<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>iletişimin | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/iletisimin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/iletisimin</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 Nov 2025 13:05:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>iletişimin | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/iletisimin</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Saliha Erdim, aile içi iletişimin şifrelerini anlattı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saliha-erdim-aile-ici-iletisimin-sifrelerini-anlatti-595289</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 13:05:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[anlattı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[erdim]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[güzel]]></category>
		<category><![CDATA[içi]]></category>
		<category><![CDATA[iletişimin]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[saliha]]></category>
		<category><![CDATA[şifrelerini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595289</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Aile Mektebi Sohbetleri” etkinliğine katılan Uzman Aile Danışmanı ve Yazar Saliha Erdim, Bilgievleri üyesi öğrencilerin ebeveynlerine aile içi iletişim, eşler arası uyum ve ebeveyn-çocuk ilişkileri gibi konularda pratik tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saliha-erdim-aile-ici-iletisimin-sifrelerini-anlatti-595289">Saliha Erdim, aile içi iletişimin şifrelerini anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Aile Mektebi Sohbetleri” etkinliğine katılan Uzman Aile Danışmanı ve Yazar Saliha Erdim, Bilgievleri üyesi öğrencilerin ebeveynlerine aile içi iletişim, eşler arası uyum ve ebeveyn-çocuk ilişkileri gibi konularda pratik tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><b>SALİHA ERDİM’DEN ÖNEMLİ TAVSİYELER</b></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin model ve ödüllü gençlik projesi “Kılavuz Gençlik” çatısı altında faaliyet gösteren Bilgievleri, birbirinden önemli isimleri ağırlamaya devam ediyor. Aile Mektebi Sohbetleri’nde birçok farklı konuda alanında uzman isimleri konuk eden Kılavuz Gençlik Bilgievleri, “Mutlu Olmak, Mutlu Çocuk Yetiştirmek” başlıklı söyleşide Uzman Aile Danışmanı ve Yazar Saliha Erdim’i ağırladı. Gebze Kılavuz Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirilen programa Bilgievleri ebeveynleri yoğun ilgi gösterdi. Kendi hayatından ve danışanlarından sunduğu kesitlerle herkesin hayatına ışık tutan Erdim; aile, sevgi, iletişim ve çocukların dünyasına dair doğru ve etkili bilgiler ile bazı tavsiyeler verdi.</p>
<p><b>ANNE-BABA-ÇOCUK ÜÇGENİ VE AİLE DİNAMİKLERİ</b></p>
<p>Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Gençlik Eğitimi Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen Aile Mektebi Sohbetleri; Bilgievleri üyesi öğrencilerin ebeveynlerine yönelik çocuk gelişimi alanında doğru ve etkili bilgiler sunuyor. Ayrıca sağlıklı aile ortamını sağlamak amacıyla çocuk, genç, anne ve baba gibi rollerin özellikleri, ihtiyaçları ve sorunlarıyla baş etme yöntemlerinin öğrenilmesi sağlanıyor. Kılavuz Gençlik projesi Bilgievleri üyesi öğrenci ve ebeveynlerin katıldığı etkinlikte konuşan Saliha Erdim; anne-baba-çocuk üçgeni, aile dinamikleri, çocukla iletişim ve çocukların davranış problemleri üzerine aktardığı örneklerle salonun büyük bölümünden alkış aldı.</p>
<p><b>“BEN İYİ BİR İNSANIM DEMEYE İHTİYACIMIZ VAR”</b><br />Modern çağda aile kurumunun karşılaştığı zorluklara ve bu zorluklar karşısında ailenin kendi ‘öz’ değerlerine dönmesinin önemine vurgu yapan Erdim, aile içi iletişim, eşler arası uyum ve ebeveyn-çocuk ilişkileri gibi konulara değindi. Erdim, “Her şeyi sevmekle gerçek insan olabilirsiniz. Bunu zihninizin ve gönlünüzün anlamasını sağlayın. Ben iyi bir insanım demeye ihtiyacımız var. Biz çocuğumuza senden adam olmaz diyoruz, çocuğumuz bunu hak etmiyor, insan olan bunu hak etmiyor. Hanımefendinin biri, ‘Eşim insanlara çok güzel davranıyor ve çok güzel muhabbet ediyor. Dışarıdaki eşime aşığım’ diyor. Aile kurumunda erkeğin kadına zaman ayırması kadının can suyudur” dedi.</p>
