<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hata | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/hata/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hata</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 May 2026 08:08:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favicon-3-32x32.png</url>
	<title>hata | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hata</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Engelli bireylerin bakımında en kritik hata &#8220;Onların yerine yapmak&#8221;!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/engelli-bireylerin-bakiminda-en-kritik-hata-onlarin-yerine-yapmak-635493</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 May 2026 08:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[bakım]]></category>
		<category><![CDATA[bakımında]]></category>
		<category><![CDATA[bireyin]]></category>
		<category><![CDATA[bireylerin]]></category>
		<category><![CDATA[durum]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[engelli]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[kritik]]></category>
		<category><![CDATA[onların]]></category>
		<category><![CDATA[rehabilitasyon]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Tetik]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yerine]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=635493</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon Program Başkanı Öğr. Gör. Gönül Kil Tetik, 10–16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında engelli bakımı ve rehabilitasyon konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/engelli-bireylerin-bakiminda-en-kritik-hata-onlarin-yerine-yapmak-635493">Engelli bireylerin bakımında en kritik hata &#8220;Onların yerine yapmak&#8221;!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon Program Başkanı Öğr. Gör. Gönül Kil Tetik, 10–16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında engelli bakımı ve rehabilitasyon konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>Engelli bireyin yapabileceği şeyleri onun yerine yapmayın</strong></p>
<p>Engelli bireylerin bakım ve rehabilitasyon sürecinde en sık yapılan hatalara değinen Öğr. Gör. Gönül Kil Tetik, “En sık yapılan hata, engelli bireyin yapabileceği şeyleri bile onun yerine yapmaktır. Aileler çoğu zaman yorulmasın diye düşünür ama bu durum zamanla bireyin bağımsızlığını azaltabilir.<br /> Bir diğer hata da rehabilitasyona geç başlamaktır. Biraz büyüsün düzelir düşüncesi bazı durumlarda zaman kaybına neden olabilir. Ayrıca sadece fiziksel ihtiyaçlara odaklanıp duygusal ve sosyal ihtiyaçları ihmal etmek de sık görülür. Oysa moral, sosyal destek ve sevgi de tedavinin önemli bir parçasıdır. Sosyal izolasyon oluşturmak sürecin yönünü değiştirebilir. Bu yüzden ailelerin bu konuda eğitimi önemlidir.” dedi.</p>
<p><strong>Erken müdahale çok daha iyi sonuç veriyor</strong></p>
<p>Rehabilitasyon sürecinde erken müdahalenin belirleyici rolüne işaret eden Öğr. Gör. Gönül Kil Tetik, “Erken başlanılan rehabilitasyon çoğu zaman çok daha iyi sonuç verir. Özellikle çocuklarda beyin gelişimi hızlı olduğu için erken eğitim ve terapi büyük fark yaratabilir. Örneğin konuşma gecikmesi, işitme kaybı, otizm veya hareket problemlerinde erken destek alan çocuklar günlük yaşama daha kolay uyum sağlayabilir. Bazı durumlarda zaman kaybı kalıcı sorunlara yol açabilir. Bu yüzden bekleyelim geçer yerine erken değerlendirme çok önemlidir.” diye konuştu.</p>
<p>Bazı durumlarda zaman kaybının kalıcı sonuçlar doğurabileceğini belirten Tetik, riskli durumları serebral palsi, işitme kaybı, otizm spektrum bozukluğu, inme sonrası rehabilitasyon ve uzun süreli yatağa bağımlılık olarak sıraladı.</p>
<p><strong>Evde bakım ve merkez rehabilitasyonu arasında denge şart</strong></p>
<p>Evde bakım ile profesyonel rehabilitasyon merkezleri arasındaki farklara da değinen Tetik, “Evde bakımın en büyük avantajı kişinin kendi ortamında rahat hissetmesidir. Aile desteği daha fazla olur ve günlük yaşam içinde uygulama yapmak kolaylaşır. Rehabilitasyon merkezlerinde ise uzman ekipler, özel cihazlar ve düzenli terapi desteği bulunur. Özellikle yoğun fizik tedavi veya özel eğitim gereken durumlarda merkez desteği daha etkili olabilir. Genellikle en iyi sonuç, merkezde öğrenilen çalışmaların evde devam ettirilmesiyle alınır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Bakım yükü aileyi tükenmişliğe sürükleyebilir</strong></p>
<p>Bakım veren aile bireylerinin psikolojik yüküne de dikkat çeken Öğr. Gör. Gönül Kil Tetik, “Sürekli bakım vermek zamanla insanı hem fiziksel hem de duygusal olarak yorabilir. Bu çok normal bir durumdur. Bakım veren kişinin kendine de zaman ayırması gerekir. Gerektiğinde destek istemekten çekinilmemelidir. Bakım yükünü paylaşmak, dinlenmek, sosyal hayattan kopmamak ve psikolojik destek almak tükenmişliği önlemeye yardımcı olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Engellilik türlerine göre farklı rehabilitasyon yaklaşımları olmalı</strong></p>
<p>Rehabilitasyon sürecinin bireyin engel türüne göre değiştiğini belirten Tetik, “Her bireyin ihtiyacı farklı olduğu için rehabilitasyon da ona göre planlanır. Fiziksel engellerde hareket ve günlük yaşam becerileri üzerinde durulur. Zihinsel engellerde öğrenme ve öz bakım becerileri desteklenir. Otizm gibi gelişimsel farklılıklarda ise iletişim ve sosyal beceriler ön plandadır.” dedi.</p>
<p><strong>Amaç bağımsız ve mutlu bir yaşam</strong></p>
<p>Bağımsız yaşam becerilerinin geliştirilmesinde günlük hayatın önemli bir araç olduğunu söyleyen Tetik, “Küçük sorumluluklar vermek çok önemlidir. Kendi başına yapabildiği şeyleri yapmasına fırsat verilmelidir. Örneğin kendi kıyafetini seçmek, sofraya yardım etmek, basit ev işlerine katılmak ve para kullanmayı öğrenmek günlük yaşam becerilerini artırabilir. Başarıları takdir etmek kişinin özgüvenini güçlendirir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>İdeal bir rehabilitasyon süreci nasıl olmalı?</strong></p>
<p>İdeal bir rehabilitasyon sürecinin sadece tıbbi bir süreç olmadığını vurgulayan Tetik, “İyi bir rehabilitasyon sadece tedavi değildir. Kişinin hem fiziksel hem psikolojik hem de sosyal olarak desteklenmesi gerekir. Doktor, fizyoterapist, psikolog ve özel eğitim uzmanlarının birlikte çalışması önemlidir. Ailenin sürece katılması ve bireyin ihtiyaçlarına uygun plan yapılması rehabilitasyonun başarısını artırır. Asıl amaç bireyin mümkün olduğunca bağımsız ve mutlu bir yaşam sürmesini sağlamaktır.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/engelli-bireylerin-bakiminda-en-kritik-hata-onlarin-yerine-yapmak-635493">Engelli bireylerin bakımında en kritik hata &#8220;Onların yerine yapmak&#8221;!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendine nazik olmak zayıflık değil!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/kendine-nazik-olmak-zayiflik-degil-622074</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 12:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[baş]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[kendine]]></category>
		<category><![CDATA[nazik]]></category>
		<category><![CDATA[olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Öz Şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflık]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=622074</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, öz şefkatin ne olduğu, bireyin psikolojik sağlığı ve dayanıklılığı üzerindeki etkileri ile nasıl geliştirilebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendine-nazik-olmak-zayiflik-degil-622074">Kendine nazik olmak zayıflık değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, öz şefkatin ne olduğu, bireyin psikolojik sağlığı ve dayanıklılığı üzerindeki etkileri ile nasıl geliştirilebileceği hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Öz şefkat, zor anlarda kendimize anlayışlı ve destekleyici olmaktır!</strong></p>
<p>Modern yaşamın bireylerden güçlü, üretken, başarılı ve dayanıklı olmalarını beklediğini aktaran Klinik Psikolog İpek Erol, “Fakat bu beklentiler artarken, insanların kendilerine karşı daha anlayışlı olmaları gerektiği gerçeği çoğu zaman göz ardı ediliyor.” dedi.</p>
<p>Tam da bu noktada, son yıllarda psikoloji literatüründe giderek daha fazla yer bulan ‘öz şefkat’ kavramının devreye girdiğini dile getiren Erol, “Öz şefkat, bireyin zorlandığı anlarda kendisine karşı yargılayıcı değil; anlayışlı, kapsayıcı ve destekleyici bir tutum geliştirebilmesidir. Hata yaptığında kendini sertçe eleştirmek yerine, yaşanan deneyimi insan olmanın doğal bir parçası olarak görebilmeyi içerir. Bu yaklaşım, özellikle Kristin Neff’in çalışmalarıyla psikoloji alanında kavramsallaşmış ve bilimsel olarak ölçülebilir hale gelmiştir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Psikolojik sağlamlık açısından daha sürdürülebilir bir iç dayanak…</strong></p>
<p>“Araştırmalar, öz şefkat düzeyi yüksek bireylerin depresyon ve anksiyete belirtilerini daha az yaşadığını; stresle daha etkili baş edebildiğini ve psikolojik dayanıklılıklarının daha yüksek olduğunu gösteriyor.” diyen Klinik Psikolog İpek Erol, öz şefkatin, bireyi hayattan ve sorumluluklardan geri çeken bir rahatlık halinden ziyade zorlayıcı deneyimlerle daha sağlıklı bir iç ilişki kurabilme kapasitesi olduğunu kaydetti.</p>
<p>Toplumda sıkça karıştırılan özsaygı ve öz şefkat kavramlarına değinen Erol, şunları söyledi:</p>
<p>“Özsaygı, bireyin kendini değerli hissetmesinden temel alır ancak çoğu zaman başarı, performans ve başkalarıyla kıyaslama üzerinden şekillenir. Kişi kendini değerli ve başarılı hissettiğinde artar, olası bir başarısızlıkta ise daha kırılgan hale gelir. Öz şefkat ise koşulsuzdur. Kişi başarısız olduğunda da hata yaptığında da kendisiyle bağını koparmaz. Özsaygı ‘iyiyim çünkü başardım’ derken; öz şefkat ‘zorlanıyorum ama yine de değerliyim’ diyebilmeyi mümkün kılar. Bu yönüyle öz şefkat, psikolojik sağlamlık açısından daha sürdürülebilir bir iç dayanak sunar.”</p>
<p><strong>Öz şefkat geliştirilebilir bir beceri!</strong></p>
<p>Öz şefkatin doğuştan gelen bir özellik olmadığına vurgu yapan Klinik Psikolog İpek Erol, “Öz şefkat geliştirilebilir bir beceridir.” dedi.</p>
<p>Günlük yaşamda bunun ilk adımının, kişinin kendi iç sesiyle temas etmesi olduğunu kaydeden Erol, “Zor bir anda kendimize söylediğimiz cümleleri fark etmek önemli bir başlangıçtır. Aynı durumu yaşayan bir yakınımıza söylemeyeceğimiz sözleri kendimize söylüyorsak, burada şefkat yerine eleştiri devrededir. Kişinin kendisine şefkat geliştirmesi için; duyguları bastırmadan fark etmesi, hata anlarında ‘yalnız değilim’ düşüncesini hatırlaması, kendine karşı kullandığı dili yumuşatması ve bedensel regülasyonu destekleyen nefes ve farkındalık egzersizlerinden yararlanması etkili adımlardır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Kişinin kendine karşı yumuşak olması zayıflık gibi algılanıyor! </strong></p>
<p>Psikolojik değerlendirme araçları ve terapötik süreçlerin, bireyin öz şefkat düzeyini fark etmesine ve güçlendirmesine yardımcı olabileceğine işaret eden Klinik Psikolog İpek Erol, “Pek çok kişi için öz şefkat, düşündüğünden daha zor bir deneyimdir. Bunun temel nedenlerinden biri, ‘kendine karşı yumuşak olmanın zayıflık olduğu’ inancıdır. Özellikle eleştirel ebeveyn tutumlarıyla büyüyen bireylerde, sert iç ses bir motivasyon kaynağı gibi algılanabilir.” dedi.</p>
<p>Ayrıca travmatik yaşam deneyimleri, negatif düşünce kalıpları ve mükemmeliyetçiliğin, öz şefkatin önündeki önemli engeller olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog İpek Erol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Terapötik süreçte sıkça görülen bir durum şudur; kişi kendine şefkat göstermeye başladığında önce rahatsızlık hisseder. Bu durum yanlış bir şey yapıldığını değil, alışılmamış ama iyileştirici bir alana girildiğini gösterir.</p>
<p>Öz şefkat, erken yaşlarda öğrenilebilen ve yaşam boyu koruyucu etkisi olan bir beceridir. Çocuklar için en güçlü öğretici, yetişkinlerin kendi hatalarına nasıl yaklaştıklarıdır. Ebeveynin ‘ben de hata yaptım ama bunu telafi edebilirim’ diyebilmesi, çocuğa güçlü bir iç mesaj verir.</p>
<p>Gençlerle çalışırken ise öz şefkat, özellikle sosyal karşılaştırma ve yetersizlik duygularına karşı önemli bir denge unsurudur. Ergenlere, zorlanan bir arkadaşlarına nasıl yaklaştıklarını fark ettirmek ve aynı dili kendilerine yöneltmelerini sağlamak etkili bir yöntemdir.”</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/kendine-nazik-olmak-zayiflik-degil-622074">Kendine nazik olmak zayıflık değil!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Empati ve utanma duygusunun zayıflaması aldatmayı normalleştirdi!&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-empati-ve-utanma-duygusunun-zayiflamasi-aldatmayi-normallestirdi-618895</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 09:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bağ]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal]]></category>
		<category><![CDATA[duygusunun]]></category>
		<category><![CDATA[empati]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[ifade]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat]]></category>
		<category><![CDATA[prof]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[sadakat]]></category>
		<category><![CDATA[tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[utanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=618895</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aldatma ve aldatılma psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-empati-ve-utanma-duygusunun-zayiflamasi-aldatmayi-normallestirdi-618895">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Empati ve utanma duygusunun zayıflaması aldatmayı normalleştirdi!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aldatma ve aldatılma psikolojisi konusunu değerlendirdi.</p>
<p><strong>Aldatma, bir ihanet travmasıdır</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, fiziksel aldatma ile duygusal aldatmayı ayırt etmek gerektiğini ve fiziksel aldatmanın ötesinde duygusal aldatmaların da günümüzde ciddi biçimde arttığını ifade ederek, “Aldatma, aslında bir ihanet travmasıdır. Kişinin arkadan bıçaklanmış gibi hissettiği her durum sadakatin ihlalidir” dedi.</p>
<p>Aldatmanın temelinde güven ve dürüstlük eksikliği olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Yalan söyleyen kişiler genellikle aldatıcı oluyor. Aldatmanın karanlık üçlüsü vardır; yüksek narsizm, düşük dürtü kontrolü ve yüksek dışa dönüklük. Bu üç özellik bir aradaysa kişi aldatmaya daha yatkın hale gelir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Derin pişmanlık hissetmiyorsa, aynı hatayı tekrar ediyor</strong></p>
<p>Aldatma sonrası duygusal süreçlere değinen Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilerin derin pişmanlık hissederken, bazılarının durumu rasyonalize etmeye çalıştığını belirtti. Prof. Dr. Tarhan, “Bir insan yanlış yapıp da derin pişmanlık hissetmiyorsa, aynı hatayı tekrar eder. Bazı kişiler kendilerini kandırmanın yolunu bulurlar; ‘zaten ilişkimiz bitmişti’, ‘zaten artık bir şey hissetmiyordum’ derler. Bu zihinsel manevradır. Kendisini haklı çıkarmaya çalışır.” diye konuştu.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, aldatma sonrası affetme sürecine ilişkin olarak da “Derin bir pişmanlık hisseden kişiye bir şans verilebilir ama hemen bağışlamak doğru değildir. Samimiyet, sorumluluk ve bedel ödeme olup olmadığına bakılmalıdır” dedi. </p>
<p><strong>Aldatılan insan ciddi depresyona giriyor</strong></p>
<p>İhanetin, kişinin benlik saygısını doğrudan etkilediğini belirten Prof. Dr. Tarhan, aldatılan bireyin ağır bir duygusal travma yaşadığını vurguladı.</p>
<p>“Aldatılan insan ‘Ben sevilmeye değer değil miyim?’ diye düşünür ve ciddi bir depresyona girer. Bu travma, yaşam olayları ölçeğinde en yüksek stres değerine sahip olaylardan biridir. Birçok araştırmada eşin aldatması, eşin ölümünden bile daha yüksek travma puanı alıyor.” diyen Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilerin intikam amaçlı aldatma davranışı gösterdiğini, kiminin ‘Sen beni aldattın, ben de seni aldatırım’ diyerek intikam aldatması yaptığını anlattı.</p>
<p><strong>Evlilikte sadık kalmak ilkedir</strong></p>
<p>Kültürel kalıpların da ilişkilerdeki sadakat anlayışını etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>“Bizim kültürümüzde ‘erkek aldatabilir, kadın aldatmaz’ gibi yanlış değer yargıları var. Bu iki taraf için de yanlıştır. Evlilik bir yolculuktur. Yol arkadaşlığına sadık kalmak bir ilkedir. Bunun için fedakârlık ve arzuları erteleyebilme becerisi gerekir. Evde güven ilişkisi oluşursa aile sığınak haline gelir. Bugün ailelerin sığınak olmamasının sebeplerinden biri güvenli alanların yok olmasıdır.”</p>
<p>Aldatma eğiliminin kökeninde bağlanma stillerinin önemli bir rol oynadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Aldatan ya da aldatılan kişilerin çoğunda güvenli bağlanma yoktur. Kaygılı, kaçıngan veya dezorganize bağlanma stilleri görülür. İnsan ilişkisel bir varlıktır; beyin tek başına yaşamaya programlanmamıştır. Güvenli bağ kuramadığında, kişi ilişkilerde ya kaçar ya da aşırı bağlanır.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Birlikte yemek yemek bile ilişki kalitesini artırıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ilişkilerde sağlıklı iletişimin önemine işaret ederek, “İletişimde üç biçim vardır; sağlıklı iletişim, çatışmalı iletişim ve iletişimsizlik. En kötüsü iletişimsizliktir. Eğer evde insanlar birbirine uzatma oynar gibi davranıyorsa, duygusal yatırımlar azalmış demektir. Eve gelince ‘otelde hoş geldin’ der gibi bir hava varsa, orada güvenli bağ kalmamıştır. Göz teması, kısa ama nitelikli sohbetler, birlikte sıcak yemek yemek bile ilişkinin kalitesini artırır. ABD’de yapılan stres ölçeklerinde bile ‘Haftada kaç gün sıcak yemek yiyorsunuz?’ sorusu yer alır, çünkü bu bile ilişkisel doyumu gösterir” diye konuştu.</p>
<p><strong>Aldatma ilişkileri toksik hale getirir</strong></p>
<p>Aldatmanın ilişkileri dönüştürerek toksik bir yapı yarattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Aldatma ilişkileri toksik hale getirir. Bu kişilerle uzun yolculuğa çıkılmaz. Çünkü sadakat ihlal edilmiştir. Kırılgan ilişkiler her zaman risk grubundadır. O nedenle bağlanma stillerinin onarılması, güvenli iletişimin yeniden kurulması gerekir.” dedi.</p>
<p>İlişkilerde “güvenli alan” oluşturmanın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Evin güvenli bir alan haline gelmesi, çiftlerin birbirine güvenli bağ kurabilmesiyle mümkündür. Güvenli bağ kurulan ilişkilerde huzur, sevgi ve sadakat kalıcı olur” ifadelerini kullandı.</p>
<p>İlişkilerde sadakatin sadece romantik bağlarla sınırlı olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Sadakat, bütün insan ilişkilerinde geçerlidir. İş, arkadaşlık, aile ya da varoluşla olan ilişkilerde de güven ve doğruluk olmadan kalıcı bağ kurulamaz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Dijital platformlar aldatmayı kolaylaştırdı ama izleri de silinmiyor</strong></p>
