<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hatası | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/hatasi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hatasi</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Mar 2026 07:33:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>hatası | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hatasi</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Uyku Kalitenizi Sessizce Sabote Eden 5 Beslenme Hatası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/uyku-kalitenizi-sessizce-sabote-eden-5-beslenme-hatasi-620897</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 07:33:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[Gece Boyunca]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hatası]]></category>
		<category><![CDATA[kalitenizi]]></category>
		<category><![CDATA[kaynaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Melatonin]]></category>
		<category><![CDATA[sabote]]></category>
		<category><![CDATA[sessizce]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku Kalitesini]]></category>
		<category><![CDATA[vücudun]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=620897</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uykunun yalnızca bedenin dinlendiği pasif bir süreç olmadığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, “Uyku aynı zamanda vücudun kendini onardığı, yenilediği ve bir sonraki güne hazırlandığı kritik bir biyolojik dönemdir.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyku-kalitenizi-sessizce-sabote-eden-5-beslenme-hatasi-620897">Uyku Kalitenizi Sessizce Sabote Eden 5 Beslenme Hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uykunun yalnızca bedenin dinlendiği pasif bir süreç olmadığını belirten <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Uyku aynı zamanda vücudun kendini onardığı, yenilediği ve bir sonraki güne hazırlandığı kritik bir biyolojik dönemdir. Uyku sırasında protein sentezi artar, gün içinde hasar gören dokular tamir edilir, öğrenilen bilgiler hafızaya kaydedilerek kalıcı hale gelir ve bağışıklık sistemi yeniden düzenlenir. Aynı zamanda büyüme hormonu salgılanır, iştahı düzenleyen hormonların dengesi sağlanır ve metabolik sistemin sağlıklı işleyişi desteklenir. Ancak pek çok kişinin zaman zaman yaşadığı uykuya dalamama, gece sık uyanma ya da sabah yorgun kalkma gibi sorunlarının ardında yalnızca stres veya yoğun yaşam temposu değil, fark edilmeden sürdürülen yanlış beslenme alışkanlıkları ve hatalı besin seçimleri de yer alabilir. Özellikle günün ilerleyen saatlerinde tüketilen bazı besinler, vücudun biyolojik ritmini etkileyerek uykuya dalış süresini uzatabilir, uyku kalitesini düşürebilir ve gece boyunca gerçekleşmesi gereken onarım süreçlerini sekteye uğratabilir” diyor. </p>
<p><strong>Uykuyu İyileştiren Hayatını İyileştiriyor!</strong></p>
<p>Uyku kalitesinin iyileştirilmesinin yalnızca daha iyi bir uyku anlamına gelmediğini belirten <strong>Acıbadem Life</strong> <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Kaliteli uykunun sağlanmasıyla birlikte kronik ağrıların azalabildiği, depresyon ve kaygı belirtilerinin gerileyebildiği, migren ataklarının daha seyrek görülebildiği ve metabolik sağlığın olumlu yönde etkilenebildiği gösteriliyor. Özellikle insülin direnci olan bireylerde uyku düzeninin iyileşmesiyle insülin duyarlılığının artabildiği, iştah kontrolünün dengelenebildiği ve uzun vadede tip 2 diyabet ile obezite riskinin azaltılabildiği belirtiliyor. Bu noktada beslenme alışkanlıkları kritik bir rol üstleniyor. Tüketilen besinlerin içerdiği biyoaktif bileşenler, melatonin üretiminin düzenlenmesinden gece boyunca kan şekeri dengesinin korunmasına ve beyin aktivitesinin desteklenmesine kadar pek çok mekanizma üzerinden uyku kalitesini doğrudan etkileyebiliyor” ifadelerini kullanıyor. </p>
<p><strong>Uyku Kalitesini Bozan 5 Kritik Beslenme Hatası</strong></p>
<p>“Uyku kalitesini etkileyen en önemli ancak çoğu zaman göz ardı edilen faktörlerden biri, gün içinde ve özellikle akşam saatlerinde yapılan beslenme tercihleridir” diyen <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı,</strong> uyku kalitesini doğrudan etkileyen en yaygın beslenme hatalarını sıralıyor:</p>
<ul>
<li><strong>Geç saatlerde kafein tüketmek:</strong> Kahve, çay ve diğer kafein içeren içecekler sinir sistemini uyararak uykuya dalış süresini uzatabilir ve derin uyku evrelerini kısaltabilir. Kafeinin uyku üzerine etkilerinin incelendiği bir çalışmada; kafein tüketiminden sonra, toplam uyku süresinde 2 saatlik azalma görüldüğü gözlemlenmiştir.</li>
<li><strong>Akşam saatlerinde ağır ve geç yemek yemek:</strong> Sindirimi zor ve yüksek kalorili öğünler, gece boyunca metabolizmanın aktif kalmasına neden olarak vücudun dinlenme sürecini sekteye uğratabilir.</li>
<li><strong>Rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmek:</strong> Yapılan çalışmalarda hem gün içinde, hem uyku öncesinde basit şeker ve rafine karbonhidrat, glikoz, fruktoz tüketen bireylerin daha yüzeysel uykuya sahip oldukları, sabah yorgun uyandıkları görülmüştür.</li>
<li><strong>Uyku kalitesini destekleyen mikro besinleri yetersiz almak:</strong> Magnezyum, triptofan ve B vitaminleri gibi besin öğelerinin eksikliği, uyku düzenini sağlayan hormonların üretimini olumsuz etkileyebilir.</li>
<li><strong>Düzensiz ve biyolojik ritme uygun olmayan beslenme alışkanlıkları:</strong> Gün içinde düzensiz öğün saatleri ve geç saatlerde beslenme, vücudun doğal sirkadiyen ritmini bozarak uyku kalitesini düşürebilir.</li>
</ul>
<p><strong>Uyku Kaynağı Besinler</strong></p>
<ul>
<li><strong>Melatonin ve Serotonin kaynakları: </strong>Uyku kalitesini destekleyen en önemli biyolojik mekanizmalardan birinin melatonin hormonu olduğunu belirten <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Vücudun doğal ritmini düzenleyen melatonin hormonudur. Melatonin, mutluluk ve denge hormonu olarak bilinen serotoninden, serotonin ise triptofan adlı bir amino asitten sentezlenir. Bu nedenle, günlük beslenmede bu biyolojik döngüyü destekleyen besinlere yer vermek, daha kolay uykuya dalmayı ve gece boyunca kesintisiz bir uyku sürecini destekleyebilir. Et, balık, yumurta, kemik suyu, nohut ve susam gibi protein kaynakları, bu süreci destekleyerek uyku kalitesinin artmasına katkı sağlayabilir. Bununla birlikte çilek, nar, kivi, badem, ceviz, brokoli ve mantar gibi melatonin içeriği yüksek besinler, antioksidan etkileri ve biyolojik ritim üzerindeki düzenleyici rolleri sayesinde uyku düzeninin korunmasına yardımcı olabilir” diyor. </li>
<li><strong>Vitamin kaynakları:</strong> Serotonin ve melatonin metabolizmasının sağlıklı şekilde devam edebilmesi için folik asit ile B3 ve B6 vitaminlerinin de kritik rol oynadığını ifade eden <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller, yumurta, balık, kabak çekirdeği, kuruyemişler ve muz gibi besinler, sinir sistemi ve hormon dengesi üzerinden uyku kalitesini destekleyen önemli mikro besin öğeleri içerir. Aynı şekilde magnezyum eksikliği, melatonin üretimini olumsuz etkileyerek uyku bölünmelerine neden olabilir. Yeşillikler, tohumlar, balık, meyveler ve aromatik bitkiler magnezyum açısından zengin kaynaklar arasında yer alır” diyor. </li>
