<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ilişkisi | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/iliskisi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/iliskisi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Mar 2026 07:33:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>ilişkisi | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/iliskisi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Siber Güvenlik Uzmanı Eksikliği, Tedarik Zinciri Risklerini Önlemedeki En Büyük Engellerden Biri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/siber-guvenlik-uzmani-eksikligi-tedarik-zinciri-risklerini-onlemedeki-en-buyuk-engellerden-biri-622245</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 07:33:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[eksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[katılımcılar]]></category>
		<category><![CDATA[riskleri]]></category>
		<category><![CDATA[risklerini]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[siber]]></category>
		<category><![CDATA[Siber Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[tedarik]]></category>
		<category><![CDATA[Tedarik Zinciri]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[zinciri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622245</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky tarafından gerçekleştirilen yeni bir küresel araştırma, nitelikli BT güvenliği çalışanı eksikliğinin ve küresel organizasyonların tedarik zinciri ile güven ilişkisine dayalı saldırı risklerini azaltmak için çeşitli güvenlik görevlerine öncelik verme ihtiyacının altını çiziyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-guvenlik-uzmani-eksikligi-tedarik-zinciri-risklerini-onlemedeki-en-buyuk-engellerden-biri-622245">Siber Güvenlik Uzmanı Eksikliği, Tedarik Zinciri Risklerini Önlemedeki En Büyük Engellerden Biri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kaspersky tarafından gerçekleştirilen yeni bir küresel araştırma, nitelikli BT güvenliği çalışanı eksikliğinin ve küresel organizasyonların tedarik zinciri ile güven ilişkisine dayalı saldırı risklerini azaltmak için çeşitli güvenlik görevlerine öncelik verme ihtiyacının altını çiziyor. Türkiye&#8217;deki katılımcıların %44&#8217;ü her iki faktörü de temel engeller arasında gösteriyor.</strong></p>
<p>Kaspersky’nin tedarik zinciri ve güven ilişkisi risklerine odaklanan son araştırmasına* göre, tedarik zinciri saldırıları şirketler için en kritik tehditlerden biri haline gelmiş durumda. Son bir yıl içinde her üç kurumdan biri bu tür bir saldırıya maruz kaldığını belirtiyor. Söz konusu saldırıların artan sıklığı ve etkisi, şirketlerin bu riskleri etkin şekilde yönetmesini zorlaştıran temel nedenlerin anlaşılmasını zorunlu kılıyor. </p>
<p>Anket sonuçlarına göre, tedarik zinciri ve güven ilişkisinden kaynaklanan risklerin azaltılmasının önündeki en büyük engellerden biri uzman iş gücü eksikliği. Bu yetersizlik, organizasyonların kendi ekosistemlerindeki potansiyel üçüncü taraf zafiyetlerini düzenli olarak tespit etme ve izleme kapasitesini kısıtlıyor. Katılımcıların belirttiği bir diğer kritik engel ise birden fazla siber güvenlik önceliği arasında denge kurma zorunluluğu. Bu durum, güvenlik ekiplerinin aynı anda çok fazla görevle ilgilenmek zorunda kaldığını ve bunun sonucunda tedarik zinciri tehditlerinin gözden kaçabildiğini gösteriyor.</p>
<p>Kaynak kısıtlılığının ötesinde, katılımcılar yapısal sorunlara da dikkat çekiyor: Türkiye&#8217;deki işletmelerin %46’sı, yüklenicilerle yapılan sözleşmelerde net BT güvenliği yükümlülüklerinin bulunmadığını belirtiyor. Ayrıca katılımcıların %35&#8217;i, BT dışı güvenlik personelinin bu riskleri tam olarak kavramadığını dile getiriyor.</p>
<p>Araştırmaya göre Türkiye&#8217;deki işletmelerin %93 gibi ezici bir çoğunluğu, tedarik zinciri ve güven ilişkisi risklerine karşı koruma önlemlerini yükseltmeleri gerektiğini kabul ederken; mevcut güvenlik önlemlerini yeterli bulanların oranı yalnızca %7’de kalıyor.</p>
<p>Aynı zamanda araştırma sonuçları, üçüncü taraf risklerine yönelik mevcut risk yönetimi uygulamaları parçalı kaldığını ve hiçbir koruma yönteminin kullanıcılar arasında %42&#8217;den fazla bir benimsenme oranına ulaşamadığını gösteriyor. En yaygın koruyucu önlem olan iki faktörlü kimlik doğrulama (2FA) bile Türkiye de’ki katılımcıların yalnızca %26&#8217;sı tarafından kullanılıyor. Ayrıca, kuruluşların sadece %42&#8217;si yüklenicilerin siber güvenlik duruşlarını düzenli olarak gözden geçiriyor. Sonuç olarak, işletmelerin yaklaşık üçte ikisi iş ortaklarının güvenliği konusunda sürekli görünürlük sağlayamıyor; bu da onları ekosistemlerindeki gelişen zafiyetlere karşı savunmasız bırakıyor.</p>
