<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>idrar | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/idrar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/idrar</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Mar 2026 11:02:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>idrar | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/idrar</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 11:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[korumak]]></category>
		<category><![CDATA[kural]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığını]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619753</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böbrekler, vücudumuzun hayati filtre sistemidir. Günde yaklaşık 180 litre kanı süzerek zararlı atıkları idrar yoluyla uzaklaştırır, sıvı dengesini düzenler, tansiyon kontrolüne katkı sağlar ve kemik sağlığı için gerekli hormonları üretir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753">Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böbrekler, vücudumuzun hayati filtre sistemidir. Günde yaklaşık 180 litre kanı süzerek zararlı atıkları idrar yoluyla uzaklaştırır, sıvı dengesini düzenler, tansiyon kontrolüne katkı sağlar ve kemik sağlığı için gerekli hormonları üretir. Buna rağmen böbrek hastalıkları dünyada giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Kronik böbrek hastalığı, dünya nüfusunun yaklaşık %10’unu etkileyen yaygın bir hastalık olup, çoğu zaman erken dönemde belirti vermez. Diyabet ve hipertansiyon ise son dönem böbrek yetmezliğinin en sık nedenleri arasında yer almaktadır.  Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Adil Güçal Güçlü,‘’12 Mart Dünya Böbrek Günü’’ nedeniyle böbrek sağlığının korunması için önemli önerilerde bulundu. </p>
<p>Böbrek sağlığının korunması için günlük yaşamda bazı önlemler alınmalıdır. Bunlar şöyle özetlenebilir:</p>
<ol>
<li><strong>Yeterli Su Tüketimi:</strong> Böbrekler, vücuttaki atık maddeleri, idrar yoluyla uzaklaştırmak için suya ihtiyaç duyar. Günde ortalama 2-3 litre su içmek, toksinlerin atılmasını hızlandırır ve böbrek taşı oluşumunu mekanik olarak engeller.</li>
<li> <strong>Böbrek Hastalığı Belirtilerini Bilmek:</strong> İdrarda gözle görülür kanama, şiddetli ve kıvrandırıcı yan ağrısı veya sık tekrarlayan idrar yolu iltihapları varsa acilen bir üroloji bölümüne başvurulmalıdır.</li>
<li><strong>Düzenli Taramalar:</strong> Özellikle 50 yaş üstü erkekler, idrar yapma zorluğu hissetmeseler bile böbrek ve prostat sağlığının kontrolü için yılda bir kez üroloji muayenesi ve ultrasonografi yaptırmalıdır.</li>
<li><strong>Kan Şekeri Kontrolü:</strong> Diyabet (şeker hastalığı), dünyada son dönem böbrek yetmezliğinin bir numaralı nedenidir. Kanda sürekli yüksek seyreden şeker, böbreğin süzgeç görevi gören ince damar yumaklarına zarar verir. Şeker hastaları kan şekerini katı şekilde kontrol altında tutmalıdır.</li>
<li><strong>Tansiyon Kontrolü ve Tuz Kısıtlaması:</strong> Yüksek tansiyon (hipertansiyon), böbrek yetmezliğinin ikinci en sık nedenidir. Basıncı artmış kan akımı böbrek damarlarını yırtar ve daraltır.  Günlük tuz tüketimi 5 gramın (1 çay kaşığı) altında tutulmalıdır.</li>
<li><strong>Bilinçsiz İlaç Kullanımından Kaçınmak:</strong> Reçetesiz satılan ve toplumda sık kullanılan ağrı kesiciler (romatizma ilaçları, NSAİİ grubu), uzun süreli veya yüksek dozda kullanıldığında doğrudan böbrek hücrelerini öldüren zehirli etki gösterir. İlaçlar hekim onayı olmadan kullanılmamalıdır.</li>
<li><strong>Sigara ve Tütün Ürünlerinden Uzak Durmak:</strong> Sigara, böbreklere giden kan damarlarını daraltarak böbreğin oksijensiz kalmasına neden olur. Aynı zamanda böbrek hücrelerinin DNA yapısını bozarak böbrek kanserine doğrudan zemin hazırlar.</li>
<li><strong>Düzenli Egzersiz ve Kilo Kontrolü:</strong> Obezite, böbreklerin vücudu temizleyebilmek için normalden fazla çalışmasına neden olur. Bu aşırı çalışma hali zamanla böbreği yorar ve tüketir. Düzenli fiziksel aktivite hem kilo kontrolü sağlar hem de tansiyon ve diyabet riskini düşürür.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-sagligini-korumak-icin-8-altin-kural-619753">Böbrek Sağlığını Korumak İçin 8 Altın Kural</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Böbrek taşımı düşürdüm&#8221; diyenler dikkat! Bu hatanız…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasimi-dusurdum-diyenler-dikkat-bu-hataniz-619402</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 08:23:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyenler]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[düşürdüm]]></category>
		<category><![CDATA[hatanız]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[taşımı]]></category>
		<category><![CDATA[taşlar]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=619402</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda böbrek taşından şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasimi-dusurdum-diyenler-dikkat-bu-hataniz-619402">&#8220;Böbrek taşımı düşürdüm&#8221; diyenler dikkat! Bu hatanız…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda böbrek taşından şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor. Genetik yatkınlığın yanı sıra, yetersiz su tüketimi, aşırı tuzlu ve protein ağırlıklı beslenme, hareketsiz yaşam tarzı, obezite ve bilinçsiz takviye kullanımı gibi etkenlerin de böbrek taşının görülme sıklığında artışa neden olduğunu belirten <strong>Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Caner Baran</strong> “Böbrek taşı geçici bir ağrı problemi değildir, doğru takip edilmediğinde kalıcı böbrek hasarına neden olabilir. Erken tanı ve bilinçli takip ile böbrek kaybı önlenebilir. Ancak sağlıksız yaşam alışkanlıklarının yanı sıra toplumda doğru sanılan bazı yanlış bilgiler de ne yazık ki böbreklerimize büyük zarar veriyor hatta böbreklerin zamanla kaybedilmesine yol açabiliyor” diyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Baran, <strong>12 Mart Dünya Böbrek Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada toplumda doğru sanılan 10 yanlışı ve doğrularını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<ul>
<li><strong>Böbrek taşı sadece şiddetli ağrı yaparsa tehlikelidir: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Ağrısız taşlar da böbreğe zarar verebilir. Sessiz taşlar hiç ağrı yapmadan zamanla böbrek fonksiyonunu bozabilir. Hatta staghorn (geyik boynuzu) tipindeki taşlar sessizce büyük boyutlara ulaşıp böbreklerde kalıcı hasara neden olabilir. Bu nedenle düzenli takip önemlidir. </p>
<ul>
<li><strong>Bira içmek böbrek taşını düşürür: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Toplumda yaygın olan bu inanış bilimsel olarak doğru olmadığı gibi tehlikelidir. Taş tedavisinde bira vb hiçbir alkolün yeri yoktur. Bira sıvı içerdiği için idrar miktarını geçici olarak artırabilir ancak içeriğindeki alkol vücudu susuz bırakabilir ve böbrek sağlığını olumsuz etkiler. Ayrıca alkol bazı taş türlerinde (özellikle ürik asit taşlarında) risk faktörlerini artırabilir. Su en doğru tercihtir.  </p>
<ul>
<li><strong>Taş varsa mutlaka şiddetli ağrı yapar: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Her taş ağrı yapmaz; sessiz taşlar da takip edilmelidir. Böbrekte sabit duran ve idrar kanallarında tıkanıklığa neden olmayan taşlar çoğu zaman hiç belirti vermeyebilir.</p>
<ul>
<li><strong>Bol su içmek tüm taşları düşürür: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Az su içmek böbrek taşı riskini artırır ama böbrek taşı oluşumunda genetik, beslenme alışkanlıkları ve metabolik faktörler de etkilidir. <strong>Bol su içmek tüm taşları düşürmez. Küçük taşların düşmesine yardımcı olabilir ama taş boyutu büyüdükçe taşın düşmesi zorlaşır. Sıvı tüketimi destekleyicidir ancak taşın boyutu ve yeri tedavi yöntemini belirler.</strong></p>
<ul>
<li><strong>Tüm taşlar kendiliğinden düşer: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Caner Baran “Büyük taşların idrar kanalından geçmesi mümkün olmadığı için genellikle müdahale gerektirir. Bazı taşlar özellikle 5-6 mm’den büyük olanlara cerrahi ya da girişimsel tedavi yapılması zorunludur” diyor.</p>
<ul>
<li><strong>Taş ağrısı geçti ise taş kesin düşmüştür: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Taş ağrısı genellikle idrar kanalının bir yerinde tıkanıklığa bağlı idrar akımının durmasından kaynaklanır. Taş yer değiştirdiğinde veya idrar yolundaki tıkanıklık azaldığında ağrı geçebilir. Ancak bu, taşın düştüğü anlamına gelmez; görüntülemeyle doğrulanmalıdır. </p>
<ul>
<li><strong>Taş kırdırmak böbreğe zarar verir: YANLIŞ!</strong><br /> </li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Doğru hasta seçimi ile uygulanan tedaviler böbreğe kalıcı zarar vermez. Uygun hastada yapılan taş kırma işlemi güvenlidir.</p>
<ul>
<li><strong>T<strong>aş ameliyatı açık cerrahidir ve çok zordur: YANLIŞ!</strong></strong> <br /> </li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Günümüzde çoğu taş kapalı (endoskopik/lazer) yöntemlerle tedavi edilir. Açık cerrahi uygulamaları neredeyse hiç kullanılmamaktadır. Endoskopik ameliyatlar hastaların normal hayata hızlıca dönmelerini çok kolaylaştırır. Modern taş cerrahisi minimal invazivdir ve iyileşme süresi kısadır.</p>
<ul>
<li><strong>Bir kez taş düşürdüm/ ameliyat oldum tekrar taş oluşmaz: YANLIŞ!</strong> <br /><strong>DOĞRUSU</strong>: Taşı düşürmek sürecin sonu değil, başlangıcıdır. Taşın içeriği analiz edilmeden ve metabolik değerlendirme yapılmadan tekrar riskini azaltmak mümkün değildir. Taş analizi, 24 saatlik idrar incelemesi ve gerekli kan testleri ile kişiye özel önleyici plan yapılmalıdır. Ameliyat da mevcut taşı temizler ancak yeni taş oluşumunu engellemez. Ameliyat sonrası metabolik değerlendirme ve yaşam tarzı düzenlemesi gerekir.</li>
<li><strong>Bitkisel ürün kullandım, taşım hemen eriyip düştü: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p><strong>DOĞRUSU</strong>: Böbreklerdeki taşları hızlı bir şekilde, direkt olarak eriten herhangi bir tedavi (bitkisel ya da medikal) olmadığını belirten Doç. Dr. Baran şöyle konuşuyor: “Halk arasında sıkça önerilen bitkisel ürünlerin böbrek taşını erittiğine dair güçlü bilimsel kanıt yoktur. Bu ürünler “doğal” olarak pazarlansa da içerikleri standart değildir ve yüksek miktarda tüketildiklerinde; mide-bağırsak sorunlarına, elektrolit dengesizliklerine, karaciğer veya böbrek üzerinde yük artışına, tansiyon değişikliklerine neden olabilirler. Böbrek taşı tedavisi ve önlenmesi bilimsel değerlendirme ile planlanmalıdır” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bobrek-tasimi-dusurdum-diyenler-dikkat-bu-hataniz-619402">&#8220;Böbrek taşımı düşürdüm&#8221; diyenler dikkat! Bu hatanız…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üretra Darlığı Bu 9 Nedenden Kaynaklanabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uretra-darligi-bu-9-nedenden-kaynaklanabilir-616069</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2026 07:49:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[alınan]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[dar]]></category>
		<category><![CDATA[darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[doku]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklanabilir]]></category>
		<category><![CDATA[kışa]]></category>
		<category><![CDATA[nedenden]]></category>
		<category><![CDATA[sağlam]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[üretra]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=616069</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üretra darlığı, toplumda sanıldığından daha sık görülen ancak çoğu zaman geç tanı alan önemli bir sağlık problemidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uretra-darligi-bu-9-nedenden-kaynaklanabilir-616069">Üretra Darlığı Bu 9 Nedenden Kaynaklanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üretra darlığı, toplumda sanıldığından daha sık görülen ancak çoğu zaman geç tanı alan önemli bir sağlık problemidir. Erkeklerde kadınlara göre çok daha sık görülen üretra darlığı, her 100 erkekten birinde yaşamın bir döneminde görülüyor. Erkeklerde belirtilerinin prostat hastalıklarıyla benzerlik göstermesi nedeniyle hastalığın doğru tanısı gecikebiliyor. Daralmış idrar kanalının yeniden açılması için kısa ve yeni gelişmiş darlıklarda girişimsel olarak dilatasyon ya da ilaçlı balon uygulamaları tercih edilirken iki santimetreden kısa darlıklarda ise dar segment çıkarılarak sağlam üretra uçları birbirine dikilerek tedavi edilebiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Abdulmuttalip Şimşek, üretra darlığı ve güncel tedavi yaklaşımlarını hakkında tüm detayları ile aktardı. </p>