<li><strong>Amino asit kaynakları:</strong> Bazı amino asitlerin uyku kalitesi üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten <strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong>, “Arjinin, büyüme hormonunun salgılanmasını destekleyerek gece boyunca gerçekleşen onarım süreçlerine katkı sağlarken; kırmızı et, balık, yumurta ve baklagiller bu amino asidin önemli kaynaklarıdır. Glisin ise sinir sistemini sakinleştirici etkisiyle uykuya geçişi kolaylaştırabilir ve daha derin bir uyku sürecini destekleyebilir” ifadelerini kullanıyor. </li>
</ul>
<p>“Bunların yanı sıra mor ve koyu renkli meyve ve sebzelerde bulunan antosiyanin gibi güçlü antioksidanlar ile maydanoz, kereviz, nane ve turunçgillerde bulunan apigenin gibi flavonoidler, hücresel düzeyde koruyucu etkiler göstererek uyku kalitesini artırmaya katkı sağlayabilir” diyen <strong>Acıbadem Life Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal</strong> bu bileşenlerin düzenli olarak beslenmeye eklenmesinin biyolojik ritmi desteklediğini ve vücudun gece boyunca kendini daha etkin şekilde yenilemesine yardımcı olabileceğini belirtiyor. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/uyku-kalitenizi-sessizce-sabote-eden-5-beslenme-hatasi-620897">Uyku Kalitenizi Sessizce Sabote Eden 5 Beslenme Hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ramazan&#8217;da en sık yapılan 7 beslenme hatası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ramazanda-en-sik-yapilan-7-beslenme-hatasi-614410</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 10:09:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[gün]]></category>
		<category><![CDATA[hatası]]></category>
		<category><![CDATA[iftar]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=614410</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ramazan ayında günlük beslenme düzeni önemli ölçüde değişiyor. Uzun süren açlık saatleri, iftar ve sahurla sınırlanan öğünler vücudun alıştığı ritmi farklılaştırıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-en-sik-yapilan-7-beslenme-hatasi-614410">Ramazan&#8217;da en sık yapılan 7 beslenme hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında günlük beslenme düzeni önemli ölçüde değişiyor. Uzun süren açlık saatleri, iftar ve sahurla sınırlanan öğünler vücudun alıştığı ritmi farklılaştırıyor. Bu bir aylık süreçte genel iyi yaşam alışkanlarına dikkat edilmesi hem fiziksel sağlığın korunmasına yardımcı oluyor hem de oruç tutarken yaşanan enerji kaybını en aza indiriyor. Ramazan döneminde bilinçli ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, özellikle iftar ve sahurda yapılan hataların gün boyu halsizlik, mide sorunları ve kan şekeri dalgalanmaları gibi problemlere yol açabileceğini belirterek dikkat edilmesi gereken 7 önemli noktaya parmak bastı.</p>
<p><strong>İftarı iki bölüme ayırın</strong></p>
<p>Sindirim problemlerinin en sık yaşandığı öğün genellikle iftar olur. Bunun en önemli nedeni, uzun süren açlığın ardından yemeğin çok hızlı tüketilmesi ve ara verilmeden devam edilmesidir. İftar sonrasında görülen hazımsızlık, şişkinlik, ağrı ve kramp gibi şikâyetleri azaltmak için iftarı iki aşamaya bölün. Önce çorba gibi hafif bir başlangıç yapın, ardından 15-20 dakika ara verip ana yemeğe geçin. Ana yemek sırasında lokmalarınızı yavaş yiyin ve iyice çiğneyin.</p>
<p><strong>Su tüketimini ideal seviyede tutun</strong></p>
<p>İftar ile sahur arasında geçen zaman diliminde toplamda 10-15 bardak su içmeye özen gösterin. Çay ve kahveyi fazla tüketmek su içme miktarını azaltabilir. Bu nedenle çay ve kahveyi bir fincanla sınırlandırmaya dikkat edin.</p>
<p><strong>Yemekten sonra vücudunuza sindirim için zaman tanıyın</strong></p>
<p>Yemek biter bitmez sindirim süreci başlar ve hemen ardından yapılan yürüyüş sindirim sorunlarına yol açıp reflüyü tetikleyebilir. Bu nedenle yürüyüş için en az 30 dakika bekleyin.</p>
<p><strong>Pide tüketiminde sıklığa dikkat edin</strong></p>
<p>İftar sofralarının vazgeçilmezi olan pideyi tüketirken hem miktara hem sıklığa dikkat edin. Avuç içi büyüklüğündeki bir parça pidenin bir dilim ekmeğe eş değer olduğunu unutmayın. Pideyi haftada 2–3 günle sınırlandırın, diğer günlerde tam buğday, çavdar ekmeği ya da bulgur gibi tam tahıllı seçenekleri ön planda tutun.</p>
<p><strong>Sahuru asla atlamayın</strong></p>
<p>Sahur ile iftar arasındaki uzun açlık süresini düşünerek bu öğünü atlamayın ve dengeli planlayarak sofrada; süt, yumurta ve peynir gibi tok tutan proteinlere, yanında tam tahıllı ekmeğe mutlaka yer verin. Bu sayede gün içinde tokluk süresini uzatabilir ve su tüketimiyle sıvı kaybını azaltabilirsiniz. Sahur yapmadığınızda ise kan şekeri düşüklüğü, baş ağrısı, halsizlik ve mide sorunları yaşayabileceğinizi unutmayın.</p>
<p><strong>İftar sonrası tatlı krizlerine dikkat </strong></p>
<p>İftardan sonra kan şekeri hızla yükselip düştüğünde tatlı isteği ortaya çıkabilir. Bu dengeyi sağlamak için iftardan 1-2 saat sonra bir ara öğün yapın. Ara öğünde 1-2 porsiyon meyve ile süt, kefir ya da yoğurt gibi süt grubuna yer verin. Böylece tatlı ihtiyacınızı dengeleyebilir ve Ramazan’da kilo artışının önüne geçebilirsiniz. Haftada 1-2 gün ise bu ara öğün yerine sütlü tatlı tercih edebilirsiniz.</p>
<p><strong>Kızartma ve aşırı yağlı yemeklerden uzak durun</strong></p>
<p>Ramazan’da iftar sofralarında kızartma, kavurma ve yağlı yemekler daha fazla tercih edilebiliyor. Uzun süren açlığın ardından bu tür besinleri tüketmek hazımsızlık, mide yanması ve reflü şikâyetlerini artırabiliyor ayrıca yorgunluk hissini tetikleyebiliyor. Bu nedenle yemekleri haşlama, ızgara ya da fırında pişirme yöntemleriyle hazırlamaya gayret gösterin.</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ramazanda-en-sik-yapilan-7-beslenme-hatasi-614410">Ramazan&#8217;da en sık yapılan 7 beslenme hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan hatası, ihlalleri tetikliyor: Profesyonellerin yalnızca yarısı siber güvenlik eğitimi alıyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/insan-hatasi-ihlalleri-tetikliyor-profesyonellerin-yalnizca-yarisi-siber-guvenlik-egitimi-aliyor-596158</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 07:51:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli]]></category>
		<category><![CDATA[hatası]]></category>
		<category><![CDATA[ihlalleri]]></category>
		<category><![CDATA[nsan]]></category>
		<category><![CDATA[profesyoneller]]></category>
		<category><![CDATA[Profesyonellerin]]></category>
		<category><![CDATA[Siber Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[tetikliyor]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızca]]></category>
