<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ilerleyen | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/ilerleyen/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ilerleyen</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Feb 2026 08:00:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>ilerleyen | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ilerleyen</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sessiz ilerleyen risk osteoporoz</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-risk-osteoporoz-614683</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[ilerleyen]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[osteoporoz]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614683</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Kemik Erimesi ve Beslenme” başlıklı söyleşide konuşan Uzman Dr. Büşra Yeşil, osteoporozun (kemik erimesi) sessizce ilerleyen bir rahatsızlık olduğuna dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-risk-osteoporoz-614683">Sessiz ilerleyen risk osteoporoz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Kemik Erimesi ve Beslenme” başlıklı söyleşide konuşan Uzman Dr. Büşra Yeşil, osteoporozun (kemik erimesi) sessizce ilerleyen bir rahatsızlık olduğuna dikkat çekti. Dr. Yeşil, hastalığın önlenebilir yönlerine değinerek, beslenme ve egzersiz önerilerinde bulundu.</p>
<p>Nilüfer Belediyesi, halk sağlığını yakından ilgilendiren konularda düzenlediği bilgilendirme toplantılarına devam ediyor. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen “Kemik Erimesi ve Beslenme” başlıklı söyleşiye, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda Uzman Dr. Büşra Yeşil, kemik sağlığını korumanın yollarını anlattı.</p>
<p> </p>
<p>Konuşmasında hastalığın gelişimindeki risk faktörlerine değinen Dr. Yeşil, toplumdaki yaygın kanının aksine düşük vücut kitle indeksinin kemik sağlığı için bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Dr. Yeşil, “Zayıf kişilerde kemiklere binen yük azaldığı için kemik üretimi, kilolu kişilere oranla daha az gerçekleşir” dedi.</p>
<p>Erken menopoz, ailede kalça kırığı öyküsü, uzun süreli kortizon kullanımı ve tütün-alkol tüketiminin riskleri artırdığını vurgulayan Yeşil, hastalığın en ağır sonuçlarının kalça kırığı ve omurga çökmesi olduğunu ifade etti. Yapılan araştırmalara göre kalça kırığı yaşayan bireylerin iki yıl içinde yüzde 12 ile 20 arasında ölüm riski taşıdığını belirten Yeşil, bu durumun yaşam konforunu tamamen yok ederek, kişiyi başkasına bağımlı hale getirdiğini ekledi.<br /> </p>
<p>EGZERSİZİN ÖNEMİ<br />Hastalığı karşı hem korunma hem de tedavi sürecinde egzersizin hayati önem taşıdığının altını çizen Dr. Yeşil, şu tavsiyelerde bulundu:</p>
<p>“Sadece kardiyo gibi yük vermeyen egzersizler yeterli değil. Mutlaka ağırlık ve direnç egzersizleri yapılmalı. Kasların kemiklere bir çekme gücü uygulaması, vücuda ‘daha fazla kemik üretmeliyim’ mesajı gönderir. Özellikle 50-60 yaş üzerindeki bireylerde düşmeleri engellemek için denge ve koordinasyon eğitimi şart.”</p>
<p>BESLENME ÖNERİLERİ<br />Beslenme düzeninde kalsiyum, protein ve D vitamini üçlüsüne de işaret eden Dr. Yeşil, günlük kalsiyum ihtiyacının ortalama bin 200 miligram olduğunu hatırlattı. Yağsız süt ve yoğurt tüketiminin önemini vurgulayan Yeşil, “Örneğin 100 gram çedar peyniri tükettiğinizde yaklaşık 720 miligram kalsiyum alırsınız. Bu da günlük ihtiyacınızın yarısından fazlasını tek başına karşılar” dedi.</p>
<p>CAM ARKASINDAN GÜNEŞLENMEYİN</p>
