<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>insanın | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/insanin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/insanin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 18 May 2026 18:39:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>insanın | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/insanin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Demirbağ, &#8220;Ailem Kocaeli&#8221; buluşmasında konuştu; &#8220;Aile, insanın ilk mektebidir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/demirbag-ailem-kocaeli-bulusmasinda-konustu-aile-insanin-ilk-mektebidir-636341</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2026 18:39:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[ailem]]></category>
		<category><![CDATA[buluşmasında]]></category>
		<category><![CDATA[demirbağ]]></category>
		<category><![CDATA[Gebze]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[konuştu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=636341</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, “Ailem Kocaeli” buluşmaları kapsamında divan edebiyatına dair yorumları ve şiirleri ile tanınan Dr. Öğr. Üyesi Ömer Demirbağ’ı ağırladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/demirbag-ailem-kocaeli-bulusmasinda-konustu-aile-insanin-ilk-mektebidir-636341">Demirbağ, &#8220;Ailem Kocaeli&#8221; buluşmasında konuştu; &#8220;Aile, insanın ilk mektebidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, “Ailem Kocaeli” buluşmaları kapsamında divan edebiyatına dair yorumları ve şiirleri ile tanınan Dr. Öğr. Üyesi Ömer Demirbağ’ı ağırladı. Gebze’de düzenlenen programda konuşan Demirbağ, “Aile, insanın ilk mektebidir” dedi.</p>
<p><b>DEMİRBAĞ, GEBZE’DE KONUŞTU</b></p>
<p>Türk dili ve edebiyatı alanındaki akademik çalışmaları, divan edebiyatına dair yorumları, şiirleri ve geniş kitlelere hitap eden İslami-edebi sohbetleriyle tanınan Dr. Öğr. Üyesi Ömer Demirbağ, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen “Ailem Kocaeli” buluşmaları kapsamında vatandaşlarla bir araya geldi. Gebze’de düzenlenen programda konuşan Demirbağ, “Aile toplumun en güçlü bağı, en güçlü köküdür. Bu kökten kopmadan ailemizi korumalıyız” dedi.</p>
<p><b>PROGRAMA GENİŞ KATILIM SAĞLANDI</b></p>
<p>“Aile İçinde Saklı Cennet” başlığıyla gerçekleştirilen söyleşi Gebze Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Nagehan Malkoç, Kadın ve Aile Hizmetleri Şube Müdürü Tuğba Yılmaz, Sağlık ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Kamil Tüylüoğlu ile çok sayıda vatandaş katıldı. Katılımcılar, aile kurumunun önemi, sevgi ve merhamet eksenli ilişkiler ile toplumsal değerler üzerine anlamlı bir sohbet dinleme fırsatı buldu.</p>
<p><b>“AİLE TOPUMUN TEMEL TAŞIDIR”</b></p>
<p>Programda konuşan Dr. Öğr. Üyesi Ömer Demirbağ, aile yapısının toplumun temel taşı olduğunu vurgulayarak, bireyin karakter gelişiminin aile ortamında şekillendiğini ifade etti. Modern yaşamın getirdiği yoğun tempo ve dijitalleşmenin aile içi iletişimi zayıflatabildiğine dikkat çeken Demirbağ, “Dünya tarihi boyunca pek çok medeniyet sırayla gelmiş. Hepsinin altını kazıyorsunuz, vahye çıkıyor. Yani Allah’ın emri. Peygamberler geldiler ve gittiler bu dünyadan. Kendileri gelip gittikten sonra insanlık tarihi değişti. Bir zamanlar, küçük kız çocuklarının diri diri gömüldüğü topraklarda peygamberimizden sonra kubbeler, minareler, kütüphaneler ve beldeler fışkırdı. Bir peygamber geldi, insanlık tarihi değişti. O geldikten sonra insanlık, insan olduğunun farkına vardı.  Ve insana kıymet verilmeye başlandı. İnsana değer verildiği ortam medeniyettir. Bu medeniyeti kaybedelim diye ellerinden gelen yapılmış ve yapılmaya devam ediyor. Bu güçlerin bugünkü hedefleri ailemizdir” dedi.</p>
<p><b>AİLE HUZURUNUN ŞİFRELERİNİ ANLATTI</b></p>
<p>Söyleşide aile içinde huzurun korunabilmesi için sabır, empati ve iletişimin önemine değinen Demirbağ, insanların yoğun hayat temposu içerisinde birbirine zaman ayırmasının büyük değer taşıdığını söyledi. Aile ortamının birey için güven, aidiyet ve huzur kaynağı olduğuna dikkat çeken Demirbağ, manevi değerlerin yaşatıldığı evlerin topluma da olumlu yansıdığını ifade etti. Samimi atmosferde gerçekleşen söyleşide vatandaşlar, merak ettikleri soruları yöneltme fırsatı da buldu.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/demirbag-ailem-kocaeli-bulusmasinda-konustu-aile-insanin-ilk-mektebidir-636341">Demirbağ, &#8220;Ailem Kocaeli&#8221; buluşmasında konuştu; &#8220;Aile, insanın ilk mektebidir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pancar Deposu&#8217;nda &#8220;sıradan insanın&#8221; sosyolojisi konuşuldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/pancar-deposunda-siradan-insanin-sosyolojisi-konusuldu-626903</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2026 15:38:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[deposu]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[konuşuldu]]></category>
		<category><![CDATA[nda]]></category>
		<category><![CDATA[pancar]]></category>
		<category><![CDATA[sıradan]]></category>
		<category><![CDATA[sosyolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=626903</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Nasıl Yapmışlar?” söyleşilerinde İngiliz sosyolog Richard Hoggart’ın düşünce pratikleri ele alındı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pancar-deposunda-siradan-insanin-sosyolojisi-konusuldu-626903">Pancar Deposu&#8217;nda &#8220;sıradan insanın&#8221; sosyolojisi konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen “Nasıl Yapmışlar?” söyleşilerinde İngiliz sosyolog Richard Hoggart’ın düşünce pratikleri ele alındı. Doç. Dr. Levent Ünsaldı, sosyolojinin sadece büyük yapılarla değil, asıl olarak “yaşanan” hayatla ilgili olduğunu vurguladı.</b></p>
<p>Nilüfer Belediyesi tarafından Pancar Deposu’nda düzenlenen “Nasıl Yapmışlar?” söyleşi serisinde, Doç. Dr. Levent Ünsaldı, kültürel çalışmalar alanının kurucu isimlerinden Richard Hoggart’ın sosyolojik yaklaşımlarını ve araştırma yöntemlerini anlattı.</p>
<p>Söyleşide, Hoggart’ın “Okuryazarlığın Kullanımları” adlı eseri merkeze alındı. Doç. Dr. Levent Ünsaldı konuşmasında, sosyolojinin salt makro yapılar ve istatistiklerden ibaret olmadığını; odağına doğrudan “yaşanan” hayatı alması gerektiğini belirtti. Hoggart’ın işçi sınıfına bakış açısını detaylandıran Ünsaldı, bu kesmi yalnızca ekonomik bir birim veya sömürülen bir kitle olarak tanımlayan klasik Marksist çerçevenin dışına çıkıldığını ifade etti. Ünsaldı, işçi sınıfının kendine özgü bir kültür ve değerler bütünü olarak ele alan bu hümanist ve liberal yaklaşımın sosyolojiye katkılarına dikkat çekti.</p>
<p>Gündelik yaşamın dinamiklerinin masaya yatırıldığı söyleşide, sıradan insanın dünyayı “biz” ve “onlar” olarak ikiye bölme eğilimi ile mahalle hafızasının toplumsal kimlik inşasındaki rolü incelendi.</p>
<p>Giderek yaygınlaşan kitlesel popüler kültürün yerel ve sahici bağları nasıl zayıflattığı konusu ise Hoggart’ın “kültürel yerinden edilme” kavramı üzerinden tartışıldı. Doç. Dr. Ünsaldı, yazarın kendi yaşamından beslene otobiyografik tarzını, işlevsel bir araştırma yöntemi olarak tanımladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/pancar-deposunda-siradan-insanin-sosyolojisi-konusuldu-626903">Pancar Deposu&#8217;nda &#8220;sıradan insanın&#8221; sosyolojisi konuşuldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meydan Okumanın Resimleri İmoga Art Space&#8217;te</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meydan-okumanin-resimleri-imoga-art-spacete-611722</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 07:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[art]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[meydan]]></category>
		<category><![CDATA[moga]]></category>
		<category><![CDATA[okumanın]]></category>
		<category><![CDATA[resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[space]]></category>
		<category><![CDATA[te]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611722</guid>

					<description><![CDATA[<p>İmoga Art Space, sanatçı Kirkor Sahakoğlu’nun yeni sergisi “DUEL” ile izleyiciyi insanın kendisiyle giriştiği en derin mücadeleye tanıklık etmeye davet ediyor. 5 Şubat’ta açılan sergi, 28 Şubat’a kadar ziyaret edilebilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meydan-okumanin-resimleri-imoga-art-spacete-611722">Meydan Okumanın Resimleri İmoga Art Space&#8217;te</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İmoga Art Space, sanatçı Kirkor Sahakoğlu’nun yeni sergisi “DUEL” ile izleyiciyi insanın kendisiyle giriştiği en derin mücadeleye tanıklık etmeye davet ediyor. 5 Şubat’ta açılan sergi, 28 Şubat’a kadar ziyaret edilebilir.</strong></p>
<p>Sanatçı<strong> Kirkor Sahakoğlu</strong>’nun <strong>İmoga Art Space’de </strong>ziyarete açılan yeni sergisi <strong>“DUEL”</strong>, yazar Ursula K. Le Guin’in “Mülksüzler” romanındaki “Bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. Neyin içeride, neyin dışarıda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı.” Cümlesinden ilhamla şekilleniyor. Sergi; içerisi ve dışarısı, görünen ve saklı olan, benlik ve öteki arasındaki sınırların sürekli yer değiştirdiği bir yüzleşme alanı kuruyor.</p>
<p><strong>İçsel mücadelenin resimleri</strong></p>
<p>Felsefi açıdan adeta bir retrospektifi tanımlarcasına, varoluşçu bir anlayışla kurgulanan “DUEL”, izleyiciyi yalnızca bir sanat deneyimine değil, aynı zamanda kişisel bir meydan okuma sürecine çağırıyor. Sahakoğlu, insanın en büyük mücadelesinin çoğu zaman dışarıda değil, kendi içinde yaşandığını hatırlatıyor; “Bu yüzleşmede insan kiminle düelloya girer? Ayna ile mi, yoksa aynadaki suretle mi?” sorusunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Sanatçı, izleyiciyi yüzleşmeye ve farkındalığa davet ediyor. Bu süreçte insanın kiminle mücadeleye girdiğini sorguluyor: Aynayla mı yoksa aynadaki suretle mi? Çok az insanın kendisiyle gerçek bir hesaplaşmaya girerek hakikati yakalayabildiğini vurgulayan Sahakoğlu, şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Bu düello sonuçta bir rakibin değil, arzuların alt edilmesidir. Zaten en büyük zafer kendine karşı kazanılan değil midir? En büyük rakip insanın kendisi değil midir?”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meydan-okumanin-resimleri-imoga-art-spacete-611722">Meydan Okumanın Resimleri İmoga Art Space&#8217;te</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kirkor Sahakoğlu&#8217;ndan Meydan Okumanın Resimleri İmoga Art Space&#8217;te</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kirkor-sahakoglundan-meydan-okumanin-resimleri-imoga-art-spacete-610059</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 11:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[kirkor]]></category>
		<category><![CDATA[meydan]]></category>
		<category><![CDATA[moga]]></category>
		<category><![CDATA[ndan]]></category>
		<category><![CDATA[okumanın]]></category>
		<category><![CDATA[resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[sahakoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610059</guid>

					<description><![CDATA[<p>İmoga Art Space, sanatçı Kirkor Sahakoğlu’nun yeni sergisi “DUEL” ile izleyiciyi insanın kendisiyle giriştiği en derin mücadeleye tanıklık etmeye davet ediyor. 5 Şubat’ta açılacak sergi, 28 Şubat’a kadar görülebilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kirkor-sahakoglundan-meydan-okumanin-resimleri-imoga-art-spacete-610059">Kirkor Sahakoğlu&#8217;ndan Meydan Okumanın Resimleri İmoga Art Space&#8217;te</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İmoga Art Space, sanatçı Kirkor Sahakoğlu’nun yeni sergisi “DUEL” ile izleyiciyi insanın kendisiyle giriştiği en derin mücadeleye tanıklık etmeye davet ediyor. 5 Şubat’ta açılacak sergi, 28 Şubat’a kadar görülebilecek.</strong></p>
