<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hastalıktır | En Gazete</title>
	<atom:link href="https://www.engazete.com.tr/tag/hastaliktir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hastaliktir</link>
	<description>Son Dakika Haberleri ve Türkiye Gündemi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 12 Feb 2024 08:38:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cdn.engazete.com.tr/2025/06/cropped-favv-32x32.webp</url>
	<title>hastalıktır | En Gazete</title>
	<link>https://www.engazete.com.tr/tag/hastaliktir</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cilt Lekesi Kronik Bir Hastalıktır ve Kişiye Özel Tedavi Gerektirir</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/cilt-lekesi-kronik-bir-hastaliktir-ve-kisiye-ozel-tedavi-gerektirir-440734</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Feb 2024 08:38:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[cilt]]></category>
		<category><![CDATA[gerektirir]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıktır]]></category>
		<category><![CDATA[kişiye]]></category>
		<category><![CDATA[kronik]]></category>
		<category><![CDATA[lekesi]]></category>
		<category><![CDATA[özel]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=440734</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cilt lekelerinin farklı faktörlerin etkisiyle ortaya çıkabileceğini ve bazı tip lekelerin ciddiye alınması gerektiğini söyleyen Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Aliye Sevdem Gülcan, boyut, şekil ve renk değiştiren cilt lekelerine karşı uyardı.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-lekesi-kronik-bir-hastaliktir-ve-kisiye-ozel-tedavi-gerektirir-440734">Cilt Lekesi Kronik Bir Hastalıktır ve Kişiye Özel Tedavi Gerektirir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Boyut, Şekil Ve Renk Değiştiren Cilt Lekelerine Dikkat: Basit Bir Leke Olmayabilir</strong></p>
<p> </p>
<p><em>Cilt lekelerinin farklı faktörlerin etkisiyle ortaya çıkabileceğini ve bazı tip lekelerin ciddiye alınması gerektiğini söyleyen Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Aliye Sevdem  Gülcan, boyut, şekil ve renk değiştiren cilt lekelerine karşı uyardı. Bazı lekelerin cilt kanserinin habercisi olabileceğini ifade eden Dr. Aliye Sevdem  Gülcan, “Eğer cildinizdeki basit bir güneş lekesi boyut, şekil ve renk değiştiriyorsa mutlaka dermatoloji uzmanı bir doktora gitmeniz gerekiyor. Her leke basit bir leke olmayabilir ve cilt kanserinin bir işareti olabilir. Bazen kişiler, bu tip ciddi lekeleri güzellik merkezlerinde tedavi ettirmeye çalışıyorlar ve iş işten geçmiş oluyor” uyarısında bulundu.  </em></p>
<p> </p>
<p>Güneş maruziyeti, genetik faktörler, hormonal dengesizlikler ve cilde uygulanan kontrolsüz işlemlerin cilt lekelerine sebebiyet verebileceğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Aliye Sevdem Gülcan, uzman olmayan ellerde yapılan işlemlere karşı uyarılarda bulundu. Hekimler dışında uzman olmayan kişiler tarafından yapılan işlemlerin çok daha kötü sonuçlara yol açabileceğine işaret eden Dr. Gülcan, risk faktörleri ve leke tedavisinde kişiye özel uygulanan işlemler hakkında bilgi verdi. </p>
<p><strong>“YÜZ BÖLGESİNE YAPILAN AĞDA VE KİMYASAL PEELİNG CİLT LEKELERİNE SEBEP OLABİLİYOR” </strong></p>
<p>Cilde rengini veren melanin pigmentinin kontrolsüz şekilde çoğalması sonucunda cilt lekelerinin oluştuğunu söyleyen Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Aliye Sevdem Gülcan, “Cilt lekelerinin oluşmasında tetikleyici birkaç risk faktörü bulunuyor. En önemli risk faktörlerinden biri güneş maruziyeti, yani ultraviyole ışık. Bunun dışında cilde verdiğimiz kontrolsüz hasarlar da lekelere sebebiyet veriyor. Yüz bölgesine yapılan ağda, güzellik merkezlerinde yapılan dermapen, kimyasal peeling gibi işlemlerin kontrolsüz yapılması da cilt lekelerine neden olabiliyor. Bunun dışında doğum kontrol hapları gibi bazı ilaçların kullanımı ile gebeliğin sebep olduğu bazı hormonal durumlar da cilt lekelerine oluşmasında etken olabiliyor” dedi.  </p>