<p>D vitamininin besinlerle alınamayacağını, sadece cilde doğrudan temas eden güneş ışığıyla sentezlenebileceğini hatırlatan Yeşil, Türkiye’deki güneş açısı nedeniyle saat 12.00-13.00 arasının en verimli zaman dilimi olduğunu ifade etti. Yeşil, cam arkasından güneşlenmenin D vitamini üretimi için yeterli olmadığını belirtti.</p>
<p>VÜCUDUMUZA YATIRIM YAPMALIYIZ<br />Osteoporozun sessiz ilerleyen ancak önlenilebilir bir hastalık olduğunu sözlerine ekleyen Yeşil, “Geleceğimiz için vücudumuza yatırım yapmalıyız. Bunu beslenme, egzersiz ve düzenli takiple sağlayabiliriz” diye konuştu.</p>
<p>Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını yanıtlayan Dr. Yeşil’i, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun teşekkür etti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-ilerleyen-risk-osteoporoz-614683">Sessiz ilerleyen risk osteoporoz</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinsi İlerleyen Aort Anevrizması Yaşamı Tehdit Edebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinsi-ilerleyen-aort-anevrizmasi-yasami-tehdit-edebiliyor-461355</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 May 2024 09:24:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anevrizması]]></category>
		<category><![CDATA[aort]]></category>
		<category><![CDATA[edebiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ilerleyen]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=461355</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hiçbir belirti vermeden sinsi ilerleyen aort anevrizması özellikle risk grubunda yer alan kişilerde hayatı tehdit ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinsi-ilerleyen-aort-anevrizmasi-yasami-tehdit-edebiliyor-461355">Sinsi İlerleyen Aort Anevrizması Yaşamı Tehdit Edebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><span>Ülkemizde her yıl yaklaşık <span>3000-4000</span> kişinin bu hastalıkla karşı karşıya geldiğini söyleyen Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, tanının genellikle farklı bir nedenle yapılan tetkikler sonrasında şans eseri konulduğuna işaret etti. Fark edilmeyen anevrizmaların patlamasıyla yaşam şansının ciddi oranda düştüğüne işaret eden Prof. Dr. İsbir, özellikle risk faktörlerine sahip kişilerin anevrizma açısından kendilerini kontrol ettirmeleri gerektiğine işaret etti. </span></em></p>
<p><span> </span></p>
<p><span>Kalp damar hastalıkları arasında görülme sıklığı açısından oldukça öneme sahip olan anevrizmalar çok fazla bilinmiyor. Üstelik hastalığın hiçbir belirti vermeden ilerlemesi ve ülkemizde bu konuda bir tarama programının olmaması nedeniyle hastaların konuya daha fazla hassasiyet göstermesi gerektiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir, özellikle 65 yaş üstü kişileri uyardı. </span></p>
<p><span>Abdominal aort anevrizmaların sık görülen hastalıklardan olduğunu belirten Prof. Dr. İsbir, “Tabii Türkiye&#8217;de çok kesin rakamlar vermek mümkün değil. Yurt dışı literatürlere baktığımızda Amerika&#8217;da ölüm sebepleri açısından ilk 10’da yer alıyor. Bu açıdan da önemli bir rahatsızlık” dedi. </span></p>
<p><span> <strong> “65 YAŞ ÜSTÜ SİGARA İÇEN, YÜKSEK TANSİYONU OLAN HASTALARDA ANEVRİZMA GELİŞME RİSKİ FAZLA”</strong></span></p>
<p><span>Anevrizmalar için en önemli risk faktörlerinin yüksek tansiyon, sigara içiciliği ve ileri yaş olduğunu belirten Prof. Dr. İsbir, “Özellikle erkek hastalarda abdominal aort anevrizmasını daha sık görüyoruz. 65 yaş üstü sigara içen, yüksek tansiyonu olan hastalarda anevrizma gelişme riski fazla. Bir diğer risk faktörü de aile öyküsü. Ailesinde anevrizma öyküsü olan bireylerde anevrizma açısından kendilerini mutlaka kontrol ettirmeliler” diye konuştu.</span></p>
