<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ilaç | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/ilac/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ilac</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Apr 2026 09:48:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>ilaç | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/ilac</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Derin beyin simülasyonu Parkinson&#8217;da zamanı geriye sarabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/derin-beyin-simulasyonu-parkinsonda-zamani-geriye-sarabilir-625968</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 09:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[derin]]></category>
		<category><![CDATA[Geriye]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[sarabilir]]></category>
		<category><![CDATA[Simülasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zamanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625968</guid>

					<description><![CDATA[<p>Parkinson hastalığı, hareket sistemini etkileyen ve zamanla ilerleyen bir tablo olarak hastaların hayat kalitesini derinden sarsabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/derin-beyin-simulasyonu-parkinsonda-zamani-geriye-sarabilir-625968">Derin beyin simülasyonu Parkinson&#8217;da zamanı geriye sarabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Parkinson hastalığı, hareket sistemini etkileyen ve zamanla ilerleyen bir tablo olarak hastaların hayat kalitesini derinden sarsabiliyor. 11 Nisan Dünya Parkinson Hastalığı Günü’nün hastalıkla ilgili farkındalığın artması açısından önem taşıdığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, “Bu tür özel günler, hastaların ve yakınlarının hastalığı daha iyi tanımasına ve tedavi seçenekleri konusunda bilinçlenmesine katkı sağlar. Parkinson hastalarında özellikle hareket bozukluğu ön plandaysa tedavi oldukça etkilidir. İlk aşamada ilaç tedavisi uygulanır ancak zamanla etkisi azalabilir. Bu noktada derin beyin simülasyonu yani beyin pili yöntemi hastalara önemli fayda sağlar” dedi.</strong></p>
<p>Derin beyin simülasyonunun neden “zamanı geriye sarıyor” ifadesiyle tanımlandığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, “Parkinson hastaları ilaç tedavisinin ilk yıllarında oldukça iyi bir dönem geçirir. Ancak zamanla ilaçların etkisi azalır ve hastalık bulguları yeniden belirginleşir. Beyin pili uygulandığında ise hastalar çoğu zaman ilaçlardan ilk fayda gördükleri döneme geri döner. Bu nedenle hastaların hareket kabiliyeti artar, günlük yaşamları kolaylaşır ve daha rahat bir dönem yaşayabilirler” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Doğru hastada tedavinin seyrini değiştirebilir</strong></p>
<p>Parkinson tedavisinde ilk seçeneğin ilaç olduğunu vurgulayan Kaya, “İlaç tedavisiyle hastalar 3, 5 hatta 7 yıl sürebilen iyi bir dönem geçirir. Ancak bir süre sonra ilaçlar etkili olmamaya başlar ve yan etkiler ortaya çıkar. Bu noktada cerrahi tedavi devreye girer. Ancak kognitif fonksiyon bozukluğu olan yani bunamanın ön planda olduğu hastalarda bu tedavi uygulanamaz. Ayrıca beyinde ciddi hasarlara bağlı gelişen durumlarda da her zaman etkili olmayabilir. Ancak uygun hastalarda derin beyin simülasyonu önemli bir tedavi seçeneği. Bu nedenle doğru hasta seçimi ve uygun zamanda yapılan müdahale tedavinin başarısında belirleyici olur” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/derin-beyin-simulasyonu-parkinsonda-zamani-geriye-sarabilir-625968">Derin beyin simülasyonu Parkinson&#8217;da zamanı geriye sarabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükşehir&#8217;in örnek projesi kent geneline yayılıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-ornek-projesi-kent-geneline-yayiliyor-624649</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 12:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[ambalaj]]></category>
		<category><![CDATA[antalya]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[gazipaşa]]></category>
		<category><![CDATA[geneline]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[yayılıyor]]></category>
		<category><![CDATA[zirai]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=624649</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Çiftçi Kart Projesi büyümeye ve yaygınlaşmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-ornek-projesi-kent-geneline-yayiliyor-624649">Büyükşehir&#8217;in örnek projesi kent geneline yayılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Çiftçi Kart Projesi büyümeye ve yaygınlaşmaya devam ediyor. Daha önce 8 ilçede uygulanan proje şimdi de Gazipaşalı çiftçilerle buluşacak. Proje ile zirai ambalaj atıklarının doğaya kontrolsüz şekilde bırakılmasının önüne geçilmesi, çevre bilincinin artırılması ve tarımsal atıkların geri dönüşüme kazandırılması hedefleniyor.</p>
<p>Antalya’da tarımsal üretimin yoğun olarak yapıldığı ilçelerden biri olan Gazipaşa’da, çevre ve insan sağlığını tehdit eden zirai ambalaj atıklarının güvenli şekilde toplanmasına yönelik önemli bir adım atıldı. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ödüllü projesi şimdi de Gazipaşa’da hayata geçirilecek. Büyükşehir Belediyesi ile Gazipaşa Belediyesi arasında imzalanan protokolün ardından Çiftçi Kart Projesi, Gazipaşa Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıyla kamuoyuna tanıtıldı. Kumluca, Finike, Demre, Serik, Aksu, Kemer ve Alanya’nın ardından Gazipaşa’da da uygulanmaya başlayacak proje kapsamında, çiftçilerin zirai ilaç ambalajlarını kontrollü şekilde teslim etmeleri sağlanacak.<br />SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEK İÇİN ÖNEMLİ ADIM<br />Toplantıya Gazipaşa Belediye Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Yüksek Çevre Mühendisi Lokman Atasoy, belediye bürokratları, siyasi parti temsilcileri, muhtarlar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çiftçiler katıldı. Toplantıda, zirai ilaç kullanımının yoğun olduğu Antalya’da, bu ilaçlara ait ambalajların doğaya bilinçsizce bırakılmasının toprak, su kaynakları ve insan sağlığı açısından ciddi risk oluşturduğuna dikkat çekildi. Proje ile bu atıkların kontrollü biçimde toplanması, geri dönüşüme kazandırılması ve çiftçilerin çevre konusunda bilinçlendirilmesi amaçlanıyor.<br />SAĞLIKLI BİR ÇEVRE İÇİN TARIMI GÜVENLİ YAPMALIYIZ<br />Proje hakkında bilgi veren Başkan Danışmanı Lokman Atasoy, “Çevre Dostu Çifti Kart projesi kapsamında kurulan toplama merkezlerinin yapay zeka destekli ve otonom bir sistemle çalıştığını, çiftçilerin mobil uygulama üzerinden bu merkezlerin yerlerini görebildiğini belirtti. Çiftçilerin kart sistemiyle zirai atıklarını güvenli şekilde ambalaj toplama kutularına atacağını söyleyen Atasoy, bu sayede her atık için puan toplandığını ve puanlar karşılığında çiftçilere teşvik amaçlı çeşitli hediyeler verildiğini söyledi. Atasoy, projenin Gazipaşa ile birlikte 8 ilçeye ulaştığını, hedefin ise tüm Antalya’ya yaygınlaştırılması olduğunu ifade etti. <br />DÖNGÜSEL EKONOMİ AÇISINDAN ÖNEMLİ<br />Tanıtım toplantısında konuşan Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu (GIZ) İklim ve Çevre Program Direktörü Dr. Christian Henckes de projenin çevre yönetimi ve döngüsel ekonomi açısından taşıdığı öneme vurgu yaptı. Henckes, yerel yönetimlerin sıfır atık ve döngüsel ekonomi alanındaki çalışmalarının uluslararası düzeyde de dikkat çektiğini belirterek, Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne projeye verdiği destek nedeniyle teşekkür etti.<br />ÜRETİM DOĞAYA ZARAR VERMEDEN SÜRDÜRÜLMELİ<br />Gazipaşa Belediye Başkanı Mehmet Ali Yılmaz ise zirai ilaç ambalajlarının gelişi güzel doğaya bırakılmasının çevre ve insan sağlığına zarar verdiğini ifade etti. Başkan Yılmaz, proje sayesinde üreticilerin kullandıkları zirai ilaç ambalajlarını doğaya bırakmak yerine sisteme dahil edeceğini, böylece hem çevrenin korunacağını hem de duyarlı davranışlarının karşılığını alacaklarını söyledi. Yılmaz, çevre bilincinin artırılması ve sürdürülebilir tarımın güçlendirilmesi açısından projenin önemli bir kazanım sağlayacağını vurguladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/buyuksehirin-ornek-projesi-kent-geneline-yayiliyor-624649">Büyükşehir&#8217;in örnek projesi kent geneline yayılıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepside rutinin bozulduğu durumlar nöbetleri tetikleyebiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/epilepside-rutinin-bozuldugu-durumlar-nobetleri-tetikleyebiliyor-622905</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 18:18:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bozulduğu]]></category>
		<category><![CDATA[durumlar]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[epilepside]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[nöbetleri]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[rutinin]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tetikleyebiliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622905</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde epilepsinin doğru tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu belirten Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Seda Bostan, epilepside ilaçların düzenli kullanılmasının ve doktor kontrollerinin aksatılmamasının önemli olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-rutinin-bozuldugu-durumlar-nobetleri-tetikleyebiliyor-622905">Epilepside rutinin bozulduğu durumlar nöbetleri tetikleyebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Günümüzde epilepsinin doğru tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu belirten Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Seda Bostan, epilepside ilaçların düzenli kullanılmasının ve doktor kontrollerinin aksatılmamasının önemli olduğunu söyledi. Nöbeti tetikleyebilecek durumların mümkün olduğunca azaltılması gerektiğini kaydeden Dr. Seda Bostan, uyku düzeni değişikliği, açlık-susuzluk, yoğun stres gibi rutinin bozulduğu durumlar ile yüksek ses ve yanıp sönen parlak ışıklar gibi yoğun uyaranların nöbetleri tetikleyebileceğini ve bunlardan kaçınılması gerektiği uyarısında bulundu.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Seda Bostan, 26 Mart Epilepsi Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada epilepsi farkındalığının önemine işaret ederek epilepsi hastalarının dikkat etmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Korku ve yaftalama hastaneye başvuruları geciktiriyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Epilepsi hastalığında etiketlemenin hastalığın özellikle teşhisi geciktirebildiğini belirten Dr. Seda Bostan, “Epilepsi, oldukça sık görülen bir hastalık olmasına rağmen, bu hastalıkla ilgili gereksiz korku ve yaftalama hastaneye başvuruları geciktirmektedir. Ayrıca toplumda epilepsinin çoğunlukla sadece ‘jeneralize tonik klonik nöbet’ olarak adlandırdığımız yani tüm vücudun kasıldığı ‘sara nöbeti’ olarak bilinmesi, farklı tipte nöbetleri olan hastaların tanı ve tedavisinde gecikmelere yol açmaktadır. Bu nedenle epilepsinin korkulacak bir durum değil, tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu bilmek ve epilepsi hastalarına yönelik önyargıları azaltmak açısından epilepsi farkındalığı oldukça önemlidir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Etiketlenme ile mücadele için doğru bilgi paylaşımı önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Geçmişte epilepsi nöbetlerinden korkulduğunu ve bu nedenle hastaların etiketlendiğini kaydeden Dr. Seda Bostan, “Ancak günümüzde epilepsi, doğru tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır; korkulacak ya da utanılacak bir durum değildir. Etiketlenme ile mücadele için hasta ve hasta yakınları, doğru bilgiyi yakın çevreleriyle paylaşarak bu konudaki yanlış inanışları azaltabilir. Okulda, işte, aile içinde, sosyal çevrelerinde nöbet sırasında ne yapılacağını anlatmaları da nöbet anında yaşanacak korkuyu azaltacaktır. Hasta açısından ise gerekli olduğunda destek grupları ve psikolojik destek almak bu açıdan faydalı olacaktır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Düzenli ilaç kullanımı ve hekim takibine dikkat</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Epilepsi hastalarının en çok dikkat etmesi gereken noktalara değinen Dr. Seda Bostan, “Epilepsi hastalarının en çok dikkat etmesi gereken konu; ilaçlarını düzenli kullanmak, takiplerini aksatmamak ve nöbeti tetikleyebilecek durumları mümkün olduğunca azaltmaktır. Rutin düzenin bozulduğu durumların (uyku düzeni değişikliği, açlık-susuzluk, yoğun stres); yoğun uyaranların olduğu durumların (yüksek ses, yanıp sönen parlak ışıklar gibi) veya enfeksiyon, ameliyat gibi durumların nöbetleri tetikleyebileceği bilinmeli ve bunlardan kaçınılmalıdır” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>İlaç dozlarının ayarlanması gerekebilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Epilepsi hastaları için belirli aralıklarla kontrolün önemini vurgulayan Dr. Seda Bostan, “Epilepsi hastalarının tedavi altında nöbetsiz olsalar bile belirli aralıklarla kontrole gitmeleri gerekir. Çünkü fark edilmeden farklı tipte ya da ‘küçük’ nöbetler olabilir, ilaç dozlarının ayarlanması gerekebilir ve tedavi sürecinde ilaç düzeyi ile böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının takibi gerekli olabilir. Ayrıca yüzme, araç kullanma ve yüksekte çalışma gibi durumlarda mutlaka doktor önerilerine uyulmalıdır. Bu kararların sağlıklı verilebilmesi için düzenli takipler büyük önem taşır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-rutinin-bozuldugu-durumlar-nobetleri-tetikleyebiliyor-622905">Epilepside rutinin bozulduğu durumlar nöbetleri tetikleyebiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meme kanseri annelik hayallerine engel değil</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-annelik-hayallerine-engel-degil-622254</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 07:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[annelik]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hayallerine]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[onkoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sayesinde]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622254</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde genç yaşlarda da görülme sıklığı artan meme kanserinde, son yıllarda geliştirilen akıllı ilaçlar, immünoterapiler ve kişiye özel tedavi yaklaşımları, hastalar için umut veriyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-annelik-hayallerine-engel-degil-622254">Meme kanseri annelik hayallerine engel değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde genç yaşlarda da görülme sıklığı artan meme kanserinde, son yıllarda geliştirilen akıllı ilaçlar, immünoterapiler ve kişiye özel tedavi yaklaşımları, hastalar için umut veriyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay</strong>, doğru zamanda başlanan tedaviyle hem yaşam süresinin hem de yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabildiğini belirterek “Eskiden meme kanseri denince hastalar ve yakınları için akla hemen umutsuz bir tablo gelirdi. Ama artık bu durum değişti; meme kanseri, tıpkı diyabet ve hipertansiyon gibi uzun süre kontrol altında tutulabilen bir hastalık haline geldi. Bu nedenle tanı alan hastalarımızın umutsuzluğa kapılmadan, alternatif yöntemlere başvurmadan onkoloji hekimine başvurması ve tedavisine başlaması büyük önem taşıyor” diyor. Prof. Dr. Özge Gümüşay, meme kanseri tedavisinde yeni dönemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Meme kanseri dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkıyor. Her yıl milyonlarca kadın bu tanıyı alırken, teknoloji ve tıptaki gelişmeler sayesinde tedavi seçeneklerinin güçlenmesi ise umutları artırıyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay</strong>, hastaların bu sayede yaşam sürelerinin uzadığını ve günlük yaşamlarının kaliteli bir şekilde devam edebildiğini belirterek “Özel bir teknolojiyle geliştirilen antikor-ilaç konjugatlarının meme kanseri tedavisinde kullanıma girmesiyle çok iyi sonuçlar elde edildi. Bu teknoloji sayesinde antikora bağlı olarak taşınan kemoterapi ilacı doğrudan kanser hücresine ulaştırılarak sağlıklı dokulara verilen zarar önemli ölçüde azaltılabilmektedir. Tüm hasta grubunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan HER2 pozitif meme kanserinde, damardan başlanan akıllı ilaçlar sayesinde hastaların tüm lezyonları gerileyerek hastalık kontrolü sağlanarak uzun süre yaşamını devam ettirebilmekteler. Tüm vakaların yaklaşık yüzde 70’ini oluşturan östrojen duyarlı metastatik meme kanserli hastalar bazen sadece evde ağızdan aldıkları akıllı ilaçlar ve endokrin tablet sayesinde kansersiz bir şekilde yıllarca normal yaşantılarını sürdürebilmekteler” diyor. </p>
<p><strong>Kişiye özel tedavi modeli</strong></p>
<p>Son yıllarda hedefe yönelik ajanlar, antikor-ilaç konjugatları ve immünoterapi gibi yenilikçi tedavilerle meme kanseri tedavisinde önemli bir dönüşüm yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Gümüşay sözlerine şöyle devam ediyor: “Artık meme kanseri, tek bir hastalık olarak değil; biyolojik alt tiplerine ve moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi edilen bir hastalık olarak ele alınmaktadır. Bu nedenle tedavi kararını verirken yalnızca tümörün evresine değil, hormon reseptör durumuna, HER2 durumuna, genetik mutasyonlara, hastanın yaşına, ek hastalıklarına ve risk özelliklerine göre değerlendirme yapılmaktadır. Bugün meme kanserinde amacımız herkese aynı tedaviyi vermek değil; doğru hastaya, doğru zamanda, doğru ilacı verebilmektir. Bu alanda devam eden bilimsel çalışmaların sonuçlarını hem hastalarımız hem de biz onkologlar heyecanla takip ediyoruz. Tedavi seçeneklerinin her geçen gün artması, meme kanseriyle mücadelede hem hastalarımıza hem bizlere umut vermeye devam ediyor.”</p>
<p><strong>Anne olmaya engel değil!</strong></p>
<p>Meme kanserinin erken yaşlarda da görülebilen bir hastalık haline gelmesi ve son yıllarda genç yaşlarda hızla yaygınlaşması, meme kanseri tedavisi gören kadınları, anne olmalarını engelleyebileceği düşüncesiyle endişelendiriyor. Prof. Dr. Gümüşay bu konuda endişeleri gideren bilimsel gelişmeleri şöyle anlatıyor: “Henüz çocuk sahibi olmamış ya da çocuk isteği olan genç hastalarımız olup, bu hastalarda fertilite koruyucu yaklaşımlar büyük önem taşımaktadır. Tedavi öncesinde yumurta veya embriyo dondurma gibi yöntemler planlanabilmekte; bazı hastalarda over baskılama tedavileri ile doğurganlığın korunmasına katkı sağlanabilmektedir. Yapılan çalışma göstermiştir ki kemoterapi ve radyoterapi tedavilerini tamamlayan hastalarımız, sonrasında yeterli süre endokrin tedavisini alıp (çalışmada 18-30 ay endokrin tablet almışlardı) onkoloji doktorlarının da onayı ile hamile kalmasına izin verilmekte. Meme kanseri tanılı hastalar takip eden onkoloji doktorunun önerdiği uygun zamanda gebe kaldıklarında hastalığın tekrarlama riski artmamaktadır, bu da yapılan çalışma ile doğrulanmıştır.” </p>
<p>Öte yandan meme kanseri olan hastaların, aldıkları endokrin tedaviye bağlı yan etkiler yaşayabildiklerini, bunlardan en önemlisinin de sıcak basması olduğunu belirten Prof. Dr. Gümüşay “Yapılan çalışmada görüldü ki, sıcak basması gibi yaşam kalitesini bozan yan etkiye karşı geliştirilen ilaç sayesinde sorunun şiddeti azaldı. FDA onay sürecinin tamamlanmasının ardından ilacın günlük pratiğe girmesi beklenmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Üçlü negatif meme kanserinde artık sonuçlar daha iyi </strong></p>
<p>Özellikle genç kadınlarda ve BRCA gen mutasyonu bulunan kadınlarda daha sık görülen üçlü negatif meme kanseri, tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 10-15’ini oluşturuyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, bu alt tipin geçmişte daha agresif seyreden bir hastalık olarak değerlendirildiğini belirtiyor. </p>
<p>Önceden sadece kemoterapi ile yönetilen bu alt tipte, immünoterapi ve yeni nesil antikor-ilaç konjugatları sayesinde tedavi başarısının önemli ölçüde iyileştiğini vurgulayan Prof. Dr. Gümüşay, şu bilgileri veriyor: “Son yıllarda üçlü negatif meme kanseri tedavisinde iki önemli gelişme yaşandı. Bunlardan ilki immünoterapi, diğeri ise yeni nesil antikor-ilaç konjugatlarıdır. Bu tedaviler sayesinde hastalarda tedavi başarısı önemli ölçüde artmıştır. Erken evrede ameliyat öncesi kemoterapiye immünoterapi eklenmesi artık standart tedavi olup ülkemizde SGK ödeme kapsamındadır. Metastatik hastalıkta ise özellikle PD-L1 pozitif hastalarda immünoterapi önemli fayda sağlamaktadır” </p>
<p><strong>Yaşam kalitesini artıran destek tedaviler</strong></p>
<p>Tedavideki gelişmelerin yalnızca kanseri hedeflemekle sınırlı kalmayıp, hastaların yaşam kalitesini korumayı da amaçladığını belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, şöyle konuşuyor: “Bulantı için geliştirilen ilaçlar sayesinde bulantı ve kusma büyük ölçüde kontrol altına alınmaktadır. Enfeksiyona karşı; kemoterapi sonrası uygulanan kan yükseltici iğneler, grip aşısı, zatürre aşısı ve zona aşısı gibi koruyucu önlemler alınmaktadır. Sosyal ve psikolojik olarak süreci zorlaştıran saç dökülmesine yönelik kemoterapi sırasında uygulanan -saçlı deri soğutma işlemleri- saç dökülmesi önemli ölçüde azalmakta ve hastaların psikolojik yükünü hafifletmektedir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/meme-kanseri-annelik-hayallerine-engel-degil-622254">Meme kanseri annelik hayallerine engel değil</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sigara bırakmada ilaç ve davranış terapisi birlikte etkili oluyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sigara-birakmada-ilac-ve-davranis-terapisi-birlikte-etkili-oluyor-616658</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 11:19:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[birlikte]]></category>
		<category><![CDATA[bırakmada]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[duman]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[nargile]]></category>
		<category><![CDATA[nikotin]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[tütün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616658</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sigara bağımlılığının kronik, tedavi edilebilen, tıbbi destek gerektirebilen bir hastalık olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dilek Toprak, en etkili yaklaşımın ilaç tedavisi ve davranış terapisinin birlikte uygulanması olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigara-birakmada-ilac-ve-davranis-terapisi-birlikte-etkili-oluyor-616658">Sigara bırakmada ilaç ve davranış terapisi birlikte etkili oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span>Sigara bağımlılığının kronik, tedavi edilebilen, tıbbi destek gerektirebilen bir hastalık olduğunu belirten <span>İstanbul Atlas Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dilek Toprak, e</span>n etkili yaklaşımın ilaç tedavisi ve davranış terapisinin birlikte uygulanması olduğunu söyledi. Tedavisiz bırakma girişimlerinde 1 yıllık başarı oranının genellikle yüzde 3–5 civarında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Dilek Toprak, farmakolojik destekle bu oranın yüzde 15–35’e kadar çıkabildiğini, kombine tedavilerde oranın daha da arttığını söyledi. Nargilenin içim süresi, dumanın miktarı ve kullanılan tütünün yapısı nedeniyle sigaradan daha zararlı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Dilek Toprak, </span></b><b><span>bir nargile seansında, bir kişinin 100 ya da daha fazla sigara dumanı kadar duman soluduğunu kaydetti.</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Dilek Toprak, Yeşilay Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada nikotin bağımlılığı, sigara ve nargile kullanımının etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Sadece tek kullanım bile bağımlılık riskini artırıyor</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sigaranın temel bağımlılık yapıcı maddesinin nikotin olduğunu belirten<span> Prof. Dr. Dilek Toprak, “</span>Nikotin, beyindeki dopamin salınımını tetikleyerek kişide keyif ve ödül hissi yaratır. Bu his, zamanla beynin nikotine karşı tolerans geliştirmesine ve aynı etkiyi elde etmek için daha fazla maddeye ihtiyaç duymasına neden olur. Nikotin son derece bağımlılık yapıcıdır, sadece bir kez kullanmak bile, beyniniz üzerindeki anlık etkisi nedeniyle bağımlı hale gelme riskini artırır” uyarısında bulundu. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Fiziksel ve psikolojik bağımlılık ortaya çıkıyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Nikotin bağımlılığında, fiziksel ve psikolojik olarak, vücudun sürekli olarak bu kimyasala &#8220;bağımlı&#8221; hale geldiğini kaydeden <span>Prof. Dr. Dilek Toprak, “</span>Fiziksel bağımlılık, vücudun </span><span><span><span>yoksunluk belirtilerinden</span></span></span><span> kaçınmak için nikotine ihtiyaç duyması durumudur. Yoksunluk belirtileri nikotin kullanımını bıraktığınızda yaşadığınız huzursuzluk, sinirlilik, konsantrasyon güçlüğü gibi hoş olmayan hislerdir. Psikolojik bağımlılıkta ise o alışkanlık, günlük rutininizin bir parçası olmuştur. Kahve ile sigara içmek, sinirlenince sigara içmek gibi eşleşmeler yapılır. Bu gibi durumlarda içme ihtiyacı hissedilir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Tütün salgını, en büyük halk sağlığı tehditlerinden biri</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) tütünün yaygın kullanımı için &#8220;tütün salgını&#8221; ifadesini kullandığını belirten <span>Prof. Dr. Dilek Toprak</span>, “Dünya Sağlık Örgütü, bunun şimdiye kadar karşılaştığımız en büyük halk sağlığı tehditlerinden biri olduğunu söylüyor ve yılda 8 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olduğunu bildiriyor. Bu ölümlerin 1,2 milyonu pasif içicilikten kaynaklanıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre, 700 milyon çocuk yani dünyadaki çocukların yarısı tütün ürünü dumanına maruz kalmaktadır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Sigara bağımlılığı nasıl anlaşılır?</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sigara bağımlılığının DSM-5 denilen evrensel tanı kriterleri olduğunu ifade eden <span>Prof. Dr. Dilek Toprak, b</span>u tanı kriterlerine göre son 12 ay içinde aşağıdaki kriterlerden en az 2’sinin bulunmasının nikotin bağımlılığını düşündürdüğünü söyledi. <span>Prof. Dr. Dilek Toprak, bu kirterleri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span><span>Planlanandan daha fazla veya daha uzun süre sigara içme</span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span>Bırakma girişimlerinin başarısız olması</span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span>Sigara temini ve içimi için aşırı zaman harcama</span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span>Güçlü içme isteği</span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span>İş, okul veya sosyal sorumlulukların aksaması</span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span>Zararlı etkiler bilinmesine rağmen devam etme</span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span>Tolerans gelişimi</span></span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span><span>Yoksunluk belirtileri görülmesi</span></span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><b><span>Sigara bağımlılığında ilaç tedavileri etkili oluyor</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Sigara bağımlılığının tedavi edilebildiğini ve etkili tedavi yöntemleri olduğunu belirten <span>Prof. Dr. Dilek Toprak, “</span>En yüksek başarı oranı davranışsal destek ve ilaç tedavisi birlikteliği ile elde edilir. Bunların tek başına kullanımı bile bırakma oranlarını artırmaktadır. Farmakolojik tedavi yani ilaç tedavisinde Nikotin Replasman Tedavisi (NRT) ve bupropion preparatlarını oldukça sık kullanmaktayız Tedavisiz bırakma girişimlerinde 1 yıllık başarı oranı genellikle yüzde 3–5 civarındadır. Farmakolojik destekle bu oran yüzde 15–35’e kadar çıkabilir. Kombine tedavilerde oran daha da artar” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Tedavi sürecinde relaps görülmesi normal</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>Tedavi sürecinde relaps (nüks) görülebildiğini belirten <span>Prof. Dr. Dilek Toprak, “</span>Bu durum tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmez, bağımlılığın kronik doğasının göstergesidir. Sigara bağımlılığı kronik, tedavi edilebilen, tıbbi destek gerektirebilen bir hastalıktır. En etkili yaklaşım ilaç tedavisi ve davranış terapisinin birlikte uygulanmasıdır” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span>Bir nargile seansı 100 sigara dumanına bedel</span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>N</span></span><span>argilenin sigaradan daha zararlı olabildiğini belirten </span><span><span>Prof. Dr. Dilek Toprak, b</span></span><span>unun nedeninin nargile içiminin süresi, dumanın miktarı ve kullanılan tütünün yapısı olduğunu ifade ederek nargilenin sigaraya kıyasla daha zararlı olmasının bazı nedenleri:</span></span></span></span></p>
<ul>
<li><span><span><span><span>Nargile kömürle yakıldığı için, karbonmonoksit gibi toksik gazlar da solunur. Ayrıca nargile dumanı, sigara dumanından daha fazla ağır metal, katran ve kanserojen maddeler içerebilir. </span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span>Nargile genellikle 30-60 dakika gibi uzun bir sürede içilir. Bu süre zarfında, bir nargile içicisi, sigara içen birinin aldığından çok daha fazla duman solur. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bir nargile seansının, bir kişinin 100 ya da daha fazla sigara dumanı kadar duman solumasına neden olabileceğini belirtmiştir.</span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span>Nargilede genellikle ağızlıklar paylaşıldığı için enfeksiyon riski fazladır. Tüberküloz, Herpes ve diğer enfeksiyon hastalıklarının yayılması daha kolaydır.</span></span></span></span></li>
<li><span><span><span><span>Nargiledeki su zararlı maddeleri yeterince filtrelemez ve duman hâlâ toksinler içerir.</span></span></span></span></li>
</ul>
<p><span><span><span><span>Nargile kullanımının sigaraya göre daha zararsız olduğu düşüncesinin yanlış olduğunu belirten </span><span><span>Prof. Dr. Dilek Toprak</span></span><span>, “Her ikisi de ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir ancak nargilenin daha fazla duman çekilmesi ve karbonmonoksit gibi ek riskler taşıması nedeniyle daha tehlikeli olabileceği kabul edilmektedir​” dedi.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span>Tütün bağımlılığının önlenmesi için bu tavsiyelere dikkat!</span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span>Tütün bağımlılığının önlenmesi noktasında hedefin </span></span><span>sigaraya başlamanın önlenmesi olması gerektiğini söyleyen <span>Prof. Dr. Dilek Toprak</span>, gençlerin ve çocukların bu tehlikeden korunması ve hiç başlamamaları için gayret gösterilmesi gerektiğini söyledi. <span>Prof. Dr. Dilek Toprak, önerlerini şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Ailelerin özellikle ebeveynlerin bilinçlendirmesi ve gençler üzerinde olumlu model olmaları önemlidir.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Elektronik sigara bir sigara bırakma yöntemi değildir. Sağlık açısından önemli riskler taşır.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Ailece düzenli ve kaliteli zaman geçiren, iletişimi güçlü ailelerin çocuklarının sigara ve alkolü bırakma oranı, diğer ailelere kıyasla daha yüksektir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Çocuğun akademik becerilerini desteklemek, okul dışı farklı aktivitelere yönlendirmek, daha olumlu arkadaş çevrelerine girmesine destek olmak da katkı sağlayacaktır.</span><span> Gençlerin spora, sanata ya da hobilerine yönlendirilmesi, boş zamanlarını sağlıklı aktivitelerle doldurmalarına yardımcı olur. Böylece riskli davranışlardan uzak kalabilirler a</span><span>ncak ebeveynlerden biri veya her ikisi sigara içiyorsa; çocuğunuzla konuşmanız, yasaklamanız, cezalar vermeniz pek de işe yaramayacaktır. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Sigarayı bırakmak için Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı profesyonellerin görev yaptığı ve ülkemizin her bölgesinde kolayca ulaşılabilen Sigara Bırakma Polikliniklerinden yardım alabilirsiniz. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Sigara kullanımı hakkında eğitimler ve farkındalık çalışmaları, okullarda yaygın olarak yapılmalıdır.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Televizyon, radyo ve sosyal medya üzerinden sigaranın zararlarına yönelik bilinçlendirme kampanyaları yapılması etkili olur. Ünlü ve popüler kişilerin sigara karşıtı mesajlar vermesi, gençler üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. </span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span>-Ergenler arasında sigaraya başlamanın altında yatan nedenler çoğu zaman stres, anksiyete veya depresyon gibi psikolojik sorunlar olabilir. Bu durumda, gençlere psikolojik destek sağlamak ve duygusal problemlerle başa çıkmalarını öğretmek önemli bir adımdır.</span></span></span></span></p>
<p><span><span><span>&#8211; Erken yaşta sigaraya başlamayı önlemek için bu adımlar hem devlet politikaları hem de toplumsal farkındalık açısından büyük önem taşır. Gençlerin sağlıklı tercihler yapabilmesi için doğru rehberlik ve destek almaları, uzun vadede toplum sağlığını iyileştirmeye katkı sağlar</span></span></span></p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sigara-birakmada-ilac-ve-davranis-terapisi-birlikte-etkili-oluyor-616658">Sigara bırakmada ilaç ve davranış terapisi birlikte etkili oluyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlık Modülü, 2025</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/saglik-modulu-2025-615850</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 09:12:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[diş]]></category>
		<category><![CDATA[Faal]]></category>
		<category><![CDATA[Fertlerin]]></category>
		<category><![CDATA[Fiziksel Aktivite]]></category>
		<category><![CDATA[hanelerin]]></category>
		<category><![CDATA[harcama]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[İş]]></category>
		<category><![CDATA[modülü]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615850</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Sağlık Modülü" adlı özel konulu çalışma, 2025 yılında Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması ile birlikte modül olarak uygulanmıştır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglik-modulu-2025-615850">Sağlık Modülü, 2025</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>&#8220;Sağlık Modülü&#8221; adlı özel konulu çalışma, 2025 yılında Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması ile birlikte modül olarak uygulanmıştır. Avrupa Birliği ülkeleri ile aynı dönemde uygulanan modülün amacı, hanelerdeki 15 yaş ve üstündeki tüm fertlerin sağlık durumlarını ve sağlık harcamalarının hanehalkına getirdiği yükü tespit etmektir.</p>
<p><strong>Muayene ve tedavi harcamaları hanelerin %6,1&#8217;ine çok yük getirdi</strong></p>
<p>Hanelerin %6,1&#8217;ine doktor muayene ve tedavi harcamalarının çok yük getirdiği, %50,2&#8217;sine biraz yük getirdiği, %40,9&#8217;una ise yük getirmediği görüldü. Diş muayene ve tedavi harcamaları hanelerin %5,3&#8217;üne çok, %37,2&#8217;sine biraz yük getirirken %28,9&#8217;una yük getirmedi. İlaç harcamaları ise hanelerin %5,0&#8217;ına çok, %50,9&#8217;una biraz yük getirdi. Hanelerin %44,0&#8217;ı ilaç harcamalarının yük getirmediğini belirtti.</p>
<p>Son 12 ay içerisinde hanelerin %2,7&#8217;si muayene veya tedavi, %28,6&#8217;sı diş muayenesi veya tedavisi, %0,1&#8217;i ise ilaç harcaması yapmadı.</p>
<p><strong>Son 12 ay içerisinde yapılan sağlık harcamalarının haneye yük getirme düzeyi (%), 2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/saglik-modulu-2025-0-ViH38t9x.png"/></p>
<p><strong>En yüksek %20&#8217;lik gelir grubundaki hanelerin %25,5&#8217;inde diş muayenesi harcaması olmadı</strong></p>
<p>Doktor muayene ve tedavi ile ilaç için harcama yapmayan hanelerin gelir gruplarından çok etkilenmediği görüldü. Diş muayene ve tedavisine ilk (en düşük) %20&#8217;lik gelir grubunda olanların %45,4&#8217;ünün, ikinci %20&#8217;lik gelir grubunun %36,5&#8217;inin, üçüncü %20&#8217;lik gelir grubunun %32,0&#8217;ının, dördüncü %20&#8217;lik gelir grubunun %28,1&#8217;inin, beşinci (en yüksek) gelir grubunun ise %25,5&#8217;inin harcama yapmadığı görüldü.</p>
<p>En düşük %20&#8217;lik gelir grubundaki hanelerin %62,9&#8217;una doktor muayene ve tedavileri, %37,6&#8217;sına diş muayene ve tedavileri, %65,5&#8217;ine ise ilaç harcamaları yük getirdi. En yüksek %20&#8217;lik gelir grubundaki hanelerin %53,0&#8217;ı doktor muayene ve tedavilerinin, %38,0&#8217;ı diş muayene ve tedavilerinin, %59,5&#8217;i ilaç harcamalarının yük getirmediğini belirtti.</p>
<p><strong>Yüzde yirmilik gelir gruplarına göre yapılan sağlık harcamalarının haneye yük getirme düzeyi (%), 2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/saglik-modulu-2025-1-NixKOxAN.png"/></p>
<p><strong>Yoksulluk riski altında olmayanların %31,7&#8217;si çoğunlukla oturarak çalışanlar</strong></p>
<p>Bir işte çalışan 15 yaş ve üstü fertlerin tüm çalıştıkları süredeki aktivite yoğunlukları incelendiğinde, çoğunlukla bu fertlerin %29,4&#8217;ünün oturarak, %45,5&#8217;inin ayakta durarak, %18,7&#8217;sinin yürüyerek veya orta düzey fiziksel aktivite yaparak, %6,4&#8217;ünün ise ağır iş ya da ağır fiziksel aktivite yaparak çalıştığı görüldü.</p>
<p>Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan fertlerin %17,2&#8217;si oturarak çalışırken risk altında olmayan fertler için bu oran %31,7 oldu.  Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan fertlerin %11,2&#8217;sinin ağır iş ya da aktivite yaparak çalışma hayatını geçirdiği görüldü.</p>
<p><strong>İktisadi olarak faal olan fertlerin çalışırken çoğunlukla yaptığı fiziksel aktivite yoğunluğu (%), 2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/saglik-modulu-2025-2-57SNclAV.png"/></p>
<p><strong>Fiziksel aktivite veya boş zaman faaliyetlerine zaman ayırmayanların oranı %63,3 oldu</strong></p>
<p>Bir işte çalışsın ya da çalışmasın 15 yaş ve üstü fertlerin olağan bir haftada iş dışında geçirilen zamanları incelendiğinde, bu fertlerin %1,4&#8217;ünün &#8216;Günde iki kere veya daha fazla&#8221;, %11,6&#8217;sının &#8216;Günde bir kere&#8217;, %5,6&#8217;sının &#8216;Haftada 4-6 kere&#8217;, %11,5&#8217;inin &#8216;Haftada 1-3 kere&#8217;, %6,7&#8217;sinin &#8216;Haftada 1 kereden az&#8217; en az 10 dakika boyunca aralıksız devam eden fiziksel aktivite veya boş zaman faaliyetleri yaptıkları tespit edildi. Fertlerin %63,3&#8217;ünün ise fiziksel aktivite veya boş zaman faaliyetlerine zaman ayırmadığı görüldü.</p>
<p><strong>Fertlerin %96,9&#8217;u iletişim faaliyetlerinde zorlanmıyor</strong></p>
<p>Araştırma kapsamındaki 15 yaş ve üstü fertlerin %96,9&#8217;u iletişim kurmada, %95,8&#8217;i öz bakımında, %90,0&#8217;ı işitmede, %85,2&#8217;si bir şeyleri hatırlamada, %80,5&#8217;i görmede ve %79,7&#8217;si yürümede sorun yaşamadığını ifade etti. En çok zorlanılan faaliyetler ise sırası ile %17,3 ile görme, %15,2 ile yürüme, %12,6 ile hatırlama olurken fertlerin sadece %2,2&#8217;si iletişim faaliyetlerinde zorlandığını söyledi.</p>
<p>Fertlerin en çok yapamadığını belirttiği faaliyetler ise %0,5 ile öz bakım, %0,4 ile yürüme, %0,2 ile bir şeyleri hatırlama ve iletişim kurma faaliyetleri oldu.</p>
<p><strong>Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olma durumuna göre faaliyetlerinde zorlanma düzeyi (%), 2025</strong><br /><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2026/02/saglik-modulu-2025-3-VXnrWzCz.png"/><br /> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/saglik-modulu-2025-615850">Sağlık Modülü, 2025</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzun süreli açlık ve susuzluk Epilepsi hastalarını etkileyebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzun-sureli-aclik-ve-susuzluk-epilepsi-hastalarini-etkileyebilir-615676</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:53:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Celal Şalçini]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyebilir]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarını]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[süreli]]></category>
		<category><![CDATA[susuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615676</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, epilepsi hastalarının Ramazan ayında oruç tutarken karşılaşabileceği riskler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-sureli-aclik-ve-susuzluk-epilepsi-hastalarini-etkileyebilir-615676">Uzun süreli açlık ve susuzluk Epilepsi hastalarını etkileyebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, epilepsi hastalarının Ramazan ayında oruç tutarken karşılaşabileceği riskler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Uzun süreli açlık ve susuzluk, beynin çalışma düzenini etkileyebilir!</strong></p>
<p>Uzun süreli açlık ve susuzluğun, vücudumuzun hassas dengesini değiştirerek beynin çalışma düzenini etkileyebileceğini ifade eden Dr. Celal Şalçini, “Özellikle kan şekerinin düşmesi (hipoglisemi) ve vücudun susuz kalması (dehidratasyon), sinir hücrelerinin elektriksel dengesini bozarak ‘nöbet eşiği’ dediğimiz koruyucu sınırı aşağı çeker.” dedi.</p>
<p>Dr. Şalçini, bu durumun, normalde nöbet geçirmeyen veya nöbetleri kontrol altında olan bir hastada, beynin elektriksel fırtınalara daha açık hale gelmesine ve beklenmedik nöbetlerin tetiklenmesine neden olabileceğine vurgu yaptı. </p>
<p><strong>İlaç saatlerinin kaydırılması, nöbet riskini artırabilir!</strong></p>
<p>Epilepsi tedavisinde en kritik kuralın, ilaçların kandaki seviyesini sabit tutmak olduğunu aktaran Dr. Celal Şalçini, “İlaçların sahur ve iftar saatlerine göre (örneğin 12 saat arayla alınması gereken ilacın 16-17 saatlik boşluklarla alınması) kaydırılması, kandaki ilaç düzeyinin tehlikeli seviyelere düşmesine yol açabilir. Bu ‘ilaçsız’ kalan sürede beynin koruma kalkanı zayıflar ve tek bir doz aksatması veya geciktirilmesi bile aylar süren nöbetsiz dönemin bozulmasına, hatta hastaneye yatış gerektiren şiddetli nöbetlere sebebiyet verebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Her epilepsi hastası oruç için uygun değil!</strong></p>
<p>Epilepsi hastaları için uykunun, en az ilaçlar kadar hayati bir tedavi bileşeni olduğuna dikkat çeken Dr. Celal Şalçini, “Sahura kalkmak için uykunun bölünmesi, geç yatılması veya sabah erken uyanılması ‘uyku yoksunluğu’ yaratarak beyin hücrelerinin aşırı duyarlı hale gelmesine neden olur.” dedi.</p>
<p>Birçok epilepsi türünde uykusuzluğun, nöbeti tetikleyen en güçlü faktör olduğunun altını çizen Dr. Şalçini, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu nedenle ramazan ayındaki düzensiz uyku rutini, nöbet sıklığının artması konusunda ciddi bir risk taşır. Her epilepsi hastası oruç için uygun değildir. Özellikle ilaçlara rağmen nöbetleri devam eden ‘dirençli epilepsi’ hastaları, gün içinde birden fazla veya üçten fazla ilaç kullanmak zorunda olanlar, nöbetleri uykusuzlukla tetiklenenler ve çocukluk/yaşlılık dönemindeki hastalar için oruç tutmak önerilmez. Ayrıca nöbetleri kontrol altında olsa bile, hayati risk taşıyan ağır nöbet geçmişi olan kişilerin bu kararı doktorlarına danışmadan almamaları hayati önem taşır.”</p>
<p><strong>En ufak nöbet belirtisinde oruç bırakılmalı ve doktora başvurulmalı!</strong></p>
<p>Eğer nöbetler uzun süredir tam kontrol altındaysa, tek tip ilaç kullanılıyorsa ve doktor onayı varsa güvenli oruç tutmanın mümkün olabileceğini ifade eden Dr. Celal Şalçini, “Bu süreçte iftar ile sahur arasında bol sıvı tüketilmeli, ilaçlar doktorun önerdiği yeni zaman dilimlerine harfiyen uyularak alınmalı ve en önemlisi gün içindeki uyku kaybını telafi edecek dinlenme süreleri oluşturulmalı. Ancak oruç tutarken en ufak bir nöbet veya nöbet habercisi (aura) hissedilirse, sağlığı riske atmamak adına oruca hemen ara verilmeli ve durum doktora bildirilmeli.” uyarısını yaparak sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzun-sureli-aclik-ve-susuzluk-epilepsi-hastalarini-etkileyebilir-615676">Uzun süreli açlık ve susuzluk Epilepsi hastalarını etkileyebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yenişehir&#8217;in hafızası bu kez &#8216;Eczacılık&#8217; için tazelendi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yenisehirin-hafizasi-bu-kez-eczacilik-icin-tazelendi-615195</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:32:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[eczacı]]></category>
		<category><![CDATA[eczacılık]]></category>
		<category><![CDATA[hafızası]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[in]]></category>
		<category><![CDATA[kez]]></category>
		<category><![CDATA[Koop]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[tazelendi]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[veriyi]]></category>
		<category><![CDATA[yapı]]></category>
		<category><![CDATA[yenişehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=615195</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yenişehir Belediyesi’nin kentin kültürel mirasını yaşatmak amacıyla düzenlediği “Bellek Söyleşileri” dördüncü buluşmasında Türk eczacılığının duayen ismi Mehmet Domaç’ı ağırladı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirin-hafizasi-bu-kez-eczacilik-icin-tazelendi-615195">Yenişehir&#8217;in hafızası bu kez &#8216;Eczacılık&#8217; için tazelendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yenişehir Belediyesi’nin kentin kültürel mirasını yaşatmak amacıyla düzenlediği “Bellek Söyleşileri” dördüncü buluşmasında Türk eczacılığının duayen ismi Mehmet Domaç’ı ağırladı. Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit’in ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte, eczacılıkta kooperatifleşmenin önemi, ilaç sektöründeki küresel mücadele ve dijital çağda veriyi elinde tutmanın yarattığı yenidünya düzeni ele alındı. Etkinlikte konuşan Başkan Özyiğit, “Geçmişini bilmeyen, geleceğini kurma noktasında başarılı olamaz” dedi. </p>
<p>Mersin Yenişehir Belediyesi tarafından kentin kültürel birikimini canlı tutmak amacıyla düzenlenen “Bellek Söyleşileri”, dördüncü buluşmasında Türkiye’deki eczacılık mesleğinin dününe ve bugününe ışık tuttu. Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşen etkinliğin bu ayki konuğu, Türk eczacılığının duayen isimlerinden Mehmet Domaç oldu. Etkinlikte, eczacılığın dönüşümü, mesleğin karşılaştığı güncel sorunlar ve geleceğe yönelik perspektifler ele alındı.</p>
<p><strong>&#8220;BELLEĞİNİ BİLMEYEN GELECEĞİNİ KURAMAZ&#8221;</strong></p>
<p>Söyleşinin açılışında konuşan Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, kentin hafızasına sahip çıkmanın önemine vurgu yaparak şunları söyledi: &#8220;Kültür ve sanatın başkenti Yenişehir’de belleğimize sahip çıkmaya devam ediyoruz. Geçmişini bilmeyen, geleceğini kurma noktasında başarılı olamaz. Bellek Söyleşileri’nde daha önce başka meslek gruplarından yaşamıyla, yaptığı işlerle ve eserleriyle iz bırakmış değerleri davet ettik. Bugün de kendimize torpil geçtik. Bugün de kendi meslek örgütümüzde demokrasi kültürünü yayan, dayanışma ve kooperatifleşme geleneğimizin öncüsü olan değerli büyüğümüz Mehmet Domaç’ı ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz.&#8221; Başkan Özyiğit ayrıca, eczacı kooperatiflerinin bugün ulusal ve uluslararası tekellere karşı verdiği mücadelenin, toplumsal sağlık ve dayanışma açısından kritik bir öneme sahip olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>DAYANIŞMANIN GÜCÜ GÜNEY ECZA KOOP ÖRNEĞİ</strong></p>
<p>Programın konuğu Mehmet Domaç, uzun bir aradan sonra Mersin’de olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirirken, eczacılık mesleğindeki örgütlü mücadelenin tarihine değindi. Domaç, özellikle 1990’lı yılların sonunda zorlu bir süreçten geçen Güney Ecza Koop’un ayakta kalma hikayesini hatırlatarak; Başkan Abdullah Özyiğit ve Faik Burakgazi’nin o dönemdeki heyecanlı çalışmalarına ve Türk Eczacıları Birliği’nin verdiği desteklere dikkat çekti. Bugün bu kuruluşun ilaç pazarında önemli bir ciroya sahip olduğunu ve ciddi bir istihdam yarattığının altını çizerek, “İlaç pazarının yüzde 2,8’ine sahipler. Yüzde 3 desek 18 milyar civarında ciro yapıyor. İyi bir kuruluş yani. Çok sayıda da insan çalıştırıyor. Bu çok önemli bir şey” dedi. 2018 yılında ithal ilaç biriminin özel depolara devredilmek istenmesine karşı verdikleri meclis mücadelesini de hatırlatan Domaç, “2018 yılında bazı uyanıklar bizim ithal ilaç birimini bazı uyanıklar özel depolara vermek istiyorlardı. Mecliste, komisyona gittik. Dağıttık orayı. Sonra verdirmedik. Yasayı kendi istediğimiz gibi yaptık. İş ciddi ölçüde düzeldi şu anda yasal olarak. Türk Eczacılar Birliği, Türkiye&#8217;de bulunmayan ve üretilmeyen ilaçların Türkiye&#8217;ye getirme hakkına yasal olarak sahip oldu” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>“VERİYİ ELİNDE TUTAN DÜNYAYI YÖNETECEK”</strong></p>
<p>Domaç ayrıca, Daron Acemoğlu’nun “Ulusların Düşüşü” ve “Dar Koridor” kitaplarından örnekler vererek, kapsayıcı ve hesap verebilir örgütsel yapının önemine vurgu yaptı. Türkiye ekonomisinin düzelmesi için uzun vadeli stratejiler gerektiğini belirten Domaç, “Ulusların Düşüşü çok kısaca kapsayıcı bir yapıya dönüşmesi gerektiğini söylüyor ülkenin ve örgütlerin güç İnşası gerektiğini söylüyor. İkinci kitap ise yani Dar koridor ise Nobel Ödülü aldığı kitap ise bu da kurumların reforme edilmesini ve halkın katılımını önceliyor. Zaten bizim hayatımız boyunca katılımla uğraştık biz. Katılımı önceliyor. Kapsayıcı ve hesap verebilir bir Örgütsel yapı olmasını ve Türkiye&#8217;nin kapsayıcı ve hesap verebilir bir sisteme geçmesini öneriyor. Ekonomi dediğimiz kavramı Türkiye&#8217;de çok yanlış anlıyorlar. Türkiye&#8217;nin ekonomisinin düzelmesi için Daron Acemoğlu diyor ki: “10 yılla 30 yıl arasında bir zaman dilimi gerekir.” Önceleri ekonomiyi elinde tutan toprak sahipleriydi biliyorsunuz. Daha sonra fabrika sahipleri oldu. Biz onlara komprador, kapitalist falan derdik. Şimdi üretici deniyor onlara. Ama şimdi artık ne toprak sahibi, ne fabrika sahibi öyle komprador, kapitalist falan olma şansına sahip değil. Şimdi veriyi elinde tutanlar, veriyi elinde tutanlar Veriyi toplayanlar ve bu veri üzerinden dünyayı yönetir hale gelenler, dünyayı yönetir hale gelenler zenginleşecekler. Ayrıca bu veriyi elinde tutanlar siyaseti de denetleyecekler. Bunlar kimler? Bunlar Google, Facebook, Yandex gibi veri toplayan ve bize de bir taraftan gülücükler dağıtan Yapılar bunlar. Yani bu verileri reklam verenlere satıyorlar. Kendileri müthiş zenginleşiyorlar” dedi. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yenisehirin-hafizasi-bu-kez-eczacilik-icin-tazelendi-615195">Yenişehir&#8217;in hafızası bu kez &#8216;Eczacılık&#8217; için tazelendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oruç Tutmak İsteyen Kalp Hastalarına Öneriler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-isteyen-kalp-hastalarina-oneriler-614244</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 07:23:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp Hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç Tutma]]></category>
		<category><![CDATA[riskli]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[steyen]]></category>
		<category><![CDATA[tutmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614244</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayı geldi, kalabalık sofralar kurulmaya başladı. Oruç tutanlar ruhsal arınmayla beraber manevi huzuru da yaşıyorlar.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-isteyen-kalp-hastalarina-oneriler-614244">Oruç Tutmak İsteyen Kalp Hastalarına Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayı geldi, kalabalık sofralar kurulmaya başladı. Oruç tutanlar ruhsal arınmayla beraber manevi huzuru da yaşıyorlar. Ancak Ramazan ayında oruç ibadeti yerine getirilirken dikkat edilmesi gerekenler olabiliyor. Çünkü Ramazan ayında acil servis başvuruları, iftar sonrası ilk birkaç saatte artıyor. Tüm gün aç kaldıktan sonra iftarda yenilen ağır yiyecekler kalbi yorabiliyor. Özellikle kalp krizi öyküsü olanlar, stent takılmış bireyler ve kalp yetmezliği hastaları, oruç tutmadan önce doktorlarına danışmalı ve kişisel sağlık durumlarını değerlendirmelidirler. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Yıldız, Ramazan ayında kalp hastalarıyla ilgili önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Kalp Hastaları İçin Oruç Tutma Kararı Hastayı Takip Eden Doktoruyla Değerlendirilmeli! </strong></p>
<p>Sağlıklı bireylerde yapılan çalışmalar, orucun yararlı etkilerine işaret etmektedir.  Sağlıklı bireylerde Ramazan süresince ve sonraki birkaç haftalık dönemde HDL yani iyi kolesterol düzeylerinin Ramazan öncesine göre arttığı, LDL yani kötü kolesterol düzeylerinin ise azaldığı görülmüştür. Doğru şekilde tutulan bir oruçta günlük kalori alınımının kısıtlanması ile insülin duyarlılığı artmakta, strese dayanma kolaylaşmaktadır. Hatta ayda en az bir gün oruç tutanlarda bile damar sertliğinin daha az olduğu bildirilmiştir.<br /> Kalp hastaları için oruç tutma kararı, bireysel sağlık durumuna göre belirlenmelidir. Uzmanlar, hastaları düşük, orta ve yüksek riskli gruplar olarak değerlendirmektedir:</p>
<p><em>Düşük-Orta Riskli Grup:</em> Stabil kalp hastalığı olan, tansiyonu kontrol altında olan ve doktoru tarafından onay verilen hastalar oruç tutabilir.</p>
<p><em>Yüksek Riskli Grup:</em> Son 6 hafta içinde kalp krizi geçirenler, ciddi kalp yetmezliği olanlar, kontrolsüz ritim bozukluğu yaşayanlar ve ileri evre damar tıkanıklığı bulunanlar hastalar oruç tutmamalıdır.</p>
<p><em>Çok Yüksek Riskli Grup:</em> İleri evre kalp yetmezliği, ciddi pulmoner hipertansiyonu (akciğer tansiyonu) olan hastaların oruç tutmaları kesinlikle önerilmez.</p>
<p>Ramazan’da uzun süreli açlık ve susuzluk, vücuttaki sıvı dengesini bozarak kalp hastaları için çeşitli riskler doğurabilmektedir.</p>
<ol>
<li>Tansiyon Dengesizlikleri: Uzun süre susuz kalmak, kan basıncında ani düşüşlere veya yükselmelere neden olabilir.</li>
<li>Ritim Bozuklukları: Elektrolit dengesizlikleri, kalp ritminde düzensizliklere yol açabilir.</li>
<li>Sıvı Kaybı: Dehidrasyon, özellikle kalp yetmezliği hastaları için ciddi bir risktir.</li>
<li>Kan Şekeri Dalgalanmaları: Diyabet ile birlikte kalp hastalığı bulunan kişilerde kan şekeri seviyelerinde ani değişiklikler meydana gelebilir.</li>
</ol>
<p>Son 6 ay içerisinde kalp krizi geçiren hastalar, kalp hastalığı nedeniyle göğüs ağrısı olan hastalar, son 6 ay içerisinde kalp damarlarına balon yapılan, stent takılan veya bypass ameliyatı olmuş hastalar da oruç tutmaktan kaçınmalıdır.<br />Kontrol altına alınamayan veya hayatı tehdit edici aritmi riski olan hastalarda da oruç riskli olabilir. Dirençli hipertansiyonu olan yani ilaç tedavisine rağmen kan basıncı yüksek olan hastalar da tansiyonları normale inmeden oruç tutmamalıdır. </p>
<p>Tek başına hipertansiyonu olan ve ilaçla kan basıncı normal düzeylerde seyreden hastalar ise ilaçlarını her gün düzenli almak koşulu ile oruç tutabilirler. Bu sayılan durumların dışındaki tüm kalp damar hastaları oruç tutup tutamayacaklarını mutlaka hekimlerine danışmalıdır.</p>
<p><strong>Oruç Tutan Kalp Hastaları Dikkat Etmeli!</strong></p>
<p>Kalp hastalarının doktoruyla görüşüp uygun görüldüğü takdirde oruç tutarken dikkat etmesi gereken bazı noktalar var. Öncelikle ilaçların düzenlenmesi gerekmektedir. Hasta, doktoruyla görüşerek ilaçlarını iftar ve sahur saatine uygun şekilde ayarlamalıdır. İftar veya sahurda aşırı yağlı ve tuzlu yiyeceklerden kaçınmalı, sağlıklı proteinler ve lif açısından zengin besinler tüketilmelidir. İftar ve sahur arasında yeterli su içerek vücudun sıvı dengesi korunmalıdır. Gün içinde aşırı hareketten kaçınarak kalbin yorulmaması gerekmektedir. Göğüs ağrısı, nefes darlığı veya çarpıntı gibi belirtiler hissedilirse, hemen doktora danışılmalıdır. </p>
