<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ilişkili | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/iliskili/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/iliskili</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 27 Dec 2025 10:51:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>ilişkili | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/iliskili</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Zihni besinler değil, alışkanlıklar güçlendiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zihni-besinler-degil-aliskanliklar-guclendiriyor-602294</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 10:51:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[alp]]></category>
		<category><![CDATA[besinler]]></category>
		<category><![CDATA[bilişsel]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[güçlendiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[içecek]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkili]]></category>
		<category><![CDATA[Uyarılma]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zihinsel]]></category>
		<category><![CDATA[Zihinsel Performans]]></category>
		<category><![CDATA[zihni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, besinler ve içeceklerin zihinsel performans üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zihni-besinler-degil-aliskanliklar-guclendiriyor-602294">Zihni besinler değil, alışkanlıklar güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, besinler ve içeceklerin zihinsel performans üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bilişsel performans çok boyutlu bir süreçtir ve beslenme bu sürecin yalnızca bir parçası!</strong></p>
<p>Beslenme ve içecek tercihlerinin, bilişsel işlevleri tek başına belirleyen unsurlar olmadığına dikkat çeken Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Daha çok beynin çalıştığı genel fizyolojik zemini etkilerler. Kan şekeri dengesi, sıvı alımı ve bedenin uyarılma düzeyi; dikkat ve zihinsel sürdürülebilirlik üzerinde dolaylı bir rol oynar.” dedi.</p>
<p>Bu etkilerin genellikle kısa süreli ve kişiden kişiye değişkenlik gösterdiğini aktaran Alp, “Sağlıklı bireylerde, tek bir içeceğin hafıza ya da üst düzey bilişsel işlevleri kalıcı biçimde güçlendirmesini beklemeyiz. Bilişsel performans çok boyutlu bir süreçtir ve beslenme bu sürecin yalnızca bir parçasıdır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>‘Zihni keskinleştirme’ algısı, geçici bir uyanıklık hissini yansıtıyor!</strong></p>
<p>‘Zihni keskinleştirme’ ifadesinin bilimsel bir kavramdan ziyade gündelik bir betimleme olduğunu kaydeden Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Nörobilimsel açıdan bu tür içeceklerin oluşturduğu etki çoğu zaman dikkat sistemlerinde geçici bir uyanıklık artışıyla sınırlıdır. Bu durum, bilişsel kapasitenin artmasından çok, mevcut zihinsel durumun daha belirgin hissedilmesiyle ilişkilidir.” dedi.</p>
<p>Kişinin kendini daha ‘açık’ hissetmesinin, her zaman ölçülebilir bir performans artışı anlamına gelmeyebileceğini ifade eden Alp, bu tür ifadelerin bilimsel dikkatle ele alınması gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Pancar suyunun zihinsel performansa etkisi fizyolojik ve öznel algılarla ilişkili! </strong></p>
<p>Son dönemde pancar suyunun zihinsel performansla ilişkilendirilmesine değinen Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Pancar suyu ile zihinsel performans arasındaki ilişki, doğrudan bilişsel süreçlerden ziyade fizyolojik mekanizmalar üzerinden ele alınır.” dedi.</p>
<p>Pancar suyu içeriğinde yer alan bileşenlerin damar genişlemesini desteklemesinin, beyin kan akışı üzerinde dolaylı bir etki meydana getirebileceğine işaret eden Alp, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak bu durum, bilişsel işlevlerin otomatik olarak güçlendiği anlamına gelmez. Mevcut araştırmalar, bu etkinin daha çok genel uyanıklık ve bedensel enerjiyle ilişkili olabileceğini düşündürüyor. Bu nedenle pancar suyunun bilişsel etkileri sınırlı ve dolaylıdır.</p>