<p><strong><span>KARIN BÖLGESİNDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR</span></strong></p>
<p><span>Yaşamı tehdit eden bu önemli sorunla ilgili önemli bilgiler veren Prof. Dr. İşbir, “Aort anevrizmasını vücudumuzun ana damarı olan aort damarının genişlemesi olarak tanımlamak mümkün. Aort kalpten, göğüs boşluğuna daha sonra karına ve bütün vücuda kanı götüren ana damardır. En sık gördüğümüz abdominal aort anevrizmasıdır. Çünkü karın bölgesindeki aort damarının duvarı daha zayıftır ve dolayısıyla da anevrizma bu bölgede daha sık karşımıza çıkıyor. Bunun yanında karın bölgesinde anevrizması olanlarda göğüste, göğüste anevrizması olanlarda karında da anevrizma olabiliyor” diye konuştu.</span></p>
<p><strong><span>“BAZEN SES KISIKLIĞI BİLE UYARICI OLMALI”</span></strong></p>
<p><span>Karın ve göğüs bölgesindeki anevrizmaların büyümesiyle birlikte farklı organlara bası yaptığını ve bu durumun da ses kısıklığı, bel ağrısı gibi yaygın şikayetlerle de ortaya çıkabildiğini hatırlatan Prof. Dr. İsbir, “Anevrizma bazen göğüs boşluğunda uzun yıllar sessiz büyür. Örneğin ses tellerimize giden sinir, anevrizmanın tarafından infiltre edildiğinde anevrizma, hastada ses kısıklığıyla kendini gösterebilir. Aynı şekilde büyüyen aort bel omurlarına ve sinirlere baskı yaparsa da bel ağrısı şikayetine neden olur. Dolayısıyla böyle sinsi ilerleyen bir hastalık için indirekt belirtilerin de hasta açısından önem taşıdığından uyarıcı olmalı.”</span></p>
<p><strong><span>“ZAMANINDA TANI İÇİN ŞÜPHELENMEK ŞART”</span></strong></p>
<p><span>Hastalıkta teşhisin çok basit olduğunu hatırlatan Prof. Dr. İsbir, “Çoğunlukla fiziken bir belirtisi yok. Ama karın bölgesinde yapılan ultrasonlarda abdominal aortaya bakılmasıyla ya da ekokardiyografi dediğimiz göğüs içerisindeki kalbe yapılan tetkikte aort anevrizmalarını tespit edebiliyoruz. En zor tespit edilen bölge akciğerlerin yer aldığı göğüs boşluğundaki torasik aort dediğimiz bölgedir. Çünkü burası çok daha geniş bir boşluk ve anevrizma sinsi olarak büyüyebiliyor. Bu nedenle tanı koymak açısından şüphelenmek burada en önemlisi. Kolaylıkla tanı konulup tedaviye geçebiliyoruz. Dolayısıyla bu noktada erken tanının hayat kurtardığını özellikle belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.</span></p>
<p><strong><span>“KONTROL EDİLMEZSE İLK BELİRTİ ANEVRİZMANIN PATLAMASI OLABİLİR!</span></strong></p>
<p><span>Anevrizmanın özellikle erkeklerde daha sık görüldüğünü aktaran Prof. Dr. İsbir, “Kadınlarda da anevrizma görüyoruz. Ama erkeklerde daha sık görüyoruz. Bu erkeklerde sigara içiciliğinin daha fazla olmasından kaynaklanıyor. Ama son yıllarda kadın hastalarımızda var” dedi. Prof. Dr. İsbir, hastalığın seyriyle ilgili şu bilgileri verdi: “Aortun çapı normalde 2.5 cm civarındadır. Bu rakam 4 cm’e çıktığında aslında anevrizma oluşmuştur. Ancak anevrizma 5-5.5 cm’e ulaştığında müdahale ediyoruz. Dolayısıyla anevrizmanın gelişmeye başladıktan sonra müdahale edilmesine kadar geçen süre hastadan hastaya değişmekle birlikte yaklaşık 8-10 yıllık bir dönemden bahsediyoruz. Yani burada hasta kendisinin aort damarında genişleme olduğunu bilirse düzenli aralıklarla kontrol ettirir ve belli bir rakama ulaştığında da buna müdahale edilebilir. Ama hiç bilmez ise hastalık sinsi gelişir ve hastanın haberi yoksa ilk belirtisi rüptür dediğimiz anevrizmanın patlaması da olabilir” ifadelerini kullandı.</span></p>
<p><strong><span>“ANEVRİZMANIN BULUNDUĞU BÖLGE TEDAVİYİ ŞEKİLLENDİRİYOR”</span></strong></p>
