<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ilaçlar | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/ilaclar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ilaclar</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Apr 2026 10:18:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>ilaçlar | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ilaclar</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kanserli hücre fotokopi makinesi gibi çalışıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserli-hucre-fotokopi-makinesi-gibi-calisiyor-624888</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 10:18:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Akıllı İlaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[çalışıyor]]></category>
		<category><![CDATA[fotokopi]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[ila]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserli]]></category>
		<category><![CDATA[makinesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mutasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser söz konusu olduğunda akıllarda soru işaretleri ve kaygı artabiliyor ancak hastalığın işleyişini ve tedavinin mantığını bilmek tabloyu daha net hale getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserli-hucre-fotokopi-makinesi-gibi-calisiyor-624888">Kanserli hücre fotokopi makinesi gibi çalışıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kanser söz konusu olduğunda akıllarda soru işaretleri ve kaygı artabiliyor ancak hastalığın işleyişini ve tedavinin mantığını bilmek tabloyu daha net hale getiriyor. 1–7 Nisan Ulusal Kanser Haftası’nda normal hücre ile kanserli hücre arasındaki farklara değinen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tıbbi Onkoloji ve Hematoloji Uzmanı, Onkolojik Bilimler Koordinatörü Prof. Dr. Necdet Üskent, “Sinyal gelmediği sürece çoğalmayan normal hücrelere karşı kanser hücresi, çoğalmayı fotokopi makinesi gibi gerçekleştiriyor. Kanser tedavisinin başarı oranlarını artıran akıllı ilaçlar da bu durmak bilmeyen hücrelere ‘artık intihar etmelisin’ mesajı veriyor” açıklamasında bulundu.</strong></p>
<p>Yara iyileşmesi sırasında hücreler çoğalarak dokuyu onarır ve süreç tamamlandığında bu çoğalma durur. Ancak kanserli hücrede bu programlı hücre ölümünün olmadığını dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tıbbi Onkoloji ve Hematoloji Uzmanı, Onkolojik Bilimler Koordinatörü Prof. Dr. Necdet Üskent, “Yeni geliştirilen ilaçlar bu programı yeniden hatırlatma prensibiyle çalışıyor. Bazı akıllı ilaçlar doğrudan hücreye değil, çevresindeki onu besleyen damarları hedef alıyor ve bu sayede aç bırakılan kanser hücresi yok oluyor. Akıllı ilaçların fark yarattığı en önemli nokta ise doğrudan hedefe yönelerek yalnızca tümörü etkilemesi ve böylece sağlıklı hücreleri koruması. Geleneksel kemoterapide ise saç, tırnak ve kemik iliği gibi çoğalması gereken hücreler de tedaviden olumsuz etkileniyor” dedi.</p>
<p><strong>Ülkeler arası genetik farklılıklar başarı oranını yüzde 30’a kadar çıkarabiliyor</strong></p>
<p>Akıllı ilaçların kemoterapiye kıyasla daha düşük yan etki gösterdiğini de vurgulayan Üskent, “Ameliyat ve kemoterapi gereksinimini azaltabilen akıllı ilaçlardan, akciğer kanserlerinin yaklaşık yüzde 10 ila 15’inde fayda sağlanabiliyor. Bu oran genetik farklılıklar nedeniyle Filipin, Çin ve Japonya gibi ülkelerde yüzde 25-30 seviyelerine çıkabiliyor. Özellikle hiç sigara kullanmamış kadın hastalarda başarı oranı yüzde 50-60’lara ulaşılabiliyor. Akıllı ilaç tedavisi için erken evre şartı olduğu düşünülse de aslında bu tedaviyi kanserin yayılım gösterdiği durumlarda daha sık tercih ediyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Pankreas kanserinin yüzde 80’inde görülen mutasyona yönelik yeni ilaçlar geliştiriliyor</strong></p>
<p>Akıllı ilaçların yeni bir gelişme olarak görülse de geçmişinin 2000’li yılların başına dayandığını açıklayan Üskent, “2003’lerde lösemide sadece transplantasyon ile ömür uzatılabilirken hastalığa neden olan yapısal bozukluk tespit edildi ve buna yönelik geliştirilen tedaviyle hastalar tamamen iyileşti. Kan kanserinde yaşanan gelişme akıllı ilaçların temelini oluşturdu. Daha sonra bu yaklaşım diğer kanser türlerine de taşındı ve 2007’de akciğer kanserinde EGFR mutasyonuna karşı geliştirilen tablet ilaçla kemoterapiye gerek kalmadan tümörlerde gerileme görüldü. Akıllı ilaç tedavisinin uygunluğu kanser türüne değil mutasyonun türüne göre belirlenir. Uygun hastalarda bu ilaçlar tümörü tamamen yok edebilir ve ameliyata gerek kalmayabilir. Aynı mutasyon görüldüğünde tümör hangi organda olursa olsun benzer başarı elde edilir ve hastanın bu tedavilere uygun olup olmadığı kısa sürede sonuçlanan genetik testlerle anlaşılabilir. Bugün tüm mutasyonlara karşı ilaç bulunmuş olmasa da çalışmalar hızla sürüyor. Örneğin pankreas kanserinin yüzde 80’inde görülen bir mutasyona yönelik yeni ilaçlar üzerinde çalışılıyor” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserli-hucre-fotokopi-makinesi-gibi-calisiyor-624888">Kanserli hücre fotokopi makinesi gibi çalışıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıflama ilaçları doğru kişilerde etkili oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayiflama-ilaclari-dogru-kisilerde-etkili-oluyor-620656</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:03:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[Glp-1]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Kişilerde]]></category>
		<category><![CDATA[metabolik]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kilo vermekte zorlanan birçok kişi son dönemde gündeme gelen yeni nesil zayıflama ilaçlarını merak ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-ilaclari-dogru-kisilerde-etkili-oluyor-620656">Zayıflama ilaçları doğru kişilerde etkili oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kilo vermekte zorlanan birçok kişi son dönemde gündeme gelen yeni nesil zayıflama ilaçlarını merak ediyor. İştahta azalma ve kilo kaybını destekleyen bu ilaçların herkes için uygun bir tedavi yöntemi olmadığını dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlhan Tarkun, “GLP-1 reseptör agonistleri kilo kaybını destekleyen etkili ilaçlar arasında yer alıyor ancak bu tedaviler herkese uygulanabilecek standart bir çözüm olarak görülmemeli. Söz konusu ilaçlar genellikle fazla kilolarından diyet veya egzersiz gibi yaşam tarzı değişikliklerine rağmen kurtulamayan kişilerde gündeme gelmeli” şeklinde konuştu.</strong></p>
<p>Vücudumuzda GLP-1 adı verilen bir hormon bulunur. Yemek sonrası salgılanan bu hormon tokluk hissini artırır, mide boşalmasını yavaşlatır ve kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur. GLP-1 tedavilerinin bu hormonun etkisini taklit eden ilaçlar olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlhan Tarkun, “Vücut kitle indeksi 30 kg/m² ve üzerinde olan, diyet, egzersiz ve davranış değişikliğine rağmen hedeflenen kilo kaybını sağlayamayan kişiler GLP-1 tedavileri için uygun adaylar arasında yer alır. Bunun yanı sıra vücut kitle indeksi 27 kg/m² ve üzerinde olup tip 2 diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, koroner arter hastalığı, uyku apnesi ya da prediyabet gibi obeziteyle ilişkili ek sağlık sorunları bulunan kişilerde de bu tedaviler önemli bir seçenek olarak değerlendirilir” dedi.</p>
<p><strong>Kalıcı sonuç için yaşam tarzı değişikliği önemli</strong></p>
<p>GLP-1 tedavileriyle ilgili iki yılı aşan izlem çalışmalarının önemli sonuçlar ortaya koyduğunu açıklayan Tarkun, “Bu tedavilerle sürdürülebilir kilo kaybının yanı sıra kalp ve damar sağlığıyla ilgili risklerde azalma, böbrek fonksiyonlarında iyileşme ve prediyabetin gerilemesi gibi olumlu sonuçlar elde edilebiliyor. Ayrıca yağlı karaciğer, kolesterol dengesizlikleri, uyku apnesi ve kalp yetmezliği gibi obeziteyle ilişkili bazı sağlık sorunlarında da iyileşmeler görülebiliyor. Ancak bu kazanımların korunabilmesi için tedavinin mutlaka sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite gibi sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklenmesi gerekiyor. İlaç bırakıldıktan sonra eski alışkanlıklara dönüldüğünde kilo artışı ve metabolik sorunlar yeniden ortaya çıkabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Sadece kilo değil metabolik riskler de değerlendirilmeli</strong></p>
<p>Obezite tedavisinde asıl hedefin yalnızca kilo vermek olmadığını vurgulayan Tarkun, “Tedavinin önceliği kardiyometabolik riskleri azaltmak, insülin direncini iyileştirmek, organ fonksiyonlarını korumak ve yaşam kalitesini artırmaktır. Aynı zamanda GLP-1 tedavileriyle cerrahi seçenekler arasında karar verilirken sadece tartıdaki rakamlar değil; metabolik göstergeler, eşlik eden hastalıklar, fazla kilonun oluşturduğu fiziksel yük ve kişinin genel yaşam durumu birlikte değerlendirilir. Çoğu zaman metabolik riskler, fazla kilodan daha belirleyici bir rol oynayabilir” dedi.</p>
<p><strong>Cerrahi ve ilaç tedavileri birbirini tamamlayan yöntemler olacak</strong></p>
<p>Önümüzdeki yıllarda obezite tedavisine yaklaşımın değişmesinin beklendiğini ifade eden Tarkun, “Önümüzdeki yıllarda obezite tedavi kılavuzlarının daha fazla kardiyometabolik risk odaklı hale gelmesi bekleniyor. Yani tek bir hormonu değil, birden fazla metabolik yolu hedefleyen yeni ilaçlar, kombinasyon tedaviler ve daha uzun vadeli idame modelleri öne çıkacak. Cerrahi ise daha seçici ve stratejik bir konuma evrilecek. Vücut kitle endeksi yüksek olan, ilaç tedavisine yanıt vermeyen ya da ilaca erişimde sorun yaşayan hastalarda cerrahi önemini koruyacak. Ayrıca cerrahi ve ilaç tedavileri, rakip değil doğru hastada birbirini tamamlayan yöntemler olarak birlikte kullanılacak” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-ilaclari-dogru-kisilerde-etkili-oluyor-620656">Zayıflama ilaçları doğru kişilerde etkili oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikiyatrik hastalıklarda oruç kararı hekimle verilmeli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-hastaliklarda-oruc-karari-hekimle-verilmeli-615406</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 13:29:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[doz]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[düzen]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarda]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[hekimle]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kararı]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[verilmeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615406</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, psikiyatrik rahatsızlığı olanların Ramazan’da oruç tutma kararını nasıl vermesi gerektiği ve ilaçlarının kullanımını nasıl planlaması gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-hastaliklarda-oruc-karari-hekimle-verilmeli-615406">Psikiyatrik hastalıklarda oruç kararı hekimle verilmeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, psikiyatrik rahatsızlığı olanların Ramazan’da oruç tutma kararını nasıl vermesi gerektiği ve ilaçlarının kullanımını nasıl planlaması gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Oruç kararı hekim değerlendirmesiyle verilmeli! </strong></p>
<p>Ramazan ayının, birçok kişi için manevi açıdan son derece kıymetli bir dönem olduğunu ifade eden Dr. Günay Hajiyeva, “Ancak söz konusu sağlık olduğunda niyet tek başına yeterli değildir. Bu nedenle Ramazan’da oruç tutma kararı bireysel, dikkatli ve mutlaka hekim değerlendirmesiyle verilmelidir.” dedi.</p>
<p>Tıbbi açıdan riskli durumlarda kişinin kendini korumasının hem dini hem de insani açıdan en doğru yaklaşım olduğunu aktaran Dr. Hajiyeva, “Psikiyatrik rahatsızlığı olanların oruç tutup tutamayacağı konusunda doğru bir yanıt yok. Her hasta kendi klinik durumu, hastalığın şiddeti, kullanılan ilaçlar ve son dönem seyri açısından ayrı ayrı değerlendirilmeli. Uzun süreli açlık, susuzluk, uyku düzenindeki değişiklikler ve ilaç saatlerinin kayması bazı hastalarda klinik tabloyu olumsuz etkileyebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Oruç, bazı psikiyatrik hastalarda alevlenme riskini artırabilir! </strong></p>
