<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>iyot | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/iyot/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/iyot</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 12 May 2026 14:03:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>iyot | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/iyot</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hipotiroidi hastaları Akdeniz diyeti modeliyle beslenmeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hipotiroidi-hastalari-akdeniz-diyeti-modeliyle-beslenmeli-634719</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 14:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmeli]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[hipotiroidi]]></category>
		<category><![CDATA[iyot]]></category>
		<category><![CDATA[modeliyle]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tiroid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=634719</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tiroid hormonlarının yetersiz üretimi ile karakterize ve toplumda yaygın olarak görülen bir endokrin hastalık olan hipotiroidinin yönetiminde beslenmenin önemi büyük.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipotiroidi-hastalari-akdeniz-diyeti-modeliyle-beslenmeli-634719">Hipotiroidi hastaları Akdeniz diyeti modeliyle beslenmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tiroid hormonlarının yetersiz üretimi ile karakterize ve toplumda yaygın olarak görülen bir endokrin hastalık olan hipotiroidinin yönetiminde beslenmenin önemi büyük. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, zeytinyağı, sebze, meyve, tam tahıllar, balık ve antioksidan bileşenlerden zengin Akdeniz diyetinin; özellikle hipotiroidiye eşlik eden düşük dereceli inflamasyon ve metabolik bozuklukların yönetiminde önemli katkılar sağladığına dikkat çekti. Dr. Öğr. Üyesi Bilen, brokoli, karnabahar, lahana, soya ürünleri gibi bazı besinlerin de içinde bulunduğu guatrojenik besinlerin pişmiş, dengeli ve kontrollü tüketilmesi gerektiğini söyledi.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, hipotiroidide beslenmenin önemine ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />Hipotiroidi kadınlarda daha sık görülüyor<br />Hipotiroidinin tiroid hormonlarının yetersiz üretimi ile karakterize, toplumda yaygın olarak görülen bir endokrin hastalık olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, “Güncel veriler, genel popülasyonda hipotiroidi prevalansının yaklaşık yüzde 3,8–4,6 arasında değiştiğini göstermektedir. Hipotiroidinin kadınlarda erkeklere kıyasla daha sık görüldüğü ve yaşla birlikte artış eğilimi gösterdiği bilinmektedir” dedi. <br />Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, klinik hipotiroidinin yanı sıra TSH yüksekliği ile karakterize ancak T4’ün normal olduğu subklinik hipotiroidinin de oldukça yaygın olduğunu kaydederek prevalansının yüzde 3–20 arasında değiştiğini söyledi.<br />Hipotiroidi için özel bir diyet modeli yoktur<br />Hipotiroidi yönetiminin çoğu zaman farmakolojik tedaviye odaklandığını ancak bununla birlikte beslenme yaklaşımının bu sürecin önemli bir tamamlayıcısı olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, “Ancak burada altı çizilmesi gereken temel nokta, hipotiroidi için tek bir ‘özel diyet’ modelinin bulunmadığıdır. Güncel bilimsel literatür, hipotiroidide beslenmenin bir tedavi yöntemi değil; hastalığın seyrini etkileyen, semptomları hafifletebilen ve tedavi etkinliğini destekleyen bir araç olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu nedenle beslenme yaklaşımının temel amacı; tiroid hormonlarını doğrudan yerine koymak değil, mikro besin ögesi dengesini sağlamak, eşlik eden metabolik riskleri azaltmak, inflamatuvar yükü kontrol altına almak ve ilaç tedavisinin etkinliğini korumaktır” dedi.