<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hipertansiyon | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/hipertansiyon/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hipertansiyon</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Mar 2026 12:53:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>hipertansiyon | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hipertansiyon</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye&#8217;de kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-622851</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 12:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Araz]]></category>
		<category><![CDATA[derneği]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ergene]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklarda]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[tedaviye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türkiyede]]></category>
		<category><![CDATA[uyum]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622851</guid>

					<description><![CDATA[<p>27 Mart ‘Dünya Tedaviye Uyum Günü’ kapsamında Kahramanmaraş’ta düzenlenen etkinlikte uzmanlar, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun artırılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-622851">Türkiye&#8217;de kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>27 Mart ‘Dünya Tedaviye Uyum Günü’ kapsamında Kahramanmaraş’ta düzenlenen etkinlikte uzmanlar, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun artırılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Mustafa Araz ve Prof. Dr. Oktay Ergene, hipertansiyon, diyabet ve obezite gibi hastalıkların kontrol altına alınmaması halinde ciddi komplikasyonlara ve erken ölümlere yol açtığını vurguladı.</p>
<p>27 Mart ‘Dünya Tedaviye Uyum Günü’ kapsamında Kahramanmaraş KİGEM Kadın İşgücünü Geliştirme Merkezi’nde Prof. Dr. Mustafa Araz ve Prof. Dr. Oktay Ergene, Servier Türkiye’nin koşulsuz katkılarıyla Türkiye’de ilk defa 14 derneğin iş birliği ile hayata geçen “Türkiye 2030’da yüzde 50” projesi kapsamında vatandaşlarla bir araya geldi. Hasta, hasta yakını, sağlık profesyonelinin katıldığı ve katılımcıların tansiyon değerlerinin ölçülmesiyle başlayan etkinliğin moderatörlüğünü tiyatro sanatçısı-yönetmen Mert Öner yaptı.</p>
<p><strong>Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Araz, </strong>Dünya Tedaviye Uyum Günü kapsamında yaptığı açıklamada, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Kronik hastalıkların uzun vadede organ ve dokularda ciddi hasarlara yol açtığını ifade eden Araz, “En sık görülen hastalıklar arasında hipertansiyon ve diyabet yer alıyor. Bu hastalıklar; kalp, damar, böbrek ve sinir sistemi gibi birçok organda hasara neden olarak uzun vadeli komplikasyonlara ve ölüm riskinde artışa yol açıyor” dedi.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de kronik hastalık oranları yüksek&#8221;</p>
<p>Türkiye’de hipertansiyonun erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 31’inde, diyabetin ise yüzde 16’sında görüldüğünü aktaran Araz, bu oranların yüksekliğine dikkat çekti. Kontrol oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurgulayan Araz, kronik hastalıklarda hedef değerlere ulaşma oranının yüzde 30-40 civarında olduğunu kaydetti.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de tedaviye uyum oranı yüzde 36&#8221;</p>
<p>Tedaviye uyumun hem dünyada hem de Türkiye’de yeterli düzeyde olmadığını dile getiren Araz, “Hastaların tedaviye uyum oranı dünya genelinde yüzde 30 ila 50 arasında. Türkiye’de ise bu oran yaklaşık yüzde 36 seviyesinde” diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Uyum artarsa ölüm ve komplikasyonlar azalıyor&#8221;</p>
<p>Tedaviye uyumun artırılmasının önemli kazanımlar sağlayacağını vurgulayan Araz, “Tedaviye uyum sayesinde ölüm oranlarında yaklaşık yüzde 21 azalma, organ hasarı ve komplikasyonlarda ise yüzde 30 ila 50 oranında düşüş sağlamak mümkün” dedi.</p>
<p>&#8220;2030’da tedavi başarı hedefi yüzde 50&#8221;</p>
<p>2030 yılına yönelik hedeflere de değinen Araz, tedaviye uyumu artırarak tedavi başarısında artışa yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirtti ve “Amacımız Türkiye’de tedavi başarı oranını diyabette yüzde 36,7’den, hipertansiyonda ise yüzde 22,2’den %50’ye çıkarmak. Bu sayede hastalıkların uzun vadede oluşturduğu zararları azaltmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> &#8220;Metabolik hastalıklar erken ölümlerin başlıca nedeni&#8221;</p>
<p><strong>Kalp Damar Hastalıklarından Korunma ve Farkındalık Derneği Başkanı Prof. Dr. Oktay Ergene</strong> ise diyabet, obezite ve hipertansiyonun birbiriyle bağlantılı olduğunu belirterek, bu hastalıkların kontrol altına alınmaması halinde erken ölüm riskinin ciddi şekilde arttığını söyledi.</p>
<p>Metabolik hastalıkların temelinde obezite ve glikoz kontrol bozukluğunun yer aldığını belirten Ergene, “Diyabet, kalp ve böbrek hastalıkları birbiriyle ilişkili. Bu hastalıklar orta ve uzun vadede ciddi organ hasarlarına yol açarak dünyada erken ölümlerin en önemli nedenlerinden biri haline geliyor” dedi.</p>
<p>&#8220;50 yaş sonrası risk hızla artıyor&#8221;</p>
<p>ABD’de yapılan bir araştırmaya değinen Oktay Ergene, belirli yaşın üzerindeki bireylerde bu hastalıklardan en az birinin görülme oranının yüzde 90’ların üzerine çıktığını belirterek, “50 yaş sonrası 10 kişiden 9’unda bu hastalıklardan en az biri görülüyor” diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de obezite ve diyabet oranı yüksek&#8221;</p>
<p>Türkiye’de obezite oranının erişkin nüfusta yüzde 36-40 seviyelerinde olduğunu, diyabetin ise yaklaşık yüzde 17 oranında görüldüğünü aktaran Ergene, bu oranların Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>&#8220;Türkiye’de yaşam süresi daha kısa&#8221;</p>
<p>Türkiye’de yaşam süresinin gelişmiş ülkelere göre daha kısa olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Oktay Ergene, “Gelişmiş ülkelerde ortalama yaşam süresi 80’li yaşların üzerine çıkarken, Türkiye’de bu rakam 77 civarında. Arada 10 yıla varan farklar bulunuyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>&#8220;Sağlıklı yaşam alışkanlıkları erken yaşta kazanılmalı&#8221;</p>
<p>Hastalıkların önlenmesinde sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine işaret eden Ergene, yaşam tarzının genç yaşlarda düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Hastalık geliştikten sonra ise ilaç tedavisinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.</p>
<p>&#8220;Hipertansiyon çoğu zaman ciddiye alınmıyor&#8221;</p>
<p>Hipertansiyonun çoğu zaman hafife alındığını dile getiren Prof. Dr. Oktay Ergene, “Hipertansiyon, dünyadaki ölümlerin ve kalp hastalıklarının önemli bir kısmından sorumlu. Ancak toplumda yeterince ciddiye alınmıyor ve ilaç kullanımı ihmal ediliyor. Türkiye’de sağlık sisteminde ilaca erişim çok iyi durumda iken kronik hastalıklar için düzenli ilaç kullanım oranlarımız çok düşük.” dedi.</p>
<p>&#8220;Tuz tüketiminin azaltılması önemli&#8221;</p>
<p>Toplumsal önlemlerin önemine de değinen Ergene, tuz tüketiminin azaltılmasının hipertansiyonla mücadelede önemli bir adım olduğunu belirtti.</p>
<p>&#8220;70 yaşında hipertansiyon oranı yüzde 70&#8221;</p>
<p>İleri yaşlarda hipertansiyon görülme sıklığının arttığını ifade eden Ergene, “30 yaşındaki bireylerde hipertansiyon görülme oranı %30 iken, 40 yaşındaki bireylerde %40, 70 yaşındaki bireylerde ise bu oranı %70’i buluyor. Yani 10 kişiden 7’sinde hipertansiyon var” dedi. </p>