<p><strong>Birçok neden üretra darlığına sebep olabiliyor</strong></p>
<p>Üretra, idrarın mesaneden dışarı atılmasını sağlayan kanaldır. Erkeklerde ortalama 15–20 cm, kadınlarda ise 4–5 cm uzunluğundadır. Bu kanalın çeşitli nedenlerle hasar görmesi sonucu üretra darlığı gelişebilmektedir. Üretra darlığına yol açan başlıca nedenler şunlardır:</p>
<ol>
<li>Kazalar</li>
<li>Daha önce geçirilmiş ürolojik cerrahiler</li>
<li>Uzun süreli veya tekrarlayan sonda uygulamaları</li>
<li>Sık idrar yolu enfeksiyonları</li>
<li>Perine bölgesine alınan darbeler</li>
<li>Erkeklerde prostat ameliyatları</li>
<li>Kadınlarda doğum sonrası gelişen travmalar</li>
<li>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</li>
<li>Otoimmün bir hastalık olan liken sklerozus</li>
</ol>
<p><strong>Prostat büyümesi ile benzer şikayetler gösteriyor</strong></p>
<p>Üretra darlığı, özellikle erkeklerde prostat büyümesi ile benzer şikâyetlere yol açtığı için erken dönemde fark edilmeyebilir. Hastalar genellikle ince idrar yapma, çatallı işeme, sık idrara çıkma, idrar sonrası tam boşalamama hissi ve gece idrara kalkma gibi yakınmalarla başvurmaktadır. Bu şikâyetlerin uzun süre devam etmesi durumunda mutlaka ürolojik değerlendirme yapılması gerekmektedir. Tanıda en önemli yöntem Retrograd Üretrografi olup, bu görüntüleme sayesinde darlığın yeri, uzunluğu ve derecesi net olarak ortaya konmaktadır. İşeme testi ve Sistoskopi de tanıya yardımcı yöntemler arasında yer almaktadır. Bu değerlendirmeler, hastaya en uygun tedavi yönteminin belirlenmesini sağlamaktadır.</p>
<p>Üretra darlığının ilaç veya bitkisel yöntemlerle tedavisi mümkün değildir. Tedavide temel amaç, daralmış olan idrar kanalının yeniden açılmasıdır. Kısa ve yeni gelişmiş darlıklarda girişimsel olarak dilatasyon, soğuk bıçakla kesme ya da ilaçlı balon uygulamaları tercih edilebilmektedir. İki santimetreden kısa darlıklarda ise dar segment çıkarılarak sağlam üretra uçlarının birbirine dikildiği yani üretroplasti işlemi uygulanmaktadır. Deneyimli merkezlerde ve düzenli takip altında bu yöntemin 5 yıllık başarı oranı %85–90 civarındadır.</p>
<p><strong>Ağızdan alınan doku ile üretra darlığı tedavi edilebiliyor</strong></p>
<p>Uzun ve kompleks üretra darlıklarında ise en etkili tedavi doku nakli ile üretroplastidir. Üretraya en çok benzeyen doku ağız içi mukozası olduğu için, genellikle yanak içinden alınan doku kullanılmaktadır. Alınan doku gerekli hazırlık aşamalarından geçirildikten sonra dar olan üretra bölgesine nakledilmektedir. Ağız içinden alınan alan birkaç gün içinde kendini yenilemekte ve hastalar genellikle ağız bölgesinde kalıcı bir sorun yaşamamaktadır. Deneyimli merkezlerde bu yöntemle elde edilen başarı oranları oldukça yüksektir. Özellikle posterior (arka) üretra darlıklarında, robotik cerrahi tekniklerin kullanılması cerrahi başarıyı daha da artırmaktadır. Robotik cerrahi; daha iyi görüntüleme, daha hassas doku onarımı ve sağlam üretra uçlarının daha doğru bir şekilde birleştirilmesini sağlayarak hem cerrahın kontrolünü artırmakta hem de hastanın iyileşme sürecini olumlu yönde etkilemektedir.</p>
<p>Üretroplasti sonrası hastaların birkaç hafta sondalı kalması gerekmektedir. Sonda çıkarıldıktan sonra hastalar genellikle kısa sürede ameliyat öncesindeki yaşam kalitelerine geri dönmektedir. Ancak bu cerrahilerden sonra düzenli üroloji kontrollerinin aksatılmaması büyük önem taşımaktadır. Profesyonel takip, olası darlık tekrarlarının erken dönemde saptanmasını ve zamanında müdahale edilmesini sağlamaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uretra-darligi-bu-9-nedenden-kaynaklanabilir-616069">Üretra Darlığı Bu 9 Nedenden Kaynaklanabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kış aylarında böbrek taşı riski artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bobrek-tasi-riski-artiyor-613680</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[aylarında]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım]]></category>
		<category><![CDATA[mineral]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[takviye]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=613680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda giderek yaygınlaşan böbrek taşı, ani başlayan ve şiddetli sancılarla yaşamı kabusa çevirebilen ağrılara yol açabiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bobrek-tasi-riski-artiyor-613680">Kış aylarında böbrek taşı riski artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde son yıllarda giderek yaygınlaşan böbrek taşı, ani başlayan ve şiddetli sancılarla yaşamı kabusa çevirebilen ağrılara yol açabiliyor. Böbrek taşı hastalığının artık genç erişkinlerde hatta 20’li yaş grubunda da sık görüldüğünü belirten <strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Tokuç</strong> “Hastaların sıklıkla ‘hayatımda yaşadığım en şiddetli ağrı’ diye tanımladığı böbrek taşını, özellikle kış aylarında sık yapılan bazı hatalar ciddi şekilde artırabiliyor” diyor. Buna karşın alınacak basit ama etkili önlemlerle böbrek taşı riskini azaltmanın mümkün olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tokuç “Böbrek taşı hastalığı, doğru yaşam tarzı değişiklikleri ve bilinçli yaklaşımlarla büyük ölçüde önlenebilir. Özellikle vitamin, mineral ve besin takviyeleri konusunda “ne kadar çok, o kadar iyi” anlayışı yerine, kişiye özel ve hekim kontrolünde kullanım esas alınmalıdır. Böbrek sağlığını korumanın yolu, doğru bilgiye dayanarak atılan küçük ama etkili adımlardan geçer” diyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Tokuç kışın böbrek taşına yol açabilen 3 kritik hatayı ve böbrek taşına karşı basit ama etkili önlemleri anlattı,  önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<ul>
<li><strong>Kışın yeterli su içilmemesi: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p>Soğuk havada susama hissi azalır. Ancak az su içmek idrarın yoğunlaşmasına neden olur. Yoğunlaşan idrarda kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi taş oluşturan maddeler daha kolay kristalleşir. Yapılan bilimsel çalışmalar; günlük idrar hacmi azaldıkça taş riskinin belirgin şekilde arttığını göstermektedir. </p>
<p><strong>DOĞRUSU: Günde en az 2 litre su için</strong></p>
<p>Böbrek taşı oluşumunu önlemenin en temel yolu yeterli sıvı alımıdır. Bu nedenle özellikle kış mevsiminde gün içinde susamayı beklemeden ortalama en az 2 litre su tüketmek kritik önem taşımaktadır.  </p>
<ul>
<li><strong>Bilinçsiz vitamin ve mineral takviyesi kullanımı: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p>Son yıllarda bağışıklık sistemini güçlendirmek, yorgunluğu azaltmak ya da “daha sağlıklı olmak” amacıyla vitamin ve mineral takviyelerinin kullanımı belirgin şekilde artmıştır. Ancak bu ürünler tamamen masum değildir. Özellikle kontrolsüz, yüksek dozda ve uzun süreli kullanım böbrek taşı oluşum riskini artırabilir. Ayrıca ‘bitkisel’ olması böbreklere zarar vermeyeceği anlamına gelmez, aksine yüksek yük oluşturabilir. </p>
<p><strong>DOĞRUSU: Önce vitamin ve mineral değerlerinizi ölçtürün</strong></p>
<p>Vitamin ve mineral takviyeleri, mutlaka <strong>kişinin yaşına, eşlik eden hastalıklarına, kullandığı ilaçlara ve böbrek taşı öyküsüne göre</strong> planlanmalıdır. Takviye kullanımı öncesinde hekim görüşü almak, gerekiyorsa kan ve idrar tetkikleriyle ihtiyaç ve dozun belirlenmesi, böbrek taşı riskini azaltmak açısından son derece önemlidir.</p>
<ul>
<li><strong>Aşırı tuz ve hayvansal protein tüketimi: YANLIŞ!</strong></li>
</ul>
<p>Aşırı tuz tüketimi, idrarla kalsiyum atılımını artırarak taş oluşumunu kolaylaştırır. Kırmızı et ağırlıklı beslenme de, idrarda taş yapıcı maddelerin artmasına yol açabilir. Bunların yanında, son dönemde spor yapan bireylerin kas gelişimini hızlandırmak açısından kullandıkları protein tozlarının uzun dönem, yanlış ve bilinçsiz kullanımı da böbrek taşlarının gelişiminde rol oynayabilmektedir. </p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> <strong>Aşırı tuz ve protein tüketiminden kaçının</strong></p>
<p>Dengeli, tuzdan fakir ve sebze-meyve ağırlıklı bir beslenme düzeni böbrek taşı riskini azaltmada önemli rol oynar. Günlük tuz tüketiminin 5 gramı geçmemesi, hayvansal proteini abartmadan tüketmek, bitkisel protein kaynaklarına (baklagiller vb) yer vermek ve protein takviyelerini mutlaka bireysel ihtiyaçlar doğrultusunda uzman önerisiyle kullanmak gerekir. </p>
<p><strong>xxxxx Kutu Bilgisi xxxxxx</strong></p>
<p><strong>Tedavide kişiye özel yaklaşım çok önemli!</strong></p>
<p>Böbrek taşlarının içeriklerine göre farklılık gösterdiğini ve her taş tipi için önerilerin aynı olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Emre Tokuç şöyle konuşuyor: “Bu nedenle “herkese uyan tek bir diyet” yaklaşımı doğru değildir. Taş analizi yapılan hastalarda, taşın tipine göre kişiye özel beslenme ve korunma önerileri planlanmalıdır. Kulaktan dolma bilgiler yerine bireysel risk faktörlerine göre hareket edilmelidir. Daha önce böbrek taşı düşürmüş veya taş tedavisi görmüş kişilerde tekrar taş oluşma riski yüksektir. Bu hastaların düzenli aralıklarla üroloji kontrolüne gitmesi, gerekli tetkiklerin yapılması ve koruyucu önlemlerin gözden geçirilmesi önemlidir. Erken dönemde fark edilen taşlar, çoğu zaman daha basit yöntemlerle tedavi edilebilir.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kis-aylarinda-bobrek-tasi-riski-artiyor-613680">Kış aylarında böbrek taşı riski artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de böbrek taşı çok yaygın, sebebi ise…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-bobrek-tasi-cok-yaygin-sebebi-ise-601247</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 07:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşları]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[oluşum]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[taşı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Üroloji Uzmanı]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaygın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=601247</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelinde artan ve nüfusun yüzde 10-15’ine ulaşan böbrek taşları ülkemizde çok daha yüksek bir seviyede görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-bobrek-tasi-cok-yaygin-sebebi-ise-601247">Türkiye&#8217;de böbrek taşı çok yaygın, sebebi ise…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda dünya genelinde artan ve nüfusun yüzde 10-15’ine ulaşan böbrek taşları ülkemizde çok daha yüksek bir seviyede görülüyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin,</strong> bunun başlıca nedeninin Türkiye’nin “Taş kuşağı” ülkeleri arasında yer alması olduğunu belirterek, “Taş kuşağı ülkelerinin en önemli özelliği sıcak bir iklime sahip olmalarıdır. Uzun süreli sıcak havalarda vücutta artan sıvı kaybına ek olarak yeterince su içilmemesi ve aşırı tuz tüketimi gibi bazı hatalı beslenme alışkanlıkları böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlamaktadır” diyor.</p>
<p>Ülkemizde her yıl yaklaşık 1 milyon kişiye böbrek taşı tanısı konulduğuna işaret eden<strong> Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin,</strong> “Genellikle 30-50 yaş arasındaki bireyleri etkileyen böbrek taşları çok şiddetli yan ağrısına neden olmalarının yanı sıra tedavide gecikildiğinde  idrar yolu enfeksiyonu,  böbrekte şişme ve böbrek fonksiyon kaybı gibi ciddi sorunlara yol açabilmektedir” diye konuşuyor. <strong>Prof. Dr. Ali Tekin, </strong> bu noktada böbrek taşlarında erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çekerek, çok önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!  </p>
<p><strong>Görülme sıklığı giderek artıyor! </strong></p>
<p>İdrarda bulunan mineraller ve kalsiyum, oksalat ile ürik asit gibi tuzların kristalleşerek birikmeleri sonucu oluşan böbrek taşına pek çok etken yol açabiliyor. Yetersiz sıvı alımı,  aşırı tuz tüketilmesi ve hayvansal proteinden zengin beslenme gibi beslenme hataları, obezite, metabolik sendrom, aile öyküsü, bazı metabolik hastalıklar (hiperkalsiüri, hiperoksalüri, vb), bazı ilaçlar (vitamin D, kalsiyum takviyeleri, vb) ile idrar yolu enfeksiyonları, en önemli faktörleri oluşturuyor.  İdrarda taş oluşumunu önleyen sitrat gibi maddelerin yetersiz olması da süreci hızlandırıyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin,<strong> </strong>son yıllarda böbrek taşının görülme sıklığında artış gözlendiğine işaret ederek, “Bu artışın sebepleri arasında iklim değişikliğiyle birlikte sıcaklık artışı, obezite ve hareketsiz bir yaşam tarzı yer almaktadır. Benzer nedenlere bağlı olarak böbrek taşı görülme yaşında da bir düşüş söz konusudur” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Kışın yetersiz su tüketimi riski artırıyor!</strong></p>
