<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>iyileşme | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/iyilesme/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/iyilesme</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Apr 2026 09:18:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>iyileşme | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/iyilesme</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İnme ve beyin hasarında erken rehabilitasyon şart!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/inme-ve-beyin-hasarinda-erken-rehabilitasyon-sart-625938</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 09:18:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[çorum]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hasarında]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[Hastanın]]></category>
		<category><![CDATA[inme]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[nme]]></category>
		<category><![CDATA[rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625938</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de ve dünyada inme (felç), en sık görülen nörolojik hastalıklar arasında yer alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inme-ve-beyin-hasarinda-erken-rehabilitasyon-sart-625938">İnme ve beyin hasarında erken rehabilitasyon şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de ve dünyada inme (felç), en sık görülen nörolojik hastalıklar arasında yer alıyor. Yapılan bilimsel çalışmalara göre; her 4 kişiden biri yaşamı boyunca en az bir kez inme geçirme riski taşıyor. Ülkemizde ise her yıl yaklaşık 200-250 bin yeni inme vakası görülüyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Çorum,</strong> günümüzde inmenin sadece ileri yaş hastalığı olmaktan çıktığını ve genç yaş gruplarında da görülmeye başladığını belirterek, bunda hareketsiz yaşam tarzı, hipertansiyon, diyabet ve sigara kullanımı gibi yanlış yaşam alışkanlıklarının etkili olduğunu söylüyor. </p>
<p>Felç sonrası iyileşmede zamanın kritik önem taşıdığını, bu süreçte robotik rehabilitasyonun da  tedavinin başarısını artırdığını belirten Doç. Dr. Çorum “İnme ve beyin hasarı ile beyin ameliyatları sonrası gelişen nörolojik kayıplar ve omurilik yaralanmaları gibi durumlarda, erken dönemde başlanan nörorehabilitasyon, hastaların iyileşme sürecini belirgin şekilde hızlandırıyor” diyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Çorum, robot destekli erken rehabilitasyonun 5 kritik etkisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Fonksiyon kayıplarını geri kazandırıyor</strong></li>
</ul>
<p>Felç sonrası iyileşmede zamanla yarış başlıyor. Yoğun ve hedefe yönelik rehabilitasyon; hareket, denge, konuşma ve yutma fonksiyonlarının daha hızlı geri kazanılmasını sağlıyor. Doç. Dr. Mustafa Çorum “Erken dönemde başlanan, doğru planlanmış nörorehabilitasyon programları; hastanın yalnızca hareket kabiliyetini değil, yaşam kalitesini de yeniden kazandırır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Komplikasyonları önlüyor</strong></li>
</ul>
<p>Uzun süre hareketsiz kalan felçli hastalarda; kas sertliği, eklem kısıtlılıkları, yatak yaraları, akciğer enfeksiyonları, solunum ve dolaşım problemleri gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir.  Bu durum hem tedavi sürecini zorlaştırır hem de iyileşmeyi geciktirir. Erken dönemde başlanan nörorehabilitasyon ile hastanın mümkün olan en kısa sürede kontrollü şekilde hareket ettirilmesi sağlanır. </p>
<ul>
<li><strong>Beynin kendini yenilemesini destekliyor</strong></li>
</ul>
<p>Beyin, hasar sonrası özellikle ilk aylarda yeniden yapılanmaya en açık dönemindedir. Özellikle inme sonrası ilk haftalar ve aylar, beynin bu yeniden yapılanma kapasitesinin en yüksek olduğu dönemdir. Bu kritik süreçte uygulanan doğru ve tekrarlı terapiler, yeni sinir bağlantılarının oluşmasını destekler.</p>
<ul>
<li><strong>Bağımsızlığı artırıyor</strong></li>
</ul>
<p>Felç sonrası en önemli hedeflerden biri, hastanın günlük yaşamda mümkün olduğunca bağımsız hale gelmesidir. Erken dönemde başlanan rehabilitasyon programları, hastanın yürüme, oturma, ayağa kalkma, giyinme, yemek yeme ve kişisel bakım gibi temel aktiviteleri yeniden öğrenmesini sağlar. Hastalar günlük yaşam aktivitelerinde daha kısa sürede bağımsız hale gelir. Bu durum, hem fiziksel iyileşmeyi hem de sosyal hayata katılımı güçlendirir.</p>
<ul>
<li><strong>Psikolojik olarak güçlendirir</strong></li>
</ul>
<p>Hastalık süreci yalnızca fiziksel değil, psikolojik olarak da zorlu olup, sıklıkla umutsuzluk, kaygı, bağımsızlık hissi ve depresyon gibi duygulara yok açabilir. Ancak erken dönemde başlanan rehabilitasyonla birlikte görülen küçük ama somut ilerlemeler, hastaya ‘iyileşiyorum’ duygusunu kazandırır ve motivasyonunu artırır, tedaviye aktif katılımı destekler. </p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Bütüncül yaklaşım tedavi başarısını artırıyor</strong></p>
<p>Multidisipliner yaklaşımın benimsendiği erken dönem rehabilitasyonda; hastaların robotik rehabilitasyon, fizyoterapi, ergoterapi ve konuşma-yutma terapisi alanlarında bire bir ve yoğun programlara alınarak yakından izlendiklerini belirten Doç. Dr. Mustafa Çorum sözlerine şöyle devam ediyor: “Klinik durumlar anlık olarak değerlendirilerek gerektiğinde ileri tıbbi müdahale ve yoğun bakım desteği sağlanabiliyor. Bu bütüncül yapı, özellikle ağır etkilenmiş hastaların güvenli, kontrollü ve etkili bir rehabilitasyon süreci geçirmesine olanak tanıyor.” </p>
<p><strong>xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxx</strong></p>
<p><strong>Robotik rehabilitasyon kritik rol oynuyor</strong></p>
<p>Robot destekli rehabilitasyon uygulamaları, günümüzde nörorehabilitasyonun önemli bir parçası haline gelmiş durumda. Güncel bilimsel çalışmalara göre; bu yöntemlerin, beynin hasar sonrası yeniden yapılanma yeteneği olan nöroplastisiteyi destekleyerek iyileşme sürecine katkı sağladığını belirten Doç. Dr. Çorum “Hastaya özel planlanan robotik programlar sayesinde erken dönemde güvenli mobilizasyon sağlanırken, yüksek tekrarlı egzersizlerle doğru hareketlerin öğrenilmesi destekleniyor. Aynı zamanda hastanın motivasyonu ve tedaviye katılımı da artıyor” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/inme-ve-beyin-hasarinda-erken-rehabilitasyon-sart-625938">İnme ve beyin hasarında erken rehabilitasyon şart!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kronik Ağrılara Ameliyatsız Doğal Tedavi: Proloterapi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kronik-agrilara-ameliyatsiz-dogal-tedavi-proloterapi-606935</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 08:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[enjeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[proloterapi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Tendon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606935</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eklem, bel, boyun ve diz ağrılarının tedavisinde umut veren proloterapi, vücudun kendini iyileştirme mekanizmasını harekete geçirerek, hasarlı dokuların onarımını sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-agrilara-ameliyatsiz-dogal-tedavi-proloterapi-606935">Kronik Ağrılara Ameliyatsız Doğal Tedavi: Proloterapi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eklem, bel, boyun ve diz ağrılarının tedavisinde umut veren proloterapi, vücudun kendini iyileştirme mekanizmasını harekete geçirerek, hasarlı dokuların onarımını sağlıyor. Cerrahi işlem gerektirmeyen bu yöntem, kronik ağrı sorunu yaşayan hastalar ve sporcular için doğal bir tedavi yöntemi olarak etkili oluyor. Memorial Ankara Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. Özlem Köroğlu, proloterapinin uygulanması ve sağladığı avantajlar hakkında önemli bilgiler verdi.  </p>
<p>Proloterapi, kas iskelet sistemi ağrılarının tedavisinde vücudun kendi doğal iyileşme cevabını uyararak etki etmeyi hedefleyen bir enjeksiyon yöntemidir. Vücudun iyileşme sürecini tetikleyecek serumların özellikle bağların, tendonların kemiğe yapışma bölgelerine uygun iğne uçları ile enjekte edilmesi şeklinde uygulanmaktadır. Enjeksiyonlar, hasarlanmış, zedelenmiş tendon, bağ ve ligamentlerin kemiğe yapışma bölgelerine yapılmaktadır. </p>
<p><strong>Proloterapinin iyi geldiği 11 sorun</strong></p>
<ol>
<li>Omurga ağrılarına neden olan ligament, bağ sorunları,</li>
<li>Diz, kalça kireçlenmeleri,</li>
<li>Omuz, dirsek yaralanmaları,</li>
<li>Epikondilitler (tenisçi, golfçü dirseği),</li>
<li>Bağ, tendon yaralanmaları,</li>
<li>Kronik ve akut bel ağrıları, tekrarlayan baş, boyun, sırt ve bel ağrıları (fıtıklar, kireçlenmeler, boyun, bel düzleşmeleri )</li>
<li>Omurga, göğüs kafesi ve kaburgalarda geçmeyen kas ve ligament kaynaklı ağrıları,</li>
<li>Boyun kas ve bağlarındaki sorunlardan kaynaklanan baş ağrıları, migrenöz tip ağrılar,</li>
<li>Topuk dikeni, plantar fasiitis, kulunç ağrıları</li>
<li>Yumuşak doku spor yaralanmalarına bağlı ağrılar</li>
<li>Remisyondaki kanser hastalarının bağ dokusu kökenli sorunlarına bağlı ağrılar</li>
</ol>
<p><strong>Hem ağrıyı kesiyor hem de dokuları iyileştiriyor </strong></p>
<p>Proloterapi, vücudun kendi doğal iyileşme cevabını uyararak etki etmeyi hedefleyen bir enjeksiyon yöntemidir. Eklemin sabit, sağlıklı çalışmasını sağlayan bağların onarılmasına yönelik doğal bir tedavi yöntemidir. Amacımız yalnız ağrıyı kesmek değil doku iyileşmesini hedeflemektir.</p>
<p><strong>Kişiye göre 3-4 haftada bir tekrarlanıyor</strong></p>
<p>Vücudun iyileşme sürecini tetikleyecek serumların özellikle bağların, tendonların kemiğe yapışma bölgelerine uygun iğne uçları ile enjekte edilmesi şeklinde uygulanmaktadır. Enjeksiyonlar, hasarlanmış, zedelenmiş tendon, bağ ve ligamentlerin kemiğe yapışma bölgelerine yapılmaktadır. Enjeksiyonlar, kişinin iyileşme süreçleri ile uyumlu olarak bireysel değerlendirmeler yapılarak 3-4 haftada bir olacak şekilde planlanır. Seans sayısı kişiye özel değişkenlik gösterir. İyileşme potansiyeli iyi, genç ve ek hastalığı olmayan kişilerde tek seans yeterli olabiliyorken, tam tersi durumlarda seans sayısı 6‘ya kadar uzayabilmektedir. </p>