<p> &#8220;Tansiyon kontrolü hayati önem taşıyor&#8221;</p>
<p>Kan basıncının kontrol altına alınmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Ergene, “Günümüzde artık biliyoruz ki tansiyonun 130/80 mmHg’nin altına indirilmesi gerekiyor. Aksi halde kalp krizi ve inme riski ciddi şekilde artıyor. Basit bir ilaç tedavisiyle bu riskleri büyük ölçüde azaltmak mümkün” diye konuştu.</p>
<p>“Tiyatro hatırlatır. Uyum yaşatır.”</p>
<p><strong>Tiyatro sanatçısı Mert Öner</strong> ise aynı takvimde buluşan Dünya Tedaviye Uyum Günü ve Dünya Tiyatro Günü’nün adeta hayatın dengesine vurgu yaptığını söyledi: “27 Mart’ın iki anlamı var: Dünya Tiyatro Günü ve Tedaviye Uyum Günü. Aynı günde buluşmaları, hayatın hem sahnede hem bedenimizde aynı incelikli dengeyle aktığını hatırlatıyor; bu rastlantının içinde tuhaf bir sevinç, derin bir anlam var.   Sahne, insanın doğayla yeniden aynı ritmi aradığı yerdir. Bir nefes, bir söz, bir beden…  Hepsi görünmeyen bir uyumun parçası. Tiyatro hatırlatır. Uyum yaşatır. Hikâyeler ise unuttuklarımızı iyileştirir. Bizi birbirimize, toprağa, hayata yeniden bağlar. Çünkü dünya, ancak hikayelerimizi paylaştığımız sürece dengede kalır.” diye konuştu.</p>
<p>“Türkiye 2030’da yüzde 50 projesi”</p>
<p>Dünyada veriler her iki hastadan birinin tedaviye uyumsuz olduğunu gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü rakamlarına göre dünyada 1.3 milyar kişi hipertansiyon, 800 milyondan fazla kişi de diyabet hastası. Her 9 kişiden biri diyabetle yaşadığının farkında değil. OECD verileri, tedaviye uyumun artmasıyla uzun dönemde ölüm oranlarının yüzde 21 azaltılabileceğini gösteriyor. Aynı araştırma, yüksek hasta uyumunun sağlık harcamaları üzerinde yıllık 125 milyar Euro katkı sağlayabileceğini ortaya koymaktadır.  </p>
<p>Türkiye’de ise tüm erişkinlerin yüzde 31’i hipertansiyon, yüzde 16,6’si diyabet hastası. Hipertansiyon tedavisine başlayan hastaların yarısı ilk iki yılda tedavilerini yarım bırakıyor. Tedaviye uyum sağlamayan hastaların hastaneye yatışlar üzerindeki artış oranı yüzde 20’ye varıyor. Alarm veren bu tablonun değişmesine katkı sağlamak için hayata geçen Türkiye 2030’da %50 projesi 13 uzmanlık 1 hasta derneğinin katılımıyla ortaya çıkan ve hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklarda hastanın tedaviye uyumu ve tedavi başarısının yükselmesini hedefleyen bir sosyal sorumluluk projesidir.  Servier Türkiye’nin koşulsuz desteklediği bu projenin amacı 2030 yılına kadar hipertansiyonda %22,2, diyabette yüzde 36,7 olan tedavi başarı oranını %50’ye çıkartmaktır.</p>
<p>“14 dernek ortak amaç için birleşti”</p>
<p>Hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklarda tedaviye uyum oranlarını yükselterek hastalık kontrol başarısını 2030&#8217;a kadar en az yüzde 50&#8217;ye ulaştırmayı hedefleyen bu projede, Ateroskleroz Derneği, Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği, Dahiliye Uzmanları Derneği, İç Hastalıkları Uzmanlık Eğitim Araştırma Derneği, Kalp Damar Hastalıklarıyla Mücadele ve Farkındalık Derneği, Kardiyovasküler Akademi Derneği, Klinik Endokrinoloji ve Diyabet Derneği, Metabolik Sendrom Derneği, Türk Diyabet Cemiyeti, Türk Girişimsel Kardiyoloji Vakfı, Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği, Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği, Türkiye Diyabet Vakfı, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği yer alıyor.  </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/turkiyede-kronik-hastaliklarda-alarm-tedaviye-uyum-hayati-onemde-622851">Türkiye&#8217;de kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vitamin, protein ve kreatin takviyeleri böbrekleri yorabiliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/vitamin-protein-ve-kreatin-takviyeleri-bobrekleri-yorabiliyor-610807</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Feb 2026 09:03:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Hasarı]]></category>
		<category><![CDATA[böbrekleri]]></category>
		<category><![CDATA[etki]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[kreatin]]></category>
		<category><![CDATA[önem]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[risk]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[takviyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<category><![CDATA[uçar]]></category>
		<category><![CDATA[vitamin]]></category>
		<category><![CDATA[yorabiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[yük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=610807</guid>

					<description><![CDATA[<p>Böbrek hastalıkları dünya genelinde giderek büyüyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vitamin-protein-ve-kreatin-takviyeleri-bobrekleri-yorabiliyor-610807">Vitamin, protein ve kreatin takviyeleri böbrekleri yorabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Böbrek hastalıkları dünya genelinde giderek büyüyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Güncel verilere göre, dünya genelinde <strong>yaklaşık 850 milyon kişi</strong> böbrek hastalığıyla mücadele ediyor. Uzmanlar, bu artışın hatalı alışkanlıklar ve çevresel etkenler sebebiyle önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacağı uyarısında bulunuyor. Türkiye’de de tablo endişe verici boyutlara ulaşmış durumda.<strong> </strong>Ülkemizde yaklaşık 7,5 milyon kişi kronik böbrek hastası; bu rakam, her 6-7 erişkinden 1’inde görüldüğü anlamına geliyor. Genellikle belirti vermeden sinsice ilerlemesi nedeniyle çoğu zaman geç tanı konulan kronik böbrek hastalığı geri dönüşü olmayan sorunlara yol açabiliyor; böbrek yetmezliğiyle sonuçlanabiliyor!  Bu özelliğiyle, dünyada <strong>ölüme neden olan hastalıklar arasında her geçen yıl üst sıralara yükseliyor</strong>. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi</strong> <strong>Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, </strong>bu nedenle böbrek sağlığında düzenli hekim kontrollerinin ve koruyucu önlemlerin yaşamsal önem taşıdığına dikkat  çekerek,  “Sağlıklı beslenmek, yeterli sıvı almak, tuz tüketimini azaltmak, ilaç ve takviye ürünlerini doktor kontrolünde kullanmak, tansiyon ve kan şekeri için hekim takibinde olmak, böbreklerimizin uzun yıllar sağlıklı çalışmasını sağlayabilmektedir. Ayrıca,  erken teşhis için yılda bir kez rutin ultrason taraması yapılması da son derece önemlidir” diyor. <strong>Doç.</strong> <strong>Dr. Zuhal Atan Uçar,</strong> böbreklerimizde hasar oluşturan etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Diyabet: Böbrek hasarının en yaygın nedeni</strong></p>
<p>Diyabet, dünya genelinde ve ülkemizde böbrek hastalıklarının en sık görülen nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Araştırmalara göre, tip 2 diyabet hastalarının yaklaşık yüzde 30-40’ında böbrek hasarı gelişiyor. Çünkü, uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, böbreklerin süzme birimi olan damarlarında yapısal hasara yol açarak, diyabetik nefropati gelişmesine sebep oluyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar,<strong>  </strong>böbreklerdeki hasar tedavi edilmediğinde ilerleyerek diyaliz tedavisi ve böbrek nakli ihtiyacına kadar ilerleyebildiğini belirtiyor. </p>