<p>Kalp hastalarının Ramazan ayında sağlıklı bir şekilde oruç tutabilmeleri için doktor kontrollerini aksatılmamalı, ilaç düzenlemeleri yapılmalı ve beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi büyük önem taşımaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/oruc-tutmak-isteyen-kalp-hastalarina-oneriler-614244">Oruç Tutmak İsteyen Kalp Hastalarına Öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emeklilerin İlaç Yükü Büyükşehir ile Hafifliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/emeklilerin-ilac-yuku-buyuksehir-ile-hafifliyor-613083</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 10:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[emekli]]></category>
		<category><![CDATA[emeklilerin]]></category>
		<category><![CDATA[hafifliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[laç]]></category>
		<category><![CDATA[manisa]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[yükü]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613083</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Manisa Eczacı Odası arasında imzalanan protokolün ardından, emeklilerin ilaç katkı paylarını karşılayacak ‘Emekli İlaç Katkı Payı Destek Programı’nın başvuru şartları belli oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emeklilerin-ilac-yuku-buyuksehir-ile-hafifliyor-613083">Emeklilerin İlaç Yükü Büyükşehir ile Hafifliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Manisa Eczacı Odası arasında imzalanan protokolün ardından, emeklilerin ilaç katkı paylarını karşılayacak ‘Emekli İlaç Katkı Payı Destek Programı’nın başvuru şartları belli oldu.<br /> <br />Ekonomik zorluklarla mücadele eden ihtiyaç sahibi emekli yurttaşlar için örnek bir sosyal destek projesi olarak ‘Emekli İlaç Katkı Payı Destek Programı’ Manisa Büyükşehir Belediyesi’nce hayata geçirildi. Başkan Besim Dutlulu ile Oda Başkanı Duygu Elmas Mutlu’nun protokol imzasıyla başlayan proje kapsamında Manisa Büyükşehir Belediyesi, SGK kapsamında emeklilerin reçeteli olarak temin ettikleri ilaçlar için ödedikleri katkı paylarını karşılayacak.<br /> <br />Başvuru Süreci ve Değerlendirme Esasları<br />Sosyal destekten yararlanmak isteyen ihtiyaç sahibi vatandaşlar; başvurularını Manisa Büyükşehir Belediyesi resmi internet sitesindeki &#8216;Başvurular&#8217; bölümünden, https://seninicin.manisa.bel.tr adresindeki &#8216;Destek Al&#8217; kısmından veya &#8216;Üzüm&#8217; mobil uygulaması üzerinden gerçekleştirebilirler. Başvurular, sosyal inceleme ve uygunluk değerlendirmesi sonucunda sonuçlandırılacak. Destek programıyla, özellikle sabit gelirli emeklilerin sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve ekonomik yüklerinin azaltılması amaçlanıyor. Destek programında başvurular, beyan edilen bilgilerin doğruluğu esas alınarak değerlendirilecek. Yanıltıcı veya eksik bilgi verilmesi halinde başvuru geçersiz sayılacak. Ayrıca uygun görülen başvurular için Büyükşehir Belediyesi’nce gerekli görüldüğü durumlarda yerinde inceleme yapılabilecek.<br /> <br />‘Emekli İlaç Katkı Payı Destek Programı’ kapsamında yapılacak başvurularda istenecek kişisel bilgiler, sosyal durum bilgileri, banka bilgileri, zorunlu belgeler ile uygulama esasları ise şöyle:<br /> <br />Online Başvuruda İstenecek Bilgiler<br />A) Kişisel Bilgiler<br />&#8211; T.C. Kimlik No (Zorunlu)<br />&#8211; Ad – Soyad (Zorunlu )<br />&#8211; Doğum tarihi (Zorunlu)<br />&#8211; Cep telefonu (Zorunlu)<br />&#8211; İkamet adresi (ilçe / mahalle) (Zorunlu)<br />B) Sosyal Durum Bilgileri<br />&#8211; Emeklilik türü (SSK/Bağ-Kur/Emekli Sandığı)<br />&#8211; Hanede yaşayan kişi sayısı<br />&#8211; Hanede çalışan var mı? (Evet/Hayır)<br />&#8211; Başka sosyal yardım alıyor mu? (Belediye/Aile Bakanlığı vb.)<br />C) Banka Bilgisi<br />&#8211; IBAN (Zorunlu)<br />&#8211; Banka adı (Zorunlu)<br />İstenecek Belgeler<br />Zorunlu Belgeler:<br />&#8211; Medula e-reçete çıktısı (katkı payının göründüğü) (Zorunlu)<br />İsteğe Bağlı Belgeler:<br />&#8211; Kronik hastalık raporu (varsa)<br />&#8211; Engelli raporu (varsa)<br />Uygulama Esasları<br />&#8211; Sadece Manisa’da ikamet edenler<br />&#8211; Sadece reçeteli ilaçlar</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emeklilerin-ilac-yuku-buyuksehir-ile-hafifliyor-613083">Emeklilerin İlaç Yükü Büyükşehir ile Hafifliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepsi, gençleri sosyal yaşamdan uzaklaştırabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/epilepsi-gencleri-sosyal-yasamdan-uzaklastirabiliyor-612370</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 09:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[gençleri]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[uzaklaştırabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamdan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=612370</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, gençlik çağı epilepsinin belirtileri, psikososyal etkileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepsi-gencleri-sosyal-yasamdan-uzaklastirabiliyor-612370">Epilepsi, gençleri sosyal yaşamdan uzaklaştırabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, gençlik çağı epilepsinin belirtileri, psikososyal etkileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Belirtiler her zaman şiddetli kasılmalar şeklinde olmayabilir!</strong></p>
<p>Halk arasında ‘sara’ olarak da bilinen epilepsiyi, beyindeki elektrik sisteminin kısa süreli bir ‘kısa devre’ ya da ‘aşırı yükleme’ yapması gibi olarak tanımlayan Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, “Gençlik çağı epilepsisi dediğimizde, genellikle 10&#8217;lu yaşların başından 20&#8217;li yaşların başına kadar olan dönemi kastediyoruz.” dedi.</p>
<p>Bu dönemde belirtilerin her zaman filmlerde gördüğümüz o şiddetli kasılmalar şeklinde olmayabileceğine dikkat çeken Dr. Şalçini, “Bazen gencin elindekini aniden düşürmesi, birkaç saniye boşluğa dalıp gitmesi veya sabahları ellerinde oluşan ani sıçramalar (sanki elektrik çarpmış gibi) en yaygın belirtilerdir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gençlere ‘hasta’ gibi değil, yönetilmesi gereken durumu olan bir ‘genç’ gibi davranılmalı!</strong></p>
<p>Gençliğin, arkadaşların ve sosyal kabulün önemli bir dönem olduğunu hatırlatan Dr. Celal Şalçini, “Bu nedenle bir genç için ‘nöbet geçirme korkusu’ bazen hastalığın kendisinden daha yorucu olabilir.” dedi.</p>
<p>Nöbetler veya kullanılan ilaçların getirdiği hafif uyku halinin okulda bazen konsantrasyonu düşürebileceğini aktaran Dr. Şalçini, “Gençler dışlanma korkusuyla kendilerini sosyal hayattan uzaklaştırabilir, eve kapatabilirler. Ailelere tavsiyem; onlara ‘hasta’ gibi değil, sadece yönetilmesi gereken durumu olan bir ‘genç’ gibi davranın. Aşırı korumacı olmak yerine, öğretmeni ve arkadaş çevresini bilgilendirerek gencin güvenli bir sosyal alanda kalmasını sağlayın.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>Amaç, genci günlük hayatından koparmadan nöbetleri sıfırlamak!</strong></p>
<p>Günümüzde epilepsinin, doğru tedaviyle büyük oranda kontrol altına alınabilen bir durum olduğuna vurgu yapan Dr. Celal Şalçini, “İlaç tedavisi en yaygın yöntemdir. Modern ilaçlar artık çok daha az yan etkiye sahip. Amacımız, genci günlük hayatından koparmadan nöbetleri sıfırlamaktır.” dedi.</p>
<p>Düzenli uyku ve stresten uzak durmak gibi yaşam tarzı düzenlemelerinin de bu yaş grubu için en az ilaç kadar etkili olduğunun altını çizen Dr. Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bazı ilaçlar hafif sersemlik veya iştah değişikliği gibi yan etkilere neden olabilir ancak bunlar genellikle vücut alıştıkça geçer veya doktor kontrolünde doz ayarıyla çözülür.</p>
<p>Türkiye&#8217;de epilepsi konusunda çok aktif çalışan dernekler ve benzeri  kurumlar var. Ayrıca bazı hastanelerin nöroloji bölümlerindeki hasta destek grupları, benzer süreçlerden geçen diğer ailelerle tanışmak için harika bir yerdir. Sosyal medyada sadece uzmanların yer aldığı güvenilir platformları takip etmek, kulaktan dolma yanlış bilgilerden korunmanıza yardımcı olur.” </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepsi-gencleri-sosyal-yasamdan-uzaklastirabiliyor-612370">Epilepsi, gençleri sosyal yaşamdan uzaklaştırabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepside düzenli ilaç kullanımı tedavinin en kritik parçası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/epilepside-duzenli-ilac-kullanimi-tedavinin-en-kritik-parcasi-611188</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Feb 2026 12:49:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[düzenli]]></category>
		<category><![CDATA[epilepside]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[İlaçların]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[parçası]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavinin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=611188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Epilepsi tedavisinde kullanılan antiepileptik ilaçların çoğunun hastada nöbetlerin sıklığını ve şiddetini azalttığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Düzenli ve doğru dozda kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70–80’inde nöbetler kontrol altına alınabilir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-duzenli-ilac-kullanimi-tedavinin-en-kritik-parcasi-611188">Epilepside düzenli ilaç kullanımı tedavinin en kritik parçası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Epilepsi tedavisinde kullanılan antiepileptik ilaçların çoğunun hastada nöbetlerin sıklığını ve şiddetini azalttığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Düzenli ve doğru dozda kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70–80’inde nöbetler kontrol altına alınabilir. İlaçların aksatılması nöbetlerin yeniden başlamasına, şiddetlenmesine ve ciddi sağlık risklerine yol açabilir” dedi. Epilepsi hastalarında ilaç kullanımının tedavinin en kritik parçası olduğunu vurgulayan Bilgin Topçuoğlu, ilaçların doğru şekilde alınmasının nöbetlerin kontrol altına alınmasını sağladığını ve yaşam kalitesini yükselttiğini söyledi.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, 9 Şubat Uluslararası Epilepsi Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada epilepsi hastalarında düzenli kontrol ve ilaç kullanımının önemine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Hastalığın seyri kişiden kişiye değişiyor</p>
<p>Epilepsi hastalığında düzenli doktor kontrolünün önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Epilepsi hastalarında düzenli doktor kontrolü, nöbetlerin kontrol altında tutulması, ilaçların etkinliğinin ve yan etkilerinin izlenmesi, yaşam kalitesinin artırılması açısından kritik öneme sahiptir. Tedavi süreci kişiye özel olduğu için düzenli takip, hastalığın seyrini doğrudan etkiler. Epilepsi hastalarında doktor kontrolü için tek bir standart süre yoktur çünkü bu hastalığın seyri kişiden kişiye değişir” diye konuştu. </p>
<p>Kontrol dönemleri her hasta için farklılık gösterebilir</p>
<p>Doktor kontrolünün hastalığın tanı ve tedavi süreçlerine göre farklılık gösterebileceğini ifade eden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, bu dönemleri şöyle sıraladı: </p>
<p>Tanı ve tedavi başlangıcı: İlaç başlandıktan sonra genellikle ilk birkaç ay içinde sık kontroller yapılır. Bu dönemde ilacın etkinliği ve yan etkileri yakından izlenir.</p>
<p>Tedavi oturduktan sonra: Nöbetler kontrol altına alındığında kontroller 3–6 ayda bir yapılabilir.</p>
<p>İlaç değişikliği veya yeni şikâyetler olduğunda: Daha sık kontroller gerekebilir.</p>
<p>Çocuk ve genç hastalarda: Gelişim ve öğrenme süreci izlendiği için kontroller daha düzenli ve sık yapılır.</p>
<p>İlaç tedavisiyle nöbetlerin sıklığı ve şiddeti azalır</p>
<p>Epilepsi tedavisinde en temel yöntemin antiepileptik ilaçlar olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Bu ilaçlar nöbetleri tamamen ortadan kaldırmasa da çoğu hastada nöbetlerin sıklığını ve şiddetini azaltır. Düzenli ve doğru dozda kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70–80’inde nöbetler kontrol altına alınabilir. İlaçların aksatılması nöbetlerin yeniden başlamasına, şiddetlenmesine ve ciddi sağlık risklerine yol açabilir. Epilepsi hastalarında ilaç kullanımı, tedavinin en kritik parçasıdır. İlaçların doğru şekilde alınması nöbetlerin kontrol altına alınmasını sağlar ve yaşam kalitesini yükseltir” diye konuştu.</p>
<p>İlaç kullanımında 6 önemli nokta!</p>
<p>İlaç kullanımında dikkat edilmesi gereken önemli noktalara değinen Bilgin Topçuoğlu, bunları şöyle sıraladı:</p>
<p>1. Düzenli ve zamanında kullanım: İlaçlar doktorun belirttiği saatlerde alınmalıdır. Doz atlamak veya ilacı geç almak, nöbet riskini artırır.</p>
<p>2. İlacı kendi kendine bırakmamak: Antiepileptik ilaçlar ani şekilde kesilmemelidir. Doktor kontrolü olmadan ilaç bırakmak, nöbetlerin şiddetlenmesine ve “status epileptikus” gibi hayati risklere yol açabilir.</p>
<p>3. Yan etkileri takip etmek: Baş dönmesi, yorgunluk, kilo değişiklikleri gibi yan etkiler görülebilir. Şiddetli yan etkilerde mutlaka doktora başvurulmalıdır.</p>
<p>4. Düzenli doktor kontrolü: İlaçların kan düzeyleri ve organ fonksiyonları (karaciğer, böbrek) düzenli testlerle izlenmelidir. Doktor, gerektiğinde doz ayarlaması veya ilaç değişikliği yapar.</p>
<p>5. İlaç etkileşimlerine dikkat: Bazı ilaçlar (antibiyotikler, doğum kontrol hapları vb.) antiepileptik ilaçlarla etkileşebilir. Yeni bir ilaç başlanmadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır.</p>
<p>6. Yaşam tarzı ile desteklemek: Düzenli uyku, sağlıklı beslenme ve stres yönetimi ilaçların etkinliğini artırır. Alkol ve uyarıcı maddelerden uzak durulmalıdır.</p>
<p>İlaçların aksatılması ya da bırakılması önemli riskler oluşturabilir</p>
<p>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, doktor önerisi olmadan ilacın bırakılması ya da ilaç dozlarının düzensiz kullanımının olumsuz pek çok etkiye yol açabileceği uyarısında da bulunarak “Antiepileptik ilaçlar, beynin elektriksel aktivitesini dengelemeye çalışır; bu denge bozulduğunda nöbetler yeniden ortaya çıkabilir veya şiddetlenebilir. Olası etkiler arasında nöbetlerin tekrarı ve şiddetlenmesi, tedaviye direnç gelişmesi, yan etkilerin artması ve günlük yaşamı etkileyecek önemli riskler oluşabilir” uyarısında bulundu. </p>
<p>Oruç tutmak isteyen, mutlaka doktoruna danışmalı</p>
<p>Ramazan ayında oruç tutmak isteyen epilepsi hastalarının mutlaka doktorlarına danışması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Açlık ve susuzluk, kan şekeri düşüklüğü ve ilaçların kandaki seviyesinin değişmesi, nöbet riskini artırır ve uyku düzensizliği, nöbetleri tetikleyebileceği için oruç tutmak isteyen epilepsi hastalarının mutlaka nöroloji uzmanına danışmaları gerekir. Epilepsi hastaları için oruç tutmak kişisel sağlık durumuna bağlıdır. Uzun süredir nöbet geçirmeyen ve doktor onayı alan bazı hastalar oruç tutabilir ancak ilaçların düzenli kullanımı, uyku ve beslenme düzeni mutlaka korunmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepside-duzenli-ilac-kullanimi-tedavinin-en-kritik-parcasi-611188">Epilepside düzenli ilaç kullanımı tedavinin en kritik parçası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanser Tedavisinde Çığır Açan Yaklaşım: İmmünoterapi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-yaklasim-immunoterapi-610113</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 11:59:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[açan]]></category>
		<category><![CDATA[Aykan]]></category>
		<category><![CDATA[çığır]]></category>
		<category><![CDATA[hücreler]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[mmünoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[organ]]></category>
		<category><![CDATA[T Lenfosit]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[Tümör]]></category>
		<category><![CDATA[Tümörler]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşım]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610113</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde son yılların en dikkat çekici alanlarından biri olan immünoterapi, bağışıklık sisteminin tümörlerle mücadelesini merkeze alıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-yaklasim-immunoterapi-610113">Kanser Tedavisinde Çığır Açan Yaklaşım: İmmünoterapi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanser tedavisinde son yılların en dikkat çekici alanlarından biri olan immünoterapi, bağışıklık sisteminin tümörlerle mücadelesini merkeze alıyor. İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. N. Faruk Aykan, kanser ve bağışıklık sistemi arasındaki karmaşık ilişkiyi, immünoterapideki bilimsel gelişmeleri ve bu tedavinin hangi hastalarda etkili olduğunu anlattı. </p>
<p>İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. N. Faruk Aykan, kanser ve bağışıklık sistemi arasındaki ilişkiyi şöyle özetledi:</p>
<p>“Bağışıklık sistemi yani immün sistem organizmada kendinden olmayanı (non-self) kendinden olandan (self) ayırt eden ve kendinden olmayanların organizmaya zarar vermesini önleyen bir süper sistemdir. Kanser, aslında organizmanın kendi hücrelerinden oluşan bir hastalık olmasına rağmen immün sistemin onu tanıması ve ortadan kaldırması kanser hücrelerinin farklı yeni antijenlere (neoantijen) sahip olması ile ilişkilidir. Kanser oluşumu büyük ölçüde genlerimizdeki mutasyonlarla ortaya çıkar. Mutant genler mutant proteinler üretir ve bunlar kanser hücrelerinde normal hücrelerde bulunmayan neoantijenler olarak belirir. Bir tümörde antijen yükü ne kadar fazla ise immün sistem o kadar aktiftir. İmmün sistem hücrelerinin yoğun olduğu tümörler ‘sıcak (hot)’ tümörler olarak bilinir, bunlarda immünoterapinin etkisi tam tersi ‘soğuk (cold)’ tümörlere göre çok daha fazladır.”</p>
<p><strong>“Onkolojide çığır açan bir yaklaşım”</strong></p>
<p>Son yıllarda bu alandaki en önemli gelişmelere de değinen Prof. Dr. Aykan, şunları söyledi:</p>
<p>“Son yıllardaki en önemli bilimsel gelişme 2018 Nobel Tıp ödülünü kazanan James P. Allison ve Tasuku Honjo’nun negatif immün regülasyonun baskılanmasıyla kanser tedavisinin keşfi oldu. Konuyu biraz açalım. Vücudumuzda immün sistemin kanser hücreleriyle savaşan T lenfositlerinden oluşan bir ordusu mevcut. T lenfositlerine kanser hücrelerinin antijenleri lenf düğümlerinde dendritik hücreler tarafından tanıtılır. Aktifleşen T hücreleri kanser dokusuna gider ve tümör hücrelerine saldırır. İşte bu iki olayda aktif T hücrelerini baskılayan mekanizmalar keşfedildi. Lenf düğümlerinde T lenfosit membranında görülen CTLA-4 molekülünün aktif lenfosite negatif sinyal gönderdiği, tümör dokusunda ise tümör hücre zarında ortaya çıkan PD-L1 molekülünün lenfositlerdeki PD-1 reseptörüne bağlanarak benzer şekilde aktif T hücrelerini baskıladığı ortaya çıktı. Bu keşfin ardından ilaç teknolojisi hızla anti-CTLA-4, anti-PD-1 ve anti-PD-L1 ilaçlar (monoklonal antikorlar) geliştirmeye başladı ve günümüzde çok sayıda immünoterapi ilacı birçok klinik çalışmada araştırıldı, etkinlikleri gösterildi ve FDA tarafından onaylanarak kullanım alanına girdi. Bu onkolojide çığır açan bir yaklaşımdır.”</p>
<p><strong>İmmünoterapinin diğer tedavilerden farkı</strong></p>
<p>İmmünoterapiyi klasik kanser tedavilerinden ayıran temel bilimsel farkları da sıralayan Aykan,<strong> “</strong>En önemli fark immünoterapi ilaçlarının direkt sitotoksik olmayıp dolaylı olarak T lenfositleri üzerindeki baskıyı kaldırmaları, böylece T lenfositlerinin tümör hücrelerini yok etme kapasitelerini arttırmasıdır. Bir bakıma immünoterapi, ‘T-lenfositler – Tümör hücreleri’ savaşında T lenfosit ordusuna destek olmaktadır. Kemoterapiden farklı olarak sağlıklı çoğalan organizma hücrelerine direkt bir sitotoksik etkisi yoktur” dedi.</p>
<p><strong>“İmmünoterapi ilaçları bazı kanserlerde çok etkili olurken bazılarında hiç etkili olmadı”</strong></p>
<p>Bağışıklık sistemi temelli yaklaşımların etkisini belirleyen başlıca biyolojik faktörlerle ilgili de bilgi veren Aykan, şöyle konuştu:</p>
<p>“Yapılan çalışmalarda bu yeni immünoterapi ilaçlarının bazı kanserlerde dramatik yanıtlar verirken bazılarında hiç etkili olmadığı gözlendi. Bunu belirleyen bazı biyolojik faktörler şunlar:</p>
<ul>
<li>DNA’da yanlış eşleşmenin tamirinde defekt olan tümörler (dMMR). Bu tümörlerde bir belirteç olarak mikrosatellit instabilite yüksektir (MSI-H) ve immünoterapiye çok iyi yanıt verirler. Organ ayrımı olmaksızın (tümör-agnostik) MSI-H kanserlerde (kolorektal kanser, endometrium kanseri, mide kanseri vb) sadece immünoterapi ile yüksek yanıt alınmakta olup metastatik hastalarda median sağkalım 5 yılı geçmiştir. Çok yeni olarak neoadjuvan (cerrahi öncesi) tedavide de yerini almıştır. Hatta rektum kanserinde organ koruyucu yaklaşıma büyük ölçüde olanak vermektedir.</li>
<li>PD-L1 ekspresyonu yüksek (>% 50) tümörlerde immünoterapi ile daha iyi sonuçlar alınmakta olup PD-L1 %1-49 arası tümörlerde de kemoterapi + immünoterapi kombinasyonu etkili olmaktadır. </li>
<li>Tümor Mutasyon Yükü (TMB) fazla olan kanserler immünoterapiye daha iyi yanıt vermektedir.</li>
</ul>
<p><strong>İmmünoterapi ile başarılı sonuçlar alınan kanser türleri</strong></p>
<p>İmmünoterapi ile başarılı sonuçlar alınan kanser türlerini sıralayan Aykan, “Yukarıda belirttiğim tümörlerin yanı sıra malign melanom, küçük hücreli dışı ve küçük hücreli akciğer kanserleri (NSCLCa ve SCLCa), böbrek kanseri (RCC), üçlü negatif meme kanseri (TNBC), karaciğer kanseri (HCC), safra yolu kanserleri, baş boyun kanserleri, yemek borusu ve bir kısım mide kanserlerinde immünoterapi ile başarılı sonuçlar alınmaktadır” dedi. </p>
<p>Uygulamada hangi tip hastalarda olumlu cevap alınabildiğine dair soruya ise Aykan, “Bu bahsettiğim özellikleri taşıyan hastalar örnek olarak verilebilir. Artık birçok Patoloji laboratuvarında MSI ve PD-L1 ekspresyonu tümör materyalinde rutin olarak bakılmaktadır” yanıtını verdi.</p>
<p><strong>“Kombinasyon tedavileri halen araştırılıyor”</strong></p>
<p>İmmünoterapinin ilaç/aşı çalışmalarına katkısına da değinen Profesör, “Günümüzde immünoterapi yeni bir disiplin olarak onkolojide yerini almıştır. COVID-19 salgınından sonra gündeme gelen mRNA aşıları değişik kanser tedavilerinde de araştırılmakta olup immünoterapi ile birlikte kombinasyon tedavileri halen araştırma fazlarındadır. Bireysel tümör antijenlerine karşı mRNA aşısı + immünoterapi çok daha iyi klinik sonuçlar alma potansiyeli taşımaktadır” dedi.</p>
<p><strong>“İmmünoterapide de ilaçların kendine özgü yan etkileri vardır”</strong></p>
<p>Tüm tedavilerde olduğu gibi immünoterapide de ilaçların kendine özgü yan etkileri olduğunu belirten Aykan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bunlar tedavi veren hekimler tarafından yakından izlenmektedir. İmmünoterapi ilaçlarının yan etkileri daha çok otoimmünite ile ilgilidir; örneğin otoimmün pnömoni, kolit, hepatit, hipotiroidi ve ciltte döküntüler gibi. Bunun yanında bu ilaçların finansal toksisitesini gözardı etmemek gerekir. Ülkemizde henüz çok kısıtlı endikasyonda geri ödeme vardır ama bunların dışında kullanmak isteyen hastalar için gerçekten ciddi bir mali külfet oluşturmaktadır. Sağlık politikalarında bunların dikkate alınması gerekmektedir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisinde-cigir-acan-yaklasim-immunoterapi-610113">Kanser Tedavisinde Çığır Açan Yaklaşım: İmmünoterapi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikiyatrik İlaçlar, Hastanın Yaşam Tarzı ve İhtiyacına Göre Belirleniyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-hastanin-yasam-tarzi-ve-ihtiyacina-gore-belirleniyor-2-609280</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 11:21:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[Hastanın]]></category>
		<category><![CDATA[htiyacına]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[laçlar]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikiyatrik İlaç]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609280</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikiyatrik ilaçların, yalnızca ağır ruhsal hastalıklarda kullanılmadığını belirten uzmanlar, depresyon, anksiyete ve bazı fiziksel ağrı durumlarında da tedavinin önemli bir parçası olabildiğini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-hastanin-yasam-tarzi-ve-ihtiyacina-gore-belirleniyor-2-609280">Psikiyatrik İlaçlar, Hastanın Yaşam Tarzı ve İhtiyacına Göre Belirleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Güncel psikiyatri anlayışı, beyin ve nörobilim temelli yaklaşımlarla kişiye özel tedavileri esas aldığını vurgulayan</strong><strong>Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “İlaçların iyileştirici etkileri olduğu kadar bir takım yan etkileri de vardır. Psikiyatrik ilaçların yan etkileri, ilacın ilk kullanılmaya başlanıldığı zamanlarda ortaya çıkar. İlacın olumlu etki edebilmesi için zaman gerekir.” dedi. Psikiyatrik ilaçlarla birlikte alkol ve bazı gıdaların tüketiminin ilacın etkisini bozabildiği uyarısında bulunan </strong><strong>Dr. Zorbozan, ilaç seçiminin hastanın yaşam tarzı ve ihtiyacına göre yapıldığını aktardı.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, psikiyatrik ilaçların güncel psikiyatrideki yeri, kimler için gerekli olduğu, yan etkileri, kullanımda dikkat edilmesi gerekenler ve ilaçlara dair yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Bazı psikiyatrik sorunlar, psikiyatrik ilaç kullanımı gerektirebiliyor!</strong></p>
<p>Günümüzde psikofarmakolojinin çok geliştiğini ifade eden Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Psikiyatri artık sadece Freudyen bir ekolle devam etmiyor. Beyin odaklı, neuroscience (nörobilim) odaklı ve ilaç tedavilerinin ön planda olduğu bir güncel psikiyatri anlayışı söz konusu.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrların ilaç yazabildiklerini aktaran Dr. Zorbozan, “Psikiyatrik ilaçları kullanmak için kişinin çok ciddi bir akıl rahatsızlığına sahip olması gerekmez. Depresyon ve anksiyete bozukluğu da bir psikiyatrik hastalıktır; psikiyatrik ilaçlara ihtiyaç duyulur. Bu ilaçları kullanan bir kişiye yapılabilecek en iyi şey, bir sorunu olduğunda doktoru ile görüşmesini öğütlemek ve bunun son derece normal ve insani bir durum olduğunu vurgulayarak onun tedavide kalmasını sağlamaktır. Bu ilaçlar sadece psikiyatrik bozukluklarda değil; nöropatik ağrı tedavisinde, migren tedavisinde, kronik yorgunluk tedavisinde ve kanser hastalarının ağrı tedavilerinde de zaman zaman kullanılabilir. Bununla birlikte bazı psikiyatrik bozukluklar ilaç gerektirmez, sadece psikoterapiler ile tedavi edilebilir. Örneğin sosyal fobiler, ilişki sorunları ve evlilik problemleri ilaç tedavisi olmadan da tedavi edilebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlarla birlikte tüketilen bazı gıda ve maddeler, ilacın etkisini bozabilir!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçlar kullanılırken tüketilmemesi gerekenlere değinen Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Bu, ilacın ihtiva ettiği etken maddeye göre değişebilir. Fakat genel olarak dikkat edilmesi gereken şeylerden biri alkoldür.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrik ilaçlar ile alkolün metabolize olurken karaciğeri kullandıklarına işaret eden Dr. Zorbozan, “İkisinin birden kullanımı karaciğeri yorabilir. Ayrıca alkol tıpkı psikiyatrik ilaçlar gibi beyin etkili bir madde. Dolayısıyla birbirlerinin çalışmasını etkileyebilir, birbirlerini bozabilir veya beyindeki gaba reseptörleri için birbirleriyle yarışa girebilirler. Bu nedenlerle genel olarak alkolün, psikiyatrik ilaçlarla birlikte kullanılmaması gerekir. Ayrıca eğer çoklu anti depresan kullanımı varsa yoğun peynir tüketilmemeli. Bu bazı özellikli ilaçlar için geçerlidir ve hekiminiz size bu ilaçlara göre bir uyarıda bulunacaktır. Yine aynı şekilde lityum kullanımında tuzlu gıdalardan uzak durulmalı, bol sıvı tüketilmeli.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlarda yan etkiler erken, fayda ise zamanla ortaya çıkıyor!</strong></p>
<p>İlaçların iyileştirici etkileri olduğu kadar bir takım yan etkilere de sahip olduklarını hatırlatan Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Bu çerçevede sadece psikiyatrik ilaçlar değil, bütün ilaçların insan hayatına bir takım olumsuz etkileri olabilir.” Dedi.</p>
<p>Psikiyatrik ilaçların yan etkilerinin, ilacın ilk kullanılmaya başlanıldığı zamanlarda ortaya çıktığını vurgulayan Dr. Zorbozan, “Ağız kuruluğu, kabızlık, mide bulantıları gibi yan etkiler vardır. Kişi önce yan etkileri görmeye başlar, hastalığına yararlı etkiyi erken aşamada göremez. Bunun sebebi psikiyatrik ilaçların çok geç etki etmesidir. Akut etki etme oranları düşüktür. Bu ilaçlar etki edebilmek için kan beyin bariyerini geçerler. Kan beyin bariyerini geçmek için de moleküller bir süre vücutta depolanır; ilacın etki edebilmesi için zaman gereklidir. Yan etkilerin erken görülmesi, bir ön yargı oluşturabilir. Bu konuda sabırlı olmak çok önemlidir, akut yan etkiler genellikle ilk bir haftada ortadan kalkar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlar kişiye özel seçilir; etkileri ve yan etkileri hekim kontrolünde değerlendirilmeli!  </strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların uyku durumu üzerinde de olumlu ve olumsuz etkilere sahip olabildiğine dikkat çeken Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Anti depresan ilaçlar genellikle rem uykusunun süresini kısaltır, yani kaliteli uykunun süresini kısaltılmış olur. Dolayısıyla bu ilaçlar uykusuzluk problemi yapabilir.” dedi.</p>
<p>Bazı ilaçların da uykuyu arttırdığını kaydeden Dr. Zorbozan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dürtüselliği fazla olan hastalarda kullanılan ilaçların yoğun uyku yapma gibi sedatif yan etkileri mevcuttur. Bu tür ilaçlar hekim tarafından hastanın ihtiyacına, yaşam tarzına ve şikâyetine göre seçilir ve hasta, yan etkiler hakkında hekim tarafından bilgilendirilir.</p>
<p>Psikiyatri ilaçlarının kilo aldırdığı, kişinin duygularını tamamen ortadan kaldırdığı ve bağımlılık yaptığı gibi şehir efsaneleri de vardır. Özellikle sanal ortamda, ürün yorumları kısmında ilaçlar hakkında çok fazla yanlış bilgi dolaşır. Eğer bir yan etkiye maruz kalırsanız veya kafanızda bir soru işareti oluşursa, ilacı reçete eden hekim ile iletişime geçmelisiniz.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-hastanin-yasam-tarzi-ve-ihtiyacina-gore-belirleniyor-2-609280">Psikiyatrik İlaçlar, Hastanın Yaşam Tarzı ve İhtiyacına Göre Belirleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikiyatrik ilaçlar, hastanın yaşam tarzı ve ihtiyacına göre belirleniyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-hastanin-yasam-tarzi-ve-ihtiyacina-gore-belirleniyor-609274</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 09:39:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[Hastanın]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacına]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilacı]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[İlaçların]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikiyatrik İlaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=609274</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, psikiyatrik ilaçların güncel psikiyatrideki yeri, kimler için gerekli olduğu, yan etkileri, kullanımda dikkat edilmesi gerekenler ve ilaçlara dair yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-hastanin-yasam-tarzi-ve-ihtiyacina-gore-belirleniyor-609274">Psikiyatrik ilaçlar, hastanın yaşam tarzı ve ihtiyacına göre belirleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Emine Yağmur Zorbozan, psikiyatrik ilaçların güncel psikiyatrideki yeri, kimler için gerekli olduğu, yan etkileri, kullanımda dikkat edilmesi gerekenler ve ilaçlara dair yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>Bazı psikiyatrik sorunlar, psikiyatrik ilaç kullanımı gerektirebiliyor!</strong></p>
<p>Günümüzde psikofarmakolojinin çok geliştiğini ifade eden Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Psikiyatri artık sadece Freudyen bir ekolle devam etmiyor. Beyin odaklı, neuroscience (nörobilim) odaklı ve ilaç tedavilerinin ön planda olduğu bir güncel psikiyatri anlayışı söz konusu.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrların ilaç yazabildiklerini aktaran Dr. Zorbozan, “Psikiyatrik ilaçları kullanmak için kişinin çok ciddi bir akıl rahatsızlığına sahip olması gerekmez. Depresyon ve anksiyete bozukluğu da bir psikiyatrik hastalıktır; psikiyatrik ilaçlara ihtiyaç duyulur. Bu ilaçları kullanan bir kişiye yapılabilecek en iyi şey, bir sorunu olduğunda doktoru ile görüşmesini öğütlemek ve bunun son derece normal ve insani bir durum olduğunu vurgulayarak onun tedavide kalmasını sağlamaktır. Bu ilaçlar sadece psikiyatrik bozukluklarda değil; nöropatik ağrı tedavisinde, migren tedavisinde, kronik yorgunluk tedavisinde ve kanser hastalarının ağrı tedavilerinde de zaman zaman kullanılabilir. Bununla birlikte bazı psikiyatrik bozukluklar ilaç gerektirmez, sadece psikoterapiler ile tedavi edilebilir. Örneğin sosyal fobiler, ilişki sorunları ve evlilik problemleri ilaç tedavisi olmadan da tedavi edilebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlarla birlikte tüketilen bazı gıda ve maddeler, ilacın etkisini bozabilir!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçlar kullanılırken tüketilmemesi gerekenlere değinen Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Bu, ilacın ihtiva ettiği etken maddeye göre değişebilir. Fakat genel olarak dikkat edilmesi gereken şeylerden biri alkoldür.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrik ilaçlar ile alkolün metabolize olurken karaciğeri kullandıklarına işaret eden Dr. Zorbozan, “İkisinin birden kullanımı karaciğeri yorabilir. Ayrıca alkol tıpkı psikiyatrik ilaçlar gibi beyin etkili bir madde. Dolayısıyla birbirlerinin çalışmasını etkileyebilir, birbirlerini bozabilir veya beyindeki gaba reseptörleri için birbirleriyle yarışa girebilirler. Bu nedenlerle genel olarak alkolün, psikiyatrik ilaçlarla birlikte kullanılmaması gerekir. Ayrıca eğer çoklu anti depresan kullanımı varsa yoğun peynir tüketilmemeli. Bu bazı özellikli ilaçlar için geçerlidir ve hekiminiz size bu ilaçlara göre bir uyarıda bulunacaktır. Yine aynı şekilde lityum kullanımında tuzlu gıdalardan uzak durulmalı, bol sıvı tüketilmeli.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlarda yan etkiler erken, fayda ise zamanla ortaya çıkıyor!</strong></p>
<p>İlaçların iyileştirici etkileri olduğu kadar bir takım yan etkilere de sahip olduklarını hatırlatan Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Bu çerçevede sadece psikiyatrik ilaçlar değil, bütün ilaçların insan hayatına bir takım olumsuz etkileri olabilir.” Dedi.</p>
<p>Psikiyatrik ilaçların yan etkilerinin, ilacın ilk kullanılmaya başlanıldığı zamanlarda ortaya çıktığını vurgulayan Dr. Zorbozan, “Ağız kuruluğu, kabızlık, mide bulantıları gibi yan etkiler vardır. Kişi önce yan etkileri görmeye başlar, hastalığına yararlı etkiyi erken aşamada göremez. Bunun sebebi psikiyatrik ilaçların çok geç etki etmesidir. Akut etki etme oranları düşüktür. Bu ilaçlar etki edebilmek için kan beyin bariyerini geçerler. Kan beyin bariyerini geçmek için de moleküller bir süre vücutta depolanır; ilacın etki edebilmesi için zaman gereklidir. Yan etkilerin erken görülmesi, bir ön yargı oluşturabilir. Bu konuda sabırlı olmak çok önemlidir, akut yan etkiler genellikle ilk bir haftada ortadan kalkar.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlar kişiye özel seçilir; etkileri ve yan etkileri hekim kontrolünde değerlendirilmeli!  </strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların uyku durumu üzerinde de olumlu ve olumsuz etkilere sahip olabildiğine dikkat çeken Dr. Emine Yağmur Zorbozan, “Anti depresan ilaçlar genellikle rem uykusunun süresini kısaltır, yani kaliteli uykunun süresini kısaltılmış olur. Dolayısıyla bu ilaçlar uykusuzluk problemi yapabilir.” dedi.</p>
<p>Bazı ilaçların da uykuyu arttırdığını kaydeden Dr. Zorbozan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Dürtüselliği fazla olan hastalarda kullanılan ilaçların yoğun uyku yapma gibi sedatif yan etkileri mevcuttur. Bu tür ilaçlar hekim tarafından hastanın ihtiyacına, yaşam tarzına ve şikâyetine göre seçilir ve hasta, yan etkiler hakkında hekim tarafından bilgilendirilir.</p>
<p>Psikiyatri ilaçlarının kilo aldırdığı, kişinin duygularını tamamen ortadan kaldırdığı ve bağımlılık yaptığı gibi şehir efsaneleri de vardır. Özellikle sanal ortamda, ürün yorumları kısmında ilaçlar hakkında çok fazla yanlış bilgi dolaşır. Eğer bir yan etkiye maruz kalırsanız veya kafanızda bir soru işareti oluşursa, ilacı reçete eden hekim ile iletişime geçmelisiniz.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-hastanin-yasam-tarzi-ve-ihtiyacina-gore-belirleniyor-609274">Psikiyatrik ilaçlar, hastanın yaşam tarzı ve ihtiyacına göre belirleniyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sessiz pandemi: antibiyotik direnci</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sessiz-pandemi-antibiyotik-direnci-608334</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 09:23:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[Antibiyotikler]]></category>
		<category><![CDATA[çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Direnç]]></category>
		<category><![CDATA[direnci]]></category>
		<category><![CDATA[Dirençli Bakteriler]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[sessiz]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608334</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antibiyotiklerin yanlış ve gereksiz kullanımı, bu ilaçlara dirençli bakterilerin ortaya çıkmasına yol açarak enfeksiyonların tedavisini zorlaştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-pandemi-antibiyotik-direnci-608334">Sessiz pandemi: antibiyotik direnci</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Antibiyotiklerin yanlış ve gereksiz kullanımı, bu ilaçlara dirençli bakterilerin ortaya çıkmasına yol açarak enfeksiyonların tedavisini zorlaştırıyor. Bu durum hastalık sürelerinin uzamasına, hastanede yatışların ve ölüm riskinin artmasına neden olabiliyor. Hekimlerin böyle tablolarla karşılaştığında daha güçlü, daha pahalı ve daha fazla yan etkiye sahip ilaçlara yönelmek zorunda kaldığını vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Antibiyotikler ateş düşürücü ya da ağrı kesici değildir, bu nedenle her enfeksiyonda işe yaramaz. Gereksiz kullanımlar bugün fayda sağlamadığı gibi, yarın gelişen direnç nedeniyle daha ciddi bir hastalıkta kişinin tedavisiz kalmasına da yol açabilir” uyarısında bulundu.</strong></p>
<p>Antibiyotik direnci, bakterilerin bu ilaçlara karşı etkisiz hale gelmesiyle ortaya çıkan önemli bir sağlık sorunu. Bu durumun “sessiz pandemi” olarak adlandırıldığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, “Bu sessiz pandemi, COVID-19 gibi ani salgınlar kadar görünür olmasa da etkileri yavaş, sinsi ve süreklidir. Direnç kazanmış bu bakteriler seyahat, gıda ve çevre yoluyla tüm dünyaya yayılır. Dirençli enfeksiyonlar ise daha uzun hastane yatışlarına, daha maliyetli tedavilere ve artan ölüm riskine yol açar” dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Evde kalan antibiyotikler hastalığı ağırlaştırabilir</strong></p>
<p>Her enfeksiyonda hastalığa neden olan bakterinin aynı olmadığını ve her antibiyotiğin tüm bakterilere aynı oranda etki edemeyeceğini belirten Çetinkaya, “Özellikle evde kalan bir antibiyotiğin aynı hasta tarafından tekrar kullanılması ya da bir yakınına tavsiye etmesi, hastalığın uzamasına ve daha ağır enfeksiyonlara yol açabilir. Üstelik bu ilaçlar çoğu zaman son kullanma tarihi geçmiş haldedir ve bu nedenle beklenen etkiyi göstermez. Özetle, antibiyotiklerin mutlaka hekim önerisiyle doğru şekilde kullanılması gerekir” dedi.</p>
<p><strong>Bağışıklığı zayıf kişiler için tehlike daha büyük</strong></p>
<p>Antibiyotiklere dirençli bakterilerin herkes için önemli bir risk oluşturduğunu söyleyen Çetinkaya, “Sık ve gereksiz antibiyotik kullanan kişiler farkında olmadan kendi vücutlarında dirençli bakterilerin gelişmesine zemin hazırlarlar. Bu dirençli bakteriler temas, eller, gıdalar ve yakın çevre yoluyla başkalarına da geçebilir. Başta kendi yakınları olmak üzere bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler, dirençli enfeksiyonlara karşı daha savunmasızdır. Özellikle dikkat edilmesi gereken bireylere; yaşlılar, bebekler, kanser tedavisi görenler ve kronik hastalığı olanlar örnek verilebilir” şeklinde konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Aytaç Çetinkaya, vücutta antibiyotik direnci gelişmesine yol açabilecek altı hatalı alışkanlığı sıraladı:</p>
<ol>
<li>Gereksiz antibiyotik kullanmak: Soğuk algınlığı, grip gibi viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanmak, direnç gelişimine doğrudan katkı sağlar.</li>
<li>Antibiyotik tedavisini erken kesmek: Kullanılan ilaç keyfi olarak bırakıldığında en dirençli bakteriler hayatta kalır ve tekrar çoğalırlar.</li>
<li>Yanlış doz veya düzensiz antibiyotik kullanmak: Düşük dozlar bakterileri öldürmez, onları daha dirençli hale getirir.</li>
<li>Reçetesiz antibiyotik kullanmak: Doktor kontrolü olmadan kullanılan antibiyotikler çoğu zaman gereksizdir veya hastanın durumunu daha da kötüleştirir.</li>
<li>Başkasına yazılan antibiyotiği kullanmak: Her enfeksiyon için aynı antibiyotik etkili değildir, yanlış ilacı kullanmak direnci artırır. </li>
<li>Hayvancılık ve tarım sektöründe bilinçsiz antibiyotik kullanımı: Yanlış ve gereksiz antibiyotik kullanımı sonucu gelişen dirençli bakteriler, gıdalar yoluyla toplu şekilde insanlara geçebilir.</li>
</ol>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sessiz-pandemi-antibiyotik-direnci-608334">Sessiz pandemi: antibiyotik direnci</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eklemlerde artan ağrı, şişlik ve sertliğe dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/eklemlerde-artan-agri-sislik-ve-sertlige-dikkat-608005</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 07:43:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[artan]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[eklem]]></category>
		<category><![CDATA[eklemlerde]]></category>
		<category><![CDATA[hareket]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[İltihap]]></category>
		<category><![CDATA[karaarslan]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[Romatoid Artrit]]></category>
		<category><![CDATA[sertliğe]]></category>
		<category><![CDATA[Şişlik]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=608005</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış ayları, soğuk hava ve azalan fiziksel hareketlilik nedeniyle pek çok kronik hastalık için riskli bir dönemi beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eklemlerde-artan-agri-sislik-ve-sertlige-dikkat-608005">Eklemlerde artan ağrı, şişlik ve sertliğe dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kış ayları, soğuk hava ve azalan fiziksel hareketlilik nedeniyle pek çok kronik hastalık için riskli bir dönemi beraberinde getiriyor. Halk arasında “iltihaplı romatizma” olarak bilinen ve yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürebilen romatoid artrit hastaları için de kış mevsimi çok daha zorlu geçebiliyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi</strong> <strong>Romatoloji Uzmanı </strong><strong>Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan,  </strong>kronik ve iltihaplı romatizmal bir hastalık olan romatoit artritin erken dönemde tedavi edilmesinin son derece önemli olduğunu belirterek,  “En sık el ve ayak eklemlerini tutan hastalık; ağrı, şişlik, sabah tutukluğu ve zamanla eklem deformasyonları gibi ciddi sorunlara yol açabiliyor. Tedavi edilmediğinde, iltihap uzun vadede  diğer organlara da sıçrayabiliyor ve kalp, akciğerler, kemikler ile gözlerde de sorun oluşturabiliyor” diyor. Kış aylarında ilaç tedavisinin yanı sıra yaşam alışkanlıklarında alınacak olan önlemler ve düzenli hekim takibiyle atakların önlenebildiğine işaret eden <strong>Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan,</strong> “Hastalarımızın kışın dikkat etmeleri gereken en önemli kurallar ise ilaç tedavisini aksatmamak, hareketsiz kalmamak ve nezle ile grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmaktır”  bilgisini veriyor. <strong>Romatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan,</strong> romatoid artrit ataklarına karşı alınması gereken önlemleri anlattı;  önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Asla hareketsiz kalmayın! </strong></p>
<p>Kış aylarında evde daha fazla zaman geçirilmesi hareketin azalmasına, bu durum da; eklemlerin daha çok sertleşmelerine ve ağrının şiddetlenmesine yol açabiliyor. Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan, romatoid artrit hastalığında<strong> </strong>kışın eve kapanmanın yapılan en büyük hata olduğu uyarısında bulunarak, “Bu hastalıkta düzenli ve kontrollü hareket tedavinin en önemli parçalarından birini oluşturmaktadır.  Ağrınız varken hareket etmek zor gelebilir, ancak yüzme ve yürüyüş gibi eklemleri yormayan sporları düzenli yapmaya devam  etmelisiniz. Çünkü, bu tür sporlar eklemlerin beslenmelerine katkı sağlıyorlar.  Eğer dışarıya düzenli olarak çıkamıyorsanız, ev ortamında yapabileceğiniz hafif germe ve eklem açıcı egzersizlerinizi ihmal etmeyin” diyor. </p>
<p><strong>Enfeksiyonlardan korunun</strong></p>
<p>Kış aylarında nezle ve grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarından  mutlaka korunmanız gerekiyor. Romatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karaarslan, bağışıklık sisteminin hem hastalığın doğası hem de kullanılan ilaçlar nedeniyle romatoid artrit hastalarında daha hassas olduğunu anlatarak, “Dolayısıyla, kışın artan enfeksiyonlar hastalarımızda daha ağır seyredebiliyor, hatta hastalığın ataklarını tetikleyebiliyor. Bu nedenle, kalabalık ortamlardan kaçınmak ve elleri sık sık yıkamak gibi önlemlerin mutlaka alınması, hekimlerin önerdikleri grip ve zatürre gibi aşıların ihmal edilmemesi büyük önem taşıyor” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>Akdeniz tipi beslenin</strong>   </p>
<p>Doğal iltihap sökücüler olarak tanımlanan zeytinyağını, cevizi, taze sebzeleri ve omega 3 açısından zengin balıkları sık tüketmeyi alışkanlık edinin. Ayrıca, bilimsel çalışmalar net bir sonuç vermemiş olsalar da zerdeçalın iltihap üzerinde baskılayıcı etkisi olduğu düşünülüyor. </p>
<p><strong>Lahana modeli giyinin</strong> </p>
<p>Tek bir kalın kazak yerine, kat kat giyinmeyi (lahana usulü) alışkanlık edinin. Lahana modeli giyinmek vücut ısısını katmanlar arasında hapsederek eklemlerinizi sıcak tutuyor, böylece sertleşmelerini önlüyor.  Yine aynı nedenle, özellikle eldiven ve yün çorap kullanarak el ile ayak bileklerinizi korumayı asla ihmal etmeyin.  </p>
<p><strong>Sıcak uygulama yapın</strong> </p>
<p>Sabah tutukluğunu çözmek için sıcak suyla duş almanız kasları gevşetiyor ve eklem hareketlerini kolaylaştırıyor. Ancak, eğer eklemlerinizde aktif şişlik, kızarıklık veya sıcaklık (alevlenme) varsa, o bölgeye sıcak uygulama yapmayın, hekiminize haber verin. </p>
<p><strong>İlaçlarınızda değişiklik yapmayın! </strong></p>
<p>Romatoid artrit tedavisinde son 20 yılda devrim yaratan gelişmeler yaşanıyor. Artık hedef sadece ağrıyı kesmek değil, hastalığı uyutmak, bir başka deyişle sorunu tamamen baskılamak. Romatoloji Uzmanı Dr. Öğretim üyesi Mehmet Karaarslan, “Ancak, tedaviden etkin sonuç alınabilmesi için hekiminize danışmadan &#8216;Ağrım arttı, ilacı artırayım&#8217; veya &#8216;Hastalandım, ilacı keseyim&#8217; diyerek, ilaçlarınızda değişiklik yapmayın” uyarısında bulunuyor. Ayrıca, hem hastalığın doğası gereği hem de yapılan tedavilerin etkilerinin görülmesi için muayenelerinizi aksatmamanız da atakların önlenmesinde kilit rol üstleniyor” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>D vitamini seviyenizi ölçtürün</strong></p>
<p>Kışın güneşten mahrum kalmak D vitamini eksikliğine yol açıyor, bu durum kemik ağrılarının daha yoğun hissedilmesine ve yorgunluk şikayetlerinin artmasına sebep olabiliyor. Bu nedenle, D vitamini seviyenize baktırmanız ve  ihtiyaç halinde hekiminizin kontrolünde takviye kullanmanız öneriliyor.<strong> </strong>Ayrıca, omega – 3 balık yağı takviyeleri eklem sertliğini azaltmaya yardımcı olabiliyor.</p>
<p><strong>Stres yönetimine dikkat! </strong></p>
<p>Stres, romatoid artrit ataklarını tetikleyebiliyor. Dolayısıyla, yoga, meditasyon veya basit nefes egzersizleriyle stresinizi yönetmeniz çok önemli. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/eklemlerde-artan-agri-sislik-ve-sertlige-dikkat-608005">Eklemlerde artan ağrı, şişlik ve sertliğe dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parkinson cerrahisinde 5 önemli yenilik</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/parkinson-cerrahisinde-5-onemli-yenilik-607136</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 07:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Pili]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahisinde]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yenilik]]></category>
		<category><![CDATA[yıllar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607136</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumda genellikle “titreme hastalığı” olarak bilinen Parkinson hastalığı, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinson-cerrahisinde-5-onemli-yenilik-607136">Parkinson cerrahisinde 5 önemli yenilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda genellikle “titreme hastalığı” olarak bilinen Parkinson hastalığı, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Hayri Kertmen</strong> “Parkinson hastalığı titreme, hareketlerde yavaşlama, kaslarda sertleşme ve denge sorunları gibi belirtilerle seyreder. Son yıllarda yapılan gözlemler, tanısı genellikle <strong>50–55 yaş civarında</strong> konulan hastalığın daha genç yaşlarda da ortaya çıktığını göstermektedir” diyor. Sevindirici olan gelişmenin ise; tıp teknolojisindeki hızlı gelişmelerle hastalığın cerrahi tedavisinde daha esnek yaklaşımlar uygulanabilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kertmen, ileri teknoloji döneminin getirdiği yenilikleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p>Beyinde hücre yıkımıyla ilerleyen ve Alzheimer’dan sonra görülme sıklığında ikinci sırada yer alan Parkinson hastalığı günümüzde artık genç yaşlarda da kapıyı çalabiliyor. Bu durumun ‘erken başlangıçlı Parkinson hastalığı’ olarak tanımlandığını belirten <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Hayri Kertmen</strong> “Günümüzde Parkinson hastalarının yaklaşık yüzde <strong>5–10’unda hastalık 40 yaşından önce</strong> başladığı görülmektedir. Erken yaşta Parkinson hastalığında genetik faktörler önemli rol oynamaktadır. Ayrıca <strong>bazı tarım ilaçları, ağır metallere maruz kalma ve hava kirliliği gibi çevresel etkenler</strong> de hastalığın daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden olabilmektedir” diyor.</p>
<p><strong>Günümüzde daha erken tanı konulabiliyor</strong></p>
<p>Son yıllarda tıp teknolojisinin gelişmesi ve toplumsal farkındalığın artmasıyla hastalığa daha erken ve daha doğru tanı konulabildiğini <strong>söyleyen Prof. Dr. Kertmen “</strong>Parkinson’un ilk ve en önemli tedavisi <strong>ilaç tedavisidir</strong>. Hastalığın ilk yıllarında özellikle dopamin içeren ilaçlar, genellikle çok iyi sonuç verdiği için halk arasında <strong>“balayı dönemi”</strong> olarak adlandırılır. Ancak zamanla ilaçların etki süresi kısalır; gün içinde daha sık ilaç alma ihtiyacı doğar. Bazı hastalarda ilaçlara bağlı istem dışı aşırı hareketler ortaya çıkabilir, doz sonu kötüleşmeleri yaşanabilir ve yaşam kalitesi belirgin şekilde bozulur. Bu durumlarda, titremesi kontrol altına alınamayan hastalarda cerrahi tedavi gündeme gelir” diyor. </p>
<p><strong>Temel hedef, başkalarına bağımlılığı azaltmak ve yaşam kalitesini artırmak</strong></p>
<p>Cerrahi tedavinin (beyin pili) her hastaya, hemen uygulanan bir yöntem olmadığını, uygun hastalarda cerrahinin daha erken dönemde uygulanmasının ise çok büyük faydalar sağladığını vurgulayan Prof. Dr. Kertmen şöyle konuşuyor: “Böylece hastanın başkalarına bağımlılığı azalır ve yaşam kalitesi önemli ölçüde artar. Hastaların büyük bölümünde ilaç ihtiyacı azalırken, bazılarında hiç gerek kalmaz. Tedavi süreci, hastanın klinik durumuna göre yeniden düzenlenir. Cerrahi sonrası düzenli kontroller, pil ayarlarının yapılması ve egzersiz ile fizik tedavinin günlük yaşamın bir parçası haline getirilmesi durumunda ise hastanın kendi yemeğini yiyebilmesi, düğmesini ilikleyebilmesi ve daha güvenli yürüyebilmesi gibi becerilerin kazanımıyla bağımsız bir yaşam sürmesi mümkün olabilmektedir.”</p>
<p><strong>Beyin pili için artık uzun yıllar beklemek gerekmiyor</strong></p>
<p>Eskiden geçerli olan “beyin pili için mutlaka yıllarca beklemek gerekir” anlayışının günümüzde yerini hastaya özel ve bilimsel verilere dayanan daha esnek bir yaklaşıma bıraktığını belirten Prof. Dr. Hüseyin Hayri Kertmen “Tanının net konulması ve ilaçlardan sağlanan faydanın azalması durumunda, uygun hastalarda beyin pili ameliyatı için artık yıllarca beklemek gerekmiyor. Ancak ameliyat kararı; nöroloji ve beyin cerrahisi başta olmak üzere deneyimli bir ekip tarafından, hastanın genel durumu, zihinsel ve psikolojik özellikleri de göz önünde bulundurularak verilmelidir. Buradaki temel amaç; acele etmek değil, hastaya en fazla faydayı sağlayacak doğru zamanı yakalamaktır” diyor.</p>
<p><strong>Parkinson cerrahisinde 5 önemli yenilik</strong></p>
<p>Parkinson hastalığının cerrahi tedavisinde son yıllarda önemli teknolojik ilerlemeler sayesinde, özellikle beyin pili (Derin Beyin Stimülasyonu) uygulamalarının, geçmişe kıyasla hem daha hassas hem de hastaya özel çözümler sunabilir hale geldiğini belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kertmen 5 önemli yeniliği şöyle sıralıyor:</p>
<ul>
<li>Günümüzde kullanılan yönlendirilebilir elektrotlar sayesinde, tedavi etkinliği artarken, konuşma bozukluğu vb yan etkiler azalmaktadır. </li>
<li>Akıllı (adaptif) beyin pili sistemleri sayesinde tedavi daha dengeli, daha kişiselleştirilmiş ve daha etkili olabilmektedir. </li>
<li>Cerrahi tekniklerdeki gelişmeler sayesinde, ameliyat esnasında artık çoğu hastanın uyanık kalma zorunluluğu yoktur. </li>
<li>Gelişmiş görüntüleme yöntemleri kullanılarak elektrotlar, hasta genel anestezi altındayken milimetrik doğrulukla hedef bölgeye yerleştirilebilmekte, bu da ameliyat sürecini hasta açısından daha konforlu hale getirmektedir. </li>
<li>Yeni nesil şarj edilebilir ve uzun ömürlü pil sistemleri ile pil değişim sıklığı önemli ölçüde azalmıştır. Kablosuz olarak şarj edilebilen bu piller, 10–15 yıla kadar kullanılabilmekte ve hastaların tekrar ameliyat olma ihtiyacını büyük ölçüde azaltmaktadır</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/parkinson-cerrahisinde-5-onemli-yenilik-607136">Parkinson cerrahisinde 5 önemli yenilik</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Manisa Büyükşehir&#8217;den Emeklilere İlaç Katkı Payı Desteği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/manisa-buyuksehirden-emeklilere-ilac-katki-payi-destegi-607076</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 14:28:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[emekli]]></category>
		<category><![CDATA[emeklilere]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[katkı]]></category>
		<category><![CDATA[laç]]></category>
		<category><![CDATA[manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa Büyükşehir Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[payı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=607076</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, ekonomik zorluklarla mücadele eden ihtiyaç sahibi emekli yurttaşlar için örnek bir sosyal destek projesini hayata geçiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/manisa-buyuksehirden-emeklilere-ilac-katki-payi-destegi-607076">Manisa Büyükşehir&#8217;den Emeklilere İlaç Katkı Payı Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa Büyükşehir Belediyesi, ekonomik zorluklarla mücadele eden ihtiyaç sahibi emekli yurttaşlar için örnek bir sosyal destek projesini hayata geçiriyor. Manisa Eczacı Odası ile imzalanan protokol kapsamında, dar gelirli emeklilerin ilaç katılım payları belediye tarafından karşılanacak. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “İhtiyaç sahibi emekli vatandaşlarımıza ilaç katkı payı konusunda destek olacağız” dedi.</p>
