<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>inde | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/inde/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/inde</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 09 May 2026 10:49:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>inde | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/inde</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Menderes&#8217;in Engelsiz Festival&#8217;inde İlk Gün Coşkusu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/menderesin-engelsiz-festivalinde-ilk-gun-coskusu-633815</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 May 2026 10:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Alan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[engelsiz]]></category>
		<category><![CDATA[erişilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hizmetler]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[lk]]></category>
		<category><![CDATA[menderes]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=633815</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menderes Belediyesi’nin ilk defa düzenlediği Engelsiz Festival’in birinci günü eğlenceli aktiviteler, söyleşiler ve gösterilerle geçti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menderesin-engelsiz-festivalinde-ilk-gun-coskusu-633815">Menderes&#8217;in Engelsiz Festival&#8217;inde İlk Gün Coşkusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span>Menderes Belediyesi’nin ilk defa düzenlediği Engelsiz Festival’in birinci günü eğlenceli aktiviteler, söyleşiler ve gösterilerle geçti. Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek de festival alanındaki stantları gezdi, engelli vatandaşlarla oyunlara katıldı. Başkan Çiçek, engelli vatandaşlarla yakından ilgilenerek sohbet etti. Engelli vatandaşlarla birlikte pasta kesti.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Dolu dolu program</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Açılış konuşmaları ile start alan festival programı söyleşi ile devam etti. Sosyolog Zeynep Keskin, Psikolog Almina Kahraman, Eğitmen Pınar Köken ve Eğitmen Cennet Güner’in moderatörlüklerinde gerçekleşen söyleşiyi vatandaşlar dikkatle takip etti. Alkışlarla takip edilen programda Ferdi Zeyrek Engelsiz Çocuk Evi’nin misafirlerinden Orhan Ceylan ve Hakan Yavuz şiirlerini okudu. Festivalde sırasıyla Ferdi Zeyrek Engelsiz Çocuk Evi oyun gösterisi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü dans gösterisi ve İzmir Down Sendromu Derneği dans gösterisi sahneye konuldu. Mavi Özel Eğitim Kurumu’nun engelsiz tasarım defilesi ile ilk günün finali yapıldı. </span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Bir arada olmaktan dolayı mutluyum”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Etkinliğin açılışında konuşan Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek, “Bugün burada engelli vatandaşlarımız ile birlikte olmaktan dolayı mutluyum. Engelli kardeşlerimin bu festivalden keyif alması, memnuniyet duyması benim için çok değerli. Onların sesi olacak çalışmaları hayata geçirmeyş sürdüreceğiz.” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Herkesin Menderes’i vizyonu ile örnek bir ilçe”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Sözlerine devam eden Başkan Çiçek, “Engelli vatandaşlarımızın sosyal hayata katılımını artıracak, günlük hayatını kolaylaştıracak hizmetler sunmaya ve erişilebilir bir ilçe oluşturmaya gayret gösteriyoruz. Bu konuda birçok çalışma yürüttük. Bu konudaki en büyük projelerimizden biri Ferdi Zeyrek Engelsiz Çocuk Evi ve Sunal Tülbentçi Parkı ve Tesisi oldu. Ferdi Zeyrek Engelsiz Çocuk Evimizde onlarca engelli vatandaşımızı ağırlıyoruz. Şu an festivalimizi gerçekleştirdiğimiz Sunal Tülbentçi Parkı da engelli vatandaşlarımızdan çok olumlu geri dönüş aldığımız projelerden biri oldu. Bu proje kardeşlerimize sözümdü ve bu sözü yerine getirdiğim için gururluyum. Tesisimiz her alanıyla engelli kullanımına uygun olarak tasarlandı. Bu sebeple 2 yıldızlı kırmızı bayrak aldık. Bu bayrağı hak eden ilk plaj tesisi olma özelliğiyle de burası çok önemli bir tesis. Tabii ki çalışmalarımız bununla da sınırlı kalmıyor. Birçok engelsiz proje çalışması yapıyor, birçok etkinlik düzenliyoruz. Bu konuda çalışmalarımız artarak devam edecek. Herkesin Menderes’i vizyonu ile erişilebilirlikte örnek bir ilçe olmak için çok çalışacağız.” ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Başkan Çiçek’e teşekkür</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Festivalde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırmızı Bayrak Komisyon Üyesi ve Yaya Derneği Başkanı Erol Akçan, “Engelsiz, güvenli ve erişilebilir bir kent için yapılan çalışmalar çok önemli. 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nın farkında olarak, bu haftayı geçirmeden özellikle Sunal Tülbentçi gibi bir tesiste bu festivalin yapılması bizim için çok değerli. Sunal Tülbentçi’ye özellikle dikkat çekmek istiyorum. Çünkü, Türkiye’de tek. Kırmızı bayrak komisyonu olarak eğitim anlamında bizim için de önemli bir nokta. Bu tesiste kabinlerinden tuvaletlerine, yeşil alanından yürüyüş yollarına, rampalardan sahil düzenine her alanda engelliler düşünülerek çalışmalar yapılmış. Bu anlamda Menderes Belediye Başkanı Sayın İlkay Çiçek’e teşekkür ederim.” dedi.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p><span><span><span>“En iyisini yapmak için çalışıyoruz”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığına bağlı Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü Sosyal Hizmetler Uzmanı Emel Pektezel de engelli bireylerin hayatına dokunacak çalışmalara önem verdiklerini belirterek,  “Bir kentin ne kadar yaşanabilir olduğu o kentte yaşan engellilerin refah düzey ile belli olur. Son yıllarda bu konudaki çalışmalar hız kazanmıştır. Bu anlamda kırmızı bayrak bir kentin erişilebilirliğini dava eden uygulamalardan bir tanesidir. Bunun dışında bağımsız yaşamı destekleyen hizmetler, farkındalık çalışmaları, destekli istihdam modelleri, erişilebilir kültür sanat faaliyetleri ve sosyal hizmet uygulamalarımız kent için önemli hizmetler sunmaktadır. Kendi çalıştığımız müdürlük bünyesinde de bireyin kendi refahını ve bağımsızlaştırılması üzerine hizmetler planlıyoruz. Afet planı kapsamında da çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bu alandaki sorumluluğumuzun da farkındayız. Tabii ki daha yapılması gereken çok şey var ve biz en iyisini yapmak için çalışmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>“Engelli vatandaşlarımızın sesi olmaya devam edeceğiz”</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Engelsiz Yaşam Derneği Başkanı Emrah Görenti ise farkındalık çalışmalarının önemli olduğunu belirterek, “Gerçek farkındalık yılın belli bir bölümüne özel değil yılın her günü yapılan çalışmalarla olur. Bu nedenle yerel yönetimleri, kurumları ve toplumun tüm kesimlerini daha duyarlı, daha kapsayıcı ve daha kalıcı adımlar atması çok önemlidir. Erişilebilir yolların, sosyal alanların, eğitim ve istihdam alanlarının artırıldığı, özel bireylerin hayatını kolaylaştıran kalıcı projelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Daha yapılacak çok şey var. Biz dernek olarak engelli vatandaşlarımızın sesi olmaya devam edeceğiz.” dedi.</span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/menderesin-engelsiz-festivalinde-ilk-gun-coskusu-633815">Menderes&#8217;in Engelsiz Festival&#8217;inde İlk Gün Coşkusu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>100 Erkekten 15&#8217;inde Görülen Varikosel Sorununa Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/100-erkekten-15inde-gorulen-varikosel-sorununa-dikkat-627170</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 08:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[erkekten]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[sorununa]]></category>
		<category><![CDATA[Sperm]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[Testis]]></category>
		<category><![CDATA[varikosel]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=627170</guid>