<br />Akdeniz diyeti, inflamasyon ve metabolik bozuklukların yönetiminde katkı sağlıyor<br />Bu çerçevede en rasyonel beslenme modeli olarak Akdeniz diyetinin öne çıktığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, “Zeytinyağı, sebze, meyve, tam tahıllar, balık ve antioksidan bileşenlerden zengin bu modelin; antiinflamatuvar ve immünmodülatör etkileri sayesinde özellikle hipotiroidiye eşlik eden düşük dereceli inflamasyon ve metabolik bozuklukların yönetiminde önemli katkılar sağladığı gösterilmiştir. Dolayısıyla hipotiroidi hastalarında katı kısıtlayıcı diyetlerden ziyade, sürdürülebilir ve dengeli bir beslenme modeli benimsenmelidir” tavsiyesinde bulundu.<br />Guatrojenik besinler aşırı miktarda ve çiğ tüketilmemeli<br />Bazı besin maddelerinin guatrojenik etkilerine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, şunları söyledi:<br />“Guatrojenik besinler, tiroid hormon sentez basamaklarını etkileyebilen ve özellikle iyot kullanımını bozabilen bileşenler içeren gıdalardır. Bu besinler arasında başta turpgiller (brokoli, karnabahar, lahana), soya ürünleri ve bazı darı türleri yer almaktadır. Ancak klinik açıdan önemli olan nokta, bu besinlerin normal miktarlarda ve pişmiş olarak tüketildiğinde sağlıklı bireylerde veya iyot alımı yeterli olan hipotiroidi hastalarında genellikle anlamlı bir olumsuz etki oluşturmamasıdır. Guatrojenik etki daha çok aşırı tüketim, çiğ tüketim ve iyot yetersizliği durumlarında belirgin hale gelmektedir. Ayrıca pişirme işlemi bu bileşiklerin büyük ölçüde inaktive olmasını sağlamaktadır. Bu nedenle hipotiroidi hastalarında bu besinlerin tamamen kısıtlanması değil, pişmiş, dengeli ve kontrollü tüketimi önerilmektedir.”<br />İyot fazlalığına dikkat!<br />Hipotiroidide yeterli ve dengeli iyot alımının önemli olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, “Hipotiroidide beslenme yönetiminin en kritik bileşenlerinden biri mikro besinlerdir. İyot, tiroid hormon sentezi için zorunlu bir elementtir ve eksikliği hipotiroidinin en önemli nedenlerinden biridir. Ancak klinik pratikte sıklıkla göz ardı edilen önemli bir nokta, iyot fazlalığının da tiroid fonksiyonlarını baskılayabilmesidir. Özellikle kronik yüksek iyot alımının, tiroid hormon sentezinde geçici ya da kalıcı baskılanmaya yol açabileceği bilinmektedir. Bu nedenle yaklaşım “ne kadar çok iyot o kadar iyi” değil; yeterli ve dengeli iyot alımının sağlanması olmalıdır” diye konuştu.<br />Kontrolsüz takviye kullanılmamalı<br />Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, benzer şekilde selenyumun, tiroid hormonlarının aktif forma dönüşümünde görev aldığını ve antioksidan savunma sisteminde önemli rol oynadığını kaydederek “Bununla birlikte, selenyum desteğinin tüm hastalarda rutin olarak önerilmesini destekleyen güçlü ve tutarlı kanıtlar bulunmamaktadır. D vitamini, demir, çinko ve B12 gibi diğer mikro besin ögelerinin de tiroid fonksiyonları ile ilişkilendirilmiş olmakla birlikte, bu besin ögeleri için temel yaklaşım kontrolsüz takviye kullanımı değil; eksikliklerin saptanması ve hedefe yönelik yerine koyma tedavisidir. Özellikle demir eksikliğinin, tiroid hormon sentezinde görev alan enziminin aktivitesini azaltarak klinik tabloyu olumsuz etkileyebileceği unutulmamalıdır” uyarısında bulundu.<br />Tiroid – bağırsak ekseni etkileşimi önemli<br />Son yıllarda giderek daha fazla önem kazanan bir diğer konunun ise bağırsak mikrobiyotası ile tiroid fonksiyonları arasındaki ilişki olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, “Tiroid–bağırsak ekseni” olarak tanımlanan bu etkileşim, yalnızca besin emilimi ile sınırlı değildir. Sağlıklı bir mikrobiyota; iyot, selenyum ve demir gibi kritik mikro besinlerin emilimini desteklemenin yanı sıra tiroksinin (T4) aktif form olan triiyodotironine (T3) dönüşümünde de rol oynayabilmektedir. Buna karşılık mikrobiyota dengesinin bozulması, bağırsak geçirgenliğinin artmasına, sistemik inflamasyona ve bağışıklık sisteminin aktivasyonuna yol açarak tiroid fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle hipotiroidi yönetiminde bağırsak sağlığının korunması önemli bir hedef olarak değerlendirilmelidir” diye konuştu.