<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>haz | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/haz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/haz</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 17 May 2026 19:43:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>haz | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/haz</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İlmek ilmek dayanışma, nesiller arası umut</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ilmek-ilmek-dayanisma-nesiller-arasi-umut-635962</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2026 19:43:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[arası]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[haz]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[huzurevi]]></category>
		<category><![CDATA[ilmek]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Büyükşehir]]></category>
		<category><![CDATA[lmek]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu]]></category>
		<category><![CDATA[nesiller]]></category>
		<category><![CDATA[noktaları]]></category>
		<category><![CDATA[proje]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635962</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Bir İlmek, Bir Umut – Nesiller Arası Dayanışma Projesi”, dayanışmayı büyüten örnek bir sosyal hizmet modeli olarak dikkat çekiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilmek-ilmek-dayanisma-nesiller-arasi-umut-635962">İlmek ilmek dayanışma, nesiller arası umut</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Bir İlmek, Bir Umut – Nesiller Arası Dayanışma Projesi”, dayanışmayı büyüten örnek bir sosyal hizmet modeli olarak dikkat çekiyor. Bağışlanan yünler huzurevi sakinlerinin emeğiyle atkı, bere, eldiven ve yeleğe dönüşürken, hazırlanan ürünler belediyenin Danışma ve Dayanışma Noktaları aracılığıyla ihtiyaç sahibi çocuklara ulaştırılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, dağıtıma ilkbahar döneminde de devam edecek. </p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği “Bir İlmek, Bir Umut – Nesiller Arası Dayanışma Projesi”, kuşaklar arası dayanışmayı büyüten örnek bir sosyal hizmet modeli olarak öne çıkıyor. Bağış yoluyla gelen yünler, Buca Sosyal Yaşam Kampüsü’ndeki Zübeyde Hanım Huzurevi sakinlerinin emeğiyle bere, atkı, yelek ve eldivene dönüşüyor. Hazırlanan ürünler ise İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yerinde hizmet anlayışı doğrultusunda kentin farklı noktalarında kurduğu Danışma ve Dayanışma Noktaları aracılığıyla ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılıyor.</p>
<p><strong>İlkbahar döneminde de sürecek</strong><br />Sevgiyle örülen ilmeklerin çocuklara umut olduğu projede, ileri yaşlı bireylerin üretkenliği ve sosyal yaşama katılımı destekleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, ücretsiz dağıtımı ilkbahar döneminde de sürdürerek gelecek kış için şimdiden hazırlık yapıyor. Proje ile toplumsal dayanışma ile gönüllülük kültürünün yaygınlaştırılması da amaçlanıyor. </p>
<p><strong>“Çocuklarımızın yüzü gülsün”</strong><br />Çalışma hakkında bilgi veren Sosyal Hizmetler ve Yardımlar Şube Müdürü Sultan Tut, “Vatandaşlarımızın Dayanışma ve Danışma Noktalarına bağışladığı ipliklerle projeye başladık. Ayrıca ördükleri ürünleri de bağışlayanlar oldu. İkinci aşamada huzurevi sakinlerimizce el emeği göz nuruyla bere ve atkılarımız örüldü. Üçüncü aşamada ise dağıtıma başlandı. İhtiyaç sahibi ailelerimizin çocuklarına atkı ve berelerimizi ücretsiz veriyoruz. Çocuklarımızın yüzü her zaman gülsün. Cemil Başkan’ımızın önderliğinde vatandaşlarımızın her zaman yanındayız” dedi. </p>