<p>Özellikle bazı durumlarda daha dikkatli olunması gerektiğine vurgu yapan Dr. Günay Hajiyeva, “Hastalık aktif dönemdeyse, son 6 ay içinde atak geçirilmişse, ilaç dozları yeni ayarlanmışsa, özellikle son bir yılda hastaneye yatış öyküsü varsa, intihar ve başkalarına zarar verme riski mevcutsa, oruç tutmak hastalığın alevlenme riskini artırabilir.” dedi.</p>
<p>Bazı psikiyatrik hastalıklarda düzenli biyolojik ritmin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Hajiyeva, şunları söyledi:</p>
<p>“Beyin ritmi sever; sirkadiyen düzen sık değiştiğinde ise bu biyolojik istikrarsızlık klinik tabloya yansıyabilir. Uyku düzenindeki bozulma ve biyolojik ritmin kayması bipolar bozukluktaki mani ya da depresyon atağını tetikleyebilir. Özellikle geçmişte mevsimsel atak öyküsü olan hastalarda dikkatli olunmalıdır. Majör depresyonda uzun süren açlık, enerji düşüklüğü ve kan şekeri dalgalanmaları bazı hastalarda çökkünlüğü artırabilir. Zaten düşük seyreden bir enerji düzeyine fizyolojik stres eklemek tabloyu ağırlaştırabilir. Psikotik bozukluklarda tedaviye uyumun bozulması veya ilaç saatlerinin kayması belirtilerin tekrar ortaya çıkmasına neden olabilir. Anksiyete bozuklukları ve panik bozukluklarda açlık ve susuzluğa bağlı çarpıntı, titreme gibi bedensel belirtiler anksiyete belirtilerini artırabilir. Beden alarm verdiğinde, zihin bunu genellikle ‘tehlike var’ şeklinde yorumlar. Yeme bozukluklarında oruç süreci, bazı hastalarda yeme davranışı üzerindeki kontrolü olumsuz etkileyebilir.”</p>
<p><strong>Oruç tutarken ilaç kesilmemeli ve doz düzeni hekim kontrolünde planlanmalı!</strong></p>
<p>Oruç tutarken en kritik konunun, ilacın kesilmemesi ve doz düzeninin hekim kontrolünde planlanması olduğunu kaydeden Dr. Günay Hajiyeva, “İlacın farmakokinetik özellikleri (yarı ömrü, etki süresi, kan düzeyi dengesi) dikkate alınmadan yapılan değişiklikler tedavi etkinliğini azaltabilir.” dedi.</p>
<p>Birçok psikiyatrik ilacın günde bir veya iki doz şeklinde kullanıldığını hatırlatan Dr. Hajiyeva, “Günde tek doz kullanılan ilaçlar, uygun görülürse iftar sonrasına kaydırılabilir. Ancak günde üç doz kullanılan, kısa yarı ömürlü veya kan düzeyi izlem gerektiren ilaçlar ise bireysel ve ayrıntılı bir klinik değerlendirme yapılmadan düzenlenmemeli. Örneğin lityum kullanan hastalarda dehidrate kalmak kan düzeyini yükselterek toksisite riskini artırabilir. Benzer şekilde bazı antipsikotikler tansiyon düşüklüğüne yol açabilir; uzun süreli açlık bu etkiyi artırabilir.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlar ‘iyileşince bırakılan’ ilaçlar değil!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların ‘iyileşince bırakılan’ ilaçlar olmadığının altını çizen Dr. Günay Hajiyeva, “Çoğu zaman belirli bir süre stabil iyilik hali sağlandıktan sonra, yine hekim kontrolünde ve kademeli azaltılarak kesilir.” dedi.</p>
<p>Ani ilaç kesilmesinin doğurabileceği risklere işaret eden Dr. Hajiyeva, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Hastalığın alevlenmesi, mani veya ağır depresyon atağı, psikotik belirtilerin geri dönmesi, intihar riskinde artış ve yoksunluk sendromu gibi durumlar görülebilir. Klinik pratiğimizde Ramazan ayında ‘oruç tutabilmek için’ ilacını aniden bırakan ve birkaç hafta içinde ağır atakla başvuran hastalarla karşılaşabiliyoruz. Bu durum hem hasta hem ailesi için ciddi bir yüktür.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
</p>
<p> </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-hastaliklarda-oruc-karari-hekimle-verilmeli-615406">Psikiyatrik hastalıklarda oruç kararı hekimle verilmeli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Derya Güneş Uyardı, &#8220;Henüz Tanı Yoksa Sağlıklıyım Sanmayın&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dr-derya-gunes-uyardi-henuz-tani-yoksa-saglikliyim-sanmayin-2-610573</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 09:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[derya]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[henüz]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[insülin]]></category>
		<category><![CDATA[Kortizol]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yoksa]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610573</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dahiliye ve Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. Derya Güneş, hastalıkların tanı konulduğu anda başlamadığını, bu sürecin  çok daha önce  başladığını belirtti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-derya-gunes-uyardi-henuz-tani-yoksa-saglikliyim-sanmayin-2-610573">Dr. Derya Güneş Uyardı, &#8220;Henüz Tanı Yoksa Sağlıklıyım Sanmayın&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dahiliye ve Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. Derya Güneş, hastalıkların tanı konulduğu anda başlamadığını, bu sürecin  çok daha önce  başladığını belirtti. Fonksiyonel tıbbın, sağlıktan hastalığa giden yolda kök nedenleri ortaya koymayı hedef aldığını vurgulayan Güneş, insülin direncinin birçok kronik hastalık ve kanserin temelini oluşturduğuna dikkat çekti. </p>
<p>“Sağlıktan hastalığa doğru yürünülen yolda geri dönüş yapabilir miyiz?”</p>
<p>Özel ENTO Cerrahi Tıp Merkezi’nde görevli Dahiliye ve Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. Derya Güneş, koruyucu hekimlik anlayışıyla doğru beslenme, stres yönetimi ve bağırsak sağlığının hayati önemde olduğunu ifade etti. “Herhangi bir hastalık tanısı konmadığında sağlıklı olduğumuzu düşünmek büyük bir yanılgı” diyen Dr. Güneş, “Hastalık tanısı konduğunda o dakikada hasta olmuyorsun. Bu aşamanın bir öncesi var. Sağlıktan hastalığa doğru yürünülen yolda geri dönüş yapabilir miyiz? Gerçek  sağlığımız için neler yapabiliriz? Koruyucu hekimlik kısmında ‘fonksiyonel tıp’ çok önemlidir. Kronik hastalığı olan kişilerde hastalık için kullanılan bazı ilaçların yan etkileri oluyor. Bu ilaçlar organik ilaçlar olmadığı için vücutta yarattığı bazı hasarlar ve sorunlar olabiliyor ve ayrıca bu ilaçlar sadece belirti vs bulguları ortadan kaldırıyor gerçek nedeni onarmıyor ” dedi. </p>
<p>Kronik hastalıklarda düzenli doktor kontrolünün önemi </p>
<p>Kronik hastalığı olan kişilerin düzenli hekim kontrolünde olmalarının önemine dikkat çeken Dr. Güneş, “Kronik hastalığı olan insanlar düzenli doktor kontrolüne gitmeli. Bu süreçte verilen ilaçlar işe yarıyor mu, ilaçlar herhangi bir yan etki, vücudun başka bir yerinde soruna yol açmış mı kontrol edilir. ‘İlacı ver bırak. Hasta kullanmaya devam etsin’ kısmında değiliz. Verilen ilaçlar karaciğer ve böbrekler üzerinde metabolize edilip atılıyor. Sürekli alınan ilaçlar, bu organların fonksiyonlarını bozabilir. Fonksiyonel tıp; bir hipertansiyon hastası ilacını kullanırken, aynı zamanda hipertansiyona neden olan kök nedenleri bulup onları da onarmaya çalışır. Bu sırada kullanılan vitaminler, mineraller ve gıda takviyeleri tamamen doğaldır” diye konuştu. </p>
<p>“İnsülin direnci birçok kronik hastalığın ve kanserin altyapısını oluşturan bir sağlık sorunudur”</p>
<p>Besinlerin içindeki vitamin ve minerallerin azaldığına dikkat çeken Uzm.Dr. Derya Güneş, “Besinler eskisi gibi değerli değil. Besinlerden almamız gereken faydayı alamıyoruz. Besinlerin içeriğinde ‘pestisit’ ve ‘herbisit’ gibi maddeler olması nedeniyle vücudun kimyasal yükü artıyor. Kimyasal yükün üzerine binen stres de vücudu olumsuz etkiliyor. Stres ile birlikte kortizol aksınız, devamında ise metabolizma bozuluyor. İlk etapta  ‘insülin direnci’ ortaya çıkıyor. Toplumda ‘İnsülin direnci var henüz şeker hastası olmamış’ gibi yanlış bir düşünce ve algı var. ‘İnsülin direnci’ sağlığımız açısından büyük bir sorundur. Çünkü ‘insülin direnci’ bir çok kronik hastalığın ve kanserin altyapısını oluşturan bir sağlık sorunudur. Bu sorun düzeltildiğinde birçok hastalığın önüne geçilmiş olur, ortaya çıkmış olan hastalığa yönelik başlanan kimyasal ilaçlar zaman içinde kesilebilir. Yani artık ilaca gerek kalmaz. Tüm bunlar için hastayı detaylı değerlendirmek gerekir” diye konuştu. </p>
<p>Bu şikayetler varsa DİKKAT </p>
<p>‘Yemek sonrası karın bölgesinde oluşan şişkinlik’ , ‘düzensiz gece uykusu’ gibi sorunların bir hastalığın habercisi olabileceğine dikkat çeken Dr. Güneş, şu bilgileri verdi, “Yemek sonrası şişkinlik  bağırsak duvarında bir yangı sürecinin başlamış olduğunun sinyalini verir. Tüm kronik hastalıkların başlangıç noktası aslında bu bağırsak duvarındaki yangı sürecidir. Dolayısıyla bağırsaktaki yangıyı azaltmak için öncelikle diyet uygulanması gerekir. Gece uykusu çok değerli. Bir kişi yattığında uyuyor mu? 7-8 saatlik uyku süreniz var mı? Gece kendiliğinden uyanıyor musunuz? Gece idrara kalkıyor musunuz? Tüm bunlar kişinin kortizol aksı ile ilgili fikir verir. Bir kişi yattığında kortizol minimaldir, gözümüzü sabah açtığımızda kortizol en yüksek seviyededir. Kortizol aksı bozulduğunda gece uyku sırasında kortizol yeterince düşük olmadığı için sizi uyandırır. Kortizol aksı bozulduğunda eğer siz bunu düzeltmezseniz uzun vadede kronik hastalıklar ve kanser oluşumu hızlanır. Kortizol yüksek ise insülin de yükselmeye başlar. Bu ‘emosyonel yeme’ dediğimiz sorunun altında yatan konu. Kortizol yüksek olduğu için insanlar stresli ve mutsuz olduğu için daha fazla yemek yiyor” </p>
<p>Mikrobiyatadaki dengesizlikler hastalıklara neden olabilir</p>
<p>Dr. Güneş şu bilgileri aktardı, ““Gün içinde kas ağrıları oluyor mu? Ağrı varsa bu şikayet bir inflamasyon ( yangı) göstergesi olabilir. İnflamasyon bazı besinlere duyarlılıktan, stresten, sedanter yaşamdan dolayı oluşabilir. Ayrıca oksidatif stres dediğimiz enerji üretimi sırasında ortaya çıkan zararlı maddelerin temizlenmemesi de yangı başlatır. İnflamasyon dediğimiz yangı, bedende yolunda gitmeyen durumları düzeltmeye çalışan mekanizmaların ortamda yarattığı karışıklık durumudur. Üçüncüsü dolaşım çok önemlidir. Hücreye yeterince besin ve oksijen giderse hücre yeterli enerjiyi üretir  ve işini yapar. Dördüncü olarak mikrobiyota çok değerlidir. Bağışıklık sistemimizin yüzde 80&#8217;i kalın bağırsaktaki mikroorganizmalardan oluşuyor. Hissettiğimiz serotonin, endorfin kısmında nörotransmitterlerin yüzde 70’nin  de mikrobiyotadan geldiğini biliyoruz. Dolayısıyla mikrobiyotadaki dengesizlikler de hastalığa yol açabilir. Kortizol düzgün salınmıyonrsa, stresli, sürekli kaygıda, kafası sürekli dolu biriyseniz hasta olmanız daha muhtemeldir. Artık tüm bunları doğru yöntemlerle düzeltmek mümkün.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dr-derya-gunes-uyardi-henuz-tani-yoksa-saglikliyim-sanmayin-2-610573">Dr. Derya Güneş Uyardı, &#8220;Henüz Tanı Yoksa Sağlıklıyım Sanmayın&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikiyatrik ilaçlar, hastanın yaşam tarzı ve ihtiyacına göre belirleniyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-hastanin-yasam-tarzi-ve-ihtiyacina-gore-belirleniyor-609274</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 09:39:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[Hastanın]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacına]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilacı]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[İlaçların]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikiyatrik İlaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609274</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, psikiyatrik ilaçların güncel psikiyatrideki yeri, kimler için gerekli olduğu, yan etkileri, kullanımda dikkat edilmesi gerekenler ve ilaçlara dair yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-hastanin-yasam-tarzi-ve-ihtiyacina-gore-belirleniyor-609274">Psikiyatrik ilaçlar, hastanın yaşam tarzı ve ihtiyacına göre belirleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, psikiyatrik ilaçların güncel psikiyatrideki yeri, kimler için gerekli olduğu, yan etkileri, kullanımda dikkat edilmesi gerekenler ve ilaçlara dair yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Bazı psikiyatrik sorunlar, psikiyatrik ilaç kullanımı gerektirebiliyor!</strong></p>