<p><strong>Önlemek için:</strong> Diyabete bağlı böbrek hasarını önlemenin en etkili yolu; kan şekerinin hedef değerlerde tutulması, düzenli idrar ve kan tahlilleri ile hasarın erken dönemde saptanması. <strong> </strong>Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, erken tanı ve doğru tedaviyle böbrek yetmezliği gelişiminin yıllarca geciktirilebildiğine, hatta tamamen önlenebildiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><b> <strong>Hipertansiyon: Böbrekleri sessizce yıpratan tehlike</strong>Kontrolsüz hipertansiyonu olan hastalarda <strong>kronik böbrek hastalığı gelişme riski 3–4 kat artıyor. </strong> Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, ancak hipertansiyonun çok yaygın  görülmesine rağmen toplum tarafından genellikle ciddiye alınmadığı uyarısında bulunarak,   “Günümüzde her 3 erişkinden 1’i tansiyon hastasıdır. Hastaların önemli bir kısmı ya tanı almamıştır ya da tedavisini düzenli olarak sürdürmemektedir. Bu durum, hipertansiyonu böbrekler için <strong>en tehlikeli risk faktörlerinden biri</strong> haline getirmektedir. Çünkü, uzun süre yüksek seyreden tansiyon, tüm damarlarda olduğu gibi böbrek damarlarında da hasara yol açmaktadır” diye konuşuyor. Önlemek için: Düzenli kan basıncı takibi, tuz tüketiminin azaltılması ve tedavinin aksatılmaması, hipertansiyonun böbrekler üzerindeki yıkıcı etkilerini büyük ölçüde önleyebiliyor. A<strong>şırı tuz tüketimi: Böbrek hasarını tetikleyen önemli bir etken</strong>Aşırı tuz tüketimi, böbrek sağlığını olumsuz etkileyen <strong>önlenebilir risk faktörlerinin başında geliyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, </strong>Türkiye’de günlük tuz tüketiminin önerilen miktardan 3 kat daha fazla olduğunu hatırlatarak, “Tuz alımının artması, vücutta sıvı dengesinin bozulmasına ve tansiyonun yükselmesine neden olmaktadır. Bu durum, özellikle tansiyon ve böbrek hastalarında ciddi bir risk oluşturmaktadır” uyarısında bulunuyor. Deniz tuzu, kaya tuzu, Himalaya tuzu ya da rafine tuzun tamamının böbrekler üzerinde aynı zararlı etkilere sahip olduğuna işaret eden Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, “Böbrek sağlığı açısından belirleyici olan tuzun çeşidi değil, tüketilen miktarıdır. Bilimsel çalışmalar, tuz tüketiminin azaltılmasının kan basıncını düşürdüğünü ve böbrek fonksiyon kaybının ilerlemesini yavaşlattığını göstermektedir” diyor. Önlemek için: Sağlıklı kişiler, özellikle de risk grubunda olanlar için tuz kısıtlaması, böbrek sağlığının korunmasında kilit bir rol üstleniyor.  Takviye ürünler: Böbrek sağlığı için gizli tehlikeÇok sayıda bilimsel çalışmalar; vitamin, mineral, protein tozları ile kreatin gibi takviye olarak alınan ürünlerin <strong>gereksiz ve kontrolsüz kullanımının</strong> böbrek fonksiyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini gösteriyor. Öyle ki takviye ürünleri kullanan kişilerin yaklaşık <strong>yüzde 10-20’sinin</strong> böbrek fonksiyon testlerinde klinik olarak anlamlı değişiklikler saptanmış. Bu ürünlerin, uzun  süreli kullanımında, sağlıklı kişilerde böbrek hasarı oluşturabildiği belirtiliyor. Bilimsel veriler, diyabet, hipertansiyon veya böbrek hastalığı olanlarda ürünlerin böbrek hasarını hızlandırdığını ortaya koyuyor. Önlemek için: Takviye ürünlerin ancak gerçek bir gereksinim varsa ve hekim önerisiyle kullanılmaları önem taşıyor. </b></p>
<p><strong>Obezite: Böbreklere de yük oluyor</strong></p>
<p><b>Dünyada ve ülkemizde adeta salgın boyutuna ulaşan obezitede, böbrek hastalığı 1.5-2 kat daha sık görülüyor. Her 5 kiloluk artış kronik böbrek yetmezliği riskini yüzde  20-30 oranında yükseltiyor.  Bunun nedeni ise obezitenin böbreklere <strong>hem doğrudan aşırı filtre yükü ve yağ birikimi</strong> yoluyla hem de <strong>dolaylı olarak hipertansiyon, insülin direnci ve inflamasyon</strong> üzerinden zarar vermesi. Önlemek için: Sağlıklı beslenmek ve ideal kilo aralığında olmak böbrek sağlığını korumanın temel adımlarını oluşturuyor. Ağrı kesici ilaçlar: Kontrolsüz kullanımı çok riskliÇok yaygın kullanılan ve kolayca ulaşılan ilaçlar olan ağrı kesiciler böbrek dolaşımını sağlayan mekanizmalar üzerine etki ederek hem akut hem de kronik böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Çok kısa süre kullanımı bile son dönem böbrek yetmezliğiyle sonuçlanabiliyor. Kontrolsüz alınması sağlıklı kişiler için bile sakıncalıyken, özellikle böbrek yetmezliği riski yüksek olan hipertansiyon ve diyabet hastalarında  daha büyük tehdit oluşturuyor. Önlemek için: Gerekli olduğu durumlarda, hekim kontrolünde, uygun doz ve sürede kullanılması böbrek hasarını önlüyor.  Sigara: Böbrek damarlarında hasar oluşturuyor</b></p>
<p>Sigara dumanında bulunan nikotin, karbon monoksit ve ağır metaller, tüm damarlarda olduğu gibi, böbrek damarlarında da işlev bozukluğuna yol açabiliyor. Bu maddeler doğrudan böbrek dokusuna ulaşarak hücresel düzeyde de hasara neden olabiliyor. Bunların yanı sıra vücutta iltihabi yanıtı artıran ve oksidatif stresi tetikleyen bir etki oluşturabiliyor. Bilimsel çalışmalar, bu faktörlerin etkisiyle sigara içen kişilerde kronik böbrek hastalığı gelişme riskinin içmeyenlere göre daha yüksek olduğunu gösteriyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, “Özellikle diyabet ve hipertansiyon gibi ek risk faktörleri olan hastalarda sigaranın böbrekler üzerindeki olumsuz etkisi daha belirgin hale gelmektedir ve son dönem böbrek yetmezliği gelişimi hızlanmaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Önlemek için:</strong><strong> </strong>Sigaraya hiç başlanmaması, kullanılıyorsa hemen bırakılması böbrek sağlığında büyük önem taşıyor. </p>
<p><b> </b></p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/vitamin-protein-ve-kreatin-takviyeleri-bobrekleri-yorabiliyor-610807">Vitamin, protein ve kreatin takviyeleri böbrekleri yorabiliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genç yaşta hipertansiyon tanısı alanlar ilaçlarını aksatmamalı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/genc-yasta-hipertansiyon-tanisi-alanlar-ilaclarini-aksatmamali-536104</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 May 2025 11:14:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[ilaçlarını]]></category>
		<category><![CDATA[tanısı]]></category>
		<category><![CDATA[yaşta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=536104</guid>

					<description><![CDATA[<p>İleri yaş hastalığı olarak bilinen yüksek tansiyon diğer adıyla hipertansiyon, genç yaşlarda da görülebiliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genc-yasta-hipertansiyon-tanisi-alanlar-ilaclarini-aksatmamali-536104">Genç yaşta hipertansiyon tanısı alanlar ilaçlarını aksatmamalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span><span><span><b><span><span><span>İleri yaş hastalığı olarak bilinen yüksek tansiyon diğer adıyla hipertansiyon, genç yaşlarda da görülebiliyor. Ailesinde hipertansiyon öyküsü bulunan kişilerin erken yaşlardan itibaren farkındalık kazanmasının önemini vurgulayan İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muzaffer Murat Değertekin, genç yaşta ortaya çıkan hipertansiyonda ilaç kullanımından kaçınmanın sakıncalarına işaret etti. Yüksek tansiyonun erken dönemde fark edilmesinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Değertekin, “Tansiyonu ne kadar erken tedavi edersek iki fayda ortaya çıkar. Birincisi, hastalığa bağlı problemleri o kadar erken önlemiş oluruz. İkincisi hastalığın tedavisinde kullanılan ilaç sayısı azalır. Bir ilaçla bu hastalığı ömür boyunca takip ve tedavi edebiliriz” diye konuştu</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muzaffer Murat Değertekin, hipertansiyon hastalarının dikkat etmesi gerekenler konusunda tavsiyelerde bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tansiyon