<p><b>“YUVA DAĞILDIKTAN SONRA DÜNYA DAĞILIR”</b></p>
<p>Konuşmasına devam eden Erdim, “Eşimizin gönlünü ferah tutarak ona çözüm üretebiliriz. Herkesi memnun edemeyebiliriz ama çocuklarımızı ve eşimizi memnun edebiliriz. Yuva dağıldıktan sonra dünya dağılır. İyi sözler her zaman karşımızdakinin zihninde güzel şeyler bitirir. Kötü sözler deve dikeni tohumu gibidir. Ekildiği yerde insana hayat hakkı tanımaz. Öyleyse güzel şeyler ekip güzel şeyler biçelim. Biz mutlu olursak çocuklarımız da mutlu olur. Biz doğru konuşursak çocuklarımız da bizden doğru konuşmayı öğrenir” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saliha-erdim-aile-ici-iletisimin-sifrelerini-anlatti-595289">Saliha Erdim, aile içi iletişimin şifrelerini anlattı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mesajlaşma kültürü, iletişimin doğasını değiştirdi!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mesajlasma-kulturu-iletisimin-dogasini-degistirdi-590574</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 12:07:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[biçimi]]></category>
		<category><![CDATA[değiştirdi]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[doğasını]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[haline]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[iletişimin]]></category>
		<category><![CDATA[kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[mesajlaşma]]></category>
		<category><![CDATA[samimi]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yüz]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=590574</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim (İngilizce) Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, değişen iletişim dili konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mesajlasma-kulturu-iletisimin-dogasini-degistirdi-590574">Mesajlaşma kültürü, iletişimin doğasını değiştirdi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim (İngilizce) Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, değişen iletişim dili konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Her an ulaşılabilir olma kültürü doğdu</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, mesajlaşma uygulamalarının iletişimi zamansal ve mekânsal sınırlarından arındırarak gündelik etkileşimin doğasını dönüştürdüğünü belirterek, “Artık iletişim, belirli bir zaman dilimine ya da mekâna bağlı bir eylem olmaktan çıktı; kesintili ama sürekli bir akış hâline geldi. Bu durum hem kişisel hem de kamusal ilişkilerde ‘her an ulaşılabilir olma’ kültürünü doğurdu.” dedi.</p>
<p><strong>Dil, jestlerle yeniden buluştu</strong></p>
<p>Yazılı iletişimin hız ve gündelikliğinin dil kullanımını da dönüştürdüğünü ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Gramerin, noktalamanın ve hatta kelime seçiminin bile daha duygusal, jestsel, ve görsel biçimlerde yeniden tanımlanmasına yol açtı. Emojiler, GIF’ler, sesli notlar ya da tepki butonları, yazılı sözcüklerin yerini kısmen devralarak dilin jestlerle yeniden birleştiği bir melez form yarattı.” diye konuştu.</p>
<p>Ayrıca mesajlaşma uygulamalarının, kamusal ile özel arasındaki sınırı da bulanıklaştırdığını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Kişisel sohbetler, iş yazışmaları, politik tartışmalar ya da duygusal paylaşımlar aynı arayüzde iç içe geçiyor. Bu da bireyin dijital ortamlarda kendini temsil etme biçimini, tonlamasını ve hatta sessizliğini bile anlamlı bir iletişim jestine dönüştürüyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yazılı mesajlaşma gençler arasında açık ara önde</strong></p>