<p>Pancar suyu sonrası bildirilen ‘zihinsel açılma’ hissi çoğu zaman öznel bir deneyimi yansıtır. Uyanıklık artışı, bedensel farkındalık ve beklenti bu algının oluşmasında etkili olabilir. Nöropsikolojik açıdan gerçek bilişsel değişim, standart testler ve nesnel ölçümlerle değerlendirilir. Kişinin kendini daha iyi hissetmesi, bilişsel işlevlerin gerçekten güçlendiği anlamına gelmeyebilir. Bu nedenle öznel deneyim ile ölçülebilir bilişsel değişim arasındaki ayrım önemlidir.”</p>
<p><strong>Gerçek bilişsel güçlenme öğrenme, tekrar ve nöroplastisite süreçlerini içerir!</strong></p>
<p>Kısa süreli dikkat artışının, beynin uyarılma düzeyindeki geçici bir yükselmeyle ilişkili olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Bu durum genellikle anlık performansı etkiler ve kalıcı değildir. Gerçek bilişsel güçlenme ise öğrenme, tekrar ve nöroplastisite süreçlerini içerir.” dedi.</p>
<p>Tekil uyaranlar ya da içeceklerin çoğunlukla ilk grupta yer aldığını aktaran Alp, “Bu ayrım, bilişsel etkileri doğru yorumlayabilmek açısından önem taşır. Zihinsel uyarılma oluşturan içecekler her bireyde aynı etkiyi göstermeyebilir. Kaygı bozukluğu, panik atak ya da dikkat düzenleme güçlüğü olan kişilerde bu tür etkiler rahatsızlık hissini artırabilir. Aşırı uyarılma, odaklanmayı kolaylaştırmak yerine zorlaştırabilir. Beynin verimli çalışması, her zaman daha fazla uyarılmayla sağlanmaz. Bu nedenle bireysel farklılıkların göz önünde bulundurulması gerekir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bilişsel verimlilik çoğu zaman dışsal bir destekten çok, içsel düzenlemeyle ilişkili!</strong></p>
<p>Zihinsel berraklığı destekleyen temel unsurların düzenli uyku, stresin yönetilebilmesi ve dikkat yükünün dengelenmesi olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Zeynep Betül Alp, “Uyku sürekliliği, özellikle bellek ve yürütücü işlevler için belirleyicidir.” dedi.</p>
<p>Gün içinde zihinsel molalar verebilmenin ve dikkat bölünmelerini azaltmanın da bilişsel verimi desteklediğinin altını çizen Alp, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Fiziksel hareket ve günlük rutinler, beynin düzenleyici sistemlerine katkı sağlar. Bu alışkanlıklar, tekil içecek etkilerinden çok daha kalıcıdır. Zihinsel berraklık arayışında öncelikle kişinin kendi zihinsel ritmini tanıması önerilir. Dikkatin ne zaman düştüğünü ve bunun hangi koşullarda gerçekleştiğini fark etmek önemlidir. Kısa vadeli çözümler yerine, zihinsel yükün nasıl dağıtıldığına odaklanmak daha sürdürülebilir sonuçlar sağlar. Bilişsel verimlilik çoğu zaman dışsal bir destekten çok, içsel düzenlemeyle ilişkilidir. Bu farkındalık, uzun vadede zihinsel performansı daha sağlıklı bir biçimde destekler.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zihni-besinler-degil-aliskanliklar-guclendiriyor-602294">Zihni besinler değil, alışkanlıklar güçlendiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Provokasyonla obsesyon ve bağımlılık kontrol altına alınabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/provokasyonla-obsesyon-ve-bagimlilik-kontrol-altina-alinabiliyor-585402</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 14:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Aktive]]></category>
		<category><![CDATA[alınabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[altına]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[bozukluk]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkili]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[obsesyon]]></category>
		<category><![CDATA[Obsesyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[Provokasyon]]></category>