<p><strong>“Çocukları mutlu etmek her zaman güzel”</strong><br />Projeden yararlanan Tuğba Taşdelen, “Teşekkür ederiz, çocukları mutlu etmek her zaman güzel. Örenlerin ellerine emeklerine sağlık. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden memnunuz” diye konuştu. Ruken Özek ise “Allah razı olsun. Bütün hizmetlerden memnunuz. Dayanışma Noktaları’ndan da yararlanıyoruz” ifadelerini kullandı.<br /> <br /><strong>“Elimden fazla gelseydi daha fazlasını yapardım”</strong><br />Bağış yaparak projeye destek veren Emine Çavdar da “Çok iyi bir uygulama. Bir vatandaşa destek vermek çok güzel. Elimden gelse daha fazlasını yapardım. Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ederim” diye konuştu. </p>
<p><strong>“Gönüllüyüz”</strong><br />El emekleriyle ve harcadıkları yoğun mesaiyle projeye katkı sunan huzurevi sakinleri de mutluluklarını dile getirdi. Meryem Subaş, “Projede olmak çok hoşuma gidiyor. Hem zamanımızı daha iyi şekilde değerlendiriyoruz hem de çocukları sevindiriyoruz. Güle güle kullansınlar, biz seve seve yapıyoruz. Bize de terapi oluyor” ifadelerini kullandı. <br />Semra Dinçer de, “İzmir’den diğer illerimize, ilçelerimize ilmek ilmek sevgi de yolluyoruz. Gönüllü anneyiz, gönüllü örüyoruz. Onların gözündeki sevinç bizi çok gururlandırıyor. Maneviyatı, sevabından haz duyuyoruz. Çocuklarımız hep gülsün. İlmek ilmek sevgi, mutluluk yolluyoruz” dedi. <br />Lütfiye Pehlivanoğlu, “Çocuklarımıza mümkün olduğu kadar, yapabildiğimiz kadar hizmet üretiyoruz. Bunları yapmamız bizim için de çok faydalı. Her zaman için bu tür etkinliklere hazırız. Ürünleri okullara da gönderiyoruz” ifadelerini kullandı. <br />Mutluluğunu gizleyemeyen bir diğer huzurevi sakini Aynur Kuzgun ise, “Bu tür bir çalışma olduğunu duyunca sevinç ve mutlulukla katıldık. Ben daha çok bebek yeleği ördüm. Benim yaptığım bir şeyle bir çocuk ısınacak duygusu beni çok mutlu etti. Devam ediyoruz. Hem huzurlu hem mutluyuz” dedi. </p>
<p><strong>“Yaz kış yardımcı oluruz”</strong><br />Aysun Gümüldür Özdemir, “Böyle bir projede yer aldığımız için çok memnun olduk. Hoşumuza gitti. Devamı da olursa seve seve yardımcı oluruz. Kendimizi iyi hissediyoruz. Çocuk sevindirmek dünyadaki en güzel şey” diye konuştu. <br />Melahat Erkulu, “Çocuklarımıza helal olsun. Belediyemiz böyle bir çalışma yaptığı için gurur duyuyoruz. Her zaman böyle olsun. Biz yaz-kış yardımcı oluruz” dedi. <br />Necla Algüller, “Elimizden geldiği kadar yardımcı oluyorum, bundan dolayı mutluyum. Ben de sosyal yardımlarla büyümüş bir insanım” diye konuştu. Nafiye Özgönül, “Yardımcı olmaya çalışıyorum. Hayırlı olsun” derken, Sevgi Karakaş ise “Çocuklara yardım etmekten dolayı çok mutluyum. Seve seve yapıyoruz” ifadelerini kullandı.</p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ilmek-ilmek-dayanisma-nesiller-arasi-umut-635962">İlmek ilmek dayanışma, nesiller arası umut</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 07:49:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[artması]]></category>