<p><strong>Kirkor Sahakoğlu</strong>’nun <strong>İmoga Art Space’de </strong>açılacak yeni sergisi, <strong>Ursula K. Le Guin</strong>’in <strong>Mülksüzler</strong> romanındaki <strong>“Bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. Neyin içeride, neyin dışarıda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı.”</strong> sözünden ilhamla şekilleniyor. Sergi; içerisi ve dışarısı, görünen ve saklı olan, benlik ve öteki arasındaki sınırların sürekli yer değiştirdiği bir yüzleşme alanı kuruyor.</p>
<p><strong>İçsel Mücadelenin Resimleri</strong></p>
<p>Felsefi açıdan adeta bir retrospektifi tanımlarcasına varoluşçu bir anlayışla kurgulanan “DUEL”, izleyiciyi yalnızca bir sanat deneyimine değil, aynı zamanda kişisel bir meydan okuma sürecine çağırıyor. Sahakoğlu, insanın en büyük mücadelesinin çoğu zaman dışarıda değil, kendi içinde yaşandığını hatırlatıyor; “Bu yüzleşmede insan kiminle düelloya girer? Ayna ile mi, yoksa aynadaki suretle mi?” sorusunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Sanatçı, izleyiciyi yüzleşmeye ve farkındalığa davet ediyor. Bu süreçte insanın kiminle mücadeleye girdiğini sorguluyor: Ayna ile mi yoksa aynadaki suretle mi? Çok az insanın kendisiyle gerçek bir hesaplaşmaya girerek hakikati yakalayabildiğini vurgulayan Sahakoğlu, şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Bu düello sonuçta bir rakibin değil, arzuların alt edilmesidir. Zaten en büyük zafer kendine karşı kazanılan değil midir? En büyük rakip insanın kendisi değil midir?”</p>
<p><strong>Yer:</strong> İmoga Art</p>
<p><strong>Adres:</strong> Kuzguncuk Mahallesi,İcadiye Caddesi 42 A, 34674 Üsküdar</p>
<p><strong>Detaylı Bilgi için: </strong>0535 608 87 09</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kirkor-sahakoglundan-meydan-okumanin-resimleri-imoga-art-spacete-610059">Kirkor Sahakoğlu&#8217;ndan Meydan Okumanın Resimleri İmoga Art Space&#8217;te</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Niyazi Beki: &#8220;Miraç, insanın iç dünyasında yükselişinin adıdır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-niyazi-beki-mirac-insanin-ic-dunyasinda-yukselisinin-adidir-605301</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 11:35:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arınma]]></category>
		<category><![CDATA[Ayların]]></category>
		<category><![CDATA[beki]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[İç]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[manevi]]></category>
		<category><![CDATA[miraç]]></category>
		<category><![CDATA[niyazi]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[yükseliş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=605301</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Niyazi Beki, Miraç Kandili dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, Miraç’ın yalnızca tarihsel bir mucize değil, insanın ruhsal yükselişini sembolize eden evrensel bir çağrı olduğunu vurguladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-niyazi-beki-mirac-insanin-ic-dunyasinda-yukselisinin-adidir-605301">Prof. Dr. Niyazi Beki: &#8220;Miraç, insanın iç dünyasında yükselişinin adıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Niyazi Beki, Miraç Kandili dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, Miraç’ın yalnızca tarihsel bir mucize değil, insanın ruhsal yükselişini sembolize eden evrensel bir çağrı olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>İslam âleminde manevi yükselişe kapı aralayan müstesna gecelerden biri </strong></p>
<p>Miraç Kandili’nin, İslam âleminin iç dünyasında derin bir muhasebe ve manevi yükselişe kapı aralayan müstesna gecelerden biri olarak idrak edildiğini dile getiren Prof. Dr. Beki, “Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in (s.a.v), Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, oradan da Sidretü’l-Münteha’yı aşarak Cenab-ı Hakk’ın huzuruna yükseldiği bu mukaddes gece; iman, teslimiyet ve kulluk bilincinin zirveye ulaştığı ilahi bir buluşma olarak kabul ediliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Mübarek üç ayların manevi ikliminde ayrı bir yeri var</strong></p>
<p>Recep ayının 27. gecesine denk gelen Miraç Kandili’nin, Regaip, Berat ve Kadir gecelerini de içine alan mübarek üç ayların manevi ikliminde ayrı bir yer tuttuğunu anlatan Prof. Dr. Beki, “Miraç, insanın iç dünyasında yükselişinin adıdır. Peygamber Efendimiz’in, ‘Allah’ım! Recep ve Şaban’ı bizler için mübarek kıl, bizi Ramazan’a ulaştır’ duasıyla karşıladığı bu zaman dilimi, Müslümanlar için arınma ve yenilenme fırsatı olarak görülüyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Üç aylar, Allah’ın rahmet kapılarını sonuna kadar açtığı bir uhrevi fuar</strong></p>
<p>Mübarek üç ayların hakkıyla değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Niyazi Beki, “Üç aylar; Allah tarafından konulmuş, rahmeti bol, tabiri caizse Allah’ın uhrevi malları ucuza sattığı bir fuardır” dedi.</p>
<p>Üç ayların, Müslümanların ahiret bilincini diri tutan özel zamanlar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Beki, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Müslüman, Allah’a iman ettiği gibi ahirete de iman eder. Akıl sahibi, şuurlu bir mümin, ‘Cenneti kazanmak için ne yapmalıyım?’ sorusunu sürekli kendine sorar. Allah Teâlâ da kullarının cennete ulaşabilmesi için rahmetiyle sayısız fırsatlar sunar. Haftanın cuma günü, o gün içindeki icabet saatleri, arife günleri, kandiller ve bilhassa Kadir Gecesi bu fırsatların başında gelir. Bunlar adeta birer uhrevi pazar, birer manevi fuar gibidir.”</p>
<p>Bu kadar ilahi fırsatın heba edilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Beki, “Ahirete iman eden bir insanın, önüne kadar gelmiş bu fırsatları kaçırması Müslümana yakışmaz. Üç aylar, ahiret mevsimidir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Esas olan tövbe ile arınmaktır</strong></p>
<p>Üç aylarda yapılması gerekenlerin başında tövbe ve istiğfarın geldiğini belirten Prof. Dr. Beki, “Tasavvufta önemli bir kaide vardır: Def-i şer, celb-i nef’a racihtir. Yani önce kötülükleri, günahları temizlemek, sonra iyiliklerle süslemek gerekir. Üç aylarda en önemli husus, tövbe istiğfar ile günahlardan arınmaktır.” diye konuştu.</p>
<p>Bu arınmanın yalnızca fiili günahlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Beki, “Sadece dışımızla işlediğimiz günahlar değil; kalbimize gelen vesveseler, kötü düşünceler için de ciddi bir tövbe ve istiğfarla kalbi arındırmak esastır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Namaz, oruç ve Kur’an bu ayların ruhudur</strong></p>
<p>Tövbe ile başlayan manevi sürecin ibadetlerle taçlandırılması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Beki, üç aylarda özellikle Kur’an-ı Kerim okunmasının, mümkünse hatim ve mukabeleyle değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.</p>
<p>Teheccüd namazının da bu aylarda ayrı bir yeri olduğunu belirten Prof. Dr. Beki, “Hazreti Peygamber için vacip olan teheccüd, ümmeti için önemli bir sünnettir. Hiç olmazsa haftada birkaç gün teheccüde kalkmak, bu ayları diğer zamanlardan ayıran önemli bir amel olur” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Miraç, insanlığın içsel yükseliş çağrısıdır</strong></p>
<p>Miraç’ın sadece Peygamber Efendimiz’e mahsus bir mucize değil, tüm insanlığa yönelik bir bilinç daveti olduğunu dile getiren Prof. Dr. Niyazi Beki, namazın da bu anlamda “müminin miracı” olduğunu hatırlattı.</p>
<p>Kudüs’ün ve Mescid-i Aksa’nın Miraç’taki merkezi konumuna dikkat çeken Prof. Dr. Beki, İslam dünyasının bu mukaddes mekânlara gönlünde özel bir yer ayırması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Miraç Kandili’nin; bireysel arınma, toplumsal barış ve insanlığın yeniden hakikat ekseninde buluşması için güçlü bir çağrı olduğuna işaret eden Prof. Dr. Beki, bu mübarek gecenin tüm İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını temenni etti. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-niyazi-beki-mirac-insanin-ic-dunyasinda-yukselisinin-adidir-605301">Prof. Dr. Niyazi Beki: &#8220;Miraç, insanın iç dünyasında yükselişinin adıdır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka çağında karar yine insanın!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-caginda-karar-yine-insanin-592782</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Nov 2025 08:57:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[çağında]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[farklı]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[ürünü]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[yine]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592782</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, her yıl Kasım ayının üçüncü perşembe günü kutlanan Dünya Felsefe Günü dolayısıyla dijital çağda felsefenin önemine değindi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-caginda-karar-yine-insanin-592782">Yapay zeka çağında karar yine insanın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, her yıl Kasım ayının üçüncü perşembe günü kutlanan Dünya Felsefe Günü dolayısıyla dijital çağda felsefenin önemine değindi.</p>
<p><strong>Felsefe farklılıklarla birlikte düşünme becerisini geliştirmeye çağırıyor</strong></p>
<p>Unesco’nun, Dünya Felsefe Gününün felsefe ile ilgilenen herkese ait olduğunu söylediğine işaret eden Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, “Dünya Felsefe Günü, çağımızın problemlerini ve krizlerini akılcı, kültürlerarası diyaloğu güçlendirerek tartışabileceğimiz hoşgörülü bir ortam yaratmaya aracı olmayı hedefler. Yani felsefe yalnızca kendimizi anlamak ve tanımakla yetinen bir etkinlik değildir; aynı zamanda bizden farklı olanla karşılaşmak, bu farklılıkları tanımak ve bu farklılıklarla birlikte düşünmek becerisini de geliştirmeye çağıran bir etkinliktir.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital çağda, düşünmenin ve sorgulamanın anlamı değişti mi?</strong></p>
<p>Dijitalleşmenin hayatlarımızı önemli oranda kolaylaştırdığı ve ilerleyen dönemlerde daha da kolaylaştıracağı gerçeğini görmenin gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, “Yapay zeka aracılığıyla üzerinde düşündüğümüz ya da araştırma yaptığımız konular hakkında her zamankinden çok daha fazla veriye ulaşabiliyoruz. Yine yapay zeka bu veriyi işleyebiliyor ve bize anlamlı sonuçlar verebiliyor. Ancak bu dijitalleşme insanın üzerinden kendi yaşamıyla ve varoluşuyla ilgili önemli sorularla meşgul olmak ve bu sorulara kendi yaşamlarında aldıkları kararlar ve yaptıkları tercihlerle birtakım cevaplar aramak ve vermek sorumluluğunu alamaz. Örneğin yapay zekaya aklımıza gelen tüm soruları sorabiliriz ancak ne yapacağımız ve nasıl yaşayacağımızla ilgili nihai karar her zaman bize ait olmak zorunda. Bu nedenle eleştirel düşünebilme, kendimize, başkalarına ve dünyaya ilişkin içten bir merak ve sorgulama hiçbir zaman yapay zeka ile gerçekleştirilemez. Dijital çağda da düşünmenin ve sorgulamanın anlamının değişmediğini ancak eskisine oranla çok daha büyük bir önem, değer ve aciliyet kazandığını söyleyebiliriz.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Teknolojinin dönüştürücü gücünü sorgulama felsefi bir ihtiyaç</strong></p>
<p>İnsanın dünya üzerinde var olmaya başladığı ilk andan itibaren hem kendisine hem de etrafında yaşadığı dünyaya şu veya bu şekilde bir anlam yüklediğini kaydeden Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, “Onu belirli bir şekilde yorumlamış ve dönüştürmüştür. Teknoloji de bu dönüştürme araçlarından bir tanesidir aslında. Dolayısıyla teknoloji aracılığıyla insanın kendisini ve yeryüzünü nasıl dönüştüreceği ve neye dönüştüreceği teknolojinin kendisinin cevaplayamayacağı açık bir soru olarak durmaktadır. Günümüzde yaşanan savaşları, hammadde ve iklim krizlerini düşünecek olursak bu soru son derece hayati ve acil bir sorudur. Bu soru ancak felsefi etkinliğin ve felsefece bir yaşamın teori ve pratiğin önünde açabileceği yeni ufuklar içinde ele alınabilir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Yapay zeka felsefesi adı altında ele alınabilecek kendine özgü bir alandan bahsetmenin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, “Yapay zeka felsefesi yapay zekanın hayatlarımızda kapladığı yerin ortaya çıkarabileceği çeşitli ahlaki ve pratik soruları, insan zihni ve yapay zeka arasındaki ilişkileri, farklılıkları ve benzerlikleri, insan ve makineler arasındaki ilişkileri ele alır ve tartışır.” dedi.</p>