		<category><![CDATA[provokasyonla]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=585402</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, provokasyon eşliğinde Derin TMU (derin transkraniyal manyetik uyarım) tedavisinin obsesif kompulsif bozukluk ve bağımlılık gibi rahatsızlıklarda nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/provokasyonla-obsesyon-ve-bagimlilik-kontrol-altina-alinabiliyor-585402">Provokasyonla obsesyon ve bağımlılık kontrol altına alınabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, provokasyon eşliğinde Derin TMU (derin transkraniyal manyetik uyarım) tedavisinin obsesif kompulsif bozukluk ve bağımlılık gibi rahatsızlıklarda nasıl kullanıldığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Provokasyon uygulaması, çeşitli bozuklukların tedavisinde kullanılabilir!</strong></p>
<p>Derin TMU, Deep TMS, dTMS gibi isimlerle anılan ‘derin transkraniyal manyetik uyarım tedavisi’nin hastanın semptomlarının sistematik ve kontrollü bir şekilde geçici olarak tetiklenmesi olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu işlem, uzman bir klinik psikolog tarafından provokasyon uygulamasıyla gerçekleştirilir. Böylece semptomlarla ilişkili beyin devreleri aktive edilerek Derin TMU cihazının hedeflenen beyin bölgelerini daha etkili biçimde uyarması ve beyin aktivitesini düzenlemesi desteklenir.” dedi.</p>
<p>Etkisinin tek başına izole edilememiş olsa da araştırmaların, provokasyon eşliğinde yapılan uyarımın, provokasyonsuz uygulamalara kıyasla daha etkili olabileceğine işaret ettiğini dile getiren Aytop, “Provokasyon uygulaması, obsesif kompulsif bozukluk ve bağımlılık başta olmak üzere, hekimin uygun gördüğü çeşitli bozuklukların tedavisinde Derin TMU’ya eşlik eden destekleyici bir yöntem olarak uygulanabilir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Provokasyonla tetiklenen obsesyonlar kompulsiyon gerçekleştirilmeden yönetilir!</strong></p>
<p>Obsesif kompulsif bozukluğun tedavisinde provokasyonlu derin TMU kullanımından bahseden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Obsesyon, bireyin kontrol edemediği, rahatsız edici ve genellikle kişinin değerleri ya da inançlarıyla çelişen düşüncelerdir. Yoğun kaygıya neden olan bu düşünceler, tekrarlayan, istenmeyen imgeler veya dürtüler şeklinde ortaya çıkar. Kompulsiyon ise obsesyonlardan kaynaklanan kaygıyı azaltmak için yapılan, zihinsel ya da fiziksel olabilen tekrarlayıcı davranışlardır. Bu davranışlar kısa vadede kaygıyı hafifletse de uzun vadede rahatsızlığın sürmesine neden olur.” dedi.</p>
<p>OKB’nin tedavisinde provokasyon uygulamasının, Derin TMU sırasında hastanın obsesyonlarını tetikleyen uyaranlara kontrollü bir şekilde maruz bırakılmasını içerdiğini kaydeden Aytop, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu takıntılı düşünceleri tetiklemede faydalı olabilecek çeşitli görsel materyallerden ve imajinasyon yönteminden yararlanılabilir. Örneğin, kir ve mikrop ile ilişkili obsesyonları olan bir hastaya kir ve mikrop temalı görseller gösterilerek obsesyonlarının aktive olması sağlanır. Provokasyonla tetiklenen obsesyonlar, hastada kompulsif davranış isteği uyandırır; ancak bu davranış gerçekleştirilmez. Bu süreç, işlevsel bozukluk gösteren beyin devrelerini aktive ederek Derin TMU’nun OKB ile ilişkili bölgeleri etkili bir şekilde modüle etmesini destekleyebilir.”</p>
<p><strong>Tetikleyicilere tekrarlı biçimde maruz bırakılmak, zamanla duyarsızlaşma gelişmesini sağlayabilir!</strong></p>
<p>Bu etkiye ek olarak, provokasyon uygulamasının bilişsel, duygusal ve davranışsal açıdan da tedavi sürecine katkı sağlayabildiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Provokasyon sırasında hasta obsesyonlarıyla ilişkili tetikleyicilere tekrarlı biçimde maruz bırakıldığında, zamanla duyarsızlaşma (habituation) gelişebilir.” dedi.</p>