<p>Artan yaşam maliyetleri karşısında emekli vatandaşların yanında olmayı hedefleyen Manisa Büyükşehir Belediyesi, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda yeni bir dönemi başlatıyor. TEB 29. Bölge Manisa Eczacı Odası ile imzalanan ortak hizmet protokolü ile ihtiyaç sahibi emeklilerin eczanelerde ödemek zorunda kaldığı ilaç fiyat farkları ve katkı payları belediye desteğiyle ödenecek. Şubat ayı itibarıyla başlayacak olan destekten yararlanmak isteyen vatandaşlar, Manisa Büyükşehir Belediyesinin resmi internet sitesi üzerinden online olarak veya belediyenin çalışma ofislerine şahsen giderek başvurularını iletebilecek.</p>
<p><b>“İlaç Katkı Payı Konusunda Destek Olacağız”</b></p>
<p>Protokol töreninde konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “Bu protokol ile emekli hastaların raporlu ilaçlarında çıkan fiyat farklarında Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak onlara destek olacağız. Bu fiyat farklarını karşılayacağız. Bu konuda Manisa Eczacı Odası ile beraber hareket edeceğiz. Onlarla iletişim halinde olacağız. Özellikle durumu iyi olmayan emekli vatandaşlarımıza ilaç katkı payı konusunda destek olacağız. Bu konuda iş birliği içinde olan Manisa Eczacı Odası Başkanımıza ve eczacılarımıza çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“Halk Sağlığına Katkı Sunmamıza Vesile Oldular”</b></p>
<p>Bir halk sağlığı projesinde Büyükşehir Belediyesi ile işbirliği içinde olmaktan çok mutlu olduklarını dile getiren TEB 29. Bölge Manisa Eczacı Odası Başkanı Duygu Elmas Mutlu, “Besim Başkanım öncülük etti, bizlere de halk sağlığına katkı sunmamıza vesile oldular. İhtiyacı olan vatandaşlarımıza eczanelerimizde eczacılarımızın aracılığıyla ulaşım sağlayacak böyle bir projemiz var. Hayırlısı olsun” dedi.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/manisa-buyuksehirden-emeklilere-ilac-katki-payi-destegi-607076">Manisa Büyükşehir&#8217;den Emeklilere İlaç Katkı Payı Desteği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte enfeksiyon riski artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-enfeksiyon-riski-artiyor-606007</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 08:49:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606007</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dondurucu kış soğuklarının yanı sıra kapalı ve kalabalık alanlarda daha uzun süre kalınması solunum yolu enfeksiyonlarının çok hızlı ve çok kolay bulaşmasına neden olurken, bu durum hamileler için ciddi tehlikeleri de beraberinde getirebiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-enfeksiyon-riski-artiyor-606007">Hamilelikte enfeksiyon riski artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dondurucu kış soğuklarının yanı sıra kapalı ve kalabalık alanlarda daha uzun süre kalınması solunum yolu enfeksiyonlarının çok hızlı ve çok kolay bulaşmasına neden olurken, bu durum hamileler için ciddi tehlikeleri de beraberinde getirebiliyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meriç Kabakcı,</strong> gebelikte bağışıklık sisteminin influenza ve diğer enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale geldiğini belirterek “Son günlerde hamilelerde özellikle influenza ile çok sık karşılaşıyoruz. Bu nedenle anne adayları olası bir burun akıntısı ya da baş ağrısı gibi enfeksiyon belirtilerini hafife alıp &#8216;nasıl olsa geçer’ düşüncesiyle ilaç kullanarak zaman kaybetmemeli, mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına ya da ilgili hekime başvurmalıdır. Aksi taktirde gebelikte bilinçsiz ilaç kullanımı anne ve bebek sağlığı açısından hayati riske yol açabilmektedir” diyor. Alınacak basit ama düzenli önlemlerle enfeksiyon riskini büyük ölçüde azaltmanın mümkün olduğunu vurgulayan Dr. Meriç Kabakcı kış hamileliğinde enfeksiyonlara karşı 7 etkili önerisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Hijyene dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Hijyen, kış enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yollarından biridir. Eller gün içinde sık sık, en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalıdır. Özellikle dışarıdan eve gelindiğinde, toplu taşıma kullanıldıktan sonra ve yemeklerden önce el hijyenine özen gösterilmelidir. El yıkama imkanı olmayan durumlarda alkol bazlı el antiseptikleri kullanılabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak durun</strong></li>
</ul>
<p>Kalabalık ve kapalı ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmak, hamileler için önemli bir diğer korunma yöntemidir. Alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları ve havalandırması yetersiz kapalı alanlarda virüsler çok kolay ve çok hızlı bulaşırken, hamilelikte bağışıklık sistemi daha hassas olduğu için bu ortamlarda enfeksiyon kapma riski çok daha fazladır.  Mecbur kalınan durumlarda maske kullanımı ve mesafenin korunması faydalı olacaktır.</p>
<ul>
<li><strong>Beslenmenize dikkat edin</strong></li>
</ul>
<p>Kış aylarında beslenme düzeni bağışıklık sistemini desteklemede kilit rol oynar. C vitamini, çinko ve protein açısından zengin besinler bağışıklığın güçlenmesine yardımcı olur. Mevsim sebze ve meyveleri, yeterli süt ve süt ürünleri, iyi pişmiş et ve baklagiller ile yeterli su tüketimi vücudun enfeksiyonlarla savaşma kapasitesini artırır. Herhangi bir vitamin veya takviye kullanımı mutlaka doktor önerisiyle yapılmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Uyku düzeninize özen gösterin</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Meriç Kabakcı “Yapılan araştırmalar; yetersiz uykunun bağışıklık sistemini zayıflattığını göstermektedir. Hamilelikte hormonal değişimler uyku düzenini zorlaştırsa da, mümkün olduğunca düzenli ve kaliteli uyumaya çalışmak, vücudun kendini yenilemesini sağlar ve enfeksiyonlara karşı direnci artırır. Günde ortalama 7–9 saat uyumaya özen göstermek, mümkünse aynı saatlerde yatıp kalkmak, aşırı yorgunluktan kaçınmak ve stresi yönetmeyi öğrenmek bağışıklık sistemi açısından büyük fayda sağlayacaktır” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Ortamı sık sık havalandırın</strong></li>
</ul>
<p>Ortamın havalandırılması da çoğu zaman göz ardı edilen ancak oldukça etkili bir önlemdir. Kapalı alanlarda biriken mikroplar, havalandırma yapılmadığında daha kolay yayılır. Ev ve iş ortamları günde birkaç kez, kısa süreli de olsa mutlaka havalandırılmalıdır. Soğuk havadan çekinerek camları hiç açmamak, virüslerin kapalı alanda daha kolay yayılmasına neden olabilir.</p>
<ul>
<li><strong>Aşı olun</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Meriç Kabakcı “Influenza (grip) aşısı hamilelikte güvenle uygulanabilen ve hem anne hem de bebeği koruyan önemli bir önlemdir. Grip aşısı, gebeliğin uygun dönemlerinde doktor kontrolünde güvenle yapılabilir. Kış aylarında sık görülen grip ve benzeri enfeksiyonlar gebelerde daha ağır seyredebildiği için, aşı ile korunmak ciddi komplikasyonların önüne geçebilir. Ancak aşı kararı mutlaka doktorla değerlendirilmelidir” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Doktora başvurmadan ilaç almayın</strong></li>
</ul>
<p>Boğaz ağrısı, halsizlik, burun akıntısı ve ateş gibi şikayetler ortaya çıktığında ‘nasıl olsa geçer’ düşüncesiyle doktora danışmadan, rastgele ilaç kullanmak hem anneye hem bebeğe zarar verir. Hamilelikte her ilaç güvenli değildir. Bu nedenle en küçük belirtide bile mutlaka doktora başvurulmalı ve tedavi uzman kontrolünde yapılmalıdır. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hamilelikte-enfeksiyon-riski-artiyor-606007">Hamilelikte enfeksiyon riski artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepsi Nöbetleri Cerrahi ile Ortadan Kalkabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/epilepsi-nobetleri-cerrahi-ile-ortadan-kalkabiliyor-604923</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 14:05:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kalkabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[nöbet]]></category>
		<category><![CDATA[nöbetleri]]></category>
		<category><![CDATA[ortadan]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Epilepsi, her yaştan insanı etkileyen kronik, bulaşıcı olmayan bir beyin hastalığıdır. Dünya çapında yaklaşık 50 milyon kişi epilepsi hastasıdır ve bu da onu küresel olarak en yaygın nörolojik hastalıklardan biri yapıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepsi-nobetleri-cerrahi-ile-ortadan-kalkabiliyor-604923">Epilepsi Nöbetleri Cerrahi ile Ortadan Kalkabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Epilepsi, her yaştan insanı etkileyen kronik, bulaşıcı olmayan bir beyin hastalığıdır. Dünya çapında yaklaşık 50 milyon kişi epilepsi hastasıdır ve bu da onu küresel olarak en yaygın nörolojik hastalıklardan biri yapıyor. Epilepsisi olan kişilerde erken ölüm riski, genel nüfusa göre üç kat daha fazla görülüyor. Epilepsi ilaçla kontrol altına alınabiliyor. Ancak bazı hasta gruplarında ilaca direnç görülerek ilaç tedavileri nöbetlerin kontrol altına alınmasında etkili olmayabiliyor. Bu durumda, dirençli epilepsi hastalarına epilepsi cerrahisi uygulanarak; nöbetler kontrol altına alınarak geçirilen bu nöbetlerin sayısı ve şiddeti azaltılabiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Beyin, Sinir, Omurga ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Mahmut Akyüz epilepsi cerrahisi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.</p>
<p><strong>Herkeste nöbet farklı olabiliyor</strong></p>
<p>Epilepsi tekrarlayan nöbetlere neden olan bir beyin rahatsızlığıdır. Birçok epilepsi türü vardır. Bazı kişilerde neden belirlenebilir. Diğerlerinde ise neden bilinmemektedir. Epilepsi her cinsiyetten, ırktan, etnik kökenden ve yaştan insanı etkileyebilir ve maalesef yaygın görülen bir hastalıktır. Nöbet belirtileri büyük ölçüde değişebilir. Bazı insanlar nöbet sırasında bilincini kaybedebilirken diğerleri kaybetmez. Bazı insanlar nöbet sırasında birkaç saniye boş boş bakar. Diğerleri kollarını veya bacaklarını tekrar tekrar seğirebilir, bu hareketlere konvülsiyon denir. </p>
<p>İlaç tedavisi veya bazen ameliyat, epilepsisi olan çoğu kişide nöbetleri kontrol edebilir. Bazı kişiler ömür boyu tedaviye ihtiyaç duyabilir. Bazı hastalarda nöbetler geçebilir. Epilepsisi olan bazı çocuklar yaşla birlikte bu durumdan kurtulabilir.</p>
<p><strong>Epilepsiye neden olan durumlar aşağıdaki gibidir;</strong></p>
<ul>
<li>Doğum öncesi veya doğum sırasında oluşan beyin hasarı (örneğin doğum sırasında oksijen kaybı veya travma, düşük doğum ağırlığı)</li>
<li>Ciddi bir kafa travması</li>
<li>Beyne giden oksijen miktarını kısıtlayan felç</li>
<li>Menenjit, ensefalit veya nörosistiserkoz gibi bir beyin enfeksiyonu</li>
<li>Belirli genetik hastalıklar</li>
<li>Beyin tümörü</li>
</ul>
<p><strong>Epilepsi hastaları için büyük şans</strong></p>
<p>Epilepsi düzgün bir şekilde tedavi edilmezse ortaya çıkabilecek komplikasyonlar ve sağlık riskleri nedeniyle nöbetleri yönetmek çok önemlidir. İlaçla yönetilemeyen nöbetler için epilepsi cerrahisi büyük şanstır. Epilepsi cerrahisi sayesinde, geçirilen nöbetlerin sayısı ve şiddeti azaltılır. Diğer tedavi yöntemleri yetersiz kaldığında, hastaların nöbetleri yönetmesine yardımcı olmaktadır. Epilepsi cerrahisi; nöbetler her zaman beynin tek bir bölgesinde gerçekleşiyorsa çok etkilidir. Epilepsi cerrahisinde nöbetlerin ortaya çıktığı bölge kaldırılır ya da değiştirilir. </p>
<p><strong>Yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştiriyor</strong></p>
<p>Epilepsisi olan kişilere, epilepsi cerrahisinin bir seçenek olup olmadığını ve ne tür bir cerrahi yapılması gerektiğini öğrenmek için ameliyattan önce birkaç test uygulanır. Epilepsi ameliyatı olmak büyük bir karardır. Ameliyat olmanın epilepsiyi iyileştirmediğini unutmamak gerekir. Ameliyattan sonra nöbetsiz olunacağının bir garantisi yoktur ancak yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştirebilir. Epilepsi cerrahisinde her hastada görülen sonuç farklıdır. </p>
<p><strong>Nöbetler yüzde 90 ortadan kaldırılabiliyor</strong></p>
<p>Cerrahide beklenen sonuç ilaçla nöbet yönetimidir. En yaygın prosedür olan temporal lobdaki dokunun çıkarılmasında, hastaların yaklaşık üçte ikisinde nöbetler durdurulur. Çalışmalar, bir kişi antiepileptik ilaç alırsa ve temporal lob ameliyatından sonraki ilk yılda nöbet geçirmezse, iki yıl sonra nöbetsiz olma olasılığının %87 ila %90 olduğunu göstermektedir. İki yıl içinde nöbet geçirmezse, beş yıl sonra nöbetsiz olma olasılığı %95 ve 10 yıl sonra %82&#8217;dir. En az bir yıl boyunca nöbetsiz kalırsa, sağlık antiepileptik ilaçlar azaltılır ve sonunda ilaç tamamen kaldırılabilir. Antiepileptik ilacı bıraktıktan sonra nöbet geçiren çoğu kişi, ilacı yeniden başlatarak nöbetlerini tekrar yönetebilmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/epilepsi-nobetleri-cerrahi-ile-ortadan-kalkabiliyor-604923">Epilepsi Nöbetleri Cerrahi ile Ortadan Kalkabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Santa Farma ve Mealis’den Yeni Stratejik İş Birliği</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/santa-farma-ve-mealisden-yeni-stratejik-is-birligi-604819</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2026 09:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[birliği]]></category>
		<category><![CDATA[den]]></category>
		<category><![CDATA[farma]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[mealis]]></category>
		<category><![CDATA[santa]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604819</guid>

					<description><![CDATA[<p>80 yılı aşkın süredir Türkiye’nin en köklü yerli ilaç şirketleri arasında yer alan Santa Farma İlaç, MEALIS Ortadoğu Yaşam Bilimleri ile olan stratejik iş birliği anlaşmasını genişletti. İmzalanan yeni anlaşmayla, Demir sükroz kompleksi etkin maddeli ilacın satış, pazarlama ve dağıtım haklarını MEALIS’e devretti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/santa-farma-ve-mealisden-yeni-stratejik-is-birligi-604819">Santa Farma ve Mealis’den Yeni Stratejik İş Birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Santa Farma İlaç, Dilovası GEBKİM OSB’de 1<strong>50 milyon avroluk yatırımla, en ileri üretim ve bina teknolojileri kullanılarak inşa edilen </strong>ve <strong>toplam 80.000 m² alanda 44.000 m² kapalı alana sahip</strong> üretim tesisini 2015 yılında Türk İlaç Sanayinin hizmetine sunmuştur. <strong>Yıllık tek vardiyada 150 milyon kutu üretim kapasitesine, EU-GMP, TR-GMP ve Ürdün GMP sertifikalarına sahip tesiste,</strong> yalnızca Türkiye ve ihracat yapılan ülkeler için Santa Farma ürünleri üretilmekle kalmayıp, yurtdışından ürün ithal edilmekte olan global ve yerli ilaç firmalarına yerelleşme adına destek verilmektedir.</p>
<p><strong>Her yaşta sağlıklı yaşam kavramını kendisine ilke edinerek, 2013 yılında Dubai ve Beyrut’ta faaliyetlerine başlayan MEALIS, Türkiye faaliyetlerine ise 2014 yılında başlamıştır. MEALIS Türkiye dahil 35 farklı ülke olmak üzere</strong> Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki faaliyetlerine ilaç, tıbbi cihaz ve takviye edici gıda alanında devam etmektedir. İlaç endüstrisinin gelişimine, sürdürülebilirliğine ve toplum sağlığının geleceğine katkı sağlamayı ilke edinen MEALIS Türkiye <strong>ilaç ve ilaç dışı ürünlerin tanıtım, pazarlama, satış ve dağıtımını gerçekleştirmektedir.</strong></p>
<p>İmzalanan stratejik iş birliği anlaşmasıyla, ruhsatı ve üretimi Santa Farma İlaç’a ait olan <strong>Demir sükroz kompleksi etkin</strong> <strong>maddeli ilacın satış, dağıtım ve pazarlama hakları 11.12.2025 tarihi itibarıyla MEALIS’e devredilmiştir.</strong></p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/santa-farma-ve-mealisden-yeni-stratejik-is-birligi-604819">Santa Farma ve Mealis’den Yeni Stratejik İş Birliği</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekaya Sorup İlaç Alanlar Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yapay-zekaya-sorup-ilac-alanlar-dikkat-604296</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2026 15:29:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[alanlar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[laç]]></category>
		<category><![CDATA[sorup]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<category><![CDATA[Yapay Zeka]]></category>
		<category><![CDATA[zekaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=604296</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıkla ilgili bilgiye ulaşmak her zamankinden daha kolay hale gelirken yanlış ve eksik yönlendirmeler de ciddi riskleri beraberinde getiriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekaya-sorup-ilac-alanlar-dikkat-604296">Yapay Zekaya Sorup İlaç Alanlar Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde hekimlerin en sık karşılaştığı sorunlardan biri hastaların yalnızca şikâyetlerini veya kan tahlili sonuçlarını yapay zekaya sorarak tedavi kararı almaya çalışması oluyor.</p>
<p>Birçok kişi “Kan değerlerim sınırda, ilaç başlamalı mıyım?” gibi sorularla yapay zekaya başvuruyor. Ancak İç Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Giunel Mamedova bu yaklaşımın yanıltıcı olabileceğini ve yanlış ilaç kullanımına yol açabileceğini vurguluyor.</p>
<p><strong>Kan Tahlilleri Tek Başına Yeterli Olmuyor</strong></p>
<p>Bir tedaviye başlanıp başlanmayacağına yalnızca kan tahlilindeki sayılara bakılarak karar verilmediğini vurgulayan Uzm. Dr. Mamedova, bazı değerler normal sınırlarda olsa bile kişinin yaşı, aile öyküsü, eşlik eden hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve risk profilinin tedavi sürecini doğrudan etkilediğini belirtiyor. Bu nedenle benzer kan değerlerine sahip iki hastaya farklı tedaviler uygulanabiliyor.</p>
<p>Uzm. Dr. Mamedova bu noktada hastaların işaretli laboratuvar sonuçlarını internetten araştırarak ciddi hastalıklar düşünmesinin sık karşılaşılan bir durum olduğunu ifade ediyor. “Kan tahlilinde işaretli değerler görüldüğünde hastalar çoğu zaman tek bir sonuca odaklanarak endişeye kapılabiliyor” diyen Uzm. Dr. Mamedova doğru değerlendirme yapılmadan ulaşılan bilgilerin yanıltıcı olabileceğini söylüyor.</p>
<p><strong>Yanlış Yorum Yanlış İlaca Götürebilir</strong></p>
<p>İnternetten veya yapay zekadan alınan bilgilerin yanlış yorumlanması en sık olarak hatalı ilaç kullanımına neden oluyor. Yanlış ilaca başlanması hem mevcut şikâyetlerin artmasına hem de ilaçlara bağlı yeni sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına yol açabiliyor. Özellikle viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımının gereksiz olduğu sıkça vurgulanıyor.</p>
<p>Uzm. Dr. Giunel Mamedova bu konuda “Yanlış değerlendirmeyle başlanan ilaçlar şikâyetleri azaltmak yerine artırabilir ve bazı durumlarda ciddi yan etkilere neden olabilir” diyerek bilinçsiz ilaç kullanımının risklerine dikkat çekiyor. Ayrıca hastaların kullandıkları diğer ilaçları eksik bildirmesinin aynı etken maddeli ilaçların birlikte kullanılmasına ve doz aşımına yol açabildiği belirtiyor.</p>
<p><strong>Tıpta Temel Yaklaşım Bütüncüldür</strong></p>
<p>Hasta değerlendirmesinde temel yaklaşımın bütüncül olduğunu belirten Uzm. Dr. Mamedova yalnızca şikâyetler ve kan tahlillerinin değil fizik muayene, vital bulgular, ayrıntılı öykü, özgeçmiş, soy geçmiş ve gerekli görülen tetkiklerin birlikte ele alındığını söylüyor. Bu nedenle tıpta temel prensibin hastalık değil hasta tedavisi olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Yapay zekanın sağlık alanında tamamen dışlanmadığını ifade eden Uzm. Dr. Mamedova doğru kullanıldığında hekimler için destekleyici bir araç olabileceğini ancak sağlık çalışanı olmayan kişiler için doğrudan tedavi önerisi almanın riskli olduğunu dile getiriyor.</p>
<p><strong>Uzmandan Net Uyarılar</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Giunel Mamedova internet ve yapay zeka üzerinden alınan sağlık bilgilerinin nasıl ele alınması gerektiğine ilişkin şu uyarılarda bulunuyor:</p>
<p>Kan tahlili sonuçları tek başına tedavi kararı için yeterli değildirİnternetten veya yapay zekadan alınan bilgilerle ilaca başlanmamalıdırŞikâyetler devam ediyor veya giderek artıyorsa tıbbi değerlendirme gerekirKullanılan tüm ilaçlar ve takviyeler hekime eksiksiz şekilde bildirilmelidir</p>
<p><strong>Tedavi Sürecinde Muayene ve Değerlendirme Şart</strong></p>
<p>Çamlıca Erdem Hastanesi’nden İç Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Giunel Mamedova ani başlayan ya da zaman içinde kötüleşme eğilimi gösteren şikâyetlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek “İnternetten ya da yapay zekadan alınan bilgilerle ilaç kullanmak yerine mutlaka hekime başvurulmalı. Erken ve doğru değerlendirme pek çok ciddi sağlık sorununun önüne geçebilir” mesajını veriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yapay-zekaya-sorup-ilac-alanlar-dikkat-604296">Yapay Zekaya Sorup İlaç Alanlar Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çankaya Belediyesi&#8217;nden Atık İlaç Toplama Projesi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cankaya-belediyesinden-atik-ilac-toplama-projesi-602228</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Dec 2025 07:35:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[başkan]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çankaya]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[konteyner]]></category>
		<category><![CDATA[laç]]></category>
		<category><![CDATA[nden]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Atık]]></category>
		<category><![CDATA[ton]]></category>
		<category><![CDATA[toplama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=602228</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çankaya Belediyesi, Ankara Eczacılar Odası ve Ankara Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle evlerde biriken ve son kullanım tarihi geçen ilaçların çevreye zarar vermesinin önüne geçmek için Atık İlaç Toplama Projesini başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankaya-belediyesinden-atik-ilac-toplama-projesi-602228">Çankaya Belediyesi&#8217;nden Atık İlaç Toplama Projesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Çankaya Belediyesi, Ankara Eczacılar Odası ve Ankara Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle evlerde biriken ve son kullanım tarihi geçen ilaçların çevreye zarar vermesinin önüne geçmek için Atık İlaç Toplama Projesini başlattı.</b></p>
<p><b>Proje kapsamında ilk olarak Kızılay’da Fazilet Eczanesi’ne teslim edildi. Atık İlaç Kutusu, ilaç toplamak isteyen gönüllü eczanelere de ulaştırılacak.</b></p>
<p>Çankaya Belediyesi, Ankara Eczacılar Odası ve Ankara Büyükşehir Belediyesi, “Sıfır Atık” kapsamında hayata geçirilen Atık İlaç Toplama Projesi ile evlerde biriken, son kullanım tarihi geçmiş ilaçların toplanması ve çevreye zarar vermesinin önüne geçmek amacıyla iş birliği yaptı.</p>
<p>Proje kapsamında ilk atık ilaç kutusu, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner ile Ankara Eczacılar Odası Başkanı Cem Abbasoğlu’nun da katılımıyla Kızılay’daki Fazilet Eczanesi’ne yerleştirildi. Toplanan atık ilaçların güvenli şekilde bertaraf edilmesini hedefleyen proje doğrultusunda, ilaç toplamak isteyen gönüllü eczanelere de atık ilaç kutularının ulaştırılması planlanıyor.</p>
<p><b>GERİ DÖNÜŞÜMDE REKOR</b><br />Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, konteyner teslim töreni sırasında yaptığı konuşmada ‘sıfır atık’ anlayışıyla hareket ettiklerini vurguladı. Başkan Güner, &#8220;Çankaya’da artık kullanılmaya ihtiyaç duyulmayan ilaçlar, vatandaşlarımız ve eczacılarımız aracılığıyla atık konteynerlerde toplanıp hem doğaya zarar vermemesi amacıyla hem de sıfır atık anlayışına uygun bir şekilde dönüştürülmüş oluyor. Ankara Eczacı Odamız ile iş birliği yaptığımız çok konu var, bu sonuncusu oldu. Hem kendilerine başarılar diliyorum hem de bu projenin Çankayamıza ve sıfır atık projemize katkı sağlamasını temenni ediyorum. Yurttaşlarımızın daha da bilinçlenmesi ve bu vesileyle de görünürlüğümüzün daha çok artırılması amacıyla katkı sağlayacağını umuyorum&#8221; dedi.</p>
<p><b>SON 6 AYDA 30 TON ELEKTRONİK ATIK TOPLANDI</b></p>
<p>Göreve geldiği günden bu yana 3 bin 500 ton ambalaj, 500 ton tekstil atığı, 700 ton da diğer atıkların toplanıp geri dönüşüme kazandırıldığını ifade eden Başkan Güner, &#8220;Son 6 ayda ise 30 ton civarında sadece elektrik ve elektronik ürünler toplandı ve tekrar dönüşüme kazandırıldı. Bu konuda rekora açık bir ilçeyiz. Hedefimiz, bu çalışmaları hızlandırarak kısa sürede çok daha iyi bir noktaya ulaşmak. Bu aşamaya geldikten sonra süreci birlikte değerlendirerek yeni hedefler ve yol haritaları üzerinde yeniden çalışacağız&#8221; diye konuştu.</p>
<p><b>ABBASOĞLU: &#8220;200 ECZANEYE DAHA ATIK İLAÇ KONTEYNERİ YERLEŞTİRİLDİ&#8221;</b><br />Ankara Eczacı Odası Başkanı Cem Abbasoğlu ise 200 eczanede daha atık ilaç konteynerlerinin hayata geçirildiğini belirterek, &#8220;Biz toplum sağlığı adına meslek olarak en önemli noktada var olmaya devam edeceğiz. Belediyelerimiz ve devlet kurumlarımız ile iş birliği içerisinde olmaya her zaman devam edeceğiz&#8221; dedi. Abbasoğlu, böyle projelerin içerisinde yer almaktan da özellikle mutluluk duyduğunu dile getirerek, &#8220;Atık ilacın toplum sağlığı için ne kadar önemli olduğunu, topluma karışmaması gerektiğini ve konteynerlerde toplanıp belediyelerimiz aracılığıyla imhaya gönderilmesinin ne kadar önemli olduğunu anlatabilmek bizler ve belediyelerimiz ile çok daha kolay olacak. Katkılarından dolayı Çankaya Belediyesi&#8217;ne teşekkür ediyoruz’’ dedi.  </p>
<p><b>ÇEVRE VE HALK SAĞLIĞINA ÖNEMLİ KATKI</b></p>
<p>Proje kapsamında atık ilaçlar, 1. Sınıf Atık Getirme Merkezleri ile gönüllü eczanelere yerleştirilen atık ilaç konteynerleri aracılığıyla toplanarak güvenli şekilde imha ediliyor. Böylece ilaçların toprağa ve suya karışması engellenirken, sıfır atık hizmetlerine erişim kolaylaştırılıyor. Türkiye genelinde yılda yaklaşık 350 ton atık ilacın oluştuğu belirtilirken, en fazla atığa dönüşen ilaçların ağrı kesici, antibiyotik ve antigribal ürünler olduğu ifade ediliyor. Toplanan atık ilaçlar yüksek sıcaklıkta imha edilirken, bu süreçte enerji geri kazanımı da sağlanıyor. Çankaya Belediyesi, proje ile hem çevre ve halk sağlığının korunmasını hem de sürdürülebilir atık yönetimine katkı sunmayı amaçlıyor.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cankaya-belediyesinden-atik-ilac-toplama-projesi-602228">Çankaya Belediyesi&#8217;nden Atık İlaç Toplama Projesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada &#8216;zayıflama iğnelerinin&#8217; kullanımı son beş yılda 6 kat arttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dunyada-zayiflama-ignelerinin-kullanimi-son-bes-yilda-6-kat-artti-598942</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 09:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beş]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[iğnelerinin]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[seren]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya]]></category>
		<category><![CDATA[ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=598942</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sema Ketenci Şeren, son dönemde popülerleşen “zayıflama iğneleri”ne yönelik önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-zayiflama-ignelerinin-kullanimi-son-bes-yilda-6-kat-artti-598942">Dünyada &#8216;zayıflama iğnelerinin&#8217; kullanımı son beş yılda 6 kat arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sema Ketenci Şeren, son dönemde popülerleşen “zayıflama iğneleri”ne yönelik önemli uyarılarda bulundu. GLP-1 reseptör agonistleri olarak bilinen semaglutid, liraglutid ve tirzepatid gibi ilaçların aslında tip 2 diyabet için geliştirildiğini hatırlatan Şeren, bu ilaçların obezite tedavisinde etkili olduğunu ancak bilinçsiz kullanımın ciddi halk sağlığı riski doğurduğunu vurguladı. </p>
<p>GLP-1 agonisti ilaçların dünya çapındaki kullanımı son beş yılda 6 kat arttı. Türkiye’de de özellikle 2023–2024 döneminde talep yükseldi. Türkiye, nüfusa göre kullanım hızında orta-yüksek grupta. Özellikle şehir merkezlerinde endikasyon dışı talep artışı dikkat çekiyor. Avrupa ülkeleri ile benzer bir eğilim olduğuna dikkat çeken Şeren, sosyal medya etkisinin Türkiye’de daha güçlü olduğunu ve bu nedenle kontrolsüz kullanımın daha büyük bir risk oluşturduğunu belirtti.                                   </p>
<p><strong>“Sosyal medya yönlendirmesiyle kullanım tehlikeli”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Şeren, son aylarda sosyal medya üzerinden yönlendirilen kontrolsüz ilaç kullanımının artığını, merdiven altı ve sahte ürünlerin piyasada çoğaldığını belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“Bu ilaçlar güçlü farmakolojik etkilere sahip. Yanlış doz, yanlış kullanım veya sahte ürünler; ağır bulantı ve kusmadan akut pankreatite, safra kesesi sorunlarından gastropareziye kadar ciddi yan etkilere yol açabiliyor. Avrupa İlaç Ajansı, sosyal medyadan temin edilen ürünlerin önemli kısmının sahte olduğu konusunda uyardı.”</p>
<p><strong>Doğru hastada etkili, yanlış kullanımda risk yüksek</strong></p>
<p>GLP-1 agonistlerinin doğru hastada, doğru dozla ve hekim takibi altında son derece etkili olduğunu belirten Şeren, klinik çalışmaların bunu doğruladığını ifade etti:</p>
<p><strong>“</strong>Semaglutid kullanılan STEP-1 çalışmasında yüzde 14.9 ortalama kilo kaybı; Tirzepatid kullanılan SURMOUNT-1 çalışmasında yüzde 20’nin üzerinde kilo kaybı görülüyor. Ancak, bu sonuçlar düzenli takip ve yaşam tarzı değişikliği olmadan elde edilemez. Sosyal medyadaki ‘hızlı zayıflama’ anlatılarının bilimsel hiçbir karşılığı yok.”</p>
<p><strong>18 yaş altına önerilmiyor     </strong></p>
<p>Bu iğnelerin 18 yaş altına önerilmediğini, 75 yaş üzerinin ise dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ekleyen Şeren, “Bu ilaçlar tıbbi endikasyon dışında kesinlikle kullanılmamalı” dedi. Bu iğnelerin kullanımının kimler için uygun, kimler için riskli olduğuyla ilgili ise şunları söyledi:</p>
<p>“Uluslararası kılavuzlara göre bu ilaçların önerildiği gruplar vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olan kişiler ya da 27’nin üzerinde olup diyabet, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği gibi ek hastalıkları olanlar bu ilaçları kullanabilecek gruba giriyor.<br /> Ama daha önce pankreas iltihabı geçirmiş olanlar, mide boşalması çok yavaş olanlar (mide tembelliği), çok sayıda ilaç kullananlar, hamileler, emzirenler ve ailesinde tiroit kanseri öyküsü bulunanlar riskli grupta kabul ediliyor.”</p>
<p>Şeren yan etkilerle ilgili, “Yan etkiler geçici olanların yansı sıra hayati tehlike olarak değerlendirilecek sonuçlara kadar uzanıyor. Sık görülen yan etkiler arasında bulantı, kusma, ishal, kabızlık, baş dönmesi bulunuyor. Daha ciddi yan etkiler ise şöyle: Akut pankreatit, safra kesesi taşları ve safra yolu sorunları, gastroparezi, nadiren hipoglisemi. Bu yan etkiler nedeniyle düzenli takip ve doz ayarlaması zorunlu” diyerek uyarıda da bulundu. </p>
<p><strong>Verilen kilonun yüzde 60–70’i geri dönebilir</strong></p>
<p>Tedavinin genellikle en az 6–12 ay sürmesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Şeren, ilacın kesilmesiyle birlikte birçok kişide 12 ay içinde verilen kilonun yüzde 60–70’inin geri dönebildiğini aktardı. “İğne tek başına kalıcı zayıflama sağlamaz; yaşam tarzı değişikliği şart” diyen Şeren’e göre şu belirtiler ise acil değerlendirme gerektiriyor: Geçmeyen veya şiddetli karın ağrısı. Tekrarlayan kusma. Sarılık, koyu idrar. Bayılma, aşırı halsizlik. Kan şekeri düşüklüğü belirtileri. Şiddetli kabızlık veya yemek yiyememe.</p>
<p><strong>“Mucize değil, tıbbi bir tedavi”</strong></p>
<p>Doç. Dr. Sema Ketenci Şeren, sözlerini şu uyarıyla tamamladı:</p>
<p>“Bu ilaçlar reçeteli tıbbi ürünlerdir. Sadece doğru hasta, doğru endikasyon ve hekim takibiyle kullanılmalıdır. Sosyal medyadan alınmaz, arkadaş tavsiyesiyle başlanmaz. Merdiven altı ürünler hayati risk taşır. Bunlar mucize değil; bilimsel protokollerle uygulandığında etkili ilaçlardır.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dunyada-zayiflama-ignelerinin-kullanimi-son-bes-yilda-6-kat-artti-598942">Dünyada &#8216;zayıflama iğnelerinin&#8217; kullanımı son beş yılda 6 kat arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Furkan Ayaz, MS Hastalarına Umut Olacak İlaç Geliştirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-furkan-ayaz-ms-hastalarina-umut-olacak-ilac-gelistirdi-597891</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 08:37:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[furkan]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarına]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığın]]></category>
		<category><![CDATA[hastalığını]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ms]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597891</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Furkan Ayaz, çalışma alanı olan bağışıklık sistemindeki gelişmelerle ilgili yaptığı sunum ile Odesa Ulusal Tıp Üniversitesi tarafından Visiting Profesör unvanı ve Fahri Doktora’ya layık görüldü. Üniversite yetkilileri, Ukrayna’da devam eden savaşın seyrine bağlı olarak önümüzdeki bir yıl içinde Ukrayna’da ders vermek, projelerde yer almak ve akademik etkileşimi sürdürmek üzere Ayaz’ı ağırlamak istediklerini de duyurdu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-furkan-ayaz-ms-hastalarina-umut-olacak-ilac-gelistirdi-597891">Prof. Dr. Furkan Ayaz, MS Hastalarına Umut Olacak İlaç Geliştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Furkan Ayaz, çalışma alanı olan bağışıklık sistemindeki gelişmelerle ilgili yaptığı sunum ile Odesa Ulusal Tıp Üniversitesi tarafından Visiting Profesör unvanı ve Fahri Doktora’ya layık görüldü. Üniversite yetkilileri, Ukrayna’da devam eden savaşın seyrine bağlı olarak önümüzdeki bir yıl içinde Ukrayna’da ders vermek, projelerde yer almak ve akademik etkileşimi sürdürmek üzere Ayaz’ı ağırlamak istediklerini de duyurdu.</p>
<p>Günümüzde dünyada 3 milyon kişi, Türkiye’de ise 75 bin kişi merkezi sinir sistemiyle organların bilgi iletişimini sağlayan omuriliğin miyelin tabakası üzerindeki fiziksel tahribatın bir sonucu olarak ortaya çıkan Multiple Skleroz (MS) hastalığıyla mücadele ediyor. Prof. Dr. Furkan Ayaz, MS hastalığını engelleyecek bir ilaç geliştirmesiyle tanınıyor. MS hastalarına umut olacak olan bu ilaçla birlikte bu hastalıkla mücadele edenlerin yaşam standartlarını yükseltmeyi umduklarını belirten Prof. Dr. Ayaz, genetik olarak MS’e yatkınlığı olduğu düşünülenlere de bu ilacın önceden verilerek hastalığın engellenebileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>“Çok şaşırdım ve onur duydum”</strong></p>
<p>Odesa Ulusal Tıp Üniversitesi tarafından Visiting Profesör unvanı ve Fahri Doktora’ya layık görülmesinden dolayı onur duyduğunu belirten Prof. Dr. Ayaz, “Böyle bir şey olacağını tahmin etmiyordum. Bağışıklık sistemindeki gelişmelerle, biyoteknolojik ürünlerle ilgili online olarak üniversiteye bir sunum yaptım. Üniversite akademisyenlerinin ve öğrencilerinin ilgisi yoğundu. Sunumun ardından Visiting Profesör unvanı ve Fahri Doktora vereceklerini söylediler, çok şaşırdım ve onore oldum” diyerek üniversiteyle birlikte akademik çalışmalar ve araştırmalara devam edeceklerini belirtti.</p>
<p><strong>MS hastalığının engellenmesi için ilaç geliştirdi</strong></p>
<p>İnsan bağırsağında yer alan bir bakteriden elde edilen ekzopolisakkaritlerin MS hastalığını tamamen engellediğini gözlemledikten sonra ilaç için çalışmalara başlayan İstinye Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Öğretim Üyesi Prof. Dr. Furkan Ayaz, 2019’da başladığı çalışmanın ardından iki yılın sonunda laboratuvar deneylerinde hastalığı engellediğini gördüklerini söyledi. İlacın çalışmasının şu anda altı yıldır ABD’de devam ettiğini belirten Prof. Dr. Ayaz, şöyle konuştu:</p>
<p>“İlaç, insan vücudundaki düzenleyici bakterilerden elde ediliyor. Bu bakteri aynı zamanda bağırsakta iltihaplanmayı engelliyor. Buradan yola çıkarak MS hastalığının tedavisinde kullanmak için çalışmaya başladık. Tabi bakteri direkt olarak insanlara enjekte edilemez. Bakterinin üzerindeki şeker molekülünün MS hastalığına iyi geldiğini keşfettikten sonra bunun üzerine çalıştım. Kısacası ilaç bu bakteriden elde ediliyor. MS hastalığında olumlu sonuç verdiği gözlendikten sonra romatizmal hastalıklarda da denendi. Onda da faydalı oldu. İki yıl süren çalışmanın ardından fare deneylerinde olumlu sonuç elde ettik. Deneylerimizde MS hastalığının ilerlemediğini gördük.”</p>
<p><strong>“Hastalığın tekrardan nüksetmesini engellemeyi hedefliyoruz”</strong></p>
<p>MS hastalığında merkezi sinir sistemini etkileyen iltihaplanmanın hastaların durumunun kötüleşmesine neden olduğunu belirten Prof. Dr. Ayaz, “MS hastalarında iltihaplanma bir artıyor bir azalıyor. Azalma olduğu zaman bu ilaç uygulandığında hastalığın tekrardan nüksetmesini engellemeyi hedefliyoruz. Patenti alınan ilaca Amerika&#8217;daki uluslararası ilaç firması 500 bin dolar bütçe desteği sağladı. İlacın çalışmalarının devam etmesi için ABD’de bir şirket kuruldu, şirket şu anda altı yıldır ilaç üzerinde çalışmaya devam ediyor. Klinik denemeler için daha büyük ilaç firmaları ile anlaşma sağlanmaya çalışılıyor. Çalışmalar sonlandıktan sonra klinik denemelere </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-furkan-ayaz-ms-hastalarina-umut-olacak-ilac-gelistirdi-597891">Prof. Dr. Furkan Ayaz, MS Hastalarına Umut Olacak İlaç Geliştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Astımın 9 Sinyali</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-astimin-9-sinyali-597563</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 08:05:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[astımın]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[sinyali]]></category>
		<category><![CDATA[solunum]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597563</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde yaklaşık her 10 çocuktan birinde görülen astım, doğru yönetilmediğinde tekrarlayan öksürük, hırıltı ve solunum güçlüğü ile çocukların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-astimin-9-sinyali-597563">Çocuklarda Astımın 9 Sinyali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde yaklaşık her 10 çocuktan birinde görülen astım, doğru yönetilmediğinde tekrarlayan öksürük, hırıltı ve solunum güçlüğü ile çocukların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor. Aile farkındalığı ve erken tanıyla doğru tedavi planlaması, hastalığın kontrol altına alınmasında önemli rol oynuyor. Çocukluk çağı astımının anlaşılması ve doğru şekilde yönetilmesi için bazı bulgular yol gösterici nitelik taşıyor. Memorial Göztepe Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, çocuklarda astım hastalığı hakkında bilgi verdi ve alınması gereken önlemleri anlattı.</p>
<p><strong>Çocuğunuzun öksürüğünü basit bir enfeksiyon sanmayın</strong></p>
<p>Astım, bronşların zaman zaman daralmasıyla ortaya çıkan tekrarlayıcı öksürük, hırıltı ve solunum güçlüğü ataklarıyla seyreden bir hastalıktır. Öksürük astımın en temel belirtisidir, öksürüksüz bir astım hastalığı olmaz. Türkiye’de çocuklarda astım görülme sıklığı yüzde 5–9 arasında değişmektedir. Kuru ve yüksek bölgelerde daha az, nemli ve deniz kıyısı bölgelerde daha fazla görülür. Maalesef pek çok çocuk astım ilacı kullanmasına rağmen, ailesi onun astım olduğunu bilmemekte ve bronşit, alerjik bronşit veya zatürre başlangıcı gibi yanlış tanılar alabilmektedir. Bu nedenle önce doğru tanı konulmalıdır. Ayrıca, her çocuğun akciğerlerinin yanı sıra,  burun içi de detaylı değerlendirilmelidir. Çünkü eşlik eden bir alerjik rinit de sıklıkla birlikte bulunabilir. Özellikle 2-3 yaş altındaki çocuklarda viral enfeksiyonlara bağlı kısa süreli hışıltılı ataklar görülebilir ve bu durum çoğu zaman yaş ilerledikçe kaybolur. Ancak bu çocuklar yakından ve düzenli olarak izlenmeli; gereksiz uzun süreli ilaç tedavisinden de kaçınılmalıdır.</p>
<p><strong>Çocuklarda astımı fark etmek için bu 9 bulgu önemli</strong></p>
<p>Astım belirtileri her çocukta aynı şekilde ortaya çıkmaz. Çocuklarda astım belirtileri farklılık gösterebilir. Astımda yalnızca solunum güçlüğü değil, tekrarlayan kuru veya balgamlı öksürük de tek başına belirti olabilir. Hırıltılı solunum, nefes verirken duyulan ıslık sesi, gece artan öksürük, eforla gelen öksürük nöbetleri, ağır ataklarda göğüs duvarında çökmeler ve solunumda zorlanma görülebilir. Çocuklarda astımı fark edebilmek için bu belirtileri göz ardı edilmemelidir:</p>
<ol>
<li>Gece artan öksürük</li>
<li>Hırıltılı solunum</li>
<li>Nefes verirken duyulan ıslık sesi</li>
<li>Tekrarlayan kuru veya balgamlı öksürük</li>
<li>Koşma, gülme, ağlama gibi eforla gelen öksürük</li>
<li>Atak dönemlerinde omuz ve kaburga aralarında solunum eforunun artması</li>
<li>Ciddi nöbetlerde halsizlik, huzursuzluk ve nadiren bilinç değişikliği</li>
<li>Çocuğun geçmişinde besin alerjisi, egzama bulunması</li>
<li>Ailede alerjik hastalık varlığı</li>
</ol>
<p><strong>Alerjiler kontrol edilmezse astım kontrolü zorlaşır</strong></p>
<p>Çocukluk çağı astımının yüzde 70’inden fazlası alerjik kökenlidir. Ailede alerji veya astım öyküsü, çocukta astım görülme riskini artırabilir. Astımı olan çocuklarda sıklıkla, inek sütü proteini alerjisi gibi besin alerjileri, egzama ve burun akıntısı, tıkanıklık, hapşırma, göz kaşıntısı gibi bulgularla seyreden alerjik nezle de görülebilir. Özellikle alerjik nezlenin tedavi edilmemesi, astım kontrolünü zorlaştırabilir.</p>
<p><strong>Astımda uzun süreli bir tedavi planı gerekli </strong></p>
<p>Astım kronik bir gidişle, yıllarca devam eden bir hastalık olduğundan yalnızca atak dönemlerinde değil, atak dışı uzun süreli tedavi gereklidir. Dünya genelinde kabul gören basamak tedavisi yaklaşımı ile çocuğun durumuna göre tedavi düzeni belirlenmelidir. Son yıllarda solunum yolundan alınan kortizonlu ilaçlar, astımın uzun süreli tedavisinin en önemli ögelerinden biri haline geldi. Bu ilaçların dozu ağızdan alınanlardan çok daha düşük olduğundan, diğer kortizonlu ilaçların alınmasıyla sıkça gözüken yan etkiler bunlarda gözükmez. Koruyucu etkileri olan bu ilaçlar doktor kontrolu altında uzun süre kullanılabilirler. Hava yolu ile kullanılan (inhaler ya da nebülizer) ilaçların doğru kullanımlarının öğrenilmesi başarılı bir tedavi için son derecede önemlidir.</p>
<p><strong>Doğru yönetilen astım tedavisi çocukların yaşam kalitesini artırır</strong></p>
<p>Çocukluk çağı astımı, ailelerin doğru bilgilendirilmesi ve uygun tedaviyle yönetildiğinde çocukların yaşam kalitesini olumsuz etkilemeden kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Öksürüğün küçümsenmemesi, alerjik belirtilerin dikkate alınması ve uzman hekim takibi, çocukların sağlıklı bir geleceğe adım atması için kritik öneme sahiptir. Tedavide amacımız atak sayısını azaltmak, atakların şiddetini hafifletmek, komplikasyonları önlemek, çocuğun yaşına uygun fiziksel aktiviteleri sürdürebilmesini sağlamak, büyüme ve gelişmenin normal devamını sağlamak, ilaç yan etkilerinden korumak ve hem aileleri hem de çocukları hastalık konusunda bilinçlendirmektir. Astım konusunda ailelerin bilinçli olması ve astım ataklarını önleyici tedbirler almaları da çocukların yaşam kalitesine önemli derecede etki eder. Ailelerin sigara içmesi çocuk astımını olumsuz etkileyen çok ciddi bir faktördür.</p>
<p><strong>Çocuğunuzda ev tozu akarı alerjisi varsa astım ataklarını önlemek için bu önlemleri alın!</strong></p>
<ul>
<li>Yatak odasında halı bulundurmayın.</li>
<li>Tüylü oyuncak ve yünlü eşyaları azaltın.</li>
<li>Toz tutan eşyaları kapalı dolaplarda saklayın.</li>
<li>Nevresim ve çarşafları haftada iki kez 60°C üzerinde yıkayın.</li>
<li>Yatak, yorgan ve yastığın yün, kuştüyü olmamasına dikkat edin.</li>
<li>Akar barındırmayan özel yataklar tercih edin.</li>
<li>Gerekli durumlarda HEPA filtreli hava temizleme cihazları kullanın.</li>
<li>Düzenli doktor kontrolleri ihmal etmeyin.</li>
<li>Doktorunuz uygun görürse özel durumlarda alerji aşı tedavisi gerekebilir.</li>
</ul>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cocuklarda-astimin-9-sinyali-597563">Çocuklarda Astımın 9 Sinyali</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Böbrek Nakli Sonrası Konforlu Bir Yaşam Mümkün</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-nakli-sonrasi-konforlu-bir-yasam-mumkun-594581</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 21:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Nakli]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[konforlu]]></category>
		<category><![CDATA[mümkün]]></category>
		<category><![CDATA[nakil]]></category>
		<category><![CDATA[nakli]]></category>
		<category><![CDATA[sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594581</guid>

					<description><![CDATA[<p>İdrar üreterek kandaki atıklar, mineraller ve sıvıyı filtreleyip vücuttan uzaklaştıran böbrekler bu filtreleme yeteneğini kaybettiğinde, vücutta zararlı seviyelerde sıvı ve atık birikebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-nakli-sonrasi-konforlu-bir-yasam-mumkun-594581">Böbrek Nakli Sonrası Konforlu Bir Yaşam Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İdrar üreterek kandaki atıklar, mineraller ve sıvıyı filtreleyip vücuttan uzaklaştıran böbrekler bu filtreleme yeteneğini kaybettiğinde, vücutta zararlı seviyelerde sıvı ve atık birikebiliyor. Bu durum da kan basıncını yükseltebiliyor ve son dönemde böbrek yetmezliği gelişebiliyor. İşlev görme yeteneklerinin %90&#8217;ını kaybeden böbrek vücuda fayda sağlayamadığı için de böbrek nakil ihtiyacı doğabiliyor. Böbrek nakli sonrasında yaşam kalitesi ve süresi artıyor, hastalar günlük hayatlarına sağlıklı bir şekilde devam edebiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Nefroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ümit Çakmak, böbrek nakli ve nakil sonrasında dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Çalışmayan böbrekler alınmıyor</strong></p>
<p>“Son dönem böbrek yetmezliği”, böbreklerin görevini yapamadığı ve bu durumun en az üç ay süreyle devam ettiği durumlar olarak tanımlanmaktadır. Bir başka deyişle Glomerüler Filtrasyon Hızı (GFH)≤ 15 ml/dk, dakikada böbrek süzme hızının 15ml’nin altında olduğu durumlar olarak ifade edilir. Bu durumda böbrek nakline başvurulur. Nakil, son dönem böbrek yetmezliği tanısı kesinleştikten sonra canlı vericinden veya kadavradan yapılır. Canlı vericilerden yapılan böbrek nakillerinde hasta ve vericiler ayrıntılı olarak değerlendirilip hazırlanır ve nakil en uygun şartlarda yapılır. Nakil ameliyatı öncesinde çoğu zaman hastanın kendi böbrekleri yerinde bırakılır ve yeni böbrek kasığın hemen üzerinde sağ ve sol tarafa yerleştirilir. Özetle böbrek nakilli hastada kendine ait çalışmayan 2 böbrek ve nakledilmiş 1 böbrek olmak üzere üç böbrek bulunur. </p>
<p><strong>Nakil sonrası ilaç kullanımına dikkat!</strong></p>
<p>Böbrek nakli ameliyatından sonra her şeyin normal geliştiği koşullarda hastanede kalma süresi 1-2 haftadır. Ameliyatın üzerinden yaklaşık 3 ay geçtikten sonra ise hasta iş ve sosyal yaşantısına dönebilir. Nakil ameliyatından sonra uzun süreli genellikle ömür boyu hastalar bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanmaktadırlar. Bu ilaçlar nakil olan böbreğin reddedilmesini engelleyici ilaçlardır ve hastaların ilaçlarını doktorlarının söylediği şekilde ve aynı saatlerde alması önerilmektedir. Kendi kendilerine ilaç dozunu ve miktarını değiştirmemeleri ve doktorunun bilgisi dışında hiçbir ilaç almamaları önemle vurgulanmalıdır.</p>
<p><strong>Nakil sonrası bu şikayetleri önemseyin</strong></p>
<p>Ameliyat sonrasında nakledilmiş böbreğin çalışmasını ve genel sağlık durumunu gözden geçirmek üzere düzenli aralıklarla poliklinik kontrollerine gidilmesi gerekmektedir. Poliklinik kontrolleri birinci yılın sonuna kadar sıklıkla yapılırken sonrasında sıklık azalmaktadır. Ancak hastada yüksek ateş, nefes darlığı, öksürük, balgam, bulantı, kusma, ishal, idrar yaparken yanma ve sızlama, idrar miktarında azalma, bacaklarda ödem, kilo alma, idrarın kanlı gelmesi gibi belirtiler görülmesi durumunda doktora başvurulmalıdır.</p>
<p><strong>Dengeli beslenme ve spor ile sağlıklı bir yaşama adım atın</strong></p>
<p>Nakil sonrası dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de beslenmedir. Böbrek nakli sonrasında sağlığın geri gelmesi, kullanılan ilaçlardan biri olan kortizonun su ve tuz tutucu etkisi ve iştahı artırması gibi nedenlerle kilo artışı sık görülür. Yemeklerin az tuzlu olmasına ve mümkün olduğu kadar iştahı azaltacak öğünler hazırlamaya ve basitçe kalori hesabı yapmaya özen gösterilmelidir.</p>
<p>Böbrek nakilli hastalar için ilk dönemde hareketli bir yaşam önemlidir. Bunun için yürüyüş en iyi ve güvenilir egzersizdir. Haftada en az 3 kez 30-40 dakikalık tempolu yürüyüşlerle hastalar kalp, kemik ve psikolojik sağlıkları üzerinde faydalı olur. Böbrek naklinin üzerinden 3 ay geçtikten sonra tenis, bisiklete binmek ve yüzmek gibi sporlara başlanabilir. Vücuda ani darbeler getirebilecek veya düşmeye sebep olabilecek futbol, voleybol, basketbol ve judo benzeri sporlardan ve ağırlık kaldırmalı egzersizlerden kaçınmaları uygun olacaktır.</p>
<p><strong>Nakil sonrası böbreğin reddetmesi sizi korkutmasın</strong></p>
<p>Böbrek nakilli hastalarda gözlemlenen ve hastalar için endişe kaynağı olan bir diğer durum da nakledilen böbreğin reddidir. Ancak uygulanan yeni tedavi yöntemleri ile ret atakları daha nadir gelişmekte ve ortaya çıktığı anda da etkin olarak tedavi edilebilmektedir. Ret geliştiği için tekrar diyaliz tedavisine dönen hastalarda da ikinci, üçüncü veya daha fazla böbrek nakilleri yapılabilmektedir. Son dönem böbrek yetersizliği farklı tedavi yöntemleri ile artık hayatı tehdit eden bir problem olmaktan çıkmıştır. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-nakli-sonrasi-konforlu-bir-yasam-mumkun-594581">Böbrek Nakli Sonrası Konforlu Bir Yaşam Mümkün</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 14:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolüyle]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[psikiyatrik]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[Yan Etkiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594013</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, psikiyatrik ilaçların doğru kullanımının önemi, yan etkileri, takip süreçleri ve tedavi sürecindeki rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013">Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, psikiyatrik ilaçların doğru kullanımının önemi, yan etkileri, takip süreçleri ve tedavi sürecindeki rolü hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçlar yalnızca uzman reçetesi ile kullanılmalı!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların, doğru tanı ve uygun takip süreçleri ile kullanıldığında birçok ruhsal hastalığın tedavisinde son derece etkili olabildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Ancak her ilaçta olduğu gibi bu ilaçların da yan etkileri, ilaç reaksiyonları ve kişisel farklılıklara bağlı beklenmedik etkileri görülebilir.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle psikiyatrik ilaçların mutlaka bir psikiyatri uzmanı tarafından değerlendirilip reçete edilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, “Psikiyatrik bir ilaç kullanmaya ihtiyaç olduğunu düşünen kişinin ilk adımı, bir psikiyatri uzmanına başvurarak kapsamlı bir değerlendirmeden geçmek olmalı. Muayene sonucunda gerekli görülürse hekiminiz, tanıya uygun ilacı belirleyip tedaviye başlayacaktır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikiyatrik ilaçların düzenli kullanımı ve takip muayeneleri tedavi sürecinde çok önemli! </strong></p>
<p>İlaç kullanımı sırasında hem olumlu etkilerin hem de ilk günlerde ortaya çıkabilecek yan etkilerin hekim tarafından yakından izlendiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Tolerasyon güçlüğü yaratan bir yan etkiyle karşılaşıldığında, doktora haber vermek ve gerekirse doz ayarlaması ya da ilaç değişimi yapmak gerekir.” dedi.</p>
<p>Psikiyatrik ilaçların olumlu etkilerinin genellikle birkaç hafta içinde ortaya çıkmaya başladığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu şöyle devam etti:</p>
<p>“Tedavi sürecinde sabırlı olmak, ilacın önerilen süre boyunca düzenli kullanılması ve takip muayenelerine gidilmesi çok önemlidir. Bu değerlendirmelerde ilaç etkinliği, yan etkiler ve tedavide izlenecek yeni yol haritası belirlenir. Psikiyatrik ilaçların bilinen yan etkileri vardır ve hekiminiz bu konuda sizi bilgilendirir. Tedavi başladıktan sonra görülebilecek yan etkilerin izlenmesi önemli. İlacın sağladığı tedavi faydası ile yan etkiler birlikte değerlendirilmeli, gerekirse doz azaltımı veya ilaç değişimi planlanmalı. Birden fazla ilaç kullanan hastalarda ise, yeni başlayacak ilacın mevcut ilaçlarla etkileşimi mutlaka göz önünde bulundurulur. Gerekirse ilaç düzeyi ölçümleri yapılarak daha güvenli bir kombinasyon oluşturulur.”</p>
<p><strong>Bireylerin genetik yapıları ilaca verilen yanıtı etkileyebiliyor!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçlarda doz ayarlamasının, uluslararası literatürdeki tedavi etkin dozlar ve hastanın klinik özellikleri dikkate alınarak yapıldığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Bunun yanında günümüzde bireylerin genetik yapılarının ilaca verdikleri yanıtı etkileyebileceği biliniyor.” dedi.</p>
<p>Bu nedenle gerektiğinde ilaç kan düzeyi ölçümleri ve farmakogenetik testler kullanılarak daha kişiye özel ve güvenli bir tedavi planı oluşturulabildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, bu yöntemlerin, beklenmeyen yan etkilerin açıklanmasında da yol gösterici olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Hastalığın türüne ve kişinin ihtiyaçlarına göre ek tedavi yöntemleri de sürece dahil edilir!</strong></p>
<p>Psikiyatrik hastalıkların tedavisinde ilaçların çoğu zaman tek başına yeterli olmayabileceğine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Hastalığın türüne ve kişinin ihtiyaçlarına göre ek tedavi yöntemleri de sürece dahil edilir. Depresyon, kaygı bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk ve psikotik bozukluklarda psikoterapi önemli bir destek sağlar. Bunun yanı sıra aile ve hasta psiko-eğitimi, sosyal destek çalışmaları tedavinin etkisini artıran unsurlar arasındadır. Çocuk ve ergenlerde ise ergoterapi, dil ve konuşma terapisi ile eğitimsel destekler büyük rol oynar. İlaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda biyolojik tedavilerden yararlanılır; Manyetik Uyarım Tedavisi (TMS) ve daha ciddi klinik tablolar için uygulanan Elektrokonvülsif Terapi (EKT) bu yöntemlerin başında gelir.”</p>
<p><strong>Kontrollü kullanıldığında tedavi edici ilaçlar bağımlılık oluşturmaz!</strong></p>
<p>Psikiyatrik ilaçların bağımlılık yapıp yapmadığı sorusunu değerlendiren Dr. Öğr. Üyesi Semra Baripoğlu, “Toplumda psikiyatrik ilaçların bağımlılık yaptığına dair yaygın bir kaygı bulunuyor. Ancak bağımlılık yapıcı ilaçlar belirli gruplarla sınırlıdır ve kontrollü kullanıldığında tedavi edici ilaçlar bağımlılık oluşturmaz.” dedi.</p>
<p>Buna rağmen bazı ilaçların kontrolsüz, kulaktan dolma bilgilerle veya reçetesiz şekilde temin edilip uzun süre kullanıldığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Baripoğlu, “Bu durum ciddi riskler doğurur. Bu nedenle ilaçlar kesinlikle doktor reçetesi ile alınmalı, tanıdık tavsiyesi ile ilaç başlanmamalı, tedavi süresi ve doz yalnızca hekim tarafından belirlenmelidir. Bağımlılık potansiyeli olan ilaçlarla ilgili gerekli tüm uyarılar ve kullanım kuralları hekim tarafından açıkça belirtilir.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikiyatrik-ilaclar-uzman-kontroluyle-daha-guvenli-594013">Psikiyatrik ilaçlar uzman kontrolüyle daha güvenli!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sağlığınızın Patronu Nasıl Olursunuz?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sagliginizin-patronu-nasil-olursunuz-589299</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 09:42:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağlı]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[ölürsünüz]]></category>
		<category><![CDATA[patronu]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığınızın]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=589299</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sadece Beslenme ile Hastalıklar Yönetilebilir mi?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sagliginizin-patronu-nasil-olursunuz-589299">Sağlığınızın Patronu Nasıl Olursunuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sadece Beslenme ile Hastalıklar Yönetilebilir mi?</strong></p>