<p><strong>Egzersiz ve fizik tedavi eşliğinde daha etkili!</strong></p>
<p>Enjeksiyonlar, kişiye özel bir egzersiz programı ve diğer fizik tedavi yöntemleri ile kombine edilmesi durumunda daha etkili olmaktadır. Ayrıca, kullanılan solüsyon vücut sıvılarına çok yakın bir içerikte olduğundan diğer ilaçlarla yapılan (kortizon, lokal anestezik gibi) enjeksiyonlara göre çok daha güvenlidir.</p>
<p>Proloterapi sonrasında, hasta günlük hayatına devam edebilmektedir. Ancak aşırı fiziksel aktivitelerden kaçınmak ve eklemi fazla zorlamamaya özen göstermek, iyileşme sürecini hızlandırıp tedavinin etkisini artırabilir. </p>
<p><strong>Bu hastalıklar varsa proloterapi uygun değildir</strong></p>
<ol>
<li>Kanama bozukluğu,</li>
<li>Derin ven trombozu,</li>
<li>Stabil olmayan kan basıncı,</li>
<li>Epilepsi öyküsü olan hastalar,</li>
<li>Açık yaralar,</li>
<li>Son dönem kalp yetmezliği,</li>
<li>Antikoagülan tedavi (kan sulandırıcı ) alanlar</li>
<li>Böbrek yetmezliği</li>
<li>Aktif kanser, iltihaplı romatizma ve enfeksiyon mevcut hastalar</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kronik-agrilara-ameliyatsiz-dogal-tedavi-proloterapi-606935">Kronik Ağrılara Ameliyatsız Doğal Tedavi: Proloterapi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlişkiniz toksik olabilir mi?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iliskiniz-toksik-olabilir-mi-592577</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 16:01:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkide]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkinin]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[lişkiniz]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[sürecin]]></category>
		<category><![CDATA[sürekli]]></category>
		<category><![CDATA[tarafı]]></category>
		<category><![CDATA[toksik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592577</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, toksik ilişkilerin belirtilerini, neden olduğu psikolojik etkileri ve iyileşme sürecinde atılması gereken adımlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskiniz-toksik-olabilir-mi-592577">İlişkiniz toksik olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, toksik ilişkilerin belirtilerini, neden olduğu psikolojik etkileri ve iyileşme sürecinde atılması gereken adımlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Toksik ilişkiler, anksiyete ve depresyon gibi ruhsal bozukluklara yol açabilir!</strong></p>
<p>Kişinin toksik bir ilişkide olup olmadığını anlamasının her zaman kolay olmayabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Hatta çoğunlukla zordur. Bunun en temel nedenlerinden biri, ilişkinin başında yaşadığınız güzel günlerin ve hissettiğiniz sevgi ile bağlılığın, manipülatif davranışları fark etmenizi engelleyebilmesidir.” dedi.</p>
<p>Bazen kişinin, toksik olduğunu fark etse bile, durumu görmezden gelmeye çalışabileceğini dile getiren Aytop, “Toksik ilişkiler, anksiyete ve depresyon gibi ruhsal bozukluklara yol açabilir. Manipülasyon, değersizlik ve çaresizlik duyguları, özgüven kaybı, sürekli kontrol altında hissetme ve sürekli açıklama yapma gibi durumlar kişinin ruh sağlığını olumsuz etkiler. Ayrıca, bu durum fiziksel sağlık sorunlarına da sebep olabilir. Toksik bir ilişkinin bazı belirtileri bulunur. Sürekli eleştirilmek, kendini kullanılmış ve değersiz hissetmek, çaresizlik ve suçluluk duygusu, aşırı baskı ve kontrol altında hissetmek, sürekli fedakarlık yapan tarafın hep siz olması, sürekli kendini sorgulamak zorunda hissetmek… Bu belirtileri deneyimliyorsanız, büyük olasılıkla toksik bir ilişkide bulunuyorsunuz demektir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Toksik ilişkide yalnızlık korkuları da sık görülüyor!</strong></p>
<p>Bazı kişilik örüntüleri ve bağlanma stillerinin, toksik ilişkide kalmayı güçlendirebileceğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Örneğin kaygılı bağlanma stili ve bağımlı kişilik örüntüleri bunlar arasında sayılabilir.” dedi.</p>
<p>Manipülatörün uyguladığı tekniklerin de kişinin bu ilişkide kalmasını pekiştirdiğini aktaran Aytop, “Bu manipülasyonlar, kişinin kendini değersiz, suçlu veya çaresiz hissetmesine yol açar ve öz saygısını zedeler. Toksik ilişkide yalnızlık korkuları da sık görülür; kişi ‘ya ilişki biterse yalnız kalırsam?’ gibi kaygılar yaşar. Bazı durumlarda kişi, kurtarıcı rolüne bürünerek karşı tarafı ‘düzeltmeye’ çalışabilir. Bu rol, kısa vadede karşı tarafı kurtarabilir, ancak uzun vadede kişinin duygusal, psikolojik ve hatta fiziksel zarar görmesine neden olabilir. Maddi bağımlılık, çocuklar, aile baskısı veya sosyal kaygılar da kişinin ilişkide kalma motivasyonunu artırabilir.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Toksik bir ilişkinin düzelmesi, her iki tarafın da değişim için istekli olmasına bağlı!</strong></p>
<p>Toksik bir ilişkinin iyileşmesi veya düzelmesinin mümkün olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Ancak oldukça zordur ve her zaman başarılı olacağı garanti değildir. Burada kritik olan, her iki tarafın da sorumluluk alması ve değişim için istekli olmasıdır.” dedi.</p>
<p>Sadece mağdur tarafın değil, manipülatörün de çaba göstermesi gerektiğini vurgulayan Aytop, “Bu süreçte ilişkideki sorunları ve sağlıksız örüntüleri kabul etmek, empati göstermek, ilişkiyi düzeltmek için efor sarf etmek gerekir. Eğer bu koşullar sağlanabiliyorsa ve her iki taraf da bireysel olarak destek alabiliyorsa, çift terapisi gibi yöntemlerle toksik ilişkiyi düzeltmek mümkün olabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>İyileşme sürecinde, kendine şefkat duymayı tekrar öğrenmek çok önemli!</strong></p>
<p>“Toksik bir ilişki, kişiyi tüketir ve adeta bir enkaz bırakır.” diyen Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bu nedenle, ilişkinin ardından kişinin birçok açıdan toparlanmaya ihtiyaç duyacağını söyledi. </p>
<p>İyileşme sürecinin; kendini kabul etmek, kendine güveni yeniden sağlamak, öz saygı ve öz değeri kazanmak, kendi yetenek, beceri ve kapasitesinin farkına varmak, kendine zaman tanımak adımlarını kapsadığını belirten Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Toksik ilişkide kişi, şefkatini çoğunlukla karşı tarafa yönlendirir ve kendine şefkat göstermeyi ihmal eder. Bu nedenle iyileşme sürecinde, kendine şefkat duymayı tekrar öğrenmek çok önemli. Ayrıca toksik ilişkide bazı iletişim yetenekleri kaybolabilir; ‘hayır’ demek, hoşlanmadığı şeyleri ifade etmek zorlaşabilir. Bu süreçte sağlıklı iletişim becerilerini yeniden kazanmak, hem mevcut hem de gelecekteki ilişkiler için kritik öneme sahip. Sınır koymayı öğrenmek de bu sürecin önemli bir parçası; ‘Ben kimim? Sınırlarım neler? Başkaları bu sınırlara ne kadar dahil olabilir?’ Bunları belirleyip uygulamak, sağlıklı ilişkiler için temel oluşturur. Sosyalleşmek, iyi gelen aktiviteleri yapmak, kişisel gelişime ve fiziksel sağlığa odaklanmak, yeni hobiler edinmek ve kişisel bakımına önem vermek, iyileşme sürecini hızlandırır. Bu süreçte yalnız olmak gerekmez, güvenilen insanlar veya uzman desteği sürecin olumlu ilerlemesine yardımcı olur.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskiniz-toksik-olabilir-mi-592577">İlişkiniz toksik olabilir mi?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sadakat kendine dürüst olmakla başlıyor! Gizlenen iletişim, sınır ihlali ve aldatmadır!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sadakat-kendine-durust-olmakla-basliyor-gizlenen-iletisim-sinir-ihlali-ve-aldatmadir-588448</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2025 10:53:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[birey]]></category>
		<category><![CDATA[dürüst]]></category>
		<category><![CDATA[duygular]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[gizlenen]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kendine]]></category>
		<category><![CDATA[olmakla]]></category>
		<category><![CDATA[sadakat]]></category>
		<category><![CDATA[tuncel]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588448</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, aldatmanın tanımı, nedenleri, birey ve ilişki üzerindeki etkileri ile aldatma sonrası duygusal iyileşme ve başa çıkma yollarını anlattı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sadakat-kendine-durust-olmakla-basliyor-gizlenen-iletisim-sinir-ihlali-ve-aldatmadir-588448">Sadakat kendine dürüst olmakla başlıyor! Gizlenen iletişim, sınır ihlali ve aldatmadır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, aldatmanın tanımı, nedenleri, birey ve ilişki üzerindeki etkileri ile aldatma sonrası duygusal iyileşme ve başa çıkma yollarını anlattı. </p>
<p><strong>Bir iletişimin partner tarafından görülmesi istenmiyorsa bu bir aldatmadır!</strong></p>
<p>Aldatmanın, en yalın haliyle, bir ilişkinin tarafları arasında karşılıklı olarak belirlenen sınırların ihlali olarak tanımlanabileceğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Başka bir ifadeyle, taraflardan birinin ilişki dışı bir bağ kurması, verilen güvenin ve sadakatin zedelenmesi anlamına gelir. Çoğu zaman aldatma denildiğinde akla yalnızca cinsel eylemler gelse de aslında aldatma sadece fiziksel değil; duygusal ve sosyal (sanal) boyutlarıyla da karşımıza çıkar.” dedi.</p>
<p>Fiziksel aldatmanın, ilişki dışı cinsel eylemleri içerirken; duygusal aldatmanın, romantik paylaşımların, flörtleşmenin veya duygusal yakınlıkların kurulduğu durumlar olduğunu ifade eden Tunçel, “Sosyal ya da sanal aldatma ise dijital iletişim araçları üzerinden gelişen bağları kapsar. ‘Sadece mesajlaştık, bu aldatma mıdır?’ sorusu sıkça duyulur; ancak yanıt nettir. Eğer bu iletişimin partner tarafından görülmesi istenmiyor, gizleniyorsa, bu bir sınır ihlalidir ve dolayısıyla aldatmadır.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Aldatmak tek bir nedene indirgenemez! </strong></p>
