyi ve en mutlu anlarını paylaşmaları üzerine odaklanırken, gerçek hayat daha karmaşık ve farklı duygusal deneyimlere üzerine kuruludur. Sosyal medyada paylaşılan mutluluk pozları genellikle dikkatlice seçilerek, düzenlen anların bir yansımasıdır ve bu pozlar gerçek hayattaki her anın tam bir temsili değildir. Hayatın bütününün bir kısmını temsil etmektedir. Herkeste farklılıklar gösterse de gerçek hayatta insanlar, günlük yaşamın stresiyle, sorunlarıyla ve zorluklarıyla karşılaşabilirler; bu da duygusal dalgalanmaları deneyimlemelerine neden olabilmektedir. </p>
<p>Ayrıca, gerçek mutluluk, sosyal medyada gösterildiği gibi daima parlak ve mükemmel değildir; bunun yerine, genellikle küçük anlarda ve sıradan yaşamın içinde bulunur. Sosyal medyada gösterilen mutluluk genellikle idealize edilmiş bir versiyon sunarken, gerçek hayattaki mutluluk daha karmaşık, gerçekçi ve zaman zaman zorlu da olabiliyor. Ayrıca bunların yanı sıra sosyal medya üzerinden verilen mutluluk pozları, insanların olumlu duygularını paylaşma ve başkalarıyla bağlantı kurma ihtiyacını da karşılayabilmekte ve sosyal medya kullanıcıları arasında olumlu bir atmosferin oluşmasına da vesile olabiliyor.”</p>
<p><strong>İlişkilerde samimiyet ve derinlik eksikliğine yol açabiliyor</strong></p>
<p>Mutluluk pozları paylaşmanın kişilerin kendine olan güveni ve benlik saygısı üzerinde çeşitli etkileri olabileceğini de kaydeden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İlk olarak, pozitif geri bildirimler ve beğeniler almak, kişilerin kendilerini değerli ve çevreleri tarafından kabul görmüş olduklarını düşünmelerine vesile olabilir ve güven duygusu hissettirebilir ve benlik saygılarını güçlendirebilir. Ancak, sosyal medyada sürekli olarak mutluluk ve başarıyla dolu pozlar paylaşmak, bazı kişilerde kendilerini karşılaştırma ve kendilerini yetersiz hissetme eğilimini de beraberinde getirebilir. Mükemmel görünen hayatları görmek, kişilerde kıskançlık, özsaygı eksikliği ve değersizlik duygularına da neden olabilir; benlik saygılarını olumsuz yönde etkileyebilir. Ayrıca, sürekli mutluluk pozları paylaşmak, kişilerin gerçek duygularını bastırmasına ve sosyal medyada yapay bir imaj oluşturmasına neden olabilir. Bu da bireylerin kendileriyle ve başkalarıyla olan ilişkilerinde samimiyet ve derinlik eksikliğine yol açabilir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sosyal-medyadaki-mutluluk-pozlari-gercek-mi-yoksa-gerceklikten-kacis-mi-452679">Sosyal medyadaki mutluluk pozları gerçek mi yoksa gerçeklikten kaçış mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gayrimenkul uzmanı Şule Alp uyarıyor.. Panikle kaçış yanlış tercihe neden olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gayrimenkul-uzmani-sule-alp-uyariyor-panikle-kacis-yanlis-tercihe-neden-olabilir-358063</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Mar 2023 17:57:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[alp]]></category>
		<category><![CDATA[gayrimenkul]]></category>
		<category><![CDATA[kaçış]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[panikle]]></category>
		<category><![CDATA[şule]]></category>
		<category><![CDATA[tercihe]]></category>
		<category><![CDATA[uyarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=358063</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde yaşadığımız deprem, sel gibi üst üste gerçekleşen afetler sebebiyle deprem bölgelerinden ve özellikle olası İstanbul depreminden daha az riskli bölgelere doğru ciddi bir nüfus hareketliliği yaşanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gayrimenkul-uzmani-sule-alp-uyariyor-panikle-kacis-yanlis-tercihe-neden-olabilir-358063">Gayrimenkul uzmanı Şule Alp uyarıyor.. Panikle kaçış yanlış tercihe neden olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde yaşadığımız deprem, sel gibi üst üste gerçekleşen afetler sebebiyle  deprem bölgelerinden  ve özellikle olası İstanbul depreminden daha az riskli bölgelere doğru ciddi bir nüfus hareketliliği yaşanıyor. </p>