<p>Günümüzde psikofarmakolojinin çok geliştiğini ifade eden Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Psikiyatri artık sadece Freudyen bir ekolle devam etmiyor. Beyin odaklı, neuroscience (nörobilim) odaklı ve ilaç tedavilerinin ön planda olduğu bir güncel psikiyatri anlayışı söz konusu.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrların ilaç yazabildiklerini aktaran Dr. Zorbozan, “Psikiyatrik ilaçları kullanmak için kişinin çok ciddi bir akıl rahatsızlığına sahip olması gerekmez. Depresyon ve anksiyete bozukluğu da bir psikiyatrik hastalıktır; psikiyatrik ilaçlara ihtiyaç duyulur. Bu ilaçları kullanan bir kişiye yapılabilecek en iyi şey, bir sorunu olduğunda doktoru ile görüşmesini öğütlemek ve bunun son derece normal ve insani bir durum olduğunu vurgulayarak onun tedavide kalmasını sağlamaktır. Bu ilaçlar sadece psikiyatrik bozukluklarda değil; nöropatik ağrı tedavisinde, migren tedavisinde, kronik yorgunluk tedavisinde ve kanser hastalarının ağrı tedavilerinde de zaman zaman kullanılabilir. Bununla birlikte bazı psikiyatrik bozukluklar ilaç gerektirmez, sadece psikoterapiler ile tedavi edilebilir. Örneğin sosyal fobiler, ilişki sorunları ve evlilik problemleri ilaç tedavisi olmadan da tedavi edilebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlarla birlikte tüketilen bazı gıda ve maddeler, ilacın etkisini bozabilir!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçlar kullanılırken tüketilmemesi gerekenlere değinen Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Bu, ilacın ihtiva ettiği etken maddeye göre değişebilir. Fakat genel olarak dikkat edilmesi gereken şeylerden biri alkoldür.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrik ilaçlar ile alkolün metabolize olurken karaciğeri kullandıklarına işaret eden Dr. Zorbozan, “İkisinin birden kullanımı karaciğeri yorabilir. Ayrıca alkol tıpkı psikiyatrik ilaçlar gibi beyin etkili bir madde. Dolayısıyla birbirlerinin çalışmasını etkileyebilir, birbirlerini bozabilir veya beyindeki gaba reseptörleri için birbirleriyle yarışa girebilirler. Bu nedenlerle genel olarak alkolün, psikiyatrik ilaçlarla birlikte kullanılmaması gerekir. Ayrıca eğer çoklu anti depresan kullanımı varsa yoğun peynir tüketilmemeli. Bu bazı özellikli ilaçlar için geçerlidir ve hekiminiz size bu ilaçlara göre bir uyarıda bulunacaktır. Yine aynı şekilde lityum kullanımında tuzlu gıdalardan uzak durulmalı, bol sıvı tüketilmeli.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlarda yan etkiler erken, fayda ise zamanla ortaya çıkıyor!</strong></p>
<p>İlaçların iyileştirici etkileri olduğu kadar bir takım yan etkilere de sahip olduklarını hatırlatan Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Bu çerçevede sadece psikiyatrik ilaçlar değil, bütün ilaçların insan hayatına bir takım olumsuz etkileri olabilir.” Dedi.</p>
<p>Psikiyatrik ilaçların yan etkilerinin, ilacın ilk kullanılmaya başlanıldığı zamanlarda ortaya çıktığını vurgulayan Dr. Zorbozan, “Ağız kuruluğu, kabızlık, mide bulantıları gibi yan etkiler vardır. Kişi önce yan etkileri görmeye başlar, hastalığına yararlı etkiyi erken aşamada göremez. Bunun sebebi psikiyatrik ilaçların çok geç etki etmesidir. Akut etki etme oranları düşüktür. Bu ilaçlar etki edebilmek için kan beyin bariyerini geçerler. Kan beyin bariyerini geçmek için de moleküller bir süre vücutta depolanır; ilacın etki edebilmesi için zaman gereklidir. Yan etkilerin erken görülmesi, bir ön yargı oluşturabilir. Bu konuda sabırlı olmak çok önemlidir, akut yan etkiler genellikle ilk bir haftada ortadan kalkar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlar kişiye özel seçilir; etkileri ve yan etkileri hekim kontrolünde değerlendirilmeli!  </strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların uyku durumu üzerinde de olumlu ve olumsuz etkilere sahip olabildiğine dikkat çeken Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Anti depresan ilaçlar genellikle rem uykusunun süresini kısaltır, yani kaliteli uykunun süresini kısaltılmış olur. Dolayısıyla bu ilaçlar uykusuzluk problemi yapabilir.” dedi.</p>
<p>Bazı ilaçların da uykuyu arttırdığını kaydeden Dr. Zorbozan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dürtüselliği fazla olan hastalarda kullanılan ilaçların yoğun uyku yapma gibi sedatif yan etkileri mevcuttur. Bu tür ilaçlar hekim tarafından hastanın ihtiyacına, yaşam tarzına ve şikâyetine göre seçilir ve hasta, yan etkiler hakkında hekim tarafından bilgilendirilir.</p>
<p>Psikiyatri ilaçlarının kilo aldırdığı, kişinin duygularını tamamen ortadan kaldırdığı ve bağımlılık yaptığı gibi şehir efsaneleri de vardır. Özellikle sanal ortamda, ürün yorumları kısmında ilaçlar hakkında çok fazla yanlış bilgi dolaşır. Eğer bir yan etkiye maruz kalırsanız veya kafanızda bir soru işareti oluşursa, ilacı reçete eden hekim ile iletişime geçmelisiniz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-hastanin-yasam-tarzi-ve-ihtiyacina-gore-belirleniyor-609274">Psikiyatrik ilaçlar, hastanın yaşam tarzı ve ihtiyacına göre belirleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>C vitamininin fazlası böbrek taşı riskini artırıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/c-vitamininin-fazlasi-bobrek-tasi-riskini-artiriyor-607555</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 09:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[fazlası]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[vitamininin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607555</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı bir yetişkinde böbreklerden her dakika yaklaşık 1,2–1,3 litre kan geçer. Böbreklerin gün boyu vücudun ihtiyacına göre çalıştığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Böbrekler bu kanı süzer, vücut için gerekli büyük proteinleri ayırır ve süzüntü adı verilen bir sıvı oluşturur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/c-vitamininin-fazlasi-bobrek-tasi-riskini-artiriyor-607555">C vitamininin fazlası böbrek taşı riskini artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> Sağlıklı bir yetişkinde böbreklerden her dakika yaklaşık 1,2–1,3 litre kan geçer. Böbreklerin gün boyu vücudun ihtiyacına göre çalıştığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Böbrekler bu kanı süzer, vücut için gerekli büyük proteinleri ayırır ve süzüntü adı verilen bir sıvı oluşturur. Gün içinde yaklaşık 180 litre oluşan bu süzüntünün büyük bölümü geri alınır, atık maddeler ve sıvı fazlası ise günde yaklaşık 1,5–2 litre idrar olarak vücuttan atılır. Ancak farkında olunmadan kullanılan bazı ilaçlar ve besin destekleri bu işleyişi olumsuz etkileyebilir. Örneğin aşırı C vitamini böbrek taşı riskini, aşırı D vitamini ise dehidratasyon ve böbrek taşı riskini artırabilir” dedi.</strong></p>
<p>Ülkemizde yaklaşık 9 milyon kronik böbrek hastası bulunduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “İlaçlar ve besin destekleri de dahil olmak üzere kana karışan her madde böbreklerden geçer ve bazıları burada hasara yol açabilir. Özellikle kronik böbrek hastalığı olan ya da diyabet, hipertansiyon, kalp yetmezliği ve obezite gibi risk faktörlerine sahip kişilerin çok daha dikkatli olması önemli. Bazı ağrı kesiciler ve antibiyotikler başta olmak üzere çeşitli ilaçların kullanımı sonrasında idrar renginde değişiklik, vücutta şişlik ve idrar miktarında azalma görülmesi böbrek hasarını düşündürebilir” dedi.</p>
<p><strong>Sıvı alımı yetersizse protein tozları böbreklere zarar verebilir</strong></p>
<p>Besin takviyelerinin içeriği, kullanım dozu ve sürelerinin net olmaması ayrıca birbirleriyle ya da diğer ilaçlarla olan etkileşimlerinin bilinmemesinin sağlık problemleri doğurabileceğine dikkat çeken Atasoyu, “Bu ürünler çoğu zaman reçetesiz satılır ve sağlık uzmanına danışılmadan kullanılır. Oysa özellikle böbrek fonksiyon bozukluğu olan ya da farklı nedenlerle risk altındaki kişilerde besin takviyeleri dikkatle kullanılmalı. Örneğin sağlıklı bireylerde B ve C vitaminlerinin fazlası böbreklerden atılırken, kronik böbrek hastalarında bu maddeler vücutta birikebilir ve böbrek taşı ya da sıvı kaybı gibi sorunlara yol açabilir. Ayrıca protein tozu ve kreatin gibi sporcu destekleri, böbrekleri tek başına tehdit etmese de yeterli su içilmediğinde, aşırı egzersiz yapıldığında ya da böbrekleri etkileyen ilaçlarla birlikte kullanıldığında tehlikeli durumlara yol açabilir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Türkiye’de tuz tüketimi önerilenin üç katı</strong></p>
<p>Diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalığı ve obezitesi olanlar, uzun süreli ilaç kullanmak zorunda kalanlar, yeterince su içmeyenler, ailesinde böbrek hastalığı bulunanlar ve ileri yaştaki kişilerde böbrek hastalığına yatkınlığın daha yüksek olduğunu dile getiren Atasoyu, “Kişinin kan tahlillerinin normal olması böbreklerin her zaman tamamen sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle idrar tahlili ve ultrason ile birlikte değerlendirme yapılması gerekir. Bu durum, birçok kişinin böbrek hastalığının farkında olmadan yaşamını sürdürmesine de yol açabiliyor. Ülkemizde böbrek hastalığı riskini artıran en önemli etkenlerden biri ise aşırı tuz tüketimi. Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketiminin 5 gramı geçmemesini önerirken, ülkemizde bu miktar 16–18 gram civarında. Tuz tüketimini azaltmak böbrek sağlığını korumada etkili bir adım” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/c-vitamininin-fazlasi-bobrek-tasi-riskini-artiriyor-607555">C vitamininin fazlası böbrek taşı riskini artırıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atık İlaçlar Çevreyi Kirletmeden Toplanacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/atik-ilaclar-cevreyi-kirletmeden-toplanacak-595604</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Nov 2025 16:38:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[bertaraf]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[çevreyi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[kirletmeden]]></category>
		<category><![CDATA[laçlar]]></category>
		<category><![CDATA[manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Miadı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[toplanacak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595604</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, atık ilaçların çevre ve insan sağlığına zarar vermemesi için önemli bir projeyi daha hayata geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atik-ilaclar-cevreyi-kirletmeden-toplanacak-595604">Atık İlaçlar Çevreyi Kirletmeden Toplanacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, atık ilaçların çevre ve insan sağlığına zarar vermemesi için önemli bir projeyi daha hayata geçiriyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “İlaçlar da aynı atık piller ve diğer tehlikeli atıklar gibi çevreyi, toprağı, suyu kirleten birer maddeydi. Büyükşehir Belediyesi olarak Manisa Eczacı Odası ile birlikte ilaçları toplayarak uygun bir şekilde bertaraf ediyoruz. 1 Aralık tarihinden itibaren atık ilaçları toplamaya başlıyoruz” dedi.</p>
<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, Manisa Eczacı Odası ile birlikte çevreci bir projeye imza atıyor. Kent genelindeki tüm eczanelerde toplanacak olan miadı dolmuş ilaçlar, Büyükşehir Belediyesi’nin koordinasyonunda akredite edilmiş laboratuvarlarda bertaraf edilecek. Eczacıların elinde kalan ilaçlar için de aynı yöntem uygulanacak. Bu sayede, Manisa’nın bereketli toprakları korunarak, insan ve çevre sağlığını tehdit eden unsurlar ortadan kaldırılacak.</p>
<p><b>“1 Aralık’ta Toplamaya Başlıyoruz”</b></p>
<p>Atık ilaçların zararlarını çok iyi bildiğini söyleyen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu sorunun çözümüne yönelik önemli bir projeyi başlattıklarını söyledi. Başkan Dutlulu, “Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak Manisa Eczacı Odamız ile birlikte gerçekten çok güzel örnek bir projeye imza atıyoruz. 17 ilçemizdeki eczanelerde ve vatandaşlarımızın evlerinde miadı geçen ilaçlar bizler için büyük bir sorundu. İlaçlar da aynı atık piller ve diğer tehlikeli atıklar gibi çevreyi, toprağı, suyu kirleten birer maddeydi. Büyükşehir Belediyesi olarak Manisa Eczacı Odası ile ilaçları toplayarak uygun bir şekilde bertaraf ediyoruz. Bu bakımdan 1 Aralık tarihinden itibaren atık ilaçları toplamaya başlayacağız. Manisa’daki tüm hemşehrilerimiz evindeki miadı geçmiş ilaçları lütfen çöpe atmasınlar. Eczanenize götürün, biz bunları uygun bir şekilde, uygun tesislerde imha edelim. Herkese şimdiden çok teşekkür ederim” dedi.</p>