<p><strong>Yakın zamanda bilinçli bilgisayarlar programlamamız pek mümkün görünmüyor</strong></p>
<p>Yapay zekanın “düşünebilme” ya da “bilinç” sahibi olma kapasitesi olup olmadığını değerlendiren Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, şöyle devam etti:</p>
<p>“Zeka sorun çözme becerisi anlamına gelirken bilinç acı, neşe, aşk ve öfke gibi şeyleri hissedebilme ve kendinin farkında olabilme becerisini de ifade eder. Yapay zeka, verilerle sorun çözme konusunda insandan çok daha becerikli bir hale gelebilir. Ancak bu onun zamanla bilinç kazanacağı anlamına gelmez. Biz henüz bilincin kökeni ve nasıl ortaya çıktığı hakkında yeterince bilgi sahibi olamadığımız için yakın zamanda bilinçli bilgisayarlar ya da makineler programlamamız pek mümkün görünmüyor gibi. Bu konuya ilgisi olanlar Yuval Noah Harari’nin 21. YY Dersleri isimli kitabına bakabilirler.”</p>
<p><strong>Yapay zeka insan ürünü olan fikir ve düşünceleri işleyip ortaya yeni bir felsefe atabilir</strong></p>
<p>İnsan aklının ürünü olan bir sistemin, kendi felsefesini oluşturup oluşturamayacağı konusunu da ele alan Prof. Dr. Çiğdem Yazıcı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“İnsan ürünü bir sistem, bir felsefe yaratması söz konusu olduğunda ancak insanı taklit edebilir. İnsan aklının ürünü olan bir sistem derken yapay zeka benzeri bir sistemden bahsediyorsak eğer yapay zeka yalnızca insan ürünü olan fikir ve düşünceleri bir veri olarak işleyip ortaya yeni bir felsefe atabilir. Ama bu felsefe insan aklının ürettiklerinden bağımsız olamaz; insanların toplu birikimlerini aktardıkları verilerin derlenmesi ile ortaya daha önce yazılmamış daha kapsamlı felsefe tarihi derlemelerinden ortaya felsefi teori örnekleri çıkartabilir. Kaldı ki yapay zekanın ortaya attığı felsefe ne tür bir soru etrafında şekillenecek yani başlangıç noktası ne olacak? Yapay zeka neden yeni bir felsefi sistem ortaya atmaya ihtiyaç duysun? Bunu ancak kendisi dışındaki bir etki nedeniyle örneğin bir insanın bunu talep etmesi üzerine yapabilir. Felsefe ancak insana özgü bir anlamlandırma ihtiyacının ürünü olarak kendi otantikliğini koruyabilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-caginda-karar-yine-insanin-592782">Yapay zeka çağında karar yine insanın!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenişehirlioğlu: İnsanın ihyası için bilgi şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenisehirlioglu-insanin-ihyasi-icin-bilgi-sart-581972</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 14:55:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ihya]]></category>
		<category><![CDATA[ihyası]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[kocaeli]]></category>
		<category><![CDATA[nsanın]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[Yara]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehirlioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581972</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, edebiyatın gücünü insanın derinliklerine taşıyan söyleşilere ev sahipliği yapmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirlioglu-insanin-ihyasi-icin-bilgi-sart-581972">Yenişehirlioğlu: İnsanın ihyası için bilgi şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, edebiyatın gücünü insanın derinliklerine taşıyan söyleşilere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Kocaeli Kongre Merkezi Akçakoca Salonu’nda dinleyicilerle buluşan yazar ve akademisyen Bahadır Yenişehirlioğlu, “Yara Açan Değil, Yara Saran Olmak” başlıklı konuşmasında insanın ihyası üzerine etkileyici bir yolculuğa çıkardı.</p>
<p><b>“YARA AÇAN DEĞİL, YARA SARAN OLMAK”</b></p>
<p>Kocaelili kitapseverleri kâğıdın büyülü dünyasıyla buluşturan Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı, Kongre Merkezi’nde tüm heyecanıyla devam ediyor. Bu yıl da fuarın konuklarından olan yazar ve akademisyen Bahadır Yenişehirlioğlu, “Yara Açan Değil, Yara Saran Olmak” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Yenişehirlioğlu konuşmasında, insanın yalnızca yaşamak için değil, anlamak ve gelişmek için yaratıldığını vurguladı. Kartal ve karga metaforuyla anlattığı bölümde, insanın yüklerinden kurtulması için bilgiyle yükselmesi gerektiğini belirten Yenişehirlioğlu, “Kartal sırtındaki kargadan kurtulmak için daha yükseğe uçar. İnsan da bilgiyle, bilinçle yükselerek kendini bulur” dedi.</p>
<p><b>“OKU!” EMRİYLE BAŞLAYAN SERÜVEN</b></p>
<p>Hz. Peygamber’e gelen ilk vahiy olan “Oku!” emrini hatırlatan Yenişehirlioğlu, bu kelimenin sadece okumayı değil, anlamayı, idrak etmeyi ve kalple düşünmeyi ifade ettiğini belirterek, “Allah’ın sonsuz kelime haznesinden seçilmiş bir kelime: OKU. Bu sadece görmek değil, hissetmektir. Şuurla okuyan insan ihya olur” dedi.</p>
<p><b>GAZZE’DE YAŞANAN ZULME DİKKAT ÇEKTİ</b></p>
<p>Yenişehirlioğlu, eğitimin vicdanla birleşmediğinde insanı vahşileştirebileceğini söyledi. Gazze’de yaşanan insanlık dışı olayları örnek göstererek, okumanın salt bilgi yüklemesiyle değil, erdem ve vicdanla birleşmesi gerektiğini dile getiren Yenişehirlioğlu, “İsrail’i yönetenlerin çoğu iyi eğitimli ama zalimler. Çünkü insan kardeşine merhamet etmeyen, en iyi okulu da bitirse kötü kalır” dedi.</p>
<p><b>“İNSAN KALİTESİNİ DİZİLERLE DEĞİL, KÜLTÜRLE YÜKSELTİR”</b></p>
<p>Günümüz medya alışkanlıklarını da eleştiren Yenişehirlioğlu, sabah kuşağı programları ve yüzeysel dizilerle insanın ihya edilemeyeceğini ifade ederek, “Toplumun ayarıyla oynadılar. İnsan ihya olmadan, medeniyet kurulmaz. Kültür yatırımları şart. Kitap fuarları bunun en etkili yoludur” dedi.</p>
<p><b>“FUARLAR, İNSANIN KENDİSİNİ YENİDEN HATIRLAMASIDIR”</b></p>
<p>Konuşmasının sonunda 15. Kocaeli Kitap Fuarı’na olan özel ilgisini dile getiren Yenişehirlioğlu, fuarları sadece kitapla buluşma değil, kendini tanıma, yükselme ve ihya olma mekânı olarak tanımladı. Söyleşi sonunda AK Parti Kocaeli İl Başkanı Dr. Şahin Talus, Yenişehirlioğlu’na günün anısına plaket takdim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirlioglu-insanin-ihyasi-icin-bilgi-sart-581972">Yenişehirlioğlu: İnsanın ihyası için bilgi şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Sırma: Biz kendi tarihimizi tanımıyoruz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sirma-biz-kendi-tarihimizi-tanimiyoruz-581730</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2025 21:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[biz]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[hangi]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[kendi]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[millet]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sırma]]></category>
		<category><![CDATA[tanımıyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[tarihimizi]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=581730</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl  “Anadolu Mayası”  temasıyla düzenlenen Kocaeli Kitap Fuarı, ikinci gününde Kocaeli Kongre Merkezi’nde kitapseverlerin yoğun ilgisiyle devam etti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sirma-biz-kendi-tarihimizi-tanimiyoruz-581730">Prof. Dr. Sırma: Biz kendi tarihimizi tanımıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl  “Anadolu Mayası”  temasıyla düzenlenen Kocaeli Kitap Fuarı, ikinci gününde Kocaeli Kongre Merkezi’nde kitapseverlerin yoğun ilgisiyle devam etti. İslam Tarihi Uzmanı Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma ve Yazar Tarık Tufan, Selim Sırrı Paşa Salonu’nda katılımcılara hitap etti. Sırma, “Maalesef bu millet kendi tarihini öğrenmek istemiyor” dedi.</p>
<p><b>ÜNLÜ YAZARLAR VE SÖYLEŞİLER</b></p>
<p>Kocaeli’nin okuyan ve okutan kent olarak anılmasına büyük katkılar sağlayan Uluslararası 15. Kocaeli Kitap Fuarı doludizgin ilerliyor. Daha önceki yıllarda olduğu gibi aynı coşku ve heyecanla gerçekleşen Kocaeli Kitap Fuarı’nda birbirinden önemli yazarlar, okurlarıyla bir araya gelerek kâğıdın büyülü dünyasında buluşuyor. Bu kapsamda Selim Sırrı Paşa Salonu’nda düzenlenen “Pervari’den Paris’e” adlı söyleşisinde katılımcılara hitap eden İslam Tarihi Uzmanı Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, “Biz kendi tarihimizi tanımıyoruz. Maalesef bu millet kendi tarihini öğrenmek istemiyor. Tarihini öğrenmek istemeyen milletler batmaya mahkûmdur. Neden batmaya mahkumdur, çünkü onlara başka bir tarih öğretirler. Son dönemde Gazze gündemde. Biliyorsunuz bu Gazze geçmişte bizimdi. Avrupa yönelmiş bizim bazı zevat, yanlış hareketlerin ve politikaların sonucunda Gazze yani Filistin Yahudilerin eline geçti. Bir millet eğer okumuyorsa ve tarihini bilmiyorsa o millete bir tarih öğretirler ve de o milleti yönettiler. Bir millet tarihini bilmiyorsa ona tarihini yazdırırlar” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>“KELİMELERE OLAN İHTİYACIMIZ AZALDI”</b></p>
<p>“Edebiyat Hayat Memat” adlı söyleşisinde konuşan Yazar Tarık Tufan, Kocaeli Kitap Fuarı’nın artık kendisi içinde gelenekselleştiğini ve kendisi her sene buraya mutlulukla attığını belirtti. Yazar Tufan, “Artık insanların bir edebiyat konuşmasına, kitap üzerinden edebiyat üzerinden bir konuşmaya zaman ayırması benim için her geçen zamanda daha kıymetli ve önemli bir hale geliyor. Konuşmanın başlığını koyar, hep bunu düşünerek belirledim. Her geçen gün edebiyatın bir hayat memat meselesi olma durumu güçleniyor. Edebiyat neden her sene bizim için bir zaruriyet haline dönüşüyor? İnsanın zaman içerisinde etrafını saran unsurlar, insanın ruhunu, aklını, kalbini ve hayatını belirleyen şeylere dönüşüyor. Hayatımızı hangi araçlar, hangi nesneler, hangi insanlar, hangi mekanlar ve hangi duygular içerisinde geçiriyorsak, biz de bir süre sonra ona benzemeye başlıyoruz. Kullandığımız araçlara benziyoruz, yaşadığımız mekânlara benziyoruz ve kullandığımız kelimelere benziyoruz. Bu şu anlama geliyor, neyin içerisinde görmemiz gerekiyor. Yani modern çağda insan dediğimiz varlık neyin içerisinde? Biz artık kelimeleri yutan bir varlığa dönüştük. Kelimelere olan ihtiyacımız azalmaya başladı. Aynı zamanda insanla olan iletişimimizde azalmaya başladı” dedi.</p>
<p><b>“İNSANIN İLETİŞİMİ GÜÇLENDİKÇE YALNIZLIĞI ARTIYOR”</b></p>
<p>İnsanın iletişimsizliğini bir örnek vererek konuşmasını sürdüren Yazar Tufan, “En çok karşılaştığımız insanlar kargocular. Şimdi bu basit bir dönüşüme benziyor. Fakat biraz geriye gittiğimizde hepimizin mahallesinde oturup sohbet ettiği esnaflar vardı ve insani bir iletişime giriyorduk. Şimdi girdiğimiz iletişim alışveriş esnasında telefonumuza gelen kodu kargocuya söylemek. Bazen kargocuyu görmüyoruz bile. Bir zaman sonra bunun sadece alışverişten ibaret olmadığını, insanların iletişim araçları güçlendikçe aralarındaki mesafenin arttığını söyleyebiliriz. Şöyle düşünüyoruz, artık nasıl olsa görüntülü arayabiliyoruz, mesaj yazabiliyoruz. Gidip de büyükleri, akrabaları gidip de ziyaret etmeye pekte gerek yok. Yüz yüze ilişki biraz daha azaldı. İnsanın kelimelerle ve insanla olan etkileşimi, iletişimi ve zamanı gün geçtikçe azalıyor. İnsanın iletişimi güçlendikçe yalnızlığı artıyor demektir. Bu insanın en trajik halidir. İnsanın insanla olan ilişkisini kaybediyoruz, insanın duygusunu ve kelimelerini kaybediyoruz” ifadelerini kullandı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sirma-biz-kendi-tarihimizi-tanimiyoruz-581730">Prof. Dr. Sırma: Biz kendi tarihimizi tanımıyoruz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli bilim insanın buluşu tescillendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insanin-bulusu-tescillendi-563649</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Aug 2025 08:16:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[buluşu]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[tescillendi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563649</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel’in yürütücülüğünü yaptığı “Hasta Kitap Okuma Masası” başlıklı buluş Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Faydalı Model Belgesi ile tescillenmeye uygun bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insanin-bulusu-tescillendi-563649">Egeli bilim insanın buluşu tescillendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel’in yürütücülüğünü yaptığı “Hasta Kitap Okuma Masası” başlıklı buluş Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Faydalı Model Belgesi ile tescillenmeye uygun bulundu.</p>