		<category><![CDATA[bayramında]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[haz]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[tatlı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketimine]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=621594</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan Bayramının olmazsa olmazlarının başında şüphesiz tatlılar geliyor. Bayram ziyaretlerinde ‘yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş’ diye geri çevirilemeyen şekerli ikramlıklar…</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594">Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan Bayramının olmazsa olmazlarının başında şüphesiz tatlılar geliyor. Bayram ziyaretlerinde ‘yemezsem üzülür, o kadar emek vermiş’ diye geri çevirilemeyen şekerli ikramlıklar… Ancak dikkat! ‘Bir taneden zarar gelmez’ diyerek yediğiniz tatlıları ya da günlük yaşamdaki şekerli yiyecekleri tüketmeden önce bir kez daha düşünmek gerekiyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik</strong> “Şeker ve tatlı tüketimi yalnızca diyabeti olan ya da yüksek kilolu kişilerin kaçınması gereken zararlı bir şey gibi düşünülse de yaygın inanışın aksine, tanı almış bir hastalığı olmayanların dahi günlük beslenme rutinlerinde yer almaması gereken bir besindir. Dünya Sağlık Örgütü, günlük enerji gereksiniminizin ortalama yaklaşık 10’unun şekerden alınabileceğini ancak uzun vadeli hedefin yüzde 5 ve altı olduğunu vurgulamaktadır. Örneğin; enerji gereksinimi 2000 kalori olan bir birey, günde maksimum 200 kalorisini basit şekerden alabilir ki bu da ortalama 1 küçük porsiyon tatlıya eşittir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Kalp ve damar hastalıklarına yol açar</strong></p>
<p>Aşırı şeker tüketimi nedeniyle karaciğerde trigliserid adı verilen yağ asitleri artarak, damar duvarlarında birikmeye başlar. Zamanla damar yapısı bozulup damar sertliği ve diğer kalp hastalıklarına yol açar. Artan şeker tüketimiyle karın çevresi yağlanması ve bel çevresinin artması kalp hastalıkları açısından önemli diğer risk faktörlerindendir. Bu nedenle şeker ve tatlı tüketimini azaltıp, kalp ve damar sağlığı için yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere, sebze, meyve, çiğ kuruyemiş vb liften zengin gıdalara beslenmede yer vermek gerekir. </p>
<p><strong>İnsülin direnci ve Tip 2 diyabet riskini artırır</strong></p>
<p>Şeker gibi basit karbonhidratlar yedikten sonra kana çok hızlı karışarak kan şekerini hızla yükseltir. Bu nedenle, vücudun, kan şekeri metabolizmasını düzenleyen hormonlardan biri olan insüline verdiği yanıt bozularak insülin direncinin oluşmasına ve tip-2 diyabet riskinin artmasına yol açar. Özellikle ailede diyabet öyküsü olanlar şeker ve tatlıyı sınırlandırmalıdır. Eğer son zamanlarda fazla şeker tüketiyor, tatlı yeme isteğinizin arttığını düşünüyorsanız mutlaka bir hekim ile görüşüp insülin direnci ve diyabet ile ilgili kontrollerinizi yaptırmalısınız.</p>
<p><strong>Karaciğer yağlanmasına neden olur</strong></p>
<p>Son zamanlarda alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gençlerde de yaygınlaşıyor.  Bunun öncelikli nedenlerinin başında; basit şeker, hazır paketli ürünler ve tatlılarda kullanılan fruktoz şurubu tüketiminin artması geliyor. Sofra şekeri ve yüksek fruktoz büyük ölçüde karaciğerde işlenir ve fazla tüketildiğinde karaciğer bu enerjiyi yağa dönüştürür. Karaciğer yağlanmasının artması sağlığı olumsuz etkiler. Tüketim sıklığına ve porsiyonlara dikkat etmek, işlenmiş ve etiket bilgisinde fruktoz şurubu içeren gıdalardan uzak durmak gerekir. </p>
<p><strong>Obeziteye zemin hazırlar</strong></p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Yüksek şeker içeren besinler; kalorisi yüksek ve karbonhidrat ağırlıklı olup, vücut için gerekli vitamin- minerallerden ise oldukça fakirdir. Genellikle protein ve liften düşük oldukları için sık acıkmanıza, kan şekeri dengesizliği nedeniyle sürekle tatlı tüketme isteğinizin artmasına yol açar. Bu da kişiyi bitmeyen </p>
<p>bir kısır- döngüye sokarak, gün içerisinde alınan toplam kalori miktarının artmasına, kilo artışına ve uzun vadede obeziteye zemin hazırlar” diyor.  </p>