<p>Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, teknolojinin aldatmayı hem kolaylaştırdığını hem de saklanmasını zorlaştırdığını belirterek, “Dijital platformlar aldatma konusunda çok kolaylaştırdı. Fakat aynı zamanda da dijital platformların avantajı da oldu. Daha önce ‘yalancının mumu yatsıya kadar yanar’ diyorduk, şimdi internete kadar yanıyor. Bir insanın dijital hesabını incelediğinizde çelişkilerini, yalanlarını görebiliyorsunuz. Kişinin tutarlılığı ve karakteri hakkında fikir verebiliyor bu izler. O nedenle bıraktığımız dijital izler çok önemli, kaybolmuyor. Bir gün önümüze çıkabilir.” diye konuştu.</p>
<p>Özellikle eşlerin gizlilik davranışlarının güveni zayıflattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Eve geldiğinde telefonunu kapatıyorsa bu güveni zedeler. Güven ilişkisi olan bir evlilikte kişi şifresini gizlemez, telefonu saklamaz. Ama ikinci, gizli bir telefon varsa zaten bu kolay anlaşılır. İnsan isterse karşısındakinin beden dilinden, davranışlarından aldatıldığını hissedebilir.” dedi.</p>
<p><strong>Kadınlar aldatmayı daha çabuk hissediyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, kadın ve erkek arasındaki duygusal zekâ farkına vurgu yaparak, “Aldatmayla ilgili özellikle duygusal okuryazarlık kadın beyninde daha gelişmiştir. Duygusal empati konusunda erkeklerden birkaç adım öndedirler. Onun için aldatmayı daha çabuk hissedebiliyorlar. Ama bu his, mutlaka doğrulanmalı. ‘Aldatıldım’ hissi geldi diye hemen etiketlemek doğru değil. Çünkü o zaman savunma duvarı örülür. Aldatmayı anlamak istiyorsak yargılamak yerine köprü kurmamız gerekiyor.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Aldatma bir zincirleme ihmalin sonucu</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aldatma ve sadakat psikolojisini, dini ve toplumsal boyutlarıyla değerlendirerek, aldatmanın bir anda ortaya çıkan bir davranış değil, küçük hataların birikimiyle gelişen bir süreç olduğunu ve “Aldatma bir zincirleme ihmalin sonucudur. İlk hata küçük olur ama kişi o hatayı fark edip durmazsa büyük sonuçlara yol açar” dedi.</p>
<p>Prof. Dr. Tarhan, ahlaki hataları fiziksel hijyenle ilişkilendirerek, “Dışarıda dolaşırken elimiz mikroplarla temas ediyor. Eğer elimizi kirlenince hemen yıkarsak hastalık oluşmaz. Ama bekler, iltihap başlayınca temizlemeye kalkarsak geç olur. İnsan da hata yaptığında hemen fark edip vicdani temizlik yaparsa, o hata büyümez. Aldatma genellikle bir anda olmaz; küçük küçük adımlar vardır.<br /> En zor olan ilk adımdır. O yüzden kişi hatalara karşı duyarlı olmalı. Hata yaptığını fark edip ‘yanlış yaptım’ diyebilen kişi, iç kontrolü güçlü insandır.” diye konuştu.</p>
<p>Özellikle çift ilişkilerinde affetmenin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Kimi insanlar hata yapar, pişman olur ama eşi o hatayı sürekli hatırlatır. İkide bir yüzüne vurur, dürter, geçmişi yeniden yaşatır. Bu yaklaşım yarayı iyileştirmez, kanatır. Kişi hatasından ders almışsa, artık o hatanın üzerinde durmak değil, o dersi kalıcı hale getirmek gerekir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Güven temelli ilişkiler lazer ışığı gibidir… </strong></p>
<p>Günümüz ilişkilerinde sıklığın değil, niteliğin önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu zamanda ilişkiler zorlaştı ama ümitsiz olmamak gerekir. Nitelikli ilişkiler, az görüşülse bile güçlüdür. Böyle ilişkilerde iki kişi 1+1=2 etmez, 1+1=11 eder. Çünkü birbirini tamamlar, güçlendirir. Aynı hedefe odaklanmış, güven temelli ilişkiler lazer ışığı gibidir. Lazer nasıl tek yönde giderse, nitelikli ilişkiler de aynı yönde ilerler. Güven alanı oluşturmuş bir ilişkide, aldatıcılar ve çeldiriciler etkili olamaz.”</p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sözlerini “Aldatma sadece fiziksel değil, manevi bir ihlaldir. Vicdanı canlı tutan, küçük hatalarda kendini sorgulayan insan hem kendini hem ilişkisini korur. Bu çağda en büyük direnç, ahlaki dirençtir.” şeklinde tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/prof-dr-nevzat-tarhan-empati-ve-utanma-duygusunun-zayiflamasi-aldatmayi-normallestirdi-618895">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: &#8220;Empati ve utanma duygusunun zayıflaması aldatmayı normalleştirdi!&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dikkat! Bu hata anne adayını ve bebeği tehdit ediyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/dikkat-bu-hata-anne-adayini-ve-bebegi-tehdit-ediyor-606132</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2026 23:21:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeği]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[mutlaka]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=606132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dondurucu kış soğuklarının yanı sıra kapalı ve kalabalık alanlarda daha uzun süre kalınması solunum yolu enfeksiyonlarının çok hızlı ve çok kolay bulaşmasına neden olurken, bu durum hamileler için ciddi tehlikeleri de beraberinde getirebiliyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikkat-bu-hata-anne-adayini-ve-bebegi-tehdit-ediyor-606132">Dikkat! Bu hata anne adayını ve bebeği tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meriç Kabakcı, gebelikte bağışıklık sisteminin influenza ve diğer enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale geldiğini belirterek “Son günlerde hamilelerde özellikle influenza ile çok sık karşılaşıyoruz. Bu nedenle anne adayları olası bir burun akıntısı ya da baş ağrısı gibi enfeksiyon belirtilerini hafife alıp &#8216;nasıl olsa geçer’ düşüncesiyle ilaç kullanarak zaman kaybetmemeli, mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına ya da ilgili hekime başvurmalıdır. Aksi taktirde gebelikte bilinçsiz ilaç kullanımı anne ve bebek sağlığı açısından hayati riske yol açabilmektedir” diyor. Alınacak basit ama düzenli önlemlerle enfeksiyon riskini büyük ölçüde azaltmanın mümkün olduğunu vurgulayan Dr. Meriç Kabakcı kış hamileliğinde enfeksiyonlara karşı 7 etkili önerisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p>Hijyene dikkat edin</p>
<p>Hijyen, kış enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yollarından biridir. Eller gün içinde sık sık, en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalıdır. Özellikle dışarıdan eve gelindiğinde, toplu taşıma kullanıldıktan sonra ve yemeklerden önce el hijyenine özen gösterilmelidir. El yıkama imkanı olmayan durumlarda alkol bazlı el antiseptikleri kullanılabilir.</p>
<p>Kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak durun</p>
<p>Kalabalık ve kapalı ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmak, hamileler için önemli bir diğer korunma yöntemidir. Alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları ve havalandırması yetersiz kapalı alanlarda virüsler çok kolay ve çok hızlı bulaşırken, hamilelikte bağışıklık sistemi daha hassas olduğu için bu ortamlarda enfeksiyon kapma riski çok daha fazladır.  Mecbur kalınan durumlarda maske kullanımı ve mesafenin korunması faydalı olacaktır.</p>
<p>Beslenmenize dikkat edin</p>
<p>Kış aylarında beslenme düzeni bağışıklık sistemini desteklemede kilit rol oynar. C vitamini, çinko ve protein açısından zengin besinler bağışıklığın güçlenmesine yardımcı olur. Mevsim sebze ve meyveleri, yeterli süt ve süt ürünleri, iyi pişmiş et ve baklagiller ile yeterli su tüketimi vücudun enfeksiyonlarla savaşma kapasitesini artırır. Herhangi bir vitamin veya takviye kullanımı mutlaka doktor önerisiyle yapılmalıdır.</p>
<p>Uyku düzeninize özen gösterin</p>
<p>Dr. Meriç Kabakcı “Yapılan araştırmalar; yetersiz uykunun bağışıklık sistemini zayıflattığını göstermektedir. Hamilelikte hormonal değişimler uyku düzenini zorlaştırsa da, mümkün olduğunca düzenli ve kaliteli uyumaya çalışmak, vücudun kendini yenilemesini sağlar ve enfeksiyonlara karşı direnci artırır. Günde ortalama 7–9 saat uyumaya özen göstermek, mümkünse aynı saatlerde yatıp kalkmak, aşırı yorgunluktan kaçınmak ve stresi yönetmeyi öğrenmek bağışıklık sistemi açısından büyük fayda sağlayacaktır” diyor. </p>
<p>Ortamı sık sık havalandırın</p>
<p>Ortamın havalandırılması da çoğu zaman göz ardı edilen ancak oldukça etkili bir önlemdir. Kapalı alanlarda biriken mikroplar, havalandırma yapılmadığında daha kolay yayılır. Ev ve iş ortamları günde birkaç kez, kısa süreli de olsa mutlaka havalandırılmalıdır. Soğuk havadan çekinerek camları hiç açmamak, virüslerin kapalı alanda daha kolay yayılmasına neden olabilir.</p>
<p>Aşı olun</p>
<p>Dr. Meriç Kabakcı “Influenza (grip) aşısı hamilelikte güvenle uygulanabilen ve hem anne hem de bebeği koruyan önemli bir önlemdir. Grip aşısı, gebeliğin uygun dönemlerinde doktor kontrolünde güvenle yapılabilir. Kış aylarında sık görülen grip ve benzeri enfeksiyonlar gebelerde daha ağır seyredebildiği için, aşı ile korunmak ciddi komplikasyonların önüne geçebilir. Ancak aşı kararı mutlaka doktorla değerlendirilmelidir” diyor. </p>
<p>Doktora başvurmadan ilaç almayın</p>
<p>Boğaz ağrısı, halsizlik, burun akıntısı ve ateş gibi şikayetler ortaya çıktığında ‘nasıl olsa geçer’ düşüncesiyle doktora danışmadan, rastgele ilaç kullanmak hem anneye hem bebeğe zarar verir. Hamilelikte her ilaç güvenli değildir. Bu nedenle en küçük belirtide bile mutlaka doktora başvurulmalı ve tedavi uzman kontrolünde yapılmalıdır. </p>
<p>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/dikkat-bu-hata-anne-adayini-ve-bebegi-tehdit-ediyor-606132">Dikkat! Bu hata anne adayını ve bebeği tehdit ediyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tasavvufta hoşgörü tahammül değil, edeptir!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tasavvufta-hosgoru-tahammul-degil-edeptir-597115</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Dec 2025 08:21:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[değil]]></category>
		<category><![CDATA[edeptir]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[hoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[insanları]]></category>
		<category><![CDATA[Kusur]]></category>
		<category><![CDATA[öfke]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[tahammül]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvufta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=597115</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emine Yeniterzi, 7-17 Aralık Mevlana haftası kapsamında, tasavvuf geleneğinde hoşgörü kavramını günümüz dünyasıyla karşılaştırarak kapsamlı bir değerlendirme yaptı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tasavvufta-hosgoru-tahammul-degil-edeptir-597115">Tasavvufta hoşgörü tahammül değil, edeptir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emine Yeniterzi, 7-17 Aralık Mevlana haftası kapsamında, tasavvuf geleneğinde hoşgörü kavramını günümüz dünyasıyla karşılaştırarak kapsamlı bir değerlendirme yaptı.</p>
<p><strong>‘Her şeyi anlayışla karşılama’ durumu tahammül değil, bir edeptir!</strong></p>
<p>Prof. Dr. Yeniterzi, hoşgörü kavramına işaret ederek, “Hoşgörü kavramı günümüzde; ‘Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans’ şeklinde ‘tahammül’ odaklı açıklansa da tasavvuf geleneğinde bu tanımdaki ‘her şeyi anlayışla karşılama’ durumu tahammül değil, bir edeptir; Allah’ın rahmet sıfatının ve Halim isminin kulda tecelli etmesine yönelik bir eylemdir. Bu yüzden sufiler Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak için her canlıya merhamet, her kusura af penceresinden bakarlar.” dedi.</p>
<p><strong>Türk-İslâm kültürü insanları hoşgörülü olmaya teşvik ediyor</strong></p>
<p>Türk-İslâm kültüründe; “Yaratılanı hoş gör Yaratan’dan ötürü” söyleminin insanları hoşgörülü olmaya teşvik ettiğini kaydeden Prof. Dr. Emine Yeniterzi, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu hoşgörü alanları çeşitlidir. Öncelikle farklılıklara hoşgörü göstermek esastır. Zira İslâm dini din, ırk, renk, dil, mevki gibi farklara yer vermeden insanlar arasında kardeşlik, eşitlik, adalet ve barışı yaymayı teşvik eder. Kur’an-ı Kerim’de bütün insanların tek bir kaynaktan yaratıldığı (Nisâ 4/1) ve Allah nezdinde en değerli olmanın yalnızca Allah’a karşı gelmekten en çok sakınmakla olduğu (Hucurât 49/13) bildirilir. ‘İnsanların tamamı Allah’ın aile fertleri gibidir’ hadis-i şerifi de insanlar arasında ayrım yapılmaması ve yetmiş iki millete birlik gözüyle bakılmasını tavsiye eder; herkesin sevgi ve saygıya layık olduğunu bildirir. Nitekim her şeyi Hak’tan bilen bu anlayış farklılıklara takılmayı ve “öteki” düşüncesini reddeder. Bu yüzden farklılıklara saygı duymak hoşgörünün ilk adımıdır.”</p>
<p><strong>Kötülüğü affetmenin sabırlı ve hoşgörülü olmanın mükâfatı var</strong></p>
<p>Doğrudan bizi<strong> </strong>hedef alan, bize zarar veren hatalı davranışlar karşısında hoşgörülü olmanın olgun ve güçlü insanın tavrı olduğunu da dile getiren Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Kur’an-ı Kerim’de böyle hâller için; ‘Eğer ceza vermek isterseniz, size yapılanın aynıyla mukabele edin. Fakat sabrederseniz, and olsun ki bu sabredenler için daha iyidir’ (Nahl 16/126) ayeti ile hakkımızı aramamız konusunda izin verilmiştir. Ancak ayetin ikinci kısmında hatayı, kötülüğü affetmenin sabırlı ve hoşgörülü olmanın mükâfatı bildirilir. Zira ‘kudreti olduğu hâlde kötülüğü cezalandırmayan, yumuşaklıkla davranan’ anlamındaki Halim isminin sahibi olan Cenab-ı Hak, bu güzel ismini kendinde tecelli ettirenleri, öfkesini yenen, sabreden ve yumuşaklıkla hoşgörüyle davrananları sever.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Her insanda hata veya kusur olabilir</strong></p>
<p>Mükemmelliğin Allah’a mahsus olduğunu söyleyen Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Her insanda hata veya kusur olabilir. Bu durumda kişisel kusurlara takılmadan insanların olumlu özelliklerine odaklanmak ve hataları yüze vurmamak öğütlenir. Tasavvuf edebinde kimsenin kusurunu araştırmamak ve Cenab-ı Hakk’ın Settar ismine uyarak kusurları örtmek gerekir. Nitekim geçmişte dervişlerin giydikleri geniş hırka, dervişin gözüyle gördüğünü eteğiyle örtmesini sembolize ederdi.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Öfkelenince akıl baştan gidiyor…</strong></p>
<p>Hoşgörülü olmanın kolay olmadığını, öncelikle kibre kapılmamak, öfkeyi yenmek ve önyargıdan sakınmak gerektiğini anlatan Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Kibir ve öfke nefisten, önyargı ise acele ve bilgisizlikten kaynaklanır. İnsanların hoşgörüden en uzak hali kızgınlığa esir oldukları zamandır. Öfkelenince akıl baştan gider. Hoşgörü ise duyguları ve mantığı dizginlemekle mümkündür. ‘Öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler’ (Âli İmran 3/134) ayeti öfkeyi kontrol etmeyi tavsiye eder. ‘Gerçek yiğit güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiği zaman nefsine hâkim olandır’ hadisi de öfkeye hakim olmanın faziletini anlatır. Önyargı da insanlarla iletişimde yeterli bilgi sahibi olmadan varılan peşin hükümlerle insanı yanılgıya düşürür, hoşgörülü davranmaya mani olur.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Kendimize nasıl davranılmasını istiyorsak, başkalarına da öyle davranmamız şarttır</strong></p>
<p>Empatinin (duygudaşlık), kısaca kendimizi karşımızdakinin yerine koymak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “(Sizden biriniz kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe kâmil manada iman etmiş olmaz) hadis-i şerifi İslâm dinindeki empati düşüncesinin temelini oluşturur. Yunus Emre’nin; Sen sana ne sanırsan ayruğa da onu san / Dört kitâbın mânâsı budur eğer var ise mısralarında empatinin anlamı ve iman açısından önemi veciz bir dille ifade edilir. Empati kuramayan insanın hoşgörülü olması mümkün değildir. Herkes birbirinden farklı olabilir, herkes hata yapabilir. Ancak kendimize nasıl davranılmasını istiyorsak, başkalarına da öyle davranmamız şarttır. İnsanlara sevgiyle yaklaşmanın, hoşgörüyle davranmanın en temel gereği bu eşitlik ve birlik şuurunu kazanmakla gerçekleşir.” dedi.</p>
<p><strong>Hoşgörünün bir ayağı da sabır!</strong></p>
<p>Hoşgörünün bir ayağının da sabır olduğunu dile getiren Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Sabırlı olmak zordur, Allah’ın bir adı da Sabûr’dur ama Esmâ-i Hüsnâ’nın doksan dokuzuncu yani sonuncu ismidir. Hz. Peygamber’e ‘En üstün amel nedir’ diye sorulmuş, cevabı; ‘Semahat (hoşgörü, müsamaha) ve sabırdır’ olmuştur. Sabır, dünyevî ve uhrevî her başarının, mutluluğun temeli olduğu gibi imanın, ahlâkın, ilmin, salih amellerin; kısaca iyi ve güzel bütün işlerin başıdır. Hoşgörülü olmak da sabırla gerçekleşir.” ifadesinde bulundu.</p>
<p><strong>Tasavvufun özü sevgi…</strong></p>
<p>Hoşgörünün temelindeki en önemli unsurun sevgi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Emine Yeniterzi, şöyle devam etti:</p>
<p>“Tasavvufun özü olan sevgi, insanın yaratılışını temizleyen, kötü huylarını iyileştiren bir şifadır. Şu hikaye konuyu özetler: Bir adam âşık olur. Sevgisinin şiddetinden yerinde duramaz, sokaklarda koşturur. Çocuklar adamı deli zannederek taşlamaya başlarlar. Bir dostu onun hâline üzülür. ‘Seni incitmelerine kıyamıyorum. Eline bir taş alsan da o çocuklara atsan, seni bir daha incitmezler’ der. Âşık çok çarpıcı bir cevap verir: ‘Gönlümü sevgilinin aşkı öylesine kaplamış ki oraya kötülük, kin, nefret giremiyor!’ Nitekim olumlu bakış açısı, bizi olumlu düşünmeye; olumsuz bakış da olumsuz düşünmeye sevk eder. Bu yüzden tenkit değil takdir, ret yerine de kabul gözüyle bakmak hoşgörülü olmamızı kolaylaştırır. ‘Dost ol da dost gör’ diyen Hz. Mevlânâ bize bu bakış açısını öğütler: İyilik aradı mı, insanda kötü şey kalmaz ki.”</p>
<p><strong>Ruhsal dinginliğin yerini sürekli gerginliğin alması insanları hoşgörüden uzaklaştırıyor</strong></p>
<p>Hız ve hazzın esiri olan günümüz dünyasında insanların sürekli bir bilgi bombardımanı ve performans baskısına maruz kalmasının; dikkat dağınıklığı, empati yorgunluğu, bireysel gerginlik ve sürekli tetikte olma hallerine yol açtığını belirten Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “Bunun sonucunda bir tür yorgun ruhlar çağını yaşayan insanların birbirini anlama, dinleme ve sabretme dolayısıyla da hoşgörülü olma kapasiteleri zayıflatmaktadır. Aynı zamanda dijital çağda düşünmek yerini anlık tepkilere bırakmış ve sosyal medya beğenilme ve haklı olma isteğini beslemektedir. Bunun sonucunda hız, sabrı ve anlam derinliğini; öfke de anlayışı gölgeliyor. Farklı düşünceler tehdit gibi algılanıyor. Ruhsal dinginliğin yerini sürekli gerginliğin alması insanları hoşgörüden uzaklaştırıyor.” dedi.</p>
<p><strong>Tasavvuf, yorgun ruhlar için bir şifa kaynağı</strong></p>
<p>Günümüzdeki hoşgörüsüzlüğün; nefretin değil hem “ben merkezli” kültürün hem de sürekli zamanın hızına ayak uydurma çabasıyla ortaya çıkan yorgunluğun ürünü gibi göründüğünü ifade eden Prof. Dr. Emine Yeniterzi, “İnsanın iç dünyasını zenginleştiren, derinleştiren, ruhlara şifasıyla dinginlik veren tasavvuf öğretileri ise kendisiyle, toplumla ve Rabbiyle barışık, huzurlu insan reçetesini sunan, insanın iç dengesini onaran manevi bir kaynak oluyor. Günümüz dünyasında hoşgörüyü yeniden hatırlamak hem bireysel huzurun hem de toplumsal barışın anahtarı olabilir. Bunun için tasavvuf âlemini asırlardır şifalandıran Mevlânâ ve Yunus Emre gibi gönül sultanlarını daha yakından tanımaya, okumaya ihtiyacımız var.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tasavvufta-hosgoru-tahammul-degil-edeptir-597115">Tasavvufta hoşgörü tahammül değil, edeptir!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mükemmeliyetçilik ertelemeyi besliyor!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/mukemmeliyetcilik-ertelemeyi-besliyor-594907</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 09:35:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[besliyor]]></category>