		<category><![CDATA[yarışı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=596158</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaspersky’nin Türkiye genelindeki profesyonellerle gerçekleştirdiği “İş Yerinde Siber Güvenlik: Çalışan Bilgisi ve Davranışı” başlıklı son anket, profesyonellerin yalnızca %49’unun dijital tehditler konusunda eğitim aldığını ortaya koydu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-hatasi-ihlalleri-tetikliyor-profesyonellerin-yalnizca-yarisi-siber-guvenlik-egitimi-aliyor-596158">İnsan hatası, ihlalleri tetikliyor: Profesyonellerin yalnızca yarısı siber güvenlik eğitimi alıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kaspersky’nin Türkiye genelindeki profesyonellerle gerçekleştirdiği “<em>İş Yerinde Siber Güvenlik: Çalışan Bilgisi ve Davranışı</em>” başlıklı son anket, profesyonellerin yalnızca %49’unun dijital tehditler konusunda eğitim aldığını ortaya koydu. Bu bilgi eksikliği, siber güvenlik ihlallerinin çoğunun insan hatasından kaynaklandığı göz önüne alındığında oldukça kritik bir durum teşkil ediyor. Bulgular, BT departmanlarının net yönergeler sağlamasının ve kuruluşların her seviyedeki çalışana ulaşacak yapılandırılmış, uygulamalı siber güvenlik eğitimleri sunmasının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.</p>
<p>Günümüzde birçok siber saldırı, insan psikolojisini istismar ederek dijital savunmaları aşmak amacıyla kasıtlı olarak tasarlanıyor. “Sosyal mühendislik” yöntemleri, çalışanların güvenini ve aciliyet algısını kullanarak, onları hassas bilgileri paylaşmaya veya sahte işlemler başlatmaya ikna ediyor. Ankete katılan profesyonellerin neredeyse yarısı (%34) son bir yıl içinde, organizasyonlarından, meslektaşlarından veya tedarikçilerden geliyormuş gibi görünen dolandırıcılık mesajlarıyla karşılaştığını bildirirken, %11’i bu tür yanıltıcı iletişimler sonucunda olumsuz etkiler yaşadı. İnsan faktörüyle yakından bağlantılı diğer siber güvenlik sorunları arasında şifrelerin ele geçirilmesi, hassas verilerin sızdırılması, güncellenmemiş IT sistem ve uygulamaları ile kilitlenmemiş veya şifrelenmemiş cihazlar yer alıyor.</p>
<p>İnsan kaynaklı siber saldırılar, uygun eğitim ve farkındalık ile önlenebilir. Katılımcıların %16’sı, siber güvenlik bilgisi eksikliği nedeniyle IT ile ilgili hatalar yaptığını kabul etti. Aynı zamanda, eğitim, IT dışı çalışanlar arasında siber güvenlik farkındalığını artırmanın en etkili yöntemi olarak öne çıktı: Profesyonellerin %65,5’i, vaka hikâyeleri (%18) ve hukuki sorumluluk hatırlatmaları (%40) gibi diğer seçeneklere kıyasla eğitimi tercih etti. Bu bulgular, siber güvenlik eğitiminin organizasyonel savunmanın temel bir katmanı olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Katılımcılara belirli eğitim konularını seçme imkânı verildiğinde, çoğunluk şu başlıkları tercih ettiklerini belirtti: gizli iş verilerinin korunması (%47,3); internet ve web güvenliği (%52,8); hesap ve şifre güvenliği (%52,3); mobil cihaz güvenliği (%51,5); e-posta güvenliği (%40,5); sosyal medya ve mesajlaşma uygulamalarının güvenli kullanımı (%38,5); güvenli uzaktan çalışma (%39,0) ve chatbot gibi yapay zekâ tabanlı hizmetlerin güvenli kullanımı (%20,3). Ayrıca, katılımcıların %12,5–26’sı tüm bu eğitimleri almak istediklerini belirtti; bu durum, kapsamlı siber güvenlik eğitimine olan geniş talebi ortaya koyuyor.</p>
<p>Veriler, çalışanların siber güvenlik becerilerini geliştirmeye açık olduğunu gösteriyor. Ancak bu bilgilerin günlük IT rutinlerinin bir parçası haline gelmesi için eğitimlerin iyi yapılandırılmış, çalışanların rolüne ve mevcut IT becerilerine uygun, düzenli olarak güncellenen, oyunlaştırılmış ve uygulamalı olması gerekiyor. Bu yaklaşım, çalışanların katılımını ve bilgilerin kalıcılığını artırıyor. Kuruluşlar bu tür eğitime yatırım yaptığında, yalnızca bir zorunluluğu yerine getirmekle kalmıyor; aynı zamanda çalışanlar arasında “önce güvenlik” zihniyetini teşvik ediyor. Bu sayede, çalışanlar potansiyel bir zayıf halka olmaktan çıkarak, güvenlik konusunda sezgisel ve bilinçli kararlar alabilen, dikkatli birer gözetmen ağına dönüşüyor.</p>
<p><strong>Kaspersky Türkiye Genel Müdürü İlkem Özar</strong>: “<em>Siber güvenlik, yalnızca IT departmanına ait bir alan olamaz. Yönetim kademesinden staja kadar herkesin dijital riskleri anlaması şarttır. Dayanıklı bir organizasyon inşa etmek için her çalışanın dolandırıcılığı fark etme, maliyetli hatalardan kaçınma ve şirket verilerini koruma yetkinliğine sahip olması gerekir.</em>” dedi.</p>
<p>Kuruluşlar savunmalarını güçlendirmek için aşağıdaki adımları göz önünde bulundurabilir:</p>
<ul>
<li>Kaspersky Next ürün serisi gibi güçlü izleme ve siber güvenlik çözümleri uygulamak.</li>
<li>Çalışan eğitimleri ve siber güvenlik eğitimlerini devreye almak; örneğin, IT ve İK departmanlarının çalışanlara pratik siber güvenlik becerilerini kazandırmasına yardımcı olan Kaspersky Automated Security Awareness Platform’u.</li>
<li>Çalışanlara yönelik güvenlik politikaları uygulamak; şifre yönetimi, yazılım yükleme ve ağ segmentasyonu gibi konuları kapsayacak şekilde.</li>
<li>Güvenlik kültürünü desteklemek: Çalışanların şüpheli aktiviteleri bildirmesini teşvik etmek, proaktif güvenlik davranışlarını ödüllendirerek iyi alışkanlıkları pekiştirmek.</li>
</ul>
<p><em>*Anket, 2025 yılında Kaspersky’nin talebi üzerine Toluna araştırma ajansı tarafından yürütüldü. Çalışma, Türkiye, Güney Afrika, Kenya, Pakistan, Mısır, Suudi Arabistan ve BAE’de bilgisayar kullanarak çalışan profesyoneller ve iş sahipleriyle yapılan 2800 online görüşmeyi içeriyor.</em></p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/insan-hatasi-ihlalleri-tetikliyor-profesyonellerin-yalnizca-yarisi-siber-guvenlik-egitimi-aliyor-596158">İnsan hatası, ihlalleri tetikliyor: Profesyonellerin yalnızca yarısı siber güvenlik eğitimi alıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet Hastalarının En Sık Yaptığı 10 Beslenme Hatası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-en-sik-yaptigi-10-beslenme-hatasi-594270</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 12:48:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[10]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[hastalarının]]></category>
		<category><![CDATA[hatası]]></category>
		<category><![CDATA[kahvaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Kan Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[lif]]></category>
		<category><![CDATA[ogün]]></category>
		<category><![CDATA[şeker]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yaptığı]]></category>
		<category><![CDATA[yeme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594270</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet, yalnızca ilaçla değil, yaşam tarzı değişiklikleriyle de yönetilmesi gereken kronik bir hastalık.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-en-sik-yaptigi-10-beslenme-hatasi-594270">Diyabet Hastalarının En Sık Yaptığı 10 Beslenme Hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Diyabet, yalnızca ilaçla değil, yaşam tarzı değişiklikleriyle de yönetilmesi gereken kronik bir hastalık. Ancak yapılan araştırmalar, hastaların önemli bir kısmının beslenmede farkında olmadan hatalar yaptığını gösteriyor. Diyetisyen Harika Özkaya Yurttadur, diyabet yönetiminde beslenmenin kritik bir rol oynadığını belirterek, “Basit görünen yanlış alışkanlıklar bile kan şekeri dengesini bozarak komplikasyon riskini artırabilir” uyarısında bulundu. Dyt. Yurttadur, diyabet hastalarının en sık yaptığı 10 beslenme hatasını ve doğru yaklaşımları anlattı.</em></p>
