<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hissediyor | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/hissediyor/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hissediyor</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Apr 2026 07:49:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>hissediyor | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hissediyor</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yaşınızdan Daha Yaşlı Hissediyor Olabilir misiniz?</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/yasinizdan-daha-yasli-hissediyor-olabilir-misiniz-625613</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 07:49:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[hissediyor]]></category>
		<category><![CDATA[Hissetme]]></category>
		<category><![CDATA[klinik]]></category>
		<category><![CDATA[misiniz]]></category>
		<category><![CDATA[olabilir]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşınızdan]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<category><![CDATA[yorgun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=625613</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaş almak denince aklımıza çoğunlukla kırışıklıklar ya da fiziksel değişimler gelir. Oysa bazen bedenimiz genç görünse de kendimizi yorgun, isteksiz, umutsuz ya da olduğumuz yaştan daha “yaşlı” hissedebiliriz.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasinizdan-daha-yasli-hissediyor-olabilir-misiniz-625613">Yaşınızdan Daha Yaşlı Hissediyor Olabilir misiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaş almak denince aklımıza çoğunlukla kırışıklıklar ya da fiziksel değişimler gelir. Oysa bazen bedenimiz genç görünse de kendimizi yorgun, isteksiz, umutsuz ya da olduğumuz yaştan daha “yaşlı” hissedebiliriz. Uzun süreli stres, çözümlenmemiş duygular, yoğun yaşam temposu ve zayıflayan sosyal bağlar daha yaşlı hissetmenize neden olabilir. Bilimsel araştırmalar, kronik stresin beyin üzerinde iz bırakabildiğini ve ruhsal yaşlanmayı hızlandırabildiğini gösteriyor. <strong>Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Çelik,</strong> ruhsal yaşın değiştirilemez bir kader olmadığını, doğru destek ve alışkanlıklarla ruhun yeniden güçlenebileceğini vurguluyor. </p>
<p><strong>YAŞLANMAK SADECE FİZİKSEL GÜÇ KAYBI DEĞİLDİR</strong></p>
<p>Yaşlanma denildiğinde çoğu zaman akla ilk olarak biyolojik değişimler, kırışıklıklar ya da fiziksel güç kaybı gelebilir. Yaş alma sürecinin yalnızca bedende değil, zihinde ve duygularda da yaşandığını belirten <strong>Klinik Psikolog Cansu Çelik</strong>, “Kimi insanlar takvim yaşı genç olmasına rağmen kendini yorgun, isteksiz ya da olduğundan daha yaşlı hissedebilirken; bazıları ilerleyen yaşına rağmen hayata karşı enerjik ve esnek kalabilir. Buradaki farkı ise biyopsikososyal yani biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin her birini bütüncül şekilde ele alarak tabloyu daha iyi okuyabiliriz.” diyor. </p>
<p><strong>KENDİNİZİ DAHA YAŞLI HİSSETMENİZİN 5 NEDENİ</strong></p>
<ul>
<li><strong>Kronik Stres:</strong> Uzun süre devam eden stres, vücudun sürekli “tehdit altında” olduğu algısını yaratır. Bu durum kortizol seviyesini artırarak zihinsel yorgunluk, motivasyon düşüklüğü ve ruhsal tükenmişlik hissine neden olabilir.</li>
<li><strong>Sosyal İzolasyon:</strong> İnsanın sosyal bir varlık olduğunu belirten <strong>Klinik Psikolog Cansu Çelik</strong>, “Sağlıklı güçlü ilişkiler psikolojik dayanıklılığı artırır. İzolasyon ve zayıflayan sosyal bağlar ise stres tepkisini artırarak kişinin kendini daha yorgun ve yaşlı hissetmesine yol açabilir” diyor. </li>