<p>Araştırmaların da bu eğilimi desteklediğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “2011 yılında ABD’de üniversite öğrencileri üzerine yapılmış bir araştırmada katılımcıların yüzde 60’ı yazılı mesajlaşmayı aramaya tercih ettiklerini söylüyorlar; üstelik bu rakam o dönemde bir yıl öncesine nazaran yüzde 53 artış göstermiş. Daha yakın bir zamanda, 2020 yılında, Pakistan’da bir üniversitede 17 ila 36 yaşında lisans öğrencileri üzerine yapılan araştırmada da benzer sonuçlar elde ediliyor, bu grup içerisinde iletişimin yüzde 83’ü yazılı mesajlarla gerçekleştiriliyor. Yazılı mesajlaşma, özellikle genç kuşaklar arasında, görüntülü ve sesli aramalara kıyasla açık ara daha fazla tercih ediliyor. Bunun nedeni yalnızca pratiklik değil yazılı iletişimin sağladığı denetim duygusu. Mesaj hem zaman hem de ifade üzerinde bir kontrol alanı sunar, kişi ne zaman yanıt vereceğini, nasıl bir ton kullanacağını ve ne kadar açık olacağını kendi belirler.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yazılı mesajlaşma bir tür dijital tampon görevi görüyor</strong></p>
<p>Görüntülü ya da sesli aramaların daha doğrudan ve samimi olsa da aynı zamanda daha “istilacı” algılanabildiğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Yazılı mesajlaşma ise bir tür dijital tampon görevi görüyor; mesafe, sessizlik ya da gecikme bile anlam üretme biçimine dönüşüyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde, yazılı mesajlaşma hem bireysel hem profesyonel iletişimde bir tür ‘varsayılan’ kanal haline geldi. Kısacası, yazılı mesajlaşma artık yalnızca bir iletişim biçimi değil, bir düşünme, hissetme ve mesafe kurma pratiği hâline geldi.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Yazılı iletişim modern insanın kontrol alanı haline geldi</strong></p>
<p>Yazılı iletişimin, modern insanın hem hız hem de denetim ihtiyacına yanıt veren bir form haline geldiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Yüz yüze veya sesli konuşma, doğrudanlık ve açıklık gerektirir; oysa yazışma, söylenmek istenenle söylenebilecek olan arasına bir mesafe koyar. Bu mesafe, kimi zaman duygusal bir tampon, kimi zaman da özneyi koruyan bir sınır işlevi görür. Ayrıca yazılı mesajlaşma, çoklu mevcudiyet çağının en işlevsel araçlarından biridir. İnsanlar aynı anda birden fazla iletişim kanalında bulunabilir, yanıt verme zamanını erteleyebilir, sessizliği bile bir stratejiye dönüştürebilir. Bu, iletişimin doğasını ‘anlık tepki’den ‘kontrollü ifade’ye doğru kaydırır. Kısacası, yazışmayı tercih etmek yalnızca kolaylık değil, aynı zamanda modern bireyin mahremiyetini ve duygusal ritmini koruma biçimidir.” dedi.</p>
<p><strong>Dijital iletişim duyguların aktarım biçimini değiştirdi</strong></p>
<p>Dijital iletişimin, duyguların aktarım biçimini hem genişlettiğini hem de dönüştürdüğünü ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Yüz ifadeleri, ses tonları, beden dili gibi geleneksel göstergelerin yerini artık emojiler, GIF’ler, ‘okundu’ işaretleri, hatta çevrim içi olma durumu aldı. Bu unsurlar, dijital duygulanımın yeni semiyotik repertuarını oluşturuyor. Ancak bu dönüşüm, duyguların aktarımını hem yoğunlaştırıyor hem de yüzeyselleştiriyor. Bir ‘kalp’ emojisi, bazen söylenemeyen bir duyguyu kolayca iletebilir; ama aynı zamanda duygusal emeği, yani kelimeyle inşa edilen yakınlığı da kısaltabilir. Dolayısıyla dijital ortam, duyguların dolaşımını hızlandırırken onların derinliğini zamansal olarak sıkıştırıyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Dijital kültürde samimiyetin yeni biçimi</strong></p>
<p>İletişimdeki “samimiyet” kavramına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Eğer samimiyeti bedensel yakınlık, göz teması ve spontan tepkiyle ilişkilendirirsek, yazışma bu türden doğrudanlığı azaltıyor. Ancak dijital kültürde samimiyet artık yalnızca fiziksel bir mevcudiyetle ölçülmüyor. Yazılı mesajlar, gecikmeli yanıtlar, hatta sessizlikler bile duygusal bağın parçası haline gelebiliyor. Mesajlaşma, kişiye kendi duygusunu düzenleme ve ifade etme alanı tanıyor; yani samimiyetin biçimi değişiyor, ama bütünüyle ortadan kalkmıyor. Dolayısıyla yazışarak iletişim kurmak, samimiyeti eksiltmekten çok, onu başka bir zamansallık ve ifade rejimine taşıyor. Samimiyet artık yüz yüze ‘an’da değil, ekranlar arasında süren bir yazışmanın ritminde üretiliyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dijital jestler yeni bir duygu dili haline geldi</strong></p>