<p>Başarılı bilim insanı Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel’i makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Ege Üniversitesi olarak bilimsel araştırmaların toplumsal faydaya dönüştüğü her başarıyı büyük bir gurur ve memnuniyetle karşılıyoruz. Üniversitemiz Hemşirelik Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel’in yürütücülüğünü yaptığı ‘Hasta Kitap Okuma Masası’ başlıklı buluşun, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Faydalı Model Belgesi ile tescillenmeye uygun bulunması, sadece akademik bir başarı değil, aynı zamanda insan odaklı bakım anlayışına önemli bir katkıdır. Sayın hocamızı bu anlamlı çalışması dolayısıyla yürekten kutluyor, üniversitemizi ulusal ve uluslararası düzeyde temsil eden bu tür yenilikçi girişimlerin artarak devam etmesini temenni ediyorum. Bu buluş, özellikle hastane ortamlarında uzun süre tedavi gören bireylerin psikososyal ihtiyaçlarına duyarlılık gösteren yenilikçi bir yaklaşım sunmaktadır. ‘Hasta Kitap Okuma Masası’, hastaların kitap okuma alışkanlığını sürdürebilmelerine olanak tanırken, aynı zamanda iyileşme süreçlerine olumlu katkılar sağlayabilecek bir araç olarak öne çıkmaktadır. Ege Üniversitesi olarak, bilimsel üretimi toplumsal faydaya dönüştüren tüm akademisyenlerimizi desteklemeye ve teşvik etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p><b>“Kitap okumanın yararları saymakla bitmez”</b></p>
<p>Buluşları hakkında bilgi veren Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Bölümü Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel, “Bu çalışma, hastane ortamında uzun süre yatmak zorunda kalan hastaların kitap okuma etkinliğini hem fiziksel hem de psikolojik açıdan destekleyecek ergonomik bir masa tasarımına odaklanmaktadır. Kitap okumanın yararları saymakla bitmez. Kitap okuma, zihinsel uyarım sağlaması, stres düzeyini azaltması, uyku düzenini iyileştirmesi ve depresyon belirtilerini hafifletmesi gibi olumlu etkileri sayesinde tedavi sürecine önemli katkılar sunacak. Bununla birlikte, mevcut hasta yatakları ve yemek masaları, uzun süreli kitap okuma sırasında gereken ergonomik desteği sağlayamadığından el, kol ve sırt ağrısı gibi fiziksel rahatsızlıklar ortaya çıkabilmektedir. Bu durum, hastaların hem fiziksel konforunu hem de kitap okuma sürecindeki sürdürülebilirliğini sağlayacak, özel olarak tasarlanmış bir okuma masasına olan ihtiyacı ortaya koyuyor. Geliştirilmesi hedeflenen bu masa, hastaların tedavi sürecinde hem bedensel rahatlıklarını korumayı hem de psikolojik iyilik hallerini desteklemeyi amaçlıyor” dedi.</p>
<p><b>“Ergonomik, erişilebilir ve fonksiyonel bir okuma deneyimi sunacak”</b>  Buluşun teknik özellikleri ile alakalı açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel, “Özellikle yatakta uzun süre vakit geçiren bireylerin konforunu artırmak amacıyla geliştirilmiş, çok işlevli bir kitap okuma masasına ilişkindir. Söz konusu masa; elektrik kaynağına bağlantı imkânı sağlayan alt kısımda konumlandırılmış bir elektrik kablo bağlantısı, masanın mobilitesini temin eden en az dört adet tekerlek, hasta yataklarının boyutlarına uyumlu olacak biçimde yüksekliği ayarlanabilir nitelikte bir metal konstrüksiyon, bu konstrüksiyonun belirli bir yükseklikte sabitlenmesini veya serbest bırakılmasını sağlayan bir yükseklik ayarlama mekanizması içermektedir. Masada ayrıca, sabit yapıdaki bir masa tablası, kitapların desteklenmesini sağlayan bir alt tutacak, sayfaların açık kalmasını kolaylaştıran bir sayfa tutucu, kitabın yerleştirileceği özel bir yüzey ile kullanıcı tercihine göre kitabın yukarı ya da aşağı yönlü hareketini sağlayan hareketli bir platform yer almaktadır. Bunlara ek olarak, okuma esnasında ortamın yeterli şekilde aydınlatılmasını temin eden bir aydınlatma lambası da sistemin ayrılmaz bir parçası olarak tasarlanmıştır.<b> </b>Bu yapı, özellikle hastane ortamlarında veya evde uzun süreli yatış gerektiren durumlarda kullanıcıya ergonomik, erişilebilir ve fonksiyonel bir okuma deneyimi sunmayı amaçlamaktadır” diye konuştu.</p>
<p><b>“Yatarak tedavi görenler için büyük kolaylık sağlayacak”</b></p>
<p>Buluşun önemli çıktıları üzerinde duran Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel, “ ‘Hasta Kitap Okuma Masası’ başlıklı buluşumuzun Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Faydalı Model Belgesi almaya uygun bulunması, hem akademik çalışmalarımız hem de hasta bakım hizmetleri açısından son derece sevindirici bir gelişme oldu. Bu buluş sayesinde hastaların uzun süre yatakta geçirdikleri zamanı daha verimli ve keyifli geçirmeleri mümkün hale gelecek. Kitap okuma, hastaların hem zihinsel olarak aktif kalmasına hem de moral ve motivasyonlarının artmasına katkı sağlayacak. Tasarımın hasta konforunu ve ergonomisini esas alması, özellikle yatarak tedavi gören bireyler için büyük bir kolaylık sağlayacak. Klinik ortamlarda uygulanmasının ardından aldığımız geri bildirimler de bu çalışmanın ne denli yerinde ve ihtiyaçlara yönelik olduğunu ortaya koyuyor. Hem hastalar hem de sağlık personeli bu ürünün kullanım kolaylığından ve sağladığı faydalardan oldukça memnun kaldı. Özellikle hareket kabiliyeti kısıtlı bireylerin kitap ya da dergi okuma gibi zihinsel aktiviteleri bağımsız bir şekilde sürdürebilmeleri, psikolojik iyilik hallerine doğrudan olumlu yansıyacak. Elde ettiğimiz bu somut çıktılar, hemşirelik hizmetlerinde hasta merkezli bakım anlayışının güçlenmesine katkı sağlayacak önemli bir adım olacaktır&#8221; dedi.</p>
<p>Yürütücülüğünü Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Bölümü Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel’in yaptığı proje ekibinde, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi lisans programı mezun öğrencisi Deniz Tekin’de bulunuyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-bilim-insanin-bulusu-tescillendi-563649">Egeli bilim insanın buluşu tescillendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka arkasında insanın olduğu bir olgu: 11. Uluslararası İletişim Günleri yuvarlak masa toplantısı ile sona erdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-arkasinda-insanin-oldugu-bir-olgu-11-uluslararasi-iletisim-gunleri-yuvarlak-masa-toplantisi-ile-sona-erdi-460628</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 May 2024 11:38:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[arkasında]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[erdi]]></category>
		<category><![CDATA[günleri]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[masa]]></category>
		<category><![CDATA[olduğu]]></category>
		<category><![CDATA[olgu]]></category>
		<category><![CDATA[sona]]></category>
		<category><![CDATA[toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[yuvarlak]]></category>
		<category><![CDATA[zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=460628</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 11. Uluslararası İletişim Günleri’nde “Dijital Eşitsizlik ve Veri Sömürgeciliği” konusunun her yönüyle ele alındığı 50 oturumda 250 bildiri sunuldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-arkasinda-insanin-oldugu-bir-olgu-11-uluslararasi-iletisim-gunleri-yuvarlak-masa-toplantisi-ile-sona-erdi-460628">Yapay zeka arkasında insanın olduğu bir olgu: 11. Uluslararası İletişim Günleri yuvarlak masa toplantısı ile sona erdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Prof. Dr. Nazife Güngör: “Asıl olan teknolojiden korkmak değil, teknolojiyle ilgili tartışmalarımızı aslında insan odaklı yapmak… Evet yapay zeka bir aygıt, başlı başına bir olgu ama arkasında insanın olduğu bir olgu.&#8221;</strong></p>
<p><strong>Rektör Danışmanı Prof. Dr. Süleyman İrvan: “Veri denilen şey sadece dijital verilerden oluşmuyor.”</strong></p>
<p><strong>Doç. Dr. Gül Esra Atalay: “Platformlar, algoritmaları ve reklamlar konusunda şeffaflığa zorlanmalı.”</strong></p>
<p><strong>Doç. Dr. Bahar Muratoğlu Pehlivan: “Algoritmaların ‘tık’ tuzağı gazeteciliğin temel değerlerini dışlıyor.”</strong></p>
<p><strong>Doç. Dr. Can Ertuna: “Platformlarda patronsuz gazetecilik yapanlar patronlarının youtube gibi dijital platformlar olduğundan ve teknolojiye bağımlı olduklarından habersizler.” </strong></p>
<p>Bu yıl “Dijital Eşitsizlik ve Veri Sömürgeciliği” ana temasıyla Üsküdar Üniversitesi’nce düzenlenen 11. Uluslararası İletişim Günleri’nde 50 oturum gerçekleştirildi ve 250 bildiri sunuldu.</p>
<p>11. Uluslararası İletişim Günleri’nin 3. gününde çevrimiçi Yuvarlak Masa Oturumu gerçekleştirildi. Rektör Danışmanı Prof. Dr. Süleyman İrvan’ın moderatörlüğündeki oturumda Gazeteci Emre Kızılkaya, Gazeteci Füsun Nebil, Yazar Ümit Alan, Koç Üniversitesi’nden Doç. Dr. Suncem Koçer, Bahçeşehir Üniversitesi’nden Doç. Dr. Can Ertuna, Üsküdar Üniversitesi’nden Doç. Dr. Gül Esra Atalay, Gazeteci Dr. Sarphan Uzunoğlu ve Üsküdar Üniversitesi’nden Doç. Dr. Bahar Muratoğlu Pehlivan yer aldı.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nazife Güngör: &#8220;Yapay zeka, arkasında insanın olduğu bir olgu&#8221;</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, gazetecilik alanında yapay zekanın kullanılmasını değerlendirerek, şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Beğensek de beğenmesek de sonuçta teknolojik gelişmeler devam ediyor. İnsanların her bir dönemi o dönemin teknolojisiyle yoğruldu. Kaygılar, umutlar, olumlu-olumsuz bakış açıları hep birlikte ele alınır, tartışılır bu da çok normal. Çünkü insan hayatına yeni bir aygıt dahil oluyor, elbette ki bunun birtakım dönüştürücü etkileri oluyor. Bu dönüştürücü etkileri eğer insanlık olarak doğru yönlendirirsek insanlığa yararlı etki yapar ama eğer yararlı bir şekilde planlanmazsa elbette ki birtakım olumsuzlukları da ortaya çıkacaktır. Bir yandan da bu konuda gücü elinde bulunduran aktörler var. Onlar bu gücü devam ettirmek için bu aygıtları toplum yararına değil kendi yararları için kullanabiliyorlar. Asıl paradoks burada başlıyor.</p>
<p>Yapay zeka bir aygıt, kendi kendine zeki olan bir şey değil, insanların verdiği verilerle işleyişi operasyonel hale gelen bir şey. Ama hangi verilerin verildiği, bu verilerin nasıl bir orkestra oluşturduğu veya oluşturmasının istendiğini sorgulamak gerekir.  Asıl olan teknolojiden korkmak değil, teknolojiyle ilgili tartışmalarımızı aslında insan odaklı yapmak… Evet yapay zeka bir aygıt, başlı başına bir olgu ama arkasında insanın olduğu bir olgu.&#8221;</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nazife Güngör: &#8221; Bir tarafta etik, bir tarafta insan var&#8221;</strong></p>
<p>Son zamanlarda entelektüel dünyada iyi olmanın konuşulduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Nazife Güngör, &#8220;Bir şey çok konuşuluyorsa orada bir problem var demektir. Demek ki insanlık iyi bir noktada değil, demek ki kötülüklerin egemen olduğu bir noktaya doğru gidiyor. Hepimiz aslında insanlık adına dertlenmek, sorgulamak zorundayız. Sadece mesleki anlamda bir şeyler değişmiyor, dünya çapında bir değişim var. Bu sempozyumun düzenlenmesi de bu yıl ki ana tema da bu gidişat ve teknolojinin hayatımıza entegre olmasıyla ilgili.&#8221; dedi.</p>
<p>Yapay zeka konusunun müfredata girmesi gerektiğine de vurgu yapan Prof. Dr. Güngör, ancak bu derslerin gerektiği gibi verilmesinin önemli olduğunu söyledi. Prof. Dr. Nazife Güngör, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>&#8220;Hem büyük hem de çok önemli bir evre yaşıyoruz. Çok karışık ilişkiler, gelişmeler iç içe geçmişlikler yaşıyoruz. Bir tarafta işin etik yanı var, bir tarafta insan yanı var. Hem medyanın hem de biz akademisyenlerin zaman zaman bir araya gelip bunları sorgulamamız, masaya yatırmamız ve bütün dokularıyla ele almamız gerekiyor diye düşünüyorum.&#8221;</p>