		<category><![CDATA[demir]]></category>
		<category><![CDATA[erteleme]]></category>
		<category><![CDATA[ertelemeyi]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[Kusursuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[merve]]></category>
		<category><![CDATA[Mükemmeliyetçi]]></category>
		<category><![CDATA[mükemmeliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[umay]]></category>
		<category><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog]]></category>
		<category><![CDATA[yapma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=594907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, mükemmeliyetçilik ve erteleme davranışının psikolojik nedenleri, sonuçları ve bunlarla başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mukemmeliyetcilik-ertelemeyi-besliyor-594907">Mükemmeliyetçilik ertelemeyi besliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, mükemmeliyetçilik ve erteleme davranışının psikolojik nedenleri, sonuçları ve bunlarla başa çıkma yolları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><strong>Mükemmeliyetçi kişi kendi zihninde yarattığı ‘kusursuzluk ideali’ ile mücadele eder!</strong></p>
<p>Mükemmeliyetçiliğin, kişinin kendi hayatında ve işlerinde ‘hatasız’ olma arzusuyla şekillenen bir düşünce tarzı olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Yüzeyde bakıldığında motive edici gibi görünse de, aslında çoğu zaman kişinin üzerindeki baskıyı artıran, özgürlüğünü kısıtlayan ve yaşam kalitesini düşüren bir eğilimdir.” dedi.</p>
<p>Psikolojide mükemmeliyetçiliğin, sadece yüksek standartlar koymak olmadığını, aynı zamanda hata yapma korkusu, eleştirilme kaygısı ve ‘yeterince iyi’nin asla kabul edilmemesi gibi özellikleri de kapsadığını vurgulayan Demir, “Kişi sürekli daha fazlasını ister, ancak ulaştığı hiçbir sonuç ona huzur vermez. Filozof Epiktetos’un söylediği gibi; ‘İnsanı rahatsız eden şeyler olaylar değil, onlar hakkındaki düşünceleridir.’ Mükemmeliyetçi kişi de çoğu zaman gerçeğin kendisiyle değil, kendi zihninde yarattığı ‘kusursuzluk ideali’ ile mücadele eder.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>İşin büyüklüğü veya mükemmel olma zorunluluğu, başlamayı tehditkâr kılabiliyor!</strong></p>
<p>Ertelemenin (prokrastinasyon), yapılması gereken bir işi bilinçli olarak geciktirme davranışı olduğunu aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Basitçe ‘tembellik’ değildir. Çoğu zaman kişinin zihninde, işin büyüklüğü ya da mükemmel olma zorunluluğu o kadar ağırdır ki, başlamak tehditkâr gelir.” dedi.</p>
<p>Ertelemenin özellikle hangi durumlarda sık görüldüğüne değinen Demir, “Belirsizliğin çok olduğu görevlerde, kişinin yüksek kaygı hissettiği işlerde ve sunum, sınav, rapor gibi sonucun dışarıdan değerlendirileceği durumlarda erteleme davranışına sıkça rastlanır.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Hata yapmaktan korkmak, bir işe başlamadan ertelemeye neden oluyor!</strong></p>
<p>Araştırmaların, mükemmeliyetçiliğin erteleme ile doğrudan ilişkili olduğunu gösterdiğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Özellikle ‘uyumsuz mükemmeliyetçilik’ olarak tanımlanan türünde kişi, hata yapmaktan öylesine korkar ki, işi başlamadan ertelemeyi seçer.” dedi.</p>
<p>Bu şekilde kişinin, aslında başarısızlıkla yüzleşmekten de kaçmış olduğuna işaret eden Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bir başka deyişle; ‘Başlamazsam başarısız da olmam’ düşüncesi hakimdir. Bu mantık, kişiyi kısa vadede kaygıdan korur, fakat uzun vadede daha yoğun stres, zaman baskısı ve özgüven kaybına yol açar.</p>
<p>Öğrenciler ve çalışanlarda görülen alanlara baktığımızda<strong> </strong>öğrenciler için tez yazımı, sınavlara hazırlık, ödev teslimi gibi süreçlerde mükemmeliyetçilikten kaynaklanan erteleme sık rastlanır.<strong> </strong>Çalışanlar da ise sunum hazırlıkları, raporlar, e-posta yazımı hatta toplantılara katkı sunma gibi görevlerde kişi ‘yeterince iyi değilim’ kaygısıyla işi erteler.”</p>
<p><strong>Değişimin ilk adımı farkındalık!</strong></p>
<p>Kişinin kendi mükemmeliyetçi düşüncelerini fark ettiğinde, erteleme ile başa çıkma şansının arttığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Çünkü farkındalık, değişimin ilk adımıdır.” dedi.</p>
<p>Farkındalığı artırmak için yapılabilecekler hakkında bilgi veren Demir, “Kusursuzluk yerine, işlevsel ve yeterli olanı kabul etmek gerekir. Yani ‘yeterince iyi’ kavramı benimsenmeli. Görevleri parçalara ayırarak büyük resmi değil, küçük adımları görmek kaygıyı azaltır. Bir işe sonsuz vakit ayırmak yerine, belirli bir sürede tamamlamak için hedef belirlenmeli. Hata yapmak öğrenme sürecinin parçası olarak görülmeli. Bir şarkının sözlerinde ‘yaralarımızdan ışık sızar’ ifadesi geçer. Hata yapmak, çoğu zaman gelişimin kapısını aralar. Mükemmeliyetçilik yoğun kaygı, tükenmişlik ya da depresyon ile birlikteyse bir klinik psikolog desteği oldukça faydalı olur.” önerilerinde bulundu.</p>
<p><strong>Yaşamın özü kusursuzluk değil, tamamlanmamış ama ilerleyen bir süreç…</strong></p>
<p>Mükemmeliyetçiliğin çoğu zaman bir ‘altın kafes’ olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Parıldar ama içinde sıkışıp kalırız. Erteleme ise bu kafesten çıkmak için seçtiğimiz geçici ama yanıltıcı bir kaçış yoludur.” dedi.</p>
<p>Oysa yaşamın özünün kusursuzluk değil, ‘tamamlanmamış ama ilerleyen bir süreç’ olduğunun altını çizen Demir, “Kendi kusurlarımızla barışabildiğimizde, ertelemek yerine adım atabilir; hem üretkenliğimizi hem de yaşam doyumumuzu artırabiliriz.” diyerek sözlerini tamamladı. </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/mukemmeliyetcilik-ertelemeyi-besliyor-594907">Mükemmeliyetçilik ertelemeyi besliyor!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şikayetvar: E-cüzdan şikayetleri bir haftada yüzde 186 arttı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/sikayetvar-e-cuzdan-sikayetleri-bir-haftada-yuzde-186-artti-592513</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 09:03:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[arttı]]></category>
		<category><![CDATA[banka]]></category>
		<category><![CDATA[e-cüzdan]]></category>
		<category><![CDATA[haftada]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[hesap]]></category>
		<category><![CDATA[iade]]></category>
		<category><![CDATA[işlem]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[şikayet]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[şikayetvar]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>
		<category><![CDATA[süre]]></category>
		<category><![CDATA[yüzde]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=592513</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şikayetvar, son dönemde en çok konuşulan sektörlerden biri olan e-cüzdan ve elektronik bankacılık uygulamalarıyla ilgili verilerini paylaştı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sikayetvar-e-cuzdan-sikayetleri-bir-haftada-yuzde-186-artti-592513">Şikayetvar: E-cüzdan şikayetleri bir haftada yüzde 186 arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şikayetvar, son dönemde en çok konuşulan sektörlerden biri olan e-cüzdan ve elektronik bankacılık uygulamalarıyla ilgili verilerini paylaştı. Yapılan açıklamaya göre e-cüzdan şikayetleri son bir haftada yüzde 186 arttı. En çok şikayet edilen konularsa para çekip yatırmada yaşanan sorunlar, hesap blokeleri ve iade ve geri ödeme olarak sıralandı.</strong></p>
<p>Çözüm platformu Şikayetvar, e-cüzdan-elektronik para uygulamalarını inceledi. Platform tarafından yapılan açıklamaya göre son bir haftada e-cüzdan-elektronik para uygulamaları şikayetleri yüzde 186 artış gösterdi. Sektörün yıllık şikayet artış oranıysa yüzde 9 olarak kaydedildi. 2024’te 59 bin 395 olan şikayet sayısı 63 bin 774 şikayete yükseldi. Açıklanan verilere göre sektör özelinde ziyaretçi sayısı da artış gösterdi. Son bir haftada yüzde 153 artan ziyaretçi sayısı 64 bin 188’den 153 bin 554’e çıktı.</p>
<p><strong>Şikayetvar verilerine göre e-cüzdanlarla (elektronik para uygulamaları) ilgili en çok çözüm bekleyen konular şöyle sıralandı:</strong></p>
<p><strong>İşlem ve Bakiye Yönetimi Sorunları:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Para yatırma gecikmeleri</strong>: Yatırılan tutarların hesaba geç yansıması.</li>
<li><strong>Para çekme problemleri:</strong> Hesaptaki bakiyeye erişememe veya çekim işlemlerinin başarısız olması.</li>
<li><strong>Havale/EFT gecikmeleri:</strong> Bankacılık tarafında transferlerin geç gerçekleşmesi.</li>
<li><strong>ATM kaynaklı sorunlar:</strong> Para sıkışması, eksik verme gibi fiziksel işlem problemleri.</li>
<li><strong>Kredi kartı / hesap ekstresi uyumsuzlukları:</strong> Yanlış borçlandırma ve hesap hareketi hataları.</li>
</ul>
<p><strong>Hesap Güvenliği ve Yetkisiz İşlemler</strong></p>
<ul>
<li><strong>Hesap blokeleri:</strong> Şüpheli işlem gerekçesiyle hesapların dondurulması.</li>
<li><strong>Yetkisiz işlem iddiaları:</strong> Kullanıcı izni olmadan para çekilmesi veya hareket yapılması.</li>
<li><strong>Dolandırıcılık vakaları:</strong> Özellikle sosyal mühendislik saldırıları ve kimlik avı yöntemleri.</li>
<li><strong>Güvenlik açıkları ve kimlik doğrulama sorunları:</strong> Yetersiz güvenlik önlemleri veya doğrulama adımlarında yaşanan problemler.</li>
</ul>
<p><strong>İade, Geri Ödeme ve Kesinti Problemleri</strong></p>
<ul>
<li><strong>İade süreçlerinin başarısız olması:</strong> Yanlış veya tamamlanamayan işlemlerin geri ödenmemesi.</li>
<li><strong>Komisyon ve kesintiler:</strong> Beklenmedik ücretler, yüksek komisyon oranları ve açıklaması yapılmayan kesintiler.</li>
</ul>
<p><strong>Uygulama, Teknik Altyapı ve Erişim Sorunları</strong></p>
<ul>
<li><strong>Mobil/internet bankacılığına erişim problemleri:</strong> Uygulamaya giriş hataları ve sistem kesintileri.</li>
<li><strong>E-cüzdan uygulamalarında teknik hata ve işlem başarısızlıkları:</strong> Transferlerin veya yükleme işlemlerinin teknik sebeplerle tamamlanamaması.</li>
</ul>
<p><strong>Müşteri Hizmetleri ve İletişim Eksikliği</strong></p>
<ul>
<li><strong>Destek hattına ulaşamama:</strong> Kullanıcıların taleplerine yanıt verilmemesi veya geç dönüş yapılması.</li>
<li><strong>Yetersiz bilgilendirme:</strong> Hesap blokesi, bekleyen işlem veya güvenlik incelemesi gibi durumlarda kullanıcıya net açıklama sağlanmaması.</li>
</ul>
<p><strong>Platforma ulaşan bazı şikayetlerse şöyle sıralandı:</strong></p>
<p><strong>Param e-cüzdan hesabımda kaldı, haftalardır bekletiliyorum</strong></p>
<p>“Bir e-cüzdan uygulamasının kapanması sonucu hesaplarımız donduruldu. Hiçbir şekilde alışveriş, para gönderme veya çekim işlemleri yapılamıyor ve bu nedenle birçok kullanıcı mağdur oldu. Bize bir bilgilendirme yazısı gönderildi ve bu yazıda hesaplarımızdaki paranın bir şekilde geri iade edileceği belirtildi. Fakat bu olaylar birkaç hafta önce gerçekleşti ve hala iademi alamadım. Kullanıcıların çoğu öğrencilerden oluşuyor ve ben de bir öğrenci olarak daha fazla mağdur edilmek istemiyorum. Lütfen en kısa zamanda paramızı geri iade etsinler.”</p>
<p><strong>Kıymetli maden varlıklarımı 3 haftadır çekemiyorum</strong></p>
<p>“E-cüzdan uygulamasındaki altın ve gümüş varlıklarımı kasım ayı boyunca çekmek istedim ancak sürekli ‘kıymetli maden işlemleri durdurulmuştur’ uyarısı alıyorum. Bu durum yaklaşık 3 haftadır devam ediyor ve paraya acil ihtiyacım var. Müşteri hizmetleri yalnızca konuyla ilgilendiklerini söylemekle yetindi, ancak çözüm sunulmadı. Daha önce böyle bir sorun yaşamamıştım. Hesabımdaki kıymetli maden varlıklarımın aciliyetim nedeniyle en kısa sürede hesabıma aktarılmasını talep ediyorum.”</p>
<p><strong>Hesabımdaki 4 bin 600 TL’ye 20 gündür ulaşamıyorum</strong></p>
<p>“Hesabımda bulunan 4 bin 600 TL, yaklaşık 20 gündür tarafıma iade edilmiyor. Bu süre zarfında müşteri hizmetleriyle iletişime geçtiğimde, sürecin kendileri tarafından yönetilmediğini ve bir şey yapamayacaklarını söylediler. Parama acil olarak ihtiyacım var ve mağduriyetimin bir an önce giderilmesini talep ediyorum. Hesabımda bekleyen 4 bin 600 TL’nin en kısa sürede iade edilmesini istiyorum.”</p>
<p><strong>30 bin TL’yi 10 aydır çekemiyorum</strong></p>
<p>“Hesabıma yaklaşık 10 ay önce 30 bin TL yükledim. Ancak bu tutarı banka hesabıma çekmeye çalıştığımda her seferinde ‘ağ hatası’ uyarısı alıyorum ve işlem gerçekleşmiyor. Sorunu hem kendi banka hesabıma hem de farklı banka hesaplarına para çekmeyi deneyerek test ettim, ancak her denememde aynı hatayla karşılaştım. İşlemleri mobil uygulama üzerinden gerçekleştirdim ve herhangi bir ücret ya da kesintiyle karşılaşmadım. Konu hakkında müşteri hizmetleriyle iletişime geçtiğimde, çalışmaların sürdüğü belirtildi fakat 10 aydır herhangi bir çözüm sunulmadı.”</p>
<p><strong>İzinsiz açılan hesap derhal kapatılsın</strong></p>
<p>“Adıma iznim ve bilgim dışında hesap açıldığını e-Devlet üzerinden yeni fark ettim. Hesap açılırken bana ait olmayan  e-posta adresi ve telefon numarası kullanılmış. Bu durumdan dolayı son derece rahatsızım ve mağduriyet yaşadım. Hesabın açılmasıyla ilgili herhangi bir işlem veya para hareketi olup olmadığını bilmiyorum. Elimde kimliğime ve e-Devlet ekran görüntüsüne dair belgeler mevcut. Adıma açılan bu hesabın derhal kapatılmasını, maddi ve manevi olarak oluşabilecek tüm zararların giderilmesini ve konuyla ilgili tarafıma yazılı veya telefonla resmi bir bilgilendirme yapılmasını talep ediyorum.”</p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/sikayetvar-e-cuzdan-sikayetleri-bir-haftada-yuzde-186-artti-592513">Şikayetvar: E-cüzdan şikayetleri bir haftada yüzde 186 arttı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Chia tohumu tüketirken en sık yapılan 5 hata</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/chia-tohumu-tuketirken-en-sik-yapilan-5-hata-587331</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 17:33:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[chia]]></category>
		<category><![CDATA[Chia Tohumu]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sindirim]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[tohumu]]></category>
		<category><![CDATA[tüketirken]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=587331</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda chia tohumu, sağlıklı beslenme ve fit yaşam trendlerinin vazgeçilmezlerinden biri haline geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/chia-tohumu-tuketirken-en-sik-yapilan-5-hata-587331">Chia tohumu tüketirken en sık yapılan 5 hata</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Son yıllarda chia tohumu, sağlıklı beslenme ve fit yaşam trendlerinin vazgeçilmezlerinden biri haline geldi. Kendisi küçük faydası büyük olan bu besinin, kalp-damar sağlığından sindirim sisteminin düzenli çalışmasına kadar vücudun genel işleyişine katkı sağladığını dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Chia tohumu; yüksek lif oranı, bitkisel protein içeriği ve omega-3 yağ asitleriyle bağışıklığı destekliyor, uzun süre tokluk hissi sağlıyor ve kalp sağlığını korumaya yardımcı oluyor. Kahvaltılardan tatlılara kadar pek çok tarifte kendine yer bulması da onu mutfaklarda daha popüler bir hale getiriyor. Ancak her alışkanlıkta olduğu gibi, chia tohumunun da bilinçsizce tüketilmesi bazı sağlık sorunlarına yol açabiliyor” dedi.</strong></p>
<p>“Doğal olan zararsızdır” düşüncesi, ne yazık ki toplumda birçok kişi tarafından doğru kabul edilen büyük bir yanılgı. Chia tüketiminde de alınan miktar, su dengesi ve kişisel sağlık durumu gibi unsurların göz ardı edilmemesi gerektiğinden bahseden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Diyetisyenlerin de sıklıkla altını çizdiği gibi, chia’yı beslenme planına dahil ederken dikkat edilmesi gereken önemli noktalar var. Örneğin günde 1–2 yemek kaşığı kadar, mutlaka bol sıvı ile birlikte ve miktarını yavaş yavaş artırarak tüketmek önemli. Çünkü chia tohumu yüksek lif içerdiğinden suyla temas ettiğinde şişer bu nedenle boğazda tıkanma ve sindirim sorunlarını önlemek için yeterli sıvı alımıyla birlikte, ölçülü ve kademeli şekilde tüketilmesi gerekir” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, chia tohumu tüketilirken dikkat edilmesi gereken noktaları sıraladı:</p>
<p><strong>Kuru bir şekilde tüketmeyin</strong></p>
<p>Chia tohumları sıvı emerek şişer. Bu nedenle kuru şekilde tüketmek, yemek borusunda takılma ya da sindirim problemlerine yol açabilir. Tüketmeden önce bir süre sıvı içinde bekletmek veya yoğurt, süt ya da smoothie gibi sıvı besinlerle karıştırarak almak hem sindirimi kolaylaştırır hem de tohumların besin değerinden daha iyi yararlanmanızı sağlar.</p>
<p><strong>Fazlası faydadan çok zarar</strong></p>
<p>Chia’nın aşırı tüketimi kabızlık, şişkinlik ve sindirim sorunlarına yol açabilir. Özellikle kabızlık eğiliminiz varsa, chia tohumunu mutlaka yeterli sıvı ile birlikte tüketmeli ve miktarını yavaş yavaş artırarak önce vücudunuzu alıştırmalısınız. Ayrıca chia, kalorisi yüksek bir besin olduğu için gereğinden fazla tüketmek fark etmeden kilo alımına neden olabilir. Unutmayın, chia’dan fayda görmek için dengeli ve bilinçli tüketim şart. </p>
<p><strong>Su dengesini ihmal etmeyin</strong></p>
<p>Chia tohumu fazla tüketildiğinde, içeriğindeki yüksek lif nedeniyle vücudun su ihtiyacı artar. Eğer yeterli sıvı alınmazsa, bu durum dehidrasyona ve mineral dengesizliklerine yol açabilir. Bu nedenle chia tohumunu tüketirken bol su içmeye özen göstermek, vücudun sıvı dengesini korumak açısından oldukça önemli.</p>
<p><strong>Vücudunuzu alıştırarak tüketmeye başlayın</strong></p>
<p>Lif tüketimi düşük olan kişiler, chia tohumuna birden fazla kaşıkla başladıklarında vücut bu lif artışına hemen uyum sağlayamayabilir ve gaz, karın ağrısı ile şişkinlik yaşayabilir. Bu nedenle chia tohumunu küçük miktarlarda başlayarak ve zamanla artırarak tüketmek, sindirim sisteminin uyum sağlaması açısından en doğru ve sağlıklı yaklaşımdır.</p>
<p><strong> İlaç kullanıyorsanız dikkatli olun</strong></p>
<p>Kan sulandırıcı veya tansiyon ilacı kullananlar ya da kronik hastalığı olan kişiler, chia tohumunu yüksek miktarda tüketmeden önce mutlaka doktorlarına danışmalı. Çünkü chia tohumu kan basıncını ve pıhtılaşmayı etkileyebilir bu etkileşim de ilaçlarla bir araya gelince istenmeyen sonuçlara yol açabilir. </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/chia-tohumu-tuketirken-en-sik-yapilan-5-hata-587331">Chia tohumu tüketirken en sık yapılan 5 hata</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TesterYou: &#8220;Yazılım testi ihtiyacı artmaya devam ediyor&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/testeryou-yazilim-testi-ihtiyaci-artmaya-devam-ediyor-573607</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Sep 2025 09:06:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[artmaya]]></category>