<p>Bu durumun takıntılı düşüncelerin daha sıradan hale gelmesine ve tetikleyici etkilerinin azalmasına katkıda bulunabildiğine açıklık getiren Aytop, “Böyle bir süreç, kaygı düzeyinde azalmaya, obsesyon–kompulsiyon bağı üzerinde zayıflamaya ve hastanın kompulsiyonlara başvurmadan kaygıyı tolere edebileceğini deneyimlemesine yardımcı olabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Bağımlılıkla ilişkili beyin devrelerinin aktive olması beynin daha etkili uyarılmasını sağlıyor!</strong></p>
<p>Bağımlılık tedavisinde de provokasyon uygulamasının kullanıldığını vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Derin TMU sırasında kişinin bağımlılığıyla ilişkili uyaranlara sistematik bir şekilde maruz bırakılması yoluyla aşermesi tetiklenir. Bu uyaranlar görseller, videolar veya zihinsel imajinasyon yoluyla sunulabilir.” dedi.</p>
<p>Provokasyonla ortaya çıkan aşermenin, bağımlılıkla ilişkili beyin devrelerinin aktive olmasını sağladığına dikkat çeken Aytop, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bu aktivasyon, Derin TMU cihazının hedeflenen beyin bölgelerini daha etkili bir şekilde uyarmasını kolaylaştırarak dopamin ve diğer nörotransmitterlerin salınımını düzenleyen kapsamlı bir nöromodülasyonu destekler. Ayrıca, provokasyon sırasında kişinin bağımlılıkla ilişkili tetikleyici uyaranlara sistematik biçimde maruz bırakılması, zamanla koşullanmış tepkilerinin zayıflamasına ve bu çeldirici uyaranlara karşı duyarsızlaşmasına katkı sağlayabilir. Böylece birey, aşermeyi tetikleyen faktörler ile bağımlılık davranışı arasındaki otomatik bağlantının zayıfladığını deneyimleyebilir. Bu süreç, aynı zamanda duygusal regülasyonu destekleyerek kişinin aşermeyi tolere etme ve yönetme kapasitesini güçlendirebilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/provokasyonla-obsesyon-ve-bagimlilik-kontrol-altina-alinabiliyor-585402">Provokasyonla obsesyon ve bağımlılık kontrol altına alınabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek Topuklu Ayakkabılarla İlişkili 10 Sağlık Sorunu!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yuksek-topuklu-ayakkabilarla-iliskili-10-saglik-sorunu-571972</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Sep 2025 12:19:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[Ayakkabılar]]></category>
		<category><![CDATA[ayakkabılarla]]></category>
		<category><![CDATA[duruş]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkili]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[topuklu]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571972</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yüksek topuklu ve dar ayakkabılar, kadınlarda hoş ve zarif bir görünüm sağlıyor olsa insan ayağının ergonomisine uymadıkları için çeşitli sağlık sorunlara neden olabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-topuklu-ayakkabilarla-iliskili-10-saglik-sorunu-571972">Yüksek Topuklu Ayakkabılarla İlişkili 10 Sağlık Sorunu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yüksek topuklu ve dar ayakkabılar, kadınlarda hoş ve zarif bir görünüm sağlıyor olsa insan ayağının ergonomisine uymadıkları için çeşitli sağlık sorunlara neden olabiliyor. Yüksek topuklu ayakkabılar zamanla ağrı, duruş bozuklukları ve uzun vadede ayak hasarına yol açabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Muhammed Melez, yüksek topuklu ve dar ayakkabıların uzun süreli kullanımında ortaya çıkabilecek sorunlarla ilgili bilgi verdi.</p>
<p><strong>Şık ve uzun görünmek isterken doğal duruşunuzu bozabilirsiniz</strong></p>
<p>Dar ve yüksek topuklu ayakkabılar, kadınların daha şık görünmesini sağlamasının yanı sıra onları daha uzun boylu gösterir. Ancak yüksek topuklu ayakkabılar doğal duruşu bozmaktadır. Giyildiğinde ayak topuğunu parmakların üzerine çıkaran yüksek topuklu ayakkabılar, göz alıcı ama doğal olmayan bir duruş oluşturmaktadır. Şıklık ve uzun görünmek için tercih edilen ayakkabılar vücut ağırlığını ayakların ön kısmına kaydırmaktadır. Bu da zamanla ayaklarda sorunlara neden olabilmektedir. Ayrıca ayak parmaklarının ayak kemikleriyle birleştiği noktada (falankslar ve metatars başları) bükülmesine neden olarak, vücudun doğal yastıkçığını ayak tabanının altından kaydırmakta ve bölgeye ek baskı uygulamaktadır.</p>