<p>Kış aylarında böbrek taşlarının oluşum riskinin arttığını vurgulayan Prof. Dr. Ali Tekin,  bunun en önemli sebebinin ise soğuk havalarda susuzluk hissinin azalması nedeniyle yetersiz su tüketimi olduğunu söylüyor. Susuzluğun idrarda bulunan minerallerin yoğunlaşmalarına ve çökerek kristal oluşumuna neden olduklarını aktaran Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, “Bu kristaller zamanla birikerek taş halini almaktadır. Dolayısıyla, kış aylarında böbrek taşı oluşumunu önlemek için günde ortalama 2 – 2.5 litre su içilmesi çok önemlidir. Ayrıca, düzenli olarak fiziksel egzersiz yapılması, aşırı tuzlu, şekerli ve fast food ağırlıklı gıdaların tüketiminden ise kaçınılması gerekmektedir” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>En yaygın belirtisi çok şiddetli yan ağrısı!</strong></p>
<p>Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin<strong>,</strong> böbreklerde oluşan taşların özellikle üreter adı  verilen ve böbrek ile mesane arasında yer alan kanala düştüklerinde en sık “renal kolik” denilen çok şiddetli yan ağrısına yol açtıklarının altını çiziyor. Prof. Dr. Ali Tekin, şiddetli ağrıya “İdrardan kan gelmesi, sık sık idrara çıkma, idrarı tam boşaltamama hissi, sürekli idrar varmış hissi, idrar yolunda yanma, bulantı ve kusma”  gibi belirtilerin de eşlik edebildiğini belirtiyor. </p>
<p><strong>Erken tanı ve tedavi çok önemli! </strong></p>
<p>Böbrek taşlarında erken tanı ile hem hastada sorunlar yaşanması önlenerek yaşam konforu artırılıyor hem de tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, böbrek fonksiyon kaybı ve cerrahi müdahale gibi olası riskler önemli ölçüde azaltılıyor. Böbrek taşlarının tedavisinde; üriner (boşaltım) sistemin taşlardan tümüyle temizlenmeleri hedefleniyor. Özellikle 5-6 mm’den küçük böbrek taşları bol sıvı tüketimi ve fiziksel egzersizler (Yürüyüş, zıplama vs) gibi basit yöntemlerle kendiliğinden düşebiliyor. Doktor tavsiyesiyle kullanılacak olan bazı ilaçlarla bu süreç kolaylaştırılabiliyor. Daha büyük taşlarda ise taşın lokalizasyonuna göre, medikal tedaviler, ESWL (beden dışı şok dalga tedavisi) veya kapalı endoskopik cerrahi tedaviler ile (URS, RIRS, PCNL, vb.) üriner sistem taşlardan tümüyle temizlenebiliyor. </p>
<p><strong>Ameliyatlar endoskopik kapalı yöntemle yapılıyor</strong></p>
<p>Böbrek taşlarının tedaviyle düşürülemediği durumlarda, geçmeyen veya tekrarlayan ağrılarda, böbrek fonksiyon kaybı riskinin arttığı tablolarda ve 2 cm&#8217;den büyük böbrek taşlarında ameliyat gündeme geliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, günümüzde ameliyatların neredeyse tümünün, açık cerrahiye gerek kalmadan, endoskopik kapalı yöntemlerle yapıldığına değinerek, “Böbrek taşı ameliyatları, ciddi teknolojik gelişmelerle birlikte, son 20-25 yılda büyük değişim geçirdi. Aşırı büyük taşlar hariç, taşları normal idrar yolundan endoskopik kapalı girişimlerle tedavi edebiliyoruz. Sadece 2-3 mm’lik ince esnek aparatlarla böbreğe kadar ulaşıp, yeni nesil lazerler ile taşları yok edebiliyoruz. Kapalı yöntemler sayesinde hastalarımız ameliyatlardan sonra aynı gün evlerine dönebilmektedirler” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Önlemek tedaviden çok daha kolay! </strong></p>
<p>Teknolojik gelişmeler sayesinde böbrek taşı tedavisi büyük ilerleme kaydetse de önleyici tedbirler alınmazsa hastaların hemen hemen yarısında 5-10 yıl içerisinde tekrar taş gelişimi kaçınılmaz oluyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, aslında hastaların çoğunda böbrek taşlarının düzeltilebilir sebeplerden kaynaklandığını hatırlatarak “Sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla böbrek taşı oluşumunu önlemek her zaman tedavi etmekten daha kolaydır” diyor.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-bobrek-tasi-cok-yaygin-sebebi-ise-601247">Türkiye&#8217;de böbrek taşı çok yaygın, sebebi ise…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sırt Ağrısı Mesane Kanseri Habercisi Olabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sirt-agrisi-mesane-kanseri-habercisi-olabilir-595643</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 08:05:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[habercisi]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[mesane]]></category>
		<category><![CDATA[Mesane Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[Robotik Cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[sırt]]></category>
		<category><![CDATA[yapay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=595643</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erkeklerde daha sık görülen ve çoğunlukla belirti vermeden ilerleyen mesane kanserine, idrar torbasının iç yüzeyini döşeyen hücrelerin kontrolsüz çoğalması neden oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sirt-agrisi-mesane-kanseri-habercisi-olabilir-595643">Sırt Ağrısı Mesane Kanseri Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erkeklerde daha sık görülen ve çoğunlukla belirti vermeden ilerleyen mesane kanserine, idrar torbasının iç yüzeyini döşeyen hücrelerin kontrolsüz çoğalması neden oluyor. 50 yaşın üzerindeki bireylerde görülme riski daha fazla olan mesane kanserinin en önemli sebepleri arasında sigara kullanımı geliyor. Ağrısız şekilde idrarda kan görülmesi ile kendisini belli eden ve erken tedavi edilmediği takdirde mesane duvarının tüm katmanlarını tutabilen mesane kanseri, hayati risk faktörünü artıran daha agresif bir tabloya dönüşebiliyor. Mesane kanserinin tedavisinde son yıllarda robotik cerrahi önemli bir seçenek olarak tercih ediliyor. Robotik sistektomi ve tamamen kapalı yöntemle gerçekleştirilen yapay mesane uygulamaları hasta konforunu artırabiliyor. Memorial Göztepe Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Eyüp Veli Küçük, mesane kanseri ve robotik cerrahi uygulamaları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Bu belirtileri ciddiye alın!</strong></p>
<p>Mesane, böbreklerden gelen idrarın depolandığı kas yapısında bir organdır. Mesane kanseri ise bu organın iç yüzeyini döşeyen hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkar. Hastalığın en sık görülen belirtisi idrarda ağrısız kanamadır. Tanı, genellikle sistoskopi ve patoloji incelemesi ile konulur. Erken evrelerde tümör yalnızca mesanenin yüzeysel kısmında sınırlı olabilir; ancak ilerleyen dönemlerde mesane duvarının tüm katmanlarını tutarak çevre organlara yayılabilir. Bu durumda hastalığı tamamen kontrol altına almak için radikal sistektomi, yani mesanenin cerrahi olarak çıkarılması gerekebilir. Bu nedenle mesane kanseri yayılmadan bu belirtiler dikkate alınarak hızlı bir şekilde uzman bir doktora başvurulması gerekir; </p>
<ul>
<li>İdrarda kan </li>
<li>Ayaklardaki şişlik</li>
<li>Sırt ağrısı</li>
<li>Kilo kaybı</li>
</ul>
<p><strong>Robotik cerrahiyle tümör eksiksiz çıkarılır ve çevre dokular korunur</strong></p>
<p>Mesane kanserinin tedavisi günümüzde robotik cerrahi sistemlerinin gelişmesiyle küçük kesilerden, kapalı yöntemle yapılabilmektedir. Robotik sistektomi sırasında cerrah, hastanın vücuduna yerleştirilen robotik kolları bir konsoldan yönetir. Bu teknoloji cerraha üç boyutlu büyütülmüş görüntü, milimetrik hareket hassasiyeti, titremeyi filtreleyen yüksek stabilite sağladığı için hem tümörün eksiksiz çıkarılması hem de çevre dokuların korunması güvenli hale gelir. Robotik cerrahi, kan kaybının azalmasına, yara enfeksiyonu riskinin düşmesine ve hastanın çok daha hızlı iyileşmesine olanak tanır.</p>
<p><strong>Kapalı yöntemle yapay mesane oluşturuluyor</strong></p>
<p>Mesanenin çıkarılmasından sonra idrarın vücuttan doğal yolla atılabilmesi için yeni bir yol oluşturmak gerekir. Bağırsaktan yapay bir mesane (ortotopik neomezane) yapılması yaşam konforunu korumaktadır. Robotik cerrahi ile bu işlem   tamamen kapalı yöntemle gerçekleştirilebilir. Kapalı olarak yapay mesane oluşturulmasına “intrakorporeal ortotopik mesane” adı verilir. İnce bağırsaktan kısa bir segment alınarak özel bir teknikle yeni bir mesaneye dönüştürülür ve üretra yani idrar kanalına bağlanır. Böylece hasta, ameliyat sonrası doğal yoldan idrar yapmaya devam edebilir. Bu işlemin intrakorporeal, yani organların dışarı çıkarılmadan tamamen vücut içinde şekillendirilerek yapılması, robotik cerrahinin ileri düzey uygulamalarından biri olarak kabul edilir.</p>
<p><strong>Her hastaya ve tümör özelliklerine göre özel bir cerrahi planlama yapılır </strong></p>
<p>Robotik sistektomi ve intrakorporeal ortotopik mesane oluşturulması özellikle kas tabakasına ilerlemiş ama uzak organlara yayılmamış mesane kanserlerinde, uygun böbrek fonksiyonlarına sahip hastalarda, genel sağlık durumu ameliyata elverişli kişilerde tercih edilebilen bir yöntemdir. Cerrahi planlama her hastanın tümör özelliklerine ve genel durumuna göre bireysel olarak yapılır.</p>
<p><strong>Mesane kanserinde robotik cerrahinin 6 avantajı</strong></p>
<ol>
<li>Estetik avantaj: Cerrahi izler minimaldir.</li>
<li>Az kan kaybı ve ağrı: Küçük kesiler nedeniyle doku hasarı en aza iner.</li>
<li>Hızlı iyileşme: Hastalar genellikle birkaç gün içinde mobilize olur ve kısa sürede günlük yaşamlarına döner.</li>
<li>Düşük enfeksiyon ve komplikasyon riski: Kesi, yara alanı daha küçüktür, böylelikle yara enfeksiyonu riski de düşer.</li>
<li>Hassas operasyon: Yüksek çözünürlüklü görüntü ve titremeyi engelleyen robot kolları sayesinde sinir ve damar yapıları iyi korunabilir. Bu durum özellikle idrar kontrolü ve cinsel fonksiyon açısından önemlidir.</li>
<li>Tamamen kapalı yapay mesane: Bağırsakların dışarı çıkarılmadan şekillendirilmesi, bağırsak fonksiyonlarının hızlı toparlanmasını sağlar.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sirt-agrisi-mesane-kanseri-habercisi-olabilir-595643">Sırt Ağrısı Mesane Kanseri Habercisi Olabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prostat, yaş ilerledikçe kanserli hücre üretiyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prostat-yas-ilerledikce-kanserli-hucre-uretiyor-588684</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 11:17:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[ilerledikçe]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kanserli]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[üretiyor]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=588684</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşla birlikte erkek vücudunda değişen pek çok biyolojik süreçten biri de prostatta meydana gelen dönüşümler.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-yas-ilerledikce-kanserli-hucre-uretiyor-588684">Prostat, yaş ilerledikçe kanserli hücre üretiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaşla birlikte erkek vücudunda değişen pek çok biyolojik süreçten biri de prostatta meydana gelen dönüşümler. Prostatın yapısı gereği, yaş ilerledikçe kanser hücreleri barındırma eğiliminde bir organ olduğunu açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. İlker Tinay, “Kadavra çalışmaları, 80 yaşına ulaşan erkeklerin yarısından fazlasında, herhangi bir kanser tanısı konmamış olsa bile prostatta başlangıç aşaması kanser hücrelerinin bulunduğunu ortaya koyuyor. Yani yeterince uzun yaşarsak bu hücrelerin prostatta ortaya çıkması doğal bir süreç” şeklinde konuştu.</strong></p>
<p>Erkekler üzerinde yapılan bu kadavra çalışmaları, yaşla birlikte prostatta bazı değişimlerin görülmesinin yaygınlığını gözler önüne seriyor. Ancak bu durumun mutlaka bir hastalık ya da ölüm riski anlamına gelmediğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. İlker Tinay, “İyi huylu prostat büyümem var, ileride kanser olur muyum? sorusunun cevabı ancak düzenli doktor kontrolleriyle verilebilir. PSA testleri ve gerekli görüldüğünde yapılan biyopsiler sayesinde prostat sağlığı yakından takip edilerek, olası riskler erken dönemde tespit edilebiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Her erkekte prostat var </strong></p>
<p>Prostatın bir hastalık değil, her erkekte bulunan doğal bir organ olduğunu hatırlatan Tinay, “Prostatla ilgili aslında üç temel durum ortaya çıkabiliyor; kanser, iyi huylu büyüme ya da akut ve kronik enfeksiyonlar. Bu yüzden ‘Dedemde, babamda prostat vardı’ demek çok doğru değil çünkü prostat hepimizde var. Asıl önemli olan, bunun bir şikâyete neden olup olmadığı” dedi.</p>