<p><strong>Prof. Dr. İrvan: “Sahip olunan verilerin yüzde 90’ı analogdan oluşuyor”</strong></p>
<p>Rektör Danışmanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, dijital dönüşümde sürecin geliştiğini ifade ederek, “Veri denilen şey sadece dijital verilerden oluşmuyor. Sahip olunan verilerin yüzde 90’ı analogdan oluşuyor.” dedi.</p>
<p>Geleneksel basın ile okuyucu arasındaki bağın koptuğunu dile getiren Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Okurların haber tüketim alışkanlıkları değişti.” diye konuştu.  </p>
<p><strong>Medya şirketleri yeni iş modelleri oluşturdu</strong></p>
<p>Gazeteci Emre Kızılkaya, gazetecilikte dijitalleşmenin ülkelere göre değiştiğini dile getirerek, Türkiye’de gazetelerin dijitalleşmesi ve haber sitelerinin kurulması süreci anlatarak, Facebook’un kurulması, Google’ın ve akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla medya şirketlerinin yeni iş modelleri oluşturma konusuna hız verdiğini kaydetti.</p>
<p>Kızılkaya, gazetelerin dijital yayınlarını basılı yayından ayırdıklarını ve ‘com.tr’ uzantılı sitelere özerklik verdiklerini de söyledi.</p>
<p><strong>“Politikacılar teknolojiden anlamıyor, yaşlı kalıyor”</strong></p>
<p>Gazeteci Füsun Nebil, Türkiye’de geleneksel medyanın uzun süre dijitali önemsemediğini belirterek, dünyada da durumun farklı olmadığını, geleneksel medyanın dijitale güvenmediğini hatırlattı.</p>
<p>Nebil, Facebook, Google gibi platformlarının sınırlarının olmadığını ve algoritmalarıyla politik olarak da halkları etkilediklerini kaydederek, Türkiye de dahil bütün ülkelerde politikacıların teknolojiden anlamadığını, yaşlı kaldıklarını söyledi.</p>
<p> “Zor bir dönemdeyiz. Gazeteler ve gazeteciler 4. kuvvet ve demokrasinin bir bacağı.” diyen Füsun Nebil, gazetecileri ve veri bağımsızlığının halklar açısından önemli olduğunu vurguladı.</p>
<p>“Yapay zeka var olanı kopyalıyor. Bu gazetecilik açısından büyük bir tehdit.” diyen Nebil, bunları geliştirenleri denetleyenlerin olmadığını ve kuralsız bir gelişimin olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>“Medyanın niş bir ürün üretememe eksiği var”</strong></p>
<p>Yazar Ümit Alan yaptığı konuşmada, Facebook, Youtube gibi platformların sosyal ağ olmaktan yayıncı olmaya evrildiği süreci geleneksel medyanın atladığını dile getirerek, platformların herkese özel bir kullanıcı kitlesi olan kendi niş ürününü sunma fırsatı verdiğini anlattı.</p>
<p>Alan, dijital platformların hem yayıncı kuruluş olduğunu hem de yayıncı kuruluşların sorumluluklarını taşımadığını ifade ederek, “Medya hala geleneksel bakıyor. Medyanın niş bir ürün üretememe eksiği var. Z kuşağına yönelik haber üreten bir medya kuruluşu deneyimi daha olmadı. Haber sitelerinin adını kapatıp ürettikleri haberlere bakınca hangisi hangisi ayrılamıyor.” dedi.</p>
<p>Nitelikli gazetecilik ısrarının kazandıracağını da söyleyen Alan, yapay zeka ile işbirliğini erken öğrenenlerin yapay zekaya yenilmeyeceğini de dile getirdi.</p>
<p><strong>“Medyaya güvensizlik küresel bir mesele”</strong></p>
<p>Koç Üniversitesi’nden Doç. Dr. Suncem Koçer, toplumda habere ve gazetelere yönelik güvensizlik olduğunu ifade ederek, “Medyaya güvensizlik küresel bir mesele. Medya en az güvenilen kurum durumunda. Kullanıcıların haberle ile ilişkisi nasıl iyileşecek bu önemli.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Bağımsız gazetecilik yaptığını söyleyenler aslında platformların politik duruşlarına tabi…”</strong></p>
<p>Bahçeşehir Üniversitesi’nden Doç. Dr. Can Ertuna, dijital platformlarda bağımsız gazetecilik yapanlara işaret ederek, “Platformlarda patronsuz gazetecilik yapanlar patronlarının youtube gibi dijital platformlar olduğundan ve teknolojiye bağımlı olduklarından habersizler. Teknolojik bağımlılık gazetecinin bağımsızlığını ve özerkliğini yitirmesine yol açıyor.” diye konuştu.</p>
<p>Doç. Dr. Can Ertuna, gazetecilerin donanım olarak platformlara bağımlı olduklarını da ifade ederek, bağımsız gazetecilik yaptığını söyleyenlerin aslında platformların politik duruşlarına tabi olduğunu da vurguladı.</p>
<p><strong>Hassas gazetecilik verileri tüm dünya platformlarına açık…</strong></p>
<p>Yapay zeka uygulamalarıyla daha da bağımlı olma durumunun söz konusu olacağına dikkat çeken Doç. Dr. Can Ertuna, algoritmaların belirlediği verilerin kullanılması riski ile yapay zekanın yönlendirmesi riskine vurgu yaptı.</p>
<p>Doç. Dr. Can Ertuna, platformlar nedeniyle hassas gazetecilik verilerinin tüm dünya platformlarına açık hale geldiğini de söyledi.</p>
<p>Dijital platformlarla gazeteciliğin eşit ve adil koşullarda yapılması için temas kurulması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Can Ertuna, bu konuda bir politika belgesi çıkarılması konusunun gündeme alınması gerektiğini de vurguladı.</p>
<p><strong>Gazetecilik sürekli olarak zarar görüyor</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nden Doç. Dr. Gül Esra Atalay, tematik gazetecilik konusunun öğrencilere anlatıldığını belirterek, Google ve Facebook gibi devasa yapıların hem kullanıcılarını hem de gazetecileri sıkıştırarak kendi çıkarlarına uygun olana göre hareket ettiğini anlattı.</p>
<p>“Sürekli olarak kendi çıkarları için haberciliği hiçe sayan devlerden bahsediyoruz. Haber diye bir şey de kalmayacak.” diyen Doç. Dr. Gül Esra Atalay, gazeteciliğin sürekli olarak zarar gördüğünü, devletlerin gazeteciliğin geleceğine yönelik önlemler almasına ihtiyaç olduğunu da vurguladı.</p>
<p>Doç. Dr. Gül Esra Atalay, “Platformlar algoritmaları ve reklamlar konusunda şeffaflığa zorlanmalı.” dedi.</p>
<p><strong>“Z kuşağı hedeflenmesi gereken kuşak”</strong></p>
<p>Gazeteci Dr. Sarphan Uzunoğlu, hedef kitle odaklı gazetelerin olmadığına dikkat çekerek, “Dijitalde hedef kitle temelli gazetecilik yapılmalı. Şu anda Z kuşağı hedeflenmesi gereken kuşak. Hiçbir gazete bunu göremiyor. Z kuşağı hiçbir gazetenin hedefinde değil.” diye konuştu.</p>
<p>Dr. Sarphan Uzunoğlu, Z kuşağı ile bağ kurulmak isteniyorsa Netflix’in kullandığı dile bakmak gerektiğini de dile getirerek, Z kuşağının 6 Şubat depreminde haberlere dikkat ettiğini, şimdi de Filistin krizi nedeniyle Z kuşağının yakalandığını söyledi.</p>
<p><strong>“Algoritmalar nedeniyle bir nevi dijital sınıfsal ayrım oluştu”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi’nden Doç. Dr. Bahar Muratoğlu Pehlivan, Google ile müzakere edebilecek medya şirketi ve devletlerin sayısının azlığına işaret ederek, “Google onların çoğundan daha büyük. O nedenle şartlarına uyulması gerekiyor. Dijitalde ‘Googlearşi’ diye bir hiyerarşik sistem var. Popüler olanın daha da popüler olduğu, zenginin daha da çok zenginleştiği bir sistem bu.” dedi.</p>
<p>Algoritmalar nedeniyle bir nevi dijital sınıfsal ayrımın olduğunu da kaydeden Doç. Dr. Bahar Muratoğlu Pehlivan, algoritmaların ‘tık’ tuzağı gazeteciliğin temel değerlerini dışlıyor ve ‘aşinalık yanlılığı’nın da popüler olanı beslediğini ifade etti.</p>
<p>Arama motorlarının algoritmalarına uygun üretilen içeriklerin çeşitliliği azalttığını da dile getiren Doç. Dr. Bahar Muratoğlu Pehlivan, çeşitliliğin zarar gördüğünü ve teknolojinin gazeteciliği olumsuz etkilediğini söyledi.</p>
<p>Yapay zekanın intihal riskini de taşıdığını kaydeden Doç. Dr. Bahar Muratoğlu Pehlivan, yapay zekanın bağlandığı yerde hatalı bilgiler olduğu için hatalı bilgiler ürettiğini de ifade etti.</p>
<p><strong>Kapanış oturumu</strong></p>
<p>11. Uluslararası İletişim Günleri kapanış oturumunda Düzenleme Kurulu Başkanı ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Süleyman İrvan ve Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör teşekkür konuşması yaptı.</p>
<p>Üç gün süren İletişim Günleri organizasyonunun başarılı bir şekilde gerçekleştiğini ifade eden Prof. Dr. Süleyman İrvan, &#8220;Çok sayıda akademisyen katıldı, öğrencilerimiz katıldı. Hem bu organizasyonda çalışan hem de oturumları takip eden öğrencilerimize çok teşekkür ediyorum. Hepimizin, öğretim üyesiyle öğrencisiyle birlikte başardığı bir organizasyon. Üsküdar Üniversitesi Rektörü başta olmak üzere bu sürece destek veren herkese düzenleme kurulu başkanı olarak teşekkür ediyorum.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>“Yurtdışından gelen akademisyenler burada olmaktan dolayı mutluluk duyuyor”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nazife Güngör, “Üsküdar Üniversitesi olarak bu yıl 11’ncisini gerçekleştirdiğimiz Ulusal İletişim Günleri sempozyumunun sonuna geldik. Bu süreçte Türkiye&#8217;deki iletişim akademisyenlerinin çok önemli bir kısmı, birçok tanınmış iletişim bilimci bizimle birlikteydi. Hem oturumlara bildirileri ile katılan hem dinleyici olarak gelen hem de davetli konuşmacı olarak yurtiçinden ve yurtdışından gelen akademisyenler de çok heyecan duyduklarını ve burada olmaktan dolayı mutluluk duyduklarını belirttiler.” dedi.</p>
<p><strong>“Üsküdar Üniversitesi İFİG ile parlıyor, İFİG Üsküdar’dan parlıyor.”</strong></p>
<p>İletişim Fakültesi öğrencilerinin aktif katılımının akademisyenlerce heyecanla karşılandığını dile getiren Prof. Dr. Nazife Güngör, “Bu yıl başka üniversitelerden gelen öğrenciler de sempozyumun servis kısmında yer almak için bize katıldılar. Önümüzdeki yıllarda farklı üniversitelerden öğrenci katılımlarının artacağını düşünüyorum. İletişim akademisyenleri bu sempozyumu çok benimsediler. Sürdürülebilir olması, her yıl hem niceliğin hem niteliğin artarak devam etmesi bizim ve bütün Türkiye&#8217;deki iletişim camiasının gururu. Önümüzdeki yıllarda bu sempozyumu yurt dışındaki üniversitelere taşıyarak daha uluslararası bir hale getirmek istiyoruz. Üsküdar Üniversitesi İFİG ile parlıyor, İFİG Üsküdar’dan parlıyor.” dedi.</p>
<p>Dijital eşitsizlik ve veri sömürgeciliğinin çeşitli yönleriyle ele alındığı etkinlikte, sunulacak tüm bildirilerin özet metinleri ve ardından da tam metinler kitap olarak yayımlanarak kamuoyuyla paylaşılacak. Ayrıca sempozyumun tüm oturumları video kayıt olarak sempozyum web sitesinde arşivlenecek. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zeka-arkasinda-insanin-oldugu-bir-olgu-11-uluslararasi-iletisim-gunleri-yuvarlak-masa-toplantisi-ile-sona-erdi-460628">Yapay zeka arkasında insanın olduğu bir olgu: 11. Uluslararası İletişim Günleri yuvarlak masa toplantısı ile sona erdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaziemir&#8217;de yapay zekâ ile insanın aşk hikâyesi sahnelendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-yapay-zeka-ile-insanin-ask-hikayesi-sahnelendi-443203</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Feb 2024 21:04:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[gaziemirde]]></category>
		<category><![CDATA[hikyesi]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[sahnelendi]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[zek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=443203</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zeynep Özyağcılar’ın yazdığı ve oynadığı, yapay zekâ ile insanın aşkını, toplumun kadınlara yüklediği rolleri ele alan En Güzel Parçam 2042 oyunu, Gaziemirli seyirciden tam not aldı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-yapay-zeka-ile-insanin-ask-hikayesi-sahnelendi-443203">Gaziemir&#8217;de yapay zekâ ile insanın aşk hikâyesi sahnelendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zeynep Özyağcılar’ın yazdığı ve oynadığı, yapay zekâ ile insanın aşkını, toplumun kadınlara yüklediği rolleri ele alan En Güzel Parçam 2042 oyunu, Gaziemirli seyirciden tam not aldı.</p>
<p>Gaziemir Belediyesi’nin kültür sanat etkinlikleri kapsamında Tiyatro Martı’nın En Güzel Parçam 2042 oyunu sahnelendi. Atatürk Kültür Merkezi&#8217;nde düzenlenen ve Gaziemirlilerin yoğun ilgi gösterdiği oyunu Belediye Başkanı Halil Arda ile sanatçı Erdal Özyağcılar birlikte izledi. Zeynep Özyağcılar’ın tek kişilik performansıyla sahnelediği ve 2042 yılında geçen oyunda, insanların teknolojiyle ilişkileri ve yapay zekâ insan aşkı işleniyor. Kayhan Berkin’in yönetmenliğini yaptığı oyunda toplumun kadınlara biçtiği roller de eleştirel bir şekilde ele alınıyor.</p>