<p><strong>UZMAN OLMAYAN ELLERDE YAPILAN İŞLEMLER GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN SONUÇLARA YOL AÇABİLİR” </strong></p>
<p>“Düşük bütçeler nedeniyle işlem yaptırılmasındansa hiç yapılmamasını öneririm” diyen Dr. Aliye Sevdem Gülcan, sözlerine şöyle devam etti: “Bunun yerine cildinizi güneşten korumanız çok daha faydalı olacaktır. Cilt lekelerine karşı yapılan işlemlerin alanında uzman hekimler tarafından yapılmasını tavsiye ediyorum. Çünkü uzman olmayan hekimler dışında yapılan işlemler çok daha kötü sonuçlara yol açabiliyor. Örneğin geçtiğimiz gün bize bir hasta geldi. Güzellik merkezinde kimyasal peeling yaptırmış ve güzellik merkezindeki kişiler üç gün boyuncu yüzünü yıkamaması gerektiğini söylemiş. Bunun sonucunda da yüzünde inanılmaz bir leke oluşmuştu. Bu şekilde daha az maliyetli diye yaptırılan işlemler sonrasında maliyetli çok daha yüksek olan bir sürece neden oluyor. En önemlisi de bilinçsiz işlemler sonrasında bazen ciltte geri dönüşü mümkün olmayan sonuçlar yaşanabilmesi.” </p>
<p><strong>“SİGARA VE KÖTÜ BESLENME CİLT LEKELERİNE MEYİLLİ HALE GETİRİYOR” </strong></p>
<p>Beslenme faktörünün cilt lekeleriyle doğrudan bir ilişkisi olmadığını belirten Gülcan, “Kötü ve sağlıksız beslenme sonucunda vücudumuzdaki iltihap ve oksidasyon bizi cilt lekelerine daha meyilli bir hale getiriyor. Sigara da çok önemli bir faktör. Sigara vücutta inflamasyonu artırıyor ve cilt lekelerine karşı yatkınlığı tetikliyor. Diğer yandan su tüketimi her şeyde olduğu gibi cildimiz için de son derece önemli. Bu nedenle bol bol su tüketilmesini öneriyorum“ diye konuştu.  </p>
<p><strong>“HER LEKE BASİT BİR LEKE OLMAYABİLİR” </strong></p>
<p>Ciltteki bazı lekeleri ciddiye almak gerektiğini ifade eden Dr. Aliye Sevdem Gülcan, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Lekeden lekeye çok fark var. Bazı lekeler cilt kanserinin belirtisi olabiliyor. Eğer cildinizdeki basit bir güneş lekesi boyut, şekil ve renk değiştiriyorsa mutlaka dermatoloji uzmanına başvurmak gerekiyor. Yapılan ilk inceleme sonrasında eğer ciddi ve tehlikeli bir problem tespit edilirse patolojik inceleme gerekebiliyor. Kısaca her leke basit bir leke olmayabilir ve cilt kanserinin bir işareti olabilir.”  </p>
<p><strong> “LEKE, KRONİK BİR HASTALIKTIR; TEKRARLAYABİLİR” </strong></p>
<p>Hamilelik döneminde melazma denilen cilt lekelerine rastladıklarını anlatan Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Aliye Sevdem  Gülcan, “Bu lekeler, hormonal faktörler sonucu ortaya çıkan lekelerdir. Doğum kontrol haplarının kullanımı da bu lekeleri tetikliyor. Hamilelik döneminde güneşten korunma dışında cilt lekelerine karşı tedavi önermiyoruz. Hamilelik sonrası tedaviye başlayabiliyoruz. Leke tedavisinde elimiz güçlü. Fakat şunu iyi bilmek gerekiyor. Leke tıpkı şeker hastalığı gibi kronik bir hastalıktır. Bu nedenle tedavinin düzenli bir şekilde uygulanması son derece önem arz ediyor. Çünkü melazma, genellikle tekrarlıyor. Hamilelikte görülen melazmadan tek bir seferde yapılan işlemle kurtulmak mümkün değil. Sosyal medyada bu yönde de yanlış bir algı var” diye konuştu.  </p>
<p><strong> “ERGENLİK DÖNEMİNDEKİ DERİN SİVİLCELER TEDAVİ EDİLMEZSE LEKE BIRAKABİLİR” </strong></p>
<p>Ergenlik dönemindeki sivilcelerin de ciltte leke oluşumuna neden olabileceğini belirten Dr. Aliye Sevdem Gülcan, “Ergenlik döneminde görülen sivilceler konusunda ailelerin tedaviye gerek olmadığı yönünde genel bir yanılgısı oluyor. Ancak tedaviye mutlaka erken dönemde başlanması gerekiyor. Eğer tedaviye geç kalınırsa nodülokistik dediğimiz derin sivilceler ciltte leke bırakabilir. Ergenlik döneminde görülen sivilcelerle kesinlikle oynanmamalı ve güneş maruziyetine karşı önlem alınmalıdır.” şeklinde konuştu.  </p>
<p><strong>“LEKEYE VE KİŞİYE GÖRE TEDAVİ PLANLANMALIDIR”</strong></p>
<p>Leke tedavisinin kişiye özel olduğunu ve lekenin tipine göre değişkenlik gösterdiğini de sözlerine ekleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Aliye Sevdem Gülcan, şu bilgileri paylaştı:  </p>