<p><strong>Gayrimenkul uzmanı Şule Alp,</strong></p>
<p>“Ani karar ve panikle göç eden vatandaşlarımızın göç ettikleri yerlerin güvenli ve konforlu olması, iş imkanı, eğitim gibi faktörleri de düşünmeleri gerekmektedir. Risklerin  ortadan kaldırılması ya da etkilerinin azaltılmasına yönelik fikirler var. Göç etmek, riski azaltan bir önlem olarak görülüyor ancak burada ister istemez belli şehirler ön plana çıkacak. Özellikle olası İstanbul depremi sebebiyle insanlar göç etmek için harekete geçtiler,</p>
<p>Deprem bakımından Türkiye’nin en güvenli illeri; Konya, Karaman, Artvin, Rize, Trabzon, Ordu, Giresun, Yozgat, Samsun, Sinop, Kastamonu, Bartın, Kırklareli, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Niğde, Mardin, Şırnak, Siirt, Batman, Ardahan, Mersin, Antalya şeklinde açıklama yapılması sebebiyle bu şehirlere yoğun ilgi olduğunu ve olacağını söyleyebiliriz.”</p>
<p><strong>Son yaşanan depremlerin korkuttuğu İstanbullular, alternatif arayışına yöneldi. </strong></p>
<p>Gayrimenkul Uzmanı Şule Alp, “Fay hattından uzaklığı ve İstanbul&#8217;a yakın olması nedeniyle Edirne ve Kırklareli&#8217;ne talep arttı. İstanbul&#8217;da yaşayan çok sayıda vatandaş, Edirne ve Kırklareli&#8217;nden arsa ve ev almaya ya da kiralamaya başladı. Fay hattı üzerinde olan Tekirdağ ise tercih edilmediğini gözlemliyoruz. Deprem sebebiyle istanbulda yaşayan vatandaşlarımızın geçici veya mevsimsel olarak da kalabilecekleri yaşam alanlarına sahip olmak için ikinci  mekanlar alma arayışları bulunuyor. Bağ evi, köy evi, yayla evi, şehir çeperindeki doğala yakın meskenler, yazlıklar şuan da en çok talepler arasında özellikle  okul, hastane ve alışveriş merkezlerine ulaşım kolaylığı olan tek katlı veya az katlı yerlere olan ilginin fazlasıyla arttığını söyleyebiliriz. </p>
<p>Bu hareketlilik bir yandan kalabalık şehirlerin daha da kalabalık hale gelmesine, diğer yandan ise afet yaşanan illerin nüfusunun azalmasına sebebiyet verecektir. Böylelikle şehirler  arasındaki nüfus orantısı dengesiz bir hal alacaktır. Yaşadığımız acı deprem de büyük bir demografik etki uyandırma potansiyeline sahip olduğu için planlama ve takip gerektirmektedir. Nüfus ve göç hareketliliği bağlamında yetkili kurumların verileri sıklıkla ve açık bir şekilde paylaşmaları, bu bölgelerde araştırmacıların daha derinlemesine araştırmalar yapmaları fiziki ve psiko-sosyal çalışmaların dışında ilerleyen süreçte ihtiyaç duyulan en önemli unsurlardan olacaktır.” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gayrimenkul-uzmani-sule-alp-uyariyor-panikle-kacis-yanlis-tercihe-neden-olabilir-358063">Gayrimenkul uzmanı Şule Alp uyarıyor.. Panikle kaçış yanlış tercihe neden olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>65 Milyon Yıl Önce İkinci Çağdan Kaçış Başlıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/65-milyon-yil-once-ikinci-cagdan-kacis-basliyor-354128</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Mar 2023 09:48:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[çağdan]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci]]></category>
		<category><![CDATA[kaçış]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[önce]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=354128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sessiz Bir Yer filminin (A Quiet Place) yazarları Scott Beck ve Bryan Woods'un yazıp yönettiği bilimkurgu gerilim filmi 65, sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/65-milyon-yil-once-ikinci-cagdan-kacis-basliyor-354128">65 Milyon Yıl Önce İkinci Çağdan Kaçış Başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sessiz Bir Yer filminin (A Quiet Place) yazarları Scott Beck ve Bryan Woods&#8217;un yazıp yönettiği bilimkurgu gerilim filmi 65, sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.</strong></p>