		<category><![CDATA[danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[devam]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ediyor]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyacı]]></category>
		<category><![CDATA[kurum]]></category>
		<category><![CDATA[odaklı]]></category>
		<category><![CDATA[sektör]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[test]]></category>
		<category><![CDATA[testeryou]]></category>
		<category><![CDATA[testi]]></category>
		<category><![CDATA[üzerinde]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=573607</guid>

					<description><![CDATA[<p>1947’de bilgisayardaki ilk “hatanın” keşfedilmesiyle her yıl 9 Eylül’de kutlanmaya başlanan “World Testers Day”, teknoloji dünyasının hata kavramıyla tanışmasının da bir simgesi. Grace Hopper öncülüğündeki bilgisayar mühendisleri ekibinin bir bilgisayarda keşfettikleri bu ilk hata, bugün “World Testers Day” aracılığıyla teknoloji alanında oldukça önemli bir alan olan yazılım testi sektörü için de büyük bir anlam taşıyor. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/testeryou-yazilim-testi-ihtiyaci-artmaya-devam-ediyor-573607">TesterYou: &#8220;Yazılım testi ihtiyacı artmaya devam ediyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1947’de bilgisayardaki ilk “hatanın” keşfedilmesiyle her yıl 9 Eylül’de kutlanmaya başlanan “World Testers Day”, teknoloji dünyasının hata kavramıyla tanışmasının da bir simgesi. Grace Hopper öncülüğündeki bilgisayar mühendisleri ekibinin bir bilgisayarda keşfettikleri bu ilk hata, bugün “World Testers Day” aracılığıyla teknoloji alanında oldukça önemli bir alan olan yazılım testi sektörü için de büyük bir anlam taşıyor. </strong></p>
<p><strong>Teknoloji odaklı danışmanlık ve eğitim firması TesterYou kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Dünyada yazılım test alanında 7 milyondan fazla test mühendisi çalışıyor. Pazar, yaklaşık 50 milyar dolar büyüklüğünde bir ekonomiye tekabül ediyor, yıllık büyüme yüzde 10’un üzerinde seyrediyor. Dünya genelinde yazılım test aktivitelerinin yüzde 60’tan fazlası outsource ediliyor. Türkiye’de de yazılım testi sektörü son yıllarda önemli bir ivme kazanmış durumda. Dijitalleşme hızlandıkça, şirketlerin sunduğu yazılım çözümlerinin hatasız, güvenli ve kullanıcı dostu olması daha kritik hâle geliyor. Bu durum, yazılım testine olan ihtiyacı belirgin şekilde artırıyor.” diyor.</strong></p>
<p>“World Testers Day”in geçmişi, 9 Eylül 1947&#8217;de Harvard Üniversitesi bilgisayar bilimcilerinden Grace Hopper ve ekibinin üzerinde çalıştıkları projede buldukları ilk “hataya” dayanıyor. Bu önemli günün ardındaki hikâye ise oldukça ilginç. Hopper ve ekibi Howard Aiken tarafından tasarlanan Mark II Hesap Makinesi üzerinde çalışıyordu. Ekip, Mark II Hesap Makinesi&#8217;nin sürekli hatalar verdiğini keşfetti ve cihazı açıp donanımını incelediklerinde hatayı buldu. Bu bug; bir böceğin elektromekanik rölenin arasına sıkışmasıydı. Hopper ve ekibi daha sonra bu olaya çalışma günlüklerinde yer verdi, &#8220;böceği&#8221; bir &#8220;bug&#8221; kanıtı olarak günlüğe kaydeden ekip, hatayı giderme işlemine de &#8220;hata ayıklama&#8221; adını verdi. </p>
<p>Son dönemde öne çıkmaya devam eden yazılım testi alanı ise genişlemeyi sürdürüyor. 2018’de kurulan teknoloji odaklı danışmanlık ve eğitim firması TesterYou da yazılım testi ve kalite güvencesi alanında Türkiye’de öncü konuma sahip bir şirket.</p>
<p><strong>“Yazılım test alanında 7 milyondan fazla test mühendisi çalışıyor”</strong></p>
<p>Yazılım testi sektörünün oldukça önemli bir misyonu yerine getirdiğini vurgulayan TesterYou kurucusu Barış Sarıalioğlu, “Özellikle bankacılık, finans, sigorta ve e-ticaret gibi yüksek işlem hacimli sektörlerde hatalı yazılımın müşteri kaybına ve ciddi maddi zararlara yol açabilme riski, test süreçlerinin stratejik önemini artırıyor. Türkiye’de birçok kurum artık yazılım testini sadece teknik bir kontrol değil, müşteri memnuniyeti, güvenlik ve iş sürekliliği açısından kritik bir kalite aracı olarak görüyor. Bugün, dünyada yazılım test alanında 7 milyondan fazla test mühendisi çalışıyor. Pazar, yaklaşık 50 milyar dolar büyüklüğünde bir ekonomiye tekabül ediyor, yıllık büyüme yüzde 10’un üzerinde seyrediyor. Dünya genelinde yazılım test aktivitelerinin yüzde 60’tan fazlası ise outsource ediliyor. Sektörün büyümesiyle birlikte test mühendisliği bir kariyer alanı hâline gelirken, test otomasyonu, yapay zekâ destekli test araçları ve kullanıcı deneyimi odaklı test yaklaşımları gibi modern yöntemlere olan talep de hızla artıyor.” diyor.</p>
<p><strong>“Yapay zekâyı danışmanlık programlarımıza entegre etmeye hazırız”</strong></p>
<p>Yazılım testinin Türkiye’de sadece büyüyen bir sektör değil aynı zamanda her sektörde rekabet avantajı yaratmanın önemli bir bileşeni hâline geldiğine dikkat çeken Sarıalioğlu, “Bizler de TesterYou olarak sektördeki gelişmeleri yakından takip ediyor ve hizmetlerimizi buna göre sürekli güncelliyoruz. Önümüzdeki dönemde özellikle yapay zekâ ve veri odaklı yaklaşımlar üzerinde daha fazla durmayı planlıyoruz. Yapay zekâ konusundaki gelişmeleri eğitim ve danışmanlık programlarımıza entegre ederek, kurumların güncel teknolojilere uyum sağlamalarına destek olmayı hedefliyoruz. Amacımız, yeni teknolojiler karşısında hem bireyleri hem de kurumları daha donanımlı hale getirmek ve bu dönüşüm yolculuklarında onlara rehberlik etmek.” dedi.</p>
<p><strong>“Sektöre yön veren aktörlerden biriyiz”</strong></p>
<p>Kendilerini sadece bir teknoloji ya da yazılım şirketi olarak değil, kurumların dijital yolculuğuna eşlik eden “Teknoloji ve Dijital Süreç Ortağı” olarak tanımladıklarını belirten Barış Sarıalioğlu, “Kullanıcı odaklı düşünme, sürekli öğrenme ve sürdürülebilir kalite anlayışıyla hem bireylere hem de kurumlara ölçülebilir değer sunmayı hedefliyoruz. Sunduğumuz danışmanlık ve eğitim hizmetleriyle yalnızca yerel pazarda değil, aynı zamanda Avrupa başta olmak üzere farklı coğrafyalarda da aktif rol üstleniyoruz. Bankacılık, sigorta, e-ticaret, savunma ve yüksek teknoloji gibi kritik sektörlerde edindiğimiz deneyimle, yazılım test süreçlerinin olgunlaştırılması ve dijital kalite kültürünün yaygınlaştırılması konusunda sektöre yön veren aktörlerden biriyiz.” şeklinde sözlerini sürdürdü.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/testeryou-yazilim-testi-ihtiyaci-artmaya-devam-ediyor-573607">TesterYou: &#8220;Yazılım testi ihtiyacı artmaya devam ediyor&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fenerbahçe-Benfica maçında hakemden skandal hata: Maçtan sonra açıkladı</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-566072</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 09:36:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SPOR]]></category>
		<category><![CDATA[fenerbahçebenfica]]></category>
		<category><![CDATA[hakemden]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[maçında]]></category>
		<category><![CDATA[maçtan]]></category>
		<category><![CDATA[skandal]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=566072</guid>

					<description><![CDATA[<p>UEFA Şampiyonlar Ligi Play-Off Turu ilk maçında Fenerbahçe sahasına Portekiz ekibi Benfica’yı konuk etti. Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Spor Kompleksi’nde saat 22.00’de başlayan karşılaşmada Almanya Futbol Federasyonu’ndan Daniel Siebert düdük çaldı ...</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-566072">Fenerbahçe-Benfica maçında hakemden skandal hata: Maçtan sonra açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<figure style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-0-chKTUiGO.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-0-chKTUiGO.jpg" alt="fbtoplu" width="720" height="479" /></a><figcaption class="wp-caption-text">fbtoplu</figcaption></figure>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>UEFA Şampiyonlar Ligi Play-Off Turu ilk maçında Fenerbahçe sahasına Portekiz ekibi Benfica’yı konuk etti.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<figure style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-1-jX8hZO4q.jpeg"><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-1-jX8hZO4q.jpeg" alt="hk" width="720" height="480" /></a><figcaption class="wp-caption-text">hk</figcaption></figure>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Spor Kompleksi’nde saat 22.00’de başlayan karşılaşmada Almanya Futbol Federasyonu’ndan Daniel Siebert düdük çaldı.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<figure style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-2-slWKAEZC.jpeg" alt="fb1" width="720" height="480" /><figcaption class="wp-caption-text">fb1</figcaption></figure>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>Siebert’in yardımcılıklarını ise Jan Seidel ve Dominik Schaal üstlendi.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<figure style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-3-RvfCv8WB.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-3-RvfCv8WB.jpeg" alt="bf1" width="720" height="480" /></a><figcaption class="wp-caption-text">bf1</figcaption></figure>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>Sarı-lacivertliler müsabakanın ilk yarısında pozisyona girmekte zorlanırken, kalesindeki tehlikelere de geçit vermedi.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<figure style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-4-ezzWvaPw.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-4-ezzWvaPw.jpeg" alt="bff" width="720" height="480" /></a><figcaption class="wp-caption-text">bff</figcaption></figure>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>Kanarya, ikinci yarı daha ofansif bir oyunla sahada yer aldı.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<figure style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-5-1GuwVsl8.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-5-1GuwVsl8.jpeg" alt="bf" width="720" height="468" /></a><figcaption class="wp-caption-text">bf</figcaption></figure>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>Mücadelenin 0-0 sona ermesiyle Fenerbahçe tur şansını Portekiz&#8217;e bıraktı.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<figure style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-6-2erL8U8B.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-6-2erL8U8B.jpeg" alt="fbbb" width="720" height="479" /></a><figcaption class="wp-caption-text">fbbb</figcaption></figure>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>Müsabakanın rövanşı, 27 Ağustos Çarşamba günü Lizbon&#8217;da oynanacak.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<figure style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-7-AenAlWa1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-7-AenAlWa1.jpg" alt="fbb" width="720" height="479" /></a><figcaption class="wp-caption-text">fbb</figcaption></figure>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>Karşılaşmadaysa maçın hakemi Daniel Siebert&#8217;in skandal bir hata yaptığı ortaya çıktı.</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<figure style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-8-chR1g6hd.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-8-chR1g6hd.jpeg" alt="fbf" width="720" height="499" /></a><figcaption class="wp-caption-text">b</figcaption></figure>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>Eski hakem Deniz Çoban, Fanatik Gazetesi&#8217;nde maçtan sonra Siebert&#8217;in kararlarını değerlendirdi. Çoban şu açıklamaları yaptı:</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<figure style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-9-ReBiF5JI.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-9-ReBiF5JI.jpeg" alt="fb" width="720" height="480" /></a><figcaption class="wp-caption-text">fb</figcaption></figure>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>&#8220;Ünlü Alman hakem maç boyu kontrolü elinde bulundurdu. Kendinden emin tavırlarla maç yönetti. Sahada güven kazandı ama doğrularının yanında yanlışı da oldu.&#8221;</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<figure style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-10-c6Vm1fwD.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-10-c6Vm1fwD.jpeg" alt="fb" width="720" height="489" /></a><figcaption class="wp-caption-text">fb</figcaption></figure>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>&#8220;İkinci yarıya eklediği 4 dakika ilave süre çok azdı. İlk yarıda Barrenechea ve Duran’a gösterdiği sarı kartlar yerindeydi.&#8221;</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<figure style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-11-zCGjB9Og.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-11-zCGjB9Og.jpeg" alt="fb" width="720" height="502" /></a><figcaption class="wp-caption-text">fb</figcaption></figure>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>&#8220;2 dakika arayla Florentino’ya gösterdiği iki sarı kart ve dolayısıyla kırmızı kart doğruydu.&#8221;</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<figure style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-12-KQ5gXms6.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-12-KQ5gXms6.jpeg" alt="fb" width="720" height="534" /></a><figcaption class="wp-caption-text">fb</figcaption></figure>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>&#8220;Bence en kritik an 54. dakikada yaşandı.&#8221;</p>
</div>
</div>
<div>
<div>
<figure style="width: 720px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-13-SdYOsZTj.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://cdn.engazete.com.tr/2025/08/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-13-SdYOsZTj.jpg" alt="Fenerbahçe" width="720" height="406" /></a><figcaption class="wp-caption-text">Fenerbahçe</figcaption></figure>
</div>
</div>
<div>
<div>
<p>&#8220;Karambolde, Benfica ceza sahasında Szymanski’nin şutu rakibin dizinden sekerek doğal konumda olmayan eline geldi. Burada Fenerbahçe lehine penaltı verilmesi gerekirdi.&#8221;</p>
</div>
</div>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fenerbahce-benfica-macinda-hakemden-skandal-hata-mactan-sonra-acikladi-566072">Fenerbahçe-Benfica maçında hakemden skandal hata: Maçtan sonra açıkladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabetten Kaçınmak İçin Yapılmaması Gereken 6 Hata</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/diyabetten-kacinmak-icin-yapilmamasi-gereken-6-hata-557015</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2025 08:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[diyabetten]]></category>
		<category><![CDATA[gereken]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[kaçınmak]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmaması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=557015</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet riskini artıran 6 hata ! Uzmanlar, yaz aylarında farkında olmadan yapılan hataların diyabet riskini artırabileceğine dikkat çekti. </p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetten-kacinmak-icin-yapilmamasi-gereken-6-hata-557015">Diyabetten Kaçınmak İçin Yapılmaması Gereken 6 Hata</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyabet riskini artıran 6 hata ! Uzmanlar, yaz aylarında farkında olmadan yapılan hataların diyabet riskini artırabileceğine dikkat çekti.</p>
<p>Sağlıksız beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı ve obezitenin etkisiyle son yıllarda görülme sıklığı hızla artan diyabet, artık çocuk yaşlarda da kapıyı çalıyor. Yaz mevsiminde yapılan bazı yaygın hatalar ise hastalıkla ilgili riski daha da artırabiliyor. <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sinan Kırım</strong>, diyabetin hem dünyada hem de ülkemizde çılgın bir hızla arttığını belirterek “Yapılan çalışmalar, diyabeti olan bireylerin yaklaşık yarısının hastalığının farkında bile olmadığını göstermektedir. Oysa diyabet tedavi edilmediğinde hayati risklere yol açabilir. Yaz aylarında farkında olmadan yapılan küçük hatalar da, diyabetli bireyler için ciddi sonuçlar doğurabilir” uyarısında bulunuyor. Doç. Dr. Sinan Kırım, diyabette en yaygın yapılan ve tehlikeyi artıran 6 yaz hatasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>
<p><b><strong>Yeterince su tüketmemek</strong></b></p>
<p>Doç. Dr. Sinan Kırım “Yazın hem hava sıcaklığının hem de açık havada fiziksel aktivitenin artması nedeniyle vücutta sıvı kaybı riski çok artmaktadır. Vücudun susuz kalması kan şekerini sanılandan çok daha fazla yükseltir. Dehidrasyon bazen çok yavaş gelişebildiğinden fark edilemeyebilir. Aşırı sıcaklarda yeterince su tüketmemek, çay, kahve, bira ve meyve sularının ise kaybedilen sıvıyı yerine koyacağını düşünmek büyük bir yanılgıdır. Vücudun sıvı ihtiyacı çoğunlukla su ile karşılanmalıdır. Günde bir-iki bardak maden suyu ya da ayran da tüketilebilir” diyor.</p>
<p><b><strong>Sıcak kumsalda yalınayak yürümek</strong></b></p>
<p>Sıcak kumsalda yalınayak yürümek çok sık yapılan yanlışlardandır. Çünkü çıplak ayakla yürümek çok ciddi riskler içermektedir. Özellikle sinir hasarları olan hastalar kumdaki aşırı sıcaklığı hissedemedikleri için tabanlarının yanmasına neden olmaktadırlar. Yine kum içindeki cam kırıkları, iğne vs gibi yabancı cisimler ayak tabanına batarak yara ve enfeksiyona neden olabilirler. Bu nedenle diyabeti olanların kumsalda kesinlikle terliksiz gezmemesi gerekir. Deniz tabanında da keskin kaya kenarları ya da sivri cisimler olabileceği için denize de mutlaka deniz ayakkabısı ile girilmelidir.</p>
<p><b><strong>Yaz önlemlerini ihmal etmek</strong></b></p>
<p>Diyabette yaz mevsimine yönelik bazı kurallara dikkat etmek gerekse de pek çok hasta bu önlemleri göz ardı edebilmektedir. Örneğin; kumsalda uzun süreler güneşe doğrudan maruz kalmamak, bol, rahat ve havalandırması güzel olan giysiler giymek, şapkasız ve terliksiz güneşe çıkmamak gerekir. Diyabet hastalarında katarakt riski arttığından dolayı UV koruması da bulunan güneş gözlükleri terich edilmelidir. Kapalı ortamlarda klima kullanırken ısı 24 derece civarında tutulmalı, daha düşük derecelerden kaçınılmalıdır.</p>
<p><b><strong>İlaçları yaz sıcağına maruz bırakmak</strong></b></p>
<p>Yazın ilaçların aşırı sıcaklara ve güneşe sıkça maruz bırakılabildiğini belirten Doç. Dr. Sinan Kırım “Özellikle insülin kullanan hastalar soğuk zincire daha fazla dikkat etmelidirler. Hava sıcaklığının yüksek olması nedeniyle dışarda kalan insülin daha çabuk bozulabilir. İnsülin pompası aşırı sıcakta ve güneşte kaldığında pompadaki insülinin etkisi azalabilmektedir. Yazın cilt ısısı da artacağı için ya da egzersizin artırılması nedeniyle insülin kana daha çabuk karışıp önce şeker düşmesine, çabucak kullanılıp bittiği için de daha sonra şekerin yükselmesine neden olabilir. O nedenle insülin enjeksiyonu doğrudan güneş ışığı almayan bölgelere ve daha az kas hareketi olan bölgelere yapılmaldır. Örneğin; koşmayı planlayan bir hasta bacağına yapmamalıdır” diyor.</p>