<p>“Lekenin tipine göre tedavi yöntemi de değişiyor. Lentigo dediğimiz güneş lekelerinde broad band light (BBL) dediğimiz lazerden çok ciddi fayda görüyoruz. Ortalama 3 hafta ara ile yapılan 3 seansla güneş lekelerinde belirgin azalma görebiliyoruz. Bunun dışında hamilelik döneminde rastlanan melazma dediğimiz lekelerde daha çok mezoterapilerden (cilt içine yapılan vitamin enjeksiyonları), enzimatik peeling tedavilerinden fayda görüyoruz. Aynı zamanda deri bariyerini kuvvetlendirmek ve deride kolajen üretimini arttırıp melanin sentezini baskılamak amacıyla fraksiyonel lazer ve mikroiğneli radyofrekans diğer bilinen adıyla altın iğne de sıklıkla kullandığımız tedavi yöntemleri arasında yer alıyor. Leke tedavisi kişiye özel yapılan bir uygulamadır. Tedavinin uzunluğu ve seans sıklığı lekenin tipine göre farklılık gösteriyor. Her tedavi her lekeye iyi gelmez. Hastaların bir uzmana danışmadan rastgele bir krem kullanarak evde tedavi uygulamasını kesinlikle önermiyoruz. Leke bir hastalık ve bunun tedavisinin uzmanlar tarafından yapılması gerekiyor. Sosyal medya fenomenlerinin ürün önerileriyle hareket edilmesi de bu anlamda doğru değil.” </p>
<p><strong>“CİLT LEKELERİNDE GENETİK ÖNEMLİ BİR FAKTÖR” </strong></p>
<p>Özellikle melazma olarak adlandırılan cilt lekelerinde genetiğin son derece önemli bir faktör olduğunu söyleyen Gülcan, “Şu an bu konuda gen tedavisine yönelik çalışmalar da yapılıyor. Bu işin kesin çözümü de bu çalışmalar sonucunda bulunacak” dedi.  </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/cilt-lekesi-kronik-bir-hastaliktir-ve-kisiye-ozel-tedavi-gerektirir-440734">Cilt Lekesi Kronik Bir Hastalıktır ve Kişiye Özel Tedavi Gerektirir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tüm Dünyada Her Yıl 59 Bin Kişinin Hayatını Kaybettiği Kuduz, Tamamen Önlenebilen Bir Hastalıktır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/tum-dunyada-her-yil-59-bin-kisinin-hayatini-kaybettigi-kuduz-tamamen-onlenebilen-bir-hastaliktir-409222</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Sep 2023 13:04:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıktır]]></category>
		<category><![CDATA[hayatını]]></category>
		<category><![CDATA[her]]></category>
		<category><![CDATA[kaybettiği]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[kuduz]]></category>
		<category><![CDATA[önlenebilen]]></category>
		<category><![CDATA[tamamen]]></category>
		<category><![CDATA[tüm]]></category>
		<category><![CDATA[yıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=409222</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boehringer Ingelheim Türkiye, 28 Eylül Dünya Kuduz Günü kapsamında, dünyada her 9 dakikada bir can alan kuduz hastalığı konusunda toplumu bilinçlendirmek ve doğru aşılamanın önemine vurgu yapmak amacıyla önemli açıklamalarda bulundu</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tum-dunyada-her-yil-59-bin-kisinin-hayatini-kaybettigi-kuduz-tamamen-onlenebilen-bir-hastaliktir-409222">Tüm Dünyada Her Yıl 59 Bin Kişinin Hayatını Kaybettiği Kuduz, Tamamen Önlenebilen Bir Hastalıktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Araştırma odaklı ilaç şirketi Boehringer Ingelheim, bugün ve nesiller boyunca insanların ve hayvanların sağlığını iyileştirecek çığır açıcı tedaviler geliştirirken, odaklandığı hastalıklara dikkat çekmeyi ve toplumu bilinçlendirmeyi hedefliyor. </p>
<p> </p>
<p>Bu kapsamda, Boehringer Ingelheim Hayvan Sağlığı Birimi, 28 Eylül Dünya Kuduz Günü vesilesiyle, dünya üzerinde her 9 dakikada bir can alan kuduz hastalığı ile ilgili önemli bilgiler paylaştı. </p>
<p> </p>
<p><strong>Türkiye’de Yılda Yaklaşık 250.000 Kuduz Riskli Temas Bildiriliyor </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kuduz; evcil ve vahşi hayvanlarda görülen ve hayvandan insana kolayca bulaşabilen ‘’Zoonoz Viral’’ bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), kuduz hastalığını her yıl yaklaşık 59.000 kişinin hayatına mâl olmasıyla, dünyanın en ölümcül bulaşıcı hastalıklarından biri olarak kabul ediyor. Kuduz hastalığı tüm dünyada günde 160 kişinin ve her 9 dakikada 1 kişinin yaşamını yitirmesine neden oluyor. Tüm dünyada 5,5 milyar insan her gün kuduz riskiyle karşı karşıya kalıyor ve hayatını kaybedenlerin yüzde 40’ını ise çocuklar oluşturuyor.</p>