<li><strong>Zorlayıcı Deneyimler: </strong>Geçmişte yaşanan ve uygun şekilde ele alınmamış bazı travmatik deneyimler, zamanla kişinin tehdit algısının hassaslaşmasına yol açabilir. Bu durum bazı kişilerin duygusal olarak daha kırılgan, kaygıya daha açık olmasına ya da zihinsel olarak daha yorgun hissetmesine sebep olabilir.</li>
<li><strong>Anlam Duygusunda Azalma:</strong> Hayatta amaç ve anlam duygusunun zayıflaması, motivasyon ve yaşam enerjisinde belirgin bir düşüş yaratabilir. Bu durum kişinin günlük yaşamda daha isteksiz, yorgun ve yaşlı hissetmesine yol açabilir.</li>
<li><strong>Uzun Süreli Yüksek Kortizol:</strong> Stres hormonu olarak bilinen kortizolün uzun süre yüksek seyretmesi, uyku düzenini, hafızayı ve duygusal dengeyi olumsuz etkileyebilir. Bu durum hem zihinsel hem de duygusal olarak erken yaşlanma hissini artırabilir.</li>
</ul>
<p><strong>UZUN SÜRELİ STRES BEYNİ DEĞİŞTİRİYOR</strong></p>
<p>Psikolojik zorlanmaların yalnızca “duygusal” bir yük olmadığını, beynin yapısında ve işleyişinde de iz bırakabildiğinin nörobilimsel araştırmalarla desteklendiğini ifade eden <strong>Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Çelik</strong>, “Uzun süreli stres ve travmatik yaşantılar, beynin özellikle korku ve tehdit algısından sorumlu olan amigdala ile hafıza ve öğrenmede kritik rol oynayan hipokampus bölgelerinde yapısal ve işlevsel değişimlere yol açabiliyor. Bu değişimler, kişinin olayları daha tehditkâr algılamasına, risk değerlendirmesinde zorlanmasına, karar alma süreçlerinde daha kaygı temelli hareket etmesine neden olabiliyor. Sürekli tetikte olma hali ve yüksek kortizol düzeyi, zamanla hem zihinsel esnekliği hem de duygusal dayanıklılığı zayıflatabilirken; bireyin ruhsal olarak daha yorgun, daha kırılgan ya da kendini olduğundan daha “yaşlı” hissetme deneyimine yol açabiliyor” diyor. </p>
<p><strong>YAŞLI HİSSETMEK KADERİNİZ DEĞİL! </strong></p>
<p>Sürecin geliştirilebilir olduğuna dikkat çeken <strong>Klinik Psikolog Cansu Çelik</strong>, “Sosyal destek ağlarının güçlü olması, duygusal farkındalık geliştirmek, esnek düşünebilmek ve problem çözme becerilerini artırmak ruh sağlığını korumada ve genç tutmada etkili faktörlerdir. Benzer şekilde 80 yılı aşkın süredir devam eden Harvard yetişkin çalışmaları, bireylerin mutluluk oranlarının pozitif sosyal ilişkiler ve sahip olunan anlamlı bağlarla arttığını, hatta biyolojik stres yanıtını düzenlediğini göstermektedir. Yani stres, izolasyon ve çözümlenmemiş duygusal yükler ruhu yaşlandırabilirken; anlamlı ilişkiler, psikolojik dayanıklılık ve duygusal işleme becerileri ruhsal gençliği destekleyebiliyor” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>SAĞLIKLI YAŞLANMAK YALNIZCA HASTALIKLARDAN UZAK KALMAK DEĞİLDİR!</strong></p>
<p>Ruhsal yaşın kronolojik yaştan farklı olabileceğini ancak stres yönetimi, duygusal işleme becerileri ve güçlü sosyal bağların ruhsal gençliği ve sağlıklı yaş almayı desteklediğini ifade eden <strong>Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Çelik</strong>, “Bu bulgular, yaşlanma sürecinin yalnızca kaç yıl yaşandığıyla değil, bu yılların nasıl deneyimlendiğiyle de yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Bireyin stresle baş etme biçimi, duygularını işleme kapasitesi, yaşamda anlam ve amaç duygusu geliştirmesi ile kurduğu sosyal ilişkilerin niteliği; psikolojik dayanıklılığı güçlendiren temel unsurlar arasındadır. Bu nedenle sağlıklı yaşlanma, yalnızca hastalıklardan uzak kalmayı değil; zihinsel esnekliği korumayı, duygusal dengeyi sürdürebilmeyi ve sosyal bağları canlı tutmayı da kapsayan bütüncül bir iyi oluş halini ifade etmektedir” diyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/yasinizdan-daha-yasli-hissediyor-olabilir-misiniz-625613">Yaşınızdan Daha Yaşlı Hissediyor Olabilir misiniz?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ailenin sakin ve telaşsız tutumuyla hasta kendini rahat hissediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ailenin-sakin-ve-telassiz-tutumuyla-hasta-kendini-rahat-hissediyor-450161</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Apr 2024 11:24:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ailenin]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hissediyor]]></category>