<p>Bir ilişkide aldatmanın yaşanmaması için üç temel yapı taşının; güven, sadakat ve duygusal bağlılığın korunması gerektiğine vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Aldatmayı tek bir nedene indirgemek mümkün değil. Bu davranışın altında bireysel, ilişkisel ve çevresel faktörler yatabilir.” dedi.</p>
<p>Bu faktörlere açıklık getiren Tunçel, şunları söyledi:</p>
<p>“Özellikle kaçıngan veya güvensiz bağlanma örüntüsüne sahip bireyler, ilişkilerinde yakınlık kurmakta zorlanabilir ve bu durum sadakatsizliğe zemin hazırlayabilir.<strong> </strong>Kendilik değerinin düşük olması, bireyi dışarıdan onay arayışına yöneltebilir.<strong> </strong>Narsistik özellikler taşıyan bireylerde sadakatsizlik daha sık görülür.<strong> ‘</strong>Ben kimim?’ sorusuna yanıt arayan ya da hayatında heyecan arayan bireyler de aldatma davranışı gösterebilir.<strong> </strong>Travmalar, madde ya da davranışsal bağımlılıklar da sağlıklı karar verme süreçlerini zayıflatabilir.</p>
<p>İlişkide yaşanan iletişim kopuklukları, duygusal veya cinsel tatminsizlik, ihmal edilme, anlaşılmadığını hissetme gibi durumlar aldatmayı tetikleyebilir. Uzun süredir süregelen çatışmaların çözümlenememesi, bastırılmış öfke veya intikam duygusu da sadakatsizliğe zemin hazırlayabilir. Toplumsal normlar, kültürel değişim, sosyal medyanın etkisi ve sadakatsizliğin normalleştirilmesi de önemli etkenlerdir. Günümüzde tüketim kültürünün ilişkiler üzerindeki etkisiyle birlikte ‘yenisi her zaman daha iyidir’ anlayışı, sadakat kavramını zayıflatır.” </p>
<p><strong>Aldatmanın kendisinden çok, sonraki süreç daha travmatik hale gelebilir!</strong></p>
<p>Aldatmanın, hem birey hem de ilişki açısından derin duygusal etkiler bıraktığına değinen Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Aldatılan kişi, ilk etapta bir şok yaşar; durumu inkâr eder, ardından öfke, suçluluk, kıyaslama ve özgüven kaybı gibi duygularla baş etmeye çalışır. Bu süreç, travma sonrası stres bozukluğuna benzer belirtiler gösterebilir.” dedi.</p>
<p>Aldatan kişinin ise çoğu zaman ambivalan (ikircikli) duygular içinde olduğunu ifade eden Tunçel, “Suçluluk ve pişmanlık hissederken, kimi zaman da savunmaya geçer, davranışını rasyonelleştirir. Bazı bireyler hatasını kabul edip sorumluluk alırken, bazıları karşı tarafı suçlama eğilimindedir. İlişki açısından bakıldığında ise güven kaybı en yıkıcı sonuçlardan biridir. Bu güvenin yeniden inşası, ancak açık iletişim, doğru sınırlar ve profesyonel destekle mümkün olabilir. Aksi halde aldatmanın kendisinden çok, sonraki süreç daha travmatik hale gelebilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Duygusal iyileşme doğru yaklaşımla mümkün!</strong></p>
<p>Aldatmanın, kişisel bir kriz olduğuna işaret eden Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Ancak doğru yaklaşımla iyileşmek mümkün. Bu süreç hem bireysel hem de ilişkisel düzeyde ele alınmalı.” dedi.</p>
<p>Bireysel düzeyde duygulara alan açmanın, sosyal desteğin, kendine şefkat göstermenin ve profesyonel desteğin önemli olduğunu açıklayan Tunçel, “Öfke, üzüntü, kafa karışıklığı gibi duygular bastırılmamalı. Bu duyguların yaşanması iyileşmenin doğal bir parçası. Güvendiğiniz bir dost ya da aile üyesiyle paylaşım yapmak duygusal yükü hafifletir. ‘Ben ne hissediyorum, ne istiyorum?’ sorularını samimiyetle sormak ve kendine acımasız davranmamak önemli. Uzman eşliğinde özdeğerin yeniden yapılandırılması ve travma çalışması sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Aldatmak ilişki memnuniyetiyle değil, algılanan adalet ve duygusal iletişim düzeyiyle ilişkili!</strong></p>
<p>Eğer taraflar ilişkiyi sürdürmek istiyorsa, bunu iki tarafın da içtenlikle istemesi gerektiğinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Güven yeniden inşa edilmeli. Duygular bastırılmamalı, açıkça ifade edilmeli. Geçmiş tekrar tekrar gündeme getirilmemeli; odak, suçlamadan ziyade duyguların paylaşımında olmalı. Çift terapisiyle rollerin yeniden yapılandırılması ve sınırların belirlenmesi süreci desteklenmeli.” dedi.</p>
<p>Hemen affetmek ya da görmezden gelmenin, iyileşmeyi engellediğine dikkat çeken Tunçel, “Karşı tarafın sorumluluğunu alması, hatanın bedelini anlaması gerekir. Aynı şekilde, sürekli suçlamak da süreci tıkar. Bilimsel çalışmalar, çift terapisine başvuran çiftlerin yaklaşık yüzde 30’unun ilişkisini kurtarabildiğini gösteriyor. Ayrıca araştırmalar, aldatmanın ilişki memnuniyetiyle değil, algılanan adalet ve duygusal iletişim düzeyiyle daha yakından ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.” bilgisini paylaştı.</p>
<p><strong>Sadakat, kişinin kendine ve kendi ihtiyaçlarına karşı da dürüst olabilmesidir!</strong></p>
<p>Aldatmanın bir ilişkiyi bitirebileceği uyarısını yapan Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Ancak kimi zaman bir dönüm noktasına da dönüşebilir. Burada önemli olan ilişkinin devam edip etmemesi değil, kişinin kendini nasıl iyileştirdiği ve bu süreçten nasıl güçlenerek çıktığıdır.” dedi.</p>
<p>Aldatılmanın, bireyin yetersizliği değil, karşı tarafın sınırlarını koruyamamasının bir sonucu olduğunu dile getiren Tunçel, “Bu nedenle süreci kişiselleştirmemek, acele kararlar vermemek ve zamana yayarak değerlendirmek gerekir. Unutmamak gerekir ki sadakat, yalnızca bir başkasına değil, kendine ve kendi ihtiyaçlarına karşı dürüst olabilmektir. İyileşmek mümkündür; sabırla, kendine dürüst kalarak ve gerektiğinde profesyonel destek alarak.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sadakat-kendine-durust-olmakla-basliyor-gizlenen-iletisim-sinir-ihlali-ve-aldatmadir-588448">Sadakat kendine dürüst olmakla başlıyor! Gizlenen iletişim, sınır ihlali ve aldatmadır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akıllı bandaj ve 3 boyutlu deriyle diyabetik ayakta yeni dönem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akilli-bandaj-ve-3-boyutlu-deriyle-diyabetik-ayakta-yeni-donem-581249</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 10:09:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta]]></category>
		<category><![CDATA[bandaj]]></category>
		<category><![CDATA[boyutlu]]></category>
		<category><![CDATA[çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[dalga]]></category>
		<category><![CDATA[deriyle]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetik]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[eksozom]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581249</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre Türkiye’de 20-79 yaş aralığında yaklaşık 7 milyon diyabet hastası bulunuyor ve bu rakam yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 15’ine karşılık geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-bandaj-ve-3-boyutlu-deriyle-diyabetik-ayakta-yeni-donem-581249">Akıllı bandaj ve 3 boyutlu deriyle diyabetik ayakta yeni dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre Türkiye’de 20-79 yaş aralığında yaklaşık 7 milyon diyabet hastası bulunuyor ve bu rakam yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 15’ine karşılık geliyor. Sanılanın aksine diyabetin yalnızca kan şekeri yüksekliği ile sınırlı olmadığını dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Zamanla göz, böbrek, kalp-damar sistemi ve sinirler de bu rahatsızlıktan olumsuz etkilenebiliyor. Bu komplikasyonlardan biri olan diyabetik ayak hastalığı, sinir hasarı ve dolaşım bozukluğu nedeniyle ayakta yaraların iyileşmesini zorlaştırıyor; enfeksiyon riskini artırarak ilerleyen dönemlerde ayak ya da bacak kaybına kadar gidebiliyor” dedi.</strong></p>
<p>Diyabetik ayak tedavisinde en önemli klasik yaklaşımlar; kan şekerinin kontrolü, düzenli yara bakımı, enfeksiyon tedavisi ve gerekirse cerrahi müdahaledir. Günümüzde eksozom, amniotik membran ve şok tedavileri gibi yeni yaklaşımların dikkat çektiğinden bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Eksozom tedavisi iltihabı azaltıp iyileşmeyi hızlandırıyor, plasentadan elde edilen zar dokusu amniyotik membran biyolojik bandaj gibi etki ederek doku onarımını destekler, şok dalga tedavileri ise hücreleri uyararak zor kapanan yaraların iyileşmesini kolaylaştırıyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Eksozom tedavisiyle vücudun onarım gücü destekleniyor</strong></p>
<p>Vücudumuzdaki hücrelerin birbiriyle haberleşmesini sağlayan çok küçük parçacıklara eksozom dendiğini dile getiren Prof. Dr. Çetinkaya, “Kök hücreler tarafından üretilen bu parçacıklar iyileşmeyi destekleyen bilgiler, proteinler ve büyüme faktörleri taşır; yani hücrelerin birbirine ‘iyileş’ sinyali göndermesini sağlar. Eksozomlar yaralarda üç mekanizmayla etki eder: aşırı iltihabı kontrol altına alır, onarıcı hücrelerin daha aktif çalışmasını sağlar ve yeni damar oluşumunu destekleyerek yaranın beslenmesini ve iyileşmesini hızlandırır. Vücudun kendi hücreleri de eksozom üretir, ancak doğal miktar bazen yeterli olmaz. Eksozom tedavisinde; kök hücrelerden elde edilen eksozomlar laboratuvar ortamında yoğunlaştırılarak yara bölgesine uygulanır ve bu süreç dışarıdan desteklenmiş olur” dedi.</p>
<p><strong>Plasenta yaraları iyileştiriyor</strong></p>
<p>Amniyotik membranın, hamilelik sırasında plasentaya bağlı olarak bebeği saran zar tabakası olduğunu ifade eden Çetinkaya, “Plasenta, bebeği dış etkenlerden korur ve gelişimi boyunca ihtiyaç duyduğu birçok maddeyi sağlar. Doğumdan sonra artık kullanılmayan bu zar, özel işlemlerden geçirilerek tedavi amaçlı kullanılabilir hale getirilir. Özellikle zor iyileşen yaralarda etkili olan amniyotik membran, cilt üzerine ya da ihtiyaç duyulan başka bir bölgeye uygulanarak adeta bir biyolojik bandaj gibi görev yapar. İçerdiği doğal büyüme faktörleri ve proteinler sayesinde hücre yenilenmesini hızlandırarak hızlı iyileşme sağlar. Yaralı bölgede şişlik ve iltihabı azaltmaya, ağrıyı hafifletmeye yardımcı olur. Ayrıca yara izinin oluşmasını önleyebilir ve yeni, sağlıklı doku oluşumunu teşvik ederek doku onarımını destekler” dedi.</p>