<p>Emojiler, GIF’ler, çıkartmalar ve sesli notların dijital çağın jestsel dili olarak okunabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Bu araçlar, yazının soyutluğunu bedenselleştiriyor; duyguları görsel ve işitsel biçimlerde yeniden somutlaştırıyorlar. Bir emoji, bir GIF, bir sesli not, editlenmiş kısa bir video; bir nefes veya tereddüt kadar anlam taşıyabiliyor. Böylece dijital platformlarda dil, salt sözcüklerden değil, imgelerden, tepkilerden ve mikro-davranışlardan oluşan çok katmanlı bir doku haline geliyor. Bu yeni dil, ne tamamen evrensel ne de tamamen bireysel; kültürel bağlama, grup dinamiklerine ve platformun normlarına göre değişiyor. Fakat şunu açıkça söylemek mümkün; dijital iletişimde duygular artık yalnızca kelimelerle değil ritimle, memlerle, görsellerle, kısa editlenmiş videolarla ve paylaşımlara tepkilerle ifade ediliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gençler iletişimi yeniden tanımlama eğiliminde</strong></p>
<p>Özellikle genç kuşaklarda sesli ya da yüz yüze konuşmaktan kaçınma eğilimi giderek daha görünür hale geldiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak bu ‘kaçınma’, iletişimden geri çekilme anlamına gelmiyor; daha çok iletişim biçimini yeniden tanımlama arayışı olarak okunmalı. Gençler, çoğu zaman yazılı mesajlaşmayı daha güvenli bir alan olarak görüyorlar. Bu güvenlik duygusu hem zaman hem de duygusal mesafe üzerinde kontrol kurabilme imkânından kaynaklanıyor. Yazışmak, ‘anında yanıt verme baskısını’ ortadan kaldırıyor; kişi, söylemeden önce düşünebiliyor. Bu da dijital kültürün öznesi için bir tür savunma mekaniği haline geliyor. Ayrıca sosyal medyanın ve sürekli görünürlük hâlinin yarattığı performatif baskı, birçok genci spontane sözlü iletişimden uzaklaştırıyor. Kısacası, konuşmaktan kaçınma davranışı iletişim isteksizliğinden çok iletişimdeki kırılganlığı yönetme biçimi olarak ortaya çıkıyor.”</p>
<p><strong>Yazılı iletişim dili hızlandırdı</strong></p>
<p>Yazılı iletişimin dijital ortamlarda yoğunlaşmasının, dili hem sadeleştirdi hem de hızlandırdığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Bu hız; kısaltmaların, ses taklitlerinin, melez dillerin yaygınlaşmasına yol açtı. Örneğin ‘nbr’, ‘slm’, ‘ok’ ya da İngilizce kelimelerin Türkçe cümle içinde akışkan biçimde kullanılması, yeni bir ‘dijital lehçe’nin oluştuğunu gösteriyor. Ancak bu değişim yalnızca yozlaşma olarak okunmamalı. Dil, her zaman bulunduğu teknolojik ortama göre şekillenir. Dijital yazışmalar, tıpkı sözlü kültürdeki jestler gibi, anlamı hızla üretme ve paylaşma ihtiyacına yanıt veriyor. Yazım hataları bile bazen bilinçli bir üslup tercihi hâline geliyor; örneğin küçük harf kullanımı ya da noktalama eksikliği, samimiyetin veya duygusal tonun göstergesi olabiliyor. Bu nedenle, dijital dildeki değişim bir ‘bozulma’ değil yeni bir ifade ekonomisinin işareti olarak düşünülmeli.” dedi.</p>
<p><strong>Yazılı iletişim ikinci bir düşünme alanı sağlıyor</strong></p>
<p>Yazılı iletişimin, bireye ikinci bir düşünme alanı sağladığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Öznur Karakaş Kırmızısakal, “Bu da dijital ortamlarda öznenin kendini daha bilinçli ve kurmaca biçimde ifade etmesine yol açıyor. Buna karşın konuşma, anlık tepkilerin ve bedenin eşlik ettiği bir ifade biçimi; dolayısıyla beraberinde belli bir kırılganlık, açıklık da getiriyor. Dijital iletişim çağında okur-yazarlık biçimlerinde görülen dönüşüm özneleşme biçimlerini de etkiliyor. İnsan, artık yalnızca konuşan ya da yazan bir varlık değil bildirimlerle yaşayan bir varlık haline geldi. Mesajlaşma uygulamaları, duyguların, ilişkilerin ve hatta sessizliklerin ritmini belirliyor. ‘<em>Yazıyor..