<p><b><strong>Meyve tüketiminde ölçüyü kaçırmak</strong></b></p>
<p>Yaz meyveleri iştah kabarttığından tüketiminde sıkça aşırıya kaçılabilmektedir. Ancak bol sulu ve serinletici etkileri olsa da şeker içeriği zengin olduğundan meyve tüketiminde günde iki porsiyonu geçmemek ve avuç içi kadar tüketmek gerekir. Akşamları özellikle meyve yedikten sonra hareketsiz kalınırsa, örneğin uyunursa, hem kan şekeri hem de kolesterol değeri yükselir. Bu nedenle gündüz saatleri idealdir. Yaz lezzetlerinin vazgeçilmezlerinden dondurmanın da fruktoz şurubu kullanılanarak yapılanlarından uzak durulmalı, doğal şekerle yapılanları tercih edilmelidir.</p>
<p><b><strong>Şekerli içecekler tüketmek</strong></b></p>
<p>Doç. Dr. Sinan Kırım “Yaz aylarında şekerli ve gazlı içecekler ile alkol tüketiminde artış diyabetli bireyler için büyük risk oluşturmaktadır. Şekerli içecekler, alkol ve kokteyllerde kullanılan meyve sularının kan şekerini önce yükseltip sonra düşürebileceği akılda tutulmalıdır. Alkol tüketimi, diyabet hastalarında şeker düzeyinde tehlikeli düşmelere ve sıvı kaybına yol açabilmektedir. Bu nedenle alkol sınırlandırılmalı ve aç karnına kesinlikle tüketilmemelidir” dedi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/diyabetten-kacinmak-icin-yapilmamasi-gereken-6-hata-557015">Diyabetten Kaçınmak İçin Yapılmaması Gereken 6 Hata</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atlas Copco Avantguard ile Hata Önleme ve Proses Kontrolünde Yeni Bir Dönem</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/atlas-copco-avantguard-ile-hata-onleme-ve-proses-kontrolunde-yeni-bir-donem-542090</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 09:56:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[atlas]]></category>
		<category><![CDATA[avantguard]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[copco]]></category>
		<category><![CDATA[dönem]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[kontrolünde]]></category>
		<category><![CDATA[önleme]]></category>
		<category><![CDATA[proses]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=542090</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüz üretiminde hatalı montaj, yanlış parça veya eksik işlemler gibi sorunlar ciddi maliyetlere, üretim duruşlarına ve geri çağırmalara yol açarken, araştırmalar bu geri çağırma ve güvenlik sorunlarının %30-40'ının hatalı tamir işlemlerinden kaynaklandığını gösteriyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atlas-copco-avantguard-ile-hata-onleme-ve-proses-kontrolunde-yeni-bir-donem-542090">Atlas Copco Avantguard ile Hata Önleme ve Proses Kontrolünde Yeni Bir Dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz üretiminde hatalı montaj, yanlış parça veya eksik işlemler gibi sorunlar ciddi maliyetlere, üretim duruşlarına ve geri çağırmalara yol açarken, araştırmalar bu geri çağırma ve güvenlik sorunlarının %30-40&#8217;ının hatalı tamir işlemlerinden kaynaklandığını gösteriyor. Atlas Copco’nun bu noktada devreye giren yazılımı Avantguard, fabrikalardaki potansiyel hataları proaktif olarak tespit edip önleyen kapsamlı bir istasyon-proses yönetimi çözümü sunarak, işletmelere operasyonel mükemmellik yolunda eşsiz bir avantaj sağlıyor ve hataları kaynağında engelliyor. Endüstriyel üretkenlik çözümlerinde dünya lideri Atlas Copco, geliştirdiği Avantguard yazılımıyla hata önleme (error proofing) standartlarını yeniden tanımlıyor.</p>
<p><strong>Üretim süreçlerinde hatalara karşı kapsamlı koruma</strong></p>
<p>Günümüz rekabetçi üretim ortamında, montaj hataları, yanlış sıkma değerleri, eksik bırakılan operasyonlar veya yanlış parça kullanımı gibi sorunlar, sadece maliyetli geri çağırma ve üretim hattı duruşlarına neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda marka itibarına da zarar verip, müşteri güvenini sarsıyor. Atlas Copco Avantguard çözümü, bu kritik zorluklara doğrudan çözüm sunmak üzere tasarlanmış, merkezi bir istasyon ve proses yönetimi platformudur. Platforumun temel amacı, potansiyel hataları henüz gerçekleşmeden önce tanımlayıp, üretim akışının her adımda doğru ve tutarlı bir şekilde ilerlemesini sağlamak. Bu sayede, maliyetli tamirler ve kalite sorunları kaynağında engelleniyor.</p>
<p><strong>Akıllı entegrasyon ve merkezi kontrol gücü</strong></p>
<p>Avantguard&#8217;ın gücü, üretim sahasındaki farklı teknolojileri tek bir çatı altında birleştirebilmesinden geliyor. Atlas Copco&#8217;nun endüstri lideri akıllı sıkma ekipmanları (kablolu ve kablosuz), batarya ile çalışan el aletleri, gelişmiş konumlandırma sistemleri (ILG/ILS), barkod okuyucular, görüntü işleme (vision) sistemleri, PLC&#8217;ler ve hatta Üretim Yürütme Sistemleri (MES) gibi mevcut altyapılarla kusursuz bir entegrasyon sağlıyor. Bu bütünleşik yaklaşım, tüm üretim hattı boyunca merkezi bir kontrol, izleme ve veri toplama mekanizması oluşturarak, Endüstri 4.0 prensipleriyle tam uyumlu, akıllı bir fabrika ortamının da temelini atıyor.</p>
<p><strong>Operatör odaklı yaklaşım ve verimlilik artışı</strong></p>
<p>Bilindiği gibi günümüzde karmaşık montaj operasyonları ve artan ürün çeşitliliği, operatörler için zorluklar yaratabiliyor. Avantguard, bu noktada devreye girerek, kullanıcı dostu web tabanlı arayüzler aracılığıyla operatörlere adım adım rehberlik ediyor. Görsel talimatlar, metin açıklamaları, resimler ve hatta videolarla desteklenen bu yönlendirme, operatörlerin görevlerini doğru, hızlı ve güvenli bir şekilde tamamlamalarına yardımcı oluyor. Bu sayede, özellikle yeni operatörlerin eğitim süreleri kısalarak, insan kaynaklı hatalar azalıyor ve istasyon verimliliği önemli ölçüde artıyor. Olası hatalarda devreye giren tamir istasyonu yönetimi modülü de operatörlere hatanın ne olduğu ve nasıl düzeltileceği konusunda net talimatlar sunarak tamir süreçlerini standartlaştırıp hızlandırıyor.</p>
<p><strong>Tam izlenebilirlik ve sürekli iyileştirme için değerli veri</strong></p>
<p>Avantguard ile gerçekleştirilen her işlem (sıkma sonuçları, tork/açı değerleri, tarama verileri, operatör kimliği, işlem süresi vb.) detaylı bir şekilde kayıt altına alınıyor. Bu kapsamlı veri kaydı, üretilen her ürün için tam izlenebilirlik sağlayarak; hem yasal gerekliliklerin karşılanması hem de olası kalite sorunlarının kaynağının hızla tespit edilmesi açısından kritik önem taşıyor. Toplanan veriler, Atlas Copco&#8217;nun ToolsNet 8 gibi gelişmiş veri toplama ve analiz platformlarına kolayca aktarılabiliyor. Bu sayede üretim ekipleri, süreç performansını detaylı olarak analiz ederek, darboğazları belirleyebiliyor ve verilere dayalı kararlarla sürekli iyileştirme faaliyetlerini yönlendirebiliyor.</p>
<p><strong>Esnek mimari ve sürdürülebilir avantajlar</strong></p>
<p>Avantguard&#8217;ın %100 web tabanlı mimarisi, işletmelere önemli bir esneklik ve ölçeklenebilirlik sunar. Herhangi bir standart web tarayıcısı üzerinden (PC, tablet, akıllı telefon) erişilebilmesi, dünyanın her yerinden üretim süreçlerini izleme ve yönetme imkanı tanıyor. Her istasyonda pahalı endüstriyel PC&#8217;lere olan ihtiyacı ortadan kaldırarak ince istemcilerle (thin clients) çalışmaya olanak tanıması, donanım ve bakım maliyetlerini düşürürken, enerji tüketimini ve çevresel etkiyi de azaltarak daha sürdürülebilir bir üretim modeline katkıda bulunuyor.</p>
<p><strong>Atlas Copco Endüstriyel Teknik’in Avantguard yazılımı hakkında bilgi veren Otomotiv Bölüm Müdürü Aras Kabakçı,</strong> “Otomotiv OEM ve yan sanayilerinden havacılık, beyaz eşya, elektronik ve genel endüstriye kadar uzanan geniş bir yelpazede, proses kontrolü ve hata önleme konusunda güvenilir bir çözüm ortağı olan yazılımımız, üretim kalitesini güvence altına alıp verimliliği artırması, maliyetleri düşürmesi ve sağladığı operasyonel esneklikle firmaların rekabet gücünü artırıyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/atlas-copco-avantguard-ile-hata-onleme-ve-proses-kontrolunde-yeni-bir-donem-542090">Atlas Copco Avantguard ile Hata Önleme ve Proses Kontrolünde Yeni Bir Dönem</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Estetik yaptırmak isteyenlerin en sık düştüğü 5 hata!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/estetik-yaptirmak-isteyenlerin-en-sik-dustugu-5-hata-522680</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Apr 2025 09:46:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[düştüğü]]></category>
		<category><![CDATA[estetik]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[isteyenlerin]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yaptırmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=522680</guid>

					<description><![CDATA[<p>Instagram ve TikTok gibi sosyal medya platformları, günümüzde güzellik anlayışını köklü bir şekilde değiştirdi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/estetik-yaptirmak-isteyenlerin-en-sik-dustugu-5-hata-522680">Estetik yaptırmak isteyenlerin en sık düştüğü 5 hata!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Instagram ve TikTok gibi sosyal medya platformları, günümüzde güzellik anlayışını köklü bir şekilde değiştirdi. Sürekli karşımıza çıkan filtreli fotoğraflar ve mükemmel görünümler, pek çok kişiyi, bu görüntüleri kendilerine hedef alarak estetik cerrahiye yöneltiyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Nihal Üstün</strong> “Artık pek çok kişi, fotoğraflarındaki düzenlemeleri gerçek hayatta da elde etmeyi istiyor. &#8220;Snapchat dismorfisi&#8221; adı verilen bu olgu, kişilerin düzenledikleri selfie&#8217;lerinden memnun kalıp, o görüntüyü gerçek hayatta da yakalamak istemelerini tanımlar. Ancak bu arzu, bazen imkansız görünen estetik standartlara ulaşma çabasına dönüşebiliyor ve telafisi çok zor hatta mümkün olamayan sorunlarla da karşılaşılabiliyor” diyor. Özellikle ünlüler ve influencerların, estetik işlemleri açıkça paylaşarak bu konuyu sosyal medyada aktif olan genç nesil başta olmak üzere pek çok kişi için daha cazip hale getirdiğini belirten Dr. Üstün, estetik cerrahinin artık sıradan bir uygulama gibi görüldüğünü, bunun sonucunda da bazı önemli hatalara çok sık düşülebildiğini söylüyor. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Nihal Üstün, toplumumuzda estetik yaptırmak isteyenlerin en sık düştüğü 5 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong>Cerrah seçimini sadece sosyal medya üzerinden yapmak </strong></li>
</ul>
<p><strong>Sosyal medyanın, bir doktor hakkında fikir edinmek için kullanılabileceğini ancak karar vermek için yeterli olmadığını vurgulayan Dr. Nihal Üstün “Takipçi sayısı ya da estetik görseller, bir hekimin bilgi ve beceri düzeyini garanti etmez. Cerrahın tıp eğitimini, uzmanlık sürecini, deneyimini ve hasta memnuniyetini sorgulamak gerekir. Estetik cerrahi, ciddi bir tıbbi süreçtir ve doğru uzmanla çalışmak, hem güvenli hem de tatmin edici sonuçlara ulaşılmasını sağlar. Aksi taktirde yaşanacak sorunların telafisi çok zor olabilir hatta mümkün olmayabilir” diyor.  </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong>Filtreli fotoğraflara bakıp gerçek dışı bir görünüm beklemek  </strong></li>
</ul>
<p><strong>Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Nihal Üstün “Estetik yaptırma isteğiyle  başvuran hastalar zaman zaman filtreli, dijital olarak oynanmış fotoğraflarla geliyor. Ancak bu görsellerin çoğu, fiziksel olarak mümkün olmayan oranlar ve pürüzsüzlük içeriyor. Estetik cerrahi kişinin doğasına uygun iyileştirmeler yapabilir ama bir sosyal medya filtresi kadar yapay bir görüntü oluşturmak gerçekçi değildir” diyor. Dr. Üstün, gerçek beklentilerle yola çıkıldığında, daha başarılı ve doğal sonuçlara ulaşılabileceğinin vurguluyor. </strong></p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong>Olası riskleri ve komplikasyonları göz ardı etmek</strong></li>
</ul>
<p><strong>Her estetik işlemin belirli riskler taşıdığını, bu gerçeği görmezden gelmenin doğru olmadığını vurgulayan Dr. Üstün şöyle konuşuyor: “Sosyal medyada sıkça, sadece güzel sonuçlar paylaşıldığı için bazı hastalar süreci olduğundan basit zannedebiliyor. Halbuki iyi bir cerrah, ameliyat kadar risklerini de açıkça anlatmalıdır. Yapılacak işlem ve olası komplikasyonları hakkında önceden doğru kaynaklardan detaylı bilgi sahibi olmak, güvenli bir karar süreci ve sağlıklı sonuçlara ulaşılmasını sağlar. Ancak ne yazık ki toplumumuzda bu konuda önemli eksiklikler var ve bazı kişiler kurdukları hayal doğrultusunda tüm imkansızlıkları ve olası olumsuzlukları göz ardı ederek ısrarcı davranabilmektedir.”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong>Sadece popüler olduğu için ameliyat olmak </strong></li>
</ul>
<p><strong>Bazı estetik uygulamalar dönem dönem çok popülerleşebiliyor ancak popülariteden ziyade kişinin kendini tanıması ve ona göre hareket etmesi gerekiyor. Dr. Üstün “Her bireyin vücut yapısı, yaşam tarzı ve beklentisi farklıdır. Bu nedenle estetik cerrahiye sadece trend olduğu için karar vermek yerine, gerçekten kişinin kendisine uygun olup olmadığını konunun uzmanı ile değerlendirmesi gerekir. Bu sayede hem olumsuz sonuçların önüne geçilebilir hem de uzun vadede daha iyi sonuçlara ulaşılması sağlanır” diyor. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong>Ameliyat sonrası süreci hafife almak </strong></li>
</ul>
<p><strong>Kimi hastaların ameliyat sonrası süreci önemsemediğini, bu nedenle bazı sorunlarla karşılaşıbildiğini belirten Dr. Nihal Üstün “Estetik ameliyat, ameliyat masasından kalktığınız anda bitmiş olmaz. Sonuçların oturması, iyileşmenin sağlıklı ilerlemesi ve komplikasyon risklerinin düşmesi için iyi bir bakım süreci gerekir. Bazı hastalar, bu süreci göz ardı ettiği için istenmeyen durumlarla karşılaşabiliyor. Doktorun önerdiği şekilde dinlenmek, bakım yapmak ve kontrolleri aksatmamak, işlemin başarısını doğrudan etkiler ve istenilen sonuca ulaşılmasını sağlar” diyor.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p></p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/estetik-yaptirmak-isteyenlerin-en-sik-dustugu-5-hata-522680">Estetik yaptırmak isteyenlerin en sık düştüğü 5 hata!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modern Çağda Sağlığı Etkileyen 13 Hata!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/modern-cagda-sagligi-etkileyen-13-hata-457695</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 May 2024 08:08:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[çağda]]></category>
		<category><![CDATA[etkileyen]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[modern]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=457695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günlük işlerimizin telaşında, bir yandan teknolojideki baş döndürücü gelişmelerin nimetlerinden faydalanırken, diğer yandan modern yaşamın olumsuzluklarına maruz kalabiliyoruz. Çoğumuz hasta olmadan doktora gitmiyor, düzenli sağlık kontrollerini de yaptırmıyoruz!</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modern-cagda-sagligi-etkileyen-13-hata-457695">Modern Çağda Sağlığı Etkileyen 13 Hata!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten</strong><strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Uzmanı Dr. Aynur Ketene</strong>, hastalıklara yol açan temel nedenlerin arasında; yaşam tarzı, beslenme, egzersiz, uyku ve toksin maruziyetlerinin önemli bir yer tuttuğunu vurgulayarak “Son yüzyılda beslenmenin değişmesi, hareketsizlik, toksin maruziyetlerinin artması kronik enflamatuar hastalıkların artmasına neden olmuştur” diyor. Dr. Aynur Ketene modern çağda sağlığı etkileyen 13 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Sağlıksız beslenme</strong></p>
<p>Hazır, katkı maddeli, paketli, sağlıklı liflerden ve yağlardan fakir beslenme vücudun işleyişi için gerekli besin öğelerinin vücuda alınmasını engelleyerek vücudun işleyişini bozuyor. Yapılan bilimsel araştırmalar; uzun süren vitamin- mineral gibi mikrobesinler eksikliğinin ruh-zihin-beden ilişkisini bozarak hastalıkları davet ettiğini gösteriyor. Dr. Aynur Ketene; liften zengin mevsim sebze ve meyvelerin, Omega 3, zeytinyağı gibi sağlıklı yağların, yoğurt, turşu ve sirke gibi fermente gıdaların beslenmeye dahil edilmesinin önemini vurguluyor</p>
<p><strong>Yetersiz su tüketimi</strong></p>
<p>Vücut sağlığı için gerekli günlük sıvı tüketimi herkes için aynı değil. Kişi kilosunu 30-40 ml ile çarparak günde alması gereken sıvı miktarını hesaplayabilir. Her gün yeterli sıvı alımının sağlanmasına ve bunun çoğunun su ile karşılanmasına özen göstermek çok önemli. Zira yeterli su tüketimi hücrelerin işleyişi ve toksinlerin atılabilmesi için de şart. Şekerli içecekler su yerine geçmeyip aksine vücuda zarar veriyor.</p>
<p><strong>Pet şişeden su içmeyin</strong></p>
<p>Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Dr. Aynur Ketene “Hormon bozucu içeren plastik şişelerden su içilmesi uzun vadede adet düzensizliklerine, erken ergenliğe, erkeklerde jinekomastiye (meme büyümesi) sebep olabileceğinden cam şişeden su içilmeli, plastikten kaçınılmalıdır. Özellikle yaz aylarında sıcak ortamda plastiklerden daha çok xenestrogen salınımı artar. Strech filmlerin sıcak yemeklerin üstüne kapatılmamasına dikkat edilmelidir” diyor. </p>
<p><strong>Hareketsiz yaşam</strong></p>
<p>Yapılan araştırmalar egzersizin; doku oksijenizasyonunu sağlayarak, sinir sistemini desteklediğini, endojen ve endorfin seviyesini olumlu etkileyerek strese ve depresyona karşı koruduğunu, kaslarda enerji üretiminden sorumlu mitokondri sayısını artırdığını gösteriyor. Bu nedenle günlük en az 30-60 dakika tempolu yürümek, haftada 2-3 gün kas çalıştıracak şekilde fitness yapmak ve kas esnekliği için yoga- platesten faydanlanmak önemli.  </p>
<p><strong>Aşırı çay-kahve içilmesi</strong></p>
<p>Çay ve kahveyi günlük bir-iki fincandan fazla tüketmemeye özen gösterin. Aşırı tüketim, kafeinin uyarıcı etkisi nedeniyle stresin artmasına neden olurken, diüretik etki nedeniyle idrara sık çıkılmasına, bu sırada da fazlaca magnezyum atılımına neden oluyor. Bu da bedenin işleyişini olumsuz etkiliyor.  </p>
<p><strong>Gün ışığından faydalanmamak</strong></p>
<p>Gün ışığı vücudumuzda mutluluk ve uykuyu düzenleyen serotonin ve melatonin hormonunun salınımını destekliyor. Öğlen dik ışıkta UVB ışınlarının hakim olduğu saatlerde kısa süreli güneşlenmek D vitamini yapımına katkı sağlıyor.  </p>
<p><strong>Stresi yönetememek</strong></p>
<p>Yapılan bilimsel çalışmalar; aşırı stresin vücudun biyokimyasal ve hormonal işleyişini bozarak kronik hastalık gelişmesine neden olduğunu ortaya koyuyor. Fonksiyonel Tıp çalışmaları yürüten Dr. Aynur Ketene “Stresi yok edemeyiz, üstelik az miktarda ve yönetilebilen stresin faydaları da vardır. Ancak aşırısından kaçınmak, gerekirse stresi yönetmek için uzman desteği almak gereklidir. Stresi yönetmede nefes egzersizleri, doğada yürüyüş, yoga, meditasyon gibi parasempatik sinir sistemini destekleyecek uygulamalar önemli rol oynamaktadır” diyor.  </p>
<p><strong>Yetersiz ve kalitesiz uyku</strong></p>