değeri 120-80 olmalıdır</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Tansiyonun “Damarda dolaşan kanın damar duvarına yaptığı kan basıncı” olatak tanımlandığını belirten Prof. Dr. Değertekin, “Bu kan basıncının normal değerin üzerine çıkmasına da hipertansiyon ya da yüksek tansiyon diyoruz. Burada değer 120-80 olmalıdır. Eğer bir kişinin istirahat halinde ölçtüğü tansiyon, 120-80 üzerindeyse ‘Tansiyonu yükselmeye başlamış’ diyoruz. Takip eden birkaç gün içinde devamlı olarak tansiyon 140-90 üzerine çıkıyorsa o zaman hipertansiyon tanısını koyuyoruz” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hipertansiyonun yüzde 90’ını esansiyel tansiyon oluşturuyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hipertansiyonun nedenlerine değinen Prof. Dr. Değertekin, “Hipertansiyon erişkin yaşlarda ortaya çıkarsa esansiyel (primer) yani nedeni bilinmeyen tansiyon diyoruz. Genellikle hipertansiyonun yüzde 90’ını oluşturan primer hipertansiyonun nedeni bilinmemektedir. Birçok multi faktöriyel ve hafif genetik problemlerle erişkin yaşta görülmektedir. Diğerleri ise birtakım organ problemlerine bağlı oluşan hipertansiyonlardır. Bunlara da sekonder hipertansiyon deniyor” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hipertansiyon genç yaşlarda da ortaya çıkabilir</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hipertansiyonun genellikle ileri yaşlarda görüldüğünü ancak genç yaşlarda da ortaya çıkabildiğini belirten Prof. Dr. Değertekin, “Hipertansiyon genç yaşlarda da ortaya çıkar. O yüzden kişilerin bu konudaki farkındalığının önemi büyük. Bireylerin kan basıncını ölçtürmesi, zaman zaman bunları takip etmesi, özellikle genç yaşta başlayan hipertansiyonu yakalamak açısından önemli. Özellikle ailesinde yüksek tansiyon yani hipertansiyon olan kişilerin genç yaşta bu farkındalığının artırılması, kişinin tansiyon değerlerini takip etmesi, hastalığın erken dönemde fark edilmesini ve hastalığa bağlı probemlerin oluşmasının engellenmesini sağlar. Özellikle ailesinde yüksek tansiyon olan kişilerde 20’li yaşlardan sonra tansiyonun yakından takibi önemli” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Genç hastaların ilaç kullanmaması çok yanlış</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Genç yaşta ortaya çıkan hipertansiyon hastalığında ilaç kullanımından kaçınmanın en büyük hata olduğunu kaydeden Prof. Dr. Değertekin, “Yanlış bir inanış var: Sanki tansiyon yaşlı hastalığı hep ileri yaşta görülür. Genç yaşta tansiyon yüksek olsa bile ilaç kullanılmaktan kaçınılıyor. Bu çok yanlış. Önemli olan tansiyonu doğru zamanda yakalamak. Tansiyonu ne kadar erken tedavi edersek iki fayda ortaya çıkar. Birincisi, hastalığa bağlı problemleri o kadar erken önlemiş oluruz. İkincisi hastalığın tedavisinde kullanılan ilaç sayısı azalır. Bir ilaçla bu hastalığı ömür boyunca takip ve tedavi edebiliriz” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Kontrol altında tutulması hastalık riskini azaltıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hipertansiyonun kontrol altında tutulmasının önemini vurgulayan Prof. Dr. Değertekin, “Hipertansiyon kontrol altında tutulmazsa bütün organları etkiler çünkü o zaman kan basıncı bütün organlarda yükseleceği için özellikle kalp hastalıklarında ciddi problemler olabilir. Kalp krizleri, kalp yetersizlikleri, kalp duvar kalınlıkları ortaya çıkabilir. İkincisi göz, böbrek ve diğer periferik damar hastalıkları dediğimiz birçok hastalığı tetikleyebilir. O nedenle hipertansiyonun kontrolü çok önemlidir” dedi. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Hipertansiyon hastaları en çok nelere dikkat etmeli?</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hipertansiyon hastalarının dikkat etmesi gereken noktalara değinen Prof. Dr. Değertekin, “Hipertansiyon teşhisi konulmuşsa düzenli doktor kontrolünde olunmasında fayda var. Yaşam şekli değişikliği dediğimiz, doğru ve dengeli beslenme ile egzersizin hayatın bir parçası haline getirilmesi, varsa obezitenin kontrol altına alınması önemli. Kalp hastalıkları, diyabet, yüksek kolesterol gibi eşlik eden hastalıkları varsa bu hastalıklarla ilgili tedavilerin de doğru yapılması gerekir. Hipertansiyondan dolayı ilaç kullanmaları gerekiyorsa ilaçlarını düzenli bir şekilde doktor kontrolünde kullanmaları gerekmektedir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Egzersiz tansiyon ilacına ihtiyacı azaltır</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hipertansiyonda tuz tüketimine dikkat edilmesinin de önemini hatırlatan Prof. Dr. Değertekin, “Tuz tüketimi derken sadece yemeklere tuz atmak değil de özellikle tuz oranı yüksek olan işlenmiş gıdaları da dikkatli bir şekilde tüketmeleri önerilir. Bunun yanında hipertansif kişilerde egzersiz alışkanlığının oluşması, tansiyonun kontrol altına alınmasında etkili olur ve tansiyon ilacına ihtiyacın azalmasını sağlar. O yüzden bu kişilerin düzenli egzersiz yapması, ideal kilolarına yaklaşacak şekilde beslenme alışkanlıklarını da düzenlemeleri oldukça önemlidir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Tansiyon ilaçlarının düzenli kullanımında sorun yaşanıyor</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hipertansiyon hastalarında gözlemlenen en önemli sorunun ilaç kullanımında ortaya çıkan düzensizlikler olduğunu kaydeden Prof. Dr. Değertekin, şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Hipertansiyon hastalarının birçoğunda ilaç ihtiyacı doğar. Burada doktor kontrolünde hastaya uygun ilacın düzenlenmesi önemli. İlaçlar düzenlendikten sonra da bu ilacın ne kadar düzenli alınırsa tansiyonun o kadar kontrol altına alınacağı bilinmeli. Tansiyonumuzu ne kadar kontrol altında tutabilirsek tedavide de o kadar başarılı olunmuş denilebilir. Hem ülkemizde hem dünyada hipertansiyon hastalarında gözlemlenen en büyük problem, ilaç tedavisindeki aksama. İlaçların düzenli olarak kullanılmasında sorun yaşanyor. Hastalar ilaçlarını 6 ay, bir yıl kullanıyor, sonra ilaçlarını kesmek istiyor ya da kesiyorlar. Bu da tedavinin yarım kalmasına ve hipertansiyonun da olumsuz etkilerinden korunmayı sınırlı hale getiriyor. O yüzden ilaç tedavisi başlanmışsa tedavinin düzenli yapılması önemli. Hasta ve doktor arasında uyum açısından iletişim de önemli.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bireysel ve toplumsal farkındalık önemli</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Hipertansiyonun önlenmesinde bireysel ve toplumsal farkındalığın önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Muzaffer Murat Değertekin, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>“Türkiye’de yüzde 30-40 oranında kişi, hipertansiyonunun farkında değil. Önemli olan ikinci nokta ise hipertansiyon teşhisi konulduktan sonra ilaç tedavisine başlandığında hasta ‘Nasıl olsa ilaç kullanıyorum’ diye tansiyonunu takip etmiyor. Bu yüzden de yine yüzde 30-40’ının etkin ilaç kullanma problemi var. Hem hastalığın farkındalığı ve tanısında bir problemimiz var hem de tanı konulduktan sonra ilacın düzenli kullanımında bir problem var. Bu iki problemin özellikle aşılması, hipertansyon kontrolü ve hipertansiyona bağlı oluşacak ek hastalıkların kontrolü açısından önemli. </span></span></span></span></span></span></p>
<p><span><span><span><b><span><span><span>Bilinçlenme çocukluk çağında başlamalı</span></span></span></b></span></span></span></p>