<p><strong>KAHVALTIYI ATLAMAK</strong></p>
<p>Kahvaltıyı atlamanın diyabet hastaları için kan şekeri kontrolünü olumsuz etkileyen en önemli beslenme hatalarından biri olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Harika Özkaya Yurttadur, “Gece boyunca uzun süren açlık süresi kan şekerinin düşmesine neden olurken, sabah saatlerinde vücut enerji ihtiyacını karşılamak için glikojen depolarından kana şeker salınımını artırır ve bu da ani yükselmelere yol açabilir” dedi. Kahvaltı yapılmadığında bu dalgalanmaların daha belirgin hale geldiğini ve gün boyu kan şekeri dengesini sağlamak zorlaştığını anlatan Dyt. Yurttadur, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Yapılan araştırmalar, kahvaltıyı atlamanın diyabet yönetiminde olumsuz sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Nitekim 317 diyabet hastası üzerinde yapılan bir çalışmada, katılımcıların yaklaşık yüzde 7’sinin kahvaltı yapmadığı belirlenmiştir. Bu grubun, kahvaltı yapanlara kıyasla daha genç olduğu, sigara kullanımının daha yaygın olduğuna ve en önemlisi de HbA1c düzeyleri ile gün içindeki şeker dalgalanmalarının anlamlı biçimde yüksek seyrettiği saptanmıştır.’ Bu sonuçların kahvaltının diyabet kontrolünde vazgeçilmez bir rol oynadığını ve düzenli kahvaltı alışkanlığının kan şekeri dengesini korumada temel bir adım olduğunu gösterdiğini söyleyen Dyt. Yurttadur, önerilerini şöyle sıraladı: “Güne yumurta ve peynir gibi sağlıklı protein kaynakları, avokado, zeytin ve ceviz gibi sağlıklı yağlar ile tam tahıllı ekmek, yulaf, kepekli galeta gibi lifli karbonhidrat kaynaklarını içeren bir kahvaltıyla başlamak, kan şekeri kontrolünü destekleyecektir.”</p>
<p><strong>ŞEKERSİZ ÜRÜNLERE GÜVENMEK</strong></p>
<p>Diyabet hastaları arasında yaygın bir başka yanılgının da şekersiz ibaresi taşıyan her ürünün güvenli olduğu düşüncesi olduğunu belirten Dyt. Yurttadur, “Oysa birçok şekersiz gıda, kan şekerini etkilemeyen tatlandırıcılar içerse de, yüksek oranda karbonhidrat, yağ veya kalori barındırabilir. Bu ürünler, özellikle aşırı tüketildiklerinde kan şekeri dengesini olumsuz yönde etkileyebilir ve kilo artışına zemin hazırlayabilir.”</p>
<p>Ayrıca bazı şekersiz ürünlerde kullanılan yapay tatlandırıcıların, iştah artışına ve tatlı isteğinin sürmesine yol açabileceğine işaret eden Dyt. Yurttadur, “Bu nedenle şekersiz etiketi, bir ürünün diyabet dostu olduğu anlamına gelmez. Diyabet hastalarının ürün etiketlerini dikkatle okumaları, karbonhidrat ve kalori içeriklerini değerlendirmeleri büyük önem taşır. En doğru yaklaşım doğal ve dengeli beslenme planına sadık kalmak, işlenmiş şekersiz gıdaları ise içindekiler kontrolü yaparak ölçülü tüketmek olacaktır.”</p>
<p><strong>LİF TÜKETİMİNİ İHMAL ETMEK</strong></p>
<p>Diyabet hastalarında lif alımının yetersiz olmasının kan şekeri kontrolünü olumsuz etkileyen önemli bir beslenme hatası olduğunun altını çizen Dyt Yurttadur, bu gıdaların sağlığı yararlar konusunda şu bilgileri verdi: “Lifli gıdalar, özellikle çözünür lifler, sindirimi yavaşlatarak glikozun kana daha dengeli bir şekilde geçmesini sağlar ve ani kan şekeri yükselmelerini önler. Ayrıca lif, tokluk hissini artırarak aşırı yemeyi engeller ve kilo kontrolüne yardımcı olur. Ancak birçok diyabet hastası, sebze, meyve, tam tahıllar ve baklagiller gibi lif kaynaklarını yeterince tüketmemektedir. Bu durum, hem kan şekeri dalgalanmalarına hem de bağırsak sağlığının olumsuz etkilenmesine yol açabilir.</p>
<p>Çözünebilir lif yönünden zengin olan bezelye, kuru fasulye, barbunya, yulaf, bazı sebze ve meyveler diyabetlilerde, yemeklerden sonra kan şekerinin daha yavaş yükselmesini sağlar. Posalı besinler, çok çiğneme gerektirdiğinden yemek yeme zamanını uzatırlar, midedeki sindirimi ve mide boşaltma hızını yavaşlatarak tokluk hissini arttırırlar. Böylece tip 2 DM çok sık görülen şişmanlığın tedavisinde lif, ağırlık kaybedilmesinde de yardımcı olmaktadır.”</p>
<p><strong>PORSİYON KONTROLÜNÜ SAĞLAYAMAMAK</strong></p>
<p>En sık yapılan hatalardan biri sağlıklı besin tercihlerine rağmen porsiyon kontrolü yapılmaması olduğunu söyleyen Dyt. Yurttadur, “Ne yazık ki bazı diyabet hastaları, sağlıklı gıdalar tüketseler bile miktarlara dikkat etmedikleri için kan şekeri kontrolünde zorluk yaşayabiliyor. Aşırı yemek, özellikle karbonhidrat ve yağ açısından yoğun öğünler, kan şekerinde ani yükselmelere yol açabilir ve kilo artışına neden olabilir. Bu durum hem diyabet yönetimini hem de genel sağlığı olumsuz etkileyebilir” dedi. </p>
<p><strong>SIVILARDAN ALINA GİZLİ KALORİLER</strong></p>
<p>Dyt. Yurttadur, diyabet hastalarının fark etmeden sıvılardan yüksek miktarda kalori alabildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti: “Çay, kahve, meyve suyu, gazlı içecekler ve hazır içeceklerdeki eklenen şeker ve krema, günlük kalori alımını hızla artırıyor. Çoğu kişi sıvının etkisi olmaz diye düşünse de bu küçük eklemeler kan şekerinde ani yükselmelere ve uzun vadede kilo artışına yol açabiliyor. Bu nedenle içeceklerin içeriklerini kontrol etmek ve mümkün olduğunca şekersiz, doğal seçenekleri tercih etmek büyük önem taşıyor.”</p>
<p><strong>KARBONHİDRAT KAYNAKLARINI BİLMEMEK</strong></p>
<p>Karbonhidrat kaynaklarını yeterince tanımamanın ve sadece ekmek, makarna veya pilavı karbonhidrat kaynağı olarak görmenin de sık yapılan bir başka yanılgı olduğunu anlatan Dyt. Yurttadur, yoğurt, süt, bazı sebzeler, meyveler ve hatta paketli atıştırmalıkların da kan şekerini yükselten karbonhidrat içerdiğini hatırlattı. Dyt. Yurttadur konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Bir dilim ekmeğin veya bir kâse pirincin karbonhidrat miktarı küçük görünebilir, ama bir öğünde birkaç karbonhidrat kaynağını bir arada tüketmek kan şekerinde ani yükselmelere yol açabilir. Paketli gıdalarda karbonhidrat miktarının farkında olmamak da yaygın bir sorun. Az şekerli veya şekersiz ürünler de yüksek karbonhidrat içerebilir, etiket okumak bu nedenle önemli. Meyve suları, smoothie’ler, sütlü içecekler gibi sıvılar da hızlı emilen karbonhidrat içerir ve bunlar genellikle göz ardı edilir.”</p>
<p>Bu gıdaların miktarı kontrol edilmediğinde, özellikle birden fazla karbonhidrat kaynağı aynı öğünde tüketildiğinde, kan şekerinin hızla yükseldiğine dikkat çeken Dyt. Yurttadur, “Bu nedenle hangi yiyeceklerin karbonhidrat içerdiğini bilmek ve miktarlarını düzenlemek, kan şekeri dalgalanmalarını önlemenin en etkili yollarından biridir” dedi. </p>
<p><strong>YETERSİZ SU TÜKETİMİ</strong></p>
<p>Diyabet hastaları için su tüketiminin çok kritik bir rol oynadığını söyleyen Dyt. Yurttatur, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeterli su almak, kanda biriken fazla glikozun idrar yoluyla atılmasını kolaylaştırır ve böylece hiperglisemi riskini azaltır. Bu nedenle diyabetlilerin, kan şekerini dengelemeye destek olmak için günlük en az 2,5 litre su içmeye özen göstermesi gerekir.”</p>
<p><strong>GÜN İÇİNDE ÖĞÜN ATLAMA VE SONRASINDA AŞIRI YEME / YANLIŞ ARA ÖĞÜN TERCİHİ</strong></p>