<p>Kronik hastalıkların yönetiminde en etkili faktörün tek başına beslenme, düzenli kontroller ya da ilaç kullanımı olmadığını belirten <strong>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş</strong>, “Başarı, genellikle birbirine bağlı temel bileşenlerin – doğru beslenme, düzenli kontroller ve ilaç uyumu – birlikte yürütülmesiyle mümkündür. Ancak bu üçlünün etkili olabilmesi için kişinin tedavi planına bağlılığı ve kendi sağlığını yönetme becerisi kritik öneme sahiptir” diyor. Dijital sağlık sistemleri (e-sağlık/tele-sağlık) bu süreci kolaylaştıran temel araçlar arasında yer aldığına dikkat çeken <strong>Doç. Dr. Karakuş</strong>, “Örneğin kalp hastalarında tele-sağlık sayesinde ilaç dozları daha hızlı ayarlanabilir, sorunlar erken fark edilerek tedavi kalitesi artırılabilir. Beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi ve düzenli kontrollerin yapılması da hem klasik sağlık hizmetleri hem de dijital çözümlerle desteklenebilir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Kronik Hastalıklarda Küçük Ama Etkili Adımlar </strong></p>
<p>Kronik hastalıkların kontrolünde en kritik noktaların öz izleme, tedaviye bağlılık ve sağlık ekibiyle sürekli iletişim olduğuna dikkat çeken <strong>Acıbadem Life</strong> <strong>Danışmanı Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, </strong>“Günlük tansiyon ve nabız ölçmek, ilaçları aksatmamak, adım sayısını takip etmek küçük ama düzenli yapıldığında büyük fark yaratan adımlardır. Örneğin hipertansiyonu olan bir hasta için cep telefonu mesajları ilaç uyumunu artırabilirken, kalp yetmezliği olan bir hasta için günlük adım sayısını görmek motivasyon sağlayabilir” diyor. </p>
<p><strong>Hayat Kurtaran Teknolojiler </strong></p>
<p>Sağlığı takip etme yönteminde tek bir “en iyi” seçeneğin olmadığını belirten <strong>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, </strong>“Bu tercih, kişinin hastalığına, yaşına, teknolojiye erişimine ve kullanım kolaylığına bağlıdır. Dijital uygulamalar ve giyilebilir cihazlar sayesinde kalp hızı ve tansiyon gibi veriler anlık takip edilebilir, erken uyarılar alınabilir ve doktorla uzaktan iletişim kurulabilir. Geleneksel yöntemler ise yüz yüze muayene ve kişisel rehberlik avantajı sunar. En verimli sonuç dijital çözümler ve giyilebilir teknolojilerin, sağlık profesyonellerinin desteğiyle birlikte kullanıldığı karma yaklaşımlarda elde edilir” ifadelerini kullanıyor </p>
<p><strong>Kronik Hastalıklarda Motivasyon Düşüyor Ama… </strong></p>
<p>Kronik bir hastalıkla hayatı sürdürürken motivasyonu korumanın oldukça önemli olduğunun altını çizen <strong>Acıbadem Life</strong> <strong>Danışmanı Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, </strong>”Bireyin yalnız olmadığını hissetmesi, tedaviye bağlılığını güçlendiren en önemli unsurdur. Dijital uygulamalar ve giyilebilir teknolojilerle verilerinin sağlık ekibi tarafından izlendiğini bilmesi hastaların motivasyonunu artırır, güven sağlar ve bu da bireylere güç verir. Mobil uygulamalardan gelen hatırlatmalar öz yönetimi destekler, sosyal destek grupları ve dijital topluluklar ise “yalnız değilim” duygusunu pekiştirir. Bu nedenle motivasyonu korumak için hem dijital hem de insani destek mekanizmalarının birlikte işlemesi gerekir” diyor. </p>
<p><strong>Dijital Teknolojilerle Sağlığınızın Patronu Olun</strong></p>
<p>Sağlığın tamamen kontrol edilemeyeceğini ancak doğru yöntemlerle büyük ölçüde yönetilebileceğine vurgu yapan <strong>Doç. Dr. Alper Karakuş, </strong>“Özellikle kardiyovasküler hastalıklar ve diğer kronik rahatsızlıklar; beslenme, düzenli kontroller, ilaç uyumu ve dijital sağlık araçlarının desteğiyle kontrol altına alınabilir. Bugün elimizde geçmişte hayal bile edilemeyecek imkânlar var: Giyilebilir cihazlar, mobil sağlık uygulamaları, tele-sağlık sistemleri ve güçlü sağlık ekipleri sayesinde kronik hastalıklarla yaşamak artık çok daha güvenli, sürdürülebilir ve kaliteli hale geliyor. Ancak bu yönetilebilirlik, kişinin teknolojiye erişimine, kullanım becerisine ve psikolojik destek mekanizmalarına bağlıdır” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sagliginizin-patronu-nasil-olursunuz-589299">Sağlığınızın Patronu Nasıl Olursunuz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Artık Genetik Testlerle Hastalıklara Olan Yatkınlığınız Saptanabiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/artik-genetik-testlerle-hastaliklara-olan-yatkinliginiz-saptanabiliyor-588075</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 10:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artık]]></category>
		<category><![CDATA[çevresel]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[Genetik Testler]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklara]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[saptanabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[testlerle]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yatkın]]></category>
		<category><![CDATA[yatkınlığınız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588075</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genetik testler sayesinde artık bireylerin hangi hastalıklara yatkın olduğunu önceden belirlemek, buna göre yaşam tarzını şekillendirmek mümkün.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/artik-genetik-testlerle-hastaliklara-olan-yatkinliginiz-saptanabiliyor-588075">Artık Genetik Testlerle Hastalıklara Olan Yatkınlığınız Saptanabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Genetik testler sayesinde artık bireylerin hangi hastalıklara yatkın olduğunu önceden belirlemek, buna göre yaşam tarzını şekillendirmek mümkün. “Genetik testlerle özellikle kanser, nörolojik hastalıklar, kalp-damar hastalıkları gibi pek çok sağlık sorununa karşı <strong>riskleri önceden belirleyebilir, bu sayede erken önlem alabiliriz</strong>&#8221; diyen Acıbadem Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi <strong>Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı</strong>, genetik testlerin sağlıklı yaşlanma ve kronik hastalıkların önlenmesine katkı sağlayabileceğini söylüyor…</strong></em></p>
<p>Uzun yaşamın sırrı yalnızca genlerde değil; yaşam biçimimiz, beslenme alışkanlıklarımız ve çevresel koşullar da sağlıklı yaşlanmanın belirleyicileri arasında. Acıbadem Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, genetik testlerin artık bireyin gelecekteki hastalık riskini belirlemede çok güçlü bir araç haline geldiğini vurgulayarak, “Aslında doğduğumuz anda, ileride ortaya çıkabilecek hastalıklara karşı genetik yatkınlıklarımız belli. Bunları bilmek, hazırlıklı olabilmek açısından önemli” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Erken Uyarı Sistemi: Genetik Testler</strong></p>
<p>Kronik hastalıkların yalnızca bir kısmı genetik kökenli. Diğer kısmını çevresel faktörler ve yaşam tarzı oluşturuyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, “Genler, çevresel etkenlerle birleştiği zaman bu hastalıklar tetikleniyor ve ortaya çıkıyor. ‘Risk genlerimiz’ olduğu gibi ‘koruyucu genlerimiz’ de var aslında. Bu tip kronik multifaktöryel hastalıklarda genetik yapı tek başına yüzde yüz belirleyici olamıyor. Aynı şekilde çevresel faktörler de tek başına yeterli değil. Hastalığa göre genetik ve çevresel etkilerin oranı değişiyor. Yaşam tarzı, beslenme, stres düzeyi ve çevresel etkenler, genlerimizin nasıl çalıştığını önemli ölçüde etkiliyor” diyor. </p>
<p>Peki genetik testlerle özellikle hangi hastalıklara karşı yatkınlığımız tespit edilebiliyor? Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı’ya göre kalp-damar hastalıkları, kanserler, nörolojik, nöropsikiyatrik ve bağışıklık sistemiyle ilişkili multifaktöryel hastalıklarda genetik yatkınlık profilleri, yani genetik risk skorları belirlenebiliyor. Bu sayede kişiler, kendi genetik profillerini öğrenerek yaşam tarzlarını buna uygun şekilde düzenleyebiliyor ve risklerini azaltma yönünde bilinçli adımlar atabiliyor.</p>
<p>Erken tanı, başta kanserlerde hayati önem taşıyor. Sadece kanserde değil, genetik testlerle Alzheimer veya Parkinson gibi hastalıklara yatkınlık dahi tespit edilebiliyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, “10 yıl sonra Alzheimer olma ihtimalinizi öğrendiğinizde bunu engelleyemezsiniz ama hayatınızı buna göre planlayabilirsiniz” şeklinde konuşuyor. </p>
<p><strong>Kimler Genetik Test Yaptırmalı?</strong></p>
<p>Henüz toplum genelinde tarama programları yaygın olmasa da, ailesinde birden fazla kanser, kalp-damar veya nörolojik hastalık bulunan bireyler için genetik testler öneriliyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, geleceğin tıbbının artık önleyici yaklaşıma odaklandığına dikkat çekiyor:</p>
<p>“Git gide önleyici tıp çok daha fazla ön planda olacak. Genetik, moleküler biyoloji, farmakoloji, mühendislik, yapay zeka ve tıp iç içe geçmiş durumda. Yapay organlar, kişiye özel ilaçlar… Hepsi multidisipliner çalışmaların ürünü”…</p>
<p>Bugün özellikle kanserde “akıllı ilaçlar” devrim yarattı. Şu anda yüzlerce akıllı ilaç kullanıldığını belirten Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, “Moleküler biyoloji ve genetik sayesinde, kanser hücrelerinin hangi ilaçlarla yok edilebileceği belirlenip kişiye özel tedavi planlanması yapılabiliyor. Ayrıca, hangi tedaviye ya da ilaca yanıt verip vermeyeceğimiz de genlerimizden anlaşılabiliyor. Bu sayede hastalara hangi ilacın verileceği önceden belirlenebiliyor. Üstelik bu durum sadece kanser ilaçlarıyla sınırlı değil; bazı ağrı kesiciler, antibiyotikler veya psikiyatrik ilaçlar için de benzer genetik belirteçler mevcut” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Sağlıklı Yaşlanmak 100 Yaşına Kadar Mümkün</strong></p>
<p>Gelişen teknolojiler ve ilerlemeler sayesinde yaşam süresi giderek uzuyor. Ancak burada asıl önemli olan, uzun değil, sağlıklı bir yaşam sürmek. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, “Kişi kendi işini yapabiliyor, kimseye muhtaç olmadan yaşamını sürdürebiliyorsa, işte o zaman gerçekten sağlıklı yaşlanmadan söz edebiliriz” diyerek, genetik testlerin yalnızca yaşam süresini değil, yaşam kalitesini artırmada da önemli bir rol oynayabileceğini vurguluyor.</p>
<p>Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, önümüzdeki 10 yıl içinde genetik araştırmaların ve testlerin kullanımının daha da yaygınlaşacağını belirterek şöyle devam ediyor: “Genetik testlerle hastalıklara yatkınlıkların daha erken yaşlarda belirlenmesi mümkün hale geliyor. Bu sayede birçok kronik hastalık, daha ortaya çıkmadan kontrol altına alınabilecek.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/artik-genetik-testlerle-hastaliklara-olan-yatkinliginiz-saptanabiliyor-588075">Artık Genetik Testlerle Hastalıklara Olan Yatkınlığınız Saptanabiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumda her 4 erişkinden 1&#8217;inde görülüyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/toplumda-her-4-eriskinden-1inde-goruluyor-586928</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 13:01:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[erişkinden]]></category>
		<category><![CDATA[görülüyor]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[inde]]></category>
		<category><![CDATA[olması]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumda]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Apne Sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586928</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genellikle boğaz yapısına bağlı sebeplerden dolayı gelişen horlama her 4 erişkinden 1’inde görülen yaygın bir sorun. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumda-her-4-eriskinden-1inde-goruluyor-586928">Toplumda her 4 erişkinden 1&#8217;inde görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle boğaz yapısına bağlı sebeplerden dolayı gelişen horlama her 4 erişkinden 1’inde görülen yaygın bir sorun. Çoğu zaman sadece çevredekileri rahatsız eden bir durum gibi görülüyor. Ancak, horlamaya Uyku Apne Sendromu eşlik ediyorsa; gündüz uyuklama ve dikkat dağınıklığı, kalp damarlarında tıkanıklık, inme, insülin direnci, tip 2 diyabet ve kanser gibi pek çok önemli sağlık sorunları gelişebiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Göğüs Hastalıkları / Uyku Uzmanı Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu, </strong>bu nedenle, özellikle solunum sisteminde hava akımının en az 10 saniye kesilmesi olarak tanımlanan Uyku Apne Sendromu’nun eşlik ettiği horlamaların mutlaka tedavi edilmesi gerektiği uyarısında bulunarak, <strong> </strong>“Horlama haftada üç geceden sık gelişiyorsa, nefes durmaları eşlik ediyorsa, gündüz aşırı uyku hali veya yorgun uyanma sorunu varsa, bir uyku merkezine başvurmak gerekmektedir” diyor. Horlamanın altta yatan sebebe göre tedavi edildiğini belirten <strong>Göğüs Hastalıkları / Uyku Uzmanı</strong> <strong>Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu,</strong> “Cerrahi tedavi ve alerjik nezle eşlik ediyorsa, uygun hastada ilaç tedavisine başvurulmaktadır. Uyku Apne Sendromu mevcutsa basınçlı hava uygulayan cihazların kullanımı gereklidir. Bunların yanı sıra kilo vermek, alkol ile tütün ürünü kullanımını bırakmak önem taşımaktadır” bilgisini veriyor.</p>
<p><strong>Hava yolunun dar olması </strong></p>
<p>Boğazımızın arkasında bulunan yumuşak damağın sarkık olması, küçük dilin uzayıp büyümesi, alt çenenin küçük ve geride olması, dilin büyük olması, büyük bademcikler, burun kıkırdağında eğrilik ve burun etlerinin büyük olması hava yolunun daralmasına neden olabiliyor. Özellikle alerjik nezle burun etlerinin şişmesine yol açabiliyor. Uygun hastalar cerrahi tedavi açısından değerlendiriliyor. Bademcik, geniz eti, yumuşak damak veya burun operasyonları uygulanabiliyor. Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu,<strong>  </strong>“Alerjik nezlesi olan hastalarda ilaç tedavisi, burun etlerine yönelik küçültme işlemleri ve alerjenlere karşı önlemlerin alınması gerekmektedir” diyor. </p>
<p><strong>Obezite  </strong></p>
<p>Fazla kilo nedeniyle boyun çevresinin kalınlaşması, kadınlarda 38 cm, erkeklerde 40 cm üzerinde olması, horlama ve Uyku Apne Sendromu için risk taşıyor. Bunun nedeni ise kalınlaşan boynun havayolunu daraltması. Fazla kilolarda hekim ve diyetisyen eşliğinde kilo kaybı öneriliyor. Ayrıca, eşlik eden insülin direnci veya tip 2 diyabet varsa tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri gerekiyor.</p>
<p><strong>Alkol ve tütün tüketimi</strong></p>
<p>Alkol ve tütün ürünleri havayolundaki kasların gevşemesine neden olarak horlamayı artırıyor. </p>
<p><strong>Hava yolunu genişleten ilaçlar </strong></p>
<p>Hava yolunu genişleten ilaçlar da kasları gevşeterek horlamaya sebep olabiliyor. Bu ilaçlar arasında uyku ilaçları, antidepresanlar, anestezi ilaçları ve ağrı kesiciler yer alıyor. </p>
<p><strong>Çeşitli hastalıklar</strong></p>
<p>Soğuk algınlığı, alerjik nezle, reflü ve hipotiroidi gibi bazı hastalıklar ödem oluşturdukları havayolunun daralmasına neden oluyor.  Bazı nörolojik hastalıklar da kasları gevşeterek horlamaya yol açabiliyor. </p>
<p><strong>Uyku yoksunluğu</strong></p>
<p>Yorgun olduğumuzda ve uyku borcu biriktirdiğimizde horlama artabiliyor. </p>
<p><strong>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;kutu bilgisi&#8212;&#8212;&#8212;-</strong></p>
<p><strong>Bu sendromda her 10 hastadan 9’unda horlama görülüyor</strong></p>
<p>Uyku Apne Sendromu tespit edilen her 10 hastadan 9’unda horlama görülüyor. Göğüs Hastalıkları / Uyku Uzmanı Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu,<strong> </strong>bu nedenle horlama yakınmasıyla başvuran hastalarda mutlaka Obstrüktif Uyku Apne Sendromu’nun araştırıldığını belirterek, “Sabah yorgun uyanma, gündüz aşırı uyku hali, uykuda nefes durması, sabah ağız kuruluğu, dikkat eksikliği ve konsantrasyon güçlüğü, Uyku Apne Sendromu’nun tipik bulgularını oluşturmaktadır” diyor. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/toplumda-her-4-eriskinden-1inde-goruluyor-586928">Toplumda her 4 erişkinden 1&#8217;inde görülüyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basit Bir Ağrı Kesici Otizm ve DEHB Riskini Artırıyor mu?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/basit-bir-agri-kesici-otizm-ve-dehb-riskini-artiriyor-mu-586311</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Oct 2025 10:20:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[artırıyor]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[basit]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[dehb]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kesici]]></category>
		<category><![CDATA[otizm]]></category>
		<category><![CDATA[Parasetamol]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=586311</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEBH) 2000’li yıllarda %5 oranındayken, günümüzde bu oran %9’lara kadar çıkabiliyor. Bu rahatsızlıkların ailevi, genetik ya da çevresel faktörlerden kaynaklandığını düşünülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-agri-kesici-otizm-ve-dehb-riskini-artiriyor-mu-586311">Basit Bir Ağrı Kesici Otizm ve DEHB Riskini Artırıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEBH) 2000’li yıllarda %5 oranındayken, günümüzde bu oran %9’lara kadar çıkabiliyor. Bu rahatsızlıkların ailevi, genetik ya da çevresel faktörlerden kaynaklandığını düşünülüyor. Ancak son zamanlarda parasetamol gibi sık kullanılan ilaçların bu rahatsızlıklara neden olduğu yönünde iddialar anne adaylarının kafasında soru işaretleri oluşturabiliyor. Bilimsel veriler, bu konudaki kaygıların çoğunun abartılı olabileceğini gösteriyor. Çünkü bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalar, parasetamol ile otizm veya DEHB arasında doğrudan bir nedensellik kurulamamış olduğunu gösteriyor. Aksine, hamilelikte tedavi edilmemiş yüksek ateşin bebeğe verebileceği zararın, kontrollü ilaç kullanımına göre çok daha ciddi olabileceği kabul ediliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Taha Takmaz, hamilelikte parasetamol kullanımı ve bebeğe etkisi ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong>İlaçlarınızı doktor kontrolünde kullanın</strong></p>
<p>Son 10 yılda yayımlanan bazı gözlemsel yani bilimsel verilere dayalı olmayan çalışmalarda, hamilelikte parasetamol kullanımının çocuklarda otizm veya DEHB riskini az da olsa artırabileceğini iddia edilmektedir. Ancak bu çalışmaların çoğu, annenin kendi beyanına dayanmakta ve kullanılan ilacın dozu, süresi, hangi haftada alındığı gibi ayrıntılar net olmamaktadır. Yani bilimsel verilere göre; hamilelikte enfeksiyon veya grip gibi nedenlerle anne adayının ateşinin çıkması, parasetamol kullanımından daha ciddi riskler doğurabilmektedir. Mevcut klinik uygulamada parasetamol bu durumda en güvenli ve en sık kullanılan seçenektir. Dikkat edilmesi gereken asıl hususlar ise gerektiğinde, en düşük etkili doz, en kısa süre kullanım, kronik ve yüksek dozdan uzak durmaktır.</p>
<p><strong>Yüksek ateş anne ve bebeği için risk oluşturabilir</strong> </p>
<p>Hamilelikte bilinen çiğ balık yememek, ağır sporlardan kaçınmak veya uykuya dikkat etmek gibi tavsiyelerin yanında genellikle doktorlar “parasetamol içeren ilaçları kullanmayın” gibi bir uyarıda bulunmamaktadır. 40 haftaya yakın süren hamilelik sürecinde anne adayları grip dr olabilir, enfeksiyon riskiyle karşılaşabilir veya yüksek ateş şikayetleri yaşayabilir. Bu noktada anne adayını takip eden kadın hastalıkları ve doğum uzmanının hem anneyi hem de bebeği düşünerek önerdiği bazı ilaçlar olabilmektedir. Bu ilaçlar anne adayının iyileşmesi için önemlidir. Anne adayının sağlıklı olması, bebeğin de sağlıklı olması anlamına gelmektedir.</p>
<p>Parasetamol genellikle ateş ve enfeksiyon için kullanılmaktadır; hamilelikte yüksek ateşin kendisinin bile bebek için riskli olabileceği unutulmamalıdır. Yani ilacın kendisi değil, ilacı gerektiren hastalık da otizm ve DEHB’ten sorumlu olabilir. Çoğu zaman altta yatan faktörler; örneğin annenin ateşi, enfeksiyonu veya genetik eğilimler bu ilişkiyi açıklayabilmektedir. Bilimde buna korelasyon denir; korelasyonun varlığı tek başına nedensellik anlamına gelmez.</p>
<p><strong>Araştırmalar otizm ve DEHB’in parasetamol içeren ilaçlarla doğrudan nedensellik ilişkisi olmadığını söylüyor</strong></p>
<p>2024’te JAMA’da (Journal of the American MedicalAssociation) yayımlanan ve 2,5 milyon çocuk içeren İsveç çalışmasında hamilelikte parasetamol kullanımının otizm, DEHB veya zihinsel gerilik riskini artırmadığı gösterilmektedir. Bu sonuç, önceki küçük risk sinyallerinin aslında ailevi, genetik ya da çevresel faktörlerden kaynaklandığını düşündürmektedir. 2025 yılında Mount Sinai Hastanesi’nden çıkan bir derlemede 46 çalışma incelenmiş ve “yüksek kaliteli araştırmalarda risk sinyali biraz daha belirgin” denilmiştir. Harvard’lı araştırmacılar da “nedensellik kanıtlanmamış olsa da, özellikle uzun süreli veya yüksek doz kullanımda temkinli olunmalı” çağrısı yapmıştır.</p>
<p>Bu açıklamalar basında “parasetamol otizm yapıyor” başlıklarıyla yer bularak halk arasında korku ve endişeye neden olsa da bugün ACOG (Amerikan Obstetri ve Jinekoloji Derneği), “Nedensellik yok, parasetamol hâlâ güvenli ve gerekli bir seçenek” demektedir. SMFM (Maternal-Fetal Tıp Derneği), “Kanıtlar sonuçsuz, ama ilacı bırakmak anne-bebek sağlığına zarar verebilir” uyarısında bulunmaktadır. DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ise Eylül 2025’te, parasetamol ile otizm arasında tutarlı bir ilişki bulunmadığını açıklamıştır.</p>
<p><strong>Peki neden bazen “risk artışı” iddia ediliyor?</strong></p>
<p>Bilim insanları bazen risk artışı görünmesinin dört temel nedeni olabileceğini belirtmektedir. Parasetamol çoğunlukla ateş ve enfeksiyon için kullanılmaktadır. Asıl riskli olan durum ilaç değil, hastalığın kendisi olabilir. Çalışmalarda annelerden “hamileliğinizde ilaç aldınız mı?” diye sorulmaktadır; bu veri hatalı olabilir, çünkü yıllar sonra alınan bir beyana dayanmaktadır. Tek seferlik kullanım ile aylarca yüksek doz kullanım arasında ayrım olmamaktadır. Bu nedenle bilimsel bir dayanağı yoktur.</p>
<p>Mevcut bilimsel veriler hamilelikte yüksek ateşin tedavi edilmediği takdirde bebek için ciddi riskler doğurabileceğini söylemektedir. Mevcut klinik uygulamada parasetamol bu durumda en güvenli ve en sık kullanılan seçenektir. Dikkat edilmesi gereken asıl hususlar ise; gerektiğinde, en düşük etkili doz, en kısa süre kullanım, kronik ve yüksek dozdan uzak durmak olarak sıralanabilmektedir.</p>
<p>Bugünkü bilgilerimiz; parasetamolün hamilelikte otizme yol açtığına dair güçlü bir kanıt olmaması, büyük ve güvenilir çalışmaların bu iddiayı desteklemiyor oluşu, alandaki değerli ve önemli kuruluşların parasetamolün gerekli olduğunda güvenle kullanılabileceğini söylüyor olması şeklinde özetlenebilir. Ancak bilim kesin bir noktada değildir; yüksek doz ve uzun süreli kullanım konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunun da unutulmaması gerekir.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/basit-bir-agri-kesici-otizm-ve-dehb-riskini-artiriyor-mu-586311">Basit Bir Ağrı Kesici Otizm ve DEHB Riskini Artırıyor mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlaç endüstrisi üretmeye devam ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilac-endustrisi-uretmeye-devam-ediyor-583919</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Oct 2025 09:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[endüstrisi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kuru]]></category>
		<category><![CDATA[laç]]></category>
		<category><![CDATA[üretmeye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583919</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlaç fiyatlandırma mevzuatının güncel ekonomik koşullara yanıt veremediğini, sektörün bu tablo nedeniyle ciddi mali sorunlar yaşadığını vurgulayan İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut “İlaç yoklukları olmaması için tüm zorluklara rağmen üretim yapmaya devam ediyoruz, her tür talebi karşılıyoruz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilac-endustrisi-uretmeye-devam-ediyor-583919">İlaç endüstrisi üretmeye devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>İlaç fiyatlandırma mevzuatının güncel ekonomik koşullara yanıt veremediğini, sektörün bu tablo nedeniyle ciddi mali sorunlar yaşadığını vurgulayan İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut “İlaç yoklukları olmaması için tüm zorluklara rağmen üretim yapmaya devam ediyoruz, her tür talebi karşılıyoruz. Halk sağlığı her zaman önceliğimiz olmuştur” dedi.</strong></em></p>
<p>Türkiye’deki ilaç kuru belirleme yönteminin ekonomik gerçeklerin gerisinde kaldığını vurgulayan<strong> Nezih Barut, </strong>bazı ilaç üreticisi firmaların mali koşullara dayanamadığı için<strong> </strong>satışa çıkarıldığına dikkat çekti. Bu gelişmelerin yalnızca sanayimizi değil, vatandaşlarımızın ilaca erişimini de riske attığını belirten Barut, sektörün kalıcı ve öngörülebilir bir yapıya duyduğu ihtiyacın daha da belirgin hale geldiğini vurguladı.</p>
<p>Ekim ayı itibarıyla 50 TL’ye varan Avro kuruna karşılık, 21,67 TL olan ilaç kurunun son bir senedir değişmediğini belirten Barut; <strong>“Zaman kaybetmeden ilaç kuru güncellenmeli, fiyatlandırma sistemi reforme edilmelidir. Türkiye’de son bir yıldır fiyatı değişmeyen tek ürün ilaçtır. Bu durum üretim planlamasını, tedarik zincirini ve yatırımlarımızı olumsuz etkiliyor” </strong>dedi.</p>
<p><strong>İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut<em> </em></strong>Türk ilaç endüstrisinin vatandaşlarımızın kullandığı her 100 kutu ilacın 92’sini yerli üretimle karşıladığını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: <strong>“Vatandaşlarımızın ilaca erişiminde aksama yaşanmaması için üretimi her daim olduğu gibi tüm gücümüzle sürdürüyoruz. Zira halk sağlığı bizim önceliğimiz. Bu hassasiyetimizi Covid-19 ve deprem felaketleri döneminde vatandaşlarımızı ilaçsız bırakmayarak gösterdik. Sektörümüzde yaşadığımız en hayati sorun ilaç fiyatlandırma mekanizmasının güncel koşullara yanıt vermemesidir. Bu konunun en kısa sürede çözüme kavuşmasını bekliyoruz.&#8221;</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilac-endustrisi-uretmeye-devam-ediyor-583919">İlaç endüstrisi üretmeye devam ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 20:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atasoy]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[esrar]]></category>
		<category><![CDATA[ettiğini]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sevil]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[uyuşturucu]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı Oryantasyon Günleri kapsamında, Türkiye'nin ve dünyanın en saygın adli bilimcilerinden Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, "Bağımlılıkla Mücadele Konferansı" verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı Oryantasyon Günleri kapsamında, Türkiye&#8217;nin ve dünyanın en saygın adli bilimcilerinden Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Adli Bilimler Bölüm Başkanı ve Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy, &#8220;Bağımlılıkla Mücadele Konferansı&#8221; verdi. Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu&#8217;nda gerçekleşen konferans NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu ve Çarşı Yerleşke Emin Nebi Salonu&#8217;ndan hibrit olarak takip edildi.</p>
<p>Prof. Dr. Sevil Atasoy, konuşmasına öğrencilere &#8220;Merhaba, hoş geldiniz&#8221; diyerek başladı ve Üsküdar Üniversitesi&#8217;nin yaşamlarının en keyifli yıllarını geçirecekleri bir yuva olduğunu belirtti. Öğrencileri başarılı bir dört yıl geçirmeye ve bu dönemin tadını çıkarmaya davet eden Prof. Dr. Atasoy, çap yapanların veya yüksek lisans, doktora programlarına devam edenlerin üniversiteyle bağlarının süreceğini ifade etti.</p>
<p>Uyuşturucu ve genel olarak bağımlılıkla mücadelenin tüm dünyada, her yaş grubunda karşılaşılan küresel bir sorun olduğunu, mücadelenin zorunluluğunu ve günümüzde artan önemini ele alan Prof. Dr. Atasoy, bağımlılığın günümüzün sorunu olmadığını, on binlerce yıl önce bile insanoğlunun bitkileri farklı amaçlarla tükettiğini aktardı.</p>
<p><strong>Uluslararası sözleşmeler ve denetim</strong></p>
<p>Hiçbir ülkenin tek başına bu salgınla mücadele edemeyeceğinin anlaşılması üzerine, 1900&#8217;lerin başından itibaren uluslararası iş birliğinin başladığını anlatan Prof. Dr. Atasoy, günümüzde Türkiye&#8217;nin de imzacısı olduğu 1961, 1971 ve 1988 tarihli üç büyük uluslararası sözleşmenin bağımlılıkla mücadelede temel teşkil ettiğini, bu sözleşmelerin arz ve taleple mücadele ettiğini, denetim altındaki maddelerin (esrar, kokain, morfin, eroin, LSD, metamfetamin gibi) sadece bilimsel ve tıbbi amaçla kullanılması gerektiğini öngördüğünü ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, bu sözleşmelerin uygulanmasını denetleyen 13 kişilik bir müfettişler grubunun (Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu) bulunduğunu ve kendisinin de bu kurulun başkanı olduğunu açıkladı.</p>
<p><strong>Güncel durum ve yeni tehditler</strong></p>
<p>Günümüzde de madde bağımlılığı sorununun devam ettiğini, bazı ülkelerin madde kullanıcılarına hapis hatta idam cezası verdiğini, ancak buna rağmen bağımlılık oranlarının yüksek olduğunu dile getiren Prof. Dr. Atasoy, son dönemde Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde yüz binlerce ölüme neden olan, eroinden 50-100 kat daha güçlü fentanil maddesinin tehlikelerine dikkat çekti.</p>
<p>“Bir toplu iğne başı kadar kullanımı bile insanları felç edip ölüme götürebiliyor” diyen Prof. Dr. Atasoy, Fentanil&#8217;in şu anda Doğu Avrupa ülkelerine doğru geldiğini ve küresel bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Prof. Dr. Atasoy, sadece arzla mücadelenin (satıcıları toplama, gümrük kontrolleri vb.) yeterli olmadığını, kaçakçıların denizaltılar gibi akıl almaz tekniklerle madde taşıdıklarını belirterek, &#8220;Bir ürüne talep varsa eğer mutlaka bir şekilde insanlar onu bulurlar veyahut da ona benzer başka bir maddeyi ararlar ve kullanırlar&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığı</strong></p>
<p>Bağımlılığın orta çağda ve geçtiğimiz yüzyılın başına kadar bir &#8220;ahlaki mesele&#8221; olarak görüldüğünü, bağımlı kişilerin ahlaksızlıkla suçlandığını anlatan Prof. Dr. Sevil Atasoy, ancak günümüzde bu algının değiştiğini ve bağımlılığın &#8220;zararlı sonuçlarına rağmen tekrarlayan madde kullanımıyla karakterize edilen tıbbi bir durum&#8221; olarak tanımlandığını vurguladı.</p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır&#8221; diyerek, Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere tüm tıp sektörünün bağımlılığı bir beyin hastalığı olarak kabul ettiğini, bu kronik hastalığın nüks edebileceğini ve engellenemediği takdirde ölümcül sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>Küresel uyuşturucu kullanımı artıyor</strong></p>
<p>Tüm mücadelelere rağmen dünya genelinde uyuşturucu kullanımının arttığını dile getiren Prof. Dr. Atasoy, “Artmasının elbette değişik nedenleri var. Yoksulluk, işsizlik, eğitimsizlik, tabii ki bunların başta gelen sebepleri arasında. Stresin yüksekliği, savaşlar vesaire bir sürü parametre insanların kimi zaman daha az uyumak, daha çok çalışmak, daha uzun aç kalmak ya da dertlerini unutmak için başvurduğu bir çözüm yolu.” diye konuştu.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl dünya genelinde bilinen yaklaşık 316 milyon kişinin uyuşturucu kullandığını açıklayan Prof. Dr. Atasoy, “Bu kişilerin oranı, 15–64 yaş arasındaki nüfusun yaklaşık yüzde 6’sına tekabül ediyor; başka bir deyişle, bu yaş grubundaki her 100 kişiden 6’sı en az bir madde kullanmış durumda. Bu oran muhtemelen daha da yüksek; çünkü istatistikler genellikle 15 yaş altı ve 64 yaş üstü grupları kapsamıyor; oysa bu yaş aralıklarında da madde kullananlar bulunuyor. Geçen yıl madde kullanıcılarının yaklaşık 244 milyonu esrar kullanımıyla öne çıktı; yani esrar, küresel madde kullanımında bir numaralı madde konumunda. Bazı ülkelerde esrarın serbestleştirildiği yönünde algılar olabilse de gerçek şu ki, esrar kullanımı hiçbir ülkede koşulsuz ve kayıtsız serbest değildir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Anne karnından itibaren tehlike başlıyor</strong></p>
<p>Esrarı sentetik opioidler, doğal opiatlar, amfetaminler ve kokain gibi maddelerin takip ettiğini anlatan Prof. Dr. Atasoy, &#8220;10 bağımlıdan dokuzu madde kullanımına 21 yaşından önce başlamıştır. Bu çok tehlikeli bir şey. Niye tehlikeli? Çünkü demek ki önleme ve farkındalık yapılacaksa eğer, 21 yaşından çok önce başlamak gerekir. Çünkü bağımlıların yüzde 90&#8217;ı çok daha küçük bir yaşta. Yani lisede, ortaokulda, hatta ilkokulda belki de… Veyahut da annesi hamileyken diyelim ki bir madde kullanmışsa, o yüzden ta o noktadan, anne karnından itibaren böyle bir tehlikenin içinde yaşamaya başlıyor.” dedi.</p>
<p>Üniversite yıllarının bir dönüm noktası olduğunu ve bu dönemde verilen kararların sağlık, eğitim, kariyer ve aile hayatını ciddi şekilde etkileyeceğini söyleyen Prof. Dr. Atasoy, şunları dile getirdi:</p>
<p>“Şu anda doğru karar vermek durumundasınız. Nasıl vereceksiniz doğru kararları? Ama öncelikli olarak hayır demesini öğrenmeniz gerekir. Alkol, kuşkusuz toplumda en fazla zarar veren maddeler arasında yer alıyor. Neyse ki Türkiye’de alkol kullanımı Batı ülkelerindeki veya bazı başka bölgelerdeki düzeylere ulaşmamış durumda.”</p>
<p><strong>Antidepresan bağımlılığı yaygın bir sorun</strong></p>
<p>Öte yandan “yasadışı maddeler” olarak adlandırılan ve kullanım/üretim/dağıtımı sınırlandırılan çok çeşitli kimyasal ve doğal maddeler bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Atasoy, “Mantar veya bitki kaynaklı bileşenlerden, laboratuvar ortamında sentetik olarak üretilmiş tozlara kadar geniş bir yelpaze insanlarda bağımlılık geliştirebilir. Ayrıca bağımlılık yalnızca yasadışı maddelerle sınırlı değil: reçeteyle verilen bazı ilaçlara da bağımlılık gelişebiliyor. Antidepresanlar, anksiyolitikler ve uyku ilaçları gibi reçeteli müstahzarların kötüye kullanımı ve bağımlılığı yaygın bir sorun. Türkiye’de özellikle kadınların karşılaştığı bağımlılık vakalarında, esrar, eroin veya sentetik uyuşturucular kadar reçeteli ilaç bağımlılığının da önemli bir yer tuttuğu gözleniyor. Reçeteli ilaçların arkadaşlara verilmesi, reçetesiz kullanım, kaçakçılık ve sahte ilaç dolaşımı gibi sorunlar da mevcut; bu nedenle ilaçların doğru kullanımının denetlenmesi ve toplumda farkındalığın artırılması büyük önem taşıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Beynin ödül sistemini ele geçiren her şey bağımlılık yapar! </strong></p>
<p>Prof. Dr. Atasoy, sosyal medya (günde 6-7 saat Instagram, Twitter, TikTok kullanımı gibi) gibi davranış bağımlılıklarının da iş, eğitim, gündelik yaşam ve sağlığı olumsuz etkilediğini kaydederek, “Beynin ödül sistemini ele geçiren her şey bağımlılık yapar. Yiyecekler de bağımlılık yapar&#8221; diyerek konunun genişliğine işaret etti.</p>
<p><strong>Bağımlılığın nedenleri neler?</strong></p>
<p>&#8220;Acaba ben bağımlı olur muyum?&#8221; sorusuna yanıt arayan Prof. Dr. Atasoy, bağımlılığın tek bir nedeni olmadığını, genetik yatkınlık, ailede madde kullanımı, arkadaş çevresi ve toplumdaki kabul gibi birçok risk faktörünün bulunduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Size uzatılan bir şeye ‘hayır demeyi’ öğrenin!</strong></p>
<p>Konferansının sonunda öğrencilere somut tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Atasoy şunları dile getirdi:</p>
<p>“Uyuşturucu bulunduğunu tahmin ettiğiniz ortamlardan mutlaka uzak durun (pasif içicilik riskine dikkat çekti). Uyuşturucu kullanmayan arkadaşlıklar edinin ve madde kullanan arkadaşlarınızı profesyonel destek almaya yönlendirin. Bir hayat kurtarırsınız bu sayede. En sıkıntılı ya da keyifli anlarınızda size uzatılan bir şeye ‘hayır demeyi’ öğrenin. Stresle başa çıkmayı öğrenin. Spor, basit egzersizler, yürüyüşler, nefes egzersizleri ve müzik dinleme stresi azaltır. Kısacası, beyninizi koruyun çünkü bu bir beyin hastalığıdır. Sağlık en değerli hazinedir.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-sevil-atasoy-bagimlilik-tedavi-edilebilir-kronik-bir-beyin-hastaligidir-583781">Prof. Dr. Sevil Atasoy: &#8220;Bağımlılık tedavi edilebilir, kronik bir beyin hastalığıdır!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli araştırmacıların ürettiği &#8216;Sağlıkta Güvenli İlaç Hazırlama Önlüğü&#8217; faydalı model belgesi aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-arastirmacilarin-urettigi-saglikta-guvenli-ilac-hazirlama-onlugu-faydali-model-belgesi-aldi-583606</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 09:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[araştırmacıların]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hazırlama]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[laç]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıkta]]></category>
		<category><![CDATA[ürettiği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583606</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel ile Hemşirelik Fakültesi mezunu Deniz Tekin, sağlık çalışanlarının güvenliğini önceleyen yenilikçi bir buluşa imza attı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-arastirmacilarin-urettigi-saglikta-guvenli-ilac-hazirlama-onlugu-faydali-model-belgesi-aldi-583606">Egeli araştırmacıların ürettiği &#8216;Sağlıkta Güvenli İlaç Hazırlama Önlüğü&#8217; faydalı model belgesi aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel ile Hemşirelik Fakültesi mezunu Deniz Tekin, sağlık çalışanlarının güvenliğini önceleyen yenilikçi bir buluşa imza attı. İkili tarafından geliştirilen “Güvenli İlaç Hazırlama Önlüğü”, Türk Patent ve Marka Kurumundan “Faydalı Model Belgesi” almaya hak kazandı. Proje kapsamında üretilen önlük, ilaç hazırlama süreçlerinde çalışanları korumak ve hataları en aza indirmek amacıyla tasarlandı.</p>
<p>Faydalı Model Belgesi kazanan Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel ve Deniz Tekin’i makamında ağırlayarak tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizde üretilen bilimsel projeler, faydalı ürünlere dönüşmeye devam ediyor. Akademisyenlerimiz ve mezunlarımızın ortak çalışmalarıyla ortaya çıkan ‘Güvenli İlaç Hazırlama Önlüğü’ projesi, sağlık çalışanlarının iş güvenliği açısından son derece değerli.  Faydalı Model Belgesi almaya hak kazanan buluşlarından ötürü Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel hocamızı ve mezunumuz Deniz Tekin’i tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum” dedi.</p>
<p>Proje ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Şebnem Çınar Yücel, “İlaç hazırlığı, özellikle antineoplastik ilaçlarda sağlık çalışanları için risk oluşturabiliyor. Mevcut önlükler tek kullanımlık, sıvı geçirmez ve uzun kollu olsa da ilaç hazırlamayı kolaylaştıracak aydınlatma sistemlerinden yoksun. Bizim geliştirdiğimiz önlük, ışıklı uyarı ifadeleri ve aydınlatma birimleriyle sağlık çalışanına güvenli bir ortam sunuyor. Böylece hem hazırlık aşamasındaki hataların önüne geçilmesi hem de çalışan güvenliğinin artırılması amaçlanıyor” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-arastirmacilarin-urettigi-saglikta-guvenli-ilac-hazirlama-onlugu-faydali-model-belgesi-aldi-583606">Egeli araştırmacıların ürettiği &#8216;Sağlıkta Güvenli İlaç Hazırlama Önlüğü&#8217; faydalı model belgesi aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/antidepresan-kullanimi-son-10-yilda-iki-katina-cikti-583153</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 13:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antidepresan]]></category>
		<category><![CDATA[artış]]></category>
		<category><![CDATA[iki]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[katına]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[psikoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[yan]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yılda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583153</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ruh sağlığı sorunlarına dikkat çekmek için her yıl 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak anılıyor. İstinye Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, bugün vesilesiyle Türkiye’deki ruh sağlığını değerlendirirken, güncel verileri de paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antidepresan-kullanimi-son-10-yilda-iki-katina-cikti-583153">Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ruh sağlığı sorunlarına dikkat çekmek için her yıl 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü olarak anılıyor. İstinye Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, bugün vesilesiyle Türkiye’deki ruh sağlığını değerlendirirken, güncel verileri de paylaştı.</p>
<p><strong>Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı</strong></p>
<p>Türkiye’de antidepresan kullanımının son 10 yılda neredeyse iki katına çıktığını belirten Şalcıoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“2010’ların başında her 100 kişiden yaklaşık 3’ü düzenli antidepresan kullanırken, bugün bu sayı 6’ya yaklaştı. Pandemiyle birlikte bu artış daha da hızlandı: 2020 sonrası sadece iki yıl içinde piyasaya sürülen antidepresan miktarında yaklaşık 10 milyon kutuluk bir artış yaşandı. Bu veriler, toplumda ruh sağlığı sorunlarının artışıyla birlikte sosyal koşulları ve sağlık hizmetlerine erişimdeki farklılıkları da düşündürüyor.”</p>
<p><strong>Antidepresan kullananların yüzde 70’i kadın</strong></p>
<p>Antidepresan kullanımında en büyük farkın kadınlarda görüldüğünü belirten Prof. Dr. Şalcıoğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>“Reçetelerin yaklaşık yüzde 70’i kadınlara yazılıyor. Yani antidepresan kullanan her 10 kişiden 7’si kadın. Bu fark, kadınların daha fazla ruh sağlığı sorunları geliştirmesinden mi yoksa erkeklere göre tedavi aramaya daha fazla açık olmalarından mı kaynaklanıyor, bu hâlâ tartışmalı bir konu. Yaş grubunda ise 35 yaş üstü bireyler öne çıkıyor. Özellikle 36-50 yaş aralığında kullanım yaygın. Ancak gençler arasında da son yıllarda artış olduğu gözleniyor. Bu gençlerin gittikçe daha fazla ruh sağlığı sorunları için risk altında olduğuna işaret ediyor. İllere göre dağılımda dikkat çeken farklar var: Büyükşehirlerde kullanım oranları daha yüksek. Bazı şehirlerde, özellikle batı ve iç Anadolu bölgelerinde, kişi başına düşen antidepresan kullanımı diğer illere göre iki kata kadar çıkabiliyor. Büyük şehirlerde yaşamın zorlukları burada belirleyici bir faktör olabilir.”</p>
<p><strong>Birçok kişi terapiye değil, sadece reçeteye ulaşabiliyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Şalcıoğlu, bu artışın nedenlerini ise şöyle özetledi:</p>
<p>“Ruh sağlığı sorunları hem Türkiye’de hem dünyada artıyor. Pandemi sonrası dönemde, ekonomik kriz, işsizlik, belirsizlik, göç ve doğal afetler gibi toplumsal koşullar, özellikle Türkiye’de kaygı, umutsuzluk ve depresyon gibi ruhsal sorunların daha görünür hale gelmesine yol açtı. Böyle bir ortamda antidepresan kullanımındaki artış bir yönüyle toplumun ruh sağlığına dair farkındalığının artması, damgalayıcı tutumların zayıflaması ve bireylerin yardım arayışına daha açık hale gelmesiyle ilişkili olabilir. Ancak madalyonun öteki yüzünde sistemsel sınırlılıklar var. Süresi kısıtlı poliklinik muayenelerinde, ilaç reçete etmek genellikle en hızlı müdahale biçimi haline geliyor. Birçok kişi terapiye değil, sadece reçeteye ulaşabiliyor. </p>
<p>İlaçların bir kısmı reçetesiz temin edilebildiği için, kendi kendine ilaca başlama veya sürdürme davranışı da yaygınlaşıyor. Bu durum, resmi kullanım verilerinin bile ötesinde bir tabloyu işaret ediyor. İlaç daha erişilebilir olsa da araştırmalar, özellikle bilişsel ve davranışçı terapi gibi bilimsel temelli psikoterapi yaklaşımlarının daha uzun vadeli ve kalıcı çözümler sunduğunu gösteriyor. Ne yazık ki hem maddi hem de yapısal engeller, toplumun geniş kesimlerinin bu tür bilimsel temelli terapilere ulaşmasını zorlaştırıyor. Bu noktada ilaç endüstrisinin rolü de göz ardı edilemez. Psikolojik sorunların yalnızca biyolojik ya da kimyasal temelli hastalıklar gibi çerçevelenmesi (medikalizasyon), antidepresanların yaygın biçimde önerilmesini kolaylaştırıyor. Elbette ilaç tedavisi bazı durumlarda gerekli ve faydalı olabilir. Ancak bu faydanın bireyler arası farkları, yan etkileri ve alternatif müdahale yolları göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekir.”</p>
<p><strong>Kişi başına düşen</strong> <strong>antidepresan tüketimi iki yıl içinde yaklaşık yüzde 25 yükseldi</strong></p>
<p>Pandemiyle birlikte Türkiye’de antidepresan kullanımının belirgin şekilde artığına değinen Profesör, “Kişi başına düşen tüketim sadece iki yıl içinde yaklaşık yüzde 25 yükseldi. Ancak aynı dönemde psikiyatri reçetelerinde düşüş gözlemlendi. Bu da birçok kişinin doktora başvurmadan, kendi kararıyla ilaç kullanmaya yöneldiğini gösteriyor. Nitekim pandemi sırasında dünya genelinde kendi kendine ilaç kullanma oranının yüzde 48’in üzerine çıktığını görüyoruz. Pandemi sırasında ilaç kullanımdaki artışın arkasında kapanmaların yol açtığı yalnızlık ve belirsizlik, hastalığa yakalanma korkusu, kayıplar, ekonomik zorluklar ve işsizlik gibi etkenler var. Ayrıca ev içi çatışmaların artması, kadınların artan bakım yükü ve sosyal desteğin zayıflaması da bu tabloyu derinleştirdi. Antidepresan kullanımındaki bu sıçrama toplumun kolektif olarak yaşadığı zorlanmayı yansıtıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Türkiye’de antidepresan kullanımı birçok Avrupa ülkesinin gerisinde</strong></p>
<p>Türkiye’deki antidepresan kullanımını dünya genelinde değerlendiren akademisyen, şunları söyledi:</p>
<p>“Türkiye’de antidepresan kullanımı artıyor ama hâlâ birçok Avrupa ülkesinin gerisindeyiz. OECD verilerine göre Türkiye, üye ülkeler arasında antidepresan kullanım oranı en düşük ülkelerden biri. Örneğin, İzlanda, Portekiz, İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde kişi başına düşen antidepresan kullanımı Türkiye’nin 3 ila 4 katı kadar. Ancak bu fark, Türkiye’de toplumun daha sağlıklı olduğunu değil, psikoterapiye ve psikiyatrik hizmetlere erişimin daha sınırlı olduğunu gösteriyor da olabilir. Batı ülkelerinde psikoterapi hizmetleri daha yaygın ve erişilebilir düzeyde olduğu için insanlar, Türkiye’de örneğindeki gibi, sadece ilaca yönelmiyor. Yani düşük oranlar her zaman olumlu bir tabloya işaret etmiyor.”</p>
<p><strong>Antidepresanların yanlış ya da gereksiz kullanımı riskli</strong></p>
<p>Antidepresan kullanım süresi ve miktarlarıyla ilgili de konuşan Şalcıoğlu,<strong> </strong>“Elimizdeki bilimsel kaynaklarda, Türkiye’de antidepresanların ortalama kullanım süresi ya da bireysel doz tercihlerine dair güvenilir bir veri bulunmuyor. Klinik rehberlerde genellikle 6 ay ve üzeri kullanım önerilir, ancak bu süre vakaya göre değişir. Genellikle kişilerin bu süreyi aştığını, yıllarca ilaç kullanabildiğini görüyoruz. Antidepresan kullanımını anlayabilmek için daha detaylı saha araştırmalarına ihtiyaç var” dedi. Gereksiz kullanımın riskler taşıdığını belirten Şalcıoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Antidepresanlar yanlış ya da gereksiz kullanıldıklarında ciddi riskler taşırlar. Öncelikle biyolojik açıdan, yan etkiler (uyku bozuklukları, kilo değişimi, cinsel işlev sorunları, mide‑bağırsak yakınmaları vb.) görülebilir; bazı ilaçlarda ani kesilme sendromu yaşanabilir. Uzun süreli ve kontrolsüz kullanım, beynin kimyasal dengesini yapay biçimde değiştirebilir. Psikolojik açıdan ise en önemli risk, duygusal dayanıklılığın ve başa çıkma becerilerinin zayıflamasıdır. Kişi her zorlanmada ilaca yönelme eğilimi geliştirebilir; bu da psikoterapi veya yaşam koşullarını değiştirme gibi daha kalıcı çözümleri geciktirebilir. Toplumsal düzeyde ise, ‘hızlı çözüm’ kültürü ve sağlık sisteminin ilaca dayalı yapısı güçlenir; böylece ruhsal sıkıntıların altında yatan sosyo‑ekonomik nedenler görünmez hale gelir. Bu nedenle ilaçlar, doğru tanı, düzenli izlem ve gerektiğinde psikoterapi desteğiyle birlikte kullanıldığında anlamlı bir fayda sağlar.”</p>
<p><strong>Ruh sağlığı hizmetlerinin, psikoterapilerle desteklenmesi gerekiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Şalcıoğlu ruh sağlığını korumak için atılması gereken adımlarla ilgili ise şöyle konuştu:</p>
<p>“Ruh sağlığını sadece bireysel değil, kamusal bir iyilik hali olarak görmek zorundayız ve bu da yapısal çözümler gerektiriyor. Önleyici adımlar bu çerçevede büyük önem taşıyor: Okullarda duygusal okuryazarlık eğitimlerinin verilmesi, sosyal bağları güçlendiren topluluk temelli programların hayata geçirilmesi, ekonomik güvencesizlikle mücadele edilmesi, bireysel dayanıklılığı artırmakla kalmaz, toplumsal ruh sağlığını da güçlendirir. Bu noktada Türkiye’de sayısı 100 bini aşan psikoloji lisans mezunu önemli bir kaynak oluşturuyor. Etkili psikoterapi yaklaşımları alanında eğitilen psikologlar farkındalık ve erken müdahale programlarında etkin biçimde değerlendirilerek toplum ruh sağlığına katkı sunabilir. Sorunlar ortaya çıktığında ise, müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi gerekiyor. Bu aşamada yalnızca ilaca dayalı kısa süreli çözümler kalıcı iyilik halini sağlamak için yeterli değil. Ruh sağlığı hizmetlerinin, bilimsel etkinliği kanıtlanmış psikoterapilerle desteklenmesi gerekir. Bilimsel temelli psikoterapilerin sağlık sistemine entegre edilmesi ve bu alanda çalışan personelin psikolojik müdahale konusunda eğitilmesi, Türkiye’de ruh sağlığı hizmetlerinin ilaç odaklı yaklaşımdan iyileşme odaklı bir modele dönüşmesi için en kritik adımdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/antidepresan-kullanimi-son-10-yilda-iki-katina-cikti-583153">Antidepresan kullanımı son 10 yılda iki katına çıktı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin Biyoteknoloji Üssü Yükseliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-biyoteknoloji-ussu-yukseliyor-582384</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 07:37:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biyoteknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[nin]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[üssü]]></category>
		<category><![CDATA[yükseliyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=582384</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, biyoteknoloji alanında tarihi bir dönüm noktasına ulaştı. İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi (İBG) bünyesinde yürütülen bilimsel çalışmalarla geliştirilen Varliciment, Türkiye’de üretilen ilk özgün biyoteknolojik ilaç adaylarından biri olarak sağlıkta dışa bağımlılığı azaltacak yeni bir dönemin kapısını aralıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-biyoteknoloji-ussu-yukseliyor-582384">Türkiye&#8217;nin Biyoteknoloji Üssü Yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, biyoteknoloji alanında tarihi bir dönüm noktasına ulaştı. İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi (İBG) bünyesinde yürütülen bilimsel çalışmalarla geliştirilen <strong>Varliciment</strong>, Türkiye’de üretilen ilk özgün biyoteknolojik ilaç adaylarından biri olarak sağlıkta dışa bağımlılığı azaltacak yeni bir dönemin kapısını aralıyor.</p>
<p>Beş yıl süren Ar-Ge sürecinde <strong>VSY Biotechnology</strong>’nin finansal ve bilimsel desteğiyle yürütülen proje, Türk biyoteknoloji ekosisteminde güçlü bir iş birliği modeli yarattı. Proje, Boğaziçi ve Koç Üniversiteleri mezunu, ABD’de doktorasını tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönerek İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi’nde ekibiyle birlikte çalışan <strong>Dr. Sibel Kalyoncu Uzunlar</strong> ve <strong>Dr. Gülçin Çakan Akdoğan</strong> liderliğinde yürütüldü. Geliştirilen moleküle, projeye bilimsel, finansal ve stratejik destek sağlayan <strong>VSY Biotechnology</strong>’nin Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Dr. Ercan Varlıbaş</strong>’ın soyadından esinlenilerek <strong>“Varliciment”</strong> adı verildi.</p>
<p>Dr. Varlıbaş, projenin yalnızca bilimsel bir başarı değil, Türkiye’nin biyoteknoloji alanındaki vizyonunu somutlaştıran bir adım olduğunu vurguladı:</p>
<p>“<strong>VSY Biotechnology olarak yaklaşık beş yıl önce İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi ile başlattığımız bu proje</strong>, yeni bir biyoteknolojik ilaç molekülü geliştirme hedefiyle yola çıktı. Şu anda sonuçlarımız oldukça iyi. Molekülümüz izole edildi, tanımlandı, laboratuvar verilerimiz başarılı. Eğer insandaki klinik çalışmalar da olumlu sonuçlanırsa, bu ilaç <strong>Biyoteknoloji Vadisi’nde üretilecek</strong> ve ticarileşme sürecine girecek. Yaklaşık 3 yıllık bir yol daha bizi bekliyor ama temeller sağlam atıldı.”</p>
<p>Bu sözlerle Türkiye’nin ilaçta yerli üretim gücünü sanayiyle buluşturma hedefini özetleyen Dr. Varlıbaş, aynı zamanda <strong>Biyoteknoloji Vadisi Yönetim Kurulu Başkanı</strong> olarak sürecin geleceğine de dikkat çekti:</p>
<p>“Varliciment, yalnızca bir tedavi buluşu değildir; Türkiye’nin kendi ilacını, kendi bilim insanlarıyla ve kendi altyapısıyla geliştirebileceğinin kanıtıdır. Türkiye artık biyoteknolojide tüketici değil, üretici bir ülke konumundadır. Bu başarı, yıllardır hayalini kurduğumuz dönüşümün başlangıcı. Biyoteknoloji Vadisi, önümüzdeki dönemde yerli ilaç, aşı ve yenilikçi tedavi teknolojilerinin doğduğu merkez olacak. Türkiye’nin geleceği, bilime ve üretime dayalı bu modelde şekillenecek.”</p>
<p><strong>Biyoteknoloji Vadisi</strong>, İstanbul Tuzla’da yükselen altyapısıyla yalnızca üretim değil, aynı zamanda araştırma, girişimcilik ve sanayi iş birliklerinin bir arada yürütüldüğü bir yenilik üssü olarak konumlanıyor. Türkiye’nin bilim ve sanayi gücünü birleştiren bu vizyon, Varliciment ile gerçeğe dönüşüyor.</p>
<p>Varliciment’in preklinik çalışmalarda gösterdiği yüksek etkinlik oranı, gözdeki damar sızıntılarını engelleyerek görme kaybının ilerlemesini durdurma potansiyeli taşıyor. Molekülün, mevcut ithal ilaçlara göre daha küçük yapısı sayesinde proteine daha güçlü bağlandığı ve tedavi başarısını artırdığı da belirtiliyor. Bu adım, yalnızca bir ilacın hikâyesi değil; <strong>Türkiye’nin bilimde kendi çağına adım atmasının</strong> göstergesi olarak tarihe geçmeye hazırlanıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-biyoteknoloji-ussu-yukseliyor-582384">Türkiye&#8217;nin Biyoteknoloji Üssü Yükseliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prostat Büyümesinden Şikâyetçiyseniz…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prostat-buyumesinden-sikayetciyseniz-579064</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 12:33:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyüklüğü]]></category>
		<category><![CDATA[büyümesinden]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[şikâyetçiyseniz]]></category>
		<category><![CDATA[Su Buharı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579064</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genç yaşlarda ceviz büyüklüğünde olan ve erkek üreme sisteminin önemli bir parçasını oluşturan prostat, 50’li yaşlardan sonra erkeklerin yarısından fazlasında büyümeye başlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-buyumesinden-sikayetciyseniz-579064">Prostat Büyümesinden Şikâyetçiyseniz…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genç yaşlarda ceviz büyüklüğünde olan ve erkek üreme sisteminin önemli bir parçasını oluşturan prostat, 50’li yaşlardan sonra erkeklerin yarısından fazlasında büyümeye başlıyor. Büyüyen prostat; rutin sperm oluşturma, taşıma, dışarı atma ile idrar boşaltma gibi görevlerini yapmakta zorlanabiliyor. Bu durumla karşı karşıya kalan erkekler cinsel işlev bozuklukları başta olmak üzere idrar yapma ve tutma ile ilgili sorunlar yaşayabiliyor. İyi huylu prostat büyümesi tablosunda su buharı enerjisi kullanılarak cerrahi işleme başvurulmadan prostat küçültülebiliyor ve normal işlevini yerine getirmesi sağlanabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Fatih Yanaral, prostat büyümesi ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ceviz büyüklüğünden portakal büyüklüğüne ulaşırsa…</strong></p>
<p>Erkeklere özel bir organ olan prostat, mesane çıkışında bulunan ve içerisinden idrar kanalı ile üreme kanallarının geçtiği bir bezdir. Erkeklerin üreme sisteminin önemli bir parçası olan prostat genç yaşlarda ceviz büyüklüğünde sağlıklı bir şekilde görevlerini yerine getirirken 50-</p>