<p> </p>
<p>Kuduz hastalığında endemik bir bölge olan Türkiye’de ise, yılda yaklaşık 250.000 kuduz riskli temas bildirimi yapılıyor ve yılda ortalama 1-2 kuduz vakası görülüyor. </p>
<p>İnsanlardaki kuduz vakalarının hemen tümü köpek ısırıklarından kaynaklanıyor; bu nedenle köpekleri aşılamak, insanlarda kuduzu ortadan kaldırmanın en etkin yolu olarak önem taşıyor. </p>
<p> </p>
<p>Doğru Aşılama ve Bilinçlendirme Programları ile Yüzde Yüz Önlenebilir</p>
<p> </p>
<p>Tüm dünyada etkili ve ölümcül bir hastalık olan kuduzun tedavisi olmakla birlikte, kuduz hastalığının doğru aşılama ve bilinçlendirme programları ile tamamen önlenebilir olması, hastalıkla mücadelede umut kaynağı oluyor. Bu nedenle doğru aşılanma takvimi oldukça önem taşıyor. Aşı, hayvanları korurken hastalığın insanlara taşınmasını engelliyor. Yanı sıra, virüse maruz kalmış insanlara yapılan hızlı müdahalede aşının rolü hayati önem taşıyor. Boehringer Ingelheim Türkiye, kuduz hastalığına karşı kullanılmak üzere ürettiği bir dizi aşıyla; kuduzu önleme alanında ve hastalık mücadelesinde küresel bir lider konumunda bulunuyor. Şirket, toplumda kuduz konusunda farkındalık yaratmak için sürdürülebilir bir çaba göstererek hayvanlarla sıklıkla iletişim içerisinde olan veteriner hekimler, sivil toplum kuruluşları ve hayvan yetiştiricileri başta olmak üzere tüm toplumu bilinçlendirmek üzere çalışmalarını düzenli olarak sürdürüyor.</p>
<p> </p>
<p>Kuduza Nasıl Müdahale Edilmeli? </p>
<p> </p>
<p>Kuduz hastalığı, belirtileri ortaya çıktıktan sonra hem hayvanlar hem de insanlar için öldürücü olabiliyor. Hayvanlarda en belirgin kuduz işaretleri şiddetli davranış değişiklikleri ve açıklanamayan ilerleyici felç olurken, insanlarda kuduzun ilk bulguları arasında baş ağrısı, ateş, kaygı, karıncalanma veya ısırık bölgesi yakınlarında değişen duyarlılıklar yer alıyor. Kuduz hastalığı hem insanlarda hem de hayvanlarda felçten komaya, daha sonra ölüme neden olabiliyor. </p>
<p>Bu nedenle kuduz belirtilerinin ortaya çıkması ile zaman oldukça kritik hale geliyor. Uzmanlar, bir insanın ya da evcil hayvanın enfekte bir hayvana temas ettiğinden şüpheleniliyorsa öncelikle yaranın bol su ve sabunla yaklaşık 15 dakika yıkanması sonrasında; %70 alkol/etanol, tentür veya iyot gibi virüsidal tedavi uygulanmasını ve gecikmeden bir doktora danışılmasını öneriyor. </p>
<p><em><strong>Dünya Kuduz Günü Hakkında:</strong></em></p>
<p><em>Dünya Kuduz Günü, her yıl 28 Eylül’de düzenleniyor. Kuduz Kontrolü için Küresel İttifak (Global Alliance for Rabies Control) tarafından 2007 yılında başlatılan bu girişimle dünya genelinde insanların bir araya gelerek kuduzdan korunma konusunda farkındalığı artırması amaçlanıyor. O zamandan beri her yıl büyümeye devam eden girişim kapsamında binlerce insan yerel, bölgesel ve ulusal ölçekte düzenlenen etkinliklere katılıyor.  Daha fazla bilgi için: rabiesalliance.org/world-rabies-day/.</em></p>
<p> </p>
<p><em>Boehringer Ingelheim Hayvan Sağlığı Hakkında</em></p>
<p><em>Boehringer Ingelheim Hayvan Sağlığı, hayvan hastalıklarının öngörülmesi, önlenmesi ve tedavisi için sınıfının en iyisi inovasyonlar üzerinde çalışıyor. 150&#8217;den fazla ülkedeki veteriner hekimlere, pet ebeveynlerine, çiftçilere ve otoritelere; evcil hayvanların ve besi hayvanlarının sağlığını ve yaşamını iyileştirecek kapsamlı ve yenilikçi bir ürün ve hizmet yelpazesi sunuyor. Kurulduğundan bu yana aile şirketi kimliğini koruyan ve Hayvan Sağlığı sektöründe bir dünya lideri olan Boehringer Ingelheim, bu alandaki çalışmalarında uzun vadeli bir bakış açısını benimsiyor. Boehringer Ingelheim Hayvan Sağlığı, hayvanların ve insanların yaşamlarının birbirine derin ve karmaşık şekillerde bağlı olduğu gerçeği ve “hayvanlar sağlıklı olduğunda insanların da daha sağlıklı olduğu” bilinciyle çalışıyor. Hayvan Sağlığı ve İnsan Sağlığı iş birimlerinin yarattığı sinerjilerden