<p>Küresel ölçekte dikkat çekici bulgular ise, halihazırda tedarik zinciri ve güven ilişkisine dayalı saldırılara maruz kalmış şirketlerin daha güçlü güvenlik alışkanlıkları edinme eğiliminde olmasıdır. Tedarik zinciri olaylarından etkilenen şirketlerin sızma testi sonuçlarını talep etme olasılığı daha yüksekken (%56); güven ilişkisi ihlali mağdurları endüstri standartlarına uyumluluk kontrollerine (%56) ve yüklenicilerin kendi tedarik zinciri politikalarına (%53) öncelik veriyor.</p>
<p><em><strong>Kaspersky Güvenlik Operasyonları Merkezi (SOC) Başkanı Sergey Soldatov</strong> konuyla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: &#8220;Güvenlik ekipleri kapasitelerinin üzerinde çalıştığında, personel eksikliği yaşandığında ve uzun vadeli dayanıklılık stratejileri yerine acil görevlere öncelik vermek zorunda kaldığında; organizasyonlar, tedarikçi ekosistemi içinde sessizce ilerleyebilen tehditlere karşı korumasız kalıyor. Bu döngüyü kırmak için endüstrinin; standartlaştırılmış yüklenici değerlendirmelerinden ekipler arası farkındalığın artırılmasına kadar daha bütünleşik ve tutarlı hafifletme stratejilerini benimsemesi gerekiyor. Tedarik zinciri güvenliği, tüm iş ağı genelinde paylaşılan ve hesap verebilir bir sorumluluk haline gelmelidir.&#8221;</em></p>
<p>Şirketlerin tedarik zinciri risklerini azaltabilmesi ve iş sürekliliğini güvence altına alabilmesi, ancak organizasyon genelinde önleyici tedbirlerin uygulanması ve tedarikçi–yüklenici ilişkilerinin stratejik bir bakış açısıyla ele alınmasıyla mümkün.</p>
<p>Kaspersky, bu riskleri azaltmak için şu adımları öneriyor:</p>
<ul>
<li><strong>Yönetilen güvenlik hizmetlerinden yararlanın:</strong> Siber güvenlik kaynakları sınırlı olan kurumlar için dış kaynak kullanımı kritik önem taşır. Kaspersky Managed Detection and Response (MDR) ve  Incident Response gibi çözümler, tehdit tespitinden müdahaleye ve sürekli korumaya kadar tüm olay yönetimi sürecini kapsar. </li>
<li><strong>Siber güvenlik eğitimlerine yatırım yapın:</strong> Çalışanların bilgi seviyesini artırmak için uygulamaya dönük, kendi kendine ilerlemeli veya Kaspersky Siber Güvenlik Eğitimleri tercih edilmelidir. Bu sayede güvenlik ekiplerinin teknik yetkinlikleri gelişir ve şirketler daha karmaşık saldırılara karşı korunur. </li>
<li><strong>Tedarikçileri anlaşma öncesinde kapsamlı şekilde değerlendirin:</strong> Siber güvenlik politikaları, geçmiş olay kayıtları ve sektör standartlarına uyum gibi kriterler mutlaka incelenmelidir. Yazılım ve bulut hizmetleri için ayrıca zafiyet verileri ve penetrasyon test sonuçları değerlendirilmelidir. </li>
<li><strong>Sözleşmelere güvenlik gerekliliklerini dahil edin:</strong> Tedarikçi sözleşmeleri; düzenli güvenlik denetimleri, kurum politikalarına uyum ve olay bildirim süreçleri gibi açık bilgi güvenliği yükümlülüklerini içermelidir. </li>
<li><strong>Tedarikçilerle güvenlik konusunda iş birliği yapın:</strong> Koruma seviyesini her iki taraf için de güçlendirmek ve güvenliği ortak bir öncelik haline getirmek kritik önem taşır.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/siber-guvenlik-uzmani-eksikligi-tedarik-zinciri-risklerini-onlemedeki-en-buyuk-engellerden-biri-622245">Siber Güvenlik Uzmanı Eksikliği, Tedarik Zinciri Risklerini Önlemedeki En Büyük Engellerden Biri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğretmen-öğrenci ilişkisi güvene dayalı olmalı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ogretmen-ogrenci-iliskisi-guvene-dayali-olmali-593530</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2025 07:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[dayalı]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[güvene]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Luş]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenciler]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencilerin]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen-öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenler]]></category>
		<category><![CDATA[olmalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=593530</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, sağlıklı bir öğretmen-öğrenci ilişkisi kurmanın önemi, sınırların belirlenmesi ve bireysel ihtiyaçlara dikkat edilmesinin öğrencilerin gelişimi üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogretmen-ogrenci-iliskisi-guvene-dayali-olmali-593530">Öğretmen-öğrenci ilişkisi güvene dayalı olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, sağlıklı bir öğretmen-öğrenci ilişkisi kurmanın önemi, sınırların belirlenmesi ve bireysel ihtiyaçlara dikkat edilmesinin öğrencilerin gelişimi üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Öğretmen-öğrenci ilişkisi, güven, saygı, empati ve açık iletişime dayalı olmalı!</strong></p>
<p>Öğretmen-öğrenci ilişkisinin, öğretmenler ile öğrencileri arasında onları motive eden, kişisel olarak büyümelerine yardımcı olan, öğretmenlerin neredeyse bir rol model olarak kabul edildiği karşılıklı anlayış ve güvene dayalı bir iletişimi ifade ettiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Bu ilişki hem öğrenme ortamını olumlu etkilemeli, hem de öğrencilere güvenlik duygusu vermeli. Güven, saygı, empati ve açık iletişim bu ilişkinin en önemli özellikleridir.” dedi. </p>