<p><strong>Şok dalgaları “iyileş” mesajını taşıyor</strong></p>
<p>Tıpta giderek daha fazla kullanılan yöntemlerden birinin de şok dalga tedavisi olduğunu açıklayan Çetinkaya, “Tıbbi adıyla Extracorporeal Shock Wave Therapy, vücuda dışarıdan uygulanan ses dalgalarıyla iyileşmeyi hızlandırır ve özellikle zor kapanan yaralarda etkili sonuçlar verir. Düşük yoğunlukta ve kontrollü şekilde uygulanan şok dalgaları, cilt üzerinden yara bölgesine bir cihaz aracılığıyla gönderilir. Bu dalgalar cilde veya dokuya zarar vermeden hücrelerin çalışmasını hızlandırarak adeta vücuda ‘Harekete geç, kendini onar!’ mesajı iletir” bilgisini verdi.</p>
<p><strong>Biyoyazıcılarla kişiye özel deri üretimi bekleniyor</strong></p>
<p>Diyabetik ayak tedavisinde yakın gelecekte önemli gelişmeler beklendiğini belirten Çetinkaya, “Yakında akıllı bandajlar yalnızca koruma sağlamayacak; yarayı analiz edecek, enfeksiyonu algılayacak ve ilaç salımı yaparak adeta ‘minik bir doktor’ gibi çalışacak. Daha saflaştırılmış eksozom ürünleri ile hazır jel ve spreyler geliştirilecek. 3D biyoyazıcılarla hastanın kendi hücrelerinden kişiye özel deri yamaları üretilebilecek ve vücut bu dokuyu daha kolay kabul edecek. Yaranın mikrobiyomunu koruyan probiyotik kremler kötü bakterileri baskılayarak doğal savunma sağlayacak. Ayrıca akıllı tabanlıklar, basınç sensörleri ve sıcaklık ölçen cihazlar sayesinde ayakta yara oluşmadan önce risk fark edilip önlem alınabilecek” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-bandaj-ve-3-boyutlu-deriyle-diyabetik-ayakta-yeni-donem-581249">Akıllı bandaj ve 3 boyutlu deriyle diyabetik ayakta yeni dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 20&#8217;lik diş çekilmek zorunda değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-20lik-dis-cekilmek-zorunda-degil-580775</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çekilmek]]></category>
		<category><![CDATA[çekim]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Gömük Diş]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[lik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zorunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=580775</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında “akıl dişi” olarak bilinen 20 yaş dişleri, genellikle 17–25 yaş aralığında çıkarak genç yetişkinlik döneminde ağız ve diş sağlığını en çok etkileyen sorunlardan biri.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-20lik-dis-cekilmek-zorunda-degil-580775">Her 20&#8217;lik diş çekilmek zorunda değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Halk arasında “akıl dişi” olarak bilinen 20 yaş dişleri, genellikle 17–25 yaş aralığında çıkarak genç yetişkinlik döneminde ağız ve diş sağlığını en çok etkileyen sorunlardan biri. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Arzu Tekkeli, “20 yaş dişleriyle ilgili en yaygın yanılgılardan birine dikkat çekerek, “Toplumdaki yaygın inanış, bu dişlerin mutlaka çekilmesi gerektiği yönünde. Oysa her 20 yaş dişinin çekilmesi şart değil. Çekim kararı, dişin ağız içindeki konumuna, komşu dişlerle ilişkisine ve hastanın genel ağız sağlığına göre verilmeli” dedi.</strong></p>
<p>Çene yapısında yeterli yer olmadığı için tam olarak çıkamayan 20’lik dişler, çoğu zaman gömük ya da yarı gömük şekilde kalabiliyor. Bu durumun da bireylerde ağrı, çürük veya enfeksiyon gibi sağlık problemlerine yol açabileceğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Arzu Tekkeli, “Yarı gömük diş öndeki dişe baskı yaparak yiyecek artığı birikimine sebep olabilir bunun sonucunda da diş çürüğü ve diş eti enfeksiyonu oluşabilir. Tam gömük dişlerin ise genellikle herhangi bir belirti vermediğini söylemek mümkün. Eğer gömük diş ağrıya veya komşu dişlerde probleme yol açmıyorsa çekilmeyebilir. Ayrıca tamamen çıkmış ve doğru konumlanmış 20 yaş dişleri de düzenli bakım yapıldığında ağızda sağlıklı bir şekilde kalabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>20’lik diş çekiminde fark yaratan eşik 35 yaş</strong></p>
<p>Çekim sonrasına da değinen Tekkeli, “Hastalar çoğu zaman diş çekiminin ardından sadece dinlenmenin yeterli olduğunu düşünüyor. Oysa bu süreçte ağız hijyenine dikkat etmek, doktorun verdiği ilaçları düzenli kullanmak ve özellikle ilk gün buz kompresi uygulamak iyileşmeyi hızlandırır, enfeksiyon riskini azaltır. Ayrıca bu dişlerin çekimi için en uygun dönem; vücut direnci yüksek, iyileşme kapasitesi daha fazla olduğu için 35 yaşına kadar olan süreçtir.  Gerekli durumlarda tabii ki 35 yaşından sonra da çekim yapılabilir yalnızca iyileşme süresi biraz daha uzun olur” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Arzu Tekkeli, 20 yaş dişleriyle ilgili toplumda yaygın olan doğru bilinen yanlışları sıraladı:</p>
<p><strong>20’lik dişler mutlaka çekilmeli</strong></p>
<p>Her 20’lik dişin çekilmesi gerekmez; karar dişin konumu ve ağız sağlığına göre verilir.</p>
<p><strong>20’lik diş çıkarken çok ağrı yapar</strong></p>
<p>Tam gömük dişler çoğu zaman belirti vermez; ağrı daha çok yarı gömük dişlerde görülür.</p>
<p><strong>20’lik dişler her zaman eğri çıkar</strong></p>
<p>Çene yapısı uygunsa dişler tamamen düzgün de sürebilir.</p>
<p><strong>20’lik diş çekimi çok tehlikelidir</strong></p>
<p>Diş çekimi, deneyimli hekimler tarafından yapıldığında güvenli bir işlemdir. Ek olarak 35 yaş öncesi iyileşme süreci daha hızlıdır.</p>
<p><strong>20’lik dişler hep çürür</strong></p>
<p>Yarı gömük dişlerde yiyecek birikimi çürük riskini artırır ancak tam çıkan dişler düzenli bakımla sağlıklı kalabilir.</p>
<p><strong>20’lik dişler diğer dişleri bozar</strong></p>
<p>Çarpıklığın asıl sebebi genetik ve çene yapısıdır, 20’lik dişler bu durumdan tek başına sorumlu değildir.</p>
<p><strong>Gömülü kalan her 20’lik diş sorun çıkarır</strong></p>
<p>Bazı gömülü dişler hiçbir problem yaratmaz, yalnızca riskli durumlarda çekim gerekir.</p>
<p><strong>20’lik diş çekiminden sonra yüz şişer</strong></p>
<p>Her çekim sonrası yüzde şişlik olacak diye bir kural yoktur. Buz presi, hijyene özen gösterme ve ilaç kullanımı iyileşmeyi hızlandırır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-20lik-dis-cekilmek-zorunda-degil-580775">Her 20&#8217;lik diş çekilmek zorunda değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik destek almak zayıflık değil, farkındalık ve iyileşme arayışı…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-destek-almak-zayiflik-degil-farkindalik-ve-iyilesme-arayisi-554640</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2025 07:56:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=554640</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, ruh sağlığı sorunlarında psikolojik desteğin önemi ve hangi belirtilerde yardım alınması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-destek-almak-zayiflik-degil-farkindalik-ve-iyilesme-arayisi-554640">Psikolojik destek almak zayıflık değil, farkındalık ve iyileşme arayışı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, ruh sağlığı sorunlarında psikolojik desteğin önemi ve hangi belirtilerde yardım alınması gerektiği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Duygusal, davranışsal ya da fiziksel belirtiler</strong> <strong>kalıcı hale geldiyse yardım alınmalı!</strong></p>
<p>Duygusal, davranışsal ve fiziksel düzeyde ortaya çıkan bazı belirtilerin, psikolojik desteğe ihtiyaç duyulduğunun sinyalini verdiğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Sürekli kendini üzgün, çaresiz, yetersiz hissetmek, geleceğe dair umutsuz olmak ya da hiçbir şeyden keyif almamak duygusal düzeyde uyarıcı belirtilerdir.” dedi.</p>
<p>Davranışsal olarak içe kapanma, sosyal ilişkilerden uzaklaşma, iş ya da okul performansında düşüş, öfke patlamaları ya da alkol ve madde kullanımına yönelmenin gözlemlenebileceğini aktaran Aydın, “Fiziksel belirtiler arasında ise nedensiz baş ağrıları, mide problemleri, kas ağrıları, çarpıntı, nefes darlığı gibi stresle ilişkili şikâyetler bulunur. Kişi sabah işe gitmekte zorlanıyor, gün boyu bedeni ağrıyor ve insanlarla görüşmek istemiyorsa, bu durum yalnızca geçici bir yorgunluk olmayabilir. Bu belirtiler iki haftadan uzun sürüyor ve kişinin yaşam kalitesini etkiliyorsa bir uzmana başvurmak gerekir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Duygular kişinin yaşam enerjisini götürmeden destek almak önemli!</strong></p>
<p>Herkesin zaman zaman kendini kötü hissedebileceğini hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Ancak bu duygular uzun süre geçmiyorsa, hayatın farklı alanlarında işlevselliği azaltıyorsa ya da kişi baş etmekte zorlanıyorsa bu durum artık bir uyarı sinyali haline gelir.” dedi.</p>
<p>Bireyin, gün içinde sürekli endişelenmesi, gece uyuyamaması, konsantre olamaması ve sevdikleriyle tartışmalara girmesinin yalnızca geçici bir stres olmadığına vurgu yapan Aydın, “Bu durum bir kaygı bozukluğunun belirtisi olabilir. Aynı şekilde, ilgisizlik ya da ‘hiçbir şeyin anlamı yok’ hissi uzun süredir devam ediyorsa, bu durum depresif bir süreç yaşandığını gösterebilir. Bu duygular kişinin yaşam enerjisini alıp götürmeden, bir uzmandan destek almak oldukça önemlidir.” uyarısını yaptı.</p>
<p><strong>Terapistle yürütülen süreç, kişinin kendini yeniden inşa etmesine olanak tanır!</strong></p>
<p>Hayatın, zaman zaman kontrolümüz dışında gelişen zorlayıcı olaylarla dolu olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Sevilen birinin kaybı, boşanma süreci, işsizlik, şehir değişikliği ya da ani bir hastalık, kişinin duygusal dengesini sarsabilir.” dedi. </p>
<p>Bu dönemlerde psikolojik destek almanın, yaşanan olayın etkilerini anlamlandırmak, duyguları bastırmadan ifade edebilmek ve sürece sağlıklı şekilde uyum sağlayabilmek açısından önemli olduğuna dikkat çeken Aydın şunları söyledi:</p>