yararlanarak ve inovasyon yoluyla değer katarak hem hayvanların hem insanların sağlığını iyileştiriyor. Daha fazla bilgi için: boehringer-ingelheim.com/animal-health. </em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/tum-dunyada-her-yil-59-bin-kisinin-hayatini-kaybettigi-kuduz-tamamen-onlenebilen-bir-hastaliktir-409222">Tüm Dünyada Her Yıl 59 Bin Kişinin Hayatını Kaybettiği Kuduz, Tamamen Önlenebilen Bir Hastalıktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MS Tedavi Edilebilir Bir Hastalıktır</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/ms-tedavi-edilebilir-bir-hastaliktir-397625</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Aug 2023 10:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[edilebilir]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıktır]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=397625</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha çok genç nüfusun hastalığı olan Multipl Skleroz (MS) tanı ve tedavisi konusunda son 10 yılda önemli gelişmeler yaşandığına işaret eden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Rana Karabudak, erken tanı alan hastalarda çok daha yüz güldürücü sonuçlara ulaşılabildiğini söyledi.</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ms-tedavi-edilebilir-bir-hastaliktir-397625">MS Tedavi Edilebilir Bir Hastalıktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Daha çok genç nüfusun hastalığı olan Multipl Skleroz (MS) tanı ve tedavisi konusunda son 10 yılda önemli gelişmeler yaşandığına işaret eden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Rana Karabudak, erken tanı alan hastalarda çok daha yüz güldürücü sonuçlara ulaşılabildiğini söyledi. Prof. Karabudak, “Özellikle hastalardaki farkındalığın artması ve tedavi seçeneklerinin gelişmesine paralel olarak bugün hastaların yaklaşık yüzde 60’ı için MS tedavi edilebilir bir hastalık haline geldi diyebiliriz. MS yönetilebilir bir hastalıklar ve bu noktada anahtar hastanın kendisidir” dedi. </em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Multipl Skleroz’un genç hastalığı olduğu için genel toplum sağlığı için de son dereci önemli bir sorun olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Rana Karabudak, genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde hastalığın sıklığının özellikle 20-40 yaş aralığında arttığına işaret etti. Bununla birlikte özellikle son yıllarda tanı ve tedavi anlamında önemli gelişmeler yaşandığına işaret eden Prof. Dr. Rana Karabudak, konuyla ilgili önemli bilgiler verdi. </p>
<p><strong>KADINLARDA DAHA SIK GÖZLENİYOR</strong></p>
<p>MS’in artık daha genç yaşlarda ve daha erken saptanabildiğini ve bunun temel nedeninin de MS farkındalığının artması, belirti ve bulguların hastalar tarafından tanınmasına bağlayan Prof. Dr. Karabudak sözlerine şöyle devam etti: “Hastalık genç nüfusta artmakla birlikte nedeni tam olarak saptanmamakla birlikte kadınlarda erkeklere oranla 1,5-2 kat daha fazla gözleniyor. Ancak toplumsal farkındalığın artmasıyla birlikte MS’in zamana yayılan ve çoklu belirtileri hastalar tarafından fark edilmeye başladı. Beraberinde görüntüleme yöntemlerinin gelişmesiyle birlikte artık çok daha erken evrelerde MS tanısı konulabiliyor. Bu da erken dönemde tedavi için önemli kazanım sağlıyor.”</p>
<p><strong>“ERKEN TANI VE HASTAYA UYGUN TEDAVİYLE ÇOK ŞEY KAZANILABİLİYOR”</strong></p>
<p>Tedavide yaşanan gelişmelerle birlikte hastalığın erken tanısının önemini vurgulayan Prof. Dr. Karabudak, tedavide yaşanan gelişmeler konusunda şu bilgileri verdi: “Ne kadar erken tanı konulur ve ne kadar uygun tedavi uygulanırsa o kadar iyi sonuçlar alınabiliyor. Tedavi seçenekleri konusunda özellikle son 10 yılda inanılmaz gelişmeler olduğunu söyleyebilirim.  Dolayısıyla hastaya uygun tedaviyi seçerek çok şey kazanabiliyoruz. Tedaviler artık hedefe yönelik olmaya başlıyor. Tedavi imkânlarımızın da gelişmesiyle MS hastalarının yüzde 60’ı için “MS  tedavi edilebilir hastalıktır” diyebiliriz.  Yüzde 10-15 primer progresif olup da biraz da ilerleyici giden tedavi seçeneklerinin çok olmadığı grupta zorluğumuz var. Ancak, bunları da aşacağımız yeni tedavi seçenekleri için çalışmalar devam ediyor.” </p>