<p><span><span><span><span><span><span>Yaşam şekli değişikliği konusunda toplumu motive etmek lazım. En önemlisi hipertansiyonla beraber giden obezite gibi eşlik eden hastalıklar konusunda da erken dönemde ailelerin çocuklarına egzersiz, ideal kilo, doğru beslenme alışkanlıkları, tüketilen gıdaların seçimi gibi konularda yönlendirme yapması, ileride çocukların obezite ve hipertansiyondan korunmasını sağlar. Düzgün gıda tüketimi ve düzenli egzersiz alışkanlığı olanların hipertansiyonla karşılaşma riski düşer ya da bir genetik yatkınlık varsa ortaya çıkması ötelemiş ya da geciktirilmiş olur.”</span></span></span></span></span></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/genc-yasta-hipertansiyon-tanisi-alanlar-ilaclarini-aksatmamali-536104">Genç yaşta hipertansiyon tanısı alanlar ilaçlarını aksatmamalı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Humanis&#8217;ten 5 Mayıs&#8217;ta Pulmoner Hipertansiyon farkındalığı etkinliklerine koşulsuz destek</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/humanisten-5-mayista-pulmoner-hipertansiyon-farkindaligi-etkinliklerine-kosulsuz-destek-526746</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 May 2025 11:45:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[destek]]></category>
		<category><![CDATA[etkinliklerine]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[humanisten]]></category>
		<category><![CDATA[koşulsuz]]></category>
		<category><![CDATA[mayısta]]></category>
		<category><![CDATA[pulmoner]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=526746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya genelinde nadir görülen ve teşhisi zor olan Pulmoner Hipertansiyon (PH), akciğerlerdeki damar basıncının artması nedeniyle kalbin olağandan fazla çalışmasına yol açarak ciddi sağlık sorunlarına sebep oluyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/humanisten-5-mayista-pulmoner-hipertansiyon-farkindaligi-etkinliklerine-kosulsuz-destek-526746">Humanis&#8217;ten 5 Mayıs&#8217;ta Pulmoner Hipertansiyon farkındalığı etkinliklerine koşulsuz destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde nadir görülen ve teşhisi zor olan Pulmoner Hipertansiyon (PH), akciğerlerdeki damar basıncının artması nedeniyle kalbin olağandan fazla çalışmasına yol açarak ciddi sağlık sorunlarına sebep oluyor. Genellikle KOAH gibi solunum hastalıklarıyla karıştırılabilen Pulmoner Hipertansiyon, erken teşhis edilmediğinde hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürerek ölüme sebebiyet veriyor. Bu hastalığa dikkat çekmek amacıyla 5 Mayıs Dünya Pulmoner Hipertansiyon Farkındalık Günü kapsamında Akciğer Damar Hastalıkları Araştırma Derneği (ADHAD), Türk Pediatrik Kardiyoloji ve Kalp Cerrahisi Derneği ile Pulmoner Hipertansiyon ve Skleroderma Hasta Derneği tarafından Humanis’in koşulsuz desteğiyle Ankara’da üç önemli etkinlik düzenlendi. Humanis bu etkinliklerle Pulmoner Hipertansiyon konusunda bilinç oluşturmayı ve erken teşhisin önemini vurguluyor.</p>
<p><strong>İlk etkinlikler Gazi Üniversitesi’nde düzenlenecek</strong></p>
<p>4 Mayıs’ta Gazi Üniversitesi Rektörlüğü’nde 2. Pulmoner Hipertansiyon Bocce-Petank Yarışması gerçekleştirildi.<strong> </strong>İlki 2024 yılında yapılan bu yarışmada, Pulmoner Hipertansiyonda azalan efor kapasitesine karşın hastaların sosyal ve sportif faaliyetlerden uzak kalmasına gerek olmadığı mesajı verildi. Ciddi efor kapasitesi düşüklüğüne karşın her hastanın yapabileceği bir spor faaliyeti bulunabilineceğine de dikkat çekildi. </p>
<p>5-6 Mayıs’ta Gazi Üniversitesi Hastanesi Tıp Fakültesi’nde sanal bir bisiklet antrenman uygulaması olan Zwift etkinliği düzenlenerek Pulmoner Hipertansiyon hastaları için pedal çevrildi. Pulmoner Hipertansiyon tanısında ve izleminde kullanılan 6 dakika yürüme mesafesi testini referans alarak egzersiz kapasitesine dikkat çekmek amacıyla düzenlenecek bu etkinlikte, katılımcılar Zwift’e bağlı bisikleti 6 dakika boyunca kullanarak kat ettikleri mesafeyi ölçebildi. En yüksek mesafeyi tamamlayan ilk üç kişiye ödüller verildi.</p>
<p><strong>Etkinliklerle erken teşhis bilinci oluşturulacak</strong></p>
<p>İnsan sağlığına değer katan projelerin bir parçası olmaktan gurur duyduklarını söyleyen <strong>Humanis Ticari Operasyonlar Genel Müdürü Dr. Yalçın Yaşin</strong>, “<em>Sağlık alanında farkındalık yaratmanın ancak bilimsel veriye dayalı, yenilikçi yaklaşımlarla mümkün olduğuna inanıyoruz</em>”<em> </em>sözleri ile bilimsel verilerin tedavi sürecindeki rolünü vurguladı. Pulmoner Hipertansiyon sıklıkla KOAH ile karıştırıldığına dikkat çeken Dr. Yaşin, “<em>Pulmoner Hipertansiyon hastalığında erken ve doğru teşhis hayati bir öneme sahip. Humanis’in koşulsuz desteğiyle hayata geçen sergi ve Zwift etkinliği, Pulmoner Hipertansiyon konusunda toplumsal farkındalığı artıracak. Zwift’te 6 dakika boyunca çevrilecek pedalla PH tanısında kullanılan 6 dakika yürüme mesafesi testini simüle ederek 6 dakikanın önemini kavratmayı ve erken teşhis konusunda toplumu bilinçlendirmeyi amaçlıyoruz</em>”<em> </em>dedi.<em> </em>Pulmoner Hipertansiyonun belirtileri ve tedavileri hakkında toplumsal farkındalığın bu yolda kritik olduğunun altını çizen Dr. Yaşin<em> </em>“<em>Farkındalığın artırılmasına yönelik projelere Humanis olarak koşulsuz destek vermeye devam edeceğiz</em>” diyerek sözlerini noktaladı.</p>
<p><strong> PH Hastalarının Mücadelelerinin Yansıtılacağı Fotoğraf Sergisi (5 – 11 Mayıs 2025) Humanis’in Koşulsuz Desteği ile Gerçekleşecek</strong></p>
<p>5-11 Mayıs tarihleri arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi Ulus Gençlik Merkezi’nde Humanis’in koşulsuz desteğiyle “PULMONER (Yalnızlık) HİPERTANSİYON (Farkındalık)” adlı fotoğraf sergisi düzenlendi. Sergide, PH hastalarının yaşamlarından kesitler sunuldu ve onların mücadeleleri, duyguları ve umutları Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi fotoğraf topluluğu öğrencilerinin modelliğinde görsel anlatımla izleyicilere aktarıldı. Ayrıca, serginin hikâyesini anlatan özel bir ön gösterim filmi, merkezin butik sinema salonunda ziyaretçilerle buluştu.</p>
<p><strong>Pulmoner Hipertansiyon Hastalığında Erken Teşhis Hayat kurtarıyor</strong></p>
<p>Toplumsal farkındalık çalışmalarının önemini vurgulayarak sözlerine başlayan <strong>ADHAD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serdar Kula</strong>, “<em>Pulmoner Hipertansiyon hastaların hayat kalitesini ciddi şekilde düşürüyor ve ölümcül olabiliyor. Bu hastalıkta erken teşhis hayat kurtarıyor”<strong> </strong>sözleri ile erken teşhisin önemini vurguladı<strong>. </strong>5 Mayıs Dünya Pulmoner Hipertansiyon Farkındalık Günü kapsamında açılan sergi hakkında konuşan Prof. Dr. Kula,<strong> </strong>“Hastaların tedavi sürecinde verdikleri mücadeleye ziyaretçilerin şahit olmasını sağlayacak, hastalık ve erken teşhis hakkında toplum bilincini artıracak</em>” sözleri serginin anlamına dikkat çekti.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/humanisten-5-mayista-pulmoner-hipertansiyon-farkindaligi-etkinliklerine-kosulsuz-destek-526746">Humanis&#8217;ten 5 Mayıs&#8217;ta Pulmoner Hipertansiyon farkındalığı etkinliklerine koşulsuz destek</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipertansiyon gençlerde de hızla artıyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-genclerde-de-hizla-artiyor-459358</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 May 2024 09:10:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artıyor]]></category>