<br />Tiroid ilaçları açken alınmalı<br />Hipotiroidide beslenme yönetiminin en pratik ve klinik açıdan en kritik bileşenlerinden birinin de ilaç tedavisinin doğru uygulanması olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, “İlacın emilimi; kahve, yüksek lifli besinler, kalsiyum ve demir takviyeleri gibi birçok faktörden etkilenebilmektedir. Bu nedenle ilacın genellikle aç karnına alınması ve bazı besinlerle arasında yeterli süre bırakılması önerilmektedir. Özellikle demir ve kalsiyum takviyeleri alınıyorsa ilaç ile arasında en az 4 saat ara bırakılması ilacın etkinliği açısından önemlidir” dedi.<br />Kişiselleştirilmiş beslenme planı uygulanmalı<br />Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Betül Bilen, sözlerini şöyle tamamladı: “Sonuç olarak hipotiroidide beslenme yaklaşımı, tek tip diyetler veya rastgele takviye kullanımı üzerine değil; bireyselleştirilmiş, dengeli ve bilimsel temelli bir yaklaşım üzerine kurulmalıdır. Mikro besin ögesi eksikliklerinin saptanması ve düzeltilmesi, bağırsak sağlığının desteklenmesi ve ilaç-besin etkileşimlerinin doğru yönetilmesi, hipotiroidi tedavisinin etkinliğini artıran temel unsurlar olarak öne çıkmaktadır.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipotiroidi-hastalari-akdeniz-diyeti-modeliyle-beslenmeli-634719">Hipotiroidi hastaları Akdeniz diyeti modeliyle beslenmeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyot Eksikliği Yaşayanlar Brokoli ve Ispanak Tüketmemeli</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iyot-eksikligi-yasayanlar-brokoli-ve-ispanak-tuketmemeli-410261</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Oct 2023 08:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[brokoli]]></category>
		<category><![CDATA[eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[ispanak]]></category>
		<category><![CDATA[iyot]]></category>
		<category><![CDATA[tüketmemeli]]></category>
		<category><![CDATA[yaşayanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=410261</guid>

					<description><![CDATA[<p>İyot, tiroid bezinin büyüme, beyin gelişimi ve enerji metabolizmasının hızından sorumlu tiroid hormonlarını üretebilmesi için gerekli bir mineraldir</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iyot-eksikligi-yasayanlar-brokoli-ve-ispanak-tuketmemeli-410261">İyot Eksikliği Yaşayanlar Brokoli ve Ispanak Tüketmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İyot, tiroid bezinin büyüme, beyin gelişimi ve enerji metabolizmasının hızından sorumlu tiroid hormonlarını üretebilmesi için gerekli bir mineraldir. İyotun vücutta eksik olmasının tiroid hormonu seviyelerinin düşmesine neden olarak çeşitli sağlık sorunlarına yol açabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Eyyüp Kenan Özok, “İyot eksikliği yaşayan kişiler brokoli, ıspanak, kara lahana, karnabahar, soya fasulyesi, şalgam ve turp gibi besinleri tüketmemeli. Bu besinler iyotun tiroid bezinde tutulmasını zorlaştırır ve guatr hastalığının oluşmasına neden olabilir” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Yetişkin bir insanın günde 150 mcg iyot tüketmesi önerilir. Hamilelerde bu miktar 220 mcg, emziren annelerde ise 290 mcg’dir. İyot eksikliği yaşamamak ya da varsa mevcut eksikliği gidermek için iyot açısından zengin besinlerin diyete dahil edilmesinin ilk adım olduğunu hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Eyyüp Kenan Özok, “Toplumda görülen iyot eksikliğini gidermek adına normal tuz içerikleri iyotlu tuza çevrilmiştir. İyot eksikliğinin kontrol altına alınmasında iyotlu tuz kullanmak gerekli. Ancak iyotlu tuz ısı, nem ve ışıktan etkilenir. Bu nedenle kapaklı bir kapta, dolapta ve kuru bir ortamda muhafaza edilmeli. Ayrıca yemeklere piştikten sonra ya da sofrada tuz eklenmeli. Bunun yanında deniz yosunları, Morina balığı, ton balığı ve karides gibi iyot içeren deniz ürünleri, süt, yoğurt ve peynir gibi süt ürünleri ve yumurta da iyot bakımından zengin ürünler arasında yer alıyor” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>İyot eksikliği depresyon ve enerjisizlik olarak belirti gösterebilir</strong></p>