<p><strong>“GÖRME KESKİNLİĞİNDE AZALMAYA NEDEN OLABİLİR” </strong></p>
<p>MS çoklu belirtileri olan bir hastalık olduğunu ve bu nedenle farklı hastalıklarla karıştırılabilecek belirtilerinin olduğunu belirten Prof. Dr. Karabudak, MS’e işaret eden belirtiler konusunda şu bilgileri verdi: “En önemli tipik belirtiler arasında; duyusal etkilenmeler, uyuşma, yanma, batma, karıncalanma, keçeleşme, iğnelenme yer alır. Bu belirtiler gelip geçici olabilir ya da giderek artan şekilde görülebilir. Ayrıca hastada kuvvet kayıpları yaşanabilir. Bir diğer önemli erken dönem belirtisi de görme keskinliğinde azalmadır. Erken dönemde üç hastadan ikisinde gözlenen bu uyarıcı belirti nedeniyle hasta göz hekimine başvurduğunda da gözle ilgili bir sorun görülmeyebiliyor. Çünkü sorun göz sinirlerindedir. Dolayısıyla bu hastaların mutlaka Nöroloji uzmanına yönlendirilmesi gerekir.”</p>
<p><strong> “MS İLE İYİ YAŞAMAK MÜMKÜN” </strong></p>
<p>MS’in günümüzde tedavi edilebilir, yönetilebilir bir hastalık olduğunu ancak MS ile iyi yaşamanın anahtarının hastanın kendisi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Rana Karabudak, “Süreci hastanın yönetmesi gerekir. Uykusuna, beslenmesine dikkat etmeli, düzenli yaşamalı. Yani hepimizin bildiği sağlıklı yaşam kurallarını mümkün olduğunca uygulamalı. Bunu yanında hasta ihtiyaç duyarsa belirtilere yönelik destekler de alabilir. Günlük yaşamını sürdürebilir. Özürlülük belli oranlarda olsa da bu engel değildir. Her özürlülüğün derecesine göre fizyoterapiler sürdürülebilir. Özetle MS yaşanabilir bir hastalıktır. İyi yönetilmelidir, anahtar hastadır” dedi. </p>
<p><strong>“MS ÇOCUK SAHİBİ OLMAYA ENGEL DEĞİL”</strong></p>
<p>MS ile yaşam konusunda hastaların en çok merak ettikleri konulardan birinin de hastalığın çocuk sahibi olmalarına engel olup olmayacağı konusunun geldiğini anlatan Prof. Karabudak, konuya şöyle açıklık getirdi:  “Hastalarımızın çoğunluğu genç kadınlar ve dolayısıyla üretken ve doğurgan dönemdeler. Bu yönden MS hastayı kısıtlamaz. Hastalarımız çocuk sahibi olabilir. Hatta bizim ikizlerimiz, üçüzlerimiz olan hastalarımız vardır. Takip ettiğimiz MS&#8217;li hastalarda evlilikte herhangi bir sıkıntı görülmüyor. Ancak bu noktada eşlerin de birbirlerine anlayışlı davranması ve destek olması gerekir. Cinsel yaşam konusunda da herhangi bir sorun yaşanmamakla birlikte olası sorunlar da aşılamayacak durumlar değildir. Gerektiğinde terapi alarak kendilerine destek olabilirler.”</p>
<p><strong> “ERGENLİK DÖNEMİNDE D VİTAMİNİ DÜŞÜKLÜĞÜNE DİKKAT EDİLMELİ” </strong></p>
<p>Özellikle MS’li anne ve babanın çocuklarında bu hastalığa yatkınlık oluşmaması için yeterli D vitamini almanın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Rana Karabudak, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Büyüme çağı ve ergenlikte D vitamin düşüklüğü MS yatkınlığını artırıyor. Çocukluk ve ergenlik döneminde vücutta birtakım değişimler oluyor. O yüzden tam da bu dönemlerde yakalayabiliyoruz. Ancak hastalığın tanısını ancak MR ile koyabiliriz. Hasta bazen baş ağrısı gibi belli belirsiz bulgularla hastaneye başvuruyor. Bu noktada MR çekildiğinde o zaman MS&#8217;te gördüğümüz bulguların tıpa tıp aynısı görülüyor. Patolojik hiçbir bulgusu olmayan bu hastaları takip etmemiz gerekiyor. Çünkü bu grup pastaların yaklaşık yüzde 50’sinde 10 yıl içinde MS geliştirebiliyor. 3’te 1’i ilk 5 yılda yeni MR belirtileri gösterebiliyor. Dolayısıyla hekimlerin de bunun farkında olması gerekiyor. “</p>
<p><strong>SAĞLIKSIZ BESLENMEK VE OBEZİTE MS’İ TETİKLEYEBİLİYOR</strong></p>