<p>“Örneğin, boşanma süreci yaşayan bir kadın hem kendini suçlu hissedebilir hem de çevresinin baskısıyla baş etmeye çalışabilir. Bu süreçte destek almazsa hem kendi ruh sağlığı bozulabilir hem de çocuklarıyla ilişkisi zarar görebilir. Oysa bir terapistle yürütülen süreç, kişinin kendini yeniden inşa etmesine olanak tanır.”</p>
<p><strong>Psikolojik rahatsızlıklar erken fark edilirse kolay tedavi edilebilir!</strong></p>
<p>“Psikolojik rahatsızlıklar, tıpkı fiziksel hastalıklar gibi erken dönemde fark edilirse daha kolay ve kısa sürede tedavi edilebilir.” diyen Aydın, “Kaygı bozuklukları, depresyon ya da panik atak gibi durumlar ilk belirtilerle birlikte ele alınmazsa, zamanla kronik hale gelebilir ve kişinin yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürebilir. İlk panik atağını yaşayan biri bunu kalp krizi zannedip acil servise başvurabilir. Ancak altta yatan neden anlaşılmaz ve yardım alınmazsa, kişi her dışarı çıkışında tekrar atak yaşayacağı korkusuyla evden çıkmamaya başlayabilir. Oysa bu durum erken dönemde bir psikologla çalışılarak kontrol altına alınabilir. Psikoterapi sayesinde hem duygular düzenlenir hem de kişi bu belirtilerle baş etmeyi öğrenir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Psikolojik destek, insanın kendine değer verdiğinin önemli bir işareti!</strong></p>
<p>Toplumda hâlâ ‘psikoloğa gitmek delilik belirtisidir’ ya da ‘güçlü insanlar kendi kendine baş eder’ gibi kalıp yargılar olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Oysa psikolojik destek almak, bireyin farkındalığını artırır, yaşam kalitesini yükseltir ve sağlıklı kararlar almasına katkı sağlar.” dedi.</p>
<p>Tıpkı fiziksel bir rahatsızlıkta doktora gitmek gibi, ruhsal bir zorlanmada psikoloğa gitmenin de bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Aydın, “Üstelik güçlü insanlar destek almaktan çekinmeyen, zorlukları tanıyıp çözüm arayan kişilerdir. Yoğun stres yaşayan bir anne çocuklarına bağırıp sonra suçluluk hissedebilir. Bu döngü onu hem tüketir hem de ilişkilerini zedeler. Bir uzmandan destek alarak bu döngüyü fark etmesi ve değiştirmesi mümkündür. Psikolojik destek, insanın kendine değer verdiğinin önemli işaretlerinden biri olarak kabul edilebilir. Bu algıyı değiştirmek için örnek olmaya, deneyimleri paylaşmaya ve ruh sağlığının bir lüks değil, temel bir ihtiyaç olduğunu vurgulamaya devam etmeliyiz. Bu önyargılarla mücadele etmek için ise eğitim, medya ve açık konuşmalar çok önemlidir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolog ve psikiyatrist, ruh sağlığında birbirini tamamlayan uzmanlar… </strong></p>
<p>Psikoloğa gitmekle psikiyatriste gitmek arasındaki farklara da değinen<strong> </strong>Uzman Klinik Psikolog Cumali Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Psikologlar, kişilerin duygu, düşünce ve davranışlarını anlamalarına, sorunlarıyla baş etme becerileri geliştirmelerine yardımcı olan ruh sağlığı uzmanlarıdır. Terapi yoluyla kişiye farkındalık kazandırırlar. Psikiyatristler ise tıp eğitimi almış, ilaç yazma yetkisi olan uzmanlardır. Kimi zaman ikisinin birlikte çalışması gerekir. Örneğin, ağır depresyonda olan bir kişi hem ilaç tedavisi almalı hem de terapi sürecine dahil olmalı. Uykusuzluk, halüsinasyon görme, intihar düşünceleri gibi durumlar varsa öncelikle psikiyatriste başvurulması uygundur. Daha hafif düzeyde zorlanmalarda psikolog desteği yeterli olabilir. Her iki uzman da ruhsal sağlığımızı korumak için farklı ama tamamlayıcı roller üstlenir. Bu nedenle çoğunlukla ikisinin bir arada yürütülmesi ruh sağlığımız açısından çok daha faydalı olacaktır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-destek-almak-zayiflik-degil-farkindalik-ve-iyilesme-arayisi-554640">Psikolojik destek almak zayıflık değil, farkındalık ve iyileşme arayışı…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Küçük Kesi ile Omurga Cerrahisi Hızlı İyileşme Sağlıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kucuk-kesi-ile-omurga-cerrahisi-hizli-iyilesme-sagliyor-420232</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Nov 2023 21:03:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[küçük]]></category>
		<category><![CDATA[omurga]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=420232</guid>

					<description><![CDATA[<p>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte son yıllarda minimal invaziv ile yani küçük kesilerle yapılan ameliyatlar hızla yaygınlaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-kesi-ile-omurga-cerrahisi-hizli-iyilesme-sagliyor-420232">Küçük Kesi ile Omurga Cerrahisi Hızlı İyileşme Sağlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>        KÜÇÜK KESİ İLE OMURGA CERRAHİSİ HIZLI İYİLEŞME SAĞLIYOR</strong></p>
<p>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte son yıllarda minimal invaziv ile yani küçük kesilerle yapılan ameliyatlar hızla yaygınlaşıyor. 7 milimetrelik bir kesi ile omurga ameliyatları konforlu bir şekilde ve küçük bir yara izi ile gerçekleştiriliyor. Küçük kesi yöntemi sayesinde hastanın yaşam kalitesi de yükseliyor. Memorial Bahçelievler ve Hizmet Hastaneleri Omurga Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Onur Yaman, dünyanın ve ülkemizin önemli omurga uzmanlarının bir araya geldiği, Istanbul Spine Masters toplantısında küçük kesi ile omurga cerrahisi hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Bel boyun fıtıklarından faset sendromuna pek çok sorunda kullanılıyor</strong></p>
<p>Omurga cerrahisinde önemli olan ve açık cerrahi ile tedavi edilen bel fıtıkları, boyun fıtıkları, omurga kanal darlığı yani omurganın ilerleyen yaş grubunda kanalın daralmasıyla birlikte ortaya çıkan sorunlar, bel kayması, boyun kanal darlığı, faset sendromu veya yaşlanan omurga gibi sorunlar teknolojinin gelişmesiyle birlikte minimal invaziv yani küçük kesi ile çözülebilmektedir. Küçük kesi ile yapılan omurga cerrahisinde genellikle 7 mm’lik bir kesiden ameliyat yapılmaktadır. İşlem büyüdükçe kesinin miktarı artabilmektedir. Küçük kesi ile yapılan ameliyatlarda cerrahın da işi kolaylaşmaktadır. Açık ameliyat yapmaktansa küçük bir keşiden ameliyatı gerçekleştirmek cerrah için de konforlu bir yol olmaktadır. </p>
<p><strong>Ameliyat sonrası iyileşme süreci oldukça hızlı </strong></p>
<p>Hastanın vücudunda daha küçük bir kesiyle gerçekleştirilen ameliyat nedeniyle ameliyat sonrası kesi hızlıca iyileşmektedir. Hastaya dren konulmadığı sürece hastanede yatış süresini kısalmakta ve enfeksiyon riski azalmaktadır. Hastalar için yan dönerek yatmamak, 5 kilogramın üzerinde yük taşımamak gibi sınırlamalar yoktur ve çok erken dönemde günlük hayata dönülebilmektedir. Bu da hastanın hayat konforunu iyileştirmektedir. </p>
<p><strong>19 ülkeden 103 katılımcı bir araya geldi</strong></p>
<p>Memorial Bahçelievler Hastanesi’nde düzenlenen ve 4 gün süren Istanbul Spine Masters toplantısında omurga cerrahisi konusunda çok önemli konular masaya yatırıldı. Almanya’dan Kore’ye, Bangladeş’ten İran’a kadar 19 ülkeden 103 katılımcıyla gerçekleştirilen, canlı cerrahilerle vaka sunumlarının yapıldığı toplantı omurga cerrahisinde dünyaca ünlü bir bilimsel toplantı olarak 7 yıldır son yıllarda adından oldukça söz ettiriyor. </p>
<p>Memorial Bahçelievler ve Hizmet Hastanesi Nöroşürirji Bölümü’nden Prof. Dr. Onur Yaman’ın düzenlediği Spine Masters bu yıl İstanbul’da gerçekleştirildi. 7. kez düzenlenen toplantıda referans sahibi doktorlar kompleks omurga cerrahisi ile ilgili görüşlerini bildirdi. 4 gün süren toplantılarda Doç. Dr. Salim Şentürk bel fıtığında cerrahisinde endoskopik yöntem ile ilgili, Prof. Dr. Mehmet Zileli tübüler sistem ile ilgili canlı cerrahiler gerçekleştirildi. Canlı cerrahileri izleyenler arasında omurga cerrahisini öğrenmek isteyen doktorlar bu özel deneyimlerden faydalanma fırsatı bu buldu. </p>
<p> </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kucuk-kesi-ile-omurga-cerrahisi-hizli-iyilesme-sagliyor-420232">Küçük Kesi ile Omurga Cerrahisi Hızlı İyileşme Sağlıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda İzsiz Cerrahi Kesisiz Ve Hızlı İyileşme İmkanı Sunuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-izsiz-cerrahi-kesisiz-ve-hizli-iyilesme-imkani-sunuyor-414086</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Oct 2023 14:10:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[imkanı]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[izsiz]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[kesisiz]]></category>
		<category><![CDATA[sunuyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414086</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde gelişen teknolojiler artık ameliyatların küçük kesilerden yapılmasını mümkün kılıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-izsiz-cerrahi-kesisiz-ve-hizli-iyilesme-imkani-sunuyor-414086">Kadınlarda İzsiz Cerrahi Kesisiz Ve Hızlı İyileşme İmkanı Sunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde gelişen teknolojiler artık ameliyatların küçük kesilerden yapılmasını mümkün kılıyor. Küçük kesilerden yapılan ameliyatlarda hastanın hastanede kalış süresi kısalıyor ve hasta günlük hayatına daha hızlı dönebiliyor. Kadın hastalıklarında vajinal yoldan laparoskopik olarak yapılan vNOTES izsiz cerrahi ile küçük kesilere de gerek kalmayabiliyor. Birçok kadın hastalığında uygulanabilen bu güncel yöntem hızlı bir iyileşme süreci avantajının yanında kozmetik açıdan da başarılı sonuçlar sağlıyor. Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Gökhan Demirayak, kadın hastalıklarında izsiz (vNOTES) cerrahi hakkında bilgi verdi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Laparoskopik ve robotik cerrahi küçük kesilerle yapılıyor</strong></p>
<p> </p>