<p><strong>Diş çürüklerini artırır</strong></p>
<p>Şeker tüketimi diş minesinin zarar görmesine, çürüklere ve buna bağlı diş kayıplarına neden olurken ağız sağlığını da olumsuz etkiler. Ağızda pH dengesinin bozulmasıyla birlikte ağız içindeki bakteri çeşitliliği değişir ve ağız kokusu ile ilgili problemler artabilir. Sık aralıklarla şeker tüketmek, gazlı şekerli içecekler içmek ve yetersiz ağız hijyeni olumsuz sonuçları belirginleştirir. Aşırı tatlı tüketiminden uzak durmak, xekerli besin tükettikten sonra ise mutlaka dişleri fırçalamak gerekir. </p>
<p><strong>Bağımlılık yaratır</strong></p>
<p>Yüksek miktarda şeker tüketimi hem metabolik hem de nörobiyolojik süreçleri etkiler. Hızlı emildiği için kan şekerinde ani yükselmelere ve ardından hızlı düşüşlere neden olarak yeniden tatlı, şekerli gıda tüketme isteğine yol açar. Aynı zamanda beynin ödül merkezinde dopamin salınımını artırarak kısa süreli haz duygusu ve buna bağlı daha fazla tüketme isteğine sebep olur. Bu nedenle şeker ve tatlının ödül yerine tüketilmemesi haz duygusu ile örtüşmemesi açısından önemlidir. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazan-bayraminda-seker-ve-tatli-tuketimine-dikkat-621594">Ramazan Bayramında şeker ve tatlı tüketimine dikkat!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Çocuğa 10 yaşına kadar bütçe yönetimi öğretilmeli!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-cocuga-10-yasina-kadar-butce-yonetimi-ogretilmeli-587759</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Oct 2025 10:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğa]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[haz]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[Tatmin]]></category>
		<category><![CDATA[vadeli]]></category>
		<category><![CDATA[yaşına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587759</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, paranın psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-cocuga-10-yasina-kadar-butce-yonetimi-ogretilmeli-587759">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Çocuğa 10 yaşına kadar bütçe yönetimi öğretilmeli!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, paranın psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>İlk duygu korku, ilk ihtiyaç sığınma</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insanın en temel motivasyonunun “iyi hissetme arzusu” olduğunu belirterek, “İnsanın iyi hissetme ihtiyacı biyolojik bir dürtüdür. Bir çocuk anne karnından dünyaya geldiğinde ilk hissettiği duygu korkudur. Çünkü anne karnı konforlu bir ortamdır, her şey hazırdır. Ama dünyaya çıkar çıkmaz soğuk bir hava gelir ve bebek ağlar. İlk tepki korkudur. Ardından sığınma ihtiyacı doğar. Anne kokusu bile çocuğu rahatlatır. Yani insan hayatı, daha ilk andan itibaren iyi hissetme ve sığınma ihtiyacı üzerine kuruludur.” dedi.</p>
<p><strong>Beynin ödül sistemi kısa vadeli haz üretiyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, beynin ödül mekanizmasının dopamin üzerinden çalıştığını ifade ederek, “Beyindeki ödül sistemi dopamin döngüsüyle çalışır. Tüm bağımlılıklar, sanal alışkanlıklar bu mekanizmayı kullanır. Dopamin kısa vadeli haz verir ama uzun vadeli tatmin sağlamaz. Arzu ve ihtiyaç giderme ile uzun vadeli tatmin aynı şey değildir. İnsan anlık mutlulukla yetinmemeli, uzun vadeli anlam arayışıyla iyi hissetmeyi başarmalıdır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik kaynak yönetimi şart</strong></p>