</em>.’ ifadesi bile yoğun anlamlar yüklenen bir gösterge haline geldi. Bu tür mikro göstergeler modern ilişkilerin yeni nabzı hâline geldi. Dolayısıyla mesele yalnızca iletişim biçimlerinin değişmesi değil, öznenin zaman, mekân ve kendilik deneyiminin de dönüşmesi.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mesajlasma-kulturu-iletisimin-dogasini-degistirdi-590574">Mesajlaşma kültürü, iletişimin doğasını değiştirdi!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlişkilerde sağlıklı iletişimin temeli: Özür dilemek… İlişkilerde gerektiğinde özür dilemek güveni sağlıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iliskilerde-saglikli-iletisimin-temeli-ozur-dilemek-iliskilerde-gerektiginde-ozur-dilemek-guveni-sagliyor-442459</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Feb 2024 21:01:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dilemek]]></category>
		<category><![CDATA[gerektiğinde]]></category>
		<category><![CDATA[güveni]]></category>
		<category><![CDATA[iletişimin]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkilerde]]></category>
		<category><![CDATA[özür]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[temeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=442459</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan hayatının kusursuzun temsili olmadığını ve her bireyin hataları ile bir bütün olduğunu ifade eden uzmanlar, ancak bireyin hata yapmanın kusurlu olmak, eksik olmak, yetersiz olmak gibi anlamlara geldiği öğretilerle büyüdüyse o birey için özür dilemenin zorlayıcı olduğunu söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskilerde-saglikli-iletisimin-temeli-ozur-dilemek-iliskilerde-gerektiginde-ozur-dilemek-guveni-sagliyor-442459">İlişkilerde sağlıklı iletişimin temeli: Özür dilemek… İlişkilerde gerektiğinde özür dilemek güveni sağlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan hayatının kusursuzun temsili olmadığını ve her bireyin hataları ile bir bütün olduğunu ifade eden uzmanlar, ancak bireyin hata yapmanın kusurlu olmak, eksik olmak, yetersiz olmak gibi anlamlara geldiği öğretilerle büyüdüyse o birey için özür dilemenin zorlayıcı olduğunu söylüyor.</strong></p>
<p><strong>Empati yapamama, diğerlerinin duygularını ve ihtiyaçlarını anlayamamanın basit bir özrün görünürdeki ilk engelleri olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, ‘’Ben hiç hata yapmadım diyen birisi ya kendinin farkında değildir ya da olağanüstü bir şansa sahiptir. Erdemli olan, yaptığı hatayı fark ederek telafi etmektir.” dedi</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, ikili ilişkilerde özür dilemenin rolünü değerlendirdi.</p>
<p><strong>“İlişkide soruna neden olan tarafın durumu üstlenmesi ve özür dilemesi beklenir.”</strong></p>
<p>“İnsan sosyal bir varlıktır, kişiler arası ilişkilerden beslenir; ancak her ilişkide sağlıklı bir iletişimden söz edemeyiz.” diyen Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, sorunsuz bir ilişki beklentisinin gerçekçi olmadığını, ancak soruna sebep olan bireyden bu durumu üstlenmesi ve telafi etmesi beklendiğini, bunun en basit görünen ama her zaman kolay olmayan yolunun ise özür dilemek olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>“İlişkilerde güven sağlayan unsur gerektiğinde özür dilemesini bilmektir.”</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Yolunda gitmeyen bir iletişimde bunu fark etmek, empati yapmak, hatayı kabullenmek ve sorumluluk sahibi bir birey olarak özür dilemek; toplumda sanılanın aksine bir lüks değil, olması gerekendir. İlişkilerde güven sağlayan unsur hiç hata yapmamak değil, gerektiğinde özür dilemesini bilmektir.” dedi.</p>
<p><strong>“İçtenlikle özür dileyen birisi için davranışının sorumluluğunu aldığı kabul edilir.”</strong></p>