<p><b>“Besim Başkanıma çok teşekkür ediyorum”</b></p>
<p>Manisa Eczacı Odası Başkanı Uzman Eczacı Duygu Elmas Mutlu, atık ilaçların insan ve çevre sağlığı için büyük bir risk oluşturduğunu ifade ederek, “Atık ilaçlar doğru şekilde toplanıp, doğru şekilde bertaraf edilmediği takdirde hem çevre sağlığına hem halk sağlığına çok ciddi riskler oluşturabiliyor. Bu anlamda hastalarımızın özellikle evde miadı geçen ilaçları, bozulmuş ilaçları, artık kullanmadıkları ilaçlarını toplamak adına güzel bir projeye başladık. Büyükşehir Belediyemizin desteğiyle önemli bir adım attığımızı düşünüyorum. Aynı zamanda eczanelerimizde birikmiş olan miadı geçen ilaçlarımız da var. Onları da toplayacağız. Onların da doğru şekilde bertaraf edilmesini sağlayacağız. Besim Başkanıma çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atik-ilaclar-cevreyi-kirletmeden-toplanacak-595604">Atık İlaçlar Çevreyi Kirletmeden Toplanacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 14:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolüyle]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Etkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594013</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, psikiyatrik ilaçların doğru kullanımının önemi, yan etkileri, takip süreçleri ve tedavi sürecindeki rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013">Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, psikiyatrik ilaçların doğru kullanımının önemi, yan etkileri, takip süreçleri ve tedavi sürecindeki rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlar yalnızca uzman reçetesi ile kullanılmalı!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların, doğru tanı ve uygun takip süreçleri ile kullanıldığında birçok ruhsal hastalığın tedavisinde son derece etkili olabildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Ancak her ilaçta olduğu gibi bu ilaçların da yan etkileri, ilaç reaksiyonları ve kişisel farklılıklara bağlı beklenmedik etkileri görülebilir.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle psikiyatrik ilaçların mutlaka bir psikiyatri uzmanı tarafından değerlendirilip reçete edilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, “Psikiyatrik bir ilaç kullanmaya ihtiyaç olduğunu düşünen kişinin ilk adımı, bir psikiyatri uzmanına başvurarak kapsamlı bir değerlendirmeden geçmek olmalı. Muayene sonucunda gerekli görülürse hekiminiz, tanıya uygun ilacı belirleyip tedaviye başlayacaktır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçların düzenli kullanımı ve takip muayeneleri tedavi sürecinde çok önemli! </strong></p>
<p>İlaç kullanımı sırasında hem olumlu etkilerin hem de ilk günlerde ortaya çıkabilecek yan etkilerin hekim tarafından yakından izlendiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Tolerasyon güçlüğü yaratan bir yan etkiyle karşılaşıldığında, doktora haber vermek ve gerekirse doz ayarlaması ya da ilaç değişimi yapmak gerekir.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrik ilaçların olumlu etkilerinin genellikle birkaç hafta içinde ortaya çıkmaya başladığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu şöyle devam etti:</p>
<p>“Tedavi sürecinde sabırlı olmak, ilacın önerilen süre boyunca düzenli kullanılması ve takip muayenelerine gidilmesi çok önemlidir. Bu değerlendirmelerde ilaç etkinliği, yan etkiler ve tedavide izlenecek yeni yol haritası belirlenir. Psikiyatrik ilaçların bilinen yan etkileri vardır ve hekiminiz bu konuda sizi bilgilendirir. Tedavi başladıktan sonra görülebilecek yan etkilerin izlenmesi önemli. İlacın sağladığı tedavi faydası ile yan etkiler birlikte değerlendirilmeli, gerekirse doz azaltımı veya ilaç değişimi planlanmalı. Birden fazla ilaç kullanan hastalarda ise, yeni başlayacak ilacın mevcut ilaçlarla etkileşimi mutlaka göz önünde bulundurulur. Gerekirse ilaç düzeyi ölçümleri yapılarak daha güvenli bir kombinasyon oluşturulur.”</p>
<p><strong>Bireylerin genetik yapıları ilaca verilen yanıtı etkileyebiliyor!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçlarda doz ayarlamasının, uluslararası literatürdeki tedavi etkin dozlar ve hastanın klinik özellikleri dikkate alınarak yapıldığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Bunun yanında günümüzde bireylerin genetik yapılarının ilaca verdikleri yanıtı etkileyebileceği biliniyor.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle gerektiğinde ilaç kan düzeyi ölçümleri ve farmakogenetik testler kullanılarak daha kişiye özel ve güvenli bir tedavi planı oluşturulabildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, bu yöntemlerin, beklenmeyen yan etkilerin açıklanmasında da yol gösterici olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Hastalığın türüne ve kişinin ihtiyaçlarına göre ek tedavi yöntemleri de sürece dahil edilir!</strong></p>
<p>Psikiyatrik hastalıkların tedavisinde ilaçların çoğu zaman tek başına yeterli olmayabileceğine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Hastalığın türüne ve kişinin ihtiyaçlarına göre ek tedavi yöntemleri de sürece dahil edilir. Depresyon, kaygı bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk ve psikotik bozukluklarda psikoterapi önemli bir destek sağlar. Bunun yanı sıra aile ve hasta psiko-eğitimi, sosyal destek çalışmaları tedavinin etkisini artıran unsurlar arasındadır. Çocuk ve ergenlerde ise ergoterapi, dil ve konuşma terapisi ile eğitimsel destekler büyük rol oynar. İlaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda biyolojik tedavilerden yararlanılır; Manyetik Uyarım Tedavisi (TMS) ve daha ciddi klinik tablolar için uygulanan Elektrokonvülsif Terapi (EKT) bu yöntemlerin başında gelir.”</p>
<p><strong>Kontrollü kullanıldığında tedavi edici ilaçlar bağımlılık oluşturmaz!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların bağımlılık yapıp yapmadığı sorusunu değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Toplumda psikiyatrik ilaçların bağımlılık yaptığına dair yaygın bir kaygı bulunuyor. Ancak bağımlılık yapıcı ilaçlar belirli gruplarla sınırlıdır ve kontrollü kullanıldığında tedavi edici ilaçlar bağımlılık oluşturmaz.” dedi.</p>
<p>Buna rağmen bazı ilaçların kontrolsüz, kulaktan dolma bilgilerle veya reçetesiz şekilde temin edilip uzun süre kullanıldığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, “Bu durum ciddi riskler doğurur. Bu nedenle ilaçlar kesinlikle doktor reçetesi ile alınmalı, tanıdık tavsiyesi ile ilaç başlanmamalı, tedavi süresi ve doz yalnızca hekim tarafından belirlenmelidir. Bağımlılık potansiyeli olan ilaçlarla ilgili gerekli tüm uyarılar ve kullanım kuralları hekim tarafından açıkça belirtilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013">Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Obezite salgını diyabeti de tetikliyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/obezite-salgini-diyabeti-de-tetikliyor-586690</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 22:06:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[diyabeti]]></category>
		<category><![CDATA[diyabette]]></category>
		<category><![CDATA[En Büyük]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[salgını]]></category>
		<category><![CDATA[soru]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586690</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya çapında diyabet araştırmaları ve insülin direnci kavramının geliştirilmesinde öncü rol oynayan,  tip 2 diyabet tedavisinde temel ilaçlardan biri olan metforminin geliştirilmesine liderlik eden ABD’den Houston Texas Sağlık Bilimleri Merkezi Diyabet Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen konferansta diyabet tedavilerindeki gelişmeleri anlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-salgini-diyabeti-de-tetikliyor-586690">&#8220;Obezite salgını diyabeti de tetikliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Dünya çapında diyabet araştırmaları ve insülin direnci kavramının geliştirilmesinde öncü rol oynayan,  tip 2 diyabet tedavisinde temel ilaçlardan biri olan metforminin geliştirilmesine liderlik eden ABD’den Houston Texas Sağlık Bilimleri Merkezi Diyabet Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen konferansta diyabet tedavilerindeki gelişmeleri anlattı. </b></p>
<p><b>Diyabette dünya çapındaki en büyük sorunun obezite olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, “Obezite salgını, diyabet salgınını da tetikliyor. Bu yüzden diyabetli hastalara verebileceğim en önemli mesaj şu olurdu: Kilonuzu koruyun, fit kalın, fiziksel olarak aktif olun. Eğer bunu başarabilirseniz, bu aslında diyabetli hastalar için en iyi tedavidir. Ama bunun çok zor olduğunun da farkındayım. Eğer kilo veremiyorsanız ve düzenli bir egzersiz programına uyamıyorsanız, doktorunuza gittiğinizde size çok iyi ilaçlar önerebiliriz. Bu ilaçlarla diyabetin neden olduğu sorunların üstesinden gelebilir ve diyabet hastalarında gerçekten çok iyi bir kontrol sağlayabiliriz” diye konuştu. </b></p>
<p><b>Günümüzde diyabet tedavisinde kullanılan ilaçlar sayesinde hastalığın kontrol altında tutulabildiğini kaydeden Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, “Eğer hastalığı erken dönemde ve etkili şekilde tedavi edersek, tüm komplikasyonları önleyebiliyoruz” dedi.</b></p>
<p>ABD’deki Houston Texas Sağlık Bilimleri Merkezi Diyabet Bölümü Başkanı ve dünya çapında diyabet araştırmalarının öncüsü olan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, İstanbul Atlas Üniversitesi Vadi Kampüs’te adının verildiği oditoryumda  “Bir Ustanın İzinde: Prof. Dr. DeFronzo ile Diyabetin Geleceği” başlıklı konferans verdi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Merak olmadan bilimsel keşif yapmak imkansız”</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, konferansın açılış konuşmasında Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo’yu isminin verildiği oditoryumda ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirterek  “Bugün Atlas Üniversitesi olarak bilim ve tıp dünyası için çok özel, çok müstesna bir ismi, buluşlarıyla diyabet tedavisinde çığır açmış bir bilim insanını ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz” dedi.</p>
<p>Bilim insanlarının en büyük özelliğinin zeka ve merak duygusuna sahip olması olduğunu belirten Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Bilim insanlarının ya da keşif yapan insanların en büyük özellliğinin zeka olduğu düşünülür. Bir bakıma belki doğrudur, bununla beraber bu başarı için başka parametreler de var. Bunların başında da merak duygusu geliyor. Merak olmadan bilimsel keşif yapmak neredeyse imkansız. Tabii bu merakı bilimin sistemize edilmiş yollarıyla geçerek başarıya ulaştırmak mümkün. Bununla beraber dirençli ve sabırlı olmak ve bu yolda ilerleyebilmek gerekiyor” dedi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak: “Başarı için dirençli ve sabırlı olmak şart”</b></p>
<p>Prof. Dr. Ersoy Kocabıçak, “Einstein’a atfedilen bir anektod vardır, kendisine diyorlar ki ‘Siz çok zeki olduğunuz için bu kadar önemli başarılar elde ettiniz.’ Einstein’ın cevabı, ders niteliğinde, diyor ki: ‘Hayır, çok zeki olduğum için değil, bence dirençli ve sabırlı olduğum için buralara geldim. Bir mektup pulu gibi olun ve varacağınız adrese ulaşmadan ondan ayrılmayın.’ Aslında belki de başarının en büyük parametresi bu. O yüzden yapabildiklerimiz, hayal ettiklerimizle sınırlı” dedi.</p>
<p><b>Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo,  diyabet tedavisinde uygulanan yöntemleri anlattı</b></p>
<p>İnsülin direnci kavramının geliştirilmesinde öncü rol oynayan, tip 2 diyabet tedavisinde temel ilaçlardan biri olan metforminin geliştirilmesine liderlik eden Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, özellikle tip 2 diyabet konusunda yapılan çalışmalar ve araştırmalardan örnekler verdi.</p>