<p>Geç saatlere kadar televizyon karşısında uyanık kalmak, gürültülü ve sesli ortamda uyumak melatonin ve büyüme hormonu salınımını olumsuz etkiliyor. Melatonin en güçlü antioksidan hormonu olduğundan kaliteli ve yeterli uykuya çok önem vermek, mutlaka en geç 23.00’da yatakta olmak ve en az 8 saat deliksiz uyumak büyük fayda sağlıyor.</p>
<p><strong>Toksin maruziyetleri</strong></p>
<p>Dr. Ketene “Pestisidler, xenoöstrojen denilen hormon bozucular (plastik şişeler, kozmetik ürünler) radyasyon, egzos, hava kirliliği, sigara, alkol, içme sularındaki klor ve ağır metaller, yüzme havuzları toksin kaynakları arasında sayılabilir. Toksinlerden uzaklaşmak için gerekli önlemler alınmalıdır. Detoksifikasyondan sorumlu karaciğer fonksiyonları desteklenmeli, kabızlık önlenmeli, yeterli su tüketimine dikkat edilmeli, temiz havada yürüyüş yapılmalıdır” diyor. </p>
<p><strong>Bağırsak flora sağlığının desteklenmemesi</strong></p>
<p>Bağırsak flora sağlığı bozuk olduğunda gıdaların sindirim ve emiliminde sorunlar yaşandığını vurgulayan Dr. Ketene sözlerine şöyle devam ediyor: “Hücrelere düzgün çalışabilmesi için yeterli besin ulaştırılamaz. Uzun süreli besin eksiklikleri psikolojik ve fizyolojik sağlık problemlerine yol açar. Bağırsaklar ve beyin enterik sinir sistemi yoluyla sürekli iletişim halindedir. Mutluluk hormonu serotonin de büyük kısmı bağırsaklarda üretilir. Bu nedenle yararlı bağırsak bakterilerimizi desteklemek için lif oranı zengin bol sebze tüketmek, turşu, yoğurt, sirke gibi fermente gıdaları sofralarımızdan eksik etmemek gerekiyor.”  </p>
<p><strong>Uzun süreli mide koruyucu ilaç kullanmak</strong></p>
<p>Sık kullanılan ve mide koruyucu olarak adlandırılan ilaçların uzun süreli kullanımı; mide asit düzeyini azaltıp gıdaların sindirim ve emilimini bozarak vücutta mikro ve makrobesin eksikliklerine yol açıyor. Beslenme tarzı düzeltildiğinde ise bu ilaçlara ihtiyaç azalıyor. </p>
<p><strong>Sağlık kontrollerini ihmal etmek</strong></p>
<p>“Hastalıklar ortaya çıkmadan gerekli önlemleri almak, hastalıkları tedavi etmekten daha kolaydır” diyen Dr. Aynur Ketene, özellikle kadınların yıllık jinekolojik muayene, smear ve meme kontrollerini ihmal etmemeleri gerektiğini vurguluyor. </p>
<p><strong>Sosyal hayattan kopmak</strong></p>
<p>Dr. Aynur Ketene, özellikle toplumumuzda ilerleyen yaş ile birlikte işitsel sorunlar ve kronik hastalıklar derken sosyal hayattan uzaklaşmanın çok sık görüldüğünü belirterek, anti-sosyal yaşam tarzının psikolojik ve fiziksel sağlığı olumsuz etkilediğini söylüyor. Dr. Ketene “Evrimsel sürece baktığımızda insanoğlu tek başına yaşamamıştır ve sosyal hayattan ayrı kalmayı tolere edemez. Bunun vücutta oluşturacağı kronik stres bedenin biyokimyasal ve hormonal işleyişini bozarak psikosomatik denilen hastalıklara yol açarabilir. Bu nedenle her zaman sosyal hayatın içerisinde olmaya önem vermek psikolojik ve fiziksel sağlığımızı da olumlu etkileyecektir” diyor. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/modern-cagda-sagligi-etkileyen-13-hata-457695">Modern Çağda Sağlığı Etkileyen 13 Hata!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Spor Yaralanmalarına Neden Olan 7 Önemli Hata!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/spor-yaralanmalarina-neden-olan-7-onemli-hata-444629</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Feb 2024 08:38:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[neden]]></category>
		<category><![CDATA[olan]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yaralanmalarına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=444629</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde yoğun iş temposuna rağmen spora zaman ayıran kişilerin sayısı gün geçtikçe artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/spor-yaralanmalarina-neden-olan-7-onemli-hata-444629">Spor Yaralanmalarına Neden Olan 7 Önemli Hata!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde yoğun iş temposuna rağmen spora zaman ayıran kişilerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Zira, sportif faaliyetler bedensel ve psikolojik sağlığımıza çok önemli katkı sağlıyor. Öyle ki düzenli yapılan spor sağlıklı bir vücut yapısı, güçlü kaslar ve düzgün bir postüre sahip olmamızın yanı sıra günlük yaşamın stresiyle daha kolay baş etmemizde ve daha üretken çalışmamızda önemli bir rol üstleniyor. <strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Kaya, </strong>sporun pek çok faydası olsa da hatalı yapıldığı takdirde spor yaralanmalarına neden olabileceğine dikkat çekerek, “Özellikle soğuk hava kaslarımızın elastikiyetini ve reaksiyon süresini azaltması nedeniyle yaralanma riskini artırır. Kasların ve tendonların kopması, kemikleri birbirine bağlayan doku bantlarının gerilmesi, omuz, diz ve ayak bileğinde yaralanmalar ile kırıklar en yaygın görülen spor yaralanmaları arasında yer alır. Ayrıca herkesin vücut ve kas iskelet sistemi yapısı aynı değildir. Dolayısıyla beden ve sağlık durumunuzla ilgili uzmandan detaylı bilgi sahibi olduktan sonra size uygun olabilecek sporlara yönelmeniz gerekir” diyor. <strong>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Kaya,</strong> spor yaparken kaçınmanız gereken hataları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p> </p>
<p><strong>Hata: Spora ısınmadan başlamak </strong></p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Spora başlamadan önce, ısınma egzersizlerini yaparak kaslarınızı hazır hale getirmeyi alışkanlık edinmeniz çok önemli. Bu egzersizler vücuttaki kan akışı ile dokulardaki oksijen miktarını artırarak kaslara esneklik kazandırıyor. Bunun aksine soğuk kaslarla yapılan ani hareketler ise kas yaralanmaları, esneklik kazanılmadan yapıldığında menisküs yırtığı gibi sorunlara zemin hazırlıyor. Yine aynı problemleri önlemek için spor sonrasında germe egzersizleriyle vücudunuzu yavaş yavaş soğutmayı da ihmal etmemeniz gerekiyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Hata:  Sporun hemen öncesinde aşırı yemek </strong></p>
<p><strong>Doğrusu</strong>: Spor yaparken kullanacağınız enerjiye uygun beslenmeye özen gösterin. Spor saatine çok yakın zamanda aşırı tüketilen yemeğin ardından kan dolaşımı kaslardan uzaklaşıp daha çok sindirim sistemine yöneliyor. Bu durum da hem rahatsızlık hissi, hem de erken yorulmalara neden oluyor. Özellikle basit şekerin tüketilmesi ise insülinin hızla yükselmesine yol açıyor ve egzersiz sırasında kan şekeri bu kez hızlıca düşerek baş dönmesi ile bayılma hissine sebep olabiliyor.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Hata: Vücudu susuz bırakmak </strong></p>
<p><strong>Doğrusu</strong>: Egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında su içmeyi ihmal etmeyin. Prof. Dr. Alper Kaya, sportif faaliyetlerde, aktivitenin şiddeti ve süresine bağlı olarak, vücutta çeşitli düzeylerde sıvı kaybı yaşandığına işaret ederek, “Aşırı susamışlık hissi, yorgunluk, baş ağrısı ile bedensel olarak ağırlaşma hissi veya idrar renginde koyulaşma su kaybının işaretleridir.  Bu durumda spora devam etmemeli ve mutlaka hızlıca sıvı alarak vücuttaki kayıp yerine konmalıdır. Aksi halde kas krampları gibi önemli sorunlar gelişebilir” diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Hata: Aşırı yorgun ve bitkin günlerde spor yapmak</strong></p>
<p><strong>Doğrusu</strong>: Aşırı yorgun ve bitkin haldeyken dikkat ile denge duyusu azaldığı için bu dönemlerde spor yapmak yaralanma riskinin artmasına sebep oluyor. Dolayısıyla kendinizi aşırı yorgun ve bitkin hissettiğinizde basit fiziksel aktiviteler dışında spor yapmayı ertelemeniz gerekiyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Hata: Kısa sürede sonuç almaya çalışmak</strong></p>
<p><strong>Doğrusu:</strong> Özellikle spora yeni başlayan kişilerin yaptıkları en önemli hatalardan biri, spordan kısa sürede yüksek bir verim alma hayali oluyor.  Ortopedi  ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Kaya,  kısa sürede sonuca ulaşma düşüncesiyle çok kısa aralıklarla ve aşırı antrenman yapmaktan mutlaka kaçınmanız gerektiği uyarısında bulunarak,  “Vücut yapısına uygun olmayan ya da aşırı yüksek tempo ve sıklıkta yapılan sporlar yine aşırı kullanım yaralanmaları olan kas ve eklem hasarlarının yanı sıra kalp ve dolaşım sisteminde önemli sorunlara yol açabilir. Dolayısıyla sporu mutlaka uzmanın önerisi doğrultusunda bir program halinde uygulamalısınız” diyor.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Hata:  Geç saatlerde spor yapmak</strong></p>
<p><strong>Doğrusu</strong>: Geç saatlerde ve şiddetli yapılan spor uyku düzenini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Özellikle sabahları güneşin doğuşuyla başlayan hormonal ritmin bozulmasına ve kortizolün artmasına sebep olarak vücudun iç dengesinin bozabiliyor. Prof. Dr. Alper Kaya, bu nedenle antrenman günleri arasındaki sürenin iyi düzenlenmesinin ve dinlenmek için vücuda yeterli süre verilmesinin önemini vurgulayarak, şöyle devam ediyor: “Vücudun haftada en az bir-iki gün dinlenmesi çok önemlidir. Dinlendirmeden yapılan yüksek aktiviteli sporlarda ‘aşırı kullanım yaralanmaları’ dediğimiz sorunlar ortaya çıkabilir, örneğin bazı kemiklerin belli bölgelerinde oluşan kemik ödemleri, hatta ‘stres kırığı’ adını verdiğimiz ince kırıklar gelişebilir. Stres kırıkları, sporun yanı sıra günlük aktiviteleri kısıtlayan, uzun süre dinlenmeyi, hatta koltuk değneği kullanmayı gerektiren sorunlardır. Nadiren de olsa bazı hastalarda ameliyat da gerekebilir. Aşırı kullanımla birlikte ayrıca özellikle eklemlerdeki yüklenme sonucu kıkırdak ve yumuşak doku sorunları da görülebilir. Bu yüzden bedeninizin özelliklerine, metabolik durumunuza, kas ile eklem yapınıza ve yorgunluğunuza göre bir tempo seçmelisiniz”</p>
<p> </p>
<p><strong>Hata: Spora uygun olmayan kıyafet ve ekipman kullanmak</strong></p>
<p><strong>Doğrusu</strong>: Soğuk havalarda dışarıda spor yapacaksanız çok kalın ve yünlü kıyafetleri tercih etmeyin. Bunun yerine terletmeyen ama vücut ısısını koruyan kıyafetler giyin. Ayrıca ayakkabınızın yapacağınız sporun zeminine uygun özelliklere sahip olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Alper Kaya, “Sporda kullanılacak olan ekipmanlar konusunda mutlaka bilgi edinilmeli ve bilinçli seçimler yapılmalıdır. Örneğin, tenis oynarken gelişebilecek olan omuz ve dirsekteki sorunları önlemek için raketin büyüklüğü, ağırlığı veya zeminin uygunluğu açısından mutlaka profesyonel yardım alınmalıdır. Ayrıca basketbol ayakkabısıyla da tenis oynanmamalıdır. Bu hata ayak bileğinde bağ ve tendon zedelenmelerine yol açabilir” diye konuşuyor. </p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/spor-yaralanmalarina-neden-olan-7-onemli-hata-444629">Spor Yaralanmalarına Neden Olan 7 Önemli Hata!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akne tedavisinde yapılan 10 önemli hata !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/akne-tedavisinde-yapilan-10-onemli-hata-423786</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Nov 2023 08:40:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisinde]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=423786</guid>

					<description><![CDATA[<p> ‘Akne’ ya da halk arasında sık kullanılan adıyla ‘ergenlik sivilcesi’ oldukça yaygın görülen bir sorun. Öyle ki 11-30 yaş arasındaki kişilerin yüzde 80'inde farklı şiddetlerde akne gelişiyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akne-tedavisinde-yapilan-10-onemli-hata-423786">Akne tedavisinde yapılan 10 önemli hata !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>           AKNE TEDAVİSİNDE YAPILAN 10 ÖNEMLİ HATA!</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p> ‘Akne’ ya da halk arasında sık kullanılan adıyla ‘ergenlik sivilcesi’ oldukça yaygın görülen bir sorun. Öyle ki 11-30 yaş arasındaki kişilerin yüzde 80&#8217;inde farklı şiddetlerde akne gelişiyor. Sanılanın aksine, akne ergenliğin bitmesiyle kendiliğinden geçmiyor; 30&#8217;lu, 40&#8217;lı ve hatta daha ileri yaşlarda bile devam edebiliyor. Genellikle yüz bölgesinde oluşan akneler kişinin öz güveninde sorun oluşturabiliyor, sosyal ilişkilerini ve günlük aktivitelerini olumsuz etkileyebiliyor. Yapılan araştırmalara göre; akne hayat kalitesini olumsuz yönde etkileyen hastalıklar arasında ilk sıralarda yer alıyor. <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör, </strong>günümüzde<strong> </strong>akne tedavisinden oldukça başarılı sonuçlar alındığını belirterek, “Akne tedavinde amaç; var olan akneleri gidermek,  yeni akne oluşumunu ve gelişebilecek leke ile izleri engellemektir. Tedaviden etkin sonuç alabilmek için dermatoloji hekiminin verdiği ilaçları önerdiği şekilde düzenli olarak kullanmak çok önemlidir. Akne tedavisinin kısa süreli olmadığı ve düzensiz kullanılan ilaçların yararı olmayacağı gibi zarar oluşturabileceği de unutulmamalıdır” diyor. Ancak çoğumuz cildimizde akne oluştuğunda “Kendiliğinden geçer” düşüncesiyle hekime başvurmuyor ve doğru sandığımız bazı hatalı uygulamalarla çözüm arıyoruz. Gelişigüzel uyguladığımız yöntemler ve tedaviyi aksatmak ise ciltte aknenin şiddetlenmesine, kırmızı ve kahverengi lekelere, enfeksiyon ile kalıcı derin izler gibi önemli sorunlara neden olabiliyor. <strong>Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör, </strong>akne tedavisinde en sık yaptığımız hataları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!</p>
<p><strong>Cildi sık sık temizlemek ve ovmak. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Cildin sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez, cilt tipine uygun bir ürünle, nazikçe temizlenmesi yeterli geliyor. Cildi sık temizlemenin, fırçalamanın ve ovmanın aknenin kötüleşmesine yol açabileceği uyarısında bulunan Prof. Dr. Emel Güngör, şöyle devam ediyor: “Aknede cildin temizlenmesindeki amaç; cilt yüzeyinde biriken ter, yağ, kir ile dökülmüş hücrelerin cildi tahriş etmeden uzaklaştırılması ve tedavilere uygun hale getirilmesidir. Bu amaçla hekimin tavsiye edeceği temizleyiciler kullanılmalıdır. Bu ürünler cildin pH’sına uygun, bazlarında salisilik asit ve benzoil peroksit gibi akne azaltıcı maddelerin bulunduğu temizleyicilerdir”</p>
<p><strong>Cildi  sirke, soda veya gülsuyu ile yıkamak. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Toplumdaki yaygın inanışın aksine; sirke, soda veya gül suyu gibi maddeler akneli cilde fayda sağlamadığı gibi cildi irrite eden içerikleri nedeniyle tahrişe veya alerjiye yol açabiliyor, hatta mevcut aknelerin alevlenmesine sebep olabiliyor.</p>
<p><strong>Akneleri sıkmak ve patlatmak. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Akneleri sıkmak, patlatmak ve sürekli aynı yerde tekrarlayan aknelerle oynamak, akne içeriğinin cildin derin tabakalarına gitmesine yol açarak yangının   artmasına  ve daha derin akne lezyonları, daha çok leke ile iz gelişmesine neden oluyor. Ayrıca saçlarda kullanılan jöle gibi ürünler yüz derisine değdiğinde gözeneklerde tıkanmaya yol açacağı için akneyi de kötüleştirebiliyor. Benzer nedenlerle ellerle taşınabilecek maddelerin de akneyi kötüleştireceği için ellerin yüz bölgesinden uzak tutulmasına da özen gösterilmesi gerekiyor.   </p>
<p><strong>Güneşlenmek ve solaryuma girmek. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Sanılanın aksine güneş ışınları ve solaryum akneleri kurutmuyor, sadece kamufle ediyor. Üstelik 1-2 ay sonra, gözeneklerde yaptığı tıkanmalar nedeniyle sivilcelerde artış veya alevlenme oluyor.</p>
<p><strong>Cilde uygun olmayan kozmetik ürünler kullanmak. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Kişinin cilt tipine uygun olmayan kozmetikler akne oluşumuna yol açabiliyor veya var olanı kötüleştirebiliyor. Dolayısıyla hekim tarafından önerilen, akne tedavisine yardımcı olan, cilt tipine uygun ve alerji yapmayacak ürünler kullanılmalı. Yağsız, su bazlı nemlendiriciler ve makyaj malzemeleri akneli ciltler için uygun kozmetikler arasında yer alıyor. Akneli ciltlerde, maske ve peeling gibi işlemler öncesinde de mutlaka dermatoloğa danışılmalı.</p>
<p> <strong>Akşamları makyajı çıkarmadan uyumak. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Akşamları makyajı çıkarmamak da aknelerin kötüleşmesine neden olabiliyor. Dolayısıyla her akşam makyajın çıkarılması, yüzün cilt için önerilen temizleyici ve suyla temizlenmesi son derece önemli. Saçları şekillendirmek için kullanılan jöle ve sprey gibi ürünlerin de yüze temas etmemesine özen gösterilmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Eş dosta iyi gelen ilaçları kullanmak. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Aknenin tipi, şiddeti ve yaygınlığı kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Prof. Dr. Emel Güngör, zaman içinde aynı kişide bile farklı tipte ve şiddette akne gelişebileceğine dikkat çekerek, “Bu yüzden akne tedavisi standart değildir. Her kullanılacak ilacın özellikle kremlerin kullanım amacı, şekli ve süresi birbirinden farklıdır. Akne ilaçları paylaşılmamalı veya daha önce iyi gelen bir krem sürekli kullanılmamalıdır” bilgisini veriyor.</p>
<p> <strong>İlaçlar yan etki yaptığında tedaviyi bırakmak. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Akne tedavisinde krem, jel veya losyon gibi cilde sürülerek kullanılan ilaçların çoğu deride kuruma, pullanma veya bazen tahrişe yol açabiliyor. Bu tür yan etkiler nedeniyle ilaçları bırakmak yerine çözüm aranmasında fayda var.   Prof. Dr. Emel Güngör, yan etkilerin tedavinin beraberinde kullanılan kozmetik ürünlerle veya ilaçların gün atlanarak kullanılmasıyla hafifletilebildiğini söylüyor.</p>
<p><strong>‘Tedavi sonuç vermiyor’ düşüncesiyle ilaçları bırakmak. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Akne tedavisi zaman, emek ve sabır istiyor. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Güngör, tedaviden 1-2 hafta içinde sonuç almanın mümkün olmadığını vurgulayarak, “Aksine bu dönemde aknelerde geçici bir kötüleşme bile olabiliyor. Aknelerde gözle görülür düzelme 3 ila 4. haftalarda başlıyor, maksimum düzelme için 3-4 ay beklemek gerekebiliyor. Dolayısıyla ilaçlar sabırlı ve düzenli bir şeklide kullanmalı, ‘tedavi işe yaramadı’ düşüncesiyle bırakılmamalıdır” diyor.   </p>
<p><strong>Tedavi sonrasında cilt bakımına özen göstermemek. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Akne iyileştikten sonra tekrarlamaması için cilt bakımına ve akneye yönelik ürünlerin özenle kullanılmasına devam edilmesi gerekiyor. Prof. Dr. Emel Güngör,<strong> </strong>“Akne ilaçlarına sadece akne oluştuğunda başvurulmuyor. Bu ilaçlar düzenli olarak kullanıldıklarında yeni çıkacak olan akneleri de engelliyorlar” diyor.</p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/akne-tedavisinde-yapilan-10-onemli-hata-423786">Akne tedavisinde yapılan 10 önemli hata !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gözlerimizi tehdit eden 10 önemli hata !</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/gozlerimizi-tehdit-eden-10-onemli-hata-422186</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Nov 2023 07:40:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[gözlerimizi]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[tehdit]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=422186</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gözde oluşan arpacık sarımsakla geçer… Katarakt damla ile tedavi edilebilir… Şikayeti yoksa çocuklarda rutin göz kontrolüne gerek yoktur… Gerek eş dosttan gerekse sosyal medyadan edindiğimiz bu tür hatalı bilgiler göz sağlığımızı tehdit ediyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gozlerimizi-tehdit-eden-10-onemli-hata-422186">Gözlerimizi tehdit eden 10 önemli hata !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>              Gözde oluşan arpacığa asla sarımsak sürmeyin! </strong></p>