<p><span>Anevrizmalar aortun hangi bölgesindeyse ona yönelik tedavi yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Selim İsbir, tedaviyle ilgili şu bilgileri verdi “Aortun kalpten hemen çıktığı bölgelerde anevrizmalarda tek şansımız şu an için açık ameliyat. Ama göğüs bölgesi ve karın bölgesindeki anevrizmalarda yaklaşık son 15-20 yıldır sıklıkla endovasküler tedavi dediğimiz kapalı yöntemle başarıyla tedavi etme şansına sahibiz. Tanı konulduktan sonraki süreç oldukça rahat. Özellikle de eğer anevrizmanın lokasyonu, boyutları ve de anatomik ilişkisi kapalı yönteme uygun ise çok rahat bir tedavi. Hastalar normal hayatlarını iki gün içerisinde dönebiliyorlar. Kaplı stent dediğimiz suni greftlerle rahatlıkla tedavi edebiliyoruz. Dolayısıyla çok yüz güldürücü bir tedavi. Yeter ki erken tanıyı koyalım. Maalesef her aort anevrizması endovasküler yöntemle tedavi edilemiyor. Bir takım anatomik özellikler gerekli. Onun için çok detaylı tomografik incelemelerde bulunuyoruz. Detaylı ölçümlerle uygun olup olmadığına karar veriyoruz.”</span></p>
<p><strong><span>AORT DAMARI 9.5 SANTİME ÇIKAN 78 YAŞINDAKİ HASTA TEDAVİ EDİLEREK SAĞLIĞINA KAVUŞTU</span></strong></p>
<p><span>Bugün anevrizma tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar alabildiklerini söyleyen Prof. Dr. İsbir, 78 yaşında ve oldukça ender boyuttaki bir anevrizması olan hastasını örnek göstererek şu bilgileri verdi: “78 yaşındaki bu hastamızın karın aortu 9,5 cm’ye kadar büyümüştü ki bu oldukça ender rastlanan bir durumdur. Yani 2.5 santimlik bir aort neredeyse 4 katına çıkmış ve hasta farkında değil. Tesadüfen yaptırdığı böbrek ultrasonunda tespit edilmiş. Tabii hemen bize geldiğinde detaylı ölçümlerini yaptık. Endovasküler tedaviye uygundu. Kendisini yatırdık. Hemen endavasküler greftini yerleştirdik. Hastamız bugün gayet iyi. Ama geç kalsaydık bu anevrizma patlayacaktı ve belki de hastayı kaybedecektik. Burada anevrizmanın 9.5 cm’e gelmesi oldukça uzun bir zaman diliminde gerçekleşmiş olsa da bu sürede hiç fark edilmemiş. Çoğu hasta bu şansa sahip olmuyor ve anevrizmaları patlıyor ve belki de hayatlarını kaybediyor. Dolayısıyla düzenli kontrol ve erken tanı anevrizmalarda gerçekten hayat kurtarıyor.”</span></p>
<p><strong><span>“ RÜPTÜR OLMADAN ANEVRİZMAYA MÜDAHALE EDİLMESİ YAŞAMI KURTARIYOR”</span></strong></p>
<p><span>Hastalık yakalanıp tedavi edilebilirse ölüm oranının oldukça düşük olduğunu aktaran Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selim İsbir sözlerini şöyle sonlandırdı: “Anevrizmaya bağlı yaşam kaybı oranı yüzde 1’in altında. Ancak tedavi etmediğimiz zaman yani rüptür gerçekleştiği zaman bu hastaların yüzde 50’si hayatını kaybediyor. Eğer şanslılarsa bir merkeze ulaşabiliyorlarsa ameliyat şansını elde edebiliyorlarsa o zaman kurtulma şansları var. Ama ameliyatları oldukça riskli hale geliyor. Dolayısıyla anevrizmaya rüptür olmadan müdahale edilmesi oldukça önemli.&#8221;</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinsi-ilerleyen-aort-anevrizmasi-yasami-tehdit-edebiliyor-461355">Sinsi İlerleyen Aort Anevrizması Yaşamı Tehdit Edebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Plastik Atıksız Şehir&#8221; olma yolunda ilerleyen İzmir, Avrupa Atık Azaltım Haftası&#8217;nda</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/plastik-atiksiz-sehir-olma-yolunda-ilerleyen-izmir-avrupa-atik-azaltim-haftasinda-422540</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Nov 2023 08:24:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[atıksız]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[azaltım]]></category>
		<category><![CDATA[haftasında]]></category>