<p>Tinay, prostat sorunlarının genellikle büyüme ya da mesanenin etkilenmesiyle ortaya çıktığını belirterek, “Hastalar en çok sık idrara çıkma, idrarı tam boşaltamama, kesik kesik idrar yapma, tuvalete gittikten kısa süre sonra tekrar idrara çıkma, ani sıkışma hissi, idrar kaçırma ya da idrarda kan görülmesi gibi yakınmalarla doktora başvuruyor. Yani mesele prostatın varlığı değil, yarattığı şikâyetler” diye konuştu.</p>
<p><strong>Deneyimli merkezlerde idrar kaçırma oranları yüzde 10’un altında</strong></p>
<p>Erken tanı kadar tedavi yöntemlerindeki gelişmeler de prostat sağlığında büyük fark yaratıyor. Özellikle robotik cerrahi hem onkolojik başarı hem de yaşam kalitesi açısından önemli avantajlar sunuyor. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte robotik cerrahinin, prostat kanseri tedavisinde en sık tercih edilen yöntemlerden biri haline geldiğini belirten Tinay, “Üç boyutlu ve büyütülmüş görüntüleme imkânı sayesinde cerraha hassasiyet kazandıran bu yöntem, kanserli dokunun geride kalma riskini en aza indiriyor. Aynı zamanda hastaların yaşam kalitesini belirleyen rahat idrar yapabilme, idrarı tutabilme ve cinsel fonksiyonun korunması gibi alanlarda da başarılı sonuçlar sağlanıyor. Kateter çıkarıldıktan kısa süre sonra çoğu hasta idrar yapabiliyor, idrar kaçırma oranları deneyimli merkezlerde yüzde 10’un altına düşüyor ve cinsel fonksiyonlar genellikle bir yıl içinde yeniden kazanılabiliyor. Robotik cerrahi böylece hem onkolojik başarı hem de yaşam kalitesi açısından önemli avantajlar sunuyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-yas-ilerledikce-kanserli-hucre-uretiyor-588684">Prostat, yaş ilerledikçe kanserli hücre üretiyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdrar kaçırmayı azaltan 6 önemli kurala dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/idrar-kacirmayi-azaltan-6-onemli-kurala-dikkat-587229</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 13:46:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[azaltan]]></category>
		<category><![CDATA[bağlı]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[drar]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar Kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[kaçırmayı]]></category>
		<category><![CDATA[kalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[kurala]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587229</guid>

					<description><![CDATA[<p>İdrar kaçırma toplumda çoğu kişinin yaşam kalitesini derinden etkileyen, ancak konuşulmaktan çekinilen önemli bir sağlık sorunu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/idrar-kacirmayi-azaltan-6-onemli-kurala-dikkat-587229">İdrar kaçırmayı azaltan 6 önemli kurala dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İdrar kaçırma toplumda çoğu kişinin yaşam kalitesini derinden etkileyen, ancak konuşulmaktan çekinilen önemli bir sağlık sorunu. Genellikle 50 yaşından sonra görüldüğü düşünülen bu durum aslında hemen her yaştaki kişilerin kapısını çalabiliyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan,</strong> tüm dünyada oldukça yaygın rastlanan idrar kaçırmanın görülme sıklığının ülkemizde de özellikle nüfusun yaşlanmasıyla birlikte daha da arttığını belirterek, “Öyle ki toplum bazlı çalışmalarda kadınların yüzde 9-43’ünde, erkeklerin ise yüzde 7-27’sinde idrar kaçırma sorununa rastlanmaktadır. Bu hastalık aile, sosyal ve iş hayatını olumsuz yönde etkileyebilecek şiddette olabilmektedir. Dolayısıyla, tedavisine erken başlanması, hastalığın daha kolay yöntemlerle kontrol altına alınması ve hastanın hayat kalitesinin artması için çok önemlidir. Günümüzde, idrar kaçırmanın tipine ve şiddetine göre başvurulan yöntemlerle sorun genellikle ortadan kalkmakta, bazı hastalarda ise en azından hayat kalitesi büyük oranda artmaktadır” diyor.</p>
<p><strong>Birkaç farklı türü mevcut</strong></p>
<p>İdrar kaçırma; hastanın kontrolünde olmadan veya idrar yapımı için uygun şartlar oluşmadan idrarın istemsiz olarak kaçması şeklinde tanımlanıyor. Yaşam kalitesini oldukça düşürebilen idrar kaçırmanın birkaç farklı türü bulunuyor. Ani idrar isteğiyle birlikte oluşan sıkıştırma tarzında idrar kaçırmanın yanı sıra karın içi basıncının arttığı durumlar olan öksürmek, hapşırmak ve yerden ağır bir cisim kaldırmakla gerçekleşen stres tipi idrar kaçırma en sık görülen tiplerini oluşturuyor. Bazı hastalarda bu iki mekanizmanın beraber görülebildiğini vurgulayan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, “Bunların dışında geçici bazı durumlara bağlı olan idrar kaçırma, nörolojik hastalıklara bağlı idrar kaçırma, fistüllere bağlı idrar kaçırma veya hastanın idrar yapamadığı için taşma tarzında idrar kaçırma tipleri de mevcuttur” bilgisini veriyor.  </p>
<p><strong>Pek çok sebep neden olabiliyor! </strong></p>
<p>İdrar kaçırmaya pek çok sebep yol açabiliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, en sık görülen etkenleri; “Doğumlar, yüksek bebek ağırlığı, menopoz, fazla kilo, geçirilmiş cerrahiler, üriner sistem enfeksiyonları, kullanılan bazı ilaçlar, depresyon, zihinsel fonksiyonlarda bozukluk, nörolojik rahatsızlıklar, kabızlık, sigara kullanımı ve genetik yatkınlık” olarak sıralıyor.  </p>
<p><strong>Tedaviyle kontrol sağlanabiliyor</strong></p>
<p>İdrar kaçırmanın tedavisinde hedef hastayı tekrar idrar kontrolünü sağlayabilir hale getirmek ve buna bağlı olarak hayat kalitesini arttırıp, idrar kaçırmanın getirdiği ek problemlerden kurtarmak. Tedavi, idrar kaçırmanın tipine, hastanın yaşına, eşlik eden diğer hastalıklarına, genel sağlık durumuna ve altta yatan bir sebep olup olmamasına bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan,<strong> </strong>idrar kaçırmanın tıbben çözülebilir bir hastalık olduğuna işaret ederek, “Son yıllarda gelişen tedavi yöntemleri ve yaşam alışkanlıklarında alınan önlemler sayesinde hastaların büyük bir kısmında kontrol tamamen sağlanabilmektedir” diye konuşuyor.  </p>
<p><strong>İdrar kaçırmayı azaltan 6 önemli kural! </strong></p>
<p>İdrar kaçırma tedavisinden başarılı sonuç alınmasında altta yatan etkenin tespit edilmesi kritik bir rol üstleniyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, idrar kaçırmanın altında idrar yolu enfeksiyonu, mesane tümörleri, prostat hastalıkları, üreter veya mesane taşları gibi bir patoloji saptanırsa, öncelikle bu sorunun tedavi edilmesi gerektiğini vurguluyor. Prof. Dr. Burak Özkan,<strong> </strong>yaşam alışkanlıklarında yapılacak olan düzenlemelerin de son derece önemli olduğunu belirterek, dikkat edilmesi gereken 6 önemli kuralı, “Kilo verilmesi,  idrar kontrol mekanizmalarını güçlendiren pelvik taban egzersizlerinin yapılması, orta seviyede egzersiz programlarının uygulanması, tetikleyici faktörler  olan kahve ile çay tüketiminin sınırlandırılması ve sigaranın bırakılması, içilen sıvı miktarının ayarlanması ve kabızlık sorununun giderilmesi için beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi” olarak sıralıyor.  Prof. Dr. Burak Özkan, yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesinin yanı sıra idrar kaçırmanın tipine ve şiddetine göre ilaç tedavisine, girişimsel yöntemlere veya cerrahi müdahaleye de başvurulabildiğini sözlerine ekliyor. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/idrar-kacirmayi-azaltan-6-onemli-kurala-dikkat-587229">İdrar kaçırmayı azaltan 6 önemli kurala dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda İdrar Kaçırma Sorunu İçin 5 Öneri</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-idrar-kacirma-sorunu-icin-5-oneri-583715</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 13:26:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[drar]]></category>
		<category><![CDATA[egzersiz]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar Kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar Kaçırma Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[mesane]]></category>
		<category><![CDATA[öneri]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=583715</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yaştan kadını etkileyen idrar kaçırma sorunu 40 yaşına gelen kadınların yaklaşık % 40’ında görülebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-idrar-kacirma-sorunu-icin-5-oneri-583715">Kadınlarda İdrar Kaçırma Sorunu İçin 5 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yaştan kadını etkileyen idrar kaçırma sorunu 40 yaşına gelen kadınların yaklaşık % 40’ında görülebiliyor. Hamilelik, doğum ve menopozdan kaynaklanan hormonal değişiklikler ile pelvik taban kaslarının zayıflaması ve mesaneye baskı yapması sonucunda ortaya çıkabiliyor. Doğru teşhis, kişiye özel tedaviler ve yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde idrar kaçırmadan kurtulmak mümkün olabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, kadınlarda sık görülen idrar kaçırma sorunu ile ilgili bilgi verdi.</p>
<p><strong>İdrar kaçırma sosyal yaşamdan uzaklaştırır</strong></p>
<p>İdrar kaçırma her yaştan ve her sosyal statüden kadın için önemli bir sorundur. Erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülen bir sorundur. Kadınlar yaşlandıkça istemsiz şekilde ortaya çıkan idrar kaçırma sorunu, yaşlanmanın bir sonucu olarak görülmemelidir. Özellikle gebelik sırasında veya idrar yolu enfeksiyonları nedeniyle geçici olarak idrar kaçırma sorunu ortaya çıkabilmektedir. Bu durumlarda yaşam tarzı değişiklikleri (kilo vermek gibi), pelvik taban kas eğitimi ve menopoz sonrası dönemde yapılan müdahale ile sorun olmaktan çıkmaktadır. Günde 10- 15 kez idrara çıkan bir kadının yaşam kalitesi de olumsuz etkilenmektedir. Çünkü bu sorunu yaşayan her kadın sosyal hayattan da uzaklaşmaktadır. İdrar kaçırma günlük yaşamı olumsuz etkiliyorsa bir uzman doktordan destek alınmalıdır.  </p>
<p><strong>Kadınlar bu sorunu erteliyor</strong></p>
<p>Kadınlar bu sorunu çoğu zaman sakladıkları için çözümünü de ertelerler. İdrar tutamama bazı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar. </p>
<ul>
<li>Hapşırma ve öksürme, ağır eşyalar kaldırma, ağır egzersiz yapma gibi durumlarda mesaneye baskı uygulandığında idrar kaçağı ortaya çıkabilir. </li>
<li>Yoğun bir idrar yapma isteğinin ertelenmesi sonucunda istemsiz idrar kaçırma kaçınılmazdır. Özellikle uyku sırasında gece boyunca sık sık idrara çıkma ihtiyacı olabilmektedir. Ayrıca enfeksiyona bağlı hastalıkta ya da nörolojik bir sorunda ve şeker hastalığı gibi daha ciddi bir sorun nedeniyle ortaya çıkabilmektedir.</li>
<li>Taşma tipi idrar kaçırmada ise mesanenin tamamen boşalmaması nedeniyle sık sık veya sürekli idrar damla damla idrar çıkışı olabilmektedir.</li>
<li>Fiziksel veya zihinsel sorunlar idrarı kaçırmaya neden olabilmektedir. Örneğin, şiddetli artrit söz konusu ise, zamanında tuvalete yetişmekte sorun çıkmaktadır.</li>
<li>Karma tip idrar kaçırmada ise birden fazla idrar kaçırma türü vardır. Genellikle stres bağlı idrar kaçırma ile sıkışma sonucunda sorun olmaktadır. <strong> </strong></li>
</ul>
<p><strong>Her 3 kadından 1’inde var </strong></p>
<p>İdrar kaçırma yani idrar veya mesane kontrolünün kaybı her üç kadından birinde görülmektedir. İdrar kaçırma sorunu belirtilere göre kişiye özel bir tedavi planıyla hareket edilmelidir ve yaşam kalitesinin yükseltilmesiyle çözülebilmektedir. </p>
<p>İdrar kaçırmanın tedavisi ise detaylı bir tıbbi öykü ve belirtilerin ayrıntılı bir şekilde uzman hekime anlatılmasıyla başlamaktadır. İdrar kaçırmanın ne zaman ve ne sıklıkla yaşandığı sorulmalıdır. Mesaneyi etkileyecek sorunun ve semptomlara neden olabilecek diğer durumlar hekim tarafından araştırılmadır. Bunun için fiziksel bir muayene de yapılabilmektedir. Bu muayenede mesane doluyken öksürme istenebilmektedir. </p>
<p><strong>Kegel egzersizi öneriliyor</strong></p>
<p>Pelvik taban kasları yaşla ve daha az fiziksel aktiviteyle zayıflamaktadır. Pelvik taban kas eğitimi olarak da bilinen Kegel egzersizleri, stres kaynaklı idrar kaçırmayı önlemeye veya azaltmaya yardımcı olabilmektedir. Pelvik taban kasları çalıştıran egzersizlerdir. Pelvik taban kasları; rahmi, mesaneyi, ince bağırsağı ve rektumu destekler. Her 10 kadından 4’ünde Kegel egzersizlerini denedikten sonra idrar kaçırma sorununda azalma olduğu görülmüştür. Günlük olarak yapılan Kegel egzersizi özellikle hamilelik döneminde yararlı olabilmektedir. Hamilelik ve doğum sırasında sıklıkla görülen pelvik taban kaslarının zayıflamasını önlemeye yardımcıdır. </p>
<p><strong>Bu önerileri dikkate alın </strong></p>
<p>Yaşam tarzı değişiklikleri ve pelvik taban kas eğitiminin yanı sıra hem stres hem de sıkışma tipi idrar kaçırmanın tedavisinde günlük yapılacak basit uygulamalar da faydalı olabilmektedir.</p>
<ol>
<li>Yaşam tarzı değişiklikleri sorunun çözümünde etkilidir. Özellikle sıvı alımı kontrollü olarak yapılabilir. </li>