<p>Konferansta diyabetin sebeplerine değinen Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, tip 2 diyabetin yalnızca insülin direnci veya beta hücre yetmezliği olmadığını, “Uğursuz Sekizli” (Ominous Octet) adını verdiği 8 temel bozukluktan kaynaklandığını söyledi. Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, tip 2 diyabetle ilgili yapılan çalışmalardan örnekler sundu. Prof. Dr. DeFronzo, tip2 diyabet tedavisinde birden fazla patofizyolojik kusuru düzeltmek için birden fazla ilacın bir arada kullanılmasının gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, tedavide kullanılan metamorfin reçetesinin HBA1c üzerindeki etkilerini gösteren çalışmalardan örnekler de sundu.</p>
<p><b>“Erken dönemde ve etkili şekilde tedavi edersek komplikasyonları önleyebiliyoruz” </b></p>
<p>Konferansta soruları da yanıtlayan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, diyabet için kalıcı bir tedavi olup olmadığına ilişkin soru üzerine “Keşke diyabet için kalıcı bir tedavi olsaydı. Elbette bu konuda çok çalışıyoruz. Ama bence hikâyenin güzel tarafı şu: Artık diyabetli hastalarımızı tedavi etmek için mükemmel ilaçlarımız var. Eğer hastalığı erken dönemde ve etkili şekilde tedavi edersek, tüm komplikasyonları önleyebiliyoruz. Örneğin körlüğü önleyebiliyoruz, böbrek hastalığını önleyebiliyoruz, kalp krizi ve felçleri önleyebiliyoruz. Harika ilaçlarımız var, çok şey öğrendik, ama sanırım kalıcı tedaviye ulaşmamıza biraz daha zaman var” diye konuştu.</p>
<p><b>“Diyabetteki en büyük ilerleme, hastalarda çok sayıda sorunun fark edilmesi oldu”</b></p>
<p>Son yıllarda diyabet tedavisindeki değişimlere de değinen Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, “Bence en büyük ilerlememiz, diyabetli hastalarda çok sayıda farklı sorunun olduğunu fark etmemiz oldu. Diyabetli bir hastayı tedavi ederken, mevcut tüm bozuklukları düzeltmek için birden fazla ilacı birlikte kullanmamız gerektiğini artık biliyoruz. İyi haber şu ki artık birçok farklı kategoride çok sayıda etkili ilacımız var ve bu ilaçları birlikte nasıl kullanacağımızı öğrendik. Böylece hastalarımızı çok daha etkili bir şekilde tedavi edip; uzun vadeli komplikasyonların önüne geçebiliyoruz” dedi.</p>
<p><b>“Obezite salgını diyabeti tetikliyor”</b></p>
<p>Diyabette en büyük sorunun obezite olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Aslında diyabette dünya çapındaki en büyük sorun obezite. Obezite salgını, diyabet salgınını da tetikliyor. Bu yüzden diyabetli hastalara verebileceğim en önemli mesaj şu olurdu: Kilonuzu koruyun, fit kalın, fiziksel olarak aktif olun.Eğer bunu başarabilirseniz, bu aslında diyabetli hastalar için en iyi tedavidir. Ama bunun çok zor olduğunun da farkındayım. İyi tarafı şu: Eğer kilo veremiyorsanız ve düzenli bir egzersiz programına uyamıyorsanız, doktorunuza gittiğinizde size çok iyi ilaçlar önerebiliriz. Bu ilaçlarla diyabetin neden olduğu sorunların üstesinden gelebilir ve diyabet hastalarında gerçekten çok iyi bir kontrol sağlayabiliriz.”</p>
<p>Konferans sonunda Prof. Dr. Ralph A. DeFronzo’ya Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Aydın tarafından plaket takdim edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/obezite-salgini-diyabeti-de-tetikliyor-586690">&#8220;Obezite salgını diyabeti de tetikliyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zayıflama iğneleri kalıcı bir çözüm mü?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/zayiflama-igneleri-kalici-bir-cozum-mu-566673</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Aug 2025 09:53:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akın]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566673</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde popülaritesi artan zayıflama iğneleri, obezite ve fazla kiloyla mücadelede yeni bir umut kaynağı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-igneleri-kalici-bir-cozum-mu-566673">Zayıflama iğneleri kalıcı bir çözüm mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son dönemde popülaritesi artan zayıflama iğneleri, obezite ve fazla kiloyla mücadelede yeni bir umut kaynağı. Ancak bu tedavi yöntemini anlamak ve doğru şekilde kullanmak, sağlık açısından çok önemli. Zayıflama iğnelerinin, vücutta yemek yedikten sonra salgılanan ve kan şekerini düzenleyen GLP-1 hormonunun etkilerini taklit ettiğini açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Bu ilaçlar, şekerli ve yağlı yiyecekleri yeme isteğini azaltarak vücut ağırlığı ve yağ kütlesini düşürür. Aynı zamanda; beyindeki iştah merkezini etkileyerek tokluk hissini artırır ve açlığı bastırır. Midenin boşalma hızını yavaşlatarak yiyeceklerin midede daha uzun süre kalmasını sağlar böylece tokluk süresi uzar ve daha az yiyecek tüketilir. Ayrıca kan şekerindeki ani dalgalanmaları önleyerek tatlı krizlerini de azaltabilir” dedi.</strong></p>
<p>Zayıflama iğneleri bazı hastalar için uygun olmakla birlikte mutlaka bir doktor kontrolüne ihtiyaç duyar. Potansiyel yan etkiler arasında; mide bulantısı, kusma, ishal veya kabızlık, karın ağrısı, hazımsızlık, baş ağrısı ve yorgunluk olduğunu ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fulya Akın, “Bu ilaçlar, yan etkileri dışında kullanım hatasına bağlı olarak da ciddi problemlere yol açabilir. Yanlış doz, riskli gruplar tarafından kullanım ya da merdiven altı yerlerden temin edilen ilaçlar gibi faktörler nedeniyle hayatı tehdit edebilen hassas bir konudur. Üstelik zayıflama iğneleriyle verilen kiloların kalıcılığının, eş zamanlı yaşam tarzı değişikliklerine bağlı olduğunu unutmamak gerekir. İlaç bırakıldıktan sonra iştah kontrolü mekanizması ortadan kalkacağı için yeniden kilo alımı riski yüksektir” dedi.</p>
<p><strong>İlaçlarla birlikte alışkanlıklar da değiştirilmeli</strong></p>
<p>Prof. Dr. Akın, “Çalışmalar, ilacı bırakan kişilerin önemli bir kısmının verdiği kiloları geri aldığını gösterir. Bu nedenle, kullanım süresi boyunca sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz gibi yaşam tarzı değişikliklerinin benimsenmesi, kalıcı kilo kontrolü için kritik. Tek başına enjeksiyon, bir miktar kilo kaybı sağlayabilir ancak sürdürülebilir ve sağlıklı bir kilo yönetimi için yeterli değildir.  Bu ilaçların, iştah eksikliğiyle beraber tokluk hissini artırarak yaşam tarzı değişikliklerini kolaylaştıracağına odaklanmak gerekir. Kalıcı başarı içinse sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıkları kazanmak, porsiyon kontrolü yapmak ve düzenli fiziksel aktiviteyi hayatın bir parçası haline getirmek şarttır. Aksi takdirde, verilen kiloların geri alınması kaçınılmaz” dedi.</p>
<p><strong>Emzirme döneminde uzak durulmalı</strong></p>
<p>Özellikle hamilelik veya emzirme döneminde uzak durulması gereken bir yöntem olduğunu dile getiren Prof. Dr. Akın, “Bu ilaçlar, tiroid kanseri, şiddetli böbrek veya karaciğer yetmezliği, pankreas iltihabı, ciddi kalp hastalıkları ve bazı sindirim sistemi rahatsızlıkları gibi durumlarda da oluşturacağı riskler nedeniyle tercih edilmez. Genellikle; vücut kitle indeksi 30 ve üzerinde olan obez bireyler ve vücut kitle indeksi 27 üzerinde olup obeziteyle ilişkili en az bir ek sağlık sorunu bulunanlarda faydalanılır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Kısa sürede verilen kilolar çoğunlukla geri alınıyor</strong></p>
<p>Sosyal medyada karşılaşılan ‘mucize’ sonuçların gerçeği yansıtmadığını söyleyen Prof. Dr. Akın, “Bu tür paylaşımlar; kısa vadeli sonuçlar içeren ve kişisel farklılıkların göz ardı edildiği çarpıtılmış bir tablo sunar. Oysa kilo kaybı hızı kişiden kişiye değişir. Genetik, başlangıç kilosu, metabolizma hızı, eşlik eden hastalıklar ve yaşam tarzı değişikliklerine uyum gibi faktörler kilo verme hızını etkiler. Kısa sürede verilen aşırı kilolar genellikle sürdürülebilir değildir ve hızla geri alınabilir. Sağlıklı kilo kaybı, yavaş ve istikrarlı bir süreçtir. Doktor ve diyetisyen gözetiminde, kişinin genel sağlık durumu ve ihtiyaçları doğrultusunda planlanan kişiye özel bir yaklaşımla mümkündür. Unutulmamalıdır ki, obezite ve fazla kilo tedavisine başlarken gerçekçi beklentilere sahip olmak ve bilimsel verilere dayalı uzman görüşlerini dikkate almak esastır” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/zayiflama-igneleri-kalici-bir-cozum-mu-566673">Zayıflama iğneleri kalıcı bir çözüm mü?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akıllı ilaçlar kemoterapiden daha az yan etkiye sahip</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akilli-ilaclar-kemoterapiden-daha-az-yan-etkiye-sahip-552268</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2025 11:53:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[etkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapiden]]></category>
		<category><![CDATA[sahip]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=552268</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tıpta yaşanan gelişmeler kanser tedavisini de şekillendiriyor. Tümör varlığında gündeme gelen akıllı ilaçlar, tedavi sürecini kolaylaştırırken başarı oranlarını da artırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-ilaclar-kemoterapiden-daha-az-yan-etkiye-sahip-552268">Akıllı ilaçlar kemoterapiden daha az yan etkiye sahip</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tıpta yaşanan gelişmeler kanser tedavisini de şekillendiriyor. Tümör varlığında gündeme gelen akıllı ilaçlar, tedavi sürecini kolaylaştırırken başarı oranlarını da artırıyor. Akıllı ilaçların hedefe yönelik tedaviler olduğundan bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tıbbi Onkoloji ve Hematoloji Uzmanı, Onkolojik Bilimler Koordinatörü Prof. Dr. Necdet Üskent, “Bu ilaçlar tümörü tanıyarak direkt ona yöneliyor. Bu sayede sadece kanserli hücreler hedefleniyor ve sağlıklı hücreler korunuyor. Çoğu hastanın korkuyla yaklaştığı geleneksel kemoterapide ise; saç, tırnak ve kemik iliği gibi çoğalması gereken hücreler de tedavi sırasında etkilenebiliyor. Akıllı ilaç seçeneğinde ise bu yan etkiler en aza indirilerek sadece tümörler yok ediliyor” dedi.</strong></p>
<p>Akıllı ilaçların kemoterapiyle kıyaslandığında daha az yan etkiye sahip olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Tıbbi Onkoloji ve Hematoloji Uzmanı, Onkolojik Bilimler Koordinatörü Prof. Dr. Necdet Üskent, “Ameliyat ve kemoterapi ihtiyacını azaltan akıllı ilaçlardan, akciğer kanserlerinin yüzde 10 ila 15’inde yararlanılabiliyor. Bu oran genetik farklılıklar nedeniyle Filipin, Çin ve Japonya’da yüzde 25-30’lara çıkabiliyor.  Hatta hiç sigara içmemiş kadın bir hastada başarı oranının yüzde 50-60’ları görebildiğini söylemek mümkün. Ayrıca akıllı ilaç tedavisine başvurabilmek için kanserin erken evrede teşhis edilmesi gerektiği düşünülse de aslında tam tersi şekilde, kanserin yayınlık kazandığı durumlarda daha sık kullanıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Kanserli hücre fotokopi makinesi gibi çalışıyor</strong></p>
<p>Normal bir hücrenin kendisine sinyal gelmediği sürece çoğalmayacağından bahseden Üskent, “Hücre, gelen sinyali; üstündeki anten diyebileceğimiz reseptörlerle algılıyor ve komuta merkezi olan çekirdeğe iletiyor. Kanser hücresinde bu süreç otomatikleşiyor ve fotokopi makinesi gibi hücre çoğalması yaşanıyor. Bu sinyali bloke edebildiğimizde hücrenin kontrolsüz yayılımını da durdurabiliyoruz. Ya da bir başka akıllı ilacın çalışma prensibinde olduğu gibi kanserli hücreye “Senin işin artık bitti, intihar etmelisin” diyoruz. Normal şartlarda bir yaranın iyileşmesi için hücreler çoğalarak dokuyu örüyor ve iyileşme tamamlandığında bu çoğalma durduruluyor. Sağlıklı hücrede var olan bu programlı hücre ölümü, kanserli hücrede bulunmuyor. Kanser hep yaşamaya çalıştığı için ona bu programı hatırlatan yeni ilaçlar da çıktı. Yani akıllı ilaçların en akıllısı hedefi güdümlü füze gibi buluyor, bazısı da hücreye yönelmiyor ama mikro çevre dediğimiz hücrenin etrafındaki komşularına gidiyor yani hücreyi besleyen damarları hedefliyor. Bunun sonucunda kanlanmayan kanser hücresi yok oluyor” açıklamasında bulundu. </p>
<p><strong>Saç rengi değişikliği ya da akne problemi yaşanabiliyor</strong></p>