		<category><![CDATA[ilerleyen]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[olma]]></category>
		<category><![CDATA[plastik]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[yolunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=422540</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atık önleme konusunda farkındalık yaratmak amacıyla Avrupa Atık Azaltım Haftası, bu yıl 18 – 26 Kasım tarihleri arasında  “Ambalajlar: Paketli Ürün Alma” temasıyla düzenlenecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi de atık azaltma ve malzemelerin yeniden kullanımına yönelik hayata geçirdiği sürdürülebilir projelerle Avrupa Atık Azaltım Haftası’nda yerini alacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/plastik-atiksiz-sehir-olma-yolunda-ilerleyen-izmir-avrupa-atik-azaltim-haftasinda-422540">&#8220;Plastik Atıksız Şehir&#8221; olma yolunda ilerleyen İzmir, Avrupa Atık Azaltım Haftası&#8217;nda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Plastik Atıksız Şehir” olma yolunda ilerleyen İzmir, Avrupa Atık Azaltım Haftası’nda</strong></p>
<p>Atık önleme konusunda farkındalık yaratmak amacıyla Avrupa Atık Azaltım Haftası, bu yıl 18 – 26 Kasım tarihleri arasında  “Ambalajlar: Paketli Ürün Alma” temasıyla düzenlenecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi de atık azaltma ve malzemelerin yeniden kullanımına yönelik hayata geçirdiği sürdürülebilir projelerle Avrupa Atık Azaltım Haftası’nda yerini alacak.</p>
<p>Dünya genelinde artan ve ciddi tehditleri de beraberinde getiren atık sorunu için yürütülen farkındalık çalışmaları arasında yer alan Avrupa Atık Azaltım Haftası, (European Weekfor Waste Reduction – EWWR) bu yıl 15’nci kez düzenleniyor. 18-26 Kasım 2023 tarihleri arasında web sitesi üzerinden “Ambalajlar: Paketli Ürün Alma” temasıyla yapılacak olan organizasyona, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, özel şirketler, eğitim kurumları ve yurttaşlar da katılacak. Avrupa Atık Azaltım Haftası kapsamında katılımcıların atık yönetimi konusunda farkındalık oluşturacak faaliyetler yürütmesi teşvik edilecek. Bu hafta içerisinde gerçekleştirilen en başarılı çalışmalar, EWWR ödüllerine aday gösterilecek.</p>
<p><strong>“Bu yükü azaltmalıyız”</strong></p>
<p>Küresel iklim krizi tehdidinin dünyayı olumsuz etkilediğini, bunun yanı sıra doğanın da atıklarla kirletildiğini ifade eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak 2030 yılına kadar ‘plastik atıksız şehir’ olmak için hazırladığımız eylem planı çerçevesinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre, doğa ve dünya bırakmamız gerekiyor. Bu nedenle özellikle plastik ve tek kullanımlık malzemeleri kullanmamaya özen göstermeliyiz. Çünkü bu tür atıklar başta denizlerimiz olmak üzere dünyamızı yok ediyor. Kaliteli, sağlıklı bir yaşam için herkesin üzerine düşen sorumluluklar var. Hava, su, iklimle barışık bir dünya için bu yükü azaltmalıyız” dedi.</p>
<p><strong>İzmir projelerini sunacak</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı ile yine belediye şirketlerinden Grand Plaza Gıda Turizm A.Ş  turizm, tekstil ve gıda sektöründe oluşan ambalaj atıklarının azaltılmasına yönelik projelerle EWWR’de yer alacak. Büyükşehir, atık yönetimi alanındaki  “azaltma, yeniden kullanma ve dönüştürme” stratejisiyle sürdürdüğü çalışmalarını sunacak. Yine atık yönetimi konusunda bilinçlendirmeye dönük projeler de Avrupa Atık Azaltım Haftası’nda yer alacak. 