<p>Öğretmenlerin, öğrenciler ahlaki, etik ve hatta sosyal açıdan gelişmeleri için motive ettiklerini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Luş, “Bu gelişim, öğrencilerde sorumluluk duygusunu besleyerek akademik açıdan daha pozitif bir gelişim göstermelerini sağlar. Olumlu sınıf ortamı oluşturarak akademik açıdan zorlanan öğrencilerin bu zorluklarını ifade etmeleri için olumlu koşullar yaratır, sınıf içinde daha aktif ve katılımcı olmalarına yardımcı olur. Hem de bu öğrencilere yardımcı olarak bireyin başarılı olma duygusunu hissetmesini sağlar. Doğal olarak öğrencilerin akademik başarıları da olumlu yönde artar.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Öğretmenlerin bireysel ihtiyaçlara dikkat etmemesi, öğrencilerin gelişimini olumsuz etkiler!</strong></p>
<p>Her öğrencinin ihtiyaçlarının farklı olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Becerileri ve zorlandıkları alanlar, psikolojik dayanıklılıkları değişiklik gösterir. Öğretmenlerin bunlara dikkat etmemesi ve iletişime özen göstermemesi; sadece sınıf düzeyinde değil, öğrencilerin bireysel olarak da duygusal, fiziksel ve sosyal gelişimlerinde aksamalar olacağı anlamına gelir.” dedi.</p>
<p>Öğretmen-öğrenci ilişkisinin olumsuz olması durumunda, öğrencilerin tavırlarını ve performanslarını düzeltmek için zamanında ve yapıcı geri bildirimlerden de mahrum kalacağına vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Luş, şöyle devam etti:</p>
<p>“Çocuğun davranışını anlamadan, sabırsızca hareket eden bir öğretmen çocukta kaygı problemleri oluşmasına neden olabilir; ya da öğrencinin hangi alanlarda yeteneği olduğunu keşfedemeyebilir. Kendilerine güvenli birer yetişkin olmaları zorlaşabilir. Daha iyi davranışlar için onları etkili bir şekilde yönlendiremeyen öğretmen, disiplin konusunda da başarı sağlayamayabilir. Bu da özellikle davranış problemleri olan çocukların bu sorunu devam ettirmelerine neden olabilir.”</p>
<p><strong>Öğretmen ve öğrenci arasındaki sınır, öğrencilerin yaşına ve gelişim düzeyine göre belirlemeli!</strong></p>
<p>Sağlıklı bir ilişki için öğretmen ve öğrenci arasındaki sınırların nasıl belirlenmesi gerektiğine değinen<strong> </strong>Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Sınırları öğrencilerin yaşına ve gelişim düzeyine göre, onunla konuşarak, duygu ve düşüncelerini ifade etmesine izin vererek belirlemek gerekir.” dedi.</p>
<p>Yargılama ve önyargı olmaksızın düzenli ve açık bir iletişim sürdürmek gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Luş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Öğrencilerin fikir ve endişelerini paylaşabilecekleri etkileşimli etkinlikler, tartışmalar düzenlemek bunun için iyi bir örnek olabilir. Öğrencilere sorumluluk duygusu ve ekip çalışmasını öğreten işbirlikçi yaklaşım da oldukça faydalıdır. Bu şekilde öğrenciler eylemlerinin ve öğrenmelerinin sorumluluğunu üstlenirler; bu da problem çözme becerilerini geliştirir. Sınır, bunlara dikkat ederek açık bir şekilde öğrenciye ifade edilebilir. Sonrasında, ceza olmayan, yeni bir davranış önererek seçenek sunulabilir. İstenilen davranışı uygulayabilmesi için uygun ortamlar oluşturarak fırsat verilebilir. Öğrenci çabası için takdir edilebilir. Buna rağmen öğrenci olumsuz davranışını sürdürmeye devam ediyorsa yaptığı davranışın sorumluluğunu üstlenmesi sağlanabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ogretmen-ogrenci-iliskisi-guvene-dayali-olmali-593530">Öğretmen-öğrenci ilişkisi güvene dayalı olmalı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser ve beslenme ilişkisi tartışılıyor…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-ve-beslenme-iliskisi-tartisiliyor-528233</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 May 2025 10:57:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[tartışılıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=528233</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi’nce düzenlenen “2. Ulusal Beslenme ve Diyetetikte Güncel Yaklaşımlar Kongresi”, Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda başladı. Bu yılki teması "Kansere Bütüncül Yaklaşımda Beslenmenin Gücü" olarak belirlenen kongrede, uzman akademisyenler kansere karşı koruyucu beslenme yaklaşımlarını ve bu alandaki en son bilimsel bulguları paylaşıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-ve-beslenme-iliskisi-tartisiliyor-528233">Kanser ve beslenme ilişkisi tartışılıyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi’nce düzenlenen “2. Ulusal Beslenme ve Diyetetikte Güncel Yaklaşımlar Kongresi”, Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda başladı. Bu yılki teması &#8220;Kansere Bütüncül Yaklaşımda Beslenmenin Gücü&#8221; olarak belirlenen kongrede, uzman akademisyenler kansere karşı koruyucu beslenme yaklaşımlarını ve bu alandaki en son bilimsel bulguları paylaşıyor.</p>