<p>Gün içinde öğün atlamak, diyabet hastalarının sık yaptığı hatalardan biri. Uzun süre aç kalmanın kan şekerinin düşmesine yol açtığını ve bir sonraki öğünde aşırı yemek yeme isteğini tetiklediğine dikkat çeken Dyt. Yurttadur, “Özellikle kahvaltı veya öğle öğününü atlayanlarda bu durum daha belirgin. Bir diğer sorun ise yanlış ara öğün tercihleri. Çikolata, paketli atıştırmalıklar veya şekerli içecekler, kan şekerini hızla yükseltiyor ve kısa süre sonra tekrar açlık hissi yaratıyor. Bu döngü, hem kan şekeri dalgalanmalarına hem de kilo kontrolünün zorlaşmasına neden oluyor. Diyabet yönetiminde, öğünlerin atlanmaması ve ara öğünlerde sağlıklı seçenekler tercih edilmesi, kan şekeri dengesini korumanın ve gün boyunca enerjiyi dengede tutmanın temel yollarından biri diyebiliriz.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>YAĞ KAYNAKLARININ KALİTESİNE DİKKAT ETMEME</strong></p>
<p>“Diyabet hastalarının beslenmesinde sadece yağ miktarının değil, yağın kalitesinin de büyük önem taşıdığını anlatan Dyt. Yurttadur, “Doymuş ve trans yağlar açısından zengin besinler, hem kan damarlarını olumsuz etkileyerek kalp-damar hastalıkları riskini artırıyor hem de kilo kontrolünü zorlaştırıyor. Oysa zeytinyağı, avokado, fındık ve balık gibi sağlıklı yağ kaynakları, kan şekeri dengesinin korunmasına ve kalp sağlığının desteklenmesine yardımcı oluyor.” Dedi. </p>
<p><strong>PROFESYONEL DESTEK ALMAMAK</strong></p>
<p>“Diyabetli kişiler, beslenme konusunda kendi başlarına karar verdiklerinde yanlış alışkanlıklar geliştirebilir. Hangi besinleri ne miktarda tüketmeleri gerektiğini bilmemek, kan şekeri dalgalanmalarına ve uzun vadede komplikasyon riskine yol açabilir” diyen Dyt. Harika Özkaya Yurttadur, sözlerini şöyle tamamladı: “Uzman bir diyetisyenden alınacak kişiye özel öneriler, hem kan şekeri kontrolünü hem de sağlıklı kilo yönetimini destekler. Profesyonel rehberlik olmadan yapılan denemeler, sık yapılan beslenme hatalarının kalıcı hale gelmesine neden olabilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabet-hastalarinin-en-sik-yaptigi-10-beslenme-hatasi-594270">Diyabet Hastalarının En Sık Yaptığı 10 Beslenme Hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bağlantı Hatası&#8221; ile &#8220;Gündüz ve Gece&#8221; Galalarını Altın Portakal&#8217;da Yaptı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/baglanti-hatasi-ile-gunduz-ve-gece-galalarini-altin-portakalda-yapti-587081</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 21:55:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[altın]]></category>
		<category><![CDATA[aslında]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[bağlantı]]></category>
		<category><![CDATA[çünkü]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[galalarını]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[hatası]]></category>
		<category><![CDATA[köy]]></category>
		<category><![CDATA[okul]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncular]]></category>
		<category><![CDATA[portakal]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<category><![CDATA[zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587081</guid>

					<description><![CDATA[<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, pek çok yapımın, seyirciyle ilk buluşmasına ev sahipliği yapıyor. Bunlardan ikisi; Gökçen Usta’nın yönettiği “Bağlantı Hatası” ile Ali Altınöz’ün yönettiği “Gündüz ve Gece”ydi. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baglanti-hatasi-ile-gunduz-ve-gece-galalarini-altin-portakalda-yapti-587081">&#8220;Bağlantı Hatası&#8221; ile &#8220;Gündüz ve Gece&#8221; Galalarını Altın Portakal&#8217;da Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, pek çok yapımın, seyirciyle ilk buluşmasına ev sahipliği yapıyor. Bunlardan ikisi; Gökçen Usta’nın yönettiği “Bağlantı Hatası” ile Ali Altınöz’ün yönettiği “Gündüz ve Gece”ydi. </p>
<p>Akran zorbalığını konu alan “Bağlantı Hatası”nın, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’ndaki gösterimin ardından film ekibi, seyircilerin sorularını cevapladı. Söyleşiye; yönetmen Gökçen Usta ve yapımcı Ömer Faruk Sorak ile genç oyuncular Asena Keskinci, Derinsu Sorak, Utku Coşkun, Fatih Berk Şahin, Arda Akgenç, Arda Görgen, Oğulcan Çiftçioğlu ve Doğum Özüm katıldı. </p>
<p>“Zorbalık da çözümü de ailede başlar”</p>
<p>Senaryoyu birkaç kez baştan yazdıklarını ancak her seferinde yolun ‘aile’ye çıktığını gördüklerini dile getiren yönetmen Usta, “Sonunda filme, ‘zorbalık ailede başlar’ cümlesiyle devam ettik. Ama çözümü de ailede başlar! Araştırmalar gösteriyor ki zorbalığa uğrayan ya da zorbalık yapan çocuklar, aileleriyle en az 6 ay terapiye gittiklerinde çözüme ulaşılıyor” diye konuştu. Usta, filmin adının da buna işaret ettiğini belirterek “Filmimizin adı da bu yüzden Bağlantı Hatası; yani aileyle kurulan sevgi bağının, iletişim bağının kopmasından kaynaklı” dedi. </p>
<p>Filmin yapımcılarından, aynı zamanda yönetmen kimliğiyle tanınan Ömer Faruk Sorak ise akran zorbalığının çok hızlı yayıldığına dikkat çekerek “Filmi yaptığımız dönemle bugün arasındaki farkı görünce bizim filmin çok soft kaldığını düşünüyorum” diye konuştu. Sorak, sözlerini şöyle sürdürdü: </p>
<p>“2006’da ‘Sınav’ filmini çekmiştik; üniversite sınavına giren çocukların gelecek kaygısıyla ilgili bir filmdi. Ama o günden bugüne Türkiye&#8217;de gençlik o kadar başka bir yere evrildi ki! Şu an; geleceğinin farkında bile olmayan, ânı yaşayan ve ânı da aslında o olmadığı halde, ‘mış gibi’ yaşayan bir kitle oluştu” </p>
<p>“Sorun, ekonomik değil” </p>
<p>Filmdeki hikâyenin bir devlet okulunda değil de özel okulda geçmesini özellikle tercih ettiklerini söyleyen Sorak, bu tercihin sebebini de şöyle açıkladı: </p>
<p>“Çünkü ekonomik seviyesi iyi olan ebeveynlerin, çocuklarına okul, servis parası verip ceplerine harçlıklarını koyduklarında görevlerinin bittiğini sanan ebeveynlerin de derdi bu. Özellikle özel okul seçtik ki ekonomik durumu iyi olmayan ebeveynler ve çocukların, ‘paramız olsaydı böyle şeylerin yaşanmadığı okullarda eğitim alırdık’ gibi bir hayali varsa bunun, büyük ölçüde gerçek olmadığını bilsinler” </p>
<p>“Bu film Z kuşağının gururu olmalı”</p>
<p>Filmde hem zorbalık yapan hem de zorbalığa uğrayan çocukları canlandıran genç oyuncularsa kendi tecrübelerinin filmdekinden çok da farklı olmadığını açıkladı:</p>
<p>Asena Keskinci: Senaryoyu okuduğumda dedim ki ben Eylül olmalıyım. Eylül sayesinde aslında bir katarsis yaşayacaktım. Çünkü bizim lisemiz filmdeki liseye o kadar benziyordu ki… Ben de o lisenin mağdurlarından biriydim; sözlü tacizden fiziksel şiddete kadar çok normalleşmişti bizim okulda. Ben bu zorbalığın ne demek olduğunu ve bunun karşısında o çaresizliğin ne demek olduğunu, insanın, annesiyle dahi bunu paylaşamıyor olmasının ne demek olduğunu çok iyi bilen birisiyim. İnsan annesiyle bile paylaşamazken biz bunun filmini yaptık. Z kuşağının gururu olmalıdır bu film. </p>
<p>Derinsu Sorak: Bence liseden önce ortaokulda da bazı şeyler çok normalleşmişti. Eğitim hayatımı çok etkilemişti, okula gitmek istemiyordum bir dönem. Yakın arkadaşlarımın zorbalık yüzünden sakatlandığına dahi şahit oldum, bazıları okul değiştirmek zorunda kaldı. Bu işi okuduğumda heyecanlandım. Çünkü İrem karakteri bana aşırı zıt ama aynı zamanda benzediğimiz yerler de buldum. Zorbalık yapmadım ama zorbalık yapan birinin de nasıl problemlerle savaştığını gördüm; aynanın o yüzünü de görmek güzel oldu. </p>