<p>60’lı yaşlardan sonra büyümeğe başlayınca vücuttaki rutin görevlerini yerine getirmekte zorlanmaya başlar. Ceviz büyüklüğündeki prostatın zamanla portakal büyüklüğüne ulaşması bireyin sosyal yaşamını olumsuz yönde etkilemeye başlar. 50 yaş üstünde erkeklerin yaklaşık yarısında, 80 yaş üstünde ise neredeyse her 10 kişiden 9’unda prostat büyümesi görülebilir.</p>
<p><strong>Sık idrara çıkmak uyku düzeninizi bozuyorsa</strong></p>
<p>Büyümüş bir prostat bezi, mesaneden idrar akışını engellemektedir. Bu durumda bireylerin gece sık sık idrara kalmasına neden olan uyku düzeninin bozulmasına da neden olmaktadır. Prostat büyümesinin en önemli belirtileri şunlardır;</p>
<ul>
<li>Sık idrara çıkma (özellikle geceleri)</li>
<li>İdrar yaparken zorlanma</li>
<li>İdrar akışında azalma veya kesikli akı</li>
<li>İdrarı tam boşaltamama hissi</li>
<li>İdrara başlamada gecikme</li>
<li>Ani idrar yapma isteği</li>
</ul>
<p><strong>Su buharının ısı enerjisi ile prostat küçültülebiliyor</strong></p>
<p>İyi huylu prostat büyümesinin tedavisi öncelikle prostat bezinin büyüklüğü ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlenir. Bu tedaviler yaşam tarzı değişiklikleri, ilaç tedavileri, fitoterapi ve cerrahi tedavi seçenekleridir. Minimal invaziv yöntemlerden biri olan Rezum yani su buharı tedavisi son yıllarda başarılı sonuçları ile tercih edilmektedir. Bu tedavi, endoskopik olarak iğne yardımı ile steril su buharının prostat dokusuna verilmesi prensibine dayanır. Buharın ısı enerjisi, büyümüş prostat dokusunu küçültür ve idrar kanalı üzerindeki baskıyı azaltır.</p>
<p><strong>Cinsel aktivite korunabiliyor</strong></p>
<p>Su buharı tedavisi çoğunlukla cinsel fonksiyonlarını korumak isteyen bireyler için tercih edilmektedir. Ancak hastanın durumu değerlendirildikten sonra tedavi yöntemine hasta ile hekim birlikte karar verir. Ayrıca su buharıyla ilaç tedavilerine yanıt vermeyen veya ilaç yan etkilerinden rahatsız olan hastalar, prostat büyüklüğü orta derece yani 30-80 gram olan erkekler, genel anestezi riski yüksek olan veya daha az invaziv tedavi arayan hastalar ile kan sulandırıcı ilaç kullanan ve bu ilaçlara ara vermek istemeyen kişiler için tercih edilebilmektedir. Rezum tedavisi genellikle hafif sakinleştirici ilaçlar eşliğinde uygulanır. Su buharı, prostatın büyümüş bölgelerine enjeksiyonlarla verilir. Yaklaşık 10-15 dakika süren işlem sonrası hastanede kısa süre kalan hasta taburcu olarak normal hayatına dönebilir.   Tedavi edilen doku zamanla hastanın vücudu tarafından doğal yollarla emilerek prostat küçülür, hasta cinsel fonksiyonlarını ve idrar yapma işlevlerini rahatlıkla yürütmeye başlar. Rezum (su buharı) ile prostat büyümesi tedavisinin diğer avantajları da şunlardır;</p>
<ul>
<li>Minimal invaziv yöntemde risk en aza iner.</li>
<li>Hasta 48-72 saat içinde normal aktivitelerine dönebilir</li>
<li>Cinsel fonksiyonlar korunur, boşalma sırasında meninin geriye kaçma (retrograd ejakülasyon) riski çok düşük olur</li>
<li>Hastanede kalış süresi kısadır</li>
<li>Orta büyüklükte prostatı olan pek çok hastaya uygulanabilir. Bu durum da prostat boyutu daha küçükken hastaların bu rahatsızlıktan erken kurtulmasını sağlar.</li>
<li>Düşük kanama riski nedeniyle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalarda da Rezum yöntemi uygulanabilir.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-buyumesinden-sikayetciyseniz-579064">Prostat Büyümesinden Şikâyetçiyseniz…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakırköy’de Atık İlaçlar Güvenle Toplanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-atik-ilaclar-guvenle-toplaniyor-577088</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 19:39:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy]]></category>
		<category><![CDATA[güvenle]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[laçlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplanıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=577088</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Bakırköy Belediyesi, sağlıklı yaşam ve çevre dostu bir dönüşüm için “Atık İlaç Kutuları” uygulamasını hayata geçirdi. Pilot proje kapsamında, ilçedeki eczanelere bırakılan kutular sayesinde tarihi geçmiş veya kullanılmayan ilaçlar evsel atıklardan ayrıştırılarak güvenli bir şekilde imha edilecek.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-atik-ilaclar-guvenle-toplaniyor-577088">Bakırköy’de Atık İlaçlar Güvenle Toplanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bakırköy Belediyesi, çevreye ve insan sağlığına zarar veren atık ilaçların evsel çöplerle karışmasını önlemek amacıyla yeni bir uygulamayı hayata geçirdi.</p>
<p>Başlatılan pilot çalışma kapsamında ilçedeki eczanelere “Atık İlaç Kutuları” yerleştirildi.</p>
<p>Vatandaşlar, ellerinde bulunan son kullanma tarihi geçmiş ya da kullanmadıkları ilaçları çöpe atmak yerine en yakın eczaneye teslim edebilecek.</p>
<p>Eczaneler aracılığıyla toplanan ilaçlar, belediyeye ulaştırılarak güvenli şekilde imha edilecek.</p>
<p><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/09/bakirkoyde-atik-ilaclar-guvenle-toplaniyor-0-UjOHQNwn.jpeg"></p>
<p>Çalışmayı yakından takip eden Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, saha ziyaretleri kapsamında eczanelere giderek eczacıların talep ve önerilerini dinledi. Atık ilaç kutularının önemine değinen Başkan Ovalıoğlu, hem eczacılara hem de vatandaşlara konuyla ilgili bilgilendirmeler yaparak uygulamanın çevre ve insan sağlığı açısından taşıdığı önemi vurguladı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-atik-ilaclar-guvenle-toplaniyor-577088">Bakırköy’de Atık İlaçlar Güvenle Toplanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakırköy&#8217;de Atık İlaçlar Eczanelerde Toplanıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-atik-ilaclar-eczanelerde-toplaniyor-576956</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 12:19:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[bakırköy]]></category>
		<category><![CDATA[eczanelerde]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[laçlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplanıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576956</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bakırköy Belediyesi, sağlıklı bir yaşam ve çevre dostu dönüşüm için “Atık İlaç Kutuları” uygulamasını başlattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-atik-ilaclar-eczanelerde-toplaniyor-576956">Bakırköy&#8217;de Atık İlaçlar Eczanelerde Toplanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bakırköy Belediyesi, sağlıklı bir yaşam ve çevre dostu dönüşüm için “Atık İlaç Kutuları” uygulamasını başlattı. Pilot uygulama kapsamında ilçedeki eczanelere bırakılan kutular sayesinde tarihi geçmiş ya da kullanılmayan ilaçlar evsel atıklardan ayrıştırılarak güvenle imha edilecek.</p>
<p>Bakırköy Belediyesi, çevreye ve insan sağlığına zarar veren atık ilaçların evsel çöplerle karışmasını önlemek amacıyla yeni bir uygulamayı hayata geçirdi. Başlatılan pilot çalışma kapsamında ilçedeki eczanelere “Atık İlaç Kutuları” yerleştirildi. Vatandaşlar, ellerinde bulunan son kullanma tarihi geçmiş ya da kullanmadıkları ilaçları çöpe atmak yerine en yakın eczaneye teslim edebilecek. Eczaneler aracılığıyla toplanan ilaçlar, belediyeye ulaştırılarak güvenli şekilde imha edilecek. Çalışmayı yakından takip eden Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, saha ziyaretleri kapsamında eczanelere giderek eczacıların talep ve önerilerini dinledi. Atık ilaç kutularının önemine değinen Başkan Ovalıoğlu, hem eczacılara hem de vatandaşlara konuyla ilgili bilgilendirmeler yaparak uygulamanın çevre ve insan sağlığı açısından taşıdığı önemi vurguladı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bakirkoyde-atik-ilaclar-eczanelerde-toplaniyor-576956">Bakırköy&#8217;de Atık İlaçlar Eczanelerde Toplanıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Acıbadem Üniversitesi&#8217;nden Antibiyotik Direncine Karşı Dev Adım: Yeni Nesil Antibiyotikler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinden-antibiyotik-direncine-karsi-dev-adim-yeni-nesil-antibiyotikler-571564</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 09:17:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[Bakteriler]]></category>
		<category><![CDATA[Direnç]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[etkili]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[Moleküller]]></category>
		<category><![CDATA[örnek]]></category>
		<category><![CDATA[üzerinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=571564</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antibiyotik direnci, modern tıbbın karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden biri. Öyle ki, dünyada yılda yaklaşık 1,5 milyon kişi antibiyotik direnci nedeniyle hayatını kaybediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinden-antibiyotik-direncine-karsi-dev-adim-yeni-nesil-antibiyotikler-571564">Acıbadem Üniversitesi&#8217;nden Antibiyotik Direncine Karşı Dev Adım: Yeni Nesil Antibiyotikler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Antibiyotik direnci, modern tıbbın karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden biri. Öyle ki, dünyada yılda yaklaşık 1,5 milyon kişi antibiyotik direnci nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye’de ise bu sayı yılda 35 bin civarında. Ancak Acıbadem Üniversitesi bilim insanları bu küresel krize umut olacak bir gelişmeye imza attı. Bağışıklık sisteminden ilham alarak geliştirilen ve bakterilerin direnç geliştiremediği yeni nesil antibiyotikler, laboratuvar ve klinik örneklerde olağanüstü başarı sağladı. Pek çok ölümcül enfeksiyon üzerinde etkili olan bu yenilikçi teknoloji, yakın gelecekte dünya ilaç endüstrisinin de odağına yerleşerek hastaların hizmetine sunulacak</strong></em>.</p>
<p>Acıbadem Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özge Can ve Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tanıl Kocagöz’ün öncülüğünde farklı branşlardan uzmanların oluşturduğu multidisipliner bir ekibin iş birliğiyle geliştirilen yeni nesil antibiyotikler, dünyayı tehdit eden antibiyotik direncine karşı umut ışığı oldu. Bakterilerin genetik olarak direnç geliştiremediği bu özel moleküller, bağışıklık sisteminden ilham alınarak üretildi. Geliştirilen antibiyotiklerin, hiçbir mevcut tedaviye yanıt vermeyen çoklu ilaç dirençli mikroorganizmalara karşı etkili olduğu klinik örneklerle ve deneysel çalışmalarla kanıtlandı. “Aslında dünya şu an, antibiyotiklerin gereksiz bir şekilde yaygın kullanımı sorunuyla mücadele ediyor” diyen Prof. Dr. Özge Can,<strong> “</strong>Piyasada var olan birçok antibiyotik artık etkili değil. Çünkü bakteriler bu ilaçlara karşı genetik değişikliklerle direnç geliştiriyor. Büyük ilaç firmaları yeni moleküller geliştirmekten çekiniyor; çünkü her yeni moleküle karşı kısa sürede direnç oluşuyor. İşte biz bu döngüyü kıracak bir çözüm bulduk” şeklinde sözlerini sürdürüyor.</p>
<p><b><strong>“Bakteriler bu moleküllere karşı savunmasız”</strong></b></p>
<p>Acıbadem Üniversitesi’nde bu teknoloji üzerinde 10 yılı aşkın bir süredir çalıştıklarını ve bu moleküllerin TÜBİTAK destekli büyük bir proje ile geliştirildiğini anlatan Prof. Dr. Özge Can, “Geliştirdiğimiz antibiyotikler, bağışıklık sistemimizin doğal savunma mekanizmalarında yer alan peptit moleküllerden esinlenilerek üretildi. Bu moleküllerin yapısı helikal, yani matkap ucu gibi. Bakterinin çeperine girip delik oluşturuyor. Bu mekanizma nedeniyle bakteriler direnç geliştiremiyor. Çünkü bakteri, çeper yapısını genetik olarak kolayca değiştiremiyor” diyor.</p>
<p><b><strong>245 klinik örnekte yüzde 100 başarı</strong></b></p>
<p>Geliştirilen peptit moleküller, yalnızca bakterilere değil, mantar türlerine karşı da etkili. “<em>E. coli</em>, <em>S. aureus</em>, <em>Pseudomonas aeruginosa</em> gibi dirençli bakterilerin yanı sıra <em>Candida</em> gibi mantar türleri üzerinde de etkili oldu. Toplamda 245 farklı klinik örnek üzerinde çalıştık. Hepsi çoklu ilaç direnci taşıyan ve piyasada var olan hiçbir antibiyotiğin işe yaramadığı bakterilerdi. Bizim antibiyotiğimiz hepsine karşı etkili oldu” diyen Prof. Dr. Özge Can, çalışmanın gücünü vurguluyor.</p>
<p><strong>Gerçek hasta örneklerinde de test edildi</strong></p>
<p>Bu antibiyotiklerin yalnızca laboratuvar ortamında değil, gerçek klinik örneklerde ve deney hayvanlarında da test edildiğini belirten Prof. Dr. Özge Can, “Hiçbir antibiyotiğin işe yaramadığı hastane enfeksiyonu örneklerinde bile antibiyotiğimizin etkili olduğunu gördük. Bu çok büyük bir gelişme” diyor.</p>
<p><b>Üstelik bu moleküllerin insan hücreleri üzerinde toksik etki yaratmadığına ve üretimlerinin oldukça kolay olduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Özge Can, “Moleküller için patent başvurusu tamamlandı ve iş birliği için dünya çapında ilaç firmalarıyla görüşmeler başlatıldı” şeklinde konuştu. <strong>“5 yıl içinde klinik kullanıma geçebiliriz”</strong></b></p>
<p>“Amacımız, bu antibiyotiği 5 yıl içinde klinik kullanıma sunmak. Çok düşük bir ihtimalle bile olsa bakterilerin bu moleküllere direnç geliştirmesi oldukça zor. Çünkü hedef bakteri çeperi ve bu yapı, genetik olarak kolay kolay değiştirilemez. Bu açıdan geliştirdiğimiz antibiyotik molekülleri, çoklu ilaç dirençli mikroorganizmalara karşı oldukça etkili” diyen Prof. Dr. Özge Can, bu çalışmalarının tıp dünyasında büyük bir boşluğu doldurabilecek nitelikte olduğunu vurguluyor. Bilim dünyası, şimdi bu yeniliğin hastalara ulaşmasını ve dirençli enfeksiyonlara karşı yeni bir çağın başlamasını bekliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/acibadem-universitesinden-antibiyotik-direncine-karsi-dev-adim-yeni-nesil-antibiyotikler-571564">Acıbadem Üniversitesi&#8217;nden Antibiyotik Direncine Karşı Dev Adım: Yeni Nesil Antibiyotikler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tükettiğimiz Bazı Besinler İlaçlarımızın Etkisini Değiştiriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tukettigimiz-bazi-besinler-ilaclarimizin-etkisini-degistiriyor-567919</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 14:24:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bazı]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[Greyfurt]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[İlaçlarla]]></category>
		<category><![CDATA[Soya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567919</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı olduğunu düşünerek tükettiğimiz bazı besin ve içecekler, kullandığımız ilaçlarla etkileşime girerek sağlık açısından beklenmedik etkiler doğurabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tukettigimiz-bazi-besinler-ilaclarimizin-etkisini-degistiriyor-567919">Tükettiğimiz Bazı Besinler İlaçlarımızın Etkisini Değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı olduğunu düşünerek tükettiğimiz bazı besin ve içecekler, kullandığımız ilaçlarla etkileşime girerek sağlık açısından beklenmedik etkiler doğurabiliyor. Özellikle; nar suyu, yeşil çay, greyfurt, süt ürünleri ve soya tüketimi ilaçlarla en fazla etkileşime giren besinler arasında. <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Selin Yavuz</strong>, birden fazla ilaç kullanan bireylerin, kronik hastalığı olanların ve ileri yaş gruplarının besin-ilaç etkileşimleri konusunda daha dikkatli olmaları gerektiğine dikkat çekiyor. Yavuz, yapılan bilimsel araştırmalara göre tüketilirken dikkat edilmesi gereken besinler hakkında önemli bilgiler verdi.</p>
<p><strong>Nar Suyu </strong></p>
<p>Nar suyu; zengin antioksidan içeriği sayesinde faydalı görünse de bazı ilaçlarla birlikte alındığında vücutta istenmeyen durumlara yol açabilir. Çünkü nar suyu, ilaçları parçalayan bazı karaciğer enzimlerini yavaşlatabilir. Bu da ilacın vücutta daha uzun süre kalmasına, etkisinin artmasına ve yan etkilerin görülme ihtimaline neden olabilir. Özellikle epilepsi, tansiyon, diyabet ve kan sulandırıcı ilaç kullanan bireylerde bu etki daha da belirginleşebilir. Eğer düzenli olarak nar suyu içiyorsanız, kullandığınız ilaçlarla etkileşim ihtimalini mutlaka doktorunuza bildirin.</p>
<p><strong>Yeşil Çay </strong></p>
<p>Yeşil çay; içerdiği güçlü antioksidanlar sayesinde pek çok fayda sağlarken bazı ilaçlarla birlikte dikkatli tüketilmeli. İçindeki EGCG adlı bileşen, ilaçların vücutta işlenmesini sağlayan enzimleri yavaşlatabilir veya bazı ilaçların bağırsaktan emilimini engelleyebilir. Düzenli ilaç kullanıyorsanız yeşil çay tüketimini doktorunuza danışarak sınırlamanızda fayda var.</p>
<p><strong>Greyfurt Suyu </strong></p>
<p>İçeriğindeki bazı maddeler nedeniyle ilaçların parçalanmasını engelleyebilir. Bu durum, ilacın kanda birikmesine ve toksik düzeylere ulaşmasına yol açabilir. Özellikle kalp-damar hastalıkları, tansiyon, kolesterol, depresyon gibi durumlarda kullanılan ilaçlar greyfurttan etkilenebilir. Bilimsel araştırmalar, sadece bir bardak greyfurt suyunun bile bazı ilaçların etkisini değiştirebildiğini ve bu etkinin 12 saate kadar sürebildiğini gösteriyor. Greyfurtun etkisi bazen 72 saate kadar çıkabilmekte. Greyfurt veya greyfurt suyu tüketiyorsanız, özellikle ağız yoluyla aldığınız ilaçlarla birlikte alamamaya dikkat edin.</p>
<p><strong>Süt ve Süt Ürünleri</strong></p>
<p>Süt ve süt ürünleri de bazı ilaçların emilimini azaltabilen besinlerden. Bazı antibiyotikler, sütten gelen kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerle birleşerek çözünemeyen yapılar oluşturabilir. Bu da ilacın bağırsaktan yeterince emilememesine ve tedavi etkinliğinin azalmasına yol açabilir. Antibiyotik kullanırken süt ürünlerinden uzak durmak, ilacı süt ürünlerinden en az 2 saat önce veya sonra almak en sağlıklısıdır.</p>
<p><strong>Soya </strong></p>
<p>Soya; doğal yapısında bulunan izoflavonlar sayesinde bazı hormon benzeri etkiler gösterirken, ilaçlarla da önemli düzeyde etkileşebilir. Soya tüketimi; bazı ilaçların parçalanmasını sağlayan karaciğer enzimlerini yavaşlatabilir ya da ilaçların bağırsaklardan emilmesini engelleyebilir. Eğer soya ağırlıklı bir diyetiniz varsa, ilaç etkilerinde değişim yaşanmaması için bu tüketimin sabit ve ölçülü olması önemlidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tukettigimiz-bazi-besinler-ilaclarimizin-etkisini-degistiriyor-567919">Tükettiğimiz Bazı Besinler İlaçlarımızın Etkisini Değiştiriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Tayfun Uzbay: &#8220;Zayıflama amacıyla, ister gıda takviyesi ister başka bir ilaç olsun, ezbere ilaç kullanılmaz!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-tayfun-uzbay-zayiflama-amaciyla-ister-gida-takviyesi-ister-baska-bir-ilac-olsun-ezbere-ilac-kullanilmaz-567952</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 14:09:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[bunlar]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=567952</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, son dönemde ölümlere neden olan zayıflama ürünlerinin içine gizlice katılan ve tüm dünyada yasaklanan "Sibutramin" maddesi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-tayfun-uzbay-zayiflama-amaciyla-ister-gida-takviyesi-ister-baska-bir-ilac-olsun-ezbere-ilac-kullanilmaz-567952">Prof. Dr. Tayfun Uzbay: &#8220;Zayıflama amacıyla, ister gıda takviyesi ister başka bir ilaç olsun, ezbere ilaç kullanılmaz!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, son dönemde ölümlere neden olan zayıflama ürünlerinin içine gizlice katılan ve tüm dünyada yasaklanan &#8220;Sibutramin&#8221; maddesi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>“Yemek yeme arzusu azalıyor ancak tehlikeli olan da bu…”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Uzbay, “Sibutramin” maddesinin beyinde neden olduğu etkiyi ve tehlike boyutunu şu sözlerle açıkladı:</p>
<p>&#8220;Bu madde, herkesin bildiği dopamin, serotonin, noradrenalin gibi nörokimyasalların etkilerini arttırıyor. Onların sinir uçlarında daha fazla etki göstermesine neden oluyor. Evet, iştah azalıyor, yemek yeme arzusu azalıyor. Ancak tehlikeli olan da bu. Noradrenalini arttırması nedeniyle zaten hipertansiyonu arttırması beklenir. Damar yataklarında ciddi bozukluklara, kanamalara, örneğin inmeye yol açabiliyor. Bu özellikleri nedeniyle hem Amerikan Gıda İlaç Dairesi (FDA) tarafından hem de Avrupa İlaç Ajansı (EMA) tarafından yasaklandı ve piyasadan çekildi.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Problem, onayın Tarım Bakanlığı&#8217;ndan alınması&#8221;</strong></p>
<p>Tehlikenin temelinde yatan yasal boşluğa ve denetim zafiyetine dikkat çeken Prof. Dr. Uzbay, &#8220;Buradaki problem aslında bu gıda takviyelerinin Tarım Bakanlığı tarafından onaylanması, kolayca piyasaya sürülmesi ve denetimlerinin az olmasıdır. Sibutramin maddesi başka nelere konuyor, onu bilmiyoruz. Bu yetkinin tamamen Sağlık Bakanlığı&#8217;na geçmesi ve bu ürünlerin bu kadar kolay piyasaya çıkmaması lazım.&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Bitkisel olan zararsızdır&#8221; efsanesi bir aldatmaca</strong></p>
<p>Halk arasında yaygın olan yanlış bir algının tehlikeyi büyüttüğünü belirten Prof. Dr. Uzbay, &#8220;bitkisel&#8221; ve &#8220;ilaç değildir&#8221; etiketlerinin birer aldatmaca olduğunu söyledi:</p>
<p>Prof. Dr. Uzbay, &#8220;Halkın ilaç okuryazarlığı maalesef çok düşük ve şöyle bir şey pompalandı: &#8216;Bitkisel olan, bitki kökenli ürünlerin tamamı zararsızdır.&#8217; O nedenle de burada Sağlık Bakanlığı denetimi devre dışı kaldı. Önemli olan etken maddenin böyle bir etki oluşturmasıdır. Bitkisel olması, bir etken maddenin yan etkileri olmayacağı anlamına gelmiyor. Bu ürünlerin üzerinde ne yazıyor? ‘İlaç değildir.’ Ama bunların hepsi sağlık için pazarlanıyor, hastalıklara iyi geleceği iddia ediliyor ve aynen bir ilaç gibi eczanelerde de satılıyor.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;Viagra etken maddesi de katılıyor&#8221;</strong></p>
<p>Prof. Dr. Uzbay, bu sahtekarlığın sadece zayıflama ürünleriyle sınırlı olmadığını, cinsel gücü artırdığı iddia edilen takviyelerde de benzer bir durumun yaşandığını ifade ederek, “Cinsel gücü arttırdığı iddia edilen birçok başka takviye var piyasada satılan. Bunlar üzerinde de inceleme yapılsa çoğunda Viagra diye bildiğimiz sildenafil etken maddesi bulunuyor. Bunlar internetten ve elden pazarlayan şirketlerden de temin edilebiliyor, kuryelerle kapıya kadar getirilebiliyor.&#8221; ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bu işleri yapanların bu işlerden men edilmesi gerekiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bu ölümcül ticaretin önüne geçmek için atılması gereken adımları şu şekilde sıraladı:</p>
<p>&#8220;Bunu yapan firma ve bunu piyasaya sürenler her kimlerse, bunların cezalandırılması gerekiyor. Yani yasaklamaktan önce caydırıcı cezaların açık seçik ortaya konması lazım. Bu işleri yapanların bu işlerden men edilmesi gerekiyor. Ve denetimi yapmaya yetkili olan bakanlığın Tarım Bakanlığı&#8217;ndan ziyade Sağlık Bakanlığı olması lazım. Üzerinde ‘ilaç değildir’ yazınca sorumluluktan da kurtuluyorsunuz. Hâlbuki bir hekim böyle bir ilaç verse ve hasta zarar görse ciddi sorumlulukları var. Bunların da bir sorumluluk dâhilinde olması lazım.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;Ezbere ilaç kullanmayın!&#8221;</strong></p>
<p>Prof. Dr. Uzbay, sözlerini vatandaşlara yönelik hayati bir uyarıyla tamamladı:</p>
<p>&#8220;Bir ayda 10-15 kilo vermek çok sağlıklı bir şey değildir. Zayıflama amacıyla, ister gıda takviyesi ister başka bir ilaç olsun, ezbere ilaç kullanılmaz. Mutlaka bir endokrinoloji uzmanının değerlendirmesi, reçetesi veya tavsiyesi ve bir diyetisyenin gözetiminde yapılması lazım. Yoksa insanlar çok ağır sonuçlarla karşılaşabilir.&#8221;</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-tayfun-uzbay-zayiflama-amaciyla-ister-gida-takviyesi-ister-baska-bir-ilac-olsun-ezbere-ilac-kullanilmaz-567952">Prof. Dr. Tayfun Uzbay: &#8220;Zayıflama amacıyla, ister gıda takviyesi ister başka bir ilaç olsun, ezbere ilaç kullanılmaz!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hasat Öncesi Pestisit Denetimi İçin Numuneler Alınıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hasat-oncesi-pestisit-denetimi-icin-numuneler-aliniyor-568039</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 09:00:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568039</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığınca hatalı zirai ilaç kullanımının önlenmesi için tarla, bağ, bahçe ve seralarda ‘Hasat Öncesi Pestisit Denetimi uygulanıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hasat-oncesi-pestisit-denetimi-icin-numuneler-aliniyor-568039">Hasat Öncesi Pestisit Denetimi İçin Numuneler Alınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığınca hatalı zirai ilaç kullanımının önlenmesi için tarla, bağ, bahçe ve seralarda ‘Hasat Öncesi Pestisit Denetimi uygulanıyor. Uygulama kapsamında 81 İlde biber, domates, hıyar, patlıcan, kabak, maydanoz, marul, soğan, patates, ıspanak, fasulye, roka, tere, brokoli, börülce, karnabahar, lahana, enginar, pazı, bamya, havuç, patates, mantar, erik, kayısı, kiraz, vişne, limon, mandalina, portakal, greyfurt, nar, armut, şeftali, nektarin, üzüm, elma, incir, fındık, çilek, asma yaprağı, muz, kivi, ayva, kekik gibi yaş meyve ve sebzelerden hasat öncesinde alınan numuneler Bakanlığa bağlı Gıda Kontrol Laboratuvarlarında analiz ediliyor. Analiz sonucunda uygunsuzluk tespit edilmesi durumunda idari para cezası ve/veya ürün imhası işlemleri uygulanıyor.</p>
<p>İzmir’de üzümde hasat öncesi numune alımı sırasında açıklama yapan İzmir Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa Şahin hasat öncesi pestisit denetimi için yetkilendirilen Kontrol Görevlilerinin numuneleri aldığını belirterek ”Kontrol Görevlisi bitkisel üretimde yasaklı, tavsiye dışı veya hatalı bitki koruma ürünü kullanımını denetlemek amacıyla  üretim yerinin tamamını temsil edecek şekilde değişik yerlerinden ve farklı bitkilerden tesadüfen seçilen ürünleri poşetlere almakta, plastik mühürle mühürlemekte, etiketi ile birlikte Bakanlığımız İl Kontrol Laboratuvar Müdürlüğüne en kısa sürede göndermektedir. Hasat Öncesi Denetim kapsamında yapılan analiz sonucunda; Tavsiye dışı Bitki Koruma Ürünü kullanımı tespit edilmesi durumunda üreticiye idari para cezası uygulanmaktadır. İdari yaptırım sonrasında tespit edilen Bitki Koruma Ürününün Ülkemizde kullanımı yasaklı olması durumunda tüm ürün imha edilmektedir” dedi.</p>
<p>Üreticilerin, zirai ilaçları etiket bilgilerine göre uygulamalarının önemini vurgulayan Şahin şunları söyledi: “Tavsiye dışı ilaç kullanılmaması, ilaçlama ile hasat arasında geçmesi gereken süreye uyulması oldukça önemli. Hatalı Zirai İlaç Kullanımı birçok olumsuzluğu beraberinde getiriyor. Faydalı organizmalar zarar görüyor, Doğal denge bozuluyor, Ürünlerin ekonomik değeri düşüyor.</p>
<p>Bu nedenle üreticilerimiz Kalıntıyı Önlenmek İçin; Zirai ilaçları reçete ile almalı, etiket bilgilerine uygun doz ve zamanda kullanmalı, ilaçlama ile hasat arasında geçmesi gereken süreye mutlaka uymalıdırlar. Bu topraklar, bu topraklarda bin bir emekle üretilen bu ürünler geleceğimiz. Hiç birimiz bu emeğin zayi olmasını istemeyiz. O yüzden de bu üretimi kuralına uygun olarak yapmak zorundayız.”</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hasat-oncesi-pestisit-denetimi-icin-numuneler-aliniyor-568039">Hasat Öncesi Pestisit Denetimi İçin Numuneler Alınıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Emzirme mucizesi&#8221; bebek ve annesine ilaç gibi geliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/emzirme-mucizesi-bebek-ve-annesine-ilac-gibi-geliyor-560475</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Aug 2025 14:13:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[annesine]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[gibi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[mucizesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=560475</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emzirmenin hem bebek hem de anne için mucizevi faydaları olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. T. Gül Şendil, emzirmenin annenin ruhsal sağlığı üzerindeki iyileştirici rolüne dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emzirme-mucizesi-bebek-ve-annesine-ilac-gibi-geliyor-560475">&#8220;Emzirme mucizesi&#8221; bebek ve annesine ilaç gibi geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Emzirmenin hem bebek hem de anne için mucizevi faydaları olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. T. Gül Şendil, emzirmenin annenin ruhsal sağlığı üzerindeki iyileştirici rolüne dikkat çekti. Emzirmenin ruh halini iyileştiren, stresi azaltan ve rahatlama sağlayan bir hormon olan oksitosinin salınımını artırdığını kaydeden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Emzirme, doğum sonrası depresyon ve anksiyete riskini önemli ölçüde azaltır. Oksitosin hormonu ve emzirme sırasında yaşanan yakınlık ve bağlanma duygusu, uyku kalitesini olumlu etkileyebilir” dedi.<br />Dünya Emzirme Haftası, emzirme ile ilgili konularda farkındalığı artırmak ve tüm dünyada anne sütü ile beslenmeyi desteklemek ve yaygınlaştırmak amacıyla her yıl 1-7 Ağustos tarihleri arasında küresel bir faaliyet olarak yürütülüyor.<br />İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. T. Gül Şendil, emzirmenin bebek ve anne sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi.<br />Emzirme, bebek ve anneye sayısız fayda sağlıyor<br />Doğum sonrası dönemin yeni anneler için sevinç ve yoğun zorluklarla dolu bir süreç olduğunu ifade eden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Bu dönemde verilen kararların en önemlilerinden biri de bebeğin beslenme biçimidir. Emzirme, sıklıkla zorluklarla ilişkilendirilse de hem anne hem de bebek için sayısız fayda sunan, doğanın sunduğu eşsiz bir beslenme yöntemidir. Birleşmiş Milletler&#8217;in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) emzirmenin önemini vurgulayarak annelerin yaşamın ilk saati içerisinde emzirmeye başlamasını, 6 ay boyunca sadece bebeklerini emzirmelerini, ayrıca iki yaşına ve daha sonrasına kadar emzirmeye devam etmelerini önermektedir” dedi.<br />Anne sütü bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirir<br />Emzirmenin bebeğe sağladığı faydalara dikkat çeken Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Anne sütü, bebeğin büyüme ve gelişimi için ideal olarak tasarlanmış, mükemmel bir besindir. Formül mamalar, anne sütündeki karmaşık ve dinamik bileşimi tam olarak taklit edemez. Anne sütü, bebeğin ihtiyaçlarına göre bileşenlerini değiştirerek uyarlanabilir bir yapı sergiler. Anne sütü, bebeğin büyüme ve gelişimi için gerekli tüm makro ve mikro besinleri ideal oranlarda içerir. Protein, karbonhidrat ve yağ oranları, bebeğin ihtiyaçlarına göre dengelenmiştir. İmmüno globulinler, antikorlar ve diğer koruyucu faktörler sayesinde, anne sütü bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirir, solunum yolu enfeksiyonları, ishal, kulak enfeksiyonları ve diğer hastalıklara karşı koruma sağlar. Probiyotikler ve prebiyotikler ise sindirim sisteminin gelişmesini destekler. Ayrıca, anne sütü, beyin gelişimi için gerekli olan uzun zincirli yağ asitlerini (DHA ve ARA) içerir. Bu asitler, bilişsel ve görsel yeteneklerin gelişmesini destekler ve uzun dönemli bilişsel fonksiyonlar üzerinde olumlu etkilere sahiptir” dedi.<br />Bilişsel gelişmeyi destekliyor<br />Anne sütünün pek çok sağlık sorununun önlenmesinde önemli rolü olduğunu belirten Prof. Dr. T. Gül Şendil,  “Araştırmalar, emzirilen bebeklerin daha iyi bilişsel gelişime, daha yüksek IQ puanlarına ve daha iyi akademik performansa sahip olduğunu göstermektedir. Emzirme, çocukluk çağı obezitesi, tip 1 diyabet, astım ve bazı alerjik hastalıklar riskini azaltmaya yardımcı olabilir” dedi.<br />Emzirme, doğum sonrası depresyon riskini azaltır<br />Emzirmenin faydalarının sadece bebeklerle sınırlı kalmadığını, annelerin fiziksel ve ruhsal sağlığı üzerinde de olumlu etkiler yarattığını ifade eden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Emzirme, oksitosin hormonunun salınımını artırır. Oksitosin, ruh halini iyileştiren, stresi azaltan ve rahatlama sağlayan bir hormondur. Bu nedenle, emzirme doğum sonrası depresyon ve anksiyete riskini önemli ölçüde azaltır. Emzirme, rahim kasılmalarını hızlandırarak lohusalık kanamasını azaltmaya yardımcı olur. Ayrıca, bazı araştırmalar emzirmenin meme ve yumurtalık kanseri riskini azaltabileceğini ve kilo kontrolüne yardımcı olabileceğini göstermektedir” dedi.<br />Bağlanma duygusu uyku kalitesini olumlu etkileyebilir<br />Emzirmenin aynı zamanda anne ve bebek arasında güçlü ve derin bir bağ kurulmasını sağladığını vurgulayan Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Ten tene temas, yakınlık ve emzirme eyleminin kendisi, bu bağın gelişimine katkıda bulunur. Bu güçlü bağ, annenin ruhsal sağlığını da olumlu etkiler. Düşünüldüğünün aksine emzirme, özellikle gece emzirmeleri annenin uykusunu bölse de uzun vadede emzirmenin uyku kalitesini artırdığına dair kanıtlar da vardır. Oksitosin hormonu ve emzirme sırasında yaşanan yakınlık ve bağlanma duygusu, uyku kalitesini olumlu etkileyebilir” dedi.<br />Emzirme yolculuğundaki zorluklar destek ve eğitimle aşılabilir<br />Emzirmenin hem anne hem de bebek için sayısız fayda sunan doğal ve en iyi beslenme biçimi olduğunu ancak emzirme yolculuğunun zorlayıcı olabileceğini kaydeden Prof. Dr. T. Gül Şendil, “Doğru bilgi, destek ve eğitim bu süreci kolaylaştırır. Emzirme hakkında doğru ve güncel bilgilere erişim, anneleri güçlendirir ve karşılaşabilecekleri zorlukların üstesinden gelmelerine yardımcı olur. Emzirmenin sosyal olarak desteklendiği bir ortamda yaşamak ve çalışmak, aileden, arkadaşlardan ve sağlık çalışanlarından destek almak, emzirmeyi sürdürmek için çok önemlidir” dedi. <br />Emzirmenin desteklenmesi önemli<br />Emzirmenin hem anne hem de bebek sağlığı için sayısız fayda sunan doğal ve en etkili beslenme yöntemi olduğunu söyleyen Prof. Dr. T. Gül Şendil, sözlerini şöyle tamamladı:  “Olası zorluklara rağmen, emzirmenin faydaları, bu zorlukları çok büyük oranda aşmaktadır. Doğru bilgi, destek ve eğitim ile anneler, bu özel yolculukta kendilerine ve bebeklerine en iyi şekilde destek olabilirler. Emzirmeye yönelik bilinçlendirme ve destek programlarının yaygınlaştırılması, sağlık politikalarına entegre edilmesi ve toplumun her kesiminin emzirmeyi desteklemesi, sağlıklı nesillerin yetişmesinde büyük önem taşımaktadır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/emzirme-mucizesi-bebek-ve-annesine-ilac-gibi-geliyor-560475">&#8220;Emzirme mucizesi&#8221; bebek ve annesine ilaç gibi geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akademi ve teknoloji iş birliğinde ilaç olmayan ürün geliştirildi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akademi-ve-teknoloji-is-birliginde-ilac-olmayan-urun-gelistirildi-559602</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jul 2025 13:41:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akademi]]></category>
		<category><![CDATA[birliğinde]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirildi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[olmayan]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=559602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Girişimci öğrenci ve akademisyenlerine projelerinde destek olan İstanbul Atlas Üniversitesi bünyesindeki Atlas Teknoloji Merkezi’nde (TEKMER) yeni bir ürün geliştirildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akademi-ve-teknoloji-is-birliginde-ilac-olmayan-urun-gelistirildi-559602">Akademi ve teknoloji iş birliğinde ilaç olmayan ürün geliştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>Girişimci öğrenci ve akademisyenlerine projelerinde destek olan İstanbul Atlas Üniversitesi bünyesindeki Atlas Teknoloji Merkezi’nde (TEKMER) yeni bir ürün geliştirildi., Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nde görevli Dr. Öğr. Üyesi Erdem Tezcan’ın girişimiyle geliştirilen ve ilaç olmayan ürünün sağlıklı kilo vermede etkili olması hedefleniyor.</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Akademi ve teknoloji iş birliği, yeni fikir ve ürünlerin hayata geçmesinde önemli bir rol üstleniyor. İstanbul Atlas Üniversitesi çatısı altında girişimci öğrenci ve akademisyenlerine önemli fırsatlar sunan ve güçlü bir girişimcilik ortamı sağlayan Atlas Teknoloji Merkezi (TEKMER), yeni bir iş birliğini hayata geçirdi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Sağlıklı kilo vermede etkili ürün geliştirildi</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği’nde görevli Dr. Öğr. Üyesi Erdem Tezcan’ın girişimiyle geliştirilen ürünün sağlıklı kilo vermede etkili olması hedefleniyor. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas TEKMER’in sağladığı fiziksel altyapı, mentörlük, ticarileştirme danışmanlığı ve girişimcilik destekleriyle laboratuvar çalışmalarını gerçekleştiren Dr. Öğr. Üyesi Erdem Tezcan, kolayca hazırlanabilen toz formda, ilaç olmayan bir ürünü uygulamaya aldı. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kilo kontrolü ve metabolik denge sağlanmasına destek sunuyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Ürünle ilgili bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Erdem Tezcan, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Ürün, sabah ve akşam yemeklerden önce bir bardak soğuk suyla karıştırılıp içiliyor. İçeriğindeki özel doğal bileşenlerle mide ve bağırsaklarda su tutarak tokluk hissi oluşturuyor, yemeklerin emilimini geciktiriyor ve yağların bir kısmını tutarak kalori alımını sınırlandırıyor. Bu sayede hem kilo kontrolü hem de metabolik denge açısından kullanıcıya destek sunuyor. Ayrıca gece yatmadan yaklaşık bir saat önce kullanılan farklı bir formül ise bağırsak florasının desteklenmesine ve günlük dışkılama düzeninin sağlıklı şekilde sürdürülmesine katkıda bulunuyor. Bu sistemin en önemli avantajlarından biri, klasik diyet uygulamalarını kolaylaştırması. Yemeklerden önce alınan ürün, uzun süreli tokluk hissi sağlayarak bireyin açlıkla başa çıkmasını kolaylaştırıyor. Bununla birlikte, kan şekerini hızla yükselten yiyeceklerden uzak durmak, porsiyonları kontrollü belirlemek ve günlük su tüketimini artırmak da sürece önemli katkı sağlıyor.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Atlas TEKMER’in girişimcilik desteği çok önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Atlas TEKMER’in önemini vurgulayan Dr.  Öğr. Üyesi Erdem Tezcan, sözlerini şöyle tamamladı: </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span> “Atlas TEKMER’in girişimcilik destekleri, fikirlerin hızlı ve etkili şekilde hayata geçmesini sağlıyor. Sağlanan altyapı, danışmanlık ve destek sayesinde hem bilimsel çalışmamı tamamladım hem de bu çalışmayı toplumsal faydaya dönüştürebildim. Atlas Üniversitesi’nin akademisyenlere sunduğu bu fırsatlar kadar, öğrencilere verdiği girişimcilik desteği de büyük önem taşıyor. Öğrencilerimiz de kendi projelerini burada geliştirip ticarileştirme yoluna gidebiliyor.  Atlas Üniversitesi ve Atlas TEKMER, akademik bilginin ticarileştirilmesi, inovatif fikirlerin desteklenmesi ve toplum yararına dönüşecek projelerin hayata geçirilmesi adına örnek bir model sunuyor. Akademisyenlerin ve öğrencilerin birlikte üretebildiği, destek alabildiği ve büyüyebildiği bu yapı; üniversite, sanayi ve toplum üçgeninde güçlü bir köprü kurmaya devam ediyor.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akademi-ve-teknoloji-is-birliginde-ilac-olmayan-urun-gelistirildi-559602">Akademi ve teknoloji iş birliğinde ilaç olmayan ürün geliştirildi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlaç Maliyetleri Nasıl Azaltılır?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilac-maliyetleri-nasil-azaltilir-555712</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jul 2025 06:46:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltılır]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[maliyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555712</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlaç harcamaları nasıl düşer? Türkiye'nin ilaç harcamaları her geçen gün artarken uzmanlar, genetik çalışmalar ve ilaç ilişkisini anlattı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilac-maliyetleri-nasil-azaltilir-555712">İlaç Maliyetleri Nasıl Azaltılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlaç harcamaları nasıl düşer? Türkiye’nin ilaç harcamaları her geçen gün artarken, Prof.Dr. Muhsin Konuk, genetik çalışmalar ile ilaç harcamaları arasındaki ilişkiyi anlattı.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı Prof. Dr. Muhsin Konuk, kişiye özel tedavi ve farmakogenetik biliminin önemine dikkat çekerek, tıbbın geleceği olarak kabul edilen kişiye özel tedavi ve farmakogenetik alanında önemli değerlendirmelerde bulundu. “Aynı ilacı, aynı hastalık için üç farklı genetik yapıdaki insana verdiğinizde tamamen farklı sonuçlar alırsınız.” diyen Konuk, “Hastaların genetik profillerine bakılarak tedavi yapıldığında başarı oranı yüzde 99,5’e ulaşıyor” diye konuştu.  Türkiye’nin ilk uygulamalı farmakogenetik laboratuvarının Üsküdar Üniversitesi’nde kurulduğunu ve aktif biçimde analizlere başlandığını anlatan Prof. Dr. Konuk, “Bugüne kadar bu alanda birçok bilimsel çalışma yürütüldü. Yaklaşık 15 yüksek lisans öğrencisi tez çalışmalarını tamamladı. Özellikle nöropsikiyatrik hastalıklar (bipolar bozukluk, otizm, şizofreni, Alzheimer, Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklar) üzerine odaklanan bu çalışmalarda, ilgili genlerle hastalıklar arasındaki bağlantılar ve mutasyonların etkileri araştırıldı” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Konuk; 2 ml kandan elde edilen bireylerin ilaçlara olan genetik yatkınlık profiliyle devletin ilaç harcamalarının yaklaşık yüzde 80’inin önlenebileceğini vurguladı.  Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Moleküler Biyoloji Yüksek Lisans Programı Başkanı Prof. Dr. Muhsin Konuk,<strong> </strong>tıbbın geleceği olarak kabul edilen kişiye özel tedavi ve farmakogenetik alanında önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><b><strong>Aldığımız ilaçların neredeyse tamamı vücudumuza girdiği gibi doğrudan kullanılmıyor</strong></b></p>
<p>Farmakogenetiğin, kişilerin genetik yapılarının dışarıdan aldıkları ilaçlara nasıl tepki verdiğini inceleyen bir bilim dalı olduğunu belirten Prof. Dr. Muhsin Konuk, “İnsan vücudunda yaklaşık 22 bin tane gen olduğu söyleniyor. Ancak bunun yüzde 25’inin gerçekte hangi özelliklerimizle ilişkili olduğunu net olarak bilmiyoruz. Aldığımız ilaçlar vücudumuza girdiği gibi doğrudan kullanılmıyor. Özellikle karaciğerimizdeki Sitokrom P450 adlı gen ailesinin ürettiği proteinler, bu ilaçları vücudumuzun kullanabileceği aktif moleküllere dönüştürüyor. Bu proteinlerin çalışma hızı da kişiden kişiye değişiyor.” dedi.</p>
<p><b><strong>Genetik profillere bakılarak tedavi yapıldığında başarı oranı yüzde 99,5’e ulaşıyor</strong></b></p>
<p>“Aynı ilacı, aynı hastalık için üç farklı genetik yapıdaki insana verdiğinizde tamamen farklı sonuçlar alırsınız.” diyen Prof. Dr. Konuk, süreci şöyle özetledi: “Eğer bir kişinin enzimleri ilacı çok hızlı metabolize ediyorsa, ne kadar doz verirseniz verin ilaç etkisiz kalır. Eğer normal düzeyde metabolize ediyorsa, düşük doz bile ciddi bir yanıt oluşturur. Eğer yavaş metabolize ediyorsa veya hiç edemiyorsa, ilacın hiçbir etkisi olmaz. İşte bu yüzden hastaların genetik profillerine bakılarak tedavi yapıldığında başarı oranı yüzde 99,5’e ulaşıyor.”</p>
<p><b><strong>Sağlık harcamaları azalabilir</strong></b></p>
<p>Bütün hastalara aynı hastalıkta aynı tip ilaç verildiğini dile getiren Prof. Dr. Konuk, şöyle devam etti: “Bugünkü istatistik veriler her hastaya aynı ilaçla yapılan tedavi şeklinin başarı oranının yüzde 20 olduğunu söylüyor. Dolayısıyla kaynaklarımızı yüzde 80’i heba oluyor. Çok ciddi anlamda bir masraf oluyor. Aslında burada devlete önemli bir görev düşüyor. Bu bağlamda, nasıl ki hastaneden taburcu edilmeden önce bebeklerden topuktan üç damla kan alınıyor ve bu örnekle üç farklı genetik hastalık taranıyorsa; aynı sistemin bir adım daha geliştirilmesi mümkün. Bu testlere dördüncü bir tarama eklense ve o tek damla kandan bireylerin ilaçlara olan genetik yatkınlık profili de belirlenebilse, devletin ilaç harcamalarının yaklaşık yüzde 80’i önlenebilir. Çünkü ilaçların birey üzerindeki etkileri, genetik farklılıklara göre büyük ölçüde değişiklik göstermektedir. Bu alanda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, tedavi başarısındaki yüzde 20 ile yüzde 100 arasındaki farkın en temel sebebi, ilacın kişiye uygun olup olmamasıdır. Bazı Batı ülkeleri, özellikle de Hollanda, bu tür farmakogenetik taramaları sağlık sistemlerine entegre etmeye başlamış durumdadır. Türkiye’nin de bu uygulamayı hayata geçirmesi hem hasta sağlığı hem de ekonomik verimlilik açısından büyük bir kazanım olacaktır.”</p>
<p><b><strong>Kişiye özel tedavide genetik testlerin rolü arttı</strong></b></p>
<p>Prof. Dr. Muhsin Konuk, son yıllarda kişiye özel (bireyselleştirilmiş) tedavi yaklaşımlarında genetik testlerin rolünün giderek arttığına işaret ederek, “Bu testlerin doğruluk ve güvenilirlik oranı, neredeyse yüzde 100’e yakındır. Özellikle gen ekspresyonu (genin nasıl çalıştığı) ve bu ekspresyonu etkileyen epigenetik faktörler üzerine yapılan çalışmalar sayesinde, genlerin sadece varlığı değil ne zaman ve ne şekilde çalıştığı gibi çok daha karmaşık mekanizmalar anlaşılmaya başlandı. Artık hangi hastalık grubunda hangi genlere ve hangi tür mutasyonlara bakılması gerektiği konusunda önemli bilgiler elde etmiş durumdayız. Buradaki en kritik nokta, sadece bu bilgileri öğrenmek değil; bu bilgileri klinik uygulamaya aktararak hastalıkların tedavisini bu doğrultuda şekillendirmektir.” diye konuştu.</p>
<p><b><strong>Hem etik hem de tıbbi açıdan bir engel yok</strong></b></p>
<p>Farmakogenetik analizlerin, tamamen hastanın onamına dayalı olarak gerçekleştirildiği için bu alanda herhangi bir etik sorunun söz konusu olmadığını da kaydeden Prof. Dr. Konuk, “Testin uygulanması, yalnızca hastanın rızasıyla mümkün olmaktadır. Ayrıca bu analiz sonucunda hastanın tedaviden yüzde 100’e yakın fayda sağlayabileceği, yani klasik yaklaşımda olduğu gibi 5’te 1 oranında değil, doğrudan 5’te 5 oranında etkili bir tedavi planı oluşturulabildiği görülmektedir. Dolayısıyla hem etik hem de tıbbi açıdan bu uygulamaların önünde bir engel yoktur. Ancak eğer bu analizler bir devlet politikası hâline getirilebilir ve ülkemizde tüm bireylerin farmakogenetik profilleri belirlenebilirse, sağlık harcamalarında ciddi bir tasarruf sağlanabilir. Hatta bu tasarruf, bazı alanlarda harcamaların beşte birine kadar düşmesine olanak tanıyabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><b><strong>Tıp eğitiminde zihniyet değişimi gerekli</strong></b></p>
<p>Mevcut tıp eğitim sisteminde bu konuya gereken önemin verilmediğine de dikkat çeken Prof. Dr. Konuk, “Her ne kadar ‘modern tıp’ ifadesini kullanıyor olsak da tıp eğitimi veren bazı akademisyenlerin bu alana hâlâ yeterince açık olmadığını görüyoruz. Oysa farmakogenetik, klasik tıbbın ötesine geçen translasyonel bir bilimdir ve bu yaklaşımın yeni hekim adaylarına mutlaka öğretilmesi gerekmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><b><strong>Türkiye’nin ilk uygulamalı farmakogenetik laboratuvarı Üsküdar Üniversitesi’nde</strong></b></p>
<p>Türkiye’nin ilk uygulamalı farmakogenetik laboratuvarının Üsküdar Üniversitesi’nde kurulduğunu ve aktif biçimde analizlere başlandığını anlatan Prof. Dr. Konuk, “Bugüne kadar bu alanda birçok bilimsel çalışma yürütüldü. Örneğin, geçtiğimiz yıl sadece benim danışmanlığımda yaklaşık 15 yüksek lisans öğrencisi tez çalışmalarını tamamladı. Özellikle nöropsikiyatrik hastalıklar (bipolar bozukluk, otizm, şizofreni, Alzheimer, Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklar) üzerine odaklanan bu çalışmalarda, ilgili genlerle hastalıklar arasındaki bağlantılar ve mutasyonların etkileri araştırılmıştır. Ancak hâlâ bu alanda kurum içi dirençler yaşanmakta, bazı akademik çevrelerde gerekli farkındalık oluşmamış durumda. Bu nedenle, bu konunun her ortamda konuşulması, anlatılması ve yaygınlaştırılması gerektiğine inanıyorum.” diye konuştu.</p>
<p><b><strong>SMA ilacının Ar-Ge sürecini tamamladık</strong></b></p>
<p>Şu anda nadir hastalıklarla ilgili ülkemizde ve dünyada ciddi sorunlar yaşandığını, ilaç firmalarının önceliği genellikle kâr elde etmek olduğundan, nadir hastalıklar için ilaç geliştirmeye sıcak bakmadıklarını kaydeden Prof. Dr. Konuk, “Örneğin SMA hastalığının bir doz ilacı şu anda 2,5 milyon dolar civarında. Biz üniversite olarak bu ilacın Ar-Ge sürecini tamamladık. Ürün geliştirme ve üretim aşamasına geçiyoruz. Bu süreç tamamlandığında maliyetin bugünkü fiyatın 15’te 1’ine düşeceğini öngörmekteyiz. Bu durum hem bakanlığa hem de hastalara ciddi avantaj sağlayacak. Bizim temel amacımız hastaların daha hızlı, daha etkili ve daha ekonomik şekilde tedavi edilmesi.” dedi.</p>
<p><b><strong>Devlet, yıllık sağlık harcamalarında israf edilen para kadar bir bütçeyi bu alana ayırsa…</strong></b></p>
<p>Sadece bilim insanlarının değil, devlet yöneticilerinin de bu konuya sahip çıkmasının gerekliliğine vurgu yapan Prof. Dr. Konuk, “Bu iş, zannedildiği kadar masraflı değil. Bir insanın 3,5 milyar nükleotid dizisinin analiz edilmesi bugün sadece 1000 dolara yapılabiliyor. Bu maliyetin yakın gelecekte 300 hatta 200 dolara kadar düşmesi bekleniyor. Devlet, yıllık sağlık harcamalarında israf edilen para kadar bir bütçeyi bu alana ayırsa, çok büyük kazanım sağlanır. Çünkü en ucuz tedavi, hasta olmadan önlem alınan koruyucu hekimliktir. Batı ülkelerinde olduğu gibi biz de bu yaklaşımı benimsersek, hastanelerin yükü azalır ve sağlık sistemi daha verimli işler.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><b><strong>Yapay zekânın tedavi süreçlerini dönüştürme potansiyeli çok büyük</strong></b></p>
<p>“Yapay zekânın tedavi süreçlerini dönüştürme potansiyeli çok büyük.” diyen Prof. Dr. Konuk, “Üsküdar Üniversitesi’nde kurduğumuz <em>in silico</em> laboratuvarı kullanıma açtık. Bu laboratuvarda yapay zekâ destekli ilaç keşifleri yapılacak. Tedavisi yok denilen birçok hastalığın çözümünün doğada zaten var olduğunu ve yapay zekâ sayesinde bu gizli hazinelerin keşfedileceğini düşünüyorum. Özellikle Biyomühendislik ve Kimya Mühendisliği bölümleriyle birlikte Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı hocalarımızla iş birliği yaparak yeni ilaç adayları ortaya çıkaracağımıza inanıyorum.” diye konuştu. Araştırmalar sadece nöropsikiyatrik hastalıklarla sınırlı olmadığını, tıp fakültelerinin her bir anabilim dalı bu alanda çalışma yapabileceğini dile getiren Prof. Dr. Konuk, “Çünkü durmaksızın yeni hibrit alanlar oluşuyor. Bu alana giren bir öğrenci sadece var olanı öğrenmekle kalmaz, belki de yepyeni kapılar açar” diye konuştu. Prof. Dr. Konuk, yalnızca 2 ml kandan elde edilen, bireylerin ilaçlara olan genetik yatkınlık profili sayesinde, devletin ilaç harcamalarının yaklaşık yüzde 80’inin önlenebileceğini de sözlerine ekledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilac-maliyetleri-nasil-azaltilir-555712">İlaç Maliyetleri Nasıl Azaltılır?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genetik Yatkınlık Profili İlaç Masraflarını %80 Oranında Düşürebilir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genetik-yatkinlik-profili-ilac-masraflarini-80-oraninda-dusurebilir-555572</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 12:45:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düşürebilir]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[masraflarını]]></category>
		<category><![CDATA[oranında]]></category>
		<category><![CDATA[profili]]></category>
		<category><![CDATA[yatkınlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=555572</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Moleküler Biyoloji Yüksek Lisans Programı Başkanı Prof. Dr. Muhsin Konuk, tıbbın geleceği olarak kabul edilen kişiye özel tedavi ve farmakogenetik alanında önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genetik-yatkinlik-profili-ilac-masraflarini-80-oraninda-dusurebilir-555572">Genetik Yatkınlık Profili İlaç Masraflarını %80 Oranında Düşürebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Moleküler Biyoloji Yüksek Lisans Programı Başkanı Prof. Dr. Muhsin Konuk,<strong> </strong>tıbbın geleceği olarak kabul edilen kişiye özel tedavi ve farmakogenetik alanında önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Aldığımız ilaçların neredeyse tamamı vücudumuza girdiği gibi doğrudan kullanılmıyor</strong></p>
<p>Farmakogenetiğin, kişilerin genetik yapılarının dışarıdan aldıkları ilaçlara nasıl tepki verdiğini inceleyen bir bilim dalı olduğunu belirten Prof. Dr. Muhsin Konuk, “İnsan vücudunda yaklaşık 22 bin tane gen olduğu söyleniyor. Ancak bunun yüzde 25&#8217;inin gerçekte hangi özelliklerimizle ilişkili olduğunu net olarak bilmiyoruz. Aldığımız ilaçlar vücudumuza girdiği gibi doğrudan kullanılmıyor. Özellikle karaciğerimizdeki Sitokrom P450 adlı gen ailesinin ürettiği proteinler, bu ilaçları vücudumuzun kullanabileceği aktif moleküllere dönüştürüyor. Bu proteinlerin çalışma hızı da kişiden kişiye değişiyor.” dedi.</p>
<p><strong>Genetik profillere bakılarak tedavi yapıldığında başarı oranı yüzde 99,5&#8217;e ulaşıyor</strong></p>
<p>&#8220;Aynı ilacı, aynı hastalık için üç farklı genetik yapıdaki insana verdiğinizde tamamen farklı sonuçlar alırsınız.&#8221; diyen Prof. Dr. Konuk, süreci şöyle özetledi:</p>
<p>&#8220;Eğer bir kişinin enzimleri ilacı çok hızlı metabolize ediyorsa, ne kadar doz verirseniz verin ilaç etkisiz kalır. Eğer normal düzeyde metabolize ediyorsa, düşük doz bile ciddi bir yanıt oluşturur. Eğer yavaş metabolize ediyorsa veya hiç edemiyorsa, ilacın hiçbir etkisi olmaz. İşte bu yüzden hastaların genetik profillerine bakılarak tedavi yapıldığında başarı oranı yüzde 99,5&#8217;e ulaşıyor.&#8221;</p>
<p><strong>Sağlık harcamaları azalabilir</strong></p>
<p>Bütün hastalara aynı hastalıkta aynı tip ilaç verildiğini dile getiren Prof. Dr. Konuk, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bugünkü istatistik veriler her hastaya aynı ilaçla yapılan tedavi şeklinin başarı oranının yüzde 20 olduğunu söylüyor. Dolayısıyla kaynaklarımızı yüzde 80&#8217;i heba oluyor. Çok ciddi anlamda bir masraf oluyor. Aslında burada devlete önemli bir görev düşüyor. Bu bağlamda, nasıl ki hastaneden taburcu edilmeden önce bebeklerden topuktan üç damla kan alınıyor ve bu örnekle üç farklı genetik hastalık taranıyorsa; aynı sistemin bir adım daha geliştirilmesi mümkün. Bu testlere dördüncü bir tarama eklense ve o tek damla kandan bireylerin ilaçlara olan genetik yatkınlık profili de belirlenebilse, devletin ilaç harcamalarının yaklaşık yüzde 80’i önlenebilir. Çünkü ilaçların birey üzerindeki etkileri, genetik farklılıklara göre büyük ölçüde değişiklik göstermektedir. Bu alanda yapılan araştırmalar gösteriyor ki, tedavi başarısındaki yüzde 20 ile yüzde 100 arasındaki farkın en temel sebebi, ilacın kişiye uygun olup olmamasıdır. Bazı Batı ülkeleri, özellikle de Hollanda, bu tür farmakogenetik taramaları sağlık sistemlerine entegre etmeye başlamış durumdadır. Türkiye’nin de bu uygulamayı hayata geçirmesi hem hasta sağlığı hem de ekonomik verimlilik açısından büyük bir kazanım olacaktır.”</p>
<p><strong>Kişiye özel tedavide genetik testlerin rolü arttı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Muhsin Konuk, son yıllarda kişiye özel (bireyselleştirilmiş) tedavi yaklaşımlarında genetik testlerin rolünün giderek arttığına işaret ederek, “Bu testlerin doğruluk ve güvenilirlik oranı, neredeyse yüzde 100’e yakındır. Özellikle gen ekspresyonu (genin nasıl çalıştığı) ve bu ekspresyonu etkileyen epigenetik faktörler üzerine yapılan çalışmalar sayesinde, genlerin sadece varlığı değil ne zaman ve ne şekilde çalıştığı gibi çok daha karmaşık mekanizmalar anlaşılmaya başlandı. Artık hangi hastalık grubunda hangi genlere ve hangi tür mutasyonlara bakılması gerektiği konusunda önemli bilgiler elde etmiş durumdayız. Buradaki en kritik nokta, sadece bu bilgileri öğrenmek değil; bu bilgileri klinik uygulamaya aktararak hastalıkların tedavisini bu doğrultuda şekillendirmektir.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hem etik hem de tıbbi açıdan bir engel yok</strong></p>