<p>Kemoterapiyle karşılaştırıldığında daha az yan etkiye sahip olsa da akıllı ilaçların da olası tesirlerini bilmek önemli diyen Üskent, “Tedavi sırasında örneğin saç hücrelerine giden çoğalma sinyali de ilaçlar tarafından bloke edilebildiği için, saç rengini oluşturan genler de olumsuz etkilenebiliyor. Bu durum saç renginde değişikliklere yol açabiliyor; örneğin siyah saçlar sarıya dönebiliyor. Kanserin türüne göre değişiklik gösterse de akıllı ilaçlar aracılığıyla durdurulan çoğalma sinyali aynı şekilde ciltte de akne veya kuruluk gibi dermatolojik sonuçlar doğurabiliyor. Ancak bunların genellikle yönetilebilir ve geçici yan etkiler olduğunu unutmamak gerekir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Akıllı ilaç kullanımını mutasyonun türü belirliyor</strong></p>
<p>Hastanın akıllı ilaç tedavisine uygun olup olmadığının, mutasyonun türüne göre belirlendiğini ifade eden Üskent, “Örneğin meme kanserinde sıklıkla karşılaşılan HER2 bozukluğu hedeflendiğinde akıllı ilaçlarla büyük başarı sağlanıyor. Hatta bu ilaçlar operasyon öncesinde kullanıldığında tümör tamamen yok olabiliyor. Bu da bize ileride, kanser tedavisinde ameliyata gerek kalmayabileceğini işaret ediyor. Mutasyon aynı ise ister akciğer ister meme isterse de mide, tümör hangi organda olursa olsun başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz. Yani buradaki önemli nokta kanser türünden çok mutasyonun türü. Hastanın akıllı ilaçlara uygun olup olmadığını iki-üç gün içinde sonuçlanan genetik testlerle anlayabiliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>İlaç tedavisi dört-beş yıl sürebiliyor</strong></p>
<p>Akıllı ilaçların amacı kanseri kronikleştirmek, durdurmak ve stabilize etmek diyen Üskent, “Tedavi esnasında ilaçların düzenli bir şekilde alınması önemli çünkü sinyalin kesilmesi hücreyi çoğalmak için serbest bırakmak anlamına gelir. İlaca devam süresi bu yüzden dört-beş seneyi bulabiliyor. Kimi zaman da ölmek istemeyen hücre bu ilaçlara karşı direnç geliştirebiliyor. Bu gibi durumlarda alternatif ilaçlara yöneliyoruz. Genetik bilimi ilerledikçe direncin nasıl kazanıldığını da görebiliyoruz. İkinci bir gen bozukluğu söz konusu ise bu bozukluğa karşı ilaçlar geliştiriliyor ve onlardan faydalanıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Her mutasyon için yeni ilaçlar üzerinde çalışılıyor</strong></p>
<p>Yeni bir gelişme sanılsa da akıllı ilaçların geçmişinin 2003’lere dayandığını ifade eden Üskent, “O yıllarda kronik myelositer lösemi dediğimiz bir kan kanseri türünde sadece organ nakli anlamına gelen transplantasyon ile ömür uzatılırken bu hastalarda özel bir yapısal bozukluk tespit edildi. Bu bozukluğa karşı bir tedavi geliştirildi ve tedavi sonucunda da hastalar tamamen iyileşti, böylece akıllı ilaçların temeli atılmış oldu. Kan kanseri için bulunan bu tedavi daha sonra diğer kanser türleri açısından da araştırmalara konu oldu. Nitekim 2007’de akciğer kanserinde bulunan EGFR mutasyonuna karşı tablet formunda bir ilaç üretildi. Bu ilaç sayesinde hiç kemoterapi kullanmadan tüm tümörlerin gerilediği gözlemlendi. Diğer kanserlerde de bu tarz mutasyonların varlığı tespit edilmeye devam etti. Henüz tüm mutasyonlara karşı ilaç bulunmuş olmasa da gelişmelerin hızlı yol aldığını biliyoruz. Örneğin şu anda en az tedavi edebildiğimiz kanser türü olan pankreasın yüzde 80’inde var olan bir mutasyona karşı yeni bir ilaç üzerinde çalışılıyor. Akıllı ilaçların geleceği düşünüldüğünde de bu örnek kapsamında büyük umutlar görmek mümkün” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-ilaclar-kemoterapiden-daha-az-yan-etkiye-sahip-552268">Akıllı ilaçlar kemoterapiden daha az yan etkiye sahip</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanserde &#8220;Yaşayan&#8221; İlaçlar, Aşılar ve Yeni Nesil Hücre Tedavileri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanserde-yasayan-ilaclar-asilar-ve-yeni-nesil-hucre-tedavileri-526626</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 May 2025 09:25:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşılar]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kanserde]]></category>
		<category><![CDATA[nesil]]></category>
		<category><![CDATA[tedavileri]]></category>
		<category><![CDATA[yaşayan]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=526626</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk İmmünoloji Derneği ve Acıbadem Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen 6. Uluslararası Moleküler İmmünoloji ve İmmünogenetik Kongresi (Molecular Immunology and Immunogenetics Congress, MIMIC), 28-30 Nisan 2025 tarihleri arasında Acıbadem Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-yasayan-ilaclar-asilar-ve-yeni-nesil-hucre-tedavileri-526626">Kanserde &#8220;Yaşayan&#8221; İlaçlar, Aşılar ve Yeni Nesil Hücre Tedavileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Türk İmmünoloji Derneği ve Acıbadem Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen 6. Uluslararası Moleküler İmmünoloji ve İmmünogenetik Kongresi (Molecular Immunology and Immunogenetics Congress, MIMIC), 28-30 Nisan 2025 tarihleri arasında Acıbadem Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşti. Kongre Başkanlığını Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tolga Sütlü’nün üstlendiği organizasyon, bağışıklık sistemi üzerine çalışan dünyaca ünlü bilim insanlarını İstanbul’da bir araya getirdi. Amerika’dan Japonya’ya uzanan 8 farklı ülkeden 320 bilim insanının katılımıyla düzenlenen kongrede, Karolinska Enstitüsü, MD Anderson Kanser Merkezi, BioNtech gibi önde gelen kurumların yanı sıra saygın üniversiteler ve araştırma enstitülerinden çok sayıda Türk ve yabancı akademisyen güncel çalışmaları ile etkinlikte son derece heyecan verici sunumlar gerçekleştirdi. Kongre, ulusal ve uluslararası alanda immünoloji biliminin en güncel gelişmelerini masaya yatırırken; temel bilimden klinik uygulamalara, kanser aşıları ve yeni nesil tedavilerden bağışıklık sistemi aracılı çeşitli hastalıklara kadar geniş bir yelpazede oturumlara ev sahipliği yaptı. MIMIC’te enfeksiyonlar, kanser ve çeşitli otoimmün hastalıkların immünolojik mekanizmaları tartışılırken aynı zamanda son yıllarda bağışıklık sistemine dayalı yenilikçi tedavilerin giderek ön plana çıktığı vurgulandı. Biyolojik ilaçlardan hücresel tedavilere uzanan pek çok yeniliğin tartışıldığı etkinlikte, ilaç ve tıbbi teknoloji firmaları ise dört ayrı uydu sempozyumda sektördeki son gelişmeleri katılımcılarla buluşturdu.</em></p>
<p><em>29 Nisan Dünya İmmünoloji Günü’nün kutlandığı kongrede ayrıca ülkemizde halen önemli bir sağlık sorunu olan “Primer İmmün Yetersizlikler” ile ilgili farkındalık yaratmak amacıyla Balon Uçurma Etkinliği düzenlendi. Gökyüzüne ulaşan her bir balonun etkin tedaviye ulaşabilen bir hastayı temsil ettiği bu etkinlikte erken tanının önemine de dikkat çekildi.</em></p>
<p><em>  </em></p>
<p><strong>Kanserle savaşta yeni umut NK hücreleri </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Acıbadem Üniversitesi’nde yürütülen çalışmalar, bağışıklık sisteminin doğal öldürücü hücreler olarak bilinen NK (Natural Killer) hücrelerinin, kanser immünoterapisinde devrim yaratabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmalar, bu hücrelerin sadece hastalıklı hücreleri hedef alarak sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanserle etkili bir biçimde savaşabildiğini gösteriyor. Kongre Başkanı ve Acıbadem Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tolga Sütlü yaptığı açıklamada, “CAR-T ve NK hücreleriyle lösemi, lenfoma ve melanom gibi kanser türlerine yönelik umut vadeden sonuçlarımızı paylaştık. Bağışıklık sistemini kanserle savaşta daha etkin hale getirmek için çalışıyoruz. NK hücreleri, sağlıksız gördükleri hücreleri öldürme kapasitesine sahip, sağlıklı hücrelere ise dokunmuyorlar. Bu açıdan tedavide kullanılmasının da daha güvenli olacağı düşünülüyor. Daha hızlı, daha etkin ve daha az yan etkili tedaviler üzerinde çalışıyoruz” dedi. </p>
<p>NK hücrelerinin çeşitli kaynaklardan elde edilebildiğini de belirten Dr. Sütlü, “Bu hücreleri kandan ayrıştırarak ya da kordon kanından kök hücreleri alıp NK hücresine dönüştürerek kullanabiliyoruz” şeklinde konuştu. Geliştirilen yeni yaklaşımın “yaşayan ilaç” konseptiyle örtüştüğünü vurgulayan Dr. Sütlü, &#8220;Bağışıklık sistemi zayıfladığında kanserle savaş kaybediliyor. Biz ise vücutta sürekli kalacak, hiç ölmeyecek, kanserle savaşmaya devam edecek hücreler geliştiriyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Araştırmalar halen deneme aşamasında olsa da gelecek umut veriyor. “Şu anda CAR-T hücreleriyle tedavi olmuş ve onlarca yıldır kanseri nüksetmemiş hastalar var. Aynı başarıyı NK hücreleriyle de yakalayacağımıza inanıyoruz” diyen Dr. Sütlü, bu tedavi yönteminin 4-5 yıl içinde klinik testlerinin tamamlanabileceğini belirtti. </p>
<p><strong>Kanser aşıları ve yeni nesil immünoterapiler </strong></p>
<p><strong> </strong>Johannes Gutenberg Üniversitesi ve BioNTech bilim insanlarından Dr. Mustafa Diken, mRNA teknolojisiyle kanser aşıları geliştirdiklerinden, kanser immünoterapilerinde de önemli başarılar elde ettiklerinden söz etti. Özellikle COVID-19 aşısıyla tanınan mRNA teknolojisinin artık kanser ve otoimmün hastalıkların tedavisinde de umut vadettiğine dikkat çeken Dr. Mustafa Diken, “Yaptığımız çalışmalarda mRNA aşılarının özellikle akciğer, karaciğer ve lenflerdeki tümörleri küçülttüğünü gördük. Hatta metastaz yapmış kanserlerde metastazların da küçüldüğü, aşının etkili olduğu görüldü. Pankreas kanseri üzerinde de aşı çalışmalarımız sürüyor. Ameliyat olmuş vakalarda bir de aşı uygulandığında iyileşme oranlarının daha da arttığını tespit ettik. Kanserde artık kişiye özel tedaviler ön planda. Aşı ve immünoterapiler de hedefe yönelik, akıllı tedaviler oldukları için çok daha etkili tedavi yöntemleri” diyerek yakın bir gelecekte kanser aşılarının da tedavide yerini alacağını vurguladı. </p>
<p><strong>“Aşı karşıtlığının hiçbir bilimselliği yok”  </strong></p>
<p><strong> </strong>MIMIC toplantısında, toplum sağlığı açısından aşılamanın önemine değinilerek, özellikle ülkemizde ve birçok başka ülkede yanlış bilgilendirme nedeniyle ortaya çıkan aşı karşıtlığının, kolayca önlenebilecek hastalıkların yeniden salgın hale gelmesine yol açtığı ve aşı programlarının aksaması sonucu kızamık ile menenjit gibi önlenebilir bulaşıcı hastalıklar nedeniyle pek çok ülkede yeniden ölümlerin görülmeye başladığı vurgulandı. Enfeksiyonlar ve aşı alanındaki güncel bilimsel gelişmeleri paylaşan Avrupa İmmünoloji Dernekleri Federasyonu (EFIS) Başkanı Prof. Dr. Bojan Polic, aşı karşıtlığının hiçbir bilimsel dayanağı olmadığını vurgulayarak, “Aşıların otizm veya kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtıklarını kanıtlayan dünya çapında hiçbir bilimsel çalışma yok. Aşı karşıtlığı sadece toplum sağlığını değil, bireylerin yaşamını da riske atıyor. Aşıyla bir hastalığı önlemek, tedavi etmekten çok daha kolay ve ekonomik” diye konuştu. </p>
<p>Aşıların toplum sağlığına etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Polic, “Aşılar sayesinde çiçek hastalığı yok oldu. Kızamık, çocuk felci, verem gibi ölümcül hastalıklar artık neredeyse hiç görülmüyor. Aşılar, bulaşıcı hastalıkların yaygınlaşmasını önleyerek salgın riskini azaltıyor. Her zaman %100 koruma sağlamasa da hastalığın ağır geçmesini ve hayati riski önlüyor” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Polic, COVID-19 pandemisi sürecinde mRNA teknolojisinin hızla geliştiğini ve bu sayede artık yalnızca bulaşıcı hastalıklar değil, kanser ve otoimmün hastalıklar için de aşı geliştirme çalışmalarının hız kazandığını belirtti. Prof. Dr. Bojan Polic, “Aşılarda çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Yan etkileri çok az ve kontrol edilebilir aşılar var artık. mRNA aşıları sayesinde pek çok hastalığa karşı aşı geliştirilebilir. Önümüzdeki 5-10 yıl içinde yalnızca bakterileri, virüsleri değil, kanseri önlemeye ve tedavi etmeye yönelik aşılar da hayatımıza girecek” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Prof. Dr. Bojan Polic, bağışıklık sistemini hedef alan yeni tedavilerin birçok hastalıkta umut vadettiğini de belirtti: “Yeni antikorlar, CAR-T ve NK hücre tedavileri ve hücresel vezikül çalışmaları sayesinde artık kanser, ankilozan spondilit gibi iltihabi ve otoimmün hastalıklar daha etkili biçimde kontrol altına alınabiliyor. Yeni genetik ve moleküler testlerle pek çok hastalığın mekanizmasını daha iyi anlıyor ve akıllı tedaviler sayesinde de kişiye özel çözümler geliştirebiliyoruz. 6. MIMIC’te de bu gibi pek çok yenilik paylaşıldı. Bilimsel açıdan çok yüksek kalitede bir kongreydi. Çok önemli konuşmacılar, çok sayıda genç bilim insanı vardı. Türkiye’de İmmünoloji camiasının doğru yolda ilerlediğini ve giderek geliştiğini gösteriyor bu. Gördüklerimden, özellikle de gençlerden çok etkilendim”… </p>