<p><strong>Omurga eğriliklerine yol açabilir</strong></p>
<p>Rahatsızlığa ve ayak hasarına neden olmalarıyla bilinen bu ayakkabılar, özel günlerde ve sosyal etkinliklerde popüler bir seçenek olmaya devam etmektedir. Yapılan araştırmalarda uzun süreli kullanım nedeniyle yüksek topuklu ayakkabıların kadınların omurgasına, kalçalarına, dizlerine, ayak bileklerine ve ayaklarına zarar verdiği, hatta duruşlarını ve yürüyüşlerini değiştirdiği belirlenmiştir. Özellikle kemikleri henüz tam olarak gelişmemiş genç kadınlarda omurga eğriliğine bile neden olduğu tespit edilmiştir.</p>
<p><strong>Topuklu ayakkabıların vücuda olumsuz etkileri</strong></p>
<p>Yüksek topuklu ayakkabılar, bel ağrısından ayak bileği burkulmalarına kadar pek çok olumsuz etkiye neden olabilmektedir.</p>
<ol>
<li><strong>Bel ağrısı: </strong>Yüksek topuklu ayakkabılar ayaklarda dengeli yük dağılımına engel olduğu için ve özellikle bel bölgesinde inflamasyona,  ağrı ve sızıya neden olabilir.</li>
<li><strong>Ayak ağrısı:</strong> Yüksek topuklu ayakkabılar estetik açıdan iyi görünse de genellşkle kullanıcıyı rahatsız eder. Yüksek topuklu ayakkabı kullanmayanlar buna alışmakta zorlanabilmektedir. Alışma aşamasında uzun süre kullanım sonucunda bu tür ayakkabılar rahatsızlığın ve ayak ağrısının nedenidir. Bu sürede topukta, belde, ayak tabanında veya parmaklarda keskin ağrılar ortaya çıkar.</li>
<li><strong>Damarlara baskı:</strong> Yüksek topuklu ayakkabıların uzun süre kullanımı kan damarlarının normal seyrini bozmakta ve ayağa uygulanan baskı nedeniyle kan akışı kısıtlayarak ve vasküler (damar) yapılara zarar verebilir.</li>
<li><strong>Omurgada kamburlaşma:</strong> Yüksek topuklu ayakkabıların uzun süre kullanımı vücut aksını bozduğu için sırtın normalden daha fazla kamburlaşmasına yol açabilir. Topuğun yüksekliği, sırttaki kamburluk derecesiyle orantılıdır. Kamburluk zamanla üst ve alt sırtta şiddetli ağrıya neden olabilir.</li>
<li><strong>Değişen ayak yapısı:</strong> Uzun süre yüksek topuklu ayakkabı giymek ayağın doğal yapısını değiştirebilir ve başparmak çıkıntısı ya da çekiç parmak gibi deformitelere yol açabilir.</li>
<li><strong>Kas ve tendon sorunları:</strong> Bu ayakkabılar ayaktaki kas ve tendonları, özellikle de Aşil tendonunun çalışma mekanizmasını bozabilir. Zamanla Aşil tendonunun kısalması ile ağrı ve sertliğe neden olabilir.</li>
<li><strong>Zayıflamış bağlar:</strong> Yüksek topuklu ayakkabıların uzun süre kullanımı bağları zayıflatabilir. Yüksek topuklu ayakkabıların sık kullanımı bağların gücünü olumsuz etkileyip, ikincil ayak ve ayak bileği problemlerine sebep olabilmektedir.</li>
<li><strong>Diz ağrısı:</strong> Yüksek topuklu ayakkabı giymek, vücut ve bacaklarda çalışma aksında yaptığı dengesizlik nedeni ile diz ekleminin yük taşıma mekanizmasını bozarak artroza (kireçlenme) neden olabilmektedir.</li>
<li><strong>Ayak bileği burkulmaları:</strong> Hem düz hem de engebeli zeminlerde yüksek topuklu ayakkabı giymek, ayak bileği burkulmasına, düşmelere ve ayak bilekleri ile dizlerde kırılmaya dene olabilir.</li>
<li><strong>Tırnak batması:</strong> Uzun süreli kullanımda parmakların duruşunu bozan bu ayakkabılar, tırnak batmasına neden olabilmektedir.</li>
</ol>
<p>Ayak sağlığının korunması vücut sağlığı açısından da çok önemlidir. Günlük yaşamda mümkün olduğunca rahat ayakkabılar tercih edilmelidir. Topuklu ve dar ayakkabıların olumsuz etkilerinin görülmesi durumunda mutlaka doktora danışılmalı ve ayaklar mümkün olduğunca dinlendirilmelidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yuksek-topuklu-ayakkabilarla-iliskili-10-saglik-sorunu-571972">Yüksek Topuklu Ayakkabılarla İlişkili 10 Sağlık Sorunu!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