<p>Farmakogenetik analizlerin, tamamen hastanın onamına dayalı olarak gerçekleştirildiği için bu alanda herhangi bir etik sorunun söz konusu olmadığını da kaydeden Prof. Dr. Konuk, “Testin uygulanması, yalnızca hastanın rızasıyla mümkün olmaktadır. Ayrıca bu analiz sonucunda hastanın tedaviden yüzde 100&#8217;e yakın fayda sağlayabileceği, yani klasik yaklaşımda olduğu gibi 5’te 1 oranında değil, doğrudan 5’te 5 oranında etkili bir tedavi planı oluşturulabildiği görülmektedir. Dolayısıyla hem etik hem de tıbbi açıdan bu uygulamaların önünde bir engel yoktur. Ancak eğer bu analizler bir devlet politikası hâline getirilebilir ve ülkemizde tüm bireylerin farmakogenetik profilleri belirlenebilirse, sağlık harcamalarında ciddi bir tasarruf sağlanabilir. Hatta bu tasarruf, bazı alanlarda harcamaların beşte birine kadar düşmesine olanak tanıyabilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Tıp eğitiminde zihniyet değişimi gerekli</strong></p>
<p>Mevcut tıp eğitim sisteminde bu konuya gereken önemin verilmediğine de dikkat çeken Prof. Dr. Konuk, “Her ne kadar ‘modern tıp’ ifadesini kullanıyor olsak da tıp eğitimi veren bazı akademisyenlerin bu alana hâlâ yeterince açık olmadığını görüyoruz. Oysa farmakogenetik, klasik tıbbın ötesine geçen translasyonel bir bilimdir ve bu yaklaşımın yeni hekim adaylarına mutlaka öğretilmesi gerekmektedir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Türkiye’nin ilk uygulamalı farmakogenetik laboratuvarı Üsküdar Üniversitesi’nde</strong></p>
<p>Türkiye’nin ilk uygulamalı farmakogenetik laboratuvarının Üsküdar Üniversitesi’nde kurulduğunu ve aktif biçimde analizlere başlandığını anlatan Prof. Dr. Konuk, “Bugüne kadar bu alanda birçok bilimsel çalışma yürütüldü. Örneğin, geçtiğimiz yıl sadece benim danışmanlığımda yaklaşık 15 yüksek lisans öğrencisi tez çalışmalarını tamamladı. Özellikle nöropsikiyatrik hastalıklar (bipolar bozukluk, otizm, şizofreni, Alzheimer, Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklar) üzerine odaklanan bu çalışmalarda, ilgili genlerle hastalıklar arasındaki bağlantılar ve mutasyonların etkileri araştırılmıştır. Ancak hâlâ bu alanda kurum içi dirençler yaşanmakta, bazı akademik çevrelerde gerekli farkındalık oluşmamış durumda. Bu nedenle, bu konunun her ortamda konuşulması, anlatılması ve yaygınlaştırılması gerektiğine inanıyorum.” diye konuştu.</p>
<p><strong>SMA ilacının Ar-Ge sürecini tamamladık</strong></p>
<p>Şu anda nadir hastalıklarla ilgili ülkemizde ve dünyada ciddi sorunlar yaşandığını, ilaç firmalarının önceliği genellikle kâr elde etmek olduğundan, nadir hastalıklar için ilaç geliştirmeye sıcak bakmadıklarını kaydeden Prof. Dr. Konuk, “Örneğin SMA hastalığının bir doz ilacı şu anda 2,5 milyon dolar civarında. Biz üniversite olarak bu ilacın Ar-Ge sürecini tamamladık. Ürün geliştirme ve üretim aşamasına geçiyoruz. Bu süreç tamamlandığında maliyetin bugünkü fiyatın 15’te 1’ine düşeceğini öngörmekteyiz. Bu durum hem bakanlığa hem de hastalara ciddi avantaj sağlayacak. Bizim temel amacımız hastaların daha hızlı, daha etkili ve daha ekonomik şekilde tedavi edilmesi.” dedi.</p>
<p><strong>Devlet, yıllık sağlık harcamalarında israf edilen para kadar bir bütçeyi bu alana ayırsa…</strong></p>
<p>Sadece bilim insanlarının değil, devlet yöneticilerinin de bu konuya sahip çıkmasının gerekliliğine vurgu yapan Prof. Dr. Konuk, “Bu iş, zannedildiği kadar masraflı değil. Bir insanın 3,5 milyar nükleotid dizisinin analiz edilmesi bugün sadece 1000 dolara yapılabiliyor. Bu maliyetin yakın gelecekte 300 hatta 200 dolara kadar düşmesi bekleniyor. Devlet, yıllık sağlık harcamalarında israf edilen para kadar bir bütçeyi bu alana ayırsa, çok büyük kazanım sağlanır. Çünkü en ucuz tedavi, hasta olmadan önlem alınan koruyucu hekimliktir. Batı ülkelerinde olduğu gibi biz de bu yaklaşımı benimsersek, hastanelerin yükü azalır ve sağlık sistemi daha verimli işler.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yapay zekânın tedavi süreçlerini dönüştürme potansiyeli çok büyük</strong></p>
<p>“Yapay zekânın tedavi süreçlerini dönüştürme potansiyeli çok büyük.” diyen Prof. Dr. Konuk, “Üsküdar Üniversitesi’nde kurduğumuz <em>in silico</em> laboratuvarı kullanıma açtık. Bu laboratuvarda yapay zekâ destekli ilaç keşifleri yapılacak. Tedavisi yok denilen birçok hastalığın çözümünün doğada zaten var olduğunu ve yapay zekâ sayesinde bu gizli hazinelerin keşfedileceğini düşünüyorum. Özellikle Biyomühendislik ve Kimya Mühendisliği bölümleriyle birlikte Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı hocalarımızla iş birliği yaparak yeni ilaç adayları ortaya çıkaracağımıza inanıyorum.” diye konuştu.</p>
<p>Araştırmalar sadece nöropsikiyatrik hastalıklarla sınırlı olmadığını, tıp fakültelerinin her bir anabilim dalı bu alanda çalışma yapabileceğini dile getiren Prof. Dr. Konuk, “Çünkü durmaksızın yeni hibrit alanlar oluşuyor. Bu alana giren bir öğrenci sadece var olanı öğrenmekle kalmaz, belki de yepyeni kapılar açar.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Konuk, yalnızca 2 ml kandan elde edilen, bireylerin ilaçlara olan genetik yatkınlık profili sayesinde, devletin ilaç harcamalarının yaklaşık yüzde 80’inin önlenebileceğini de sözlerine ekledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genetik-yatkinlik-profili-ilac-masraflarini-80-oraninda-dusurebilir-555572">Genetik Yatkınlık Profili İlaç Masraflarını %80 Oranında Düşürebilir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yerli ilaç endüstrisi ayakta kalma mücadelesi veriyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yerli-ilac-endustrisi-ayakta-kalma-mucadelesi-veriyor-549704</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jul 2025 08:05:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta]]></category>
		<category><![CDATA[endüstrisi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kalma]]></category>
		<category><![CDATA[mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[veriyor]]></category>
		<category><![CDATA[yerli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=549704</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlaç fiyatlandırma sisteminde yıllardır süren yapısal sorunlar ve güncel ekonomik gerçekliklerden uzak olan ilaç kuru, Türk ilaç endüstrisini tarihinin en büyük darboğazlarından birine sürüklüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerli-ilac-endustrisi-ayakta-kalma-mucadelesi-veriyor-549704">Yerli ilaç endüstrisi ayakta kalma mücadelesi veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>İlaç fiyatlandırma sisteminde yıllardır süren yapısal sorunlar ve güncel ekonomik gerçekliklerden uzak olan ilaç kuru, Türk ilaç endüstrisini tarihinin en büyük darboğazlarından birine sürüklüyor. Sektörde üretim daralırken, birçok firma ayakta kalma savaşı veriyor. İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) Genel Sekreteri Savaş Malkoç Türkiye’nin ilaçta yerli üretim gücünün tehdit altında olduğu ve acil çözüm adımları atılmazsa kalıcı hasarların kaçınılmaz olacağı uyarısında bulundu.</strong></em></p>
<p><strong>TÜRKİYE</strong> ilaç pazarı geçen yıl kutu bazında %3,9 oranında küçülürken, bu daralma 2025’in ilk çeyreğinde de devam etti ve pazar yüzde 3,1 oranında geriledi. En çarpıcı veri ise üretim tarafında yaşandı. 2024 yılında ilaç sanayi üretimi %7,3 oranında düşerken, Nisan 2025 itibarıyla bu gerileme yıllık ortalamada %10,8 seviyesine ulaştı. </p>
<p>İEİS; yüzyılı aşkın bir tecrübeye sahip Türk ilaç sektörünün üretim gücüne, istihdamına ve ihracat potansiyeline yönelik son dönemde geri dönülemeyecek biçimde artan ciddi tehditler karşısında en son 24 Ekim’de güncellenen ilaç kurunun ivedilikle yeniden belirlenmesi, fiyatlandırma mevzuatının ise günün koşullarına uygun şekilde reforme edilmesi yönünde çağrıda bulundu.</p>
<p><strong>Sektör talebinde net; acil kur güncellemesi ve fiyatlandırma mevzuatında reform</strong></p>
<p>İlaç fiyatları, mevcut durumda, bir önceki yılın ortalama Avro kurunun %60’ı alınarak ve yılda sadece bir defa belirlenen ilaç kuruna göre hesaplanmaktadır. Referans fiyatlandırma sistemi devreye alındığında piyasa kurunun %100’üne tekabül eden ilaç kuru geldiğimiz noktada güncel kurun sadece %46’sına denk gelmektedir. SGK’ya verilen ortalama %27’lik iskontoları da dikkate aldığımızda bu oran %32’lere kadar düşmektedir. </p>
<p>İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası’nın kamu otoritelerine sunduğu politika önerilerinde, ilaç kurunun belirlenmesinde temel alınan %60 katsayısının 2019 yılı öncesinde olduğu gibi yeniden %70’e çıkartılması ve bu oran doğrultusunda temmuz ayı içerisinde ilaç kurunun kurdaki gelişmeler ve maliyet artışlarına uygun şekilde güncellenmesi gerektiği ifade ediliyor. </p>
<p>İlaç kurunun yıl içerisinde 4 defa güncellenmesi ve ilaç kurundaki günümüz koşullarına uygun değişikliklerin gecikmeden sisteme yansıtılması gerektiğine dikkat çeken, <strong>İEİS Genel Sekreteri Savaş Malkoç, </strong>ilaçta bu tablonun devamında ısrarcı olunması halinde ilaç arz güvenliğinde ciddi sıkıntıların oluşacağına dikkati çekti ve sözlerini şöyle sürdürdü;<strong> “İlaç sanayimizin yıllardır maruz kaldığı ekonomik baskı artık katlanılamaz bir noktadadır. İlaç kuru ile piyasa kuru arasındaki makasın sürekli açılması, artan maliyetler ve yüksek kredi faizi firmaları iflas noktasına sürüklüyor. Bugün birçok firma konkordato ilan etmeyi değerlendiriyor, bazıları ise satış sürecinde. Bu şartlar altında Türkiye uzun yıllardır yaptığı yatırımların sonucu olarak başardığı kullanılan her 100 kutu ilacın 92’sini üretme kabiliyetini kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. Mevcut fiyatlandırma sistemi ve maliyet baskısı nedeniyle yeni yatırımlar yapmak bir yana mevcut ilaç üretiminin bile sürdürülmesi imkânsız hale gelmiştir. Bu yalnızca sanayimizin değil, halk sağlığının da doğrudan tehdit altına girmesi anlamına geliyor. Eğer acil önlem alınmazsa, yakın gelecekte ilaç yoklukları kaçınılmaz olacaktır.”</strong></p>
<p><strong>Ya ithalat cenneti olacağız ya da üretim ve ihracat üssü olacağız</strong></p>
<p>Sektörün bir diğer kritik konusu ise biyoteknolojik ilaçlardaki atıl kapasite. 2024 yılı itibarıyla biyoteknolojik ve biyobenzer ilaçların SGK bütçesi içindeki payı %25’e çıkmışken, Türkiye’deki 13 biyoteknolojik üretim tesisi tam kapasite faaliyet gösterememektedir. Bu durumun sürdürülebilir olmadığını belirten Savaş Malkoç, kamu alım garantileri, pozitif ayrımcılık ve üretim teşvikleriyle bu tesislerin hızla devreye alınmasının zorunlu olduğunu vurguladı. </p>
<p>Malkoç sözlerine şöyle devam etti; “<strong>Türkiye’nin biyoteknolojik ilaçları üretmek için gerekli tesisleri mevcut. Ancak bu potansiyeli hayata geçirecek destek mekanizmaları ne yazık ki devreye alınmadı. Bu nedenle de bu milli tesisler maalesef atıl durumda ve bu alana yatırım yapan firmalar zarar ediyor. İthalatın sürekli arttığı, üretimin gerilediği bir sistemin sonu kendi kendine yetememektir. Bu alanda verilecek kamu desteği, yalnızca sektörü değil, ülke ekonomisini ve halk sağlığını da doğrudan koruyacaktır. Ya Türkiye, ilaçta bir ithalat cenneti haline gelecek ya da Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda bölgesel ve küresel bir üretim ve ihracat üssüne dönüşecektir. Tercih bizim değil, politikaların olacaktır. Bu açıdan bakıldığında fiyatı ve süresi önceden belirlenmiş kamu alım garantileri, klinik araştırmalar dahil olmak üzere ürün geliştirme için verilecek uygun maliyetli ve uzun vadeli krediler hayati rol oynayacaktır.”</strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yerli-ilac-endustrisi-ayakta-kalma-mucadelesi-veriyor-549704">Yerli ilaç endüstrisi ayakta kalma mücadelesi veriyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Egeli Eczacılık öğrencileri atık ilaç kutularını sanata dönüştürdü</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/egeli-eczacilik-ogrencileri-atik-ilac-kutularini-sanata-donusturdu-542045</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 07:59:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[dönüştürdü]]></category>
		<category><![CDATA[eczacılık]]></category>
		<category><![CDATA[egeli]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kutularını]]></category>
		<category><![CDATA[öğrencileri]]></category>
		<category><![CDATA[sanata]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542045</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde “Atık İlaçlar Sanatla Buluşuyor” sergisi sanatseverlerin beğenisine sunuldu.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-eczacilik-ogrencileri-atik-ilac-kutularini-sanata-donusturdu-542045">Egeli Eczacılık öğrencileri atık ilaç kutularını sanata dönüştürdü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde “Atık İlaçlar Sanatla Buluşuyor” sergisi sanatseverlerin beğenisine sunuldu.   Eczacıbaşı Toplantı ve Sergi Salonu’nda açılışı yapılan sergide, atık ilaç kutuları sanata dönüştürülerek çevre sağlığına dikkat çekildi. Sergi, Dr. Öğr. Üyesi Ayşegül Kaymak Özdemir’in yürütücülüğünü yaptığı ve ikinci sınıf öğrencilerinin hazırladığı sosyal sorumluluk projesi kapsamında hazırlandı. Serginin küratörlüğünü ise Metin Birecikligil üstlendi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Serginin açılışında konuşan Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Gürer Orhan, “Eczacılık, yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda vicdani sorumlulukları da içeren bir meslek. Atık ilaçlar yalnızca çevre için değil, insan sağlığı için de büyük risk. Bu sergi, hem bu riske hem de eczacının bu süreçteki rolüne dikkat çeken anlamlı bir çalışma oldu. İlacın geliştirilmesi, üretilip hastalara sunulması, ilaçla ilgili danışmanlık verilmesi kadar atık ilaçların çevreye ve insan sağlığına olan etkilerini önleme noktasında da eczacılar olarak sorumluluğumuz büyük. Öğrencilerimizin bu sorumluluğu bir adım daha ileri taşıyarak hem farkındalık oluşturan hem de yaratıcı bir yaklaşım sergileyen bu projeyi hayata geçirmeleriyle büyük gurur duyuyorum. Bu sergi; eczacılığın sadece bilimsel temellere dayanan değil, aynı zamanda vicdani yönü de olduğunu, sanatın, toplumsal sorunlara güçlü bir ses kazandırabileceğini ve en önemlisi, gençlerin enerjisiyle büyük değişimlerin mümkün olduğunu bir kez daha gösteriyor. Projeyi sahiplenerek emek veren tüm öğrencilerimize, onlara danışmanlık yapan değerli öğretim üyemize ve serginin hayata geçmesinde emeği geçen herkese en içten teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>“<b>Atık ilaçlar doğa için ciddi bir tehdit”</b></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Proje danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Ayşegül Kaymak Özdemir ise sürdürülebilirlik temasına vurgu yaparak, “Bu yılın konusu olarak sürdürülebilirliği ele aldık. Atık ilaçlar doğa için ciddi bir tehdit. Bu sergiyle hem bu soruna dikkat çekmek hem de öğrencilere sosyal sorumluluk bilinci kazandırmak istedik” dedi. Dr. Öğretim Üyesi Ayşegül Kaymak Özdemir, projeye Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencisi Ege Öğüt’ün tanıtım videosu ile katkı sunduğunu ve eserlerin oluşturulmasında çok sayıda bağışçının emeği olduğunu belirtti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Sergiye katkı sunan öğrenciler, çok detaylı bir çalışma gerçekleştirdiklerini belirterek, projenin yalnızca sanatsal değil, aynı zamanda bilimsel araştırma boyutunun da bulunduğunu söylediler.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Atık ilaçların doğaya verdiği zarar hakkında hem bilimsel hem sanatsal farkındalık yaratmayı hedefleyen sergi, öğrencilerin sosyal sorumluluk çerçevesinde ürettiği yaratıcı fikirlerin somut bir ürüne dönüştüğü örneklerden biri olarak dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span><span>Sergide EÜ Eczacılık Fakültesi öğrencileri; Alp Ege, Bora Dönmez, Ece Aydemir, Hatice Bakır, Hürriyet Cengiz, Kutalp Şaldıran, Nilay Şatıroğlu, Roşev Tekin ve Sena Çobanoğlu’nun eserleri yer aldı.</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/egeli-eczacilik-ogrencileri-atik-ilac-kutularini-sanata-donusturdu-542045">Egeli Eczacılık öğrencileri atık ilaç kutularını sanata dönüştürdü</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Kanser tedavisi, ilaç desteğinin yanında psikolojik desteğin de gerekli olduğu bir süreç&#8217;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-ilac-desteginin-yaninda-psikolojik-destegin-de-gerekli-oldugu-bir-surec-541805</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Jun 2025 09:18:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[desteğin]]></category>
		<category><![CDATA[desteğinin]]></category>
		<category><![CDATA[gerekli]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[olduğu]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[süreç]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[yanında]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=541805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de maddi sorunları nedeniyle tedavileri aksama riski taşıyan çocukların tedavilerinin sürekliliğinin sağlanması, kanserle mücadelede önemli bir gereksinim olan psikolojik ve psiko-sosyal desteklerin sunulması ile birlikte çocuk psikolojisine uygun tedavi ortamının oluşturulması amacıyla kurulan</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-ilac-desteginin-yaninda-psikolojik-destegin-de-gerekli-oldugu-bir-surec-541805">&#8216;Kanser tedavisi, ilaç desteğinin yanında psikolojik desteğin de gerekli olduğu bir süreç&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de maddi sorunları nedeniyle tedavileri aksama riski taşıyan çocukların tedavilerinin sürekliliğinin sağlanması, kanserle mücadelede önemli bir gereksinim olan psikolojik ve psiko-sosyal desteklerin sunulması ile birlikte çocuk psikolojisine uygun tedavi ortamının oluşturulması amacıyla kurulan Kanserli Çocuklara Umut Vakfı’nın (KAÇUV) psikologları, yeni kanser tanısı almış çocukların ve ailelerinin bu süreçte yaşadığı zorluklarla ve bu süreçteki psikolojik desteğin önemiyle ilgili bilgi verdi. Psikolojik desteğin tedavi sürecinde çocukların ve ailelerinin bu süreci daha sağlıklı bir şekilde yönetmesine yardımcı olduğunu belirten psikologlar, “Unutulmamalıdır: Kanser tedavisi, ilaç desteğinin yanında psikolojik desteğin de gerekli olduğu bir süreçtir” diyor.</p>
<p><strong>Ailelerin en zorlandığı adımlardan biri hastalığı çocuğa nasıl anlatacakları</strong></p>
<p>Yeni kanser tanısı almış çocukların ve ailelerinin süreciyle ilgili bilgi veren psikologlar, şunları söylüyor:</p>
<p>“Kanser tanısı, bir çocuğun ve ailesinin hayatında derin izler bırakan bir dönüm noktasıdır. Bu tanıyla birlikte yalnızca tıbbi bir süreç başlamaz; duyguların, rutinlerin ve ilişkilerin yeniden şekillendiği bir dönem başlar. Aileler tanıyı ilk öğrendiklerinde sıklıkla büyük bir şok yaşar. Kimi zaman tanının gerçekliğiyle yüzleşmekte zorlanır, kimi zaman da ‘Neden biz?’ sorusu bu sürecin ilk günlerine eşlik eder. Üzüntü, korku ve kaygı gibi duygular aynı anda yaşanabilir. Tanıyla birlikte günlük yaşam hızla değişir. Okul, iş, ev düzeni gibi alışılmış yapıların yerini hastane kontrolleri, tedavi planları ve yeni bir tempo alır. Aile içinde roller yeniden şekillenir. Maddi yük artabilir, sosyal çevre daralabilir. Bu durumdan diğer çocuklar da etkilenebilir. Ailelerin en zorlandığı adımlardan biri de hastalığı çocuğa nasıl anlatacaklarıdır. Bu noktada çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi göz önünde bulundurulmalıdır. Küçük yaşlardaki çocuklara hastane süreci ve tedaviler basit ve güvenli bir dille anlatılırken, ergenlik dönemindeki çocuklar daha açık ve doğrudan bilgiye ihtiyaç duyar. Her durumda, çocuğa gerçeği saklamadan, duygularını ifade edebileceği bir alan tanımak en sağlıklı yaklaşımdır. Zamanla aileler tedavi sürecine, hastane ortamına ve yeni yaşam düzenine uyum sağlamaya başlar. Günlük planlamalar yeniden yapılır, hastane rutinleri bir düzene oturur. Bu süreçte duygular değişken olabilir; bazen güçlü, bazen yorgun hissedilebilir. Profesyonel psikolojik destek, bu dönemi daha sağlıklı atlatabilmek adına önemli bir kaynak haline gelir. Kanserle mücadele eden çocuklar ve aileleri, tanı sonrası dönemde destek ve dayanışmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyar. Onlara yalnız olmadıklarını hissettirmek, fiziksel olduğu kadar psikolojik iyilik hallerini de güçlendirir. Zor zamanlarda yanlarında olmak; bir sözle, bir oyunla, bir destek eliyle bu yolculuğu daha dayanılır kılmak mümkündür.”</p>
<p><strong>Çocuklar ve aileleri için psikolojik destek önemli</strong></p>
<p>Kanser tedavisi gören çocukların ve ailelerin psikolojik destek almasının önemiyle ilgili de konuşan psikologlar, şu bilgileri veriyor:</p>
<p>“Kanser tedavisi gören bir çocuğun yaşadığı süreç yalnızca bedensel değil, aynı zamanda duygusal ve zihinsel yönden de oldukça yıpratıcıdır. Bu süreçte hem çocuklar hem de bakım veren aile bireyleri için psikolojik destek, tedavinin tamamlayıcı bir parçası olarak büyük önem taşır. Tanı ve tedavi süreci çocuklar için anlaşılması zor, çoğu zaman zorlayıcı bir deneyimdir. Hastane ortamı, fiziksel değişiklikler, sosyal yaşamdan kopma gibi durumlar; çocuklarda korku, yalnızlık, öfke ve kaygı gibi duyguları tetikleyebilir. Psikolojik destek; bu duyguların fark edilmesini, ifade edilmesini ve işlenmesini sağlar. Çocuklar, oyun, sanat ve beden temelli yöntemlerle duygularını daha kolay dışa vurabilir, hastalıkla baş etme becerilerini güçlendirebilir. Tedavi süreci sadece çocuğu değil, tüm aileyi etkiler. Günlük yaşamın düzeni değişir, belirsizlik artar, aile içinde roller yeniden şekillenir. Bu süreçte psikolojik destek, ailelerin duygusal yükünü hafifletir; suçluluk, üzüntü, kaygı gibi duygularla başa çıkmalarına yardımcı olur. Aynı zamanda, çocuğa nasıl yaklaşılacağı, kardeşlerin sürece nasıl dahil edileceği gibi konularda da yol gösterici olur.”</p>
<p><strong>Psikolojik destek, ailenin süreci daha sağlıklı yönetmesine yardımcı olur</strong></p>
<p>Psikolojik desteğin nasıl bir yarar sağladığıyla ilgili konuşan psikologlar, “Duygusal rahatlama ve destek, anlamlandırma ve baş etme yolları, aile içi iletişimin güçlenmesi, travmatik etkilerin önlenmesi ve uzun vadede psikolojik dayanıklılığın artması. Psikolojik destek, tedavi sürecinde çocuğun ve ailenin bu süreci daha sağlıklı yönetmesine yardımcı olur. Unutulmamalıdır: Kanser tedavisi, ilaç desteğinin yanında psikolojik desteğin de gerekli olduğu bir süreçtir” diyor.</p>
<p><strong>Kanser tedavisi gören çocukların en çok zorlandığı alanlar</strong></p>
<p>“Kanser tedavisi süreci, çocuklar için hem fiziksel hem de duygusal açıdan pek çok zorluk barındırır. Bu süreçte yaşanan bazı deneyimler, çocukların günlük yaşamında ve psikolojik uyumlarında önemli etkilere yol açabilir. Zorlayıcı deneyimler bağlamında tıbbi işlemler, yeni tanışılan yaşam kısıtlamaları, hastalığa ve tedaviye bağlı ortaya çıkan bedensel değişiklikler sıralanabilir” diyen psikologlar, kanser tedavisi gören çocukların en çok zorlandığı alanları ise şöyle sıralıyor:</p>
<ul>
<li><strong>Tıbbi İşlemler: </strong>Tedavi sürecinde sık karşılaşılan iğne, damar yolu girişimleri, ilaç uygulamaları, tahliller ve genel hastane ortamı, çocuklarda kaygı ve korku oluşturabilir. Özellikle tekrar eden ve ağrılı işlemler, ilk deneyimde yaşanan zorlayıcı faktörler, tedaviye dair yanlış bilgi ve inanışlar bu deneyimlerin daha da zorlayıcı olmasına neden olabilir.</li>
<li><strong>Bedensel Değişiklikler: </strong>Tedavinin yan etkisi olarak ortaya çıkan saç dökülmesi, kilo değişimi, ciltte farklılıklar ya da hareket kısıtlılığı gibi fiziksel değişimler çocukların beden algısını ve özgüvenini etkilemektedir. Bu değişimler, özellikle sosyal ortamlarda çocukların kendilerini farklı ya da dışlanmış hissetmelerine yol açabilir. </li>
<li><strong>Beslenme Zorlukları ve Beslenme Kısıtlamaları: </strong>Tedavi süresince bazı besin gruplarından uzak durmak gerekebilir. Besin tüketiminin bir başkası tarafından kontrol ediliyor olması ve karşılaşılan yasaklar çocuğun kendilik algısını, seçme özgürlüğünü ve kontrol etme dürtüsünü sekteye uğratmaktadır.  Yasakların yanı sıra; iştahsızlık, bulantı, tat değişiklikleri ya da tedaviye bağlı kilo değişiklikleri gibi nedenlerle de beslenme çocuklar için hem fiziksel hem de duygusal olarak zorlayıcı bir hal alabilir.</li>
<li><strong>İzolasyon ve Rutinlerden Uzaklaşmak: </strong>Okula gidememek, arkadaşlarından ve sevdiklerinden uzak kalmak, oyun alanlarından mahrum olmak gibi durumlar çocukların sosyal gelişimini ve duygusal dayanıklılığını etkileyebilir. Tedavi süresince ev ya da hastane ortamında uzun süre kalmak, çocuklarda yalnızlık hissini artırabilir.</li>
</ul>
<p><strong>KAÇUV Umut Merkezi’nde çocuklara ve ailelerine ücretsiz destek</strong></p>
<p>KAÇUV’un yeni açılan Psikolojik Danışma ve Destek Umut Merkezi’nde verilen desteklerle ilgili de bilgi veren psikologlar, şöyle konuşuyor:<strong> </strong></p>
<p>“KAÇUV Psikolojik Danışma ve Destek Umut Merkezi, kanser tanısı almış çocuklar ve ailelerine yönelik disiplinler arası destek sunmayı ve bunu tek çatı altında yapmayı amaçlar. Burada hedef psikolojik destek sunmak başta olmak üzere tedavi sürecindeki çocukların ve ailelerinin yaşam kalitesini artırmak, psiko-sosyal bütünlüklerini korumak, toplumsal entegrasyonlarını desteklemek ve bireylerin sağlıklı bir şekilde süreçle başa çıkabilmelerini sağlamaktır. Umut Merkezi, 0-18 yaş aralığında kanser tedavisi gören ya da tedavisini tamamlamış çocuklara, onların ailelerine ve bakım verenlerine, sağlık çalışanlarına ücretsiz olarak hizmet vermektedir. Merkezde, psikolojik destek, sosyal hizmet desteği ve atölye çalışmaları olmak üzere üç ana eksende çalışmalar sürdürülür. Verilen bütüncül destek ile çocuk hem tedavi sırasında ve sonrasında yaşadığı psikolojik ve sosyal zorlanmalarla baş etme becerileri kazanır hem de travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik durumların ortaya çıkma ihtimali en aza indirgenmiş olur.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kanser-tedavisi-ilac-desteginin-yaninda-psikolojik-destegin-de-gerekli-oldugu-bir-surec-541805">&#8216;Kanser tedavisi, ilaç desteğinin yanında psikolojik desteğin de gerekli olduğu bir süreç&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Gençlik Festivali&#8217;nde 19 Mayıs coşkusu &#8220;Bize ilaç gibi geldi&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/izmir-genclik-festivalinde-19-mayis-coskusu-bize-ilac-gibi-geldi-460883</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 May 2024 08:38:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bize]]></category>
		<category><![CDATA[coşkusu]]></category>
		<category><![CDATA[festivalinde]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[gibi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[mayıs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=460883</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda Özdere 100. Yıl Gençlik ve Spor Yerleşkesi’nde düzenlediği “İzmir Gençlik Festivali” gençlere tam bir bayram yaşattı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-genclik-festivalinde-19-mayis-coskusu-bize-ilac-gibi-geldi-460883">İzmir Gençlik Festivali&#8217;nde 19 Mayıs coşkusu &#8220;Bize ilaç gibi geldi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birçok etkinliğe katılarak sosyalleşen üniversite öğrencileri, İzmir&#8217;de genç olmaktan  ve Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin gençlere yönelik projelerinden duydukları mutluluğu dile getirerek “Bu festival bize ilaç gibi geldi” dedi. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı için hazırladığı etkinlikler tüm kente yayıldı. Tiyatrodan müziğe,  spordan sosyal etkinliklere kadar pek çok programa ev sahipliği yapan İzmir’de tam anlamıyla bayram coşkusu yaşandı. Kutlamalar kapsamında “İzmir Gençlik Festivali” de düzenlendi.  Özdere 100. Yıl Gençlik ve Spor Yerleşkesi’nde düzenlenen kampa, 18-30 yaş arası İzmir&#8217;de üniversite öğrenimi gören gençler katıldı. Kampta farkındalık atölyeleri, söyleşiler, oyunlar, bilgi yarışmaları, spor aktiviteleri, konserler ve deniz etkinlikleri düzenlendi. Üniversite öğrencileri katıldıkları programlardan ve aldıkları eğitimlerden duydukları memnuniyeti dile getirdi. 18 Mayıs Cumartesi günü başlayan festival 20 Mayıs Pazartesi günü sabah sona erecek.  </p>
<p><strong>“Gençlerin enerjisi bizlere de yansıdı”</strong><br />Kampta görevli İzmir Büyükşehir Belediyesi personeli Pınar Aslan, “Gençler iki gün boyunca kampta dolu dolu zaman geçirdi. Akşam da DJ performansları ve konserlerle eğlendi. Onların enerjisi bizlere de yansıyor. Çok olumlu geri dönüşler aldık. Bizler de çok mutlu olduk” dedi. </p>
<p><strong>“Sıcak samimi bir ortam var”</strong><br />İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin daha önce de Genç İzmir etkinliklerine katıldığını belirten Aylin Karagöz, “İlgilendiğimiz bir sürü farklı alanlarla ilgili atölyelere katıldık, denize girdik. Kampta arkadaşlarımızla beraber vakit geçirip eğlendik. Spor alanlarında voleybol, basketbol oynadık. Sıcak samimi bir ortam var. Personel de bizimle sıcak diyalog kuruyor” diye konuştu.  </p>
<p><strong>“Bize ilaç gibi geliyor”</strong><br />Kampın çok eğlenceli geçtiğini belirten Taha Furkan Cengiz, “Cumartesi günü buraya geldik, çadırlarımızı kurduk, kahvaltı yaptık. Masa tenisi, futbol, basketbol oynadık. Gece arkadaşlarımızla sohbetler ettik. Çok güzel vakit geçirdik. Kampa ilk kez katıldım.  Herkes çok sıcak ve gençlik ruhu her yerde hissedilebiliyor. İzmir’de yaşadığım ve İzmirli bir genç olduğum için gerçekten çok mutluyum. Bana değer verildiğini hissediyorum. Belediye birçok fırsat sunuyor. Gezi fırsatı yakalayarak birçok yeri gezdim. Konser biletleri sunuyorlar. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin gençlere yönelik katkılarına teşekkür ediyorum. Herkes bu etkinliklere katılmalı. Birlikte büyüyerek daha güzel bir topluluk oluşturabiliriz” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“Festivali sosyal medyadan duydum”</strong><br />Yüksek lisans öğrencisi Bilal Demir ise, “Sosyal medyadan burayı görüp geldim ve kayıt oluşturdum. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin böyle bir etkinlik yapması çok güzel. Özellikle gençlere böyle sosyal alanlar açması çok güzel. İzmir gerçekten yaşayan bir şehir. Öğrencileriyle, gençleriyle yaşayan bir şehir olduğu için bu etkinlikler ihtiyacımız oluyor. Gerçekten mutluyuz” ifadelerini kullandı.  </p>
<p><strong>“Bayramımız kutlu olsun”</strong><br />Üniversite öğrencilerinin bütçeleri düşünüldüğünde böyle bir etkinliğin ilaç gibi geldiğini söyleyen hukuk öğrencisi Bahattin Çataltepe, “Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Herkesin 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/izmir-genclik-festivalinde-19-mayis-coskusu-bize-ilac-gibi-geldi-460883">İzmir Gençlik Festivali&#8217;nde 19 Mayıs coşkusu &#8220;Bize ilaç gibi geldi&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim, Körfez ülkelerine de ilaç olacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-korfez-ulkelerine-de-ilac-olacak-455012</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2024 15:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[körfez]]></category>
		<category><![CDATA[olacak]]></category>
		<category><![CDATA[ülkelerine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=455012</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk ilaç sektörünün 22 yıldır kesintisiz lideri olan Abdi İbrahim, güçlü iş ortaklarına bir yenisini daha ekleyerek Körfez ülkelerinin bulunduğu pazarlara odaklandı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-korfez-ulkelerine-de-ilac-olacak-455012">Abdi İbrahim, Körfez ülkelerine de ilaç olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>İlaç ve tüketici sağlığı alanında Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin lider şirketi Cigalah Healthcare ile hayata geçen ortaklık kapsamında, Abdi İbrahim’in yenilikçi ilaçları Suudi Arabistan’dan başlayarak bölge ülkelerine ihraç edilecek. Bazı ürünlerin iki yıl içinde Suudi Arabistan’da üretilmesi için teknoloji transferinin yapılmasını ve akabinde yerel üretimi de öngören ortaklığı “tarihi bir başlangıç” olarak niteleyen Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut, “Yenilikçi ilaçlarımızla Suudi halkına ve ihracat yoluyla da ülkemiz ekonomisine katkı sunacak olmanın mutluluğu içindeyiz. </strong></em></p>
<p><em><strong>Suudi pazarından başlayarak, tüm Körfez Bölgesi’ne yayılacak bir başarı hikâyesini birlikte yazmak için sabırsızlanıyoruz. Bu hikâyenin, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ekonomik ilişkiler için de önemli bir model olmasını hedefliyoruz. Asırlık geçmişe sahip iki büyük şirket olarak bu ortaklığı başarıdan başarıya taşımak için çok kararlıyız” dedi.</strong></em></p>
<p><em><strong> </strong></em>TÜRKİYE’NİN iyileştiren gücü Abdi İbrahim, küresel genişleme stratejisi doğrultusunda önemli bir ortaklığa daha imza attı. İlaç ve tüketici sağlığı alanlarında Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin lider şirketi olan Cigalah Healthcare ile yüzde 50 ortaklıkla kurulan ortak girişim şirketi “Abdi Cigalah Pharma”, 29 Nisan’da Suudi Arabistan-Cidde’de gerçekleştirilen imza töreniyle duyuruldu. </p>
<p>Abdi İbrahim’in, stratejik öncelik olarak değerlendirdiği Körfez bölgesine çok güçlü bir giriş yapmasına olanak sağlayacak ortaklığın imza törenine <strong>Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut,</strong> <strong>Abdi İbrahim CEO’su Dr. Süha Taşpolatoğlu </strong>ile <strong>Cigalah Healthcare Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Yaser Naghi katıldı.</strong></p>
<p>112 yıllık tarihe sahip Türkiye’nin en köklü ve lider ilaç şirketi ile Suudi Arabistan’ın asırlık şirketi Cigalah Healthcare arasındaki ortaklık, Abdi İbrahim’in yenilikçi ürünlerinin Suudi pazarından başlayarak diğer Körfez ülkelerine ihracatını kapsıyor. Ortaklık kapsamında ayrıca, Türkiye’den ihraç edilecek bazı ürünlerin Suudi Arabistan&#8217;da ikincil paketlemesinin yapılması ve önümüzdeki iki yıllık süreçte de bazı ürünlerin Suudi Arabistan’da yerel olarak üretilmesi için teknoloji transferi süreçlerinin tamamlanması planlıyor. </p>
<p><strong>“Yüzde yüz yerli ama global hedefleri olan bir şirketiz’’</strong></p>
<p>Törende konuşan <strong>Nezih Barut </strong>sözlerine <strong>“Dostum ve ortağım</strong>” dediği <strong>Cigalah Healthcare Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su </strong>Yaser Naghi’ye<strong> </strong>ve tüm ekibine, gösterdikleri misafirperverlik ve yakınlık için teşekkür ederek başladı. Türkiye’nin en köklü ve en büyük ilaç şirketinin başkanı olarak, ortaklığın duyurulduğu günü tarihi bir başlangıç olarak nitelendiren ve Cigalah Healthcare’in Suudi pazarında pek çok sektörde elde ettiği başarıların, ortaklık için kendilerini cesaretlendirdiğini söyleyen <strong>Nezih Barut</strong>, şöyle devam etti: <strong>“Biz 112 yıllık tarihe sahip yüzde yüz yerli bir Türk ilaç şirketiyiz. Ama hedeflerimiz her zaman global. Amacımız, sürdürülebilir, inovatif ve amaç odaklı bir şirket olarak öncelikle dünyanın en büyük 100 ilaç şirketi arasına girmek. Bu nedenle de güçlü uluslararası ilaç şirketleriyle çok değerli iş birliklerimiz ve kurduğumuz ortak şirketler var. Şimdi bu güçlü ortaklıkların arasına Cigalah Healthcare ile kurduğumuz ve bugün sizlere takdim ettiğimiz şirketimiz Abdi Cigalah Pharma da katılıyor. Bu sevinci birlikte yaşıyoruz.’’</strong></p>
<p><strong>Önce ürün ardından da teknoloji transferi </strong></p>
<p>Yüzde 50 Abdi İbrahim ve yüzde 50 Cigalah Healthcare ortaklığıyla kurulan şirket aracılığıyla, Abdi İbrahim’in yüksek kaliteli ve yenilikçi ürünlerini Suudi halkının kullanımına sunacaklarını belirten <strong>Barut</strong>, ortaklık ile Cigalah Healthcare’e bağlı Alpha İlaç ile üretim alanında, Cigalah Healthcare’in kendisiyle de pazarlama alanında iş birliği yaptıkları bilgisini paylaştı.<strong> “Bir yandan Türkiye’den Abdi İbrahim ilaçlarını ihraç edeceğiz. Diğer yandan da Türkiye’den gelecek bazı ürünlerin Suudi Arabistan&#8217;da ikincil paketlemesini gerçekleştirerek, Suudi Arabistan’da yerel ilaç üretimini destekleyeceğiz. Ayrıca önümüzdeki iki yıl içinde bazı ürünlerin Suudi Arabistan’da üretilmesi için gerekli teknoloji transferini yapmak üzere yatırımlarımızı da şimdiden planlanmaktayız’’ </strong>diyen <strong>Nezih Barut</strong>, merkezi Cidde’de olan Abdi Cigalah Pharma’nın pazara girişi için çok özenli bir portföy hazırladıklarını vurguladı. </p>
<p><strong>“5 yıl içinde</strong> <strong>133 milyon dolardan fazla büyüklüğe ulaşmayı amaçlıyoruz”</strong></p>
<p>İlk etapta merkezi sinir sistemi, kardiyovasküler sistem, solunum ve onkoloji ilaçlarını Suudi halkı ile buluşturacaklarını ifade eden <strong>Barut</strong>; antidiyabetik, oftalmoloji, biyobenzer ilaçlar ve tüketici sağlığı ürünlerini de ekleyerek kademe kademe portföylerini geliştireceklerini belirtti. <strong>Nezih Barut,</strong> şirketin hedefleri hakkında şunları söyledi<strong>: “Ortak girişim şirketimiz ile 5 yıl içinde 500 milyon SAR (Suudi Arabistan Riyali) yani 133 milyon dolardan fazla büyüklüğe ulaşmayı hedefliyoruz.” </strong></p>
<p>Suudi Arabistan’ın kendileri için ilaçta büyüme potansiyeli olan ve stratejik öncelik taşıyan bir pazar olduğunu da belirten<strong> Nezih Barut; </strong>pazara en doğru ortakla güçlü bir giriş yaptıklarını ve Suudi Arabistan’ın ilaç alanında en büyük distribütörü olan Cigalah’ın pazar tecrübesinin bu ortaklığa büyük değer kattığını söyledi.<strong> </strong></p>
<p><strong>“Bölgede pozitif sonuçlar yaratabilecek, sağlam ve uzun vadeli bir iş birliğine imza atıyoruz’’</strong></p>
<p><strong>Nezih Barut </strong>şöyle devam etti:<strong> “Güçlü bir grupla iş birliği yaptık. Bu açıdan kendimizi şanslı hissediyoruz. Biz de ürünlerimize çok güveniyoruz. Dünyanın sayılı ilaç şirketlerine üretim yapan tesislerimizden çıkan yenilikçi ürünlerle pazarda kısa sürede çok iyi bir yer edineceğimize yürekten inanıyorum. Pazardaki en iyi oyunculardan biri olmak için canla başla çalışacağız. Sadece burada değil tüm bölgede ilaç pazarında pozitif sonuçlar yaratabilecek, sağlam ve uzun vadeli bir iş birliğini bugün başlatmış bulunuyoruz. Suudi pazarından başlayarak, tüm Körfez Bölgesi’ne yayılacak bir başarı hikayesini birlikte yazmak için sabırsızlanıyoruz. Bu hikâyenin, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ekonomik ilişkiler için de önemli bir model olmasını hedefleyeceğiz. Asırlık geçmişe sahip iki büyük şirket ortaklığıyla buradayız ve başarılı olmak için çok çalışmaya kararlıyız.’’</strong></p>
<p>&#8220;<strong>Orta Doğu&#8217;daki ilaç endüstrisinin ilerlemesine katkıda bulunacak”</strong></p>
<p><strong>Cigalah Healthcare Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Yaser Naghi </strong>ise ortaklıkla ilgili şunları söyledi:<strong> &#8220;Abdi İbrahim ile stratejik iş birliğimiz, bölge genelinde sağlık standartlarını yükseltme taahhüdümüzü pekiştiren önemli bir adım oldu. Her iki şirketin güçlerini birleştirdiği bu ortak girişim; Ar-Ge, üretim ve pazarlama gibi alanlarda iş birliğini teşvik ederek pazar erişimini kolaylaştıracak, kaliteli sağlık hizmetini teşvik edecek, ekonomik büyümeyi hızlandıracak ve Orta Doğu&#8217;daki ilaç endüstrisinin ilerlemesine katkıda bulunacaktır.” </strong></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-korfez-ulkelerine-de-ilac-olacak-455012">Abdi İbrahim, Körfez ülkelerine de ilaç olacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzman uyarısı: &#8220;Epilepsi nöbeti esnasında ilaç içirmeye çalışmayın!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzman-uyarisi-epilepsi-nobeti-esnasinda-ilac-icirmeye-calismayin-440209</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Feb 2024 11:54:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çalışmayın]]></category>
		<category><![CDATA[epilepsi]]></category>
		<category><![CDATA[esnasında]]></category>
		<category><![CDATA[içirmeye]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[nöbeti]]></category>
		<category><![CDATA[uyarısı]]></category>
		<category><![CDATA[uzman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=440209</guid>

					<description><![CDATA[<p>Epilepsi nöbeti geçiren hastalara müdahale edilirken en sık yapılan hatanın hastaya ilaç ya da su içirmeye çalışmak olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, doğru müdahalenin önemine dikkat çekiyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzman-uyarisi-epilepsi-nobeti-esnasinda-ilac-icirmeye-calismayin-440209">Uzman uyarısı: &#8220;Epilepsi nöbeti esnasında ilaç içirmeye çalışmayın!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Epilepsi nöbeti geçiren hastalara müdahale edilirken en sık yapılan hatanın hastaya ilaç ya da su içirmeye çalışmak olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, doğru müdahalenin önemine dikkat çekiyor. Epilepsi nöbetinde hastanın bilinç kaybı yaşayabileceği ve/veya yutma fonksiyonunun etkilenebileceğini belirten Prof. Dr. Topçuoğlu, ağızdan verilen su ya da ilaçların</b> <b>akciğerlere kaçabileceği uyarısında bulundu. Prof. Dr. Topçuoğlu, hastanın ağzını açmak için çenesinin zorlanmaması gerektiğini de vurguladı</b>.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, 12 Şubat Dünya Epilepsi Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada halk arasında “sara hastalığı” olarak da bilinen epilepsi hastalığı ve epilepsi nöbetlerine doğru müdahaleye ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p> </p>
<p><b>Epilepsi nöbetleri herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir</b></p>
<p>Epilepsinin dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 1&#8217;ini etkileyen bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Hastalık, erkek ve kadınlarda ırk ayrımı olmaksızın eşit olarak görülmektedir. Epilepsi nöbetleri herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir ama sıklıkla en gençler ile en yaşlılar etkilenir. Epilepsi, kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır ve beyin hücrelerinde geçici anormal elektrik yayılması sonucu ortaya çıkar” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>Kafa travması, tümörler ve inme epilepsiye neden olabilir</b></p>
<p>Epilepsi hastalığının primer yani herhangi bir olayın sonucu olmayarak ortaya çıkabileceği gibi, sekonder yani başka bir sağlık sorununun sonucu olarak da ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Primer epilepsiler, sıklıkla sebebi bilinmeyen ya da genetik kaynaklıdır. Sekonder epilepsiler ise pek çok sebebe dayanabilir. Bunlar arasında sık rastlanılanlar kafa travması, tümörler, inme, demans, alkol ve madde kötüye kullanımı ve santral sinir sistemi enfeksiyonlarıdır” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>Epilepsi nöbetinde su içirmeye çalışmak tehlikeli!</b></p>
<p>Epilepsi nöbeti geçiren hastalara müdahale edilirken en sık yapılan hatanın hastaya ilaç ya da su içirmeye çalışmak olduğunu belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Olasılıkla hastanın yutma fonksiyonu etkilenmiş olacağından hatta bazen bilinç kaybı yaşadığından ağızdan verilen su ya da ilaç akciğerlerine kaçarak daha büyük sonuçlar doğurabilir” uyarısında bulundu. Sık yapılan bir başka hatanın ise hastanın çenesini açmaya çalışmak olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Çeneyi açmak için dişlerinin arasına tahta kaşık gibi nesneler koymaya çalışmak tehlikelidir. Çene ile ilgili zorlayıcı hareketlerin bir yararı olmayacağı gibi, dişlerin kırılması hatta diş parçalarının akciğere doğru hareket etmesi riski taşır” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>Epilepsi nöbetinde müdahale nasıl olmalıdır?</b></p>
<p>Epilepsi nöbetlerinde ilk müdahalenin önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, Türk Epilepsi ile Savaş Derneği tarafından belirtilen hususlar doğrultusunda müdahalede dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>Öncelikle sakin olun, hastanın yanından ayrılmayın, yardıma gerek varsa başkasını gönderin.</li>
<li>Hastanın hareketlerini durdurmaya ve/veya engellemeye çalışmayın.</li>
<li>Hastayı güvenli bir yere yatırın veya alın.</li>
<li>Hastayı yaralayabilecek ucu sivri veya sert eşyalardan, sivri köşelerden uzaklaştırarak hastayı koruyun.</li>
<li>Kravat ve kemer gibi sıkı giysileri ve aksesuarları varsa gevşetin. Eğer takıyorsa gözlüğünü çıkarın.</li>
<li>Sabit ve rahat olacak bir şekilde onu bir tarafa doğru yatırıp, tükürüğünün dışarı akması sağlayın. Rahat nefes alması için mümkünse ağzını ve solunum yolunu açık tutun.</li>
<li>Asla ağzına bir şey sokmaya veya koymaya çalışmayın. Dişlerini sıkıyorsa açmak veya su vermek için zorlamayın.</li>
<li>Çene ile ilgili zorlayıcı hareketler zararlıdır.</li>
<li>Nöbet sırasında ilaç vermeye çalışmayın, kendi kendinize nöbetin geçmesine yönelik bir şey yapmayın. Soğan, kolonya gibi şeyler koklatmayın!</li>
<li>Epilepsi krizi olduğu bilinen bir kişi ise yapay solunum veya kalp masajı yapılmasına gerek yoktur.</li>
<li>Hastanın üzerinde epilepsi hastası olduğunu gösteren ve/veya öyle ise sizin neler yapmanız gerektiğini açıklayan bir kart veya sağlık karnesi olup olmadığına bakın.</li>
<li>Nöbetinin bitmesini bekleyin.</li>
<li>Unutmayın ki nöbet sonrasında kişi yorgun, ne yaptığını bilemez haldedir, dolayısıyla bu aşamada elinizden geldiğince sakin ve güven verici olun. Engellemeler olumsuz olabilir ama açık bir cama veya yola doğru gitme gibi hareketlere yumuşakça engel olun!</li>
<li>Nöbet hakkında verebileceğiniz bütün bilgilerin hem hastaya hem de doktora yardımcı olacağını unutmayınız.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><b>5 dakikadan uzun nöbetlere dikkat!</b></p>
<p>Epilepsi nöbetlerinin genellikle 4 dakika içerisinde kendi kendine sonlanabildiğini belirtenProf. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Epilepsi nöbetleri kendi kendilerini sınırlama eğilimindedirler. Genellikle 4 dakika içinde kendi kendilerine sonlanırlar. Ancak 5 dakikadan uzun süren nöbetlerde bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” uyarısında bulundu.</p>
<p>Epilepsinin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Tedavi, epilepsinin ortaya çıkış nedeni ve şekli ile bağlantılıdır. Temel tedavi seçenekleri; epilepsi ilaçları, beyin pili olarak bilinen vagal sinir stimülatörü (VNS) ve epilepsi cerrahisidir” dedi.</p>
<p> </p>
<p><b>Epilepsi hastaları nelere dikkat etmelidir?</b></p>
<p>Vücudu fiziksel ya da psikolojik olarak strese sokan her durumun nöbet geçirme olasılığını artırdığını belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Aşırı egzersiz, uykusuzluk, açlık, cerrahi girişimler gibi durumlar artmış nöbet riskiyle birliktelik gösterirler. Adet dönemlerinde nöbet sıklığı artan kadın hastalar mevcuttur. Epilepsi hastalarının tedavisindeki en önemli sorun genellikle ilaçların düzensiz kullanımı, ilaçların atlanması kaynaklı ortaya çıkar. Sonuç olarak ilaçlarını düzenli kullanan, düzenli bir hayat tarzını benimseyen epilepsi hastaları hayatlarını normal olarak sürdürebilirler” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzman-uyarisi-epilepsi-nobeti-esnasinda-ilac-icirmeye-calismayin-440209">Uzman uyarısı: &#8220;Epilepsi nöbeti esnasında ilaç içirmeye çalışmayın!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim, Karbon Saydamlık Projesi&#8217;nde İklim A Listesi&#8217;ne giren ilk Türk ilaç şirketi oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-karbon-saydamlik-projesinde-iklim-a-listesine-giren-ilk-turk-ilac-sirketi-oldu-439959</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Feb 2024 13:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[giren]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[listesine]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[projesinde]]></category>
		<category><![CDATA[saydamlık]]></category>
		<category><![CDATA[şirketi]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=439959</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk ilaç sektörünün 22 yıldır kesintisiz lideri Abdi İbrahim, 2023 Karbon Saydamlık Projesi (CDP) İklim Değişikliği Programı’nda, önemli bir başarıya imza atarak İklim A listesinde yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-karbon-saydamlik-projesinde-iklim-a-listesine-giren-ilk-turk-ilac-sirketi-oldu-439959">Abdi İbrahim, Karbon Saydamlık Projesi&#8217;nde İklim A Listesi&#8217;ne giren ilk Türk ilaç şirketi oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Türk ilaç sektörünün 22 yıldır kesintisiz lideri Abdi İbrahim, 2023 Karbon Saydamlık Projesi (CDP) İklim Değişikliği Programı’nda, önemli bir başarıya imza atarak İklim A listesinde yer aldı. 112 yıldır iyileştirme tutkusuyla hareket eden ve iş yapış modellerinde çevresel etkiyi gözeterek yeşil dönüşüme katkı sağlayan şirketin, Paris Anlaşması&#8217;nın ‘1.5°C’ hedefi ile uyumlu olarak belirlediği ve Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından onaylanan sera gazı emisyon azaltım hedefleri bulunuyor. Bu hedef doğrultusunda, şirket 2030’a kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarını 2020 baz yılına göre yüzde 60, Kapsam 3 sera gazı emisyonlarını ise yüzde 45 azaltmayı hedefliyor. Şirket, HEAL2050 sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında 2030’da karbon nötr, 2050’de ise net sıfır şirket olma hedeflerine yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor.    </em></p>
<p>Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için sürdürülebilirlik çalışmalarını, iş süreçlerinin merkezine alan Abdi İbrahim, bu konuda attığı adımlar ve hayata geçirdiği uygulamalarla uluslararası bir başarıya daha imza attı. Şirket, dünyanın en güçlü çevre girişimlerimden biri olan iklim değişikliğiyle mücadele ve doğal kaynakların korunması alanlarında faaliyet gösteren CDP (Karbon Saydamlık Projesi-Carbon Disclosure Project) İklim Değişikliği Programı’nda notunu yükselterek, A listesine girdi. </p>
<p>2000 yılında Londra’da kurulan ve kâr amacı gütmeyen uluslararası bir kuruluş olan CDP, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak ve doğal kaynakları korumak amacıyla; devletler, işletmeler, sivil toplum kuruluşları ve finansal kuruluşlarla iş birliği içinde çalışıyor. Globalde İklim A Listesi’nde yer alan 346 şirketten biri olan Abdi İbrahim, listeye giren ilk ve tek Türk ilaç şirketi olmayı başardı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Hedef: 2050’de Net Sıfır Emisyon</strong></p>
<p>Abdi İbrahim’in Karbon Saydamlık Projesi’ndeki başarısını değerlendiren İnsan Kaynakları, Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Dr. M. Oğuzcan Bülbül, şunları söyledi: “2020’den bu yana Karbon Saydamlık Projesi (CDP)’ne raporlama yapıyoruz ve daha önceki 3 raporumuzda sırasıyla “B-, B, B” notlarını almıştık. Sürdürülebilirlik alanında istikrarlı bir şekilde yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde programın en prestijli ve en yüksek derecesini elde ettiğimiz için gururluyuz. Abdi İbrahim olarak 112 yıldır hayatı iyileştirme misyonu ile hareket ediyor, ekonomik faaliyetlerimizi sürdürürken, topluma ve içinde yaşadığımız dünyaya ‘iyi’ bir iz bırakmayı öncelik olarak görüyoruz. Tedarik süreçlerinden ürünlerin pazara sunulmasına kadar tüm iş yapış modellerinde çevresel etkiyi gözeterek yeşil dönüşüme katkı sağlıyoruz. Yürüttüğümüz faaliyetlerde ulusal ve uluslararası gereksinimlere ve iklim değişikliği ile mücadeleye ilişkin paydaş beklentilerine cevap verecek çözümlerin bir parçası olmayı; döngüsel ekonomi prensipleri doğrultusunda projeler hayata geçirerek sürdürülebilir fayda yaratmayı amaçlıyoruz. Paris Anlaşması&#8217;nın ‘1.5°C’ hedefi doğrultusunda 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarımızı 2020 baz yılına göre yüzde 60, Kapsam 3 sera gazı emisyonlarımızı ise yüzde 45 azaltmayı hedefliyoruz. Geçtiğimiz yıl Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından taahhütleri onaylanan ilk ve tek Türk ilaç şirketi unvanını almıştık. 2030’da ‘karbon nötr Abdi İbrahim’ olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. HEAL2050 stratejimiz kapsamında, bu yıl ayrıca hedeflerimizi bir adım öteye taşıyarak, SBTi Net Sıfır Standardı’na uyumlu olarak “2050 Net Sıfır Emisyon Hedefi” belirlemeyi taahhüt ettik. CDP kapsamında, İklim Değişikliği Programı’nda A Listesi’nde yer almamız da attığımız adımların ve vizyonumuzun ödüllendirilmesi açısından mutluluk ve gurur verici. 112 yıldır olduğu gibi hayatı ve geleceği iyileştirmeye yönelik çalışmalarımıza aynı kararlılıkla devam edeceğiz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-karbon-saydamlik-projesinde-iklim-a-listesine-giren-ilk-turk-ilac-sirketi-oldu-439959">Abdi İbrahim, Karbon Saydamlık Projesi&#8217;nde İklim A Listesi&#8217;ne giren ilk Türk ilaç şirketi oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>WMINOLAB spesifik ilaç analizleri kapsamında Türkiye&#8217;deki ilk akredite test laboratuvarı oldu</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/wminolab-spesifik-ilac-analizleri-kapsaminda-turkiyedeki-ilk-akredite-test-laboratuvari-oldu-436806</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jan 2024 09:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akredite]]></category>
		<category><![CDATA[analizleri]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kapsamında]]></category>
		<category><![CDATA[laboratuvarı]]></category>
		<category><![CDATA[oldu]]></category>
		<category><![CDATA[spesifik]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyedeki]]></category>
		<category><![CDATA[wminolab]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436806</guid>

					<description><![CDATA[<p>World Medicine’ın ileri teknik analizlerin yapılmasına imkân tanıyan yüksek hassasiyete sahip teknolojik ekipmanlarla donatılmış WMINOLAB İnovasyon Laboratuvarı, Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından Extractable &#038; Leachable, Nitrozamin Tayini, Elementel İmpürite Tayini spesifik ilaç analizleri kapsamında Türkiye’ de ilk test laboratuvarı olarak akredite edildi. Böylece WMINOLAB İnovasyon Laboratuvarı, dünyada sınırlı sayıda olan önemli laboratuvarlar arasında yerini aldı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/wminolab-spesifik-ilac-analizleri-kapsaminda-turkiyedeki-ilk-akredite-test-laboratuvari-oldu-436806">WMINOLAB spesifik ilaç analizleri kapsamında Türkiye&#8217;deki ilk akredite test laboratuvarı oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>World Medicine’ın ileri teknik analizlerin yapılmasına imkân tanıyan yüksek hassasiyete sahip teknolojik ekipmanlarla donatılmış WMINOLAB İnovasyon Laboratuvarı, Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından Extractable &#038; Leachable, Nitrozamin Tayini, Elementel İmpürite Tayini spesifik ilaç analizleri kapsamında Türkiye’ de ilk test laboratuvarı olarak akredite edildi. Böylece WMINOLAB İnovasyon Laboratuvarı, dünyada sınırlı sayıda olan önemli laboratuvarlar arasında yerini aldı. </strong></p>
<p>World Medicine’in Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarları çatısı altında yer alan yüksek teknolojik ekipmanlara sahip WMINOLAB İnovasyon laboratuvarı, spesifik testleri gerçekleştirme konusunda yetkin olduğunun tanınması için karşılanması gereken genel gereklilikleri açıklayan ve uluslararası bir standart olan ISO 17025 akreditasyonuna sahip oldu. Böylelikle Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından Extractable&#038;Leachable, Nitrozamin Tayini, Elementel İmpürite Tayini spesifik ilaç analizleri kapsamında uzman Türkiye’nin ilk test laboratuvarı olarak akredite edildi ve bu konuda dünyada sınırlı sayıda olan önemli laboratuvarlar arasında yerini aldı. </p>
<p>WMINOLAB İnovasyon laboratuvarı LC-MSMS, GC-MS, ICP-MS ve LC-QTOF olarak sektörde bilinen kütle spektrofotometresi cihazları ile temel olarak maddelerin yapı analizi, elementel safsızlık, nitrozamin safsızlıkları ve birincil ambalaj malzemelerinden ürüne geçebilecek safsızlıkların kontrol çalışmaları gerçekleştiriliyor. </p>
<p><strong>İhracat ve Ar-Ge yatırımları birçok farklı kurum ve kuruluş tarafından ödüle layık görülüyor</strong></p>
<p>Her yıl satış gelirinin yüzde 5’ini Ar-Ge’ye ayıran World Medicine; Geçtiğimiz günlerde Sektörün Oscar’ı” olarak bilinen 13. Altın Havan Ödülleri’nde WMINOLAB İnovasyon Laboratuvarı ile “2023 Laboratuvar Yatırım Ödülü”nün sahibi oldu. </p>