		<category><![CDATA[gençlerde]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hızla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=459358</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atar damarlardaki kan basıncının çok yüksek olması anlamına gelen hipertansiyon tüm dünyada ve Türkiye'de kardiyovasküler hastalıklar için en yaygın risk faktörü olmaya devam ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-genclerde-de-hizla-artiyor-459358">Hipertansiyon gençlerde de hızla artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre; dünyada 1.5 milyardan fazla kişi hipertansiyon hastası. Ülkemizde de neredeyse her 3 kişiden 1<span>’</span>ine  hipertansiyon (140/90 mmHg veya daha yüksek) tanısı konuyor. Üstelik yapılan son çalışmalar hipertansiyonun 20  yaş grubundaki genç yetişkin popülasyonda, hatta çocuklarda bile giderek yaygınlaştığını gösteriyor. Tedavi edilmediğinde kalp krizinden inmeye, beyin kanamasından böbrek yetersizliğine kadar ciddi sonuçlara yol açabilen hipertansiyon çoğu zaman belirtisiz seyrediyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, </strong>bu nedenle hiçbir yakınması olmasa  da kan basıncının çocukluktan itibaren düzenli olarak ölçülmesi gerektiğine dikkat çekerek, <span>“</span>Hipertansiyonun önlenebilir bir hastalık olduğu ve her yaşta görülebildiği unutulmamalıdır. Dolayısıyla kardiyovasküler hastalık  riski yüksek olan çocuklarda, anne veya babasında hipertansiyon olan çocuklarda, yine kilolu veya obezite sorunu olan ve hareketsiz yaşam tarzına sahip gençlerde yılda en az bir kez kan basıncının kontrol edilmesi son derece önemlidir” diyor. <strong>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, </strong>hipertansiyonun genç yaşlarda görülmesine yol açan etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </span></p>
<p><span><strong>Aşırı tuz tüketmek</strong></span></p>
<p><span>Fazla tuz içeren fast food tarzı gıdaların ve aşırı işlenmiş ürünlerin sık sık tüketilmesi hipertansiyonun daha erken yaşlarda görülmesine neden olabiliyor. Yapılan araştırmalara göre, günde 5 gramdan fazla tuz tüketen kişilerin hipertansiyona yakalanma riski daha yüksek. Türkiye<span>’</span>de genel popülasyonda yapılan SALTURK çalışmasında, günlük tuz tüketimi yaklaşık 15 gram olarak saptandı. Hipertansiyon tanısı olan hastaların ise çok fazla tuzlu yiyeceklerden kaçınmaları ve günde 2 gramın altında kalmaya çalışmaları gerekiyor. </span></p>
<p><span><strong>Obezite</strong></span></p>
<p><span>Çağımızın önemli bir sorunu olan ve genç nüfusta, hatta çocuklarda bile görülme sıklığı hızla artan obezite de hipertansiyona neden olan önemli bir etken. Sağlık Bakanlığı verileri, ülkemizde erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 65<span>’</span>inin ideal değerlerin üzerinde bir vücut ağırlığına sahip olduğunu bildiriyor. Yapılan araştırmalar  yüksek vücut kitle indeksi (> 25 kg/m2) veya geniş bel/kalça oranına (>0,85) sahip kişilerde hipertansiyon riskinin 3 kat<strong> </strong>artığını gösteriyor. </span></p>
<p><span><strong>Hatalı beslenme alışkanlığı</strong></span></p>
<p><span>Gençlerde görülen yüksek tansiyonun bir diğer önemli sebebi, sağlıksız beslenme ve çabuk tüketilen besinlere (fast food) kayan yeme alışkanlığı. Yapılan çalışmalar, işlenmiş besinlerin, doymuş veya trans yağ oranı yüksek yiyeceklerin, rafine şekerin ve yine gençlerin beslenmelerinde daha az meyve ve sebzeye yer vermelerinin hipertansiyondaki sayısal artışla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper  Karakuş, <span> &#8220;</span>Yüksek tansiyon hastalarının ağırlıklı olarak sebze ve meyve, daha az yağlı besinler, tam tahıl ve sebze kaynaklı proteinler tüketmeleri çok önemlidir” diyor.</span></p>
<p><span><strong>Hareketsiz yaşam</strong></span></p>
<p><span>Gençlerde egzersiz eksikliği de hipertansiyon gelişimine yol açabilen bir başka önemli etkeni oluşturuyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, yürümek, koşmak, yüzmek ve ağırlık kaldırmak gibi güç artıran fiziksel aktivitelerin yüksek tansiyonu önlemeye ve düşürmeye yardımcı olduğunu belirterek,  <span>“</span>Dünya Sağlık Örgütü haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta  aerobik egzersiz (veya haftada 75 dakika şiddetli aerobik egzersiz) ile haftada en az 2 gün güç geliştirme egzersizleri yapılmasını önermektedir” bilgisini veriyor. </span></p>
<p><span><strong>Tütün ürünleri kullanmak</strong></span></p>
<p><span>Sağlık Bakanlığı verileri; 15 yaş ve üzerindeki gençlerin yaklaşık yüzde 27<span>’</span>sinin aktif sigara içicisi olduğunu bildiriyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş,<strong> </strong>malign hipertansiyon olarak adlandırılan çok yüksek seviyelerdeki hipertansiyonun sigara tüketimiyle doğrudan ilişkisinin ortaya konduğuna işaret ederek, “Özellikle, hipertansiyonu olup sigara içenlerde malign hipertansiyona yakalanma riskinin sigara içmeyenlere göre 5 kat daha fazla olduğu kanıtlanmıştır. 2019 yılında yayınlanan Türk Hipertansiyon Uzlaşı raporu sigarayı bırakmanın kardiyovasküler riskini azaltmada en etkili önlemlerden biri olduğunu vurgulamıştır” diye konuşuyor. </span></p>
<p><span><strong>Alkol tüketimi</strong></span></p>
<p><span>Yaygın inanışın aksine, kronik etanol tüketimi kan basıncını düşürmediği gibi erkekler için günde 20–30 gram ve kadınlar için 10–20 gram etanolün aşılması kardiyovasküler sorunların gelişme riskinin daha çok artmasıyla sonuçlanıyor. Araştırmalar, hipertansiyon tanısı olan gençlerde yüzde 54 oranında alkol tüketimi olduğunu gösteriyor. </span></p>
<p><span><strong>Anksiyete</strong></span></p>
<p><span>Gözlemsel çalışmalara göre, genç yetişkinlerde anksiyete tanısı sonrasında hipertansiyon gelişme riski daha yüksek. Otonom mekanizmalardaki değişikliklere daha uzun süre maruz kalmayla açıklanan bu durum, hipertansiyon tanısı alan genç hastalarda anksiyetenin erken tespitine ve yönetimine dikkat çekiyor.</span></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-genclerde-de-hizla-artiyor-459358">Hipertansiyon gençlerde de hızla artıyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipertansiyon 35-50 yaş arası erkekleri tehdit ediyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-35-50-yas-arasi-erkekleri-tehdit-ediyor-376076</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 May 2023 10:26:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arası]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[erkekleri]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=376076</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hipertansiyon görülme oranının yaş ilerledikçe arttığına dikkat çeken Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hakan Vural, “Buna karşın tansiyon yüksekliği genellikle ilk olarak 35-50 yaşlarında saptanır. 50 yaşın altındaki grupta erkeklerde daha sıktır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-35-50-yas-arasi-erkekleri-tehdit-ediyor-376076">Hipertansiyon 35-50 yaş arası erkekleri tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hipertansiyon görülme oranının yaş ilerledikçe arttığına dikkat çeken Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hakan Vural, “Buna karşın tansiyon yüksekliği genellikle ilk olarak 35-50 yaşlarında saptanır. 50 yaşın altındaki grupta erkeklerde daha sıktır. 55 yaşından sonra ise kadınlarda görülme sıklığı daha fazladır. Hipertansiyonun hasar oluşturduğu başlıca organlar kalp, beyin, gözler ve böbreklerdir” dedi.</strong></p>