<p>Zeynep Özyağcılar’ın muhteşem performansıyla seyirciden tam not aldığı oyuna, Erdal Özyağcılar, Güzin Özyağcılar, Berna Laçin, Zuhal Gencer Erkaya, Gözde Çetiner, Fatih Sönmez, Cem’i Burak Demir dış ses olarak katkı koyuyor. Ekrandaki spikeri canlandıran Aydın Şentürk ile karakterin en yakın arkadaşını Ceysu Aygen ise video görüntüyle oyuna katkı sağlıyor.</p>
<p>Erdal Özyağcılar ve Zeynep Özyağcılar’a anı objesi takdim eden Gaziemir Belediye Başkanı Halil Arda, “Bir kadını anlamak için birazcık insan olmak yeterli. Beş yıl boyunca bu sahnede birçok oyun izledik ama Zeynep Özyağcılar’ın performansı bir başkaydı ve çok güzeldi. Oyundan çok etkilendim ve çok dersler çıkardım. Erdal Özyağcılar ve Zeynep Özyağcılar’a çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gaziemirde-yapay-zeka-ile-insanin-ask-hikayesi-sahnelendi-443203">Gaziemir&#8217;de yapay zekâ ile insanın aşk hikâyesi sahnelendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İki insanın kalbinin her şeye rağmen birbiri için attığı aşk hikayesi..</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iki-insanin-kalbinin-her-seye-ragmen-birbiri-icin-attigi-ask-hikayesi-418445</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Oct 2023 14:10:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[attığı]]></category>
		<category><![CDATA[birbiri]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[kalbinin]]></category>
		<category><![CDATA[rağmen]]></category>
		<category><![CDATA[şeye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=418445</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk iki sezonuyla çok sevilen Terzi, etkileyici bir final için geri dönüyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iki-insanin-kalbinin-her-seye-ragmen-birbiri-icin-attigi-ask-hikayesi-418445">İki insanın kalbinin her şeye rağmen birbiri için attığı aşk hikayesi..</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk iki sezonuyla çok sevilen <em>Terzi</em>, etkileyici bir final için geri dönüyor. <strong>Çağatay Ulusoy</strong>’a <strong>Salih Bademci, Şifanur Gül, Olgun Şimşek, Ece Sükan </strong>ve <strong> Evrim Alasya </strong>gibi isimlerin eşlik ettiği, yeni bölümleriyle heyecanı zirveye çıkaran üçüncü sezonda, karakterler arasındaki ilişkiler dönüm noktasına ulaşıyor ve bugüne dek çözümlenemeyen sorular nihayet yanıtlanıyor.</p>
<p><strong>3 Kasım</strong>&#8216;da yayınlanacak olan serinin en çarpıcı ve final sezonu, izleyenleri Peyami, Dimitri ve Esvet arasındaki aşk üçgeninin içine son kez ve en nefes kesici haliyle çekmek için geliyor.</p>
<p> </p>
<p><em><strong><u>Terzi </u></strong></em><strong><u>3. Sezon Hakkında: </u></strong></p>
<p>Uzun bir yolculuktan evine dönen Peyami&#8217;nin Esvet&#8217;e karşı hisleri giderek yoğunlaşır. Bu oyuna bir son vermeli ve Dimitri&#8217;ye tüm gerçekleri anlatmalıdır. Fakat yaşanan talihsiz olaylar Peyami ve Esvet&#8217;in planlarını alt üst edecektir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iki-insanin-kalbinin-her-seye-ragmen-birbiri-icin-attigi-ask-hikayesi-418445">İki insanın kalbinin her şeye rağmen birbiri için attığı aşk hikayesi..</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Kızı Olmalı İnsanın</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bir-kizi-olmali-insanin-414101</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Oct 2023 14:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[kızı]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414101</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çukurova Belediyesi Kadın ve Aile Müdürlüğü, 11 Ekim Kız Çocukları Günü dolayısıyla etkinlik düzenledi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-kizi-olmali-insanin-414101">Bir Kızı Olmalı İnsanın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çukurova Belediyesi Kadın ve Aile Müdürlüğü, 11 Ekim Kız Çocukları Günü dolayısıyla etkinlik düzenledi. Adana’nın dezavantajlı bölgelerinde yaşayan kız çocuklarının gösterilerinin büyük beğeni topladığı etkinlikte pasta kesildi ve konuyla ilgili farkındalık oluşturulmaya çalışıldığı bildirildi.</p>
<p>Çukurova Belediyesi Atatürk Yaşam Köyünde gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, kendisinin de 3 kız çocuğu babası olduğunu ve bundan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.</p>
<p>“Kız çocuğu olmayan benim çocuğum var demesin” ifadesini kullanan Başkan Soner Çetin, kadın haklarını gerçek anlamda savunmaya çalıştığını belirterek, kendinin de Kadın Adayları Destekleme Derneği üyesi olduğunu hatırlattı. Ülkemizde kadınların bugünkü haklarına Büyük Atatürk sayesinde kavuştuğunu anlatan Başkan Soner Çetin, kız çocuklara ve kadınlara hak ettiği değeri vermek gerektiğini bildirdi.</p>
<p>Başkan Soner Çetin, Çukurova Belediyesi Kadın Voleybol Takımının Atatürk’ün kızları anlayışıyla kurduklarını söyledi. Takımın Sultanlar Liginde mücadele ettiğini belirten Başkan Soner Çetin, “Bu kızlar başarılı olacaklar ve Atatürkçü duruşu sergilemeye devam edecekler. Bu kızlarımızı tebrik ediyorum” dedi.</p>
<p>Kadın Adayları Destekleme Derneği Adana Şube Başkanı Zuhal Özbelli de Soner Çetin’in kadın dostu bir belediye başkanı olduğunu vurgulayarak, teşekkür etti. Çeşitli kadın dernek temsilcilerinin katıldığı etkinlikte pasta kesildi ve fidan dikildi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bir-kizi-olmali-insanin-414101">Bir Kızı Olmalı İnsanın</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erbaş: Yazılı Bir Hayatı Olmayan İnsanın Hayatı Olmamıştır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/erbas-yazili-bir-hayati-olmayan-insanin-hayati-olmamistir-412181</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Oct 2023 13:40:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[erbaş]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[olmamıştır]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[yazılı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=412181</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli’nin okuyan ve okutan kent olarak anılmasına büyük katkılar sağlayan 13. Kocaeli Kitap Fuarı tüm heyecanıyla başladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erbas-yazili-bir-hayati-olmayan-insanin-hayati-olmamistir-412181">Erbaş: Yazılı Bir Hayatı Olmayan İnsanın Hayatı Olmamıştır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli’nin okuyan ve okutan kent olarak anılmasına büyük katkılar sağlayan 13. Kocaeli Kitap Fuarı tüm heyecanıyla başladı. Birbirinden ünlü yazarların ve 390 yayınevinin katıldığı fuarda kitapseverler ve yazarlar bir araya gelerek kâğıdın büyülü dünyasıyla buluşuyor. Bu kapsamda Büyükşehir’in düzenlediği 13. Kocaeli Kitap Fuarı’na katılan Şair ve Yazar Şükrü Erbaş, Selim Sırrı Paşa Salonu’nda okuyucularıyla bir araya geldi. “Şiir: İnsanın Dünya Şarkısı” konu başlığıyla söyleşisini gerçekleştiren Erbaş, “Bir insanın yazılı bir hayatı yoksa bir hayatı olmamıştır” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>“ŞİİR BAŞKA BİR DİLDİR”</b></p>
<p>Şiirin insan için önemli olduğunu ifade eden Erbaş, “Bizim içine doğduğumuz dünya bizden önce tanımlanmıştır. Büyüdükçe yaşadığımız dünyada hayat bize bir şeyler öğretir. Biz öğrenmeye başlarız. Okulda gördüğümüz her ders bize bir şeyler katar. Burada hayatımıza giren kitaplar bize farklı dünyaların kapılarını açar. Edebiyat, resim ve müzik yapan herkes aslında kalabalığı yalnızlığa taşır. İnsan sanat akımını başlattı. Şiir bu akımdan çıkmıştır. Ben şiirlerimi yazmaya başladığımız zaman dünyayla bütün bağımı kesiyorum. Zaman akıp gidiyor anlamıyorum. Ben şuna inanıyorum. Bir insanın yazılı bir hayatı yoksa bir hayatı olmamıştır. Şiir başka bir dildir” ifadesini kullandı. Erbaş, söyleşinin ardından sevilen şiirlerini okuyucuları için seslendirdi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/erbas-yazili-bir-hayati-olmayan-insanin-hayati-olmamistir-412181">Erbaş: Yazılı Bir Hayatı Olmayan İnsanın Hayatı Olmamıştır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Reşat Öngören: &#8220;İnsanın Dünyada Çektiği Birtakım Çileler Onun Ruhen Olgunlaşmasında Etkili&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-resat-ongoren-insanin-dunyada-cektigi-birtakim-cileler-onun-ruhen-olgunlasmasinda-etkili-412085</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Oct 2023 09:24:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[birtakım]]></category>
		<category><![CDATA[çektiği]]></category>
		<category><![CDATA[çileler]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[olgunlaşmasında]]></category>
		<category><![CDATA[öngören]]></category>
		<category><![CDATA[onun]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[reşat]]></category>
		<category><![CDATA[ruhen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=412085</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Reşat Öngören, dünya ilişkilerinden ve sosyal çevreden uzaklaşarak yalnız yaşamayı ifade eden ‘inziva’ hakkında bilgi verdi</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-resat-ongoren-insanin-dunyada-cektigi-birtakim-cileler-onun-ruhen-olgunlasmasinda-etkili-412085">Prof. Dr. Reşat Öngören: &#8220;İnsanın Dünyada Çektiği Birtakım Çileler Onun Ruhen Olgunlaşmasında Etkili&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsanın rûhen ve zihnen olgunlaşıp erdemli birey haline gelmesinin bir vesilesi olarak kabul edilen inzivanın tasavvuf ve Hz. Peygamberin hayatındaki önemine işaret eden tasavvuf araştırmacısı Prof. Dr. Reşat Öngören, “Halktan uzaklaşarak belli bir süre yalnız yaşamanın ilk örneğini vahiy öncesinde Peygamber Efendimizde görmekteyiz.” diye konuştu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğr. Üyesi Prof. Dr. Reşat Öngören, dünya ilişkilerinden ve sosyal çevreden uzaklaşarak yalnız yaşamayı ifade eden ‘inziva’ hakkında bilgi verdi.</p>
<p>‘İnziva’nın rûhen ve zihnen olgunlaşıp erdemli birey haline gelmenin bir vesilesi olarak kabul edildiğini ifade eden Prof. Dr. Öngören, ‘Uzlet’ kavramıyla da ifade edilen bu hayat tarzının tasavvuf geleneğinde önemli bir yere sahip olduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>Tasavvufta inziva 40 gün</strong></p>
<p>Tasavvuf eğitimindeki yaygın kullanımının ‘halvet’ olduğunu kaydeden Prof. Dr. Öngören, tasavvuf eğitiminde inziva konusunu şöyle anlattı:</p>
<p>“İnzivâ/Halvet sırasında derviş, rehberin yönlendirmesiyle yalnız başına bir köşede çok az gıda ve çok az uyku ile derin tefekkür içinde günler geçirir ve sosyal çevresiyle her türlü ilişkiyi keser. Amaç dünya hayatında insanı rûhen ve zihnen yıpratan sınırsız istek ve arzularını kısıtlamayı yaşayarak öğrenmek, böylece gönlünü, zihnini dünyevî bağlardan kurtarıp olgunlaşmaktır. Bunun için dervişin rehber tarafından belirlenen süreyi sabırla tamamlaması beklenir, eğer belirlenen süre dolmadan ayrılırsa tekrar başa dönülür.”</p>
<p><strong>‘Çile doldurmak’ ve ‘Çile çekmek’ tabirleri inzivadan geliyor</strong></p>
<p>Kişinin erdemli bir birey haline gelmesi için uygulanan halvetin üç gün, bir hafta, on gün, kırk gün gibi değişik süreleri söz konusu olduğuna değinen Prof. Dr. Öngören, “Farklı süreler dillendirilse de tasavvuf eğitiminde benimsenen en yaygın şekli kırk gündür. O yüzden halvet kavramı yerine Arapça kırk rakamını ifade eden ‘erbaîn’ ya da Farsça kırk anlamına gelen ‘çihil’ kavramları da kullanılmıştır. Çihil kavramı dilimize ‘çile’ şeklinde geçmiş ve bu şekliyle kullanımı Türk dilinde halvet hayatını da hatırlatır nitelikte bazı deyimlerin dolaşıma girmesine sebep olmuştur. Nitekim zorlu ve sıkıntılı hayat tarzını ifade için ‘çile doldurmak’ ve ‘çile çekmek’ tabirleri, olumsuz bir durum karşısında sabredemeyip kontrolden çıkma anlamında da ‘çileden çıkmak’ deyimi yaygın olarak kullanılır. Tasavvufta ‘çileden çıkma’ ifadesi, dervişin sabredemeyip belirlenen süreyi doldurmadan halveti bırakması anlamına gelir. Burada şunu da belirtmek gerekir ki tasavvuf eğitiminden bağımsız olarak insanın dünyada çektiği birtakım çilelerin onun ruhen olgunlaşmasına birebir etkisi olduğu da çokça müşahede edilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Hz. Peygamberin inzivâsı Kur’an’ın ilk ayetlerini kendisine getirdi</strong></p>