<p><strong>“Bağışıklık sistemi, beyin sağlığıyla derinden ilişkili”</strong></p>
<p><strong> </strong>Çevresel faktörlerin bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri, otoimmün hastalıklar ve bu alandaki yeni tedavi yöntemlerine ilişkin bilimsel gelişmeleri değerlendiren Türk İmmünoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Arzu Aral, bağışıklık sistemi ile sinir sistemi arasındaki bağlantılara dikkat çekti. Laboratuvar ortamında elde edilen bulguların hastalara yönelik tedavilere dönüştürülmesini amaçlayan translasyonel araştırmaların önemini vurgulayan Prof. Dr. Aral, “Özellikle son yıllarda, Alzheimer ya da Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklarla bağışıklık sistemi arasındaki ilişkiyi inceleyen ve bu bilgiyi yeni tedavi yaklaşımlarına dönüştürmeyi hedefleyen çalışmalar hız kazandı” dedi.</p>
<p>Alzheimer hastalığına karşı geliştirilen bazı monoklonal antikor tedavilerinin çeşitli ülkelerde onay aldığını hatırlatan Prof. Dr. Arzu Aral, “Bu tedaviler, beyindeki amiloid plak birikimini azaltmada belirgin etkiye sahip olsa da, klinik faydaları ve güvenlik profilleri açısından henüz tartışmalar sürdüğünden Avrupa&#8217;da kullanım alanları şimdilik sınırlı” dedi. Benzer şekilde CAR-NK gibi hücresel tedavilerin nörolojik hastalıklarda da kullanımına ilişkin preklinik ve erken aşama klinik çalışmaların sürdüğünü ifade eden Prof. Dr. Aral, hastalıkların moleküler ve immünolojik mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasının önemine dikkat çekerek, “Elde ettiğimiz bilgiler yalnızca hastalığın seyrini anlamamıza değil, aynı zamanda yeni geliştirilen tedavi yaklaşımlarının güvenliğini erken dönemde değerlendirmemize de olanak tanıyor. Bu da yakın dönemde bu hastalıkları ortadan kaldırmaya yönelik bağışıklık sistemi temelli tedavilerin daha güvenli ve ulaşılabilir olmasına dair umut verici” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanserde-yasayan-ilaclar-asilar-ve-yeni-nesil-hucre-tedavileri-526626">Kanserde &#8220;Yaşayan&#8221; İlaçlar, Aşılar ve Yeni Nesil Hücre Tedavileri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evlerden çıkan atık ilaçlar düzenli toplanacak güvenle bertaraf edilecek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/evlerden-cikan-atik-ilaclar-duzenli-toplanacak-guvenle-bertaraf-edilecek-525524</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 May 2025 08:38:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[bertaraf]]></category>
		<category><![CDATA[çıkan]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[edilecek]]></category>
		<category><![CDATA[evlerden]]></category>
		<category><![CDATA[güvenle]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplanacak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=525524</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleriyle işbirliği içinde atık ilaçların toplanması ve bertaraf edilmesine yönelik kapsamlı bir projeyi hayata geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/evlerden-cikan-atik-ilaclar-duzenli-toplanacak-guvenle-bertaraf-edilecek-525524">Evlerden çıkan atık ilaçlar düzenli toplanacak güvenle bertaraf edilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleriyle işbirliği içinde atık ilaçların toplanması ve bertaraf edilmesine yönelik kapsamlı bir projeyi hayata geçiriyor. Proje kapsamında evlerde biriken, kullanılmayan ilaçlar artık belirlenen noktalarda toplanacak, güvenli koşullarda saklanacak ve çevreye zarar vermeyecek şekilde bertaraf edilecek.</span></span></span></p>
<p><span><span> </span></span><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, İlçe Belediyeleri Koordinasyon Toplantısı’nın 2’incisini “Atık İlaçların Yönetimi” konusunda düzenledi. Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası Eğitim Salonu’nda Başkan Danışmanı Çevre Yüksek Mühendisi Lokman Atasoy başkanlığında yapılan toplantıya; Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı, Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile ilçe belediyelerinin ilgili birimlerinden temsilciler ayrıca ITC firma yetkilileri katıldı. Toplantıda hanelerde biriken son kullanma tarihi geçmiş ilaçların evsel atıklarla birlikte çöpe atılması neticesinde insan ve çevre sağlığı açısından oluşturduğu risklere dikkat çekilerek, bu atıkların mevzuatın da öngördüğü şekilde nasıl toplanacağı, taşınacağı ve imha edileceği konusunda fikir alışverişinde bulunuldu.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>İŞBİRLİĞİ VE UYGULAMA ADIMLARI KONUŞULDU</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Proje kapsamında; ITC firmasının taahhüdü ve Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyeleri arasında imzalanacak işbirliği protokolü ile atık ilaçların bedelsiz transferi ve bertarafı sağlanacak. Toplama noktalarından atık ilaçların özel kutular içinde biriktirilmesi, sızdırmaz konteynerlerde geçici olarak depolanması planlanıyor. Bu konteynerler ilçe belediyelerinin ihtiyacına göre ITC firması tarafından sağlanacak. İlaç atıkları konteynerlerde en fazla altı ay süreyle muhafaza edilerek yılda en az iki kez bertaraf edilecek.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>TÜRKİYE’YE ÖRNEK BİR MODEL KURMAYI HEDEFLİYORUZ</span></span></span></p>
<p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy, atık ilaçlar sorununun uzun süredir gündemlerinde olduğunu belirterek “İlaç atıkları tehlikeli atık riski taşımaktadır. Toplanmaları, depolanmaları ve bertaraf edilmeleri evsel atıklardan farklı. Bertarafı için de bir maliyet söz konusu. Dolayısıyla hanelerden çıkan atık ilaçların yönetimi maalesef istenilen düzeyde değil. Biz Antalya’ya Çevre Başkenti ünvanını kazandırmış Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak bu soruna da kayıtsız kalmadık. ITC firmasıyla ve ilçe belediyelerimizle görüşerek bu süreci nasıl yöneteceğimiz konusunda ortak bir model geliştirdik. Bu toplantının oluşturulan model üzerinde mutabık kalınması ve uygulamaya geçiş için son karar toplantısı olmasını planlıyoruz. Türkiye’ye örnek olacak bir sistem kurmayı hedefliyoruz” dedi.</span></span></span></p>
<p><span><span><span>TOPLUM SAĞLIĞI AÇISINDAN KRİTİK BİR KONU</span></span></span></p>
<p><span><span><span>ITC firmasında Tıbbi Atık Şefi olarak görev yapan Efe Tekcan ise “Vatandaşlardan kaynaklanan son kullanma tarihi geçmiş ilaçları toplayıp bertaraf edeceğiz. Bu, toplum sağlığı açısından çok kritik bir konu. Antalya’nın çevre duyarlılığı yüksek bir kent olduğunu biliyoruz. Bu nedenle burada da başarılı bir uygulamaya imza atacağımıza inanıyoruz” diye konuştu.</span></span></span></p>
<p>   </p>
</p>
<p></p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/evlerden-cikan-atik-ilaclar-duzenli-toplanacak-guvenle-bertaraf-edilecek-525524">Evlerden çıkan atık ilaçlar düzenli toplanacak güvenle bertaraf edilecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanından uyarı! Kan sulandırıcı ilaçlar hekim kontrolünde kullanılmalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-uyari-kan-sulandirici-ilaclar-hekim-kontrolunde-kullanilmali-419948</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Nov 2023 21:05:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolünde]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[sulandırıcı]]></category>
		<category><![CDATA[uyarı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanından]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419948</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücutta çeşitli nedenlere bağlı olarak pıhtı oluşumuna eğilim artabileceğini ifade eden uzmanlar, oluşan pıhtıların yerinden koparak kalp, beyin, böbrek gibi hayati önem taşıyan organlara giden damarları tıkayarak kalp krizi, inme (felç) gibi ciddi problemlerin ortaya çıkmasına neden olabileceğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-uyari-kan-sulandirici-ilaclar-hekim-kontrolunde-kullanilmali-419948">Uzmanından uyarı! Kan sulandırıcı ilaçlar hekim kontrolünde kullanılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table>
<tbody>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><strong>Uzmanından uyarı!</strong></p>
<p><strong>Kan sulandırıcı ilaçlar hekim kontrolünde kullanılmalı</strong></p>
<p><strong>Vücutta çeşitli nedenlere bağlı olarak pıhtı oluşumuna eğilim artabileceğini ifade eden uzmanlar, oluşan pıhtıların yerinden koparak kalp, beyin, böbrek gibi hayati önem taşıyan organlara giden damarları tıkayarak kalp krizi, inme (felç) gibi ciddi problemlerin ortaya çıkmasına neden olabileceğini söylüyor. Tıbbi Farmakoloji uzmanı Prof. Dr. Güner Ulak, “Kan sulandırıcı ilaçlar pıhtılaşma sistemini çeşitli mekanizmalar ile bozduklarından en ciddi yan tesiri kanamadır.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalından Prof. Dr. Güner Ulak, kan sulandırıcı ilaçlar ve kullanım alanları hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Prof. Dr. Güner Ulak, vücutta çeşitli nedenlere bağlı olarak pıhtı oluşumuna eğilim artabileceğini ifade ederek, oluşan pıhtıların yerinden koparak kalp, beyin, böbrek gibi hayati önem taşıyan organlara giden damarları tıkayarak kalp krizi, inme (felç) gibi ciddi problemlerin ortaya çıkmasına neden olabileceğini kaydetti.</p>
<p><strong>Kanamanın durmasını da zorlaştırıyor</strong></p>
<p>Kan sulandırıcı ilaçların hekim kontrolü olmadan kullanılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Güner Ulak, şöyle devam etti:</p>
<p>“Kan sulandırıcı ilaçlar kalp frizi, felç, periferik arter hastalığı, akciğer embolisi, derin ven trombozu, göz arteri tıkanıklığı, kalıcı kateter tıkanıklığı gibi vücutta pıhtı oluşturan hastalıkların tedavisinde kullanılırlar. Bu ilaçlar pıhtılaşma sistemini çeşitli mekanizmalar ile bozduklarından en ciddi yan tesiri kanamadır. Kanın pıhtılaşma yeteneğini azalttıkları için kanamayı kolaylaştırır veya kanamanın durmasını zorlaştırır.”</p>
<p><strong>Osteoporoza neden olabiliyor</strong></p>
<p>Antikoagülan (kan inceltici) ilaçların pıhtılaşma faktörlerinin etkisini azaltarak, yeni pıhtı oluşmasını ve oluşan pıhtının büyümesini önleyen ilaçlar olduğunu da anlatan Prof. Dr. Güner Ulak, doğal bir antikoagülan olan heparinin günde bir ya da iki defa, cilt altı enjeksiyon yoluyla kullanıldığını, en önemli yan etkisinin de kanama olduğunu söyledi.</p>
<p>Bu riskin, hastanın özenle seçilmesi, dozun dikkatli olarak kontrol edilmesi ve yakından izlenmesi ile azalacağını dile getiren Prof. Dr. Güner Ulak, yaşlı kadınlar ve böbrek yetmezliği olan hastaların kanamaya daha yatkın olduğunu, hayvansal kaynaklı olduğundan alerjisi olan hastada dikkatle kullanılması gerektiğini, saç dökülmesini artırabileceğini, uzun süreli heparin tedavisinin osteoporoza neden olabileceğini anlattı.</p>
<p><strong>Gebelikte kullanılmamalı</strong></p>
<p>Kumarin grubu antikoagülanların karaciğerde yapılan pıhtılaşma faktörlerinin sentezini bozarak etki gösterdiğini, oral alınabildiği ve daha ucuz olduğu için de daha fazla kullanıldığını kaydeden Prof. Dr. Güner Ulak, gebelikte kullanılmaması gerektiğini dile getirdi.</p>
<p>Oral kullanılan direkt faktör XA inhibitörleri hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Güner Ulak, sabit dozda kullanıldıklarını, izlenmelerine gerek olmadığını, etkilerinin çabuk başladığını ve yarılanma ömürlerinin kısa olduğunu belirtti.</p>
<p>Damar yolu ya da doku içine kullanılan kan sulandırıcılar hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Güner Ulak, etkisinin çabuk başlayıp hızla sona erdiğini de söyledi.</p>