<p>Kongre açılış konuşmalarını, Kongre başkanı aynı zamanda da Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Müge Arslan, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin ve Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yediğimiz şeyler kişiliğimizi, davranışlarımızı da etkiliyor”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, geçen yılki kongrenin verimliliğine değinerek, bu yılki kongrenin de güncel yaklaşımları ele alacağını ve özellikle &#8220;kansere bütüncül yaklaşım&#8221; temasının önemini vurguladı.</p>
<p>Kanserin istatistiksel olarak arttığını ve bunun sebeplerinden birinin beslenme alışkanlıkları olduğunu belirten Tarhan, kendi alanı olan psikiyatri perspektifinden beyin-beden aksı ve beslenmenin bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerine değindi. Farelerde kiraz çiçeği kokusu ve elektroşok kullanılarak yapılan bir deneyi örnek veren Prof. Dr. Tarhan, öğrenilmiş davranışların ve çevresel etkilerin genetik yapıda değişikliklere yol açabildiğini ve bu durumun &#8220;epigenetik&#8221; olarak adlandırıldığını söyledi. Bu tür değişikliklerin mikro DNA&#8217;lar aracılığıyla yeni nesillere aktarılabileceğini ve öğrenme devam ederse bu etkilerin sürebileceğini belirtti. Solucanlarda yapılan benzer bir deneyi de aktaran Prof. Dr. Tarhan, &#8220;Yediğimiz şeyler aslında sadece midemizi etkilemiyor. Kişiliğimizi, davranışlarımızı da etkiliyor.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Gıdaların DNA hasarı yapıp yapmayacağı gibi konular tartışılmalı</strong></p>
<p>İşlenmiş gıdaların yaygınlaştığı ve ne yediğimizin tam olarak bilinmediği bir dünyada bu konunun ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, gıdaların DNA hasarı yapıp yapmayacağı gibi konuların tartışılması gerektiğini ifade etti. İnsanın yemekle de bir ilişkisi olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, Gaziantepli bir hastasının &#8220;Yemek yemeyeceksem niye yaşayayım ki?&#8221; sözlerini hatırlatarak, yemeğe yüklenen anlamın önemine dikkat çekti. Bu tür durumlarda yemek farkındalığının ve bilinçli yemek yemenin ortadan kalktığını ve bunun da birçok hastalığa davetiye çıkardığını, bu bağlamda &#8220;mindful eating&#8221; (bilinçli yemek yeme) programlarının önemine değindi.</p>
<p><strong>İnsanların hasta olmaması için neler yapılabilir?</strong></p>
<p>Sağlıkçıların öncelikli görevinin birincil koruma olduğunu, yani insanların hasta olmaması için neler yapılabileceğini belirlemek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, &#8220;İnsanların hasta olmaması için neler yapılabilir? Bunun başında doğru ve dengeli beslenme geliyor. Prebiyotikler, probiyotikler ve benzeri tüm unsurlar, hastalıkların önlenmesiyle doğrudan ilgilidir. Mikrobiyotayı nasıl korumamız gerektiği konusu da bu bağlamda önemli bir yere sahip. Tüm bunlar, koruyucu hekimlik açısından ele alınması gereken temel başlıklardır.” diye konuştu.</p>
<p>Özellikle gıda ile kimya arasındaki ilişkinin, gıdanın insan ruh sağlığı ve beyin sağlığı üzerindeki etkilerinin üzerine daha çok araştırma yapılması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Bu noktada genç katılımcıların ilgisini görmek beni sevindiriyor. Onların bu konulara ilgi duyması ve önem vermesi büyük değer taşıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yaşam biçimi, hastalıkların yüzde 60-70’inde belirleyici rol oynuyor</strong></p>
<p>Kolon kanserinin günümüzde oldukça yaygın olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu hastalık ile beslenme arasında çok yakın bir ilişki bulunuyor. Beslenme biçimiyle bağırsak mikrobiyotası arasındaki ilişki ise bir o kadar güçlü. Eğer bir kişinin ailesinde kolon kanseri öyküsü varsa, yani genetik bir yatkınlık söz konusuysa, bu kişinin kolon kanserine yakalanma riski artıyor. Ancak genetik yatkınlık oranı sanıldığından çok daha düşük; yalnızca yaklaşık yüzde 5 civarında. Bu noktada önemli bir ayrıntı var. Eğer bireyde kolon kanserine yatkınlık geni varsa ama kişi sağlıklı beslenirse, bu gen aktif hale geçmeyebilir; yani ‘sessiz’ kalır. Ancak kişi sağlıksız beslendiğinde bu gen aktive olabilir ve kanserli hücrelerin oluşum süreci başlayabilir. Bu nedenle yaşam biçimi, hastalıkların yüzde 60-70’inde belirleyici rol oynar. Sağlıklı beslenememek ve sağlıklı davranış geliştirememek, birçok hastalığın temel nedenidir.”</p>
<p><strong>Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin: “Günümüzde birçok ülkede artık 70&#8217;li, 80&#8217;li, 90&#8217;lı 100’lü yaşlılar var”</strong></p>
<p>Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin, kongrenin temasının önemine vurgu yaptı.</p>
<p>Kanser gelişimindeki etkenlere bakıldığında, genetik özellikler üzerinde bugünkü bilgilerle çok fazla değişiklik yapılamadığını ancak bu alanda çalışmaların hızla devam ettiğini belirten Prof. Dr. Ertekin, çevresel faktörlerin ise bir kısmına müdahale edilebildiğini, iklim değişiklikleri ve hava kirliliği gibi faktörlere doğrudan etki edilemese de bireysel olarak yapılabileceklerin başında beslenmenin geldiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Dünyada ölüm sebepleri arasında kanserler başta geliyor</strong></p>