<p>Utku Coşkun: Benim lisemde de bazı şeyler fazlasıyla normalleştiriliyordu. Hatta ben bundan dolayı sene sonunda okul değiştirdim. Bir arkadaşım vardı, çocuğu zorbalıyorlardı. “Niye yapıyorsunuz?” dediğimde &#8220;Genciz biz, böyle şakalar olur” deniyordu. Ama o şaka değil; çok zarar verici yerlere gidebiliyor fakat kimse umursamıyordu. </p>
<p>“Lütfen ses çıkarın, ‘dur’ deyin!”</p>
<p>Fatih Berk Şahin: Ben biraz zorbaydım lisedeyken. Çünkü farkında değildim. Ne güzel ki şu anda bu konuyu açıklıkla konuşabiliyoruz ve insanlar aslında istemeden birbirlerine yaptıkları kötülüklerin farkına varabiliyor; bu çok kıymetli. </p>
<p>Arda Akgenç: Görmezden geldiğin zaman bir şeyler değişmiyor. Susmaya, görmemeye çalıştım ama görmediğinde bitmiyor; tersine bazen cesaret kazandırabiliyor karşı tarafa. O yüzden insanların birbirini kollaması lazım. Belli sınırlar aşıldığında sesini çıkarıp ‘dur’ demek lazım. Lütfen sesinizi duyurun!</p>
<p>Arda Görgen: Ben zorbalayan da zorbalanan da değildim. Ama yakın arkadaşlarım zorbalayan taraftaydı. Ben onlarla sadece eğleniyordum. Utku&#8217;nun da dediği gibi çünkü aklım ermiyordu. </p>
<p>Oğulcan Çiftçioğlu: Zorbalık bulaşıcı bir şey aslında. </p>
<p>Doğum Özüm: Ben de zamanında birçok kez kilomdan dolayı zorbalığa uğradım. Ama o zaman da hiçbir zaman yapmadığım gibi umutsuzluğa kapılmadım. </p>
<p>İzmir’in köyünde imece usulü bir film: Gündüz ve Gece </p>
<p>Altın Portakal’da günün ikinci galası, “Gece ve Gündüz”dü. yönetmen Ali Altınöz ile oyuncular Muttalip Müjdeci, Özgür Cem Tuğluk ve Gülşah Büktür, AKM Perge Salonu’ndaki gösterimin ardından gerçekleşen söyleşiye katıldı. </p>
<p>Annesinin intiharının ardından memleketine dönen Tufan’ın, bir şeyleri değiştirme çabasının umutsuz hikayesini anlatan hikâyeyi, filmin kurgusunu da yapan Ataberk Kuru ile ortaya çıkardıklarını söyleyen Altınöz, süreci şöyle anlattı: </p>
<p>“Ataberk&#8217;le Bolu&#8217;nun Mudurnu ilçesinde ‘hadi bir hikaye anlatalım, bir şeyler yapalım’ diye başlamıştık. Eski bir film vardır ya &#8220;Taşların Sırrı&#8221;; öyle bir şey yapalım istedik. 3 senelik bir hikayeydi”</p>
<p>“Gülşen’i çocukluğumdan tanıyorum”</p>
<p>Role hazırlanma süreçlerini paylaşan, oyunculardan Muttalip Müjdeci, “Bir Anadolu hikayesi. Çok zor şartlarda ama imece usulü, birlik olarak çalıştık” derken Gülşah Büktür; canlandırdığı, çoklu kişilik bozukluğundan muzdarip olduğu için ahıra kapatılan Gülşen karakteri için çocukluk hatıralarından yararlandığını anlattı: “Bilecik&#8217;te ben çocukken bir kız çocuğu vardı ve eve bağlıyorlardı maalesef. Çok etkilenmiştim; o kızın görüntüsünü hiç unutmuyorum. Salonun ortasında bağlı bir şekilde ve çıkardığı sesler vesaire&#8230; Oradan bir bağ kurdum Gülşen karakteriyle. Benim için çok bildik tanıdık bir hikayeydi Gülşen&#8217;inki” </p>
<p>Oyunculardan Özgür Cem Tuğluk ise çekimleri gerçekleştirdikleri köy ortamından bahsederek “Sanırım burada çoğumuz, şehirde yaşayan insanlarız ve köyün dinamiklerinin ne kadar farklı olduğunu bu filmde gördük. Bazı şeyler bize yanlış veya farklı görünebilir ama o şartlar içindeki, o dinamikler içindeki değer yargıları farklı” dedi. Tuğluk, canlandırdığı Davur karakteri içinse “Davut&#8217;un da kendine göre doğru ve yanlışları var ve çok köşeli, sert bir karakter. Aslında özünde iyi bir insan ve iyilik yapmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu. </p>
<p>Çekimlerin köyde gerçekleştirilmesinin avantaj ve dezavantajları sorulduğunda ise oyuncular köyün avantajları üzerinde hemen hemen hemfikirdi. “Aslında bir yönden çok çok iyi; trafik yok” diyen Müjdeci’nin tercihini etkileyen bir diğer şey de çay tiryakisi olması olmuş: “Köydeki kahveden hiç gitmeyeyim istedim. Çaycıyımdır biraz; adam da çok güzel çay yapıyordu! Şahsen İstanbul dışında film çekmeyi çok seviyorum. Neresi olursa olsun yeter ki İstanbul dışında olsun” Tuğluk da “Karaktere girmek çok daha kolay. Çünkü kesintisiz bir süre bilfiil orada yaşıyorsunuz ve kendi adıma biraz daha rahat çıkıyor karakter” sözleriyle rol arkadaşını destekledi. Büktür ise köyün kadınlarıyla kurdukları ve zaman içinde ilerleyen dostluklarının, motivasyon adına büyük katkısı olduğunu dile getirdi. </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/baglanti-hatasi-ile-gunduz-ve-gece-galalarini-altin-portakalda-yapti-587081">&#8220;Bağlantı Hatası&#8221; ile &#8220;Gündüz ve Gece&#8221; Galalarını Altın Portakal&#8217;da Yaptı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sık yapılan 5 yedekleme hatası! Western Digital&#8217;dan, bu hatalardan kaçınmak için öneriler</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sik-yapilan-5-yedekleme-hatasi-western-digitaldan-bu-hatalardan-kacinmak-icin-oneriler-446868</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Mar 2024 21:04:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[digitaldan]]></category>
		<category><![CDATA[hatalardan]]></category>
		<category><![CDATA[hatası]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kaçınmak]]></category>
		<category><![CDATA[öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[western]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<category><![CDATA[yedekleme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=446868</guid>

					<description><![CDATA[<p>Değerli verilerinizin beklenmedik felaketlerden veya siber tehditlerden korunuyor olduğuna emin misiniz? Şöyle düşünün: Her 10 bilgisayardan 1’i virüs kurbanı oluyor ve her gün her dakika, şaşırtıcı bir şekilde, 113 telefon çalınıyor. Veri kaybının ...</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sik-yapilan-5-yedekleme-hatasi-western-digitaldan-bu-hatalardan-kacinmak-icin-oneriler-446868">Sık yapılan 5 yedekleme hatası! Western Digital&#8217;dan, bu hatalardan kaçınmak için öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Değerli verilerinizin beklenmedik felaketlerden veya siber tehditlerden korunuyor olduğuna emin misiniz? Şöyle düşünün: Her 10 bilgisayardan 1’i virüs kurbanı oluyor ve her gün her dakika, şaşırtıcı bir şekilde, 113 telefon çalınıyor. Veri kaybının ani ve beklenmedik bir anda gerçekleştiği ve potansiyel olarak geri dönüşü olmayan bir kabusa dönüşebileceği kesin olduğu için güvenli yedeklemenin gerekliliğini tartışmaya dahi gerek yok. Dünya Yedekleme Günü olarak kutlanan 31 Mart, bu temel görevin önemli bir hatırlatıcısı. Şimdi, insanların yaptığı yaygın yedekleme hatalarına ve bu hatalardan nasıl kaçınılacağına biraz daha derinlemesine bakalım: </p>
<p> </p>
<ol>
<li><strong>Düzenli yedeklemeyi pas geçmek:</strong> Kullanıcıların yaptığı en yaygın hata, verileri düzenli olarak yedeklemeyi unutmak. İster kişisel dosyalar ister önemli iş belgeleri olsun, sürekli bir yedekleme rutini oluşturmamak, sizi veri kaybına karşı savunmasız bırakır. Beklenmedik sistem çökmeleri veya kötü amaçlı yazılım saldırıları her an gerçekleşebilir ve bunun sonucunda değerli verilerinize erişemeyebilir veya onları kalıcı olarak kaybedebilirsiniz. Ancak otomatik yedeklemeleri kurarak böyle bir durumdan kaçınabilirsiniz. </li>
</ol>
<p> </p>
<ol>