<p>İyi hissetmenin bir strateji gerektirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Bir insan kendini sadece ‘şu anda iyi hissediyorum’ diye kandırmamalı. 5-10 yıl sonra da iyi hissetmek için zihinsel yatırım yapmalı. Bunun için amaç belirlemek, yol haritası çıkarmak gerekir. Nasıl parasal kaynak yönetiliyorsa, insanın da psikolojik sermayesi vardır. Duygusal, sosyal ve manevi birikimler… Bunları da akıllıca yönetmek gerekir. İnsan bilinçli bir varlıktır; yalnız kendilik bilinci değil, çevre, dünya, evren ve Tanrı bilincine sahiptir. Bu bilinçle kaynaklarını yöneten kişi fark oluşturur.”</p>
<p><strong>Çocuğa 10 yaşına kadar bütçe yönetimi öğretilmeli</strong></p>
<p>Psikolojik dayanıklılığın küçük yaşta geliştirilebileceğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan,</p>
<p>“Çocuğa 10 yaşına kadar bütçe yönetimi öğretilmeli. 10 yaşından sonra geç kalınır. Çocuk istediği her şeyi hemen elde etmemeli. Ödevini yapınca çikolata vermek, beklemeyi öğretmek gerekir. Bu, doyum erteleme becerisini kazandırır. Doyum erteleme, dopaminin sürdürülebilir salgılanmasını sağlar, çocuk dayanıklılık eğitimi alır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ailelerin sık yaptığı hataya da dikkat çekerek, “Çocuk ağlayınca istediğini hemen vermek anne babanın egosunu tatmin eder ama çocuğun hiçbir şey öğrenmesini sağlamaz. Çocuk ihtiyaç ve istek ayrımını öğrenmez. Bu da ileride bağımlılık riskini artırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kredi kartı somut haz verir, borcu unutturur</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günümüz tüketim alışkanlıklarını değerlendirerek bireylerin para, haz ve ilişkilerle olan bağlarını ele aldı. Tarhan, çocukluktan itibaren öğrenilmesi gereken “doyum erteleme” becerisinin hem finansal hem de duygusal sermaye yönetiminde kritik olduğunu vurguladı.</p>
<p>Günümüz insanının çoğunlukla somut hazza yöneldiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsan somut hazla soyut tatminin ayrımını yapamıyor. Kredi kartıyla alışveriş yapıyorsun, o anda paranın çıkışını hissetmiyorsun. Anlık bir haz yaşanıyor ama ilerideki borç düşünülmüyor. Halbuki kişi soyut tatmini öğrenirse, yani bugünkü harcamayı erteleyip gelecekteki hedefi için biriktirirse, somut duygular yerine soyut duygularını yönetmeyi başarır. Somut haz dopaminle, soyut tatmin serotoninle ilgilidir.” dedi.</p>
<p><strong>Çocuk sadece mutlu edilmez, hayata hazırlanır</strong></p>
<p>Çocukların finansal bilinç kazanmasının erken yaşta başlaması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Tarhan, “Çocuğa küçük yaştan bütçe yönetimi öğretilmeli. Kolay elde etmemeli, isteklerini ertelemeyi öğrenmeli. Anne babaların ‘çocuğumdan daha mı önemli’ diyerek her dediğini yapması en büyük hatadır. Çocuk mutlu edilmek için değil, hayata hazırlanmak için yetiştirilir. Anne baba olmadığında da kendi gemisinin kaptanı olabilmeli.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, çocukların marka ve statü tuzaklarına kolay düşebildiğini belirterek, paranın yalnızca bir takas aracı değil aynı zamanda bir psikolojik sembol olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Ticarette en büyük sermaye güvendir</strong></p>
<p>Güvenin hem insan ilişkilerinde hem de iş dünyasında temel sermaye olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Ticarette en büyük sermaye güvendir. Açık, şeffaf ve hesap verebilir olan kişi ya da kurumlar sürdürülebilir başarı sağlar. Güven kayboldu mu, her şey kaybolur.” diye konuştu.</p>
<p><strong>İhtiyaç olmayan şeyi arzuluyorsak yanlış yoldayız</strong></p>