		<category><![CDATA[kendini]]></category>
		<category><![CDATA[rahat]]></category>
		<category><![CDATA[sakin]]></category>
		<category><![CDATA[telaşsız]]></category>
		<category><![CDATA[tutumuyla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=450161</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kronik seyirli bir beyin hastalığı olan şizofreninin tüm toplumda görülme sıklığının yüzde 1 olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğretim Üyesi Sibel Bolluk, hastalığın sıklıkla 15-35 yaş arasında başlamaya eğimli olduğunu söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ailenin-sakin-ve-telassiz-tutumuyla-hasta-kendini-rahat-hissediyor-450161">Ailenin sakin ve telaşsız tutumuyla hasta kendini rahat hissediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kronik seyirli bir beyin hastalığı olan şizofreninin tüm toplumda görülme sıklığının yüzde 1 olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğretim Üyesi Sibel Bolluk, hastalığın sıklıkla 15-35 yaş arasında başlamaya eğimli olduğunu söyledi.</p>
<p>Şizofreninin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Bolluk, aile ve yakın çevrenin tutumlarının önemine işaret ederek “Hasta sosyal ortamlara katılmaya teşvik edilmeli, hastanın, diğer insanlarla iletişim içinde olmasına izin verilmelidir. İlgili olmak iyidir ancak müdahalecilik, abartılı duygusal ilgi, eleştirel tutumlardan kaçınılmalıdır” uyarısında bulundu.</p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğretim Üyesi Sibel Bolluk, 11 Nisan Dünya Şizofreni ile Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada şizofrenide aile ve yakın çevrenin etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Genç yaşlarda görülmeye başlanıyor</p>
<p>Şizofreninin kronik seyirli bir beyin hastalığı olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Sibel Bolluk, “Şizofreni, genellikle genç yaşlarda başlayan, kişinin dış dünyadan uzaklaşarak içine kapandığı; duygu, düşünce ve davranışlarında önemli bozuklukların ortaya çıktığı, beynin yapı ve işleyişinde değişiklerin saptandığı, kronik seyirli psikiyatrik bir beyin hastalığıdır” dedi.</p>
<p>Erkeklerde daha erken yaşlarda ortaya çıkabiliyor</p>
<p>Tüm toplumda görülme sıklığı yüzde 1 olan şizofreninin kadın ve erkekte eşit oranda görüldüğünü ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Sibel Bolluk, “Erkeklerde daha erken yaşlarda başlangıç dikkati çeker. Sıklıkla 15-35 yaş arası başlamaya eğilimlidir” dedi.</p>
<p>Genetik, en önemli risk faktörü  </p>
<p>Şizofrenide en önemli risk faktörünün genetik olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Sibel Bolluk, “Hastaların birinci derece akrabalarında hastalığa yakalanma riski yüzde 3-7 oranındadır. Gebeliğin 2. trimesterinde geçirilen viral enfeksiyonların riski artırdığı yönünde çalışmalar vardır. Beyinde bazı yolaklarda dopamin hormonu ile ilgili düzensizlikler mevcuttur” dedi.</p>
<p>Toplumdan uzaklaşma ve ifadelerde azalma görülebiliyor</p>
<p>Şizofreni belirtilerinin diğer ruhsal bozukluklarla benzerlik gösterebildiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Sibel Bolluk, “Bu hastalarda gerçek dışı algılar ve düşünceler, toplumdan uzaklaşma, öz bakımda, düşünce üretiminde, soyut düşünme becerisinde ve duygusal ifadelerde azalma, irade ve ilgi kaybı, zihinsel işlevlerde yavaşlama, amaca yönelik davranışları sürdürmede bozukluklar sık görülen belirtilerdir. Şizofreni, diğer psikotik bozukluklar, duygudurum bozuklukları ve alkol-maddeye bağlı bozukluklarla karışabilir” diye konuştu.</p>