					<description><![CDATA[<p>Varikosel, erkeklerde testisleri saran toplardamarların anormal şekilde genişlemesi sonucu oluşan yaygın bir hastalık olarak biliniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/100-erkekten-15inde-gorulen-varikosel-sorununa-dikkat-627170">100 Erkekten 15&#8217;inde Görülen Varikosel Sorununa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Varikosel, erkeklerde testisleri saran toplardamarların anormal şekilde genişlemesi sonucu oluşan yaygın bir hastalık olarak biliniyor. Yetişkin erkeklerin yaklaşık %15’inde görülüyor; infertilite (kısırlık) sorunu yaşayan erkeklerde bu oran %35-40’lara kadar çıkabiliyor. Genellikle sol tarafta daha sık rastlanıyor, ancak her iki tarafta da görülebiliyor. Bazı hastalarda testislerde ağrı hissi veya küçülme gibi belirtilere yol açarken, birçok erkekte hiçbir şikayete neden olmadan sessizce varlığını sürdürebiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Yunus Çolakoğlu, varikosel hakkında tüm merak edilenleri anlattı.</p>
<p><strong>Solucan torbası gibi bir damarlaşma görülebiliyor</strong></p>
<p>Varikosel, testisleri çevreleyen toplardamarların genişleyip kıvrımlı hale gelmesi olarak tanımlanmaktadır. En sık sol tarafta görülmekte ve bazen hiç belirti vermezken bazen uzun süre ayakta kalınca artan künt ağrı, ağırlık hissi veya ele “solucan torbası” gibi gelen damarlaşma durumu oluşabilmektedir. Bazı kişilerde testis boyutunda küçülmeye, sperm kalitesinde düşüşe ve buna bağlı kısırlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bu yüzden özellikle ağrı, belirgin şişlik veya çocuk sahibi olma durumunda bir olumsuzluk hissedilmesi halinde uzman bir görüş alınması oldukça önemlidir.</p>
<p><strong>Varikosel, testis içinde birkaç temel mekanizma yoluyla hasar oluşturuyor</strong></p>
<p>Genişleyen damarlarda göllenmiş kan, skrotal ısı artışına neden olmaktadır. Testislerin normalden daha sıcak bir ortamda bulunması sperm üretimini olumsuz etkilemektedir. Ayrıca uzaklaştırılamayan kirli kan nedeniyle testis içinde oksijen azlığı gelişmekte ve bu durum hücre fonksiyon bozukluğuna yol açmaktadır. Böbrek ve böbreküstü bezinden gelen zararlı atıkların testise geri akması da bu olumsuz süreci artırabilmektedir.</p>
<p>Zamanla bu süreçler;  </p>
<ul>
<li>Sperm sayısında, hareketliliğinde ve morfolojisinde bozulmaya</li>
<li>Testis hacminde küçülmeye</li>
<li>Testosteron üretiminde azalmaya  </li>
</ul>
<p>yol açabilmektedir. Kısacası varikosel, testisleri “ısısal, oksidatif ve hipoksik stres” altında bırakarak ilerleyici hasar yaratabilmektedir.</p>
<p><strong>Yaşınızdan, sperm analiz sonuçlarına kadar detaylı bir inceleme yapılıyor </strong></p>
<p>Varikosel tanısı alan her hastada mutlaka kapsamlı bir inceleme yapılmalıdır. Bu değerlendirme şunları içermelidir:  </p>
<ul>
<li>Detaylı fizik muayene</li>
<li>Skrotal Doppler ultrasonografi (damar çapları ve reflü derecesinin belirlenmesi)</li>
<li>Sperm analizi (spermiyogram)</li>
<li>Testis hacim ölçümü</li>
<li>Gerektiğinde kan hormon testleri (testosteron, FSH, LH vb.).</li>
</ul>
<p>Üroloji uzmanı tarafından varikosel tanısının konulması, otomatik olarak ameliyat yapılması gerektiği anlamına gelmemektedir. Tedavi kararı son derece bireyseldir ve şu faktörler göz önünde bulundurularak verilmelidir:  </p>
<ul>
<li>Hastanın yaşı</li>
<li>Varikoselin muayenede ve Doppler ultrasonografideki derecesi (Grade 1-3)</li>
<li>Testis boyutları ve hacmi</li>
<li>Çocuk sahibi olma isteği ve mevcut infertilite durumu</li>
<li>Testislerdeki ağrının şiddeti ve süresi</li>
<li>Sperm analizi sonuçları (sperm sayısı, hareketliliği, morfolojisi)</li>
<li>Hormon seviyeleri (özellikle testosteron).</li>
</ul>
<p><strong>Bu belirtilerde ameliyat düşünülebiliyor </strong></p>
<p>Uluslararası üroloji ve üreme tıbbı kılavuzları, klinik varikosel (elle hissedilen) varlığında ve aşağıdaki durumlarda ameliyatı önermektedir:  </p>
<ul>
<li>Çiftin açıklanamayan infertilitesi varsa ve sperm parametrelerinde bozulma tespit edilmişse, </li>
<li>Testis hacminde anlamlı küçülme (atrofi) veya gelişim geriliği varsa,  </li>
<li>Şiddetli ve günlük yaşam kalitesini bozan ağrı mevcutsa (başka nedenler dışlandıktan sonra),  </li>
<li>Bazı vakalarda düşük testosteron seviyeleriyle birlikte klinik varikosel varsa.</li>
</ul>
<p>Bu testlerde herhangi bir bozukluk saptanırsa, testislerdeki oksidatif stres ve ısı artışı nedeniyle ilerleyebilecek hasarı önlemek amacıyla varikosel ameliyatı ciddi şekilde düşünülmelidir. </p>
<p><strong>Ameliyatın sperm üzerinde birçok olumlu etkisi olduğunu gösteriyor </strong></p>
<p>Günümüzde mikrocerrahi “Varikoselektomi” tekniği, en yüksek başarı oranına ve en düşük komplikasyon riskine sahip yöntem olarak kabul edilmektedir. Ameliyatın en önemli faydalarından birisi, testis fonksiyonlarını koruması ve iyileştirmesidir. Yapılan çok sayıda bilimsel çalışma, varikosel ameliyatı sonrası sperm konsantrasyonu, toplam sperm sayısı, hareketlilik ve normal morfoloji oranında anlamlı iyileşmeler olduğunu göstermektedir. Ayrıca özellikle testosteron seviyesi düşük olan hastalarda ameliyat sonrası hormon düzeylerinde artış gözlenebilmekte, bu da cinsel fonksiyonlar ve genel enerji seviyesi üzerinde olumlu etki yaratabilmektedir. Ağrı şikayeti olan hastalarda da semptomlarda belirgin rahatlama sağlanabilmektedir. Ancak sperm analizi ve hormon testleri tamamen normal çıkan hastalarda karar daha tartışmalıdır. Bu grupta ileride oluşabilecek gizli testis hasarını önlemek adına ameliyatın potansiyel faydaları ile riskleri (varikosel nüksü, hidrosel oluşumu gibi nadir komplikasyonlar) mutlaka cerrah ile etraflıca konuşulmalıdır. Karar, hastanın yaşı, çocuk sahibi olma planı, varikoselin derecesi ve genel sağlık durumu dikkate alınarak ortak şekilde verilmelidir.</p>
<p><strong>Düzenli takip ve yaşam tarzı önerileri de bu süreçte büyük önem taşıyor</strong></p>
<p>Birçok erkek, varikoseli olduğu halde hiçbir sorun yaşamadan çocuk sahibi olabilmekte ve uzun yıllar sorunsuz takip edilebilmektedir. Varikosel, panik yaratması gereken bir hastalık değildir. Çoğu vakada düzenli takip ve yaşam tarzı önerileri (sigara bırakma, kilo kontrolü, aşırı sıcaktan kaçınma) yeterli olurken, uygun ve seçilmiş hastalarda ameliyat ile sperm kalitesinin, hormon dengesinin ve yaşam kalitesinin anlamlı şekilde iyileştirilmesi mümkündür.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/100-erkekten-15inde-gorulen-varikosel-sorununa-dikkat-627170">100 Erkekten 15&#8217;inde Görülen Varikosel Sorununa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumda her 4 erişkinden 1&#8217;inde görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toplumda-her-4-eriskinden-1inde-goruluyor-586928</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 13:01:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[erişkinden]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[olması]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumda]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Apne Sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genellikle boğaz yapısına bağlı sebeplerden dolayı gelişen horlama her 4 erişkinden 1’inde görülen yaygın bir sorun. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumda-her-4-eriskinden-1inde-goruluyor-586928">Toplumda her 4 erişkinden 1&#8217;inde görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle boğaz yapısına bağlı sebeplerden dolayı gelişen horlama her 4 erişkinden 1’inde görülen yaygın bir sorun. Çoğu zaman sadece çevredekileri rahatsız eden bir durum gibi görülüyor. Ancak, horlamaya Uyku Apne Sendromu eşlik ediyorsa; gündüz uyuklama ve dikkat dağınıklığı, kalp damarlarında tıkanıklık, inme, insülin direnci, tip 2 diyabet ve kanser gibi pek çok önemli sağlık sorunları gelişebiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Göğüs Hastalıkları / Uyku Uzmanı Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu, </strong>bu nedenle, özellikle solunum sisteminde hava akımının en az 10 saniye kesilmesi olarak tanımlanan Uyku Apne Sendromu’nun eşlik ettiği horlamaların mutlaka tedavi edilmesi gerektiği uyarısında bulunarak, <strong> </strong>“Horlama haftada üç geceden sık gelişiyorsa, nefes durmaları eşlik ediyorsa, gündüz aşırı uyku hali veya yorgun uyanma sorunu varsa, bir uyku merkezine başvurmak gerekmektedir” diyor. Horlamanın altta yatan sebebe göre tedavi edildiğini belirten <strong>Göğüs Hastalıkları / Uyku Uzmanı</strong> <strong>Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu,</strong> “Cerrahi tedavi ve alerjik nezle eşlik ediyorsa, uygun hastada ilaç tedavisine başvurulmaktadır. Uyku Apne Sendromu mevcutsa basınçlı hava uygulayan cihazların kullanımı gereklidir. Bunların yanı sıra kilo vermek, alkol ile tütün ürünü kullanımını bırakmak önem taşımaktadır” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Hava yolunun dar olması </strong></p>