<p>Turkishtime tarafından hazırlanan “Ar-Ge 250, Türkiye’nin En Çok Ar-Ge Harcaması Yapan Şirketleri” araştırmasında ise geçtiğimiz yılın ardından yeniden en çok proje üreten ikinci şirket olan World Medicine, kimya sektöründeki şirketleri ihracattaki başarılarından dolayı onurlandırmak ve teşvik etmek amacıyla İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) tarafından gerçekleştirilen İhracatın Yıldızları Ödülleri’nde bir kez daha  ilaç ihracatı kategorisinde şampiyonluk ipini göğüsledi. </p>
<p><strong>Başarılarımızla adımızdan daha çok söz ettireceğiz</strong></p>
<p>WMINOLAB ile, ilaç otoriteleri tarafından talep edilen kapsamlı analizler için yurtiçi ve yurtdışındaki tüm ilaç firmalarının ihtiyaçlarına yönelik hizmet verildiğini ve böylelikle de ülke ekonomisine ciddi bir katkı sunulduğunu paylaşan<strong> World Medicine Yönetim Kurulu Başkanı Ruşen Kalender, “</strong>Türkiye ekonomisine en çok katkı yapan ilaç şirketi olmak ve Türkiye’yi dünyada ilaç üssü konumuna getirme hedefimiz çerçevesinde yatırımlar yapıyoruz. Bu anlamda üretimden Ar-Ge ve inovasyona, istihdamdan ihracata bütüncül bir yaklaşımla adımlarımızı atıyoruz. Türkiye’yi dünyada ilaç üretim üssü konumuna getirme hedefimiz çerçevesinde yaptığımız çalışmaların sonuçlarıyla bugüne kadar birçok ödüle layık görüldük. Bu anlamda önümüzdeki dönemde başarılarımızla ve çalışmalarımızla adımızdan daha çok söz ettireceğimize inanıyorum” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/wminolab-spesifik-ilac-analizleri-kapsaminda-turkiyedeki-ilk-akredite-test-laboratuvari-oldu-436806">WMINOLAB spesifik ilaç analizleri kapsamında Türkiye&#8217;deki ilk akredite test laboratuvarı oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hekim kontrolü olmadan ilaç kullanmak sağlığı tehlikeye atabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hekim-kontrolu-olmadan-ilac-kullanmak-sagligi-tehlikeye-atabilir-430519</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2023 08:08:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[atabilir]]></category>
		<category><![CDATA[hekim]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[kullanmak]]></category>
		<category><![CDATA[olmadan]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikeye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430519</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doktor kontrolü olmadan kullanılan ilaçların vücutta zarar oluşturabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Faruk Kutlutürk, “Hekim önerisi olmadan ilaç veya destek ürünlerinin kullanımı, gereksiz zaman ve maddi kayıplara neden olmaktadır. Ruhsatsız ilaçlar ve doktora danışılmadan gelişigüzel alınan bitkisel ürünler sağlığı tehlikeye atabilir” dedi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hekim-kontrolu-olmadan-ilac-kullanmak-sagligi-tehlikeye-atabilir-430519">Hekim kontrolü olmadan ilaç kullanmak sağlığı tehlikeye atabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doktor kontrolü olmadan kullanılan ilaçların vücutta zarar oluşturabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Faruk Kutlutürk, “Hekim önerisi olmadan ilaç veya destek ürünlerinin kullanımı, gereksiz zaman ve maddi kayıplara neden olmaktadır. Ruhsatsız ilaçlar ve doktora danışılmadan gelişigüzel alınan bitkisel ürünler sağlığı tehlikeye atabilir” dedi.</strong></p>
<p>Medical Park Tokat Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Faruk Kutlutürk, bilinçsiz ilaç kullanımları hakkında bilgilendirmelerde bulundu.</p>
<p>Hekim önerisi olmadan kullanılan bilinçsiz ilaç kullanımına dikkat çeken Prof. Dr. Kutlutürk, “Dünya Sağlık Örgütü tarafından sağlık; sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedence, ruhça ve sosyal yönden tam iyilik hali olarak tanımlanmaktadır. Hastalıkların tedavi edilmesi sağlık hizmetleri için temel hedef olsa da koruyucu sağlık hizmetleri giderek daha önem kazanmaktadır. Bu konuda modern tıp hizmetlerini sunan sağlık kurumları gerekli çalışmaları yaparken, maalesef çok sayıda kişi hekim önerisi olmadan çevresinden, sosyal medyadan veya diğer kaynaklardan ulaştıkları bilgilerle bitkisel ürünleri, takviye besinleri veya ilaçları kontrolsüz olarak kullanmaktadır” diye konuştu.</p>
<p><strong>HEKİM KONTROLÜNDE İLAÇLAR TERCİH EDİLMELİ</strong></p>
<p>Doktor kontrolü sonrası ilaç kullanımının önemine değinen Prof. Dr. Kutlutürk, “Gerek koruyucu sağlık hizmeti gerekse hastalık halinde tedavinin yönetimi günümüzde kanıta dayalı tıp verileri ile yapılmalıdır. Bireysel olarak yapılması gerekenlerin başında dengeli beslenme, daha fazla hareket ve egzersizin olduğu yaşam tarzı değişiklikleri olmalı, sonrasında hekim kontrolünde gerektiğinde ilaçlar veya destekleyici ürünlerin kullanılması düşünülmelidir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>BESLENME TARZINA DİKKAT EDİLMELİ</strong></p>
<p>Geçmişten günümüze kadar yaşam tarzının değiştiğini dile getiren Prof. Dr. Kutlutürk, “Daha az hareket etmeyi sağlayan gelişmiş ulaşım araçları, masa başında geçirilen zamanın fazlalığı, besine ulaşmada kolaylık ve besinlerin içeriklerindeki değişiklikler hayatımızı bir taraftan kolaylaştırırken diğer taraftan hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Bu değişimlere olumlu yönde adapte olanlar daha sağlıklı ve uzun bir yaşam sürebilmektedir” dedi.</p>
<p><strong>AMAÇ KRONİK HASTALIKLARDAN KORUNMAK</strong></p>
<p>Bugünkü arayışın obezite, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar gibi toplumun çoğunu olumsuz etkileyen kronik hastalıklardan korunmak olduğunu belirten Prof. Dr. Kutlutürk, “Modern tıptaki gelişmelerle birlikte, gıda, pazarlama ve reklam sektöründeki gelişmeler, bireyleri daha fazla gıda tüketmeye yönlendirmektedir. Yemek sonrası hiç aklınızda yokken izlediğiniz bir televizyon programı, sinema, dizi veya reklam içine gizlenmiş mesajlarla beyninize gıda tüketmesi konusunda uyarı gönderebilmektedir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>İLAÇ ENDÜSTRİSİNİN GELİŞİMİ YAŞAM SÜRESİNİ UZATTI</strong></p>
<p>Yaşam süresinin uzadığını söyleyen Prof. Dr. Kutlutürk, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>“Nüfusun hızla artması sanayileşme, şehir hayatına geçilmesi bazı sorunları beraberinde getirmiş olsa da aslında her şeyin kötüye gittiğini söylenemez. Cumhuriyetimiz 100 yıl önce kurulduğunda insanların ortalama yaşam süresi 42 yıldı. Son yüzyıldaki gelişmeler ortalama yaşam beklentisini 80 yaşına kadar iyileştirmiştir. Beklenen ortalama ömürdeki bu artışta en önemli etkenlerden biri ilaç endüstrisindeki gelişmeler olup salgın hastalıkların önlenmesi, enfeksiyonların, diyabet, kalp hastalığı, kanser gibi hastalıkların etkili tedavi edilebilmesidir.</p>
<p><strong>KONTROL DIŞI İLAÇ KULLANMAK ZARARLI </strong></p>
<p>Doktor kontrolü olmadan kullanılan ilaçların sağlığa zarar verebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Kutlutürk, “Modern tıp alanındaki gelişmeleri takip etmek hekimlerin, diyetisyenlerin, spor fizyologlarının yaşama tarzıyla ilgili önerilerine uymak, sağlıklı beslenme ve egzersiz alışkanlıkları kazanmak sağlık için çoğunlukla yeterli olmaktadır. Hekim önerisi olmadan ilaç veya destek ürünlerinin kullanımı ise, çoğu zaman gereksiz zaman ve maddi kayıplara neden olmaktadır. Kontrol dışı ilaç kullanmak, faydasından çok zarar verebilmektedir. Nitekim bir maddenin ilaç olarak kullanılabilmesi için 10 yıl boyunca laboratuvar ortamlarında ve canlılar üzerinde çalışılması gerektiği bilinmektedir. Bir ilacın olumlu etkilerinden daha önemlisi, olumsuz etkilerinin de olmamasıdır. Ruhsatsız ilaçlar veya doktor tavsiyesi olmadan gelişigüzel alınan bitkisel ürünlerin faydasından çok zararı vardır.  Bazı diyabet ve obezite ilaçları çok etkili olmalarına rağmen 10 bin hastadan birinde görülen yan etkileri nedeniyle kullanımdan kaldırılmıştır” şeklinde konuştu. </p>
<p>Sonuç olarak sağlıklı bir yaşam için ilaçları hekim kontrolünde kullanmanın ve yaşam tarzında olumlu düzenlemeler yapmanın önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Kutlutürk, kanıta dayalı olmayan, hekim önerisi dışında ilaç kullanılmamasına da özen gösterilmesi gerektiğini ifade ederek açıklamalarını sonlandırdı. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hekim-kontrolu-olmadan-ilac-kullanmak-sagligi-tehlikeye-atabilir-430519">Hekim kontrolü olmadan ilaç kullanmak sağlığı tehlikeye atabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk bilim insanları bir kanser türü için akıllı ilaç geliştiriyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turk-bilim-insanlari-bir-kanser-turu-icin-akilli-ilac-gelistiriyor-430224</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Dec 2023 08:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[geliştiriyor]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[insanları]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[turu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=430224</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk bilim insanları nükseden ve dirençli ALL kanserinde yeni bir tedavi yöntemi geliştirerek, hayvan testlerinden elde edilen sonuçları bilim dünyasına tanıttı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-bilim-insanlari-bir-kanser-turu-icin-akilli-ilac-gelistiriyor-430224">Türk bilim insanları bir kanser türü için akıllı ilaç geliştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk bilim insanları nükseden ve dirençli ALL kanserinde yeni bir tedavi yöntemi geliştirerek, hayvan testlerinden elde edilen sonuçları bilim dünyasına tanıttı.</strong></p>
<p><strong>Üsküdar Üniversitesi Transgenik Hücre Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, nükseden ve dirençli ALL (Akut Lenfoblastik Lösemi) kanserine yönelik yeni bir tedavi yöntemi geliştirdiklerini belirterek, “Hayvan testlerinde elde ettiğimiz sonuçları bilim dünyasının en saygın dergisi Nature yayın grubunda Cancer Gene Therapy’de yayımladık.” dedi. </strong></p>
<p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan: “Bundan sonraki süreçte insan klinik testlere geçmeyi ve ülkemizin yerli, akıllı, canlı ilaçlarından birini geliştirmeyi hedefliyoruz. Üniversitemizde bunun için kurulacak olan GMP laboratuvarı sayesinde Faz çalışmalarına başlamış olacağız.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi (MDBF) Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi, Transgenik Hücre Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, nadir bir hastalık olan ALL (Akut Lenfoblastik Lösemi) kanseri için yaptıkları çalışma ve geldikleri noktaya ilişkin bilgi verdi.</p>
<p>Günümüzde kanserle mücadelede devrim niteliğinde bir adım olan, kişiselleştirilmiş ve kanseri tanıyıp öldürebilme özelliğine sahip CAR-T hücre terapisi hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, T hücrelerinin ‘Yeniden Programlanması’ nın başlangıç aşamasında, hastadan alınan T hücrelerinin, laboratuvar koşullarında genetik olarak değiştirildiğini, bu aşamada, hücrelere özel bir tanıma yeteneği kazandıracak olan kimerik antijen reseptörü (CAR) eklendiğini kaydetti.</p>
<p><strong>Modifiye edilen T hücreleri büyük ölçekte çoğaltılarak güçlendiriliyor</strong></p>
<p>‘Geliştirilen Hücrelerin Çoğaltılması’ aşamasında da modifiye edilen T hücrelerinin büyük ölçekte çoğaltılarak güçlendirildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, bu sayede, bağışıklık sisteminin güçlendirilmiş ve özelleştirilmiş hücrelerle desteklendiğini anlattı.</p>
<p>‘Gerçekleştirilen Infüzyon’ aşamasında ise hazırlanan CAR-T hücrelerinin, hasta vücuduna geri verildiğini dile getiren Dr. Taştan, bu adımda da artık kanserle mücadelede aktif görev alabilecek olan güçlü hücrelerin sisteme dahil edilmesinin sağlandığını vurguladı.</p>
<p><strong>Geleneksel tedavilere dirençli durumlarda umut vaat ediyor</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, ‘Hedefe Yönelik Saldırı’ aşamasında da CAR-T hücrelerinin, vücuttaki kanser hücrelerini özel bir şekilde tanıyarak ve onlarla etkileşime geçerek kansere karşı özel bir saldırı başlattığını anlatan, şöyle devam etti:</p>
<p>“CAR-T hücre terapisi, özellikle geleneksel tedavilere dirençli durumlarda umut vaat ediyor. CAR-T hücre terapisi, ALL (Akut Lenfoblastik Lösemi) kanseri için FDA tarafından onaylanan bir tedavi yöntemidir ve geleneksel tedavilere kıyasla daha etkin sonuçlar elde etmektedir. Bu tedavi, hastanın kendi T hücrelerini genetik olarak mühendislikle değiştirerek kanser hücrelerine karşı özel bir saldırı başlatır. </p>
<p>Geleneksel tedaviler genellikle kemoterapi ve radyoterapiyi içerir, ancak CAR-T hücre terapisi, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek kanser hücrelerini spesifik olarak hedef alması bakımından farklılık gösterir. Bu sayede vücudun sağlıklı hücrelerine olumsuz bir etki yapmazken yalnızca kanser hücrelerine karşı bir aktivite göstermektedir. Bu özelleştirilmiş yaklaşım, dirençli veya tekrarlayan ALL durumlarında daha etkili bir tedavi seçeneği sunabilir.”</p>
<p><strong>ALL kanserinde yeni bir tedavi yöntemi</strong></p>
<p>Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, ALL kanseri için geliştirdikleri yani tedavi yöntemini dile getirerek, şöyle devam etti:</p>
<p>“2021 yılından bu yana hem laboratuvar testlerimizde hem de hayvan testlerimizde, geliştirmiş olduğumuz uygulama yöntemi sayesinde CAR-T hücrelerin kansere karşı etkin bir yanıt oluşturduğunu ve aradan zaman geçmesine rağmen stabil şekilde dolaşımda kalıp kanserin nüks etmesi durumunda tekrar yanıt oluşturabildiğini ispatlamış olduk. Bu sayede nükseden ve dirençli ALL kanserinde yeni bir tedavi yöntemi geliştirmiş olduk. Hayvan testlerinde elde ettiğimiz sonuçları bilim dünyasının en saygın dergisi Nature yayın grubunda Cancer Gene Therapy’de yayımladık.</p>
<p>Bundan sonraki süreçte insan klinik testlere geçmeyi ve ülkemizin yerli, akıllı, canlı ilaçlarından birini geliştirmeyi hedefliyoruz. Üniversitemizde bunun için kurulacak olan GMP (Good Manufacturing Practices) laboratuvarı sayesinde Faz çalışmalarına başlamış olacağız. Faz çalışmaları için tüm hazırlıklarımızı tamamladık ve gelecekte sadece ALL değil diğer kanser türleri için de tedaviler üretmek adına laboratuvarımızda çalışmalar devam etmekte.” </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turk-bilim-insanlari-bir-kanser-turu-icin-akilli-ilac-gelistiriyor-430224">Türk bilim insanları bir kanser türü için akıllı ilaç geliştiriyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğu Pediatri Derneği ve Orzaks İlaç çocuklar için Diyarbakır&#8217;da el ele verdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dogu-pediatri-dernegi-ve-orzaks-ilac-cocuklar-icin-diyarbakirda-el-ele-verdi-429999</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Dec 2023 10:54:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[diyarbakırda]]></category>
		<category><![CDATA[doğu]]></category>
		<category><![CDATA[ele]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[orzaks]]></category>
		<category><![CDATA[pediatri]]></category>
		<category><![CDATA[verdi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=429999</guid>

					<description><![CDATA[<p>Satranç turnuvasına çocuklardan büyük ilgi Çocukların yarıştığı satranç turnuvasına rekor katılım Türkiye’nin lider OTC markası Orzaks İlaç’ın koşulsuz desteğiyle Türkiye Satranç Federasyonu ve Doğu Pediatri Derneği tarafından çocukların sağlıklı gelişimine dikkat çekmek amacıyla Diyarbakır’da düzenlenen 2. Doğu Pediatri Satranç Turnuvası yoğun ilgi gördü. Turnuvaya 12 ilden 14 yaş altı 195 çocuk katıldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogu-pediatri-dernegi-ve-orzaks-ilac-cocuklar-icin-diyarbakirda-el-ele-verdi-429999">Doğu Pediatri Derneği ve Orzaks İlaç çocuklar için Diyarbakır&#8217;da el ele verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Satranç turnuvasına çocuklardan büyük ilgi Çocukların yarıştığı satranç turnuvasına rekor katılım</strong></p>
<p><strong>Türkiye’nin lider OTC markası Orzaks İlaç’ın koşulsuz desteğiyle Türkiye Satranç Federasyonu ve Doğu Pediatri Derneği tarafından çocukların sağlıklı gelişimine dikkat çekmek amacıyla Diyarbakır’da düzenlenen 2. Doğu Pediatri Satranç Turnuvası yoğun ilgi gördü. Turnuvaya 12 ilden 14 yaş altı 195 çocuk katıldı.</strong></p>
<p>Türkiye’nin lider OTC markası Orzaks İlaç, çocukların gelişimine büyük katkı sunan satranç oyununun yaygınlaşması amacıyla Doğu Pediatri Derneği ile birlikte 14 yaş altı çocukların katıldığı 2. Doğu Pediatri Satranç Turnuvası’nı düzenledi. Kuzey Irak’taki şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlanan törene Diyarbakır, İzmir, Batman, Şanlıurfa, Bitlis, Elazığ, Malatya, Mardin, Siirt, Mersin, Gaziantep ve Manisa’dan 14 yaş altı 195 lisanslı çocuk satranç oyuncu katıldı. 2 gün süren turnuvada dereceye giren öğrencilere toplamda 33 bin lira değerinde ödül verildi. Ayrıca katılan her oyuncuya, sadece rekabetin değil, aynı zamanda katılımın da bir ödül olduğunu hissedecek, çeşitli hediyeler sunuldu.</p>
<p>Satranç tutkunlarına strateji ve rekabet dolu bir yarışma fırsatı sunan turnuva ile sadece bir oyun olmanın çok ötesinde, eğitimde ve zeka gelişiminde önemli bir araç olarak kabul edilen satranç sporunun yaygınlaşması amaçlanıyor. </p>
<p><strong>“Geleceğimiz olan çocukların her daim yanındayız”</strong></p>
<p>Orzaks İlaç’ın kendine misyon edindiği konuların başında çocukların ve gençlerin bütün aktivitelerinde yanında olmak ve desteklemek olduğunu belirten <strong>Orzaks İlaç Kurumsal İletişim Yöneticisi Memnune Akdeniz, “</strong>Doğu Pediatri Derneği ve Türkiye Satranç Federasyonu ile geçirdiğimiz bu iki gün bizler için çok kıymetliydi. Bilimsel araştırmalar satranç ile çocukların, çalışan hafıza, akıcı zeka, dikkat, konsantrasyon, üst bilişsel beceriler gibi birtakım zihinsel yeterlilikleri kullanabilme ve bunları geliştirebilme yetilerinin kuvvetlendiğini gösteriyor. Bu gelişim esnasında çocukların doğru beslenmenin yanı sıra gerekli vitamin ve minerallerle desteklenmesi çok önemli. Besinlerden yeteri miktarda karşılanamayan vitamin ve mineraller için bir noktada ek desteğe ihtiyaç duyulabilir. Orzaks İlaç tarafından her yaş grubuna olduğu gibi çocuklarımız ve gençlerimiz için de gıda takviyesi desteğimiz bulunmaktadır. Doğu Pediatri Satranç Turnuvası’nda dereceye giren, iki gün boyunca yeteneklerini ve analitik becerilerini ortaya koyan tüm çocuklarımızı tebrik ederiz. Geleceğimiz olan çocuklarımızın her daim destekçileri olmaya devam edeceğiz.”</p>
<p><strong>“Yoğun katılım çok mutlu etti”</strong></p>
<p>Satranç oyununun, çocukların yeteneklerinin farkına varmaları, geliştirmeleri ve zekalarını daha etkili bir şekilde kullanmalarına katkıda bulunduğuna dikkat çeken <strong>Doğu Pediatri Derneği Genel Sekreteri Muhammet Asena, “</strong>Derneğimiz tarafından çocuk sağlığına destek amaçlı planlanan ve Orzaks İlaç tarafından koşulsuz destek sunulan 2. Doğu Pediatri Satranç Turnuvası’nın yoğun ilgi görmesi bizleri çok mutlu etti. Çocukların planlama, seçenekleri değerlendirme, imgeleme, odaklanma, analiz, öngörü ve kuramsal düşünme gibi becerilerinin gelişmesine yardımcı olan satrancın yaygınlaşmasını önemsiyoruz. Katılan öğrencilerimize ve ailelerine çok teşekkür ederiz.’’</p>
<p><strong>Orzaks İlaç ve </strong>Doğu Pediatri Derneği<strong>, D vitamini eksikliğine dikkat çekmek amacıyla </strong>2 Kasım Dünya D Vitamini Günü’nde Kahramanmaraş’taki çadır kentte depremden etkilenen çocuklarla bir araya gelmişti.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dogu-pediatri-dernegi-ve-orzaks-ilac-cocuklar-icin-diyarbakirda-el-ele-verdi-429999">Doğu Pediatri Derneği ve Orzaks İlaç çocuklar için Diyarbakır&#8217;da el ele verdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Astellas İlaç Singapur &#038; Malezya Genel Müdürlüğü&#8217;ne Ayçın Oğuz atandı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/astellas-ilac-singapur-malezya-genel-mudurlugune-aycin-oguz-atandi-427885</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Dec 2023 09:02:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[astellas]]></category>
		<category><![CDATA[atandı]]></category>
		<category><![CDATA[ayçın]]></category>
		<category><![CDATA[genel]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[malezya]]></category>
		<category><![CDATA[müdürlüğüne]]></category>
		<category><![CDATA[oğuz]]></category>
		<category><![CDATA[singapur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=427885</guid>

					<description><![CDATA[<p>2022 Ekim ayından bu yana Astellas İlaç Türkiye’de Onkoloji &#038; Hematoloji İş Birimi Direktörü olarak görev alan, ilaç endüstrisinde 24 yıllık bilgi birikimine ve deneyime sahip Ayçın Oğuz, Astellas İlaç Singapur &#038; Malezya Genel Müdürlüğü’ne atandı.  </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/astellas-ilac-singapur-malezya-genel-mudurlugune-aycin-oguz-atandi-427885">Astellas İlaç Singapur &#038; Malezya Genel Müdürlüğü&#8217;ne Ayçın Oğuz atandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Astellas İlaç Türkiye’den globale üst düzey atama…</em></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Astellas İlaç Singapur &#038; Malezya Genel Müdürlüğü’ne Ayçın Oğuz atandı</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>2022 Ekim ayından bu yana Astellas İlaç Türkiye’de Onkoloji &#038; Hematoloji İş Birimi Direktörü olarak görev alan, ilaç endüstrisinde 24 yıllık bilgi birikimine ve deneyime sahip Ayçın Oğuz, Astellas İlaç Singapur &#038; Malezya Genel Müdürlüğü’ne atandı.  </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Yenilikçi bilimi toplum için değere dönüştürme vizyonuyla sağlık alanında değişimin öncüsü olarak faaliyet gösteren Astellas İlaç Türkiye’de Onkoloji &#038; Hematoloji İş Birimi Direktörlüğü görevini yürüten <strong>Ayçın Oğuz</strong>, uluslararası ve üst düzey bir görevlendirme ile <strong>Astellas İlaç Singapur &#038; Malezya Genel Müdürlüğü</strong>’ne getirildi.</p>
<p> </p>
<p>Yeni görevi için Malezya’ya yerleşecek olan Ayçın Oğuz, Astellas APAC Liderlik Ekibi’nin de bir üyesi olarak görev alacak ve Asya Pasifik Başkanı’na raporlayacak. Ayrıca, şirketin bölgedeki büyüme stratejisine liderlik edecek olup, hem iç hem de dış kilit paydaşlarla güçlü ortaklıklar kurarak ticari ve operasyonel hedeflerin gerçekleşmesine katkı sağlayacak. </p>
<p> </p>
<p><strong>Ayçın Oğuz kimdir?</strong></p>
<p> </p>
<p>İTÜ Kimya Mühendisliği&#8217;nden 1998 yılında mezun olan ve Boğaziçi Üniversitesi&#8217;nden finans ve pazarlama sertifikasına sahip olan Ayçın Oğuz, ilaç sektöründeki kariyerine 1999 yılında tanıtım uzmanı olarak başladı. Kariyeri boyunca çok uluslu ve önde gelen firmalarda geniş bir terapötik alan skalasında çalışmalarda bulunan Oğuz, Sanofi, Thea Pharma ve Nobel İlaç gibi şirketlerde farklı ekipleri yönetme fırsatı buldu.</p>
<p> </p>
<p>Astellas İlaç Türkiye’ye 2015 yılında katılan Oğuz, 2020 yılına kadar Pazarlama Direktörü olarak görev aldı ve bu süre zarfında farklı ürünlerinin lansman süreçlerini başarıyla yönetti.  Daha sonra, Satış Direktörü olarak atanan Oğuz, satış takımının yeni yetkinlikler geliştirmesine liderlik ederek, iş modelini dönüştürdü ve Nefroloji &#038; Hematoloji Satış Ekiplerini kurdu.  </p>
<p> </p>
<p>2022 Ekim ayından bu yana Onkoloji &#038; Hematoloji İş Birimi Direktörü olarak önemli sorumluluklar üstlenen Oğuz, bu süreçte Astellas İlaç Türkiye&#8217;nin onkoloji pazarındaki güçlü performansına liderlik etti.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/astellas-ilac-singapur-malezya-genel-mudurlugune-aycin-oguz-atandi-427885">Astellas İlaç Singapur &#038; Malezya Genel Müdürlüğü&#8217;ne Ayçın Oğuz atandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>World Medicine CPHI Barselona Dünya İlaç Kongre ve Fuarı&#8217;nda ziyaretçilerini ağırladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/world-medicine-cphi-barselona-dunya-ilac-kongre-ve-fuarinda-ziyaretcilerini-agirladi-421997</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Nov 2023 13:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[ağırladı]]></category>
		<category><![CDATA[barselona]]></category>
		<category><![CDATA[cphi]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[fuarında]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kongre]]></category>
		<category><![CDATA[medicine]]></category>
		<category><![CDATA[world]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaretçilerini]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=421997</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya İlaç Kongre ve Fuarı (CPHI) 24-26 Ekim tarihleri arasında İspanya’nın Barcelona kentinde gerçekleşti</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/world-medicine-cphi-barselona-dunya-ilac-kongre-ve-fuarinda-ziyaretcilerini-agirladi-421997">World Medicine CPHI Barselona Dünya İlaç Kongre ve Fuarı&#8217;nda ziyaretçilerini ağırladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya İlaç Kongre ve Fuarı (CPHI) 24-26 Ekim tarihleri arasında İspanya’nın Barcelona kentinde gerçekleşti. Türkiye’de 2011 yılından bu yana faaliyet gösteren World Medicine, 216 metrekare alanlık stantta ziyaretçilerini ağırladı. İlaç sektörünün farklı paydaşlarını bir araya getiren Uluslararası İlaç Fuarı&#8217;nda yerini alan World Medicine’ın Yönetim Kurulu Başkanı Ruşen Kalender fuarın önemine dikkat çekerek, “Türkiye’de ürettiğimiz ilacı tüm dünyaya ihraç etmek için yatırımlarımıza devam ediyoruz. Bu fuar, bu anlamda her ilaç şirketi için bir fırsat niteliği taşıyor. Bu yıl da Türkiye’nin ilaç ihracatı şampiyonu olarak bu önemli organizasyonda yerimizi aldık” dedi.</strong></p>
<p>Türkiye pazarına sundukları ürünlerin yanı sıra ihracat yaptıkları ülke sayısını arttırmak için girişimlerini her geçen gün hızlandırdıklarının altını çizen <strong>World Medicine Yönetim Kurulu Başkan Ruşen Kalender, </strong>“Faaliyet gösterdiğimiz tüm ülke ve alanlarda güvenilir bir iş ortağı ve lider şirket olmak bizim için olmazsa olmaz. Daha fazla ilaç ihracatı için alt yapımızı sağlamlaştırıyor, son teknolojiye sahip üretim tesislerimizle ilaç üretim kapasitemizi arttırmak ve Türkiye’de ürettiğimiz ilacı dünyaya ihraç etmek için çok çalışıyoruz. Bu doğrultuda her yıl katıldığımız ve bu sene Barselona’da düzenlenen CPhI 2023 Fuarı’nda Türkiye’nin ilaç ihracat şampiyonu olarak boy gösterdik ve yoğun bir ilgiyle karşılaştık. Yaptığımız yatırımların ve çalışmalarımızın karşılığını bulduğunu görmek bizim için tarifsiz bir gurur” diye konuştu.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl Çerkezköy’de Türkiye’nin ve Doğu Avrupa’nın en büyük ilaç üretim tesislerinden birini faaliyete geçirdiklerini söyleyen <strong>Ruşen Kalender</strong>, “Yüksek teknolojiyle donatılmış Çerkezköy fabrikamızda yıllık 1,3 milyar kutu üretim yapıyoruz. Tesisimiz, Non-steril ve yarı katı, katı ve steril tüm ürünleri yüksek kaliteden ödün vermeden kolaylıkla üretme kabiliyetine sahip.” dedi. “Kendi ürünlerimizi ruhsatlandırma çalışmalarında kullanmak ve yurtiçi-yurtdışı tüm şirketlere de hizmet vermek amacı ile, WMARGE merkezimiz çatısı altında, WMINOLAB İnovasyon Laboratuvarı’nı kurduk. Bu laboratuvarımızı ileri teknik analizlerin yapılmasına imkân tanıyan yüksek hassasiyete sahip teknolojik ekipmanlarla donattık.” diyen <strong>Kalender;</strong> “Bu sayede Türkiye genelinde bu analizleri dışa bağımlı olmaktan çıkarmayı hedefliyoruz. İleri teknoloji analiz hizmetleri sunan laboratuvarımız ile hem sektöre hem de Türkiye ekonomisine katma değer yaratmak için çalışmalarımıza devam ediyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/world-medicine-cphi-barselona-dunya-ilac-kongre-ve-fuarinda-ziyaretcilerini-agirladi-421997">World Medicine CPHI Barselona Dünya İlaç Kongre ve Fuarı&#8217;nda ziyaretçilerini ağırladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlaç mı ? Stent mi? Ameliyat mı?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilac-mi-stent-mi-ameliyat-mi-419545</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Nov 2023 10:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[stent]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419545</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlıklı bir yaşam için sağlıklı bir kalp gerekiyor. Ancak tüm dünyada ölüme yol açan sebeplerin yüzde 16’sını koroner arter hastalığı oluşturuyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilac-mi-stent-mi-ameliyat-mi-419545">İlaç mı ? Stent mi? Ameliyat mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>                        İLAÇ MI?  STENT Mİ? AMELİYAT MI?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Sağlıklı bir yaşam için sağlıklı bir kalp gerekiyor. Ancak tüm dünyada ölüme yol açan sebeplerin yüzde 16’sını koroner arter hastalığı oluşturuyor. Hastalar,  ilaç mı stent mi yoksa ameliyat mı? sorusuna yanıt ararken <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Rıza Türköz</strong>, koroner arter hastalarında en uygun tedavinin, hastalığın derecesi, sorunlu damar sayısı ve ilave hastalıkların olup olmaması gibi diğer faktörlerin göz önünde bulundurularak kardiyolog ve kalp damar cerrahlarının ortak kararıyla belirlenmesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Koroner arter hastalığına yol açan risklerin başında ise sigara kullanımı, hipertansiyon ve diyabet hastalığı, beslenme şekli, ailesel yatkınlık ile stres geliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Rıza Türköz, “Günümüzde koroner arteri tam olarak tedavi eden bir yöntem henüz olmasa da, güncel tedavi yöntemleri sayesinde hastalığın ilerleyişi yavaşlatılabiliyor, kalp krizi riski en aza indirilebiliyor ve yaşam süresi uzatılabiliyor” diyor.  Koroner arter hastalığının temel tedavi yöntemlerini; ilaç tedavisi (medikal), girişimsel yöntemler ile damarların açılması (stent uygulanması) ve cerrahi (koroner bypass operasyonu) yöntem olarak özetlemek mümkün. Belirli bir şikayeti ve kritik damar tıkanıklığı olmayan hastaya medikal tedavi uygulanıyor; bununla birlikte kişide hipertansiyon, kan yağları yüksekliği ve diyabet hastalığı bulunuyorsa medikal tedaviye hiç geciktirilmeden başlanması gerekiyor.  </p>
<p><strong>“Stent kalp krizi riskini ortadan kaldırmaz”</strong></p>
<p>Koroner  anjiyografi sonrasında genel olarak kabul edilen iki yaklaşım bulunuyor; aynı damarda birden çok yerde ve uzun lezyon mevcutsa, yani yaygın bir durum varsa, üç damar tıkalıysa ve bunun yanında kalbin kasılmasında azalma başlamış ise genellikle cerrahi tedavi uygulanıyor. Eğer bir veya iki damarda kritik darlık mevcutsa ve darlık çok uzun damar bölgesini tutmuyorsa, dar veya tamamen tıkalı olan bölgelerin balon ve stent ile açılması tercih ediliyor. Stent tedavisinin hastada yarattığı etkiye değinen Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Rıza Türköz, “Halk arasında ‘bir damarım /iki damarım/ üç damarım stent ile açıldı” ifadesi sıklıkla kullanılıyor. Ancak çoklu damar tıkanıklığında damarların stent yöntemiyle açılması orta ve uzun dönemde bu damarların tekrar tıkanmayacağı, hastaların kalp krizi geçirmeyeceği ve ani ölüm riskinin ortadan kalkacağı anlamına gelmez” diyor.</p>
<p><strong>Stent sonrasında yeniden tıkanma ve daralma oluşabilir</strong></p>
<p>Uzun süreli diyabet hastalığı ile sıklıkla yaygın ve üç damar hastalığı olan hastalarda balon ve stent tedavisinin uzun dönem için iyi sonuç vermediği belirtiliyor. Teknik olarak damar darlıklarının ve tıkanıklıkların çok büyük bir kısmı balon ve stent işlemiyle açılabilse de zamanla bu damarlarda tekrar darlık ve tıkanmaya rastlanabiliyor. Öyle ki stent teknolojisindeki gelişmeler ve ilaç kaplı stentlerin kullanılmalarına rağmen, stentlerde tıkanma ve daralma olmasından dolayı tekrar müdahale gerektirme oranı yılda yüzde 1-2 olarak bildiriliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Rıza Türköz, en saygın medikal dergilerden olan J Thorac Cardiovasc Surg’de 2023 yılında yayınlanan bir çalışmayı vurguladı. Bu çalışma,<strong> </strong>4992 stent uygulanan hasta ile 4975 cerrahi uygulanan hastalarda 10 yılın sonunda; cerrahi operasyon geçiren hastaların hayatta kalma oranını yüzde 80, stent takılan hastaların ise yüzde 76 olduğunu ortaya koyuyor. Aradaki fark küçük gibi görünse de tıp dünyasında istatistiksel olarak oldukça önemli bulunuyor.  </p>
<p> <strong>Kardiyoloji ve KVC uzmanları birlikte karar vermeli</strong></p>
<p>Koroner arter hastalığında uygulanacak en uygun tedavi, kardiyolog ve kalp damar cerrahından oluşan ekibin hastayı birlikte değerlendirip, sonrasında tedavi yöntemini yine birlikte belirlemeleri esasına dayanıyor. Hastaların sıklıkla cerrahi tedavi yerine balon ve stent gibi girişimsel yöntemle tedavi olmak istediklerine değinen Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Rıza Türköz “En iyi tedavi yöntemi, damar hastalığının derecesi ve hastalıklı damar sayısına göre belirleniyor. Buradaki amaç en uzun sağ kalımı sağlayacak, takiplerde kalp krizi riskini en aza indirecek ve ister anjiyografi olsun ister cerrahi, tekrarlayan girişimi azaltacak tedavi olmalıdır” sözleriyle hastaları ve hasta yakınlarını uyarıyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilac-mi-stent-mi-ameliyat-mi-419545">İlaç mı ? Stent mi? Ameliyat mı?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiyenin en hızlı büyüyen ilaç firması Humanıs, cphı fuarında 2030 vizyonunu açıkladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-en-hizli-buyuyen-ilac-firmasi-humanis-cphi-fuarinda-2030-vizyonunu-acikladi-419078</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Nov 2023 07:38:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[büyüyen]]></category>
		<category><![CDATA[cphi]]></category>
		<category><![CDATA[firması]]></category>
		<category><![CDATA[fuarında]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı]]></category>
		<category><![CDATA[humanis]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=419078</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin en hızlı büyüme kaydeden ilaç firmalarından biri olan Humanis, dünyanın en büyük ilaç fuarı 2023 CPHI Barselona’da yoğun ilgi gördü.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-en-hizli-buyuyen-ilac-firmasi-humanis-cphi-fuarinda-2030-vizyonunu-acikladi-419078">Türkiyenin en hızlı büyüyen ilaç firması Humanıs, cphı fuarında 2030 vizyonunu açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TÜRKİYE’NİN EN HIZLI BÜYÜYEN İLAÇ FİRMASI HUMANIS, CPHI FUARINDA 2030 VİZYONUNU AÇIKLADI</strong></p>
<p>Türkiye’nin en hızlı büyüme kaydeden ilaç firmalarından biri olan Humanis, dünyanın en büyük ilaç fuarı 2023 CPHI Barselona’da yoğun ilgi gördü. Humanis CEO’su Yunus Sancak, “Dünya pazarındaki payımız artarken, hızla büyüyen ve gelişen bir şirket olarak bu konuda ülkemize katkı sağladığımız için gururluyuz. Fuar, bu gücümüzü uluslararası arenada da anlatmak, dünyanın dört bir yanından gelen tedarikçilerle, ürün geliştiricilerle, firmalarla buluşmak ve iş birliklerine yönelik görüşmelerimizi canlandırmak açısından çok önemli. Fuarın ilk gününden itibaren yoğun bir ilgiyle karşılaştığımız için mutluyuz.” şeklinde konuştu.</p>
<p>İlaç profesyonellerini bir araya getiren ve dünyanın en büyük fuarlarından biri olan CPHI (International Exhibition and Conference on Pharmaceutical Ingredients Worldwide), bu yıl Barselona’da yoğun bir katılımla gerçekleşti. Dünyanın dört bir yanından yaklaşık 2 bine yakın firmanın katıldığı fuarda, üretimden pazarlamaya kadar ilaç sektörünün birçok alanından profesyoneller ve liderler bir araya geldi. </p>
<p>10 yıldır güvenilir sağlık çözümleri üreten Humanis, geniş ürün portföyü ve etkin sağlık çözümleriyle CPHI’da yoğun bir ilgi gördü. Türkiye’den Çin’e ilaç ihracatı yapan ilk firma olan, Kanada, Rusya ve Almanya’dan sahip olduğu GMP sertifikaları ile Avrupa’nın birçok ülkesine ilaç üretimi yapan Humanis, sektörün geleceğine yön veriyor. Geniş ürün portföyü, deneyimli kadrosu ile son teknolojiye sahip üretim tesisi sayesinde birçok global firmanın üretim ortaklığını yapan Humanis, fuarın dikkat çeken firmalarından biri olmayı başardı.</p>
<p><strong>YUNUS SANCAK: “ÜLKEMİZE KATKI SAĞLADIĞIMIZ İÇİN GURURLUYUZ”</strong></p>
<p>Fuarla ilgili olarak konuşan CEO Yunus Sancak, şunları söyledi:</p>
<p>“CPHI tüm dünyadan sektörün etkin kuruluşlarını, üyelerini ve liderlerini bir araya getiriyor. Dünya pazarındaki payımız artıyor. Hızla büyüyen ve gelişen bir şirket olarak bu konuda ülkemize katkı sağladığımız için gururluyuz. Fuar, gücümüzü uluslararası arenada da anlatmak, dünyanın dört bir yanından gelen tedarikçilerle, ürün geliştiricilerle, firmalarla buluşmak, potansiyelimizi yüz yüze aktarmak ve iş birliklerine yönelik görüşmelerimizi canlandırmak açısından çok önemli. İlk kez Humanis adıyla katıldığımız fuarda, üç gün boyunca yoğun bir ilgiyle karşılaştık.”</p>
<p><strong>YUNUS SANCAK: “ETKİNLİĞİMİZİ YEREL VE ULUSAL PAZARDA KANITLADIK”</strong></p>
<p>Türkiye’de de sektörün gelişimine dair çok önemli adımlar atıldığını vurgulayan Yunus Sancak, “Sektörümüz yerli ilaç üretimine verilen önemin artması ile birlikte giderek daha çok ilerleme kaydediyor ve daha yüksek oranda yatırım alıyor. Uluslararası standartlarda üretim yapan tesislerimiz ve deneyimli iş gücümüz ile ihracat ağımızı da her geçen yıl güçlendiriyoruz. Humanis olarak biz de, büyük ölçekli yatırımlarımızla, deneyimli kadromuzla, yenilikçi ve cesur atılımlarımızla ülkemize ve sektörümüze önemli katkılar sağlamak için çalışıyoruz. Dolayısıyla sektörün geleceğine yön verebilen, etkinliğini yerel ve ulusal pazarda kanıtlamış bir firma olarak, önemli sorumluluklara sahibiz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>HUMANIS, 2030 YILINA KADAR ÜRÜN PORTFÖYÜNÜ GENİŞLETECEK</strong></p>
<p>İnsan odaklı sağlık felsefesini benimseyen Humanis, 3 kıtada 25’ten fazla ülkeye ihracat yapıyor. “2030’ da yıllık 70 milyon dolarlık ihracat hedefliyoruz” bilgisini veren Yunus Sancak, firmanın gelecek vizyonuna dair şunları söyledi:</p>
<p>“2023 yılında Türkiye’den Çin’e ilaç ihraç eden ilk firma olduk. Yakın zamanda ise önce Körfez Ülkeleri ardından ise ABD’ye ilaç ihracatı gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar da nadir hastalıklar, merkezi sinir sistemi hastalıkları, diyabet, kardiyoloji ve onkoloji alanlarında üretim yapmak üzere çalışmalarımızı ve yatırımlarımızı başlattık. İnsanın olduğu her yere sağlık götürmek için çabalarımız sürüyor. 70’den fazla bilim insanı ile Ar-Ge merkezimizde 100’den fazla molekül geliştirerek, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından teşvik edilen en büyük 5 ilaç Ar-Ge merkezinden biri olduk. Sağlıkta birçok şirkete oranla inovatif ve çevik yaklaşımlarımızla üretimde önemli farklar yaratmayı başardık. Bugün, insan odaklı iş modellerimizle 1.200’den fazla kişiye istihdam sağlıyoruz. Dürüst, adil, şeffaf ve güvenilirlik ilkeleri çerçevesinde hareket ediyoruz. Bizi biz  yapan bu ilkeler de  insana odaklı kurum kültürümüzün temelini oluşturuyor.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-en-hizli-buyuyen-ilac-firmasi-humanis-cphi-fuarinda-2030-vizyonunu-acikladi-419078">Türkiyenin en hızlı büyüyen ilaç firması Humanıs, cphı fuarında 2030 vizyonunu açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Malkara Belediye Başkanı Ulaş Yurdakul Ar Zirai İlaç ve Tohum&#8217;un açılışını gerçekleştirdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/malkara-belediye-baskani-ulas-yurdakul-ar-zirai-ilac-ve-tohumun-acilisini-gerceklestirdi-405378</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Sep 2023 19:24:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[gerçekleştirdi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[malkara]]></category>
		<category><![CDATA[tohumun]]></category>
		<category><![CDATA[ulaş]]></category>
		<category><![CDATA[yurdakul]]></category>
		<category><![CDATA[zirai]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405378</guid>

					<description><![CDATA[<p>Malkara Belediye Başkanı Ulaş Yurdakul, 14 Eylül 2023 Perşembe günü saat 14.00’te Camiatik Mahallesi Şehit Temizer Caddesi üzerinde hizmet verecek olan Ar Zirai İlaç ve Tohum’un açılışını gerçekleştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/malkara-belediye-baskani-ulas-yurdakul-ar-zirai-ilac-ve-tohumun-acilisini-gerceklestirdi-405378">Malkara Belediye Başkanı Ulaş Yurdakul Ar Zirai İlaç ve Tohum&#8217;un açılışını gerçekleştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Malkara Belediye Başkanı Ulaş Yurdakul, 14 Eylül 2023 Perşembe günü saat 14.00’te Camiatik Mahallesi Şehit Temizer Caddesi üzerinde hizmet verecek olan Ar Zirai İlaç ve Tohum’un açılışını gerçekleştirdi.</p>
<p>Açılış programında; İYİ Parti Malkara İlçe Başkanı Nevzat Ulu, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Vasfi Güner, Ersin Kaçar, Malkara Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Tevfik Yamanoğlu, Malkara Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Ahmet Özver, Malkara Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Nergiz Karaağaçlı Öztürk, S.S. 269 Sayılı Malkara Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifi Başkanı Cem Özkan, Belediye Meclis Üyeleri, Siyasi Parti Yönetim Kurulu Üyeleri ve temsilcileri, muhtarlar, basın mensupları ve vatandaşlar yer aldı.</p>
<p>Yapılan duaların ardından Ar Zirai İlaç Ve Tohum’un açılış kurdelesinin kesimini gerçekleştiren Belediye Başkanı Ulaş Yurdakul ve beraberindekiler, işletme sahipleri Atanur Deniz ve Rıdvan Uzan&#8217;a hayırlı olsun dileklerinde bulunarak, bereketli bol kazançlar dilediler.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/malkara-belediye-baskani-ulas-yurdakul-ar-zirai-ilac-ve-tohumun-acilisini-gerceklestirdi-405378">Malkara Belediye Başkanı Ulaş Yurdakul Ar Zirai İlaç ve Tohum&#8217;un açılışını gerçekleştirdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanın genetik koduna göre ilaç reçete edilebilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/insanin-genetik-koduna-gore-ilac-recete-edilebilir-402290</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Sep 2023 13:08:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[göre]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[koduna]]></category>
		<category><![CDATA[reçete]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=402290</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde başlayan. 6. BaCI (Basic Clinical and Multimodal Imaging) Konferansında konuşan nörogörüntüleme teknolojilerinin öncüsü, California Üniversitesi Radyoloji ve Psikiyatri Profesörü Monte Buchsbaum, “Gelecekte, kişiselleştirilmiş tıp, genetik kodu okuma ve bunu tedaviyle eşleştirme sağlık sektöründe gelişen en önemli alanlar olacak. Uzayan insan ömrü, bize başarılı yaşlılık yılları veriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insanin-genetik-koduna-gore-ilac-recete-edilebilir-402290">İnsanın genetik koduna göre ilaç reçete edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde başlayan. 6. BaCI (Basic Clinical and Multimodal Imaging) Konferansında konuşan nörogörüntüleme teknolojilerinin öncüsü, California Üniversitesi Radyoloji ve Psikiyatri Profesörü Monte Buchsbaum, “Gelecekte, kişiselleştirilmiş tıp, genetik kodu okuma ve bunu tedaviyle eşleştirme sağlık sektöründe gelişen en önemli alanlar olacak. Uzayan insan ömrü, bize başarılı yaşlılık yılları veriyor. Her insanın genetik kodunu okuyup ve her genetik mesajın fizyolojisine bakıp, uygun ilaçları reçete edebiliriz. Psikiyatristlerin sadece tahmini bir ilaç vermesini istemiyoruz. Biz spesifik olarak hedeflenmiş bir ilaç yazmak istiyoruz. Bu yüzden EEG gibi bilimsel ölçme teknikleri kullanılmalıdır.” dedi. </strong></p>
<p>Biyotıbbın geliştirilmesiyle birlikte eski tedavilerin çok da iyi olmadığının fark edildiğini belirten Prof. Monte Buchsbaum, 6. BaCI Konferansı açılış konuşmasında, kişiselleştirilmiş tıbbın önemini vurguladı. Buchsbaum, “Şu anki teknoloji ve yeni ilaçlarla şizofreniyi tedavi edebiliyoruz ama hala istediğimiz seviyede değil. Kişiselleştirilmiş tıp, mental sağlık için altın standarttır. Gelecekte, kişiselleştirilmiş tıp, genetik kodu okuma ve bunu tedaviyle eşleştirme sağlık sektöründe gelişen en önemli alanlar olacak. Uzayan insan ömrü, bize başarılı yaşlılık yılları veriyor. Her insanın genetik kodunu okuyup ve her genetik mesajın fizyolojisine bakıp, uygun ilaçları reçete edebiliriz. Biz, psikiyatristlerin sadece tahmini bir ilaç vermesini istemiyoruz, spesifik olarak hedeflenmiş bir ilaç yazmak istiyoruz.  Bu yüzden EEG gibi bilimsel ölçme teknikleri kullanılmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Nörogörüntüleme öncüsüne Fahri Doktora </strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi Senatosu, 10 Ağustos&#8217;ta, küresel ölçekte sinirbilim çalışmalarına yaptığı değerli katkılardan ve psikiyatrik bozuklukların tedavisine olan tutkulu bağlılığından dolayı Prof. Buchsbaum’a Fahri Doktora unvanı verilmesini kararlaştırdı. Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesinde başlayan 6. Temel Klinik ve Çok Modelli Görüntüleme (Basic Clinical and Multimodal Imaging, BaCI) Konferansı açılış konuşması sırasında, uluslararası üne sahip görüntüleme nörobilimcisi Prof. Monte Buchsbaum&#8217;a<strong> </strong>fahri doktora takdimi de yapıldı. Buchsbaum’a cübbesini Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan giydirdi.</p>
<p><strong>“Psikiyatride hataya yer yok”</strong></p>
<p>Nörogörüntüleme teknolojilerinin öncüsü kabul edilen California Üniversitesi Radyoloji ve Psikiyatri Profesörü Monte Buchsbaum, konferansın açılış konuşmasında, bilimsel ölçme tekniği olarak EEG kullanımının önemine değindi. Buchsbaum, “İnsanlar birbirinden farklıdır. Biri depresif, diğeri şizofren iki hastanın beyni diğerlerinden farklıdır. Bu, hangi hastaya hangi ilacın verileceğini belirlemek için çok önemlidir. Psikiyatride herhangi bir şekilde hataya yer yoktur. Bu yüzden EEG gibi bilimsel ölçme teknikleri kullanılmalıdır. Şizofreni ve depresyondaki bir hastanın farklılıklarını anlamak bizim için çok önemli. İnanıyorum ki ilaçlardan ilham alan bu EEG metodu beyindeki bu noktaları bularak uygun farmakolojik terapiyle eşleştirmemizi sağlayacaktır.” diye konuştu.</p>
<p>Buchsbaum, “Gelecekte, bireysel tedavi planlarını oluştururken İlk önce EEG’den data alacağız ve EEG sayesinde sağlıklı bireylerden nasıl farklılık olduğunu, nerede değiştiğini göreceğiz. Bu bize beyinde bir nokta söyleyecek. Büyük ihtimalle ön lobda veya başka muhtemel noktalarda. Sonra kütüphanemize, resimlerimize bakacağız. EEG’nin bizim kütüphanemizdeki resimlerden ve datalardan nasıl diğer ilaçlardan değişik bir sonuç verdiğine bakacağız. Bu zaten yapıldı. Sonra EEG’deki sonuçlara bakarak spesifik olarak hangi ilacın hangi noktayı etkilediğine karar verebileceğiz. Bu, bizim doğru ilacı seçmemizi sağlayacak. Spesifik beyin resmimiz var, EEG datamız var ve doğal olarak hangi spesifik ilacı vereceğimizi biliyoruz.” dedi.</p>
<p>EEG’de ilaçların psikiyatrik ve diğer nörolojik hastalıklara iyi geldiğine dair çok açık kanıtlar bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Buchsbaum, “EEG tekniğini tam potansiyeliyle kullanmak bu yüzden çok önemli. Bu sabah farklı ülkelerden araştırmacılar ‘EEG nasıl farklı bir tedavi yöntemi olarak kullanılabilir’ bunu tartıştılar. Özellikle de EEG’nin ilaç seçilmesinde nasıl etkili olduğunu gördük burada. Farklı ülkelerden bilim insanların buluşması bilimin kalitesini artıran bir şey.” dedi.</p>
<p><strong>“Artık bilgi havuzumuz var”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesinin global bilgi paylaşımı konusunda lider üniversitelerden olduğuna işaret eden Buchsbaum, “Global iletişim sayesinde bilim hızla ilerliyor. Global paylaşımcılık bilim için iyi bir şey. Eskiden bu çalışmaları tüm dünya genelinde karşılaştırmak çok zordu. Ama şimdi bir bilgi havuzu oluşturabiliyoruz ve buna tüm dünyanın ulaşmasını sağlayabiliyoruz. Global konferanslar sayesinde araştırma tekniklerimizi paylaşabiliyoruz. Üsküdar Üniversitesi’nin bu alandaki eforu heyecan verici” şeklinde konuşu.</p>
<p><strong>61 yıldır nörobilim alanında çalışıyor</strong></p>
<p><strong>Prof. Monte Buchsbaum hakkında:</strong></p>
<p>İlk bilimsel yayınını 1962’de yayınlayan Monte S. Buchsbaum, 61 yıldır nörobilim alanında çalışıyor. Çoğunluğu pozitron emisyon tomografisi üzerine olmak üzere bilimsel dergilerde 500&#8217;den fazla araştırma raporu yayınladı. Prof. Monte Buchsbaum, en çok alıntı yapılan bilim adamlarından biri olarak Bilimsel Bilgi Enstitüsü veri tabanına dahil edilmiş ve şizofreni ve depresyon hastalarında beyin metabolizmasının niceliksel istatistiksel analizini içeren ilk çalışmayı yayınlamıştır.</p>
<p>İncelenen bilimsel dergilerde 517 makale yayınlayan Dr. Buchsbaum, yirmi yıl boyunca Psychiatry Research adlı bilimsel derginin kurucu editörlüğünü yapmış, inceleme ve karar sürecinde 10binden fazla taslağa rehberlik etmiş ve 57 ülkeden bilimsel makaleleri kabul etmiştir.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insanin-genetik-koduna-gore-ilac-recete-edilebilir-402290">İnsanın genetik koduna göre ilaç reçete edilebilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GEN, global oyuncu olma yolunda büyük adımlar atıyor: Azerbaycan&#8217;ın ilk ilaç fabrikasını kuracak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gen-global-oyuncu-olma-yolunda-buyuk-adimlar-atiyor-azerbaycanin-ilk-ilac-fabrikasini-kuracak-395614</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Aug 2023 11:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[adımlar]]></category>
		<category><![CDATA[atıyor]]></category>
		<category><![CDATA[azerbaycanın]]></category>
		<category><![CDATA[büyük]]></category>
		<category><![CDATA[fabrikasını]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[global]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilk]]></category>
		<category><![CDATA[kuracak]]></category>
		<category><![CDATA[olma]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[yolunda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=395614</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk ilaç sektörünün önemli değerlerinden biri olan GEN, global oyuncu olma yolunda büyük adımlar atıyor. GEN, hisselerinin tamamı Azerbaycan Cumhuriyeti’ne ait olan Azerbaycan Yatırım Şirketi (AIC) ve ilaç şirketi SIA Pharmaceutical LLC ile birlikte, Azerbaycan’ın ilk ilaç fabrikasını kurmak üzere anlaşma imzaladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gen-global-oyuncu-olma-yolunda-buyuk-adimlar-atiyor-azerbaycanin-ilk-ilac-fabrikasini-kuracak-395614">GEN, global oyuncu olma yolunda büyük adımlar atıyor: Azerbaycan&#8217;ın ilk ilaç fabrikasını kuracak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk ilaç sektörünün önemli değerlerinden biri olan GEN, global oyuncu olma yolunda büyük adımlar atıyor. GEN, hisselerinin tamamı Azerbaycan Cumhuriyeti’ne ait olan Azerbaycan Yatırım Şirketi (AIC) ve ilaç şirketi SIA Pharmaceutical LLC ile birlikte, Azerbaycan’ın ilk ilaç fabrikasını kurmak üzere anlaşma imzaladı.</p>
<p>Kurulduğu tarihten itibaren karşılanmamış sağlık ihtiyaçlarına çözümler üreten GEN, hem yerli üretimin önemli bir parçası haline geldi hem de yatırımları sayesinde global oyuncu olma yolunda stratejik başarılar elde etti. Şimdiye kadar Türkiye, Almanya, Rusya, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Gürcistan’da etkin bir şekilde faaliyet gösteren GEN, sektör adına önemli bir anlaşmaya daha imza attı. GEN, uzun yıllar faaliyet gösterdiği Azerbaycan’da güvenilirliğini kanıtlayarak Azerbaycan Devleti’nin sahibi olduğu Azerbaycan Yatırım Şirketi (AIC) ile anlaştı. </p>
<p><strong>GEN, AZERBAYCAN’IN İLK İLAÇ ÜRETİM TESİSİNİ KURACAK</strong></p>
<p>GEN, AIC ve ilaç şirketi SIA Pharmaceutical LLC ile birlikte, Azerbaycan’ın ilk ilaç üretim tesisinin kurulması için hissedarlık sözleşmesi imzaladı. Bakü’de imzalanan hissedarlık sözleşmesi uyarınca GEN‘in %66, AIC’nin %29, SIA Pharmaceutical LLC’nin ise %5 oranında hissedar olduğu Gen Pharma Caucaus Manufacturing Operations Ltd. kurulması konusunda taraflar anlaşmaya vardı. Bu önemli anlaşma ile Azerbaycan tarafından tahsis edilen Pirallahi Industrial Zone içerisideki 52.000 m²’lik alana bir ilaç üretim tesisi kurulacak. Böylece, şimdiye kadar tamamen ithalata dayalı olan 900 milyon dolarlık Azerbaycan ilaç pazarındaki ilk yerli üretim tesisi hayata geçirilmiş olacak. Bu büyük ölçekli üretim tesisinin Azerbaycan’ın ilaç alanındaki teknolojik gelişimine katkı sağlaması ve ülke için önemli bir istihdam alanı yaratması beklenirken, ilerleyen süreçlerde komşu ülkelere ilaç ihracatına da imkân sağlaması planlanıyor.</p>
<p>Fabrikanın, 36 milyon dolarlık bir yatırımla hayata geçirilecek olan birinci fazının 14.000 m² kapalı alana sahip olması planlanıyor. Ayrıca 2026 yılında tam kapasite ile faaliyete geçmesi öngörülen fabrikada tablet, film tablet, sert jelatin kapsül, yumuşak jelatin kapsül, toz süspansiyon, saşe ve likit tip olmak üzere tek vardiyada yıllık 50 milyon kutu ilaç üretilmesi hedefleniyor. </p>
<p><strong>GEN’İN YURT DIŞINDAKİ İLK ÜRETİM TESİSİ</strong></p>
<p>Ankara Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 43.000 m²’lik üretim alanına sahip olan GEN, bu dev global adım sayesinde yurt dışındaki ikinci tesisini açmış olacak. Yatırımları, teknolojik alt yapısı ve deneyimli kadrosu ile esnek ve cesur adımlar atmaya devam eden şirket, yatırımlarını güçlendirme sözünü tutmaya devam ediyor.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gen-global-oyuncu-olma-yolunda-buyuk-adimlar-atiyor-azerbaycanin-ilk-ilac-fabrikasini-kuracak-395614">GEN, global oyuncu olma yolunda büyük adımlar atıyor: Azerbaycan&#8217;ın ilk ilaç fabrikasını kuracak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;nin ilaç ihracatı şampiyonu: World Medicine</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-ilac-ihracati-sampiyonu-world-medicine-385687</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2023 12:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ihracatı]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[medicine]]></category>
		<category><![CDATA[şampiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyenin]]></category>
		<category><![CDATA[world]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=385687</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kimya sektöründeki şirketleri ihracattaki başarılarından dolayı onurlandırmak ve teşvik etmek için İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) tarafından gerçekleştirilen İhracatın Yıldızları Ödülleri 2022 töreni 16 Haziran akşamı düzenlendi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-ilac-ihracati-sampiyonu-world-medicine-385687">Türkiye&#8217;nin ilaç ihracatı şampiyonu: World Medicine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin (İKMİB) her yıl düzenlediği “İhracatın Yıldızları Ödül Töreni”nin 2022 yılı kazananları açıklandı. En çok ilaç ihracatı yapan şirket bu yıl da değişmedi. World Medicine ilaç ihracatında liderliği kimseye kaptırmadı.</strong></p>
<p>Kimya sektöründeki şirketleri ihracattaki başarılarından dolayı onurlandırmak ve teşvik etmek için İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) tarafından gerçekleştirilen İhracatın Yıldızları Ödülleri 2022 töreni 16 Haziran akşamı düzenlendi. Bu yıl sekizincisi düzenlenen törende World Medicine yine ilaç ihracatında zirvenin sahibi oldu. </p>
<p><strong>World Medicine Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sohrab Mammadov, </strong>“İhracat ve Ar-Ge yatırımlarımız karşılığında birçok farklı kurum ve kuruluş tarafından ödüle layık görülmek bizim için gurur verici. Daha önce de paylaştığımız üzere aldığımız her bir ödül bizi daha çok çalışmaya sevk etti, bugün geldiğimiz nokta bunu bir kez daha kanıtladı. Zirvede kalıcı olmak ve ilaç ihracatındaki liderliğimizi korumak için üretim faaliyetlerimizi arttırmaya ve yatırımlarımızı genişletmeye devam ediyoruz, amacımız artık Türkiye’de ilaç ihracatı denildiğinde akla gelen tek marka olmak” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Sohrab Mammadov; </strong>“2011 yılında faaliyete başladığımız ilk günden bu yana ihracat yaptığımız ülkelerin sayısı her geçen yıl arttı ve bugün otuzbeşin üzerinde ülkeye ilaç ihracatı gerçekleştiriyoruz. Bu da demek oluyor ki; World Medicine olarak Türkiye’yi dünyada ilaç üssü konumuna getirme hedefimize her geçen gün yaklaşıyor, Türkiye ekonomisine en çok katkı yapan ilaç şirketi olma yolunda emin adımlarla yürüyoruz” dedi. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyenin-ilac-ihracati-sampiyonu-world-medicine-385687">Türkiye&#8217;nin ilaç ihracatı şampiyonu: World Medicine</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanofi Türkiye yeni teknoloji transferiyle ilaç sektöründe bir ilke daha imza attı!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sanofi-turkiye-yeni-teknoloji-transferiyle-ilac-sektorunde-bir-ilke-daha-imza-atti-384352</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jun 2023 13:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[attı]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[ilke]]></category>