<p>Dünyada ölüm sebepleri arasında başta gelen kanserlerin, insan yaşamının uzamasıyla birlikte hem Türkiye&#8217;de hem de dünyada daha büyük bir toplumsal sorun haline geleceğini ifade eden Prof. Dr. Ertekin, &#8220;Günümüzde birçok ülkede artık 70&#8217;li, 80&#8217;li, 90&#8217;lı 100’lü yaşlılar var. Kanser gelişimindeki en önemli riskler arasında da yaşam süresinin uzaması geliyor. Uzadıkça hücrelerdeki genetik yapılar bozuluyor, mutasyona uğruyor ve kanserojen etkenler ortaya çıkıyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Bu noktada devletlerin ve ülkelerin önlemler alması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ertekin, bilgilendirme, farkındalık yaratma ve tarama programlarının geliştirilmesinin önemine işaret etti.</p>
<p>Bireysel olarak yapılabileceklerin ise bedeni aşırı kilolardan korumak ve hareketli, aktif bir yaşam sürmek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ertekin, bu iki faktörün tüm kanser türleri için en önemli risk faktörleri arasında yer aldığını vurguladı.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Müge Arslan:</strong> “<strong>Kanser yalnızca Türkiye&#8217;de değil, küresel ölçekte de önemli bir sağlık yükü oluşturuyor”</strong></p>
<p>Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı, Kongre Başkanı Doç. Dr. Müge Arslan, kanserle mücadelede beslenmenin kritik rolüne dikkat çekti.</p>
<p>Bu seneki kongrenin ana temasının ‘Kansere Bütüncül Yaklaşımda Beslenmenin Rolü’ olarak belirlendiğini ifade eden Doç. Dr. Arslan, “Kanser yalnızca Türkiye&#8217;de değil, küresel ölçekte de önemli bir sağlık yükü oluşturuyor. Sıklık ve prevalansındaki artışa paralel olarak mortalite oranları da yükseliyor. Kanser sadece tanı alan kişiyi değil, yakın çevresini ve ailesini hem psikolojik hem de yaşam kalitesi açısından etkileyen çok temelli bir sorun. Bu nedenden ötürü biz de bu bağlamda multidisipliner yaklaşımla ele alarak beslenmenin gücünü ve beslenme uygulamalarını konuşmak istedik.” dedi.</p>
<p>Kongreye olan yoğun ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getiren Doç. Dr. Arslan, &#8220;Buradaki kalabalık beni gerçekten çok umutlandırıyor.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>Konuşmaların ardından konuşmacılarla katılımcılar toplu fotoğraf çektirdi.</p>
<p><strong>&#8220;Kanserden Korunmada Beslenme Yaklaşımları&#8221; oturumu</strong></p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından kongrenin ilk oturumuna geçildi. Doç. Dr. Müge Arslan ve Prof. Dr. Yasemin Akdevelioğlu&#8217;nun oturum başkanlıklarını üstlendiği &#8220;Kanserden Korunmada Beslenme Yaklaşımları&#8221; başlıklı oturumda, alanında uzman isimler önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p>Oturumda ilk olarak İstanbul Aydın Üniversitesi&#8217;nden Dr. Öğr. Üyesi Begüm Kalyoncu, &#8220;Kanserin Önlenmesinde Beslenmenin Genetik Kodları: Epigenetik ve Nutrigenetik&#8221;, Yüksek İhtisas Üniversitesi&#8217;nden Dr. Öğr. Üyesi Sevan Çetin Özbek, &#8220;Antioksidanlar ve Fitokimyasallar: Doğal Koruyucuların Rolü&#8221;,  Gazi Üniversitesi&#8217;nden Prof. Dr. Yasemin Akdevelioğlu, &#8220;Kanserden Korunmada Yeni Yaklaşımlar: D Vitamini ve Omega-3&#8221;, özel klinikten Prof. Dr. Tarkan Karakan ise &#8220;Bağırsak Mikrobiyomu ve Kanser: Fermante Besinler&#8221; konulu sunumunu gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>Kanserle mücadelede beslenme stratejileri </strong></p>
<p>Kongrede öğleden sonraki oturumlarda da kanserle mücadelede beslenmenin rolünü çok yönlü biçimde değerlendirmeye devam edecek. Prof. Dr. Çetin Kaymak ve Prof. Dr. Bülent Saka’nın başkanlığında gerçekleştirilecek olan ikinci oturumda, “Kanserde Hedefe Yönelik Tedavi Yöntemleri” konusu ele alınacak. Amerikan Hastanesi’nden Prof. Dr. Perran Fulden Yumuk, “Malnütrisyon, Sarkopeni, Kaşeksi: Klinik Uygulamaları”, aynı hastaneden Dr. Dyt. Tuğçe Aytulu ise “Kanser Hastalarında Kişiselleştirilmiş Beslenme Tedavisi” başlıklı sunum gerçekleştirecek.</p>
<p><strong>Kanserde hedefe yönelik tedavi yöntemleri masaya yatırılacak</strong></p>
<p>Kongrede üçüncü oturum, Prof. Dr. Perran Fulden Yumuk ve Prof. Dr. Yasemin Akdevelioğlu’nun oturum başkanlığında yürütülecek. Bu oturumda da &#8220;Kanserde Hedefe Yönelik Tedavi Yöntemleri&#8221; teması kapsamında İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bülent Saka “Kanser Tedavisinde Beslenme ve İlaç Etkileşimleri”, İstanbul Kent Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gamze Akbulut “Kanser Hücrelerini Aç Bırakmak: Metabolik Stratejiler ve Tedavi Potansiyeli”, Lokman Hekim Üniversitesi Uzm. Dyt. Birgül Dağ “Kanser Hastalarının Beslenme Protokollerinde Diyetisyenin Rolü” ve İstanbul Medipol Üniversitesi’nden Doç. Dr. Nihal Zekiye Erdem “Ketojenik Diyetler: Kanserle Mücadelede Etkin Bir Strateji mi?” konusunu ele alacak.</p>