<p>Prof. Dr. Reşat Öngören, Hz. Peygamberin inzivasına da atıfta bulunarak, bu inzivayı şöyle anlattı:</p>
<p>“Halktan uzaklaşarak belli bir süre yalnız yaşamanın ilk örneğini vahiy öncesinde Peygamber Efendimizde görmekteyiz. Yanına aldığı bir miktar azık ile Mekke’nin kuzeydoğusundaki Hira dağına çekiliyor, orada bir mağarada yalnız başına günlerce tefekküre dalıyordu. Onun bu hali toplumun içine düştüğü kötülüklerden uzaklaşarak Allah’a samimiyetle kulluk yapmak anlamında ‘tahannüs’ kavramıyla ifade edilir. Belli aralıklarla üç sene kadar sürdüğü belirtilen bu inzivâ sırasında vahiy meleği ilk defa burada gelmiş ve Kur’an’ın ilk ayetlerini kendisine getirmiştir. O yüzden onun bu inzivâsı peygamberliğe ruhen hazırlık olarak kabul edilir. Peygamber Efendimiz vahiyden sonra da Ramazan aylarının son on gününde inzivâ hayatını sürdürmüştür ki buna ‘îtikâf’ denilir.”</p>
<p><strong>Nihâî maksat; “Hak ve hakikatle buluşma, halktan uzaklaşarak Hak ile baş başa olmak” </strong></p>
<p>Tasavvuf araştırmacısı Prof. Dr. Reşat Öngören,<strong> </strong>tasavvuf eğitimi sırasında bir müddet inziva/halvet halinde kulluğu gerçekleştirmekten nihâî maksadın ‘Hak ve hakikatle buluşma, halktan uzaklaşarak Hak ile baş başa olma’ amacını güttüğünü dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Zira insan dünyevî alakalarını azalttığında Hak ile birlikteliğin daha çok farkına varır; Allah’ın her yerde ve her an onunla birlikte olduğu gerçeğini içten hissetmeye başlar. Bunun kemal noktası Allah’ı kalbinde hazır bulmak anlamında ‘huzur’ dur. Türkçede ‘mutluluk ve hoşluk hali’ olarak kullanılan ‘huzur’ un esasen Allah’ın huzurunda olmayla ilişkisi vardır. Nitekim kulun Allah huzurunda olması onun için müstesna bir sevinç, hoşluk ve mutluluk halini beraberinde getirir. </p>
<p>Kur’ân-ı Kerim’de Hz. Allah’ın Mûsâ peygambere hitaben ‘Nedir o sağ elindeki ey Mûsâ?’ sorusuna ‘O benim asâmdır. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim, ona başkaca ihtiyaçlarım da var&#8230;’ (Taha 17-18) şeklinde sorulmayan şeyleri de açıklayarak sözü uzatması, huzurda biraz daha fazla kalarak derin mutluluk halini uzatmaya yönelik olduğu belirtilir.”</p>
<p><strong>İnzivâ ve modern hayat</strong></p>
<p>Prof. Dr. Öngören, inzivâ/halvet hali belli aralıklarla tekrarlandıkça derinden hissedilen huzur halinin inziva sonrasında da devam edeceğinin kabul edildiğini anlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Tasavvufta buna halkın arasında dünyevî işler ile meşgul olurken bile Allah ile beraberliği devam ettirmek anlamında ‘Halvet der Encümen’ denilmiştir. Dolayısıyla inzivâya çekilmekten maksat ömür boyu münzevî yaşamak değil, dünya hayatını halkla birlikte, onlara da örnek olarak ‘huzur’ içinde geçirmektir.” </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-resat-ongoren-insanin-dunyada-cektigi-birtakim-cileler-onun-ruhen-olgunlasmasinda-etkili-412085">Prof. Dr. Reşat Öngören: &#8220;İnsanın Dünyada Çektiği Birtakım Çileler Onun Ruhen Olgunlaşmasında Etkili&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanın genetik koduna göre ilaç reçete edilebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/insanin-genetik-koduna-gore-ilac-recete-edilebilir-402290</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Sep 2023 13:08:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[koduna]]></category>
		<category><![CDATA[reçete]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=402290</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde başlayan. 6. BaCI (Basic Clinical and Multimodal Imaging) Konferansında konuşan nörogörüntüleme teknolojilerinin öncüsü, California Üniversitesi Radyoloji ve Psikiyatri Profesörü Monte Buchsbaum, “Gelecekte, kişiselleştirilmiş tıp, genetik kodu okuma ve bunu tedaviyle eşleştirme sağlık sektöründe gelişen en önemli alanlar olacak. Uzayan insan ömrü, bize başarılı yaşlılık yılları veriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insanin-genetik-koduna-gore-ilac-recete-edilebilir-402290">İnsanın genetik koduna göre ilaç reçete edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde başlayan. 6. BaCI (Basic Clinical and Multimodal Imaging) Konferansında konuşan nörogörüntüleme teknolojilerinin öncüsü, California Üniversitesi Radyoloji ve Psikiyatri Profesörü Monte Buchsbaum, “Gelecekte, kişiselleştirilmiş tıp, genetik kodu okuma ve bunu tedaviyle eşleştirme sağlık sektöründe gelişen en önemli alanlar olacak. Uzayan insan ömrü, bize başarılı yaşlılık yılları veriyor. Her insanın genetik kodunu okuyup ve her genetik mesajın fizyolojisine bakıp, uygun ilaçları reçete edebiliriz. Psikiyatristlerin sadece tahmini bir ilaç vermesini istemiyoruz. Biz spesifik olarak hedeflenmiş bir ilaç yazmak istiyoruz. Bu yüzden EEG gibi bilimsel ölçme teknikleri kullanılmalıdır.” dedi. </strong></p>
<p>Biyotıbbın geliştirilmesiyle birlikte eski tedavilerin çok da iyi olmadığının fark edildiğini belirten Prof. Monte Buchsbaum, 6. BaCI Konferansı açılış konuşmasında, kişiselleştirilmiş tıbbın önemini vurguladı. Buchsbaum, “Şu anki teknoloji ve yeni ilaçlarla şizofreniyi tedavi edebiliyoruz ama hala istediğimiz seviyede değil. Kişiselleştirilmiş tıp, mental sağlık için altın standarttır. Gelecekte, kişiselleştirilmiş tıp, genetik kodu okuma ve bunu tedaviyle eşleştirme sağlık sektöründe gelişen en önemli alanlar olacak. Uzayan insan ömrü, bize başarılı yaşlılık yılları veriyor. Her insanın genetik kodunu okuyup ve her genetik mesajın fizyolojisine bakıp, uygun ilaçları reçete edebiliriz. Biz, psikiyatristlerin sadece tahmini bir ilaç vermesini istemiyoruz, spesifik olarak hedeflenmiş bir ilaç yazmak istiyoruz.  Bu yüzden EEG gibi bilimsel ölçme teknikleri kullanılmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nörogörüntüleme öncüsüne Fahri Doktora </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Senatosu, 10 Ağustos&#8217;ta, küresel ölçekte sinirbilim çalışmalarına yaptığı değerli katkılardan ve psikiyatrik bozuklukların tedavisine olan tutkulu bağlılığından dolayı Prof. Buchsbaum’a Fahri Doktora unvanı verilmesini kararlaştırdı. Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesinde başlayan 6. Temel Klinik ve Çok Modelli Görüntüleme (Basic Clinical and Multimodal Imaging, BaCI) Konferansı açılış konuşması sırasında, uluslararası üne sahip görüntüleme nörobilimcisi Prof. Monte Buchsbaum&#8217;a<strong> </strong>fahri doktora takdimi de yapıldı. Buchsbaum’a cübbesini Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan giydirdi.</p>
<p><strong>“Psikiyatride hataya yer yok”</strong></p>
<p>Nörogörüntüleme teknolojilerinin öncüsü kabul edilen California Üniversitesi Radyoloji ve Psikiyatri Profesörü Monte Buchsbaum, konferansın açılış konuşmasında, bilimsel ölçme tekniği olarak EEG kullanımının önemine değindi. Buchsbaum, “İnsanlar birbirinden farklıdır. Biri depresif, diğeri şizofren iki hastanın beyni diğerlerinden farklıdır. Bu, hangi hastaya hangi ilacın verileceğini belirlemek için çok önemlidir. Psikiyatride herhangi bir şekilde hataya yer yoktur. Bu yüzden EEG gibi bilimsel ölçme teknikleri kullanılmalıdır. Şizofreni ve depresyondaki bir hastanın farklılıklarını anlamak bizim için çok önemli. İnanıyorum ki ilaçlardan ilham alan bu EEG metodu beyindeki bu noktaları bularak uygun farmakolojik terapiyle eşleştirmemizi sağlayacaktır.” diye konuştu.</p>
<p>Buchsbaum, “Gelecekte, bireysel tedavi planlarını oluştururken İlk önce EEG’den data alacağız ve EEG sayesinde sağlıklı bireylerden nasıl farklılık olduğunu, nerede değiştiğini göreceğiz. Bu bize beyinde bir nokta söyleyecek. Büyük ihtimalle ön lobda veya başka muhtemel noktalarda. Sonra kütüphanemize, resimlerimize bakacağız. EEG’nin bizim kütüphanemizdeki resimlerden ve datalardan nasıl diğer ilaçlardan değişik bir sonuç verdiğine bakacağız. Bu zaten yapıldı. Sonra EEG’deki sonuçlara bakarak spesifik olarak hangi ilacın hangi noktayı etkilediğine karar verebileceğiz. Bu, bizim doğru ilacı seçmemizi sağlayacak. Spesifik beyin resmimiz var, EEG datamız var ve doğal olarak hangi spesifik ilacı vereceğimizi biliyoruz.” dedi.</p>
<p>EEG’de ilaçların psikiyatrik ve diğer nörolojik hastalıklara iyi geldiğine dair çok açık kanıtlar bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Buchsbaum, “EEG tekniğini tam potansiyeliyle kullanmak bu yüzden çok önemli. Bu sabah farklı ülkelerden araştırmacılar ‘EEG nasıl farklı bir tedavi yöntemi olarak kullanılabilir’ bunu tartıştılar. Özellikle de EEG’nin ilaç seçilmesinde nasıl etkili olduğunu gördük burada. Farklı ülkelerden bilim insanların buluşması bilimin kalitesini artıran bir şey.” dedi.</p>
<p><strong>“Artık bilgi havuzumuz var”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesinin global bilgi paylaşımı konusunda lider üniversitelerden olduğuna işaret eden Buchsbaum, “Global iletişim sayesinde bilim hızla ilerliyor. Global paylaşımcılık bilim için iyi bir şey. Eskiden bu çalışmaları tüm dünya genelinde karşılaştırmak çok zordu. Ama şimdi bir bilgi havuzu oluşturabiliyoruz ve buna tüm dünyanın ulaşmasını sağlayabiliyoruz. Global konferanslar sayesinde araştırma tekniklerimizi paylaşabiliyoruz. Üsküdar Üniversitesi’nin bu alandaki eforu heyecan verici” şeklinde konuşu.</p>
<p><strong>61 yıldır nörobilim alanında çalışıyor</strong></p>
<p><strong>Prof. Monte Buchsbaum hakkında:</strong></p>
<p>İlk bilimsel yayınını 1962’de yayınlayan Monte S. Buchsbaum, 61 yıldır nörobilim alanında çalışıyor. Çoğunluğu pozitron emisyon tomografisi üzerine olmak üzere bilimsel dergilerde 500&#8217;den fazla araştırma raporu yayınladı. Prof. Monte Buchsbaum, en çok alıntı yapılan bilim adamlarından biri olarak Bilimsel Bilgi Enstitüsü veri tabanına dahil edilmiş ve şizofreni ve depresyon hastalarında beyin metabolizmasının niceliksel istatistiksel analizini içeren ilk çalışmayı yayınlamıştır.</p>
<p>İncelenen bilimsel dergilerde 517 makale yayınlayan Dr. Buchsbaum, yirmi yıl boyunca Psychiatry Research adlı bilimsel derginin kurucu editörlüğünü yapmış, inceleme ve karar sürecinde 10binden fazla taslağa rehberlik etmiş ve 57 ülkeden bilimsel makaleleri kabul etmiştir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insanin-genetik-koduna-gore-ilac-recete-edilebilir-402290">İnsanın genetik koduna göre ilaç reçete edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nivogo yılın ilk yarısında 7.4 milyon insanın bir yıllık içme su ihtiyacı kadar suyu kurtardı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/nivogo-yilin-ilk-yarisinda-74-milyon-insanin-bir-yillik-icme-su-ihtiyaci-kadar-suyu-kurtardi-392398</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Jul 2023 15:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[içme]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacı]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[kadar]]></category>
		<category><![CDATA[kurtardı]]></category>
		<category><![CDATA[milyon]]></category>
		<category><![CDATA[nivogo]]></category>
		<category><![CDATA[suyu]]></category>
		<category><![CDATA[yarısında]]></category>
		<category><![CDATA[yılın]]></category>
		<category><![CDATA[yıllık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=392398</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın en iyi döngüsel ekonomi girişimlerinden biri seçilen Nivogo, 2 Ağustos Dünya Limit Aşım Günü’ne özel hazırladığı infografikle 2023 yılının ilk yarısında dünyanın geleceğine bıraktığı pozitif katkıları açıkladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nivogo-yilin-ilk-yarisinda-74-milyon-insanin-bir-yillik-icme-su-ihtiyaci-kadar-suyu-kurtardi-392398">Nivogo yılın ilk yarısında 7.4 milyon insanın bir yıllık içme su ihtiyacı kadar suyu kurtardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en iyi döngüsel ekonomi girişimlerinden biri seçilen Nivogo, 2 Ağustos Dünya Limit Aşım Günü’ne özel hazırladığı infografikle 2023 yılının ilk yarısında dünyanın geleceğine bıraktığı pozitif katkıları açıkladı. </p>