<p>Boğazımızın arkasında bulunan yumuşak damağın sarkık olması, küçük dilin uzayıp büyümesi, alt çenenin küçük ve geride olması, dilin büyük olması, büyük bademcikler, burun kıkırdağında eğrilik ve burun etlerinin büyük olması hava yolunun daralmasına neden olabiliyor. Özellikle alerjik nezle burun etlerinin şişmesine yol açabiliyor. Uygun hastalar cerrahi tedavi açısından değerlendiriliyor. Bademcik, geniz eti, yumuşak damak veya burun operasyonları uygulanabiliyor. Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu,<strong>  </strong>“Alerjik nezlesi olan hastalarda ilaç tedavisi, burun etlerine yönelik küçültme işlemleri ve alerjenlere karşı önlemlerin alınması gerekmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Obezite  </strong></p>
<p>Fazla kilo nedeniyle boyun çevresinin kalınlaşması, kadınlarda 38 cm, erkeklerde 40 cm üzerinde olması, horlama ve Uyku Apne Sendromu için risk taşıyor. Bunun nedeni ise kalınlaşan boynun havayolunu daraltması. Fazla kilolarda hekim ve diyetisyen eşliğinde kilo kaybı öneriliyor. Ayrıca, eşlik eden insülin direnci veya tip 2 diyabet varsa tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri gerekiyor.</p>
<p><strong>Alkol ve tütün tüketimi</strong></p>
<p>Alkol ve tütün ürünleri havayolundaki kasların gevşemesine neden olarak horlamayı artırıyor. </p>
<p><strong>Hava yolunu genişleten ilaçlar </strong></p>
<p>Hava yolunu genişleten ilaçlar da kasları gevşeterek horlamaya sebep olabiliyor. Bu ilaçlar arasında uyku ilaçları, antidepresanlar, anestezi ilaçları ve ağrı kesiciler yer alıyor. </p>
<p><strong>Çeşitli hastalıklar</strong></p>
<p>Soğuk algınlığı, alerjik nezle, reflü ve hipotiroidi gibi bazı hastalıklar ödem oluşturdukları havayolunun daralmasına neden oluyor.  Bazı nörolojik hastalıklar da kasları gevşeterek horlamaya yol açabiliyor. </p>
<p><strong>Uyku yoksunluğu</strong></p>
<p>Yorgun olduğumuzda ve uyku borcu biriktirdiğimizde horlama artabiliyor. </p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;kutu bilgisi&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p><strong>Bu sendromda her 10 hastadan 9’unda horlama görülüyor</strong></p>
<p>Uyku Apne Sendromu tespit edilen her 10 hastadan 9’unda horlama görülüyor. Göğüs Hastalıkları / Uyku Uzmanı Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu,<strong> </strong>bu nedenle horlama yakınmasıyla başvuran hastalarda mutlaka Obstrüktif Uyku Apne Sendromu’nun araştırıldığını belirterek, “Sabah yorgun uyanma, gündüz aşırı uyku hali, uykuda nefes durması, sabah ağız kuruluğu, dikkat eksikliği ve konsantrasyon güçlüğü, Uyku Apne Sendromu’nun tipik bulgularını oluşturmaktadır” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumda-her-4-eriskinden-1inde-goruluyor-586928">Toplumda her 4 erişkinden 1&#8217;inde görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 10 hastadan 1&#8217;inde erken yaşta görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-10-hastadan-1inde-erken-yasta-goruluyor-579031</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 12:37:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[demans]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastadan]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579031</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde çoğumuzun yakındığı ‘unutkanlık’ özellikle ileri yaşın doğal bir sonucu olarak düşünülse de aslında demansın, bir başka deyişle bunamanın ilk sinyallerinden biri olabiliyor!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-hastadan-1inde-erken-yasta-goruluyor-579031">Her 10 hastadan 1&#8217;inde erken yaşta görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde çoğumuzun yakındığı ‘unutkanlık’ özellikle ileri yaşın doğal bir sonucu olarak düşünülse de aslında demansın, bir başka deyişle bunamanın ilk sinyallerinden biri olabiliyor! Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte demans dünya çapında giderek artan hızla yaygınlaşıyor. Dünyada her yıl yaklaşık 10 milyon kişiye demans tanısı konulduğu ve 2021 yılında bu sayının 57 milyona yükseldiği belirtiliyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, </strong>demans sorununda erken tanı ve tedavinin büyük bir önem taşıdığını belirterek, “Demansın kesin bir tedavisi olmasa da hem hastalara hem de bakımını üstlenen kişilere destek olmak için çok şey yapılabilmektedir. Sosyal hayata katılmak, fiziksel ve zihinsel olarak olarak aktif olmak demans hastalarının yaşam kalitelerini yükseltirken, bazı ilaçlar da hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya ve semptomların yönetilmesine yardımcı olabilmektedir. Bu nedenle, demansın ilk belirtilerinden olan unutkanlık günlük hayatın yoğunluğu veya ileri yaşın bir sonucu olarak düşünülmemeli, mutlaka bir hekime başvurulmalıdır” diyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu demans riskini azaltan 10 önerisini sıraladı, önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Günlük yaşamı etkileyecek şiddete ulaşıyor! </strong></p>
<p>Demans, günlük yaşamı etkileyecek kadar şiddetli hafıza, dil, sorunları çözme ve diğer düşünme becerilerinin kaybını ifade eden genel bir terim. Zamanla sinir hücrelerini tahrip eden ve beyne zarar veren bir dizi hastalığın neden olabileceği bir sendrom. Genellikle bilişsel işlevlerde, yani düşünceyi işleme yeteneğinde biyolojik yaşlanmanın olağan sonuçlarından beklenenin ötesinde bir bozulmaya yol açıyor. Bilinç etkilenmese de bilişsel işlevlerdeki bozulmaya genellikle ruh hali, duygusal kontrol, davranış veya motivasyon değişiklikleri eşlik ediyor ve bazen de öncesinde görülüyor.</p>
<p><strong>İlk akla gelen Alzheimer olsa da… </strong></p>
<p>Demans denildiğinde ilk akla gelen Alzheimer olsa da aslında pek çok demans türü mevcut. Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, beyni etkileyen çeşitli hastalıklardan ve yaralanmalardan kaynaklanabilen demansın ek sık görülen tiplerini şöyle özetliyor:</p>
<ul>
<li>Alzheimer: Demansın yüzde 60-70 gibi yüksek bir oranı Alzheimer kaynaklı oluyor.</li>
<li>Vasküler demans:  Beyinde mikroskobik kanama ve kan damarı tıkanıklığı sonucu gelişiyor ve demansın en yaygın 2’inci sebebini oluşturuyor.</li>
<li>Lewy cisimcikli demans: Sinir hücreleri içinde anormal protein birikmesi nedeniyle ortaya çıkıyor.</li>
<li>Frontotemporal demans: Beyin ön lobunun dejenerasyonu sebebiyle görülüyor.</li>
</ul>
<p><strong>Obeziteden hipertansiyona… </strong></p>
<p>İleri yaş demansın en önemli risk faktörü olarak karşımıza çıkıyor.  İlerleyen yaşın yanı sıra genlerdeki mutasyonun da demans için 2’inci en büyük risk faktörünü oluşturduğuna işaret eden Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, “Örneğin, Alzheimer hastalığı olan her 3 hastadan neredeyse 2’sinde en az bir ApoE4 gen kopyası bulunmaktadır” diyor. Bunların yanı sıra kan basıncı yüksekliği   (hipertansiyon), kan şekeri   yüksekliği (diyabet), aşırı kilo veya obezite, sigara kullanımı, çok fazla alkol tüketimi, fiziksel olarak hareketsiz bir yaşam sürmek, sosyal olarak izole olmak, zihnen aktif olmamak ve depresyon da sık izlenen risk faktörleri arasında yer alıyor. Ayrıca beslenme yetersizlikleri ve hava kirliliği de riski artırıyor.</p>
<p><strong>İşitme kaybı demans riskini artırıyor</strong></p>
<p>İşitme kaybı bile demans için önemli bir risk faktörünü oluşturuyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, 40-50<strong> </strong>yaş grubunda gelişen işitme kaybının demans riskini ortalama yüzde 90 oranında artırabildiği uyarısında bulunarak, “İşitme sorunları olan kişilerin sosyal ortamlardan uzaklaşma ve zamanla daha fazla izole olma, depresyona girme olasılığı daha yüksektir. Sosyal izolasyon ve depresyon da demans için risk faktörleridir. İşitme kaybı ayrıca sesleri ve konuşmayı anlamamıza yardımcı olan beyin bölgelerinin seslerin ne olduğunu anlamak için daha fazla çalışmaları gerektiği anlamına gelebilir. Bu ek çaba, hafızamızı ve düşünme yeteneklerimizi etkileyen beyinde değişikliklere yol açabilmektedir” diyor. İşitme kaybının düzeyinin ve ne kadar sürdüğünün demans riskini etkilediğini belirten Dr. Ayla Sifoğlu, “Ancak bu, işitme kaybı olan bir hastada mutlaka demans gelişeceği değil, sadece risklerinin daha yüksek olduğu anlamına gelir. Demans riskine karşı işitme sağlığını korumak için yüksek sesli ortamlardan kaçınılmalı, işitme testi yaptırmalı ve ihtiyaç halinde işitme cihazı kullanılmalıdır” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Genç yaşta başlayan demansa dikkat! </strong></p>