		<category><![CDATA[imza]]></category>
		<category><![CDATA[sanofi]]></category>
		<category><![CDATA[sektöründe]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[transferiyle]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384352</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanofi, toplamda 1 milyar Euro’yu aşan yatırımlarıyla Türkiye’nin ilaç sektörüne farklı teknolojileri kazandırırken, yerel üretimiyle de ülke ekonomisine her yıl 11o milyon Euro katkıda bulunuyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanofi-turkiye-yeni-teknoloji-transferiyle-ilac-sektorunde-bir-ilke-daha-imza-atti-384352">Sanofi Türkiye yeni teknoloji transferiyle ilaç sektöründe bir ilke daha imza attı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sanofi, toplamda 1 milyar Euro’yu aşan yatırımlarıyla Türkiye’nin ilaç sektörüne farklı teknolojileri kazandırırken, yerel üretimiyle de ülke ekonomisine her yıl 11o milyon Euro katkıda bulunuyor</p>
<p> </p>
<p>14 Haziran 2023. Sanofi Türkiye, bugün gerçekleşen basın toplantısında, yerli üretim konusunda imza attığı önemli bir yatırımı daha kamuoyuyla paylaştı. Günümüzün kronik hastalıkları arasında sayılan iyi huylu prostat büyümesi alanında hastanın tedaviye uyumunu olumlu yönde destekleyen bir üretim teknolojisini, 3 yıl süren bir hazırlık aşamasının ardından Sanofi’nin Lüleburgaz fabrikasına ve Türkiye ilaç endüstrisine kazandırdı. 3 katmanlı tablet üretim teknolojisi Türkiye ilaç sanayisi için bir ilk olma özelliğine sahip. </p>
<p>Sanofi Türkiye Ülke Başkanı ve Sanofi Türkiye, Afrika ve Orta Doğu Temel Ürünler Başkanı Cem Öztürk, “Sanofi olarak Türkiye’deki 65 yıllık ayak izimizle ülkemizde üretiyor, sağlık çözümleri sağlıyor ve yatırım yapıyoruz. Teknoloji öyle bir hızla ilerliyor ki, hastalara en gelişmiş tedavi çözümlerini sunmak ve sektörünüze öncülük etmek istiyorsanız, yatırımlarınızı sürekli kılmak zorundasınız. Bugün açıkladığımız yatırım ve teknoloji transferi sayesinde, dünyada sadece 8 ilaçta bulunan 3 katmanlı tablet üretim teknolojisini Lüleburgaz fabrikamıza ve ülkemize kazandırdık. Ürünümüzü Türkiye’de üretmeye başlayarak, yılda 110 milyon Euro’ya ulaşan yerel üretimimizle ülke ekonomisine katkımızı artan şekilde sürdürmek bizim için bir mutluluk ve gurur kaynağı.”</p>
<p> </p>
<p>Hastanın yaşam kalitesini ileriye taşıyan teknoloji</p>
<p>Türkiye’ye Sanofi’nin yatırımı ve teknoloji transferi sayesinde ilk kez kazandırılan Geomatrix teknolojisi 3 katmanlı tablet formunda bir ilacı mümkün kılıyor. Üç katmanlı tabletlerde, çekirdek bölümünde etkin madde yer alırken bu madde alt ve üst katmanda bulunan iki tabaka tarafından sarılıyor. Böylelikle, gün içinde birden fazla ilaç almak yerine alacağınız tek ilaç 24 saati kapsayan bir etkiye sahip oluyor. Bu özelliği ile hastalar açısından fark yaratan teknoloji, istenmeyen etkilerin de en aza indirilmesini sağlıyor.</p>
<p> </p>
<p>Hazırlık 3 sene sürdü, ekip Fransa’da eğitim aldı</p>
<p>Bugün Sanofi’nin dünyadaki 3. büyük üretim tesisi olan, Türkiye’deki her 7 kutu ilaçtan birini üreten ve ürünleri aralarında Almanya, İngiltere, Fransa, Avustralya ve Japonya’nın da bulunduğu 49 ülkeye ihraç edilen Lüleburgaz fabrikasında, bu teknoloji transferi için 3 yıllık bir hazırlık süreci yaşandı. Oluşturulan yeni ekip Fransa’nın Lyon kentindeki Tours fabrikasına giderek eğitimler aldı. Fabrikada bu üretim için özel bir alan oluşturuldu. 3 katmanlı tablet baskı teknolojisine sahip baskı makinesinin kurulumunun ardından tesis bu özelliğe sahip tablet üretebilme yetkinliği kazanmış oldu. Elde edilen verileri içeren teknik dosya hazırlanıp T.C. Sağlık Bakanlığı’na sunuldu ve Bakanlık onayı ile birlikte ticari üretimler Mart 2023’te başladı.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sanofi-turkiye-yeni-teknoloji-transferiyle-ilac-sektorunde-bir-ilke-daha-imza-atti-384352">Sanofi Türkiye yeni teknoloji transferiyle ilaç sektöründe bir ilke daha imza attı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanı Uyardı: &#8220;Gebelikte Kontrolsüz İlaç Kullanımı Çocuklardaki Sakatlık Riskini Artırabilir&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-gebelikte-kontrolsuz-ilac-kullanimi-cocuklardaki-sakatlik-riskini-artirabilir-384154</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jun 2023 10:40:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artırabilir]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklardaki]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolsüz]]></category>
		<category><![CDATA[kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[riskini]]></category>
		<category><![CDATA[sakatlık]]></category>
		<category><![CDATA[uyardı]]></category>
		<category><![CDATA[uzmanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384154</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, Uzmanı Uyardı: "Gebelikte Kontrolsüz İlaç Kullanımı Çocuklardaki Sakatlık Riskini Artırabilir"</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-gebelikte-kontrolsuz-ilac-kullanimi-cocuklardaki-sakatlik-riskini-artirabilir-384154">Uzmanı Uyardı: &#8220;Gebelikte Kontrolsüz İlaç Kullanımı Çocuklardaki Sakatlık Riskini Artırabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Gebelikte kontrolsüz ilaç kullanımının çocuklardaki sakatlık riskini arttırabildiğini söyleyen Kadın Hastalıkları Doğum ve Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, “İlacın içerisindeki madde yanında, gebelik haftası, ilaca devam süresi ve ilacın fetusa ulaşıp / ulaşmadığı gibi faktörler de sakatlık yapıcı etkide önemlidir. Bu nedenle gebelikte kullanılacak her ilaç için kadın hastalıkları ve doğum doktorundan ve gerekirse perinatologdan risk kategorisi ve kullanılıp/ kullanılamayacağı hakkında bilgi alınmalıdır. Özellikle fetüsün organ gelişiminin gerçekleştiği ilk üç ay için bu konu daha fazla önem arz ediyor.” diye konuştu.</em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Her 16 gebeden en az birinin gebelikte fetusta sakatlık yapıcı etki artışı olabileceği bilinen ilaç kullandığının ortaya konduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları Doğum ve Perinatoloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, gebelikte bilgisiz ve bilinçsiz ilaç kullanımının yaratabileceği risklere dikkat çekti. Bununla ilgili American Journal of Obstetrics and Gynecology dergisinin Ağustos 2022 sayısında yayınlanan araştırmaya işaret eden Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, “Amerika’da yaşayan kadınların ne kadarının gebelikte sakatlık ya da çocukta sorun oluşturabilecek ilaçlara maruz kaldığı incelendi. Sonuç olarak her 16 gebeden en az 1’inin bilmeden veya mecburiyetten maruz kaldığı ortaya çıktı. Bu da çocuklardaki sakatlık riskini artırıyor” şeklinde konuştu.  </p>
<p> </p>
<p><strong>RİSK GRUPLARININ ÖNCEDEN BELİRLENMESİ GEREKLİ</strong></p>
<p>İlaçların sakatlık oluşturma riskleri açısından önceden yapılan gözlemsel çalışmalara göre risk kategorilerine ayrıldığını söyleyen Prof. Dr. Mustafa Başbuğ: “İlacın içerisindeki madde yanında, gebelik haftası, ilaca devam süresi ve ilacın fetusa ulaşıp/ulaşmadığı gibi faktörler de sakatlık yapıcı etkide önemlidir” dedi. Prof. Dr. Başbuğ sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Fetüsün organ gelişimi gerçekleştiği için gebelikte ilk üç ay daha önem arz etmektedir. İlk üç ayda kullanılan bazı ilaçlar sakatlık oluşturma riskine daha fazla sahiptir. Bu yüzden ilk üç ay vitamin dahi olsa kullanılan ilaçlar kadın doğum hekimine gerekirse perinatoloğa sorularak kullanılmalı. Gebe olduğu bilinen bir kadın gelişigüzel ilaç kullanmamalı. Çünkü zorunlu olarak kullanılması gereken ilaçlar A, B, C, D ve X risk gruplarına göre kullanılıyor. Örneğin; D grubuna epilepsi hastalıklarında kullanılan bazı ilaçlar dâhildir. Bu gruptaki ilaçlar çocuklar için belli bir risk yaratsa da anne kullanmak zorunda. Aksi taktirde annede nöbetlere bağlı yaşam kaybı riski bulunur. Dolayısıyla epileptik gebelerde ilaç seçimlerimizde bebeğin en az zarar göreceği ilaçlar tercih edilir. Sonuç itibariyle gebede kullanılacak ilacın risk grubunun önceden belirlemesi çok önemlidir.”</p>
<p> </p>
<p><strong>“RİSKİ OLUŞTURAN İLACIN BEBEĞE ULAŞIP ULAŞMADIĞI DA ÖNEMLİ”</strong></p>
<p>“Gebelikte kullanılacak ilacın sakatlık oluşturucu risk grubunun önceden belirlenmesi kadar önemli bir noktada ilacın emilimidir” diyen Prof. Dr. Başbuğ, sözlerine şöyle devam etti:“Ağızdan alınan bir ilaç mideden emilmiyorsa zararlı olmaz. Örneğin ishal tedavilerinde kullanılan ilaçlar emilmediği için çocuğa zararı olmaz. Fakat aynı maddeyi damar yoluyla verirseniz, maddenin çocuğa ulaşma ihtimali artar.”</p>
<p> </p>
<p><strong>GEBELİKTE ANTİBİYOTİK KULLANILILIR MI?</strong></p>
<p>En çok merak edilen konulardan biri olan gebelikte antibiyotik kullanımıyla ilgili Prof. Başbuğ şu bilgileri verdi: “Gebelikte antibiyotik kullanımı için de özellikle plasentadan geçen ve teratojenik etki potansiyeli olan ilaçların fetal sakatlıklara sebep olduğunu söyleyebiliriz. Bu kapsamda bazı antibiyotikler güvenli kullanım şartıyla verilebilirken bazıları verilmez. Dolayısıyla antibiyotiklerin teratojenik etki potansiyaline, plasentadan geçmediğine, yüksek doza ulaşmadığına ve gebelik haftasına dikkat edilmeli.”</p>
<p>Kronik hastalıkları olup da gebe kalan kadınların rutin kullanmak zorunda olduğu bazı ilaçlarının olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, “Hastalığını takip eden ve gebelikteki takibini yapacak hekimlerin birlikte çalışmasıyla sağlıklı bir bebek dünyaya gelebilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p><strong>“ÇOCUKTA, İLAÇ KULLANIMINA BAĞLI HASTALIKLAR 6 AY, 1 YIL İÇİNDE DE ORTAYA ÇIKABİLİYOR” </strong></p>
<p>Gebeliğin ilk üç ayının sakatlık oluşturma dönemi olmakla birlikte sonraki aylarda da sorunların ortaya çıkabileceğini kaydeden Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları Doğum ve Perinatoloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Başbuğ, konuyla ilgili şunları kaydetti: </p>
<p>“Herhangi bir vitamin verirken bile çok dikkat etmek gerekiyor. Zira vitamin ilaçlarının içindeki katkı maddesinin zararı, çocuklarda uzun dönemde ortaya çıkabiliyor. Şu ana kadar doğuştan gelen sakatlıklardan bahsetsek de bazı hastalıkların geç ortaya çıktığını belirtmekte fayda var. Örneğin bazı kanser türlerinde gebe kadınların kullandığı bir ilacın etkisi olarak kız çocuklarında 8 ya da 10 yaşında vajinal adenozis hastalığı görülebiliyor. İlaç kullanımına bağlı hastalıklar direkt doğumdan hemen sonra değil 6 ay 1 yıl içinde de ortaya çıkabiliyor. Bu yüzden hastanın kendisi görüş almadan bir ilacı kullanmamalı, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ve gerekirse perinatolog görüşünü aldıktan sonra uygun ilaçları kullanmalıdır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uzmani-uyardi-gebelikte-kontrolsuz-ilac-kullanimi-cocuklardaki-sakatlik-riskini-artirabilir-384154">Uzmanı Uyardı: &#8220;Gebelikte Kontrolsüz İlaç Kullanımı Çocuklardaki Sakatlık Riskini Artırabilir&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ege; gıda, biyoteknoloji, tekstil ve ilaç alanlarında zirvede yer aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ege-gida-biyoteknoloji-tekstil-ve-ilac-alanlarinda-zirvede-yer-aldi-373062</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 May 2023 09:12:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[alanlarında]]></category>
		<category><![CDATA[aldı]]></category>
		<category><![CDATA[biyoteknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ege]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[tekstil]]></category>
		<category><![CDATA[yer]]></category>
		<category><![CDATA[zirvede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=373062</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Patent Raporu'na göre Ege Üniversitesi; gıda ve içecek alanında birinci, biyoteknoloji alanında ikinci, tekstil ve ilaç alanında ise üçüncü sırada yer aldı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-gida-biyoteknoloji-tekstil-ve-ilac-alanlarinda-zirvede-yer-aldi-373062">Ege; gıda, biyoteknoloji, tekstil ve ilaç alanlarında zirvede yer aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Patent Raporu&#8217;na göre Ege Üniversitesi; gıda ve içecek alanında birinci, biyoteknoloji alanında ikinci, tekstil ve ilaç alanında ise üçüncü sırada yer aldı.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin teknoloji geliştirme ve ticarileştirme yetkinliklerini analiz ederek, patent ekosisteminin gelişimini görünür kılmak amacıyla hazırlanan &#8220;Türkiye&#8217;nin Patent Raporu”nda Ege Üniversitesi yine zirvede yer aldı. Ege Üniversitesi; gıda ve içecek alanında birinci, biyoteknoloji alanında ikinci, tekstil ve ilaç alanında ise üçüncü sırada yer bularak başarısını sürdürdü. </p>
<p>Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Ülkemizin tam akreditasyona sahip, önde gelen bir araştırma üniversitesi olarak, yenilikçi fikirlere desteğimizi sürdürüyoruz. Akademisyenlerimiz; belirlediğimiz yol haritamız, kısa ve uzun süreli hedeflerimiz, stratejik planımız doğrultusunda üretmeye devam ediyorlar. Türkiye’nin patent ekosisteminin gelişimini görünür kılmak amacıyla hazırlan raporda üniversitemiz, birçok disiplinde ilk sıralarda yer bularak bu sene de patent ve faydalı model başarısını sürdürdü. Farklı alanlarda elde ettiği başarılarına bir yenisini daha ekleyen Ege Üniversitesi, birçok disiplinde, ülkemizin Ar-Ge ve inovasyon potansiyeline ve patent performansına önemli katkı sundu. Raporda, Türkiye’nin teknoloji yetkinliğini patent verisi ile ölçümlemek ve eğilimleri görebilmek adına, 2022 yılı sonu itibariyle yayınlanmış tüm patent ve faydalı model başvuruları 20 kategori bazında analiz edildi. Gıda ve içecek kategorisinde yayınlanan patentler arasında Ege Üniversitesi birinci  sırada yer aldı. Biyoteknoloji alanında devlet üniversitelerinin bu alanda yayınlanan başvurularında Ege Üniversitesi 24 başvuru ile ikinci sırada yer alırken tekstil alanında 10 başvuru ile üçüncü oldu. Ege Üniversitesi devlet üniversitelerinin yayınlanan başvuruları arasında 36 başvurusu ile ilaç alanında yine üçüncü sırada yer buldu” diye konuştu.</p>
<p>“Araştırmacılarımızın her zaman yanlarında olmayı sürdüreceğiz”</p>
<p>Türkiye&#8217;nin milli ve yerli teknoloji hamlesine katkı koymaya devam edeceklerini vurgulayan Rektör Prof. Dr. Budak, “Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin geleceği için kritik önemdeki stratejik teknolojilere sahip olması ve uluslararası rekabette yer alabilmesi için nitelikli bilimsel çalışmalara öncülük etmeye, Türkiye&#8217;nin milli ve yerli teknoloji hamlesine katkı koymaya devam edeceğiz. Motivasyonumuzu ve heyecanımızı kaybetmeden üniversitemiz bünyesinde görev yapan araştırmacılarımızın proje, patent, ürün geliştirme konusunda her zaman yanlarında olmayı sürdüreceğiz. Sanayi ve akademi iş birliği ile katma değerli çalışmaların  yolunu açmaya devam edeceğiz. Bu başarıda emeği geçen tüm mensuplarımıza teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ege-gida-biyoteknoloji-tekstil-ve-ilac-alanlarinda-zirvede-yer-aldi-373062">Ege; gıda, biyoteknoloji, tekstil ve ilaç alanlarında zirvede yer aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜBİTAK Aşı ve İlaç Geliştirme Kampüsü Açıldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tubitak-asi-ve-ilac-gelistirme-kampusu-acildi-368207</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 15:26:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kampüsü]]></category>
		<category><![CDATA[tübitak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=368207</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, sağlıkta stratejik bir atılım yaptı. Bu alanda Ar-Ge çalışmalarının yürütüleceği ve inovatif girişimlere ev sahipliği yapacak yeni bir altyapı hizmete girdi. TÜBİTAK Aşı ve İlaç Geliştirme Kampüsü, Ar-Ge ve yenilikçilik alanında en stratejik entegre yapılardan biri olacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tubitak-asi-ve-ilac-gelistirme-kampusu-acildi-368207">TÜBİTAK Aşı ve İlaç Geliştirme Kampüsü Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, sağlıkta stratejik bir atılım yaptı. Bu alanda Ar-Ge çalışmalarının yürütüleceği ve inovatif girişimlere ev sahipliği yapacak yeni bir altyapı hizmete girdi. TÜBİTAK Aşı ve İlaç Geliştirme Kampüsü, Ar-Ge ve yenilikçilik alanında en stratejik entegre yapılardan biri olacak.</p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, kampüs bileşenlerinden olan biyoteknoloji merkezinde aşı ve ilaçları hücreden başlayarak üretilebileceğini söyledi. Yine yerleşkede bulunan Ulusal Biyolojik ve Kimyasal Test Merkezi’nden bahseden Bakan Varank, “Milli güvenlik ihtiyaçlarımızın önemli bir kısmını kendimiz karşılayacağız” dedi.</p>
<p><strong>MODERN, ENTEGRE TESİS</strong></p>
<p>Sağlık sektöründe hem modern hem entegre bir tesis olma özelliği taşıyan Aşı ve İlaç Geliştirme Kampüsü, TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi’nde  resmi törenle açıldı. Törene Bakan Varank’ın yanı sıra Kocaeli Valisi Seddar Yavuz, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcıları Çetin Ali Dönmez, Mehmet Fatih Kacır, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, eski Kocaeli Üniversitesi Rektörü ve AK Parti Kocaeli Milletvekili Adayı Prof. Dr. Sadettin Hülagü katıldı.</p>
<p>Açılış töreninde bir konuşma yapan Bakan Varank şunları söyledi:</p>
<p>HIFZISIHHADA ÜRETİM 1998’DE DURDURULDU: Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü&#8217;nde 1998 yılına kadar 18 farklı aşı üretiliyordu. Aşı üretimi 1998 yılında durduruldu ve o tarihten itibaren aşı üretimiyle ilgili faaliyet olmadı. 1998 yılında son aşısını üretmiş bir kurumun sorumluluğunu bize yüklemeye çalışanların aksine biz sağlık sektörünün savunma sanayi gibi stratejik öneme sahip olduğunun gayet farkındayız.</p>
<p>41 AR-GE MERKEZİ: TÜBİTAK’ın burs ve destek programlarıyla 2002’den günümüze aşı ve ilaç alanında 5 binden fazla projeye 10,5 milyar lira kaynak aktardık. İlaç alanında faaliyet gösteren Ar-Ge Merkezi sayısını 41’e çıkardık. Teknopark ve Ar-Ge merkezlerindeki aşı ve ilaç sektörüne yönelik çalışmalar yürüten firmalara bugüne kadar 5,5 milyar liranın üzerinde destek sağladık.</p>
<p>HÜCREDEN BAŞLAYARAK: TÜBİTAK Aşı ve İlaç Geliştirme Kampüsü, 3500 metrekare kapalı alan sahip. Medikal Biyoteknoloji Mükemmeliyet Merkezi ile Ulusal Biyolojik ve Kimyasal Test Merkezlerinden oluşuyor. Tüm Türkiye’ye hatta bölgemize hizmet edecek bu önemli yatırımla farklı aşı ve genetik ürünleri, biyoteknolojik ilaç ve aşı adaylarını, hücreden başlayarak üretilebileceğiz.</p>
<p>İNOVATİF PROJELER: Kanser tedavisinde önemli bir yere sahip hücre tedavi sistemlerini, DNA zincirlerini kesmeye ve yeniden birleştirmeye olanak sağlayan embriyo çalışmalarını hayata geçirebileceğiz. Moleküler biyoloji, kimya ve malzeme biliminin kesiştiği inovatif projeler yürütebileceğiz.</p>
<p>MİLLİ GÜVENLİK İHTİYAÇLARI: Açılışını yaptığımız Ulusal Biyolojik ve Kimyasal Test Merkezi&#8217;nde de Türkiye&#8217;nin milli güvenlik ihtiyaçlarının önemli bir kısmını kendimiz karşılayacağız. Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) tehditlere karşı savunma ürünlerinin, uluslararası standartlarda test ve sertifikasyonlarının bu merkezde biz yapacağız.</p>
<p>ÖNCÜL BİR MERKEZ OLACAK: En büyük sermayemiz insan kaynağımız. Aşı ve ilaç sektöründe çalışacak yeni araştırmacılarımızı da burada yetiştirmiş olacağız. Kampüsümüzün aşı ve ilaç geliştirme, KBRN araştırmaları gibi kritik konularda dünyada öncül bir merkez olacağından hiç şüphemiz yok.</p>
<p><strong>ÜRETİM AŞAMASINDAKİ ALTYAPIYI SUNACAK</strong></p>
<p>TÜBİTAK Başkanı Mandal, Türkiye için kritik iki merkezin açılışını gerçekleştirdiklerini belirterek üniversitelerde geliştirilen temel araştırma düzeyindeki çalışmaların üretim aşamasında ihtiyaç duyduğu gerekli donanım ve altyapıyı bu kampüste ulaşılabileceğini söyledi.</p>
<p><strong>3 MERKEZDEN OLUŞUYOR</strong></p>
<p>TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) bünyesinde hayata geçen Aşı ve İlaç Geliştirme Kampüsü, aşı ve ilaç alanında çalışacak Medikal Biyoteknoloji Mükemmeliyet Merkezi (MEDİBİYO) ile Ulusal Biyolojik ve Kimyasal Test Merkezi ‘nden(BKTM) oluşuyor.</p>
<p><strong>MEDİBİYO’DA İLAÇ VE AŞI</strong></p>
<p>Tasarım aşamasından üretim süreçlerine kadar aşı ve ilaç geliştirilmesine olanak sağlayan Medikal Biyoteknoloji Mükemmelliyet Merkezi’nde (MEDİBİYO) aşı ve ilaç adaylarının klinik öncesi çalışmaları tamamlanacak. Avrupa Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak finansmanı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlı’ğının yürüttüğü Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında inşa edilen merkezde, yeni tanı ve tedavi sistemlerin geliştirilmesine yönelik vizyoner projeler üretilecek. Türkiye’de ilaç sektörünün ihtiyaç olan insan gücünü yetiştirecek kapasiteye sahip MEDİBİYO’da özellikle kanser tedavisine yönelik ilaçlar üzerine çalışmalar yürütülecek.</p>
<p><strong>BKTM’DE SAVUNMAYA DÖNÜK ÜRÜNLER</strong></p>
<p>Türkiye’nin milli savunma ihtiyaçlarına yönelik yerli ve milli ürünler üretecek olan BKTM’de, kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) tehditlere karşı savunma ürünleri geliştirilecek. Merkezde, uluslararası standartlarda test ve sertifikasyonlarını yapacak. Bu merkez sayesinde KBRN ürünleri alanında cari açık azalacak.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tubitak-asi-ve-ilac-gelistirme-kampusu-acildi-368207">TÜBİTAK Aşı ve İlaç Geliştirme Kampüsü Açıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdi İbrahim, İlaç Tedarik Zincirinde Yerlileştirmeyi &#8216;Odağına&#8217; Aldı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-ilac-tedarik-zincirinde-yerlilestirmeyi-odagina-aldi-367094</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Apr 2023 08:28:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[aldı]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[odağına]]></category>
		<category><![CDATA[tedarik]]></category>
		<category><![CDATA[yerlileştirmeyi]]></category>
		<category><![CDATA[zincirinde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=367094</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin iyileştiren gücü Abdi İbrahim, HEAL2030 sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında, ilaç sektöründe tedarik zincirinin yerlileştirilmesine yönelik çok özel bir projeyi hayata geçirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-ilac-tedarik-zincirinde-yerlilestirmeyi-odagina-aldi-367094">Abdi İbrahim, İlaç Tedarik Zincirinde Yerlileştirmeyi &#8216;Odağına&#8217; Aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Türkiye’nin iyileştiren gücü Abdi İbrahim, HEAL2030 sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında, ilaç sektöründe tedarik zincirinin yerlileştirilmesine yönelik çok özel bir projeyi hayata geçirdi. Sürdürülebilirlik Adımları Derneği (SADE) iş birliği ile hayata geçirilen ‘ODAK’ projesi; tedarik zincirindeki sıkıntıların aşılmasına destek verirken cari açığın azaltılması, sürdürülebilir ilaç üretimi, milli sermayenin yurt içinde kalması, daha kısa termin süreleri ve tedarikçilerin yurt dışına açılmasının desteklenmesi gibi avantajlar sağlayarak ülke ekonomisine ve ilaç sektörüne doğrudan katma değer sunacak.</strong></em></p>
<p>TÜRK ilaç sektörünün 21 yıldır kesintisiz lideri olan Abdi İbrahim, HEAL2030 adını verdiği sürdürülebilirlik stratejisi çerçevesinde, şirketin satın alma operasyonlarında yerel tedarikçilerin payını artırmaya yönelik yeni bir projeye imza attı. Abdi İbrahim’in Sürdürülebilirlik Adımları Derneği (SADE) iş birliği ile hayata geçirdiği proje ile ilaç üretimi için ithal edilen ürünlerin yerli kaynaklardan karşılanarak ‘tedarik zincirinin yerlileştirilmesi’ hedefleniyor. ODAK projesi ile özellikle pandemi sürecinde global tedarik zincirlerinde kesintiye sebep olan durumların tekrar yaşanmaması ve olası sıkıntıların kolayca aşılabilmesi amaçlanıyor. </p>
<p><strong>Hedef ithal bağımlılığı azaltmak ve sürdürülebilir ilaç üretimine destek olmak</strong></p>
<p>Abdi İbrahim, Odak Projesi ile sektördeki ithal bağımlılığı azaltmak ve üretkenliği artırarak ülke ekonomisine doğrudan katkı sunmak noktasında bir farkındalık da yaratmayı hedefliyor. Projenin ilaç sektörüne sunacağı pek çok avantajın başında sürdürülebilir ilaç üretimini destekleyen bir mekanizma öngörmesi yer alıyor. Bunun yanı sıra projenin milli sermayeyi yurt içinde tutma, maliyet avantajı, termin sürelerinde kısalma, hızlı bakım ve teknik destek imkânlarını artırma, doğru ürün tedariki ve tedarikçilerin yurt dışına açılmasını desteklemek gibi önemli fırsatlar doğurması da planlanıyor. Abdi İbrahim’in ODAK projesi kapsamında halihazırda yerlileştirdiği ve yerlileştireceği ürün grupları arasında; kimyasal ve reaktifler, ilaç yardımcı malzemeler, makine ve ekipmanlar, yedek parçalar, laboratuvar cihazları ve sarf malzemeleri olmak üzere 6 kategoriden pek çok ürün yer alıyor.</p>
<p><strong>“Yerel tedariki önceliklendiren bir strateji izliyor, her bir adımı ülkemiz için atıyoruz” </strong></p>
<p>İthal edilen ürünlerin yerli kaynaklarla üretilmesine büyük önem verdiklerini belirten <strong>Abdi İbrahim Satın Alma Direktörü</strong> <strong>Ufuk Güler</strong>: <strong>“111 yıldır hayatı iyileştirme hedefiyle faaliyet gösteren bir şirket olarak, uzun zamandır ürün, makine, hizmet, kimyasal ve ekipman alımında yerel tedariki önceliklendiren bir strateji izliyoruz. Hayata geçirdiğimiz ODAK projesi ile de ilaçta tedarik zincirinin yerlileşmesine öncülük etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. İthalatına bağımlı olduğumuz ürünlerin ülkemizde üretilmesi yönünde attığımız bu adım, hastaların ilaca erişimini kolaylaştıracak ve ekonomimize katkı sunacak. Proje ile yerli tedarikçiyi, yerli teknolojiyi, milli sermayeyi ve sürdürülebilir ilaç üretimini ‘odak’ noktamıza koyuyoruz” dedi. </strong></p>
<p><strong>Abdi İbrahim Teknoloji ve Yatırımlar Direktörü Murat Tüzen</strong> de ODAK projesi için şu değerlendirmeyi yaptı: <strong>“ODAK projesi ile makinadan kimyasallara farklı odak alanlarda üretim yapan şirketlerin bir araya gelerek ortak bir amaç için çalışmasına öncülük ediyoruz. Bu proje sayesinde Abdi İbrahim’in uzun yıllara dayanan bilgi ve teknoloji gücünü yerli firmalara aktararak, yerlileştirmenin önünü açmanın heyecanını ve gururunu yaşıyoruz. İlaç tedarik zinciri kapsamında üretim ya da satın alma yapan her paydaşı aramızda görmek istiyoruz.”</strong></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/abdi-ibrahim-ilac-tedarik-zincirinde-yerlilestirmeyi-odagina-aldi-367094">Abdi İbrahim, İlaç Tedarik Zincirinde Yerlileştirmeyi &#8216;Odağına&#8217; Aldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlaç sıkıntısı baş gösterdi</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilac-sikintisi-bas-gosterdi-366821</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Apr 2023 13:52:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[gösterdi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[sıkıntısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=366821</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bursa Eczacılar Odası Başkanı Okan Şahin, ülkedeki ilaç tedariği sıkıntısı ve ilaç sektöründeki problemler hakkında Herkes Duysun’a açıklamalarda bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilac-sikintisi-bas-gosterdi-366821">İlaç sıkıntısı baş gösterdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><b>İlminur ATÇI / HERKES DUYSUN</b><br /> Bursa Eczacılar Odası Başkanı Okan Şahin, ülkedeki ilaç tedariği sıkıntısı ve ilaç sektöründeki problemler hakkında Herkes Duysun’a açıklamalarda bulundu.</p>
<p>İlaçların Türkiye’deki yokluk oranlarını devamlı takip ettiklerini belirten Şahin, “Birkaç ay önce, Kasım sonu Aralık başında ilaç yoklukları %35 seviyesine kadar çıkmıştı. Şu anda ise oranlar biraz daha düşük, ila bandında. Normalde, herkesin sıkıntısız ilaç yokluğu hissetmediği oran %3 ila %5&#8217;tir. Bu oranlar sürekli değişir, çünkü sürekli aynı ilaçlar mevcut değildir. Ancak şu anda ila seviyesinde ilerliyoruz.” dedi.</p>
<p><b>“ÜLKEMİZE İLAÇ GETİRMEK İSTEMİYORLAR”</b></p>
<p>Piyasada olmayan ilaçların genelde antibiyotikler ve bazı grip ilaçları olduğunu vurgulayan Şahin, “Bu ilaçların tedarikinde ve üretiminde sıkıntılar olduğu görülüyor ve bu da sektörü ciddi anlamda etkiliyor. Özellikle yurtdışından gelen ithal ilaçlarda, bazı firmaların maalesef ülkemizdeki Euro kuru sebebiyle artık ülkemize ilaç getirmekten imtina ettikleri görülüyor. Bazı yabancı firmalar bu kur sebebiyle ülkemize ilaç getirmekte zorlanıyorlar. Biz bu firmalarla sürekli görüşmeler yapıyoruz ve bu ilaç sıkıntılarıyla ilgili dolaylı olarak şunu söylemeye çalışıyorlar: Yurtdışında genelde, bir ilaç ham maddesi tedariğinde sıkıntı var. Covid sonrası tedarik zincirleri kırıldığı için bu globaldeki sıkıntı bizleri de etkiliyor. İlaç firmaları da belirli önceliklendirmeler yapmaya başlıyorlar. Bu önceliklendirmede ilaç firmaları şu noktaya geliyor: İşte ben yurtdışında Avrupa&#8217;da başka ülkelerde 1 kutu sattığımla Türkiye&#8217;de bazı ilaçlarda 10 kutu sattığında üretimde ve etken madde tedariğinde sıkıntılar olduğu için aynı karı elde etmek için ülkemizi tercih etmiyor bazı firmalar. Avrupa&#8217;daki daha yüksek fiyat veren ülkelere bu ilaçları sevkiyat yapıyorlar. Tabii bu ciddi bir sıkıntı.</p>
<p>Hatta daha da ileri gittiğimizde bazı ilaç firmaları özellikle yeni teknolojik ilaç dediğimiz tarzdaki üretimlerde yurt dışındaki ülkeleri tercih ediyorlar ve ülkemizden ruhsat dahi almıyorlar. Ruhsat başvurusu bile yapmıyorlar. Bu ilaçlar artık öyle bir noktaya geldi ki Türkiye ilaç pazarının &#8216;u kadar ilaç bunlar ve bu ilaçlar Türk Eczacılar Birliği ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Türkiye&#8217;de ruhsatı olmayan ilaçlar statüsünde getiriliyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><b>“BİR MAĞDURİYET DE SÖZ KONUSU”</b></p>
<p>Şahin geçtiğimiz günlerde, Türkiye&#8217;de ruhsatı olmayan ama yurtdışından gelen bazı ilaçların sahte olduğunun basına yansıdığını hatırlattı ve “Sağlık Bakanlığı da bununla ilgili bazı düzenlemeler yaptı. Bu düzenlemeler neticesinde yurtdışından getirilen Türkiye&#8217;de ruhsatı olmayan ürünlerin her birinden numune alınarak belirli tahliller ve koşulların sağlanması gerektiği çalışması yapıldı. Tabii bu yönetmelik değişikliği çok hızlı olduğu için maalesef bu ürünlerle ilgili tedarik sıkıntısı başladı. Özellikle burada belirli bağımlılıkta kullanılan ilaçlar ve belirli kanser ilaçları bulunuyor. Bu ilaçlar ucuz ilaçlar da değil. En ucuzu 10 bin TL, 15 bin TL olan ilaçlar. İçinde 1 milyon TL olan ilaçlar da bulunuyor. Bu ilaçların tedarikinde son günlerde ciddi anlamda hastalardan çok fazla şikayetler geliyor. Bu kriterlerin altyapısı oluşturulmadan hızlıca geçildiği için buna bu tarz bir mağduriyet de söz konusu. Türkiye&#8217;de ruhsatı bulunmayan ancak SGK ve Türk Eczaacılar Birliği kanalıyla getirilen ilaçlarda da ciddi bir hasta mağduriyeti söz konusu.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>“ÜLKEMİZDE ÜRETİLEN İLAÇLARIN ORAN DÜŞÜK”</b></p>
<p>Bugün dünyada en büyük ilaç etken madde ve yardımcı madde üreticilerinin Çin ve Hindistan olduğunun altını çizen Şahin, “Ülkemize de bu ülkelerden ciddi miktarda ham madde gelmektedir ve ülkemizde üretim noktasında birleştirme yapılmaktadır. Bugün Türkiye’de ilaç pazarının neredeyse yarısı ithal, yarısı ise ülkemizde üretilen ilaçlar olarak gözükmektedir. Ancak tamamen ülkemizde üretilen ilaçların oranı &#8216;u bile geçmemektedir. Geri kalan fark, yurt dışından getirilen maddelerin birleştirilmesi, bir araya getirilmesiyle oluşmaktadır. Burada ilaç firmalarının yaptıklarına da bakmak gerekmektedir. Bütün dünyada nasıl bir yöntem belirleniyor, ne oluyor, ne bitiyor diye. Bir ilaç firmasının ARGE&#8217;ye yeni bir ilaç bulmaya ayırdığı bütçe yaklaşık 2 milyar dolar civarındadır. Bir tane özellikli bir ilacın bulunması için 2 milyar dolar harcanması demektir. Doları 20 TL&#8217;den baz alırsak, bu yaklaşık 40 milyar TL&#8217;ye denk gelir ki Türkiye&#8217;de bu bütçeyi ayıracak hiçbir firma yok. Ama yurtdışındaki firmalar 2 milyar dolar bütçe ayırıyor, daha sonra ruhsatlandırıp tüm dünyada yaklaşık 5 milyar dolarlık ciro yapıyor. Ama maalesef bu bütçelere devlet desteği olmadığı sürece veya belirli projelerde olduğu gibi bir güç birliği yapılmadığı sürece Türkiye bu büyük üreticilerle baş edebilecek noktada olamaz. Burada en güzel örnek, TOGG’da yapılan. Özel sektör ve devletin desteği ile ilaçta ciddi bir araştırma geliştirme ve üretim hamlesi yapılabilir diye düşünüyorum.</p>
<p><b>“SAĞLIKTA ŞİDDET İLE İLGİLİ HABERLER DUYMAK İSTEMİYORUZ”</b></p>
<p>Bursa Eczacılar Odası Başkanı Okan Şahin son zamanlarda basına yansıyan sağlıkta şiddet haberlerinden ciddi derecede rahatsız olduğunu belirtti ve şöyle konuştu;</p>
<p>“Maalesef bu noktada üzgünüz, çünkü bizler özellikle COVID döneminde çok emek verdik. İnsanların hastalardan kaçtığı dönemde o hastalara sağlık hizmeti vermeye çalıştık. Bu noktada da ciddi bir emeğimiz olduğunu düşünüyorum. Bundan sonra da birçok hastalıkta bu emeği vermeye devam edeceğiz. Ancak vatandaşlarımızın sağlık çalışanlarına karşı biraz daha anlayışlı, biraz daha hoşgörülü olmasını istiyoruz. Sağlıkta şiddet ile ilgili haberler duymak istemiyoruz.”</p>
</p></div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilac-sikintisi-bas-gosterdi-366821">İlaç sıkıntısı baş gösterdi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası&#8217;ndan uluslararası adım</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilac-endustrisi-isverenler-sendikasindan-uluslararasi-adim-359189</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2023 11:56:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[Adım]]></category>
		<category><![CDATA[endüstrisi]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[işverenler]]></category>
		<category><![CDATA[sendikasından]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=359189</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk ilaç endüstrisinin güçlü, bağımsız, küresel bir ilaç üreticisi ve ihracatçısı konumuna gelmesi yönündeki çalışmalarını halihazırda 56 üyesi ile devam ettiren İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS), ABD Farmakope Konvansiyonu (U.S. Pharmacopeial Convention, USP) üyesi oldu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilac-endustrisi-isverenler-sendikasindan-uluslararasi-adim-359189">İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası&#8217;ndan uluslararası adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Türk ilaç endüstrisinin güçlü, bağımsız, küresel bir ilaç üreticisi ve ihracatçısı konumuna gelmesi yönündeki çalışmalarını halihazırda 56 üyesi ile devam ettiren İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS), ABD Farmakope Konvansiyonu (U.S. Pharmacopeial Convention, USP) üyesi oldu.</strong></em></p>
<p>ABD Farmakope Konvansiyonu’nun (USP) daveti üzerine İEİS’in yaptığı üyelik başvurusu geçtiğimiz günlerde kabul edildi. Bu kapsamda, İEİS, Sağlık Bakanlığı ile birlikte Türkiye’nin USP’deki temsilcisi durumuna geldi. 1820 yılında kurulmuş olan USP, ilaçların kalitesini tüm dünyada güvence altına almak için çalışmalar yürütüyor ve üretilen ilaç, gıda ve gıda takviyeleri için standartları belirleyen bilimsel bir organizasyon olarak öne çıkıyor. USP tarafından tanımlanan ilaç standartları, ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından yürürlüğe konuluyor ve bu standartlar 100’ü aşkın ülkede kullanılıyor. USP, 468 üyesiyle 40’ın üzerinde ülkeyi temsil ediyor. Üyeleri arasında Avrupa, Asya, Kuzey Amerika, Latin Amerika, Orta Doğu, Kuzey Afrika ülkeleri başta olmak üzere pek çok ülkenin kamu ve özel sektör kuruluşları ile akademisyenlerin yer aldığı USP, toplum sağlığını korumaya destek olmak için dünya ölçeğindeki üyeleriyle iş birliği içinde çalışmalar yürütüyor.</p>
<p>Türk ilaç endüstrisinin öncü ve köklü sektör kuruluşu olan ve ulusal ve çok uluslu 56 üyesi bulunan İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası’nın, USP üyesi olmasıyla ilgili olarak bir açıklama yapan <strong>İEİS Genel Sekreteri Savaş Malkoç</strong> şunları söyledi; <strong>“Yerelleşme vizyonunun Türk ilaç endüstrimizin gelişimine ve ülkemiz ekonomisine sağladığı faydalar yadsınamaz. Türk ilaç endüstrisi olarak global standartlarda olan üretimimizle hem toplum sağlığını korumak hem de ülke ekonomimizi geliştirmek adına önemli çalışmalara imza attık, atmaya devam ediyoruz. İlaç endüstrisindeki Ar-Ge yetkinliğimizi artırmak, endüstrimizi başta biyoteknoloji alanında olmak üzere daha yüksek katma değerli ürünler üreten küresel bir ilaç üreticisi ve ihracatçısı konumuna getirmek hedefiyle önemli çalışmalar yürütüyoruz. Bu bağlamda uluslararası çapta bir kuruluş olan ABD Farmakope Konvansiyonu’na üye olmamızı son derece önemli buluyoruz. Yerelden globale taşınacak yeni başarılarımızın önemli bir adımını bu üyelik ile atmış bulunuyoruz. Türk ilaç endüstrisini daha da ileriye taşıyacak bu adımdan dolayı büyük memnuniyet duyuyoruz”</strong>.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilac-endustrisi-isverenler-sendikasindan-uluslararasi-adim-359189">İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası&#8217;ndan uluslararası adım</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bosnalı ilaç devinin ürünleri Abdi İbrahim güvencesiyle Türkiye&#8217;de</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bosnali-ilac-devinin-urunleri-abdi-ibrahim-guvencesiyle-turkiyede-356923</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Mar 2023 09:03:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[bosnalı]]></category>
		<category><![CDATA[devinin]]></category>
		<category><![CDATA[güvencesiyle]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[ürünleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=356923</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk ilaç sektörünün lideri Abdi İbrahim, Bosna Hersek’in en büyük ilaç şirketi Bosnalijek ile bir iş birliği anlaşması imzaladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bosnali-ilac-devinin-urunleri-abdi-ibrahim-guvencesiyle-turkiyede-356923">Bosnalı ilaç devinin ürünleri Abdi İbrahim güvencesiyle Türkiye&#8217;de</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Türk ilaç sektörünün lideri Abdi İbrahim, Bosna Hersek’in en büyük ilaç şirketi Bosnalijek ile bir iş birliği anlaşması imzaladı. Bundan böyle Bosnalijek’in solunum ilacı ve vücudumuzun doğal bağışıklık mekanizmasında etkili bir enzim olan lizozim bazlı gıda takviyelerinin Türkiye pazarındaki satışını Abdi İbrahim üstlenecek.</strong></em></p>
<p>Türkiye’nin iyileştiren gücü Abdi İbrahim, Bosnalı Bosnalijek ilaç firmasıyla iş birliğine giderek, Bosnalijek’in solunum ilacı ve lizozim bazlı gıda takviyelerinin Türkiye’ye Abdi İbrahim güvencesiyle getirileceğini duyurdu. </p>
<p>İş birliği, Abdi İbrahim üst yönetiminden CEO Süha Taşpolatoğlu, Uluslararası Pazarlar Grup Başkanı Köksal Ülgen ve İş Geliştirme Direktörü Sevgi Özalp’in Saraybosna’da Bosnalijek&#8217;in üst düzey yöneticileriyle gerçekleştirdiği toplantıda resmiyet kazandı.</p>
<p><strong>“Sağlık ürünlerini tüketicilerimizle buluşturmaya devam ediyoruz”</strong></p>
<p>Türk ilaç sektörünün 21 yıldır kesintisiz lideri olan Abdi İbrahim’in CEO’su Süha Taşpolatoğlu, insan sağlığını iyileştirme tutkularını paylaşan Bosnalijek ile çalışmaktan memnun olduklarını ifade etti. Taşpolatoğlu: <strong>“Bilimsel olarak insan sağlığına katkı sunduğu kanıtlanmış olan yenilikçi sağlık ürünlerini ülkemizdeki tüketicilerle buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz. Türkiye ve Bosna Hersek, yakın siyasi ve ekonomik ilişkileri olan iki dost ülke. Ekiplerimiz daha ilk toplantıda güçlü bir bağ hissettiler ve bu bağ önemli bir iş birliğine dönüştü. İnsan sağlığını iyileştirdiği ve koruduğu bilimsel olarak kanıtlanmış tüketici sağlığı ürünlerini Türkiye&#8217;ye getirmeye ve tüketicilerimizle buluşturmaya devam edeceğiz” </strong>diye konuştu.</p>
<p><strong>“Yüksek pazar payı elde etmeyi hedefliyoruz”</strong></p>
<p>Bosnalijek Genel Müdürü Nedim Uzunović ise, Bosnalijek&#8217;in en önemli stratejik hedeflerinden birinin Türkiye pazarına giriş yapmak ve benzersiz nitelikteki lizozim bazlı ürünlerini Türk halkına sunmak olduğunu belirtti. Uzunović sözlerine şöyle devam etti; <strong>“Türkiye, dünyanın en büyük 20 ilaç pazarı arasında yer alıyor ve uluslararası şirketler için de cazip pazarlardan biri. Solunum ilacımız ve lizozim bazlı gıda takviyelerimizin Türkiye pazarına girmesinden gurur ve mutluluk duyuyoruz.</strong><strong> Türkiye, boğaz ağrısı ilaçlarında dünyanın en büyük ve rekabetçi pazarı. Yine de bu ürün segmentinde yüksek bir pazar payı elde ederek lider olacağımıza inanıyoruz çünkü Türkiye&#8217;nin en büyük ilaç şirketi ve pazar lideri Abdi İbrahim ile çalışacağız. Abdi İbrahim&#8217;in Bosnalijek ile iş birliği yapmayı kabul etmiş olması bizi çok gururlandırdı. Bu birlikteliğin ileride daha da gelişmesini ve başka pazarlarda da devam etmesini ümit ediyoruz.” </strong></p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bosnali-ilac-devinin-urunleri-abdi-ibrahim-guvencesiyle-turkiyede-356923">Bosnalı ilaç devinin ürünleri Abdi İbrahim güvencesiyle Türkiye&#8217;de</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeditepe Üniversitesi Laboratuvarlarına Yeni Kalite Belgesi: İlaç ve Kozmetik Alanında Yurt Dışına Bağımlılık Azalacak</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yeditepe-universitesi-laboratuvarlarina-yeni-kalite-belgesi-ilac-ve-kozmetik-alaninda-yurt-disina-bagimlilik-azalacak-355510</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Mar 2023 09:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alanında]]></category>
		<category><![CDATA[azalacak]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[dışına]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kalite]]></category>
		<category><![CDATA[kozmetik]]></category>
		<category><![CDATA[laboratuvarlarına]]></category>
		<category><![CDATA[üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[yeditepe]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<category><![CDATA[yurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=355510</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi İlaç, Kozmetik ve Tıbbi Cihaz Ar-Ge ve Analiz Laboratuvarı, Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edildi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeditepe-universitesi-laboratuvarlarina-yeni-kalite-belgesi-ilac-ve-kozmetik-alaninda-yurt-disina-bagimlilik-azalacak-355510">Yeditepe Üniversitesi Laboratuvarlarına Yeni Kalite Belgesi: İlaç ve Kozmetik Alanında Yurt Dışına Bağımlılık Azalacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi İlaç, Kozmetik ve Tıbbi Cihaz Ar-Ge ve Analiz Laboratuvarı, Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edildi. İlaç, tıbbi cihaz ve kozmetik alanında üretilen ürünler için Türkiye’de yapılan testlerin uluslararası alanda da geçerliliğini sağlayacak olan akreditasyon, yurt dışına bağımlılığın önüne geçecek. </p>
<p>Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı, İlaç, Kozmetik ve Tıbbi Cihaz AR-GE Laboratuvarı Sorumlusu ve Eczacılık Fakültesi Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, üniversitenin laboratuvarının aldığı akreditasyonla ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong> “Uluslararası Kabul İçin Deneyi Yapan Kurum Akredite Olmalı”    </strong></p>
<p>İlaç, tıbbi cihaz ve kozmetik alanında üretilen her yeni ürünün, insanların kullanımına sunulmadan güvenli olduğunun kanıtlanması, bunun için de testlere tabii tutulması gerektiğini anımsatan Prof. Dr. Ahmet Aydın, “Akreditasyon olmadan da deneyler yapılabilir fakat bir ürünün uluslararası kabulünü sağlamak istiyorsanız o testleri-deneyi yapan laboratuvar akredite olmalı” diye konuştu    </p>
<p>Akredite olan laboratuvarda in vitro ve in vivo biyouyumluluk deneyleri, genotoksisite deneyleri, in vitro iritasyon testleri, tıbbi cihaz uygunluk testleri, güvenlilik değerlendirmeleri  yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Ahmet Aydın, “Şu anda laboratuvarlarımızda bu testleri yapıyoruz. Akreditasyon bu testlerin, şüphe götürmeyecek bir şekilde doğru, güvenilir ve kaliteli olduğunun göstergesidir” dedi.    </p>
<p><strong>“Gereksiz Deney Hayvanının Kullanılmasının Önüne Geçiyoruz”    </strong></p>
<p><strong> </strong>In vitro testlerle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Aydın, “Özellikle kozmetik ürünlerde irritasyon (tahriş) potansiyelini değerlendirmek için önceleri deney hayvanları kullanılırdı. Ancak günümüzde geliştirilmiş bir yöntemle insanlardan alınmış deri hücrelerinden laboratuvar ortamında deri üretiliyor. Bu laboratuvar ortamlarındaki deriye de kozmetik bir ürünü ya da başka bir ürünü uygulayarak ciltte irritasyon yapıp yapmadığını test edebiliyoruz. Bu deneyleri tam akredite ve uluslararası kabul gören bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Bu sayede gereksiz bir şekilde deney hayvanının kullanılmasının önüne geçmiş oluyoruz. Bu test yöntemi ABD’de geliştirilmiştir. Türkiye’de de ilk defa 2011 yılında üniversitemizde bu test gerçekleştirildi” ifadelerini kullandı.    </p>
<p><strong>“Dışa Bağımlılığı Azaltmak Üzere Çok Önemli Bir Adım Attık”</strong></p>
<p><strong> </strong>Akreditasyonun Türkiye için önemine değinen Prof. Dr. Ahmet Aydın, şöyle konuştu:</p>
<p>“Sanayicimiz üretim yapıyorsa bu ürünlerin ülkemizde test edilmesi gerekiyor, düşüncesiyle yola çıktık ve ülkemizin dışa bağımlılığını azaltmak üzere çok önemli adımlardan bir tanesini attık. Uluslararası kuruluşların kabul ettiği bir sonuca ulaşmak için bu laboratuvarları oluşturduk ve akreditasyon aldık. Türkiye’de girişimci bir sanayicimiz kendi ürününü ürettiği ve bu ürünü uluslararası arenada kabul gören bir laboratuvarda test ettirmek istediğinde, yurt dışına göndermek zorunda kalmayacak.”</p>
<p><strong>“Ülkemizde Üretilen Burada Test Edilecek Ve Ruhsatını Alacak”    </strong></p>
<p> Bu durumun ekonomik açıdan Türkiye’ye önemli katkılar sağlayacağını söyleyen Prof. Dr. Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Türkiye’deki bir üreticinin yurt dışındaki bir analiz laboratuvarından hizmet alması inanılmaz bir kaynak kaybına yol açıyor. Üniversitemiz laboratuvarlarının aldığı bu akreditasyonla, ülkemizde üretilen bir ürün, ülkemizde test edilecek, burada ruhsatını almış olacak ve uluslararası alanda kabul görecek. Bu testlerin Türkiye’de yapılmasıyla yurt dışına giden sermayenin ülkede kalması sağlanacak.”    </p>
<p><strong>“Hizmet İhracatı Gerçekleştiriyoruz”    </strong></p>
<p> Yurt dışına da hizmet verdiklerini de ifade eden Prof. Dr. Ahmet Aydın, “Şu anda aktif olarak Ürdün, Suudi Arabistan ve Mısır’dan gelen ürünler için toksikolojik değerlendirmeler yapıyoruz ve bir hizmet ihracatı gerçekleştirmiş oluyoruz” dedi.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yeditepe-universitesi-laboratuvarlarina-yeni-kalite-belgesi-ilac-ve-kozmetik-alaninda-yurt-disina-bagimlilik-azalacak-355510">Yeditepe Üniversitesi Laboratuvarlarına Yeni Kalite Belgesi: İlaç ve Kozmetik Alanında Yurt Dışına Bağımlılık Azalacak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Tayfun Uzbay: Deprem bölgesinde 25 sahra eczanesinden ücretsiz ilaç temin ediliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-tayfun-uzbay-deprem-bolgesinde-25-sahra-eczanesinden-ucretsiz-ilac-temin-ediliyor-350418</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Feb 2023 09:12:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bölgesinde]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[eczanesinden]]></category>
		<category><![CDATA[ediliyor]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[sahra]]></category>
		<category><![CDATA[tayfun]]></category>
		<category><![CDATA[temin]]></category>
		<category><![CDATA[ücretsiz]]></category>
		<category><![CDATA[uzbay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=350418</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doğal afetlerde ilaca ulaşımın kesintisiz ve sağlıklı bir şekilde ulaşılabilmesinin çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, deprem bölgelerinde ilaç tedarik zincirinin en önemli halkaları olan eczanelerin ciddi zarar gördüğünü dile getirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-tayfun-uzbay-deprem-bolgesinde-25-sahra-eczanesinden-ucretsiz-ilac-temin-ediliyor-350418">Prof. Dr. Tayfun Uzbay: Deprem bölgesinde 25 sahra eczanesinden ücretsiz ilaç temin ediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doğal afetlerde ilaca ulaşımın kesintisiz ve sağlıklı bir şekilde ulaşılabilmesinin çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, deprem bölgelerinde ilaç tedarik zincirinin en önemli halkaları olan eczanelerin ciddi zarar gördüğünü dile getirdi. Prof. Dr. Tayfun Uzbay depremden etkilenen Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Adıyaman, Şanlıurfa ve Malatya’da 25 sahra eczanesi kurularak ücretsiz ilaç ve tıbbi malzeme temin edildiğini ifade etti. İhtiyaç olması halinde yeni sahra eczanelerinin açılacağının da altını çizen Uzbay, TC kimlik numarası üzerinden müracaat edenlerin durumu sorgulanarak ihtiyaç duyulan kronik ilaçların verildiğini duyurdu.</strong></p>
<p>Depremin ardından Türk Eczacılar Birliği Merkez Heyetindeki görevi üzere Ankara’da çalışmalarını sürdüren Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay, depremden etkilenen ve ilaca ihtiyaç duyan depremzedeler için 25 sahra eczanesi kurularak ilaçların ücretsiz temin edildiğini söyledi.</p>
<p><strong>İlaç tedarik zinciri ciddi zarar gördü</strong></p>
<p>Bu tip doğal afetlerde önemli konulardan birinin de ilaca sağlıklı bir şekilde ulaşımın kesintisiz biçimde sağlanması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Hem yaralı olarak kurtulanların hızlı ve etkili tedavisi hem de sağ kalanların sürekli kullandığı veya kullanacak olduğu ilaçlara ulaşabilmesi hayati önem taşıyor. Bu oldukça geniş çaplı bir felaket ve 10 ilimizde yaklaşık 13-14 milyon kişi afetten etkilendi. Hatay, Adıyaman, Kahramanmaraş, Malatya, Gaziantep ve Kilis’te ilaç tedarik zincirinin en önemli halkası olan eczaneler ve eczacılar da ciddi zarar gördü. Bu illerin bazılarında ilaca erişim bir anda ortadan kalktı, diğerlerinde de büyük ölçüde aksadı. Çünkü eczaneler de yıkıldı, eczacılar hayatını kaybetti veya enkaz altında kaldı. Adıyaman’da Eczacı odası Başkanı Ecz. Hüseyin Kemal Taş’ı da ailesi ile kaybettik.” dedi.</p>
<p><strong>Ezcacılık hizmetleri ayağa kaldırılmalı</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tayfun Uzbay, deprem bölgesindeki birçok il ve ilçede eczacılık hizmetlerinin durduğuna dikkat çekti ve sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“İlaca erişimin sağlanamaması hayatta kalıp da ilaca kronik ilaç kullanma zorunluluğu olan hastalar açısından da büyük önem taşıyor. Örneğin, diyabeti olan ve insüline bağımlı olan biri için ilacına ulaşamama ölümcüldür. Benzer şekilde sürekli ilaç kullanmak zorunda olan tansiyon hastaları, epilepsi hastaları, tiroit hastaları ve başka kronik hastalığı olanlar bakımından da ilaca ulaşamama kalıcı ve ciddi sağlık sorunlarına hatta ölüme yol açabilir. Hayatta kalanlarda dolaylı yoldan kayıplara yol açabileceği için bu da çok önemli bir nokta. Öte yandan enkazdan yaralı çıkarılanların ya da deprem sırasında yaralananların tedavisi için de başta anestezik ilaçlar ve çeşitli serumlar olmak üzere cerrahi malzemenin de yeterli ve ulaşılabilir olması şart. Deprem sonrası yaraların sarılması ve sağ kalımın artırılması bakımından ilaca erişim ve eczacılık hizmetlerinin ayağa kaldırılması büyük önem arz ediyor.”</p>
<p><strong>Birçok noktada sahra eczaneleri oluşturuldu</strong></p>
<p>Türk Eczacıları Birliği (TEB)’nin yurt sathına dağılmış 54 eczacı odası ile birlikte oldukça güçlü ve bu tür felaketlerde hızlı hareket eden, deneyimli bir sivil toplum örgütü olduğunu belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Türk Eczacıları Birliği daha önce orman yangınlarında, sel felaketlerinde ve maden kazalarında da hem ilaca erişim hem de maddi destek bakımından önemli katkılar sağladı. Bu felakette de TEB şu ana kadar iyi bir refleks verdi ve vermeye devam ediyor. Depremin hemen ardından TEB Merkez Heyeti ve Denetleme Kurulu toplanarak süratle durum tespiti yapmış, ilaca erişime yönelik planlarını ilgili eczacı odaları ile koordineli bir şekilde hayata geçirmiştir. Böyle durumlar için TEB’in kullandığı gezici bir TIR eczane bulunuyordu. Ancak bu felaketin çapı çok büyük. Bu nedenle sadece gezici TIR eczane değil sağlanan konteynerler ile birçok noktada seyyar veya sahra eczaneleri oluşturuldu.” dedi.</p>
<p><strong>25 seyyar eczanede ücretsiz ilaç temin ediliyor</strong></p>
<p>Depremin birinci gününden itibaren yola çıkan eczanelerin deprem bölgesindeki farklı noktalarda kurularak hizmet vermeye başladığını belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay, “Bu eczanelerden sağlanan ilaçlar ve her türlü tıbbi malzemenin ücretsiz olduğunu özellikle ifade etmekte fayda var. Bugün itibarı ile ikisi merkezde, 4’ü Türkoğlu, Afşin, Pazarcık ve Elbistan’da olmak üzere Kahramanmaraş’ta 6, biri merkezde, ikisi Defne’de, birer tane de İskenderun, Kırıkhan ve Samandağ’da olmak üzere Hatay’da 6, Gaziantep’te Islahiye ve Nurdağı’nda olmak üzere 2, Malatya’da hepsi merkezde çeşitli noktalarda olmak üzere 4, Adıyaman’da 3’ü merkezde ve Besni ile Gölbaşı ilçelerinde olmak üzere 5 ve Şanlıurfa merkezde 2 olmak üzere toplam 25 eczane faaliyet gösteriyor. İhtiyaca göre yenilerinin açılması gerekirse ilave konteynerler tedarik edilmeye devam edecektir. Bu eczanelerden her türlü ilaca erişim mümkün. TC kimlik numarası üzerinden müracaat edenin durumu sorgulanıyor ve ihtiyaç duyulan kronik ilaçlar veriliyor. Ayrıca ayakta kalan hastanelere ve yakındaki sahra hastanelerine de ilaç ve malzeme desteği sağlanıyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>TEB afet bölgelerinde çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor</strong></p>
<p>Ayrıca depremden etkilenmeyen illerdeki eczacı odalarının da organize olarak temin ettikleri tıbbi malzeme ve ilaç ile ihtiyacı olan özellikle ilçelerde sahra eczaneleri kurduklarını belirten Prof. Dr. Tayfun Uzbay,   sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Ayrıca ilaç bağışlarının yanı sıra giyecek, yiyecek ve içecek toplayarak bölgeye ulaştırıyorlar. Bölgeye sürekli gönüllü eczacılar gidiyor, gücü diri ve hizmeti sürekli tutmak için gönüllüler belirli aralıklarla yenileniyor. Ben de Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti’ndeki görevim gereği Ankara’ya ulaşarak merkezden koordinasyon faaliyetlerine destek olmaya çalışıyorum. Merkez Heyeti ve Denetleme Heyeti üyesi arkadaşlarımızın bazıları şu anda Adıyaman, Malatya, Hatay ve Kahramanmaraş gibi kritik noktalarda bizzat ilaç ve eczacılık hizmetlerinin koordinasyonunu yönetiyorlar. Birçok oda başkanımız ve yönetim kurulu üyeleri de deprem bölgesine dağılmış durumda. El birliği ve büyük bir uyum ile ilaç gibi hayati bir konuda aksaklık yaşanmaması için özveriyle çalışıyorlar. Merkezdeki kriz masamız TEB Başkanı, Genel Sekreteri, İkinci Başkanı, Saymanı ve diğer üyeler ile TEB’in çalışanlarından oluşuyor. Saha ile yakın bir iletişim içindeler. Ayrıca Sağlık Bakanlığı ve AFAD ile de iletişim sürüyor. Burada şu an için bir mesai kavramı yok. Herkes üzerine düşeni yaparak bu büyük felaketi en az zararla kapatma çabası içindeyiz.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-tayfun-uzbay-deprem-bolgesinde-25-sahra-eczanesinden-ucretsiz-ilac-temin-ediliyor-350418">Prof. Dr. Tayfun Uzbay: Deprem bölgesinde 25 sahra eczanesinden ücretsiz ilaç temin ediliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