<p>Tedavi sürecinde intihar riskine dikkat!</p>
<p>Şizofreninin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Sibel Bolluk, “19. Yüzyılın başlarından itibaren tıpta araştırma yöntemlerinin gelişmesiyle hastalığın nedenlerine, seyrine ve tedavisine yönelik araştırmalar artmış ve 1950’li yıllarda antipsikotik ilaçların keşfiyle tedavi edilebilir bir hale gelmiştir. Tedavide akut dönemde temel hedef, psikotik belirtileri yatıştırmaktır. İlaç tedavisi ve eğer dirençli ise EKT (elektroşok tedavisi) uygulanır. Bu dönemde depresyon gelişimi ve intihar riskine dikkat edilmelidir. Daha sonra stabilizasyon dönemi ile kazanımlar korunmaya çalışılır. Sürdürüm döneminde ise amaç, nüksün önlenmesi ve hastanın işlevselliğinin arttırılmasıdır. Bireysel psikoterapiler, aile terapileri, grup terapileri, metakognitif terapiler şizofrenide uygulanabilen terapi yöntemlerinin başında gelir” dedi.</p>
<p>Ailenin sakin ve telaşsız tutumu hastaya rahat hissettirir</p>
<p>Şizofrenide hastanın ailesine ve yakın çevresine tavsiyelerde bulunan Dr. Öğretim Üyesi Sibel Bolluk, şunları söyledi: “Ailenin sakin ve telaşsız davranabildiği durumlarda hasta kendini daha rahat hisseder. Hastanın savundukları mantıklı olmasa da gerçekten savunduklarına inanıyor olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Şizofreni hastasını yapmak istemediği şeyler konusunda zorlamamak onun güvenini artırır. Şizofreni hastaları da işe veya okula gitmek ya da daha önceden keyif aldığı aktivitelere katılmak istemeyebilirler. Böyle durumlarda hastanın üzerine gitmeden bunun nedenlerini araştırmak yararlı olacaktır. Hasta sosyal ortamlara katılmaya teşvik edilmeli, hastanın, diğer insanlarla iletişim içinde olmasına izin verilmelidir. İlgili olmak iyidir ancak müdahalecilik, abartılı duygusal ilgi, eleştirel tutumlardan kaçınılmalıdır. Aile içinde iş bölümü yapılmalı ve hastaya çok da ağır olmayan sorumluluklar verilmelidir.”</p>
<p>Tedavi sürecinde hastanın yanında olmak önemli</p>
<p>Hastayı tedavisi konusunda desteklemek ve bu süreçte onun yanında olmanın önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Sibel Bolluk, “İlaçlarını düzenli alması ve randevularına gitmesi konusunda hastaya hatırlatmalarda bulunulması gerekir. Şizofreninin varlığıyla yaşamak hem hasta hem de hasta yakını için çok kolay değildir. Ancak bazı noktalara dikkat ederek, hastalık yok sayılmayarak, hastanın hakları gözetilerek ve profesyonel yardım almaktan çekinilmeyerek bu süreç kolaylaştırılabilir” diye konuştu.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ailenin-sakin-ve-telassiz-tutumuyla-hasta-kendini-rahat-hissediyor-450161">Ailenin sakin ve telaşsız tutumuyla hasta kendini rahat hissediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Psikolojik şiddet mağdurları, kendilerini değersiz veya kötü hissediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/psikolojik-siddet-magdurlari-kendilerini-degersiz-veya-kotu-hissediyor-426691</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Nov 2023 08:54:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[değersiz]]></category>
		<category><![CDATA[hissediyor]]></category>
		<category><![CDATA[kendilerini]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[mağdurları]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[veya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=426691</guid>