<p><strong>Kanser sonrası iyileşme süreci ve palyatif bakım konuları ele alınacak</strong></p>
<p>Kongrede ikinci günde de ilk oturum Doç. Dr. Müge Arslan ve Dr. Dyt. Tuğçe Aytulu&#8217;nun oturum başkanlıklarında başlayacak. Üsküdar Üniversitesi&#8217;nden Dr. Çisem Uzun, &#8220;Remisyon Döneminde Sosyal Hayata Yeniden Adaptasyon: Psiko-Sosyal Destek ve İyileşme Süreci&#8221;, Adana Şehir Hastanesi&#8217;nden Uzm. Dyt. Dilek Doğan &#8220;Remisyon Döneminde Beslenme Müdahalesi: Güvenli ve Etkili Yaklaşımlar&#8221;, Bakırköy Sadri Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;nden Doç. Dr. Mehmet Yürüyen de &#8220;Palyatif Bakımda Yaşam Kalitesinin Artırılması ve Semptom Yönetimi&#8221; başlıklı sunum gerçekleştirecek.</p>
<p>&#8220;Kanser Hastalarında Olgu Sunumu&#8221; başlıklı özel bölümde Amerikan Hastanesi&#8217;nden Uzm. Dyt. Handan Doğan Kavuştu, Koç Üniversitesi Hastanesi&#8217;nden Uzm. Dyt. Ceren Ergüden Soytürk ve Kanser Derneği&#8217;nden Dyt. Selin Zingil Türk, pratikten örneklerle kanser hastalarının beslenme süreçlerini ve karşılaşılan durumları katılımcılarla paylaşacak. Kongre Doç. Dr. Müge Arslan ve Dr. Öğr. Üyesi Sevan Çetin Özbek’in sözel bildiri ve poster sunumları ile sona erecek</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-ve-beslenme-iliskisi-tartisiliyor-528233">Kanser ve beslenme ilişkisi tartışılıyor…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir&#8217;e Avrupa&#8217;dan bir hibe daha İzmirlilerin denizle ilişkisi güçlendirilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmire-avrupadan-bir-hibe-daha-izmirlilerin-denizle-iliskisi-guclendirilecek-418228</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Oct 2023 08:38:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[avrupadan]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[denizle]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendirilecek]]></category>
		<category><![CDATA[hibe]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[izmire]]></category>
		<category><![CDATA[izmirlilerin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=418228</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Re-Value” projesi kapsamında Avrupa Komisyonu’ndan 239 bin 625 Euro (7 milyon 131 bin TL) hibe almaya hak kazandı. Kentlilerin denizle etkileşimini güçlendirmeyi hedefleyen ve 2027 yılına kadar devam edecek proje için İzmir’in paydaşları da belirlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmire-avrupadan-bir-hibe-daha-izmirlilerin-denizle-iliskisi-guclendirilecek-418228">İzmir&#8217;e Avrupa&#8217;dan bir hibe daha İzmirlilerin denizle ilişkisi güçlendirilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İzmir’e Avrupa’dan bir hibe daha</strong></p>
<p><strong>İzmirlilerin denizle ilişkisi güçlendirilecek</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Re-Value” projesi kapsamında Avrupa Komisyonu’ndan 239 bin 625 Euro (7 milyon 131 bin TL) hibe almaya hak kazandı. Kentlilerin denizle etkileşimini güçlendirmeyi hedefleyen ve 2027 yılına kadar devam edecek proje için İzmir’in paydaşları da belirlendi.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa kıyı şehirlerinde kentsel kalite ve iklimsel sürdürülebilirlik kavramlarına yeniden değer vermeyi amaçlayan “Re-Value” projesi kapsamında 239 bin 625 Euro hibe bütçesi almaya hak kazandı. Avrupa Komisyonu tarafından alınan kararla İzmir’le birlikte Ålesund (Norveç), Bruges (Belçika), Burgas (Bulgaristan), Rimini (İtalya), Cascais (Portekiz), Constanta (Romanya), Písek (Çek Cumhuriyeti) ve Rijeka (Hırvatistan) kentleri paydaş olarak belirlendi. Proje, 2027 yılına kadar devam edecek.</p>
<p><strong>Kıyı bölgeleri yenilenecek</strong></p>
<p>Re-Value projesi kapsamında İzmir, halkın denizle etkileşimini güçlendirmek için bütünsel tasarım stratejisini genişletecek, kentin belirlenen kesimlerinde doğaya ve kent estetiğine uygun şekilde kıyı bölgelerini yenileyecek. Ayrıca kentin mirası ve turizmi açısından önemli olan noktalarını birbirine bağlamak için gerekli çalışmalar yapılacak, dijital ekosistem modelleme çözümleri ile kentsel sel riskinin azaltılması için sünger bölge yaklaşımı deneyimlenerek kentin mavi-yeşil altyapıları güçlendirilecek. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmire-avrupadan-bir-hibe-daha-izmirlilerin-denizle-iliskisi-guclendirilecek-418228">İzmir&#8217;e Avrupa&#8217;dan bir hibe daha İzmirlilerin denizle ilişkisi güçlendirilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Migren ile şeker ilişkisi, Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/migren-ile-seker-iliskisi-abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-401050</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Sep 2023 18:24:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[bülteninde]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=401050</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan ve tıbbın popüler alanındaki gelişmelerin, bilgilendirici özetler şeklinde kamuoyu ile paylaşıldığı “Bilimsel Gündem” bülteninin yeni sayılarında çok çarpıcı bilgilere yer verildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/migren-ile-seker-iliskisi-abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-401050">Migren ile şeker ilişkisi, Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü tarafından hazırlanan ve tıbbın popüler alanındaki gelişmelerin, bilgilendirici özetler şeklinde kamuoyu ile paylaşıldığı “Bilimsel Gündem” bülteninin yeni sayılarında çok çarpıcı bilgilere yer verildi. 44’üncü sayıda şeker ve migren bağlantısı ile internet bağımlılığı, 45’inci sayıda ise tatilde güneşten korunma gibi önemli başlıklara yer veriliyor. “Bilimsel Gündem” bültenleri, Abdi İbrahim web sitesinin yanı sıra Spotify ve Youtube’da da yayımlanıyor. </strong></em></p>
<p>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim’in Medikal Direktörlüğü’nce hazırlanan ve 2 hafta bir yayımlanan, “Bilimsel Gündem” bültenlerinin son 2 sayısında; yeni, çarpıcı ve pratik bilgilere yer veriliyor. </p>
<p>Tıbbın popüler alanındaki tüm yeni gelişmelerin kamuoyu ile paylaşıldığı, sade, kolay anlaşılır ve bilgilendirici yapıdaki bültenler, 25 bin KVKK onaylı kişiye mail yoluyla iletiliyor. Tıp alanındaki gelişmelerin yanı sıra bu alanda iz bırakan Türk ve yabancı bilim insanları hakkında da bilgi paylaşımı yapılan referans kaynak niteliğindeki bültenler, Abdi İbrahim web sitesinde yayımlanıyor. Bunun yanı sıra her yeni sayısı podcast formatında Spotify’a yükleniyor ve sonrasında bu podcastler Youtube üzerinden de paylaşılıyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Son 2 sayının başlıkları: Migren-şeker ilişkisi, internet bağımlılığı, tatilde güneşten korunma</strong></p>
<p>“Bilimsel Gündem”in son yayımlanan 44&#8217;üncü ve 45’inci sayılarında öne çıkan bazı kritik başlıklar ise şöyle: </p>
<ul>
<li><strong>Migren-şeker ilişkisi</strong>: Migren ile açlık insülini, açlık glikozu ve glikolize hemoglobin (HbA1c) arasındaki, ayrıca baş ağrısı ile glikoz, açlık insülini, HbA1c ve açlık proinsülini arasındaki genetik  bağlantı. </li>
<li><strong>İnternetin kötüye kullanımı: </strong>İnternet bağımlılığı ve bunun özellikle öğrenciler üzerindeki olumsuz etkileri. </li>
<li><strong>ASMR’ye bilimsel bir bakış:</strong> ASMR (Otonom Duyusal Meridyen Yanıtı) nedir? ASMR deneylerinin ortaya koyduğu ilginç sonuçlar.</li>
<li><strong>Tatilde güneşten korunma</strong>: 12-55 yaş arası tatilcilerdeki tatilde güneşten korunma davranışları araştırmasının sonuçlar ve uzun süreli güneşe maruz kalmanın sağlığa zararları.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/migren-ile-seker-iliskisi-abdi-ibrahim-bilimsel-gundem-bulteninde-401050">Migren ile şeker ilişkisi, Abdi İbrahim &#8216;Bilimsel Gündem&#8217; bülteninde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doç. Dr. Tunç &#8220;Çocuğun Babayla Olan İlişkisi Kişilik Özelliklerine Yansıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/doc-dr-tunc-cocugun-babayla-olan-iliskisi-kisilik-ozelliklerine-yansiyor-385060</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Jun 2023 11:40:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[babayla]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğun]]></category>
		<category><![CDATA[doç]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[özelliklerine]]></category>
		<category><![CDATA[tunç]]></category>
		<category><![CDATA[yansıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=385060</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk gelişiminde annenin olduğu kadar babaların da çocuklarıyla doğru iletişim ve etkileşim içinde olması gerektiğinin altını çizen Psikiyatri uzmanı Doç. Dr. Serhat Tunç, baba-çocuk iletişimi güçlü olan çocukların olumlu kişilik özellikleri geliştirmesinin yanında hayatla kurdukları bağı da güçlendireceğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-tunc-cocugun-babayla-olan-iliskisi-kisilik-ozelliklerine-yansiyor-385060">Doç. Dr. Tunç &#8220;Çocuğun Babayla Olan İlişkisi Kişilik Özelliklerine Yansıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Çocuk gelişiminde annenin olduğu kadar babaların da çocuklarıyla doğru iletişim ve etkileşim içinde olması gerektiğinin altını çizen Psikiyatri uzmanı Doç. Dr. Serhat Tunç, baba-çocuk iletişimi güçlü olan çocukların olumlu kişilik özellikleri geliştirmesinin yanında hayatla kurdukları bağı da güçlendireceğini söyledi. Doç. Dr. Tunç, “Çocuğun düşünsel, sosyal-duygusal, cinsel-rol ve kimlik gelişimi üzerinde baba ile etkileşimin önemli rolü bulunur” dedi. </em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Baba-çocuk etkileşiminin çocukların gerçek dış dünyaya hazırlanmalarının yanında sosyal-duygusal-iletişim becerilerini geliştirmesinde de son derece önemli olduğunun altını çizen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Psikiyatri uzmanı Doç. Dr. Serhat Tunç, bu nedenle ebeveynlerin çocuk yetiştirirken sorumluluğu paylaşmalarının önemine dikkat çekti. Çocuk gelişiminde baba figürünün önemini anlatan Doç. Dr. Tunç, şu bilgileri verdi: </p>