<p>Moda sektörünün doğal kaynakları tüketmesine dikkat çeken ve doğal kaynakların verimli bir şekilde kullanılarak dünyanın limitini aşmaması için çalışan Nivogo, hazırladığı infografikle 2023 yılının ilk yarısında sağladığı su ve karbon tasarrufunu ortaya koydu. 15 marka partnerinden aldığı moda ürünlerini, Gebze’deki Türkiye’nin ilk ve en büyük yenileme merkezinde yenileyerek, İstanbul’daki 5 mağazası aracılığıyla döngüsel ekonomiye kazandıran Nivogo, 7.4 milyon insanın 1 yıllık içme suyunu kurtardı. Yine dünyanın etrafında uçakla 4437 kez turlarken ortaya çıkan karbon emisyonunun önüne geçti.</p>
<p>Son bir yılda yenileme kapasitesini 500 bin adete, çalışan sayısını 100’ün üzerine çıkaran Nivogo, What Design Can Do (WDCD) platformunun IKEA Foundation küresel ortaklığında düzenlenen Make It Circular Challenge’da dünyanın en iyi 13 döngüsel ekonomi girişiminden biri seçildi. </p>
<p> </p>
<p><strong>“Sınırlı kaynakların verimli ve tekrar kullanılması adına çalışıyoruz”</strong></p>
<p>Konuyla ilgili Nivogo CEO’su Arnas Akbaş, “2 Ağustos Dünya Limit Aşım Günü: Küresel Ayak İzi Ağı (Global Footprint Network) verilerine göre dünyanın bize sunduğu bir yıllık doğal kaynakların tüketildiği gün. Bu tarih, dünyanın yılın geri kalanında 2024’ün doğal kaynaklarını tüketmeye başlayacağı anlamına geliyor. Her geçen gün gezegenimizin kaynakları hızla tükenirken, çevresel etkilerimiz katlanarak büyüyor. Nivogo olarak süreci yavaşlatmak ve elimizde var olan sınırlı kaynakların verimli ve tekrar kullanılması adına çalışıyoruz. Moda sektöründe atıl olarak bekleyen yüz binlerce ürünü yeniden kullanıma kazandırarak, sektörün dünya üzerindeki enerji ve doğal kaynaklara olan baskısını azaltıyoruz. Bir yandan da gezegenimizin üstündeki çevresel stresin düşürülmesine destek oluyoruz. Kuruluşumuzdan bugüne kadar gösterdiğimiz hızlı büyüme, ulaştığımız mağaza sayıları, yaptığımız marka iş birlikleri başarısının altında gelecekte de yaşanabilir bir dünya bırakma arzumuz yatıyor. Döngüsel ekonomiye kazandırdığımız moda ürünleriyle elde ettiğimiz su ve enerji tasarrufu, engellediğimiz tonlarca karbon emisyonu da markamıza ve işimize olan motivasyonumuzu  daha da artırıyor” şeklinde konuştu.       </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/nivogo-yilin-ilk-yarisinda-74-milyon-insanin-bir-yillik-icme-su-ihtiyaci-kadar-suyu-kurtardi-392398">Nivogo yılın ilk yarısında 7.4 milyon insanın bir yıllık içme su ihtiyacı kadar suyu kurtardı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kötü Ruh: Uyanış&#8221; filmi için 1000&#8217;den fazla insanın kanına eşdeğer sahte kan kullanıldı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kotu-ruh-uyanis-filmi-icin-1000den-fazla-insanin-kanina-esdeger-sahte-kan-kullanildi-368084</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 12:45:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[eşdeğer]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[filmi]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanına]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıldı]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[sahte]]></category>
		<category><![CDATA[uyanış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efsanevi korku serisi, yeni filmi “Kötü Ruh: Uyanış” (Evil Dead Rise) ile geri döndü. Korku sineması hayranlarının merakla beklediği film için yaklaşık 6.500 litre yani 1.000'den fazla insanın kanına eş değer sahte kan üretildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kotu-ruh-uyanis-filmi-icin-1000den-fazla-insanin-kanina-esdeger-sahte-kan-kullanildi-368084">&#8220;Kötü Ruh: Uyanış&#8221; filmi için 1000&#8217;den fazla insanın kanına eşdeğer sahte kan kullanıldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Efsanevi korku serisi, yeni filmi “Kötü Ruh: Uyanış” (Evil Dead Rise) ile geri döndü. Korku sineması hayranlarının merakla beklediği film için yaklaşık 6.500 litre yani 1.000&#8217;den fazla insanın kanına eş değer sahte kan üretildi.</strong></p>
<p><strong>Filmin yönetmeni Lee Cronin, Kötü Ruh Uyanış&#8217;ı hayata geçirecek kadar kanı üretmek için bir endüstriyel mutfak kiralamak zorunda kaldıklarını anlatırken, “tıpkı gerçeğe yakın olması için kanı pişirdik” dedi. </strong></p>
<p>1980&#8217;lerin başından günümüze kadar izleyiciyi yarattığı doğa üstü evrenle korkutmayı başaran Evil Dead serisi yeni filmi “Kötü Ruh: Uyanış” ile geri döndü. Korku filmi tutkunları tarafından heyecanla beklenen filmin yapımında kullanılan kan miktarı ise adrenalini artırdı. Kötü Ruh: Uyanış’ın çekimlerinde yaklaşık 6.500 litre yani 1.133 insanın toplamı kadar sahte kan kullanılırken, filmin yönetmeni Lee Cronin ihtiyaç duydukları kanı nasıl ürettiklerini anlattı.</p>
<p><strong>Çekimler sırasında ekranın her yerine kan sıçradı</strong></p>
<p>Kötü Ruh: Uyanış&#8217;ı hayata geçirmek için gereken sahte kan üretimi miktarının 1.000&#8217;den fazla insanın kan toplamına eş değer olduğunu doğrulayan Yönetmen Lee Cronin, “İhtiyacımız olan kan için bir miktar suya kırmızı gıda boyası katmak gibi bir hile yapmadık çünkü bu olmazdı. Gereken miktarda kan üretmek için bir endüstriyel mutfak kiralamak zorunda kaldık. Burada pişirerek, tıpkı gerçeği gibi, tamamen yapışkan bir kan ürettik” dedi. Film için kiralan evden çıkarken ev sahibini “Dairenin her yerinde kanlı el izleri bulacaksınız ama onlar gerçek değil, doğru söylüyorum!” diye uyarmak zorunda kaldığını da anlatan Cronin, “Sette o kadar fazla sahte kan kullandık ki, kan her yerdeydi ve ekranın her yerine sıçradı” diye konuştu.</p>
<p>Kötü Ruh’ta sadece akılsız zombilerin olmamasını ve zombilerin konuşup, alay etmelerini sevdiğini ifade eden Yönetmen Cronin, Kötü Ruh: Uyanış’ta her zamankinden daha fazla Deadite diyaloğu olduğu bilgisini paylaştı.</p>
<p><strong>Kötü Ruh serisinde aksiyon ormandan şehre taşınıyor</strong></p>
<p>Kötü Ruh serisinin yaratıcılarından Sam Raimi’nin 1981 tarihli kült klasiği Kötü Ruh&#8217;la başlayan uzun soluklu serinin en yeni filmi olan Kötü: Ruh Uyanış’ta hikâye her zamanki ormanlık alanlarından çıkıp Deadite salgınını Los Angeles&#8217;taki bir binanın duvarlarının içine taşıyor. İzleyiciyi kâbus gibi bir hayatta kalma mücadelesine ortak eden filmde, zamanla birbirlerinden uzaklaşmış iki kardeşin bir araya gelişi, et yiyen kötü ruhların canlanmasıyla sekteye uğruyor. Sutherland ve Sullivan’ın canlandırdığı iki kardeş bir ailenin karşı karşıya gelebileceği en kâbus dolu anları yaşıyor ve vahşi bir hayatta kalma savaşının ortasında kalıyor.</p>
<p>A New Line Cinema / Renaissance Pictures’ın sunduğu, Pacific Renaissance ve Wild Atlantic Pictures yapımı “Kötü Ruh Uyanış”ın yönetmenliğini ve senaristliğini Lee Cronin yapıyor. Filmin başrollerini Lily Sullivan (“I Met a Girl,” “Barkskins”), Alyssa Sutherland (“The Mist,” “Vikings”), Morgan Davies (“Storm Boy,” “The End”), Gabrielle Echols (“Reminiscence”) paylaşıyor.  &#8220;Kötü Ruh Uyanış&#8221; Nell Fisher’ın (“Northspur”) rol aldığı ilk film olarak tarihe geçiyor.</p>
<p>“Kötü Ruh Uyanış”ın yapımcısı Rob Tapert (“Ash vs Evil Dead,” “Don’t Breathe”), yönetici yapımcısı ise film serisinin aynı zamanda yaratıcısı ve korku filmleri ikonu Sam Raimi. Korku filmleri efsanesi “Ash” Bruce Campbell, John Keville, Macdara Kelleher, Richard Brener, Dave Neustadter, Romel Adam ve Victoria Palmieri de filmin diğer yapımcıları arasında yer alıyor.</p>
<p>Cronin’e kamera arkasında görüntü yönetmeni Dave Garbett (“Z for Zachariah,” “Underworld: Rise of the Lycans”) eşlik ederken, yapım tasarımcılığını Nick Bassett, (“Guns Akimbo,” “Sweet Tooth”), kurguyu Bryan Shaw, (“Ash vs Evil Dead,” “Spartacus”) kostüm tasarımını Sarah Voon, (“Chasing Great,” “Inside”), müzikleri ise Stephen McKeon (“The Hole in the Ground,” “Primeval”) üstleniyor.</p>
<p><strong>Kötü Ruh: Uyanış</strong>, dublaj ve altyazı seçenekleriyle<strong> 21 Nisan</strong>’da sinemalarda olacak.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kotu-ruh-uyanis-filmi-icin-1000den-fazla-insanin-kanina-esdeger-sahte-kan-kullanildi-368084">&#8220;Kötü Ruh: Uyanış&#8221; filmi için 1000&#8217;den fazla insanın kanına eşdeğer sahte kan kullanıldı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Sezen Köse: &#8220;İnsanın şifası insandadır&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sezen-kose-insanin-sifasi-insandadir-357385</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2023 09:48:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[insandadır]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[köşe]]></category>
		<category><![CDATA[sezen]]></category>
		<category><![CDATA[şifası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=357385</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç. Dr. Sezen Köse, deprem ve sonrasında çocuklar için ‘dayanışma, anlayış, şefkat ve yanında olmanın’ önemini vurguladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sezen-kose-insanin-sifasi-insandadir-357385">Doç. Dr. Sezen Köse: &#8220;İnsanın şifası insandadır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doç. Dr. Sezen Köse, deprem ve sonrasında çocuklar için ‘dayanışma, anlayış, şefkat ve yanında olmanın’ önemini vurguladı    </p>
<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sezen Köse,   deprem süreci içinde çocukların duygu ve davranışlarını düzenlemede güçlük çekebileceklerini belirterek, “Hırçınlık, öfke nöbetleri yaşayan yavrularımızda okul öncesi dönemde dikkat sorunları, yatak ıslatma, anneye aşırı bağlılık, yapışma, parmak emme, uyku güçlükleri görülebilir” dedi.  </p>
<p>Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve ülkemizi derinden etkileyen deprem felaketinin özellikle çocuklar üzerinde yarattığı olumsuzluklarla baş etme yolları konusunda Akademik Platformun ve  Ege Üniversitesi  Özel Eğitim Uygulama ve Araştırma  Merkezi’nin  desteğiyle yürütülen çalışmaya katılan Doç. Dr. Sezen Köse, çocuklar açısından; dayanışma, anlayış, şefkat ve  yanında olmanın önemini vurguladı. Doç. Dr. Köse, “İnsanın şifası insandadır” dedi.</p>
<p><b>  “En önemli destek insani dayanışma”   </b></p>
<p> Felakete maruz kaldıkları için fiziksel ve ruhsal travmalar yaşayan çocuklar konusunda neler yapılması gerektiği sorusunu yanıtlayan EÜ Özel Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Sezen Köse “Burada önemli olan nokta, travma ve kayba verilen yanıtın travmatik olayın boyutuna ailesel, bireysel ve çevresel faktörlere göre değişebilmesi. Akut dönemde barınma, beslenme ve uyku ihtiyacının karşılanması fiziksel ve duygusal güvenli ortamın sağlanması, aile ve yakınlarıyla birlikte olmak, çocuğa zaman ayırmak, kendini ifade etmesine izin vermek, duyguların paylaşılması, sorularına dürüst ve gerçekçi cevap vermek, birlikte yapılan resim-oyun gibi aktiviteler önemli. Özetle dinlemek, anlamak, duygusuna değer vermek, yanında olduğunu ve yalnız olmadığını hissettirmek çok önemli. İlk dönemde en önemli destek insani dayanışma diyebiliriz” diye konuştu.</p>
<p><b>Medyanın Olumlu ve Olumsuz Etkileri</b></p>
<p>Platform Başkanı EÜ İletişim Fakültesi emekli öğretim üyesi Dr. Öğretim Üyesi Oğuzhan Kavaklı ise felaketlerin insanlar üzerinde her yaşta derin izler bıraktığını belirterek, medyanın haber sunumunda gerekli özeni göstermediği takdirde insan ruhunda açılan yarayı büyüteceğini ifade etti. Felaketi yaşayan insan sayısının da etkilenme oranı konusunda önem taşıdığını söyleyen Kavaklı, “Bölgede 11 milyon insan bu acıyı yaşadı. 12 gazeteci hayatını kaybetti. Toplamda can kaybı 48 bini aştı. Birçok gazeteci çok olumsuz koşullarda görevini sürdürerek insanları habersiz bırakmama gayreti içinde oldu” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-sezen-kose-insanin-sifasi-insandadir-357385">Doç. Dr. Sezen Köse: &#8220;İnsanın şifası insandadır&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