<li>Mesaneyi 2-3 saatte bir boşaltmak için tuvalete gidilmesi idrar kaçırma sorunu için etkili olabilir.</li>
<li>Dışkılama sırasında zorlanmanın sorun olmaması için kabızlığın kesinlikle tedavi edilmesi gerekir.</li>
<li>Kilo kontrolünün sağlanması sorunu azaltacaktır.</li>
<li>Sigara kesinlikle bırakılmadır. Sigara içmek, pelvik taban rahatsızlığının gelişme riskini 2 kat artırmaktadır. Alkol ve kafein tüketimi de sınırlanmalıdır.</li>
</ol>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kadinlarda-idrar-kacirma-sorunu-icin-5-oneri-583715">Kadınlarda İdrar Kaçırma Sorunu İçin 5 Öneri</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prostat Büyümesinden Şikâyetçiyseniz…</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prostat-buyumesinden-sikayetciyseniz-579064</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 12:33:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[büyüklüğü]]></category>
		<category><![CDATA[büyümesinden]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[şikâyetçiyseniz]]></category>
		<category><![CDATA[Su Buharı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=579064</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genç yaşlarda ceviz büyüklüğünde olan ve erkek üreme sisteminin önemli bir parçasını oluşturan prostat, 50’li yaşlardan sonra erkeklerin yarısından fazlasında büyümeye başlıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-buyumesinden-sikayetciyseniz-579064">Prostat Büyümesinden Şikâyetçiyseniz…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Genç yaşlarda ceviz büyüklüğünde olan ve erkek üreme sisteminin önemli bir parçasını oluşturan prostat, 50’li yaşlardan sonra erkeklerin yarısından fazlasında büyümeye başlıyor. Büyüyen prostat; rutin sperm oluşturma, taşıma, dışarı atma ile idrar boşaltma gibi görevlerini yapmakta zorlanabiliyor. Bu durumla karşı karşıya kalan erkekler cinsel işlev bozuklukları başta olmak üzere idrar yapma ve tutma ile ilgili sorunlar yaşayabiliyor. İyi huylu prostat büyümesi tablosunda su buharı enerjisi kullanılarak cerrahi işleme başvurulmadan prostat küçültülebiliyor ve normal işlevini yerine getirmesi sağlanabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Fatih Yanaral, prostat büyümesi ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Ceviz büyüklüğünden portakal büyüklüğüne ulaşırsa…</strong></p>
<p>Erkeklere özel bir organ olan prostat, mesane çıkışında bulunan ve içerisinden idrar kanalı ile üreme kanallarının geçtiği bir bezdir. Erkeklerin üreme sisteminin önemli bir parçası olan prostat genç yaşlarda ceviz büyüklüğünde sağlıklı bir şekilde görevlerini yerine getirirken 50-</p>
<p>60’lı yaşlardan sonra büyümeğe başlayınca vücuttaki rutin görevlerini yerine getirmekte zorlanmaya başlar. Ceviz büyüklüğündeki prostatın zamanla portakal büyüklüğüne ulaşması bireyin sosyal yaşamını olumsuz yönde etkilemeye başlar. 50 yaş üstünde erkeklerin yaklaşık yarısında, 80 yaş üstünde ise neredeyse her 10 kişiden 9’unda prostat büyümesi görülebilir.</p>
<p><strong>Sık idrara çıkmak uyku düzeninizi bozuyorsa</strong></p>
<p>Büyümüş bir prostat bezi, mesaneden idrar akışını engellemektedir. Bu durumda bireylerin gece sık sık idrara kalmasına neden olan uyku düzeninin bozulmasına da neden olmaktadır. Prostat büyümesinin en önemli belirtileri şunlardır;</p>
<ul>
<li>Sık idrara çıkma (özellikle geceleri)</li>
<li>İdrar yaparken zorlanma</li>
<li>İdrar akışında azalma veya kesikli akı</li>
<li>İdrarı tam boşaltamama hissi</li>
<li>İdrara başlamada gecikme</li>
<li>Ani idrar yapma isteği</li>
</ul>
<p><strong>Su buharının ısı enerjisi ile prostat küçültülebiliyor</strong></p>
<p>İyi huylu prostat büyümesinin tedavisi öncelikle prostat bezinin büyüklüğü ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlenir. Bu tedaviler yaşam tarzı değişiklikleri, ilaç tedavileri, fitoterapi ve cerrahi tedavi seçenekleridir. Minimal invaziv yöntemlerden biri olan Rezum yani su buharı tedavisi son yıllarda başarılı sonuçları ile tercih edilmektedir. Bu tedavi, endoskopik olarak iğne yardımı ile steril su buharının prostat dokusuna verilmesi prensibine dayanır. Buharın ısı enerjisi, büyümüş prostat dokusunu küçültür ve idrar kanalı üzerindeki baskıyı azaltır.</p>
<p><strong>Cinsel aktivite korunabiliyor</strong></p>
<p>Su buharı tedavisi çoğunlukla cinsel fonksiyonlarını korumak isteyen bireyler için tercih edilmektedir. Ancak hastanın durumu değerlendirildikten sonra tedavi yöntemine hasta ile hekim birlikte karar verir. Ayrıca su buharıyla ilaç tedavilerine yanıt vermeyen veya ilaç yan etkilerinden rahatsız olan hastalar, prostat büyüklüğü orta derece yani 30-80 gram olan erkekler, genel anestezi riski yüksek olan veya daha az invaziv tedavi arayan hastalar ile kan sulandırıcı ilaç kullanan ve bu ilaçlara ara vermek istemeyen kişiler için tercih edilebilmektedir. Rezum tedavisi genellikle hafif sakinleştirici ilaçlar eşliğinde uygulanır. Su buharı, prostatın büyümüş bölgelerine enjeksiyonlarla verilir. Yaklaşık 10-15 dakika süren işlem sonrası hastanede kısa süre kalan hasta taburcu olarak normal hayatına dönebilir.   Tedavi edilen doku zamanla hastanın vücudu tarafından doğal yollarla emilerek prostat küçülür, hasta cinsel fonksiyonlarını ve idrar yapma işlevlerini rahatlıkla yürütmeye başlar. Rezum (su buharı) ile prostat büyümesi tedavisinin diğer avantajları da şunlardır;</p>
<ul>
<li>Minimal invaziv yöntemde risk en aza iner.</li>
<li>Hasta 48-72 saat içinde normal aktivitelerine dönebilir</li>
<li>Cinsel fonksiyonlar korunur, boşalma sırasında meninin geriye kaçma (retrograd ejakülasyon) riski çok düşük olur</li>
<li>Hastanede kalış süresi kısadır</li>
<li>Orta büyüklükte prostatı olan pek çok hastaya uygulanabilir. Bu durum da prostat boyutu daha küçükken hastaların bu rahatsızlıktan erken kurtulmasını sağlar.</li>
<li>Düşük kanama riski nedeniyle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalarda da Rezum yöntemi uygulanabilir.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-buyumesinden-sikayetciyseniz-579064">Prostat Büyümesinden Şikâyetçiyseniz…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyi Huylu Prostat Büyümesinin 6 Belirtisine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/iyi-huylu-prostat-buyumesinin-6-belirtisine-dikkat-576036</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Sep 2025 10:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[belirtisine]]></category>
		<category><![CDATA[büyümesinin]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[huylu]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[mesane]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[Prostat Büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yi]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=576036</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prostat, erkeklerde idrar torbasının çıkışında yer alan ve idrar kanalını (üretra) çevreleyen ceviz büyüklüğünde bir salgı bezidir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iyi-huylu-prostat-buyumesinin-6-belirtisine-dikkat-576036">İyi Huylu Prostat Büyümesinin 6 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prostat, erkeklerde idrar torbasının çıkışında yer alan ve idrar kanalını (üretra) çevreleyen ceviz büyüklüğünde bir salgı bezidir. Erkek üreme sisteminin doğal bir parçası olan prostat, yaygın inanışın aksine bir hastalık değil; her erkekte bulunan normal bir organdır. Ancak yaşla birlikte bu bezde çeşitli hastalıklar gelişebilİir. Sık, acil ve gece idrara çıkma, idrar yolu enfeksiyonları da neden olabilen iyi huylu prostat büyümesi günümüzdeki ileri lazer teknolojik yöntemleriye tedavi edilebiliyor.  Memorial Bodrum Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. İlter Alkan, iyi huylu prostat büyümesinin (BPH) nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Büyüyen prostat yaşam kalitesini düşürüyor</strong></p>
<p>İdrar kanalını bir yüzük gibi saran prostat bezindeki büyüme, kanalın sıkışmasına ve idrar akışının zorlaşmasına neden olmaktadır. Bu durum, mesane kaslarının daha fazla çalışmasına, zamanla mesane duvarının kalınlaşmasına ve ileri evrelerde mesanenin tamamen boşalamamasına yol açabilir. İdrar sonrası mesanede idrar kalması enfeksiyon ve böbrek hasarı riskini artırabilir. Bazı vakalarda hasta aniden hiç idrar yapamaz hale gelir ve sonda takılması gerekebilir. Bu da genellikle cerrahi müdahale gerektiren bir durumdur.</p>
<p><strong>Kesik kesik idrara çıkma prostat büyümesinin belirtisi olabilir </strong></p>
<ol>
<li>Sık idrara çıkma</li>
<li>Ani idrar yapma hissi</li>
<li>İdrar kaçırma</li>
<li>Zorlanarak/ıkınarak idrar yapma</li>
<li>Kesik kesik idrar</li>
<li>Mesanenin tam boşalmadığı hissi</li>
</ol>
<p>Bu belirtiler tedavi edilmediğinde mesane fonksiyon bozukluklarına ve hatta böbrek yetmezliğine yol açabilir.</p>
<p><strong>Risk faktörlerini biliyor musunuz?</strong></p>
<ul>
<li>Yaşlanma: 50 yaş üstü erkeklerin yarısında, 75 yaş üstü erkeklerin ise % 70-80’ inde  BPH görülür.</li>
<li>Genetik Yatkınlık: Yakın akrabalarında BPH olan kişilerde risk daha fazladır.</li>
<li>Etnik Köken: Asya kökenlilerde daha az, siyah ırkta daha sık görülür.</li>
<li>Obezite: Kilo problemi olan bireylerde daha yaygındır.</li>
</ul>
<p><strong>HoLEP Yöntemi ile Konforlu Tedavi</strong></p>
<p>İyi huylu prostat büyümesinin tedavisinde kullanılan HoLEP (Holmium Lazer ile Prostat Enükleasyonu) yöntemi, bilimsel olarak etkili ve güvenli olduğu kanıtlanmış modern bir tekniktir. Son teknoloji Magneto 150W ile HoLEP, özellikle büyük prostatlarda bile güvenle uygulanabilmektedir. Yöntem şu avantajları ile bilinmektedir:</p>
<p>* Tamamen kapalı (endoskopik) cerrahi, cilt kesisi olmadan uygulanır.</p>
<p>* Hızlı ve hassas doku çıkarımı</p>
<p>* Minimum kanama riski</p>
<p>* Büyük prostatlarda dahi güvenli kullanım</p>
<p>* Yalnızca 1 gün hastanede yatış ve sondalı kalma süresi</p>
<p>Kapalı olarak gerçekleştirilen bu ameliyat sayesinde hasta hızlıca iyileşmekte ve kısa sürede günlük yaşamına geri dönebilmektedir.</p>
<p><strong>Erken tanı çok önemli</strong></p>
<p>Prostat sağlığı, erkeklerin genel sağlığının ayrılmaz bir parçasıdır. Erken tanı, doğru tedavi ve gelişmiş cerrahi teknikler sayesinde yaşam kalitesini yükseltmek mümkündür. Özellikle idrar yapma şikayetleri yaşayan erkeklerin vakit kaybetmeden bir üroloji uzmanına başvurmaları önerilmektedir.</p>
<p><strong>Prostat büyümesinden korunmak için… </strong></p>
<p>Prostat büyümesini tamamen önlemek mümkün olmasa da bazı yaşam tarzı değişiklikleri riski azaltabilir. Aşırı kilo ve yüksek vücut yağı, hormon dengesini bozarak prostat büyümesini tetikleyebilir. Bu nedenle;</p>
<p>* İdeal kiloda kalmak</p>
<p>* Yağ oranını düşürmek</p>
<p>* Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek</p>
<p>* Düzenli egzersiz yapmak, prostat sağlığını destekleyen önemli faktörlerdir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/iyi-huylu-prostat-buyumesinin-6-belirtisine-dikkat-576036">İyi Huylu Prostat Büyümesinin 6 Belirtisine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prostat Kanseri Her 8 Erkekten Birini Etkiliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prostat-kanseri-her-8-erkekten-birini-etkiliyor-575641</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 08:25:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[birini]]></category>
		<category><![CDATA[erkekten]]></category>
		<category><![CDATA[etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[Prostat Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=575641</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sessiz ilerleyen prostat kanserinde şikayetler genellikle, kitle büyüyüp çevre dokulara baskı yaptığında veya ileri evrede başka doku ya da organlara sıçradığında (metastaz) ortaya çıkıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanseri-her-8-erkekten-birini-etkiliyor-575641">Prostat Kanseri Her 8 Erkekten Birini Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sessiz ilerleyen prostat kanserinde şikayetler genellikle, kitle büyüyüp çevre dokulara baskı yaptığında veya ileri evrede başka doku ya da organlara sıçradığında (metastaz) ortaya çıkıyor. Sık görülen belirtileri arasında; geceleri sık idrara çıkma, ani ve acil idrara çıkma ihtiyacı, idrarı başlatırken ve yaparken zorlanma, idrar akışında azalma, mesaneyi tam boşaltamama hissi, idrarda veya menide kan, ilerlemiş hastalarda kemik-sırt ağrısı, kilo kaybı, bulantı, kusma ve iştahsızlık gibi şikayetler var. </p>