<p>Para harcama alışkanlıklarına da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Birincisi, ihtiyacım olmayan şeyi mi arzuluyorum? İkincisi, sahip olduklarımla tatmin oluyor muyum? Bu sorulara ‘hayır’ cevabı çıkıyorsa kişi yanlış yoldadır. İhtiyaç dışı harcama suçluluk doğurur, tatminsizlik ise sürekli daha fazlasını istemeye sürükler. Bu durum alışveriş bağımlılığına kadar gider.” dedi.</p>
<p><strong>Para, kişiye özgürlük duygusu verir</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yeterli gelir elde eden insanların özgür hissettiğini ifade ederek, “Başarılı hissetmek, güçlü hissetmek, statü sahibi olduğunu hissetmek için para insana özgürleşme hissi verir. Kişi temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyorsa, kimseye muhtaç olmuyorsa özgür hisseder. Ama borçlanarak yaşamaya başlarsa bu kez kaybetme korkusu hayatını esir alır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Patolojik cimrilik korkuların ürünü</strong></p>
<p>Parayla ilişkinin psikolojik boyutunu anlatan Prof. Dr. Tarhan, “Öyle insanlar vardır ki evde buzdolabının fişini çeker, çocuğun sütünden, bezinden bile tasarruf eder. Bu artık patolojik cimriliktir. Böyle bir ilişki, korkuların baskın olduğu bir para ilişkisidir. Parayla olan ilişkimiz insanın hayatla olan ilişkisinin bir parçasıdır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bazı insanlar parayı kartvizit gibi görür</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilerin zenginliği bir güç gösterisi aracı olarak kullandığını söyleyerek, “Bazı insanlar parayı kartvizit gibi görür. Büyük arabalarla görünürler, gösterişli yaşarlar ama aslında borç içindedirler. ‘Yıkılmadım, ayaktayım’ mesajı vermek için yaşarlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Osmanlı’nın son döneminde yapılan Dolmabahçe Sarayı’nı yanlış yatırım anlayışına örnek veren Prof. Dr. Tarhan, “1850’lerde Osmanlı büyük borçlar aldı. Ama bu borçlarla geri dönüşü olmayan Dolmabahçe Sarayı yapıldı. O dönemde altınla yapılan bu yatırım, bugünkü hesapla Avrasya Tüneli kadar değerliydi. Sırf ‘yıkılmadık ayaktayız’ mesajı vermek için yapılan bu saray, Osmanlı’nın çöküşünü hızlandırdı.” dedi.</p>
<p><strong>Para, hayatın merkezinde değil; araç olmalı</strong></p>
<p>Paranın bir güç olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, ancak yaşamın merkezine oturduğunda insanı esir alacağını vurguladı ve “Para bizi özgürleştiren bir güç olabilir ama hayatın merkezinde olmamalı. Araç olmalı, kolaylaştırmalı, kimseye muhtaç etmemeli. Ama açık pozisyonlarla borçlanarak yaşayan bir kişi uykularını kaybeder, tüm birikimlerini riske atar.” ifadesinde bulundu.</p>
<p>Şirketlerde bütçe yönetimine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Bağımsız denetçiler şirketlerin israf edip etmediğini kontrol eder. Çünkü tasarruf ve verimlilik esastır. Verimlilik işi doğru yapmaktır, etkinlik ise doğru işi yapmaktır. Eğer bunlar yoksa kaynaklar israf edilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Ekonominin Fransızca kökenli ve tasarruf anlamını taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Ama Arapçadaki ‘iktisat’ maksat kökünden gelir. Yani önce hedefini belirle, sonra harcama yap. Hedefi olmayan kişi açgözlü yatırımlar yapar, parayı pusula gibi yanlış kullanır.” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, zenginliğin tanımını da yaparak, “Zengin, çok şeye sahip olan değil; az şeye ihtiyaç duyan insandır. İnsan sahip olduklarıyla tatmin olabiliyorsa zengindir. Sahip olduklarıyla tatmin olmayan kişi ne kadar çok kazanırsa kazansın yoksulluk hissinden kurtulamaz.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Yüksek güvenli toplumlar büyür</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, yatırım ortamının güvenle doğrudan ilişkili olduğunun altını çizerek, “Francis Fukuyama’nın da belirttiği gibi yüksek güvenli toplumlar geleceği öngörebilir. Özgürlüklerin olduğu yerde insanlar yatırımlarını uzun vadeli yapar, sistem büyür. Ama düşük güvenli toplumlar kaynaklarını savunmaya, sığınak yapmaya harcar. Bu da israftır.” diye konuştu.</p>