<p>Demans için bilinen en güçlü risk faktörü ileri yaş olsa da biyolojik yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olmuyor. Ayrıca demansın ilk belirtileri her 100 hastadan 9’unda 30 &#8211; 65 yaşları arasında ortaya çıkıyor. Yani, her 10 hastadan yaklaşık 1’inde erken yaşta görülüyor ve bu tablo “genç başlangıçlı demans” olarak adlandırılıyor.  Bu demans türü genellikle stres, anksiyete, depresyon veya menopoz gibi sorunlara bağlandığı için tanısı gecikebiliyor.  Demanslı genç hastalarda ileri yaştaki hastalara nazaran ilk belirtilerden biri olarak hafıza kaybı daha nadir görülüyor. Bu hastalarda ilk sinyaller genellikle dil, görme veya davranış sorunları oluyor. Ayrıca hareket, denge ve koordinasyon problemleri de gelişebiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, “Bir kişinin neden diğerinden daha erken yaşta demans geliştirdiğini söylemek genellikle zordur. Ancak, genetik yatkınlığın önemli bir rol oynayabildiğini biliyoruz. Öyle ki genç yaşta demans hastası olan yaklaşık her on kişiden 1’inde demansa neden olan gen tespit edilmektedir” diyor. Dr. Ayla Sifoğlu, demansın erken yaşta felç geçirmek, travmatik beyin hasarı, bazı enfeksiyonlar ve aşırı alkol kullanımı gibi genetik olmayan nedenlerle de genç insanlarda gelişebileceğini söylüyor.</p>
<p><strong>Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin! </strong></p>
<p>Demansın, özellikle erken evrede en yaygın görülen belirtilerinden biri, yakın zamanda öğrenilen bilgilerin ve yaşanan olayların unutulması oluyor. Eşyaları kaybetme veya yanlış yere koyma, yürürken veya araba kullanırken kaybolma, tanıdık yerlerde bile kafa karışıklığı yaşama, zamanı karıştırma, konuşmaları takip etme veya kelime bulmada zorluk, sorun çözme veya karar vermede güçlük, aynı soruları tekrar tekrar sorma, diğer belirtileri arasında yer alıyor. Hafıza kaybı nedeniyle endişeli, üzgün veya öfkeli hissetme, kişilik değişiklikleri, uygunsuz davranışlarda bulunma, işten veya sosyal aktivitelerden çekilme gibi yaygın ruh hali ve davranış değişiklikleri de izleniyor. Demans ilerledikçe hastalar aile üyelerini veya arkadaşlarını tanımayabiliyor, kişisel bakım konusunda yardıma ihtiyaç duyuyor.</p>
<p><strong>Kesin tedavisi olmasa da ilerlemesi yavaşlatılıyor! </strong></p>
<p>Kesin bir tedavisi olmasa da bazı ilaçlar demansın ilerlemesini yavaşlatmaya ve semptomlarının yönetilmesine destek oluyor. Ayrıca kan basıncını ve kolesterolü kontrol altına alan ilaçlar da vasküler demansa bağlı beyinde ek hasar oluşmasını önleyebiliyor. Fiziksel ve zihinsel olarak aktif kalmak, sosyal hayata katılmak da demans hastalarının yaşam kalitelerini yükseltiyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, “Hekimler her hasta için uygun tedaviyi düzenlemekte ve hastayı yaşam boyu takip etmektedir. Tedavide ihtiyaç halinde değişiklikler yapmakta ve hastalık süresince ortaya çıkabilecek sorunlar için gerekli desteği sağlamaktadırlar” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Demansı önlemek için 10 etkili öneri! </strong></p>
<p>Nöroloji Uzmanı Dr. Ayla Sifoğlu, demansı önlemek için dikkat etmeniz gereken 10 önemli kuralı şöyle özetliyor:</p>
<ul>
<li>Fiziksel olarak aktif olun. Yürüyün, koşun, dans edin, bisiklete binin, bahçede çalışın, ev işleriyle uğraşın.</li>
<li>Zihninizi aktif tutun. Yeni hobiler edinin, yeni bir dil öğrenin, kelime veya sayı oyunları oynayın.</li>
<li>Sosyal olarak aktif kalın. Aileniz, arkadaşlarınız ve çevrenizle sık sık görüşün, sohbet edin.</li>
<li>Beynin kan dolaşımının hasar görmemesi için diyabet ve obeziteye karşı önlem alın. Bu hastalıklarınız varsa kontrol altında olmasını sağlayın.</li>
<li>Kalbinizi koruyun ve tansiyonunuzu kontrol altında tutun.</li>
<li>İşitme duyunuzu koruyun. Yüksek sese maruz kalmayın, işitme sorunu yaşıyorsanız,<strong> </strong>gerekirse işitme cihazı kullanın.</li>
<li>Alkol tüketimini sınırlayın, asla sigarı içmeyin ve içilen ortamlarda bulunmayın.</li>
<li>Depresyon sorunu yaşıyorsanız mutlaka destek alın.</li>
<li>Kaliteli ve düzenli uyumaya özen gösterin. Uyku apnesi veya başka uyku sorunları yaşıyorsanız, tedavi olun.</li>
<li>Beyin sarsıntısına ve travmatik beyin hasarına karşı beyninizi riske atabilecek aktivitelerden uzak durum.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-10-hastadan-1inde-erken-yasta-goruluyor-579031">Her 10 hastadan 1&#8217;inde erken yaşta görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>15 Kadın Hekim, “Kadına Sağlık” Podcast’inde Mikrofon Başına Geçti</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/15-kadin-hekim-kadina-saglik-podcastinde-mikrofon-basina-gecti-574358</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2025 21:58:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadına]]></category>
		<category><![CDATA[podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574358</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin ilk kapsamlı kadın sağlığı podcast serisi “Kadına Sağlık”, 2. sezonuyla 9 Eylül’den itibaren dinleyicilerle buluştu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/15-kadin-hekim-kadina-saglik-podcastinde-mikrofon-basina-gecti-574358">15 Kadın Hekim, “Kadına Sağlık” Podcast’inde Mikrofon Başına Geçti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumsal cinsiyet eşitliği çerçevesinde kadın sağlığı okuryazarlığını artırmayı hedefleyen proje, bu sezon da alanında uzman 15 gönüllü kadın hekimin katkısıyla ses getirmeye hazırlanıyor.</p>
<p>“Kadına Sağlık” podcast serisinin yeni sezonunda, migren, kalp sağlığı, demans, menopoz ve obezite gibi kadınları yakından ilgilendiren kritik sağlık konuları ele alınıyor. Her bölümde farklı bir uzman hekimin yer aldığı seride, kadın sağlığına bütüncül bir bakış açısı sunuluyor.</p>
<p>‘Kadına Sağlık’ podcast serisi 2. sezon Sağlığa Yön Verecek Kadın Liderler gönüllü proje ekibi, Ayşenur Kökenli Paksoy, Uzm. Dr. Burcu Yazıcı Elmas, Dr. Çağcan Ölmez, İrem Kıratlıoğlu Sakar, Şule Kahveci Sayar’dan oluşuyor.</p>
<p><strong>GÖNÜLLÜ KADIN HEKİMLER MİKROFON BAŞINDA</strong></p>
<p>Podcast serisinin 2. sezonunda Prof. Dr. Arzu Yorgancıoğlu, Prof. Dr. Asuman İnan, Op. Dr. Banu Çiftçi, Prof. Dr. Derya Karadeniz, Prof. Dr. Devrim Çabuk, Prof. Dr. Dilek Yılmaz, Prof. Dr. Elif Eroğlu Büyüköner, Prof. Dr. Emel Sezer, Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu, Prof. Dr. Kadriye Kılıçkesmez, Doç. Dr. Naşide Mangır, Prof. Dr. Özlem Çelik, Prof. Dr. Pınar Yalınay Dikmen, Doç. Dr. Telce Ayşen Küçükceran ve Prof. Dr. Ülver Derici gibi isimler yer alıyor.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/15-kadin-hekim-kadina-saglik-podcastinde-mikrofon-basina-gecti-574358">15 Kadın Hekim, “Kadına Sağlık” Podcast’inde Mikrofon Başına Geçti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 3 çocuktan 1&#8217;inde demir eksikliği var!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-3-cocuktan-1inde-demir-eksikligi-var-563339</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Aug 2025 08:39:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çocuktan]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[var]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=563339</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde her 3 çocuktan birinde görülen demir eksikliği, fiziksel gelişimin yanı sıra zihinsel performansı da olumsuz etkiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-3-cocuktan-1inde-demir-eksikligi-var-563339">Her 3 çocuktan 1&#8217;inde demir eksikliği var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde her 3 çocuktan birinde görülen demir eksikliği, fiziksel gelişimin yanı sıra zihinsel performansı da olumsuz etkiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ceren Ulusoy</strong> “Yapılan araştırmalara göre özellikle 6 ay-2 yaş arası bebeklerde ve ergenlik döneminde çok daha fazla görülen demir eksikliği erken dönemde fark edilmezse, kalıcı öğrenme ve davranış problemlerine yol açabilir” diyor. Dr. Ceren çocuklarda demir eksikliğinin 10 belirtisini sıraladı, alınabilecek etkili önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Ülkemizde gerek çocuklarda gerekse yetişkinlerde en yaygın sağlık sorunlarından biri olan demir eksikliği, kanın vücuda oksijen taşıma yeteneğini azaltıyor. Uzun süre fark edilmediğinde ise hem fiziksel hem de nörolojik sistemde olumsuz etkilere yol açıyor.  Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ceren Ulusoy, çocuklarda yetersiz demir alımının, gelişim geriliğinin en önemli nedenlerinden biri olduğunu belirterek “Yapılan çalışmalarda; yaşamın ilk yıllarında gelişen demir eksikliğinin, ömür boyu bilişsel gerilemeye neden olduğu raporlanmıştır. Süt çocuklarında gelişim basamaklarında gerileme görülür, yürüyebilen bir çocuk yürüyemez olur. Bağışıklık sisteminde zayıflamaya, yutma güçlüğüne, konsantrasyon bozukluğuna, kalıcı öğrenme ve davranış problemleri ile okul başarısında düşmeye yol açar. Yapılan son çalışmalarda; demir eksikliğinin astımlı çocuklarda atak sıklığını artırdığı görülmüştür” diyor. </p>