<p>Prostat kanserinde erken tanı için özellikle 40 yaş sonrasında her erkeğin bir üroloji uzmanına başvurması önemli. <strong>İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Kumsar</strong>, prostat kanserinden korunmak için domates, brokoli ve lifli gıdaların tüketimine ağırlık verilmesi, işlenmiş gıdalardan uzak durulması gerektiğini söylüyor. Prof. Dr. Kumsar, sigara ve alkolden mümkün olduğunca uzak durmanın, haftada en az 150 dakika yürüyüş yapmanın, yüzmenin ve bisiklet kullanmanın da prostat kanserinden korunmada etkili olduğunun altını çiziyor.</p>
<p>Prostat kanserinde tanı için, koldan alınan kan örneğiyle PSA seviyesi ölçülürken; ayrıca, doktor tarafından rektumdan prostatın büyüklüğü, şekli ve sertliği kontrol edilebiliyor. Ancak kesin tanı, prostattan alınan biyopsi örneklerinin patolojik incelemesiyle mümkün. Prostat kanseri tedavisinde her hasta için ayrı bir yol izleniyor. Tedavi seçimini ise; hastalığın risk düzeyi, aile öyküsü, biyopsi ve muayene sonuçları, yaşam tarzı ve kişisel tercihler, tedaviye bağlı yan etkiler gibi faktörler belirliyor. Cerrahiden radyoterapiye, kanserli hücrelerin dondurulmasından (Kriyoterapi) ses dalgalarıyla tümörün yok edilmesine (HIFU), düşük riskli tümörlerde elektrik akımıyla hücrelerin temizlenmesinden hormon tedavilerine kadar her hasta için farklı tedavi seçenekleri mevcut. Özellikle cerrahi sonrasında hastaların yaşam kalitesine yönelik egzersizler, ilaç tedavileri kalsiyum- D vitamini vb.) ve psikolojik danışmanlık gibi tedaviler de sürecin önemli bir parçası.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanseri-her-8-erkekten-birini-etkiliyor-575641">Prostat Kanseri Her 8 Erkekten Birini Etkiliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prostat Kanserinde Doğru Bilinen 7 Yanlışa Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinde-dogru-bilinen-7-yanlisa-dikkat-574118</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2025 09:36:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[Prostat Büyümesi]]></category>
		<category><![CDATA[Prostat Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Psa Testi]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=574118</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde hayati riske neden olan hastalıkların başında gelen kanser, her iki cinsiyette de sık görülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinde-dogru-bilinen-7-yanlisa-dikkat-574118">Prostat Kanserinde Doğru Bilinen 7 Yanlışa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde hayati riske neden olan hastalıkların başında gelen kanser, her iki cinsiyette de sık görülüyor. Kadınlarda en sık görülen kanserlerin başında meme kanseri gelirken, erkeklerde ise prostat kanseri başı çekiyor. Erkeklerde yaşam konforunu bozan ve hayati riske yol açabilen prostat kanseri konusunda toplumda halen pek çok yanlış inanış bulunuyor. Bu yanlış inanışlar hem prostat kanserinde erken tanıyı geciktiriyor hem de hastaların tedaviye bakış açısını olumsuz etkileyebiliyor. Oysa doğru bilgiyle hareket edilerek erken tanı ve hastaya özel planlaması yapılması sayesinde prostat kanseri tedavi edilebiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Turhan Çaşkurlu, prostat kanseriyle ilgili doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>1 &#8211; “Genç yaşta prostat kanseri olmaz”</strong></p>
<p>Prostat kanseri genellikle ileri yaşlarda görülse de, genç erkeklerde de ortaya çıkabilir. Bu nedenle genç yaşlarda prostat kanseri olmaz gibi bir görüş yanlıştır. Prostat kanseri sadece ileri yaş erkeklerin hastalığı değildir. Prostat kanseri 40 yaş altındaki erkeklerde de nadir olsa da görülebilir. Genetik faktörler ile aile öyküsü dikkate alınmalı, bu riskler varsa genç yaşlarda düzenli doktor kontrolleri ve gerekli görülen testler yapılmalıdır.</p>
<p><strong>2- “PSA testi için 50 yaşını bekleyin”</strong></p>
<p>PSA testini yaptırmak için sabit bir yaş yoktur. Doğru yaş kişinin genetik yatkınlığına göre değişir. Ailede prostat kanseri geçmişi olmayan ve herhangi bir şikayeti bulunmayan kişiler ilk PSA testini 50 yaşında yaptırabilir. Baba, kardeş gibi birinci derece yakınlarında prostat kanseri olan kişilerin ise PSA testini 40-45 yaş gibi daha erken dönemde yaptırması gerekir. Eğer kişinin 3 yakınında prostat kanseri varsa bu genetik yatkınlığın olabileceğini gösterir. Bu durumda 40 yaşında PSA testi yaptırılması daha uygundur. Prostat kanserine dair semptomların varlığı söz konusuysa, kişi hangi yaşta olursa olsun, hemen doktor kontrolü ile PSA testini yaptırmalıdır.</p>
<p><strong>3- “Prostat kanseri sessizce ilerler, belirti vermez”</strong></p>
<p>Kanser sinsi bir hastalık olsa da her zaman sessiz ilerlemez. Bunun için kanser belirtileri konusunda farkındalık kazanmak gerekir. Prostat kanseri aslında kişiler tarafından çok önemsenmeyen birçok belirti ile erken dönemde işaret verir. Sık idrara çıkma ve gece idrara kalkma, idrar akışında zayıflama ve kanama, idrar yaparken ağrı, mesanede tam boşalmanın hissedilmemesi, idrar sonrasında idrar damlamasının devam etmesi, idrar kaçırma, cinsel fonksiyon bozuklukları gibi şikayetler prostat kanserinin habercisi olabilir. Bu belirtiler varsa dikkatli olunmalı ve doktor kontrolü ihmal edilmemelidir.</p>
<p><strong>4- “Her prostat büyümesi kansere dönüşür”</strong></p>
<p>Genellikle prostat büyümesi ve prostat kanserinin aynı şey olduğu düşünülmektedir. Prostat büyümesi ve prostat kanseri birbirinden farklı durumlardır. Her iki hastalık da prostat bezini etkiler; ancak ortaya çıkma nedenleri ve yaratabileceği sonuçlar farklıdır. Prostat büyümesi, idrar semptomlarına neden olur; ama prostat kanseri malign hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıdır. İyi huylu prostat büyümeleri ise kansere dönüşmez; çünkü iyi huylu prostat büyümesi prostatın iç kısmında, prostat kanseri ise dış kısmından gelişir. Yani farklı iki bölge vardır. Bu nedenle prostat büyümesi nedeniyle operasyon geçiren kişiler “prostatımı aldırdım, artık medikal kontrole gerek yok” diye düşünmemelidir.</p>
<p><strong>5- “PSA değerim yüksek prostat kanseriyim”</strong></p>
<p>PSA testi, erkeklerin prostat hastalıklarıyla ilgili değerleri ortaya koyan bir kan testidir. PSA değerinin yüksek olması hemen kişinin prostat kanseri olduğunu anlamına gelmez. Aynı şekilde PSA’nın düşük olması da kişinin kanser riski taşımadığını göstermez. Bazı prostat kanseri vakalarında PSA seviyesi düşük çıkabilir. Bu sebeple sadece PSA testine bakılarak prostat kanseri tanısı konulamaz. PSA testine bakılıp yorumlanırsa bazı kanser vakaları atlanabilir. Bu noktada ayrıntılı muayene önem kazanır. Prostat kanseri tanısı; aile öyküsü, kan ve idrar tahlilleri, ultrasonografi, idrar akım testi, parmak muayene, biyopsi gibi değerlendirmeler sonucunda konulur.</p>
<p><strong>6- “Sık cinsel ilişki prostat kanserine karşı korur”</strong></p>
<p>Toplumda yaygın ve yanlış olan bir inanış da sık cinsel ilişkinin prostat kanserine karşı koruyucu olabileceğidir. Sık cinsel ilişki ya da boşalmanın erkeklerde prostat kanseri riskini azalttığına dair kesin bir kanıt yoktur. Cinsel ilişki sıklığı ve prostat kanseri gelişme riski arasında bir bağlantının olup olmadığın dair araştırmalar sürse de; asıl olarak prostat kanserinin gelişiminde genetik faktörler, yaş, hormon düzeyleri ve yaşam tarzı gibi birçok farklı unsur rol oynamaktadır. Kısacası cinsel ilişkinin sıklığı prostat kanserinde tek başına hastalığı önleyici bir faktör olmaz. Erkeklerde sık boşalma prostat kanserine karşı doğrudan bir koruma sağlamaz. Düzenli doktor kontrolleri, PSA testi yaptırmak prostat sağlığını korumanın en etkili yöntemleridir.</p>
<p><strong>7- “Bu besinleri tüketirseniz prostat kanserine yakalanmazsınız”</strong></p>
<p>Prostat kanserine karşı kesin olarak koruyucu bir besin bulunmamaktadır. Ancak sağlıklı ve dengeli beslenme, prostat kanseri gelişme riskini azaltmaya ya da hastalığın ilerlemesini önlemeye yardımcı olabilir. Yeşil çay, domates, brokoli, lahana, soya fasulyesi gibi baklagiller prostat kanseri riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Şunu unutmamalıyız ki; tek başına beslenme ile prostat kanserinin önlenmesi mümkün olmaz. Prostat kanseri ile mücadele etmek için kişinin ideal kilosunu koruması, besin çeşitliliğine önem verip sebze ve meyve tüketmesi, doymuş yağ tüketimini azaltması, düzenli egzersiz yapması, sigara ve alkol tüketimini sınırlandırması ve rutin doktor kontrollerini mutlaka yaptırması gerekir. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prostat-kanserinde-dogru-bilinen-7-yanlisa-dikkat-574118">Prostat Kanserinde Doğru Bilinen 7 Yanlışa Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdrarını tutması enfeksiyona neden olabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/idrarini-tutmasi-enfeksiyona-neden-olabiliyor-568490</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2025 08:02:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[riski]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=568490</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukların sağlıklı büyümelerinde idrar yollarının korunması kritik bir rol oynuyor. Zira, özellikle çocuklarda sık rastlanan idrar yolu enfeksiyonu sadece idrar yapmada güçlük, ateş ve huzursuzluk gibi geçici şikâyetlere yol açmakla kalmıyor; zamanında tedavi edilmezse böbreklerde kalıcı hasar da bırakabiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/idrarini-tutmasi-enfeksiyona-neden-olabiliyor-568490">İdrarını tutması enfeksiyona neden olabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukların sağlıklı büyümelerinde idrar yollarının korunması kritik bir rol oynuyor. Zira, özellikle çocuklarda sık rastlanan idrar yolu enfeksiyonu sadece idrar yapmada güçlük, ateş ve huzursuzluk gibi geçici şikâyetlere yol açmakla kalmıyor; zamanında tedavi edilmezse böbreklerde kalıcı hasar da bırakabiliyor. <strong>Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ, </strong>bu nedenle çocuklarda idrar yolu enfeksiyonunda erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, “Üriner sistemde altta yatan işlevsel ya da yapısal bir anormalliğin varlığında; özellikle tekrarlayan ateşli üst idrar yolu enfeksiyonu geçirilmesi durumunda böbreklerde hasar gelişme riski yüksektir. Ülkemizde geri dönüşü olmayan kronik böbrek yetmezliğinin en sık nedenini de bu tablolar oluşturmaktadır. Dolayısıyla, çocuklarda idrar yolu enfeksiyonunun ve altta yatan anormalliklerin erken saptanıp uygun şekilde tedavi edilmesi, böbrek sağlığının korunmasında çok önemlidir” diyor.</p>
<p><strong>Çocuklarda en sık görülen 2. enfeksiyon türü!  </strong></p>
<p>Üriner sistemin, yani üretra, idrar kesesi, üreterler ve böbreklerin enfeksiyonu anlamına gelen “idrar yolu enfeksiyonu”, ülkemizde çocukluk çağında üst solunum yolu enfeksiyonundan sonra en sık görülen enfeksiyon olarak kayda geçiyor. Bebeklerde ve tuvalet eğitiminin verildiği oyun çağı çocuklarında daha sık görülen bu enfeksiyon; bağırsak kaynaklı olan ve üriner sistemin iç tabakasına tutunabilen üropatojen bakterilerin, perianal ve perineal alandan üretra, idrar kesesi ve böbreklere çıkmasıyla oluşuyor. Hastaların yüzde 80’inden fazlasında ise E. Coli bakterisi rol oynuyor.</p>
<p><strong>6. aydan sonra kız çocuklarında daha çok görülüyor </strong></p>
<p>İdrar yolu enfeksiyonu, bağışıklık sisteminin iyi gelişmemiş olması ve sünnet derisinin altında yerleşen proteus bakterileri nedeniyle yaşamın ilk 6 ayında erkek çocuklarında daha sık görülürken, ilk 6 aydan sonra ise üretranın kısa ve anüse yakın olması nedeniyle kız çocuklarında daha sık ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>En yaygın görülen 3 sebebine dikkat!</strong></p>
<p>İdrar yolu enfeksiyonunun oluşmasında en sık az su içme, idrarın tutulması, yani sık ve tam idrar yapılmaması ve kabızlık (günlük dışkılamanın yapılmaması) olmak üzere üç fonksiyonel neden etkili oluyor.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ, “Bu fonksiyonel durumlar üriner sistemin yıkanmasını önleyerek bakterilerin üriner sisteme tutunmalarını, çoğalmalarını ve böbreklere kadar çıkmalarını kolaylaştırır ve idrar yolu enfeksiyonunun gelişimine neden olur” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Pek çok etken riski artırıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Özlem Aydoğ, idrar yolu enfeksiyonuna yol açan diğer etkenleri şöyle özetliyor: “Küvette oturarak banyo yapılması veya yaz aylarında temiz olmayan havuza girilmesi de riski artırır. Antibiyotik kullanılması da riski artıran önemli bir etkendir. Bunların yanı sıra perineal ve perianal alanın parfümlü veya alkollü dezenfektan maddelerle temizliğinin yapılması, idrar yolu enfeksiyonuna neden olan üropatojen bakterilerin üriner sisteme tutunmalarını önleyen faydalı bakterilerin yok olmasına yol açarak enfeksiyonun gelişme riskini artırır.”  İdrar yolu enfeksiyonunun gelişmesinde ve tekrarlamasında; fonksiyonel nedenler kadar sık olmasa da idrar kesesinin işlev bozukluğu, idrarın mesaneden böbreklere geri kaçışı (reflü), üriner sistemde darlık, tıkanıklık ve taş gibi yapısal anormallikler de etken olabiliyor.</p>