<p><strong>                                      Katarakt bebekleri de tehdit ediyor!</strong></p>
<p><strong>                          ‘Kırmızı göz’ hastalığında geç kalmayın, çünkü… </strong></p>
<p> </p>
<p><strong>                   GÖZLERİMİZİ TEHDİT EDEN 10 ÖNEMLİ HATA! </strong></p>
<p> </p>
<p>Gözde oluşan arpacık sarımsakla geçer… Katarakt damla ile tedavi edilebilir… Şikayeti yoksa çocuklarda rutin göz kontrolüne gerek yoktur… Gerek eş dosttan gerekse sosyal medyadan edindiğimiz bu tür hatalı bilgiler göz sağlığımızı tehdit ediyor. <strong>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, </strong>toplumdaki hatalı inanışların göz hastalıklarının erken dönemde teşhis ve tedavi edilmesini önleyebildiğine dikkat çekerek, “Hastalıkların tedavisinde gecikilmesi, ilerleyen dönemlerde kalıcı görme kaybı gibi ciddi göz problemlerinin yaşanmasına neden olabiliyor. Örneğin, ülkemizde sık görülen ve halk arasında ‘kırmızı göz’ hastalığı olarak bilinen konjonktivit zamanında tedavi edilmezse görme kusurlarına, dahası görme kaybına yol açabiliyor. Ayrıca göz tembelliği gibi erken tanı ve tedaviyle tamamen ortadan kalkabilecek bazı hastalıklarda geç kalındığında çocuklar tedavi şansını kaybediyor. Ülkemizde oldukça yaygın görülen miyopi de düzenli olarak takip edilmezse ilerleyebiliyor” diyor. <strong>Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, </strong>göz sağlığı hakkında toplumda doğru sanılan 10 hatalı bilgiyi anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! </p>
<p><strong>Gözlük taktıkça göz numarası ilerler. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Toplumda gözlük taktıkça göz numarasının ilerleyeceğine yönelik yaygın bir kanı var. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, gözlüğün sadece iyi görmemizi sağlayan bir aparat olduğuna işaret ederek, ”Dolayısıyla gözlük takmak numaraları ilerletmeyeceği gibi durdurmayacaktır da. Görsel sistemin tam ve eksiksiz çalışması için özellikle çocukluk döneminde gözlük kullanımı önem taşıyor. Zira gözlük, göz tembelliği gibi kalıcı durumların tedavisinin bir parçasını oluşturuyor” diyor. </p>
<p><strong>Kırmızı göz suni gözyaşı tedavisiyle geçer. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Türkiye’de en sık görülen göz hastalıklarından biri olan ve halk arasında ‘kırmızı göz’ olarak bilinen konjonktivit sorununda sadece suni gözyaşı veya başkasına fayda sağlamış bir damla kullanmak ciddi sorunlara neden olabiliyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, bu hastalığın zamanında tedavi edilmediğinde görme kusurları ve görme kaybının gelişebileceği uyarısında bulunarak, “Konjonktivit göz kapağının içini kaplayan zarın iltihabı olup en sık kaynak viral ve bakteriler oluyor.  Bu tablonun mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi ve tedavisinin etkene uygun olarak gerçekleşmesi büyük önem taşıyor. Aksi halde konjonktivit görme kaybı oluşturabilecek lekelere neden olabiliyor” bilgisini veriyor. </p>
<p><strong>Göz numarasının ilerlemesini durdurmak mümkün değildir. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Göz numarasının ilerlemesindeki en önemli etkenler genetik ve çevresel faktörler oluyor. Bilimsel çalışmalar ışığında; yakın çalışmanın sınırlandırılması, ortalama 20 dakikada bir 20 saniye uzağa bakarak gözlerin dinlendirilmesi ve günde en az 2 saat dışarda açık havada yapılan aktiviteler öneriliyor. Ayrıca 18 yaşına kadar göz bebeğini büyüten damlalar, özellikli camlar ile gece kullanılan ve korneayı şekillendiren lensler sayesinde göz numarasının ilerlemesini durdurmak mümkün olabiliyor. </p>
<p><strong>Göze lazer cerrahisi sonrasında göz numaraları ilerlemeye devam eder. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Göze uygulanan lazer cerrahisi 18 yaşından sonra, son bir sene içerisinde, belli bir değer üstünde artış olmayan hastalara yapılıyor. Uygun hastaya, uygun teknoloji ve endikasyonla yapıldığı takdirde numaralarda artış beklenmiyor. </p>
<p><strong>Okulda veya gündelik hayatlarında bir sorun yoksa çocuklarımıza göz kontrolü yaptırmamız gerekmiyor. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Katarakt ve göz tümörleri gibi ciddi sorunların erken teşhis ve tedavisi hem görsel açıdan hem de hayati olarak önem taşıyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, “Ayrıca tek gözde yaşandığı için göz tembelliği ve şaşılık gibi durumlar ebeveynler tarafından fark edilmeyebiliyor. Bu tür hastalıklarda özellikle zamanla yarışıldığı için çocuklarda göz muayenesinin doğumdan sonraki ilk 2 aydan başlayarak düzenli aralıklarla yapılması çok önemlidir” diyor. </p>
<p><strong>Katarakt damla yöntemiyle tedavi edilebilir. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, kataraktın bilinen tek tedavi yönteminin ameliyat olduğunu belirterek, şöyle devam ediyor: “Yaşlanmış ve saydamlığını yitirmiş göz içi merceği cerrahi yöntemle çıkarılmalı ve yerine yapay mercek takılmalıdır. Ancak tabi ki sağlıklı beslenilmesi, düzenli kan şekeri takibi yapılması, UV blokajı olan güneş gözlükleri kullanılması gibi yöntemlerle oksidatif stresi azaltarak kataraktın ilerleme süreci yavaşlatılabiliyor.”</p>
<p><strong>Katarakt sadece yaşlılarda görülen bir göz hastalığıdır. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Katarak çoğunlukla ileri yaştaki kişilerde gelişse de çocukluk ve bebeklik döneminde de oluşabiliyor. Doğumsal katarakt çeşitli sendromlara eşlik edebildiği gibi anne karnında geçirilen enfeksiyonlar ve ilaç kullanımından da kaynaklanabiliyor. Çocukluk döneminde ise yine kortizon gibi ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkabiliyor veya diğer hastalıklara eşlik edebiliyor. </p>
<p><strong>Göz tansiyonu sıklıkla şiddetli göz ağrısıyla belirti verir. YANLIŞ!</strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU: </strong>Göz tansiyonu<strong> </strong>son derece sinsi seyirli olan  bir hastalık. Bazen göz arkasından gelen bir ağrıyla kendini belli edebilirken, sıklıkla hiçbir ağrıya yol açmıyor. Kapalı açı glokomlar ise daha ağır seyirli olup ani göz tansiyonu yüksekliği nedeniyle ciddi ağrılara sebep olabiliyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Begüm Comba, 40 yaşından sonra yıllık takiplerle göz tansiyonunun mutlaka değerlendirilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Gözde oluşan arpacık sarımsak ve limon gibi bitkisel yöntemlerle tedavi edilebilir. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Gözde oluşan arpacık gibi herhangi bir lezyona sarımsak ve limon sürmek sonuç veremeyeceği gibi farklı enfeksiyonlara da yol açabileceği için son derece tehlikeli olabiliyor. Doç. Dr. Özge Begüm Comba, “Ilık pansuman ve kirpik hijyeni ön planda tutularak, hekimin önerdiği ilaçlarla süreci yönetmek en etkili tedavi yöntemidir” diyor. </p>
<p><strong>Sonbahar ve kış aylarında güneş gözlüğü kullanmaya gerek yoktur. YANLIŞ! </strong></p>
<p><strong>DOĞRUSU:</strong> Güneşin zararlı ultraviyole ışınları bulutlu havalarda da yeryüzüne ulaşıyor ve gölgelerden yansıyorlar. Ayrıca zararlı ışınların yanı sıra rüzgar göz kuruluğuna yol açabiliyor. Bu nedenle göz sağlığınız için güneş gözlüklerini sadece yaz aylarında değil, her mevsimde kullanmanız büyük öneme sahip. </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/gozlerimizi-tehdit-eden-10-onemli-hata-422186">Gözlerimizi tehdit eden 10 önemli hata !</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Annelerin Çocukların Beslenmesinde Yaptığı 5 Hata</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/annelerin-cocuklarin-beslenmesinde-yaptigi-5-hata-405549</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Sep 2023 11:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[annelerin]]></category>
		<category><![CDATA[beslenmesinde]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[yaptığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=405549</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ebeveynlerin çocuk beslenmesinde 'aman sağlıklı olsun', 'bağışıklığı kuvvetlensin' diye yaptığı bazı iyi niyetli uygulamalar, fayda yerine zarara neden olabiliyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/annelerin-cocuklarin-beslenmesinde-yaptigi-5-hata-405549">Annelerin Çocukların Beslenmesinde Yaptığı 5 Hata</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ebeveynlerin çocuk beslenmesinde &#8216;aman sağlıklı olsun&#8217;, &#8216;bağışıklığı kuvvetlensin&#8217; diye yaptığı bazı iyi niyetli uygulamalar, fayda yerine zarara neden olabiliyor. Çocukluk dönemindeki iştahsızlık ve yeme bozuklukları, yüzde 40 oranında 1 yaşına yaklaşan çocuklarda görülüyor. Ailelerin en çok şikayet ettiği konulardan olan iştahsızlık konusunda baskıcı tavırlar sergilemek yerine, sakin olmak gerekiyor. Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Emre Çenesiz annelerin yaptığı en yaygın yaptığı 5 hatayı ve olması gerekenleri anlattı. </strong></p>
<p><strong>HATA 1: Yemek yemeyen çocuğa zorla yemek yedirmek</strong></p>
<p>Eğer çocuğunuz yemek yemeyi çok sevmiyor ve size göre çok yiyorsa onu zorlamayın. Herhangi bir sağlık sorunu yoksa ısrarcı olmayın. Çocuğu kendi seçimlerine bırakıp acıktığı zaman yemesine müsaade etmelisiniz. Kendi haline bırakırsanız bir süre sora kendi yeme şeklini bulacaktır. Annelerin yaptığı en büyük hatalardan biri de çocuğun doymadığını düşünmektir. Doyma konusunda annelerin bilmesi gereken önemli bir nokta ilk lokmayı aldıktan ortalama 20 dakika sonra doymanın gerçekleştiğidir. Yemek için zorlanan çocuklar ileriki yaşlarda yemek konusunda ne zaman evet ne zaman hayır diyeceğini bilemeyebilir ve bu durum obeziteye kadar giden bir yeme davranış bozukluğuna neden olabilir. Bunun için çocuğunuz acıktığında yesin ve doyduğu zamanı, miktarı kendi belirlesin. Ayrıca yemeğin sofrada yenmesi gerektiğini unutmayın.</p>
<p><strong>HATA 2: Çocuklar için ödül olarak abur cuburu veya sevdiği bir yemeği kullanmak</strong></p>
<p>Çocuklar istenen bir davranışı yerine getirdiğinde onları mutlu edebilmek için yiyecekler her zaman iyi bir ödül olmaz. Bu çocuğun beslenme karakterini etkileyecek bir davranıştır. Günümüzde çocuklarda başlayan kötü beslenmenin artmasının nedenlerinden biri de budur. Tabii ki bazen sevdiği yemeklerle onu ödüllendirebilirsiniz ama her zaman olmamalı. Eğer bu davranış devam ederse çocuğunuz sadece bir çikolata veya dondurma için o davranışı yapması gerektiğini düşünecektir. Eğer disiplin kurmak istiyorsanız çocuğunuz bazı kuralları uyması gerektiği için yaptığının farkında olmalıdır. Ödül çocuğun iyi alışkanlıklar edinmesini güçlendirir fakat bu her zaman yiyecek olmamalıdır. </p>
<p><strong>HATA 3: Çocuklar için başlayacağınız yeni besinleri karışık vermek</strong></p>
<p>Bebeğiniz veya çocuğunuz için yeni başlayacağınız yiyecekleri çocuğunuza tek tek başlamalı ve nasıl tepki verdiğini dikkate alarak devam etmelisiniz. Bir seferde birden fazla besini tüketmesi zordur bu yüzden zamana yayarak yapmanız fayda sağlayacaktır. Büyüklerin olduğu gibi çocukların da sevmediği besinler olabilir ve onun beğenilerine saygı duymanız gerekir. Çocuğunuzun temel besin gruplarından bazılarını yemesi yeterlidir. Örneğin peynir yemiyorsa yerine süt ve yoğurt tüketebilir. Sevmediği yiyecekleri bir süre sonra tekrar deneyin, eğer tüketmiyorsa ısrar etmeyin ve o besinin diğer eş değerlerini deneyin. Her besin için mutlaka başka bir alternatif vardır. Israrcı olmanız durumunda çocuk o besine daha fazla tepki gösterip tamamen reddedebilir. </p>
<p><strong>HATA 4: Bütün tatlılardan mahrum bırakmak</strong></p>
<p>Tüm dünya çocuklarda obezite sorununa odaklanmışken ebeveynlerin tüm tatlıları yasaklaması hiç de sürpriz değil fakat tüm tatlıların yasaklanması ters etki yapabilir. Çocukların gıdalarla (tatlılar da dahil) sağlıklı bir ilişkileri olabilmesi için ortada  bir yerde buluşmak gerekir. Çocukların yeme alışkanlıkları kısıtlandığında onları yeme arzuları daha da artar ve her fırsatta daha fazla yemek isterler. Yanlış yapmamalarını tatlı miktarlarını sınırlayarak ve tüketim miktarlarını kontrol altına alarak önleyebilirsiniz. Çocuklarınızı kontrol edebilmek için onlara makul şekilde seçim özgürlüğü tanıyın.</p>
<p><strong>HATA 5: Çocuğu kilo alıyor diye hemen diyete başlamak</strong></p>
<p>Çocuklarda görülen fazla kilonun nedeni eğer herhangi bir sağlık sorunu yoksa hareketsizlik ve fazla kalori tüketimidir. Çocuklar alması gereken besinleri gerektiği miktarda tükettiğinde ve hayatına biraz aktivite eklediğinde kilo alımı duracaktır. Zaten gelişim süreci devam eden çocuğun kısıtlı bir beslenme ile zayıflatılması sağlıklı değildir. İlk hedef çocuğun kilo artışını durdurmak, aynı kiloda kalmasını sağlamaktır. Çocuğun beslenmesinden gereksiz kaloriye neden olan yiyecekler çıkarıldığı zaman bedenindeki fark gözle görülür şekilde olur ve boy uzaması ile birlikte vücut ağırlığı da normal sınırlara gelir. Çok fazla karbonhidrat kısıtlaması, tamamen yağsız ve eksik bir beslenme ile çocuğun gelişimi durur, boy uzaması yavaşlar, hormonel problemler veya bazı eksik vitamin, minerallerin neden olabileceği hastalıklar bile başlayabilir. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/annelerin-cocuklarin-beslenmesinde-yaptigi-5-hata-405549">Annelerin Çocukların Beslenmesinde Yaptığı 5 Hata</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Call of Duty®: Mobile&#8217;ın 8. Sezonu &#8220;Hata 404&#8221; Oyuncuları Yenilemek ve Yeniden Başlatmak için Geliyor</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/call-of-duty-mobilein-8-sezonu-hata-404-oyunculari-yenilemek-ve-yeniden-baslatmak-icin-geliyor-400618</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Aug 2023 08:10:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[başlatmak]]></category>
		<category><![CDATA[call]]></category>
		<category><![CDATA[duty]]></category>
		<category><![CDATA[geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[mobileın]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncuları]]></category>
		<category><![CDATA[sezonu]]></category>
		<category><![CDATA[yeniden]]></category>
		<category><![CDATA[yenilemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=400618</guid>

					<description><![CDATA[<p>Call of Duty®: Mobile’ın 8. Sezonu Hata 404, 6 Eylül’de Android ve iOS üzerinden indirilebilir olacak.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/call-of-duty-mobilein-8-sezonu-hata-404-oyunculari-yenilemek-ve-yeniden-baslatmak-icin-geliyor-400618">Call of Duty®: Mobile&#8217;ın 8. Sezonu &#8220;Hata 404&#8221; Oyuncuları Yenilemek ve Yeniden Başlatmak için Geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Call of Duty®: Mobile’ın 8. Sezonu Hata 404, 6 Eylül’de Android ve iOS üzerinden indirilebilir olacak. Karanlık suikastçıların bir araya gelirken savaş hatların da çizildiği bu yeni sezon, yüksek teknolojili ve cesur temalı olacak. Yeni sezonla birlikte yeni Kurohana Metropolis haritası yanı sıra yeni silahlar, operatörler, temalı bir etkinlik ve daha fazlası da oyuncuları karşılayacak.</p>
<p>Yeni sezon, oyunculara Domino – Katil Koi, Satsumebachi – Ölümcül Arı gibi operatörler dahil olmak üzere yeni ücretsiz ve premium içeriklerle donatılmış 50 kademeli yeni savaş bileti ödülleri kazanma fırsatı da veriyor. Sims – Dövüş Sanatları veya Demir Rahip &#8211; Yüz Darbe yanı sıra Levyeli Argus Pompalı silahı, Ölümcül Misket Bombası, silah şablonları profil kartları, akseusarlar, Call of Duty® Puanları ve daha fazlası da sezon boyunca oyuncuların beğenisine sunulacak. </p>
<p>6 Eylül’de Android ve iOS üzerinden indirilebilir olacak yeni sezonla birlikte oyuna gelecek yeni içerikler ve güncellemeler şu şekilde;</p>
<p><strong>Yeni Çok Oyunculu Harita: Kurohana Metropolis </strong>– Yepyeni, özel olarak hazırlanmış Çok Oyunculu Harita Kurohana Metropolis, yüksek teknoloji temasına ve hızlı ve çılgın bir tempoya uygun dar köşelere sahip küçük bir haritadır.</p>
<p> <strong>Yeni Silah ve Bomba –</strong> İlk olarak Call of Duty®: Black Ops 3®&#8217;te yer alan Argus, küçük bir nişangahtan ateş yayılımına sahip, aynı zamanda serbest nişan alırken de ölümcül isabetliliğe sahip bir av tüfeğidir. Ayrıca yeni bir öldürücü silah olan Misket Bombası da Sezon 8&#8217;e eklendi.</p>
<p>Ayrıca yeni sezonla birlikte oyunda çeşitli güncellemeler, iyileştirmeler, sezonluk görevler, çekilişler, temalı etkinlikler ve daha fazlası da oyuncuların beğenisine sunulacak.</p>
<p>Call of Duty: Mobile’ın yeni sezonu <strong>“Hata 404”</strong> hakkında ayrıntılı bilgi için resmî web sitesini ziyaret edebilirsiniz. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/call-of-duty-mobilein-8-sezonu-hata-404-oyunculari-yenilemek-ve-yeniden-baslatmak-icin-geliyor-400618">Call of Duty®: Mobile&#8217;ın 8. Sezonu &#8220;Hata 404&#8221; Oyuncuları Yenilemek ve Yeniden Başlatmak için Geliyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bel Fıtığında En Sık Yapılan 10 Hata!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/bel-fitiginda-en-sik-yapilan-10-hata-380123</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jun 2023 09:24:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[fıtığında]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[sık]]></category>
		<category><![CDATA[yapılan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=380123</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda giderek yaygınlaşan hareketsiz yaşam, fazla kilo, bilgisayar karşısında geçirilen uzun saatler ve masa başında yanlış oturma pozisyonu derken, bel ağrısı çekenlerin sayısı hızla artıyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bel-fitiginda-en-sik-yapilan-10-hata-380123">Bel Fıtığında En Sık Yapılan 10 Hata!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda giderek yaygınlaşan hareketsiz yaşam, fazla kilo, bilgisayar karşısında geçirilen uzun saatler ve masa başında yanlış oturma pozisyonu derken, bel ağrısı çekenlerin sayısı hızla artıyor. Ülkemizde bel ağrısı şikayeti nedeniyle hekime başvurma oranı baş ağrısından sonra ikinci, cerrahi olarak tedavi edilme açısından üçüncü sırada yer alıyor. Her bel ağrısının bel fıtığı anlamına gelmediğini belirten <strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Spor Hekimi Prof. Dr. Tolga Aydoğ</strong> “Yapılan çalışmalar, bel ve boyunda saptanan her fıtıklaşmanın bel-boyun ağrısı yapmadığını, dolayısıyla MR’da saptanan her fıtığın tedavi gerektirmediğini ortaya koymuştur. Buna karşın tedavi gerektiren bel fıtığında, uygulanan çeşitli yöntemlerle yüzde 90-95 oranında cerrahiye gerek kalmadan başarı sağlanabilmektedir. Kişilerin bazı yanlış davranışları ve alışkanlıkları da bel fıtığı riskini artırdığı gibi, tedaviyi de olumsuz etkileyebilmektedir” diyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Spor Hekimi Prof. Dr. Tolga Aydoğ, bel fıtığında en sık yapılan yanlışları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </p>