<p><strong>Demir eksikliğine yol açan hatalar!</strong></p>
<p>Demir eksikliğine; erken doğum, düşük doğum ağırlığı, özellikle ergenlik döneminde rejim yapma, akut ve kronik kan kayıpları, kronik enfeksiyonlar, ishal, çölyak, laktoz intoleransı gibi emilim bozukluğu ile giden hastalıklar ve bağırsak parazitleri neden olabiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ceren Ulusoy “Toplumda bazı yanlış davranışlar da demir eksikliğine yol açabiliyor. Örneğin; 6. aydan sonra hızlı büyüme ile birlikte diyete demir içeren gıdaların yeterince eklenmemesi ve yemeklerden hemen sonra çay tüketilmesi toplumumuzda sık yapılan yanlışlardan” diyor. </p>
<p><strong>Pekmez yetmez, süt içirmeyi abartmayın!</strong></p>
<p>Demir eksikliği tanısı alıp ilaç başlanmış çocuklarda pekmez ile tedavi sağlanacağını düşünüp ilacı kesmenin de sık yapılan yanlışlardan olduğunu vurgulayan Dr. Ulusoy “Pekmez güzel bir destek ancak içeriğindeki demirin biyoyararlanımı azdır, tedavi yerine kullanılması uygun değildir” uyarısında bulunuyor. Dr. Ceren Ulusoy, pekmezin yanında süt içilmesi ya da demir içeren besinlerin ardından çay içilmesinin de demirin emilimini önemli ölçüde azalttığını belirtirken “Sık yapılan yanlışlardan biri de; çocuğa kemikleri gelişsin diye günde 2 su bardağından fazla inek sütü içirilmesidir. Aşırı süt tüketimi hem demir emilimini hem de tokluk hissi yaratarak çocuğun diğer gıdaları tüketmesini engeller” diyor. </p>
<p><strong>Çocuğunuzda bu belirtiler varsa!</strong></p>
<p>Ülkemizde her 3 çocuktan birinde demir eksikliği bulunduğunu, bu sorunun özellikle 6 ay – 2 yaş arası bebeklerde ve ergenlik döneminde daha da fazla görüldüğünü belirten Dr. Ceren Ulusoy, çocuklarda demir eksikliğinin önemli belirtilerini şöyle sıralıyor; </p>
<ul>
<li>Soluk cilt rengi</li>
<li>Halsizlik ve çabuk yorulma</li>
<li>Ağız içinde yaralar</li>
<li>Baş ağrısı</li>
<li>Baş dönmesi</li>
<li>İştahsızlık,</li>
<li>Toprak, buz, kireç yeme</li>
<li>Algılama güçlüğü</li>
<li>Sinirlilik, hırçınlık</li>
<li>Tırnaklarda kırılma</li>
</ul>
<p><strong>Demir yapan besinler yedirin</strong></p>
<p>Çocukların her gün demirden zengin iki-üç farklı besin tüketmeleri gerektiğini belirten Dr. Ulusoy “Ebeveynlerin en büyük yanılgılarından biri sadece fazla miktarda et yedirerek demir eksikliğinin engelleneceğinin düşünülmesi. Oysa önemli olan; sebze, bakliyat ve etten zengin, çeşitli ve emilimi destekleyen bir beslenme modelinin oluşturulmasıdır” diyor. Kırmızı et, dana ciğeri, tavuk, balık, yumurta sarısı ve aşırıya kaçmamak şartıyla sakatat ürünleri ile ıspanak ve pazı gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, bakliyat, badem ve antep fıstığının zengin demir kaynakları olduğunu söyleyen Dr. Ceren Ulusoy, bu besinlerin C vitamini (portakal, mandalina, domates vb) ile tüketilmesinin demir emilimini artıracağına dikkat çekiyor. </p>
<p><strong>Gelişigüzel demir takviyesi karaciğeri vuruyor!</strong></p>
<p>Demir eksikliği tanısı konulduktan sonra doktor önerisiyle demir şurubuna başlanacağını ve tedavinin genellikle 3-6 ay süreceğini belirten Dr. Ulusoy “Tedavinin birinci ayında kan testi alarak hemoglobin değerinin yükseldiğini görmek gerekir. Tedavi sürecinde ailelerin önerilen doza sadık kalması çok önemlidir. Aşırı demir yüklenmesi ve rastgele demir takviyesi karaciğer hasarı gibi çok ciddi sorunlara yol açabilir” uyarısında bulunuyor. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-3-cocuktan-1inde-demir-eksikligi-var-563339">Her 3 çocuktan 1&#8217;inde demir eksikliği var!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepsi her 100 kişiden 1&#8217;inde görülüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/epilepsi-her-100-kisiden-1inde-goruluyor-439956</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Feb 2024 13:38:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[kişiden]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=439956</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada en sık görülen nörolojik hastalıklardan biri olan ve halk arasında ‘sara’ olarak bilinen epilepsi, ülkemizde her 100 kişiden 1’inde gelişiyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepsi-her-100-kisiden-1inde-goruluyor-439956">Epilepsi her 100 kişiden 1&#8217;inde görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada en sık görülen nörolojik hastalıklardan biri olan ve halk arasında ‘sara’ olarak bilinen epilepsi, ülkemizde her 100 kişiden 1’inde gelişiyor. Beyindeki bazı hücrelerin anormal elektrik sinyali yollamasıyla ortaya çıkan ve bilinç kaybı ile istemsiz hareketler şeklinde nöbetlerle seyreden epilepsi, tedavi edilmezse hastanın hayatını zorlaştırabiliyor, dahası ciddi yaralanmalara neden olabiliyor. Günümüzde epilepsi tedavisinden ise oldukça başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. Öyle ki ilaç tedavisiyle hastaların nöbetleri önlenebiliyor veya sıklığı azaltılabiliyor. <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can  (Kadıköy) Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Yaşar Bayri, </strong>ancak düzenli ilaç kullanımına rağmen epilepsi hastalarının yüzde 30-40’ında nöbetlerin devam ettiğine dikkat çekerek, “İlaca direnç gösteren nöbetlerde, uygun hastalarda cerrahi işlem gündeme gelir. Cerrahi yöntemde amaç, nöbetleri ortadan kaldırmak veya sıklığını azaltmak, nörolojik zararları önlemek ve ilaçların yan etkilerini azaltıp, yaşam kalitesini arttırmaktır. Günümüzde epilepsi cerrahisinden yaklaşık yüzde 80 oranında başarı elde edilir” diyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Hastaların çoğunda nedeni saptanamıyor </strong></p>
<p>Doğumsal anomali, doğum travması, kafa travması, beyin enfeksiyonu, beyin &#8211; damar hastalıkları, kanama ve tümörler, nöbetlere  neden olabiliyor. Ancak hastaların yüzde 70-80 gibi büyük çoğunluğunda nöbetlerin sebebi tespit edilemiyor. Doç. Dr. Yaşar Bayri,<strong> </strong>nöbetlerin tipinin kaynaklandıkları bölge ve yayılım şekline göre değişiklik gösterdiğini belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Nöbetler düşme ve bilinç bozukluğu atakları; sadece bilincin bozulduğu ve korkmuş anlamsız bakışlar; mimiklerde korku, hayret, huzursuzluk veya ifadesizlik; gülme ve ağlama; el ve parmaklarda tekrarlayan hareketler şeklinde gelişebilir. Büyük nöbetlerde bilinç kapanır, beden kasılır ve idrar kaçırma oluşabilir. Bilinç açılıncaya kadar tam bilinç kapanıklığı, kafa karışıklığı ile sersemlik hissi dönemi olur”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İlaç tedavisine direnç gösterebiliyor</strong></p>
<p>Epilepsinin asıl tedavisi antiepileptik ilaçlar ile nöbetleri engellemek olsa da, düzenli ilaç kullanımına rağmen hastaların yüzde 30-40’ında nöbetler devam ediyor. Bu tip epilepsiye ‘ilaca dirençli epilepsi’ deniliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Yaşar Bayri, “Böyle durumlarda nöbetleri ortadan kaldırmak veya sıklığını azaltmak, nörolojik zararları engellemek ve ilaçların yan etkilerini azaltmak için cerrahi yöntem gündeme gelir. Ancak ilaca dirençli her epilepsi hastası cerrahi yöntem için uygun bir aday olmayabilir. Bu nedenle hasta öncesinde çok ayrıntılı bir incelemeden geçer” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>48 saatlik video kaydı alınıyor </strong></p>
<p>Cerrahi yöntem için uygun olan hastalarda ameliyat öncesinde, epileptik aktivitenin nedenini tespit etmek için Video EEG monitörizasyonu yapıldığını belirten Doç. Dr. Yaşar Bayri, bu<strong> </strong>süreci şöyle özetliyor:<strong>  </strong>“Bunun için en az 48 saat boyunca sürekli EEG’si çekilerek video kaydı alınan hasta nöbet geçirmesi yönünde uyarılır. EEG kaydı ve nöbet sırasındaki video görüntüleriyle; nöbetin tipi ve beyinde hangi bölgeyi işaret ettiği, tek odaktan mı kaynaklandığı, yoksa birden fazla odağı mı olduğu tespit edilir. Ayrıca beyin MR, fonksiyonel MR, MR spektroskopi görüntülemeleri, PET ile SPECT gibi incelemelerle beyinde bir lezyon olup olmadığı, anormal kanlanma bölgesi varlığı ya da metabolitlerin dağılımında uygunsuzluk gösteren bir bölge olup olmadığı gibi pek çok ayrıntıya bakılır. Bunların yanı sıra nöropsikolojik testler yapılarak etkilenmiş beyin fonksiyonları belirlenir”  </p>