<p><strong>Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin! </strong></p>
<p>İdrar yolu enfeksiyonu, alt ve üst idrar yolu enfeksiyonu olmak üzere 2 grupta inceleniyor. Üretra ve idrar kesesinin tutulduğu alt idrar yolu enfeksiyonunda; idrarda kötü koku, bulanıklık ve nadiren kanın varlığı, idrar yaparken yanma-ağrı, sık idrara çıkma ve idrar kaçırma gibi işeme semptomları ön plana çıkıyor. Karnın ön-alt kısmında hafif ağrı ve 38°C altında hafif ateşle seyreden alt idrar yolu enfeksiyonu hemen ve doğru şekilde tedavi edilmezse enfeksiyon böbreklere ulaşarak üst idrar yolu enfeksiyonu gelişimine neden oluyor. Böbreklerin de tutulduğu üst idrar yolu enfeksiyonunda, işeme semptomlarına ek olarak, 38.5°C üzerinde ateş, karın ve böğür ağrısı, bulantı ve kusma gibi sistemik bulgular da gelişiyor.</p>
<p><strong>Böbrek hasarı oluşmaması için&#8230;</strong></p>
<p>Prof. Dr. Özlem Aydoğ, üst idrar yolu enfeksiyonu geliştiğinde böbrek hasarı riski de oluştuğu için erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığını belirterek, şu uyarılarda bulunuyor: “Dolayısıyla, ifade yeteneği henüz gelişmeyen küçük çocuklarda yüksek ateş, huzursuzluk-ağlama, gaz sancısı, beslenme problemi, kilo alamama, uzamış sarılık, düzelmeyen pişik ve kabızlık gibi spesifik olmayan semptomların varlığında da idrar tetkik ve kültürünün yapılması, tanı ve tedavide geç kalınmaması gerekir.”</p>
<p><strong>Antibiyotik tedavisi şart!</strong></p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ, çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu<strong> </strong>tanısı konulur konulmaz hemen uygun antibiyotik tedavisine başlanması gerektiğini vurguluyor. Prof. Dr. Özlem Aydoğ,<strong> </strong>ilk hastalık sonrasında kız çocuklarının yüzde 40 ila 60&#8217;ında, erkek çocuklarının ise yüzde 20 ila 30’unda enfeksiyonun tekrarlayabildiği uyarısında bulunarak,  “Özellikle üriner sistemde fonksiyonel veya yapısal bir anormallik varsa enfeksiyonun tekrarlama riski daha fazladır.  Bu nedenle, tekrarlayan enfeksiyonda üriner sistemin fonksiyonel veya yapısal anormallik açısından mutlaka araştırılması gerekir. Ultrason ilk tercih olmakla birlikte, gerekli durumlarda ileri görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir. Üriner sistemde ciddi yapısal anormallik saptanırsa cerrahi tedavi gerekebilir” diyor.</p>
<p><strong>Çocukları idrar yolu enfeksiyonundan korumak için 7 kritik kural! </strong></p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Aydoğ,<strong> </strong>çocuğunuzu idrar yolu enfeksiyonundan korumak için almanız gereken önlemleri şöyle sıralıyor:</p>
<ul>
<li>Bol bol su içmesini sağlayın</li>
<li>İdrarını tutmamasına, yani sık idrar yapmasına dikkat edin</li>
<li>Günlük dışkılaması önemli. Bunun için diyet uygulanabilir, gerekirse dışkıyı yumuşatan ürünlere ve lavmana başvurulabilir.</li>
<li>Perineal ve perianal bölge<strong> </strong>hijyenine dikkat edin. Ancak parfümlü ve alkollü dezenfektan içeren ürünlerden, ıslak mendil kullanımından kaçının.</li>
<li>Banyosunu ayakta, duş şeklinde yaptırın.</li>
<li>Temizliğinden emin olmadığınız havuza sokmayın.</li>
<li>Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının.</li>
</ul>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/idrarini-tutmasi-enfeksiyona-neden-olabiliyor-568490">İdrarını tutması enfeksiyona neden olabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdrar Kaçırmanın 5 Nedenine Dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/idrar-kacirmanin-5-nedenine-dikkat-548950</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2025 15:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kaçırmanın]]></category>
		<category><![CDATA[nedenine]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=548950</guid>

					<description><![CDATA[<p>İdrar yapma fonksiyonu, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen önemli bir vücut işlevidir. Mesane disfonksiyonu ise kişinin idrarını tutma ve boşaltma kontrolünü kaybetmesiyle ortaya çıkan ve toplumda sanılandan daha sık görülen bir sağlık sorunudur.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/idrar-kacirmanin-5-nedenine-dikkat-548950">İdrar Kaçırmanın 5 Nedenine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İdrar yapma fonksiyonu, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen önemli bir vücut işlevidir. Mesane disfonksiyonu ise kişinin idrarını tutma ve boşaltma kontrolünü kaybetmesiyle ortaya çıkan ve toplumda sanılandan daha sık görülen bir sağlık sorunudur. Çoğu zaman ihmal edilen bu rahatsızlık, kişinin günlük yaşamını ciddi şekilde kısıtlayabilir.   Bahçelievler Memorial Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Serdar Aykan, mesane disfonksiyonu ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Mesane sağlığı yaşam kalitesini belirliyor</strong></p>
<p>Sağlıklı bir mesane, yaklaşık yarım litre idrarı rahatlıkla depolayabilmektedir. Ancak bazı kişilerde bu denge bozulmakta ve mesane, normal kapasitesini kaybederek ya idrarı tutmakta ya da boşaltmakta zorlanmaktadır. Bu durum, mesanenin kas veya sinir yapısında meydana gelen hasarlar nedeniyle oluşabilmektedir. Sık sık tuvalete gitme, aniden idrar kaçırma ya da idrar yaparken zorlanma gibi problemler yaşanmaya başlamaktadır.</p>
<p><strong>Belirtiler kişiye göre değişkenlik gösterebilir</strong></p>
<p>Mesane disfonksiyonunun en sık görülen belirtileri; günde 8-10 kereden fazla idrara çıkma, ani hareketle ya da öksürme sırasında idrar kaçırma ve idrar yapmada zorlanma olmaktadır. Kişi, idrarının geldiğini hissetmesine rağmen yapamamakta, uzun süre bekledikten sonra sızma şeklinde idrar gelebilmektedir.</p>
<ul>
<li>Sık idrara çıkma: Günde 8-10 kezden fazla tuvalete gitme ihtiyacı. Çoğu zaman idrar cılız ve düşük basınçlıdır.</li>
<li>İdrar kaçırma: Özellikle ani hareketlerde, hapşırma, öksürme ya da bir uyarana bağlı olmaksızın ortaya çıkabilir.</li>
<li>İdrar yapmada zorluk: Kişi tuvalete gitmesine rağmen idrarını yapamaz, bir süre bekledikten sonra sızma şeklinde idrar gelebilir.</li>
</ul>
<p>Bu rahatsızlığa neden olabilecek birçok faktör vardır. Tanı konulabilmesi için yalnızca basit testler değil, detaylı bir değerlendirme ve inceleme gerekebilir. Mesane disfonksiyonuna yol açabilen başlıca etkenler:</p>
<ol>
<li>Tekrarlayan mesane enfeksiyonları: Sık geçirilen idrar yolu enfeksiyonları mesanenin işlevini bozabilir.</li>
<li>Mesane kapasitesinde azalma: Mesanenin küçülmesi, idrar tutma kapasitesini düşürür.</li>
<li>İlerleyen yaş: Yaşla birlikte mesane kaslarında zayıflama ve kapasite kaybı olabilir. Kadınlarda menopoz sonrası östrojen azalmasıyla bu durum sık görülür.</li>
<li>Stres: Psikolojik faktörler de mesane kaslarının kontrolünü olumsuz etkileyebilir.</li>
<li>Sinir sistemi hastalıkları: Parkinson, Multipl Skleroz (MS) gibi sinir sistemini etkileyen hastalıklar, mesanenin çalışmasını bozabilir.</li>
</ol>
<p><strong>Doğru tedavi ile konforlu bir yaşam mümkün</strong></p>
<p>Mesane kaslarını kontrol altına almak ve idrar akışını düzenlemek amacıyla ağızdan alınan ilaçlar kullanılabilmektedir. Pelvik taban kaslarını güçlendirmeye yönelik fizik tedavi egzersizleri planlanabilmektedir. Mesane içine botulinum toksini (botoks) enjeksiyonu yapılarak aşırı kasılmalar kontrol altına alınabilir. Elektriksel uyarılarla mesane sinirlerinin çalışması düzenlenebilir. Çok ileri vakalarda ise bağırsaktan alınan dokuyla yapay mesane oluşturulması gibi cerrahi yöntemlere başvurulabilir.</p>
<ul>
<li>İlaç tedavisi: Mesane kaslarını gevşetip, idrar akışını düzenleyen ilaçlar kullanılabilir.</li>
<li>Pelvik taban egzersizleri: Mesane ve çevresindeki kasların güçlendirilmesi için fizik tedavi yöntemleri uygulanabilir.</li>
<li>Botulinum toksini enjeksiyonu: Mesane içine botoks uygulanarak aşırı kasılmalar kontrol altına alınabilir.</li>
<li>Mesane pili (nöromodülasyon): Mesane sinirlerine elektriksel uyarılar verilerek mesanenin düzenli çalışması sağlanabilir.</li>
<li>Cerrahi tedavi: Çok ileri olgularda bağırsaktan alınan doku ile yeni mesane yapılması (neobladder) gibi cerrahi yöntemlere başvurulabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Erken teşhis böbrek sağlığı için de önemli</strong></p>
<p>Mesane disfonksiyonu, yaşam kalitesini bozduğu gibi, tedavi edilmediğinde böbrek sağlığını da tehdit edebilir. Bu nedenle şikayetlerin başlaması halinde vakit kaybetmeden bir üroloji uzmanına başvurmak büyük önem taşır. Özellikle 45 yaş üstü bireylerde düzenli mesane ve böbrek sağlığı kontrolü önerilmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/idrar-kacirmanin-5-nedenine-dikkat-548950">İdrar Kaçırmanın 5 Nedenine Dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 2 kadından 1&#8217;inin ortak sorunu: idrar kaçırma</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/her-2-kadindan-1inin-ortak-sorunu-idrar-kacirma-527229</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 May 2025 07:19:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[inin]]></category>
		<category><![CDATA[kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[kadından]]></category>
		<category><![CDATA[ortak]]></category>
		<category><![CDATA[sorunu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=527229</guid>

					<description><![CDATA[<p>İdrar kaçırma, kadınların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen yaygın bir sağlık sorunu olarak biliniyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-2-kadindan-1inin-ortak-sorunu-idrar-kacirma-527229">Her 2 kadından 1&#8217;inin ortak sorunu: idrar kaçırma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İdrar kaçırma, kadınların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen yaygın bir sağlık sorunu olarak biliniyor. Özellikle normal doğum yapmış ve menopoz dönemine girmiş kadınlarda daha sık görülüyor. Yaşın ilerlemesi, pelvik taban kasları olarak sınıflandırılan mesane, rahim ve bağırsakları destekleyen ve idrar kontrolünü sağlayan kasların zayıflaması ile hormonal değişimler, idrar kaçırma riskini artıran başlıca faktörler olarak karşımıza çıkıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Fatih Aktoz, kadınlarda idrar kaçırma ile ilgili bilgi verdi. </p>
<p><strong> İdrar kaçırma tedavi edilebilir bir hastalıktır</strong></p>
<p><strong> </strong>İdrar kaçırma kadınlarda oldukça yaygındır ve yaşla birlikte sıklığı artmaktadır. Normal doğum yapan kadınlarda, pelvik taban kaslarında oluşan gevşeme nedeniyle idrar kaçırma riski artarken, menopoz sonrası östrojen seviyelerinin düşmesi de mesane ve üretra desteğini azaltarak bu durumu daha da kötüleştirebilir. Yapılan araştırmalar, 40 yaş üzeri kadınların yaklaşık %30-40’ının bir tür idrar kaçırma sorunu yaşadığını göstermektedir. Ancak bu oran, doğum yapmış ve menopozdaki kadınlarda %50’lere kadar çıkabilmektedir. Toplumdaki yaygın inanışın aksine idrar kaçırma, yaş almanın ya da doğum yapmış olmanın doğal bir sonucu değildir. Burada vurgulanması gereken en önemli nokta, idrar kaçırmanın normal olmadığı ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğudur.</p>
<p>İdrar kaçırma, kadınların yaşam kalitesini düşüren ancak uygun tedavi yöntemleri ile kontrol altına alınabilen bir sağlık problemidir. Normal doğum yapmış ve menopozdaki kadınlarda daha sık görülse de, her yaşta ve farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Kişiye özel tedavi planları ile hem cerrahi hem de cerrahi dışı yöntemlerle idrar kaçırmanın önüne geçmek mümkündür.</p>
<p>İdrar kaçırma, farklı mekanizmalarla ortaya çıkabilir ve üç ana tipi bulunmaktadır:</p>
<p> </p>
<ul>
<li><strong>Stres tipi idrar kaçırma;</strong> öksürme, hapşırma, gülme veya egzersiz gibi karın içi basıncın arttığı durumlarda idrarın istemsiz olarak kaçmasıdır. Genellikle pelvik taban kaslarının zayıflamasıyla ilişkilidir. </li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Sıkışma (urgency) tipi idrar kaçırma;</strong> aniden gelen şiddetli idrar yapma isteği ile birlikte idrarın tutulamaması durumudur ve çoğu zaman eve dönerken kapıyı açmak, soğukta dışarı çıkmak, musluğu açmak veya elleri yıkamak ile tetiklenir. Genellikle aşırı aktif mesane sendromu ile ilişkilidir. </li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Karma tip idrar kaçırma</strong> ise hem stres hem de sıkışma tipi idrar kaçırmanın bir arada görüldüğü durumdur.</li>