<li><strong>Tek bir yedekleme cihazına güvenmek:</strong> Bu tek bir cihaz hasar görebilir veya çalınabilir, bu da yaptığınız yedeklemeyi riske atar. Dolayısıyla sadece tek bir depolama ortamına tamamen bağlı kalmak demek, verilerinizin güvenliğiyle riskli bir oyun oynamak anlamına geliyor. </li>
</ol>
<p>Bunun yerine, harici HDD’ler, NAS ve bulut depolama kombinasyonuyla yedekleme depolama çözümlerinizi çeşitlendirebilirsiniz. Western Digital®’ın My Passport<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />’u gibi WD’nin taşınabilir HDD’leri, basit, uygun maliyetli yedeklemeler için 5 TB’a* kadar kapasite sunuyor. Akıllı telefonlar için ise SanDisk Ultra® Dual Drive Go USB Type-C<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> ve SanDisk® iXpand® Flash Drive Luxe gibi 2’si 1 arada flash sürücüler kullanışlı seçenekler olarak karşımıza çıkıyor. USB Type-C<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> cihazlarıyla uyumlu bu sürücüler, fotoğraflar, videolar ve çok daha fazlası için otomatik yedeklemeyi mümkün kılıyor. Cihazlar arasında zahmetsiz veri aktarımı için tak-çalıştır şeklinde işlev gören bu sürücüleri kullanabilirsiniz. Büyük miktarda veri depolayacak bir cihaza ihtiyacınız varsa, WD®’nin My Book<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> masaüstü sürücüsü, 22 TB’a* varan depolama kapasitesiyle tam size göre. </p>
<ol>
<li><strong>Sürüm kontrolünü unutmak:</strong> Yedeklemeler sırasında sürüm kontrolünün gözden kaçırılması yapılan büyük hatalardan bir diğeri. Dosyaların birden fazla sürümünü saklamamak, bozuk veya yanlış verilerin önceki sürümlere göre kaydedilme ihtimalini de artırır. Uygun bir sürüm oluşturma sistemi olmadan hataları düzeltmek veya eski sürümleri almak, sizi, çözülmesi zor bir sorunla baş başa bırakacaktır. Sürüm kontrolünü unutmamak için dosyalarınızda zaman içinde meydana gelen değişiklikleri takip eden bir sistem kurun. Bu, gerektiğinde her zaman önceki sürümlere dönebilmenizi sağlayarak kazara veri kaybına veya bozulmasına karşı korunmanıza yardımcı olur. Bu sistemin devamlılığını düzenli şekilde sağlamak, hep organize kalmanıza ve beklenmedik sorunlara karşı hazırlıklı olmanıza yardımcı olacaktır. Ayrıca, yedeklediğiniz sürümün doğru versiyon olduğundan emin olmak için bunun teyidini gerçekleştirmek de çok önemli. Bu basit adım, önemli verilerin üzerine yanlışlıkla bozuk veya yanlış sürümler yazılmasının önüne geçer. Çifte kontrol, en güncel ve doğru bilgileri korumanızı sağlayarak yedekleme sırasında hata riskini en aza indirir. </li>
<li><strong>Uzak yedekleme çözümlerini göz ardı etmek:</strong> Birçok kişi, yerel yedeklemelerin kusursuz olduğunu varsayarak uzak yedekleme çözümlerini gözden kaçırıyor. Ancak yalnızca yerel yedeklemelere güvenmek, yangın veya hırsızlık gibi lokasyona özgü felaketlere karşı sizi savunmasız hale getirir. Uzak yedekleme seçeneklerini kullanmak, verilerinizin kopyalarını farklı yerlerde tutmak anlamına gelir; böylece belli bir alanda bir felaket yaşanırsa verileriniz yine de güvende kalır. </li>
</ol>
<p>Alternatif olarak bulut depolamayı da kullanabilirsiniz. Bulut yedekleme cihazları, internet üzerinden erişilebilen uzaktan veri depolama için epey popüler seçeneklerden. Çeşitli çevrimiçi bulut hizmetleri, güvenli veri depolama için dosya senkronizasyonu, paylaşım ve şifreleme gibi özellikler sunuyor. </p>
<ol>
<li><strong>Şifrelemenin hafife alınması:</strong> Yedekleme yaparken şifrelemeye öncelik vermemek maliyetli bir hata olabilir. Şifrelenmemiş yedeklerin saklanması, hassas verilerinizi yetkisiz erişime veya ihlallere karşı savunmasız hale getirir. Güçlü şifrelemenin uygulanması, yedekleriniz yanlış ellere geçse bile verilerin korunmaya devam edeceği anlamına gelir. Ancak, yedeklenen bilgileri daha sonra almanızı zorlaştırabileceğinden, kullanıma hazır şifreleme çözümlerini tercih etmemek gerektiğini de unutmamak önemli. WD My Passport<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> HDD ve My Book<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2122.png" alt="™" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />, içeriğin güvende kalmasına yardımcı olan parola korumalı yerleşik 256 bit AES donanım şifrelemesiyle donatılmıştır. Ek olarak, gerektiğinde, verilerinize sorunsuz bir şekilde şifre çözme ve erişim sağlamak için uygun anahtar yönetimi uygulamalarını sürdürmek de son derece önemli. </li>
</ol>
<p>Dünya Yedekleme Günü’nde Western Digital, kullanıcılara, verilerini güvenli bir şekilde yedekleme ve aynı zamanda cihazın çökmesi, çalınması veya hasar görmesi gibi cihaz kazalarına karşı bir acil durum planı hazırlayarak beklenmeyen durumlara hazırlıklı olmalarını tavsiye ediyor. Çünkü aktif bir veri yedekleme stratejiniz varsa, veri kaybetme konusunda da endişelenmenize gerek kalmaz. </p>
<p>Önemli verilerinizin sonsuza kadar kaybolmasını önlemek için genel bir kural olan “3-2-1 Kuralı”nı uygulayabilirsiniz: </p>
<p><strong>3 </strong></p>
<p>Verilerinizin ÜÇ farklı kopyasını oluşturun: Biri birincil yedek, diğer ikisi kopya. </p>
<p><strong>2</strong></p>
<p>Yedeklemelerinizin kopyalarını İKİ farklı ortama veya cihaz türüne kaydedin.</p>
<p><strong>1 </strong></p>
<p>Talihsiz bir olay yaşanmasına karşı, yedeklediğiniz kopyalardan BİRİNİ farklı bir lokasyonda tutun.</p>
<p>Yedekleme dosyalarını nerede ve nasıl saklayacağınızı belirleyin ve hızlı yardım için destek iletişim kişilerini belirleyin. Bu proaktif önlemler hızlı veri kurtarmayı sağlar ve değerli anılarınızı uzun süre korur. </p>
<p>* 1 GB = 1.000.000.000 bayt. 1 TB = 1.000.000.000.000 bayt. Gerçek kullanıcı depolama alanı daha az olabilir. </p>
<p>Western Digital, Western Digital tasarımı, Western Digital logosu, SanDisk, WD, iXpand, My Book, My Passport ve SanDisk Ultra, Western Digital Corporation’ın  veya bağlı kuruluşlarının ABD ve/veya diğer ülkelerdeki tescilli ticari markaları veya ticari markalarıdır. USB Type-C, USB Equipments Forum’un tescilli ticari markasıdır. Diğer tüm markalar ilgili sahiplerinin mülkiyetindedir. </p>
<p>Ürün özellikleri önceden haber verilmeksizin değiştirilebilir. Gösterilen resimler gerçek ürünlerden farklı olabilir.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sik-yapilan-5-yedekleme-hatasi-western-digitaldan-bu-hatalardan-kacinmak-icin-oneriler-446868">Sık yapılan 5 yedekleme hatası! Western Digital&#8217;dan, bu hatalardan kaçınmak için öneriler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KOBİ&#8217;lerin yaptığı yedi bulut güvenliği hatası</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kobilerin-yaptigi-yedi-bulut-guvenligi-hatasi-436676</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jan 2024 07:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[bulut]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[hatası]]></category>
		<category><![CDATA[kobilerin]]></category>
		<category><![CDATA[yaptığı]]></category>