<p> </p>
<p><strong>Cerrahi yöntemin başarı oranı yüksek  </strong></p>
<p>Epilepsi cerrahisinde hastada nöbet kaynağı belirlenmişse, önemli merkezlere zarar gelmemesi kaydıyla o bölge çıkarılıyor. Eğer birden fazla odak varsa, o zaman ameliyat sırasında beyin üzerine intraoperatif EEG elektrodları serilerek EEG kaydı alınıyor ve tespit edilen anormal bölgeler çıkarılıyor. Saptanan odak hareket merkezi, konuşma merkezi gibi yerleri işaret ediyorsa, bu bölgelere de nöbetin yayılmasını önlemek amacıyla bağlantı yollarını bozan teknikler uygulanıyor. Ameliyat öncesi yapılan incelemelerde odak saptanamadığı takdirde, yine nöbetin yayılımını önleyen, bağlantı yollarını bozucu cerrahiler ya da vagal sinir stimülatörü takılması ameliyatı yapılabiliyor. <strong> </strong>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Yaşar Bayri, “Ameliyat öncesinde hastada nöbet odağı saptanmış ise o bölgeyi çıkarmaya yönelik uygulanan cerrahi yöntemle nöbetlerin ortadan kaldırılma şansı yüzde 60-80’i bulabilir. Bağlantı yollarını bozan cerrahilerde nöbetleri önlemenin başarı oranı daha düşük olsa da, yöntemin nöbetin şiddeti ve sayısını azaltıcı etkileri sayesinde hastanın yaşam kalitesi yükselir” diyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepsi-her-100-kisiden-1inde-goruluyor-439956">Epilepsi her 100 kişiden 1&#8217;inde görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halka arz olan her 2 şirketten 1&#8217;inde yönetim kurulunun tamamı erkeklerden oluşuyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/halka-arz-olan-her-2-sirketten-1inde-yonetim-kurulunun-tamami-erkeklerden-olusuyor-426694</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Nov 2023 08:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arz]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerden]]></category>
		<category><![CDATA[halka]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[kurulunun]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[oluşuyor]]></category>
		<category><![CDATA[şirketten]]></category>
		<category><![CDATA[tamamı]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabancı Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Kurumsal Yönetim Forumu, “2023 Yönetim Kurulunda Kadın Türkiye Raporu” sonuçlarını açıkladı. Rapora göre Borsa İstanbul’da (BIST), yönetim kurulunun tamamını erkeklerin oluşturduğu şirketlerin oranı 2023 yılında yüzde 34,6’ya yükseldi. Yaşanan bu yükselişte, son iki yılda halka arz olan şirketlerin yönetim kurullarındaki kadın oranının çok düşük olması dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halka-arz-olan-her-2-sirketten-1inde-yonetim-kurulunun-tamami-erkeklerden-olusuyor-426694">Halka arz olan her 2 şirketten 1&#8217;inde yönetim kurulunun tamamı erkeklerden oluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HALKA ARZ OLAN HER 2 ŞİRKETTEN 1’İNDE YÖNETİM KURULUNUN TAMAMI ERKEKLERDEN OLUŞUYOR </strong></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>Sabancı Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Kurumsal Yönetim Forumu, “2023 Yönetim Kurulunda Kadın Türkiye Raporu” sonuçlarını açıkladı. Rapora göre Borsa İstanbul’da (BIST), yönetim kurulunun tamamını erkeklerin oluşturduğu şirketlerin oranı 2023 yılında yüzde 34,6’ya yükseldi. Yaşanan bu yükselişte, son iki yılda halka arz olan şirketlerin yönetim kurullarındaki kadın oranının çok düşük olması dikkat çekiyor. “2023 Yönetim Kurulunda Kadın Türkiye Raporu”na göre bu dönemde halka arz olan neredeyse her 2 şirketten 1’inin yönetim kurulunun tamamı erkeklerden oluşuyor. </strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong> Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu ev sahipliğinde çalışmalarını sürdüren Yüzde 30 Kulübü Türkiye, şirketlerin yönetim kademelerinde toplumsal cinsiyet dengesini iyileştirebilmek için başlattığı ‘Cumhuriyetimizin 100. Yılında 100 Yeni Kadın Yönetim Kurulu Üyesi’ projesinin detaylarını kamuoyuyla paylaştı. </strong></em></p>
<p> </p>
<p>İş hayatının her seviyesinde toplumsal cinsiyet dengesini iyileştirmek amacıyla çalışmalarını sürdüren Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından Yüzde 30 Kulübü Türkiye programı kapsamında düzenlenen <strong>10. Türkiye Kadın Direktörler Konferansı, 29 Kasım 2023 Çarşamba </strong>günü The Marmara Taksim’de gerçekleştirildi. Bu yılki teması “Yönetim Kurullarının Geleceği ve Kadınların Rolü” olarak belirlenen konferans kapsamında <strong>“2023 Yönetim Kurulunda Kadın Türkiye Raporu”</strong> sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı. </p>
<p> </p>
<p>Borsa İstanbul’da (BIST) işlem gören şirketlerin yönetim kurullarındaki toplumsal cinsiyet dengesini inceleyerek kurumsal yönetim anlamında yıllık bazda değerlendirmede bulunan Rapor; yönetim kurullarındaki toplam kadın üye sayısında artışa, diğer yandan en az bir kadın yönetim kurulu üyesi bulunan şirket oranında azalışa işaret ediyor.  2023 yılında BIST’e kayıtlı 517 şirketin yönetim kurullarındaki kadın oranı son bir yılda 17,5 yüzde 17,9’a yükselirken, yönetim kurullarının tamamını erkeklerin oluşturduğu şirket sayısı da 158’den (yüzde 33.3) 179’a (yüzde 34,6) çıktı. Yaşanan bu artışta 2022 ve 2023 yıllarında halka arz olan şirketlerin yönetim kullarındaki kadın oranının çok az olmasının etkili olduğu görülüyor. Son iki yılda<strong>*</strong> halka arz olan 108 şirket içinde yönetim kurullarındaki kadın oranı yüzde 13,5 ile genel ortalamanın çok altında kalırken, yönetim kurulunun tamamını erkeklerin oluşturduğu şirketlerin oranı yaklaşık yüzde 50 olarak gerçekleşti. Buna göre, son iki yılda halka arz olan neredeyse her 2 şirketten 1’inin yönetim kurulunun tamamı erkeklerden oluştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kadınların Cam Tavanı Kırma Mücadelesi Devam Ediyor </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yüzde 30 Kulübü Türkiye Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Melsa Ararat </strong>toplantıda “2023 Yönetim Kurulunda Kadın Raporu” ve Yüzde 30 Kulübü Türkiye hedeflerini açıkladı. <strong>Melsa Ararat</strong>, rapora ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “<em>Tüm çabalara rağmen yönetim kurullarında ve CEO seviyesinde kemikleşme devam etmekte. Tüm pay sahiplerini, çalışanları, müşteri ve tüketicileri ve de toplumsal yaşamı etkileyen kararlar, kadınların temsil edilmediği karar organları tarafından veriliyor. Bunun kadınların yeteneksiz, deneyimsiz veya isteksiz olduğu gibi sebeplerle açıklanması mümkün değil. Yetkiyi ve gücü elinde tutanlar, bundan kolay kolay   vazgeçmiyorlar. 2022 yılında Avrupa Birliği Parlamentosu’nda kabul eden direktifin halka açık şirketlere tanıdığı süre 2036’da sona eriyor. Direktif yönetim kurullarında en az yüzde 33 oranında kadın olmasını zorunlu kılıyor. Bazı AB ülkelerinde bu oranın üstünde yasal kotalar uzun zamandır yürürlükteydi. %30 Kulübü Türkiye olarak yasa ve kural koyucuları bu konuda AB ile hizalanma konusunda çaba göstermeye davet ediyoruz.</em>”</p>
<p> </p>
<p>10. Türkiye Kadın Direktörler Konferansı’nın ana konuşmacısı <strong>Oxford Üniversitesi Said Business School Öğretim Üyesi Profesör Colin Mayer </strong>oldu. Colin Mayer, konferans kapsamında yaptığı “Şirketlerin Varoluş Amacı ve Yönetim Kurullarının Değişen Rolü” konuşmasında kurumların amacının değişen doğasını yansıtmak için yönetim kurullarının rolünün temel bir şekilde değiştiğini ve yönetim kurullarının, karlılığı ve değer artışını şirketin sosyal amacı ile birleştirmeleri beklendiğine dikkate çekti. Yönetim kurullarının finansal hedeflerini sosyal amaçları da içselleştirerek formüle etmelerinin gerekliliğini vurgulayana Prof. Mayer yönetim kadınların bu dönüşümde önemli bir rol oynama potansiyeli taşıdığına dikkat çekti.  </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Yönetim Kurulunda Kadın Üye Bulunmayan Şirketlere Açık Çağrı</strong></p>