</ul>
<p> </p>
<p><strong>Tedavi kişiye ve belirtilere özel olmalı</strong></p>
<p><strong> </strong>İdrar kaçırma tedavisinde, hastanın belirtilerine ve idrar kaçırma tipine göre farklı yaklaşımlar uygulanmaktadır.</p>
<p>Stres tipi idrar kaçırma tedavisinde tedaviye genellikle yaşam tarzı değişiklikleri ve pelvik taban kaslarını güçlendirmeye yönelik egzersizlerle başlanır. Kegel egzersizleri, pelvik kasların güçlenmesine yardımcı olarak idrar kontrolünü artırabilir. Sonraki basamakta ilaç tedavileri kullanılabilir. Eğer bu yöntemler yeterli gelmezse, vajinal lazer tedavisi gibi modern yöntemler devreye girer. Lazer tedavisi, vajinal dokuların yenilenmesini ve bu bölgedeki kan akımın artmasını sağlayarak mesane desteğini artırır ve idrar kaçırmayı azaltabilir. Daha ileri durumlarda, TOT (transobturator tape) ve TVT (tension-free vaginal tape) ameliyatları uygulanabilir. Bu ameliyatlar, mesanenin altına yerleştirilen bir hamak ile üretra denilen idrar yolunun desteklenmesini sağlayarak idrar kaçırmayı önler.</p>
<p><strong> </strong>Sıkışma tipi idrar kaçırma tedavisinde öncelikle mesane eğitimi, sıvı tüketiminin düzenlenmesi, kafein ve alkol gibi idrar söktürücü maddelerden kaçınılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri önerilir. Pelvik taban kaslarını güçlendirmeye yönelik egzersizler de idrar kontrolünü artırabilir. Eğer bu yöntemler yeterli gelmezse, ilaç tedavileri devreye girer. İleri vakalarda perkütan tibial sinir uyarımı (PTNS) uygulanabilir. PTNS, ayak bileği bölgesinden geçen bir sinire hafif elektrik uyarıları verilerek mesane kontrolünün iyileştirilmesini sağlayan bir yöntemdir. Haftada bir ya da iki kez uygulanan seanslar ile mesane fonksiyonları düzenlenebilir ve idrar kaçırma belirtileri azaltılabilir.</p>
<p>Miks yani karma tip idrar kaçırmada ise tedavi, baskın semptomlara göre belirlenir. Hem pelvik taban kaslarının güçlendirilmesi hem de sinir uyarımı gibi yöntemler birlikte uygulanabilir. Eğer hasta hem stres hem de sıkışma tipi idrar kaçırma yaşıyorsa, Kegel egzersizleri, ilaç tedavileri, PTNS ve lazer tedavisi kombine edilerek kişiye özel bir tedavi planı oluşturulabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/her-2-kadindan-1inin-ortak-sorunu-idrar-kacirma-527229">Her 2 kadından 1&#8217;inin ortak sorunu: idrar kaçırma</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İdrar Kaçırma Sorununda Ameliyatsız Yöntem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/idrar-kacirma-sorununda-ameliyatsiz-yontem-414752</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Oct 2023 12:38:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatsız]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[sorununda]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=414752</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karın içi basıncının artması sonucu istemsiz olarak idrarı tutamamak ‘idrar kaçırma’ olarak adlandırılıyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/idrar-kacirma-sorununda-ameliyatsiz-yontem-414752">İdrar Kaçırma Sorununda Ameliyatsız Yöntem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karın içi basıncının artması sonucu istemsiz olarak idrarı tutamamak ‘idrar kaçırma’ olarak adlandırılıyor. Kadınlarda idrar kaçırma yaşlılığın normal bir sonucu olarak görülüyor. Aslında bu sorun sadece ileri yaşla sınırlı kalmayıp, üreme çağındaki genç kadınların da kapısını çalıyor. Öyle ki özellikle 30 yaşından sonra her 4 kadından 1’i idrar kaçırma problemi yaşıyor. Kadınlar bu sorunlarını en yakınlarına, hatta doktorlarına bile söylemekten utandıkları için tedavisiz kalıyorlar. Oysa sosyal hayattan uzaklaşmanın en yaygın sebeplerinden biri olan idrar kaçırma çoğu zaman cerrahi yönteme gerek kalmadan, ilaçlar ve egzersizlerle tedavi edilebiliyor. Son yıllarda, kadınlarda görülen idrar kaçırma probleminin tedavisinde karbondioksit lazerlerin kullanımı da giderek yaygınlaşıyor. <strong>Acıbadem Beylikdüzü Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Rehat Faikoğlu, </strong>teknolojik gelişmelerin bilimle paralel olması halinde her zaman yüz güldüren sonuçlar alındığını belirterek, “İdrar kaçırma sorununda cerrahi ve medikal tedavi ile kegel egzersizleri olarak adlandırılan yöntemlere başvuruluyordu. Ancak son yıllarda teknolojinin ilerlemesiyle birlikte idrar kaçırma tedavisinde de önemli gelişmeler yaşandı. Örneğin karbondioksit lazer yöntemiyle idrar kaçırma sorununda oldukça başarılı sonuçlar alınıyor. Hastanın 20 dakika süren işlemin ardından günlük yaşamına devam edebilmesi yöntemin en önemli faydaları arasında yer alıyor” diyor. </p>
<p><strong> Pek çok nedeni var!  </strong></p>
<p>Toplumdaki yaygın inanışın aksine idrar kaçırma yaşlanmanın doğal bir sonucu değildir. Tüm yaş gruplarında pek çok etken kadınlarda idrar kanalı ve idrarı tutan mekanizmaların fonksiyonlarının az veya çok kaybolmasına yol açabiliyor. Örneğin genetik yapı nedeniyle ilerleyen yaşla birlikte pelvik destek dokularının zayıflaması yaygın görülen bir neden. Menopoz, fazla kilo, sigara kullanımı gibi etkenler de bu mekanizmayı bozabiliyor. Ayrıca zor doğumlardan sonra uretra ile mesane boynundaki açının bozulması nedeniyle mesane dolduğunda basınç artıyor ve bunun sonucunda idrar kaçağı gelişiyor. Daha çok nörolojik hastalıklarda görülen mesane kasının yetmezliği de idrar kaçağına yol açabiliyor. </p>
<p> <strong>Kesi ve dikişsiz yöntem!</strong></p>
<p>Karbondioksit lazer yöntemi, kadınlarda ileri derecede mesane ve rahim sarkmaları dışındaki tüm idrar kaçırma sorunlarında fayda sağlıyor. Cerrahi bir yöntem olmadığı için işlem sırasında herhangi bir kesi ve dikişlere başvurulmuyor. Şiddetli bir acıya yol açmaması anestezi ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Rehat Faikoğlu,<strong> </strong>işlemin muayene odasında gerçekleştirildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu yöntemde önce karbondioksit lazerin probu vajinanın içine yerleştiriliyor. Ardından prob ile dış idrar yoluna kontrollü lazer atışları yapılarak dış idrar yolu etrafında fibrositlerin yapımı hızlandırılıyor. Bu fibrositlerin çoğalması sayesinde mesane boyundaki büzücü kasa aktivite kazandırılıyor. Aynı seansta vajinal daralma da sağlanabiliyor”   </p>
<p> <strong>Günlük rutini engellemiyor! </strong></p>
<p>Karbondioksit lazer yöntemi, her biri 20 dakika süren 4 seans halinde uygulanıyor. Seanslar arasında genellikle 6 haftalık süreler konuluyor. Her seans sonrasında hastalar aynı gün iş ve sosyal hayatlarına devam edebiliyor, hatta cinsel beraberlik dahi yaşayabiliyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/idrar-kacirma-sorununda-ameliyatsiz-yontem-414752">İdrar Kaçırma Sorununda Ameliyatsız Yöntem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Susuzluk seviyenizi değerlendirin idrar renginizi gözlemleyin</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/susuzluk-seviyenizi-degerlendirin-idrar-renginizi-gozlemleyin-387892</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Jun 2023 11:38:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değerlendirin]]></category>
		<category><![CDATA[gözlemleyin]]></category>
		<category><![CDATA[idrar]]></category>
		<category><![CDATA[renginizi]]></category>
		<category><![CDATA[seviyenizi]]></category>
		<category><![CDATA[susuzluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=387892</guid>

					<description><![CDATA[<p>Egzersiz yaparken günde kaç bardak su tüketiyorsunuz? İçtiğiniz su miktarı vücudunuz için yeterli düzeyde mi?</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/susuzluk-seviyenizi-degerlendirin-idrar-renginizi-gozlemleyin-387892">Susuzluk seviyenizi değerlendirin idrar renginizi gözlemleyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Egzersiz yaparken günde kaç bardak su tüketiyorsunuz? İçtiğiniz su miktarı vücudunuz için yeterli düzeyde mi? Peki susuzluk seviyenizin değerlendirmesini nasıl yapabilirsiniz? İdrarınızın koyu renkte olması size hangi mesajları veriyor? Egzersiz sonrası hidrasyonu sağlamak için önerilerde bulunan Liv Hospital Diyet ve Beslenme Uzmanı Semih Üresin spor, egzersiz ve su tüketimi konusundaki dengenin neden önemli olduğunu anlatıyor.</strong></p>
<p> </p>
<p><strong>Susuz kaldığınızı nasıl anlarsınız?</strong></p>
<p>Uyandığınızda susuzluk seviyenizi değerlendirin. Ardından idrarınızın rengini gözlemleyin ve sonra kıyafetsiz olarak kendinizi tartın. Değerlendirmeniz gereken durumlardan ikincisi de sabah idrarınızın açık renkli veya nispeten berrak olmasıdır. Koyu renkli olması endeksin pozitif olduğu anlamına gelir. Ağırlık da günden güne nispeten sabit kalmalıdır ve yaklaşık %1 değişir. Sağlıklı bir şekilde kilo kaybı amaçladığınız bir dönemde dahi olsanız bir günde %1’den fazla değişim olmaması gerekir. Üç endeksten yalnızca biri pozitif olduğunda hidrasyon (vücuttaki suyun belirli oranda tutulması) durumunuzun muhtemelen iyi olduğunu belirtir. Üç endeksten ikisi pozitif olduğunda, muhtemelen susuz kalmışsınızdır ve her üç endeks de pozitif olduğunda susuz kalma olasılığınız çok yüksektir. Böyle bir durumda günlük su tüketiminizi arttırmanız gerekir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bir su şişesi taşıyın</strong><br />Çoğu insan susuzluk hissetmediğini ve su içmeyi unuttuğunu söyler. Bu nedenle yanınızda su şişesi taşımak su içmeye devam etme zorunluluğunu pekiştirir. Fakat gün içerisinde belli zamanlarda çok miktarda su içmektense, su alımınızı tüm güne yaymanızda fayda var.<br /> </p>
<p><strong>Meyve ve sebze tüketimini arttırın</strong><br />Sebzeler ve meyveler su içerikleri açısından yüksek besinlerdir. Çeşitli meyve ve sebzelerin su içeriği farklı olmakla birlikte hemen hemen hepsinin en az %80’i sudur. Beslenmenize daha fazla meyve ve sebze eklemek daha fazla su alımınıza ve su içeriği düşük besinlerin alımını sınırlandırmaya yardımcı olur. Karpuz, kavun, çilek, ananas, marul, domates, salatalık yüksek su içeriğine sahip besinlerdir.</p>
<p> </p>
<p><strong>Egzersiz öncesi, sırası ve sonrası hidrasyon</strong></p>
<p>Egzersiz öncesi yeterli sıvı alımı önemlidir. Uzun süreli yoğun egzersizler için egzersizden 2-4 saat öncesinden başlayarak kg başına 5-10 ml sıvı tüketmelisiniz. </p>
<p>Egzersiz anında kaybedilen sıvı miktarı yerine konulmalıdır. Bu sebeple her 10-20 dakikada bir büyük bir yudum su almalısınız. Aşırı terlemeniz varsa kaybedilen mineralleri yerine koymak için sporcu içeceklerini tercih edilebilirsiniz.</p>
<p>Egzersiz sonrası hidrasyonu sağlamak için egzersiz öncesi ve sonrası kendinizi tartın ve kaybettiğiniz her kilo yerine 2 ile 3 bardak su için. Su iyi bir seçimdir, çünkü sindirim sisteminizden dokularınıza hızla geçer. Çok terliyorsanız veya 60 dakikadan fazla egzersiz yapıyorsanız, kaybedilen elektrolitleri de yerine koymanız için maden suyunu tercih edebilirsiniz. Sporcu içecekleri vücudunuzun daha verimli bir şekilde yakıt ikmali yapmasına ve yeniden su kazanmasına yardımcı olabilir.</p>
<p>Susama hissiniz gelmeden su tüketmelisiniz. Susama hissinin gelmiş olması vücudun çok fazla susuz kalmış olmasının bir göstergesi olabilir. </p>
<p> </p>
<p><strong>Sıvılarınızı soğuk tutun</strong></p>
<p>Bu iç sıcaklığınızı düşürmeye yardımcı olacak ve sıvı tüketme isteğinizi arttıracaktır. Şişelerinizi bir gece önceden dondurun.</p>
<p> </p>
<p><strong>Düzenli öğün tüketin</strong></p>
<p>Sıcakta egzersiz yaptığınızda, vücudunuz yakıt olarak karbonhidratları daha fazla kullanır. Gün boyunca düzenli öğünler ve atıştırmalıklar yapmak size elektrolitler, enerji için karbonhidratlar ve toparlanma için protein ve yağ sağlayacaktır. Yiyecekler, gün boyunca hidrate kalmanıza yardımcı olacaktır. Ana öğünlerinizi egzersizden 4 saat önce olacak şekilde planlamanız mantıklıdır, çünkü sıcak havada egzersiz yaparken kan akışı bağırsaklarınızdan çalışan kaslarınıza yeniden dağıtıldığından sindirim problemleri yaşayabilirsiniz. <br /> </p>
<p><strong>Evde yapabileceğiniz sporcu içeceği tarifi</strong></p>
<p>¼ su bardağı şeker<br />¼ çay kaşığı tuz<br />¼ su bardağı sıcak su<br />¼ su bardağı portakal suyu<br />2 yemek kaşığı limon suyu<br />3,5 su bardağı soğuk su<br />Şekeri ve tuzu sıcak suda eritin; meyve suyunu ve kalan suyu da ekleyin<br />Dört adet 250 ml’lik porsiyon<br />50 kalori, 12 gr karbonhidrat, 110 mg sodyum</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/susuzluk-seviyenizi-degerlendirin-idrar-renginizi-gozlemleyin-387892">Susuzluk seviyenizi değerlendirin idrar renginizi gözlemleyin</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