<p>Düşük iyot alımı, hamilelik, sigara, florür ve klorlu su ve Brassica ailesinden (karnabahar, brokoli, kale, lahana, Brüksel lahanası) sebzelerin çiğ olarak tüketilmesinin iyot eksikliğinin başlıca nedenleri arasında olduğunu paylaşan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Eyyüp Kenan Özok, “İyot eksikliğinin belirtileri arasında baş dönmesi, bayılma, ciltte kuruluk, depresyon, enerjisizlik, kabızlık, kilo alma, kolesterol yüksekliği, saç dökülmesi, unutkanlık, üşüme, yorgunluk, el ve ayakların soğuk olması, tekrarlayan enfeksiyonlar, kabızlık, kas güçlüğü, eklem katılığı ve böbrek işlevlerinde azalma sayılabilir” dedi.</p>
<p>Dr. Eyyüp Kenan Özok, vücutta iyot eksikliği belirtilerinin kısa sürede kontrol altına alınmazsa kişide tiroid kanseri, erken doğum veya düşük, kadınlarda kısırlık, sinir sistemi rahatsızlıkları, büyümede gerilik, zihinsel bozukluklar, yumurtalık kanseri, tiroide bağlı otoimmün hastalıklar, prostat kanseri, kalpte büyüme, meme kanseri, kalp yetmezliği gibi rahatsızlıkların görülebildiğini veya varolan hastalıkların kötüleşebildiğini de vurguladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>Fazla iyot da sağlığa zararlı</strong></p>
<p>Günde 2.000 miligramın üzerindeki aşırı iyot dozlarının özellikle verem veya böbrek hastalığı gibi durumlarda tehlikeli olabileceğinin de altını çizen Dr. Eyyüp Kenan Özok, “İyot fazlalığı tiroidin papiler kanserine ve hipertiroidiye neden olabilir. Hamile kadınlar ve emziren anneler de belirtilen dozların üzerinde iyot kullanmamalı. Sonuç olarak farklı kimselerin vücutları farklı doz miktarlarına tepki verdiğinden iyot kullanımında mutlaka doktora danışılmalı ve dikkatli olunmalı. Özellikle Hashimoto tiroiditi veya hipotiroidizm olgularında iyot alımı mutlaka doktora danışılmalı. İdrarda iyot atılımı testi yapılması vücudun iyot eksikliği hakkında fikir veren bir laboratuvar testidir” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>İyotun 6 yararı</strong></p>
<p><strong>1. Metabolizma hızının kontrolü – optimal enerji düzeyi:</strong> İyot tiroid bezlerinin çalışmasını etkilediği için, vücudun bazal metabolik hızının kontrolünden doğrudan sorumludur. </p>
<p><strong>2. Kanserden korunma – meme kanserinin önlenmesi:</strong> İyot, kanserli hücrelerin kendi kendini öldürmesi demek olan apoptozu (planlı hücre ölümü) teşvik eder. Mutasyona uğramış hücrelerin yok edilmesine yardımcı olurken sağlıklı hücrelere zarar vermez. İyottan zengin gıdaların meme tümörü gelişmesini baskıladığını gösteren kanıtlar vardır. <br /> </p>
<p><strong>3. Detoks özelliği:</strong> İyot vücuttan kurşun, cıva gibi ağır metallerin ve başka biyolojik toksinlerin atılmasını sağlayabilir. İyodun meme bezlerinin sağlığı, midede yerleşen gastrit ve mide kanseri nedeni Helicobacter pylori bakterisine karşı antibakteriyel etki göstermesi, antioksidan etkileri gibi tiroid dışı birçok yararı vardır.</p>
<p><strong>4. Bağışıklık: </strong>İyot bağışıklığı destekler. Serbest hidroksil radikallerini yakalar. Antioksidan aktiviteyi uyararak ve artırarak kanser ve kalp hastalığı gibi kronik hastalıklara karşı korunmayı sağlar. </p>
<p><strong>5. Cilt, saç ve diş sağlığı:</strong> Kuru, tahriş olmuş, pullanan ve enflamasyonlu bir cilt yapısı iyot eksikliğinin sık rastlanan bir belirtisidir. İyot parlak bir cilt, canlı saçlar ve sağlıklı dişler için önem taşıyan bir eser mineraldir. İyot eksikliği saç dökülmesi nedenidir. </p>
<p><strong>6. Büyüme ve gelişme:</strong> Bebeklikte ve büyüme çağında yeterli iyot alınmaması veya hamilelerdeki iyot eksikliği önemli bir büyüme-gelişme geriliği nedenidir. İyot eksikliğinin aşırı olması kretinizm denen ağır bir gerilik tablosuna neden olur. Bu noksanlıkların önlenmesi için hamilelerde ve büyüme çağında iyot desteği önemli bir konudur. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iyot-eksikligi-yasayanlar-brokoli-ve-ispanak-tuketmemeli-410261">İyot Eksikliği Yaşayanlar Brokoli ve Ispanak Tüketmemeli</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