		<category><![CDATA[yedi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=436676</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bulut bilişim, günümüzün dijital ortamının önemli bir bileşeni. BT altyapısı, platformları ve yazılımları günümüzde bir hizmet olarak sunuluyor. Küçük ve orta ölçekli işletmelere daha çok hitap eden çözümler riskleri de beraberinde getiriyor. Siber güvenlik şirketi ESET, KOBİ’lerin yaptığı en önemli yedi bulut güvenliği hatasını belirledi, doğru bulut güvenliğine ilişkin yapılması gerekenleri  sıraladı. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kobilerin-yaptigi-yedi-bulut-guvenligi-hatasi-436676">KOBİ&#8217;lerin yaptığı yedi bulut güvenliği hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bulut bilişim, günümüzün dijital ortamının önemli bir bileşeni. BT altyapısı, platformları ve yazılımları günümüzde bir hizmet olarak sunuluyor. Küçük ve orta ölçekli işletmelere daha çok hitap eden çözümler riskleri de beraberinde getiriyor. Siber güvenlik şirketi ESET, KOBİ’lerin yaptığı en önemli yedi bulut güvenliği hatasını belirledi, doğru bulut güvenliğine ilişkin yapılması gerekenleri  sıraladı. </strong></p>
<p>Bulut çözümleri KOBİ’lere daha büyük rakiplerle oyun alanını eşitlemek için fırsatlar sunuyor. Daha fazla iş çevikliği ve gelir gider dengesini bozmadan hızlı ölçeklendirme sağlıyor. Yapılan araştırmalar küresel ölçekte KOBİ&#8217;lerin yüzde 53&#8217;ünün bulut için yıllık 1,2 milyon doların üzerinde harcama yaptıklarını ortaya koyuyor. Ancak dijital dönüşüm riskleri de beraberinde getiriyor. KOBİ’ler tarafından belirtilen ikinci ve üçüncü en önemli bulut zorlukları güvenlik (%72) ve uyumluluk (%71) olarak görünüyor. Bu zorlukların üstesinden gelmenin ilk adımı, küçük işletmelerin bulut dağıtımlarında yaptıkları ana hataları anlamaktır.</p>
<p><strong>KOBİ&#8217;lerin yaptığı en önemli hatalar</strong></p>
<p>En büyük ve en iyi kaynaklara sahip işletmeler bile bazen güvenlikle ilgili  temel konuları atlıyor. Bu kör noktaları ortadan kaldırarak, kuruluşunuz potansiyel olarak ciddi finansal veya itibar riskine maruz kalmadan bulut kullanımını optimize etme yolunda büyük adımlar atabilir.</p>
<p><strong>Çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) kullanmamak </strong>Statik parolalar doğası gereği güvensizdir ve her işletme sağlam bir parola oluşturma politikasına bağlı kalmaz. Parolalar kimlik avı, kaba kuvvet yöntemleri veya basitçe tahmin gibi çeşitli yollarla çalınabilir. Bu nedenle MFA, saldırganların kullanıcılarınızın SaaS, IaaS veya PaaS hesap uygulamalarına erişmesini çok daha zor hale getirecek ve böylece fidye yazılımı, veri hırsızlığı ve diğer olası sonuç risklerini azaltacaktır. Diğer bir seçenek de mümkünse parolasız kimlik doğrulama gibi alternatif kimlik doğrulama yöntemlerine geçmektir.</p>
<p><strong>Bulut sağlayıcısına (CSP) çok fazla güvenmek </strong>Birçok BT lideri buluta yatırım yapmanın her şeyi güvenilir bir üçüncü tarafa yaptırmak anlamına geldiğine inanıyor. Bu sadece kısmen doğrudur. Bulutun güvenliğini sağlamak için CSP ve müşteri arasında paylaşılan bir sorumluluk modeli vardır. Nelere dikkat etmeniz gerektiği bulut hizmetinin türüne (SaaS, IaaS veya PaaS) ve CSP&#8217;ye bağlı olacaktır. Sorumluluğun çoğu sağlayıcıda olsa bile  ek üçüncü taraf kontrollerine yatırım yapmak işe yarayabilir.</p>
<p><strong>Başarısız yedekleme </strong>Bulut sağlayıcınızın (örneğin dosya paylaşma, depolama hizmetleri için) arkanızda olduğunu varsaymayın. Her zaman en kötü senaryo için plan yapmak faydalı olacaktır; bu senaryo büyük olasılıkla bir sistem arızası ya da siber saldırıdır. Kuruluşunuzu etkileyecek olan yalnızca veri kaybı değil, aynı zamanda bir olayın ardından gelebilecek kesinti süresi ve üretkenlik darbesidir.</p>
<p><strong>Düzenli yama yapmamak </strong>Yama yapmazsanız bulut sistemlerinizi güvenlik açığı istismarına maruz bırakmış olursunuz. Bu da kötü amaçlı yazılım bulaşmasına, veri ihlallerine ve daha fazlasına neden olabilir. Yama yönetimi, şirket içinde olduğu kadar bulutta da geçerli olan temel bir en iyi güvenlik uygulamasıdır.</p>
<p><strong>Yanlış bulut yapılandırması </strong>Bulut sağlayıcıları yenilikçi bir gruptur. Ancak müşteri geri bildirimlerine yanıt olarak sundukları çok sayıda yeni özellik ve yetenek, birçok KOBİ için inanılmaz derecede karmaşık bir bulut ortamı yaratabilir. Bu da hangi yapılandırmanın en güvenli olduğunu bilmeyi çok daha zor hale getirir. Yaygın hatalar arasında bulut depolamayı herhangi bir üçüncü tarafın erişebileceği şekilde yapılandırmak ve açık portları engellememek yer alıyor.</p>
<p><strong>Bulut trafiğinin izlenmemesi  </strong>Günümüzde bulut ortamınızın ihlal edilmesinin &#8220;eğer&#8221; değil &#8220;ne zaman&#8221; gerçekleşeceğinin önemli olduğu yaygın bir görüştür. Bu durum, işaretleri erkenden tespit etmek ve bir saldırıyı kurumu etkileme şansı bulmadan önce kontrol altına almak için hızlı tespit ve müdahaleyi kritik hale getirmektedir. Bu da sürekli izlemeyi bir zorunluluk haline getirir.</p>
<p><strong>Kurumsal verileri şifrelemede başarısız olmak </strong>Hiçbir ortam yüzde 100 ihlal edilemez değildir. Peki kötü niyetli bir taraf en hassas dahili verilerinize veya yüksek düzeyde düzenlenmiş çalışan veya müşteri kişisel bilgilerinize ulaşmayı başarırsa ne olur? Verilerinizi olduğu yerde ve aktarım sırasında şifreleyerek, ele geçirildiklerinde bile kullanılamayacağından emin olursunuz.</p>
<p><strong>Doğru bulut güvenliği</strong></p>
<p>Bulut güvenliği risklerinin üstesinden gelmenin ilk adımı, sorumluluklarınızın nerede olduğunu ve hangi alanların bulut sağlayıcıları (CSP) tarafından ele alınacağını anlamaktır. Ardından CSP&#8217;nin buluta özgü güvenlik kontrollerine güvenip güvenmediğinize veya bunları ek üçüncü taraf ürünlerle geliştirmek isteyip istemediğinize karar vermeniz gerekir. Aşağıdaki maddeleri  göz önünde bulundurun:</p>
<ul>
<li>Dünyanın önde gelen bulut sağlayıcıları tarafından sunulan bulut hizmetlerinde yerleşik olarak bulunan güvenlik özelliklerine ek olarak e-posta, depolama ve iş birliği uygulamalarınız için bulut güvenliğinizi ve korumanızı geliştirmek üzere üçüncü taraf güvenlik çözümlerine yatırım yapın.</li>
<li>Hızlı olay müdahalesi ve ihlalin kontrol altına alınması veya iyileştirilmesi için genişletilmiş, yönetilen tespit ve müdahale (XDR/MDR) araçları ekleyin.</li>
<li>Güçlü varlık yönetimi üzerine inşa edilmiş sürekli risk tabanlı bir yama programı geliştirin ve uygulayın (yani, hangi bulut varlıklarına sahip olduğunuzu bilin ve ardından bunların her zaman güncel olmasını sağlayın)</li>
<li>Kötü niyetli kişilerin eline geçse bile korunmasını sağlamak için bekleyen (veri tabanı düzeyinde) ve aktarılan verileri şifreleyin. Bu aynı zamanda etkili ve sürekli veri keşfi ve sınıflandırması gerektirecektir.</li>
<li>Net bir erişim kontrol politikası tanımlayın; güçlü parolalar, MFA, en az ayrıcalık ilkeleri ve belirli IP&#8217;ler için IP tabanlı kısıtlamalar/izin listeleri zorunlu kılın.</li>
<li>Ağ segmentasyonu ve diğer kontrollerin yanı sıra yukarıdaki unsurların çoğunu (MFA, XDR, şifreleme) içerecek bir Sıfır Güven yaklaşımını benimsemeyi düşünün</li>
</ul>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kobilerin-yaptigi-yedi-bulut-guvenligi-hatasi-436676">KOBİ&#8217;lerin yaptığı yedi bulut güvenliği hatası</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