<p>Kadın hastalıklarında son dönemlerde vNOTES (<strong>v</strong>aginal <strong>N</strong>atural <strong>O</strong>rifis <strong>T</strong>ransluminal <strong>E</strong>ndoscopic <strong>S</strong>urgery) olarak kısaltılan, ‘‘vajinal doğal açıklıktan lümenden yapılan endoskopik cerrahiler gündeme gelmiştir Bu cerrahiler, karın ön duvarında herhangi bir kesi olmadan vajinal yoldan laparoskopik olarak yapılan cerrahilerdir.  Laparoskopik cerrahide karın üzerine yapılan 5 ya da 10 mm’lik küçük kesilerden özel aletler kullanılarak ameliyat tamamlanmaktadır. Robotik cerrahide de yine küçük kesilerden robot kolları yardımıyla jinekolojik ameliyatlar yapılmaktadır. Robotik cerrahilerde hekim ameliyatı adeta 4 kol ile yürütmektedir. Aynı zamanda robotik kolların hareket kabiliyeti yüksektir ve 3 boyutlu görüntü sağlama gibi avantajları vardır. Bu ameliyatlarla beraber hastada küçük kesiler olduğu için fıtık gelişme ihtimali çok daha azdır. Hasta 1-2 gün içerisinde taburcu edilebilmektedir. Bu hastalarda daha az ağrı, daha az kanama olmakta ve günlük işlere daha hızlı dönülebilmektedir. </p>
<p> </p>
<p><strong>İzsiz cerrahide karında herhangi bir kesi yapılmıyor</strong></p>
<p> </p>
<p>vNOTES yönteminin kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. İzsiz cerrahinin en önemli özelliği yine laparoskopik olarak vajinal yoldan yapılması, bu nedenle karında bir kesi olmaması, daha iyi kozmetik sonuç ve çok daha hızlı bir şekilde iyileşme sağlamasıdır. Bu ameliyatlarda vajinaya özel bir port yerleştirilir, klasik laparoskopik ve robotik ameliyatlarda olduğu gibi karın boşluğu karbondioksit gazıyla şişirilerek ameliyatı yapmak için yeterli alan sağlanır ve özel aletlerle ameliyat tamamlanır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Birçok kadın hastalığında uygulanabiliyor</strong></p>
<p> </p>
<p>vNOTES izsiz cerrahi ile rahim alınması, rahim sarkması ameliyatları, yumurtalık kisti ameliyatları, yumurtalık alınması ameliyatları ya da ektopik (dış) gebelik gibi ameliyatlar başarıyla yapılabilmektedir. Bazı dışarıya doğru büyüyen miyomlarda da vNOTES cerrahi yapılabilmektedir. Kanser ameliyatlarından rahim iç duvarı denilen endometrium kanserinde de uygulanabilmektedir. vNOTES izsiz cerrahinin, özellikle derin endometriozisi olan, daha önce tubo-ovaryan apse de denilen tüpü ve yumurtalığı içine alan apsesi olan veya kalın bağırsağın son kısmı olan rektum cerrahisi geçiren hastalarda yapılması uygun değildir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-izsiz-cerrahi-kesisiz-ve-hizli-iyilesme-imkani-sunuyor-414086">Kadınlarda İzsiz Cerrahi Kesisiz Ve Hızlı İyileşme İmkanı Sunuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Proje ile Hepatobiliyer Cerrahide Kaygı ve İyileşme Kalitesi Arasındaki İlişki İncelenecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-hepatobiliyer-cerrahide-kaygi-ve-iyilesme-kalitesi-arasindaki-iliski-incelenecek-406835</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Sep 2023 13:00:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arasındaki]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahide]]></category>
		<category><![CDATA[hepatobiliyer]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[incelenecek]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=406835</guid>

					<description><![CDATA[<p>Egeli bilin insanı Doç. Dr. Esma Özşaker’in projesine TÜBİTAK’tan destek</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-hepatobiliyer-cerrahide-kaygi-ve-iyilesme-kalitesi-arasindaki-iliski-incelenecek-406835">Bu Proje ile Hepatobiliyer Cerrahide Kaygı ve İyileşme Kalitesi Arasındaki İlişki İncelenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Esma Özşaker’in yürütücülüğünü yaptığı “Hepatobiliyer Cerrahi Hastalarında Ameliyat Öncesi ve Sonrası Kaygı ile Ameliyat Sonrası İyileşme Kalitesi Arasındaki İlişki” başlıklı proje TÜBİTAK 1002 B Acil Destek Modülü programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Proje ile hepatobiliyer cerrahi hastalarında ameliyat öncesi ve sonrası kaygı ile ameliyat sonrası iyileşme kalitesi arasındaki ilişki incelendi.</p>
<p>Projeyi gerçekleştiren ekibi tebrik ederek başarılar dileyen  Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, Ege Üniversitesinin,  tam akredite, öğrenci odaklı bir araştırma üniversitesi olduğunu, bilim insanları tarafından hazırlanan nitelikli projelerin başta TÜBİTAK olmak üzere ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından destek görmeye devam ettiğini söyledi.</p>
<p>Yürütülen çalışma ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Esma Özşaker, “Hasta olmak, biyolojik, psikolojik, sosyal, ekonomik birçok faktörü etkileyen tıbbi açıdan fizyolojik denge durumunun bozulmasını kapsayan bir yaşam krizi olarak değerlendirilir. Fiziksel hastalığın getirdiği engellemeler, çaresizlik, yeterliliğin kaybı endişesi, vücut organ ve bölgelerinin zedeleneceği endişesi, ölüm korkusu, hastalığa yüklenen anlam kişinin yaşadığı anksiyetenin şiddetini etkiler. Ameliyat öncesi anksiyete, cerrahi işlem planlanan hastaların yüzde 80 ile yüzde 92&#8217;sinin yaşadığı yaygın psikolojik ve fizyolojik bileşenleri olan bir sendromdur. Yapılan araştırmalar ameliyat olacak hastaların orta düzeyden panik derecesine varabilen kaygı yaşadıklarını ortaya koymaktadır. Ameliyat öncesi yüksek düzey anksiyete yaşayan hastalarda, ameliyat sonrası dönemde yüksek düzeyde ağrı insidansı, immün sistemde zayıflama ve enfeksiyon riskinde artma, analjezik kullanımında artma, yara iyileşmesinde gecikme, pesimist ruh hali ve uzun süreli hastanede yatış gibi olumsuz etkiler izlenir. Ameliyat öncesi anksiyete ameliyat sonrası erken iyileşmeyi önemli ölçüde etkileyebilir. Yaşanabilecek tüm bu olumsuzluklar hastanın hastanede yatış süresini uzatmakta ve maliyeti artırmaktadır. Ayrıca ameliyat sonrası yatış süresinin uzamasına bağlı hasta bakım ve tedavi kalitesinde azalma ve sağlık profesyonellerinde tükenmişlik ortaya çıkabilecek ikincil sorunlardır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Araştırmamız alanda yapılacak çalışmalara yol gösterecek” </b></p>
<p>Araştırma evreninin Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Kliniğinde yatış yapan hepatobiliyer cerrahi hastalarının oluşturduğunu ifade eden Doç. Dr. Esma Özşaker, “Veriler Ocak &#8211; Eylül 2023 tarihleri arasında, hastaların sosyodemografik bilgilerini ve ameliyat ile ilgili bilgileri içeren toplan 24 sorudan oluşan Hasta Tanıtım Formu, STAI-Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği ve İyileşme Kalitesi-40 Ölçeği (QoR-40) kullanılarak toplanacaktır. Araştırmaya katılmaya gönüllü hastalara ameliyat öncesi çalışmanın amacı ve formların doldurulması ile ilgili açıklamalar yapıldıktan sonra, ameliyat öncesi ve sonrası belirli sürelerde yüz yüze görüşülerek formlar doldurulacaktır. Çalışmada sonucunda; ameliyat öncesi hastaların durumluk kaygı düzeyleri ve sürekli kaygı düzeyleri; ameliyat sonrası hastaların durumluk kaygı düzeyleri ve iyileşme düzeyleri; ameliyat öncesi durumluk kaygı ile ameliyat sonrası durumluk kaygı ve iyileşme düzeyleri arasındaki ilişki; ameliyat öncesi sürekli kaygı ile ameliyat sonrası durumluk kaygı ve iyileşme düzeyleri arasındaki ilişki; ameliyat sonrası durumluk kaygı ile iyileşme düzeyi arasındaki ilişki; hastaların tanımlayıcı özelliklerine göre ameliyat öncesi ve sonrası durumluk-sürekli kaygı ve iyileşme düzeyleri arasında istatistiksel fark olup olmadığı incelenecektir. Hepatobiliyer cerrahi hastalarında kaygı düzeylerinin tanımlanması ve ameliyat sonrası iyileşme kalitesi ile ilişkisinin belirlenmesi hasta bakım kalitesinin arttırılmasında önemli rol oynayacağı ve bu alanda yapılacak çalışmalara yol gösterici olacağı düşünülmektedir” dedi.</p>
<p>Proje Yürütücülüğünü Doç. Dr. Esma Özşaker’in yaptığı 6 ay sürecek olan bilimsel çalışmada Araştırma Görevlisi  Züleyha Aykut da görev alıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bu-proje-ile-hepatobiliyer-cerrahide-kaygi-ve-iyilesme-kalitesi-arasindaki-iliski-incelenecek-406835">Bu Proje ile Hepatobiliyer Cerrahide Kaygı ve İyileşme Kalitesi Arasındaki İlişki İncelenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hava kargo taşımacılığı şubat ayında iyileşme işaretleri gösterdi, pandemi öncesi seviyelerin üzerine çıktı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hava-kargo-tasimaciligi-subat-ayinda-iyilesme-isaretleri-gosterdi-pandemi-oncesi-seviyelerin-uzerine-cikti-363859</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 09:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ayında]]></category>
		<category><![CDATA[çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[gösterdi]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[işaretleri]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kargo]]></category>
		<category><![CDATA[öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[seviyelerin]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<category><![CDATA[taşımacılığı]]></category>
		<category><![CDATA[üzerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363859</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), Şubat 2023 küresel hava kargo talebinin pandemi öncesi seviyelerin üzerine çıktığını gösteren verileri yayınladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hava-kargo-tasimaciligi-subat-ayinda-iyilesme-isaretleri-gosterdi-pandemi-oncesi-seviyelerin-uzerine-cikti-363859">Hava kargo taşımacılığı şubat ayında iyileşme işaretleri gösterdi, pandemi öncesi seviyelerin üzerine çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), Şubat 2023 küresel hava kargo talebinin pandemi öncesi seviyelerin üzerine çıktığını gösteren verileri yayınladı.</p>
<p>• Kargo ton-kilometre (*CTK&#8217;ler) cinsinden ölçülen küresel talep, Şubat 2022&#8217;ye kıyasla %7,5 düştü (uluslararası operasyonlar için -%8,3). Bu rakam önceki iki ayda görülen yıllık düşüş oranının yarısına ulaştı. (sırasıyla -%14,9 ve -%15,3). Şubat ayında hava kargo talebi, pandemi öncesi seviyelerin (Şubat 2019) % 2,9 üzerinde gerçekleşti; sekiz ay içinde ise ilk kez pandemi öncesi seviyelerini aştı.</p>