					<description><![CDATA[<p>Psikolojik şiddetin ne olduğu ve nasıl tanımlanacağı hakkında bilgi eksikliğinin, mağdurların durumlarını tanımalarını zorlaştırdığını ifade eden uzmanlar, mağdurların sıkça yaşadıkları şiddeti inkâr edebildiklerini söylüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-siddet-magdurlari-kendilerini-degersiz-veya-kotu-hissediyor-426691">Psikolojik şiddet mağdurları, kendilerini değersiz veya kötü hissediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Psikolojik şiddet mağdurları, kendilerini değersiz veya kötü hissediyor</strong></p>
<p><strong>Mağdurlar şiddete uğradıklarını başkalarına açıklamaktan çekiniyor</strong></p>
<p><strong>Psikolojik şiddetin ne olduğu ve nasıl tanımlanacağı hakkında bilgi eksikliğinin, mağdurların durumlarını tanımalarını zorlaştırdığını ifade eden uzmanlar, mağdurların sıkça yaşadıkları şiddeti inkâr edebildiklerini söylüyor. Psikolojik şiddet mağdurlarının, şiddetin yarattığı yoğun stres nedeniyle TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) riski altında olabildiklerini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Psikolojik şiddet, kişinin özsaygısını ve kimliğini ciddi şekilde etkileyebilir. Mağdurlar, kendilerini değersiz veya kötü hissetme eğiliminde olabilirler.”</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, toplumumuzda yeni yeni farkındalığı oluşan psikolojik şiddet ve etkileri hakkında bilgi verdi.</p>
<p>“Psikolojik şiddet, bir kişiye yönelik kasıtlı ve zarar verici davranışların, tehditlerin, manipülasyonların veya aşağılama gibi psikolojik taktiklerin kullanılmasıdır.” diyen Beyaz, bu tür şiddetin genellikle fiziksel şiddet kadar açıkça görünmeyebileceğini, bu yüzden fark etmenin bazen daha zor olabildiğini söyledi.</p>
<p><strong>Psikolojik şiddetin anlaşılmasında yardımcı olabilecek ipuçları neler?</strong></p>
<p>Beyaz, psikolojik şiddetin anlaşılmasında yardımcı olabilecek bazı ipuçlarını şöyle sıraladı:</p>
<p>“Bir kişi sık sık aşağılanıyor, küçük düşürülüyor veya hakaretlere maruz kalıyorsa, teker teker kişinin arkadaşları ve ailesi ile temasının sınırlandırılmaya çalışılmasıyla kişi daha izole bir hale geliyorsa, kişinin sürekli eleştirilmesiyle kusurlu hissettirilme çabası varsa, tehdit etme, intikam duyguları veya zarar verme amaçlı davranışlarla, kişinin hayatının neredeyse her yönü başkası tarafından kontrol edilmeye çalışılıyorsa, duygusal olarak manipülasyon, kararların etkilenmesi veya zorlaştırılması psikolojik şiddetin belirtileri olarak sıklıkla karşımıza çıkıyor.”</p>
<p><strong>Şiddet, partneri korumak için inkar edilebiliyor</strong></p>
<p>Psikolojik şiddet konusundaki bilgisizliğe işaret eden Beyaz, şöyle devam etti:</p>
<p>“Psikolojik şiddetin ne olduğu ve nasıl tanımlanacağı hakkında bilgi eksikliği, mağdurların durumlarını tanımalarını zorlaştırıyor. Mağdurlar sıkça yaşadıkları şiddeti inkâr edebilirler. Bu, ilişkilerini veya partnerlerini koruma arzusuyla ilgili olabilir. Aynı zamanda toplumun psikolojik şiddeti normalleştirme eğilimi de bu inkârı destekleyebilir. Bunun dışında kişiler sıklıkla kendilerini suçlayabilir veya utanç duyabilirler. Şiddete uğradıklarını başkalarına açıklamaktan çekinebilirler. Bu da sosyal izolasyonu artırabilir. Mağdurlar bazen de şiddet uygulayan kişiye bağımlılık geliştirebilirler veya bağımlılık korkusu yaşayabilirler. </p>
<p><strong>Kişinin ailesi ve arkadaşları şiddeti anlamayabiliyor</strong></p>
<p>Mağduriyet yaşayan kişi ekonomik olarak şiddet uygulayan kişiye bağımlı olabilir. Yani finansal güvencesizlik, yardım aramayı zorlaştırabilir. Destek ağının eksikliği nedeniyle de yardım aramak zorlu gelebilir. Kişinin ailesinin veya arkadaşlarının şiddeti anlamamaları veya desteklememeleri, bu durumu daha da zorlaştırabilir. Bu engeller, psikolojik şiddet mağdurlarının yardım aramakta güçlük yaşayabilecekleri daha sık karşılaşılan bazı faktörlerdir.” </p>
<p><strong>Psikolojik şiddet mağdurları tekrarlayan kabuslar görebiliyor</strong></p>