<p>Pıhtı eriticilerin de vücutta kendiliğinden kanamaya neden olabildiklerinden sadece hayati tehlike varsa kullanılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Güner Ulak, asetilsalisilik asitlerin ise (Aspirin, Ecopirin) ağrı kesici ilaçlar olduğunu, en önemli yan etkisinin de sindirim sisteminde görüldüğünü kaydetti. </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmanindan-uyari-kan-sulandirici-ilaclar-hekim-kontrolunde-kullanilmali-419948">Uzmanından uyarı! Kan sulandırıcı ilaçlar hekim kontrolünde kullanılmalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Masum sanılan organik şekerler ve ilaçlar ne kadar masum?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/masum-sanilan-organik-sekerler-ve-ilaclar-ne-kadar-masum-414863</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2023 15:24:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadar]]></category>
		<category><![CDATA[masum]]></category>
		<category><![CDATA[organik]]></category>
		<category><![CDATA[sanılan]]></category>
		<category><![CDATA[şekerler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414863</guid>

					<description><![CDATA[<p>Havaların soğumasıyla birlikte çocuklarda soğuk algınlığı, gribal enfeksiyonlar gibi hastalıkların görülme sıklığı arttı. Bu durumla ilaç ve vitamin takviyelerinin kullanımının da arttığını ifade eden Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir “Mevsim geçişleri sebebiyle artan hastalıkların önüne geçmek için ebeveynler, bağışıklık sistemini güçlendirici vitamin takviyelerine yöneliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/masum-sanilan-organik-sekerler-ve-ilaclar-ne-kadar-masum-414863">Masum sanılan organik şekerler ve ilaçlar ne kadar masum?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Havaların soğumasıyla birlikte çocuklarda soğuk algınlığı, gribal enfeksiyonlar gibi hastalıkların görülme sıklığı arttı. Bu durumla ilaç ve vitamin takviyelerinin kullanımının da arttığını ifade eden <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir “Mevsim geçişleri sebebiyle artan hastalıkların önüne geçmek için ebeveynler, </strong>bağışıklık sistemini güçlendirici vitamin takviyelerine yöneliyor. Bunun yanı sıra ilaç ve antibiyotik kullanımları da hastalıkların görülme sıklığı ile paralel ilerliyor. Diş çürükleri denilince risk faktörü olarak hep akıllara şekerli yiyecekler, asitli içecekler gelir. Ancak, çocukların kullandığı ilaçların da çürük riskini arttırabileceği konusunda, ebeveynlere, tam da bu dönemde hatırlatma yapmanın faydalı olacağı kanaatindeyim.” dedi.</p>
<p>“Çocuklar için sıklıkla reçete edilen ilaçların çoğu, kolay tüketilebilmesi ve ilacın tadının kabul edilebilir hale getirilebilmesi için şeker içermektedir.” açıklamasında bulunan <strong>Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir sözlerine şöyle devam etti: “</strong>İlacın asidik yapısı, kullanım sıklığı ve verilme şekli gibi faktörlere bağlı olmak kaydıyla ilaçların içeriğindeki şeker dişlerde çürük riskini arttırır. Özellikle kronik hastalığı nedeniyle düzenli olarak ilaç kullanması gereken hastalarımız için bu risk daha çok önem taşır. Süt dişlerinin daimî dişlere göre daha ince ve daha az mineral içeren mine yapısı, çocukların çürük riskini arttıran beslenme alışkanlıkları, ağız hijyenlerinin devamlılığının sağlanmasındaki zorluklar da göz önünde bulundurulduğunda; ilaçların çürük riskini arttırması çocuklarda, göz ardı edilemeyecek bir tehlike olarak karşımıza çıkıyor.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Çürük riski yüksek çocuklarda ilaç kullanımına dikkat</strong></p>
<p>Çocukların kullanması gereken şurup formundaki antibiyotiklerin pek çoğunun şeker içeriğinin, asidik ve kıvamlı yapısının, ilacın kullanım sıklığının artması halinde çürük riskini arttırabileceği aktaran Nurgül Demir “İlacın diş yüzeylerinde kalma süresine göre, kullanılan ilaçlar, diş minesi üzerindeki biyofilm adı verilen yapışkan tabakadaki çürüğe sebep olan bakteri kolonilerinin aktivitesini arttırarak diş minesinin sertliğini azalmasına ve çürük riskinin artmasına sebep olur. İnhaler formda kullanılan astım ilaçları da tükürük yapısı ve miktarını, ağız içi pH’yı değiştirerek çürük riskini arttırabilir. Uzun süre kullanılması gerekebilecek, demir preparatlarının, çiğnenebilir vitamin tabletlerinin de diş minesinin sertliğini azaltabileceği göz önünde bulundurularak çürük riski yüksek hastalarda tedbirli olunmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p><strong>Vitamin deyip geçmeyin…</strong></p>
<p>Günümüzde çok popüler olan, çocukların tüketimini teşvik etme amaçlı, lolipop gibi farklı formlarda üretilen multivitamin preparatları konusunda da ebeveynlerin dikkatli olması gerektiğinin önemle altını çizen Dt. Nurgül Demir “Şeker içeren lolipop formundaki multivitamin takviyeleri, ilacın ağız içinde kalacağı süreyi de göz önünde bulundurursak; çocuklarda çürük riskini arttıracağı gibi, ağız içinde bulunan başlangıç çürüklerinin de hızlı ilerlemesine sebep olabilir. Özellikle ağız hijyeni alışkanlıklarının devamlılığının sağlanmasında sorun yaşayan çocuklar için, takviye vitamin seçimi, mutlaka bir ‘çocuk doktoru’ tarafından ve ‘çocuk diş hekimi’ konsültasyonu ile yapılmalıdır. Vitamin takviyeleri, tedavi edici amaçlarla kullanılmasa dahi, bu konuda yönlendirici olan tek yetkili, mutlaka hekim olmalıdır.  </p>
<p>Özetle; ilaçların da şekerli gıdalar kadar çürük riskini arttırabileceği unutulmamalı” dedi.</p>
<p>Bazı ilaçların mine yapısında yumuşamaya ve zayıflamaya sebep olabileceğini de aktaran Nurgül Demir dikkat edilmesi gereken diğer hususları ise şu şekilde sıraladı:</p>
<p> </p>
<p>-İlaç kullanımından sonra, ağız bol su ile çalkalanmalı ve dişlerin ilaç alımından hemen sonra fırçalanmamalıdır.</p>
<p>-Çocuk diş hekiminin önerileri doğrultusunda diş fırçalama alışkanlığının devamlılığı sağlanmalı ve mutlaka ebeveyn kontrolünde olmalıdır.</p>
<p>-İlaç seçimi yaparken mümkünse şekersiz olanlar tercih edilmeli, ilacın asidik değerleri göz önünde bulundurulmalı, bu amaçla çocuk doktorunuza ve çocuk diş hekiminize mutlaka danışılmalıdır.</p>
<p>-Düzenli ilaç kullanması gereken minik hastalar, mutlaka bir çocuk diş hekimi kontrolünde olmalıdır.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/masum-sanilan-organik-sekerler-ve-ilaclar-ne-kadar-masum-414863">Masum sanılan organik şekerler ve ilaçlar ne kadar masum?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akıllı İlaçlar ile Kanser Hastalarının Yüzü Gülüyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akilli-ilaclar-ile-kanser-hastalarinin-yuzu-guluyor-412677</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Oct 2023 21:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı]]></category>
		<category><![CDATA[gülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarının]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[yüzü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=412677</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan gen haritasının çıkarılması, beraberinde kanserli hastalarda gen bozukluklarının ve bunlara özgü tedavi yöntemlerinin araştırılmasına vesile oldu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-ilaclar-ile-kanser-hastalarinin-yuzu-guluyor-412677">Akıllı İlaçlar ile Kanser Hastalarının Yüzü Gülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan gen haritasının çıkarılması, beraberinde kanserli hastalarda gen bozukluklarının ve bunlara özgü tedavi yöntemlerinin araştırılmasına vesile oldu. Böylece, bu gen bozukluklarının sonucunda meydana gelen değişiklikleri durdurmaya çalışan akıllı ilaçlar gündeme gelmeye başladı. Akıllı ilaçlar, son dönemde kanser hastalarının hemen hemen her evresinde kullanılıyor. Önceleri bir elin parmakları ile sayılabilecek düzeyde akıllı ilaç varken, günümüzde sayıları çok daha arttı. Kanser tedavisinde diğer tedavi edici ajanlara nazaran daha da iyi sonuçlar vermesi ve yan etkilerinin çok daha kolay yönetilebilir olması sebebiyle, bu hasta grubuna umut olmaya devam etmektedir; ancak hangi hastada hangi akıllı ilacın kullanılmasının bilinmesi büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle, her sağlık merkezinde uygulanmayan bu tedavi yöntemi için uzman seçiminin çok iyi yapılması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Yakup Bozkaya “kanser tedavilerinde kullanılan akıllı ilaçlar” hakkında bilgilendirmelerde bulundu</strong></p>
<p><strong>Akıllı ilaç nedir?</strong></p>
<p>Kanser, normal vücut hücrelerinin çeşitli faktörler sonucu kontrolsüz çoğalma özelliği kazanmasıdır.  Kontrolsüz çoğalma sonucu anormal hale gelen işlevleri bloke eden ilaçlara ise akıllı ilaçlar denir. Kanser hücresini hedeflemesi ve sağlıklı hücrelere neredeyse zarar vermemesi, ilacın tolere edilebilir olmasına ve yaşam kalitesini artırmasına neden olmaktadır. Ayrıca akıllı ilaçların saç hücrelerini etkilememesi, kemoterapi ilaçlarında sıkça görülen saç dökülmesi gibi hastayı rahatsız edici yan etkilerinin olmaması büyük avantajlarından biridir.</p>
<p>Klasik kemoterapik ajanlar daha çok çoğalan hücreler üzerinde etki ederken, akıllı ilaçlar hem çoğalan hem de durağan haldeki kanser hücrelerine etki etmektedir. Vücudun en çok çoğalma gösteren hücreleri kemik iliği ve ağız/bağırsak mukozası hücreleri olduğu için bu hücrelere kemoterapinin etki etmesiyle kan değerlerinde düşme sonucunda ciddi enfeksiyonlar, kanama eğilimi, halsizlik, bulantı, kusma ve ishal yan etkileri çok fazla görülmektedir. Bu yan etkiler hayat kalitesinde ciddi bozulmalara sebep olabilmekte, hatta bazen hayatı tehdit edici hale gelebilmektedir. Kanser hücresine spesifik olan akıllı ilaçlarda ise bu yan etkiler kemoterapik ajanlara nazaran çok daha nadir olarak görülmektedir.</p>
<p><strong>Akıllı ilaçların kullanıldığı kanser türleri hangileridir?</strong></p>
<p>Akciğer, meme, prostat ve deri kanserleri (melanom) olmak üzere hemen hemen her kanser türünde akıllı ilaçlar kullanılabilmektedir. Özellikle, akciğer kanserli hastalarda çeşitli genetik yöntemlerle belirlenen mutasyonlar (bozukluklar) sonucunda çok sayıda akıllı ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçlar sayesinde akciğer kanserinin bazı türleri ani öldüren bir hastalık olmaktan çıkarak, kronik bir hastalık durumuna gelmektedir. Uzun yıllardır meme kanserlerinin bazı özel alt tiplerinde kullanılan hormon ilaçları mevcut ve bu ilaçlara hemen hemen her hastada direnç meydana gelmektedir. Yeni ortaya çıkan ilaçlar sayesinde bu hasta grubunda hastalar daha uzun süreli ve kaliteli bir yaşam sürebilmektedir. Daha önceleri çok sınırlı sayıda kemoterapi ajanın olduğu prostat kanserli hastalar, yeni ortaya çıkan akıllı ilaçlar sayesinde yaşamlarını idame edebilmektedir.<strong> </strong>Tanı aldıktan sonra 6 ay gibi kısa bir sürede ölüme yol açan melanom gibi deri tümörlerinde, günümüzde kullanılan akıllı ilaçlar sayesinde bu hastaların hemen hemen yarısından çoğu 5 yılın üzerinde yaşayabilmektedir. Bu örnekler çoğu kanser türünde verilebilir; ancak bu hastalarda doğru akıllı ilaç seçimi için hastanın genetik bozukluğunun doğru ve uygun genetik veya patolojik testler ile doğrulanması önemli olmaktadır.</p>
<p>Akıllı ilaçlar kanser türlerinin sadece, son evresi dediğimiz yayılmış evrede kullanılmaz. Hasta, her ne kadar erken evrede kanser tanısı almış, ameliyat edilmiş, kemoterapi veya radyoterapi almış olsa da hastalığın tekrarlama riski vardır. Özellikle akciğer kanserli erken evrede ameliyat edilmiş, belirli genetik bozukluğa sahip hastalarda bazı akıllı ilaçlarla tekrarlama riski ileri derecede iyileştirilebilmektedir. Akıllı ilaçlar çoğunlukla ameliyat sonrası kullanılmakta iken, bazı kanser gruplarında ameliyat öncesi verilmektedir ve bu sayede akıllı ilaçlar ile tümörü ileri derecede küçültülerek (hatta yok ederek) ameliyatın daha kolay geçmesi ve sonuçların daha iyi olması sağlanmaktadır.</p>
<p><strong>Akıllı ilaçların yan etkisi var mıdır?</strong></p>
<p>Klasik kemoterapi ilaçları kadar belirgin yan etkileri olmasa da kendine özgü yan etki profilleri vardır; ancak kemoterapilerden çok daha az ve nadir görülmektedir. En sık görülen yan etkiler arasında ciltte çeşitli döküntüler, karaciğer ve tiroid fonksiyon değişiklikleri ve tansiyon problemleri sonucu burun kanamasıdır; ancak doktor kontrolü ile bu yan etkiler kolay bir şekilde yönetilebilir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akilli-ilaclar-ile-kanser-hastalarinin-yuzu-guluyor-412677">Akıllı İlaçlar ile Kanser Hastalarının Yüzü Gülüyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