<p>• 2023 Şubat ayı kargo kapasitesi (ACTK cinsinden ölçülen mevcut kargo ton-kilometre) 2022 Şubat ayıyla kıyasla % 8,6 artış kaydetti. Yolcu trafiğindeki artışın toparlanmaya devam etmesi, yolcu uçakları ile taşınan kargo kapasitesinin artışına sebep olmuş olup, bu da ACTK’lerdeki güçlü artışına destek vermektedir. Uluslararası yolcu uçaklarında taşınan kargo kapasitesi, Şubat ayında yıldan yıla %57,0 artarak 2019 (pandemi öncesi) kapasitesinin %75,1&#8217;ine ulaştı.</p>
<p>• Çalışma ortamındaki çeşitli faktörler de artışta etkili oldu:</p>
<p>o Kargo talebinin öncü göstergesi olan imalat PMI&#8217;nın küresel yeni ihracat siparişleri bileşeni Şubat ayında artmaya devam etti. Çin&#8217;in PMI seviyesi, dünyanın en büyük ihracat ekonomisinden mamul mallara olan talebin arttığını gösteren kritik 50 işaretini aştı.</p>
<p>o Ocak ayında küresel mal ticareti %1,5 azaldı; bu, önceki aya göre -%3,3&#8217;ten daha yavaş bir düşüş oranıydı.</p>
<p>o G7 ülkeleri Tüketici Fiyat Endeksi Ocak ayındaki %6,7&#8217;den Şubat ayında %6,4&#8217;e geriledi. Üretici fiyat enflasyonu Aralık&#8217;ta 2,2 puan azalarak %9,6&#8217;ya geriledi </p>
<p><strong>IATA Genel Müdürü Willie Walsh</strong>, kargo taşımacılığındaki pozitif gelişmeler hakkındaki değerlendirmesinde şunları söyledi: <strong>“Gelişmeleri iyimser bir bakış açısıyla yorumladığımızda, hava kargo piyasasında geçmiş yıllardaki dramatik iniş çıkışların ardından daha normal talep modellerine dönüşe yol açan bir iyileşme eğiliminin başladığını görebiliriz. Şubat ayında hava kargonun düşüşün yavaşlaması iyi gidişata işaret ediyor.  Hava kargoda yıllık düşüş oranı % 7.5 oldu. Bu rakam ocak ayında yaşanan düşüş oranının yarısına tekabül ediyor. Bu gelişmeler genel olarak sektörü pandemi öncesi seviyelere kıyasla pozitif bölgeye (+%2,9) taşımak için yeterli oldu.” </strong></p>
<p>Şubat Ayı Bölgesel Hava Kargo Performansı:</p>
<p>Asya-Pasifik havayolları, hava kargo hacimlerinin 2023 yılının Şubat ayında 2022&#8217;nin aynı ayına göre %6,0 azaldığını açıkladı. Bu gelişme ocak ayına kıyasla önemli bir performans artışı oldu (%-19,0). Bölgedeki havayolları, kısıtlamaların kaldırıldığı ve ekonomik faaliyetlerin yeniden başladığı Çin&#8217;in yeniden açılmasından yararlandı. Bölgedeki kullanılabilir kapasite, işin yolcu tarafındaki kapasitenin de devreye girmesiyle Şubat 2022&#8217;ye kıyasla %19,9 arttı.</p>
<p>Kuzey Amerika taşıyıcıları, 2022&#8217;nin aynı ayına kıyasla Şubat 2023&#8217;te kargo hacimlerinde %3,2&#8217;lik bir düşüş bildirdi. Bu, Ocak ayına kıyasla (%-8,7) performansta sağlam bir güçlenmeye işaret etti. Bölge, şubat ayında uluslararası talepte önemli bir artış gördü ve bu da uluslararası kargo trafiğindeki pazar payını pandemi öncesi seviyelerin üzerine çıkardı (Şubat 2023&#8217;te %21,7&#8217;ye kıyasla Şubat 2019&#8217;da %18,2). Kapasite, Şubat 2022&#8217;ye kıyasla %2,8 arttı.</p>
<p>Avrupalı taşıyıcılar, 2023 yılının Şubat ayında kargo hacimlerinde 2022&#8217;nin aynı ayına göre %15,3&#8217;lük düşüşle tüm bölgelerin en zayıf performansını gösterdi.  Şubat 2023’te yaşanan bu zayıf performans, Ocak ayına kıyasla daha güçlü bir performansa işaret etti ( Ocak ayın performansı %-20,4). Bölgedeki havayolları, Ukrayna&#8217;daki savaştan etkilenmeye devam ediyor. Kapasite Şubat 2023&#8217;te, Şubat 2022&#8217;ye kıyasla %1,5 azaldı.</p>
<p>Orta Doğulu hava taşımacıları, Şubat 2023&#8217;te kargo hacimlerinde yıllık %8,1&#8217;lik bir düşüş yaşadı. Bu, bir önceki aya göre hafif bir iyileşme oldu (%-11,8). Kapasite, Şubat 2022&#8217;ye kıyasla %9,3 arttı.</p>
<p>Latin Amerikalı taşıyıcılar, Şubat 2023&#8217;te kargo hacimlerinde Şubat 2022&#8217;ye kıyasla %2,7&#8217;lik bir düşüş bildirdi. Bu, %4,6&#8217;lık bir artış görülen Ocak ayına kıyasla performansta bir düşüş olarak yansıdı. Şubat ayında kapasite, 2022&#8217;nin aynı ayına göre %27,6 arttı.</p>
<p>Afrika havayolları, kargo hacimlerinin Şubat 2023&#8217;te Şubat 2022&#8217;ye kıyasla %3,4 azaldığını bildirdi. Bu rakam bir önceki aya göre performansta bir iyileşme olarak yorumlandı (%-9,5). Özellikle, Afrika&#8217;dan Asya&#8217;ya rotalarında, Şubat ayında yıllık %39,5 artışla kargo talebinde önemli bir artış yaşadı. Kapasite, Şubat 2022 seviyelerinin %4,7 üzerinde gerçekleşti.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hava-kargo-tasimaciligi-subat-ayinda-iyilesme-isaretleri-gosterdi-pandemi-oncesi-seviyelerin-uzerine-cikti-363859">Hava kargo taşımacılığı şubat ayında iyileşme işaretleri gösterdi, pandemi öncesi seviyelerin üzerine çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depremden etkilenen yaşlılara &#8220;İyileşme eğitimi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/depremden-etkilenen-yaslilara-iyilesme-egitimi-357721</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Mar 2023 09:03:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[depremden]]></category>
		<category><![CDATA[eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[etkilenen]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357721</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Geriatri Ana Bilim Dalı’ndan İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Sevnaz Şahin önderliğinde, yaşlılara “Afet sonrası İyileşmede Akran Destek Eğitimi” verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremden-etkilenen-yaslilara-iyilesme-egitimi-357721">Depremden etkilenen yaşlılara &#8220;İyileşme eğitimi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Geriatri Ana Bilim Dalı’ndan İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Sevnaz Şahin önderliğinde, yaşlılara “Afet sonrası İyileşmede Akran Destek Eğitimi” verildi. Doç. Dr. Şahin, “Depremden her yaş grubu etkilendi, özellikle de yaşlılar ve kırılgan gruplar çok daha fazla etkilendi. Etkilenen bu gruba sadece tıbbi değil, sosyolojik, psikolojik destek son derece önemli.  Afet sonrası travmanın atlatılması, güvenle sağlıkla geleceğe dair planlar yapabilmek gerekiyor. Bunun için de destek çok önemli. Özellikle aynı yaş grubunun birbirine destek vermesi çok etkili oluyor” diyerek bunun için bu eğitimi gerçekleştirdiklerini söyledi.  </p>
<p>Eğitim, Ege Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (EGESEM) işbirliği ile Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Geriatri Ana Bilim Dalı’ndan İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Doç. Dr. Sevnaz Şahin önderliğinde, 8-17 Mart 2023 tarihleri arasında gerçekleştirildi. 200’ü aşkın kişinin katıldığı eğitim hem yüz yüze hem de çevrimiçi olarak yapıldı. Doç. Dr. Sevnaz Şahin depremden özellikle yaşlılar ve kırılgan grupların çok daha fazla etkilendiğini belirterek, “Aynı yaş grubunun depreme maruz kalan bireylere nasıl destek olmaları konusunda bir eğitim planladık. Depremden hepimiz etkilendik, birlikte iyileşmeye ihtiyacımız var. Bu zaman alacak. Gerçekleştirdiğimiz eğitim de birbirimizi nasıl iyileştiririz sorusuna cevap oldu. Başkalarını iyileştirmemiz için ilk önce kendimize bakmamız gerekiyor. Kendimizi iyileştirmemiz gerekiyor. Sonra desteğe ihtiyaç olan kişilere destek vermemiz gerekiyor. Bu eğitim afet sonrası bulunduğumuz bu durumdan kurtulmak için iyileşmek için neler yapmamız gerektiğini ve çözüm önerilerinin getirildiği bir eğitim oldu” diye konuştu.</p>
<p>Teorik ve pratik uygulamadan oluşan 21 saatlik eğitim, yoğun ilgi gördüğünü ifade eden Şahin, “Alanında uzman 14 öğretim üyesinin çözüm önerileri getirdiği, bilgilerini paylaştıkları el ele vererek neler yapmamız gerektiğini anlattığımız, birlikte nasıl iyileşeceğimizi konuştuğumuz bir eğitim olduğu için çok mutlu oldum” dedi.</p>
<p>Eğitimde “Afetler ve yaşlılar, yetişkin ve akran eğitimi, afet sonrası travma ile zihin &#8211; beden- enerji tekniklerini kullanarak baş etme, afet sonrası stres ve travmada kullanılan enerji psikolojisi teknikleri, afet döneminde gönüllülük, afet sonrası yaşlıların hakları gibi birçok konu uzmanlar tarafından anlatıldı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/depremden-etkilenen-yaslilara-iyilesme-egitimi-357721">Depremden etkilenen yaşlılara &#8220;İyileşme eğitimi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mina&#8217;nın Çocukları Projesi, Kolektif İyileşme ile Metrohan&#8217;da</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/minanin-cocuklari-projesi-kolektif-iyilesme-ile-metrohanda-353050</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2023 14:30:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kolektif]]></category>
		<category><![CDATA[metrohanda]]></category>