2019’da da Doğal Hayatı Koruma Derneği (WWF) ile protokol imzalayarak “Plastik Atıksız Şehirler Ağı”na katılan İzmir Büyükşehir Belediyesi, özellikle paketli ürün alımını sınırlandırarak, plastik kirliliğini önlemek için 24-26 Kasım tarihleri arasında Yasemin Kafe’de soğuk sandviçleri streç film yerine, doğal balmumu kumaşlarla satışa sunacak. Yüksek derecede yıkamaya dayanıklı kumaşlar, daha sonra da kullanılabilecek.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/plastik-atiksiz-sehir-olma-yolunda-ilerleyen-izmir-avrupa-atik-azaltim-haftasinda-422540">&#8220;Plastik Atıksız Şehir&#8221; olma yolunda ilerleyen İzmir, Avrupa Atık Azaltım Haftası&#8217;nda</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessizce İlerleyen Glokom &#8216;a Dikkat! Görme Kaybına Yol Açabilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessizce-ilerleyen-glokom-a-dikkat-gorme-kaybina-yol-acabilir-417157</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Oct 2023 13:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[glokom]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[ilerleyen]]></category>
		<category><![CDATA[kaybına]]></category>
		<category><![CDATA[sessizce]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=417157</guid>

					<description><![CDATA[<p>Glokom, göz sinirinin hasarıyla karakterize olan ve kalıcı görme kaybına sebep olabilen bir hastalıktır. Tüm dünyada yaklaşık 80 milyon glokom hastası bulunmaktadır ve glokom kalıcı görme kaybı nedenleri arasında 2. sırada yer almaktadır. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessizce-ilerleyen-glokom-a-dikkat-gorme-kaybina-yol-acabilir-417157">Sessizce İlerleyen Glokom &#8216;a Dikkat! Görme Kaybına Yol Açabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Dünyada 80 milyon kişi bu hastalıktan mustarip!</strong></p>
<p>Glokom, göz sinirinin hasarıyla karakterize olan ve kalıcı görme kaybına sebep olabilen bir hastalıktır. Tüm dünyada yaklaşık 80 milyon glokom hastası bulunmaktadır ve glokom kalıcı görme kaybı nedenleri arasında 2. sırada yer almaktadır. </p>
<p><strong>Erken tanı ve tedavi için klinik muayene ihmal edilmemeli!</strong></p>
<p>Glokom sinsi seyirli ve ilerleyici bir göz hastalığıdır. Glokom hastalarında göz sinirinde meydana gelen hasar belirli bir düzeye ulaşmadıkça hastalarda herhangi bir şikâyete yol açmayabilir. Glokomda erken tanı ve tedavi, görmenin korunması açısından çok önemlidir. Artmış göz içi basıncı, 40 yaş üzerinde olmak, yüksek miyop ya da hipermetrop olmak ve aile bireylerinde glokom hikâyesi olması başlıca risk faktörleridir. </p>
<p><strong>Çözümü var!</strong></p>
<p>Glokom hastalığı anne karnında ya da doğumdan itibaren herhangi bir yaş diliminde oluşabilmektedir. Erken tanı ve tedavi kalıcı görme kayıplarının önüne geçebilir. Glokomun tedavisi glokomun tipine ve seyrine göre değişmekle birlikte medikal ya da cerrahi olarak yapılabilmektedir. Medikal tedavi ile ilerlemesi durdurulamayan ya da ilaç kullanımında sorunlar yaşayan hastalarda cerrahi tedavi ile glokom hastalığının ilerleyişi kontrol altına alınabilmektedir.   </p>
<p><strong>Rutin muayene önemli!</strong></p>
<p>Glokom hastalığının sinsi seyirli olduğu ve hastalarının büyük çoğunluğunu glokom hastası olduğunu bilmeyen kişilerin oluşturduğu düşünüldüğünde rutin göz muayenesin önemi çok daha iyi anlaşılmaktadır. Risk faktörlerine sahip olan hastaların yılda en az 1 kez göz muayene olmaları tavsiye edilmektedir.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessizce-ilerleyen-glokom-a-dikkat-gorme-kaybina-yol-acabilir-417157">Sessizce İlerleyen Glokom &#8216;a Dikkat! Görme Kaybına Yol Açabilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinsi İlerleyen Hipertansiyona Dikkat</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sinsi-ilerleyen-hipertansiyona-dikkat-376067</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 May 2023 10:26:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyona]]></category>