<p><strong>Yatak istirahatine rağmen oturmak!</strong></p>
<p>Bel fıtığı hastalarında en çok gözlemlenen yanlışlardan biri; doktorun yatak istirahati vermesine rağmen, oturmaya devam etmek oluyor. Oysa oturmak, yatak istirahatinin yerini tutmuyor. Prof. Dr. Tolga Aydoğ “Oturan bir kişide disk üzerine düşen basınç oturma ve özellikle oturup yanlara eğilme sonucu ciddi bir şekilde artar. Bu nedenle hastaya verilen istirahat süresince kişi oturarak istirahat etmek yerine yatarak istirahat etmelidir. Oturmak istediği zamanlarda da bel boşluğunu destekleyen bir yastıkla bunu yapmalıdır” diyor. </p>
<p><strong>Kilo vermeye özen göstermemek</strong></p>
<p>Fazla kilonun bel ağrısını artırdığı gibi, ağrının oluşumuna da neden olabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Tolga Aydoğ, buna karşın fazla kilolarından kurtulmak için yeterli özen gösterilmemesinin de en sık yapılan hatalar arasında olduğunu söylüyor. Bel ağrısı olan hastanın aktivite düzeyindeki azalışa bağlı olarak kilo alımının hızlanabileceğini belirten Prof. Dr. Tolga Aydoğ, bu nedenle istirahatin ve kontrollü hareketin önemli olduğu ilk günlerde gerekirse diyetisyen desteği alınmasının önemli olduğunu vurguluyor.  </p>
<p><strong>‘Çivi çiviyi söker’ diyerek zorlayıcı egzersizler/sporlar yapmak</strong></p>
<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Spor Hekimi Prof. Dr. Tolga Aydoğ öne çıkan yanlışlardan birini şöyle açıklıyor: “Bel fıtığının tedavisinde egzersiz çok önemli yer tutar. Bu bağlamda bel ve kalça etrafı kısa kasların uzatılması, zayıf kasların kuvvetlendirilmesi, genel kondisyonun artırılmasına özen gösterilmelidir. Ancak zorlayıcı hareketlerden uzak durulmalıdır çünkü zorlayıcı hareketler kaslarda daha büyük kuvvet artışı yapabilse de bunlar disk üzerine düşen basıncı artırıp sorunun daha da artmasına neden olabilir. O yüzden kişinin fiziksel durumuna göre iyi planlanmış bir egzersiz planı yapmak çok önemlidir.”</p>
<p><strong>Hiç kalkmadan uzun süre yatmak</strong></p>
<p>Akut gelişen bel fıtığının tedavisinde disk üzerine düşen basıncı azaltmada yatak istirahati şüphesiz çok önemli bir yer tutuyor ancak dikkat! Hiç kalkmadan çok uzun süre yatmak kaslarda kuvvetsizliğe, eklemlerde hareket kısıtlılığına yol açıyor. Prof. Dr. Tolga Aydoğ bundan dolayı yatak istirahatinin bir haftayı geçmemesi gerektiğini söylüyor.   </p>
<p><strong>Sigara içmeye devam etmek</strong></p>
<p>Sigaranın genel vücut sağlığı için kanıtlanmış zararları, bel fıtığında da kendini gösteriyor. Sigara içmenin disk kanlanmasını bozarak bel fıtığı riskini artırabildiğini ve tedaviyi olumsuz etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Tolga Aydoğ, sigaranın yol açtığı öksürük nedeniyle de bel fıtığına zemin hazırlayabildiğine dikkat çekiyor. </p>
<p><strong>Sert yatak yerine yerde yatmak </strong></p>
<p>Sert yataklarda yatmak bel fıtığı tedavisinde halen kabul görse de bu, sert zemine/yere yatılması anlamına gelmiyor. Yere yatıp- kalkma sırasında belin istenmeyen zorlayıcı pozisyonlara gelebilmesinden dolayı yere yatmaktan kaçınmak gerektiğini belirten Prof. Dr. Tolga Aydoğ “Yerde değil, normal yükseklikte sert yatağı tavsiye ediyoruz. Günümüzde vücut şeklini alan ‘visko’ yataklar geliştirilmeden önce bel fıtığında hastaların sert yataklarda yatması gerektiği görüşü genel kabul görüyordu. ‘Visko’ yataklar çıktıktan sonra artık ille de sert yataklar değil, hastanın rahat ettiği yatağın doğru olduğu genel kabul görmektedir. Akut gelişen bel ağrısında ilk tercih sert yataklar olsa da kronik dönemde rahat edilen yatak doğru yataktır, diye düşünmekteyiz” diyor. </p>
<p><strong>Uzman olmayanlara başvurmak</strong></p>
<p>Prof. Dr. Tolga Aydoğ, bel ağrısı çekenlerin ve MR’ında bel fıtığı saptananların en sık yaptığı yanlışlardan birinin de kulaktan dolma bilgiler ve önerilerle hareket etmeleri olduğunu belirterek “Çevredekilerin ‘aynı sorun bende de vardı veya bir yakınım şu kişiye gitti belini çektirdi, iki büklüm gitmişti sapasağlam ayrıldı” gibi sözleriyle doktora değil işin uzmanı olmayan kişilere yönelinmesi sonucu kalıcı sakatlıklar ortaya çıkabiliyor” uyarsında bulunuyor. </p>
<p><strong>“Bel fıtığı ameliyatı oldum, bir daha tekrarlamaz” diye düşünmek</strong></p>
<p>Bel fıtığı ameliyatı sonrası günlük yaşamda bazı kurallara dikkat edilmediğinde fıtık sorunu aynı seviyeden veya başka bir seviyeden tekrarlayabiliyor. Bu nedenle kişinin bel fıtığı nedeniyle ameliyat olsa da omurgasını korumak için genel kurallara uyması ve egzersizlerle omurga etrafında yeterli esneklik ve kuvvete ulaşmaya, genel kondisyonunu artırmaya özen göstermesi gerekiyor. </p>
<p><strong>Bel açısından doğru ergonomik hareketleri öğrenmemek</strong></p>
<p>Ağır kaldırma ve zorlayıcı fiziksel hareketler yapma hem bel ağrısını hem de bel fıtığı riskini artırıyor. Prof. Dr. Tolga Aydoğ günlük yaşamda bilinçsizce yapılabilen bazı hareketlerin bel fıtığına davetiye çıkarabileceğini belirterek şu önerilerde bulunuyor; </p>
<ul>
<li>Yerden bir şey almak için belden eğilmek yerine dizlerinizi bükün. </li>
<li>Market/pazar alışverişi poşetlerini tek elde değil, iki ele eşit dağıtarak taşıyın.</li>
<li>Otururken bel boşluğunu destekleyici yastıkla doldurun.</li>
<li>Bar koltuğu gibi çok yüksek yerlere veya yere oturmaktan kaçının.</li>
<li>Baş üzeri bir şeyi rafa/dolaba yerleştirirken uzanmak yerine basamak kullanın.</li>
<li>Uzun süreli oturarak çalışıyorsanız en geç her saat başı kalkıp dolaşın. Zira; her saat başı kısa süreli dolaşma; bel omurlarının, bel çevresi bağ ve kasların ayrıca disklerin sağlığı açısından çok önemli.</li>
</ul>
<p><strong>Ameliyatı tek çare olarak görmek </strong></p>
<p>Bel fıtığında ameliyatın son çare olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tolga Aydoğ, ameliyat gerektiren durumları; ‘bacaklarda kuvvet kaybı, idrar ve gaitayı tutamama ve yapılan her tür tedaviye rağmen bel ağrılarının devam etmesi’ olarak sıralıyor. Ameliyat öncesi uygulanan yöntemlerle yüzde 90-95 oranında başarı sağlanabildiğini belirten Prof. Dr. Tolga Aydoğ şöyle konuşuyor: “Bel fıtığı; çok uzun süre olmayan istirahat, ağrı kesici, kas gevşetici ve steroid olmayan antiinflamatuar (bazen steroid) ilaçlar, egzersiz, görüntüleme destekli bele yapılan enjeksiyonlar (transforaminal / epidural enjeksiyonlar), bel korseleri, elle tedavi (manüpilasyon/kayropraksi) sıcak uygulama ve fizik tedavi gibi yöntemlerde yüzde 90-95 oranında tedavi edilebilir. Bel fıtığı hastasında genelde tek bir tedavi seçerek uygulamak yerine bütüncül yaklaşıp, birçok tedaviyi birlikte uygulamak çok daha doğru bir tedavi tarzıdır.”</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/bel-fitiginda-en-sik-yapilan-10-hata-380123">Bel Fıtığında En Sık Yapılan 10 Hata!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Spora Yeni Başlıyanların Yaptıkları 8 Önemli Hata!</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/spora-yeni-basliyanlarin-yaptiklari-8-onemli-hata-363853</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Apr 2023 08:40:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[başlıyanların]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[önemli]]></category>
		<category><![CDATA[spora]]></category>
		<category><![CDATA[yaptıkları]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=363853</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bağışıklık sisteminin güçlenmesine destek oluyor. Kas ve kemikleri güçlendiriyor. Kalp ve damar sağlığını destekliyor.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/spora-yeni-basliyanlarin-yaptiklari-8-onemli-hata-363853">Spora Yeni Başlıyanların Yaptıkları 8 Önemli Hata!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bağışıklık sisteminin güçlenmesine destek oluyor. Kas ve kemikleri güçlendiriyor. Kalp ve damar sağlığını destekliyor. Kansere yakalanma riskini düşürüyor. Sağlıklı kiloyu korumaya yardımcı oluyor. Daha enerjik ve mutlu olmamızı sağlıyor… Hiç şüphesiz sağlıklı bir yaşamın yolu spor yapmaktan geçiyor. Ancak doğru ve düzenli uygulandığı takdirde! Zira bilinçsize yapılan spor fayda sağlamadığı gibi pek çok önemli sağlık problemini de beraberinde getirebiliyor. </p>
<p><strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Betül Toygar</strong>, özellikle spora yeni başlayan kişilerin bazı konularda çok dikkatli olmaları gerektiğine işaret ederek, “Bilinçsizce yapılan sporlar fayda yerine zarar verebiliyor. Örneğin kas kramplarından burkulmalara, menisküs yırtıklarından bağ kopmalarına, kemik kırıklarından bel ve boyun fıtığına kadar geniş yelpazede sorunlara neden olabiliyor. Sakatlıkların önüne geçmek için spora başlamak isteyen kişilerin dikkat etmeleri gereken en önemli nokta ise öncelikle sağlık kontrolünden geçmek ve spora uygun durumda olduklarından emin olmaktır” diyor. <strong>Fizik tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Betül Toygar</strong>, spora yeni başladığınızda sağlığınızdan olmamanız için kaçınmanız gereken 8 önemli hatayı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>Sağlık kontrolünü ihmal etmek!</strong></p>
<p>Herhangi bir egzersiz programı ya da düzenli olarak devam edeceğiniz bir spor aktivitesine başlamadan önce sağlık kontrolünden geçmeniz ve vücudunuzun spora uygun olup olmadığından emin olmanız son derece önemli. <strong>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Betül Toygar</strong>, “Özellikle kalp ve damar, tansiyon ile ciddi obezite hastalarının yanı sıra omurga ve eklem problemleri yaşamış olan kişiler kesinlikle doktor onayı almadan spora başlamamalılar. Aksi halde ani tansiyon yükselmesi, kalp krizi, omurga sorunlarının tetiklenmesi veya spora bağlı kas eklem rahatsızlıkları yaşanabiliyor” diyor.</p>
<p><strong>Egzersiz programını kendi kendine belirlemek!</strong></p>
<p>Daha önce spor deneyiminiz yoksa ya da uzun süredir hareketsiz bir yaşam sürüyorsanız, egzersiz programının seçimini ve planlamasını mutlaka bir spor hocasıyla birlikte yapın. Vücut yapınız ile egzersiz kapasitenize göre ayarlanmış olan, yani ‘size özel’ bir antrenman programı vücudunuza aşırı yüklenmenizi, dolayısıyla spor yaralanmaları veya kardiyak sorunların oluşumunu önleyecektir. </p>
<p><strong>Isınma egzersizlerini atlamak!</strong></p>
<p>Her spor aktivitesine veya egzersiz programına başlamadan önce en az 15 dakika ısınma egzersizleri yapmak kasların ve tendonların spora hazır duruma gelmelerinde büyük önem taşıyor. Zira ısınmadan yapılan egzersiz sonrasında kas ile tendon yaralanmaları, eklemlerde burkulma ve zedelenmeler gibi sorunların oluşma riski çok yükseliyor.  </p>
<p><strong>Egzersizlerde hırs yapmak! </strong></p>
<p>Kısa sürede fit bir vücuda kavuşmak ya da kilo vermek amacıyla egzersizlerin sayısı ile sıklığını abartmak ve zorluk derecelerinde hızla artış yapmak, sakatlığa neden olabiliyor. “Başlangıçta en az üç ay süreyle haftada üç antrenmandan fazla yapılması doğru değildir” uyarısında bulunan <strong>Dr. Betül Toygar</strong>,<strong> </strong>sözlerine şöyle devam ediyor: “Egzersizlerin sayısı giderek artırılabilir; haftada dört, en fazla beş güne çıkarılabilir. Ancak her gün spor yapılması doğru değildir. Vücudumuzdaki kaslarımıza spor sonrası toparlanmaları,   yorgunluklarını atıp yeniden egzersize hazır hale gelmeleri için süre tanımalıyız. Bu nedenle aralarda mutlaka dinlenme günleri olması gerekiyor. En ideali, egzersizleri gün aşırı yapmak ve haftada dört günü aşmamaktır” </p>
<p><strong>Esneme için zaman ayırmamak! </strong></p>
<p>Egzersizleri tamamladıktan hemen sonra esneme hareketlerini yapmayı ihmal etmeyin. Artmış olan beden ısınızı esneme hareketleriyle yavaşça soğutarak, kalp atışlarınızın ve nefes sıklığınızın yavaş yavaş düşmesini, kan basıncınızın normale dönmesini sağlayın. Bunun için her egzersiz bitiminde 10 dakikanızı esneme hareketlerine ayırın. </p>
<p><strong>Bir haftadan fazla ara vermek!</strong></p>
<p>Egzersiz programlarına bir haftadan fazla ara vermek aldığımız yolu başa döndürüyor. Dolayısıyla herhangi bir nedenle üç kez üst üste antrenmana gidemezseniz, kesinlikle kaldığınız yerden devam edemezsiniz. Egzersizlerin tekrar sayılarını ve ağırlıklarınızı azaltarak birkaç hafta geriden başlamanız daha sağlıklı olacaktır. </p>
<p><strong>Her spor türünde aynı ayakkabıyı kullanmak! </strong></p>
<p>Aynı spor ayakkabısıyla her sporu yapmaya çalışmak burkulma düşme kas krampları ve tendon zedelenmeleri gibi önemli sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle vücut sağlığınız için seçtiğiniz spora uygun giysi ve ayakkabı kullanmaya özen gösterin. Örneğin tenis için başka, koşu için başka, salon sporları için daha başka türde ayakkabı kullanılıyor. <strong>Dr. Betül Toygar</strong>, yaptığınız spora uygun ayakkabıyı mutlaka uzmanına sorarak seçmeniz gerektiğine dikkat çekerek, “Evde yaptığınız egzersizlerde de yine spor ayakkabısı giymeniz, dizinize ve ayak bileğinize binen yükü eşit dağıtmada, dengeyi korumada ve kaymaları önlemede büyük önem taşıyor” diye konuşuyor. </p>
<p><strong>İnternette yer alan egzersizleri denemek!</strong></p>
<p>Daha önce spor deneyiminiz yoksa internetten gördüğünüz egzersizleri yapmaktan kaçının. Zira hareketi doğru açıda yapabilmek, nefesi doğru ayarlayabilmek ve kas üzerinde istenen etkiyi oluşturabilmek, bilgi ve deneyim gerektiriyor. <strong>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Betül Toygar</strong>, “Ekranda gördüğünüz hareketleri uygulamaya kaktığınızda açınızı ve duruşunuzu doğru ayarlayamazsanız, bel ile boyun fıtıkları tetikleniyor ve diz, omuz veya kalça eklemlerinde zedelenmeler oluşabiliyor. Bu nedenle fizik tedavi uzmanı tarafından önerilen ve fizyoterapistlerin birebir gösterdikleri egzersizler dışında evde spor yaparken çok dikkatli olmalı, herhangi bir hareketi yaparken ağrı oluşuyorsa hemen durmalısınız” uyarısında bulunuyor. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/spora-yeni-basliyanlarin-yaptiklari-8-onemli-hata-363853">Spora Yeni Başlıyanların Yaptıkları 8 Önemli Hata!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fethi Hinginar : Sağlıklı yapılar için &#8220;Sıfır Hata, Sıfır Tolerans&#8221; vizyonu şart</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/fethi-hinginar-saglikli-yapilar-icin-sifir-hata-sifir-tolerans-vizyonu-sart-353143</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 08:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[fethi]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[hinginar]]></category>
		<category><![CDATA[için]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı]]></category>
		<category><![CDATA[şart]]></category>
		<category><![CDATA[sıfır]]></category>
		<category><![CDATA[tolerans]]></category>
		<category><![CDATA[vizyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yapılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=353143</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Ytong Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Hinginar, 1-7 Mart 2023 tarihleri arasında gerçekleştirilen etkinliklerle önemine dikkat çekilen Deprem Haftası’nın bu yıl yaşanan afet sonrasında bir milat olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek, “Ülkemizin başına büyük bir felaket geldi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fethi-hinginar-saglikli-yapilar-icin-sifir-hata-sifir-tolerans-vizyonu-sart-353143">Fethi Hinginar : Sağlıklı yapılar için &#8220;Sıfır Hata, Sıfır Tolerans&#8221; vizyonu şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk Ytong Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Hinginar, 1-7 Mart 2023 tarihleri arasında gerçekleştirilen etkinliklerle önemine dikkat çekilen Deprem Haftası’nın bu yıl yaşanan afet sonrasında bir milat olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek, “Ülkemizin başına büyük bir felaket geldi. Akılcı bir planlamayla birlikte sağlıklı yapılar üretmek için “Sıfır Hata, Sıfır Tolerans” vizyonuna sahip olmamız gerekiyor” dedi. </strong></p>
<p>Türk Ytong Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Hinginar, Deprem Haftası sebebiyle önemli açıklamalar yaptı. Türk Ytong olarak uzun yıllardır afetlere dirençli kentler yaratılması gerektiğine dikkat çekmeye çalıştıklarını belirterek, “Ülkemizde ardı ardına yaşanan depremler bizi uzun zaman unutamayacağımız acılara sürükledi. Bilimin ışığından ayrılmadan bilinçli ve akılcı şekilde hareket etmemiz gerekiyor.” diyerek şöyle konuştu:</p>
<p>“Önce bölge ve şehir planlaması sonra yapı statiği ve fiziği açısından bilinçli hareket etmeliyiz. Daha sonra da malzeme açısından her türlü denetimle maksimum seviyede sıfır hata, sıfır tolerans anlayışıyla yapıların inşasının planlanması gerekiyor. Bu planlamaları yapmadan çok sağlıklı yapılar inşa etmenin mümkün olmadığını düşünüyorum.”</p>
<p><strong>Türkiye’de dünyanın en kaliteli yapı malzemeleri üretiliyor</strong></p>
<p>Fethi Hinginar, dünyadaki en kaliteli yapı malzemelerinin Türkiye’de üretildiğini sözlerine ekledi ve şunları söyledi: “Ülkemizdeki yapı malzemelerinin ihracatı Türkiye’nin toplam ihracatı içinde ikinci sırada yer alıyor. Yapı malzemesi konusunda sıkıntımız yok çünkü dünya standardına uygun malzemeyi üretim aşamasında denetleyerek üretiyoruz. Fakat denetimsiz yapılaşma ve denetimsiz malzeme kullanımının ne kadar büyük felaketlere yol açtığını maalesef ülkemizde de görüyoruz. Denetlenmeyen her şey kalitesiz yapılmaya mahkumdur. Denetleneceğini bilen herkes bu standartları bilerek ve bunlara uyarak çalışır. Bizim sıkıntımız projeden başlayan denetim mekanizmasının yeterince işletilememiş olması. Türkiye’de 1999 depreminden bu yana yapı denetiminde sadece beton kalitesi demir kalitesi denetleniyor diye bir alışkanlık var. İhtiyacımız olan şey denetim, denetim ve yine denetim. Bu sistemde gerçek denetim sistemini kurmadıkça böyle felaketler yaşamaya hazır olmalıyız.”</p>
<p><strong>Denetimden geçen binalar ayakta</strong></p>
<p>Fethi Hinginar, deprem bölgesinde standartlara uygun yapılan, iyi malzeme kullanılan ve denetimden geçen binaların ayakta sağlam bir şekilde durduğunun altını çizerek, “Standartlara uygun malzemeyi standartlara uygun şekilde müteahhitlere teslim ederseniz ve onların da standartlara uygun şekilde yerinde kullanmasını sağlarsanız, iyi mimarlık ve iyi mühendislik hizmeti almalarını zorunlu hale getirirseniz sağlam yapı elde edersiniz. Aslında temel tanımlar çok basit. Her aşamada bu denetimi aksatmadan uyguladığınız zaman önümüzde çok güzel örnekler var. Standarda uygun denetimi yapılmış binalar var, bu denetlemeden geçmiş yapıların ayakta kaldığını görüyoruz. Sistemi doğru işletirsek bir daha böylesi felaketlerle karşılaşmayız.” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) &#8211; Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/fethi-hinginar-saglikli-yapilar-icin-sifir-hata-sifir-tolerans-vizyonu-sart-353143">Fethi Hinginar : Sağlıklı yapılar için &#8220;Sıfır Hata, Sıfır Tolerans&#8221; vizyonu şart</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