<p>Toplumsal farkındalık için özellikle beslenme konusunda bazı noktalara işaret eden Prof. Dr. Rana Karabudak, “Sağlıklı beslenmemek, fast food tüketmek, özellikle katkılı ve taze olmayan gıdalar tüketmek, derin dondurucuda bekletilmiş, rafine gıdalar, beyaz un, beyaz şeker, tuz gibi gıdaları tüketmek MS oluşumunu tetikleyebiliyor. Bu yüzden beslenme rejimi ve hareketsiz kalmamak çok önemli. Hareketsiz toplumlarda artış eğilimi görülüyor. Bütün otoimmün hastalıklarda olduğu gibi MS için de obezite, vücut kitle endeksinin yükselmesi tetikleyici olabiliyor” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/ms-tedavi-edilebilir-bir-hastaliktir-397625">MS Tedavi Edilebilir Bir Hastalıktır</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Op. Dr. Ali Rahimi: &#8220;Horlama çok ciddi bir hastalıktır.&#8221;</title>
		<link>https://www.engazete.com.tr/op-dr-ali-rahimi-horlama-cok-ciddi-bir-hastaliktir-367718</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cenk Şefik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Apr 2023 12:14:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[bir]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[çok]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıktır]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>
		<category><![CDATA[rahimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.engazete.com.tr/?p=367718</guid>

					<description><![CDATA[<p>Horlama tansiyon, şeker ve kalp hastalıklarının kökenini oluşturuyor</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/op-dr-ali-rahimi-horlama-cok-ciddi-bir-hastaliktir-367718">Op. Dr. Ali Rahimi: &#8220;Horlama çok ciddi bir hastalıktır.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Horlama tansiyon, şeker ve kalp hastalıklarının kökenini oluşturuyor</strong></p>
<p><strong>Uyku problemi yaşayan hastaların uyku laboratuvarında detaylı olarak tetkik edilebildiğini belirten Op. Dr. K. Ali Rahimi, “Hastayı elimizdeki verilerle değerlendirerek cerrahi mi, ilaç tedavisi mi yoksa CPAP dediğimiz uyku cihazıyla mı tedavi edeceğiz ona karar veriyoruz.” dedi. Horlamanın çok ciddi bir hastalık olduğunun altını çizen Rahimi; tansiyon, şeker, kalp hastalıklarının kökenini oluşturduğunu söyledi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi KBB Uzmanı Op. Dr. K. Ali Rahimi, uyku problemlerinin uyku laboratuvarında nasıl tespit edildiği ve en yaygın uyku sorunu olan horlamanın nedenleri ve tedavisi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Uyku laboratuvarında tüm uyku süreci incelenebiliyor</strong></p>
<p>Polisomnografi laboratuvarı olarak da bilinen uyku laboratuvarı hakkında bilgi veren Op. Dr. K. Ali Rahimi, uyku problemi yaşayan hastaların bir gece laboratuvarda misafir edildiğini, rahat bir odada uyumalarının sağlandığını belirterek “Böylece uykunun bütün komponentleri; beyinde olan dalgalanmalar, vücutta olan nefes alışverişi, oksijen saturasyonu, uykunun kalitesi, REM uzunluğu, bacak hareketlerini tam ayrıntılı olarak tetkik edebiliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Hastanın uyku sırasında nefesini ne kadar tuttuğu önemli</strong></p>
<p>Hastaların uyku laboratuvarında misafir edildiği sırada en az 6 saat kayıt yapıldığını ve çeşitli veriler elde ettiklerini belirten Op. Dr. K. Ali Rahimi, “Hastanın kalp ritmini, beyin ritmini, ne kadar uyuduğunu, ne kadar horladığını, ne kadar hareket ettiğini tespit edebiliyoruz. Ama bizim için burada en önemli şey apne miktarıdır. Yani nefesini ne kadar tuttuğudur. Bu bize çok ciddi bilgiler verir ve hastaya herhangi bir cihaz veya cerrahi işlem gerektiğini gösterebilir” şeklinde bilgilendirdi.</p>
<p><strong>Bilimsel veriler tedavi yöntemini belirliyor</strong></p>
<p>Hastaların genellikle bilimsel verilerle gelmediğini, eşleri horlamalarından şikâyet ettikleri için kendilerine başvurduğunu kaydeden Op. Dr. K. Ali Rahimi, “Her şeyi ölçmek için hastamızı bir gece burada misafir ediyoruz. Buradaki veriler bilimsel veriler olduğu için; hastaya cerrahi mi gerekir, yoksa ilaç tedavisi mi gerekir, yoksa CPAP dediğimiz uyku cihazı mı gerekiyor ona karar veriyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Horlamanın birçok nedeni var</strong></p>