		<category><![CDATA[ilerleyen]]></category>
		<category><![CDATA[sinsi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=376067</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada her sekiz kişiden birinin ölümünden sorumlu olan Hipertansiyon, ülkemizde hızla artış gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinsi-ilerleyen-hipertansiyona-dikkat-376067">Sinsi İlerleyen Hipertansiyona Dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyada her sekiz kişiden birinin ölümünden sorumlu olan Hipertansiyon, ülkemizde hızla artış gösteriyor. Konya Kızılay Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uzm. Dr. Sami Şahin, birçok insan hipertansiyon hastası olduğundan habersiz olduğunu belirterek önemli açıklamalarda bulundu.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p>En sık görülen kronik bir hastalık olan hipertansiyon, küresel bir halk sağlığı sorunu olarak hayatımızdaki yerini koruyor. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün açıklamasına göre dünyada on kişiden yaklaşık üçünün tansiyonunun yüksek olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda hastaların yüzde 50’si durumlarından tamamen habersiz; haberdar olanların bir kısmı ise herhangi bir şey yapmamaktadırlar. Önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olan Hipertansiyon hakkında Konya Kızılay Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uzm. Dr. Sami Şahin, önemli açıklamalarda bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>Birçok insan hipertansiyon hastası olduğundan habersiz</strong></p>
<p> </p>
<p>Hipertansiyonun genel olarak sinsi bir hastalık olduğunu başta kalp, böbrek, beyin ve göz olmak üzere damarsal yapılar içeren organların tahribatta hedef olduğunu belirten Uzm. Dr. Sami Şahin, “Diyabet, sigara, obezite, yaş, aileden gelen hastalık hikayesi ve hareketsizlik ise hipertansiyonun risk faktörleri arasında. Günümüz şartlarında genel olarak büyük tansiyon 140 mmHg, küçük tansiyon 90 mmHg üzeri değerler hipertansiyon tanımına girmektedir. Toplumda hipertansiyon ortalaması genel olarak %15 ile %30 arasında değişmektedir.    Erişkin toplumumuzda ortalama 1/3 birey tansiyonunu hiç ölçtürmemiş olup hipertansif olanların 60% kadarı durumun farkında değil, hipertansif olduğunu bilenlerin yarıdan fazlası tedavi almıyor, tedavi alanların ise çok azında hedef kan basıncı değerlerine ulaşılmış olması ülkemizde toplum sağlığının ne denli sağlıksız olduğunun acı bir göstergesidir” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Yüksek kan basıncının tespiti basit bir şekilde genel olarak koldan ölçüm yapan cihazlar daha sağlıklı bir şekilde ölçülebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Şahin, “Bu sayede kalp-damar hastalığı ve ilişkili olarak ölüm oranını azaltılabiliyor. Hipertansiyon beyin kanaması, göz içi kanama gibi ani olaylarla ilişkili olabilir. Ancak genel olarak sinsi bir hastalık olup diğer kalp-damar risk faktörleri ile beraber vücutta sinsi bir düşman gibi yavaş fakat ilerleyici tahribat oluşturur. Kalp, böbrek, beyin, göz ve diğer damarsal yapılar içeren organlar tahribatın oluştuğu başlıca hedef organlardır. Yüksek kan basıncının düşürülmesinin yararları, yapılan çok merkezli büyük klinik çalışmalar tarafından ortaya konmuştur. Kan basıncındaki küçük düşmelerin dahi hastalığın sıklığı-şiddeti ve ölüm oranlarını dramatik şekilde azalttığı tespit edilmiştir. Örneğin, küçük tansiyon kan basıncının 5-6 mmHg düşürülmesi 5 yıl içinde inme riskinde %38, koroner kalp hastalığı riskinde %16 azalma sağlamıştır” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Tuzdan fakir diyet ve fiziksel egzersizin önemi</strong></p>