<p>“Sağlıklı çocuk gelişiminde hem annenin hem de babanın etkileşiminin farklı sonuçları vardır. Örneğin çocuğun düşünsel, sosyal-duygusal, cinsel-rol ve kimlik gelişimi üzerinde baba ile etkileşimin önemli rolü bulunur. Bununla birlikte baba-çocuk etkileşimi çocukta farklılaşmayı başlatır, bağımsızlaştırır ve yaratıcılık kazandırır. Bu nedenle babalar da çocuklarıyla oyun oynamalı onlara kitap okumalı ve rol model olmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p>“<strong>KIZ ÇOCUKLARI GÜVEN, ERKEKLER SABIR SEMBOLÜ OLARAK GÖRÜYOR”</strong></p>
<p>Kız çocukları babayı daha çok emniyet ve güven sembolü olarak algılarken erkek çocuklarının kararlı olmak ve sabırlı olmak konusunda rol modeli olarak aldıklarını söyleyen Doç. Dr. Tunç, baba çocuk ilişkisinin çocuğun başkalarıyla olan iletişimini de etkilediğini anlattı. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>0-6 YAŞ ARASI ÖNEMLİ</strong></p>
<p>Özellikle 0-6 yaş arasının çok önemli olmakla birlikte her çocuğun ayrı gelişimsel süreçleri olduğu ve her gelişimsel dönemde farklı noktalara dikkat etmek gerektiğini anlatan Doç. Dr. Serhat Tunç, “Kişiliğin esas yapısı altı yaşına kadar oluşur. <em>Baba-çocuk iletişimi güçlü olan çocuklar olumlu kişilik özellikleri geliştirdikleri görülüyor. İyi bir baba-çocuk ilişkisinin çocuğun hayatla kurduğu ilişkiyi de güçlendirdiği unutulmamalı.”</em></p>
<p>Ebeveynlerin zorlanabildikleri ergenlik döneminde de bazı noktalara dikkat etmek gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Serhat Tunç, “Bu dönemde ergenler için arkadaşları ön plana geçer. Dolayısıyla iyi iletişim için ebeveynlerin ergenlerin arkadaşlarını tanımaları ve olumlu ilişkilerini desteklemeleri önemli. Olumsuz gördükleri ilişkilerinde ise mutlaka bu görüşlerini nedenleriyle açıklayarak ifade etmeleri gerekir.” </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>İLİŞKİYİ GÜÇLENDİRECEK SOMUT ÖNERİLER</strong></p>
<p>Baba çocuk ilişkisinde en önemli noktanın çocuğa sevildiğini ve değerli olduğunu hissettirmek olduğunun altını çizen Doç. Dr. Tunç, doğru iletişim kurmak için yapılabilecekleri şöyle sıraladı: </p>
<p>“Babalar çocuğa sevildiklerini sözlü olarak da mutlaka söylemeli. Bununla birlikte davranışsal olarak da gösterdiği ilgiyle bunu hissettirmeli.  Çocuklar öfkelendiğinde onları yargılamadan, suçlamadan sadece dinlemeye çalışarak duygularını anlamaya çalışılmalı ve çocuğun düşünceleri dinlenilmelidir. Ayrıca babanın rol model olarak örnek olabilmek için söyledikleriyle yaptıkları da tutarlı olmalı. En önemli noktalardan biri de çocukla gerçekten kaliteli vakit geçirilmeli. Bunun için ayrılacak zamanın süresinden ziyade birlikte yaptıkları paylaşım önem taşır. Ve bir aradayken baba sadece çocuğa odaklanmalı.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“ÇOCUKLARI KALİTESİZ UYARANLARDAN UZAK TUTUN”</strong></p>
<p>İçinde bulunduğumuz dönemin en önemli sorun ve zorluklarından birinin ekran maruziyeti olduğuna işaret eden Doç. Dr. Serhat Tunç, “Çocuklar sosyal ilişki ve etkileşimleri modelleyerek sosyal beceri kazanırlar. Ancak ne yazık ki uyaranların yoğun olduğu ve yüz yüze sosyal iletişimin azaldığı bir dönem içerisindeyiz. Dolayısıyla ebeveynlerin çocuklarını kalitesiz uyaranlardan uzak tutmaları da ayrıca önem taşıyor.”</p>
<p> </p>
<p><strong>ÇOCUĞUNUZLA İLİŞKİNİZDE BU YANLIŞLARA DÜŞMEYİN</strong></p>
<p>Sağlıklı bir iletişimde yapılması gerekenler kadar yapılmaması gerekenlerin de önem taşıdığının altını çizen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Bağdat Caddesi Polikliniği’nden Psikiyatri uzmanı Doç. Dr. Serhat Tunç, bu konuda ebeveynlere şu önerilerde bulundu. </p>
<p>“Babaların annelere saygı duymaması çocukları olumsuz etkiler. Ayrıca sevgilerini sözel ve davranışsal olarak ifade etmemeleri, ilgi, alaka ve sevgilerini göstermemeleri, söyledikleriyle yaptıklarının tutarlı olmaması yapılmaması gerekenler listesinin başında yer alıyor. </p>
<p>Zaman zaman ebeveynlerin iletişim kurma isteği ya da farklı nedenlerle çocuklarıyla sıkıntılarını paylaşabiliyor. Ebeveynin çocuğu bu şekilde dert ortağı gibi görmesi çocuk üzerine ağır bir sorumluluk duygusu yükleyebileceği unutulmamalı. Akademik beklenti konusunda çocuklarının istekleri, talepleri, kapasiteleri dikkate alınmalı ve bu konuda çok yüksek beklentilere girilmemeli ve bu yüksek beklentiler dayatılmamalı.”</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/doc-dr-tunc-cocugun-babayla-olan-iliskisi-kisilik-ozelliklerine-yansiyor-385060">Doç. Dr. Tunç &#8220;Çocuğun Babayla Olan İlişkisi Kişilik Özelliklerine Yansıyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