<p>Medical Park Gebze Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hakan Vural, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla hipertansiyon hastalığı ile ilgili açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Hipertansiyonun (yüksek tansiyon) tanımına değinen Prof. Dr. Vural, “Hipertansiyon, kalbin pompaladığı kanın damar duvarlarına uyguladığı basıncın normal kabul edilen değerlerin üzerine çıkmasıdır. Büyük tansiyonun 140 mmHg ve küçük tansiyonun 90 mmHg ve üzerinde olması yüksek tansiyon olarak kabul edilir. Hipertansiyon uzun süre belirti vermeden böbrek, beyin ve kalbe hasar vermesi sebebiyle ‘sessiz düşman’ olarak da anılmaktadır” diye konuştu.</p>
<p><strong>HER DÖRT ÖLÜMDEN BİRİ HİPERTANSİYON SEBEBİ</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre ülkemizde her dört ölümden birinin nedenin hipertansiyon olduğunu söyleyen Prof. Dr. Vural, “Bu nedenle erken tanı ve sabırla sürdürülecek tedavi çok büyük bir önem arz etmektedir.  Son yıllarda ülkemizde de artan hipertansiyon bilinçlilik çalışmalarına rağmen ne yazık ki toplumun farkındalık düzeyi çok düşüktür. Türkiye’de hipertansiyon farkındalığı bilimsel araştırmalara göre yüzde 58,1’dir. Yani hipertansiyon hastalarının yaklaşık yüzde 42’si hastalıklarının farkında bile değildir. Hipertansiyon tanısı almış hastaların da maalesef sadece 3’te 1’inde kan basıncı kontrol altındadır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>35-50’Lİ YAŞLARDA GÖRÜLEBİLİR</strong></p>
<p>Hipertansiyon görülme oranının ilerleyen yaşla birlikte arttığını vurgulayan Prof. Dr. Vural, “Buna karşın tansiyon yüksekliği genellikle ilk olarak 35-50 yaşlarında saptanır. 50 yaşın altındaki grupta erkeklerde daha sıktır. 55 yaşından sonra ise kadınlarda görülme sıklığı daha fazladır. Hipertansiyonun hasar oluşturduğu başlıca organlar kalp, beyin, gözler ve böbreklerdir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>İLAÇ TEDAVİSİ UYGULANABİLİR</strong></p>
<p>Tedavi yollarından bahseden Prof. Dr. Vural, “Hipertansiyon tedavisinin temelinde yaşam tarzı değişiklikleri yatar. Aynı zamanda tedavinin önemli bir bölümünü de ilaç tedavisi oluşturur. Hipertansiyon önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır ve mutlaka bir doktor tarafından takip edilmelidir” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>TUZ TÜKETİMİ AZALTILMALI</strong></p>
<p>Prof. Dr. Ahmet Hakan Vural, yüksek tansiyonu olan bir bireyin yapması gerekenleri şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>“Tütün ve alkol kullanımından vazgeçmesi.</li>
<li>Sağlıklı beslenmesi.</li>
<li>Kilo vermesi.</li>
<li>Fizik aktivitelerini düzenli yapması.</li>
<li>Tuz kullanımını azaltması.</li>
<li>İlaçlarını önerilen dozda ve sürede, aksatmadan kullanması.</li>
<li>Hastanın kan basıncının düzenli takibi sağlanmalıdır.”</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-35-50-yas-arasi-erkekleri-tehdit-ediyor-376076">Hipertansiyon 35-50 yaş arası erkekleri tehdit ediyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipertansiyon Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-375716</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2023 09:26:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmesi]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=375716</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülkemizde her 3 kişiden birinin hipertansiyon hastası olduğu biliniyor. Ancak bu sinsi hastalık uzun yıllar hiçbir belirti vermeden ‘sessizce’ ilerleyebildiği için sayının çok daha yüksek olduğu öngörülüyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-375716">Hipertansiyon Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde her 3 kişiden birinin hipertansiyon hastası olduğu biliniyor. Ancak bu sinsi hastalık uzun yıllar hiçbir belirti vermeden ‘sessizce’ ilerleyebildiği için sayının çok daha yüksek olduğu öngörülüyor. ‘Sessiz hipertansiyon’da, yüksek hipertansiyonunun yol açtığı baş ağrısı veya baş dönmesi gibi sorunlar yaşanmadığını yani herhangi bir uyarı işareti olmadığını belirten <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci </strong>“Kişinin hiçbir şikayeti olmasa bile yüksek tansiyon yine de organlara zarar vererek kalp hastalığı, felç ve böbrek hastalığı gibi çok ciddi hastalıkların riskini artırabiliyor. Bu nedenle sessiz katil olarak da adlandırılıyor” diyor. Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci, <strong>17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü</strong> kapsamında yaptığı açıklamada, hipertansiyon hakkında bilinmesi gereken 5 noktayı anlattı, ‘sessiz hipertansiyon’a yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Bu risklere dikkat!</strong></p>
<p>Sessiz hipertansiyon görünürde hiçbir şikayete yol açmadığı için “benim bir sorunum yok” yanılgısına düşmemek gerektiğini vurgulayan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci bazı kişilerin yüksek riskli grupta olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Özellikle ailenizde hipertansiyonu olan bir kişi varsa, orta yaş ve üzerindeyseniz, kilonuz ideal kilonuzdan fazlaysa, hareketsiz bir yaşam tarzına sahipseniz, sürekli stres altında yaşıyor ve stresinizi yönetemiyorsanız, uyku apneniz varsa hipertansiyon açısından riskli gruptasınız demektir ve tansiyon ölçümünü mutlaka düzenli yapmanız gerekir.” </p>
<p><strong>Sessizce organlara zarar veriyor!</strong></p>
<p>Sessiz hipertansiyonun yıllar içerisinde vücuda zarar verebileceğini hatta kalp hastalığı, felç ve böbrek hastalığı gibi çok ciddi hastalıkların riskini artırabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebebi, bu nedenle herhangi bir belirti olmasa da bazı durumlarda mutlaka şüphelenmek ve doktora başvurmak gerektiğini söylüyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci şöyle konuşuyor: “Sessiz katil terimi genellikle sessiz hipertansiyonu tanımlamak için kullanılır çünkü genellikle semptom göstermediğinden insanlar kalp krizi veya inme gibi tıbbi bir acil durumla karşılaşana kadar hipertansiyonları olduğunu fark etmeyebilirler.”</p>
<p><strong>Yaygın bir hastalık!</strong></p>
<p>Ülkemizde her 3 kişiden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci “Araştırmalar, özellikle yetişkinler arasında sessiz hipertansiyonun yaygın olduğunu gösteriyor. Sessiz hipertansiyona yönelik Journal of Hypertension&#8217;da yayınlanan bir çalışma, yüksek tansiyonu olan yetişkinlerin yaklaşık yüzde 30&#8217;unda herhangi bir belirti görülmediğini ortaya koyarken, American Journal of Epidemiology&#8217;de yayınlanan bir başka çalışma da, 18- 85 yaş arası yetişkinlerin yaklaşık yüzde 17’sinde sessiz hipertansiyon olduğunu gösteriyor” diyor.</p>
<p><strong>Bu belirtileri dikkate alın!</strong></p>
<p>Hipertansiyonun (yüksek kan basıncının) genellikle belirgin semptomları olmasa da baş ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı, bulanık görme veya göğüs ağrısı gibi şikayetlerin mutlaka dikkate alınması, “çok stresli bir gündü onun için başım ağrıyor” ya da “çok koşturdum dinleneyim geçer” gibi düşüncelerle ihmal edilmemesi gerekiyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci “Bu semptomlar hipertansiyona özgü olmadığından yüksek tansiyonunuz olup olmadığını öğrenmenin tek yolu bir sağlık uzmanı tarafından ölçülmesidir. Düzenli tansiyon kontrolü, hipertansiyonun saptanması ve vücuda zararlarının en aza indirilmesi için büyük önem taşımaktadır” diyor. </p>
<p><strong>Tedavide bu önerilere dikkat!</strong></p>