<p>İnsan hayatının kusursuzun temsili olmadığını ve her bireyin hataları ile bir bütün olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Ancak birey hata yapmanın kusurlu olmak, eksik olmak, yetersiz olmak gibi anlamlara geldiği öğretilerle büyüdüyse o birey için özür dilemek zorlayıcıdır. Hayatında hataya yer vermeyen birisi için sarf edilen her özür ifadesi kendi mükemmelliğinden bir şeyler eksiltmektedir. Diğer yandan içtenlikle özür dileyen birisi için davranışının sorumluluğunu aldığı kabul edilir. Bu sorumluluk, değişimi beraberinde getirmelidir ve değişime hazır olmayan bir bireyin özür dilemekten kaçınması mümkündür.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Özür dileyince kendini değersiz hisseden, kendi haklılığını ispatlama çabasında da olabilir.”</strong></p>
<p>Özür dileyerek hatalı olduğunu ilan etmenin herkes için çok kolay olmadığını da anlatan Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Birey hata yaptığı için daha az sayılacağı, daha az sevileceği, değersiz hissedeceği, insanların kendinden uzaklaşacağı gibi doğru olmayan inançlara sahipse; yalnızca özür dilemekten kaçınmaz aynı zamanda kendi haklılığını ispatlama çabasında olabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kişilik özellikleri gereği özür dileme konusunda savunucu davrananlar kimler?</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Kişilik özellikleri gereği özür dileme konusunda savunucu davranan bireyler için genel olarak; kendini diğerlerinden üstün gören, eleştiri ve sorumluluk kabul etmeyen, hata yaptığında duygusal dalgalanma yaşayan, hata yapmaktan kaçınan, mükemmeliyetçi yapıda olan, düşük özsaygıya sahip olup özür dilemek yerine kendini suçlama eğilimi olan, başkalarının haklarına saygı duyma konusunda zorlanan bireyler olduğu söylenebilir.” diye anlattı.</p>
<p><strong>“Erdemli olan, yaptığı hatayı fark ederek telafi etmektir.”</strong></p>
<p>Kısaca empati yapamama, diğerlerinin duygularını ve ihtiyaçlarını anlayamamanın basit bir özrün görünürdeki ilk engelleri olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, ‘’Ben hiç hata yapmadım diyen birisi ya kendinin farkında değildir ya da olağanüstü bir şansa sahiptir. Erdemli olan, yaptığı hatayı fark ederek telafi etmektir. Sorumluluktan kaçmayıp bu durumla yüzleşmek bireyin özsaygısını arttıracaktır.” dedi</p>
<p><strong>“Başkasından özür dilemek kadar kendimize karşı da anlayış göstermemiz önemli.”</strong></p>
<p>Bireyin hata karşısında başkaları kadar kendine de hoşgörülü ve affedici olmasının psikolojik sağlamlık açısından değerli olduğunu da kaydeden Uzman Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Acımasızca kendine yüklenmek yerine kendi duygularını anlayan, davranışlarına dair neden sonuç ilişkisi kuran, kendine şefkat gösteren bireylerin zorlayıcı yaşam olaylarıyla başa çıkma konusunda daha etkin oldukları düşünülmektedir. Başkasından özür dilemek kadar kendimize karşı da anlayış göstermemiz önemlidir. Sürekli kendimizi eleştirmek, suçlamak yerine hata yapma deneyimini de gelişimin bir parçası olarak görmek mümkündür.” şeklinde sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iliskilerde-saglikli-iletisimin-temeli-ozur-dilemek-iliskilerde-gerektiginde-ozur-dilemek-guveni-sagliyor-442459">İlişkilerde sağlıklı iletişimin temeli: Özür dilemek… İlişkilerde gerektiğinde özür dilemek güveni sağlıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Süleyman İrvan: &#8220;İletişimin popüler meslekleri etkileyicilik ve deneyimleyicilik&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suleyman-irvan-iletisimin-populer-meslekleri-etkileyicilik-ve-deneyimleyicilik-392865</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Aug 2023 15:40:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[deneyimleyicilik]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyicilik]]></category>
		<category><![CDATA[iletişimin]]></category>
		<category><![CDATA[irvan]]></category>
		<category><![CDATA[meslekleri]]></category>
		<category><![CDATA[popüler]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=392865</guid>