<p>Horlamanın sadece kuru bir gürültü olmadığı, sistemik bir rahatsızlık olduğunun altını çizen Op. Dr. K. Ali Rahimi horlamanın birçok nedeni olduğunu söyledi. Horlayan biri için tüm nedenlerin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Rahimi, “Horlamayı biz genelde ikiye ayırıyoruz. Santral yani beyinden gelen horlama ve Periferik yani vücuttan gelen horlamalar. Santral horlamalar; çeşitli ilaçların kullanımı, çeşitli Mental Retardasyon hastalıkları, alkol kullanımı, alerji ilacı kullanımı ve antidepresanların kullanımıyla olur” dedi.</p>
<p>Periferi`den yani vücuttan gelen horlamanın tedavi edilebilir olduğunu vurgulayan Op. Dr. K. Ali Rahimi, “Bunun için baktığımız şeyler var. Önce boy uzunluğu, ikinci olarak boyun uzunluğu, kilo, göbek, kasların gevşek olması, spor yapmamak, burun tıkanıklığı, burundaki kemik eğriliği, et büyümesi, sinüzit, alerji, geniz eti -çocuklarda daha çok horlama sebebidir- bademciklerin büyük olması, uvula dediğimiz küçük dilin uzun veya bademciklere giden bantların çok geniş olması bunların hepsi tek tek araştırılır.” dedi.</p>
<p><strong>Horlama mutlaka tedavi edilmeli</strong></p>
<p>Horlamanın çok ciddi bir hastalık olduğunu vurgulayan Op. Dr. K. Ali Rahimi, sebebini de tansiyon, şeker, kalp hastalıklarının kökenini oluşturması olarak açıkladı. Rahimi “Onun için tedavi burada neyi gerektirirse çok şiddetle üzerine gitmemiz lazım. Özellikle hastanın boyuna ve kilosuna bakarız. Hastanın boyuna uygun bir kilosu yoksa kiloyu verdirerek onun endeksini düzeltebiliriz. Eğer bir insan şişmansa muhakkak kilo vermesi lazım. Bu horlamayı illa kesmemiz lazım” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Uyku apnesi ciddi kalp problemlerine neden olabilir</strong></p>
<p>Horlamanın iki önemli kriteri olduğunu söyleyen Op. Dr. K. Ali Rahimi, “Bir gürültüsü -ki o eşinizi çok ilgilendiriyor- iki apne kısmıdır. Apne, nefes kesilmesidir. Hastanın nefesi kesilir ve oksijen saturasyonu düşer, sonra şiddetli bir nefes almayla sıçrar. Bu aslında kalbin sıkıştığının ve beyne uyarı gönderdiğinin işaretidir. ‘Uyan ben rahatsız oluyorum’ deme şeklidir. O sıçrama hareketiyle beyin uyanır. Eşiniz size gecede beş kez sıçradığınızı söyleyebilir, halbuki bunlar apnedir” dedi.</p>
<p>Hipopneler de olduğunu ifade eden Op. Dr. K. Ali Rahimi, “Bunları eşiniz göremez. Bu oksijen saturasyonunun düşüklüğü ileride çok ciddi kalp, şeker problemleri, kilo ve tansiyon problemleri yaratır. Bunun için öncelikle apneyi tespit etmek için hastayı uyku laboratuvarına yatırırız. Burada invaziv bir işlem yapılmaz, uyku verileriniz toplanır. Sabah kalktığınızda kahvaltınız verilir, duşunuzu alıp hemen işinize geçebilirsiniz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Tedavi için cerrahi işlem gerekebilir</strong></p>
<p>Horlama tedavisi için öncelikle kilo verilmesi, alkol tüketilmemesi ve iki yastık kullanılması gerektiğini belirten Op. Dr. K. Ali Rahimi, “Ama eğer burun tıkalıysa, kemik eğriliğiniz varsa, burun etleriniz çok büyükse, polip varsa bu durum cerrahi gerektirebilir.” dedi. Horlama cerrahisine Uvulopalatopharyngaplasty (UPPP) denildiğini söyleyen Rahimi, “Bu ameliyatla burnu açtıktan sonra küçük dil ve bademciklere ve yumuşak damağa yönelik bir ameliyat yaparız. Bu bölgeyi çok genişletiriz. Böylece burundan gelen hava rahat bir şekilde aşağıya iner” dedi.</p>
<p><strong>Uygun hastalara cerrahi operasyon öneriyoruz</strong></p>
<p>Hastayı uyku laboratuvarına yatırdıktan sonra sonuçları değerlendirdiklerini ifade eden Op. Dr. K. Ali Rahimi, “Hasta eğer gençse ve ameliyata uygunsa tercihimiz bu yönde oluyor. Ama eğer ameliyat yapmama endikasyonu varsa o zaman CPAP adında bir alet kullanıyoruz. Çok basit bir alettir. Bir maskedir. Boğaza veriyoruz orada basınçlı havayı tutuyor. Hasta en ufak bir nefes almak istediğinde havayı bol miktarda akciğerlere gönderiyor. Böylece nefes alma zorluğu ortadan kalkmış oluyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>
<p><a href="https://www.engazete.com.tr/op-dr-ali-rahimi-horlama-cok-ciddi-bir-hastaliktir-367718">Op. Dr. Ali Rahimi: &#8220;Horlama çok ciddi bir hastalıktır.&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.engazete.com.tr">En Gazete</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