<p>Sessiz hipertansiyonun tedavisinde yaşam tarzı değişiklikleri ve kan basıncını düşürücü ilaçların önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci “Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, ideal kiloyu koruma, tuzu azaltma, alkol ve sigaradan kaçınma, ilaçları düzenli kullanma kan basıncını düşürmeye ve hipertansiyondan kaynaklanan komplikasyon risklerini azaltmaya yardımcı olacaktır” diye konuşuyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-375716">Hipertansiyon Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Önemli Nokta!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipertansiyon inme ve böbrek sorunlarına yol açabilir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-inme-ve-bobrek-sorunlarina-yol-acabilir-372255</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 May 2023 09:14:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[hipertansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[inme]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlarına]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=372255</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hipertansiyon hastalığı hakkında uyarılarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mesut Orhan, “Primer hipertansiyon, kalp-damar sistemindeki kan basıncının sürekli olarak yüksek olmasıdır.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-inme-ve-bobrek-sorunlarina-yol-acabilir-372255">Hipertansiyon inme ve böbrek sorunlarına yol açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hipertansiyon hastalığı hakkında uyarılarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mesut Orhan, “Primer hipertansiyon, kalp-damar sistemindeki kan basıncının sürekli olarak yüksek olmasıdır. Yüksek kan basıncı, kan damarlarının duvarlarına fazla baskı yaparak zamanla hasara neden olabilir. Bunun sonucunda kalp hastalığı, böbrek hastalığı, inme ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Primer hipertansiyonun teşhisi kan basıncının ölçülmesiyle konulur” dedi.</strong></p>
<p>Medical Park Tokat Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mesut Orhan, hipertansiyon hakkında bilgilendirmelerde bulundu. İki tür hipertansiyon hastalığı olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Orhan primer (birincil) ve sekonder (ikincil) hipertansiyon tipleri olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>KALP HASTALIĞINA NEDEN OLABİLİR</strong></p>
<p>Esansiyel hipertansiyon olarak da adlandırılan primer hipertansiyonun kalp-damar sistemindeki kan basıncının sürekli yüksek olması anlamına geldiğini belirten Uzm. Dr. Orhan, “Yüksek kan basıncı, kan damarlarının duvarlarına fazla baskı yaparak zamanla hasara neden olabilir. Kalp hastalığı, böbrek hastalığı, inme ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Primer (esansiyel) hipertansiyonun teşhisi kan basıncının ölçülmesiyle konulur. Kan basıncı, üst (sistolik) ve alt (diyastolik) olmak üzere iki sayıdan oluşur. Normal kan basıncı 120/80 mmHg olarak kabul edilirken, 140/90 mmHg veya daha yüksek olan kan basıncı yüksek olarak kabul edilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>ÇEVRESEL FAKTÖRLER ETKİLİ OLABİLİR</strong></p>
<p>Primer (birincil) hipertansiyonunun nedenlerini açıklayan Uzm. Dr. Orhan, “Primer hipertansiyonun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik ve çevresel faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir. Yaş, aşırı kilo, hareketsiz yaşam tarzı, tuz alımı, stres ve alkol tüketimi gibi faktörler, esansiyel hipertansiyon riskini artırabilir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İLAÇ KULLANIMI RİSKİ ARTIRABİLİR</strong></p>
<p>Sekonder hipertansiyon çeşitlerinin ise belirli bir nedene bağlı olarak ortaya çıktığını söyleyen Uzm. Dr. Orhan, “Örneğin, böbrek hastalığı, adrenal bezlerin bir hastalığı veya ilaç kullanımı gibi nedenler yüksek kan basıncına neden olabilir. Bu tür hipertansiyonlara ikincil hipertansiyon denir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>BU BELİRTİLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Mesut Orhan, hipertansiyon hastalığının belirtilerini şöyle sıraladı:</p>
<p>• Yorgunluk,</p>
<p>• Bulantı,</p>
<p>• Baş ağrısı,</p>
<p>• Stres, fiziksel aktiviteler sonrasında burun kanaması,</p>
<p>• Baş dönmesi,</p>
<p>• Sinirlilik,</p>
<p>• Zayıflama,</p>
<p>• Kalp çarpıntısı,</p>
<p>• Bulanık görme,</p>
<p>• Gözlerde şişlik,</p>
<p>• Gece sık şekilde idrara çıkma,</p>
<p>• Anksiyete,</p>
<p>• Uyku sorunları,</p>
<p>• İşitme sorunları,</p>
<p>• Duygusal anlamda sorun yaşama,</p>
<p>• Hızlı ve düzensiz şekilde kalp atışı,</p>
<p>• Nefes darlığı,</p>
<p>• Vücutta ödem.</p>
<p><strong>DÜZENLİ EGZERSİZ YAPMAK OLDUKÇA ÖNEMLİ</strong></p>
<p>Tedavi yollarına değinen Uzm. Dr. Orhan, “Primer hipertansiyonun potansiyel risklerini azaltmak için, kan basıncını düzenli olarak ölçmek, yaşam tarzı değişiklikleri yapmak (düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, tuz ve alkol tüketimini sınırlamak) ve doktorunuzun önerdiği ilaç tedavisini düzenli olarak uygulamak önemlidir. Tedavi, yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaçlarla yapılabilir. Yaşam tarzı değişiklikleri arasında kilo verme, düzenli egzersiz yapma, tuz alımını sınırlama ve alkol tüketimini azaltma gibi önlemler yer alır. İlaç tedavisi, kan basıncını düşürmeye yardımcı olan çeşitli ilaçları içerebilir. Primer hipertansiyon tedavisinde kişinin yaşam tarzı değişiklikleri yapması, ilaç tedavisi veya her ikisi bir arada kullanılması önerilir. Tedavi protokolü bireysel olarak belirlenir ve kişinin yaşına, cinsiyetine, genel sağlık durumuna, diğer ilaç kullanımına ve yüksek kan basıncı düzeyine göre değişebilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>TEDAVİ YOLLARI</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Orhan, primer hipertansiyon tedavisinde uygulanabilecek adımları şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>Yaşam tarzı değişiklikleri: Kişinin kan basıncını düzenli olarak ölçmesi ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemesi önerilir. Bu, düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, tuz ve alkol tüketimini sınırlamak, sigara içmemek ve stresi azaltmak anlamına gelir.</li>
<li>Sigara ve alkol risk faktörleri konusunda oldukça etkilidir. Bundan kaynaklı olarak da kısa süre içinde bırakılmalıdır.</li>
<li>Günlük 6 gramın üzerinde tuz kullanımı da risk faktörleri içinde bulunur. Bu değerin üzerine çıkmamak gerekir. Fazla tuz su tutulumuna sebep olur ve vücutta sıvı oranı artışı yapar.</li>
<li>Doğru beslenmek, risk faktörleri konusunda önlem almaya olanak sağlar. Baharatlı, fast food, tuzlu, yağlı yiyeceklerden uzak durulması gerekir. Bunun yerine tahıllı ve lifli ürünler tercih edilmelidir. Tansiyon tedavisi kapsamında risk faktörleri önüne geçilmesi için doğru beslenme çok önemlidir.</li>
<li>Fiziksel aktiviteler hem kilo kontrolü sağlar hem de tansiyon tedavisi kapsamında sağlıklı bir yaşam sunar. Haftanın birkaç günü kişinin tercihine bağlı olarak açık havada ya da spor salonunda egzersiz yapması uygun olacaktır. Düzenli spor yapmak başka sorunların yaşanmasının da önüne geçer.</li>
<li>İlaçlar düzenli kullanılmalıdır</li>
<li> İlaç dışında elektroforez, fitoterapi, akapuntur, psikoterapi ve işitsel eğitimler ile de destek sağlanabilmektedir.</li>
</ul>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/hipertansiyon-inme-ve-bobrek-sorunlarina-yol-acabilir-372255">Hipertansiyon inme ve böbrek sorunlarına yol açabilir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