<p><strong>Ülkemizde 10 Mart’ta vizyona girecek olan film, yıldızlararası bir pilot olan Mills&#8217;in (Adam Driver), bilinmeyen bir gezegende yaşanan korkunç bir kazanın ardından 65 milyon yıl önceki Dünya’da mahsur kalışını konu alıyor. </strong></p>
<p><strong>Vahşi dinozor sürüleri gibi, tarih öncesi yaratıkların olduğu tehlikeli bir arazide hayatta kalmak için mücadele eden Mills’in gerilim dolu yolculuğu nefesleri kesecek!</strong></p>
<p><em>Sessiz Bir Yer</em> filminin yazarları Scott Beck ve Bryan Woods, bilimkurgu hayranlarını heyecanlandıran bir film ile seyirci ile buluşuyor.  Başrolünde son dönemlerin dikkat çeken oyuncuları arasında yer alan Adam Driver’ın yer aldığı ve 65 milyon yıl öncesinde geçen gerilim dolu hikâye <em><strong>65</strong></em>, <strong>10 Mart’ta </strong>sinemalarda olacak.</p>
<p>Pilot Mills (Adam Driver) uzayda kalabalık bir yolcu grubunu taşırken bir kaza geçirir ve Koa (Ariana Greenblatt) adındaki genç kız dışında tüm yolcuları ölür. Mills ve Koa, indikleri gezegenin 65 milyon yıl önceki Dünya olduğundan bihaberdir.  </p>
<p>Kurtulmak için tek şanslarına doğru gerilim dolu bir yolculuğa başlarlar, ancak tehlikeli bir arazide vahşi dinozor sürüleri peşlerini bırakmaz. Tehlikeli yaratıklarla dolu bilinmeyen bir arazide ilerlemek, hayatta kalmak için gerilim dolu bir mücadele vermek zorundadırlar. </p>
<p>Başrolleri Adam Driver, Ariana Greenblatt ve Chloe Coleman paylaştığı filmin yapımcılığını Sam Raimi, Deborah Liebling ve Zainab Azizi üstleniyor. Filmin hem yönetmenliğini yapan hem de senaryosunda imzası olan Scott Beck ve Bryan Woods ayrıca yapımcıları arasında da yer alıyor.</p>
<p>Ülkemizdeki dağıtımını TME Films’in üstlendiği <em><strong>65</strong></em>, <strong>10 Mart’ta</strong> vizyonda.  </p>
<p><strong>65 Filmi Künye</strong></p>
<p><strong>Yönetmen &#038; Senarist</strong>: Scott Beck &#038; Bryan Woods</p>
<p><strong>Yapımcılar:</strong> Sam Raimi, Deborah Liebling, Zainab Azizi, Scott Beck, Bryan Woods</p>
<p><strong>Yürütücü Yapımcılar:</strong> Maryann Brandon, Doug Merrifield, Jason Cloth, Aaron L. Gilbert </p>
<p><strong>Oyuncular:</strong> Adam Driver, Ariana Greenblatt, Chloe Coleman</p>
<p><strong>Kurgu:</strong> Jane Tones ve Josh Schaeffer</p>
<p><strong>Kostüm Tasarımcısı</strong>: Michael Kaplan</p>
<p><strong>Müzik:</strong> Chris Bacon</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/65-milyon-yil-once-ikinci-cagdan-kacis-basliyor-354128">65 Milyon Yıl Önce İkinci Çağdan Kaçış Başlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özge Gürel İle Birlikte Doğaya Kaçış</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ozge-gurel-ile-birlikte-dogaya-kacis-346878</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2023 11:07:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[doğaya]]></category>
		<category><![CDATA[gürel]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kaçış]]></category>
		<category><![CDATA[özge]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346878</guid>

					<description><![CDATA[<p>ALEM Dergisi bu hafta, yoğun set programı arasında Özge Gürel ile birlikte eğlenceli ve bol oksijenli bir çekim gerçekleştirdi. Kırklareli’nde konumlanan Balkaya Çiftliği’nde gerçekleştirilen çekim Zeynel Abidin’in şahane kareleri ile unutulmaz hale geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozge-gurel-ile-birlikte-dogaya-kacis-346878">Özge Gürel İle Birlikte Doğaya Kaçış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ALEM Dergisi bu hafta, yoğun set programı arasında Özge Gürel ile birlikte eğlenceli ve bol oksijenli bir çekim gerçekleştirdi. Kırklareli’nde konumlanan Balkaya Çiftliği’nde gerçekleştirilen çekim Zeynel Abidin’in şahane kareleri ile unutulmaz hale geldi. </p>