					<description><![CDATA[<p>İletişim mesleklerinin çoğu yeni alanlar. Dijital içerik üretimine odaklanan iletişim meslekleri ön plana çıkıyor, daha popüler hale geliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suleyman-irvan-iletisimin-populer-meslekleri-etkileyicilik-ve-deneyimleyicilik-392865">Prof. Dr. Süleyman İrvan: &#8220;İletişimin popüler meslekleri etkileyicilik ve deneyimleyicilik&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İletişim mesleklerinin çoğu yeni alanlar. Dijital içerik üretimine odaklanan iletişim meslekleri ön plana çıkıyor, daha popüler hale geliyor. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, Türkiye’deki iletişim eğitiminin iddialı bir noktaya geldiğini belirterek “Çağın gerekliği olarak yeni iletişim meslekleri ortaya çıkıyor, birçok insan bu mesleklerden hayatını kazanmaya başladı. Örneğin Türkçede etkileyici, deneyimleyici gibi karşılıkları bulunan influencerlık ve youtuberlık oldukça popüler meslekler. Hatta bazı sosyal medya uzmanları kendilerini dijital içerik üreticisi olarak tanımlıyor. Demek ki artık böyle bir yeni iletişim mesleğimiz var.“ dedi.  Ayrıca nasıl ki bilgisayarlarımızı, cep telefonlarımızı sürekli güncelliyor ve yeni aplikasyonları, uygulamaları öğreniyorsak, iletişim alanında kariyer yapmak isteyen adayların da aynı şekilde kendilerini güncellemeleri gerektiğini ifade etti. İrvan, sağlam bir bina nasıl sağlam kolonlar üstünde yükselirse, sağlam bir iletişim eğitiminin de iyi tasarlanmış teorik derslerle mümkün olacağına dikkat çekti.</strong></p>
<p>Türkiye’de iletişim eğitimi ilk olarak gazetecilik eğitimiyle başladı. 1982’de farklı isimlerle gazetecilik, halkla ilişkiler ve radyo-televizyon alanlarında eğitim veren yüksekokullar, basın yayın yüksek okulu haline getirildi. Başlangıçta sadece devlet üniversitelerinde bulunan iletişim fakülteleri, 1990’lı yıllarda kurulmaya başlayan vakıf üniversitelerinde de açılmaya başladı. Bugün Türkiye’de 40’ı devlet üniversitelerinde, 21’i vakıf üniversitelerinde olmak üzere 61 iletişim fakültesi var. Ayrıca, ÖSYM üzerinden öğrenci kabul eden KKTC üniversitelerinde 5, Makedonya’da 1 ve Kırgızistan’da 1 olmak üzere 7 iletişim fakültesiyle birlikte toplam sayı 68’e ulaşmış durumda. Bu sayının iletişim eğitiminin giderek yaygınlaştığını gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Süleyman İrvan,  meslek alanı hakkında bilgiler verdi.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Dijital içerik üretimine odaklanan iletişim meslekleri ön plana çıkıyor</strong></p>
<p>İletişim mesleklerinin yeni meslekler olduğunu söyleyen İrvan “Gazetecilik gibi bazıları ise en az 400 yıllık bir tarihe sahip. Yine de bu mesleklerin hiçbirinin ömrünü tamamladığı söylenemez. Gazetecilik gibi meslekler giderek dijitalleşiyor ve kendilerine yeni mecralar buluyor. Her mesleğin dijitalleştiği bir süreçte en çok da dijital içerik üretimine odaklanan iletişim meslekleri ön plana çıkıyor, daha popüler hale geliyor. Dahası, daha önce hiç düşünmediğimiz yeni iletişim meslekleri ortaya çıkıyor, birçok insan bu mesleklerden hayatını kazanıyor. Örneğin Türkçede etkileyici, deneyimleyici gibi karşılıkları bulunan influencerlık oldukça popüler bir meslek. Youtuberlık da öyle. Hatta bazı sosyal medya uzmanları kendilerini dijital içerik üreticisi olarak tanımlıyor. Demek ki artık böyle bir yeni iletişim mesleğimiz var. ”dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>İletişimde dijitalleşme olmazsa olmaz </strong></p>
<p>Dijitalleşme sürecine en hızlı ve kolay uyum sağlayan meslekler aslında iletişim meslekleri olduğunu belirten İrvan “Bizim alanda dijitalleşme adeta olmazsa olmaz olarak kabul ediliyor. Bunun olumlu yansımalarını elbette görüyoruz. Örneğin artık haberleri dijital ortamlarda yazıyor, paylaşıyor ve tüketiyoruz. Dijitalleşme televizyon, sinema, reklamcılık ve hatta halkla ilişkiler sektörünü de değiştirdi.” ifadelerini kullanarak alandaki hızlı gelişmelere ayak uydurabilmenin tek yolunun sürekli güncellenmek olduğunu söyledi. ”Nasıl ki bilgisayarlarımızı, cep telefonlarımızı sürekli güncelliyor ve yeni aplikasyonları, uygulamaları öğreniyorsak, kendimizi de aynı şekilde sürekli güncellememiz gerekiyor. Yapay zekâ ile ancak bu şekilde rekabet edebilir, beklentilere uygun içerikler üretmeye devam edebiliriz.” dedi. </p>