<p>Psikolojik şiddet mağdurlarının yaşadıkları sıkıntılara yönelik de Beyaz, şunları kaydetti:</p>
<p>“Psikolojik şiddet mağdurları, şiddetin yarattığı yoğun stres nedeniyle TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) riski altında olabilirler. TSSB, travmatik bir olayın sonrasında kişinin yaşadığı tekrarlayan kabuslar, sürekli uyarılma hali, duygusal uyuşukluk ve travmatik deneyimlerin tekrarlayıcı düşünceleri gibi belirtileri içerir. </p>
<p>Ayrıca sürekli duygusal istismar ve aşağılama nedeniyle depresyon riski de taşıyabilirler. İlgi kaybı, enerji eksikliği, kendine güvensizlik ve umutsuzluk gibi semptomlarla kendini gösterebilir. Bunların dışında psikolojik şiddet, kişinin özsaygısını ve kimliğini ciddi şekilde etkileyebilir. Mağdurlar, kendilerini değersiz veya kötü hissetme eğiliminde olabilirler.</p>
<p>Ayrıca ilişkileri ve bağlantıları da olumsuz etkileyebilir. Güven sorunlarının yaşanması veya başkalarına açılmak, yardım istemekten çekinme olabilir. Ayrıca uzun vadeli psikolojik şiddet, fiziksel sağlık sorunlarına da yol açabilir. Bu, baş ağrıları, mide sorunları ve bağışıklık sistemi zayıflığı gibi sorunlar şeklinde kendini gösterebilir.”</p>
<p><strong>Psikolojik şiddetle baş etme stratejileri nelerdir?</strong></p>
<p>Psikolojik şiddetle baş etme adına kişinin çabasının fayda sağlayabildiğini de anlatan Beyaz, “Bu çaba mağdurların duygusal iyilik hallerini artırabilir, psikolojik şiddetin yarattığı zararları azaltabilir ve iyileşme sürecini destekleyebilir.” dedi. </p>
<p>Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, psikolojik şiddetle baş etmek için bazı stratejileri de şöyle sıraladı:</p>
<p><strong>Destek Arayışı:</strong> İlk adım, güvendiğiniz bir aile üyesi, arkadaş veya profesyonel bir danışman gibi destek kaynaklarına başvurmak olabilir. Konuşmak ve duygularınızı ifade etmek, şiddeti deneyimlediğiniz duygusal yükü hafifletebilir.</p>
<p><strong>Eğitim ve Farkındalık:</strong> Psikolojik şiddeti tanımak ve anlamak önemlidir. Bu, kişinin şiddeti inkâr etmesini engelleyebilir. Bilgi sahibi olmak, sorunun üstesinden gelmeye yardımcı olabilir. </p>
<p><strong>Sınırlar Koyma:</strong> Kendi sınırlarınızı belirlemek ve bu sınırları korumak önemlidir. Şiddet uygulayan kişiye karşı net sınırlar koymak ve bu sınırları ihlal etmemek, kişinin kendine saygısını artırabilir. </p>
<p><strong>Kendine Bakım:</strong> Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme ve yeterince uyku almak, kişinin fiziksel ve duygusal sağlığını destekler. Meditasyon ve derin nefes egzersizleri de stresi azaltabilir. </p>
<p><strong>Güvende Olma Planı Oluşturma:</strong> Şiddet durumunda kendinizi güvende tutmayı planlamak önemlidir. Bu plan, şiddetin yaşandığı anlarda ne yapmanız gerektiğini ve kimden yardım alabileceğinizi içermelidir. </p>
<p><strong>Hukuki Yardım:</strong> Şiddet yasal bir boyut içeriyorsa, hukuki yardım almak önemlidir. Mahkemeye başvurmak veya bir avukattan destek almak gerekebilir. Bu stratejiler, psikolojik şiddet mağdurlarının sağlığını olumlu yönde etkileyebilir. </p>
<p><strong>Profesyonel Yardım Almak:</strong> Bir terapist veya danışmanla çalışmak, psikolojik şiddet sonucu ortaya çıkan travmaları ele almak ve kişinin psikolojik sağlığını iyileştirmek için çok etkili olabilir.  Bu yöntemler, kişinin kendi kendine saygısını artırabilir, duygusal iyilik halini destekleyebilir ve iyileşme sürecini başlatabilir. Ancak her durum farklıdır ve profesyonel destek almak, baş etme sürecini daha etkili hale getirebilir. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/psikolojik-siddet-magdurlari-kendilerini-degersiz-veya-kotu-hissediyor-426691">Psikolojik şiddet mağdurları, kendilerini değersiz veya kötü hissediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