		<category><![CDATA[minanın]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=353050</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği İstanbul Şubesi’nin bünyesindeki Mina’nın Çocukları Projesi, Kolektif “İyileşme” ile 1-31 Mart tarihleri arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iş birliği ile restorasyonu devam eden Metrohan’da.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/minanin-cocuklari-projesi-kolektif-iyilesme-ile-metrohanda-353050">Mina&#8217;nın Çocukları Projesi, Kolektif İyileşme ile Metrohan&#8217;da</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b>Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği İstanbul Şubesi’nin bünyesindeki Mina’nın Çocukları Projesi, Kolektif “İyileşme” ile 1-31 Mart tarihleri arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iş birliği ile restorasyonu devam eden Metrohan’da. Ayça Okay küratörlüğünde gerçekleşen Kolektif İyileşme, uluslararası ölçekte üreten sanatçıların yapıtlarının yer aldığı serginin yanı sıra söyleşiler, atölye ve deneyim buluşmalarını içeren katılımcı bir kamusal programı da kapsıyor. Mina’nın Çocukları, Kolektif İyileşme ile depremden barınma ve eğitime erişim sorunu yaşayan üniversiteli genç kadınlara da sergi süresince yapılan bağışlarla destek olacak.</b> </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Hayata geçirdiği projelerde güncel toplumsal sorunları odağına alan ve kolektif bilince katkı sağlamayı misyon edinen Mina’nın Çocukları Projesi üç yıldır kamu ile buluşturduğu Bodrum- Kolektif “Hafıza”, Trabzon -Kolektif “Yansıma” projelerinden sonra TÜKD İstanbul Şubesi’nin ve İBB’nin Cumhuriyet’in 100. Yılı Projeleri arasında yer alan Kolektif “İyileşme” ile 1-31 Mart tarihleri arasında Metrohan’da İstanbullularla buluşacak. Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği İstanbul Şubesi’nin bünyesindeki Mina’nın Çocukları Projesi, Kolektif “İyileşme” sergisi ve paralel etkinlik serisi boyunca yapılacak bağışları depremden etkilenen üniversiteli genç kadınların barınma sorununu çözmek ve eğitimlerinin sürdürülmesinde burs olarak kullanacak. Güncel problematiklere ışık tutmak ve kamuoyu oluşturmak için çağdaş sanatı uzlaşma aracı olarak benimseyen Mina’nın Çocukları Projesi, Kolektif “İyileşme”de  küratör Ayça Okay; kriz dönemlerinde sanat alanlarının ve üretiminin işlevselliğini de tartışmaya açmayı hedefleyerek, Metrohan’ın çok bölümlü mimari yapısını bir iyileşme merkezi olarak tasarladı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Araştırma temelli projenin bir yıla dayanan hazırlık sürecinde kadınların yaşadığı güncel problematikleri odağına alan sergi ve kamusal program yaşanan afetten sonra Mina’nın Çocukları Projesi, depremden etkilenen genç üniversite öğrencisi kadınların barınma ve eğitime erişilebilirliğine destek olmak uzun vadeli, sürdürülebilir bir destek sistemi oluşturmak için çağdaş sanat aracılığı ile sesini duyurmayı hedefliyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><b>Metrohan’dan “İyileşme” sesleri yükselecek</b></span></span></span></p>
<p><span><span><span>İstanbul’un geçmişine tanıklık etmiş bir hafıza mekanı olan ve kitlelerin buluşma noktasındaki Metrohan, Kolektif İyileşme’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de içine alan bir ay boyunca iyileşmenin yollarının aranacağı tartışmalara, toplumun farklı katmanlarını ilgilendiren <b>toplumsal cinsiyet eşitsizliği, farkındalık yaratma, travmaların iyileştirilmesi vb konuların tartışılacağı bir merkez olacak</b>. Ayça Okay küratörlüğünü üstlendiği sergide 19 ulusal ve uluslararası sanatçıların yapıtları ile “Kadını” merkezine alan sorunlara dikkat çekecek. Paralel etkinlik serisinde ise meditatif ses deneyimleri, söyleşiler, arşiv çalışmaları, psikopatolojik analiz yapan girişimler İstanbullular ile buluşacak.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Temelinde Mina Başaran bursunda yer alan genç kızlara yetkinlik kazandırarak, merak ve hayatsal görüşlerin tohumların atıldığı 10-14 yaş aralığında ihtiyaç sahibi çocukların geleceğin güçlü, örnek bireyler olabilmesi için ışık tutmayı amaçlayan bir sosyal sorumluluk projesi olan Mina’nın Çocukları, bu kez yaşanan depremde eğitime ulaşmada ve barınma sorun yaşayan üniversiteli genç kadınlara da yapılan bağışlarla destek olacak. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>Kolektif “İyileşme” Sergisinin kamusal programının tasarlanmasında vernaküler mimarisiyle dünyaca tanınan Etiopya’nın Modern Müzesi ZOMA, TÜRKONFED, Baltaş Gurup, TÜKD, Endeavor, Mindfullnes Institute, Meditopia katkıda bulunuyor.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Kolektif İyileşme’de; Hoda Tawakol, Alicia Framis,Mehtap Baydu,Saelia Aparicio, Silva Bingaz, Roslyn Orlando, Neriman Polat, Nancy Atakan, İnci Eviner, Nergiz Yeşil, Büşra Çeğil, Lara Ögel, Zeyno Pekünlü, Deniz Hartık, Leyla Emadi, Leyla Gediz, MADEYOULOOK gibi sanatçıların yanı sıra; Julia Stoschek Koleksiyonu’ndan Tracey Emin’e ait video ile İstanbul Oyuncak Müzesi Koleksiyonu’ndan oyuncaklar yer alıyor.Ayrıca Kolektif İyileşme merkezi olarak tasarlanan mekanda izleyiciler yapay zeka temelli oluşturulan Sigmund Freud “bot”u Character AI girişimi ile psikoterapi seansı deneyimleyebilecekler.</span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>İstanbul Büyükşehir Belediyesinin iş birliği ile İstanbul’da bir ay boyunca ziyaretçilerini ağırlayacak Mina’nın Çocukları Projesi, Kolektif İyileşme Sergi ve paralel etkinlik serisinin açılışı 1 Mart’ta yapılacak. Sergi ve paralel etkinlikler pazartesi hariç 10.00-19.00 saatleri arasında kamunun ziyaretine açık olacak.</span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/minanin-cocuklari-projesi-kolektif-iyilesme-ile-metrohanda-353050">Mina&#8217;nın Çocukları Projesi, Kolektif İyileşme ile Metrohan&#8217;da</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Robotik Kalp Cerrahisi ile Ağrısız ve Hızlı İyileşme Mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/robotik-kalp-cerrahisi-ile-agrisiz-ve-hizli-iyilesme-mumkun-346332</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2023 08:52:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[iyileşme]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[robotik]]></category>
		<category><![CDATA[yileşme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=346332</guid>

					<description><![CDATA[<p>Robot teknolojileri günümüzde kalp hastalıklarının tedavisinde de kullanılıyor ve göğüs kafesinin açılmasına gerek olmadan küçük kesilerle gerçekleştirildiği için; kısa sürede iyileşme, daha az ağrı, daha az yara izi gibi önemli avantajlar sağlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/robotik-kalp-cerrahisi-ile-agrisiz-ve-hizli-iyilesme-mumkun-346332">Robotik Kalp Cerrahisi ile Ağrısız ve Hızlı İyileşme Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Robot teknolojileri günümüzde kalp hastalıklarının tedavisinde de kullanılıyor ve göğüs kafesinin açılmasına gerek olmadan küçük kesilerle gerçekleştirildiği için; kısa sürede iyileşme, daha az ağrı, daha az yara izi gibi önemli avantajlar sağlıyor. Genç yaştaki kalp hastaları, kadınlar ve iş temposu yüksek olan bireyler tarafından da sıkça tercih edilen robotik kalp ameliyatları pek çok hastalık için uygulanabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Burak Onan, robotik kalp cerrahisi ile ilgili önemli bilgiler verdi. </p>
<p><strong>Kozmetik kaygılar son buluyor</strong></p>
<p>Robotik kalp cerrahisi; özel olarak geliştirilmiş robotik cerrahi sistem yardımıyla, göğüs kafesinde açılan 8-10 mm’lik küçük deliklerden robotik aletler kullanılarak, yüksek çözünürlüklü bir kamera yardımıyla gerçekleştirilen en ileri cerrahi yaklaşımdır. Göğüs kemiği (iman tahtası adı verilen) önden açılmaz, yani kapalı kalp ameliyatları arasındadır. Hastanın sağlıklı bir ameliyat geçirmesi ve sorunsuz bir iyileşme dönemi çok önemlidir. Kritik olan nokta ameliyat sırasında daha az travmadır. Yani kesiler ne kadar küçükse iyileşme o kadar çabuk olmaktadır. Robotik kalp ameliyatı minimal invaziv (mini-kesiler ile yapılan kapalı kalp operasyonlarının) ameliyatların en az cerrahi travma oluşturan şeklidir. Çok küçük delikler yardımıyla ameliyat yapılmaktadır ve bu teknik mini kesilerle yapılan tüm operasyonlardan daha hızlı yara iyileşmesi sağlar. Bu da ameliyat sonrası iyileşmeyi hızlandırır ve üstün kozmetik sonuçlar verir. Hasta bir süre sonra ameliyat geçirdiğini dahi unutmakta, psikolojik olarak da oldukça rahat bir süreç geçirmektedir. </p>
<p><strong>Günümüzde birçok kalp ameliyatında kullanılabiliyor</strong></p>
<p>Robotik cerrahi günümüzde uygun olan kalp hastalıklarının birçoğuna uygulanmaktadır. Koroner arter bypass ameliyatlarında, mitral ve triküspit kapak tamirleri ya da kapak değişimi ameliyatlarında, kalp içindeki deliklerin kapatılmasında ve tümör ameliyatlarında robotik cerrahi yapılabilmektedir. Ayrıca, uygun hastalarda kalp içindeki deliklerin kapatılması, tümör ameliyatları, atriyal fibrilasyon için ablasyon işlemleri, sol atriyal apendiksin kapatılması ve sol atriyal remodelling prosedürleri güvenli ve etkin bir şekilde yapılabilmektedir.</p>
<p><strong>Cerrahi deneyim çok dönemli</strong></p>
<p>Robotik kalp cerrahisi robotik cerrahi sistemlerinin bulunduğu robotik cerrahi merkezlerinde uygulanır. Bu ameliyatların yapılabilmesi için merkezde alanında uzmanlaşmış anestezi doktorları, ameliyat hemşireleri, perfüzyonistler ve robotik kalp cerrahlarının bulunması gerekir. Robotik cerrahi bir ekip işi olup, güvenli merkezlerde uygulanmaktadır. Merkezlerin senede 50’den fazla robotik kalp ameliyatı yapması o merkezin aktif bir robotik kalp cerrahisi merkezi olduğunu gösterir.  </p>
<p><strong>Her hasta uygun olmayabilir</strong></p>
<p>Robotik cerrahi olacak hastaların bu yönteme uygun olup olmadıkları bu yöntemi aktif olarak uygulayan robotik kalp cerrahları tarafından değerlendirilir. Robotik cerrahiye karar verme aşamasında fizik muayene bulguları ve radyolojik görüntüleme çalışmaları çok kıymetlidir. Hastaların ekokardiyografi, anjiyo ve tomografi tetkikleri de değerlendirilmelidir. Elektif bir kalp ameliyatı olunacaksa yani operasyon acil değil ise kişi robotik cerrahi adayı olabilir. </p>
<p><strong>Günlük yaşama kısa sürede dönüş  </strong></p>
<p>Robotik cerrahi; kalp ameliyatının riskini artırmaz, aksine tecrübeli ellerde daha fazla fayda sağlar. Her kalp cerrahının robotik cerrahi ile uğraşmadığının unutulmaması gerekir. Ameliyat sonrasında hastalar cerrahi yoğun bakıma alınır ve takipleri sağlanır. Hasta ameliyat sonrası dönemde herhangi bir sıkıntı olmaması halinde en kısa sürede servis odasına alınır. Bir süre daha servis şartlarında takip edilen hasta en uygun zamanda önerilerle taburcu edilir ve kontrol randevusu planlanır. Robotik cerrahi tekniği kalp cerrahisinde güvenli bir yaklaşımdır. En önemli avantajı çok küçük kesiler kullanılmasından dolayı travmanın daha az olması ve ameliyat sonrası sürecin daha hızlı geçmesidir. Ameliyat sonrasında hastaların günlük yaşamlarına dönüşü daha hızlı olmaktadır. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/robotik-kalp-cerrahisi-ile-agrisiz-ve-hizli-iyilesme-mumkun-346332">Robotik Kalp Cerrahisi ile Ağrısız ve Hızlı İyileşme Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