<p> </p>
<p>Hipertansiyonun hafif durumlarda tuzdan fakir diyet ve fiziksel egzersiz ile kontrol altına alınabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Şahin, “İlaç tedavisi başlandığında da ömür boyu tedavi gerekir. Tuzlu yemek, ilacı düzenli kullanmama, fiziksel veya ruhsal stres durumları, çeşitli tansiyonu etkileyebilecek ilaçların kullanımı vs. ile kontrol altında olan tansiyonda ani yükselmeler olabilir.  Özellikle gençlerde ve dirençli hipertansiyonu olanlarda ise şok hipertansiyon düşünülmeli ve altta yatabilecek tedavi edilebilir hipertansiyon nedenleri dışlanmalıdır. Şok hipertansiyon nedenleri arasında en sık böbrek hastalıkları ve böbrek damarı darlığı olmak üzere tiroid veya iç salgı bezlerinden kaynaklanan hormon eksiklikleri veya fazlalıkları (endokrinolojik hastalıklar),  uyku apnesi gibi durumlar yer alır. Ayrıca, bazı zayıflama ilaçları, bazı doğum kontrol hapları, kokain, aşırı alkol alımı ve aşırı obezite diğer şok hipertansiyon nedenleri arasında yer alabileceği gibi hastada ani tansiyon yükselmelerinin veya tedaviye yanıt vermeyen dirençli hipertansiyonun nedeni de olabilirler” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yemeğin tadına bakmadan tuz dökmek yok!<br /> </strong></p>
<p>Hipertansiyon tedavisinde ilaç tedavisine ek olarak alınabilecek önemler olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Şahin, “Bu yöntemler; sigara içiminin bırakılması, zayıflama, tuz kısıtlaması, Besinlerle yeterli potasyum, kalsiyum ve magnezyum alınması (yeşil sebze, meyve tüketiminin arttırılması), doymuş yağlardan kaçınılması, alkol kısıtlaması, fizik aktivitenin arttırılması ve streslerin azaltılması olarak sıralanabilir” dedi. Obezitenin, hipertansiyon ve kalp-damar hastalığının görülme sıklığını giderek artan bir risk faktörü olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Şahin, “. Düzenli dinamik egzersiz kan basıncının, kan şekerinin kontrolünü, iyi kolesterolün yükselmesini sağlar. Ayrıca kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlar. Bu nedenle ilaç niyetine mümkünse her gün hiç değilse haftanın çoğu günü 30-60 dakika hafif tempolu yürümeyi sağlıklı yaşam için tavsiye diyoruz. Total ve doymuş yağ içeriği az olan, meyve, sebze ve az yağlı süt ürünlerinden zengin bir diyet şeklinin uygulanması çok önemli. Diyetine ve yürüyüşüne dikkat eden bir hipertansiyon hastası olan birçok bireyde kan basıncı yaşam tarzı ile kontrol altına alınabilir. Hastalıkların varlığına göre ise yaşam tarzı önerileriyle beraber derhal gerekli ilaçlar reçete edilir. Yakın dönemde tamamlanmış olan bir çalışmanın verileri ülkemiz için oldukça çarpıcıdır; toplumumuzda ortalama tuz tüketimi 18 gr olup önerilen 6 g sınır değerinin çok çok üstündedir ayrıca erişkinlerimizin üçte biri hipertansif bulunmuş olup hipertansiyon hastalarının üçte biri durumun farkında değil, hipertansiyon olup tedavi alanlarda ise hedef kan basıncı değerleri ancak üçte bir oranındadır. Yemeğin tadına bakmadan tuz dökmeye devam edersek geleceğimiz pek iç açıcı olmayacak gibi. Tuz dışında tuz oranı yüksek hazır gıdalardan, zeytin, turşu gibi tuzlu yiyeceklerden de uzak durulması gerekir” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sinsi-ilerleyen-hipertansiyona-dikkat-376067">Sinsi İlerleyen Hipertansiyona Dikkat</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