<p> </p>
<p><strong>İletişimin hangi alanının size uygun olduğunu kariyer testi ile belirleyebilirsiniz </strong></p>
<p>İrvan her mesleğe özgü kişilik özellikleri olduğunu söyleyerek “Örneğin gazetecilik mesleği araştırıcı, sorgulayıcı, şüpheci kişilik özelliklerine sahip olmayı gerektirir. Meraklı olmayan, sorgulamayan kişilik özelliği gazetecilik için uygun değildir. Sanatsal yönü kuvvetli, sanatçı kişiliğe sahip gençler çizgi film ve animasyona, görsel iletişim tasarımına ve hatta reklamcılığa uygun kişilerdir. İnsanlarla iletişim kurmayı, onları ikna etmeyi seven kişiler halkla ilişkiler, reklamcılık ve yeni medya alanları için daha uygundur. Konuşmayı seven kişiler radyocu, televizyoncu olabilir. İyi hikâye anlatmayı sevenler sinemacı olabilir. Gençler hangi mesleğin kendi kişilik özelliklerine daha uygun olduğunu görmek için oldukça kapsamlı, tam 90 soruluk kariyer testini doldurabilirler” tavsiyesinde bulundu. </p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinde 7 bölümde iletişim eğitim verdiklerini ifade eden Prof. Dr. İrvan bu bölümlerin; Çizgi Film ve Animasyon, Gazetecilik, Görsel İletişim Tasarımı, Halkla İlişkiler ve Tanıtım, Radyo-Televizyon ve Sinema, Reklamcılık ile Yeni Medya ve İletişim olarak sıraladı.  İrvan, hali hazırda Gazetecilik, Görsel İletişim Tasarımı ve Reklamcılık bölümlerinin İLAD tarafından akredite edilmiş durumda olduğunu da söyledi. </p>
<p> </p>
<p><strong>Teorik dersleri binanın kolonları olarak görüyoruz</strong></p>
<p>Fakültede teori ile pratik ayrılmaz bir bütündür diyen İrvan, “Öğrencilerimize yetkin akademisyenlerimiz aracılığıyla iyi bir teorik eğitim vermeye çalışıyoruz. Çünkü teorik eğitimin iletişim mesleklerinin temeli olduğunun farkındayız. Teorik dersleri binanın kolonları olarak görüyoruz. Sağlam bir bina nasıl sağlam kolonlar üstünde yükselirse sağlam bir iletişim eğitimi de iyi tasarlanmış teorik derslerle mümkündür. Aynı zamanda kaliteli bir pratik eğitim de verdiğimizi iddia ediyoruz. Uygulama derslerimizin önemli bir kısmı sektör profesyonelleri tarafından veriliyor. Böylece öğrencilerimiz sektörü daha yakından tanıma fırsatına sahip oluyor. Diğer taraftan öğrencilerimiz Üsküdar Üniversitesi Radyo ve TV stüdyolarında, Haber Ajanlarımız ile uygulama gazetemizde görevler alarak öğrendiklerini uygulama fırsatı buluyor, etkinliklerde bir fiil görev alarak deneyimliyor.”  </p>
<p> </p>
<p><strong>İyi bir iletişimci olmak günceli takip etmekten geçer</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman İrvan iletişim alanındaki mesleklerde çalışmak isteyenlere tavsiyelerde bulunarak sözlerini tamamladı: </p>
<p>“İletişim Fakültesi mezunları haber sitelerinde, gazetelerde, televizyonlarda, halkla ilişkiler birimlerinde, reklam ajanslarında, görsel iletişim tasarımı gerektiren alanlarda iş bulabiliyorlar. Benim gençlere tavsiyem, özellikle içerik üretmede kendilerine yardımcı olacak programların dilini ve mantığını kavramalarıdır. Örneğin bisiklete binmeyi bilen kişi kolaylıkla scooter’a da, motosiklete de binebilir. Indesign programını bilen tasarımcı farklı tasarım programlarını da kolaylıkla kavrayabilir. Tabii elbette iyi bir iletişimci olmanın yolları, çok okumaktan, çok yazmaktan, günceli takip etmekten geçer.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-suleyman-irvan-iletisimin-populer-meslekleri-etkileyicilik-ve-deneyimleyicilik-392865">Prof. Dr. Süleyman İrvan: &#8220;İletişimin popüler meslekleri etkileyicilik ve deneyimleyicilik&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