<p>Konferans kapsamında Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu ev sahipliğinde 7 yılı aşkın süredir çalışmalarını sürdüren Yüzde 30 Kulübü Türkiye’nin hayata geçirdiği ‘Cumhuriyetimizin 100. Yılında 100 Yeni Kadın Yönetim Kurulu Üyesi’ projesine de dikkat çekildi.<strong> </strong>Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan<strong> Yüzde 30 Kulübü Türkiye Kampanyası Yönetim Kurulu Üyesi ve Proje Eş Lideri </strong>ve <strong>Boyner CFO’su ve İcra Kurulu Üyesi Özgür Tokgöz Altun</strong> konuşmasında, kadının iş hayatında ve toplumun her alanında güçlenmesinin Türkiye ekonomisi için de büyük önem taşıdığına dikkat çekerek <em>“Kadınların iş hayatında ve toplumun her alanında güçlenmesi, en önemli sorumluluklarımız arasında yer alıyor. Bu yüzden Yüzde 30 Kulübü Türkiye olarak hayata geçirdiğimiz ‘Cumhuriyetimizin 100. Yılında 100 Yeni Kadın Yönetim Kurulu Üyesi’ projesi, iş hayatında hayal ettiğimiz toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşmak adına büyük bir adım. Bu proje ile yönetim kurullarında kadın temsil oranını arttırma  yolundaki gayretlerimize ivme kazandırmayı hedefliyoruz. İlk adımda yönetim kurulunda hiç kadın olmayan 179 şirketi projemize dahil edeceğiz. 2024 yılı ve sonrasında ise Cumhuriyetimizin temsil ettiği değerleri geleceğe ulaştırmamız için kurumlarımızın ve liderlerimizin verdiği destekle, iş hayatında toplumsal cinsiyet eşitliği ve yönetim alanında daha fazla kadının söz sahibi olmasını destekleyeceğiz.”</em> açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p>‘Cumhuriyetimizin 100. Yılında 100 Yeni Kadın Yönetim Kurulu Üyesi’ kapsamında yönetim kurullarında kadın üye bulunmayan halka açık şirketlere çağrıda bulunuluyor. Bu amaçla halka açık 517 şirketten yönetim kurulunda hiç kadın bulunmayan 179 şirketin yönetim kurulu başkanlarına özel bir mektup gönderildi.</p>
<p> </p>
<p><strong>“Cumhuriyet’in İkinci Yüzyılında Şirketlerin Yönetiminde Kadınların Rolü” Paneli</strong></p>
<p>Konferans kapsamında moderatörlüğünü A&#038;B İletişim Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Sibel Asna</strong>’nın yaptığı “Cumhuriyetin 2. Yüzyılında Şirketlerin Yönetiminde Kadınların Rolü” başlıklı bir de panel gerçekleştirildi. Panele, BM Kadın Birimi Türkiye Ülke Yardımcısı <strong>Zeliha Ünaldı,</strong> Australian Professional Leagues, International Tennis Integrity Agency Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Ebru Köksal</strong>, EBRD Ülke Başkan Vekili <strong>Şule Kılıç</strong> ve Nato İnovasyon Fonu, HSBC   Türkiye ve Saran Grubu Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Ebru Dorman</strong> panelist olarak yer aldı. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>&#8216;Kadınlarla Güçlendirilmiş Yönetim Kurulu&#8217; Ödülleri Sahiplerini Buldu</strong></p>
<p>10. Türkiye Kadın Direktörler Konferansı’nda <strong>&#8216;Kadınlarla Güçlendirilmiş Yönetim Kurulu&#8217; </strong>ödülleri de sahiplerini buldu. Son 3 yılı kapsayacak şekilde “Halka Yeni Arz Edilen Şirketlerde Kadınlarla Güçlendirilmiş Yönetim Kurulları” kategorisinde, Smart Güneş Enerjisi Teknolojileri Araştırma Geliştirme Üretim, Sun Tekstil, Hidropar Hareket Kontrol Teknolojileri Merkezi, Anatolia Tanı ve Biyoteknoloji Ürünleri Araştırma Geliştirme, Ünlü Yatırım Holding ve Gelecek Varlık Yönetim şirketlerine  ödülleri takdim edildi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>“2023 Yönetim Kurulunda Kadın Raporu”na https://iwdturkey.sabanciuniv.edu/tr/all-report linkinden ulaşabilirsiniz. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>* Veriler; 2022 yılının tamamını, 2023 yılında ise Kasım 2023’e kadar gerçekleşen halka arz rakamlarını içermektedir. Buna göre 2022 yılında 63, 2023 yılı için ise 45 şirketin verileri değerlendirmeye alınmıştır. </strong></em></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/halka-arz-olan-her-2-sirketten-1inde-yonetim-kurulunun-tamami-erkeklerden-olusuyor-426694">Halka arz olan her 2 şirketten 1&#8217;inde yönetim kurulunun tamamı erkeklerden oluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 4 Kadından 1&#8217;inde Miyom Görülüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-4-kadindan-1inde-miyom-goruluyor-363529</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Apr 2023 11:26:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[kadından]]></category>
		<category><![CDATA[miyom]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363529</guid>

					<description><![CDATA[<p>Miyomların üreme çağındaki her 4 kadından 1’inde klinik olarak ortaya çıktığını belirten Medical Park Tokat Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Neşet Gümüşburun, “Miyom gelişiminde genetik, ailesel yatkınlık ve hormonal faktörler rol almaktadır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kadindan-1inde-miyom-goruluyor-363529">Her 4 Kadından 1&#8217;inde Miyom Görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Miyomların üreme çağındaki her 4 kadından 1’inde klinik olarak ortaya çıktığını belirten Medical Park Tokat Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Neşet Gümüşburun, “Miyom gelişiminde genetik, ailesel yatkınlık ve hormonal faktörler rol almaktadır. Bu yüzden hormonal olarak aktif olan üreme çağındaki kadınlarda daha sık görülen miyomlar menopoz döneminde kısmen de olsa küçülürler” dedi.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Medical Park Tokat Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Neşet Gümüşburun, miyomun tanımı, oluşumu, sınıflandırılması ve tedavi yöntemi hakkında bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p>Miyomun tanımını yapan Uzm. Dr. Neşet Gümüşburun, “Miyomlar rahimin düz kas hücrelerinden köken alan iyi huylu tümörlerdir. S<strong>ı</strong>klıkla rahimde bulundukları yere göre sınıflandırılırlar: İntramural miyomlar rahim duvarında gelişirler. Submukozal miyomlar rahimin iç kısmındaki endometriumun hemen altındaki miyometrial hücrelerden köken alırlar. Bu miyomlar sıklıkla rahmin iç kısmına basacak şekilde çıkıntı yaparlar. Subserozal miyomlar rahmin dış kısmındaki hücrelerden köken alırlar” diye konuştu.</p>
<p>Miyomların üreme çağındaki her 4 kadından birinde klinik olarak ortaya çıktığını söyleyen Uzm. Dr. Gümüşburun, “Miyom gelişiminde genetik, ailesel yatkınlık ve hormonal faktörler rol almaktadır. Bu yüzden hormonal olarak aktif olan üreme çağındaki kadınlarda daha sık görülen miyomlar menopoz, döneminde kısmen de olsa küçülürler” dedi. </p>
<p><strong>KIRMIZI ET TÜKETİMİ MİYOM RİSKİNİ ARTIRABİLİR</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Gümüşburun, miyomun gelişme riskini etkileyebilen faktörlerle ilgili şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Çocuk doğurmak miyom riskini azaltır. Son çalışmalar erken yaştaki ilk doğumların riski azalttığını, son doğumla olan aradaki zamanın uzamasının ise riski arttırdığını göstermektedir. 10 yaşından erken adet görmek riski artırır. Doğum kontrol ilaçları miyoma karşı koruyucudur. Kırmızı et tüketimi göreceli olarak miyom riskini artırır. Yeşil sebze tüketimi ise risk azalması ile birliktelik göstermektedir. Fakat hiçbir çalışma diyetin (örneğin karotenler) miyom hastalığına yakalanma oranına veya semptomlarına direk etki ettiğini göstermemiştir. Alkol tüketimi, özellikle bira miyom gelişme riskini arttırır. Kafein tüketimi ise risk faktörü değildir. Bazı çalışmalar miyomlar ile obezite arasında ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Fakat bu ilişkinin yüksek Vücut Kitle Endeksi (VKE), kilo alımı ya da vücut yağı ile ilişkisi tam ve tutarlı olarak ortaya konulamamıştır. Hipertansiyon ve miyomlar arasında pozitif bir ilişki vardır. Risk hipertansiyonun ne kadar zamandır var olduğu ve şiddetiyle doğrudan ilişkilidir. Rahim enfeksiyonların varlığı, bazı miyomların (parazitik-submukoz miyom) riskinin artmasına neden olabilir. Son çalışmalar polikistik over sendromununda östrojen yükünü arttırmasına bağlı miyom riskini arttırdığını vurgulamıştır.”</p>
<p><strong>VAJİNAL KANAMA OLABİLİR</strong></p>
<p>Miyomu olan hastalarda hangi şikâyetler olabileceğine de değinen Uzm. Dr. Gümüşburun, şu açıklamalarda bulundu:</p>
<p>“Miyomlar tek ya da çok sayıda, milimetrik ya da 20 cm boyutlarına kadar ulaşabilen çoğu iyi huylu tümörler olarak karşımıza çıkabilir.  Miyomlarla ilişkili semptomlar genellikle üç kategoride sınıflandırılırlar:</p>
<ul>
<li>Vajinal kanamanın artması,</li>
<li>Pelvik baskı ve ağrı, kitle etkisine bağlı semptomlar(kabızlık, sık idrara çıkma vb.)</li>
<li>Üreme disfonksiyonu.</li>
</ul>