<p><strong>“HATIRLADIKÇA YÜZÜNÜZÜN AYDINLANDIĞI ANLAR VARDIR HAYATTA”</strong></p>
<p>Özge Gürel ile keyifli bir çekim gerçekleştirilirken İtalya’da bol eğlenceli ve çok konuşulan düğün hikayesi sorulduğunda şu şekilde cevapladı; “Hatırladıkça yüzünüzün aydınlandığı anlar vardır hayatta illa çok büyük mutluluklar ya da inanılmaz dönüm noktaları olması gerekmez bunların ama güvenli alanlardır. Serkan, ailem, dostlarımla yıllar sonra bile konuşup gülebileceğimiz muhteşem zamanlardı.”</p>
<p><strong>“BUNA BÜYÜK ANLAMLAR YÜKLEMEYE GEREK YOKİ HER ŞEY KEŞİF”</strong></p>
<p>Özge Gürel’e evlilik hayatının nasıl geçtiği ve birlikte neler yapmaktan keyif aldıkları sorulduğunda şu şekilde yanıtladı; “Keşfetmeyi. Buna büyük anlamlar yüklemeye gerek yok her şey keşif; saçma bir filmde, bir ülkede, yeni bir mekânda. Biz birlikte büyüdük, büyüyoruz hala, o sırada kendimizi, birbirimizi keşfettik, alanlar açtık bazı yerleri kapadık.”</p>
<p><strong>“HEP DEĞİŞİYOR ASLINDA; ÇOK SEVİYORUM”</strong></p>
<p>Özge Gürel ile çekim ve sohbet devam edilirken eşi Serkan’dan bahsederken gözlerinin içi parladığını ve eşine karşı en güçlü duygusunun ne olduğu sorulduğunda şu şekilde yanıtladı: “Hep değişiyor aslında; çok seviyorum, şefkat duyuyorum, umutlanıyorum, kızıyorum ama hepsini çok âşık olduğum duygusunun üstüne koyuyorum.”</p>
<p><strong>“İLİŞKİDEN BAĞIMSIZ ÖNCE KENDİ YOLUMUZU BULMALIYIZ”</strong></p>
<p>Mutlu giden bir ilişkinin sırrının ne olabileceği sorulduğu zaman Özge Gürel şu şekilde cevap verdi; “Bu soruya çoğunlukla cevabım bilmiyorum oluyor. Mutluluk o kadar göreceli bir kavram ki hepimiz için. İlişkiden bağımsız önce kendi yolumuzu bulmalıyız, kendi duvarlarımızı kırmalıyız ki gelenle sağlıklı bir bağ kurabilelim, birini sevmeyi, kendini sevmeyi bilmek öğrenilmesi gereken bir şey aslında ve bunu çoğumuz yolda öğreniyoruz.”</p>
<p><strong>“KIZMIYORUM DA KOŞARAK KAÇIYORUM DİYELİM”</strong></p>
<p>Özge Gürel’in enerjisinden yola çıkarak kendisinin çok kolay sinirlenebilecek birine benzemediğini fakat kendisini en çok neyin sinirlendireceği sorulduğunda şu şekilde cevapladı; “Kızmıyorum da koşarak kaçıyorum diyelim. Sabit fikirli olup, bunun farkında olmayan insanlar ve dünya onun etrafında dönüyor sananlar ölümüne kapışır yoruculukta”</p>
<p><strong>“KENDİNİ KURCALAYAN BİR İNSANIM BEN; DÖNÜŞÜRÜM, DEĞİŞİRİM İÇİMDE KALDIRMADIĞIM TAŞ BIRAKMAK İSTEMEM”</strong></p>
<p>Kişisel gelişim ile alakalı düşünceleri ve ilgileniyor ise bu alanda kendi ile alakalı neler yaptığı sorulduğunda ise şu şekilde yanıtladı; “İnsan olarak bunu yapmadan nasıl ilerleriz bilmiyorum. Kendini kurcalayan bir insanım ben; dönüşürüm, değişirim, içimde kaldırmadığım taş bırakmak istemem. Yüzleşmeden duramam. Terapist desteği alırım düzenli ki bu herkesin ulaşabileceği hale gelmeli ülkemizde. </p>
<p><strong>“TARİHE VE BİLİME ÇOK MERAKLIYIM”</strong></p>
<p>Oyunculuğunun yanı sıra kimsenin bilmediği başka ilgi alanları var mı diye sorulduğunda şu şekilde yanıtladı; “Tarihe ve bilime çok meraklıyım. Tarihsel kişilikleri, olayları saatlerce okuyabilirim. Ya da bilim dünyasındaki gelişmeleri takip etmek, araştırmak çok heyecanlandırıyor beni.”</p>
<p><strong>“2023 FARKLI BİR YIL GİBİ HİSSETTİRİYOR BANA”</strong></p>
<p>2023 yılına henüz yeni başlamışken bu sene ile alakalı Özge Gürel’in planlarının neler olduğunu ve kendisini heyecanlandıran yeni projeler var mı diye sorulduğunda şu şekilde yanıtladı; “2023 farklı bir yıl gibi hissettiriyor bana, neden bilmiyorum yıl bitmeden anlamış olurum muhtemelen. Çok heyecanlıyım hayata dair, içim içime sığmıyor. Yaz için görüştüğümüz film projeleri var yakında netleşirler.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ozge-gurel-ile-birlikte-dogaya-kacis-346878">Özge Gürel İle Birlikte Doğaya Kaçış</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