<p>Ekonomik krizlere hazırlık için bireylerin ve kurumların risk analizine önem vermesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Biz genelde kriz çıktığında yönetiyoruz ama risk analizi yapmıyoruz. Oysa risk analizi sayesinde kriz çıkmadan önlem alınabilir. Bu hem bireysel hem de toplumsal ölçekte hayati önem taşır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-cocuga-10-yasina-kadar-butce-yonetimi-ogretilmeli-587759">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Çocuğa 10 yaşına kadar bütçe yönetimi öğretilmeli!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Magnum ve Hande Erçel&#8217;den haz dolu bir davet</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/magnum-ve-hande-ercelden-haz-dolu-bir-davet-384500</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jun 2023 05:54:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[davet]]></category>
		<category><![CDATA[dolu]]></category>
		<category><![CDATA[erçelden]]></category>
		<category><![CDATA[hande]]></category>
		<category><![CDATA[haz]]></category>
		<category><![CDATA[magnum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=384500</guid>

					<description><![CDATA[<p>Magnum, yepyeni lezzetleri Sunlover ve Starchaser’ı Hande Erçel  ev sahipliğinde Frankie Galataport’ta özel bir davetle kutladı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/magnum-ve-hande-ercelden-haz-dolu-bir-davet-384500">Magnum ve Hande Erçel&#8217;den haz dolu bir davet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Magnum, yepyeni lezzetleri Sunlover ve Starchaser’ı Hande Erçel  ev sahipliğinde Frankie Galataport’ta özel bir davetle kutladı.</strong></p>
<p><strong> </strong>Hazsız geçen tek bir günün bile kayıp olduğuna inanan Magnum, güneşin enerjisini yansıtan Sunlover ve gecenin gizemini taşıyan Starchaser’ı özel bir lansmanla kutladı. Bu yıl 76. Cannes Film Festivali çerçevesinde gerçekleşen etkinliklere Magnum Türkiye onur konuğu olarak katılan Hande Erçel ev sahipliğinde gerçekleşen davette haz dolu anlar yaşandı.</p>
<p>Ünlü oyuncu Hande Erçel’in ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe aralarında Cemal Can Cansever, Ala Tokel, Rachel Araz, Cansu Akın, Hayal Köseoğlu, Serhan Onat, Başak Gümülcinelioğlu, Fırat Çelik, Vanessa Sason, Bilge Öztürk, Daren Gerede Erkaya, Mina Ceran, Zeynep Soylu, Tolga Sezgin, Caner Yıldırım ve  Mihre Mutlu&#8217;nun da bulunduğu çok sayıda davetli katıldı</p>
<p>Magnum daveti, gün batımında Frankie Galataport terasında Marc Gönen’in müzikleriyle başladı. Magnum Marka Müdürü Hazal Kantman’ın sahne konuşmasıyla devam eden etkinlikte Hande Erçel, Magnum ile birlikte çıktığı Cannes yolculuğundaki anılarını davetlilerle paylaştı. İlerleyen saatlerde IslandMan’ın DJ kabinine geçmesiyle müziğin ve dansın ritminin arttığı etkinlik Murathan Özbek ve Can Balta’nın performansı ile gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam etti.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/magnum-ve-hande-ercelden-haz-dolu-bir-davet-384500">Magnum ve Hande Erçel&#8217;den haz dolu bir davet</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