<p>Miyomların büyük çoğunluğu küçük ve asemptomatik olmasına rağmen, kadınların çoğu hayatlarının belli bölümlerinde ciddi problemler yaşarlar ve tedaviye ihtiyaç duyarlar. Bu semptomlar miyomların sayısı, büyüklüğü, yerleşim yerleri ile ilişkilidir. </p>
<p>Üreme üzerine etkisi: Miyomlar ovulasyona engel oluşturmazlar ancak hepsinde olmasa da birçok yayında kısırlık ve kötü gebelik sonuçları ile ilişkili olduğu ortaya konulmuştur. </p>
<p>Gebelik: Miyomlar gebe kadınların yaklaşık yüzde 10’nunda görülmektedirler. Gözlemsel çalışmalar miyomların varlığının ilk üç ayda kanama, plesantanın erken ayrılması, makat pozisyon, disfonksiyonel doğum ve sezeryan doğumun artması gibi spesifik gebelik risklerini artırdığını göstermektedir. </p>
<p>Kısırlık: Miyomlar, rahim içini ileri derecede bozmadıkları sürece kısırlığa nadiren sebep olurlar. Bu konuda miyomların büyüklüklerinden çok, bulundukları lokalizasyonları daha çok önemlidir.”</p>
<p><strong>TEDAVİ YOLLARI</strong></p>
<p>Tedavi yollarını anlatan Uzm. Dr. Gümüşburun, “Miyomların pek çoğu herhangi bir belirti veya şikâyete yol açmaksızın rastlantısal olarak tespit edilirler. Böyle miyomlarda genellikle herhangi bir tedavi verilmeksizin miyomlar periyodik olarak takip edilir. Bunun dışında tespit edilen miyomlar farklı belirtilere yol açıyorsa, bir takım tedaviler uygulanabilmektedir. Tedavi, genel olarak, cerrahi yöntemlerle uygulanmaktadır. Ameliyat kararı hastanın yaşı, şikâyetleri, miyom sayısı ve yerleşimi ile hastanın çocuk sahibi olup olmadığına göre verilir ve ameliyatın kapsamı belirlenir. Miyom ameliyatları iki şekilde yapılabilir. Birinci seçenek miyomun çıkarılması şeklinde yapılır. Hastanın çocuğu yoksa ve gelecek dönemlerde çocuk sahibi olmayı düşünüyorsa, başka bir miyom çıkana kadarki sürede çocuk sahibi olabilmesi adına rahim fonksiyonun devam etmesi için miyomun çıkarılması işlemi uygulanmaktadır. İkinci seçenek ise rahmin tümüyle çıkarılması şeklinde gerçekleştirilir. Miyomlar rahim tarafından çok sık üretilen tümörler olduğu için eğer hastanın çocuğu varsa ve başka çocuk doğurması söz konusu değilse, 40’lı yaşlardan sonra rahmin tekrar miyom üretmemesi adına alınması tavsiye edilebilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Uzm. Dr. Gümüşburun, uygulanabilen tedavi seçeneklerini şöyle sıraladı:</p>
<p>Histereskopi: Bu yöntemde ağrıya yol açan ve sık ya da şiddetli kanamaya neden olan küçük miyomlar vajinal yoldan girilerek alınır. Rahmin altında veya iç tabakasında yer alan miyomlar özel bir görüntüleme sistemi ile çıkartılabilir. </p>
<p>Kapalı cerrahi: Kapalı ameliyatlar ise laparoskopik veya robotik cerrahi yöntemleriyle yapılıyor. 4– 5 cm’den büyük miyomlar rahim yatağından çıkarılır ve varsa bölgedeki kanamalara müdahale edilerek, o bölgenin dikilmesiyle gerçekleştirilir. </p>
<p>Açık cerrahi: Bu yöntem göbeğin üst kısmına kadar ilerlemiş çok büyük boydaki tümörlerin çıkarılmasını kapsar. Miyomların büyük olması sebebiyle laparoskopik veya robotik yöntemde çalışılacak alan bulunmadığından açık cerrahi yöntemiyle kesi yapılarak miyomlar temizlenir. </p>
<p>İlaç tedavisi: Cerrahi tercih edilmeyen kimi uygun hastalarda ise ilaç tedavisine başvurulabilir. İlaç tedavileri her ne kadar miyomları ortadan kaldırmasa da, miyomun neden olduğu aşırı kanamaların azaltılması ve miyomun küçültülmesi gibi faydalar sağlayabilir. </p>
<p>Diğer: Uygun olan kimi hastalarda, girişimsel radyolojik tekniklerle kasık damarından ilerletilen bir kateter ile miyomu besleyen damarlar kapatılarak miyomun büyümesi engellenir. Böylece miyom boyutunda yüzde 50 küçülme, ağrı ve kanamada yüzde 80 azalma meydana gelir. Bu yöntem için uygun hasta seçimi önemlidir çünkü doğurganlığı etkileyebilir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kadindan-1inde-miyom-goruluyor-363529">Her 4 Kadından 1&#8217;inde Miyom Görülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 4 Kadından 1 &#8216;inde Görülen Miyomlar Hakkında Merak Edilenler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-4-kadindan-1-inde-gorulen-miyomlar-hakkinda-merak-edilenler-347610</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2023 11:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilenler]]></category>
		<category><![CDATA[görülen]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[kadından]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[miyomlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=347610</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlarda oldukça sık görülen miyomlar, bir diğer adıyla halk arasında "iyi huylu tümör" olarak da adlandırılırlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kadindan-1-inde-gorulen-miyomlar-hakkinda-merak-edilenler-347610">Her 4 Kadından 1 &#8216;inde Görülen Miyomlar Hakkında Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlarda oldukça sık görülen miyomlar, bir diğer adıyla halk arasında &#8220;iyi huylu tümör&#8221; olarak da adlandırılırlar. Miyomlar, asıl olarak kadınların doğurganlık döneminde rahim bölgesinde meydana gelen normalin dışındaki dokulara verilen isimdir. <em><strong>Şiddetli ağrı, adet düzensizlikleri, sık idrara çıkma</strong></em> gibi belirtilerle kendini gösterebilen rahim içi miyomlar, kısırlıktan rahmin alınmasına kadar farklı sonuçlara neden olabilmektedir. Kadın hastalıkları arasında en sık cerrahi operasyonlar ile tedavisi yapılan miyomlar günümüzde kapalı ameliyatlar ile kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. </p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümünden, Dr. Ört. Üyesi Kübra Bağcı ‘miyomlar hakkında merak edilenleri’ cevapladı</strong></p>
<p><strong>1.Miyom nedir?</strong></p>
<p>Miyomlar halk arasında ‘ur’ olarak bilinen rahmin kas tabakasından gelişen iyi huylu tümörlerdir. 18-45 arasındaki her dört kadından birinde görülmektedir. </p>
<p><strong>2.Miyomlar daha çok kimlerde görülür?</strong></p>
<p>Miyomlarda genetik yatkınlık mevcuttur; annesinde veya kız kardeşinde myom saptanan kadınlarda görülme ihtimali daha yüksektir. Vücut kitle indeksi yüksek kadınlarda, ilk adetini erken yaşta görenlerde ve hiç doğum yapmamış kadınlarda daha sık görülmektedir. </p>
<p><strong>3.Miyomun belirtileri nelerdir?</strong></p>
<p>Çoğu hastada herhangi bir şikayet yoktur ve rutin muayene sırasında saptanırlar.  Miyomun oluşturacağı semptom miyomun rahimdeki yerleşim yerine ve boyutlarına bağlıdır.  Sıklıkla kasık ağrısı, sık ve aşırı adet kanamaları, anemi yani kansızlıkla kendini göstermektedir. Bunun yanı sıra eğer miyom oluşturduğu bası ile komşu organları etkilemişse sık idrara çıkma, idrar kaçırma veya kabızlığa neden olabilirler. Cinsel ilişki sırasında ağrı oluşturması ise çiftlerin cinsel yaşamını önemli ölçüde etkilemektedir.</p>
<p><strong>4.Miyomlar kısırlık yapar mı?</strong></p>
<p>Rahim içinde yerleşim gösteren miyomlar, rahim iç duvarını bozarak kısırlığa, tekrarlayan düşüklere sebep olurlar. Miyomu olan bir kadın gebe kalmışsa gebelik sırasında miyom büyüyebilir, bebekte gelişim geriliği ve erken doğum riski görülebilir.</p>
<p><strong>5.Miyomlar kansere dönüşür mü?</strong></p>
<p>Miyomlar iyi huylu tümörler olsa da 1000’de 2 ile 5 arasında kansere dönüşme ihtimali vardır. Hastanın yaşı arttıkça kansere dönüşme ihtimali de artar. Ameliyat edilmeyen miyomlar 3 ile 6 ay aralıklarla yapılacak kontrollerle takibe alınmalıdır.</p>
<p><strong>6.Hangi testlerle miyom tanısı konulur?</strong></p>
<p>Muayene sırasında ultrason ile miyom tanısı konulabilmektedir. Bazen miyomun yerleşim yerini ve boyutlarını tam olarak değerlendirmek için MR görüntüleme yapılması gerekir.</p>
<p><strong>7.Miyomlar nasıl tedavi edilir? </strong></p>
<p>Miyomu besleyen damarların kapatılması, kanama, ağrı gibi semptomları hafifletilmesi veya miyom boyutlarının küçülmesini sağlayacak ilaç tedavileri olsa da miyomların en kesin tedavisi ameliyattır. </p>
<p><strong>8.Miyom ameliyatı sırasında rahmi korumak mümkün müdür?</strong></p>
<p>Miyomların tedavisi için iki tür ameliyat yapılır. Birinci seçenek rahim korunarak miyomların çıkartılması ikinci seçenek ise rahmin alınmasıdır. Hangi ameliyat türünün seçileceği hastanın yaşı, çocuk istemi veya çocuk sayısı gibi parametrelere göre değişmektedir. Hastalar, bireysel olarak değerlendirildikten sonra tedavi seçenekleri belirlenmelidir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-4-kadindan-1-inde-gorulen-miyomlar-hakkinda-merak-edilenler-347610">Her 4 Kadından 1 &#8216;inde Görülen Miyomlar Hakkında Merak Edilenler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
